Bu daha başlangıç

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bu daha başlangıç 88.273"

Transkript

1 . Aydınlık KITA 21 Haziran 2013 Cuma Yıl: 2 Sayı: 69 Gazetesi nin ücretsiz ekidir GEÇEN HAFTA OKURA ULAŞTIK PAydınlık Bu daha başlangıç Hıfzı Topuz Ahmet Cemal Ataol Behramoğlu Behiç Ak Cüneyt Ülsever Feridun Andaç Hakan Günday Hüseyin Haydar İnci Aral Leyla Erbil Mustafa Köz Muzaffer İzgü Öner Ciravoğlu Pınar Kür Tarık Günersel ve Yücel Erten den Gezi Parkı notları

2

3 Aydınlık KİTAP 21 HAZ RAN 2013 CUMA 3 İÇİNDEKİLER Özdemir İnce s. 4 Bu daha başlangıç Sadece güç değil, daha fazla hakimiyet! s. 5 MEDYA: Bugünlerde birinci gücün bir diğer adı s. 6 Yatcaz kalkcaz sevişcez s. 7 Gökkuşağının hangi rengini reddetmek elimizde? Her yer Taksim, tüm Türkiye tek meydan, istifa et Başbakan Aydında halk isyanları ve efe cumhuriyetleri KAPAK: Güzel günler görüyoruz s. 8-9 s. 10 s. 11 Bu dünyadan bir Kafka geçmiş! s Yeni çıkanlar s Çocuk-Genç s. 20 Yalnız(ca) s. 21 Düşmeden Koşabilme nin sırrı s. 22 Sadece karanlığa mektuplar! s. 23 Aydınlık. KITA P Aydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir Yayın Yönetmeni Haldun Çubukçu Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Editör Yazıişleri Sayfa Sekreteri Pınar Akkoç İrem Halıç, Cenk Özdağ Alev Özgenç s s Türkiye nin Haziran Ayaklanması nda zulme karşı başkaldırmış kitlelerinin her yerde attığı sloganlardan biriydi: Bu daha başlangıç, mücadeleye devam... Bunu Türkiye nin aydın birikimi, edebiyatçıları da netlikle saptadı. Ulaşabildiğimizden düşüncelerini aldık. Bu hafta ve gelecek hafta sayfalarımızda okuyacaksınız. Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Yalçın Büyükdağlı Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Sorumlu Müdür Mehmet Bozkurt Tüzel Kişi Temsilcisi Metin Aktaş Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Hepsine gönülden teşekkürlerimizle. *** Türk basınının ve düşünce yaşamının anıtsal adlarından İlhan Selçuk u 21 Haziran 2010 da yitirmiştik. Onu 12 Eylül zorbalarına karşı yazdığı 21 Ekim 1982 tarihli Cumhuriyet teki nefis bir yazısıyla anıyoruz. HALDUN ÇUBUKÇU İp cambazı gevşek ipte yürüyemez... Eskiden Anadolu nun yoksul kasabalarına ilkyazla birlikte gezginci cambazların akını başlardı. O dönemlerde ne sinema yaygındı ne de televizyon vardı. Gezginci tiyatro kumpanyaları bile büyükçe kasabaları yeğler; köy azmanı ilçelere uğramazlardı. Cambazlar alçak gönüllüydüler; her yerde gösteri yaparlardı. Soğuk kış gecelerini pinekleyerek geçiren, güneşsiz günleri saya saya bitiremeyen kasaba halkı için cambaz, yeşeren doğayla birlikte yazın habercisi sayılırdı. Kasabaya gelen cambaz kumpanyanm reklâmını yapmak için iki insan boyunda tahta ayaklar takar, üstüne upuzun bir kırmızı pantolon geçirir, eline bir boru alıp sokak sokak dolaşmaya başlardı. Çocuklar cambazın ardında gürültülü çığlıkları ve dinmeyen gülüşmeleriyle sevinçli bir kalabalık oluştururlardı. Çocukken ben de cambazları çok severdim. Kimsenin yapamadıklarını yapan kişilerdi onlar. İp üstünde yürümek olağanüstü bir iş değil miydi? Numaralar yapan cambaza ağzı açık bakar; çadırların çevresinde dolanırdım. Hiç unutmam, aksaçlı bir cambazdan duyduğum özdeyişi: Cambaz gevşek ipte yürüyemez. Kulağıma küpe oldu bu söz. Cambazın sermayesi neydi? İki uzun kazıkla bir gergin ip, bir de kocaman sopa... İp gergin olmalıydı. Kazıklar derine çakılmalıydı. Sopa elde bulunacaktı. İple kazık, kazıkla sopa arasında ilginç bir bağıntı vardı. Kazıklar ne denli derine kakılırsa ip o ölçüde gerilebilirdi; ipin gerilimiyle eldeki sopa cambazda bir güvence duygusu yaratıyordu. Ama cambaz olağanüstü numaralarını tek başına yapmıyordu. Yardakçıları yardımcıları vardı. Kimi cambaz kumpanyasında bir cazbant davulu, bir klarnet bile bulunurdu. Cambaz ip üstünde yürürken coşku verici müzik izleyicileri etkileyebilirdi. Herkes cambaza bakarken kimi yankesiciler halkın arasında dolaşıp para çarpmaya çalışırlar, cambazın yardımcıları da para toplamaya çıkarlardı. Cambaz, belki on bin kez yaptığı bir numarayı ip üstünde yinelerken gerilim yaratmak için arada sırada aşağıya düşer gibi tökezlerdi. Herkesin yüreği ağzına gelirdi. Aradan yıllar geçti. Aksaçlı, şişkin pazılı, beyaz atlet fanilalı ip cambazının özdeyişini unutmadım: Cambaz gevşek ipte yürüyemez. İpler, kazıklar, sopalar cambazın sabit sermayesiydiler; gerilim işletme sermayesini oluşturuyordu. Cambazın numaraları birbirine benzese de tekdüze olsa da izleyiciler ağzı açık bakıyorlardı. Kimi zaman halk arasından birisi çıkıp olayın püf noktasını açıklamaya kalkarsa, yanıt hazırdı: Aldırma cambaza bak: Cambaz, ya yüksek ipin üstünde bir ileri bir geri gidiyordu; ya da tahta ayaklarının üstünde yükseliyordu; ama ayaklarını toprağa bastığı zaman senin benim gibi bir kimse oluveriyordu. Ben cambazları severim, çocukluğumdan bu yana nice cambaz gördüm; bilirim ki ne cambaz hep ip üstünde kalabilir; ne de ip hep gergin durabilir; her cambaz eninde sonunda ayaklarını toprağa basacaktır. İLHAN SELÇUK Reklam Servisi Genel Müdür Yardımcısı Saynur Okuroğlu Reklam Müdürü Kamile Karakadılar Baskı: Toros Yay. Mat. Tur. Org. San. Tic. Ltd. Şti. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 21 HAZ RAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Kaçık Bilge nin Gözlemleri, VIII. Köylüler! Yıldızları saat olarak kullanırlar, yıldızlara bakıp yola çıkarlar. Ben yıldızlara bakarak hiç zamanında varamadım hiçbir yere yeniyetmeliğimde, güvenemedim kendime, geç kalmamak için hep erken gittim varmam gereken menzile. Tıpkı tren istasyonuna köyden bir gün önce giden Rus köylüler gibi Sovyet Devrimi nden önce. Tohumu ekip kış uykusuna dalar köylüler, yüksek fırını tarla sanırlar sanayide ocağı kömürle doldurup uykuya yatarlar önünde. Devrim kurşuna dizmiştir bu köylüleri bu yüzden, sabotajcı niyetine. Ama işçi-köylü ne bilsin ki saati *** Soğuk gözlerle bakar Gletkin Roubachof a bir ünlü romanda2, ÖZDEMİR İNCE Size ilk saatinizi ne zaman verdiler? diye sorar, Sekiz ya da dokuz yaşımda diye yanıtlar Roubachof, İSİMSİZ AYİN DEN İKİ ŞİİR 1 Ben bir saatte 60 dakika olduğunu öğrendiğimde 16 yaşındaydım der Gletkin. Saati öğrenmeden işçi olamaz köylü arkadaş! Bir saatin 60 dakika olduğunu ben fakir yedi yaşında öğrendim ilkokul birinci sınıfta zembereği, akrep ile yelkovanı, güneş saatini de öğrendim duvarda. İlk saatimi 27 yaşında taktım koluma Seul olimpiyatları yılında, Seiko sporsmatic, kendi kendine kurulurdu kolun hareketiyle, sol kolumda. Saat ve radyo yoktu bizim evde, saat olarak kullanırdık fabrikanın kampanasını, işçileri uyandırıcılar uyandırırdı mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı! Bütün mahalleyi inletirdi komşunun radyosu. Şimdi kalkmış Her şeyi ben yaptım! diyor RTE marka adlı, elmas saatli, nankör Başbakan. Peki ne yaptı, ne yaptı peki, vardiya saatlerinde köylü-işçileri uyandıran uyandırıcılar? Köylüden işçiyi Cumhuriyet yarattı! 1- Uzaktan Daha Uzak Yakından Daha Yakın adlı yeni kitaptan 2- Arthur Koestler, Le Zero el I nfini (Darkness at Noon) Livre de Peche s. 238 Kaçık Bilge nin Görüleri, XI. Ölmek kolay, kolay olmasına kolay da bir daha Gürlevik i 3 göremeyeceğim Dalda Bir Elması yiyemeyeceğim bizim Efrenk te. 4 Ölmek kolay da hiçbir anlamı yok ölmenin herkes eceliyle ölürken benim yaşımda. Recep Tayyip Bey de ölecek ama sakın ölmesin ölümün kendinde hiçbir anlamı kalmaz o zaman. Ah! Öteki dünyada da bana rahat yok! Yannis Ritsos öldü beni bekliyor öteki dünyada Allen Ginsberg öldü Tahtalı Köy de beni bekliyor uzun bir sohbetimiz yarım kalmıştı bu yakada. Denise Levertov la gene votka içebiliriz uzun uzun öteki dünyanın Moskva Park Hotel inde Sofya da, Nâzım la ilk kez dertleşebilirim. Büyük dedem Nasreddin Çakır ı görebilirim Haçlılar zamanının Musul valisi sorabilirim kendisine, gerçekten dedem mi? Ama RTE hiç ölmemeli, gelmesin öteki dünyaya! 3- Mersin Toroslarında, Demirışık Köyü yakınlarında bir su kaynağı. 4- Toroslarda Arslanköy ün eski adı.

5 Aydınlık KİTAP 5 Sadece güç değil, daha fazla hakimiyet! Yazar, günümüz dünyas n n büyük bir tehlike ile kar kar ya oldu unu belirtirken bu fa ist dalgan n önüne geçmenin gereklili i üzerinde duruyor. Ona göre bunu ba arabilmenin tek yolu sorgulayan bir kitle olu turmak, kendimizi ve ba kalar n do ru ekilde e itmek SELCAN KARABULUT Nedir demokrasi? Teorik bir açıklama yapmak gerekirse; ilk olarak M.Ö. 5. yüzyılda tartışılmış, 20. yüzyıl içinde hızla yayılmış, yayılırken de birçok farklı tanımı beraberinde getirmiş bir düşüncedir. Bu farklı yorumların içinde Lincoln un tanımı geçerliliğini hâlâ koruyor ve bu kavramı çok net bir şekilde açıklıyor: Halkın, halk tarafından, halk için yönetimi. Bu tanımı biraz açıklayacak olursak, demokratik bir devlette iktidarın kaynağı yönetilenlerde bulunurken yönetilenler yöneticilerini denetleme ve sorumlu tutmaya yarayacak etkili araçlara sahip olmalıdır, diye bir sonuca ulaşmak mümkün. Halkın egemenliği maalesef en demokratik ülkelerde bile tam manasıyla söz konusu olamıyor. İnsanlar kendi ülkelerinde fikirlerini rahatça ifade edemiyor, özgürlükler kısıtlı, halk sadece kendisine dayatılan düşünceleri benimsemek, ödevleri yerine getirmek zorunda. Bir de halkın iradesinin söz konusu bile olmadığı diktatörlükle yönetilen ülkeler var. İkinci Dünya Savaşı ndan beri Batılı güçlerin bu ülkelere demokrasi ihraç etmek için onurlu ve saygın bir mücadele verdiği söyleniyor. Bu yanılgının önüne geçmenin tek yolu ise emperyalizmin dünya çapında açtığı zararları kavramaktır. Emperyalizmin En Ölümcül Silahı Demokrasi Yalanı bu doğrultuda kaleme alınmış bir eser. William Blum Amerika nın dünyaya egemen olma tutkusunun daha adil bir dünya, ileri demokrasi düşüncesi ya da özgürlük, yoksulluk ve şiddetin son bulması kısacası gerçekten rahat yaşanabilecek bir dünya için değil tamamen ekonomik ve ideolojik nedenlere dayandığını açıklıyor. Amaç sadece güçlü olmak değil dünyaya daha fazla hâkim olmak. Amerikan dış politikası konusunda uzman olan yazar, çalışmasını genel olarak dünyaya karşı ABD politikası, 11 Eylül 2011 saldırılarından sonraki terörizme karşı ABD politikası, öne çıkan liderler, vatandaşlık hakları ile ilgili düzenlemeler, komplolar, ABD nin sürekli ilişki içinde olduğu ülkeler, WikiLeaks belgeleri, soğuk savaş ve komünizm karşıtlığı, kapitalizmin sorunları, medya, vatanseverlik olgusu, Amerika daki uyuşmazlık ve direniş, dini düşünceler gibi konular çerçevesinde oluşturmuştur. Blum, günümüz dünyasının büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu belirtirken bu faşist dalganın önüne geçmenin gerekliliği üzerinde duruyor. Ona göre bunu başarabilmenin tek yolu sorgulayan bir kitle oluşturmak, kendimizi ve başkalarını doğru şekilde eğitmek. Emperyalizmin En Ölümcül Silahı Demokrasi Yalanı insanların hak ve özgürlükler için mücadele etme gerekliliğine dikkat çekiyor. Maalesef bu, tarih boyunca böyle olagelmiştir. İnsanlar kendi iradeleri ile birtakım şeylere sahip olmayı başarmış, hiçbir şey hazır sunulmamıştır. Demokrasi ihraç etmek diye bir şey asla söz konusu olamaz. İşte bu büyük yalan bu kitapla su yüzüne çıkıyor. Emperyalizmin En Ölümcül Silah Demokrasi Yalan, William Blum, Say Yay nlar, Çev: Ekin Duru, 408 s.

6 6 21 HAZ RAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP MEDYA: Bugünlerde birinci gücün bir diğer adı ŞENOL ÇARIK Ülkemizde 28 Mayıs tan bu yana devam eden süreçte, özellikle de 31 Mayıs ve sonrasında yeniden gücü ve önemi hissedilen bir şey var; medya! Hele 31 Mayıs akşamı ve 1 Haziran günü yaşananları izlemek için televizyon kanallarına, radyolara ve internet sitelerine yöneldiğimizde bu gerçeği ve bu gerçeklik içerisinde insanı isyan ettiren bir durumu bütün çıplaklığıyla yaşadık. Ortaya çıkan adı konmamış sansür manzarası medyamızın tamamına yakınına hakimdi. Bu sansür duvarını ağırlıklı olarak sınırlı imkânlarla yayın yapan Ulusal Kanal ve Halk TV yıktı. Bu kanalları Cem TV, TV EM, Kanal B, İMC TV, Hayat TV direnişe verdikleri yerle, izledi. Hazır değinmişken sosyal medyanın ne denli önemli olduğunu da vurgulayalım. Ve direnişçilerin yine kendi imkânlarıyla yayını sürdürdükleri radyo, Çapul TV, Gezi TV ve günlük yayınladıkları Gezi Postası gazetesinden söz etmeden geçmeyelim. Diğer yüzlerce kanalda ise üç maymun programından bin penguen dizisine geçildi. Ana akım ya da merkez medya her zamanki gibi iktidardan yana tutumunu yine gösterdi. Otosansür mekanizmasını gerçekten de iyi işletti! İç meselemizi zaman zaman dış basından takip ederken aklımıza şu iki soru takıldı: Ya sosyal medya olmasaydı. Ya sayısı bir elin parmağını geçmeyen özgür medyamız olmasaydı? Ulusal Kanal a, Halk TV ye verilen para cezaları, Cem TV ile TV EM e verilen para cezaları, Hayat TV ye verilen ve sonradan yürütmesi durdurulan yayın durdurma cezası, Karadeniz TV ye İhsan Eliaçık ın program yapmaması için kılıfına uydurularak verilen kapatma cezası... Bu liste öylesine uzun ki! Sonra işten çıkarılan gazeteciler, Sahi Beni Neden Almad lar?, Serdar Akinan, K rm z Kedi Yay nevi, 236 s. çektiği görüntüleri yayınlanmayan, haberleri kontrol den geçtikten sonra tersten okunan haberciler, programı yarıda kesilen Yaşar Nuri Öztürk gibi isimler, TMSF tarafından el konduğu andan itibaren otomatik olarak yandaşlaşan Sky Türk ve Show TV... Zorunlu izne gönderilen Ali Kırca ve ekibi... Polisin saldırısından nasibini alan gazeteciler... Plastik mermi isabet eden eli kanarken halâ fotoğraf çekmek için mücadele veren Soner Bahadır gibi genç, mesleğine âşık gazeteciler... Üzerlerine TOMA lardan kimyasallı su sıkılan, yaka paça dövülerek gözaltına alınan, tehdit edilen gazeteciler... Görevi başında zaman zaman aynı radyoya peş peşe bağlandığımız Gökhan Biçici nin darp edilmesi. Gaz maskesi, kaskı kırılanlar... Bütün bunlar haftalardır hepimizin önünde cereyan etmekte olan olaylar... PROPAGANDA VE ALGI Kamuoyu oluşturma, propaganda, bilgi kirliliği ve algı... Özellikle de algı! İletişimciler bunun içindir ki; algı gerçektir derler. Başbakan Erdoğan ın bütün konuşmalarında ve mitinglerinde tekrarladığı türbanlılara saldırdılar, camide içki içtiler vb. yalanları da hep bir algıyı yaratmak için. Bu söylemler üzerinden eylemciler dinimize saldırıyor propagandasını yayarak din düşmanları algısı yaratma çabası bunlar. İşte dördüncü kuvvet (bugünlerde birinci kuvvet desek herhalde yanılmayız) medya, bu kamuoyunu yönlendirmede ve fikirleri kitlelere ince ince işlemede devreye giriyor. Taksim Gezi direnişinin başladığı günden bu yana Erdoğan ın sürdürdüğü sistemli çalışma budur. Renk tonu zaman zaman koyulaşan bu yöntem bilindik bir yöntemdir. Noam Chomsky, Medyanın Kamuoyu İmalatı: Medyanın Tekelleşmesi, Kitlelerin Yönlendirilişi ve Zorunlu İtaat adlı kitabında ABD nin I. Dünya Savaşı ndaki tutumunu ve propaganda ile kamuoyunun savaşa bakışının nasıl değiştiğini ortaya koymaktadır. ten Kovduran Yaz lar, Nuri Kay, Tanyeri Kitap, 272 s. BASIN TAR H : BASKI VE ZOR TAR H Ülkemizde basın tarihi için çoğunlukla baskının ve iktidar gücüyle uygulanan zorun tarihidir diyebiliriz. Kitle iletişim araçları ve bunun içerisinde çok önemli bir yer teşkil eden yazılı, görsel, işitsel basın yani kısacası medya birçok dönemde denetim altında tutulmaya çalışılmıştır. Sahipleri çıkarılan kanunlarla, kapatma ve yayın durdurmayla, mali baskıyla, kâğıt sopa sıyla yola getirilmek istenmiş, çalışanlar da işten atma, hapis ve para cezaları, tehdit ve saldırılarla sindirilmeye çalışılmıştır. Bu ve buna benzer olaylar günümüzde de yaşanmaktadır. Yüze yakın gazeteci hâlâ cezaevinde bulunmaktadır. RTÜK kafasını kaldırıp yaşananları söyleme ve yazma gayretindeki medya kuruluşlarına adeta bir sopa gibi inmektedir. Yaşananlar Adnan Menderes in Demokrat Parti (DP) dönemini andırmaktadır. 14 Mayıs 1950 de basının da büyük desteğiyle iktidara gelen DP, ikinci kez seçimi kazanığı 1954 yılından itibaren balayı dönemini sona erdirerek; eleştirilere karşı tahammülsüz bir hale gelmiştir döneminde başta Hüseyin Cahit Yalçın, Metin Toker, Şinasi Nahit, Bedii Faik olmak üzere birçok gazeteci cezaevine girmiş ya da hapis cezasıyla yargılanmıştır yılına kadar basın üzerindeki bu baskılar devam etmiştir. AKP dönemi tıpkı DP dönemini andırmaktadır de iktidara geldiğinde çizilmeye çalışılan demokrat ve özgürlükçü tablo 2007 de ikinci kez iktidara geldiğinde tamamen değişmiş, makyajın altındaki yüz ortaya çıkmıştır. İşte böylesi bir ortamda SKY Türk teki işinden hükümet baskısıyla kovulan Serdar Akinan medyanın arka yüzünü anlattığı kitabını yayımladı. Sahi Beni Neden Almadılar? - Medyanın Hakikatle İmtihanı adlı kitabında, başından geçenleri ve Türkiye de olup bitenleri toplayıp işlemiş. Yine RTÜK eski Başkanı Nuri Kayış ın derlediği İşten Kovduran Yazılar da bu bağlamda ele alınabilecek bir kitap. Muhalif olmanın bedelini ödeyen kalemleri ve yazılarını inceleyerek dönemin tablosunu ortaya koyan bir çalışma olma özelliğinde...

7 Aydınlık KİTAP 7 Yatcaz kalkcaz sevişcez Özkök ün araba dair damak tad me hurdur. Bilirsiniz, y lland kça güzelle ir namussuz. Fakat y lland kça güzelle ecek araplar özel olarak kurulurlar. Yani birey olabilmi kad n y lland kça K rk7 tad verir. EMİNE SUPÇİN Medya, medyatik isimler doğurur. Doğan isimler, entelektüel birikimlerine göre ya kalıcı olurlar, ya da sabun köpüğü, sigara dumanı. Her şeyin bir bedeli vardır klişesi elbette doğrudur ve medyatik kalabilmenin bedeli de sadece bilgi ve birikimle değildir. Bazen sansasyonel olabilmek, bazen de dokunulmamış konuların kapağını açabilmek gerekir. Öyleyse, Kırk7 ve Ertuğrul Özkök diyelim. Kırk7 nin içeriği, 40 lı yaşlarını yaşayan kadının bedensel ve ruhsal farkındalığı. Özkök, entelektüel birikimini konuşturmuş. Ve daha ilk sayfada anlıyoruz ki kendisi 66 yaşında. Nasıl da şeytanın sayısına benziyor. Kitap da baştan sona şeytan tüyü zaten. Kışkırtan, düşündüren, Hımmm dedirten şeytanlık ve hınzırlık Bir çeşit, Azıyorum, azdım, azacağım, hali yaratıyor satırlar. Partneri olanlar yaşadı! Olmayanlar? Erica Jong yahut da Bukowski okuyacaklar artık. Özkök ün şaraba dair damak tadı meşhurdur. Bilirsiniz, yıllandıkça güzelleşir namussuz. Fakat yıllandıkça güzelleşecek şaraplar özel olarak kurulurlar. Yani birey olabilmiş kadın yıllandıkça Kırk7 tadı verir. Sokaktan tuttuğun herhangi bir kadın değildir o. Yoksa ha köpek öldüren, ha çalçene komşu kadın. İkisi de öldürür maazallah. Asıl Kırk7 iyi eğitimli, kendine saygısı olandır. Davranışlara yansıyan bir değerler bütününe ve baş kaldırabilme gücüne sahiptir. Akıllıdır. Seçicidir. Özkök ün Kırk7 sindeki kadın da odur. O da bilir, hangi dudakların kendi tadından anlayacağını. K rk7, Ertu rul Özkök, Destek Yay nlar, 239 s. K TAP HANG KADINI NASIL KI KIRTIR? Dokunduğumuz her hayatta parmak izimiz kalır algısı ile ele alarak: Kitap okumayan yüzdelik dilimi bir kenara yığdıktan sonra (ki yığınlar halindedirler), okuyan kırklı yaşların profiline bakalım. Nerede akşam orada sabah tarzı kadınlara göre bu kitap hafif kalır. Çünkü onlar zaten kışkırtılmanın birkaç adım ötesinde olabilirler. Zira Ertuğrul Özkök, sıra dışı kadın örnekleri vermiş olsa da toplumsal değerlere özen gösteriyor. Diğer okurlarsa, mahallemizdeki kadınlar. Evli ve eşiyle hiçbir sorunu olmayanlar, keyifle okuyup gülümseyecekler. Sorunları olanlar, Boşarım len bunu! Boşar ve hayatımı yaşarım, demeye cesaret bulacaklar. Olasılıkla boşanma nedeniyle bekar olanlar, yeni bir aşk bulmak için kolları sıvayacaklar. Aynen Özkök ün eşi gibi; karşısında soyunmaktan haz duyacağı, kendisine iyi damıtılmış şarap muamelesi yapacak adamı arayacaklar. Ve bu arayış sürecinde muhtemelen yaşayacakları tek gecelik yahut da kısa sürelik ilişkilerden ötürü kendilerini asla suçlamayacaklar. Hiç evlenmemiş bekarlar? Hemen söyleyeyim: Onlara pek bir etkisi olmaz Kırk7 nin. Kendi kendilerine bir iç sesle geçiştirirler: Ay kız, millet neler yapmış! Acaba ben de denesem mi? O kadar. SEV EL M GÜZELLE EL M Kırk7 nin dimağda bıraktığı tadı da şarapla ifade etmek mümkün. Tatlı anlatım, dömisek mizah ve sek birikim var satırlarda. 47 yaş, dünya insanı olan Ertuğrul Özkök farkıyla görülmeli. Kısaca sevişelim güzelleşelim. Ah pardon, öyle değildi o. İçelim güzelleşelim di. Özkök e buradan bir sorum var: Kırk7 nin kışkırtmasıyla gaza gelip; Bas bas paraları Osman a, bir daha mı gelicez dünyaya? diyen kadın kimle sevişecek? Bir yanda beden ve ruh farkındalığı yüksek, üst üste orgazm olabilme yeteneğini keşfetmiş kadın, öte yanda ortalama 1,5 dakika sevişebilen erkek? Vah vah (!)

8 8 21 HAZ RAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP ARAKABLO Gökkuşağının hangi rengini reddetmek elimizde? Ayaklanma ve eylemler, sivil itaatsizli in felsefi özü gere i, sürekli kitlesel büyüme ve uluslararas yay lma tehdidiyle birlikte, sinir bozucu bir gelgitle zorbaya pes dedirtmeyi amaçl yor SEYYİT NEZİR Taksim Gezi ayaklanmasının sivil itaatsizlik olarak belirip maruz kaldığı şiddetle doğru orantılı biçimde boyun eğmez bir inat ve ısrara, sonra da kararlı bir duruşa yönelmesiyle birlikte, iktidarın olguyu en kolay ve kestirme yollarla biçimlendirme ve sonuçlandırma arayışları her defasında geri tepiyor. İktidar ve ona bağlı yönetim birimleri, günlerdir art arda acze düşmenin verdiği yetersizlik duygusuyla her türlü provokasyona başvurarak şiddeti her gün artırmak zorunda kalışlarını mazur göstermeye çalışıyor, arada sözüm ona diyalog ve çözüm arayışlarıyla gerçekte saldırganlığı en gözü kara devlet terörüne başvurarak pekiştirme niyetini artık iyice belli ediyor. Ne ki, her türlü yalan ve şarlatanlık, kitlelerin isyancı yöneliminin kararlı biçimde büyüyüp yaygınlaşmasından başka sonuç vermezken, şaşkınlık içindeki iktidar şiddetle beslenmeyi tek çıkış olarak görmekte, sürekli daha fazlasına ihtiyaç duyarak şiddete sarıldıkça kendi iç kanamasını hızlandırmaktadır. Çare diye başvurduğu şiddet, halkı değil kendisini sarsınca, şiddete maruz kaldığı yaygarasını koparmaktadır. YALANLARIN EFEND S Üç beş tavuk işletmesinin çıkarı için kuş gribi palavrasıyla milyonlarca kuşa açtığı savaşta çocukların yüreklerini ağızlarına getiren iktidar, merdivenlerini yalanla döşediği cehennemine yol alırken, o günlerden beri azgınca başvurduğu daha nice yalanın er geç gerçeğe de hamile kalarak Yalanların Efendisi ne karşı çığ halinde büyüyeceğini görmüş olmalıydı. Yalanın binini bir paraya pazarlayan bir iktidarca sürekli yalanlarla kuşatılmış olan, yalanlarla aşağılanan ve kendi geleceği boğulacak noktaya gelen bir toplumun bir noktada, taşıran damla örneği, yalanlara isyanından doğal bir şey yoktur. Kaldı ki çıkarları Efendi nin yalanlarıyla büyüyenler, yani hempaları bile yalanla beslenmekten kusma noktasına gelebilir. Çıldırtıcı yalanlar, sonunda bütün bir toplumu, itaat ve isyan geriliminde, nesnel bir zorlayışla, önce yavaş yavaş, sonra hızlanarak tahterevallinin bir ucundan öbür ucuna, artık sürekli itmektedir. Nedense hiçbir zorba iktidar, gücün şiddet ışıldaklarının dönüp arkasındaki kişiye, yani kendisine, kör edici ışıklarla saldırarak çemberi tamamlayacağını bir türlü göremez. Nitekim yalan ve gözdağıyla attığı her adımda onu gitgide sıradan bir silah olarak kullanmaya başladığında, şiddet, korkutucu bir yöntem olmaktan çıkmış, Efendi nin korkusunu kusan bir araca dönmüştür. Aydınlanma çağının da gösterdiği gibi, bir yerde, yalanlarını gizleyen en büyük yalan olarak Allah sözcüğü bile sığınak işlevini göremez; tersine, Pandora nın kutusu misali, tüm yalanların dışarı sökün etmesini doğurur. İmamın reddetmesine rağmen, caminin eylemcilerce baskına uğradığı yalanını her konuştuğu yerde cani emeller için zırvalaması da bundandır. Shakespeare in Macbeth te bütün boyutlarıyla sergilediği gibi, tarih, her türlü şiddetin en sonunda efendisini korkudan ölüme sürüklediğinin kanıtlarıyla doludur. Bugün alanlardaki Toma ve zehirli gazlar, işte kendi etini yiyen efendinin bunaltı ve korku kusmuklarından başka şey değildir. Şiddet, sürekli büyüyen bir korku olarak dönüp sahibini vuruyor. ONUR VE S V L TAATS ZL K Amerikalı birey hakları felsefecisi Thoreau, kitlelerin aldatılması üzerine kurulu siyasal iktidarlara karşı itaatsiz davranmayı temel hak ve özgürlük olarak kabul eder. Yaşamı boyunca ( ) savunduğu görüşleriyle Thoreau, liberal demokrasinin salt seçme ve seçilme hakkına sıkıştırılarak sandığa kilitlenmesinin boyun eğilemez bir zorbalığa varışını daha 170 yıl önce ortaya koydu. Ona göre, özgüveni zayıflatılmış kişilerden oluşan kitlelerin basit vaatlerle alınan oylarıyla seçilmiş baskıcı kişi ve hükümetler, bu oyların verdiğini varsaydıkları yasal güçle, bireysel onur ve vicdana yönelik her türlü saldırıya kolayca başvurabilir. Thoreau, her türlü seçim sonucunda, bireysel öznenin kendi vicdani gerçeğinden koparak hakikate uzak düştüğünü, benliğinden yabancılaşıp kendini olumsuzladığını belirtir; bu nedenle, seçimleri bir şans oyununa benzetir: Her türlü oy kullanma eylemi, dama ya da tavla gibi bir oyun, dahası kumardır.... Bir azınlık, çoğunluğa boyun eğdiği zaman güçsüz kalır; artık bir azınlık bile değildir. Thoreau, bireyi onurlu ve insan kılan tutumun yasayı ve iktidarı özgürce reddetme hakkı olduğunu savunur. Karşı çıkış gerekçesi vicdani doğruluk ve özgürlüğe yaslandığı sürece, bireyin şiddete başvurmaksızın sivil itaatsizlik etme hakkı vardır. Devlet ve iktidar, bu hakkı tanımadığı takdirde şiddetin temsilcisi olacak, bireyin vicdani hak ve özgürlüğünü çiğnemeyi, bilerek seçecektir: Devlet bir insanın düşünsel ya da ahlaki kavrayışıyla asla kasten karşı Thoreau karşıya gelmez, yalnızca bedenine, duyularına karşı durur. Silahları, [bireyinkinden] daha üstün zekâ veya doğruluk değil, daha üstün fiziksel güçtür.... Beni kendileri gibi olmaya zorluyorlar. İnsanların kitleler [ve onların güç aygıtı olan devlet ve iktidar] tarafından şu ya bu biçimde yaşamaya zorlanmasını kabul etmiyorum. VERG LER VE DEVLET Aslında çok sade bir yaşamı olan, öğretmenlikten emekli, felsefe ve hukuka tutkun, resim meraklısı, azla yetinen bir insan olarak Thoreau, topladığı vergileri yurttaşların çıkarları dışında ve karşısında kullanan devlete vergi ödemeyi reddederek sivil itaatsizlik eyleminde bulunur. Ortada tam bir kara mizah vardır: 100 dolarlık bir vergi borcunu ödememekle devlete tek başına hangi zararı verebilir? Ama yasayı kasten çiğneyerek temel hak ve özgürlüklere uyulması zorunluluğunu ilke olarak tüm yurttaşlarına önermesi, özellikle kriz dönemlerinde, hükümetler için köklü bir tehdit oluşturur. Vergi borcu yüzünden tutuklanıp hapse atılışını şu sözle karşılar: Bana yalnızca kilit altına atılacak bir et ve kemik yığınıymışım gibi muamele eden bu kurumun akılsızlığına şaşmaktan kendimi alamadım. Thoreau ya göre, kişi, bireysel yetkinliğini gerçekliği edinme süreçlerinde oluşturur. Köleliği ya da iktidara boyun eğen kitleden biri olmayı kabullenmenin özgürlüğe aykırı niteliğini vurgular, topluma uyma adına özgürlüğünden edilmeyi insan için erdem değil, kendini yıkma girişimi olarak görür. Bu süreçte çetin içsel çatışmalardan geçerek dışarıya karşı yürüttüğü vicdani savaşla doğruluğu yakalama sırrına erişir: Hakikati ayırt edebilen kişi, atama belgesini dünya üzerindeki yalnızca kanunları ayırt edebilen en yüksek yargıçtan bile yüksek bir mertebeden alır. Çağdaş birey hukukunun özünü oluşturan görüşlerinin vicdani yükümlülük ve yasal sorumluluk arasında yarattığı gerilimi açık uçlu düşünsel belirlemelerle tartışmaya açan Henry David Thoreau, insanlara şu soruyu sorar: Başkaları öyle istiyor diye, içinizdeki ışığa karşı gelmeye, kendinizle anlaşmazlığa düşmeye ne hakkınız var? OSMANLI DAN B R ÖRNEK Fatih Sultan Mehmet, Karamanoğlu nu tepeleyip Karadeniz den Rumeli ye kadar her yöne dağıttıktan sonra, yörük ve abdallara vergi ve yükümlülükler getirir. Mesele üç beş koyun ya da asker gönderme meselesi değildir; Fatih, bu halkı ötekileştirerek yaşam tarzına müdahale etmek istemiştir. Yörük ve abdalların sözcülüğünü üstlenen Otman Baba, Fatih in bu tutumundaki haksızlığı yüzüne vurmak üzere uç boylarından yola çıkarak İstanbul a yönelir. Babaeski de halk onu ve yoldaşlarını kurbanlar keserek karşılar. Ama İstanbul da bu asileri topluca idam etmek için At Meydanı nda kazıklar ve çengeller hazırlanmıştır. Ulema, bu Kızılbaş isyancısının asılacak olmasından duyduğu keyifle idamları beklerken, Fatih, yürekli Türkmen kocasını öldürmekle iktidarına bir güç katmak yerine, işleyeceği zulümle kendisine duyulan güveni za-

9 Aydınlık KİTAP 21 HAZ RAN 2013 CUMA 9 yıflatacağı kaygısına kapılır. Zaten bütün İstanbul çalkalanmaktadır. Fatih, hiçbir şey olmamış gibi, onu ve yoldaşlarını serbest bırakmalarını emreder. Hiçbir şiddete başvurmaksızın, yalnızca sultana meydan okumak için gelen bu Türkmen kocası, ABD den 400 yıl önce haksız vergilerden ötürü Osmanlı ya kafa tutmuş ilk sivil itaatsizdir. Başbakan azıcık tarihini bilse, tarihine saygı duysa, yurttaşlarını hain ilan etmek yerine onlarla gurur duyardı. mi, her yerde tek tek ve birbirinden kopuk direnişler gösteriyordu. Dağın zirvesinde, sislerle kaplı bir bölgede, devireceği tahtı arıyor; bu arada tahtta keyif çatan kişi tehlikeyi görerek, yaklaşan en küçük karaltıya basıyordu tekmeyi. Bir küçük ışık ve geçit gerekiyordu. Taksim Gezi eylemine yapılan saldırı, bir anda ışığın önünü açarak sisin dağılmasını ve geçidin görülmesini sağladı. Şimdi tahtı üstünde taşıyan kayanın yerinden oynatılarak aşağı yuvarlanacağı günleri yaşıyoruz. GAND YLE VARILAN A AMA Sivil itaatsizliği bireysel düzeyde tanımlayıp çağdaş hukuka ve toplumsal savaşıma kazandıran Thoreau yu izleyen Gandi, kavrama yeni bir içerik ve kitlesel biçim kazandırır: İktidarın dayandığı dışında, iktidarla her türlü çoban ve sürü ilişkisini çözüp dağıtıcı karşıkitle yi oluşturmak üzere kurulan barışçı direnme hakkı... Siyasal demokratik bir kitlesel faaliyet olarak sivil itaatsizlik, Gandi nin 1913 te başlayıp otuz yıl sonra çok güçlü kitlesel kazanımları izleyen bir devrimle sonuçlanır. Günümüzde, Alman Yeşiller hareketinin temel mücadele biçimi olarak gelişen sivil itaatsizlik, iletişim teknolojisinin de sağladığı olanaklarla, kurucu demokratik siyasal etkinlik niteliğinde bir toplumsal ayaklanma biçimine yükselmiştir. Toplumbilim ve hukuk felsefesi uzmanlarının tanımlarına göre, devrime giden yoldaki sürecin belirleyici yığınsal mücadele yöntemi olarak sivil itaatsizlik, yasaların ya da hükümet politikalarının değiştirilmesi hedefine yönelik, kamu önünde açıkça yürütülen, şiddete dayanmayan, vicdani, ancak yasal olmayan kitlesel eylemler boyutu kazanmıştır. Ülkesine ve halkına ihanet içinde bulunan iktidar sahiplerini durdurmak üzere oturma grevleri, kitlesel ölüm oruçları, imza toplamalar, yasaklanmış gösteri yürüyüşleri, yaşam alanlarını savunan işgaller, sivil itaatsizliğin etkili araç ve biçimleri olarak sonuç alıcı olanaklar niteliğindedir; günümüz demokrasilerinde direnme hakkının barışçı biçimleri olarak anayasalarda yer alır. 90 KU A I DE L, GÖKKU A I Kimi aydınlar ve bilim adamları, çözümleyici çalışmalarla, dördüncü haftasın süren ayaklanma olgusunun toplumsal psikolojik nedenlerini saptamaya girişirken tarihsel birikimden tümüyle habersiz görünüyorlar. Türk toplumunun günümüze uzanan geleneklerini, Yeni Osmanlılardan bugüne gelen 150 yıllık birikimi, Jöntürk Devrimi nin mirasını, Cumhuriyet in ve 27 Mayıs sonrasının savaşım ve kazanımlarını görmezden gelerek ayaklanmanın gökten zembille indiğini söylemeye çalışıyorlar. Yanı sıra, isyancıların yaygın kitlesine bakarak, doğdukları yıllardan hareketle, yazılı ve görsel basında, 90 Kuşağı terimini yerli yersiz kullanıyorlar. Bu belirlemedeki dil yanlışı giderilmedikçe, çözümleme ve yargılarda doğru sonuçlara ulaşmak zorlaşacak, tarihsel geleneği göz ardı edecek, en önemlisi, gerçekliğe saptırılmış yönelimlerle el atma çabaları bir devrimci sürekliliğin arifesinde yanılgıları büyütme sonucuna varabilecektir. Her türlü toplumsal ve sanatsal hareketin özelliklerinin belirleniminde ve adının verilmesinde, mensupları yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş olsa bile, kuşağın yönelimine ya da ortaya çıktığı yıla göre adlandırma yapılır. Toplumsal hareket bağlamında, Atatürk ün ölüm acısını yaşayarak ya da yaşayanlardan dinleyerek duyumsamış olan 27 Mayıs Kuşağı, Menderes in zorbalığını ve onun 27 Mayıs ta yıkılışını yaşayan 68 Kuşağı, ara kuşak olarak 78 Kuşağı toplumsal belirlemelere göre yapılmış adlandırmaları belirtir. Edebiyat hareketi olarak 40 Kuşağı, 70 Kuşağı da, hareketin çıkış ve yayılma sürecine göre adlarının verilmiş olduğunu gösteriyor. 68 Kuşağı nı doğum tarihine göre adlandırmak isteyenler, 47 liler demekle gerçeği sadece bir de öbür yüzünden anlatmış oluyordu. 27 Mayıs gecesi polis saldırısıyla uç vererek Haziran başında bütün ülkeye yayılan Taksim Gezi İsyanı, tarihsel bir belirlemeyle anlatılmak istenirse, 90 Kuşağı olarak adlandırılamaz. Çünkü kuşağın özelliğini taşıyan ilk sivil itaatsizlik eylemi, 1990 larda değil, 2010 larda belirmiş, en geniş yaşam alanlarından birinde, Galatasaray Futbol Kulübü nün yeni stadı TT Arena nın kutlama töreninde, Başbakan Erdoğan ın ıslıklanması, yuhalanmasıyla uç vermiş; sürekli protesto sonrasında Başbakan, heyeti ve koruma ordusuyla stadı terk etmek zorunda kalmıştır. Daha sonra özellikle 2012 de 19 Mayıs ve 29 Ekim Yürüyüşleriyle patlamış, 27 Mayıs tan beri bütün ülkeye yayılarak isyana dönüşmüştür. Ama doğum yılları vurgulanarak bu kuşağa, halk türküsündeki onbeşliler benzeri, 90 lılar denebilir elbette... GÖLGES N SATAMAYINCA A ACI KESMEK Hareketin yurtsever emek karakteri, işgücünü satmak zorunda olanların ortak eylemi olarak teknoloji donanımlı bir gençliği işaret etmektedir. Bununla birlikte, daha önceki devrimci kuşakların birikim ve katkılarıyla, politik dayanışmasıyla yönünü bulmakta, kendini dışa vururken ivedi yönelimlerden kaçınmaktadır. Yine de süreç, omurgasını, Mustafa Kemal in Askerleriyiz, Birleşe birleşe kazanacağız, Faşizme karşı omuz omuza, Tayyip istifa sloganlarıyla oluştururken, evrensel özüne uygun biçimde, her türlü gurup yönelişini ya da bireysel zenginliği içselleştirmeye yatkındır. Bunu, Dünyayı Sarsan 10 Gün adlı Aydınlık DİRENİŞ ekinin sayfalarında zengin örnekleriyle gördük... Sarı kırmızısı biraz daha fırlayan böylesi bir gökkuşağının hangi rengini reddetmek elimizde? Devrim, her türlü eleştiri ve özeleştirisinin tohumunu ironik bir çağrıda dışa vuruyor: Revolution Party! Tüm halkımız davetlidir (pilavlı). Marx ın adını ve tavrını ayaklanmanın merkezine oturtabiliyor: Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser. Şu gerçeği görmek zorundayız: Referandum olayından beri, toplumun her kesi- BEDEN ME DOKUNMA! Yaşama alanlarının öznel ve nesnel bağlamda bireysel merkezi olarak beden, hareketin etkin savaşçı gücü olan genç kuşak için, yaşamın dokunulmazlığının ilk sınırlarını oluşturuyor. Fikirlerine ve yaşam tarzlarına iktidardan gelen yasağın bedenlerde yara açıp zarar verme saldırısıyla sürdürülmesini gerzeklik olarak görüyor, bağışlamıyorlar. Bedenlerine ve yaşama alanlarına yönelik her saldırı, gençler için insan onurunu yok edici zorbalıktan başka bir şey değildir, isyanı büyütmekten ve ona süreklilik kazandırmaktan başka sonuç vermez. Bu tutum gençliğin kör coşkuyla dışa çıkan saldırgan eğilimlerden uzak durarak, kendisi için gözettiği ilkeleri zorba için de geçerli sayışının göstergesi olarak okunmalıdır. Bu, sivil itaatsizliğin felsefi boyutunu oluşturuyor. Eylemler, sürekli kitlesel büyüme ve uluslararası yayılma tehdidiyle birlikte, sinir bozucu bir gelgitle zorbaya pes dedirtmeyi amaçlıyor. Gençliğin yanı sıra, isyanın her kuşaktan birey ve gurupları içeriyor oluşu, Foucault nun ayaklanmanın koşulu ilkesini anımsatıyor: Bir insanın itaat etmenin güvenliğine karşı ölüm riskini göze alabilmesi için tarihin akışını ve uzun neden zincirlerini kesintiye uğratacak türde kökünden sökülmesi gerekir. Gerçekten de, ayaklanma saflarında, tarihinden koparılma duygusu ve bilinci, her sınıf ve kuşaktan bireyin derin kaygısını yansıtıyor. Yine bu kaygı, pespaye yalanların saldırısını sarakaya alarak bumeranga dönüştüren mizah gerillalarınca cephanelik olarak başarıyla kullanılıyor. Gandi HOUSTON DAN AB M GELD Efendi nin başta gelen yalanlarından biri de, isyanın dış kaynaklı oluşu... Kendisi önce ABD den, AB den, Arabistan ın petrol zenginlerinden on yıldır aldığı dış desteği şimdi Fas, Tunus, Cezayir den alamamış olmalı ki, liseli gençlerin Amerika dan İnternet le yönlendirildiği yalanına başvurarak, ailelerini korkutarak isyanı bastırmayı umuyor. Ailelerin yaptığıysa hiçbir hesabı tutmayan Başbakan ı büsbütün çıldırtıyor; yürekli, tertemiz çocuklarını bağrına basan aileleri, bu ülkenin bir tek ağacını kesip sökmemiş, memleketin tek karışını emperyalizme pazarlayıp satmamış yurtsever halkını ihanetle suçlayacak kadar kendinden geçiyor. Gençlerin yanıtı ise çok sade: Houston dan abim geldi, adı Twitter...

10 10 21 HAZ RAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP GÜLDEN TERAZİ YENİŞEHİR DE BİR ÖĞLE VAKTİ NDEN, TAKSİM DE BİR UFKUN DÖNÜLMEZ AKŞAMINA Her yer Taksim, tüm Türkiye tek meydan, istifa et Başbakan Ça layan, Abide-i Hürriyet, Beyaz t, Hürriyet, Sultanahmet, Gündo du, Konak, Orhangazi ba ta olmak üzere tüm ehir, kasaba ve köylerimizdeki meydanlar m z bu büyük meydan n içindedir. imdi her yer Taksim ve tüm Türkiye tek bir meydand r. Yüzlerce meydandan olu an tek bir meydan, milyonlarca kalbin tek bir yürekte att nab zd r MECİT ÜNAL Sevgi Soysal, Yenişehir de Bir Öğle Vakti adlı romanında Ankara da, Kızılay da günü dolmuş, özsuyunu tümüyle tüketip kurumuş bir kavak ağacının itfaiye ekiplerince yıkılışı etrafında toplumdaki değişim, eskinin içinde yerini almaya başlamış bulunan yeninin, yeni insan, yeni toplum, yeni ekonomik ilişkilerin bir eskizini çıkarmaktadır. İtfaiyecilerin yıkmaya çalıştığı kavak ağacı, değişip dönüşmekte olan toplum yapısında eskiyi temsil eden bir simgedir. Sanki büyük bir gürültüyle devrilecekmişçesine sallandı kavak, der Sevgi Soysal, O her an oluşan, değişen şeyleri görmeyenler sezmediler bunu. Öğlendi. Kızılay semtinin en civcivli, gürültülü, servisi en çabuk, en ayakaltı yeri olan Piknik in oraya akıyordu kalabalık. Piknik e akan kalabalık orada bir kavak ağacının yıkıldığını görmez bile ARTIK TÜRK YE TEK B R MEYDAN Romandan başımızı kaldırıp baktığımız bugünkü gerçek Kızılay, meydanı geçiş yeri yapan o her zamanki şekilsiz kalabalık değil, ne istediğini bilen halktır. Ve bu halk, 20 gündür her akşam biber ve portakal gazına, asitli ve tazyikli suya, plastik ve gerçek mermiye meydan okuya okuya, içlerinden bir evladını da kurban vererek Kızılay Meydanı na pikniğe değil, Taksim e, Gezi Parkı nda kesilmek istenen asırlık çınar ağaçlarını koruyanlara destek vermeye gidiyor. Yakın tarihimizdeki halk hareketlerinin en başında gelen simge meydanlarımızdan biri olan Kızılay ın bir başka simge meydanımızla Taksim le birleşerek tek bir meydan haline gelmesi, tüm Türkiye yi de meydanlaştırmıştır. Çağlayan, Abide-i Hürriyet, Beyazıt, Hürriyet, Sultanahmet, Gündoğdu, Konak, Orhangazi başta olmak üzere tüm şehir, kasaba ve köylerimizdeki meydanlarımız bu büyük meydanın içindedir. Şimdi her yer Taksim ve tüm Türkiye tek bir meydandır. Yüzlerce meydandan oluşan tek bir meydan, milyonlarca kalbin tek bir yürekte attığı nabızdır. DO AYI SEVMEYEN NSANI SEVEMEZ Ağaç sevgisinin tüm Türkiye yi birleştirmesi ancak bize, bizim toplumumuza özgüdür. Ağacın kutsal olduğuna inanırız çünkü biz. Tüm türeyiş destanlarımızda ağacın ve ağaç kültünün çok önemli bir yeri vardır. Anamızdır ağaç, atamızdır. Canı vardır, ruhu vardır. Yaş ağaca çivi çakılmaz canı yanar diye. Yunus un bostan dolabını anlattığı şiiri kim bilmez! Atatürk ün, dalları çatısına değen çınar ağacını kestirmemek için altına raylar döşenerek kaydırılmasını sağladığı Yalova daki ahşap köşk yaygın bir örnek Pek az bilinse de, şehirlerimizin bir ağacı kesmemek için ona yaşayabileceği anlamlı boşluklar bırakılan yapılarla dolu olduğu bir gerçek. Anadolu yakasındaki banliyö hattı üzerinde hattın iki yanındaki bu türden eski yapıları ise bilen bilir Ardıçın, kayının, söğüdün, kavağın, çınarın, göknarın, cevizin, akasyanın, çamın, çeşit çeşit meyva ağacının her birinin ayrı bir kültü, ayrı bir miti, ayrı bir anlamı olması toplumsal genlerimize yer etmiş, bize doğduğumuz andan itibaren verilmeye başlanan doğa sevgisinin bir sonucu. Doğayı sevmeyen insanı sevebilir mi? Bir ay önce kesmek üzere ekipler yolladığı çınarları korumak için direnen parkı, arkasında dördü direnişçi, ikisi polis beş insan, yüzlerce kedi köpek, kaplumbağa ve kuş ölüsü, binlerce yaralı (TBB nin verdiği rakamlara göre 7 binden fazla) insan bıraktıktan sonra, polis zoruyla, zulümle boşalttığı parka bir gecede diktirdiği onca ağacın sahi olduğuna kim inanır? YA KESEN BA KESER Yaş kesen baş keser Mezarlıklarımızla gökdelenlerin, avm lerin, tatil sitelerinin yerden pıtırak gibi bittiği göz alabildiğine geniş topraklar, bu sözü doğrularcasına kesilen yaş ve başlarla dolu. Taksim de çınar ağaçlarını kesmekte inat eden diktatör zihniyet, uyguladığı zulmü baş kesmeye kadar götürmüştür. 20 günde dört ölü, yüzlerce yaralı, onlarca gözaltı, sıkılan binlerce ton asit katılmış tazyikli su, portakal ve biber gazı, binlerce plastik mermi, kamu maliyesinden karşılanarak mitinglere taşınan yandaşların milyonlarca lira tutan yevmiyeleri, bu zulmün gayri safi milli hasılaya eklenecek rakamlarıdır. YALANIN D B Bu rakamlara eklenecek, sayılarını saptayabilecek hiçbir hesap makinasının bulunmadığı üst üste söylenmiş yalanlar var bir de On yılda söylenebilecek kadar çok yalanı 20 güne sığdırmak, çok büyük bir dezenformasyon başarısıdır. 20 günde yalan literatürümüze yıllarca unutulmayacak yalanlar eklendi. Yalan ne kadar büyükse kuyruğu da o kadar uzun. Bunlardan biri temizlikle ilgili olanı. On binlerce insanın kendi gözleriyle görmeseler belki de inanabilecekleri bu yalanı oraya hiç gitmemiş Necati Şaşmaz ile Hasan Kaçan gibi yandaş zenaat erbabına söyletmek moda deyimle yalanın dibidir!.. Gezi parkında her sabah 6 da uyanıp ellerine geçirdikleri eldivenlerle binlerce ziyaretçinin sigara izmaritini toplayan o sabi sübyana, Gezi de kurulan barışcı, eşitlikçi, paranın hükmünün geçmediği kardeşlik düzenine yapılan bu haksızlığa alet olmak ancak vicdanı olanın içini sızlatır. Ağzı kokanın diş temizliğinden söz etmesi ne kadar abes ise, abesi muktebes yapanlardan da bunu beklemek hayaldir kuşkusuz: mizah diye Türkçenin içine edenlerin ağzından yalandan başka ne çıkabilir? Temizlikten söz edenlerin nasıl bir temizlik anlayışı olduğunu en iyi gösteren fotoğraf; Erdoğan ın agresif, hakaretlerle dolu, tehdit ve şiddet içeren, içine, ne kadar doğa sever ve çevreci olduklarına ilişkin gerçek dışı rakamlar da sıkıştırarak konuşmalar yaptığı meydanların mitinglerden sonraki halidir. Yevmiyelerini kamu maliyesinin ödediği taşımalı kalabalık çekildiğinde o meydanları b.k götürüyor DÖNÜLMEZ AK AMIN UFKU Yenişehir de Bir Öğle Vakti nde kuru bir kavağın sökülmesini seyreden roman kişileriyle romandan başımızı kaldırarak baktığımızda gördüğümüz gerçek insanlar arasındaki tavır ve bilinç farkı, bize geldiğimiz aşamayı da göstermektedir Bir kafiye tartışmasından modern bir edebiyatın, bir edebiyat akımının, Edebiyat-ı Cedide nin doğduğu Türkiye, ağaçların bile ayağa kalktığı bir ülkedir artık. Yahya Kemal in, Rindlerin Akşamı şiirinde dediği gibi dönülmez akşamın ufkundayız. İstifa et Başbakan!

11 Aydınlık KİTAP 21 HAZ RAN 2013 CUMA 11 ETEM ORUÇ TAN ATÇALI KEL MEMET VE YAĞDERELİ SİNANOĞLU EFELER HAKKINDA BİR KİTAP Aydında halk isyanları ve efe cumhuriyetleri Biz neden da a ç kt k biliyor musunuz? Bütün memleketi be on derebeyi alm, rz, namus tehlikeye dü mü tür. Halk padi ah ad na haraca kesiyorlar. Vergiyi onlar topluyorlar. Sava olur, kimi esnaft r diye, kimi ulemad r, hocad r diye sava a gitmez. Giden hep zavall ahalidir. Onlar baklava börek yer, halk kuru ekmek. Hâkim de kad da onlara köledir HALİT PAYZA 1829 da Aydın ın Kuyucak ilçesinde, Atçalı Kel Mehmet Efe önderliğinde Osmanlı ya karşı başlatılan ayaklanma bir halk devrimi niteliğindedir. Ayaklanma halkta karşılığını bulmuş, Kütahya, Manisa, Burdur, Denizli yi de içine alarak Ege coğrafyasının önemli bir kesitinde halk tarafından sevilerek kabul görmüştür. Ayaklanmanın bu denli onay görmesinin nedenleri arasında Atçalı Kel Mehmet in, Osmanlı nın girdiği savaşlarda, savaş giderlerini karşılayabilmek için aldığı resmi salma vergileri başta olmak üzere, adalet duygusunun ortadan kalkması ve soyguncuların türemesi ile birlikte mültezimlerin, zabitlerin keyfi olarak halktan aldıkları vergileri kaldırılması talebi gösterilebilir. Atçalı Kel Mehmet Efe, halkı soyan, tecavüze yeltenen eşkıya tarzı efeler için yörede kullanılan terimle: çalı kakıcı değil, halkı koruyan, gözeten, bozulan adaleti yeniden kendi gücü ile gerçekleştirmeye çalışan bir halk kahramanı efedir. Etem Oruç, Atçalı Kel ve Yağdereli Sinanoğlu Efe adlı kitabında Atçalı Kel Mehmet i masalların Keloğlan ına benzetir. Masal tekerlemelerindeki gibi evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, deve tellal iken, pire berber iken elindeki avucundakini ayanlara, beylere, paşalara kaptıran mazlumlar Atçalı Kel Mehmet i, Yağdereli Sinanoğlu nu, Çakırcalı Mehmet Efe gibi halk kahramanlarını zalimlere karşı kendilerine siper etmişlerdir. Atçalı Kel Mehmet in Keloğlan la özdeşleştirilmesi bu yüzdendir. Atçalı Kel Mehmet de kendisine inanan halkı yanıltmamıştır. Onlar için vali-i vilayet, hademe-i devlet olmuştur. Atçalı imzaladığı fermanlarda kendisini her ne kadar vali olarak nitelendirse de, aynı anda devletin hademesi unvanını layık görmüştür. Büyüklenmesi, böbürlenmesi yoktur Atçalı nın. SYANIN TALEPLER Osmanlı dan ticaretin güvenilir biçimde ve özgürlük içerisinde yapılması, köylünün korunması, tarımın geliştirilmesi, yasaların adil ve eşitlikçi uygulanması, askerliğin halkın ve devletin esenliği için yeni, adil ve herkes için hakkaniyetli yasalarla geliştirilmesi istenilmiştir. Yönetimindeki tutarlığı ve halkçılığı Kütahya, Manisa, Burdur, Denizli gibi geniş bir ege coğrafyasında yaşayan halkın da kendiliğinden Atçalı ya katılması ile halk ihtilâli niteliğini doğrular. Osmanlı dan daha adildir Atçalı Cumhuriyet i. İlk kalkışmasında Aydın mütesellimi nin silahlı adamları ile girdiği çatışmayı dikkate almazsak, diğer kasabalardan hiçbirinde Atçalı ya silah çevrilmemiş, kurşun atılmamıştır. Halk kendiliğinde Atçalı nın safında yer almıştır. Atçalı da işgalci gibi değil, kurtarıcı gibi davranmış, idaresi altına aldığı yerlerde halkın malına, canına, ırzına dokunmamış, gezi özgürlüğü başta olmak üzere, onlara geniş özgürlükler tanımıştır. Atçalı nın gerçekleştirdiği reformlar II. Mahmut ve Tanzimat Reformu nun öncülü sayılabilir. Antepli Karayılan gibi, çok korkak bir çocuktan, Osmanlı nın korktuğu bir kahramana dönüşümün kişisel diyalektiğini görürüz Atçalı nın hikayesinde. Köy kahvesindeki insanların aralarında yaptıkları konuşmalardan, devlet tarafından sömürülüşlerini, çektikleri acıları dinleyerek çaresizliklerine üzülen Atçalı, üç güçlü ve iri köpeğin cılız bir köpeği sıkıştırıp saldırmalarına tanık olur. Hasımlarının saldırıları ile yaralanan cılız köpek çareyi bir çıkmaz sokağa sığınmakta bulur. Kaçacak yeri olmayan köpek sırtını duvara verir, yapabileceği Atçal Kel ve Ya dereli Sinano lu Efe, Etem Oruç, Berfin Yay nlar, 237 s. hiçbir şey kalmadığından, ardından gelen üç köpeğe can havliyle saldırır ve köpekleri kaçırır. Atçalı bu köpekle özdeşleştirir kendini ve köylülerini. Sırtını duvara verip, kendilerine saldıran güce karşı çıkmaktan, boyun eğmemekten, baş kaldırmaktan başka bir kurtuluş yolu olmadığını o tanıklığında anlar. Kurduğu ve daha dışarıdan nir adlandırmayla Aydın Cumhuriyeti Osmanlı nın askerlerini, yerel güç odaklarının nice tertiplerini bozarak bir süre yaşar. Ancak, Osmanlı 1830 da Atçalı yı pusuya düşürür ve öldürür. Ardından ağıt yakarlar Atçalı ya Egeliler: Atçalı nın aman aman zeybekleri efem de oynasın Atçalı yı vuran aman gençliğine efem de doymasın Kör olası aman aman müfrezeci efem de onmasın YA DEREL S NANO LU Yağdereli Sinanoğlu Efe yi, Atçalı nın ardılı gibi düşünmekte sakınca yoktur. Sinanoğlu Efe de Atçalı gibi ayaklanmış, Aydın ı ele geçirmiş ve Atçalı nın yapamadığını yaparak beş yıl boyunca yönetmiştir. Sinanoğlu da Atçalı Kel in çıktığı coğrafyadan çıkmıştır, o da Atça nın Yağdere köyündendir. Onun zulme tanıklığı da kırılma noktası olarak başkaldırısını hazırlar. Yirmi bir yaşındayken, vergi toplamaya gelenler, köylülere işkence yapmaya başlarlar, aralarında Sinanoğlu nun babası da vardır. Sinanoğlu dayanamaz yapılanlara, işkencecileri vurarak dağa çıkar. Zaman içinde dağlarda sürdürdüğü direnişi, kendisine katılan kızanlarının artan sayı ve güçlerini halkın çağrılarıyla da bütünleştirerek Aydın ı ele geçirir yılları arasında Aydın da hüküm sürer. Sinanoğlu vali konağının önünde şunları söyler halka: Aydınlılar! Biz neden dağa çıktık biliyor musunuz? Bütün memleketi beş on derebeyi almış, ırz, namus tehlikeye düşmüştür. Halkı padişah adına haraca kesiyorlar. Vergiyi onlar topluyorlar. Fakat ne yaptıklarını kimse bilmez. Savaş olur, kimi esnaftır diye, kimi ulemadır, hocadır diye savaşa gitmez. Giden hep zavallı ahalidir. Onlar baklava börek yer, halk kuru ekmek. Hâkim de kadı da onlara köledir. Balık baştan kokar anladınız mı? Baştakiler ziftlendikçe halkı soydukça, kendi adamlarını kayırdıkça, bu memleket adam olmaz! Osmanlı nın Sinanoğlu nu ortadan kaldırmak için gönderdiği kuvvetler Sinanoğlu nun önünde dayanamamış, Sinanoğlu sekiz bin kişilik bir kuvvetle İzmir e yürümüş, bu kez Arnavutlardan oluşturulan Vezir Tahir komutasındaki birliklere yenilmiştir. Yaralı olarak Çine-Milas Köyüne çekilmişse de ele geçirilmiş ve eski Nazilli-Aydın karayolu üzerindeki Tabanlı Çeşmesi nin elli metre doğusunda asılarak idam edilmiştir. Onun için de yakılan türkü de şöyledir: Sinanoğlu iner gelir inişten Her yanları görünmüyor gümüşten Sinanoğlu kale yapar taşınan Gözlerim doldu efem kanlı yaşınan Halk, kendisi için canını verenleri unutmamıştır. Türkülerde yaşatır onları. Etem Oruç, Atçalı Kel ve Yağdereli Sinanoğlu Efe de halkın sevgisini kazanmış, ilginç iktidar deneyimlerinin kurulmasına önderlik etmiş bu iki efsaneyi yeniden güncelleştirerek, bir kez daha anımsatıyor. Atçalı Kel Mehmet için filmler çevrilmiş, kitaplar yazılmıştır ancak Yağdereli Sinanoğlu Efe ile ilgili bilgiler çok azdır. Oruç, Osmanlı kaynaklarını da inceleyerek Atçalı Kel Mehmet i yeniden, çok az bilinen Yağdereli Sinanoğlu Efe yi de ilk kez kitaplaştırıyor.

12 12 21 HAZ RAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP KAPAK GÜZEL GÜNLER GÖRÜYORUZ Türkiye yak n tarihine 28 May s Gezi Direni i olarak geçece ini öngördü ümüz dönem olaylar n nas l de erlendiriyorsunuz? Bir ba ka deyi le neler oluyor ve bu puslu ortamda yar nlara ili kin ne söyleyebilirsiniz, nas l görüyorsunuz? Sizin bir ayd n olarak duru unuz, söyleminiz ne olacak? NALÂN ÖZÜBEK Hıfzı Topuz: Ya as n yeni ku aklar n devrim giri imi Türkiye nin devrimci ve aydınlık gençleri 19 günden beri dünya devrim tarihine şanlı bir sayfa yazıyor. Böyle bir olay şimdiye kadar ne dünyada görüldü ne de Türkiye de. Dünyada bu tür direniş ve başkaldırı olaylarında gençler genelde ya arabaları yakar ya vitrinleri parçalar ya ağaçları kesip barikat yaparlar deki Paris Gençlik Olayları nda da böyle olmuştu. Ama bizde ne bir araba yakıldı ne bir vitrin parçalandı. Gençlerimiz, ellerinde ne bir molotof kokteyli ne bir silah ne de bir sopa, dünyanın en olgun ve barışçı insanları gibi davrandılar. Onlara anlayışla bakmak gerekirdi. Gençler neden başkaldırdılar? Atatürkçülüğü, devrimleri, laik düzeni ve eğitimi, özgürlükleri, insan haklarını, Türkiye nin bağımsızlığını ve barışı savunmak için... Türkiye nin onurunu kurtarmak için, adaletin bağımsızlığını korumak için, belediyelere yapılan saldırıları önlemek için, Silivri de yıllardan beri adalet bekleyen suçsuzların özgürlüğe kavuşmaları için... Özgür bir iletişim düzeni için, sosyal medyaya yapılan baskıların önlenmesi için, Devlet Tiyatroları nın yaşaması için... Benim 90 yaşında bir gazeteci-yazar olarak içim sızlıyor. Yıllar boyu UNES- CO da Özgür Haber Dolaşımı bölümünü yönetmiş bir kişi olarak ülkemdeki bu manzarayı görünce sonsuz acılar duyuyorum. Ama ok yaydan çıktı artık. Yeni kuşakların bu başkaldırısını hiçbir güç önleyemez. Kurşun gibi ağır hava dağılacak ve elbet sabah olacaktır. Yaşasın yeni kuşakların devrim girişimi! Dünya Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi Başkanı Tarık Günersel: Ac lara ra men umut Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Mustafa Köz: Cinayet Türkiye de i lendi Dünya Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi yıllardır Türkiye deki süreçleri laiklik ve demokratikleşme yönünde etkilemeye çalışırken, bir yandan da dünya kamuoyuna gerçekleri anlatmaya çalışıyor. Barışçıl çevreci ve demokrasi yanlısı Gezi Direnişi sürecini baştan beri doğru, haklı buluyor, içinde yer alıyor ve özellikle uluslararası kamuoyunun aydınlatılmasına katkıda bulunuyoruz. Doktorlar, avukatlar tutuklanıyor, çoluk çocuk demeden polisin gazlı coplu saldırması emri veriliyor, satılmış medya bütün şerefsizliğiyle ya suskun kalıyor ya da tahrif ederek yayın yapıyor. Erdoğan ın yanlış bilgilendirme ve kışkırtmaları vahim. Bu cümleleri yazarken şu haberi aldım: Kandırdığı bazı yandaşları ceplerinde taşlarla motosiklete binip gaz maskeli kişilere rastlayınca şiddet kullanıyormuş. İşte bu süreci daha da kritik bir noktaya taşıyor. Laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti. Kanımca artan sayıda insan bu amaç çevresinde birleşiyor. Pek çok kurumda yer alan yazarlar, çevirmenler, yayıncılar insan haklarına saygının egemen olduğu bir ülkede yaşayabilmek için bu süreçte katkı sahibi. Çeşitliliğin demokratik yollardan görüşülüp insanca adımlar atılması yönünde deneyimler hızla çoğalıyor. Direniş ve diriliş acılara rağmen umut verici. Kültür mirasımızda imece geleneği var. Özgürleşme talebi ile birleşince böyle dünya tarihi için de saygın bir hamleler dizisi başlıyor. Engelli bir maratonun ilk yüz metresi şanlı koşuldu. Yolumuz açık olsun. Olmadığı noktalarda ise açarız, barışçıl güç birliğiyle. Dünya kamuoyu vicdanı bizimle. Türkiye de de belirleyici ve sayısal çoğunluk laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti ideali yanında. Erdoğan ın yüzde ellisinin yarısı gitti bile. AKP bölünürse şaşmam. İlk gün Taksim Meydanı nda iki genç kızı ekip arabasına yaka paça bindirmeye çalışırlarken anladım ki cadı avı başlayacak. Onları kurtarmaya gücüm yetmedi. Üç dört sivil, etrafımı sardı, beni de gözaltına almaya çalıştılar, kurtuldum. Son gün de öyle oldu. Arada geçen on beş günü anlatmaya gerek yok. Hepiniz gördünüz. Ne diyordu Lorca öldürdüğünde İspanyol şair Antonio Machado: Cinayet Granada da işlendi. Bunu bilsin insanlar-zavallı Granada da!-onun Granadasında. Cinayet Taksim de, Ankara da, İzmir de, Antakya da, Eskişehir de Cinayet tüm ülkede işlendi. Zavallı Türkiye de, bizim Türkiye mizde. Valisiyle, emniyet müdürleriyle, belediye başkanlarıyla, başbakanıyla, polisiyle acımasızdı iktidar. Şimdi de bu vandallık ve yalan, başbakanın dilinden İstanbul valisinin ve medya maymunlarının dillerine bulaştı. Yalan söylüyorlar. Gezi yi temizlediler ama vicdanlarını asla temizleyemeyecekler. Çünkü gençlere yalan söylemek, vicdan karartması dır. Bombalar patlarken, Gezi Parkı sis duman içindeyken oradaydım. Gezi deki Cinayeti gördüm. O toz dumanda babasını arayan o satıcı küçük kızın gözyaşları bu ülkenin korkusunun tanığıdır. Kimse o küçük kıza ve gençlere yalanlarından diktikleri giysileri giydiremeyecek. On altı gün ülkenin üzerine örtülen kara şal, bizim giysimiz değildir. Gezi Parkı nda eşitlik, özgürlük isteğiyle kurulan o küçük ülke, iktidarların da bir gün özeneceği bir yer olana kadar gençliğin direnişi sürecektir. Neyle mi? Bilimle, sanatla, kitaplarla ve kalpleriyle İktidarın zulmüne karşı silahları bunlardır. Kimse taş, molotof, bilye, sapan aramasın. Park temizlenirken bulacakları silahlar, molotoflar da bu kanlı tezgâhın, yalanın parçası olacaktır. Park temizlendikten sonra da oradaydım. Gençlerin kurduğu kütüphane yerle birdi, kitaplar toplanıp İnönü Stadı nın yanında bir çöp dağına atılmıştı. Gençlerin çadırlarıyla ve anılarıyla Hitler in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels in kulakları çınlasın! Ne diyordu Kazlıçeşme ve Sincan mitingleri öncesinde AKP: Oyunu bozacağız! En iyi yaptıkları, oyun bozmaktır. Mahallenin acımasız, kaba, kavgacı, ağzı bozuk büyük ağabeyleri gibi Çocukların Gezi Parkı ndaki güzel oyunlarını, kurdukları düş ülkeyi de kanla, gazla, asitli suyla bozdular. Zalimin bildiği de budur. Yine ne diyordu Başbakan, Beşar Esad ı anarak: Halkına zulmeden iktidar meşruiyetini yitirmiştir. Bu sözü de Türkçeye siz çevirin.

13 KAPAK Aydınlık KİTAP 21 HAZ RAN 2013 CUMA 13 Ataol Behramoğlu: Ayd nl k günlerin e i inde Gezi Parkı direnişin başından beri içinde olmak onurunu taşıyorum. 9 Haziran Pazar günü TGB çadırı önünde iki konuşma yaptım. Söylediklerim özetle şunlardı: Direniş, günümüz Türkiye başbakanının adıyla özdeşleşen rant ve yağma ekonomisine ve bu yağmayı gizlemeye çalışan baskıya ve despotluğa karşıdır. Düşmandan özür dilemesini beklemek boşunadır. Düşmandan özür beklenmez, düşman mağlup edilir. Düşmana diz çöktürülür. Söz konusu kişi sanki bu konuşmayı duymuşçasına, ertesi gün şöyle diyordu: Ne yani, diz mi çökeceğiz? Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti nin, Türk aydınlanmasının bütün temel değerlerine düşmandır. O bir aydınlanma düşmanıdır. Bu nedenle de Türk aydınlanmasının önderi Mustafa Kemal Atatürk ten nefret etmektedir. Gelmiş geçmiş Türk büyüklerini sayarken Necip Fazıl ın, Saidi Nursi nin adlarını en başta anar. Fakat onun ağzından Namık Kemal in, Tevfik Fikret in, Ziya Gökalp in adlarını işitemezsiniz. Bu kişi Türkiye Cumhuriyetinin yeminli düşmanıdır. Yine bir yazımdaki sözlerimle, o kafatasının içinde Ortaçağ a ait bir beyin taşımaktadır. Tayyip Erdoğan, Türkiye siyaset sahnesinden silindiğinde Türkiye geniş bir nefes alacak. Karanlıkçı dünya görüşü, baskıcı kişiliği, ülke insanını birbirine kışkırtıcı sözleri ve uygulamalarıyla Türkiye yi bir uçurumun tam kıyısına getirmiştir. Milyonlarca insan onu artık başbakan olarak görmek istemediği gibi, kişiliğine ve uygulamalarına duyulan nefreti alanlarda yüksek sesle dile getiriyor. Onurlu bir siyasetçi milyonların bu nefret söylemi karşısında tası tarağı toplar ve siyaset sahnesinden çekip giderdi. Tayyip Erdoğan bunu kendi iradesiyle yapmıyorsa ve bunun nedenlerinden biri kendisine vehmettiği misyon ise bir öteki korku olsa gerek... Fakat korkunun ecele faydası yoktur. Gezi Parkı nda bu kişinin keyfi uygulamalarına karşı başlayan çevreci hareket kısa sürede bir çığ gibi büyüyerek polis devletinin temellerine yöneldi. Tayyip Erdoğan ın bu ülkeye yapabileceği en büyük iyilik, bir iç savaşa dönüşme yönelimi gösteren olaylarda kışkırtıcılığa, yalana, ülke insanını birbirine düşürücü akıl almaz sorumsuzluğuna son vererek başbakanlıktan ayrılması, partisinin yönetimini daha sağduyulu ellere bırakmasıdır. Ülke için olduğu gibi, kendi partisi için de hayırlısı budur. Gezi Parkı direnişi çoğumuzun zaten bildiği bu gerçekleri bütün halkın gözleri önüne seren bir aydınlanmanın kıvılcımı oldu. Bu direniş ve isyan aynı zamanda aydınlık Türkiye yi, gerçek Türkiye yi, kalbinde ve bilincinde Atatürk aydınlanmasının ışığını ve sevgisini taşıyan asıl Türkiye yi dünyaya tanıttı. Dünyanın gözünden bir perde kalktı. Şimdi uygar dünya, diktatörün kimliğini de çağdaş Türkiye insanının ne istediğini de yakından tanıyıp görüyor... Tayyip Erdoğan ın ülke içinde ve dışında birçok yalan ve yanlış bilgiyle şişirilmiş karizması yaşanmakta olan bu direniş ve isyan süreçlerinde yerle bir olmuş, bir daha asla onarılamayacak biçimde param parça edilmiştir. Türkiye kendisine çok yakışacak aydınlık günlerin eşiğindedir. İnci Aral: Bu hükümetle devam mümkün de il Çok üzgünüm ve heyecanlıyım; Bir seçimle gelmiş bir hükümet, halkına bu kadar düşman olabilir mi, diye üzülüyorum çünkü düşman güçlerinin saldırısına uğramış gibi halka karşı duruyorlar. En ufacık bir şefkat, anlayış, adalet duygusu yok bu duruşta. Tamamen kendi çıkarları söz konusu gibi. Ne olup biteceği konusunda kaygılıyım ama öte yandan artık böyle bir yönetimin iş başında kalamayacağını da düşünüyorum. Bugün yarın bu yönetim gidicidir ve Türkiye nin önü daha aydınlık olacaktır. Benim en büyük kaygım bu süreçte çok fazla zarar görmek yolunda, bir başka deyişle daha fazla zarar görmekten korkuyorum. Can kayıplarının fazla olmasından korkuyorum, telafi edilemeyecek veya telafisi zor sorunlar doğmasından korkuyorum. Örneğin sıkıyönetim ilanı bir felaket olur. Bu kadar ayağa kalkmış bir halkla polis gücünün baş etmesi kolay değil. Bir süre sonra bu yetersiz kalacaktır, o durumda, sıkıyönetim ilanı daha da kötü bir yerlere götürecektir bizi. Diliyorum ki uyansınlar ve bir an önce kendilerini istemeyen bu halkın arzusuna uyum göstersinler ve görevi bıraksınlar. Halk kendi çözümlerini bulacaktır, bu defa çok kararlı ve topluca artık istemediklerini belli ediyorlar. Burada tabii ben bu kişilerin yapıp ettiklerini sayıp dökmek istemiyorum bunları herkes biliyor t ama wson zamanda daha da keyfi bir tutum takınmışlardı ve ben yaptım oldu durumuna girmişti her eylemleri. Tabii bardağı taşıran birçok damla oldu ama artık bu noktadan sonra tekrar geri dönüp bu hükümetle Türkiye nin devam etmesinin mümkün olamayacağını, bu kişilerin gidici olacağını düşünüyorum. Pınar Kür: Dünyaya yalanlar söylüyorlar Gençler Gezi Parkı na girdikten sonra her gün onlara destek verdim, kitaplarımı götürdüm, kütüphaneye verdim. Hiç kimse böyle bir saldırı beklemiyordu. Gayet sakin oturuyorlar, okuyorlar, şarkı söylüyorlardı. Bu saldırı insanlık dışı bir saldırı. Nasıl yalanlarla süslüyorlarsa anlaşılır gibi değil. Vali çıkıyor, başbakan çıkıyor kalabalıklara, dünyaya yalanlar söylüyor. Herkesin gözü önünde olup bitiyor her şey, sizin gibi sayılı Türk TV kanalları, CNN Int l., El Cezire televizyon kanalları veriyor. Ayrıca ben gözümle görüyorum. Divan Oteli ne gaz sıktıklarını ben gördüm, benim evimin içine kadar girdi. Ne denilebilir ki bu duruma? Elbette hükümetin ve polisin yaptıklarının kabul edilemezliği bir yana dünya çapında yapılan bir felaket olarak nitelendiriyorum. Bunun bir an önce son bulması lazım. Bir başbakan kendi halkıyla savaşa giremez. Girdi fakat girmemesi lazım. Bir an önce bunu birilerinin durdurması gerekir. Hakan Günday: Bu yaz yok asl nda Şöyle başlayabilirdim: Her ne kadar, Gezi Parkı eylemlerinin mevcut demokratik işleyişe ilişkin toplumsal birçok nedeni bulunsa da konunun merkezinde, Anayasa nın 34. maddesiyle güvence altına alınmış, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkına, aynı madde ve ilgili kanunlarda getirilmiş olan sınırlamaların, kendisine yönelik eleştiri ve taleplerin yaygınlaşmasını önlemek amacıyla, yürütme tarafından, aşırı devletçi ve dar biçimde yorumlanmasına duyulan tepki yatmaktadır. Şu şekilde devam edebilirdim: Tamamen bireyin ifade özgürlüğüne ilişkin olan bu durum, sadece bir defaya özgü gelişmiş ve çözümlenmesi gereken, bir kamusal düzen sorunu olarak ele alınmakta ve olayların gerçek kaynağıyla ilgili herhangi bir düzeltme yapılmaksızın, salt kolluk gücüyle sonlandırılmak istenmektedir. Oysa çevre duyarlılığıyla yola çıkmış olsa da polis şiddetine karşı bir protestoya dönüşmüş olan bu hareket, yine polis şiddetiyle bastırılmak istendikçe, daha da genişlemiştir. Ve böyle bitirebilirdim: Dolayısıyla yapılması gerekenler, toplumsal talep ve şikayetlerin protesto eylemleri yoluyla dile getirilmesi özgürlüğünün, evrensel demokrasi kriterleri çerçevesinde, protestocuların lehine geliştirilmesi ve kolluk gücünün, konunun çözümünde bir araç olarak kullanımına derhal son verilmesidir. Eğer bir işe yarayacağını bilseydim

14 14 21 HAZ RAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Leyla Erbil: Kar t ran ba çapulcu Sonsuza doğru baktığımızda ne kadar gülünç bir gerilikte birbirimize düşürüldüğümüzü fark ediyorum. Bunun çeşitli nedenleri arasında elindeki gücü bitirmemek için ülkeyi bilerek karıştıran baş çapulcu var. Muzaffer İzgü: Bu direni bitmez Bu bir başlangıçtı. Biz çocuklarımızı, gençlerimizi çok severiz ama hiç saygı göstermeyiz. Bunu birçok örnekle açıklayabilirim. 90 dan sonra yetiştirilen çocuklar anne babalarından saygı görmeye başladılar. O anne babalar onları saygıyla, saygıya doğru eğitildiler. Şimdi karşılığını istiyorlar, saygı istiyorlar. Benim yediğime, içtiğime, özgürlüğüme, davranışıma, inanışlarıma karışma, diyorlar. Böyle başladı ama bir de baktık her kesimden onlara karşı ilgi duyuldu, desteklendi. Bu aslında iktidarın baskıcı, hukuksuz, dayatmacı, tek adam olma fikridir. Plebisitler bile Hitler zamanında yapılmıştır, ben iktidarsam her şeyi yapabilirim. Bakınız, görünüz yapamayacaklar. Bir söz var, cin şişeden çıktı ama ben onu cin olarak kabul etmiyorum, o özgürlük, haklarını geri isteme, korkuyu üzerinden fırlatıp atma, görünüz bakınız hiçbir zaman bu direniş bitmeyecek. Yasal, hukuklar çerçevesinde sonuca ulaşıncaya kadar sürecek. Öner Ciravoğlu: As l zafer yar nlara ait Olan bitenin özeti elbette orantısız güç O gücü kullananlar, onlara emir verenler şunu iyi bilsinler: Bugünün zaferinin kime ait olduğu çok önemli değil. Asıl zafer yarınlara ait. O nedenle tutuklanmayı, tekmelenmeyi göze alıyorlar. O çocuklar tasarımlarıyla, ironileriyle bizim yarınımız. Bu ders Türkiye ye yeter Beni en çok hüzünlendiren görüntülerden birisi de uzman bir gönüllü doktorun beyaz eldivenleriyle ellerinin arkadan kelepçelenmesi Yazıklar olsun! Behiç Ak: Hakiki bir kamusal alan olu turdular Neoliberal dönemin çok ilginç bir özelliği vardı, insanları ulusalcı, islamcı, futbolcu gibi kutulara koyuyordu. Kendi yeni kamusal alanını da böyle oluşturdu. Ekonomik çelişkileri, sınıf farklarını, çevre sorunlarını, tarımın şirketleşmesinin doğurduğu etkileri, büyük şirket medyalarının haber alma özgürlüğünü kısıtlaması, emekçi sorunları vb. gibi hakiki tartışmaları hep bunun dışında tuttu. Kamusal alanı özelleştirdi. Şehirde bunun yansıması ise korkunç oldu. Şehirdeki kamu alanları torba yasalarla kamunun, halkın, public in elinden alınarak, özel şirketlere verildi. Hatta 5366 sayılı yasayla kamu nun yanında özel alanlar bile özelleştirildi. Yani küçük mülk sahiplerinin elinden mülklerinin alınmasının ve büyük şirketlere verilmesinin yolu açıldı. Tarlabaşı, Sulukule gibi anti demokratik projeler bu yasaya dayanarak yapıldı. Liberal aydınların okumadan kabul ettikleri Anayasa da bir torba yasaydı. Torba yasalar toplum yararını savunan hukuki kanun maddelerinin arasına birtakım çıkar gruplarına sınırsız olanaklar sağlayan hukuk dışı normları barındıran maddelerin Gezi Kalkışması toplumsal bir olaydır. Oraya yansıyan bir sonuçtur yalnızca. Bunu oluşturan süreçleri iyi okumak gerekiyor. Salt kurumsal otoriteye isyan deyip de çıkamayız. Evet, Türkiye de siyasetin yaban dili, ayrıştırma politikaları hatta giderek ötekileştirme çabaları ve sivil hayatın her alanına müdahale 1930 ların İspanyası nda benzer dili/söylemi kullanan mevcut iktidarın yaptıklarının gölgesinde Kitlelerin Ayaklanması nı yazan José Ortega y Gasset şunları söylüyordu: Devletin bireyin, grubun özgürlüğünü ezerek, geleceği hepten tüketmesinden korkmayalım de ne yapalım? Bu kitlesel eylemin öncüsü gençlerin sahneye çıkması bizlere şunu öğretti; bu siyasetin dili tükenmiştir, yeni Türkiye başka bir güne doğmaktadır. Bu bağlamda şunları da söyleyebilirim: Gezi Kalkışması doğaçlama gelişse de kitlelerin siyasetin yaban diline, yağma zihniyetine bir tepkidir. Kendilerini siyasetin vazgeçilmezi kılanların kurdukları hegemonya, ülkede çatışma/ayrıştırma kültürünü de yarattı. Bir yanda yerleştirilmesiydi. Bazen tek bir madde için yeni bir kanun yazılarak işe başlandı. Bu kanunların toplum yararını gözetiyormuş gibi görünen harika isimleri vardı. Ormanları imara açan yasanın isminin, Tabiatı ve Biyolojik çeşitliliği koruma kanunu olduğu göz önünde bulundurulursa ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Kamusal alanın anayasa ve diğer yasalarla özelleştirilmesi, toplumun yaşam alanlarını iyice daralttı. Şehir topraklarının, meydan, park ve sokakların arsalaştırılmasında insanlar bunları birebir yaşadı. AKP yönetimi bunları yaparken insanlardan şunu istedi; bu topraklar değer kazanıyor, mutlu olun, şehrimizi markalaştırıyoruz... Bu, bir mahkumdan kaldığı hapishane arazisi değerleniyor diye sevinmesini istemeye benziyordu. İlk önce insanlar bunu fark etmedi. Televizyondaki tartışmalarda kültürel kimlik tartışmalarına takılarak, demokrasi keyfini yaşamakla yetindiler ama şehirdeki yaşam alanlarının iyice daralmaya başladığını hissettikleri zaman isyan ettiler. Hapsedildikleri kutulardan çıktılar ve yıkılmaya çalışılan Taksim Gezi Parkı na sahip çıktılar ve parkı geri kazandılar. Çok kısa bir süre için de olsa, gün için bile olsa yeni ve hakiki bir kamusal alan yarattılar. Türkiye nin bu alana ihtiyacı vardı. İnsanların da sıkıştırıldıkları kutulardan çıkmaya... İktidar olayı anlamak yerine şiddet kullanarak parkı boşalttı. Böylece çok da hayırlı bir işe vesile oldu. Bu yeni kamusal alanın bir muhalefet bloku oluşturmasına neden oldu. Gezi Olayları yla birlikte Türkiye de artık bir muhalefet bloku var ve bu blok yeni bir kamusal alan oluşturabileceğinin ilk sinyalini verdi. Feridun Andaç: Yeni Türkiye ba ka bir güne do makta rövanş zihniyeti, ötede ise yağma Yaratılan kaos ortamında siyasal iktidarın hiçbir payı olmadığı düşünülebilir mi? Bunu komplo teorileriyle açıklamak boşuna bir çabadır. Türkiye artık böyle bir siyasetin diliyle yönetilmek istememektedir. Hazır kıtaları alanlara çıkararak siyaset yapma çağı kapanmıştır. Bu iktidar kendinden olanı seviyor, kendi inanç/yaşam tarzını da dayatıyor sürekli. Oysa görmüyor ki, böyle bir söylem mütedeyyin kesimi de rahatsız ediyor. Mevcut iktidarın siyasal yönelimi siyasal kültürü besleyen, zenginleştiren, yeni açılımlarla bunu geleceğe taşıyan bir debi oluşturamadığı gibi, sürekli yeren/aşağılayan yaban bir dili kullanmaktadır. Varoluşu komplolarla gerçekleştiği için, sürekli diken üstünde durup her eylemi/düşünceyi kendisine karşı duruş olarak alıp hatta yıkıcı görüp korku imparatorluğu yaratma çabası bu sonuçları doğurmuştur. Kendi seçkinlerini, yandaşlarını yaratmak gibi bir misyonu olduğu kesin bu iktidarın. Kendisine karşı yükselen hiçbir sese tahammülü de yok. Ama bugün, küresel dünyada siyaset artık böyle hamaset edebiyatıyla, dini siyasete araç kılarak yapılmıyor. Küresel aktörler değişti. Bugün İran bile değişim dedi, reform dedi Bu anlamda Türkiye yeni bir döneme giriyor ve siyasetin ibresi/rotası değişeceği gibi aktörleri de değişecektir. Mevcut iktidarın bunu görmesi/okuması mümkün olmadığı gibi; Gezi Kalkışması nı indirgeyici bir bakışla hafife alması sanırım yozlaşan bir iktidarın güç sarhoşluğunun bir sonucudur olsa olsa Evet, illüzyon sona erdi; yeni Türkiye nin yeni insanları bunu bize çoktan gösterdi Evet evet, cin şişeden çıktı! Birilerinin uykularının kaçması da bu yüzden!

15 Aydınlık KİTAP 21 HAZ RAN 2013 CUMA 15 Cüneyt Ülsever: Ak l bile edemedi imiz bir enerji ç kt AKP hükümeti arasında iktidar olma mücadelesi verdi den sonra artık iktidar olduğuna kendi de kanaat getirdi, 2011 den sonra da kendi rejimini dayatmaya başladı. Bu rejim kendisine oy vermeyen yüzde ellinin kendilerine seçtiği hayat tarzının inkarı üzerine kuruluydu ve bunu giderek en ufak detaya kadar indirdi. Sonunda bu iş geldi, örneğin içkiye kadar dayandı. Bu rejim giderek tamamen otokratın kendisinin uygun gördüğü bir hayat tarzının herkes tarafından yaşanmasını dayatmaya dönüştü. Tam biz bu yüzde elli mağlubiyeti kabul etti artık bu rejim geri dönülmez bir yere gelmiştir derken önümüze Gezi Parkı diye çoğumuzun akıl bile edemediği bir enerji çıktı ve bu enerji otokrata "Hayır sen bize dayatamazsın," diyerek karşı koydu. Gençlerin başını çektiği bu enerji giderek diğer yüzde elliyi de sarmaya ve onları motive etmeye başladı. Bugün artık otokrata "Biz senin dayattığın hayat tarzına itiraz ediyoruz,"diyerek açık tavır koymaya başladılar. Buna karşı da otokrat bunu kendi iktidarına bir darbe olarak gördü ve batının yeni diktatör diye tarif ettiği, otokrasiyle de yetinmeyen bir istibdat rejimine doğru yönelmeye başladı. Bu arada otokrat, Ortadoğu da ittifak yaptığı batılı güçler karşısında da direten, kendi dediğini dayatan hale gelmeye başladı. Şimdi zamanlama olarak iç dinamikle beraber dış dinamik de belki de Gezi Parkı nı da kullanarak otokratın diktatöryasını ilan edip Ortadoğu nun burnunu sürtmeye çalışıyorlar. Benim ileriye dönük tahminim; artık 2014 te Cumhurbaşkanlığına aday bile olabileceğini düşünmüyorum, bir sene içinde çok önemli ölçüde bir u dönüş yapmadığı müddetçe artık milletin yarısını temsil etmeyen, Ortadoğu da bütün özgürlük önderi imajını yitirmiş bir kişi TC Cumhurbaşkanlığı na aday olmayacaktır diye düşünüyorum. Recep Tayyip Erdoğan bence kendi sonunu 31 Mayıs ta kazmaya başlamışsa şimdi pekiştiriyor. Hüseyin Haydar: Yeni nesil devrimlerinin ayak sesi Türkiye sathına yayılan, Taksim Gezi Parkı odaklı bu eylemler, hiç kuşkusuz Türk milletinin büyük kurtuluş mücadelesinin bir parçasıdır. Ancak bu kez hareket, klasik direniş biçimlerinden farklılıklar gösteriyor... Bu başkaldırıyı, bu isyanı ben 21. yüzyılın yeni nesil devrimlerinin ayak sesi olarak görüyorum. Bugünün teknolojik olanaklarıyla donanmış,sınıfların yeni yapılanmalarıyla şekillenen yeni nesil devrimler. Bu isyan hareketi bütün boyutlarıyla incelenmelidir. Direniş eşiği aşılmıştır artık giderek tırmanan bir taarruzdan söz edebiliriz Bu biçim uluslararası ve ulusal etkilere sonuna dek açık. En önemlisi devrim, kendi bayrağını bulmuştur: Ay yıldızlı albayrak. Devrimin değişmeyen yüzyıllık özü bu kez kendine özgü biçimini yaratıyor. Dün milli devrimleri gerçekleştiren milletler nasıl toplam zekalarını, toplam varlıklarını ortaya koydularsa, bugün de Türk milleti bütün varlığını ortaya koymaktadır. Türkçe bütün varlığıyla, gençlik bütün zekasıyla ve en önemlisi geçmişin birikimini taşıyan öncüler bütün deneyimleriyle bu hareketin merkezindedir. Ne kadar, çok cepheli siyasal yapılardan, siyaset üstülüklerden söz edilirse edilsin, giderek birlik, birleşme yaşayacağımız kesindir. Devrim pratiği konusunda katılaşmış bilgilerimizi bir kez daha gözden geçirelim Anlayışımızı 21. yüzyılın Yeni Nesil Devrimlerinin sürprizlerine açık tutalım. Yücel Erten: Bar ç direni kazanacak Organize olmuş cehalet 10 yılı aşkın iktidarda. İktidardaki cehalet, zafer duygusuyla gitgide sarhoşladı, torkalıyor. Ne oldum delisi olmuş kendini padişah sanıyor, oraya buraya çarpıyor, kırıp döküyor, çalıyor, çırpıyor. Halkın gözüne, kulağına, burun deliğine parmağını sokuyor. Sarhoşluk o raddede ki, kendi halkına terörist diyor. Yalanla, iftirayla, dindarlık kisvesiyle, sarhoş demagojisiyle kendi halkına hakaret ediyor. Copla, gazla, kimyasal katılmış tazyikli suyla, kask numarası kapatılmış hırpanîlerle, halkına savaş açıyor. Savaşta bile olmayacak şekilde, insanî ve hukukî çerçeveyi terk etmiş, ilan edilmemiş bir sıkıyönetim, bir olağanüstü hal uyguluyor. "Anayasa tanımam anayasak var," diyor. Ama kendi sonunu hızlandırıyor. Çağın ve toplumun demokratik birikimi, bu saldırganlığı barışçı direnişiyle püskürtecektir. Buket Uzuner: Tarihimizin en demokratik halk hareketi 21. yy Türkiye Tarihi ne Gezi Parkı Direnişi veya Olayı olarak geçecek sivil hareket, benim içinde olduğum 78 gençlik hareketlerinden farklı olarak her sınıftan ve siyasi görüşten hatta görüşsüzlüktenapolitik gençlerin plansız, örgütsüz inisiyatifi olarak önemli bir halk hareketidir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes bu ülkede halktır ve düşüncelerini beğenmemek onların halk olduğu gerçeğini değiştiremez. Bu bakımdan Osmanlı dahil, bizim tarihimizin en sivil ve en demokratik halk hareketidir. Gezi Parkı Direnişi bir ağaççevre bilinciyle başlayan ancak aslında bir düşünce ve ifade özgürlüğü hareketidir. Soru(n) basittir: Türkiye, düşündüklerini ifade ettiğinde başına geleceklerden çekinerek oto sansürle yaşayanların mı yoksa şiddet ve hakaret içermeyen her fikrin korkmadan ifade edildiği özgür bir ülke mi olacaktır? Bu aslında bir temel olmak ya da olmamak sorunudur ve insanlıkla yaşıttır. Kişisel olarak, bu gençlerin fikirlerini beğenmeyenlerin bile onların, haklarını arayacak kadar cesur, onurlu ve başkalarına saygılı olmalarıyla gurur duyacaklarını ummak isterim. 90 yıllık- 4 kuşaklık Cumhuriyet hayatımızın böyle özgürlükten demokrasiye evrensel, kandilinden türküsüne milli değerlere sahip gençler yetiştirmeye vesile olması aslında hepimizin başarısıdır. Gönül isterdi ki bu ülkenin her vatandaşı aynı değerde eşit kabul edilsin ve gençlerin talepleri anlayışla karşılansın. Olmadı. Şimdi gençlere düşen Gezi Parkı nda tabanı bütün Türkiye yi kapsadığı anlaşılan bu farklı olmanın eşit vatandaşlık özgürlüğüne dayalı bir siyasi oluşum veya parti kurmak yolunda çalışmaktır. Bunu başaracak kültür ve bilgi altyapısına sahipler. Deneyim ve destek de bulacaklardır. Böylece gelecekte, şimdi kendilerine karşı çıkanların çocuk ve torunları da düşünce ve ifade özgürlüğü mirasından yararlanabilecektir.

16 16 21 HAZ RAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Bu dünyadan bir Kafka geçmiş! Romanlar, hikâyeleri ve mektuplar yla varolu çu edebiyat n temellerini atan Kafka asl nda sa lam bir muhalif dü üncenin temellerini atm olabilir. Biyografinin içinde ilerledikçe sisteme, güncel olaylar n olumsuz etkilerine alttan alta bir kar koyu u gözlemleyebiliriz ERDEM GEZGİNCİ Franz Kafka adı düşünmeye meyilli her insanın hayatına bir şekilde girmiştir. Varoluşla ilgili düşüncelerin sonuçlarının hep tekdüze kaldığı yanılgısı yine her insana Kafka dan armağandır. Karamsarlık mı? Umutsuzluk mu? Direniş mi? Yoksa vazgeçiş mi? Dik duruş mu, eğilip bükülmek mi? Birbiriyle dirsek temas halindeki bu konular kendine ve topluma yabancılaşmış insanın magazinsel bakışından kurtulamamıştır. Konularla birlikte Kafka da popüler kültürün aracı haline gelmekten kurtulamamıştır. Kurtulamayıp sıkışan Kafkaesk düşünce sıkılmış ruhların içine yerleşmiş, günümüze kadar evrilerek gelmiştir. Reiner Stach dünyanın sayılı Kafka uzmanlarından. Yazdığı iki ciltlik Kafka biyografisi Sel Yayınları ndan çıktığında Kafka severler daha doğrusu Kafka yı içinde yaşatanlar heyecanlandılar. Akabinde heyecanları korkuya dönüşmüş olabilir çünkü bende oldu. Nasıl yani, Kafka nın o bildik kısa özgeçmişinin dışında sayfalar dolusu hayatını mı okuyacaktım? O derin düşüncelerin sarsılmasından korktum açıkçası. Bu hacimli kitaplara başlayıp bitirdiğimde Kafka nın aslında doğduğunu, yaşadığını ve öldüğünü anladım. Basit gerçekler nasıl bir bulutun içindeydi de görmemiştim? Soru sorduran kitap bitmemiştir. Kafka nın derin tespitleri sarsılmanın tersine daha sağlam bir şekilde içimde yer etti. Sesine kavuştu. Alıntıların kıyısında kalan metinler yanlış anlaşılmalardan kurtulup içime süzüldü. Biyografilerden anekdot ayıklamak adetim değildir. Yine de sevdiğim yazarların hayatlarındaki ilginç anları bilmek, o anlardan işaretler toplamak hoşuma gider. Stach in araştırıp kaleme aldığı kitaplarda bu tip işaretler çokça var. Kafka ete kemiğe büründükçe romanları flulaşır diye çekindiğimden biyografiyi okurken onları yanımda bulundurdum. Dönüşüm, Dava, Şato yanımdaydı ve yeni Kafka git gide belirginleştikçe eski Kafka ya dönüp baktım. Tek bir Kafka, tek bir insan, bütünleşen anlam ve ölümsüzlüğün verdiği eskilikten sıyrılan yepyeni bir yazar: Kafka. Romanları ve öyküleriyle birleşen Stach in Kafka biyografisi varoluş akımını bir adım yukarı taşıyor. KAFKA DAK MUHAL F GÖRMEK Düz bir yolda yürüyor olsaydın, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitseydin, o zaman bu çaresiz bir durum olurdu; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi dik bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması, bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa kapılmana gerek yoktur. Karar Yılları ve Kavrama Yılları olarak basılan kitapların önümüzde açtığı ufuk Kafka yı metinlerinin esaretinden kurtarıyor. Kafka nın içe dönük metinleri ilk bakışta veya ilk okuyuşta okuyucuya umutsuzluk hissi veriyor. Derinlemesine çözümleme için günümüz insanının çokça vaktinin olmadığını düşünürsek bu ilk deneyim genel kanıya dönüşmüş durumda. Kemikleşen umutsuzluk yaftasını Kafka nın üzerinden atmak için biyografisini okumak şart. Öyle ki Kafka ile ilgili ürünler bile yazarı umutsuz vaka gibi göstermek üzerine tasarlanmışken Dünya zaten böyle berbat bir yer demek yerine mücadele etmeyi tercih edebiliriz Kafka sayesinde. Cıvıl cıvıl bir insan olduğu iddaa edilemez belki ama böcek vurgusundan uzak bir hayat sürdüğü de kesin Kafka nın. Yaratıcı metinlerinde yazdığı dünyayı Kafka nın birebir hayatı olarak algılamak her yazarda olduğu gibi çok yanlış. Bundan muzdarip olan yazarlar kendilerini açıklamak için çoğu zaman ayrı birer kitap yazıyorlar. Kafka nın talihsizliği buna

17 Aydınlık KİTAP 21 HAZ RAN 2013 CUMA 17 Zarif taş şehir Kafka - Karar Y llar Cilt: 1, Kafka - Kavrama Y llar Cilt: 2, Reiner Stach, Sel Yay nc l k, Çev: Sezer Duru, 660 s. 720 s. vaktinin olmamış olması. Ondan sonra yazılan biyografileri onun kadar ilgi çekmeyi başaramadığı için Kafka yı hep at gözlüğüyle okuduğumuzu söylemek yanlış olmaz. Neyse ki Stach ın kapsamlı çalışması konuya yeni bir boyut katacak. Romanları, hikâyeleri ve mektuplarıyla varoluşçu edebiyatın temellerini atan Kafka aslında sağlam bir muhalif düşüncenin temellerini atmış olabilir. Biyografinin içinde ilerledikçe sisteme, güncel olayların olumsuz etkilerine alttan alta bir karşı koyuşu gözlemleyebiliriz. Romanlarında içimize ayna tutmayı tercih etmesinin nedeni belki de bu isyanı özümsememizi istemesidir. Birçok yoldan bilince davet edilen insanlar Kafka nın kendine has yöntemi günümüzde bile anlayabilmiş değil. Felsefe kitaplarında, bildirilerde gözümüze sokulan parmak Kafka nın eserlerinde belli belirsiz dürtüyor bizi. Edebi açıdan tartışılamaz olan Kafka bu yüzden eleştirilere maruz kalıyor, daha doğrusu kalıyordu. İnsanlardan kopuk kendi dünyasında bir münzeviden daha fazlası olduğunu Stach ın kitaplarında görüyoruz. Dünyayla arandaki savaşında dünyanın yanında ol. Kafka yla tanıştığım günden bu kitapları okuduğum güne kadar kafamdaki Kafka resmi beni eyleme karşı tutan bir bilge şeklindeydi. Evet ben de düzenin çarkları arasındaydım, evet ben de ailemden başlayarak toplumun mekanizmalarıyla sürtüşüyordum, evet ben de adaletsizliği sorguluyordum Bütün bunları Kafka nın çarpıcı romanlarından okumak içimdeki yalnızlık hissine iyi geliyordu. Sıradanlığın parçası olduğumu, insanların sıradanlığın parçası olduğunu ve olacağını öğrenmek iyi hissettiriyordu. Bu resmin içindeki Kafka her şeyi yerli yerinde gören, karanlığın içinden seslenen, sırtımızı sıvazlayıp varoluşumuzu besleyen bir figürdü. Tanrılaştırılan bu görüntü onun edebi başarısının eseriydi ancak her tanrı gibi zamanla bulutların arkasına saklandığı için garip bir kibir duygusu da veriyor. Tam da burada Kafka nın hayatını bir nebze de olsa bilmek önemli. Bulutların arasından inip nefes almaya başlayan yazar duruşunu bozmadan bize salt anlamı verebilir. Karar Yılları ve Kavrama Yılları nı okuduktan sonra kafamdaki Kafka resmi hareketlendi. Durağan umutsuzluğun her halini çizen Kafka için tek eksik defterin sayfalarını hızlıca serbest bırakmakmış. Art arda gelen resimler can bulup eyleme geçtiklerinde aslında gerçekten var olurlar. Kafka nın bütün kitapları birer resim onun biyografisi ise o resimleri oynatan sihirli el. Çocukluğumdan kalan defter kenarı animasyon yöntemi Kafka nın biyografisiyle buluşmamı tam olarak anlatıyor. Eksik kalan eylem bu kitaplarda. Belki de kitaplar bittiğinde içinizde peydahlanan yas duygusu Kafka yı özgürleştirir. KEL MELERLE KAFKA KOLAJI Biyografi, araştırma, belgesel gibi nitelemeler okuyucunun bir an duraksamasına sebep olabilir. Bir şeyleri kanıtlama isteği, belgeleri sunmanın katılığı ve araştırmayı yapanın edebi eksiklikleri metni aksatır. Kurşun gibi ağırlaşan kitap kitlelere ulaşamadan tozlu raflara mahkum olur. Reiner Stach in araştırmasını film görselliğinde bizlere ulaştırması bu açıdan şanslı olduğumuzu gösteriyor. Ayrıca Sezer Duru ya da emeği ve dilimize kazandırdığı Kafka başyapıtı için teşekkür etmek isterim. Aile albümü karıştırıyormuş gibi Kafka nın halleri gözümüzde canlandıkça kapaktaki donuk Kafka fotoğrafının tabuları yıkılıyor. O artık durgun, içine kapanık, sorgulayıcı ve sıkılgan bir aile üyesi, bir bilge ve büyük bir yazar olarak yanıbaşımızda beliriyor. Cildin arasındaki ipi çok da kullanmayacağınız bir anlatımla yazılmış kitap. Dünyayı etkileyen Kafka yla henüz tanışmayanlar için bu iki cilt adeta çağrı yapıyor. MELTEM BOSTANCI Güneş, bu coğrafyanın imzasıdır, mührüdür İstanbul Rehberler Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı birliğin Mardin Çalışma Komisyonu kurucusu ve başkanı Nükhet Everi, Mardin kitabıyla binlerce yıllık bir geçmişe sahip Mardin de bizi, sokak sokak bir yolculuğa çıkarıyor. Mardin i yalnızca önemli tarihi eserleriyle değil, yerel kültürü ve insanlarıyla da tanıtıp, yemek ve alışveriş önerileriyle geziye renk katıyor. Kitabı elinize alıp, şöyle bir göz attığınızda, Mardin in yazar Nükhet Everi için gerçekten bir aşk olduğunu görüyorsunuz, tutkuyla yoğunlaşan bir aşk Zaten kendisi de Mardin e sevgilim diyecek kadar aşık. Bir şehirle bu kadar özdeşleşebilmek, o şehrin seni bağrına basması Evet, bu çok hoş bir duygu diyerek özetliyor duygularını Everi ve bu aşkı ölümsüzleştirmek adına da bu kitap fikri doğuyor, büyüyor, zenginleşiyor, derinleşiyor ve bize ulaşıyor. Adı neden Güneş Ülkesi? Bunu da şu satırlarla özetliyor yazar; Güneş aslında Mezopotamya dır. Güneş bu topraklara can verir, karanlıktan sonraki ışıktır, iyinin kötüye galibiyetinin simgesidir, yol gösterir, renkleri getirir, toprağın bağrını cayır cayır yakarken bereketi de getirir. Nükhet Everi, kitabında önce Mardin - Güne Ülkesi, Nükhet Evleri, E Yay nlar, 296 s. Mardin in tarihi, kültürü, Mardin isminin nereden geldiği, inançlar, konuşulan diller ve Mardin mutfağı hakkında bilgi veriyor. Kitapta önce Mardin e dair tüm güzellikler gözler önüne seriliyor; Mardin Ulu Camii, Şehidiye Camii Medresesi, Kasımiye Medresesi, Gazipaşa İlköğretim Okulu, Zinciriye Medresesi gibi pek çok görkemli yapının yanısıra, Mardin Metropolitlik Kilisesi durumundaki Kırklar Kilisesi ve eski bir tapınağın üzerine kurulmuş Deyrülzafaran Manastırı şehrin önemli yapıları. Mardin in yanısıra civarı da son derece detaylı bir şekilde tanıtılmış, Midyat, Savur, Kızıltepe, Nusaybin, Dara, Hasankeyf Everi ye göre Midyat ın taş işçiliğini mutlaka yerinde görmek gerek, Midyat çarşısı, Devlet Konuk Evi ve civar köylerin de mutlaka görülmesi gerektiğinin altını çiziyor yazar. Kitabın arkasında, belki otelinize döndüğünüzde okuyabileceğiniz, ilginç olabilecek ve Mardin de mutlaka bahsedilmesi gereken birkaç konuyu okuma parçası şeklinde bulacaksınız; Süryaniler, Yezidiler, Artuklu Devleti Tarihi, İsa Bey-Timurlenk ve Artuklu Hükümdarlığı nın Sonu, Tarih Sahnesinde Mardin ve Şahmeran. Bunların dışında okuyucu için olası yabancı terimleri içeren bir sözlük de bulacaksınız. Kadim uygarlıkların beşiği bu zarif taş şehir sizin tarafınızdan tekrar keşfedilmeyi bekliyor, yeniden, tüm güzellikleriyle

18 18 21 HAZ RAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP YENİ ÇIKANLAR Cennette Ya amak Var Çizgisi Gece Gelen Bahtabakan Lütfi Kaleli, Berfin Yay nlar, 190 s. Paola Zannoner, Alt n Kitaplar, Çev: Almila Ayd n, 152 s. Ula I klar, Geoturka Yay mc l k, 276 s. Sevgi Özel, Cumhuriyet Kitaplar, 200 s. Bir dağ köyünde çobanlık yapan eğitimsiz Osman ile Ömer, bir gün adları değiştirerek Haso Ağa ile Şeyh Şerif Efendi nin cemaatine katılırlar. Bu cemaatteki Kuran kursunda, ayetlere dayalı olarak iyi bir mücahit olup din adına cihat eder, kâfirleri öldürür ve kendileri de şehit olurlarsa eğer, cennete gidecekleri; orada birbirinden güzel gencecik hurilerle hiç yaşlanmadan sonsuza dek mutlu yaşayacakları inancıyla beslenirler... Ve gün gelir yaşlı genç demeden kendilerine göre masum insanları bombalayarak öldürürler... O ara güvenlik güçleriyle çıkan çatışmada kendileri de ölerek muratlarına ermiş olurlar... Başlama çizgisinde yerini almadan önce, Leo ya yeniden bir bakış attı, çünkü Viola için en önemli yarış oydu. Babası tarafından küçüklüğünden beri futbol oynamaya yönlendirilen Leo, büyük bir takıma girebilmesi için yapılacak olan seçmelerden sonra bir motosiklet kazası geçirir ve belden aşağısı felç olur. Leo artık babasının gözünde hiç değeri olmadığını, annesinin ise yıkıldığını hisseder. Antrenörünün ve arkadaşlarının gösterdiği yakınlığı reddeder. Onun yanında olmak için inat eden tek kişi Viola dır; engelli koşu şampiyonu olmak isteyen sınıf arkadaşı... İkisi için de hiçbir şey kolay değildir. Kurbanlar güzelliğe ya da korkuya verilir. 7 kan tayfı, 7 kadim. Yıl Gemiyle osmanlı topraklarına doğru yola çıkan Kayıp Yedinci Kıtanın En Yücesi, Gece nin Yıldızı... Ulaş Işıklar, Gece Gelen de, 17. yüzyılda Balkanlar da başlayan olayların, Osmanlı topraklarındaki Smyrna ya uzanışını ve oradan da günümüz İzmir inde kendi halinde yaşayan gazeteci bir genç kadının hayatını nasıl değiştirdiğini çarpıcı bir dille anlatıyor. Tarihi bir dokudan modern şehir hayatına evrilen olaylar zincirinde, kendilerine müjdelenen kayıp bir kıtayı bulmak için dünyadaki tüm kıtalara yayılmış Nokturno klanlarının mitolojisini inşa ediyor. Kimi kez kitaplarla filmler, Burada anlatılanların gerçek kişi ve kurumlarla uzak yakın ilgisi yoktur diye başlar. Bu romandaki kişi ve kurumların gerçekle ilgisi var mı, yok mu? Buna okur karar verecek. Gerçek aydınların kendilerini sorgulamaları gereken dönemlerde suskun kalması... Suskun kalmayanın başına kirli, kara çoraplar örülmesi... Kadınlarla çocukların aşağılık yalanlarla kandırılıp kullanılması... Karadüzen davaları için, herkese batabilecek sivri mi sivri ortaçağ mahkemeleri kurulması... Koskoca bir ülkeyi, sonu karanlık bir yola sürüklemek... Edebiyatın işlevlerinden biri yaşananları duymak, görmek, unutturmamaksa, Sevgi Özel in yaptığı bu... Gümü Ku u Babam Beklerken Paradan Haber Ver! Leyla ile Mecnun Benjamin Black, K rm z Kedi Yay nevi, Çev: Levent Göktem, 286 s. Burak Bilge, Pelin Ç nar, Kaynak Yay nlar, 224 s. Esteve Calzada, NTV Yay nlar, Çev: Temel Bal Ekim, 208 s. Nizâmîyi Gencevî, Say Yay nlar Çev: A. Naci Tokmak 280 s. Dublin in seçkinler dünyasına uzanan karanlık bir şebekenin üzerindeki örtüyü kaldırmasının üzerinden henüz kısa bir zaman geçmişken, Patalog Dr. Quirke kendini genç bir kadının intiharını araştırırken bulur. Bir önceki fırtınanın yol açtığı hasarları atlatmaya çalışırken şantaj, uyuşturucu bağımlılığı, cinsel tutkularla örülü bir entrikanın ortasında kalan Quirke, bu kez ailesini bu işin dışında tutmayı başarabilecek mi? Booker Ödüllü İrlandalı yazar John Banville in takma adla yazdığı polisiye/gerilim serisinin ikinci kitabı Gümüş Kuğu özellikle dili ve karakter zenginliğiyle göze çarpıyor. E. Org. Ergin Saygun kızı Ece ye yazdığı duygu dolu mektubunda, İnsan hayatının en fırtınalı döneminde; gençlik çağlarında kızım ne yapıyordu acaba? Arkadaşları kimdi? Aşık oldu mu, oldu ise nasıl biri idi? Sıkıntılarını, dertlerini kiminle paylaşıyor? diye soruyor. E. Tuğa. Cem Aziz Çakmak, Özür diliyorum Sevgimin büyük bölümünü Mesleğimle paylaştığım Gecelerimi, gündüzlerimi Bahriyeye adadığım, dünyaya gelişinizde dahi yanınızda bulunamadığım için Özür diliyorum... diye sevgili kızı Gülümseyenim e duygularını dizelere döküyor. Paradan Haber Ver! bir kulüp, bir turnuva, bir federasyon hatta bireysel seviyede sporcu için futbol üzerinden nasıl gelir elde edilebileceğini keşfeden bir pazarlama kitabı. FC Barcelona da pazarlama grup başkanı olarak geçirdiği yıllardan sonra spor danışmanlığı firması Prime Time Sport un kuruculuğu ve CEO luğunu üstlenen Esteve Calzada, deneyim ve gerçek örneklerle dolu, doğrudan ve oldukça öğretici bir üslupla, medyada var olmayı, taraftar kazanmayı; tesislerin, sponsorların, televizyon haklarının; sporcu imajı ve lisanslı ürünlerin yönetiminden nasıl gelir elde edilebileceğini detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor. İlk defa Nizâmî tarafından müstakil bir kitap halinde yazıya geçirilmiş olan bu eser, Nizâmî den sonra gerek Fars Edebiyatında gerekse Türk Edebiyatında büyük ilgi görmüş ve birçok şair tarafından yeniden kaleme alınmıştır. Fars Edebiyatının en önemli klasiklerinden biri olan, Nizâmîyi Gencevî nin 1188 yılında kaleme aldığı Leylâ ile Mecnun, Prof. Dr. A. Naci Tokmak çevirisiyle Farsça aslından çeviri yazısı ile beraber, manzum olarak edebiyat dünyasında yerini alıyor. Bir şeyin peşinden koşar herkes, Kendisi için iyi olanı bilmez herkes. Gayb âleminin ucu, bucağı bilinmez. Kilit bir bakarsın anahtardır, bilinmez.

19 YENİ ÇIKANLAR Aydınlık KİTAP 21 HAZ RAN 2013 CUMA 19 Kurt Totemi Dahiler (Kutulu) Kavga Yaz övalyesi Jiang Rong, Do an Kitap, Çev: Avi Pardo, 458 s. Jack Challoner, Bankas Kültür Yay nlar, Çev: Erdal Alova, 63 s. Gürkan Zengin, nk lâp Kitabevi, 296 s. Jim Butcher, thaki Yay nlar, Çev: Ula Apak, 456 s. Çin Kültür Devrimi nin tüm hızıyla sürdüğü 1960 lı yılların sonlarında halktan öğrenmesi için İç Moğolistan daki göçmen Moğolların arasına gönderilen Çinli öğrencilerden biri olan Chen Zhen in öyküsü, uçsuz bucaksız bozkırı paylaştığı diğer tüm canlılarla iç içe geçiyor Kurt Totemi nde. Başta kurtlar olmak üzere, atların, ceylanların, köpeklerin, koyunların ve kuğuların, doğayla uyum içinde yaşayan bu halk üzerindeki yaşamsal etkisini fark eden Chen, Moğol kültürünü ve kurtlara odaklanan inanç sistemini yakından tanır. Bu etkileyici kitap modern dünyayı şekillendiren büyük bilginlerin zihinlerine ve yaşamlarına emsalsiz bir yaklaşımla ışık tutuyor. Dâhiler kitabı okuyucuları teknoloji tarihinin en heyecanlı ve çığır açıcı anlarını paylaşmak üzere zaman içinde yolculuğa çıkarıyor. İsimleri tarihe mal olmuş yirmi sekiz dehanın yaşam öyküleri, Johannes Gutenberg in baskı makinesi, James Watt ın buhar makinesi, George Eastman ın Kodak fotoğraf makinesi ve Alan Turing in bilgisayarı gibi icatlarla birlikte anlatılmıştır. Baştan sona etkileyici görsellerle süslenen kitapta on adet nadir belgenin tıpkıbasımlarına yer verilmiştir. Türkiye nin verdiği kavga kendi coğrafyasının kaderine o coğrafyanın insanlarıyla birlikte sahip çıkmanın kavgasıdır. Türkiye nin Mısır da Hüsnü Mübarek e halkın taleplerine cevap ver ve yönetimi bırak çağrısı yapmasının da, Suriye de Beşşar Esed e bizi kendinle halkın arasında tercihe zorlama, seni değil Suriye halkını tercih ederiz demesinin de sebebi budur. Bu kavga aynı zamanda arasında kaybedilmiş bir mücadelenin yüzyıl sonraki hesaplaşmasıdır. Türkiye bu kavga ya girmek zorundaydı ve girmiştir. Eğer büyük hatalar yapılmazsa kuvvetle muhtemel bu kavgadan galip de çıkacaktır. Zira öyle görünüyor ki, tarihin akışı bu kavgada Türkiye nin yanındadır. Kız arkadaşı yeni edindiği kana susamışlıkla baş etmek için Chicago yu terk ettiğinden beri Harry Dresden bitkin ve çökmüş bir hâldeydi. Kirasını ödeyemiyordu. Dostlarından uzaklaşıyordu. Telefon rehberindeki tek profesyonel büyücü umutsuz bir adama dönüşmüştü. Tam işler bundan daha kötü gidemezmiş gibi göründüğü sırada Perilerin Kış Kraliçesi çıkageldi. Harry nin reddedemeyeceği bir teklifi vardı. Tabii eğer vaftiz Peri Annesi nin kendisi üzerindeki doğaüstü bağlarından ve kötü talihinden kurtulmak istiyorsa... Tek yapması gereken Yaz Kraliçesi nin sağ kolunu, yani Yaz Şövalyesi ni kimin öldürdüğünü bulmaktı. Yeralt na Mektuplar Onlar n Sadece Türküleri Var Metedolojik Bireycili in Ele tirisi Filozoflardan Seksi eyler Murat Yalç n, Yap Kredi Yay nlar, 336 s. Murat Yalçın ın hazırladığı Yeraltına Mektuplar kitabına 59 yazar hayatta olmayan yazarlara yazdıkları mektuplarla katıldı. Yalçın, kitabın sunuşunda şunları söylüyor: Sonraki projen Yeraltından Mektuplar olur herhalde diyen muzip dostlara, Kim bilir! demekle yetindim. Ama şimdi düşünüyorum da, bu mektupları okuyanlar o yazarların yanıtlarını da okur gibi olacaklar; her mektubun böğründe başka mektuplar var... Yeraltına Mektuplar mektup yazınımıza yepyeni soluklar kazandıran, yazarların adeta birbirleriyle dertleştikleri, hem özel yaşamlarından kesitler sunan, hem birbirinden ilginç sırlar barındıran bir ortak yapıt. I l Özgentürk, Aya Kitap, 208 s. Zor bir kitap elinizdeki. Zor çünkü, görmekten çekindiğiniz, yanıbaşından usulca geçtiğiniz tüm hayatlar burada. Yaşamın kıyısında kalmış insanların gerçek hikayeleri: Mapustakiler, Alamancılar, üniversiteliler, Güneydoğu da yaşayanlar, kadınlar... Hepsinin yaşamlarına acı dokunmuş. Hepsinin yaşamlarına sevinç dokunmuş. Aşk dokunmuş, inanç dokunmuş. Işıl Özgentürk, çarpıcı bir çalışmayla karşınızda. Yaşanan ama görülmeyen hayatları tek tek bulup çıkarmış, konuşmuş, onları dinlerken boğazı düğümlenmiş; ama, yazar sorumluluğunu unutmayıp onları tek tek dillendirmiş, dinlediği, gördüğü, duyduğu yaşamları yeniden yaratmış. Vefa Sayg n Ö ütle, Ayr nt Yay nlar, 416 s. Elinizdeki çalışma öncelikle, bu tartışmanın en önemli kavşak noktalarında karşımıza çıkan üç teorisyenin (Max Weber, Karl Popper ve Jon Elster) metodolojik bireycilik savunularının ayrıntılı bir eleştirel analizini içeriyor. Bu analizin neticesinde metodolojik bireycilikten sosyolojiye giden yolun kapalı olduğu metateorik sonucuna varan yazar, metodolojik bireyci konumlanmanın sadece metodolojik değil sosyal olanın neliğine dair ontolojik içerimler barındırdığını sergiliyor ve bunun ardından ayrıntılı ve özgün bir ontoloji ve sosyal ontoloji tartışması sunuyor. Emine Supçin, Destek Yay nlar, 168 s. Elinde keser sapı ile sap gibi ortada kalmak istemiyorsan, sevişmenin altın kurallarını bileceksin! -Zeus- Erkeklerin sevişebilme süresi, ortalama bir buçuk dakikadır. -Afrodit- Yıllanmış şarap nasıl damakta lezzet, ruhta şehvet uyandırırsa; yıllanmış sevgili de yatakta şerbet, dudakta lezzet, ruhta ebediyettir. -Ömer Hayyam- Bir kadına gidiyorsan, yanına kamçını almayı unutma. -Nietzsche- Cinsel eğilimlerin temeli hazdır. -Freud-

20 20 21 HAZ RAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP ÇOCUK - GENÇ Kâ ifler - Denizler ve Okyanuslar Bu harika kitapla, ilginç kaya havuzlarını inceleyecek, rengârenk mercan kayalıklarında dolaşacak ve gizemli gemi batıklarını keşfedeceksin. Üstelik denizlerde ve okyanuslarda yaşayan büyüleyici canlılarla tanışacaksın. Rengarenk, çok heyecanlı ve canlı sahnelerle dolu bu kitap, çocukları sevecekleri konulara çekiyor, onlara çok zengin ve değerli bilgiler sunuyor. Kolay anlaşılır ve sıcak bir dille yazılmış, büyüleyici gerçeklerle dolu olan Kâşifler, araştırmaya meraklı küçükler için yeni ve eğlenceli bir başvuru kitapları dizisi... Day m Balon Olmu Kambur bir dayının çocukluğundan, gençliğinden ve orta yaşlarından hazine değerindeki, güçlü anların sislerden arınıp aydınlığa kavuştuğu öykülerde, kederden neşeye, çaresizlikten umuda her renkten duygu can buluyor. Tosuner in kelimelerinde, bedeninin acılarından sıyrılıp özgürleşmeye çalışan bir dayının iç sesini, uçan balonunun ardından bakakalan bir yeğenin hüznünü ve yaşamın kenarına köşesine saklanan daha birçok sesi duymak mümkün. Mercan Adas Üç Küçük Robinson un yazarından ilginç bir macera... Denizci bir aileden gelen Ralph ın tek düşü dünyayı dolaşmak ve serüvenlere atılmaktı. Bu serüvenlerin başında da Mercan Adaları geliyordu. 15 yaşına basar basmaz kahramanımız Büyük Okyanus a açılan bir gemide iş buldu. Ancak asıl serüven iş bulduğu geminin fırtınada batmasıyla başladı... 7 yaş üstü çocukları için dünya çocuk klasiklerinden bir başyapıt daha... Kaçak Köpek Biber Mezuniyetine bir hafta kala, köpek eğitim merkezinden kaçmayı başaran Biber için hayat yeniden başlıyordur. Demir tellerin sınırlayamadığı uçsuz bucaksız özgür bir yaşam tüm renkleriyle onu çağırıyor. Arkadaş canlısı olduğu için sokaklarda pek yalnız kalacak gibi de görünmüyor. Nitekim, Kurtuluş Parkı nın küpeli köpek sakinleri de sanki onu yıllardır tanıyormuş gibi aralarına almaktan hiç çekinmediler. Başlarda her şey yolunda gitse de, kısa bir süre sonra Biber in kanı yeniden fokurdamaya başlar. Stephen Savage, TÜB TAK Yay nlar, Çev: Ali Bahad r O uz, 32 s. Necati Tosuner, Gün Kitapl, 88 s. Robert Michael Ballantyne, Remzi Kitabevi, Çev: Barlas Çevikus, 184 s. Miyase Sertbarut, Tudem Yay nlar, 104 s.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası

1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası 1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası Başbakan işçiyi 'ayaktakımı', Adalet Bakanı evrensel gösteri hakkını 'Anayasa'ya başkaldırı' diye tanımlayınca polis de Taksim'i korumak uğruna savaş a hazırlandı. Taksim, Beşiktaş,

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

07 Mayıs 2015 BASINA VE KAMUOYUNA. Mayıs 2015 - İsrail İnsan Hakları İhlalleri Raporu na İlişkin Basın Bildirisi. Değerli Basın Mensupları,

07 Mayıs 2015 BASINA VE KAMUOYUNA. Mayıs 2015 - İsrail İnsan Hakları İhlalleri Raporu na İlişkin Basın Bildirisi. Değerli Basın Mensupları, 07 Mayıs 2015 BASINA VE KAMUOYUNA Mayıs 2015 - İsrail İnsan Hakları İhlalleri Raporu na İlişkin Basın Bildirisi Değerli Basın Mensupları, Uluslararası Adalet ve Hürriyet Derneği`nin, 2015 Yılı İsrail tarafından

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI Türkiye nin gündemine damgasına vuran önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

BİR ARAYA GETİRİR YENİ TÜRKİYE NİN YENİ GAZETESİ

BİR ARAYA GETİRİR YENİ TÜRKİYE NİN YENİ GAZETESİ BİR ARAYA GETİRİR YENİ TÜRKİYE NİN YENİ GAZETESİ Zor bir dönemden geçiyoruz.. Teferruata gerek yok. Ekonomik, siyasi, sosyal çalkantılar; etrafımızı saran yangın, içine çekildiğimiz şiddet dalgası vs.

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

ARAŞTIRMANIN KAPSAMI. Saha Tarihi: 9-10 Nisan 2011. 134 ilçe. 35 il. 200 mahalle/ köy. 2366 görüşme

ARAŞTIRMANIN KAPSAMI. Saha Tarihi: 9-10 Nisan 2011. 134 ilçe. 35 il. 200 mahalle/ köy. 2366 görüşme ARAŞTIRMANIN KAPSAMI Saha Tarihi: 9-10 Nisan 2011 35 il 134 ilçe 200 mahalle/ köy 2366 görüşme ARAġTIRMANIN KAPSAMI Türkiye nüfus 73,7 milyon 15-30 YaĢ nüfus 17,3 milyon Araştırma saha uygulama Araştırma

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Masalsı bir giriş yapmak istiyoruz bu haftaki Medya Kaza Raporu na...

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı. Masalsı bir giriş yapmak istiyoruz bu haftaki Medya Kaza Raporu na... - Gökten üç medya kazası düşmüş. Biri ona, biri buna, biri şuna... - Bakandan çok bakancılık yüzüğe takıldı - Pahalı şarap, G20 zirvesinde buruk bir tad bıraktı - Özel jetler, CEO ların başına jet hızıyla

Detaylı

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:1 Nisan 2015 1 KİTAP VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ 3 2014-2015 KÜTÜPHANE ORYANTASYONUMUZ 5 KÜTÜPHANEMİZ 8 OKUMA ŞENLİĞİMİZ 10 BRITANNICA ONLINE 12 SEVİM AK

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

2014-2015 DEDELER İLKOKULU

2014-2015 DEDELER İLKOKULU 2014-2015 DEDELER İLKOKULU PROJE ADI: MANGALA OYUNU HEDEF KİTLE: 4-5 ve 6-7-8. Sınıf Öğrencileri PROJE SÜRESİ Başlama : 01 ARALIK 2014 Bitiş : 01 OCAK 2015 KATILIM: 4-5 ve 6-7-8. Sınıf Öğrencileri PROJENİN

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

2015 KIZILAY Haftası İlköğretim 1.-4. sınıf Takdimci El Kitabı

2015 KIZILAY Haftası İlköğretim 1.-4. sınıf Takdimci El Kitabı Bu el kitabı, 2015 yılı Kızılay Haftası okul etkinlikleri için Türk Kızılayı şube, bölge ve yerel merkezlerine hazırlanmıştır. İlköğretim 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik hazırlanan sunumun

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker Çetin Öner GÜLİBİK ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman Çeviren: Aslı Özer Resimleyen: Orhan Peker 26. basım Çetin Öner GÜLİBİK Resimleyen: Orhan Peker cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek

Detaylı

2014 / 2015 SAYI: 01. Haftanın Bazı Başlıkları. Çocuk ve Spor Öğretmenlerimiz Oryantasyon Eğitiminde 1. Sınıflar El Ele

2014 / 2015 SAYI: 01. Haftanın Bazı Başlıkları. Çocuk ve Spor Öğretmenlerimiz Oryantasyon Eğitiminde 1. Sınıflar El Ele 2014 / 2015 SAYI: 01 Haftanın Bazı Başlıkları Çocuk ve Spor Öğretmenlerimiz Oryantasyon Eğitiminde 1. Sınıflar El Ele Çocuk ve Spor Bir çocuğun sadece bilişsel gelişimine odaklanmak diğer yönlerini dikkate

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Büyüme Romanı (Bildungsroman) Kavramı Etrafında Aşk-ı Memnu ve Roman Kişisi Nihal

İÇİNDEKİLER. Büyüme Romanı (Bildungsroman) Kavramı Etrafında Aşk-ı Memnu ve Roman Kişisi Nihal MİLLÎ EĞİTİM EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT 3 AYDA BİR YAYINLANIR BAHAR 2004 Sayı:162 ISSN 1302-5600 Milli Eğitim Bakanlığı Adına Sahibi Yayımlar Dairesi Başkan V. Şadi KESKİN Yazı İşleri Müdürü Ali KARAÇALI Süreli

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI

MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI İstanbul Enstitüsü Hakkında İstanbul Enstitüsü, toplumsal, iktisadi ve siyasal alanlarda yenilikçi bilgi ve fikirler üretmek amacıyla yüksek kaliteli, nesnel ve derinlemesine

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Bir Varmış Dünya Yokmuş İnsan. Onun deyimiyle dünyanın en akıllı canlısı. Dünyanın fiziki varlığından bu yana hiçlikten üretilen onca iğne ipliğin, teknolojinin ve tanımların,

Detaylı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı

Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Bir Açık Kaynak Masalı Bölüm 1: Kasabanın Dışında Bir Meyve Ağacı Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak bir kasabada, bir meyve ağacı varmış. Bu ağaç çok lezzetli meyveler verirmiş. Meyveler o

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr

Medyada Riskler. Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Medyada Riskler Öğr. Gör. Dr. Deniz Sezgin Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi dsezgin@media.ankara.edu.tr Plan Tarihsel arka plan: Çocukların medya kullanımı Günümüzde medya ve çocuk Medyada çocukları

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

Somemto Big Data Somemto ile Gezi Parkı Eylemleri Haftasında Sosyal Medya Analizi. Copyright 2012 Etiya All Rights Reserved

Somemto Big Data Somemto ile Gezi Parkı Eylemleri Haftasında Sosyal Medya Analizi. Copyright 2012 Etiya All Rights Reserved Somemto Big Data Somemto ile Gezi Parkı Eylemleri Haftasında Sosyal Medya Analizi Ajanda Analiz Özeti Türkiye nin 1 Haftalık Kelime Bulutu Türkiye nin 1 Haftalık Hashtag Bulutu En Çok Retweet Alanlar Gün

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi

En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -2008 YILINDA YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA ARTIK RASTLAMIYORUZ -PLAKET VERDİĞİMİZ İŞVERENLER DÜZENLİ PRİMLERİNİ ÖDEYEN,

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur.

Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur. Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur. Türkçe nin bugünkü durumunu ele aldığımızda ilk anda göze çarpan olumsuzluklar; batı

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

İLK OK UMA KİT APLARI

İLK OK UMA KİT APLARI İLK OKUMA KİTAPLARI Bu kitabın sahibi:... Altı yaşındaki Ugo bir sabah uyanmış ve bir de bakmış ki karnının üzerinde yeşil bir aslan oturuyor! Aslan şişman değilmiş ama pek ufak tefek de sayılmazmış.

Detaylı

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU

Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU Medya Okuryazarlığı Programı NİLÜFER PEMBECİOĞLU İletişim Nedir? Değişen İletişim Kavramı Yalnızlaşma ve Yabancılaşma Yüzeysel Etkileşim İlgi Eksik Etkileşim Otomatik Etkileşim İletişim Herşeydir! Değişen

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri On5yirmi5.com Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri "Türkiye'deki Sosyo-Kültürel Değişmeler Hakkında Liseli Gençlik Ne Düşünüyor" araştırmasından çarpıcı sonuçlar elde edildi. İşte o araştırma...

Detaylı

DENİZLİ İLİ ÇALIŞAN NÜFUSUN İÇME SUYU TERCİHLERİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER. PAÜ Tıp Fak. Halk Sağlığı A.D Araş. Gör. Dr. Ayşen Til

DENİZLİ İLİ ÇALIŞAN NÜFUSUN İÇME SUYU TERCİHLERİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER. PAÜ Tıp Fak. Halk Sağlığı A.D Araş. Gör. Dr. Ayşen Til DENİZLİ İLİ ÇALIŞAN NÜFUSUN İÇME SUYU TERCİHLERİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER PAÜ Tıp Fak. Halk Sağlığı A.D Araş. Gör. Dr. Ayşen Til Su; GİRİŞ ekosisteminin sağlıklı işlemesi, insanların sağlığı ve yaşamının

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Kızılay Haftası (29 Ekim 4 Kasım) Atatürk Haftası (10-16 Kasım) Öğretmenler Günü (24 Kasım) SERBEST ZAMAN

Detaylı

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ

AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ AKP HÜKÜMETİNİN 2014 İTİBARSIZLIK ENDEKSİ Demokrasi Endeksi: 2014 yılı i bariyle 167 ülke arasında Türkiye 89 (Yalnızca ilk 26 ülke tam demokrasi sayılıyor. Türkiye bu ülkelerin çok gerisinde. Sivil Özgürlükler:

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m - Bakan Yıldırım dan yıldırım gibi özlü sözler - Manisa 4. Asliye Ceza dan insan hakları ve Anayasa dersi - Telefon Ablukası ile Gazze Ablukası arasındaki on benzerlik RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar

Detaylı

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon DESTANLAR VE MASALLAR Masal Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon Yayın Yönetmeni: Samiye

Detaylı

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TÜRKÇE DERSİ EĞİTİM PLANI Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı Hazırlanan Öğrencinin; Adı: Soyadı: Doğum Tarihi: Yaşı: Öğrencinin Ailesine Ait Bilgiler: ADI- SOYADI BABA ANNE MESLEĞİ ADRES

Detaylı

AYLIK BÜLTEN-MAYIS 2013 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN-MAYIS 2013 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN-MAYIS 2013 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ ANAOKULU ÖĞRETMENLERİMİZ : TÜLAY DÖNMEZ : NURCAN SAYIN : FATMA ŞAHAP BRANŞ

Detaylı

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997

Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K. TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı. AYlıK HABER BÜLTENi ÖZEL SAYı HAZiRAN 1997 Tüm IlnKI-'En ~ TÜM BANKA VE SiGORTA ÇALıŞANLARı SENDiKASı KES K -izm-jr C-a-d-. y,-ap-r-ak-a-pt-. 2-4-/1-2 -li-ef&-f-a-x;-o(-3-12-) 4-1-7-2S-4-0-K-ız-ı'-ay--A-N-K-AR-A ~, TOM BANKA VE SIGORTA ÇALıŞANLARı

Detaylı

SHAPYY. HEDEF 2. Belirtilen şekillere ait kartı bulur

SHAPYY. HEDEF 2. Belirtilen şekillere ait kartı bulur SHAPYY HEDEF -1. Oyunu ve kurallarını tanır. 1-1 Oyunun adını doğru söyler 1-2 Oyunun bir grup uygulaması olduğunu belirtir. 1-3 Oyuna ait parçaları tanır. 1-4 Uygulamaya başlamak için gerekli parçaları

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı