GÖĞÜS HASTALIKLARI HASTANESİ ÇALIŞANLARINDA TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYON RİSKİNİN TÜBERKÜLİN DERİ TESTİ İLE DEĞERLENDİRİLMESİ (Uzmanlık Tezi)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "GÖĞÜS HASTALIKLARI HASTANESİ ÇALIŞANLARINDA TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYON RİSKİNİN TÜBERKÜLİN DERİ TESTİ İLE DEĞERLENDİRİLMESİ (Uzmanlık Tezi)"

Transkript

1 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI ve GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM ve ARAŞTIRMA HASTANESİ 8.KLİNİK Doç.Dr.ESİN TUNCAY GÖĞÜS HASTALIKLARI HASTANESİ ÇALIŞANLARINDA TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYON RİSKİNİN TÜBERKÜLİN DERİ TESTİ İLE DEĞERLENDİRİLMESİ (Uzmanlık Tezi) Dr.Melike İnanır Demir İstanbul

2 KISALTMALAR DSÖ: Dünya Sağlık Örgütü. CDC : Centers for Disease Control and Prevention ATS: American Thoracic Society TDT: Tüberkülin deri testi MHC: Majör histokompatibilite antijeni YGHH: Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ŞEAH: Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi TB: Tüberküloz ARB: Aside dirençli bakteri IFN: İnterferon TNF: Tümör nekroz faktör IL: İnterlökin RİF: Rifampisin INH: İzoniazid 2

3 İÇİNDEKİLER GİRİŞ VE AMAÇ 2 GENEL BİLGİLER 4 I. TÜBERKÜLOZ VE TANI A. Mikrobiyoloji B. Mikrobiyolojik tanı Yöntemleri II. TÜBERKÜLOZ VE EPİDEMİYOLOJİ A.Epidemiyoloji B.Tüberkülin Deri Testi III. TÜBERKÜLOZ VE KORUNMA YOLLARI A.Tüberküloz ve Bulaşıcılık B.BCG Aşısı C.Sağlık Çalışanlarında Tüberküloz Enfeksiyon Riski D.Tüberkülozda korunma Yolları MATERYAL VE METOD 36 BULGULAR 38 TARTIŞMA.47 ÖZET VE SONUÇLAR..62 KAYNAKLAR 63 GİRİŞ VE AMAÇ 3

4 Tüberküloz dünyada ve ülkemizde önemli bir sağlık problemi olmaya devam eden, bilinen en eski hastalıklardan biridir lerde kemoterapinin tedaviye girişiyle tüberküloz hastalığının eradikasyonu yolunda ümitler yeşerirken, 1985 den itibaren tüberküloz insidansının artmaya başladığı görülmüştür. Tüberkülozun tüm dünya ülkelerinde, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde ciddi olarak ihmal edilmesi, 1980 lerde ortaya çıkan HIV epidemisi ve çok ilaca direnç sorunu, tüberküloz salgınının günümüzde ileri derecede artmasına yol açmıştır yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünyanın birçok bölgesinde tüberkülozun kontrol altında olduğunu ve önemli derecede ihmal edildiğini ortaya koyarak tüberkülozun kontrolü konusunda acil durum ilan etmiştir (1,2). Bugün en önemli tüberküloz ilaçları olan rifampisin ve isoniazide karşı direnç önemli sayılara ulaşmıştır. Çok ilaca dirençli tüberküloz vakalarında; tedavi uzunluğu, tedavi maliyetinin yüksekliği yanında artan tedavi başarısızlığı nedeniyle tüberküloza bağlı ölümler hızla artmaktadır. Sağlık çalışanları arasında çok ilaca dirençli tüberküloz salgınları bildirilmekte ve mortalite % oranında görülmektedir (3). Sağlık çalışanlarının sağlıklarını, yaptıkları iş nedeniyle tehdit eden, fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik, psikolojik risk faktörleri vardır. Bu risk faktörlerinden birisi de tüberküloz enfeksiyonudur (4). Hastane kökenli tüberküloz olguları son 5 yılda dünyada dikkat çekmeye başlamıştır. Bu durum yurtdışında yapılan çalışmalarda HIV enfeksiyonunun artışı ve çok ilaca dirençli tüberküloz suşlarının artışı ile açıklanmaktadır (5). Tüberkülin deri testi (TDT) Mycobacterium Tuberculosis ile enfekte kişilerin belirlenmesinde standart metoddur. İlk kez 1928 de hemşirelerin tüberkülin deri testi konversiyonu ve tüberküloz hastalığı için risk altında oldukları gösterilmiştir. Okula başlarken TDT negatif olan 220 hemşire mezun olurken % 95 konversiyon oluşmuş ve % 22 sinde tüberküloz gelişmiştir (6). 4

5 Bazı çalışmalarda hastane kökenli tüberküloz riskinin normal popülasyona göre 2-50 kez daha yüksek olduğu bildirilmektedir (7). CDC (Centers For Disease Control and Prevention) nin raporunda bu risk 3,2 kat olarak belirtilmektedir (8). Meslek grupları çalıştıkları kliniklere göre değerlendirildiğinde göğüs hastalıkları kliniklerinde çalışan doktor, hemşire ve yardımcı personelin diğer kliniklerde çalışan meslektaşlarına göre 6-7 kez daha fazla risk altında oldukları bulunmuştur (9). Bu da tüberkülozlu hasta ile uğraşan sağlık çalışanlarının karşılaştıkları riskin bir göstergesidir. Literatürde sağlık çalışanlarının hastane kökenli tüberkülozdan korunmak için kontrol programlarının uygulanması gerektiği belirtilmekte ve işe girişten itibaren TDT ile çalışanların izlenmesi gerekliliği vurgulanmaktadır (10). Bizim çalışmamızda, biri göğüs hastalıkları kliniği olan, diğeri göğüs hastalıkları kliniği olmayan iki farklı devlet hastanesinde çalışan doktor, hemşire ve yardımcı personele en az bir yıl ara ile TDT yapılarak konversiyon oranları değerlendirildi. Böylece her iki hastanedeki tüberküloz enfeksiyon riskini karşılılaştırmayı amaçladık. GENEL BİLGİLER 5

6 I. TÜBERKÜLOZ VE TANI Tüberkülozun tarihçesi Tüberküloz (TB), çoğunlukla Mycobacterium Tuberculosis (%98) olmak üzere, Mycobacterium Africanum ve Mycobacterium Bovis tarafından oluşturulan, çok değişik klinik görünümlere sahip kronik nekrotizan bir enfeksiyon hastalığıdır (11,12). Tüm organlarda görülebilen tüberküloz hastalığında, en sık tutulan organ akciğerlerdir (%85). Etkeni, patogenezi ve tedavi yolları çok iyi bilinmesine rağmen hastalık çok sayıda genç erişkinde yol açtığı ölümlerle dünyada önemini sürdürmektedir (13). Tüberküloz neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir hastalıktır. Geçen binlerce yıllık süre içinde insidansında artış ve azalmalarla seyretmiş ve halk sağlığı açısından kalıcı bir tehdit olma özelliğini her zaman sürdürmüştür. Almanya da bulunan M.Ö 8000 yılına dek uzanan tarih öncesi insana ait iskelet kalıntılarının hastalık izleri taşıdığı bulunmuş, eski Mısır uygarlığına ait iskeletlerde ve yine İnka dönemindeki mumyalarda Pott hastalığına bağlı kesin bulgular saptanmıştır (14,15). Gelişmiş batı ülkelerinde, gerek hastaların sanatoryumlarda izolasyonu gerekse sosyoekonomik gelişmenin daha iyi barınma ve beslenme koşulları sağlaması nedeniyle, tüberkülozdan ölümler daha kemoterapinin bulunmadığı 1900 lerin başından itibaren her yıl % 5-6 azalmaya başlamıştır lerde kemoterapinin tedaviye girişiyle bu azalma % lere ulaşmıştır lere gelindiğinde batı ülkelerinde tüberküloz sorununun bitmekte olduğu, hastalığın eradikasyonunun yakında gerçekleşeceği bekleniyordu. Fakat 1985 den itibaren bu ülkelerde tüberküloz insidansının yıllar sonra ilk kez artmaya başladığı görülmüştür. Gelişmekte olan ülkelerde ise, tüberkülozun 1950 lerden önceki durumu hakkında sağlıklı veriler bulunmamaktadır. Bu ülkelerde dünya sağlık örgütünce önerilen tanı, tedavi ve aşılamayı içeren tüberküloz kontrol programları 1960 tan sonra uygulanmaya başlanmıştır. Fakat 1990 lara gelindiğinde, gelişmekte olan ülkelerde uygulanan kontrol programlarının bu ülkelerin 6

7 tüberküloz sorununun çözümünde etkili olmadığı görülmüştür (11). Özellikle az ve orta gelişmiş ülkelerde tüberküloz kontrolüne yeterli ödenek ve dikkatin verilmeyişi nedeni ile kür hızları % 50 lerin altına düşmüştür. Bu nedenle toplumu enfekte eden kişi sayısı artmıştır (16). Tüberkülozun tüm dünyada özellikle de gelişmekte olan ülkelerde, ciddi olarak ihmal edilmesi 1980 lerde ortaya çıkan HIV epidemisi ve çok ilaca direnç sorunu, tüberküloz salgınının günümüzde ileri derecede ağırlaşmasına yol açmıştır (11). DSÖ 1993 yılında yaptığı açıklamada, insanlık tarihinin hiçbir döneminde günümüzdeki kadar fazla tüberkülozlu hasta bulunmadığını, dünyanın birçok bölgesinde tüberkülozun kontrol dışında olduğunu ve önemli derecede ihmal edildiğini ortaya koyarak, tüberküloz kontrolü konusunda acil durum ilan etmiştir (16). Dünya çapında tüberküloz, diğer bütün enfeksiyon hastalıklarından daha fazla ölüme yol açmaktadır (17). Dünyadaki mevcut hastaların % 95 i gelişmekte olan ülkelerde yaşarken, tüberkülozdan ölümlerin % 98 i de aynı ülkelerde gerçekleşmektedir. Bu ülkelerdeki hastaların yaklaşık yarısına (% 46) tanı konulur iken, bu olguların da yarısından azı tedavi edilebilmektedir. Tüberküloz dünyada önlenebilir ölüm nedenleri içinde % 25 ile ilk sırada yer almaktadır (18). DSÖ her yıl 8 milyondan fazla yeni tüberküloz vakası oluştuğunu ve yaklaşık 3 milyon kişinin de aynı nedenle öldüğünü vurgulamaktadır (19). Bugün dünya nüfusunun % 32 si tüberküloz basili ile enfektedir (11). DSÖ, 2005 yılında dünyada tüberküloz hastalığından 4 milyon kişinin öleceğini tahmin etmektedir (12). A. MİKROBİYOLOJİ Mikobakteriyel Morfoloji 7

8 Mycobacterium Tuberculosis hareketsiz, spor oluşturmayan, 0,2x5,0 mikron boyutlarında bir basil olup değişik biyolojik özelliklere sahiptir. En önemli biyolojik özelliklerinden birisi zorunlu aerob oluşudur. Bu nedenle oksijen konsantrasyonunun yüksek olduğu dokularda yerleşmeye eğilimlidir ve akciğerlerde de oksijen konsantrasyonun yüksek olduğu apikal bölgede daha sık tutulum vardır. Diğer bir özelliği ise hücre duvarındaki lipid düzeyinin yüksek olmasıdır. Buna bağlı olarak karbolfuksin ile boyandıktan sonra asid ve alkolle deklorize edilemez. Bu özellik aside dirençli bakteri (ARB) tanımını ortaya çıkarmıştır. Üçüncü özelliği ise yavaş üremesidir. Uygun besiyerinde 3-8 hafta içinde üreme saptanabilir. Değişik organlardaki tüberkülotik lezyonlar subakut veya kronik bir seyir göstermektedir. Dördüncü özelliği ise hücre duvarı ve sitoplazmada değişik yapıda antijenlerin bulunmasıdır. Bu antijenlere karşı konakçı immun sisteminin gösterdiği cevap tüberküloz patogenezinde önemli rol oynamaktadır (15). Mikobakterilerin Yapısı Mikobakteriler, bir plazma membranı ile sınırlanan sitoplazmadan ve bunları çevreleyen lipidden zengin bir hücre duvarından oluşmuşlardır. Hücre membranı iki tabaka polar fosfolipid içerir. İç tabaka hidrofobik, dış tabaka hidrofilik özellik gösterir (15). Hücre duvarının en önemli özelliği çok yüksek oranda (% 60) lipid içermesidir. Bu yapısı sayesinde; aside dayanıklılık, hücrelerin bir araya toplanımı, konakçı hücreleri tarafından yapılan litik enzimlere ve bakterisidal ilaçlara direnç ve muhtemelen bazı besinler hatta antibiyotiklerin hücre içine girişinin engellenmesini sağlar (20). Mikobakteriyel hücre duvarı iskeleti peptidoglikan, arabinogalaktan ( arabinoz + galaktaz) ve mikolik asit olmak üzere üç ana makromolekülden oluşmaktadır (Şekil 1)(22). 8

9 Şekil 1. Mikobakteriyel hücre zarfı (membran ve duvar) modeli (21) Peptidoglikanlar diğer bakterilerin yapısında da vardır. Farklı olarak mikobakteriyel mürein N- glycolyl muramik asit içeren bu tabaka hücrenin şeklini sağlar. Ayrıca bu tabakada yer alan lipoarabinomannan (LAM) ve lipomannan nın potansiyel patojenik rolü vardır (23). Arabinogalaktan, arabinoz ve galaktazdan oluşan dallı bir polisakkarittir. Uçlarında mukolik asit diye adlandırılan uzun zincirli yağ asiti bulunur. Bu asitler, hücre duvarının kalınlığından ve büyük oranda da hücrenin aside direncinden sorumludurlar. Mukolik asitler, trehalose gibi şekerlere bağlanarak cord factor 9

10 oluşturabilirler. Kord faktör granulom oluşumuna ve akut inflamasyona yol açar. En dış tabakada ise fenolik glikolipidlerden oluşan mycosidler bulunur. Bu tabaka basil çevresinde kapsül şeklinde elektron saydam bir bölgenin görülmesine neden olur. Antijenik proteinler ve peptidler hücre duvarı ve sitoplazmada bulunmaktadır. Peptidler hapten gibi davranabilir ve gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu ortaya çıkarabilirler. Polisakkaridler mikobakterilerin önemli antijenik kısımlarını oluştururlar. Polisakkarid I molekülü de gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu ortaya çıkarabilir. Hücre duvarından daha pek çok karmaşık moleküller elde edilmiştir. Mikobakteriyel Antijenler Mikobakterilerin sitoplazmasında ve hücre duvarındaki lipidlerden bazıları da antijenik özellik gösterirler. Mikolik asitler, fosfolipidler, Wax D, mikosidler, toksisite ve immunolojik aktivitede rol alırlar. M. Tuberculosis de bulunan proteinleri kabaca 6 grupta değerlendirmek mümkündür. Bunlar; sitoplazmik proteinler, membran ilişkili proteinler, peptidoglikan ilişkili proteinler, dış hücre duvarı proteinleri, ısı şok proteinleri (hsp) ve salınan (export) proteinlerdir. Bunlardan ısı şok proteinleri ve salınan proteinlerin immun yanıt oluşumunda etkileri bulunmaktadır (15). PATOGENEZ VE İMMUNOLOJİ Tüberküloz immünopatogenezinde 4 evre vardır (24). 1. evre: Basilin organizmaya girerek yerleşmesi ve enfeksiyonu başlatmasıdır (1.hafta). Tüberküloz enfeksiyonu virülan tüberküloz basilinin 10

11 alveole ulaşması ile başlar. Alveolde makrofajlar tarafından tutularak fagosite edilir. Makrofajlar içinde basillerin çoğalması makrofajların ölümü ile fokal bir enfeksiyon odağı gelişir. Basilin virülansı yüksek, makrofajın direnci düşük ise basiller daha hızlı çoğalırlar. 2. evre: Basillerin logaritmik çoğaldığı ve tüberküloz lezyonunun geliştiği evredir. Basilin organizmaya girmesinin 2. ve 3. haftasında basiller alveolar makrofajlar içinde çoğalır ve makrofajı parçalayarak alveollere yayılırlar. Monositler, primer odak etrafında toplanır ve granülom oluşumunda etkili olur. Bu evrede tüberküloz basiline duyarlı T lenfositler gelişir ve bu lenfositlerin oluşturduğu ara maddeler makrofajları aktive eder. 3. evre: Hücresel immünite ve geç tip aşırı duyarlılık 3. haftadan sonra gelişir (25). Buna bağlı olarak primer odak sınırlandırılır ve granülasyon dokusu oluşur. Tüberküloz basilleri granülasyon dokusu içindeki solid kazeöz materyal içinde yıllarca canlı kalabilir. Aktif makrofajlar kazeöz materyalin çevresinde toplanır ve lezyonu sınırlar. Geç tipte aşırı duyarlılık doku harabiyetine neden olarak kavite gelişimine yol açar. Normal bireyde bu evrede basil sayısı artmaz. Buraya kadar gerçekleşen immün yanıtı şu şekilde özetleyebiliriz; A. Alveol makrofajının içine tüberküloz basili girer. B. Alveol makrofajı basili fagosite eder. C. Fagositoz sonrasında hücresel immünite ve gecikmiş tipte aşırı duyarlılık başlar: 1. Alveol makrofajı TNF-α serbestleştirir. Bu sitokin alveol makrofajını uyarır. 2. Alveol makrofajı, CD4 ve CD8 α/β T lenfositleri ve γ/δ T lenfositleri olay yerine çeken ve uyaran IL-1 ve IL-12 sitokinlerini serbestleştirir. 3. Alveol makrofajı aynı zamanda, kanda bulunan çeşitli hücrelerin yerel endotele tutunmasına neden olan çeşitli kemokinleri serbestleştirir, sonra bu hücreler enfeksiyon yerine göç ederler. D. Mikobakteri proteinleri, peptid antijenlerine parçalanarak makrofaj hücre zarına taşınır ve T lenfositlerine sunulurlar. Eğer antijenler fagozomların 11

12 içinde kalırlarsa, bir makrofaj zar antijeni olan Ia ile birleşirler. Mikobakteri antijeni ve bu sınıf II molekül, makrofaj hücre zarına taşınır ve böylece MHC sınıf II yolu ile sunulur. Bu olay CD4 yardımcı T hücreleri ile olur. Eğer antijenler fagozomdan makrofaj hücre içine kaçarlarsa, MHC sınıf I yolu ile sunulurlar, bu yolda CD8 sitotoksik T hücreleri rol alır. E. Antijen sunumundan sonra T hücreleri, IL-2 serbestleştirmek üzere uyarılırlar. IL-2 hem kendisinin otokrin uyaranı, hem de diğer T lenfositlerinin olay yerine çekilmeleri, çoğalmaları ve aktivasyonu için bir uyarandır. F. Aktifleşen T hücreleri, IFN- γ yı serbestleştirerek makrofajı daha da aktifleştirir. Yukarıda sözü edilen faktörlerin etkisi altında, tüberküloz basilinin çoğalma yerlerine çekilen makrofajlar aktif hale gelir. Aktivasyon, basil çoğalmasını durdurma ya da hücre içi mikropları öldürme yeteneği de dahil morfolojik, biyokimyasal ve fonksiyonal değişiklikleri tanımlamak için kullanılan geniş bir terimdir. Bu olay sonuçta cilde enjekte edilen tüberküloproteinlere gecikmiş tipte aşırı duyarlılık olayına yol açar. TDT primer enfeksiyondan sonra genellikle 3-8 hafta içinde pozitifleşir. 4. evre: Likefaksiyon ve kavite oluşur. Bağışıklığı baskılanmış bireylerde hücresel immünite, primer tüberkülozu kontrol edemez ise progresyon sonucu kaviteleşme olur. Kaviteleşme post primer tüberkülozun özelliği olmakla birlikte primer enfeksiyon geçiren yetişkinlerin % 5-10 unda görülebilir. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran daha yüksektir. A. Primer Enfeksiyon Genellikle inhale edilen tek bir basil ile başlar. Ventilasyonun büyük bir kısmı alt loblara gittiğinden primer enfeksiyon daha çok buralarda görülür. Basillerin çoğu makrofaj tarafından öldürülse de bir kısmı makrofaj içinde çoğalır, onları parçalar, alveollere yayılır. Bu bölgeye yeni gelen makrofajlar basillerin etrafını sararak granülomların oluşmasını sağlarlar. Bu sırada basil 12

13 yüklü makrofajlar bölgesel lenf bezlerine ulaşabilir ve hemotejen yolla yayılabilir. Giderek konakçıda gelişen aşırı duyarlılık, granülomların merkezinde mekroza yol açar. Olgunlaşan granülomların etrafı fibröz doku ile çevrilir, çoğu basil ölür fakat bazı basiller bu odaklarda yıllarca canlı fakat metabolik aktivite göstermeyen basiller olarak kalırlar (Dormant basil). 6-8 haftada gelişen duyarlılık sonucu kişinin TDT si pozitifleşir. Bağışıklığın yeterli olması durumunda bu dönemde hiçbir klinik bulgu vermeden lezyonlar iyileşmiş olur. Primer enfeksiyon geçirmiş olanların % 5 inde kazeöz nekroz alanlar artar ve hastalık tablosu ortaya çıkabilir (primer tüberküloz). Enfekte kişilerin % 95 inde olay sessiz kalır (26). B. Reaktivasyon İlk enfeksiyon odağında veya basillerin lenfohematojen yolla yayıldıkları herhangi bir organdaki odaklarda dormant halde bulunan basiller kişinin yaşamının herhangi bir döneminde yeniden çoğalmaya başlayıp hastalık tablosu oluşturabilirler. Buna reaktivasyon tüberkülozu veya post primer tüberküloz denir. Bu tüm enfeksiyon geçirenlerin % 5 inde görülür. Genellikle akciğerin parsiyel oksijen basıncı yüksek olan üst alanlarında görülmektedir. Bu dönemde hastalık bronkojen yayılım ve kaviteleşme ile karakterizedir. Primer enfeksiyon geçirmiş kişilerde yeni enfeksiyonlara karşı bağışıklık gelişmiş olsa da eksojen basillerle yeniden enfeksiyon ( reenfeksiyon) söz konusu olabilir. Bu özellikle enfeksiyon riskinin yüksek olduğu yerlerde bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde söz konusudur (Şekil 2)(27). 13

14 Şekil 2. Tüberküloz enfeksiyonu ve hastalığın gelişimi B. MİKROBİYOLOJİK TANI YÖNTEMLERİ Tüberküloz hastalığının kesin tanısı hastadan alınan örneklerde tüberküloz basilinin gösterilmesi ile konur. Akciğer tüberkülozu düşünülen olgularda incelenmesi gereken ilk örnek balgamdır. Üç gün arka arkaya sabah balgamlarının incelenmesi en iyi yoldur. Balgam çıkaramayan olgularda hipertonik tuzlu su çözeltilerinin inhalasyonu ile balgam çıkartılabilir. Balgam çıkartamayan olgularda (özellikle çocuklarda) diğer bir yöntem nazogastrik sonda ile aspirasyondur. Fiberoptik bronkoskopi ile yapılan bronkoalveoler lavaj (BAL) ve biyopsi de gerekli olgularda tanıya katkıda bulunur. Mikrobiyolojik tanı için kullanılan örnekler plevra sıvısı, beyin omurilik sıvısı, idrar, dışkı ve eklem sıvılarıdır. Direkt yayma preperatların incelenmesinde en sık kullanılan boyama yöntemleri Ziehl- Neelsen ve Auramin Orhodamine dir. Balgam yaymasında aside dirençli basilin (ARB) bulunması örnekte mikobakterinin varlığını gösteren ilk bulgudur. Balgamda ARB nin pozitif olması için örneğin 1 ml sinde 5-10 bin basil bulunması gereklidir (28). Direkt yayma preperatlarda ARB nin pozitif olması antitüberküloz ilaç başlanması için endikasyon oluştursa da tüberküloz tanısı kesin olarak ancak 14

15 basilin kültürde üretilmesi ile konulur. Kültür için en sık kullanılan besiyerleri Löwenstein-Jensen ve Middlebrook 7H10, 7H11, 7H12 gibi besiyerlerdir. Bu besiyerlerde üreme 2-3 hafta içinde olabilir fakat sonuç verebilmek için 6-8 hafta beklenilmelidir. Daha hızlı tanı için işaretlenmiş C -14 içeren besiyerleri kullanılarak çoğalan basillerin ürettiği CO 2 gazının ölçümüne dayanan radyometrik yöntem (BACTEC) geliştirilmiştir. Bu yöntemle tanı süresi 8-14 güne indirilebilmektedir (28). Tüberküloz tanısında son yıllarda yeni yöntemler üzerinde çalışılmaktadır. Alınan klinik örnekteki tek bir basilin DNA sının saptanmasına dayanan PCR (polimerase chain reaction) yöntemi bunlar arasında en ümit verici olanıdır. Ancak yöntem henüz klinik tanıda rutin kullanılacak standartlara kavuşturulamamıştır. Bugün en güvenilir olarak ARB (+) örneklerde saptanan basilin tip tayininde kullanılabilmektedir. Bunun dışında ELİSA ve RIA aracılığı ile basilin çeşitli antijenlerinin veya serumda basile karşı oluşan antikorların saptanmasına yönelik tanı yöntemleri de araştırma safhasındadır. Son yıllarda geliştirilen yöntemlerle basillerin genotip tayini mümkün hale gelmiştir. Bu yöntem tanı yanında hastalığın epidemiyolojisinde de kullanılmaya başlanmaktadır. Doku biyopsileri; öncelikle tüberküloz plörezide plevra biyopsi örneğinde ve ayrıca akciğer, karaciğer veya lenf bezi gibi organ biyopsilerinde kazeifikasyon nekrozu gösteren granülomların saptanması, tüberküloz tanısında çok yararlıdır. Fakat kesin tanı için bu dokuların boyanarak tüberküloz basilinin gösterilmesi ve/veya dokuların kültürlerinde basilin üretilmesi gereklidir. Tüberkülin deri testi M.Tuberculosis ile oluşan enfeksiyonu göstermede kullanılan tek yöntemdir. Test, enfeksiyon veya BCG aşısı yolu ile basille karşılaşan kişilerde gelişen aşırı duyarlılık reaksiyonunun ortaya çıkarılmasına dayanır. Pozitif deri testi immüniteyi göstermediği gibi hastalığın varlığı veya yokluğunu da ortaya koymaz, sadece o kişinin tüberküloz basili antijeni ile daha önce karşılaştığını belirtir (29). 15

16 II. TÜBERKÜLOZ VE EPİDEMİYOLOJİ A.EPİDEMİYOLOJİ Tüberküloz, dünyada en yaygın olan ve erişkinlerde en çok ölüme yol açan enfeksiyon hastalığıdır. Tüberkülozda sadece basille karşılaşmış fakat hiçbir hastalık belirtisi göstermeyen kişilere enfekte, aktif klinik belirti veren lezyonları bulunan kişilere de hasta denilmektedir. Tüberküloz basili ile enfekte olan insanların yaklaşık %10 u yaşamları süresince tüberküloz hastalığına yakalanırlar yılı rakamları ile dünya nüfusunun yaklaşık 1/3 ü (yaklaşık iki milyar kişi) tüberküloz basili ile enfektedir. Bu enfeksiyon havuzundan her yıl yaklaşık 8 milyon kişi hastalığa yakalanmakta ve 3 milyon kişi ölmektedir (30). Tüberküloz hastalarının %95 i ve tüberkülozdan ölümlerin %98 i az gelişmiş ülkelerde meydana gelmekte olup, bu ölümlerin %75 i de üretken genç yaş grubu erişkinlerde görülmektedir (31). Tüberküloz epidemiyolojisi tüberküloz basili ile insan ve çevresi arasındaki etkileşimleri inceler (32). Gelişmiş toplumlarda modern tüberküloz epidemiyolojisinin amacı: toplumdaki enfekte nüfus oranını belirlemek, enfeksiyon havuzunu küçültüp yok edilebilmesi için gerekli önlemleri araştırmak iken; gelişmekte olan ülkelerde hastaların erken saptanıp, etkili kemoterapi programlarının uygulanmasını sağlamak, çocuk ve gençleri kaynak olgulardan korumanın yollarını araştırmaktır (33). Bir toplumdaki tüberküloz sorununun boyutlarını saptamak, zaman içindeki seyrini izlemek ve alınan kontrol önlemlerinin etkinliğini değerlendirmek amacıyla değişik epidemiyolojik ölçütler kullanılmaktadır. 1. Tüberküloz Enfeksiyon Prevalansı Belirli bir toplumda, çalışmanın yapıldığı anda enfekte bulunan yani tüberkülin pozitif bulunan kişilerin oranıdır. Yüksek gelirli ülkelerde tüberküloz 16

17 basili ile enfekte olan kişilerin %80 i 50 yaş altındadır(16,33). Enfeksiyon prevalansı konusunda ülkemizi temsil eden iki çalışma 1959 ve 1982 yıllarında yapılmıştır. BCG aşısı olmayan olgularda TDT pozitifliği 1959 da %56 (14,971,000 kişi), 1982 de %25 (11,578,000) olarak saptanmıştır. Ülkeyi temsil eden yeni çalışma olmamasına rağmen sınırlı çalışmalarda gösterildiği gibi halen enfeksiyon havuzunun önemli sayılarda olduğu tahmin edilebilir (16). 2. Tüberküloz Enfeksiyon Riski Bir toplumda tüberküloz basili ie enfekte olmamış kişilerin, bir yıl içinde enfekte olma olasılığı olarak tanımlanır ve genellikle yıllık enfeksiyon riski veya tüberküloz enfeksiyon insidansı olarak adlandırılır (11). Bu epidemiyolojik ölçütün üstünlükleri şunlardır: Sadece tüberkülin çalışmasına dayalı, ucuz, pratik, fazla eleman gerektirmeyen, kolaylıkla tekrarlanabilen bir çalışmadır. Tüberkülin testinin değerlendirmesinde, radyografi okuyucuları kadar sübjektivite payı yoktur. İhbar ve kayıt sistemlerinden etkilenmez. Bir toplumdaki mikroskopi pozitif pulmoner tüberküloz insidansını verir. Toplumda hastalığın ve enfeksiyonun seyrini gösterir. Tüberküloz kontrol programlarının yeterliliği konusunda bilgi verir. Ülkeler arası kıyaslama olanağı sağlar. Yıllık enfeksiyon riski gelişmiş ülkelerde düşük (% 0,02-0,06), gelişmekte olan ülkelerde ise yüksektir (% 1-3)(33). Elimizde son yıllarda yapılmış ülkemizi temsil eden çalışma bulunmamaktadır de Verem Savaş Daire Başkanlığınca (VSDB) yapılan bir çalışmada 20 yaş grubundaki erler incelenmiş ve yıllık enfeksiyon riski % 0,92 olarak bulunmuştur (16). 3. Tüberkülozda Mortalite Hızı 17

18 Belirli bir toplumda bir yıl içerisinde, 100 bin kişilik nüfus başına, tüberkülozdan ölenlerin sayısını gösterir. Kemoterapi dönemi öncesinde güvenilir bir ölçüt iken, kemoterapi dönemi sonrasında yapılan düzensiz tedavilerle ilaca dirençli hale gelerek kronikleşen, tedavisi olanaksız olmasına rağmen, gördüğü kısmi tedavilerle yaşamını yıllarca sürdürebilen bir hasta grubu ortaya çıktığı için mortalite hızı eski değerini yitirmiştir (11,33). 4. Tüberküloz Prevalansı Belirli bir tarihte saptanan eski ve yeni tüm tüberküloz olgu sayısının genel nüfusa oranıdır. Binde veya yüz binde olarak ifade edilir (33). Türkiye de hastalığın prevalansını belirlemek için en son çalışma 1982 de yapılmıştır. Bu çalışmada tüberküloz prevalansı binde 3,58 olarak bulunmuştur (16). 5. Tüberküloz İnsidansı Bir yılda saptanan yeni tüberküloz olgu sayısının genel nüfusa oranıdır. Yüz binde olarak ifade edilir. Hastalığın yaygınlığını belirlemede kullanılabilecek en iyi ölçüttür. Tüberküloz insidansı, ülkelerin tüberküloz kontrolündeki aşamaları hakkında bilgi verir. Eğer bir toplumda tüberküloz insidansı 100,000 de 1,000 in üstünde ise o toplumda epidemi var denmektedir (33). VSDB verilerine göre ülkemizde 2002 yılında 18,038 yeni olgu saptanmış ve bu rakama dayanan insidans 27 / 100,000 dir. Fakat bu oran ihbar sistemine bağlı olduğu için bildirim eksikliğinde güvenilir sonuçlar elde edilemez (34,13). Tüberkülozun beş epidemiyolojik ölçütünün değerlendirmesinden, ülkemizde tüberkülozun seyri konusunda fikir sahibi olmak, güvenilir kayıt sistemi olmadığından mümkün değildir. Ayrıca son on yılda bu konuyla ilgili büyük ölçekli bir çalışma yapılmamıştır (33). B. TÜBERKÜLİN DERİ TESTİ 18

19 TDT tüberküloz enfeksiyonu sonucu oluşan geç ve hücresel tipteki bağışıklığı, aşırı duyarlılığı belirlemek için kullanılan deri testidir. O nedenle pozitif bir test sonucu, hastalığın varlığı veya yokluğunu göstermez; sadece o kişinin tüberküloz basili ile enfekte olduğunu gösterir. Hastalık tanısında ise dolaylı olarak yardımcı olabilir (35) da Robert Koch tarafından bulunan ilk tüberkülin (old tüberkülin), o zamandan beri tüberküloz enfeksiyonunun varlığını saptamada ve epidemiyolojik çalışmalarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu testte, tüberkülin ismi verilen ve basilin sıvı besiyerlerindeki kültürlerinin, basillerin öldürülmesi için 100 C de buharla karıştırılması ve filtratın konsantre edilmesi ile elde edilen materyel kullanılmaktadır. TDT de antijen olarak kullanılan, tüberküloz basillerinin proteinleridir(36). Tüberkülin Deri Testi TDT nin esası, basilin belirli antijenik bileşenlerinin, tüberküloz basili ile enfekte olan kişilerde gecikmiş tipte aşırı duyarlılık reaksiyonu yapmasıdır. PPD (saflaştırılmış protein türevi = purified protein derivative), tüberkül basil kültürü filtresinden protein presipitasyonu ile izole edilir. Kültür filtresinde bulunan ve tüberkülinler denilen antijenik öğeleri içerir. İçeriğinin çoğunluğu yaklaşık Da molekül ağırlığı olan küçük proteinlerden oluşur, ayrıca polisakkaritler ve bazı lipidler içerir. Seibert ve Glenn in 1939 da ürettikleri bir parti (batch) PPD (lot 49608), PPD-S olarak adlandırılır ve bu uluslararası standart olarak kullanılmaktadır. Üretilen bütün PPD ler, PPD-S ile eşit güçte olduklarını göstermek için biyolojik olarak test edilmelidirler (37). PPD-S in standart 5- tüberkülin ünitesi (TÜ) dozunun tanımı şöyledir: 0,1 mg/0,1ml dozdaki bir PPD- S in gecikmiş cilt testi aktivitesi olarak tanımlanır. Ticari PPD solüsyonlarındaki standart test dozu, PPD-S teki 5TÜ ne biyolojik olarak eşdeğer doz olarak tanımlanır. Tween 80 deterjanından küçük bir miktar eklenerek, PPD nin cam ve 19

20 plastiklere yapışması azaltılır. Bu yapışma nedeniyle, tüberkülin bir kaptan diğerine aktarılmamalı, enjektöre çekilince de en kısa sürede uygulanmalıdır. Işık ve ısıya dayanıksızdır. Buzdolabında +2 ila +8 C de saklanır, dondurulmaz. Karanlıkta tutulmalı, ışık almamalıdır (38). Tüberkülin Reaksiyonu Mikobakterilerle enfekte olan kişilerde, enfeksiyondan sonra T lenfositler basil antijenlerine karşı duyarlı hale gelmektedir. Duyarlılaşan bu T lenfositler birkaç hafta içinde dolaşıma katılmaktadırlar. Deriye tüberkülin maddesinin enjeksiyonu bu lenfositleri uyarmakta ve gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonunun oluşmasını sağlayan birçok olayı aktive etmektedir. Deride oluşan reaksiyon gecikmiş tip bir yanıttır. Çünkü tüberkülin verildikten saat sonra oluşan immun yanıt görülür hale gelebilmektedir. Bu tip reaksiyonlarda antikorların rolü yoktur ve dolayısıyla serumla nakledilemez. Tüberkülin antijeni ile karşılaşan yardımcı T hücreleri (CD4+) makrofajlara kemotaktik olan ve onları aktive eden sitokinler salgılar. Bu sitokinlerinlerden bazıları IFNγ, IL-1, TNF-α dır. Bu aktivasyon MHC II( majör histokompatibilite antijeni) nin aracılığıyla gerçekleşir. Aktive olan makrofajlar içlerine aldıkları antijenleri daha etkin biçimde etkisizleştirme yeteneğine kavuşur. Yardımcı T hücrelerince sitotoksik T hücreleri (CD8+) de uyarılır. Ancak bu uyarının aşırı ve sürekli olması halinde çevre dokulara zarar verir (39). Enfeksiyon ile daha önce T hücreleri duyarlılaşmıştır. Tüberkülin cilt testi yapılan yere bu duyarlılaşmış T hücreleri gelir ve ortama lenfokinleri salar. Bu lenfokinler, o bölgede vazodilatasyona, ödeme, fibrin birikimine ve diğer inflamatuar hücrelerin toplanmasına yol açar ve böylece endurasyon (kabartısertlik) oluşur. Reaksiyon 5-6 saatte başlar ve saatte maksimuma ulaşır. Kaybolması ise günler alabilir (26). Uygulama Tekniği 20

21 Deri içi testi (Mantoux yöntemi) ve çok delikli test metodu (Multiple Puncture Metodu) olmak üzere iki çeşit uygulama metodu vardır. Mantoux metodunda, PPD nin 5 TÜ nden 0,1 ml doz sol önkolun 2/3 üst kısmında iç ya da dış yüzüne, cilt içine yapılır. Kullanılacak alanda cilt lezyonu olmaması ve venlere uzak olması önerilir. Tüberkülin cilt testi 1 ml.lik dizyem taksimatlı, bir kullanımlık 27 gauge kalınlığında iğnesi olan enjektör ile uygulanır. Cilt yüzeyinin hemen altına iğnenin oblik uç kısmı yukarı gelecek şekilde tutularak yapılır. Enjeksiyondan sonra 6-10 mm çaplı bir kabarcık oluşmalıdır. Bu test uygun yapılmamışsa hemen ikinci bir test dozu, birkaç cm uzak bir yere yapılır ve yeri kaydedilir. Şişe ya da ampulün işi bitince tekrar buzdolabı ya da buz kabına konulmalıdır. Tüberkülin uygulanacak bölge antiseptikle silinmemelidir. Testin Okunması Test uygulanan kişi daha önce BCG ile aşılanmış ya da tüberkül basili ile karşılaşmış ise 2-3 gün içinde test yerinde hiperemi (kızarıklık) ve endürasyon (kabartı) oluşur. Hipereminin çapı değil endürasyonun çapı önemlidir. Endurasyon varlığı inspeksiyon ve palpasyon ile saptanır. Bir kalem ucu ile de endurasyonun başladığı noktalar saptanabilir. Test yapıldıktan saat sonra (2-3 gün) önkolun doğrultusuna dik olan endürasyon çapı şeffaf bir cetvelle milimetrik olarak ölçülür. Özel durumlarda ölçüm 96 saate kadar yapılabilir. Endurasyon yokluğunu not ederken negatif değil 0 mm olarak yazmak doğrudur. Test yerinde görülebilen bül, vezikül ve benzeri reaksiyonlar önemli değildir. Kesinlikle pomat vb. sürülmemelidir. Birkaç haftada kendiliğinden geçebilir. Tüberkülin deri testinin yorumu Tablo I de verilmektedir (15,20,36). Yalancı Pozitif Reaksiyon Yalancı pozitifliğe neden olan, çoğunlukla diğer mikobakterilerle enfeksiyona bağlı oluşan antijenik benzerliktir. Cross reaksiyona neden olan bu antijenlerin olası kaynağı, tüberküloz dışı mikobakteri enfeksiyonu ve BCG ile 21

22 aşılamadır (11). BCG ye bağlı PPD reaksiyonunun genellikle 15 mm den küçük olduğu kabul edilmektedir, fakat bu kesin bir sınır değildir. BCG ye bağlı pozitiflik 3-5 yılda genellikle kaybolmakta ve 10 yıldan daha fazla sürmemektedir. Buna bağlı TDT pozitifliği zamanla azalalır veya kaybolabilir. Bu kişilerde TDT negatif çıkabilir, eğer test 1 hafta sonra tekrarlanırsa pozitife (10 mm den büyük veya ilk testten 6 mm fazla) dönebilir. Bu olaya Booster reaksiyonu denmektedir ve kişinin TDT nin gerçekte pozitif olduğunu gösterir. -Tüberkülozlu hasta ile temas öyküsü varsa, -Endürasyon büyükse (10 mm ve üzeri gibi) -Ailede tüberküloz öyküsü varsa yada yüksek tüberküloz insidansı ve prevalansına sahip ülkede yaşama geçmişi varsa, -Aşılama ile TDT arasında geçen süre 10 yılın üzerinde ise, oluşan reaksiyon M. Tuberculosis enfeksiyonuna bağlı olarak değerlendirilebilir. Öyküde BCG aşılaması olması TDT için kontrendikasyon değildir (14,17). Tablo 1.TDT nin yorumu (15,20,36) Endürasyon 5 mm iken reaksiyonun pozitif kabul edildiği durumlar 1. Aktif tüberkülozlu hasta ile son zamanlarda yakın temasta bulunan kişiler 2. HIV enfeksiyonu olan veya HIV durumu bilinmeyen fakat HIV için risk faktörleine sahip kişiler 3. Akciğer grafisinde fibrotik görünüm yada sebat eden iyileşmiş tüberküloz görüntüsü. 22

23 Endürasyon 10 mm iken reaksiyonun 1. Yüksek prevalanslı bölgelerde doğanlar pozitif kabul edildiği durumlar 2. Latent tüberküloz enfeksiyonunda progresyona neden olabilecek ve hastalık riskini arttıracak tıbbı koşullarda bulunanlar( Kİ ve organ Tx. Sonrası immun supressif tedavi, kronik böbrek hastalğı, lösemi, lenfoma gibi hematolojik maligniteler, ideal vücut ağırlığının % 10 ve daha altında bulunmak, silikozis, gastrektomi, jejunoileal bypass. 3. Hapishane, bakımevleri gibi uzun süreli barınma sağlayan ortamlarda yaşayanlar 4. Yeterli tıbbi bakım alamayan düşük gelirli popülasyon 5. Intravenöz ilaç bağımlıları 6. Hastalandıklarında çok sayıda duyarlı kişi için tehlikeli olabilecek kişiler(sağlık görevlileri, okul ve çocuk bakımevi görevlisi) 7. 4 yaş altındaki çocuklar yada yüksek risk katogorisindeki erişkinlerle temasta olan bebek, çocuk ve adelosanlar Endürasyon 15mm iken reaksiyonunyukarıdaki kriterleri taşımayan tüm kişiler pozitif kabul edildiği durumlar Yalancı Negatif Reaksiyon Aktif tüberkülozlu hastalarda tüberkülin cilt testinin %25 yalancı negatif olduğu görülmüştür (40). Bu yüksek yalancı negatiflik oranı, beslenme ve genel sağlık durumunun kötü olmasına, yaygın hastalığa, bağışıklığın baskılanmasına bağlı bulunmuştur. Yalancı negatiflik nedenleri aşağıda verilmiştir (15). 23

24 Kişiye ait olanlar: * İnfeksiyonlar; Viral (kızamık, kabakulak, su çiçeği, HIV), bakteriyel (tifo, tifüs, brusella, boğmaca, yaygın tüberküloz, tüberküloz plörezi), fungal * Canlı virüs aşıları (kızamık, kabakulak, polio, su çiçeği) * Metabolik bozukluklar (kronik böbrek yetmezliği) * Proteinlerin düşüklüğü (ciddi protein düşüklüğü, afibrinojenemi) * Lenfoid organları etkileyen hastalıklar ( lenfoma, lösemi, sarkoidoz) * İlaçlar (kortikosteroidler ve diğer birçok bağışıklığı baskılayıcı ilaç) * Yaş (yenidoğanlar, azalmış duyarlılığı olan yaşlı hastalar) * Stres (cerrahi, yanıklar, mental hastalıklar, graft verus host reaksiyonları) Uygulamaya ait olanlar: * Uygunsuz depolama (ısı ve ışığa maruziyet) * Uygunsuz sulandırmalar * Kimyasal denatürasyon * Kontaminasyon * Yapışma (adsorpsiyon) (Tween 80 eklemekle kısmen kontrol edilir) * Çok az antijen enjekte etmek * Cilt altına enjeksiyon * Enjektöre çektikten sonra geç uygulama * Diğer cilt testlerine çok yakın enjeksiyon * Deneyimsiz okuyucu, * Kayıt hataları TDT NİN KULLANIM ALANLARI a. Tanıda Esas olarak endürasyon çapının 10 mm veya daha fazla olması pozitif, 5-6 mm olması şüpheli, 5 mm den az olması ise negatif olarak değerlendirilir. Testin duyarlılığı % 100 değildir. Genel olarak aktif tüberkülozlu hastaların 24

25 %10-20 sinde TDT negatif olabilir. Ağır tüberkülozlu hastalarda, TB plörezide TDT pozitifliği azalabilir. Milier tüberkülozda %50 oranında negatiftir. Fakat çocuklarda kuvvetli TDT pozitifliği özellikle temaslı olanlar içinde enfekte olanların saptanmasında ve şüpheli tüberküloz kliniğine ek olarak tanıya yardımcı olmaktadır (41). b. Tüberkülin virajı ve Tüberkülin Deri Testi Konversiyonu Yaşa bakılmaksızın sağlık çalışanları, okul ve çocuk bakımevlerinde çalışanlar riskli kişilerde bir sene evvelki tüberkülin cevabının 10 mm artması veya tüberkülin negatif şahısta (2-3 sene içinde) pozitif cevap tespiti TDT konversiyonu olarak kabul edilir (14,20,42). Tüberkülin testinin negatif oluşu erişkinde hücresel bağışıklığı bozan bazı hastalıkların tanısında yardımcı bir delil olarak da kullanılabilir. Tabi ki tüberkülin testi tüberküloz epidemiyolojik çalışmalarında çok değerli bir yöntemdir. Tüberkülin testinin epidemiyolojide kullanımı TDT tüberküloz enfeksiyon insidansının belirlenmesinde çok kıymetli bir testtir. Bugün BCG aşısının kullanıldığı ülkelerde bu değer kaybolmuştur. Fakat bu ülkelerde yeni enfekte vakaların ve o ülkelerin gelecekteki enfeksiyon tehlikesinin belirlenmesinde hala en kıymetli yöntemdir. Bugün bir ülkenin bu enfeksiyon karşısındaki durumu enfeksiyon riski ile belirlenmektedir. Bu belirli bir yaştaki aşısız çocuklarda (3-7 yaş çocuklar) tüberkülin pozitifliğidir. Yıllık enfeksiyon riski ileri ülkelerde % 0,1-0,2 arasında, tüberküloz insidansı yüksek ülkelerde ise % 2 nin üstündedir. Enfeksiyon riskinin azalma veya artışı, o ülkenin bu hastalıkla mücadelesindeki başarıyı ve geleceği göstermesi bakımından önemlidir (15). Tüberkülin testinin sağlık çalışanlarında kullanımı 25

26 CDC ve OSHA, tüberküloz enfeksiyon riski bakımından, sağlık çalışanlarını düzenli tarama programlarına çok büyük öncelik vermektedir. Bu tür programlar doğrudan bulaşmayı önlemez, fakat, mesleki olarak alınan enfeksiyon riskinin belirgin olduğu alanları ya da işleri belirleyerek kurumların çözüm çabalarını buralara yönlendirmesini sağlar. Bugünkü politikalar bütün çalışanlar için başlangıçta ve peryodik tüberkülin testini istemektedir. Periyodik yeniden test yapma sıklığı, kurumun ya da kurum içindeki birimlerin tüberküloz açısından düşük, orta ya da yüksek risk taşımasına bağlıdır. Bunun için belirlenen kriterler 1994 CDC/OSHA Klavuzunda yer almaktadır (43). Çalışanlar için taramanın diğer yönleri arasında, bütün tüberkülin pozitifleri ya da konversiyon olanları, aktif tüberkülozu ekarte etmek ya da koruyucu tedavi açısından değerlendirmek için akciğer filmini çekmek ve klinik değerlendirmesini yapmak da vardır. Sağlık kurumlarının, bütün çalışanlarına tüberkülin testi yapması sorunludur. On yıllardır bu şekilde yaygın taramalardan kaçınılmış, bunun yerine yüksek riskli gruplar tercih edilmiştir. Bir sağlık kurumunda herhangi bir çalışanda tüberkülin testi konversiyonu kurum içinde alınan enfeksiyon olarak kabul edilmektedir(44) Hastalarla daha uzun süre karşılaşmaları sebebiyle, hemşireler ve doktorlar bu morbiditenin en önemli kısmını oluştururlar. Doktorların enfekte olma riskinin çalıştıkları özel branşlar yanında pratik yaptıkları toplum ya da hastane ile de ilişkili oluğu açıkça bellidir. III. TÜBERKÜLOZ VE KORUNMA YOLLARI A. TÜBERKÜLOZ VE BULAŞICILIK Hemen hemen bütün hastalarda, tüberküloz enfeksiyonu; havada asılı halde bulunan ve 1-2 canlı basil içeren 1-5 mikron büyüklüğündeki partiküllerin alveollere ulaşması ile meydana gelir. Ağız ve burundan solunumsal sekresyonlar 26

27 aerosolize olduktan sonra, hızla sıvı kapsamlarını kaybederek küçük solid bir maddeden ibaret kalırlar ki buna damlacık çekirdeği adı verilir. Çok fazla basil içeren büyük damlacıklardan ziyade tek bir basil içeren ince bir damlacık çekirdeği çok daha bulaştırıcıdır (41). En bulaştırıcı olan hastalar balgam mikroskopisinde ARB pozitif olan akciğer ve larinks tüberkülozlulardır. Yayma negatif tüberkülozlu hastaların bulaştırıcılığı daha azdır (45). Hasta ile yakın ve uzun süreli teması olan kişilere bulaşma riski fazladır. Bunlar; aile bireyleri, aynı evi paylaştığı arkadaşları, işyeri arkadaşları olabilir. Kaviteli hastalıkta, larinks tüberkülozunda, daha fazla basil ortaya çıkar. Çeşitli solunum manevralarının aerosol oluşturma potansiyeli farklıdır. Konuşma ile 0-210, öksürme ile ve hapşırma ile partikül oluşur (46). Solid nodüllerdeki basil sayısı 10²-10 4 arasında değişirken, kaviter lezyonlarda bu sayı a ulaşmaktadır (20,32). Etkili tedavi ile ilk günlerde basil sayısı hızla azalmakta (47), bunun yanında öksürük sıklığı da azalmaktadır (48). Hastaların bulaştırıcılığı, etkili tedavi ile 2-3 haftada pratik olarak sona erer. Bu nedenle, tüberkülozlu hastayı hemen izole etmek ve etkili tedaviye başlamak önemlidir. İlaca-dirençli tüberküloz da bulaştırıcıdır. Birinci grup ilaçlarla yapılan tedavi etkisiz olursa bulaştırıcılık devam edecektir. Akciğer dışı tüberküloz genellikle bulaştırıcı değildir, fakat, otopside ve doku ile yapılan çalışmalarda aerosol oluşturulursa bulaşma görülebilmektedir (49). TÜBERKÜLOZ BASİLİNİN BULAŞMASINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER Tüberküloz basilinin bulaşmasını etkileyen birçok faktör vardır. Bu faktörler aşağıdaki Tablo III de özetlenmiştir (50). Tablo III. Tüberküloz basilinin bulaşmasını etkileyen faktörler. 27

28 Kaynak hasta *Balgamında basil sayısı (yayma pozitifliği) *Balgamın aerosol oluşturması (öksürük, hapşırık, sulu balgam, nebülizör kullanımı) *Basilin canlılığı (antimikrobiyal ilaçlar) *Basilin virülansı Ortam *Havalandırma (havanın hacmi artınca basiller seyreltilir) *Havalandırma sisteminin aynı havayı tekrar vermesi *Ultraviyole, güneş ışığı *Kaynağa yakın olma (aile bireylerinde enfeksiyon ve hastalık daha fazladır) Hedef kişi *Hastalığa/basile dirençlilik (önceki hastalık, koruyucu tedavi, BCG, tüberküloz dışı mikobakteri enfeksiyonları) * Hastalanmayı artıran durumlar ve diğer hastalıklar * Basil kaynağı ile birlikte geçirilen süre B. BCG (BACİLLE CALMETTE GUERIN) AŞISI BCG aşısını 1920 li yıllarda Fransa da Calmette ve Guerin, bovin tip tüberküloz basillerini 3 senelik bir sürede sadece safralı ve gliserinli patates üzerinde 230 defa kültürden kültüre aktararak ürettiler. Aşı hayvan tecrübelerinden sonra ilk kez 1921 de insanlarda kullanılmıştır. Yapılan çalışmalarda, bu şekilde üretilen basillerin, insanlarda hastalık yapmadığı, fakat tüberküloz basiline karşı insan organizmasında bir direnç oluşturduğu belirlendi. 28

29 Bu şekilde virulansı azaltılmış, canlı, yani hastalık yapmadan direnç kazandıran basile, basilin ve bulucularının isimlerinin baş harfleri alınarak kısaca BCG ismi verilmiştir. BCG aşısı, ısı ve ışığa çok dayanıksızdır (51). BCG aşısı tıpkı virulan primer enfeksiyonda olduğu gibi, T lenfositleri ve makrofajları aktive ederek tüberküloza karşı immun yanıt geliştirir; çünkü BCG suşu virulans dışında tüberküloz basilinin tüm özelliklerine sahiptir. BCG ile aşılama primer enfeksiyonu ve primer odağın ilerleyerek lenfo-hematojen yayılımı sonucu oluşan ağır hastalık formlarını önlemektedir. Böylece hayatı tehdit eden milier, menenjit tüberküloz gibi durumların ortaya çıkışını azaltır. BCG nin koruyuculuk değeri konusundaki çalışmalar tartışmalıdır. Koruyuculuk % 0-80 arasında değişmektedir. Erişkin tüberkülozu için anlamlı koruyuculuğu olmadığı bildirilmektedir (52). DSÖ, çocukluk döneminde milier ve menenjit tüberküloz gibi ağır tüberküloz formlarını önlediğinden dolayı enfeksiyon riski % 0,1 den yüksek ülkelerde 0-1 yaş arası çocuklarda BCG uygulanmasını önermektedir. Enfeksiyon riski çok yüksek olan (% 0,5-1) ülkemizde BCG aşısı tüm yeni doğanlarda rutin uygulanmaktadır. BCG aşısının etkinliği zamanla azalmaktadır. Bu nedenle Türkiye gibi ülkelerde 3-4 defa BCG aşılaması olmuştur. Fakat bu uygulamaların etkinliği tartışmalı olduğundan son olarak ülkemizde BCG uygulaması doğum sonrası ve 7-8 yaşta olmak üzere 2 defaya indirilmiştir. BCG nin koruyuculuğu 10 yıldan fazla sürmemektedir (50). BCG NİN UYGULANMASI VE KOMPLİKASYONLARI Uygulanışı: Sulandırılmadan, oda sıcaklığında bir ay, buzdolabında +2 ile +8 C de 1-2 yıl etkinliğini korur. Işığa ve ısıya karşı çok dayanıksızdır. Sulandırıldıktan sonra 6 saat içinde kullanılması gerekir. Kendi sulandırıcısı dışında herhangi bir sulandırıcı ile kesinlikle sulandırılmaz. BCG aşısı sulandırıldıktan sonra 29

30 dağılmayan parçacıklar ya da yabancı madde ihtiva ediyorsa, kullanma süresi dolmuşsa, ampüller üzerinde etiket yoksa, ampül çatlaksa kullanılmamalıdır. Işığa ve ısıya duyarlı olduğu kadar, donmaya da hassastır. Sulandırılmış aşı buzdolabının içinde saklanır, buzluğunda ya da kapağında muhafaza edilmez. Aşı yerinde oluşan 5-6 mm çapındaki papül dakikada kaybolur. Daha önce tüberküloz basili ile karşılaşmamış olan kimselerde, aşı yapıldıktan 3-4 hafta sonra, aşı yerinde bir nodül oluşur. Bu nodül kızarır ve 6. haftaya doğru hafif bir şekilde akar, 8. haftada kabuk bağlar ve birkaç hafta sonra kabuk düşerek yerinde bir nedbe (skar) bırakır ve yaşam boyu kaybolmaz. Kabuk, dış tesirlerle zamanından önce düşebilir, bu durumda tekrar kabuk bağlayarak normal sürenin uzamasına neden olabilir. Nedbeleşmeyi çabuklaştırmak için antibiyotikli tozlar ve pomatlar kullanılmaz. Aşıdan sonra kırgınlık, ateş ve benzeri semptomlar görülmez. Aşının deri altına yapılması ya da steril koşullara dikkat edilmemesi sonucu deri altı abseleri oluşabilir. Komplikasyonları: En sık görülen komplikasyonlar; aksiler ve servikal adenopatiler, lokal abselerdir. Nadir olarak da, aşı yerinde keloid oluşması, erken aşı reaksiyonu (Koch fenomeni), aşı yerinde lupus vulgaris, sistemik tüberküloz enfeksiyonu, osteomiyelit, diffüz lenfadenit, hepatosplenomegali ve genitoüriner lezyonlar izlenebilir. BCG Aşısı Şu Durumlarda Yapılmamalıdır: 1. Ateşli hastalığı olanlara 2. Kızamık salgını sırasında (Kızamık aşısı yapılmamış olanlar) 3. İmmün yetmezliği olan hastalara 4. Tüberküloz hastalığı geçirenlere 5. Deri hastalığı olanlara ( yaygın ekzema, vs.) 6. Kortizon grubu ilaçlarla tedavi görenlere 30

31 7. TDT pozitif olanlara Türkiye de BCG Uygulaması Ülkemizde yıllarında yapılan prevalans çalışmasının verilerine göre, BCG nin Türkiye de bütün yaş gruplarında koruyuculuğu %72,7 bulunmuş; özellikle 0-6 yaş grubunda %85 olarak hesaplanmıştır (15). Sağlık Bakanlığı, biri doğumdan 2 ay sonra, diğeri ilkokul birinci sınıfta olmak üzere, çocuklarda iki kez BCG yapılmasını kararlaştırmıştır. Doğumdan hemen sonra BCG komplikasyonların daha fazla olması ve bağışıklık yanıtının yeterli gelişmemesi nedeniyle pek tercih edilmez. BCG, üç aylıktan büyük herkese, TDT yapıldıktan sonra uygulanmalıdır. BCG nin, TDT yapılmaksızın, direkt olarak yapıldığı durumda erken aşı reaksiyonu gelişebilir. BCG diğer aşılarla aynı anda yapılabilir. Canlı virüs aşılarıyla birlikte, aynı anda farklı kollardan uygulanabilir. Birlikte uygulanmamışsa, dört hafta ara ile yapmak uygun olur. İmmun yetersizliği olan çocuklara BCG yapılmaz. TDT kontrolü ile BCG aşısı yapılırken karar yaklaşımı aşağıda gösterilmiştir (Tablo IV)(50). Tablo IV. Tüberkülin Deri Testi kontrolü ile BCG aşısı yapılırken karar yaklaşımı TDT ölçümü BCG Skarı Yok BCG Skarı Var 0-5 mm Aşılanır Aşılanır 6-9 mm 1 haftadan sonra TDT Birşey yapılmaz tekrarlanır. 10 mm den az ise aşılanır mm Ailesi ile birlikte tetkik Birşey yapılmaz edilir, hasta bulunmazsa koruyucu tedaviye alınır.* 15 mm ve üstü Ailesi ile birlikte tetkik Ailesi ile birlikte tetkik edilir, hasta bulunmazsaedilir, hasta bulunmazsa koruyucu tedaviye alınır.* koruyucu tedaviye alınır. 31

32 *BCG aşısı için TDT 0-6 yaş grubuna yapıldığı için, burada koruyucu tedavi verilen kişiler 6 yaş altındakilerdir. C. SAĞLIK ÇALIŞANLARINDA TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYON RİSKİ Sağlık personelindeki tüberküloz enfeksiyon riskine 1882 yılından itibaren çeşitli araştırmacılar tarafından dikkat çekilmiş olsa da tüberkülozun hastanede tüberküloz hastalarından diğer hastalara ve hastane çalışanlarına bulaş riski 1950 lerden sonra gösterilmiştir. İlk olarak Heimbeck 1928 yılında tüberkülin negatif 220 hemşirelik öğrencisinin % 95 inde mezuniyet aşamasında konversiyon saptandığını ve % 22 sinde klinik tüberküloz ortaya çıktığını göstermiştir (10). Günümüzde hastanede tüberküloz bulaşı kabul edilmiş bir risktir. Riskin büyüklüğü sağlık kuruluşunun tipine, toplumdaki tüberküloz prevalansına, sağlık hizmetlerinden yararlanan hasta popülasyon oranına, sağlık çalışanı meslek grubuna, sağlık çalışanının çalıştığı birime ve tüberküloz enfeksiyon kontrol etkinliklerine bağlıdır (53). Bulaş daha çok tanımlanmamış akciğer yada laringeal tüberkülozu olan kişilerden, efektif tedavi almayan hastalardan ve yeterli izolasyon koşullarına sahip olmayan ortamlardan gerçekleşir (14). Özellikle bağışıklık sorunu olan hastaların ve personelin bulunduğu ortamlarda daha dikkatli olunmalıdır. Sağlık çalışanlarında bildirilen tüberküloz salgınlarının birçoğunda da ilaca dirençli tüberküloz söz konusudur. Bu tür salgınlarda mortalite % ve tanıdan ölüme kadar geçen süre 4-16 hafta kadar olabilmektedir (43). Bu salgınlardaki önemli faktörlerin tüberküloz tanısının gecikmesi, ilaca direncin zamanında fark edilmemesi ve etkili tedavinin gecikmesi olduğu bildirilmektedir. Bunların nedeni de bulaşıcılığın uzun sürmesi, tüberküloz izolasyonunun geç ve yetersiz olması, tüberküloz izolasyon odalarındaki yetersiz havalandırma, tüberküloz 32

33 izolasyonunda yapılan hata ve disiplinsizlikler ve uygun solunumsal koruyuculuğun eksikliğidir (14). Ülkemizde tüberkülozlu hastaların önemli bir kısmı saptanamamakta, saptanan hastalar ise yeterince izlenememekte ve etkili şekilde tedavi edilememektedir. Koruyucu tedavi konusundaki çalışmalar ise yetersizdir. Tüberküloz kontrol çalışmaları, motivasyon ve desteklerini büyük oranda kaybetmiştir. Halkın, sağlık çalışanlarının ve hekimlerin eğitiminde yeterince başarılı olunamamıştır. Ülkemizde son yıllarda yaşanan sosyoekonomik, politik ve kültürel değişimler tüberküloz sorununu ağırlaştırmış, var olan verem savaş programı bu gelişimleri karşılamada yetersiz kalmıştır (15). Tüm bu nedenlerle yakın bir gelecekte tüberkülozun meslek hastalığı olarak görülmesine ek olarak sağlık çalışanlarının çok ilaca dirençli tüberküloz suşlarıyla karşılaşması da gündeme gelecektir (54). Hastane İnfeksiyonu Olarak Tüberküloz 1989 dan önce hastane kökenli M.tuberculosis salgınları pek sık bildirilmiyor idi. Sağlıklı bireylerin hayat boyu tüberküloz hastası ile karşılaşma olasılığı %5-10 olup, aylar sonra belki de farklı bir kuruma başvurması nedeni ile nazokomiyal olasılık düşünülmüyor ve dökümante edilmiyordu. Sağlık çalışanları arasında mesleksel M.tuberculosis enfeksiyonu ve hastalık riski ABD de 1930 lardan beri iyi izlenmiş olup bu konuda hastalar için özel koğuşlar ve hastaneler açılması, her hasta için hastaneye başvuru sırasında rutin akciğer grafisi çektirilmesi, klinisyenlerin tüberkülozdan daha çok şüphelenmesi, tanı ve tedavideki gelişmeler, etkili ve koruyucu antitüberküloz tedavinin yapılması ile lere kadar tüberküloz insidansında önemli bir azalma sağlanmıştır. Ancak gelişmekte olan ülkelerdeki tüberkülozlu hastaların çokluğu, büyük ve açık koğuşlar, enfeksiyon kontrol önlemlerinin yetersizliği nedeni ile sağlık çalışanları için hala önemli derecede tüberküloz riski vardır (55,56). 33

TÜBERKÜLİN DERİ TESTİ (TDT), YORUMU ve SON GELİŞMELER

TÜBERKÜLİN DERİ TESTİ (TDT), YORUMU ve SON GELİŞMELER 21. Yüzyılda Tüberküloz Sempozyumu ve II. Tüberküloz Laboratuvar Tanı Yöntemleri Kursu, Samsun TÜBERKÜLİN DERİ TESTİ (TDT), YORUMU ve SON GELİŞMELER Doç. Dr. Oğuz Kılınç Dokuz Eylül Üniversitesi Göğüs

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

Türkiye'de Yıllara Göre Yeni Verem Hasta Sayıları. 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2007 Yıllar

Türkiye'de Yıllara Göre Yeni Verem Hasta Sayıları. 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2007 Yıllar Verem Haftası etkinlikleri çerçevesinde Akkuş İlçe Sağlık Grup Başkanımız Dr. Mustafa AKDOĞAN 18/01/2010 tarihinde ilçemizde çalışan din adamları ve halka yönelik verem hastalığı ile ilgili çeşitli bilgiler

Detaylı

SAĞLIK ÇALIŞANLARI MESLEKİ RİSKİ TALİMATI

SAĞLIK ÇALIŞANLARI MESLEKİ RİSKİ TALİMATI Dok No: ENF.TL.15 Yayın tarihi: NİSAN 2013 Rev.Tar/no: -/0 Sayfa No: 1 / 6 1.0 AMAÇ:Sağlık çalışanlarının iş yerinde karşılaştıkları tehlikeler ve meslek risklerine karşı korumak. 2.0 KAPSAM:Hastanede

Detaylı

Tüberkülozda Yeni Tanı Metodları (Quantiferon)

Tüberkülozda Yeni Tanı Metodları (Quantiferon) Tüberkülozda Yeni Tanı Metodları (Quantiferon) Tüberküloz bütün yaş gruplarında görülen ve tüm sistemleri tutabilen bir hastalıktır. Tüberküloz prevalansının yüksek olduğu toplumlarda genellikle çocuk

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

Verem Eğitim ve Propaganda Haftası

Verem Eğitim ve Propaganda Haftası TÜRKİYE ULUSAL VEREM SAVAŞI DERNEKLERİ FEDERASYONU TUVSDF www.verem.org.tr Verem Eğitim ve Propaganda Haftası (Her yılın ilk haftası) TÜRKİYE ULUSAL VEREM SAVAŞI DERNEKLERİ FEDERASYONU Kuruluş: 1948 Ord.Prof.Dr.Tevfik

Detaylı

SAĞLIK PERSONELİNİN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK TARAMA PROTOKOLÜ

SAĞLIK PERSONELİNİN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK TARAMA PROTOKOLÜ SAĞLIK PERSONELİNİN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK TARAMA PROTOKOLÜ Çalışanların hastane ortamında bulaşıcı hastalıklardan korunmasını sağlamak, bulaşıcı hastalıklara maruziyet durumunda alınması gereken

Detaylı

ÇOCUKLULARDA TÜBERKÜLOZ

ÇOCUKLULARDA TÜBERKÜLOZ ÇOCUKLULARDA TÜBERKÜLOZ FR-HYE-04-418-04 Tüberküloz (Verem) hastalığı nedir? Tıpta tüberküloz olarak adlandırılan verem hastalığına halk arasında ince hastalık da denmektedir. Tüberküloz, asıl olarak akciğerlerde

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI VEREM EĞİTİM VE PROPAGANDA HAFTASI Geleneksel olarak her yıl Ocak ayının ilk Pazar gününden

Detaylı

EK: 1 68. VEREM EĞĠTĠM VE PROPAGANDA HAFTASI BĠLGĠ NOTU (04-10 Ocak 2014)

EK: 1 68. VEREM EĞĠTĠM VE PROPAGANDA HAFTASI BĠLGĠ NOTU (04-10 Ocak 2014) EK: 1 68. VEREM EĞĠTĠM VE PROPAGANDA HAFTASI BĠLGĠ NOTU (04-10 Ocak 2014) VEREM EĞĠTĠM VE PROPAGANDA HAFTASI Verem Eğitim ve Propaganda Haftası 1947 yılında kutlanmaya başlamıştır. Her yıl Ocak ayının

Detaylı

TÜBERKÜLOZ SÜRVEYANS ÇALIŞMALARINA PRATİK YAKLAŞIM ve ÖNEMİ

TÜBERKÜLOZ SÜRVEYANS ÇALIŞMALARINA PRATİK YAKLAŞIM ve ÖNEMİ 21. Yüzyılda Tüberküloz Sempozyumu ve II. Tüberküloz Laboratuvar Tanı Yöntemleri Kursu, Samsun TÜBERKÜLOZ SÜRVEYANS ÇALIŞMALARINA PRATİK YAKLAŞIM ve ÖNEMİ Prof. Dr. Yıldız PEKŞEN Ondokuz Mayıs Üniversitesi,

Detaylı

TLERDE SEROLOJİK/MOLEK HANGİ İNCELEME?) SAPTANMASI

TLERDE SEROLOJİK/MOLEK HANGİ İNCELEME?) SAPTANMASI * VİRAL V HEPATİTLERDE TLERDE SEROLOJİK/MOLEK K/MOLEKÜLER LER TESTLER (NE ZAMANHANG HANGİ İNCELEME?) *VİRAL HEPATİTLERDE TLERDE İLAÇ DİRENCİNİN SAPTANMASI *DİAL ALİZ Z HASTALARININ HEPATİT T AÇISINDAN

Detaylı

Muzaffer Fincancı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Muzaffer Fincancı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Muzaffer Fincancı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi HIV infeksiyonlu hastalarda tüberküloz sıklığı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi 212 HIV infeksiyonlu hasta - 8 Akciğer tüberkülozu - 4

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞI AKCİĞER TÜBERKÜLOZUNDA TANI

ÇOCUKLUK ÇAĞI AKCİĞER TÜBERKÜLOZUNDA TANI ÇOCUKLUK ÇAĞI AKCİĞER TÜBERKÜLOZUNDA TANI Prof Dr Uğur Özçelik Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bölümü, Ankara Tüberküloz günümüzde tüm Dünya da yaygın bir sağlık sorunu olarak

Detaylı

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ Doç. Dr. Koray Ergünay MD PhD Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Viroloji Ünitesi Viral Enfeksiyonlar... Klinik

Detaylı

Çocukluk Çağı Aşılamaları. Doç. Dr. Güldane Koturoğlu

Çocukluk Çağı Aşılamaları. Doç. Dr. Güldane Koturoğlu Çocukluk Çağı Aşılamaları Doç. Dr. Güldane Koturoğlu Rutin Aşı Takvimi-2012 ÖNERİLEN RUTİN AŞI PROGRAMI-2012 Ulusal aşı programı DOĞUM 1. AYIN SONU 2. AYIN SONU 4. AYIN SONU 6. AYIN SONU HEPATİT B 1. Doz

Detaylı

AŞI ve SERUMLAR. Dr. Sibel AK

AŞI ve SERUMLAR. Dr. Sibel AK AŞI ve SERUMLAR Dr. Sibel AK Bugün; Ak#f İmmünizasyon Bakteriyel Aşılar Viral Aşılar Aşı Takvimi Pasif İmmünizasyon Aşı Etkileşimleri Tanımlar İmmünite (Bağışıklık): Konağın, kendisinden farklı yapıya

Detaylı

Prof. Dr. Ayşe Yüce. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Nisan-2014

Prof. Dr. Ayşe Yüce. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Nisan-2014 Prof. Dr. Ayşe Yüce Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Nisan-2014 1 Global Tuberculosis Report 2013, World Health Organization 2 Kötü sosyo-ekonomik

Detaylı

Tüberkülozun Mikrobiyolojik Tanısı. Süheyla SÜRÜCÜOĞLU

Tüberkülozun Mikrobiyolojik Tanısı. Süheyla SÜRÜCÜOĞLU Tüberkülozun Mikrobiyolojik Tanısı Süheyla SÜRÜCÜOĞLU Tüberkülozun etkin kontrolü için; Yayma sonuçları Kültür ve identifikasyon Duyarlılık testleri ; 24 saat ; 21 gün ; 30 günde bildirilmeli CDC, 1995

Detaylı

TÜBERKÜLOZDA BULAŞMA, PATOGENEZ VE TANI

TÜBERKÜLOZDA BULAŞMA, PATOGENEZ VE TANI TÜBERKÜLOZDA BULAŞMA, PATOGENEZ VE TANI Prof. Dr. Zeki KILIÇASLAN TÜBERKÜLOZDA BULAŞMA 1882 yılında Robert Koch tüberküloz basilini bularak tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu gösterdi. Tüberküloz

Detaylı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Testler farklı amaçlarla uygulanabilir: - Tanı, tarama, doğrulama,

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 29 Nisan 2015 17. Hafta (20-26 Nisan 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 17. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 8 Nisan 2015 14. Hafta (30 Mart 5 Nisan 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 14. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No 14.01.2013 Madde 5.12, Personel Sağlık Taraması Takip 01 Çizelgesi ne atıfta bulunularak revize edildi. Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Enfeksiyon

Detaylı

HIV/AIDS epidemisinde neler değişti?

HIV/AIDS epidemisinde neler değişti? HIV/AIDS epidemisinde neler değişti? Dr. Gülşen Mermut Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ABD EKMUD İzmir Toplantıları - 29.12.2015 Sunum Planı Dünya epidemiyolojisi

Detaylı

BRUSELLOZUN İNSANLARDA ÖNLENMESİ VE KONTROLÜ

BRUSELLOZUN İNSANLARDA ÖNLENMESİ VE KONTROLÜ BRUSELLOZUN İNSANLARDA ÖNLENMESİ VE KONTROLÜ Prof. Dr. Fatma Ulutan Gazi Üniversitesi Tıp T p Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıklar kları Anabilim Dalı BRUSELLOZ KONTROLÜ VE ERADİKASYONU

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 20 Mayıs 2015 20. Hafta (11-17 Mayıs 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 20. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

TÜBERKÜLOZ BULAŞMA, TANI, KORUNMA VE TEDAVİ

TÜBERKÜLOZ BULAŞMA, TANI, KORUNMA VE TEDAVİ TÜBERKÜLOZ BULAŞMA, TANI, KORUNMA VE TEDAVİ TB dünyanın en eski hastalıklarından birisidir. Avrupa da neolitik insan vertebralarında, Mısır mumyalarında TB lezyonlarının gösterilmesi hastalığın milattan

Detaylı

SOLİT ORGAN TRANSPLANTASYONU ve BK VİRUS ENFEKSİYONLARI Doç. Dr. Derya Mutlu Güçlü immunsupresifler Akut, Kronik rejeksiyon Graft yaşam süresi? Eskiden bilinen veya yeni tanımlanan enfeksiyon etkenleri:

Detaylı

DELİCİ KESİCİ ALET YARALANMALARI VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

DELİCİ KESİCİ ALET YARALANMALARI VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER DELİCİ KESİCİ ALET YARALANMALARI VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER Hastanelerde Hastaneler enfeksiyon etkenleri bakımından zengin ortamlar Sağlık personeli kan yolu ile bulaşan hastalıklar açısından yüksek

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Hepatit B ile Yaşamak

Hepatit B ile Yaşamak Hepatit B ile Yaşamak NEDİR? Hepatit B, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan, kan yolu ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir virüs hastalığıdır. Zaman içerisinde karaciğer hasarlarına ve karaciğer kanseri

Detaylı

Transplantasyon Öncesi Verici ve Alıcının İnfeksiyon Yönünden Taranması. Dr. Filiz Günseren AÜTF Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları AD

Transplantasyon Öncesi Verici ve Alıcının İnfeksiyon Yönünden Taranması. Dr. Filiz Günseren AÜTF Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları AD Transplantasyon Öncesi Verici ve Alıcının İnfeksiyon Yönünden Taranması Dr. Filiz Günseren AÜTF Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları AD Transplantasyon Öncesi Alıcı ve Vericilerin İnfeksiyon

Detaylı

TEMASLI MUAYENESİ. Yrd. Doç. Dr. Özkan KIZKIN İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Malatya

TEMASLI MUAYENESİ. Yrd. Doç. Dr. Özkan KIZKIN İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Malatya TEMASLI MUAYENESİ Yrd. Doç. Dr. Özkan KIZKIN İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Malatya Tüberkülozlu hasta ile temaslı olmak nedir? Akciğer tüberkülozu etkeni Mycobacterium

Detaylı

TÜBERKÜLOZ TEMASLI SAĞLIK ÇALIŞANININ YÖNETİMİ

TÜBERKÜLOZ TEMASLI SAĞLIK ÇALIŞANININ YÖNETİMİ TÜBERKÜLOZ TEMASLI SAĞLIK ÇALIŞANININ YÖNETİMİ Prof. Dr. AYŞE YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD 30 Mayıs 2015 İzmir 2 Tüberkülozun artış nedenleri-1

Detaylı

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI Tıp Fakülteleri Mezuniyet Öncesi İmmünoloji Eğitim Programı Önerisi in hücre ve dokuları ilgi hücrelerini isim ve işlevleri ile bilir. Kemik iliği, lenf nodu, ve dalağın anatomisi,

Detaylı

Olgu sunumu. Doç. Dr. Erkan Çakır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı

Olgu sunumu. Doç. Dr. Erkan Çakır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Olgu sunumu Doç. Dr. Erkan Çakır Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Şikayet ve hikayesi E.K 13 yaş kız hasta Özel bir tekstil atölyesinde

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

Mikrobiyolojide Moleküler Tanı Yöntemleri. Dr.Tuncer ÖZEKİNCİ Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.D

Mikrobiyolojide Moleküler Tanı Yöntemleri. Dr.Tuncer ÖZEKİNCİ Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.D Mikrobiyolojide Moleküler Tanı Yöntemleri Dr.Tuncer ÖZEKİNCİ Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.D 1 Enfeksiyonun Özgül Laboratuvar Tanısı Mikroorganizmanın üretilmesi Mikroorganizmaya

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 AŞILAMADA AMAÇ Aşı ile korunulabilir hastalıkları engellemek Enfeksiyon kaynaklı mortaliteyi azaltmak Enfeksiyon kaynaklı morbiditeyi azaltmak HİÇBİR AŞININ HERKES İÇİN TAMAMEN ETKİN VE GÜVENİLİR OLMASI

Detaylı

TÜBERKÜLOZ DERS NOTLARI. Bulaşma-Tanı-Korunma ve Tedavi

TÜBERKÜLOZ DERS NOTLARI. Bulaşma-Tanı-Korunma ve Tedavi TÜBERKÜLOZ DERS NOTLARI Bulaşma-Tanı-Korunma ve Tedavi Prof:Dr.Recep IŞIK Tüberküloz çok değişik klinik şekillerde görülebilen, kronik, nekrozitan bir enfeksiyondur. Hastalık tüm dünyada, özellikle de

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ KLİNİK Bağışıklık sistemi sağlam kişilerde akut infeksiyon Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde akut infeksiyon veya

Detaylı

Verem (TB) ile teması olan kişiler için bilgiler

Verem (TB) ile teması olan kişiler için bilgiler Verem (TB) ile teması olan kişiler için bilgiler Information for contacts of Tuberculosis (TB) - Turkish January 2013 Page 1 Verem (Tüberküloz) için sizinle niçin ilişkiye geçtik? Veremli bir kişiyle temasınız

Detaylı

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader OLGU 1 İkinci çocuğuna hamile 35 yaşında kadın gebeliğinin 6. haftasında beş yaşındaki kız çocuğunun rubella infeksiyonu geçirdiğini öğreniyor. Küçük

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 6 Mayıs 2015 18. Hafta (27 Nisan 3 Mayıs 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 18. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji 12/o4/2014 Akılcı antibiyotik kullanımı Antibiyotiklere

Detaylı

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar Dr. Dilek Çolak 10 y, erkek hasta Olgu 1 Sistinozis Böbrek transplantasyonu Canlı akraba verici HLA 2 antijen uyumsuz 2 Olgu 1 Transplantasyon öncesi viral

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU Ramazan Gözüküçük 1, Yunus Nas 2, Mustafa GÜÇLÜ 3 1 Hisar Intercontinental Hospital, Enfeksiyon Hastalıkları

Detaylı

Erişkin İmmunizasyonu. Dr. Hilal Sipahi Mayıs 2006

Erişkin İmmunizasyonu. Dr. Hilal Sipahi Mayıs 2006 Erişkin İmmunizasyonu Dr. Hilal Sipahi Mayıs 2006 Günümüzde erişkinler halen aşı ile önlenebilir hastalıklardan ölebilmekte : Aşılamanın çocuklardaki gibi erişkin bakımının bir parçası olarak algılanmıyor

Detaylı

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER Gribin nasıl bir hastalık olduğunu, Gripten korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Grip aşısını ve ne zaman aşı olmamız

Detaylı

KLİNİĞİMİZDE SON ALTI YILDA İZLENEN EKSTRAPULMONER TÜBERKÜLOZ OLGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

KLİNİĞİMİZDE SON ALTI YILDA İZLENEN EKSTRAPULMONER TÜBERKÜLOZ OLGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ T.C. Sağlık Bakanlığı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Şef Doç. Dr. Turan ASLAN KLİNİĞİMİZDE SON ALTI YILDA İZLENEN EKSTRAPULMONER TÜBERKÜLOZ

Detaylı

Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri

Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri Sağlık kuruluşları hizmet, eğitim, araştırma faaliyetlerinin yürütüldüğü kompleks yapılardır. Bu nedenle, sağlık çalışanlarının iş yerinde karşılaştıkları

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

SAĞLIK DÜZEYİ GÖSTERGELERİ

SAĞLIK DÜZEYİ GÖSTERGELERİ SAĞLIK DÜZEYİ GÖSTERGELERİ HIZ:Bir toplum veya grubun belirli bir birimi içinde gözlenen hastalık veya olay sıklığını belirtir.hızın hesap edilmesinde kullanılan pay ve paydadaki sayılar aynı bölgeden

Detaylı

Tdap Aşıları (Difteri, Toksoid ve Cansız Boğmaca)

Tdap Aşıları (Difteri, Toksoid ve Cansız Boğmaca) Tdap Aşıları (Difteri, Toksoid ve Cansız Boğmaca) Erişkin ve büyük çocuklarla kıyaslandığında, 12 ay altındaki infantlar gerçek anlamda yüksek boğmaca oranlarına ve boğmaca ile ilişkili ölümlerin geniş

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI TÜBERKÜLOZ PLÖREZİDE SERUM VE PLEVRAL SIVI ÖRNEKLERİNDE EARLY SECRETED ANTİGENİC TARGET- 6 (ESAT 6) VE CULTURE FILTRATE PROTEIN- 10 (CFP-10)

Detaylı

İmmünsüpresif Bireylerde İmmünizasyon

İmmünsüpresif Bireylerde İmmünizasyon İmmünsüpresif Bireylerde İmmünizasyon Dr. Meltem Avcı İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği meltema1@hotmail.com İmmünsüpresif birey = İmmünkompromize

Detaylı

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015 Mikrobiyal Gelişim Tek hücreli organizmalarda sayı artışı Bakterilerde en çok görülen üreme şekli ikiye bölünmedir (mikroorganizma sayısı) Çok hücreli organizmalarda kütle artışı Genelde funguslarda görülen

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 LERDE LABORATUVAR İPUÇLARI GENEL TARAMA TESTLERİ Tam kan sayımı Periferik yayma İmmünglobulin düzeyleri (IgG, A, M, E) İzohemaglutinin titresi (Anti A, Anti B titresi) Aşıya karşı antikor yanıtı (Hepatit

Detaylı

EK-7 KORUYUCU HİZMET GÖSTERGELERİ

EK-7 KORUYUCU HİZMET GÖSTERGELERİ EK-7 KORUYUCU HİZMET GÖSTERGELERİ Gösterge Adı Gebe Tespit Oranı (Yüzde) Gebelik sürecindeki riskli durumlarla ilgili oluşabilecek sorunları en aza indirmek için gebe sayısının tespit edilmesidir. İlgili

Detaylı

TÜBERKÜLOZDA TANI. Dr.SELAHATTİN ÖZTAŞ SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ

TÜBERKÜLOZDA TANI. Dr.SELAHATTİN ÖZTAŞ SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ TÜBERKÜLOZDA TANI Dr.SELAHATTİN ÖZTAŞ SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ bilmek ve şüphelenmek Tüberküloz; Mycobacterium tuberculosis in neden olduğu bir çok sistemi

Detaylı

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR? KEMOTERAPİ NEDİR? Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara antikanser ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin

Detaylı

İmmünkompromize Konakta Aşılama Rehberi. Uzm.Dr. Ebru DİK İzmir Bozyaka E.A.H

İmmünkompromize Konakta Aşılama Rehberi. Uzm.Dr. Ebru DİK İzmir Bozyaka E.A.H İmmünkompromize Konakta Aşılama Rehberi Uzm.Dr. Ebru DİK İzmir Bozyaka E.A.H 2013 IDSA İmmünkompromize Kişilerin Aşılanması İçin Klinik Uygulama Rehberi Bu rehber, immünkompromise hastaların ve onlarla

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

İmmünsüpresif Çocukta Aşılama

İmmünsüpresif Çocukta Aşılama İmmünsüpresif Çocukta Aşılama Dr. Ateş Kara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Enfeksiyon Hastalıkları Ünitesi 1 Bulgaristan - Komşu 18.000 Kızamık vakası

Detaylı

TÜBERKÜLOZ DIŞI MİKOBAKTERİLER (TDM)

TÜBERKÜLOZ DIŞI MİKOBAKTERİLER (TDM) TÜBERKÜLOZ DIŞI MİKOBAKTERİLER (TDM) Ne zaman etkendir? Duyarlılık testleri ne zaman ve nasıl yapılmalıdır? Nasıl tedavi edilmelidir? TDM NE ZAMAN ETKENDİR? Şebeke suyundan, topraktan, doğal sulardan,

Detaylı

SAĞLIK ÇALIŞANLARI VE TÜBERKÜLOZ HASTALARINDA SERUM NEOPTERİN DÜZEYLERİ İLE TÜBERKÜLİN CİLT TESTİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

SAĞLIK ÇALIŞANLARI VE TÜBERKÜLOZ HASTALARINDA SERUM NEOPTERİN DÜZEYLERİ İLE TÜBERKÜLİN CİLT TESTİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN KARŞILAŞTIRILMASI T.C SAĞLIK BAKANLIĞI YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI ve GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM ve ARAŞTIRMA HASTANESİ 8. KLİNİK Doç. Dr. ESİN TUNCAY SAĞLIK ÇALIŞANLARI VE TÜBERKÜLOZ HASTALARINDA SERUM NEOPTERİN DÜZEYLERİ

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir.

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir. ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI ETACİD % 0,05 Nazal Sprey 2. BİLEŞİM Etkin madde: Mometazon furoat 50 mikrogram/püskürtme 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ETACİD erişkinler, adolesanlar ve 6-11 yaş arasındaki çocuklarda

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

LATENT TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYONU VE ÖNEMİ

LATENT TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYONU VE ÖNEMİ LATENT TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYONU VE ÖNEMİ Dr. Tuncer ÖZEKİNCİ DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TIBBİ MİKROBİYOLOJİ A.D. 09 MAYIS 2015 MERSİN 1 DÜNYADA TÜBERKÜLOZ 2013 Aktif TB olguları 9 milyon olgu 1,5 milyon

Detaylı

Uygun antibiyotik seçeneği ile ilaç yükleme testi nedir? Antibiyotiklere ve bazen de diğer ilaçlara allerji tanımlayan olgularda allerjileri olan

Uygun antibiyotik seçeneği ile ilaç yükleme testi nedir? Antibiyotiklere ve bazen de diğer ilaçlara allerji tanımlayan olgularda allerjileri olan Uygun antibiyotik seçeneği ile ilaç yükleme testi nedir? Antibiyotiklere ve bazen de diğer ilaçlara allerji tanımlayan olgularda allerjileri olan ilaç dışında- kullanabilecekleri güvenilir bir antibiyotik

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

(UZMANLIK TEZİ) Dr. YAVUZ SELİM İNTEPE

(UZMANLIK TEZİ) Dr. YAVUZ SELİM İNTEPE T.C SAĞLIK BAKANLIĞI YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1.GÖĞÜS HASTALIKLARI KLİNİĞİ Şef. Dr. Saadettin ÇIKRIKÇIOĞLU BALGAM YAYMA NEGATİF, KLİNİK VE RADYOLOJİK

Detaylı

Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu

Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu Dr. Servet ALAN Memorial Sağlık Grubu Olgu 1 56 y, Erkek Karaciğer sirozu, hepatit B, C, ve HCC Hepatik ensefalopati KC alıcı VDRL: + TPHA: + (1/640) Anti-TP : + Olgu 1 Preoperatif 10 gün seftriakson 1x1

Detaylı

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 OLGULAR EŞLİĞİNDE GÜNDEMDEKİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Olgu E.A 57 yaşında,

Detaylı

KANSER AŞILARI. Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi

KANSER AŞILARI. Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi KANSER AŞILARI Prof. Dr. Tezer Kutluk Hacettepe Üniversitesi Bir Halk Sağlığı Sorunu Şu an dünyada 24.600.000 kanserli vardır. Her yıl 10.9 milyon kişi kansere yakalanmaktadır. 2020 yılında bu rakam %50

Detaylı

MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015

MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015 Canlıların prokaryot ve ökoaryot olma özelliğini hücre komponentlerinden hangisi belirler? MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015 B. Stoplazmik membran C. Golgi membranı D. Nükleer membran E. Endoplazmik retikulum

Detaylı

7. BÖLÜM MİKROBİYAL GELİŞİM

7. BÖLÜM MİKROBİYAL GELİŞİM 7. BÖLÜM MİKROBİYAL GELİŞİM 1 Gelişim Tek hücreli organizmalarda sayı artışı Bakterilerde en çok görülen üreme şekli ikiye bölünmedir (mikroorganizma sayısı) Çok hücreli organizmalarda kütle artışı Genelde

Detaylı

BURUNDAN (NAZAL) UYGULANAN YÜKLEME (PROVOKASYON) TESTLERİ İÇİN AYDINLANMIŞ ONAM (RIZA) BELGESİ

BURUNDAN (NAZAL) UYGULANAN YÜKLEME (PROVOKASYON) TESTLERİ İÇİN AYDINLANMIŞ ONAM (RIZA) BELGESİ BURUNDAN (NAZAL) UYGULANAN YÜKLEME (PROVOKASYON) TESTLERİ İÇİN AYDINLANMIŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANIN... Kayıt (protokol) numarası :... Doğum tarihi (gün/ay/yıl) :... Adresi :...... Telefon numarası

Detaylı

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI MEME KANSERİ Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI KANSER Cancer İngilizce yengeç YENGEÇ düşmanını kıstırdıktan sonra sıkıca tutuyor, yavaş

Detaylı

KANSER İSTATİSTİKLERİ

KANSER İSTATİSTİKLERİ 1 KANSER İSTATİSTİKLERİ Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunudur. Tanı olanaklarının gelişmesi ve

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 11 Mart 2015 10. Hafta (02-08 Mart 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 10. hafta itibariyle çalışılan numunelerdeki İnfluenza

Detaylı

EK-7 KORUYUCU HİZMET GÖSTERGELERİ

EK-7 KORUYUCU HİZMET GÖSTERGELERİ EK-7 KORUYUCU HİZMET GÖSTERGELERİ Gösterge Adı Gebe Tespit Oranı (Yüzde) Gebelik sürecindeki riskli durumlarla ilgili oluşabilecek sorunları en aza indirmek için gebe sayısının tespit edilmesidir. İlgili

Detaylı

SU ÜRÜNLERİ SAĞLIĞI BÖLÜM BAŞKANLIĞI

SU ÜRÜNLERİ SAĞLIĞI BÖLÜM BAŞKANLIĞI SU ÜRÜNLERİ SAĞLIĞI BÖLÜM BAŞKANLIĞI Hacı SAVAŞ-SÜMAE, Su Ürünleri Sağlığı Bölüm Başkanı Su Ürünleri Sağlığı Bölüm Başkanlığı enstitümüz bünyesinde faaliyet gösteren bölümlerden birisidir. 2000 yılı başından

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ ANABİLİM DALI

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ ANABİLİM DALI BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ ANABİLİM DALI SAĞLIKLI BİREYLERDE SİGARA İÇİMİNİN VE TÜBERKÜLOZ CİLT TESTİ POZİTİFLİĞİNİN ATOPİYE ETKİSİ Uzmanlık Tezi Dr. İnsu Yılmaz

Detaylı

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım Dr.Özlem Özdemir Kumbasar Bağışıklığı baskılanmış hastaların akciğer komplikasyonları sık görülen ve ciddi sonuçlara yol açan önemli sorunlardır.

Detaylı

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş 1 Olgu 1: 4 aylık erkek çocuk 2 Üç gündür ateş, boynun sağ yanında şişlik. Bu bölgede yaygın şişlik-kızarıklık ve ısı artışı. Ağız içerisinde Stenon

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Verem Savaşı Daire Başkanlığı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Verem Savaşı Daire Başkanlığı T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Verem Savaşı Daire Başkanlığı Uzm. Dr. Feyzullah GÜMÜŞLÜ Verem Savaşı Dairesi Başkanı Kurs Programı Tüberküloz tanı ve tedavisi TB bakteriyolojik tanısında yeni yöntemler 23 Nisan

Detaylı

Rahim ağzı kanseri hücreleri doku kültürü mikroskopik görüntüsü.

Rahim ağzı kanseri hücreleri doku kültürü mikroskopik görüntüsü. Doç.Dr.Engin DEVECİ HÜCRE KÜLTÜRÜ Hücre Kültürü Araştırma Laboratuvarı, çeşitli hücrelerin invitro kültürlerini yaparak araştırmacılara kanser, kök hücre, hücre mekaniği çalışmaları gibi konularda hücre

Detaylı

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE): Pulmoner Emboli Profilaksisi Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD m Pulmoneremboli(PE): Bir pulmonerartere kan pıhtısının yerleşmesi Distaldeki akciğer parankimine kan sağlanaması Giriş Tipik

Detaylı

ÇALIŞAN SAĞLIĞI ÜLKEMİZDEN ÖRNEKLER. Dr. Yunus Gürbüz

ÇALIŞAN SAĞLIĞI ÜLKEMİZDEN ÖRNEKLER. Dr. Yunus Gürbüz ÇALIŞAN SAĞLIĞI ÜLKEMİZDEN ÖRNEKLER Dr. Yunus Gürbüz Çalışan sağlığı, pratikte uygulananlar Çalışan sağlığı ile ilgili hastanelerde neler yapıldığını tespit etmek için bir anket formu hazırlandı,20 merkeze

Detaylı

ANTİFUNGAL TEDAVİ: PRE-EMPTİF Mİ EMPİRİK Mİ? Prof. Dr. Ayper SOMER İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları

ANTİFUNGAL TEDAVİ: PRE-EMPTİF Mİ EMPİRİK Mİ? Prof. Dr. Ayper SOMER İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları ANTİFUNGAL TEDAVİ: PRE-EMPTİF Mİ EMPİRİK Mİ? Prof. Dr. Ayper SOMER İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları Ankara, 28 Şubat 2010 PEDİATRİDE İNVAZİF MANTAR İNFEKSİYONU İÇİN RİSK GRUPLARI

Detaylı

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR SPONDİLODİSKİTLER Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR Vertebra Bir dizi omurdan oluşur Vücudun eksenini oluşturur Spinal kordu korur Kaslar, bağlar ve iç organların yapışacağı sabit bir yapı sağlar. SPONDİLODİSKİT

Detaylı

Yoğun Bakımlarda İnfeksiyon Kontrolü: Haricen Klorheksidin Uygulanmalı mı?

Yoğun Bakımlarda İnfeksiyon Kontrolü: Haricen Klorheksidin Uygulanmalı mı? Yoğun Bakımlarda İnfeksiyon Kontrolü: Haricen Klorheksidin Uygulanmalı mı? Dr. Funda YETKİN İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Sunum Planı Klorheksidin

Detaylı