KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR"

Transkript

1 KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR 1. Aşağıdakilerden hangisi elektrokardiografide hipokalemide görülür? A) T dalga belirginleşmesi B) U dalgası C) P dalgasında düzleşme D) Sine dalga paterni E) QT kısalması 1 B Elektrokardiografide T dalga belirginleşmesi, p dalgasında düzleşme, QRS genişlemesi sonucu ventriküler ritim benzeri sine-dalga paterni hiperkaleminin bulguları iken QT kısalması da hiperkalsemide görülür. U dalgası hipokalemide belirginleşen ve papiller kas repolarizasyonun belirtisi olarak kabul edilen bir dalgadır. 2. On dokuz yaşında bayan hasta ara ara ateşlenme, halsizlik ve laboratuarında sedimentasyon yüksekliği nedeniyle değerlendiriliyor. Hastanın ayağa kalkmakla pozisyonel dispne atakları ve son bir yıl içinde ayağa kalkmakla 2 kez senkop geçirdiği bildirilmektedir. Kardiak muayenesinde geç sistolik üfürüm saptanmaktadır. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Mitral darlığı B) Aort darlığı C) Atrial septal defekt D) Atrial miksoma E) Mitral kapak prolapsusu 2 D Miksomalar kalbin en sık görülen benign tümörleridir. Sıklıkla sol atrium yerleşimlidir. Ayağa kalkmakla senkop ve nefes darlığı görülebilir. Ayağa kalkmakla meydana gelen nefes darlığı platipne olarak tanımlanır. Miksomalar pro-inflamatuar sitokinler salgıladığından dolayı sedimentasyon ve akut faz reaktanlarında artış görülebilir. Emboli riski nedeniyle biopsi yapılmaz. Ayrıcı tanıda mitral darlığı ile karışırlar. Mitral kapak prolapsusu en sık görülen kapak lezyonlarının başında gelmektedir. Mitral kapakta miksomatöz dejenerasyona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Kapağın prolabe olması papiller kasların çekilmesi ve iskemisine neden olmaktadır; bu da sıklıkla atipik anjina ile hastaların başvurmasına neden olur. Oskültasyonda mid-sistolik klik ve geç sistolik üfürüm karakteristiktir. EKGde en sık inferior ve lateral derivasyonlarda yaygın T inversiyonu görülür. Aort darlığı boyna yayılan üfürüm ile karakterizedir.asd ise sıklıkla beniğn seyirli olup asemptomatik seyreder. ASD de S2 de sabit çiftlenme karakteristiktir Addison hastalığında aşağıdakilerden hangisi görülmez? A) S2 nin aortik komponentinde zayıflama B) Juguler vende a dalgası C) S4 D) Bazal kortizol düşüklüğü E) Damla kalp görünümü 3 C Addison hastalığı sürrenal korteks yıkımı karakterize sendromdur. Sıklıkla otoimmun nedenlere bağlı gelişir. Mineralokortikoit ve buna ilaveten glukortikoit hormon eksikliği sonucu kronik hipotansiyon gözlenir; damla kalp görünümü, S2 nin aortik komponentinde yumuşama gözlenebilir. Bazal kortizol düzeyi azalmıştır. Ventrikül hipertrofisinde etkin atrial kontraksiyon sonucu görülen S4 bu hastalıkta beklenen bir bulgu değildir. S4 ayrıca mitral darlığı ve atrial fibrilasyonda da duyulmaz. 4. Akut miokart infarktüsü başvuran hasta trombolitik tedavi sonrası klinik izlem sırasında 17. günde nefes darlığı nedeniyle değerlendiriliyor. Akciğer muayenesinde bibaziler yaygın ince krepitan raller duyuluyor. Kardiak değerlendirmede koltuk altına yayılan apikal pansistolik üfürüm saptanıyor. Kardiak markerlerde artış gözlenmiyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Papiller rüptür B) Septal rüptür C) Serbest duvar rüptürü D) Papiller kas disfonksiyonu E) Perikardit 4 A Akut miokart infarktüsü sonrası erken dönemde en sık ventriküler ekstrasistoller olmak üzere aritmiler gözlenirken geç dönemde sıklıkla mekanik komplikasyonlar görülür. Bu komplikasyonlardan papiller rüptür akciğer ödemi ve apikal pansistolik üfürümle, septal rüptür mezokardiak odakta yayılım göstermeyen pansistolik üfürümle ortaya çıkar. Perikardit geç komplikasyonlardan olup frotman ile prazente olur. Papiller kas disfonksiyonu apikal sistolik üfürüm ile ortaya çıkmakla birlikte akciğer ödemi yapmaz. Soruda tanımlanan olguda pansistolik üfürüm septal rüptür ve papiller kas rüptürü sonucu oluşabilir. Ancak septal rüptür mezokardiak odakta duyulur ve yayılmazken, papiller kas rüptürü apikaldir ve koltuk altına yayılır.

2 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 5. Aşağıdaki menenjit etkenlerinden hangisinde profilaksi amacıyla hastayla yakın teması olan hasta yakınları ve sağlık personeline rifampisin profilaksisi uygulanması gerekir? A) Listeria monocytogenes B) Streptococcus pneumoniae C) Kapsüllü E.coli kökeni D) Acinetoacter baumannii E) Haemophilus influenzae tip B 5 E Haemophilus influenzae tip B menenjiti ve Neisseria meningitidis (meningokok) menenjiti olan hastayla yakın teması olan aile bireylerine ve hastaya müdahale eden (resüsistasyon, aspirasyon vb.) sağlık personeline rifampisin ile profilaksi (koruyucu ilaç tedavisi) uygulanması gerekir. Diğer seçeneklerde yer alan menenjit etkenleri için profilaktik rifampisin tedavisi gerekli değildir. 6. Aşağıdakilerden hangisinde çomak parmak hangisinde görülmez? A) Bronşektazi B) Siyanotik kalp hastalıkları C) Pnomoni D) Ülseratif kolit E) Akciğer absesi 6 C Çomak parmak lovibond açısının belirgin artması (>160 C) sonucu parmak uçlarının belirginleşmesidir. Genellikle kronik hastalıklarda birtakım büyüme faktörlerine bağlı geliştiği düşünülmektedir. Çomak parmak yapan hastalıkların listesi oldukça kabarık olduğundan yapmayan hastalıkların bilinmesi yararlı olacaktır: - Sarkoidoz - Küçük hücreli akciğer kanseri - Raynaud - Kronik obstrüktif akciğer hastalıkları - Akut infeksiyonlar (pnomoni, larenjit.. vb.) - Primer pulmoner hipertansiyon - ARDS - Komplike olmayan tüberküloz 7. Kronik obstrüktif akciğer hastalıkları prognozu belirleyen en önemli faktör aşağıdakilerden hangisidir? A) FEV1/FVC B) PEF C) FEV1 D) FEF25-75 E) Akut infeksiyonlar 7 C Kronik obstrüktif akciğer hastalıkları (KOAH) bronşial inflamasyon ile seyreden kronik bronşit ve distal hava yollarının inflamasyonu ile karakterize amfizem ile karakterizedir. Obstrüktif akciğer hastalıklarında FEV1 en önemli prognostik belirteçtir. Şayet %20 nin altına indiğinde akciğer transplantasyonu endikasyonudur. 8. Rutin tetkikleri sırasında akciğer grafisinde sağ alt lop üst segmentte 1,5 cm boyutlarında nodül saptanmıştır. Diğer biokimyasal testleri ve fizik muayane bulguları normal sınırlardadır. Bu hastada, bu aşamadan sonra en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir? A) D- dimer düzeyi B) Quantiferon testi C) Bronkoalveolar lavaj D) 6 ay sonra toraks bilgisayarlı tomografi kontrolü E) PET/BT uygulama 8 D Akciğerde saptanan kütlesel lezyonlar 3 cm den düşük boyutlarda ise nodül olarak tanımlanır. Akciğer nodüllerinin en sık nedeni infeksiyöz granülomdur. Akciğer nodülü saptandığında bu nodülün boyut artışı takip edilmelidir. Bu amaçla bilgisayarlı tomografi uygulanmalıdır. 2 yıl sonunda nodül çapında artış olmaması durumunda takib durdurulur. Akciğer nodüllerinde iki katına çıkması 1,5 cmlik bir nodülün 3 cm olması olarak düşünülmemelidir. 0,3 mmlik boyut artışı global artışı dikkate aldığımızda 2 boyutlu düşünülmemelidir- 2 kat artışa eşdeğerdir. Hızlı boyut artışı olan lezyonlarda biopsi alınması önerilir.nodüllerde pozitron emisyon tomografisi (PET) alarm semptomları varlığında (hızlı kilo kaybı, paraneoplastik sendromlar; hiperkalsemi vs gibi) uygulanabilir. PET uygulama rutin uygulama değil ileri uygulama basamaklarında yer alır. 9. Poliyen grubunda yer alan, sistemik emilimi olmayan ve gebelerde kullanılabilen antifungal ilaç aşağıdakilerden hangisidir? A) Kaspofungin B) Vorikonazol C) Flusitozin D) Nistatin E) Lipozomal Amfoterisin B 9 D Antifungal ilaçların poliyen grubunda amfoterisin B ve nistatin yer alır. Nistatininin sistemik emilimi yoktur, Candida albicans a bağlı oral kandidiyazis tedavisinde oral yolla kullanılır ve gebelerde kullanımı kontrendike olmayan tek antifungal ilaçtır. Antifungal ilaçlar, etki mekanizmaları ve endikasyonları Tablo da gösterilmiştir. 29

3 Tablo: Antifungaller ve etki mekanizması İlaç Etki Mekanizması Etkinlik Poliyenler Amfoterisin B Nistatin *Dermatofit Azoller Flukonazol Vorikonazol Ketakonazol Itrakonazol vb. Ekinokandinler Kaspafungin Mikafungin Anidulafungin Nükleosid Analoğu Flusitozin (5- Fulorositozin) Griseofulvin Alilaminler (Terbinafin) ve Tiokarbamat (Tolnaftat) Ergosterole bağlanarak zarın permiabilitesini bozarlar Sitokrom p450 enzimini inhibe ederek *ergosterol sentezini engeller. Beta glukan sentezini engelleyerek hücre duvarı sentezini inhibe eder DNA ve RNA sentezini inhibe ederek protein sentezini inhibe eder. Mikrotübüllerle etkileşime girerek mitozu inhibe eder Sequalen epoksidazı inhibe ederek ergositerol sentezini engeller enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılmaz. Amfoterisin B oldukça nefrotoksik (akut tubuler nekroz) bir ilaç olduğundan sadece şiddetli fungal enfeksiyonların tedavisinde kullanılır. BOS a en iyi geçen azol flukonazol dür. *Candida krusei, *Aspergillus, Zygomycetes ve Fusarium flukonazole dirençlidir. Vorikonazol BOS a iyi geçer ve primer endikasyonu invazif aspergillozistir. En toksik olan ketakonazoldür (toksik hepatit). Sadece parenteral kullanılır. *Candida ya fungusidal etkili olduğundan flukonazole dirençli kandida enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır. Aspergillusa karşı fungustatik etkilidir. BOS a en iyi geçen antifungaldir. Candida ve C. neoformansa etkilidir. Aspergillus, dimorfik mantarlar, Fusarium ve Zygomyces e etkisizdir. Sadece dermatofit enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan oral ve topikal formları var*. Fotosensitivite ye neden olur. Terbinafin günümüzde dermatofit enfeksiyonlarının tedavisinde en sık kullanılan ilaçtır. Alilaminlerin oral ve topikal preparatları var. Tolnaftat ın topikal preparatı var. 10. Otuz beş yaşında 10 yıllık tip 1 diabetes mellitusu olan kadın hasta 3 gün önce insülin tedavisini bırakmış. Kan glukozu 1075 mg/dl, serum bikarbonat 4.5 meq/l, arteriyel kan gazında PCO2 24, ph 6.8, serum K 3.9 meq/l olarak bulunmuş. Standart doz 10 ü/saat insülin, iv. KCl (10 meq/l), 150 meq/l NaHCO3 infüzyonundan 4 saat sonra ph 7.50 a yükseliyor. Ancak hasta aniden respiratuar yetmezliği takiben kardiak arrest oluyor. Bu olaya tedavide uygulanan hangi yanlış neden olmuştur? A) Hastaya yeterli K infüzyonu yapılmamış, bu nedenle ventriküler fibrilasyon gelişmiştir B) Hastaya çok fazla K infüzyonu yapılmış ve hasta hiperkalemi nedeni ile kaybedilmiştir C) Hastaya çok az insülin verilmiş, bu çok yüksek olan kan şekeri yüksekliğini karşılayamamış ve hastada beyin ödemi gelişmiştir D) Hastaya çok fazla bikarbonat verilmiş, bu durum serebrospinal sıvıda asidosize neden olarak beyindeki solunum merkezini suprese etmiştir E) Hastaya insülin alımının neden olduğu hipofosfatemiden dolayı gelişecek olan solunum kaslarının paralizisini önlemek için potasyum infüzyonu potasyum fosfat olarak verilmeliydi 10 D Hızlı bikarbonat infüzyonu ile ph ın aniden 6.8 den 7.5 e yükseltilmesi beyinde asidoz meydana getirmiştir. 11. Serum kalsiyum seviyesi 11.1 mg/dl olan hastada 24 saatlik idrarla kalsiyum atılımı düşük, PTH seviyesi 35 pg/ ml (N= 10-55) bulunuyor. Teşhis için bundan sonra yapılacak tetkik aşağıdakilerden hangisidir? A) MIBI incelemesi B) Boyun eksplorasyonu C) İv mayi verilmesi D) Bilgisayarlı tomografi incelemesi E) Birinci derece akrabaların değerlendirilmesi 11 E Familyal hipokalsiürik hiperkalsemi otozomal dominant geçişli bir hastalıktır. Hiperkalsemi ve idrarda düşük kalsiyum ekskresyonu vardır. Böbreklerin ve paratiroidlerin hassasiyetinde ve transportta bozukluk vardır. Kalsiyum reabsorbsiyonunda artmayla birlikte oluşan hiperkalseminin PTH sekresyonunu baskılayamaması söz konusudur. Benign bir hastalık olduğu için, paratiroidektomiye gerek yoktur. Tanıyı desteklemek amacıyla birinci derece akrabalarının incelenmesi gerekir. 12. Aşağıdakilerden hangisi hipertiroidisiz tirotoksikoz nedenlerinden biridir? A) Tirotoksikosis faktisya B) Toksik diffüz guatr C) Toksik nodüler guatr D) Toksik multinodüler guatr E) Mol hidatiform 12 A Hipertiroidisiz tirotoksikoz tiroid glandından fazla tiroid hormonu salgılanmadan, tiroid hormonunun tiroid dışı nedenlerden dolayı dolaşımda yükselmesi ile karakterizedir. Toksik diffüz, nodüler, multünoduler guvatrda tiroid hormonu tiroid glandından salgılanır. Mol hidatiformda salgılanan hcg nin TSH benzeri etkisinden dolayı TSH uyarısı sonucu tiroid hormonları artar. Tirotoksikosis faktisyada ise tiroid hormonun dışarıdan fazla alınması sözkonusudur. 13. Feokromasitoma ile ilgili olarak hangisi yanlıştır? A) Ektra-adrenal feokromasitoma en sık karın içine yerleşir. B) Bilateral feokromasitoma familyal sendromları akla getirir C) MEN tip 2a ve MEN tip 2b nin bir komponenti olabilir D) Ektra-adrenal feokromasitoma çoğunlukla norepinefrin salgılar E) Çocuklarda yetişkinlerden daha sık görülür 30

4 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 13 E Ekstraadrenal feokromasitoma % 10 oranında görülür ve çoğunlukla norepinefrin salgılar. Feokromasitoma MEN tip 2a ve MEN tip 2b nin komponenti olabilir. Familyal feokromasitoma % 10 oranında görülür ve bu durumda bilateral görülme ihtimali daha fazladır. Çocuklarda %10 yetişkinlerde % 90 görülür. 14. Altmış beş yaşında bir erkek hasta abdominal aort anevrizması nedeniyle ameliyat olduktan 1 hafta sonra Bulantı, nefes darlığı, oligüri, hipertansiyon, bacaklarda livedo retikülaris ve ülsere lezyonlar, ayak başparmağında morarma şikâyetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede hipervolemik olan hastanın, laboratuvar incelemelerinde serum kreatinin 3.5 mg/dl, LDH düzeylerinde yükselme ve hipokomplementemi bulunuyor. Tam idrar tetkikinde mikroskopik hematüri ve 1.2 g/gün proteinüri saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Kontrast nefropatisi B) Akut interstisiyel nefrit C) Bilateral renal ven trombozu D) Kolesterol embolizasyon sendromu E) Postenfeksiyöz glomerülonefrit Soruda hipovolemi yapan uzamış ishal tablosu mevcuttur, cevap pe-renal ABY veya ATN olmalıdır. İdrar Na düşük, BUN/Cre >20 pre-renal ABY lehine ipuçlarıdır. Prerenal ABY Akut tübüler nekroz İdrar Na, meq/lt <20 >40 Fraksiyone Na atılımı (%) <1 >1 Böbrek yetmezliği indeksi <1 >1 (%) İdrar dansitesi >1020 <1010 İdrar osmolalitesi, mosm/ >500 <350 kg İdrar üre nitrojeni/bun >8 <3 İdrar kreatinin/serum >40 <20 kreatinin Serum BUN/kreatinin oranı >20 <20 14 D Yaşlı, yaygın aterosklerozu olan hastalarda abdominal aortaya yönelik invazif girişimler, kopan kolesterol plaklarının renal arterleri tıkamasına bağlı ABY ye yol açar, bu duruma kolesterol embolizasyonu (ateroemboli) denir. Renal tutulumun yanısıra diğer küçük damarlarda da kolesterol embolizasyonu sonucu tırnak yataklarında mikroinfarktlar, parmak uçlarında gangren, retinal damarlarda kolesterol kristalleri tanıda önemli bulgulardır. 15. Yetmiş yaşında bayan hasta uzun süren ishal sonrası iştahsızlık, halsizlik, bulantı, baş dönmesi, letarji ve oligüri nedeniyle getirildi. Fizik incelemesinde mukoz membranları ve dili kuru, hipotansif, taşikardik; BUN= 100 mg/ dl, Cre=2 mg/dl, Na=153 meq/l, ph=7.28, idrar Na 5 meq/lt olarak bulunmuştur. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Pre-renal ABY B) Akut tübüler nekroz C) Akut glomerülonefrit D) Akut intersitiyel nefrit E) Renal arter stenozu 15 A Prerenal ABY, en sık ABY nedenidir. Hipovolemi, kardiyak outputun azalması veya sistemik vazodilatasyon yapan hastalıklara bağlı oluşur. Böbrekte yapısal hasar yoktur, renal hipoperfüzyona fonksiyonel bir cevap olarak oluşur, renal perfüzyon ve glomerüler filtrasyon basıncı düzeltilirse hızla düzelir. Fakat tedavisiz kalırsa böbrek parankim hasarı ve akut tübüler nekroz ile sonuçlanır. 16. Aşağıdakilerden hangisi ribavirinin kullanım endikasyonların biri değildir? A) İnfluenza B) SARS C) Kırım Kongo Kanamalı ateşi D) Respiratuvar sinsityal virüs E) Varicella zoster 16 E Varisella zoster (suçiçeği) enfeksiyonu tedavisinde asiklovir ve türevleri (famsiklovir, pensiklovir, valasiklovir) türevleri kullanılır. Ribavirin kullanılmaz. Ribavirin infuenza, SARS, Kırım Kongo Kanamalı ateşi, Respiratuvar sinsityal virüs enfeksiyonu dışında kronik hepatit C tedavisinde pegile interferon-alfa 2a veya 2 b ile kombine edilerek de kullanılabilen bir antiviral ilaçtır. Ribavirinin en önemli yan etkisi hemolitik anemidir. Antiviral ilaçlar ve endikasyonları Tablo da gösterilmiştir. 31

5 Tablo: Antiviral ilaçlar İLAÇ ETKİN OLDUGU VİRUS ve ÖNEMLİ NOTLAR DNA polimeraz enzim inhibitörleri (genellike herpes virüs enfeksiyonlarında kullanılır) Asiklovir (Zovirax) Famsiklovir Pensiklovir Valasiklovir Vidarabin Idoxuridine Trifluorotimidin Gansiklovir HSV ve VZV. Etkili olabilmeleri için viral timidin kinaz enzimiyle aktif metabolitine dönüşmesi gerekir. CMV ün timidin kinazı yoktur. HSV ve HBV Herpes keratitinde kullanılır, Timidin kinaz inhibitörüdür ve sadece lokal uygulanır. Herpes keratitinde kullanılır, sadece lokal uygulanır. CMV. Timidin kinaza ihtiyacı yoktur, virüsün kodladığı fosfokinaz enzimiyle aktivite kazanır. Kullanımını kısıtlayan en önemli yan etkisi kemik iliği süpresyonudur. Fomivirsen CMV. Sentetik tek iplikli DNA molekülü. CMV mrna sının komplementeri olduğundan sadece sitomegalovirüs mrna sını inhibe eder. Sitomegalovirüs retinitinin tedavisinde intravitreal uygulanır. Sidafovir Herpes grubu virüsler, HPV, adenovirüs, poxvirüs. Yarı ömrü uzundur, doz kısıtlayıcı yan etkisi nefrotoksik etkisidir. Fosfonoformat CMV. Aktivasyona gerek duymaz. Foscarnet Herpes grubu virüsler. Pirofosfat analoğu olduğundan pirofosfat bağlarını inhibe eder. DNA polimeraz enzim inhibitörlerine dirençli suşların tedavisinde kullanılır. Nefrotoksiktir. Nükleozid analoğu olan ters transkriptaz enzim inhibitorleri Zidovudin (Azidotimidin) Lamivudin Didanosine Zalsitabin İnsan immün yetmezlik virüsü (HIV). Rekabete dayalı inhibisyon ve timidin analoğu olduğundan timidin yerine zidovudin girmesiyle zincirin sonlanması. Nötropeni ve anemi yapar. HIV ve HBV HIV HIV Nükleozid analoğu olmayan ters transkriptaz enzim inhibitörleri Nevirapin HIV Delaviridin HIV Proteaz enzim inhibitörleri (virüsün hücre dışına çıkışını inhibe ederler- assembly) İndinavir HIV Saquinavir HIV Ritonavir HIV Nelfinavir HIV Füzyon inhibitörü Enfuvirtidin HIV (gp 41) Viral penetrasyon ve kapsid soyulmasının (uncoating) inhibisyonu Amantadin Influenza A virüsü (Parkinson tedavisinde de kullanılır). İyon kanallarını oluşturan M2 proteininin fonksiyonunu bozarak Rimantadin etki eder. Rimantadinin yan etkileri daha az. Nöraminidaz enzim inhibitörleri Oseltamivir Influenza A, B, kuş gribi (H5N1) ve domuz gribine (H1N1) etkili. Oseltamivirin oral kapsüleri var ve karaciğerde metabolize Zanamivir olur. Zanamivirin inhaler formu var. Guanin analoğu sentez inhibitörü (viral genomda hipermutasyona neden olur) Ribavirin Influenza A ve B virüsu, Solunum sinsityal virüsü (RSV), HCV, Kırım kongo, SARS ve Hanta virüs. Viral RNA polimerazı inhibe eder. 17. Aşağıdakilerden hangisi karaciğer hastalığı ve özelliği ile ilgili yanlıştır? A) Kronik hepatit B: Tenofovir ile direnç gelişmeden etkili tedavi yapılabilir. B) Budd-Chiari sendromu: Myeloproliferatif hastalık risk yaratır. C) Alkolik hepatit: Biyopside viral hepatitlerden farklı olarak nötrofili olur. D) Otoimmün hepatit: Steroid tedavisine yanıt kötüdür, ursofalk tedavisi gerekir. E) Wilson hastalığı: Hemolitik anemi görülebilir. 32

6 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 17 D Ursofalk (tersiyer safra asitlerinden biri), primer biliyer siroz ve kolesterol tipi safra taşlarının tedavisinde endikedir. Otoimmün hepatitte steroid ve azatiyopirin gibi immünsupresif ilaçlar kullanılır. 18. Aşağıdakilerden hangisi siroza bağlı asit tedavisinde etkili bir yöntem değildir? A) Tuz kısıtlaması B) Spironolakton C) Furasemid D) Karaciğer nakli E) Propranolol 18 E Propranolol varis tedavisinde kullanılır, asite etkisi yoktur. 19. Kırk iki yaşında bayan hasta 3 yıldır açken artan, geceleri uykudan uyandıran epigastrik ağrı şikayetiyle başvurdu. Bu şikayetleri için ara ara talcid ve famodin kullanmış. Hastanın fizik incelemesi epigastrik hassasiyet dışında normal, CBC, sedim normal, kusması yok kilo kaybı saptanmıyor. Bu hastada bu aşamadan sonra en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir? A) Endoskopi yapılıp, ülser varsa biyopsi alınmalıdır B) H. Pilori eradikasyonu verilmelidir C) PPİ verilmelidir D) Endoskopik üreaz testi yapılmalıdır E) Endoskopik ile antrumdan biyopsi yapılıp HP bakılmalıdır 19 B Soruda duodenal ülser tarif edilmektedir. Verilen ipuçları komplikasyonsuz ülser lehinedir. Komplikasyonsuz ülserde hemogram, biyokimya, sedimentasyon testleri normaldir. Komplikasyon geliştiğinde veya altta yatan ülser nedenine bağlı olarak veya malign ülserlerde, anemi, sedimentasyon artışı, gaytada gizli kan pozitifliği, hiperkalsemi gibi laboratuvar bozuklukları saptanabilir. 1) 45 yaşın altındaki dispeptik hastalarda, komplikasyonsuz duodenal ülser düşünülüyorsa endoskopi gerekmez, ülkemizde HP % 80 olduğu için rutin HP testi yapmaya da gerek yoktur. HP eradikasyonu ve ardından 1 ay PPi verilmelidir. 2) 45 yaşın üstündeki dispeptik hastalarda, komplike ülserde veya malign ülserde mutlaka endoskopi yapılmalıdır. Ülser tanısı konulduğunda ise HP varlığı uygun testlerle ve analjezik öyküsü sorgulanmalıdır. HP araştırması için; endoskopi yapılacak vakalarda üreaz testi veya histoloji; endoskopi yapılmayacak vakalar için üre-nefes testi uygun olacaktır. Peptik ülserde tedavi şeması ise aşağıda verilmiştir. 20. Aşağıdaki laboratuar bulgularından hangisi megaloblastik anemisi ile uyumlu değildir? A) Ortalama eritrosit hacmi (MCV) 120 fl B) Serum alkalen fosfatazının yüksekliği C) Trombositopeni D) Nötrofil hipersegmentasyonu E) Serum laktik dehidrogenaz düzeylerinde artış 20 B Megaloblastik anemi; pansitopeni ile prezente olur. Nötrofil hipersegmentasyonu; periferik yaymasının ilk bulgusudur. Makrositer anemi olduğu için MCV 100 ün üzerindedir. Bu makrositer hücreler, kemik iliğinde yıkıldığından LDH düzeyleri yükselebilir. Ancak ALP yüksekliği görülmez. 21. Aşağıdakilerden hangisinin azalması herediter sferositoza neden olmaz? A) Spektrin B) Ankrin C) Band 3 D) Protein 4.2 E) Tropomiyozin 21 E Herediter sferositoza neden olan protein eksiklikleri; spektrin, ankrin, band 3 ve protein 4.2 eksikliklieridir. 22. Altmış sekiz yaşında, kadın hasta 4 yıldan beri evre 0 kronik lenfositer lösemi (KLL) tanısıyla tedavisiz izleniyor. Ani gelişen halsizlik ve yorgunluk yakınmaları ile acil servise başvuruyor. Sarılığı gözlenen hastanın yapılan fizik muayenesinde lenfadenopati, splenomegali saptanıyor. Hastanın laboratuar bulguları; Hgb 9.41 g/dl, MCV 102 fl, Wbc 84000/mm3, mutlak lenfosit 78000/mm3, Plt /mm3, Ret %4 olaak saptanıyor. Bu hasta için en olası ön tanı ve tanı koyabilmek için gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir? Ön tanı Tetkik A) Otoimmun hemolitik anemi Direkt Coombs testi B) Progresif KLL Kemik iliği biyopsisi C) Pernisiyöz anemi Vitamin B12 düzeyi D) Hipersplenizm Eritrosit yaşam süresi E) Richter tarnsformasyonu Lenf nodu biyopsisi 33

7 22 A KLL tanısı ile takip edilen hastanın anemisi olması üzerine iki durum düşünülmektedir. 1) Hastalık progrese olabilir 2) KLL ye sekonder otoimmun hemolitik anemi olabilir. Sarılık, MCV yüksekliği, retikülositoz, hastalığın hemolitik anemi olduğunu gösterir. Otoimmun hemolitik anemi ve tetkik direkt coombs testidir. 23. Kırk iki yaşında bir kadın hasta akut başlayan karın ağrısı ve sarılık nedeniyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede hepatomegali ve asit saptanıyor. Hastanın öyküsünde; 1 yıl önce bu bulguların bulunmadığı öğreniliyor. Hgb 7.5 gr/dl, Wbc 3500/mm 3, Plt 50000/mm 3, Retikülosit %5, D-Dimer 2500 saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir? A) Malign lenfoma infiltrasyonu - Acil USG B) Solid tm infiltrasyonu - Acil BT C) PNH - Akım sitometrik inceleme D) Otoimmün hemolitik anemi - Direkt Coombs testi E) Behçet hastalığı - Romatoloji konsültasyonu 23 C Akut başlayan karın ağrısı, sarılık, hepatomegali, asit; Budd Chiari sendromunu düşündürmektedir. Bu duruma eşlik eden pansitopenik bir hastada ön tanı olarak paroksismal noktürnal hemoglobinüri ve tanı için akım sitometrik incelemedir. 25. t (15;17) translokasyonu bulunan ve M3 tipi akut miyeloblastik lösemi tanısıyla oral indüksiyon tedavisi almakta olan 60 yaşında bir erkek hastanın tedavisinin 11. gününde yüksek ateş, kilo artışı, ödem, plevral effüzyon, hipotansiyon ve lökositoz gelişiyor. Bu hastaya bu aşamadan sonra en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir? A) Antrasilin + Glukukortikoid B) İmipenem + Amikasin C) Arsenik trioksid D) Taze donmuş plazma + Heparin E) Plazmaferez 25 A AML M3 tanısı olan ve indüksiyon tedavisi olan hasta için soruda verilen klinik retinoik asit sendromunu ifade etmektedir. Retinoik asitin tedavisinde steroid verilir. 26. Gebelik döneminde üriner enfeksiyon gelişen bir kadında hangisi kontrendikedir? A) Fosfomisin B) Seftriakson C) Sefuroksim D) Doksisiklin E) Ampisilin-sulbaktam 26 D Gebelerde ve 8 yaş altı çocuklarda tetrasiklin grubu antibiyotikler (tetrasiklinler, doksisiklin, minosiklin vb.) kontrendikedir. Gebelerde betalaktam grubu antibiyotikler ve fosfomisin kullanılabilir. Gebe kadında sistit tedavisinde fosfomisin ilk tercihtir. Karbapenemler basit sistit tedavisinde kullanılmaz. 24. Otuz beş yaşında bir kadın hasta ani bilinç bozukluğu, trombositopeni, yaygın ekimozlar ve skleralarda ikter tablosu ile başvuruyor. Hastanın yapılan laboratuar tetkiklerinde serum LDH yüksek, Ret %10, Hgb 8 g/dl olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) HELLP sendromu B) Yaygın damar içi pıhtılaşması C) Sepsis D) Trombotik trombositopenik purpura E) Antifosfolipid sendromu 24 D Ani gelişen nörolojik tablo, hemolitik anemi, trombositopeni; trombotik trombositopenik purpura için karakteristiktir. 27. Ankilozan spondiliti olan bir hastada aşağıdaki eklem dışı bulguların hangisi beklenir? A) Subkutan nodül B) Aort yetmezliği C) Perikardit D) Xerostomi E) Episklerit 27 B Ankilozan Spondilit: Aksial iskeletin en sık inflamatuvar hastalığıdır. En önemli bulgusu semptomatik sakroileitdir (genellikle bilateral). HLA-B27 en sık AS de pozitiftir (% 80-90). AS de primer patoloji entesis (ligamentöz yapıların kemiğe bağlandığı bölgeler) bölgesindedir. Klinik: Genç erkek hastalığıdır. Bel ağrısı en sık görülen semptomdur, sabah sertliği ile birliktedir ve egzersizle hafifler, normal lordoz kaybolmuştur. Göğüs ekspansiyonu azalmıştır. 34

8 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT Lumbal vertebra hareketliliği (fleksiyonu) kısıtlıdır ve Schober testi ile (öne doğru eğilme) saptanır. Geç dönemlerde kalça ve boyunda fleksiyon kontraktürleri gelişir. Periferik eklemlerden en sık kalça ve omuz tutulur. Göz en sık tutulan eklem dışı organdır (akut anterior üveit şeklinde). Sistemik tutulum olarak apikal pulmoner fibrozis, aort yetmezliği, amiloidoz, IgA nefropatisi (4A) olabilir. Kauda equina sendromu görülebilir. Laboratuvar: Sedimantasyon yüksekliği, CRP(+) liği, anemi, ALP yüksekliği olabilir. Sinoviyal sıvı bulguları non-spesifiktir. Serum IgA düzeyleri yüksek olabilir. Tanı: Semptomlar + grafide sakroileit (eklemde önce erozyon sonra skleroz ve füzyon) tanı için yeterlidir. Vertebralarda anterior longitüdinal ligamentte kalsifikasyon, vertebralarda kareleşme, intervertebral disklerin dış kısmında ossifikasyon (sindesmofit) ve füzyon olur (Bambu kamışı görüntüsü). Hafif vakalarda grafilerde sakroileit bulgusu saptanamazsa, en duyarlı yöntem MR dır. HLA-B27 negatifliği tanıyı ekarte ettirmez. Tedavi: Tercih edilen ilaç indometazindir, diğer NSAİİ lerde kullanılabilir. Genellikle sulfasalazin ve colchicin ile kombine edilir. Steroidlerin yeri yoktur. Son dönemde anti-tnf- tedavilerin (etanercept, infliximabe) etkili olduğu gösterilince tedavi ümtleri artmıştır. Fizik tedavi programları sıklıkla gerekir, en sık cerrahi endikasyon kalça tutulumudur. Tanım: Aksial iskeletin en sık inşamatuvar hastalığıdır. En önemli bulgusu semptomatik sakroileitdir (genellikle bilateral). HLA-B27 en sık AS de pozitiftir (% 80-90). AS de primer patoloji entesis (ligamentöz yapıların kemiğe bağlandığı bölgeler) bölgesindedir. Klinik: Genç erkek hastalığıdır. Bel ağrısı en sık görülen semptomdur, sabah sertliği ile birliktedir ve egzersizle hafişer, normal lordoz kaybolmuştur. Göğüs ekspansiyonu azalmıştır. Lumbal vertebra hareketliliği (şeksiyonu) kısıtlıdır ve Schober testi ile (öne doğru eğilme) saptanır. Geç dönemlerde kalça ve boyunda şeksiyon kontraktürleri gelişir. Periferik eklemlerden en sık kalça ve omuz tutulur. Göz en sık tutulan eklem dışı organdır (akut anterior üveit şeklinde). Sistemik tutulum olarak apikal pulmoner fibrozis, aort yetmezliği, amiloidoz, IgA nefropatisi (4A) olabilir. Kauda equina sendromu görülebilir. Laboratuvar: Sedimantasyon yüksekliği, CRP(+) liği, anemi, ALP yüksekliği olabilir. Sinoviyal sıvı bulguları non-spesifiktir. Serum IgA düzeyleri yüksek olabilir. 28. Asimetrik oligoartrit aşağıdakilerden hangisin özelliğidir? A) Polimiyaljia romatika B) SLE C) Ankilozan spondilit D) Osteoartrit E) Romatoid artrit 28 C Asimetrik oligoartrit (2-4 arası eklem tutulumu) seronegatif artritlerin özelliğidir (GO-PARİS kısaltmasının PARİ kısmı: psoriyasis, ankilozan spondilit, reiter, İBH artriti). SERONEGATİF SPONDİLOARTROPATİLER Tanım: RF negatişiği ve omurga tutulumu ile giden bir grup romatizmal hastalığın ortak ismidir. Bu hastalarda inşamatuvar periferik artrit yanında oral aft, psoriyatik deri ve tırnak lezyonları, konjuktivit ve üveit gibi göz lezyonları görülür. Periferik eklem tutulumu genellikle asimetrik ve oligoartikülerdir. Ailesel bir yatkınlık olup çoğunda HLA-B27 pozitiftir. Bu gruba giren hastalıklar; Ankilozan spondilit, Reiter/reaktif artrit, Psöriyatik artrit ve İnşamatauvar barsak hastalıklarıyla ilişkili artrit tir. Ankilozan Spondilit 29. Optik traktusun tam olarak etkilendiği bir lezyonda hangi tip görme kaybı gelişir? A) Heteronim hemianopsi B) Homonim hemianopsi C) Santral görme korunmuş hemianopsi D) Üst quadrianopsi E) Alt quadrianopsi 29 B 35

9 30. Yirmi sekiz yaşında erkek hasta acil servise 2 saat önce başlayan sağ kolunu kullanamama şikayeti ile başvuruyor. Hastanın öyküsünde şikayetinin başlamasından önce sağ yüz yarımında istemsiz hareketler olduğu yaklaşık 2-3 dakika kadar sürdüğü, sonrasında istemsiz hareketlerin sağ koluna yayıldığı ve geçtiği ancak kolunu hareket ettiremediği öğrenilmiştir. Yapılan tetkiklerinde intrakraniyal kanama ve kitle saptanmıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisi olabilir? A) Gullian Barre Sendromu B) Multiple skleroz C) Basit parsiyal nöbet D) Kompleks parsiyal nöbet E) Charcot Marie Tooth Hastalığı 30 C Şikayetlerinin başlangıç zamanı ve 2-3 dakika kadar sürmesi epileptik nöbet düşündürmekte. Hastanın şikayetlerinin yüzünde koluna yayılması ( jacksonian yayılım) ve sağ kolda paralizi gelişmesi (Todd paralizisi) ve bilincin korunması olayın basit parsiyal nöbet olduğunu göstermekte. 31. Aşagıdaki hastalıklardan hangisi 2. Motor nöron hastalığı değildir? A) Poliomyelit B) Werdnig Hoffman hastalığı C) ALS ( Amyotrofik lateral skleroz ) D) Progresif bulber palsi E) Multiple skleroz 31 E MS serebral korteks ve medulla spinalisin tutulduğu 1. Motor nöron bulgularının olduğu demiyalizan bir hastalıktır. 32. Lomber ponksiyonun hem tanıda hem de tedavide kullanıldığı hastalık aşağıdakilerden hangisidir? A) Psödotümör serebri B) Gullian barre C) Multiple skleroz D) İntrakraniyal kanama E) Akut dissemine ensefalomiyelit 32 A Psödotümör serebri genç obez kadınların hastalığıdır. Yer kaplayan lezyon, ventriküler dilatasyon veya bilinç kaybı olmaksızın kafa içi basıncı yükselir. LP ile yüksek basıncın demonstrasyonu tanısal aynı zamanda da tedavinin bir parçasıdır. 33. Bir maden şirketindeki işçi kayıtları yılları arasında incelenmiş ve çalışanlarda görülen alt solunum yolu enfeksiyonları tanısı alan hastaların sayısı 70 olarak saptanmış. 70 hastanın 1995 yılından önce alt solunum yolu hastalığı tanısı almadığı saptanmış. Bu çalışma aşağıdakilerden hangisine örnektir? A) Tanımlayıcı araştırma B) Kesitsel araştırma C) Metodolojik ararştırma D) Retrospektif kohort E) Vaka kontrol 33 D Geçmişte kayıtlar çok düzenli tutulmuş ise yine retrospektif insidansın (yeni vaka ) saptanabildiği çalışma retrospektif kohorttur. 34. Profilaktik ve terapotik amaç taşıyan çalışma örneği aşağıdakilerden hangisidir? A) Vaka kontrol çalışması B) Müdahale çalışması C) Kesitsel çalışma D) Kohort çalışması E) Metodolojik çalışma 34 B Deneysel Müdahale araştırma hastalıkların nedenini belirlendikten sonraki aşamada önlem (profilaktik) ve çözüm (terapotik) araştırmalardır. Bu araştırma sağlam kişilere yönelik saha deneyleri ve çeşitli tedavi yöntemlerinin etkinliklerinin incelendiği klinik deneyleri içerir. 35. Kuşku duyulduğu anda ihbarı zorunlu olan ve uluslararası bildirimi gereken hastalık aşağıdakilerden hangisidir? A) Sarı humma B) AİDS C) Sfiliz D) Kolera E) Lepra 35 A Sarı humma, veba, çiçek ve veba B grubu uluslararası bildirimi zorunlu olan hastalıklardır. 36. Aşağıdakilerden hangisi DSM-5 tanı kriterlerine gore anoreksiya nervosa tanı kriterlerinden biri değildir? A) Amenore B) Kilo almaktan aşırı korkma C) Hastanın kilosunun düşüklüğünün sağlığı açısından önemini kavrayamama D) Hastanın vücut imajını yanlış değerlendirmesi E) Vücut ağırlığının beklenen kilonun %85 nden daha düşük olması 36

10 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 36 A DSM-5 e göre amenore anoreksiya nervosa tanı kriterlerinden çıkarılmıştır. Bunun en önemli nedeni oral kontraseptif kullanan hastalarda, gebelerde amenore görülmesi ve erkek hastalarda amenore gibi bir klinik durumun olmaması bu kriterin kaldırılmasına neden olmuştur. 37. Aşağıdakilerden hangisi elektrokonvulzif terapi kontraendikasyonlarından biri değildir? A) KİBAS B) Aritmi C) Feokromasitoma D) Gebelik E) Osteoporoz 37 D EKT nin kontrendikasyonları; KİBAS Yakın zamanda geçirilmiş myokard infarktüsü Aritmi Kırık ihtimali olan osteoporoz gibi hastalıklar Serebro vasküler hastalıklar Feokromastima, şiddetli hipertansiyondur Gebelik EKT için kontraendikasyon değildir. 38. Akut lateral epikondilit tedavisinde aşağıdaki tedavi modalitelerinden hangisinin kullanılması uygun değildir? A) Buz uygulanması B) Epikondilit bandı C) Steroid enjeksiyonu D) ESWT E) NSAİİ 38 D Ekstrakorporal şok dalga tedavisi ( ESWT ) kronik lateral epikondilit tedavisinde kullanılan bir tedavi yöntemidir. Akut lateral epikondilitte hastanın ağrısını daha da arttıracağından ve inflamasyonun devam etmesi nedeniyle kullanılması uygun değildir. 39. Aşağıdaki patolojilerden hangisi Lomber disk hernisi kliniği ile benzerlik göstermez? A) Sakroiliak eklem disfonksiyonu B) Piriformis sendromu C) Trokanterik bursit D) Faset osteoartriti E) İliotibial bant sendromu 39 E İliotibial bant sendromu; İliotibial bandın lateral femoral kondile sürtünmesiyle diz lateralinde ağrı oluşturan bir tablodur. Bel ve kalça ağrısı beklenen bir bulgu değildir. 40. Kliniğinde el ve ayak tabanlarında hiperkerotik lezyonlar ve glans peniste ağrısız ülseri bulunan 32 yaşında erkek hastanın şikayetlerinden 3 hafta önce ishalinin olduğu öğrenilmiştir. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Gut B) Enteropatik artrit C) Reiter sendromu D) Psöriatik artrit E) RA 40 C Keratoderma blanerojika ve circinate balanit Reiter sendromunda görülen klinik bulgulardır. Hastaların öyküsünde çoğunlukla 2-3 hafta önce geçirilmiş GİS GÜS enfeksiyonu öyküsü bulunmaktadır. 41. Aşağıdakilerden hangisi kırık iyileşmesini negatif yönde etkilemez? A) Kırık hattında fazla hareket B) Kırık hattına elektrik stimulasyon C) Denervasyon D) Enfeksiyon E) Osteoporoz 41 B Kırık hattına uygulanan elektrik stimulasyon ve manyetik alan tedavisi kırık iyileşmesini pozitif yönde etkiler. 42. Aşağıdakilerden hangisi psöriatik artritin radyolojik bulgusu değildir? A) Sakroileit B) Pencil in cup görüntüsü C) Eklem aralığında genişleme D) Pannus formasyonu E) Eklem aralığında daralma 42 D Psöriatik artrit psöriasis olgularında görülen cilt lezyonu olmaksızın da görülebilen seronegatif spondiloartropatilerden biridir. Sakroiliak eklem tutulumu olabilir. Marjinal erozyon, eklem aralığında destrüksiyona bağlı genişleme, ankiloza bağlı daralma görülebilir ancak pannus formasyonu RA da görülen karakteristik bir bulgudur. 43. Sistemik lupus eritamatozus kalpte en sık aşağıdaki patolojilerden hangisine neden olur? A) Libman Sacks endokarditi B) Perikardit C) Myokardit D) Koroner arter trombozu E) Antifosfolipid sendromu 37

11 43 B SLE nin kardiyovasküler sistem bulguları Perikardit ( En sık!) Miyokardit İletim bozuklukları Libman-Sachs endokarditi (En özgün!) Koroner arter vasküliti ve trombozu Antifosfolipid antikoru sendromu, yaygın iskemik arter-ven trombozu 44. Aşağıdakilerden hangisinin poliartiküler juvenil romatoid artritte görülmesi beklenen bulgulardan birisi değildir? A) Entezit B) Romatoid nodül C) Atlantoaksiyal subluksasyon D) Mikrognadi E) Üveit 44 A RF(-) poliartiküler tip kızlarda erkeklerden 3 kat daha çok görülür. En sık 6-7 yaşlarında ortaya çıkar. Tüm JİA vakalarının %10 undan azını teşkil eder. RF(+ )poliartiküler tip kızlarda erkeklerden 9 kat daha çok görülür. En sık 9-12 yaşlarında ortaya çıkar. Tüm JİA vakalarının %30 unu oluşturur. Tanı kriterleri: Hastalığın ilk 6 ayında 5 eklemde artrit olması; RF (-) olması. Hastalığın ilk 6 ayında 5 eklemde artrit olması; ilk 6 ayda en az 3 ay arayla bakılan 2 testte RF(+) olması. Üst ve alt ekstremiteleri tutar. Romatoid nodül genellikle RF (+) tipte görülür. Mikrognadi temporomandibular eklem hastalığını düşündürtür. Servikal spinal tutulum boyun ekstansiyonunda azalma şeklinde ortaya çıkar. Atlantoaksiyal subluksasyon ve nörolojik sekel riski oluşturur. Kalça tutulumu müphemdir. Muayenede ağrılı ve azalmış hareketle ortaya çıkar. ANA pozitifliği düşük orandadır. Nadiren üveit görülebilir. Tendonun kemiğe yapışma yerinde şiddetli ağrı ve enflamasyon (entezit) sadece entezit ilişkili JİA tipinde görülür, başka tiplerde bulunmaz. 45. İlkel refleksler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Palmar yakalama refleksi 28. gebelik haftasında başlar, aya kadar sürer. B) Arama refleksi 32. gebelik haftasında başlar, 8. aya kadar belirgin devam eder. C) Basma ve otomatik yürüme 4-5. ay civarında kaybolur. D) Tonik boyun refleksi 35. gebelik haftasında başlar, aya kadar devam eder. E) Paraşüt refleksi ayda ortaya çıkar, tüm yaşam boyu devam eder. 45 B Yenidoğan refleksleri Refleks Başlama Tam olgunlaşma Kaybolma Yakalama 28 w 32 w 2-3 ay(elde) 10 ay (ayakta) Moro w 37 w 3-6 ay Emme 32 w 4ay-7 ay(uyku) Arama 32 w 36 w 1 ay Tonik boyun 35 w 1 ay 6-7 ay Paraşüt 7-8 ay ay Ömür boyu Basma ve otomatik yürüme refleksi ayak sırtı muayene masasına değdirildiğinde bacakta fleksiyon ve düz bir yüzeye getirildiğinde aynı bacakta ekstansiyon, diğer bacakta flaksiyon görülmesidir. Doğumdan 6. Haftaya dek alınır. 4-5.ayda kaybolur 46. HIV enfeksiyonu olduğu bilinen bir annede aşağıdakilerden hangisi bebeğe virüsün geçişini azaltmak için yapılması gerekenlerden birisi değildir? A) Bebeğe anne sütü verilmemesi B) Bebeğe doğar doğmaz tedavi başlanması C) Anneye antiretroviral tedavi verilmesi D) Doğumun spontan vajinal yolla yapılmasının sağlanması E) Annenin viral yükünün doğum öncesi mümkün olan en düşük düzeye indirilmesi 46 D Anneye gebelik süresince ve bebeğe doğumdan hemen sonra retroviral tedavi (zidovudin) verilmesi, bebeğe anne sütü verilmemesi ve sezaryenle doğum bulaşı %90 a yakın oranda azaltır. 47. Aşağıdakilerden hangisi uzun süre total parenteral beslenen preterm bir bebeğin beklenen komplikasyonlardan birisi değildir? A) Kolestatik sarılık B) Hiperlipidemi C) Alkaloz D) Hiperamonemi E) Hiperlipidemi 47 C Total parenteral nutrisyon (TPN): Enteral beslenme mümkün olmadığında TPN yeterli sıvı, kalori, aminoasit, elektrolit ve vitaminleri sağlayarak DDA bebeğin büyümesini sağlar. Sıvı g/dl aminoasit ve g/dl glukoz içermelidir. Perifer veni kullanılıyorsa glukoz konsantrasyonu 12.5 g/ dl nin altında olmalıdır, santral ven kullanılırsa 25 g/dl ye kadar çıkılabilir. İV yağ emülsiyonları (%20 intralipid, 2.2 kcal/ml) ozmotik yükü artırmadan kalori sağlamak için verilebilir. 0.5 g/kg/gün intralipid esansiyel yağ asidi eksikliği önlemek için yeterlidir. Trigliserid düzeyi normal kalırsa 3 gr/kg/güne kadar çıkılabilir. 100 kcal/kg/gün üzerinde kalori sağlanması durumunda 15 g/kg/gün kilo alımı beklenebilir. 38

12 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT TPN komplikasyonları kateter ve sıvı içeriğinin metabolizmasıyla ilişkilidir. Santral ven infüzyonlarının en önemli sorunu sepsisidir. En sık enfeksiyon ajanı koagülaz negatif stafilokok (s. epidermidis). Tromboz, sıvı ekstravazasyonu ve kateterin yer değiştirmesi gibi komplikasyonlar görülebilir. Periferal ven infüzyonları flebit, cilt soyulması ve yüzeysel enfeksiyonlara yol açabilir. TPN nin metabolik komplikasyonları hiperglisemi, ozmotik diürez, dehidratasyon, hiperkloremik asidoz, azotemi, nefrokalsinoz, hipoglisemi (kazaen sıvının kesilmesine bağlı), hiperlipidemi, hipoksi ve hiperamonemiyi içerir. Uzun süre TPN gerektiren bebeklerde metabolik kemik hastalığı, kolestatik sarılık ve karaciğer hastalığı gelişebilir. 48. Miyozis, sekresyon artışı ve bradikardi saptanan bir çocuğun aşağıdakilerden hangisiyle zehirlendiği düşünülmelidir? A) Narkotik B) Organofosfat C) Salisilat D) Dijital E) Beta blokör ilaçlar 48 B Organofosfat entoksikasyonunda önce miyozis, konjonktival konjesyon, ağrı ve siliyer spazm gibi oküler semptomlar, rinore, bronkospazm ve bronşial sekresyonlarda artış gibi solunum semptomları başlar. Ayrıca bradikardi, hipotansiyon, kaslarda eksitasyon, istemsiz gaita kaçırma, idrar kaçırma ve periferik nöropatide görülebilir. 49. Hastane dışında tek başına temel yaşam desteği uygulanan 5 yaşındaki çocuk için kalp masajı ve suni solunum sayısı kaç olmalıdır? Kalp masajı Suni solunum A) 1 1 B) 2 1 C) 3 1 D) 4 1 E) E Tek başına yapılan uygulamada Kalp masajı/suni solunum sayısı oranı 8 yaş altında 5/1, 8 yaş üzerinde 15/2 olmalıdır. Önemli bir noktada resüsitasyonu geciktireceği için tek kurtarıcının nabız kontrolü yapmaması gerekliliğidir. Bu durumda dolaşım belirtileri siyanoz, solunum eforu, öksürük ve hareket etme ile değerlendirilir. 50. Üç yaşındaki bir hasta dehidratasyon nedeniyle yatırılıyor. Başvuru anında serum sodyum düzeyi 176 meq/l, potasyum düzeyi 3.6 meq/l saptanmış ve sıvı replasmanına başlanmış. 24 saat sonra serum sodyum düzeyi 142 meq/l, potasyum düzeyi 4.9 meq/l olarak ölçülmüş. Bu hastada aşağıdaki komplikasyonlardan hangisi gözlenebilir? A) Ventriküler taşikardi B) Akciğer ödemi C) Kalp yetmezliği D) Beyin ödemi E) Paralitik ileus 50 D Hipernatremi tedavisinde serum sodyum düzeyi saatte 0.5 meq/l den daha hızlı düşürülürse beyin ödemi ve buna bağlı konvülsiyon gelişebilir. 51. Aşağıdaki immun yetmezliklerden hangisi yenidoğan döneminde göbek bağının geç düşmesine neden olur? A) Myeloperoksidaz eksikliği B) Chediak-Higashi sendromu C) Alloimmun neonatal nötropeni D) Kronik granülamatöz hastalık E) Ağır kombine immun yetmezlik 51 C Alloimmün Neonatal Nötropeni (ANN) Rh hemolitik hastalığına benzer olarak, bebeğin nötrofil antijenlerine karşı gelişen maternal alloantikorların transplasental geçişi sonrasında ortaya çıkar. Semptomatik bebeklerde, yaşamın ilk iki haftasında göbek kordonunun geç düşmesi, hafif deri enfeksiyonları, ateş, pnömoni görülebilir; bunlar antibiyotik tedavisi ile iyileşir. Nötropeni genellikle ağırdır ve neonatal dönemde hastalık yapan alışılmış etkenlerin neden olduğu enfeksiyonlar ve ateş buna eşlik eder. Yaşamın 7. haftasında, bebeğin nötrofil sayısı genellikle normale döner; bu değişiklik, maternal antikorların bebeğin dolaşımında kalma süresini gösterir. Tedavi antibiyotikdir. Ayrıca Lökosit adezyon defekti de göbek bağının geç düşmesine neden olabilen bir immun yetmezliktir. 52. Huzursuzluk, morarma ve çarpıntı şikâyetleriyle acil servise getirilen 6 aylık bir bebekte kalp hızı 224/dakika olarak saptanıyor. Elektrokardiyografide supraventriküler taşikardi belirleniyor. Bu bebek için aşağıdakilerden hangisi uygun bir tedavi değildir? A) İntravenöz adenozin B) Vagal manevralar C) Kardiyoversiyon D) İntravenöz verapamil E) İntravenöz amiodaron 39

13 52 D SVT en sık semptomatik taşiaritmidir. Aksesuar yoldan reentry (infantta en sık, ani başlar ani biter, vagal manevra ve ilaca yanıt veriri), normal ileti yolundan (AV nod) reentry (adolesanda sık) ya da ektopik otomasiteye(tüm çocuklukta görülebilir, yavaş başlar yavaş biter, vagal manevra ve ilaca yanıt iyi değildir) bağlıdır. Enfeksiyon presipite edebilir, Ebstein anomalilerde görülebilir. Birkaç saniye ya da saatler sürebilir. Genellikle hız 180 i aşar ama 300 ü nadiren geçer. Prekordial rahatsızlık, çarpıntı hissi olabilir. Atak 6-24 saati aştığında infant hasta görünmeye başlar, kül rengi, huzursuz, irrite, takipneiktir ve hepatomegali gelişir. Ateş ve lökositoz olabilir. Hidrops fetalise yol açabilir. Yenidoğanlarda tipik dar QRS vardır. SVT de kalp hızı sabit, sinüzal taşikardide ise vagal ve sempatik uyaranlarla değişkendir. İlk tedavi karotis masajı ve yüze buz uygulanmasıdır. Stabil hastalarda IV Adenozin verilebilir, doz artırılarak yinelenebilir. Fenilefrin, edrofonyum, kinidin, prokainamid, propranolol kullanılabilir. Verapamil 1 yaş altında kullanılmamalıdır. Büyüklerde Verapamil (beta blokör ve kinidinle birlikte kullanılırsa AV blok yapabilir!) başlangıçta denenebilir. Ağır KY ne gidiyorsa senkronize DC kardiyoversiyon başlangıçta önerilir. Dirençli taşikardide flecainide, propafenon, sotalol ve amiodaron kullanılabilir. Kronik tedavide aksesuar yol olmayanlarda digoksin ve propranolol ana tedavidir(oysa Digoksin ventriküler taşikardide ventriküler fibrilasyona yol açabilir!). Aksesuar yolun radiofrekans ablasyonu mümkündür. Kardiak fonksiyonlar günler haftalar içinde normale dönebilir. İlk 3-4 ayda olan SVTlerde rekürrens geç yaşlara göre daha düşüktür. 53. Aşağıdaki konjenital kalp hastalıklarından hangisi yenidoğan döneminde siyanoza neden olmaz? A) Büyük arterlerin L-transpozisyonu B) Fallot tetralojisi C) Pulmoner stenozla birlikte tek ventrikül D) Triküspid atrezisi E) Trunkus arteriozus 53 A Büyük arterlerin L-transpozisyonunda sağ atriyum sol ventriküle, sol atriyum sağ ventriküle (ventriküler inversiyon) (AV diskordans) bağlıdır. AV kapaklar da ventriküllerle birlikte yerdeğiştirmiştir. Pulmoner arter sol ventrikülden, aorta sağ ventrikülden çıkar. Bu çift inversiyon, desatüre sağ atriyal kanın AClere ulaşarak oksijene olmasını sağlar. Siyanoz yoktur. 54. Aşağıdaki kalıtsal metabolik hastalıkların hangisinde karakteristik idrar kokusu yoktur? A) Fenilketonüri B) Propionik asidüri C) Akçaağaç şurubu idrar hastalığı D) İzovalerik asidemi E) Tirozinemi tip I 54 B ANORMAL KOKU İLE BİRLİKTE OLAN AMİNOASİT METABOLİZMA BOZUKLUKLARI Metabolizma bozukluğu İdrar kokusu Glutarik asidemi (tip 2) Terli ayak, keskin Hawkinsüri Yüzme havuzu 3-Hidroksi 3-Metilglutarik Kedi idrarı asidüri İzovalerik asidemi Terli ayak, keskin Akçaağacı şurubu hastalığı Akçaağacı şurubu, çemen Hipermetioninemi Haşlanmış lahana Multiple karboksilaz eksikliği Erkek kedi idrarı Oasthouse hastalığı Şerbetçi otu Fenilketonüri Faremsi veya küflü Trimetilaminüri Kokmuş (çürümüş) balık Tirozinemi Haşlanmış lahana, kokmuş tereyağı 55. Aşağıdakilerden hangisi hemorajik sistite neden olmaz? A) Adenovirus B) Siklofosfamid C) Radyasyon D) Ağır egzersiz E) Amiloidoz 55 D HEMATÜRİNİN ALT ÜRİNER SİSTEM KAYNAKLI NEDENLERİ 1-Sistit ve Üretrit: Gross ya da mikroskopik hematüri mesanenin bakteriyel, mikobakteriyel ya da viral infeksiyonlarıyla olabilir. Ureaplasma ya da Klamidya etkense kültür genellikle negatiftir. 2-Hemorajik Sistit: Gros hematüri ve dizüri vardır. Hb i düşürebilir. Kimyasal toksinler(siklofosfamid, penisilinler, busulfan, thiotepa, boyalar, insektisidler), Virüsler(adenovirus tip 11 and 21, polyoma BK virus, influenza A), Radyasyon, Amiloidoz sonucu olabilir. 3-Ağır egzersiz: 48 saatte düzelen benign bir durumdur. 56. Aşağıdakilerden hangisi renal tübüler asidoz tiplerinde gözlenen bulgulardan biri değildir? A) Tip IV te hiperkalemi B) Proksimal tipte nefrokalsinozis C) Distal tipte hiperkalsiüri D) Tüm renal tübüler asidoz tiplerinde büyüme geriliği E) Proksimal tipte poliüri, polidipsi 40

14 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 56 B Tip IV RTA bozulmuş aldosteron üretimi veya yanıtsızlık sonucu hiperkalemik hiperkloremik non-anyon gap metabolik asidozla gider. Distal RTA da hiperkalsiüri genellikle vardır. Kronik metabolik asidoz üriner sitrat atılımını bozar. Tübüllerde kalsiyum birikimi artıp nefrokalsinozis, nefrolithiazis gelişir. Tüm RTA da poliüri, polidipsi, dehidratasyon ve büyüme geriliği ortak klinik bulgulardır. Proksimal RTA da idrar asidik olduğundan dolayı hiperkalsüri, nefrokalsinozis ve nefrolithiasis görülmez. 57. Aşağıdaki hastalıklardan hangisi baş büyüklüğü ile birlikte değildir? A) Rikets B) Canavan hastalığı C) Alexander hastalığı D) Seckel sendromu E) Akondroplazi 57 D Mikrosefali nedenleri Primer (Genetik) Familial mikrosefali Sendromlar Down Edward Cri-du-chat Cornelia de Lange Rubinstein Taybi Smith-Lemli-Opitz Seckel Fanconi Makrosefali nedenleri Ailevi Hidrosefali İntrakranial yer kaplayan lezyonlar Makrokrani Kronik anemiler Rikets Kleidokranial dizostoz Epifizyal displazi Osteogenezis imperfecta Sekonder (Genetik Olmayan) Radyasyon Konjenital enfeksiyonlar: CMV, Rubella, Toxoplazmosis Fetal alkol sendromu Fetal hidantoin sendromu Menejit-ensefalit Malnütrisyon Maternal diabet Maternal Hiperfenialaninemi Hipoksik iskemik ensefalopati Hipertermi Megalensefali Anatomik Megalensefaliler Nörokutan displaziler Ganglionöroma Akondroplazi Serebral jigantizm Familyal Megalensefali (OD) Metabolik Megalensefaliler Alexander hastalığı Canavan hastalığı Gangliosidozis Globoid lökodistrofi Metakromatik lökodistrofi Mukopolisakkaridozlar Maple syrup urine hastalığı 58. Çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemisinde, aşağıdaki bulgulardan hangisi iyi prognoz göstergesidir? A) Tanı sırasında hastanın 6 aylıktan küçük olması B) Lökosit sayısı > /mm3 olması C) Blastlarının CD10 pozitif olması D) t(4;11) bulunması E) İndüksiyon tedavisine cevabın yavaş olması 58 C ALL de prognoz faktörleri FAKTÖR İYİ KÖTÜ Tedaviye yanıt Hızlı (< 1ay remisyon) Yavaş (> 1ay ) Yaş 1-10 yaş < 1yaş, > 10 yaş Lökosit sayısı (tanı sırasında) < 50 bin/mm3 > 50 bin/mm3 İmmunfenotip Erken pre-b (CD 10 +) T hücreli Kromozomal anomaliler Hiperdiploidi Hipodiploidi TEL-AML 1= t(12;21) MLL-AF4 = Trizomi 4,10, 17 t(4;11) BCR-ABL= t(9;22) MSS tutulumu (-) (+) Cinsiyet kız erkek Organomegali (-) (+) Mediastinal kitle (-) (+) 59. Sabah okula giderken sağlıklı olan 6 yaşındaki bir erkek çocuk akşam üzeri C ye çıkan ateş, solunum zorluğu, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, salya akması yakınmalarıyla ve boynu hiperekstansiyonda hastaneye getiriliyor. İnspiratuvar solunum zorluğu olan bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Larengotrakeit B) Akut epiglottit C) Larengeal yabancı cisim D) Anjiyoödem E) Vokal kord disfonksiyonu 59 B Epiglottit akut olarak fulminan yüksek ateş, boğaz ağrısı, dispne, hızla ilerleyen respiratuvar obstrüksiyonla karakterizedir. Başlangıçta solunum sıkıntısı olmayabilir. Tablo saatler içinde ilerler. Daha önce sağlıklı olan bir çocukta birden ateş ve boğaz ağrısı başlar. Saatler içinde hasta toksik görünür, yutma güçleşir ve solunum zorlaşır. Ağızdan salya akar ve solunum yolunu açık tutmak için boyun hiperekstansiyondadır. Hasta tripod pozisyonunu alabilir. Tablo siyanoz ve komaya ilerleyebilir. Stridor geç bulgudur ve hava yolunun neredeyse kapanmak üzere olduğunu gösterir. Havlar tarzda öksürük çok nadirdir. Tanı çilek kırmızısı, şiş epiglotun laringoskop ile görülmesiyle konur. Yan boyun grafisinde baş parmak (thumb) işareti vardır. Tedavide respiratuvar distresin şiddetine bakmadan hava yolu (entübasyon, trakeostomi) açılmalıdır. 41

15 60. Çocuk cinsel istismarı ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A) Tacizciler sıklıkla çocuğun tanımadığı kişilerdir. B) Özürlü çocuklar cinsel tacize daha az uğrarlar. C) Tacizciler çocuğa sıklıkla şiddette uygularlar. D) Daha önce tacize uğrayan çocuklar tacize daha sık uğrarlar. E) Cinsel istismar öz babalarda üvey babalardan 5 kat daha sıktır. 60 D Cinsel istismar bildirimlerinin son yıllarda giderek artması cinsel istismar olaylarının artması değil cinsel istismar bildirimlerinin artması sonucudur. Cinsel tacizciler genellikle çocukların aile üyeleri veya akraba olmayan tanıdık kişilerdir. Yabancı birisi tarafından taciz düşük olasılıklı bir durumdur. Tacizcilerin %95-98 i erkektir. Ancak kadın tacizcilerin sayısı tahmin edilenden daha fazla olabilir. Tacizciler arasında üveybabaların özbabalara göre 5 katı kadar daha fazla bir oranı vardır. Cinsel tacizde şiddet sık görülen bir durum değildir. Cinsel tacize daha sık uğrayan çocuklar; Daha önce tacize uğrayan çocuklar Ebeveynleri boşanmış çocuklar Ebeveynleri ilaç bağımlısı olan çocuklar Ebeveynleri tarafından sevilmeyen ve istenmeyen çocuklar Özürlü çocuklar 61. Beta talasemi majorlu hastalarda en sık aşağıdaki komplikasyonlardan hangisine bağlı olarak ölüm gözlenir? A) Kardiyomiyopati B) Adrenal yetmezlik C) Hepatik komplikasyonlar D) Çoklu organ yetmezliği E) Enfeksiyon 61 A Talasemi majorda 2 ay-2 yaş arasında transfüzyon ihtiyacı başlar. Transfüzyon öncesi infantta yorgunluk, iştahsızlık ve letarji gelişir. Ciddi vakalarda klasik başlangıç bulguları talasemik yüz (maksiller hiperplazi, dişlerde maloklüzyon, burun kökü basıklığı, frontal bossing), patolojik kemik kırıkları, belirgin hepatosplenomegali ve kaşeksidir. Büyük hastalarda dalak o kadar genişler ki mekanik rahatsızlığa ve sekonder hipersplenizme neden olur. Solukluk, hemosideroz ve sarılık yeşilimsi kahverengi cilt rengine neden olur. Kronik hemolizden dolayı GİS ten demir emilimi artarki buda toksiteye neden olur. Transfüzyon tedavisi ile bir çok klinik bulgunun sıklığı ve ciddiyeti azalır ancak transfüzyonun oluşturduğu demir yükü bu hastalarda major problemdir. Korunmak için şölasyon yapılır ancak onun da sağırlık, periferik nöropati ve gelişme geriliği yan etkileri vardır. Endokrin ve kardiyak bozukluklar genellikle transfüzyona bağlı aşırı demir depolanmasına bağlıdır. Hipotiroidi, hipogonadotropik hipogonadizm, GH eksikliği, hipoparatiroidi ve diabet endokrin komplikasyonlardır. Kardiyak komplikasyonlar (inatçı aritmiler, konjestif yetmezlik) terminal olaylardır ve ölümün en sık nedenidir. 62. Spontan intrakranial kanama nedeniyle getirilen 6 aylık bir bebekte yapılan laboratuvar testlerinde yalnızca protrombin zamanında artma saptanmıştır. Bu bebekte aşağıdaki faktörlerin hangisinde eksiklik olduğu düşünülmelidir? A) Faktör I B) Faktör II C) Faktör V D) Faktör VII E) Faktör X 62 D Faktör VII eksikliği spontan intrakranial kanama ve sık mukokütanöz kanama olan nadir bir bozukluktur. PT uzar, PTT normaldir. 63. Deoksiribonükleik asitte (DNA) üçlü tekrar dizilerinin artışı sonucunda ortaya çıkan hastalık aşağıdakilerden hangisidir? A) Ataksi-telanjiektazi B) Prader-Willi sendromu C) Friedreich ataksisi D) von Hippel-Lindau hastalığı E) Fanconi aplastik anemisi 63 C Tandem repeat (sıralı tekrarlayan) DNA dizileri: Bazı genler identik triplet (eş üçlü) tekrarlarından uzun seriler (örneğin CGG tripletleri: CGGCGGCGGCGG ) içerir. Bu olgularda gen inaktif hale gelir ve kodlanan protein ya çok eksiktir ya da hiç üretilmez. Triplet tekrarı olan genetik hastalıklar Fragil X Huntington hastalığı Friedreich ataksisi Miyotonik distrofi Spinal-bulbar muskuler atrofi Spinoserebellar ataksi Dentatorubral-pallidoluysian atrofi 64. Meckel divertikülü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Tanısında kolonoskopi önemlidir. B) Görülme sıklığı süt çocuğu çağında % 2-3 kadardır. C) Ağrısız rektal kanama atakları ile karakterizedir. D) Semptomatik olgunun tedavisi cerrahidir. E) Semptomlar çoğunlukla ektopik gastrik mukoza içermesine bağlıdır. 42

16 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 64 A MD tüm bebekleri % 2-3 ünde görülen en sık konjenital GİS anomalisidir. Tipik MD ileoçekal valvden yaklaşık cm uzakta, antimezenterik kenarda ileumun 3-6 cm dışa doğru cepleşmesidir. MD nin semptomları genellikle hayatın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Semptomatik MD nin çoğunluğu asit salgılayan ektopik mukoza ile kaplı olup, komşu ileum mukozasının ülserasyonu ile aralıklı ağrısız rektal kanamaya sebep olur. Daha nadiren, MD kısmi veya tam barsak obstriksüyonuna yol açabilir. Bu obstriksüyonun en sık mekanizması divertikülün intusepsiyon için başlangıç noktası olarak rol oynamasıdır. MD bazen inflame hale gelebilir (divertikülit) ve akut apendisite benzer. Divertikülit perforasyon ve peritonite yol açabilir. Divertikülit ortalama 8 yaşında görülür. Bebek veya çocuk ciddi ağrısız rektal kanama ile başvurur ise MD varlığından kuşkulanılmalıdır. MD nin doğrulanması güç olabilir. Teknesyum-99m perteknetat ile İV radyonüklit meckel sintigrafisi en duyarlı çalışmadır. Semptomatik MD nin tedavisi cerrahi ekzisyondur. 65. Direkt hiperbilirübinemi, üçgen yüz görünümü ve pulmoner stenozu olan bir bebekte yapılan karaciğer biyopsisinde intrahepatik safra yolları azlığı saptanıyor. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Down sendromu B) Alagille sendromu C) Zellweger sendromu D) Konjenital Rubella sendromu E) Byler sendromu 65 B Alagille sendromu (arteriohepatik displazi) : İntrahepatik safra kanalı azlığının en sık sebebidir. Hepatik histolojinin seri değerlendirmesi çoğu kez safra kanallarının ilerleyici yıkımını gösterir. Klinik bulguları arasında atipik yüz görünümü (geniş alın, derin geniş aralıklı gözler, uzun düz burun, ve az gelişmiş mandibula), göz anormallikleri (posterior embryotokson), kardiyovasküler anormallikler (genellikle periferal pulmoner stenoz, bazen Fallot tetralojisi), vertebra defektleri (kelebek vertebra), tubulointersitisyel nefropati ve gelişme geriliği yer alır. Uzun süreli prognozu iyidir. Ancak tedavi edilmezse, hastaların kaşıntı, yüksek kolesterol düzeyleri ile birlikte ksantomları ve vitamin E eksikliğinin nörolojik komplikasyonları olabilir. 66. Aşağıdakilerden hangisinin varlığında boğmaca komponenti içeren aşı yapılmaz? A) Bir önceki boğmaca içeren aşıdan sonraki 24 saat içerisinde 39 C ye varan ateş öyküsü B) Ailede boğmaca aşısı sonrası konvülsiyon öyküsü C) Korpus kallozum agenezisinin gösterilmesi D) Febril konvülsiyon öyküsü E) Bir önceki boğmaca aşısından sonra ensefalopati geliştirme öyküsü 66 E Boğmaca aşı kontrendikasyonları Karma aşıyı takiben ortaya çıkan aşağıdaki bulgular bundan sonraki aşıda boğmaca aşısı için kontrendikasyondur: Derhal ortaya çıkan anaflaktik reaksiyon: Hangi antijenin sorumlu olduğu kesin olarak bilinmediğinden, DTP veya DTaP deki üç aşı bileşeni ile uygulanmamalıdır. Kombinasyondan boğmaca (Pertussis) çıkarılmalıdır Yedi gün içerisinde ortaya çıkan ensefalopati: Bilinçte önemli değişiklikler, ya da birkaç saatten uzun sürüp 24 saat içinde iyileşmeyen jeneralize ya da fokal konvulsiyonlar gibi belirtiler veren, başka bir nedenle açıklanamayan merkezi sinir sistemi hastalığı olarak tanımlanır. Eskiden kontrendikasyon olarak kabul edilen aşağıdaki durumlar kontrendikasyon olmaktan çıkarılmış, sadece dikkatli olunmasını gerektirmektedir. Bu durumlarda aselüler boğmaca aşısı yapılmalıdır. 1. DTP veya DTaP yapıldıktan sonra üç gün içerisinde ortaya çıkan ateşli ya da ateşsiz konvulsiyon saat içerisinde üç saat veya daha uzun süren inatçı, şiddetli, yatıştırılamayan ağlama, çığlık atma saat içerisinde kollaps veya şoka benzer durum saat içerisinde başka bir nedenle açıklanamayan 40.5 C ye kadar yükselen ateş. 67. İshale neden olan aşağıdaki bakterilerden hangisi karşısında verilen bağırsak dışı durumla ilişkili değildir? Bakteri Bağırsak dışı durum A) Shigella IgA nefropatisi B) Yersinia Hemolitik anemi C) Salmonella Eritema nodosum D) Cryptosporidium Reaktif artrit E) Campylobacter Guillain-Barré sendromu 67 A Enterik patojenlerin immün aracılı ekstraintestinal bulguları Bulgu İlişkili Enterik Patojen Reaktif artrit Salmonella, Şigella, Yersinia, Campylobacter, Cryptosporidium, C. Difficile Guillain-Barre Campylobacter Glomerülonefrit Şigella, Campylobacter, Yersinia IgA nefropatisi Campylobacter Eritema nodozum Yersinia, Campylobacter, Salmonella Hemolitik anemiler Campylobacter, Yersinia HÜS S. dysenteria 1, E. Coli O157:H7, diğer. 43

17 68. Boy kısalığı nedeniyle getirilen 10 yaşında bir kız çocuğun boyu 3. persentilin altında, kemik yaşı 8, büyüme hızı ve ebeveyn boyları normal sınırlarda saptanmıştır. Bu hastada öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir? A) Büyüme hormonu eksikliği B) Turner sendromu C) Yapısal boy kısalığı D) Ailesel boy kısalığı E) Sistemik bir hastalığa bağlı boy kısalığı 68 C Konstitüsyonel boy kısalığı (ve puberte gecikmesi): Doğum tartı ve boyları normaldir; büyüme ilk 4 12 ay normaldir. 3 4 yaşa kadar büyüme yavaşlar ve boy 3 persentilin altına düşer. Puberteye kadar 3. persentil altında, büyüme eğrisine parelel ilerlerler. Puberte gecikir ve puberte başladıktan sonra büyüme hızlanır. Nihai boyları normaldir. Kemik yaşları 2 4 yıl geridir. (TY>BY=KY) Genellikle erkek çocuklarda görülür. Ailede benzer gecikme öyküsü %60-90 bulunur. Erkeklerde puberte gecikmesinin en sık nedeni yapısal gecikmedir. 14 yaşından sonra, puberte gecikmesi 2 yıldan fazla olan erkeklerde puberteyi hızlandırmak için kısa süre testosteron verilebilir. Yapısal gecikmesi olan çocukları izole hipogonadotropik hipogonadizmi olan hastalardan ayırmak güç olabilir. Hipogonadizmi olan hastalar spontan veya testosteron uygulaması sonrası puberte başlatamazlar. 69. Vajinal kanama ve meme dokusunda büyüme nedeniyle getirilen 5 yaşındaki kız çocukta, hiperpigmente cilt lekesi ve uzun kemiklerde deformasyon saptanmıştır. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Laurence-Moon-Biedl sendromu B) Nörofibromatozis C) Tüberoskleroz D) Kallmann sendromu E) McCune Albright sendromu 69 E McCUNE-ALBRIGHT SENDROMU (Puberte Prekoks, Poliostotik Fibröz Displazi, Anormal Pigmentasyon) Endokrin disfonksiyona yamalı cilt pigmentasyonu ve iskeletin fibröz displazisinin eşlik ettiği bir sendromdur. camp bağımlı mekanizma ile çalışan ACTH, TSH, FSH, LH ve BH reseptörlerin aktivasyonuna bağlı birçok glandın otonom hiperfonksiyonu (periferal PP, hipertiroidizm, Cushing sendromu, akromegali veya jigantizm) ile karakterizedir. Gland dışı en sık rikets veya osteomalaziye yol açan fosfatüri görülür. Kardiyovasküler ve hepatik tutulum nadirdir. PP çoğunlukla kızlarda tanımlanmıştır. Etkilenen kızlarda ortalama başvuru yaşı 3 tür, ancak vajinal kanama 4 aylık, sekonder seks özellikleri 6 aylık kadar erken meydana gelebilir. LH ve FSH düzeyleri supresedir, GnRH uyarısına yanıt yoktur. E2 düzeyleri normalden aşırı yükseğe (>900 pg/ml) değişebilir. Overlerde asimetrik büyüme olur. Direngen E2 sekresyonu olan kızlarda, östrojen sentezinin son basamağı ile etkileşen aromataz inhibitörleri (testolacton, letrozole, anastrozole) veya anti-östrojenler (tamoksifen) tedavide kullanılabilir. 70. Kseroftalmi aşağıdaki vitaminlerden hangisinin eksikliğinde gözlenir? A) Vitamin A B) Vitamin B1 C) Vitamin B6 D) Vitamin C E) Vitamin E 70 A A Vitamini Eksiklik Belirtileri: Göz bozuklukları -Gece körlüğü (İLK BULGU!!) -Xerosis konjunktiva -Xerosis kornea -Keratomalazi -BİTOT Lekesi -Foliküler hiperkeratoz -Fotofobi Fiziksel ve mental gelişim geriliği Anemi ve HSM Epitelyum bozuklukları -Ciltte kuruluk -FOLİKÜLER HİPERKERATOZ -AKNE -CİLTTE ERKEN YAŞLILIK Üriner epitelyum metaplazisi, piyüri, hematüri Enfeksiyonlara direnç azalması KİBAS (PTC) Kemik ve diş mine yapımında yetersizlik 71. Astım öngörü indeksine göre, aşağıdaki kriterlerden hangisi küçük çocuklardaki astımın ilkokul ve sonrasında da devam edeceğini belirlemede kullanılmaz? A) Anne veya babada astım B) Çocukta atopik egzema C) Serum total IgE düzeyi D) Çocukta allerjik nezle E) Soğuk algınlığı olmadan wheezing 44

18 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 71 C Küçük çocuklarda Astım Tahmin İndeksi Major kriterler Ailede astım Egzema İnhale alerjen sensitizasyonu Minör kriterler Alerjik rinit Soğuk dışında wheezing Eozinofili > %4 Gıda alerjen sensitizasyonu Erken çocuklukta 3 wheezing + 1 Major veya 2 Minör bulgu varlığı geç çocuklukta 77% Persistan ASTIM gelişeceği anlamına gelir. 72. Çocuklarda, ev ortamında en sık aşağıdakilerden hangisi anafilaksiye neden olur? A) Egzersiz B) Lateks C) Besinler D) İlaçlar E) İdyopatik 73 B Kolorektal kanserde adenom-karsinom sekansında meydana gelen mutasyonlar aşağıda gösterilmiştir: Bu mutasyonlardan K-ras onkogen mukatsyonudur ve aktivasyon sonucu oluşur. Diğerleri ise tümör supresör genlerdir ve inaktivasyona neden olur. 72 C Çocuklarda en sık neden gıdalar, 2. neden ilaçlar, 3. neden arı sokmasıdır. Erişkinde en sık neden ilaçlar, 2.sık neden gıdalar, 3. en sık neden arı sokmasıdır. Hastanede en sık neden lateks ve antibiyotiklerdir. Anafilaksi ve anafilaktoid reaksiyon nedenleri Anafilaksi etyolojisi Anafilaktoid reaksiyon etyolojisi Hastane Lateks İlaçlar Antibiyotikler (iv) İVİG Radyokontrast madde Hastane dışı Gıda(fıstık, kabuklu deniz ürünleri, fındık, süt, yumurta, balık vb) Böcek sokması (arı) Oral ilaçlar Egzersiz İdiopatik Medikasyon ve fiziksel faktörler Morfin Egzersiz Soğuk Lökotrien metabolizma bozukluğu Aspirin NSAİ İmmun agregatlar ve kompleman aktivasyonu Kan ve kan ürünleri Olası kompleman aktivasyonu Radyokontrast maddeler Diyaliz filtreleri 73. Aşağıdakilerden hangisi kolorektal kanser gelişimine yol açar? A) APC gen aktivasyonu B) K-ras gen aktivasyonu C) DCC gen aktivasyonu D) p53 gen aktivasyonu E) BRCA-2 gen aktivasyonu 74. Rektum kanserlerinde tümörün çevreye yayılımının ve rektum çevresindeki lenf nodlarının değerlendirilmesinde en önemli tetkik aşağıdakilerden hangisidir? A) Abdominal USG B) Abdominal BT C) Rektoskopi D) Pelvik MR E) Endorektal USG 74 E Kolorektal malignitelerin değerlendirilmesinde abdominal USG nin yeri yoktur. Buna karşın T ve N evrelerinin saptanmasında endorektal USG en başarılı tetkiktir. 75. Pankreasın adacık hücre kökenli tümörlerinden hangisinin malignite olasılığı en düşüktür? A) Pankreatik gastrinoma B) Somatostatinoma C) Glukagonoma D) Duodenal gastrinoma E) İnsülinoma 75 E İnsülinoma en sık görülen adacık hücre tümörüdür. Beta hücrelerinden köken alır. Klinikte Whipple triadına yol açar (Açlıkla ortaya çıkan hipoglisemi bulguları, semptomlar sırasına KŞ<50 mg/dl, glukoz verilmesi ile semptomların gerilemesi). %10 malign, %10 multiple, %10 MEN-1 sendromu ile birliktedir. % 90 soliter benign adenomdur. 76. Distal kolon ve rektumdaki karsinoid tümörlerin en sık kendini gösterme şekli aşağıdakilerden hangisidir? A) Siyanoz B) Hipertansiyon C) Astım D) Submukozada nodül E) Diyare 45

19 76 D Distal kolon ve rektuma yerleşen karsinoid tümörler vazoaktif amin salgılamazlar ve bu nedenle karaciğer metastazı yapsalar bile karsinoid sendroma neden olmazlar. En sık prezentasyon submukozada büyüyen bir nodüldür. 77. Karaciğer amebik apsesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A) Genellikle sağ lob tutulur. B) Genellikle soliter lezyondur. C) Genellikle kadınlarda izlenir. D) Genellikle yaş grubunda izlenir. E) Genellikle sarılık yoktur. 77 C Amebik karaciğer apseleri erkeklerde kadınlara göre 10 kat daha sık gözlenir. Genellikle sağ lobu tutan soliter lezyonlardır. Karaciğer fonksiyon testleri genellikle korunur ve sarılık ortaya çıkmaz. 78. Kırk yaşındaki bir kadın hasta göğüs ağrısı ve disfaji şikâyetleriyle başvuruyor. Çekilen özofagus grafisi normal olarak görülüyor. Özofagus manometrisinde gövdede eş zamanlı multiple yüksek amplitüdlü kasılmalar ve alt özofagus sfinkter basıncının normal olduğu saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Fındık kıran (nutcracker) özofagus B) Diffüz özofagus spazmı C) Akalazya D) Skleroderma E) Reflü özofajit 78 B Akalazyada primer patoloji peristaltizm ile senkron çalışan AÖS relaksasyon bozukluğudur. Ösefagusun tümünde yada düz kas ihtiva eden 2/3 distal kısımda aperistaltizm gelişir. Monometrik çalışmada özofagus gövdesi aperistaltik, AÖS basıncı ise artmıştır ve relaksasyon olmaz. Difüz özofagus spazmında ise AÖS basıncı normaldir. Özofagus gövdesinde yüksek amplitüdlü simultane ve tekrarlayıcı kasılmalar gözlenir. Özofagus grafisinde tirbüşon özofaguıs görülebilir. Hastalar genellikle göğüs ağrısı şikayeti ile kardiyolojiş polikliniğine başvurur. 79. Aşağıdakilerden hangisi pankreatit gelişmesinden sorumlu faktörlerden değildir? A) Hiperlipidemi B) Kolelitiazis C) İskemi D) Travma E) Hipokalsemi 79 E Akut pankreatit gelişiminden sorumlu faktörler: Safra taşları (en sık neden) Alkol İlaçlar: (Diüretikler, 5-ASA, 6-merkaptopürin, azathiopurine, estrojen, steroid, sülfonamidler, valproik asit, TMP- SMX, tetrasiklin, asetaminofen, alfa-metil-dopa, INH, L-asparaginase, procainamide, sulfasalazin, NSAİİ, salisilatlar, metranidazol, ACE inhibitörleri..) Travma ERKP Hiperkalsemi (hiperparatiroidi) Malnutrisyon, hiperlipidemi Duktal obstrüksiyon: Pankreas divisium, duodenal tümörler, striktürler, penetran duodenum ülserleri, Ascaris, Clonorchis İnfeksiyonlar: Kabakulak, Coxsackie B, Mycoplasma pneumonia, HIV, salmonella, shigella, hemorajk E.coli Akrep ve yılan zehiri İskemi-hipoperfüzyon Herediter otoimmün pankreatit, kistik fibrozis Vaskülitler: SLE, PAN.. İdiyopatik 80. Otuz beş yaşında bir kadın hasta akut karın ve hemorajik şok tablosu nedeniyle acil servise başvuruyor. Öyküsünde olay öncesinde karın travmasının bulunmadığı öğreniliyor. Hastanın 20 yaşından beri oral kontraseptif kullandığı öğreniliyor. Çekilen abdominal tomografide karında yaygın sıvı ve karaciğer segment 6 da kontrastlanma gösteren lezyon saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir? A) Karaciğer tümör rüptürü B) Hepatik adenom rüptürü C) Fokal nodüler hiperplazi rüptürü D) Karaciğer hemanjiyom rüptürü E) Safra yolu hamartomu rüptürü 80 B Karaciğerde saptanan lezyonlar içinde spontan yada gebelik sırasında rüptür riski en yüksek olan karaciğer adenomudur. Adenom gelişimi için en önemli risk faktörü uzun süreli OK kullanılmasıdır. Özellikle 4 cm nin üzerinde rüptür ve malign trnsformasyon riski taşır. FNH nin OK kullanımı ile bir ilişkisi gösterilememiştir. Spontan rüptür ve malignite gelişmez. Hemanjiyomlarda 10 cm çapın üzerinde rüptür riski vardır ancak bu risk adenoma göre çok daha düşüktür. 46

20 KLİNİK BİLİMLER TUSEM KTBT 81. Aşağıdakilerden hangisi beslenme desteği ihtiyacı olan hastada TPN uygulaması için bir endikasyon değildir? A) Kısa barsak sendromu B) Üst GİS obstrüksiyonu C) Kafa Travması D) Radyasyon enteriti E) Gastrointestinal fistül 81 C TPN endikasyonları: 1. Kısa barsak sendromu 2. Yüksek debili enterik fistüller 3. Major ameliyat sonrasında uzamış paralitik ileus, multiple travma, açık karın 4. Malabsorbsiyon: Sprue, hipoproteinemi, pankreas yetmezliği, Crohn, ÜK 5. SVO, psikojenik kusma, anoreksia nervosa 6. Cerrahi öncesinde beslenme desteği gereken ve oral alamayan malign hastalar 7. Uzun süre hiperkatobolizmanın devam ettiği (yanık, travma, çoklu kırıklar) ve enteral beslenmenin mümkün olmadığı hastalar 82. Aşağıdaki durumlardan hangisi Adult Respiratuar Distress Sendromu (ARDS) nun göstergelerinden biridir? A) Hipoksi ile birlikte hiperkarbi B) Hipoksi ile birlikte hipokarbi C) Pulmoner kompliansda artma D) Hastalarda yalnızca hipoksinin olması E) Pulmoner kapiller kama basıncının çok yükselmesi 82 B Kriterler: Akut başlangıç AC grafisinde bilateral yama tarzında infiltrasyonlar Kardiyojenik AC ödeminin olmaması (PAKB < 18 mmhg), kalp yetmezliğinin olmaması Hipoksemi (po 2 /FiO 2 < 200), hiperventilasyon nedeniyle hipokarbi gelişebilir. pa-pao 2 artar, komplians azalır, fonksiyonel residüel kapasite azalır Hava yolu direnci artar, pulmoner şant oranı artar, ventilasyon/perfüzyon oranı azalır (ölü alan ventilasyonu artar) 83. Aşağıdakilerden hangisi normovolemik bir hastada gelişen septik şokun özelliklerinden biri değildir? A) Kalp debisinde artma B) Ekstremitelerin pembe ve kuru olması C) Kan basıncının düşük olması D) Atreriovenöz oksijen farkında artma E) Sistemik vasküler direncin düşük olması D Hiperdinamik (erken-sıcak-normovolemik) dönem: Endotoksin inos enzimini uyararak nitrik oksit salınımına neden olur. NO çok potent vazodilatördür. Yaygın vazodilatasyon nedeniyle sistemik vasküler direnç (SVD) düşer. Septik şok gelişiminde en erken hemodinamik değişikliktir. Septik şokta gelişen hipotansiyonun nedeni SVD in düşmesidir. Atım hacmi azalır, miyokard depresyonu ve negatif inotropik etki Kalp debisi normal yada artmış Cilt sıcak, pembe ve kuru Hipotansiyon ve taşikardi Nabız basıncı normaldir Takipne (hiperventilasyon resp. alkaloz) Arteriyo-venöz şantlar açılır A-V O 2 farkı azalır, mikst venöz oksijen satürasyonu artar İdrar miktarı normal, artmış yada azalmış olabilir 84. Yanıklı hastalarda gelişen öldürücü yara yeri enfeksiyonlarından sorumlu ajan aşağıdakilerden hangisidir? A) Staf. Aureus B) Pseudomonas aeruginosa C) Candida D) Streptokoklar E) Proteus 84 B Yanıktaki en önemli mortalite nedeni enfeksiyondur. Nedenleri; Derinin bariyer görevini yapamaması, Koagüle proteinin iyi besiyeri olması, Eskardan çıkan toksik maddeler gibi lokal nedenler, ve Hücresel ve humoral immunite azalması gibi sistemik nedenler rol oynar. Fatal yara enfeksiyonlarının en sık sorumlusu başta pseudomonas olmak üzere Gr (-) bakterilerdir. Yanık yarasında başlangıçta deriden Gr (+) (Stapfilokok), ilerleyen günlerde ise ÜSY ve GİS ten kaynaklanan Gr (-),Gr (+) ve mantarlar kolonizasyon dikkati çeker. Bunun dışında etkenler nazokomiyal kaynaklı da olabilir. 85. Aşağıdakilerden hangisi inflamasyonda salgılanan ilk sitokindir? A) IL-1 B) IL-2 C) TNF-alfa D) IL-8 E) IL-6 85 C İnflamasyonda ilk salgılanan ve en potent sitokin TNF alfa dır. Kendisinden sonra salınan proinflamatuarlarında salgılanmasını artırır.

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür.

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. SİROZ Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. İlerleyici ilerleyici karaciğer hastalıkları sonuçta siroz ile sonuçlanan progresif fibrozise neden olur. Safra kanalikülü

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi VAKA SUNUMU Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi ÖYKÜ 58 yaşında, erkek hasta, emekli memur, Ankara 1989: Tip 2 DM tanısı konularak, oral antidiyabetik

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Perinatal dönemde herpesvirus geçişi. Virus Gebelik sırasında Doğum kanalından Doğum

Detaylı

Romatizma BR.HLİ.066

Romatizma BR.HLİ.066 Nedir? başta eklemler olmak üzere, birçok organ ve dokunun doğrudan ya da dolaylı olarak zarar görmesine yol açabilen hastalıklar grubudur. Kanda iltihap düzeyinde yükselmeye neden olup olmamasına göre

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER

SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER SPOR HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER DOÇ.DR.ERDEM KAŞIKCIOĞLU 1 35 yaşın altındaki sporcularda ani ölüm nedenleri 2% 1% 2% 4% 2% 2% 35% 3% 3% 3% 4% 5% 24% 10% Hipertrofik

Detaylı

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 1. GÜN 08.15-09.00 Pediatri stajı hakkında bilgilendirme R. ÖRS 09.15-10.00 Hasta dosyası hazırlama H.YAVUZ 10.15-11.00 Hikaye alma H.YAVUZ 11.15-12.00 Fizik muayene H.TOKGÖZ

Detaylı

İNVAZİV PULMONER ASPERJİLLOZ Dr. Münire Gökırmak. Süleyman Demirel Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D.

İNVAZİV PULMONER ASPERJİLLOZ Dr. Münire Gökırmak. Süleyman Demirel Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D. İNVAZİV PULMONER ASPERJİLLOZ Dr. Münire Gökırmak Süleyman Demirel Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D. OLGU 1 23 yaşında kadın hasta Ateş, yorgunluk ve anemi Lökosit: 6.800/mm3, %8 nötrofil, %26 blast,

Detaylı

NEFRİTİK SENDROMLAR. Dr.LATİFE ERDOĞAN Ekim 2013

NEFRİTİK SENDROMLAR. Dr.LATİFE ERDOĞAN Ekim 2013 NEFRİTİK SENDROMLAR Dr.LATİFE ERDOĞAN Ekim 2013 NEFRİTİK SENDROM NEDİR? Akut böbrek yetmezliği bulguları ile gelen bir hastada gross hematüri, varsa tanı nefritik sendromdur. Proteinürü

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353 23. Aşağıdakilerden hangisi akne patogenezinde rol oynayan faktörlerden biri değildir? A) İnflamasyon B) Foliküler hiperproliferasyon C) Bakteriyal proliferasyon D) Aşırı sebum üretimi E) Retinoik asit

Detaylı

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi

HİPERKALSEMİ. Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi HİPERKALSEMİ Meral BAKAR Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Gündüz Tedavi Ünitesi Tanım: Hiperkalsemi serum kalsiyum düzeyinin normalden (9-11 mg/dl) yüksek olduğunda meydana gelen

Detaylı

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM NEDİR? Nefrotik sendrom ; proteinüri (günde 3.5gr/gün/1.73 m2), hipoalbüminemi (

Detaylı

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR SPONDİLODİSKİTLER Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR Vertebra Bir dizi omurdan oluşur Vücudun eksenini oluşturur Spinal kordu korur Kaslar, bağlar ve iç organların yapışacağı sabit bir yapı sağlar. SPONDİLODİSKİT

Detaylı

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Gebede HSV İnfeksiyonu Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Olgu 14 günlük, erkek bebek Şikayeti: Sol kol ve bacakta kasılma, emmeme Hikaye:

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

ÇOCUKLARDA HAREKET SİSTEMİ MUAYENESİ (ROMATOLOJİK MUAYENE) Özgür KASAPÇOPUR

ÇOCUKLARDA HAREKET SİSTEMİ MUAYENESİ (ROMATOLOJİK MUAYENE) Özgür KASAPÇOPUR ÇOCUKLARDA HAREKET SİSTEMİ MUAYENESİ (ROMATOLOJİK MUAYENE) Özgür KASAPÇOPUR HAREKET SİSTEMİ Üç ana yapı taşı Kemikler Kaslar Eklemler Oynamaz eklemler (Kafa tası) Yarı oynar eklemler (Omurga) Oynar eklemler

Detaylı

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Sevcan A. Bakkaloğlu, Yeşim Özdemir, İpek Işık Gönül, Figen Doğu, Fatih Özaltın, Sevgi Mir OLGU 9 yaş erkek İshal,

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader OLGU 1 İkinci çocuğuna hamile 35 yaşında kadın gebeliğinin 6. haftasında beş yaşındaki kız çocuğunun rubella infeksiyonu geçirdiğini öğreniyor. Küçük

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 İmmün sistemin gelişimini, fonksiyonlarını veya her ikisini de etkileyen 130 farklı bozukluğu tanımlamaktadır. o Notarangelo L et al, J Allergy Clin Immunol 2010 Primer immün yetmezlik sıklığı o Genel

Detaylı

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar Dr. Dilek Çolak 10 y, erkek hasta Olgu 1 Sistinozis Böbrek transplantasyonu Canlı akraba verici HLA 2 antijen uyumsuz 2 Olgu 1 Transplantasyon öncesi viral

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire DOLAŞIM SİSTEMİ TERİMLERİ Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Dokuların oksijen ve besin ihtiyacını karşılayan, kanın vücutta dolaşmasını temin eden, kalp ve kan damarlarının meydana getirdiği sisteme dolaşım

Detaylı

Üriner Sistem Taş Hastalığında Metabolik Değerlendirmede Kullandığım Algoritmler

Üriner Sistem Taş Hastalığında Metabolik Değerlendirmede Kullandığım Algoritmler Üriner Sistem Taş Hastalığında Metabolik Değerlendirmede Kullandığım Algoritmler Hikaye: aşağıdaki özellikler sorulmalıdır. Diyet ve sıvı alımı ( et, süt, sodyum, potasyum, askorbik asit ) İlaç alımı :

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı. GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir

Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir Kalp Yetersizliğinde Güncel Tedavi Doç. Dr. Bülent Özdemir Kalp yetmezliği Ventrikülün dolumunu veya kanı pompalamasını önleyen yapısal veya işlevsel herhangi bir kalp bozukluğu nedeniyle oluşan karmaşık

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

30.10.2013 BOYUN AĞRILARI

30.10.2013 BOYUN AĞRILARI BOYUN AĞRILARI BOYUN ANOTOMISI 7 vertebra, 5 intervertebral disk, 12 luschka eklemi, 14 faset eklem, Çok sayıda kas ve tendondan oluşur. BOYNUN FONKSIYONU Başı desteklemek Başın tüm hareket

Detaylı

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde Febril Nötropenik Hasta Antifungal Tedavi Uygulama Prosedürü Prof. Dr. Neşe Saltoğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular

Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular Kronik Hepatit B Tedavisi Zor Olgular Dr. Faruk KARAKEÇİLİ Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 22.01.2016 HATAY Tedavisi Zor Olgular! Zor hasta

Detaylı

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA)

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) 2016 un türevi 1. JUVENİL SPONDİLOARTRİT/ ENTEZİT İLE İLİŞKİLİ ARTRİT (SPA- EİA) NEDİR? 1.1 Nedir?

Detaylı

Romatolojik Aciller. Sistemik Lupus Eritemtozus. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp AD. Dr. M. Murat Özgenç

Romatolojik Aciller. Sistemik Lupus Eritemtozus. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp AD. Dr. M. Murat Özgenç Romatolojik Aciller Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp AD. Dr. M. Murat Özgenç Sistemik lupus eritematozus (SLE) vücut boşluklarında poliserozite yol açan deri, renal, hematolojik, nörolojik bulgularla

Detaylı

BRADİKARDİK HASTAYA YAKLAŞIM

BRADİKARDİK HASTAYA YAKLAŞIM Türkiye Acil Tıp Derneği Asistan Oryantasyon Eğitimi BRADİKARDİK HASTAYA YAKLAŞIM SB İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İzmir, 24-27 Mart 2011 Sunumu Hazırlayan Yrd. Doç. Dr Ayhan ÖZHASENEKLER

Detaylı

SOLİT ORGAN TRANSPLANTASYONU ve BK VİRUS ENFEKSİYONLARI Doç. Dr. Derya Mutlu Güçlü immunsupresifler Akut, Kronik rejeksiyon Graft yaşam süresi? Eskiden bilinen veya yeni tanımlanan enfeksiyon etkenleri:

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI Prof. Dr. Aydan Kansu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı 7 y, ~ 1 yıldır karın ağrısı Göbek çevresinde Haftada

Detaylı

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI Kronik böbrek hastalığı-tanım Glomerül filtrasyon hızında (GFH=GFR) azalma olsun veya olmasın, böbrekte

Detaylı

ANTİFUNGAL TEDAVİ: PRE-EMPTİF Mİ EMPİRİK Mİ? Prof. Dr. Ayper SOMER İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları

ANTİFUNGAL TEDAVİ: PRE-EMPTİF Mİ EMPİRİK Mİ? Prof. Dr. Ayper SOMER İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları ANTİFUNGAL TEDAVİ: PRE-EMPTİF Mİ EMPİRİK Mİ? Prof. Dr. Ayper SOMER İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları Ankara, 28 Şubat 2010 PEDİATRİDE İNVAZİF MANTAR İNFEKSİYONU İÇİN RİSK GRUPLARI

Detaylı

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji 12/o4/2014 Akılcı antibiyotik kullanımı Antibiyotiklere

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Akut Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus akut komplikasyonlar Hipoglisemi Hiperglisemi ilişkili ketonemi

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

Kronik HCV İnfeksiyonlarında Güncel Tedavi Yaklaşımları Dr. Kaya Süer

Kronik HCV İnfeksiyonlarında Güncel Tedavi Yaklaşımları Dr. Kaya Süer Kronik HCV İnfeksiyonlarında Güncel Tedavi Yaklaşımları Dr. Kaya Süer Near East University Faculty of Medicine Infectious Diseases and Clinical Microbiology HCV tarihçesi 1989 Hepatitis C (HCV) genomu

Detaylı

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU

BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU BOS GLUKOZ DÜġÜKLÜĞÜ ĠLE SEYREDEN TÜBERKÜLOZ MENENJĠT ÖN TANILI VARİCELLA ZOSTER MENENJİTİ OLGUSU Ramazan Gözüküçük 1, Yunus Nas 2, Mustafa GÜÇLÜ 3 1 Hisar Intercontinental Hospital, Enfeksiyon Hastalıkları

Detaylı

Ankilozan Spondilit Rehabilitasyonu. Prof. Dr.Hidayet Sarı

Ankilozan Spondilit Rehabilitasyonu. Prof. Dr.Hidayet Sarı Ankilozan Spondilit Rehabilitasyonu Prof. Dr.Hidayet Sarı Tanım Özellikle omurgayı tutan ve ankiloza götüren kronik iltihabi sistemik romatizmal hastalıktır. Sakroiliak eklem iltihabı oluşturmak ana bulgusudur.

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR:

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR: NÜTRİSYONEL VE METABOLİK DESTEK: Malnütrisyon: Gıda tüketiminin metabolik hızı karşılamayamaması durumunda endojen enerji kaynaklarının yıkımı ile ortaya çıkan bir klinik durumdur ve iki şekilde olabilir.

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

12:30 15:30 16:30 17:30. 2.9.2015 08:30 Bilimsellik komitesi 12:30. 3.9.2015 08:30 Üst solunum yolu enfeksiyonları TT K ÇOCUK SAĞLIĞI Özden TÜREL

12:30 15:30 16:30 17:30. 2.9.2015 08:30 Bilimsellik komitesi 12:30. 3.9.2015 08:30 Üst solunum yolu enfeksiyonları TT K ÇOCUK SAĞLIĞI Özden TÜREL SINIF 4 2.grup (Çocuk Hastalıkları) 31.8.2015 08:30 Bilimsellik komitesi 09:30 Bilimsellik komitesi 10:30 Bilimsellik komitesi 11:30 Bilimsellik komitesi Bilimsellik komitesi 13:30 Bilimsellik komitesi

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

HIV ve HCV KOİNFEKSİYONU OLGU SUNUMU

HIV ve HCV KOİNFEKSİYONU OLGU SUNUMU HIV ve HCV KOİNFEKSİYONU OLGU SUNUMU Dr. Ziya Kuruüzüm DEÜTF Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD 14.03.2013, Kervansaray Lara Otel, Antalya Olgu Erkek, 44 yaşında, bekar On yıl önce, yurt

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

Trakea Rüptürü. Nadir Bir Entübasyon Komplikasyonu. Doç. Dr. Aydın KARAKUZU Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Lefkoşe, KKTC Nisan 2011

Trakea Rüptürü. Nadir Bir Entübasyon Komplikasyonu. Doç. Dr. Aydın KARAKUZU Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Lefkoşe, KKTC Nisan 2011 Trakea Rüptürü Nadir Bir Entübasyon Komplikasyonu Doç. Dr. Aydın KARAKUZU Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Lefkoşe, KKTC Nisan 2011 1 Klinik Öykü Ş.Ş., 75 yaş, erkek, Asenden Aort Anevrizması

Detaylı

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Latince gerilme anlamına gelir. İstemli kasların tonik spazmıyla karakterize akut bir toksemidir. Etken: Clostridium tetani

Detaylı

TAM KAN SAYIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ

TAM KAN SAYIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ 1945 ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI TAM KAN SAYIMININ DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Mehmet ERTEM Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dalı Tam Kan Sayımı

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD GT, 62 y, kadın Nüks tiroid papiller CA Kitle eksizyonu (özefagus ve trake den sıyırılarak) + Sağ fonksiyonel; sol radikal

Detaylı

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği GEBELİKTE SİFİLİZ Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği SİFİLİZ TANIM T.pallidum un neden olduğu sistemik bir hastalıktır Sınıflandırma: Edinilmiş (Genellikle

Detaylı

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 1. OLGU Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 49 yaşında kadın hasta, ev hanımı Yakınması: Öksürük, balgam Hikayesi: Yaklaşık 2 aydır şikayetleri olan hasta akciğer grafisinde lezyon görülmesi üzerine merkezimize

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

44 yaşında kadın hasta flask paralizi ile başvurduğu dış merkezden sevk edildi. Şiddetli hipokalemisi(2 meq/lt) olduğu için KCl içeren infüzyon

44 yaşında kadın hasta flask paralizi ile başvurduğu dış merkezden sevk edildi. Şiddetli hipokalemisi(2 meq/lt) olduğu için KCl içeren infüzyon Case 6 44 yaşında kadın hasta flask paralizi ile başvurduğu dış merkezden sevk edildi. Şiddetli hipokalemisi(2 meq/lt) olduğu için KCl içeren infüzyon başlandı. Ek labaratuvar verileri.. RF+ Anti-Ro/SS-A+,

Detaylı

FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi

FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi Prof. Dr. Volkan Korten Marmara Üniversitesi Tıp T p Fakültesi İnfeksiyon Hastalıklar kları ve Klinik Mikro. ABD. Risk? Başlangıç tedavisine yanıtsızlık değil. Ciddi

Detaylı

Kan Akımı. 5000 ml/dk. Kalp Debisi DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ VII. Dr. Nevzat KAHVECİ

Kan Akımı. 5000 ml/dk. Kalp Debisi DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ VII. Dr. Nevzat KAHVECİ MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN İSKEMİK YANITI DOLAŞIM SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ VII Dr. Nevzat KAHVECİ Kan basıncı 60 mmhg nın altına düştüğünde uyarılırlar. En fazla kan basıncı 1520 mmhg ya düştüğünde uyarılır.

Detaylı

24 Ekim 2014/Antalya 1

24 Ekim 2014/Antalya 1 Kronik Böbrek Hastalığının Kontrolü ve Yönetimi Doç. Dr. Öznur USTA YEŞİLBALKAN Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği o.u.yesilbalkan@ege.edu.tr 24 Ekim 2014/Antalya 1 SUNUM

Detaylı

Levosimendanın farmakolojisi

Levosimendanın farmakolojisi Levosimendanın farmakolojisi Prof. Dr. Öner SÜZER Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji AbD 1 Konjestif kalp yetmezliği ve mortalite 2 Kaynak: BM Massie et al, Curr Opin Cardiol 1996

Detaylı

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Dr. Sıtkı Sarper SAĞLAM DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU 04.10.2011 1 Netter in Yeri: DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU

Detaylı

Eser Elementler ve Vitaminler

Eser Elementler ve Vitaminler Doç. Dr. Onur POLAT Eser Elementler ve Vitaminler Esansiyel eser elementin temel özellikleri diyetten kesilmesi veya yetersiz alımıyla yapısal ve biyokimyasal değişikliklerin olması ve bu değişikliklerin

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür

ÜRÜN BİLGİSİ. 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet. 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI İNSUFOR 500 mg Film Tablet 2. BİLEŞİM Etkin madde: Metformin hidroklorür 500 mg 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR İNSUFOR, tip 2 diabetes mellitus tedavisinde, özellikle fazla kilolu

Detaylı

Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi

Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi Ergin AYAŞLIOĞLU Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D Gebelikte İnfeksiyonların Değerlendirilmesi Maternal

Detaylı

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur

EBSTEİN ANOMALİSİ. Uzm. Dr. İhsan Alur EBSTEİN ANOMALİSİ Uzm. Dr. İhsan Alur 1866 da W. Ebstein tarafından tanımlandı. 1964 te Lillehei tarafından ilk başarılı valvuloplasti ameliyatı yapıldı. Triküspit kapağın septal ve posterior lifletlerinin

Detaylı

β Bloker ve Kalsiyum Kanal Bloker Zehirlenmeleri Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp Ad

β Bloker ve Kalsiyum Kanal Bloker Zehirlenmeleri Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp Ad β Bloker ve Kalsiyum Kanal Bloker Zehirlenmeleri Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Tıp Fak. Acil Tıp Ad Sunu planı Sunu hedefleri Olgu örneği Genel yaklaşım Spesifik tedavi yöntemleri Yatış taburculuk

Detaylı

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD Multipl Myeloma da PET/BT Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD İskelet sisteminin en sık görülen primer neoplazmı Radyolojik olarak iskelette çok sayıda destrüktif lezyon ve yaygın

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü Sayı : B100AÇS0120000/2600-9216/3238 Konu : Gebelerde Demir Destek Programı Uygulaması 29.09.2005 GENELGE 2005/147 Gebelikte meydana

Detaylı

ÇOCUK CHECK UP PROGRAMI

ÇOCUK CHECK UP PROGRAMI ÇOCUK CHECK UP PROGRAMI Çocukların büyüme gelişmesi sırasında düzenli muayene, laboratuvar testleri ve gelişme kayıtlarının tutulması gereklidir. Bkz: çocukluk çağı aşıları ve testleri. Çocuk Check up

Detaylı

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları BR.HLİ.085 içerisinde kanın bulunduğu dört odacık vardır. Bunlardan ikisi sağ, ikisi ise sol kalp yarımında bulunur. Kalbe gelen kan önce sağ atriuma gelir ve kalbin sağ kulakcığı ve sağ karıncığı arasında

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

Aritmilerin elektrokardiyografik tanısı ve tedavileri. Dr Erdal YILMAZ

Aritmilerin elektrokardiyografik tanısı ve tedavileri. Dr Erdal YILMAZ Aritmilerin elektrokardiyografik tanısı ve tedavileri Dr Erdal YILMAZ Tanı yöntemlerinin gelişmesi Kardiyak cerrahi sonrası aritmilerin sık görülmesi Disritmi : Ritm düzensizliği Aritmi : Ritm yokluğu

Detaylı

Skolyoz. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Skolyoz. Prof. Dr. Önder Aydıngöz Skolyoz Prof. Dr. Önder Aydıngöz Skolyoz Tanım Omurganın lateral eğriliğine skolyoz adı verilir. Ayakta çekilen grafilerde bu eğriliğin 10 o nin üzerinde olması skolyoz olarak kabul edilir. Bu derecenin

Detaylı

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sık Görülen Kardiyolojik Sorunlarda Güncelleme Sempozyum Dizisi No: 40 Haziran 2004; s. 69-74 Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım Prof. Dr. Hakan

Detaylı

LÖKOSİTOZLU ÇOCUĞA YAKLAŞIM. Doç.Dr.Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji BD Antalya

LÖKOSİTOZLU ÇOCUĞA YAKLAŞIM. Doç.Dr.Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji BD Antalya LÖKOSİTOZLU ÇOCUĞA YAKLAŞIM Doç.Dr.Alphan Küpesiz Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Onkoloji BD Antalya Lökositoz gerçek mi? Trombosit kümeleri Çekirdekli eritrositler (normoblast) Eritrositlerin

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı ASİT Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 2006-2007 Eğitim yılı Ders programı Asitin tanımı Fizik muayene bulguları Asit miktarının ifadesi Asit yapan nedenler Asitli hastada ayırıcı tanı

Detaylı

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR?

LENFATİK VE İMMÜN SİSTEM HANGİ ORGANLARDAN OLUŞUR? LENFOMA NEDİR? Lenfoma, diğer grup onkolojik hastalıklar içinde yaşamın uzatılması ve daha kaliteli yaşam sağlanması ve hastaların kurtarılmaları açısından daha fazla başarı elde edilmiş bir hastalıktır.

Detaylı

SDÜ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP 3 PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 17.02.2014-18.04.2014

SDÜ TIP FAKÜLTESİ 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP 3 PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 17.02.2014-18.04.2014 SDÜ TIP FAKÜLTESİ 20-204 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 7.02.204-8.04.204 GÖREVLİ ÖĞRETİM ÜYELERİ Prof. Dr. Ahmet Rıfat ÖRMECİ Prof. Dr. Ali AYATA Prof. Dr. Mustafa AKÇAM Prof.

Detaylı

MASUM ÜFÜRÜM-PATOLOJİK ÜFÜRÜM AYRIMINDA İPUÇLARI

MASUM ÜFÜRÜM-PATOLOJİK ÜFÜRÜM AYRIMINDA İPUÇLARI MASUM ÜFÜRÜM-PATOLOJİK ÜFÜRÜM AYRIMINDA İPUÇLARI DOÇ.DR.CEMŞİT KARAKURT İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PEDİYATRİK KARDİYOLOJİ BİLİM DALI Üfürüm: Kalp ve damarsal yapılardaki yapısal veya hemodinamik

Detaylı

SDÜ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP B PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 27.04.2015-26.06.2015

SDÜ TIP FAKÜLTESİ 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP B PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 27.04.2015-26.06.2015 SDÜ TIP FAKÜLTESİ 204-205 Eğitim-Öğretim Yılı DÖNEM-IV, GRUP B PEDİATRİ STAJ PROGRAMI 27.04.205-26.06.205 GÖREVLİ ÖĞRETİM ÜYELERİ Prof. Dr. Ahmet Rıfat ÖRMECİ Prof. Dr. Ali AYATA Prof. Dr. Mustafa AKÇAM

Detaylı

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM

EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM EPİLEPSİLİ HASTAYA GEBELİK DÖNEMİNDE OBSTETRİK YAKLAŞIM Prof. Dr. Hayri Ermiş İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hast. Ve Doğum A.B.D. Perinatoloji B.D. Gebeliğin kriz sıklığına etkisi? Gebelerin 1/3 ünde kriz

Detaylı

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi.

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Muayeneyi Yapanın Adı- Soyadı: Uzmanlığı:

Detaylı

OLGU SUNUMU. Dr. Nur Yapar. DEÜTF İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D. 25-28 Şubat 2010 Ankara

OLGU SUNUMU. Dr. Nur Yapar. DEÜTF İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D. 25-28 Şubat 2010 Ankara OLGU SUNUMU Dr. Nur Yapar DEÜTF İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D. 25-28 Şubat 2010 Ankara 28 yaşında, erkek Mayıs 2008; T hücreden zengin B hücreli Hodgin Dışı Lenfoma Eylül 2008; 5.

Detaylı