İSLAM VE RİBA 1 A. RİBA NIN TARİFİ. 1. Sözlükte Riba nın Anlamı. 2. İslam Hukuku nda Riba nın Tanımı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İSLAM VE RİBA 1 A. RİBA NIN TARİFİ. 1. Sözlükte Riba nın Anlamı. 2. İslam Hukuku nda Riba nın Tanımı"

Transkript

1 İSLAM VE RİBA 1 A. RİBA NIN TARİFİ 1. Sözlükte Riba nın Anlamı Riba, sözlükte herhangi bir fazlalık anlamına gelir. Bir şeyin kendinde olan fazlalığa veya bir şeyin diğer şeylere oranla fazlalığına riba denir. Allah (c.c): Biz yeryüzüne yağmur yağdırdığımız zaman toprak harekete geçer ve kabarır 2 buyurmuştur. Bu âyet-i kerîme de toprağın yükselmesi ve kabarması, toprağın kendisinde olan bir fazlalıktır. Bu fazlalık riba kökünden gelen rabet kelimesi ile ifade edilmiştir. Diğer bir âyet-i kerîme de Allah (c.c.): Bir ümmet diğer bir ümmetten daha çok olduğu için... 3 buyurmuştur. Bu ayette geçen ve riba ile aynı kökten gelen erba kelimesi, bir ümmetin diğer ümmete göre adedinin daha fazla olduğu anlamında kullanılmıştır ve nısbî bir fazlalığı ifade eder. 2. İslam Hukuku nda Riba nın Tanımı Ribanın en açık tanımını Hanefi ve Şafii âlimler yapmıştır. Hanefiler ribayı; satışta karşılığı olmayan fazlalık olarak tarif etmişlerdir. Diğer bir ifade ile ribel-fadl 4 ı; şer'î ölçülere göre satış akdinde şart koşulan fazla mal olarak, ribe'n-nesîe 5 yi de; vadenin geçmesiyle borca eklenen mal olarak tarif etmişlerdir. 6 Şafiî'ler ise, satış esnasında şer'î ölçülere göre eşitliği belli olmayan bir şey karşılığında diğer bir şeyi satın almayı veya her iki bedelin yahut da birinin vadeli satılması olarak tarif etmişlerdir. Bu tarifin birinci bölümü ile mezheplerine göre ribe'lfadl ı; ikinci bölümü ile de ribe n-nesîe yi ve ribe'l-yed 7 i kastetmişlerdir. 8 El-Askalânî riba nın; ribe'l-fadl, ribe l-yed ve ribe n-nesîe olmak üzere üç çeşit olduğunu söyler. Ribe l-fadl, biri fazla olmak kaydıyla riba maddelerinden, aynı cinsten iki şeyin satışıdır. Ribe lyed, bedellerden biri veya her ikisinin teslim alınmasının (kabz) geciktirilmesi; ribe'n-nesîe ise vadeli satıştır. 9 Diğer mezhepler de ribayı aşağı yukarı Hanefî ler ve Şafiî ler gibi tarif etmişlerdir. 1 Mahmut Arif Vehbe, Mecelletü l-müslim El-Muasır, sayı 24, c. 5, s , Ekim-Kasım-Aralık, Beyrut, 1980; Tercüme: Ahmet Arpa, Ankara, Hac 22/5; Fussilet 41/39. 3 Nahl 16/92. 4 Ribe l-fadl: Fazlalık ribası. 5 Ribe n-nesîe: Vade ribası. 6 Kâsânî, Bedâiu's-Sanâî, c. 5, s Ribe'l-Yed: El ribası. 8 Tâcuddîn es-subkî, Tekmiletü'l-Mecmû', Şerhu'l Mühezzeb, c. 1, s El-Askalânî, Şerhu l-buhârî, c. 3, s

2 B. CAHİLİYE DEVRİNDE RİBA 1. Cahiliye Devrinde Riba Çeşitleri Kur ân-ı Kerîm nazil olmaya başladığı zaman Araplarda cahiliye devrinden kalma üç çeşit riba vardı. Belli bir zamana kadar borç para verilir, daha fazla ödenmesi şart koşulurdu. Cahiliye devrinde en meşhur riba şekli budur. Vade dolduğu zaman alacaklı borçluya: Ya öde, ya artır! derdi. Bu cümle, cahiliye devrindeki ribanın, âlimler dilinde özel ismi olmuştur. Öyle ki, riba işlemi yapılırken riba yerine bu cümleyi kullanırlardı. 10 İkinci şekil ise vadeli satışla ilgiliydi. Yani bazı satışlar veresiye yapılıyordu. Cahiliye devrinde çoğunlukla borçlanmalar bu şekilde oluyordu. Riba yoluyla belli bir zamana kadar borçlanan kişilerin tamamı sıkıntı içinde olan muhtaç kişilerdi. Bu insanlar muhtaç oldukları yiyecekleri ve diğer zaruri maddeleri veresiye satın alırlar ve borçlanırlardı. Borçlarının esasını bu paralar teşkil ederdi. 11 Bu iki çeşit cahiliye ribasını kitaplar geniş olarak anlatmaktadırlar. Birinci çeşit riba hakkında Fahruddîn Râzî şöyle demektedir: O devrin insanları birine mal verir ve borçlandırırlardı. Her ay borçludan, şart koştukları belli bir miktar mal alırlar ve ana mal olduğu gibi kalır, ödenmiş olmazdı. Vade dolunca alacaklılar, borçludan anamalı isterlerdi. Şayet borçlu anamalı ödeyemez ise, hem vadeyi uzatırlar, hem de taksitleri artırırlardı. Cahiliye devrinde uygulanan riba budur. 12 Cessas şöyle demektedir; Araplar, belli bir zamana kadar borç para verirler, alınan borca taraflar kendi rızalarıyla belli bir miktar daha eklerlerdi. Araplarda bilinen en meşhur riba budur. Borç verilen malda şart koşulan fazlalık ribadır. Çünkü borç veren, bu fazlalığı karşılıksız olarak almaktadır. Cessas başka bir yerde de şöyle demektedir; Bildiğimize göre cahiliye devrinde fazla almak kaydıyla vadeli borç veriliyordu. Burada alınan fazlalık ribadır. Çünkü karşılığı yoktur. 13 Suyûtî, veresiye satıştan meydana gelen ribayı anlatırken Mücahid'den şöyle bir nakil yapmıştır: Cahiliye devrinde Araplar veresiye satış yaparlardı. Vade dolunca borçlular borçlarını artırırlar, alacaklılar da vadeyi uzatırlardı. 14 Saîd b. Cübeyr der ki; borçlu, borcunun vadesi dolunca alacaklıya: Vadeyi uzat, alacağını artırayım der. Bunu yaptıktan sonra kendilerine: Bu yaptığınız ribadır, denilince onlar: Başlangıçta pahalı satmak ile borcun vadesi dolduğu zamanki artırma arasında hiçbir fark yoktur, derlerdi İbnü'l Kayyim, İ'lamü'l-Muvakkı în, c.1, s Fahruddîn-i Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, c.2, s.360, Tefsîru'l-Âlûsî, c. 3, s.48, c. 4, s Fahruddîn-i Râzî, a.g.e., c.2, s El-Cessâs, Ahkâmu'l Kur'ân, c.1, s Celâlüddîn es-suyûti, ed-dürrü'l Mensur fi t-tefsîr-i bi'l-me'sûr, c.2, s Celalüddın Es-Suyûtî, a.g.e., c.1, s

3 Taberî de Katâde den şöyle nakletmiştir: Cahiliye devrinde bir kimse vadeli bir satış yapar, vade dolunca borçlu borcunu ödeyemez ise alacağını artırır ve vadeyi uzatırdı. 16 Cahiliye devrinde üçüncü bir riba şekli daha vardır ki Araplar, bunun riba olduğunu bilmezler ve daha fazla gelir elde etmek için satış veya sarf esnasında aynı cinsten olan iki bedelin birisini vadeli yaparlardı. Mesela; altını altın veya gümüşü gümüş karşılığında veresiye satmak gibi Araplar gümüşü gümüşle, altını altınla vadeli olarak satmanın riba olduğunu bilmiyorlardı. Hâlbuki bu, İslam Hukukuna göre ribadır. Cessas işte bunun riba olduğuna işaret etmektedir Cahiliye Devrinde Uygulanan Ribanın Özellikleri Bu devirde çoğunlukla taksitli borçlanma ile yapılan iki şekil riba uygulanıyordu. Vadeli olarak borç verilir, vadesi karşılığında bu borç artırılırdı. Bu birinci şekildir. İkinci şekilde de aynı cinsten olan riba maddelerinin veresiye satışları yapılırdı. Riba; ölçek ile ölçülen, tartılan, metre ile ölçülen veya sayılan maddelerde söz konusudur. Zeyd'den 18 rivayet edildiğine göre, cahiliye devrinde uygulanan riba, katlanabilir maddelerle, hayvanların yaşlarında söz konusuydu. Mesela bir kişi, bir deve borçlanmış ve vadesi de dolmuş ise alacaklı ondan borcunu ödemesini veya artırmasını isterdi. Borçlu imkânı varsa borcunu öderdi. Ödeyemez ise borçlu bulunduğu hayvanın yaşını bir yaş daha artırırdı. Mesela, bir yaşında bir deve borçlanmışsa, ikinci sene borcu iki yaşında bir deve olurdu. Şayet müteakip senelerde de borcunu ödeyemez ise, her sene bir yaş artırarak borcu üç yaşında veya dört yaşında bir deve olurdu. Para borcu olan kişi borcunu ödeyemez ise, bir sene sonra bu borç ikiye katlanırdı. Mesela, borç 100 lira ise, ikinci sene 200 lira olur; ikinci senede de ödeyememiş ise 400 lira olurdu. Bu durumda borçlu borcunu ödemek veya bu şekilde artırmak zorundaydı. C. KUR'AN VE RİBA Kur'an-ı Kerim, cahiliye devrine ait birçok işlemi kaldırmıştır. Bunlar içerisinde en çok ribayı yermiştir. En çok tehdit edilenler ribacılardır. Kur an-ı Kerîm in meseleyi bu şekilde ele almasında sayısız hikmetler vardır. Cahiliye devrindeki ribanın zararları öteki işlemlerin zararlarıyla karşılaştırılamayacak kadar fazladır. Çağımızda da böyledir. Bu sebeple Kur an-ı Kerim in riba düzenine karşı açtığı bu savaşın sebep ve hikmetlerini günümüz insanlarının hayatındaki feci durumuna baktığımız zaman anlayabiliriz. Kur an-ı Kerim riba konusunu eğitici ve öğretici bir metotla ele almıştır. Zaten Kur an-ı Kerim bir takım kötülükler ile mücadele ederken insan topluluklarının durumunu göz önünde bulundurarak o kötülüklerin kökünü yavaş yavaş zaman içerisinde kazımıştır. Riba ile mücadelede de aynı metodu takip etmiş, şiddet kullanmamış ve bir anda da yasak etmemiştir. Aksine gittikçe artan bir dozla ıslah edici bir yol takip etmiş ve en üst düzeye ulaşmıştır. İslam geldiği zaman Araplar arasında yaygın olan riba bir defada yasak edilmiş olsaydı, Arap 16 İbn-i Cerîri t-taberî, Tefsîru'l-Kur'ân el-müsemma bi Câmii l-beyan, c.3, s El-Cessas, a.g.e., c.l, s İbn-i Ceriri't-Taberî, a.g.e., c.4, s.59. 3

4 kabilelerindeki sosyal ve ekonomik hayat şiddetli bir sarsıntı geçirebilirdi. Bu sebeple Kur an-ı Kerim ribayı aşamalı olarak yasak etmiştir. Zira insanlar ruhen hazır olmadıkları, uyum sağlamaları zor olan kesin hükümlerle karşılaştıkları zaman şaşırabilirler ve şüpheye düşebilirler. Nihai hükmün kabul edilebilmesi için insanları hazırlayacak şekilde yavaş yavaş, kademeli olarak ve yumuşak hareket etmek gerekir. Böylece insanların bu hükme karşı çıkmaları ve reaksiyon göstermeleri önlenmiş olur. Kur an-ı Kerim de riba dört yerde geçmektedir. Bunlardan biri Mekke de, diğerleri de Medine de nazil olan ayetler arasında yer almıştır. Kur an-ı Kerim, bu dört yerde ribayı yasaklamasında takip ettiği dört aşamayı bize göstermektedir. Birinci Aşama: Bu bir hazırlık aşamasıdır. İnsanlar, zihinsel ve psikolojik olarak ileride ribanın yasaklanacağı fikrine hazırlanmıştır. Allah (c.c) şöyle buyurur: Ey zenginler! Artırmak için ribaya vermiş olduğunuz mallarınız, Allah katında artmaz. Allah rızasını kazanmak amacıyla zekât olarak vermiş olduğunuz mallara gelince, bu malları verenler mutlaka kat kat ecir ve sevap alacaklardır. 19 Görülüyor ki bu âyet-i kerîme de riba yasak edilmemiş, ribacılara azap edileceğine dair bir tehditte de bulunulmamıştır. Tefsircilerin aktardığına göre, bazı kişiler mallarını artırmak için zenginlere hediye verirlerdi ve bu hediyenin kat kat fazlası kendilerine tekrar geri gelirdi. 20 Allah Teâlâ mal artırmanın meşru ve doğru yolunun bu olmadığını açıklamış aynı zamanda kazanmanın meşru ve doğru yolunu da göstermiştir. Bu yol zekât vermektir. Kişi sırf Allah rızası için kuldan karşılık beklemeden malının zekâtını verir. Allah da manevi yönden onun malını artırır. Yani ona ecir ve sevap verir. Bu aşamada sadece irşat edilmiş, ribacıların ecir sevaptan mahrum kalacağı anlatılmıştır. Bununla birlikte ribacılara azap edileceği bildirilmemiştir. Riba ile zekâtın karşılaştırması yapılmış, arasındaki fark izah edilmiş, aklı başında olan insanların uyarılması için bu kadarı yeterli görülmüştür. Böylece İslam dininin riba konusunda ileride ağırlık vereceği taraf ve yöneleceği istikamet de gösterilmiştir. İkinci Aşama: Henüz bu aşamada Kur ân-ı Kerîm, Müslümanlara ribayı doğrudan yasak etmemiş onlara ribayı kötü göstermeye çalışmış, bunun için de dolaylı olarak irşat ve yönlendirme metodunu takip etmiş ve geçmiş ümmetlere ait öğretici ve eğitici kıssaları anlatmıştır. Kur ân-ı Kerîm de şöyle buyrulur: Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde riba almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık Rum 3/ Seyyit Kutup, Tefsîru Âyâti'r-Riba, s. 65, Beyrut, Nisâ 4/l60,161. 4

5 Kendilerine haram edilmesine rağmen ribacılık yapan Yahudilerin Kur ân da anlatılan hikâyeleri ders ve ibret verici mahiyettedir. Emrine karşı geldikleri için Allah onlara azap edecektir. Bu durum ileride Müslümanlara ribanın yasak edileceğini açık olarak göstermektedir. Ancak bu safhada dolaylı olarak yani ribacılık yapanlara karşı çıkılarak ribanın haram olduğu ifade edilmiştir. Henüz açık olarak ribayı yasaklayan bir ayet yoktur. Bu aşamada Müslümanlar, ribanın kendilerine doğrudan yasak edileceğini bekleme noktasına getirilmiş ve artık herkes açıkça ribanın yasak edileceğini gözler olmuştur. Bu iş üçüncü aşamada gerçekleşmiştir. Fakat bu safhada da riba tamamen değil, kısmen yasaklanmıştır. Yasak edilen riba, kat kat artan aşırı derecedeki ribadır. Üçüncü Aşama: Bu aşamada cahiliye devrinde kat kat artan riba açıkça yasak edilmiştir. Cenâb-ı Allah şöyle buyurur: Ey İnananlar! Kat kat olarak riba yemeyin. Allah tan sakının ki başarıya eresiniz. İnkâr edenler için hazırlanmış ateşten sakının. 22 Bu âyet-i kerime indiği zaman Mü minler tarafından bilinen riba, kat kat artan riba idi. Mutlak fazlalık anlamına gelen riba değildi. Böylece Kur'an-ı Kerim aşırı ribayı haram etmekle işe başlamıştır. Bu, bütün riba çeşitlerini nihai olarak haram etme yolunda ilk adımı teşkil etmektedir. Dördüncü Aşama: Bu aşamada Cenâb-ı Allah ribanın bütün çeşitlerini gayet açık ve kesin şekilde yasaklamıştır. Artık bu yasaktan sonra ribacılık yapanlar, Allah ve Resulüne savaş açmış olurlar. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmaktadır: Riba yiyenler, mahşerde şeytanın çarptığı kimseler gibi kalkarlar. Bu onların; Zaten alış veriş de riba gibidir demelerindendir. Oysa Allah alış verişi helal, ribayı haram kıldı. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de ribacılıktan vazgeçerse geçmişi kendi lehinedir. Onun işi Allah a aittir. Kim ribacılığa dönerse işte onlar cehennemliktir. Onlar orada temelli kalacaklardır. Allah ribayı eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah, pek nankör olan hiçbir günahkârı sevmez. İnanıp yararlı işler işleyenlerin, namaz kılıp zekât verenlerin, Rableri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Ey İnananlar! Allah tan sakının. İnanmışsanız, ribadan arda kalmış hesaptan vazgeçin. Böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Peygamberine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tövbe ederseniz sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz. Borçlu darda ise eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır. 23 Bu ayetlerle Yüce Allah, ribanın en son hükümlerini koymuştur. Hatta Kur an da en son ribanın hükmü açıklanmıştır. Bakara suresindeki bu ayetleri özet olarak şöyle izah edebiliriz; 22 Âl-i İmrân 3/130, Bakara 2/

6 Âyet-i Kerîme deki Riba yiyenler sözü hukuken sadece ribaya para verip malını artıranlar değildir. İlk planda bunlar tehdit edilmiş ise de toplumun riba ile iş gören bütün fertleri hedef alınmıştır. Cabir b. Abdullah der ki: Allah'ın elçisi, riba alana, verene ve kâtibine lanet etti ve bunlar arasında fark yoktur buyurdu. 24 Ayette geçen alış veriş riba gibidir ifadesi, cahillerin sözü olup onlar ribayı da alış veriş saymışlar ve aralarında bir fark görmemişlerdir. Hatta bu insanlar alış veriş riba gibidir derken ribayı esas kabul edip alış verişi ribaya benzetirler. Bunlara göre riba; muamelelerin vazgeçilmez esas temelidir. Daha önce Suyûtî nin Said b. Cübeyr'den yaptığı rivayeti burada tekrar hatırlatmak istiyorum: Borcun vadesi dolunca borçlu alacaklıya Sen vadeyi uzat, ben de alacağını artırayım der ve bunu yaparlardı. Kendilerine: Bu ribadır denilince onlar: Akit sırasında yaptığımız artışla, borcun vadesi dolduğu zamanki yaptığımız artış arasında fark yoktur. İkisi de birdir derlerdi. Doğrusu ribayı alışveriş gibi düşünmek büyük bir demagoji ve hatadan ibarettir. Evet riba bir iş yapmak ve menfaat elde etmektir. Alışveriş de öyledir. Riba ve alış verişin bu noktada birleşmiş olmaları, bazı kişileri ikisinin aynı şeyler olduğu neticesine götürmüştür. Hâlbuki bu nokta zayıf bir noktadır. Böyle bir neticeye götürecek kadar kuvvetli değildir. Çünkü alış veriş ve ticaret kâr da edebilir, zarar da edebilir. Kâr-zarar ise kişinin özel çalışmasına, maharetine, ekonomik, sosyal ve siyasi ortama, kişinin sempatik oluşuna bağlıdır. Fakat ribada kâr kesindir. Zarar diye bir şey yoktur. İşte alışveriş ile riba arasındaki en önemli fark budur. Alışverişin helal, ribanın haram olmasının sebebini de bu noktada aramak gerekir. 25 Karşılıklı olarak iki şeyin alınıp satılmasına alışveriş denir. Riba ise borç üzerine vade karşılığında eklenen bir fazlalıktır. Ribanın gerçekte karşılığı yoktur. İslam da karşılığı olmayan kazanç meşru değildir. Esasen karşılığı olan şeylerin alış verişi yapılıyor ve karşılıksız olarak hiç kimsenin malına sahip olunmuyorsa bu alış veriş helaldir. Haram olan, mal sahibinin bir müddet beklemesi karşılığında fazla olarak alınan ribadır. Ribanın karşılığı olmadığı için riba ödeyen kişiye zulmedilmiş olur. 26 Ribanın haram edilmesinin sebebi bu şekilde açıkça ortaya konduktan sonra bazı müfessirlerin: Ribanın haram olması taabudî bir iştir. Yani Allah alışverişi helal kılmış, ribayı da haram kılmıştır. Bunun sebebini incelemeden Allah ın emrine uymak gerekir şeklindeki görüşleri yersizdir. Ayet-i Kerime de: Kime Rabbinden bir öğüt gelir de ribacılıktan vazgeçerse geçmiş kendi lehinedir. Onun işi Allah a aittir buyrulmuştur. Cahiliye devrinde ribacılık yapan bir kimse, İslam ın ribayı yasak ettiğini öğrenir öğrenmez derhal gecikmeden ve tereddüt etmeden ribacılığı bırakırsa, daha önce almış olduğu ribaları, aldığı kimselere geri vermekle mükellef değildir. Bundan sonra ribayla iş yapmaması yeterlidir. Artık onun işi Allah a kalmıştır. Allah adaletiyle hükmeder ve O en adaletlidir ve hakimdir. 24 Ahmed b. Hanbel, c. 1, s. 393 (37/25); Müslim, Musakât, 23/19 (41/77). 25 Seyyid Kutup, a.g.e., s. 29, Es-Seyyid Muhamrned Reşid Rıza, Tefsîru'l-Menâr, c. 3, s

7 Kur an-ı Kerim, burada haram edilen ribanın nasıl uygulanacağını bildirmektedir. Ribanın haram olması, ayet-i kerime nin indiği tarihten itibaren başlamakta, daha önceye gitmemektedir. Böylece Kur an-ı Kerim sadece o günkü ribacılığı yasak ediyor ve ribayı yasaklamakla ekonomik ve sosyal sıkıntıların doğmasına veya bir takım zorlukların meydana gelmesine meydan vermiyordu. Ama riba yasağından sonra ribacılık yapanlara açık olarak en şiddetli tehditlerde bulunuyor ve şöyle diyordu: Kim ribacılığa dönerse onlar cehennemliklerdir. Ve cehennemde ebedi kalacaklardır. Allah ribayı eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Bu bölümde Kur an-ı Kerim, birbirine zıt olan sadaka ve ribayı karşılaştırır. Sadaka; cömertlik, hoşgörü, yardımlaşma ve dayanışmadır. Riba; cimrilik, bencillik ve ferdiyetçiliktir. Sadaka, kendi isteğiyle malını karşılıksız olarak vermek, riba ise borca ilave edilen ve karşılığı olmayan, borçlunun elinin emeği ve alın teri olan bir malı onun elinden zorla almaktır. İslam, konuya sadece bu iki açıdan bakmaz. Diğer taraftan Allah ribayı eksiltir, sadakayı artırır. Sadakadan elde edilecek olan şey kat kat ecir ve sevaptır. Sadaka verenin dünyada malı, ahirette de ecir ve sevabı çok artar. Ayette geçen yemhaku kelimesinin kökü mahk dır. Bu bir şeyi mahvetmek ve onu alıp götürmek anlamındadır. Yani Allah'ın ribayı artırmayıp eksiltmesi, ribayı ve ribaya verilmiş malı helak etmesi manasına gelmektedir. Rasulullah (s.a.v): Riba çoğalıyor görünse bile neticede azalacaktır buyuruyor. 27 Bu, dünya hayatında böyledir. Ahirette ise Dahhak ın 28 dediği gibi: Ribacı ahirette ecir ve sevap beklediği ibadet ve taatlarının boşa gittiğini görür ve eline hiç bir şey geçmez. 29 Allah ribayı eksiltir ayetinin tefsirinde İbn-i Abbas ın şöyle bir yorumu vardır: Ribacının verdiği sadaka, yaptığı hac, Allah yolunda yaptığı savaş ve sıla-i rahim makbul değildir. 30 İnanmışsanız, ribadan arda kalmış hesaptan vazgeçin ayetinde Kur ân, kişinin mü min olmasının ribayı terk ederek, Rabbinin emrine uymasına bağlı olduğunu bildirmiştir. Bundan, ribacılık yapanların ve ribanın ekonomiyi düzenleyen bir faktör olduğunu söyleyenlerin mü min olmadıkları sonucu çıkar. Eğer böyle yapmazsanız, bunun Allah ve Peygamberine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin ayetini tefsir edenler, ribacılarla olan savaşın mahiyetinde ihtilaf etmişlerdir: 1. İdarecilerin ribayı helâl görerek ribacılığa devam edenlerle tıpkı dinden çıkanlarla mücadele ettiği gibi mücadele etmeleridir. Şayet haram olduğuna inanarak ribacılık yapıyorlarsa, âsilerle yaptıkları gibi savaş etmeleri manasınadır. Zira Allah ve Resulüne harp ilân edilmesi tabiri, idarecilere karşı silâhlı savaş açmak ifadesinden daha şumüllüdür. 2. Burada söz konusu savaş, ribayı ekonomik düzenin bir kaidesi olarak kabul eden topluluklara karşı ilan edilmiş manevi bir savaştır. Zira riba, silâhlarını insanlara çevirmiş, onları kötülüğe sürüklemekte ve günaha sokmaktadır. 27 İbn-i Mes ûd, İbn-i Mace, el-hakim, İbn-i Cerir de tefsirinde rivayet etmişlerdir. 28 Âlûsî, Ruhu'l-Meânî, c. 3, s Kurtubî, el-camiu li Ahkami'l-Kur âni l-kerîm, c. 3, s Kurtubî, a.g.e., c. 3, s

8 Müfessirlerin çoğu birinci görüştedirler. Eğer tövbe ederseniz sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz âyet-i kerîme sinin bu son bölümünde mal sahibinin anamalını güvence altına alan ilahî adaletin neticesi açıklanmıştır. Allah, ribacılıktan vazgeçerseniz borçlulardan riba almak suretiyle haksızlık etmemiş, anamalınızı eksiksiz tam almak suretiyle de haksızlığa uğramamış olursunuz demektedir. Bu bir karz-ı hasen yani borç para vermektir ve sadaka vermenin yarısı sayılır. Borçlu darda ise eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır. Bu âyetler, mü'minleri faziletli olmaya davet etmektedir. Faziletli olmanın iki derecesi vardır. Birinci derece, eli darda olan borçlunun eli genişleyinceye kadar beklemektir. Bu bir fazilettir. İkinci derece ise muhtaç olan borçluya alacağını tasadduk etmektir ki bu, derecelerin en büyüğü ve işlerin en hayırlısıdır. YORUM Kur ân-ı Kerim deki ribayla ilgili âyetleri tarihi seyrine göre arz ettikten sonra Kur an ın normal ribayla aşırı ribayı ayrı ayrı değerlendirdiğini iddia eden kişilere cevap vermek isterim. Güzel ahlâkı tamamlamak hususunda son noktaya gelmiş olan İslâm dinini geriye dönerek güzel olmayan şeyler var ediyormuş gibi gören bir takım araştırmacılar, İslam âlimlerinin icmâı na, İslam ın ortaya koyduğu riba mantığına muhalefet etmekle kalmıyorlar, tarihi de tahrif ediyorlar. Kur ân-ı Kerîm in ribanın yasaklanması konusunda takip ettiği aşamaların üçüncüsünü son aşama sayıyorlar. Hâlbuki bu aşama bir geçiş aşamasıdır. Son aşama değildir. Bu hususta bütün tefsirci, hadisçi ve fakihler birleşmişlerdir. Hiç biri muhalefet etmemiştir. Faraza üçüncü aşamayı son aşama olarak kabul etsek bile yine Kur ân-ı Kerîm in, insanların normal kabul ettiği ribayla, aşırı kabul edilen ribanın arasını ayırdığı sonucunu elde etmemiz mümkün değildir. Her şeyden önce ayette geçen kat kat ifadesi, ribanın yasak edilmesinin zorunlu bir şartı değildir. Bunu destekler mahiyette, âyet-i kerîme'yi yorumlamamda mümkün değildir. Çünkü insanlar arasında, fazla ilgi bulmamasına rağmen aşırı ribanın zararlarının tehlikeli bir noktaya ulaşmış olması dolayısıyla Cenâb-ı Allah özellikle ribanın zararlarını belirtmiş, diğer ribalara burada temas etmemiştir, denilebilir. 31 Diğer taraftan Arap dilinin özelliği göz önünde tutulursa kat kat sözünden, alınan ribanın kat kat olduğu anlaşılır. Sözü edilen araştırmacıların tefsirlerinden anlaşıldığı gibi borç olarak verilen anamalın kat kat artırıldığı manası çıkmaz. Şayet öyle olsaydı Kur ân-ı Kerîm, anamal % 600 artırılmadan ribayı yasak etmezdi. Çünkü âyette geçen Ed âfi kelimesi çoğuldur ve katlar anlamındadır. Bu kelime, en az anamalın üçe katlanmasını gerektirir. Mudâafeten (kat kat) kelimesi gereğince bunu bir defa daha katlamak gerekir ki bu takdirde anamal altı kat artmış olur. 32 Böyle bir artış en kötü ribacılarda bile görülmemiş ve en kötü kanunlar bile buna müsaade etmemiştir. Bu takdirde bu zatların görüşüne göre Kur an-ı Kerîm bu konuda diğer bütün ilâhî ve beşerî kanunlardan daha geri olmuş olur. Ed âfen mudâafeten : kat kat ifadesi Arap dilinin 31 Muhammed Abdullah el-arabî, El-Muâmelâtü'l-Masrifiyye, s Muhammed Abdullah Derrâz, Dirâsâtü İslâmiyye, s

9 özelliği gereğince kat kat artırılan riba anlamına gelirse durum tamamen değişir. Bu zatların davalarını ispat etmek için delil gösterdikleri bu ayetin doğru tefsir edilmesi sonucunda az bile olsa ribanın her çeşidinin haram olduğu anlaşılır. Burada şunu da söylemek gerekir. Bugün batı aşırı ribaya müsaade etmiyor ise de belli bir artışı gelir olarak kabul ediyor. İslâm da ise az veya çok anamala eklenen bütün artışlar ribadır. 33 Belirtmek istediğim diğer bir husus da şudur: Riba oranının normal ya da aşırı sayılması anlayışı topluma ve zamana göre değişiklik gösterir. Bu durum İslâm hukukunun uygulama alanının genişliğini ortaya koyar. Özetleyecek olursak, bir intikal devresindeki dini hükmü açıklayan İslâm bu ayetlerle son sözü söylemiş değildir. Bu konuda son hükmü beyan eden âyetler, dördüncü aşamada serdedilen Bakara suresinde geçen âyetlerdir. Bu âyetler İslâm hukukunun istikametini göstermektedir. Bu istikamet başlangıçtan itibaren riba oranının sıfıra düşürülmesi yönündedir. Borçludan alınan en küçük bir ribayı bile İslâm dini hoş görmemiştir. İslâm dini, eli dar olan borçluya zaman tanımaya, alacağından vazgeçmeye alacaklıyı teşvik etmektedir. Aynı dinin dönüp alacaklının alacağına ilaveten biraz riba almasına müsaade etmesi, sağ eliyle verdiğini sol eliyle geri almak anlamına gelir ki bu da açık bir çelişki olur ve mantıksızdır. D. HADİSLERE GÖRE RİBA Hadis-i şeriflerle ribe'n-nesîe adı ile bilinen cahiliye devri ribası haram kılınmıştır. Bu ribayı Kur ân da yasaklamıştır. Ayrıca hadisler, ribe l-büyu genel adı ile hem "ribe n- nesîe yi hem de ribe'l-fadl ı yasaklamıştır. Böylece iki çeşit riba ortaya çıkmıştır. Gerçek riba, dolaylı riba. Gerçek riba, verilen borçtan alınan riba olup bu riba cahiliye devrinde çok yaygındı. Bu yüzden uzun süren savaşlar yapılıyordu. Bu çeşit ribanın azı, çoğuna sebep olduğu için bu kapının tamamen kapanması lazımdı. Bundan dolayı Kur ân-ı Kerîm bu tip ribanın üzerinde durmuştur. Dolaylı riba ise ribe'l-fadl dır. Bu tip riba sadece hadislerle yasaklanmıştır. Buna önceleri gerçek ribaya benzediği için ve çirkinliğinin ortaya konulması maksadıyla mecazen riba denmiş ise de daha sonra bu tabir yaygınlaştığı için terim olarak gerçek manada kullanılmıştır. 34 Riba ile ilgili hadis-i şerifleri iki başlık altında inceleyeceğim; 1. Konusu riba olan hadisler ve bu hadisler arasındaki çelişki 2. Bu hadisler arasındaki çelişkinin izalesi. 1. Riba İle İlgili Hadîsler ve Bu Hadîsler Arasındaki Çelişki Riba ile ilgili hadisleri iki ana bölümde incelemek mümkündür. Birinci bölümde, belli maddelerin belli şartlar altında alış verişine izin veren, bu şartlara uymaksızın alış veriş yapmayı yasaklayan hadisler yer alacaktır. Bu hadisler Ehâdîs'ü Esnâfi's Sitte (altı sınıfa ait hadisler) olarak bilinir. 33 Muhammed Fethî Osman, El-Fikru l-islâmiyye ve t-tetavvur, s. 368, Kuveyt, Şah Veliyyullah Dehlevî, Huccetullâhi'l-Bâliğa, c. 2, s. 106,

10 İkinci bölümde, ribe n-nesîe adıyla bilinen riba çeşidini yasaklayan hadisler yer alacaktır. Bu hadisler ribanın sadece Ribe n-nesîe den ibaret olduğunu ifade etmektedirler. a. Altı madde ile ilgili hadisler Bu hadisler birçok sahabe tarafından merfû olarak rivayet edilmiştir. İçlerinde, dört halîfe Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Ubâde b es-samit, Ebû Saîd el-hudrî, Ebû Hüreyre, Saîd b. Ebî Vakkas, Abdullah b. Ömer, Fedâle b. Ubeyd, Ebû Bekre, Ebu d Derdâ, Ebû Üseyd es-sâidî, Ruveyfea b. Sabit, Büreyde ve diğer birçok sahabe vardır. 35 Bu hadislerden ikisi çok meşhurdur. Bunları Ubâde b. es-sâmit ve Ebû Saîd el-hudrî rivayet etmişlerdir. Burada işte bu hadislerin metinlerini zikretmekle yetineceğim. Ubâde b. es-samit'in hadisi: Buhârî hariç Kütüb-i Sitte nin ravileri bu hadisi Ubâde b. es-sâmit'ten rivayet etmişlerdir. Bu zat Hz. Peygamber (s.a.v.) in şöyle buyurduğunu rivayet etti: Altını altınla, gümüşü gümüşle, buğdayı buğdayla, arpayı arpayla, hurmayı hurmayla, tuzu tuzla misli misline eşit ve peşin olarak satınız. Bu maddelerin sınıfları değişik olursa peşin olmak kaydıyla serbest olarak satabilirsiniz. Ebû Saîd el-hudrî hadisi: Ebû Sâîd el-hudrî Resûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etti: Altını altınla, gümüşü gümüşle, buğdayı buğdayla, arpayı arpayla, hurmayı hurmayla, tuzu tuzla misli misline ve peşin olarak satınız. Kim fazla verir veya alırsa ribacılık yapmış olur. Ribayı alan da veren de birdir (ikisi de günahkâr olur). Yukarıdaki hadis-i şerifin lâfızları tamdır. Başka bir lâfızla Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur: Altını altınla yalnız misli misline satın, birbirinden daha fazla yapmayın. Gümüşü gümüşle yalnız misli misline satın. Birbirinden daha fazla yapmayın. Bunlardan birini peşin, diğerini veresiye olarak da satmayın. 36 b. Ribe'n-Nesîe ile ilgili hadisler Zahiren ribanın yalnız ribe n-nesîe'den ibaret olduğunu ifade eden bu hadislerin en meşhurları Üsâme ve el-berâ b. Âzib tarafından rivayet edilen iki hadis-i şeriftir. Ben burada bu hadislerin metnini zikretmekle yetineceğim, Ebû Sâlih ez-ziyâd der ki: Ebû Saîd el-hudrî nin, Altın parayı altın parayla, gümüş parayı gümüş parayla dediğini işittim ve ona: İbn-i Abbas böyle demiyor dedim. Ebû Saîd; Ben ona bunu Hz. Peygamberden mi işittin, yoksa Kur ân-ı Kerîm de mi var? diye sordum. O da: Bunun hiç birini söyleyemem, sen Rasulullah ı benden daha iyi tanıyorsun. Yalnız Usâme b. Zeyd bana Hz. Peygamber'in (s.a.v.): Vadeli borçlardan alınan riba dışında riba yoktur. 35 Tâcuddîn es-subkî, Tekmiletü'l-Mecmu, Şerhu l-mühezzeb, c. l, s, 40, Tâcuddîn es-subkî, a.g.e. c. 1, s. 63; San ânî, Sübülü s-selâm, c. 3, s. 49; Şevkânî, Neylü l-evtâr, c. 5, s

11 buyurduğunu söyledi. 37 Diğer iki rivayette: Riba, yalnız vadeli borçlarda söz konusudur. Peşin olarak yapılan alış verişte riba yoktur. 38 şeklindedir. et-taberî ye 39 ait iki rivayet de şöyledir: Riba sadece vade karşılığında alınan fazlalıktır. Borçtan başka yerde riba olmaz. el-berâ b. Âzib ve Zeyd b. Erkâm ın hadisi; Bu hadis üç şekilde rivayet edilmiş olup ikisi Buhârı ve Müslim dedir. Birinci rivayet: el-berâ b. Azib ve Zeyd b, Erkam; Biz Rasulullah zamanında tacir idik. Rasulullah (s.a.v.) e sarfı sorduk. O da: Sarf peşin olursa sakıncası yok, vadeli yapmak doğru olmaz. buyurdu, dediler. 40 İkinci rivayet: Ebû Minhal der ki: Bir ortağım hac mevsimine kadar vadeli gümüş sattı. Bana gelerek bunun doğru olup olmadığını sordu. Bu iş doğru değil dedim. Bu satışı ben pazarda yaptım hiç kimse anormal karşılamadı dedi. Ben de Bera b. Azib e gelerek meseleyi ona sordum. Dedi ki: Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine ye geldiği zaman biz de bu şekilde alış veriş yapıyorduk. Hz. Peygamber (s.a.v.): Peşin olursa sakıncası yok, vadeli olursa riba olur buyurdu. Berâ b. Azib bana, Zeyd b. Erkam benden daha fazla ticaret yapıyor ona git dedi. Gittim ve sordum o da aynısını söyledi. 41 Üçüncü rivayet: Ebû Minhal der ki: Bir ortağım gümüş paraları gümüş paralarla fazla olarak sattı. Bunu doğru bulmuyorum dedim. Bu satışı çarşıda yaptım, hiç kimse beni ayıplamadı dedi. Ben de Berâ b. Azib e giderek konuyu ona sordum. O da: Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine ye geldiğinde beraber bu konuyu konuştuk. Peşin olursa sakıncası yok, vadeli olanda da hayır yok buyurdu. Sen Zeyd b. Erkam a git. O benden daha çok ticaretle meşgul oldu dedi. Ona gittim konuyu anlattım. O da: Bera doğru söylemiş dedi. Ribe n-nesîe ve ribe l-fadl hadislerini mütalaa eden bir kişi zahiren bu hadisler arasında bir çelişkinin olduğunu düşünür. Zira ribe n-nesîe ile ilgili hadislerin zahirine göre riba, ribe'nnesîe den ibarettir. Yani bu hadislerle, Kur ân daki riba arasında bir mutabakat vardır. Bu da insanı ribe l-fadl ın helâl olduğu neticesine götürür. Hâlbuki ribe l-fadl, altı sınıf maddeyi konu eden hadis-i şerîflerle haram kılınmıştır. Bu hadisler arasındaki zahirî çelişkiye bakarak, bazı İslam fakîhleri ribe'l-fadl ı caiz görmüşlerdir. Zira onlara göre ribe n-nesîe den başka riba yoktur. Bilindiği gibi bu fakîhler ribe l-fadl diye bir riba olmadığı görüşünden vazgeçmişler ve böylece tabiîn ve tebeî tabiîn fakîhleri arasında hem ribe l-fadl ın hem de ribe n-nesîe nin haram edildiğine dair icmâ oluşmuştur. Bununla birlikte bu hadisler arasındaki zahirî çelişkiyi kaldırmak için konu üzerinde iyi bir şekilde durmaya ihtiyaç vardır. Şimdi bu hususu inceleyeceğiz. 37 Buharî, Büyu, 39/79 20/ Tâcuddîn es-subkî, a.g.e., c. l, s. 26, 27, Tâcuddîn es-subkî, a.g.e., c. l, s Buharî, Büyu, 39/8. 41 Tâcuddîn es-subkî, a.g.e., c. l, s. 50,

12 2. Hadisler Arasındaki Çelişkinin İzalesi Altı sınıf madde ile ilgili hadislerle ribe n-nesîe ile ilgili hadisler arasındaki çelişkiyi şu yollardan biri ile izale etmek mümkündür. Ya hadislerden biri te vîl edilebilir veya birisi ötekinin hükmünü nesh eder. Ya da iki hadisten biri tercih edilir Te vîl Yolu a. Üsâme hadisi: Bu hadis dört şekilde te vîl edilmiştir: 1. Üsâme hadisinden sadece ribe n-nesîe anlaşılır. Alınan ve satılan bedeller altı maddeden ve iki ayrı cinsten olursa, bu altı madde ile ilgili hadislere göre fazlalık helâl, vade haram olur. 2. Üsâme hadisinden sırf ribe n-nesîe anlaşılması aynı sınıftan olan bedellerin eşit olması durumunda söz konusudur. Bu satış peşin olmasa ribe n-nesîe olacağı için caiz değildir. Ancak bu yorum akla yakın değildir. Zira mutlak olarak ifade edilen hadise iki kayıt yapılmıştır; a. Bir sınıftan olma kaydı. Hâlbuki hadis bütün sınıflara şamildir. b. Bedeller arasında müsavi olma kaydı. Hâlbuki riba deyince vade karşılığında alınan riba akla gelir. Vadenin karşılığında bir şey alınmıyorsa riba olmaz. 3. Üsâme hadisi, riba maddelerinin dışında borcu borç mukabilinde satmak gibi konulara hamledilir. Bu da hadis-i şerifle yasaklanmıştır. Hz. Peygamber borcu borç mukabilinde satmayı yasak etmiştir. Bu yorum, öncekinden daha zayıf bir yorumdur. Çünkü bu yorum, hadisin zahirinde olduğu gibi, riba çeşitlerini sadece borç karşılığında borcun satışı na inhisar ettirmektedir. Kaldı ki bu fakihler satışın haram olduğunda ihtilaf etmişlerdir. 4. Bu hadîsler arasında mutabakat: Allâme İbn-i Rüşd, dördüncü bir yorum yapmış ve: Ribe n-nesîe den başka riba yoktur sözü, insanlar arasında daha çok ribe n-nesîe ribacılığı yapılıyor manasına gelebilir. Bu ihtimali göz önünde bulundurduğumuz takdirde her iki sınıf hadisler arasında mutabakat sağlayacak derecede bir değerlendirme yapmak lâzım demiştir. Takıyyüddîn Subkî, ilk üç yorumu zikrettikten sonra, Ûsâme hadisi ile ribevî maddelerle ilgili hadisler arasındaki çelişkiyi kaldırmak hususunda uygun yorumlar olduğunu söylemiştir. Bununla birlikte, bir engelden dolayı bu hadisler arasında mutabakat sağlanamayacağı kanaatinde olan İbn-ü Sebbak'ın görüşüne de işaret etmiştir. İbn-ü Subkî, İbn-ü Sebbak'ın Uddetü l Âlim fî Usûli'l-Fıkh adlı kitabındaki şu sözlerini nakleder: Eğer hadisler arasını cem etmek mümkünse yapılır, değilse hadisler arasında bir çelişkinin varlığında icmâ edilmiş olur. Tıpkı İbn-i Abbas ile Ebu Saîd el-hudrî hadislerinde olduğu gibi. Zira İbn-i Abbas ın hadisinin muhtelif iki sınıfa hamledilmesi mümkündür. Değilse, bu takdirde âlimler iki hadisin arasında bir çelişkinin varlığında ittifak etmiş olurlar. İbn-i Sebbak bunu hadisler arasında çelişkinin varlığında icma' olduğundan dolayı te vile gerek görmediği için söylemiştir. b. Berâ' ve Zeyd in Rivayet Ettiği Hadîs: Bu hadisin de iki te vîli yapılmıştır. 12

13 1. Hadis-i şerif, gümüş para karşılığında ribevî altı maddenin dışında bir şey satmak manasına hamledilir. Burada satışın fasit olması, fazlalıktan değil hasat veya hac zamanına kadar süre tanındığı içindir. Burada hasat ve hac zamanı belli değildir. Bilhassa Araplar bu şekilde alışveriş yapıyorlardı. Bu yorum da uzak bir yorumdur. Zira hadis-i şerifte sarf anlatılmaktadır. Diğer taraftan bu yorum hadisin siyakına da uymaz. Zira Hz. Peygamber: Eğer peşin olursa sakıncası yok, veresiye olması uygun değil buyurmuştur. Bu hadis, zamanı belli olmadığı halde riba olmayacak şekilde yapılacak bir muameleden söz etmemektedir. 2. Hadis-i şerif, her iki bedelin iki ayrı sınıftan eşit durumda olması manasına gelebilir. Üsâme hadisini Şafii (r.a) böyle yorumlamıştır. Bu iki yorumu Takıyyüddîn es-subkî de yapmıştır. O, Buhârî ve Müslim in sahîhlerinde iki şekilde bulunan hadis-i şeriflerin bu iki manaya gelebileceği görüşündedir. Çünkü her iki hadis-i şerîfte de genel olarak sarf ve altının vadeli satışı sorulmuştur. Buhârî ve Müslim in dışındaki bir hadis-i şerîfte ise, gümüş paralar karşılığında gümüş paranın satışından söz edilmektedir. Dolayısıyla bu hadis-i şerîfi bu iki yorumdan biri ile yorumlamaya imkân yoktur. Bir de İbn-i Subkî, Beyhakî nin üçüncü hadis-i şerîfte geçen gümüş parayı gümüş para mukabilinde satmak sözünün hata olduğu görüşünde olduğuna işaret ediyor. Beyhakî nin delilleri şunlardır: 1. Hadîs-i şerîfi el-humeydî Süfyan b. Uyeyne'den, aşağıda adı geçen üç râvîye muhalif olarak; gümüş paralar karşılığında gümüş paraları... şeklinde bir kayıtla rivayet etmiştir. Aynı hadis-i şerîfi bu üç ravi yine Ebû Süfyan dan kayıtsız olarak rivayet etmiş olduklarından yorumu mümkündür. Bu üç ravi, Buhârî'nin rivayet ettiği Ali b. Medînî; Müslim in rivayet ettiği Muhammed b. Hâtem, Nesâî'nin rivayet ettiği Muhammed b. Mensur dur. 2. el-humeydî ve Ali b. el-medînî son derece sika ravilerdir. Âli b. el-medînî'nin rivayet ettiği bu hadisi öteki iki ravi de rivayet etmiştir. İbn-i Cüreyc in rivayeti de onu desteklemektedir. Bu sebeple Ali b. el-medînî, el-humeydî'ye tercih edilir. Çünkü ibn-î Cüreyc in Buhârî ye benzer şekilde rivayet ettiği hadisde böyle bir kayıt bulunmamakta, genel olarak sarf sorulmaktadır. İbn-i Cüreyc, Ebû Süfyan ın rivayet ettiği Amr b. Dînâr dan da aynı şekilde bir hadis rivayet etmiştir. 3. Öte yandan İbn-i Medînî ve ona uyan diğer iki ravinin rivayetlerinin tercih edilmesini destekleyen başka bir rivayet daha vardır. Hubeyb b. Ebî Sabit'in rivayet ettiği hadis; Bu rivayetin Sahîh-i Buhârî deki metni şöyledir; Hafz b. Amr, sırasıyla Şu'be, Hubeyb b. Ebî Sabit'ten rivayet etti. Hubeyb, Ebu Minhal'in şöyle dediğini işittim, dedi; Berâ' b. Âzib ve Zeyd b. Erkam dan sarfı sordum. Her ikisi de: O, benden daha iyi bilir diyerek, Rasulullah (s.a.v.) in, altını gümüş mukabilinde veresiye satmaktan nehyetti dediler. 42 Bu rivayette sarf sözünden maksadın, gümüş karşılığında altın satmak olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Bu ise, hadis-i şerifin değişik iki sınıftan olan bedellerin mübadelesi şeklinde 42 El-Allâme eş-şeyh Hasan el-advi, kenarında en-nuru's-sârî olan Sahih-i Buharî, c. 3, s

14 yorumlanmasını te yid eder. Görüldüğü gibi bu, Humeydî'nin bu yoruma imkân vermeyecek derecede, gümüş paralar karşılığında gümüş paraları şeklindeki rivayetine muhaliftir. Daha sonra Takıyyüddin-i Subkî, el-beyhaki nin şu görüşünü naklediyor; el-humeydî'nin gümüş paralar karşılığında gümüş paralar şeklindeki rivayeti karşısında hiçbir fakîh hadisler arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla el-humeydî'nin bu rivayetinin hatalı olduğunu söylemeye cesaret edememiştir. Biz Amr b. Dinar dan yapılan rivayetler arasında bir çelişkinin olmadığını söylüyoruz. Zira bu rivayetlerin bir kısmında sarf genel manada kullanılmış, bir kısmında da gümüş paralar karşılığında gümüş paraların satışı şeklinde izah edilmiştir. Bu durumda bu iki rivayet mutlakı mukayyede hamletmek suretiyle birleştirilir. Mukayyet, müphem olan mutlakı açıklamış olur. Yani diğer rivayetleri... Kümeydi nin rivayeti gibi anlamak lazımdır. Bu takdirde gerekirse nesh veya tercih yapmak zorunda kalınır. Bu açıklama ile İbnü's-Subkî, el-beyhaki nin, el-berâ ve Zeyd in hadisine dayanarak, el- Humeydî nin te vile imkan vermeyen rivayetinin hatalı olduğuna dair serdetmiş olduğu delilleri hükümsüz kılmıştır. Bu durumda, mademki yoruma imkân vermeyen bir hadis-i şerif mevcuttur, öyleyse ya nesih yapılmalı ya da bu hadisle altı sınıf madde ile ilgili hadisler arasında bir tercih yapılmalıdır Nesh Yolu Bazı İslam hukukçuları, ribanın sırf ribe n-nesîe'den ibaret olduğu hükmünün nesh edildiği (kaldırıldığı) görüşündedirler. Bunlar içerisinde el-berâ b. Âzib ve Zeyd b. Erkam ın hadisini, yoruma meydan vermeyecek derecede Gümüş paralar mukabilinde gümüş paraları ifadesiyle rivayet eden, Abdullah ez-zübeyr el-humeydî vardır. Bu zat hadisi rivayet ettikten sonra: Bu hadis hükümsüzdür, hükmü kaldırılmıştır. Delil olarak kullanılmaz. demiştir. Takıyyüddîn es-subkî, Şafiî âlimlerinden Hâvî nin daha sonra nesh iddiasını şu şekilde izah ettiğini söylemiştir: 1. Nesh iddiasında bulunanlar, Bahru'ş-Şifâ kitabının Abdu l-azîz, O da Ebu Bekr den rivayet ettiği: Hz. Peygamber (s.a.v.) ölümünden bir ay önce fazla olarak yapılan para satışını (sarfı) yasakladı. hadis-i şerifine dayanmışlardır. Hâlbuki bu hadis-i şerifin isnadı zayıftır. Bahru'ş-Şifâ kitabı da delil olmaz. 2. Burada yasağın Hayber Gazvesi günü olduğuna dair bir hadis-i şerif daha var. Hadis, Fedâle b. Ubâd'e aittir. Fedâle der ki; Hayber günü Rasulullah ile beraberdik. Yahudilere bir gerdanlığı, iki veya üç dinara sattık. Bunun üzerine Rasulullah: Altını tartı ile müsavi olarak satınız. 43 buyurdu. Buna göre yasak Rasulullah (s.a.v) in ölümünden bir ay değil, birkaç sene öncedir. 3. Şayet yasak Hayber günü olmuş ise Üsâme Hayber gününden önce rivayet ettiği hadisi işitmiş midir, işitmemiş midir? Bunu araştırmak gerekir. İşitmişse nesh sabit olur. İşitmemişse sabit olmaz. Hadisin, diğer altı sınıf maddelerle ilgili hadislerle arasındaki çelişkiyi kaldırmak için, Şafiî mezhebinde olduğu gibi te vile gitmeye mahal yoktur. el-hâvî, Ebu Bekre nin 43 Müslim, Musâkât, 23/17 (41/60). 14

15 rivayetini destekleyecek ve Usame nin hadisinin daha önce olduğunu açıklayacak, böylece nesh iddiasını kabule imkan verecek ciddi bir araştırma yaptığını ama nesh iddiasında bulunan kişinin lehine Humeydî nin rivayet ettiği hadisin sonunda: Bu hadis mensuhtur sözü dışında bu kabil bir senet bulamadığını kaydetmiştir. Bütün bu açıklamalardan el-humeydî nin sözünün el-hâvî nazarında nesh görüşünü ispat edecek bir delil olmadığı anlaşılır. İbnü s-subkî, el-bera' ve Zeyd in hadisinde el-mâverdî nin neshin kesin olduğunu söylediğini zikretmişti. Çünkü Mâverdî nin görüşüne göre bu hadis, riba haram kılınmadan önce İslam ın ilk yıllarında rivayet edilmiştir. 44 Yukarıdaki tüm ilmî tartışmaları şöyle özetlemek mümkündür: Nesh iddiasını destekleyen isnatlar bulunmamaktadır. Nesh, zan ile sabit olmaz. Zira sadece nesh ihtimali, fiilen neshin varlığını ispata kâfi gelmez. Bundan dolayı tercihe başvurmaya da mahal yoktur Tercih Durumu Ribe l-fadl yani altı sınıf madde ile ilgili hadisler, Usâme hadisine iki şekilde tercih edilmiştir. Birinci tercih: Birinci tercihi Şafiî, İhtilâfü l-hadîs adlı kitabında yapmıştır. Orada Şafiî şöyle demektedir: Biz bu hadisleri yani ribe'l-fadl hadislerini -ki bunlar ubâde'nin hadislerine uygun hadislerdir- delil olarak aldık. Usâme b. Zeyd in hadisini ise almadık. Çünkü bu hadis zahiri itibariyle öteki hadislere muhaliftir. En güzeli çoğunluğun hadisine göre hüküm vermektir. Zira çoğunluk azınlığa nispetle hadisi daha iyi hıfz ederler. Osman b. Afvan ve Ubâde b. Amr, Üsâme den daha yaşlıdırlar ve Rasulullah (s.a.v) ile daha önce tanışmışlardır. Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd el-hudrî de bizim bildiğimize göre Usâme den daha fazla hadis rivayet etmişlerdir. 45 Şafiî ribe l-fadl hadislerini, ribe n-nesîe ye ait olan Usâme hadisine tercih ediyor. Bu tercihin sebebini ribe'l-fadl hadisleri ravilerinin Usâme b. Zeyd den daha çok olması ve daha yaşlı olmaları ve Hz. Peygamberle daha uzun sohbet etmiş olmalarına bağlıyor. İkinci Tercih: el-hâfız İbn-i Hacer, Sahîh-i Buharî şerhi Fethu l-bârî de, İbnü r-rüşd, Bidayetü l Müctehid kitabında tercihten söz etmişlerdir. Ben burada her iki zatın sözlerini nakledeceğim: a. İbn-i Hacer şöyle demiştir: Usâme hadisinin genel değerlendirilmesinden ribe l-fadl ın haram edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Ebu Saîd in hadisi, Usâme hadisine tercih edilir. Zira bu hadis doğrudan sözlü olarak ribel-fadl ın yasak olduğunu ifade etmektedir. b. İbnü'r-Rüşd şöyle demiştir: Âlimlerin çoğunluğu ribe'l-fadl hadislerine ağırlık vermişlerdir. Çünkü bu hadislerin manası yoruma yer vermeyecek derecede açıktır. İbn-i Abbas ın hadisi ise bu konuda yoruma müsaittir. Çünkü bu hadis iki şekilde rivayet edilmiştir. 44 Tâcuddîn es-subkî, a.g.e., c. l, s Tâcuddîn es-subkî, a.g.e., c. l, s

16 inneme'r-ribâ fi n-nesîe: Ancak riba nesîe'dedir. şeklinde. Bu hadisten normalde ribe lfadl ın mübah olduğu anlaşılmaz. Ancak hitap şekline göre anlaşılabilir. Bu da zayıftır. Özellikle manası açık olan bir hadisle çelişirse... Diğer şekli: Lâ ribâ illâ fi n-nesîe; Riba yoktur ancak nesîe de vardır. Bu ifade bir önceki ifadeden daha kuvvetlidir. Zira bu ifade, zahiri itibariyle ribe'n-nesîe dışında bir ribanın olmadığını ortaya koyar. YORUM Bu değerlendirmelerden şu üç netice elde edilir; 1. Ribe'l-fadl ile ribe n-nesîe hadisleri arasındaki çelişkiyi kaldırmak için Şah Veliyullah Dehlevî, İbn i Kayyim, el-hâfız İbn i Hacer gibi âlimlerin yorumlarını (te vîl) akla daha yakın görüyorum. Buradan ribanın iki kısım olduğu neticesine gidiyorum; 1.1. Celî (açık) veya muğallaz (çirkin) veya hakîki (gerçek) riba. Bu kısma giren ribaya ribe'n-nesîe veya cahiliye çağında bilinen ismiyle ribe'd-düyûn yani borçlardan alınan riba denilir. Bu anlamda olan ribanın sözlük anlamıyla da ilgisi vardır. Kur ân-ı Kerîm işte bu çeşit ribayı haram kılmıştır Gizli riba. Bu ribaya da ribe l-fadl denilmiştir. Bu tabir, bu çeşit ribanın zararlarını ortaya koymak amacıyla kullanılmıştır. Zira bu çeşit riba gerçek ribaya imkân hazırlamaktadır. Bunun haram edilmiş olması seddü'z-zerâî (yani kötülüğe götüren şeylerin engellenmesi) kabilindendir. Böylece ribe'n-nesîe; lizatihi haram, ribe'l-fadl ise ligayrihî haram olmaktadır. Hadisler arasında bir çelişki olur ve bu çelişki te vil yoluyla giderilebilir ise artık nesh veya tercihe başvurulmaz kaidesine dayanarak bu te vilin kabul edilmesi gerektiği sonucuna vardım. Daha önce nesh görüşünde olanların ikna edici delilleri olmadığı için bu iddianın zayıf olduğunu söylemiştim. Tercih ise bütün yollar kapalı olduğu zaman başvurulması lazım gelen son çıkış noktasıdır. 2. İslam hukukçuları ribe l-fadl ın haram olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Bu ittifaktan sonra ribe l-fadl ile ribe n-nesîe hadisleri arasındaki zahiri çelişki üzerinde durmaya gerek yoktur. İbn-i Subkî Tekmiletü'l-Mecmu'da; en-nevevî ve İbn-i Abdi'l-Berr' den böyle bir nakil yapmış ve bunu üç madde halinde izah etmiştir: 2.1. İlk asırda âlimler arasında ihtilafsız icmâ vaki olduğu iddia edilmiştir. Buradaki icmâ iddiası muhaliflerin adedinin nazarı dikkate alınmayacak kadar son derece az olmalarından ileri gelmektedir Birinci asrın sonuna doğru muhalifler görüşlerinden dönmüşler ve ribe l-fadl ın haram olduğunda icmâ' vaki olmuştur Birinci asırdan sonra bir takım ihtilaflar ortaya çıkmıştır. İcmâ bundan sonra vaki olmuştur. Bu üç ihtimalden herhangi biriyle ribe'l-fadl ın haram olduğuna dair İslam hukukçularının bu icmâ'ına göre, hem ribe'n-nesîe hem de ribe'l-fadl birlikte haram kılınmış olmaktadır. Her iki 16

17 çeşit riba hakkında varit olan hadislerin manalarının çeliştiğine dair getirilen deliller zayıftır. Çünkü din her iki ribayı da haram kılmıştır. 3. Ben riba konusundaki hadislerin daha iyi anlaşılabilmesi için ribevi maddelerle yapılan alış veriş çeşitlerini göz önünde bulundurmak gerektiği kanaatindeyim. Konu ile ilgili olarak şu üç çeşit alışverişi nazarı dikkate alabiliriz; 3.1. Bedellerin aynı cinsten olması: Altını altınla, buğdayı buğdayla satmak gibi. Satışta, eşit ve peşin olmak şartları (iki şart) vardır. Alış verişin sıhhatli olabilmesi için bedellerden birinin vadeli olmaması gerekir. Eşitlik şartı bulunmadığı zaman ribe l-fadl olur. Bedellerden biri vadeli olur ise ribe n-nesîe olur Bedellerin bir cinsten iki muhtelif sınıftan olması: Altını gümüş, buğdayı arpa karşılığında satmak gibi. Böyle bir alış verişin yapılabilmesi için bir şart aranır; O da peşin olma şartıdır. Burada bedellerden birinin fazla olması caizdir. Diğer bedellerden birisi vadeli olursa ribe'n-nesîe olur ve haramdır Bedellerin değişik cinsten olması: Gümüşün yiyecek bir şey mukabilinde satışı gibi. Böyle bir alış veriş yapmak için herhangi bir kayıt veya şart mevcut değildir. Bu alış veriş tamamen serbesttir. Böylece sünnet bir kısım alış verişleri tamamen yasaklamış, bir kısmını belirli şartlara bağlamış, bir kısmını da şartsız serbest bırakmıştır. Burada haramdan helale doğru tedrici bir gidiş vardır. Alış verişi yapılan maddeler, tabiatları itibariyle tamamen ayrı cinsten olup, yapılan alış veriş, borç verme şüphesi taşımıyor ise İslâm dini böyle bir alış verişi serbest bırakmış, hiç bir sınır koymamıştır. Şayet alış verişi yapılan bedeller aynı cinsten olmayıp, aralarında tabii bir yakınlık varsa, bu alış verişi yapanların ribacılık yapabileceği ihtimaline dayanarak dinin bunu da akla uygun bir şekilde yasakladığını görüyoruz. Alış verişi yapılan bedellerin ziyade veya noksan olmasına müsaade ediyor fakat herhangi birinin vadeli olmasını yasaklıyor. Bu, alış veriş perdesi altında ribayla borç vermenin önüne geçmek için yapılıyor. Şayet alış verişi yapılan maddeler, evsaf ve kıymetleri değişik olmakla birlikte aynı cinsten olurlarsa din, bedellerden birinin vadeli olmasına veya birinden diğerinin daha fazla olmasına müsaade etmiyor. Vade ve ziyadelik olan yerde alış veriş perdesi altında ribaya borç para vermek ihtimali yüksektir. Esasen yasak edilmesinin hikmeti budur. Biz burada şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz. Aynı cinsten olan bedellerin satışının yapılması için şartlardan birisi, bu bedellerin eşit olması idi. Burada söz konusu edilen eşitlik, ölçü ve tartı ile olan kemmiyetteki eşitliktir. Yoksa bedellerin kalitesi ile ilgili olan keyfiyetteki eşitlik değildir. İslam hukukundaki bu hükme bakarak İslam Dini, kaliteyi göz önünde bulundurmadan hüküm vermiş denilebilir. Haddizatında kemmiyetteki eşitlik şartını korken kaliteyi dikkate almış ve kalitede eşitliği şart koşmamıştır. Müslim'in sahihinde rivayet etmiş olduğu şu hadis konuya ışık tutmaktadır: Bir sahâbi Hz. Peygamber'e (s.a.v.) biraz hurma getirdi. Hz. Peygamber de: Bu bizim hurmamız değil, daha kaliteli buyurunca, sahâbi: Kendi düşük kaliteli hurmamızın iki ölçeğini, yüksek kaliteli bir ölçek karşılığında sattık dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.) Bu ribadır, bunu geri verin, sonra hurmanızı satın, parasıyla bu hurmadan alın. buyurdu. Bu hadisten bedellerde şart koşulan eşitliğin nasıl bir eşitlik olduğu ve hedefi 17

18 anlaşılmış olmaktadır. Bu şart, aynı cinsten olan ve kalitesi değişik bedeller arasında kalitede de eşitlik yapmaları için alan ve satanı zorlamamaktadır. Aksine taraflara iki seçenek tanımaktadır. Böylece zorlama ortadan kalkmaktadır. Ya taraflar aynı cinsten olan kaliteyi değişik iki bedelin arasındaki kalite farkına razı olacaklar ya da bu farklılığı para ile değerlendireceklerdir. Yani mallarını para ile satacaklar, o para ile aynı cinsten kalitesi farklı bir mal daha alacaklardır. İslam ın bu hükmünde pratik, derin hikmetler, ahlâkî büyük gayeler mevcuttur. Burada aynı cinsten eşit miktarda iki şeyin alışverişi yapılmış, birisi yüksek kaliteli, öteki de düşük kalitelidir. Düşük kaliteliyi alan kişi bunu tamamen serbest iradesiyle içinden gelerek ve bunun düşük kaliteli olduğunu bilerek almıştır. Kaldı ki, bu alışverişi yapmama hakkı da mevcuttur. Üstün kaliteliyi alan tarafın durumu biraz daha değişiktir. Bu kişi hem üstün kaliteli bir malı almış, hem de eşit miktarda almıştır. Ama bu kalite farkına rağmen her iki bedel, birbirinin karşılığı kabul edilmiştir. Çünkü birbirine nisbetle bedellerin arasındaki kaliteyi tespit edecek bir ölçü yoktur. Vakıa, bu tip alışverişlerde, alışverişi yapan tarafların içlerinde en iyisini, en pahalısını alma fikri vardır. Zahiren böyle bir alışverişi yapmış olmaları tarafların bunu tam anlamıyla kabul ettiklerini göstermez. Bundan daha iyi bir yol daha vardır. Taraflar aynı cinsten olan kendi mallarını para karşılığında satarlar, aldıkları para ile de mal satın alırlar. Böylece para, malların kalitesini değerlendiren bir ölçü olmaktadır. Hz. Peygamber in bu yolu tavsiye etmesinin gayesi, bu gerçeği ortaya koymaktır. Bu şekilde her iki taraf, yapmış olduğu muamelenin bilincinde olur ve hile de yapılamaz. Buradan da anlaşıldığı gibi Hz. Peygamber in (s.a.v.) alışveriş muameleleri konusundaki hadis-i şerifleri birçok gayeyi bir arada hedef almıştır. Diğer taraftan para ve yiyeceklerin tedavülü de sağlanmış olur. Para ve yiyecekler insanların en önemli ihtiyacı ve en büyük yaşam kaynağıdır. Böyle bir düzenleme ile İslam, para ve yiyeceklerin tek elde toplanmasına veya fiyatların aşırı derecede artmasına mani olur. Öte yandan bu sayede fakirler himaye edilmiş ve tamahkâr tacirlerin şerrinden kurtarılmış olmaktadır. E. İSLAM HUKUKUNDA RİBA İslâm hukukunda riba hakkında en önemli konuları üç maddede ele almak mümkündür. 1. Bu maddede ribanın illeti üzerinde durulacaktır. İllet, altı riba maddesi ile yapılan bir kısım satışların haram olmasına etki eden bir vasıftır. Bu vasıf söz konusu altı madde dışındaki öteki maddelerde de bulunursa kıyas yoluyla bu maddelerle yapılan bir kısım satışlar da riba olur ve haramdır. 2. Bu maddede her mezhebin, hadisi şerifleri anlayış tarzlarıyla birinci maddede incelenecek olan illet konusuna ilâveten, bunu tamamlayan diğer hususlar incelenecektir. Meselâ, peşin olma şartına ek olarak tarafların kabzının veya bedeller arasındaki eşitliğin bilinmesinin şart olup olmadığı gibi Bu maddede bir kısım hukukçuların riba kabul ettiği, zahiren normal alışveriş veya normal takaslar olarak görünen bir takım akitler incelenecektir. Meselâ, bey'ü'l-îyne (satış ve 18

19 borç vermenin birlikte olması hali), iki pazarlıklı bir satış, bey'u bi'l-vefa, daha sonra da menfaat sağlayan borç akitleri gibi. Şimdi bu üç maddeyi teker teker ele alalım. 1. Fıkhî Mezheplere Göre Ribanın İlleti Fıkhı mezhepler ribanın illeti konusunda iki gruba ayrılmışlardır Riba yalnız hadislerde belirtilen altı maddede söz konusudur. Buradaki haramlık, bunların dışındaki maddelere geçmez görüşünde olanlar. Bunlar Katâde gibi İslam hukukunda kıyası delil olarak kabul etmeyenler veya bizzat riba konusunda kıyas ile amel edilemeyeceği görüşünde olan kişilerdir. Çünkü bu kişiler bir takım sebeplere dayanarak, kıyas yapılmasının doğru olmadığı kanaatindedirler. Bu zatlardan biri Osman el- Bettî dir. Bu zat, bir asılda (asıl hükümde) kıyas edilebileceğine dair bir delil bulunmaz ise buna kıyas caiz olmaz görüşündedir. Ona göre riba konusunda da böyle bir delil yoktur. 46 İbn-i Akîl de aynı şekilde düşünmektedir. Çünkü Ona göre riba konusundaki kıyasların illetleri zayıf illetlerdir. 47 Zahirîler de bu grubun içinde yer alırlar. Zahirîler genel olarak kıyası kabul etmezler. Riba konusunda kıyasa karşı çıkmaları ise daha da özel bir nedene bağlıdır. Bunlara göre riba yalnız alışverişte ve selem de veya karz da söz konusudur. Hadislerde geçen altı sınıf madde haricindeki maddelerle yapılan alışveriş veya selem de riba yoktur. Karz da ise altı maddenin dışındaki maddelerde riba olabilir. Borç verenin hiçbir şekilde verdiği borçtan daha fazlasını geri alması veya verdiği şeyin yerine değişik sınıftan başka bir şey alması helâl olmaz. Alış veriş ve selem ile karz arasındaki fark şudur: Alışveriş ve selem, bir sınıfın diğer bir sınıfla veya bir sınıfın kendi sınıfı ile mübadelesi şeklinde olur. Karz ise yalnız bir sınıfın aynı sınıfla mübadelesidir Ribayı bu altı madde ile sınırlandırmamak gerekir. İkinci grubun görüşü de şöyledir: Hadislerde geçen altı maddenin sadece kendileri kastedilmemiştir. Bu altı madde ile yapılan riba muamelesinin haram oluşunun illeti öteki maddelerde de varsa haramlık hükmü onlara da geçer. Çünkü bu altı madde ile ilgili hadisler ribanın yalnız bu maddelerde gerçekleşeceğini açıkça belirtmemektedir. Hadis-i şeriflerde bu maddelerin zikredilmiş olması çoğunlukla alışverişlerin bu maddelerle yapılıyor olmasından ileri gelmektedir. Bu görüşte olanlar, fıkhî konularda kıyasın delil olduğunu kabul eden kişiler olup riba konusunda da kıyas yapmaya bir engel görmemektedirler. Bu gruba dâhil olan mezhepler ribanın haram oluşunun illetinde ihtilâf etmişlerdir. Yani altı maddenin dışında gerçekleşen ve kıyas yoluyla bu maddelerle yapılan alışverişlerin haram olmasına etki eden vasfı açıklarken değişik görüşlere sahip olmuşlardır. Bu sebeple bu grubun, illet konusunda dokuz ayrı görüşe mensup kişilerden meydana geldiğini söylemek mümkündür. Bu görüşler şunlardır: Ebu Bekir Abdurrahman b. Keysan el-esam ın görüşü. Bu görüşe göre ribayı haram kılan illet, riba maddelerinin faydalı olmasıdır. 46 Serahsî, Mebsût, c. 12, s İbn-i Kayyım, Îlâmü l-muvakkı în, s

20 İbn-i Sirîn ve Şafiî mezhebinden Ebû Bekir Evdenî nin görüşü. Bu görüşe göre illet, alışverişi yapılan maddelerin aynı cinsten olmasıdır. Toprağı toprakla fazla olarak, bir elbiseyi iki elbise karşılığında, bir koyunu iki koyun karşılığında satmak gibi. İllet, bir cinsin yine aynı cinsle satışı olur. Bu hüküm istisnasız bütün maddeler için geçerlidir Hasan Basrî nin görüşü. Buna göre illet, bir maddenin para olarak değeridir. Değeri bir dinar olan bir elbiseyi, değerleri bir dinar olan iki elbise karşılığında satmak caizdir. Değeri bir dinar olan bir elbiseyi, değeri iki dinar olan iki elbise karşılığında satmak ise haramdır Said b. Cübeyr in görüşü. Buna göre ribanın illeti, maddeler arasında menfaat yakınlığı olmasıdır. Bundan dolayı, arpa karşılığında buğdayın fazla olarak satışı haram olur. Baklayı, nohut karşılığında, akdarıyı mısır karşılığında fazla olarak satmak da böyledir Rabia b. Ebu Abdurrahman ın görüşü. Bu görüşe göre illet, bir maddenin zekât verilmesi farz olan sınıftan olmasıdır. Hayvanlar, zirai mahsuller vs. gibi zekât verilmesi farz olan maddelerde riba cereyan eder. Zekâtı olmayan maddelerde riba yoktur. Geriye dört büyük mezhebin imamları Ebu Hanîfe, İbn-i Hanbel, Şâfi î ve Mâlik in görüşleri kalmıştır. Bunların görüşünü daha geniş bir şekilde arz etmek istiyorum. Hanefîlerle Hanbelîlerin illetleri bir yönden birbirine benzemektedir. Şafiî mezhebiyle Mâlikî mezhebinin illetleri de birbirine benzemektedir. Aynı mezhep içerisinde illetleri birbirine yakın olan kişiler de vardır. Bundan dolayı illetleri birbirine benzeyen mezheplerin görüşünden başlayarak sırasıyla konuyu açıklamaya çalışacağım Hanefî ve Hanbelî mezheplerinde illet a. Ribe l-fadl ın illeti Hanefîlere göre illet, Kadr yani aynı cinsten olan bedellerin ölçekle ölçülür veya tartılır şeyler olmasıdır. Bu itibarla iki bedelden birisi diğerinden fazlaysa bu fazlalık haram olur. Yiyecek maddelerinden olan buğdayı buğday karşılığında, kireci kireç karşılığında satmak gibi. Zira buğday ve kireç ölçek ile ölçülen şeylerdir. Aynı şekilde altını altın karşılığında, demiri demir karşılığında fazla olarak satmak da haramdır. Çünkü altın ve demir tartılan maddelerdir. Ahmed b. Hanbel in zahirî mezhebine göre, Hanbelilerin illeti ile Hanefilerin illeti arasında pek değişiklik yoktur. Şu kadar var ki Hanbeliler, ribe l-fadl da bedellerin aynı cinsten olmasını müstakil bir şart olarak kabul ederler. Hanefiler gibi illetin bir parçası saymazlar. b. Ribe'n-Nesîe nin illeti Hanefîlere göre ribe'n-nesîe de illet, ribe l-fadl da belirtilen iki illetin birisidir. Yani bedellerin ölçekle ölçülür ve tartılır bir madde olması veya aynı cinsten olmasıdır. 48 Bu iki illetten birisinin bulunması halinde vadeli satış caiz olmaz. Ölçülür maddelerden olan buğdayın 48 Serahsî, a.g.e., c. 12, s ; Kemal İbn-ü Hümam, Fethu l-kadir, c. 5, s

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ 76 KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ Kadına dübüründen yanaşmak haramdır. Dolayısıyla erkeğin kadına dübüründen yanaşması haram olup bazı imamlar bunu zina olarak değerlendirmişlerdir. Her ne kadar livata

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 ÖZET: Maliye; vadeli çeklerde reeskontu kabul etmiyor. MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR Vergi Usul Kanunu na göre yapılacak dönem sonu değerlemelerinde;

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com.

Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com. Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com.tr GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE TAHAKKUK VE TAHSİLAT ESASININ GEÇERLİ OLDUĞU

Detaylı

International Journal of Science Culture and Sport (IntJSCS) September 2013; 1(3) ISSN : 2148-1148 Received : 03.08.2013 Published : 01.09.

International Journal of Science Culture and Sport (IntJSCS) September 2013; 1(3) ISSN : 2148-1148 Received : 03.08.2013 Published : 01.09. International Journal of Science Culture and Sport (IntJSCS) September 2013; 1(3) ISSN : 2148-1148 Received : 03.08.2013 Published : 01.09.2013 Muhammed İbn Cerir et-taberi de Nesh Konusu1 Dr. Yunus ABDURAHİMOĞLU

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü. Muhammed Salih el-muneccid

Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü. Muhammed Salih el-muneccid Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü ] ريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme: Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 202-433 ح م ملسح القبعة والكوفية

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? حكم تكر لعمر م يكو بينهما ] تريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

03.05.2013 Sirküler, 2013/15. Sayın MeslektaĢımız; KONU: Vadeli Çekler de reeskonta tabi tutulabilir.

03.05.2013 Sirküler, 2013/15. Sayın MeslektaĢımız; KONU: Vadeli Çekler de reeskonta tabi tutulabilir. Sayın MeslektaĢımız; 03.05.2013 Sirküler, 2013/15 KONU: Vadeli Çekler de reeskonta tabi tutulabilir. Gelir İdaresi Başkanlığı nın 30 Nisan 2013 tarih ve 64 numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri nde, ileri

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

BESMELE VE ALLAH LAFZ-I CELÂLİ'NİN SAYIMLARI

BESMELE VE ALLAH LAFZ-I CELÂLİ'NİN SAYIMLARI Bu yazı www.multimediaquran.com sitesinin sahibi hacı Mehmet Bahattin Geçkil tarafından hazırlanmıstır. 11-15-2015. Herhangi bir medyada yayınlanması halinde yukarıdaki bilginin referans olarak verilmesi

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır.

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Bilindiği gibi bugün Müslümanların çoğu Hazret-i İsa nın (A.S.) hâla yaşamakta olduğuna ve gökte bulunduğuna

Detaylı

el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ

el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ Muhammed Hüseyin ez-zehebî, Mektebetü Vehbe, 3. Basım, 1406/1986, 112 s. Harun ABACI* Bu kitapta yazar, eski ve yeni yazılmış

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME 190 HATA İLE ÖLDÜRME Hata ile öldürme iki kısma ayrılır: 1- Öldürülen kimsenin isabet alması istenmemesine rağmen ona isabet etmesi ve onu öldürmesidir. Bir ava atış yapılırken bir insana isabet etmesi

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

لا حرج من قضاء رمضان ا صف ا اk من شعبان

لا حرج من قضاء رمضان ا صف ا اk من شعبان Ramazan ayından kalan kaza orucunu, Şaban ayının ikinci yarısında tutmakta bir sakınca yoktur لا حرج من قضاء رمضان ا صف ا اk من شعبان ] تر [ Türkçe Turkish Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31 Tarih boyunca hayatın her alanında özellikle de evlilik-aile hayatı ve yönetim-iktidar alanında seçim ve geçim çok önemli unsurlardır. Seçim ile geçim iç içedir, geçim seçime bağlıdır. Geçim yani nasıl

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

KUR AN NEDİR? Kur an Furkan dır. (Hakkı Batıldan Ayırandır.)

KUR AN NEDİR? Kur an Furkan dır. (Hakkı Batıldan Ayırandır.) KUR AN NEDİR? Kur an Furkan dır. (Hakkı Batıldan Ayırandır.) Âlemleri (insanlar ve cinleri) uyarsın diye kulu (Muhammed )e Furkân ı (hakkı batıldan ayıran Kur an ı) indiren (Allah )ın şânı yücedir (hayır

Detaylı

Soru 1719: Borcu ödemek için haram mal vermenin hükmü nedir? Cevap: Başkasının malını vermekle borç ödenmez ve bununla borçlunun sorumluluğu kalkmaz.

Soru 1719: Borcu ödemek için haram mal vermenin hükmü nedir? Cevap: Başkasının malını vermekle borç ödenmez ve bununla borçlunun sorumluluğu kalkmaz. Sorular ve Fetvalar / BORÇ BORÇ Soru 1716: Bir fabrika sahibi ham madde satın almak için benden borç olarak bir miktar para aldı. Bir süre sonra bu parayı bir miktar fazlasıyla bana geri ödedi. O bu fazlalığı

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

VERGİ SİRKÜLERİ NO : 2008/29 TARİH : 30/10/2008

VERGİ SİRKÜLERİ NO : 2008/29 TARİH : 30/10/2008 Abide-i Hürriyet Cad Bolkan Center No 285 C Blok, Kat 2 34381 Şişli İstanbul T +90 (0) 212 373 00 00 F +90 (0) 212 291 77 97 E infoist@gtturkey.com VERGİ SİRKÜLERİ NO : 2008/29 TARİH : 30/10/2008 KONU

Detaylı

KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI ÖĞRETMENLİK ALAN BİLGİSİ TESTİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ TG 6 ÖABT DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ

KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI ÖĞRETMENLİK ALAN BİLGİSİ TESTİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ TG 6 ÖABT DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ KAMU PERSONEL SEÇME SINAVI ÖĞRETMENLİK ALAN BİLGİSİ TESTİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ TG 6 ÖABT DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ Bu testlerin her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, testlerin

Detaylı

KUR AN TİLÂVETİNDE MÜKEMMELLİK/ HİLYETÜ T-TİLÂVE Fİ TECVÎDİ L-KUR ANİ L-KERÎM

KUR AN TİLÂVETİNDE MÜKEMMELLİK/ HİLYETÜ T-TİLÂVE Fİ TECVÎDİ L-KUR ANİ L-KERÎM KUR AN TİLÂVETİNDE MÜKEMMELLİK/ HİLYETÜ T-TİLÂVE Fİ TECVÎDİ L-KUR ANİ L-KERÎM (Rihâb Muhammed Müfid Şakakî, çev. F. Yasemin Mısırlı, Guraba Yayıncılık, 2012, 326 s.) Yaşar AKASLAN * Günümüz kırâat otoriteleri

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir.

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir. KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER Soru 1 : Kur an ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Cevap : Kur an ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine

Detaylı

S İ R K Ü L E R : 2 0 1 3 / 2 8

S İ R K Ü L E R : 2 0 1 3 / 2 8 24.06.2013 S İ R K Ü L E R : 2 0 1 3 / 2 8 Yeni Reeskont Oranları ve Vadeli Çeklere Reeskont Uygulanması 1. 21.06.2013 tarihinden İtibaren Vergisel İşlemlere İlişkin Reeskont Oranları %13,75 ten %11 e

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ [ Türkçe ] الحكمة من تشريع الزكاة [باللغة التركية [ Muhammed b.salih el-useymin محمد بن صالح العثيمين Terceme eden : Muhammed Şahin ترجمة: محمد بن مسلم شاهين Tetkik eden:

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÖZGEÇMİŞ ADI SOYADI: ÖMER FARUK HABERGETİREN DOĞUM YERİ VE TARİHİ: ŞANLIURFA/03.04.1968 ÖĞRENİM DURUMU: DOKTORA DERECE ANABİLİM DALI/BİLİM DALI 1 LİSANS SELÇUK İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2 YÜKSEK LİSANS 3 DOKTORA

Detaylı

Hadisleri Anlama Yöntemi The Method Of Understanding Of Hadith

Hadisleri Anlama Yöntemi The Method Of Understanding Of Hadith Hadisleri Anlama Yöntemi The Method Of Understanding Of Hadith Mustafa IŞIK Laçin Yayınları, Kayseri, 2014, 346 sayfa. Tanıtan: Nurullah AGİTOĞLU* İslâm ın temel kaynaklarından olan hadislerin rivayeti

Detaylı

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34)

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34) Nisa [4] 34 Nuşûz Darabe Boşanmadan Önceki İşler Hz. Muhammed Hiç Kimseyi Dövmemiştir Dövmek Yasaklanmış Eşini Döven Hayırsızdır Ayetin Mantığı Kaynakça Kadınların Dövülmesi (Nisa [4] 34) Konusuna Farklı

Detaylı

"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır.

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. Bazı insanlar vardır ki, yapmadıkları halde yapmış gibi övünürler İmkânlar

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI Müslümanlarla yaptıkları antlaşmaya ilk ihanet eden Yahudi kabilesi Kaynukâ'oğullarıdır.

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TEFSİR DKB202 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TEFSİR DKB202 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TEFSİR DKB202 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki Bildiğiniz üzere Deutsche bank'ın arzı ile varantlar İMKB'de işlem görmeye başladı. Bu konuda çok soru gelmiş. Basit bir şekilde ne olduğunu açıklamak da bize farz oldu. Fakat hemen şunu belirteyim ki;

Detaylı

Konuyla İlgili Maliye Bakanlığı Sirküleri Ekte Tarafınıza Sunulmuştur.

Konuyla İlgili Maliye Bakanlığı Sirküleri Ekte Tarafınıza Sunulmuştur. ANKARAS-Sirküler/2013-07 06.05.2013, ANKARA KONU: VADELİ ÇEKLERDE RESSKONT UYGULAMASI HK. Bilindiği üzere 5941 sayılı Kanunun geçici hükümlerine göre; çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihinden evvel ödenmek

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

SİRKÜLER. Çeklerde reeskont uygulamasına dair açıklamalar işbu Sirkülerin konusunu teşkil etmektedir.

SİRKÜLER. Çeklerde reeskont uygulamasına dair açıklamalar işbu Sirkülerin konusunu teşkil etmektedir. 1 MASTER VERGİ DANIŞMANLIĞI VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK LTD.ŞTİ. SAYI : 2013/38 KONU: Vadeli Çeklerde Reeskont Uygulaması hk. Ankara,30/04/2013 SİRKÜLER 1. Giriş Çeklerde reeskont uygulamasına dair açıklamalar

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

FİNANSAL HESAPLAMALAR

FİNANSAL HESAPLAMALAR FİNANSAL HESAPLAMALAR Finansal değerlendirmelerin tutarlı ve karşılaştırmalı olabilmesinin yanı sıra kullanılan kaynakların maliyet, yapılan yatırımların alternatif getiri analizlerini yapabilmek amacıyla;

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

içinde işletmenin tasfiyesi halinde de bu hükmün uygulanacağı ifade edilmektedir.

içinde işletmenin tasfiyesi halinde de bu hükmün uygulanacağı ifade edilmektedir. SERMAYEYE EKLENEN K.V.K. NUN 5/1-e MADDESİNDE SAYILI KIYMETLERİN SATIŞINDAN ELDE EDİLEN İSTİSNA KAZANÇLARIN İŞLETMENİN 5 YIL İÇİNDE TASFİYESİ KARŞISINDA VERGİSEL DURUM 1. KONU Bilindiği üzere 5520 sayılı

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

Abdestte başı mesh etmenin şekli

Abdestte başı mesh etmenin şekli Abdestte başı mesh etmenin şekli ] ريك Turkish [ Türkçe Bir Grup Âlim Terceme: Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 2012-1433 يفية مسح الرأس يف الوضوء» اللغة الرت ية «جاعة من العلماء رمجة: مد شاه مراجعة:

Detaylı

YURT DIŞI FAALİYETLERE İLİŞKİN OLARAK MATRAHTAN İNDİRİLEN GÖTÜRÜ GİDERLERİN TEVSİK ZORUNLULUĞU VAR MI?

YURT DIŞI FAALİYETLERE İLİŞKİN OLARAK MATRAHTAN İNDİRİLEN GÖTÜRÜ GİDERLERİN TEVSİK ZORUNLULUĞU VAR MI? YURT DIŞI FAALİYETLERE İLİŞKİN OLARAK MATRAHTAN İNDİRİLEN GÖTÜRÜ GİDERLERİN TEVSİK ZORUNLULUĞU VAR MI? 1. GİRİŞ: Bilindiği üzere, mükelleflerin vergi matrahının tespitine ilişkin olarak yaptıkları gider

Detaylı

MADDE METNİ : MADDE 11 : DEĞERLEME GÜNÜ

MADDE METNİ : MADDE 11 : DEĞERLEME GÜNÜ MADDE METNİ : MADDE 11 : DEĞERLEME GÜNÜ Madde 11- Bu vergiye mevzu olacak malların değerleme günü, miras yoliyle vukubulan intikallerde mirasın açıldığı, diğer suretle vâki intikallerde malların hukuken

Detaylı

VADELİ ÇEKLER REESKONTA TABİ TUTULABİLECEKTİR

VADELİ ÇEKLER REESKONTA TABİ TUTULABİLECEKTİR VADELİ ÇEKLER REESKONTA TABİ TUTULABİLECEKTİR Güray ÖĞREDİK Serbest Muhasebeci Mali Müşavir MAZARS/DENGE Vergi Departmanı, Kıdemli Müdür www.muhasebetr.com sitesinde 02.05.2013 günü yayınlanmıştır. 30.04.2013

Detaylı

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Ümmü'l-mü'minîn Âişe bint Ebî Bekr es-sıddîk el-kureşiyye (ö. 58/678) Hz. Ebû Bekir'in kızı ve Hz. Peygamberin hanımı. Babası Ebû Bekir b. Ebû Kuhâfe, es-sıddîk

Detaylı

AKARYAKIT BAYİLİK SÖZLEŞMELERİNDE BAYİLERİN SÖZLEŞME AŞAMASINDA DİKKAT ETMELERİ GEREKEN HUSUSLAR

AKARYAKIT BAYİLİK SÖZLEŞMELERİNDE BAYİLERİN SÖZLEŞME AŞAMASINDA DİKKAT ETMELERİ GEREKEN HUSUSLAR AKARYAKIT BAYİLİK SÖZLEŞMELERİNDE BAYİLERİN SÖZLEŞME AŞAMASINDA DİKKAT ETMELERİ GEREKEN HUSUSLAR GİRİŞ Dağıtıcı şirketlerle bayiler, Akaryakıt Bayilik Sözleşmelerini imzalarken nelere dikkat etmelidir.

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

1. KONU: 2. KONUYLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER: 2.1. Vergi Mevzuatında Yer Alan Düzenlemeler:

1. KONU: 2. KONUYLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER: 2.1. Vergi Mevzuatında Yer Alan Düzenlemeler: ŞİRKETİN AKTİFİNDE KAYITLI GAYRİMENKULÜN SAT-GERİ KİRALAMA YÖNTEMİ İLE FİNANSAL KİRALAMA ŞİRKETİNE DEVRİNDEN SAĞLANAN FİNANSMANIN GRUP ŞİRKETİNE AYNEN KULLANDIRILMASININ VERGİSEL BOYUTU 1. KONU: Bilindiği

Detaylı

İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR /

İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR / İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR / Çıra Yayınları, İstanbul, 2006/240 sayfa Tanıtan: Muzaffer BARLAK 1 İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Yüce Allah, ilahi hitabının birçok yerinde

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı