MEDYA VE SİYASET. Konu: Medya ve Siyaset Konuşmacı: Muharrem Sarıkaya Yer: Atılım Üniversitesi Seyhan Cengiz konferans salonu Tarih:

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MEDYA VE SİYASET. Konu: Medya ve Siyaset Konuşmacı: Muharrem Sarıkaya Yer: Atılım Üniversitesi Seyhan Cengiz konferans salonu Tarih: 23.10."

Transkript

1 MEDYA VE SİYASET Konu: Medya ve Siyaset Konuşmacı: Muharrem Sarıkaya Yer: Atılım Üniversitesi Seyhan Cengiz konferans salonu Tarih: Muharrem Sarıkaya; 1961 doğumlu, Nevşehir Hacıbektaş ilçesinde doğmuştur. Lise öğrenimi Ankara da tamamlamış. 82 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunudur. Gazeteciliğe daha üniversitedeyken öğrenciyken başlamış. 79 yılında Ankara da barış gazetesinde başlamış. Bir yıl sonra Ankara Ekspres te spor yazarı olarak çalışmış. 81 yılında foto muhabiri olarak Hürriyet gazetesinde işe başlamış. Sonra Ankara bürosunda hem foto muhabirliği hem de muhabirliği birlikte yürütmüş. Ardından da ekonomi muhabirliğine geçmiştir. 12 Eylül den sonra 1982 yılından itibaren hürriyet gazetesi Ankara bürosunda siyasi muhabirliği görevini üstlenmiş. Sırasıyla başbakanlık parlamento cumhurbaşkanlığı muhabirliği görevinde bulunmuş 88 yılından itibaren Hürriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmaya başlıyor Sayın Muharrem Sarıkaya. Şimdi Bunlar Konuşuluyor, Ankara Kulisi ve Muharrem Sarıkaya Yazıyor başlıkları altında yazılarını yayınlamıştır. 92 yılında köşe yazarlığı ile birlikte Hürriyet Ankara Büro Temsilciliği yardımcılığını 12 yıl yürütmüş. 1 Kasım 2002 de Sabah gazetesinde Köşe yazarlığına başlamış sonra aynı zamanda Ankara temsilciliğine devam etmiştir yılında Sabah gazetesi Ankara temsilciliğinden ayrılmış. Sarıkaya 2009 yılına kadar Sabah gazetesi köşe yazarlığının yanı sıra gazetenin Rusya Federasyonu na akredite Moskova temsilcilinde görev yapmıştır Nisan ayı itibariyle Habertürk e geçmiştir. Halen gazete Habertürk te köşe yazarlığı ile Habertürk medya grup temsilciliğini yürütüyor. Sayın Sarıkaya ayrıca gazete Habertürk ün de Moskova akredite temsilcisidir. Sarıkaya Örtülü Ödenek skandalı başta olmak üzere yaptığı haber ve köşe yazılarıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin 2 yıl üst üste yılın gazeteciler ödülünü kazanmış ayrıca Bülent Dikmen Haber Ödülünü kazanmıştır. Çağdaş gazeteciler cemiyeti haber fotoğrafı ödülünü Kırıkkale cemiyeti haber ödülünün yanı sıra çok sayıda mesleki kurum ve kuruluş ödüllerini de almış Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi TOBB da Uluslararası İlişkiler Bölümünde Medya ve Siyaset dersi veren ve İngilizce bilen Sayın Muharrem Sarıkaya evli ve bir çocuk sahibidir. Muharrem Sarıkaya: Türkiye de herkesin çok iyi bildiği medyadan bahsedeceğim; Medyanın durumu ve siyaset ilişkisi ; yani bu topa da böyle vurulur mu dediğimiz, bu laf da edilir mi dediğimiz bir şeyden söz edeceğim. Her gün, akşam evinizde birlikte yaşadığınız, birlikte ailenizle paylaştığınız veya oturup dedikodu yaptığınız veya bizi çekiştirdiğiniz bir alandan yani sizden bahsedeceğim. Çünkü biz bir medya olarak sizin aynanınız, yani toplumun aynasıyız. Nedir bu ayna bu ayna nasıl oluştu Türkiye de ve bugüne kadar bu aynanın oluşumunda nasıl bir hale geldi. Bazen iç bükey bazen dış bükey olduk. Bazen gerçekten doğruları göstermeye başladık ama sonuçta aynı olduk. Size önce medyadan bahsedeceğim bu zaman zaman şeklimizin bozulmasına neden olan siyaset ilişkimizden de size söz edeceğim. Aslında medyanın Türkiye deki yerini irdelemek için bizim gibi toplumlarda daha çok devletle medya ilişkisini sorgulamak gerekiyor. Her ikisinde farklılık gözükse de aslında paralellik içerisinde ve iç bünyesel bütünlükleri söz konusu çünkü medya bugüne kadar hep toplumu veya milleti bir öğrencisi devleti ise ortağı olarak görüp geldi. Bazen toplumu ortağı bazen devleti öğrencisi durumuna soktuğu günler de oldu. Aslında bunu söylemeden önce Türkiye de neden böyle bir noktaya geldiğinin altını çizmek gerekiyor. Onu anlamak için de aslında 1450 yılında Gutenberg tarafından icat edilen matbaanın Türkiye ye 1727 yılında Anadolu ya girişini irdelemek gerekiyor. Korkmayın sizi daha oraya kadar getirmeyeceğim ama bunun neden olduğunu 1

2 anlamak için önce kısaca temelinden bahsetmem gerekiyor. Çünkü matbaadan sonra hep devlet eliyle medyanın oluşumunu görüyoruz. Devlet eliyle bir yerlere varmaya çalıştığını görüyoruz. Bir açıdan baktığımız zaman matbaayı da devlet getiriyor. Yani her şeyi biz getiririz diyen devlet bu bize lazımsa komünizmi de biz getiririz, faşizmi de biz getiririz diyen devlet o zaman matbaayı da getiriyor. Çünkü devlet her şeyin sahibi olarak kendini görüyor. Peki, medya bu arada kendini nasıl algılıyor. Bunun içinde en güzel bulduğum tanım Murat Belge diyor ki; bazen devlet ailesinin erkek çocuğudur, bazen de mürebbiyesi. Ancak mürebbiye 1919 dan 90 sonlarına kadar hep birinci önceliğini koruyor. Neden, çünkü önce erkek kardeş olarak bütün mallardan kendini haklı olarak var sayıyor. Evet, ben bütün malın sahibiyim diye bakıyor. Türkiye Cumhuriyeti nin bütün özelliklerini ben korurum ben kollarım. Onun dışında kimse sahibim olmaz diyor. Bazen hatta askerle de çalışıyor bu konuda farklı düşündüğü için birbirine girdiği dönemler oluyor. Dayak yiyor, bitarafa atılıyor veya tek ayak üzerinde cezalı bir halde bırakılıyor. Ama sonuçta durmuyor aynen şımarık bir erkek evlat gibi tekrar medya yoluna devam ediyor. Yine aynı mürebbiyeliğini sürdürmeye çalışıyor. Örneğin II. Murat döneminde batılaşmanın halka yayılmasındaki en önemli faktör medyayı görüyoruz bir motor güç olarak. Devletin en önemli yardımcısı olurken II. Abdülhamit döneminde çatışan dönemde yer alıyor. Sonunda hep bir adım daha ileriye giden belli oluyor. Çünkü hep bir batılaşma çabası içinde bulunuyor. Tabii bu pozisyonu devletin bir ortağı olarak kendini görmesi veya bir mürebbi veya mürebbiye olarak kendini tanımlaması ve bu dönemde hep toplumu eğiten, öğreten ve toplumdan bir millet yaratmak çabası içerisinde bir mürebbiye rolünü kendine biçmesi medyanın Türkiye ile önemini ve siyasetle ilişkisini de çok fazla oranda artırıyor. Ama medya bu dönemde dikkat çeken başka bir yola sapıyor. Medyanın üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlar bu kez çıkıyor. Çünkü medya ile evlilikler sayesinde devletten daha fazla miras veya pay kapanlar görüldüğü andan itibaren bu mirastan daha fazla rant elde edebilir miyim diyerek yeni kurumlar veya yeni medya organları ortaya çıkartılmaya çalışılıyor. Mesela 1908 de Meşrutiyetin ilk yıllarında dönüp baktığımız zaman 200 gazete için imtiyaz başvurusunda bulunuluyor. Çıkar gruplarının harekete geçmesinde saray yönetimin basına karşı tutumu da çok önemli rol oynuyor. Çünkü basına karşı geliştirilen sansür toplumda yer bulmuyor. Toplum daha fazla elastik istiyor sansüre karşı de basın çalışanlarının direnişiyle karşılaşılıyor. 24 Temmuz 1908 de gazeteciler ilk kez devletten kopuyorlar ve kendileri bir gazete çıkartıyorlar. 25 Temmuz 1908 sabahı gazeteler ilk kez özgürce çıkıyor. İkdam, Sabah, Tercüman-ı Hakikat bunlardan bazıları. Örneğin on paraya satılan bir İkdam Gazetesi piyasada tükeniyor bir süre sonra da tanesi yarım lirayı buluyor ve inanılmaz bir şekilde tirajı 50 bine çıkıyor. Bugün birçok gazetenin ulaşamadığı bir tiraj. Biliyor musunuz radikal gazetesi kaç satıyor? 30 bin satıyor. Düşünün ki, benim söz ettiğim tarih 1908 yani 100 yıl öncesinden söz ediyorum size. Başka gazetelerden örnek verebilirim. Mesela benim gazetem kaç satıyor? 300 bin satıyoruz. Hürriyet gazetesi kaç satıyor biliyor musunuz? 450 en fazla satan gazete. Cumhuriyet gazetesi 70 bin 90 bin arası. Düşünün ki ben 1908 den söz ediyorum 50 bin adet gazete satıyor o zamanki kültürü eğitimi düşünün. Gelelim bu döneme gazetelerin bu kadar fazla kar eder ilgi görür bir noktaya gelmesi çıkar gruplarının hareketiyle çıkıyor. Ve o dönemde biraz önce de söylediğim gibi birçok insan gazete satın alıyor veya gazete satın alma yoluna gidiyor. Çünkü karanlık işlerini gerçekleştirmenin en iyi manivelası olarak görüyor. Gazetelerin yaptırım gücüne sahip olduğunu görüyor o dönemde. Gazeteler yazdığı 2

3 zaman toplumda yarattığı algı çok yüksek olduğu için birçok insan kendi karanlık işlerini bunların üzerinden yürütebileceğini sanıyor. Basının dizginlerini elinden kaçırdığını gören saray ise boş durmuyor meclise sunduğu yasa tasarılarıyla gazete çıkarmanın şartını 200 liralık bir depozitoya bağlıyor. 200 lira o zaman çok yüksek bir para. Düşününki 10 kuruş gazetenin tanesi, oradan hesaplayın. Ahlak yasasıyla da kısıtlamalar getiriyor. Rusların da gazete patronu ve yöneticisi olmayacağını hükme bağlıyor. Sarayın getirdiği yeni kurallar Milletvekillerinden Vartkes Efendinin meclisteki bir konuşmasında aynen şu sözleri söylemesine yol açıyor. Sansürden bile beter ki bir gazeteci için sansür gerçekten çok önemlidir. Ondan beter ne olabilir ki diye düşünebilirsiniz ama ondan daha beter. Söyleyenede dikkat ediniz bizim azınlıklardan biri yani yurttaşımız Vartkes Efendi. II. Abdülhamid in 33 yıllık saltanat dönemindeki bu zülüm 1919 da daha da farklılaşıyor daha da baskıcı hale geliyor. Ama II. Meşrutiyet ile sonlanıyor. Fakat sonrasında istibdat. İstibdat ın ne olduğunu biliyor musunuz? II. Abdülhamid zamanındaki despotluk. Yani kanun ve kurallara uymayan monarşizm. Döneminde bile rahmet okutulacak olaylar oluyor. Özellikle gazetecilerin katledilmesi döneminde bu dönemden oluşuyor. Bu dönem 100 yıl sonrasında da rastlanacağı gibi gazetecilere karşı suikastların işlendiği en fazla dönem oluyor. Örneklemek gerekirse Hasan Fehmi, Ahmet Sami, Zeki Bey, Hasan Tahsin, Hasan Tahsin i hepsini tanıyorsunuz. Soyadı Silahçı dır. Bu yıllarda öldürülüyor da Mustafa Kemal in Samsun a çıkışıyla basın da ikiye bölünüyor. İstanbul gazetelerinden İleri, Akşam, Yenigün, Vakit (bugünkü Vakit değil tabii) Mustafa Kemal in yanında yer alıyor. Refaii Cevat ın Alemdar ı, Ali Kemal in Peyami Sabah ı karşı safhada siper tutuyor. Ayrıca parti gazeteleri de boy gösteriyor. Örneğin Hüseyin Cahit in Aydınlık Dergisi, Aydınlık Dergisi hale çıkıyor aynen parti dergisi olarak o tarihte kuruluyor. Türkiye İşçi ve Sosyalist Partisi nin yayın organı olarak kullanılıyor aynen şuanda Türkiye İşçi Partisi nin yayın organı olduğu gibi. O dönemde yola çıkıyor Temmuz u ile 1925 Ağustos u arası çıkardığı 30 sayıda Mustafa Kemal i destekliyor. Onun öncesinde de parti gazeteleri var. Onun öncesinde de parti gazeteleri var ama ömürleri bu kadar uzun değil. Örnek olarak verirsek 1908 de İzmir de Sosyalist gazete olarak çıkan Boykotaj cemiyetinin Gave isimli dergisinden veya gazetesinden söz edebiliyoruz. Yine 1909 da Selanik te yayımlanan Amele gazetesi yani işçi gazetesinden söz edebiliyoruz. Sonrasında Hüseyin Hilmi nin 1910 da çıkan Medeniyet Ve Sosyalist, o dönemde de yine medeniyetten söz edebiliyoruz. Cumhuriyet dönemi: Basın Cumhuriyet döneminde de yönünü değiştirmiyor. Örneğin 1928 de Latin Alfabelerine geçilme kararının arkasındaki en büyük güç medyadır. Yani basın desteğidir. Basının sayesinde çok büyük oranda Latin Harflerine geçiş rahat bir şekilde hayata geçiriliyor. Çünkü rolünü başından beri devletin büyük oğlu olarak veya yardımcısı olarak toplumun da mürebbiyesi olarak hayata geçiriyor yani devletin millet inşa etme projesini bir müteahhidi hatta mimari olarak öne çıkıyor. Çünkü toplumdan bir millet yaratma çabası o dönemde baş gösteriyor. Gazete yazarları muhabirler aralarında politik kavgalarını verirken halkı millete dönüştürmedi yani halkı eğitme batılı değerlere yönlendirme görevini elbirliği ile yerine getirmeye çalışıyorlar. Kavgaları da genelde bunun üzerine gerçekleşiyor. Yani toplum millete nasıl dönüşüyor. Halk millete nasıl dönüştürüyor. Bütün kavga onun üzerine gerçekleşiyor. Bazıları diyor ki sağ yolla gerçekleşir bazıları da diyor ki hayır sol yolla gerçekleşir. Kavgalarının asıl noktası da o platformda. Cumhuriyet in ilk kuruluş yıllarında çok partili döneme kadar basın ile devlet arasında çok fazla bir sorun yaşanmıyor, çünkü ilişkinin kuralları ve çerçevesi net bir şekilde 3

4 ortaya koyulduğu için cumhuriyetin yeni kuruluşunda kuruluş ilkeleri net bir şekilde oturtulup bundan taviz verilmediği için kimse sesini çıkartamıyor; herkes kurallar içinde hareket ediyor. Ama sonrasında işler biraz sarpa sardı. Bakın Ankara Ajansının da kurucusu olan gazeteci ağabeyimiz her ne kadar kendisi sonra siyasete atılsa da halen gazetecilik yapan Altan Öymen o dönemi çok güzel anlatıyor. Diyor ki: 1980 ve 45 sonlarına kadar tek partili döneminin başbakanlarının basınla uğraşmaya pek ihtiyacı yok. Basın Yayın Genel Müdürlüğü şu olay şöyle yazılmayacak diye bir bildirim gönderirdi gazete de onu yazmazdı. Zaten yazacak olsalardı bunun cezasına da katlanırlardı tarihli 5680 sayılı basın kanunun bir 50. maddesi vardı ki bugünkü dilde şöyleydi: Ülkenin genel politikasına dokunacak yayınlardan dolayı Bakanlar Kurulu kararı ile gazete ve dergiler geçici olarak kapatılır. Tebliğe uymamak genel politikaya aykırı davranmak sayılabilirdi. O kapatmanın geçiciliğinin ne kadar süreceği de hiçbir zaman için belli değildi. Bir ömür boyu da sürebilirdi. 15 günde sürebilirdi, 3 ay da daha fazla da. Zaten çoğu defa hükümetin böyle bir yaptırım uygulamasına gerek kalmazdı. Çünkü hükümet adına Basın Yayın Genel Müdürlüğü nden bazen valiliklerden gelen bir emir her şeye yeterdi. Bunlar yazılmayacak denilen tebliğlerin uygulanmasında bir aksaklık olmaması için gazete patronları ve yöneticileri gereken önlemleri zaten çok önceden almış olurlardı. Aksaklıklar bazen dikkatsizlikten kaynaklanırdı. Bazen de bir habere konulan yasağı içine sindiremeyen gazetecilerin o yasağı delme çabalarından. Tebliğde özellikle dış politika ile ilgili olanların benzer şekilde şunlar yazılmayacak demek yetmezdi, şunlar yazılacak denen dönemleri de yaşadık. Bunun şayet devlet başkanının doğum gününü kutladığı yazılacak ama fazla abartıya girilmeyecek gibi örneklerine de o dönem belgelerinde vardır tebliğlerde, bazen gazetelerin nizamına da karışılır belirli haberlerin kaç sütuna verileceği belirtilirdi. Bu II. Dünya Savaşı nda Türkiye nin savaşa girip girmeme konusunda ziraat köprüsünden geçiş sürecinde bir düzenlemeye gidilirdi. Amacı halkın heyecanlanmasını önleme yasası. Öncesine kadarki tek parti döneminde basında bir sıkıntı yoktu ama artık çok partili döneme geçildikten sonra 21 Temmuz 1946 dan sonra onun hakkında da eleştiriler başladı. Saraçoğlu Türkiye nin II. Dünya Savaşı na girmeme başarısında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü den sonra en büyük payı olan politikacıydı de Başbakan olmadan önce zaten hükümette Dış İşleri Bakanıydı. Ama başbakan olarak Varlık Dergisi gibi çok yanlış ölçülerle uygulanan bir kanun çıkarılması da onun başbakanlık dönemine rastladı. Bu yüzden çok eleştirildi. Tabii eleştiriler tek partili döneminde devam etti. Sonrasında devamına baktığımızda hep bir adım engelleniyor, gazeteciler bunu deliyor. Deldikten sonra da yeni bir yasakla daha karşı karşıya kalınıyor seçimleri yer yer tek partili dönemin koşulları altında kaldı. Recep Peker in Başbakan olduğu bir yıl döneminden sonra iki büyük parti uzlaştı. Bir ortak çalışma süreci başladı seçim kanunu muhalefeti güvenceler verecek şekilde değiştirilecekken basın kanunu da hükümetin gazete yetkisinin kaldırılması dahil bazı değişiklikler yapıldı o dönem bu değişikliklerde payı olan iki Başbakan Hasan Saka ve Şemsettin Günaltay ikisi de tek partili dönemin politikacılarıydı ama çok partili demokratik hayatın gereklerini de iyi biliyorlardı Cumhuriyet in kuruluşu ve 27 sonunda iktidar değişikliği dönemlerinde de bunlar oldu. Demokrat Partili dönemin ilk yıllarında basına karşı rahatlama daha sonraki yıllarda hep baskıcı rejime dönüşüyor. Mesela 70 yaşındaki Ahmet Emin Yalman, 80 yaşındaki Cahit Yalçın a kadar pek çok basın mensubu tutuklanıp içeri atıldı ta kurulan Tahkikat Encümeni arasında muhalefetle birlikte bir kısım basın da var. Tahkikat Encümeni kurulması için demokrat partililere verilen önergenin 4

5 gerekçesinde şöyle deniliyor: Bir kısım basının bünyesinin; çalışma tarz ve metotlarını ve kanunlar muvacehesindeki tutumunu ve bu kanunları işlemez hale getirmek hususundaki gayrimeşru faaliyetlerinin ve mahiyetini tetkik ederek elde edeceği neticeleri T.B.M. Meclisi ne bildirmek üzere, dahili Nizamnamenin 17 inci maddesi hükümlerine göre 15 kişilik bir tahkikat encümeni kurulmuştur. Yani gazetelerin denetlenmesi dönemine giriliyor. Bu da demokrat partilinin iktidar değişikliğinden sonraki bir basını yola getirme girişimi olarak hayata geçiriliyor. Altan Öymen in de anlattığı gibi II: Meşrutiyet sonrasında tanımladığı gibi basın açısından hiç hayırlı bir dönem yaşanmıyor. Demokrat partinin ilk yıllarında geçmişteki parti diktasında bırakın basın mensuplarının oldukça rahat bir süreç geçirmesini 1931 yılında kurulan bazı sınırlamalarda bazı kurallarda bazı rahatlatıcı önlemlerde basına karşı ki ben basına karşı rahatlatıcı önlemler diyorum çünkü basın o kadar kısıtlama altındaki onu rahatlatmak için önlem alma gereği duyuluyor. Bu dönemde kaldırılıyor ama uzun sürmüyor çünkü bu kez demokrat parti hükümeti hakimiyetini perçemlemek için devletin dizginlerini ele geçirme veya ortaklığındaki medya veya basını belirli oranda pay azalttırma yoluna gitmek için dizginlerini tekrar ele alma yoluna dönüyor. Basının en önemli noktası olan ekonomik gücünden yakalıyor. O güne kadar maaşı devlet tarafından karşılanan gazeteciler veya matbaacılar 20 Eylül 1950 de resmi ilanların bir zapturapt altına alınmasıyla kısıtlamalara maruz kalıyor. Çünkü o güne kadar bakanların dağıttığı sübvansiyonlar biranda bir kurum eline geçiyor. Şevket Süreyya o günleri şöyle anlatıyor: Basının arabasının dizginleri hükümete geçiyordu. İlanların baskı rejimi haline kullanılmasına paralel olarak öteki 2 çark harekete geçirildi. Bir gazetelerin hükümetin sempati ve antipatisine göre bir malzeme dıştan alımı olanağı vermek diğeri ise basın mahkemelerini harekete geçirmek basın üzerindeki en büyük baskı da o dönemde oluyor arasında görülen baskıya benzer baskı 70 yaşındaki gazeteci Ahmet Emin Yalman ve 80 yaşındaki gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın ın hapse girmesiyle devam ediyor. Bunun acısını basın yalnız kısa sürede çıkartıyor. 6 7 Eylül 1955 olaylarını anımsıyorsunuz. Son dönemde çokta fazlasıyla konuşuluyor. Bu dönemde medya bu konuyu çok işliyor. O kadar büyük oranda bu gazetelerde yer alıyor ki hükümet artık önüne geçemez bir noktaya geliyor. Cumhurbaşkanı Celal Bayar şu sözü basının içinde bulunduğu durumu anlatmaya yetiyor. Diyor ki: Tenkit zamanı çoktan geçti şimdi tahrikçileri tenkil zamanıdır. Tenkil şiddet kullanarak sindirme yok etme anlamına geliyor. Bunu Şevket Süreyya Aydemir in Menderes in Dramı 516. sayfada da bulabilirsiniz. (Şevket S. Aydemir, Menderes in Dramı, Eylül 1998, Remzi Kitabevi, ISBN: ) Başbakan Menderes de geri kalmadı çünkü buna itiraz edenler de vardı nedir bu birader güya Başbakanım ama elin bir gazetecisini bile hapse attırmayı başaramıyorum. Hakimler halkçı savcılar da diye yakınıyor. Demokrat Parti de CHP ye karşı kendi medyasını kurmak için yoğun bir çabaya giriyor. Zaten tek partili döneminden bıkmış olan ve Basın Genel Müdürlüğü nden gerekli ilgiyi bulmak isteyen gazeteci patronlar bu yeni koşula zaten hazır olaraktan hemen atlıyor. En sert teksifler bu dönemde yaşanıyor. Dünya gazetesi teksiflerden en çok payı alan oluyor birçok gazeteci de hapishaneye giriyor. Ülke biranda gazetecilerin hapse girmesiyle karışıyor. Devamında ne oluyor biliyorsunuz 27 Mayıs 1960 ihtilal. Hapishane de gazetecileri salıveriliyor. Yeni anayasa çalışmalarına giriliyor. Gazeteciler burada da hıncını alıyor. Çünkü toplumun mürebbiyesi devletin ortağı anayasayı biz yapacağız diyor. O dönem gazeteci olan Mümtaz Soysal başı çekiyor her ne kadar hukuk fakültesinde öğretim üyesi olsa da eski gazeteci ve onunla birlikte birçok gazeteci ve anayasanın 5

6 hazırlığında önemli bir etki gösteriyorlar de öyle bir noktaya geliyor ki basına çok da özgürlük getiren yasal düzenlemeler anayasa ile güvence altına alınıyor sayılı basın yasasını meşhur yasadır hala da yakın geçmişe kadar geçerliliğini korudu. Bu dönemde çıkıyor ve öyle bir yasa hazırlıyorlar ki temelleri çok sağlam düşünün 1961 de hazırlanan bu yasa ta ki 2001 e kadar devam ediyor. Kimse dokunamıyor. Öyle bir hale geliyor ki o dönemde gazete patronları çok rahatsız oluyor. 10 Ocak 1961 de patronlar üç gün süre ile gazetelerini çıkartmayacaklarını ilan ediyorlar. Çalışanlarına karşı direnişe geçiyorlar. Basın çalışanları bir araya gelip patronlara karşı Basın isimli gazeteyi çıkartıyorlar. O gün basın için bir dönüm noktası oluyor. Çünkü matbaacı patronlar dönemi sona eriyor bu yıldan sonra gazeteci patronlar dönemi başlıyor çünkü gazeteciler de gazete çıkartabileceklerini gazete çıkartabileceklerini o gün öğreniyorlar. Ve bunu başarabileceklerini görüyorlar gazeteleri çok satıyor çünkü aynı zamanda anayasada da 22. madde olarak basın hürdür sansür edilemez devlet basın ve haber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır maddesiyle bu dönemde anayasaya eklentiler yapılıyor. Ama balayı uzun sürmüyor Milli Birlik Komitesinin en geç üyesinin Muzaffer Özdağ ın Bab-ı âli den de geçeriz Derebeylik müessesini de yıkarız lafıyla ortalık tekrar karışıyor. Sivil hayat 65 seçimleri Adalet Partisi nin ezici çoğunlukla kazanması sonucunda ilk işlerinden biri tekrar basının dizginlerini ele geçirmek için yeni yasal çalışmaların başlatılmasıyla ortaya çıkıyor. Basın Genel Kurumu Sekadan kağıt yardımı gazeteciliğe getirilen sübvansiyon dileğiyle ilgili dağıtılması durumu biranda frenleniyor. Karşı gruptaki gazetecilerde sert muhalefete başlıyor. Örneğin Akşam gazetesi işçi partisi Milletvekili Çetin Altan en etkili muhalefeti yapıyor. Yolsuzluk, vurgun, talan haberleri o dönemde patlak veriyor. Ulusal petrol kampanyaları o dönemde düzenleniyor ve öncülüğünü de gazeteciler çekiyor. Nitekim gazeteci İbrahim Soysal da sokak ortasında bu eylemini yaparken çok iyi dayak yiyor. Sonunda asker yönetime tekrar el koyuyor. 12 Mart Ekim 1973 arasında basın için en çivili süreç oluyor. Çünkü bütün gazeteciler tekrar hapishaneye atılıyor. Gazeteciler akademisyenlere ve düşünürlere karşı o kadar ağır baskılar yapılıyor ki Başbakan Nihat Erim bile artık buna dayanamıyor ve valiliklere şu emri gönderiyor: Gereksiz tutuklama yapmayın. Ancak bu da fayda etmiyor çok geçmeden Prof. Dr. Mithat Soysal, Bahri Savcı, gazeteci İlhami Soysal, Uluç Gürkan, Kemal Reşit Eyüpoğlu, Doğan Avcıoğlu, tekrar gözaltına alınıyor. Basın patronları da bu işten nasibini alıyor. Matbaalarının kapatılacağı korkusuyla bazı basın patronları direnmeye çalışsa da fazla ileriye gitmiyor ancak gazeteci patronları da farklı davranıyor çalışanlarına sonuna kadar sahip çıkıyor. O dönem matbaacı gazeteciler döneminin artık tamamen kapanıp yeni başlayan gazeteci patronlar döneminin ortaya çok daha baskıcı bir şekilde çıkmasını da beraberinde getiriyor. Çünkü gazeteci patronlar hapishaneye girmiş arkadaşlarının tüm ailelerine sahip çıkıyor. Kurdukları gazetelerde bu şekilde destek buluyor yaşamını bu şekilde daha da hızlı sürdürüyor lerin sonuna gelindiğinde CHP ile Adalet Partisi arasındaki yarış medyaya çok daha ağır bir şekilde yansıyor. Örneğin Ankara da gazetelerin toplandığı Rüzgarlı ve Agah Efendi sokaklarında bir tarafta Ulus, Barış yer alırken hemen karşısında Adalet, Son Havadis yer alıyor. İktidar döneminde birinin sübvansiyonları veya kağıt desteği yükseliyor öbürünün iktidar döneminde de diğeri. İki kardeşin sahip olduğu Hürriyet, Günaydın gibi büyük gazetelerdeki sıkıntılı dönemde bu sırada başlıyor. Onlar da aile iktidarına karşı muhalefete geçiyor. Örneğin Demirel in eşiyle ilgili çok ağır haberler Günaydın gazetesinde çıkıyor. Bazen de Ecevit e karşı duruş sergileniyor. 6

7 İktidarı terbiye etmenin hedefi bu şekilde farklı bir zemine kaydırıyor. Ancak toplumu millet yapmak için uğraşı da elden bırakmıyor medya yaşlanıyor farklı bir noktaya geliyor toplumu millet yapmak için mürebbiyeyi artık toplum dinlememeye başlıyor. 12 Eylül 1980 bu süreci çok daha hızlandırıyor. Çünkü o dönemde de tekrar gazetecilerin arası açılıyor. O güne kadar süren gazeteci patronlar dönemi de 12 Eylül ile birlikte sona eriyor. Bunun yerine patron gazeteciler dönemi başlıyor. Bu dönemin gelmesindeki en önemli unsurlardan bir tanesi de Turgut Özal oluyor. Aslında yaptıkları da yanlış değil. Çünkü o güne kadar biz gazetecilere sağlanmış olan sarı basın kartın varsa %50 telefon indirimin vardır, %50 uçak bileti indirimin vardır. Sanki sabahtan akşama kadar uçağa binip dolaşıyorum, sanki sabahtan akşama kadar da telefonda kendi keyfim için konuşuyorum. Aslında bizim üzerimizden patronlara yapılan sübvansiyonları Özal kaldırıyor ve bu da patronlarla Özal arasındaki en büyük kavgaların başlamasına yol açıyor. Ancak bunun karşılığında ciddi çatışma dönemleri başlıyor. Patron gazeteciler bu dönemde gazetelerini çok iyi kullanıyor. Bu kez hükümetleri terbiye etmek için ve bunun sayesinde çok büyük ihaleler alıyor. Bu ihaleler öyle bir noktaya geliyor ki basın patronlarının zenginleştirme sürecine dönüştürülüyor. Biranda bazı patronlar gazeteci patronlar elimine olurken aynen Karacanlar gibi onların yerine bu kez patron gazeteciler gelmeye başlıyor. Başbakan Turgut Özal ın iki buçuk gazete kalacak söylemi de bu dönemde ortaya çıkıyor. Aslında Özal bunu söylerken haksızda değildi çünkü o dönemi ben bile yaşadım. Sübvansiyonlar üzerinden kalktığında ekonomik güç olarak yaşayabilecek sadece iki buçuk gazete var. Üçüncü gazeteyi bulamazsınız. O güne kadar devletten aldığı para ile geçinen veya kendisine tahsis edilmiş kağıtları satarak onun üzerine topluma bu gazeteyi basıp satması gerektiği için kendisine verilmiş olan hakkı götürüp piyasada karaborsada satıp para kazanan insanları önemsemediği için iki buçuk gazete kalacaktı. Ama 1990 başıyla patron gazetecilerin banka sahibi olmaları veya ihalelerle çok büyük pay almaları ile birlikte veya yeni çıkan basın sektörü ile birlikteki buna özel televizyonlar dönemi diyelim 1999 sonrasında ondan sonra patron gazeteciler kendi işlerini yürütmek için hükümetleri terbiye eder dedik ya bunu başka yollarla yapmaya başladılar. Kameraları kaleşnikof silahı gibi kullanmaya kalktılar. Sonuçta Sabancı dahi ihaleden korkup kaçar oldu bırakıp gittiler. KOÇ lar aileleriyle ilgili olumsuz haber çıkacak veya uydurma haber çıkacak korkusuyla toplum tarafından bunun kabulleneceği korkusuyla medya patronlarının girdiği ihaleye girmemeye özen gösterdi ve bu dönemde uzun sürmedi 1999 krizi patron gazetecilerin dönemini kapattı. Yani işi gazetecilik olmayıp gazeteler üzerinden gelir elde etmek isteyen süreci kapattı. Ama o tarihe kadar da patron gazetecilerin yönetmiş olduğu gazeteler veya yapılar farklı bir eyleme gitti çünkü medya o kadar güçlendi ki o kameralar kaleşnikof gibi o kadar iyi kullanıldı ki döneminde medya koalisyonları belirledi, kabineleri belirledi bırakın bunları şube müdürlerine kadar her şeyi belirleyen kişiler oldu. Hangi bakanın tayin olacağı hangi bakanın atanacağını mecliste hangi yasanın çıkarılacağına kadar medya tayin etti her şeyi. Bu dönem medyanın siyaset üzerindeki tahakküm dönemiydi. Ama aynen te karşımıza çıktığı gibi siyasette bunların hıncını bizden çok kötü çıkarttı sonrası bu kez siyasetin medya üzerindeki tahakküm dönemi başladı ve halan da sürüyor. Soru: Medyada çok seslilikten bahsediliyor. Herkesin farklı görüşlere sahip olması güzel bir şey fakat şimdi gerçek ortadan kayboluyor. Yani olayın doğrusu nedir? Biz okurlar olarak bir gazetede şöyle yorum okuyoruz diğer gazetede başka yazıyor. 7

8 Bunun bir orta yolu olmaz mı bu kadar çok yorum, bu kadar çok seslilik güzel olmakla birlikte doğruların kaybolduğunu düşünmüyor musunuz bir gazeteci olarak? Muharrem Sarıkaya: Bu dönemi anlamakta ki zorluğumuz bu dönemden kaynaklanıyor. Benim de içinde bulunduğum sıkıntı sizinle aynı durumdayım ben sizden farklı değilim bütün sıkıntımız bu dönemden kaynaklanan bu dönemi anlamamak veya bu dönemin tahlil edilememe sıkıntısından kaynaklanıyor. Bu dönemi çok iyi tahlil edemediğimiz için biraz önce sizin de söylediğiniz gibi toz duman bulut hepsi birbirine girdiğinde gerçeğin ne olduğunu göremediğimiz için ciddi bir sıkıntı arasında boğuşuyoruz. Buna asimetrik savaş süreci deniliyor. Aslında şuan ciddi bir savaşın ortasındayız. Bu adı konulmamış bir savaş. Bütün dünya soğuk savaş sürecinin Sovyetlerin yıkılmasıyla birlikte yeni bir savaş modeline girdi. Şuan savaşılıyor ve ciddi bir savaş gerçekleşiyor dünyada buna asimetrik psikolojik savaş da diyebilirsiniz veya buna silahsız savaş da diyebilirsiniz. Ne kadar süreceği, nasıl süreceği belli değildir bu savaşın tankı topu karartma veya düşünceleri yıkma, bizim kabul gördüğümüz temel değerleri alaşağı etme, kabul gördüğümüz temeller alaşağı olduğu zaman toplumsal çöküntülere yol açıyor. Şuan ki bu savaşta en önemli nokta da toplumsal özgüveni ne kadar toplumlar kendi toplumlarını dinamik tutabilirlerse ancak o zaman başarılı olabiliyorlar. Bu savaşın karşı kalkanı da artık petrol füzeleri değil toplumsal özgüveni dinamik tutmak bunu başarabilmek. Bunu nasıl başarabiliriz? Bunun başarılabilecek yöntemi de bize düşüyor yani biz toplumun kendimizi gördüğümüz mürebbiyelerine düşüyor. Yine toplumu doğru bilgilendirip gerçekleri ciddi bir şekilde ortaya koyma dönemi bu süreçte yaşanması gerekiyor. Bu dönem temel değerlerin veya toplumsal değerlerin çöküntüye uğratılması olarak değerlendirdiğimiz için medya siyaset ilişkisi daha 1800 lerin başından aldık o döneme dönüp baktığımız zaman İngiltere ile kamu oluşmuş bambaşka şeyler tartışılmaya başlanmış. Rızanın oluşumu diye bir olgu ortaya konmuş. Toplumlar rızayı nasıl oluşturacaklarını artık öğrenmeye başladığı dönemde biz daha matbaayı oluşturamamışız. Çünkü biz emeğe karşı o kadar saygılı bir toplum olmuşuz ki o matbaanın gelmesiyle birlikte hattatlar işlerini kaybedecek korkusuna kapılmışız. Yani ekonomiyi siyasetle birleştirmişiz. Dolayısıyla o dönemden başlayan bu kültürel yapımız daha sonrasında ciddi kırılmalara ve çöküntülere uğramış. Bugün geldiğimizde de bu kırıltılar bu çöküntüler o kadar dağınık ki yeniden bir araya toplamanın zorluğunu yaşıyoruz ve bazı şeyleri anlamakta da güçlük çekiyoruz. Örneğin Amerika Irak savaşı döneminde yanlarına iliştirilmiş diye nitelendirdiğimiz gazetecileri alıp götürdüğünde bunu hayranlık ve hayret ile karşılıyor. Koskoca özgürlüklerin merkezi Amerika nasıl böyle bir şey yapabilir diye algılamakta zorlanıyoruz. Ama Amerika bu işi yaparken biraz önce söylediğimiz asimetrik savaşın koşulunu yerine getiriyor bunu hayata geçiriyor. Çünkü asimetrik savaşın birinci ölçeği medyadır. Çok basit bir örnekle anlatayım ekranlarda DTP otobüsünün tepesinde kuzey Iraktan gelmiş insanları gördünüz değil mi? Bu sizde ne yaratıyor bazınızda mutluluk bazınızda büyük bir tepki değil mi? İşte o görüntü bizim üzerimizden verilen bir görüntü. Peki, ben onu devam ettirsem gidip o insanlarla röportaj yapsam, o insanlara mikrofon uzatsam o insanlar biraz daha galeyana gelip toplumu yönlendirse ne olur? Ben size söyleyeyim Yozgat ta çatışma çıkar. Çorum birbirine girer. İstanbul da sokak çatışmaları başlar işte asimetrik savaşın en güzel örneği. Bir görüntüyle başladım çok küçük bir demeçti bir mikrofon uzatarak ülkeyi iç savaşa adım adım götürür. Bu örneği çoğaltabiliriz. Bu örneği o kadar arttırabiliriz ki işte Moskova dan örnek vereyim ben size; gidersiniz Çeçen bölgesine girersiniz. Çeçen bölgesinden üç kişiyle konuşursunuz. 8

9 Veya girerseniz Gürcistan a Gürcistan da Moskova ya küfredecek yüz tane adam bulursunuz mikrofonu uzatırsınız ertesi gün Moskova da bütün Gürcü dükkanları kapanır. Veya gidersiniz İngiltere ye Kraliyet hakkında üç laf edersiniz. Ertesi gün Londra birbirine girer. Ya da gidersiniz iki şirketle ilgili olumsuz haber yaparsınız. New York borsası çöker. Yani medya gücü o dönemde olmadığı kadar farklı bir noktaya gitti. Asimetrik savaşın birinci önceliği zaten medyadır. Medya burada ciddi bir tramplemdir. Bu tramplemi kimin ne şekilde kullandığı önemlidir. Batıdaki kadar bizdeki medyanın yanlış yönlendirici haber yaptığını söyleyemem batıda bu daha fazlalaştı çok daha arttı. Bunun nedeni de Türkiye de biraz öncede sürecini çok açık bir şekilde ortaya koyduğumuzda hani dedik ya önce matbaacı gazeteciler vardı, sonra gazeteci patronlar dönemi sonrada patron gazeteci dönemi başladı. Patron gazeteciler dönemi 1990 sonrası krizle birlikte çöktü. Çünkü bankaları vardı bankalarıyla birlikte onlar terk ettiler şimdi gazeteciliği bir şirket dışı halinde yürüten medyacılar dönemi başladı. Bu nedir koca bir holding, holdingin unsuru da matbaa, ama holdingin bir unsuru içerisinde bir şirket büyük bir dev şirket. Dolayısıyla burada patronlar sadece markalarının sahibi. Gazetelerin sahibi ise çalışanlar. Son dönemde böyle bir döneme girildi. Bu dönem gazeteciler için biraz farklı bir dönem biraz zor bir dönem. Çünkü aynen 1908 deki gibi veya 1919 daki gibi veya 1946 daki gibi biraz önce örneklerini sıraladım işte size yeni bir süreci yaşıyoruz. Bu da tarihe aynen 1950 deki gibi veya 52 deki gibi geçecek. Veya 1955 teki gibi geçecek yani bu da medya tarihinde önemli bir dönemeç noktası olarak karşımıza çıkacak. Soru: Doğru nedir? Farz edin Ergenekon. Ergenekon var mı? Falanca gazete var diyor. Ergenekon yok mu? Falanca gazete yok diyor. Kendi aklınızla bazı doğruları bulmak zorunda kalıyorsunuz. Bir şahit konuştu bunun söyledikleri doğru mu? Diğer gazete yok hayır onun söyledikleri doğru değil diyor. Bu çağda beni rahatsız eden sizin söylediğiniz asimetrik savaş çok doğru. O da ülkesine göre değişiyor mesela İngiltere de İrlanda kurtuluş ordusu çıktığı zaman iç savaş olmuyor ama bizde olabilir. Fikirlere göre yaklaşımlar farklı ama doğru nedir sorusunu medya çok karıştırıyor, diye düşünüyorum. Medyanın yapısı da biraz daha abartmak değil mi? Her zaman doğruları vermek mi? Yoksa biraz o doğruları haber yaparak mı vermek? Burada benim bir okur olarak bir sıkıntım var. Muharrem Sarıkaya: Haklı olabilirsiniz ama ben biraz önce de birkaç örnek verdim. Geçmiş dönemde de birçok gazeteci tutuklandı birçok ağabeyimiz diyeyim halen de birlikte çalıştığımız içeri atıldı. Bu dönemi iyi anlayabilmek için geçmişteki örnekleri verme gereği hissettim medya siyaset ilişkisini anlatırken. Doğru nedir? Doğru hangi noktadadır? Hani biraz önce dedik ya. Bizim kabul görmüş gerçeklerimizi, toplumun kabul görmüş dinamiklerini alaşağı etmektir asimetrik savaşın birinci önceliği. O nedenle siz bu soruyu soruyorsanız zaten savaşın içerisine zaten çoktan girmişsiniz demektir. O nedenle Şevket Süreyya Aydıner in bir sözünü anımsattım diyor ki; basının arabasının dizginleri hükümete geçiriliyordu. İlanların baskı rejimine kullanılmasına paralel olarak öteki iki çarkta harekete geçirilmişti. Biri gazetelerin hükümetin sempati ya da antipatisine göre bir malzeme diğeri ise basın mahkemelerini harekete geçirmek. Basın üzerindeki en büyük baskı da bu dönemde ortaya çıktı. 70 yaşındaki Ahmet Emin Yalman, 80 yaşındaki gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın ın hapishaneye atılmasının sürecini devamında gelen Mümtaz Soysal, Bahriye Üçok larla birlikte hepsinin birden tekrar ikinci kez bir daha içeriye sokulma dönemini anımsadık. Dolayısıyla bu dönemde hep cezalandırılan bir kesim vardır dayak yiyen bir kesim. 9

10 Biz herhalde böyle halı gibi çırpıldıkça parladık yükseldik iyi bir duruma geldik. Ama en çok ceremesini çeken de bu dönemde medya oldu yani basın oldu. Çünkü dediğimiz gibi toplumdan veya halktan millet yaratma çabası medyanın üzerinde 1908 de başlayıp 1919 da başlayıp Meşrutiyet Döneminde başlayıp bugün hala devam ediyor. Soru: Biraz önce sözü bir zaman dilimine getirdiniz dan öncesiyle 99 la 2002 yi birleştirerek 2000 den sonra aniden kestiniz de böyle makasla kesilir gibi hükümetin veya da siyasetçilerin emrine girmeye kalktı. İkincisi ondan öncesinde gazeteciyi çağırıp haber vermek gibi bir durumumuz olduğunda ilettiğinizde gazeteci geliyor mu? Şimdi gazeteci gelmiyor gazeteci haber yapmak için para almak istiyor. Öyle bir durum var yani ortada. Bir haberi iletmek istiyorsunuz gazeteleri arıyorsunuz bir haber var buraya gelir misiniz? Geliyor size diyor ki ne kadar vereceksiniz? Ben bunu yaşadım. Ben emekliyim siyasetle de uğraştım, geldim bir üniversite de görevdeyim. Böyle durumlarla karşılaştığınız zaman basını nereye kadar getirebilirsiniz. Bir diğer sorum da illaki parlamentoda grubu olan partilerle mi diyalogunuz olacak veya sizin genel yayın yönetmenleriniz gidip onlarla mı görüşün diyorlar, parlamentonun dışındaki siyasi partilerin vatandaşa getirmiş oldukları hizmetleri vermek için herhangi bir tepkiyle mi karşılaşıyorsunuz. Muharrem Sarıkaya: Biraz önce verdiğiniz örnekler beni de rahatsız etti. Böyle birisi varsa böyle bir olay yaşandıysa bunu ne olur deşifre edin. Kimse adını açıklayın gidin herkese adını açıklayın. Çünkü çok ayıp bir şey bu yani para karşılığı diye gazetecilik olmaz. Bunu yapanlar yok mudur, vardır. Bu bize daha çok illerden geliyor yani daha çok büyük kentlerden değil de Anadolu daki küçük illerden yansıyan bazı haberler var. Ama oluyor yapacak bir şey yok. Dedik ya hani patron gazeteciler dönemi başladı diye onlar da kendi patronluğunu taslamaya çalışıyorlar sonrası niye oldu diye sordunuz ya dediğimiz gibi kameralarını kaleşnikof gibi kullandılar. Kalemlerini silah gibi kullandılar veya kılıç gibi kullandılar ve ihalelere katmak için uğraştılar. O dönem belki benim gazetecilik dönemimin en zor yıllarıydı. Çünkü gazetecilik yapmanız çok zordu arası 9 yıllık süreç bizim burnumuzdan geldiği bir dönemdi. Çünkü o dönemde gazetecilik yapmak kadar zor bir iş yoktu. Ben örtülü ödenek 500 milyarın belgesini ortaya çıkarttığımda anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. Kurşunlandım iki defa dayak yedim. Ölümden döndüm. Sen misin o haberi yapan dediler. Yani gazeteciler bu dönemleri zor geçirdi. Ama gazete patronlarıyla gazetecileri lütfen bir arada tutmayın. Gazete patronları başkadır, gazeteciler başkadır. Bu döneme siyasi partiler açısından baktığınız zaman da biz dedim ya toplumun aynasıyız. Bazen iç bükey bazen dış bükey hale getirilmiş olabiliriz, bazen de doğrudur ama sonuçta bir aynayız. Yani bir sima görürsünüz orada. Onu görünce bilin ki onun bir çarpıklığı varsa size göre toplumda da bir çarpıklık vardır. O biz değiliz yani. Siyasi partiler açısından dönüp baktığınızda da siz diyorsunuz ya niye parlamentoda grubu bulunanlar napalım halk onlara oy vermiş. Muhakkak dışarıdakiler de var. 20 yıl boyunca %21 i aşamamış bir siyasi partiye yer vermeniz de beklenmez sizden. 20 yıl boyunca %21 i aşmamış aynı siyasi parti aynı isimler aynı kişiler. Aynı yönetim hiç değişmemiş veya %3 ü geçmemiş. Hep aynı isimler. 20 yıl boyunca da oturmuş. Ya bir seçim kaybettin sen bir git de bir başkası gelsin bakalım. Bana diyorsunuz ki niye onunla konuşmuyorsunuz. Ne konuşacağım halk konuşmuyor onunla artık. 10

11 Soru: Bence doğru Türkiye de herhangi bir medyanın ortaya koyduğu olaylardan yola çıkarak ortaya koyduğu bir doğru değil daha çok sanki dış ülkelerin yabancı ülkelerin baskısı varmış gibi geliyor bana. Yani bizim okuduğumuz doğru gazetede okuduğumuz doğru sanki daha çok dışarının bize yönelttiği bir doğru yani sizin doğrunuz budur ve gazetelerimiz bunları yazacaktır diyormuş gibi geliyor bana. Benim okuduklarımdan televizyonda gördüklerimden anladıklarım şeyler bunlar. Beni doğrulayacak ya da yalanlayacak olan kişi sizsiniz. Muharrem Sarıkaya: Çok doğru. Ben bir grubun Ankara temsilcisiyim. Yani televizyonu da, matbaası da, gazetesi de, internet sitesi de, bütün dergileri de, yayını da her şeyi bana bakıyor. Son sekiz aydır çıkıyoruz. Sekiz ay boyunca benim Ankara dan geçtiğim haberlerin %70 i benim sayfamdan kullanıldı. Yani şuan bir aylık gazetenin toplamını aldığınız zaman manşetlerin %70 i Ankara. Bugüne kadar benim yazdığım benim attığım manşetler hiçbir şekilde dokunulmadan geri gönderildi. Ya benim üzerimde benim bilmediğim bir baskı var. Bu soruyu sormanızda size bir eleştiri getirmiyorum haklısınız çünkü bu da asimetrik savaşın başka algı kırılımı yaratmasıdır. Yani dışarıdan baskı gelir bu baskı gazeteleri yönetir, dolayısıyla bu gazeteler zaten tukakadır, siyaset de tukakadır. Dolayısıyla iki temel değer çöküntüye uğratıldığı zaman bir siyasettir o nedir, icradır, o çöktü. Zaten kültürel çöküntümüz ortada bir de medya çöktü geriye ne kaldı? Zaten eğitim sistemi de çok rahatlıkla duman oldu. Bir şey kalmadı yani toplumsal değerlerin yok olmaya başlıyor. Şimdi bunu iyi algılamamız gerekiyor bir. İki toplumu çok iyi okumamız gerekiyor. Düşünebiliyor musunuz bir gazeteyi böyle açıp eleştirel gözle bakabiliyor musunuz? Aslında sizin bize çok eleştiri getirmeniz gerekiyor. Çünkü çok özür dilerim biz sizi kültürsüz bir şekilde değerlendiriyoruz. Ne yapıyoruz biliyor musunuz kocaman bir başlık yazıyoruz. Ey halkım sen anlamazsın bak bunu oku kocaman ama okuma yazma alışkanlığı yok koca koca 72 punto ile yazıyoruz altına siz anlamazsınız bilmezsiniz ya başbakanı cumhurbaşkanını siyasi parti liderinin kim olduğunu koyuyor muyuz? Yetmiyor mu bu size? Yine koca koca iri puntolarla diyoruz ki bu şu demektir, onu da yazdık mı okudunuz mu okuyorsunuz yine yetmez. Sonra altına üç tane iri iri spot koyuyoruz. Diyoruz ki al bunu oku. Onu da okuyorsunuz. Sonra dönüyoruz içeride de haberin aynı şekilde yine kocaman sayfa manşeti sayfa spotu altında da ancak haberin kendisi. Biz bunu niye yapıyoruz biliyor musunuz? Toplumun kolaycılığından dolayı, toplumun algıdaki tembelliğinden dolayı. Koca portakal bahçesi var portakalı sıkmıyor ama gidip c vitamini alıp içme alışkanlığı var. Soru: Bence televizyonda gördüklerimiz ya da okuduklarımızın gittikçe kalitesi düşüyor. Kalitenin düşüş sebebi nedir sizce? Mesela içerik olarak ya da bize verilen bilgiler olsun ya tekrarlanıyor ya da olması gerektiği gibi olmuyor. Bize tam olarak yansımıyor. Mesela gazeteyi aldığımızda siz zannediyorsunuz ki biraz önce verdiğiniz örneğe göre o bizim hazıra konmamızdan kaynaklanıyor aslında direk o vitamini almak istiyoruz o vitaminin özünü almak istemiyoruz, siz o açıdan düşünüyorsunuz biz başka açıdan o zaman sizin yazacak haberiniz yok ki büyük büyük yazıp dolduruyorsunuz sayfaları. Muharrem Sarıkaya: Bu da güzel eleştirel bir yön. Hani o sıkışık birbirine girmiş şekilde bir nevi New York Times gibi, Washington Post gibi gazete yapmayı bende istiyorum. İnan çok da özlüyorum ama alan yok. Gazeteler zembille tepeden gelen paralarla yaşamıyor, gazeteler reklamla, halkın almasıyla tirajla yaşıyor. Dolayısıyla gazetelerin yaşaması içinde ekonomik bir güce ihtiyaç var. 11

12 Gazeteler bir kere hayır kurumu değil, vakfiye hiç değil. Dolayısıyla orası da ticari bir kurum orada da insanlar çalışıyor, orada da insanlar bir iş görüyor. Orada da makineler dönüyor. Dolayısıyla bu makineler de en pahallı dönen makineler. Biliyor musunuz ki bir dakikalık uydu yayınına çıktınız indiniz bin dolar. Şuan cep telefonuyla konuşuyorsunuz değil mi ne kadara konuşuyorsunuz? Bakın düşünün ki benim 24 saat açık olan hattım, kaç tane hattım var biliyor musunuz? Yaklaşık 10 bin hat. Yani senin cep telefonundan aldığın şeyi yani ben görüntü geçiyorum oradan sadece ses değil ve bir de video görüntü geçmem gerekiyor. Bu ticari varlığın yaşayabilmesi için de arkasında ciddi bir ekonomik güce ihtiyaç var. Ben istiyorum ki böyle bir gazete çıkartayım böyle bir gazete çıkartmak istediğimizde gazetelerimizin tirajları ortada. Radikal mesela bunun bir örneği 30 bin tiraj onu bilinçli verdim böyle bir sorunun geleceği için. Cumhuriyet 50, 60 şimdi biraz 70 e geldi. Almıyorsunuz tamam sen alabilirsin ama senin alman bana yetmiyor. Sonuçta bir toplumun ortak paydasının ortak noktasının olması gerekiyor. Ben 300 binden aşağıya indiğim zaman reklam verenler diyor ki senin pastadaki payın düştü. Oligopol piyasasında pastadaki payın küçüldü senin diyor. Dolayısıyla sana o kadarlık reklam veriyor. Senin o kadarlık reklam vermen senin o kadarlık işçi çıkartmana yol açıyor. Senin o kadarlık yayından düşmene yol açıyor. Senin o kadarlık kaliteli yayıncılığından alıp götürüyor. Birbirine geçmiş bir süreç ama şunu da görmemezlikten gelmeyin. Birçoğunuz 90 sonrası doğumlusunuz sanırım Tan gazetesi olayını birçoğunuz yaşamadınız biz bacak sattık, göğüs sattık hem de bir buçuk milyon, düşünebiliyor musunuz bir buçuk milyon adet şuana kadar Türkiye de hiç kimse buna ulaşamadı. Sadece bacak göğüs basaraktan. Nurettin Helga ile nasıl gezdi, manşetimiz buydu. Türkiye de bu 20 yıllık süreç içerisinde medyanın geldiği noktaya baktığınız zaman: Yabancı yayın izliyor musunuz, dönün bakın televizyonlarında neler var senin televizyonların dahi onun ardında. Felaket. Soru: Sonuçta eğer siz de bunun farkındaysanız birçok insan bunun farkında o zaman madem herkes bunun farkındaysa o gazete mesela Radikal i çıkartanlar veya Hürriyet i çıkartanlar birleşerek ekonomik gücümüzü arttırma amaçlı değil, insanları bilinçlendirme amaçlı bunları yapsalar bunlar doğru olmaz mı? Muharrem Sarıkaya: Sorun şuradan başlıyor: gazeteye bakışınızdan, bu algı yanlışlığı okurun genelinde var şuan sizde de var. Gazeteler bir eğitim kurumu değil, gazeteler haber verme kurumu. Gazeteler toplumu eğitme kurumu değil. Kendimize pay biçtiğimiz mürebbiyelik var ya Allah kahretsin çok kötü bir şey çünkü biz kendimizi hep böyle addetmişiz. Biz kendimizi mürebbi veya mürebbiye olarak görmüşüz. Biz toplumu eğitiriz halktan millet yaratırız başarırız zannetmişiz oysaki bizim işimiz bu değil. Bu bizim işimiz değil bizim işimiz haber vermek haberi gelip sunmak Soru: Haber de zaten günü gününe değişmiyor mu? Haberi verirken de bizim doğrudan almamız gerekiyor. Bugün şu şu olabilir kim nereden bilebilir bugün ne olacağını ama gazeteleri aldıktan sonra orada tarih var yani dünün haberlerini okuyoruz yani günü gününe olan bir şey doğal olarak bizi onlar bilgilendiriyor. Soru: IMF den sonra Taksim de olaylar oldu hepimiz biliyoruz zaten televizyonlarda gazetelerde üç dört gün en büyük haber yapıldı. Bence o kadar abartılı bir şey de yapılmamıştı tabii ki büyük bir olay var ama yabancı ülkelerde Avrupa da Amerika da bu tip bir olay olduğu zaman daha beterleri olduğu zaman medya genelde saklamaya 12

13 çalışıyor yani dışarıya göstermemeye çalışıyor. Kötü bir şey senin ülkende en önde işlek caddelerinden birinde bir olay oluyor. Bu niye bu kadar ortaya çıkarılıyor bizi iyice dışarıya kötü göstermek için mi? Muharrem Sarıkaya: Sana katılıyorum doğru söylüyorsun. Buna ilişkin de bir iki örnek vereyim. Hepinizin hafızasında çok fazla uzak değil; geçen sene İspanya da bir trende patlama oldu biliyorsunuz. Yaklaşık 60 küsur kişi öldü ve o tren patlaması sonrası gazetelere yansıyan yaklaşık altı veya yedi fotoğraf vardı. Bu fotoğraflardan bir tanesinde bir polis bir yaralıyı kucağına almış götürürken bir diğeri bir sağlık görevlisi yere bir hasta yatmış bu fotoğrafların hepsi hafızanızdadır. Hasta böyle yere yatmış iki sağlık görevlisi başında duruyor öyle bir görüntü vardı. Bir diğerinde silahlı bir asker vardı omzuna silahı asmış ama elinde bir çocuğu tutuyordu. Bir diğer görüntüde de ambulans gelmiş ama onlarca ambulans görüntüsü ve trenin etrafında sıralanmış. Şimdi bunları tek tek incelediğimizde burada verilmek istenen şuydu teröre karşı ben dik duruyorum. O resimde yaralıyı kucağına almış o teröre karşı duruşun ifadesi, hastama bakıyorum. Çocuğun asker tarafından koruma altına alınmış silah, çocuk, elden tutma, güven, doktor yerde yatan hastanın başına gelmiş herkes onunla uğraşıyor ameliyat ediyor orada yani bu algıyı yaratmak çok önemli bunu vermek çok önemli aynı şey belki biraz geriye gideceğiz belki doğum tarihlerinize ulaşacağız King s Cross baskını İngiltere de, veya 11 Eylül sonrası çok kısa bir gürültü oldu ondan sonra ne gördük bambaşka bir boyuta gitti. Biraz önce söylediğim işte o asimetrik psikolojik savaş dediğimiz nokta var ya onu biz daha yeni öğrenmeye başladık. Eğer taksimde İstiklal caddesindeki o görüntüler varsa nasıl ki Paris teki sokak gösterileri binlerce ekranlara yansıdıysa ben onu yansıtırım. Onunla o çok farklı. Birinde bir hakkı almak isteyen insanlara karşı biber gazını gözüne sıktığın anda sen haksızsındır onun için ne dedik gazcı kardeşler dedik demi başlığımızı öyle attık hatırladınız mı? Onu eleştiririm çünkü orada bir hakkı yatıyor bir dünyadaki küresel ısınmanın, paranın kullanımını getirdiği sıkıntıları protesto eden bir güç var bu insanlar sakin kendi hallerinde orada bir protesto eylemine gelmişler bırak yapsın onun gözünün içine gazı sıkma sıktığın zaman gazcı kardeşler derim ben sana. Soru: Medya siyaset ilişkisini tarihsel bir süreç içinde ele aldınız özellikle Türkiye için, peki dünyadaki diğer yerlerde durum nasıl. Bir de ben şunu düşünüyorum siyaset ve medya ilişkisine hakim olan hükümetler tarafından da ciddi bir şekilde eleştirildiniz özellikle AKP iktidara geldikten sonra belirgin bir farklılık gözlemlediniz mi? Muharrem Sarıkaya: İlk gazetenin çıktığı dönemlere dönüp baktığınız zaman 1600 lerin sonralarına baktığımız zaman İngiltere de Kamuoyunun oluşumu diye nitelendirdiğimiz dönemdir bu. Kamu dediğimiz İngiltere de küçük bir kahve, oraya burjuvalar geliyor orada birbirleriyle haberleşmek için bir tahta oluşturuluyor. O tahta ya da kömür karasıyla bir şeyler karalanıyor. O nedir buluşmak için ya da birbirlerinden haberdar olmak için sonra bu tahta gitgide farklılaşıyor. O ticaret gemilerinin nereden nereye gittiğine ilişkin bilgiler aktarılmaya başlanıyor o tahtanın üzerine şimdi o tahta gitgide farklılaşıyor lerin başına geldiğimiz zaman o tahta birden bire farklılaşıyor. O tahta karşılıklı haber alıp verme haline dönüşüyor. O tahtada en çok dikkat çeken ne oluyor biliyor musunuz ticaret gemilerindeki hastalık, başka ülkelerdeki savaş gemilerin nereden hangi malı alıp hangi limana götürdüğü biranda bu tahta bir süre sonra kağıt üzerine dökülmeye başlanıyor. Farklı fazla nüshalar çıkıyor ve gazetecilik de bununla başlıyor. 13

14 Gazete yayını özel sektör yapmaya başlıyor devlet değil. Gazete yayını siyasetin oluşumundaki etkin bir faktör olan hani o burjuvalar dediğimiz kamu tarafından şekillendiriliyor. Devletin kendisi tarafından değil ve durum böyle olunca zaten burjuvalar kamunun oluşumu konusundaki en önemli faktör olarak kendilerini gördükleri için o dönemde her ne kadar büyük kavgalar büyük çatışmalar çıkmış olsa da sonuçta bir oluşumda bir yapılanmada özel sektör yapılanması söz konusu devlet eliyle bir şey şekillenmiyor. Veya devletle medya iç içe geçmiş yürüyor. Burjuva ile devlet yan yana yürüdüğü için medya onun sadece bir faktörü olarak yoluna devam ediyor dolayısıyla o tarihsel sürecinde genetik yapısının oluşumu bizdeki gibi değil. Bizdeki genetik yapı bir türlü kırılamıyor ve böyle olunca önümüzdeki süreçte yani daha sonraki döneme dönüp baktığımız zaman medya kendi tarihsel süreci içerisinde sübvansiyonlarla çok fazla karşılaşmamak bir farklı yapıya gidiyor. Burada tabii sanayi devriminin çok büyük faktörü var. Kültürel gelişmişliğin çok farklılığı var. Düşünebiliyor musunuz bir King s College kurulumunu bir Georgetown bakın kaç yılında kurulmuş. Kültürel seviye çok yüksek ve toplumdaki okuma seviyesi de çok fazla artınca ve toplumda dedikoduyla beslenmeyen doğrudan haberle beslenen bir hala dönüşünce o genetik yapı sonraki süreçte gazeteleri daha oturmuş daha sağlıklı bir yapıya dönüştürüyor. Nitekim bugün gidip bakın Washington Post un tepesinde ne yazar biliyor musunuz kocaman GE, General Electric; CNN tepesinde ne yazar biliyor musunuz, GM yazar ama hiç kimse hiçbir zaman CNN in o şirketin arkasında olduğunu bilmez veya Washington Post un arkasındaki asıl sahibini bilmez. Bizdeki gibi hani dedik ya patron gazeteciler dönemini yaşadınız. O dönem şimdi yavaş yavaş kırılıyor. Banka sahibi Dinç Bilgin in bankası var, Cavit Çağlar ın bankası var. Aynen 1911 deki gibi o dönem bir sürü gazete birden çıktı aynı durumu biz 1991 de yaşadık. 80 yıl sonra biranda kurulan televizyon kanalı kaçtı biliyor musunuz Türkiye de Hatırlıyor musunuz şuan o televizyon kanallarını HBB, Kanal 6, C TV kimindi bunlar biliyor musunuz, Hattatların, Özal ındı, C TV Ceylanlarındı, şimdi var mı bir şeyleri hafızanız farklı algılıyor. Gelelim bu döneme onu da şöyle cevaplandırdı: Bugüne kadar medyanın siyaset üzerindeki etkisi çok yüksekti siyaset şimdi eline geçirdi aynen dönemi gibi veya gelin 1809, 1813 lere veya fark etmiyor 1937, 42 dönemi. Nilüfer Ünal: Artık dördüncü kuvvet değiliz. Muharrem Sarıkaya: Zaten yanlış orada başlıyor. Basın bir kuvvet değil ki. Biz öyle diyoruz yanlışımızı. Basın bir güç değil basın toplumun haber alıp vermesinin aracılık eden bir kağıt veya bir ekran adı üstünde medya yani bizi güç olarak gördüğünüz zaman zaten her şeyimiz kayboluyor. Muharrem Sarıkaya: Medyanın toplum üzerinde bir eğitici bir yönü var. Batılaşmasında çok fazla desteklenen bir yanı var. Peki, biz hala batılaşamadık mı neden hala çok fazla batıyı izliyoruz. Doğuda olan şeyden belki çok az haberimiz oluyor ama batıyla ilgili her şeyi çok fazla izliyoruz duyuyoruz görüyoruz. Bu bizim batılaşmamızdan kaynaklanıyor ya da daha ne kadar devam edeceğiz. Muharrem Sarıkaya: Belki yıl sonra biz niye doğulaşamıyoruz diyebilirsiniz. Bu gelişmişliğe bağlı biraz. Doğuya özlemi nerede bulacağız Afganistan da mı, Kazakistan da mı bana doğuya özlemi bir göster ondan sonra batılaşma üzerine konuşalım doğulaşma da diyebiliriz bunun adına ama ona özlem onun iyileşmesine dönük bir şeydir demi? Özlem nedir? İyiye güzeledir. 14

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016 Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması 1 Şubat 2016 Yöntem ve Künye Araştırma çalışması, 3-10 Aralık 2015 tarihleri arasında, Türkiye 18+ yaş nüfusunu temsil eden 1024 kişiyle, 16 ilin kentsel

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

Araştırma Notu 12/124

Araştırma Notu 12/124 Araştırma Notu 12/124 05.01.2012 YENİLENEBİLİR ENERJİ HABERLERİNDE REGÜLASYON ve FİNANSMAN ÖNE ÇIKIYOR Barış Gençer Baykan Yönetici Özeti Yenilenebilir enerjiler, gerek fosil yakıtların tükeneceği öngörüsü

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER

YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER YAZILI VE GÖRSEL BASINA YANSIYANLARDAN ÖRNEKLER tmmob 2002/2004 Cumhuriyet / 7 Haziran 2002 Radikal / 7 Haziran 2002 218 Evrensel / 15 Temmuz 2002 37. dönem çalışma raporu 219 tmmob 2002/2004 Cumhuriyet

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki Bildiğiniz üzere Deutsche bank'ın arzı ile varantlar İMKB'de işlem görmeye başladı. Bu konuda çok soru gelmiş. Basit bir şekilde ne olduğunu açıklamak da bize farz oldu. Fakat hemen şunu belirteyim ki;

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Kadınların Çalışma Deneyimleri

Kadınların Çalışma Deneyimleri Belkıs Kümbetoğlu: Kadınların Çalışma Deneyimleri Herhangi bir mağazanın, atıyorum işte, özellikle şey, markaların mağazalarına... Gece gidip, işte elimizde cihazla şeyleri, ürünleri sayıyoruz.bunu yapıyoruz

Detaylı

Tek Rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe

Tek Rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe Tek Rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe Bodrum Yüzme İhtisas Kulübü nün 4 sporcusu İstanbul da düzenlenen 13+ yaş milli takım seçmelerinde Galatasaray ve Fenerbahçe gibi yüzmede birinciliği bırakmayan

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 ve 2002 Seçimlerinde CHP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 seçimlerine Türkiye yükselen milliyetçilikle girdi. Ecevit in azınlık iktidarında seçimlere kısa bir süre kala Türkiye

Detaylı

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM Öğrencinin adı- soyadı: ERDEM EGE MARAŞLI Proje Danışmanı: MÜGE SİREK Bahçeşehir - İSTANBUL Kentsel Dönüşüm Son günlerde haberlerde gazetelerde çok fazla rastladığımız

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı)

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) 12.11.2011, Şişli-İstanbul 108 Dursun Ali Yaz Özgeçmiş PTT çalışanı olan babasının memuriyeti dolayısıyla bulunduğu Adapazarı nda 1949 yılında doğdu.baba tarafından

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Eğitimde Bilişim Teknolojilerinin Yeri Ve Önemi

Eğitimde Bilişim Teknolojilerinin Yeri Ve Önemi Eğitimde Bilişim Teknolojilerinin Yeri Ve Önemi Sunumumuza Bir Soru İle Başlayalım Laptop Tablet Masaüstü Pc Akıllı Telefon Soru1: Hangisini Kullanıyorsunuz? Laptop Tablet Masaüstü Pc Akıllı Telefon Soru2:

Detaylı

U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Nisan Birleşim : 5 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 10.04.2015 Birleşim Saati : 17.30

U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Nisan Birleşim : 5 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 10.04.2015 Birleşim Saati : 17.30 T U T A N A K Dönem : 2015 Toplantı : Nisan Birleşim : 5 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 10.04.2015 Birleşim Saati : 17.30 Gündemin 1. maddesinde yer alan yoklama yapıldı. 34 üyeden müteşekkil İl Genel Meclisinin

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

MEDYA TAKİP DOSYASI PROF. DR. SUAT GEZGİN

MEDYA TAKİP DOSYASI PROF. DR. SUAT GEZGİN MEDYA TAKİP DOSYASI PROF. DR. SUAT GEZGİN 2009 KARGO HABER [ Dergiler ] "ADAHAN LOJİSTİK'İN VERDİĞİ DESTEK TAKDİRE DEĞER" Yayın Sayfa No 22 Tarih 01.01.2009 Tiraj 3000 Sayfa 1 / 95 BİRGÜN [ Ulusal Gazeteler

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

Đsmail Hilmi Adıgüzel

Đsmail Hilmi Adıgüzel Đsmail Hilmi Adıgüzel Gençlik Platformu / Kurcu Başkan Marka Yönetimi Derneği / Yönetim Kurulu Üyesi Türkiye Fotoğraf Gönüllüleri / Genel Koordinatör Đnternet Medya ve Bilişim Federasyonu / Yönetici Gravga

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

Blogger bunu uyguluyor!

Blogger bunu uyguluyor! Giriş Merhaba backlinkagi.com projemizin ilk adımını atmış bulunmaktasınız. Aramıza hoş geldiniz diyorum. Öncelikle sizlere bu projenin nasıl geliştiğini ve neye dayanarak oluşturulduğunu anlatacağım.

Detaylı

Adım Adım Windows 2000 Server Kurulumu 11 Cuma, 08 Eylül 2006 14:32 - Son Güncelleme Cumartesi, 12 Eylül 2009 03:45

Adım Adım Windows 2000 Server Kurulumu 11 Cuma, 08 Eylül 2006 14:32 - Son Güncelleme Cumartesi, 12 Eylül 2009 03:45 Nasıl bayaa yol kat ettik değil mi? Aslında bu noktada sistemimiz ciddi ciddi çalışmaya başladı. Bir süre sonra bir de baktık ki, kullanıcılar masaüstüne bazı "uygunsuz" duvar kağıtları koymaya başlamışlar.

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

Bu haftaki yazımızda, iki medya karşılaşmasında, bürokratların kendilerini star gibi hissetmemesinin etkilerini değerlendireceğiz

Bu haftaki yazımızda, iki medya karşılaşmasında, bürokratların kendilerini star gibi hissetmemesinin etkilerini değerlendireceğiz - Starız, starsınız, starlar FED Başkanı Bernanke, nasıl star olduğunu anladı? THY Genel Müdürü ise rötar yaptı - Fransa daki Rolex krizi - Siyasette bel altı vuruşlara karşı, yakın tarihten çarpıcı bir

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır KSS Söyleşileri Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Çevre Projeleri Koordinatörü Ferda Ulutaş ile Vakfın faaliyetleri, kurumsal sosyal sorumluluk

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Havacılıkta İnsan Faktörleri Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA BÖLÜM 2 Düşünen ve Hisseden Varlık İnsan İkinci Kısım: Sosyal İnsan Geçen Hafta GEÇEN HAFTA Yanlılık BU HAFTA Sosyal Etki Tartışma Issız bir adada

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Çankaya Üniversitesi Bilgi İşlem Departmanı nda çalışan ve 2007 Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzden mezun olan Hakan Yurduseven ile bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

Özel Amerikan Robert Lisesi. 2009-2010 Eğitim Yılı. Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi

Özel Amerikan Robert Lisesi. 2009-2010 Eğitim Yılı. Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi Öğrencinin Adı Soyadı: Grubu: Öğretmeni: Özel Amerikan Robert Lisesi 2009-2010 Eğitim Yılı Çocuk İnceleme Merkezi Değerlendirme Anketi 1. Okul Müdürü EVET HAYIR BİLMİYORUM Okul müdürü, bir üniversitenin

Detaylı

Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri

Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri Tonguç Çoban 9 Kasım 2010 Nobody s Unpredictable Seçmenler kimleri seçiyor? Muhtar Belediye Meclis Üyeleri Belde veya İlçe Belediye Başkanı Büyükşehir Belediye Başkanı

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Diğer: Diğer:... Diğer:...

Diğer: Diğer:... Diğer:... Anket Üniversite Bu anket formu, işitme engellilerin üniversite eğitimlerini desteklemeyi amaçlayan bir proje çerçevesinde sizlerin sorunlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Ad Soyad: Devam ettiğiniz

Detaylı

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU Formun Amacı: Bu form çocuğun sağlık durumu, psikomotor gelişimi, özbakım gelişimi, sosyal duygusal gelişimi ve davranışsal özelliklerine ilişkin bireysel gereksinimleri

Detaylı

Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısını Yaptı

Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısını Yaptı 15 EYLÜL 2014 HABERLER Gül-Ay - Sayfa 5 Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısını Yaptı Büyükşehir Belediye Meclisi, yoğun bir gündemle toplandı. Gündem maddelerinin ardından söz alan Başkan

Detaylı

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m - Bakan Yıldırım dan yıldırım gibi özlü sözler - Manisa 4. Asliye Ceza dan insan hakları ve Anayasa dersi - Telefon Ablukası ile Gazze Ablukası arasındaki on benzerlik RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz

Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz Peter Drucker çok doğru bir ifade seçmiş! Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz Ölçmek, yönetmek

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI Soru 1 : "Anayasa" deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir? 7 Soru 2 : Türk tarihindeki anayasa hareketlerinin başlıca aşamaları ve özellikleri nelerdir? 15 İkinci

Detaylı

Pratik ev Fikirleri ve Alışveriş Dergisi

Pratik ev Fikirleri ve Alışveriş Dergisi YAYIN BİLGİLERİ Yayın yılı: Yayın periyodu: Tirajı: Okur Sayısı: 2006 Aylık 4,50 59.738 80.000 PRATİK EV FİKİRLERİ&ALIŞVERİŞ DERGİSİ TL EKİM 2013 Reklamın Görülme Sayısı: 205.000 4.50 TL Yayın Direktörü

Detaylı

KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE

KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE Bodrum Hilmi Uran Meydanı nda uzun bir süre Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılan ve geçtiğimiz yıl, 1960 lı yıllarda sonradan eklenen kısımları

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı