SAYI 15 / 2012 BU BİR SÜRELİ YAYINDIR PARA İLE SATILMAZ YÖNETİM. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Adına Sahibi Ahmet SELAMET

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SAYI 15 / 2012 BU BİR SÜRELİ YAYINDIR PARA İLE SATILMAZ YÖNETİM. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Adına Sahibi Ahmet SELAMET"

Transkript

1

2 SAYI 15 / 2012 BU BİR SÜRELİ YAYINDIR PARA İLE SATILMAZ YÖNETİM İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Adına Sahibi Ahmet SELAMET Genel Yayın Yönetmeni Sabri DERELİ Yayın Danışma Kurulu Prof. Dr. Halil İNALCIK, Prof. Dr. Semavi EYİCE, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. İskender PALA, Ahmet Faruk YANARDAĞ, Doç. Dr. Haluk DURSUN, Şevket DEDELİOĞLU Yayın Koordinatörü Fatih YAVAŞ YAYIN Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Alper ÇEKER Yayın Kurulu Müjdat ULUÇAM, Salih DOĞAN, Fatih DALGALI, Betül EREN, Esra ERKAL, Ömer OSMANOĞLU, Metin ÖZTÜRK, Hüseyin SORGUN, M. Lütfi ŞEN, Nurten ŞAFAK TOPCU, Altay ÜNALTAY, Yaylagül CERAN Sanat Yönetmeni Aydın SÜLEYMAN Grafik Tasarım Şükran KUMRAL Fotoğraflar Alp ESİN, Rabia YILMAZ Reklam Koordinatörü Mustafa YALMAN Rezervasyon / (Dahili) İletişim YAPIM KÜLTÜR A.Ş. Baskı - Cilt Aktif Matbaa (0212)... Renk Ayrımı / CTP... Dergide yayımlanan yazı, fotoğraf, çizim ve planlardan yasal olarak eser sahipleri sorumludur. Yazılardan kaynak belirterek tam veya özet alıntı yapılabilir. Fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KÜLTÜR A.Ş. YAYINLARI İstanbul Kültür ve Sanat Ürünleri Tic. A.Ş. Maltepe Mahallesi Topkapı Kültür Parkı Osmanlı Evleri Topkapı - Zeytinburnu / İSTANBUL

3 YILINDA BALKAN SAVAŞLARI Erol Şadi Erdinç in hatırasına Prof. Dr. İlber ORTAYLI 42 RUM-İLİ NİN FETHİ VE ULUS DEVLET ANLAYIŞININ GETİRDİKLERİ Fatih DALGALI OYALANMALAR YA DA BİR AMERİKAN DİPLOMATININ İSTANBUL ANILARI Ahmet Akif TOSUN MİNİATÜRK TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI Prof. Dr. Abdullah UÇMAN İSTANBUL KÜLTÜRÜNDE BALKAN YEMEKLERİ Sennur SEZER HİLMİ BABA ve 1878 SONRASINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU NDA BOŞNAK MUHACİRLERİN YAŞADIĞI MÜŞKİLAT Yrd. Doç. Dr. York NORMAN İSTANBUL MEKAN 57 AJANDA 58

4

5 TAKDİM Rumeli, Türklerin yitik vatanıdır. İstanbul un Mecidiyeköy, Bağcılar gibi birçok semti Balkanlardan çeşitli dönemlerde yaşanan göçlerin sonucunda kurulmuştur. Kasımpaşa nın Ohri li Arnavut ciğercileri, Evliya Çelebi nin renkli tasvirleriyle gözümüzün önünde canlanır, sesleri kulaklarımızı çınlatır. İstanbul da adını bu coğrafyadan alan Rumeli Han, Selanik Pasajı ve Rumeli Caddesi gibi birçok yapı ve mekân vardır. Tüm bu içiçe geçmişlik sayesinde, toprak olarak geride bıraktığımız Rumeli nin adetleriyle, müzikleriyle, yemekleriyle ve diliyle İstanbul da yaşamaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Şehrimizle özdeşleşen Yahya Kemal, Yaşar Nabi Nayır, Meh- met Akif Ersoy gibi isimler hep Rumeli kökenlidir. İstanbul daki Rumeli kültürü, en sevilen sinema filimlerine ve televizyon dizilerine konu olmuştur İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi nin bu sayısını, Balkan Savaşları nın 100. Yılı dolayısıyla Rumeli nin bilinmeyen ya da unutulmaya yüz tutmuş yönlerine ayırdık. Balkanlar, birbirinden değerli yazarlar tarafından tarihinden mutfağına kadar çok çeşitli yönleriyle ele alındı ve okurlarla paylaşıldı. Sizlere ilgi çekici bir sayı takdim etmenin hazzıyla sözlerimi noktalarken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak dergimize katkıda bulunan yazarlara ve yayında emeği geçen mesai arkadaşlarıma teşekkürü borç bilirim.

6

7 SUNUŞ Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde Türkler dünyanın çeşitli coğrafyalarında pek çok zulüme maruz kaldılar ancak Balkanlarda olup bitenler, yaşanan yoğun göçler nedeniyle şehrimiz İstanbul u doğrudan etkiledi. Bu sebeple Kültür A.Ş. de İstanbul a yerel yönetim alanında hizmet veren diğer kurumlar gibi Balkan Harbi nin 100. Yılı ile yakından ilgilenmektedir. Bu ilginin tezahürü olarak 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi nin yeni sayısını Balkan Harbi ve Rumeli kültürüne ayırdık. İlber Ortaylı, Abdullah Uçman ve York Norman tarih ve edebiyat penceresinden konuya yaklaşırken, usta kalemlerden Sennur Sezer İstanbul da yaşatılan Rumeli mutfağı ile ilgili renkli bir yazıya imza attı İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi dosya konusunun dışında da tanıtım amaçlı yazılara yer veriyor. Bu sayfalarımızda çabuk tüketilen gündemi takip etme kaygısından çok, okurları kalıcı eserler hakkında bilgilendirmeyi hedefliyoruz. Geçmişin yeni nesillere bilgi kirliliği, bir tür yozlaşma ile takdim edildiği bir dönemde tarihe not düşen yayınların öne çıkarılması gerektiğinin bilincindeyiz. İstanbul un kültür ve sanat hayatının bir parçası olmak bizler için coşku verici. Kültür A.Ş. ailesi olarak, dergimizin yeni bir sayısında sizlerin huzuruna çıkmanın heyecanını yaşıyor; yazar dostlarımızın ve mesai arkadaşlarımızın emeklerini takdir edeceğinizi ümit ediyoruz. Kültür A.Ş.

8 8 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN

9

10 100. YILINDA BALKAN SAVAŞLARI Erol Şadi Erdinç in hatırasına Prof. Dr. İlber ORTAYLI* Balkan Savaşlarının kendi cereyan tarzı kadar neticeleri de çok önemlidir. Bu neticeler Avrupa politikasını, özellikle Avrupa nın savunma politikalarını ve stratejilerini çok etkiledi.

11

12 100. YILINDA BALKAN SAVAŞLARI/ Prof. Dr. İlber ORTAYLI 2012 yılı ve 2013 yılının başı, Balkan Savaşı nın yüzüncü yılıdır. Bu vesileyle, konu hakkında Belgrad vb. şehirlerde çeşitli toplantılar yapıldı. Şüphesiz ülkemizde de bazı etkinlikler gerçekleştirilecektir. Bu makalede Balkan Savaşları hakkındaki bazı gerçekleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Balkan Savaşlarının kendi cereyan tarzı kadar neticeleri de çok önemlidir. Bu neticeler Avrupa politikasını, özellikle Avrupa nın savunma politikalarını ve stratejilerini çok etkiledi. Balkan Savaşları en nihayetinde de Balkan devletlerinin içtimai gelişimini etkileyen ve modern Türkiye nin oluşmasını sağlayan savaşlardan biridir. Türkiye bu zaman diliminde kapasitesinin üzerinde muhacir çekti. Genel yanılgının aksine biz 1923 yılındaki mübadelede Balkan Savaşları kadar mağdur olmadık. Çünkü mübadelede, büyük bölümü Yunanistan ın Trakya, Makedonya, Yanya bölgesinden ve adalardan (bilhassa Girit ten) olmak üzere kadar mübadil geldi. Türkiye o sıradaki fakirliğe rağmen bu kitleyi oldukça ustalıkla yerleştirmiştir. Tamamen adil bir biçimde olmasa da giden Rumların arazileri mübadelede gelenlere tevdi edildi. Bu mübadillerin ilk iki sene büyük sıkıntı çekmelerine rağmen, açlıktan ve sari hastalıktan kitlesel ölümler olmadı. Mübadele konusunda Türklerin Rumları Anadolu dan attığı tarzında bir tarihçilik doğru değildir çünkü mübadeleyi Yunanistan istemiştir. Bu istek üzerine büyük devletler Yunanistan dan yana taraf oldu ve Türkiye yi baskı altına aldılar. Ancak Türk hükümetinin de uzun yıllar süren savaşlardan sonra bu insanları burada tutmakta istekli olmadığı gözlemlenmektedir. İlginç bir biçimde Anadolu da mübadeleye karşı çıkan yerler oldu. Örneğin 1915 yılında Ermeni tehcirine muhalefet eden Kayseri halkı, daha sonra da Rumların ayrılmasını istemedi. Çünkü sanayi ve zanaat ile meşgul olan bu girişimci insanlar, üretimi ticarete çevirdikleri için dışarıda ayağa ihtiyaç duymaktaydılar ve bu bağlantıyı sağlayan insanları yitirmek istemediler. Konu açılmışken, Türkiye de yerli ahalinin katıldığı büyük katliamların olmadığını bu vesileyle ifade etmek isterim. 6-7 Eylül olayları bile provakatörler ve İstanbul da o sırada bulunan işsiz güruh tarafından yapılmıştır; yerli halk buna katılmamıştır. Örneğin bu olaylar sırasında Samatya da semtin sakinleri yağmacıların buraya girişini engellemiştir. Balkan Savaşları en nihayetinde de Balkan devletlerinin içtimai gelişimini etkileyen ve modern Türkiye nin oluşmasını sağlayan savaşlardan biridir. Mübadeleye dönecek olursak, o sıradaki gevşeklik içinde, sayıları tahminen olan Karamanlı Türklerin de gönderildiğini görüyoruz. Öz be öz Türklerin Ortodoks oldukları için mübadeleye dahil edilmeleri, geleceğin Türkiye si için her bakımdan büyük bir kayıp olmuştur. Buna karşılık yıllarında yaşananlar mübadele gibi değildir. Birkaç ay içinde yüzbinlerce insanın göçüne Türkiye hazırlıksız yakalanmıştır. Üstelik gelen Yunan ve Bulgar orduları, Rus, Britanya, İtalya gibi ülkelerin ordularında bulunan şövalyece ananelere sahip değildi ve bu nedenle katliamlar ve yağmalar gerçekleştirdiler. Köyleri yaktılar, kaçan insanlara çeşitli zulümler yaptılar. Açıkçası, geleceğin Türk hükümetlerinin bu yapılanları tarih kitaplarına geçirmemekte doğru mu yaptıklarına henüz karar vermiş değilim. Türkiye de gelecek nesillerin kin beslememesi adına yapılmış bir uygulamadır bu fakat tarihin unutturulmaya çalışılması feci neticeler doğurabilir. Bu nedenle üzerinden yüz yıl geçen bu olayın ciddi bir biçimde etüd edilmesi gerekmektedir. Balkan Savaşları esas itibariyle 1912 yılının Ekim ayında başladı. O sırada idarede parti olarak İttihat ve Terakki yoktu ama önemli yerlerde hep partinin adamları vardı. Bu insanlar olaylara karşı hazırlıksız yakalandılar. Yine de burada tarih kitaplarının bir hatasını düzeltmek gerekir. Genellikle bu dönem için saf Türk hükümet yetkililerinin uyanık Rusların taahhütlerine kandığı yazılır; oysa iş bu kadar basit değildir. Büyük Rusya İmparatorluğu nun içinde o sırada çeşitli akımlar yayılıyordu. İmparatorluk dahilinde Müslümanlar olarak adlandırılan Türkler vardı ve bu insanların 1900 lerin başlarında aşağı yukarı 40 yıllık bir eğitim geçmişi bulunuyordu. Küçümsenmemesi gereken bu 40 yıl içinde Rusya Türkleri eğitime ve matbuata büyük imkânlar harcamıştır. Kazan da medreseler kuruldu, bu medreseler için insanlar Kahire de El Ezher de ya da Bağdat ta okudu, Arapça öğrendi. Rusya Türkleri bunlarla yetinmeyip Avrupa ya gitti ve orada da eğitim gördüler. Tasvir ettiğimiz bu dünyaya açılım süreci sonucunda Rusya da liberaller, muhafazakârlar, sosyalist devrimciler, Bolşevikler ve Menşevikler gibi akımlar ortaya çıktı. Farklı düşünen insanlar bu evrede Rusya nın devlet hayatına da girdi. Örneğin Rus Dışişleri Bakanlığı na baktığınızda her zaman dışarıdaki Pan-Slavist çevrelerden farklı düşünen, daha reel politika yapan, ayağı yere basan insanlar görürsünüz. Maalesef Türk hükümeti o sırada Rusya da ilk temas kurduğu çevreye inanma eğiliminde oldu ve Rumeli deki tecrübeli askerlerden oluşan taburlarını terhis ederek Balkan Savaşı na hazırlıksız yakalandı. Balkanlar ne yazık ki askersiz ve savun- 12 * Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Öğretim Görevlisi

13 100. YILINDA BALKAN SAVAŞLARI/ Prof. Dr. İlber ORTAYLI 13

14

15 100. YILINDA BALKAN SAVAŞLARI/ Prof. Dr. İlber ORTAYLI masız kaldı. Üstelik diplomatik çevrelerde de Balkan ülkelerinin Türkiye ye karşı ittifak ederek savaş açabileceğine dair bir kanaat oluşmamıştı. Neticede Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan hatta Karadağ Prensliği bize karşı savaşa girişti kışının zorlu şartlarına bizim komuta kademesindeki iç çekişmeler de eklendi. Ordunun subayları İttihatçıydı. Örneğin Yunanistan ın elindeki tek zırhlı olan Averof adaları alırken, Hamidiye zırhlısı bir şey yapmadı. Bu başarısızlık, İttihatçılarla geçinemeyen Kâmil Paşa hükümetinin sevap hanesine yazıldı. Yani bu savaşta hem düşmanla hem de iç hükümetle çarpışıldı. İnsanlar birbirini harcamaya çalıştı, bunu vatana ihanet amacıyla yapmadılar ama sonuçlar ağır oldu. Bu yazıyı ithaf ettiğim ve kısa bir süre önce aramızdan ayrılan Erol Şadi Erdinç, bahsi geçen İttihat ve Terakki Cemiyeti konusunun en önemli uzmanıydı. Edirne, Yanya, İşkodra gibi şehirler tüm yetersizliklere rağmen kahramanca savunuldu, bu cephelere komuta eden paşalar savaşı kaybetmelerine rağmen madalyalarla onurlandırıldı. Sonunda Rumeli vatanını yitirdiğimiz ve Fatih Sultan Mehmed in fütühatının beş asır sonra elden çıktığı Balkan Savaşı, Trablusgarp Savaşı olarak bilinen faciayı da tamamladı. Giremediği ve kıyılarında tutunmaya çalıştığı Trablusgarp ve adalar, İtalya ya bırakıldı. Oysa yeni bulunan raporlarda savaş sırasında Türklerle birlikte Rum halkın da adalarda emniyete casusluk yaptığı, yani buralarda Türkiye nin mirasının dolaştığı ortaya çıkmıştır. Adaların işgali geçici bir statü olduğu halde geri alınmaları hiçbir zaman mümkün olmadı. Türkiye Akdeniz deki hakimiyetini artık kaybetmişti. Dışarıda çeşitli ülkelerde Türklerin cengaverliğinin son bulduğu, harp gücünün tarihe karıştığı öne sürülmeye başladı. Artık hiç kimse Türkiye yi gelecek harp yani I. Dünya Savaşı için müttefik olarak istemiyordu. Ancak Türk ordusu Balkan Savaşı ndan sonra süratle modernize edildi ve gençleştirildi. İçeride de Türkçülük cereyanı ortaya çıktı. Türkler Türkçülüğü kitaplardan değil, göçmen kafilelerinde yaşayarak öğrendi. Örneğin İzmir çok hazin günler yaşadı. Yerlilerle göçmenler arasında, yapılan yardımlar yüzünden doğal olarak bazı gerilimler görüldü; buna karşılık Rumeli nin taze gücü Anadolu da çeşitli zanaatlarda gelişmeyi sağladı. Sonuç olarak bizlerin 100. yılında Balkan Savaşı üzerinde durması, kitaplardaki ihmali bırakması gerekmektedir. Gelen göçmenlerin intibakını, hükümetlerin bu konulardaki politikalarını çocuklarımıza anlatmak ve Balkanlarda kaybettiğimiz anavatan hakkında donanımlı, buraların dillerini bilen bir gençlik yetiştirmek zorundayız. Çatalca Mübadele Müzesi nde sergilenen mübadillere ait bavul ve sandıklar. Sağ tarataki sandığın üzerinde bulunan gemi resmi dikkat çekicidir. 15

16 YILINDA BALKAN SAVAŞLARI/ Prof. Dr. İlber ORTAYLI

17

18 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN Alper 18 ÇEKER Arşivi

19 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI Prof. Dr. Abdullah UÇMAN* Türk edebiyatının çehresini değiştiren Şemseddin Sami, Rıza Tevfik, Cenab Şahabeddin ve Yahya Kemal, o yıllarda Osmanlı Devleti sınırları içinde bulunan Balkan coğrafyasındaki çeşitli şehirlerde dünyaya gelmişlerdir. Bu gruba dahil edebileceğimiz Mehmed Âkif ise İstanbul da doğmuş olmakla beraber aile kökleri itibariyle Rumelili dir. 19

20 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN Edebiyat tarihçilerinin Tanzimat tan Sonraki Türk Edebiyatı veya Yenileşme Dönemi Türk Edebiyatı şeklinde isimlendirdikleri Yeni Türk Edebiyatı kadrosu içinde yer alan ve edebî faaliyetleriyle Türk edebiyatının çehresini değiştiren Şemseddin Sami, Rıza Tevfik, Cenab Şahabeddin ve Yahya Kemal, o yıllarda Osmanlı Devleti sınırları içinde bulunan Balkan coğrafyasındaki çeşitli şehirlerde dünyaya gelmişlerdir. Bu gruba dahil edebileceğimiz Mehmed Âkif ise İstanbul da doğmuş olmakla beraber aile kökleri itibariyle Rumelili dir. Tanzimat sonrası Türk edebiyatında gazeteci, lügatçı, dil bilgini, tiyatro ve roman yazarı olarak tanınan Şemseddin Sami 1850 yılında Yanya vilâyetinin Ergiri sancağına bağlı Fraşeri köyünde dünyaya gelir. Yanya daki Zosimea adlı ve modern eğitim programının uygulandığı bir Rum mektebinde küçük yaşta Latince, Rumca, İtalyanca ve Fransızca; bazı özel hocalardan da Arapça ve Farsça öğrenir yılında İstanbul a gelen Şemseddin Sami, bir taraftan Matbuat Kalemi nde çalışırken diğer taraftan da devrin çeşitli gazetelerine Fransızca dan tercümeler yapar. Bir yandan memuriyet hayatı devam ederken diğer yandan da gazetelerde hemen her konuda yazılar yazar, kendi adına bazı der-gi ve gazeteler çıkarır de Fransızca dan Türkçe ye Kāmus-ı Fransevî yi, 1885 te de Türkçe den Fransızca ya Kāmus-ı Fransevî yi neşreder; bu eseri dolayısıyla Sultan II. Abdülhamid tarafından kendisine Ûlâ sınıf-ı sânîsi rütbesiyle İftihar Madalyası verilir yılları arasında tek başına hazırlayıp tamamladığı tarih, coğrafya ve meşhur adamlar ansiklopedisini Kāmusü l-a lâm adıyla neşreder. XX. yüzyılın başında, 1900 de de Türk dilinin en önemli lügatlarından biri olan Kāmus-ı Türkî yi yayımlar. Şemseddin Sami Tanzimat ın ilânını takip eden yıllarda kendi kendini yetiştiren kişilerden biri olan Şemseddin Sami roman ve tiyatro yazarlığından gazeteciliğe, lügatçılıktan ansiklopedi yazarlığına kadar değişik alanlarda faaliyet göstermiş ve önemli eserler vermiş bir şahsiyettir. Elli dört yıllık hayatına tek başına bir insanın gerçekleştirmesi pek mümkün görünmeyecek sayıda eser sığdırmıştır. Yenileşme dönemi Türk edebiyatında Batılı edebî türlerden roman ve tiyatro denemeleri yapmış, 1872 yılında yayımladığı Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat adlı romanıyla Türk edebiyatında roman türünün ilk örneğini ortaya koymuştur. Telif roman türünde ilk deneme olmasının getirdiği bazı acemiliklerle birlikte eserinde kadın-erkek ilişkilerini farklı bir bakış açısıyla ele alması, anne-babanın zorlamasıyla yapılan bir kısım evliliklerin faciayla sonuçlanması yüzünden görücü usulü evliliğin tenkidi ve Türk toplumunda artık kadına da değer verilmesi gibi meseleler üzerinde durması bakımından, bu roman, aynı konu etrafında daha sonra kaleme alınacak eserler için de örnek teşkil etmiştir. 2 Piyesleri ise, gerek yazıldığı devrin konuşma dili, gerekse kuruluşu ve sahnelenmeye uygun oluşları dolayısıyla benzerlerinden daha başarılı bulunmasına rağmen fazla şöhret kazanmamıştır. Birçok tercümesi ve öğretici nitelikte telif eseri bulunan Şemseddin Sami nin Türk dili ve kültürü bakımından üzerinde durulması gereken en önemli tarafı ansiklopedi ve sözlük yazarlığıdır. Türk kültür hayatında tarih ve coğrafya ile dünya sahnesinden çekilmiş devletler, milletler ve ülkelerle meşhur adamlar üzerine Doğu ve Batı kaynaklarından faydalanarak hazırlamış olduğu ve Türkiye de ilk ansiklopedi kabul edilen Kāmûsü l-a lâm, kendisi tarafından Tarih ve coğrafya fenlerinin bir mahzen-i kebîri şeklinde nitelendirilmiştir. Devrinde şarkiyatçıların da takdirini kazanan eser, önemli bir başvuru kaynağı olma özelliğini hâlâ korumaktadır. Türkçülüğün ilmî mânâda bir nevi beyannâmesi kabul edilen dille ilgili yazılarında ise, Türk dilinin ve Türk milletinin Osmanlı Devleti nin kurucusu olan Osman Gazi den çok önce de var olduğu üzerinde durmuş, Osmanlıca yerine Lisân-ı Türkî denmesinin daha uygun olacağını belirtmiş ve bu görüş doğrultusunda hazırladığı sözlüğe de Kāmus-ı Türkî adını vermiştir. Türk dilinin belli bir düşünceyle hazırlanmış ilk sözlüğü kabul edilen bu eser, Türkçe kelimelere alfabetik bir sıra ile yer verilmesi ve Türk adının yine ilk defa bir sözlüğe konulması bakımından ayrı önem taşımaktadır. Yayımlandığı zaman büyük bir ihtiyaca cevap veren eser, üzerinden yüzyıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen değerini hâlâ korumaktadır. 3 Tanzimat tan sonra hemen hemen bütün edebiyatçı ve fikir adamlarının üzerinde durduğu Türk dilinin ıslahı meselesinde Şemseddin Sami yi en fazla meşgul eden şey, konuşma ve özellikle yazı dilinin Arapça-Farsça kelime ve terkiplerin hakimiyetinden kurtulması konusudur. Ancak o bu hususta hiçbir zaman aşırılığa kaçmamış, sadece, Türkçe de karşılığı bulunan ve konuşma dilinde pek fazla kullanılmayan kelime- 20 * Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı

21 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN lerin tasfiyesini istemiş; kökeni ne olursa olsun, konuşma dilindeki bütün kelimelerin Türkçe ye dahil olduğunu kabul etmiştir. Bütün bunların yanında onun Latin harflerinin kabulü doğrultusunda da bazı görüşler ileri sürdüğü görülmektedir. * Türk edebiyatı tarihinde daha ziyade hece vezni ve âşık tarzı şiirleriyle tanınan Rıza Tevfik, 1869 yılında, o sırada babasının kaymakamlık yaptığı, bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Edirne vilâyetine bağlı Cisr-i Mustafa Paşa (Tsaribrod) kasabasında dünyaya gelir. 4 Küçük yaşta annesini kaybeden Rıza Tevfik ilk tahsilini babasının yanında Sion Mektebi, Beylerbeyi ve Davutpaşa rüştiyesi gibi okullarda yaptıktan sonra bir süre Mekteb-i Sultanî ye devam eder. Gelibolu Rüştiyesi nden sonra bir vakit Mekteb-i Mülkiye ye devam ederse de bir öğrenci olayına karışınca da buradan uzaklaştırılır yılında Tıbbiye-i Mülkiye ye kaydolan Rıza Tevfik, uzun ve maceralı bir öğrencilik hayatından sonra, ancak 1898 yılında buradan mezun olabilir de II. Meşrutiyet in ilânından sonra İttihat ve Terakkî Fırkası ndan Edirne mebusu olarak Meclis-i Mebusan a giren Rıza Tevfik, bir süre sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası nda muhalefet saflarına katılır de iktidara gelen Tevfik Paşa kabinesinde Maarif nâzırı, Damat Ferit Paşa kabinesinde de âyan âzası ve Şûrâ-yı Devlet reisi olan Rıza Tevfik, 1920 yılında imzalanan Sevr Antlaşması nı imzalayan heyette yer alması dolayısıyla 150 likler e dahil edilir ve 1943 yılına kadar Ürdün ve Lübnan da bir nevi sürgün hayatı yaşamak zorunda kalır. Şiir yazmaya devrin birçok genç şairi gibi Abdülhak Hâmid tesiri altında başlayan Rıza Tevfik, kısa bir süre sonra kendi üslûbunu bulmakta gecikmez. II. Meşrutiyet i izleyen yıllarda yayımladığı divan, koşma ve nefesleriyle, daha önce Mehmet Emin le (Yurdakul) başlayan hece vezni ve sadece Türkçe şiir tarzının en dikkat çekici örneklerini veren Rıza Tevfik, Türk şiirinde şekil ve estetik bakımdan tekke ve halk şiiri geleneğine, duygu bakımından impressionisme e bağlı yeni bir şiir anlayışının öncülüğünü yapar. 5 Rıza Tevfik dil, şekil ve üslûp bakımından en mükemmel şiirlerini yılları arasında kaleme alır. Aruz vezniyle yazdığı ilk şiirlerinde daha çok ferdî ıztırapları etrafında bazı temalar çevresinde dolaşan Rıza Tevfik in şiirlerine bu yıllarda birçok yeni konu dahil olur. Bu dönemde ferdî ıstıraplarıyla beraber içinde yaşadığı toplumun çeşitli meseleleriyle de Rıza Tevfik ilgilenen şairin eserlerinde kuru bir didaktizme düşmeden, başta tarih ve vatan sevgisi olmak üzere, din ve felsefeyle ilgili birçok yeni konu işlenir. Rıza Tevfik in küçük yaştan itibaren felsefenin esas problemlerinden biri olan varlık, yokluk, Tanrı, ölüm, kâinat, ruh ve mutlak hakikat gibi konular üzerinde düşünmesinde, eserlerinin büyük bir kısmının felsefî endişeden doğduğunu ileri sürdüğü Abdülhak Hâmid kadar, oldukça erken sayılabilecek yaşlarda Batılı romantik şairlerle birlikte bir kısım materyalist filozofların eserlerinin de rolü söz konusudur. Şair mizacıyla gelenekten büyük bir ustalıkla yararlandığı için, gelenek içinde bir değer ve anlam taşıyan Rıza Tevfik in divan, koşma ve nefesleri başta devrin aydınları olmak üzere toplumun değişik kesimlerinde büyük bir ilgiyle karşılanır. Rıza Tevfik bu yeni tarzdaki şiirlerini yayımlamaya başladığı sırada bir yandan da, artık iyice unutulmaya yüz tutan folklor, halk ve tekke edebiyatını tanıtıcı mahiyette çeşitli yazılar yayımlamak suretiyle şiir estetiğini gelenek içinde sağlam bir zemine oturtur. Böylece, bir yandan da, bu kültürün yeniden ele alınıp değerlendirilmesinde önemli bir katkısı olur yılları arasında doğrudan doğruya bu konuyla ilgili olarak 50 kadar makale yayımlayan Rıza Tevfik in bu yazılarının, aynı zamanda, Millî edebiyat cereyanını fikrî planda hazırladığı ve bir kamuoyu meydana gelmesine büyük ölçüde yardımcı olduğu anlaşılmaktadır. Genel planda bütün bu hazırlıkların arkasından Rıza Tevfik in bir devre damgasını vuran şahsiyeti, tekke şairleri ve halk âşıklarının genellikle musiki eşliğinde okudukları divan, koşma ve nefes gibi âhenkli şiirlerden yola çıkarak kaleme aldığı şiirleriyle ortaya çıkar. Millî edebiyatın henüz yeni yeni oluşmaya başladığı II. Meşrutiyet ten sonraki yıllarda onun divan, koşma ve nefesler yazmak suretiyle Türk edebiyatının asıl kaynağına yönelmesi, o sırada daha birçok genç şaire de yol gösterir. Millî edebiyat anlayışını doğrudan doğruya hece vezni ve sade Türkçe ile yazmak şeklinde anlayanlar, onun yer yer Arapça, Farsça kelime ve tamlamalar bulunan şiir dilini tenkit edip âşık tarzı geleneğini devam ettirmesini boş bir gayret olarak görürlerse de, II. Meşrutiyet ten sonraki yıllarda Ahmet Hâşim ve Yahya Kemal in şiirleriyle ortaya çıkmasına kadar Rıza Tevfik şair olarak âdeta tek başınadır. Balkan Savaşı nın hemen arkasından Rumeli deki Türk topraklarının büyük bir kısmı düşmanın eline geçince, Rıza Tevfik, Edirne İçin başlıklı bir divan ile Rumeli İçin adıy- 21

22 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN 22 la iki şiir kaleme alır. 7 Balkan Savaşı ndan sonra Edirne nin Bulgarların eline geçmesi ve doğum yeri olan Cisr-i Mustafa Paşa nın tamamen harab edilmesi üzerine Edirne hakkındaki şiiri kaleme alan Rıza Tevfik burada, ıssız bir bahçe halinde tasvir ettiği vatan topraklarını bir mezarlık a benzetir. Diğer şiirinde de, büyük bir felâkete uğrayan vatanın perişan halini ayrıntılarıyla tasvir eden şair, acı bir dille, memleketi bu hale düşürenlerden hesap sorar. 8 Devrinde birçokları tarafından adının başına koyduğu Feylesof lâkabı hafife alınan Rıza Tevfik in felsefe konusundaki yazılarından, onun Doğu ve Batı felsefesine ait son derece zengin bir birikime sahip olduğu anlaşılmaktadır. O bir felsefeci olarak yeni bir ekol kurmak veya yeni bir anlayış getirmekten ziyade mevcut felsefî görüşleri yeniden ele alıp yorumlamak suretiyle bunlarla modern görüşler arasında dikkate değer benzerlikler üzerinde durmuştur. 9 * Edebiyat tarihlerinde esas olarak yılları arasında faaliyet gösterdiği üzerinde durulan Servet-i Fünun topluluğunun Tevfik Fikret le birlikte şiir alanındaki ye-gâne temsilcisi olan Cenab Şahabeddin de Manastır da doğmuş (1870), babasının Plevne de şehit düşmesi üzerine ailenin diğer fertleriyle birlikte küçük yaşta İstanbul a gelmiştir. 10 Tanzimat tan sonraki yenileşme dönemi Türk şiirinde Abdülhak Hâmid den sonra en büyük yenilikleri gerçekleştiren Cenab Şahabeddin, şiir yazmaya henüz Mekteb-i Tıbbiye de öğrenci iken başlamış, tıp tahsili için Paris te bulunduğu yıllarında Fransız parnasyen ve sembolist şairlerini tanımış, özellikle Verlaine den etkilenmiştir. Burada parnasyenlerden şiirin, kelimelerle resmedilen bir levha olduğunu öğrenmiş, İstanbul a döndükten sonra yayımladığı şiirlerle kelimelerle çizilen tablo tarzında yeni şiir anlayışının ilk örneklerini ortaya koymuştur. 11 Daha sonra Servet-i Fünun mecmuasına geçerek orada Tevfik Fikret le birlikte Türk edebiyatında yeniliğin ikinci devresini meydana getiren Edebiyat-ı Cedîde topluluğunun içinde yer alan Cenab Şahabeddin, burada Tevfik Fikret ve Halid Ziya ile birlikte yeniliğin üç isminden biri olmuştur. Bu dönemde yazdığı şiirlerde gerek denemiş olduğu yeni şekiller, gerek kullandığı orijinal tamlamalar, gerekse okuyucunun zihninde uyandırdığı değişik imajlarla, eski edebiyat taraftarlarınca en çok eleştirilen şairlerden biri olmuştur. Onun özellikle Servet-i Fünun ekolünün teşekkül etmeye başladığı 1896 yılından sonraki şiirlerinde, şiirde bir âhenk Cenab Şehabettin ve yapı unsuru olarak, daha belirgin bir şekilde resim ve musikiden yararlandığı dikkati çeker. Bazan kelimelerin uyandırdığı pitoresk hayallere, bazan da onların fonetik imkânlarına ağırlık veren şair, ideal olarak, şiir ile resim ve musikiyi birleştirme çabasına girer. 12 Terâne-i Mehtâb ve Riyâh-ı Leyâl gibi bir kısım şiirlerinde geçen sâat-i semen-fâm, nây-ı zümürrüd ve tûf-ı tesliyyet gibi tamlamalar yüzünden ağır tenkitlere hedef olan Cenab Şahabeddin, bu konuda Ahmet Midhat Efendi nin onu dekadanlıkla itham etmesi üzerine başlayan ve o sırada Türk edebiyatçılarını uzun süre meşgul eden Dekadanlık tartışmasının doğmasına sebep olur. 13 Şiiri bir resim ve okuyucu da tatlı bir hülya uyandıran güzel bir musiki nağmesi olarak gören Cenab Şahabeddin, Elhân-ı Şitâ, Yakazât-ı Leyliyye, Temâşâ-yı Leyâl ve Temâşâ-yı Hazân gibi şiirlerinde, arzu ettiği bu tarz bir uyumun en güzel örneklerini ortaya koymuştur. Şiirde âhenge büyük önem veren şair, bundan dolayı hayatının sonuna kadar hece veznine ilgi duymamış, bütün şiirlerini aruz vezniyle yazmış; ayrıca çeşitli yazı ve polemiklerinde âhenksiz bulduğu hece veznini küçümsemiştir. Dil konusunda da, şiire âhenk verdiği için, Arapça ve Farsça ağırlıklı Osmanlıca da ısrar etmiş, bu konudaki kanaatlerini Yeni Lisan hareketinden sonra da sürdürmüştür. 14 Sanatı yegâne gaye edinen ve sosyal konularla ilgili herhangi bir şey yazmadığı hakkında yaygın bir kanaat bulunan Cenab Şahabeddin in de, şiir müsveddeleri içinde henüz son şeklini bulmamış çeşitli şiirleri arasında Hilâl-i Giryân adını taşıyan bir şiirin doğrudan doğruya Balkan felâketi üzerine kaleme alındığı anlaşılmaktadır. 15 Birbirinden farklı birkaç müsveddesi bulunan bu şiirde şairin Rumeli topraklarındaki korkunç katliam ve yıkımdan duyduğu acı, ıztırap ve hüznü bütün samimiyetiyle dile getirdiği görülmektedir. Cenab Şahabeddin 1918 yılında Avrupa yolculuğu sırasında trenle Sofya dan Bükreş e giderken yolda babasının şehit düştüğü Plevne den geçtiği sırada duygularını şu cümlelerle dile getirir: Sabaha karşı Plevne civarından geçiyorduk. Alaca karanlıkta pencereyi açtım. Plevne ovasını görmek, arz üzerinde hakir bir mezarı bile kalmayan zavallı babamın rûh-ı menfânişînini biraz teneffüs etmek istiyordum. Eyvah, yüksek ve zengin ekinleri okşayan gece rüzgârı -madde ve hakikat gibi insafsız- dedi ki:

23 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN Babanın kanını emen bu toprak şimdi babanın cisim ve ruhundan yabancı açlıklara sünbüle-i gıda hazırlıyor. Şimdi ufk-ı şarkî kızarıyor, kızarıyordu; Osmanlı bayrağı gibi al, kan gibi al olmuştu. Bir rûh-ı şehîd için bu ufk-ı sabah ne güzel kefendi: Baba, seni bu Ağustos ayının son seherinde Plevne ufkunun bu geniş, kanlı mendili içinde kokladım! 16 Halid Ziya dışındaki çağdaşlarından daha büyük bir nesir ustası olan Cenab Şahabeddin, üslûba vermiş olduğu önemle, aynı zamanda sanatkârane nesir dilinin önde gelen isimlerinden biri olarak da hatırlanmaktadır. Zaman zaman siyasî yazılar, zaman zaman da mizahî makaleler yazmaktan geri durmayan Cenab Şahabeddin, özellikle polemiklerinde oldukça hırçın davranmış ve muhataplarına karşı kırıcı olmaktan çekinmemiştir. Dil ve edebiyatla ilgili bir kısım yazılarında Râik Vecdî, siyasî yazılarında Ahmed Peyman, mizahî yazılarında da Dahhâk-ı Mazlum takma adlarını kullanmıştır. Cenab Şahabeddin, önemli bir üslûp ustası olarak devrinde dikkati çeken nesirlerinden bir kısmını daha sonra Evrâk-ı Eyyâm (1913) ile bir kısmını da Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri nde (1918) bir araya getirmiştir. * Ahmet Haşim le birlikte modern Türk şiirinin kurucularından biri kabul edilen Yahya Kemal, 1884 yılında hem anne, hem baba tarafından bir Evlâd-ı Fâtihân torunu olarak, o sırada henüz Osmanlı coğrafyası sınırları içinde bulunan Üsküp te dünyaya gelir. Kaybolan Şehir adlı şiirinde, kendi ifadesiyle Bursa nın Şar Dağı nda devamı olan Üsküp, fethedildiği 1392 yılından beri tamamiyle Osmanlı-Türk ruhunun sinmiş olduğu Müslüman bir şehirdir. Yahya Kemal Üsküp te, tam anlamıyla halkın dinî inançlarıyla, yer yer hurafelerin de karışmış olduğu, son derece renkli ve mutlu bir çocukluk hayatı geçirir. Çocukluk ve ilk gençlik yılları ezan ve Kur an sesleri, Yunus Emre nin ilâhileri; dualar, ilâhiler ve Âmin Alayları ile gidilen mahalle mektebi hâtıraları, Rumeli ve serhat türküleri, evlerinin yakınındaki Rifâî Dergâhı ndaki zikir ve tekbîr sadaları arasında geçen Yahya Kemal, bu çağlarda kuvvetli bir şekilde dinî ve millî duyguların tesiri altındadır. 17 Hayatının bu dönemine ait hâtıralarında dikkati çeken en önemli husus, âdeta içine sindire sindire yaşamış olduğu bu hayatın onda tam anlamıyla bir terkip göstermesidir. Bu çağlarında, özellikle beş vakit namazını kılan, ikindi sonrası ölmüşlerine daima Yâsin-i şerîf okuyan, sık sık peygamberimizden ve âhiretten bahseden annesinden dinlemiş olduğu Yunus ilâhileriyle Ahmediye ve Muhammediye nin, çocuk ruhunda, İslâmiyetin müşfik yanının derin izler bıraktığı anlaşılmaktadır. 18 Yahya Kemal in, daha sonraki yıllarda Türk kültür ve edebiyatına getireceği yeni fikir ve görüşlerde, hep bu yetişme çağlarında almış olduğu dinî ve millî terbiyenin mutlak denecek tesiri olduğu görülecektir. Onun özellikle bu yıllarda Üsküp le ilgili olarak zihnine yerleşen vatan toprağı ve vatan toprağının değerleri gibi kavramlar, daha sonra Paris te geçirdiği kısa süren kimlik buhranı yıllarının arkasından çok açık bir şekilde kendisini gösterecektir. Paris te gerek Ecole Libre des Sciences Politiques te Albert Sorel ve Camille Julien gibi hocalardan aldığı tarih disiplini, gerekse Charles Maurras ve Maurice Barrés gibi Action Française ekolüne mensup Fransız milliyetçilerinden öğrendiği tarih ortasında ve Fransız toprağında Fransızlığı arama düşüncesini, kendi fikir dünyasına ve Türk tarihine aktarmak istediği zaman, derhal şuuraltındaki çocukluk yıllarına gittiğini görürüz. 19 Dolayısıyla, Yahya Kemal de daha sonraki yıllarda iyice şekillenecek olan İslâmiyet i estetik bir bakışla yorumlama biçiminin ilk tohumlarının, Üsküp teki çocukluk döneminde, küçük yaşta kaybettiği annesi Nakiye Hanım vasıtasıyla edindiği anlaşılmaktadır. Annesi Nakiye Yahya Kemal BEYATLI Hanım dinine öylesine bağlı bir kadındır ki, kocasının eviyle ailesini Üsküp ten Selânik e taşımak istemesi karşısında, Selânik in Yahudi ve gâvurla karışık bir ağyâr diyârı olduğu gerekçesiyle, böyle bir teklife şiddetle karşı çıkar; halbuki onun gözünde Üsküp tam bir Müslüman şehri dir. Yahya Kemal in çocukluk yıllarına ait unutamadığı diğer bir hâtırası da, 1897 yılı baharında Selânik te Teselya Harbi kahramanlarını karşıladıkları o heyecan dolu ve anlı-şanlı merasimdir. Eğil dağlar eğil üstünden aşam, Yeni talim çıkmış varam alışam. mısralarıyla başlayan meşhur türkünün yakıldığı muharebe, o sırada 80 yaşlarındaki Abdülezel Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu tarafından üç ay gibi kısa sürede zaferle sonuçlanmış ve 93 Muharebesi ile moral çöküntüsü yaşayan Türk milletini yeniden eski şanlı günlerine dönmüştür. Yahya Kemal ilk mısralarını 1911 yılında Brötanya seyahati sırasında yazmaya başlayıp ancak 1925 yılında tamamladı- 23

24 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN 24 ğı Açık Deniz şiirinde, acısını çok derinden duyduğu kaybolmuş vatan topraklarının ıstırabını kuvvetli bir şekilde ifade eder. Ancak o burada acılarının içine gömülmek yerine, akıncı cedlerinin fetih ihtirası ile maddî planda değil de sanat ve kültürel bağlamda içine hapsolduğu sınırları aşmayı dener. 20 Kendisinin bizzat, Bu manzume en uzun zamanda yazdığım şiirdir ve benim hayatımı ihtiva eden bir hikâyedir. dediği Açık Deniz in daha ilk mısralarında, onun yaşadığı trajediyi ve derin hüznü farketmemek mümkün değildir: Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum; Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum. Kalbimde vardı Byron u bedbaht eden melâl Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl, Aldım Rakofça kırlarının hür havasını, Duydum akıncı cedlerimin ihtirâsını. Mısra benim haysiyetimdir! diyen ve kendisinin anladığı tarzda şiirin de, tıpkı taş üstüne taş konulmak suretiyle ortaya çıkan bir mimarî eser gibi, bazan yıllarca süren son derece meşakkatli bir ameliye sonunda inşa edildiğine inanan Yahya Kemal, bunun için kendi yazdıklarını da kolay kolay beğenmez ve kafasındaki ideal güzelliğe ulaştığına inanmadığı şiirlerinden kimseye söz etmez. 21 Yahya Kemal aynı zamanda, Türk edebiyatında Tanzimat tan sonraki Batılılaşma sürecinde mâzi ile kopan bağları birleştiren zincirin önemli bir halkası kabul edilmektedir. Türk edebiyatında gerçekleştirmiş olduğu köklü değişiklikler ve yenilikler hakkında, Ben daima bize lâzım olanı düşündüm! diyen Yahya Kemal, aynı zamanda, yenileşme adına bir dönem inkâr edilen ve fuzulî bulunan mâziye ait birçok değer hükmünün bizim aslî değerlerimiz olduğunu kabul ettiren bir yol açıcıdır. Dolayısıyla, onun şiirleri kadar kültür, sanat, edebiyat, medeniyet, tarih, millet ve İstanbul hakkında yapmış olduğu tespit ve tahliller de son derece önemlidir. 22 * Bu gruba dahil edilebilecek diğer bir isim de Mehmed Âkif tir. Mehmed Âkif her ne kadar 1873 yılında İstanbul da Fatih te dünyaya gelmişse de baba tarafından Rumelili dir. Çevresinde İpekli Hoca diye tanınan babası Mehmed Tahir Efendi, aslen Arnavutluk un İpek kasabasının Suşisa köyünden tahsil için İstanbul a gelip icazet almış ve İstanbul da kalmıştır. İstanbul da Baytar Mektebi nde okuduğu yıllarda Servet-i Fünuncuların şiir anlayışlarının yaygınlaştığı bir sırada şiir yazmaya başlayan Mehmed Âkif in sanat anlayışı onlardan Mehmet Akif ERSOY çok farklıdır. II. Meşrutiyet ten sonraki fikir akımları arasında İslâmcılık içinde yer alan Mehmed Âkif in sanat anlayışının temelinde, şiiri ve bütünüyle edebiyatı toplumu aydınlatmada ve birtakım hakikatleri ifade etmede bir araç olarak görmek söz konusudur. Sözüm odun gibi olsun hakikat olsun tek! diyen Mehmed Âkif için önemli olan, yaşanan hayatın bütün yönleriyle şiire dahil edilmesidir. Mehmed Âkif e göre, Türk milletinin tarihi boyunca uğrunda savaştığı ve gerektiği zaman canını feda edebileceği bazı kutsal değerler vardır. Meselâ hürriyet ve istiklâl, Türk milletinin en kutsal değerleri arasında yer alır. Bu değerler, beraberinde vatan gibi, bayrak gibi başka değerleri de getirir. Ona göre vatan, bir milletin üzerinde doğup büyüdüğü, ecdadından kanı ve canı pahasına miras kalan mukaddes bir emanettir. Bundan dolayı vatan, millet unsurundan asla ayrı düşünülemez. Vatan bir coğrafya, millet ise bir insan topluluğudur. Bir insan topluluğunu millet haline getiren de, hürriyet ve istiklâl gibi; hak, hukuk, dil ve din gibi bazı mukaddes değerlerdir. İşte bu ebedî değerlerin başında gelen vatan tehlikeye düştüğü zaman, millet olabilme şuuruna ermiş ve vatanını seven her fert, vatanını kurtarmak için en değerli varlığı olan canını bile feda etmekten çekinmez. 23 Mehmed Âkif, Safahât ın dördüncü kitabı olarak 1914 yılında yayımladığı Fatih Kürsüsü nde, doğrudan doğruya Balkan Savaşı nı söz konusu eder. İki Arkadaş Fatih Yolunda başlıklı ilk bölüm, Galata Köprüsü nde vapurdan inen iki arkadaşın, Fatih Camii ne kadar yürüyerek yol boyunca yaptıkları konuşmalardan meydana gelmektedir. Bu konuşma sırasında pek çok toplum ve kültür meselesi nükteli bir üslûpla dile getirilir. Vâiz Kürsüde başlıklı ikinci bölümdeki vâizin konuşması ise, birçok yönüyle Mehmed Âkif in Balkan Savaşı sırasında Fatih Camii kürsüsünde yaptığı konuşmaya benzer. Önce kâinattaki nizam ve düzenden söz eden hoca, çalışan Batı dünyasının yeryüzüne ve gökyüzüne hükmederken tembellik içindeki Şark dünyasının miskinlik içinde bocaladığını anlatır. Ecdat böyle miydi? diyerek mâzideki kahramanlıkları anlatan vâiz, kader ve tevekkülün yanlış anlaşılması üzerinde de durur. Konuşmasında milleti, artık hiçbir şeye aldırış etmeyen avam, her şeyden ümidini kesmiş bedbinler, Batı nın rezillikleri peşinden koşan zübbeler ve eğlenceden başka bir şey düşünmeyen sefiller olarak dört gruba ayıran vâiz,

25 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN 25 Üsküp II. Murad Camii

26 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN eğlence düşkünlerine: Alın eğlenin! diyerek, birkaç sahne gösterir. Bunlar: Üzerine Bulgar bayrağı çekilmiş Edirne kalesi; Meriç le Tunca nehri üzerinde yüzen ceset kümeleri; aylarca kandan kıpkızıl akan Arda nehri; Gümülcine de süngülerle karnı deşilen, alnına haç işareti çizilen Müslümanlar ve sarıklarıyla idam sehpasında sallanan din adamlarıdır. Canlandırılan bütün bu sahneler, üzerinde sarhoşların tepindiği Kosova şehitliği, Vardar da boğulan masumlar, kandan kızaran Selânik ovası, cesetler, cesetler ve cesetlerle devam eder.. Vâiz konuşmasının sonunda göz yaşlarına hakim olamayan cemaatle birlikte dua ederek vaazını bitirir. 24 Mehmed Âkif sadece Balkan Savaşı sırasında değil, Millî Mücadele yıllarında Balıkesir de Zağanos Paşa Camii nde, Kastamonu da Nasrullah Camii nde verdiği vaazlarla da halkı birlik ve beraberliğe davet ederek artık Anadolu dan başka gidilecek bir yer kalmadığını, ırz ve namus düşmanlarını hep birlikte vatan topraklarından püskürtmek gerektiğini anlatmıştır. 25 Leylâ, Bülbül ve Çanakkale Şehitlerine adlı şiirlerinde yer yer lirizmin doruğuna çıkan Mehmed Âkif, bütün İslâm dünyasıyla beraber Anadolu nun bir ateş çemberi içinde bulunduğu bir zamanda doğrudan doğruya sanatla meşgul olmayı lüzumsuz bir meşgale saymış ve sanatını doğrudan doğruya milletinin ve memleketinin ıstıraplarını anlatma yolunda kullanmıştır. Türk milletinin ölüm-kalım mücadelesi verdiği bir zamanda Türk İstiklâl Marşı nı kaleme alan Mehmed Âkif, her yönüyle Türk edebiyatının örnek şahsiyetlerinden biri olma özelliğini taşımaktadır. EDİRNE İÇİN (*) Ağla sevdiceğim! Gül ruhlerinden, Jâleler dökülsün, nevbahâr oldu! Harâbât ellerin bülbüllerinden Bu ıssız bahçeler nâlekâr oldu! Gördüğün goncalar elem dağıdır, Ağla rûhum ağla!.. Şimdi çağıdır. Ilık göz yaşları keder dağıdır! Sular bile coşup bî-karâr oldu. * Sevgilim, seninle bağdaşalım gel! O geçmiş günlere ağlaşalım gel!. Sînende tuttuğun gonca-i emel, Sarsar-ı kahr ile târümâr oldu! Hey Rıza hastayım, gönül şen değil, Misafirhânedir bu, gülşen değil! Sevgilim! Ağlayan sade sen değil, Bu mâtemle herkes zâr zâr oldu!. Rıza Tevfik,1 Nisan 1914 (*) Edirne nin sukutu günü yazılmış bir manzumedir. Ben o taraflarda doğmuşum. Maskat-ı re sim Cisr-i Mustafa Paşa dır. O kasabanın külliyen harâb olduğunu haber almıştım. (Rıza Tevfik) RUMELİ İÇİN Gülşeni açmadan emel goncası, Sarsar-ı felâket perişan etti. Sevgilim, düşmanın hâin pençesi Saçından bir tutam tel aldı gitti. Biz tazen vârını talan etmiştik, At sürüp o bağı harman etmiştik. Atalar yurdunu vîran etmiştik, O vîran binâyı yel aldı gitti. Biz hakkın yüzüne sille vurmuştuk Vicdânın emrine karşı durmuştuk. Cehennem üstüne köprü kurmuştuk, Nâmert köprüsünü sel aldı gitti. Allah ın gazabı şarka uğradı, Katil çetesini kırdı, doğradı. Anama sövenin kızı, avradı Domuz çobanından döl aldı gitti. Hey Rıza, dökülen bu kan bizimdi. Düşmana kul olan cânân bizimdi. Rumeli!.. O nazlı vatan bizimdi Biz benimsemedik el aldı gitti Rıza Tevfik 26 Bir vakit başında hümâ uçardı; Ağaçlar yoluna çiçek saçardı; Bastığın yerlerde çiğdem açardı, Bir yıldır o yerler hep mezâr oldu!

27 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN KAYBOLAN ŞEHİR Üsküp ki Yıldırım Bayezid Han diyârıdır, Evlâd-ı fâtihâna onun yâdigârıdır. Fîrûze kubbelerle bizim şehrimizdi o; Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyle bizdi o. Üsküp ki Şar Dağı nda devâmıydı Bursa nın, Bir lâle bahçesiydi dökülmüş temiz kanın. Üç şanlı harbin arşa asılmış silâhları Parlardı yaşlı gözlere bayram sabahları. Ben girmeden hayâtı şafaklandıran çağa, Bir sonbaharda annemi gömdük o toprağa. İsâ Bey in fetihte açılmış mezarlığı Hulyâma âhiret gibi nakşetti varlığı. Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin Üsküp bizim değil? Bunu duydum, için için. Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir! Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir! Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene, Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene. Yahya Kemal Beyatlı HİLÂL-İ GİRYÂN (I) Kızlar paralandı, köy soyuldu, Çiğnendi vatan, ezildi sînem... Yanya mla Manastır ım ne oldu? Kimlerde Selânik im, Edirne m? Mescidleri yıktılar ayakla Çiğnendi minâreler, dirîgâ! Mü minleri kovdular dayakla Kandiller edildi câm-ı sahbâ Bir gül üstünde bin çarık gezdi Ezdi ebkârı, ezdi ezhârı... Muhterem her ne varsa hep ezdi! Kan gölleri eyliyor temevvüc Menba lar inildiyor yanında Her ev kül içinde bir harâbe (*) HİLÂL-İ GİRYÂN (2) Baktıkça sana görür hayâlim Akşamı, hazânı, ihtizârı!.. Bedbaht-ı vatan bugün işittim Düşmen seni darbe cür et etmiş... Sen galib iken taaşşuk ettim Mağlûb iken eyledim perestiş! * Artık o zavallı Rumeli nde Öksüz gibi kaldı şimdi her yer Bir âsıfa-i memât içinde Ağlar dereler, ağaçlar inler Şûyîde olur cebîn-i millet Emvâc-ı sirişk ü demle ancak (**) (*) Cenab Şahabeddin in Bütün Şiirleri, s (**) Cenab Şahabeddin in Bütün Şiirleri, s Cenab Şahabeddin 27

28 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN DİPNOTLAR: 1 Hikmet Turhan Dağlıoğlu, Şemseddin Sami, Hayatı ve Eserleri, İstanbul Robert Finn, Türk Romanı: İlk Dönem, ( çev. Tomris Uyar), Ankara 1984, s ; Mehmet Kaplan, Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar, C. II, İstanbul 1987, s Ömer Faruk Akün, Hayatı, Hizmetleri ve Eserleri İle Şemseddin Sami, Temel Türkçe Sözlük, İstanbul 1985, s. VII-XX. 4 İsmail Hikmet (Ertaylan), Türk Edebiyatı Tarihi, C. III, Bakü 1925, s. 799; (Feridun) Kandemir, Kendi Ağzından Rıza Tevfik, İstanbul 1943, s. 94; İbnülemin Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri, 2. b., İstanbul 1970, s Mehmet Kaplan, Şiir Tahlilleri, C. I, 4. b., İstanbul 1969, s Rıza Tevfik in bu yazıları Rıza Tevfik in Tekke ve Halk Edebiyatı İle İlgili Makaleleri (Ankara 1982; 2. b., İstanbul 2001) adıyla tarafımızdan bir kitap halinde yayımlanmıştır. 7 Serâb-ı Ömrüm, İstanbul 1949, s ; s Abdullah Uçman, Rıza Tevfik in Şiirleri ve Edebî Makaleleri Üzerinde Bir Araştırma, İstanbul 2004, s Hilmi Ziya Ülken, Türkiye de Çağdaş Düşünce Tarihi, Konya 1966, s Hayatı için bk. Sadettin Nüzhet (Ergun), Cenap Şahabettin, Hayatı ve Seçme Şiirleri, İstanbul 1934; İnci Enginün, Cenap Şahabettin, Ankara Hayatta iken şiirlerini bir araya getirip yayımlamayan Cenab Şahabeddin in şiirleri, kızları Reşîka Ozankan ve Şîvezat Erez tarafından verilen evrakı Mehmet Kaplan ın yönetiminde ele alınıp değerlendirilerek Bütün Şiirleri (haz. Mehmet Kaplan, İnci Enginün, Birol Emil, Necat Birinci, Abdullah Uçman, İstanbul 1984; 2. b., İstanbul 2011) adıyla yayımlanmıştır. 12 Mehmet Kaplan, Cenab Şahabeddin in Şiirlerinde Pitoresk ve Cenab Şahabeddin in Şiirlerinde Ses ve Musiki, Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar, C. I, İstanbul 1976, s İnci Enginün, Yeni Türk Edebiyatı-Tanzimat tan Cumhuriyet e, İstanbul 2006, s ; Fazıl Gökçek, Bir Tartışmanın Hikâyesi- Dekadanlar, İstanbul Hasan Akay, Cenab Şahabeddin in Şiirleri Üzerinde Stilistik Bir Araştırma, İstanbul 1998, s Cenab Şahabeddin in Bütün Şiirleri, 2.b., s Cenab Şahabeddin in Avrupa Mektupları (haz. Zeynep Uluant), İzmir 1997, s Nihad Sami Banarlı, Yahya Kemal in Hâtıraları, İstanbul 1960, s Yahya Kemal Beyatlı, Çocukluğum, Gençliğim, Siyasî ve Edebî Hâtıralarım, İstanbul 1973, s. 3-4, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal, İstanbul 1963, s Şiirin geniş bir şekilde tahlili için bk. Mehmet Kaplan, Şiir Tahlilleri, C. I, s H. Vehbi Eralp, Yahya Kemal İçin, İstanbul 1959, s A. H. Tanpınar, Yahya Kemal, s İstiklâl Marşı-İstikbal Marşı:41 Dize 41 Yorum (ed. Hasan Akay- M. Fatih Andı), İstanbul 2010, s Mehmed Âkif Ersoy, Safahât (haz. M. Ertuğrul Düzdağ, 6. b., İstanbul 2005, s Eşref Edip, Mehmed Âkif-Hayatı ve Eserleri, İstanbul 1962, s

29 TÜRK EDEBİYATININ ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİREN BEŞ EDEBİYATÇI / Prof. Dr. Abdullah UÇMAN 29

30 30 İSTANBUL KÜLTÜRÜNDE BALKAN YEMEKLERİ / Sennur SEZER

31 İSTANBUL KÜLTÜRÜNDE BALKAN YEMEKLERİ / Sennur SEZER İSTANBUL KÜLTÜRÜNDE BALKAN YEMEKLERİ Sennur SEZER* Balkan halkları daha çok hamur işleriyle tanınır. Adları farklı da olsa Boşnakların oklavasız açtıkları pitalar (börek), Arnavutların ise pırasalı börekleri ünlüdür. 31

32 İSTANBUL KÜLTÜRÜNDE BALKAN YEMEKLERİ / Sennur SEZER Balkanlar, son yıllardaki moda söyleyişle Güneydoğu Avrupa, Avrupa kıtasının Güneydoğu kesiminde, İtalya Yarımadası nın Doğusu, Anadolu nun Batısı ve Kuzeybatısında yer alan coğrafi ve kültürel bölge. Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya yı kapsar. Avrupa nın yoksul, geri kalmış ve sorunlu yerlerinin başında gelir. İstanbul un Suriçi mahallelerinin dışına kız vermeyi düşünmeyen hanımlar için: Rumeli. İlk anda nedense bitmeyen göç kervanları düşüyor akla. II. Beyazıt ın sefere giderken düğüne gitmelerine kızdığı Tatar kabilesinin sürgünü, suikasta yeltenen derviş yüzünden Kalenderilerin sürgünü... Akıncılar ya da evlad-ı Fatihan... Ve bitmez tükenmez Balkan savaşları. İnsan Rumeli türkülerindeki hüznün bu savaşlarda ölenlerden yansıdığını sanıyor... İlk anda Anadolu dan Rumeli ye daha çok gidilmiş, Anadolu Rumeli yi daha çok etkilemiş gibi geliyor insana. Balkan dillerindeki uygarlık sözcüklerinin Türkçe asıllı oluşu, İvo Andriç in Boşnakça denilen Slav asıllı dille yazdığında kullandığı Türkçe asıllı sözcükler: (minderluk, çayzanluk, şeçerluk, akşamluk, çiviluk), Balkan ülkelerindeki adı Türkçeden geçtiği açık yemekler (bekri meze, köfteta, dolmadakis, cacikis, tıranata, musakka) hatırlanınca yazacaklarımın yönünü değiştirebilir. Evet, Anadolu Balkanları etkilemiş ama biz Balkanların İstanbul daki etkilerine öyle alışmışız ki, fark bile etmiyoruz. Ortodoks İstanbul Fatih İstanbul la birlikte bir Ortodoks şehri fethetti. Galata, ticaret yüzünden buraya yerleşip, buralı olmuş Katolik Levantenlerin şehriydi, karşı yaka ise Ortodoks Rumların. Genç Sultan Mehmet, şehre daha önce burada yaşama şansları olmayan Gregoryen Ermeniler ile kadim Süryanileri getirtti. Böylece Ortodoks nüfus arttı. Fetihler artınca yeni topraklardan başkente akın başladı: Bulgar, Makedon ve Ortodoks Arnavutlar şehir nüfusuna katıldı. Epirli Ortodoks Arnavutlar, Üsküplü, Gostivarlı, Kalkandelenli Ortodoks Makedonlar geldiler İstanbul a. Geldiler gelmesine ama İstanbul halkı kendi bildiğince adlandırdı onları, Ortodoks Arnavutlara Rum, Ortodoks Makedonlara da Bulgar dedi. Bu halklar İstanbul da çoğunlukla pastacılık, tatlıcılık, muhallebicilik, sütçülük, yoğurtçuluk, peynircilik, ekmekçilik, ciğercilik, işkembecilik, tavukçuluk, bahçıvanlık gibi benzeri işlerde çalıştılar. En eskisinden başlayalım. Süt ve süt ürünleri konusunda İstanbul un günlük yaşamının Bulgar/Makedon etkisinde olduğunu söyleyebiliriz. Yaşı yetmişe ulaşanlar küçük semtlerde daha çok kahvaltı edilen sütçü dükkânlarını anımsar. Onların genel adı Bulgar Sütçü dür. Sahipleri yaşlandıkça el değiştiren bu dükkânlardan biri 1910 larda Beyoğlu ndaki Tomas Süthanesiydi. Sonra pastane biçimini aldı: Güven Pastanesi. Bugün şehrin Çerkeso, Baylan, İnci gibi ünlü pastanelerinin kurucuları ve şu andaki yöneticileri de Balkanlardan gelmiştir. Aralarında hem Makedon hem de Arnavut olanlar vardır. Bugün tatlıcılarda tulumba tatlısının Balkan Tulumbası diye satıldığını da hatırlayalım. İstanbul daki Arnavutlar Fatih in Arnavutluğu fethinden sonra İstanbul a gelmişler ve yerleştikleri semte de adlarını vermişlerdir: Arnavutköy. Arnavutların bahçıvanlığının İstanbul mutfağına neler kazandırdığını ayrıntılarıyla bilemiyoruz. Ancak çok acı bir kırmızıbiberin adı da onlarla (belki de tohumu da) gelmiştir İstanbul a: Arnavut biberi. Arnavut sözcüğü İstanbul mutfağının yemeklerinden birinin de adıdır: Arnavut ciğeri. Arnavutların seyyar çiğ ciğer satıcısı olduğunu da biliyoruz. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi nde şu tespiti yapar: Bu ciğercilerin hepsi Ohri, Görice, Horpuşta Arnavutlarıdır. Nice bin taze ciğeri kırkar ellişer tanesini, yüreği, böbreği, şirdeni bumbarıyla sırıklara dizip İyi koyun ciğeri diye feryat ederler. Yine Evliya ya göre İstanbul da tam 400 ciğer kebabı dükkânı çalışanı varmış. Bu ciğer kebabı dükkanlarında ciğer, kara tavuk (dalak), böbrek, yürek, şirden, ciğer kebabı ve köftesiyle pençeviş pişer. Pençeviş birden fazla anlamı olan bir sözcüktür : 1. Karaciğer. 2. Koyun, keçi bağırsağı, bumbar. 3. Bumbarı pirinç, bulgur, kıyma, kimyonla doldurarak yapılan bir çeşit yemek. 4. Koyun ve keçi bağırsaklarının çevresindeki yağlar. Çelebi bu yemeklerin de yoksul yemeği olduğunu vurgular. Ama bozahanelere gidenlerin bu yemeklere düşkün olduğunu da söz arasında söyleyiverir. Evliya Çelebiye göre İstanbul işkembecilerinin hepsi Rum dur ve vergiden muaftır. Daha önceki açıklamamıza göre işkembecilerin Ortodoks Arnavut olması gerekir. Sakatatın etten ucuz oluşu, yoksul halkı ciğer (hem karaciğer hem akciğer), dalak, işkembe, bumbar yemeye, satıcıları da sakatat yemeklerine emek vermeye özendirmiştir. Evliya Çelebi nin garip gurebâ yemeğidir açıklaması da bizi tasdik ediyor. Bu müşterilerin akşamdan kalma olmaları da muhtemeldir: Bunların dükkânlarında seher vakti olunca yüzlerce fakir mahmur dostlar toplanıp mahmurluğu gidermek için zarafet ve kabahat çorbası yani işkembe aşı yerler. Gerçekten seherle mahmurluğu def için paça, işkembe iyidir derler. Karşılığı tam alınamayan bu emeği Arnavutlar bir göç bedeli olarak ödemiş olabilirler. 32 * Yazar

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor)

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Secaattin Tural 2. Doğum Tarihi : 15.07.1966 3. Unvanı : Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora 5. Çalıştığı Kurum : Kırklareli Üniversitesi Derece Alan Üniversite Lisans Türk Dili

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

D. Kodu Ders Adı Ders Saati Kredi Z/S TDE 501 AğızAraştırmaları 3 3 S TDE 503 Arapça I 3 3 S TDE 505 Âşık Edebiyatı 3 3 S TDE 507

D. Kodu Ders Adı Ders Saati Kredi Z/S TDE 501 AğızAraştırmaları 3 3 S TDE 503 Arapça I 3 3 S TDE 505 Âşık Edebiyatı 3 3 S TDE 507 YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ABD LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI Türk Dili ve Edebiyatı Tezli Yüksek Lisans Programı Programın öngörülen

Detaylı

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a

100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a 100. Yılında Çanakkale ye Develi den güzel bir ziyaret gerçekleştirildi. Fethinin 562. Yılı olması münasebetiyle gezinin ilk yarısı İstanbul a ayrıldı. İki önemli tarih, iki önemli şehir bu gezide buluştu.

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Tarih Bölümü Ankara Üniversitesi 1997 Yüksek Lisans Tarih (Yakınçağ Tarihi) Ankara Üniversitesi 2000

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Tarih Bölümü Ankara Üniversitesi 1997 Yüksek Lisans Tarih (Yakınçağ Tarihi) Ankara Üniversitesi 2000 ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı : Sezai BALCI Doğum Tarihi : 15 Temmuz 1976 Öğrenim Durumu : Doktora Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Tarih Bölümü Ankara Üniversitesi 1997 Yüksek Lisans Tarih (Yakınçağ Tarihi)

Detaylı

2011 2012 KUBBEALTI SOHBETLERİ

2011 2012 KUBBEALTI SOHBETLERİ 2011 2012 KUBBEALTI SOHBETLERİ 1.Sohbet Fuzûlî ve Bestelenmiş Şiirleri (Sohbet ve Mûsıkî Programı) Konuşmacı: Özcan Ergiydiren Konu: Fuzûlî ve Bestelenmiş Şiirleri (Sohbet ve Mûsıkî Programı) Tarih: 1

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

BASKAN TOPRAK ISTANBUL ÜNIVERSITESI REKTÖRÜ PROF. DR. YUNUS SÖ...

BASKAN TOPRAK ISTANBUL ÜNIVERSITESI REKTÖRÜ PROF. DR. YUNUS SÖ... BASKAN TOPRAK ISTANBUL ÜNIVERSITESI REKTÖRÜ PROF. DR. YUNUS SÖ... Portal : www.habermrt.com İçeriği : Gündem Adres : http://www.habermrt.com/3-bolge/avcilar/baskan-toprak-istanbul-universitesi-rektoru-prof-dr-yunus-soyleti-agir

Detaylı

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM

SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM SÂMİHA AYVERDİ KİMDİR? Hazırlayan: E. Seval YARDIM Handır bu gönlüm, ya misafirhane Derd konuklar, derman konuklar, hayâl konuklar, melâl konuklar; mümkün konuklar, muhal konuklar. Hele hasret, hiç çıkmaz

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN

Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Iğdır Sevdası AVUKAT SEVDA DOĞAN Cömert, cefakâr, cana yakın bir insandır Musa Doğan (1923-1992). Dostlarını seven; vefa ve yardımını kimseden esirgemeyen örnek bir insandır o. Siyasete il genel meclisi

Detaylı

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

Çamlıca Basım Yayın bünyesinde aylık olarak yayınlanan Yedikıta Tarih ve Kültür dergisi, Eylül 2008 de yayın hayatında başladı.

Çamlıca Basım Yayın bünyesinde aylık olarak yayınlanan Yedikıta Tarih ve Kültür dergisi, Eylül 2008 de yayın hayatında başladı. Çamlıca Basım Yayın bünyesinde aylık olarak yayınlanan Yedikıta Tarih ve Kültür dergisi, Eylül 2008 de yayın hayatında başladı. Tarihî, ilmî ve kültürel konularda temel kaynaklar ve tarihî belgeler eşliğinde

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi 1996. Ortadoğu Enstitüsü. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi 1996. Ortadoğu Enstitüsü. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Nurdan Şafak 2. Doğum Tarihi ve Yeri:. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi 1996 Yüksek Siyasi Tarih ve Marmara

Detaylı

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ Adı ve Soyadı : Cengiz ALYILMAZ : Prof. Dr. Bölüm/ Anabilim Dalı : Türkçe Eğitimi Bölümü Doğum Tarihi : 11.4.1966 Doğum Yeri : Kars Çalışma Konusu : Eski Türk Dili, Türkçe Eğitimi,

Detaylı

TEOG Tutarlılık. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TEOG Tutarlılık. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 2015-2016 8. Sınıf TEOG Tutarlılık T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Sorularımızın TEOG sorularıyla benzeşmesi, bizler için olduḡu kadar, bu kaynaklardan beslenen yüz binlerce öḡrenci ve yüzlerce kurum

Detaylı

Program. AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu

Program. AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu Program AÇILIŞ 15 EKİM 2014 10:00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu TEBLİĞLER 15-17 EKİM 2014 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Konferans Salonları KAPANIŞ OTURUMU 17 Ekim

Detaylı

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren AKM Klasik Türk Sanat Müziği Korosunun Şef Mitat

Detaylı

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI ŞEHİR TANITIM YAYINLARI 1 Yayın Adı: Şiir Şehir Urfa Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi Hazırlayan: Mehmet KURTOĞLU Sayfa Sayısı: 160 Toplam Baskı

Detaylı

Sakarya ili kültür ve turizm bakımından önemli bir potansiyele ve çeşitliliğe sahiptir. İlde Taraklı Evleri gibi

Sakarya ili kültür ve turizm bakımından önemli bir potansiyele ve çeşitliliğe sahiptir. İlde Taraklı Evleri gibi TARİH Tarihi kaynaklar bize, Adapazarı yerleşim bölgesinde önceleri Bitinya'lıların, ardından Bizanslıların yaşadıklarını bildirmektedir. Öte yandan, ilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre; Sakarya

Detaylı

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA Değerli Üsküdarlılar; Çanakkale Zaferi, hem dünya tarihi açısından, hem de milletimiz için bir dönüm noktasıdır. Mehmetçik burada, tarihe sığmayacak bir kahramanlık

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması Surre-i Hümâyun Altınoluk Surre Alayının Güzergâhları Surre Alayının Güvenliği Surre Alayının Yola Çıkması Surrenin Vapur ve Trenle Yollanması Surre Alayının Dönüşü Kaynakça Surre Alayı Surre-i Hümâyun

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ AVRASYA ARAŞTIRMALARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015 BAHAR DÖNEMİ DERS İÇERİKLERİ

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ AVRASYA ARAŞTIRMALARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015 BAHAR DÖNEMİ DERS İÇERİKLERİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ AVRASYA ARAŞTIRMALARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2015 BAHAR DÖNEMİ DERS İÇERİKLERİ AVAR7045 TÜRKİYE'NİN AVRASYA POLİTİKALARI (zorunlu ders) Doç. Dr. Bekir Günay

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.

TOBB İLKOKULU E-BÜLTEN. Mart 2015. TOBB ilkokulu SAYI 3. Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12. TOBB İLKOKULU SAYI 3 Mart 2015 Telefon: 0 (464) 213 05 46 Faks: 0 (464) 213 05 46 E-posta: 703285@meb.k12.tr TOBB ilkokulu Hanımefendilerden Anlamlı Ziyaret Sayın Valimizin eşi Hanife YAZICI ve beraberinde

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. ÜNAL ŞENEL

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. ÜNAL ŞENEL ÖZGEÇMİŞ Yrd. Doç. Dr. ÜNAL ŞENEL Eğitim Bilgileri: Derece Program Üniversite Yıl Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Dokuz Eylül Üniversitesi 1985 Yüksek Lisans Tıp Tarihi ve Deontoloji Ege Üniversitesi 1988

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Kent ve İnsan İlişkisi. Yrd. Doç.Dr. Çiğdem Vatansever 22 Şubat 2013

Kent ve İnsan İlişkisi. Yrd. Doç.Dr. Çiğdem Vatansever 22 Şubat 2013 Kent ve İnsan İlişkisi Yrd. Doç.Dr. Çiğdem Vatansever 22 Şubat 2013 Akış 1. İnsan ve Mekan İlişkisi 2. Kent olarak Çerkezköy 3. Sonuç Çalışma ve mekan Temel konular Isıve aydınlatma Açık ofisler Maliyet

Detaylı

Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM ŞEHİRLERİ Sakarya Şehrengizi

Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM ŞEHİRLERİ Sakarya Şehrengizi Kaşgar dan Endülüs e TÜRK - İSLAM ŞEHİRLERİ ESKİŞEHİR Ana Tema : Yükselen Cumhuriyet Kurtuluş ve Ebedi Varoluş Destanına Sahne Olan Sakarya Tarih Hafzasından Yükselen Cumhuriyet, Bi İznillah, Ebed Müddet

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1

MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 MEHMET AKİF ERSOY UN EDEBÎ KİŞİLİĞİ 1 Türk edebiyatında Mehmet Akif kadar hayatı, edebiyat anlayışı ile şiirleri arasında büyük bir uygunluk bulunan pek az şair vardır. 2 Akif II. Meşrutiyet in ilan edildiği

Detaylı

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ 1. Osmanlı İmparatorluğu nun Gerileme Devrindeki olaylar ve bu olayların sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdaki ilişkilerden hangisi bu devir için geçerli

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

8, Safsaf sokak Emirrân Tel. 63 52 31 27 Ağustos 1963. Muhterem Bey Efendi

8, Safsaf sokak Emirrân Tel. 63 52 31 27 Ağustos 1963. Muhterem Bey Efendi 8, Safsaf sokak Emirrân Tel. 63 52 31 27 Ağustos 1963 Muhterem Bey Efendi Yılmaz öztuna Beye 20/8/1968 tarihiyle yazdırınız mektubu gördüm. Orman Mektebinin Sami Paşa tarafından tesis edildiği "lalnamei

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

BĠLECĠK ÜNĠVERSĠTESĠ AKADEMĠK ÖZGEÇMĠġ FORMU

BĠLECĠK ÜNĠVERSĠTESĠ AKADEMĠK ÖZGEÇMĠġ FORMU BĠLECĠK ÜNĠVERSĠTESĠ AKADEMĠK ÖZGEÇMĠġ FORMU Adı Soyadı İlhami YURDAKUL Ünvanı Doç. Dr. Alanı Tarih Doğum Yeri İspir-Erzurm Doğum 01/08/67 E-Posta ilhami.yurdakul KĠġĠSEL BĠLGĠLER EĞĠTĠM DURUMU Derece

Detaylı

TED KAYSERİ KOLEJİ VAKFI VELİ VE ÖĞRETMENLERİNDEN SOMA YA EL VER KAMPANYASINA BÜYÜK DESTEK

TED KAYSERİ KOLEJİ VAKFI VELİ VE ÖĞRETMENLERİNDEN SOMA YA EL VER KAMPANYASINA BÜYÜK DESTEK TED KAYSERİ KOLEJİ VAKFI VELİ VE ÖĞRETMENLERİNDEN SOMA YA EL VER KAMPANYASINA BÜYÜK DESTEK Türk Eğitim Derneği Genel Merkezi nin Soma nın Evlatları Artık Hepimizin Evladı başlığı ile başlatılan Soma ya

Detaylı

ERSOY ve. Bakıslar. Genc. Mehmet Akif. İstiklal Marşı na. Sempozyumu 1 2-1 3 M a r t 2 0 1 1 / B A R T I N. İstiklal Marşı nın Kabulünün

ERSOY ve. Bakıslar. Genc. Mehmet Akif. İstiklal Marşı na. Sempozyumu 1 2-1 3 M a r t 2 0 1 1 / B A R T I N. İstiklal Marşı nın Kabulünün İ B A R T I N Ü N İ V E R S İ T E S BARTIN ÜNİVERSİTESİ İstiklal Marşı nın 90 Kabulünün Yılında Mehmet Akif ERSOY ve İstiklal Marşı na Genc Bakıslar Ulusal Öğrenci Sempozyumu 1 2-1 3 M a r t 2 0 1 1 /

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

TÜRK TURİSTİN İLGİSİNİ ÇEKEN OSMANLI MİRASINA SAHİBİZ

TÜRK TURİSTİN İLGİSİNİ ÇEKEN OSMANLI MİRASINA SAHİBİZ TRAVEL TURKEY İZMİR FUARI NIN PARTNER ÜLKESİ KOSOVA DAN TÜRK TURİSTE DAVET VAR Bu yılki fuarda iyi bir tanıtım gerçekleştiren Kosovalılar, ülkelerine daha fazla turist gelmesiyle ekonomilerinin daha da

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ!

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! 2009 yılında faaliyetlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsünün bugün itibariyle dünyanın birçok yerinde kültür merkezleri bulunuyor. Afganistan - Kabil Almanya

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu

Detaylı

TÜRK TURİSTİN İLGİSİNİ ÇEKEN OSMANLI MİRASINA SAHİBİZ

TÜRK TURİSTİN İLGİSİNİ ÇEKEN OSMANLI MİRASINA SAHİBİZ İ Bu yılki fuarda iyi bir tanıtım gerçekleştiren Kosovalılar, ülkelerine daha fazla turist gelmesiyle ekonomilerinin daha da gelişeceğine vurgu yaptılar. Sona eren Travel Turkey İzmir fuarının bu yılki

Detaylı

03 Temmuz 2013 tarih ve 51 sayılı Üniversite Senato toplantısının 1 nolu karar ekidir.

03 Temmuz 2013 tarih ve 51 sayılı Üniversite Senato toplantısının 1 nolu karar ekidir. 03 Temmuz 2013 tarih ve 51 sayılı Üniversite Senato toplantısının 1 nolu karar ekidir. 1. SINIF GÜZ YARII I.YARI KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ İKİLİ ÖĞRETİM

Detaylı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı

Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Cemil Meriç Yılı Muhteşem Bir T örenle Tamamlandı Mustafa Kemal Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen 2012-2013 Cemil Meriç Yılı etkinlikleri kapanış töreni Hatay Kültür Merkezi nde geniş

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Kenan Erdoğan Unvanı Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri Manisa Daha Önce Bulunduğu Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi, Celal Bayar Üniversitesi

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

OSMANLI İMPARATORLUĞU GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATLARI XVIII. YÜZYIL

OSMANLI İMPARATORLUĞU GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATLARI XVIII. YÜZYIL OSMANLI İMPARATORLUĞU GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATLARI XVIII. YÜZYIL OSMANLI DA 18. YÜZYIL GERİLEME DÖNEMİ DİR. Yaklaşık 100 yıl sürmüştür. 18. Yüzyıldaki Islahatların Genel Özellikleri -İlk kez Avrupa daki

Detaylı

Tarihi Evlerin Restorasyon ve İmar Projesi Projenin Önemi: Projenin amacı: Projenin Uygulanması: Projenin Maliyeti:

Tarihi Evlerin Restorasyon ve İmar Projesi Projenin Önemi: Projenin amacı: Projenin Uygulanması: Projenin Maliyeti: Tarihi Evlerin Restorasyon ve İmar Projesi Kutsal Mescid in kutlu komşularının evlerini restore ederek onlara karşı vefa borcumuzu öderken Aksa dan Müslümanları uzaklaştırıp Yahudilere yer açmaya çalışan

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

GAZETECİ YAZAR BÜLENT AKKURT BODRUM DA DEFNEDİLDİ

GAZETECİ YAZAR BÜLENT AKKURT BODRUM DA DEFNEDİLDİ GAZETECİ YAZAR BÜLENT AKKURT BODRUM DA DEFNEDİLDİ Önceki gün vefat eden gazeteci yazar Bülent Akkurt Bodrum da dostları, yakınlarının kollarında son yolculuğuna defnedildi. Bülent Akkurt un yazıları bir

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ SELANİK AYASOFYA CAMİSİ BAKİ SARI SAKAL SELANİK AYASOFYA CAMİSİ Aya Sofya (Azize Sofya) tapınağı Selanik in merkezinde, Ayasofya ve Ermou sokaklarının kesiştiği noktadadır. Kutsal İsa ya, Tanrının gerçek

Detaylı

Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim. Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır.

Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim. Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır. NOKTALAMA İŞARETLERİ Dilimizde ilk kez Tanzimat döneminde kullanılan noktalama işaretleri, yazının daha kolay anlaşılmasını sağlar. Yazının okunmasını kolaylaştırır ve anlam karışıklığına düşülmesine engel

Detaylı

ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE?

ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE? ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? Prof. Dr. Mukim SAĞIR ÖZET Bu makalede ana dil ve ana dili terimlerinin kullanımları üzerinde durulacaktır. Aralarında nüans olan bu iki terimin Türkçe ve Türk Dili öğretiminde

Detaylı

- Nasreddin Hoca'nın mezarı Eskişehir Sivrihisar'da bulundu.

- Nasreddin Hoca'nın mezarı Eskişehir Sivrihisar'da bulundu. Yüzyıllar sonra ortaya çıktı - Nasreddin Hoca'nın mezarı Eskişehir Sivrihisar'da bulundu. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Prof.Dr.Erol Altınsapan, Sivrihisar ilçesinde

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

Fotobiyografi AHMET MİTHAT EFENDİ. AHMET MİTHAT (İstanbul, 1844-28 Aralık 1912)

Fotobiyografi AHMET MİTHAT EFENDİ. AHMET MİTHAT (İstanbul, 1844-28 Aralık 1912) AHMET MİTHAT (İstanbul, 1844-28 Aralık 1912) Coşkun ve Mehmet Cevdet imzalarını da kullandı. Annesi Nefise Hanım 1829'da Kafkasya'dan göç etmek zorunda kalmış bir Çerkez ailenin kızıdır. Babası Anadolu'dan

Detaylı

2) Osmanlı Eyaletinden Üçüncü Bulgar Çarlığına, Kitabevi Yayınları, İstanbul 1996

2) Osmanlı Eyaletinden Üçüncü Bulgar Çarlığına, Kitabevi Yayınları, İstanbul 1996 Doğum Tarihi ve Yeri: 10.02.1960- Sivas Eğitim Üniversite: Lisans: İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi, 1976-1980 Yüksek lisans: İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi,

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı