NİSAN Bizim Dünyamız veya Cehennemde Berd ü Selâm

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "NİSAN 2010. Bizim Dünyamız veya Cehennemde Berd ü Selâm"

Transkript

1 NİSAN 2010 YIL 32 SAYI 375 ISSN Bizim Dünyamız veya Cehennemde Berd ü Selâm Tabiat Kanun Koyucu Olabilir mi? Modern Şehirde İnsan Global Isınmanın Sebebi İnsan mı? Dua Eğitimi Bizim dünyamızda, bir kısım kopukluklara düşülüp buruklukların yaşanması söz konusu olabilir ama bunlar kat iyen kalıcı değillerdir. Bu sıkışma ve kararmaların arkasından hemen iman, mânevî bir cennet Tûbâ sı gibi bütün vâridâtını gönüllerimize boşaltır, boşluklarımızı alır ve iradelerimiz üzerindeki o harika, güçlendirici tesiriyle âdeta bizi yeniden ihyâ eder.

2 BİZİM DÜNYAMIZ VEYA CEHENNEMDE BERD Ü SELÂM N SAN 2010 Bizim dünyamız, insan üstü bir ressam tarafından çizilmiş, mânâlarla, hislerle, gayelerle taşkın bir resim gibi her zaman kendini duyuran bir rüya ve hülya ülkesi derinliği, mahrem ve rahat bir Cennet köşkü şefkat ve âsûdeliği ve bir rıza ikliminin anlaşılmaz büyüleriyle tüllenir.

3 Bazılarına göre imdilerde, hemen her yerde âdeta bir kaos ya anıyor. Böyle bir dünyada, ne bir güzellik ne de bir iyilikten bahsetmek mümkün de ildir. Tabiî, imandan, mârifetten, histen, a k u evkten söz etmeye de imkân yoktur. Zira bu dünyada duygular bulanık, dü ünceler çarpık, ya amak Cehennem dekine denk; sesler kesik kesik ve yeis dalgalı, na meler alerjik, bam teli kopuk, mızrap da kırık... Bir zamanlar hep huzur ve itmi nanla gürleyen o doygun sinelerden, arı kovanları gibi i leyen ve bal petekleri gibi lezzetlerin dile dama a aktı ı sohbet meclislerinden artık eser yok.. imdilerde, o seslerin, o solukların, o ku yuvaları gibi sımsıcak, cıvıl cıvıl evlerin ve o saat gibi i leyen idarî mekanizmanın yerinde ürperten bir sessizlik, çıldırtan bir yalnızlık ve damla damla gönüllere akan bir gurbet, bir inilti, bir hasret ve bir inkisar var. Arzuları, yerdeki kumlar, gökteki yıldızlar kadar çok olan insanoğluna, büyüleyen güzellikleri ve öteleri gösteren işaret ve işaretçiler iyle bu dünya, ışıktan, renkten, mânâdan, ruhtan, lezzetten örülmüş bir sihir âlemi gibidir. Her gün, bin türlü ayrı vâridâtla açılır-kapanır; Evet, bir zaviyeden bakınca, topyekün dünyanın hâli i te böyle içler acısı! Oysa bizim imana, ümide, ebediyete açık dünyamız, varlı a ait bütün güzelliklerin dalga dalga gelip ona aksetti i, aksedip duygularımızı sonsuza uyardı ı, bilhassa mânâ köklerini koruyabilenler için dünya ve ukbâ dü üncesinin iç içe oldu u öyle sihirli bir âlemdir ki, onu kendi buudlarıyla duyup hissedenler, zannediyorum, bir daha da ondan ayrılmayı dü ünmezler. Bu dünyada, durgunluk içinde her zaman bir canlılık ve dinamizm, alaca kar görünümü altında da baharları zorlayan bir hayatiyet söz konusudur. Gözlerimizi kapayıp bu dünyayı basiretlerimizle süzerken, hemen her zaman mı ıldayan sular, üfül üfül esen meltemler, akıp akıp gözlerimizi dolduran renkler, ı ıklar ve her yanda burcu burcu kokular duyar gibi olur; seslerden, görüntülerden süzülüp gelen, demetle en mûsıkîlerin en enfeslerini dinleriz. Bu dünyada, gaye eksenli bir hayat ve bu hayatın tabiî ve ezelî iir unsurları sayılan iman, sevgi, a k ve ruhanî zevkler, hatırlardan silinmeyecek edalara ula ır; uuraltı mahzenlerimiz, uhrevî mutlulukların nüveleriyle dolar ta ar. Hele inancın, benli imizi sarıp aydınlattı ı, cismaniyetimizi yumu atıp ruhanîle tirdi i saat ve dakikalarda.. mübarek gün, hafta ve aylarda, çevremizi bütünüyle lâhûtîle mi görür ve kendimizi yerde de il de, âdeta göklerde dola ıyor gibi hissederiz. Bu engin ruh hâletiyle geçirdi imiz ukbâ perde aralıklı ve zaman üstü lâhzalarda, sanki tül tül ötelerin renkleri, gidip ebediyete ermi olanların sesleri ruhlarımıza doluyormu çasına kendimizi lâmekânî hisseder ve tasavvurlarımızı a an bir vâridât tufanıyla sırılsıklam oluruz. De i ik dinler, dü ünce sistemleri ve hayat felsefeleri arasında, bizim dinimiz, bizim dü ünce sistemimiz, bizim hayat felsefemiz ve bizim dünyamız kadar füsunlu, renkli, doyurucu ve aklî, mantıkî, hissî bo luklara takılmayan bir ikinci âlem bilmiyorum. Bu dünyada, her zaman, ayrı bir dalga boyuyla akıp gelen varlık ötesi ı ıklar, sık sık ruhlarımızı sarar.. gönül gözlerimizi ötelerin güzelliklerine çevirir.. ve duygularımızı ebediyetle irtibatlandırarak bize sonsuzun büyülü iksirinden içirir.. endi elerimizi yatı tırır.. korkularımızı giderir.. fena ve zeval dü üncesiyle gelen okları kırar ve sinelerimizde birer in irah olarak esmeye ba lar. Bazen bu dünyada, her eyin gölgelenip bir kül rengini aldı ı da görülebilir.. bir kısım kopukluklara dü ülüp buruklukların ya anması söz konusu olabilir; ama bunlar kat iyen kalıcı de illerdir.. ve hele insan ruhundan kaynaklanmaları asla bahis mevzuu olamaz; zira bu sıkı ma ve kararmaların arkasından hemen iman, mânevî bir Cennet Tûbâ sı gibi bütün vâridâtını gönüllerimize bo altır, bo luklarımızı alır ve iradelerimiz üzerindeki o harika, güçlendirici tesiriyle âdeta bizi yeniden ihya eder. Hemen herkesin kendi ruh enginliklerinde sezebilece i bu tat, bu ne ve, do rudan do ruya N SAN

4 Sevgililer Sevgilisi nden geliyormu çasına, temas etti imiz her eyde, içimizde köpüren her duyguda, dilimizden akan her beyanda bir sonsuzluk televvünü duyar ve bir âb-ı hayat yudumluyor gibi oluruz. Hem öyle bir oluruz ki, ihtimal, ötelerin üveyikleri sayılan zî uur kanun-u emrîler bile, uçu tukları o mahrem yollardan çekilerek Yürüyün, top sizin, çevkân sizin! deme lüzumunu duyarlar.! Evet, bu dünyada huzur ve itmi nan ne îdeleri ve evk ü tarâb mûsıkîsi hiçbir zaman bütün bütün susmaz.. onun susması bir akort tevakkufu, beste beste hayatı yorumlayı ı da bir kevser zemzemesidir. Bu dünyanın esas mûsıkîsi, iiri, güzellikleri, onun her eyi ve herkesi sevgiyle kucaklayan insanlarının sinelerinden, o sinelerin ı ık kayna ından ve bu ı ık me alesini her zaman lebrîz eden uurdan, duyarlılıktan, aramadan ve nihayet gökte ve yerde aranılır olmaktan kaynaklanmaktadır. Bu ölçüde ledünnîli e ve enginli e ula mı ruhlara, öteler kim bilir ne derin ve mahrem eyler fısıldar, ne na meler duyurur ve ne çıplak hakikatlerle bulu ma zemini hazırlarlar.! Evet o, bir taraftan ruhlardaki bütün arzuları, bütün hülyaları her türlü beklentileriyle doyurur, beklenilecek sırlara uyarır, yeni istek ve yeni sezi lerin kapılarını aralar; di er yandan da, insanî ufkun sınırlarını nazara verir ve onun ebedden, ebediyetin kayna ından müsta nî kalamayaca ını hatırlatır. Vicdanını dinleyebilen herkes, bu gizli ve meçhul âlemlerin u ultusu diyebilece imiz fısıltı ve i aretleri dinleyip anlayabilir.. ruhlarının derinliklerinde ve vicdanlarının katmanlarında, harfsiz, kelimesiz ama mutlaka açık olarak dinleyip anlayabilir. nsan ruhu her zaman uyanık, aktif ve onun vicdanı da bir kısım sırlara programlanmı kompüter gibi tu larına basacak uzman eller beklemektedir. Bu, her insan için hemen her zaman böyledir. Dünya döner, asırlar de i ir, zaman ba kala- ır, hâdiseler renkten renge girer; ama insanın iç âlemindeki bu zenginlik, bu nizam hiçbir zaman de i mez. Ancak, bütün bu güzelliklerin, gözlere, gönüllere nasıl sindi ini ve sinece ini, ruhlara nasıl nüfuz etti ini ve edece ini, bakı zaviyelerimizi nasıl yönlendirdi ini ve yönlendirece ini, bizim bu ledünnîlikleri nasıl duydu umuzu ve duyaca ımızı tam anlayabilmek için, kalbî ve ruhî hayat laboratuarlarında enfüsî analiz ve sentezlere ihtiyacımız var. Bunu gerçekle tirebildi imiz takdirde, her ey ve her hâdise bize o kadar i leyecek; ruhumuz, varlı ın, varlık ötesi âlemlerin bir mü ahidi, bir de erlendiricisi durumuna yükselecek; seneler ve seneler boyu bu do u ve kabulleni lerin lezzetli teselsülü sayesinde bizde öyle silinmez izler bırakacaktır ki, o zaman, hâlis Allah kulları için, hayatın nasıl bir tatlı zemzeme hâlinde duyuldu u ve insan olma farklılı ı kendi kendine ortaya çıkacaktır. Aksine her eyi günümüzde oldu u gibi bir kısım çarpık kıstaslarla ölçüp-de erlendirmeye kalktı ımız takdirde, kendi kendimizle tenakuza dü ecek ve ruhlarımızda, aslında mevcut olmayan bir kaos ya ayaca ız. Bizim dünyamız, insan üstü bir ressam tarafından çizilmi, mânâlarla, hislerle, gayelerle ta kın bir resim gibi her zaman kendini duyuran bir rüya ve hülya ülkesi derinli i, mahrem ve rahat bir Cennet kö kü efkat ve âsûdeli i ve bir rıza ikliminin anla ılmaz büyüleriyle tüllenir. Bu dünyanın hayat ve mâneviyat zenginli ine, bütün yıldızlar ve onların içinde yüzdükleri sema, bütün verâlar ve onların ötesindeki rengârenk ukbâ, bir aksesuar gibi dahildir. Bu dünyada gökler, yeryüzüyle içli dı lı; ahiret, bu âlemin ve bu âlemde devam eden uzun bir yolculu un ebedî istirahatgâhı, ölüm bir vuslat vesilesi, vefat günü de bir eb-i arûs tur. Arzuları, yerdeki kumlar, gökteki yıldızlar kadar çok olan insano luna, büyüleyen güzellikleri ve öteleri gösteren i aret ve i aretçileriyle bu dünya, ı ıktan, renkten, mânâdan, ruhtan, lezzetten örülmü bir sihir âlemi gibidir. Her gün, bin türlü ayrı vâridâtla açılır-kapanır; her gün farklı bir nefâsetle ruhlara siner; her zaman en kıymetli mânâları gözler önüne sererek bizi âdeta me herlerde dola tırıyor gibi sevindirir; bir kitabı mütalâamıza sunuyor gibi ilimden dü ünceye köprüler kurar, dima larımızı besler ve bir lâhza bile bizi yalnız bırakmaz. Bu dünyada, sesler, sözler, en tesirli na meler eklinde hissedilir.. güller, çiçekler, kokularının en enfesini esirgemeden çevrelerine ne reder.. canlılar birer arkada olur, cansızlar da birer vefalı dost.. ve her ey bir Cennet olgunlu u içinde do ar, geli ir ve devam eder... Bu yazı, Sızıntı dergisinin ubat 1995 tarihli, 193. sayısından alınmı tır N SAN 2010

5 Hedef ve maksadı belirlenmi bir ilim, sahibi için, ilelebet devam edecek bir bereket vesilesi ve tükenmez bir hazinedir. Bu hazineye mâlik olanlar, ya adıkları sürece, hattâ daha sonra, bir tatlı su kayna ı gibi dâima ziyaret edilir ve hayra vesile olurlar. Gönüllere üphe ve tereddüt atan ve ruhları karartan hedefi belirlenmemi bo faraziyeler ise, ümitsiz ve bulanık ruhların, etrafında uçu up durdu u bir çöplük yı ını veya ruh kapanıdırlar. Kan-beyin bariyeri, suda çözünen maddelerin kandan merkezî sinir sistemine -yani beyne- geçişini kısıtlayan bir engelleme sistemidir. Bu bariyer, beynin normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için oldukça mühimdir. Sözkonusu sistem herhangi bir sebeple bozulursa, sinir hücresi iltihabı (nöronal inflamasyon) başlar ki, bu da beyin hücrelerinin zarar görmesine sebep olur. Doç. Dr. Mustafa ÇEL K Kan-beyin bariyeri, suda çözünen maddelerin kandan merkezî sinir sistemine -yani beyne- geçi ini kısıtlayan bir engelleme sistemidir. Bu ifade, 1902 yılında Alman mikrobiyolog P. Ehrlich tarafından ortaya atılmı tır. Ehrlich, Tripan mavisi isimli bir boya maddesini toplardamarlar yoluyla (intravenöz yolla) hayvanlara enjekte etti inde, hayvanların beyni hâriç di er organlarının boyandı ını tespit eder. Bunun üzerine kandan beyne geçi i engelleyen bir yapının oldu unu dü ünür ve bu yapıyı kan-beyin bariyeri olarak isimlendirir. Kan-beyin bariyerinin te ekkülünde vazifeli ba lıca biyolojik yapılar öyle sıralanabilir: 1. Kılcal damarların iç yüzeyini dö eyen endotel hücreleri, N SAN

6 2. Damar çeperinin dı tabakasında bulunan perisit hücreleri, 3. Beynin gri maddesi içinde bulunan yıldız ekilli astrosit hücreleri, 4. Beyin damarlarının iç yüzeyindeki epitel hücrelerinin tabanını dö eyerek onları alttaki ba dokudan ayıran ve ayrıca sinir hücrelerinin etrafını kaplayan bazal membran, 5. Beynin ve omurili in etrafını çevreleyen beyin-omurilik sıvısının üretildi i koroid pleksus, 6. Beyni çevreleyen üç tabakalı zarın içteki iki tabakasın te kil eden pia-araknoid zarlar. Kan-beyin bariyeri oldukça mükemmel yaratılmı tır; öyle ki, zararlı maddelerden korunmasına vesile oldu u beynin vazifelerini hiçbir ekilde aksatmamaktadır. Bu engelleme sistemi sayesinde, beyne ihtiyaç duyulan gıda maddeleri geçerken, kanda dola an zararlı madde ve toksinler geçemez. Kol ve bacak gibi merkezden uzak organlardaki en uçtaki kılcal damarlar, yakınlarındaki hücrelere birçok maddenin geçi ine izin verecek hususiyet arz ederken, beyin hücrelerine madde geçi i, kan-beyin bariyerinin hususi yapısı sayesinde, sıkı ekilde kontrol edilir. Bu engelleme i i hem fizikî, hem de metabolik faktörlerle yerine getirilir. Felçte, beyin zarlarına bakteri ve virüs bula masıyla ortaya çıkan menenjit, Alzheimer, Multipl Skleroz gibi merkezî sinir sistemi bozukluklarında, kan-beyin bariyeri hasarının belli derecelerde rolü oldu u dü ünülmü tür. Bu hasarın sıkı ba lantı yapılarında kopmalarla oldu u tahmin edilmektedir. Beynin çok sınırlı bazı merkezî alanlarında (circumventriküler organlar) kan-beyin bariyeri bulunmaz. Bir eksiklik gibi görünen bu durum, neticeleri dü ünüldü ünde büyük bir rahmettir. Beynin sözkonusu bölgelerinde yer alan bazı hususi kısımlardan salınan hormon ve enzimler, bariyer olmaması sebebiyle hızlı bir ekilde kana karı abilir. Bu kısımlarda bariyer bulunsaydı, bu hormonların geçi inde bazı problemler ya anabilirdi. Kan-beyin bariyeri vazifesine uygun ekilde, karma ık hücre yapısına sahip olarak in a edilmi tir. Kan-beyin bariyeri sayesinde, beyin hücrelerine madde geçi i hem fizikî olarak sıkı ba lantılarla, hem de metabolik olarak enzimlerle sıkı bir kontrole tâbi tutulur. Bu mükemmel bariyer sayesinde zararlı maddelerin beyne yayılmasının önüne geçilir yahut bu geçi belli sınırlarda tutulur. Beyin ve omurilikten olu an merkezî sinir sisteminin kılcal damarlarına vücuda yayılan kılcallardan farklı olarak bazı karakteristik hususiyetler bah edilmi tir. Bunlardan biri de beyin kılcallarının içini dö eyen hücrelerin (endotel) aralarında sıkı ba lantı bölgelerinin bulunması ve bu kılcalların devamlı bir zara (bazal membran) sahip olmasıdır. Burada enteresan olarak, bu biyolojik yapılardaki hususi düzenleme ile kan-beyin bariyerindeki endotel hücreleri arasında yüksek bir elektrik direnci olu ur ve di er dokularda 3 33 W/cm 2 olan direnç, kan-beyin bariyerinde N SAN 2010

7 W/cm 2 ye çıkar. Tesadüflerin veya akılsız- uursuz sebeplerin elektrik bariyeri gibi mükemmel bir sistemi kurması mümkün olabilir mi? Böyle elektrikli bir alan vesilesiyle sıvı ve iyonların hücre içine ve dı ına ta ınmasında bariyer olu ur ve geçirgenlik dü er. Ayrıca bu bariyerde, di er vücut kılcallarında oldu u gibi; molekül a ırlı ı in altındaki maddelerin geçi ine izin veren delikler ve yarıklar yoktur. Fizyolojinin en temel kavramı olan homeostazi, vücudun iç artlarının her saniye kontrol altında tutularak mümkün oldu unca dinamik bir denge içinde muhafaza edilmesidir. Beyin hücrelerinin dengesini korumak için de kan-beyin bariyeri çok önemlidir. Bu sayede beyni kandaki de i melerden koruma, ihtiyaç olan maddelerin seçilerek geçirilmesi, kan ve beyindeki maddelerin metabolizmasının sa lıklı yürütülmesi ile sinir hücreleri için en uygun ortamı temin eder. Ayrıca kan-beyin bariyerinde meydana gelebilecek hasar ve bunun neticesi olarak geçirgenli inin artması beyin ödemi geli mesine sebep olur. Bazı mühim maddelerin kan-beyin bariyerinden geçi i ve beyne giri leri birçok faktöre ba lıdır. Maddenin molekül a ırlı ı, molekülün üç boyutlu yapısının de i im kabiliyeti, hücrenin enzimatik sabitli i, hücre kaynaklı salgılanma, akıma kar ı ilgi, hidrojen ba layıcı potansiyeller, ta ıyıcılara kar ı ilgi ve mevcut patolojik durumların tesiri bunlardan akla ilk gelenlerdir. Daha az tesirli faktörler ise, sistemdeki enzimlerin ölçülü Kol ve bacak gibi merkezden uzak organlardaki en uçtaki kılcal damarlar, yakınlarındaki hücrelere birçok maddenin geçişine izin verecek hususiyet arz ederken, beyin hücrelerine madde geçişi, kan-beyin bariyerinin hususi yapısı sayesinde, sıkı şekilde kontrol edilir. ve tam olması, kan plâzmasındaki ta ıyıcı proteinlerin ba lama fonksiyonunu yerine getirebilmesi ve beyindeki kan akımıdır. Ta ıma sistemleri, umumiyetle kanbeyin bariyerinin içe bakan yüzünde bulunurken, beyinden kana geçi e izin veren sistemler, bariyerin dı a bakan yüzünde bulunur. Kan-beyin bariyerinden gerekli maddelerin ta ınması basit difüzyonla, kolayla tırılmı geçi le, enerji harcanarak aktif ta ımayla veya keseler (veziküler) vasıtasıyla olur. Maddelerin ta ınmasında; ya da çözünürlü ü, geçi kabiliyeti, molekül a ırlı ı ve elektrik yükü önemlidir. Ayrıca kan-beyin bariyeri, tedavi maksatlı ilâçların beyne geçi inde hızı sınırlayan bir faktördür. Bu bariyer, beynin normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için oldukça mühimdir. Sözkonusu sistem herhangi bir sebeple bozulursa, sinir hücresi iltihabı (nöronal inflamasyon) ba lar ki, bu da beyin hücrelerinin zarar görmesine sebep olur. Yenilenme özelli i olmayan beyin hücrelerinin çok iyi korunması gerekmektedir. te, kan-beyin bariyeri bu vazifeyi yerine getirir. Beynin ihtiyacı olan glikoz ve oksijen hiçbir engele takılmadan hücrelerin imdadına yeti tirilirken, kan-beyin bariyerini kolaylıkla geçer. Metabolizma neticesi ortaya çıkan karbondioksit bu bariyere takılmadan hemen uzakla tırılır. Bizim hiç farkında olmadı ımız bu muhte em sistem olmasaydı, beynimiz atamadı ı karbondioksitten dolayı i er veya eker eksikli inden ölürdü. Kaynaklar - Bickel U: How to measure drug transport across the blood-brain barrier. NeuroRx 2:15-26, Pardridge WM: The blood-brain barrier and neurotherapeutics. NeuroRx 2:1-2, Bauer B, Hartz AM, Fricker G, Miller D: Modulation of p-glycoprotein transport function at the blood-brain barrier. Exp Biol Med 230:118-27, Pollay M: Blood barrier in: Youmans JR, Neurological Surgery. WB Saunders Company; , Engelhardt B. Development of the blood-brain barrier. Cell Tissue Res. 2003; 314: Huber JD, Egleton RD, Davis TP. Molecular physiologyand pathophysiology of tight junctions in the blood-brain barrier. Trends Neurosci. 2001; 24: N SAN

8 Fatih BA CIO LU Üst üste yaşanan değişim ve dönüşümlerle, üniversite, bürokrasi, basın ve cemiyette müessir olabilecek bütün muhalif sesler, susturulur. Tamamen seküler bir eğitim alan, pozitivist zihniyete sahip ve bilimin tek yol gösterici olduğuna inanan aydınlar yetişir. Bu anlayış ve yaklaşım, devletin resmî politikası hâline gelir. Türkçedeki aydın ve ondan önce kullanılan münevver kelimesi, Batı nın sosyal tarihi içinde ortaya çıkan intellectuelintellectuals, intelligentsia, literati ve clercs gibi birbiriyle ilgili, fakat birbirinden farklı kavramların kar ılı ı olarak üretilmi tir (Mardin, 1984:9). Yukarıdaki kavramlardan entelektüel, Batı dillerinde, Latince akıl ve idrakle ba lantılı mânâsına gelen intellectualis kelimesinden türetilmi tir (Kılıçbay, 1995:175). Bu kelimenin, fikir üretme misyonuna sahip bir sosyal grubu tarif etmek için kullanılması ise, ancak 19. yüzyılda mümkün olmu tur. 19. yüzyılın Batı dünyasında kelime, elit, dü ünce aristokratı, dü ünen ve seçkin insan mânâsında kullanılmı tır. Kelime ayrıca, resmen görevlendirilmedikleri ve do rudan çıkarları olmadı ı hâlde, sosyal problemler hakkında fikir beyan eden kimseleri ifade etmektedir (Kılıçbay, 1983:56) lı yıllarda Rusya da ortaya çıkan intelligentsia kelimesi, Batı dü üncesinin Rusya üzerindeki tesiri sonucunda aydınlanmı, okumu, dü ünceleri rasyonelle mi (Balcı, 2002:8) kimseler mânâsına gelmekte, bilim ve sanatta öncülük vurgusu (Mardin, 1984:10) ta ımaktadır. Bazı ara tırmacılar ise, intelligentsia kelimesini, toplumda teknik bir görevi bulunan ki iler olarak tarif etmi tir. Literati kelimesi, mesle i bilme olan kimseler, hayatlarını bilmeye veren ki iler, toplumun temel de erlerinin sa lanması ve nesilden nesile aktarılması gibi çok önemli sayılan i leri üstlenmi kimseler mânâsına gelmektedir (Mardin, 1984:11). Clercs kavramı ise, bilgiyi muhafaza eden, topluma iyiyi ve do ruyu gösterme mesuliyetleri olan ki iler olarak tarif edilmi tir (Mardin, 1984:10). Batı dilerindeki bütün bu mefhumlar, Türkçede önce münevver, sonra aydın kelimesiyle kar ılanmı tır. Bu kelimelerin Türkçede ne zaman ortaya çıktı ı kesin olarak bilinmemektedir N SAN 2010

9 Kamus-ı Türkî de (1908) ve Resimli Kamus-ı Osmanî de (1908) olmayan münevver kelimesinin, 1920 li yıllarda, onun Türkçele tirilmi ekli olan aydın kelimesinin ise 1930 lu yıllarda kültür dünyamıza girdi i tahmin edilmektedir (Balcı, 2002:21). Türkçede münevver-aydın kelimesi, Batı dillerinde oldu u gibi ayrıntılı bir ekilde tarif edilmi tir. Meselâ Mehmet Ali Kılıçbay a göre aydın, bilgi edinme ve e itim yoluyla zihni aydınlanmı ki iye denir (Kılıçbay, 1995:175). Sabri F. Ülgener ise aydını, içinde ya adı ı topluma kılavuzluk eden, kültür de i imlerine öncülük yapan, halkın içtimaî ve siyasî tercihlerinde müessir olan ki i olarak tarif eder (Ülgener, 1983:66 67). Erol Güngör e göre ise aydın, gördü ü eyler arasında sebepnetice münasebeti kurabilen, halkın dar ve sı dünyasının ötesine geçip de i mez hakikatleri bilmeye ve anlamaya çalı an, zihin ve ahlâk disiplinine ermi, sosyal mesuliyet sahibi, menfaat ili kilerinin dı ına çıkarak dü ünebilen ve bütün bu özellikleriyle, uursuzca hareket eden gözü kapalı kalabalıklardan ayrılan kimsedir ve daima ihtiyatlı ve tenkitçi bir tavra sahiptir (Güngör, 1993:254,255,373,374). Kısaca özetleyecek olursak, zengin bir bilgi birikimine sahip, dü ünce üreten, sorgulayan, de erlendirme yapan insan, bütün bu tariflerin özünü te kil eder (Balcı, 2002:28). Tanzimat devrine kadar Osmanlı aydınları Münevver-aydın kelimesinin ortaya çıkı ından önce, Osmanlı devrinde entelektüel kelimesi yerine, âlim, allâme, ulema, hoca, molla, softa, mütefekkir, mütebahhir, kalem efendisi, kalem erbabı, okumu adam, efendi, güzide, eyh, dervi, hakîm, ârif, edib, bilge gibi kelime ve tamlamalar kullanılmı tır. Osmanlı devrinde entelektüeli kar ılayan bütün bu kelime ve tamlamalarla ifade edilen aydınlar, ilmiye, kalemiye, seyfiye ve dervi ân denilen dört guruba ayrılırlar. Âlim, allâme, ulema, Devletin memuru olan ve devletin denetimini daima ense köklerinde hisseden bu memurlar sınıfı, kısa sürede devletle iç içe geçip, onunla bütünleşir. Bunun sonucu olarak da, dünyanın her yerinde, peşin hükümlerden uzak, biraz muhalif, devletin halka karşı uygulamalarını denetleyen, yanlışları sorgulayan, eleştiren, haksızlıklar karşısında vicdanının sesini dinleyen bir sınıf olarak bilinen aydınlar, Türkiye de bu özelliklerini kaybedip, bağımsızlığını yitirir. hoca, molla, softa, mütebahhir gibi isimlerle anılan ilmiye sınıfı, düzenli e itim kurumları olan medreselerde yeti en, ilim sahibi, ilim üreten ve bu ilim sayesinde maddî ve manevî bir otoriteye sahip olan kuvvetli ve müessir bir sınıftır. Bu sınıf otoritesini, hem ilmî birikiminden hem de peygamberlerin vârisleri olma sıfatından alır. Onlar bu sıfatlarıyla sosyal, siyasî ve ekonomik hâdiseleri kontrol ve yönlendirme gücüne sahiptir. lmiye, aslında iktidarın bir orta ı olarak sultanın ve devletin hizmetindedir. Fakat maddî kaynaklarının büyük ölçüde vakıflara ve halka dayanması, onlara iktidar kar- ısında nisbî bir ba ımsızlık ve güç sa lar (Bagader, 1991:IX). lmiye bu gücü ve ba ımsızlı ı sayesinde, hem sultanın ve üst kademe devlet yöneticilerinin, hem de toplumun, slâmî ölçüler içerisinde kalmasını temin eder (Dereli, 1974:251). Bu sınıf kendini, yüzyıllarca, yöneticilere ve halka do ru yolu gösteren bir nâsih olarak görür. Kalemiye sınıfı, genellikle enderun denilen ve yüksek derecede e itim verilen saray mektebinde ve daha sonra da kalemlerde yeti en bürokratların meydana getirdi i bir sınıftır. Bu sınıf, ilmiyeye göre daha seküler bir e itim alan, fakat daha az ba ımsız, daha çok devletin kontrolünde olan bir aydınlar grubu olarak dikkat çeker. Seyfiye sınıfı, Osmanlı devletinde askeri bürokrasiye verilen isimdir. Bu sınıf, devletin vurucu gücünü meydana getiren, iç ve dı güvenli i sa layan ordunun üst kademede yönetici kadrolarından olu ur. O da ilmiye ve kalemiye gibi, önemli bir güç oda ını meydana getirir. Bu sınıf, zaman zaman, ama özellikle 17. yüzyıldan itibaren hem sultanı, hem de ilmiye ve kalemiye sınıfını tehdit eden bir özellik ta ır. De i ik bir açıdan baktı ımızda, bir mânâda Osmanlı entelektüelleri arasında sayılabilecek, eyh, mürid, dervi, efendi, hakîm, ârif gibi kelimelerle N SAN

10 anılan ve birçok özellikleriyle ilmiye, kalemiye ve seyfiye sınıflarından ayrılan bir de dervi ân zümresi vardır. Bu zümre, ilmiye, kalemiye ve seyfiyeye nazaran, daha az düzenli e itim görmü, daha çok tekke ve zaviyelerde, hâl ehli büyük simaların yanında yeti mi, ilmi az, görgüsü çok, irfan sahibi kimselerden olu- ur. üphesiz ki bu zümre, ilmiye, kalemiye ve seyfiyeye göre, devlete kar ı çok daha ba ımsız, geni halk kitleleriyle iç içe ve onlar üzerinde çok daha tesirlidir. Onlar, daha çok saray ve çevresi, ilmiye, kalemiye ve seyfiyenin temsil etti i üst sınıflarla, genellikle çiftçilik, esnaf ve sanatkârlıkla u ra an geni halk kitlelerinin temsil etti i alt sınıflar arasında, bir orta sınıf, bir ârif ve kâmil insanlar zümresi te kil eder. Tanzimat ve Me rutiyet devri aydınları 17. yüzyıldan itibaren, Osmanlı Devleti nin sosyoekonomik yapısı zayıflar, bundan vakıflar ve ona ba lı e itim kurumları olan medreseler de ciddi bir ekilde etkilenir. Medreseler ilim yuvaları olmaktan çıkar, pozitif bilimlerden uzakla ır. 18. yüzyılın sonlarından itibaren ise, Batı tarzı, seküler e itim veren modern e itim kurumlarının hızlı bir ekilde geli mesi ve medreselere alternatif bir hâle gelmesi, 2. Mahmut un 1826 da vakıf gelirlerini merkezile tirerek denetim altına alması (Lewis, 1996:95), ilmiye sınıfını maddî ve manevî bir çöküntüye u ratır, devlet deste ini de yava yava kaybeder ve hızla bürokrasi dı ına itilir. Aynı ey, kalemiye ve seyfiyenin de ba ına gelir. Tanzimat tan sonra hızla yaygınla an Harbiye, Tıbbiye, Mülkiye, Mühendishane gibi modern e itim kurumlarından mezun olan ve büyük ölçüde pozivitizm, Darwinizm ve biyolojik materyalizmin tesiri altında kalan (Tekeli- lkin, 1993: ) Tanzimat aydınları, gelene e ba lı e itim almı ve daha çok usta-çırak münasebetine dayalı bir ekilde, klâsik bir anlayı la yeti mi, kalemiye ve seyfiye sınıflarını da, yava yava fakat çok müessir bir ekilde tasfiye eder. Bu yıllarda dervi ân zümresi ise, tekke ve zaviyelerin eski dinamizmini yitirip bozulması üzerine, hem toplum üzerindeki hem de devlet yanındaki Bu değişim, vesayetçi pozitivistjakoben aydınların yıllar süren saltanatını sarsar. Bu yüzden, bu vesayetçi bürokrat aydınlar, defalarca demokratik hayata müdahale eder. Eski imtiyazlı durumlarını devam ettirecek, içtimaî, siyasî, ekonomik, hukukî ve idarî tedbirler alır. Fakat bir defa sular, mecrasında akmaya başlamıştır ve gürül gürül akan bu suları, geriye çevirmek mümkün değildir. itibarını kaybetmi, güçlü bir entelektüel grup olmaktan çıkmı tır. Ziya Pa a, Ali Suavi, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Mizancı Murat ve Ahmet Cevdet Pa a gibi Tanzimat aydınlarının, geleneklemodernite arasında bir uzla ma arayı ve teklifleri, modern e itim kurumlarındaki katı pozitivist, Darwinist ve materyalist e itimle yeti- en Jön Türk aydınları tarafından ciddiye alınmamı tır. 2. Me rutiyet ten (1908) sonra, sadece terakki ve medeniyete inanan, gelenekle bütün ba ların koparılması gerekti ini savunan, Jön Türkler iktidara gelir. Bu genç ve tecrübesiz, üstelik geni halk kitleleriyle hiçbir organik ba kuramayan ve jakoben bir tavır sergileyen 2. Me rutiyet aydınları, sınırları, Arnavutluk tan Basra körfezine, Trablusgarp tan Kafkaslara kadar uzanan koskoca bir imparatorlu u, on yıl gibi çok kısa bir süre içinde, inanılmaz bir ekilde tarih sahnesinden çekilmek zorunda bırakırlar. Cumhuriyet devri aydınları 1918 Mondros Mütarekesi nden sonra, ç Anadolu bozkırlarına mahkûm edilip yok edilmek istenen bir millet, yılları arasında verdi i destanî bir mücadeleyle, imparatorlu un enkazı içinden Türkiye Cumhuriyeti ni çıkarır. Bu arada, art arda birbirini takip eden Trablusgarp Sava ı, Balkan Sava ı, Dünya Sava ı, Kurtulu Sava ı yılları, zaten hiçbiri, derin bir teori, siyasî formül veya zihinleri devamlı olarak u ra tırmı bir ideolojiye sahip olmayan (Mardin, 1989:24), bu yüzden uzun yıllar fikirsizlik içinde bocalayan (Mardin, 1989:30) Jön Türk aydınların sayısını da iyiden iyiye azaltır. te Türkiye Cumhuriyeti, bu sayıları iyiden iyiye azalmı, Auguste Comte un pozitivist ö retisiyle yeti mi asker-sivil Osmanlı bürokratlarınca kurulur (Belge, 1993:126, Balcı, 2002:47). Sayıları son derece sınırlı bürokrat aydınlar, bu devirde tek müessir güç olarak kar ımıza çıkarlar (Belge, 1993:126). Ülkeye, Auguste Comte pozitivizminin merkezci, otoriter, devletçi anlayı ını hâkim kılarlar (Özbilgen, 1994: ). Bu devirde, medreselerin, tekke ve zaviyelerin kapatılması, zaten devlet üzerinde N SAN 2010

11 Nihayet 1980 li yıllarda Özal, bu mecrasında akan suların yataklarını, bir daha geri döndürülemeyecek şekilde yeniden açar ve genişletir. Türkiye, içtimaî, siyasî, ekonomik, hukukî ve idarî olarak üst üste reformlar yaparak, dünyaya açılır. Sayıları hızla artan, orta ve yüksek öğretim kurumlarından, kökü halka dayalı gerçek bir aydın nesil, bir altın nesil yetişmeye başlar. tesiri iyice azalmı, ilmiye sınıfının ve dervi ân zümresinin yeti me kaynaklarını da kurutur. Mevcut az sayıdaki ulema ve dervi ân, evine kapanır veya kapanmak zorunda kalır ve birkaç istisna dı ında susar, konu amaz ve yazamaz. Üst üste ya anan de i im ve dönü ümlerle, üniversite, bürokrasi, basın ve cemiyette müessir olabilecek bütün muhalif sesler, susturulur. Tamamen seküler bir e itim alan, pozitivist zihniyete sahip ve bilimin tek yol gösterici oldu una inanan aydınlar yeti ir. Bu anlayı ve yakla ım, devletin resmî politikası haline gelir. Bu pozitivist, Darwinist ve materyalist aydınların en önemli özelli i ve zaafı, hemen hepsinin devlet memuru olmalarıdır. Devletin memuru olan ve devletin denetimini daima ense köklerinde hisseden bu memurlar sınıfı, kısa sürede devletle iç içe geçip, onunla bütünle ir. Bunun sonucu olarak da, dünyanın her yerinde, pe in hükümlerden uzak, biraz muhalif, devletin halka kar ı uygulamalarını denetleyen, yanlı ları sorgulayan, ele tiren, haksızlıklar kar ısında vicdanının sesini dinleyen bir sınıf olarak bilinen aydınlar, Türkiye de bu özelliklerini kaybedip, ba ımsızlı ını yitirir. Halka ra men halk için prensibini kendisine iar edinip, halka tepeden bakan jakoben bir anlayı ın temsilcili ine soyunur. Cumhuriyet aydınlarının bu hususiyeti, büyük ekseriyetle 1950 de çok partili hayata geçilinceye kadar devam eder den sonra tabandan gelen baskılarla, içtimaî, siyasî, iktisadî ve kültürel çevre de i ir. O zamana kadar dı dünyaya kapalı Türkiye nin, dı a açılmasıyla, ekonomide ve her sahadaki devlet tekeli, yava yava kırılır. Sanayile me ile birlikte köyden ehre göç ba lar. Ziraatın modern vasıta ve âletlerle yapılmaya ba lanmasıyla üretim artar, çiftçinin ekonomik durumu düzelmeye ba lar. Bu sosyal ve ekonomik de i me, e itimin bütün Anadolu da yaygınla ması sürecini ba latır Bu süreç, tek parti zihniyetine sahip, halkçı olma iddiasına ra men halktan uzak, jakoben, pozitivist aydınların, ülkenin tek okumu zümresi olma imtiyazını elinden alır. Türkiye tarihinde yeniden, kökü halka dayalı bir aydınlar zümresi yeti meye ba lar (Kaplan, 1987:445). Bu de i im, vesayetçi pozitivist-jakoben aydınların yıllar süren saltanatını sarsar. Bu yüzden, bu vesayetçi bürokrat aydınlar, defalarca demokratik hayata müdahale eder. Eski imtiyazlı durumlarını devam ettirecek, içtimaî, siyasî, ekonomik, hukukî ve idarî tedbirler alır. Fakat bir defa sular, mecrasında akmaya ba lamı tır ve gürül gürül akan bu suları, geriye çevirmek mümkün de ildir. Nihayet 1980 li yıllarda Özal, bu mecrasında akan suların yataklarını, bir daha geri döndürülemeyecek ekilde yeniden açar ve geni letir. Türkiye, içtimaî, siyasî, ekonomik, hukukî ve idarî olarak üst üste reformlar yaparak, dünyaya açılır. Sayıları hızla artan, orta ve yüksek ö retim kurumlarından, kökü halka dayalı gerçek bir aydın nesil, bir altın nesil yeti meye ba lar. Bu aydın ve altın neslin yeti meye ba laması ve her geçen gün sayılarının artmasıyla birlikte, 1683 Viyana bozgunuyla ba layan, küçülme, ufalma, bölünme, bölgesinde ve dünyada gittikçe inisiyatif kaybetme süreci de kapanır. Bir yeniden büyüme, toparlanma, birle me, bütünle me, bölgesinde ve dünyada gittikçe söz sahibi olma ve aydınlık ufuklara do ru ko ma süreci ba lar... Türkiye, i te bugün, bu süreci ya amaktadır... Faydalanılan Kaynaklar - BAGADER, Ebubekir, Modern Ça da Ulema, stanbul, BALCI, Yunus, Türk Romanında Aydın Problemi ( ), Ankara, BELGE, Murat, Tarihi Geli me Süreci çinde Aydınlar, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, Cilt:1, stanbul, DEREL, Toker, Aydınlar, Sendika Hareketi ve Endüstriyel li kiler Sistemi, stanbul, GÜNGÖR, Erol, Sosyal Meseleler ve Aydınlar, stanbul, KAPLAN, Mehmet, Türk Edebiyatı Üzerinde Ara tırmalar II, stanbul, KILIÇBAY, Mehmet Ali, Osmanlı Aydını, Tanzimat tan Cumhuriyet e Türkiye Ansiklopedisi, Cilt:1, stanbul, KILIÇBAY, Mehmet Ali, Türk Aydınının Dünyasını Anlamak, Türk Aydını ve Kimlik Sorunu (hzl. Sabahattin en), stanbul, LEW S, Bernard, Modern Türkiye nin Do u u, Ankara, MARD N, erif, Aydınlar Konusunda Ülgener ve Bir zah Denemesi, Toplum ve Bilim, Sayı:24, 1984 kı. - MARD N, erif, Jön Türklerin Siyasi Fikirleri, stanbul, ÖZB LGEN, Erol, Pozitivizmin Kıskacında Türkiye, stanbul, TEKEL, lhan - LK N, Selim, Osmanlı mparatorlu unda E itim ve Bilgi Üretim Sisteminin Olu umu ve Dönü ümü, Ankara, ÜLGENER, Sabri F. Zihniyet Aydınlar ve zmler, Ankara, N SAN

12 Prof. Dr. Ömer AR FA AO LU Yer: Tıp Fakültesi anfisi. Ders: Anatomi. Konu: Kalb ve damar sistemi. Hoca dersini zevkle i liyor: Kalb, çe itli vazifeler gören odacıklardan olu mu bir sistemdir. Sol kalbin akci erlerden aldı ı kan, beyin ve bacaklar dâhil bütün vücuda pompalanır. Yakla ık 5 litre olan toplam kan bütün vücudu istirahat esnasında dakikada bir defa, yo un egzersizde ise 5 7 defa dola ır. Bu sebeple tabiat sol kalbimizin duvarlarını güçlü kasılabilsin diye sa kalbe kıyasla daha kalın tasarlamı ve yaratmı tır(!) Sa kalbimiz ise, kirli kanı hemen yanındaki akci erlere pompaladı ından fazla güçlü kasılmasına gerek yoktur. Dolayısıyla tabiat sa kalbin duvarlarını daha ince yaratmı tır(!) Embriyo anne karnında üç haftalıkken kalb çalı maya ba lar ve ölünceye kadar durmadan atar. Beyin, enerjisini sadece glikozdan elde ederken, kalb enerji kayna ı olarak kandaki ya ları kullanır. Böylece vücuttaki N SAN 2010

13 damarların, hattâ kendi damarlarının duvarlarında ya ların birikerek damar sertli i ve tıkanıklı ı yapmasına, dolayısıyla kalb krizlerinin olu masına engel olur. Hoca ders boyunca, bu mükemmel sistemin kendi kendine olamayaca ını vurgulamak istercesine, üstüne basa basa Tabiat böyle plânlıyor, tasarlıyor, dizayn ediyor ve yaratıyor diyordu. Sınıfta en yakın arkada ım Mehmet, anatomi hocası tabiat dedikçe yerinde duramıyordu. Bana teneffüste, Hocaya tabiattan ne kastetti- ini soralım. teklifinde bulundu. Ben de Olabilir. dedim. kinci derste, hocaya Kalbin mükemmel i leyi ini anlatırken, sürekli tabiat a havale ettiniz. Tabiattan kastınız nedir? diye sorduk. Hoca: Arkada lar, tabiattan özel bir kastım yok. Sadece tabiatta cereyan eden mükemmel kanunlardan bahsediyorum. dedi. Tabiattan, aslında kâinatın ba langıcından beri câri olan kanunları kastediyor, insan vücudundaki mükemmel mekanizmaları tabiat kanunlarının çalı tırdı ını ileri İmtihan dünyasında Âdetullah umumî olarak aynı şekilde cereyan ettiğinden, bu durumu kanun olarak isimlendiriyoruz. Eğer Allah bu kanunları sürekli olarak işletmeseydi, o zaman kanunlar bir perde olarak iş göremez, imtihan sırrı bozulurdu. sürüyordu. Tabiata ve kanunlara âdeta ilâhlık veriyordu. Fakat bu izah bizi tatmin etmekten uzaktı. Bütün bu plânlı, programlı ve ince hesaplı i leyi, hayat denen bu mu cize nasıl olur da, tabiat denen ve ne oldu u aslında hiç belli olmayan bir eye havale edilebilirdi? Zîrâ tabiat denince akla ta, toprak, su, hava, güne, bitkiler, hayvanlar gelir. Tabiat bunların hangisidir? Hangi akıl, hangi irade ve hangi kuvvetle hangi enstrümanları kullanarak insan vücuduna müdahale eder? Meydana gelen hâdiseleri izah ederken, arka plândaki prensibe kanun diyebiliriz. Bu durumda bir kanun koyucunun da olması gerekir. nsan vücudundaki mükemmel i leyi in fâili olarak kanunlar gösterilirse, u sorulara nasıl cevap verece iz? Bu kanunlar kendili inden mi kondu? Atomu ve canlı-cansız varlıkları bu kanunlara tâbi kılan bir ba ka varlı ın olması gerekmez mi? Tabiat bir kanun koyucu mudur, yoksa kanunlar mecmuası mıdır? Bir cismi elimizden bıraktı ımızda, yer nasıl ve daha da önemlisi neden, hangi mantıkla(!) cisimleri kendisine çeker? Bunun için, gözle görülmeyen ipler mi uzatır? Uzatsa bile neden? Bir aklı, bir gâyesi mi vardır? Yoksa, yerçekimi kanunu birbirine çekim kuvveti uygulayan kütleler arasında her defasında bir Mutlak lim ve Kudret Sahibi tarafından mı yaratılmaktadır? Aynı sorular, eksi kutup ile artı kutbun birbirlerini çekti i elektrik veya manyetik kuvvetler için de geçerlidir. Yerçekimi veya elektromanyetizma kanunu, bu yaratma fiillerine verilen isim olamaz mı? E er i in hakikati bu sonuncusu ise, tabiat kanunları yerine Âdetullah, Sünnetullah, Âyât-ı tekvînîye, Sevk-i ilâhî, lâhî isimlerin tecellileri gibi ifadeler kullanmak daha do ru olmaz mı?!.. Kanun konusu öyle bir misâlle ele alınabilir: Kâbe de imamın tekbir getirmesiyle cemaat aynı ânda namaza ba lıyor, rüku ve secdeye gidiyor, imamın her hareketine uyuyor. Namazın nasıl kılındı ını bilmeyen biri bu durumu görse, imamla cemaat arasında gözle görülemeyen ipler oldu unu dü ünecektir. Sanki, her tekbirinde imamı milyonlarca ferde ayrı ayrı ba layan mekanizmalar devreye girmekte ve insanları aynı anda hareket ettirmektedir. Aynen bunun gibi, yerçekimi kuvveti (ve di erleri de) gerçekte var olmayan bizim varsayımlarımızdır. Allah ın emriyle her zaman kütleler dünyanın merkezine do ru çekildi inden, böyle bir çekim kanunundan bahsediyoruz. u hâlde, kanunlar aslında bizâtihî var de ildir. mtihan dünyasında Âdetullah umumî olarak aynı ekilde cereyan etti inden, bu durumu kanun olarak isimlendiriyoruz. E er Allah bu kanunları sürekli olarak i letmeseydi, o zaman kanunlar bir perde olarak i göremez, imtihan sırrı bozulurdu. nsan vücudunda tek tek her hücrede her lâhza gerçekle en sayısız hâdise için atom ve moleküllerin düzenli hareketinin sa lanmasını o hücrelerde var oldu u sanılan kanunlara vermek aklen ve mantıken son derecede tutarsız olur. Sayısız hareket ihtimâli varken sadece canlılı ın devamı yönünde i görmek, taneciklerin kendilerine sürekli verilen emirleri yerine getirmeleriyle, atom ve moleküllerin Kadîr-i Alîm ve Sâni-i Kerim e tam itaatleriyle izah edilebilir. Hocalık vasfıyla muttasıf hakiki muallim ve üstadlarımızın, her eyin Yaratıcısı olan Rabbimiz e kar ı saygı ve vefa hisleriyle dopdolu ders anlatmaları temennisiyle N SAN

14 He r ahs hsın kad adir ve kıymeti, tah ahsi sil etti ti i ilmin muh uhte va ve zeng in li i ine gör öredir. lmi, sırf bir de dedi diko du unsu ru ola lara rak kull llan anan a ın kıy ıyme t ve de e eri o kad adar ar; on u, e ya ve hâd âdis isel eler eri tanı nıma mada bir pr priz ma ol araka kullanıp, me kâ nın en karanlı lık kö e leri ne kad adar ar ula a n ve irf rfan anıy ıyla kan atlanıp, tabiat öt esi haki kika katl tler erle kuc ucak akla la a nınk nki de o kadar... Prof. Dr. Harun AVCI Pek çok bilim adamı, sanayideki geli melerle beraber sera gazı olarak bilinen karbondioksit (CO 2 ), metan, azotoksit gibi gazların atmosferdeki yo unlu unun arttı ını belirtmekte; bunun da global ısınmaya yol açtı ını ve son yıllardaki sıcaklık artı larının bundan kaynaklandı ını iddia etmektedir. Onlara göre önlem alınmazsa, buzullarda hızlı bir erime olacak, deniz ve okyanus suları yükselecek, pek çok kıyı bölgesi su altında kalacak, ya ı rejimleri de i ip bazı bölgeler çölle ecek, di er yerlerde sel baskınları meydana gelecek, 2100 de dünyanın ortalama sıcaklı ı bugünkünden 2 6 o C daha fazla olacaktır. Bu de i meler kıyı bölgelerinde pek çok yerin su altında kalmasına, bazı yerlerde ise kuraklı a sebep olaca ından, insanlar kitleler hâlinde göç etmek zorunda kalacaktır. Bu deh et senaryosu, Birle mi Milletleri harekete ge N SAN 2010

15 gazları mıdır? Bunun miktarı azaltılırsa global ısınma duracak mıdır? çirmi ve pek çok ülke tarafından Kyoto Anla ması imzalanmı tır de imzalanan ve 2005 te yürürlü e giren bu anla manın gayesi, atmosferdeki sera gazı yo unlu unun, iklime tehlikeli tesir etmeyecek seviyelerde dengede kalmasını sa lamak tır. Anla ma sanayile mi ülkelerin sera gazı salımlarını yüzde 5 nispetinde dü ürmeyi hedeflerken, bazı bilim adamları bunun yeterli olmayaca ını, gaz salımlarının yüzde 60 nispetinde azaltılması gerekti- ini bildirmektedir. Sera gazı salımı; enerji üretimi, sanayi, tarım, in aat, ta ımacılık gibi önemli insan faaliyetlerinden kaynaklandı ından, bu gazların salımının azaltılması kaçınılmaz olarak sanayi faaliyetlerini etkileyecek, ekonomik kayıplara yol açacaktır. Gerçekten, global ısınmanın ve iklim de i iminin sebebi, insan faaliyetleriyle serbest bırakılan sera Jeolojik tarihte iklim de i imi Dünyanın yaratılı ından, özellikle son 3,5 milyar yıldan beri bu sıcaklık de i ikleri sürekli olmakta ve iklimler de i mektedir. Jeolojik tarihte ekstrem iklim de i imleri pek çok defa tekrarlanmı tır. Günümüzden 1,6 milyon (bazı bilim adamlarına göre 1,8 milyon) yıl önce ba ladı ı ve hâlâ sürdü ü varsayılan dördüncü jeolojik zamanda (Kuaterner) bile iklimde büyük de i iklikler ya anmı tır. Bu dönem içinde dört adet büyük küresel buzul dönemi ile bunların arasında sıcak iklimler yer almı tır. 18 bin yıl önce dünyayı kaplayan buzulların imdikinin 3 katı büyüklü ünde oldu u, ormanlık alanların azaldı ı, çöllerin arttı ı tahmin edilmektedir. Günümüzden 10 bin yıl önce dünyadaki son buzulların erimeye ba ladı ı dönem Holosen in ba langıcı olarak kabul edilir. Günümüzden önceki 8 bin 5 bin yıllar arası dönemlerde ise atmosferdeki nem çok artmı, her yer ormanlarla kaplanmı ve dünyada hemen hemen hiç çöl kalmamı tır. 7 bin yıl öncesine kadar çok hızlı devam eden deniz seviyesi yükselmesi günümüze do ru giderek yava lamı tır. Bu arada uzun buzul dönemleri yanında, meselâ 7 yüz 2 yüz yıl önceleri arasında, kısa süreli buzul dönemleri de ya anmı tır. Dördüncü jeolojik dönemdeki sıcaklık de erleri, günümüzdeki de erlerden sadece 5 9 C kadar dü ük olmu tur. Bundan dolayı iklim de i meleri de sınırlı kalmı tır. Çünkü dünya ve onu çevreleyen atmosfer sistemine a ırı ısınma ve so umayı engelleyen mekanizmalar yerle tirilmi tir. Henüz nasıl i ledi i tam anla ılamayan bu mekanizmalardan biri, yerkürede sıcaklık yükselmesini sınırlayan radyoaktif so umadır. Global ısınmayı dengeleyen bir di er mekanizma ise, her bir artı derece için yerküre-atmosfer-okyanus sisteminde çok daha fazla ısı tutulmasıdır. Bu sistemlerin ısı tutma kapasitesi, 5 C den fazla ısınmayı engellemektedir. So umanın sınırlandırılması ise, buzul ça ındaki so uk okyanuslardan havaya daha az nem bırakılmı olmasıyla açıklanabilir. Böylece karadaki buzul kütleleri nemsiz kalmı ve büyüyememi olabilirler. Ancak bu durum hakkında kesin bilgiler mevcut de ildir. Görüldü ü gibi, iklim her zaman de i mi tir ve her zaman da de i ecektir. klim de i ikli i için yapılabilecek en iyi ey ona hazırlanmaktır. E er iklimin ne yönde ve hangi derecede de i ece i önceden tahmin edilirse, buna göre ekonomik ve sosyal hazırlıklar yapılır, de i imle birlikte ona uyum sa lanır. Bu sebeple iklim de i imi üzerindeki ara tırmalar bunlar üzerine odaklanmalıdır. klim de i imini durdur- N SAN

16 maya yönelik ara tırma ve danı manlık hizmetleri beklenen yönde bir netice vermeyece i gibi, bunlara harcanan sermaye de bo a gitmi olacaktır. üphesiz, iklimin de i mesinde Güne ten gelen enerji de i imlerinin, atmosferik hadiselerin, yerküredeki tektonik hareketlerin, volkanların, karaların ve denizlerin da ılımlarının, okyanuslardaki sıcak ve so uk su akımlarının, küresel karbon çevriminin ve ba ka pek çok faktörün çok önemli tesirleri bulunmaktadır. Bu unsurlar arasında çok karma ık ili kiler vardır ve birbirine zıt tesirlere sahiptirler. Bazıları dünyanın ısınmasına sebep olurken di erleri so uma sebebidir. Buna ra men, sıcaklık ve so uklu un hadsiz olabilirlikler ve ihtimaller arasından hayata elveri li sınırlar içinde kalabilmesi nasıl olmaktadır? Bu dev unsurlar ve karma ık sistemler, böyle bir gaye etrafında nasıl birle ebilmektedirler? Ana faktör Güne Kuvaterner in son dönemindeki iklim de i imleri ile Güne teki faaliyetler arasında mükemmel bir uyumun olması, son birkaç milyon yılda iklim de i melerine sebep olan ana faktörün güne ısısındaki de i imler oldu una hemen hemen üphe bırakmamaktadır. Küresel iklim de i imi faktörleri arasında en önemlisi olan Güne 1,5 milyon km çaplı, tükenmek bilmeyen muazzam bir enerji kayna ıdır. Sıcaklık, merkezinde 16 milyon C, kabu unda ise 500 bin 3 bin C arasındadır. Güne in yeryüzüne kadar ula an ısısı, her yıl deniz ve okyanuslardan 600 milyar m³ suyu buharla tırmaktadır. Bir saniyede ne retti i enerji, medeniyet tarihinin ba ından bu yana insanların kullandı ı enerjiden fazladır. Güne in yeryüzüne üç gün içinde gönderdi i ısı ve ı ık enerjisi dünyada bilinen ormanların, kömür, do algaz ve petrollerin yanmasından elde edilecek enerjiye ekil 1: Yerkürenin ortalama sıcaklık sapmasında, CO 2 konsantrasyonu ile Güne lekesi periyot uzunlu u 1 arasındaki münasebet. e de erdedir. Güne teki aktiviteler arttı ında güne lekeleri meydana gelir. Söz konusu lekelerin en küçü ü dünya büyüklü ündedir. Lekelerin çevresinde sıcaklık 5700 C dir. Lekelerinin artması Güne te faaliyetin artı ını, azalması ise sakinle ti ini temsil eder. Bu da yeryüzüne intikal eden güne radyasyonunda artma ve azalmaya sebep olur. Dolayısıyla yeryüzü sıcaklı ında buna ba lı olarak bir artma veya azalma kendini gösterir. ekil 1 de görüldü ü üzere, Güne lekesi periyot uzunlu u ile sıcaklıktaki sapmalar arasında önemli bir paralellik vardır dan 1950 ye kadar sıcaklık sapması CO 2 konsantrasyonundan daha ileridedir arasında CO 2 ile sıcaklık sapması arasında paralellik yoktur. Di er yandan, Güne in solar magnetik döngü uzunlu u ile sıcaklık sapmaları arasında da büyük bir uyum ve paralellik oldu u tespit edilmi tir. Bu durumda Güne in so uma ve ısınma döngülerinin yerküre sıcaklı ının azalma ve artmasındaki rolünün büyük oldu u, CO 2 artı ının global ısınmanın bir sebebi olmadı ı anla ılmaktadır. Karbondioksitin rolü Küresel ısınmada insanın rolü konusundaki iddialar, iki basit gerçe e dayanmaktadır. Birinci, atmosferde bulunan CO 2 dünyanın sıcaklı ının artmasına sebep olan bir sera gazıdır. kincisi, endüstri ça ının ba lamasından beri; insan faaliyetleriyle büyük oranda CO 2 üretilmekte, bunun neticesinde atmosferdeki CO 2 seviyesi artmakta ve global sıcaklık yükselmektedir. Sadece bu gerçeklere dayanarak, endüstri ça ı sonrası insan aktiviteleri, son zamanlarda gözlenen global ısınmanın sebebidir neticesini çıkarmak ilk bakı ta akla uygun olabilir. Ayrıca, yine sadece bu iki gerçe e dayanarak, CO 2 üretimi mevcut oranla veya daha büyük bir oranla devam ederse sıcaklı ın daha da artıraca ını, belki tehlikeli neticelere varaca ını dü ünmek de makuldür. Ancak, sadece bu neticelere dayanan bir hüküm (küresel ısınmanın sebebi insan kaynaklı sera gazlarıdır hükmü), aslında, az bir bilginin ne kadar tehlikeli olabilece ine güzel bir örnektir. Dört yüz bin yıl önceden günümüze kadar olan sürede hem atmosferdeki CO 2 hem de yeryüzü sıcaklı ında periyodik olarak azalma ve artı lar olmu tur. Di er yandan bu iki hâdise daima birbirine paralel sey N SAN 2010

17 Rasatlar ve modeller yetersiz Dipnot - Kaynaklar ries: a review,

18 DUA EĞİTİMİ Muhammed MERTEK Çocuğun ruhen duaya hazır hâle getirilmesi dua eğitiminde önemli bir safhadır. Bunun için çocukta sessiz kalabilme ve iç huzura ulaşabilme hâlinin gelişmesi üzerinde durulabilir. Insanın sı ınaca ı yüce bir mercie yönelmesi ve hâlini O na arz etmesi eklinde tarif edilen dua, küçük ya lardan itibaren görülen fıtrî bir davranı tır. Dua sadece söz ile de il, hâl ve davranı larla, ihtiyaç ve istidat lisanıyla da yapılır. Duada Rabb imizle ba ba a kalır, istediklerimizi O na açarız. Çocuk e itimine yönelik kitap, dergi çalı maları ülkemizde yeni yeni geli mektedir. Pedagojik zaaflar ve çocukların idrâk seviyelerine hitap etmede bazı eksiklikler göze çarpsa da, son zamanlarda eskiye nazaran daha nitelikli eserler yayımlanmaktadır. Ancak yeti kinler için birçok dua kitabı bulunabilirken, çocuklara yönelik elle tutulur bir çalı ma yok denecek kadar azdır. Hâlbuki çocukların mücerret dü ünebilmelerinde, müspet bir kimlik ve karakter geli tirebilmelerinde din e itiminin önemli bir parçası olan duanın rolü oldukça büyüktür. Genel olarak ça rı, yakarı, isteme, yöneli, zikretme, cevap verme, dü ünme, rica, niyaz, övme, güvenme, Allah ile konu ma veya iç dökme, pi manlık duyma gibi geni mânâları ihtiva eden dua, çocukların temel ruhî ihtiyaçlarındandır. Müspet his ve davranı ların geli mesinde, ahsiyetin olgunla masında duanın rolü büyüktür. Dua, Allah Resulü (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından ibadetin özü olarak tarif edilmi tir (Tirmizi Da avat 1). Mânevî bir sı ınak olan dua, Allah ile kul arasında kuvvetli bir ba olu turur. nanan insan dua sayesinde Sonsuz Kudret e sı ınır. Dua, insanın iç dünyasından ba layarak bütün âlemi evrensel bir dil olarak ku atır; insanı olumlu dü ünmeye sevk eder, olumlu dü üncelerini ise geli tirir. Dua, atomlardan galaksilere kadar kâinatta var olan nizamı insana fark ettirir. Günümüzde çocukların dinî e itiminde, ailelere dü en görev oldukça önemlidir. Aile, dinî e itimin verildi i ilk mercidir. Pek çok aile bu temel fonksiyonunu yeniden ke fetmekte, inanç ve duanın çocuklara ve gençlere aile ve güvenilir bir kurum tarafından verilmesinin zorunlulu u dü üncesi gittikçe kuvvet kazanmaktadır. ayet aileler bu e itimi verecek durumda de illerse, mutlaka okullarda yahut de i ik müesseselerde bu bo lu u giderme hususunda çalı malar yapılmalıdır. Zîrâ inanç, insanın var olu uyla ilgili temel meselelere köklü cevaplar vermekte, dua da çocu un inancına süreklilik kazandırarak, kendisi ve çevresiyle barı ık ya amasına vesile olmaktadır N SAN 2010

Küresel Isınmanın Sebebi İnsan mı?

Küresel Isınmanın Sebebi İnsan mı? Küresel Isınmanın Sebebi İnsan mı? Prof.Dr. Harun AVCI / Ekoloji Pek çok bilim adamı, sanayideki gelişmelerle beraber sera gazı olarak bilinen karbondioksit (CO2), metan, azotoksit gibi gazların atmosferdeki

Detaylı

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir.

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir. G R Havanın gerek insan sa lı ına, gerekse do aya zarar verici duruma gelmesi, kirletici denen unsurların fazlala masıyla olur. Kirleticiler, belirli bir kaynaktan atmosfere bırakılan birinci derecede

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

4- Solunum Sisteminin Çalışması : Solunum sistemi soluk (nefes) alıp verme olayları sayesinde çalışır.

4- Solunum Sisteminin Çalışması : Solunum sistemi soluk (nefes) alıp verme olayları sayesinde çalışır. SOLUNUM SİSTEMİ Canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. İhtiyaç duyulan bu enerji besinlerden karşılanır. Hücre içerisinde besinlerden enerjinin üretilebilmesi için,

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu. www.satisoyunu.com. Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009

Ya! Satarım Bal Satarım Satı Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu. www.satisoyunu.com. Fuad Almeman Proje Ba Danımanı Aralık 2009 U N I C O N D A N I! M A N L I K G R U B U Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009 www.satisoyunu.com Muallim Naci Cd. No. 53/2 Ortaköy

Detaylı

skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça

skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça fazla bulunur. Sadece iskelet kasları toplam a ırlı ın

Detaylı

ÖZEL EGE L SES. HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU. DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN Dr. ule GÜRKAN

ÖZEL EGE L SES. HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU. DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN Dr. ule GÜRKAN ÖZEL EGE L SES BAZI ISKARTA BALIKLARIN (Isparoz, Hani) ETLER NDEN ALTERNAT F GÜBRE YAPIMI VE UYGULANAB L RL HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 151 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda iletişimin en önemli araçlarından biri olan ses, kişinin duygusal yapısını yansıtan bir olaydır. Yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma konuşma

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI HAZIRLAYANLAR 4C SINIFINDAN YAĞMUR ÇEVİK KAAN FANUSÇU ÖZGÜR ARDA ÖNDER BEGÜM ÖNSAL EREN ERTAŞ AYŞENAZ İPEK PROJE DANIŞMANI ASLI ÇAKIR 2009 Ç NDEK LER 1. Giri...

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 1 2 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 3 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Yayın No.10 ISBN 975 94473 6 3 Kapak tasarım: Şule İLGÜĞ - ilgug75@hotmail.com Baskı Yeri:

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor!

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dursun YILDIZ topraksuenerji 21 Ocak 2013 ABD Petrol İhracatçısı Olacak. Taşlar Yerinden Oynar mı? 1973 deki petrol krizi alternatif enerji arayışlarını arttırdı.

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİNİN TANIMI Yetişkinler din eğitimi kavramını tanımlayabilmek için önce yetişkinler eğitimini tanımlayalım. En çok kullanılan ifade ile yaygın

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ 8. SINIF DENEME SINAVI / 17. SAYI ÇÖZÜMLER TÜRKÇE TESTÝ 1. Etkilemek sözcüðü; 1. ve 3. cümlede bir kimsenin davranýþýný, düþüncesini, duygularýný deðiþtirmek anlamýnda kullanýlmýþtýr.

Detaylı

Sera Etkisi. Gelen güneş ışınlarının bir kısmı bulutlar tarafında bloke edilmekte. Cam tarafından tutulan ısı

Sera Etkisi. Gelen güneş ışınlarının bir kısmı bulutlar tarafında bloke edilmekte. Cam tarafından tutulan ısı Sera Etkisi Bir miktarda ısı arz dan kaçmakta Gelen güneş ışınlarının bir kısmı bulutlar tarafında bloke edilmekte CO2 tarafından tutulan Isının bir kısmı tekrar atmosfere kaçabilir. Cam tarafından tutulan

Detaylı

İKLİM VİDEO 3 Sera etkisi ne demek? Sera gazları hangileri? Sera gazı nedir? karbondioksit metan diazot monoksit

İKLİM VİDEO 3 Sera etkisi ne demek? Sera gazları hangileri? Sera gazı nedir? karbondioksit metan diazot monoksit İKLİM VİDEO 3 Sera etkisi ne demek? Güneşten dünyaya belli bir miktar enerji geliyor. Bu enerji dünyanın atmosferi olmayacak olsa dışarı kaçacak ve dünya şimdi olduğundan çok daha serin olacaktı. Fakat

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Hücre zedelenmesi etkenleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Homeostaz Homeostaz = hücre içindeki denge Hücrenin aktif olarak hayatını sürdürebilmesi için homeostaz korunmalıdır Hücre zedelenirse ne olur? Hücre

Detaylı

TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ

TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ ( FEN ve TEKNOLOJİ FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ ve MATEMATİK ) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYLARI YİBO 5 ( Çalıştay 2011 ) TÜSSİDE / GEBZE 30 Ocak 06 Şubat 2011 GRUP BEN

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Tarım için yeni bir marka. Adama nın anlamı nedir? Logomuz. Çiftçi Tarım Dünya

Tarım için yeni bir marka. Adama nın anlamı nedir? Logomuz. Çiftçi Tarım Dünya Tarım için yeni bir marka Sizler ile birlikte amaçlarımızı, değerlerimizi, hedeflerimizi ve ilkelerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu ilkeler global organizasyonumuz ve markamız gibi gelecek stratejilerimizi

Detaylı

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 TÜRK MİTOLOJİSİNDE ÖNEMLİ RENKLER DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 RENKLER Türk mitolojisinde renklerin sembolik anlamları ilk olarak batılı Türkologların dikkatini çekmiş ve çalışmalarında bu hususa işaret etmişlerdir.

Detaylı

Oksijen, flor ve neon elementlerinin kullanıldığı alanları araştırınız.

Oksijen, flor ve neon elementlerinin kullanıldığı alanları araştırınız. Oksijen, flor ve neon elementlerinin kullanıldığı alanları araştırınız. 3.2 KİMYASAL BAĞLAR Çevrenizdeki maddeleri inceleyiniz. Bu maddelerin neden bu kadar çeşitli olduğunu düşündünüz mü? Eğer bu çeşitlilik

Detaylı

Brexit ten Kim Korkar?

Brexit ten Kim Korkar? EDAM Türkiye ve Avrupa Birliği Bilgi Notu Brexit ten Kim Korkar? Haziran 2016 Sinan Ülgen EDAM Başkanı 2 23 Haziranda İngiliz halkı, İngiltere nin AB de kalıp kalmayacağına dair bir halkoyuna katılacak.

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek GÜNEŞ 1- Büyüklük Güneş, güneş sisteminin en uzak ve en büyük yıldızıdır. Dünya ya uzaklığı yaklaşık 150 milyon kilometre, çapı ise 1.392.000 kilometredir. Bu çap, Yeryüzünün 109 katı, Jüpiter in de 10

Detaylı

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır.

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Koku alma organıdır. Burun boşluğu iki delikle dışarı açılır. Diğer taraftan

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Çevre Koşullarının İnsan Üzerindeki Etkileri Çevre: Bir elemanın dışında çeşitli olayların geçtiği

Detaylı

Sınav Süresi 85 Dakikadır

Sınav Süresi 85 Dakikadır Sınav Süresi 85 Dakikadır ŞEFKAT İMFO 7. SINIF SORU KİTAPÇIĞI ORTAOKUL 7. SINIF SORULARI ŞEFKAT KOLEJİ İMFO-2014 7.SINIF FEN SORULARI 1. K(Ebonit) L(Yün) Elektroskop 3. İletkenlerin direnci ile ilgili

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Mercer küresel/yerel bazda yılda 700 ün üzerinde İK nın farklı konularında araştırma yapmaktadır.

Mercer küresel/yerel bazda yılda 700 ün üzerinde İK nın farklı konularında araştırma yapmaktadır. İnsan Kaynaklarının Dönüşümü 2010 Araştırması Sonuçları www.mercer.com 2010 PERYÖN & Mercer İK Dönüşümü Araştırması Mercer küresel/yerel bazda yılda 700 ün üzerinde İK nın farklı konularında araştırma

Detaylı

Dersin Sorumlusu;Prof.Dr. Đnci MORGĐL. PROJE DESTEKLi DENEY UYGULAMASI

Dersin Sorumlusu;Prof.Dr. Đnci MORGĐL. PROJE DESTEKLi DENEY UYGULAMASI Dersin Sorumlusu;Prof.Dr. Đnci MORGĐL KiMYA EĞiTiMiNDE PROJE DESTEKLi DENEY UYGULAMASI CEP TELEFONU MISIR PATLATIR MI? Proje Hedef Sorusu: Cep telefonları mısırı patlatacak kadar radyasyon yayar mı? Yaydığı

Detaylı

Alasim Elementlerinin Celigin Yapisina Etkisi

Alasim Elementlerinin Celigin Yapisina Etkisi Alasim Elementlerinin Celigin Yapisina Etkisi Karbonlu çeliklerden normal olarak sağlanamayan kendine has özellikleri sağlayabilmek amacıyla, bir veya birden fazla alaşım elementi ilave etmek suretiyle

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

KALE ORGANİK GÜBRE TARIM VE HAYVANCILIK LTD.ŞTİ. Merkez Ofis: Yakuplu Mah. Hürriyet Bulvarı Skyport Rezidans Kat: 12 No: 131 Beylikdüzü/İSTANBUL Tel: 0212 875 23 66 Üretim Tesisimiz: Ortaköy Mahallesi

Detaylı

PROJE TABANLI DENEY UYGULAMASI

PROJE TABANLI DENEY UYGULAMASI PROJE TABANLI DENEY UYGULAMASI DERSĐN SORUMLUSU:Prof.Dr.Đnci MORGĐL HAZIRLAYAN:S.Erman SEVDĐ DENEYĐN ADI:FOTOVOLTAĐK PĐL YAPIMI;GÜNEŞ ENERJĐSĐNDEN ELEKTRĐK ÜRETĐMĐ DENEYĐN AMACI:GÜNEŞ ENERJĐSĐNDEN ELEKTRĐK

Detaylı

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ 1-2 Kasım 2013 tarihlerinde TED Okulları nda görev yapan müdür yardımcılarına yönelik olarak Antalya da bir hizmet içi eğitim gerçekleştirilmiştir. 25 TED Okulu ndan

Detaylı

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A İÇ KONTROL ç Kontrol Dairesi I lda Arslan 2 ubat 2009 / ISPART A İç Kontrol Tanım ç Kontrol, kurumlar n, yöneticileri ve çal anlar taraf ndan uygulanan; kurumlar n hedeflerinin el de edilmesinde gereken

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: - 2008 YILINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TEMELLERİ ATILDI - İLAÇ VE TIBBİ MALZEME KONUSUNDA

Detaylı

YARIŞÇI Senaryo - Kemal ÇİPE

YARIŞÇI Senaryo - Kemal ÇİPE YARIŞÇI Senaryo - Kemal ÇİPE Hızla gelen bir ambulans görürüz. Sirenleri durmadan çalmaktadır. Hastanenin kapısından içeri girer. Hastane bahçesi / Dış Gün / 01-01 Hızla gelen bir ambulans. Sirenleri çalmaktadır.

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436

01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436 01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBALAR ELEKTRİK AKIMI Potansiyelleri farklı olan iki iletken cisim birbirlerine dokundurulduğunda

Detaylı

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK

ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTE 3 YAŞAM KAYNAĞI TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprak Nedir? Toprağın Tanımı Toprağın İçindeki Maddeler Toprağın Canlılığı Toprak Neden Önemlidir? Toprağın İnsanlar İçin Önemi Toprağın Hayvanlar İçin Önemi

Detaylı

1. İklim Değişikliği Nedir?

1. İklim Değişikliği Nedir? 1. İklim Değişikliği Nedir? İklim, en basit ifadeyle, yeryüzünün herhangi bir yerinde uzun yıllar boyunca yaşanan ya da gözlenen tüm hava koşullarının ortalama durumu olarak tanımlanabilir. Yerküre mizin

Detaylı

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 04 Ekim 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu tarafından organize

Detaylı

skandinav mesleki güvenlik ortam anketi

skandinav mesleki güvenlik ortam anketi NOSACQ-50- Turkish skandinav mesleki güvenlik ortam anketi Bu anketin amac bu i yerindeki güvenlikle ilgili görü lerinizi almakt r. Cevaplar n z bilgisayara i lenecek ve güvenilir biçimde tutulacakt r.

Detaylı

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprağın Oluşumu Fiziksel Parçalanma Kimyasal Ayrışma Biyolojik Ayrışma Toprağın Doğal Yapısı Katı Kısım Sıvı Kısım ve Gaz Kısım Toprağın Katmanları

Detaylı

2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL!

2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL! 2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL! http://www.kosulsuz-sevgi.com/guncel-mesajlar/2010-guclu-bir-yeni-yil/ Patricia Diane Cota-Robles 1 Ocak 2010 Yeni Bin Yılın ilk on yılını tamamladığımıza inanmak zor. Zamanın

Detaylı

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir.

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop:  Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir. Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Gözümüzle göremediğimiz çok küçük birimleri (canlıları, nesneleri vs ) incelememize yarayan alete mikroskop denir. Mikroskobu ilk olarak bir kumaş satıcısı

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Karaküçük: Devleti Yönetecek Güç

Detaylı

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir.

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir. KANSER VE SEBEBLERİ Erişkin olan bir insanda takriben 50 trilyon hücre bulunmaktadır. Hayat tek bir hücre ile başlar. Büyüme tamamlanıncaya kadar milyonlarca defa bölünme gerçekleşir. Bölünme,lalettayin

Detaylı

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ 7. SINIF DENEME SINAVI / 20. SAYI ÇÖZÜMLER TÜRKÇE TESTÝ. Tutmak sözcüðü,. cümleye denetimi ve yetkisi altýna almak, 2. cümleye gereðini yapmak, yerine getirmek, 3. cümleye bir

Detaylı

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar bilge.alyuz@kou.edu.tr, Tel: 262

Detaylı

MIRA INFRA NANO ENDÜSTRİYEL

MIRA INFRA NANO ENDÜSTRİYEL MIRA INFRA NANO ENDÜSTRİYEL ELEKTRİKLİ RADYANT ISITICI Yanı başınızdaki güneş YENİ NANO TEKNOLOJİ, ÜSTÜN PERFORMANS MİRA INFRA Nano Elektrikli radyant ısıtıcılar, paslanmaz çelik boru içerisindeki yüksek

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e:

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e: SINIF DEFTERİ Gurup Muallim/e: Yaz Okulu 2014 Devam Çizelgesi 18 Haziran 2014 Çarşamba 19 Haziran 2014 Perşembe 20 Haziran 2014 Cuma 23 Haziran 2014 Pazartesi S. No Öğrenci İsim Soyisim 1 2 3 4 5 6 7 8

Detaylı

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ

FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ FEN BÝLÝMLERÝ DERSHANESÝ 6. SINIF DENEME SINAVI / 1. SAYI ÇÖZÜMLER TÜRKÇE TESTÝ 1. 1., 3. ve 4. cümlelerde piþmek sözcüðü duyu organlarýmýzdan biriyle algýlanabilmektedir. Ancak 2. cümlede geçen bir iþte

Detaylı

KÜRESEL KARBONDĐOKSĐT KONSANTRASYONLARI ÖLÇÜMLERĐ ARAŞTIRMA UYDUSU OCO

KÜRESEL KARBONDĐOKSĐT KONSANTRASYONLARI ÖLÇÜMLERĐ ARAŞTIRMA UYDUSU OCO KÜRESEL KARBONDĐOKSĐT KONSANTRASYONLARI ÖLÇÜMLERĐ ARAŞTIRMA UYDUSU OCO Ahmet Cangüzel Taner Fizik Yüksek Mühendisi Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ( acant@taek.gov.tr ) Küresel ısınma ve iklim değişikliği

Detaylı

Ekosistem ve Özellikleri

Ekosistem ve Özellikleri Ekosistem ve Özellikleri Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ekosistem Belirli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim halindeki canlılar (biyotik faktörler) ve cansız

Detaylı

ALTINYILDIZ MENSUCAT VE KONFEKS YON FABR KALARI A.. 30 HAZ RAN 2010 TAR H NDE SONA EREN ALTI AYLIK ARA DÖNEME A T YÖNET M KURULU FAAL YET RAPORU

ALTINYILDIZ MENSUCAT VE KONFEKS YON FABR KALARI A.. 30 HAZ RAN 2010 TAR H NDE SONA EREN ALTI AYLIK ARA DÖNEME A T YÖNET M KURULU FAAL YET RAPORU . 30 HAZ RAN 2010 TAR H NDE SONA EREN ALTI AYLIK ARA DÖNEME A T YÖNET M KURULU FAAL YET RAPORU Ç NDEK LER 1.Yönetim Kurulu 2. Denetim Kurulu 3. Sektörel Geli meler 4. Sat lar 5. Yat r mlar 6. Temel Rasyolar

Detaylı

EYVAH DENEY TÜPÜMDE GAZ BĐRĐKTĐ

EYVAH DENEY TÜPÜMDE GAZ BĐRĐKTĐ EYVAH DENEY TÜPÜMDE GAZ BĐRĐKTĐ KĐMYA EĞĐTĐMĐNDE PROJE DESTEKLĐ DENEY UYGULAMALRI DERS SORUMLUSU: PROF.DR ĐNCĐ MORGĐL HAZIRLAYAN: ERKAM UYGUR PROJE HEDEF SORUSU: Kalsiyum karbonat ve hidroklorik asit kullanarak

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE MAYIS 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

AZOT (N) amonyum (NH + 4 ) nitrat (NO3 )

AZOT (N) amonyum (NH + 4 ) nitrat (NO3 ) AZOT (N) Azot tüm yaşayan canlıların temel yapı taşıdır. Bitki gen, enzim ve klorofilinin temel bileşenidir. Proteinin yapısının %16 sı azottur. Toprağı oluşturan materyalde azot bulunmadığı için, ayrıca

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI ANKARA, 2015 1 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

EU- OSHA/Tomas Bertelsen

EU- OSHA/Tomas Bertelsen Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU- OSHA), 12. İş Sağlığı ve Güvenliği Avrupa İyi Uygulama Ödülleri için adaylık başvurusu yapmaya davet ediyor. 2014-2015 Sağlıklı İşyerleri Kampanyasının bir parçası

Detaylı

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Walt Whitman - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır.

Detaylı

Beyin Kan Akımı B.O.S. ve Beyin Metabolizması. Dr Şebnem Gülen sebnem@baskent.edu.tr

Beyin Kan Akımı B.O.S. ve Beyin Metabolizması. Dr Şebnem Gülen sebnem@baskent.edu.tr Beyin Kan Akımı B.O.S. ve Beyin Metabolizması Dr Şebnem Gülen sebnem@baskent.edu.tr Beyin kan akımı Kalp debisinin %15 i 750-900 ml/dk Akımı regüle eden ve etkileyen üç temel faktör; Hipoksi Hiperkapni

Detaylı

Bitkilerde Çiçeğin Yapısı, Tozlaşma, Döllenme, Tohum ve Meyve Oluşumu

Bitkilerde Çiçeğin Yapısı, Tozlaşma, Döllenme, Tohum ve Meyve Oluşumu Bitkilerde Çiçeğin Yapısı, Tozlaşma, Döllenme, Tohum ve Meyve Oluşumu Çiçeğin Yapısı Tohumlu bitkilerin eşeyli üreme organı çiçektir. Açık tohumlu bitkilerin çiçeklerine kozalak adı verilir. Erkek kozalaklarda

Detaylı

Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu

Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu Bu bölümde; Fizik ve Fizi in Yöntemleri, Fiziksel Nicelikler, Standartlar ve Birimler, Uluslararas Birim Sistemi (SI), Uzunluk, Kütle ve

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı