AMERİKAN TİYATRO EDEBİYATINDA KADIN VE AİLE. Enver TÖRE

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AMERİKAN TİYATRO EDEBİYATINDA KADIN VE AİLE. Enver TÖRE"

Transkript

1 AMERİKAN TİYATRO EDEBİYATINDA KADIN VE AİLE Enver TÖRE 1880'den sonra her alanda hızla gelişen Amerikan toplumunun; edebiyatının da olgunlaşması ve büyük eserler vermesi 19. asrın ikinci yarısından sonradır. Amerikan halkı göçlerle oluşmuş karma bir topluluktur. Yeni umutlar peşinde Avrupa dan göçen çiftçiler, işçiler hatta Afrika zencileri; umutlarını da yeni kıtaya taşımışlardır. Dolayısıyla Amerikan kültürü, beslendiği kaynakların problemlerini de sanat ve edebiyatında yansıtır. Tiyatro türü de bundan payını alır. İlk piyesler, tarım, ticaret, endüstri toplumu olma yolundaki insanların meseleleri ile doludur ve ferdin hayatı ön plandadır. Bu piyeslerde fertlerin büyük özlemi olan çiftlik hayatı; cennet hayatına eşdeğer görülür. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa da sanat ve edebiyat sahasında ortaya çıkan akımlar, Amerikan tiyatrosunu da etkiler. Amerikan yazarları diğer sanat türlerinde olduğu gibi tiyatro eserlerinde de gözle görülür bir nihilizme sürüklenirler; kötümserlik temi yaygınlaşır. Birinci savaşın hemen arkasından gelen İkinci Dünya Savaşı; Amerika daki iktisadi, siyasi ve kültür dengelerini alt üst eder. Bu olumsuz değişmeler aileyi temelinden sarsar, toplum ahlâkını tartışmalı hale sokar. Bilhassa ekonomik kriz aile bireylerini biribirine yabancılaştırır. Fertlerde kişilik problemi artar. Yaptığı işe ve bulunduğu konuma mutlak itaatle bağlı olan Amerikan toplumu; hızlı ve olumsuz bir değişime başlar. İnsan ilişkilerinde para ve maddiyat ön plana çıkar. İşte bu yeni şartlarda oluşan yeni durumu, gelecek için tehlikeli ve yanlış bulan Amerikalı yazarlar, harekete geçerler. Kimisi bu değişimi kaderle açıklarken; kimi yazarlar da ekonomik şartlardaki olumsuzlukların buna sebep olduğunu ileri sürerler. Tiyatro sahasında Amerikanın ilk büyük soluğu Eugene O'Neill'dir. Eugene O'Neill'i Tennesse Williams ve Arthur Miller takip eder. Daha sonra Thornton Wilder, Moss Hart-George S. Kaufmann, Abbot ve Holm, George Kelly, Edward Albee, William Saroyan, Sam Shapperd gelirler. İncelememize esas aldığımız bu yazarların, Amerikan ailesine ve kadınına bakışını, piyeslerinden yola çıkarak, sırasıyla inceleyelim. Nobel ödüllü Eugene O'Neill ( ); karşı konulamaz güçler olarak kabul ettiği kader ve tabiatla, insanların münasebetlerini piyeslerinde ele alır. O'Neill'e göre kişi, sosyal statüsüne bakılmaksızın onurlu yaşamalıdır. Halbuki bunu engelleyen kader dediğimiz karşı konulmaz güçler vardır. İnsan, kaderle mücadele ederek onurunu korumalıdır. Yazar kaderi, ilahî mânâsından ziyâde tutkular ve sabit değerler olarak ele alıyor ve adına "Zaman Hastalığı" diyor. "Zaman Hastalığı"nın, insanları ve aileleri perişan ettiğini, feci ve mutsuz sonlara götürdüğünü çarpıcı biçimde piyeslerinde işleyen O'Neill'e göre; şahsi istek ve arzularına göre yaşayamayan insanlar özgür değildirler. İnsanlar, iktidarları dışında, kontrol edemedikleri güçlerin baskısı altında yaşarlar. Bu güç içki, para, irsiyet ve cinsiyetin hakim olduğu modern hayat tarzıdır. İnsanlar modern hayat tarzını bir ihtiras haline getirdikleri anda bu ihtirasın altında ezilir, maddî ve mânevi kayıplara uğrarlar. ) Doç. Dr., Marmara Ünv. Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğr. Üyesi

2 Mâruz bulundukları güçlerle mücadele edemezler. Bu defa hayallerle avunma yolunu seçerler. Hayaller gerçekleşmeyince de bunalıma girip inançlarını kaybederler. Boşlukta çabalayıp dururlar. Sosyal değerler alt üst olur. Ailelerdeki bu tükenmenin temel sebebi; çağın gelişen teknolojisiyle ters orantılı olarak mânevi değerlerini yitirmeleridir. Mânevî değerlerden mahrum kalan insanlar ve aileler kaderin elinde oyuncak olmakta; kurtulmak istedikçe batmakta ve tükenmektedirler. Modern hayat tarzı insanların cinsiyeti ve irsiyeti üzerinde de tahrip edici rol oynar. Cinsel dürtüler öne geçer. Aile huzuru biter. Bilhassa kadının paraya, süse düşkünlüğü hem kadını hem aileyi mahveder. O'Neill; "insanlar, ihtiraslarını kontrol altına almadıkları ve bazı ulvî değerlere inanmadıkları sürece feci son onlar için kaçınılmazdır. Zira ihtirasları, Tanrı korkusunu aşınca inançsızlık insanları çok daha komik durumlara düşürüyor", görüşündedir. Nitekim piyeslerdeki, aileler inançsızlığa düştükleri anda mücadele gücünü yitirmekte, eriyip yok olmaktadırlar. Bu defa mutsuzluk kadın ve erkek için kaçınılmazdır. Eugene O'Neill'in, savaş öncesinde yazdığı, deniz ve denizci hayatına ait piyeslerine, çiftlik ve yuva özlemi hakimdir. Yazar, yerleşik hayat özlemini cennetle eşdeğer tutar. Bu duygu yeni Amerikan halkının da özlemidir. Kendisi de bir süre denizcilik yapan yazar; deniz hayatının aileler üzerindeki olumsuz tesirlerini de inceler. O'Neill'e göre; bu hayat, sağlıklı aile kurmayı engeller. Denizci erkekler eşlerini mutlu edemezler. Deniz onları devamlı çeker. Denizci eşleri, uzun süren ayrılıklardan dolayı mutsuzdurlar. Denizcilerle kurulan yuvalar sağlıksızdır. Denizin sert karakterini taşıyan erkeklerin kaba davranışlarına tahammülde zorlanırlar. Aylarca evlerinden uzakta kalan erkekler, uğradıkları limanlarda gönül mâceralarına girişirler. Kadınlar ise bu durumu kabullenmez, kıskanırlar. Bu yuvada yetişen çocuklar da sağlıksız olurlar. Aile saadetini yitiren çocukların ileride mutlu aile kurmaları mümkün değildir. Nitekim genç kızlar da denizden ve denizciden nefret ederler. Denizci babalar kızlarını mutsuz olurlar korkusuyla denizcilere vermezler. Ama kızlar yine de sonunda denizcilerle evlenirler. Denizin sebep olacağı mutsuzluğa nihayette boyun eğerler. Erkek çocuklar da denizden vazgeçemezler. Deniz onları karşı konulmaz bir güçle çeker. Erkeklerin sert yapısı ve ihtirası, kadınları çaresiz bir mücadelenin içine atar. Erkekler eşlerine karşı kaba, cimri, sarhoş ve uzaktırlar. Bu durumda kadınların yapabileceği şeyler çok azdır. Ya kaderlerine boyun eğiyorlar ya da mücadele ettiklerinde sonuçlarına katlanıyorlar. Gerçeklerin hiç bir zaman örtülemeyeceğini iddia eden yazar; denizci hayatının bir parçası olan kamara ile ev arasında da bağ kurar. Bütün denizcilerin ve eşlerinin bir ev özlemi ile yanıp tutuştuklarını ileri sürer. Piyeslerindeki çatışma ve gerilimleri bazı motiflerle sembolleştiren Eugene O'Neill; suç ve ceza, hayal ile hakikat, geçmiş ile gelecek arasında insanları yeniden yargılar. Eugene O'Neill'in piyeslerindeki ailelerde, eksen karakterler genelde kadınlardır. Kadınlar ya kaderiyle mücadele ederler ya da boyun eğerler. Mücadele yolunu seçen kadınlar yaşadıkları hayattan memnun değildirler. Attıkları her yeni adım çevrelerince benimsenmez ya da tepki görür. Bu tepkiler onları ihtiraslı hale getirir, hırçınlaşırlar. Hattâ eşlerine karşı ihanete ve intikama yönelirler. Bu kadınlar inatçı, yalancı ve haşindirler. Mutluluğu itaatkâr bir erkekte bulabileceklerine inanırlar. Tamamında bir ev özlemi yanında mutsuz ortamdan kaçıp kurtulmak düşüncesi de mevcuttur. Hayatla "dişe diş" mücadele edenlerin yanında bazısı da ömür boyu mutsuzluğu göğüslemeye razıdır. Geçmişin güzelliğini özleyenler nostaljik duygularla doludurlar. Bir kısmı ise geleceğin güzel hayallerini kendilerine yaşama umudu yaparlar. Fakat ortak olan tek 2

3 nokta; hiç birinin mutluluğa kavuşamamasıdır. Eugene O'Neill'in kaderine boyun eğen kadın kahramanları genelde ikinci plandadırlar. Hislerini açığa vurmayan, bulundukları mevkiyi kabullenmiş ve gelenekçidirler. Erkekler ve cemiyet tarafından kendilerine yapılan eziyet ve haksızlıklara; durumlarını kötüleştirir korkusuyla ses çıkarmazlar. Bu kadınların eşleri çoğu zaman, cimri, kaba ve sarhoştur. Eşleri, deniz, para, mal mülk edinme hırsı ile onları ihmal etmiş; onlar da özel hayatlarının mahvolup gitmesine seyirci kalmışlardır. İç dünyalarında bir takım fırtınalar kopsa bile kaderin ve geleneğin baskısı bunun su yüzüne çıkmasını engellemiş, kayıtsız şartsız kocaya bağlılıklarını ölümlerine kadar sürdürmüşlerdir. Eşlerinin sadakatsizliğine ise suskun kalmışlardır. Bu kadınlar çevrelerindeki haksızlıklara baş kaldıran hemcinslerine de itidal telkin ederler. Kadere sığınmak ve olayları kendi akışına bırakmakla teskin olurlar. Onlara göre dünyanın düzeni böyle kurulmuştur. Araya Giren Garip Oyun piyesinde 1 yazar; "fert hayatının, tek bir insanın ömründen daha öteye giden, geçmişten ferde gelip; fertten sonra da nesiller boyunca devam edecek olan insanlık dramında araya girivermiş; ama bu koca dramın hem bir parçasını hem onunla bir çok bağları bulunan garip bir oyun" olduğu fikrini ileri sürer. Geçmiş zaman, şimdiki zamanda geride kalmış; sanki insan hayatında araya girivermiş bir garip oyundur. Bu oyun içinde daha çok yıkıntılar olduğu gözlenir. O'Neill, bir roman gibi işlediği oyununda değişik bir teknikle insan düşüncesini de ön plana çıkarır. Böylece biz; ilişkileri, düşünceleri, gizlilikleri ile bir insanın bütün dünyasına gireriz. Bu insan ise piyesin kahramanı, 20 yaşlarındaki Nina'dır. Bu oyunda geleneklerin baskısını fertlerin ve ailenin üzerinde en ağır şekilde görürüz. Nina, sevdiği ile evlenemediği için bütün değerleri alt üst eder. Kayınvalidesi Bayan Evans yine gelenekler yüzünden ahlaksızca bir yola başvurmasına imkan sağlar. Gelenekler Tanrı korkusundan daha ağır basar. Babası Profesör Leeds, savaşta ölen sevgilisi ile Nina'nın evlenmesini engellemiştir. Nina'ya göre Gordon'la evlenememesinin sebebi geleneklerdir. O, buna isyan eder, hırçınlaşır ve her önüne gelenle ilişkiye girer. Tanrı'ya olan inancını kaybeder. İncil'i, ızdırabını gideremediği için hafif bulur. Ama yine de şiddetli bir inanma ihtiyacı içindedir. Ona göre; dünyanın düzeninin bozukluğu Tanrı'nın erkek oluşundandır. Halbuki Tanrı kadın olmalıydı. O zaman doğururken çektiği acıyı görünce insanlara ölüm acısını vermezdi; ölüm onunla birleşmek olurdu. 2 Nina, Sam Evans ile içine düştüğü pislikten kurtulabilmek için evlenir. Nina'ya âşık olan Darell ve aile dostları Marsden, bu evlilik karşısında sevgilerini içlerine gömerler. Nina, Sam'ın annesinden ailenin irsi bir hastalığı bulunduğunu öğrenir. Bayan Evans, Nina'dan; sağlıklı bir çocuğu başkasından doğurup bunu Sam'dan gizleyeceğine dair söz alır. Bu ahlâk dışı oyunda hem Sam mutlu olacak hem de aile kurtulacaktır. Mrs. Amos Evans, Nina'ya sağlıklı birinden çocuk doğurmasını telkin ederken; kendisi bunu Allah'tan korktuğu için yapamadığını da söyler. Nina, Gordon'a benzettiği doktor Darell'i çocuk yapmaya ikna eder. Böylece her üçü de Eugene O'NEILL ; "Araya Giren Garip Oyun", Çev: Saffet KORKUT, M.E.B. Yay. İstanbul , 2.b., s:iv Bu düşünce Hâmid'in "Kahbe" isimli eserinde de mevcuttur.

4 mutlu olacakdır. Nina, çocuğuna "Gordon" adını verir. Gordon'a benzeyecek şekilde onu yetiştirir. Darell'i ve Marsden'i de yanından ayırmaz. Sam'ı ise küçük bir çocuk gibi koruması altına alır. Eugene O'Neill'e göre kadınlar, uysal, saf ve söz dinleyen erkekleri küçük görürler. Nina'nın artık üç erkeği vardır. Üçünün de sevgisinin kendisinde birleştiğini hisseder. Üçü birleşerek tam bir erkek arzusu meydana getirmişlerdir. Bu sevgiyle o âdeta Gordon gibi bir bütün olur ve şöyle devam eder: "Onlar benim içimde eriyor. Onların hayatı benim hayatım. Onların üçüne gebeyim ben. Kocam, sevgilim, babam.. Ya dördüncü adam küçücük Gordon, o da benim. Onunla her şey tamam oluyor." (s:190) Nina, Marsden ile Darell'i yanından ayırmaz. Nina'nın aşkıyla geleceklerini mahveden bu iki âşık; onunla beraber yaşlanırlar. Hayatta başka gayeleri kalmaz. Nina da kırk yaşına girmiştir. O'Neill; kırk yaşına giren bir kadının hayatı bitmiştir. Hayatta bir gaye gütmeyen erkeği de hiç bir kadın mesut edemez, görüşündedir. Nina, Darell'i paylaşmış, Marsden'i oyalamıştır. İkisi de aşkları yüzünden alçalmışlardır. Sam ise mutludur ve yücelmiştir. Nina ile âşıkları âdeta huzur içinde çürümüşlerdir. Hepsi küçük Gordon'un çevresinde ona tâbi dönüp durmuşlardır. Nina, hayalinde idealleştirdiği Gordon'u oğlunda yaşatmak için hepsini seferber etmiştir. Küçük Gordon'u paylaşmaya razı değildir. Sam'ın annesine verdiği sözü de tutmuş; âşıkları ile beraber Sam'ın da mutlu olmasını sağlamıştır. Sam şimdi Darell ve Marsden'in verdiği sermaye ile zengin bir iş adamıdır. Küçük Gordon'un büyüyüp Gordon'un yerini almasını hayal eden Nina; onun, nefret ettiği Madeline Arnold isimli bir kızla evlenmek istemesine tahammül edemez ve şiddetle karşı çıkar. Onu oğlundan uzaklaştırmak için Sam'ın annesinin anlattığı hikâyeyi anlatır. Gordon'un irsi bir hastalığı olduğunu söyler. Fakat Madeline buna inanmaz ve Gordon'a sahiplenir. Nina'ya göre kadınlar; erkekleri, annelerini unutsunlar diye öncelikle vücutlarını kullanırlar. Madeline'nin de aynısını yaparak oğlunu kandırdığını iddia eder. Halbuki Nina, kendi Gordon'una cesaret edip böyle sahip çıkamamıştır. Eugene O'Neill'e göre; yaşayan yegâne hayat geçmişle gelecektir. Hal, araya giren garip bir oyundur ki yaşamakta olduğumuzu isbat için geleceği şahitliğe çağırıyoruz. Piyesin kahramanları geçmişte sevinmiş ve mutlu olmuşlardır. Şimdi ise yaşlıdırlar ve büyük özlemleri yok gibidir. Yalnız gelecek hâlâ umut doludur. Çünkü yaşanacaktır. Halbuki yaşanmış olan yaşandığı andaki kıymetini kaybetmiştir. Nina; insanlara sahiplenip onların hayatları ile oynayan bir kadındır. Yazara göre bu durum Tanrı'nın insanlara bir oyunudur. İnsanlar kendilerini komik durumlara düşürmektedir ve Tanrı da yukarıdan bu olaylara gülmektedir. Sam, mesut ve zengin ölür. Nina, ona karşı vazifelerini yapmıştır. Marsden hâlâ ona aşıktır ve onun koruyucusudur. Darell ise en büyük tokadı Nina'dan yemesine rağmen oğlunun tokadını daha sert bulur. Küçük Gordon ondan nefret etmektedir. Darell, yaşlı ve üzgün bir şekilde labaratuarına geri döner. Küçük Gordon da sevdiği kızı alarak oradan uzaklaşır. Nina, Marsden'le yalnız kalır. İlk günden beri kendisini arzulayan bu babacan adamın evlenme teklifini kabul eder. Çocukluğundaki huzur ve mutluluğa, Marsden'in kucağında her şeyini kaybetmiş ve yaşlanmış olarak geri döner. Olanlar ise araya giren bir garip oyundur. Eugene O'Neill'e göre; doğurganlık ve analık duygusu kadını ihtiraslı, saldırgan, insafsız yapar. Bir anne, başkalarına mutsuzluk verme pahasına çocuğunu her şeye 4

5 karşı savunur. Fakat hayatını feda ettiği çocukları bir gün onu terkeder. Bu Tanrı'nın bir takdiridir. Tanrı'nın insanlara oynadığı bir oyundur. Yaşanan bütün hadiseler doğumla ölüm arasına giren garip bir oyundur aslında. Dünyaya saf ve mâsum gelen insanlar bu oyunla -çektikleriyle- ruhlarını temizler ve aklanırlar. Tanrı'ya temiz olarak dönerler. Yazar burada Hristiyanlıktaki "İlk günah" fikrini işlemiştir. Madeline Arnold; Nina'nın elinden sevdiğini alan ve karşısında dimdik duran tek kişidir. Gordon'la evlenene kadar ona tahammül etmeye kararlıdır. Nitekim Gordon'la evlenince onu Nina'dan uzaklaştırır. O'Neill'e göre; kadınların en büyük rakibi yine kadınlardır. Kadınların karşısında bir erkeğin ayakta durması çok zordur. Karaağaçlar Altında 3 piyesinde; ezik hayatını zengin ve yaşlı bir çiftlik sahibiyle evlenerek garanti altına almak isteyen ihtiraslı bir kadının tükenişi işlenir. Abbie Putnam; otuzbeş yaşında, kanlı canlı bir kadındır. Yetmişbeş yaşındaki Ephraim Cabot'un üçüncü karısıdır. Şefkatli görünüşünün altında tahakküm edici bir benlik gizlidir. Annesini küçük yaşta kaybeden Abbie, hizmetçilik yaparak zor şartlarda büyür. İlk evliliğinde hüsrana uğrar. Kocası kaba ve sarhoş çıkmış, ona eziyet etmiştir. Parasızlıktan bunalmış, ilk çocuğunu da bu yüzden kaybetmiştir. İkinci evliliğinde maddiyata önem verir. Bu yüzden zengin ve yaşlı Ephraim ile sırf parası için evlenir. Ne yazık ki evlilikte paranın da saadet getirmediğini görür. Çiftlik evinde kanını tutuşturan duyguları ağır basar. Kocasının ikinci evliliğinden olan oğlu Eben'e ilgi duyar. Bu ilgi onu çılgına çevirir. Eben'in başlangıçtaki nefretini aşka çevirmeyi başaran Abbie, ondan bir de çocuk sahibi olur. Yazar; tabiat kadını erkeğin kollarına eninde sonunda atacaktır, görüşündedir. Abbie'nin cinsî ihtiyacı git gide aşka ve ihtirasa dönüşür. Eben; Abbie'nin, çocuğu çiftliğe sahip olmak için doğurduğunu düşünerek onu terketmek ister. Abbie, aşkını isbat için çocuğunu boğarak öldürür. Durumu öğrenen Ephraim çıldırır ve kendini asar. İki sevgili suçluluk duygusunu paylaşırlar. Aşkın ihtirası Abbie'yi felakete sürükler. Eugene O'Neill, evlilikte yaş farkının doğuracağı felakete dikkati çekerken; aşkın ihtiras halini aldığında kadına her türlü çılgınlığı yaptırabileceğini söyler. Bu da aileler için felakettir. Piyesde saadetin parayla sağlanamayacağı anlatılır. Tabiat kadını, erkeğin kollarına eninde sonunda atacaktır. O'Neill'e göre; önemli olan evlilikte yaş farkı değil; bu yüzden aşka doymayan kadının her türlü çılgınlığı yapabileceğidir. Sonu Gelmeyen Günler 4 piyesinde, aldatma konusu bir başka şekilde ele alınır. Gelenekler bu konuda erkeğe hoşgörü ile yaklaşırken kadına kendi onurunu korumak düşüyor. Birbirleriyle arkadaş iki kadının aynı meseleye farklı yaklaşımlarını ve mücadelelerini görürüz. Lucy, otuzbeş yaşında, câzibeli ve güzel bir kadındır. Evliliğinde maddî ve mânevi sıkıntısı vardır. Eşi onu, bir başka kadınla aldatır. Şiddetli bir huzursuzluk ve uykusuzluk içindedir. Yaşamaktan bıkmıştır. Çocuklarının hatırı için eşine katlanır. Daha önce de bu tür bir hadiseden dolayı evi terketmiş; fakat annesinin ikazı ve iknası ile geri dönmüştür. Huyundan vazgeçmeyen eşinden aynı şekilde intikam almaya karar verir. En yakın arkadaşı ve mutlu bir evliliği olan Elsa'nın kocasını baştan çıkarır. Lucy'nin arkadaşı Elsa da otuzbeş yaşında güzel bir kadındır. İkinci evliliğinde Eugene O'NEILL; "Karaağaçlar Altında", Çev:Orhan BURİAN, Maarif Bak. Ankara-1945, s: Eugene O'NEILL; "Sonu Gelmeyen Günler", Çev: Avni GİVDA, M.E.B. yay., İstanbul-1946, s:131

6 mutluluğu bulmuştur. Eşi, hem babası hem de çocuğu gibidir. Ona sonsuz güveni vardır ve çok sever. Kendisini aldatmaması gerektiğini aksi taktirde intihar edebileceğini sık sık eşine söyler. Elsa'ya göre; evlilik hayatının mânâsı kölelik yahut içsıkıntısı değil; iç hayatında serbestlik, ahenk ve bahtiyarlıktır. Eşi, Lucy ile ilişkiye girince Elsa bu bahtiyarlığı kaybeder. Elsa'ya göre Lucy, bahtiyarlığını kıskanmıştır. Halbuki kendisi, ilk evliliğinde eşinden bunaldığı halde, intikam için bile olsa karşısına çıkan ilk erkeğin kollarına atılmamıştır. Lucy bunu yapmış ve hem kendisini hem de kocasını kirletmiştir. Elsa eşini affetmez. Onun ruhunun lânete uğradığına inanır. Yakalandığı soğuk algınlığından kurtulmayı reddederek kendini ölüme terkeder. Eugene O'Neill'e göre; hayat sevgiyle vardır. Sevgisizlik ölümün sebebidir. Sevgiye inanan kadınlar yücelirler. Burada Elsa yücelmiş, Lucy ise aşağılanmıştır. Lucy'nin annesi; eşini çapkın olduğu gerekçesiyle terkeden kızına; erkeklerin böyle olduğunu ve bu duruma katlanmak gerektiğini söyler. Çünkü Lucy'nin babası da farklı davranmamıştır. Kaynağını Mitolojiden alan Elektra'ya Yas Yaraşır 5 piyesinde; ikiyüz yıllık geçmişe sahip soylu bir ailenin inançsızlık ve ihtiraslarının sebep olduğu korkunç akibete şahit oluruz. Uzun süre savaş sebebiyle yalnız kalan kadınların nasıl ihanete sürüklendikleri çarpıcı bir biçimde anlatılır. Christine Mannon, Eşi Ezra Mannon'u genç bir teğmenken sevmiş fakat evlendikten sonra nefret etmiştir. İlk çocuğu Lavinia'yı da bu nefretle doğurur. Lavinia'ya, eşini hatırlattığı için soğuk davranır, muhabbet göstermez. Oğlu Orin'i, -eşi Meksika'dayken doğurduğundan- çok sever. Orin, onun yalnızlığını gidermiş; Christine de bütün sevgisini Orin'e vermiştir. Christine'in yalnızlığa hiç tahammülü yoktur. Eşi ve oğlu savaşa gidince bunalır. New York da Orin'e benzeyen kaptan Brand'a rastlayınca ona ilgi duyar. Yalnızlığını Brand'ın sevgisiyle gidermeye çalışır. Lavinia bu ilişkiyi ortaya çıkarır. Fakat o da Brand'a âşık olmuştur. Christine, Brand'ı Lavinia'ya kaptırmamak için eşini öldürerek Brand'la evlenme planları yapar. Savaştan dönen kocasına kötü davranır ve onun kalp krizi geçirmesine sebep olur. Yanlış ilaç vererek ölümüne seyirci kalır. Lavinia olanların hepsini görür. Brand'ı elde edemeyeceğini anlayınca Orin'le anlaşarak Brand'ı öldürürler. Christine ise intihar eder. Christine'nin aşkı nefretini bastıramamış bilakis o nefret âşığı ile beraber kendisini de ölüme götürmüştür. Lavinia; ihtirasları ve istekleri açısından annesinden farklı değildir. Hattâ ondan daha haşin ve acımasızdır. Annesinden nefret eder. Babasını daha çok sever. Çocukluk arkadaşı Peter'in evlenme teklifini; babasının kendisine ihtiyacı olduğu gerekçesiyle reddeder. Anne ve babasının arasındaki soğuk ilişki onun evlilik hakkındaki düşüncelerini sarsmıştır. Annesine duyduğu nefret, annesinin sahip olduğu her şeyi ele geçirme ihtirasına dönüşür. Bu ihtirasla o baba, oğul-kardeş ve sevgili üçgeninde annesiyle karşı karşıya gelir. Annesi bunlara sırasıyla sahip olmuştur. Lavinia da aynı yolu takip eder. Kardeşini yanına çeken Lavinia; Brand'ı annesini bırakması için tehdit eder. Onu elde edemeyeceğini anlayınca da öldürür. Hayatını, annesinin hayalleri 6 5 -Eugene O'NEILL; "Elektra'ya Yas Yaraşır", Çev: Müçteba DORUKAN-Nüzhet ŞANBEY, M.E.B. yay. Ankara-1960, s:271

7 doğrultusunda yaşamaya karar verir. Annesi, Brand'la kaçarak adalarda yaşamayı hayal etmişti. Lavinia, Orin'i de alarak dilediği hür hayatı adalarda yaşamaya gider. Adalarda tanıştığı ve Brand'ın yerine koyduğu gemi kaptanı Peter'le annesinin hayallerinden intikam alırcasına yaşar. Lavinia, Peter ile evlenmeye karar verir. Bu defa Orin'in kendisine ayak bağı olduğunu farkeder. İşlediği cinayetin tesiriyle dengesi gittikçe bozulan Orin, intihara teşebbüs eder. Lavinia, bu duruma da seyirci kalır. Hayatındaki son engel de böylece ortadan kalkar. Fakat Lavinia'nın düşündükleri yine gerçekleşmez. Peter'in kızkardeşi Hazel; Orin'in ölümünden Lavinia'yı mesul tutar. Peter'in onunla evlenmesini engeller. İhtirasları uğruna her şeyini kaybeden Lavinia; hayatı reddederek bütün kepenglerini çivilettirdiği evine bir mezara inmiş gibi girer ve kapanır. Eugene O'Neill'e göre; insanlar aşk için her türlü fedakârlığı yapabilirler. Kolay unutmadıklarından sükuna kavuşamazlar. Halbuki başkalarının sükûnunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Lavinia, bunu kendine hak görmüştür. Piyes, üstün değerlere inanmayıp cinsiyet kompleksleri içinde kıvranan insanın tragedyasıdır. Bütün oyuna nefret ve intikam havası hakimdir. Piyeste Lavinia, âdeta bir nefret ve intikam sembolü gibidir. Farklı 6 piyesinde de aşırı gururu yüzünden vehme düşen ve hem kendini hem de sevdiğinin hayatını mahveden sabit fikirli bir kadın vardır. Emma, evleneceği erkeğin ailenin erkeklerinden farklı, bir roman kahramanı gibi nâzik ve centilmen olmasını ister. Kaptan Calep önceleri Emma'nın gözünde böyledir. Fakat adının denizde bir aşk mâcerasına karıştığını öğrenince Kaptan Calep'ten de vazgeçer. Caleb, düşüncesinden vazgeçer umuduyla tam otuz yıl onu bekler. İkisi de yaşlanırlar. Cinsî arzularını bastıramayan Emma; Caleb'in genç yeğeni Benny Rogers'le evlenmeyi düşünür. Çünkü Benny, mâsum ve kirlenmemiştir. Bunu duyan Caleb, kendini asar. Benny'nin kendisiyle dalga geçtiğini anlayan Emma da gururunun oyununa katlanamaz ve aynı yerde o da kendini asar. Yazar, aşırı gururun insanları sevdikleriyle birlikte nasıl felakete sürüklediğini anlatırken; "insan kendi hayatını çılgın hayaller uğruna feda etmemelidir", der. Kaptan Caleb'in kızkardeşi Harriet Williams da Emma'nın tutumunu beğenmez. Ona göre; bir kız kılı kırk yararsa ölünceye kadar evlenemez. Kendi evliliği bir azap halini almasına rağmen katlanmaktadır. Çünkü kadınlar için mutlu olmanın tek yolu vardır; o da erkekleri fazla ciddiye almamaktır. Kadın cinsinin zaaflarını iyi bilen Harriet; erkeklerin başlarına gelenleri kadınlara anlatmamalarını ve asla kadınlara doğruyu söylememelerini; aksi takdirde küçük bir hata yaptıklarında kadınların bir ömür boyu erkeklere çektirebileceklerini ileri sürer. Harriet, erkek çocukların kötü olmalarının sebebini de babalarını örnek almalarına bağlar. Emma'nın annesi Bayan Crosby erkeklerin her yaptığını normal karşılayan bir kadındır. Emma'nın farklı erkek beklentisini işgüzarlık diye yorumlar. Bayan Crosby'ye göre de bütün erkekler aynıdır. Eugene O'Neill'in "Muzdarib kadınlar" da diyebileceğimiz bu kahramanlarının arzuladıkları hayat tarzını sevdikleriyle istedikleri gibi tanzim edemediklerini görüyoruz. Bu kadınlar töreleri çiğneyemezler. Kendilerini ilgilendiren hadiselere de müdahele edemez ve çaresiz bir biçimde başlarına gelene razı olurlar Eugene O'NEILL; "Farklı", Çev: Avni GİVDA, M.E.B. yay., İstanbul-1946, s:99

8 Eugene O'Neill; sabit fikirlerin insanların kapıldıkları gururun bir neticesi olduğunu diğer piyeslerinde de işler. Altın 7 piyesinde, altın uğruna ailesini ve kendi hayatını felakete sürükleyen bir kaptanın mâcerası vardır. Babasının altın hırsı ile mücadele eden Sue, kendi hayatını yaşamaktan feragât eder. Sue, babası ile annesi arasındaki huzursuzluğu gidermeden evlenmemeye kararlıdır. Babasının altın bulma inadı yüzünden annesi hastalanmış ve yatağa düşmüştür. Yazar, Sue'nin yaptığını doğru bulmaz. Çılgın hayaller uğruna hayatını feda eden Sue, mânâsız bir inatçılığı tıpkı babası gibi mutsuz olma pahasına sürdürür. O'Neill; kadınların bazan ortaya çıkan bu inatçılığından şikayetçi olur. Evlenirken söz verdiği için eşinin emirlerinden dışarı çıkmayan Bayan Bartlett, eşini evde beklemekten usanmıştır. Kaptanın altın hırsı onu hasta eder. Önceleri şen bir kadınken şimdi ipotekli evde yatalak bir kadın haline gelmiştir. Bayan Bartlett; oğlunu da götürmek isteyen Kaptan'ın, altın hırsı yüzünden cinayet işlediğini ve bu cinayete oğlunu da bulaştırmak istediğini düşünerek karşı çıkar. Fakat sözünü geçiremez. Ona göre kocalar rica değil emrederler. O da bu emirler yüzünden ölmek üzeredir. Bayan Bartlett, diğer denizci eşleri gibi mutsuz bir hayatın içinde tükenmiştir. O'Neill'in Yağ 8 isimli piyesinde, Bayan Keeney de eşinin deniz sevdasından dolayı mutsuzdur. Evde beklemekten sıkıldığı için bu defa balina avına eşiyle birlikte çıkar; fakat pişman olur. Eşinin avlanma ihtirası onu uçsuz bucaksız denizde yalnızlığa itmiştir. Sıkıntıdan sinir krizleri geçirir. Önceleri eşinin özlemini çekerken şimdi evinin özlemi daha ağır basar. Kaptan, eli boş dönecek olursa alay konusu olabileceği düşüncesiyle bu avdan vazgeçmez. Bu uğurda gerekirse karısını feda etmeye kararlıdır. Çünkü ona göre bu durumu kadınların anlaması mümkün değildir. Kaptanın bu ihtirası Bayan Keeney'in aklî dengesinin bozulmasına sebep olur. Eugene O'Neill; denizci erkeklerin hiç bir şekilde eşlerini mutlu edemediklerini, denizin her zaman kadından daha câzip olduğunu belirtir. Eugene O'Neill; denizci bir babanın ahlâkı bozulmasın, denize ve bir denizciye bağlanıp hayatı mutsuz olmasın diye; kendinden ve denizden uzak tuttuğu kızının, nasıl daha büyük bir mutsuzluğa uğradığını Anna Christie 9 piyesinde işler. Anna Christopher'i; babası küçük yaşta terkeder. Annesi ölünce de çileli bir hayatın içinde yalnız kalır. Babası denizden uzak olsun diye onu yanına almamış; o da düştüğü batağı babasına yazmamıştır. Başına gelenlerin sorumlusu olarak erkekleri gösterir. Bu yüzden bütün anaların oğullarından nefret eder. Bir süre dinlenmek üzere babasının yanına gitmeye karar verir. Anna, babasından fazla bir şey beklememektedir. Ona göre o da bir erkektir ve ayağı kayana bir tekme de erkekler vururlar. Bunu erkeklerin bir âdeti olarak görür. Anna, babasının yanına sıcak bir ev özlemiyle gider. Babası, saf ve temiz bir kız olarak bildiği kızına müşfik davranır. Anna, bir süre sonra gemiyi, denizi ve bilhassa denizdeki sisi çok sever. Ona göre sis her şeyi örterek insanı, eşyanın dışına itmektedir. Kendisini sisin içinde tertemiz hisseder. Sis bütün gerçekleri örter. Sisin içinde Eugene O'NEILL; "Altın", Çev: Avni GİVDA, M.E.B. yay. İstanbul-1946, s:vi Eugene O'NEILL; "Yağ" Çev:Avni GİVDA, M.E.B. yay. İstanbul-1946, s: Eugene O'NEILL; "Anna Christie", Çev: Avni GİVDA, M.E.B. yay. İstanbul-1946, s:124

9 banyodan çıkmış duygusuna kapılır. Sanki denizin üstünde yeniden tertemiz doğmuş gibi duygulanır. Denizin câzibesine kapılan Anna, babasına da hak vermeye başlar. Burke isimli denizci Anna'ya âşık olur. Fakat babası Burke ile evlenmesine karşı çıkınca başından geçenleri anlatır. Önce tepki gösteren babası ve Burke, sonradan Anna'yı sorumlu tutmazlar ve affederler. Anna şimdi küçük bir ev tutup çocuk yetiştirecek ve onları bekleyecektir. Ay Herkese Gülümser 10 piyesinde; mutsuz aile içinde yetişen gençlerin mutlu aile kurmayacakları öne sürülür. Küçük yaşta annesini kaybeden Josie, erkeklerin arasında kaba yetişmiştir. Halbuki iç dünyası çok hassas ve sevecendir. Erkeklerle ilişkilerinde rahattır. Bu yüzden adı "hafif kadın"a çıkmıştır. Babası bu durumundan memnundur. Şayet Josie namuslu olsaydı evlenip gider; kendisi de yalnız kalırdı. Bu durumda hiç bir erkek onunla evlenmeyecektir. Josie, oturdukları çiftliğin sahibi Jim'i gizli bir sevda ile sever. Jim'in hikayesini dinleyince hayalleri yıkılır. Jim, annesini kaybedince kendini sefih bir hayatın içinde telef etmiştir. Josie; sevgisizlik yüzünden perişan olmuş bu gence kurtuluş umudu olmak isterken; "o kadar yalan dolandan sonra elime bir ölü sevgili geçti" diyerek, yakınına kadar gelen mutluluğu kaybetmenin üzüntüsü içine gömülür. İp 11 piyesinde, cimri ve eziyet eden bir babanın elinden, rastgele yaptığı bir evlilikle kurtulmayı düşünen Annie, yine de ondan vazgeçemez. Çünkü babasının sakladığı altınları bulabilmek için onu göz hapsinde tutmak zorundadır. Annie, babasından nefret eder. Ona göre babası, annesini eziyet ederek öldürmüş, arkasından kasabanın fahişesini eve anne olarak getirmiştir. Sonra da ikisi bir olup Annie'yi öldürmeyi planlamışlardır. Annie, bundan utanç duymuş ve ilk önüne gelen erkekle evlenmiştir. Kocası Pat Swleeney, kaba saba ve sarhoş bir erkektir. İkinci karısının evden kaçışının sorumluluğunu kızına ve damadına yükleyen Abraham Bentley, onları mirasından mahrum etmeye kararlıdır. Bunu bilen Annie, babasının sakladığı altınları aramasına rağmen bulamaz. Abraham, altınları ikinci karısından olan oğlu Luke'a bırakmak için kendince bir oyun hazırlamıştır. Babasına hakaret edip kaçan Luke gelecek ve samanlıkta Abraham'ın hazırladığı ipe kendini asacaktır. Annie'nin küçük kızı Mari, samanlıkta oynarken ipe asılınca altınlar yere saçılır. Mari de Luke'un kendisine öğrettiği oyun gibi altınları denize fırlatır. Annie'nin annesinin ruhu âdeta herkesten intikamını alır. Kahvaltıdan Önce 12 isimli piyesinde yazar; Paranın, kadınlar için bir güvence ve ihtiras meselesi olduğunu belirtir. Bayan Rowland'ın eşi Alfred işsiz bir yazardır. Maddî durumları iyi değildir. Herşeylerini rehine vermişlerdir. Evin geçimini sağa sola dikiş dikerek bayan Rowland sağlar. Bayan Rowland, para kazanmasının kendisine üstünlük sağladığı düşüncesiyle eşinin her şeyine karışır ve sık sık başına kalkar. Halbuki Alfred, zengin bir ailenin çocuğudur. Onunla evlendiği için mirastan mahrum edilmiştir. Rowland ise sıradan bir bakkalın kızıdır. Karısının saldırılarına daha fazla tahammül edemeyen Alfred, kahvaltıdan önce kendini banyoda asar Eugene O'NEILL; "Ay Herkese Gülümser", Çev: Leyla TURİNER Şehir Tiy. Ktbh. Daktilolu metin Eugene O'NEILL; "İp", Çev: Avni GİVDA, M.E.B. yay., İstanbul-1946, s: Eugene O'NEILL; "Kahvaltıdan Önce", Çev: Avni GİVDA, M.E.B. yay. İstanbul-1946, s: 36

10 Rowland, kendini beğenmiş, dırdırcı bir kadındır. Fırsat eline geçince çıkarına kullanır. Eugene O'Neill'e göre; para ve altın modern dünyanın kaderidir. Para kazanan kadın konuşur. Onların dilinden kurtulmanın imkânı da yoktur. Eşinin hayat tarzına uyum sağlayamayan; bilhassa onun cimriliği ve inadı karşısında kendi iç dünyasına kapanan ve uyuşturucu kullanarak acılarını dindirmeye çalışan Mary Cavan Tyrone, olanların sorumluluğunu kaderine yükler. Aslında tüm başına gelenler, erkeğin dış görünüşe aldanarak kurduğu yuva yüzündendir. Eugene O'Neill'in gerçek hayat hikâyesi olduğu söylenen Günden Geceye 13 isimli piyeste Mary, yazarın annesidir. Mary Cavan Tyrone; eski ünlü bir aktörle otuzbeş yıldır evlidir. Hiç mutlu değildir. Bilhassa son günlerde hırçın ve sinirlidir. İki oğlundan büyüğü babasının zorlaması ile aktör olmuş diğeri ise kolejden kovulduktan sonra delice bir hayat sürmüş ve sağlığını bozmuştur. Şimdi veremdir. Mary'nin babası da veremden ölmüş, kendisi de aynı hastalıktan sanatoryumda yatmıştır. Mary'nin eşi cimri bir adamdır. Kazançları seviyesinde bir hayat sürmezler. Kimseyle görüşmezler. Kocası iyi insanlardan ailesini uzak tutmuş; cimriliğini de hayatının her noktasında kullanmıştır. Bu yüzden Mary oğullarının da iyi yetişemediğini ve serseri olduklarını ileri sürer. Mary'nin hayatı turnelerde ve ikinci sınıf otellerde geçmiştir. Eşi gecelerini barlarda, kulüplerde geçirirken Mary, otel odalarında yalnızlık içinde onu bekler. Devamlı bir ev özlemi içinde yaşar. Evliliğinde mutlu olamamıştır. Halbuki genç kızlığını iyi şartlarda ve mutlu geçirdiğini söyler. Eşini tiyatroda soylu elbiseler içindeki rolüyle beğenmiş ve düşünmeden evlenmiştir. O günden beri de ızdırap içinde yaşamış, çocukluğundaki mutlu günleri hayal ederek bu ızdıraba katlanmıştır. Mary, ikinci çocuğunu doğurduğunda hastalanır. Eşi onu ucuz bir doktora götürür. Doktor da acıları dinsin diye ona uyuşturucu verir. O günden sonra da uyuşturucuya alışır. Fakat geçmişini bir türlü unutamaz. Yazara göre ise unutmamak insanlara en büyük acıyı verir. Mary'nin ikinci çocuğu Eugene ilgisizlikten ölür. Sebebi yine eşidir. Edmund doğduğunda ise ona sıkıca sarılır. Mary'e göre; çocukların iyi yetişmeleri için iyi bir anneye ve gerçek bir eve ihtiyaçları vardır. Halbuki Mary'nin hiç gerçek evi olmamıştır. Bu yüzden Edmund'u doğurduğuna pişmandır. İstediği anneliği ona yapamamıştır. Eşinin cimriliği ve gezginciliği ailenin mutsuzluğunun temelidir. Mary, kendini aşan duygularını kontrol altına alamadığı için uyuşturucu kullanmaya gizli gizli devam eder. O bu şekilde mutlu olur. Ona göre; içimiz ölür ama hayalet gibi yaşamaya devam ederiz. Zamanın olanca ağırlığıyla yüklenip insanları yere vurduğunu duymamak için sarhoş olmaktan başka çâre yoktur. Nitekim O'Neill'in piyeslerinde bu düşünceden dolayı içki içen insanlar çoğunluktadır. Mary, yukarı kattaki odasında geçmişi kurcaylayan bir hayalet gibi (Ibsen'in, John Gabriel Borkmann'ı gibi) dolaşır durur. Yukarıdan aşağıya indiğinde âdeta mâzisini aramaya inmiştir. Mâzi özlemi onu, sayıklayan bir hayalet haline sokar. Mâzi, yaşanan ânı ve geleceği karartırken insanı bir hayal-hakikat çatışması içine sürükler. Para, içki ve cinsiyet insanları bedbaht eden şeylerdir. Hayata böyle karamsar bakış modern yazarlarda hemen hemen ortak bir temi oluşturur Eugene O'NEILL; "Günden Geceye", Çev: Gencay GÜRÜN, Şehir Tiy. Ktbh. Daktilolu metin-1983

11 Eugene O'Neill'e göre; hayatın yaptıklarını hiç birimiz engelleyemeyiz. Farkına varıncaya kadar da iş işten geçiyor. Hayat bize öyle şeyler yaptırıyor ki sonunda olmak istediğimizle olduğumuz arasında uçurumlar açılıyor. Bir daha da o gerçek kişiliğimizi bulamıyoruz. O'Neill'in piyeslerinde eşlerinin kaba davranışlarından dolayı mutsuz olan ve hatta hayatını yitiren başka kadınlar da vardır. Kara Ağaçlar Altında piyesinde Ephraim Cabot, ilk eşine kaba davranmış, eziyet etmiş ve ölümüne sebep olmuştur. O öldükten sonra malına konmuş ve hemen genç bir kadınla evlenmiştir. Ay Herkese Gülümser piyesinde Josie'nin annesi, babasının eziyetleri ve cimriliği yüzünden hayata mutsuz şekilde veda etmiştir. Anna Christie 'de kocasının yolunu yıllarca gözleyen; fakat denizi bırakıp gelmeyince sefalet içinde hayatını tamamlayan Anna'nın annesini görürüz. İp piyesinde de Annie'nin annesinin sonu farklı değildir. Bu kadınların tamamı eşlerinin tutumu yüzünden mutsuz olmuş, kadere sığınmış ve başlarına gelene katlanmışlardır. Bu fedakâr neslin çocukları anneleri gibi fedakârlık yapmamış hepsi kadere meydan okumuştur. Eugene O'Neill, ünlü Venedikli seyyah Marco Polo'nun mâcerasını yeni bir yaklaşımla işler. Doğu ile Batı'nın mukayesesinin yapıldığı Milyonuncu Marco 14 piyesinde, kader mahkûmu bir prensesle karşılaşırız. Kubilay Han'ın torunu olan Kukaçin, Marco Polo'yu görür görmez âşık olur. Kukaçin, yirmi yaşında, solgun yüzlü, nahif bünyeli bir kızdır. Saraydaki yalnızlığı onu bunaltmıştır. Marco'yu kurtuluş gibi görür. Fakat Marco'dan bir karşılık görmez. Çünkü Polo, Venedik'deki sevgilisine gittiği gibi geri döneceğine dair söz vermiştir. Soylu Kukaçin ızdırabını içine atar. İran Şahı'na gelin gönderilen Kukaçin'i, Marco'nun aşkı fazla yaşatmaz. O'Neill; "Bir kadın prenses bile olsa aşkı yüzünden bedbaht bir kadın olabilir.", görüşündedir. Amerika'nın bir diğer ünlü yazarı olan Tennesse Williams( ), piyeslerinde, realist bir bakış açısıyla insan psikolojisini ele alır. İnsandaki ruhî değişimleri dikkatle inceler. İnsanın iç dünyasının problemlerinden yola çıkarak sosyal yaralara temas eder. Onun kahramanları; Amerikan toplumunun orta sınıfından insanlardır. Yazara göre bu insanlar, kendilerini ve başkalarını daha iyi tanımak uğruna yürek parçalayan bir gayret içindedirler. Halbuki hiç kimse iyiliği ve erdemi tekeline alamayacağı gibi, hiç bir insanın da sadece kötü olamayacağı gerçeğinin bilinmesi gerekir. Tennesse Willamms'ı daha çok kişilerin birbirleriyle, yaşadıkları dünyayla anlamlı ilişkiler kurma çabalarında uğradıkları başarısızlıklar ilgilendiriyor. Yazar; başarısız, yenik, kusurlu da olsalar, böyle bir çabanın içinde olanlara karşı saygı duyuyor; büyük sorular soran ve cevap arayan kişileri sıradan insana yeğ tutuyor. En çok iğrendiği şey de sıradan insanlar, para delisi, cinsellik delisi, mutsuz kişiler. Yazara göre; İnsanoğlu için her türlü kurtuluş ümidi elinden alınmıştır. Williams, buna çok öfkelenir. Ona göre; dünya gerçekten bütünlükten yoksun, karmakarışık bir yığıntıysa, insan kendi bütünlüğünü sağlamayı umabilir mi? Bu durumda umutsuzluğun ötesine geçmek ve yaşamayı sürdürmek gerekir. Ölüm ise insanın asla vazgeçemeyeceği bir seçenektir. Bu durumda insan için iki şey kalıyor geriye; ya ölüm ya da ölene kadar yaşam; umutsuzluğun ötesinde yaşamak, gene de yaşamak. Kişiler umutsuzluğun son noktasına kadar gitmeli, ama yüreklilikle ötesine geçmeyi de Eugene O'NEILL; "Milyonuncu Marco", Çev: Avni GİVDA, M.E.B. yay. İstanbul-1954, s:154

12 öğrenmelidirler. Bu düşünceden yola çıkan Williams, kendi gerçeklerini sembollerle yakalar, onu saydamlaştırır ve içindeki bilinmezi, anlaşılmazı ortaya serer. İguana Gecesi isimli piyesinde insanlar tıpkı tutsak iguanalar gibidirler. Bu tutsaklıktan ancak küçük bir yardımla kurtulabilirler. Sırça Kümes piyesinde Laura'nın üstüne titrediği sırça biblolar, onun kırılgan ruhunu; Arzu Tramvay ı'nda Versouviana'nın trajik musikisi Blanche'ın devamlı depreşen hatıralarını sembolize eder. Arzu Tramvayı kişilerin ruhunda olup bitenlerin sembolüdür. Birbirine zıt iki karakter olan Stanley ile Blanche aynı noktada birleşirler. Her ikisi de arzu ile yanıp tutuşmaktadır. Blanche bütün varlığı ile hayallerinin gerçek olması; Stanley ise şehvet duygularının engelsiz gerçekleşmesi için çırpınır. Bu arzuların da biri ötekine engeldir. Aralarındaki amansız mücadele hayvanca kuvvetin zaferi ile neticelenir.sırça Kümes piyesinde, Wingfield ailesinin beklediği ve karşıladığı misafir; aslında herkesin beklemekte olduğu fakat çok geç gelen ve geldiğinde ise beklenilen mutluluğu getiremeyen "şey"i ifade eder. Bu da gösteriyor ki insanlar olumsuz bir bekleyişi çelişkili bir psikolojik yapı içinde sürdürmekte ve sonuçta umutlarına ters bir durumla karşılaşarak büyük bir yıkıma uğramaktadırlar. Fakat insanın içindeki umut ve sabır yine bitmez. Belki de daha büyük acıları beklemeye devam edeceklerdir. Yazarın kahramanları genellikle çevrelerindeki dünyadan kopuk, kendi yarattıkları dünyada yaşarlar, kendileriyle ilgili gerçekle yüz yüze gelmekten korkarlar. Ülküleri ile doğal içgüdüleri arasındaki çatışmayı yaşayıp, çelişen isteklerini bir hobiyle(resim, sırça biblolar) giderirler. Bu onlar için bir iyileşme yoludur, sığınaktır. Ama bu sığınak bir yara alınca yeni gerçekleri o zaman görüyorlar. Williamsın kırılgan kadınları alın yazılarını duygusallığa kapılmadan kabul ederler. Yardım anlayışları da başkalarına sınırlıdır. Yazara göre çaresizler çaresizlere yardım edemezler. Yazarın kahramanları tam bir ilişkinin olamayacağı görüşünde. Hep birşeyler eksik kalacaktır. Duygular bastırılacaktır. Onun için sevgisiz yalnızlığı sürdürmek tek seçenektir. Tennesse Williams'ın eserlerinde cinsellik diğer bir uç noktadır ve cinselliği özgürlüğü kazanmanın biçimi olarak görür. Erkek kahramanlarında da cinsel çekicilik vardır. Bu kahramanlar hep et ve ruh arasında çekişirler. İki çekim arasında bunalırlar. Herkes yine eski haline geri dönüyor. Beklemekten başka çare yoktur. İnsanın eksik yazgısı yine insan ile yeni inançlar aşılayarak tamamlanabilir mi? sorusu önem kazanıyor. Tıpkı Almanlar'ın üstün ırk projesi gibi. Yazara göre; İnsanlar arasında iletişim eksikliği vardır. İnsanlar kişilikleri geliştikçe içgüdülerinin derinliklerine inerler ve o zaman yüreklerindeki acımasızlığı, boşluğu farkederler. Williams'ın piyesleri; dıştan seyredenin kolay ulaşamayacağı bir iç dünyanın hatıraları ve duyguları ile doludur. Bu hatıralar ve duygular; acıma hissiyle birlikte insandaki çaresizliğin, çırpınmanın sonuçsuz kalan farkedilmemiş bozukluklarını da tebarüz ettirir. Yazar, kahramanlarının iç dünyasına bir projeksiyon tutar. Bu projeksiyonla gerçek saydamlaşır ve hayalden, hatıradan, rüyadan mürekkeb değişik bir dünyanın kapıları açılır. Bu usül aynı zamanda Natüralist anlayışın "netleştirme" formülünün bir uygulamasıdır. Tennesse Williams'ın kadın kahramanları erkeklere göre daha mutsuzdurlar. Erkek kahramanlar duygularına fazla kapılmazlar. Kadın kahramanların mantıklarını da 12

13 duygularının idare etmesi onları hüzünlü bir hayatın içine atar. Kadınlar bu hayata rüya ve hayallerini canlı tutarak katlanırlar. Yaşanan gerçek hayatın acı yüzü ile geçmiş güzel hatıralar arasında sıkışıp kalan kadınların sonunda acı bir yıkılışı yaşadıkları görülür. Sırça Kümes isimli piyeste; iki çocuklu dul bir kadın olan Amanda; salaş bir apartmanda oturur. Evlerinin geçimini oğlu Tom sağlar. Evlenme yaşı geçen kızına görücü gelmemesine çok üzülür ve kızını suçlar. Çünkü kızı Laura, kendisi gibi her telden çalamamakta ve her nabza göre şerbet vermesini bilmemektedir. Amanda bir mağazada kısa süre çalışmış ve kızının okul taksidini ödemiştir. Fakat Laura okuldan kaçmış ve çalışmayı da reddetmiştir. Amanda, ele avuç açmaktan korkar. Kızının evde kalırsa ilerde kardeşinin eline bakabileceğini; bunun da tavan arasında bir odaya sığınıp, Allah'ın günü itile kakıla ev kedisi gibi hısım akraba kapısı aşındırmak olduğunu ileri sürer. Amanda'ya göre okumayan ve çalışmayan kızlar iyi bir koca bulup evleniyorlar. Laura'nın da bir kız kurusu olarak kalmamasını ve kısmeti çıkınca mutlaka evlenmesini ister. Kızının, topallığını öne sürerek bu işi beceremeyeceğini gören Amanda; kollarını sıvar. Oğlu Tom'a, erkek arkadaşlarını eve misafir getirmesini; aksi taktirde analık hakkını helâl etmeyeceğini belirtir. Onu babasına benzemekle suçlar. Amanda'nın eşi gezmeyi ve eğlenmeyi tek başına seven sorumsuz bir adammış. Günün birinde evden gider ve bir daha geri dönmez. Amanda o günden sonra çocuklarına hem analık hem de babalık görevi yapar. Tek istediği çocuklarının mutluluğunu görmektir. Onun mutluluk anlayışı çocuklarının helal süt emmiş birisiyle evlenmeleridir. Bu sayede o da yaşlılığında rahat edecektir. Tom, bir arkadaşını eve davet eder. Amanda, misafiri, damat adayı gibi görür. Tek korktuğu; gelenin ayyaş ve sorumsuz kocasına benzemesidir. Kızların, böyle felaketlere kendisi gibi zaafları yüzünden düştüklerini; onun için kız analarının işi baştan sıkı tutmalarını belirtir. Kızların ise tatlı bir bela olduklarını ve erkeklerin bu tatlı belayı zorla başlarına aldıklarını söyler. Laura'nın yeni görünümü ona kendi kızlığını hatırlatır, duygulanır. Gelen misafirin onu beğeneceğinden çok emindir. Amanda, evliliğinde aradığını bulamamış bir kadındır. Gençlik hayalleri onda derin bir yara ve özlemdir. Hatıraları yoluyla yeniden başa dönmek ve o günleri yaşamak onu çok mutlu eder. Kendisinin yaşayamadığı hayatı kızının yaşayabilmesi için elinden geleni yapacaktır. Laura, gelen misafirin kolejden arkadaşı Jim olduğunu görünce çok heyecanlanır. Kolejdeyken Jim'e hayrandır. Fakat Jim şimdi başka biriyle nişanlanmıştır. Laura'nın bütün hayalleri alt üst olur. Sırça oyuncak gibi "çıt" diye kırılır. Sırça Kümes isimli piyeste mutsuz evliliklerin çocuklara da yansıdığı görülür. Halbuki mutluluk çocukta devam etmelidir ve bu ebeveynlerin görevidir. Şayet çocuk mutluluğunu kurmada beceriksiz ise aile bunu sağlamalıdır. Ailede ise aktif olması gereken annedir. Çocuğun geleceği ailenin geleceği için de önemlidir. Arzu Tramvayı 15 isimli piyesin kahramanı Blanche; kızkardeşi Stella'yı ziyarete gelir. Gelirken "Arzu Tramvayı"na binmiş; sonra "Mezarlıklar Tramvayı"na aktarma yapmış, altı durak sonra "Cennet Kapı"ya varmıştır. Blanche'ın bu yolculuğu onun çizilen hayat çizgisinin de sembolüdür. Piyes, aynı zamanda bu cümlenin bir panoramik açılımıdır Tennesse WILLIAMS; "Arzu Tramvayı", Çev: Halit ÇAKIR. M.E.B. yay. İstanbul-1965, s:148

14 Blanche, Missisippi'de ingilizce öğretmenliği yaptığını ve Stella'nın yanına tatilini geçirmek üzere geldiğini söyler. Sarsılmış, yorgun ve bitkindir. Sinirleri bozulduğu için okul müdüründen izin almıştır. Gelir gelmez de kardeşinin yaşadığı hayat tarzını küçümser ve eleştirir. Fakat onun mutlu olduğunu öğrenince en azından bir evi olduğu için imrenir. Halbuki kendisi ailenin yükünü çekmiştir. Annesini, babasını kardeşlerini birer birer kaybetmiş; hastalık ve ölüm gibi acı hatıraların baskısı altında bunalmıştır. Onların cenaze masrafını karşılayabilmek için oturduğu "Belle Reve" çiftliğini satmak zorunda kalmıştır. Stella'dan çiftliğin hesabının kendisinden sorulmamasını ister. Çünkü Blanche, bu ızdırapları çekerken ona göre Stella kocasının koynundadır. Blanche, önceleri Stella'nın kocası Stanley'e karşı yumuşak davranır. Onun, çiftliğin hesaplarını görmek istemesini haklı bulur. Hattâ böyle bir erkeğin daha önce başlarında olmasının ne kadar iyi olacağını söyler. Çünkü gerçek hikâyesi anlattığı gibi değildir. Aile fertlerini kaybedince bunalıma girmiştir. Yaşadığı korkunç anları gayrimeşru ilişkilere girerek unutmaya çalışır. Bu da onu saf, temiz ve romantik halinden sıyırmış; namus mefhumuna yabancı azgın bir kadın haline getirmiştir. Yaşadığı kasabadan ve okuldan kovulur. Gidecek yeri ve parası olmadığı için Stella'nın yanına sığınır. Kendisini pislik içinde solmuş bir çiçek olarak görür. Bu yüzden de sanki temizlenecekmiş gibi sık sık sıcak banyo yapar. Blanche'ye göre uysal ve kendi halinde kadınlar, güçlülere sığınmak zorunda kalıyor. Bir gecenin sığıntılığını ödemek için de önlerine çıkan erkeği baygın bakışlarla ayartmaya, büyülemeye bakarlar. Blanche da böyle yapmıştır. Sığınacak bir yer aramıştır. Fakat her sığındığı yer üstüne akmıştır. Dışarıda da kalması imkansızdır. Çünkü dışarıda fırtına vardır. Blanche bu fırtınanın ortasında kalmıştır. Ona yardım etmek isteyen erkekler onu sadece yatmak için aramışlardır. Dışarıda kalmamak, bu dünya yüzünde yaşadığını, varolduğunu kabul ettirmek için yapacak başka çaresi de yoktur. Bu tür bir hayatı yaşamak için uysal olmak yetmez aynı zamanda güzel olmak da gerekir. Blanche güzelliğini bu yolda kaybettiğinin farkındadır. Blanche, eşi öldükten sonra tam bir panik halindedir. Yalnızlıktan bunalır. Tutunacak bir dala ihtiyacı vardır. Bir süre ingilizce öğretmenliği yapmaya karar verir. Boşalan kalbini yabancıların dostluklarıyla doldurabileceğini zanneder. Sığınacak birilerini arar. Nihayet karşısına genç bir öğrenci çıkar. Onu eşinin yerine koyar ve ilişki kurar. Bu ilişki duyulunca okuldan kovulur. Arkasından şehrin en ünlü otelinde fahişelik yapmaya başlar. Fakat otel yöneticilerinin sabrını taşırınca oradan da kovulur. Gidecek hiç bir yeri olmadığı için Stella'nın yanına beş parasız gelir. Yeni bir çevrede yeni bir hayat kurmak amacındadır. Blanche, Stanley'nin bekâr arkadaşı Mitch ile tanışır. Bu onun için yeni bir umut olur. Artık huzura ve dinlenmeye ihtiyacı vardır. Önceki hayatını acındırarak farklı anlatır: Onaltı yaşında iken bir genci sevmiş ve evlenmişlerdir. Eşi uzun süre ona yaklaşmamıştır. Bir süre sonra onun eşcinsel olduğunu gözleriyle görür. Eşi bunun utancı ile kendini vurur. O günden beri de evlenmediğini belirtir. Sonraki hayatını ise anlatmaz. Mitch, anlattıklarından etkilenir ve onunla evlenmek ister. Fakat ne yazık ki Stanley işleri karıştırır. Gerçeği Mitch'e söyler. Blanch, hikâyesini Mitch'e, Stanley'in anlattığını öğrenince çılgına döner. Mitch'in vazgeçmesini anlayamaz. Ona göre olgun bir kadın, bir erkeğin yaşayışını ölçüye sığamayacak kadar zenginleştirebilir. Kendisinin bu nitelikleri taşıdığını savunur. Yüz ve vücut güzelliği geçicidir. Ama ruh ve zekâ inceliği, gönül duyarlığı solup kaybolmaz. Yıllar geçtikçe de serpilir gelişir. Bunların hepsinin kendisinde olduğuna 14

15 inanır. Fakat ne yazık ki tükenmiş ve unutulmuş bir kadın olmaya artık mahkumdur. İyice alkolik olur. Stella'nın doğum sancıları tutunca Stanley onu hastahaneye yatırıp geri döner. Blanche'ın bütün yalanlarını yüzüne vurur ve ona tecavüz eder. Yazara göre, erkekler duygudan anlamazlar. Hepsi biribirine benzer. Hayat da acımasızdır. Fakat ne olursa olsun sonunda her koyun kendi bacağından asılacaktır. Başına gelen bu son hadiseden sonra iyice dengesini yitiren Blanche, aydınlıktan korkar. Sık sık sıcak banyo yapar. "Yedi Kardeşleri" bulmak ve sürekli onlar gibi uyuyarak gerçeklerden kaçmak ister.(s.84) Hayal dünyasında yarattığı yeni senaryolarla kendini avutur. Yazara göre; İnsan hayatı, rayları öğüterek giden bir Arzu tramvayıdır. (s.83) Bu tramvay Blanche'ı akıl hastahanesine kadar götürür. Blanch için hayat bir fare kapanından başka birşey değildir. O, kadınların erkekleri eğlendirmek zorunda olduklarını söyleyen ve başka çıkar yol tanımayan tabiat yasasına uymuş; hayalindeki erkeği bulabilmek ümidi ile erkeklere yaklaşmış; onlardan hep yumuşak ve saygılı davranmalarını beklemiştir. Halbuki erkekler ona hoyratça yaklaşmış ve faydalanmışlardır. O da, gittikçe vahimleşen bir şehvet paranoyası içinde insanlık haysiyetine varıncaya kadar her şeyini bu şekilde kaybeder. Blanche, akıl hastahanesine götürürlerken; hâlâ iç dünyasının temiz duygularını aramakla meşguldur. Ne yazık ki arkasında bıraktıkları yeni bir hayata başlamasına imkân tanımamıştır. Blanche ve kardeşi Stella; eski ve asil bir Fransız ailenin kızıdırlar. Stella, Polonyalı eski bir istihkam başçavuşu olan şöför Stanley Kovalsky ile evlenerek Amerika'ya yerleşir. Eşi, basit ve kaba bir adamdır. Fakat bütün kabalığına rağmen onu çok sever. Hamiledir. Kızkardeşinin beklenmedik misafirliği Stella'yı ürkütür. Eşi ile kızkardeşi arasında kalan Stella, ne yapacağını bilemez. Kocası sarhoşken Stella'yı hırpalar. Buna rağmen o eşine kızmaz. Çünkü Stella'ya göre erkeklerin içki içip kumar oynadıkları zaman böyle tavırları normaldir. Onları hoş görmek lazımdır. Erkeklerin bu kaba davranışlarının yanında kadınların da olmaması gereken davranışları vardır. İyi geçinmenin tek yolu hoş görmektir. O da bunu yapar. Blanche'ın; evliliklerinin sadece cinselliğe dayandığını söylemesi karşısında o, "bazan öyle şeyler olur ki başka şeyler siliniverir gözlerden.", (s:65) diyerek durumundan memnuniyetini bildirir. Stella, eşi ile kardeşi arasında bocalamış; sevdiği bu iki zıt insanı birbirine yaklaştırmak için çırpınmıştır. Onun hamile olmasına kimse aldırmamış, hayatı cehenneme dönmüştür. Arzu Tramvayı'nda dağılan ailenin fertlerinin daha büyük mutsuzluklara ve yalnızlıklara maruz kaldıkları görülür. Hele bir kadın için bir aile mutlaka olmalıdır. Nasılı, niçini olmaz bu işin. Aksi takdirde cinsellik kadını sokağa düşürür. 15

16 16 Tennesse Williams; bu oyunda hiç kimsenin iyiliği, erdemi tekeline alamayacağının; buna karşılık hiç bir insanın da sadece kötü olamayacağı gerçeğinin bilinmesini ister. Aile kurarken eş seçimi önemlidir. Dikkat etmeyenler büyük hayal kırıklıkları yaşarlar. İguananın Gecesi 16 isimli piyeste rahib Shannon kiliseden ayrılır ve turist rehberliği yapmaya; yani, Tanrı'nın bu dünyasını gezip görmek isteyenlere yol göstericilik yapar. Bir kız okulunun öğretmenlerini Meksika'da dolaştırırkan cinsel bunalıma girer, eski dostu dul Maxine'in oteline uğrar. Oyun orada geçen bir geceyle sınırlıdır. Shannon; burada, 97 yaşındaki şair dedesiyle birlikte yolculuk eden Hannah isimli ressam bir kız ile tanışır. Hannah, Tennesse Williams'ın diğer oyunlarında da görülen; yaşamaktan kaçan, geçmişin baskıları yüzünden dünyasını cinselliğe kapamış, son derece duyarlı ama kırılgan, kocamış kızlara benzer. Hannah Shannon'a, düştüğü bunalımdan kurtulabilmesi için yardımda bulunur. Otel sahibi dul Maxine Faulk, genç yerli Fred'le gayrımeşru ilişki içindedir. Önceki evliliği, eşini çok sevmesine rağmen; aralarındaki yaş farkından dolayı istediği gibi olmamıştır. Ona göre; evlilikte yaş farkı mutsuzluğun temel sebebidir. Bu evlilik, saygı ve alışkanlıkla devam etse de insanın yaşaması için bunlar yeterli değildir. Bu tıpkı senli benli olmamak için yanında çalışan insanlarla resmi ilişkiye benzer. Oysa hayatın tadı senli benli olunca vardır. Evliliğin manası da budur. İnsanları sevmek ile onlarla yatmak arasında fark vardır. Hannah ve Maxine zıt kutuplarda yer alan kadın tipleridir. Biri gelenek ve inançların baskısıyla cinselliğe kapılarını kapatırken; diğeri yaşanmış hayatın tecrübeleriyle sonuna kadar kapılarını açar. Her iki kadının ortak yanını ise yazar şöyle açıklar: "Kadın doğasının en belirgin ortak özelliği sinirleridir. En büyük silahları da budur. Bir erkeğin erkekliği de bununla başa çıkma yeteneğiyle ölçülür. (s.27) Bütün kadınlar erkekleri bağlı görmekten hoşlanırlar. Bütün hayatları boyunca bunun için çalışırlar, erkeği eli ayağı bağlı görmek için. Sonunda bir erkeği, -sayıları ne kadar çok olursa o kadar iyi- erkekleri bağlı gördükleri zaman rahat ederler, hayatlarının amacına ulaşmış olurlar., der. (s.102) Tenness Williams bu piyeste, kişilerin birbirleriyle ve yaşadıkları dünyayla anlamlı ilişkiler kurma konusunda uğradıkları başarısızlıklara eğilir. İnsanlar arası iletişim eksikliğini, insanların yüreklerindeki acımasızlığı, boşluğu, yalnızlığı derinlemesine kavrayıp yansıtır.17 Yazara göre; insanların birbirlerine ulaşabilmelerini sağlayan aralık bir kapı bir gece için bile olsa vardır. Yeter ki insan, ölüme rağmen umudunu yitirmesin. (s.109) Yaz ve Duman 18 isimli piyeste, birbirini çocukluktan itibaren tanıyan ve seven gençlerin, iletişim eksikliği, ailelerin farklılaşan ve değişen değerleri yüzünden 16 - Tennesse WILLIAMS, İguananın Gecesi, Çev: Ülker İNCE, Can yayınları, İstanbul 1990, s Ülker İNCE; "Oyun Üzerine", İguananın Gecesi, Can yayınları, İstanbul 1990, s Tennesse WILLIAMS; Yaz ve Duman, Çev: Yıldırım Türker. Remzi Ktb. İstanbul-1990, s:148

17 birbirlerine kavuşamamaları anlatılırken; toplumun aşka tanıdığı fırsat ve değerler yeniden tartışmaya açılır. Alma ve John iletişim eksikliği ve evliliğe farklı yaklaşımları yüzünden "aralık kapı"dan geçememişler ve aile kuramamışlardır. "Bir erkekle kadın arasında saygıdan başka şeyler de vardır." diyen yazar; John'un mutsuzluğunda ailesi kadar Alma'yı da suçlu bulur. Zira Alma tıpkı İguananın Gecesi piyesindeki Hannah gibidir. Tennesse Williams; "Aşk, insanların ona katabildiği şeydir. Kimi insanlar sadece vücutlarını katarlar. Ama kimi insanlar, kimi kadınlar vardır ki yüreklerini de hatta ruhlarını da katabilirler. İnsandaki temiz ruh onun en güçlü silahıdır.", der (s.93) ve şöyle devam eder: "Hayat, ulu, yaşlı bir ağacın gövdesindeki aç üç kuş gibidir. Üstteki kuş Beyindir ve o hakikate açtır, hiç bir zaman da hakikate doymaz; ortadaki kuş karındır, o sadece yemeğe açtır; en alttaki kuş ise aşka açtır. İnsan bu üç kuşunu beslemelidir. Çünkü onlar uçmayı bilmiyorlar." John'a da seslenen yazar: "Gurur, elde etmen gerekenle aranda duruyorsa, unut gitsin gururu. Aksi takdirde yaşanması gereken koca bir ömrü öldürürsün", der. (s.109) Arthur Miller (1915-?), Amerikan tiyatrosunun en önde gelen ismidir. Piyeslerinde daha ziyade II. Dünya Savaşı sonrası Amerikan toplumunu ele alan yazara göre; halk; ülkenin sosyal, siyasi ve ekonomik meselelerine ilgisiz kalmış ve bozulmuştur. Kimse bu konularda mesuliyet duymaz. Vatandaşlık görevlerini yapmazlar. Birbirlerine ve ülkelerine yabancılaşan bu insanlar millet olma özelliğini de yitirmişlerdir. Toplum bu haliyle suçludur. Suçlu olduklarından dolayı da kendi gerçeklerini ahlâkçı açıdan ortaya koymaktan korkarlar. Amerikan halkı, düşüncelerle alışverişi olmayan, ne yaptığını bilmeyen, bilmek de istemeyen bir toplum olmuştur. Onları bu durumdan kurtarmak lazımdır. Bunun için de kişi içinde yaşadığı yanlışlığı önce kendisi ile hesaplaşarak aşmalıdır. Cemiyetin düzelmesi için atılacak ilk adım güçlü bir irade ve inançla olur. Aksi halde fert kendi trajedisini yaratır. İnsanın dramı, şahsi varlığı ile sosyal varlığını bütünleyememesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda ise gerçek sorumlu insan değildir. Çünkü insanı çatışmaya iten cemiyetin çelişik değer yargılarıdır. İşte yazar; piyeslerinde, meseleleri cemiyetteki değerlerin karmaşıklığı açısından ele alır. Cemiyetin ve ferdin ruhî çöküşünü dramatik bir biçimde işler. Ona göre; hayatını doğru biçimde sürdürmek isteyen insan bile cemiyetteki çarpıklık içinde hataya düşebilir. Miller, ileri sürdüğü bu düşünceler ile Amerikan halkını kendi vicdanlarında yargılar ve onların doğru yolu bulmalarına yardımcı olur. Dünya savaşının getirdiği ekonomik kriz ailelere ve cemiyete olumsuz tesir etmiştir. Yazar, ailelerdeki çatışmayı bu ekonomik kriz ile izah etmeye çalışır. Çünkü kendi ailesi de aynı sebepten parçalanmıştır. Zengin bir ailenin çocuğu olan yazar,1929 yılında ortaya çıkan ekonomik kriz sebebiyle ailesinin bütün servetini kaybederek yıkılışına şahit olur. Nitekim bütün piyeslerinde bu yıkılışı işler. Ona göre; ailelerin kriz sırasında dağılmasının diğer bir sebebi de kadınlardır. Çünkü kadınlar bu zor anlarda eşlerine destek olacakları yerde sırt çevirmişlerdir. Eşler arasında iletişim noksanlığı onları birbirlerinden kopuk bir hayatı yaşamaya sevketmiştir. Nitekim Miller, babasının iflâsını bildirdiği andaki annesinin tavrını hiç unutmaz. Annesi babasının üzerine kusar. Yazar, kusmayı sözle ifade edilemeyen düşüncelerin davranışla ifadesi şeklinde bir motif olarak piyeslerinde de kullanır. Bu motifle kadınların dayanıksız ve güçsüz olduklarını anlatmak ister. 17

18 Miller'in kadınlara bakışı genelde olumsuzdur. Ona göre; aile hayatı, modern hayatı da parçalamıştır. Bu durumda ideal kadın hayaldir. Cemiyetin bozulmuşluğu ve eğitim noksanlığı en ağır şekilde kadın üzerinde etkisini gösterir. Kadındaki bu eğitim noksanlığı da çatışmayı güçlendirir. Miller'e göre; kadının görevi mesut etmektir. Halbuki kadınlar erkekleri bedbaht etmektedirler. Çünkü kadınlar içgüdüleriyle hareket ederler. Yazar, bu noktada Freud'un tezlerini benimser. Ona göre kadın, anne olduktan sonra eşini ikinci plana iter. Çocuğu uğruna eşine karşı bencildir. Bunu ise bir mazeret olarak gösterir. Ekonomik kriz, kadının paraya olan düşkünlüğünü had safhaya getirmiştir. Kadınlar, erkekleri bir para kazanma aracı gibi görürler. Eşlerine, kazandıkları para oranında ilgi gösterirler. Fakat bu saadet için yeterli değildir. Parasızlık onları şefkatsiz ve hırçın yapar. Yazara göre; melek veya şeytan olma özelliği kadının yapısında vardır. Miller'in piyeslerinde kadının saadet veren rolü tersine döndürülmüştür. Nitekim Cadı Kazanı 19 piyesinde yazar, aileden ne anladığını; diğer piyeslerinde de kadını cehennemlik bir varlık ve evliliği cehenneme çeviren bir şeytan olarak değerlendirir. Piyeslerde, iç yüzleri şeytanî şekilde anlatılan kadınların tamamı güzel ve çekicidirler. Bu kadınların hiç birisi çevresini mesut edici karakterde değildir. Kendileri bedbaht olduğu gibi çevrelerini de bedbaht ederler. Zira daha yetişirken çarpık bir düzen içinde bozulurlar. Cadı Kazanı piyesinde bu kızları en çarpıcı şekilde anlatan yazar; kızların eğitimsizlik yüzünden böyle çarpıklaştıklarını, daha yetişirken cemiyetin bozukluğuna ayak uydurduklarını ileri sürer. Abigail, Salem rahibi amcasının yanında yaşayan yetim, gözalacak kadar güzel, zeki bir kızdır. Proctor'un evinde çalışır ve onu kandırarak ilişkiye girer. Evli olduğu için bu ilişkiyi daha fazla sürdürmek istemeyen Proctor'dan intikam almaya karar verir. Salem'in diğer kızlarıyla ormanda düzenledikleri bir şeytan ayiniyle bütün kasabayı biribirine katarlar. Hoşlanmadıkları kadın ve erkekleri bu işe ortak ederler. Abigail, iftiraları, yalanları ile oyunculuğunu da birleştirerek diğer kızlarla birlikte Puritan Salem'de pek çok kadının bu arada Proctor'un asılmasına sebep olur. Piyesin konusunun yaşanmış bir hikâyeden alındığını söyleyen yazar; eserin sonunda yaptığı açıklamada, Abigail'in gerçek hayatta sonradan bir fahişe olduğunu da belirtir. Bütün Oğullarım 20 piyesinde; Annie, savaşta ölen nişanlısı Lary'nin kardeşi Cris ile evlenmek ister. Cris, zengin ailenin tek vârisidir. Annie, bu evliliğe Lary'nin döneceğini umarak karşı çıkan Cris'in annesine aldırmaz ve ısrar eder. Annie, savaştan nişanlılarının dönüşünü beklemeden veya daha iyi birini bulunca evlenen binlerce kızı sembolize eder. Yazara göre; pek çok kız savaştan nişanlılarının dönüşünü beklememiş başka paralı erkeklerle ilişkiye girmişlerdir. Bu da savaşın getirdiği bir başka yıkıntıdır. Kızlar, daha aileyi kurma aşamasında sorumsuzca davranmışlardır. Köprüden Görünüş 21 isimli piyeste; onyedi yaşındaki güzel Catherina, İtalya'dan Arthur MILLER; "Cadı Kazanı", Çev: Sabahattin EYÜBOĞLU-Vedat GÜNYOL, M.E.B. Yay. İstanbul-1962, s: Arthur MILLER; "Bütün Oğullarım", Çev:Ülkü TAMER-Aykut TAMER, Varlık Yay. İstanbul-1963, s: Arthur MILLER; "Köprüden Görünüş", Şehir Tiy. Ktbh. Daktilolu metin.

19 Amerika'ya göç etmiş teyzesinin yanında büyümüştür. Câzibeli görüntüsü ve hoppa davranışlarıyla farkında olmadan eniştesini baştan çıkarır. Catherina'nın mücadeleci bir yapısı vardır. Çalışma arzusu ve dışa açılma hayalleri ile doludur. Kaçak olarak Amerika'ya gelip bir süre evlerinde misafir kalan Rodolfo'ya ilgi duyar ve onunla kendi hayatını kurup yaşamak ister. Bu isteği ailenin dağılmasına sebep olur. Çünkü eniştesi kıskançlık duyguları yüzünden buna müsaade etmez. Miller'e göre; yaşını dolduran kızlar kendi hayatlarını seçme ve yaşama hakkına çevrelerini yıkmadan sahip olmalıdırlar. Kızların sevmesi tabiat kanunudur. Coşan bir seli durdurmaya kalkışmak ardında kalanları boğar. Miller'in piyeslerindeki evli kadınlar da problemlidir. Bu kadınlar, eşlerine karşı soğukturlar. Her şeyi şikâyet konusu yaparlar. Zenginlere imrenir ve kıskanırlar. Gelecek endişeleri vardır. Eşlerinin çok para kazanmasını ve kendilerine daha iyi bakmalarını isterler. Bunun için de eşlerini gayrimeşru yollara sevkederler. Para kazanamayan eşlerini, terk ve ihanet etmekle tehdit ederler. Kadınlık gururundan tâviz vermezler. Devamlı bir şüphe içlerini kemirir. Çoğunun bâtıl inançları hayatlarını yönlendirir. Çeşitli yollardan sonradan zengin olanlar dıştan içe doğru modernleşmek isterler ama bu mümkün olmadığı gibi komikleşirler. Satıcının Ölümü 22 isimli piyeste; Willy Loman'ın eşi, yaşlı ve iki çocuk annesi Bayan Linda, ailesinin zengin olabilmesi için bütün sıkıntılara göz yumar. Eşinin para kazanmak uğruna sağlığını yitirmesine aldırmaz. Gelecek endişesi onu mutsuz eder. Umudunu çocuklarına bağlamış, eşini gözden çıkarmıştır. Zaman zaman eşinin çabuk değişen tabiatını, hırçınlığını, sonu gelmez hülyalarını, ufak tefek insafsızlıklarını paylaşır ama sonuna kadar bu yokluğa tahammül edecek gücü yoktur ve her an eşini terketmeye hazırdır. Cadı Kazanı' nda Proctor'un eşi zayıf ve bakımsızdır. Proctor'a gerekli yakınlığı göstermez. Onu soğuk davranışlarıyla evlilik dışı ilişkiye iter. Evli kadınlar içinde olumlu tek kadın bu piyesteki Rebekka Nurse'dir. Yetmişiki yaşın verdiği engin tecrübe ve hoşgörüye sahiptir. Dini inançları kuvvetli ve cemiyetteki yerini iyi bilmektedir. Ne yazık ki bu kadın da cadılık suçlamalarına mâruz kalır ve asılır. Miller'e göre; cemiyet mahkûm ederken suçlu suçsuz ayırmaz. Suçlunun yanında suçsuzlar da kurban edilirler. Yazar, cahil kadınların aileyi ve cemiyeti bozmada nasıl aktif rol oynadığını Ann Putnam'ın kişiliğinde tebarüz ettirir. Ann Putnam, kırkbeş yaşında asık yüzlü ve dedikoducudur. Kendine yapılan her hareketten olumsuz bir anlam çıkarır. Cinlere inanır ve çevresini kendi çarpık görüşlerinin kurbanı eder. Yedi çocuğunu vaftiz ettiremeden kaybetmiştir. Suçu ebeye atarak onu cinlerle işbirliği yapmakla suçlar. Onun bu tavrı aslında eşine karşı bir mazerettir. Cadı Kazanı'nın en bahtsız ve şanssız kadını ise kırkbeş yaşındaki zenci köle Tituba'dır. Yaşadığı yerden zorla koparılıp getirilen -tıpkı Gülnihal gibi- bu kadın, mâzisinin devamlı özlemi içindedir. Her türlü kaba davranışa muhatap olur. Bâtıl inançlarından aldığı güçle bulunduğu yerde mutlu olmayı deneyen Tituba da cadılıkla suçlanır. Miller, zayıf ve çâresiz insanlar güçlülerce her an ezilir, görüşündedir. Bütün Oğullarım piyesinde Kate Keller,savaşta büyük oğlunu kaybetmişse de onun öldüğüne inanmaz. Lary'nin geri dönme ümidi ve heyecanı günlük hayatının tamamında Arthur MILLER; "Satıcının Ölümü", Çev:Orhan BURİAN, M.E.B. yay. İstanbul-1952, s:154

20 vardır. Yıldız fallarından medet umar. Çocuklarına düşkün olan Kate, eşine karşı soğuktur. Onun sadece kazandığı parayla ilgilenmiş hattâ bu uğurda Joe'nin kanunsuz işlerine de göz yummuştur. Onun ürettiği arızalı uçak motorları, savaşta bir sürü gencin ölümüne sebep olmuştur. Belki Lary de bunların arasındadır. Halbuki bu suça para hırsı yüzünden eşini kendisi itmiştir. Durumu bildiği halde zamanında müdahale etmemiştir. Eşinin vicdan azabıyla kendini eve kapatmasına da aldırış etmez. Çünkü onun için çocuklarının geleceği her şeyden önemlidir. Kate, eşinin suçluluk duygusunu içten içe yaşamasına rağmen bunu dışarı vurmaz. O, bu tavırları ile ailenin büyük acıları yaşamasına sebep olmuştur. Keller'lerin komşusu Sue ise eşi ile devamlı alay eden bir kadındır. Jim Baylis'i baskı altında tutar ve ona bir "köpek" muamelesi yapar. Sue, bir süre hemşirelik yapmıştır. Şimdi eşinin kazancı ile geçinir. Fakat Jim, Sue'nin istediği gelire sahip değildir. Bu yüzden Jim'i rahat bırakmaz, her hareketinden şüphe eder, Kellerlerle mukayese yaparak eşini tahrik eder. Ona göre Jim kendisine borçludur. Çünkü evliliklerinin ilk yıllarında Jim stajını yaparken Sue'nin geliriyle geçinmişlerdir. Bu yüzden eşinin kendisine kızmasına bir anlam veremez. Ona göre, insanlar borçlu kaldığı kimseye kızmamalıdırlar. Millere göre de kadınlara borçlu kalmamak lâzımdır. Bu durumdaki erkekler ağır baskı altında kalırlar. O zaman kurtuluş, kaçıp gitmektedir. Bu piyeste Lydia Lubey, Sue'nin zıddı karakterde bir kadındır. Lydia, eşinin kaba davranışlarına muhataptır. Bütün ezikliğine rağmen güleryüzlülüğünü elden bırakmaz. Çünkü eşinin sağladığı hayattan memnundur. Eşini kaderi kabul eder ve onunla kuramadığı hissî yakınlığı önceki sevgilisinin hayalleri ile gidermeye çalışır. Yaşama şevkini aksiliklere rağmen sonuna kadar kullanmaya kararlıdır. Miller burada, sadece maddî imkânlarla bir kadına sahip olunsa bile, onun his dünyasına sahip olmak mümkün değildir, görüşündedir. Bedel 23 piyesinin kadın kahramanı Esther'dir. Elli yaşlarındaki bu kadın hâlâ güzel ve çekicidir.alkole bağımlıdır ve bu yüzden doktor kontrolündedir. Buna, mâzinin onda yarattığı iç sıkıntısı sebep olmuştur. Yaşlılık belirtileri ve geçmiş sık sık midesini bulandırır. Eşiyle maddî imkânsızlık yüzünden hayattan zevk alamamışlardır. Polis emeklisi eşinin maaşı azdır. Bununla geçinemezler. Dışarıda bir yemeğe gitmek özlemleridir. Bu yüzden eşinin resmi elbisesinden nefret eder. Sivil ve bol paralı mesleklere ilgi duyar. Gelecek endişesini Esther de yoğun yaşar. Paralı kimseleri hayalinde daha zengin tasavvur eder. Ona göre paralı insanlar her kapıyı açarlar ve itibar sahibidirler. Halbuki kendilerinin hiç bir itibarı yoktur ve bunun sebebi de kayınbiraderi Walter'dir. Walter okuyup zengin bir doktor olurken eşi Victor okulunu bırakıp babasına bakmıştır. Bu arada Walter para kazanmıştır. Walter'in Victor'a mânevi borcu vardır ve bu borcu ödemelidir. Esther, bugüne kadar eşinin ailesiyle ilişkilerinde kendisini dışarıda tutmuş ve müdahele etmemiştir. Şimdi yardım etmek ister ama nasıl yapacağını bilemez. Victor'un vergi kaçırmasına göz yummaya razıdır. Walter'in bu tür bir iş teklifini Victor'dan önce kabul eder. Kin duyduğu Walter'i teklifinden dolayı şirin görmeye başlar. Bu teklifi reddeden Victor'a kızar. Victor'u teşebbüs gücünden yoksun ve tembel bulur. Onun böyle olmasından kendini de sorumlu tutar. Çünkü harp zamanı herkes Arthur MILLER; "Bedel", Çev: Nüvit ÖZDOĞRU, Sander Yay. İstanbul-1970, s:120

Hayırların babası olarak anılan,

Hayırların babası olarak anılan, Rukiye ÖZ Koruyucu Aile Bu Çocuklar Bizim Değerlerimiz Hayırların babası olarak anılan, kimsesizlere sahip çıkan 2. Murat ın Döneminde Halka hizmet, Hakk a hizmettir anlayışı ile güzel hayırların yapıldığı

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI BABA ve ÇOCUK PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2013 Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Biraz düşünelim... Alışverişe gittiniz; her zaman akıllı ve anlayışlı olan oğlunuz istediği oyuncağı alamayacağınızı söylediğinizde

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır.

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır. Lilay Koradan www.gencgelisim.com - Bir ara sinemaya ya da tiyatroya gidelim mi? demek yerine, iki kişilik bilet alın. Ona Sürpriz, yarın akşam sinemaya gidiyoruz dediğiniz zaman sizinle gelecektir. -

Detaylı

NAMUSA SALDIRI. Namusa saldırı fiillerini ana hatları ile şu şekilde toplamak mümkündür:

NAMUSA SALDIRI. Namusa saldırı fiillerini ana hatları ile şu şekilde toplamak mümkündür: Namusa Saldırı 327 NAMUSA SALDIRI Namusa saldırı fiillerini ana hatları ile şu şekilde toplamak mümkündür: Hayayı Ortadan Kaldıran Fiiller 1- Bir kadınla zina etmeye veya bir erkekle ilişkide bulunmaya

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ. ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ

İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ. ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ İÇİNDEKİLER KAVRAMLAR BİR GÜNÜMÜZ ROLLERİMİZ ve SORUMLULUKLARIMIZ HAKLARIMIZ OKULUMUZ AİLEMİZ SORUMSUZLUK ÇOCUK HAKLARI ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ KAVRAMLAR Birey: Toplumun bir parçası olan ve kendine özgü

Detaylı

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir. Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler,

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

Evliliğin Yazısız Kuralları!..

Evliliğin Yazısız Kuralları!.. On5yirmi5.com Evliliğin Yazısız Kuralları!.. Evlilik insan hayatının en önemli dönüm noktası. Peki iyi günde kötü günde evlilik nasıl olmalı? Aklınızdaki bütün sorulara bu röportaj cevap verecek!.. Yayın

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

Beraberliğimizin ne kadar süreceğini bilmediğimizin farkına vararak, birbirimizin değerini bilelim. - Joshua Loth Liebman

Beraberliğimizin ne kadar süreceğini bilmediğimizin farkına vararak, birbirimizin değerini bilelim. - Joshua Loth Liebman Beraberliğimizin ne kadar süreceğini bilmediğimizin farkına vararak, birbirimizin değerini bilelim. - Joshua Loth Liebman YAS SÜREÇLERİ NİLÜFER ARDA ÖMER PAMUK Önemli bir kayıp yaşayan kişi, hayatını yeniden

Detaylı

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR

ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR ARAMIZDA ÇOK FARKLAR VAR BİRLİK BULAMACI YERİNE GERÇEK BİRLİK A. GİRİŞ Başlangıçta,eşler arasındaki farklar bazen heyecanlı olabilir. Kendinde olmayan özellikleri eşinde bulunca yaşama renk katacağı olur

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden geliştiği bireyselleştiği, toplumsallaştığı

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir. BAĞLAÇ Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir. Bağlaçlar da edatlar gibi tek başlarına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bağlaçlar her

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE YALAN SÖYLEME DAVRANIŞI

ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE YALAN SÖYLEME DAVRANIŞI ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE YALAN SÖYLEME DAVRANIŞI Yalan, insanları aldatmak amacı ile uydurulmuş kasıtlı davranış veya sözdür. Çocuğun yalana başvurması tıpkı yetişkin insanın yalana başvurması kadar kendini,

Detaylı

İkinci B ö l üm KİŞİLİK VE KARAKTER GELİŞİM SÜRECİ

İkinci B ö l üm KİŞİLİK VE KARAKTER GELİŞİM SÜRECİ İkinci B ö l üm KİŞİLİK VE KARAKTER GELİŞİM SÜRECİ itaate mecbur bırakılan çocuk: edilgen çocuk Her çocuk, anne-babasıyla uyum içinde yaşamaktan büyük huzur duyar. Çünkü annebaba, çocuk için yaşamın kurallarını

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Ailenin çocuk yetiştirmedeki tutumunu ve çocuk yetiştirmeyle ilgili sorunlarını anlamak için aile tutum modeli ni bilmek yararlı bir yaklaşımdır.

Ailenin çocuk yetiştirmedeki tutumunu ve çocuk yetiştirmeyle ilgili sorunlarını anlamak için aile tutum modeli ni bilmek yararlı bir yaklaşımdır. AİLE TUTUMLARI Eğitimciler olarak bizler çocukların gelecekte uyumlu ve başarılı olabilmeleri için en sağlıklı eğitim yollarının geliştirilmesi çabası içindeyiz. Öğrenci eğitiminde ve çocuğa karşı doğru

Detaylı

AİLE PİRAMİDİ = EVLİLİK 2

AİLE PİRAMİDİ = EVLİLİK 2 5- İletişim ve Karşılıklı Anlayışa Önem Verin: Yalnızca konuşmak yerine iletişim kurmayı öğrenin. Kaçmak veya vazgeçmek yerine iletişim kurmak için çaba gösterin. Sırlarınızı paylaşın. Karınız anneniz

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu'

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' 'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' Yeni yıl için yeni kararlar almak, yeni seçimler yapmak zorunda olanlar, Prof. Dr. Kemal Sayar'ın önerilerini okumadan adım atmasın. Psikiyatr olan Prof. Dr. Kemal Sayar

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir? Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ ÇOCUKLAR İÇİN YAPILMIŞ İKİ ARAŞTIRMANIN VERİLERİNİN YENİDEN ANALİZİ

TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ ÇOCUKLAR İÇİN YAPILMIŞ İKİ ARAŞTIRMANIN VERİLERİNİN YENİDEN ANALİZİ TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ ÇOCUKLAR İÇİN YAPILMIŞ İKİ ARAŞTIRMANIN VERİLERİNİN YENİDEN ANALİZİ Bu rapor T.C. Adalet Bakanlığı ve UNICEF tarafından yürütülen Etkin Hükümlü Yönetimi projesi kapsamında Kültegin Ögel

Detaylı

Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak

Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak (örneğin öğretmencilik oyununda) hem de kalem tutma ve yazı yazma becerisinin gelişimine katkıda

Detaylı

T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü BÜLTEN. Ayın Konusu

T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü BÜLTEN. Ayın Konusu T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü NİSAN Ayın Konusu FARKLILIKLARLA YAŞAMAK İÇİNDEKİLER 1. FARKLILIKLARA SAYGI DUYMA 2. EMPATĠ

Detaylı

Tekirdağ Seyirlik Köy Oyunları ( Gelin Verme Oyunu- Kimde Kabahat Oyunu)

Tekirdağ Seyirlik Köy Oyunları ( Gelin Verme Oyunu- Kimde Kabahat Oyunu) Tekirdağ Seyirlik Köy Oyunları ( Gelin Verme Oyunu- Kimde Kabahat Oyunu) Prof. Dr. Erman Artun GELİN VERME OYUNU Gelinlerin anasının üç kızıyla oyun alanına gelmesiyle başlar. "Haydee gelin satıyorum,

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği 13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL A.A Nursel Gürdilek İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği Türkiye ile İsrail arasında bir yılı aşkın süredir devam eden "işitme engelli çocuklara daha iyi bir

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - NİSAN 2014 AİLE İÇİ ŞİDDET Çocuğun sağlıklı bir gelişim göstermesi ve sağlam bir kişilik kazanması için

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI?

DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI? DOĞRU DİYE BİLDİKLERİMİZİ SORGULADIK MI? Bireyin iç ve dış dünyasını algılayıp, yorumlamasında etkili olan tüm faktörlere paradigma yani algı düzeneği denilmektedir. Bizim iç ve dış dünyamızı algılamamız,

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak OYUN VE ÇOCUK Oyun oynamak çocukluk çağına özgü psikolojik, fizyolojik ve sosyal içerikli bir olgudur. Oyun hem zihinsel gelişimin aynası olan hem sosyal becerilerin öğrenildiği hem de duygusal boşalımın

Detaylı

SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK. #dogrusozluk

SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK. #dogrusozluk SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK Merhaba, Neredeyse her gün gazete ve TV lerde karşılaştığımız manşetler, haberler, diziler ve sinema filmleri bizi bu kitapçığı hazırlamaya yönlendirdi. Türkiye de

Detaylı

II. KADEME) 11 14 Yaş Dönemi Özellikleri (ERİNLİK BULUĞ ÇAĞI)

II. KADEME) 11 14 Yaş Dönemi Özellikleri (ERİNLİK BULUĞ ÇAĞI) II. KADEME) 11 14 Yaş Dönemi Özellikleri (ERİNLİK BULUĞ ÇAĞI) Fiziksel Gelişim Bu dönemdeki çocukta, ilköğretimin II. Kademesine geç uyum sağlama görülebilir. Hem bedensel hem de psikolojik açıdan birçok

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak.

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak. Bu ayki rehberlik bülteni konumuz Kardeş Kıskançlığı hakkındadır. Sizlere çocuğunuza bu süreçte nasıl yardımcı olabileceğiniz ile ilgili önerilerimiz olacaktır. KARDEŞ KISKANÇLIĞI Neler olduğunu hiç anlamıyorum!

Detaylı

Mehmet Teber m.teber@yahoo.com

Mehmet Teber m.teber@yahoo.com Tutarlı olmak için hepimiz bilinçli ya da bilinçsiz bir çaba gösteriyoruz. Bir davranışımızın diğer davranışımızla, bir sözümüzün diğer bir sözümüzle çelişmemesi için dikkat ediyoruz. Tutarlı olmak, biz

Detaylı

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi

Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

ÖN ERGENLİK DÖNEMİ. Siz de Çocuktunuz. Sizde Ergendiniz

ÖN ERGENLİK DÖNEMİ. Siz de Çocuktunuz. Sizde Ergendiniz ÖN ERGENLİK DÖNEMİ Siz de Çocuktunuz Sizde Ergendiniz Çocuğum; Çok alıngan,derslerine olan ilgisi de azaldı. Son zamanlarda çok sinirli,her dediğime bağırarak cevap veriyor. Ve benzeri düşünceler içinde

Detaylı

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip

Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip Değerli dostlarım ve arkadaşlarım, Türk halkının hayata ve yarınlara bakış açısında hiç şüphesiz konut sahibi olmak hayati bir öneme sahip olmaktadır. Ev sahibi olmak herkesin temel rüyalarından bir tanesidir.

Detaylı

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın.

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın. MUTLULUĞU ARTTIRMAK İÇIN BILIMIN KANITLADIĞI ON BASIT FAALIYET Bilimsel çalışmaların sonuçlarına kulak verdiğimizde mutluluğunuzu arttırmak için yol gösterebilirler. Aşağıdaki faaliyetleri 10 gün düzenli

Detaylı

Bu Takvim Şiddete Maruz Kalan Kadınlarımıza Atfen Hazırlanmıştır.

Bu Takvim Şiddete Maruz Kalan Kadınlarımıza Atfen Hazırlanmıştır. Bu Takvim Şiddete Maruz Kalan Kadınlarımıza Atfen Hazırlanmıştır. Sevgililer sevdaya dönüşür Hoşgörü, şevkat gelişir Aile mutluluk bölüşür Kadın eli değerse Terör biter, şiddet kalkar Sevgi çoğalır, merhamet

Detaylı

Stressiz Yaşam Mümkün mü?

Stressiz Yaşam Mümkün mü? On5yirmi5.com Stressiz Yaşam Mümkün mü? Stres günümüzün en önemli sorunlarından biri. Peki stressiz bir yaşam mümkün mü? Psikolog Nilüfer Şişman, bu sorunun cevabını veriyor Yayın Tarihi : 15 Ocak 2010

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Siirt'te Örf ve Adetler

Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar Yýldýz Tilbe 1 Onaylayan Administrator Pazar, 06 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org ADAM OLSAYDIN Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar Kendini arattý, beni bulmadý yar Düþtüm

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü:

Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü: Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü: Hoşgörü ile Yenişim ve Girişim Yaklaşımları Halil Kulluk Yönetim Kurulu Başkanı İntekno Şirketler Topluluğu Selçuk Üniversitesi - 16 Aralık 2013 Yeniliğe Doğru

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ REHBERLİK POSTASI 4

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ REHBERLİK POSTASI 4 ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ REHBERLİK POSTASI 4 22 Mart 2013 Sayın Velimiz, Dördüncü rehberlik postamızda sizlerle, Davranış ve Değerler Eğitimi Programı kapsamında

Detaylı

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir.

Rehberlik bir süreçtir. Bir anda olup biten bir iş değildir. Etkili sonuçlar alabilmek için belli bir süre gereklidir. Rehberlik Servisinin Ve Rehberliğin Tanıtılması Rehberlik Nedir? Rehberlik; eğitimde bir hizmet alanı olarak demokratik ortam içinde öğrencinin bedensel, zihinsel ve sosyal bütün kapasitelerini en ileri

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER BEBEKLİK DÖNEMİNDE (0 3 YAŞ) ERKEN TANI İÇİN KRİTİK DÖNEMLER Bebeklik dönemi, gelişimin en hızlı ilerlediği dönemdir. Çevrelerine

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU OKUL KORKUSU Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken

Detaylı

HERKÜL TÜRKİYE VİZYON TARİHİ: 07.02.2014 İTHALATÇI: D YAPIM / DAĞITIMCI: PİNEMA SUMMIT ENTERTAINMENT VE MILLENIUM FILMS SUNAR A NU BOYANA YAPIMI

HERKÜL TÜRKİYE VİZYON TARİHİ: 07.02.2014 İTHALATÇI: D YAPIM / DAĞITIMCI: PİNEMA SUMMIT ENTERTAINMENT VE MILLENIUM FILMS SUNAR A NU BOYANA YAPIMI HERKÜL TÜRKİYE VİZYON TARİHİ: 07.02.2014 İTHALATÇI: D YAPIM / DAĞITIMCI: PİNEMA SUMMIT ENTERTAINMENT VE MILLENIUM FILMS SUNAR A NU BOYANA YAPIMI BİR RENNY HARLIN FİLMİ KELLAN LUTZ HERKÜL EFSANE BAŞLIYOR

Detaylı