KANSERLİ ÇOCUKLARDA BESLENME DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KANSERLİ ÇOCUKLARDA BESLENME DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ"

Transkript

1 Sağlık Bakanlığı T.C. Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları 2. Çocuk Kliniği Klinik Şefi:Doç. Dr. Gülnur Tokuç KANSERLİ ÇOCUKLARDA BESLENME DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ Dr. Tarık YILDIRIM (İstanbul 2004) 1

2 ÖNSÖZ Hastanemiz Başhekimi Doç. Dr. Selami ALBAYRAK a, Asistanlğım süresince tüm çalışma ve eğitimimde, bilgileri ve deneyimleriyle bana büyük katkıları olan, disiplinli, hoşgörülü, insancıl davranışlarını ve desteğini esirgemeyen sayın hocam Doç. Dr. Gülnur TOKUÇ a Her zaman sevgi ve desteğini gördüğüm 1. Çocuk Kliniği Şefi Doç. Dr. Ayça VİTRİNEL e, kısa sürelide olsa birlikte çalışma imkanı bulduğum Biyokimya bölümü Klinik Şefi Dr. Asuman ORÇUN a, 1. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Şefi Doç. Dr. Orhan ÜNAL a, 2. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Şefi Doç. Dr. Cem TURAN a ve Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Şefi Dr. Serdar ÖZER e teşekkürlerimi sunarım. Uzmanlık eğitimim süresince sıcak ve dostça bir çalışma ortamı paylaştığım, her türlü destek ve yardımlarını gördüğüm 1. ve 2. Çocuk Kliniği Şef yardımcıları Dr. Yasemin Akın ve Dr. Fatma Kaya Narter e, tezimde büyük emeği geçen 2. Çocuk Kliniği uzman doktorlarından Dr. Perran Boran a, 1. ve 2. Çocuk Kliniği uzman doktorlarından Dr. Kamil Esmer e, Dr. Nadir Girit e, Dr. Sedat Öktem e, Dr. Şehmir Şimşek e, Dr. Engin Tutar a, Dr. Semiramis Sadıkoğlu na, Dr. Feza Aksoy a, Dr. Serdar Cömert e, Dr. Gülay Çiler Erdağ a, Dr. Turgut Ağzıkuru ya, Dr. Mehmet Çerçi ye, şu an aramızda olmayan ama asistanlık eğitimimde katkıları olan Dr. Neslihan Çiçek Deniz e, Dr. Figen Temel e, Dr. Esin Uğuzbalaban a, Dr. Selda Boylu Ağzıkuru ya ve asistanlığım süresince dostça bir çalışma ortamını paylaştığım tüm asistan arkadaşlarıma, kliniğimiz hemşire, laborant ve yardımcı personeline teşekkürü borç bilirim. Asistanlığım ve tez hazırlama döneminde sevgi ve sabırlarıyla bana büyük destek olan eşim Zeynep e ve beni yetiştiren annem, babam ve ağabeylerime teşekkür ederim. Dr. Tarık YILDIRIM 2

3 KISALTMALAR PEM GIS ALL LPL LMF TPN : Protein enerji malnütrisyonu : Gastrointestinal sistem : Akut lenfoblastik lösemi : Lipoprotein lipaz : Lipid mobilizing faktör : Total parenteral nutrisyon IL-1 : İnterlökin -1 RT RBP CRP Ig YGA BGA BMI MAC TFST NHML TNF : Relatif tartı : Retinol bağlayıcı protein : C- reaktif protein : İmmunglobulin : Yaşa göre ağırlık : Boya göre ağırlık : Vücut kitle indeksi : Orta kol çevresi : Triseps deri kıvrım kalınlığı : Non-hodgkin malign lenfoma : Tümör nekrozis faktör 3

4 İÇİNDEKİLER SAYFA GİRİŞ VE AMAÇ... 1 GENEL BİLGİLER... 2 MATERYAL VE METOD BULGULAR TARTIŞMA ÖZET KAYNAKLAR

5 GİRİŞ VE AMAÇ Son 20 yılda çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde önemli aşamalar kaydedilmiştir. Agresif multimodal tedavi programları ile yaşam süresinde önemli oranda iyileşme sağlanırken kansere ve tedaviye bağlı morbiditenin önlenmesi önem kazanmıştır. Kanserli hastalarda metabolik ve kalorik gereksinimlerin 5

6 karşılanamadığı durumlarda, beslenme desteği verilmesinin morbiditenin azalmasında önemine dikkat çekilmektedir. Kilo kaybı, protein enerji malnütrisyonu ve kaşeksi çocukluk çağı kanserlerinde tanıda, tedavi süresince veya son dönem hastalık sırasında ortaya çıkabilmekte; yaşam kalitesini, tedavi etkinliğini ve yaşam süresini önemli oranda etkilemektedir. Çalışmamızdaki amaç; Kliniğimiz Çocuk Onkoloji Servisine yatırılan kanserli hastalardaki tedavi başlangıcı ve tedavinin 6. ayındaki beslenme durumunu ortaya koyarak tedavinin beslenme üzerine olan etkilerini araştırmaktır. 6

7 GENEL BİLGİLER Sağlıklı yaşam, organizmanın fizyolojik ve metabolik fonksiyonlarının yerine getirilmesi ile mümkündür. Yeterli ve dengeli beslenme ise, bu fonksiyonların düzenli bir şekilde sürdürülmesinde insanın temel ve öncelikli gereksinmesidir. Yeterli ve dengeli beslenme sağlığı korumada olduğu kadar hastalıkların tedavilerinde de önemli rol oynar. Bu durum, yatış süresi uzun olan hastalar için daha da önemlidir. Organizma özellikle hastalıkta, beslenme yetersizliğine ve düzensizliğine daha duyarlı hale gelmekte ve ortaya çıkan dengesizlikler sağlık açısından sorunlara daha çabuk yol açabilmektedir (1, 2). Hastanede yatan hastalarda hastalık, başta malnütrisyon olmak üzere gelişen çeşitli komplikasyonlar ve tedavi yöntemlerinin yan etkileri sonucu beslenme sorunları geliştiğinde beslenme desteği, çoğu kez tek başına hasta bakımı ve tedavisinde önemli bir uygulama olarak değerlendirilmektedir. Hastalık türü ne olursa olsun, hastanede kaldığı süre içinde hastanın uygun beslenmesi, gerektiğinde beslenme desteğinin uygulanması tıbbi tedavinin etkinliğini arttırıp, hastalık komplikasyonlarını azaltacağı gibi hastanede kalış süresini kısaltarak hastaya psikolojik ve ekonomik kazançta sağlayacaktır (2, 3). Hastanede yatan hastalar arasında malnütrisyon insidansı en yüksek olan grup ise kanserli hastalardır. Malnütrisyon kanserli hastalarda tanı anında tespit edilebilir ya da kanser tedavisi sırasında gelişebilir. Kanserli hastalarda malnütrisyon insidans oranı % 40 lara varan oranlar bildirilmektedir (4, 5, 6, 7). Kanserli çocuklarda beslenme sorunları: anoreksiya, doygunluk hissi, bulantı, tat değişiklikleri, ağız kuruluğu, stomatitis, diyare, konstipasyon, malabsorbsyon v.b. görülmektedir. Malnütrisyonlu hastalarda kemoterapi ve radyoterapiye olan yanıt azalırken tedavi maliyetleri çok yükselmektedir. Mortalite ve morbidite oranları artmaktadır. 7

8 Onkoloji hastalarının % 20 den fazlası primer hastalıklardan çok nutrisyonel komplikasyonlardan ölmektedir (8, 9). KANSERDE MALNÜTRİSYON ETİYOLOJİSİ VE PATOGENEZİ Malnütrisyonun nedenleri arasında besin alımı ve absorbsiyonun bozulması, anormal kayıplar, metabolizmada ortaya çıkan değişiklikler ve artan ihtiyaçlar sayılabilir. Kanserin kendisi, uygulanan tedavi veya birlikte eşlik eden diğer kritik hastalıklar da bu nedenleri oluşturabilmektedir (10-14). Malnutrisyon Ewing sarkomu, Wilms tümörü, baş boyun tümörleri, ileri evre lenfomalar ve nöroblastom tanısı almış hastalarda daha sıktır (15-18). Az yemek yeme alışkanlığı, yemeklerden hoşlanmama, hastane yiyeceklerinin yenmemesi, verilen diyete uyum sağlamama gibi davranışsal ve çevresel faktörler malnütrisyona katkıda bulunabilir (19). Kaşeksi protein enerji malnütrisyonunun (PEM) kanser hastalarında ortaya çıkmış son durumudur (20). Tablo 1 de kanserli hastalarda malnütrisyonun nedenleri gösterilmiştir (21). Keys ve Silberman 32 gastrointestinal sistem (GIS) kanserli hasta üzerinde yetersiz besin alımının ağırlık kaybına olan etkisini incelemişlerdir. Çalışma sonucunda enerji gereksiniminin % 90 ını alan bireylerde ağırlık kaybının üçüncü ayda % 5, altıncı ayda % 8, onikinci ay ve sonrasında % 10; enerji gereksinmesinin % 80 ini alanlarda ağırlık kaybının üçüncü ayda % 8, altıncı ayda % 12, onikinci ayda % 15; enerji gereksiniminin % 70 ini alanlarda ise ağırlık kaybının üçüncü ayda % 10, altıncı ayda % 15, onikinci ayda % 20; günlük enerjisinin % 50 sini alanlarda ağırlık kaybının üçüncü ayda % 15, altıncı ayda % 25, onikinci ayda % 30 ve enerji gereksinmesinin % 40 ını alanlarda ise ağırlık kaybının üçüncü ayda % 20, altıncı ayda % 30, onikinci ayda % 35 olduğunu saptanmıştır (22). 8

9 Tablo 1. Kanserli hastalarda malnütrisyonun nedenleri 1- Tümöre bağlı mekanik nedenler 4- Radyoterapi -disfaji -diyare -bulantı -fistüller - tat değişikliği -kusma -malabsorbsiyon -malabsorbsiyon -GIS ülserasyonları 5- Kemoterapi -kanama -bulantı -ishal -kusma -intestinal obstrüksiyon -özefajit 2-Operasyona bağlı nedenler -diyare -ileus 6- Enerji gereksinmesinin artması -gastrik boşalmanın gecikmesi -metabolizmada artış -diyare -katabolik etki -malabsorbsiyon -kaşektin salgılanması 3- Metabolik değişiklikler 7- Depresyon ve diğer psikolojik faktörler -kanser kaşeksi sendromu -sosyal yaşantının bozulması -anoreksi -anksiyete -tat bozukluğu ANOREKSİ Enerji alımının, enerji gereksinimine göre azalmasının anoreksi (iştahsızlık) olarak tanımlayabiliriz. Besin alımında azalma direkt olarak kanser tedavisinin bir sonucu olabileceği gibi tat değişikliği, bulantı, mukozit, stomatit, kusma, diyare, malabsorbsiyon, yutma güçlüğü gibi faktörlere de bağlı olabilir (10, 11, 19, 25). Kanserli hastada kemoterapi ve baş-boyun radyoterapisine ikincil olarak tat duyusunda değişiklik ortaya çıkar. Ortalama civarında olan tat tomurcuklarında hücre döngüsü tedaviye ikincil olarak bozulur ve tat duyusu değişir. Tatlı tat eşiği yükselir, acı tat eşiği düşer. Tedavi kesilmesini takiben gün içinde bu değişikler düzelmekle birlikte bazı hastalarda hafif bir residü 9

10 kalabilir. Tat değişikliği yanında koku duyusu da değişebilir ve bu da geçicidir. Baş boyun radyoterapisi alan hastalarda tükrük üretiminin azalması (Xerestomi) ve kıvamının koyulaşmasına bağlı olarak besinlerin yutulması güçleşir, besin alımı azalır (9, 23, 24). Çocuklarda aynı zamanda psikolojik faktörler de iştahsızlığa neden olur. Kemoterapi öncesi kusmalar, besin reddinin kazanılması psikolojik orijinlidir. Ailelerin bu konudaki stresi de bu olayı arttırır (9, 19). Anoreksi bu mekanizmalar dışında tümör veya immun sistem tarafından salgılanan kimyasal maddelerle ilişkili olabilir (25, 26). Yapılan çalışmalarda, anoreksili kanser hastalarında kanser sonucu ortaya çıkan metabolik anormallikler, albumin ve serbest yağ asitlerinin plazma konsantrasyonlarının azalmasına yol açtığı gösterilmiştir. Bu azalma plazma triptofan düzeylerinin artmasıyla ilişkili olarak beyin triptofan düzeyi artışına ve sekonder olarak triptofan metaboliti olan 5-hidroksitriptofan düzeylerinin artışına yol açar. Beyin triptofan düzeyinde bu artış kanser kaşeksisi gelişiminde rol oynar (27, 28). GASTROİNTESTİNAL SİSTEM ( GIS) BOZUKLUKLARI Kanserli çocuklarda tedavinin GIS e birçok etkisi vardır. Kemoterapi ilaçlarının anoreksi, bulantı, kusma, stomatit, GIS ülseri, diyare, malabsorbsiyon gibi etkileri mevcuttur. Bununla birlikte pelvik ve abdominal bölgeye uygulanan radyoterapi fistül ve alımı bozan peristaltizm artışına ve aynı zamanda striktüre yol açar (29, 30, 31) 10

11 ARTMIŞ ENERJİ İHTİYACI Kanser hastalarındaki enerji metabolizması kanser hücrelerindeki hatalı regülasyonla ilişkilidir. Tümörün substrat tüketimi ile malnütrisyon gelişimi üzerine yapılan araştırmalarda, tümörün glukoz tüketim miktarının insan beyninin tükettiği glukoz miktarına eşdeğer olduğu rapor edilmiştir. Diğer bir deyişle tümör kendi metabolik aktivitesi için bireyin günlük enerji alımının % kadarını kullanmaktadır (32). Tümör hücreleri tarafından glukoz ve aminoasit tüketimi, konakçıya substrat üretimi ve toksik ürünlerin metabolizması konusunda büyük bir metabolik yük getirmektedir. Hastanın oral alımı tümörün getirdiği artan metabolik yükü karşılayamadığında gelişen patolojik metabolik olaylar sonucu malnütrisyon tablosu ortaya çıkmaktadır (9). Kanser hastalarında görülen artmış enerji ihtiyacına bağlı olarak hastaların protein ve glukoz turnover ında artış görülür. Akut lenfoblastik lösemi (ALL) li çocuklarda yapılan bir çalışmada artmış enerji kullanımı ve protein sentezi arasında kuvvetli bir ilişki saptanmıştır (33). Bununla birlikte kanserli hastalarda artmış glukoz turnover ı her zaman artmış enerji harcanımıyla birlikte değildir (34). Artmış glukoz turnover ının β- adrenerjik stimülasyona bağlı olduğu düşünülmektedir. ANORMAL METABOLİZMA KARBONHİDRAT METABOLİZMA BOZUKLUKLARI: Vücut glukoz metabolizmasındaki değişiklikler kalori kaybının asıl kaynağıdır ve kanser kaşeksisi ile ilişkilidir. İnsülin direnci kadar artan glukoz üretimi ve kullanımı karekteristiktir. Kanser hastalarında sıklıkla glukoz intoleransı mevcuttur ve insüline azalmış doku duyarlılığına bağlıdır. Kanser hastalarında glukoza yanıtta yetersiz insülin salgılanmasına yol açan azalmış pankreatik β hücre reseptör duyarlılığı 11

12 olduğu düşünülmektedir. Periferal glukoz metabolizmasında böyle anormallikler kanser hastalarında doku harabiyetine yol açan diyabet benzeri bir durum ortaya koymaktadır (35). Kanserli hastanın karaciğerinde glukoneogenezisteki artış yaygın olarak tanımlanmaktadır. Bunun nedeni hepatik glukoneojenik enzimlerin indüksiyonu olduğu kadar laktik asit ve alanin gibi glukojenik enerji yakıt substratlarının artan salınımıdır. Artmış hepatik glukoneogenezis ile bağlantılı olarak enerji tüketimi mevcuttur. Bu da protein ve kalorinin azalmasına ve kanser kaşeksi sendromunun gelişmesine yol açar. Kanserli hastalarda hepatik glukoz üretiminin artması enerji gerektirir; laktik asidin bir molünü glukoza çevirmek için üç mol Adenozintrifosfat (ATP) kullanılır. Bu da boşuna enerji harcayan metabolik döngülerin oluşmasına yol açar (35). Kilo kaybeden kanser hastaları glukoz değişimi ve glukoz oksidasyon oranlarında artış meydana getirir. Bu da kanser kaşeksi sendromunun gelişmesinde rol oynar (36). Tablo 2 de kanserli hastalarda karbonhidrat metabolizmasında görülen başlıca metabolik bozukluklar gösterilmiştir (37). TABLO 2-Karbonhidrat metabolizması Glukoz intoleransı İnsülin rezistansı Glukoz klirensinin gecikmesi Anormal insülin sekresyonu Glukoz üretiminin artması Glukoz turnover ının artması Glukoneogenezisin artması Kori siklusunun artması 12

13 LİPİD METABOLİZMASI Kanser hastalarında lipid metabolizmasıyla ilgili hiperlipidemi ve yağ depolarının azalması asıl bozukluktur. Lipoprotein lipaz (LPL) enziminin aktivitesindeki azalma protein malnütriyonunun esas sebebidir. Kanser hastalarının serumundaki artmış lipid seviyesi, hastalığın sonucunda önemli rol oynar. Hiperlipidemi immunsuprersyona yol açabilir ve özellikle monosit ve makrofaj üzerinde inhibitör etkilere sahiptir (38, 39). Kanser hastalarında LPL baskılanmıştır; fakat bu açlıkta ortaya çıkandan daha farklı bir mekanizmadır. Tümör nekrozis faktör (TNF) diğer adıyla kaşektin LPL enzimini inhibe ederek lipemi ve hipertrigliseridemiye neden olur (39). Lipid mobilizing faktör (LMF) 10 kd dan daha düşük ağırlıkta tümör kaynaklı bir polipeptiddir. LMF lipolizi arttırarak tümörün büyümesi için gerekli olan yağ asitlerinin mobilizasyonunu sağlar (39). Tablo.3 de kanserli hastalarda lipid metabolizmasında görülen başlıca metabolik bozukluklar gösterilmiştir (37). TABLO 3-LİPİD METABOLİZMASI Vücut yağının harcanmasında artma Total lipitlerde azalma Lipolizisin artması Lipogenezisin azalması Hiperlipidemi Serbest yağ asitleri (FFA) artışı Gliserol turnover ının hızlanması FFA oksidasyonunun baskılanarak glukozun tüketilmesi Serum LPP aktivitesinin azalması 13

14 PROTEİN METABOLİZMASI Protein-nitrojen metabolizmasındaki ana bozukluk, azalmış alıma karşılık büyüyen tümörün konakçının iskelet sistemini kaynak olarak kullanmasıdır. Konakçının protein yıkımı artar, sentezi azalır ve iskelet sistemi erir (9). Klinik belirtiler iskelet kası atrofisi ve miyopati, visseral organ atrofisi, hipoalbuminemi ve anerjiyi içerir. Konakçı organizmada protein tüketimi; tüm vücut protein turnover ındaki, kas protein sentezi ve katabolizmasındaki, hepatik protein sentezi ve metabolizmasındaki ve plazma protein seviyelerindeki değişimlerden kaynaklanır (40). Kaşektik kanser hastaları protein yıkım oranını artırır ve normalde açlık durumundaki metobolik uyumu gösteremez. Kanser hastalarında normal enerji alımı olsa bile negatif nitrojen dengesi vardır. Dallı zincirli aminoasitler ile zenginleştirilmiş total parenteral nütrisyon (TPN) solüsyonları; protein sentezini, lösin düzeyini ve albumin sentezini kanser hastalarında artırırken protein yıkımı ve nitrojen dengesini etkilememektedir (41). Sonuç olarak tümördeki büyüme konakçı organizmadaki nitrojen kaybıyla paraleldir ve tümör; konakçı dokudaki nitrojen kompozisyonunu değiştirir. Tablo 4 de kanser hastalarında protein metabolizmasında görülen başlıca metabolik bozukluklar gösterilmiştir (37). TABLO 4- PROTEİN METABOLİZMASI Vücut protein devrinin artması Karaciğer protein sentez hızlarının artması Kas sentez hızlarının artması Kastaki C-lösin birleşiminin azalması Hepatik protein sentezinin artması Kas protein yıkımının devam etmesi Plazmada dallı zincirli aminoasitlerin azalması 14

15 KANSERE METABOLİK YANITTA SİTOKİNLERİN ROLÜ İnterlökin-1 (IL-1) 15 kilodalton ağırlığında makrofaj, monosit ve astrositlerden salgılanan endojen mediatördür. Endojen pirojen, lökositik pirojen, lenfosit aktive edici faktör, lökosit endojen pirojen olarak da bilinir. Enfeksiyon, travma, egzersiz, ovulasyon ve kansere bağlı olarak salınımı artar. Prostaglandin E2 sentezini sağlar. Aynı zamanda kas protein yıkımında da rol alır. Çinko düşüklüğü, demir düşüklüğü, hipoalbuminemi, transferin düşüklüğü, bakır artışı, CRP de artış, seruloplazmin artışı, orosomukoid artışı, haptoglobin ve fibrinojen artışına da yol açar. IL-1 bilinen en güçlü anorektik ajanlardandır. Aynı zamanda kaşektin olarakta bilinen; kronik hastalıklara eşlik eden kilo kaybının ana mediatörü olan TNF ün salınımını arttırır (9, 24, 42). TNF 17 kilodalton ağırlığında ve makrofajlardan salınan mediatördür. TNF için reseptörler kas, karaciğer ve adipoz dokuda bulunur. TNF kasta protein yıkımını arttırır, karaciğer dokusunda protein sentezi ve glukoz üretimini arttırır, yağ dokusunda da LPL enzimini inhibe ederek kanser kaşeksisi gelişiminde rol oynar (9, 24, 42, 43). Kanser hastalarında tümörün metabolik aktivitesi nedeniyle sitokinlerin düşük düzeyli sürekli salınımı hasta vücut kitlesinin ciddi şekilde azalmasına yol açar. 15

16 KEMOTERAPİNİN BESLENME ÜZERİNE ETKİSİ Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların hızla çoğalan neoplastik hücreler yanında vücuttaki normal hücrelere de zararlı etkisi vardır. Kemoterapi ve immunoterapide kullanılan ilaçların çoğu bulantı ve kusmaya yol açar. Hastalarda gıda alımında azalma, elektrolit dengesizlikleri ve sürekli kilo kaybı görülür. Bazı kemoterapotik maddeler oral ülserasyon, cheilosis, glossit ve farenjit gibi mukozal toksisiteye yol açarak besin alımını azaltırlar. Actinomycin-D, cytarabine, 5-fluorouracil, hydroxyurea ve methotrexate gastrointestinal sistem epitelinde ülserasyona neden olur (44). Hastanın beslenme durumunu etkilemesine rağmen kemoterapi tek başına besinlerin GIS den emilim bozukluğuna neden olmaz. Tümörle ilşkili malabsorpsiyon sendromunun ilerlemesine yol açar (26, 27). Kemoterapi ilaçları major organ sistemlerini etkiler ve metabolizmanın etkinliğini azaltır. Özellikle karaciğer hücreleri bu toksisiteye hassastır. Karaciğer hasarı genellikle anoreksi ile ilişkilidir. Bu toksisiteye maruz kalmış hastalarda hepatik protein sentezinin azalması sonucu hipoalbuminemi gelişir (44). Kemoterapi ilaçları toksik etkilerini kemik iliği üzerine de gösterir. Kemik iliği baskılanması sonucu oluşan nötropeni kansere bağlı varolan 16

17 immunsupresyonu arttırır. Sonuç olarak gelişen enfeksiyonlar malnütrisyon gelişimine katkıda bulunur. Tablo 6 da bazı kemoterapotik ilaçların besin alımı üzerine etkileri gösterilmiştir (44). TABLO 6-KEMOTERAPOTİK AJANLARIN DİYET ALIMINA ETKİSİ Bleomisin İLAÇ KATEGORİSİ STOMATİT ANOREKSİ KUSMA BULANTI DİYARE DİĞER ETKİLER Antibiyotik X X X X Ateş, pulmoner toksisite Siklofosfamid Alkilleyici ajan X X X Hemorajik sistit Sisplatin DNA sentez Böbrek fonksiyon X X X inhibitörü bozukluğu Daktinomisin Antibiyotik X X X X X Oral ülserasyon Doksorubusin Antibiyotik X X X X X Kardiyak toksisite Florurasil Antimetabolit X X X X X Oral ülserasyon 6-merkaptopürin Antimetabolit X X X X Hepatik toksisite Metotreksat Nitrojen mustard Lomustin Vinblastin Antimetabolit X X X X X Alkilleyici ajan Alkilleyici ajan Vinka alkaloidi X X X X Oral ülserasyon,gingivit, hepatik toksisite Metalik tat, baş ağrısı, ateş X X X Uzamış iştahsızlık X X X X X Konstipasyon, abdominal ağrı, glossitis Konstipasyon, abdominal ağrı Vinkristin Vinka alkaloidi X X Karboplatin DNA sentez inhibitörü X X Hepatik toksisite Etoposid DNA sentez inhibitörü X X Hepatik toksisite Prokarbazin DNA sentez Merkezi sinir X X inhibitörü sistemi depresyonu Prednison Steroid X X Lökositoz RADYOTERAPİNİN BESLENME ÜZERİNE ETKİSİ Radyoterapi, malign ve seçilmiş bazı benign hastalıklarda iyonize radyasyonun kullanılması prensibine dayanan tedavi yöntemidir. Radyasyon bir ya 17

18 da birden fazla orbital elektronu atom ya da molekülden koparmak için enerjiye sahipse buna iyonizan radyasyon denir. Yalnız tedavinin uygulandığı bölgedeki kanser hücreleri yok edildiğinden, bu yöntem lokal bir tedavi olarak kabul edilmektedir. Radyasyon hücre içindeki DNA moleküllerinin bir ya da iki bağını kırarak hücre büyüme ve bölünmesini engellemiş olmaktadır (45). Radyoterapinin zararlı etkileri kanser hastasının nutrisyonel durumunu ciddi şekilde tehdit eder. Radyoterapi uygulanacak bölge, alanın büyüklüğü ve terapinin süresi nütrisyonel zararın ciddiyetini etkiler. Bu zarar, terapinin akut ve kronik etkileriyle bağlantılı olabilir. Radyoterapinin beslenmeye etkisi iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Bulantı, kusma, yutma güçlüğü, tükrük salgısı azlığı, koku duyusu kaybı, anoreksiya ve diyare tedavinin akut etkilerini; ağız kuruluğu, diş çürümesi, tat duyusu kaybı, kas spazmı, diyare ve malabsorbsiyon ise kronik etkilerini oluşturmaktadır. Oral kavite ve farenx radyoterapisinden sonra hastalarda artmış ya da bastırılmış tat duyusu görülebilir. Farenks radyoterapisinden sonra tat kaybı hızlı ve şiddetli olur. Bununla birlikte rahatsızlık öncesi tat duyarlılığı terapiden gün sonra sıklıkla yeniden kazanılır (46). Baş ve boyun radyoterapisinden sonra tükrük salgısında azalma olur, bu da hastaların beslenme alışkanlıklarının değişmesine neden olur. Mideye, ince ve kalın barsaklara verilen radyasyon nütrisyonel durumu etkileyebilecek çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Düşük dozda verilen gastrik radyasyon mide asidini azaltır, buna karşın yüksek dozlar ülser formasyonuna yol açabilir. İnce ve kalın barsağa verilen radyasyon genel olarak bulantı, kusma ve ishale yol açar, yüksek dozda gastrointestinal radyoterapinin ardından hastalarda enterit, kronik diyare ve barsak obstrüksiyonu gelişebilir. Karaciğere verilen üst abdominal radyasyon bulantı, kusma ve abdominal distansiyon ile karakterize geçici radyasyon hepatitine yol açabilir. Pankreasa verilen radyasyon da benzer olarak akut anoreksi, kusma ve ishale yol açar (46). 18

19 Tablo 7 de radyoterapinin nutrisyonel durum üzerine etkileri özetlenmiştir( 44) TABLO 7-RADYOTERAPİNİN LOKAL ETKİLERİ BÖLGE AKUT KRONİK Oral kavite Boyunda hassasiyet Ülser Farenks Yutma güçlüğü Tükrük azlığı Mukozit Anoreksi Koku duyusu kaybı Tükrük azlığı Diş çürükleri Osteoradyonekroz Trismus Tat değişiklikleri Tat duyusu kaybı Özefagus Yutma güçlüğü Fibroz Stenoz Mide, ince ve kalın barsak Karaciğer ve pankreas Anoreksi Bulantı Kusma Diyare Akut enterit Akut kolit Anoreksi Kusma Bulantı Fistül Ülser Malabsorbsiyon Diyare Kronik enterit Kronik kolit Asit Sarılık 19

20 CERRAHİNİN BESLENME ÜZERİNE ETKİLERİ Cerrahi hasar kanser hastalarında bulunan nütrisyonel bozukluğa katkıda bulunur. Nütrisyonel durumu iyi olan hastalarda daha az postoperatif komplikasyon oluşacağından cerrahi uygulanacak hastalarda nütrisyonel destek önemlidir. Hastanın nütrisyonel durumunun değerlendirilmesi sonucu protein enerji malnütrisyonu saptanırsa elektif cerrahi nütrisyonel durum düzelene kadar geciktirilebilir (47). Bazı cerrahi prosedürler nütrisyonel müdahaleyi gerektirir. Radikal orofarengeal rezeksiyon sıklıkla tüple beslenmeyi gerektirir. Özefagektomi ve özefageal rekonstrüksiyon, vagotomiye baglı gecikmiş gastrik boşalma, malabsorbsiyon, ve fistül ya da stenoz gelişimi ile ilişkilidir. Gastrik cerrahi sonucunda dumping sendromu, malabsorbsiyon ya da hipoglisemi gelişebilir. Alan ve genişliğe bağlı olarak intestinal rezeksiyon nütrisyonel komplikasyonların gelişimi ile sonuçlanabilir. İleum rezeksiyonu yaygın olarak vitamin B12 ve safra tuzu eksikliği ile sonuçlanır. Masif barsak rezeksiyonu ve jejunoileal bypass yapılan hastalarda sıklıkla malabsorbsiyona bağlı malnütrisyon gelişimi görülür. İleostomi ve kolostomi yaygın olarak su ve sodyum dengesindeki anormalliklerle ilişkilidir. Obstrüksiyon nedeni ile yapılan gastrik ve intestinal bypass cerrahisi spesifik nütrisyonel eksiklikle birlikte kör urve sendromu ile sonuçlanabilir. Pankreatektomiden sonra malabsorbsiyon, endokrin ve ekzokrin yetersizlik sıklıkla görülen problemdir; insülin ve pankreatik enzim replasmanı gerektirir. Üreterosigmoidektomi uygulanan kanser hastalarında yaygın postoperatif problemlere ek olarak hiperkloremik asidoz ve potasyum eksikliği görülebilir BESLENME DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ Beslenme durumunun değerlendirilmesinde amaç; 20

21 1-Nütrisyonel desteğe ihtiyacı olan ve malnütrisyonlu hastaların belirlenmesi, 2-Vücut kompozisyonlarının hem tüm vücut içeriği, hem de yağ içeriğinin değerlendirilmesi, 3-Nütrisyonel desteğin etkinliğinin izlenmesidir. Kanserli çocukların beslenme durumunun değerlendirilmesi malnütrisyonun tanı ve tedavisinde önem taşır. Bunun için en kolay yöntem dikkatli bir beslenme öyküsünün alınması ve fizik muayenenin yapılmasının yanı sıra, klinik durum diğer parametrelerle de (antrtopometrik ölçümler, plazma proteinleri ve immun sistem testleri vb.) değerlendirilmelidir (48). Beslenme öyküsü; 24 saatlik besin tüketiminin, besin tüketim sıklığının ve daha kapsamlı bilgilerin birlikte saptandığı bir yöntemdir. Fizik muayene sırasında çocuğun genel görünümü, deri, mukozalar ve dişler değerlendirilerek nütrisyonel yetersizlik açısından dikkat edilmelidir. Hastaların takipte kiloları kaydedilmelidir. Kilo kaybı % 5 ten fazla olan hastalarda daha ayrıntılı araştırma gerekir (49). Hastanede yatan çocukların nütrisyonel alımı çocuğun aldığı miktar ile alamadığı miktarlar kaydedilerek değerlendirilir. Diyet günlüğünde ise aileler çocuğun kilo ve diğer ölçümlerini 3-7 gün arayla kaydederler. Beslenme durumunun değerlendirilmesinde kullanılan parametreler Tablo 8 de gösterilmiştir (50). TABLO 8- Beslenme Durumunu Değerlendirme Parametreleri Ölçüt Parametre Belirlediği durum 21

22 Antropometrik ölçümler Visseral protein durumu Hücresel immünite durumu Diyetle alınan miktar Boy Ağırlık kaybı Beden kitle indeksi Üst orta kol çevresi Triseps deri kıvrım kalınlığı Orta kol kas alanı 24 saatlik idrar kreatini Serum albumin Serum transferin Prealbumin Retinol bağlayıcı protein Total lenfosit sayısı Recall antijenlere karşı gecikmiş aşırı duyarlılık için deri testi 24 saatlik protein alımı 24 saatlik üre azotu 24 saatlik enerji alımı Ağırlığın değerlendirilmesi Vücut kitlesindeki azalma Vücut kitlesi Vücut kas kitlesi Vücut yağ kitlesi Yağsız vücut kitlesi Kreatinin boy indeksi Karaciğer protein sentez hızı Karaciğer protein sentez hızı Tiroksinin plazmada transportu Vitamin A nın transportu İmmün sistemin dolaşımdaki T ve B hücresinin sayısı T hücrelerinin immün fonksiyonu Azot alımı ve atımı Azot dengesi Kullanılan ekzojen enerji ANTROPOMETRİK ÖLÇÜMLER 22

23 Yaşa göre vücut ağırlığı, boya göre vücut ağırlığı, üst kol çevresi, boya göre ağırlık beslenme değerlendirilmesinde en sık kullanılan antropometrik ölçümlerdir. Bu ölçümler basit ve hasta başında yapılabilecek ölçümlerdir. *Yaşa göre vücut ağırlığı=vücut ağırlığı, protein kitlesinin ve enerji depolarının dolaylı bir göstergesidir. Vücuttaki toplam yağ, su ve kemik mineralinin toplamını gösterir. Bütün yaş gruplarında beslenme durumunun değerlendirilmesinde vücut ağırlığı iyi bir ölçüttür. Vücut ağırlığının yaşa göre normal değerin % 80 inin altında olması belirgin beslenme bozukluğu göstergesidir (51). *Yaşa göre boy uzunluğu=uzun süre yetersiz beslenme durumunda boy uzaması da duraklar. Ağırlık ölçümleri gibi boy uzunluğu da özellikle alan çalışmalarında bütün yaş grupları için değerli ve basit bir ölçümdür (51). *Boya göre ağırlık (rölatif tartı)=rölatif tartı (RT) bütün yaş gruplarında kullanılan değerli bir yöntemdir. Çocuğun ağırlığı ideal ağırlık ile karşılaştırılır. Yaş ve cinsiyete göre düzenlenmiş boy ve vücut ağırlığını içeren tablolardan yararlanarak çocuğun boy yaşına uygun ağırlığı bulunur. Boyunun 50. persentilde olduğu yaşın 50. persentildeki ağırlığı, o çocuğun ideal ağırlığıdır. Çocuğun ölçülen ağırlığının ideal ağırlığına oranlanması rölatif tartıtıyı verir (51). Hastanın ağırlığı Aynı boyda normal çocuğun 50. persentildeki ağırlığı RT= x100 Malnütrisyonlu hastalarda RT % 80 nin altındadır. *Vücut kitle indeksi=vücut bileşimini en iyi yansıtan indeks olarak kabul edilir [ağırlık(kg)/boy²(m)] formülüyle hesaplanır. Yaşa göre 5. persentilin altındaki değerler zayıflık, 85 ile 95 persentilin arsında olanlar fazla kilolu, 95.persentilin üzeri obez olarak kabul edilir (51). 23

24 *Z-Skoru=Bireyin ölçülen parametresinin, toplumun normal ortalama değerinden sapma derecesini ifade eden bir terimdir. Vücut ölçümlerinin bu yöntemle belirlenmesi küçük değişimlerinde gösterilebilmesi açısından avantajlıdır. Bireyin boy uzunluğu için z-skoru aşağıdaki şekilde hesaplanabilir. Bireyin boyu- yaş ve cinse göre ort. değer(cm) Yaş ve cinse göre normal ortadan sapma(cm) Yaşına göre boy uzunluğu ortalamaya uyan bir çocukta Z-skoru 0 dır. +2 ve -2 SD (standart deviasyon) arası değerler normal alt ve üst sınırlar olarak kabul edilir (51). *Orta kol çevresi= Sık kullanılan ve güvenilir parametrelerdendir. Vücut kas kitlesinin değerlendirilmesini sağlar. *Deri altı kalınlığı= Triseps, biseps ve subskapular bölgeden ölçülebilir. Vücut yağ oranını gösterir. LABARATUAR BULGULARI: Klinik bulguların ortaya çıkacağını belirleyen objektif ölçütlerdir. Plazma proteinleri:vücuttaki visseral protein kompartmanını oluşturur. Plazma proteinlerinin dolaşımdaki düzeyi; sentez hızına, volümün dağılımına ve katabolizmanın hızına bağlıdır. En çok kullanılan protein durumunun göstergeleri; albümin, transferin, prealbümin, retinol bağlayıcı protein (RBP) ve fibronektin değerleridir. Bunlar genellikle beslenme durumunun değerlendirilmesinde kullanılırlar. Tablo 9 da plazma proteinlerinin yarılanma ömrü, normal aralığı ve eksiklik durumunun dereceleri verilmiştir (20). 24

25 TABLO 9- PLAZMA PROTEİNLERİ Hafif Orta Ağır Protein Yarılanma ömrü Normal değer eksikli eksikli Eksikli k k k Albümin( g/dl) 20 gün <2.1 Transferin(mg/dl) 8-9 gün <100 Prealbümin(mg/dl) 2 gün <5 RBP(mg/dl) 12 saat Albümin: Karaciğer tarafından sentezlenen önemli bir proteindir ve yarılanma ömrü 20 gündür. Dolaşımdaki protein kitlesinin yaklaşık % 40 ını oluşturur. En önemli görevi plazma onkotik basıncını sağlamaktır. Aynı zamanda hormonlar, ilaçlar, enzimler ve elementlerin taşınmasında rol oynayan primer proteindir. Serum albümin düzeyi kronik malnütrisyonun belirlenmesi ve değerlendirilmesi amacı ile kullanılan önemli bir test olmakla birlikte beslenme durumundaki akut değişikliklerin belirlenmesinde albümin seviyesinin ölçümü yetersiz kalmaktadır. Bununla birlikte bazı nütrisyonel olmayan faktörlerde serum konsantrasyonunu etkiler. Albümin dağılımı strese, enfeksiyona, kemoterapi ajanlarına, protein kaybettirici enteropatiye ve karaciğer disfonksiyonuna bağlı olarak değişir (52-54). Transferrin: Karaciğerden sentezlenen bir β- globulindir. Plazmada demirin transportunu sağlar ve bakteriyel enfeksiyonun önlenmesine yardım eder. Yarılanma ömrü 8-9 gündür. Serumdaki düzeyi beslenme faktörlerinden ve demir metabolizmasından etkilenir. Yarılanma ömrünün albüminden daha kısa oluşu, teorik olarak beslenme durumundaki değişiklikleri çok daha erken yansıtacağanı düşündürmekle birlikte aralarında anlamlı bir farklılık belirlenememiştir. Ancak beslenme desteğinin izlenmesi sırasında serum transferin düzeyinin bir haftada normale ulaşabilmesi önemli bir üstünlüğüdür. Serum albümin seviyesini etkileyen faktörler transferrin konsantrasyonunuda etkiler (52-54). PREALBÜMİN ve RBP: Tiroksin bağlayıcı prealbümin, tiroksinin plazmadaki transportunda önemli rol oynar. Ayrıca RBP ile birlikte A vitamini 25

26 transportunda da yardımcıdır. Bu iki proteinin yarılanma ömrü çok kısadır. Prealbüminin yarılanma ömrü 2 gün, RBP nin 12 saattir. Açlıktan sonra prealbümin ve RBP düzeyleri hızlıca düşerek ilk haftada plato yaparken albümin ve transferin düzeyleri yavaş bir düşüş gösterir. Aynı zamanda bu proteinler malnütrisyonlu çocukların nütrisyonel destek tedavisi sırasında daha hızlı yükselirler. Albümin gibi prealbümin ve RBP de karaciğerde sentezlenir. Bu proteinler aynı zamanda kalori kısıtlaması, hipertiroidi, demir eksikliği ve vitamin A yetersizliği ile azalırlar (52-54). C- Reaktif Protein (CRP): İnsan serumunda bulunan CRP hepatositler tarafından üretilmektedir. Akut faz süresince fonksiyonu kesin olarak bilinmemekle birlikte, bu proteinin inflamasyon ve diğer savunma mekanizmalarına yardımcı olarak, önemli bir tanıma ve aktivasyon kapasitesine sahip olduğu gösterilmiştir. Akut inflamatuar yanıtta serum konsantrasyonu birkaç saat içinde artmakta ve gün boyunca yükselmektedir. CRP genellikle akut uyarıdan 2-3 gün sonra en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Yarılanma ömrü yaklaşık olarak 18 saattir (55). Kreatinin- Boy indeksi: Kreatinin yıkımı ile açığa çıkan kreatinin yağsız vücut kitlesinin göstergesidir, kreatinin- boy indeksi 24 saatlik idrarda kreatinin atılımının ölçülmesi ile saptanır. Kreatinin üretimi vücut kitlesi ve idrarla atılıma bağlı olarak değişebilir (51). Kreatinin- Boy indeksi: (24 saatlik idrarda kreatinin / 24 saatte atılması gereken kreatinin) x100 Kreatinin- boy indeksi % 60 ın altındaki değerler ciddi kas kaybını, arasındaki değerler ise orta derecede kaybı gösterir. İmmünolojik fonksiyonlar: İmmün fonksiyonları, beslenme durumu ve çeşitli faktörler etkilemektedir. Klinikte immün yanıt; total lenfosit sayısı ve deri 26

27 testleri ile ölçülmektedir. Malnütrisyon tüm organ ve sistemler üzerinde etki gösterirken, immün sistem bundan en çok etkilenenler arasındadır. Hücresel immünitedeki bozulma hümoral immünitedeki bozulmadan çok daha erken ve belirgin gelişir. Timus atrofisi görülebilir, dalak küçülebilir ve lenfoid doku gelişimi yavaşlar. Lenfosit sayımı ve T hücre oranı normalden az sayıdadır, afonksiyonel hücrelerde ise artış görülür; mitojenlere karşı lenfosit cevabı azalır. Buna karşın hümoral immünite ile ilgili testler immunoglobülinler (Ig) genellikle normal düzeydedir. Ancak spesifik viral ve bakteriyel ajanlara antikor cevabı bozuktur. Total lenfosit sayısı ile hücresel immünite arasında bir korelasyon vardır ve bu sayımın düşük olması visseral protein yetersizliğini gösterir. Hücresel immünitedeki bu azalma protein eksikliğine bağlı olabileceği gibi bu durumdan çinko, folat ve diğer besin öğelerinin eksikliği de sorumlu olabilir. Beyaz hücre sayısı normal olduğu halde nötrofil fonksiyonlarında bozukluk bildirilmiştir. C4 hariç diğer tüm kompleman düzeylerinde düşüklük vardır (56). KANSER HASTALARINDA BESLENME Kanserli hastalarda antropometrik ve biyokimyasal değerlendirmeler yapıldıktan sonra, hastanın beslenme durumu değerlendirilir. Öyküde de belirlenen besin alımının azalmasına neden olan faktörlerin ortadan kaldırılmasına yönelik destekleyici ve medikal tedavinin yanısıra gerekli olanlara oral, enteral ve parenteral olarak beslenme desteği verilir. Tablo 10 da kanser hastalarında beslenme desteğine başlanması için gerekli kriterler verilmiştir (9). TABLO 10- Kanserli hastalarda beslenme desteğine başlanması için kriterler. 27

28 1- Hastalık öncesi döneme göre % 5 in üzerinde kilo kaybı 2- Boya göre kilo oranının % 90 ın altında olması veya boya göre kilonun 10 persentilin altında olması 3- Serum albümin düzeyinin 3.2 g/dl nin altında olması 4- Kol yağ alanının yaşa ve cinse göre 5 persantilin altında olması Kanserli çocuklarda tanı anında beslenme durumunun değerlendirilmesi ve bir diyetisyenle işbirliği halinde diyetin düzenlenmesi gerekmektedir. Çocuklarda yaşa ve kiloya göre protein ve enerji gereksinimini gösteren şemalar mevcuttur. Ancak kanserli hastada aktif tümör metabolizmasının getirdiği ek gereksinimde göz önüne alınmalıdır. Ayrıca bu hastalarda sık görülen ateş ve enfeksiyon durumlarında da kalori gereksinimi artmaktadır (9, 57). Kanserli çocukta besin alımını azaltan nedenlere yönelik olarak aile ile işbirliği halinde çözümler üretilmelidir. Tat değişikliğine yönelik çeşitli yiyecekler kullanılabilir. Örneğin metalik tat için limon suyu, sirke ve asidik tatta şekerler yarar sağlamaktadır. Ağız kuruluğu için ise nane- limon şekerleri tükrük bezini uyararak, sulu gıdalar ve soslar yutmayı kolaylaştırarak faydalı olur. Kemoterapiye bağlı bulantı ve kusmalarda antiemetik ilaçlardan yararlanılabilir. Konstipasyonu olanlarda lifli gıdalar ve bol sıvı önerilir. Mukoziti olan hastalarda yumuşak ve sıvı gıdaların yanı sıra uygun ağız bakımı, analjezik ve lokal anestetik kullanımı gerekmektedir. Ağır vakalarda parenteral beslenme, antibiyotik ve antifungal tedaviye gereksinim vardır. Bu destekleyici tedavilerin yanı sıra iştah açıcı ilaçların kullanılması da önerilmektedir. Bu amaçla seratonin reseptör antagonisti olan siproheptadin, dopamin reseptör antagonisti olan metoklopramid, megestrol asetat ve deksametazon önerilen ilaçlardandır (9). Kanserli hastalarda izole besin eksikliği nadir olmakla beraber malnütrisyona bağlı olarak bazı vitamin ve mineral eksiklikleri görülebilir. Uzun 28

29 süre parenteral beslenme desteği uygulanan hastalarda, gastrointestinal cerrahi ve radyoterapi uygulananlarda ve uzun süre antibiyotik alan hastalarda vitamin ve eser element eksikliği daha sık görülür. Bu nedenle hastalara uygun vitamin ve mineral desteği yapılması ihmal edilmemelidir (58). Hastanın beslenme durumu antropometrik ve biyokimyasal olarak değerlendirildiğinde beslenme desteğine ihtiyacı olduğu belirlenirse (Tablo 10), hastaya enteral veya parenteral beslenme desteği uygulanmalıdır. Oral- enteral beslenme desteği Kanserli bir hastanın aldığı besinler enerji gereksinimini karşılamakta yetersiz kalıyorsa ve eğer gastrointestinal sistemi fonksiyonel ise, beslenme desteği için ilk tercih enteral yoldur. Çünkü güvenli, fizyolojik, basit ve ekonomiktir. İntravenöz yola oranla derin ven kataterinin kullanılma zorunluluğunun olmaması ve barsak mukoza bütünlüğünün sürdürülmesini sağlaması gibi pek çok avantajı vardır. Enteral beslenmede kalori olarak yoğunlaştırılmış sıvı veya toz şeklindeki hazır oral formülalar kullanılabilir. Solüsyonlar kalori yoğunluğu, osmolalite ve formülasyon açısından farklılık göstermektedir. Bu ürünler, hasta için öngörülen ihtiyaçları karşılayacak besin gruplarını yeterli düzeyde sağlamak ve hastanın olağan diyetini güçlendirmek için kullanılabilirler (9, 59). Kanserli çocuklarda oral besin desteğinin kullanılmasını en fazla kısıtlayan faktör ise hastanın kabul edip etmemesidir. Bununda en önemli sebebi formülaların tatlarının acı olmasıdır. Soya kaynaklı formülalar ishali ve laktoz intoleransı olan çocuklarda yararlı olabilirler. Eğer hasta oral olarak beslenemiyorsa tüple beslenme uygulanır. Tüple besleme nazoenterik kateter ve ostomi tüpleri aracılığıyla iki şekilde yapılır. Tüpler radyoopaktır ve genişlikleri duedonum geçişi için uygundur. Tüpün uç kısmı mide ya da ince barsaklara yerleştirilir. Parenteral beslenmeye göre; santral ven kateterinin neden olduğu komplikasyonlardan korunma, mukozal devamlılığının 29

30 sağlanması, radyoterapi ve kemoterapinin neden olduğu enteritlerden korunma gibi avantajları vardır (57, 60). Tüple besleme infüzyon şeklinde veya gün içinde aralıklı bolus şeklinde yapılır. Devamlı besleme duedonum distal kısmına formülanın infüze edilmesi ile sağlanır. GİS mukozasında belirgin atrofisi olanlarda ve yüksek ozmolaliteli formüla alanlarda devamlı besleme bolusa tercih edilir. Devamlı beslemede abdominal distansiyon, aspirasyon riski ve bakteriyel kontaminasyon azalır. Bolus beslemenin primer avantajı hastanın daha mobilize olmasıdır (57). Elemental besinler sabit bir infüzyonla verilir. Başlangıçta, solüsyon yarım hızda (50 ml/saat) olarak uygulanmalı ve idame hacimlerine gelene kadar hacim yavaş yavaş artırılmalıdır. Solüsyonun kosantrasyonu, arzu edilen kalöri gereksinimini karşılayana kadar giderek artırılmalıdır. Eğer hasta ağızdan uzun süre hiçbirşey alamadığı için tüple beslenmeye geçilmişse barsak duvarının emici alanları atrofiye uğramış olabilir. Rejenerasyon oluşması için yavaş besin infüzyonu birkaç gün alabilir ve bu süre içinde orta derecede ishal görülebilir. Solüsyon olarak düşük ozmolaliteli, besleyici olarak eksiksiz ve tercihen laktozsuz formülalar seçilmelidir. Blenderden geçirilmiş besinler içeren bazı ticari preperatlar konstipasyon ve ishale yaklaşımda yardımcı olacak çözünebilir lifler içerirler ve mide içine boluslar tarzında uygulanırlar. Tüple beslemede en sık karşılaşılan komplikasyonlar ishal ve mide boşalmasının gecikmesidir. İshale yaklaşımda ise önemli olan sorunun beslenme şeklinden önce başlayıp başlamadığını, altta yatan bir enfeksiyonun veya bir ilaç uygulamasının sonucu olup olmadığını değerlendirmektir. İshalin kontrol altına alınmasında ilk adım besin konsantrasyonunu ve hacmini düşürmektir. Besin oda sıcaklığında verilmeli kontaminasyonu önlemek için üretici firmanın önerdiği süreden daha uzun süre asılı tutulmamalıdır. Dilüe edilmemiş bir besinle bile ishal 2-3 gün devam ederse daha elemental bir beslemenin veya çözünebilir lif içeren diğer bir ürünün denenmesi fayda sağlayabilir. Bu ürünlere de izo-ozmotik bir konsantrasyonda başlanması önerilmektedir. İshal tedavisinde antidiyaretik ajanlar 30

31 da kullanılabilir. Tüple beslemede rastlanılan diğer bir komplikasyon olan konstipasyon, düşük rezidülü preparatların kullanılmasından sonra görülen nadir bir durumdur. Diğer sorunlardan hiperozmolar nonketotik koma ise serum glukoz ve elektrolit düzeylerinin izlenmesi ile önlenebilir. Mide boşalmasında gecikme olan hastalarda ise besin infüzyon hızını azaltılarak veya düşük yağ içeren bir solüsyona geçilerek bu durum önlenebilir (9, 57, 60). Tüple beslemenin kontrendike olduğu klinik durumlar arasında GİS in non-fonksiyonel veya obstrükte olması, GIS kanama, tüp tarafından irrite edilebilecek ciddi ülserasyonların olması, persistan bulantı kusma ve ağır diyaredir (57). Parenteral beslenme desteği Malnütrisyonlu hastalar için parenteral beslenme enteral beslenmeye alternatif olarak kullanılabilecek güvenilir bir yoldur. Total parenteral nütrisyon (TPN); orta dereceli anoreksi ve kusma gibi tedavi siklusları ile ilişki gösteren yakınmaları olan hastalarda ve bazal metabolik durumu nispeten iyi olan düşük risk grubundaki hastalarda endike değildir. Malnürisyon gelişmesi açısından riskli olan hastalarda ve beslenme desteği gerekliliği kriterlerini (Tablo-10) taşıyan hastalarda, beslenme açığı enteral yolla kapatılamıyorsa parenteral nütrisyon kullanılmalıdır. Nütrisyonel morbiditeye yol açan agresif tedavi rejimleri de beslenme desteği kullanıp kullanmamaya karar vermede etkilidir. Eğer bir hastada tedavi alırken gelişmiş 30 günden uzun süren kronik bir bulantı kusma varsa parenteral besin desteği endikedir (9, 57, 61). Kanser tedavisi devam eden ve bu tedavi ile beden hücre kitlesi daha da azalacak olan kaşektik bir hastanın, vücut kitlesini ve metabolik durumunu düzeltmek için besin desteği gereklidir. Son gelişmeler ile TPN alımıyla antikanser tedavi alan hastalarda vücut kitlesi kaybı önlenmiştir. TPN de kullanılan çok sayıda solüsyon vardır. TPN tedavisinde günlük sıvı ve kalori ihtiyacı yaşa vücut ağırlığına göre ayarlanmalı, tümörün getirdiği ek 31

32 gereksinim dikkate alınmalıdır. TPN için önerilen besin gruplarının oranları, oral beslenme için önerilen oranlara yakındır. TPN içeriği % protein, % lipid ve % karbonhidrat içermelidir. Protein için sentetik aminoasit kaynağı ve karbonhidrat olarak da çoğunlukla glukoz kullanılmaktadır. Lipid kaynağı olarak % 10 luk veya % 20 lik lipid solüsyonları uygulanmaktadır. TPN ürünlerindeki yağ emülsiyonları; yağ asitlerinin gliserol ile birleşmesinden oluşan trigliseritleri içerir. Kullanılan ürünlerdeki trigliseritler uzun (LCT) veya orta zincirli (MCT) trigliseritlerdir. TPN alan hastalara eser elementler ve vitaminler de eklenmelidir. Ayrıca kanserli hastalarda yağ metabolizmasındaki bozukluğa bağlı olarak karnitin eksikliği görülmektedir. Ancak bu maddenin TPN solüsyonuna eklenmesi genellikle ihmal edilmektedir. Günde 12.5 mg demir kayıpları karşılamak için gereklidir. Glukoz homeostazını sağlamak için insülin de düzenli olarak verilmelidir (9, 57, 58, 62). TPN hastaya periferik veya santral venöz yollarla uygulanabilir. Bu iki yolun kanserli hastalarda malnütrisyonu düzeltmeleri açısından fark yoktur. Ancak periferik yolda enfeksiyonların daha sık görülebilmesi ve daha travmatik olması nedeniyle daha az kullanımı önerilmektedir. Santral yol için sabit venöz kataterler internal juguler veya subklavian vene yerleştirilir. Pediatrik kanser hastalarında toksisitenin monitörizasyonu ve kemoterapi uygulanması için tekrarlayan venöz girişimler periferik venöz yolun kullanılmasında sorunlar çıkarmaktadır. Bu da santral ven kateteri takılması için bir endikasyon oluşturmaktadır. Katetere bağlı komplikasyonlar içinde en sık görülenleri enfeksiyon ve trombusa bağlı tıkanmadır. Kullanılacak yolun tercihine göre verilecek sıvının ozmolalitesinin ayarlanması gerekir (9, 57, 63, 64). TPN de karaciğer fonksiyon testlerindeki bozulma sık görülür ve geri dönüşümlüdür. Uzun süreli parenteral beslenmeyi takiben kolestaz gelişebilir. Glukoz intoleransı, hiperkloremik asidoz, hiperozmolar nonketotik koma ve laktik asidoz gibi komplikasyonlar TPN a bağlı olarak gelişebilir. Alveollerde lipid toplanması TPN un pulmoner komplikasyonudur (64). 32

33 Pediatrik kanserli hastalarda birçok çalışma vücut ağırlığını düzeltme ve devam ettirmede, agresif multimodal tedavi alanların tedaviye toleransını artırmada ve muhtemel yaşam süresini uzatmada TPN un etkinliğini göstermiştir. Bir çalışmada yirmisekiz gün süreli TPN un kilo almayı sağladığı, serum protein konsantrasyonlarını yükselttiği, anerjiyi giderdiği ve kemik iliği supresyonundan çıkmayı hızlandırdığı gösterilmiştir (65). Radyoterapi alan hastalarda yapılan bir çalışmada ise TPN un tedaviye toleransı değiştirmemekle beraber malnütrisyonun gelişmesini önlediği gösterilmiştir. İleri evre nöroblastomları içieren bir çalışmada periferik veya santral yoldan uygulanan TPN un malnütrisyon gelişimini önlediği ve tedavisinde etkin olduğu görülmüştür (66). Allojenik kemik iliği yapılan hastalarda dört hafta süreyle TPN uygulanmış ve planlanan enerji gereksiniminin % 100 oranında karşılandığı görülmüştür. TPN un yapılan diğer bir çalışmada kemik iliği nakli yapılan lösemik hastalarda en az bir yıllık izlemde genel ve hastalıksız yaşam sürelerini önemli derecede yükselttiği görülmüş ve TPN un geç dönem yararlı etkileri vurgulanmıştır (65). TPN kullanımının tümör büyümesini stimüle ettiği ve metastazlara yol açtığını gösteren hayvan deneyleri vardır. Ancak karşıt yönde görüş bildiren çok sayıda yayın mevcuttur. TPN kullanımının agresif antikanser tedavi alan malnütrisyonlu kanser hastalarında sağladığı tartışmasız yararlar ile bu tür teorik riskler uygulama kararı verilirken tartışılmalıdır. 33

34 MATERYAL VE METOD Bu çalışmada Ağustos Eylül 2004 tarihleri arasında Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Onkoloji Servisi ne tedavi için yatırılan kanserli hastalar değerlendirildi. Çalışmaya bu süre içinde yaşları 25 ay ile 185 ay arasında değişen (ortalama yaş 87.81± ay), 9 u kız (%34.6), 17 si erkek (% 65.4) toplam 26 hasta ve yaşları 17 ile 144 ay arasında değişen (ortalama yaş 81.86± ay), 9 u kız (%42.8), 12 si erkek (% 57.14) toplam 21 çocuk (kontrol grubu) dahil edildi. Kontrol grubuna akut ya da kronik hastalığı bulunmayan, tamamen sağlıklı çocuklar alındı. Çalışma grubunu oluşturan hastaların tanıları 9 hastada (% 34) ALL, 4 hastada (% 15.3) Ewing sarkomu, 3 hastada (% 11.5) Non-hodgkin malign lenfoma (NHML), 3 hastada (% 11.5) Wilms tümörü, 2 hastada (% 7.6) medullablastom, 2 hastada (% 7.6) Hodgkin lenfoma, 2 hastada (% 7.6) nöroblastom ve 1 hastada (% 3.8) retinoblastomdu. Hasta grubunda tanı ve evreleme yapıldıktan hemen sonra tüm hastalara kemoterapi yapıldı, ayrıca ilave olarak 13 hastaya (% 50) cerrahi, 10 hastaya (% 38.5) radyoterapi uygulandı. Hastaların dökümü ve aldıkları onkolojik tedavi Tablo 11 de, kemoterapide aldıkları ilaçlar ise Tablo 12 de özetlenmiştir. 34

35 Tablo 11: Hastaların dökümü ve aldıkları onkolojik tedavi HASTA DÖKÜMÜ ONKOLOJİK TEDAVİ OLGU TANI YAŞ CİNS EVRE (AY) (GRUP) KEMOTERAPİ CERRAHİ RADYOTERAPİ 1 Ewing 125 E Metastatik sarkom (+) (+) (+) 2 ALL 74 E SRG (+) (-) (-) 3 ALL 92 E MRG (+) (-) (-) 4 NHML 77 K EvreШ Risk grubu 2 (+) (+) (-) 5 Hodgkın 43 E EvreIIB lenfoma (+) (-) (+) 6 Wilms tm 43 E Evre IV (+) (+) (+) 7 NHML 144 E EvreIII Risk grubu 3 (+) (-) (-) 8 ALL 138 K MRG (+) (-) (-) 9 ALL 45 E SRG (+) (-) (-) 10 ALL 41 K HRG (+) (-) (-) 11 Wilms tm 57 E EvreIII, FH (+) (+) (+) 12 ALL 84 E MRG (+) (-) (-) 13 Hodgkin 82 E EvreII lenfoma (+) (-) (+) 14 Medullobl 43 E EvreIII astom (+) (+) (+) 15 Ewing 163 K Metastatik sarkom (+) (+) (+) 16 NHML 48 E EvreII Risk grubu1 (+) (+) (-) 17 ALL 87 K MRG (+) (-) (-) 18 Wilms tm 88 K EvreIII,FH (+) (+) (+) 19 ALL 25 K HRG (+) (-) (-) 20 Ewing 153 K Nonmetastatik sarkom (+) (-) (-) 21 Nöroblast 168 E EvreIII om (+) (+) (+) 22 ALL 132 E MRG (+) (-) (-) 23 Ewing 156 E Metastatik sarkom (+) (-) (-) 24 Retinobla 78 E EvreII stom (+) (+) (+) 25 Medullobl 27 E EvreII astom (+) (+) (-) 26 Nöroblast 58 K EvreIV om (+) (+) (-) Tablo 12: Hastaların aldıkları kemoterapi ilaçları OLGU ALDIĞI İLAÇLAR 1 Vinkristin 2mg/m²/g, Adriamisin 75 mg/m²/g, Aktinomisin D 1.25 mg/m²/g, Siklofosfamid 1200 mg/m²/g, İfosfamid 1800 mg/m²/g, Vepesid 100mg/m²/g 35

36 2 Prednol 60mg/m²/g, Vinkristin 1.5 mg/m²/g, Daunorubisin 30mg/m²/g, Asparaginaz 5000 E/m²/g, Siklofosfamid 1000 mg/m²/g, Arabinosid 75 mg/m²/g, Merkaptopürin 60 mg/m²/g, Metotreksat 1 g/m²/g. 3 Prednol 60mg/m²/g, Vinkristin 1.5 mg/m²/g, Daunorubisin 30mg/m²/g, Asparaginaz 5000 E/m²/g, Siklofosfamid 1000 mg/m²/g, Arabinosid 75 mg/m²/g, Merkaptopürin 60 mg/m²/g, Metotreksat 1 g/m²/g. 4 Prednol 30mg/m²/g, Vinkristin 1.5 mg/m²/g, Siklofosfamid 200 mg/m²/g, Deksametazon 10mg/m²/g, Vepesid 100mg/m²/g, Metotreksat 500 mg/m²/g, İfosfamid 800 mg/m²/g, Arabinosid 150 mg/m²/g, Adriamisin 25 mg/m²/g, 5 Adriamisin 25 mg/m²/g, Bleomisin10 mg/m²/g, Vinblastin 6 mg/m²/g, DTIC 375 mg/m²/g. 6 Vinkristin 1.4 mg/m²/h, Aktinomisin D 15γ/kg/6h, Adriamisin 20 mg/m²/6h, Vepesid 100mg/m²/6h. 7 Prednol 30mg/m²/g, Vinkristin 1.5 mg/m²/g, Siklofosfamid 200 mg/m²/g, Deksametazon 10mg/m²/g, Vepesid 100mg/m²/g, Metotreksat 500 mg/m²/g, İfosfamid 800 mg/m²/g, Arabinosid 150 mg/m²/g, Adriamisin 25 mg/m²/g, 8 Prednol 60mg/m²/g, Vinkristin 1.5 mg/m²/g, Daunorubisin 30mg/m²/g, Asparaginaz 5000 E/m²/g, Siklofosfamid 1000 mg/m²/g, Arabinosid 75 mg/m²/g, Merkaptopürin 60 mg/m²/g, Metotreksat 1 g/m²/g. 9 Prednol 60mg/m²/g, Vinkristin 1.5 mg/m²/g, Daunorubisin 30mg/m²/g, Asparaginaz 5000 E/m²/g, Siklofosfamid 1000 mg/m²/g, Arabinosid 75 mg/m²/g, Merkaptopürin 60 mg/m²/g, Metotreksat 1 g/m²/g. 10 Prednol 60mg/m²/g, Vinkristin 1.5 mg/m²/g, Daunorubisin 30mg/m²/g, Asparaginaz 5000 E/m²/g, Deksametazon 20mg/m²/g, Siklofosfamid 200mg/m²/g, Arabinosid 2000 mg/m²/g, Vepesid 100mg/m²/g. 11 Vinkristin 1.4 mg/m²/h, Aktinomisin D 15γ/kg/6h, Adriamisin 20 mg/m²/6h, Vepesid 100mg/m²/6h. 12 Prednol 60mg/m²/g, Vinkristin 1.5 mg/m²/g, Daunorubisin 30mg/m²/g, Asparaginaz 5000 E/m²/g, Siklofosfamid 1000 mg/m²/g, Arabinosid 75 mg/m²/g, Merkaptopürin 60 mg/m²/g, Metotreksat 1 g/m²/g. 13 Adriamisin 25 mg/m²/g, Bleomisin10 mg/m²/g, Vinblastin 6 mg/m²/g, DTIC 375 mg/m²/g. 14 Vinkristin 1.5 mg/m²/h, Siklofosfamid 1g/m²/4h, CCNU 100mg/m²/4h, Prokarbazin 100 mg/ m²/4h, İfosfamid 2 g/m²/3h, Sisplatin 40 mg/m²/g. 15 Vinkristin 2mg/m²/g, Adriamisin 75 mg/m²/g, Aktinomisin D 1.25 mg/m²/g, Siklofosfamid 1200 mg/m²/g, İfosfamid 1800 mg/m²/g, Vepesid 100mg/m²/g. 16 Prednol 30mg/m²/g, Siklofosfamid 200 mg/m²/g, Deksametazon 10mg/m²/g, Vepesid 100mg/m²/g, Metotreksat 500 mg/m²/g, İfosfamid 800 mg/m²/g, Arabinosid 150 mg/m²/g, Adriamisin 25 mg/m²/g. OLGU ALDIĞI İLAÇLAR 17 Prednol 60mg/m²/g, Vinkristin 1.5 mg/m²/g, Daunorubisin 30mg/m²/g, Asparaginaz 5000 E/m²/g, Siklofosfamid 1000 mg/m²/g, Arabinosid 75 mg/m²/g, Merkaptopürin 60 mg/m²/g, Metotreksat 1 g/m²/g. 18 Vinkristin 1.4 mg/m²/h, Aktinomisin D 15γ/kg/6h, Adriamisin 20 mg/m²/6h, Vepesid 100mg/m²/6h. 36

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR:

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR: NÜTRİSYONEL VE METABOLİK DESTEK: Malnütrisyon: Gıda tüketiminin metabolik hızı karşılamayamaması durumunda endojen enerji kaynaklarının yıkımı ile ortaya çıkan bir klinik durumdur ve iki şekilde olabilir.

Detaylı

Travma Hastalarında Beslenme

Travma Hastalarında Beslenme Doç. Dr. Onur POLAT Travma Hastalarında Beslenme Normal ve sağlıklı organizma travma veya strese maruz kaldığında kendisini korumaya yönelik bazı fizyolojik mekanizmaları harekete geçirir. Genel amaç organ

Detaylı

Eser Elementler ve Vitaminler

Eser Elementler ve Vitaminler Doç. Dr. Onur POLAT Eser Elementler ve Vitaminler Esansiyel eser elementin temel özellikleri diyetten kesilmesi veya yetersiz alımıyla yapısal ve biyokimyasal değişikliklerin olması ve bu değişikliklerin

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın?

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın? Dr. Beste Atasoy Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı & Sağlık Bakanlığı-Marmara Üniversitesi Pendik

Detaylı

Beslenme Bozuklukları II. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Beslenme ve Metabolizma BD Prof. Dr.

Beslenme Bozuklukları II. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Beslenme ve Metabolizma BD Prof. Dr. Beslenme Bozuklukları II İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Beslenme ve Metabolizma BD Prof. Dr. Gülden Gökçay Amaç Beslenme durumunun değerlendirilmesi Antropometri Hafif orta

Detaylı

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM Gastrointestinal Sistem Hastalıkları Dr. Nazan ÇALBAYRAM ÇÖLYAK HASTALIĞI Çölyak hastalığı bir malabsorbsiyon sendromudur. Hastalık; gluten içeren unlu gıdalara karşı genetik bazda immünojik bir intolerans

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği SUNU PLANI Tanım ve Epidemiyoloji Adrenal bez anatomi Etiyoloji Tanı Klinik Tedavi TANIM-EPİDEMİYOLOJİ Adrenal

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010 IV. Kurul Gastrointestinal Sistem ve Metabolizma IV. Kurul Süresi: 5 hafta IV. Kurul Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2010 IV. Kurul Bitiş ve Sınav Tarihi: 22 23 Mart 2010 Ders Kurulu Sorumlusu: Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi HİPERKALSEMİ Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi Tanım: Hiperkalsemi serum kalsiyum düzeyinin normalden (9-11 mg/dl) yüksek olduğunda meydana gelen

Detaylı

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 2007 Yoğun Bakım Üniteleri Hasta bakımının en karmaşık Masraflı Teknoloji ile içiçe Birden fazla organı ilgilendiren

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

Olgu Sunumu Dr. Işıl Deniz Alıravcı Ordu Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

Olgu Sunumu Dr. Işıl Deniz Alıravcı Ordu Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Olgu Sunumu Dr. Işıl Deniz Alıravcı Ordu Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi 03.05.2016 OLGU 38 yaşında evli kadın hasta İki haftadır olan bulantı, kusma, kaşıntı, halsizlik, ciltte ve gözlerde

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU KLK-HAB-BES İlk yayın Tarihi : 15 Mart 2006 Revizyon No : 04 Revizyon Tarihi : 03 Ağustos 2012 İçindekiler A) Malnütrisyon

Detaylı

EVDE BAKIM GEREKTİREN PEDİATRİK HASTALARDA BESLENME DESTEĞİ

EVDE BAKIM GEREKTİREN PEDİATRİK HASTALARDA BESLENME DESTEĞİ EVDE BAKIM GEREKTİREN PEDİATRİK HASTALARDA BESLENME DESTEĞİ Dr. Mehmet GÜNDÜZ Ankara Çocuk Sağlığı Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Beslenme&Metabolizma Ünitesi Sağlık

Detaylı

Pediatriye Özgü Farmakoterapi Sorunları

Pediatriye Özgü Farmakoterapi Sorunları [Çocuklarda Akılcı İlaç Kullanımı] Pediatriye Özgü Farmakoterapi Sorunları Ayşın Bakkaloğlu Hacettepe Üniversitesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Pediatrik Nefroloji Ünitesi İlaç Metabolizması Esas organ

Detaylı

KEMOTERAPİYE BAĞLI BULANTI VE KUSMA. Prof Dr Deniz Yamaç Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji BD

KEMOTERAPİYE BAĞLI BULANTI VE KUSMA. Prof Dr Deniz Yamaç Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji BD KEMOTERAPİYE BAĞLI BULANTI VE KUSMA Prof Dr Deniz Yamaç Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji BD Giriş Kemoterapiye bağlı bulantı/kusma hastanın yaşam kalitesini etkilediği gibi, devam edecek

Detaylı

LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER

LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER Varlık Erol, Cengiz Aydın, Levent Uğurlu, Emre Turgut, Hülya Yalçın*, Fatma Demet İnce* T.C.S.B. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi,

Detaylı

DÖNEM IV 3. GRUP DERS PROGRAMI

DÖNEM IV 3. GRUP DERS PROGRAMI T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ A.D. BAŞKANLIĞI SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ KLİNİĞİ 2013-2014 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI DÖNEM IV 3. GRUP DERS PROGRAMI

Detaylı

Kronik Böbrek Hastalarında Beslenme Belirteci Olarak Albüminin Rolü

Kronik Böbrek Hastalarında Beslenme Belirteci Olarak Albüminin Rolü Kronik Böbrek Hastalarında Beslenme Belirteci Olarak Albüminin Rolü Dr. Soner Duman Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Bornova, İzmir Tanım Yetersiz, aşırı veya dengesiz alınan

Detaylı

LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU

LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU Alanin Transaminaz ( ALT = SGPT) : Artmış alanin transaminaz karaciğer hastalıkları ( hepatosit hasarı), hepatit, safra yolu hastalıklarında ve ilaçlara bağlı olarak

Detaylı

ONKOLOJİDE İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ ORGAN YETMEZLİKLERİNDE ETKİLEŞİM

ONKOLOJİDE İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ ORGAN YETMEZLİKLERİNDE ETKİLEŞİM ONKOLOJİDE İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ ORGAN YETMEZLİKLERİNDE ETKİLEŞİM İlaç etkileşiminde rolü olan organlar Böbrek Karaciğer Akciğer GİS Kalp Organ fonksiyonlarının değerlendirilmesi Böbrek (üre, kreatinin, GFR)

Detaylı

Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD) Hemofilide Cerrahi Çalıştayı Uzlaşı Raporu

Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD) Hemofilide Cerrahi Çalıştayı Uzlaşı Raporu Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD) Hemofilide Cerrahi Çalıştayı Uzlaşı Raporu Türk Pediatrik Hematoloji Derneği Hemofili/Hemostaz/Tromboz Alt Çalışma grubu tarafından 25 Eylül 2010 tarihinde düzenlenen

Detaylı

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT Prof.Dr.Fadıl Özyener Fizyoloji Anabilim Dalı Sempatik Sistem Adrenal Medulla Kas kan dolaşımı Kan basıncı Solunum sıklık ve derinliği Kalp kasılma gücü Kalp atım

Detaylı

HACETTEPE BESLENME VE DİYETETİK GÜNLERİ V. MEZUNİYET SONRASI EĞİTİM KURSU

HACETTEPE BESLENME VE DİYETETİK GÜNLERİ V. MEZUNİYET SONRASI EĞİTİM KURSU HACETTEPE BESLENME VE DİYETETİK GÜNLERİ V. MEZUNİYET SONRASI EĞİTİM KURSU BESLENME İLİNTİLİ HASTALIKLARDA METABOLİK VE BİYOKİMYASAL DEĞİŞİKLİKLER KURSU Araş.Gör.Nesli ERSOY Araş.Gör. Kübra IŞGIN KANSER

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ. Prof Dr Zehra AYCAN.

BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ. Prof Dr Zehra AYCAN. BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ Prof Dr Zehra AYCAN zehraaycan67@hotmail.com Büyüme Çocukluk çağı, döllenme anında başlar ve ergenliğin tamamlanmasına kadar devam eder Bu süreçte çocuk hem büyür hem de gelişir

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür 500 mg 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR İNSUFOR, tip 2 diabetes mellitus tedavisinde, özellikle fazla kilolu

Detaylı

4. S I N I F - 3. G R U P 3. D E R S K U R U L U

4. S I N I F - 3. G R U P 3. D E R S K U R U L U S İ N D İ R İ M, E N D O K R İ N v e M E T A B O L İ Z M A S İ S T E M H A S T A L I K L A R I ( 0 1 E Y L Ü L 0 7 K A S I M 2 0 1 4 ) Dekan : Prof. Dr. Bekir YAŞAR Dekan Yardımcısı (Eğitimden Sorumlu)

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM NEDİR? Nefrotik sendrom ; proteinüri (günde 3.5gr/gün/1.73 m2), hipoalbüminemi (

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Baş Boyun Radyoterapisi Yan Etkileri. Yrd. Doç. Dr. Banu Atalar Acıbadem Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D.

Baş Boyun Radyoterapisi Yan Etkileri. Yrd. Doç. Dr. Banu Atalar Acıbadem Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D. Baş Boyun Radyoterapisi Yan Etkileri Yrd. Doç. Dr. Banu Atalar Acıbadem Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D. Baş Boyun Radyoterapisinin Önemi Cerrahi ile eşit sonuç alınması Uzun yaşam beklentisi Organ

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem III - 5. Ders Kurulu. Gastrointestinal Sistem. Eğitim Programı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem III - 5. Ders Kurulu. Gastrointestinal Sistem. Eğitim Programı ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2017-2018 Dönem III - 5. Ders Kurulu Gastrointestinal Sistem Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü Dönem Koordinatörü Koordinatör Yardımcısı : Doç.Dr.Erkan

Detaylı

YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI. Dönem II TIP 2030 SİNDİRİM ve METABOLİZMA DERS KURULU

YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI. Dönem II TIP 2030 SİNDİRİM ve METABOLİZMA DERS KURULU YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2016-2017 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI Dönem II TIP 2030 09.01.2017-03.03.2017 DERSLER TEORİK PRATİK TOPLAM 26 5x2 31 EMBRİYOLOJİ 12 4x2 16 FİZYOLOJİ 18 1X2 19 BİYOFİZİK

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

Dersin Kodu ve İsmi Dersin Sorumlusu Dersin Düzeyi Dersin Türü Dersin İçeriği Dersin Amacı Dersten Elde Edilecek Kazanımlar: Dersin Süresi:

Dersin Kodu ve İsmi Dersin Sorumlusu Dersin Düzeyi Dersin Türü Dersin İçeriği Dersin Amacı Dersten Elde Edilecek Kazanımlar: Dersin Süresi: Dersin Kodu ve İsmi: BES 315 Diyetetik Uygulamaları İlke ve Sorunlar Dersin Sorumlusu:, Dersin Düzeyi: Lisans Dersin Türü: Seçmeli Dersin İçeriği: Çocuk hastalıklarında beslenme ve diyet uygulamalarında

Detaylı

2. Çocukluk çağında demir eksikliği anemisi?

2. Çocukluk çağında demir eksikliği anemisi? DEMİR EKSİKLİĞİ 1. Demir eksikliği anemisi nedir? Demir eksikliği anemisi : kan hücrelerinin yapımı için gerekli olan demirin dışarıdan besinlerle yetersiz alınması yada vücuttan aşırı miktarda kaybedilmesi

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM 1) Aşağıdaki hormonlardan hangisi uterusun büyümesinde doğrudan etkilidir? A) LH B) Androjen C) Östrojen Progesteron D) FUH Büyüme hormonu E) Prolaktin - Testosteron 2)

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı. GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun

Detaylı

*Hijyen hipotezi, astım, romatoid artrit, lupus, tip I diabet gibi otoimmün hastalıkların insidansındaki artışı açıklayan bir alternatiftir.

*Hijyen hipotezi, astım, romatoid artrit, lupus, tip I diabet gibi otoimmün hastalıkların insidansındaki artışı açıklayan bir alternatiftir. * *Hijyen hipotezi, astım, romatoid artrit, lupus, tip I diabet gibi otoimmün hastalıkların insidansındaki artışı açıklayan bir alternatiftir. *Bu hipotez, memelilerin evrimsel geçmişlerinin bir parçası

Detaylı

İSHAL AKUT İSHALDE HEMŞİRELİK BAKIMI. Akut İshal. 14 günden kısa sürer. Dehidratasyona yol açar (ölüm nedenidir) Malnütrisyonu kolaylaştırır.

İSHAL AKUT İSHALDE HEMŞİRELİK BAKIMI. Akut İshal. 14 günden kısa sürer. Dehidratasyona yol açar (ölüm nedenidir) Malnütrisyonu kolaylaştırır. AKUT İSHALDE İSHAL Dışkının normalden daha fazla su içermesi SULU DIŞKILAMA 24 saatte 3 ya da daha fazla sayıda sulu dışkılama 20.04.2016 2 Akut İshal İshal gelişmekte olan ülkelerde önemli bir morbidite

Detaylı

ULUSAL KONGRESİ. Türk Veteriner Jinekoloji Derneği. 15-18 Ekim 2015. Liberty Hotels Lykia - Ölüdeniz / Fethiye - Muğla AMAÇ

ULUSAL KONGRESİ. Türk Veteriner Jinekoloji Derneği. 15-18 Ekim 2015. Liberty Hotels Lykia - Ölüdeniz / Fethiye - Muğla AMAÇ KÖPEK MEME TÜMÖRLERİNDE TEDAVİ SEÇENEKLERİ AMAÇ Yaşam kalitesini ve süresini uzatmak Nüks veya yeni tümör oluşumlarını engellemek Yrd.Doç.Dr. Nilgün GÜLTİKEN Metastaz oluşumunu engellemek Tümör dokusunda

Detaylı

GEBELİK VE MEME KANSERİ

GEBELİK VE MEME KANSERİ GEBELİK VE MEME KANSERİ Doç. Dr. Ramazan YILDIZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, 27 Kasım 2014, Ankara Gebelikte Kanser Gebelikte kanser insidansı % 0.07-0.1 arasında Gebelik

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 28 Haziran 2016 Salı

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 28 Haziran 2016 Salı Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 28 Haziran 2016 Salı Yandal Ar. Gör. Uzm. Dr. Kübra Öztürk Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi

Detaylı

4. S I N I F - 4. G R U P 3. D E R S K U R U L U

4. S I N I F - 4. G R U P 3. D E R S K U R U L U S İ N D İ R İ M, E N D O K R İ N v e M E T A B O L İ Z M A S İ S T E M H A S T A L I K L A R I ( 1 0 K A S I M 2 0 1 4 1 6 O C A K 2 0 1 5 ) Dekan : Dekan Yardımcısı (Eğitimden Sorumlu) : Başkoordinatör

Detaylı

Nütrisyonel tarama metodları

Nütrisyonel tarama metodları Nütrisyonel tarama metodları Doç Dr Sema Basat Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi 02.11.2013 Özellikle hastanede yatan hastada malnütrisyon TANIMLANMIYOR TEDAVİ EDİLMİYOR. NEDEN? TARAMA, DEĞERLENDİRME,

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

Vücut kitle indeksi. Bel- Kalça oranı Triseps deri kalınlığı. Orta kol kas bölgesi

Vücut kitle indeksi. Bel- Kalça oranı Triseps deri kalınlığı. Orta kol kas bölgesi Beslenme Desteğine Başlama Kriterleri Klasik Önceden var olan ciddi malnütrisyon Oral olarak, gereksinimin < %50 karşılanması > 5-7 günden fazla yemede gecikme olmasının beklenmesi Erken enteral nütrisyon

Detaylı

Normalde kan potasyum seviyesi 3,6-5,0 mmol/l arasındadır.

Normalde kan potasyum seviyesi 3,6-5,0 mmol/l arasındadır. POTASYUM K+; Potasyum yaşam için gerekli önemli bir mineraldir. Hücre içinde bol miktarda bulunur. Hücre içindeki kimyasal ortamın ana elementidrir. Hergün besinlerle alınır ve idrarla atılır. Potasyum

Detaylı

Adrenal Korteks Hormonları

Adrenal Korteks Hormonları Adrenal Korteks Hormonları Doç. Dr.Fadıl Özyener Fizyoloji AD Bu derste öğrencilerle Adrenal korteks hormonlarının (AKH) sentez ve salgılanması, organizmadaki hücre, doku ve sistemlerde genel fizyolojik

Detaylı

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi?

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi? ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE FARMAKODİNAMİK FARKLILIKLAR 17.12.2004 ANKARA Prof.Dr. Aydın Erenmemişoğlu ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE 2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta verimi Kabuk kalitesi Civciv kalitesi Döllülük Çıkım oranı Karaciğer sağlığı Bağırsak sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

06 Şubat Nisan SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a

06 Şubat Nisan SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a TARİH 06.02.2017 07.02.2017 08.02.2017 09.02.2017 10.02.2017 09: 15 GEÇEN DERS UNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YENİ DERS UNUN TANITIMI Ders Kurul Başkanı Prof.Dr.Aysen AKALIN GÖRH Pre-Operatif Hastaların Genel

Detaylı

17 Nisan Haziran SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a

17 Nisan Haziran SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a TARİH 17.04.2017 18.04.2017 19.04.2017 20.04.2017 21.04.2017 09: 15 GEÇEN DERS UNUN DEĞERLENDİRİLMESİ YENİ DERS UNUN TANITIMI Ders Kurul Başkanı Prof.Dr.F.Belgin EFE Akut Pankreatit Pre-Operatif Hastaların

Detaylı

Prof. Dr. Işınsu Kuzu Patoloji Anabilim Dalı Dönem III 23 MART 2017 ENDOKRİN PANKREAS TÜMÖR DIŞI PATOLOJİLERİ: DİABETES MELLİTUS

Prof. Dr. Işınsu Kuzu Patoloji Anabilim Dalı Dönem III 23 MART 2017 ENDOKRİN PANKREAS TÜMÖR DIŞI PATOLOJİLERİ: DİABETES MELLİTUS Prof. Dr. Işınsu Kuzu Patoloji Anabilim Dalı Dönem III 23 MART 2017 ENDOKRİN PANKREAS TÜMÖR DIŞI PATOLOJİLERİ: DİABETES MELLİTUS DİYABETES MELLİTUS Ortak bulgusu hiperglisemi ile karakterli bir grup metabolik

Detaylı

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ Kan, kalp, dolaşım ve solunum sistemine ait normal yapı ve fonksiyonların öğrenilmesi 1. Kanın bileşenlerini, fiziksel ve fonksiyonel özelliklerini sayar, plazmanın

Detaylı

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü Proteinler, yağlar ve karbohidratlar balıklar amino asitlerin dengeli bir karışımına gereksinim tarafından enerji

Detaylı

Anestezi ve Termoregülasyon

Anestezi ve Termoregülasyon Anestezi ve Termoregülasyon Öğr. Gör. Ahmet Emre AZAKLI İKBÜ Sağlık Hizmetleri M.Y.O. Termoregülasyon Nedir? Isının düzenlenmesi, korunması, ideal aralığa getirilmesi amacıyla vücudun meydana getirdiği

Detaylı

OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ

OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ OBEZİTE ÇOCUK SAHİBİ OLMA ORANINI AZALTIYOR! AKŞAM GAZETESİ İnfertilite (Kısırlık); döl oluşturma yeteneğinin azalması ya da yokluğu ile karakterize edilen tıbbi bir durumdur. Hem erkeklerde, hem de kadınlarda

Detaylı

SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a. Pre-Operatif Hastaların Genel Değerlendirilmesi Yrd.Doç.Dr.

SAAT P a z a r t e s i S a l ı Ç a r ş a m b a P e r ş e m b e C u m a. Pre-Operatif Hastaların Genel Değerlendirilmesi Yrd.Doç.Dr. 1. H A F T A TARİH 06.02.2017 07.02.2017 08.02.2017 09.02.2017 10.02.2017 09: 15 GEÇEN DERS UNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YENİ DERS UNUN TANITIMI Ders Kurul Başkanı Prof.Dr.M.Nur KEBAPÇI GÖRH Pre-Operatif

Detaylı

PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA SIVI KONTROLÜ

PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA SIVI KONTROLÜ PERİTON DİYALİZ HASTALARINDA SIVI KONTROLÜ LALE AKKAYA Periton Diyaliz Hemşiresi CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ 25. ULUSAL BÖBREK HASTALIKLARI DİYALİZ VE TRANSPLANTASYON HEMŞİRELİĞİ

Detaylı

Zeytinyağı ve Çocukluk İnsanın çocukluk döneminde incelenmesi gereken en önemli yönü, gösterdiği bedensel gelişmedir. Doğumdan sonraki altı ay ya da

Zeytinyağı ve Çocukluk İnsanın çocukluk döneminde incelenmesi gereken en önemli yönü, gösterdiği bedensel gelişmedir. Doğumdan sonraki altı ay ya da Zeytinyağı ve Çocukluk İnsanın çocukluk döneminde incelenmesi gereken en önemli yönü, gösterdiği bedensel gelişmedir. Doğumdan sonraki altı ay ya da bir yıllık sürede, bebeğin en önemli gıdasını anne sütü

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Ali DUMAN Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp A. D.

Yrd. Doç. Dr. Ali DUMAN Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp A. D. Yrd. Doç. Dr. Ali DUMAN Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp A. D. Sunu Planı Tanım ve Epidemiyoloji Adrenal bez anatomi ve fizyolojisi Etiyoloji Klinik Tanı Tedavi Tanım ve Epidemiyoloji

Detaylı

BESLENME DURUMUNUN SAPTANMASI

BESLENME DURUMUNUN SAPTANMASI BESLENME DURUMUNUN SAPTANMASI Bireyin beslenme durumunun saptanması, besin ögeleri gereksinmesinin ne ölçüde karşılandığının bir göstergesidir. Besin ögeleri alımı ile besin ögeleri gereksinmesi arasındaki

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

PRİMER GASTRİK LENFOMA OLGUSU DR SİNAN YAVUZ

PRİMER GASTRİK LENFOMA OLGUSU DR SİNAN YAVUZ PRİMER GASTRİK LENFOMA OLGUSU DR SİNAN YAVUZ A C I B A D E M Ü N İ V E R S İ T E S İ T I P F A K Ü L T E S İ İ Ç H A S T A L I K L A R I A N A B İ L İ M D A L I A C I B A D E M A D A N A H A S T A N E

Detaylı

DİYABETES MELLİTUS. Dr. Aslıhan Güven Mert

DİYABETES MELLİTUS. Dr. Aslıhan Güven Mert DİYABETES MELLİTUS Dr. Aslıhan Güven Mert DİYABET YÖNETİMİ Kan şekeri ayarını sağlamaktır. Diyabet tedavisinde hedef glukoz değerleri NORMAL HEDEF AKŞ (mg/dl)

Detaylı

*Barsak yaraları üzerine çalışmalarda probiyotikler, yaraların iyileşmesi ve kapanması amaçlı test edilmiştir.

*Barsak yaraları üzerine çalışmalarda probiyotikler, yaraların iyileşmesi ve kapanması amaçlı test edilmiştir. * *Aşılama öncesinde ve beraberinde probiyotik kullanma veya aşının içine serokonversiyon oranını arttıracağına inanılan suşların eklenmesi ilgili çalışmalar son birkaç yılda hızla artmıştır. *Şimdiye

Detaylı

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay

ANEMİYE YAKLAŞIM. Dr Sim Kutlay ANEMİYE YAKLAŞIM Dr Sim Kutlay KBH da Demir Eksikliği Nedenleri Gıda ile yetersiz demir alımı Üremiye bağlı anoreksi,düşük proteinli (özellikle hayvansal) diyetler Artmış demir kullanımı Eritropoez stimule

Detaylı

LİPOPROTEİNLER. Lipoproteinler; Lipidler plazmanın sulu yapısından dolayı sınırlı. stabilize edilmeleri gerekir. kanda lipidleri taşıyan özel

LİPOPROTEİNLER. Lipoproteinler; Lipidler plazmanın sulu yapısından dolayı sınırlı. stabilize edilmeleri gerekir. kanda lipidleri taşıyan özel LİPOPROTEİNLER LİPOPROTEİNLER Lipidler plazmanın sulu yapısından dolayı sınırlı olarak çözündüklerinden, taşınmaları için stabilize edilmeleri gerekir. Lipoproteinler; komplekslerdir. kanda lipidleri taşıyan

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

[embeddoc url= /10/VÜCUT-SIVILARI.docx download= all viewer= microsoft ]

[embeddoc url=  /10/VÜCUT-SIVILARI.docx download= all viewer= microsoft ] VÜCUT SIVILARI [embeddoc url= http://enfeksiyonhastaliklari.com/wp-content/uploads/2015 /10/VÜCUT-SIVILARI.docx download= all viewer= microsoft ] SODYUM ( Na+) Na+; Sodyum klor ile birlikte serumun en

Detaylı

LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU

LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU Alanin Transaminaz ( ALT = SGPT) : Artmış alanin transaminaz karaciğer hastalıkları ( hepatosit hasarı), hepatit, safra yolu hastalıklarında ve ilaçlara bağlı olarak

Detaylı

Karolinska Üniversite Hastanesi Onkoloji Kliniği, FEC TEDAVİSİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME

Karolinska Üniversite Hastanesi Onkoloji Kliniği, FEC TEDAVİSİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME Karolinska Üniversite Hastanesi Onkoloji Kliniği, FEC TEDAVİSİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME Size üç antikanser ajan or ilaç oluşan FEC tedavisi öneriliyor.: Fluracedyl, Epirubicin ve Cyklofosfamid Üç haftalık

Detaylı

PERİOPERATİF ANEMİ. Dr. Hüseyin İlksen TOPRAK İnönü Ün. Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Rean AD

PERİOPERATİF ANEMİ. Dr. Hüseyin İlksen TOPRAK İnönü Ün. Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Rean AD PERİOPERATİF ANEMİ Dr. Hüseyin İlksen TOPRAK İnönü Ün. Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Rean AD 1 SORU? Anemi Neden Önemli? 2 SORU? 3 İnsidans Önemi ANEMİ Tanı Tedavi 4 Anemi Nedir? WHO Hb < 13 g/dl Hb

Detaylı

Yoğun Bakım Hastasının Beslenmesinde Tartışmalı Konular. Dr.Bilgin CÖMERT GATA Đç Hastalıkları YBÜ

Yoğun Bakım Hastasının Beslenmesinde Tartışmalı Konular. Dr.Bilgin CÖMERT GATA Đç Hastalıkları YBÜ Yoğun Bakım Hastasının Beslenmesinde Tartışmalı Konular Enteral mi, Parenteral mi? Dr.Bilgin CÖMERT GATA Đç Hastalıkları YBÜ Đlave Sorular Beslenme desteği gerekli mi? Ne zaman başlanmalı? Ne kadar süre

Detaylı

Hasar Kontrol Cerrahisi yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır.

Hasar Kontrol Cerrahisi yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır. Doç. Dr. Onur POLAT Hasar Kontrol Cerrahisi 1992 yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır. Hasar Kontrol Cerrahisi İlk aşama; Kanama ve kirlenmenin

Detaylı

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Dr. Sıtkı Sarper SAĞLAM DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU 04.10.2011 1 Netter in Yeri: DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU

Detaylı

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler: Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler

Detaylı

Normalde kan potasyum seviyesi 3,6-5,0 mmol/l arasındadır.

Normalde kan potasyum seviyesi 3,6-5,0 mmol/l arasındadır. POTASYUM K+; Potasyum yaşam için gerekli önemli bir mineraldir. Hücre içinde bol miktarda bulunur. Hücre içindeki kimyasal ortamın ana elementidrir. Hergün besinlerle alınır ve idrarla atılır. Potasyum

Detaylı

17.02.2015. ENTERAL BESLENME (Gavaj) 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği ENTERAL BESLENME ( GAVAJ ) Enteral Beslenme. 36.Hafta ( 01 05 / 06 / 2015 )

17.02.2015. ENTERAL BESLENME (Gavaj) 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği ENTERAL BESLENME ( GAVAJ ) Enteral Beslenme. 36.Hafta ( 01 05 / 06 / 2015 ) 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 36.Hafta ( 01 05 / 06 / 2015 ) ENTERAL BESLENME ( GAVAJ ) Slayt No : 48 4 ENTERAL BESLENME (Gavaj) Besin ve sıvıları ağız yoluyla yeterli alamayan veya hiç alamayan

Detaylı