Akut Lösemiler. XXXV. Ulusal Hematoloji Kongresi Bildiri Özetleri Kitabı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Akut Lösemiler. XXXV. Ulusal Hematoloji Kongresi Bildiri Özetleri Kitabı"

Transkript

1 Sözel Bildiriler

2

3 Akut Lösemiler Bildiri: Sözel No S03 ER K N AKUT LENFOBLAST K LÖSEM HASTALA- RINDA H PER-CVAD PROTOKOLÜ LE CALGB 88 PROTOKOLÜNÜN KAR ILA TIRILMASI: Songül erefhano lu, Yahya Büyüka k, Burak Uz, Özlen Bekta, Salih Aksu, Hakan Göker, Nilgün Say nalp, Deniz Çetiner, brahim C. Haznedaro lu, Osman. Özcebe. Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri, Hematoloji Bilim Dal, Ankara. Günümüzde eri kin akut lenfoblastik lösemi nin (ALL) tedavisi ba ar l de ildir. Mevcut tedavi rejimlerinin iyile tirilmesine ve yeni yöntemlere gereksinim vard r. Halen yayg n olarak kullan lmakta olan Hiper- CVAD (Kantarjian ve ark. Cancer 2004;0:2788) ve CALGB 88 (Larson ve ark. Blood 995;85:2025) protokolleri Ünitemizde de uzun y llard r uygulanmaktad r. Bu çal mada Ocak 2003 ile Aral k 2008 tarihleri aras nda tan konulan, Hiper-CVAD (n=32) ve CALGB 88 (n=25) kemoterapileri uygulanan 57 ALL hastas n n analizi ve kar la t rmas yap ld. Hastalar izlemleri s ras nda prospektif olarak kaydedilmi lerdi. Hiper-CVAD rejimi zaman diliminin ilk y llar nda Ünitemizde daha s k uygulanan bir rejim idi. Sonraki y llarda k yaslama için hasta say lar n e itlemek üzere daha çok CALGB 88 rejimi tercih edildi. Bu husus ve az say da Burkitt ALL de Hiper-CVAD (±Rituximab) tercih edilmesi d nda tedavi seçimi rasgele yap lm t. Say sal de erlerin kar la t r lmas nda t-testi, kategorik de erlerin kar la t r lmas nda ise x2 (Ki-kare) testi kullan ld. Toplam sa kal m ve hastal ks z sa kal m hesaplamalar için Kaplan-Meier metodu kullan ld ve Log-rank testi ile de kar la t rmalar yap ld. ki grup aras nda hastalar n ba l ca demografik verileri (ya, cinsiyet) ve hastal k özellikleri (ECOG performans, beyaz küre, trombosit, hemoglobin, T ya da B-ALL, yüksek sitogenetik risk ifade eden t(9;22) ya da t(4;) varl ) aç s ndan fark yoktu. Toplam 8 (%4) (5 Hiper-CVAD, 3 CALGB 88) hastaya allojeneik kök hücre nakli uygulanm t. Ortalama izlem süresi 48 gün (0 706 gün) idi. Son de erlendirilmelerde 9 hasta (%33) remisyonda, 38 hasta (%67) eks olarak belirlendi. ndüksiyon kemoterapisi ile tam yan t oranlar tüm hastalarda %64,9, Hiper-CVAD alan hastalarda %75 ve CALGB 88 alan hastalarda ise %52 olup Hiper-CVAD protokolü alan hastalarda daha yüksek bulundu (p=0,0). Tüm ALL hastalar nda 4,6 y ll k total sa kal m oran %9 idi. Hiper-CVAD alan hastalar n 4,6 y ll k sa kal m oran %7, CALGB 88 alan hastalar n 3 y ll k sa kal m oran ise %32 bulundu (p= 0,68) ( ekil ). ndüksiyonda remisyon sa lanan hastalarda 4,6 y ll k hastal ks z sa kal m oran totalde %28 idi. Hiper-CVAD alan hastalarda 4,6 y ll k hastal ks z sa kal m oran %22, CALGB 88 alan hastalarda ise 3 y ll k hastal ks z sa kal m oran %58 olup, CALGB alan hastalarda daha yüksek bulundu (p= 0,3) ( ekil 2). Daha önce bu s k kullan lan 2 eri kin ALL rejimini k yaslayan çal ma yay nlanmam t r. CALGB rejiminde indüksiyon mortalitesinin yüksek olmas, buna kar l k relaps riskinin az oldu u dikkati çekmi tir. ndüksiyonda uzun süre steroid kullan lan bu protokolde uygun antibiyotik proflaksisi ile mortalitenin azalt lmas mümkün olabilir. Hiper-CVAD rejimi ile indüksiyon sonuçlar çok iyi olmakla birlikte yüksek relaps riski nedeniyle uzun süreli sonuçlar kötü bulunmu tur. Hiper-CVAD rejimine protokolde yer almayan L-asparajinaz içeren geç intensifikasyonlar eklemek suretiyle relapslar n azalt lmas mümkün olabilir. Bildiri: 2 Sözel No S032 B-HÜCREL AKUT LENFOBLAST K LÖSEM HASTALA- RINDA PAX5 GEN MOLEKÜLER ANAL ZLER. Sinem Özdemirli, Müge Ayd n Sayito lu, Özden Hat rnaz, Yücel Erbilgin, Nurhan Mavi, 2 Çetin Timur, 3 Gönül Aydo an, 4 nci Y ld z, 5 Sema Anak, 6 Fügen Pekun, 3 Arzu Akçay, U ur Özbek. stanbul Üniversitesi, Deneysel T p Ara t rma Enstitüsü, Genetik Anabilim Dal, 2 Göztepe E itim ve Ara t rma Hastanesi, 3 Bak rköy E itim ve Ara t rma Hastanesi, 4 stanbul Üniversitesi. Cerrahpa a T p Fakültesi Pediyatrik Hematoloji, 5 stanbul Üniversitesi, stanbul T p Fakültesi Çocuk Hematoloji, 6 Okmeydan E itim ve Ara t rma Hastanesi. B-hücreli akut lenfoblastik lösemi (B-ALL), B lenfosit geli iminin erken safhas nda meydana gelen somatik genetik de i iklikler sonucu a r ço alma ile ortaya ç kan ve çocukluk ça nda yayg n olarak görülen bir lösemi tipidir. B-lenfositlerin olgunla mas kemik ili inde lenfoid progenitör hücrelerin farkl la mas ile meydana gelir. B hücre olu umu E2A (helix-loop-helix protein),ebf (early b cell factor) ve Pax5 (BSAP) gibi transkripsiyon faktörlerinin kontrolü alt ndad r Bir transkripsiyon faktörü olan PAX5; BLNK, CD9, LEF- ve immünoglobulin (Ig) genlerini düzenler ayr ca B hücre geli im ve farkl la mas nda önemli bir rol oynar. Hematopoetik kök hücreler ve progenitör hücrelerdeki kontrolsüz PAX5 ekspresyonu T hücrelerinin azl na, B hücrelerinin a r ço almas na neden olur. IgH-Pax5 alleli B hücresine özel genleri aktive ederek T hücre geli imini bask lar. Bu çal mada B-ALL hastalar nda (n=9), B hücre (Supb27,Nalm6,REH, Flep 4-4) ve T hücre (CEM, JURKAT, RPMI 8402) serilerinde, ayr ca kontrol grubu olarak sa l kl kemik ili i örneklerinde (n=0) kantitatif gerçek zamanl PZR ile PAX5 mrna düzeyleri incelenmi tir ve PAX5 gen mutasyonlar dhplc yöntemiyle taranm t r. Hastalar n %93 ünde kontrollere göre artm ekspresyon gözlemlenmi ve kontroller ile kar la t r ld nda anlaml farkl l k bulunmu tur (p=0,0). Ayr ca hastalar immünfenotiplerine göre 5 alt gruba (pro B, pre B, pre B büyük, Pre B küçük, immatür B) ayr larak mrna düzeyleri kar la t r lm t r. PAX5 mrna düzeyinin Pre B küçük evresine kadar git gide artan bir ekspresyon gösterirken immatür evreye geçi te azald gözlemlenmi tir. Alt gruplar n tümü kontrol kemik ili inden daha yüksek düzeyde anlat m gösterirken gruplar aras ekpresyon düzeylerinde anlaml bir fark bulunamam t r. Ayr ca beklendi i üzere, B hücre serilerinde artm PAX5 mrna anlat m gözlemi ancak T hücre serilerinde kontrollere göre azalma tespit edilmi tir. Doksan bir hastada PAX5 geni 5 UTR bölgesi mutasyonlar PCR-dHPLC yöntemi kullan larak taranm ancak herhangi bir varyasyona rastlan lmam t r. PAX5 geninin di er bölgelerinin mutasyon taramas devam etmektedir. Bu bulgular anormal PAX5 ekspresyon art n n B-ALL patogenezinde yeri olmakla birlikte, bu genin özellikle B hücre alt gruplar ndaki özgün art n n karakteristik bir belirteç olabilece i dü ünülmektedir. 37

4 B hücre geli imi B hücre altgruplar Bildiri: 3 Sözel No S033 KEMOTERAP S TAMAMLANMI AKUT LENFOBLAST K LÖSEM L ÇOCUKLARDA KEM K M NERAL YO UNLU- U VE R SK FAKTÖRLER N N SAPTANMASI. Adalet Meral Güne, 2 Erkan Can, 3 Halil Sa lam, 4 Ye im Özarda lçöl, Birol Baytan, Melike Sezgin Evim. Uluda Üniversitei Çocuk Hematoloji Bilim Dal, 2 Uluda Üniversitei Çocuk Sa l Anabilim Dal, 3 Uluda Üniversitei Çocuk Endokrinoloji Bilim Dal, 4 Uluda Üniversi Biyokimya Anabilim Dal, Bursa Kemoterapisi Tamamlanm Akut Lenfoblastik Lösemili Çocuklarda Kemik Mineral Yo unlu u ve Risk Faktörlerinin Saptanmas. Son dekadda kemoterapi yo unlu unun ve destek tedavilerinin artmas ile çocukluk ça akut lenfoblastik lösemilerinde ya am h zlar artm t r. Ancak bu art la, kemoterapi protokollerinin uzun süreli yan etkileri gibi yeni sorunlar olarak gündeme gelmi tir. Bu çal mada olgular n; Kemoterapi sonras büyümelerini Kemik mineral yo unluklar n Osteoporoza yatk nl k durumlar n Bunlar üzerinde etkili olabilecek faktörleri belirleyerek gerekli önlemlerin al nmas ile ya am kalitesinin artt r lmas amaçlanm t r. Gereç ve Yöntem: Ocak 995 ve Aral k 2003 y llar aras nda ALL tan s ile kemoterapilerini (ALL-BFM-95 protokolü) tamamlam 70 olgu çal maya al nd. Büyümenin De erlendirilmesi: - Çal maya al nan tüm hastalar n dosya kay tlar ndan tan tarihi, tan ya, tan an ndaki boy ve a rl k ölçümleri kaydedildi. 2- Çal ma s ras nda hastalar n vücut a rl klar ve boylar ölçüldü. 3- Tüm olgulara kemik ya n n hesaplanmas için sol el bilek grafileri çektirildi. 4- Büyüme h z cm/y l olarak belirtildi. Kemik Mineral Yo unlu u (KMY) De erlendirilmesi KMY, lomber bölgeden (L2-L4) Dual Enerji X-Ray Absorbsiyometri yöntemi ile bilgisayarl dansitometri cihaz kullan larak ölçüldü. Serum kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz, magnezyum, parathormon, tiroid fonksiyon testleri, IGF- ve 25(OH) D-vitamin düzeyleri çal ld. KMY de erlerine etkili olabilecek faktörler ara t r ld ; a. Kemoterapinin tamamlanmas ndan çal maya kadar geçen süre. b. Kranial radyoterapi c. Günlük kalsiyum al m d. Toplam steroid dozu e. Günlük fiziksel aktivite statiksel analiz için SPSS for Windows, version.0 kullan ld Sonuçlar: Toplam 70 çocuk (4 E,29 K) de erlendirilmeye al nd. Büyüme: Ortalama boy persentilinin tüm olgularda %53 den %46 ya geriledi i saptand (P>0.05). KMY: Otuz bir (%44) olguda osteoporoz, 29 (%42) olguda osteopeni saptan rken, 0 (%4) olgu normal bulundu. 8 (%2) olguda kemoterapiyi tamamlad ktan sonraki ilk 2 y l içinde k r k öyküsü vard. KMY için risk faktörleri. KMY ve z skoru ilk 2 y l içinde azal rken 2 y ldan sonra tekrar artt saptand. 2. Toplam 29 (%4) olgu kraniyal radyoterapi ald. Alan ve almayan grup aras nda fark yoktu. 3. Günlük kalsiyum al m ve KMY ve z skoru aras nda pozitif korelasyon saptand (CC=0.366, p<0.0) 4. Toplam steroid dozu ile KMY aras nda ili ki yoktu (p>0.05). 5. Azalm günlük aktivite ile z skoru aras nda negatif korelasyon bulundu (CC=-0,464, p<0.0). Serum IGF- ve 25(OH) vitamin D düzeyleri ya ve cinsiyet uyumlu kontrol grubuna anlam düzeyde dü ük saptand (p<0.05). Çal mam zda hastalar n %85 inde kemik mineralizasyon bozuklu u (osteopeni veya osteoporoz) saptand. KMY üzerine en etkili faktörün günlük kalsiyum al m oldu u saptand. Bu nedenle lösemi hastalar nda kalsiyum al m n n artt r lmas n n gereklili i ve D-vitamini ile desteklenmesinin önemli oldu u sonucuna var ld. Bildiri: 4 Sözel No S034 PED ATR K AKUT LENFOBLAST K LÖSEM DE MOD - F YE ST. JUDE TOTALXIIIA TEDAV PROTOKOLÜ SONUÇLARI: 0 YILLIK DENEY M. ule Ünal, Aytemiz Gürgey, Sevgi Yetkin, Fatma Gümrük, Murat Tuncer, Selin Aytac Elmas, Bar Ku konmaz, Erdem Karabulut, Mualla Çetin. Hacettepe Üniversitesi, Pediatrik Hematoloji Ünitesi, 2 Hacettepe Üniversitesi, Biyoistatistik Anabilim Dal, Ankara. Giri : Çocukluk ça akut lenfoblastik lösemilerinde (ALL) uygulanan protokollerden biri olan St. Jude Total XIIIA n n en önemli özelliklerinden biri tedavinin %80 inin ayaktan yap labilmesi, buna ba l olarak da hasta uyumunun yüksek ve tedavi maliyetinin dü ük olmas d r. Bu nedenle geli mekte olan ülkelerde de rahatl kla uygulanabilecek bir seçenektir. Ünitemizde bu protokolü alan hastalar n tedavi sonuçlar n ve sa kal m üzerine etki eden faktörleri incelemeyi amaçlad k. Yöntem: Ünitemizde y llar aras nda ALL tan s alan 32 pediatrik ve adolesan olgular retrospektif olarak incelenmi tir. Protokol Tablo de özetlenmi tir. Ünitemizde daha önceki protokolde indüksiyonda yüksek doz metilprednizolon (YDMP) kullan m ile ba ar l sonuçlar elde edildi inden bu protokolde de YDMP uygulamas na devam edilmi tir. Hastalar indüksiyonda -7. gün 20 mg/kg, 8-5. günler 0 mg/kg, günlerde 2 mg/kg po metilprednizolon alm t r. Bu nedenle protokol modifiye Total XIII olarak adland r lm t r. Sonuçlar: Hastalar n ortalama tan ya 76.2±49 ay (2-92) olup %64.4 ü erkektir. Hastalar n tan da 35 inde (%.2) santral tutulum bulunmaktad r. Protokol risk s n flamas na göre hastalar n %43.6, %23. ve %33.3 ü s ras yla dü ük, orta ve yüksek risk idame protokolleri alm t r. Hastalar n 5 y ll k toplam sa kal m (OS) %79.5±2.5 ve 5 y ll k olays z sa kal m (EFS) %77.2±2.9 olarak bulunmu tur. OS -0 ya aras ndaki 38

5 hastalarda anlaml olarak < ve >0 ya a göre daha iyi bulunmu tur (p<0.00). Yine yüksek risk grubunda OS anlaml olarak daha kötüdür (p<0.00). Geli beyaz küre say s, immünfenotip, cinsiyet ve tan da santral tutulumu OS üzerine etkili bulunmam t r. Multivariate Cox regresyonda < ya olmak 3 kat, yüksek risk grubunda olmak 2.2 kat mortaliteyi etkilemi tir. EFS üzerine ya, cinsiyet, risk grubu, geli beyaz küre, immünfenotip, santral tutulum etkili bulunmam t r. Tart ma: St Jude n orjinal Total XIIIA ile 5 y ll k OS si 83.0±2.9 ve EFS si 76.9±3.3 tür. Modifiye total XIIIA ile sonuçlar m z St Jude ile benzerdir. Protokolün daha çok ayaktan uygulanabilirli i tedavi sonuçlar n n bu derece iyi olmas nda etkili olmu olabilir. St Jude sonuçlar nda tan da santral tutulum olmas 5 y ll k EFS yi anlaml ekilde olumsuz yönde etkilerken, bizim sonuçlar m zda böyle bir ili ki bulunmamas indüksiyonda YDMP kullan m na ba l olabilir. Konvansiyonel doz steroid alan 30 vakal k bir grubu, YDMP ile kar la t ran ba ka bir çal mam zda YDMP alan grupta osteoporoz s kl yönünden fark bulunmam t r. YDMP alan hastalar m zda YDMP ile direkt ili kili olabilecek ciddi yan etkiler görülmemi tir. Tablo. Modifiye St Jude Total XIIIA Yüksek risk /orta* Dü ük risk ndüksiyon YDMP.VDA E+C YDMP.VDA E+C Konsolidasyon YDMTX+MP YDMTX+MP dame E+Cy MP+MTX MP+MTX MP+MTX MTX+C MP+MTX P+V+A a P+V E+Cy MP+MTX MP+YDMTX b MP+MTX E+C MP+YDMTX b P+V+A P+V Haftal k dönü ümlü Reindüksiyon PVDA - E+C YDMTX haftalar SSS TIT +KRT TIT P, prednizon; YDMP, yüksek doz metilprednizolon; V, vincristine; D, Daunorubicin; A, asparaginaz; C, sitarabin; E, etoposid; YDMTX, yüksek doz metotreksat; MP, merkaptopurin; Cy, siklofosfamid; MTX, metotreksat; SSS, santral sinir sistemi; TIT, Üçlü intratekal tedavi, KRT, yüksek riskli ya da tan da SSS tutulumu olan hastalara kranial irradiation *Orta riskte kranial radyoterapi verilmez; TIT say s azalt lm t r.aasparaginaz, idame 28. haftadan sonra kullan lmaz.bydmtx (2 g/m2), idame y ldan sonra kullan lmaz. Bildiri: 5 Sözel No S035 T-ALL OLGULARINDA NOTCH VE FBXW7 GEN MUTASYONLARININ ARA TIRILMASI. Yücel Erbilgin, Müge Ayd n Sayito lu, Özden Hat rnaz, 2 Cem Ar, 3 Ömer Do ru, 4 Gönül Aydo an, 7 Çetin Timur, 5 Lebriz Yüksel Soycan, 6 Sema Anak, 6 Leyla A ao lu, 3 nci Y ld z, U ur Özbek. stanbul Üniversitesi, Deneysel T p Ara t rma Enstitüsü Genetik Anabilim Dal, 2 stanbul Üniversitesi. Cerrahpa a T p Fakültesi ç Hastal klar Anabilim Dal Yeti kin Hematoloji, 3 stanbul Üniversitesi. Cerrahpa a T p Fakültesi Pediyatrik Hematoloji Bilim Dal, 4 Bak rköy Do um Evi Kad n ve Çocuk Hastanesi, 5 Türkiye Bfm Çal ma Grubu, 6 stanbul Üniversitesi. stanbul T p Fakültesi Pediyatrik Hematoloji Bilim Dal, 7 Göztepe E itim ve Ara t rma Hastanesi, stanbul T-hücreli akut lenfoblastik lösemi (T-ALL) timositlerin habis bir hastal d r. T-ALL patogenezinde bir dizi somatik genetik bozukluk tan mlanm olmakla beraber, tedavi aç s ndan klasik klinik belirteçlerin önüne geçilememi tir. NOTCH ve/veya FBXW7 mutasyonlar T-ALL de tan mlanm en s k mutasyonlard r ve NOTCH yola n n etkin hale geçmesine neden olurlar. NOTCH sinyalindeki bir art normal olmayan T-hücre farkl la mas na ve olgunla mam T-hücre öncüllerinin artmas na neden olur. S çanlarda yap lan çal malarda NOTCH yola n n, T-hücreli akut lenfoblastik lösemilerin tetiklenmesinde etkili oldu u gösterilmi tir. laveten, Notch sinyali iyi bir tedavi hedefi olmas yla beraber NOTCH mutasyonlar tedaviye erken cevap ve uzun süreli prognoz, FBXW7 mutasyonlar ise -sekretaz önleyicilerine direnç ile ili kili bulunmu tur. Bu çal mada, T-ALL hastalar nda NOTCH ve FBXW7 mutasyonlar n n tan mlanmas ve bu mutasyonlar n prognozla olan ili kilerinin ara t r lmas hedeflendi. T-ALL hastalar n n (n=69) tan s ras nda al nan kemik ili i/periferik kan örneklerinden total RNA izolasyonunu takiben random primerler ve revers transkriptaz enzimi ile cdna sentezi yap ld. Sonras nda, NOTCH ve FBXW7 genlerinin mutasyon için s cak noktalar PZR yöntemi ile ço alt ld ve denatüre edici yüksek performans s v kromotografisi ne (dhplc) uygun s lar girilerek yüklendi. DHPLC de farkl l k gösteren örnekler çift yönlü dizilemeye gönderildi. Dizilemler sonucunda n=69 T-ALL hastas n n %2 inde (n=4) NOTCH mutasyonu, %6 s nda (n=4) FBXW7 mutasyonu gözlendi. Sadece hastada hem NOTCH hem FBXW7 mutasyon varl tespit edildi. Hastalarda, NOTCH mutasyonlar fonksiyon kazan m na yol açarken, FBXW7 mutasyonlar FBXW7 nin NOTCH ve MYC üzerindeki bask lay c etkisini ortadan kald rarak T-ALL geli imine katk da bulunur. NOTCH mutasyonlar dü ük lökosit de eri ve 33. gün hematolojik cevap ile ili kili bulundu. Mutasyon ta yan hastalarda sa kal m oran n n yüksek olmas NOTCH mutasyonlar n n iyi prognostik belirteç olabilece ini dü ündürmektedir. T-ALL hastalar nda, NOTCH yola nda görülen bozukluklar n tan mlanmas ile T-hücre patogenezine k tutulabilecek ve hastal n prognozuna yönelik yeni hedef tedavi yöntemlerinin geli tirilmesine olanak sa lanacakt r. 39

6 Bildiri: 6 Sözel No S036 PH(+) AKUT LENFOBLAST K LÖSEM : TEK MERKEZ DENEY M. Sinem Civriz Bozda, ule Mine Bakanay, Pervin Topçuo lu, Nahide Konuk, Osman lhan, Meral Beksaç, Mutlu Arat, Muhit Özcan, Önder Arslan. Ankara Üniversitesi T p Fakültesi, Hematoloji Bilim Dal. Philadelphia kromozomu (Ph), eri kin akut lenfoblastik lösemi (ALL) hastalar n n %20-30 unda görülen en s k sitogenetik anomalidir. Ph(+) ALL hastalar n n genel sa kal m %0 kadar olup, Ph (-) olanlara göre oldukça dü üktür. matinib mesylate ( M) kullan m ile remisyon oranlar nda art la birlikte sa kal m süreleri üzerine olumlu yan tlar bildirilmektedir. Biz de klini imizde Haziran 2004-Eylül 2008 tarihleri aras nda tan alm konvansiyonel sitogenetik ile Ph (+) ve/veya moleküler yöntem ile bcr-abl translokasyonu saptanan yeti kin ALL olgular m z de erlendirdik. Amac m z, Ph(+) yeti kin ALL olgular nda hematolojik ve moleküler yan t oranlar n ve beraberinde sa kal m olas l klar n de erlendirmektir. Hastalar: Ortanca ya 40 (da l m 25-59) y l olan toplam 9 hasta (3 K/6 E) geriye dönük olarak de erlendirmi tir. Hastalar n biri d nda (T-ALL) hepsindeki immunfenotiplemesi pre-b ALL idi. Sonuçlar: Hastalar n ço unlu una (3/9) ilk s ra tedavide hypercvad tedavisi verilmi tir. On hastada ilk s ra tedavi ile birlikte M kullan lm t r. Hastalar n %68,4 ünde (n=3) ilk s ra tedavi sonras hematolojik tam yan t elde edilir iken, %56,3 ünde (n=9) moleküler tam yan t saptanm t r. Moleküler tam yan tl hastalar n yakla k yar s ndan fazlas nda (%55,5) ilk s ra tedavileri imatinib mesylate ile birlikte verilmi tir. lk s ra tedaviye yan t vermeyen hastalar n (n=7) biri d nda hepsi 2 s ra tedavilere de dirençli oldu u görülmü tür. Çal ma grubumuzdaki 0 hastaya allojeneik hematopoetik kök hücre nakli yap lm t r. Kök hücre kayna olarak 8 hastada HLA uygun karde vericiden periferik kök hücre, 2 sinde ise akraba d kordon kan kullan lm t r. Transplantasyon öncesi 6 hasta hematolojik ve 4 hasta moleküler remisyonda iken, 4 hastada dirençli hastal k vard. Hastalar n tamam de erlendirildi inde iki y ll k toplam sa kal m olas l %4,6±3,2 idi. lk s ra tedavi ile birlikte M kullan l m n n 2 y ll k sa kal m olas l n art rd saptand (%58,3±8,6 kar %20,6±6,6, p=0,460) ( ekil). Sonuçta, Ph+ ALL olgular m zda sa kal m sonuçlar m z n özellikle tirozin kinaz inhibitörlerinin kullan ma giri i ile uzad görülmektedir. Ancak uzun dönem sonuçlar için daha fazla say da olgu içeren randomize çal malara ihtiyaç vard r. Bildiri: 7 Sözel No S053 M KRO D Z L M TEKNOLOJ S N N, T-HÜCREL AKUT LENFOBLAST K LÖSEM HASTALARININ GEL M EVRE- LER NE GÖRE SINIFLANDIRILMASI VE GEN ANLATIMI PROF LLER N N SAPTANMASINDA KULLANIMI. Özden Hat rnaz, Müge Sayito lu, Yücel Erbilgin, 2 nci Y ld z, 2 Tiraje Celkan, 3 Lebriz Yüksel, 4 Gönül Aydo an, 2 Ömer Do ru, 4 Zafer Salc o lu, 5 Ömer Devecio lu, 5 Leyla A ao lu, U ur Özbek. stanbul Üniversitesi, Deneysel T p Ara t rma Enstitüsü, Genetik Anabilim Dal, 2 stanbul Üniversitesi, Cerrahpa a T p Fakültesi, Pediatrik Hematoloji Onkoloji Bilim Dal, 3 Türk Bfm Çal ma Grubu, 4 Bak rköy Do umevi Kad n ve Çocuk Hastanesi, Pediatri Bölümü, 5 stanbul Üniversitesi, stanbul T p Fakültesi, Pediatrik Hematoloji Bölümü, stanbul. T-lenfosit hücreleri, kemik ili i veya fetal karaci erde pluripotent prekürsör hücrelerden köken al r, ilgili sinyal mekanizmalar ile uyar larak timusa göç eder ve geli imlerini burada tamamlarlar. Çocukluk ça lösemilerinin 0-5 ini olu turan T-ALL hastal, T-hücrelerinin habis dönü ümü sonucu ortaya ç kar ve yüksek riskli hastal k gurubunda yer al r. Yap lan çal malarda T-ALL geli iminde, çok say da sinyalizasyon mekanizmas n n rol oynad bildirilmi tir. Geni kapsaml çal malara ra men T-ALL hastal için öne ç kan belli bir sinyalizasyon mekanizmas ya da hedeflenmi bir gen bulunmamaktad r. Bu veriler nda, çal mam zda T-ALL hastal n n gen anlat m profillerini ç karmak amac yla 33 pediatrik hastada (.3-6 y l); tam timus dokusu ve tam timus dokusundan elde edilmi farkl timosit altgruplar nda(sp4, SP8, ISP, DPCD3+/CD3-,DPCD3-) mikrodizilim analizleri gerçekle tirildi. Tüm hasta ve kontrol örnekleri bilgilendirilmi onam formlar imzalat larak çal maya kat lm t r. Daha sonra bu dokular homojenize edilerek havuz olu turulmu ve T-hücrelere özel yüzey i aretleri kullan larak timosit altgruplar ak m sitometresi yöntemi ile seçilmi tir. Hasta ve kontrol örneklerinden total RNA ayr t r lmas n takiben, cdna ve crna sentezi gerçekle tirilmi, elde edilen crna örnekleri biotin ile i aretlenerek k sa parçalara ayr t r lm ve gerekli boyama ve y kama a amalar n n sonunda GeneChip HU-33 Plus2.0 (Affymetrix,USA) mikrodizilim yongas (mikroarray chip) ile hibridize edilmi tir. Örnekleri ta yan yongalar, GeneChipScanner3000 (Affymetrix,USA) cihaz ile taranm t r. Veri analizleri R taban nda çal an affylmgui ve BRB Array Tools 3.7. programlar kullan larak yap lm t r. Sonuç olarak tam timus dokusu ve timosit altgruplar geli im evrelerine göre, erken dönem hücrelerden olgun hücrelere do ru s ralanm t r. Hastalar ise iki farkl kolda da l m göstermi, bir kolda hücre geli iminin erken döneminde klon geli en hastalar yer al rken, di er kolda daha ileri evrelerde klon geli en hastalar yerle mi tir. Erken dönem hastalar n n gen anlat m profilleri ise hem kontrol gruplar ndan hem de daha ileri evre hastalar ndan büyük farkl l k göstermektedir. Ayr ca yap lan analizler neticesinde 254 gen seti aras ndan 24 gen seti hasta ve kontroller aras nda istatistiksel olarak farkl bulunmu tur. Bu gen setlerinin daha geni kapsaml hasta gruplar nda e zamanl say msal PZR yöntemi ile incelenmesi halen devam etmektedir. Ayr ca kontrol olarak kullan lan farkl geli im evrelerine sahip timosit alt guruplar n n gen anlat m paternlerinin bu alt guruplarla uyumlu oldu u ve ayn ili kilendirmenin hastalar aç s ndan da yap labilece i görülmü tür. Sonuçlar m z mikro dizilim teknolojisinin, ayn anda çok say da geni inceleme olana sa layarak, pediatrik T-ALL etyolojisinde rolü olan gen ya da gen ailelerinin ortaya ç kar lmas nda kullan labilece ini ve hastalar n geli im evrelerinin bu yöntemle belirlenebilece ini göstermi tir. 40

7 T-ALL hastalar ve timosit altgruplar n n kümelendirme ve s haritas sonuçlar Deneysel Hematoloji/ Gen Tedavisi / Rejeneratif Tıp/ Hücresel Tedaviler Bildiri: 8 Sözel No S09 K FARKLI TEKN K (KONVANS YONEL VE GRAD - YENT) LE ZOLE ED LM SIÇAN KEM K L KAY- NAKLI MEZENK MAL KÖK HÜCRELER N MMUNOFE- NOT P K, ÇO ALIM VE APOPTOZA D RENÇ ÖZELL K- LER N N KAR ILA TIRILMALI OLARAK NCELENME- S. Erdal Karaöz, Alparslan Okçu, Ayça Aksoy, Selda Ayhan, P nar Çetinalp Demircan, Gülçin Gacar. Kocaeli Üniversitesi, Kök Hücre ve Gen Tedavileri Ara t rma ve Uygulama Merkezi. Günümüzde hücresel tedavi uygulamalar na aday temel kök hücre kayna kemik ili i kaynakl kök hücreleridir. Kültür kaplar nda kültüre edildikleri zaman, h zla plastik kültür kab na yap an hücreler olarak bilinen ve günümüzde mezenkimal kök hücreleri (MKH) olarak adland r lan hücreler ise bu amaçla üzerinde en çok çal - lan gruptur. Deneysel çal malarda kemiricilerin uzun kemiklerden elde edilen kemik ili i (K ) aspiratlar ndan MKH ayr t r lmas için genel olarak ard k santrifüjleme (konvansiyonel) yöntem kullan lmaktad r. Bununla birlikte, literatürde s kl kla homojen hücre toplulu u elde edilemedi ine ili kin veriler yay mlanmaktad r. Konvansiyonel yöntem ile elde edilmi MKH ler ile gerçekle tirilen ara t rmalarda CD45+CD34- gibi baz alt-tip MKH leri tan mlanmaktad r. Bu nedenle, kemirici K aspiratlar ndan konvansiyonel ve gradiyent yöntem ile elde edilmi MKH lerin ço al m, immunofenotipik ve apoptoza özelliklerini kar la t rmal olarak ara t rmay amaçlad k. Uygun yöntemlerle ayr t r lm s çan kemik ili i aspiratlar ndan ard k santrifüjleme (300g, 0 dak. X3) yöntemiyle elde edilen hücre peletleri do rudan kültür kab na ekildi (%5 FBS ve % antibiyotik içeren MEM besiyerinde) ve MKH lerin yap ma özelliklerinden yararlan larak alt-kültürleme i lemlerine devam edildi. kinci yöntemde ise, kemik ili i aspiratlar PBS ile seyreltildi ve yo unlu u.077 gr/ml olan histopaque üzerine tabakaland r ld ktan sonra 800 rpm de 20 dak. ayr t r ld ve hücreler kültür kaplar na ekildiler. Her alt-kültür sonras nda ak m sitometri cihaz nda CD29, CD45 ve CD90 yönünden incelendiler. Yüzey/ sitoplazmik antijenik özelliklerini ortaya koymak için Tablo- deki antikorlar kullan larak immuhistokimyasal boyamalar gerçekle tirildi. Hücre ço al m kapasitelerini test etmek için, 4, 7,, 4, ve 7. günlerde MTT testi uyguland. Apoptoz deneyleri için 90 dak. süreyle 2 mmol/ l H2O2 içeren besiyerinde kültüre edildiler ve Annexin-V- FITC (Apoptosis Detection Kit) ile ak m sitometri ayg t nda de erlendirildiler. mmunohistokimyasal ( HK) çal malar n sonuçlar Tablo de verilmi tir. ki farkl teknikle izole edilen MKH ler benzer immun reaksiyonlar göstermekle birlikte, gradiyent yöntemle elde edilen hücreler daha net boyanma da l mlar (membran, sitoplazmik, çekirdek reaksiyonu gibi) gösterdi. Konvansiyonel yöntemle elde edilen hücrelerde P30 dan itibaren ak m sitometride CD45 ekspresyonlar gözlenirken, gradiyent yöntemde P50 e gözlenmedi. Gradiyent yöntem hücreleri 7. güne kadarki süreçte anlaml olarak daha yüksek ço al m kapasitesine sahipti (p<0.05). Apoptoz deneylerinde ise, konvansiyonel yöntemle elde edilen hücrelerde geç apopitotik dönem daha fazla (p<0.05) ve canl hücre oranlar ise daha az (p<0.05) idi ( ekil ). Sonuç olarak, primer kültürde saf hücre topluluklar n elde edilmesi, ilerleyen alt-kültürlerde in vitro maturasyonu engellemesinin yan nda, artm ço al m kapasitesi ve apoptoza direnç özellikleri yönünden önemlidir. Tablo. Belirteç Hücre Tipi sk -MKH (Gradiyent) sk -MKH (Konvansiyonel) mmunoreksiyon mmunoreksiyon CD 3/ PECAM- (M-20) + + CD 34 (C-8) + + CD 45 (H-230) + + CD 7 (K-20) + + CD05/Endoglin (M-20) + + c-fos (4) + + Kollagen II Ab-2 (2B.5) + + Kollagen Ia (D-3) -/+ + - Tubulin (KMX-) + + Nestin (Rat-40) + + Vimentin (C-20) + + Desmin (H-76)Desmin Ab (D33) + + Fibronektin (EP5) + + -Düz KasAktin Ab- + + Aktin (C-2) + + MyoD (4H207) + + Myosin IIa (A4.74) + + Myogenin Ab- (F5D) + + MAP 2a,b Ab-2 (AP20) + + GFAP Ab + + 3Tubulin (2Q2) + + NSE/ Enolase + + HNK-ST (E-20) + + Osteokalsin (FL-00) + + Osteonektin (SPARC)SPARC (H-90).+.+ Osteopontin (AKm2A) + + BMP-2 (N-4) + + BMP-4 (N-6) + + 4

8 Bildiri: 9 Sözel No S020 KEM K L KÖKENL MEZENK MAL KÖK HÜCRE- LER N NSÜL N-ÜRETEN HÜCRELERE FARKLILA MA POTANS YEL. Erdal Karaöz, Ayça Aksoy, Zehra Seda Genç, Alparslan Okçu, Selda Ayhan, Gülçin Gacar. Kocaeli Üniversitesi, Kök Hücre ve Gen Tedavileri Ara t rma ve Uygulama Merkezi. Tip diyabetin gelecekte olas kök hücre kaynakl tedavilerinde kullan lmak üzere kolay elde edilebilir ve otolog nakillerde kullan labilecek bir kaynak olmalar nedeniyle kemik ili i kök hücreleri (K -KH) deneysel çal malarda s kl kla kullan lmaktad r. Özellikle, son zamanlarda hematopoezi indüklemede i lev gören ve in vivo ve in vitro çal malarla aralar nda kas, k k rdak, kemik, sinir, karaci er, kalp, beyin, adipoz doku, böbrek, akci er ve ba rsaklar n da oldu u çe itli hematopoietik olmayan dokular n parankimal hücrelerine farkl la t klar gösterilen mezenkimal kök hücre (MKH) ler üzerinde odaklan lm t r. mmunomodülatör özellikleri, tümör olu turma olas l klar n n azl,yüksek ço al m kapasiteleri ve kolay elde edilebilir bir kaynak olmalar nedeniyle tip diyabetin hücre esasl tedavilerinde kullan lacak önemli aday kök hücre kayna olmu tur. Bu nedenle, çal mam zda s çan kemik ili inden (sk -) elde etti imiz MKH lerin in vitro ko ullarda insülin üreten hücre farkl la ma potansiyelini ortaya koymay amaçlad k. Bu amaçla, s çan uzun kemik ili i aspiratlar ndan gradiyent yöntemle izole etti imiz ve immunofenotipik, immunogenotipik karakterizasyon çal malar n tamamlad m z MKH leri (pasaj 3) pankreatik adac k hücrelerine farkl la ma deneyine ald k. Alt kuyucuklu plakalar n her kuyucukta %80 konfluensiye ula ld nda hücreler %5 FBS içeren H-DMEM (25 mmol/l glukoz) besiyerinde 4 gün süreyle kültüre edildiler. Sonraki 7 gün süreyle besiyerine 0 mmol/l nikotinamide ve son 7 gün için 0 nmol/l exendine-4 eklenerek kültür i lemi devam ettirildi. n vitro farkl la t rma deneyinin tamamlanmas ndan sonra, immunofenotipik ve gen ekspresyon çal malar yap larak sk -MKH lerden adac k hücre farkl la mas n n ba ar l p/ba ar lmad ara t r ld. mmunohistokimyasal yöntemlerle gerçekle tirilen immunofenotipleme çal malar sonucunda, insülin, glukagon, somatostatin ve Glut- 2 için pozitif immun reaksiyon veren hücreler ve/veya adac k benzeri hücre kümeleri tespit edildi. Real Time- PCR ile gerçekle tirilen gen ekspresyonu çal malar nda farkl la m MKH ler insulin, glukagon, somatostatin ve pankreatik duodenal homebox- gen ekspresyonlar gösterdi. Farkl la m ve farkl la mam MKH ler ile gerçekle tirilen insulin salg lama deneylerinde farkl la m MKH ler dü ük (5 mm) ve yüksek (25 mm) glikoz uyar mlar na yan t vermi ve insulin salg lam lard r. Sonuç olarak, kemik-ili i kökenli MKH lerin i levsel adac k veya beta-hücrelerine farkl la mas n n ba ar ld ve tip diyabetin kök hücre esasl deneysel tedavilerinde kullan labilecek bir kaynak oldu u kan s na var lm t r. Bu çal ma TÜB TAK taraf ndan desteklenen 07S276 nolu proje kapsam nda gerçekle tirilmi tir. Bildiri: 0 Sözel No S02 NSAN D PULPASI KAYNAKLI MEZENK MAL KÖK HÜCRELER N A549 ( NSAN KÜÇÜK HÜCREL OLMA- YAN AKC ER KANSER ) HÜCRE D Z S ÜZER NE S TOTOKS K ETK S N N ARA TIRILMASI: ÖN ÇALI - MA VER LER. Gülçin Gacar, P nar Çetinalp Demircan, Ayla Eker Sar boyac, 2 Seval Korkmaz, Erdal Karaöz. Kocaeli Üniversitesi Kök Hücre ve Gen Tedavileri Ara t rma Uygulama Merkezi, 2 Fargem (farmasötik Ara t rma Geli tirme Merkezi) A.. Düzce. MKH ler ba ta T- ve B- hücreler olmak üzere ba kl k sisteminin di er üyeleri NK-hücreleri, dendritik hücreler ve makrofojlar üzerinde uyaran/bask layan etkiler ile ba - kl k yan tlar n düzenleyebilmektedir. Günümüzde birçok solit organ tümörlerinin geli iminden kök hücreler sorumlu tutulmaktad r ve kanser kök hücresi kavram birçok bilim insan taraf ndan kabul görmü tür. Doku ve/veya organlarda yerle ik eri kin kök hücrelerin tümör hücrelerin yay lmas nda önemli rol oynayan yeni damarlar n olu umuna katk sa lad klar na da inan lmaktad r. Yak n zamanlarda ise kanser ve kök hücre ili kisine yeni boyutlar kazand ran çal malar yay mlanmaya ba lam t r. MKH lerin uyar lm ba kl k hücreleri (T- ve B-hücreleri) üzerindeki ço al m bask lay c özelliklerine benzer olarak do rudan ba k yan tlay c (immun efektör) hücreler olduklar ve kanser hücreleri üzerine sitotoksik etkilere sahip olduklar na ili kin raporlar mevcuttur. Malign glioma hücrelerine kar canl d ko ullarda MKH lerin sitotoksik etkisi ara t r lm ve uyar lm MKH lerin hedef kanser hücrelerinde apoptozu uyard tespit edilmi tir. Uyar lm MKH lerce salg lanan baz sitokinlerin (IL-4 ve IFN-gama gibi) apoptozda rol oynad ileri sürülmü ve efektör hücrelerde apoptoz ile ili kili gen aktivasyonlar nda art belirlenmi tir. Biz de çal mam zda, insan gömük yirmi ya di pulpas kaynakl (idp-) MKH lerin canl d ko ullarda A549 (insan küçük hücreli olmayan akci er kanseri) hücre dizisi üzerine sitotoksik etkilerinin olup/ olmad n çe itli deneysel araçlar kullanarak göstermeyi amaçlad k. Bu amaçla, idp den enzimatik sindirme yöntemiyle ayr t rd m z ve pasaj 3 teki CD3, CD44, CD90, CD46 ve CD66 için pozitif, CD3, CD8, CDb, CD4, CD5, CD9, CD33, CD34, CD45, CD7 ve HLA-DR için negatif ekspresyon gösteren MKH leri kulland k. A549 hücre dizisi pasaj 3 teki MKH ler ile do rudan olmayan ortak kültür sistemine al nd lar. Bu amaçla, 2 kuyucuklu plakalar n taban na MKH ler (00.000)ekildi ve yap ma- 42

9 lar için 2 saat süreyle beklenildi. 0.4 mikron çap nda ara-bölüm (transwell insert) ler kuyucuklara yerle tirildi ve her kuyucu a (00.000) A549 hücreleri yerle tirildi (: oran nda), 24 ve 72 saat süreyle izlendi. Her zaman dilimi sonras, ara-bölümün üst k sm ndaki A549 hücre dizisi için canl l k/ço al m kapasitesi MTT yöntemiyle ve apoptoz düzeyleri ise ak m sitometri ayg t nda AnnexinV-PI boyamas sonras de erlendirilerek yap ld (her deney 3 defa tekrarland ). 72 saatlik do rudan olmayan ortak kültür deneyleri sonucunda, MKH lerin A549 hücre dizisi üzerinde ço al m engelledi i (p<0,05), ancak apoptoz aç s ndan fark olmad n tespit ettik ( ek.-2). Sonuç olarak, idp- MKH lerin canl d ko ullarda A549 hücre dizisi üzerinde sitotoksik etkiler olu turabildi ine ili kin ilk veriler, gelecekte farkl konsantrasyonlarda (:4, :8 gibi) MKH lerin kullan lmas ve ileri moleküler düzeyde daha kapsaml çal malar n yap lmas gereklili ini ortaya koymu tur. alfa-düz kas aktin, beta tubulin, vimentin, fibronektin, nestin, tip I ve II kollagen, c-fos, betaiii-tubulin, gammaenolaz, MAP2a,b, miyogenin, miyoziniia, desmin, osteopontin, osteonectin, osteokalsin, BMP-2 ve BMP-4 için pozitif; CD3, CD34, CD45, CD7, MEPE ve MyoD için negatif immune reaksiyon gösterdikleri tespit edildi. Tüm bu protein düzeyindeki ekspresyonlar RT-PCR ile gen düzeyinde onayland. mmunofenotipik özelliklerine göre kordon kan ndan elde etti imiz hücrelerin K -MKH ler ile benzer özelliklere sahip oldu unu saptad k. Sonraki, telomeraz enzim aktivitesi tayini, ço al m kapasiteleri (MTT ile;, 4, 7,, 4 ve 7. günler için), embriyonik gen ekspresyonlar (Oct4, Nanog, Rex-, FoxD3 ve Sox- 2) ve farkl la ma çal malar (osteojenik, adipojenik, miyojenik ve nörojenik) ile karakterizasyon çal malar tamamland. Her iki hücre dizisi de pluripotent özelli in bir belirteci olarak kullan lan ve kendini yenilemeden sorumlu transkripsiyon faktörlerini ba ta Oct4 olmak üzere Nanog, Rex-, FoxD3 ve Sox-2 yi eksprese ettiler. Bununla birlikte, sahip oldu u yüksek telomeraz aktivitesine ko ut olarak KK-MKH leri K -MKH lerine oranla daha yüksek ço al m potansiyeli gösterdi. Sonuç olarak, KK-MKH lerin sahip olduklar yüksek telomeraz enzim aktivitesi, ço al m potansiyeli ve kolay elde edilebilir bir kaynak olmalar nedeniyle yenileyici t p amaçl kullan labilecek önemli bir kaynak oldu unu dü ünmekteyiz. Bildiri: Sözel No S054 KORDAN KANI KÖKENL MEZENK MAL KÖK HÜCRE- LER N N V TRO KO ULLARDA KARAKTER ZASYONU VE PLUR POTENT ÖZELL KLER. Selda Ayhan, Zehra Seda Genç, Alparslan Okçu, Gökhan Duruksu, Eray Çal kan, Erdal Karaoz. Kocaeli Üniversitesi, Kök Hücre ve Gen Tedavileri Ara t rma ve Uygulama Merkezi, 2 Kocaeli Üniversitesi, Kad n Hastal klar ve Do um Anabilim Dal. Kemik ili i (K ) kaynakl mezenkimal kök hücrelerin yüksek ço al m ve farkl la ma yetenekleri önceki birçok çal mada gösterilmi tir. Buna ra men bireyin ya lanmas yla beraber bu hücrelerin ço al m ve farkl la ma kapasiteleri dü mektedir. Bu nedenle, yenileyici (rejeneratif) t p ara t rmalar alternatif kaynaklar aramaya yönelmi tir. Geçti imiz yüzy lda kordon kan nda hematopoietik kök hücrelerin yan s ra mezenkimal kök hücrelerinde varl n n gösterilmesiyle beraber kordon kan kaynakl mezenkimal kök hücreleri (KK-MKH) üzerinde gerçekle tirilen çal malar h z kazanm t r. KK-MKH lerin daha genç olmalar (fetal dönemi temsil etmeleri nedeniyle) ve elde edili kolayl gibi özelliklerinden dolay K -MKH lerine alternatif bir kaynak olabilece i dü üncesi birçok otörce kabul görmektedir. Çal mam zda, do um evresi tamamlanm plasentalardan (n=5) elde edilmi KK-MKH lerin ço al m, immunofenotipik, immunogenetik ve çoklu-farkl la ma özelliklerini K -MKH leri ile kar la t rmal olarak incelemeyi amaçlad k. Gradiyent yöntemle ayr t rd m z KK-MKH leri in vitro ko ullarda pasaj 3 e kadar kültüre ettikten sonra karakterizasyon i lemleri gerçekle tirildi. mmunofenotipik karakterizasyon çal malar için ak m sitometri ayg t nda bu hücreler CD3, CD44, CD90, CD46 ve CD66 için pozitif reaksiyon verirken, CD3, CD8, CDb, CD4, CD5, CD9, CD33, CD34, CD45, CD7 ve HLA-DR için negatif idi. mmunohistokimyasal çal malarla, bu hücrelerin CD44, CD05, CD46, aktin, ekil. Pasaj 3 teki KK-MKH lerin alpha-düz aks aktin(a), CD7(B), beta aktin (C), GFAP (D), Nestin (E), osteopontin (F), Vimentin (G) ve fibronektin (H) için immunreaksiyonlar izlenmekte. 43

10 Hematolojik Malignitelerde Sitogenetik ve Moleküler Biyoloji / Immunofenotipleme Bildiri: 2 Sözel No S022 MAT N B K562 KRON K M YELO D LÖSEM HÜC- RELER NDE APOPTOZUN YANISIRA ATG5 VE ATG6 GENLER N N N EKSPRESYONUNU ARTTIRARAK OTO- FAJ Y TET KLEMEKTED R. Yusuf Baran, Geylani Can, Hüseyin Atakan Ekiz, 2 ermin Genç. zmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Fen Fakültesi, Fen Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Gülbahçe Kampüsü, Urla, zmir, 2 Dokuz Eylül Üniversitesi, T p Fakültesi, Nöroloji Bölümü, Narl dere, zmir. Kronik Miyeloid lösemi (KML) 9. ve 22. kromozomlar aras nda gerçekle en translokasyon sonucu olu an hematolojik bir malignitedir. Bu translokasyon sonucu olu an BCR/ABL proteini hücrede büyüme, bölünme, migrasyon, adhesyon ve farkl la ma gibi birçok önemli olay kontrol eder. Son y llarda geli tirilmi en önemli kimyasal ajanlardan biri olan imatinib, özel olarak BCR/ ABL nin ATP ba lanma bölgesine yerle erek BCR/ABL nin ileri hedeflerini fosforlamas n engellemektedir. Otofaji önemli hücresel olaylardan biri olup, hücresel bile enlerin lizozom benzeri veziküllerle (otofagozom) y k lmas n n sa land bir süreçtir. Otofaji programlanm hücre ölümü, homeostasinin sa lanmas ve kimyasal veya besin stresine kar direnç geli tirilmesinde önemli rollere sahiptir. Otofagozomlar n olu mas nda ATG (autophagy related homolog) gen ailesi önemli roller üstlenirler. Bu genlerden en önemlileri ATG5 ve ATG6 d r. LC3 de otofajik süreçte aktifle en ve protein ürünü otofagozomlar n yap s na kat lan genlerden biridir. Bu çal mada, imatinibin bilinen BCR/ABL inhibisyonu ile apoptozu tetiklemesinin yan s ra, KML ye model Philadelphia pozitif K562 hücrelerinde otofaji üzerine etkileri ara t r lm t r. matinibin IC0 (hücrelerin %0 unu öldüren ilaç dozu) de eri XTT hücre proliferasyonu analiziyle belirlenmi tir. Artan dozlarda imatinib uygulanan K562 hücrelerinde ATG5, ATG6, LC3 ve pozitif kontrol olarak kullan lan Beta Aktin genlerinin ekspresyon düzeyleri reverse-transcriptase PCR ve real-time PCR yöntemleri ile incelenmi tir. PCR yöntemi ile elde edilen verilerin do rulanmas amac ile ayn hücrelerde LC3, ATG6 ve Beta Aktin genlerinin protein düzeylerindeki de i imler western blot yöntemi ile tespit edilmi tir. XTT hücre ço alma grafi inden imatinibin IC0 ve IC50 de erlerinin - ve 240 nm olarak hesaplanm t r. matinib uygulanmayan kontrol grubu hücrelerle kar la t r ld nda, 0.-, - ve 0 nm imatinibe 72 saat boyunca maruz b rak lan K562 hücrelerinde, ATG5 veya ATG6 genlerinin ekspresyon düzeylerinde.55,.50 ve.7 veya.25,.67 ve.84 kat art lar oldu u reverse transcriptaz PCR ve ATG6 geninde.29,.36 and 2.42 kat art lar oldu u Real-Time PCR yöntemleri ile ayr ayr gösterilmi tir. Öte yandan, -, 0- ve 00 nm imatinib uygulanan K562 hücrelerinde otofajinin aktifle ti ini gösteren LC3 veya ATG6 genlerinin protein düzeylerinde.23-, ve veya.36, 2.86 ve 2.05 katl k önemli art lar tespit edilmi tir. Bu çal ma ile ilk defa imatinibin KML hücrelerinde otofajiyi ATG5, ATG6 ve LC3 genleri üzerinden tetikledi i gösterilmi tir. Bu veriler otofaji ve Ph(+) KML hücreleri aras ndaki ili kiyi göstermek aç s ndan önem ta maktad r. Öte yandan, elde edilen bu sonuçlar imatinibin BCR/ABL pozitif lösemilerin d nda kullan m na mekanistik olarak bir aç klama getirmektedir. Daha da önemlisi imatinibin, otofajiyi tetiklemesinden ötürü, otofajiyle ilgili hastal klar n ve agresif kanserlerin tedavisinde kullan m n n önünü açabilecektir. Bildiri: 3 Sözel No S023 RAPAM S N MYELO D LÖSEM HÜCRE HATLARINDA M-TOR ÜZER NDEN METOTREKSAT DUYARLILI INA ETK L D R. Fahri ahin, 2 Ç r Biray Avc, 2 Cumhur Gündüz, 2 Sunde Y lmaz, 2 Yavuz Dodurga, 2 Zeynep Özlem Do an, 2 Müsteyde Yüceba, Güray Saydam. Ege Üniveristesi T p Fakültesi Hematoloji Bilim Dal, 2 Ege Üniversitesi T p Fakültesi T bbi Biyoloji Anabilim Dal. Antimetabolit grubunda yer alan metotreksat, hücre içinde dihidrofolat reduktaz (DHFR) enzimine ba lanarak enzimi bloke eder ve tetrahidrofolat sentezini inhibe eder. Hematolojide lenfoma ve lenfositik lösemi tedavisinde kullan m alan bulmu tur. Myeloid lösemiler ise metotreksata dirençlidir. Bu direnç, myeloid blastlardaki poliglutamilasyon defektinden kaynaklan r. Hücre içi sinyal iletiminde m-tor aktivitesinin rapamisin ile inhibe edilmesinin DHFR enzimi üzerine olan etkisi henüz net de ildir. DHFR enzim düzeyinin bir ekilde aktivitesinin azalmas metotreksat n hem etkisinin artmas hem direnç geli im yollar ndan birinin önlenmesi hem de klinik uygulamada daha dü ük dozlarda kullan labilirli i anlam na gelmektedir. m-tor un sellüler katabolizmada ve anabolizmada, hücrelere büyümede, geli imde ve proliferasyonda sinyal yollayan ba l ca alter olarak rol oynad hipotezini destekleyen gittikçe artan kan tlar bulunmaktad r. Myeloid lösemi tedavisinde aktif olarak kullan lmayan metotreksat n, rapamisin kombinasyonu ile etkin ekilde kullan m n n sa lanmas ve bu sayede uzun vadede refrakter-relaps dirençli myeloid lösemi hastalar nda alternatif bir tedavi yakla m n n ortaya konmas hedeflenmi tir. Bunlardan yola ç k larak hedeflenen; m-tor mekanizmas üzerinden, lösemi hücre dizilerinde rapamisin/metoreksat etkile iminin incelenmesidir. PTEN /AKT yola üzerinden, protein sentezinin inhibe edilmesi ile dihidrofolat redüktaz sentezinin de inhibe edilmesi amaçlanm t r. Bu do rultuda, K562 ve HL-60 hücreleri ayr ayr metotreksat ve rapamisin ile muamele edilmi, ayn sistemde ard k ve e zamanl kombinasyon çal malar yap lm t r. Her iki ilac n IC50 de erlerinin üst ve alt katlar hesaplanarak e zamanl kombinasyon sitotoksisite çal malar yap lm ve ilaçlar n sinerjizm analizleri isobologram program kullan larak Chou-Talalay metodu ile gerçekle tirilmi tir. Bu i lemlerden sonra apoptoz i lemleri; Annexin V-EGFP Apoptosis Detection Kit ve Propidium Iodid boyas kullan larak gerçekle tirilmi tir. Ayr ca protein düzeyindeki tespitler için metotreaksatla uyar lm K562 ve HL-60 hücrelerinde western blot yöntemi ile m-tor protein ekspresyonu ara t r lm t r. Sitotoksisite, apoptoz ve protein analizleri sonucunda, etkin dozun rapamisin için HL-60 hücre hatt nda 25nM ve K-562 hücre hatt nda 0nM oldu u, metotreksat için ise her iki hücre hatt nda da mikromolar oldu u tespit edilmi tir. Kombinasyon çal malar nda rapamisinin, hücre dizilerinde metotreksat duyarl l n artt rd saptanm t r. Kombinasyon çal malar n n analzileri halen devam etmektedir. Bu ön sonçlara dayanarak; Rapamisinin metotreksat duyarl l n artt r p potansiyel olarak myeloid lösemi tedavisinde kullan labilece ini dü ünmekteyiz. (Bu bildiride sunulan veriler, Türk Hematoloji Derne inin desteklemi oldu u proje bünyesinde elde olunmu tur) 44

11 Bildiri: 4 Sözel No S024 TÜRK YE DE YAYGIN PERFOR N GEN HOMOZ GOT W374X MUTASYONUNA BA LI A LEV HEMOFAGOS - T K LENFOH ST YOS TOZ HASTALI ININ KARAKTE- R ZASYONU. Günay Balta, ule Ünal, Hamza Okur, Ne e Yaral, Adalet Meral, Selma Ünal, Meral Türker, Aytemiz Gürgey. Hacettepe Üniversitesi, T p Fakültesi, Çocuk Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal, Pediatrik Hematoloji Ünitesi, Ankara 2 Ankara D kap Çocuk Hastal klar E itim ve Ara t rma Hastanesi, Ankara 3 Uluda Üniversitesi, T p Fakültesi,pediatrik Hematoloji Ünitesi, Bursa 4 Mersin Üniversitesi, T p Fakültesi, Pediatrik Hematoloji Ünitesi, Mersin 5 zmir Tepecik SSK E itim ve Ara t rma Hastanesi, zmir Ailevi hemofagositik lenfohistiositoz (FHL) geneti i ve buna ba l olarak klini i son derece heterojen olan otozomal resesif bir hastal kt r. Hastal ktan sorumlu Perforin, Munc3-4 ve Syntaxin genlerine ba l olarak geli en hastal n klinik özellikleri farkl olabildi i gibi, ayn gen içerisindeki farkl mutasyonlar n fenotipe yans malar da çok farkl olabilmektedir. Örne in, Türk FHL hastalar n n ço unun patolojisinden sorumlu Perforin geninde tan mlanm 64 farkl mutasyondan baz lar adolesan dönemde belirti verip hafif seyirli olurken, di erleri ya am n ilk aylar nda belirti verip kötü prognoza sahip olabilmektedir. Son y llarda, hastal kta en kötü prognoza sahip W374X mutasyonunun Türk FHL hastalar nda gözlenen en yayg n moleküler patoloji oldu u ve Perforin gen mutasyonlar n n %60-70 ini olu turdu u anla lm t r. Bu çal mada, Türk FHL hastalar aras nda homozigot W374X mutasyonu ta yanlar n tesbiti, bu hastalar n klinik-laboratuvar özellikleri analiz edilerek genotip-fenotip korelasyonu yap lmas ve böylece bu dramatik sonuçlar do uran mutasyonun özellikleri tan t larak, fark ndal k yarat lmas amaçlanm t r. Türkiye çap nda 0 üpheli FHL hastas n kapsayan moleküler genetik ara t rmalar n sonucunda, akraba evlili inden gelen ve 7 sinde karde ölüm öyküsü olan, 6 erkek 4 k z toplam 0 hastada protein sentezinin sonlanmas na neden olan homozigot Trp374Stop (W374X) mutasyonu saptanm t r. Bu hastalar n klinik ve laboratuvar bulgular analiz edildi inde u özelliklerin ön plana ç kt anla lm t r: - Klinik seyir çok a r olmakta ve baz lar nda klinik belirtiler do umda ortaya ç kabilmekte, tümünde 5.5 ay geçmemektedir (median 2 ay). 2- Büyük ço unlu unda pansitopeni (%80) di erlerinde bisitopeni gözlenmektedir. 3- Ya am süreleri k sa olmas na kar n yar s nda tan veya tedavi s ras nda geli en santral sinir sistemi tutulumu gözlenmektedir.4- Ço unda serum ferritin düzeyleri ( ng/ml) hemakromatosisi dü ündürecek kadar yüksek olabilmesine kar n, demir eksikli i de gözlenebilmektedir. 5- Büyük k sm nda hipofibrinojenemi (%90) ve hipertrigliseridemi (%70) geli mektedir. 6- Ferritin düzeyi çok yüksek olanlar n (> ng/ml) fibrinojen düzeyi ölçülemeyecek kadar az olabilir. 7- HLH protokolu uygulanmas na kar n (%70), hastalar tedavi ba land ktan k sa süre sonra kaybedilmektedir. 8- Relapse dan sonra remisyona girme ans hastalarda pek olas de ildir. Bu nedenle, hastalara tek kesin tedavi olan kemik ili i transplantasyonu yap lma ans da yok denecek kadar azd r. Sonuç olarak, özellikle ya am n ilk 6 ay nda HLH bulgular gözlenen hastalarda bu mutasyonun h zl bir ekilde çal lmas hayat kurtar c olabilir. Daha çok ülkemizin bir sa l k sorununu olu turan bu hastal kla sava ta özellikle bu mutasyon aç s ndan h zl moleküler tan, kök hücre tedavisi, prenatal ve preimplantasyon genetik tan olanaklar n n yarat lmas nda aciliyet bulunmaktad r. Bu çal ma TUB TAK taraf ndan desteklenmi tir (Proje No: 05S386-SBAG 393). Hematopoez/ Sitotokinler / Büyüme Faktörleri, Reseptörleri / İlaç Farmakolojisi / Apopitoz Bildiri: 5 Sözel No S03 NSAN D PULPASI KAYNAKLI MEZENK MAL KÖK HÜCRELER N CANLI DI I KO ULLARDA BA I IK- BASKILAYICI ÖZELL KLER N N ARA TIRILMASI: ÖN ÇALI MA VER LER. P nar Çetinalp Demircan, Gülçin Gacar, Ayla Eker Sar boyac, Erdal Karaöz. Kocaeli Üniversitesi Kök Hücre ve Gen Tedavileri Ara t rma ve Uygulama Merkezi. Yak n zamanda gerçekle tirilen ara t rmalar kemik ili i (K -) kaynakl mezenkimal kök hücrelerin (MKH) T-hücreleri üzerine ba k-bask lay c ve/veya ba kdüzenleyici özellikleri bulundu unu ve ba ta multiple skleroz (MS) olmak üzere önemli birçok immun hastal n (sistemik skleroz, sistemik lupus eritromotosus, romatoid artrit, juvenil idiyopatik artrit ve immun sitopenia gibi) ve GVHD nin önlenmesi ve/veya tedavisi amac yla kullan labilece ini göstermi tir. Çal mam zda, immunofenotipik, yap sal, ço al m ve farkl la ma yetenekleri aç s ndan K -MKH lere benzerlikler gösteren insan gömük yirmi ya di pulpas kaynakl (idp-) MKH lerin canl d ko ullarda uyar lm T-hücreleri üzerinde ba k-bask lay c etkilerini çe itli deneysel araçlar kullanarak göstermeyi amaçlad k. Bu amaçla, insan gömük di pulpas ndan enzimatik sindirme yöntemiyle ayr t rd m z MKH ler kullan ld. mmunofenotipik karakterizasyon çal malar için ak m sitometri ayg t nda bu hücreler CD3, CD44, CD90, CD46 ve CD66 için pozitif reaksiyon verirken, CD3, CD8, CDb, CD4, CD5, CD9, CD33, CD34, CD45,CD7 ve HLA-DR için negatif idi. Telomeraz enzim aktivitesi tayini, ço al m kapasiteleri (MTT ile), embriyonik gen ekspresyonlar (Oct4, Rex-, FoxD3, Sox-2 ve Nanog), farkl la ma çal malar (osteojenik, kondrojenik, adipojenik, miyojenik ve nörojenik) ile karakterizasyon çal malar tamamland. kinci a amada, sa l kl bireylerin periferik kan örneklerinden negatif seleksiyon (rosette-sep kiti ile) yöntemiyle T hücreleri elde edildi ve karakterizasyon i lemi ak m sitometri, immunohistokimyasal ve gen ekspresyon çal malar yla tamamland. Karakterizasyon i lemi tamamlanm T-hücreleri phytohemaglutinin (PHA) ile uyar ld. MKH lerin ba k bask lay c etkilerini ara t rmak için uyar lm T-hücreleri pasaj 3 teki MKH ler ile do rudan olmayan ortak kültür sistemine al nd lar. Bu amaçla, 2 kuyucuklu plakalar n taban na MKH ler (.5x05) ekildi ve yap malar için 2 saat süreyle beklenildi. 0.4 mikron çap nda transwell insert (ara-bölüm) ler kuyucuklara yerle tirildi ve her kuyucu a.5x05 T-hücresi yerle tirildi (: oran nda) ve canl d ko ullarda 24 ve 72 saat süreyle do rudan olmayan ortak kültüre al nd lar. Her zaman dilimi sonras, ara-bölümün üst k sm ndaki T-hücrelerinde canl l k/ço al m kapasitesi MTT yöntemiyle spektrofotometre cihaz nda ölçülerek ve apoptoz düzeyleri ise ak m sitometri ayg t nda AnnexinV-PI boyamas sonras de erlendirilerek yap ld (her deney 3 defa tekrarland ). idp-mkh ler ve uyar lm T hücrelerinin 72 saatlik do rudan olmayan ortak kültür deneyleri sonucunda, idp-mkh lerin T hücreleri üzerinde ço al m engelledi i (p<0,05) ve apoptozu uyard n (p<0,05) tespit ettik ( ek.). Sonuç olarak, bu ön çal - 45

12 mam z n ilk verileri idp-mkh lerin canl d ko ullarda uyar lm T-hücreleri üzerinde ba k-bask lay c etkiler olu turdu unu göstermi tir. ekil. idp-mkh lerin phytohemaglutinin ile uyar lm T hücreleri ile canl d ko ullarda 24 ve 72 saat süreyle indirekt ko-kültür deneyleri sonucunda 72. saatte idp-mkh lerin T hücreleri üzerinde apopitotik etki gösterdi ini tespit ettik (p<0,05). ekil 2. idp-mkh lerin phytohemaglutinin ile uyar lm T hücreleri ile canl d ko ullarda 24 ve 72 saat süreyle indirekt ko-kültür deneyleri sonucunda 72. saatte idp-mkh lerin T hücreleri üzerinde anti-proliferatif etki gösterdi ini tespit ettik (p<0,05). Bildiri: 6 Sözel No S04 SIÇANLARDA S SPLAT NE BA LI OLU AN KARA- C ER HASARINDA ÜZÜM ÇEK RDE ÖZÜTÜ VE KEK K YA ININ ETK LER. Aysun Çetin, 2 Betül Çiçek, 3 Berkay Saraymen, Ümit Arslanba, 4 Leylagül Kaynar, 5 Ahmet Öztürk, 6 Osman Sa d ç. Erciyes Üniversitesi T p Fakültesi Biyokimya Anabilim Dal, 2 Erciyes Üniversitesi Atatürk Sa l k Myo, 3 Erciyes Üniversitesi Eczac l k Fakültesi, 4 Erciyes Üniversitesi ç Hastal klar Hematoloji Bilim Dal, 5 Erciyes Üniversitesi T p Fakültesi Biyoistatistik Anabilim Dal, 6 Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, G da Mühendisli i Bölümü. Giri ve Amaç: Sisplatin kanser tedavisinde yayg n olarak kullan lan, platin türevi bir ilaçt r, fakat yüksek dozlarda karaci er hasar gibi istenmeyen yan etkilere sebep olabilir. Sisplatinin karaci er dokusunda yapt hasar n alt nda yatan mekanizma büyük oranda serbest oksijen radikallerine ba l d r. Üzüm çekirde i özütünün (ÜÇÖ) ve kekik ya n n (KY) çe itli dokularda serbest radikal temizleyicisi ve antioksidan özelliklere sahip oldu- u önceki çal malarda gösterilmi tir. Biz bu çal mada s çanlarda sisplatin tedavisine ba l olu an karaci er hasar nda ÜÇÖ ve KY n n etkilerini ara t rmay amaçlad k. Materyal Metod: Doksanalt adet Wistar Albino cinsi erkek s çan, her biri oniki hayvandan olu an sekiz gruba bölünerek, s çanlar on gün süreyle takip edildi.. kontrol grubu (hem periton içine serum fizyolojik enjekte edildi hem de gavaj yoluyla distile su verildi.) 2. ÜÇÖ grubu (00 mg/kg/gün, gavaj yoluyla verildi.) 3. KY grubu ( mg/kg/gün, periton içine enjekte edildi.) 4. Sisplatin grubu (7 mg/kg, 6.gün, periton içine enjekte edildi.) 5. ÜÇÖ+Sisplatin grubu (ÜÇÖ 00 mg/kg/gün, gavaj yoluyla verildi ve sisplatin 7 mg/kg, 6.gün, periton içine enjekte edildi.) 6. KY+Sisplatin grubu (KY mg/kg/ gün, periton içine enjekte edildi ve sisplatin 7 mg/kg,6. gün, periton içine enjekte edildi.) 7. ÜÇÖ+KY+Sisplatin grubu (ÜÇÖ 00 mg/kg/gün, gavaj yoluyla verildi, KY mg/kg/gün, periton içine enjekte edildi ve sisplatin 7 mg/kg,6.gün, periton içine enjekte edildi.) 8. ÜÇÖ+KY grubu (ÜÇÖ 00 mg/kg/gün, gavaj yoluyla verildi ve KY mg/kg/gün, periton içine enjekte edildi.). gün derin anestezi alt nda s çanlardan karaci er doku ve kan örnekleri al narak ÜÇÖ ve KY n n sisplatine ba l olu an karaci er hasar üzerindeki etkileri ara t r ld. Karaci er doku örneklerinde lipid peroksidasyonu son ürünü olan malondialdehit (MDA) ve antioksidan enzimler süperoksit dismutaz (SOD) ile glutatyon peroksidaz (GSH Px) çal ld. Karaci er fonksiyonlar n de erlendirebilmek için serum alanin aminotransferaz (ALT) ve aspartat aminotransferaz (AST) düzeyleri ölçüldü. Bulgular: Sisplatin grubunda serum ALT ve AST düzeylerinde art, MDA düzeylerinde yükselme, SOD ve GSH Px enzim aktivitelerinde ise azalmayla karakterize karaci er hasar gösterildi. ÜÇÖ verilmesiyle karaci er hasar nda belirgin düzelme saptand yine KY verilmesiyle de ÜÇÖ kadar olmasa da düzelmeler oldu u gözlendi (Tablo). Sonuç: Sisplatin ile olu turulan karaci er hasar n n temelinde hücre savunma sisteminin bozulmas söz konusudur. Güçlü bir antioksidan olan ÜÇÖ burada koruyucu bir etkinlik gösterirken, KY da k smen koruyucu özelliktedir. Sisplatine ba l karaci er hasar nda ÜÇÖ ve KY n n kesin tedavici ilaçlar olarak de erlendirilebilmesi için henüz çok erkendir. Bu nedenle farkl doz, farkl süre ve farkl denek say lar yla yeni çal malar n yap lmas uygun olacakt r. Tablo. Gruplar MDA SOD GSH-px ALT AST Kontrol (n=2) 2.459± ± ± ± ±4.529 ÜÇÖ (n=2).938± ± ± ± ±7.4 KY (n=2) 2.67± ± ± ± ±5.374 Sisplatin (n=9) 8.093± ± ± ± ±.934 ÜÇÖ+Sisplatin (n=9) 3.470± ± ± ± ±7.67 KY+Sisplatin (n=2) 4.9± ± ± ± ±0.737 ÜÇÖ+KY+ Sisplatin (n=2) 3.57± ± ± ± ±5.675 ÜÇÖ+KY (n=).699± ± ± ± ±7.86 P <0.00 <0.00 <0.00 <0.00 <0.00 Bildiri: 7 Sözel No S050 ER TROPO ET N, M YELO D LÖSEM HÜCRELER NDE PROTEAZOM NH B TÖRÜ BORTEZOM B N APOPTO- T K ETK S N AZALTMAKTADIR. Kamile Öztürk, 2 Ferit Avcu, 3 P nar Elçi, 3 Meral Sarper, 2 Ali U ur Ural. Aksaray Üniversitesi, Fen-edb Fakültesi Moleküler Biyoloji Anabilim Dal, 2 Gata Hematoloji ve T bbi-kanser Ara t rma Merkezi, 3 Gata T bbi-kanser Ara t rma Merkezi. Rekombinant insan eritropoietini (rhuepo) kanser ve kanser tedavisinden kaynaklanan anemi tedavisinde de klinikte yayg n bir ekilde kullan lmaktad r. Çal malarda kanser hücrelerinde EPO reseptör varl n n belirlenmesi, EPO tedavisinin kanser hücrelerini ilaçla indüklenmi apoptozisden koruyaca ya da kanser hücrelerini ço altabilece i, anjiyogenezisi uyarabilece i ve böylece tümör büyümesini sa layabilece i kayg s n ortaya ç karm t r. Bu nedenle son zamanlarda yap lan birçok ön klinik ve 46

13 klinik çal ma, kanserin ilerlemesinde EPO in etkisi üzerine yo unla m t r. Yap lan çal malarda ise rhuepo nin kanser hücreleri üzerinde birbirinden farkl ve tutars z etkileri görülmektedir. Çal mam zda rhuepo nin in vitro ko ullarda hematolojik kanserler üzerine olan etkilerinin saptanmas ve proteazom inhibitörü bortezomib (BOR) ile birlikte kanser tedavisinde kullan labilirli inin in vitro ara t r lmas amaçland. K562, HL-60, ARH-77, RPMI, Meg0, CEM ve Namalva hücre dizilerinde EPO-R varl RT-PCR yöntemi ile ara t r ld. EPO-R pozitif miyeloid lösemi hücrelerindeki (K562 ve HL-60) EPO-EPO-R etkile imi ile EPO ve BOR birlikte uygulanmas n n etkileri hücre canl l, EPO-R, NF-kB, bcl-2, bax, kaspaz 3 ve VEGF gen ifade düzeylerindeki de i ikli in saptanmas ile ara t r ld. Öncelikle K562 ve HL-60 hücre dizilerinde BOR için IC50 dozu belirlendi. Tek ba na de i en dozlarda EPO ve BOR in IC50 ve IC25 dozlar ile birlikte uyguland ktan 24 saat sonra hücre canl l belirlendi, genlerin ifade düzeyleri RT-PCR yöntemi ile saptand ve birle im sonuçlar izobologram analizi ile de erlendirildi. K562 hücrelerinde BOR için IC50 de eri 200 nm olup, U/ml EPO ile birlikte uygulama sonras elde edilen birle im indeksinde BOR in IC25 de erinde antagonist etki, IC50 ve IC75 de erlerinde ise kuvvetli antagonist etki saptand. HL-60 hücrelerinde BOR için IC50 de eri 5 M olup, 0-00 U/ml EPO 5 proliferasyona neden olurken, BOR-EPO birlikte uygulama sonras BOR in apoptotik etkisi 0 azald. zobologram analizi sonras elde edilen birle im indeksinde ise BOR in IC25, IC50 ve IC75 de erlerinde çok güçlü antagonist etki saptand. K562 ve HL-60 hücrelerinde uygulanan rhuepo, gen ifade düzeylerinde ve EPO-R ifadesinde herhangi bir de i ikli e neden olmad. EPO tek ba na bcl-2 ifadesinde bir de i ikli e neden olmazken, EPO ve BOR birle imi bcl-2 ifadesinde art a, bax ifadesinde ise azalmaya neden oldu. Bu durum, EPO uygulanmas ile BOR in apoptotik etkisinin azald n göstermektedir. Kaspaz 3 ifadesi ise tek ba na EPO uygulanmas ile azald. Ayr ca EPO in BOR gibi etkili bir NF-kB inhibitörü oldu u ve bunu doza ba l ters yönde gerçekle tirdi i gözlendi. EPO özellikle K562 hücre hatlar nda BOR in apoptotik etkisini azaltmaktad r. EPO in ayr ca K562 hücrelerinde VEGF gen ifadesini art rarak anjiogenik etkiye sahip oldu u da gözlenmektedir. (Bu çal ma TÜB TAK 07S377 No lu proje ile desteklenmi tir.) İnfeksiyon ve Destek Tedaviler Bildiri: 8 Sözel No S00 HEMATOLOJ K MAL GN TEL HASTALARDA NVAZ V FUNGAL ENFEKS YONLARIN TANISINDA (-3)-BETA-D GLUKAN NE KADAR ETK N? Mehmet Kür ad Keskin, Fahir Özkalemka, 2 Beyza Ener, R dvan Ali, Vildan Özkocaman, Tülay Özçelik, Hakan Yorulmaz, Ahmet Tunal. Uluda Üniversitesi T p Fakültesi ç Hastal klar Anabilim Dal, 2 Uluda Üniversitesi T p Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastal klar Anabilim Dal. Giri : Bir çok patojen mantar n d hücre duvar nda bulunan ( 3) -D glucan n (BG) serum düzeyinin nvaziv Fungal enfeksiyonlar n n ( FE) bir göstergesi olabilece i dü ünülmektedir. Materyal ve Metod: Çal mam zda Nisan 2008 ve Ocak 2009 tarihleri aras nda invaziv fungal enfeksiyon riski artm olan 45 hastadaki 8 ard - k tedavi epizotu prospektif olarak izlendi. Hastalardan al nan veriler ve FE tan mlamalar EORTC/MSG ye göre yap ld. Riskli hasta grubunda yat takiben haftada 2 kez Galaktomannan (GM) ve BG çal ld. ki farkl grup belirlendi. Bunlar Metod A ve B olarak isimlendirildi. Metod A ya göre yap lan istatiksel analizde gerçek pozitif olarak proven ve probable FE olan hastalar, Metod B de gerçek pozitif olarak proven, probable ve possible FE olan hastalar ve gerçek negatif olarak ise her iki grup içinde non FE grubunda olan hastalar kullan ld. Al nan cut off de ere göre 2 ard k pozitif örnek varl nda o epizot GM ve BG için pozitif epizot olarak de erlendirildirilerek sensitivite, spesifite, pozitif ve negatif prediktif (PPD ve NPD) de erler hesapland. GM için toplanan örnekler, üretici firman n (Platelia Aspergillus; Bio-Rad Labaratories, Marnes-la- Coquette, Fransa) önerisi do rultusunda tek basamakl sandviç enzim immün assay (EIA) tekni i ile çal ld. ndeks de eri 0.5 olan örnekler pozitif olarak kabul edildi. BG için al nan tüm serum örnekler üretici firman n (Fungitell assay; Cape-Cod Inc, USA) önerisi do rultusunda çal ld. Pozitif sonuç olarak serum için 80pg/ml kabul edildi. Bulgular: Tüm hastalar n primer hastal k durumlar de erlendirildi inde 27 hasta (%33.3) yeni tan alm t. 3 hasta (%38.3) remisyonda, hasta (%3.6) nüks, 2 hasta (%4.8) refrakter hastal a sahipti. Çal ma boyunca toplam 79 serum örne inde BG antijen düzeyine bak ld. Epizot ba na ortalama 8.8 serum örne i çal ld. Metod A da sensitivite %68.75, spesifite %84., PPD %52.4, NPD %9.4 olarak hesapland. Metod B de ise sensitivite %60, spesifite %88.9, PPD %7.4, NPD %82.8 olarak hesapland. Çal madaki GM de erleri incelendi inde ise metod A da sensitivite %68.75, spesifite %98.4, PPD %9.7, NPD %92.5 olarak hesapland. Metod B de ise sensitivite %47.8, spesifite %98.2, PPD %9.7, NPD %82. olarak hesapland. Sonuçlar Tablo de özetlendi. Sonuç: FE tan mlamas içerisinde hasta gruplar n n heterojenitesi bu sonuçlarda etkilidir. Bunun yan s ra test sonuçlar istatistiksel analizlerde FE gruplar n n tan mlamas ve al nan referans de erleri gibi bir çok de i kenlerden de etkilenmektedir. Ba lang çta GM çal malar nda oldu u gibi, sensitivitenin BG için de çok yüksek oldu u ve farkl çal malarda farkl sonuçlar n ortaya ç kt n görmekteyiz. Günümüzde halen %00 sonuç veren bir non invaziv yönteme gereksinim devam etmektedir. Yine de mevcut literatür verileri ve bizim verilerimiz bu hasta gruplar nda BG testinin yard mc bir non invaziv yöntem oldu unu göstermektedir. Tablo. ÇALI ILAN TEST METOD A METOD B BG SENS T V TE GM SENS T V TE BG SPES F TE GM SPES F TE BG NPD GM NPD BG PPD GM PPD

14 Bildiri: 9 Sözel No S002 GÖ ÜS HASTALIKLARI YAKLA IMIYLA HEMATOLO- J BÖLÜMÜ KONSÜLTASYON HASTALARININ RET- ROSPEKT F OLARAK DE ERLEND R LMES. Çi dem Özdilekcan, Figen Güne, U ur Ok, Meral Dinç, 2 Meltem Yüksel, 2 Özlem Balç k, 2 Murat Albayrak, 2 Fevzi Altunta. Ankara Onkoloji E itim Ara t rma Hastanesi Gö üs Hastal klar Bölümü, 2 Ankara Onkoloji E itim Ara t rma Hastanesi Hematoloji Klini i ve Kök Hücre Nakil Ünitesi. Giri ve Amaç: Hematolojik hasta grubunun takibi ve tedavisi s ras nda pulmoner komplikasyonlar n ortaya ç kma oran %40-60 olarak bildirilmi tir. Hematolojik hasta grubunda gö üs hastal klar bölümünün multidisipliner yakla m içinde konsültasyona katk lar n ve kar la t klar hasta grubunu incelemeyi amaçlad k. Gereç ve Yöntem: Ocak Haziran 2009 y llar aras nda Ankara Onkoloji Hastanesi hematoloji klini inde yatarak veya ayaktan takipli hastalardan gö üs hastal klar na yönelik istenen konsültasyon kay tlar hastane otomasyon sisteminden retrospektif olarak dokümente edildi. Hasta kay tlar ndan ya, cinsiyet, yatan-ayaktan hasta olup olmad,nötropeni varl, primer hematolojik hastal k tan lar, konsültasyon istenme s ras ndaki bulgular, primer hastal na yönelik ald klar kemoterapi rejimleri, e lik eden pulmoner hastal k varl,radyolojik bulgular (hematolojik malignitesi olan hasta grubunda özellikle HRCT), mikrobiyolojik yakla mlar ve üreyen mikroorganizmalar n olup olmad kaydedildi. Yine Gö üs hastal klar yönünden palyatif veya tan sal amaçl giri imlerin olup olmad ve varsa neler oldu u da kaydedildi. Sonuçlar: Ya aral kad nlarda median 63 (7-83 ya ), erkeklerde 52 (5-93 ya ) olarak belirlendi. Hastalar n %90.7 si hematolojik malignitesi olan, %9.3 ü ise di er hasta gruplar olarak ayr ld.en fazla kons istenen grup lenfoma (%43.3), AML (%2.7), KLL (%.3), AML (%8), multipl miyelom (%6.7). Geriye kalan di er hasta grubunun da anemi, polisitemi, ITP ve lenfadenopati etyolojisi ara t r lmak üzere takip edildi i gözlendi. Hastalar n %52 sinin konsültasyon s ras nda kemoterapi ald, %48 inin ise kemoterapi almad saptand.hastalar n %66 s ndan pulmoner semptom varl nedeniyle konsültasyon istenmi ti,%34 ünde ise radyolojik bulgu ve dinleme bulgusu birlikteli i konsültasyon isteme sebebi olmu tu. Hastalar n radyolojik bulgular çok farkl paternlerde tutulumlar eklinde idi.%44 hastada normal pulmoner radyolojik bulgular varken, en çok pnomonik infiltrasyon (%6), plevral effüzyon(%0.7), mediastinal ve hiler lenfadenopatiler (%6) kar m za ç kt. Lösemi ve lenfoma hasta grubunda radyolojik bulgu saptanma oran istastistiksel olarak birbirinden farkl de ildi. Yanda pulmoner hastal klara bakt m zda %6 KOAH, %6.7 ast m, %2.7 tüberküloz öyküsü, %2.7 kalp yetmezli ine sekonder plevral efüzyon bulgular e lik ediyordu. Bunlar n tedavileri de primer hastal k tedavilerine eklendi ve klinisyenler tbc öykülü hastalar konusunda uyar l p takibe al nd lar. %32.7 si istem s ras nda nötropenik olan hastalar dikkate al nd nda nötropenik hasta grubunda radyolojik bulgu varl nötropenik olmayan gruba göre 2.8. kat daha fazla artm olarak de erlendirildi (CI % ) Mikrobiolojik olarak balgam kültüründe üreme oran m z %5.3.idi. Nötropenik hasta grubunda mikroorganizma üreme olas daha fazla idi. (p=0.025). Sadece 5 hastaya tan ya veya palyasyona yönelik invaziv giri im yap labilmi ti. (%0) (s ras yla tan sal torasentez, bronkoskopi ve tüp torakostomi) Sonuç: Multidisipliner yakla m hem hastalar n tan ve tedavisinde farkl görü lerin ortak bir sonuca varmas n, olas komplikasyonlar konusunda önceden organize bir yakla m, hem de konsültasyon liyezon birimlerinin biribiri ile ili kilerini güçlendirmektedir. Bildiri: 20 Sözel No S003 PR MER VEYA SEKONDER TEDAV TE BÜTÜN MESELE MOLEKÜLER PATOLOJ N N AYDINLATIL- MASINA DAYALI YOL AYRIMINDA: LK KEZ TANIM- LANAN PR MER HEMOFAGOS T K LENFOH ST YOS - TOZ-KALA AZAR B RL KTEL. Günay Balta, 2 Fatih Mehmet Az k, Aytemiz Gürgey. Hacettepe Üniversitesi, T p Fakültesi, Çocuk Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal, Pediatrik Hematoloji Ünitesi, 2 Ankara D kap Çocuk Hastal klar E itim ve Ara t rma Hastanesi, Ankara Hemofagositik Lenfohistiyositoz (HLH) etiyolojik çe itlilik gösteren oldukça kompleks bir hastal kt r. Ülkemizde genetik patoloji gösterilerek tan konulabilen primer HLH yan nda, enfeksiyonlara veya ba ka bir hastal a ba l geli en sekonder HLH olgular da s kl kla gözlenmektedir. Ancak, enfeksiyonlar altta yatan primer HLH yi tetikleyebildi i için, genetik etiyolojiye ba l hastal k kolayl kla sekonder olarak da de erlendirilebilmektedir. Sekonderde ana etmenin tedavi edilmesi ile HLH bulgular ço unlukla düzelirken, primerde mortalite oran çok yüksek olup, tek kesin tedavi kemikili i transplantasyonudur (K T). Primer hastal n yol ayr m ise sadece Perforin, Munc3-4 veya Syntaxin genlerinden birinde moleküler patoloji gösterilerek mümkün olabilmektedir. Literatürde viral enfeksiyonlarla ili kili primer ve sekonder HLH s kl kla bildirilirken, leishmania paraziti enfeksiyonlar nda sadece sekonder HLH bildirilmi tir. Primer HLH ve Visseral leishmaniazis in (VL) birlikteli i ise bu güne kadar gösterilmemi tir. Bu çal mada, VL e (Kala-azar) sekonder olarak HLH geli ti i daha önce bildirilen bir olguda (bkz VL e ikincil hemofagositik lenfohistiyositoz 34. Ulusal Hematoloji Kongresi, Bildiri 9) moleküler patoloji gösterilerek, ilk kez primer HLH-Kala azar birlikteli i tan mlanmaktad r. Yakla k 6-7 ay süreyle, aral klarla devam eden yüksek ate ve kar nda i lik nedeniyle hastaneye ba vuran,,5. derece kuzen evlili inden, tek çocuk, ya nda bir k z hastaya, kemik ili inde (K ) leishmania amastigotlar gösterilerek Kala-azar tan s konmu tur. Lipozomal amfoterisin B tedavisi sonras nda ate in devam etmesi üzerine tekrarlanan K incelemesinde amastigotlar gözlenmezken, hemofagositoz yapm hücreler saptanm ve di er kriterleri de uyan hastaya enfeksiyona sekonder HLH dü ünülerek, HLH 2004 protokolu ba lanm t r. Remisyon sa lanmas üzerine tedavisi kesilen, ancak k sa süre sonra ate ve di er bulgular tekrarlayan u an 2 ya n üzerindeki hastan n tedavisine devam edilmektedir. Primer HLH olabilece i dü ünülen hasta ve ailesi tan mlanan 3 gen aç s ndan genetik çal maya al nm, DNA dizi analizinde Munc3-4 geni ekzon 8 de homozigot c627delt patolojik delesyon mutasyonu saptanm, anne-baban n mutasyon aç s ndan heterozigot oldu u gösterilmi tir. Bu bulgular hastadaki HLH in Kala-azar a sekonder olarak geli medi ini, enfeksiyonun tetiklemesi sonucu primer HLH nin sadece daha erken ortaya ç kt n göstermektedir. Hastaya K T için uygun donör aranmaktad r. Bu ara t rman n sonuçlar ilk kez, Kala-azar da geli en HLH nin her zaman hastal kla ili kili olmad na, gerçekte primer HLH olup, leishmania taraf ndan tetiklenen primer hastal n tan s n gölgelenebilece ine, böylece uygun tedavi verilemedi inden hastalar n kaybedilece i veya tek tedavi K T e geç kal nabilece ine, 48

15 kal tsal HLH ve enfeksiyonlar n s k gözlendi i ülkemizde konunun önemine dikkat çekmektedir. Bu çal ma TUB TAK (Proje No: 05S386-SBAG 393) taraf ndan desteklenmi tir. Bildiri: 2 Sözel No S004 HBsAg POZ T F OLAN ALICILARDA ALLOJENE K HEMATOPO ET K HÜCRE TRANSPLANTASYONU. Pervin Topçuo lu, Ender Soydan, Ramazan dilman, 3 Güldane Cengiz, Celalettin Üstün, Önder Arslan, Muhit Özcan, Nahide Konuk, Osman lhan, Meral Beksaç, Mutlu Arat, Günhan Gürman. Ankara Üniversitesi T p Fakültesi, Hematoloji Bilim Dal, 2 Ankara Üniversitesi T p Fakültesi, Gastroenteroloji Bilim Dal, 3 Ankara Üniversitesi T p Fakültesi, ç Hastal klar Anabilim Dal. Giri : Hematopoietik hücre transplantasyonu öncesi hepatit B virüs (HBV) varl n n transplant sonras al c da karaci er-ili kili morbidite ve mortalitenin artt rd - ileri sürülmesine ra men netlik kazanmam t r. Bu çal ma, HBsAg pozitif hematolojik malignitesi nedeni ile allojeneik hematopoietik hücre transplantasyonu olan al c lar n transplantasyon sonras hastal k seyrini retrospektif de erlendirmek amac yla planlanm t r. Hastalar: Transplantasyon veri taban m zda 989 ile 2009 y llar aras nda allojeneik hematopoietik kök hücre nakli yap lan toplam 680 hastan n 23 ü (ortanca ya : 33; 22 erkek/ kad n) transplantasyon öncesi HBsAg pozitif idi. Bu hastalar n 20 sinde Karaci er hasar testleri normal ve HBV-DNA negatif idi. Haz rl k rejimleri: 20 hastada ablatif ve 3 hastada indirgenmi yo unlukta idi. Ablatif haz rl k rejimi ço unlukla Busulfan-siklofosfamid (%75) ve indirgenmi yo unlukta haz rl k rejimde ise hepsi fludarabin tabanl idi. Graft versus host profilaksisi siklosporin ile birlikte k sa dönem metotreksat (n=20) veya mikofenolat mofetil (n=3) içermekteydi. Toplam 3 hastaya haz rl k rejimi öncesi lamuvidin 00 mg/gün ba land. Sonuçlar: Alt hastan n vericisi HBsAg pozitif, 5 ü antihbs ve antih- Bc IgG pozitif, 3 ünde yaln zca antihbs, 6 s HBV serolojisi negatif ve üç vericinin viral serolojisine ula lamad. Transplantasyon sonras 7 hastada HBV reaktivasyonu ortanca 4,5 ay (0,87 ay-23,5 ay) içinde görüldü. Reaktivasyon görülen hastalar n hepsi ablatif haz rl k rejimi alm t. HBV reaktivasyonu esnas nda olgular n hepsinde HBV-DNA pozitifli i ile birlikte ALT yüksekli i (2,5xN ile 54XN) mevcuttu. HBV reaktivasyonu olan hasta lamivudin profilaksisi alt ndayd (%7,6 vs %60, p=0.02), di er 5 hasta lamivudin proflaksisi almamaktayd, bir al c da ise lamuvidin profilaksisi kesildikten 2 ay sonra HBV reaktivasyon geli ti. HBV reaktivasyonu olan hastalar n 2 sinin vericisi HBsAg pozitif idi. ki vericide hem antihbs hem de anti-hbcigg pozitif, 3 vericide AntiHBs pozitif ve geri kalan bir vericide viral seroloji veri eksikli i nedeni ile bilinmiyordu. Be hastaya aktivasyon sonras lamivudin tedavisi verildi. Bu hastalardan biri fulminan hepatik yetmezlik nedeni ile kaybedildi. Akut graft versus host hastal hastada 4 hastada (%7,9), transplantasyon sonras 00 günden sonra ya ayan 9 hastadan 0 unda (5 inde karaci er) kronik GvHH geli ti. Vericisi anti-hbs pozitif olan 8 hastan n ikisinde transplantasyondan sonra ilk 3 ay içinde HBV reaktivasyonu geli ti. Tart ma: HBV reaktivasyonu kemo/immunosuppresif tedavinin s k görülen, mortalitesi yüksek olan önemli bir komplikasyonudur. Lamivudin proflaksisi HBV reaktivasyonunu anlaml derecede önlemektedir. Direnç geli imi lamivudinin uzun süreli kullan m n engellemektedir. HBsAg pozitifli i hematopoietik hücre transplantasyonu için kontrendikasyon olu turmamaktad r. Kırmızı Hücre Fizyolojisi ve Bozuklukları Bildiri: 22 Sözel No S037 PERN S YÖZ ANEM DE N TR K OKS T DÜZEYLER. Mehmet Ali Erkurt, Nihayet Bayraktar, smet Aydo du, rfan Kuku, Emin Kaya. nönü Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji Bilim Dal, Malatya. Amaç: Bu çal mada pernisiyöz anemide nitrik asit düzeyleri ara t r ld. Yöntem ve gereçler: Çal maya 6 s erkek, 4 ü kad n olan toplam 30 pernisiyöz anemili hasta al nd. Hastalara retikülosit krizi görülene kadar mg/gün dozunda siyanokobalamin kas içine uyguland. Kontrol grubu tamamen sa l kl 5 i erkek, 5 i kad n toplam 30 ki iden olu turuldu. Plazma nitrik oksit düzeyleri Griess reaksiyon metodu kullan larak ölçüldü ve 545 nanometrede spektrometri ile analiz edildi. Nitrik oksit düzeyleri tedavi öncesinde ölçüldü ve retikülosit say s n n en yüksek seviyesinde tekrar ölçülerek kar la t r ld. Bulgular: Tedavi öncesindeki ortalama plazma direk nitrit seviyesi mol/dl olarak ± 3.87, total nitrit ± 7.0 ve nitrat ± 5.24 bulundu. Buna kar l k tedavi sonras nda s ras yla 5.48 ± 3.05, ± 4.42 ve ± 6.04 bulundu. Kontrol grubunda da s ras yla 6.62 ± 4.57, ± 5.6 ve 20.6 ± 3.25 bulundu. Tedavi sonras plazma direk nitrit, total nitrit ve nitrat seviyesinin tedavi öncesine göre istatistiksel olarak anlaml derecede azald tespit edildi (p<0.00). Sonuç: Literatürde demir eksikli inde nitrik oksit düzeylerinin artt gösterilmi tir. Ancak pernisiyöz anemi ve nitrik oksit aras ndaki ili ki belirtilmemi tir. Nitrik oksit düzeyleri pernisiyöz anemide de artmaktad r. Bunun nedeni net olarak bilinememektedir. Bu çal ma pernisiyöz anemide nitrik oksit düzeylerindeki anormalliklerin B2 tedavisi ile normale döndü- ünü ortaya koymaktad r. Bu çal ma vitamin B2 nin restore edici etkisini gösterebilir. Bildiri: 23 Sözel No S038 TALASEM MAJORLU HASTALARDA ESANS YEL AM - NOAS T VE SERBEST YA AS D DÜZEYLER N N FERR T N VE OKS DAT F STRES L K S. Tu ba Koca, Duran Canatan, Asl Baykal, Nihal Balta, Tufan Nay r, Handan Duman. Suleyman Dem rel Un versitesi, T p Fakültesi, Pediatrik Hematoloji Bilim Dal, 2 nterlab Antalya, 3 Antalya Devlet Hastanesi Talasemi Merkezi, 4 Süleyman Dem rel Üniversitesi, T p Fakültesi, Halk Sa l - Anabilim Dal, sparta. Giri ve amaç: Talasemi majorlu hastalarda serbest radikallerin proteinler üzerine hasar yap c etkileri vard r. Doymam ya ve sülfüt içeren moleküllerin serbest radikaller ile reaktivitesi yüksek oldu undan fenilalanin, tirozin, triptofan, histidin, metionin gibi aminoasitlere sahip proteinler serbest radikallerden kolayl kla etkilenir. Bu çal ma; talasemi majorlu hastalarda esansiyel aminoasitler ve serbest ya asitleri düzeylerinin demir yükü ve oksidatif stres ili kisini ara t rmak amac yla planlanm t r. Materyal ve yöntem: Çal maya 25 i k z (%62,5), 5 i erkek (%37,5) ve ya ortalamas 8,57 ± 5,7 y l (da l m 7-30 y l) olan toplam 40 talasemi majorlu hasta al nd. Hastalar n serum esansiyel aminoasitleri olarak, valin, lösin/izolösin, metiyonin, fenil alanin, tirozin, aspartat, glutamat, arjininosuksinat, ornitin, sitrulin, glisin, alanin, arjinin, fenilalanin/tirozin ve serbest ya 49

16 asitleri olarak, serbest karnitin, C2-asetil, C3-propionil, C4-butiril, C5:-tigilil, C5-izovaleril, C4-OH-3OHbutiril, C6-hekzanoil, C5OH-3hidroksiizovaleril, C8-oktanoil, C0-dekanoil, C5DC-glutaril, C2-dodekanoil, metilglutaril, C4:, C4-miristoil, C4OH-3hidroksimiristoil, C6:-palmitoleil, C6-palmitoil, C8:OH-3hidroksioleil, C6OH-3hidroksipalmitoil, C8:-oleil, C8-stearoil, C6:OH-3 hidroksipalmitoleil düzeylerine elektrospray tanden mass spektrometre ile bak ld. Antioksidan düzeyleri; malonaldehid (MDA), süperoksid dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve glutatyon peroksidaz (GSH-Px) düzeyleri spektrofotometrik yöntemle ölçüldü. Ferritin kemilüminesans esas na göre çal ld. Aralar ndaki kar la t rmada mann Whitney u testi, ili ki göstermek için pearson korelasyon testi kullan ld. P<0,05 de erleri istatistiksel olarak anlaml kabul edildi. Sonuçlar; MDA de erlerinin ortalamas, C-6 palmitoil düzeyi dü ük olan 4 hastada 55,47±59 ng/dl iken, C-6 palmitoil düzeyi normal olan 26 hastada 29,38±56 ng/dl idi, istatiksel olarak anlaml fark vard (p<0,05) di er antioksidan düzeyleri ile esansiyel aminoasitler ve serbest ya asitleri kar la t r ld nda arada istatistiksel olarak anlaml fark bulunamad. Demir yükü artt kça C-6 palmitoil düzeyi azalmaktad r. C-6 palmitoil düzeyi dü ük olan 4 hastada, ferritin de erlerinin ortalamas 5595,8±936 ng/dl iken C-6 palmitoilin normal oldu u 26 hastada ferritin de erlerinin ortalamas 3993,0±99 ng/dl idi, istatiksel olarak anlaml fark vard (p<0,05). Ferritin artt kça; serbest ya asitlerinden C6-hekzanoil, C8-oktanoil, C2-dodekanoil, C4-miristoil, esansiyel aminoasitlerden glutamat, arjininosuksinat, serbest karnitin anlaml olarak azalmaktad r (p<0,05). Sonuç olarak, demir yükü artan hastalarda protein hasar artt için esansiyel aminoasitler ve ya asitleri aras nda istatiksel olarak anlaml ili ki var iken, antioksidanlardan MDA düzeyleri ile C-6 palmitol düzeyi aras nda anlaml ili ki bulunmu tur. Bildiri: 24 Sözel No S039 DEFERAS ROKS ALAN B-TALASEM MAJORLU(B-TM) HASTALARDA RENAL DEM R YÜKÜ VE NEFROTOK- S S TE L K S. ule Ünal, 2 Tuncay Haz rolan, 2 Gonca Eldem, 3 Erdem Karabulut, Fatma Gümrük. Hacettepe Üniversitesi, Pediatrik Hematoloji Ünitesi, 2 Hacettepe Üniversitesi, Radyoloji Anabilim Dal, 3 Hacettepe Üniversitesi, Biyoistatistik Anabilim Dal, Ankara Giri : -Talasemi majorlu (BTM) hastalarda kardiyak demir yüklenmesine ba l geli en kardiyomyopati ba l ca ölüm nedenidir. Son y llarda oral demir elatörlerinin kullan m n n yayg nla mas na ba l olarak artan tedavi uyumu ile sadece kalp ve karaci erdeki demir yüklenmesinin izlenmesi de il ayn zamanda böbrekler gibi di er organ morbiditelerinin de takibi önem kazanm t r. Oral bir demir elatörü olan deferasiroksun ba l ca yan etkilerinden biri nadiren fatal olan, s kl kla doz azalt lmas ile geri dönü ümlü ve özellikle serum kreatinin de erlerinde yükselme ile seyreden nefrotoksisitedir. Deferasiroksun karaci erde metabolize olmas na ve %83 ü fekal yolla at lmas na olmas na ra men neden bu kadar s k nefrotoksisiteye neden oldu u bilinmemektedir. Deferasiroksun kalp ve karaci erde demir elasyonunda ba ar l oldu- una dair veriler mevcuttur ve bu çal mada amac m z deferasiroksun nefrotoksisitesinden olas bir renal demir dekompartmantalizasyonunun sorumlu olup olmad n ara t rmakt r. Yöntem: Ortalama ya 8.5±7.5 y l(9-33) olan ve deferasiroks ba lanan 3 BTM li hasta çal maya al nm t r. Hastalara ba lang çta ve 6. ayda Siemens multite gradient Echo yöntemi ile kardiak ve renal T2* ve karaci er R2* MRG çekilmi tir. Renal T2* ölçümleri sa ve sol böbrekten anterior, posterior ve koronal olmak üzere toplam 6 ayr noktadan yap lm t r. Hastalar n deferasiroks öncesi serum kreatinin ve GFR de erleri normal s n rlardad r ve ayl k serum kreatinin, idrar protein ve kreatinin takipleri yap lm t r. 2 kez ölçülen serum kreatinin de erlerinde ba lang ca göre %33 den fazla art olmas nefrotoksisite olarak de erlendirilmi ve bu hastalarda doz 0 mg/kg azalt lm t r. Etik Kurul izni al nm t r(hek 09/5). Sonuçlar: Hastalar n deferasiroks dozu 34.3±6.5mg/kg d r(7-37). Ba lang ç ve 6. aydaki kardiyak T2*, karaci er R2* ve böbrek T2* ve di er laboratuar bulgular Tablo de gösterilmi tir. Dört hastada(%30.8) nefrotoksisite geli mi tir. Hastalar n 6. ayda karaci er R2* de erlerinde anlaml düzelme olmu tur (p 0.007). Kardiyak T2* de erlerinde anlaml de i iklik olmam ve zaten hepsinin bazal T2* de eri 5 ms nin üzerinde oldu undan hastalar kardiak iyi durumlar n koruyabilmi tir. 6 ayr yerden ölçülen renal T2* de erlerinde deferasiroks ile 6. ay n sonunda anlaml bir de i iklik olmam t r(p=0.06). Nefrotoksisite geli en ve geli meyen gruplarda say az olmakla birlikte yap lan istatistiksel analizlerde ba lang ç ve takip MRG lerde 3 organda demir yükü aç s ndan fark bulunmam t r. Tart ma: Deferasiroks ile en erken demir elasyonu karaci erden olmaktad r. Kardiak demir yükü hafif olan hastalarda deferasiroks bu durumu idame etmektedir. Çal mam z BTM de MRG ile renal demir ölçümü yapan ilk çal mad r. Deferasiroksun nefrotoksistesi ile renal demir dekompartmantalizasyonu aras nda bir ili ki çal mam z n sonuçlar na göre bulunmamaktad r. Daha uzun takip ve hasta say s n n art r ld çal malar bu konuda bilgimizi art racakt r. Tablo. Ortalama± Std. Sapma Minimum Maksimum Kalp T2*_ 27,±7,3 6,4 38 Karaci er R2*_ 5,7±3,,4 2,7 Böbrek T2*_sol anterior 60±3,9 34,8 78,5 Böbrek T2*_sol posterior 60,2±, 40 79, Böbrek T2*_sol koronal 56,4±3,2 39,7 82, Böbrek T2*_sa anterior 53,6±2, ,4 Böbrek T2*_sa posterior 53,9±9, ,4 Böbrek T2*_sa koronal 58,2±3,7 32,4 89 Ferritin_ 98± Serum kreatinin_ 0,7±0,2 0,42 0,89 drar protein kreatinin oran _ 0,2±0,6 0,2 0,63 Kalp T2*_2 27,7±8,0 4,7 42,5 Karaci er R2*_2 8,0±4,9,95 6,6 Böbrek T2*2_sol anterior 52,5±2,5 32 7,5 Böbrek T2*2_sol posterior 54,3±3, ,6 Böbrek T2*2_sol koronal 50,5±6, 42,6 64,5 Böbrek T2*2_sa anterior 50,±2,7 34,9 72, Böbrek T2*2_sa posterior 54,4±2,4 34,8 7,7 Böbrek T2*2_sa koronal 56,8±7,5 26,6 82,7 Ferritin_2 2029± Serum kreatinin_2 0,69±0,5 0,43,02 drar protein kreatinin oran _2 0,3±0,23 0,0 0,79 50

17 Bildiri: 25 Sözel No S040 HEMOGLOB NOPAT LERDE PRENATAL TANI: 25 YILLIK HACETTEPE DENEY M SONUÇLARI. Fatma Gümrük, Sedat Altay, Sinan Beksaç, Sezcan Mumu o lu, Özgür Özyüncü, Nur Çakar, Aytemiz Gürgey, Çi dem Altay. Hacettepe Üniversitesi, Ankara y llar aras nda hemoglobinopatiler için riskli 947 fetusa do um öncesi tan (DÖT) yap lm t r. Toplam 947 fetusun %76 s beta talasemi major, %6 s orak hücreli anemi ve 7%si beta talasemi major ve di er anormal hemoglobinler için bile ik heterozigot riskli olarak bulunmu tur. Do um öncesi tan uygulamas ilk y llarda gebeli in 20. Haftas nda fetoskopi veya kordosentez ile al nan fetal örneklerden in-vitro hemoglobin zincir sentezi ile yap lm t r y llar aras nda fetal kan örne i ile DÖT uygulamas yerine koryonik villus örneklemesi (KVO) ile DNA yöntemleri (ARMS ve dizi analizi) ile DÖT uygulamas na geçilmi tir. 994 y l ndan sonra ise sadece KVO ve PCR a dayal teknikler ile DÖT yap lm t r. Do um öncesi tan uygulamas yap lan gebelerin büyük ço unlu u hasta çocuk sahibi di er gebeler ise evlilik öncesi taramalar ile hemoglobinopatiler için risk tespit edilip refere edilen gebelerdi. Do um öncesi tan yap lan 947 fetusun 730 unda DNA teknikleri ile yap lan çal ma sonuçlar talasemi mutasyonlar n n molekuler düzeyde çok heterojen oldu- unu göstermi tir. 730 fetusda 27 farkl mutasyon ve 88 farkl kombinasyon varl gösterilmi tir. Toplam 947 fetusun 239 u (%25) sa lam, 447 si (%47) ta y c ve 26 nda (%27) hasta olarak tespit edilmi tir. Gebeliklerin %20 de DÖT i leminin birden fazla kere (2-7 gebelik) yap lm olmas DÖT i leminin gebe anneler taraf ndan kolay ve kabul edilebilir teknik uygulama oldu unu göstermi tir. Hemoglobinopatilerde evlilik öncesi taramalar ile ta y c lar n tespit edilmesi ve DÖT programlar ile hemoglobinopatilerin önlenmesi mümkün olabilmektedir. Ülkemizde yap lan DÖT i lemlerinin say s ndaki beklenen riskli gebelik oran ndan çok dü ük oranlarda gerçekle mesi DÖT n n Türkiye de de say l birkaç referans ile s n rl kalmamas ve sa l k personeli ile halk n yo un ekilde e itilmesi ve bilinçlendirilmesinin kaç n lmaz oldu u gereklili ini göstermektedir. Bildiri: 26 Sözel No S04 TALASEM MAJOR OLGULARINDA KARD YAK DEM R B R K M N N BA LANGIÇ YA I, KARD YAK FONK- S YONLAR, KARAC ER DEM R YO UNLU U VE SERUM FERR T N DÜZEYLER LE L K S. Ye im Ayd nok, 2 Ertürk Levent, 3 Selen Bayraktaro lu, 3 Hüdaver Alper, 2 Ruhi Özyürek. Ege Üniversitesi T p Fakültesi, Pediatrik Hematoloji Bilim Dal, 2 Pediatrik Kardiyoloji Bilim Dal, 3 Radyoloji Anabilim Dal. Ya am süresindeki belirgin iyile meye kar n Talasemi Major (TM) olgular nda kalp yetmezli i halen en s k ölüm nedenidir. Kardiyak magnetik rezonans (MR) T2* ile kardiyak demir birikimi ve kardiyak riskin gösterebilmesi, bu olgular n elasyon sa alt mlar n n yönetimine yeni bir boyut kazand rm t r. Ülkemizde izlenen TM olgular nda kalp demir birikiminin ba lang ç ya n n saptanmas, bu hastalarda MR T2* ile izlemin ne zaman planlanmas gerekti inin bilinmesi aç s ndan önemlidir. Bu çal mada, TM olgular nda myokardiyal demir birikiminin, ya, karaci er demir yo unlu u (KDY) ve serum ferritin de erleri ile ili kisi de erlendirildi, kardiyak fonksiyonlar üzerine etkisi ara t r ld. Çal maya ya lar 0 34 (2,5 ± 5,4) y l aras nda de i en 73 TM olgusu al nd. Olgular n, MR T2* ile kalp demir birikimleri, MR R2 ile KDY lar saptand ve serum ferritin düzeyleri ölçüldü. Kardiyak fonksiyonlar ekokardiyografi ile de erlendirildi. Olgu grubumuzda, ya ve kalp demir birikimi aras nda do rusal bir ili ki bulunmamakla beraber, anlaml bir korelasyon saptand (-0.274, p=0.02). Nitekim, ortalama T2* de erlerinin (0-5, 6-20, 2-25, y l eklinde) ilerleyen ya gruplar nda giderek azalma gösterdi i, yani kardiyak demir miktar n n artt gözlendi. 0-5 ya grubunda sadece bir olgu (%) anormal T2* de erine sahip iken, 6 ya ve üzerindeki hastalar n %46 kardiyak demir birikimine sahipti. Kardiyak demir birikimi bulunan olgular n %48 inde kalp demir birikimi iddetli (T2*<8 ms) idi. Ya ve KDY aras nda anlaml bir korelasyon bulunmad. Serum ferritin de erleri ile KDY aras nda çok anlaml (-.685, p=0.000) ve T2* aras nda anlaml bir korelasyon (-.303, p=0.0) saptand. Hastalar n hiçbirinde, LVEF %56 n n alt nda de ildi. Bu bulgular, hastalar m zda kardiyak riskin belirlenebilmesi için 0 ya tan itibaren MR T2* ile kalp demir birikiminin ölçümünün gere ini ortaya koydu. Kardiyak risk alt ndaki hastalarda henüz kardiyak disfonksiyon bulunmay, hastalar n ya grubunun görece küçük olmas ile ili kilendirildi. KDY ve kalp demir birikimi aras ndaki korelasyonunun güçlü bulunmay (p<0.04), elasyon sa alt m ile KDY daki de i imin daha h zl ve dinamik olmas ile ili klendirildi. Bu nedenle, elasyon tedavisinin yönetiminin, kardiyak MR T2* ile kalp demir birikiminin monitorizasyonu ile planlanmas n n önem kazand dü ünüldü. Bildiri: 27 Sözel No S042 DEM R EKS KL NEDEN YLE BA VURAN HASTA- LARDA ÇÖLYAK HASTALI I SIKLI I VE SEROLOJ K TARAMANIN ANLAMLILI I. M. Cem Ar, Eda Tanr kulu, eniz Öngören, Ahmet Emre E kazan, Deram Büyükta, Zafer Ba lar, Teoman Soysal, Burhan Ferhano lu, Y ld z Ayd n, Birsen Ülkü. stanbul Üniversitesi Cerrahpa a T p Fakültesi, ç Hastal klar Anabilim Dal, Hematoloji Bilim Dal, stanbul. Çölyak hastal (ÇH) çocukluk ça nda gastrointestinal semptomlar ve büyüme geli me gerili i ile; ileri ya larda ise genellikle asermptomatik seyreden, toplumda bildirilen s kl %0.5- olan bir otoimmün hastal kt r. Demir eksikli i ve demir eksikli ine ba l anemi ÇH de s kça rastlan lan bir bulgudur. Özellikle oral demir replasman na yan ts z hastalar ba ta olmak üzere demir eksikli inin nedenine yönelik yap lan taramalarda Çölyak hastal n n da ara t r lmas önerilmektedir. Ancak bu taramalarda kullan lmas gereken yöntem konusunda olu mu bir görü birli i yoktur. Tek ba na serolojik testlerin bu aç dan kullan m konusu tart mal d r. Çal mam zda Mart Haziran 2009 tarihleri aras nda, Hematoloji BD Poliklini i ne demir eksikli i ve/veya demir eksikli ine ba l anemi nedeniyle ard k olarak yönlendirilen 88 hasta dahil edilmi tir. Poliklini imizde demir eksikli i ön tan l hastalardan ilk ba vurular esnas nda tarama amaçl istenen testler a a daki gibidir: hemogram, periferik yayma, retikülosit, demir, demir ba lama kapasitesi, ferritin, vitamin B2, folik asit, TSH, d k da gizli kan, tam idrar analizi, anti-endomisyal IgG/IgA ve anti-gliadin IgG/IgA, rutin biyokimya. Bulgular: Hastalar n özellikleri Tablo- de özetlenmi tir. Hastalardan 5 inde anemi hikayesi mevcuttu. 77 kad n hastadan 68 i menopoz öncesi dönemdeydi. 88 hastan n 9 unda ÇH serolojik testlerinden veya daha fazlas yüksek bulundu (%2). Endoskopik incelemeleri kabul etmeyen bir hasta 5

18 hariç 8 hastan n tümüne gastroskopi ve distal duodenal biyopsi yap ld. Bu hastalardan sadece birinde (Antiendomisyal antikorlar negatif, anti-gliadin antikorlar en yüksek [IgA:70 (N:<5), IgG: 43 (N<20)]) gastroskopide özellik saptanmamas na kar n ÇH ile uyumlu olabilecek morfolojik bulgular tespit edildi (%). Oral demir tedavisine yan ts z 8 hastan n 2 si bu grupta idi ve bunlardan biri ÇH tan s alan di eri subtotal gastrektomili bir hasta idi. ÇH seroloji pozitif grupta 5 (%9), negatif grupta ki ide (%5) anemiye e lik eden otoimmün bir hastal k mevcuttu. Bu aç dan anlaml bir fark tespit edilmedi. Türkiye için ÇH prevalans bilinmemektedir. Demir eksikli i olan hastalarda yapt m z bu ara t rmada ÇH s kl % olarak bulunmu tur. Özellikle eri kinde ÇH sessiz seyredebildi i bilinmektedir. Serolojik testler ile ÇH taramas yan lt c olabilece inden tan da biyopsi artt r. Tablo. Ya (y l) 7-79 (42) E/K /77 Hemoglobin (g/dl) (K: 2-6, E: 4-8) (9.2) MCV (fl) (8-99) (70.6) Demir mik (g/dl) (30-56) 6 05 (6) DBK (mikg/dl) ( ) (425) Ferritin (ng/ml) (K: 307, E: (4.) 336) Vitamin B2 (pg/ml) (80 900) (79) Folik asit (ng/ml) (3 7) (6.8) IgA (mg/dl) (70 400) (99) Anti-Endomisiyal IgA (U/ml) (0-5) (5.5) Anti-Endomisiyal IgG (U/ml) (0 20) (.5) Anti-Gliadin IgA (U/ml) (0 5).6 70 (4.9) Anti-Gliadin IgG (U/ml) (0 20).9 43 (806) Gastroskopi 36 hasta Biyopsi 2 hasta Kolonoskopi 23 hasta E lik eden otoimmün hastal k 6 hasta Oral demire yan t. Var 78 Yok 8 Tedavi verilmeyen 2 Koagülasyon ve Fibrinoliz Bozuklukları ve daha önce çocukluk ça nda ara t r lmam olan endotelial protein C reseptörünün ölçülebilen formu sepcr düzeyine bakarak KKH a rl k derecesi ile sepcr aras ndaki ili kiyi ara t rmay amaçlad k. Hastalar ve yöntem: Çal maya ( Haziran) Gastrenteroloji Bilim Dal nda KKH tan s ile izlenen, kanama ve tromboz öyküsü olmayan 30 hasta al nd. Hastalar n %0 u bilier atrezi, %6,6 s familial intrahepatik kolestaz, %0 u kriptojenik siroz, %3,2 si otoimmün hepatit, %6,6 s Wilson hastal, %0 u Glikojen depo, %27 si kronik Hepatit B ve %6,6 s ise kronik hepatit C tan lar yla izlenmekteydi. Hastalar karaci er histopatolojik bulgular na göre siroz (grup I, n:2) ve kronik aktif hepatit (grup II, n:8) olarak iki gruba ayr ld. Hastalarda Fibrinojen, D-dimer, Faktör V, VII, VIII, IX, vwf, Antitrombin III, Protein C, S, aktive protein C rezistans (APCR), ile sepcr düzeyleri çal larak Grup I ve II nin sonuçlar birbirleriyle ve ayn ya grubundaki 6 sa l kl kontrol çocu un sonuçlar yla kar la t r ld. Bulgular: Grup I ve II nin median ya lar y l olarak s ras yla 0,7 (-8) ile 3,5 (-6), kontrol grubunun ise,5 (2,5-7,5) olup aralar nda fark yoktu. Cinsiyet da l m yönünden gruplar farkl de ildi. Ortanca izlem 4.2l ± 4. y ld. Grup I de FV, VII, IX ile vwf düzeyleri Grup II ye göre dü ük bulundu, p de erleri s ras yla 0.05, 0.00, ve 0 d. FVIII, fibrinojen ve Protein S düzeyleri gruplar aras farkl de ildi. ATIII ve Protein C, Grup I de Grup II ye göre anlaml dü ükken (ATIII; Grup I: 8,6±34,9, Grup II:8,0± 8,4 p: 0,002, Protein C Grup I: 45,8±22,8, Grup II:92,5± 42,9 p:0,0) APCR Grup I de kontrol grubuna göre dü ük olup hasta gruplar aras nda fark yoktu. sepcr, KKH olanlarda kontrol grubunda anlaml olarak yüksekti. Grup I deki hastalarda sepcr düzeyleri Grup II ye göre belirgin yüksek olmakla birlikte bu fark istatistiksel olarak anlaml de ildi ve p:0,42 idi (Grup I:76,±.64,, GrupII:50,2±.77,, kontrol:87,2±.46,4). Sonuç: KKH de baz faktörler sentez defektine ba l olarak azal rken (FV, VII, IX, vwf, ATIII, Protein C) baz lar n n akut faz yan t olmalar ve karaci erden azalm klirensleri nedeniyle düzeyleri de i memekte (FVIII, Fibrinojen), baz lar ise (sepcr) yükselmektedir. Çal mam zda sepcr nin KKH de sa l kl kontrolere göre önemli derecede yüksek bulunmas dikkat çekicidir. sepcr siroz olan grupta di er hasta grubuna göre belirgin yüksek bulunmakla birlikte bu fark istatistiksel anlaml l k göstermemi tir. leri evre karaci er hastalar nda yüksek sepcr düzeyleri nedeniyle tromboembolik olaylar aç s ndan da yak n izlenmeleri gerekti i sonucuna var labilir. Bildiri: 28 Sözel No S025 ÇOCUKLUK ÇA I KRON K KARAC ER HASTALARIN- DA KOAGÜLAN VE ANT KOAGÜLAN FAKTÖR DÜZEY- LER LE SEPCR N N HASTALIK EVRES LE L K - S N N NCELENMES. Ay e Say l, Zümrüt Uysal, Elif Ünal nce, Talia leri, Mehmet Ertem, Zarife Kulo lu, Aydan Kansu, Yonca E in, Nejat Akar. Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dal, 2 Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji Bilim Dal, 3 Ankara Üniversitesi T p Fakültesi Pediatrik Moleküler Genetik Bilim Dal, Ankara. Giri ve Amaç: Koagülasyon faktörlerinin sentezlendi i temel organ olan karaci erin kronik hastal klar nda (KKH) hastal n a rl na göre farkl derecelerde kanama ve tromboembolik olaylar görülebilmektedir. Çal mam zda KKH tan s ile izlenmekte olan hastalarda prokoagülan ve antikoagülan faktörlerin düzeylerini belirlemeyi 52

19 Bildiri: 29 Sözel No S026 NAD R FAKTÖR EKS KL OLAN 48 OLGUNUN KL - N K VE LABORATUVAR VER LER ; ÇOK MERKEZL RETROSPEKT F ÇALI MA. Tunç F g n, 2 Can Balkan, 3 Tiraje Celkan, 4 Yurdanur K l nç, 5 Meral Türker, 6 Çetin Timur, 7 Türkiz Gürsel, Feride Duru, 8 Alphan Küpesiz, 0 Lale Olcay, ebnem Y lmaz, 2 Ünsal Özgen, 3 Ay egül Ünüvar, Hale Ören, 2 Kaan Kavakl. Ondokuz May s Üniversitesi T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, Samsun, 2 Ege Üniversitesi T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, zmir, 3 stanbul Üniversitesi Cerrahpa a T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, stanbul, 4 Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, Adana, 5 T.C. Sa l k Bakanl Tepecik E itim ve Ara t rma Hastanesi Çocuk Hematoloji Bölümü, zmir, 6 T.C. Sa l k Bakanl Göztepe E itim ve Ara t rma Hastanesi Çocuk Hematoloji Bölümü, stanbul, 7 Gazi Üniversitesi T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, Ankara, 8 Ege Üniversitesi T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, zmir, 9 Akdeniz Üniversitesi T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, Antalya, 0 Dr. Anabilim Dal urahman Yurtarslan Ankara Onkoloji E itim ve Arastirma Hastanesi, Ankara, Dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, zmir, 2 nönü Üniversitesi T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, Malatya, 3 stanbul Üniversitesi Çapa T p Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dal, stanbul. Merkezlerin Nadir faktör eksiklikleri tan s ile takip ve tedavi ettikleri olgu say s oldukça az olmas nedeni ile, bu olgular n tan ve tedavilerinde zorluklar ile kar la lmaktad r. Türk Pediatrik Hematoloji Derne i, Tromboz Hemostaz Hemofili alt komitesi olarak, ülkemizde nadir faktör eksikli i tan s ile takip ve tedavi edilen olgular n demografik, klinik ve laboratuvar verilerini, tedavi ve prognozlar n saptamaya yönelik bir sorgulama formu olu turarak tüm merkezlere elektronik posta ile gönderdik. Sorgulamam za yan t veren merkezde takip ve tedavi edilen 48 olgunun da l m incelendi inde; faktör VII (FVII) eksikli i 52 (%35,), FV eksikli i 23 (%5,5), FX eksikli i 22 (%4,9), FI eksikli i 4 (%9,5), FXI eksikli i 3 (%8,8), FXIII eksikli i 3 (%8,8), FXII eksikli i 7 (%4,7), plazminojen eksikli i 3(%2,6), FV ve FVIII birlikte eksikli i (%0,7) olguda saptanm t r. En çok saptad m z nadir faktör eksikliklerinden FVII, FV, ve FX eksikli i olan olgular n demografik, klinik, labaratuvar ve prognostik özellikleri Tablo de verilmi tir. Nadir faktör eksikliklerinin tan ve tedavilerindeki zorluklar devam etmektedir. Olgular n tan alma ya lar eksik olan faktör tipine göre farkl l klar göstermektedir. Ülkemizde tan halen, klinik olarak ve faktör düzeyleri ölçülerek yap lmaktad r. Baz merkezler yutd ndaki merkezler ile çal makta olduklar n bildirmekle birlikte, sadece 2 olguda moleküler tan çal t r labilmi tir. Tüm nadir faktör eksiklikleri içinde intrakranial kanama s kl 24 (%6,2) dir. ntrakranial kanayan hastalardan 5 i (%20,4) eksitus olmu tur. Proflaksi tedavisinin oldukça az oranda kullan ld ve tedavi yakla mlar n n merkezlere göre farkl l k gösterdi i saptanm t r. Sonuç olarak, hastalar n tan lar na yönelik moleküler çal ma yap lan merkezlerin olu turulmas ve tedavi yakla mlar konusunda k lavuzlar n haz rlanmas ile, hastalar n tan, takip ve tedavilerinin daha iyi bir düzeye getirilece ini dü ünüyoruz. Tablo. FVIIn=52 FVn=23 FXn=22 K z/erkek Olgu say s (%) 8(34,6) / 34(65,4) 8(34,8) / 5(65,2) 9(40,9) / 3(59,) Tan Ya (ay)ortalama std s 86, 630, ,2 42,50,-20 35,5 57,0,-80 en küçük-en büyük En s k saptanan ilk 3 kanama oda Olgu say s (%) Epistaksis 4 (26,9) Gingival kanama 2 (23,) Ekimoz (2,2) Gingival kanama 9 (39,) Ekimoz 7 (30,4) Epistaksis 7 (30,4) Epistaksis 2 (54,5) Ekimoz (50) Kas çi Hematom 7 (3) Aile ÖyküsüOlgu say s (%) (2,2) 6 (26,) 5 (22,7) Akrabal k Olgu say s (%) 3 (25) 6 (26,) 6 (27,3) Eksik olan faktörün düzeyi %ortalama std s en küçük-en büyük 25 6,90,-50 2,9 4,50,3-52 9,3,8-39 Moleküler Tan 2 (3,8) Yok Yok TedaviOlgu say s (%) (2,2)8 (5,4)2 (3,8) 2(52,2)- (4,3) 6 (27,3)-3 (3,6) TDP rfvii apcc Proflaksi alan olgu say s (,9). 2 (8,7) 4 (8,2) Prognoz(Olgu say s, %). Eksitus Tedavili ya ayan Tedavisiz ya ayan Takipsiz 2 (3,8)2 (3,8)6 (30,8)32 (6,6) - (4,3) (47,8) (47,8) (4,5)7 (3,8)3 (3,6) (50) Bildiri: 30 Sözel No S027 SON YILDA REKOMBINANT FAKTÖR VIII KULLA- NIMINA GEÇ LEN A IR HEMOF L A TANILI ÇOCUK- LARDA NH B TÖR GEL ME R SK N N PROSPEKT F OLARAK DE ERLEND R LMES. Kaan Kavakl, Basri Bileno lu, Can Balkan, Y lmaz Ay, Mehmet Ak n, Deniz Y lmaz Karap nar. Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi Hematoloji Bilim Dal, zmir. nhibitör (anti-faktör VIII antikor) geli mesi Hemofili- A (HA) tedavisinin en s k kar la lan ve en ciddi tedavi komplikasyonu olup %6-27 s kl kta bildirilmektedir. Birçok akkiz ve genetik risk faktörleri inhibitör geli iminden sorumlu tutulmaktad r. Rekombinant FVIII (r-fviii) kullan m n n plazma kaynakl FVIII e (p-fviii) nazaran riski biraz daha artt rd na dair yay nlar varsa da henüz konu hakk nda çok merkezli ve randomize bir çal ma yoktur. Bat ülkelerinde 0 y ld r kullan lmas na kar- n ülkemizde ancak son y ld r düzenli olarak r-fviii (Recombinate / Baxter-Eczac ba ) piyasada olup yeni tan l bebekler yan s ra p-fviii kullan lan HA hastalar nda da r-fviii e geçi yap labilmektedir. Çal man n amac Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi Hematoloji Bilim Dal. Ege Hemofili Merkezinde takip edilen ve r-fviii kullan m na geçilen a r HA tan l çocuklarda inhibitör geli me insidans n prospektif olarak saptamakt r. Nisan 2008 ile May s 2009 aras ndaki y ll k süre içinde toplam 29 a r HA hastas na velileri etkinlik ve güvenirlilik aç s ndan bilgilendirildikten sonra r-fviii kullan lmaya ba land. Hastalar n ya ortalamas 2 y l (da l m 9 ay- 2 ya ) idi. Hastalardan 8 i uzun y llard r sekonder profilakside iken, 9 tanesi hedef eklem nedeniyle k sa süreli sekonder profilaksi program ndayd. 2 hasta ise episodik tedavideydi. 29 hastan n 9 unda tan sonras ilk kez r-fviii ba lan rken 20 sinde p-fviii kesilerek r-fviii e geçildi. nhibitör (-) olan hastalar çal maya al nd. nhibitör tarama ve titraj testi Nijmegen-Bethesda yöntemi ile 3 ayl k aralarla yap ld. Testler CA-500 koagulometresinde (Siemens- Sysmex) yap ld. nhibitör pozitifli i için cut-off düzeyi >0.6 BU/ml olarak kabul edildi. Bir y ll k izlem sonunda 29 hastada ortalama 48 kez (da l m 3 2 gün) uygulama günü saptand. Profilaksi gören hastalar da dahil olmak üzere p-fviii den r-fviii e geçilen 20 hastan n hiçbirinde inhibitör geli imi saptanmad. Ancak tan sonras ilk kez r-fviii kullan lan 2.5 ya ndaki bir a r HA hastas nda 2 kullan m günü sonras nda inhibitör geli imi saptand. 5 gün arayla yap lan 2 test BU/ 53

20 ml ve 5.7 BU/ml olarak saptand ndan HR tipi inhibitör geli imi olarak de erlendirildi. Hastan n kanama klini i de laboratuvar ile uyumlu idi. r-fviii tedavisine geçilen 29 hastan n 2 si d ndaki 27 hastada tedavi sorunsuz devam etmektedir. Di er hasta ise inhibitör (-) olmas na kar n USYE s ras nda tedavi amaçl faktör uygulamas sonras ate ve döküntü geli mesi nedeniyle ailenin talebi üzerine tekrar p-fviii e dönülen olgudur. Sonuç olarak son y lda r-fviii kullan m na geçilen 29 a r HA hastas nda /29 (%3.3) s kl kta inhibitör geli imi saptand. Bu a amada rekombinant FVIII in güvenilir oldu unu ve yeni tan hastalar yan s ra halen plazma kaynakl FVIII kullanan olgulara da ba lanabilece ini dü ünüyoruz. Kronik Lenfositer Lösemi ve Kronik Lenfoproliferatif Hastalıklar Bildiri: 3 Sözel No S047 YEN TANI VE RELAPS/REFRAKTER KRON K LEN- FOS T K LÖSEM L HASTALARDA FLUDARAB N, S K- LOFOSFAM D VE R TUX MAB (FC-R) KEMOTERAP - S N N RETROSPEKT F DE ERLEND R LMES. Yahya Büyüka k, Nilgün Say nalp, 2 Evren Özdemir, Songül erefhano lu, Salih Aksu, Hakan Göker, brahim Haznedaro lu, Osman lhami Özcebe. Hacettepe Üniversitesi ç Hastal klar Anabilim Dal Eri kin Hematoloji Ünitesi, 2 Hacettepe Üniversitesi ç Hastal klar Anabilim Dal Onkoloji Ünitesi. Kronik lenfositik lösemi (KLL) hastalar nda Fludarabin- Siklofosfamid tedavisine Rituximab eklenmesinin (FCR protokolü) tam remisyon oran n artt rd ve hem yeni tan, hem de relaps/refrakter KLL hastalar nda, Fludarabin bazl di er tedavileri alan gruplarla kar la t r ld nda, sa kal m avantaj sa lad de i ik çal malarda gösterilmi tir. Bu nedenle son y llarda KLL tedavisinde alt n standart olarak kabul edilen fludarabinsiiklofosfamid rejimine yüksek doz Rituximab eklenmesi önerilmektedir. Bu çal mada Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri, Eri kin Hematoloji ve Onkoloji Ünitelerinde takip edilen ve FCR protokolü uygulanan 8 kronik lenfositik lösemi (KLL) hastas n n erken dönem tedavi sonuçlar retrospektif olarak de erlendirildi. Bu hastalardan 8 tanesi ilk tedavi olarak FCR tedavisi ald, 0 u daha önce ba ka tedaviler alm t. Hastalara 2-6 kür FCR tedavisi uyguland (%22 <3 kür, %78 4 kür), ve tedavi sonras ortalama izlem süresi ay (2-30 ay) idi. Tedavi bitiminde, hastalar klinik ve laboratuvar olarak de erlendirildi inde ( National Cancer Institute CLL Working group guidelines a göre) toplam 4 hastada tam yan t (8 ilk tedavi, 6 relaps/refrakter hasta), 2 hastada parsiyel yan t (ikisi de relaps/refrakter hasta) al nd. Ortalama ayl k izlem sonucunda sadece bir hasta kaybedilmi ti (total sa kal m %93,8). Tüm hastalarda olays z sa kal m oran %77,8, tam yan t al nan hastalarda olays z sa kal m %92,9 olarak bulundu. Bizim merkezimizde de, ilk de erlendirme sonucunda yüksek yan t oran sa lamas bak m ndan özellikle ilk kez tedavi alacak hastalarda FCR tedavisi etkin bir tedavi olarak görüldü. Bildiri: 32 Sözel No S048 SERUM SERBEST DNA DÜZEY KRON K LENFOS T K LÖSEM PROGNOZU Ç N BEL RLEY C OLAB L R M? Zeynep Arzu Yegin, Zübeyde Nur Özkurt, Elif Suyan, Merih K z l Çakar, ermin Alt ndal, P nar Akp nar, Gülsan Türköz Sucak, Münci Ya c. Gazi Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji Bilim Dal, Ankara Giri ve Amaç: Serbest DNA(sDNA) tümör hücrelerinin lizis,nekroz veya apopitoz yoluyla parçalanmas sonucunda dola ma sal nmaktad r.birçok kanser türünde olas prognostik belirteç olabilece i öngörülse de,henüz standardizasyonu tamamlanmam ve rutin kullan ma girmemi tir. Bu çal man n amac, kronik lenfositik lösemi (KLL) hastalar nda serum sdna düzeyinin prognoz ve sa kal m ile ili kisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çal maya Gazi Üniversitesi T p Fakültesi Hematoloji Bilim Dal nda KLL tan s ile izlenen 23 hasta [E/K: 45/78; ortanca ya : 62(37-90)] ve 7 kontrol al nd. Tan an nda al nan serum örneklerinden MagNApure compact izolasyon cihaz kullan larak ayr t r lan DNA lar n miktarlar Qubit florometre cihaz ile ölçüldü ve istatistiksel yöntemlerle analiz edildi. Bulgular: KLL hastalar nda serum sdna düzeyi ve lökosit say s ili kili bulundu (p=0.000; r=0.568). Bu nedenle, sdna n n normal da l m n n sa lanmas amac yla lökosit ile düzeltilmi de erlerine logaritmik transformasyon uyguland. Hasta grubunda ortanca sdna 0,9[(-0,4)-2,4]ng/ml iken, kontrol grubunda,45(0,8-2,4)ng/ml idi.kll grubunda sdna düzeyi anlaml dü ük (p=0,008) ve lökosit say s ile negatif ili kili idi(r=-0,99;p=0,028). sdna,modifiye Rai a göre yüksek risk grubunda, orta ve dü ük risk grubuna göre anlaml dü üktü(p=0,049, p=0,03). Erken evre CD38 pozitif hastalarda sdna de erleri anlaml dü üktü (p=0.005). Erken evre p53 pozitif hastalarda negatif olanlara göre sdna de erleri daha dü ük bulundu(p=0.06). Ortanca 33(0-234) ayl k izlem süresi sonunda,sdna de eri ilk çeyreklikte olan hastalarda toplam sa kal m(os) %2,[28(0-67)ay]; di er üç çeyreklikte olan hastalarda %4.8[37(0-234) ay] olarak hesapland (p>0,05). Tarti ma ve Sonuç: Tümör biyolojisi ve geneti i ile ilgili çal malarda, dola mdaki sdna n n esas olarak tümör yükünü gösteren bir parametre oldu- u öne sürülmektedir. Bu çal mada, lökosit say s ndan ba ms z olarak yap lan analizlerde, KLL hastalar nda sdna düzeyinin anlaml dü ük oldu u görüldü. Tümör sdna s apopitoz yoluyla dola ma sal nmakta ve dolayl olarak tümör y k m n yans tmaktad r. Bu noktadan yola ç k ld nda, KLL grubundaki dü ük sdna düzeyi, tümör y k m n n ve programl hücre ölümünün yava oldu unu göstermektedir. Nitekim,sDNA düzeylerinin lökosit say s ve hastal k evresi ile negatif ili kili olmas da bu hipotezi desteklemektedir. sdna düzeylerinin CD38 pozitif erken evre hastal kta anlaml dü ük olmas ve yine p53 pozitif hastalarda anlaml l k düzeyine ula mayan dü üklü ü,bu hastalarda apopitozun görece daha az oldu unun bir göstergesi olup, sdna düzeyinin tümörün biyolojik davran n gösteren olumsuz bir belirteç olabilece ini vurgulamaktad r. Serum sdna düzeyi ve sa kal m ili kisinin gösterilememesi, hasta say s n n azl ve KLL hastalar n n uzun sa kal m süresi ile aç klanabilir. Bununla birlikte, KLL hastalar nda dola mdaki sdna n n apopitozla ili kisinin do rulanmas ve prognostik rolünün belirlenmesi için ileri çal malara gereksinim vard r. 54

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D

08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D Vitamin D ve İmmün Sistem İnsülin Sekresyonuna Etkisi Besinlerde D Vitamini Makaleler Vitamin D, normal bir kemik gelişimi ve kalsiyum-fosfor homeostazisi için elzem

Detaylı

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,

Detaylı

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 Attila Hancıoğlu ve İlknur Yüksel Alyanak Sağlık programlarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve ileriye yönelik politikaların belirlenmesi açısından neonatal, post-neonatal

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

UÜ-SK ORGAN VE DOKU NAKLİ PROSEDÜRÜ

UÜ-SK ORGAN VE DOKU NAKLİ PROSEDÜRÜ Rev. No : 01 Rev.Tarihi : 13 Haziran 2012 1/ 1. Amaç: UÜ-SK da organ ve doku nakli hizmetlerinden yararlanacak hastaların ve/veya canlı vericilerinin başvuru kriterlerinin ve organ bekleme listelerine

Detaylı

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ

Detaylı

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar bilge.alyuz@kou.edu.tr, Tel: 262

Detaylı

XII. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 29 KASIM-3 ARALIK 2010 KOU-KÖGEM

XII. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 29 KASIM-3 ARALIK 2010 KOU-KÖGEM XII. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 29 KASIM-3 ARALIK 2010 KOU-KÖGEM KURS BAŞKANI : PROF.DR. ERDAL KARAÖZ KURS DÜZENLEME KURULU PROF.DR. ERTAN URAL DOÇ.DR. ERAY ÇALIŞKAN

Detaylı

VII. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 19-23 EKİM 2009 KOU-KÖGEM

VII. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 19-23 EKİM 2009 KOU-KÖGEM VII. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 19-23 EKİM 2009 KOU-KÖGEM KURS BAŞKANI : PROF.DR. ERDAL KARAÖZ KURS SEKRETERİ : YRD.DOÇ.DR. MURAT KASAP KURS DÜZENLEME KURULU PROF.DR.

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ

KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ KORELASON VE REGRESON ANALİZİ rd. Doç. Dr. S. Kenan KÖSE İki ya da daha çok değişken arasında ilişki olup olmadığını, ilişki varsa yönünü ve gücünü inceleyen korelasyon analizi ile değişkenlerden birisi

Detaylı

IV. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 23-27 MART 2009 KOU-KÖGEM

IV. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 23-27 MART 2009 KOU-KÖGEM IV. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 23-27 MART 2009 KOU-KÖGEM KURS BAŞKANI : PROF.DR. ERDAL KARAÖZ KURS SEKRETERİ : YRD.DOÇ.DR. GÜLÇİN GACAR KURS DÜZENLEME KURULU PROF.DR.

Detaylı

Yakıt Özelliklerinin Doğrulanması. Teknik Rapor. No.: 942/7193278-00

Yakıt Özelliklerinin Doğrulanması. Teknik Rapor. No.: 942/7193278-00 Müşteri : Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sok. No: 14 K2 Plaza Kat: 11 Kadıköy 34742 İstanbul Türkiye Konu : Seçilen Yakıt Özelliklerin Belirlenmesi için Dizel Yakıtlara İlişkin Testlerin, Doğrulanması

Detaylı

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Hücre zedelenmesi etkenleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Homeostaz Homeostaz = hücre içindeki denge Hücrenin aktif olarak hayatını sürdürebilmesi için homeostaz korunmalıdır Hücre zedelenirse ne olur? Hücre

Detaylı

XI. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 11-15 EKİM 2010 KOU-KÖGEM

XI. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 11-15 EKİM 2010 KOU-KÖGEM XI. TEMEL KÖK HÜCRE TEKNİKLERİ VE MOLEKÜLER BİYOLOJİ UYGULAMALARI KURSU 11-15 EKİM 2010 KOU-KÖGEM KURS BAŞKANI : PROF.DR. ERDAL KARAÖZ KURS DÜZENLEME KURULU PROF.DR. ERTAN URAL DOÇ.DR. ERAY ÇALIŞKAN DOÇ.DR.

Detaylı

ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU

ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU Hazırlayan Sosyolog Kenan TURAN Veteriner Hekimi Volkan İSKENDER Ağustos-Eylül 2015 İÇİNDEKİLER Araştırma Konusu

Detaylı

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK GİRİŞ Yaygın anksiyete bozukluğu ( YAB ) birçok konuyla, örneğin parasal, güvenlik, sağlık,

Detaylı

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com Giriş Yönetim alanında yaşanan değişim, süreç yönetimi anlayışını ön plana çıkarmıştır. Süreç yönetimi; insan ve madde kaynaklarını

Detaylı

GEKA NİHAİ RAPOR TEKNİK BÖLÜM. 1. Açıklama

GEKA NİHAİ RAPOR TEKNİK BÖLÜM. 1. Açıklama GEKA NİHAİ RAPOR TEKNİK BÖLÜM 1. Açıklama 1.1.Proje Ortaklarının Adları: Uzman Klinik Psikolog Özge Yaren YAVUZ ERDAN, Uzman Klinik Psikolog Elvan DEMİRBAĞ, Uzman Klinik Psikolog Nilay KONDUZ 1.2.Nihai

Detaylı

HAYALi ihracatln BOYUTLARI

HAYALi ihracatln BOYUTLARI HAYALi ihracatln BOYUTLARI 103 Müslüme Bal U lkelerin ekonomi politikaları ile dış politikaları,. son yıllarda birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomi politikalarında

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

Analiz aşaması sıralayıcı olurusa proje yapımında daha kolay ilerlemek mümkün olacaktır.

Analiz aşaması sıralayıcı olurusa proje yapımında daha kolay ilerlemek mümkün olacaktır. Analiz Raporu Kısa Özet Her geçen gün eczanecilik sektörü kendi içerisinde daha da yarışır hale geliyor. Teknolojinin getirdiği kolaylık ile eczane otomasyonu artık elinizin altında. Çoğu eczacılar hastalarına

Detaylı

Deprem Yönetmeliklerindeki Burulma Düzensizliği Koşulları

Deprem Yönetmeliklerindeki Burulma Düzensizliği Koşulları Deprem Yönetmeliklerindeki Burulma Düzensizliği Koşulları Prof. Dr. Günay Özmen İTÜ İnşaat Fakültesi (Emekli), İstanbul gunayozmen@hotmail.com 1. Giriş Çağdaş deprem yönetmeliklerinde, en çok göz önüne

Detaylı

Ara rma, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba

Ara rma, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba 1.1 Ara rman n Amac Ara rmada, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba olarak hizmet vermekte olan; 1. Bütçe ve Performans Program ube Müdürlü ü 2. Stratejik Yönetim ve Planlama

Detaylı

T.C. BİLECİK İL GENEL MECLİSİ Araştırma ve Geliştirme Komisyonu

T.C. BİLECİK İL GENEL MECLİSİ Araştırma ve Geliştirme Komisyonu Rapor No:01 Rapor Tarihi: 10.03.2011 muz İl Genel Meclisimizin 01.03.2011 tarih ve 2011/33 sayılı kararı doğrultusunda 08-09-10 Mart 2011 tarihlerinde toplanmıştır. İdaremiz araç parkında bulunan makine

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

Tarifname SARKOPENİ NİN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON

Tarifname SARKOPENİ NİN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON 1 Tarifname SARKOPENİ NİN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON Teknik Alan Buluş, sarkopeni nin tedavisine yönelik oluşturulmuş bir kompozisyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen Durumu Günümüzde sarkopeni,

Detaylı

BÖLÜM 7 BİLGİSAYAR UYGULAMALARI - 1

BÖLÜM 7 BİLGİSAYAR UYGULAMALARI - 1 1 BÖLÜM 7 BİLGİSAYAR UYGULAMALARI - 1 Belli bir özelliğe yönelik yapılandırılmış gözlemlerle elde edilen ölçme sonuçları üzerinde bir çok istatistiksel işlem yapılabilmektedir. Bu işlemlerin bir kısmı

Detaylı

Binalarda Enerji Verimliliği ve AB Ülkelerinde Yapılan Yeni Çalışmalar

Binalarda Enerji Verimliliği ve AB Ülkelerinde Yapılan Yeni Çalışmalar Binalarda Enerji Verimliliği ve AB Ülkelerinde Yapılan Yeni Çalışmalar Mak.Y.Müh. Nuri ERTOKAT Türkiye Gazbeton Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Çalışmamızın isminden de anlaşılacağı gibi Avrupa

Detaylı

BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ

BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ Dr. Ayhan HELVACI Giriş Müzik öğretmeni yetiştiren kurumlarda yapılan eğitim birçok disiplinlerden

Detaylı

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR Hepatit C nedir? Hepatit C virüsünün neden olduğu karaciğer hastalığıdır. Hepatit C hastalığı olarak bilinir ve %70 kronikleşir, siroz, karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri

Detaylı

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ

MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ MEME KANSERİ KÖK HÜCRELERİNİN GEN EKSPRESYON PROFİLİ Sait Murat Doğan, A. Pınar Erçetin, Zekiye Altun, Duygu Dursun, Safiye Aktaş Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, İzmir Slayt 1 / 14 Meme Kanseri

Detaylı

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi ÜN VERS TEYE G R SINAV S STEM NDEK SON DE KL E L K N Ö RENC LER N ALGILARI Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr.

: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr. Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2014-1-132 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 15-12/159-72 Karar Tarihi : 18.03.2015 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan Üyeler : Prof. Dr.

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

EK 2 ORTA DOĞU TEKNĐK ÜNĐVERSĐTESĐ SENATOSU 2011 YILI ÖSYS KONTENJANLARI DEĞERLENDĐRME RAPORU

EK 2 ORTA DOĞU TEKNĐK ÜNĐVERSĐTESĐ SENATOSU 2011 YILI ÖSYS KONTENJANLARI DEĞERLENDĐRME RAPORU EK 2 ORTA DOĞU TEKNĐK ÜNĐVERSĐTESĐ SENATOSU 2011 YILI ÖSYS KONTENJANLARI DEĞERLENDĐRME RAPORU Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 1995 yılından bu yana, hazırladığı ve titizlikle uygulamaya çalıştığı Stratejik

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Dr. Asım Armağan Aydın Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Dr. Asım Armağan Aydın Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu antalya EAH Çalışmaya Katılan

Detaylı

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Sağlıklı, güçlü kuvvetli bir erkeksiniz ama çocuğunuz olmuyorsa bu önemli sorunun sebebi yediklerinizle ilgili olabilir. Erkekler üzerinde yapılan bilimsel

Detaylı

www.boren.com.tr / info@boren.com.tr

www.boren.com.tr / info@boren.com.tr www.boren.com.tr / info@boren.com.tr YAŞAM da BOR BOR/B; Yeryüzünde bileşikler halinde, toprak, kaya ve suda az miktarlarda fakat yaygın olarak bulunan bir elementtir. Yer kabuğunda 10-20 ppm, deniz ve

Detaylı

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit 2016 un türevi 1. ROMATİZMAL ATEŞ NEDİR? 1.1 Nedir? Romatizmal ateş, streptokok adı

Detaylı

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2015-1-69 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 16-02/30-9 Karar Tarihi : 14.01.2016 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan Üyeler : Prof. Dr. Ömer

Detaylı

ÇALIŞAN SAĞLIĞI BİRİMİ İŞLEYİŞİ Hastanesi

ÇALIŞAN SAĞLIĞI BİRİMİ İŞLEYİŞİ Hastanesi KİHG/İŞL-005 19.08.2009 07.08.2012 2 1/8 GÜNCELLEME BİLGİLERİ Güncelleme Tarihi Güncelleme No Açıklama 11.11.2009 1 Belge içeriğinde ve belge numarasında değişiklik yapılması 07.08.2012 2 Komite, başlık,

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

LABORATUVARIN DÖNER SERMAYE EK ÖDEME SİSTEMİNE ETKİSİ. Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu Gaziantep Üniversitesi

LABORATUVARIN DÖNER SERMAYE EK ÖDEME SİSTEMİNE ETKİSİ. Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu Gaziantep Üniversitesi LABORATUVARIN DÖNER SERMAYE EK ÖDEME SİSTEMİNE ETKİSİ Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu Gaziantep Üniversitesi Bir etkinliğin sonucunda elde edilen çıktıyı nicel ve/veya nitel olarak belirleyen bir kavramdır.

Detaylı

ÖLÇÜ TRANSFORMATÖRLERİNİN KALİBRASYONU VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

ÖLÇÜ TRANSFORMATÖRLERİNİN KALİBRASYONU VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR 447 ÖLÇÜ TRANSFORMATÖRLERİNİN KALİBRASYONU VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR Hüseyin ÇAYCI Özlem YILMAZ ÖZET Yasal metroloji kapsamında bulunan ölçü aletlerinin, metrolojik ölçümleri dikkate alınmadan

Detaylı

BİLGİSAYAR DESTEKLİ BİR DİL PROGRAMI -Türkçe Konuşma - Tanıma Sistemi-

BİLGİSAYAR DESTEKLİ BİR DİL PROGRAMI -Türkçe Konuşma - Tanıma Sistemi- BİLGİSAYAR DESTEKLİ BİR DİL PROGRAMI -Türkçe Konuşma - Tanıma Sistemi- Prof. Dr. Fatih KİRİŞÇİOĞLU Bilgisayarlı Dil Uzmanı Erkan KARABACAK Proje Sorumlusu Çetin ÇETİNTÜRK Tanımlar : Konuşma Tanıma : Dil

Detaylı

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012 Hazırlayanlar Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi Laura D. Tyson, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi Saadia Zahidi, Dünya Ekonomik Forumu Raporun

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

BUĞDAY RUŞEYMİ (WHEAT GERM)

BUĞDAY RUŞEYMİ (WHEAT GERM) BUĞDAY RUŞEYMİ (WHEAT GERM) Buğday rüşeymi buğday başağının alt kısmında bulunan embriyodur. Buğdayın 1 tonundan sadece 1 kilogram rüşeym elde edilebilmektedir. Rüşeym özel yöntemlerle elde edilmediği

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET DOI= 10.17556/jef.54455 Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 Genişletilmiş Özet Giriş Son yıllarda

Detaylı

Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE YÖNELİK BİR FORMÜLASYON

Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE YÖNELİK BİR FORMÜLASYON 1 Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE Teknik Alan YÖNELİK BİR FORMÜLASYON Buluş, bcl2 baskılama işleviyle anti-karsinojenik etki göstermeye yönelik oluşturulmuş bir formülasyon

Detaylı

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ BİLGİSAYAR SİSTEMLERİ LABORATUARI YÜZEY DOLDURMA TEKNİKLERİ

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ BİLGİSAYAR SİSTEMLERİ LABORATUARI YÜZEY DOLDURMA TEKNİKLERİ İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ BİLGİSAYAR SİSTEMLERİ LABORATUARI YÜZEY DOLDURMA TEKNİKLERİ Deneyde dolu alan tarama dönüşümünün nasıl yapıldığı anlatılacaktır. Dolu alan tarama

Detaylı

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE 4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR TEBLĠĞ (SERĠ NO: 9) MADDE

Detaylı

YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU YOLCULUKLARININ ÖZELLİKLERİ

YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU YOLCULUKLARININ ÖZELLİKLERİ YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU YOLCULUKLARININ ÖZELLİKLERİ Hazırlayan: Doç.Dr. Hakan Güler Sakarya Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Karlsruhe Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Almanya

Detaylı

Meme Radyoterapisi sonrası komplikasyonlar. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Meme Radyoterapisi sonrası komplikasyonlar. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD Meme Radyoterapisi sonrası komplikasyonlar Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD RT nin amacı: - Mikroskopik rezidüel hastalığı önlemek - Multisentrik hastalık gelişimini önlemek

Detaylı

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland.

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland. 21 OCAK-MART DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 21 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 1 Nisan 21 tarihinde

Detaylı

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9))

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9)) Sirküler 2016 / 019 Referansımız: 0259 / 2016/ YMM/ EK Telefon: +90 (212) 29157 10 Fax: +90 (212) 24146 04 E-Mail: info@kutlanpartners.com İstanbul, 08.03.2016 Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar

Detaylı

ÇUKUROVA'DA OKALİPTÜS YETİŞTİRİCİLİĞİ VE İDARE SÜRELERİNİN HESAPLANMASI

ÇUKUROVA'DA OKALİPTÜS YETİŞTİRİCİLİĞİ VE İDARE SÜRELERİNİN HESAPLANMASI ÇUKUROVA'DA OKALİPTÜS YETİŞTİRİCİLİĞİ VE İDARE SÜRELERİNİN HESAPLANMASI Ali ÖZKURT Orman Yüksek Mühendis Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Müdürlüğü PK.18 33401 TARSUS 1.GİRİŞ Türkiye'de orman varlığının

Detaylı

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 18 (2012) 287-291 287 KİTAP İNCELEMESİ Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri Editörler Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice

Detaylı

Sait GEZGİN, Nesim DURSUN, Fatma GÖKMEN YILMAZ

Sait GEZGİN, Nesim DURSUN, Fatma GÖKMEN YILMAZ FARKLI ŞEKİL VE DOZLARDA UYGULANAN TKİ HÜMAS IN EKMEKLİK BUĞDAYIN BAYRAK YAPRAK BESİN ELEMENTİ KONSANTRASYONU, VERİM VE TANE PROTEİN KAPSAMINA ETKİLERİ Sait GEZGİN, Nesim DURSUN, Fatma GÖKMEN YILMAZ Bu

Detaylı

DÜNYA KROM VE FERROKROM PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER

DÜNYA KROM VE FERROKROM PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER DÜNYA KROM VE FERROKROM PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER Dünyada üretilen krom cevherinin % 90 ının metalurji sanayinde ferrokrom üretiminde, üretilen ferrokromun da yaklaşık % 90 ının paslanmaz çelik sektöründe

Detaylı

GYODER SEKTÖR BULUŞMASI 28 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

GYODER SEKTÖR BULUŞMASI 28 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ GYODER SEKTÖR BULUŞMASI 28 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının değerli yöneticileri, Sermaye piyasalarımızın ve basınımızın

Detaylı

-Bursa nın ciroları itibariyle büyük firmalarını belirlemek amacıyla düzenlenen bu çalışma onikinci kez gerçekleştirilmiştir.

-Bursa nın ciroları itibariyle büyük firmalarını belirlemek amacıyla düzenlenen bu çalışma onikinci kez gerçekleştirilmiştir. Bursa nın 25 Büyük Firması Araştırması; -Bursa nın ciroları itibariyle büyük firmalarını belirlemek amacıyla düzenlenen bu çalışma onikinci kez gerçekleştirilmiştir. -Bu çalışma Bursa il genelinde yapılmış,

Detaylı

Çocukluk Çağında Akut Myeloid Lösemi

Çocukluk Çağında Akut Myeloid Lösemi 1945 ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI Çocukluk Çağında Akut Myeloid Lösemi Dr. Mehmet ERTEM Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dalı ÇOCUKLUK ÇAĞI

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

2015 Ekim ENFLASYON RAKAMLARI 3 Kasım 2015

2015 Ekim ENFLASYON RAKAMLARI 3 Kasım 2015 2015 Ekim ENFLASYON RAKAMLARI 3 Kasım 2015 2015 Ekim Ayı Tüketici Fiyat Endeksi ne (TÜFE) ilişkin veriler İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Kasım 2015 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından aylık yayımlanan

Detaylı

BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol

BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol 1. Giriş Bu yazıda, Bursa daki (ciro açısından) en büyük 250 firmanın finansal profilini ortaya koymak amacındayız.

Detaylı

HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ

HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ Doç. Dr. Ülkü TATAR BAYKAL İÜ Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Hemşirelikte Yönetim Anabilim Dalı ve Yönetici Hemşireler Derneği Yönetim Kurulu

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı olarak şahsım ve kuruluşum adına hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı olarak şahsım ve kuruluşum adına hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Sayın Başkanlar, Sayın KĐK üyeleri, Sayın Katılımcılar, Sayın Basın Mensupları, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı olarak şahsım ve kuruluşum adına hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Detaylı

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı. ALES / Đlkbahar / Sayısal II / 22 Nisan 2007. Matematik Soruları ve Çözümleri

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı. ALES / Đlkbahar / Sayısal II / 22 Nisan 2007. Matematik Soruları ve Çözümleri Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı ALES / Đlkbahar / Sayısal II / Nisan 007 Matematik Soruları ve Çözümleri 1. 3,15 sayısının aşağıdaki sayılardan hangisiyle çarpımının sonucu bir tam

Detaylı

5510 sayılı SGK kanunu hakkında duyurular

5510 sayılı SGK kanunu hakkında duyurular 23/11/2008 Aylık prim ve hizmet belgesi 23 Kasım 2008 tarihli ve 27063 sayılı resmi gazete tebliğinde Aylık Prim Ve Hizmet Belgesinin güncel formatı yayınlanmıştır. Bu yönde personel paketinde de 4.0.13

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu

Detaylı

2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016

2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016 2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016 Ocak 2016 Tüketici Fiyat Endeksi ne(tüfe) ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Şubat 2016 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından aylık

Detaylı

BÖLÜM 3 : SONUÇ VE DEĞERLENDİRME BÖLÜM

BÖLÜM 3 : SONUÇ VE DEĞERLENDİRME BÖLÜM İÇİNDEKİLER GİRİŞ... 178 BÖLÜM 1 : Kararların Sınıflandırılması... 179 1.1. Alınan Kararlar... 179 1.2. Kararların İhale Türlerine Göre Sınıflandırılması....180 BÖLÜM 2 : Sonuç Kararlarının Sınıflandırılması...

Detaylı

Tekrar ve Düzeltmenin Erişiye Etkisi Fusun G. Alacapınar

Tekrar ve Düzeltmenin Erişiye Etkisi Fusun G. Alacapınar Journal of Language and Linguistic Studies Vol.2, No.2, October 2006 Tekrar ve Düzeltmenin Erişiye Etkisi Fusun G. Alacapınar Öz Problem durumu:tekrar, düzeltme ile başarı ve erişi arasında anlamlı bir

Detaylı

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 SİRKÜ : 2016/09 KAYSERİ Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 04.03.2016 tarih ve 29643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kurumlar Vergisi 1 Seri No.lu Genel Tebliğinde Değişiklik

Detaylı

I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler

I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler 1. AB Hukuku ve Tercüman ve Çevirmenler için Metotlar Eğitimi (Ankara, 8-9 Haziran 2010) EIPA tarafından çeşitli kamu

Detaylı

D VİTAMİNİ TARİHSEL BAKI 01.11.2008. 25-D vitamini miktarına göre değişir. öğünde uskumru yesek de, böbrekler her

D VİTAMİNİ TARİHSEL BAKI 01.11.2008. 25-D vitamini miktarına göre değişir. öğünde uskumru yesek de, böbrekler her VİTAMİN BİYOKİMYASI D VİTAMİNİ BU BÖLÜMDE ANLATILACAK KONULAR: Tarihsel Bakış D vitamininin kimyasal ve biyolojik fonksiyonları Besin kaynakları Hazırlayan: V. Murat BOSTANCI Toksisite 1 2 TARİHSEL BAKI

Detaylı

PORTFÖY ÜRETİM ŞİRKETLERİNİN OLUŞTURULMASI VE ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI. Sefer BÜTÜN. EÜAŞ Genel Müdürü ÖZET:

PORTFÖY ÜRETİM ŞİRKETLERİNİN OLUŞTURULMASI VE ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI. Sefer BÜTÜN. EÜAŞ Genel Müdürü ÖZET: PORTFÖY ÜRETİM ŞİRKETLERİNİN OLUŞTURULMASI VE ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI Sefer BÜTÜN EÜAŞ Genel Müdürü ÖZET: Mülkiyeti kamuya ait işletme hakları özel sektöre devredilmemiş

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man 214 EK M-ARALIK DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 214 y dördüncü çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 9 Ocak 215

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

İÇİNDEKİLER. 1 Projenin Amacı... 1. 2 Giriş... 1. 3 Yöntem... 1. 4 Sonuçlar ve Tartışma... 6. 5 Kaynakça... 7

İÇİNDEKİLER. 1 Projenin Amacı... 1. 2 Giriş... 1. 3 Yöntem... 1. 4 Sonuçlar ve Tartışma... 6. 5 Kaynakça... 7 İÇİNDEKİLER 1 Projenin Amacı... 1 2 Giriş... 1 3 Yöntem... 1 4 Sonuçlar ve Tartışma... 6 5 Kaynakça... 7 FARKLI ORTAMLARDA HANGİ RENK IŞIĞIN DAHA FAZLA SOĞURULDUĞUNUN ARAŞTIRILMASI Projenin Amacı : Atmosfer

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM

YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM Enerjinin Önemi Enerji, Dünyamızın en önemli ihtiyaçlarından biridir. Türkiye nin son otuz yılda enerji talebi yıllık ortalama %8 artış göstermiştir.ülkemiz elektrik enerjisinin

Detaylı

Üniversiteye Yeni Başlayan Öğrencilerin İnternete İlişkin Görüşleri (Akdeniz Üniversitesi Örneği)

Üniversiteye Yeni Başlayan Öğrencilerin İnternete İlişkin Görüşleri (Akdeniz Üniversitesi Örneği) 528 Üniversiteye Yeni Başlayan Öğrencilerin İnternete İlişkin Görüşleri (Akdeniz Üniversitesi Örneği) Turgut Fatih KASALAK, Akdeniz Üniversitesi Enformatik Bölümü, tfatih@akdeniz.edu.tr Evren SEZGİN, Akdeniz

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

HALK EĞİTİMİ MERKEZLERİ ETKİNLİKLERİNİN YÖNETİMİ *

HALK EĞİTİMİ MERKEZLERİ ETKİNLİKLERİNİN YÖNETİMİ * HALK EĞİTİMİ MERKEZLERİ ETKİNLİKLERİNİN YÖNETİMİ * Doç. Dr. Meral TEKİN ** Son yıllarda halk eğitimi, toplumdaki öneminin giderek artmasına koşut olarak, önemli bir araştırma alanı olarak kabul görmeye

Detaylı

KONUTTA YENİ FİKİRLER

KONUTTA YENİ FİKİRLER KONUTTA YENİ FİKİRLER İSTANBUL TUZLA DA KONUT YERLEŞİMİ TASARIMI ULUSAL ÖĞRENCİ MİMARİ FİKİR PROJESİ YARIŞMASI JÜRİ DEĞERLENDİRME TUTANAĞI KONUTTA YENİ FİKİRLER: EMİNEVİM İstanbul, Tuzla da Konut Yerleşimi

Detaylı

BÖLÜM 3 FREKANS DAĞILIMLARI VE FREKANS TABLOLARININ HAZIRLANMASI

BÖLÜM 3 FREKANS DAĞILIMLARI VE FREKANS TABLOLARININ HAZIRLANMASI 1 BÖLÜM 3 FREKANS DAĞILIMLARI VE FREKANS TABLOLARININ HAZIRLANMASI Ölçme sonuçları üzerinde yani amaçlanan özelliğe yönelik gözlemlerden elde edilen veriler üzerinde yapılacak istatistiksel işlemler genel

Detaylı

ÇÖKELME SERTLEŞTİRMESİ (YAŞLANDIRMA) DENEYİ

ÇÖKELME SERTLEŞTİRMESİ (YAŞLANDIRMA) DENEYİ ÇÖKELME SERTLEŞTİRMESİ (YAŞLANDIRMA) DENEYİ 1. DENEYİN AMACI Çökelme sertleştirmesi işleminin, malzemenin mekanik özellikleri (sertlik, mukavemet vb) üzerindeki etkisinin incelenmesi ve çökelme sertleşmesinin

Detaylı

Yazar Ali Karakuş Pazartesi, 17 Kasım 2008 20:03 - Son Güncelleme Perşembe, 25 Şubat 2010 14:36

Yazar Ali Karakuş Pazartesi, 17 Kasım 2008 20:03 - Son Güncelleme Perşembe, 25 Şubat 2010 14:36 SSK PRİMİ İŞVEREN PAYLARI 5 PUAN DÜŞÜRÜLDÜ - 17.11.2008 SGK Başkanlığı SSK Genel Müdürlüğü Prim Tahsilat Daire Başkanlığı tarafından 13.11.2008 tarihinde yayınlanan 2008-93 sayılı Genelge ile %20 olarak

Detaylı