TRABEKÜLEKTOMİ SONRASI HİPOTONİ-SIĞ ÖN KAMARA OLUŞUMUNA ETKİLİ FAKTÖRLER VE PROGNOZ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TRABEKÜLEKTOMİ SONRASI HİPOTONİ-SIĞ ÖN KAMARA OLUŞUMUNA ETKİLİ FAKTÖRLER VE PROGNOZ"

Transkript

1 T.C. Sağlık Bakanlığı İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniği Klinik Şefi: Prof. Dr. Mustafa Nuri Elçioğlu TRABEKÜLEKTOMİ SONRASI HİPOTONİ-SIĞ ÖN KAMARA OLUŞUMUNA ETKİLİ FAKTÖRLER VE PROGNOZ Dr Yavuz Tunç ( Uzmanlık Tezi ) İSTANBUL 2007

2 İÇİNDEKİLER TEŞEKKÜR... 2 GİRİŞ... 3 GENEL BİLGİLER 4 GEREÇ VE YÖNTEM 40 BULGULAR. 43 TARTIŞMA. 61 SONUÇ 69 ÖZET. 70 KAYNAKLAR

3 TEŞEKKÜR Hastanemizde güzel bir çalışma ortamı sağlayan değerli başhekimimiz Sayın Uzm. Dr. Hayri ÖZGÜZEL e. Beş yıllık ihtisasım boyunca bilgi, birikim ve tecrübelerini benden esirgemeyen tüm değerli hocalarıma ve klinik şefimiz Prof. Dr. Mustafa Nuri ELÇİOĞLU na. İhtiyaç hissettiğim heranda bilgi ve hoşgörüsüyle daima destek olan klinik şef yardımcımız Doç. Dr. Engin BÜRÜMCEK e. Tezimin her aşamasında yardımcı olan Op. Dr. Selahattin ÖZARPACI ya, mesleki eğitimimde katkıları olan uzmanlarıma, çalışma arkadaşlarıma ve tüm göz kliniği çalışanlarına. Bugünlere gelmemde hiçbir fedakarlıktan çekinmeyen ve her zaman yanımda olduğunu hissettiren sevgili annem, babam ve kardeşlerime. İyi ve kötü günümde yanımda olan, sevgi ve desteğiyle bana yardımcı olan biricik eşim Uzm. Dr. Sümeyye Sumru TUNÇ a. Ve tabiki Teşekkür ederim. 2

4 GİRİŞ Glokom, özellikle orta ve ileri yaştaki popülasyonda önemli görme kaybı yapan nedenlerden biridir. Günümüzde gelişen teknolojinin, özellikle tıp alanındaki katkıları her geçen gün daha fazla artmaktadır. Bu birçok hastalıkta hem tanı, hem de tedavi açısından açısından büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Glokom göz hastalıkları arasında ön sıralarda yer almaktadır. Glokom, günümüzde geçmiş yıllara nazaran daha hızlı tespit edilmekte ve daha doğru bir şekilde tanı almaktadır. Nitekim doğru teşhiş ve erken tedavi ile glokomun göz siniri üzerine olumsuz etkileri azaltılabilmektedir. İlerleyen teknik ve farmakolojik gelişmelere rağmen glokom tedavisinde cerrahi seçenek halen önemini korumaktadır.. Trabekülektomi günümüzde düşük komplikasyon ve yüksek başarı oranı nedeniyle, açık açılı ve kronik kapalı açılı glokom formlarının tedavisinde en etkin ve en yaygın olarak kullanılan filtran cerrahi yöntemidir (1,2). Bu çalışmamızdaki amacımız primer trabekülektomi ameliyatı sonrası görülen hipotoni ve sığ ön kamaralı olgularda klinik seyir ve progrozu incelemek ve bu olgularda prognoz üzerine etkili faktörleri değerlendirmektir. 3

5 GENEL BİLGİLER GLOKOM Glokom, optik sinir başında ilerleyici atrofi, retina gangliyon hücrelerinde dejenerasyon ve görme alanı kayıpları oluşturan; tedavi edilmediği zaman optik atrofi yaparak görme kaybına neden olan, ilerleyici bir optik nöropatidir. Bu değişiklikler genellikle göz içi basıncı yüksekliği ile birlikte bulunur (3,4). Hastalık ilk kez antik çağlarda tanımlanmıştır. Glokom, Hipokrat tarafından yaşlı insanlarda görülen ve göz bebeğindeki açık mavi renk değişimi olarak tarif edilmiştir. Bu sebeble glokomun önceleri katarakt ile aynı patoloji olduğu düşünülmüştür. Glokom üzerine ilk tatmin edici tanımlar ancak 18. yüzyılda yapılabilmiştir. Bu dönemden itibaren yüksek göz içi basıncı kavramı hastalığın tarifinin içinde yer almaya başlamıştır (5). Yıllar içinde normotansif glokom kavramının ortaya çıkmasıyla, yüksek göz içi basıncı hastalığın temel niteliklerinden biri olarak görülmekten çıkmış ve majör bir risk faktörü olarak kabul edilmeye başlanmıştır (6). Fakat göz içi basıncı kontrol edilebilen tek risk faktörü olarak, glokomun medikal ve cerrahi tedavisinin ana hedefi olma özelliğini korumaktadır (7). Glokom geçmişte sadece göz içi basıncının (GİB) yükselmesiyle ortaya çıkan bir hastalık olarak kabul ediliyordu. Oysa glokom günümüzde tek bir hastalık antitesinden ziyade; yüksek göz içi basıncının primer risk faktörü olduğu, karakteristik görme alanı kayıplarının eşlik ettiği ve optik nöropati ile seyreden farklı klinik prezentasyon, patofizyoloji ve tedavisi olan bir hastalıklar grubu olarak tanımlanmaktadır Bu hastalıklar papillada çukurlaşma ve atrofi ile görme alanı değişikliklerine yol açan bir optik nöropatiye neden olmaları nedeniyle bir arada gruplandırılmışlardır (8). ANATOMİ VE FİZYOLOJİ A- ÖN KAMARA Önde korneanın posterior yüzeyi, arkada lensin pupiller parçası ile irisin anterioru, periferde trabeküler ağ, skleral mahmuz, silier cisim ve iris kökü arasında kalan alan ön kamarayı oluşturur. Ön kamaranın en büyük çapı 1.3 ile 12.4 mm veya yaklaşık olarak kornea çapı kadardır. Ön kamarada en dar bölge açıdır. Bununla birlikte, irisin siliyer cisme doğru hareketi açıyı biraz genişletebilir. 4

6 Ön kamara derinliğini etkileyen başlıca faktörler; kırma kusurları, ırk, cinsiyet, yaş ve genetiktir (3,4,5). Ön kamara, hipermetroplara göre miyoplarda daha derindir. Genelde hipermetroplarda ön kamara derinliği mm, emetroplarda mm iken; miyoplarda mm dir. Ön kamara derinliği, genellikle lensin kalınlaşmasına bağlı olarak yaşla birlikte azalır. 6,7 15 yaşından önce derinlik mm, yaşları arasında mm, yaşları arasında mm dir. Erkeklerde ön kamara daha derindir (2). Maksimum akomodasyonda ön kamara derinliği 0.24 mm kadar azalır (9). B - ÖN KAMARA AÇISI Ön kamara açısı ya da diğer adıyla iridokorneal açı, periferal kornea ve iris kökünün bileşke noktasında oluşur. Hümör aközün ön kamarayı terketmesinde rol oynayan en önemli anatomik yapıdır. Bu yapı içinde önden arkaya doğru sırasıyla Schwalbe çizgisi, trabeküler ağ, skleral mahmuz, silyer bant ve iris kökü bulunur (10,11,12). 1 - SCHWALBE ÇİZGİSİ Descement membranının kornea periferinde sonlandığı noktadır ve iridokorneal açının ön sınırını oluşturur. Kornea ve trabeküler endotel hücreleri arasında geçiş zonudur (12,13,14) (Resim 1). 2 - TRABEKÜLER AĞ: Trabeküler ağın tepesi schwalbe hattındadır ve tabanını skleral mahmuz ve silier cisim oluşturur (13). Trabeküler ağ ön kamarayı çepeçevre kuşatır. Kevgiri andıran üçgenimsi delikli, elastik ve kollajen doku katmanlarından oluşmuş bir drenaj yoludur. Pupilla açıklığından ön kamaraya ulaşan aköz ün %90 ı trabekülumdan (konvansiyonel drenaj) geçerek gözü terk eder (Resim 1). Trabeküler ağ üç kısımdan meydana gelir. a)-uveal Ağ: İris kökünden Schwalbe hattına dek uzanan en iç kısımdır. Genellikle 2 veya 5 tabaka içeren çoğu radyal ilerleyen şerit ya da kordonlardan oluşan bir ağ şeklindedir. Trabeküller arasında yer alan boşluklar nispeten geniş olup (gözeneklerinin çapı µm arasında değişir), aközün geçişine karşı fazla direnç göstermezler (13,15,16). b)-korneoskleral Ağ: Uveal ağın dışında skleral mahmuzdan Schwalbe hattına kadar uzanan daha geniş orta kısımdır ve pek çok sayıda oval açıklıkları bulunan düz bir band 5

7 şeklindedir (17,18,19). Trabeküller arasındaki boşluklar üveal ağa nazaran daha küçüktür. Yaşla birlikte, trabeküler endotel sayısı düşer ve aközün dışa akımı zorlaşır (20). c)-endotelyal (Jukstakanaliküler, Kribriform) Ağ: Korneoskleral ağı Schlemm kanalının iç duvarında yer alan endotele bağlayan trabekulumun dışarıdaki dar kısmıdır. Jukstakanaliküler doku, Normalde aközün dışa akımına en fazla direnç (direncin %75 inden sorumludur) olan bölümdür (21,22). 3 - İRİS KÖKÜ İris kökü, irisin bittiği yerdir ve bazen uveal trabeküler ağ üzerine ince uzantılar gönderir (6,20). Korneoskleral marginin yaklaşık olarak 1.5 mm gerisinde yeralır (Resim 1) SİLİYER BANT Silyer bant, skleral mahmuzun gerisinde iris köküne yakın yerleşmiştir. Tam açık açı varlığında, iris kökünün silyer cisimle birleştiği yerde koyu kahverengi bir bant şeklinde görülür. Genişliği irisin yapışma yerine göre değişir. Hipermetroplarda daha dar, miyoplarda ise daha geniştir. 5 - SKLERAL MAHMUZ Gonyoskopide trabeküler ağın hemen altında yer alan beyaz banttır. Skleranın, internal skleral sulkusun posterior sınırında, skleral limbusun iç sınırında ön kamaraya ulaşan üçgenimsi en uç uzantısıdır. Anteriomedial tabanında, korneoskleral meshwork bulunurken iç yüzeyini uzun silier kasın anterior tendonları döşer ve silyer adelenin longitüdinal liflerinin tutunma noktasıdır. Skleral mahmuzda, gevşek kümelenmiş kontraktil fibroblastlar bulunur (11). Bu özellik, Schlemm kanalının kollapsını önler ve hümör aközün boşalmasını kolaylaştırır (6,21) (Resim 1) SCHLEMM KANALI İç çapı yaklaşık µm olan, ön kamarayı çevreleyen, oval kesitli bir kanaldır ve aköz sıvısını toplayıcı kanallarla episkleral venöz şebekeye iletir Schlemm kanalı internal skleral sulkusun en dış parçasında trabeküler ağın dışında uzanır. Septumlarla birbirine bağlanmış halka biçiminde çepeçevre dolanan bir kanaldır. Genelde tek lümene sahiptir, Bazen ön kamara açısında 2 veya 3 lümenle başlayıp tek lümenli hale gelir (24). Dairesel uzunluğu yaklaşık olarak 36 mm dir (25). 6

8 Schlemm kanalının dış duvarı, episkleral venöz pleksus ile derin skleral venöz pleksusun aköz venleriyle bağlantılı toplayıcı kanal içerir (26,27,28). Buradan çıkan adet kollektör kanalın oluşturduğu derin skleral ağ hümör aközü ön silyer ven ve episkleral venlere boşaltır. Yaklaşık 12 tane ön silyer ven aköz taşıyan ince damarlar şeklinde subkonjonktival olarak izlenir ve bunlara aköz venler adı verilir (12). Resim 1: Ön kamara açı elemanları C- ÖN KAMARA AÇISININ GONYOSKOPİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Ön kamara açısının incelenmesinde iki esas yöntem vardır. a)- Direk gonyoskopi: Bu uygulamada Koeppe, Swan-Jacop, Barkan ve Thorpe lensleri ile ön kamara açısı, herhangi bir ayna yansıtmasına gerek kalmadan direk olarak izlenir. b)- İndirek gonyoskopi: Bu metotta açı incelenmesi, bir lens içine yerleştirilmiş ayna yardımı ile sağlanır. Bunlar arasında en sık kullanılanları Goldmann ve Zeiss lensleridir. Açı elemanlarının değerlendirilmesi için çeşitli sınıflandırma yöntemleri geliştirilmiştir. Günümüzde bunlardan en yaygın kabul göreni Shaffer sistemidir. Shaffer sisteminde ön kamara açısı; iris ön yüzeyi ile trabekülumun iç yüzeyinden geçen iki hayali çizginin açıklığından görülen anatomik yapıların durumuna göre 0 ile IV arasında değerlendirilir (12,15) (Resim 2). 7

9 Grade IV (35-45 ): Siliyer band dahil tüm açı elemanları görülür. Afaklar ve fort myoplarda rastlanır. Kapanma ihtimali yoktur (Resim 2). Grade III (20-35 ): Skleral mahmuzun görülebildiği açık açı görünümüdür. Kapanma ihtimali yoktur (Resim 2). Grade II (20 ): Oldukça dar bir açı olup, sadece trabeküler ağ izlenebilir. Kapanma olasılığı azda olsa vardır (Resim 2). Grade I (10 ): Çok dar bir açı olup, sadece Schwalbe çizgisi ve trabekülumun çok küçük bir kısmı izlenebilir. Açı kapanma riski çok yüksektir (Resim 2).. Yarık ( slit ) şeklinde açı: Gözle görülür bir iridokorneal temas bulunmasa da açı elemanlarının bir tanesi dahi izlenemez. Bu açı kapanma yönünden en büyük riski taşımaktadır. Grade 0 (0 ): İridokorneal temasın olduğu kapalı açı tipidir. Hiçbir açı elemanı görülemez. Korneal kamanın tepe noktasının seçilemeyişiyle teşhis edilir. Bu durumda Zeiss gonyolensi ile indentasyon gonyoskopisi yapılarak açı kapanmasının apozisyonel ya da sineşiyal olup olmadığı değerlendirilir (Resim 2). Resim 2: Shaffer sistemine göre ön kamara açının derecelendirilmesi 8

10 GLOKOMDA TEDAVİ Genel olarak glokom tedavisinin amacı, görme fonksiyonunun korunmasıdır. Ancak hastanın tahmin edilen yaşam süresi boyunca, normal faaliyetlerini engellemeden, makul bir maliyetle, minimum yan etkiyle ya da hiç yan etki olmadan bireyin ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde görme fonksiyonunun korunması glokom tedavisinin asıl amacı şeklinde özetlenebilir (29). Ganglion hücre kaybı ve buna bağlı olarak fonksiyonel bozulma oranı herkeste farklıdır. Yine risk faktörlerinin değişmesine bağlı olarak aynı gözde de farklılık gösterebilir. Hastaların yaşam kalitesini korumak için, ganglion hücre kaybı önemli fonksiyonel bozukluk eşiğinin üzerinde kalmalıdır. Bu nedenle hastalığın progresyon hızını saptamak, tedavinin önemli bir parçasıdır (29). Glokomun mümkün olan tedavi şekilleri arasında göz içi basıncı düşüşü, oküler kan akımının iyileştirilmesi ve doğrudan nöron korunması bulunmaktadır. Göz içi basıncının düşürülmesi, günümüzde halen görme fonksiyonunu koruma konusunda etkisi kanıtlanmış tek yaklaşımdır. (29). Ancak her hasta için güvenli olacak tek bir göz içi basıncı değerinin olmaması hedef göz içi basıncı kavramını gündeme getirmiştir. Uygulanan tedavilerle glokomun daha ileri olumsuz etkilerine engel olacak ortalama göz içi basıncının tahmini hedef göz içi basıncıdır. Tedaviden önceki göz içi basıncının düzeyine, teşhis sırasındaki görme alanı hasarının düzeyine, hastanın yaşına, göz içi basıncının gösterdiği dalgalanmalara, glokomatöz hasarın progresyon hızına, hastanın beklenilen ortalama yaşam süresine ve diğer risk faktörerinin varlığına bağlı olarak tanı anındaki göz içi basıncının %20, %30 veya %40 oranında düşürülmesi ile hedef göz içi basıncı belirlenir. Buna ulaşmak için gerekli olan tedavi yöntemleri seçilir (30). Göz içi basıncını düşürmeye yönelik tedavi yöntemlerini; medikal tedavi, lazer tedavisi ve cerrahi tedavi olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Ülkemiz gibi birçok ülkede, hastaların büyük çoğunluğunu oluşturan primer açık açılı glokomda genellikle ilk tedavi seçeneği medikal tedavi olmaktadır. Medikal tedavinin başarısız olması halindeyse, lazer tedavisi ve/veya cerrahi tedavi uygulanmaktadır (31). Günümüzde geleneksel tedavi sıralaması, cerrahi tedavi yöntemlerinin gelişerek daha güvenli hale gelmesi ve cerrahi başarıyı etkileyen faktörlerin anlaşılması sonucunda artık tartışılır hale gelmiştir. Yapılan çalışmalar ilk tedavi olarak cerrahi tedavinin seçildiği olgularda görme alanı kayıplarının, medikal tedavinin başarısız olması halinde cerrahi tedavi uygulanan olgulara göre daha az olduğunu göstermektedir. Bu nedenle göz hekimlerinin bir kısmı yeni tanı konulan olgularda medikal tedaviyle vakit kaybedilmeden cerrahi 9

11 uygulanmasının gerektiği fikrini savunmaktadır. Ayrıca çoklu medikal tedavide, hasta uyumunun azalması, tedavi masraflarının yükselmesi ve uzun süreli topikal ilaç kullanımına bağlı konjonktivada görülen histopatolojik değişikliklerin cerrahi başarısını olumsuz etkilemesi de bu görüşü desteklemektedir (31,32,33). Bu görüşe katılmayanlar ise; azalmış bile olsa cerrahi tedavinin halen ciddi morbidite ve mortalite riski taşıdığını savunmaktadırlar. Cerrahinin ilk tedavi seçeneği olması halinde, medikal tedavi veya lazer tedavisiyle başarılı olunabilecek %50 ye varan hasta grubunun gereksiz yere riske atılacağını öne sürmektedir (31). A- MEDİKAL TEDAVİ Glokomda en sık tecih edilen tedavi yöntemidir. Glokomun tıbbi tedavisinde topikal ve sistemik ajanlar kullanılmaktadır. Hümör aköz yapımı ve çıkışına olan direncin bileşkesi olarak, göz içi basıncı ortaya çıkmaktadır. Glokom tedavisinde kullanılan ilaçların etki mekanizmaları da bu noktadan hareketle hümör aközün yapımını azaltmak veya dışa akımına karşı olan direnci zayıflatmak şeklindedir. Glokomun medikal tedavisinde kullanılan ajanları şu başlık altında değerlendirebiliriz. 1. Direnci Düşüren İlaçlar a)- Parasempatomimetikler (Miyotikler) b)- Sempatomimetikler (Adrenerjik Agonistler) c)- Prostoglandin analogları 2. Yapımı Azaltan İlaçlar a)- Sempatomimetikler (Adrenerjik Agonistler) b)- Sempatolitikler (Beta blokerler) c)- Karbonik anhidraz inhibitörleri 3- Hiperozmotikler 10

12 1. Direnci Düşüren İlaçlar a)- Parasempatomimetikler (Miyotikler) 1.Direkt Etkililer -Asetil kolin -Pilokarpin -Asiklidin 2.İndirekt Etkililer -Fizostigmin -Ekotiofat -Demekaryum 3.Direkt ve İndirekt Etkililer -Karbakol Parasempatomimetik ajanlar; sfinkter pupillanın kasılmasına sebep olarak irisi gererler, açıdaki iris dokusunun hacmini azaltırlar ve periferik irisin trabekülumdan çekilmesini sağlarlar ve trabeküler yoldan dışa akımı arttırır. Ayrıca miyozis yapıcı etkisiyle periferik irisin trabeküler ağdan uzaklaşmasını sağlar. Bu özelliliği nedeniyle açı kapanmasında kullanımı endikedir (34). Kolinerjikler, eğer göz içi basıncı mmhg gibi yüksek düzeylerde ise pupilla sfinkteri iskemik olabilir ve kolinerjik uyarıma cevap vermeyebilir. Parasempatomimetikler göz içi basıncını başlangıç değerine göre %10-20 oranında düşürürler (35,36,37).. En sık kullanılan direkt etkili ilaç pilokarpindir. Karbakol ise hem direkt, hem de indirekt etki mekanizmasına sahiptir. Etki sürelerinin uzun, yan etkilerinin fazla olması nedeniyle kullanımı sınırlı olan indirekt etkili ajanlara örnek olarak ekotiyofat ve demekaryum bromür verilebilir (34). Hayvanlarda yapılan deneysel çalışmalarda, parasempatomimetik ajanların uveoskleral yoldan dışa akımı azalttığı gösterilmiştir. Bu etkinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bu yüzden trabeküler akımın kısıtlı olduğu hastalarda kullanılmamalıdırlar. Kan-aköz bariyerini bozabildikleri için üveitik ve neovasküler glokomda da kullanılmaları önerilmez (34). b)- Sempatomimetikler (Adrenerjik Agonistler) 1.Non selektif -Epinefrin -Dipivefrin 11

13 2.Selektif alfa2 agonistler -Apraklonidin -Brimonidin Alfa2 reseptörleri pigmentsiz siliyer epitel ve siliyer kasta gösterilmiştir. Bu reseptörlerin uyarılması hümör aköz üretimini azaltır. Beta reseptörleri aközün üretimini azaltır ve atılımını artırır. Alfa adrenerjik agonistler MAO inhibitörü kullananlarda kontrendikedir. Non selektif adrenerjik stimülatörler aköz üretimini azaltarak, trabeküler dışa akımı artırarak ve uveoskleral dışa akımı artırarak (Epinefrin) göz içi basıncını düşürürler. Günde iki defa kullanılırlar ve etki süreleri saattir. Midriyazis oluşturdukları için dar açılı glokom tiplerinde kullanılmamalıdırlar. Ilımlı midriyatik etkileri nedeni ile sempatomimetikler dar açılıglokomlarda kontrendike olup, yine aynı etki ile neovasküler ve üveitik glokomlarda rahatlatıcıdırlar (12). c)- Prostoglandin analogları Latanoprost Isopropil Unoproston Travoprost Bimatoprost Prostoglandinlerin görevi, inflamasyon sürecinde dokuların verdiği cevabı düzenlemektir. Oküler inflamasyonlarda görülen hipotoni, prostoglandinlerin göz içi basıncını düşürdüğü fikrini gündeme getirmiştir Prostaglandinler yüksek konsantrasyonlarda göz iç basıncını yükseltebilir ve gözde inflamasyona neden olurlar. Düşük dozlarda ise uveoskleral akımı artırarak göz içi basıncını düşürürler. Monoterapideki etkinlikleri, kullanım kolaylığı ve tek doz kullanılması, yaşam kalitesini etkilememeleri nedeniyle monoterapide en çok kullanılan ajanlardır. Gün içi dalgalanmaları daha etkin kontrol ederler (37,38). Günümüzde prostoglandin F2α türevi olan bimatoprost, latanoprost, travoprost ve unoprostone kullanılmaktadır. İnflamasyonu arttırıcı etkileri olduğundan, afakik ve psödofakik hastalarda kullanılmaları halinde kistoid maküla ödemi açısından dikkatli olunması gerekir. Yine aynı etkiye bağlı olarak üveitik hastalarda ve herpetik keratit hikayesi olan hastalarda kullanılmaları önerilmez. Bunların dışında prostoglandin analoglarının iris renginde değişiklik, kirpik uzunluğunda ve sayısında artma gibi kendilerine has yan etkileri de mevcuttur (39,40). 12

14 2. Yapımı Azaltan İlaçlar a)- Sempatomimetikler (Adrenerjik Agonistler) 1.Non selektif -Epinefrin -Dipivefrin 2.Selektif alfa2 agonistler -Apraklonidin -Brimonidin b)- Sempatolitikler (Beta blokerler) 1.Nonseletif -Timolol -Levobunolol -Karteolol -Metipranolol 2.Selektif -Betaksolol Günümüzde glokom tedavisinde en yaygın kullanılan ilaç grubudur. Tek başlarına etkileri çok iyi olmakla birlikte, diğer ilaçlarla kombinasyonları basınç kontrolünde gerekebilmektedir (12). Beta blokerlerin ana etki yeri β 2 reseptör blokajı ile pigmentsiz siliyer epitel hücreleridir. Bununla beraber optik sinir perfüzyonunu artırarak indirekt yolla akson kaybını önlerler (42). Beta blokerlerin beta blokajdan bağımsız olarak kalsiyum kanal bloke edici etkileri de vardır. Bu da optik sinir başı ve retinada vazodilatasyon sağlar ve direkt olarak nöron koruyucu etki yapar. Birçok çalışma, beta blokerlerin konvansiyonel dışa akım direncinde hiçbir değişikliğe yol açmadığını göstermiştir. Uveoskleral dışa akım üzerinde de bariz bir beta tonusunun olmadığı düşünülmektedir. İki beta blokerin birarada kullanımı önerilmez (43,44). Adrenerjik beta reseptörler kalp kasında (β 1 ) ve bronş kaslarında (β 2 ) bulunurlar. Uyarıldıklarında taşikardi, kalp çıktısında artış (β 1 ) ve bronkodilatasyon (β 2 ) yaparlar. β 1 blokajı bradikardiye ve β 2 blokajı bronkospazma yol açabilmektedir. Bronkospazm yapması özellikle astım hastalarında önem kazanır ve bu hastalarda kontrendikedir (12). 13

15 Beta blokerler astım, kronik obstriktif akciğer hastalığı, sinüs bradikardisi, 2-3. derece AV blok ve kalp yetmezliği olan olgularda kullanılmamalıdır (45,46,47). β 1 ve β 2 reseptörlerini beraber bloke eden ajanlar (non-selektif beta blokerler) göz içi basıncını β 1 ve β 2 reseptörlerini izole bloke edebilen ajanlara (kardiyoselektif beta blokerler) göre daha etkin olarak düşürürler. Bu nedenle kardiyoselektif blokerler göz içi basıncını düşürmede yetersiz kalırsa, selektif olmayan tipte beta blokerlere geçmek veya kombine tedavi uygulamak gerekebilir. Ayrıca bazı beta blokerlerin alfa agonist etkileri de vardır ve bu duruma intrensek sempatomimetik aktivite denir (12). Tüm beta blokerler direkt etki ile silyer cisimden hümör aköz yapımını azaltırlar. Tüm glokom tiplerinde kullanılabilirler. Pilokarpin, karbonik anhidraz inhibitörleri ve alfa reseptör blokerleri ile additif etkileri iyidir (19). Timolol, levobunolol ve metipranolol günümüzde kullanılan non-selektif beta blokerlere örnektir. Betaksolol ise β 1 selektif beta blokerdir ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı olanlarda tercih edilmelidir (12, 48). Non-selektif beta bloker olan carteolol ise, intrensek sempatomimetik aktiviteye sahiptir. Ayrıca gözdeki adrenerjik reseptörlere olan afinitesi, kardiyopulmoner sistemdekilere göre daha yüksek olduğundan bradikardi, hipotansiyon ve nefes darlığı gibi yan etkiler daha az olarak görülmektedir (12,15,48). c)- Karbonik anhidraz inhibitörleri 1- Sistemik karbonik anhidraz inhibitörleri -Asetozolamid -Diklorofenamid -Methazolamid 2- Topikal karbonik anhidraz inhibitörleri -Dorzolamid -Brinzolamid Sulfonamid derivesi olan karbonik anhidraz inhibitörleri direkt olarak silyer cisimdeki karbonik anhidraz enzimini inhibe ederek ve daha az oranda etkili olmakla beraber metabolik asidoz yaratarak hümör aköz salgısını azaltırlar (49). Sistemik karbonik anhidraz inhibitörlerinin elektrolit kaybı ve metabolik asidoza bağlı olarak dudaklarda ve parmaklarda karıncalanma, depresyon, kilo kaybı, karın ağrısı, bulantı, kusma, diyare, böbrek taşı oluşumu ve Stevens Johnson Sendromu gibi ciddi yan etkileri vardır. Bu yüzden glokom krizleri, 14

16 cerrahi sonrası gelişen glokom ve ani göz içi basıncı artışı görülen, kısa süre tedavi gerektiren sekonder glokomlar dışında kullanımı önerilmez. Yüksek dozda ve uzun süre kullanılması gerektiğinde ise, potasyumdan zengin diyet veya potasyum preparatları ile takviye yapılması gerekir (12,34). Son yıllarda kullanıma giren topikal karbonik ahidraz inhibitörleri korneadan penetre olup lokal etki ile hümör aköz yapımını azaltırlar. Tek ilaç olarak kullanılabildikleri gibi beta blokerlerle kombine kullanımları da yaygındır. Gözde batma hissi, süperfisyal punktat keratit, kornea kalınlığında artış ve bulanık görme gibi yan etkileri olabilir (12). 3- Hiperozmotikler Göz içi basıncının ani artışlarında kullanılan hiperozmotik ajanlar kan ozmolaritesini arttırarak, kan ve vitreus arasında ozmotik gradyent oluştururlar. Ozmotik gradyent yönünde vitreustan sistemik dolaşıma sıvı çekilmesiyle göz içi basıncında düşüş sağlarlar (34). Hiperozmotik ajanların etkinlikleri, zamanla vitreus ve hümör aköz içine dağılmaları sonucunda ozmotik gradyentin bozulması nedeniyle geçicidir. Bu durum özellikle kan-aköz bariyerinin bozulmuş olduğu neovaskülarizasyona ve inflamasyona sekonder glokomlu gözlerde çok daha hızlı olmaktadır (34). Yan etkileri arasında baş ağrısı, konfüzyon, sırt ağrısı, akut konjestif kalp yetmezliği, miyokardiyal infarktüs sayılabilir. Bu tip yan etkiler intravenöz kullanılan mannitolde, oral kullanılan izosorbid ve gliserine göre daha sık görülmektedir. Ayrıca gliserin glikoz ve keton cisimlerine metabolize olduğundan, diabetik hastalarda ketoasidoz komasına yola açabilir (34). B - LAZER TEDAVİSİ 1- Laser Trabeküloplasti Argon Laser Trabeküloplasti Diod Laser Trabeküloplasti 2- Laser İridotomi Nd: YAG Laser İridotomi Argon Laser İridotomi 3- Laser Periferik İridoplasti 4- Laser Siklofotokoagülasyon Transskleral Siklofotokoagülasyon - Nd: YAG Laser Siklofotokoagülasyon 15

17 - Diode Laser Siklofotokoagülasyon Transpupiller Siklofotokoagülasyon Endoskopik Siklofotokoagülasyon 5- Laser Sklerostomi ab eksterno ab interno. İlk kez 1956 da Meyer-Schwickerath ın afakik gözlerde xenon ark fotokoagülatör kullanarak iridektomi yapmasıyla glokomda fotokoagülasyon tedavisi başlamıştır da açık açılı glokom kontrolünde argon lazerin yeri ile ilgili çalışmalarıyla Wise ve Witter glokomda lazer tedavisini başlatmışlardır. 1981yılında Schwartz, Wilensky ve Jampol ün araştırmalarıyla lazer uygulamaları onaylanmış ve glokom tedavisinin standart yöntemlerinden birisi olarak kabul edilir olmuştur (57). 1- Lazer Trabeküloplasti Gonyolens yardımıyla pigmentli ve pigmentsiz trabeküler ağ arasındaki sınır üzerinde yan yana yanıklar oluşturularak dışa akımda artış sağlanır. Lazer trabeküloplastinin etki mekanizması, trabeküler ağın yüzeyinin büzüşmesiyle porların genişlemesi ve dışa akımın kolaylaşması şeklinde özetlenebilir (Resim 3). Oluşan mikroskarların arada kalan trabeküler dokuda genişleme yapması yanında, hücre fizyolojisi düzeyinde glikozaminoglikan biyosentezinde, timidin alınımı ve dönüşümünde, fibronektin düzeyinde değişiklikler yaptığı da düşünülmektedir (50). Medikal tedavinin yeterli olmadığı hasta grubunda cerrahiye alternatif olarak düşünülmüş ve yaygın kullanım alanı bulmuştur. Lazer trabeküloplasti için en çok argon ve diod lazerler kullanılmakla beraber, bunlara alternatif olarak kırmızı ve mor ötesi dalga boylarında sürekli dalga lazerleri ve son zamanlarda Q-switched, frequency doubled Nd:YAG (532 nm) sistemi de kullanılmaktdır (12,15,51). Lazer trabeküloplasti ile başarı oranı çocuklarda, gençlerde ve sekonder glokomlularda çok düşüktür. Pigmenter ve psödoeksfoliatif glokomda ise primer açık açılı glokoma göre biraz daha başarılıdır (12). 16

18 Resim 3: Argon Lazer Trabeküloplastiye ait lazer spotu 2- Lazer İridotomi Amaç pupiller blok nedeniyle arka kamarada biriken ve periferik irisi öne doğru iten hümör aközün ön kamaraya geçişini sağlayacak alternatif bir yol oluşturmaktır. Primer açı kapanması glokomunun engellenmesinde veya akut açı kapanması glokom krizinin tedavisinde, pupiller blok ile seyreden tüm sekonder glokom olgularında ve malign glokomda uygulanan bir lazer cerrahi metodudur.. Nd:YAG veya argon lazer kullanılarak yapılabilir (12,50,51). 3- Lazer İridoplasti Termal etki kullanılarak irisin dokusunun kontraksiyonu ile periferik irisin düzleştirilmesi işlemidir. Plato iris sendromunda ve nanoftalmusta kapalı olan açıyı açmak için; açının dar olduğu durumlarda lazer trabeküloplasti öncesi trabeküler ağın daha rahat görüntülenmesini sağlamak için kullanılır (51). 4- Siklofotokoagülasyon Filtrasyon cerrahisinin başarısız olma ihtimali varsa, başarısız olmuşsa veya hasta cerrahi tedavi için uygun değilse tercih edilir. Direnaj implantlarına alternatif de olabilir. Etki mekanizması silyer cismin tahrip edilerek hümör aköz salgısının azaltılmasına dayanır. Başlıca üç yolla yapılabilir (51,52). Trans-skleral: Nd:YAG lazer ya da diod lazer kullanılarak, biyomikroskobik sistemde temas etmeden veya fiberoptik el probu vasıtasıyla konjonktivaya temas ederek uygulanır. 17

19 Transpupiller: Bu işlem için de argon ya da diod lazer kullanılabilir Bu işlem yalnızca aniridi vakalarında, geniş bir cerrahi iridektomi varlığında veya geniş periferik anterior sineşiye bağlı olarak irisin öne doğru çekildiği durumlarda mümkündür. Endoskopik: Endoskopik girişim fiberoptik prob kullanarak limbustan ya da pars planadan yapılır. Argon ya da diod lazer kullanmak mümkündür. Lazer teknolojisiyle birleştirilmiş endoskopik tetkikler, transpupiller yolla kolayca görülemeyen silyer çıkıntıların fotokoagulasyonuna olanak tanır. C - CERRAHİ TEDAVİSİ 1- PENETRAN CERRAHİ YÖNTEMLER İridektomi İridenkleizis Scheie ameliyatı Elliot trepenasyonu Trabekülektomi Trabekülotomi 2- NONPENETRAN CERRAHİ YÖNTEMLER Viskokanalostomi Derin sklerektomi 3- SİKLODESTRİKTİF YÖNTEMLER Siklodiatermi Siklokrioterapi Siklofotokoagülasyon Sikloanemizasyon 4- SETON CERRAHİSİ a)- Nonrestriktif (valvsiz) olanlar: Ön kamara tüpünden, episkleral bölgeye serbest aköz akımına izin verirler. Molteno implantı Schocket implantı Baerveldt implantı b)- Restriktif (valvli) olanlar: Tüp içindeki sıvı geçişini belli basınç değerleri içinde sağlayacak çeşitli sistemleri (Valv, membran, rezistans matriks) içerirler. 18

20 Krupin valvi Joseph valvi White valvi Optimed valvi Ahmed valvi Glokom Cerrahisinin Tarihçesi Glokomlu gözlerde göz içi basıncını düşürmek için cerrahi girişim denemeleri 19. yüzyılda başlamıştır. İlk olarak Mackenzie skleral delme yöntemi ile 1830 yılında sklerotomi ve parasentez yaparak göz içi basıncını düşürmeyi denemiş, ancak elde ettiği sonucun geçici olduğunu görmüştür. Critchett 1857 yılında limbal bir yara ağzı oluşturup, irisi kesmeden dışarı çıkarmış ve bu işlemi iridodesis olarak tanımlamıştır. Von Graefe 1869 yılında periferik iridektomili gözlerin bir kısmında transparan kese tarzında çıkıntılar saptamış, ancak bu oluşumların filtrasyon blebi olduğunun farkına varamamıştır. De Wecker Yine aynı yıl filtrasyon için iris yerine skleraya girişimde bulunarak anterior sklerotomi yöntemini geliştirmiştir yılında La Grange göz içi sıvısını subkonjonktival aralığa direne edecek kalıcı bir fistül oluşturabilmek amacıyla skleroiridektomi tekniğini uygulamıştır. Holth aynı amaçla 1906 yılında anterior sklerotomi tekniğini, 1907 de ise limbal kesiden irisin çıkarılıp konjonktivayla örtüldüğü iridenklezis yöntemini bulmuştur. Eliot 1909 yılında bir trephan yardımıyla limbustan 1-1,5 mm lik korneoskleral doku çıkarmış ve bu işleme limbal trephinasyon adını vermiştir. Yüksek katarakt ve endoftalmi riski nedeniyle bir süre sonra bu teknik terkedilmiştir te Preziosi nin skleral kesiden ön kamaraya girip yara ağzına termal koterizasyon uyguladığı termal sklerostomi metodu, 1958 yılında Scheie tarafından bu işleme iridektominin eklenmesiyle Scheie tekniği olarak yeniden gündeme gelmiştir de Iliff ve Haas posterior lip sklerotomi yöntemini geliştirmişlerdir (53) lı yıllara kadar yapılmış olan ameliyetlardaki temel başarısızlık nedeni, skleral flebin tam kat kaldırılmasına bağlı olarak filtrasyonun kontrolsüz olarak gerçekleşmesiydi. Buna bağlı olarak ameliyat sonrasında ön kamara kaybı, hipotoni ve katarakt gibi komplikasyonlar oldukça sık görülüyordu. Bu yöntemlerden sadece iridenklezisde irisin oluşturduğu bariyer etkisiyle kontrollü bir filtrasyon elde edilebilmiş, ancak yüksek sempatik oftalmi sıklığı nedeniyle bu yöntem de terkedilmiştir (53). 19

21 Yarım kat skleral flep kaldılarak trabekülumun eksize edildiği trabekülektomi yöntemi ilk defa 1961 yılında Sugar tarafından uygulanmış, ancak skleral flepler çok sıkı kapatıldığı için tatmin edici sonuçlar elde edilememiştir. Cairns 1968 yılında mikrocerrahi tekniği ile trabekülektomi uyguladığı 17 olguda başarılı sonuçlar elde etmiştir Ancak o tarihte göz içi basıncındaki düşüşün trabekülumun çıkarılmasına mı, yoksa konjonktiva altına olan filtrasyondan mı kaynaklandığı anlaşılamamıştır. Trabekülektominin etki mekanizması 1970 yılında filtrasyon blebinin Watson tarafından tanımlanmasıyla açıklığa kavuşmuştur. İlerleyen yıllarda trabekülektomi glokomun standart cerrahi tedavisi haline gelmiştir (53) yılında Molteno yapay tüp implantları ve 1976 da Krupin valf implantlarını glokom cerrahisine sokmuştur. Günümüzde daha da gelişerek güvenilirliği artan glokom valfleri, trabekülektominin başarısız olduğu veya risk faktörleri nedeniyle başarısız olması beklenen gözlerde uygulanmaktadır (48). Son yıllarda trabekülektomiye alternatif yeni filtrasyon cerrahi teknikleri olarak derin sklerektomi ve viskokanalostomi yöntemleri uygulanmaya başlamıştır, ancak nonpenetran özellikteki bu tekniklerin uzun süreli sonuçları henüz belli değildir (53). İnatçı ve vizyon beklentisi düşük olan gözlerde hem göz içi basıncını düşürmek, hem de ağrıyı azaltmak için uygulanan kriyoablasyon yoluyla silyer cismin destrüksiyonu da uzun yıllardır uygulanan etkili bir yöntemdir. Ancak görme kaybı, hipotoni ve fitizis bulbi görülme riski yüksektir (12). TRABEKÜLEKTOMİ Primer açık açılı glokom için güncel bir operasyon olan trabekülektomi ön kamara ve subkonjonktival alan arasında örtülü, korunan bir fistül yaratır (Resim 4). Gelişmiş ameliyat mikroskopları, aletler ve sütür materyallerinin kullanıma girmesi orijinal operasyon tekniğinde birçok değişikliğe yol açmıştır. Değişiklikler arasında konjonktival kesi ve skleral flep üzerindeki modifikasyonları; sabit, çıkartılabilir veya ayarlanabilir skleral flep sütürasyon tekniklerini; skleral flep sütürlerine postoperatif olarak lazerle düzetmeler yapılmasını ve fibrozisi geciktiren antimetabolitlerin kullanımını saymak mümkündür (53,54). 20

22 Resim 4: Trabekülektomide ön kamara ve subkonktival arasında oluşturulan fistül A- Endikasyonları 1) Diğer tedavi şekillerinin (ilaç ya da lazer) başarısız olduğu durumlar, 2) Diğer tedavi şekillerinin uygun olmadığı durumlar (uyum ya da yan etkiler nedeniyle) ya da uygun tıbbi tedavinin mevcut olmadığı durumlar, 3) Göz damlalarıyla ve/veya lazerle ulaşılamayan bir hedef göz içi basıncının gerekli olduğu durumlar, 4) Diğer tedavi şekillerinin başarılı olma ihtimali olmayacak kadar yüksek göz içi basıncı durumları (54). B- Cerrahi Teknik 1-Tespit Sütürü Konulması Lester forsepsi ile üst fornikse girilip, superior rektus kasının tendonu yakalanır ve göz aşağıya doğru deviye edilir. Yuvarlak iğneli 4/0 veya 6/0 ipek sütür ile tendonun altından geçilerek tespit sütürü yerleştirilir ve sütür uçları drape üzerine yapıştırılarak göz fikse edilir. Buna alternatif olarak 8/0 vikril sütürün, çalışılacak kadrandaki periferik korneadan geçirilmesiyle de tespit sütürü oluşturulabilir. 2- Konjonktival Flep Hazırlanması Wescott veya Vannas makasları ve dişli penset kullanılarak, limbus veya forniks tabanlı olmak üzere iki şekilde hazırlanabilir. Limbus tabanlı flep için, limbustan 8 mm uzaktan, limbusa paralel üç saat kadranı kadar konjonktival kesi yapılır. Bu kesinin 2 mm önünden tenon kapsülü açılır, konjonktiva ve tenon birlikte disseke edilerek limbusa kadar ilerletilir (Resim 5) ve hazırlanan flep kornea üzerine yatırılır. Skleral flep kaldırılacak alanda episklera da temizlenir. Forniks tabanlı flep içinse, limbustan 3-4 saat kadranı uzunluğunda 21

23 konjonktiva ve tenon kapsülü açılır. Hazırlanan flep geriye doğru yatırılır ve saha temizlenir (55). Resim 5: Forniks tabanlı konjoktiva açılması 3- Skleral Flep Hazırlanması Hafif koterizasyonla flebin kaldırılacağı alanda kanama kontrolü sağlandıktan sonra, limbus tabanlı olmak üzere 1/2-2/3 kalınlığında sklera, genellikle dikdörtgen şekilli değişik büyüklüklerde (4x4, 3x4, 3x3) skleral flep hazırlanır. Flep sklerolimbal bileşkeye en azından 1 mm kalana kadar kaldırılmalıdır (15,55) (Resim 6). Resim 6: Skleral flep hazırlanması 4- Parasentez Göz içine girilmeden önce 25-gauge iğne, 15 bıçak veya 23 gauge MVR ile üst temporal kadranda veya üst nazal kadranda limbus hizasından parasentez girişi açılır (15,55) (Resim 7). 22

24 Resim 7: Parasentez 5- İnternal Blok Eksizyonu Sklerolimbal bölgede mavi beyaz geçiş bölgesinin olduğu yerden lens ve iris kökü korunarak, trabeküler doku genellikle 3x1 mm veya 2x1 mm boyutlarında eksize edilir. Eksizyon için önce 15 bıçak veya elmas bıçakla korneadan başlayıp arkadaki sklerolimbal geçiş bölgesine doğru uzanan vertikal insizyonlar yapılır.( Resim 8 (a) ve (b) ) Sonrasında künt uçlu Vannas makası veya elmas bıçakla horizontal insizyonlar yapılarak eksizyon tamamlanır. (Resim 8 (c) ) Çıkarılan dikdörtgen blok periferal korneayı, Schwalbe çizgisini, trabekülumu, Schlemm kanalını ve skleral mahmuzu içerir. Çıkartılan parçanın arka sınırının daha geride olmasının cerrahi başarı üzerine olumlu bir etkisi yokken; kanama, siklodiyaliz ve inflamasyon gibi komplikasyonların görülme sıklığını attırıcı etkisi vardır. İnternal blok eksizyonunu alternatif olarak Kelly veya Gass punch kullanarak yapmak da mümkündür (15,55). Resim 8: İnternal blok eksizyonu 23

25 6- Periferik İridektomi Yapılması iirisin sklerostomiyi kapatmasını önlemek amaçıyla yapılır. Trabeküler dokunun çıkarıldığı alana inkarsere olan iris, bir pensetle tutularak limbusa paralel olacak şekilde makasla kesilir (Resim 9). İridektominin iris tabanına yakın olması kanama riskini arttırmaktadır ve ameliyat başarısı için gerekli de değildir. Önemli olan iridektominin yeterince geniş olmasıdır (55). Resim 9: Periferik iridektomi yapılması 7- Skleral Flebin Kapatılması ve Filtrasyonun Kontrolü Skleral flep yatağına yatırılır ve şekline göre önce köşelerinden başlanarak 10/0 naylon sütür ile kapatılır. Ardından düğümler sklera içine gömülür. filtrasyon parasentez girişinden ön kamaraya sıvı verilerek değerlendirilir; gerekirse sütür eklenir veya sütürler revize edilir (Resim 10 ). Bu aşamada atropin ile siklopleji yapılıbilir (55). Resim 10: Skleral flebin kapatılması ve filtrasyon kontrolü 24

26 8- Konjonktival Flebin Kapatılması Limbus tabanlı flepler 8/0 vikril, 9/0 kromik veya 10/0 naylon sütür ile kilitli kontinü veya tek tek sütüre edilir (Resim 11). Forniks tabanlı flepler ise kenarlarından 8/0 vikril veya 10/0 naylon ile birer tek sütür konularak kapatılır, gerekli görüldüğü takdirde limbus boyunca da tek sütürler konulur. Bu aşamadan önce tenonun kapatılıp kapatılmaması cerraha göre değişir. Olgu yüksek riskli ise tenon eksizyonu yapılabilir. Mümkünse tenon ve konjonktiva ayrı ayrı sütüre edilir. Göz antibiyotik ve steroidli pomatlarla kapatılır (55). Resim 11: Konjonktival flebin kapatılması 9- Ön kamaranın Yeniden Oluşturulması ve Blebin Şişirilmesi Daha önce hazırlanmış olan parasentez girişinden gauge kanül ile serum fizyolojik verilerek hem ön kamara oluşturulur, hem de bleb şişirilir. Bu sırada göz içi basıncı da beraberinde değerlendirilerek; oluşturulan fistülün fonkiyonunun yeterliliği, skleral flepten geçen sıvı akımının miktarı, konjonktivanın sıvı geçirmezliği ve koroidal effüzyon, hemoraji veya aköz yanlış yönlenme gelişip gelişmediği sınanmış olur; bir problem varlığında gerekli önlemler alınır (55). C- Trabekülektomi Ameliyatının Komplikasyonları a)- İntraoperatif Komplikasyonlar 1- Hemoraji Episkleral hemoraji; uzun süre antiglokomatöz tedavi alanların çoğunda görülebilir. Koterizasyonla önlemek mümkündür (57). 25

27 İntraoperatif ön kamara hemorajisi ise; radyal iris damarlarının kesilmesiyle veya silyer cisimdeki büyük arteryel halkanın travmatize olmasıyla çoğunlukla periferik iridektomi sırasında ortaya çıkar. Bu durumda kanamanın spontan olarak durmasını beklemek en iyi yaklaşımdır. Koter kullanımı vitreus kaybına yol açabileceğinden ve çoğunlukla faydasız olduğundan önerilmez. Eğer kanama durmazsa, viskoelastik madde ile tampon yapmak mümkündür. Pıhtı kalıntıları fistülün içteki ucunu tıkayabileceğinden, kanama tamamen durmadan ve hemoraji artıkları irrigasyonla iyice temizlenmeden skleral flep sütüre edilmemelidir (56). 2- Ekspulsif Hemoraji Filtran cerrahi sırasında en korkulan komplikasyondur. Yüksek göz içi basıncı ile ameliyata başlayıp ön kamara ponksiyonu ile göz içi basıncının ani olarak düşürülmesi sonucunda büyük koroidal damarlarda yırtılma olur ve ani yoğun kanama görülür. Hastanın şiddetli ağrı duymasıyla beraber cerrahi sırasında ön kamaranın sığlaştığı ve pupilladan görülen fundus reflesinin koyulaşmaya başladığı görülür. Önlem alınmakta geç kalındığı takdirde tüm göz içeriği öne doğru gelerek yara yerinden dışarı çıkabilir ve göz kaybedilebilir. (56,57). Ekspulsif hemoraji için risk faktörleri; preoperatif yüksek göz içi basıncı, ilerlemiş yaş, sistemik vasküler hastalık, afaki, yüksek miyopi, geçirilmiş vitrektomi, ve vasküler anomaliler (Sturge Weber Sendromu, konjenital cutis marmorata telanjiektaziya vb.) dir (57). Yara yerinin hızla kapatılması ve ön kamaranın viskoelastik madde veya hava verilerek yeniden oluşturulması, intraoperatif olarak hemoraji farkedildiğinde yapılması gereken ilk müdahaledir. Bunu takiben İ.V asetazolamid ve mannitol verilerek göz içi basıncı düşürülmeye ve göz stabilize edilmeye çalışılır. Bazı cerrahlar alt kadrandan sklerotomi yaparak hemorajiyi boşaltmayı önerseler de, bu girişimin yararı hemostazı önleyeceğinden dolayı tartışmalıdır. Retina dekolmanı ve vitreus içine kanama görülmeyen sınırlı koroidal hemorajilerde direnaja gerek yoktur ve izlemek yeterlidir. Direnaj kararı, B-mod ultrasonografi ile arka segmentin ve özellikle retinanın durumunu takip ederek verilir. Operasyondan sonra 7-14 gün bekleyip, inflamasyon azaldıktan ve hemoraji likefiye oluktan sonra direnaj yapmak daha kolaydır (56,57). 3- Lens Hasarı Cerrahi manipülasyon sırasında direkt lens hasarı oluşabilir (56). 26

28 4- Vitreus Kaybı Yüksek miyoplar, afakikler, skleranın ince olduğu buftalmik gözler ve diğer gözün cerrahisi sırasında vitreus kaybı geçirmiş olanlar vitreus kaybı için risk taşırlar. Arka kapsül ve ön hyaloidin açık olduğu psödofakik ve afakik gözlerde vitreus preopertif olarak öne gelmiş olabileceği gibi, sklerostomi veya periferik iridektomi aşamasında lens zonüllerinin ve hyaloid membanın rüptürüyle de vitreus öne gelebilir. Her iki durumda da fistül ağzını tıkayarak filtrasyonu engelleyebileceğinden ve arka segmente traksiyon yaparak kistoid makula ödemine yol açabileceğinden vitrektomi yapılarak temizlenmesi gerekir (56,57). 5- Descement Membranı Dekolmanı Descement membranının kornea stromasından ayrılmasıdır, Limbal yara yeri ya da parasentez yerinde yanlış cerrahi manipülasyon sonucu oluşabilir. Küçük olduğu zaman klinik olarak fazla önemi yokken, geniş olduğu takdirde lokalize kornea ödemine yol açar. Bu durumda ön kamaraya hava ya da viskoelastik madde verilerek descement kornea üzerine yatırılabilir (57). 6- Skleral Flep Kopması Çok ince skleral flep yırtılabilir veya kopabilir. Bu durumda 10/0 naylon sütürler konjonktivanın önünden ve periferal korneadan geçirilerek flep yeniden koptuğu yere dikilebilir. Eğer flepte delik oluşmuşsa, tenon kapsülü üzerine dikilerek kapatılabilir (57). 7- Konjonktival Flepte Yırtılma veya Delik Oluşması Konjonktivadaki yırtık veya delik yara iyileşme reaksiyonunu şiddetlendireceğinden, operasyon sırasında farkedilip 10/0 naylon sütürle onarılmalıdır. Yine aynı nedenle yara dudaklarının iyice karşı karşıya getirilmesine ve konjonktivada gerilme oluşmamasına özen gösterilmelidir (57). Filtran glokom cerrahisi sonlandırıldığında konjonktival yara yeri, sıvı geçirmez şekilde kapatılmalıdır. Kaçak olup olmadığını anlamak için ön kamaraya salin enjekte edilmelidir. Fluoresein stripin bölgeye uygulanması buradaki kaçağı tespit etmede yardımcı olur. Postoperatif olarak konjoktival flepte belli bir kaçak veya yara kenarından sızıntı olduğunda, bölgeye yapılacak bası ile sorun halledilebilir (sıkı bandaj ile ). Göz kapağının üzerine, yara yerinin üstüne gelecek şekilde yuvarlak veya füsiform hale getirilmiş gazlı bez/ped konduktan sonra, onun üzerine yassı bir ped ile sıkıca bantlanır. Hasta uyadırılırken dikkatlice izlenmelidir. Diğer açık tutulmalı, ve yakından izlenmelidir. Santral kornea üzerine hasta uyurken baskı uygulanması Bell s Fenomenine yol açabilir. 27

29 Operasyondan 1-4 saat sonra ön kamaranın gözlenmesi gerekir. Ped kaldırıldıktan sonra hasta taburcu edilirken hastaya uyumadan önce pedi çıkarması öğretilmelidir. 8- Koroidal Efüzyon Episkleral venöz basıncı yüksek olan veya iridektomi, sklerostomi yapılırken yanlış cerrahi manipülasyonla siklodiyaliz gelişen gözlerde ortaya çıkar. Genellikle spontan olarak düzelmekle beraber; eğer bleb kabarıklığı azalıyorsa, korneal dekompensasyon gelişiyorsa, ön kamara sığlığı devam ediyorsa ve intravitreal inflamasyonla beraber retina apozisyonu varsa sklerostomi açılarak direnaj yapılabilir (56,57). b)- Postoperatif Komplikasyonlar 1- Hipotoni ve Ön Kamara Kaybı Düz veya sığ ön kamara filtran glokom cerrahisi sonrası en korkulan koplikasyondur. Terminolojide düz veya sığ ön kamara terimi bazen farklı çağrışımlar da akla getirir. Bu duruma yardımcı olmak amacı ile düz veya sığ ön kamara 3 gruba ayrılmıştır. Tip I de periferal iris ve korneal endotel arasında temas vardır ve ön kamara pupiller alanda ve iris üzerinde izlenir (Resim 12 ). Resim 12: Tip I Sığ ön kamara Tip II de ise korneanın tüm arka yüzü boyunca iris teması vardır. Ancak lens (veya vitreus) ön yüzü ile korneal endotelyal temas yoktur (Resim 13 ). 28

30 Resim 13: Tip II Sığ ön kamara Tip III de ise iris ve kornea tüm alanlarda temas eder ve ilave olarak lens (veya vitreus ön yüzü) sentral kornea ile temas içindedir (Resim 14 ). Resim 14: Tip III Sığ ön kamara Düz veya sığ ön kamara oluşumundan sorumlu etkenler; filtran blep, intraoküler basınç ve ön kamara derinliği üzerinde etki gösterirler. Düz ön kamaralı olguların, hipotoni ve yükselmiş göz içi basıncına göre sınıflandırılması faydalıdır. Erken postoperatif dönemde düz veya sığ ön kamara, düşük göz içi basınçla birlikte bulunabilir. Bunların çok büyük çoğunluğu; artmış filtrasyon, ciliokoroidal efüzyon veya yara yeri sızıntısı ile birlikte bulunur. Düz veya sığ ön kamara normal veya yüksek göz içi basıncı ile birlikte bulunduğunda, genellikle malign glokom (silier blok glokomu), suprakoroidal hemoraji veya pupillar blok söz konusudur. Bu yüzden göz içi basıncının düşük veya yüksek olduğunun bilinmesi tedavi yaklaşımı açısından kritik öneme sahiptir. Düz ön kamaralı olgularda ön kamara yüzeyi (kornea) standart tonometrik yöntemler ile ölçüme uygun olmayabilir ve göreceli olarak tansiyon yüksekliği parmak yardımı ile dokunarak ölçülebilir. Biyomikroskop ile muayenede düz veya sığ ön kamaralı olgularda sebebin anlaşılmasında kritik öneme sahiptir. İris bombe ise ve hastada açık periferik iridektomi yoksa pupiller blok akla gelmelidir. Düz veya sığ ön kamara ile beraber yüksek göz içi basıncı, 29

31 malign glokom ve suprakoroidal hemorajiyi de akla getirmelidir. Koroidal efüzyon veya hemoraji açığa çıkarmak için oftalmoskopi yapılabilir. Ortamın bulanık veya opak olduğu durumlarda ise B-scan USG yapılabilir. Diğer görüntüleme ve muayene yöntemler ile ön segmet anatomisinin değerlendirlemediği zaman yüksek çözünürlüklü ultrason biyomikroskopisi yapılabilir. Hipotoni sıklıkla yara yeri sızdırmasına veya aşırı filtrasyona bağlıdır (56,57). Hipotoni göz içi basıncının 6 mmhg nın altıda olması olarak kabul edilir. GİB in sağlıklı bir gözde hiçbir zaman episkleral venöz basınçtan daha düşük olmaması gerekmektedir. Ağır ve sebat eden ön kamara sığlaşması nadir görülür. Vakaların çoğunda ön kamara kendiliğinden oluşsa da, oluşmadığı takdirde periferik anteriyor sineşiler, kornea endotelinin hasara uğraması, katarakt ve hipotoni ile birlikte bulunan makülopatiye sebep olabilir (15). Yara yerinden sızdırma sınırlıysa sıkı bandaj yaparak ya da geniş çaplı yumuşak kontakt lensler kullanarak takip etmek mümkündür. Bu esnada hümör aköz salgısını azaltacak ajanların kullanımı sızıntıyı azaltarak defektin kapanmasına yardımcı olacaktır. Ön kamara oluşmuyorsa ya da konjonktiva defekti genişse, topikal anestezi altında 9/0 poliglaktin veya 10/0 naylon sütür kullanarak defekti kapatmak gerekir (15,57). Aşırı filtrasyon daha çok tam kat fistülizan cerrahilerde görülse de, trabekülektomi sonrası da görmek mümkündür. Bunu sebebi çoğunlukla skleral flep sütürasyonun gevşek olmasıdır. Ancak serbestleştirilebilir sütür ve lazer sütürolizis tekniklerinin gelişmesiyle cerrahların daha sıkı sütür yerleştirmeye başlamaları bu komplikasyonu azaltmıştır. Skleral flebin sütürlerini cerrahi olarak düzeltmeye çalışmak inflamasyonu arttıracağından ve bleb başarısını olumsuz yönde etkileyeceğinden, sadece sıkı bandaj yaparak izlemek en uygun yaklaşımdır (57). 2- Koroid Dekolmanı Peroperatif ve postoperatif dönemde hipoton olan gözlerde, enflamasyon ve venöz konjesyona bağlı olarak koroid damarlarının geçirgenliğinin artmasıyla transüde olan sıvı, suprakoroidal aralıkta ve intersellüler sahada birikerek seröz dekolmana sebep olur (Resim 15 ve 16). 30

32 Resim 15 ve 16: Koroid dekolmanının fundus ve AB mod USG görüntüsü Dekolman uzadıkça silyer cisimden hümör aköz yapımı azalır ve uveoskleral dışa akım artar. Buna bağlı olarak hipotoni ve koroid dekolmanında artma, ön kamarada sığlaşma ile giden kısır bir döngü başlar (Şekil 1 ve Resim 17 ). Durum buaşamaya gelmeden aşırı filtrasyona karşı önlem alınması ve inflamasyonu azaltmak için sikloplejiklerin, midriyatiklerin ve topikal ya da sistemik steroidlerin kullanılması gerekir. Eğer bir sonuç alınamazsa cerrahi olarak suprakoroidal sıvının boşaltılması gerekebilir (56,57). Nadiren de olsa; hemorajik koroid dekolmanı görülebilir ve cerrahi olarak hemorajinin boşaltılması gerekebilir (56). Şekil 1: Düşük GİB ve silier dekolman ilişkisi, Resim 17: Silier dekolman 3-Dekompresyon Retinopatisi Hipotoniye bağlı olarak postoperatif dönemde intraretinal, subretinal ve nadiren suprakoroidal hemorajilerin gelişmesidir. Ani gelişen hipotoniye bağlı olarak retinal ve koroidal dolaşımın hızla artması nedeniyle, venöz direnajın yetersiz kalması ve kanın damar dışına sızmasıyla ortaya çıkar. Santral ven oklüzyonuna benzer tarzda; ancak santral değil, 31

33 midperiferik retinayı tutan; lokalize veya diffüz kanamalar şeklinde görülür. Konservatif tedavi önerilir ve görme prognozu çoğunlukla iyidir (57). Hipotoniye bağlı koroidal efüzyon görülen gözlerde seröz retina dekolmanı da görülebilir ve göz içi basıncının normaledönmesiyle düzelir. Trabekülektomi sonrası retina yüzeyinde kırışıklıklar, retina pigment epitelinde koroidal efüzyona bağlı çatlaklar ve eksüdatif retina dekolmanı gelişmiş olgular bildirilmiştir (57). 4- Hipotoni Makülopatisi. Uzun süren hipotoni tam kat fistülizan cerrahilerden ve antimetabolit kullanılarak yapılan trabekülektomilerden sonra sıklıkla görülmektedir. Özellikle 4 mmhg nın altındaki göz içi basıncı değerleri daha fazla komplikasyon riski taşımaktadır. Genç yaş ve miyopi, hipoton makülopatisi gelişimi için risk faktörleridir. Papilla ödemi, koroidal ve retinal kırışıklıklar, retina damarlarında genişleme ve kıvrımlanmalarında artış hipoton makülopatisinde görülen fundus değişiklikleridir. Tedavi hipotoniye yol açan sebebe yöneliktir (57). 5- Malign Glokom (Aköz Yanlış Yönlenme, Silyer Blok) Ön kamaranın daralmasıyla beraber göz içi basıncının yükselmesi sıklıkla malign glokoma işaret etmektedir. Ayırıcı tanıda pupil bloğu, koroidal hemoraji ve silyer cismin öne rotasyonuyla açının kapandığı anüler koroid dekolmanını da düşünmek gerekir. Pupil bloğu iridektominin açık olup olmadığını denetleyerek; koroid hemoajisi veya dekolmanı da fundus muayenesi ve B-mod ultrasonografi yapılarak ayırtedilebilir (57). Malign glokom, silyer cisimden sentezlenen hümör aközün vitreus, lens, silyer cisim ya da iris kökü yüzünden ön kamaraya geçememesi ve vitreus içinde ya da vitreus arkasında hapsolması sonucunda ortaya çıkar. Lens-iris veya hyaloid-iris diyaframının öne doğru itilmesi sonucunda ön kamara daralır (56,57). Medikal tedavi %0.25 skopolamin, %2.5 fenilefrin, topikal beta bloker, sistemik karbonik anhidraz inhibitörü ve hiperozmotik ajanlarla yapılır. Olguların %50 si bu tedavi ile düzelir, fakat 5 gün içinde medikal tedaviye yanıt alınamadığı takdirde cerrahi tedavi uygulanır (56,57). Cerrahi tedaviden önce afakik ve psödofakik gözlerde, görülebilen alandaki silyer cisimler argon lazerle koparılabilir ya da Nd:YAG lazer kullanılarak anterior hyaloidektomi veya posterior kapsülotomi yapılabilir (57). Lazerle de başarılı olunamazsa; fakik gözlerde pars planadan, psödofaklarda ve afaklarda ise limbustan girilerek vitrektomi yapılır. Fakik hastalarda, bazen vitrektomiyle beraber lensektomi de yapmak gerekebilir (57). 32

Glokom. Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik

Glokom. Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik Glokom Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik Tarihçe Glokom terimi eski Yunanca da gri-mavi anlamına gelen (glaukos) kelimesinden türemiştir. Hipokrat, glokomu yaşlı insanlarda görülen ve pupillanın mavimsi bir

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

GLOKOM Doç.Dr.Uğur keklikçi

GLOKOM Doç.Dr.Uğur keklikçi GLOKOM Doç.Dr.Uğur keklikçi GLOKOM Glokom, Retina Ganglion Hücrelerinin bir dizi reaksiyon ile hasarlaşması veya ölmesi sonucu gelişen ilerleyici optik sinir hastalığıdır. Glokom bir optik nöropatidir

Detaylı

Diyabetik Retinopati Tanı, Takip ve Tedavisi

Diyabetik Retinopati Tanı, Takip ve Tedavisi Diyabetik Retinopati Tanı, Takip ve Tedavisi Diyabeti olan her hasta diyabetik retinopati riski taşır. Gözün anatomisi nedeni (resim 1a) ile iyi görüyor olmak göz sağlığının kusursuz olduğu göstermez,

Detaylı

FAKOEMÜLSİFİKASYONLA BİRLİKTE YAPILAN TRABEKÜLEKTOMİ AMELİYATINDA DESCEMET PANÇI KULLANIMININ CERRAHİ BAŞARIYA ETKİSİ

FAKOEMÜLSİFİKASYONLA BİRLİKTE YAPILAN TRABEKÜLEKTOMİ AMELİYATINDA DESCEMET PANÇI KULLANIMININ CERRAHİ BAŞARIYA ETKİSİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAŞA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 2. GÖZ KLİNİĞİ ŞEF: PROF.DR.SUPHİ ACAR FAKOEMÜLSİFİKASYONLA BİRLİKTE YAPILAN TRABEKÜLEKTOMİ AMELİYATINDA DESCEMET PANÇI KULLANIMININ

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

GLOKOM. Doç.Dr.Özcan Ocakoğlu

GLOKOM. Doç.Dr.Özcan Ocakoğlu GLOKOM Doç.Dr.Özcan Ocakoğlu GÖZ İÇİ BASINCI=GLOKOM?? Göz içi basıncı nasıl oluşur? Göz içi basıncının normal değeri nedir? Göz içi basıncı neden yükselir? Glokom nedir? Glokomda risk faktörleri nelerdir?

Detaylı

DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ Dr Alparslan ŞAHİN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları

DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ Dr Alparslan ŞAHİN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ Dr Alparslan ŞAHİN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Diabetes Mellitus Endojen insülinin yokluğu veya hücre içine giriş yetersizliğine bağlı Genel popülasyonun

Detaylı

DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ

DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ Dr Alparslan ŞAHİN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Diabetes Mellitus Endojen insülinin yokluğu veya hücre içine giriş yetersizliğine bağlı Genel popülasyonun

Detaylı

B. KISA ÜRÜN BİLGİLERİ

B. KISA ÜRÜN BİLGİLERİ B. KISA ÜRÜN BİLGİLERİ 1. Tıbbi farmasötik ürünün adı BETOPTIC Steril Oftalmik Solüsyon 2. Kalitatif ve kantitatif formülü mg/ml Betaksolol hidroklorür (5.0mg betaksolol baza eşdeğer), Ph. Eur 5.6 mg*

Detaylı

RETİNA DEKOLMANI PROF. DR. ŞENGÜL ÖZDEK

RETİNA DEKOLMANI PROF. DR. ŞENGÜL ÖZDEK RETİNA DEKOLMANI PROF. DR. ŞENGÜL ÖZDEK Histoloji Anatomi RETİNA DEKOLMANI Sensoriyel retinanın retina pigment epitelinden ayrılmasına retina dekolmanı denir. Görülme sıklığı 1 / 10000, 80 yaşına kadar

Detaylı

GÖZ ACİLLERİ. II-Çift görme. III-Travma. IV-Ani görme kaybı. I-Kırmızı göz. A.Sebepleri. 1. Bakteriyel konjonktivit. 2. Alerjik konjonktivit

GÖZ ACİLLERİ. II-Çift görme. III-Travma. IV-Ani görme kaybı. I-Kırmızı göz. A.Sebepleri. 1. Bakteriyel konjonktivit. 2. Alerjik konjonktivit GÖZ ACİLLERİ I-Kırmızı göz II-Çift görme III-Travma IV-Ani görme kaybı I-Kırmızı göz A.Sebepleri 1. Bakteriyel konjonktivit 2. Alerjik konjonktivit 3. Keratit 4. Episklerit ve sklerit 5. Üveit 6. Subkonjunktival

Detaylı

TEDAVİYE DİRENÇLİ GLOKOM OLGULARINDA AHMED GLOKOM VALV İMPLANTASYONU

TEDAVİYE DİRENÇLİ GLOKOM OLGULARINDA AHMED GLOKOM VALV İMPLANTASYONU TC. Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniği Şef: Doç.Dr.Feyza Önder TEDAVİYE DİRENÇLİ GLOKOM OLGULARINDA AHMED GLOKOM VALV İMPLANTASYONU (Uzmanlık Tezi) Dr.Berker Bakbak İstanbul

Detaylı

EGE GLOKOM Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Glokom Birimince Hazırlanmıştır Sayı:2, Mayıs 2006 Sayın meslektaşlarımız, İlk sayının ardından gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz. Bu derginin yazılar ve sunular

Detaylı

Light Amplification by Stimulated Emission Radiation. Maiman, 1960

Light Amplification by Stimulated Emission Radiation. Maiman, 1960 Light Amplification by Stimulated Emission Radiation Maiman, 1960 700 nm 400 nm 100 nm CO2 10.600 nm (FIR) Nd:YAG 1064 nm(nir) Diode lazer 810 nm Argon 488-514 nm Excimer 193 nm Tek dalga boyunda (Monokromatik)

Detaylı

Kornea Laser Cerrahisi

Kornea Laser Cerrahisi Kornea Laser Cerrahisi Doç.Dr.Dr.. Akif Özdamar Refraktif Cerrahi / Kategori Lameller Keratomileusis Lasik İntrakorneal Ring Segment Refraktif Cerrahi / Kategori İnsizyonel Radyal keratotomi Astigmatik

Detaylı

KIRMIZI GÖZ DOÇ.DR.ÖZCAN OCAKOĞLU CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ

KIRMIZI GÖZ DOÇ.DR.ÖZCAN OCAKOĞLU CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ KIRMIZI GÖZG DOÇ.DR..DR.ÖZCAN OCAKOĞLU CERRAHPAŞA A TIP FAKÜLTES LTESİ KANLANMA TİPLERİ YÜZEYEL DERİN MİKST LOKALİZASYON PERİFER MERKEZİ YAYĞIN NEDENİ KONJ.DAMARLANMA SİLİYER ARTER HERİKİSİ ETYOLOJİ YÜZEYEL

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Dr. H. Onur Gülseren

Dr. H. Onur Gülseren T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOM VE OKÜLER HİPERTANSİYON HASTALARINDA SELEKTİF LAZER TRABEKÜLOPLASTİNİN ETKİNLİĞİ ve KORNEA ENDOTEL HÜCRE MORFOLOJİSİ

Detaylı

Prof. Dr. Pınar AYDIN O DWEYER

Prof. Dr. Pınar AYDIN O DWEYER Yazar Ad 139 Prof. Dr. Pınar AYDIN O DWEYER Yaşın ilerlemesine bağlı olarak göz sağlığında değişiklikler veya bozulmalar olabilir. Bu değişikliklerin tümü hastalık anlamına gelmemektedir. Ancak diğer

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

MAKULA HASTALIKLARI. Prof.Dr. Solmaz AKAR

MAKULA HASTALIKLARI. Prof.Dr. Solmaz AKAR MAKULA HASTALIKLARI Prof.Dr. Solmaz AKAR MAKULA HASTALIKLARI Makula arka kutupta yaklaşı şık k 5mm çapında oval bölgedir. b Ksantofil pigmenti içerir. i Birden fazla ganglion tabakası vardır MAKULA HASTALIKLARI

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Diyabet ve göz sorunları

Diyabet ve göz sorunları TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 08 Diyabet ve göz sorunları Diyabet

Detaylı

LENSE BAĞLI SEKONDER GLOKOMLAR

LENSE BAĞLI SEKONDER GLOKOMLAR LENSE BAĞLI SEKONDER GLOKOMLAR Doç.. Dr. Erdoğan Cicik Lense bağlı sekonder glokomları üç başlık k altında toplayabiliriz: I. Açık k açılıa glokomlar a)fakolitik glokom(lens protein glokomu) b)lens partikül

Detaylı

hasta EĞİTİMİ Bel fıtığını anlamak ve Anüler Kapama için Barricaid Protezi

hasta EĞİTİMİ Bel fıtığını anlamak ve Anüler Kapama için Barricaid Protezi hasta EĞİTİMİ Bel fıtığını anlamak ve Anüler Kapama için Barricaid Protezi İçindekiler Bel fıtığı nedir? 4 Bel fıtığı teşhisi nasıl yapılır? 6 Bel fıtığı tedavisi nasıl yapılır? 7 Barricaid için bir aday

Detaylı

Şaşılık cerrahisi onam formu

Şaşılık cerrahisi onam formu Göz kaymasının düzeltilmesi hasta açısından isteğe bağlı yapılan bir cerrahi o lup zorunlu değildir. Şaşı doğan bebeklerde en iyi düzeltme zamanı 6 ay ile 18 ay arasındadır. Erken yapılan cerrahi iki gözün

Detaylı

KATARAKT İKİ GÖZDE BİRLİKTE Mİ ORTAYA ÇIKAR?

KATARAKT İKİ GÖZDE BİRLİKTE Mİ ORTAYA ÇIKAR? Katarakt, saydam olan göz merceğinin saydamlığını kaybederek görmenin azalmasıdır. Gözün renkli tabakası irisin arkasında yer alan ve saydam bir yapı olan göz merceğinin, görme işlevinde önemli bir rolü

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. MYDFRIN 5 ml oftalmik çözelti ihtiva eden plastik şişe içerisinde sunulmaktadır.

KULLANMA TALİMATI. MYDFRIN 5 ml oftalmik çözelti ihtiva eden plastik şişe içerisinde sunulmaktadır. MYDFRIN Steril Göz Damlası, 5ml Göze damlatılarak uygulanır. KULLANMA TALİMATI Etkin madde: 25 mg/ml fenilefrin hidroklorür Yardımcı maddeler: Benzalkonyum klorür solüsyonu, sodyum bisülfat, disodyum edetat

Detaylı

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU Hastanın Adı, Soyadı: TC Kimlik No: Baba adı: Ana adı: Doğum tarihi: Sayın Hasta, Sayın Veli/Vasi,

Detaylı

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ ANEURYSM (ANEVRİZMA) Arteriyel sistemindeki lokalize bir bölgeye kan birikmesi sonucu şişmesine Anevrizma denir Gerçek Anevrizma : Anevrizma kesesinde Arteriyel duvarların üç katmanını kapsayan Anevrizma

Detaylı

Vitreo - Retinal Cerrahi, Dünü - Bugünü...

Vitreo - Retinal Cerrahi, Dünü - Bugünü... Vitreo - Retinal Cerrahi, Dünü - Bugünü... Fulya Retina Merkezi, İstanbul Tunç OVALI Retina Dekolmanının Tedavisininde İlk Adımlar Retinanın ayrıntılı biçimde incelenmesi 1851 de Alman bilim adamı Helmholtz

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI NORMATİN %0,5 Göz Damlası. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Her 1 ml de;

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI NORMATİN %0,5 Göz Damlası. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Her 1 ml de; ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI NORMATİN %0,5 Göz Damlası 2. BİLEŞİM Etkin madde: Her 1 ml de; Timolol 5 mg 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR Yüksek göz içi basıncı (oküler hipertansiyon) Glokom (kronik açık açılı glokomu)

Detaylı

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ Dr. Lale Sever Intradiyalitik Komplikasyonlar Sık Kalıcı morbidite Mortalite Hemodiyaliz Komplike bir işlem! Venöz basınç monitörü Hava detektörü

Detaylı

Tedaviye Dirençli Glokomda Ahmed Glokom Valfi İmplantasyonu

Tedaviye Dirençli Glokomda Ahmed Glokom Valfi İmplantasyonu Tedaviye Dirençli Glokomda Ahmed Glokom Valfi İmplantasyonu Ahmed Glaucoma Valve Implantation in Treatment Resistant Glaucoma Banu TORUN ACAR 1, Murat HAMURCU 2, Mehmet Şahin SEVİM 1, Suphi ACAR 3 Klinik

Detaylı

Tek ve iki girişli kombine fakoemülsifikasyon ve trabekülektomi cerrahisi sonuçlarının karşılaştırılması

Tek ve iki girişli kombine fakoemülsifikasyon ve trabekülektomi cerrahisi sonuçlarının karşılaştırılması Tek ve iki girişli kombine fakoemülsifikasyon ve trabekülektomi cerrahisi sonuçlarının karşılaştırılması Mehmet Okka, Ümit Kamış, Nazmi Zengin, Kemal Gündüz Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göz

Detaylı

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları BR.HLİ.085 içerisinde kanın bulunduğu dört odacık vardır. Bunlardan ikisi sağ, ikisi ise sol kalp yarımında bulunur. Kalbe gelen kan önce sağ atriuma gelir ve kalbin sağ kulakcığı ve sağ karıncığı arasında

Detaylı

PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOMDA TOPİKAL SABİT KOMBİNASYON İLAÇ TEDAVİLERİNİN ETKİNLİK VE OKÜLER TOLERABİLİTELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOMDA TOPİKAL SABİT KOMBİNASYON İLAÇ TEDAVİLERİNİN ETKİNLİK VE OKÜLER TOLERABİLİTELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOMDA TOPİKAL SABİT KOMBİNASYON İLAÇ TEDAVİLERİNİN ETKİNLİK VE OKÜLER TOLERABİLİTELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Detaylı

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) Otonom sinir sitemi iki alt kısma ayrılır: 1. Sempatik sinir sistemi 2. Parasempatik sinir sistemi Sempatik ve parasempatik sistemin terminal nöronları gangliyonlarda

Detaylı

Artroskopi, ortopedik cerrahların eklem içini görerek tanı koydukları ve gerektiğinde

Artroskopi, ortopedik cerrahların eklem içini görerek tanı koydukları ve gerektiğinde Artroskopi nedir? Artroskopi, ortopedik cerrahların eklem içini görerek tanı koydukları ve gerektiğinde çeşitli tedavileri uyguladıkları bir cerrahi prosedürdür. Artroskopi sözcüğü latince arthro (eklem)

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

Dirençli Glokomlarda Pars Plana Vitrektomi ile Kombine Pars Plana Molteno Tüp İmplantasyonu*

Dirençli Glokomlarda Pars Plana Vitrektomi ile Kombine Pars Plana Molteno Tüp İmplantasyonu* Dirençli larda Pars Plana Vitrektomi ile Kombine Pars Plana Molteno Tüp İmplantasyonu* Pars Plana Vitrectomy Combined with Pars Plana Molteno Tube İmplantation in Eyes with Refractory Glaucoma Özcan KAYIKÇIOĞLU

Detaylı

DİYABETİK AYAKTA VAKUM UYGULAMASI

DİYABETİK AYAKTA VAKUM UYGULAMASI DİYABETİK AYAKTA VAKUM UYGULAMASI Dr. Fatih YANAR İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Periferik Damar Cerrahisi 2.Ulusal Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Sempozyumu

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir.

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir. ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI ETACİD % 0,05 Nazal Sprey 2. BİLEŞİM Etkin madde: Mometazon furoat 50 mikrogram/püskürtme 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ETACİD erişkinler, adolesanlar ve 6-11 yaş arasındaki çocuklarda

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

Filtran (Penetran) Glokom Cerrahisinde Yenilikler*

Filtran (Penetran) Glokom Cerrahisinde Yenilikler* Filtran (Penetran) Glokom Cerrahisinde Yenilikler* Novelties in Glaucoma Filtration (Penetrating) Surgery Tekin YAŞAR 1 Güncel Konu Quest Editorials ÖZ Göz içi basıncını (GİB) düşürmek için yapılan insizyonel

Detaylı

PEDİATRİK YAŞ GRUBUNDA EPİFORA VE ENDOSKOPİK DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ

PEDİATRİK YAŞ GRUBUNDA EPİFORA VE ENDOSKOPİK DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ PEDİATRİK YAŞ GRUBUNDA EPİFORA VE ENDOSKOPİK DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ Dr. Fulya YAYLACIOĞLU TUNCAY Doç. Dr. Onur KONUK GÜTF GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI İÇERİK NAZOLAKRİMAL SİSTEM -ANATOMİSİ -EMBRİYOLOJİSİ

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

TEDAVİYE DİRENÇLİ GLOKOM OLGULARINDA AHMED GLOKOM VALV İMPLANTASYONU

TEDAVİYE DİRENÇLİ GLOKOM OLGULARINDA AHMED GLOKOM VALV İMPLANTASYONU KLİNİK ÇALIŞMA / ORIGINAL ARTICLE TEDAVİYE DİRENÇLİ GLOKOM OLGULARINDA AHMED GLOKOM VALV İMPLANTASYONU Berker BAKBAK, 1 Güldal ERSOY, 2 Feyza ÖNDER 2 1 Kars Devlet Hastanesi, Göz Kliniği; 2 Haseki Eğitim

Detaylı

Yüksek Cerrahi Başarısızlık Riski Olan Glokomlu Hastalarda Mitomisin C Kullanılarak Yapılan Trabekülektomi Sonuçlarımız

Yüksek Cerrahi Başarısızlık Riski Olan Glokomlu Hastalarda Mitomisin C Kullanılarak Yapılan Trabekülektomi Sonuçlarımız Yüksek Cerrahi Başarısızlık Riski Olan Glokomlu Hastalarda Mitomisin C Kullanılarak Yapılan Trabekülektomi Sonuçlarımız Results of Trabeculectomy with Mitomycin C in Patients with High Risk of Surgical

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI FLUORESCITE %10 Enjektabl Solüsyon Damar içine uygulanır. Etkin madde: 100 mg/ml fluoresein (113,2 mg fluoresein sodyum) içerir (yaklaşık 11.25 mmol sodyum). Yardımcı maddeler: sodyum

Detaylı

Xalatan Göz damlası % 0.005

Xalatan Göz damlası % 0.005 Xalatan Göz damlası % 0.005 FORMÜLÜ: Bir ml, 50 mcg Latanoprost, ayrıca 4.1 mg sodyum klorür, 4.6 mg sodyum dihidrojen fosfat monohidrat, 4.74 mg disodyum fosfat anhidr, 0.2 mg benzalkonyum klorür ve enjeksiyonluk

Detaylı

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR.

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR. SAYFA NO 1/5 TANISAL VE GİRİŞİMSEL DİZ ARTROSKOPİSİ AMELİYATI AYDINLATILMIŞ ONAM FORMU Hasta Adı Dosya No Tarih / Saat Yöntem: Eklem içerisini gözlemek için, 0.5 cm'lik kesi deliklerinden artroskopinin

Detaylı

Katarakt cerrahisinde bıçak yerine lazer

Katarakt cerrahisinde bıçak yerine lazer femtosaniye lazer Yaşa bağlı olarak göz içi merceğinin saydamlığını kaybetmesi anlamına gelen kataraktın cerrahi tedavisinde en son aşama olan ve operasyonun önemli bir kısmının el değmeden bilgisayar

Detaylı

HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ

HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ RESİRKÜLASYON NEDİR? Diyaliz esnasında, diyaliz olmuş kanın periferik kapiller dolaşıma ulaşmadan arter iğnesinden geçen

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

GLOKOMDA LAZER UYGULAMALARI DR.H.TUBA AKÇAM UZM.DR.ZEYNEP PEHLİVANLI AKTAŞ PROF.DR. MERİH ÖNOL

GLOKOMDA LAZER UYGULAMALARI DR.H.TUBA AKÇAM UZM.DR.ZEYNEP PEHLİVANLI AKTAŞ PROF.DR. MERİH ÖNOL GLOKOMDA LAZER UYGULAMALARI DR.H.TUBA AKÇAM UZM.DR.ZEYNEP PEHLİVANLI AKTAŞ PROF.DR. MERİH ÖNOL 1 GİRİŞ Yarım asır önce yakut (ruby) lazerin T.H.Maiman tarafından bulunması sonrasında lazer uygulamaları

Detaylı

EIFEL % 0,5 GÖZ DAMLASI Betaksolol HCl

EIFEL % 0,5 GÖZ DAMLASI Betaksolol HCl EIFEL % 0,5 GÖZ DAMLASI Betaksolol HCl Etkin Madde: 1 ml EIFEL göz damlası, 5 mg Betaksolol e eşdeğer 5,6 mg Betaksolol Hidroklorür içerir. Yardımcı Maddeler: Benzalkonyum klorür, sodyum klorür, disodyum

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur EBSTEİN ANOMALİSİ Uzm. Dr. İhsan Alur 1866 da W. Ebstein tarafından tanımlandı. 1964 te Lillehei tarafından ilk başarılı valvuloplasti ameliyatı yapıldı. Triküspit kapağın septal ve posterior lifletlerinin

Detaylı

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ GLOKOMDA TANI VE MEDİKAL TEDAVİ. Hazırlayan Hacer ARIKAN. Danışman Yrd. Doç. Dr. M.

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ GLOKOMDA TANI VE MEDİKAL TEDAVİ. Hazırlayan Hacer ARIKAN. Danışman Yrd. Doç. Dr. M. 1 T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ GLOKOMDA TANI VE MEDİKAL TEDAVİ Hazırlayan Hacer ARIKAN Danışman Yrd. Doç. Dr. M. Betül YERER AYCAN Eczacılık Fakültesi Bitirme Ödevi Mayıs 2012 KAYSERİ

Detaylı

Gelişimsel Glokomlu Üç Kardeş: Tedavide Özellikli Durumlar

Gelişimsel Glokomlu Üç Kardeş: Tedavide Özellikli Durumlar Gelişimsel Glokomlu Üç Kardeş: Tedavide Özellikli Durumlar One Brother and Two Sisters with Developmental Glaucoma: Particular Conditions at the Treatment M. Sinan SARICAOĞLU 1, Görkem BİLGİN 2, Ahmet

Detaylı

PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOM OLGULARINDA PENTACAM VE GONYOSKOPİ İLE ELDE EDİLEN ÖN KAMARA AÇI DEĞERLERİNİN KAR ILA TIRILMASI

PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOM OLGULARINDA PENTACAM VE GONYOSKOPİ İLE ELDE EDİLEN ÖN KAMARA AÇI DEĞERLERİNİN KAR ILA TIRILMASI T.C. Sağlık Bakanlığı İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniği Klinik efi: Prof.Dr. Mustafa Elçioğlu PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOM OLGULARINDA PENTACAM VE GONYOSKOPİ İLE ELDE EDİLEN ÖN KAMARA

Detaylı

DİABETİK RETİNOPATİ 2007 NEREDEYİZ,NE YAPIYORUZ

DİABETİK RETİNOPATİ 2007 NEREDEYİZ,NE YAPIYORUZ DİABETİK RETİNOPATİ 2007 NEREDEYİZ,NE YAPIYORUZ Diabet insidansı,türkiye de %2-7 arasında bildirilmiş 20 yıl sonra insüline bağlı diabetiklerin %99 ve bağlı olmayanların %60 ında bir tür retinopati,hepsi

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. Yukarıda sözü geçen kontrendikasyonlar kombinasyona özgü olmayıp, ürünün bileşenlerine aittir.

ÜRÜN BİLGİSİ. Yukarıda sözü geçen kontrendikasyonlar kombinasyona özgü olmayıp, ürünün bileşenlerine aittir. ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI DORZASOPT Göz Damlası 2. BİLEŞİM Etkin madde: Her 1 ml de; Dorzolamid Timolol 20.00 mg 5.00 mg 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR DORZASOPT, oküler hipertansiyonu, açık açılı glokomu,

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

Olgu Sunumu. Tromboze Eksternal. Hemoroidlerin Boşaltılması. 27 yaşında erkek hasta. Anal bölgede ağrı ve şişkinlik. İki gün önce aniden başlamış

Olgu Sunumu. Tromboze Eksternal. Hemoroidlerin Boşaltılması. 27 yaşında erkek hasta. Anal bölgede ağrı ve şişkinlik. İki gün önce aniden başlamış Olgu Sunumu 27 yaşında erkek hasta Anal bölgede ağrı ve şişkinlik A.B.D BERBEROĞLU AÜTF AcilTıp Dr.Murat 16.03.2010 İki gün önce aniden başlamış Kanama yok ele gelen şişlik mevcutmuş Son altı aydır vücut

Detaylı

GÖRME KUSURLARI ve RENK KÖRLÜĞÜ

GÖRME KUSURLARI ve RENK KÖRLÜĞÜ GÖRME KUSURLARI ve RENK KÖRLÜĞÜ Hazırlayanlar: TUBA ALPRASLAN (050517009) MUSTAFA SERCAN ARIKAN (050517014) Fen Bilgisi Eğitimi A.B.D. PROF. DR. FİGEN ERKOÇ Gazi Eğitim Fakültesi GAZİ ÜNİVERSİTESİ GÖZ

Detaylı

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR.

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR. SAYFA NO 1/4 GİRİŞİMSEL RADYOLOJİK TETKİKLER İÇİN HASTA BİLGİLENDİRME VE RIZA FORMU Ünitenin Adı : Hastanın Adı ve Soyadı : Protokol No : Girişimsel radyolojideki işlemler; görüntüleme kılavuzluğunda cerrahiye

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI MIOSTAT %0.01 steril intraoküler solüsyon Göz içine (intraoküler) enjeksiyon olarak uygulanır. Etkin madde: 0.10 mg/ml karbakol içerir. Yardımcı maddeler: Sodyum klorür, potasyum klorür

Detaylı

Levosimendanın farmakolojisi

Levosimendanın farmakolojisi Levosimendanın farmakolojisi Prof. Dr. Öner SÜZER Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji AbD 1 Konjestif kalp yetmezliği ve mortalite 2 Kaynak: BM Massie et al, Curr Opin Cardiol 1996

Detaylı

RETİNA DAMAR HASTALIKLARI. Prof. Dr. İhsan ÇAÇA

RETİNA DAMAR HASTALIKLARI. Prof. Dr. İhsan ÇAÇA RETİNA DAMAR HASTALIKLARI Prof. Dr. İhsan ÇAÇA Oftalmik bir dalı olan ilk arter, common carotid a in internal Carotid arterin dalıdır. Oftalmik arter bir kaç dala daha ayrılır. Santral retinal arter optik

Detaylı

Trabekülektomi cerrahisinin uzun dönem sonuçları

Trabekülektomi cerrahisinin uzun dönem sonuçları JCEI / 2015; 6 (3): 263-268 Journal of Clinical and Experimental Investigations doi: 10.5799/ahinjs.01.2015.03.0530 ÖZGÜN ARAŞTIRMA / ORIGINAL ARTICLE Trabekülektomi cerrahisinin uzun dönem sonuçları Long

Detaylı

Koroner Arter Bypass BR.HLİ.90

Koroner Arter Bypass BR.HLİ.90 Arter Bypass BR.HLİ.90 arter bypass ameliyatı, en sık yapılan kalp ameliyatı tipidir. Kalbi besleyen damarlar olan koroner arterler zaman içinde çeşitli risk faktörleri ile etkilenerek daralabilir ya da

Detaylı

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 HEMOROİD - BASUR HAZIRLAYAN: OP. DR. ŞABAN BEYAZPINAR ANA SAYFAYA DÖN 1 GİRİŞ Sağlıklı bir toplum olmak. Sağlıklı karar vermeyi sağlamak ve yanlış yapmamak. Bilgilerimizin doğruluğunu

Detaylı

Lokal anestetik preparatları

Lokal anestetik preparatları Lokal anestetikler Prof. Dr. Öner Süzer Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı www.onersuzer.com Son güncelleme: 21.10.2010 Lokal anestetik preparatları 2 2/30 1 3 3/30

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

EGE GLOKOM. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Glokom Birimince Hazırlanmıştır Sayı:3, Eylül 2006. İçindekiler. Normal Basınçlı Glokom

EGE GLOKOM. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Glokom Birimince Hazırlanmıştır Sayı:3, Eylül 2006. İçindekiler. Normal Basınçlı Glokom EGE GLOKOM Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Glokom Birimince Hazırlanmıştır Sayı:3, Eylül 2006 Sayın meslektaşlarımız, Ege Glokom Gazetesi 2006-2007 çalışma takviminde de aylık olarak sizlere sunulmaya devam

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

MYOLOGIA CRUSH SENDROMU. Dr. Nüket Göçmen Mas

MYOLOGIA CRUSH SENDROMU. Dr. Nüket Göçmen Mas MYOLOGIA CRUSH SENDROMU Dr. Nüket Göçmen Mas Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi AD Kas hücresi ve kas dokusu Kısalma özelliğini taşıyan hücreye kas hücresi denir. Bunların oluşturduğu dokuya

Detaylı

YENİ TANI KONMUŞ PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOM HASTALARINDA KULLANILAN ANTİGLOKOMATÖZ İLAÇLARIN OKÜLER YÜZEY ÜZERİNE OLAN ETKİLERİ

YENİ TANI KONMUŞ PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOM HASTALARINDA KULLANILAN ANTİGLOKOMATÖZ İLAÇLARIN OKÜLER YÜZEY ÜZERİNE OLAN ETKİLERİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI FATİH SULTAN MEHMET EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ GÖZ HASTALIKLARI KLİNİĞİ Şef: Doç. Dr. TOMRİS ŞENGÖR YENİ TANI KONMUŞ PRİMER AÇIK AÇILI GLOKOM HASTALARINDA KULLANILAN ANTİGLOKOMATÖZ

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

Çocuk Glokomu Nedir? Göz İçi Basıncını hangi faktörler kontrol eder. Bebek ve Çocuklarda Glokom belirtileri

Çocuk Glokomu Nedir? Göz İçi Basıncını hangi faktörler kontrol eder. Bebek ve Çocuklarda Glokom belirtileri Çocuk Glokomu Nedir? Glokom optik sinirin (gözden beyne iletiyi götüren sinir ) gözü terk ettiği yerde hasara uğraması ile neticelenen bir durumdur. Bu tür hasar görme kalitesini etkilemektedir. Çocuklarda

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem VI Ön Hekimlik Göz Hastalıkları (Seçmeli) Uygulama Dilimi Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN

Detaylı

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Dokuların oksijen ve besin ihtiyacını karşılayan, kanın vücutta dolaşmasını temin eden, kalp ve kan damarlarının meydana getirdiği sisteme dolaşım

Detaylı

Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi

Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Beyin Tümörleri Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi Sizde mi Diş Sıkıyorsunuz? Diş sıkma ve gıcırdatma, gece ve/veya gündüz oluşabilen istemsiz bir aktivitedir.

Detaylı

KATARAKTLAR. Yrd. Doç. Dr. Abdullah Kürşat Cingü DÜTF Göz Hastalıkları AD

KATARAKTLAR. Yrd. Doç. Dr. Abdullah Kürşat Cingü DÜTF Göz Hastalıkları AD KATARAKTLAR Yrd. Doç. Dr. Abdullah Kürşat Cingü DÜTF Göz Hastalıkları AD Kristalin lens İris gerisinde, zonüla lifleriyle korpus siliare ye asılı durumdadır. Bikonveks yapıda, saydam ve damarsızdır. Gözün

Detaylı

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Bölüm 9 Astım ve Gebelik Astım ve Gebelik Dr. Metin KEREN ve Dr. Ferda Öner ERKEKOL Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Erişkinlerde astım görülme

Detaylı

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

I- YAZILI ONAM (RIZA):

I- YAZILI ONAM (RIZA): HASTANESİ KARDİYOLOJİ KLİNİĞİ ELEKTROFİZYOLOJİK ÇALIŞMA VE KALP RİTİM BOZUKLUKLARININ KATETER ABLASYON YÖNTEMİ İLE TEDAVİSİ İÇİN HASTANIN BİLGİLENDİRİLMİŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANIN Adı Soyadı:.....

Detaylı

T.C. S.B.Prof. Dr. N. Reşat Belger Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Şef: Prof. Dr. Ömer Faruk Yılmaz Şef: Doç. Dr.

T.C. S.B.Prof. Dr. N. Reşat Belger Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Şef: Prof. Dr. Ömer Faruk Yılmaz Şef: Doç. Dr. T.C. S.B.Prof. Dr. N. Reşat Belger Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Şef: Prof. Dr. Ömer Faruk Yılmaz Şef: Doç. Dr. Ziya Kapran UZUN DÖNEM GONYOTOMİ SONUÇLARIMIZ ( Uzmanlık Tezi ) Dr. Yasin Mersin

Detaylı