Temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır."

Transkript

1 Bilgiyurdu Gençlik Dergisi YIL: 2 SAYI: 12 MART - NİSAN 2009 İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR ÜCRETSİZDİR Temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.

2 2 İçindekiler BİLGİYURDU GENÇLİK DERGİSİ YIL: 2 SAYI: 12 MART - NİSAN 2009 İKİ AYDA BİR ÇIKAR ÜCRETSİZDİR. SAHİBİ: Bilgiyurdu Gençlik Eğitim ve Kültür Derneği Adına Dernek Başkanı Mustafa ÖZTÜRK YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ: Mustafa İLHAN YAZIŞMA ADRESİ: Sahabiye Mahallesi Otağ Sokağı Kamer Apt. A Blok Nu: 4/3 Kocasinan/KAYSERİ TELEFON: (0352) WEB: E-POSTA: GRAFİK TASARIM: DEĞİŞİM AJANS (0352) BASKI: ORKA MATBAACILIK SAN. TİC. LTD.ŞTİ. OSB 43. Cad. No: 11 KAYSERİ (0352) Yazılar yayınlansın ya da yayınlanmasın iade edilmez. Yazılarda kısaltma yapılabilir. Hukuki sorumluluk yazarlara aittir. İÇİNDEKİLER Mustafa ÖZTÜRK Gündeme Bakış...3 Prof.Dr. Cihan DURA Nüfus...5 Yrd.Doç. A. Vehbi ECER Destanlarımız...7 Mehmet ÇAYIRDAĞ Sadrazam Beyannamesi...9 Yrd.Doç.Dr. Kadir ÖZDAMARLAR Hacı Mümin Akan...11 Yrd.Doç.Dr. Kadir ÖZDAMARLAR Prof.Dr. Ahmet Uğur İle Röportaj...14 Mustafa Aykut AKŞİT Ekonomik Krizler (3)...18 Aşık SEZİNİ 4 Nisan 1997 (Şiir)...20 Prof.Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN Ateşle Oynuyorsunuz...20 Mustafa İLHAN 1 inci ve 23.üncü Dönem TBMM...21 İbrahim GÜNGÖR Öğrenmeyi Öğrenme...24 Yunus Emre ÖZKAN Hainlik Korkunç Bir Hastalıktır...26 Ziya GÖKALP Çanakkale (Şiir)...28 Özlem AKŞİT Dr. Rasim DENİZ Muncısunlu Şair Remzi Efendi...32 Hakan BOZDOĞAN Kafkaslarda Perestroyka...33 Ahmet ALTAY Söz Müzik...35 Yusuf BİLTEKİN Milli Mücadele de Bor ve Halit Mengi...36 UNUTMADIK... UNUTMAYACAĞIZ

3 3 Mustafa ÖZTÜRK Gündeme Bakış ERBİL DEKİ TOPLANTI - TIRMANAN BÖLÜCÜLÜK Türkiye de Kürtçü bölücülüğün hangi noktaya tırmandığını anlamak için şu iki olaya bakmak yeter: Birincisi, geçen ay Irak Bölgesel Kürt Hükümetinin merkezi Erbil de yapılan barışı ve demokrasiyi birlikte aramak adlı toplantı İkincisi, DTP Başkanı Ahmet Türk ün TBMM de yaptığı Kürtçe konuşma Abant Toplantıları nın 18 incisi olan Erbil toplantısı, ABD de ikamet etmekte olan Fethullah Gülen in bağlılarınca düzenlendi. Bölgesel Kürt Devleti nin bayrağı altında yapılan ve tüm Kürt sorunlarının ele alındığı toplantıyı, The Economist dergisi, sıra dışı bir dostluk olarak değerlendirdi. Sıra dışı, alışılmamış denmesinin sebebi, Türkiye den Barzani ye ve bölgedeki ABD politikasına çok açık ve beklenmeyen bir desteğin verilmiş olmasıdır. Söz konusu toplantıda ele alınan konu ve yapılan konuşmaları değerlendirdiğimizde şu hedeflerin planlandığı anlaşılıyor: 1- Bölgesel Kürt Devleti ni Türk halkına şirin göstermek. 2- Bu devletin Türkiye tarafından tanınması için Türk kamuoyunu hazırlamak. 3- Yeni Osmanlıcılık ın bir gereği olarak, Türk ulus devleti yerine Türk-Kürt federasyonunun fikri alt yapısını oluşturmak. Bunlar çok dehşet şeyler. Düşünülmesi bile vahim. Talepler sadece bunlar da değil. Kerkük ün Kürt bölgesine bağlanması ve Türkiye de Kürtçe eğitime geçilmesi gibi istekler birbirini izliyor. Kuzey Irak ta yapılan toplantıda, bu bölgede yaşayan Türkmenlerin adı dahi yok. ABD de aynı şeyi yapmış, iki buçuk milyon Türk ü yok saymıştı. Kürtler için demokrasi isteyenler, aynı hakları Türkmenler için niçin istemiyorlar? ABD güdümü, ancak bu kadar olur. Bilindiği gibi, ABD Birinci Körfez Savaşı ndan beri Kuzey Irak ta bir Kürt devleti kurmanın peşindedir. Bu hedefi de büyük ölçüde gerçekleştirdiler. Ancak, DEĞİŞMEZ... DEĞİŞMEYECEK... I. Devletin şekli MADDE 1. Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. II. Cumhuriyetin Nitelikleri MADDE 2. Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti MADDE 3. Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı İstiklal Marşı dır. Başkenti Ankara dır. düşman devletlerle çevrili ve denize kıyısı olmayan bir Kürdistan ı yaşatmak zordur. Bu zorluğu aşabilmek için, komşu devletlerden birinin Kürdistan a razı edilmesi gerekir. İran ve Suriye, ABD-İsrail karşıtı olduklarından bunu kabul etmeyeceklerine göre, en uygun komşu Türkiye dir. Bu amaç doğrultusunda, Kuzey Irak a konuşlandırdıkları PKK yı Türkiye yi hizaya getirmek için kullandılar; Türk kamuoyunu hazırlama görevini de çeşitli adlarla çalışan Abant Platformu benzeri sivil örgütlere verdiler. Erbil toplantısına katılanların hedefleriyle ABD nin bölgesel hedefleri birbiriyle örtüşüyor. CIA mensubu Herry Barkey, Obama ya sunduğu raporda, Türkiye nin Kürdistan ı tanıması ve bu yolda Türkiye ye baskı yapılmasını talep etmiş. Benzeri talepler, Bush döneminde de Türkiye ye iletilmişti. Sonucu şimdi apaçık görüyoruz. Önceleri Barzani yi

4 4 muhatap almayan ve Talabani yi Çankaya ya kabul etmeyen Türkiye, bugün bu çekincelerinden tamamen vazgeçti. Erbil deki toplantıya Türkiye nin Musul Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı nın katılıp Kürt bayrağı altında konuşma yapması, Türkiye nin değişen politikasına birer örnektir. Kürdistan ı kurmaya çalışan devletlerden biri de İsrail İsrail, kurulduğu 1948 den beri Irak Kürtleriyle ilgileniyor. Molla Mustafa Barzani yi, Irak yönetimine karşı giriştiği tüm isyanlarda destekledi. Peşmergeler 1965 ten itibaren İsrailli uzmanlarca eğitiliyor. Kürt istihbarat örgütünü 1966 da MOSSAD kurdu, Molla Mustafa Barzani, Irak ordusuna vurduğu her darbe karşılığında İsrail den para, silah ve mühimmat aldı, ödüllendirildi. Halen Barzani-İsrail dostluğu devam ediyor. İsrail in Peşmerge aşkı nereden geliyor? Bu aşkı tarihî akrabalığa, yani Kürt Yahudilere bağlamak, yetmez; konuyu İsrail in Ortadoğu hedefleriyle açıklamak gerekir. İsrail, düşman devletlerle çevrildiği kanısındadır. Bu yüzden kendisini güvende hissetmiyor. Güvende olabilmesi için Ortadoğu İslâm devletlerinin kendisini tehdit edemeyecek kadar güçsüz, parçalanmış olmaları gerekir. Bunun yanında kendisine dost devletlerin ve devlet yönetimlerinin bulunmasını arzu eder. Gerek 1948 de başlayan Barzani-İsrail dostluğu, gerekse ABD nin Kuzey Irak ta oluşturduğu yapılar İsrail in bölgesel Kürt devletine yönelmesini sağlamıştır. İsrail in Kürdistan aşkı karşılıksız değil. Kürtler içerisinde kendilerini İsrail in tabii müttefiki sayan pek çok kişi bulunmaktadır. Bunlar, İsrail in kuruluş sürecini kendilerine örnek alıyorlar. Bu açıklamalardan sonra, bölgesel Kürt Devleti ne niçin İkinci İsrail denildiği anlaşılmıştır sanırız. Erbil de toplananlar, bu gerçekleri bilmeyen insanlar değildirler, ancak ABD politikalarının uydusu olduklarından Türkiye nin çıkarlarını hesaplayamaz ve savunamazlar. Gün olur Hepimiz Ermeni yiz, gün olur Hepimiz Kürd üz derler de Hepimiz Türk üz diyemezler. Erbil deki toplantıya katılanlar, üniter ve millî devletten, Cumhuriyet ile kazandıklarımızdan vazgeçmemizi teklif ediyorlar. Bunlardan vazgeçersek Osmanlı olur, diğer unsurlarla beraber huzur içinde yaşayabilirmişiz. Aksi halde Sevr in Türklere layık gördüğü Ortaanadolu ya çekilmeye mahkûm olurmuşuz. Çok dilliliği, çok kültürlülüğü, çok ulusluluğu kabul etmeliymişiz. Bilmiyorlar mı ki Osmanlı, artık mümkün değil Osmanlı nın son iki yüz yılının da savunulacak bir yanı yoktur. Cehaletin yol açtığı geriliği, salgın hastalıkları, Batılı emperyalist ülkelere sömürge olmayı içinize sindirebiliyorsanız Osmanlının son iki yüz yılını da savunabilirsiniz. Çeşitli din ve dilden insanların bir arada yaşamaları mümkündür ama oldukça zordur. Balkanlar ve Anadolu dan nasıl kovulduğumuzu galiba unuttuk. İmparatorluklar dönemi çoktan sona erdi. Geçen asrın başından beri de millî devletler çağı yaşanıyor. Yaşanmaya da devam edecek. Yeni Osmanlı projesi, Sakarya ve Dumlupınar da yenilenlerin Türkiye yi 1918 ortamına döndürme, Türk ad ve kültürünü silme projesidir. Türkiye ya büyüyecek ya küçülecek diyenler, ABD-İsrail kuklası Kürt devletini Türkiye ye kurdurmak düşüncesi taşıyanlardır. Bunun adı galiba Türkiye yi büyütmek oluyor. Başka bir deyişle, millî devletten vazgeçip Türk-Kürt federasyonu kurulursa Türkiye büyüyecek, aksi halde Kürtler Türkiye den ayrılacak ve Türkiye küçülecektir. Bu hesapları yapanlara şunu söylerim: Yeni Osmanlıcılık ve tabii sonucu olan Türk- Kürt federasyonu örtülü bir ABD projesidir. Bu projenin 1965 te devrin Başbakanı Demirel e dayatıldığını Cengiz Özakıncı, Türkiye nin siyasi intiharı Yeni Osmanlı Tuzağı adlı kitabında yazdı. Osmanlıcılık, Balkan savaşlarında, ABD mandası olma fikri de Sivas Kongresi nde tarihe gömüldü. Bu köhnemiş düşünceleri Osmanlı adının cazibesinden yararlanarak diriltmeye çalışmak boşuna bir uğraştır. DTP Başkanı Ahmet Türk ün TBMM de Kürtçe konuşma yapması ise Türk devletine, devletin yasalarına, devleti temsil eden tüm kişi ve kurumlara bir meydan okumadır. Ben sizi ve yasalarınızı tanımıyorum, demektir. Bu meydan okuma, DTP tarafından değişik şekillerde tekrarlandı. Ancak, üstüne alınan olmadı. Çünkü, devlet şuurları yok. Tüm yetkililere soruyoruz: Kürtçü bölücülere, DTP ye suç işleme özgürlüğü tanındı da haberimiz mi olmadı? Anayasa da nitelikleri belirtilen Türkiye Cumhuriyeti ni ülkesi ve milletiyle iç ve dış düşmanlara karşı korumak gibi bir göreviniz yok mudur? Madem Kürt bölücülüğüne taviz üstüne taviz verecektiniz, binlerce mehmetçiği niçin şehit verdiğimizi söyler misiniz? Türkiye, çok kritik on sekiz aya girdi. Çünkü ABD, on sekiz ay içinde Irak tan çekileceğini açıkladı. Bu zaman zarfında, ABD işbirlikçileri Irak ve Türkiye de faaliyetlerini hızlandıracaklar ve görevlerini tamamlamaya çalışacaklar. Bölgesel ve ABD- İsrail kuklası Kürt devletini Türkiye ye kabul ettirmek için her yol denenecek. Şemdinli benzeri olayları tezgâhlayabilirler. Türk halkı çok dikkatli olmalı. Yönetim uyanık durmalı.

5 5 EKONOMİK GELİŞMENİN BELİRLEYİCİLERİ: NÜFUS Prof.Dr. Cihan DURA - Bir ülkenin kişi başına gelirinin, arzu edilir yapısal değişmeler eşliğinde sürekli olarak artmasına ekonomik gelişme denir. Acaba bu olgu hangi faktörlere bağlı olarak meydana geliyor? Bir ülkenin ekonomik gelişmesini belirleyen başlıca faktörler nüfus, doğal kaynaklar, sermaye birikimi ve teknolojik ilerlemedir. Bu yazıda söz konusu faktörlerden nüfusun etkileri üzerinde duracağım. Bir ülkenin nüfusunun ancak belirli bir kısmı üretim faktörü, yani işgücü niteliğindedir. Bir ülkede üretime katılabilecek durumdaki nüfusa, aktif nüfus denir. Aktif nüfus/toplam nüfus oranı na nüfus un faaliyet oranı ya da işgücüne katılım oranı denir. Aktif nüfus u oluşturan bireylerin hepsi aynı nitelikte değildir. Nüfus değişik yeteneklere sahip, çeşitli seviyelerde öğretim ve eğitim görmüş, deneyim kazanmış kişilerden oluşur. Aktif nüfus içinde vasıfsız, düz işçilerin yanı sıra, vasıflı, orta ve yüksek kalitede elemanlar da bulunur. Nüfus ekonomik gelişmeyi biri olumlu, öbürü olumsuz olmak üzere iki şekilde etkiler. I) NÜFUS ARTIŞININ OLUMLU ETKİLERİ Emek, yani işgücü bir üretim faktörüdür. Nüfus artışı işgücünü artırır; pazarı büyütür. İşgücü artışı bir yandan üretimi, bir yandan da talebi artırır. Çünkü üretilen malları satın alıp tüketecek bireyler çoğalmaktadır. Nüfus artışı bu yönleriyle ekonomik gelişmeyi olumlu etkiler. Gelişmenin gerçekleşmesi için üretime katılan aktif nüfusun sayısı veya üretime katılma süresi arttırılabilir, aktif nüfusun nitelikleri iyileştirilebilir. a) Fiilen çalışan insan sayısıyla, yani aktif nüfus miktarı ile refah seviyesi arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Öyleyse yapılacak ilk iş, üretime daha fazla işçinin katılmasını sağlamak, bunların da olabildiğince daha uzun süre çalışmalarını temin etmek olmalıdır. Aktif nüfusu besleyen ilk kaynak, nüfusun artış hızıdır. Bu hız bilindiği gibi gelişmiş ülkelerde düşük, azgelişmiş ülkelerde yüksektir. Artan nüfustan çalışma çağına girenlerin, yani aktif nüfusa katılabilecek olanların, fiilen çalışır duruma sokulması lazımdır. b) Aktif nüfusu besleyen ikinci kaynak, faaliyet oranıdır; bu oran yükseltilebilir. Bu amaçla örneğin gençler, öğretim süreleri kısaltılarak bir an önce üretime sokulabilir; kadınların üretime daha geniş oranda katılmaları sağlanabilir. Çalışma süresi uzatılabilir. Bu sonuncusu belki, hemen bütün ülkelerde görülen uygulamaya aykırı düşmektedir. Ancak özellikle azgelişmiş ülkelerin, sorunlarını bir an önce çözmeleri gerekmektedir. Dolayısiyle çalışma süreleri işgücünü yıpratmayacak, yormayacak, iyi saptanmış sınırlar içinde uzatılabilir. c) Üçüncü olarak işgücünün nitelikleri iyileştirilebilir. Nüfusun sahip olduğu niteliklerle üretim arasında yakın bir ilişki vardır. İyi eğitilmiş, tecrübeli işçi ve teknisyenlerin sağladıkları verim

6 6 yüksek; buna karşılık eğitilmemiş, tecrübesiz insan gücünün sağladığı verim düşüktür. İkinci Dünya Harbi ni izleyen yıllarda, iyi yetişmiş insan kaynaklarına sahip olan Almanya gibi ülkelerin, savaşın doğurduğu çöküntüleri kısa zamanda gidererek üretimlerini artırmaları buna iyi bir örnektir. Nüfusun niteliklerini yükseltmek öğretim ve eğitimle, yani insana yatırım yapmakla mümkün olur. Bu da, bilindiği gibi uzun süre ister, büyük çaba ve para harcaması gerektirir. II) NÜFUS ARTIŞININ OLUMSUZ ETKİLERİ Nüfus artışının olumsuz etkilerine gelince, bunlar statik ve dinamik açılardan farklı şekillerde karşımıza çıkar. a) Statik açıdan yani kısa dönemde hızlı nüfus artışı kişi başına düşen millî geliri azaltabilir. Eğer nüfus artış oranı millî gelir artış oranından fazla ise, kişi başına gelir düşer. Şu sebeple ki belli bir millî gelir ya da düşük oranda artan bir milli gelir, kalabalık bir nüfusa ya da daha hızlı artan bir nüfusa bölüneceğinden, kişi başına millî gelir düşük çıkacaktır. Bu da ekonomik gelişmenin olumsuz etkilenmesi, zorlaşması ve gecikmesi anlamına gelir. Bu durum en çok, nüfus artış oranı yüksek, sermaye birikimi yavaş, teknoloji düzeyi geri olan az gelişmiş ülkelerde kendisini gösterir. O zaman nüfusun, diğer üretim faktörleriyle uyumlu olarak artması kendini gerekli kılar. Başka bir deyişle nüfusu hızlı artan ülkelerin gelişmeleri, nüfus artışı yavaş olan ülkelere oranla daha hızlı bir sermaye birikimi gerektirecektir. b) Nüfus artışı ile kişi başına düşen milli gelir ilişkisi dinamik açıdan ele alındığında, nüfus artışının kalkınmayı engelleyip engellemeyeceği hususunda azalan verimler yasası belirleyici olarak karşımıza çıkar. Buna göre az gelişmiş ülkelerde sermaye ve toprak kıt faktörlerdir. Bu nedenle nüfus artışı; önceleri üretimi artırsa da daha sonraları emek başına düşen sermaye ve toprak miktarı azalacağından, üretimi düşürecektir. SONUÇ YERİNE Nüfus ve ekonomik gelişme ilişkisini Türkiye örneğinde çok genel olarak ve kısaca irdelemeye çalışalım. Türkiye de işgücüne katılım oranı nispeten düşüktür verilerine göre ortalama yüzde 49 dur. Oysa aynı oran gelişmiş ülkelerde yüzde 70 civarındadır. Aktif nüfus içinde vasıfsız, düz işçi oranı yüksek, buna karşılık vasıflı, yüksek kalitede eleman oranı istenildiği ölçüde değildir. Türkiye de uzun yıllar nüfus artış oranı yüksek olduğundan işgücü artmıştır. Bu olgu hem üretimi, hem talebi artırmış, pazarı büyütmüştür. Nüfus artışı bu yönüyle ekonomik gelişmeyi olumlu etkilemiştir. Ancak son yıllarda nüfus artışının yavaşladığını görüyoruz; dolayısıyla gelişme etkisi de artık eskiden olduğu kadar değildir (Tablo 1). Tablo 1 Nüfus artış oranı (%) Üretime daha fazla işçinin katılmasının sağlanması, bunların da olabildiğince daha uzun süre çalışmalarının temin edilmesi; üretimi artırarak refah seviyesini yükseltecektir. Bazı kurslarla işgücünün nitelikli hale getirilebilir. Ancak bugünkü koşullarda, AKP iktidarının IMF nin güdümünde bulunması böyle bir politikayı imkânsız çıkmaktadır. IMF politikaları sadece batı ya yapılanborçların ve faizlerinin geri ödenmesinin güvenceye alınmasına yönelik olduğundan, bu tür politikalar beklemek ancak hayalperestlik olur. İşgücünün niteliklerinin iyileştirilmesi ekonomik gelişmemiz açısından son derecede önemlidir. Aktif nüfusumuz ne kadar iyi eğitilmiş ve deneyimli olursa verim o kadar yüksek olacaktır. Ancak bu bir uzun dönem sorunudur, Son 30 yıldır ihmal edilmiştir ve bu affedilmez bir hatâdır. Çünkü bir kuşağın yeterince eğitilmemesi, ondan sonraki birkaç kuşağın kalitece düşük olması anlamına gelmektedir. Tablo Millî gelir artış (%) Yukarda belirttim, son yıllarda Türkiye de nüfus artış hızı yavaşlamıştır. Ancak yanı sıra millî gelir artışları da istikrarsızlaşmıştır (Tablo 2). Sonuç; kişi başına gelir artışlarının da istikrarsızlaşması, artış eğiliminin kırılması, başka bir deyişle büyümenin yavaşlaması olmuştur. Reel sermaye birikiminin duraklaması da bu eğilimi ayrıca pekiştirmiştir. AKP döneminde büyük âlayişle ilan edilen gelir artışları; ithalatın, tüketimin, borçlanmanın ve birtakım istatistik tanım değişikliklerinin ürünüdür.

7 7 TÜRK MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZÜN KAYNAKLARINDAN BİRİ DESTANLARIMIZ Yrd.Doç.Dr. A. Vehbi ECER - Erciyes Ü. Emekli Öğr. Üyesi - El. Mek.: Destan kelime olarak tarih öncesi kahramanlarla ilgili kahramanlık hikayelerini ve olağanüstü olayları anlatan koşma biçiminde yazılmış edebî eserlere verilen addır. Yakın zamanlarda biçim ve içerik yönünden, edebî şeklin terk edilerek geleneksel destanlardan ayrılarak serbest vezinle yazılmış kahramanlık şiirlerine de destan denilmiştir. Destanlarda sadece zaferlerle dolu kahramanlıklar anlatılmaz, yenilgiler, felaketler de anlatılır. Meselâ Türk Millî Destanı Oğuzlama da (Bursa 1971, II, 99) Kazan Bey in karargâhının basılması, yakılması, yağmalanmasının anlatımı (ki uzuncadır) şöyle başlar: Gece ortası: // Ateşler içindedir // Kazan Bey in ordası (karargâhı)! // Kâfir ne taş yürekli! // Dokuz kubbeli dokuz direkli, // İbrişim ipli, gümüş kazıklı çadır // Yanıyor çatır çatır // Bir iş ki alçakçadır // Ancak destanlar felaketleri de anlatmakla birlikte bu felaketlerden kurtaran, milleti ümitlendirecek, kurtaracak kahramanlıkları da olayların arkasına yerleştirir. Topluma, okuyana yaşama gücü ve azmi verir. Merhum destan şairi Basri Gocul, Oğuzlama sında bu güven duygusunu şu dörtlüğünde özetler: Ey Kandaşım! Şunu zihnine koy ki: // Soyunun eşi yok altında göğün! // Soyun öylesine seçkin bir soy ki: // Onunla her yerde, her zaman öğün. Orhan Şaik Gökyay ise Destan adlı şiirinde aynı güven ve kahramanlık duygusunu şöyle dile getirir: Serhatlerde açtığın bayraklar bizim için Öpüp kokladığım şen gaza gülleridir: Savaş baba mirası, atalar hüneridir, Bastığımız her toprak şan saklar bizim için, Ruhumuzda her köşe hatıralarla zengindir. Destanların çeşitlerini edebiyat tarihlerinde bulmak mümkündür. Bunlar konularına göre millî destanlar, dinî destanlar, kahramanlık destanları, halk destanları olarak sıralanabilir. Tarih sırasına göre Türk destanları İslâm dan önceki Türk destanları, İslâmî dönem Türk destanları, günümüzde yakın tarihimizle ilgili destanlar diye sıralanır. Destanlar o milletlerin ilk tarihleridir. Destanlarda olaylar ve kahramanlar anlatılır. Kendilerini kurtaran bu kahramanların hatıraları hayal gücünün de katılımıyla efsaneleştirilir, yüceltilir. Prof. Dr. Mehmet Kaplan bu konuyu (Bk: M. Kaplan, Oğuz Kağan Destanı, İstanbul 1972, 14) şöyle açıklar: Şunu unutmamak lazımdır ki, eski çağlardaki insanlar dünyaya bizim gibi, çıplak akılcı bir gözle bakmıyorlardı. Hükümdar ve kahramanlar onlar için dinî ve efsanevî bir şahsiyete sahipti. Destanları okurken, onlarda bize masal gibi görünen unsurlara dikkat etmek gerekir. Şu halde destanların önemi tarihî hadiseleri aksettirmekten ziyade, eski çağlardaki insanların inançlarını, hayata bakış tarzlarını ve kıymet hükümlerini ihtiva etmesidir. Destanlar milletlerinin yaşama tarzını, hayat ve dünya anlayışlarını, değer yargılarını gelecek kuşaklara ileten, yaşama gücü, özgürlük ve güçlülük aşılayan eserlerdir. Bu destanlarda milletlerin günümüze ışık tutan yaşayış ve hayata bakış tarzı, tabiatı algılamaları, dinî anlayışları, çalışma metotları, hayata bağlılıkları, ideal insan tipleri, egemen olma duyguları, sanatları, terbiye anlayışları, atasözleri (Bak: Cevat Heyet, Oğuzname, Türk Kültür Dergisi, Kasım 1988, Sayı 307, 38-43) ve benzeri kültür unsurlarını (öğelerini) buluruz. Bütün bunlar o millet halkının kimlik kazanmalarını sağlar. İslâm dan önceki Türk destanlarında geçen kurt motifi günümüzde bazı kişilerce yadırganmış ve haksız tenkitlere uğramıştır. Türk kültür tarihçilerimizin bulgularına göre atalarımız hiçbir zaman hiçbir puta, ağaca, hayvana tapmamışlardır. (Bkz: A. Vehbi Ecer,

8 8 Türklerin Eski Dini, Eski Türklerde Vahdaniyet, Türklerin Eski İnançlarında İlahî Din İzleri, Töre Dergisi, , Sayı 139, 140, 141). Türklerde totemcilik de yoktur. Bütün milletlerin ilk dönemlerinde kabile adlarının veya o kabilenin türeyişlerinin bir hayvan veya bitkiye bağlanması gerçeği vardır. Bu, o hayvan veya bitkinin tapınılan totem olduğunu göstermemektedir. Peygamberimizin aralarında yaşadığı Arap boyları da bazı bitki ve hayvanlardan geldiklerini belirten adlarla çağrılırlar ve bu adlarla çağrılmaktan da gurur duyarlardı: Benu Kureyş (Köpekbalığı Oğulları), Benu Fihr (Kaya Oğulları), Benu Kelb (Köpek Oğulları), Benu Sa lebe (Tilki Oğulları), Benu l-esed (Aslan Oğulları) gibi. Türk Türeyiş destanlarında kurt ata nın bulunuşu doğrudur. Kurt Türklerde saygıdeğer bir hayvandır. Kurt, Türklerin annesi, atasıdır. Yol gösteren gök yeleli, gök tüylü devlet sembolu yiğit bir varlıktır. Bütün Türk boylarının saygı duyduğu fakat asla tapmadığı, birleştirici bir semboldür. Araştırmacı Dr. Yaşar Kalafat, Göktürklerden Günümüze Türk Halk İnançlarında Kurt adlı makalesinde (Bkz. Erciyes Dergisi, Mart 2007, Sayı 351, 15-20) kurt motifinin bugün birçok Türk boyları arasında bile önemli bir yer tuttuğuna işaret eder. Onun verdiği bilgilere göre: Erken devir Türklerinde en önemli hayvan sembollerinden biri kurttur. Türklerde türenilen varlık olarak sayılan kurtlar daha ziyade Gök menşeli olarak kabul edilmiştir Zamanla kurt, devlet, hükümdarlık ve yiğitlik gibi kavramlarla ilişkilendirilmiştir. Göktürk ve Uygur devri freskolarında kurt başlı bayrak tasvirleri görülmektedir. Gene Dr. Yaşar Kalafat ın Türk töresindeki kurt motifi için kullandığı kutlu idiler cümlesini nakletmek istiyorum. Ayrıca aynı makalede kurdun bayraklarda kullanılışının sebebini de şu cümlelerle açıklıyor: inanılan Kurt da şüphesiz Tanrı değildi, Göksel olması itibariyle Kut bulmuş olacağından sadece kutsaldı. Kut bulmuş Kağan ın bayrağına kutlu hayvan Kurt yakışırdı. Bugün bazı devlet ve dernek armalarında yer alan Bozkurt anlayışına benzer anlayış ve inanış biçimlerine başka milletlerin mitolojilerinde rastlıyoruz. Önceki satırlarda işaret ettiğimiz üzere Araplar ın nasıl ki Benu Kelb (Köpek Oğulları) kabilesi köpeği sadakati yönünden benimsediğini, Benu Fihr (Kayaoğulları), kaya gibi güçlülüğü ifade etmek için kullanmış ise Türkler de kurt gibi yılmaz ve saldırganlığını benimseyerek kabullenmiştir (Bkz: A.V. Ecer, İslâm Tarihi Dersleri, Kayseri 2000, I, ; Ü. Günay H. Güngör, Türklerin Dinî Tarihi, İst. 2007, ). Atalarımız Tek Tanrı ya, ahiret e ve öldükten sonra dirilme ye, cennet e, cehennem e iyilik yapma ve ahlaklı davranmanın gereğine inanmışlardır. Gençlerimiz ve halkımız destanlarımızla hayata daha çok bağlanmalı, kendilerine güvenlerini artırmalı, yılgınlıktan uzaklaşmalı ve Türk millî kültürü ile kültürlenmelidir. Yazımıza çağdaş destancılarımızdan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu nun Malazgirt Desta-nı ndan (İst. 1971, 48) birkaç dörtlük ile bitirmek istiyorum: Bugün bu er meydanına Göz kırpmadan girilmeli! Yırtılmalı çelik zırhlar Tunç miğferler kırılmalı! Haydi çekin kılıçları! Zırhları delsin uçları. Görünsün Bizans burçları İstanbul da durulmalı! Savaşa giren her yiğit, Ya gazi olur ya şehit! Cesedim istemez lahit, Kaftanıma sarılmalı! Tek Tanrı inancına dayanan ve Gök Dini diye isimlendirilen din Gök Türkler in dini idi. Bu dine Tengricilik de denmektedir. Bu dinde Kağanlar da Gök de Kut buluyorlardı. Göksel bir varlık olduğuna Yaşlılarınız!.. Genciniz!.. Yoz yeleli Kurt öncünüz, Zafer olsun sevinciniz Allahhh!.. deyip vurulmalı.

9 9 MİLLÎ MÜCADELE YE KARŞI PADİŞAH EMRİ VE SADRAZAM BEYANNÂMESİ Mehmet ÇAYIRDAĞ Geçen yazımızda Milli Mücadele nin karşısında, onu isyan hareketi olarak niteleyen İstanbul dan Şeyhülislam ın fetvasını; buna karşılık Ankara dan, bu hareketin millî bir cihat hareketi olduğu hakkında, aralarında Kayseri Müftüsü Ahmet Remzi Efendi nin de bulunduğu 153 Anadolu müftüsünün fetvalarını okuyucularımıza sunmuştuk. Bu yazımızda yine Mehmet Tevfik (Biren) in II. Abdülhamid, Meşrutiyet ve Mütareke Devri Hatıraları ından aldığımız, Padişah Vahdeddin in, bu sıradaki hükümet değişikliği hakkındaki hatt-ı hümayunu (emri) nu ve hükümet başkanlığına bu şekilde dördüncü defa tekrar getirdiği eniştesi Damat Ferit Paşa nın millete beyannamesini aktaracağız. Anadolu da Mustafa Kemal Paşa ya karşı anlayışlı davranan Salih Paşa hükümetinin baskılar karşısında istifası üzerine 18 Nisan 1920 de dördüncü defa sadarete getirilen Damat Ferit Paşa ya, bu göreve getirilmesi üzerine Padişah tarafından verilen hatt-ı hümayun şu şekildedir (sadeleştirilmiş olarak): Yüksek vasıflı vezirim Ferit Paşa Senden önceki Sadrazam Salih Paşa nın istifa etmesi üzerine sadrazamlık (başvekillik) makamı, bilinen ehliyet ve dikkatinizden dolayı tarafınıza tercih kılınmış ve Şeyhülislamlık dahi Dürr-i zâde Abdullah Bey uhdesine havale edilmiştir. Kanun-ı Esasi (Anayasa) nin 27. maddesi mucibince teşkil eylediğiniz yeni vekiller heyeti (hükümet) tasdikinize sunulmuştur. Mütarekenin (ateşkes, Mondros Mütarekesi) imzalanmasından itibaren yavaş yavaş barış noktasına yaklaşan siyasî durumumuzu, milliyet adı altında meydana gelen karışıklık (Milli Mücadele) vahim bir hale getirmiş ve buna karşı şimdiye kadar alınmasına çalışılan düzenleyici tedbirler faydasız kalmıştır. Daha sonra ortaya çıkan olaylara göre bu isyan halinin devamı, Allah korusun daha vahim bir hale dönüşebileceğinden bu karışıklıkların bilinen tertipçileri ve teşvikçileri haklarında kanunî hükümlerin icrası ve fakat gafil olarak bu kalkışmaya katılmış olanlar hakkında umumi af ilânı ve bütün memleketimizde asayiş ve intizamın iade ve temini tedbirlerinin tam bir sürat ve kesinlikle yerine getirilmesi ve bütün sadık tebamızın bu suretle de saltanat ve hilafet makamına muhakkak olan değişmez bağlılığının sağlamlığı ve bu cümle ile beraber Muazzam İtilaf Devletleri (işgalciler) ile samimi ve tatminkâr bağlılık tesisine (!) ve millet ve devletin menfaatini, hak ve adalet esasına dayanarak müdafaasına özen gösterilerek barış şartlarının orta halli olmasına ve barışın (Sevr Anlaşması) bir an evvel yapılmasına gayret gösterilmesi ve o zamana kadar her türlü malî ve iktisadî tedbirlere girişilerek halkın sıkıntıya düşmesinin mümkün olduğu kadar azaltılması kesinlikle arzumuzdur. Cenab-ı Hak ilâhî yardımına mazhar eylesin. 15 Recep Nisan Mehmed Vahdeddin Bu fermanı alan Sadrazam (Başvekil) Damat Ferit Paşa, Şeyhülislam Dürr-i zâde nin daha önce yayın-

10 10 ladığımız fetvasına da dayanarak millete şu beyannameyi yayınlamıştır: Devlet-i Osmaniye bugün misli görülmemiş bir çevrilme içindedir. En hakiki manasıyla vatan tehlikededir. Millet bilmeyerek, istemeyerek sürüklendiği o dehşetli muharebede malen ve canen en büyük fedakarlıklara katlandığı halde nihayet katiyen mağlup olmaktan kurtulamamış ve o zamanki hükümet tarafından akdolunan mütareke ile galip devletlere arz-ı teslimiyet eylemiş idi. Artık bu elemli neticeden ibret alarak bundan sonra olsun, akıl ve hale uygun bir selamet yolu tutmalı idi. Fakat bu hakikat de layıkı veçhile anlaşılamadı. Birtakım kişilerin, yalnız hırs ve menfaat sebebiyle Teşkilat-ı Milliye (Kuvay-ı Milliye) unvanı altında meydana çıkardıkları fitne ve fesat bir taraftan siyasî vaziyetimizi son derece tehlikeli bir hale getirdi, diğer taraftan da muharebede uğradığımız zayiattan ve hususiyle harp senelerinde yapılan türlü türlü suistimaller ve cinayetlerden dolayı derin bir surette yaralanan mukaddes vatanımıza yeniden yeniye yaralar açtı. Birtakım çirkin hadiseler de Avrupa ve Amerika efkar-ı umumiyesinde aleyhimize şiddetli bir fikir ve cereyan peyda ve sulh şartlarının bir kat daha şiddetlendirilmesi neticesini doğurdu (tam tersine Milli Mücadele devam ettikçe Sevr şartları lehte değiştirildi). Nihayet bu hallerin tesiriyle Düvel-i Muazzama (Büyük Devletler) mütareke hükümlerini İstanbul a muvakkaten (!) askeri işgal altına almak suretiyle de tatbik ettiler. Buna karşı erbab-ı isyanın (Anadolu hareketinin) payitaht (başşehir) ile Anadolu arasındaki irtibatı kesmeye teşebbüs etmeleri ise en büyük bir hıyanet-i vataniyedir. Bu halde Teşkilat-ı Milliye denilen isyan hareketi, hem Anadolu yu korkunç bir istilaya uğratmak, hem de devletin başını gövdesinden ayırmak felaketini hazırlıyor. Bugün Millet-i Osmaniye nin en büyük düşmanları, yalancı milliyet davasıyla şahsî ihtiraslarına vatan ve milleti feda edenlerdir. Bunların öyle felaketli bir akibeti hazırlamak için buldukları çare ise ağır bir cinayet silsilesidir. Kanun-ı Esasi yi ve devletin kanunlarını ayak altına alarak ahaliden cebren para toplamak, zorla asker almak, para vermeyenleri ve böyle fena bir maksatla askerliği kabul etmeyenlere eziyet etmek, öldürmek, köyleri basıp yağma etmek, köyleri hatta kasabaları vurmak gibi fenalıklar devamlı tatbik olunmaktadır. Halbuki bu fiillerin ilâhî emirlere aykırı ve şeriat nazarında reddedilmiş olduğu, sureti ekli fetvay-ı şerife (Dürr-i zâde fetvası) ile de teyit edilmiştir. Vatan-ı Osmaniye nin duçar olduğu türlü türlü musibetlerin tamiri ve yetki ve kuvvet itibariyle uğradığımız zayiatın telafisi, lüzumundan dolayı, hükümetimiz indinde bugün her ferdin hayatı ve faaliyeti her zamandan ziyade kıymetdardır. Bu cihetle hükümet, vasıl olmak istediği hayır ve kurtuluş maksadına kan dökmeden kavuşmayı her şekilde tercih etmekle beraber devletin ve milletin hakikaten tehlike içinde bulunan hayatını ve selametini kurtarmak için yola gelmeyenleri şeriat ve kanunlar mucibince ve hatt-ı hümayun (padişah emri) ile tebliğ olunan irade-i seniye-i Hazret-i Hilafet-penahi (Hazret-i Halifenin yüce buyruğu) na uyarak yola getirmekte tereddüt etmeyecektir. Binaenaleyh, evvela isyan hareketlerinin (Milli Mücadele) tertipçisi ve teşvikçisi olanların kandırmak ve tehditlerine kapılarak ve yaptıklarının neticesi ne kadar vahim olacağını düşünmeyerek onlara iştirak edenlerden bir hafta zarfında nedamet gösterenler ve şevketlü Padişahımız Efendimiz Hazretlerine sadakat arz edenlerin yüksek aflarına mazhar olacakları, ikinci olarak tertipçi ve teşvikçilerin ve onlarla beraber harekette inat edecek olan asilerin şer an ve kanunen cezalandırılacağı ve memleketin herhangi cihetinde olursa olsun, gerek ahali-i İslamiye tarafından ahalinin muhtelif sınıflarına, gerek gayrimüslim halk tarafından Müslüman ahaliye karşı düşmanlık ve tecavüzde bulunulmasına hükümetçe hiçbir vechile uygun görülmeyeceğinden böyle bir hal vukuunda buna cüret edenlerin ve o hususta müsamaha ve iştiraki görülenlerin şahsen ve en şiddetli şekilde cezaya çarptırılacakları ilân olunur. Evet, Milli Mücadeleye karşı meşru İstanbul Hükümeti nin kanaati ve kararları bunlardı. Memleket için hayatını ortaya koyanları asi (bagi) olarak suçluyor ve haklarında gerekli hükmü veriyorlardı. Bunlara dayanarak, hükümetin İstanbul daki bir bakıma sivil toplum kuruluşlarından en önemlisi olan Teali-i İslam Cemiyeti nin Yunan uçaklarından halka dağıttığı beyannamesini de gelecek yazımızda yayınlayacağız.

11 11 Yrd.Doç.Dr. Kadir ÖZDAMARLAR HACI MÜMİN AKAN ( Hasbekli Hoca ) ( ) 1318/1902 Yılında Yunanistan ın Selânik vilâyetine bağlı Kayalar Kasabası nın Baraklı köyünde dünyaya gelmiştir. Balkanların karışması üzerine Selânik in Baraklı köyünden 16 yaşında iken babasıyla Türkiye ye hicret etmiş, Giresun, Zile, Suşehri ni dolaşarak Yozgat ın Güllük köyüne yerleşmeyi uygun bulmuşlardır. Bir taraftan okumak, hafızlığını ve Arapçasını geliştirmek ve bir taraftan da geçimini temin için ticaret yapmak istiyordu. Bu arzularını gerçekleştireceği en uygun yer olarak Yozgat ın Sarıkaya kazasının Hasbek nahiyesini seçti. Bir taraftan ilimle meşgul olurken, öbür taraftan da Kayseri ye buğday satmaya gelirdi. Küçüklüğünden beri cami ve cemaate düşkündü. Bunun için de beş vakit namazını camide kılmaya özen gösterirdi. Onu yakından tanıyan arkadaşları namaz bitiminde aşr-ı şerif okumasını kendisinden rica ederlerdi. O da okurdu. Cemaat de huşû içinde dinlerdi. Bir defasında yine Kayseri ye geldiklerinde daha sonra uzun yıllar imamlığını yapacağı Hunat Cami-i Şerifinde o tok ve davudi sesiyle bir Aşr-ı Şerif tilavet eder. Tüm Cemaat hayran kalır. Cemaat arasında bulunan ve Resul ü Ekrem Efendimizi rûyâsında görme şerefine nail olan Kayseri eşrafından Hacı Seyit Mehmet Efendi hayranlığını gizleyemez ve şöyle der: Aman Hafız Efendi, sizi Kayserimize kazandıralım, her türlü masraflarınız da bize aittir. der. Bu arada Kayseri mizin eşrafından kendisi gibi ahlâken mazbut bir hanımla evlendirilir. Evlilik hayatı vefatına kadar devam eder. Bu evlilikten iki erkek ve iki kız olmak üzere dört çocukları olur. Mümin Hoca Yozgat ın Hasbek nahiyesinden geldiği için Hasbekli ismi ile bilinmektedir. Hasbekli Hacı Mümin Hoca uzun zaman maddi ihtiyaçlarını Hacı Seyit Mehmet Efendinin yanında kumaş mağazasında tezgâhtarlık yaparak temin etmiştir.daha sonra da hocası olacak Kurra Hafız Mahmut Mahir Kuşçulu nun İstanbul a gitmesi üzerine Hunat Hatun Cami-i baş imamı olarak görev almıştır. Sıhhatli bir hayat, uzun bir ömür yaşamıştır tarihinde Hakk ın rahmetine kavuşmuştur. Mezarı Asri Mezarlıktadır. ÖĞRENİMİ Baraklı Köyü İlk Okulu ndan mezundur. İlk tahsili sırasında Kur an-ı Kerim öğrenmeye başlamış,daha sonra memleketin kıymetli hafızlarından hıfzını tamamlamıştır. Kayseri ye geldiğinde çıraklık dönemini çoktan geçirmişti. Onu Kayseri ye çeken en büyük cazibe de daha sonra hocası olacak Kurra Hafız Mahmut Mahir Kuşçulu dur. Üstadı Mahmut Kuşçulu dan hıfzını tekrar etmiş, talim dersi almış ve aşere-takribtayyibe okumuştur. Hocası Hacı Mahmut Efendi hazretleri kendi yerini dolduracak bir zat olarak gördüğü için, bir gün onu huzuruna çağırmış ve: Yâ Rabbi, Kelâm-ı Kadim ine hizmet edecek gözümün nûru bu hafızımızın ağzını bozma ve sıhhatini daim, ömrünü uzun eyle diye dua etmiştir. Merhum Hasbekli Hoca, hocasının bu duası

12 12 sebebiyledir ki, vefatına iki ay kala tek bir azı dişi rahatsızlanarak çekilmiştir. Bundan dolayı çok üzülmüş, ömrünün bitmek üzere olduğunu idrak ederek, zaman zaman ağlamıştır. GÖREVLERİ Üstât bir taraftan Kur an talimiyle meşgul olurken, bir taraftan da hafız yetiştirmiştir. Hacı Seyit Efendi nin yanında tezgâhtar olarak çalışırken aşeretakrib-tayyibe de bildiği için hocasının da isteğiyle Hunat Hatun Camii imamlığına getirilmiştir. Ayrıca camide devam eden Kur an kursunun başına gelerek hafız yetiştirmeye başlamıştır. Camide başlayan Kur an kursu daha sonra 1948 yılında Kiçikapı daki Ömer Taşçıoğlu nun tahsis ettiği binaya taşınmıştır. Vefatı olan 1981 yılına kadar bu binada öğrenci yetiştirmiştir. Ayrıca yaz-kış, gecegündüz onun hiç boş vakti olmamıştır. Ayrıca sarf ve nahiv ilimlerinde de üstattı. Zaman zaman hadis ve tefsir ilimleri de okutmuştur. Hasbekli Hacı Mümin Hoca nın öğretmenliği bu meslekte hizmet gören ve görecek herkese örnek teşkil eder. O bu sahada başarının zirvesine ulaşmış, binden fazla hafız yetiştirmiştir. Kendisini, bir gün yetiştirdiği hafızlar ziyaret ettiklerinde Hocam talebeleriniz çok ama hiç birimiz sizin gibi okuyamayız dediklerinde: Efendiler, biz de hocamız gibi okuyamayız. Kur an muciz, okuyan âcizdir. Kur an a küllünüzü vermezseniz, o size cüz ünü vermez demiş ve ağlamıştır. Böylece anlıyoruz ki, Mümin Hafız ın başarısındaki sır: Kur an a kendini tamamıyla vermesi, Kur an a sonsuz hizmet aşkıdır. YETİŞTİRDİĞİ HAFIZLAR Bine yakın hafız yetiştirdiğini daha önce belirtmiştik. Bu yetiştirdikleri arasında gerçekten gerek ilâhiyat dünyasında, gerek akademi dünyasında, gerekse diğer sahalarda görev alan nice öğrenciler vardır ki saymakla bitmez. ÖZELLİKLERİ Kendisi güçlü bir cüsseye, Kur an-ı Kerim min hizmetinde yılmak bilmeyen bir azme ve enerjiye sahipti. Zahiri görünüşü itibariyle vakar, disiplin, ciddiyetin sembolü, yüzü çok nadiren gülen, fakat iç âlemi tepeden tırnağa merhamet ve şefkat dolu bir hafızdı. Vakit namazlarında camisine gider, gecenin geç saatlerine kadar ders okutur, hemen günün 16 saatini okulda geçirirdi. Sabah namazından çok evvel okula gelir, öğrencilerini namaza kaldırırdı. Daha dış kapının zincirli anahtarlarının sesini duyan tüm öğrenciler yataklarından fırlar, abdest almaya koşarlardı. Sevgi, saygı ve samimiyet içinde büyük bir disiplin anlayışıyla hocamıza hürmet ederler ve yataklarında kimse yatar vaziyette bulunmazdı. Sabah namazlarına topluca gidilir ve namazı müteakip hafız adayları yanına otururlar, ders dinlerlerdi. Hoca nın aynı anda 3-5 kişinin dersini birden dinlediği olurdu. Kimsede en ufak bir suiistimal olamazdı. Dersini yapamayanlar aynı anda cezalarını görürlerdi. Sabah namazıyla başlayan bu ciddi çalışmalar yatsıya kadar devam ederdi. Hocamız bu zaman zarfında kurstan hiç ayrılmazdı. Hemen her gün geceleri de gelir öğrencileri uyku hallerinde bile kontrol ederdi. Camide daima başları yerde Kur an-ı Kerim i okur, mihrapta cemaatine bakmaya dahi hayâ ederdi. Her zaman başı eğik olarak yürür, hiç kimsenin önüne geçmez, en küçüklere dahi iltifat ederdi. Öğrencilerin çalışmalarını devamlı kontrol eder, kursun diğer işlerini de yürütürdü. Yatsı namazını müteakip öğrenciler yatarlar, kendisi ise ayrıca hıfzını ikmal etmiş veya etmek üzere olanlara Arapça, Hadis dersleri okutur, gecenin geç saatlerinde evine giderdi. Bir ömrü böyle geçmiştir. Yıllarca çalıştığı kurumda bir defa olsun senelik ve hafta izni kullanmamıştır. Sadece her yıl âşıkı olduğu Beytullah ı ve Rasülullah ı ziyaret etmek üzere Hac ca giderdi. Yolculuk esnasında Hac arkadaşlarının ısrarları üzerine Şam-ı Şerifte, Mescid-i Aksa da ve Hicazda Kur an-ı Kerim tilavet ederdi. İmam-Hatiplik görevinden ayrıldıktan sonra Dernek yöneticileri ile Hunat Camisi ne giderlerdi. Ezanlar okunurken camiye gelen Hasbekli Hoca yı gören imam ve müezzin iki koldan yatsı namazını kıldırması için sarık ve cübbeyi giydirirlerdi.hoca Efendi mihraba geçer ve namazı kıldırmaya başlardı. Hoca Efendi ile birlikte âşıkı olan cemaati, hıçkırıklar içerisinde namazı eda ederlerdi. Namazı müteakip bütün cemaat, hocanın eline sarılarak ondan feyiz almak isterdi:

13 13 Bilâl-i Habeşi Hz. nin Medine-i Münevvere yi teşriflerinde okuduğu ezanı Muhammedi den Müslümanların duyduğu huşu ve feyzi, bu gün biz de duyduk. şeklinde anlatımları hâlâ dillerdedir Merhum Hoca gayet sade, temiz ve güzel giyinirdi. Kendilerine yapılacak her türlü hediye ve iltifatların öğrencilerine yapılmasını arzu ederdi. Kendisi tükenmez bir kanaate sahipti. Bir kısım insanlar hocamızı Kur an Kursu ndan ayırmak isterler. Hoca Efendi ziyaretine gelenlere: Bir ömür boyu balığın suda yaşadığı gibi ben Kur an ikliminde ve havasında yaşadım. Benim buradan ayrılmam benim ölümümdür demiş ve ağlamıştır. Daha sonra öğreniyoruz ki Kur an Kursu ndan ayrılmasıyla ölümü arası 40 gün sürmüştür. Hastalığının artması üzerine Fakülte hastanesine kaldırılır. Hastalığını duyan öğrencileri ve sevenleri hastaneye akın ederler. Bir gün takatsiz ve dalgın bir vaziyette hasta yatağında iken, misafirlerinin gelmesiyle uyanır ve gelenlerle sohbet etmeye başlar. Allah tan gelen hastalığa şükrederek, hastalığı ve ölümü bile aklına getirmeyerek üç şeyden dolayı üzüntü duyduğunu şöyle anlatır: 1- Evimden fazla sevdiğim Kur an Kursu ndan ve hafızlarımdan ayrılmaktan. 2- Ahiret dostlarımdan ayrılmaktan. 3- Ta çocukluğumdan beri kazaya bırakmadığım namazımı kılamamaktan. Edeb ve hayâ timsali olan Hoca Efendi kendisini ziyarete gelenlerden dolayı Kardeşlerimize sıkıntı ediyoruz diyerek üzülmüşler, gelenlerden haklarını helâl etmelerini istemişlerdir. SONUÇ Görüldüğü gibi evlâd-ı fatihândan olan Merhum Mümin Akan Hoca, yaygın şöhretiyle Hasbekli Hoca, yıllarca Kur an-ı Kerim in öğretilmesi ve nice hafızların yetişmeleri gibi yüce bir görevi yerine getirmek için bir ömür harcayan bir değerdir.yetiştirdiği öğrenciler de bunun delilleridir. Konfiçyüs: Karanlığa küfredeceğine bir mum da sen yak, der. Mumun bir özelliği, karanlığı aydınlatırken kendi erir ve yok olur. Gönül erleri de böyledirler. Bir ömür de Kur an öğretiminde son derece verimli fakat gösterişsiz bir halde tamamlanmıştır. Hasbice çalışan insanlarımız ne kadar çoğalırsa; her sahada verim de o kadar artar. Bundan da özellikle milletimiz yararlanır. KAYNAK 1.Taşçıoğlu Kur an Kursu Arşivi 2.Hafız Mehmet Zeki Hüdaverdi nin notları. 3.Talebesi olan Prof.Dr.M.Kemal Atik in sözlü hatıralarından. 4.M.Zeki Bozdoğan, Hasbekli Hafız Mümin Hoca ve Taşcıoğlu Hâfız Okulu, Kayseri byy.

14 14 Söyleşi PROF.DR. AHMET UĞUR İLE SÖYLEŞİ Yrd.Doç.Dr. Kadir ÖZDAMARLAR Ahmet Uğur, 1944 te Akkışla/Kayseri de doğdu. İlk tahsilini memleketinde. Orta tahsilini Kayseri İmam-Hatip Lisesi nde yaptı. Aynı yıl Niğde Lisesi ve Öğretmen Okulu diplomasını aldı.1966 da AÜ. İlahiyat Fakültesi den mezun oldu. Kırıkkale İmam Hatip Lisesi nde göreve başladı. Doktorasını İngiltere de Selim-nâme adlı teziyle tamamladı de AÜ. İlâhiyat Fakültesi İslâm Tarihi kürsüsüne girdi da Osmanlı Siyaset-nâmeleri adlı çalışmasıyla Doçent, 1985 tarihinde de Profesör oldu. EÜ. İlahiyat Fakültesinde idareci ve bölüm başkanı olduktan sonra 2008 yılında emekliye ayrıldı. Bu arada araştırma ve inceleme için İngiltere de, Tunus ta, Kazakistan Uluslararası Ahmet Yesevi Üniversitesi nde ve Hindistan Yeni Delhi de Jamia Millia İslâmia Üniversitesinde görev yaptı. Yayınlanmış 16 eseri olan Prof. Dr. Ahmet Uğur, yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen kongrelere katılıp tebliğler sunmuştur. Yayınlanmış şiirleri de bulunan Prof. Dr. A. Uğur evli ve üç çocuk babasıdır. TÜRK-İSLÂM TARİHİ Bilgiyurdu: Sayın hocam, Bilgiyurdu adına bir söyleşide bulunmak istiyoruz. Ele almak istediğimiz konu, önce Türk-İslâm tarihi, büyük emek vererek hazırladığınız siyasetnameler ve bunlardan çıkaracağımız dersler. Ayrıca İngiltere, Tunus, Kazakistan ve Hindistan da bulunması sebebiyle, hatıralarından faydalanarak buralardaki Türk kültürünün izlerini öğrenmeye çalışacağız Evet hocam! Neden Türk-İslâm Tarih? Bu sahadaki amaçlarınız nelerdir? Zira, İlahiyat Fakültelerimizde görev yapan İslam tarihçilerimiz yılda bir defa bir araya gelerek, sahanın kapsamı ve özellikle sizin üzerinde durduğunuz metot konusunu görüşüyorlar. Buna niçin gerek görüyorsunuz? A.Uğur: Evvela bana böyle bir konuşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Derginizin gücünü biliyorum. Türk kültürü için önemsiyorum ve uzun ömürlü olmasını diliyorum. Yıllar önce ben Kayseri ye geldiğimde, İslâm tarihi öğretim üyeleriyle ilk toplantıyı burada yapmıştık. Son toplantımız ise Urfa da oldu. Bu toplantılarda konunun kapsamı, kaynakları, metodu vs. ele alınmaktadır. Bizler bir şeyler yapmak istiyoruz ama esas mesele diğer İslâm ülkelerinin konuya yaklaşmalarıdır. Kapsam olarak İslâm tarihi nerede başlar, nerede biter? Esas mesele bu. Meselâ Suudiler e göre İslâm tarihinin konuları dört halife devrinde biter. Diğer kısım yani MS. Emeviler ve sonrası siyasî tarih olarak değerlendirilir. Iraklılar MS de Moğolların buralara gelmesinden ve Bağdat ı yakıp yıkmalarından sonrasını siyasi tarih sayarlar. Mısırlılar;1517 de Yavuz Sultan Selim in Mısır ve Arap topraklarını Osmanlılara katmasına kadar devam ettirirler ve bu tarihte bitirirler. Biz ise; cahiliye döneminden bugüne kadar getiririz. İnşallah bu da kıyamete kadar devam edecektir. Bir gün öğrencilerime: İslâm tarihi denince ne anlıyorsunuz? diye sorduğumda şu cevabı verdiler: Hocam! Peygamberimiz dönemini ele alalım ve bunun etrafında dönelim, dediler. Bu görüş çok eksiktir. Bu da kapsamını bilmeden bir İslâm tarihinin yazılamayacağıdır. Bu itibarla İlâhiyat Fakültelerinde bir İslâm tarihi derslerine ilaveten bir de Türk-İslâm tarihi ilâve edilmiş ve bu konuda ciddi yayınlar yapılmıştır. Bu sebeple, İslâm tarihi, İlk dönem Türk Tarihi ve Osmanlı tarihi bilinmeden, kim ne derse desin, yarım kalır. İslam kurumlarını incelerken ta ilk dönemlerden başlayarak Osmanlının kurduğu İslâm müesseselerini ele alır,

15 15 bugünlere kadar getirirsiniz. Meselâ: Bir Kocatepe Camiini, Hindistan daki Taç Mahal Türbesi ni İslâm mimarisi içerisine nasıl almazsınız! Bence İslâmiyet yaşadığı sürece, kıyamete kadar İslâm tarihi devam edecektir. Biz olaya bir bütünlük içerisinde bakıyor ve İslâmî Türk Tarihi veya Türk- İslâm Tarihi olarak ele almanın doğru olacağına inanıyoruz. Bilgiyurdu: Diğer İslam ülkeleri ile bizde İslam tarihine bakış konusunda mukayeseli bilgi verdiniz. Görülüyor ki İslâm ülkeleri arasında tarihi ve sosyal, siyasi olaylara göre bir metot bakımından tercihler var. İlmî bakımdan Türk tezinin geçerliliği nedir? A.Uğur: Dikkat edelim, Avrupalıya göre Müslümanlar denildiği zaman kast ettikleri ve muhatap aldıkları Türklerdir. XIX. Asra kadar yaptıkları Kur an tercümelerine, Türk ün Mukaddes Kitabı, Türk ün Peygamberinin Kitabı adını vermişlerdir. Sahanın Türk elemanları Avrupa ya gittiklerinde İslâm denildiği zaman Türklerin, Türk denildiği zaman İslâm ın anlaşıldığını belirtirler. Tarihçi Bernard Lewis: Türklerde İslâmiyet ile Türklük etle tırnak gibidir, ayrılamaz; dedikten sonra örnek vererek diyor ki : Mesala İstanbul da Beyoğlu nda ırkan Türk olduğu halde eğer Müslüman değil ise onu Gayr-i Müslim tebaa, Türk olarak çağırmıyor. (Gagauzlar, Karaimler ve Karamanlılar gibi.) Ama eğer Müslüman ise ırkı ne olursa olsun onu Müslüman diye çağırıyor. Görüldüğü gibi Türklük ile İslâmiyet et ve tırnak gibi ayrılmaz bir bütündür. SİYÂSET-NÂMELER Bilgiyurdu: Türk tarihinde önemli kaynak kitaplardan biri de siyaset-nâmelerdir. İlk İslâmî eserlerden Kutadgu Bilig ten tutun da Selçuklularda Nizamülmülk ün Siyâsetname sinden Osmanlı siyaset-nâmelerine kadar bu yazma gelenek sürüp gelir. Sizin de bu konuda hiç inkâr edilmez bir hizmetiniz var. Eserlerinizi bastırıp, Türk kültürüne kazandırdınız. Acaba bu çalışmalarınız hangi amaca dayanmaktadır? A.Uğur: 1967 yılında fakülteyi bitirdikten sonra: öğretim elemanı olmak için, Avrupa da doktora yapmak üzere imtihanlara girdim ve kazandım. İngiltere ye gittim. Burada hocam Prof. Dr J.R.Walsh, benimle konuşmak için odasına çağırdı, bana : Oğlum! Sizde yeni nesil Osmanlıca bilmiyor. Sizler bu konu üzerinde çalışmazsanız, ben mi çalışayım. Sizde ciddi bir lider çıktı. Yavuz Sultan Selim. Şayet Şah İsmail belası olmasaydı zaten sizi Hindistan kucaklıyordu, dedi. Bu konuşmalardan sonra bizim Osmanlı kaynakları üzerinde çalışmamızı istedi. Ondan sonra ben kendi kaynaklarıma yöneldim. Yavuz Sultan Selim adlı çalışmamız bu şuurun ürünüdür. Almanya da İngilizce olarak basıldı ve duyduğuma göre Mısır da Arapçası basılacaktır. İngiltere den döndükten sonra, önce Erzurum Atatürk Üniversitesinde ardından da A.Ü. İlahiyat Fakültesinde göreve başladım. Burada hocam Neşet Çağatay bana dedi ki: Evladım, adalet-nameler, selim-nameler ve siyasetnameler üzerinde çalışan olmadı. Bu konuya yönelmelisin dedi. Bu konulara önce kerhen başladım ama sonra gördüm ki bir deryaya dalmışım. Biliyor musunuz? Bursalı Mehmet Tahir in Siyasete Müteallik Asar-ı İslâmiyye diye bir eseri var. Sonra bu eser, günümüz Türkçesine kazandırıldı. Merhuma bu tarz bir soru gelmiş ve demişler ki Osmanlı sadece şerh yazmış, haşiye yazmış, Siyaset sahasında hemen hemen hiçbir şey yazmamıştır, denmiş. O da bunun üzerine : Ben de Osmanlı, siyaset üzerine ne yazmış diye bir araştırma yaptım. İki yüz yetmiş iki eser tespit ettim. Ben onun için bu konuya eğildim demiş. Ben de hocamın yönlendirmesiyle bu konu üzerine eğildim ve bir derya ile karşılaştım. Nereden başlayıp nerede bitireceğimi de önce bilemedim. Kendi sahamız itibariyle konuları ve müesseseleri ele alırken İslami dönemi başlangıç yaparız. Burada neler var diye yöneldim. Ayetlerde Hadislerde Bizim siyâset-nâmelere göre siyaset, manevî ilimlerin bir şubesidir. Büyük devlet adamımız Kemal Paşa zâde, siyaseti: Allah ın kullarına verdiği nübüvvete eşit bir saadettir diye tarif ettikten sonra Peygamberimizin iki riyaseti vardır: 1- Siyâset-i Diniye 2-Riyâset-i Siyâsiye. Bu bakımdan siyaset manevi ilimlerin bir şubesidir. Ben de bu tariften yola çıktım. Bu bakımdan önce hadis-i şerifleri ve ilk yazılan kitapları aldım. Bilgiyurdu: Türk dünyasında yazılan ilk eser, Yusuf Hacib in Kutatdgu Bilig idir. Bu eser bir ahlak kitabı olduğu gibi aynı zamanda bir siyâset-nâmedir.bir devletin esasını:adalete, devlet şuuruna,kanata ve çok bilgili olmaya dayandırır.buradan hareketle,söz konusu Türk-İslam tarihi ve siyâset-nâmeler olduğuna göre,acaba bizde ilk siyâsetnâmeler nelerdir? A.Uğur: Ben bu konuya girerken elde ettiğim kaynakları, Arap âleminde, Türk âleminde, Doğu ve Batı âleminde olmak üzere sınıflandırdım. Arap âleminde bu eserlere Nasihat-ı Selâtin, Merâya el-ümera (devlet adamları için ayna) denmektedir. Ünlü tarihçimiz Âli diyor ki, Ben bu sahada yazdığım kitabıma Nasihatü s-selatin değil Nushatü s- Selatin adını verdim. Çünkü nasihat babanın oğula, bir dostun bir dosta söylediği güzel şeylerdir. Ama nüsha ise devletin bekası için yapılan tavsiyelerdir. İran da devlet geleneği Hint ten gelir. Hintçe nin şaheseri olan Pança-Tantra Farsçaya Hüda-nâme, ismiyle tercüme edilmiştir. Bu sahada yazılan eserlere Tuhfetü l- Vüzera ve Tuhfetü s-selatin adı verilmektedir. Biz Türklerde bu gibi eserlere Kutadgu Bilig denmektedir. Bilgiyurdu: Peki bu gelenek bir tesadüf eseri midir? A.Uğur: Hayır! Konyalı bir arkadaşımız bir dergide Kutadgu Bilig de geçen Kur an Ayetleri diye bir yazı yazdı. Kutadgu Bilig de hem ayetler, hadisler var hem de Türk devlet geleneğinden örnekler ve törelerimiz var. Ayrıca batıdakilere de bir göz attım. Beydaba ve İlprenciple adlı eserleri de gözden geçirdim. Ben bu bilgilere ulaştıktan sonra doğu ile batı arasında bir karşılaştırma yaptım. Hatta İran devlet geleneği ile Türk devlet geleneği arasındaki farkı da belirttim. Söyleşi

16 16 Söyleşi Nizamülmülk ün bu konuda Siyaset-namesi önemlidir. Yalnız şunu belirtelim ki her ne kadar bu siyasetnameyi yazmak ve devleti müesseselerine kavuşturmak Nizamülkün eseri ise de ona bu desteği veren şüphesiz Alparslan ve Melikşah gibi Türk Selçuklu devlet adamlarıdır. Yine bu siyasetname de örnek ayetler, hadisler darb-ı meseller ve geçmişten tecrübeler mevcuttur. Türk siyaset-nameleri yazılırken mutlaka başka kültürlerden de etkilenmişlerdir. Fakat esas itibariyle Türk devlet geleneğinden ilham almışlardır. Mesela o önemi çok büyük ve daha sonra İngilizce ye de çevrilen, Siyasetnâmemiz olan Kutadgu Bilig de, devlet adalet üzerine oturtulur. Adalet, hakkın hak sahibine verilmesidir diye tarif edilir. İran devlet geleneğinde ise Adalet, baştaki ne söyledi ise odur. Onlarda temel, hazinedir. Hüda-name de Hazineni dolu tut. Hazineni dolu tutarsan askerini iyi kurarsın. Paralı askerlerinle ülkeler fethedersin diyor. Halk sanki bir koyun sürüsüdür. Bizde ise devletin temeli, halktır. Hazineni aç, halkını doyur. Halkın tok olur ise ülkeler önünde açılır. Hükümdar halk için vardır deniyor. Tıpkı Göktürk kitabelerinde, Bilge Kağan ın Türk milletine hitabındaki gibi Yine bir tarikçimiz de buna benzer şu beyti vermektedir. Şeyhlerin varlığı reayadır. Onlar olmak hazine evladır. Bilgiyurdu: Siyaset namelerin tarihçelerini ve genel metotlarını öğrendik ama bu eserlerin rollerini ve genel amaçlarını biraz açamadık, galiba. Zira Kutadgu Bilig, arkasından Siyâset-nâme, Osmanlılarda aynı gelenek XIX asırda da lâyihâlar dönemi Bu gelenek bir tesadüf olmasa gerekir. Bu konunun sosyal yapısını öğrenmek istesek? A.Uğur: Böyle bir sorunuz için teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz devletlerin kuruluş, yükselme, duraklama ve çöküş dönemleri vardır. Bu eserleri daha ziyade devletin rehavete geçtiği dönemlerde görüyoruz. Mesela Abbasilerin çöküş döneminde yazılan kitaplar var. İmam Ebu Yusuf un Kitabü l Emval adlı bir eseri var. Harun Reşit e uyarılarda bulunuyor. Aynı şekilde Maverdi nin Ahkam-ı Sultaniyye adlı eseri de aynı amaca hizmet eder. Büyük Nizamülmülk ün Siyaset-name sinde de aynı şekilde Sultan Melikşah uyarılıyor. Osmanlı ya geldiğimiz zamanda da devlet duraklamaya başlayınca siyaset-nameleri, XIX. asrın çöküş döneminin başlarında ise lâyihâları (raporları) görüyoruz. Kanuni nin büyük veziri Lütfi Paşa nın Asafname si de daha erken bu gaye hazırlanmış olan bir siyasetnamedir. Yine Âli nin Nüshatü s-selatin i de hep devletin iyiliği ve devlet adamlarının doğru çalışmaları üzerine yazılmış olan eserlerdir. Mesela Lütfi Paşa diyor ki: Ben vezir olduğum zaman divanı çok karışık buldum. Benden sonrakilere kolaylık olsun diye Asaf-nâme adlı siyâsetnâmeyi yazdım. Âli nin yukarıda adı geçen eserini sayın Yard. Doç. Dr. Faris Çerçi günümüz Türkçesine çevirdi. Basılması için başını vurmadık yer kalmadı, bastıramadı. Kenan Evren zamanında bu tür eserlerin basımı hızlandırılmıştı. Nedense ondan sonra bu eserlerin basımı kesildi. Eski Kayseri Valilerinden Metin İlyas Bey anlatmıştı: Amerika ya gitmiştik. Orda bize bir yetkili konferans vermişti. Dikkat ettim bu yetkilinin odası Osmanlı devlet düzenine ait kitaplarla doludur.. Bu eserlerin bir çoğu İngilizceye çevrilmiş. Kendisine bunu niçin yaptıklarını sorduğumda bize şunları söyledi: Bir zamanlar siz dünya devleti idiniz. Biz de bir dünya devleti olmaya çalışıyoruz. Onun için Osmanlı yı iyi bilmek ve incelemek durumundayız.ben de kendisine sayın valim, keşke siz de o zata şunları söyleseydiniz: Siz tek dinli ve tek dilli bir devlet istiyorsunuz. Hâlbuki Osmanlı çok dinli, çok dilli, çok düşünceli bir devlet idi. İşte siyaset-nameler, devletin zayıfladığı zamanlarda, devlet adamlarına, idarecilere öğütler veren, yol gösteren, onları devlet yönetiminde dikkatli olmaya yönlendiren eserlerdir. Bunların birinde şöyle denmektedir. Sultanın yanında daima bir bilge kişi bulunmalı. İdarecilere doğruyu söylemeli ve sonunda demeliler ki Sultanım! Ben doğruyu söyledim. Vebali boynumdan attım. Bundan sonra ahirette bunun cevabını sen ver! Siyaset-nâmelerin dışında ahlak ve öğüt kitaplarımızda da buna benzer yol göstericilik söz konusudur. Mesela Ahmet Yükneki nin Atabetü l Hakayık adlı eseri de misyonu itibariyle bir siyaset-nâmedir. Bilgiyurdu: Şu konunun da açıklığa kavuşması iyi olacaktır. İlk İslami eserlerden olan Kutadgu Bilig; edebiyat tarihçilerimizce değerlendirilirken, eserin hitap ettiği kesimin devlet adamları olduğu, hâlbuki yine aynı dönemlerde Ahmet Yükeneki nin Atabetü l Hakayık adlı eseri ise ayet ve hadislerle desteklenerek, geniş halk kitleleri hedef alınmıştır. Görüldüğü gibi eserlerin amacı bir olmakla beraber metot olarak şekçinler ile halk ayrı tutulmuştur. Bu bir ayrı konu İkincisi bu eserlerin bir öncesi olmalı ki bu eserler İslamiyetle beraber zenginleşmeli, olgunlaşmalıdır, diye düşünüyoruz. Bu iki konu hakkındaki düşüncelerinizi doğrusu merak ediyoruz. A.Uğur: Efendim İslamiyeti kabulle beraber; İslamın güzelliklerine Türk kültürünün güzelliklerini de katarak bir senteze vardık. Buna ne dedik: Türk-İslam Sentezi dedik. Biliyorsunuz bizim Akkışla da bir Yoğurt Bayramı,Mimar Sinan da Evliyalar Günü yapılır, Nevruz kutlanır. Bu kutlamalar aslında Türklerin İslamiyet öncesi geleneksel bayramlarıdır. Ama bu bayramların başlangıcına ve sonuna dini motifler ekleyerek onları daha çok zenginleştiriyoruz. Bizim uzun bir devlet geleneğimiz var. Biliyor musunuz Bilge Kagan Göktürk Kitabelerini hemen yazdı. Mutlaka bir kültürel alt yapı vardı. Bilge Kağan bu alt yapıyla bu ünlü hitabını yazmıştır. İşte biz asırlar ötesinden gelen bu hayat felsefemizi İslamiyet le birlikte ayetlerden, hadislerden, darb-ı mesellerden ve atasözlerinden alıp yoğurarak bir Türk-İslam sentezi ortaya çıkarmışızdır. Bir Türk-İslam hat sanatı, Türk Tasavvuf musikisi, minyatür ve tezhip sanatı ortaya çıkarmıştır. Halk arasında söyle deyiş vardır:

17 17 Kur an Mekke de indi, Mısır da okundu, İstanbul da yazıldı Profesör arkadaşımız Muhammed El-Vekil e bunu söylediğim zaman bana dedi ki Yok hocam yok Kur an ve ezan okumayı da elimizden siz hakkıyla aldınız. Bunun sebebini sorduğumda bana cevaben : Kazakistan a giderken İstanbul da iki gün kalır, sizin hocalarınızın ve hafızlarınızın Kur an tilaveti ve ezanlarını hayranlıkla dinledikten sonra yolcu olurdum dedi. Semerkant ta bir sempozyumda İmam Maturidi üzerine sunduğum bir bildiri üzerine, herhalde Kuveyt elçisi olacak birisi halka hitaben dedi ki : Şunu iyi biliniz ki her ne kadar İslam ın ağacı Mekke de dikildi ise de meyvelerini hep Türk ülkelerinde vermiştir. Bakınız Buhari, Zamahşeri, Farabi, İbni Sina hep buralardandır. Siyâset-nâme nasihat- nâme ve benzeri eserlerde, genel olarak beş ana konu işlenir. 1- Sultanla ve idarecilerle ilgili konular, 2- Vezirlerle ilgili konular, 3- Hazine ile ilgili konular, 4- Halk ile ilgili konular. 5- Devletin çöküş sebepleri Bizim görevimiz yazmaktır. Olur veya olmaz Hz. Peygamberimiz bir hadislerinde: Bildiklerini söylemeyen dilsiz şeytandır buyurur. Biz buna göre bildiğimi ve düşündüğümüzü idarecilerimize yazmak ve söylemek zorundayız. DIŞ TÜRKLERLE İLGİLİ Bilgiyurdu: Siz İngiltere, Tunus, Kazakistan, Hindistan gibi ülkelerde görev yaptınız. Biraz da buralardaki gözlemleriniz ve hatıralarınız ışığında Türk insanı ve Türk kültürü hakkında bilgiler alsak. İkinci olarak Selçuklu ve Osmanlı dönemleri siyasetnamelerinde yazarlar ağırlık olarak hükümdarları hedef alarak korkmadan öğüt verirler. Ama biliyorsunuz, daha yakında bir kısım kendini aydın sananlar, içlerinde Türk akademisyenlerinde bulunduğu bir gurup durup dururken Ermenilerden özür diliyoruz diye bir kampanya başlatmışlardı. Bu nasıl bir çelişki? Biliyoruz ki Nisan ayında tehcirin yıldönümü. Tehcirin önümüzdeki ayda gündemini oluşturmak için bir alt yapı mı hazırlanıyor. Bu konudaki yorumunuzu doğrusu almak isteriz. Osmanlı nın aydını devletini daha güzel, daha iyi günlere götürmek için mücadele ederken günümüzde böyle bir gaflette bulunmalarını anlamak çok zor. A.Uğur: Çok iyi bilirsiniz ki Fuzuli nin meşhur bir beyti var. Dost bi-pervâ felek bi-rahm devrân bi-sukun Dert çok hemdert yok düşmen kavi tali zebun Ne güzel söz. Ben Osmanlı tarihi çalışmayı düşünmüyordum. Öldüyse toprağı bol olsun, değerli hocam beni Osmanlı tarihine yöneltmeseydi ben Osmanlı arşivine girmeyecek, bu değerli eserlerimi vermeyecektim. Emin olun bizim başka bir örneğe ihtiyacımız yok. Bakınız halen İskoçya da toprak mirası aynen Osmanlı sistemidir. Araziyi büyük kardeş işletiyor, kâr kardeşler arasında paylaşılıyor. Toprağın gerçek sahibi devlettir. Vatandaş ancak tasarruf hakkına sahiptir. İsrail başbakanı yanılmıyorsam Golda Mayr dedi ki: İsrail Anayasasını anlamak için Mecelle i iyi bilmek lâzımdır. Onca etnik yapıya, onca farklı inanışa ve düşünceye sahip kişileri 624 yıl huzur içinde idare etmek kolay bir şey değildir. Bir örnek vereyim. Libya da Kadames şehrine uçakla bir konferansa gittik. Şehir değil Allah ın bir çölü. Tozdan dumandan göz gözü görmüyor. Neyse şehre vardık. Bize şehri tanıtıcı bir broşür verdiler. Baktım dört Osmanlı paşası burada hizmet vermiş. Burası hac ve Afrika yı Mısır a bağlayan yol güzergahıdır. Bizim paşa ve askerlerimiz oraya bir kuyu açmışlar ve bu kuyuları yerel şeyhlere teslim etmişler. Onlarda bir kırba suyu yolculara bir altına satarak geçinmişler. Bu durumu gören Osmanlı, paşalarını ve askerlerini tekrar göndererek bu hizmeti güzel bir şekilde İtalyanların işgaline kadar devam ettirmişlerdir.. Eski Yogoslavyalı Prof. Dr. Adile Hanım bana şunları söyledi: Siz burada beş yüz yıla yakın bulundunuz. Ne dinimize ne dilimize dokundunuz. Nice eserler bırakarak gittiniz. Ama siz buradan gideli elli yıla yakın bir zamanda neredeyse yıkılmadık hiç bir eseriniz kalmadı. Sizin gibi ne geldi ne de geliser. Bilgiyurdu: Son olarak şu özür dileme işine bir gelsek A. Uğur: Müslüman Türk milletinin dil, din, ırk ayırımı yoktur. Ticaret. Sanat ve hariciye tamamen gayrı Müslim tebanın elinde idi. Merhum Prof. Dr. Tarık Somer hocamız bir hatırasını bana şöyle anlatmıştı. Newyork ta gezerken Anadolu kadınlarına benzer bir hanımın su sattığını görür. O na: Ver bakalım şu Elbiz (Develi de bir su kaynağı ve havuzu) suyundan içeyim, deyince, Bana Everek in, memleketimin havasını getirdin, diyerek boynuna sarıldı ve daha sonra beni alarak Amerika da oteller zincirine sahip olan eski Osmanlı tebası bir Ermenin yanına götürdü. Biraz sohbetten sonra o şahıs bana dedi ki, Ben babam ile Kayseri- Sivas arasında nakliyecilik yapardım. Keşke eskiye dönebilme imkânım olsa; şu serveti bıraksam, Sivas-Kayseri arasındaki eski işime devam etsem. İngiliz Parlamentosunda şu yazılıdır: İngiliz in siyaseti, İngiliz in menfaatidir. Bu iş bizde kendine aydın diyenlerin bir gafletidir. Kitaplarını ve yazılarını okuduğumuz bu kişilerin demokratik hak adına bu işleri yapmalarını anlamak, doğrusu çok müşküldür. Bilgi Yurdu: Sizleri yorduk, sayın hocam. Bize zaman ayırdınız teşekkür ediyoruz. A.Uğur: Bana düşüncelerimi açma fırsatı verdiğiniz için asıl ben teşekkür ediyorum sizlere. Söyleşi

18 18 Ekonomik Krizler (3) Ekonomik Serbest Düşüşte Mustafa Aykut AKŞİT Dünyada ekonomik kriz ne kadar sürecek? Ekonomik kriz tüm dünya ülkelerini sardı. Pazarlar alt üst oldu. Amerika devletlerinde başlayan kriz kısa zamanda Avrupa ülkelerine sıçradı. Sermaye piyasalarındaki çöküş, uluslar arası bankalar ve diğer ülkelerindeki şubelerini etkiledi. Peş peşe açıklanan kurtarma paketleriyle çöküntü durdurulmaya çalışıldı. ABD bankaların hisselerini satın alarak kapitalist uygulamaların tersine bir işlem yaptı. Bu uygulama neo liberal ekonomik anlayışın çöktüğü anlamına geliyordu. Kriz, serbest piyasa ekonomisi de denen vahşi liberalizmin sonunu getirdi. Avrupa ülkeleri de aynı çarelere başvurdu. Sermaye piyasalarına müdahale etti. Krizi önleyici tedbirleri açıkladılar. İngiltere, Fransa ve Almanya en radikal tedbirleri alan ülkeler oldular. AB ye sonradan alınan ülkelerden Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Letonya, Estonya piyasaları çöktü. Avrupa Birliği tarafından verilen destek fonları kar suyu gibi erimiş, ek destek fonlarına da zengin ülkeler soğuk bakmış, sonuçta Herkes başının çaresine baksın. demek zorunda kalmışlardır. Ekonomik krizin ne zamana kadar süreceğine dair tahminler hiç iç açıcı değil yılına kadar süreceği söyleniyor. Beş yıl gibi uzun bir süre ülkelerin dayanması mümkün değil. Zaten yoksul olan ülkelerin tamamen çökmesi, yükselen ülkelerin içlerinde Türkiye de var- tekrar yoksullaşması kaçınılmaz bir son haline gelecek, demek olur. Ürettiği mallara iç ve dış talebin azalması bu ülkeleri sonu belirsiz felaketlere sürükler. Pazar paylaşım savaşlarına yol açabilir. Ülkeler, nerede hata yapıldığının farkına vardılar mı acaba? Yeni ABD yönetiminin aldığı tedbirler ve neo liberal uygulamalardan büyük çapta vazgeçilmesi, AB üyesi büyük ülkelerdeki benzer uygulamalar, kontrolsuz tüketim uygulamalarının gerçek sebep olduğunun farkına vardıklarını göstermektedir. Ancak Avrupa Birliği nin güvenlik şemsiyesi ve ekonomik garanti olmadığına dair kötümser görüşlerin hızla yayılmasına engel olunamamaktadır. AB nin, zaten tam olarak oturtulamamış olan Anayasal çabalarının daha uzun bir zaman diliminde de oturtulamayacağı gerçeğini görmemiz gerekir. Birlik üyesi devletler arasındaki kıl çatlakları, ileride birliği bozacak derin yarıklara dönüşebilir. AB ne üye olma hedefinden ayrılmayacağını defalarca tekrarlamış bulunan Türkiye nin izlemek zorunda kalacağı yeri bir yol çıkabilir mi? Bizce daha da kötüleştirilmiş engellerle dolu yeni bir yol çıkaracaklar ve Türkiye imtiyazlı ortak statüsüne razı edilecek. Türkiye de ekonomi serbest düşüşte.. Türkiye de serbest piyasa ekonomisi geçen yüzyılın son çeyreğinde 1987 yılında başladı. Ekonomi, karma ekonomi çizgisinden saptırılarak, finans gücüne dayalı uygulamalara geçildi. O dönemde büyük ülkelerde sermaye birikimi vardı ve para satılık meta haline gelmişti. Özal döneminde bu piyasalardan borç para alındı ve genellikle ülkenin görünen yüzünün cilalanmasında kullanılmıştı. Daha sonra iktidar olan siyasilerde aynı yolu izlemeye devam ettiler. İki binli yıllar başladığında, ekonomimiz sürdürülebilir ekonomik politikalar üretemez olmuştu. Kısacası derin bir dar boğaza girilmişti. Bu noktada 2001 ekonomik krizi ortaya çıktı. Türkiye nin borçlu olduğu ülke ve bankalar, Özelleştirme adı ile ortaya çıkan özünde para eden her şeyin satılarak kendilerine olan borçların ödenmesini istiyorlardı. Nitekim dedikleri yapılmaya başlandı. Batan 24 bankanın yerini HSBC Bank, CİTY Bank

19 19 gibi bankalar aldı. Satılan her fabrikayı veya işkolunu yabancı sermaye satın aldı yılına gelindiğinde satılacak ormanlar,yollar dışında hiçbir şey kalmamıştı yılında başlayan kriz 2006 yılı ortalarında sonlanmak üzereyken; muhafazakar demokrat hükümetin, yılları arasında izlediği yanlış ekonomik uygulamalardan doğan tehlikeler uç vermeye başladı. Ekonomistler Sürekli Uyardılar.. Muhafazakar demokrat AKP hükümetlerinin ekonomik uygulamaları başlangıçta öven ve teşvik eden bazı liberal ekonomistler felaket kapıya dayandıktan sonra söylemlerini değiştirdiler. Oysa; Kimsenin ne anlama geldiğini bilmediği Kazan / Kazan adlı ticaret anlayışını öve öve bitiremiyorlardı. Ülkemize giren ve borsa göstergelerine tavan yaptıran yabancı sermayenin daha çok girmesini savunuyorlardı. Zaman gösterdi ki, bu sermaye yüksek kârlar ettikten sonra çıkıp gidiyordu. Patronlar kulübü TÜSİAD, iktidara her konuda destek veriyordu, şimdiler de ekonomik tedbirler alınması için kapı kapı dolaşıyor. Özel sektörün dış borç yükü 90 milyar dolar civarındadır ve bu borcun 45 milyar doları 2009 yılında ödenmek zorundadır. Yüksek lüks tüketim gittikçe artıyordu. Hiçbir önlem alınmadı. Belediyeler irili ufaklı bir çok yatırım yaptılar ve yatırımların bir çoğu şehirleri süslemeye harcandı. Belediye şirketlerinin akıl almaz borçlanmalar yaptıkları ise hükümet tarafından fark edilmedi ve engellenmedi. Krizin delip geçeceği açıkça belli olduğu hakle devlet cari harcamalarını denetime almadığı gibi hiçbir şey yokmuş gibi harcamalarını sürdürdü. Safari seyahatleri gibi.. Aklı başında ekonomistler sözlü ve yazılı olarak sürekli uyarılarda bulundukları halde; krizi abarttıkları ve psikolojik etkiden ibaret olduğunu iddia etmeye devam ettiler. Krizi algılama sorunu Ekonomi yazarı Osman Ulagay ın yazısına koyduğu başlık yukarıdaki. Bakın neler yazmış. Neydi bizim klasik kriz şablonumuz? Bir gün içinde çöken Türk lirası,göklere tırmanan faizler,patlayan enflasyon, ekonominin aniden firen yapması, şok gelir kayıpları ve yoksullaşma. Halen yaşanan krizin gelişimi bu standart şablona uymadığı için ekonomimizin krizde olmadığına hala inanmayanlar var. Oysa sanayi üretiminde,ihracat ve ithalatta, yatırımlardaki yüksek düşüşler, işsizlikteki inanılmaz yükselişler, geri dönmeyen krediler ve protestolu senetlerdeki çok tehlikeli yükselişler ciddi bir kriz tablosunu göstermektedir. Durumun vahametini tam olarak anlanmasını önleyen bir algılama sorunu var Sayın Başbakana yakın birileri keşke ona bunu söylemeye cesaret edebilselerdi. Bu sözlere ekleyecek tek bir cümle dahi fazla.. İşsizlik, Yoksulluk, Yolsuzluk.. Yerel Seçimler İşten çıkarılanların sayısı 645 bin kişiyi aştı. Tarım kesimindeki işsizlerle birlikte 7 milyon insanımızın işsiz olduğu yazılıp çiziliyor. İşsizlik, dün olduğundan daha büyük tehlike haline geldi. Yoksulluk TÜİK rakamlarında bile gizlenemez şekilde adeta patladı. Yolsuzluklar tespit edilenlere göre Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şekilde azdı. Bunun Belediyelere bağlı şirketler başka olmak üzere özel sektördevlet ilişkileri içinde bulunan şirketlerde toplanıyor olması da işin bir başka boyutu. Siyasi Partiler meydanlara çıktı. Her partinin mitinginde binlerce insan var. Meydanlar dolup taşıyor. Bu kalabalıklar gösteriyor ki halkımız da ekonomik krizin boyutunu ve derinliğini anlayamamış. Belli ki bir umut için oradalar ama yerel seçim sonuçları ne olursa olsun hayalperest politikacılarda hiçbir şey değişmeyecektir. İşsizlik kronikleşti. Yoksulluk kader haline geldi. Yolsuzluk meslek haline geldi bazıları için. Seçimler ise olmayan demokrasinin göstergesi.

20 20 Ateşle oynuyorsunuz! Prof.Dr. Ahmet Bican Ercılasun Şiir 4 NİSAN 1997 Sene doksan yedi, dört nisan pazar Gönlümün kor gibi yandığı gündür Yaşasam ne yazar, ölsem ne yazar Ömrümün zindana döndüğü gündür Liderim dediğim, Başbuğ dediğim Sevdası uğruna kurşun yediğim Yağlı urgandayken gülümsediğim Gözümde gülüşün donduğu gündür Biz onun peşinden döküldük ize Bu yolda her şeyi almıştık göze O gitti gideli dünyada bize Yetimler ordusu dendiği gündür Bu nasıl bir ömür, benim sürdüğüm? Onun hayalidir her an gördüğüm On senedir her ay, her hafta, her gün Sezinî nin seni andığı gündür Ali BAŞ - Âşık SEZİNÎ Köşelerde yazanlar, tepelerde çizenler... Televizyonlarda, meydanlarda atıp tutanlar... Abant platformlarında, Erbillerde konuşanlar!... Ateşle oynuyorsunuz!. Güney-Kuzey Kürdistan diyenler... Özerklik, federasyon diye tutturanlar... Amerikan planı, Avrupa planı, A-B planı diye ahkâm kesenler!... Ateşle oynuyorsunuz! Kanal Şeş i açanlar... Meydanlarda Kürtçe paralayanlar... Meclis te Kürtçe konuşanlar... Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinden dem vuranlar!... Ateşle oynuyorsunuz! Eve dönüş yasasından bahsedenler... Silahı bırakarak dağdan inip siyaset yapsınlar, diyenler... Öcalan ın Kürt siyasi hareketinin başına geçmesinden söz edenler... Barzaniciler, Apocular!... Ateşle oynuyorsunuz! Milliyetçilik ilkelliktir; milliyetçiliğin artık modası geçmiştir diyenler... Ergenekon destanının uydurma olduğunu iddia edenler!... Ateşle oynuyorsunuz! Siz, milliyetçilik ile millî tepkiyi birbirine karıştırıyorsunuz. Dua edin, ülkede milliyetçilik olsun! Milliyetçilik, yüksek kültüre dayanan; çağdaş edebiyat, çağdaş müzik, çağdaş resim ve heykel, çağdaş tiyatro ve sinema gibi kültür unsurları üzerinde yükselen millî bilinç demektir. İleri derecede bir eğitim ve bilgi gerektirir. Dua edin; Türkiye de milliyetçilik/ulusalcılık olsun ve işler sarpa sarmadan yüksek seviyede halledilsin! Aksi takdirde... Aksi takdirde millî tepki galeyana gelir ve patlar. Kürtçe çıkışıyla halkın tepkisi sınanıyor filan gibi akıldanelikler tehlikeli oyunlardır. Sınamakta olduğunuz tepki, bir patlamaz, iki patlamaz; fakat üç deyince öyle bir patlar ki hepiniz altında kalırsınız. Bu ülkeden bir parça koparılabileceğini mi sanıyorsunuz? Bu ülkeye ortak koşulabileceğini mi hayal ediyorsunuz? Osmanlının son dönemindeki gibi olduğumuzu düşünüyorsanız ateşle oynuyorsunuz! Evet, millî tepki bir ateştir. Artık yok zannettiğiniz millet öyle bir parlayışla varlığını ortaya koyar ki hepiniz o ateşte yanarsınız. Bunun için Tanrı ya ellerinizi açıp dua edin de yüksek kültüre dayanan; destana, şiire, romana, müziğe, yüksek ve uygar yaşayış tarzına dayanan bir milliyetçilik olsun da millî tepki ateşinde yanmayasınız! Bu milleti ne AB sopasıyla, ne ABD çomağıyla korkutabilirsiniz. Hele Ergenekon filan diye sindirebileceğinizi sanıyorsanız hepten yanılıyorsunuz. Koskoca millet, 3-5 meydan konuşmasıyla, 3-5 köşe yazısıyla mı Türk olduğunu unutup sinecek? BOP la, hula hopla mı milleti uyutacağınızı sanıyorsunuz? İyisi mi siz, gerçek anlamda, çağdaş bir milliyetçilik akımının filizlenmesi için dua edin de millî tepkinin alevleri arasında kalarak yanıp kül olmayasınız! Not: Yukarıda geçen iddiaların hepsi televizyonlarda ve radyolarda dillendirilmiş; gazetelerde yazılmıştır. Genelkurmay ın Açıklaması Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, Kanal Şeş le ilgili bir soru üzerine üniter devlet ve ulus devlet yapısına zarar vermeyecek tedbirleri de göz önüne almak kaydıyla devlet kültürel alanda bazı açılımlarda bulunabilir. dedi. DTP mebusu Şerafettin Halis, DTP seçim irtibat bürosunun açılışında...trt 6 için mücadele eden Kürt dinamiklerini, yani PKK yı, yani PKK nın lideri sayın Öcalan ı muhatap almazsanız, bu sorun çözülmez diye konuştu. Tunceli mitinginde DTP mebusu Emine Ayna, Anayasa sadece Türkleri temsil ediyor. Beni etmiyor. Ben Kürdüm. O anayasada Arap yok, Laz yok. Boşuna kardeşiz kardeşiz demeyin; o anayasa Türktür. Tümden değişmelidir. dedi. Nusaybin deki konuşmasında ise Kimliğimizi ve kültürümüzü sahiplenmek için AKP nin de Genelkurmay ın da icazetine ihtiyacımız yok. diye konuştu. Bu sözlerin muhatabı herhâlde ben değilim. Muhatap olanlar gerekli cevabı vermezse milletin cevap vermesi kaçınılmaz olacaktır.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri

Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri Kur an-ı Kerim i Diğer Kutsal Kitaplardan Ayıran Başlıca Özellikleri 1 ) İlahi kitapların sonuncusudur. 2 ) Allah tarafından koruma altına alınan değişikliğe uğramayan tek ilahi kitaptır. 3 ) Diğer ilahi

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ. Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE

DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ. Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 CUMA-CUMARTESİ-PAZAR GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ KONGRE ve KÜLTÜR MERKEZİ KAMPÜS / GAZİANTEP

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

KURTULUŞ SAVAŞI KARTPOSTALLARI MEHMED İN HİKAYESİ *

KURTULUŞ SAVAŞI KARTPOSTALLARI MEHMED İN HİKAYESİ * ÇTTAD, X/23, (2011/Güz), s.s.187-232 Albüm KURTULUŞ SAVAŞI KARTPOSTALLARI MEHMED İN HİKAYESİ * Kurtuluş Savaşı nın bitmesinin hemen ardından, verilen bu büyük mücadeleyi kamuoyuna anlatmanın bir aracı

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

VEFEYÂT. Doç. Dr. Musa Süreyya Şahin

VEFEYÂT. Doç. Dr. Musa Süreyya Şahin İslâm Araştırmaları Dergisi, Sayı 22, 2009, 155-181 VEFEYÂT Doç. Dr. Musa Süreyya Şahin Doç. Dr. M. Süreyya Şahin i 24 Ocak 2008 tarihinde Hakk ın rahmetine tevdi ile ebedî yolculuğuna uğurladık. Akademik

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN AZİZ HATIRASINA Değerli Üsküdarlılar; Çanakkale Zaferi, hem dünya tarihi açısından, hem de milletimiz için bir dönüm noktasıdır. Mehmetçik burada, tarihe sığmayacak bir kahramanlık

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11.

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11. MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ İÇEL TV-YÖRÜK FM PROGRAM TABLOSU Cami ve Gençlik ( gençlerin camiye ilgisi,hz peygamber ve gençlik (kaynak : DİB cami-gençlik sayfası) İsraf duyarlılığı ya da Tüketim Ahlakı (Hasan

Detaylı

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ Adı ve Soyadı : Cengiz ALYILMAZ : Prof. Dr. Bölüm/ Anabilim Dalı : Türkçe Eğitimi Bölümü Doğum Tarihi : 11.4.1966 Doğum Yeri : Kars Çalışma Konusu : Eski Türk Dili, Türkçe Eğitimi,

Detaylı

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı.

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı. Server Dede Sultanahmet Meydanı nda Tapu ve Kadastro Müdürlük binasının arka tarafına geçerseniz, bir incir ağacının altında 1748 tarihli enteresan bir mezar görürsünüz. Mezarın baş kitabede buradan yatan

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Hac - Umre Kültür Turları Uçak Bileti

Hac - Umre Kültür Turları Uçak Bileti Hac - Umre Kültür Turları Uçak Bileti Kataloğumuz içerisine Kâbe-i Muazzama ve Mescid-i Nebevî fotoğrafları hürmeten konulmamıştır. İnanç odaklı bir firma olarak biz, Hz. Allah ın ve Resûlullah Efendimiz

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ DERS NOTLARI VE ŞİFRE TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ EMEVİLER Muaviye tarafından Şam da kurulan ve yaklaşık

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Türkiye nin Yeni Anayasa Arayışı: 2011-2013 TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Tecrübesi

Türkiye nin Yeni Anayasa Arayışı: 2011-2013 TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Tecrübesi Taylan BARIN Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Türkiye nin Yeni Anayasa Arayışı: 2011-2013 TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Tecrübesi AK Parti, CHP, MHP ve BDP

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT ADI SOYADI UNVANI VAAZIN KONUSU VAAZIN YAPILDIĞI YER 3.10.2014 CUMA ÖĞLEDEN ÖNCE HASAN İZMİRLİ İlçe Müftüsü

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi.

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi. Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için kullandığımız işaretlere NOKTALAMA İŞARETLERİ deriz. Nokta (. ) 1-Tamamlanmış cümlelerin sonuna nokta koyarız. Annem

Detaylı

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ

UKBA. e Bülten TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE UKBA DERNEĞİ AMERİKA DA SOHBET MECLİSLERİ KURDU KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ UKBA e Bülten UKBA - ULUSLARARASI KARDEŞLİK BARIŞ VE AHLÂK DERNEĞİ YAYIN ORGANI EYLÜL - ARALIK 2012 SAYI / 1 TACİKİSTAN DAN TÜRKİYE YE KARDEŞLERİMİZLE PİKNİKTEYİZ ŞEMSEDDİN BEKTAŞOĞLU İLE HİNDİSTAN DAYIZ

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

5. SINIF TÜRKÇE KELİME TÜRLERİ TESTİ. A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir.

5. SINIF TÜRKÇE KELİME TÜRLERİ TESTİ. A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir. 1- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bilgi yanlışlığı vardır? A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir. B) İyi bir aşçıydı. Cümlesinde özel isim kullanılmıştır. C) Tavuklar

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar MARIA MONTESSORI Hayatın en önemli dönemi üniversite çalışmaları değil, doğumdan altı yaşa kadar olan süredir. Çünkü bu, bir çocuğun gelecekte olacağı yetişkini inşa ettiği

Detaylı

İslamî bilimler : Kur'an-ı Kerim'in ve İslam dininin doğru biçimde anlaşılması için yapılan çalışmalar sonucunda İslami bilimler doğdu.

İslamî bilimler : Kur'an-ı Kerim'in ve İslam dininin doğru biçimde anlaşılması için yapılan çalışmalar sonucunda İslami bilimler doğdu. Türk İslam Bilginleri: İslam dini insanların sadece inanç dünyalarını etkilemekle kalmamış, siyaset, ekonomi, sanat, bilim ve düşünce gibi hayatın tüm alanlarını da etkilemiş ve geliştirmiştir Tabiatı

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Okul adı Yıl. İlkokul Misak-ı Millî İlkokulu 1985 Lise İskilip İmam Hatip Lisesi 1991

ÖZGEÇMİŞ. Derece Okul adı Yıl. İlkokul Misak-ı Millî İlkokulu 1985 Lise İskilip İmam Hatip Lisesi 1991 ÖZGEÇMİŞ KİMLİK BİLGİLERİ Adı Soyadı Doğum yeri Doğum tarihi Görev yeri : RECEP ARDOĞAN : İskilip/Çorum : 01.09.1973 : KSÜ İlahiyat Fak. ÖĞRENİM DURUMU Derece Okul adı Yıl İlkokul Misak-ı Millî İlkokulu

Detaylı

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR 1. İletişim 2. İnsan, İletişim ve Dil 3. Dil Kültür İlişkisi DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ 1. Dillerin Sınıflandırılması

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

AYDIN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 1. DÖNEM (OCAK - ŞUBAT - MART) VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

AYDIN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 1. DÖNEM (OCAK - ŞUBAT - MART) VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI MEHMET ASLAN MÜFTÜ YRD. YAVUZ SULTANSELİM CAMİİ ZEKERİYA ÇALLI MÜFTÜ YRD. DÜKKANÖNÜ CAMİİ SALİH AKCAN MÜFTÜ YRD. HACI FEVZİ BEY CAMİİ AHMET TOMBALAK RAMAZAN PAŞA CAMİİ 1 SALİH TÜRKMEN UMURLU ÇARŞI CAMİİ

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ

T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ DİKKAT! BU BÖLÜMDE YANITLAYACAĞINIZ TOPLAM SORU SAYISI 0 DİR. ÖNERİLEN YANITLAMA SÜRESİ 40 DAKİKADIR. ) I Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu. ) Mondros Ateşkesi

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi 1970. Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971 Resim ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Prof. Dr. Ensar ASLAN İletişim Bilgileri :Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Adres Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığı Telefon : Mail : 2. Doğum Tarihi : 3. Unvanı

Detaylı

Cümlede Anlam TEST 38

Cümlede Anlam TEST 38 SABEDİN TÜRKER İÖO 5.SINIF TÜRKÇE Cümlede Anlam TEST 38 1) Çocukların öğütten çok, iyi bir. ihtiyaçları vardır. Tümcesinde boş bırakılan yere aşağıdaki sözcüklerden hangisi getirilebilir? A. ilgiye sevgiye

Detaylı

2014 YILI FAALİYETLERİ

2014 YILI FAALİYETLERİ 2014 YILI FAALİYETLERİ 28 Ağustos 2013 tarihinde Dekanımız Prof. Dr. Bayram Ali ÇETİNKAYA görevine başladı. 27 Eylül 2013 tarihinde Dekanımız Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya Atatürk Üniversitesinde düzenlenen

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

Bacıyân-ı Rum. (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları)

Bacıyân-ı Rum. (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları) Bacıyân-ı Rum (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları) Varlığı Neredeyse İmkânsız Görülen Kadın Örgütü Âşık Paşazade nin Hacıyan-ı Rum diye adlandırdığı bu topluluk üzerinde ilk defa Alman doğu

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-04 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-04/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

KARMA TESTLER 03. A) Yalnız l B) Yalnız II. C) Yalnızlll D) I ve II E) I, II ve III. 2. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesine,

KARMA TESTLER 03. A) Yalnız l B) Yalnız II. C) Yalnızlll D) I ve II E) I, II ve III. 2. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesine, KARMA TESTLER 03 1. Osmanlı Devleti'nde matbaanın kurulması, I. Sanayi II. Ticaret III.Kültür alanlarından hangileri ile ilgili değişikliğin hız kazanmasını sağlamıştır? A) Yalnızl B) Yalnız II C) Yalnızlll

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı