Bursa Tasavvuf l(ültürü

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bursa Tasavvuf l(ültürü"

Transkript

1 l (J.JJ '1 L. Uluslararası Bursa Tasavvuf l(ültürü Seınpozyuınu 4 BURSA KULTUR SANAT VE TURIZM VAKFI

2 BURSA KÜLTÜR SANAT VE TURİZM VAKFI BURSA IdTAPLIGI 18 Uluslararası Bursa Tasa11vuj Kültiirii Scmpozyumu 4 ISBN B irinci Basım Eylül2005 Ya)luıa Hazırlayan Mehrned Temelli Baskı F.Özsan Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. İzmiryolu No:221 Beşevler 1 BURSA Tel: O (224) Açıkhava Tiyatrosu Yanı, Kültürpark 1 Bursa Tel: (O 224) (3 hat) Faks: (O 224) ll E-posta:

3 Modernite ve Tasavvuf Banu Demirağ Bu yazıda, Marshall Berman'ın 'Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor/Modernite Deneyimi' adlı kitabı ana izlek olarak kullanılnuştır. I(<ıbaca 16. yy. ile başlayıp günümüze uzanan süreç i çinde, başkaldın söylemlerini de çağrıştıran bir antitez olaral( 'modernite' kavramı değerlendirilmiş, günümüzde göz ardı e dilmek, unutturulmak istenen inanç sistemlerinin iflas ettiği süreçler, insanlığın çelişkilerinin temelinde yatan öğrenme hırsı ve gelişme iştahı ile ilişkilendirilerek aniatılmak istenmiştir. M. Berman'ın adını K. Marx'a atfen koyduğu kitabın satır aralarında zikredilen evrelerde veıilmiş sanat eserleri ve üretilmiş ideolojilerle iç içe varlığını hissettirıniş bir tür 'karşı kültür' olgusu olarak modernizm, hemen tüm metne serpiştirilerek günümüzde yaşana gelen kaosa göndern1eler yapılmış, aynı zamanda evrenin ruhuyla eşzamanlı olarak 'şimdi'i).in sorgulanmasına da çalışılmıştır. İnsanlık adına, daha insanca yaşama!( iddiasıyla ama insana rağınen geliştirilen kuranılar ve oluşturulmak istenen modern dünya modelinin insan0ğluna dayattığı açmazlar, inançsızlığın yarattığı vehmin giderilemeyen boşluğuyla ortaya konmal( istenmiştir.

4 218 ULUSLARARASI BURSA TASAWUF KÜLTÜRÜ SEMPOZYUMU Nasıl yapmalı? Mephisto hemen birkaç öğüt verir: Cellat aşianal Senin değil mi Elierin ayakların, Kafan ve kaba etlerin; Bunun yanı sıra, Taze taze tadına baktıklanmı Kendime katmış sayılmaz mıyım? Eğer altı beygirin parasını Verebilecek durumdaysam, Onlann gücü benim olmaz mı? Sanki yirmi dört bacağım varmış gibi Koşar dururum ve hiçbir şey eksilmez Onurlu bir adam olmamdan. Goethe - Faust 'Mennerin içindeki meleği gördüm, onu serbest bırakineaya kadar oydımı onu' diyen Michelangelo'nun sözlerini ondan iki yüz küsur yıl sonra meslektaşı Rodin şöyle sağlıyordu: 'Taşm fazlasım atıyorımz, gerrye luykel kalıyor'. Allah' a şirk koşmak zanıuyla farklı zamanlarda yasaklanmış -veya horlanmış- heykel ve resmin yok sayıldığı bir insanlık tarihi düşünmek mümkün değil. Sanat ve onun günümüze ulaşmış ürünleri olmasaydı, bilim a damlarının esinlenecek ve beslenecekleri kaynaklar eksilecek, uygarlığın şafağı kolay sökmeyecek, bilgi ve sezgi aydınlığı insanoğluna bunca dolaysız, kendiliğinden erişemeyecekti. Birçok düşüncenin hem beşiği hem de eşiği olan nice oluşum; birbirini tamamiareasma doğurup bütünleyen mitoloji, düşünce ve din sistemleriyle açıklanabilir biçimde tezahür etmişlerdir. Titanil<. hırsiann çoğu kez yanlış yönlendirildiklerini belirtmek için Goethe'nin ortaya attığı Ubermensclı/ üst-insan terimi, günümüzde dahi düşünsel tenninolojideki önemini koruyor. Politik donanım, psikolojik sentez ve sezgisel öngörü bakımından emsallerinin kendisiyle boy ölçüşeınediği yapıtı Faust ona keza. Puşkin'in 'modem lıqyatm İ"!Jladasz' olarak tanımladığı bu üst eseıin, birçok yazın ve düşün insanının kaynak kitaplanndan biri oluşu rastlantı değil. Goethe'nin 1770'de yim1i bir yaşında başlayıp önce hiç ara vermeksizin altı yıl, sonrasında da ömrü boyunca üzerinde çalıştığı ve 1831 'de, yani seksen iki yaşına geldiğinde bitmiş olduğuna kani olduğu, tamamı ancal<. ölümünden sonra yayıınlanabilmiş bu eserin, altmış küsur yıllık bir süreç boyunca 'olma!<.' için beklemiş olması aynca üzerinde düşünmeye değer. Dolayısıyla; dünya tarihiqin en çalkantılı ve devrim hareketlerinin en san-

5 MODERNİTE VE TASAWUF 219 cılı olduğu dönemde sürekli gelişim halinde oluşu, Goethe'nin Faust'tmu daha önceld örneklerinden ayıran en büyük özellik. Çünkü onun Faust'u para, cinsellik, erk, şan, şöhret için ruhlarını satmış 'önceld Faust'lara benzemiyor. Goethe'nin kahramanı 'sadece kendindekini değil, ulaştığı herkesi JJe sonuçta onu çwrelryen tüm dünyadaki bastırılmış, muazzam insani eneıjileri özgürleştirdiği' için de tam bir kahraman. Her türden entelektüel, etik, ekonomik, sosyolojik, toplumsal gelişmenin büyük bedellerini ortaya koyduğu içindir Id, Marshall Bem1an onu 'ilk Jle hala e11 ryi gelişim trageqyası' olarak tanımlıyor. 'İ çimizdeki gardryanlarla ne baş etmek ne kurtulmak, sadece onlarla yaşamaımı anahtarianızdan birini sunmak' istediğinden bir tür modem zamanlar sembolü Faust. Hem bir tür boyun eğişin, aynı zamanda saf haldkatin üst düzey bir yorumu olarak bugün de önemini koruyor. İnsanoğlunun varlık ve yokluk arasındalc.i uçuruma atlama hırsını, öte yandan bundan sonrald acıların açmazlada dolu kam1aşasını, insani çelişldlerin önünü sonunu merak edenlere aynı tazelikte sunan bir. ruh rehberi Faust. Bilindiği gibi ldşinin görüntüsel olaral( şeytanla, ama aslında vicdan o larak da tanımlanabilecek Tanrıyla hesaplaşma ediminin bir örneğidir eser. Suçluluk duygusunun sesleri, ldlise çanları olarak her daim diri ve kendine getiricidir. Bir tür kopuş, terk ediş, hem de onunla uzlaşma zemini şeklinde, önemli bir alegori olarak ldtaptald yerini korur. Ne var Id aynı ldlise çanları, diğer yandan ölmeye hazırken onu hayata çağıran sestir de. Havada bir umutsuzluk hissi duyar/duyurur Goetl1e. Tıpkı sonrald süreçte de onu ve eserlerini inceleyenlerin, yazarın iç sesiyle kaleme alınış olduğunu bildikleri aynı his; kalın/ağır/ezici bir yorgan gibi kaplar batıyı. Antrapolog Bemard James, onun dal1a yüz yıl öncesinden insanlığın bilim ve teknoloji tarafından iteklenerek yeni ve tüketici bir çağa girişini öngördüğünün altını çizer. Batıdald nice görkemli oluşumun çöküşünün son ayak sesleridir bu öngörü. Aşırı kalabalık ve yağmalarmuş bir gezegendir dünya. Bu yüzden )mğmayıya durduracağızyada yok olacağız' der. James'in; insanlığı bütünüyle öldürmeden önce öldürülmesi gereken bu ölümcül gücü; 'modem ilerleme kültürü' olaral( tanımlayışına tanık oluruz. Ancal( yüz elli küsur yıl önce olsun, şimdi olsun, bu sürecin bir numaralı kahramanı esasında Faust'tur; bir ölümlüdür, insandır. Olası nükleer felaketlere, canavarca biyolojik savaş yöntemlerine ve vicdani sorumluluk bilincini zorlayan genetik mühendisliğe dair çarpıcı manzaralar sunan çağına tepld duyan.sernard James, daha l 973 yılında 'Faust'ım işlediği günaha dıryu/an labaratuııar kökenli şehııet'i en büyük insani tehdit olaral( göm1üş ve 'ilerlemenin Ölümü' adlı ldtabında bunu dile getim1iştir. Keza Koestler, 'aydını önüne katan rüzgar labaratuııarlardan esryor' derken, bu kaygının altını çizmiş, söz konusu şehvetin bizi götüreceği açmazı işaret etmiştir. Günümüzün en etik sorunsalı

6 220 ULUSLARARASI BURSA TASAWUF KÜLTÜRÜ SEMPOZYUMU konumuna gelen 'kopyalama işlemleri' başlamanuşken üstelik.. daha hiç hesapta yokken, heniiz Bemard James'in 'Bilme ilıtryacı ölümcül bir kültürel spordur' deyişini bir yerde insanlığın bilimsel evriminin de bir tecellisi olarak kabul edebiliriz. Bu bağlamda Faust'u, bir eleştiri olmanın ()t~~inde dünyaımza bir meydan okuma şeklinde tanımlayan Marshall Herman'ın da, 'insanm gelişme uğruna değil, gelişmenin insan uğruna olacağı' gerçeğini seslendiriyor oluşu James'in tezine destek verir nitelikte. Modernitenin e!y'nıuazzam darbesi sayılabilecek bu gelişimin, onun çocuğu konumundaki nil~ilizmin de habercisi olacağına, birbirini doğuran/birbiriyle iç içe geçen süreçler içinde etap etap gözlemlenebileceğine tanıkhk edecek birkaç kuşak boyunca Faust, kendisinden. sonrakilerle alttan alta alay ederek yaşadı, yaşıyor. Nitekim, modern burjuvalada entelektüellerin havsalalannın alabileceğinden kat kat üstte en büyük nihilistl~r olduklannı ortaya koyacak bir kuramcı belirecektir aynı topraklar üzerinde, Goetl1e'nin ölümünden lusa süre sonra. Yine bir Alınan olan Karl Marx'tır bu isim. İnsanlığın sırtına kırk bin okkahk bir güçle bastıran atınosferden yalunırken, modern hayatın temel olgusunun özündeki kökten çelişleiye dikkat çekecektir. Pragmatik bir modernizmin habercisi olarak da tanımlanabilecek söylemleri arasında 'en az makineler kadar modem zamaımı icadı' olarak işaret ettiği işçi sınıfını kutsarken, nihilizınin yükselişi ve 'Tanrı'nın ölümü' ile oluşan büyük değer boşluğunda, her şeyin kendi karşıtma gebe olduğu, 'sıradan olmanm anlam taşryan tek ahlak' olarak algılandığı bir dünyada yaratacaktır söylemini. Marx'ın modern çağın piramitleri, tapınakları, hatta neredeyse yeni harikaları olaral( işaret ettiği merkezler; atelyeler, fabrikalar, köprü, kanal ve demiryolları olacal(tır. Ona göre toplumsal işl~v balamından Mısır piraınitleri, Roma su kemerleri, gotik katedraller hızla değerden düşmekteydiler, dahası dal1a çok çadır ve kampingler~ benziyorlardı. Kütüphane raflarını ateşe vermekten, müzeleri kanallara akıtmaktan, baltaları kuşanıp her şeyi )'lkınal(tan dökmekten söz eden fütürist manifestoya da ilham veren bir baluş açısıydı kendinden sonraldleri ateşleyen. Dünyanın tüm gelenek~ lerinin aynı sepette toplanacağı bu düzlemde, hem o/hem bu yerine, ya o/ya bu kavramıyla birlikte ınaldneleşmeye duyulan özlem ve hayranlık süreci başlaınıştı artıle Ama sonuç olarak 'muğlak bir liberalizm'in yerine konması gereken taptaze süreçte yol almak ve 'kepaze bir şimdiki zamanm oıtasmda bile açık bir gelecek talıayyiilü' getirdiği için, insanlık uzun bir zaman onun başlattığı bu yeni dünya modelinin peşinden gidecekti. Marshall Berman'a göre Marx, 'gömmeye değil sanki öımıeye' geldiği burjuvazinin ironisini, onun kendini en zengin olanaklardan koparmak zorunda oluşuyla açıklar: Para kazanma!(, sern1aye arttırmal(, artı değere el koymak ama bunların yanında da varlığını sürdürmek. Bu apaçık çelişleiye örgütlü bir eylemle karşı koyınaksa manifestosunun özüdür. İnsanın geliş-

7 MODERNiTE VE TASAWUF 221 me, değişme ve yenilenme gücü onun temel güdüsü; besin kaynağı ise bütünüyle üretim araçlarının iktidarıyla varolacak bir doyumsuzluk halidir. 'Dumzaksızm sarsmtı, dilınzek bilmez belirsizlik ve kaynaşma' şeklinde özetiediği burjuvazi hareketinin yarattığı dünyayı tehdit eden tek tehlike ise geleneklerdir. Sorunu, 'yarattığı insani olanakları yok etme azmi' olan kapitalizme karşı başlatılacak savaşın parolası ise; 'modenıitenin yaralarmı daha dolu ve derin bir modenıitryle sannak' olmalıdır Id bu da aslında aynı çelişldnin bir başka tarifi olacal<tır. Öte yandan çağının en büyük modemistlerirtden biri olaral< tanımlanmalda birlikte Baudelaiere, pek revaçta olan bu ilerleme ülküsünden 'şeytandan kaçareasma uzak durmak' gerektiğini söyler. Bununla da kalmaz, bir tür histeriye dönüşen bu ülküyü doğa ve Tanrının izni dışında günün realitesinin icat ettiği bir 'karanlık jmer' olarak tanımlar. 'Tarihi ben ak hiçimde gömzek istryen biıisi her şryden önce bu ihanet ışığım kapatmalı' der ve ekler: 'Modem ne oldumculuğım toprağjnda çiçeklenen bu grotesk fikir her insana kendi görevini unutturdu, ruhu sorumluluktan azat etti; iradryi ise aşkm Jle güzelliğin dayattığı bütün bağlardan kopardı. ' Baudelaire için bu talihsiz gidişat, aşikar olmuş kökten çöküşün belirtisi olarak da tanımlanabilecek bir tür zıvanadan çıluş halidir. Maddi ve manevi ilerlemenin birbirine karıştırılmasından rahatsızdır Baudelaire. Özellikle de ekonomik büyümeyle palazlanan karmaşadan mustariptir. 'Kaftde otunmış gazetesini okuyan /ıerlıaııgi bir Fransıza gidin Fe ilerlemeden ne anladığmı sorun; bulım~ elektrik ve gaz lamhası, Romalılarm b:ilmediği mucizeler, eskilere üstünlüğümüzü kamtlayan icatlar drye yamt Jlerecektir' demesi bu gidişattan duyduğu eleıni, dahası tiksintiyi çok net biçimde ortaya koyar niteliktedir. Doğal ve doğaüstü arasınciald farklara ilişldn tüm bilgilerini yitiren insanın Amerikanlaştırılmasından yalunır Baudelaire. Aslında her esinin kendiliğinderıliğinin ve bireyselliğinin altını çizerken sanatçının tek kaynağının kendisi olduğuna işaret eder. Koyduğu ve öngördüğü imgeler ancal< yüz yıl sonra ortaya çıkacak, 20. yüzyıl modernizminin en temel katınarılanndan biri olarak sanatın, insanların gündelik hayatlarından kopma/koparılma ayriı.azlığına çok önceden kehanet edecektir. Ortaçağdan kalma esld teneke mal1alleleri yıkarken, farkında olmadan geleneksel kent yoksullarının içe dönük ve dışa kapalı dünyasının da yılaldığı bir Pari_s'in acılarını içinde taşıyaral<, oluşturulan yeni ve büyük bulvarların 'modem aşk için yatak odası' kadar önemli! oluşunun altını çizecektir. (Hatırlayalım lütfen, bugün dahi yeni evli çiftierin balayı düşüdür bu bulvarlar!) Baudelaire sürekli olaral< düzen partisine yalgn olarıları aşağılar, hedef aldığı cemaat ise bilhassa sanatçılardır. Bu konudald en çarpıcı eserlerinden biri 1865'de yazdığı halde basın tarafından reddedilip ancal< ölümünden sonra yayımianmış nesir şiiri olan 'Kaybedilen Hale'dir. Masumiyetin yitirilişini konu alan en ironiğinden bir bulvar hicvidir bu. Uygunsuz bir yerde

8 222 ULUSLARARASI BURSA TASAWUF KÜLTÜRÜ SEMPOZYUMU -Berman'a göre muhtemelen genelevde- karşılaş'ılan bir şairle yaşanan diyalog aracılığıyla, sanatçılan hep ve daima kafasında yüceltmiş sıradan insanın şaşkınlığını açıkça ortaya koyar: 'O da nesi! Siz, burada Jıa, dostum? Bqyle bir yerde? Siz! Cemzet taamıyla beslenen, kej1ser içen siz! Hayret!' sözleri ağzından dökülen sıradan insana başındaki lialeyi nasıl düşürdüğünü anlatmaya çalışan şairin düştüğü gülünçlü dumm aktarılır. Başlannda kutsal gösterge olduğuna hükmeden devrin sanafçılanna en kahavisinden göndermelerle dolu eserde can alıcı sonı şöyleôlur: 'Ama haleniz için bir kayıp ilam Jlemuyecek misiniz?' Ün ve asaletin absurd, aynı zamanda üst değer yargıianna hapseden tavrını alaya alan ve bu bağlamda sanatçıları hesaba çeken eser aslında bizatihi sanatın kutsallığıyla! dalga geçer. 'Sadece kendisinden kaynaklan11~ sadece kendisi için güvenlik arar, çocuksuz ölür, kendi kmdisinin Ja alı, ralıibi, Tanrısı' konumuna yükselmiş sanatçı özelinden; zaman/ınekan/insan üçlemesine dilediği kadar yalun, dilediği yerde uzal<. duran sanatın bizatihi kendisine yönelik bir karşı iıngeye dönüşür bu kaybedilen 'hale'. Sivri oklarla altı çizilen bu imgeyi çağrıştıran söylemiere aynı dönemin başka kaynaldarında da rastlanacal<.tır. 'BwjıiJ7azi daha önce lıümıetle karşılanan her türlü etkinliğin üzerindeki lıalryi çekip aldı. Doktoru, lıukukçıryu, ralıibi, şairi, bilim adammı ücretli işçilere dönüştürdü' denilerek daha sonra Komünist Manifestoda da yerini bulan bu aynı yaklaşım, nice sanat eserine daha esin oluşturacaktır. Marshall Berman, 'Kalıranımılarm anti-kalırammılar gibi gryineceği Jle en yüce anlamı birer soytarzlığa dönüşüp, müziklıol Jltya gece kulübü gösterileri tasvir~ leıindeki gibi yaşanacağı biryüzyılı önceleniektedir' derken Baudelaire'e haldunı teslim edecektir. Bu çarpıcı cümle ise, -bencileyin- bu tanıını okuyaniara hazin bir örnek olarak, kendilerini 'seınazen' sıfatıyla takdim eden birilerinin içki içilen yerlerde gösteri yapmalarını çağnştırabilir. Keza nice üstün sanat ürününün, icra geleneğiyle tezat oluşturacak mekanlarda dolaşıma girn1esi, bu.acıklı dunıınun - maalesef- gözlemlediğimiz UCUZ versiyonlarıdır günümüzde. Dolayısıyla 'Kaybedilen Hale' bir anlamda kazanılan yeni 'kitsch 'le~in (boş değerlerin) bir göstergesi olarak ciddi bir tokattır da. Ulusların tinsel yaratılannın 'ortak mülk' haline dönüştürüldüğü 21. yüzyıl ironilerinden pek çoğunu buraya art-arda sıralamak pekala mümkündür sanırım. Bir kanayan yaradır bu. Berman, 'kültür bir gün tekrar satılabilir ımıudıryla her şryin stokta tutulduğıt dejlasa bir depo halini alır' derken bu yara yı. da kaşıyor. Ama tatlı tatlı değil, zannıınca acı acı kaşıyor. Öte yandan 19. ve bilhassa 20. yüzyıl ile birlikte gelişen, bu arada çığınndan çıkan şehirleşme hareketleri, bilhassa büyük metropollerde boyut bulan modernist mimari ile birlikte, tarihsel kalıntılar ve kültürel dokunun zedelenınesiyle özgünlüğünü yitiren yerleşimierin çığlıldanna da mezar olacal<.tır. Beıman, yirminci yüzyıl mimarlannın en tanınmışlarından olan

9 MODERNiTE VE TASAWUF 223 Le Corbusie'nin 1924 tarihli büyük Modernist Manifesto'ya yazdığı sunuş yazısını da biçimsel olarak Baudelaire'in iç çekişlerine yaldaşan modernist bir mesel olarak tanımlıyor. Büyük bulvarlarda trafiğin çıldırn1asıyla baş gösteren çaresizliğinin altını çizen bu metinde 'EJlimizden çıkmak demek köşryi döner dömnez geçen arabalar tarafından öldürülme telılikesryle karşı karşrya olmak demekti. Yimıi yıl öncesinde atlı otobüsler ağır ağır geçerken orada şaı*ı si!jlleı~ tartışırdık' şeldindeki özlem, onulmaz bir sızı olarak dillendirilmektedir. 'Yimıi yıl önce yol bize aitti!'!!! Bir anda kişisel sesler, tarihsel perspektifin akıntısı içinde dağılıp giderken, sokaktaki adam, direksiyondaki adamla yer değiştirecektir. Hatta kafeler ve boş zaman geçirn1e yerleri 'Paris'in kaldırımlarmı yryen asa/aklar' olarak suçlanacak, geleceğin şehrinde her şey trafiğin bir parçasına dönüşecektir. Le Corbusier 1929' da daha açıkça seslendirecektir gelenelderi ortadan kaldırn1a şehvetini ve şöyle haylmacal<.tır: 'Sokağı öldünnelryiz'. 'İnsanlar burda, trafik şutada; işyerleri burada, ejller şurada; zenginler burada, fakirler şurada; arada da çimeıı Fe betondan bartyerle1~ bi!jllece insanlarm kafalamıdayeniden haleler büyüyebilir'. Bennan, böyle özetliyor bu acıldı öyküyü. Aslında bu öykü tamamlanmadı. Berman'ın 'modernperestlik ve kültürel umutsuzluk' şeklinde nitelediği ild kısır antitez, Anday'ın 'Altta ölüler/üstte dirileligel kry.fim gel' dizeleriyle alaya aldığı 'Düzenli Dünya' şiirinin finalinde de boyut bulmuştur. 17. yy'da Evliya Çelebi'nin kentin en önemli teld<.esi olarakandığı ve 'seksen adalı sema mrydanryla süslü, bağ Fe balıçe ile beze/i' şeldinde tanımladığı bir simge anıt iken, ellili yılların başında yerel ve merkezi yönetimin iş ve fildr birliğiyle Bursa Mevlevihanesi'nin ortadan kaldınlıp yerine, anısına ve işlevine hiç de yaraşmayacak kabalıkta ild bin metreküplük bir su deposunun yerleştirilmesi bu aymazlığın mükemmel bir örneğidir. Daha şaşırtıcı olan, Evliya Çelebi'nin anısına yönelik Tanpınar'ın vasiyetine atfen, -bizzat be'nim de aşama aşama içinde bulunduğum bir projenin lamilerince ütopik bulunmuş bir halkası durumundaki- bütünüyle iyicil duygulada Bursa Nalbantoğlu mevkiine yerleştirilmiş bir çeşmenin, yapılışından ild yıl sonra kaldırılmış olmasıdır. Üstelik 'geleneklerine bağlılıklarından sual olunma-. yan' birileri tarafından!. Kültürün siyaset arenasma yem olarak atılıp kullanılışı, hatta zaman zaman ldşiselleşebilen mütecaviz hırsiara peşkeş çeldlişi yeni bir durum değil kuşkusuz. Dünya tarilü bunun örnelderiyle dolu. Bunlardan bir tanesi de binlerce alt gelirlinin alın teriyle, şatafatla vücuda getirilmiş çok ünlü bir yerleşimle ilgili. IGerkegaard'ın 'en derin ciddryet, kendisini ironi aracılığıyla ifade etmek zorundadır' dediğince, gösterişli dizelerle hicvedilmiş Petersbmg'un yüzü. Alt başlığı 'Bir Petersbmg Masalı' olan 'Bronz Süvari', sanatsal olmanın yanı sıra siyasal bir eylem olaral<. kabul gönnüş, yalnızca Petersburg'un

10 224 ULUSLARARASI BURSA TASAWUF KÜLTÜRÜ SEMPOZYUMU değil, komünizmin de yazgısıyla özdeşleşen Puşkin'e ait bir eser. Diğer adı Petrograd olan ve bir tasavvur ürünü olarak Petro tarafından kuruluşundan yüz yıl kadar sonra şehre o günün perspektifinden bakan heykelin kişileştiriimiş trajedisidir bu. Puşldn, kentin sıradan insanı olarak hükümet kapısında çalışanları, eğitimli proloteri, yarı_sş.ygın memurları, 'henüz hesaplaşmadık' diyecek olan aydını, imparatotlul<. muhafızları konumundald asillerle üniformalıları, her.birini hiyerarşik 'düzen içindeld kaosla beraber yaşayan organik bir şiir kahbından çıkarıp yıilqnlaştırıyor, yaşatıyor. Burada Petersburg'un sözde övgü dolu parlal<. dizelerle aşağılanması bir tür gizlenme, bir tür tebdil-i layafet şeldinde yansıyor okura. Yoktan var edilen, bu aşamada da bütünüyle batının sadece parıltılı görselliğini, özdeld yoksulluğu örten bir elbise olarak biçmiş bir ustanın sahte mahareti şeldinde sunan eser, ezber kalıpların benimsendiği bir perspektif içinde yaratılan Petersburg'a 'açgözlü modenıite gözlüğünden' bakmamızı sağlıyor. Böyle balaldığında görülen fotoğraf ise, aradald dokuların kaybolduğu, renlderin silikleştiği, buyurgan bir üst sınıf ile onların acımasız taleplerini karşılamal<. adına ölümcül biçimde çalışan yoksul sınıftan ibaret. Doğal olarak alttaidler/üsttekiler ikileminin yanı sıra, bir kaldırım gibi çiğnenen tüm kavramların ezilip birbirine geçtiği ve kam1aşıldaşaral<. anlanunı yitirdiği bir büyük şehir işaret ediliyor okura. Aynı zamanda benzer örnelderini farldı coğrafyalarda da gördüğümüz bir tür 'modernite rüyası'dır bu. Aslında kabusu demek dal1a doğru. Belinski'nin 'oıta smıfi olmayan ülkeler ebedryen sıradanlığa malıkumdur' sözleri sağlıksız oluşumlarda ispat-ı vücut edip yerli yerine oturur. Dolayısıyla bronz heykeller birer minyatür olarak kalmanın ötesine geçemezler ve hatta tenekeden yapılmışlar izlenimi kucaldar ldmi zaman. onlara -ve tarihe- dild<.atle bal<.anları. Sadece sanat ve ahiald değerlere değil, aynı zamanda mevcut tüm i nanç ve kurumlara nefret kusan kahramanı 'Bazarov'la özdeşleştirdiği 'nihilizm'in yaratıcısı Turgenyev'in 'Babalar ve Oğullar' adlı eseri, kuşal<. çatışmasının da tavan yaptığı bir başyapıttır ve sorgulan1alarla doludur. Aynı zamanda subay ile sivil arasındald anlaşmazlığı da vurgulayan bu eser otokratik erkin örtük peçesini kaldırmayı, radikal bir gündoğumunu an1açlar. Latince nihivrusça niçevo'dan gelen 'nihilist'le birlikte, 'hiçbir şeyi kabul etmeme, bütünüyle reddetme' ekseninde gelişecek olan sözcüğün - aslında hedefi bu olmasa bile- benimsenip baş tacı edilmesil}e hizmet eden bu büyük eser, özünde sarsmak, düşündüm1ek, boşluktan çıkarma!<. ve insanlığı ulu -herhangi- bir amaca yöneltmek ister. Modernist sanat ve düşüncenin ildli bir karaktere sahip olduğunu söyleyen Marshall Berman, modernleşp.1e sürecinin ifadeleriyle ona zıt görüşlerin süreidi karşı karşıya geldiğini, çarpışırken birbirlerine ayna- tuttuldarını şöyle tanımlar: 'Modern- leşme sürecinin kendini bulamadığı ülkelerde modenıizm fantastik bir karaktere bürünür'. Toplumsal gerçeldilde değil, fantazilerle beslenmek zorunda kal-

11 MODERNİTE VE TASAWUF 225 mış, 'psişik etkisi modemlik hayaleti' rolünü üstlenmiş olan yeniliklerin, hem teknolojinin parlak kostümü, hem de burjuvazinin sağlam zırhı alarak kentin ve mekanların örtüsü oluşuna tanık oluruz. Doğu'nun düş ve gizemleri ile Batı'nın gerçekleri arasına büyük bir gölge düşürür bu örtü. Ancak yaşamın gizinin bir haritası olaral< dağuyu kendilerine eksen belirleyen kimi batılı aydınların, yüzlerini henüz bütünüyle keşfedilmemiş coğrafyalara ve o eksendeld öğretilere çevirmeye başlamaları bilhassa son yüz elli yıldır sürpriz değil. Daha iyi, güzel, anlamlı her olgunun merkezi ve kaynağı yalan zamana kadar batı iken, doğu ve oryantalizm göz ardı edilemez bir pusula günümüzde de. H. Hesse, 'Doğu'ya Yolculuk' adlı eserinde, 'Amacmıız yalmzca Doğı(ya Jlamıak değildi, daha doğrusu bizim Doğu 'muz yalmzca bir ülke ya da coğrtifi bir yer değil, ruhun yurdu Jle gençliğrydi. O hem her yerdi hem de hiçbir yer. Bütün zamanlamı yekfücut olmasrydı' derken, zaman zaman hepimizin özlediği, kainatın karanlığına lavılcım çakmasını dilediğimiz iç yolculuğun erdem ve hikmetine işaret ediyordu. Belld, başlangıçta evrenin ruhu ile temas halinde olup, ana kaynaktan kaparken boşluğa düşenler, asıl ölenin kendi içlerindeld ruh olabileceğini düşünrnek istemedikleri için 'Tanrı öldü' demeyi tercih ediyorlardı. Hoş, Tanrı'yı öldüm1e bahsinde, inançsızlan bile yan yolda bırakacal< nice örnek var. Bir siyasi parti başkanımızın cennetin anahtarını vaat ettiği gibi, günümüzün Papa'sı da vaazını izleyeniere onun kapılarını açma gücünü kendinde vehmedebiliyor. Oysa Şeyh Sadi, Testimin içinde amber Far demrye ne lıacet' derken bu türden soytarılıkların yaşandığı -'ve hatta korkarız ki yaşanacağı- zamanlara seslenir. Din ve inanç taeizi eliyle, doyn1al< bilmez hırslan siyaset zırhıyla üzerine geçim1e fütursuzluğunun tekerrüründen mustarip insanlık acılan dinmedi, dinmek bilmiyor. İçsel donanım yerine maskeleri tercih etme kolaycılığının 'moda'ları yarattığı dönemlerde, adeta bizdeld 'ye kürküın ye' özdeyişini tasvir eden Gogol'ün 'Palto' öyküsü gibi, modernitenin tanımlayıcı nice Rus klasiğine esin oluşturacal< farklı bir evre, alaşkanlığı ile birlikte yaşanınaya gebeydi. Yeme içme kültüründen yerleşik düzene varıncaya batının örnek alındığı bir sureçti bu. Elitist bir perspektiften balaldığında, 'idea/ize edilmiş bir liberalizm' modeli sunduğu düşünülen tüm bu kent(li) sancıların çelişldleri, psikosoınatik ral1atsızlıklara da beşik oluşturdu. İnsanoğlunun mevcut 'gerekli bencillik duygusu'nu okşarken, aynı, zamanda onu bütünüyle alt etmeye azmetıniş bir süreçti çünl<ü yaşanan. Norton, 19. yy ve 20. yüzyılın başı Rus eserlerinin, özellikle Petersbmg kaynaldı edebiyat benliğinin polis devletine ilişldn zengin imge ve fildrlerle dolu olduğuna işaret ediyordu. Bilhassa Dostoyevsld'nin eserlerinden beslendiği belirtilen Freud'un, yıllardır çok da aşıldığı söylenemeyecek ünlü psikanaliz kurarnlarını oluştururken, bu satır aralarındald sesiere yoğunlaştığını bugün de pek çok bilim adaını savlıyor. Freud, 'psikanalitik terapinin kişisel süper ego karşısmda olduğu

12 226 ULUSLARARASI BURSA TASAWUF KÜLTÜRÜ SEMPOZYUMU kadar asıl cezalandına kültürel süperego karşısında da egqyu güçlendinnrye çalışması gerektiği'ne inanıyordu. M. Berman'a göre, Jetlıedilmiş bir şehirdeki bir ganıizon gibi (benliğin) içinde onu denetlryecek bir aracı'dan söz ederken Freud, Puşkin'in Bronz Süvarisi'ndeki Petersburg'un yüce otoritesini içselleştirmiş sıradan insanını kaynak alıyordu... ' Böyle böyle insanlığın iç alemindei((değişildik, gücünü çevredeki gelişimden alacal<., bu farldılaşma ise özel kuroluşların semirip kanlanmasına yarayacaktı. Büyük bulvarlar ve ekspres :Yqllar açma kampanyalarının en büyük katılımcılannın otomobil sanayi olmilsı şaşırtıcı olmayacaktı öyleyse. 'Motor imalatında özel teşebbüsten tümüyle yararlanmak istiyor/arsa şelıirleıini ve otqyollamıı kamu teşebbüsleri aracılığıyla yeniden inşa etmek zorundalar' diyerek General Motors'un Amerikan kamuoyunu ikna etmek için küçük bir servet harcamış olması da aynı şekilde gelişmenin -aslında daha çok kapitalizmin- realitesi olarak doğal karşılanacaktı.. Astiüst çelişkisi/ilişldsi eşzamanlı bir alegori olarak yansır ve bugünlere getirir bizi. Bu imgelem karmaşasının ayyuka çıktığı bir dekordur artık hayat, adı Petersbmg değildir, belki İstanbul'dur, Nişabur'dur, Nevşehir'dir, Kahire'dir, Bursa'dır. Ağacı yalnız yaprağıyla görmek yetmez. Onu gövdeli ve hatta köldü görmek gerektir. Aksi halde yalnızca tasavvuf bahsinde değil, dünyaya bakmal<. safhasında da sı:iufta kalmışızdır. Herkesin Şah, herkesin kul, belld de herkesin Haydar, Ali, Mustafa Kemal olduğu, bir bakıma her birimizin Ecco Homo ile özdeşleşebileceğimiz bir bahistir bu. Fomara Yolu'na palmiyeler dikerek kendimizi Akdeniz'in bir salül kentindeymişiz gibi algılama ihtiyacı, sanld Petro'nun Paris düşleri görerek oluşturmaya çalıştığı Petersbmg örneğinden çok da uzağa düşmez. Alçal<.gönüllü akasyalarla şen palmiyeleri bir arada mutlu yaşatabilme umududur ki, bu da, her coğrafyada veya her tarih zemininde mümkün değildir. İnsanlık tarihi, güç iptilasıyla oluşturulmuş mekanlada da anılnuştır. Bu gücün sembolize edildiği iktidar giydirilmiş nice yapı, görkemi karşısında kalabalıkların dilsiz kalışianna tanıldık etmiştir. Yapay olmanın ötesinde, insani muhayyileıün sınırlarını zorlamal<. iddiasıyla -ama hiç kuşkusuz yine bizzat insan eliyle- yükseltilip yerleştirilen birer anıt olma özelliğini her ne pahasına olursa olsun korur Billur Saray, Brooldyn Köprüsü, Eifel.. Serman'ın deyişiyle 'hepsi de bir tür ziggurat iddiasmdaki Babil Kuleleıi'dir. Londra'dald 'da yanmış olan- Billur Saray için Dostoyevsld'nin 'baştan aşağı matematik kesinlikle hesaplanmış ve tasarlanmış bina sryircryi aldatmak, ebedryen susmak zorunda bı ralanak için yapılmıştır' demesi bu iddiayı doğrular. Başlangıçta mimari sapkınlık olaral<. algılanan, uygarlığa hatta insanlığa yönelik bir saldırı şeldinde nitelenen büyük yapılar, bir yeni başlangıçla birlikte bir uzun bitişi de işaret eder gibidirler. Bir yandan haldmiyet, bir yandan teslimiyet, ancak en çok da acziyeti simgeleyen böyle pek çok örnek sayabiliriz. Umut ve korku bitişir birbirine, bir ucu otorite, bir ucu

13 MODERNiTE VE TASAVVUF 227 boyun eğiştir bu iptilanın. Optik birer yanılsama harikası, boyutlarını algılayamayalım diye ustalılda tasarlanmış mühendislik şaheserleri olara!( karşımıza çıkar, bizi dilsiz bıralmlar. Marx'ın 'katı olan Jıer şey bulıarlaşıyor' tezine dönüşen bir görselliktir bu. Yazgıları çağdışı kalmal(tır. Kullanılmazlar, işlevsizleşmişlerdir. Yalnızca seyirlik bir hayalet olarak onlara balcanların gözünde yücelirler. Bu yüzden de serüven ve romansın yenilgisi, belirsizlik ve esrarın yengisine dönüşmüş bir tür uyuşmazlık abideleri olarak varlıklarını sürdürürler. Gücün lcanıtlanması, insanın küçültülmesi, daha da çok diğer halldar üzerinde aşağılık duygusu oluşturacal( bir yapı kütlesinin en yüksek tepeye yerleştirilip avaz avaz bağırtılması, onlara aşağıdan bal(arılar için uluslararası ölçekte muazzam bir meydan okumadır. Bu, kendi ezici üstünlüğünün dirimsel bir göstergesi olara!( direnç ve karşı koyma anıtlarının görkemi karşısındaki aczini Dostoyevski şöyle özetleyecektir: 'Kabul edryorum, bilinçli bir amaç uğruna çabalamak ve mülımdislikle uğraşmak, yani ebedryen Fe dunnaksızın, nerrye gittiğine bakmaksızm yeni yollar inşa etmek insanm yazgısıdır'. İtl1al mimari kalıplarla gelişme çelişkisi,. bir yerde batılılaşma ve modernleşme fantazisinin birer yanılsaması, madalyonun öte_ki tarafıdır. Melih Cevdet'in Apartman şiiri bu çelişkinin en kısa hicvidir: 'Dün iki katlrydı/bugün üç katlı/derken dört katlı, beş katlı, altı katlı/yükselryor efendim yükselryor/memleket yükselryor. ' Aynı. insan doğası gökdelenlerden sonra yapay göller, dalgası ayarlı plajlar, hatta doğalarında yaşıyorlarmış duygusu uyandırlıcak -ama bunu yapmalda onlara az daha büyük bir hapishane yaratınal( dışında kendilerini aldattıldarı- dev ölçeldi hayvanat bal1çeleri inşa edecelderdir. Oysa doğanın yarattığı özgün kreasyonun ötesine hiçbir koşulda ulaşamayacal( tal1ayyül haldmiyeti -bazen de bizzat afetler- insanlığın çağlar boyunca biriktirdiği tüm mühendislik verilerini sıfırlamaya yetecektir. Öte yandan Anadolu kuytularında alçakgönüllü, doğaya uyumlu yaşayan Selçuldu ve Osmanlı mimarisine atfen Tanpınar'ın 'Cedlerimiz inşa etmryorlar, ibadet edryorlardı. Maddtye geçmesini ısrarla istedikleıi bir ruh Fe i manları Faı dz. Taş ellerinde canlamyor, bir ruh parçası kesilryordu' demesi bu. saplun zihniyete atılmış bir gül olarak açar topraldarımız üzerinde. Günümüzde büyük çoğunluk, sanal bile olsa billur saray ortamında uyanmak istiyor. Kentselliğinden ödün verilmiş bir büyük metropolde soluk alıp verirken, modernitenin yalnız kendisini değil, canlı olan her varlığı her gün biraz daha yok saydığım düşünmekten korkarak, daha zevldi ve avantajlı yaşadığını düşünüyor. ve bir yanı sefajet olan büyük şehrin bir antitezi olara!( yanı başlarında yükselen gösterişli plazalara, Dostoyevski'nin dediğince 'gizlice hile olsa dil çıkamıayı' aluhanna bile getirmeden, güvenlik denetiminden geçtilderi gökdelenlere girip çıluyor. Yoksunluğun hüküm sürdüğü, diğer yandan popülist umudu denetim altına alan adalet-

14 228 ULUSLARARASI BURSA TASAWUF KÜLTÜRÜ SEMPOZYUMU siz sistemin, Demokles'in kılıcı misali, kapitalizmin oyuncaklarıyla uyuşturulmuş kitlelerin üzerinde sallandığı upuzun yıllar boyunca anıt yapılada gurur duymak daha kolay geldi, geliyor. Birçok köklü çelişki ve paradaksun içinde trajik devler savaşının orta yerinde, özel bir tarihsel konumun içinden geçiyoruz. Bir yandan Nietsche'nin yersiz yurtsuz depfet göçebelerf olarak andığı memurlarız, öte kök salnuş yaşıyoruz. yandan da bizi başka her şeyden koparan şe_hirlerde Günden güne daha da zorlandığımız nıti~~rin esareti altında işyerlerinden, tezgahlardan, eğitim kurumlarından çıkıp evlerimize, eğlence yerlerine, -çok azımız da iç dünyalanmıza ve/ya vicaanlannuza dönerek- yaşıyoruz. Bulvarlarda kamusal dünyaya katılıp bir diğer deyişle farklı adreslerde teselli arıyoruz. Hepimizi büyük insanlar haline getirmeyi, arzu ve ahiald tahayyülümüzü devierin yerine geçmeye cesaret edebilecek bir pompayla şişirıneyi amaçlayan bu öğreti çöplüğünde, büyük evler düşlüyor, büyük kentlerde yaşayabilmek için köylerimizi, alışkanlıklarımızı terk ediyoruz. Bize yüksek köprüler, geniş bulvarlar, güzel bahçeler yaratmak için burdaları kaldırıp oralara yeni siteler ve yollar açanlara şükrediyoruz. Oysa o h urda yığını yok olmuyor, gerçekte sadece gözümüzün önünden kalkıyor ve göremeyeceğimiz bir başka yere taşınıyor. Çöpün de edebiyatı yapılabiliyor bugün. Sanatın gerçeküstücüleri bir talum 'happenings' deneyimleriyle onları bize yalunlaştırıyor, derinliği ve güzelliğiyle buluşturup onları yeniden sevebileceğimiz biçimde önümüze seriyor. Güzeli bulamayacağımız mecralarda aramaktan vazgeçmeyen bizler için başka gözdağı olabilir mi? Birçok modernist söylemin altında antimodernist bir alt metnin gizli olabileceğini de unuunamak gerek. Daha modern bir sokağa, eve, yaşama, işe kavuşma!<. için geçmişimizi kolayca terk edebilmiş nicelerimiz bunun tam da böyle yaşandığını hatırlamak durumundalar. En yalun şehri bile görmeden köylerinden ayrılıp Alınanya;ya göçen yurttaşlarımızın bugün aşağılanıyar oluşu şaşırtıcı değil. Öte yandan bugün onlardan kurtulmak isteyen, ancal<. başlangıçta ldrli işleri için kapılarını bize olduğu gibi, Yugoslav, Hintli, Yeni Zelandalı, Afrikalı işçilere, sonra mecburen onların ailelerine de açan Avrupa kadar, o ucuz iş gücüne talip olup daha rahat yaşayacağı beklentisiyle oralara koşanlar da bu tı ajedinin ild esas kahramanı oldul<.larını kabul etn1eliler. Ayrıca esld evlerimiz, sokal<.larımız, bahçeleriiniz, hatta köylerimiz artık yoksa bunun sorumlusu yalnızca yöneticiler değil, arkamıza bile bal<. madan yeni bir gelecek umuduyla kaderimizden kaçıp oralardan yüz çeviren bizleriz. Yalun geçmişte 'Yusuf İslam'lıktan vazgeçen Cat Stevens'in 'Wlıere do the c/ı ilderen plqy' (Çocuklar nerde oynasmlar) adlı 70'li yılların başındald bir parçası betonlaşan çevreye en haldldsinden bir ağıt. Mühürlense Tüm gücü daha önce gelen her bile kapanmamış yaralarımızia yaşıyoruz.

15 MODERNiTE VE TASAWUF 229 şeyi silip süpüm1e arzusunda olan modernite sürecinde etnik hafıza ve tarihin yeniden kazanılması kolay değil elbette. Benzer acıları çağrıştıran protest Bob Dylan'ın 'It' s allriglıt Ma, I'm on!_y hleeding' (Her şry yolunda anne, sadece kamyorum) parçası sağırlara fırlattığı bir hazin çığlık. İnsanlık tarihi göç öyküleri, edebiyatımızsa bunun benzer yapıtlanyla dolu. Hayyam, tarih kainatın vicdanıdır derken biraz da bunu anlatn1ak istemiştir. Büyük toplu acılan özetleyen soykırım örneklerini hatırlatıyor M. Bennan: 'Tüm atalar ryi, soylu Jle kahramandı da, çekilm acılar, nifret Jle sıkmtılar, dışarıdaki zalimlerdm mi kaynaklanryordu' diyerek. Yoksa içimizdeki buyurgan 'öteki.'nin hiç mi dahli yok bu adaletsiz düzeni olduğu gibi kabul edip sürdürmemizde? Kızlarmuz töre cinayetlerine kurban giderken, 'düşünce suçluları' kalın duvarların ardında tutsak yaşarken, doğanın ilk sahipleri hayvanlar katledilirken, bizden olmayan 'öteki'ler dışlanırken, biraz daha petrol için Ortadoğu kanatılırken, hatta tarihi değiştirmek aymazlığıyla Zeus Sunağı Bergama'dan kaçırılıp Berlin'e konuşlandınlırken, özeesi açıkça ve bilinçli olarak kabuğumuza çekilirken devralmadık mı bu bilançoyu? Panait Istrati, 'diilryamn en lıür dryan Osmanlı ülkesidir' diyordu. 'Tanr(ya Jle Padişalı'a çatmadıktan sonra insan orada her şryi yapmakta serhesttir'. Batının özlediği sosyal demokrasinin ilk gerçek uygulaması bu topraldar üzerinde ve batıdan çok daha önce hayata geçirilmiş olduğu halde, tüm zamanlara yayılan vurdumduymaz, kaderci ve biraz da n:ı.ütevekkil yapımız o gün olduğu kadar bugün de etlc.isini kornınuyar mu? Berman, binlerle yıllık duvar resimlerinin, hangi cemaatin tarihini vurguluyorsa o cemaatin üyelerince yapıldığını hatırlatıyor. 'İnsanların sanatm, -ve elbette Id hayatın-(vurgu benim) aym zamanda hem öznesi, hem nesnesi hem de izlryicisi oluşları' bu gerçeğin bir parçası. Kurarn ve pratiği böylesine birleştiren bu evrensel uygulama, 'insanm kendini bir girdahm içindryken hile efinde lıissetmryi başannası olarak' tekerrür etti, bizi bugünlere getirdi. Yalnızca aşla/işle, büyük/küçük hedeflerle yetinse bile mutluluğu yakalayamayan insanoğluna yaşama arzusu, teveld\:ül, inanç, şevk telicin etınek, mevcut olmayan refahın yerine şairane idealler koymak yetn1edi. Yakın çağın mihenl( taşı Fransız ihtilali ile çağlayan 'hürriyet hareketi', hür düşünmek isteyen insanlar topluluğu olara!( tanımlanan entelijansiyayı ateşledi. Günümüz ise hiçbir dönemde olmadığı kadar bol entelektüel! üretti. Ama savaş(lar) bitmedi. Cemil Meriç'in dediğince, yoksa aydın 'efendisinin ilaçlarını çalıp içen alımak uşak' mı gerçekten de? Çoğu düşünüre göre modernizmin asıl amacı, tüm hocalama yataidannı ortadan kaldırıp benlik ve dünyanın yeni baştan yaratılmasını sağlamal( tı. Bir başkalarıysa, çağdaş sanat ve düşünüşün gerçek anlamda özgül biçimlerinden, modernizmin tüm farldı yönelimlerinden iri bir adımla ayrılıp, kendilerine 'postınodern' deme boyutuna geçtiler. 'Bir müzede kıçımn üstünde

16 230 ULUSLARARASI BURSA TASAWUF KÜLTÜRÜ SEMPOZYUMU otunnaktan başka bir ş~y yapan, s!jlasal-erotik-mistik bir sanattan yanayım. Kendini gündelik yaşamm pisliğine bulqyan ama sonunda bunların üstüne çıkmayı bilen bir sanattan yanayım. Size saatin kaç olduğunu, aradığımz sokağın nerde Yaşlı bayanlamı karşıdan karşrya geçme olduğunu sf!ylryen bir sanattan yanayım. sine yardım eden bir sanattan yanayım' diyonf.u Oldenburg 1961 yılındaki bir sergisinin kataloğunda... ' Modernizm, geçmişin modemiteleriyle,arasındaki hem yakın, hem de düşmanca bağları canlı tutarale bugünüw-modernlerinin özgürleşmesine katkıda bulunabilir mi? Peki ya yanndan soô.rası? Modem Dönem ne zaman sona erecek? Hangi dönem ne kadar bekledi? Rönesans, barok, klasik, romantik, hatta karanlık orta çağlar? Ben de Marshall Berman gibi inanınale istiyorum ki, 'biz ve bizden sonra gelecek olanlar kendimizi evde hissetmek için savaşmaya devam edeceğiz. O evleı~ modem caddeler, modem ruh hali buhm laşıp havaya karışmaya devam etse de... ' Arayış insan var olduğu günden beridir devam ediyor. Eşzamanlılığın temelde yatan ilke olduğunu öngören, aynı zamanda felsefesinin ve bilgeliğinin çıkış noktasının Tao, ya da farldı bir yaldaşımla 'evrenin ruhu' olduğunu bildiğimiz I Clıing, kendisini kanıtlarla ve sonuçlarla sunmak yerine, erilin ve dişinin, yin ve yangın, göleyüzü ve yeryüzünün, gece ile gündüzün, özetle zıt güçlerin enerjisine denlc tutulan oluşumun Tao olduğunu söylemekle yetindi. Beldemenin salt boş bir umut olmadığını, onda amacına ulaşmanın içsel kesinliğinin gizlendiğine de işaret eden I Ching, başanya götüren ışığın yalnızca bu tür bir emin oluşla bulunabileceğini, böylece de azınin yolunu açan engin sulan aşma gücüne erişebilmenin şifresini vermek istedi. 'Yanıtlar sarıdamı içinde' özdeyişi belki de zihinle evren arasındaki iletişimin sözel ifadesi, ya da işte ol şifrenin temel cümlesi. Bu kaygıların çok ötesinde, evrenin ruhunu sezmiş ve tanımlamış Feridüddin Attar'ın 'Ey gafil! Sen tenperversin, toprak içinde kan y!jle dur! Gönül ehl!jlse, zehiryese o zehir bal olur' şeldindeki beytini şerh ederken Mevlana ne diyordu, hatırlayalım: 'Gönül salıibi öldürücü bir zehir içse dahi onun vücuduna bir zarar gelmez. Prygambeı~ 'q cüretli talib! Talep olunan derecrye ulaşanlarla uğraşmaktan sakın' buyumıuştur. Sende Nemrud'luk var, ateşe atılma, ateşe gireceksen önce İbrahim ol. Zira ne dalgıç 1ie de denizcisilı. Aklına uyup kendini denize atınal Birisi denizin dibinde inci, diğeri ateşin içinde kınnızı gül bulur.' Modemİst sözcüğünü 19 ve 20. yüzyıllarda kullarulacağı biçimiyle dolaşıma solcan ilk kişi olan J.J. Rousseau'dan bu yana nelerin değiştiğini ö zetlemelc mümlcün değil. Ancak günümüzde yemek/dinletileğlence programı/haber arası denebilecek sıldılda, çokluk medya eliyle, zaman zan1an da amatör kameralar tarafından kaydedilerek bize 'az sonra' anonslanyla ve 'saniye saniye' izlettirilen, böylece de_kendisine en şahanesinden önü bucağı açık bir yol bulup gündelilc yaşamımıza sızan terör; bununla birlikte cinayet ve katliamlan kutsallaştıran bir kavrama dönüşen anarşi, bu gide-

17 MODERNiTE VE TASAWUF 231 rek geminden boşalan koşunun var~ş çizgisi kadar netleşip rneşrulaşmış durumda. ~En büyük tenkit hicivdir' sözü, protest sanatçılarla aynı safta anılan kimi kendini bilmezin de en büyük silahı bugün. Öte yandan ne kadarlık alış veriş yaparsam bedava kontür, puan, promosyon kazanınma endekslenmiş bir garip kurgunun içinden geçiyorken, çevreyi ve aynı zamanda içimizi kirlettiğine tanıle olduğumuz teknoloji ürünleri, cazibeleriyle bizi çepeçevre kuşatıyorken, sözüm ona modem 'beton yenilik'ler her geçen gün çoğalıyorken, doğanın ve/ya kültürün var ettiği nice değeri geri çağırarnayacağımız bir rneçhule postalıyoruz. Genç Werther'in Acılan'nda 'en küçük bir gezintimiz mf!jlonlarca haşaratın mahvma sebep olur' diyen Goethe, kendisinden yüz yetmiş beş yıl soma insanoğlunun tanık olmale dururnunda kalacağı acılan tahayyül edebilir miydi? Açıleçası ben kendi adıma, 'modem' sözcüğünün gerçek anlarnda içerdiklerini öğrendikten soma onu telaffuz ederken özenli ve diklcatli olmaya gayret ediyorum. Gönül gözüyle algılayıp dünyayı iki kapılı han, hayatı ise uzun ince bir yol olarak yorumlayan Aşık V eysel, 'bu acayip sır da senin' diyerek kendini eleştinnek bahsinde nice ustanın yüzlerle yıldır söylernek istediğini şerh etınekte. Görme yetisi balışedildiği halde kör olaniann göremeyeceği, Shealeespeare'in Kral Lear'iyle özdeşleşebilecek bir tür çıplale hakikat durumu. İnsanoğlunun 'üwinden canı dışında her şryi alındığında yüz yüze kalacağı hakikat'. Kendisini 'yoksul, çıplak, iki hacaklı canlı' durumuna düşüren kralın, kader ve sefalet sınırlannı aşabileceği gerçeğini, ancak iktidardan doyup onu reddedişiyle yakalayabilme melekesini gerçekte kaç yürek özürnsüyor dersiniz? Terörün ne olduğunu, iyi kurgulamnış iki canlı bomba, en güvenlikli! ikiz kulelerini yerle bir etınezden önce algılayarnayan - algılarnale istemeyen- 'Büyük Ağabey'in durumu, hastınlmak istenenierin simgesi gibi, modernizmin dünyayı getirdiği noktayı açıkça tanımlıyor. Nietsche'nin deyişiyle 'uçuruma bakarzarsa uçurumun da onlara bakacağı kor!..'usuyla' bulaşrnaktan, özdeşleşrnekten, hatta göz göze gelrnekten ne kadar uzak dursalar da, rnüsebbibi olduklan fetaleetler elbette kendilerini metrolarda, borsa binruannda, görkemli alış veriş merkezlerinde er ya da geç yalcalıyor, vuruyor; korkanz vurmaya da devarn edecek. Yaradılışın ilk evresi olan altı bin yıllık altın çağdan; hani erkeğin fizild gücünden, kadınınsa -meşhur ama rneş'urn- haklani'ndan habersiz, mevsimin günlük güneşlik olduğu o sonsuz rnutlulule döneminden bu yana neler değişti? Popüler mitoloji, rnitoslar, inanç sistemleri hiç mi öğretici olmadı? Çok tanrılı dönemlerden bunca asır soma isimlerin putlaştırılrnale istendiği, paranın Tamı ile yer değiştirdiği bu global dünyada artık herkesin ışığı getiren Prorneteus ile kendisini özdeşleştinnek istediği bir felaleetler çağının orta yerinde; sipersiz, savunrnasız, çırıl çıplak bir şimdiki zarnandayız. Cüneyd Arcayürek, çekiç gibi indiriyor üzerimize, nasıl 'ayaldann baş olduğu'nu: 'Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı ayda on iki mi!j7a1~ milli takı-

18 232 ULUSLARARASI BURSA TASAWUF KÜLTÜRÜ SEMPOZYUMU mımn başma getirilen futbolcusu ise 120 mi!yar lira maaş alryor' diyerek. Ne ibret verici! Fıçısının içinde yaşarken Büyük İskender'e Diyojen'in 'Gölge etme başka ihsan istemem' diyebilmiş olmasından asırlar sonra, yağa bulannuş yanık teniyle yatarken önüne geçip güneşini kapatanlara günümüz gencinin bu sözü seslendirilmesi aynı olabilir. mi?. Solcrates boşuna mı 'yalınayak' dolaştı, öğrencisinden tek kuruş kaby.l_ etmeden, bir lol<rna bir hırka yaşadı peki? ;_. Jean S hi n oda Bol en, rüyalara büyüteçle- balana yı istemenin, sembolik bağlantılar kurarak benliği keşfe çıkmalda eşaeğer olduğunu söylüyor. İncelenip yorurnlanmarnış her rüyayı, açılmamış bir mektuba benzetiyor Bolen. Belki de içgörü becerisiyle tefsir edilmiş her rüya ve her eşzamanlı olay kendi içimize bal<rnal( için davettir. Evrenin ruhuyla telepatik bağ kurmak, kolektif bilinçdışı ile senli benli olmak, olaylara 'durugörü' yetisiyle yaklaşmal(tır. Kolektif bilinçdışı ise, hepimiz sanki bir bütünmüşüz, bu kadar çok bireye, canlı türüne, varlığa bölünmemişiz, sanki çevremiz bizim bir parçamıznuş gibi hareket eder. Eşzamanlılık evrelerinde diğer zamanlardan/anlardan farldı olara!( 'ben' artık yalnız değildir, 'bir olma' duygusu ile sarrhalanır. F. Attar durugörü sahibi bir bilge olarak hatırlatır: 'Ne geçmişten haber ver, ne gelecekten. Ömrün içinde bulımduğım andan başka bir şry değil'. Niye yaratıldığımızı sorgulamaksızın yaşayıp gidiyoruz. Dinlemek yerine konuşmak istiyoruz. Sesiere kapalıyız. 'Sen kulaksm, kamil ise dildir. Söz sqylemek için önce dinlemek gerekir. Söze, kulak Jlenne yolwidan gir'. diyen Mevlana, yarışlardan kurtulma yı da salık veriyor: 'Ey yürüyerek giden, atlı ile yanşta inat etme. Kazanman imkansızdır.' Her şeyin bir nedeni olduğunu düşünmüyor, rastlantılara inanmak istiyoruz. Oysa eşzamanlı rastlantılar ayna gibiler. Olgunlaşmak için ona daha dild(atli bal<rnak durumundayız. Eski Ahit'te, her şeyin bir mevsimi ve göklerin altındald her şeyin bir zamanı olduğu söylenir. Yine kutsal ldtap 'İstıyin, o size verilecektir. Araym bulacaksmız. Kapryı çalm, o size açılacaktır' derken, Eşrefoğlu Rumi, nefsi temizleyecek dört temel mertebenin birincisinde yedi büyük nefis canavarını alt etmek gerektiğini söyler: Hırs, haset, şehvet, öfke, cimrilik, ldn ve ldbir.. İlginçtir, Dante'nin İlahi Komedi'sinde zilcredilen yedi büyük günal1 da oburluk, açgözlülük, tembellik, şehvet, ldn, haset ve ldbirdir. Birbiriyle bu denli örtüşen bu ild farldı söylemden yüzlerle yıldır hiç mi ders almadık? 'Çile'nin şairi 'Lugat, bir isim ver bana lıalimden/heı*esin bildiği dilden bir isim/eski esbaplanm tutun elimden/aynalar sqylıyin bana, ben kimim' diyordu. Pekala bazen hepimiz kim olduğumuzu unutuyor, Dostoyevski'nin 'Öteld'sine dönüşüyoruz. Kafka'nın 'Gregor Sarnsa'sı gibi insan/böcek Hdlemiyle kıvrandığırnız sahalllara uyanıyor, O. Atay'ın 'Tutunamayanlar'ından biri olup umarsızca Beckett'in 'Godôt'sunu bekleyip duruyoruz. Oysa 'öğrenci hazır olmadan öğretmen gelmez'. Bu kadim Çin özdeyişi belki tüm za-

19 MODERNiTE VE TASAWUF 233 manlara seslenen bir yardım çağrısı. Evren saatinin uçsuz bucaksızlığı içinde 'şimdi' diye bir kavramın yeri yok iken, yani şimdi dediğimiz şu an bile daha biz bunu telaffuz edesiye tarih oluyorken, hepimizin aslında 'bir ağaç gibi tek Jle lıür ve bir annan gibi kardeşçesine' yaşamak istediğimiz bu ahir ö mürde, Mevlana'nın altı yüz küsur yıl öncesinden söylediği sözler bize hala rehber, öğretmen olamaz mı? 'Ey zengin! Sen Alla/ı'm huzuruna yüz ÇUllaZ altm götürsen, Cenab-ı Hak buyurur ki: Ey getirdiği yükler altmda iki büklüm olan kişi, bana gönül getir, gönül... ' 'Benliğime lanet!' demeyi unuttuk. Kimse de artık bize 'Edep ya HCı!' diye haddimizi bildirmiyor. Oysa ölümsüz din bilgini İmam Gazall'nin 'Arifler mecaz çukurundan Jıakikatin doruğuna yükseldiler de göz göre göre Jlarlıkta Allalı'dan başkasımn olmadığım gördüler' şeklindeki sözleri daha on asır önce seslendirilmişti. Biz ama hedef büyütmeye devam ettik. Kendimizi kendimizce ve ayıu aymazlıktaki birilerinin de onay ve yardal(çılığıyla yüceltip yerleştirdiğimiz tepenin boyutlan yükseldikçe un ufal( olduk, küçüldük. Yazımızın başında, merınerin içindeld meleği görüp onu özgür bıralancaya kadar taşı yontan Michelangelo'dan söz etmiştik. 'j\1enııer ne kadar küçülürse, luykel o kadar bqyür' _diyen aynı ustanın, bu bildirinin özeti de sayılabilecek bu sözlerine bir başka ulu ismin, yine ve ille Mevlana'nın sözlerini ekleyerek son noktayı koyınak isteıim: 'Aşıklar nuydmıda, ancak scl'gili gizli'.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Bir evden öte; cennetten ilham almış bir köşeye hoş geldiniz.

Bir evden öte; cennetten ilham almış bir köşeye hoş geldiniz. Bir evden öte; cennetten ilham almış bir köşeye hoş geldiniz. 29.000 metrekarede, 32 konutluk ilk etabını sizlerle buluşturan Aden Ballıkpınarı, toplam 78 adet özel villa ile kurgusunu tamamlayacak. 4

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

BAKU OLİMPİK STADYUMU

BAKU OLİMPİK STADYUMU BAKU OLİMPİK STADYUMU Azerbaycan Baku de şehrin yeni simgelerinden biri olmaya aday Baku Olimpik Stadyumu kent merkezine girişte, Haydar Aliyev Bulvarı ile Büyük Şor Gölü sınırında, Azizbeyov Kavşağı ile

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz?

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Üniversitelerin, kültürel sermaye sinin en başında kuşkusuz bilimsel araştırmalar ve bilimsel yayınlar gelir. Kültürel sermaye ne denli yoğunlaşmış ve ne denli geniş bir alana

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

Konu: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler ve tarihi eserler mi yoksa tesisler mi daha etkilidir.

Konu: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler ve tarihi eserler mi yoksa tesisler mi daha etkilidir. Konu: Turizmin gelişmesinde doğal güzellikler ve tarihi eserler mi yoksa tesisler mi daha etkilidir. A Grubu: Turizmin gelişmesinde doğal güzelliklerin daha etkili olduğunu savunuyor. Birinci Konuşmacı:

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

YAZ 2015 SAYI: 305. şehir tanıtımı

YAZ 2015 SAYI: 305. şehir tanıtımı YAZ 2015 SAYI: 305 58 59 şehir tanıtımı Çin in fuar şehri: Guangzhou GUANGZHOU, ZİYARETÇİLERİNE HEM TİCARET HEM ZİYARET İMKANLARINI BİR ARADA SUNUYOR. BAŞAR KURTBAYRAM TUR REHBERİ şehir tanıtımı 60 61

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu Bir Varmış Dünya Yokmuş İnsan. Onun deyimiyle dünyanın en akıllı canlısı. Dünyanın fiziki varlığından bu yana hiçlikten üretilen onca iğne ipliğin, teknolojinin ve tanımların,

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi REKABETE HAZIRLIK KENDİ YILDIZINI YAKALAMAK Prof. Dr. Acar Baltaş Psikolog 28 Şubat 2014 MOTİVASYON Davranışa enerji ve yön veren, harekete geçiren güç Davranışı tetikleme

Detaylı

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik

Liderlikte Güncel Eğilimler. Konuşan Değil, Dinleyen Lider. Şeffaf Dünyada Otantik Lider. Bahçevan İlkesi. Anlam Duygusu Veren Liderlik Video Başlığı Açıklamalar Süresi Yetkinlikler Liderlikte Güncel Eğilimler Konuşan Değil, Dinleyen Lider Son on yıl içinde liderlik ve yöneticilik konusunda dört önemli değişiklik oldu. Bu videoda liderlik

Detaylı

Senenin Son Yenilikleri

Senenin Son Yenilikleri Senenin Son Yenilikleri 000 Genel Bilgiler Bisküviyi Çaya Yatay Bandırın Bilimcilerin böylesi gerçekleri ortaya çıkarması sizce de şahane değil mi? Yazar: Rik Kuiper 150: Psikoloji Başarıya Götüren Aile

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

İZMİR VE FAYTON; BİR KİMLİK İMGESİ

İZMİR VE FAYTON; BİR KİMLİK İMGESİ İZMİR VE FAYTON; BİR KİMLİK İMGESİ ATAY, Çınar, KIRAÇ, Suna İnan. 19.yy İzmir Fotoğrafları Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Ens. Yayını. s.93 (1997) HAZIRLAYAN: SENEM ÖZGÖNÜL Kasım 2007 İZMİR VE FAYTON;

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Üç duygusal/duyumsal çıkış

Üç duygusal/duyumsal çıkış Şen Şen Bir Psikoterapi Mümkün Mü? İlker ÖZYILDIRIM Üç duygusal/duyumsal çıkış Cem yılmaz Sıkıcılaşan/ monotonlaşan psikoterapi dili Dertli olmak & derdi olmak Şen: Neşe, kahkaha, sevinç, coşku Kalabalık,

Detaylı

BAKA BULUŞMALARI -I-

BAKA BULUŞMALARI -I- BAKA BULUŞMALARI -I- Onur Konuğu Isparta Belediye Başkanı Y. Mimar Yusuf Ziya GÜNAYDIN Tarih 01 Ekim 2010 Cuma Saat 10:00 Katılımcılar Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Uzmanları Batı Akdeniz

Detaylı

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik.

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Şebnem GÜZELOĞLU 21302293 TURK 102-25 İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Dünya üzerindeki insanların hepsine Yapmayı en çok istediğin şey nedir? diye sorsak, muhtemelen çoğundan alacağımız

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN MUTLU BİR ÜZERİNDE YÜKSELİR...

SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN MUTLU BİR ÜZERİNDE YÜKSELİR... YAŞAM MUTLU BİR SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN ÜZERİNDE YÜKSELİR... İnşaat dünyası yeni bir vizyonla tanışıyor. Bu bir yaşam ve gelecek vizyonu. Bu vizyonun geçmişinde güç, temelinde güven var. İş dünyasının ve Türkiye

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

Erasmus programı ile gidilebilecek en iyi 10 şehir

Erasmus programı ile gidilebilecek en iyi 10 şehir 1 / 6 2014/11/14 17:03 Erasmus programı ile gidilebilecek en iyi 10 şehir Öykü Çetin Radikalist / 09/11/2014 Erasmus projesi her yıl yüzlerce öğrenciye farklı ülkelerde eğitim alma fırsatı sunuyor. Peki,

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

İşleyiş ile ilgili noktalar. Psikolojiye Giriş. İyi Bir Yaşam: Mutluluk Ders 20. Terapi işe yarıyor mu?

İşleyiş ile ilgili noktalar. Psikolojiye Giriş. İyi Bir Yaşam: Mutluluk Ders 20. Terapi işe yarıyor mu? İşleyiş ile ilgili noktalar Psikolojiye Giriş İyi Bir Yaşam: Mutluluk Ders 20 Okuma raporları tamamlandı Yazılı ödebler tamamlandı Deney katılımları 7 Mayıs'a kadar Pazartesi günü final sınavı Eski final

Detaylı

H e r Y o l R o m a ya Ç ı k a r

H e r Y o l R o m a ya Ç ı k a r H e r Y o l R o m a ya Ç ı k a r İtalya nın başkenti Roma yüzyılların tarihini görmek için dünyada mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir şehir. İlk gittiğim günden beri hayran olduğum bir şehir. Sizin de

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat

Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Suriyeli Mülteci Çocuklar ile Dışavurumcu Sanat Ezgi İçöz, MA 24 Haziran 14 Salı Tammam Azam Inside Outside Project: Gazeteci ve fotoğrafçılar ile çalışmak Motivasyon farklılıkları ve etik Çalışma süresi

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Mustafa ŞAHİN 29 Eylül 2015 Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Geçtiğimiz hafta İngiltere de Londra nın güneydoğusunda şirin bir kasaba ve üniversite şehri olan Greenwich teydik. Kasabadan adını

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

MERT YAVAŞCA RESILIENCE

MERT YAVAŞCA RESILIENCE MERT YAVAŞCA RESILIENCE Sergi Sponsorları MERT YAVAŞCA RESILIENCE 17.03-11.04.2015 Hafızasında Gerisi Gelmeyen Birkaç Hayal Vardı. A. Hamdi Tanpınar, Huzur Benim gibi insanlar der Hans Bellmer, hafızaya

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN İÇİNDEKİLER İlk Söz /9 Hayatı ve Sanatı /17 Paris'te Resim Dersleri /19 İstanbul'a Dönüş /20 "Doğululuk" Eğilimi /23 Kadın Figürleri /25 Bilimsel

Detaylı

SÖZCÜKTE ANLAM. Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Terim Anlam Sözcükler Arasý Anlam Ýliþkileri Anlam Olaylarý Söz Öbeklerinde Anlam

SÖZCÜKTE ANLAM. Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Terim Anlam Sözcükler Arasý Anlam Ýliþkileri Anlam Olaylarý Söz Öbeklerinde Anlam SÖZCÜKTE ANLAM 1 Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Terim Anlam Sözcükler Arasý Anlam Ýliþkileri Anlam Olaylarý Söz Öbeklerinde Anlam BADEM AÐACI Ýlkbahar gelmiþti. Hava bazen çok güzel oluyordu. Güneþ

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Yaşama Hakkı Nerede?

Yaşama Hakkı Nerede? Sayı:3 Ocak 2009 Yaşama Hakkı Nerede? T K TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ TIP ÖĞRENCİLERİ KOLU FAKÜLTE DOKU muza Sahip Çıkalım Erdem Erkoyun Akdeniz TÖK görevlendirildiği; hiçbir tanımı olmayan konumu

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Hayırların babası olarak anılan,

Hayırların babası olarak anılan, Rukiye ÖZ Koruyucu Aile Bu Çocuklar Bizim Değerlerimiz Hayırların babası olarak anılan, kimsesizlere sahip çıkan 2. Murat ın Döneminde Halka hizmet, Hakk a hizmettir anlayışı ile güzel hayırların yapıldığı

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Kent ve İnsan İlişkisi. Yrd. Doç.Dr. Çiğdem Vatansever 22 Şubat 2013

Kent ve İnsan İlişkisi. Yrd. Doç.Dr. Çiğdem Vatansever 22 Şubat 2013 Kent ve İnsan İlişkisi Yrd. Doç.Dr. Çiğdem Vatansever 22 Şubat 2013 Akış 1. İnsan ve Mekan İlişkisi 2. Kent olarak Çerkezköy 3. Sonuç Çalışma ve mekan Temel konular Isıve aydınlatma Açık ofisler Maliyet

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

İSFAHAN I GÖRÜNCE ŞAŞIRDIM. Nüfusun En Az Yüzde Kırkı Türkçe Konuşuyor... Ülkeyi 1925 e Kadar Türkler Yönetmiş...

İSFAHAN I GÖRÜNCE ŞAŞIRDIM. Nüfusun En Az Yüzde Kırkı Türkçe Konuşuyor... Ülkeyi 1925 e Kadar Türkler Yönetmiş... İSFAHAN I GÖRÜNCE ŞAŞIRDIM Nüfusun En Az Yüzde Kırkı Türkçe Konuşuyor... Ülkeyi 1925 e Kadar Türkler Yönetmiş... Şaşırdım İsfahan ı görünce... Şaşırdım... Çünkü, İran a giderken, sevgili eşim de gelmek

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

Çocuklardan Tanrıya Mektuplar

Çocuklardan Tanrıya Mektuplar Çocuklardan Tanrıya Mektuplar ABD de ilkokul öğrencilerine, Tanrıya ne söylemek isterdiniz şeklinde bir teklif sunulmuş. Bu cevaplarda, o yaştaki öğrencilerin kafalarındaki tanrı algısı ve tasavvuru ortaya

Detaylı

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele ŞEBNEM İŞİGÜZEL 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

"Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar" iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden

Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden O O LY F RT L Kİ Ş E İS PO "Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar" iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden başlamıştır. Çocukluk döneminde,

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

[Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine)

[Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine) [Kurban Duaları] (ondalık-sunu-sadaka üzerine) ONDALIK-SUNU-SADAKA Kurbanlarımızı şükran ve dua ile sunarız. Bu kurbanları dua ve tapınmanın bir parçası olarak, övgü ve şükran sunusu olarak Tanrı ya sunarız.

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI ŞEHİR TANITIM YAYINLARI 1 Yayın Adı: Şiir Şehir Urfa Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi Hazırlayan: Mehmet KURTOĞLU Sayfa Sayısı: 160 Toplam Baskı

Detaylı

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek Tarih: 19.01.2013 Sayı: 2014/01 İSMMMO dan Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı Raporu Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek İSMMMO nun Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı adlı

Detaylı