KOLELİTİAZİS İLE İNSÜLİN DİRENCİ ve LİPİD PROFİLLERİ ARASINDA İLİŞKİ VAR MIDIR?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KOLELİTİAZİS İLE İNSÜLİN DİRENCİ ve LİPİD PROFİLLERİ ARASINDA İLİŞKİ VAR MIDIR?"

Transkript

1 T.C SAĞLIK BAKANLIĞI DR. LÜTFĠ KIRDAR KARTAL EĞĠTĠM VE ARAġTIRMA HASTANESĠ AĠLE HEKĠMLĠĞĠ Koordinatör ġef: Doç. Dr. Orhan ÜNAL KOLELİTİAZİS İLE İNSÜLİN DİRENCİ ve LİPİD PROFİLLERİ ARASINDA İLİŞKİ VAR MIDIR? (UZMANLIK TEZĠ) Dr. Can Öner Tez DanıĢmanı: Doç. Dr. Mehmet Sargın ĠSTANBUL,2009

2 Canım kızım ve biricik eģime 2

3 ĠÇĠNDEKĠLER Ġçindekiler 3 Önsöz 4 Öz 5 Abstract 6 Simgeler ve Kısaltmalar Dizini 7 Tablolar ve ġekiller Dizini 8 TeĢekkür 9 GiriĢ 10 Safra Kesesi Anatomisi 13 Safranın OluĢumu 16 Safra TaĢı OluĢumunda Risk Faktörleri 20 Safra TaĢlarının Özellikleri ve Sınıflaması 25 Ġnsülin Direnci ve Beta Hücre Fonksiyonu 33 Materyal ve Metot 38 Sonuçlar 40 TartıĢma 51 Sonsöz 59 Referanslar 60 3

4 ÖNSÖZ İnsanlık tarihi kadar eski olan tıp tarihinde, insanlarda organ içlerinde oluşan taşlar ve bu taşların nasıl oluştuğu hep ilgi çekici bir konu olmuştur. İlgi çekiciliğinin yanında yaygın görülmesi, tedavi ve tanı için harcanan tutarlar ve tedavi sonrasında oluşabilecek komplikasyonlar nedeniyle safra taşı hastalığı gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan ülkelerde önemli bir halk sağlığı problemi olarak tanınmaktadır. Safra taşlarının nasıl oluştuğu sorusu hala tıp gündemini meşgul etse de tıbbın temelini oluşturan gözlemler safra taşlarının sarışın, obez bireylerde ve bayanlarda daha sık olduğunu göstermektedir lı yıllarda cerrahide hala geçerli olan 4F kuralı gözlemlerden yararlanılarak düzenlenmiştir li yıllara gelindiğinde safra taşlarının, safra asitleri, lesitin ve kolesterol arasındaki dengenin bozulması sonrasında oluştuğunu gösterir hala geçerli olan üçgen diyagramlar Admirad ve Small tarafından tanımlanmıştır li yıllar yine safra taşları ile hastaların lipid profili ilişkisinin araştırıldığı yıllar olmuştur li yılların ilk yarısında literatürde özellikle metabolik sendrom ve metabolik sendrom ile ilişkili olan hastalıkların tanımlanması ile ilgili çalışmalar göze çarpar. Metabolik sendromun temel faktörü olan insülin ve insülin direnci ile safra taşlarının arasındaki ilişki 1984 yılında Scragg ve arkadaşlarınca araştırılmış ve safra taşı oluşumu konusunda yeni bir dönem açılmıştır. Bu çalışma literatürde benzer konuları araştıran araştırmacılar için hala ana kaynak niteliğindedir. Bu çalışma sonucunda insülin direncinin karaciğerde kolesterolün aşırı doygunluğa ulaşmasını sağladığı ve yine insülinin safra kesesindeki yangısal olayları tetikleyerek safra kesesinde mukus oluşumuna yol açtığı, yine insülin yüksekliğinin safra kesesi hareketlerini bozduğu üzerinde durulmaktadır. Bütün bu olayların nüveleşme ve çökelmelere yol açtığı ileri sürülmektedir. Ancak yapılan çalışmalar insülin direncinin neden safra taşı oluşumunu tetiklediğini, taşın tekli veya çoklu olması ve boyutu üzerine nasıl bir etkisi olduğu tam olarak aydınlatabilmiş değildir. Bu çalışmada amacımız safra taşlarının, hastalarının vücut kitle indeksleri, lipid profilleri ve insülin düzeyleri ile ilişkisini araştırmaktır. Çalışma sonucunda taşı olan hastaların çoğunun obez ve 40 yaş üstü bireyler olması bizim için şaşırtıcı olmadı. İnsülin düzeyleri açısından kontrol ve çalışma grubu arasında anlamlı bir fark mevcut değildi. Yine HOMA IR formülüne göre hesapladığımız insülin direncinde de iki grup arasında anlamlı bir farklılık saptayamadık. Lipid parametreleri ile safra taşı varlığı açısından anlamlılık saptanmamış olmakla beraber gerek insülin ve gerekse lipid parametrelerinin safra taş boyutu, çoklu taş olması ile ilişkileri de tezimizde incelenmiştir. Safra taşları ve insülin arasındaki ilişkilerin aydınlatılabilmesi için daha fazla toplumsal temelli çalışmaya gerek olduğu açıktır. 4

5 ÖZ Giriş: Safra taşları, gerek sağlık sistemine maliyeti ve gerekse hala aydınlatılamamış etiyolojisi açısından araştırmacıların ilgisini çeken bir konudur. Biz bu çalışmada safra taşlarının muhtemel etiyolojileri yanında insülin direnci ile olan ilişkisini irdelemeyi amaçladık. Materyal ve Metot: Bu amaçla Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dâhiliye ve Cerrahi Kliniklerine başvuran, safra taşı olan bireylerde insülin düzeyleri, lipid düzeyleri ve vücut kitle indeksi ölçümlerini yaptık. Benzer bir kontrol grubu oluşturarak bu parametrelerin kıyaslarını yaptık. İstatistiksel analiz amaçlı SPSS 13.0 kullanılmış ve analizlerde pearson ki kare ve student t test kullanılmış, p değeri <0,05 olan değerler anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışma sonucunda yaş, cinsiyet ve hiperlipidemi yine safra taşı oluşumu için önemli risk faktörleri olarak tanımlanmıştır. Vücut kitle indeksinin yüksek oluşu safra taşını tetikleyen bir faktör olarak görülmektedir. İnsülin düzeyleri ve HOMA IR göre insülin direnci varlığı açısından iki grup arasından anlamlı farklılık olmamakla beraber, insülin düzeyi ile taş boyutu ve taşın çoklu veya tek taş olma özelliği arasında bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Nasıl olduğu tam olarak bilinmemekle beraber, insülin düeyleri tekli ve büyük taş oluşumuna yol açmaktadır. Anahtar Kelimeler:Safra taşı, İnsülin direnci, Taş boyutu 5

6 ABSTRACT Introduction: Cholelithiasis is an interesting issue for researchers because of its burden for health system as well as the mystery of its etiology. In that study we try to investigate the possible etiological factors of cholelithiasis and the relationship between cholelithiasis and insülin resistance. Material and Method: For that aim, we measured the insülin levels, lipid profiles of patients who admitted to Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Internal medicine and general surgery clinics due to their gall stones. We also measured their body mass indexes. Then we also construct a control group similar to this study group and compared the parameters. For statistical analyses we used SPSS 13.0 and for comparing the means we use student t test and pearson chi square test, the p level <0,05 was accepted as statically meaningful. Results: As a result we determined that the important risk factors for gall stone formation are sex, age and presence of hyperlipidemia. Also high levels of body mass index is an other important risk factor. Altough there is no significant difeernce between two groups on insülin levels and insülin resistance according to HOMA- IR, having multiple or single gall stones is related with insulin levels and also the size of the stone as well. Conclusion: İnsülin levels are assosiated with single and big gall stones.but the mechanism is not toughly known Key Words: Gall stones, insulin resistance, stone measures 6

7 SĠMGELER, KISALTMALAR ABD: Amerika BirleĢik Devletleri TRG:Trigliserid HT:Esansiyel Hipertansiyon ĠS: Milattan Sonra ĠÖ:Milattan Önce LDL: Düsük Yoğunluklu Lipoprotein HDL:Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein VLDL:Çok DüĢük Yoğunluklu Lipoprotein HMG-CoA: HMG-Koenzim A OCP:Oral Doğum Kontrol Hapları TPN:Total Parenteral Beslenme Na + : Sodyum Cl: Klor HCO 3 :Bikarbonat CCK:Kolesistokinin Na-K-ATPase : Sodyum- Potasyum Adenintrifosfataz pompası IR: Ġnsülin direnci 7

8 TABLOLAR VE ġekġller DĠZĠNĠ Şekil 1: Karaciğer Lobül Yapısı Şekil 2:Safra Yolları Anatomisi Şekil 3: Safra Kesesinin Anatomisi Şekil 4: Safra Yapısındaki Miçel Yapısı Şekil 5: Koordinat Üçgen Sistemi Şekil 6:Beta Hücre Yanıt Eğrisi Şekil 7:Plazma İnsülin Salınımı vs Hepatik Glukoz Salınımı ve Plazma Glukozu ile Olan İlişkisi Şekil 8:Yağ Dokusunda Glukoz Alınımı Şekil 9:Kas Dokusunda Glukoz Alınımı Şekil 10:Orijinal HOMA Modeli Şekil 11: Çalışma Algoritması Tablo 1: Dünyanın değişik bölgelerinde yapılan toplum temelli çalışmalar Tablo 2: Kolesterol Nedenli Safra Taşları İçin Risk Faktörleri Tablo 3: Çalışma ve Kontrol Grubunda epidemiyolojik veriler Tablo 4: Çalışma ve Kontrol Grubunda süreğen hastalık ilişkileri Tablo 5: Çalışma Grubunun Boy, Kilo ve Vücut Kitle İndeksi Verileri Tablo 6 Kontrol Grubunun Boy, Kilo ve Vücut Kitle İndeksi Verileri Tablo 7: Çalışma ve Kontrol Grupları Verileri Tablo 8: Kontrol ve Çalışma Grubunda Lipid Profilleri Tablo 9: Çalışma ve Kontrol Grubunda Lipid ortalamaları Tablo 10:Taş boyutu ve cinsiyet ilişkisi Tablo 11: Çalışma grubunda IR ve taş boyutları Grafik 1: Çalışma Grubunda Yaş ve Cinsiyet İlişkisi Grafik 2:Çalışma Grubunda Cinsiyet ve süreğen hastalık ilişkisi Grafik 3:Kontrol Grubunda Yaş ve Cinsiyet ilişkisi Grafik 4:Kontrol Grubunda Cinsiyet ve süreğen hastalık ilişkisi Grafik 5: Çalışma Grubu total kolesterol düzeyi ve cinsiyet ilişkisi 8

9 Grafik 6: Kontrol Grubu total kolesterol düzeyi ve cinsiyet ilişkisi Grafik 7: Çalışma Grubu LDL kolesterol düzeyi ve cinsiyet ilişkisi Grafik 8: Çalışma Grubu HDL kolesterol düzeyi ve cinsiyet ilişkisi Grafik 9: Kontrol Grubu LDL kolesterol düzeyi ve cinsiyet ilişkisi Grafik 10: Kontrol Grubu HDL kolesterol düzeyi ve cinsiyet ilişkisi Grafik 11: Çalışma Grubu VLDL kolesterol düzeyi ve cinsiyet ilişkisi Grafik 12: Kontrol Grubu VLDL kolesterol düzeyi ve cinsiyet ilişkisi Grafik 13: Çalışma Grubu Trigliserid düzeyi ve cinsiyet ilişkisi Grafik 14: Kontrol Grubu Trigliserid düzeyi ve cinsiyet ilişkisi 9

10 TEġEKKÜR Uzmanlık eğitimim boyunca gerek hastaya yaklaşımları, bilgi ve tecrübeleriyle beni cesaretlendiren, Aile Hekimliği Disiplini ne ilgimi arttıran, sürekli yapıcı eleştirilerde bulunan ve uzmanlık eğitimimin her basamağında desteklerini esirgemeyen başta Sayın Doç.Dr. Mehmet SARGIN olmak üzere, Doç Dr Ekrem ORBAY, Uzm. Dr. Reşat DABAK ve Uzm Dr. İsmet Tamer e içtenlikle teşekkürü bir borç bilirim. Uzmanlık Eğitimim boyunca kliniklerinde çalıştığım ve her gün kendilerinden yeni bir şeyler öğrendiğim 1.Dâhiliye Klinik Şefi Uzm. Dr. Ali YAYLA, 1.Genel Cerrahi Klinik Şefi Doç.Dr. Mustafa ÖNCEL, 2.Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Klinik Şefi Doç. Dr. Gülnur TOKUÇ a ve 1. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Klinik Şef Vekili Uzm. Dr. Yasemin Akın, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Şefi Doç.Dr Orhan ÜNAL a eğitimime yaptıkları katkılar için müteşekkirim. Yine bu kliniklerde beraber çalışma şansı yakaladığım uzman ağabey ve ablalarım, asistan, hemşire ve sağlık memuru arkadaşlarım ve diğer personele de eğitimim boyunca yarattıkları pozitif ortam için ve vakalarımı toplamada desteğini esirgemediği için kıymetli arkadaşım Dr Ruhper Çekin e teşekkür ederim. Uzmanlık tezimin proje ve araştırma safhalarının her birinde eleştiri ve katkılarını esirgemeyen tez danışmanım Doç. Dr. Mehmet SARGIN a, beni yetiştiren annem, babam ve uzmanlık eğitimim boyunca engin sabrı ve hoşgörüsüyle desteğini benden esirgemeyen eşim Dr. Sibel YILMAZ ÖNER e içtenlikle şükranlarımı sunarım. 10

11 1.Giriş Safra taşlarıyla ilgili ulaşabildiğimiz en eski tıp bilgileri eski Mısır ve Babilliler e dayanmaktadır. Babilliler günümüzden 4000 yıl öncesinde safra kesesi ile ilgili bazı kavramları ve tanımları günlük tıp kullanımı içine sokmuşlardır. Ancak safra kesesinde taş oluşabileceği gerçeği İS 5. Yüzyılda Alexander Trallius tarafından gösterilene değin bilinmemekteydi. Büyük anatomisyen ve hekim olan Vesalius safra taşlarının ilk defa bir hastalık nedeni olabileceğini ortaya atan kişidir. Vesalius safra taşlarının sarılıkla olan ilişkilerini de eserlerinde tartışmaya açmıştı. Paracelsus 16. Yüzyılda şarap fıçıları içerisinde tartar oluşumundan esinlenerek insan vücudunda da bulunan sıvıların çökelmesiyle taşlar oluşabileceğini ortaya attı ve bu hastalıklara Tartarik Hastalıklar ismini vererek yeni bir tartışmayı da başlatmış oldu. Bu gelişmeden sonra en önemli gelişme 1600 lü yıllarda Bormet in tıkanma sarılığını, Shenk in ise tıkanma sarılığının nedeninin safra taşı olduğunu göstermesi oldu. Böylece safra taşları bir hastalık olarak tıp literatüründe yerini aldı. Ancak yine de 18. yüzyıl başlarında cerrahi bilimi gelişene kadar birçok insan safra taşlarının yol açtığı komplikasyonlardan dolayı hayatını kaybetti (1). Safrakesesi taşı (Kolelithiasis) çağımızda büyük halk kitlelerinde önemli yaygın bir hastalık olarak yerini almıştır. Safra taşları ülkemizde olduğu kadar başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere diğer birçok batı ülkesinde de en sık görülen morbidite nedenlerinden birisidir (2). ABD de erişkin yaş grubunda milyon kişi biliyer hastalıklardan etkilenmektedir, bu etkilenen grup içinde de en sık karşılaşılan hastalık safra taşı hastalığıdır. Yine safra kesesi hastalığı gastrointestinal sebeplerden hastaneye yatışın en sık nedenidir. Toplum kökenli yapılan çalışmalarda 2000 yılında safra taşı nedeniyle hastane yatışı ve ayaktan hasta muayenesi yapılmıştır. ABD ye safra taşı hastalığının ekonomik maliyetinin 6,5 milyar ABD Doları olduğu tahmin edilmektedir. Avrupa kıtasında da benzer bir durum göze çarpar, geniş toplum temelli çalışmalarda safra taşı sıklığı için %5,9 ila %21,9 arasında değişik rakamlar verilmiştir (46, 47, 48). Yine kolesistektomi operasyonları Dünya da appendektomiden sonra en fazla yapılan ameliyattır. Sadece ABD de 15 milyondan fazla insanda safra taşı bulunduğu tahmin edilmekle beraber yılda adet kolesistektomi operasyonu yapılmaktadır (3). Ülkemizde net bir veri olmamakla beraber kolesistektomi operasyonları abdominal cerrahinin olmazsa olmazları arasına yerleşmiştir. Bütün bu veriler safra taşının cerrahi harcamalardaki ekonomik 11

12 etkisinin ne denli önemli olduğunu göstermektedir (1).Tablo 1 de safra taşı hastalığının sıklığı ile ilgili Dünya nın değişik bölgelerinde yapılmış çalışmaların sonuçları derlenmiştir. Tablo 1: Dünya nın değişik bölgelerinde yapılan toplum temelli çalışmalar 12

13 Safra taşı prevalansı genellikle yaşla doğrusal bir ilişki göstermektedir. Veriler incelendiğinde 50 yaş altı beyaz kadınlarda sıklığı %5 15 arasında değişirken, daha yaşlı kadınlarda bu oran %25 lere varmaktadır. Erkekler içinde yaş orantısı doğruluğunu korumakta ve 50 yaş altı beyaz erkeklerde %4 10 arası olan oran daha ileriki yaşlarda %10-15 e ulaşmaktadır. Cinsiyetin safra taşlarının oluşumunda önemli bir faktör olduğu, kadınlarda safra taşlarının daha sık oranlarda görülmesiyle teyit edilmiştir (4).Yapılan çalışmalar safra taşlarıyla ilgili çok eski bir kural olan 4F ler kuralının hala geçerli olduğunu göstermektedir. Değişik çalışmalar Asya kıtasında safra taşlarının sıklığının yüksek olduğunu göstermekle beraber Uzak Doğu da safra taşlarının çoğunu pigment taşları oluşturmaktadır. ABD nde ise safra taşlarının çoğunluğu kolesterol taşlarıdır (%90). Afrika kıtasında ise safra taşı insidansı çok düşüktür. Yıllar içerisinde ABD de pigment taşlarında ve Uzak Doğu ülkelerinde kolesterol taşlarının görülme sıklığında da gözle görülür bir artış olmuştur. Bu değişimin ABD de etnik toplulukların değişmesi, Uzak Doğu ülkelerinde ise çevresel şartlar ve diyette yaşanan değişikliklerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Afrika daki düşük insidansın ise yine beslenme ile genetik farklılıklar nedeniyle olduğu öne sürülmektedir (4). Yapılmış birçok epidemiyolojik çalışma kolesterol muhteviyatlı safra taşlarının risk faktörlerini tanımlamıştır. Bu risk faktörleri tablo 2 de derlenmiştir. Bu riskler arasında en çok bilineni obezite ve hiperinsülinemidir. Öte yandan hiperinsülinemi diyabetle olan sıkı bağlantısı nedeniyle diyabet ve kolesterol nedenli safra taşları arasında bir bağlantı kurmaktadır. Gerçekten de erişkin popülâsyonunun ortalama %10 12 sinde safra taşı bulunurken (3,4), diyabetik bireylerde bu oranlar %20-30 lara kadar yükselebilmektedir. Safra taşlarının diyabetik bireylerde daha fazla görülmesinin nedenleri tam olarak aydınlatılabilmiş değilse de bu konu ile ilgili ortaya her gün yeni fikirler konmaktadır. Tablo 2: Kolesterol nedenli safra taşları için risk faktörleri Kolesterol Nedenli Safra taşları İçin Risk Faktörleri Yaş ( Doğru orantı) İlaçlar ( Doğum kontrol hapları gibi) Cinsiyet (K>E) İleal hastalıklar veya ileal rezeksiyonlar Multiparite Diyabetes Mellitus Obezite Oktreotid ile Tedavi Edilen Akromegali Hızlı Kilo kaybı olması Karaciğer Sirozu Diyet Klinik ( Hayvansal olarak yağdan bilindiği zengin üzere olması) safra kesesi taşı olan tip 2 diyabetli bireylerde akut kolesistit gelişim Clinical riski ve Medicine bu durumun 5 th edition Parveen septisemiye Kumar and Michael ilerleme Clark tan ihtimali uyarlanmıştır.(5) daha yüksektir. Bunun 13

14 nedeninin diyabetik bireylerde diyabetik olmayanlara nazaran daha litojenik bir safranın salgılanması olduğu düşünülmektedir (2). Safra kesesi taşlarının oluşumunda insülin ile ilişkili faktörler hali hazırda aydınlatılmayı beklemektedir. Az sayıda toplum tabanlı çalışma serum insülini, insülin direnci ve beta hücre disfonksiyonu ile safra taşları arasındaki ilişkiyi irdelemiştir. Bu çalışma insülin düzeyi, ß hücre rezervi, fonksiyonu ve safra taşları arasındaki bağlantıları aydınlatmayı amaçlamaktadır. 14

15 2.Safra kesesi anatomisi Karaciğerin sindirimdeki yeri sarımsı bir renge sahip bir salgı olan safrayı salgılamaktır. Safra karaciğer tarafından sentezlenir ve safra kesesinde saklanır, depolanmış bu safra duodenum içersine yağ içerikli sindirilmiş besin geldiğinde salınır. Safra salınışından sonra yağı emülsifiye eder ve bağırsak yüzeyinden emilimini kolaylaştırır. Normal karaciğer dokusu kesiti alındığında klasik olarak tanımlanan hekzagonal yapıdaki karaciğer lobüllerinden oluştuğu görülür. Her lobülün ortasından bir santral ven geçmektedir. Karaciğer hücreleri bu santral vene doğru dizilmişlerdir. Bu hegzagonal yapının köşelerinde ise interlobüler portal üçlüler (Safra kanalı, hepatik arter ve portal ven) yer almaktadır (Şekil 1). Karaciğer Lobülü Hepatik Lobülün Detayı Hepatik venüler Hepatositler Hepatik Arter Sinüzoidler Safra Kanalı Hepatik Portal Ven dalı Şekil 1: Karaciğer Lobül yapısı 15

16 Hepatik hücreler safrayı safra kanaliküllerine salgılarlar. Bu kanaliküller küçük interlobüler safra kanallarına dökülürler. Bu kanallarsa portal alandaki daha büyük safra kanallarına açılırlar. Sonuçta oluşan sağ ve sol karaciğer kanalları kendilerine ait bölgedeki safra drenajını sağladıktan sonra ortak hepatik kanalı (common hepatic duct) oluşturur. Bu kanal sağ taraftan safra kesesi ile ilişkili olan sistik kanal ile birleşerek duodenuma safrayı ulaştıracak olan safra kanalını oluşturur (Şekil 2). Karaciğer Hepatik kanallar Sistik kanal Safra Kesesi Pankreas Duodenum Pankretik kanal Ortak Safra Kanalı Şekil 2: Safra Yolları Anatomisi 7 10 cm uzunluğunda olan safra kesesi, karaciğer yüzeyinde kendisine ait olan oluk içerisinde yerleşmiştir. Bu oluk karaciğerin sol ve sağ lobları arasında bulunmaktadır. Dıştan bakıldığında armut şeklinde görünen safra kesesinin hacmi 50 ml kadardır. Periton örtüsü safra kesesinin fundus bölümünün tamamını örter ve boyun ve asıl kısmının karaciğere tutunmasını sağlar. Safra kesesi üç ana kısımdan oluşmaktadır (Şekil 3); 1. Fundus: Karaciğerin alt kısmına yerleşmiş safra kesesinin en geniş yeridir. Sağ dokuzuncu kaburga kemiğinin kıkırdağının ucunda yerleşmiştir. 2.Asıl kısım: Safra kesesinin transvers kolon, karaciğer, duodenumun süperior kısmı gibi viseral yüzeylerle ilişkili olan kısmıdır. 3.Boyun: Safra kesesinin en dar kısmı olup porta hepatise yönlenmiştir. Boynun mukozası bir takım valf görevi gören katlantılar içermektedir. Bu katlantılar sayesinde sistik kanal açık tutulmakta ve safranın duodenuma akışı sağlanmaktadır. Safra kesesinin boynu S biçimde dönerek sistik kanal ile birleşir. 16

17 Fundus Korpus Boyun Şekil 3: Safra kesesinin anatomisi Sistik kanal yaklaşık 4 cm uzunluğunda olup safra kesesinin boynunu ortak hepatik kanala bağlar. Sistik kanal küçük omentum katmanları içerisinden geçerek safra kanalına birleşir (6). 17

18 3.Safranın oluşumu Karaciğerin önemli fonksiyonlarından birisi olan safra salgısı birçok bilim adamı tarafından irdelenmiştir. Hücresel boyutta ilk defa Erlinger ve Dhumeaux 1974 yılında safra salgılanmasının nasıl olduğu ortaya konmuştur. Günlük ml miktarında salgılanan safranın yağ sindiriminde önemli bir rolü vardır. Sindirim haricinde vücuttan bir takım atıkların ıtrah fonksiyonunu da safra gerçekleştirmektedir. Bu atıklar arasında özellikle hemoglobinin yıkım ürünü olan bilüribin ve karaciğerde sentezlenen kolesterolü vurgulamak gerekir. Safranın karaciğerden salgılanması iki aşamayı içermektedir. Birinci aşama hepatositlerce gerçekleştirilir. Buradan yapılan salgı büyük miktarlarda safra asitleri, kolesterol ve diğer organik maddeleri içerir. Burada yapılan safra, intrahepatik safra kanaliküllerine geçer. İkinci aşamada safra, interlobüler septuma doğru akmaya başlar. Burada kanaliküller terminal safra kanaliküllerine dökülür. Biliyer kanaliküllere dökülen safra tuzları safra akımını başlatan en önemli mekanizmayı harekete geçirirler. Bu safra tuzlarına bağımlı aktif sekresyondur. Daha sonra giderek büyüyen kanaliküllere dökülmek suretiyle hepatik kanalikül ve ortak safra kanalına ulaşır. Buradan safra ya duodenuma veya sistik kanal üzerinden safra kesesine yönelir. Şekil 3 te safra yolları gösterilmiştir. Safra tuzları kanaliküller içinde miçeller yapı arzeder. Bu yapı içinde yük olarak fosfolipid ve kolesterol içerirler. Bu yapılaşma ve ozmotik mekanizmanın bir sonucu olarak daha fazla su ve organik anyonun safra içine geçmesi sağlanır. Bu, safra tuzuna bağlı olmayan safra akımı komponentini oluşturur.bahsedilen mekanizma aktif Na + transportuna bağlıdır. Bu ise hepatositlerin bazolateral yüzeylerinde bulunan Sodyum-Potasyum-Adenintrifosfataz (Na-K-ATPase) bağımlıdır. Safra kanalları içinde yolu boyunca sekresyona ikinci bir salgı daha eklenir. Bu ilave salgı,kanal ve kanalcıkları örten epitel hücrelerinden salgılanan sodyum ( Na + ) ve bikarbonat (HCO 3 ) iyonlarından oluşan bir salgıdır. Bu düktüler salgı toplam safra miktarında %100 oranında artış yapabilir. Bu salgı sekretin ile uyarılır. Böylece bikarbonat iyon miktarı artarak mideden gelen asit nötralize edilmiş olur (51). Karaciğer tarafından sürekli salgılanan safra, duodenumda ihtiyaç olana kadar safra kesesinde depolanır. Safra kesesinin maksimum hacmi mililitredir (ml). 24 saatlik safra salgısı ise 450 ml yi bulmaktadır. Ancak depolama safra kesesinde yapılabilir. Çünkü su, Na +, klorür (Cl), ve diğer küçük elektrolitlerin birçoğu safra kesesi yüzeyinden sürekli 18

19 olarak emilmektedir. Böylece safra tuzları, lesitin ve bilirubin gibi safra içeriği konsantre edilmiş olur. Bu yolla safra 5 kat konsantre hale getirilir. Yağ içeren besin maddelerinin duodenuma girmesiyle beraber safra kesesi boşalmaya başlar. Safra kesesi kontraksiyonları kolesistokinin (CCK) tarafından kontrol edilir. CCK yanı sıra safra kesesi daha az güçlü olarak vagus ve enterik sinir sistemindeki asetilkolin (Ach) salgılayan sinir lifleri tarafından da uyarılır. Safra kesesi boşalmasından önce Oddi sfinkterinin gevşemesi gereklidir. Buna yardımcı olan üç etmen vardır: bunlar; CCK, safra kesesinin ritmik kasılması ve kasılmaların oluşturduğu peristaltik dalgaların hem bağırsak duvarında hem de Oddi sfinkteri üzerinde gevşemeye yol açmasıdır. Safra tuzlarının yaklaşık %94 ü ince bağırsaktan absorbe olur. Bunun yaklaşık yarısı ince bağırsağın başlangıç kısmından difüzyonla, geri kalanı ise distal ileumdan aktif transport ile gerçekleşir. Daha sonra portal kana geçerek karaciğere taşınırlar. Bu tuzların hepsi karaciğerden ilk geçişte hepatik hücrelerde emilirler ve tekrar safraya sekrete edilirler. Bu olaya enterohepatik dolaşım adı verilir. 19

20 4.Safra Taşı Oluşumunda Risk Faktörleri 4.1 Obezite Eskiden beri bilinen klinik gözlemlerden biri obez bireylerde safra taşı hastalığının daha sık olduğudur. Bu durum cerrahinin safra taşı oluşumunda kullanılan 4F kuralıyla uyumlu olarak karşımıza çıkmaktadır. Scragg ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada 50 yaş altındaki obez kadınlarda safra taşı oluşumu riskinin normal topluma göre daha fazla olduğu gösterilmiştir (7). Obezite özellikle kadınlar için bir risktir ve bu risk kilo ile doğru orantılı olarak artmaktadır. Aşırı derecede obez olan kadınlarda safra taşı oluşma riski normal bireylere nazaran %70 nispetinde artmış olmakla beraber bir yıl içersinde safra taşı oluşma riski %2 dir. Erkeklerde ise obezite daha zayıf bir risk faktörüdür. Safra taşı için özellikle santral obezite daha önemli bir risk faktörüdür (49). Obez bireylerde karaciğerde safra tuzu ve lesitin yapımı azalırken diğer taraftan kolesterol sekresyonunda bir artış söz konusudur. Bu durumsa karşımıza safra taşı oluşumu olarak çıkmaktadır. Yine depo kolesterol bu bireylerde aşırı aktif olmakta ve açlık dönemlerinde safra, kolesterol ile aşırı derecede doymaktadır. Safranın kolesterol ile aşırı doyması ise safra taşı oluşumunu tetiklemektedir (8,9). 4.2 Diyet Safra taşı oluşumunda diyetin önemli bir rol aldığı değişik çalışmalarla gösterilmiştir. Doymamış yağ ve yüksek karbonhidratlı besin alan kişilerde taş oluşumunun nasıl olduğu tartışmalıdır. Posalı yiyeceklerin ise litojenik bir etkisi gösterilememiştir (8). Özellikle kolesterol safra taşlarının oluşumunda diyet önemli bir yer tutmaktadır. Uzakdoğu ülkelerinde daha sık görülen pigment taşlarının yerini kolesterol kökenli taşların alması, bu ülkelerdeki beslenme alışkanlıklarının değişmesinin bir sonucudur. Özellikle yüksek kalori ve rafine karbonhidratların alımı safra taşı oluşumunu etkilemektedir. Diyetteki yağın etkisi ise tartışmalıdır. Fakat yüksek oranlarda poliunsatüre ve monounsatüre yağların enerji açısından dengeli bir diyette safra taşı oluşumunu tetiklediği bilinmektedir. Yüksek kolesterol içeren diyetlerle beslenilmesi durumunda safra asitlerinin ve fosfolipidlerin tutamayacağı kadar fazla kolesterol ortaya çıkmasının safra taşı oluşumunda mekanizma olabileceği düşünülmektedir (49 51). Total Parenteral Beslenme (TPN) safra çamuru ve safra taşı oluşumunda olduğu kadar akalkülöz kolesistit için de önemli bir risk faktörüdür. Kritik derecede hasta olan bireylerde 20

21 safra çamuru, açlık durumunu takip eden 5 10 gün içinde gerçekleşmektedir. TPN takip eden 3 4 ay sonrasında erişkin ve çocuklarda % 45 lik bir oranda safra taşı gelişmektedir (49). 4.3 Seks Hormonları ve Gebelik Bugün bilinen bir gerçek oral kontraseptif hap (OCP) kullanan kadınlarda östrojenin safra içerisindeki kolesterolün doymuşluğunu arttırarak litojenik etki yaptığı ve taş oluşumuna neden olduğudur. OCP, safra asitlerinin yanı sıra kenodeoksikolik asit salgısında azalmaya da neden olmaktadır (9). Yapılan çalışmalar postmenapozal kadınlarda östrojen içeren ilaç alımının safra taşı hastalığı riskini 2,5 kat arttırdığını ortaya koymaktadır. Yine safra taşı hastalığının sık görüldüğü ülkelerde yapılan toplum tabanlı çalışmalar, hastalığın kadınlarda erkeklere göre nispeten daha yüksek bir oranda görüldüğünü ortaya koymuştur. İki cinsiyet arasındaki bu farklılık puberteyle başlayıp menapoz dönemine kadar devam etmektedir. Bu durum östrojenlerin ve/veya progestinlerin litojenik bir etki yaptığını destekler niteliktedir (7, 8, 9). Gebelik döneminde kadınlarda kolesterol kristalleri, kalsiyum bilirubinat ve müsinden oluşan safra çamuru oluşması riski %30 iken taş oluşum riski %1 3 arasındadır. Doğumu takip eden dönemde 10 mm altındaki taşların %30 unun kaybolduğu gösterilmiştir (49). 4.4 Genetik Ailesel ve toplum temelli çalışmalar kolesterol kökenli safra taşı hastalığının %30 kadarının genetik faktörlere bağlı olduğunu göstermiştir (49).Ailevi çalışmalar ikiz veya ailesinde safra taşı olan bireylerde safra taşı sıklığının arttığını göstermektedir. Ancak genetik geçiş Mendel kaidelerine göre gerçekleşmemektedir. Güncel çalışmalar bilier lipid transportundan sorumlu kanalı ve apolipoprotein E4 gibi lipid metabolizmasında rol alan proteinleri kodlayan genlerde defektler olduğunu göstermiştir (50). 4.5 İleal hastalıklar ve rezeksiyon İleal hastalıklar ve bunlar nedeniyle yapılan ileal rezeksiyonlar, safra tuzlarının emilim bozukluğuna yol açmaktadır. Emilim bozukluğu enterohepatik dönüşümü sekteye uğratmaktadır. Freemann ve arkadaşlarının yapmış olduğu çalışmada; morbid obezite nedeniyle gastroenterostomi yapılan hastalarda, safra taşı oluşumu riski % 6,8 olarak 21

22 bulunmuştur. Bu gruba giren hastalarda taş oluşumuna yol açan mekanizmalar obezite, morbid obezite sonrası aşırı kilo kaybı ve safra tuzlarının emiliminin yapıldığı ileumun mukoza yüzeyinin azalmasıdır (10). Chron Hastalığında safra taşı oluşma riski iki ila üç kat arasında artmaktadır (53). Bu durumun safra asitlerinin emiliminde olan bozulma sonrasında, karaciğerden daha fazla safranın salgılanması ve aşırı satüre olan safranın ise taş oluşumuna yol açması şeklinde açıklanmaktadır (49). İrritabl bağırsak hastalarının kolesistektomi operasyonu geçirmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu duruma sıklıkla safra taşı hastalığı ile IBS arasındaki tanısal karmaşanın yol açtığı düşünülmektedir (54). 4.6 Diyabet Diyabetin safra taşı oluşumu ile ilişkili olduğu düşünülmektedir ancak aşikâr ilişki, sıklıkla yaş, vücut kitle indeksi, aile öyküsü ve safra taşı hastalığı gibi kofaktörlerle gölgelenmektedir. Diyabetten ziyade insülin direnci ve metabolik sendromun safra taşı ile ilişkili olma ihtimali daha yüksektir (55,56). Değişik çalışmalarda değişik oranlar bildirilmiş olmakla beraber, 25 yaş üstü bireylerde diyabetik olanlarda diyabetik olmayanlara nispetle daha yüksek oranlarda (%50 ile %100 arası) safra taşı ile karşılaşıldığı gösterilmiştir (11, 12, 13). Feldman ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada diyabetik hastalarda safra taşı sıklığı %25 olarak saptanmışken, non diyabetik bireylerde safra taşı sıklığı otopsi çalışmalarında %8 olarak bulunmuştur (14). Safra taşlarının büyük çoğunluğu ( %70-90) kolesterol taşlarından oluşmaktadır. Benzer şekilde diyabetik bireylerde tespit edilen safra taşlarının büyük çoğunluğu da (%90) kolesterol taşıdır. Diyabette kolesterol safra taşlarının oluşumunda üç ana faktör rol almaktadır: bunlar; 1.Safranın kolesterol ile aşırı doymuş olması 2.Kolesterol monohidrat kristallerinin çekirdekleşmesi 3.Safra kesenin fonksiyonel bozukluklarıdır. Safra kesesinin hareket bozukluklarının safra taşı oluşumunu etkilediği bilinen bir gerçektir. Diyabetik bireylerin safra keseleri sıklıkla büyümüştür, bu da safra kesesinin motilitesinin azalmasına ve boşalmasının önemli oranda bozulmasına yol açmaktadır (15). Diyabette sık rastlanan komplikasyonlardan biri olan nöropatinin safra kesesi motilitesini etkilememiş olması düşünülemez. Chaudhuri ve arkadaşları tarafından yapılan bir 22

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

DEÜ TIP FAKÜLTESĐ 2010-2011 EĞĐTĐM YILI DÖNEM 1/3. BLOK/UYGULAMA 9 UYGULAMA REHBERĐ

DEÜ TIP FAKÜLTESĐ 2010-2011 EĞĐTĐM YILI DÖNEM 1/3. BLOK/UYGULAMA 9 UYGULAMA REHBERĐ DEÜ TIP FAKÜLTESĐ 2010-2011 EĞĐTĐM YILI DÖNEM 1/3. BLOK/UYGULAMA 9 UYGULAMA REHBERĐ Uygulamanın Adı: Sindirim Biyokimyası: Safra tuzlarının lipid sindirimindeki rolü. Uygulamanın Sorumlusu: Doç. Dr. Halil

Detaylı

Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması

Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması 20 24 Mayıs 2009 tarihleri arasında Antalya da düzenlenen 45. Ulusal Diyabet Kongresinde

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

SAFRA KESESİ HASTALIKLARI

SAFRA KESESİ HASTALIKLARI SAFRA KESESİ HASTALIKLARI Oktay Eray EPİDEMİYOLOJİ Sıklıkla safra kesesi ve kanalındaki tıkanıklıklara bağlıdır. Safra kesesi taşları oldukça yaygın ve çoğu semptomsuzdur. Yılda %2 si, 10 yılda %15 i semptomatik

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Kazanım Merkezli Çalışma Kağıdı 1. Ünite Vücudumuzda Sistemler Sindirim Sistemi

Kazanım Merkezli Çalışma Kağıdı 1. Ünite Vücudumuzda Sistemler Sindirim Sistemi Fen Bilimleri 7. Sınıf Aşağıda, sindirim sistemi ile ilgili verilen ifadelerden doğru olanlarının yanına (, yanlış olanlarının yanına (Y) koyunuz. Aşağıda verilen resimde sindirim sistemi organlarının

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

İlaçların Etkilerini Değiştiren Faktörler, ve İlaç Etkileşimleri

İlaçların Etkilerini Değiştiren Faktörler, ve İlaç Etkileşimleri İlaçların Etkilerini Değiştiren Faktörler, ve İlaç Etkileşimleri Prof. Dr. Öner Süzer Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı www.onersuzer.com Son güncelleme: 10.03.2009

Detaylı

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ

PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ PERİTON DİYALİZİ HASTALARINDA AKIM ARACILI DİLATASYON VE ASİMETRİK DİMETİLARGİNİN MORTALİTEYİ BELİRLEMEZ Sami Uzun 1, Serhat Karadag 1, Meltem Gursu 1, Metin Yegen 2, İdris Kurtulus 3, Zeki Aydin 4, Ahmet

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

20-23 Mayıs 2009 da 45. Ulusal Diyabet Kongresi nde Poster olarak sunuldu.

20-23 Mayıs 2009 da 45. Ulusal Diyabet Kongresi nde Poster olarak sunuldu. Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması 20-23 Mayıs 2009 da 45. Ulusal Diyabet Kongresi nde Poster olarak sunuldu. Özlem Serenli,

Detaylı

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT Prof.Dr.Fadıl Özyener Fizyoloji Anabilim Dalı Sempatik Sistem Adrenal Medulla Kas kan dolaşımı Kan basıncı Solunum sıklık ve derinliği Kalp kasılma gücü Kalp atım

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı HASTA BİLGİLENDİRME FORMU HİPERLİPİDEMİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

SAFRA KANAL SİSTEMİ VE SAFRA KESESİ. Yrd.Doç.Dr.Sevda Söker

SAFRA KANAL SİSTEMİ VE SAFRA KESESİ. Yrd.Doç.Dr.Sevda Söker SAFRA KANAL SİSTEMİ VE SAFRA KESESİ Yrd.Doç.Dr.Sevda Söker Safra Kanal Sistemi; Safranın hepatositten safra kesesine Safra kesesinden bağırsağa aktığı Çapı giderek artan kanallar sistemi En küçük dalı,

Detaylı

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi?

2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru yanıt hayır olabilir mi? ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE FARMAKODİNAMİK FARKLILIKLAR 17.12.2004 ANKARA Prof.Dr. Aydın Erenmemişoğlu ÇOCUKLARDA İLAÇ KULLANIMINDA FARMAKOKİNETİK VE 2x2=4 her koşulda doğru mudur? doğru

Detaylı

Mustafa KABU 1,Turan CİVELEK 1. Afyon Kocatepe Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, İç Hastalıklar Anabilim Dalı, Afyonkarahisar

Mustafa KABU 1,Turan CİVELEK 1. Afyon Kocatepe Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, İç Hastalıklar Anabilim Dalı, Afyonkarahisar Mustafa KABU 1,Turan CİVELEK 1 1 Afyon Kocatepe Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, İç Hastalıklar Anabilim Dalı, Afyonkarahisar Süt sığırı işletmelerindeki en önemli sorunlarda birtanesi periparturient

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS

METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER VE FİZİKSEL PERFORMANS Aerobik Antrenmanlar Sonucu Kasta Oluşan Adaptasyonlar Miyoglobin Miktarında oluşan Değişiklikler Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar dayanıklılık antrenmanları

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler: Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler

Detaylı

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır OBEZİTE Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta Verimi Kabuk Kalitesi Yemden Yararlanma Karaciğer Sağlığı Bağırsak Sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA YUMURTA IÇIN AGRALYX!

Detaylı

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR

KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR KORTİZOL, METABOLİK SENDROM VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR Prof.Dr. ARZU SEVEN İ.Ü.CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ BİYOKİMYA ANABİLİM DALI DİSMETABOLİK SENDROM DİYABESİTİ SENDROM X İNSÜLİN DİRENCİ SENDROMU METABOLİK

Detaylı

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ *Aysun Çakır, *Hanife Köse,*Songül Ovalı Güral, *Acıbadem Kadıköy Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

Kolesterol Metabolizması. Prof. Dr. Fidancı

Kolesterol Metabolizması. Prof. Dr. Fidancı Kolesterol Metabolizması Prof. Dr. Fidancı Kolesterol oldukça önemli bir biyolojik moleküldür. Membran yapısında önemli rol oynar. Steroid hormonların ve safra asitlerinin sentezinde öncül maddedir. Diyet

Detaylı

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010 IV. Kurul Gastrointestinal Sistem ve Metabolizma IV. Kurul Süresi: 5 hafta IV. Kurul Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2010 IV. Kurul Bitiş ve Sınav Tarihi: 22 23 Mart 2010 Ders Kurulu Sorumlusu: Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

DİYET POSASI VE SAĞLIK İLİŞKİSİ. Duygu PELİSTER

DİYET POSASI VE SAĞLIK İLİŞKİSİ. Duygu PELİSTER DİYET POSASI VE SAĞLIK İLİŞKİSİ Duygu PELİSTER Lif yönünden zengin diyet, sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazlarındandır. Diyet lifinin, sadece gastrointestinal mukozadan sindirilmeden ya da herhangi bir

Detaylı

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN KARBONHİDRATLAR Normal diyet alan kişilerde enerjinin % 55-60 ı karbonhidratlardan sağlanır. Bitkiler karbonhidratları fotosentez yoluyla güneş ışığının yardımıyla karbondioksit ve sudan yararlanarak klorofilden

Detaylı

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II SİNDİRİM VE METABOLİZMA SİSTEMLERİ III. DERS KURULU (15 ARALIK 2014 17 OCAK 2015) DERS PROGRAMI DEKAN BAŞKOORDİNATÖR

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

Lipoproteinler. Dr. Suat Erdoğan

Lipoproteinler. Dr. Suat Erdoğan Lipoproteinler Dr. Suat Erdoğan Lipoproteinler Kan plazmasında dolaşan yağlar lipoprotein adı verilen yapılar ile paketlenerek taşınırlar. Lipoproteinler yağların taşıt araçlarıdır. Lipoproteinlerin yapıları

Detaylı

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL

Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI DÜZENLEMEK İÇİN PRONEL Rumen Kondisyoneri DAHA İYİ Protein Değerlendirilmesi Enerji Kullanımı Süt Kalitesi Karaciğer Fonksiyonları Döl Verimi Karlılık BY-PASS PROTEİN ÜRETİMİNİ VE ENERJİ ÇEVRİMİNİ ARTTIRMAK, RUMEN METABOLİZMASINI

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi büyüme ve gelişme geriliği diş çürükleri zayıflık ve şişmanlık okul çağı çocuk ve gençlerde demir yetersizliği anemisi 0-5 Yaş Grubu Çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları vitamin yetersizlikleri raşitizm

Detaylı

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENAPOZDA VE YAŞLILIKTA BESLENME 1 MENOPOZ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ MENOPOZDA GÖRÜLEN SORUNLAR MENOPOZ DÖNEMİNDE BESLENME İLKELERİ YAŞLILIKTA BESLENME YAŞLILIKTA BESLENME İLKELERİ 2 3 YAŞAM BEBEKLİK ÇOCUKLUK

Detaylı

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir.

ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. ÇALIŞMANIN AMACI: Türkiye de erişkinlerde ( 20 yaş) metabolik sendrom sıklığını tespit etmektir. Metabolik Sendrom Araştırma Grubu Prof.Dr. Ömer Kozan Dokuz Eylül Üniv. Tıp Fak. Kardiyoloji ABD, İzmir

Detaylı

SEVELAMER HEMODİYALİZ HASTALARINDA SERUM ELEKTROLİT DÜZEYİ, METABOLİK VE KARDİOVASKÜLER RİSKLERİ VE SAĞKALIMI ETKİLER

SEVELAMER HEMODİYALİZ HASTALARINDA SERUM ELEKTROLİT DÜZEYİ, METABOLİK VE KARDİOVASKÜLER RİSKLERİ VE SAĞKALIMI ETKİLER SEVELAMER HEMODİYALİZ HASTALARINDA SERUM ELEKTROLİT DÜZEYİ, METABOLİK VE KARDİOVASKÜLER RİSKLERİ VE SAĞKALIMI ETKİLER Siren SEZER, Şebnem KARAKAN, Nurhan ÖZDEMİR ACAR. Başkent Üniversitesi Nefroloji Bilim

Detaylı

Diyabet nedir? Ensülin nedir?

Diyabet nedir? Ensülin nedir? Was ist Diabetes? Was ist Insulin? (Türkisch) Diyabet nedir? Ensülin nedir? Diyabet melitusun temelleri Diyabet melitus Diyabet, kronik bir özümleme bozukluğudur. Diyabetli olmak demek, ya vücudunuzun

Detaylı

Kronik böbrek hastalığı adeta bir salgın halini almıģ olan önemli bir halk sağlığı sorunudur.

Kronik böbrek hastalığı adeta bir salgın halini almıģ olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı adeta bir salgın halini almıģ olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Basit ve ucuz bazı testlerle erken saptandığında önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir olmasına karģın,

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

İNSÜLİN UYGULAMALARI

İNSÜLİN UYGULAMALARI İNSÜLİN UYGULAMALARI İnsülinin Fizyolojik Özellikleri İnsülin; pankreasın langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinden salgılanan ve kan glikozunu düşüren bir hormondur. Sağlıklı bireylerde (gebe ve obez

Detaylı

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde

BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ. İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü. vücudun biyokimyasal süreçlerinin etkin bir şekilde BALIKLARDA SİNDİRİM VE SİNDİRİM ENZİMLERİ İlyas KUTLU Kimyager Su Ürünleri Sağlığı Bölümü Proteinler, yağlar ve karbohidratlar balıklar amino asitlerin dengeli bir karışımına gereksinim tarafından enerji

Detaylı

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır.

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır. CANLILARDA ENERJİ Besinlerin Enerjiye Dönüşümü Besin öğeleri: Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler, mineraller Besin maddelerindeki bu öğelerin vücut tarafından kullanılabilmesi için sindirilmesi

Detaylı

Prof.Dr. Oktay Ergene. Kardiyoloji Kliniği

Prof.Dr. Oktay Ergene. Kardiyoloji Kliniği Hipertrigliseridemii id i Tedavisi i Prof.Dr. Oktay Ergene İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Hipertrigliseridemi Gelişimiş VLDL Chylomicron Liver Defective Lipolysis Remnants

Detaylı

Çeşitli tohumların yağ bileşimi. USDA Nutrient Database. Tekli doymamış. Çoklu. Kanola Keten Mısır Fındık Zeytin Ayçiçeği Susam Soya Ceviz

Çeşitli tohumların yağ bileşimi. USDA Nutrient Database. Tekli doymamış. Çoklu. Kanola Keten Mısır Fındık Zeytin Ayçiçeği Susam Soya Ceviz LİPİTLER Hayvan ve bitki dokularının eter, benzin, kloroform gibi yağ çözücülerinde eriyen bölümlerine ham lipit denir. Organizmanın başlıca besin kaynağını oluştururlar, enerji verme ve depolama yönünden

Detaylı

YAŞLI FİZYOLOJİSİ. Seray ÇAKIR 0341110005

YAŞLI FİZYOLOJİSİ. Seray ÇAKIR 0341110005 YAŞLI FİZYOLOJİSİ Seray ÇAKIR 0341110005 Yaşlının Vücut Bileşimi İnsanda, kas yapısı ve gücü 25 yaşında doruğa ulaşır. Bu yaşlarda kadınların ortalama vücut ağırlığının %37 si, erkeklerin %45 i kadarını

Detaylı

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım

Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sık Görülen Kardiyolojik Sorunlarda Güncelleme Sempozyum Dizisi No: 40 Haziran 2004; s. 69-74 Hiperlipidemiye Güncel Yaklaşım Prof. Dr. Hakan

Detaylı

Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir.

Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. On5yirmi5.com Kolesterol Nedir? Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Yayın Tarihi : 21 Haziran 2011 Salı (oluşturma : 11/3/2015) Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar,

Detaylı

Yağ ihtiyacı nereden karşılanır?

Yağ ihtiyacı nereden karşılanır? Besinde Lipitler Besinsel Yağlar 1. Trigliseritler (%90) 2. Kolesterol (serbest ya da yağ asitlerine bağlı halde) 3. Serbest Yağ Asitleri 4. Fosfolipitler 5. Yağda Çözünen Vitaminler (A,D,E,K) Suda çözünmezler

Detaylı

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ Dr. Sema ÖZBAŞ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanı Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk

Detaylı

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011 Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği En İyi Genç Araştırıcı Ödülü-2011 Dr. Serhat IŞIK 13.10.2011 TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD PARATİROİD TİROİD

Detaylı

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ SAĞLIKLI OBEZLERDE FİZYOTERAPİ VE REFLEKSOLOJİ UYGULAMALARININ ZAYIFLAMAYA ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ HAZIRLAYAN:FZT.MELTEM ERASLAN DANIŞMAN:PROF.DR.İSMET MELEK Obezite (şişmanlık),vücutta aşırı ölçüde

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

Ursodeoksikolik asit düşük miktarlarda insan safrasında mevcuttur.

Ursodeoksikolik asit düşük miktarlarda insan safrasında mevcuttur. Ursofalk Süspansiyon FORMÜLÜ: Her 5 ml Ursofalk süspansiyon 250mg ursodeoksikolik asit içerir. Ayrıca koruyucu olarak benzoik asit, tatlandırıcı olarak gliserol, ksilitol ve sodyum siklamat, koku maddesi

Detaylı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

OBEZİTE NEDİR? Erkeklerde %20,5 Kadınlarda ise % 41,0 Toplamda % 30,3 olarak bulunmuştur. İstanbul 33,0 Orta Anadolu 32,9

OBEZİTE NEDİR? Erkeklerde %20,5 Kadınlarda ise % 41,0 Toplamda % 30,3 olarak bulunmuştur. İstanbul 33,0 Orta Anadolu 32,9 OBEZİTE NEDİR? Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç,

Detaylı

ÇOCUK CHECK UP PROGRAMI

ÇOCUK CHECK UP PROGRAMI ÇOCUK CHECK UP PROGRAMI Çocukların büyüme gelişmesi sırasında düzenli muayene, laboratuvar testleri ve gelişme kayıtlarının tutulması gereklidir. Bkz: çocukluk çağı aşıları ve testleri. Çocuk Check up

Detaylı

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Diyabetik Hasta Takibi Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Amaç Bu oturum sonunda katılımıcı hekimler birinci basamakta Diyabet hastalığının yönetimi konusunda bilgi sahibi olacaklardır.

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması Tuncay Güçlü S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Bölümü 16-18 Ekim 2014, Malatya GİRİŞ Kronik

Detaylı

İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ

İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ AMAÇ: Katılımcıların bu sunumun sonunda kan gazı ve asit baz dengesi ile ilgili bilgilerini artırmaları amaçlanmıştır. HEDEFLER:

Detaylı

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu Doç. Dr. Halil Coşkun Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu GİRİŞ 2010 verilerine göre dünyada erişkinlerde (20-79 yaş) diabet prevalansı %6,4 (285 milyon). 2030 da bu oranın %7,7 ye (439 milyon) yükseleceği öngörülüyor.

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl

Karaciğer laboratuvar. bulguları. Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 5.Yarıyıl Karaciğer ve safra yolu hastalıklar klarında laboratuvar bulguları Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 5.Yarıyıl 2006-2007 2007 eğitim e yılıy Karaciğer ve safra yolu hastalıklarında

Detaylı

DİABETES MELLİTUS DİYABET (Şeker )HASTALIĞI. ATASAM HASTANESİ Kalite Yönetim Birimi

DİABETES MELLİTUS DİYABET (Şeker )HASTALIĞI. ATASAM HASTANESİ Kalite Yönetim Birimi DİABETES MELLİTUS DİYABET (Şeker )HASTALIĞI ATASAM HASTANESİ Kalite Yönetim Birimi BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? DİYABET(ŞEKER HASTALIĞI) NEDİR? Diyabet vücutta yeterince insülin üretilememesi veya etkili

Detaylı

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX!

Özel Formülasyon DAHA İYİ DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA CIVCIV IÇIN OVOLYX! Özel Formülasyon DAHA İYİ Yumurta verimi Kabuk kalitesi Civciv kalitesi Döllülük Çıkım oranı Karaciğer sağlığı Bağırsak sağlığı Bağışıklık Karlılık DAHA DÜŞÜK MALIYETLE DAHA SAĞLIKLI SÜRÜLER VE DAHA FAZLA

Detaylı

(İnt. Dr. Doğukan Danışman)

(İnt. Dr. Doğukan Danışman) (İnt. Dr. Doğukan Danışman) *Amaç: Sigara ve pankreas kanseri arasında doz-yanıt ilişkisini değerlendirmek ve geçici değişkenlerin etkilerini incelemektir. *Yöntem: * 6507 pankreas olgusu ve 12 890 kontrol

Detaylı

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım

Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Karaciğer Fonksiyon Bozukluklarına Yaklaşım Dr. Sıtkı Sarper SAĞLAM DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU 04.10.2011 1 Netter in Yeri: DR.SITKI SARPER SAĞLAM - KEAH ACİL TIP KLİNİK SUNUMU

Detaylı

ĐÇERĐK. Vitamin B6 Formları. LOGO www.themegallery.com. Tarihsel Bakış. Yapısal Formüller. 4 Piridoksin Piridoksal Piridoksamin Piridoksal-fosfat

ĐÇERĐK. Vitamin B6 Formları. LOGO www.themegallery.com. Tarihsel Bakış. Yapısal Formüller. 4 Piridoksin Piridoksal Piridoksamin Piridoksal-fosfat LOGO ĐÇERĐK Tarihsel Bakış B6 Vitamininin Genel Özellikleri Kimyasal Ve Biyolojik Fonksiyonları Biyokimyasal Fonksiyonları YRD. DOÇ. DR. BEKİR ÇÖL SUNAN: DUYGU BAHÇE Emilim, Transport ve Metabolizma İmmün

Detaylı

Şeker düşürücü ilaçlar

Şeker düşürücü ilaçlar TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES 05 MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ Şeker düşürücü ilaçlar Şeker düşürücü

Detaylı

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR:

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR: NÜTRİSYONEL VE METABOLİK DESTEK: Malnütrisyon: Gıda tüketiminin metabolik hızı karşılamayamaması durumunda endojen enerji kaynaklarının yıkımı ile ortaya çıkan bir klinik durumdur ve iki şekilde olabilir.

Detaylı

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay

Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom Tanı Tedavi Dr. Abdullah Okyay Metabolik Sendrom İnsülin direnci (İR) zemininde ortaya çıkan Abdominal obesite Bozulmuş glukoz toleransı (BGT) veya DM HT Dislipidemi Enflamasyon, endotel

Detaylı

ERİTROSİTLER ANEMİ, POLİSİTEMİ

ERİTROSİTLER ANEMİ, POLİSİTEMİ ERİTROSİTLER ANEMİ, POLİSİTEMİ 2009-2010,Dr.Naciye İşbil Büyükcoşkun Dersin amacı Eritrositlerin yapısal özellikleri Fonksiyonları Eritrosit yapımı ve gerekli maddeler Demir metabolizması Hemoliz Eritrosit

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı 2015-2016 Eğitim Yılı Dönem II 3. Ders Kurulu GASTROİNTESTİNAL SİSTEM VE METABOLİZMA Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü Dönem II Koordinatörü Koordinatör Yardımcısı : Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN : Doç.

Detaylı

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Hücre iletişimi Tüm canlılar bulundukları çevreden sinyal alırlar ve yanıt verirler Bakteriler glukoz ve amino asit gibi besinlerin

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) Otonom sinir sitemi iki alt kısma ayrılır: 1. Sempatik sinir sistemi 2. Parasempatik sinir sistemi Sempatik ve parasempatik sistemin terminal nöronları gangliyonlarda

Detaylı

Levosimendanın farmakolojisi

Levosimendanın farmakolojisi Levosimendanın farmakolojisi Prof. Dr. Öner SÜZER Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji AbD 1 Konjestif kalp yetmezliği ve mortalite 2 Kaynak: BM Massie et al, Curr Opin Cardiol 1996

Detaylı

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H 2.Radyoaktif izotoplar biyologları için önemlidir? Aşağıda radyoakif maddelerin kullanıldığı alanlar sıralanmıştır.bunlarla

Detaylı

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ CEVAP 1: (TOPLAM 9 PUAN) 1.1: Eğer terleme ve su emilimi arasındaki ilişkide ortam sıcaklığının etkisini öğrenmek istiyorsa; deneyi aynı sayıda yaprağa sahip aynı tür

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BESLENME ÜNİTESİ BESLENME DEĞERLENDİRME KILAVUZU KLK-HAB-BES İlk yayın Tarihi : 15 Mart 2006 Revizyon No : 04 Revizyon Tarihi : 03 Ağustos 2012 İçindekiler A) Malnütrisyon

Detaylı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı ASİT Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 2006-2007 Eğitim yılı Ders programı Asitin tanımı Fizik muayene bulguları Asit miktarının ifadesi Asit yapan nedenler Asitli hastada ayırıcı tanı

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları BR.HLİ.085 içerisinde kanın bulunduğu dört odacık vardır. Bunlardan ikisi sağ, ikisi ise sol kalp yarımında bulunur. Kalbe gelen kan önce sağ atriuma gelir ve kalbin sağ kulakcığı ve sağ karıncığı arasında

Detaylı