Kertenkele. Multipl Skleroz. Yazan-Çizen Doç. Dr. Sultan Tarlacı. Kertenkele Kuyruğu Öyküleri

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kertenkele. Multipl Skleroz. Yazan-Çizen Doç. Dr. Sultan Tarlacı. Kertenkele Kuyruğu Öyküleri"

Transkript

1 Kertenkele Öyküleri Ve Multipl Skleroz Yazan-Çizen Doç. Dr. Sultan Tarlacı 28 Kasım 2012

2 Kertenkele Kuyruğu Hakkında Bilimsel Not Kertenkeleler, tehlike anında, kendi kendilerine, kuyruklarını bırakıp kaçabilirler. Buna kendiliğinden uzuv koparma denir. Başka hayvanlarda da bu durum olmasına karşın, özellikle kertenkelelerde sık izlenir. Kuyruğu bırakma bir savunma ve korunma yoludur. Kuyruk, saldırıyı yapanı oyalarken, gövde uzaklaşır ve hayatta kalma oranını bu yöntemle arttırır. Diğer yandan, kertenkele gibi bir hayvanın ağırlığının önemli bir kısmını kuyruk ağırlığı oluşturduğundan, ağırlığın bırakılması daha da hızlı kaçmaya imkan verir. Kuyruk bırakma tam olarak hayvanın durumuna bağlıdır. Kertenkeleler, kuyruklarına dokunulmadan da kuyruklarını bırakırlar. Dışsal uyaran olmadan, içsel sinir hücresel uyarışlarla kuyruk bırakılır. Sadece görsel olarak tehlikeyi görmek bile kuyruk bırakma için yeterli bir etki yapar. Bazı kertenkeleler, enerjilerini sağlayan yağın önemli bir kısmını kuyruklarında depolarlar. Bu da saldırganların kuyruğu tercih etmelerini sağlayabilir. Bazı türlerde ise kuyruk daha dikkat çekici olsun diye, gövdeden daha farklı ve parlak renklidir. Diğer yandan, enerjiden zengin kuyruk daha uzun hareket eder ve saldırganın oyalanmasını uzatır. Uzun oyalanma esnasında kertenkelenin kaçma-kurtulma oranı daha da yükselir. Bu ilginç korunma yönteminin daha da ilginç yanı, bırakılan ya da kaybedilen kuyruğun kısa sürede, tüm kısımları ile (sinirler, kas, toplar ve atar damarlar) oluşmasıdır. Kertenkelelerin çoğunun kuyruğu 12 haftada eski halini alırken, bazı türlerde bu süre 4-5 hafta sürebilir. Düzelme tüm dokuların bütün olarak oluşması anlamına gelir. Bırakılan kuyruğun nasıl yerine geldiği sorusu üzerinde çok çalışma olmasına karşın, cevaplarda henüz çok uzaktayız. MS açısından ise en önemli şey, özellikle sinir hücresi gelişmesinin, kuyrukta tekrar nasıl olduğunu anlamaktır. Bunun sırrını çözdüğümüz gün, MS dahil bir çok hastalığın tedavisini bulmuş olacağız. Kertenkelelerin bu olağandışı ve mucizevi kendini yenileme yeteneği önümüzde çok iyi bir örnek olarak durmaktadır.

3 BÖLÜM I Kafamdaki Kertenkele Kuyruğu

4 23 Mayıs 2001 Sıradan akşamlardan farklıydı Saat sekize doğru, yüzümün sol tarafında, yanağımda, seğirmeler başlamıştı. Birkaç saat içinde, seğirmeler, yanağımdan göz çevreme yayıldı ve Bir şeyler mi oluyor bana? diye düşündüm. Hatta iki gözümü aynı anda kapatmaya çalıştığımda, sol gözümün daha geç kapandığını hissediyordum. Eşime dönüp Bir bakar mısın? Sol gözüm daha mı geç kapanıyor? diye sordum. O da her zamanki rahatlığıyla Yok canım Bir şey yok dedi. Sanki bana göre bir şey vardı ama ne? Saat gece yarısına yaklaşmıştı ve uyku saatim gelmişti. Haydi hayırlısı! Sabaha belli olur diye düşünürken, eşime Yatalım dedim. Aslında uyumak için yatmaya gitmek de anlamsızdı. Çünkü yaklaşık beş-altı aydır daha sonra da uzun zaman olacağı gibi uyku tutmuyordu. Her zaman, saat gece

5 yarısına yaklaşırken tık diye uyuyan ben, gecenin ilerleyen saatlerine kadar yatakta debelenip duruyordum. Herkesin önerdiği koyun sayma işini çok denemiştim o geceye kadar ama tekdüze işler beni sıktığı için, koyun saymak da sıkıyor, hatta yatakta daha fazla döndürüyor, adeta boğuyordu. Asıl neden uyku hijyeni denen şeyin eksikliği değildi. Odanın ısısı normaldi ve 96 m² nispeten küçük bir ev için gayet iyiydi. Dışarıdan gelen gürültü, patırtı yoktu. Aç değildim. Yoğun çay, kafein almamıştım. O saatlerde, uykumu kaçıracak yeni bir film izlememiş veya kitap okumamıştım. Evet, sanırım bunlar yerli yerindeydi ama yine de uykuya dalamıyordum. Dışsal uyku hijyenim görünürde iyiydi. Eksik olan, içsel uyku hijyenimdi. Üç aydır her yerde, gece gündüz, yerken içerken, kafamda aynı şey dolanıp duruyordu: Bana bunu nasıl yaptılar? Nasıl bu iftirayı attılar? Ben bunu hak etmemiştim. Ya da hak etmek için ne yapmıştım ve belki de en önemlisi ne yapmamıştım? Evet, bir şeyleri eksik yapmıştım. Bu düşünceler arasında koyun saymayı ısrarla reddetme sebebim belki de lisedeyken, Almanya da işçi olarak çalışan babamı senede bir gördüğümde bana Oku. Doktor ol. Yok, okumayacağım dersen ve istersen sana otuz-kırk tane koyun alırız, çobanlık yaparsın demesi miydi? Oysa çevremizde o güne kadar otuz-kırk küçükbaş hayvan alıp da çobanlık yapan da yoktu ama belki de koyun saymaya bu kadar karşı olmam ve her sayışımda yedinci koyundan başa dönmem bundan olabilirdi. Babamın korkutması ile değil, kendi isteğimle tıp doktoru olmaya karar vermiştim. Ben doktor olacağım diye sürekli kafamdan geçiriyordum. Aslında doktor olmak, benim için hasta muayene etme ile eş anlamı değildi. Doktor olmak, bilim adamı, araştırmacı olmaktı. Bu nedenle doktor olmayı istiyordum, hasta muayenesi yapmak için değil. Daha ortaokuldayken babama zar zor bir mikroskop aldırmış ve yaprakları, soğan zarlarını evde inceler olmuştum. Kışın soğuklarında kar tanelerini görebilmek için mikroskobumla dışarıya çıkıyor, sıcak lamdan ve nefesimden kar tanelerinin buharlaşmaması için kendimi ve mikroskobumu önce soğutuyor, yarım saat sonra da

6 kar tanelerinin o mucizevî görüntülerine ulaşıyordum. Kitaplardaki o birbirine benzemeyen kar tanelerinin muhteşemliklerini görüyordum. Şimdilerdeki gibi bilgiye rahatça ulaşma imkânı sağlayan internet olmadığı için de bulduğum birkaç kitabı, şehrin 20 km. yukarısında olan ve elektrikler bir kesilince üç gün gelmeyen bir dağ köyünde inceliyordum. Ama çok iyi hatırlıyorum, o dönemde evlerde olan gaz lambaları ışığında adeta zihnim açılıyor ve muhteşem bir öğrenme yeteneği kazanıyordu. O gaz lambaları ışığında hazırladığım dönem ödevi ardından, ortaokul müdürü (o zamanlar fen bilgisi ve tasarım dersine de giriyordu) amcamı çağırarak Bu çocuğu meslek lisesine değil de düz liseye verin. Bu çocuk çok parlak, zeki, gelecek vaat ediyor diye uyarmıştı. Babam, işçi olarak çalıştığı Almanya dan senede bir ve nadiren iki kez geldiği için benim okul ve diğer durumlarımla amcam ilgilenirdi. Yalnız beni bu gibi meseleler ilgilendirmezdi. Beni ilgilendiren bir şekilde bilim adamı olmaktı. Bunu nasıl başaracağımı bilmeden amcamla, düz lise denilen liseye kaydolmaya gittim. Lisede çok başarılı sayılmazdım. Özellikle Matematik ve Tarih dersleri benim için zordu. Ha evet bir de Edebiyat dersi... Özellikle Divan Edebiyatı Ama buna rağmen, minyon tipli güzel Edebiyat öğretmenimden mi ne edebiyat derslerine severek giderdim. Her şeye karşın, yine de en çok sevdiğim ders, lise ve ortaokulda Biyoloji ydi. Biyolojide de sinir sistemine bayılırdım. Elime geçen Fen ve Biyoloji kitaplarının sinir sistemi bölümlerini defalarca okur ve hatta yıl bitince tatile girdiğimizde Fen kitaplarının sinir sistemi kısımlarını kesip-koparıp bir kenara özenle saklardım. Sinir sisteminde özellikle yıllar sonra daha çok kullandığım, sinir hücrelerinin kendini baştan yaratmasını veya yenilemesini anlatan rejenerasyon kelimesi beni etkilerdi. Rejenerasyon yani kendini yenilemesi, yeniden oluşturması Hücrelerin AnKa kuşu gibi küllerinden yeniden DOĞMASI Her kitapta şöyle yazardı: Diğer tüm organlar rejenere olabilir ama sinir sistemi rejenere olamaz, yani kendini yenileyemez. Hasar gördüğünde büyük oranda düzelmeden aynı kalır

7 Ben de Allah Allah bunu neden hala çözemediler ki diye düşünerek, kafamda bir mantık üretip sanki sadece benim bir küçük bilim adamı olarak bildiğim, başkalarının bilmediği kertenkeleler üzerinden çözüm üretmeye çalışırdım. Kertenkeleler, bir tehlike anında kuyruklarını bırakıyorlardı Kuyrukları kendi kendine hareket ederek düşmanı oyalarken kertenkelenin ana gövdesi kaçmaya zaman buluyordu. Bu kertenkele, zaman içinde, herhangi bir tehlike anında bırakılmaya hazır yeni bir kuyruk geliştirebiliyordu ve bu yeni kuyruk oluşturma işini, kopan kuyruk yenilenirken rejenere olan bir sinir sistemi ile sağlıyordu. Benim lisedeki çocuk aklıma göre bu kuyruğun yeniden oluşmasını ve büyümesini sağlayan şey her neyse tüm kitaplarda dillendirilen, sinir hücrelerinin rejenere olamama sorununa bir çözüm getirebilirdi ve sanki bunu bir ben biliyordum da tüm dünyanın bundan haberi yoktu. Bu düşüncemden dolayı kurak yaz aylarında gözlerimi kesme taştan örme sıcak duvarlara diker, kaçışan kertenkele görünce, bulduğum bir şeylerle hayvanın üzerine hızla vurmaya çalışır ve kuyruğunu bıraktırmaya zorlardım. Başarıyordum da bazen. Çok zor bir şeydi bu çünkü kertenkeleler, epey hızlı kaçıyor ve duvarda 90 derece dönüşlü hareket ediyor, göz açıp kapayana kadar örme duvarda bir deliğe girip kayboluyordu. Onun kaybolmasının ardından kuyruğunun geride kalan kısmına saatlerce bakıp kalıyordum ama aklım kertenkelenin gövdesinde yani kaçan kısmındaki kuyruk yerinde kalıyordu. Orada ne oluyordu da, sinir sistemi yeni bir kuyruk oluşturabiliyordu? Nasıl? Ama beni uyutmayan bu kertenkele anılarım değildi ki O anılarımı hep bir saflık ve sıcaklık içinde hatırlardım. Bu değildi.

8 Yoksa üniversite yıllarımın verdiği bir sıkıntı mıydı? Liseyi başarılı bir derece ile bitirmiş ve üniversite giriş tercihlerim arasında Astronomi ve Arkeolojiyi de düşünmüştüm ama beşinci ve altıncı sıralardaydı onlar. Çünkü öğretmenim bana Oğlum o meslekler aç kalır deyip gözümü korkutmuştu. Ben de Biyoloji ve sinir sistemi aşkına ilk beş tercihime Tıp Fakültesi yazdım ve Erzurum Atatürk üniversitesi Tıp Fakültesini iyi bir puanla kazandım. Fakültede kötü bir birinci ve ikinci sınıf geçirdim. Çünkü Tıp Fakültesi olmasına rağmen, ilk iki yıl, Matematik, Fizik, Türkçe, Tarih gibi liseden beri hoşlanmadığım dersler yoğunluktaydı. Allah Allah! Yanlış yere mi geldim diye de sık sık düşünürdüm. Üstelik bu düşünceler içinde İstatistik dersinden adeta çakıyordum. Ama Tıp 3. sınıftan sonra zihnim iyice açıldı. Çünkü sinir sistemi ve fizyoloji gibi beklediğim dersler vardı. Sinir sistemi aşkım fizyoloji derslerinde adeta en üst noktaya çıktı. Fizyoloji hocamızın Üner Tan olması da ayrı bir güzellikti. Sanırım benden başka herkes onu yarı deli kabul ederdi. Ancak ben deliliğinin dahilikle bağlantılı olduğunu sezgisel olarak onda görmüştüm. Sinir sistemine dair öğrendiğim her şey, bende derin heyecanlar ve mucize hissi oluşturuyordu. Bu derslerle Kertenkele sırrına artık daha çok yaklaşmıştım. Altı yıllık bir eğitim ardından Tıp Fakültesini birincilikle bitirip bilim adamı olmanın yolu aradım. (Diplomamı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tan almıştım, her zaman boynunda taşıdığı fotoğraf makinesi ile beni de çekerek ölümsüz karelerine eklemişti) Yalnız, fakülte bitince, her ne kadar adınızın önünde Dr unvanı olsa da Pratisyen Hekim oluyorsunuz ve araştırıcı bilim adamı olmakla uzaktan yakından ilginiz

9 olmuyor. Sadece düz bir hekim oluyorsunuz ama her konudan da anlıyorsunuz! Genelde bu istenmeyen bir konumdu. O zaman ne yapmalıydı? Herkesin kafasında olduğu gibi benim de kafamda elbette bir alanda uzman olmak vardı. Ne uzmanı? Sinir sistemi aşkı beni yine de bırakmadı ve beyin cerrahisi seçmeyi düşündüm ama çevremde bugün de geçerli bir söz vardı: Doktorun aptalı cerrah olur, daha da aptalı beyin cerrahı olur. Bu söz kafamda yankılanıp duruyordu. Belki de öyleydi. Daha bir yıl önce, bir beyin cerrahı asistanı ile gece nöbet tutarken karşılaşmış ve bana Amerika nın Irak a girdiğini bir ay sonra öğrendiğini söylemişti. Şoke olmuştum. Dünyadan kopuk bir uzmanlık! Ayda on altı gece nöbet Yat, uyu, yemek ye, nöbete git, ertesi gün çalış, akşam evine uyumaya gel, ertesi gün nöbete git şeklinde bir düzen Bunu yapamazdım. O zaman, yine, sinir sitemiyle ilgilenebileceğim bir alan tercih etmeliydim. Herhalde o günlerde kafamda Buldum! Buldum! gibi bir aydınlanma olmadı ama sonunda nöroloji uzmanı olmaya karar verdim. Bu buluş ardından uzmanlık sınavında ilk beş tercihimi nöroloji uzmanlığına ayırdım. Formalite olarak altıncı tercihe beyin cerrahisi yazdım. Nörolojiyi seçmem, arkadaşlar arasında sorun olmuştu. Sürekli yanıma gelip Oğlum ne yapıyorsun! Sen fakülte birincisisin. Sen kazanırsın. Göz yaz, dâhiliye yaz Ne yapacaksın nörolojiyi? diyorlardı. Ama ben her zamanki dik başlılığımla devam ettim. Uzmanlık sınavı geldi geçti ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji bölümünü çok yüksek bir puanla 20 bin kişi içinde 19. olarak kazandım. Bu kadar yüksek puanla genelde göz gibi çok istenen -göz de uzmanlıklar- seçildiğinden, sık sık Ya sen ne yaptın Puanına yazık oldu diyorlardı. Ama ben öyle düşünmüyordum. Nöroloji İstediğim bir uzmanlıktı. Ege Üniversitesine Ana Bilim Dalı başkanıyla tanışmaya gittiğimde de olumlu bir görüşme yaptım. Çok sakin ve olgun tavırlı gördüğüm bayan başkan Çok güzel, galiba sen çok yüksek bir puanla bize gelmişsin. Bu bizim için de iyi Çıtayı yükseltecek bu Senden sonra gelecekleri de zorlayacak dedi. Ama bu sözlerden tam beş yıl sonra çıtanın yüksekliğinin ne durumda olduğunu, kişilere göre nasıl değiştiğini anlayacaktım. Asistanlığım dört buçuk yıl sürmüş, göz açıp kapayana kadar bitmiş ve uzmanlığımı alalı üç ay olmuştu. Beni uyutmayan ve yüzümde seğirmelere neden olan şey, uzman olarak bir yerlere tayin olma heyecanı mıydı? Yok, yok Sanırım o da değildi. Bütün bunların nedeni bana atılan iftiraların verdiği kaygıydı. Çünkü kafamda Bana bunu nasıl yaparlar? Ben fakülteyi birincilikle bitirdim. Bu üniversiteye ilk tercihimle, yüksek bir puanla girdim. Asistanlığımda birçok uluslararası yayın yaptım ve 2001 yılında iki kez TUBİTAK beyin araştırmaları derneği ödülü, ardından da Sedat Simavi sağlık bilimleri ödülü aldım ve bütün bunları yok sayarak sana bu üniversitede kalman için yeşil ışık yakmıyoruz dediler düşüncesi dolanıp duruyordu. Tüm bu düşünceler arasında Yarın ilk iş olarak bir avukata gideceğim ve bu iftiraları atanları mahkemeye vereceğim diyordum kendi kendime Bu iftira benim tüm hayatıma girmiş, iftiraların sınırları İzmir in dışına taşmış ve sağır sultan bile iftirayı duymuştu. Başvurduğum diğer hastanelerde bana senin için o cusun diyorlar diye yüzüme söylüyorlardı. Manisa Celal Bayar Üniversitesine gitmişti aynı iftira Aydın Adnan Menderes Üniversitesine başvurdum oraya da

10 gitmiş. Bu iftiradan kurtulmalıydım. Oysa ben yaşamım boyu bir gruba, fikre ve ideolojiye ait olmamıştım. Biraz uyku sarhoşluğu, yüzümün sol tarafındaki seğirme ve göz kırpmalarımdaki gecikmeler arasında Tabip odasına da şikâyette bulunmalıyım diye düşündüm. Saat sabaha karşı 03:00 gösteriyordu. Uyuyamıyordum ama ne de olsa sabah gideceğim bir işim yoktu. İşsizdim Nöroloji uzmanıydım ve klinikten ayrılmam gerektiğinden aktif olarak çalışamıyordum. Uyumasam ne olacaktı ki? Eşime baktım, gayet derin bir şekilde uyuyordu. Yataktan kalktım. Balkona çıkıp bir sigara yaktım. Yüzüm ısrarla seğiriyordu. Bir nörolog olarak içimden bir ses geçti. Ama bu ses sezgisel değil, tam olarak bilgi ve tecrübeye dayalıydı: Oğlum bu seğirmelerin ardından bir pislik çıkacak Hadi hayırlısı Beni, seğirmeden ve uykusuzluktan daha çok atılan iftira geriyordu. Güya ben bir dinci gruba bağlıymışım. Dinciymişim! Ben, ne yaptım da acaba böyle bir fikre neden oldum? diye ısrarla ve karşı konulmaz bir şekilde düşünüyordum. Kendi kendime: Bunu nasıl derler? Ben ömrüm boyunca hiçbir loji uzantısı içeren fikrin peşinden gitmedim. Sadece mantığımın ve bilgimin egemenliğinde, doğru bildiğim yolda hep yalnız gittim. Ve hiçbir gruba ait olmadım. Evet, dinci kabul edilen, geniş bir takipçisi olan ve sözü edilen kişinin grubuna dahil olup onun peşinden giden pek çok kişi Erzurum da, Tıp Fakültesinde okurken çevremde vardı. Onlardan çokça arkadaşlarım da vardı ama aynı arkadaş çevremde PKK lı olduğunu sonradan öğrendiğim kişiler de vardı. Ülkücüler de, dev solcular da Ben hiçbirisine ait olmamıştım ki... İpimi birilerinin eline vermek zaten mantığıma aykırıydı. Çünkü ben, sürüler oluşturan, güdülen koyunlar gibi olamazdım. Evet, belki de tüm gece koyun saymayı bundan reddediyordum. Bana sen bir sürüye katılan koyunsun demekle, sen o cuymuşsun demek arasında fark yoktu ki Balkonda sigaramı içerken derin bir sessizlik hissettim. Bazen bu gibi derin sessizliklerde sorguladığım, tanrı, yaradılış gibi felsefi-mistik konuları klinik içinde tutamadığım dilimle konuşmam ve tartışmam mı bu iftiralara neden oldu acaba diye düşünürken sigarayı söndürüp yatağa döndüm. Saat sabaha karşı 4 e gelirken yüzümün solundaki seğirmelerle ve iftira düşünceleri arasında koyun olmayı ve saymayı reddederek uykuya daldım. Her günkü gibi sabah de, saatin çalması ile uyandık. Ben hemen yatak odamda, sol yanımda duran aynaya yönelerek, yüzüme baktım. Eşime dönerek Galiba yüz felci oldum! dedim. Sakindim. Ne de olsa uzman bir nörologdum. Yüz felci benim tedavi hastalıklarımdandı ve bu güne kadar, asistanlığımda, hiç saymadım ama belki 50, belki de 200 hastayı tedavi etmiştim. Hepsi de gayet iyi şekilde iyileşmişti. Eşim, sabahları her zaman zor uyanır ama Ben yüz felci oldum u duyunca heyecanla yatağa oturdu ve Bakıyım dedi. Bakmasına gerek yoktu. Ne de olsa ben uzmandım. Aynaya bakmaya devam ettim.

11 Eşim de sırtımdan öne uzanmış ve aynadaki yüzüme bakıyordu. Kaşımı kaldırmaya çalıştım olmadı. Gözümü kapamaya çalıştım olmadı. Burun kanadımı kaldırmaya çalıştım olmadı Islık çalmak için dudaklarımı büzdüm, cılız ve başımın arkasında nefesini hissettiğim eşimin duyamayacağı bir ses çıkardım. Yanaklarımı şişirmeye çalıştım ama dudağımın sol tarafından püf, püf diye hava kaçtı. Evet, yüz felci olmuştum. Kalkıp banyoya, yüzümü yıkamaya gittim ve çıkar çıkmaz Ben bir eczaneye gideyim, kortizon başlamam lazım diye eşime endişeli bakışları arasında söyledim. Endişeliydi çünkü üç-dört aydır hiçbir şey yolunda gitmiyordu. Sıkıntımı görüyor ve içinde yaşadığım iftira patlamasının seslerini bir o duyuyordu.

12 27 Şubat 2001 Yeterli, senin cevaplarına inanırım ben! Her günkü gibi Ege Üniversitesinde Nöroloji kliniğinin olduğu altıncı katın yolunu tuttum. Önümde on gün kadar bir zaman kalmıştı ve uzmanlığımı aldıktan sonra ayda bir yapılması gereken, akademik kurul kararı ile sürenin aylık uzatılması işi yapılmıyordu. Biraz ne olacağını bilememenin heyecanıyla Ana Bilim Dalı başkanı Prof. Cumhur Ertekin in odasına gittim... Gözleri sulanmıştı. Belki de ağlamıştı. Günaydın hocam diyerek açık kapıyı formalite icabı tıklatıp odasına girdim. Asistanlığım süresince tezimin yöneticisi ve çalışma hocam olduğundan sık sık odasını ziyaret ederdim. Araştırmaların sonuçlarını değerlendirmek için veya konuşma yazma planlarımız için Odasına birçok insana göre rahat girerdim. Ama saygımı da hiçbir zaman eksiltmedim. Dört yıl boyunca her zaman yaptığım gibi masasının önündeki deri koltuklardan birine oturdum. Daha ben söze başlamadan ve nereden başlayacağımı düşünüp, biraz daha zaman kazanmak için koltuğa yerleşmeye çalışırken söze girdi: Görüyor musun bana ne yapıyorlar. Ben ki, 1980 lerde demokrasi mücadelesi için üniversiteden uzaklaştırılmış bir adamım. Bana adeta ültimatom gibi yazı yazıyorlar ve çocuğum gibi yanımda yetiştirdiğim, bir çoğunun doçent olması için makalelere adını yazdığım insanlar Klinik içinde anti-demokratik ortam düzelinceye kadar akademik kurul toplantılarına katılmayacağız diye bana yazı yazıyorlar. Konuşurken gözlerine bakıyordum. Zaten beraber çalıştığımız dört yıl boyunca, tez hocam da olduğu için hep kafasına ve gözlerine bakmıştım. Son zamanlarda o gözlerini, yaşı altmışı geçmesine karşın çoğu kez ıslak görüyordum. İntihar eden oğlunun yoğun bakım zamanlarını ve daha da eskilerde oğlunun trafik kazası geçirip uzun dönem komada kaldığı dönemleri bana anlatırken de gözlerindeki ıslaklığı görmüştüm. Ama şimdi biraz daha ıslaktı, muhtemelen ağlamıştı. Beni antidemokratik olarak sunuyorlar diyerek düşüncelerimi böldü ve ekledi Daha sekiz ay önce hepsi bana Hocam sen başkan ol, seni seçelim dediler. Hepsi bana anabilim dalı başkanı olmam için oy verdi. Dört yıl önce de başkan olmamı kendileri istemişti. Şimdi ne değişti ki beni protesto ediyorlar, istemiyorlar! Bu arada masasının arkasındaki duvara gözüm ilişti. Her zaman arkasında çerçeveli iki şey görürdüm. Birisi 1980 de üniversiteden atıldıktan sonra geri gelme yazısı, diğeri ise neredeyse ülkemizin sayılı altın bilim adamlarının üye olabildiği Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) üyeliği belgesiydi. İlerlemiş yaşına rağmen, basit kavramlardan büyük heyecanlar yaşayarak adeta çocuk gibi sevinerek bilimsel çıkarımlar yapan, sürekli yanındaki kişilerin kendinden daha yaratıcı olmasını isteyen ve bununla mutlu olan hocamın sayısız denilebilecek ödül belgesi vardı. Yurt içinden, yurt dışından Ama bunların hiçbirini ne Ana Bilim Dalı başkanı olmadan önce ne de başkan olduktan sonra duvarlara astığını görmüştüm.

13 Bu ültimatom beni 1980 dekinden daha çok zedeledi, diye ekledi. Sözünü bitirmeden Ya kusura bakma, benim sıkıntılarımı da sana anlatıyorum diye ekledi. Kime anlatabilirdi ki? Klinikte herkes ona karşı cephe almıştı. Bu sabah neşeli ama çelebi olmayan bir hoca geldi. Daha önce bir gün de aracı gibi başkası gelmişti. Senin için dinci bir gruba dahil diyorlar. Ben bunu kimseye sormam. Zaten kimin ne olduğu, ideolojisi, dini inancı beni ilgilendirmez ama bana böyle dediler. Sultan ı buraya almayalım dediler. Onlara yanıt vermek için ben sadece senden bir yanıt beklerim. Aynı şeyi dekana da söylemişlerdi. O sırada Başımdan aşağı kaynar sular döküldüğünü hissettim. Ben, olmadığım bir şeye eklenmiştim. Ya da öyleydim de benim haberim yoktu. Öyle miydim? Doğru bildiğim yolda yalnız giderim düsturu benim değil miydi? Benimdi Tüm bunlar ışık hızı ile kafamdan geçerken: Hocam, bu nasıl olabilir? Beni dört yıldır yakından tanıyorsunuz, evinize bile geldim. Kendi evimden daha çok bu klinikte yaşadım. Beni arkadaşlarıma, asistan arkadaşlarıma sorun. Böyle bir şey yok. Nasıl böyle bir kanıya varmışlar? Yeterli, senin cevaplarına inanırım ben. Bu basit olarak gördüğüm meselenin yaşamımda önemli yol ayrımlarına neden olacağını bilmeden ve belki de önemsemeden içimden geçirdim. Bunlar Cumhur hocamın sol görüşlü olduğunu biliyorlar. Beni almaması için böyle bir yalan attılar ortaya Ama tutmaz bu. Çünkü biliyordum ki Cumhur hocam objektif ve bilimsel bir insandı. Gerçekte dedikleri gibi bir grubun gizli bir üyesi olsam da buna karışmazdı ki öyle değildim.

14 Hocam on gün sonra sürem bitiyor. Uzatma yapılamaz ise ilişiğim hastaneden ve üniversiteden aniden kesilecek. İşsiz kalacağım. Haklısın ama akademik kurulu toplayamıyorum. Baksana yazılan ültimatoma... Anti-demokratik ortam düzelene kadar katılmayacaklarmış kurul toplantılarına. Oysa YÖK yasasına göre akademik kurul toplanmaması suç. Ceza gerektiriyor ama dekan da işe karışmak istemiyor. Ben Ana Bilim Dalı başkanı olarak onlara Sultan ı üniversiteye alalım diyorum. Onlar hayır diyorlar. Daha önce tüm başkanlar kendi istediklerini almışlardı. Herkes saygı göstermişti ama şimdi herkes bana karşı çıkıyor. Bize rağmen istediğini alamazsın diyorlar. İstersen Manisa Celal Bayar ya da Çukurova Üniversitesi Nöroloji başkanları ile görüşeyim. Beni severler. Oralara akademik yükselme için geçebilirsin. Bu son sözlerin ardından başımdan aşağı dökülen suyun sıcaklığı artarak sanki buharlaşma derecesine yaklaşmıştı. Hocam Ben istiyorum alınsın tavrınızdan ziyade bu isteğinizi akademik kurulda sunup Bu çocuğu alalım mı? şeklinde bir oylama yapılırsa Akademik kurul toplanamıyor ki nasıl bir araya geleceğiz? Hım Evet, diye başımı salladım ama sallanan herhalde tüm dünyaydı. Aslında benim zamana ihtiyacım vardı. Belki kliniğin içindeki soğuk savaş düzelir ve sonra şansım yaver giderdi. Ama süreyi nasıl uzatacaktım? Sadece on gün vardı ve on günün ardından uzun bir kurban bayramı tatili geliyordu. O, hafta sonları ile birleştirilmiş ve uzamış bayram tatillerinden Hocam izin verirseniz, uzatma kâğıdı elimde, akademik kuruldakileri tek tek dolaşıp, onlara imzalatayım. Olur, bir dene Hemen odanın açık kapısının önünde duran sekreterine, her zaman neşeli ve gür çıkan sesinden başka bir sesle seslenerek Fehmi, bir uzatma kâğıdı getir dedi. Kâğıt geldi ve elime tutuşturuldu. Hayatımda istemek, hep kendi adıma zor, başkaları adına kolay olmuştur. Gene aynısı oldu. Sıkıla sıkıla koridorda yan yana duran akademik kurul öğretim üyelerinin kapılarını tıklatarak içeri girdim. Genelde hepsinin bildiğinden emin olduğum klasik bir cümle ile başlıyordum:

15 Hocam, biliyorsunuz, uzatmam on gün sonra bitiyor. Akademik kurul toplanamıyor. Bir anda ilişiğim kesilecek, işsiz kalacağım. Beş-altı odayı dolaştım. Hepsi söz birliği etmişçesine bana aynı şeyi söyledi. Sanki ortak bir kalıptan çıkmış gibi: Bizim senle bir sorunumuz yok. Sen iyisin, çalışkansın ama bu kâğıdı imzalayamayız. Her seferinde aldığım ve mantığını kavrayamadığım bu yanıtlarla son odayı tıklattım. Aynı isteğimi safiyane bir tavırla bilgin olan hanım bir hocama tekrarladım ama cevap beklediğim gibi ve herkesin kullandığı kalıpta olmadı. Senin burada kalmanı hiç kimse istemiyor. On gün sonra bayram var. Hastaneden ve kadrodan ilişiğin pat diye kesilecek. Bana sorarsan sen bu on gün içinde Sağlık Bakanlığına başvur ve tayin iste. Ama hocam az önce çoğu öğretim üyesi ile görüştüm ve bana senle sorunumuz yok dediler. Sen onlara inanma, diye ekledi. Seni burada hiçbiri istemiyor. Sen çok dik başlısın, başına buyruksun. Kafana göre işler yapıyorsun. Bir anda şaşkınlığım en üst noktaya ulaştı. Bu lafı ben asistanlığımın ilk yılında duymuş gibiydim. Daha altıncı ayımda, kendimce ilginç gördüğüm bir hastayı vaka sunumu olarak yazmıştım. Yazmıştım derken, psikiyatriden, bizim nöroloji kliniğine rotasyona gelen bir arkadaşın yardımıyla ikimiz İngilizce olarak ve çatlak bir dille de olsa vakayı yazmıştık.

16 Hemen ertesi gün bir uzman ve iki öğretim üyesi profesör bana haber göndermişti: Bizim adımızı da yazsın o makaleye, ben hastayı acilde görmüştüm Bir diğeri de Ben hastaya yoğun bakımda vizit yapmıştım. diyerek isimlerini eklettirdiler. Bana ters gelmişti bu durum. Çünkü o zamana kadar öğrendiğim, bir makaleye adının yazılması için çalışmanın hazırlanması, verilerin değerlendirilmesi, sonuç çıkarımı ve yazımda emeklerinin geçmesi gerektiğiydi. Neredeyse hastayı sokakta önceden gören bir öğretim üyesi de adını yazdıracaktı. Hiçbir yerde emekleri olmadığı için yazmak istememiş ve dik başlılık yapmıştım. Acaba bu muydu dik başlı demelerinin nedeni? Ama yazmıştım isimlerini. Bir vaka sunumuna göre yedi yazarlı olması çok dikkat çekiciydi. Üstelik geçen zaman içerisinde o vaka yayınlanmak için birçok dergiye gitti ama kabul edilmedi. Gençlik heyecanı ile yazdığım olgu sunumundan literatürde yeterince vardı ve aslında o kadar da yeni bir vaka değildi. Ama adını yazdırmak için istek yapanlar için bu da önemli değildi. Ya da beni dik başlı nitelendirmelerinin sebebi, tüm bunlardan ders almayıp, asistanlığımın üçüncü yılında Nörolojik Yoğun Bakım a yatan hastaların arşivde toplanmış ve çürümeye terk edikmiş bilgilerinden yararlanmak için yoğun bakım sorumlusu olmayan kumral hoca ile yaptığım, beyin kanaması olan hastaların sağ kalım ve sakatlığı seyri üzerine vücut ısısı etkisi hakkındaki çalışmam mıydı? Öyle ya Bu çalışmayı yaptığımı öğrenen ve kendisinin bilgisine güvendiğim, saygı duyduğum yoğun bakımdan sorumlu hoca, sağduyusundan uzak şekilde, beni yoğun bakımın önünde çok rezil edici bir şekilde haşlamıştı: Bizim iznimiz olmadan, bu kliniğin parçası da olsan, yoğun bakım hastalarının dosyaları üzerinde araştırma yapamazsın. Ya da bizim adımız da yazacaksın Hastaları biz takip ettik çünkü... Bu uyarıyı bana yapan da asistanlığım süresince bilimsel bilgi yaklaşımını kendime model aldığım bir bayan öğretim üyesiydi. Çok kırılmıştım ve hatta çok çok kırılmıştım. Ama anlaşılan onlarda kırılmaktan fazlası olmuştu. Ben bir asiydim, dik

17 başlıydım. Kendi kendime işler yapıyordum. Evet, kesin buradan çıkmıştı asilik. Başka nereden olabilirdi ki Ya da aynı öğretim üyesinin Türkiye de ilk kez, tarafımdan hazırlanan Multiple Skleroz web sayfasında kendi adı olmadığı için Ana Bilim Dalı başkanına beni şikâyet etmesi ardından mı kendi başına iş yapar olmuştum. Üstelik sonradan onun adını da web sayfasına eklemiştim ama aynı kişi ortak iş yapıyoruz deyip, eşek gibi çalıştırdıkları ve istatistiklerini dahi yaptırdıkları bir araştırmaya adımızı yazmak şöyle dursun, teşekkür bile etmediler yazıda. Ya da tamamen benim verilerini toplayıp, analiz edip Türkçe yazdığım bir makaleyi, sadece İngilizceye çevirdiği için kendini birinci isim yazan ve yanında da başka bir hocayı ekleyip, araya benim adını sıkıştıran hocaya mı bir şey yapmıştım? Yapmamıştım bir şey Olsun deyip içime atmıştım bu tavırları. Başkaldırmamıştım. Asi diye nitelendirilmemin sebebi bunlar olmalıydı. Ya dik başlılık? O da bunlardan çıkmış olmalıydı. Ama dik başlılık, kendi başına işler yapma kötü müydü? Üniversitede akademik kariyer yapacak kişi bu özellikleri taşımamalı mıydı? Kendi başına fikir üretip bir şeyler yapmamalı mıydı? Bunlar olmaz ise yeni fikirler farklı bakış açıları nasıl doğabilirdi üniversitelerde? Bunlar olmadan, koyun sürüsünden nasıl ayrı kalınabilirdi Bu karmaşık düşünceler içerisinde, bayan hocamın söylediklerinin yarattığı derin bir çöküşle son bir kez dekanı ve ardından da rektörü ziyaret etmeyi planladım. Belki onlar derdime çare olabilirdi. Belki mantığı iyi çalışan benim gibi birine denk gelirdim ve şansım dönerdi. Dekana ulaşmak rektöre nispeten kolaydı. O gün dekanla

18 görüşüp sürenin bittiğini ama akademik kurulun klinik içindeki kavga nedeni ile toplanmadığını, üniversite ile ilişiğimin kesileceğini, bana yardımcı olmasını rica ettim. Ama Ben sizin kliniğin içişlerine karışmam diyerek karamsarlığımı devam ettirdi. Bu da ilginçti. Kliniğin iç işleri Her şeye burunlarını köküne kadar sokan dekan ve rektörler, bu duruma karışmamayı tercih etmişlerdi. Belki daha önce pisliklere daldırdıkları burunları hassasiyetlerini kaybetmişti ya da koku alamaz olmuşlardı. Ama rektöre ulaşmak o kadar kolay değildi. İlk randevu alma girişimlerim bayındırlık bakanlığından randevu almaktan zor oldu ve başarısızlıkla sonuçlandı. Tekrar tekrar aramamla beş gün sonraya randevu alabildim. Beş gün, beklemek için çok uzun, bitmeye başlayan sürem içinse çok kısa bir zamandı. Beş gün geçti ve rektörlüğe gittim. Rektörün odası üst kattaydı. Yaz sıcağında içerisi epey serin, hatta soğuktu. Belki de ben heyecandan, salınan adrenalinden damarlarım büzüşmüş ve üşümüştüm. Üst kata çıktım ve geldiğimi sekretere söyledim. Saat 13:00 da randevum vardı diye ekledim. Buyurun oturun. İçeride bir misafiri var dedi. Zaman akışı yine yavaşlamıştı... Sonra, ahşaptan yapılmış, yüksek tavanlı eski İzmir evlerinde olan odalara benzer odanın kapısı açıldı ve bir genç odadan çıktı. Sekreter, o çıkınca kapıya yanaşarak. Dr. Sultan Bey geldiler dedi ve ardından bana el işareti ile içeri girebileceğimi ifade etti. Girdim ve masanın önündeki koltuklardan birine oturdum. Ben otururken, rektörün önünde bir ajanda açıktı ve bir şeyler yazıyordu. Sonra birden Buyurun sizi dinliyorum dedi. Sanki yüzüme hiç bakmamıştı ya da ben öyle algılamıştım. Ajandasına bakıyordu. Ya bir şey çiziyordu ya da benim söylediklerimi not alıyordu. Daha önce bir rektörle hiç görüşmemiştim. Rektörler toplantılarında vali, il garnizon komutanı ile bir arada oturduklarını biliyordum. Protokolde hep yüksek yerlerdeydiler. Kendilerine ait fildişi kuleleri vardı. Sağdan soldan duyardık: Falan kişi, rektör seçilince 500 kişiyi kadroya aldı. Hepsi kendi adamları... Falan rektör dincileri alıyor. Falan rektör Alevileri yolluyor, Hıristiyanları tercih ediyor Gerçi bu duyduklarımın zamanla gerçek olduklarını gözlerimle de görecektim. Belki de rektörlerde olduğunu düşündüğüm güç beni heyecanlandırmıştı. Belki mucizevî bir çözüm oluştururdu. Durumu bizim nöroloji kliniğindeki öğretim üyelerine ve dekana anlattığım gibi rektöre de aynen anlattım. Fark ettim, ben konuşurken ajandasına hala bir şeyler yazıyordu. Bir an aklımdan geçirdim: Her halde ziyaretçisi fazladır, olan biteni hatırlamak için notlar alıyor Ama beni hiç dinlemeyip kafasına göre o haftaki programını da yazıyor olabilirdi. Bir ara yazmayı kesip, ince, Erbakan benzeri kestiği bıyığı altından: Sizin klinikte fazla uzman var. Bu aşamada sizin kliniğe uzman almayı planlamıyoruz Bu sefer bir anda donup kaldım. Çünkü son 1 2 aydır aldığım olumsuz yanıtlardan olsa gene şaşırmazdım (Bir yıl kadar geçmeden ülküsü olmayan bayındırlık makamındaki aynı rektör görevdeyken, AKP hükümete gelince, sıradan bitiren üç nöroloji asistanı kısa sürede üniversite kadrosuna uzman olarak aldılar. AKP kadrolaşacak diye!)

19 Sözüne devam ederek: Kliniğin iç işlerine karışmak da istemem diye tamamladı. Oysa o, üniversitedeki en üst iradeydi ama karışamıyordu Tıp Fakültesi Nöroloji kliniğine YÖK yasalarına göre suç sayılan, akademik kurulun toplanmaması gibi bir olay oluyor ve rektör karışmak istemiyordu. Sen kimdin ki? Ne iş yaparsın? Bayındırlık bakanlığında kapıcı mısın? Rektörlükten ayrılırken artık tüm umutlarım tükenmişti ama yine de belki fikri değişir umuduyla, özgeçmişimi içeren bir dosya bırakmıştım ona. Bu iş olmayacaktı. Asistanlığıma başladığım üniversitede akademisyenliğe devam ettirilmeyecektim. Tüm bunların ardından kliniğimizdeki Ana Bilim Dalı başkanına gittim. Durumu anlattım. Sen Manisa Celal Bayar a git orası İzmir e yakın, oranın başkanı beni sever. Ben rica ederim dedi. Kabul ettim. Ege Üniversitesi olmazsa Manisa olsun. En azından akademisyenliğe devam ederim diye düşündüm.

20 Denize Düşen Yılana Sarılır! Manisa Celal Bayar Üniversitesi ve benim yaşadığım İzmir in ilçesi Bornova birbirine adeta komşu yerlerdi. Hatta üniversite, İzmir sınırına yerleşikti. Zaten öğretim üyelerinin çoğunluğu İzmir-Bornova da yaşıyor, çalışmak için sabah servisleri ile Manisa daki üniversiteye gidiyorlardı. Kendime ait aracım olmadığından, yaklaşık km olan Bornova-Manisa Celal Bayar arası yolu her sabah otobüslerle almak zorundaydım. Manisa daki üniversite hastanesine ilk gidişim zor olmadı. Birbiri yanında üç bloktan oluşan bir hastanesi vardı. Bir üniversite hastanesine göre epey küçük bir hastane diye düşünmüştüm ilk gördüğümde. Belki bu düşünceye beni daha önce çalıştığım Atatürk Üniversitesi ve Ege Üniversitesi hastanelerinin yataklı birimlerinin çok büyük olması itmişti. Her neyse ben yine hazırlandığım kalın bir çalışma ve biyografi klasörü ile Celal Bayar Nöroloji bölümü başkanının yanına vardım. İlk görüşmede bana Burada bir ay çalışın. Biz sizi tanıyalım size de bizi tanıyın. Dışarıdan başkalarının söyledikleri benim için önemli değil demişti. Bugün gibi net bir ses tonuyla hatırlıyorum bu ifadeyi. Verdiğim çalışma dosyasına bakarak Çalışmalarınız çok güzel dediğini de hatırlıyorum.

21 Beni kliniğe götürüp asistan ve uzmanlarla tanıştırdı. Bir hastaneye göre dar ve kalpdamar, nöroloji ve nöroşirurji hastalarının ortak yattığı bir koridordan geçip en sonunda seminerlerin verildiği ve asistan uzmanların dinlendiği bir odaya ulaştık. Ortam aslında sıcaktı. Beni de sıcak karşıladılar. Kısa sürede bu sıcaklık karşılıklı hal aldı ve kaynaştık. Bu arada ben onların vizitlerine katıldım, seminerlerinde dinleyici olarak bulundum hatta dergi saatinde beyin ödemi konusunda bir makale sundum. Epey hoşlarına gitti. Ancak benim klinik içi gözlemim bu kadar olumlu değildi. Çok az sayıda yataklı birimleri vardı. Yatırdıkları hastalar arasında basit denilen yüz felci hastaları bile vardı. Bunu garipsemiştim. Çünkü bu hastaların kalitesi ve hastalıklarının ortaya çıkardığı problemlerle asistan eğitimi yapılıyordu. Bu asistanlar da eğitim ve çalışmalarının sonunda nöroloji uzmanı olarak görev alıyordu. Büyük üniversitelerle karşılaştırıldığında, görülen hastaların oluşturacağı tecrübe ve hasta çeşitliliği yeterli sayılmazdı. Bu nedenle pek de istekli değildim ama başka çarem de yoktu. Denize düşen yılana sarılır misali bir durum vardı ortada Aradan bir ay geçti. Bir aylık çalışma ve tanışma planlamıştık... Bu süre sonunda sabırsızlıkla verilecek kararı bekliyordum. Manisa Celal Bayar Nörolojide Ana Bilim Dalı başkanı dosyamı akademik kurula sunacağını ve diğer kişilerin de onayını

22 isteyeceğini, bu arada kadro sorunu olduğundan devlette bir yerlere tayin yaptırmamın iyi olacağını, oradan geçişin daha rahat olacağını söyledi. Sözünü dinleyip Ankara ya gittim. Sağlık Bakanlığının kapısını aşındırıp uzman olarak tayin istedim. Henüz, uzmanlık sonrasında mecburi hizmetin olmadığı zamanlardı Her ihtimale karşın, doğduğumum memleket olsun diyerek, Rize, Pazar devlet hastanesine tayin istedim Olmaz olmaz diye düşünürken bir hafta sonra tayin yazısı geldi. On beş gün içinde görev yerinize ulaşmanız gerekmektedir, Yer: Rize Pazar devlet Hastanesi Bu arada Manisa ile olan bir aylık bekleme süresi üzerine iki hafta eklendi ve hocayı aradım. Hocam merhabalar. Müsait misiniz? Dr. Sultan ben Evet Herhangi bir karar çıktı mı acaba akademik kuruldan? Bana bu hafta toplanacağını söylemiştiniz de Biz arkadaşlarla görüştük. Sana şimdilik yeşil ışık yakmıyoruz. Kadro sorunu var. Sen istersen Pazar devlet hastanesine git. Daha sonra, kadro ayarlayabilirsek biz belki seni çağırırız. A ma Hocam Siz! Arkadaşlar, bizim kendi üniversitemizde yetiştirdiğimiz birisini alalım, diyor. Bizim üniversite ekolümüzle yetişmiş birisi. Onların dediklerini de dikkate almalıyım. Tamam hocam Teşekkürler Sağ olun. Artık Manisa umutları da tükenmişti. Oysa karşılama, bir ay içindeki karşılıklı izlenimler ve mesajlar, bu durumun tam tersiydi. Nasıl böyle olmuştu ki? Biraz umutsuzluk biraz gerginlikle tekrar cep telefonumu aldım ve Cumhur hocamı aradım.

23 Hocam şimdi az önce Manisa daki hocamla ile görüştüm. Bana Sana yeşil ışık yakamıyoruz dedi. Bu nasıl olur? Çok umutluydum ben Tamam, Sultan, bir dakika ben doktor hanımı arıyorum. Tamam hocam Sağ olun. Aradan iki dakika geçmedi herhalde. Benim telefonum çaldı. Arayan Cumhur hocamdı: Kendisiyle görüştüm. Diyor ki Onun için dinci bir gruba dâhil diyorlar, ben onu buraya alamam. Bir anda ne olduğumu anlamadım. Şaşırdım. Öfkelendim. Kızardım, bozardım. Beynimin ilkel kısımları herhalde en şiddetli çalışmasını gösterdi. Hiçbir şey diyemedim. Tamam, hocam diyerek telefonu kapadım. Kapamamla Manisa Celal Bayar Nöroloji Ana Bilim Dalı hocasının cep numarasını çevirmem bir oldu. Hocam, Cumhur Bey ile görüştüm. Ona beni, bir dinci gruba dahil olduğum için almadığınızı söylemişsiniz. Buna nasıl inanırsınız? Siz bizi tanıyacaksınız, biz de seni demiştiniz. Böyle bir şeye nasıl inanırsınız! Bunu Ege Üniversitesi nörolojiden birisi uydurdu. Size iletti Ben böyle bir şey söylemedim, diye ekledi. İnanmamıştım: Az önce Cumhur Bey ile görüştüm. Böyle demişsiniz hocama Yok, ben öyle bir şey söylemedim, dedi ısrarla Artık epey öfkelendiğimi kendim de fark ettim ama bana açık açık yalan söylendiğini hissettiğimden kendimi dizginlemeyi düşünmedim bile.

24 Ya hocam Buna nasıl inanırsınız? Bunu söyleyenleri ve yayanları mahkemeye vereceğim. Başka yolu yok gibi görünüyor. Bu iftira üzerimde kaldı. Öyle biri olsam üzülmeyeceğim. Hani deşifre oldum, beni almadılar deyip bir kenara çekileceğim ama öyle bir grupla ilişkim olmadığını biliyorum. Siz de mahkemede şahit olacaksınız, size kimin bunu aktardığını söyleyeceksiniz. Yapma. Keskin sirke küpüne zarar... Sen sakin ol. Tayinin çıkmış. Sen Rize Pazar devlet hastanesine git. Biz seni durum sakinleşince oradan çağırırız Bu beni daha da öfkelendirdi. Bu söylediğinden, söylediklerimi onaylamadığımı anlamıştım ama açık olarak söylemiyordu. Ben yine konuşmasının arasına sıkıştırdım: Başka yolu yok. Mahkemeye başvuracağım. Bak Daha geçen ay buradan iki kişiyi Hatta gözde doçent olan birini uzaklaştırdılar. Afyon üniversitesine gitti. İstersen oraya git, diye tavsiyede bulundu. Ama bu sözlerinden Sen bir dincisin. Dinciler oraya gitti, kabul edildiler. Sen de oraya git. Seni de kabul edebilirler gibi bir anlam çıkıyordu. Ben yine mahkemeye başvuracağım dedim ve telefonu kapattım. Dış kapıya baktım. Sokağa çıkıp önce bir avukat bulacaktım. Çıktım. Epey yürüdüm. Biraz avukat tabelalarına bakıp hiçbir yarar sağlamayacağını düşünerek eve döndüm. Eve geldiğimde biraz daha sakindim. En iyisinin bir meslektaşına iftira atmak suçunu tabip odasına bildirmek olacağını düşündüm. Öyle de yaptım. Tabip odasına gittim. Odanın avukatı ile ücretsiz görüştüm. Durumu anlattım. Yazılı anlatmamı istedi. T.C. İZMİR TABİP ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINA İZMİR 1995 yılı, Kasım ayında TUS sınavıyla Nöroloji Asistanlığı yapmak için Ege Üniversitesi Nöroloji ABD çalışmaya başladım (EK1). Bu dönem içerisinde birçok yurt dışı ve yurt içi yayımlarımız oldu, Nöroloji alanında başarılı çalışmalarımızdan dolayı ödül de aldık (EK2) tarihinde Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesinden Nöroloji uzmanlığımı aldım (EK3). Uzun dönem birlikte çalıştığım, Ana Bilim dalı başkanı sayın Prof.Dr.C.E tarafından akademisyenliğe devam etmem için Nöroloji Ana Bilim dalında kalmam istendi. İki ay kadar klinikte Nöroloji Uzmanı olarak çalıştım. Bu arada dekanlıktan kadro istekleri oldu. 3 ay geçmesine rağmen kadro olmadığı gerekçesiyle bekledim. Ancak, uzmanlık sınavı sonrası olan uzatmalarımın ikisini (2 şer aydan toplam 4 ay) kullandığımdan, tekrar uzatma izni alınması gerekti. Bunun verileceği tek yerde Akademik kuruldu. Fakat o dönemde öğretim üyelerinin bir grubunun ana bilim dalı başkanı Dr.E le, kliniğin işleyişi nedeniyle olan tartışmaları sonucu Akademik kurul 3 ay toplanamadı. Uzatmamın yapılması için dekan Dr.A.E ile, rektör Prof.Dr.Ü.B ile bireysel olarak görüşmeme rağmen, uzatmam yapılmadı ve daha önce nöroloji kliniğinde hiç olmamış (daha önce uzmanlığını alan herkes, uzatmalarını kullanmıştır) bir şekilde 2 ayda maaşım kesildi. Bir ay ücret almadan devam ettim ve de açıkta kaldığım için ayrılmak zorunda kaldım. Dekanla görüşmemde, hiç bir yetkim ve yaptırımım olamayacağı halde akademik kurulu benim toplamamı söyledi. Ana bilim dalı başkanı karşısında olan grupla tek tek görüşmelerde adeta bir inatlaşmayla, kanuni olarak yapılması gereken ve YÖK kanununa göre yaptırımlar gerektiren, akademik kurul toplantısı bir türlü yapılamadı. Ege Üniversitesi rektörüyle yaptığım görüşmede, uzatmalarımın bittiğini ve kurulun toplanmadığını, bu konuda yardımcı olmasını rica ettiğimde; bunun olamayacağını, kliniğin iç işlerine karışamayacağını, kendilerinin bunu halletmesi gerektiğini belirtti. Sorunu benim halletmem gerektiğini söyledi. Bu arada Nöroloji Ana bilim dalı öğretim üyelerinin başkan dışında tamamı, kanuni olarak suç olan; devamlı yapılan asistan eğitimleri, seminer ve bilimsel toplantıların hiç birisine katılmama ve protesto kararına devam ettiler. 3 ay kadar bu eğitimden çekilme devam ettiği halde, klinikte asistanların eğitimi-öğretimi aksadığı halde, YÖK ün bir üniversitesinde, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Ana Bilim dalındaki bu şahıslara hiç bir yaptırım uygulanmadı. Bu dönemde, 1980 li yıllarda siyasi görüşünden dolayı üniversiteden uzaklaştırılan, 3.5 yıl beraber çalıştığım, TÜBA üyesi ve saygın bilim adamı, Prof.Dr.C E in beni akademisyenliğe alma için çaba göstermesi nedeniyle bana karşı da tavır aldılar ve bahsettiğim siyası düşüncesinden yararlanmak için, beni tam tersi karşı görüş olabilecek dini bir gruba dahil ve eşiminde kapalı (!) olduğu şeklinde

25 bir yalan/iftira/hakaret ortaya attılar. Bu kişilerin değişik zamanlarda, Aralık 2000-Ocak 2001 tarihleri arasında, Ana bilim dalı başkanına giderek dinci bir gruba dahil birisini uzman olarak almaması yönünden baskıları ve söylemleri olmuş. Daha sonra gelişen Celal Bayar Üniversitesine başvurumda aynı problem olması sonucu, Prof.Dr.C. E nin Ağustos 2001 de bana ifadesiyle bu kişiler: Prof.Dr.S. B, Prof.Dr.N.A, Doç.Dr.A.S, Doç.Dr.H.Ş, Doç.Dr.N.Ç, Doç.Dr.H.K olduğunu öğrendim. Ana Bilim dalı başkanı Prof.Dr.C,, bu konuda ellerinde bir kanıtları varsa getirmelerini, o zaman akademik kadro isteminde bulunmayacağını belirtmiş. Bu tarihlerde, Ana bilim dalı başkanı beni çağırarak, bu söylenenlerin doğru olup olmadığını sordu. Bende açık bir dille bunun doğru olmadığını belirttim. Oysa benim yaşantım, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine bağlığım 5 yıl aynı yerde çalıştığım arkadaşlarımca bilinmekteydi. Bahsedilen kişi ile ve gruplarıyla en ufak aktif ya da pasif ilişkim ya da katkım olmamıştı. Yaşamım boyu, benim için tek doğru yol bilimdi ve hayat felsefem açısından bu yaşıma kadar hiç bir siyasi, dini görüş ve grupla bağlantım olmadı. Bunu Sayın Ana bilim dalı başkanı da bilmekteydi. Bu iftiraları Dekan beye ve rektöre ilettiklerini ve bu nedenle uzatma isteğime en ufak bir çaba göstermediklerini daha sonra öğrendim. Daha sonra, Ege Üniversitesinden de ayrıldım. Bu olaylar ve ana bilim dalı başkanına alınan tavırdan dolayı o da istifa etti. Olaylar bununla da kalmadı. Nisan 2001 sonlarına doğru, Manisa, Celal Bayar Üniversitesi, Nöroloji Ana Bilim dalı başkanı olan Prof.Dr.D.S ile görüşerek, (resmi bir kadro açılmamıştı) başvurdum. Kendileri, tanımak için 1 ay Nöroloji ana bilim dalında çalışmamı önerdiler. Bir ay gönüllüücretsiz çalıştım. Ancak, açıkta olduğum için resmi bir kadroya geçmem gerektiği ve daha sonra resmi bir yazı ile istek yapılıp Celal Bayar Üniversitesine geçebileceğim belirtildi. Sağlık Bakanlığına Başvurup tayinimi istedim. Tayinim çıktı (EK4). Daha sonra Prof.Dr.S, konuyu kendi akademik kurullarına götürdü ve Kurul kararı sonucu olarak bana yeşil ışık yakamayacaklarını, arkadaşlarının istemediğini belirtti. Tatmin edici bir cevap değildi. Çünkü, zaman geçmesi gerektiğini ve belki daha sonra olabileceğini ifade etti. Prof.E le tanıştıkları için, görüşmesini ve alınmama nedenimi öğrenmesini rica ettim. Prof. E ye alınmama gerekçem olarak dini bir gruba dahil olduğumu duyduğunu ve bu nedenle alamayacağını, bunun dekan ve rektörle arasında soruna neden olacağını belirtti. Aynı gün, Prof. Dr. D.S ile bizzat telefon görüşme ile öğrendim ki sebep benim dini bir gruba dahil olmammış. Ege üniversitesindeki karşı ekibin yalanı/iftirası oraya da ulaşarak benim önüme engel olarak kondu. Bu dönemdeki ruhsal sıkıntılardan dolayı bedensel olarak da zarar gördüm ve 3 Nisan 2001 de ağır bir yüz felci geçirdim (EK5). Bütün bu olumsuzlukları bir mektupla, Haziran 2001 de YÖK başkanı sayın Prof.Dr.Kemal GÜRÜZ e ilettim (EK6). Ancak, herhangi bir yanıt tarafıma iletilmedi. Temmuz 2001 de Ege Üniversitesi, Nöroloji Ana Bilim Dalı başkanlığına, Dr.E in istifası sonrası seçilen Prof.Dr.A.Ü ye giderek, bu söylentilerin devam ettiğini ve öğretim üyelerini uyarmalarını, yoksa hukuksal girişimlerde bulunacağımı belirttim. Böyle bir girişimin herkese zarar vereceğini belirterek, yapmamam gerektiğini ve öğretim üyelerinin böyle bir şey söyleyeceğine inanmadığı söyledi. Konuşma içinde de, yanımda bulunan eşimi şimdiye kadar kapalı bildiklerini belirtti! Daha sonra, yukarıda ismi bulunan öğretim üyelerinden bazılarını bu konuda bilgilendirdiğini (!) öğrendim. Bu arada başvurduğum, SSK Bozyaka/İZMİR de Nöroloji Klinik şefi Doç.Dr.M.G ye ve Aydın, Adnan Menderes Üniversitesi Ana bilim dalı başkanı Doç.Dr.A.A ya aynı iftiranın ulaştırıldığını öğrendim. Bürokratik işlemlerden dolayı bu yerlere çalışmaya başlayamadım. Bu kişilerle görüşmemde, söylentilerin kendileri üzerinde etkisi olmadığını öğrendim. Yapılan bu tür davranışların meslek ilkeleri içinde olmadığını, maddi ve manevi olarak zarar gördüğümü, kendimin çizdiğim akademik çizginin tamamen bahsettiğim kişilerce değiştirildiğini ve geleceğimle oynandığını, bu günkü ortamda tarafı olduğumu iddia ettikleri kişilerin irtica kapsamında olduğunu, bunun beni çevremde de küçük düşürdüğünü, dolayısıyla adı geçen Ege Üniversitesi, Nöroloji ABD da çalışan; Doç.Dr.N.Ç, Prof.Dr.S.B, Prof.Dr.N.A, Doç.Dr.A.S, Doç.Dr.H.Ş, Doç.Dr.H.K dan şikayetçi olduğumu belirtir, adı geçen kişilerin meslek ahlakı yönüyle değerlendirilmesi ve gerekli işlemlerin yapılması dileğiyle bilginize arz ederim. Saygılarımla. Dr.Sultan TARLACI Nöroloji Uzmanı Yazdım verdim ve iki hafta sonra yanıt geldi. Benim için anlamsızdı: Şikâyet dilekçenizde belirttiğiniz kişilerden Cumhur Ertekin ile görüşülmüş ve konu ile ilgili kanıt belgesi sunmanız gerektiği yargısına varılmıştır.

26 Belge! İftiranın belgesi? Rüşvetin belgesi bazen bulunabiliyor ama iftiranın belgesinin nasıl bulunabileceğini o gün bugün öğrenemedim! Benzer bir dilekçe ve şikâyet yazısını YÖK başkanı Kemal Gürüz e gönderdim (Kemal Gürüz, 6 Aralık 1995 tarihinde YÖK Başkanı seçilmiş. Daha sonra aynı göreve, Cumhurbaşkanı tarafından ikinci kere atanmış. 7 Ocak 2009 tarihinde Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. 28 Şubat Soruşturması kapsamında 25 Haziran 2012 tarihinde tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderildi). İadeli taahhütlü gönderdiğimden alındı notu dışında bir yanıt alamadım: Sayın Prof. Dr. Kemal Gürüz, Düşünce ve yaşadıkları anlatabilmem için bu mektubu uzun tutmak zorunda olduğumu belirterek sabrınız için şimdiden teşekkür ediyorum tarihinde Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesinden Nöroloji Uzmanlığımı aldım. Uzun dönem birlikte çalıştığım, Ana Bilim dalı başkanı ve TÜBA üyesi sayın Prof.Dr.Cumhur ERTEKİN tarafından akademisyenliğe devam etmem için Nöroloji Ana Bilim dalında kalmam istendi.

27 Isparta nın dikenli gülleri Hemen her gün üniversitelerin internet sayfalarına bakıyor ve kadro açıp açmadıklarını inceliyordum. Asistanlığımda abone olduğum Neurology dergisinin arka sayfalarında yer alan, nöroloji uzmanı arayan Amerika daki hastanelerin ilanlarına bakıyordum ancak, yurt dışı beni endişelendiriyordu. Evliydim ve yurt dışına gittiğimde uzman olarak hemen başlayamıyordum. Hatta pratisyen hekim olarak da çalışamıyordum. Her şeye adeta sıfırdan başlamak gerekiyordu. Böyle durumda işi olan eşim de her şeye yeniden başlayacaktı. Dolayısı ile akademisyenliği yurt içinde yapma arayışlarına gidiyordum. Ama Ege Üniversitesindeki uzatmam yapılmadığından adeta kıç üstü düşmüş ve işsiz kalmıştım. Artık günlerim evde, telefon başında geçiyordu. Yakın çevredeki üniversiteleri arayarak nöroloji uzmanına ihtiyaçları olup olmadığını soruyordum. Afyon Kocatepe Üniversitesini aradım. Bana Hemen dosyanı al gel... Bizim uzmanımız yurt dışında Birine ihtiyacımız var dediler. Ama bu deyiş beni çok çabuk vazgeçirdi. O sırada internette dolaşırken Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi web sayfasında bir nöroloji uzmanı kadrosu açıldığını gördüm. Evet, Isparta diye düşündüm ve ertesi gün otobüse binip Isparta nöroloji başkanının

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANLIK EĞİTİMİ PROGRAMLARINI DEĞERLENDİRME ANKETİ

ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANLIK EĞİTİMİ PROGRAMLARINI DEĞERLENDİRME ANKETİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANLIK EĞİTİMİ PROGRAMLARINI DEĞERLENDİRME ANKETİ* Sayın katılımcı bu anket, bölümümüzdeki araştırma görevlilerinin uzmanlık eğitim programları hakkındaki duygu ve düşüncelerini

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi Değerli Hekim Arkadaşımız, Bu anket ülkemizdeki farklı eğitim kurumlarınca uygulanan örnekler temel alınarak UÜTF Tıp

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Uzmanlık Eğitiminde Birlikte Kullanım ve İşbirliğine Sağlık Bakanlığı Eğitim Araştırma Hastanesi Eğitim Görevlisi Bakışı

Uzmanlık Eğitiminde Birlikte Kullanım ve İşbirliğine Sağlık Bakanlığı Eğitim Araştırma Hastanesi Eğitim Görevlisi Bakışı Uzmanlık Eğitiminde Birlikte Kullanım ve İşbirliğine Sağlık Bakanlığı Eğitim Araştırma Hastanesi Eğitim Görevlisi Bakışı Prof.Dr.Fulya Çakalağaoğlu İzmir Atatürk Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Patoloji

Detaylı

Adı Soyadı Doğum Yeri Doğum Tarihi Medeni Hali Çocuk Sayısı Askerlik Durumu

Adı Soyadı Doğum Yeri Doğum Tarihi Medeni Hali Çocuk Sayısı Askerlik Durumu Bölüm I Demografik Bilgiler - I Adı ı Doğum Yeri Doğum i Medeni Hali Çocuk Sayısı Askerlik Durumu Üniversite Öncesi Eğitim (Okulun adı, başlangıç ve mezuniyet tarihleri) İlkokul Ortaokul Lise Üniversite

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

1. Lütfen Araştırın!

1. Lütfen Araştırın! GENEL BİLGİLER Bu dokümantasyonu meydana getirmekteki temel amacımız, belirsizlikleri asgari düzeye indirgemek ve bazı konularda düşünmenizi sağlamaktır. Birçoğunuzun ilk defa duyduğu bu hizmetlerle ilgili

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

Bir hastanın mektubundan...

Bir hastanın mektubundan... Bir hastanın mektubundan... Değerli Meltem Hocam; Size bu satırları büyük bir yorgunluk ve zorlu bir nefes alıp verme gayreti içinde yazmaya çalışıyorum. Bu gün sizin beni evde ziyaretinizden sonra size

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin

Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin Beyin Cimnastikleri (I) Ali Nesin S eks, yemek ve oyun doğal zevklerdendir. Her memeli hayvan hoşlanır bunlardan. İlk ikisi konumuz dışında. Üçüncüsünü konu edeceğiz. 1. İlk oyunumuz şöyle: Aşağıdaki dört

Detaylı

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans Form no : Tarih : Bu anket hastalığınızı daha iyi anlayabilmek ve sizlere daha yararlı olabilmek için düzenlenmiştir. Lütfen olabildiğince nesnel (objektif) yanıtlamaya özen gösterin. Ankete kimliğinizi

Detaylı

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! Kendini Tanıma Testi Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste

Detaylı

Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer

Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer Prof. Dr. Ersin Tan 1959 yılında Ankara da doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini TED Ankara Kolejinde yaptıktan sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine girmiş ve 1982 yılında mezun olmuştur. 1982-1984

Detaylı

Sayın Mehmet Ali CAN Yeminli Mali Müşavir (E. Vergi Denetmeni)

Sayın Mehmet Ali CAN Yeminli Mali Müşavir (E. Vergi Denetmeni) Yeminli Mali Müşavir (E. Vergi Denetmeni) 05.12.2014, Belek-Antalya 228 Dursun Ali Yaz Özgeçmiş 1974 Adana doğumludur. İlk ve ortaöğrenimini Adana da tamamladı. 1992 yılında Ankara Maliye Meslek Lisesi

Detaylı

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten 2009 2010 eğitim öğretim yılının birinci dönemi ki bu güz dönemi oluyor, benim de yüksek lisans programımın ilk dönemiydi. Üniversiteden 2003 yılında mezun olduktan 6 sene sonra tekrar üniversiteye başlıyordum.

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü On5yirmi5.com Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü İki kol ve iki bacak nakli yaptığı Sevket Çavdır hayatını kaybedince suçlanan Doç. Dr. Nasır, o günü anlattı. Yayın Tarihi : 29 Mart 2012 Perşembe (oluşturma

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör.

Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Ör. Büyük lokma ye: büyük konuşma. Ör. Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve zarfların anlamlarını çeşitli yönden etkileyen sözcüklere zarf denir. Eylem ve eylemsilerin anlamalarını durum yönünden tamamlayan zarflardır. Eylem ya da eylemsiye

Detaylı

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI Öğr.Gör.Afitap BULUT 2012 3. VE 4. HAFTALAR SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ B. SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İletişim becerisi etkili kullanmak 1.1 Türkçe

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

Asistan gözüyle üniversite hastanesi. Dr. Mehmet KILIÇ Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Araştırma Görevlisi

Asistan gözüyle üniversite hastanesi. Dr. Mehmet KILIÇ Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Araştırma Görevlisi Asistan gözüyle üniversite hastanesi Dr. Mehmet KILIÇ Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Araştırma Görevlisi Kriterleri: 1-ücret 2-rahatlık 3-statü 4-kariyer Uzmanlık Ġsteyenler

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

EK-5 MEMNUNİYET ANKETLERİ UYGULAMA REHBERİ. Hastane (Kamu, Üniversite ve Özel)

EK-5 MEMNUNİYET ANKETLERİ UYGULAMA REHBERİ. Hastane (Kamu, Üniversite ve Özel) EK-5 MEMNUNİYET ANKETLERİ UYGULAMA REHBERİ Anket Uygulama Yöntemi Kurumlar, yüzyüze, internet, telefon, posta yolu gibi yöntemler ile anket uygulayabilirler. Anket Uygulanmayacak Kişiler 16 yaşından küçükler

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI BAŞHEKİMİ KADROSU HİZMET ŞEMASI

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI DAİRESİ YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI BAŞHEKİMİ KADROSU HİZMET ŞEMASI YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI BAŞHEKİMİ KADROSU Kadro Adı : Yataklı Tedavi Kurumları Başhekimi Maaş : Barem 18 B (1) Müdürün yönergeleri uyarınca Daire hizmetlerinin yürütülmesinde Müdüre yardımcı olmak; (2)

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI HASTA EĞİTİMİ DERSİ KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI Kullanıcı Deneyimi Araştırması Raporu 03 Örgün Öğrencilerin Aldıkları Uzaktan Eğitim Dersi Hakkındaki HASTA EĞİTİMİGörüşleri DERSİ KULLANICI DENEYİMİ

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi

22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi 22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi GÜNAH KEÇİSİ BULUNDU! Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Soma daki kömür faciası hakkında çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı.

Detaylı

TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER

TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER Sınava sayılı günlerin kaldığı bu süreçte öğrencilerimizde ve velilerimizde kaygıyla heyecanın iç içe olduğunu biliyoruz.bu nedenle TEOG öncesinde

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI İLKOKUL BÜLTENİ

2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI İLKOKUL BÜLTENİ 2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI İLKOKUL BÜLTENİ TED İSTANBUL KOLEJİ Yıl:6 Hafta: 2 Sayı: 2 11 Eylül 2015 Değerli Velilerimiz, Okulumuz açılalı 1 hafta oldu. Her gün tamamlanması gereken işler, planlamalar,

Detaylı

TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009

TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009 SAĞLIK BİLİMLERİNDE SÜRELİ YAYINCILIK - 2009 TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009 Türk Tıp Dizini Kurulu ulusal dergilerin yöneticilerinin yayın etiği ile

Detaylı

ilk yar desteklerinizle daha fazla güzel çocuğumuza ulaşıyor, çok teşekkür ediyor, selam sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz...

ilk yar desteklerinizle daha fazla güzel çocuğumuza ulaşıyor, çok teşekkür ediyor, selam sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz... Bu akşam kişisel bir sorgulama geliyor "neredeyim, ne yapıyorum?" sevgili Seda'dan... Bir türkü ile başlıyor... (türküyü dinleyerek okumalısınız) Türkü taaa Ardahan'dan çınlayıp uzaya yayılmış; sevgili

Detaylı

Blogger bunu uyguluyor!

Blogger bunu uyguluyor! Giriş Merhaba backlinkagi.com projemizin ilk adımını atmış bulunmaktasınız. Aramıza hoş geldiniz diyorum. Öncelikle sizlere bu projenin nasıl geliştiğini ve neye dayanarak oluşturulduğunu anlatacağım.

Detaylı

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ K.R. RAVINDRAN U.R. Başkanı 2015 16 Canan ERSÖZ U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2015 16 Firuz Harbiyeli 3. Grup Guvernör Yardımcısı Hüseyin MURSAL (Başkan) Süleyman ÇOLAKOĞLU (Asbaşkan) Okşan HALEFOĞLU (Kulüp

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler SINAV KAYGISI Kaygı, stresli bir durum karşısında hepimizin yaşadığı uyarılmışlık halidir. Ancak kaygının belli bir miktarda yaşanmasının olumlu işlevleri de vardır. Bir miktar kaygı günlük hayatta bizi

Detaylı

S. 115 ARTI YÖN. Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel. Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum

S. 115 ARTI YÖN. Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel. Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum ARTI YÖN ARTI YÖN Kemal Koçak: Üniversite yaşamı beklediğimden daha güzel Sıdıka Pınar Temiz: Burada kendimi güvende hissediyorum Hadan Türkal: Hayat adına kimse vazgeçmemeli S. 115 BAŞARI ENGEL TANIMAZ!

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü On5yirmi5.com KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü Kaç gündür bir 'vitamin' sorusudur gidiyor. İşte geçtiğimiz günlerde yapılan KPSS sorularında yer alan 'vitamin' sorusu ve çözümü... Yayın

Detaylı

Verimli Çalışma Teknikleri

Verimli Çalışma Teknikleri Verimli Çalışma Teknikleri İlham, fikir gelince bunu mutlaka not alın! Ord.Prof.Dr. Süheyl ÜNVER evinin her tarafında kağıt ve kalem bulundururmuş. Duyduğu, aklına geldiği her şeyi yazarmış. 50 den fazla

Detaylı

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan

Bu ses bu vücuttan nasıl çıkıyor, anlamıyorum, borazan Doyumsuz Çocuklar Babam televizyon başında saatlerini geçirmekten keyif mi alıyor, yoksa acı mı çekiyor anlayabilmiş değilim. Ne zaman bir şey seyredecek olsa mutlaka yüzünü buruşturur, kızar, söylenir.

Detaylı

RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI

RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI Bu rapor dört alt başlık altında düzenlenmiştir. İlk başlık genel katılım hakkında bilgi vermektedir. İkinci alt başlıkta performans ortalamaları

Detaylı

TARSUS BELEDİYESİ NE ZİYARET

TARSUS BELEDİYESİ NE ZİYARET TARSUS BELEDİYESİ NE ZİYARET Toplum Projesi etkinliği olarak İngilizce öğretmenimiz, rehberlik öğretmenimiz ve biz, yani beş Tarsus lu öğrenci, belediyenin Tarsus ta yürüttüğü sosyal hizmetlerin neler

Detaylı

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma

Hipnoz durumu nedir? H İ P N O Z NE DEĞİLDİR? NEDİR? Uyku Uyanık bir durum. Bilinçsiz bir durum Rahatlama durumu. Aldanma Hayalinizde canlandırma Hipnoz ile ilgili olarak hemen hemen herkesin bir fikri vardır. Ve bu fikir genellikle filmlerden öğrenilen birisine adam öldürtmek, hırsızlık yaptırmak gibi genelde olumsuz örneklerden oluşmaktadır. Peki,

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

Diğer: Diğer:... Diğer:...

Diğer: Diğer:... Diğer:... Anket Üniversite Bu anket formu, işitme engellilerin üniversite eğitimlerini desteklemeyi amaçlayan bir proje çerçevesinde sizlerin sorunlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Ad Soyad: Devam ettiğiniz

Detaylı

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, 8. sınıf öğrencilerinin girdiği ortak sınavlara ilişkin, "Sınav sonuçlarını, ocak ayının ilk haftası, hatta şunu söyleyebilirim, 2 Ocak Cuma 18.00'de

Detaylı

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Türkisch Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Veliler için Bilgiler Januar 2008 / Türkisch 2 / 6 Zürih Kantonu İlköğretim Okulu Hedefler ve Hedefe Yönelik Görüşler Zürih kantonunda devlet ilköğretim okulu

Detaylı

SOSYALLEŞEBİLEN ÖĞRENCİNİN İLETİŞİMİ DE GÜÇLÜ OLUYOR

SOSYALLEŞEBİLEN ÖĞRENCİNİN İLETİŞİMİ DE GÜÇLÜ OLUYOR 2007 yılında Çankaya Üniversitesi İşletme Bölümü nden birincilikle mezun olan, ayrıca Uluslararası Ticaret Bölümümüzde çift ana dal yapan, 2010 yılında da İşletme Yönetimi Yüksek Lisans Programı ndan mezun

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Oturum aç butonuna tıklayın.

Oturum aç butonuna tıklayın. Adım 1 Oturum açın. Oturum aç butonuna tıklayın. Adım 1 Oturum açın. Kullanıcı adınızı ve şifrenizi yazın. İpucu: Eğer şifrenizi hatırlayamazsanız, Şifrenizi mi unuttunuz? istemini kullanın. Adım 2 Profilinizi

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

BU ÜÇ HAFTA NE YAPALIM?

BU ÜÇ HAFTA NE YAPALIM? BU ÜÇ HAFTA NE YAPALIM? En az 6 aydır sınava hazırlanıyorsun. Ya gerçekten çalıştın hakkını vererek, ya da çalışmadığını düşündün. Ama dışarıdan biri baktığında senin saatlerce kendi geleceğini elleriyle

Detaylı

Lütfen her maddeyi dikkatlice okuyun. Soruları boş bırakmayın, kendinizi en yakın hissettiğiniz tek bir şıkkı işaretleyin. Ortaokulu bitirmiş

Lütfen her maddeyi dikkatlice okuyun. Soruları boş bırakmayın, kendinizi en yakın hissettiğiniz tek bir şıkkı işaretleyin. Ortaokulu bitirmiş Lütfen her maddeyi dikkatlice okuyun. Soruları boş bırakmayın, kendinizi en yakın hissettiğiniz tek bir şıkkı işaretleyin. I Adınız soyadınız [..] II Doğum tarihiniz [ ] III Cinsiyetiniz? Kadın Erkek IV

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı