ADAY MEMUR YETİŞTİRME EĞİTİMİ HAZIRLAYICI EĞİTİM DERS NOTLARI 2014

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ADAY MEMUR YETİŞTİRME EĞİTİMİ HAZIRLAYICI EĞİTİM DERS NOTLARI 2014"

Transkript

1 ADAY MEMUR YETİŞTİRME EĞİTİMİ HAZIRLAYICI EĞİTİM DERS NOTLARI 2014

2 TAPU SİCİL UYGULAMALARI 1

3 ÖNSÖZ YERĠNE : Tapu senedi, arazinin belirli bir parçasının veya üzerine inģa edilmiģ bağımsız bölümün malikini gösteren, tapu müdürlüğünce verilmiģ kamusal nitelik taģıyan bir belgedir. Bir anlamda tapu senedi, dayandığı sicilin önemli özelliklerini barındıran bir sicil özeti gibidir. Tapu sözcüğü, eski Türkçe de güvenilir anlamına gelen ve Türkçe bir kelime olan tapuk kelimesinden türetilmiģtir sayılı TeĢkilat Yasası ile Genel Müdürlüğün temel görevlerini Devletin sorumluluğu altındaki tapu sicillerinin düzenli bir biçimde tutulmasını, taģınmazlarla ilgili her türlü akitli ve akitsiz tapu iģlemleri ile tescil iģlerinin yapılmasını, siciller üzerindeki değiģikliklerin takibini, denetlenmesini, sicil ve belgelerin arģivlenerek korunmasını sağlamak ve Ülkenin kadastrosunu yapmak, değiģiklikleri takip etmek, tapu planlarının yenilenmesini ve güncellenmesini sağlamak, bunlara iliģkin kontrol ve denetim hizmetlerini yürütmek. biçiminde tanımlamak olanaklıdır. KĠMĠ ÖRNEK ALMALIYIZ? ( SERVER DEDE NĠN ÖYKÜSÜ) Görevine çok bağlı bir Defterhane amiri olan Server Efendi, kayıtların muhafazası için defterlerin dıģarı çıkarılmasına izin vermezdi. 18. asrın sonlarına doğru, Anadoluda'ki iki kasaba arasında meranın paylaģılamaması yüzünden ihtilâf çıktığı ve çatıģma ihtimali bulunduğu haberi alınmıģ, bunun üzerine padiģah Birinci Mahmud ( ) arazilerle ilgili defterleri istetmiģ fakat hiç ummadığı bir cevap ile karģılaģmıģtı. Server Efendi, 'Fatih Sultan Mehmet Hazretleri'nin koyduğu kanuna göre, Defterhane'den gece vakti defter çıkarılması men edilmiģtir. Hünkârım beni af buyursunlar. Defteri gece dıģarı çıkartamam yanıtını vermiģti. Bunun üzerine PadiĢah, Server Dede yi idam ettirdi. Bizler bu gün Server Dede nin yaptığı iģi yapmaya çalıģıyoruz.kanun uğruna gerekirse baģını vermekten çekinmeyen bir anlayıģın (Ser verip sır vermeyen) temsilcileriyiz.yasalara bağlılık, dürüstlük ve cesaret en belirgin özelliğimizdir. Tapu Sicil Tüzüğünün 100. maddesi tapu sicillerinin daire dıģına çıkarılmasını yasaklamıģtır. Demek ki Server Dede anlayıģı halen devam etmektedir. TAPU MÜDÜRLÜKLERĠ NE YAPMAKTADIR? (HAYAT HÜRRĠYET MÜLKĠYET) Liberal Ġngiliz düģünür/kuramcı John LOCKE Liberalizmin temelini HAYAT, HÜRRĠYET ve MÜLKĠYET sözcükleri ile açıklamıģtır. Tapu müdürlükleri de kuruluģundan günümüze taģınmaz mülkiyetinin koruyucusu olmuģtur. Bu bağlamda daha önce ki isminin tapu sicil muhafızlığı olduğunun bilinmesi gereklidir. Mülkiyeti koruyamayan hiçbir sistem kalıcı olamamıģtır. Bu nedenle tapu müdürlüklerimiz dünyanın en KUTSAL ve SAYGIN iģlemlerinden birisini yapmaktadırlar. Ancak yapılan iģin saygınlığına rağmen, kurum çalıģanlarına yeterince saygın davranılmadığı üzücü bir realitedir. Bu saygınlığın ise yeni memur arkadaģlarımızın duyarlı çalıģmaları ile perçinlenebileceği unutulmamalıdır. SORUNLARIMIZ NELERDĠR? GÜÇ BENDE REFLEKSĠ Tapucu bütün kanunları bilmek zorundadır.hatta yargı mensuplarından bile daha iyi bilmek zorundadır. Verilen yetkilere sıkı sıkı sarılırız. Bu nedenle tüm kurumlar bize görev verir. (Veraset ve Ġntikal iliģiği, DASK, Emlak beyan değeri vb.) Oysa bizim asli iģimiz tapu sicilinin düzenli tutulmasını sağlamaktır (6083 sayılı TeĢkilat Kanununun 2. maddesi) Tüm kurumların görevlerini yapmaktan dolayı asli iģimizi yapmakta ciddi sorunlar yaģanmaktadır. Yapılması gereken nedir öyleyse? 2

4 Kurumsal yükü ve kırtasiyeciliği azaltan önlemlerin hızla alınması gerekir. ĠĢimiz olmayan Ģeylere dönüp bakmayacağız, ama iģimiz olan Ģeyi de mükemmel yapacağız. ĠġLEM YOĞUNLUĞU Tapu müdürlüklerinde olağanüstü bir iģlem yoğunluğu vardır. Akıllı bir yöneticinin bu iģ yükünü azaltıcı yöntemler geliģtirmesi gerekir. Ancak çarpık ve baskıcı yapısal durum nedeniyle merkezi ve yerel birimlerimiz kolaylaģtırıcı önlemleri bile almaktan aciz kalmaktadır. Örneğin düzeltme iģlemi merkezi yönetim tarafından kolaylaģtırır yasal düzenleme yapılmamakta, yapılmıģ olan ve ciddi kolaylık sağlayan 1458 sayılı Genelge uygulanamamaktadır. Müdürlerimiz insiyatif alarak düzeltmeden kaçınmaktadır. Bu nedenle yargısal düzeltme iģlemleri yoğun biçimde gerçekleģmektedir. Yargısal düzeltme için, komģu parsel maliklerinin dayanak belgeleri ve tapu kayıtları, dava açıldığına iliģkin belirtme, kesinleģmemiģ mahkeme kararı Ģerhi, mahkeme kararının infazı gibi süreçlerle iģlem yoğunluğu artırılmaktadır. YERĠNDELĠK DENETĠMĠ Personelimiz üzerindeki olağanüstü iģlem yükü nedeniyle hata yapmamak üzerine kurulmuģ bir tapu iģleyiģi mevcuttur. Hataların zamanaģımından bağımsız olarak maddi tazminata dönüģebilmesi nedeniyle personel etkin biçimde yerindelik denetimi yapmakta, baģka idarelerin görev ve sorumluluk alanına giren konuları yakinen irdelemekte, bu durum da personel iģ yükünün artıģına neden olmaktadır. BaĢka idarelerin görev alanına girmeyen ve kendi iģini iyi yapabilen bir tapu sicilini beraberce kurmalıyız. ÇÖZÜM NEDĠR? (e-tapu) Tapu iģlemlerinin tamamen elektronik ortam üzerinden ve güvenli olarak gerçekleģtirildiği, manuel tescilin ortadan kıldırıldığı, elektronik arģive geçen bir tapu sicili hedeflenmektedir ELEKTRONĠK TAPU SĠCĠLĠNE YÖNELĠK ADIMLAR Yevmiye defterinin elektronik ortama alınması, *T.C. Kimlik güncellemelerinin hızlandırılması *Kamu orta malları sicilinin elektronik ortama alınması, *Kamu hacizlerine yönelik Ankara ve Kırıkkale illerinde pilot uygulamanın baģlatılmıģ olması, *Ġkinci nüsha tapu kütükleri, tapu senetleri, ipotek belgeleri ve terkin cetvellerinin salt elektronik ortamda tutulmaya baģlanması, *Merkez ve bazı taģra birimlerimizde yürütülen e- arģiv çalıģması ile, arģivimize giren belge sayısının azaltılmasının yanısıra, tescilin dayanağını oluģturan belgelerinde taranarak elektronik ortama alınması çalıģmaları hızlandırılmıģtır. Tapu sicili uygulamaları baģlığı altında 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun Tapu Siciline iliģkin bölümleri ile Tapu Sicili Tüzüğü dersimizin toplam kapsamını oluģturmaktadır. Ders içeriğinde Özel önemi olduğunu düģündüğümüz Tescil, terkin unsurları görsel olarak anlatılacaktır. Düzeltme iģlemlerinin özel olarak üzerinde durulacaktır. Bazı Genelgelere değinilme zorunluluğu vardır. (2010/6 ve 2010/7, 2011/3 Vb.) 3

5 Kurumumuzun ciddi sorun yaģadığı sahtecilik eylemleri karģısında yaģadığımız sıkıntılar ve çözüm önerileri ayrı bir ders konusu olarak anlatılacaktır. 4

6 TAġINMAZ MAL MÜLKĠYETĠNĠN KONUSUNU NELER OLUġTURUR 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu nun Maddesi gereğince tapu kütüğüne tescili gereken haklar ; 1. Mülkiyet, 2. Ġrtifak hakları ve taģınmaz yükleri, 3. Rehin hakları. Olarak belirtilmiģtir. NELER TAġINMAZ SAYILMAKTADIR. Medeni Kanunun 704. Maddesi gereği; 1.Arazi, 2.Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, 3.Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler, TaĢınmaz olarak kabul edilmektedir. 7. Haziran 1994 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Tapu sicili Tüzüğü; Arazi Madde 8 - Bir sicil bölgesindeki arazi,tamamının veya büyük kısmının bulunduğu mahalle veya köyün kütüğüne yazılır. Birden fazla sicil bölgesinde kalan taşınmaz mal,ilgili olduğu her sicil bölgesi kütüğüne ayrı ayrı yazılır ve kayıtlı olduğu diğer sicil bölgeleri de Gösterilir.Bu taşınmaz malla ilgili her türlü talep büyük kısmının bulunduğu müdürlüğe yapılır.bu müdürlükçe yapılan işlemler ilgili müdürlüklere bildirilerek,tapu sicili üzerinde gerekli değişikliğin yapılması sağlanır. Bağımsız bölümler Madde 9 - Ana taşınmaz malın bağımsız mülkiyete konu olan bölümleri,kat mülkiyeti kütüğünde ayrı ayrı sayfalara yazılır. Müstakil ve daimi haklar Madde 10 - Müstakil ve daimi niteliği bulunan irtifak hakları,üzerinde kurulduğu taşınmaz malla irtibatlandırılarak kütüğün ayrı bir sayfasına taşınmaz mal olarak yazılır. Bu şekilde kütüğe taşınmaz mal olarak yazılan müstakil ve daimi haklar, üçüncü kişilere devir olunabilir,mirasçılara intikal edebilir ve üzerlerinde her türlü ayni ve şahsi hak kurulabilir. TAPU SĠCĠLĠNĠN ĠLKELERĠ: Tapu Sicili Tüzüğünün 4. Maddesi Tapu sicili, taģınmaz mal ile üzerindeki hakların durumlarını göstermek üzere Devletin sorumluluğu altında tescil ve açıklık ilkelerine göre tutulan sicildir diyerek tapu sicilini en yalın biçimde tanımlamıģtır. Türk Medeni Kanunu nun 705. Maddesinde ; MADDE TaĢınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, iģgal, kamulaģtırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf iģlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiģ olmasına bağlıdır denilmek suretiyle taģınmaz mülkiyetinin kazanımı (Miras, mahkeme kararı, cebri icra, iģgal, kamulaģtırma vb.) ayrıksı haller 5

7 dıģında tescil koģuluna bağlanmıģtır. Bu olgu tescilin zorunluluğu ilkesinin varlığını göstermektedir. Türk Medeni Kanunu nun maddesinde Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Hükmü yer almaktadır. Madde tanımında, ilgisini inanılır kılma koģuluyla herkesin sayfa yada belge örneklerinin yasal harçlarını yatırmak koģuluyla kendisine verilmesini isteyebileceği, bu nedenle kimsenin tapu sicilinde var olan bir kaydın kendisi tarafından bilinmediğini iddia edemeyeceğinin saptandığı görülmekte olup, bu durum açıklık ilkesinin varlığını kanıtlamaktadır. Sicillerin tutulmasından Devletin sorumlu tutulması ilkesi ise sicilin güvenle ilgili yönünü oluģturmaktadır. Türk Medeni Kanunu nun maddesinde Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Denilerek sicillerin tutulmasında Devletin sorumluluğu hüküm altına alınmıģtır. Sonuç olarak tapu sicilinin ilkeleri; Tescil, Açıklık (Aleniyet), Devletin Sorumluluğu; Olarak üç baģlık halinde toplanabilmektedir. TAPU SĠCĠLĠNĠN TUTULMASI : Madde 5 - Her ilçenin idari sınırları bir tapu sicil bölgesidir. Tapu sicili,bölgesi içindeki her mahalle veya köy için ayrı ayrı düzenlenir. Genel Müdürlük,işlemlerin ve nüfus yoğunluğunun çok olduğu ilçelerde birden fazla müdürlük oluşturabilir. Tapu sicilinin tutulmasındaki ana kural ilçe idari sınırlarının esas alınmasıdır. Yani merkezi yapılanma içindeki her ilçe genel olarak bir tapu sicil bölgesidir. Tapu sicilleri ise bölgesi içindeki her mahalle yada köy için ayrı ayrı düzenlenir. Yani aynı tapu sicil bölgesi içerisindeki her bir mahalle için birden baģlayarak ayrı tapu kütükleri açılmakta, zamanla mahalle sınırlarının değiģmesi yada yeni mahalleler oluģumu halinde önceki mahallelerde kalan kayıtlar usulümce yeni mahalle sicillerine aktarılmaktadır. ANA VE YARDIMCI SĠCĠLLER -Tapu sicili,aģağıda belirtilen ana ve yardımcı sicillerden oluģur: A) Ana siciller: a) Tapu kütüğü, b) Kat mülkiyeti kütüğü, c) Yevmiye defteri, d) Resmi belgeler (resmi senet, mahkeme kararı ve diğerleri) e)plan, B) Yardımcı siciller: a) Mal sahipleri sicili, b) Aziller sicili, c) Düzeltmeler sicili, 6

8 d) Kamu orta malları sicili. Genel müdürlük gerekli gördüğü yerlerde sicillerin bir kısmını ya da tamamını karteks Ģeklinde veya bilgisayar ortamında tutturmaya yetkilidir. ĠSTEM, BELGELENDĠRME, HAK SAHĠBĠNĠN TAYĠNĠ : Ġstem zorunluluğu Madde 11 - Kanunlarda veya bu Tüzükte yazılı istisnalar dıģında,yazılı istem olmadıkça tapu sicili üzerinde iģlem yapılamaz. Ġstem,tescili bozucu veya hükümsüz kılıcı kayıt ve Ģarta bağlanamaz. Müdürlüklere her türlü iģlem için yapılacak baģvurular,memur tarafından baģvuru belgesi doldurulmak,tarih atılmak,memur ve baģvuruda bulunan tarafından imzalanmak suretiyle yazılı hale getirilir. Sağır,dilsiz ve körler ile okuma yazma bilmeyenler tarafından yapılacak baģvurularda bu Tüzüğün 17 nci ve 18 inci Maddeleri hükümleri uygulanır. Ġstemde bulunacaklar Madde 12 - Kanuni istisnalar dıģında, tapu sicilinde hak sahibi olan kiģiler istemde bulunabilir. Tapu siciline yazımdan önce hak sahibi olmuģ kiģiler de bu hakkın yazımı için gerekli belgelerle istemde bulunabilirler. Hak sahibinin belirlenmesi Madde 13 - Ġstem, müdür veya görevlendireceği bir memur tarafından incelenerek hak sahibi tarafından yapılıp yapılmadığı saptanır. Ġstemde bulunan hak sahibi gerçek kiģi ise, nüfus cüzdanı veya pasaport istenilerek kütük, resmi senet ve taģınmaz mal dosyasındaki belgelerde yer alan imza ve fotoğraflara göre aynı kiģi olup olmadığı belirlenir. Nüfus cüzdanı ve pasaport dıģında kimlik tespitinde kabul edilebilecek diğer belgeleri belirlemeye Genel Müdürlük yetkilidir. Ġstem vekaleten yapılmıģsa vekilden Noterlik Kanununa göre düzenlenmiģ ve istem konusu iģleri yapmaya yetkili olduğunu içerir vekaletname istenir. Vekil, tevkil yetkisine dayalı olarak bir baģkasını vekil tayin etmiģ ise, ayrıca dayanağı olan vekaletname de aranır. Vekilin kimliği saptandıktan sonra tapu sicilindeki hak sahibi ile vekaletnamedeki müvekkilin kimliği karģılaģtırılır. Ġstem bir tüzel kiģi adına yapılmıģ ise, talep edilen iģlemi yapabileceğini ve temsilcilerini belirten, kanunlarda yazılı mercilerden alınmıģ yetki belgesi aranır. Ġstemde bulunan kiģi kanuni temsilci ise, yetkili olduğunu belirten karar veya belge istenir. Ġstem resmi kuruluģlarca yapılırsa, kuruluģların ve temsilcilerinin yetkilerinin olup olmadığı araģtırılır. Akdi gerektirmeyen iģlemlerde istem belgesi düzenlenmesi Madde 15 - Akit yapılmasını gerektirmeyen iģlemlerde istem sahibinin kimlik bilgileriyle adresini içeren istem belgesi düzenlenir. Ġstem sahibi belgeyi, "okudum" ibaresini yazarak imzalar, Belge, müdürle belgeyi düzenleyen memur tarafından imza edilir ve daire mührü ile onarır. Akdi gerektiren iģlemlerde resmi senet düzenlenmesi Madde 16 - Akdi gerektiren iģlemlerde resmi senet düzenlenir. Resmi senede tarafların kimlik bilgileri ve ikametgah adresleri eksiksiz yazılır. Düzenlenen resmi senet memur tarafından müdür ve tarafların huzurunda okunur. Taraflar isterlerse resmi senedi kendileri de alıp okuyabilirler. Resmi senede tarafların fotoğrafları yapıģtırılır. Taraflar resmi senetteki imza yerine "okudum" ibaresini yazdıktan sonra, hem imza yerlerini ve hem de karģılıklı birbirlerinin fotoğrafı üzerini imzalarlar. Tarafların imzası alındıktan sonra resmi senedi, müdür ve düzenleyen memur da imza ederler. Ayrıca müdür, daire mührü ile kendi imza yerini ve fotoğrafları mühürler. Tanık bulundurulması gereken haller Madde 17 - Akitli ve akitsiz iģlemlerde; a) Taraflardan biri veya birkaçı imza bilmiyorsa, b) Taraflardan biri veya birkaçı okuma yazma bilmiyorsa, 7

9 c) Taraflardan biri veya birkaçı sağır, kör veya dilsiz ise, d) Tarafların kimliğinde kuģkuya düģülmüģ ise, e) Ölünceye kadar bakma akitlerinde, f) Kanunların öngördüğü iģlemlerde iki tanık bulundurulur. ĠĢlemin yapıldığı dairede çalıģanlar tanıklık yapamazlar. Taraflardan birinin Türkçe bilmemesi halinde, ayrıca yeminli tercüman bulundurulur. Tanıklar ve tercüman da resmi senedi imza ederler. Resmi senede tanık ve tercümanın kimlik bilgileri ve ikametgah adresleri yazılır. Tanık ve tercümanın okuma yazma bilmesi ve temyiz kudreti bulunan reģit kimselerden olması gerekir. Ġmza bilmeyenin iģareti Madde 18 - Taraflardan biri veya birkaçı imza bilmiyorsa,sol elin baģ parmağı,yoksa diğer parmaklardan biri ilgili belgeye bastırılır ve hangi parmağın bastırıldığı yazılır. Mühür kullanılması halinde parmağın da bastırılması zorunludur. Tanıklar mühür ve parmak izini onaylarlar. Ġkametgahta istem belgesi düzenlenmesi veya akit yapılması Madde 19 - Taraflardan birinin tapu idaresine gelmesine engel bir durumu varsa ikametgahta istem belgesinin düzenlenmesi veya akdin yapılması istenebilir. Bu halde baģvuru belgesinde adres ve varsa telefon numarası da belirtilir. müdür,akitli iģlemlerde iki memuru ikametgahta iģlem yapmaları için görevlendirir. Memurlar belirtilen adrese gittikten sonra,o taģınmaz malla ilgili kısıtlayıcı bir istem gelirse telefonla veya memur gönderilerek durum bildirilir. Taraflar akdi imza etmemiģ ise, gelen kısıtlama taraflara memur tarafından bildirilir ve yevmiye defterine iģlemden önce kaydedilir. Gelen kısıtlama, iģlemin yapılmasına engel ise müdür istemi reddeder. Resmi senedin içeriği Madde 20 Resmi senede, iģleme konu taģınmaz mal ve tarafların isteği açıkça yazılır ve yevmiye defterine kaydedildiği tarih, saat ve dakikası belirtilir. Resmi senette, silinti, kazıntı, çıkıntı yapılamaz. Resmi senetlerdeki yanlıģlık ve eksiklik akdin altına yazılarak taraflar ve memurlarca imzalanır. Resmi senet birkaç sayfa ise her sayfası ayrı ayrı imzalanır. Resmi senet düzenlenmesi gerektirmeyen iģlemlerde aranacak belgeler Madde 21 - Resmi senet düzenlenmesini gerektirmeyen hallerde ayni hakların tescili için; a) Ġstem,kanuni veya mansup mirasçılar tarafından yapılırsa hakim tarafından verilmiģ veraset belgesi. b) Ġstem, lehine vasiyet edilen tarafından yapılırsa hakim tarafından tescil için yazılan yazı ile birlikte tenfiz kararı ve vasiyetnamenin onaylı bir örneği, c) Miras taksimi noter tarafından yapılmıģ ise sözleģme; mirasçılar arasında yazılı olarak yapılmıģ olup da, mirasçıların imzaları noterce onaylanmamıģsa tüm mirasçıların; imzaların bir kısmı onaylanmıģ ise imzaları onaylanmamıģ olanların baģvuruları, d) Hükmen yapılan kamulaģtırmalarda, kesinleģmiģ mahkeme kararı, e) Cebri icra veya ortaklığın giderilmesi yoluyla yapılan satıģlarda, taģınmaz malın kime ihale edildiğini belirten ve tescili içeren ilgili merciin yazısı, f) Mahkeme kararına dayalı tescillerde, kesinleģmiģ mahkeme kararı, Aranır. Yevmiye defterine kayıt Madde 22 - Müdürlüğe gelen istemler; a) Akitli iģlemlerde, usulüne uygun resmi senet düzenlenerek taraflarca imzalanmasından, b) Akitsiz iģlemlerde, istem belgesinin imzalanmasından, c) Resmi kurumların akitsiz iģlemlerine ait yazılarının alınmasından, sonra yevmiye defterine kaydedilir. Yevmiye defterine her sene baģında, birden baģlayan sıra numarası verilir. Yevmiye defterine; istemin niteliği,tarihi,saat ve dakikası,istemde bulunanın adı,soyadı ve adresi yazılır. Yevmiye defteri müdür tarafından her iģ günü tarih atılarak açılır ve iģ günü sonunda kapatılarak imzalanır. 8

10 Yevmiye defteri iģlem olmadığı günlerde açılıp kapatılmaz. Yevmiye defterine, tapu sicili üzerinde iģlem yapılmasını gerektiren veya reddedilen istemler kaydedilir. Tapu sicili üzerinde kayıtlı hakların birbirlerine üstünlüğü, bu deftere yazım tarih ve sıra numarasına göre belirlenir. Müdür daire dıģına çıkarken veya izin ve rapor gibi nedenlerle görevinden ayrılırken yetki verdiği memuru yevmiye defterine yazar ve imza eder. Müdür göreve dönünce, göreve baģladığını yine yevmiye defterine yazar ve imza eder. Yevmiye defterine kayıtlar siyah veya mavi mürekkepli kalemle yazılır. Ġstemin reddedilmesi Madde 23 - Mevzuat ve bu Tüzükte yer alan hükümlere uygun olmayan ve Türk Medeni Kanununun 921 inci Maddesine göre geçici Ģerhe de imkan bulunmayan istemler, geciktirilmeden, gerekçesi, itiraz yeri ve süresi de belirtilmek suretiyle reddedilir. Ret kararı, istem sahibine elden veya Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Ret kararına, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde müdürlüğün bağlı bulunduğu üst birime, bu birimin kararına karģı da tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Genel Müdürlüğe itiraz edilebilir. TESCĠL VE ÇEġĠTLERĠ : Tescilin Ģekli Madde 24 - Ġstem, yevmiye defterine kaydedildikten sonra, aynı tarih ve yevmiye numarası ile kütüğe tescil edilir. Tescil, siyah veya mavi mürekkepli kalemle ve kitap harfleriyle okunaklı Ģekilde yazılır. Kütük üzerinde kazıntı, silinti, çıkıntı yapılamaz. Tescillerde yevmiye defterindeki sıra numarası esas alınır. Mülkiyet hakkının tescili Madde 25 - Kütük sayfası malik sütunundaki devreden kiģinin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarası kırmızı mürekkepli kalemle çizilir ve yine kırmızı mürekkepli kalemle tarih ve yevmiye numarası yazılır. Malik sütununun ilk boģ satırına yeni malikin adı, soyadı ve baba adı, edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarası yazılır. Tüzel kiģilerin adı tam olarak yazılır. MüĢterek mülkiyette pay miktarı; paydaģların adı, soyadı ve baba adından sonraki kısımda, bayağı kesir olarak gösterilir. Bir paydaģ sonradan baģka paya sahip olduğu takdirde, payın tescili sırasında payların toplamı yazılır. ĠĢtirak halinde mülkiyette iģtiraki doğuran neden, malik isimlerinin ortak paranteze alınmasından sonra belirtilir. OrtaklaĢa kullanılan yerlerin tescili Madde 26 - Sosyal tesis, ticari mahal, yüzme havuzu, tenis kortu gibi taģınmaz mal veya bağımsız bölümler ortaklaģa kullanıma ayrılmıģ ise, malik sütununa faydalanan taģınmaz malların ada ve parsel veya bağımsız bölüm numaraları yazılır. OrtaklaĢa kullanılan yerler, faydalanan taģınmaz mallarda aynı ada ve parsel içerisinde olabileceği gibi, ortak sınırı olmaksızın ayrı ada ve parsellerde de bulunabilir. Faydalanan taģınmaz malların kütük sayfasının beyanlar bölümüne, ortaklaģa kullanılan taģınmaz malın, hangi ada ve parsel veya bağımsız bölümle ortak olduğu belirtilir. OrtaklaĢa kullanılan yerler, kanuni istisnalar dıģında, faydalanan bütün taģınmaz mal maliklerinin birlikte istemleri olmadan müģterek mülkiyete dönüģtürülemez. Ġmar uygulanmasının tescili Madde 27 - KesinleĢmiĢ imar parselasyon planlarıyla ada dağıtım cetvelleri, maliklerin rızası alınmadan re'sen tescil edilir. Tahsis yoluyla tescil Madde 28 - Devlet veya kamu kurumlarınca dağıtılan taģınmaz mallar, ilgili kanuna uygun Ģekilde ve yetkili mercilerce verilen karar ve dağıtım cetvellerine dayalı olarak hak sahipleri adına tescil edilir. 9

11 Arazi toplulaģtırmalarında tescil Madde 29 - Arazi toplulaģtırmalarında yeni doğan parseller, yetkili mercilerce onanan kesinleģmiģ toplulaģtırma planları ile yeni maliklerini gösteren cetvellere dayanılarak hak sahipleri adına tescil edilir. ĠRTĠFAK HAKLARI VE TAġINMAZ MAL MÜKELLEFĠYETĠ ĠLE REHĠN HAKLARININ TESCĠLĠ : Ġrtifak hakları ve taģınmaz mal mükellefiyetinin tescili Madde 30 - Ġrtifak hakları, kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tescil edilir. ġahsi irtifak hakları, ilgili taģınmaz malın kütük sayfası irtifak hakları sütununda mükellefiyet anlamına gelen "M" harfi ile gösterilir. Hak sahibinin adı, soyadı, baba adı ve irtifak hakkının çeģidi belirtilerek ve varsa süresi yazılarak tescil edilir. Bu hakların tescilinde, ayrıca her bir irtifak hakkı için A,B,C... gibi harfler kullanılır. Arzi irtifak hakları, lehine irtifak hakkı tesis edilen yararlanan (hakim) arazinin kütük sayfasında hak anlamına gelen "H" harfi ile, aleyhinde irtifak hakkı tesis edilen yükümlü (hadim) arazisinin kütük sayfasında ise, "M" harfi ile gösterilir. Yararlanan arazinin kütük sayfası irtifak hakları sütununda hangi taģınmaz mal aleyhine nasıl bir irtifak hakkı olduğu tescil edilir. Gerekiyorsa planında da gösterilir. Yükümlü taģınmaz malın kütük sayfasında ise hangi taģınmaz mal lehine nasıl bir irtifak hakkı olduğu tescil edilir. TaĢınmaz mal mükellefiyeti, yükümlü arazinin kütük sayfası irtifak hakları sütununa tescil edilir. Hak sahibi ve kıymeti belirtilir. Belirli bir taģınmaz mal lehine yükümlülük söz konusu ise, aynı zamanda yararlanan taģınmaz mal kütük sayfası irtifak sütununda niteliği de belirtilerek tescil edilir. Rehin haklarının tescili Madde 31 - TaĢınmaz mal rehin haklarının tescili, kütük sayfası özel kısmında aģağıdaki Ģekilde yapılır: a) Her bir rehin hakkı; A,B,C... gibi harfler altında tescil edilir. b) Tescilde, ipotek "Ġ", ipotekli borç senedi "Ġ.B.", irat senedi "Ġ.S." harfleriyle gösterilir. c) Alacaklının adı, soyadı ve baba adı, tüzel kiģinin ünvanı yazılır. Ġpotekli borç senedi hamiline yazılı ise, bu durum belirtilir. d) Rehin miktarı, varsa faiz oranı, rehin derecesi, rehin müddeti ile tescil tarihi ve yevmiye numarası yazılır. Rehin hakkının tesisindeki Ģartlarda yapılan değiģikliğe ait sözleģmelerle alacağın kısmen ödenmesine iliģkin istemler ve Borçlar Kanununun 162 nci Maddesi uyarınca yapılacak alacağın temliki sözleģmeleri ve benzerleri, düģünceler sütununda belirtilir. Serbest dereceden yararlanma hakkı veren sözleģmeler Ģerhler sütununda gösterilir. MüĢterek rehnin tescili Madde 32 - MüĢterek rehinin tescili aģağıdaki Ģekilde yapılır: a) Aynı malike ait birden çok taģınmaz mal veya payı aynı alacak için rehin edilirse; ilgili taģınmaz malların kütük sayfaları rehin sütununa alacak miktarının tamamı tescil edilmekle birlikte, düģünceler sütununda hangi taģınmaz mallarla müģtereken rehinli olduğu belirtilir. b) MüĢtereken ve/veya müteselsilen borçlu kimselere ait birden çok taģınmaz mal veya payı aynı alacak için rehin edilirse; ilgili bütün taģınmaz mal kütük sayfaları, rehin sütununa alacak miktarının tamamı tescil edilmekle birlikte, düģünceler sütununda hangi taģınmaz mallarla müģterek rehinli olduğu belirtilerek, müģterek ve müteselsil borç olduğu ayrıca açıklanır. c) MüĢterek ve/veya müteselsil borç durumu söz konusu olmaksızın, aynı alacak için birden çok kiģilere ait taģınmaz mal veya pay rehin edilirse, taģınmaz mal veya paylardan her birinin bu alacağın belli bir kısmı için rehin edilmesi gerekir. Ġlgili taģınmaz malların kütük sayfaları rehin sütununa, rehin miktarından taģınmaz mala isabet eden miktarı tescil edilir. Ġstemde bulunanlar her bir taģınmaz malın ne miktar için rehnedildiğini belirtmezlerse, istem red edilir. 10

12 Payın rehnedilmesi Madde 33 - MüĢterek mülkiyete konu taģınmaz mallarda payın rehnedilmesi halinde, kimin payının rehinli olduğu düģünceler sütununda belirtilir. TaĢınmaz mal paylara ayrılarak rehnedilemeyeceği gibi, paydaģın payı da bölünerek rehnedilemez. Kat irtifakı kurulmuģ taģınmaz mal üzerinde, arsa payları ayrı ayrı rehne konu olabilir. ĠĢtirak halinde mülkiyette, iģtirak çözülmeden bir paydaģın payı rehnedilmez. KorunmuĢ miktar Madde 34 - Daha sonra tesis edilecek rehin için saklı derece bırakılmak istenirse rehindeki Ģekle uyulmakla beraber, kütük sayfası rehin sütunu alacaklı adı kısmına "korunmuģ miktar" ibaresi ve alacak sütununa da miktarı yazılır. Faiz ve müddet sütunu boģ bırakılır. Rehin haklarına ait düģünceler Madde 35 - Rehin haklarına ait düģünceler sütunundaki rehinle ilgili belirtmeler, rehin hangi harf ile tescil edilmiģ ise o harf kullanılarak yazılır. Aynı rehin için birden fazla belirtme yazılması halinde de aynı harf kullanılır. Rehinle yükümlü pay devre konu olursa, düģünceler sütunundaki eski malikin adı çizilip, devir iģlemine iliģkin tarih ve yevmiye ile rehne ait harf kullanılmak suretiyle yeni malikin adı yazılır. Rehnin terkini halinde düģünceler sütunundaki rehne iliģkin belirtmeler de terkin edilir. Ayrı müdürlüklerle ilgili istem ve yetki Madde 36 - Ayrı müdürlüklerin yetki alanlarında bulunan taģınmaz mallarla ilgili müģterek rehin, taksim ve trampa iģlemleri, istem hangi müdürlüğe yapılmıģ ise, ilgili müdürlüklerden yetki alınmak suretiyle o müdürlükçe sonuçlandırılır ve tescilin yapılması için resmi senet ve diğer belgelerin tasdikli birer örneği ilgili müdürlüklere gönderilir. ĠĢçi ve yüklenici ipoteğinin tescili Madde 37 - ĠĢçi ve yüklenici ipoteklerinin tescilinde kütüğün rehin haklarına ait düģünceler kısmında "inģaatcı ipoteği" olduğu belirtilir. MUVAKKAT TESCĠLĠN ġerhġ : Medeni kanunun maddesinde Aşağıdaki hâllerde geçici tescil şerhi verilebilir: 1. İddia edilen bir aynî hakkın güvence altına alınması gerekiyorsa, 2. Tasarruf yetkisini belirleyen belgelerdeki noksanlıkların sonradan tamamlanmasına kanun olanak tanıyorsa. Geçici tescil şerhi, bütün ilgililerin razı olmasına veya hâkimin karar vermesine bağlıdır. Şerhin konusu olan hak sonradan gerçekleşirse, şerh tarihinden başlayarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Geçici tescil şerhi verilmesi istemi üzerine hâkim, tarafları dinleyerek veya dosya üzerinde inceleme yaparak şerhe konu olan hakkın varlığının kabul edilebileceği kanaatına varırsa, şerh kararı verir. Kararda şerhin etki bakımından süresi ve içeriği belirlenir; gerektiğinde mahkemeye başvurulması için bir süre verilir. Hükmü yer almaktadır. Bu konu Tapu Sicil Tüzüğünün 58. madesinde yer almıģ ve Tescille ilgili geçici şerh mal sahibi ve ilgililerin istemi veya mahkeme kararıyla yapılır. Kesin tescil,terkin olunacak şerhin tarih ve yevmiye numarası ile yapılır. DenilmiĢtir. ġerhlere ĠLĠġKĠN ĠġLEMLER : ġerhler sütununda belirtme Madde 54 - Kütüğün Ģerhler sütununa kiģisel haklar,temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan Ģerhler,tescille ilgili geçici Ģerhler ile kanunların öngördüğü hususlar yazılır. 11

13 KiĢisel hakların Ģerhi için aranacak belgeler Madde 55 - KiĢisel hakların,kütük sayfasının Ģerhler sütununa kaydı için; a) SatıĢla birlikte tesis edilen geri alım hakkı(vefa),bağıģla birlikte tesis edilen bağıģlayana dönüģ hakkı(rücu) ve rehinle birlikte tesis edilen serbest dereceden istifade hakkı için resmi senet. b) SatıĢ akdinden ayrı olarak düzenlenen geri alım hakkı (vefa), bağıģ akdinden ayrı olarak düzenlenen bağıģlayana dönüģ hakkı (rücu) ve rehinden ayrı olarak düzenlenen serbest dereceden istifade hakkı için noterce düzenlenmiģ sözleģme, c) Alım (iģtira),sözleģmeden doğan ön alım (Ģuf'a),satıĢ vaadi,bağıģlama vaadi ve kat karģılığı inģaat hakkı için noterce düzenlenmiģ sözleģme, d) Kira ve hasılat kirası için kira sözleģmesi, Aranır. Temlik hakkını kısıtlayan Ģerhler için aranacak belgeler Madde 56 - Temlik hakkını kısıtlayan Ģerhler için; a) Haciz ve ihtiyati haciz için yetkili merciin resmi yazısı, b) Aile yurdu tesisi halinde mahkemece onanmıģ senet, c) Nakil ile yükümlü mirasçı tayini halinde vasiyetname örneği ve Ģerhi içeren mahkeme yazısı, d) Kanunların kısıtlayıcı Ģerh verilmesini öngördüğü hallerde kanunda belirtilen belgeler, Aranır. Temlik hakkını yasaklayan Ģerhler için aranacak belgeler Madde 57 - Temlik hakkını yasaklayan Ģerhler için; a) Ġhtiyati tedbir için mahkeme kararı veya yazısı, b) Ġflasın veya konkordato ile verilen sürenin Ģerhi için yetkili merciin resmi yazısı, c) Kanunların yasaklayıcı Ģerh verilmesini öngördüğü hallerde kanunda belirtilen belgeler, d) Aile konutu Ģerhi için, konutun aile konutu olduğunu kanıtlayan muhtarlıktan ve varsa apartman yönetiminden alınmıģ belge ile birlikte vukuatlı nüfus kayıt örneği veya evlilik cüzdanı, Aranır. Tescil ile ilgili geçici Ģerh Madde 58 - Tescille ilgili geçici Ģerh mal sahibi ve ilgililerin istemi veya mahkeme kararıyla yapılır. Kesin tescil, terkin olunacak Ģerhin tarih ve yevmiye numarası ile yapılır. ġerhin Ģekli Madde 59-ġerhler; kütük sayfasındaki özel sütunda, konusu, süresi, tarih ve yevmiye numarası ile varsa değeri gösterilerek yazılır. Geçici Ģerhler (G.ġ.) harfleriyle gösterilir. ġerhle yükümlü taģınmaz mal devre konu olursa, varsa Ģerhler bölümündeki eski malikin adı çizilip, Ģerhin tarih ve yevmiye numarası değiģtirilmeksizin, devir iģlemine iliģkin tarih ve yevmiye numarası ile yeni malikin adı yazılır. BEYANLARA ĠLĠġKĠN ĠġLEMLER : Beyanlar sütununda belirtme Madde 60 - Kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Teferruatın yazımı Madde 61 - Teferruat, mülkiyet hakkı sahibinin yazılı istemi üzerine herhangi bir belge aranılmaksızın kütüğün beyanlar sütununa yazılır. Bu yazımda teferruatın adedi, cinsi ve kıymeti gösterilir. Beyanlar sütunu, teferruatın yazımı için yeterli olmaz ise, yazılı istemin tarih ve yevmiye numarası belirtilerek, dosyasındaki istem belgesine yollama yapılır. 12

14 Tesisi artık mümkün olmayan ayni hakların yazımı Madde 62 - Türk medeni Kanununun taģınmaz mal sicilleri ile ilgili hükümlerine göre kurulmaları artık mümkün olmayan ayni haklar, taģınmaz malın kütüğünün beyanlar sütununa yazılır. Bu hakların tasarruf iģlemleri, müstakil ve daimi hakların kaydı usulüne tabidir. Vesayet altına alınma Madde 63 - Müdürlüğün, bir kiģinin vesayet altına alındığına veya vesayetin kaldırıldığına dair mahkeme kararlarından yazılı olarak bilgisi olursa, durum taģınmaz malların kütüğünün beyanlar sütununa, tarih ve yevmiye numarası da gösterilerek yazılır. ĠĢçi ve yüklenicinin iģe baģlama tarihi Madde 64 - ĠĢçi ve yüklenicinin iģe baģlama tarihi, iģçi veya yüklenicilerden birinin istemi halinde inģaatla ilgili sözleģme ve belediye yer teslim tutanağının verilmesi üzerine, taģınmaz malın kütüğünün beyanlar sütununa tarih ve yevmiye numarası ile birlikte yazılır. Bu durumdan taģınmaz mal malikine bilgi verilir. TEFERRUATIN YAZIMI : Yukarıda TST.nün 61. maddesinde belirtildiği üzere Teferruat, mülkiyet hakkı sahibinin yazılı istemi üzerine herhangi bir belge aranılmaksızın kütüğün beyanlar sütununa yazılır. Bu yazımda teferruatın adedi, cinsi ve kıymeti gösterilir. Beyanlar sütunu, teferruatın yazımı için yeterli olmaz ise, yazılı istemin tarih ve yevmiye numarası belirtilerek, dosyasındaki istem belgesine yollama yapılır. TESCĠL KONTROLLERĠ : Tescilin kontrolü Madde 38 - Tescili yapan memur, akitli iģlemlerde resmi senedin, akitsiz iģlemlerde de istem belgesinin arka yüzündeki özel bölümünde "Tescil tarafımdan yapılmıģtır" cümlesinin altına adını, soyadını yazarak imza eder. Yapılan tesciller, müdür veya bu iģ için görevlendirilen memur tarafından, "Kontrol edilmiģtir" cümlesi yazılarak imza edilir. TASHĠHLER VE TADĠLLER : Kütük Üzerinde Düzeltmeler Madde 85 - Kütük üzerinde belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir. Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine,ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa,müdür defterdarlık veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını,talep eder. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re'sen dava açılır. Ġkinci ve üçüncü fıkralardaki durum,ayrıca kütük sayfasının beyanlar sütununda belirtilir. Kütükte belgesine aykırı olarak adi yazım hatası yapıldığının iģlem sırasında saptanması halinde,müdürce nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak re'sen düzeltme yapılır. Sonradan gelen hak sahiplerinin durumu Madde 86 - Yapılacak düzeltmeler hatalı yazımdan sonra hak sahibi olmuģ kiģilerin hakkını etkileyici nitelikte ise,bu hak sahiplerinin de yazılı olurları aranır. Kadastro tespitleri sırasında yapılan yanlıģlıkların düzeltilmesi Madde 87 - Kadastro çalıģmaları sırasında meydana gelen yazım hatalarıyla ad,soyadı ve baba adındaki yanlıģlık veya eksiklikler ilgilisinin baģvuru üzerine; 13

15 Senetsizden tespitlerde;nüfus kayıt örneği ve taģınmaz malın bulunduğu mahalle veya köy muhtarlığından alınacak fotoğraflı ilmühaber, Kayda dayalı tespitlerde;dayanağı kayıt ve belgeler, Ġncelenerek,talebin gerçek hak sahibinden geldiğine kanaat getirilmesi Ģartıyla ve talep yevmiye defterine kaydedilmek suretiyle düzeltilebilir. Düzeltmenin Ģekli Madde 88 - YanlıĢ yazım okunacak Ģekilde kırmızı mürekkepli kalemle çizilir ve ilk boģ sütuna doğrusu yazılır. Kazıntı,silinti,satır aralarına veya sayfa kenarına çıkıntı veya kayda ek yapılmak suretiyle düzeltme yapılamaz. Yevmiye defterine kaydedilerek yapılan düzeltmelerde tarih ve yevmiye numarası,düzeltmeler siciline kaydedilerek yapılanlarda ise bu sicilin numarası düzeltilen iģlemin üzerine yazılır. Düzeltme ile ilgili belgeler taģınmaz mala ait dosyada saklanır. Tadil, mevcut olan tescilin içeriğindeki değiģikliği ifade eder. Tadil ile tashihin birbirinden farklı yönleri vardır. Çünkü tadil, mevcut ve esası doğru olan bir kaydın içeriğinde yapılan değiģikliktir. Tashih ise, tapuya yanlıģ olarak düģürülmüģ kaydın düzeltilmesi anlamını taģımaktadır. Uygulamada tadillerin, genel olarak irtifak hakkının kapsamını ve rehin haklarının Ģartlarını ilgilendirdiği görülmektedir. Örneğin; Yaya olarak geçmek üzere tesis edilmiģ bulunan geçit hakkı sahibine araba ile geçmek hakkı tanınması irtifak hakkının, Vadenin uzatılması yada faiz oranının düģürülmesi de rehin hakkının, Tadili olarak nitelendirilebilir. AYIRMA, BĠRLEġTĠRME VE TERKĠNLER ĠLE KAYITLARIN NAKLĠ : Kayıtların Nakli TaĢınmaz malların ayrılması Madde 65 - Bir taģınmaz malın ayrılmasında her yeni parsel için bir kütük sayfası açılıp re'sen tescil edilir. Önceki sayfadaki kayıtlar, aģağıdaki hükümlere göre yeni sayfasına nakledilerek eski sayfa kapatılır. TaĢınmaz mal ayrılmasında faydalanan taģınmaz mal yönünden irtifak haklarının nakli Madde 66 - Ġrtifak hakkından istifade eden taģınmaz mal parçalara ayrıldığında, irtifak hakkı her kısım için devam eder. Ancak bu haktan yalnız bir kısım taģınmaz mal istifade edebiliyorsa, yükümlü taģınmaz mal sahibi irtifak hakkının diğer parçalardan terkinini isteyebilir. Tapu idaresi bu istemi irtifak hakkı sahibine tebliğ eder. Tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde itiraz edilmezse irtifak hakkı terkin olunur. TaĢınmaz malın ayrılmasında yükümlü taģınmaz mal yönünden irtifak haklarının nakli Madde 67 - Yükümlü taģınmaz malın ayrılması halinde irtifak hakkı her kısım için devam eder. Ancak irtifak hakkı bir kısım üzerinde kullanılamazsa, o kısım maliki irtifak hakkının kendi taģınmaz malından terkin olunmasını isteyebilir. Tapu idaresi, bu istemi istifade eden irtifak hakkı sahibine tebliğ eder. Tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde itiraz edilmezse irtifak hakkı terkin olunur. TaĢınmaz malların ayrılmasında rehnin nakli Madde 68 - TaĢınmaz malların ayrılmasında, rehin hakları yeni taģınmaz malların hepsinin sayfalarına aynen nakledilir. OluĢan parsellerin tapu kütük sayfalarının düģünceler sütununda, birbirleriyle bağlantıları belirtilir. Ayırma ve nakil iģlemi, alacaklılara hemen bildirilir. 14

16 TaĢınmaz malın ayrılmasında rehnin bölünmesi Madde 69 - TaĢınmaz malın ayrılması sırasında, üzerinde bulunan rehnin de ayrılan parçaların kıymeti oranında bölünmesi istenirse, alacaklı ile borçlunun aralarında yapacakları sözleģmeye, sözleģme yoksa, talep eden tarafın mahkemeden alacağı karara göre iģlem yapılır. ĠĢlem sonucu alacaklıya hemen duyurulur. TaĢınmaz malların ayırma yolu ile taksiminde rehnin nakli Madde 70 - Hisseli bir taģınmaz malın paydaģlarından bir veya birkaçının payı üzerinde rehin hakkı olup da, bu taģınmaz mal parçalara ayrılarak taksim edilirse, rehin hakkı bununla yükümlü paydaģ veya paydaģlara isabet eden taģınmaz mallara aynen nakledilir. Rehin hakkı ile yükümlü olmayan paydaģ veya paydaģlara ait taģınmaz mallar ise serbest bırakılır. ĠĢlemin sonucu alacaklıya hemen duyurulur. TaĢınmaz malların aynen taksiminde rehnin nakli Madde 71 - Aynı hissedarlara ait birden fazla taģınmaz mal müģterek ve müteselsilen rehinli olup da, ayrılma söz konusu olmaksızın taksim edilir ise, rehin bütün taģınmaz mallar üzerinde olduğu gibi muhafaza edilir. ĠĢlemin sonucu alacaklıya duyurulur. Aynı hissedarlara ait birden fazla taģınmaz mal, müģterek ve müteselsilen sorumlu olmaksızın ayrı ayrı rehinli olup da aynen taksim edilir ise, rehin hakları bununla yükümlü paydaģ veya paydaģlara isabet eden taģınmaz mallara aynen nakledilir. ĠĢlemin, sonucu alacaklıya hemen duyurulur. Faydalanan ve yükümlü taģınmaz malların ayrılması Madde 72 - Faydalanan ve yükümlü taģınmaz malların ayrılmasında kütük sayfasında mevcut hak ve yükümlülük, oluģan yeni parsellerin kütük sayfalarına aynen nakledilir ve beyanlar sütunlarında aralarındaki bağlantı gösterilir. ġerhlerin ve beyanlar sütunundaki belirtmelerin nakli Madde 73 - Bir taģınmaz malın ayrılmasında üzerindeki bütün Ģerhler ve beyan kayıtları, oluģan parsellerin sayfalarına aynen nakledilerek aralarında bağlantı sağlanır. Beyan kaydı ile ilgili olan parseller hukuken ve teknik açıdan belirlenebiliyor ise, sadece o parsellere nakledilmekle yetinilir. Yeni parsel oluģumunu gerektirmeyen ayrılmalarda hakların durumu Madde 74 - Bir taģınmaz maldan kamulaģtırma gibi bir nedenle hakların ve yükümlülüklerin nakline gerek olmadan bir parçası ayrılarak sicilden terkini gerekiyor ise, kütük sayfası, taģınmaz malın diğer kısmı için olduğu gibi bırakılır. Ayrılan parçanın yüzölçümü, ayırma tarihi ve yevmiye numarası ile ayırma nedeni taģınmaz malın yüzölçümü kısmında gösterilir ve miktarından düģülür. KamulaĢtırma iģleminin sonucunda, kütükteki bütün hak sahipleri son durumdan haberdar edilir. Ayrıca, bedelin dağıtımında dikkate alınmak üzere, iģlem kamulaģtırmayı yapan idareye ve hak sahiplerine duyurulur. TaĢınmaz malların birleģtirilmesi ve üzerindeki hakların nakli Madde 75 - Aynı veya değiģik kiģilere ait birbirine bitiģik taģınmaz malların birleģtirilmesi mümkündür. BirleĢtirilecek taģınmaz malların üzerinde, rehin ve irtifak hakları gibi kaydedilmiģ haklar ile taģınmaz mal yükümlülükleri gibi Ģerh edilmiģ haklar varsa, bütün hak sahiplerinin ve rehin alacaklılarının muvafakatlarının alınması zorunludur. BirleĢtirilen taģınmaz mallar üzerindeki hak ve yükümlülükler, yeni oluģan taģınmaz malın kütük sayfasına aynen nakledilir. Nakledilen haklar ve yükümlülüklerin paydaģlardan hangisine ait olduğu da ayrıca belirtilir ve eski sayfalar kapatılır. 15

17 SAHĠFELERLE ĠLGĠLĠ ĠġLEMLER : Ek sayfa açılması Madde 76 - Bir taģınmaz malın kayıtlı olduğu kütük sayfasının bölümlerinden herhangi birisinin dolması halinde, ilgili mahalle veya köyün son kütüğünde ilk boģ sayfa açılır ve sayfanın numara bölümündeki ek sayfa numarası ile karģılıklı bağlantı sağlanır. Eklenen sayfada herhangi bir bölümün dolması halinde de yeni ek sayfa açılması mümkündür. Açılan ek sayfalarda taģınmaz malın yüzölçümü ve niteliği belirtilmez. Sayfa kapatılması ve yeni sayfa açılması Madde 77 - Ayırma, birleģtirme, taģınmaz mal kaydının terkini ve nakli durumlarında kütük sayfası kapatılır. Bunun için "Sayfa No" sütunu sol üst köģeden sağa çapraz. "Mülkiyet" sütununda maliklerden sonra gelen ilk boģ satır da yatay olmak üzere kırmızı mürekkepli kalemle ve çift çizgi ile çizilir. Beyanlar sütununda kapatılma nedeni yine kırmızı mürekkepli kalemle açıklanarak, iģlemle ilgili tarih ve yevmiye numarası yazılır. Kapatılan kütük sayfası ile birlikte varsa ek sayfalar da aynı Ģekilde kapatılır. Bir taģınmaz mala ait kütük sayfası yıpranma veya kopma gibi nedenlerle kullanılamaz veya okunamaz hale gelirse, re'sen kapatılır ve yeni sayfa açılır. Kapatılan sayfa ve sayfalar üzerindeki terkin edilmemiģ haklar ve beyanlar, açılan yeni sayfaya kendi tarih ve yevmiye numaraları değiģtirilmeden aynen nakledilir. Kapatılan sayfa üzerinde iģlem yapılamaz. ÖZEL YASALARINA GÖRE KENDĠLĠĞĠNDEN YAPILACAK TESCĠL, TERKĠN VE TADĠLLER : Tapu sicilinde tescil, terkin ve tadillerde genel usul talep ve katılım ile gerçekleģmekte ise de özel yasalarında hüküm bulunan konularda kendiliğinden iģlem yapılabilmektedir. Örneğin Medeni kanunun maddesinde Bir aynî hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukukî değerini kaybettiği takdirde, yüklü taģınmaz maliki, terkini isteyebilir. Tapu memuru bu istemi yerine getirirse, her ilgili, bu iģlemin kendisine tebliği tarihinden baģlayarak otuz gün içinde terkine karģı dava açabilir. Tapu memuru, re'sen hâkime baģvurarak aynî hakkın sona erdiğinin belirlenmesine iliģkin karar verilmesini istemeye ve hâkimin vereceği karara dayanarak terkin iģlemini yapmaya yetkilidir. Denilmektedir. Yine 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddesini değiģtiren 6217 sayılı Kanun, tapuya Ģerh verilen satıģ vaadi sözleģmeleriyle irtifak hakkı tesisi vaadleri, Ģerhten itibaren beģ yıl içinde satıģ yapılmaz yada irtifak hakkı tesis edilmezse, tapu sicil müdürü tarafından resen terkinini öngörmüģtür. Tapu Sicil Tüzüğünün 78. maddesinde Kanunda açıkça gösterilen haller ile Ģerh edilmiģ Ģahsi haklarda ve tesis edilmiģ arzi ve Ģahsi irtifak haklarında belli bir süre söz konusu ise, bu sürenin dolması halinde taģınmaz mal malikin istemi üzerine de terkin iģlemi yapılabilir. Demektedir. Görüleceği üzere her ne kadar resen (kendiliğinden) terkinden söz edilmekte ise de burada yine de taģınmaz mal malikinin talebi üzerine resen terkin anlaģılmalıdır. Bu konuda Ġcra Ġflas Kanununun haciz hükümleri gibi çeģitli kanunlarla çeģitli hükümler getirilmiģtir. KAYIT DEĞĠġĠKLĠKLERĠ, TERKĠN VE TADĠLLER : Terkin istemi Madde 78 - Tapu sicilinde terkin, hak sahibinin veya yetkili makamın istemine ya da mahkeme kararına dayalı olarak yapılır. Ġpotekli borç senedi ve irat senetlerinin terkininde bu senetlerin müdürlüğe ibrazı veya mahkemece hükümsüzlüğüne karar verilmiģ olması zorunludur. Kayıtların terkininde tescil istemleriyle ilgili hükümler aynen uygulanır. Kanunda açıkça gösterilen haller ile ĢerhedilmiĢ Ģahsi haklarda ve tescil edilmiģ arzi ve Ģahsi irtifak haklarında belli bir süre 16

18 söz konusu ise, bu sürenin dolması halinde taģınmaz mal malikinin istemi üzerine de terkin iģlemi yapılabilir. Terkinin Ģekli Madde 79 - Tapu sicili üzerinde yapılacak terkinler, terkin edilecek hakla ilgili kaydın üzerinin kırmızı mürekkepli kalemle çizilmesi ve altındaki satıra yine kırmızı mürekkepli kalemle "terkin edilmiģtir" ibaresi ile tarih ve yevmiye numarasının yazılması ve müdürün veya görevlendireceği bir memurun imza etmesi ile olur. Hakkın tescilinde harf kullanılmıģ ise terkininde de aynı harf kullanılır. Ġpotekli borç senedi ve irat senedinin iptali Madde 80 - Bir ipotekli borç senedi veya irat senedinin iptali, kırmızı mürekkepli kalemle çapraz çizgi çekilmek ve terkin edildiği hususu yazılmak, terkine iliģkin tarih ve yevmiye numarası belirtilmek ve müdür tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Bir senet yıpranmıģ ve okunamayacak hale gelmiģ ise, aynı usulle ve üzerine iptal nedeni yazıldıktan sonra iptal edilip, yeniden verilme nedeni belirtilmek suretiyle yeni senet verilir. Yeni senet müdür ve hakim tarafından imzalanır. Ġptal edilen senetler kütük sayfasına ait dosyada saklanır. Kaydın değiģtirilmesi Madde 81 - Tapu sicilinde değiģiklik, hak sahibinin veya yetkili makamın istemi ya da mahkeme kararına dayalı olarak yapılır. Rehinler hakkındaki özel hükümler saklı kalmak koģuluyla tapu sicilindeki değiģiklikler, üzerinin kırmızı mürekkepli kalemle çizilip, değiģiklik tarih ve yevmiye numarasıyla yeni kaydın yazılması suretiyle yapılır. Önceki kayıt bir harfle yazılı ise, yine aynı harf kullanılır. Rehinle ilgili değiģiklikler Madde 82 - Rehinli alacağın kısmen ödenmesi veya rehnin miktar,faiz,derece, süre gibi unsurlarında yapılacak değiģiklikler,düģünceler sütununda ilgili rehnin harfi kullanılmak suretiyle belirtilir. Ġpotekli borç senedi ve irat senedi üzerinde yapılacak değiģiklikler. Madde 83 - Ġpotekli borç ve irat senetleri kayıtlarının değiģtirilmesi tarafların anlaģması ve senetlerin müdürlüğe verilmesi ile yapılabilir. AnlaĢma olmazsa mahkeme kararı olmadan değiģiklik yapılamaz. Kayıt üzerinde yapılan değiģiklikler,senetler üzerine de yazılmak suretiyle müdür ve hakim tarafından imza edilir. Rehinli alacağın temliki Madde 84 - Rehinli alacağın temliki halinde;kütük sayfasının ilgili kısmında eski alacaklının adı,soyadı ve baba adı kırmızı mürekkepli kalemle çizilir ve üzerine düģüncelere bakınız anlamına gelen "D.B" harfleri,düģünceler sütununda da rehinle ilgili harfle yeni alacaklının adı,iģleme ait tarih ve yevmiye numarası yazılır. TAPU KÜTÜĞÜ, ZABIT DEFTERĠ ÜZERĠNDE TEDAVÜL, CĠNS DEĞĠġĠKLĠĞĠ VE PAYDA TAMAMLANMASI; Tapu kütüğü Kadastro sonrası, zabıt defteri ise Kadastro öncesi sicili ifade eder. Bu nedenle tedavül yani sicil üzerindeki evrelerin gösterimi her iki sicil için farklılık göstermektedir. Tapu kütüğünde her türlü değiģim (gerek tescil ve gerekse tadil) değiģen kaydın kırmızı mürekkepli kalemle çizilerek değiģiklik tarihinin yazılması, yeni durumun ise siyah yada mavi mürekkepli kalemle yeni satıra (Yada düģünceler hanesine) yazılması ile gerçekleģtirilir. 17

19 Zabıt defteri ise tarih esasına göre tutulmakta olan bir sicil olduğundan tapu kütüğü anlamında bir terkinden söz etmek olası değildir. Bu bakımdan sicildeki herhangi bir tedavül durumunda değiģecek kaydın nereye gittiği, aynı Ģekilde yeni kaydın nereden geldiği hususları ilgili sicil sayfalarının özel sütunlarında belirtilerek kayıt birlikteliği sağlanmaktadır. Buna münakale adı verilir. Tapu kütüğünde payda toplanmaları aynı sicil üzerinde yapıldığından bu konuya değinilmeyecektir. Ancak zabıt kaydının tarik esasına göre tutulması nedeniyle münakalelerin sağlıklı bir Ģekilde yapılması, payda tutarlılığı açısından oldukça önem arz etmektedir. Bir arazinin kimlere ait olduğunu tespiti zabıt kaydı geldi ve gittilerinin doğru yapılması ile olanaklı olacaktır. ĠMAR KANUNU UYARINCA YAPILACAK TESCĠLLER : Bilineceği üzere 3194 sayılı Ġmar Kanunun 19. maddesinde KesinleĢen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı aranmaksızın, sicilleri planlara göre re sen tanzim ve tesis ederler. Hükmü yer almaktadır. Bu bakımdan kesinleģmiģ parselasyon planlarının tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilmesi halinde (ki burada Kadastro Müdürlüklerince kontrolleri yapıldıktan sonra anlaģılmalıdır) uygulamaya giren taģınmaz malların sicilleri kapatılarak en son sahifeden baģlamak üzere yeni alan ada/parsel numaraları altında ve pay almayan paydaģ kalmamak üzere tescilleri yapılmalıdır. MADDE 85 - Kütük üzerinde belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir. Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine, ilgilerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlık veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re'sen dava açılır. Ġkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıca kütük sayfasının beyanlar sütununda belirtilir. (DeğiĢik son fıkra: 2004/ / m.14) Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde belgesine aykırı olarak basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi halinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re'sen düzeltme yapılır. Bunun yanı sıra Ġdaremizin 17/01/1984 tarih ve 1458 sayılı Genelgesi ile sicil üzerinde yapılan hataların düzeltimine iliģkin yöntem ve koģullarda belirlenmiģtir. Bu genelge uyarınca tashih iģlemleri tapu sicil muhafızlıklarınca yapılabilecektir. A - Kadastro ve Tapulama Hizmetlerinden Doğan Hatalar: 1) Tashihe konu hatalar; tapulama ve kadastro hizmetleri sonucunda doğmuģ ve tesbitler kesinleģerek kütük, pafta ve evrakı müsbiteler tapu dairelerine devredilmiģ bulunmalıdır. 2) Hatalı iģlemlerin söz konusu olduğu taģınmazlarda, tahdit ve tesbitin herhangi bir tapu kaydına veya herhangi bir kamusal belgeye dayandırılmaması, baģka bir anlatımla hatanın, tahdit ve tesbitin, senetsizden bilirkiģiler veya muhtarın yanlıģ beyanı sonucunda yapılmıģ olmasıyla meydana geldiği belirlenmelidir. Buna göre tapulama ve kadastrolama hizmetleri sırasında vuku bulan ve kesinleģen tahdit ve tesbit iģlemlerinde; a) Evrakına ve haritasına aykırı olarak hatalı tescil edilen yüzölçümleri, b) Evrakına ve haritasına aykırı olarak hatalı tescil edilen taģınmazın niteliği, c) Malikin soyadının yanlıģ yazılması veya hiç yazılmamıģ bulunması, d) Malikin baba adının yanlıģ yazılması veya hiç yazılmamıģ olması, e) Malikin cinsiyetinin mülkiyet hanesine yanlıģ yazılmıģ bulunması, yani oğlu yerine kızı, kızı yerine oğlu yazılmıģ olması, f) Malikin baba adı ile birlikte soyadının yanlıģ yazılmıģ olması, 18

20 g) Malik adının noksan veya yanlıģ yazılıģ olması, h) Malik veya baba adı iki isim iken, tek isim yahut tek isim iken iki isim yazılmıģ olması yada tek veya iki ismin rumuzla yazılmıģ olması, gibi meydana gelmiģ hatalar, idari yönden tashihi gerekli maddi hatalar olarak kabul edilmelidir. Yukarıda yazılı maddi hataların, ilgililerinin bir kusuru olmaksızın idaremizden kaynaklandığının kadastro beyannameleri ile tapulama tutanakları ve bağlı belgelerin incelenmesinden anlaģılması halinde; gerektiğinde taģınmazın bulunduğu mahallesi veya köyü muhtarlığından alınacak fotoğraflı ilmuhaber ile nüfus idaresinden alınacak kayıt örneği birlikte değerlendirilmelidir. Ancak; yüzölçümü ile ilgili hataların tashihinde, mahallinde inceleme yapılarak eldeki verilerin zemine uygunluğu, bir tutanakla tevsik edilmelidir. Tapu sicilindeki diğer bilgilerin buradaki veriler ile uygunluğunun tesbit edilmesi, ayrıca Tapu Sicil Tüzüğünün 16 ncı maddesi uyarınca kanaat getirilmesi halinde, tashin talebi yevmiye defterine kayıt edilmek ve tapu senedi düzenlemek suretiyle tashih iģlemi yapılmalı, aksi takdirde talep red edilmelidir. 3) Kadastro veya tapulama tahdit ve tesbiti tapu kaydına dayalı olarak yapılmakla birlikte, malik hanesinde yazılı isimler tapu kaydına uygun değilse, bu durumda tashih iģlemi ancak kadastro veya tapulamadan öneki tapu kaydına uygun hale getirebilmek için yapılabilmelidir. Kadastro veya tapulama tesbiti dayandığı tapu kaydına uygun ise, düzeltme istemi kabul edilmemeli düzeltmenin yapılmasına iliģkin mahkeme kararı aranılmalıdır. Tahdit ve tesbit tapu kaydına uygun olmakla bareber kadastro ve tapulamaya esas tapu kaydındaki tescilin evrakı müsbitesine muhalif olduğunun anlaģılması halinde, nüfus kaydı, fotoğraflı ilmuhaberi, evrakı müsbite ile karģılaģtırılarak, tüzüğün 16. maddesine göre de kanaat gelmesi halinde de tashih iģlemi yapılabilmelidir. 4) Hatalı olduğu belirtilen tapu kaydı kadastro veya tapulama tahdit veya tesbitine vaki itirazlar sonucu, ilgili mahkemelerde verilen kararlar ile oluģmuģ ve kararlar uygun Ģekilde tescil edilmiģ ise, düzeltme yine mahkeme kararı ile yapılmalıdır. B - Tapu Sicil Muhafızlıklarınca Yapılan Hatalar: Tapu sicilinde kayıtlı taģınmazların devir ve temliki sırasında, tapu idarelerince meydana getirilen ve yukarıda tanımlanan nitelikteki maddi hatalar, 1) ĠĢlem anında farkına varılan hatalar, Tapu Sicil Tüzüğünün 107 ve 109 ncu maddeleri uyarınca tahsihler siciline alınarak re'sen, 2) ĠĢlemden sonra ilgililerinin ve üçüncü Ģahısların muttâli oldukları hatalar, tashihler siciline alınmak suretiyle değil, Tapu Sicil Tüzüğünün 107 nci maddesi uyarınca ilgilisinin konuya iliģkin talebinin yevmiye defterine kayıt edilmek, yeni kayıt tesis ve tapu senedi düzenlenmek suretiyle düzeltilmelidir. Bu gibi durumlarda hataya konu taģınmazın ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerine ait evrakı müsbite ve resmi senetlerine inilerek hatanın oluģtuğu iģlemdeki kimlik tesbitinin (nüfusda kayıtlı olduğu yer, cilt, sahife ve sıra no) kanuni belgelere dayandırılıp dayandırılmadığı araģtırılmalı ve eğer kimlik tesbiti mevzuata uygun Ģekilde yapılmıģ olmasına rağmen tescil hatalı ise, hata Tapu Sicil Tüzüğünün 107 nci maddesi gereğince ilgililerinin talepleri yevmiye defterine kaydedilip, yeni kayıt tesis edilerek giderilmelidir. 3) 2521 sayılı Soyadı Kanunundan önce tesis edilmiģ tapu kayıtları ile bu kayıtlar esas alındığı kadastro ve tapulama tesbitlerinde eksik olan soyadlarının ilavesi iģlemleri de, alınacak nüfus kaydı ve ilmuhaberlere dayandırılarak yerine getirilmelidir. 19

21 C - Diğer Ġdarelerin Sebep Olduğu Hatalar: Tapu sicil muhafızlıklarında yapılan akit ve tescil iģlemlerine dayanak olan ve diğer idareler veya mahkemelerce düzenlenen (kimlik belgesi, tahsis kararı, veraset belgesi v.s.) belgelerde bu idarece düģülen hatalar da yine aynı idarenin doğru durumu belirleyen resmi belgelerine dayandırılarak düzeltilmelidir. D - Yukarıda sayılan hallerden baģka, bir hata olmayıp eksiklik bulunduğu taktirde (Malik veya babasının iki adından birinin veya iki veya daha fazla kelimeden müteģekkil soy adından birinin yazılmamıģ olmas gibi) geldi kayıtlara ve mevcut belgeler değerlendirilerek, ilgilisinin hak sahibi olduğuna da kanaat getirildiğinde iģlemin yerine getirilmesi gerekir. E- Mali Yönü: 1) Ġdarelerimizce meydana getirilen hatalar; Gerek tapu sicil muhafızlıklarının ve gerekse kadastro veya tapulama müdürlüklerinin sebep olduğu hatalar harçlar kanunun 59 ncu maddesi gereği olarak harç alınmadan tashih edilmelidir. 2) Diğer idarelerce meydana getirilen hatalar; Ġdarelerimizin kusurundan değilde, diğer idarelerin düzenledikleri belgelere dayalı olarak meydana gelen hatalar ise tashih harcı ödettirildikten sonra düzeltilmelidir. ġeklinde konu Genelgeye bağlanılmıģtır. SONRADAN GELEN HAK SAHĠPLERĠNĠN DURUMU MADDE 86 - Yapılacak düzeltmeler hatalı yazımdan sonra hak sahibi olmuģ kiģilerin hakkını etkileyici nitelikte ise, bu hak sahiplerinin de yazılı olurları aranır. KADASTRO TESPĠTLERĠ SIRASINDA YAPILAN YANLIġLIKLARIN DÜZELTĠLMESĠ MADDE 87 - Kadastro çalıģmaları sırasında meydana gelen yazım hatalarıyla ad, soyadı ve baba adındaki yanlıģlık veya eksiklikler ilgilisinin baģvurusu üzerine; a) Senetsizden tespitlerde; nüfus kayıt örneği ve taģınmaz malın bulunduğu mahalle veya köy muhtarlığından alınacak fotoğraflı ilmuhaber, b) Kayda dayalı tespitlerde; dayanağı kayıt ve belgeler, Ġncelenerek, talebin gerçek hak sahibinden geldiğine kanaat getirilmesi Ģartıyla ve talep yevmiye defterine kaydedilmek suretiyle düzeltilebilir. DÜZELTMENĠN ġeklġ MADDE 88 - YanlıĢ yazım okunacak Ģekilde kırmızı mürekkepli kalemle çizilir ve ilk boģ sütuna doğrusu yazılır. Kazıntı, silinti, satır aralarına veya sayfa kenarına çıkıntı veya kayda ek yapılmak suretiyle düzeltme yapılamaz. Yevmiye defterine kaydedilerek yapılan düzeltmelerde tarih ve yevmiye numarası, düzetmeler siciline kaydedilerek yapılanlarda ise bu sicilin numarası düzeltilen iģlemin üzerine yazılır. Düzeltme ile ilgili belgeler taģınmaz mala ait dosyada saklanır. ONBĠRĠNCĠ BÖLÜM YARDIMCI SĠCĠLLER MAL SAHĠPLERĠ SĠCĠLĠ MADDE 89 - TaĢınmaz mal maliklerinin adı, soyadı, ikametgahları ve sahip oldukları taģınmaz malların ada, parsel, sayfa numaraları ile mahelle veya köyleri mal sahipleri siciline yazılır. Maliklerin soyadının baģ harfine göre her harf için ayrı bir defter açılır. KiĢinin birden fazla taģınmaz malı varsa, tamamı aynı sütunda gösterilir. Bir taģınmaz mal, malikinin mülkiyetinden çıkınca kırmızı mürekkepli kalemle ada ve parsel numarası çizilir. Ayırma ve birleģtirme iģlemlerinde, eski ada, parsel ve sayfa numaraları çizilip yeni numaralar yazılır. 20

22 TaĢınmaz mal sahibi, ikametgahını değiģtirdiğini, bildirdiğinde, mal sahipleri sicilinin ilgili kısmına yeni ikametgahı yazılır. AZĠLLER SĠCĠLĠ MADDE 90 - Vekaletten aziller, vekalet verenlerin soyadının baģ harflerine göre, her harf için sicilde ayrılan bölüme yazılır. Azil belgesi geldiğinde, müdür veya görevlendireceği memur tarafından üzerine alındığı tarih, saat ve dakika hemen yazılarak aziller siciline kaydedilir. DÜZELTMELER SĠCĠLĠ MADDE 91 - Yevmiye defterine yazılması gerekmiyen düzeltmelerin sebebi, düzeltmeler siciline kaydedilir. KAMU ORTA MALLARI SĠCĠLĠ MADDE 92 - Mer'a, yaylak, kıģlak gibi kamu orta malları, özel sicile yazılır ve hangi köy veya belediyeye tahsisli olduğu belirtilir. Ġlgili belgeler özel dosyasında saklanır. DĠĞER DEFTERLER MADDE 93 - Tapu dairelerinde ayrıca tablo-mahzen defteri, yazıģma defteri ve idari sınırlar kayıt defteri de tutulur. TABLO-MAHZEN DEFTERĠ MADDE 94 - Müdürlükte bulunan bütün kütük, zabıt defteri, yevmiye defteri ve resmi senet ciltleri ile yardımcı siciller tablo-mahzen defterine kaydedilir. Tablo-mahzen defterindeki yazımlar, her yıl sonunda Genel Müdürlüğe bildirilir. YAZIġMA DEFTERĠ MADDE 95 - Yevmiye defteri ve aziller siciline yazılan iģlem ve belgeler dıģında tapu dairesine gelen ve giden bütün yazılar ve istemler yazıģma defterine kaydedilir. ĠDARĠ SINIRLAR KAYIT DEFTERĠ MADDE 96 - Yetkili mercilerce karara bağlanan idari sınırlarla ilgili kararlar ve köy sınırları, idari sınırlar defterine yazılır ve belgeleri özel dosyasında saklanır. ONĠKĠNCĠ BÖLÜM SĠCĠLLERĠN SAKLANMASI SĠCĠL VE DEFTERLERĠN SAKLANMASI MADDE 97 - Bu Tüzükte yazılı ana ve yardımcı siciller ile defterler özenle saklanır ve imha edilmezler. RESMĠ SENETLERĠN SAKLANMASI MADDE 98 - Resmi senetler her yıl tarih ve yevmiye sırasıyla ciltlenerek saklanır. BELGELERĠN SAKLANMASI MADDE 99 - Her taģınmaz mal için bir dosya açılır ve dosya üzerine mahalle veya köyü ile kütük sayfası, ada ve parsel numarası yazılır. Tapu iģlemleriyle, Döner Sermaye ĠĢletmesine ait belgeler tarih ve yevmiye numarasına göre bu dosyaya konulur. Belgelere birden baģlayan numaralar verilir ve dosya kapağının iç kısmına hangi belgelerin hangi tarih ve yevmiyeli iģleme ait olduğu yazılır. TaĢınmaz mal dosyaları, arģivde her mahalle veya köy itibariyle kütük sayfası numarası sırasına göre dizilir. Bir belge birkaç taģınmaz malla ilgili ise en küçük sayfalı taģınmaz mal dosyasına konulur ve bu belgenin hangi dosyada olduğu diğer dosyalarda belirtilir. ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM ÖRNEKLER VE GENEL MÜDÜRLÜĞE BĠLGĠ VERME SĠCĠLLERĠN DAĠRE DIġINA ÇIKARILMASI MADDE Tapu sicilleri, tapu dairesi dıģına çıkarılamaz. Devlete, gerçek ve tüzel kiģilere ait bir hizmetin görülmesi, bir hakkın korunması ve ispatı gerektiğinde, onaylı örnekleri verilir. 21

23 Ancak mahkemelerce sicil veya belgelerin aslı istenildiği takdirde, örnekleri müdür tarafından tasdik edilip, iade edilmek üzere imza karģılığında asılları verilir. TAPU SENEDĠ VE ÖRNEKLER MADDE Tapu dairesinde akitli veya akitsiz iģlemlerle ilgili olarak düzenlenen tapu senedi veya ipotek belgelerinin birer örneği, müdür tarafından hak sahiplerine verilir. Ġlgilisinin istemi halinde de, tapu sicilini oluģturan bilgi ve belgelerin örneği verilir. BELGELERĠN ġeklġ MADDE Tapu iģlemlerinde kullanılacak belgelerin Ģekilleri, Genel Müdürlük tarafından belirlenir. BELGELERĠN GÖNDERĠLMESĠ MADDE 103- (DeğiĢik: 2004/ / m.15) Tapu senetleri ve ipotek belgelerinin fotoğrafsız birer örneği ile ipotek terkin iģlemleri, liste halinde veya bilgisayar ortamında, iģlemi izleyen ayın ilk iki haftası içinde Genel Müdürlük merkez arģivine veya Genel Müdürlükçe belirlenen bölge arģivlerine gönderilir. Genel Müdürlük, bölge arģivleri oluģturmaya ve diğer belgelerden hangilerinin sadece merkez arģivine gönderileceğini belirlemeye yetkilidir. KÜTÜK, YEVMĠYE DEFTERĠ VE YARDIMCI SĠCĠLLERĠN ONANMASI MADDE Kütükler, yevmiye defteri ve yardımcı siciller üzerinde herhangi bir iģlem yapılmadan önce, birbirini takip eden sayfa numaraları verilerek müdür tarafından kaç sayfadan ibaret oldukları son sayfaya yazılıp tarih, imza ve mühürle onanır, sayfa araları da ayrıca daire mührü ile mühürlenir. Kadastro aģamasında oluģturulan kütüklerin onama iģlemi kadastro müdürü tarafından yapılır. ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM ÇEġĠTLĠ HÜKÜMLER YÖNETMELĠK EK MADDE 1- (Ek: 2004/ / m.16) Bu Tüzüğün uygulanmasına iliģkin hususlar yönetmelikle düzenlenir. KADASTRO GÖRMEMĠġ TAġINMAZ MALIN YAZIMI GEÇĠCĠ MADDE 1 - Henüz kadastrosu yapılmamıģ yerlerde kütük yerine zabıt defteri ve kat mülkiyeti zabıt defteri tutulur. TaĢınmaz malların sınırları hudut komģuları yazılarak gösterilir. TaĢınmaz malın varsa resmi haritası veya planı dosyasında saklanır. KADASTROSU YAPILMAMIġ YERLERDE BELGELERĠN SAKLANMASI GEÇĠCĠ MADDE 2 - Kadastrosu yapılmamıģ yerlerde, her iģleme ait belgeler, o iģlem için ayrı bir dosya içinde üzeri tarih, sıra ve yevmiye numarası yazılarak saklanır. ĠĢlemlere ait dosyalar ayrıca aylık olarak arģivlenir. KALDIRILAN HÜKÜMLER MADDE tarih ve sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Tapu Sicili Nizamnamesi yürürlükten kaldırılmıģtır. YÜRÜRLÜK MADDE Türk Medeni Kanununun 910 uncu maddesine göre hazırlanıp DanıĢtayca incelenmiģ olan bu Tüzük, Resmi Gazete'de yayımı tarihinde yürürlüğe girer. YÜRÜTME MADDE Bu Tüzük hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 22

24 ĠKĠNCĠ BÖLÜM 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (Tapu Sicili 2.Bölüm) TAPU SĠCĠLĠ A. Kurulması I. Sicil bakımından 1. Genel olarak Madde 997- TaĢınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tapu sicili tutulur. Tapu sicili, tapu kütüğü ve kat mülkiyeti kütüğü ile bunları tamamlayan yevmiye defteri ve belgeler ile plânlardan oluģur. Sicilin örneği, nasıl tutulacağı ve yardımcı siciller tüzükle belirlenir. 2. Taşınmazların kaydedilmesi a. Kaydedilecek taşınmazlar Madde 998- Tapu siciline taģınmaz olarak Ģunlar kaydedilir: 1. Arazi, 2. TaĢınmazlar üzerindeki bağımsız ve sürekli haklar, 3. Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler. Arazinin tapu siciline kaydı, özel kanun hükümlerine tâbidir. Bağımsız ve sürekli hakların kaydedilmesi için gerekli koģullar ve usul tüzükle belirlenir. Süreklilik koģulunun gerçekleģmesi için hakkın süresiz veya en az otuz yıl süreli olması gerekir. Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümlerin taģınmaz olarak kaydı, özel kanun hükümlerine tâbidir. b. Kaydedilmeyecek taşınmazlar Madde 999- Özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taģınmazlar, bunlara iliģkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz. Tapuya kayıtlı bir taģınmaz, kayda tâbi olmayan bir taģınmaza dönüģürse, tapu sicilinden çıkarılır. YARGITAY 5. HUKUK DAĠRESĠ E. 2011/3322 -Bedeline hükmedilen taģınmaz yol niteliği aldığından TMK.nun 999. maddesi uyarınca tapudan terkini yerine Hazine adına tesciline karar verilmesi. Doğru görülmemiģtir. SONUÇ : Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, gününde oybirliğiyle karar verildi. 3. Sicilin unsurları a. Tapu kütüğü Madde Her taģınmaza kütükte bir sayfa ayrılır ve sayfa numaraları birbirini izler. Bir taģınmazın bölünmesi veya birden çok taģınmazın birleģtirilmesi hâlinde uyulacak usul tüzükle belirlenir. Kütüğün her sayfasındaki özel sütunlara Ģunlar tescil edilir: 1. Mülkiyet, 2. TaĢınmaz üzerinde kurulmuģ olan veya o taģınmaz lehine baģka taģınmaz üzerinde kurulmuģ bulunan irtifak hakları ile taģınmaz yükü, 3. TaĢınmaz üzerindeki rehin hakları. Eklentiler, malikin isteği üzerine beyanlar sütununa kaydedilir. Yapılan bu kayıt, ancak kütükte hak sahibi olarak görünenlerin rızasıyla kütükten silinebilir. Aynı malike ait olan birden çok taģınmaz, sınırları birbirine bitiģik olmasa bile, malikin istemiyle kütükte ortak bir sayfaya kaydedilebilir. Bu sayfaya yapılan rehin tescilleri, o sayfada kayıtlı bulunan bütün taģınmazları bağlar; aynı sayfada kayıtlı bu gibi taģınmazlardan bir kısmı 23

25 malikin istemi üzerine veya mahkeme kararıyla o sayfadan çıkarılırsa, çıkarılan taģınmazlar üzerinde tescil edilmiģ bulunan haklar saklı kalır. b. Kat mülkiyeti kütüğü Madde Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler, ayrıca tutulacak kat mülkiyeti kütüğüne yazılır. Özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kütükte yapılacak iģlemler hakkında tapu kütüğüne iliģkin hükümler uygulanır. DANIġTAY 3. DAĠRE E. 2001/2306 Medeni Kanunun 1001'inci maddesi gereğince davacı tarafından satılan bağımsız bölümün kayıtlı olduğu kat mülkiyeti kütüğünün, tapu kütüğüne iliģkin esaslara göre tutulması ve bu kütüğe geçirilen iģlemler için aynı esasların geçerli olması nedeniyle Medeni Kanunun 1013'üncü maddesine göre taģınmazın maliki olan davacının veya adına iģlem yapma yetkisi bulunan kimsenin yazılı beyanı üzerine tescil edilen satıģ iģleminin satıģ bedeli yönünden gerçek durumu yansıtmadığını kanıtlama yükü kendisine düģmektedir. Doğruluğu, yukarıda değinilen düzenlemeler ile kanıt kabul edilen tapu sicilinde tescil edilen ve satıcı ile alıcının tapu memuru önünde beyan ve imzalarıyla doğruladıkları satıģ bedelinin, gerçekte faturada gösterilen düzeyde olduğunu kanıtlayamayan davacı adına yapılan tarhiyatı, taģınmazın gerçek değerinin tespiti için yeterli araģtırma ve inceleme yapılmadığı gerekçesiyle kaldıran vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiģtir. c. Yevmiye defteri ve belgeler Madde Tapu kütüğüne tescil istemleri, isteyenin kimliği ve istemin konusu belirtilerek istem sırasına göre derhâl yevmiye defterine yazılır. Bu iģlemlerin dayanağı olan belgeler, özenle sıraya konulur ve saklanır. d. Plân Madde Bir taģınmazın kütüğe kaydı ve belirlenmesinde resmî bir ölçüme dayanan plân esas alınır. Plânların nasıl hazırlanacağı tüzükle belirlenir. II. Tapu sicilinin tutulması 1.Bir bölgede YARGITAY 8. HUKUK DAĠRESĠ E. 2008/2249 Ancak TMK.nun maddesi uyarınca "her taģınmaza kütükte bir sayfa ayrılır ve sayfa numaraları birbirini izler" hükmü gözönünde bulundurularak aynı kanunun ve maddeleri dikkate alınarak tapuya kaydedilmesi zorunludur. Hal böyle olunca, 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca yapılan kadastro çalıģmalarında dava konusu taģınmaz 115 ada 240 parsel olarak tespit ve tescil edilmiģtir. Yapılan uygulamada, bu taģınmazın tarihli fenni bilirkiģi krokisinde kırmızı renkle taralı A harfiyle gösterilen m2'lik kısmının davacının ve bayiinin zilyetliğinde olduğu saptanmıģtır. TaĢınmazın tamamının iptali ve tescili söz konusu değildir. Bu durumda, 115 ada 240 nolu parselin karara esas alınan fenni bilirkiģi krokisinde B harfiyle gösterilen m2'lik kısmının 115 ada 240 nolu parsel olarak Hazine üzerinde bırakılması gerekirken; bu bölüm içinde yeni bir parsel numarası verilerek tescil kararı verilmesi doğru olmamıģtır. Öyle ise, yukarıda değinilen fenni bilirkiģi raporunda A harfiyle gösterilen bölüm için yeni bir parsel numarası verilerek davacı adına iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken; 115 ada 240 nolu parseli kaydının tamamen kapatılarak yok sayılması doğru olmamıģtır. Madde TaĢınmazlar, bulundukları bölgenin tapu siciline kaydedilir. 2. Birden çok bölgede Madde Birden çok bölgede bulunan taģınmaz, diğer bölge sicillerine kayıtlı olduğu belirtilmek suretiyle her bölgedeki sicile ayrı ayrı kaydedilir. 24

26 Böyle bir taģınmaza iliģkin tescil istemleri ve tescil iģlemleri taģınmazın büyük kısmının bulunduğu bölgede yapılır ve yapılan tescil kütüğe iģlenmek üzere diğer bölgelerdeki tapu idarelerine bildirilir. III. Tapu idareleri 1. Kuruluş Madde Tapu idarelerinin kuruluģ, iģleyiģ ve hizmetlerinin yürütülmesi, özel kanun hükümlerine tâbidir. 2. Sorumluluk Madde Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna iliģkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 2011/10548 E. Sayılı Kararında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; gün ve 2010/4-349 E., 2010/318 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi; tapu iģlemleri kadastro tespit iģlemlerinden baģlayarak birbirini takip eden iģlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluģumu aģamasındaki kadastro iģlemleri ile tapu iģlemleri bir bütün oluģturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan TMK m anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu iģlemler nedeniyle zarar görenler, Borçlar Yasası'nın 125. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaģımı süresi gözetilerek Medeni Yasa'nın maddesi gereğince, zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adli yargıda dava açabilirler. B. İşlemler I. İşlemlerin konusu 1. Tescil Madde 1008-TaĢınmaza iliģkin aģağıdaki haklar, tapu kütüğüne tescil edilir: 1. Mülkiyet, 2. Ġrtifak hakları ve taģınmaz yükleri, 3. Rehin hakları. 2. Şerhler a. Kişisel haklarda Madde Arsa payı karģılığı inģaat, taģınmaz satıģ vaadi, kira, alım, önalım, gerialım sözleģmelerinden doğan haklar ile Ģerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne Ģerhedilebilir. Bunlar Ģerh verilmekle o taģınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karģı ileri sürülebilir. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2006/11775 KARAR : Dava, Türk Medeni Kanununun 1009 maddesi uyarınca tapu kütüğüne Ģerh edilen arsa payı karģılığı inģaat yapım ve taģınmaz satıģ vaadi sözleģmesi Ģerhinin terkini istemine iliģkindir. Mahkemece dava kabul edilmiģ, hükmü davalı yüklenici Ģirket temyiz etmiģtir. Gerçekten yukarıda gösterilen yasa hükmü uyarınca arsa payı inģaat yapım sözleģmesinin, kayda sonradan malik olacak kiģilere ileri sürülmesini temin amacıyla ve yüklenici yararına tapu kütüğüne Ģerhi olanaklıdır. Somut olayda terkin istenen tarihli Ģerh sözü edilen amacı sağlamaya yöneliktir. Ne varki, sözleģmenin yapılmasından sonra ifa süresi baģladığı halde yüklenici tarafından eserin meydana getirilmesi için bir çaba sarfedilmemiģ, sözleģmenin arsa sahibi olan tarafları Borçlar Kanunun 358. maddesinden yararlanarak erken fesih hakkını kullanıp sözleģmeyi feshetmiģlerdir. Feshedilen sözleģme yükleniciye koģulları varsa tazminat isteme 25

27 hakkının verirse de bu sözleģmenin tapu kütüğüne Ģerhinin devamı bir hak sağlamaz. Diğer taraftan üzerine inģaat yapılması kararlaģtırılan 68 parsel sayılı taģınmazda davacılar dıģında paylı maliklerinde bulunduğu görülmektedir. Davalı yüklenici birden fazla kiģinin paydaģ olduğu taģınmazda diğer paydaģlarla sözleģme yapıldığını ileri sürüp kanıtlanamadığından taģınmazın 2/6 payın malikleri ile yapılan sözleģmenin ifa olanağı da yoktur. b. Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasında Madde AĢağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamaları, tapu kütüğüne Ģerh verilebilir: 1. ÇekiĢmeli hakların korunmasına iliģkin mahkeme kararları, 2. Haciz, iflâs kararı veya konkordato ile verilen süre, 3. Aile yurdu kurulması, artmirasçı atanması gibi Ģerh verilmesi kanunen öngörülen iģlemler. Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, Ģerh verilmekle taģınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karģı ileri sürülebilir. YARGITAY 12. HUKUK DAĠRESĠ E. 2004/13384 KARAR : ġikayete konu Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih ve 2003/503 sayılı tedbir kararında taģınmazın devir ve temlikinin önlenmesine karar verildiği bu tedbir kararında alacaklının taraf olmadığı anlaģılmaktadır. Sözü edilen tedbir kararının mahiyeti itibariyle rızai devir ve temlikleri önleyici nitelikte olduğu, cebri icraya engel durumun bulunmadığı ve alacaklı taraf olmadığından tedbir kararının onun yönünden bağlayıcı olmadığı, davacı adına tescil kararı verilse bile haciz Ģerhinin mahkemece kaldırılmadığı sürece geçerli bulunduğu cihetle icra müdürünün satıģ iģlemlerine devam etmesi gerekirken aksine karar vermesi doğru olmadığından alacaklının anılan karara yönelik Ģikayetinin mahkemece kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir. c. Geçici tescil şerhi Madde AĢağıdaki hâllerde geçici tescil Ģerhi verilebilir: 1. Ġddia edilen bir aynî hakkın güvence altına alınması gerekiyorsa, 2. Tasarruf yetkisini belirleyen belgelerdeki noksanlıkların sonradan tamamlanmasına kanun olanak tanıyorsa. Geçici tescil Ģerhi, bütün ilgililerin razı olmasına veya hâkimin karar vermesine bağlıdır. ġerhin konusu olan hak sonradan gerçekleģirse, Ģerh tarihinden baģlayarak üçüncü kiģilere karģı ileri sürülebilir. Geçici tescil Ģerhi verilmesi istemi üzerine hâkim, tarafları dinleyerek veya dosya üzerinde inceleme yaparak Ģerhe konu olan hakkın varlığının kabul edilebileceği kanaatına varırsa, Ģerh kararı verir. Kararda Ģerhin etki bakımından süresi ve içeriği belirlenir; gerektiğinde mahkemeye baģvurulması için bir süre verilir. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2011/3033 Geçici tescil Ģerhi Kanunda iki hal için kabul edilmiģtir. Bunlardan birisi iddia edilen ayni hakkın güvence altına alınmasının gerekli olması ( T.M.K.m. 1011/1 ), diğeri ise tasarruf yetkisini belirleyen belgelerdeki noksanlıkların sonradan tamamlanmasına kanunun olanak tanımasıdır ( T.M.K. m. 1011/2 ). Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde tapu sicilinde yapılan iģlemlerin dayanağının idari iģlem olacağı da kuģkusuzdur. Davalı idare de davacının tescil talebini tasarruf yetkisini kanıtlayamaması sebebiyle reddetmiģtir. Davacı bu reddin doğru olmadığını ileri sürerken tasarruf yetkisini kanıtlayacak belgeleri tamamlayana kadar Türk Medeni Kanunu'nun kendisine tanıdığı haktan yararlanmak amacıyla geçici tescil Ģerhi kararı talep etmektedir. Diğer bir anlatımla talebi yukarda değinildiği gibi Ġdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi anlamında Ġdari Yargının görevi alanına giren bir iģlemin iptali niteliğinde değildir. Bu haliyle davanın görülme yeri adli 26

28 yargıdır. Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeden görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiģtir. 3. Beyanlar Madde Bir taģınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. TaĢınmaz mülkiyetine iliģkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2008/12860 sayılı kararı ile Beyanlar sütununun iģlevini değerlendiren kararında Medeni Kanunu nun ve Tapu Sicil Tüzüğü nün 60 ila 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen beyanlar gerek tescillerden, gerekse Ģerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine iģlenen kayıt, kural olarak ne bir aynı hak ihdas eder ne de Ģahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı ġili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir. Beyanlar baģlıklı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu nun maddesi; Bir taģınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. TaĢınmaz mülkiyetine iliģkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır, Ģeklindedir. Yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca genellikle tapu kütüğüne yazılarak alenileģtirilmesinde fayda umulan hukuki iliģki ve fiili durum Ģeklinde tarif edilen her beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterebilme olanağı yoktur. BaĢka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine beyanda bulunulabilmesi için ya Türk Medeni Kanunu nda bir hüküm olması veya özel kanunlarla bu konuda bir hükme yer verilmesi yahut Tapu Sicil Tüzüğü nde bir düzenleme yapılmıģ olması gerekir. Ayrıca, yasal düzenlemeler dıģında yasal düzenlemelerdeki belirsizlikler nedeniyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü genelgeleri ile açıklayıcı nitelikteki bina yapılamaz beyanı, yıkım kararları, uygulanamayan mahkeme ilamları, orman içi binalar da beyanlar sütununa iģaretlenebilir. Birbirinden farklı konularda beyanlar sütununa yapılan kayıtların bazıları, üçüncü kiģilerin iyi niyetini bertaraf etmeye yararken, bazıları ilgilisi yararına karine yaratır, bazıları ise taģınmaza bağlı bir ayni hakkı ya da Ģahsi hakkı açıklarken bazı beyanlar da kamu hukukundan kaynaklanan kısıtlamaları açıklar. Bir diğer anlatımla, beyanın niteliğine göre beyana bağlanan sonuç değiģmektedir. ( Oğuzman Seliçi, EĢya Hukuku, Ġstanbul 2004, s.2004 ) Gerek metni yukarıda Trük Medeni Kanunu nun ve gerekse Tapu Sicil Tüzüğü nün 60. maddelerinden anlaģılmaktadır ki, mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtmenin kütüğün beyanlar sütununda gösterilebilme olanağı yoktur. II. Tescilin ve terkinin koşulları 1. İstem a. Tescil için Madde Tescil, tasarrufa konu olan taģınmaz malikinin yazılı beyanı üzerine yapılır. Edinen kimse, kanun hükmüne, kesinleģmiģ mahkeme kararına veya buna eģdeğer bir belgeye dayanıyorsa, bu beyana gerek yoktur. Bir aynî hakkı tescilden önce kazanan kimse, gerekli belgeleri ibraz ederek tescili isteyebilir. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2008/1597 Ayni hak, kütüğe tescil yoluyla yazılmıģsa kural olarak böyle bir tescile dayanan iyiniyetli kiģinin iktisabı korunur. Fakat, tescilin yanı baģında, bir de bunun haklı bir sebebe dayanması ve 27

29 tescil talebinin o hak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kimse tarafından yapılmıģ olması Ģarttır. Yetkisiz bir kimse tarafından yapılan talep veya haklı bir sebep olmadan yapılan bir tescil hakkı iktisap ettirmez. Ancak bu yönden tescil sakat dahi olsa, iyiniyetli, yani sakatlığı bilmeyen ve bilmeleri de kendilerinden beklenemeyen kimseler karģısında geçerli bir tescilin sonuçlarını doğurur. Böyle bir tescile dayanarak iyiniyetle o gayrımenkul üzerinde ayni bir hak iktisap eden korunur. Yani iyiniyetli kimseler kütüğün görünüģüne inanmakta haklıdır. Bu kuralın tapu kütüğüne güven sağlamak için getirildiği kuģkusuzdur. O yüzden, davacıdan, kayıt maliki davalının kötü niyetine iliģkin delilleri istenerek toplanmalı, bildirilecek deliller sözü edilen davalı yüklenici Ģirketin sunduğu belge ve tapu kayıtlarındaki süratli Ģekilde yapılan tedavüllerin nedeni de davalıya sorulup saptanarak bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Ayni hak, kütüğe tescil yoluyla yazılmıģsa kural olarak böyle bir tescile dayanan iyiniyetli kiģinin iktisabı korunur. Fakat, tescilin yanı baģında, bir de bunun haklı bir sebebe dayanması ve tescil talebinin o hak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kimse ( TMK.m.1013 ) tarafından yapılmıģ olması Ģarttır. Yetkisiz bir kimse tarafından yapılan talep veya haklı bir sebep olmadan yapılan bir tescil hakkı iktisap ettirmez. Ancak bu yönden tescil sakat dahi olsa, iyiniyetli, yani sakatlığı bilmeyen ve bilmeleri de kendilerinden beklenemeyen kimseler ( TMK.m.3 ) karģısında geçerli bir tescilin sonuçlarını doğurur. Böyle bir tescile dayanarak iyiniyetle o gayrımenkul üzerinde ayni bir hak iktisap eden korunur ( TMK.m.1023 ).Yani iyiniyetli kimseler kütüğün görünüģüne inanmakta haklıdır. Bu kuralın tapu kütüğüne güven sağlamak için getirildiği kuģkusuzdur ( TMK.m.1020 ). b. Terkin ve değişiklik için Madde Bir tescilin terkin edilmesi veya değiģtirilmesi, ancak bu kaydın kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanı üzerine yapılabilir. YARGITAY 19. HUKUK DAĠRESĠ E. 2005/283 ÖZET : Ġpoteğin terkini malik tarafından istenebilir ( TMK.883 ). Bir tescilin terkin edilmesi veya değiģtirilmesi kendilerine hak sağlayan kiģilerin beyanıyla yapılabilir ( TMK.1014 ). Terkine rıza gösterilmemesi halinde malik tapu kaydının düzeltilmesini dava etmek zorundadır. Mahkeme kararı üzerine terkini malik talep edebilecektir. Üçüncü kiģi hukuki yararının bulunması halinde terkini dava edebilirse de, bu halde malikin de davada taraf olarak gösterilmesi gerekir. Mahkemece bu yönler araģtırılıp irdelenmeden yazılı Ģekilde hüküm kurulması doğru değildir. Dosyaya ibraz edilen hesap özetinin davacılardan HMB ĠnĢaat A.ġ'ne ait olup, diğer davacı ile ilgili hesap özetinin dosyada olmadığı bir baģka anlatımla Güney Turizm A.ġ'nin riskinin sona erip ermediği konusunda banka defter ve kayıtları incelenmeden ipoteklerin fekkine karar verilmiģ olması doğru değildir. Ġpoteğin terkini malik tarafından istenebilir ( TMK.883 ). Bir tescilin terkin edilmesi veya değiģtirilmesi kendilerine hak sağlayan kiģilerin beyanıyla yapılabilir ( TMK.1014 ). Terkine rıza gösterilmemesi halinde malik tapu kaydının düzeltilmesini dava etmek zorundadır. Mahkeme kararı üzerine terkini malik talep edebilecektir ( Prof.Dr. M.Kemal Oğuzman, Prof.Dr. Özer Seliçi, Prof.Dr. Saibe Oktay-Özdemir, EĢya Hukuku 10.Basım Filiz Kitabevi/2004, Sh. 174 ). Üçüncü kiģi hukuki yararının bulunması halinde terkini dava edebilirse de, bu halde malikin de davada taraf olarak gösterilmesi gerekir. Mahkemece bu yönler araģtırılıp irdelenmeden yazılı Ģekilde hüküm kurulması doğru değildir. 2. Yetkinin ve sebebin belirlenmesi Madde Tescil, terkin ve değiģiklik gibi tasarruf iģlemlerinin yapılabilmesi, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukukî sebebi belgelemiģ olmasına bağlıdır. Ġstemde bulunan kimse, kendisinin, sicilde hak sahibi görünen kiģi veya bu kiģinin temsilcisi olduğunu ispat etmek suretiyle tasarruf yetkisini belgelemiģ olur. 28

30 Hukukî sebebin belgelenmesi, bu sebebin geçerliliği için gerekli Ģekle uyulduğunun ispatı suretiyle olur. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2004/1024 TaĢınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı iģlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluģturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taģınmaz malikinin değiģmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Ġsim düzeltme davaları, taģınmazın aynına iliģkin bulunduğundan HUMK.nun 13. maddesi uyarınca, taģınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek baģına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir baģka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kiģinin, aktif dava ehliyeti vardır. Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kiģinin aynı kiģi olduğu kuģkuya yer vermeyecek Ģekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aģağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1- Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kiģi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir baģka kiģinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kiģinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluģturacak Ģekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taģınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taģıyan baģka kiģi bulunup bulunmadığı araģtırılmalıdır. 4- istem konusunda tanık dinlenmelidir. 5- Tüm bu araģtırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluģmamıģ ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkiģileri de taģınmaz baģında dinlenerek keģif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araģtırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve gerektiği hallerde vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır. 3. Belgelerin tamamlanması Madde Tasarruf yetkisine ve hukukî sebebe iliģkin belgeler tamam değilse istem reddedilir. Bununla birlikte, hukukî sebebe iliģkin belgeler tamam olmasına rağmen, tasarruf yetkisini belirten belgenin tamamlanması gereken hâllerde, malikin rızası veya hâkimin kararıyla geçici tescil Ģerhi verilebilir. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2011/3033 ÖZET : Dava, tapu kaydına geçici tescil Ģerhi kararı verilmesi istemine iliģkindir. Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde tapu sicilinde yapılan iģlemlerin dayanağının idari iģlem olacağı da kuģkusuzdur. Davalı idare de davacının tescil talebini tasarruf yetkisini kanıtlayamaması sebebiyle reddetmiģtir. Davacı bu reddin doğru olmadığını ileri sürerken tasarruf yetkisini kanıtlayacak belgeleri tamamlayana kadar Türk Medeni Kanununun kendisine tanıdığı haktan yararlanmak amacıyla geçici tescil Ģerhi kararı talep etmektedir. Diğer bir anlatımla talebi yukarda değinildiği gibi Ġdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi anlamında Ġdari Yargının görevi 29

31 alanına giren bir iģlemin iptali niteliğinde değildir. Bu haliyle davanın görülme yeri adli yargıdır. Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeden görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiģtir. III. Tescilin biçimi 1. Genel olarak Madde Kütüğe tesciller, istem tarihine ve sırasına göre yapılır. Sicildeki kaydın bir örneği isteyen ilgiliye verilir. Tescil ve terkin ile verilecek örneklerin Ģekli tüzükle belirlenir. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2003/6387 ÖZET : Tapu kayıtlarında yapılacak intikaller tarafların tapu memuru huzurundaki takrirleri ya da mahkeme kararı ile mümkündür. Anılan hükümler kamu düzeni ile ilgili olup, bu konudaki tahkim Ģartı geçersizdir. Davada, satıģ vaadi sözleģmesi uyarınca taģınmaz mal mülkiyeti geçirimi istenmektedir. Her ne kadar genel satıģ Ģartnamesinin -M- maddesinde "satmayı vaad eden firma ile satıģ vaadi muhatabı arasında doğacak ihtilaflar hakem usulü ile halledilecektir" hükmüne yer verilmiģ ise de, Türk Medeni Kanunun 706 ve 1017, Tapu Kanunun 26 ve 27. maddeleri ile 5519 sayılı Kanun hükümlerine göre, tapu kayıtlarında yapılacak intikaller tarafından tapu memuru huzurundaki takrirleri ya da Mahkeme kararları ile mümkündür. Anılan bu hükümler kamu düzeni ile ilgili olup, bu konudaki tahkim Ģartı geçersizdir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne iliģkin temyiz itirazları yerinde değildir. Kaldı ki, davanın devamı sırasında dava konusu gayrimenkulun mülkiyeti davacı alıcıya da geçirilmiģtir. Açıklanan nedenlerle, yapılan yargılama toplanan kanıtlar ve tüm dosya içeriğine göre mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiģtir. 2. TaĢınmaz lehine irtifaklarda Madde TaĢınmaz lehine irtifakların tescil ve terkini hem yüklü, hem yararlanan taģınmazların sayfalarına kaydedilir. IV. Tebliğ zorunluluğu Madde Tapu memuru, ilgililerin bilgisi dıģında yaptığı iģlemleri onlara tebliğ etmekle yükümlüdür. Ġlgililerin bu iģlemlere karģı itiraz süresi, kendilerine yapılan tebliğ tarihinden iģlemeye baģlar. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2007/2712 Bir taģınmaz üzerinde yapı veya ağaç gibi malikinden bir baģkasına ait eģya bulunmakta ise buna muhtesat denir. Muhdesatın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesince tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilme olanağı vardır. Yapı veya ağaç sahibi yararına konulan kayıt hakkın yıkılmak veya yanmak gibi sebeplerle sona ermesi halinde ya da hak sahibinin arazi üzerindeki hakkından vazgeçmesi sonucu terkin edilir. Ne var ki, Türk Medeni Kanunu'nun maddesi uyarınca terkin iģlemi yapacak mercii ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüdür. Bunun için tapuya baģvurulup, hakkın yok olduğu ve sona erdiği belirtilerek terkin talebinde bulunulması, Kadastro Müdürlüğü elamanlarının zemine giderek hakkın sona erip ermediğini saptaması, bundan sonra da değiģiklik beyannamesi düzenlenerek tapuya gönderilmesi gerekir. Terkin iģleminden sonra adresi kayıtlarda belirli ise muhtesat sahibine Türk Medeni Kanunu'nun maddesi gereğince duyuruda bulunulur. Dava ise ancak bu tebliğden itibaren 30 gün içinde hak sahibi tarafından terkin iģlemine karģı açılır. 30

32 C. Tapu sicilinin açıklığı Madde Tapu sicili herkese açıktır. Ġlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2008/10087 Dava, ipotek Ģerhinin kaldırılması istemine iliģkindir. Ġpotekli bir taģınmazın devredilmesi halinde, borçlunun sorumluluğunda ve ipotekle kurulmuģ olan güvencede bir değiģiklik meydana gelmez. Yeni malik de ipotek borcuyla sorumludur. Tapu sicili herkese açık olduğuna göre, sicilde yazan bir hususun ilgilisi tarafından bilinmediği kabul edilemez. Ġpotek kiģisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taģınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. Ġpotek tesisi için rehin edilecek taģınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaģmanın ( rehin sözleģmesi ) Türk Medeni Kanunu'nun 856. maddesi uyarınca tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taģınmaz maliki rehnin fekkini ( kaldırılmasını ) dava yolu ile isteyebilir. Yeni malikte bu borç ile yükümlüdür. Yasanın maddesine göre de, tapu sicili herkese açık olup, sicilde yazılı olan bir hususun ilgilisi tarafından bilinmediğini kabul etmek mümkün değildir. DeğiĢik bir anlatımla yeni malik olan davacı da önceki malik gibi ipotek borcundan sorumlu olacağından ipoteğin kaldırılması için tarafların öngördükleri sözleģme koģulu yerine getirilmeksizin yeni malikin sözleģme Ģartlarını bilmediği kabul edilerek davanın yazılı Ģekilde hükme bağlanması doğru olmamıģtır. D. Tescilin etkileri I. Tescilin yapılmamasının sonuçları Madde Kurulması kanunen tescile tâbi aynî haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz. YARGITAY 1. HUKUK DAĠRESĠ E. 2004/9729 Bilindiği üzere; "TaĢınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. " ( M.K. m.705 ) Tescilden önce mülkiyetin hangi hallerde kazanılacağı sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında gösterilmiģtir. Öte yandan, "Ayni haklar, kütüğe tescil ile doğar, sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır" ( M.K. m.1022/1 ) "Kurulması kanunen tescile tabi ayni haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz." ( M.K.. m.1021/1 ) Değinilen yasa hükümlerinde öngörüldüğü üzere, hukukumuzda ayni hakkın doğumu veya ortadan kaldırılması tescil iģleminin yapılmıģ olmasına bağlıdır. BaĢka bir deyiģle bir hak tescil edilmedikçe ayni hak niteliğini kazanamaz.mülkiyetin nakledildiğinden söz edilemez.belirtilen yasal düzenlemelere göre, davaya konu olayda, mülkiyetin nakline iliģkin iģlemin " tasarruf" aģamasında kaldığı intikali sağlayan tescilin yapılmadığı gözetildiğinde, çekiģmeli pay mülkiyetinin davacıya geçtiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Diğer taraftan " tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir baģka ayni hak kazanan kiģinin bu kazanımı korunur". ( M.K. m.1023 )Yasada öngörülen ve dayanağını Medeni Kanunun 3. maddesinden alan iyiniyetin aynı zamanda bu iddiada bulunana bir özen ve itina borcu yüklediği de kuģkusuzdur. Ancak, bu özenin ve dikkatin sicile yönelik olması gerektiği tartıģmasızdır. Sicile güvenen kiģinin, sicilin dayanağını oluģturan kayıt ve belgeleri inceleme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple davalı Hatice'ye akit tablosunu inceleme mükellefiyeti yüklenemez. II. Tescilin sonuçları 1. Genel olarak Madde Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır. 31

33 Tescilin etkisi, kanunen öngörülen belgeler isteme eklenmiģ veya geçici tescil hâlinde belgelerin uygun zamanda tamamlanmıģ olması koģuluyla yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinden baģlar. Bir hakkın içeriği, tescilin sınırları içinde, dayandığı belgelere göre veya diğer herhangi bir yolla belirlenir. YARGITAY 15. HUKUK DAĠRESĠ E. 2010/4095 Taraflar arasındaki uyuģmazlık davacıların ayni hakkına mı, yoksa davalıların Ģahsi hakkına mı üstünlük tanınacağı konusundadır. Ayni haklar kütüğe tescil ile doğar, sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır ( 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu madde 1022 ). Tescil sebebe bağlı bir tasarruf iģlemi olduğundan sırf tescilin yapılması ayni hakkın doğumu için yeterli olmaz. Tescil yoluyla ayni hakkın ( mülkiyet hakkının ) doğabilmesi için haklı ve geçerli bir hukuki sebebin de bulunması gerekir. Somut olayda: davaya konu 6 numaralı bağımsız bölümün takip borçlusu dava dıģı kooperatif adına tescil edilmesinin hukuki sebebini dava dıģı yüklenici kooperatif ile arsa sahipleri arasında imzalanan tarihli kat karģılığı inģaat sözleģmesi oluģturmaktadır. SözleĢme uyarınca yapılan paylaģıma göre 6 numaralı bağımsız bölümün davacıların murisine ait olduğu çekiģmesizdir. SözleĢme uyarınca tapunun tamamı dava dıģı kooperatife devredilmiģ ise de bu devir: davacıların murisine ait bağımsız bölümler yönünden kat irtifakının kurulması sırasında iade edilmek üzere Ģartlı olarak, dava dıģı kooperatife ait bağımsız bölümler yönünden ise inģaatın eksiksiz tamamlanıp teslim edilmesi halinde mülkiyete hak kazanılmak üzere avans olarak yapıldığından dava dıģı kooperatif devredilen tapular üzerinde herhangi bir ayni hak kazanamamıģtır. Öte yandan tarihinde kurulan kat irtifakında 6 numaralı bağımsız bölümün tapusunun davacıların murisi adına oluģturulması gerekirken, dava dıģı kooperatif adına oluģturulması da sözleģme hükümlerine aykırı olduğundan yolsuz tescil niteliğindedir. Davacılarca, yüklenici kooperatif hakkında açılan tapu iptali ve tescil davasında davanın kabulüne dair verilen tarih 2007/267 esas- 2008/190 karar sayılı karar, sonuçlarını kat karģılığı inģaat sözleģmesi uyarınca yüklenici kooperatife tapu devrinin yapıldığı tarihten, yani tapuya haciz Ģerhi konulmasından önceki bir tarihten itibaren doğurmaktadır. Neticede, borçlu/yüklenici kooperatif, kat karģılığı inģaat sözleģmesi uyarınca yapılan tapu devri ile davaya konu bağımsız bölüm üzerinde ayni hak kazanamadığından, yapılan tescil yolsuz olduğundan, mahkemece verilen tapu iptali ve tescil kararı haciz öncesine etkili bulunduğundan davalı alacaklı/üçüncü kiģiler tarafından dava dıģı borçlu/yüklenici kooperatif aleyhine giriģilen icra takibinde davaya konu bağımsız bölümün tapu kaydına haciz Ģerhi konulması davacı arsa sahiplerini bağlamaz. Davalı üçüncü kiģiler ile dava dıģı yüklenici kooperatif arasındaki hukuki iliģkiden doğan kiģisel haklar, davacı arsa sahiplerine karģı ileri sürülemez. 2. İyiniyetli üçüncü kişilere karşı Madde Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir baģka aynî hak kazanan üçüncü kiģinin bu kazanımı korunur. YARGITAY 1. HUKUK DAĠRESĠ E. 2011/9632 Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine iliģkindir. Davalı ara malikin oğlu, murisin torunudur. Muvazaalı iģlemi T.M.K'nun maddesi hükmü uyarınca bilen ve bilmesi gereken konumdadır. O halde aynı Kanunun maddesi koruyuculuğundan yararlanma olanağı bulunamamaktadır. Öyle ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. 3. İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı Madde Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiģ ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kiģi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî iģleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. 32

34 Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kiģilere karģı doğrudan doğruya ileri sürebilir. YARGITAY 1. HUKUK DAĠRESĠ E. 2011/1773 Bilindiği üzere, T.M.K.'nun 705. maddesinin 1. fıkrasında kural olarak taģınmaz mülkiyetinin tescille kazanılacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında belirtilen mahkeme kararı kamulaģtırma ve diğer sayılan durumlarda mülkiyetin tescilden önce kazanılacağı hususu düzenlenmiģtir. Bu durumda, davalının taģınmazın kamulaģtırıldığını ve kamulaģtırma sebebiyle mahkemenin tescil kararını bilen ve bilmesi gereken konumunda olduğu dikkate alındığında iyiniyetli malik konumunda olduğu kabul edilemez. Diğer bir deyiģle davalının T.M.K.'nun maddesi delaletiyle koruyuculuğundan yararlanamayacağı açıktır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düģülerek ve hatalı gerekçe ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuģ olması doğru değildir. E. Terkin ve değiştirme I. Yolsuz tescilde Madde Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiģ veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuģ ya da değiģtirilmiģ ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. Ġyiniyetli üçüncü kiģilerin bu tescile dayanarak kazandıkları aynî haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır. YARGITAY 1. HUKUK DAĠRESĠ E. 2012/1785 Ne var ki; bu tür davaların kural olarak kayıt maliki ya da mirasçıları tarafından açılması gerekir ise de; davalı idarenin Türk Medeni Kanununun ve maddeleri ile Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olacağı, öte yandan TMK.nın maddesinde düzenlenen sorumluluğun kusursuz sorumluluk olup, bu madde kapsamında Hazinenin tazminat davasına muhatap ve tazminata mahkum olabileceği gözetildiğinde, eldeki davanın açılmasında ve sonuçlandırılmasında davacı idarenin hukuksal yararının bulunduğu kuģkusuzdur. II. Aynî hakların sona ermesi Madde Bir aynî hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukukî değerini kaybettiği takdirde, yüklü taģınmaz maliki, terkini isteyebilir. Tapu memuru bu istemi yerine getirirse, her ilgili, bu iģlemin kendisine tebliği tarihinden baģlayarak otuz gün içinde terkine karģı dava açabilir. Tapu memuru, re'sen hâkime baģvurarak aynî hakkın sona erdiğinin belirlenmesine iliģkin karar verilmesini istemeye ve hâkimin vereceği karara dayanarak terkin iģlemini yapmaya yetkilidir. YARGITAY 1. HUKUK DAĠRESĠ E. 2012/1785 Davacı, yolsuz tescil sebebi ile tapu iptal ve kadastro tespitleri gibi tescile karar verilmesini istemiģtir. Devletin sorumluluğu tapu sicilinin tutulması sırasında kusura dayanması gerekmez. Zira devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlıģ tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden değiģmesi yada yitirilmesi bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır.dayanıksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek taģınmazın niteliğinde yanlıģlıklar yapmak da aynı kapsamda düģünülmelidir. Bu tür davaların kural olarak kayıt maliki ya da mirasçıları tarafından açılması gerekir ise de; davalı idarenin tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olacağı için bu madde kapsamında Hazinenin tazminat davasına muhatap ve tazminata mahkum olabileceği gözetildiğinde, eldeki davanın açılmasında ve sonuçlandırılmasında davacı idarenin hukuksal 33

35 yararının bulunduğu ve doğrudan dava açabileceği dikkate alınmalıdır. Davanın esasına girilmesi gerekirken reddedilmesi hatalıdır. III. Düzeltme Madde Ġlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlıģlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir. Düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde de olabilir. Tapu memuru, basit yazı yanlıģlıklarını, tüzük kuralları uyarınca re'sen düzeltir. YARGITAY 14. HUKUK DAĠRESĠ E. 2011/7522 Dava, tapuda kayıt düzeltilmesi istemine iliģkindir. Kimlik bilgileri düzeltilirken, taģınmaz malikinin değiģmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına sebep olunmaması gerekir. Eldeki davada, dosyada mevcut nüfus kayıtlarının incelenmesinden tapu kayıt maliki ile davacının soybağı ilgisi kurulamamaktadır. Davacı dava dilekçesinde kayıttaki yanlıģlık nedeni ile açılan davalarda zorluk yaģandığını açıklamakta ise de davayı yetkiye istinaden açtığını da belirtmemektedir. Açıklanan bu sebeplerle davacının aktif dava ehliyeti araģtırılmadan iģin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiģtir. Mahkemece davacıdan kaydının düzeltilmesi istenen tapu kayıt maliki ile soybağı bulunduğunu gösteren veraset belgesi ya da nüfus kaydı sunması veya davayı yetkiye istinaden açmıģsa yetki belgesi ibraz etmesi için imkan verilmelidir. Davacının aktif dava ehliyeti bu Ģekilde belirlendikten sonra iģin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekir. 34

36 KADASTRO MEVZUATI 35

37 YURDUMUZDAKĠ KADASTRO ÇALIġMALARININ TARĠHÇESĠ Yurdumuzda kadastro faaliyetlerine ilk kez, 5 ġubat 1912 (1328) tarihli Emvali Gayrimenkulenin Tahdit ve Tahriri Hakkındaki Muvakkat Kanun" ile, Konya ilinin Çumra ilçe merkezi ile köylerinde baģlanmıģtır; ancak, araya 1.Dünya SavaĢının girmesi üzerine uygulamaya devam edilememiģtir. Cumhuriyetin kuruluģundan hemen sonra, 1924 yılında, Tapu Umum Müdürlüğü kurulmuģ, 1925 yılında da ardıģık iki yasa yürürlüğe konmuģtur. Bu yasalar 657 sayılı Harita Umum Müdüriyeti Umumiyesi Kanunu ile 658 sayılı Kadastro Kanunu dur. Bu yasalar ile birlikte kadastro birimleri de eklenerek kurum Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne dönüģtürülmüģtür tarihli ve 658 sayılı Kadastro Yasası nın yürürlüğe girmesinin ardından 1925 yılı Mayıs ayından itibaren Ankara, Ġstanbul, Ġzmir, Bursa ve Konya da kadastro çalıģmalarına baģlanmıģtır. Harita Genel Müdürlüğü yılları arasında Ankara, Ġstanbul, Kocaeli ve Malatya da 1/500, 1/1000 ve 1/2000 ölçekli planlar üreterek kadastro çalıģmalarına destek olmuģtur yılında Medeni Kanun yürürlüğe girdiğinde; taģınmazların çoğu tapusuz veya sicil dıģı kalmıģ ya da harici satıģlarla el değiģtirmiģti. Medeni Kanunun yürürlüğünden önce ve sonraki dönemde taģınmazlar üzerinde eylemli durum ile hukuki durum arasında geniģ kapsamlı bir aykırılık meydana gelmiģ ve bu durum sosyal bünyede büyük haksızlıklar meydana getirmiģti. TaĢınmazlardaki eylemli durumları hukuksallaģtırmak, tapusuz taģınmazları tapulamak ve kadastroya dayanan haritaları yapmak amacıyla 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu 15/Aralık/1934 tarihinde yürürlüğe konulmuģtur. Gerek kentlerde ve gerekse köylerde 1950 yılına kadar uygulama alanı gören 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile, ülkemizin kadastrolama sorununun istenilen hızda çözümlenilemeyeceği düģünülerek, kentlerin belediye sınırları dıģında kalan taģınmazların kadastrolanması için 1950 yılında 5602 sayılı Tapulama Kanunu yürürlüğe girmiģtir. On yılı aģkın bir uygulama süresi içinde 5602 sayılı Kanunda görülen aksamaların giderilmesi için 1964 yılında 509 sayılı, daha sonra 1966 yılında da 766 sayılı Tapulama Kanunları yürürlüğe konulmuģtur. Böylece, 2613 Sayılı Kanun, 1950 yılından 3402 sayılı Kadastro Kanunun yürürlüğe girdiği 10 Ekim 1987 tarihine kadar sadece il ve ilçelerin merkez belediye sınırları içinde kalan taģınmazların kadastrolanmasında uygulanmıģtır. Kazanılan tecrübelerin ıģığı altında aynı amaca yönelik, fakat farklı hükümler içeren 2613 sayılı Kanun ile 766 sayılı Kanun birleģtirilerek 10/Ekim/1987 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu yürürlüğe konulmuģtur sayılı Kanunda, 2005 yılında 5304 sayılı Kanunla, 2009 yılında da 5831 ve 5841 sayılı Kanunla, 2012 tarihinde 6302 sayılı Kanunla, 2013 yılında da 6495 sayılı Kanunla değiģiklik yapılmıģtır. Bu Kanun ile; kadastro faaliyetlerinin hızlandırılmasına, gereksiz itirazlara meydan verilmemesine, delillerin seri bir Ģekilde toplanıp, davaların en kısa zamanda sonuçlandırılmasına, uygulamadaki adaletsizlik ve dengesizliklerin giderilmesine çalıģılmıģtır. 36

38 KADASTRO (TAPULAMA) KANUNLARI KANUN NO Emvali Gayrimenkulenin Tahdit ve Tahriri Hakkındaki Muvakkat Kanun KABUL TARĠHĠ YÜRÜRLÜK TARĠHĠ RESMĠ GAZETE TARĠH VE NO 05 ġubat 1912 (1328) Konya ili Çumra ilçesi ve köyleri Ankara, Ġstanbul, Ġzmir, Bursa ve Konya Madde: 23 Haziran 1935 Diğer Maddeler : 23 Ocak Aralık 1934/ Mart Mart Mart 1950/ Temmuz Ağustos Ağustos 1964/ Haziran Temmuz Temmuz 1966/ Haziran Ekim Temmuz 1987/ (Para Cezaları) 04 Kasım Nisan Kasım 2004/ (3402 DeğiĢikliği) 22 ġubat Mart Mart 2005/ (3402 DeğiĢikliği) 15 Ocak Ocak Ocak 2009/ (3402 DeğiĢikliği) 25 ġubat Mart Mart 2009/ (3402 DeğiĢikliği) 03 Mayıs Mayıs Mayıs 2012/ /31. Mad. (3402 DeğiĢikliği) 12 Temmuz Ağustos Ağustos 2013/

39 NOT: sayılı Kanun Anayasa Mahkemesince 16 Kasım 1965 tarihinde iptal edilmiģ olup, iptal kararı; 12 Ocak 1966 tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıģtır sayılı Kanunun 9, 33 ve 49 uncu maddeleri 6091 sayılı Tapulama Kanununun Bazı Maddelerinde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiģmiģtir. (Resmi Gazete tarihli ve 8452 sayılı) sayılı Kanunun 13/D maddesi, 6335 sayılı Tapulama Kanununun 13 üncü Maddesinin (D) Fıkrasının DeğiĢtirilmesine ve Bu Kanuna Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun ile değiģtirilmiģtir. (Resmi Gazete; 17/31954 tarihli ve 8660 sayılı) sayılı Kanunun 5 inci maddesi, 6383 sayılı Tapulama Kanununun 5 inci Maddesinin DeğiĢtirilmesine ve Bu Kanuna Yeni Hükümler Ġlâvesine Dair Kanun ile değiģtirilmiģtir. (Resmi Gazete: tarihli ve 8663 sayılı) 3402 SAYILI KADASTRO KANUNU KANUNUN AMACI : (Madde:1) 5304 sayılı Kanunla değiģik 3402 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile, Kanunun amacı; Ülke koordinat sistemine göre memleketin kadastral veya topoğrafik kadastral haritasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukukî durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun öngördüğü tapu sicilini kurmak, mekânsal bilgi sisteminin alt yapısını oluşturmaktır. Ģeklinde tanımlanmıģtır. Bu tanımlamayla, günün teknolojik geliģmeleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak taģınmazların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirtecek teknik çalıģmalar, ülke bütününde ele alınmıģ ve ayrıca; üretilecek haritalara da nitelik açısından yeni boyutlar getirilmiģtir. Maddede yer alan ülke koordinat sistemine göre memleketin kadastral veya topoğrafik kadastral haritasına dayalı olarak deyimi ile soruna ülke bütününde bakılmıģ, üretilecek haritaların ülke nirengi ve nivelman ağına dayandırılması (bağlanması) hedeflenmiģtir. BaĢka bir deyiģle kadastro faaliyetinin teknik yönü tek bir sistem içinde düģünülmüģtür. Kadastral veya topoğrafik kadastral denilmekle de, kadastro çalıģmaları sırasında ihtiyaca uygun harita üretilebilmesi amaçlanmıģtır. Yeni düzenleme ile getirilen mekânsal bilgi sisteminin alt yapısını oluģturmaktır. ibaresiyle de; çağdaģ Ģehircilik anlayıģına uygun harita üretilebilmesi ve kadastro sonucu elde edilen verilerin haritacılık ile ilgili tüm sektörlerde kullanılabilmesine geçiģ yapılabilmesi hedeflenmektedir. Ülke koordinat sistemine göre memleketin kadastral veya topoğrafik kadastral haritası yapılırken, aynı zamanda taģınmazların malikleri belirlenmesi varsa üzerinde hakların saptanması, eski tapuların yenilenmesi ve tapusuz yerlerin tapuya bağlanması suretiyle Türk Medeni Kanununun öngördüğü tapu sicilinin meydana getirilmesi öngörülmüģtür. Böylece, Medeni Kanundan önce ve sonraki dönemlerde taģınmazlar üzerinde meydan gelen eylemli durum ile hukuki durum arasındaki farklılıklar hukuksallaģtırılmaktadır. KADASTRO BÖLGELERĠNĠN BELĠRLENMESĠ VE ĠLANI: (Madde:2) Kadastro Bölgesi: Her ilin merkez ilçesi ile o ile bağlı diğer ilçelerin idari sınırları içinde kalan yerler kadastro bölgelerini teģkil etmektedir. Kadastro Bölgelerinin Belirlenmesi: Kadastroya açılacak bölgeler, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve bağlı bulunduğu Bakanın onayı ile belirlenmektedir. Ġlanı: Kadastrosuna baģlanacak bölgeler, en az bir ay önceden Resmi Gazete'de, Radyo veya Televizyonda, bölge merkezinde ve bölgenin bağlı olduğu ilde varsa yerel gazete ile ve ayrıca alıģılmıģ vasıtalarla ilan edilir. 38

40 KADASTRO EKĠBĠ VE KOMĠSYONUN OLUġUMU: (Madde:3) Kadastro Ekibi: Kadastro ekibi; en az iki kadastro teknisyeni, mahalle veya köy muhtarı ve üç bilirkiģiden oluģur. Muhtarın herhangi bir nedenle çalıģmalara iģtirak edememesi halinde yerine kanuni vekili çalıģmalara iģtirak eder sayılı Kadastro Kanununun 5304 sayılı Kanunla değiģik 4 üncü maddesi hükmü nedeniyle, ormanların sınırlandırma ve tespiti yapılırken kadastro ekibine, Orman Genel Müdürlüğü taģra teģkilâtınca görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi ile tarım müdürlüklerince görevlendirilecek bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin iģtirak ettirilmesi gerekmektedir. Kadastronun fenni iģlerinin ihale yoluyla yaptırılması halinde; kadastro ekibi, iki kadastro teknisyeni yerine bir kadastro teknisyeninin iģtirakiyle oluģturulabilir. Kadastro ekibine, kadastro teknisyeni yerine kontrol memuru görevlendirilmesi de mümkündür. B- BilirkiĢiler: BilirkiĢilerin Seçimi: Kadastro ekibinde görev alacak bilirkiģiler, kadastro müdürünün yazılı talebi üzerine; köylerde köy derneği, belediyelerde ise belediye meclisince seçilir. ÇalıĢma alanında bir ekip görev yapacakça altı bilirkiģi, Ģayet çalıģma alanında birden fazla ekip görev alacaksa her ilave ekip için ayrıca üçer bilirkiģi daha olmak üzere seçtirilir. BilirkiĢilerin, kadastro müdürlüğünün yazısının tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük süre içinde seçilmesi gerekmektedir. BilirkiĢilerin bu süre içerisinde seçilememesi veya bilirkiģiliklerine engel sebeplerin bulunması ya da seçilen bilirkiģilerin idari sınırda yapılan değiģiklik nedeniyle yeterli bilgi verememeleri halinde, kadastro müdürünün talebi üzerine mülki amir tarafından o köy veya mahalleden ya da mücavir köy veya mahallelerden aynı sayıda bilirkiģi seçilir. Kısaca, bilirkiģiler köy derneği, belediye meclisi veya mülki amirlikçe seçilir. BilirkiĢilerde Aranacak Nitelikler Kadastro ekibinde görev alacak bilirkiģilerin; a) Türk VatandaĢı olması, b) 40 yaģını bitirmiģ olması, c) Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olması, d) En az 10 yıldan beri o mahalle veya köyde ikamet etmesi, (Mülki amir tarafından seçilecek bilirkiģilerde bu Ģart aranmaz.) e) Yüz kızartıcı bir suçtan kesinleģmiģ hüküm giymemiģ olması, f) Türkçe okuma- yazma bilmesi, Gerekmektedir. Köy muhtarı veya belediye baģkanı tarafından, o köy veya mahallede bilirkiģi seçilme niteliklerine haiz yeter sayıda okur-yazar kiģi bulunmadığının yazılı olarak kadastro müdürlüğüne bildirilmesi koģuluyla okur-yazar olmayan kiģiler arasından da bilirkiģi seçilebilir. Okuma-yazma bilmeyen bilirkiģilerin Kadastro Kanununa göre düzenlenecek belgelere sol elinin baģparmağını, bu parmak yoksa öteki herhangi bir parmağını basması imza yerine geçer. Kadastro tutanağı, okuma yazma bilmeyen bilirkiģilere okunur ve beyanlarına uygun olduğunun belirtilmesi halinde tutanağa parmak izi bastırılır. Bu durumda, kadastro tutanağının okuma yazma bilmeyen bilirkiģi.... a okunduğu, tespitin kendi beyanına uygun olduğunu belirterek parmak izini bastığı ve parmak izinin bilirkiģinin hangi elinin hangi parmağına ait olduğu hususu tutanağın edinme sebebi sütunundaki boģ kısma yazılarak kadastro teknisyenleri ve muhtar tarafından birlikte imzalanır. Kadastro müdürlüğünce; seçilen bilirkiģilerin yaģ durumları nüfus müdürlüğünden, sabıka durumları ise Cumhuriyet BaĢsavcılığından sorulur. Alınan cevaplardan, bilirkiģiler arasında yukarıdaki Ģartları taģımayanların mevcut olduğu ya da seçildikten sonra bilirkiģi olma niteliklerini kaybettikleri tespit edilenlerin yerlerine yenileri seçtirilir. 39

41 BilirkiĢilere Yemin Ettirilmesi: Seçilen bilirkiģilere Kadastro Mahkemesinde, bu mahkeme henüz kurulmamıģ ise Sulh Hukuk Mahkemesinde yeminleri yaptırılır. Mahkemece düzenlenen yemin tutanağı Kadastro Müdürlüğüne gönderilir. Yemin tutanağının aslı müdürlük dosyasında bir örneği de ekip dosyasında saklanır. BilirkiĢilerin Bilgilerine BaĢvurulmayacak Haller: a) BilirkiĢinin; kendisine, eģine, usul ve füruna, kardeģine, kardeģinin çocuklarına, eģinin usul ve füruna ait taģınmazların tespitinde, b) Tespiti yapılan taģınmaz üzerinde hak iddia edenlerden birisi ile bilirkiģi arasında dava veya husumet varsa, c) Tespiti yapılan taģınmaz üzerinde hak iddia edenlerden birisi ile bilirkiģi arasında (a) fıkrasında açıklandığı gibi hısımlık varsa, d) Belediye tüzel kiģiliği adına yapılacak tespitlerde, belediye meclisi veya encümeni, köy tüzel kiģiliği adına yapılacak tespitlerde ise köy ihtiyar kurulu üyesi olarak görev yapan bilirkiģilerin, Bilgilerine baģvurulmaz ve bunların yerlerine diğer bilirkiģiler ekibe iģtirak ettirilir. BilirkiĢiliğe mani bu haller, ekip görevlisi kadastro teknisyenleri, muhtar ve bunların yerine ekibe iģtirak edecek kiģiler için de geçerlidir. Muhtar ve BilirkiĢilerce Kadastro Tutanağının Ġmzalanmasından Ġmtina Edilmesi; Kadastro teknisyenleri, sınırlandırma ve tespitini yapacakları taģınmazlarla ilgili olarak muhtar ve bilirkiģilerden aldıkları bilgi ve beyanlar ile bir sonuca varamazlarsa, nedeni kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda açıklanmak suretiyle tahkikatı geniģleterek o taģınmaza sınır bulunan diğer taģınmazların malikleri ile hazır bulunan diğer kimselerin bilgi ve beyanlarına baģvurarak, varacakları kanaat doğrultusunda taģınmazın sınırlarını ve gerçek hak sahibini tespit etmekle yükümlüdürler. Muhtar ve bilirkiģilerin bilgi ve beyanlarına aykırı olarak yapılacak tespitlerin mutlaka bir kayıt veya belgeye dayandırılması gerekmektedir. Muhtar ve bilirkiģiler, kendi bilgi ve beyanları dıģında yapılan tespitlere muhalif kalırlarsa, muhalif kalma nedenleri kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde etraflıca açıklanır. ġayet, bilgi ve beyanları dıģında yapılan tespit nedeniyle kadastro tutanağını imzalamaktan kaçınırlarsa, kadastro teknisyenlerince bu husus tutanağın edinme sebebi sütununun uygun bir yerine yazılarak tespit sırasında hazır bulunan diğer kiģilerle birlikte imzalanır. Bu durumda da tutanak tekemmül etmiģ sayılır. Ancak, edinme sebebi ile tutanağa sonradan verilecek Ģerh arasında çeliģki doğmaması için, tespit öncesinde, değerlendirmeye alınacak belgelerin uygunluğu ile mülkiyet bilgileri muhtar ve bilirkiģilerle birlikte değerlendirilerek onların tespite iliģkin görüģleri alınmalıdır. Ayrıca, muhtar ve bilirkiģilerin sonradan görüģ değiģtirilmelerinin ve bu nedenle de kadastro tutanaklarını imzalamaktan kaçınmalarının önlenmesi amacıyla, her adadaki çalıģmalar tamamlandığında kadastro tutanakları düzenlenmeli, düzenlendikten sonra da hemen imzalatılmalıdır. (3402 sayılı Kanun Madde:7, Yönetmelik 47/D Madde:5, Genelge TKGM tarih, 2006/18) Ormanla ilgili çalıģmalara muhtar ve bilirkiģilerin katılmaması durumunda; 5304 sayılı Kanunla değiģik 3402 sayılı Kanunun 4 inci maddesinde, Ormanla ilgili çalıģmalara muhtar ve bilirkiģilerin katılmamaları halinde, çalıģmalara bunların yokluklarında resen devam edileceği hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, muhtar ve bilirkiģilerin çalıģmalara katılmamaları halinde, çalıģmalara katılmadıkları ve varsa nedeni, orman parsellerine ait kadastro tutanağının edinme sebebinde belirtilir. Kadastro tutanağının ve ilgili diğer belgelerin imza sütunlarında ise isimlerinin karģısına ÇalıĢmalara Katılmadı ibaresi yazılır. (3402 sayılı Kanun Madde 4, Yönetmelik 47/D Madde 4) BilirkiĢilere ödenecek ücret: Kadastro ekibinde görev yapan bilirkiģilere, 6245 Sayılı Harcırah Kanununun 50/5 ve 8/1. maddelerine göre, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce her yılın ocak ayında o yıl içinde 40

42 bilirkiģilere ödenecek ücret belirlenir ve buna göre çalıģmalara katıldıkları günler için kendilerine ödeme yapılır. Ġhaleli iģlerde bilirkiģi ödemeleri ihale dokümanında belirtilen esaslara göre yapılır. Görevini Yapmayan BilirkiĢiler Hakkında Yapılacak ĠĢlem: Kadastro Müdürü, seçilen ve yeminleri yaptırılan bilirkiģilere görevlerini ve geçerli bir mazeretleri olmaksızın görevden kaçınmaları veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmaları halinde, Kadastro Kanunun 42 ve 43 üncü maddeleri hükümleri uyarınca yasal iģlemlerde bulunulacağını yazılı olarak bildirir. Bu bildirimin bir örneği çalıģma alanındaki ekip dosyasında saklanır. Kadastro Komisyonunun OluĢumu ve Görevleri: 1- Kadastro Komisyonunun oluģumu; Kadastro Komisyonu; Kadastro müdürü veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün olumlu görüģü alınmak koģuluyla müdür yardımcısının baģkanlığında, kadastro üyesi ve itirazın mahiyetine göre kontrol mühendisi veya tasarruf kontrol memuru olmak üzere üç kiģiden oluģur. Ormanla ilgili itirazların incelenmesinde; itiraza konu parsellerin tespitinde görev almamıģ, Orman Genel Müdürlüğü taģra teģkilâtınca görevlendirilecek bir orman mühendisi ile tarım müdürlüklerince görevlendirilecek bir ziraat mühendisinin kadastro komisyonuna iģtirak ettirilmesi zorunludur. Kamu orta mallarının sınırlandırması ve bunlara yapılacak itirazların incelenmesi; 4342 sayılı Mera Kanununun 7 nci maddesinin son fıkrası uyarınca kamu orta mallarının sınırlandırma yetkisi kadastro komisyonuna geçtiğinde; 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü nedeniyle kadastro komisyonuna konu uzmanı Ziraat Mühendisinin dâhil edilmesi zorunludur. Bu nedenle, kamu orta malı nitelikli taģınmazların kadastro komisyonunca sınırlandırılmasında veya bunların sınırlandırma ve tespitine yapılacak itirazların incelenmesinde, Kadastro Komisyonu; kadastro müdürü veya müdür yardımcısının baģkanlığında, kadastro üyesi ve kontrol mühendisi ile tarım müdürlüğünce görevlendirilecek ziraat mühendisinden oluģturulur. Kadastro komisyonu, tüm üyelerin iģtiraki ile toplanır ve oy çokluğu ile tespit yapar. Buna göre; a) Ormanların sınırlandırma ve tespitine yapılacak itirazların incelenmesinde kadastro komisyonu; Kadastro Müdürü, Kadastro üyesi, Orman Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Ġtirazın mahiyetine göre Kontrol Mühendisi veya Tasarruf Kontrol Memurundan, b) Kamu orta mallarının sınırlandırması ve bunlara yapılacak itirazların incelenmesinde kadastro komisyonu; Kadastro Müdürü, Kadastro üyesi, Kontrol Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden, c) Bunların dıģındaki incelemelerde kadastro komisyonu; Kadastro Müdürü, kadastro üyesi, itirazın mahiyetine göre kontrol mühendisi veya kontrol mühendisinden, OluĢur. 2- Kadastro Komisyonunun Görevleri; Kadastro komisyonunun görevleri, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 7, 8, 9 ve 36 ncı maddelerinde açıklanmıģtır. Ayrıca, 4342 sayılı Mera Kanununun 7 nci maddesinin son fıkrasında da, kadastroya açılan köy ve mahalle sınırları içindeki Mera, yaylak ve kıģlak gibi orta malı taģınmazların sınırlarının anılan Yasada öngörülen 4 aylık süre içerisinde Mera Komisyonlarınca belirlenmemesi durumunda, bu görevin kadastro komisyonlarınca yerine getirilmesi öngörülmüģtür. Buna göre; a) Ġtirazların Ġncelenmesi; Orman parsellerine; kadastro tutanaklarının düzenlendiği tarihten çalıģma alanında ölçülecek orman parseli kalmadığına dair tutanağın düzenlendiği tarihe kadar, Orman parselleri dıģında kalan taģınmazlara; kadastro tutanaklarının düzenlendiği tarihten kadastro ekibinin çalıģma alanında iģinin bittiğini gösteren tutanağın düzenlendiği tarihe kadar, Yapılacak itirazları, 41

43 b) TaĢınmazların sınırlandırma ve tespiti sırasında, ekip görevlisi kadastro teknisyenleri arasında, ormanla ilgili sınırlandırma ve tespitler sırasında ise kadastro teknisyenleri ile kadastro ekibinde görev alan orman veya ziraat yüksek mühendisi/mühendisi arasında ya da orman mühendisi ile ziraat mühendisi arasında görüģ ayrılığı çıkması nedeniyle gönderilecek kadastro tutanaklarını, c) Kadastro teknisyenleri ile kontrol elamanları arasında görüģ ayrılığı çıkması veya kontrol elamanlarınca yapılması istenen değiģikliğin taģınmazın mülkiyetinde, tespit maliklerinin paylarında veya taģınmazın sınır ve yüzölçümünde değiģiklik gerektirmesi nedeniyle gönderilecek kadastro tutanaklarını, d) Kadastroya tabi tutulmayan yerler üzerinde hak iddiasında bulunulması nedeniyle, 3402 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin 4 üncü fıkrası gereğince sınırlandırması ve tespiti yapılan taģınmazlarla ilgili gönderilecek kadastro tutanaklarını, e) Tarafların dayandıkları kayıt ve belgelerin aynı kuvvet ve mahiyette olması nedeniyle malik tayini yapılmayan ve çözümlenmek üzere kadastro komisyonuna gönderilen taģınmazlara ait kadastro tutanaklarını, Ġnceleyerek, gerçek hak sahibini belirlemek, (Kadastro komisyonları bu inceleme sonucunda, kadastro tutanağının yerine geçmek üzere kadastro komisyon tutanağı düzenlerler), f) Emlak vergisi beyan değeri bulunmayan taģınmazların, kadastro harcına ve yargılama giderine esas olacak matrahını tespit etmek, g) Mera komisyonlarınca, 4342 sayılı Kanun hükümlerine göre, bu yasada öngörülen 4 aylık süre içerisinde mera, yaylak ve kıģlak gibi orta malı taģınmazların sınırlarını belirleyerek belgelerini göndermemesi durumunda, bu yerlerin sınırlarını belirlemek, Görevleri, kadastro komisyonlarına aittir. KADASTRO ÇALIġMA ALANI, ĠLAN VE ĠTĠRAZ: (Madde:4) Kadastro ÇalıĢma Alanı: Belediye sınırları içerisinde bulunan her mahalle ile bu sınırlar dıģındaki her köy ayrı bir çalıģma alanıdır. Kadastro ÇalıĢma Alanı Ġlanı: Kadastrosuna baģlanacak çalıģma alanları, 15 gün önceden bölge merkezinde, çalıģma alanında, komģu köy, mahalle ve belediyelerde alıģılmıģ vasıtalarla ilan edilir. Ġlanın yapıldığı bir tutanakla tespit edilir. Bu ilanın yapıldığından, mahalli mülki amirine, mahalli kadastro ve hukuk mahkemelerine, tapu müdürlüğüne, maliye kuruluģuna, vakıflar idaresine, il özel idaresine, ilgisi var ise orman idaresi ile diğer kamu kurum ve kuruluģlarının mahalli ünitelerine bilgi verilir. Bilgi yazısında, kadastrosuna baģlanacak köy veya mahalle sınırları içerisinde taģınmazlarının bulunması durumunda, sınırlandırma ve tespitler sırasında değerlendirilmek üzere, bunlara iliģkin bilgi, belge ve haritalarının gönderilmesi istenir. Ayrıca, Maliye ve Orman kuruluģlarına yazılan yazılarda, çalıģmalar sırasında temsilci bulundurabilecekleri de belirtilir. ÇalıĢma alanı ilanının noksan yapılması kadastronun iptaline neden olabileceğinden, çalıģma alanına hangi köy veya mahallelerin sınır bulunduğu hususunda muhtar ve bilirkiģilerden alınacak bilgilerin yanında, ayrıca mahalle taksimat krokileri, idari sınır kararları ve değiģiklikleri ile varsa kesinleģmiģ mahkeme kararları ve orman haritaları etraflıca incelenmeli, ilgili kamu kurumlarında da (Valilik, Kaymakamlık ve Özel Ġdare gibi) araģtırma yapılmalıdır. Kadastro ÇalıĢma Alanı Sınırının Belirlenmesi Yöntemi: ÇalıĢma alanı sınırının belirlenmesinde; * Ġdari sınır kararları, * Ġdari sınırla ilgili kesinleģmiģ mahkeme kararları, * KesinleĢmiĢ orman tahdit/kadastro haritaları, * Mahalle taksimat krokileri, * Sınırda bulunan taģınmazlara ait tapu ve vergi kayıtları, * Ġlgili diğer bilgi ve belgeler, Esas alınır. A- ÇalıĢma Alanının KomĢu Köy ve Mahallelerle Olan Sınırının Belirlenmesi; 42

44 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre yapılan ilanda belirtilen 15 günlük sürenin bitimini müteakip, kadastro ekibince kadastrosuna baģlanacak mahalle veya köyün komģu mahalle ve köylerle olan müģterek sınırlarının, diğer bir anlatımla çalıģma alanı sınırının tespitine baģlanır. Kadastro teknisyenleri; çalıģma alanı sınırlarının tespitine hangi gün ve saatte ve nereden baģlayacaklarını, komģu köy ve mahalle muhtarlıkları ile kadastrosuna baģlanacak yerin muhtarlığına ve ayrıca varsa belediye baģkanlıklarına çalıģmalara baģlanmadan önce birer yazı ile duyururlar. Duyuru yazıları; köy ve mahalle muhtarlıkları ile belediyelere, çalıģma alanı sınırı tespit çalıģmalarına katılacak temsilcilerin belirlenmesi, gerekli belge ve bilgilerin temin edilebilmesi için en az 2 3 gün önceden gönderilmelidir. Duyuru yazısında; çalıģma alanı sınırının belirlenmesinde (mahalle veya köy sınırlarının) görev alacak yetkili kurul üyelerinin, varsa sınırla ilgili belgelerle birlikte çalıģmanın yapılacağı gün ve saatte mahallinde hazır bulundurulmasını, gelmedikleri takdirde yokluklarında elde mevcut belgelere göre çalıģma alanı sınırının belirleneceğini, belirlenecek çalıģma alanı sınırına karģı her mahalle veya köy ile ilgili çalıģma alanı sınır krokisinin tebliğ ve ilan edildiği tarihten itibaren YEDĠ gün içinde kadastro müdürlüğüne itirazda bulunabileceklerini, bu süre geçtikten sonra yapılacak itirazların dikkate alınmayacağı hususları da açıkça belirtir. ÇalıĢma alanının komģu köy veya belediyelerle olan müģterek sınırları; idari sınır kararları (Hudutname) ve sınırla ilgili kesinleģmiģ mahkeme kararları aynen uygulanmak, bu belgeler yoksa, sınırda bulunan taģınmazlara ait tapu ve vergi kayıtları ile sınıra iliģkin diğer belge ve bilgiler kadastro teknisyenlerince değerlendirilmek suretiyle belirlenir. Kadastro ekibince belirlenecek çalıģma alanı sınırı idari sınır sayılmaz. Sınırla ilgili kesinleģmiģ mahkeme kararı bulunmakla beraber, karar tarihinden sonra idare kurullarınca idari sınırlarda değiģiklik yapılmıģ ve yapılan değiģiklik de kesinleģmiģ ise, çalıģma alanı sınırının belirlenmesinde idari sınır kararları esas alınır. Ġdari sınır kararları ve sınırla ilgili kesinleģmiģ mahkeme kararları haritaya bağlanmıģ ise haritaları zemine uygulanmak suretiyle, haritaya bağlanmamıģ veya harita fenni sıhhate haiz değilse bilirkiģiler ve tarafların göstermelerine göre sınır noktalarının yerleri arazi üzerinde tespit edilerek ölçüsü yapılır ve çalıģma alanı sınır krokisi düzenlenir. Ayrıca, çalıģma alanının her mahalle ve köyle ilgili müģterek sınırının tespiti tamamlandığında, bu sınırın hangi belgelere istinaden ve ne Ģekilde belirlendiği, sınır belirleme çalıģmaları sırasında taraflar arasında her hangi bir anlaģmazlık çıkıp çıkmadığı hususlarını içeren bir tutanak tanzim edilir. Bu tutanak; tarih konmak ve çalıģmalara iģtirak eden taraflar, bilirkiģiler ve muhtar tarafından kendi el yazılarıyla "OKUDUM" ibaresi yazılmak suretiyle kadastro teknisyenleriyle birlikte imzalanır. Ġdari sınır kararı veya sınırla ilgili kesinleģmiģ mahkeme kararının bulunmaması halinde, tarafların ve bilirkiģilerin göstermelerine, sınırda bulunan taģınmazlara ait tapu ve vergi kayıtları varsa o taģınmazlar bu belgelerde yazılı köy veya mahallenin sınırları içerisinde bırakılmak suretiyle çalıģma alanı sınırının belirlenmesi gerekir. Belediye sınırları içinde bulunan mahalleler, bir baģka köyle veya belediye sınırları içerisindeki mahallelerle komģu değilse, yani kadastrosuna baģlanacak mahalle birimindeki çalıģma alanı aynı belediye sınırı içerisindeki diğer mahallelerle sınır teģkil ediyorsa, çalıģma alanı sınırı mahalle sınırlarını gösterir belgelerden faydalanılmak suretiyle belirlenir. ÇalıĢma alanına komģu mahalle ve köylerin önceden kadastro çalıģmaları sonuçlandırılmıģ veya devam etmekle beraber çalıģma alanı sınırları tespit edilerek kesinleģmiģ ise, bu sınırların yeniden belirlenmesine gerek yoktur. Evvelce kesinleģmiģ olan bu sınırlar zemine aplike edilip sınır noktaları tespit edilerek aynen alınır. KomĢu köy ve mahalleler kadastro çalıģmalarına açılmakla beraber, çalıģma alanı sınırı henüz belirlenmemiģse, müģterek sınırları o çalıģma alanında görevli kadastro ekibi ile birlikte yukarıda ki açıklamalara göre tespit edilir. 43

45 Kadastro çalıģma alanı sınırının tespiti sırasında, sınır üzerine rastlayan taģınmazlar teknik zorunluluk olmadıkça bütünlüğünün bozulmaması için büyük parçasının bulunduğu tarafta bırakılır. Örnek; ( A ) Köyü Ġdari Sınır ÇalıĢma Alanı Sınırı X X ( B ) Köyü Ancak, taģınmaz içinden sonradan geçen yol, dere ve kanal gibi nedenlerle iki parçaya bölünmüģ ve idari sınırda aradan geçen bu tesislere göre belirlenmiģ ise, taģınmazın yol, dere ve kanal gibi tesislerin diğer tarafında kalan kısmının komģu çalıģma alanı sınırı içerisinde bırakılmak suretiyle çalıģma alanı sınırı tespit edilir. ÇalıĢma alanı sınırının belirlenmesi sırasında taraflar arasında anlaģmazlık çıkarsa (Yani taraflar aynı sınır noktası üzerinde anlaģma sağlayamazlarsa), anlaģmazlık bulunan sınırlar idari sınır kararı ve sınırla ilgili kesinleģmiģ mahkeme kararı, bu belgeler yoksa sınırda bulunan taģınmazlara ait tapu ve vergi kayıtları ile benzeri diğer belgelerden yararlanılmak ve bilirkiģi beyanlarından istifade edilmek suretiyle kadastro teknisyenlerince re sen tespit edilir. Tarafların hangi sınır noktaları arasında anlaģma sağlayamadıkları ve sınırın nereden geçmesini istedikleri düzenlenecek tutanakta açıklanır. Tutanağın altına muhalefet Ģerhleri yazılarak imzaları alınır. ġayet taraflardan birisi veya tamamı düzenlenen bu tutanağı imza etmekten kaçınırlarsa bu husus yine tutanağın altında açıklanmak suretiyle hazır bulunan diğer kiģilerle birlikte imzalanır. Kadastro çalıģma alanı sınır krokisi düzenlendikten sonra birer örneği, hazır bulunan taraflara düzenlenecek bir tutanakla, hazır bulunmayan belediye baģkanlıkları ile köy ve mahalle muhtarlıklarına ise bir yazı ekinde gönderilerek tebliğ edilir. Ayrıca, çalıģma alanı sınır krokisi çalıģma alanında ve komģu köy ve mahalle muhtarlıklarında ilan ettirilir. Yapılan tebliğ ve ilanlarda, çalıģma alanı sınır krokisinin tebliğ ve ilan edildiği tarihten itibaren 7 günlük süre içerisinde kadastro müdürlüğüne itiraz edilebileceği belirtilir. Kadastro ekibince düzenlenen çalıģma alanı sınır krokisinin bir örneği de kadastro mahkemesine gönderilmek üzere kadastro müdürüne teslim edilir. B- Ormana KomĢu ÇalıĢma Alanı Sınırının Belirlenmesi: Ormanla ilgili çalıģma alanı sınırı; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 3 üncü maddesine göre oluģan kadastro ekibince, aģağıdaki açıklamalara göre belirlenir. a) Orman Kadastrosu yapılmıģ yerlerde; Ġdari sınıra rastlayan ormanların daha önce 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosu yapılarak kesinleģmiģ olması halinde, kesinleģen orman sınırları aynen alınır. Tescil bütünlüğünün sağlanması açısından orman hangi idari birimden orman kadastrosuna tabi tutulmuģ ise o birimin çalıģma alanı sınırı içerisine dahil edilir. Örneğin; Orman, orman kadastro komisyonlarınca (A) köyünde kadastro çalıģmasına tabi tutulmuģ ise; (B) köyünde 3402 sayılı Kanuna göre baģlanan kadastro çalıģmalarında, ormanın tescil bütünlüğünün bozulmaması için çalıģma alanı sınırı Orman (A) köyünde kalacak Ģekilde belirlenir. 44

46 (A) Köyü (B) Köyü ÇalıĢma alanı sınırı Orman Ġdari sınır 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre yapılan çalıģmalarda, orman, birden fazla belde, mahalle veya köyün idari sınırları içerisinde kalmasına rağmen, idari sınırlar ve mahalle taksimatı dikkate alınmaksızın bir bütün olarak orman kadastrosuna tabi tutulmuģsa, ormanın tescil bütünlüğünün korunması için, orman çalıģma alanı sınırı dıģında bırakılmak suretiyle çalıģma alanı sınırı belirlenir. Ormanın, Tapu Sicil Tüzüğünün 8 inci maddesi hükmüne göre tescili yapılır. Ancak, bu durumdaki orman alanları içerisinde, (orman haritalarında sarı renkle boyanarak) orman sayılmayan yer olarak gösterilen ilgili mahalle veya köye ait yerleģim alanı, tarım alanları, ya da mera, yaylak, kıģlak gibi kamu orta malları varsa, çalıģma alanı sınırı idari sınıra göre belirlenir. Bu Ģekilde yapılacak çalıģma alanı sınırı nedeniyle orman ifraz edilmez ve tescili yukarıda açıklandığı Ģekilde yapılır.. Söz konusu sarı renkli yerler, idari sınırları içerisinde kaldığı köy veya mahalle biriminden kadastroya tabi tutulurlar. Mülga, 3116 sayılı Kanuna göre tahdidi yapılmıģ ormanlar içinde aynı Ģekilde uygulama yapılır. b) Orman Kadastrosu YapılmamıĢ yerlerde; Orman kadastro komisyonlarınca çalıģma yapılmamıģ yerlerde, çalıģma alanı sınırı; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 3 üncü maddesine göre oluģan kadastro ekibince (Kadastro Teknisyeni, Muhtar ve BilirkiĢilerden oluģan ekipçe) idari sınırlar ve mahalle taksimatı dikkate alınarak aģağıda açıklandığı Ģekilde belirlenir. BitiĢik köylerin henüz kadastrosu yapılmamıģsa: Orman idari sınırı içinde kaldığı köy ve mahallelere göre parçalara ayrılarak çalıģma alanı sınırı belirlenir. (A) köyü (B) köyü ÇalıĢma Alanı Sınırı (C) köyü Or man 45

47 2- BitiĢik köyün kadastrosu yapılmıģ ise: Kadastrosuna baģlanan köye mücavir köy veya mahallenin daha önce kadastrosu yapılırken, idari sınırları içerisinde kalan orman çalıģma alanı sınırı dıģında bırakılmıģ ise, kadastrosuna yeni baģlanacak köyün çalıģma alanı sınırı idari sınıra göre yeniden belirlenir. Daha önce belirlenmiģ olan çalıģma alanı sınırı esas alınmaz. Bu durumda, daha önce tesis kadastrosu yapılan köyün çalıģma alanı sınırı ile idari sınırı arasında kadastrosu yapılmamıģ ormanın, 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre orman kadastro komisyonunca ya da 3402 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesine göre (orman ve ziraat mühendislerinin iģtirak ettirildiği) kadastro ekibince kadastrosu yapılacaktır. Orman kadastrosu sonucu bu alan içerisinde 6831 sayılı Orman Kanununun 1 inci maddesine göre orman sayılmadığından bahisle orman sınırı dıģında bırakılan kültür arazisi taģınmazların bulunması durumunda, bunların TKGM nin 2014/5 nolu genelgesinin (I/E) maddesi ve ya da 3402 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesine göre yapılan orman kadastrosu sonucu orman sınırı dıģında kalan kültür arazisi taģınmazların bulunması durumunda ise, bunların TKGM nin 2014/5 nolu genelgesinin IV-Kadastrosu veya Tapulaması TamamlanmıĢ ÇalıĢma Alanlarında, Orman Kadastrosu/Tahdidi YapılmamıĢ Ormanlarda Uygulama bölümünde yer alan açıklamalara göre kadastrosu yapılır. (A) Köyü (B) Köyü/Mahallesi 1976 yılında Tapulama yapılmıģ Kadastrosuna yeni baģlanacak Orma n 6831 S. Kanun veya 3402 S.Kanun (Ek-5 Md.) Orma n 3402 sayılı Kanun (4.Md) (A) Köyü çalıģma alanı sınırı (A ve B) Köyleri arasındaki idari sınır (ÇalıĢma alanı sınırı olarak alınır.) C- ÇalıĢma Alanı Sınırının Ġlanı ve Ġtiraz: Kadastro çalıģma alanı sınır krokisi düzenlendikten sonra birer örneği, hazır bulunan taraflara düzenlenecek bir tutanakla, hazır bulunmayan belediye baģkanlıkları ile köy ve mahalle muhtarlıklarına ise bir yazı ekinde gönderilerek tebliğ edilir. Ayrıca, çalıģma alanı sınır krokisi çalıģma alanında ve komģu köy ve mahalle muhtarlıklarında ilan ettirilir. Yapılan tebliğ ve ilanlarda, çalıģma alanı sınır krokisinin tebliğ ve ilan edildiği tarihten itibaren 7 günlük süre içerisinde kadastro müdürlüğüne itiraz edilebileceği belirtilir. ÇalıĢma alanı sınır krokisinin birer örneği, ilgisi varsa mahalli orman idaresine de tebliğ edilir. ÇalıĢma alanı sınırına ilan ve tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde; a) ÇalıĢma alanı ve komģu çalıģma alanları muhtar ve belediye baģkanları, b) ÇalıĢma alanı sınırında taģınmazı bulunan gerçek ve tüzel kiģiler, 46

48 c) Orman idaresinin mahalli kuruluģu, Tarafından kadastro müdürlüğüne itiraz edilebilir. Ġtirazın Ġncelenmesi: Ġtiraz eden kiģinin, itiraz etmeye yetkili olduğu ve itirazın zamanında yapıldığı anlaģıldığı takdirde, Kadastro Müdürü, itirazı 7 gün içinde inceleyerek karara bağlar ve kararın birer örnekleri taraflara tebliğ edilir. Kadastro Müdürünün vermiģ olduğu karara karģı, kararın tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Kadastro Mahkemesine itiraz edilebilir. Kadastro Mahkemesi itirazı 15 gün içinde karara bağlar. Kadastro Mahkemesinin bu kararı kesin olduğundan, çalıģma alanı sınırı kadastro mahkemesinin kararına uygun hale getirilir. Mülki Sınırda DeğiĢiklik: ÇalıĢma alanında ilk parsel için kadastro tutanağı düzenlendikten sonra o mahalle veya köyün mülki sınırında yapılan değiģiklik baģlanan kadastroyu durdurmaz. Tespit edilen çalıģma programının plan ve ilkelerine göre kadastro çalıģmaları devam eder. Ancak, çalıģmalar tamamlanıp askı ilanı sonucu kesinleģtikten sonra mülki sınırdaki değiģikliğe göre taģınmazların kayıtları sınırı içinde bulunduğu köy ve mahallenin tapu kütüklerine aktarılır. Fenni belgeleri ve paftaları da buna göre düzeltilir. DAVA LĠSTELERĠNĠN VE DĠĞER BELGELERĠN ALINMASI: (Madde:5) a- Dava listelerinin alınması: Davalı Sayılacak TaĢınmazlar: 3402 sayılı Kadastro Kanununun 25 inci maddesinde, taģınmaz mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya Ģerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuģmazlıklarına iliģkin kadastroyu ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara konu taģınmazların davalı sayılacağı belirtilmiģtir. Dava listelerinin alınması: Kadastro çalıģmalarına baģlanmadan önce mahalli sulh ve asliye hukuk mahkemelerine yazılacak yazı ile, kadastrosuna baģlanacak çalıģma alanı sınırı (Köy veya mahalle sınırı) içinde bulunan taģınmazlardan, mahkemelerinde davası devam eden veya karara bağlanmıģ olmakla birlikte henüz kesinleģmemiģ olan davalar varsa, bunlardan kadastro mahkemesinin görevi içine girenlerin listesi istenir. Dava listelerinde davanın esas numarası, davacı ve davalının adı-soyadı, adresleri, davanın konusu, dava konusu taģınmazın mevkii ve hudutları, varsa davaya dayanak belgelerin cinsi, tarih ve numarası belirtilir. Kadastro müdürü, mahkemelerden alınan dava listelerini kontrol edip kadastro mahkemesinin görevine girmeyen dava bulunmadığını tespit ettikten sonra kadastro teknisyenlerine imza karģılığında teslim eder. b- Tapu Kayıt Örneklerinin Çıkarılması: Tapu kayıtları ve haritalarının çıkarılması ve bunların kadastro çalıģmaları sırasında uygulanması tarihli ve 1509 sayılı genelge ile açıklanmıģtır. Kadastro müdürü tarafından görevlendirilecek bir ekip tarafından, tapu müdürlüğündeki zabıt kayıtları taranıp, kadastrosuna baģlanacak çalıģma alanı sınırı içerisinde bulunan taģınmazlara ait tapu kayıtlarının örnekleri tarih sırasına göre çalıģma alanı kayıt defterine (zabıt defterinin boģuna) çıkarılır. Örneği alınan kayıtların düģünceler sütununa kırmızı mürekkepli kalemle "KADASTRO" ibaresi yazılır. Örneği çıkarılan kayıt hisseli ise hisseleri tamamlanır. Kayıtlar üzerinde mevcut hak ve mükellefiyetler, ihtiyati tedbir, haciz, ipotek ve vakıf iliģiği gibi tüm ayni ve Ģahsi haklar ile takyidatlar örnekleri üzerine aynen iģlenir. Kayıtlar haritaya bağlı ise bu haritalarında birer örnekleri alınır ve üzerlerine ait oldukları tapu kaydının tarih ve numarası, çalıģma alanı kayıt defterine örneği alınan tapu kaydının yüzölçümü sütununa da haritası var anlamına gelen (H) harfi yazılarak aralarında irtibat kurulur. Tapu kayıtları örneklerinin çıkarılma iģlemi tamamlandıktan sonra yeniden kontrol edilir ve çalıģma alanı kayıt defterine çıkarılan kayıtların doğruluğu ve baģkaca çıkarılması gereken kayıt bulunmadığı hususu yazılarak, kaydı çıkaranlar ve kontrol edenler tarafından imzalanır. Tapu kayıtlarının örneklerinin çıkarılmasından sonra, taģınmazın tapu müdürlüğünde intikal ve satıģ gibi nedenlerle tedavül veya tapu kaydı üzerinde aynı veya Ģahsi hak tesisi için talepte 47

49 bulunulması durumunda, tapu müdürlüğünce kadastro müdürlüğünden tespit örneği istenmek suretiyle talep karģılanır. Talep karģılandıktan sonra, tedavül sonucu düzenlenen tapu kaydının veya ipotek belgesinin birer örneği kadastro müdürlüğüne bir yazı ekinde gönderilir. Ġhtiyati tedbir veya haciz talepleri ise öncelikle zabıt kaydı üzerinde karģılanır ve sonucundan kadastro müdürlüğüne bilgi verilir. ÇalıĢma alanına ait olup mahallinde hisse tamamlaması yapılamayan veya eski yazı okuyan bulunmaması nedeniyle çıkarılamayan kayıtlar, köy ve mahalle adı, tesis tarihi (ay ve yıl olarak) ve sıra numaraları bildirilmek suretiyle TKGM. Merkez ArĢivi nden (ArĢiv Dairesi BaĢkanlığı) temin edilir. c- Vergi Kayıtlarının Çıkarılması: 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında; 31/Aralık/1981 tarihinde veya daha önceki tarihlerde düzenlenmiģ olan vergi kayıtları zilyetliği tevsik edici belge olarak kabul edilmiģtir. Zilyetliği tevsik edici vergi kayıtları; 1) 31/Aralık/1971 tarihine kadar, 2901 Sayılı Arazi Tahrir Kanununa göre tesis edilmiģ özel idare tahrir kayıtları, 2) 1/Ocak/1972 tarihinden 31/Aralık/1981 tarihine kadar 1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunu ve değiģikliklerine istinaden taģınmazların zilyetlerince vergi dairelerine verilen emlak vergisi beyannameleri; Olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrıca, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36 ncı maddesinin 5 inci fıkrasında, kadastrosu yapılan taģınmazlara, emlak vergisi son beyan dönemi esas alınarak 492 Sayılı Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı tarifede gösterilen oranlarda, kadastro harcı tahakkuk ettirilir." hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, 31/Aralık/1971 tarihine kadar olan özel idare tahrir kayıtlarının örnekleri özel idare müdürlüklerinden, devredilmiģ ise Devlet ArĢivleri Genel Müdürlüğünden, 1981 yılına ait emlak vergisi beyannameleri örnekleri, vergi dairelerinden, devredilmiģ ise belediyelerden, en son beyan dönemine ait emlak vergisi beyannamesi örnekleri ise belediyelerden alınır. Bunlardan, özel idare tahrir kayıtları ile 1981 yılına ait emlak vergisi beyan kayıtları 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca yapılacak sınırlandırma ve tespitlerde, en son beyan dönemine ait emlak vergisi beyannameleri ise kadastro harçlarının tahakkukunda değerlendirilir. Belediye sınırları içerisinde bulunan taģınmazlara ait emlak vergisine esas değerler, belediyelerce her yıla ait yeniden değerlendirme oranları esas alınmak suretiyle yeniden belirlendiğinden, belediye sınırları içerisindeki taģınmazlar için belediyelerden o yıla ait emlak vergisine esas matrahın alınması yeterlidir. d- Diğer KuruluĢlarca YaptırılmıĢ Haritaların Alınması: Sınırlandırma ve tespitlerde değerlendirilmek üzere, Belediyeler, Karayolları, DSĠ, TEK, BOTAġ ve Orman Ġdaresi gibi kuruluģlarca yaptırılmıģ olan harita ve belgelerinin birer örnekleri bu kuruluģlardan alınır. MEVKĠ VEYA ADA ĠLANI: (Madde:6) Kadastro Teknisyenleri; kadastro çalıģma alanı sınırlarını belirledikten sonra ada bölümleri krokisini düzenlerler ve hangi adada çalıģmaya baģlanacağını en az 7 gün önceden alıģılmıģ vasıtalarla ilgili köy veya mahalle muhtarlıklarında ilan ettirirler. ÇalıĢmalara herhangi bir nedenle 3 aydan fazla ara verilirse bu ilan yenilenir. Ġlanda; kadastrosuna baģlanacak adanın, mevki, mahalle ve sokak isimleri açık olarak gösterilir. Ayrıca, kadastrosuna baģlanacak ada sınırları içerisindeki taģınmazların malikleri ile bu taģınmazlar üzerinde baģkaca mülkiyet veya mülkiyetten gayri ayni hak iddiası olanlar varsa, belirtilen günde taģınmazlarının baģında hazır bulunarak sınırlarını göstermeleri, iddialarını bildirmeleri, iddialarını kanıtlayıcı belgeleri varsa bunları ibraz etmeleri, gelmemeleri veya temsilci göndermemeleri halinde sınırlandırma ve tespitin gıyaplarında yapılacağı, itirazların çalıģma 48

50 alanındaki faaliyetlerin devamı sırasında yapılabileceği, belgeye dayanmayan itirazların kabul edilmeyeceği hususları belirtilir. Ġlanın yapıldığına dair bir tutanak düzenlenir. TAġINMAZLARIN SINIRLANDIRILMASI: (Madde:7) 3402 Sayılı Kadastro Kanunu ile kadastrosu yapılacak taģınmazların sınırlarını ve hukuki durumunu tespit etme görevi kadastro teknisyenlerine verilmiģtir. Ancak, 5304 sayılı Kanunla değiģik 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi hükmü nedeniyle ormanların sınırlandırma ve tespitinde kadastro ekibine orman ve ziraat yüksek mühendisi/mühendisi iģtirak ettirilir sayılı Mera Kanununun 7 nci maddesi hükmü nedeniyle kamu orta malı nitelikli taģınmazların sınırlandırılması mera komisyonlarınca, Mera Kanununda öngörülen 4 aylık sürenin geçmesi durumunda ise kadastro komisyonunca yapılır. Kadastro ekibinde görevli kadastro teknisyenleri; ada ilanında belirtilen gün ve saatte, muhtar ve bilirkiģilerle birlikte sınırlandırma ve tespit çalıģmalarına baģlayacakları adaya giderek, burada taģınmazı tasarrufunda bulunduran kiģiler ile, aynı taģınmaz üzerinde hak iddiasında bulunan baģkaca kiģiler varsa bunların iddialarını dinleyip, ibraz edecekleri belgeler ile tapu ve vergi kayıtlarını, muhtar ve bilirkiģilerin ve gerekiyorsa hazır bulunan diğer kiģilerin bilgilerinden de istifade etmek suretiyle zemine uygulayıp taģınmazların sınırlarını belirlerler. Uygulanan kayıt ve belgeler haritaya bağlı ve harita fenni sıhhate haiz ise, taģınmazın sınırları bu haritaya göre belirlenir. Birbirine bitiģik (Hudut) taģınmazlarda sınır ihtilafı varsa ve malikleri de aynı sınır noktaları üzerinde anlaģma sağlayamıyorlarsa, anlaģmazlık bulunan (Davalı taģınmazlar hariç) sınırlar, tapu ve vergi kayıtları ile varsa tapu haritaları zemine uygulanmak ve bilirkiģilerle hazır bulunan diğer kiģilerin bilgi ve beyanlarından istifade edilmek suretiyle kadastro teknisyenlerince belirlenir. ġayet, sınır ihtilafı nedeniyle mahalli hukuk mahkemelerinde dava açılmıģsa davalı olan sınırlar paftasında mürekkeplenmeyip kurģun kalemli olarak bırakılır ve ayrıca, zeminde halen mevcut olan sınırlar ile tarafların hak iddiasında bulundukları sınırları gösteren ayrı bir kroki düzenlenerek kadastro tutanağına eklenir. Tapuda ifraz görerek parçalara ayrılmıģ bulunan taģınmazların sınırları belirlenirken, her hangi bir hataya ve parsel kaybına sebebiyet verdirilmemesi için ifraz krokileri ile ifraz sonrası oluģturulan tapu kayıtları birlikte değerlendirilir. Sınırları belirlenen taģınmazlar için, sınırlandırma ve ölçü krokisi düzenlenir. Kadastro teknisyenleri, sınırlandırmasını yaptıkları taģınmazların, muhtar ve bilirkiģiler ile hazır bulunan ilgililerinden (TaĢınmazı tasarrufunda bulunduran kiģiler ile, aynı taģınmaz üzerinde hak iddia eden kiģiler) ve varsa tanıklığına baģvurdukları kiģilerden alacakları bilgileri değerlendirmek suretiyle hukuksal durumlarını belirlerler. Bu bilgileri ve kendi düģüncelerini her taģınmaz için ayrı ayrı düzenleyecekleri kadastro tutanağının edinme sebebi sütununa yazarlar. Uygulaması yapılan tapu kayıtları üzerinde, vakıf iliģiği, ipotek, haciz, ihtiyati tedbir ve irtifak hakkı gibi ayni ve Ģahsi haklar ve Ģerhler varsa, bunlar da kadastro tutanağının ilgili sütunlarına yazılır. Düzenlenen kadastro tutanakları, muhtar ve bilirkiģilerle birlikte, varsa bilgi ve tanıklığına baģvurulan kimseler ve kadastro teknisyenlerince imzalanır. Ayrıca, edinme sebebi sütununda yapılan açıklamanın bittiği yere tarih konur ve boģ satır bırakılmaksızın muhtar ve bilirkiģiler tarafından kendi el yazılarıyla okudum ibaresi yazılarak imzalanır. TaĢınmazların sınırlarının ve mülkiyetinin belirlenmesinde kadastro teknisyenleri arasında görüģ ayrılığı çıkarsa, anlaģmazlığın nedeni kadastro tutanağında açıklanır. Ayrıca anlaģmazlık sınıra yönelik ise anlaģmazlık bulunan sınırlar paftasında mürekkeplenmez ve yüzölçümü hesaplanmaz, anlaģmazlık mülkiyete yönelik ise taģınmazın maliki tayin edilmez ve anlaģmazlığın kadastro komisyonunda çözümlenmesi için kadastro tutanağı tanzim edildiği tarihten itibaren en geç 7 gün içinde kadastro müdürüne teslim edilir. TaĢınmaz üzerinde hak iddiasında bulunan kiģilerce ibraz edilen kayıt ve belgelerin aynı kuvvet ve mahiyette olması halinde, kayıt ve belgelerin zemine uygunluğu ve zilyetlik durumu 49

51 tutanakta açıklanmak suretiyle malik tayini yapılmaz ve tutanak komisyonda görüģülmek üzere 7 gün içinde kadastro müdürüne teslim edilir. ÇalıĢma alanı sınırı içinde veya bitiģiğinde yada dıģında toplu olarak bulunan taģınmazlardan kadastro tutanağı düzenlenmeyerek kadastro harici (tespit harici) bırakılan yerler için kadastroya tabi tutulması yönünde bir iddia vaki olursa, öncelikle, kadastro teknisyenlerince iddia konusu yerin bir baģka çalıģma alanı sınırı içerisinde veya kesinleģmiģ orman tahdit sınırı içerisinde kalıp kalmadığı hususu araģtırılır. Yapılacak araģtırma sonucunda, taģınmazın bir baģka çalıģma alanı yada kesinleģmiģ orman tahdit sınırı veya mera sınırı içerisinde kalmadığı anlaģılırsa sınırlandırılması yapılır ve ibraz edilen belgeler, muhtar ve bilirkiģi beyanlarından da istifade edilmek suretiyle değerlendirilerek tespiti yapılır. Bu Ģekilde yapılan tespite karģı ilgililerince itiraz edilmese dahi düzenlenen kadastro tutanağı ve eki belgeler kadastro komisyonunda incelenmek üzere kadastro müdürüne teslim edilir. Ancak, hak iddiasında bulunulan yer sınırlandırma ve tespiti yapılan bir baģka parselin hudutları içerisinde kalıyorsa, kadastro teknisyenlerince bu parselin sınırlarında değiģiklik yapmak suretiyle içinde yeni bir parsel oluģturulması mümkün olmadığından, hak iddiasında bulunan kiģinin kadastro komisyonuna itirazı sağlanır. Davalı TaĢınmazların Sınırlandırma ve Tespiti: Kadastro tutanağı düzenlenmeden önce dava listeleri kontrol edilerek taģınmazın davalı olup olmadığı araģtırılır. Dava listelerinde yer almamakla birlikte, hak iddiasında bulunan kiģilerce veya bilirkiģilerce taģınmazın davalı olduğu beyan edilirse bu husus araģtırılır. Dava mülkiyete yönelik ise; taģınmazın sınırlandırma, ölçü ve tersimatı yapılarak yüzölçümü hesaplanır. Tarafların iddiaları ve ibraz ettikleri belgeler değerlendirilerek sonuçları kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda açıklanır. Ancak, malik tayini yapılmaz. Dava sınır ve yüzölçümüne yönelik ise; tarafların iddiaları ve belgeleri değerlendirilerek taģınmazın maliki tayin edilir. Ancak, Ġhtilaflı sınırlar paftasında mürekkeplenmez ve yüzölçümü hesaplanmaz. Dava hem mülkiyete, hem de sınır ve yüzölçümüne yönelik ise; malik tayini yapılmaz, ihtilaflı sınırlar paftasında mürekkeplenmez ve yüzölçümü hesaplanmaz. Dava sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya Ģerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek haklara yönelik ise; taģınmazın sınırları belirlenip, maliki tayin edilir. Davanın konusu, dosya numarası ve mahkemenin adı kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda açıklanır. Ayrıca, Davalı olan tutanakların üst sağ köģesine kırmızı kalemle ve dikkati çekecek Ģekilde (davalıdır) sözcüğü yazıldıktan sonra, tutanağın dava dosyası ile kolayca birleģmesini sağlamak için mahkemenin adı ve esas numarası yazılır. Davalı taģınmazların kadastro tutanakları düzenlendiğinde, bu tutanaklar pafta örnekleri ile birlikte 7 gün içinde Kadastro Mahkemesine gönderilmek üzere kadastro müdürüne teslim edilir. Davalı Tutanakların Kadastro Mahkemesine Devri: Kadastro teknisyenlerince kadastro müdürüne teslim edilen davalı taģınmazlara ait kadastro tutanakları ile, eklerinin fotokopisi veya örnekleri çıkarılarak, asılları 7 gün içinde kadastro Mahkemesine gönderilir, ayrıca davanın görülmekte olduğu mahalli Hukuk Mahkemesine de dava konusu taģınmazın tespitinin yapılarak kadastro tutanağının kadastro mahkemesine gönderildiği hususunda bilgi verilir. Kadastro mahkemesine gönderilen davalı taģınmazlara ait kadastro tutanaklarının örneği, kadastro müdürü tarafından aslına uygunluğu tasdik edilerek ayrı bir dosyada saklanır. ÇalıĢmaların tamamlanmasından sonra, bu dosya diğer evrakı müsbiteleriyle birlikte tapu müdürlüğüne devredilir. Dava Listeleri Kadastro Müdürlüğüne Gönderildikten Sonra Mahalli Hukuk Mahkemelerinde Açılan Davalar Hakkında Yapılacak ĠĢler: Dava konusu taģınmaza ait kadastro tutanağı henüz düzenlenmemiģ ise; Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda taģınmazın sınırlandırma ve tespiti yapılır. Dava, kadastro tutanağının düzenlenmesinden önce açılmıģ olmakla birlikte, tutanak düzenlendikten sonra kadastro müdürlüğüne bildirilmiģ ise; kadastro teknisyenlerince malik 50

52 sütunu kırmızı kalemle çizilir ve tutanağın uygun bir yerine Ģerh verilmek suretiyle tespit davalı hale getirilir. Kadastro tutanağının düzenlenmesinden sonra dava açılmıģ ise; tutanağın düzenlendiği tarihte kadastro mahkemesinin görevi baģladığından, kadastro tutanağı üzerinde herhangi bir iģlem yapılmaz ve davanın açıldığı hukuk mahkemesine açıklayıcı bir yazı ile kadastro tutanağının düzenlendiği hususunda ayrıntılı bilgi verilir. Askı ilanı süresi içinde dava açılmıģ ise; askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açılabileceğinden, kadastro tutanağı üzerinde herhangi bir iģlem yapılmaz ve dava konusu taģınmazın tespitinin yapılarak Kadastro Kanununun 11 inci maddesi uyarınca askı ilanına alındığı hususunda davanın açıldığı hukuk mahkemesine ayrıntılı bilgi verilir. Kadastro tespitinden önce davalı olduğu halde, tespit davasız olarak yapılmıģ ve askı ilanı sonucu da kadastro tutanağı kesinleģtirilmiģ ise; TaĢınmazın henüz tapu kütüğüne tescili yapılmamıģ ise tutanak davalı hale getirilir. Tapu kütüğüne tescil edilmiģ ise tapu kütüğünün beyanlar hanesine, tespitin davalı olması nedeniyle kesinleģmediği yazılarak davalı hale getirilir. TaĢınmaz tapu kütüğüne tescilini müteakip el değiģtirmiģ ise hiç bir iģlem yapılmadan ilgililerine mahkemeye baģvurmaları gerektiği hususu tebliğ edilir. Davalı TaĢınmazların Ġhtilafsız Kısmının Ayrılması: Kadastro Mahkemesinde sınır uyuģmazlığı nedeniyle açılmıģ davalarda, ilgililerin talebi üzerine dava konusu taģınmazın ihtilaf dıģında kalan kısmının 3402 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gereğince mahkemece ayrılabilir. Mahkeme, ayırma iģlemini yapmak üzere kadastro müdürlüğünden talepte bulunur. Kadastro Müdürlüğü bu ayırma iģleminin imara uygunluğunu yetkili mercilerden (il idare kurulu veya belediye encümeni) sağladıktan sonra (ġayet mahkemece bu husus yetkili mercilerden sorulmuģ ve imara uygunluğu bildirilmiģ ise, kadastro müdürlüğünce ayrıca yazıģma yapılmasına gerek yoktur.) ayırımı yapar ve sonucunu mahkemeye iletir. Mahkemenin bildirisi üzerine ihtilafsız kısma son parsel numarası verilerek tescili yapılır. ġayet, taģınmazın bulunduğu yere göre Ġl Ġdare Kurulu veya Belediye Encümenince ayırma iģleminin imara uygun olmadığı yolunda karar verilirse ayırma yapılmaz ve sonucundan kadastro mahkemesine bilgi verilir. Diğer taraftan, ayırma iģlemine konu yer tarım arazisi ise; 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8 inci maddesine göre, asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan altında ifraz suretiyle parsel oluģturulması mümkün değildir. Bu nedenle, ihtilafsız kısım ile ihtilaflı kısmın ayrılmasında bölünemez büyüklük olan bu miktarların altında parsel oluģuyorsa, öncelikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerinden (mahkemenin müzekkeresi de belirtilmek suretiyle) soru konusu edilir. Alınacak cevap olumlu ise talep yukarıda açıklandığı gibi karģılanır. Aksi takdirde, talep karģılanmaz ve sonucundan, 5403 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerinden alınan yazı açıklanmak suretiyle mahkemeye bilgi verilir. Kimlik Tespiti; TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol ĠĢleri Hakkındaki Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin son fıkrasında, "TaĢınmaz mal maliklerinin hüviyetinin tespitinde, nüfus hüviyet cüzdanı veya nüfus kayıt örneğinden yararlanılır. Köy nüfusuna kayıtlı hak sahiplerinin gerçek kimliği nüfus kaydı ibraz edilmediği takdirde köy nüfus defterinden tespit edilir. (Ek cümle: RG ) Varsa, tespit maliklerinin T.C. Kimlik numarası, tutanağın nüfus kaydı yazımına iliģkin sütuna yazılır. hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, taģınmaz maliklerinin kimlik tespitinde, muhtar ve bilirkiģi beyanlarıyla yetinilmeyip, tespit malikinin nüfus cüzdanından, nüfus cüzdanı yoksa nüfus idaresinden alınacak nüfus kayıt örneğinden, ya da varsa köy nüfus defterindeki bilgilerden, bunlarda temin edilemezse, 51

53 tapulu taģınmazlarda tapu kaydı ve bu kayıtlara ait evrakı müsbitelerdeki bilgilerden, tapusuz taģınmazlarda emlak vergisi beyan kayıtlarından veya kiģinin o çalıģma alanı içerisinde baģkaca tapulu taģınmazı varsa bu kayıtlardaki bilgilerden yararlanılacaktır. Diğer taraftan, Kimlik PaylaĢım Sistemi (KPS) veri tabanındaki nüfus bilgilerinin kadastro çalıģmalarında kullanılmak üzere elektronik ortamda paylaģımında uyulacak esas ve Ģartlara iliģkin olarak "Nüfus ve VatandaĢlık ĠĢleri Genel Müdürlüğü" ile "Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü" arasında "Ġkili AnlaĢma" düzenlenmiģtir. Söz konusu anlaģmanın uygulama Ģekli ile nüfus bilgilerinin ne Ģekilde elde edileceği, TKGM tarih ve 2007/11 sayılı genelge ile açıklanmıģtır. Ayrıca, tespit maliklerinin T.C. kimlik numaraları 2007/11 sayılı genel doğrultusunda tespit edilerek, kadastro tutanağının mülkiyet sütununda tespit maliklerinin isimlerinin yazıldığı satıra yazılacaktır. T.C. kimlik numaraları kadastro harçlarının tahsili için vergi daireleri veya mal müdürlüklerine gönderilen listelere de yazılmalıdır. Nüfus cüzdanı veya nüfus idaresince verilen nüfus kaydına göre kimlik tespiti yapılması halinde, bunların örnekleri ilgili sütununa iģlenmek suretiyle kadastro tutanağına eklenir. Kat Ġrtifakına Konu TaĢınmazların Tespiti; Zabıt kaydı üzerinde kat irtifakı tesis edilmiģ taģınmazların tespiti yapılırken, o taģınmaza ait zabıt kaydı ve evrakı müsbiteleri incelenip, kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda maliklerin mülkiyet hisseleri ile hangi bağımsız bölümün kimlere ait olduğu ve bunlara ayrılan arsa paylarının neler olduğu açıklanır. Ayrıca, kadastro tutanağının "Ġrtifak hakları ve Gayrimenkul Mükellefiyetleri" sütununda kat irtifakına konu bağımsız bölümlerin kimlere ait olduğu ve arsa payları yazılır. Tutanağın mülkiyet sütununda ise arsa payları belirtilmeksizin sadece maliklerin mülkiyet payları yazılır. Askı ilanı sonucu tespit kesinleģtiğinde, o parsele ait tapu kütük sayfasına tescil yapıldıktan sonra, TKGM. nün 3/Eylül/1997 tarih 1997/10 (1536) sayılı genelgesi uyarınca kat irtifakının "KAT MÜLKĠYETĠ KÜTÜĞÜNE" taģınması gerekmektedir. Kat Mülkiyetine Konu TaĢınmazların Tespiti; Ana gayrimenkul için kadastro tutanağı düzenlenerek bu tutanakta hangi bağımsız bölümlerin kimlere ait olduğu, bunların arsa payları ile mülkiyet paylarının neler olduğu ve edinme Ģekilleri açıklandıktan sonra her bağımsız bölüm için ayrıca birer kadastro tutanağı düzenlenir. Bu tutanakların ada ve parsel numaralarının yazıldığı sütunlarda, ada numarası aynen, parsel numarası ise bağımsız bölüm numarası ile taksimli olarak yazılır. (Örnek: ana gayrimenkul 114 ada 5 parsel ise, 114 ada 5/1, 2, 3,...14 parsel Ģeklinde) Bağımsız bölümler için düzenlenen kadastro tutanağında sadece o bağımsız bölüme iliģkin bilgiler yazılır ve bağımsız bölümlere iliģkin tutanaklar ana gayrimenkul için düzenlenen kadastro tutanağına eklenir. Askı ilanında, kat mülkiyetine konu bağımsız bölümler ayrı ayrı yazılarak ilana alınır. Tescil aģamasında öncelikle ana gayrimenkulün tapu kütüğüne tescili yapılır ve bu sayfa usulünce kapatılarak bağımsız bölümler kat mülkiyeti kütüğüne tescil edilir. Ana gayrimenkule ait kütük sayfası ile bağımsız bölümlere ait kat mülkiyeti kütük sayfaları arasında irtibat kurulur. ORMANLAR Ġlgili Mevzuat; 3402 sayılı Kadastro Kanunu (Madde:4 ve Ek 5), 6831 sayılı Orman Kanunu, TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol ĠĢleri Hakkındaki Yönetmelik in 17 nci maddesi, * 20 Kasım 2012 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği ( 27 Aralık 2013 tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ) 52

54 TKGM tarihli ve 2014/5 nolu Ormanların Kadastrosu ve Tescili konulu genelge, TKGM tarihli ve 2012/5 nolu 2/B alanlarının Kadastrosu ve Güncellenmesi konulu genelge, TKGM tarihli ve 2012/7 nolu 2/B Alanlarının SatıĢı konulu genelge, TKGM ile Orman Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen ve tarihli, 074/ sayılı genelge ekinde yer alan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4 üncü Maddesi Uyarınca Yapılacak Orman Kadastrosu Uygulama Talimatı TKGM ile Orman Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen ve tarihli Protokoller. TKGM ile Orman Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen tarihli Uygulama Talimatı (6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Tahdidi veya Kadastrosu Yapılarak Kesinleşmiş ve Tapuya Tescili Yapılmış veya Yapılmamış Olan Orman Haritalarının Düzeltme İşlemleri ile 6831 sayılı Kanuna göre Yapılacak veya Yapılmakta Olan Orman Kadastrosu Çalışmalarında Uyulacak Usul ve Esaslar) TESĠS KADASTROSU TAMAMLANMIġ YERLERDE ORMANLARA ĠLĠġKĠN UYGULAMA 6831 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesine 6292 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle eklenen ek fıkra ile; "Kadastrosu tamamlanan veya devam eden ormanlara ait haritaların yapılmasında ölçme, hesap, tersimat ve aplikasyon işleri harita ve kadastro mühendisleri veya teknikerleri tarafından yapılır, sorumluluk harita ve kadastro mühendislerine aittir. Çalışma alanlarında yapılan ölçüm ve haritalama işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılmasını sağlamak ile kontrol onayını yapmak üzere Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü taşra teşkilatınca kontrol mühendisi görevlendirilir. Kadastro teknik standartlarına uygun üretilen bu haritalar, harita ve kadastro mühendislerinin kontrol onayından sonra komisyon başkanınca tasdik olunur." hükmündedir. Bu nedenle, orman idaresince; orman kadastro komisyonlarınca yapılacak veya yapılmakta olan orman kadastrosu çalıģmalarında ölçüm ve haritalama iģlemlerinin usulüne uygun olup olmadığının kontrolü, teknik destek verilmesi ve onaylanması amacıyla personel talep edildiğinde; 6831 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesi hükmü, Orman Genel Müdürlüğü ile TKGM arasında düzenlenen tarihli uygulama talimatının (A) maddesince, orman ve kadastro idarelerinin harita mühendislerince yapılan planlamaya göre ihtiyaç halinde her iki harita mühendisinin koordinasyonunda, teknik destek vermek üzere kadastro müdürlüğünce yeteri kadar personel (kadastro teknisyeni) görevlendirilir. ÇalıĢmalar tamamlandığında yürürlükteki teknik esaslara uygunluğu, görevlendirilen kadastro kontrol mühendisince/mühendislerince (ayrıca, kadastro müdürlüğünce yeteri kadar görevlendirilecek kontrol memuru ve kadastro teknisyeni ile birlikte) kontrol edilerek kadastro kontrol mühendisince kontrol onayı yapılır. Yapılan çalıģmalar sonucu rapora bağlanır, her iki kurum görevlilerince birlikte imza altına alınır ve iki suret düzenlenen rapor idarelerce ilgili dosyasında saklanır. Onay tarihinden sonra en geç 2 ay içerisinde, kontrol ve komisyon onayları yapılan orman kadastro haritalarının orman idaresince askı ilanına alınması, süresinde ilana alınmaması halinde tekrar kontrol onayı yapılması gerekmektedir. Orman kadastro komisyonlarınca, 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca ormanın sınırlandırması ve aynı Kanunun 2 nci maddesinin (A) veya (B) bentleri uyarınca Hazine adına orman sınırları dıģına çıkartma iģlemi tamamlanıp ilan sonucu kesinleģtirilmek suretiyle, harita ve tutanakları idaremize gönderilerek tescil talebinde bulunulması halinde; Kadastro kontrol mühendislerince kontrol onayı yapılmak suretiyle askı ilanına alınan orman kadastro haritaları, kontrol onayından sonra harita üzerinde değiģiklik yapılıp yapılmadığı hususu araģtırılır tarihli uygulama talimatının (B/f) maddesi gereğince, tarihli protokolün yürürlüğünden önce, kadastro kontrol mühendislerince kontrol onayı yapılmadan askı ilanına alınmıģ orman kadastro haritaları ise, bu haritalar ile haritaların yapımına iliģkin ölçü değerleri ve belgeleri kadastro müdürlüklerince kontrol mühendisi sorumluluğunda kontrol edilerek, 53

55 yürürlükteki teknik esaslara uygun olup olmadığı belirlenir. Ayrıca, tarihli uygulama talimatının (B/f ve g) maddesince, orman haritaları ile kadastro (kadastro/tapulama) paftaları kenarlaģtırılmak suretiyle aralarında mükerrerlik bulunup bulunmadığı tespit edilir. Bu kapsamda yapılan kontrol sonucunda, orman haritalarının teknik mevzuata uygun olmadığı tespit edilirse; Orman haritalarının kontrolü sonucu tespit edilen hataların neler olduğu hususlarını gerekçeleri ile açıklayan bir rapor düzenlenir ve rapor kontrol edenlerle birlikte kontrol mühendisi tarafından imzalanır. Bu rapor ile tescil için idaremize gönderilmiģ bulunan orman haritaları ve ekleri, 4999 sayılı Kanunla değiģik 6831 sayılı Orman Kanununun 9 uncu maddesine göre düzeltilmek ve eksiklikleri tamamlanmak üzere, bir yazı ekinde mahalli orman kuruluģuna gönderilir tarihli uygulama talimatının (B/d) maddesince, orman kadastro haritalarının orman kadastro komisyonlarınca 6831 sayılı Orman Kanununun 9 uncu maddesine göre yapılacak düzeltme, arazi ve büro teknik kontrol çalıģmalarına; teknik destek vermek üzere kadastro müdürlüğünce yeteri kadar personel (kontrol mühendisi ile birlikte kontrol memuru ve kadastro teknisyeni) görevlendirilir. ÇalıĢmalar tamamlandığında, yürürlükteki teknik esaslara uygunluğunda kadastro kontrol mühendisince kontrol edilerek kontrol onayı yapılır, onay tarihinden sonra en geç 1 ay içerisinde orman idaresince askı ilanına alınır. Süresinde ilana alınmaması halinde tekrar kontrol onayı yapılır. Kadastro (kadastro/tapulama) paftalarının hatalı olduğu tespit edilirse; tarihli uygulama talimatının (B/g) maddesince, kadastro paftalarında tespit edilecek hatalar, mevzuatına uygun olarak kadastro müdürlüğünce giderilir. Orman haritası ile kadastro paftasının kenarlaģtırılması sonucu hata tespit edilen kadastro parselleri listelenerek bir üst yazı ekinde "Bu parselde orman haritası ile kadastro paftasının kenarlaştırılması sonucu teknik hata bulunmaktadır." Ģeklinde belirtme yapılmak üzere tapu müdürlüğüne gönderilir sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesi kapsamında yapılacak çalıģmalarda ise 2012/5 nolu genelgeye göre iģlem yapılır. Ormanların ve 6831 sayılı Kanunun 2/A veya 2/B Maddelerine Göre Hazine Adına Orman Sınırı DıĢına Çıkarılan Yerlerin Tescili; Kadastro müdürlüğünce; kontrol iģlemi sonucu teknik mevzuatına uygun olduğu tespit edilen ya da teknik mevzuatına uygun hale getirilmesi sağlanan kesinleģmiģ orman haritaları, ait olduğu köy veya mahallenin kadastro paftalarına iģlenir. Tescil bildirimi (beyanname) düzenlenmek suretiyle iģlem dosyası tapu müdürlüğüne gönderilir. Orman haritalarının kadastro paftaları ile kenarlaģtırılması sonucunda; kadastro veya tapulama sonucu gerçek veya tüzel kiģiler (Hazine hariç) adına tapu kütüğüne tescili yapılmıģ taģınmazlardan, kısmen veya tamamen orman sınırı içinde kalanlar (mükerrer olanlar) varsa, mükerrerlik durumunu gösterir kadastro haritasının bir örneği ile bu taģınmazların ada ve parsel numaralarını, mükerrer olan kısımların yüzölçümünü ve maliklerinin kimlik bilgilerini gösterir Ģekilde düzenlenecek listesi orman idaresi ile maliye kuruluģuna bir yazı ekinde gönderilir. Bu yazıda; listede belirtilen taģınmazların ormanda kalan kısımlarına ait tapu kayıtlarının kamulaģtırma suretiyle veya hükmen iptali sağlanmadıkça Hazine adına tescillerinin yapılmayacağı belirtilir. Düzenlenen liste ile mahalli orman ve maliye kuruluģlarına yazılan yazıların birer örneği de tescil bildirimi ekinde tapu müdürlüğüne de gönderilir. Tescil bildiriminde; mükerrerlik teģkil eden, gerçek veya tüzel kiģiler (Hazine hariç) adına tescilli taģınmazların yüzölçümleri, ormanın/6831 sayılı Kanunun 2/A veya 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan alanın yüzölçümünden düģülür. Tapu müdürlüğünce; talep yevmiye defterine kaydedilerek; Devlet Ormanları Orman vasfı ile Hazine adına, Hükmi ġahsiyeti Haiz Amme Müesseselerine ait ormanlar Orman vasfı ile bu müesseseler adına, hususi ormanlar ise sahipleri adına "Özel Orman" vasfı ile ve tescil bildiriminde yazılı yüzölçümleriyle tescil edilir sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (A) veya (B) bentlerine göre Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan yerler ise orman tapuda tescilli ifrazen, orman tapuda tescilli değilse 54

56 ihdasen, orman tahdit tutanaklarında belirtilen (muhdesat dıģındaki) vasfı ile ve tescil bildiriminde yazılı yüzölçümleriyle Hazine adına tescil edilir. Tescil sırasında, kadastro müdürlüğünce tescil bildirimi ekinde gönderilen listede mükerrerlik teģkil ettiği belirtilen gerçek veya tüzel kiģiler (Hazine hariç) adına kayıtlı parsellerin tescilli oldukları tapu kütük sayfasının beyanlar hanesine; Ormanla aralarında mükerrerlik bulunanlarda, "TaĢınmazın tamamı/ m2 lik kısmı, ada parsel olarak tescilli orman sınırı içinde kalmaktadır." Ģeklinde, Aynı yevmiye ile belirtme yapılarak, sonucundan bu parsellerin maliklerine ve varsa ayni ve Ģahsi hak sahiplerine bilgi verilir. Bilahare, gerçek ve tüzel kiģilere ait tapu kayıtlarının mahkeme kararları ile iptal edilmesi veya kamulaģtırılması durumunda, kadastro müdürlüğünce düzenlenecek tescil bildirimine istinaden, tamamen mükerrer olanlarda iptal edilen parsellerin kütük sayfaları kapatılıp, kısmen mükerrer olanlarda ise ifraz yapılmak suretiyle orman parseliyle tevhidi yapılır. Tevhit iģlemi için belediye encümeni veya il genel meclisi kararı aranmaz tarihli ve 6292 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ile Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz. hükmü getirildiğinden, bu madde hükmü ve 2014/5 nolu genelge gereğince bundan böyle, kadastro (kadastro-tapulama) sonucu gerçek veya tüzel kiģiler (Hazine hariç) adına tescilli olmasına rağmen, orman kadastrosu sonucu, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesine göre Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan saha içinde kısmen veya tamamen kalan parsellerin tescilli oldukları tapu kütük sayfasının beyanlar hanesinde 2/A ve 2/B belirtmesi konulmaz. Hazine Adına Tescilli TaĢınmazlarda Uygulama: KesinleĢmiĢ orman haritalarına göre; tapulama ve kadastro çalıģmaları sonucu veya mahkeme kararı ile ya da idari yoldan Hazine adına tescil edilmiģ taģınmazlardan, kısmen orman sınırı içinde ya da 6831 sayılı Kanunun 2/A veya 2/B maddelerine göre orman sınırı dıģına çıkarılan sahada kalanlar varsa, bunlardan üzerinde müstakil ve daimi ayni hak tesis edilmemiģ olanların kadastro müdürlüğünce düzenlenen beyannameye göre bu kısımlarının ifrazı yapılır. Ġfraz iģlemi sırasında kütük sayfası kapatılmaz, ifraz edilen kısmın yüzölçümü, nedeni açıklanmak suretiyle (yola terklerde olduğu gibi) parselin yüzölçümünden düģülür. Yüzölçümünden düģülen kısımlar, orman veya Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan alanlara dâhil edilir. Sayfalar arasında münakale sağlanır ve paftalarında da gerekli değiģiklikler yapılır. Tamamı orman sınırı içerisinde ya da 2/A veya 2/B sahasında kalan Hazine adına kayıtlı taģınmazlardan, üzerinde müstakil ve daimi ayni hak tesis edilmemiģ olanların tapu kütük sayfasının beyanlar hanesine "tamamı orman sınırı içinde/6831 sayılı Kanunun 2/A veya 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan sahada kalmaktadır." Ģeklinde uygun olan belirtme yapılmak suretiyle kütük sayfası kapatılır. Kütük sayfası kapatılan taģınmaz orman veya Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan alana dâhil edilir. Üzerinde müstakil ve daimi hak tesis edilmiģ Hazine adına kayıtlı taģınmazlarda ise, sadece zemine iliģkin sayfada "Tamamı/ m2 lik kısmı ormanda/6831 sayılı Kanunun 2/A ya da 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan sahada kalmaktadır." Ģeklinde uygun olan belirtme yapılır ve kütük sayfası kapatılmaz. Bu kısımların yüzölçümü, tescil bildiriminde, orman, 2/A ve 2/B alanlarının yüzölçümünden düģülür. Hazineye ait taģınmazların takibi açısından bu uygulamaların sonucundan tapul müdürlüğünce mahalli maliye kuruluģuna açıklayıcı yazı ile bilgi verilir. Yüzölçümü değiģenlerde ise yeni tapu senedi düzenlenerek gönderilir. Otlak, KıĢlak, Yaylak gibi Orta Malı Olarak Orman Sınırı DıĢına Çıkarılan Yerlerde Uygulama: KesinleĢmiĢ orman haritalarına ve tahdit tutanaklarına göre, mera, yaylak, kıģlak gibi vasıflarla orman sınırları dıģına çıkarılan kamu orta malı taģınmazlar, 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine tabi tutularak özel siciline kaydedilir. 55

57 6831 sayılı Kanunun 1 inci Maddesine göre Orman Sayılmadığından Orman Sınırı DıĢında Bırakılan Yerlerde Uygulama: ÇalıĢma Alanı Sınırı DıĢında Orman Olarak Kadastro Harici Bırakılan Yerlerde; Kadastro (Kadastro-tapulama) çalıģmaları sırasında çalıģma alanı sınırı (genel sınır) dıģında orman olarak kadastro harici bırakılan alanlarda, daha sonra 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu yapılarak kesinleģmiģ olması durumunda, kesinleģen orman haritasında 6831 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre orman sayılmadığından (orman haritasında sarı renkle boyalı yerler) orman sınırı dıģında bırakılan yerler varsa, bu yerler idari sınırı içinde kaldığı birimden programa alınıp 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre kadastroya tabi tutulur. ÇalıĢma Alanı Sınırı Ġçinde Orman Olarak Kadastro Harici Bırakılan Yerlerde; 5831 sayılı Kanunla 3402 sayılı Kanuna eklenen geçici 8 inci madde ile Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalıģmalarında çalıģma alanı içinde orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra kesinleģen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dıģında kalan tapulu ve tapusuz taģınmazların 3402 sayılı Kanun hükümleri gereğince kadastrosu yapılır. hükmü getirilmiģtir. Bu konuda 2014/5 nolu genelgenin I-E maddesinde ve IV-Kadastrosu veya Tapulaması TamamlanmıĢ ÇalıĢma Alanlarında, Orman Kadastrosu/Tahdidi YapılmamıĢ Ormanlarda Uygulama bölümünde açıklama yapılmıģtır. Bu nedenle, 3402 sayılı Kanunun yayım tarihi olan tarihinden önce, mülga 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile 5602, 509 ve 766 sayılı Tapulama Kanunlarına göre yapılan kadastro/tapulama çalıģmaları sırasında, çalıģma alanı sınırı (genel sınır) içinde orman olduğu gerekçesi ile kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakılan alanlar, daha sonra, 6831 sayılı Orman Kanununa göre yapılan orman kadastrosu sonucu kesinleģen orman haritalarında, Kanunun 1 inci maddesine göre orman sayılmayan (haritada sarı renkle boyalı) yer olarak orman sınırı dıģında bırakılan alanlar varsa, bunlar programa alınmak suretiyle, 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre kadastrosu yapılır. ÇalıĢma alanı sınırı içinde veya dıģında orman olarak kadastroya tabi tutulmayan (kadastro harici bırakılan) yerlerde bu kere yapılacak kadastro çalıģmaları sırasında mükerrerliğe meydan verilmemesi için, öncelikle, orman haritaları teknik yönden kontrol edilerek, teknik mevzuata uygun olduğu tespit edilenlerin doğrudan, teknik mevzuata uygun olmadığı tespit edilenlerde ise hataların giderilmesini müteakip, orman ve Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan alanların öncelikle tapuya tescili sağlanır. Bundan sonra, sarı boyalı alanlarda kadastro çalıģması yapılır. ÇalıĢmalara baģlanmadan önce, daha önce o birimde yapılan kadastro çalıģmaları sırasında düzenlenen belgesizler defteri, çalıģma alanı (birlik) kayıt defteri, vergi kayıtlarının çıkarıldığı defter, uygulanmayan kayıtlar listesi temin edilir. ÇalıĢma alanı kayıt defterindeki tapu kayıtları da güncelleģtirilir sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre orman sayılmadığından orman sınırı dıģında bırakılan alanlarda yapılacak kadastro çalıģmalarında, 3402 sayılı Kanunun mülkiyet tespitine yönelik tüm maddeleri değerlendirilir. Ormanların kadastrosu kesinleģmekle, sınırları sabit hale geldiğinden; bu sınırlara bitiģik gerçek ve tüzel kiģilere ait taģınmazlara uygulanacak tapu kayıtları ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 üncü maddesinde sayılan belgelerin kapsamları belirlenirken, taģınmazın ormana bitiģik sınırı dıģındaki diğer sınırlarının değiģmez ve geniģletilmeye elveriģsiz olması kaydıyla, taģınmaz orman sınırına kadar tasarruf ediliyorsa, bu sınırda ve diğer sınırlarında baģkaca geniģletilmeye elveriģli yerler de yoksa kayıt ve belgelerin miktarına değil, zeminde fiilen kullanılan sınırlara itibar edilir. TaĢınmazın ormanla müģterek olmayan sınırlarının değiģebilir ve geniģletilmeye elveriģli nitelikte olması halinde, tapu kaydında veya belgelerde gösterilen miktara itibar edilir. Miktar fazlası kısım, 3402 sayılı Kanun ve "TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol ĠĢleri Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre, zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olduğu ve zilyetlik Ģartlarının da gerçekleģmiģ olduğunun tespiti halinde 40 ve 100 dönüm normları da dikkate alınarak sonucuna göre hak sahipleri adına, aynı sınırlar içinde tespiti yapılır ve 56

58 belgesizden tespiti yapılan kısmın yüzölçümü tutanağın edinme sebebi sütununda yazılır. Miktar fazlası kısmın 40 ve 100 dönümü aģan kısmı varsa bu kısmın, ya da miktar fazlası kısım üzerinde zilyetlik Ģartları oluģmamıģ ise tamamının Hazine adına tespiti yapılır. Miktar fazlası kısım, zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olmaması halinde, taģınmazın niteliğine göre Hazine adına veya Orta Malı olarak tespitleri yapılır. Kayıt ve belgelere dayalı tespitlerde; kaydın hududu "orman" yazılı olmakla birlikte taģınmazın orman sınırına kadar tasarruf edilmemesi durumunda mevcut sınır esas alınarak değerlendirme yapılır. Bu sınır ile orman sınırı arasında kalan tasarruf edilmeyen yer, niteliğine göre Hazine adına veya Orta Malı olarak tespit edilir. Askı ilan süresi içinde ormanın sınırlandırma ve tespitine dava açılması durumunda, ormanın davaya konu edilen sınırları kesinleģmeyeceğinden, bu sınırlara bitiģik gerçek veya tüzel kiģilere ait taģınmazların tespiti sırasında dava devam ediyorsa, ormanla müģterek sınırları davalı bırakılır ve tutanakları düzenlendikten sonra açıklayıcı bir yazı ile kadastro mahkemesine intikal ettirilir. Orman olarak kadastro harici bırakılan alanlarda, 6831 sayılı Kanuna veya 3402 sayılı Kanunun Ek-5 inci maddesine göre orman kadastrosu yapılmadıkça, 3402 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesine göre kadastro çalıģması yapılmasına yönelik talepler karģılanmaz. ÇALIġMA ALANI ĠÇĠNDE KALAN ORMAN ALANLARININ SINILANDIRMA VE TESPĠTĠ Kadastrosuna baģlanan çalıģma sınırı içinde kalan ormanların kadastroya tabi tutulmasında izlenecek yol; 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile, TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol ĠĢleri Hakkındaki Yönetmelik in 17 nci maddesinde ve tarihli ve 2014/5 nolu Ormanların kadastrosu ve tescili konulu genelgede ayrıntılı olarak açıklanmıģtır. Ayrıca, TKGM ile Orman Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen ve tarihli, 074/ sayılı genelge ekinde gönderilen 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4 üncü Maddesi Uyarınca Yapılacak Orman Kadastrosu Uygulama Talimatı ile de uygulamada birlik sağlanması amaçlanmıģtır. Kadastro müdürlüklerince; Yıllık çalıģma programları onaylandıktan sonra, mahalli orman kuruluģuna yazılacak yazı ile kadastrosuna baģlanacak çalıģma alanları bildirilerek, bu çalıģma alanlarında orman bulunup bulunmadığı, varsa, bunların 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca kadastroya tabi tutulup tutulmadığı, hususları sorulur. Ormanın kadastrosu yapılmıģ ise kesinleģmiģ orman tahdit haritaları ile tutanaklarının gönderilmesi, kesinleģmiģ orman tahdidi yoksa, 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında orman kadastrosu çalıģmalarına baģlanıp da halen devam eden yerlerin bulunup bulunmadığının bildirilmesi istenir Ayrıca, kadastro müdürlükleri ile orman iģletme müdürlükleri arasında, sınırı içinde orman bulunan çalıģma alanlarında hangi tarihlerde kadastro çalıģmalarına baģlanacağını belirleyen bir zamanlama planı düzenlenir. A- Orman Kadastrosu KesinleĢmiĢ Yerlerde Uygulama; 3402 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin son fıkrası Tapuya tescil edilmiş ormanlardan, haritaları teknik mevzuata uygun olanlar aynen, diğerleri ise teknik mevzuata uygun hale getirildikten sonra tapu kütüğüne aktarılır. hükmündedir. 27 Ocak 2009 tarihli ve sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren tarihli ve 5831 sayılı TAPU KANUNU ĠLE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR KANUN un 3 üncü maddesi ile 6831 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre kadastrosuna baģlanan çalıģma alanlarında evvelce kesinleģmiģ olan orman haritalarının kontrolü sonucunda tespit edilecek hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü hataları 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre oluģan kadastro ekibince düzeltilir. Diğer vasıf ve mülkiyet değiģikliği dıģında kalan aplikasyon, ölçü ve çizimden kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hatalar ise kadastro müdürlüğünce mahalli 57

59 orman kuruluģuna bildirilir. Bildirim tarihinden itibaren onbeģ günlük süre içerisinde orman kadastro komisyonu görevlendirilir. ibaresi eklenmiģtir. Buna göre, orman kadastrosu kesinleģmiģ (tapuya tescil edilmiģ veya edilmemiģ) ormanlar ile 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) veya (B) bendi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarma iģlemleri kesinleģmiģ yerlerin, çalıģma alanı sınırı içinde kalan kısımlarına ait haritaların kontrolü sonucunda tespit edilecek hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü hataları; 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre oluģan kadastro ekibine kontrol mühendisinin de katılımıyla düzeltilerek yüzölçümü hesaplanır. Düzeltme iģlemine iliģkin zabıt düzenlenerek imzalanır. Diğer vasıf ve mülkiyet değiģikliği dıģında kalan aplikasyon, ölçü ve çizimden kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hatalar ise, kontrol mühendisinin de katıldığı ekipçe düzenlenecek raporda açıklanır. Bu rapor, kadastro müdürlüğünce açıklayıcı bir yazı ekinde, hatanın bildirim tarihinden itibaren 15 günlük süre içinde oluģturulacak orman kadastro komisyonunca düzeltilmesi amacıyla mahalli orman kuruluģuna gönderilir. Orman kadastrosu çalıģmalarında ve orman haritalarındaki teknik hata düzeltmelerinde 2014/5 nolu genelge (Orman Genel Müdürlüğü ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen tarihli ĠĢbirliği protokol) hükümlerine uyulur Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Tahdidi veya Kadastrosu Yapılarak KesinleĢmiĢ ve Tapuya Tescili YapılmıĢ veya YapılmamıĢ Olan Orman Haritalarının Düzeltme ĠĢlemleri ile 6831 sayılı Kanuna göre Yapılacak veya Yapılmakta Olan Orman Kadastrosu ÇalıĢmalarında TKGM ile Orman Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen tarihli Uygulama Talimatı nda yer alan usül ve esaslara uyulur. Orman Genel Müdürlüğü ile TKGM arasında düzenlenen ve tarihli 074/ sayılı genelge ekinde gönderilen 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 4 Üncü Maddesi Uyarınca Yapılacak Orman Kadastrosu Uygulama Talimatı uyarınca orman idaresince hatanın giderilmesine yönelik çalıģmanın kadastro çalıģmasını aksatmayacak Ģekilde yapılması gerekmektedir. Kadastro müdürlükleri, özellikle ihaleli kadastro çalıģması yapılan yerlerde düzeltme ile ilgili olarak orman idaresine yazdıkları yazının sonucunu takip ederek gerekli önlemleri almalıdır. Haritaları yürürlükteki teknik mevzuata uygun olduğu tespit edilen veya uygunluğu sağlanan, ormanlar ile aynı Kanunun 2/A veya 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılmıģ ve çıkartma iģlemi kesinleģmiģ alanların, bulunduğu adanın son parsel numarası altında tapu kütüğüne tescilleri yapılır. Ormana bulunduğu adanın son parsel numarası verilmesi ada birleģmelerine neden oluyorsa, (Devlet Demiryolları güzergâhlarında olduğu gibi) müstakil bir ada numarası altında tescili yapılır. Orman ve 2/A-B alanlarının daha önce zabıt defterine tescilleri yapılmıģsa tapu kütüğü ile zabıt defterindeki kayıtları arasında münakalesi sağlanır. Kadastro çalıģmaları sırasında, kadastrosu kesinleģmiģ ormanlara ve 6831 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre orman sınırı dıģına çıkarılan yerlere bitiģik gerçek veya tüzel kiģilere ait taģınmazların, bu yerlerle müģterek olan sınırları, kesinleģmiģ ve teknik mevzuata uygun olduğu tespit edilmiģ veya uygunluğu sağlanmıģ orman haritalarındaki sınırlar esas alınarak belirlenir. Orman kadastrosu kesinleģmiģ ormanlar ile 6831 sayılı Kanunun 2/A veya 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkartma iģlemi kesinleģmiģ alanlar, 3402 sayılı Kanuna göre yapılan çalıģmalar sırasında kadastroya tabi tutulmayacağından bu yerler için kadastro tutanağı tanzim edilmez. Askı ilanı aģamasında bu yerler askı ilanına da alınmaz. Orman kadastrosu kesinleģmiģ ormanlar ile 6831 sayılı Kanunun 2/A-B maddesine göre orman sınırı dıģına çıkarılan ve çıkarma iģlemi kesinleģen yerler içerisinde taģınmazı bulunduğu gerekçesi ile belgesizden veya belgeye dayalı olarak yapılacak mülkiyet iddiaları dikkate alınmaz ve ilgililerine konunun hükmen halledilmesi gerektiği yolunda bilgi verilir. B Sayılı Kanuna Göre Orman Kadastrosuna BaĢlanılmıĢ ve ÇalıĢmalar Halen Devam Yerlerde Uygulama; 3402 sayılı Kanunun Geçici 7 nci maddesi Bu Kanuna göre yapılacak çalıģmalardan önce 6831 sayılı Orman Kanununa göre baģlanan orman kadastrosu, orman kadastro komisyonlarınca sonuçlandırılır. hükmünde iken, 27 Ocak 2009 tarihli ve sayılı 58

60 Resmi Gazete ile yürürlüğe giren tarihli ve 5831 sayılı TAPU KANUNU ĠLE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR KANUN un 9 uncu maddesi ile 3402 sayılı Kanuna GEÇĠCĠ MADDE 7 eklenmiģ ve bu madde ile Bu Kanuna göre yapılacak çalıģmalardan önce 6831 sayılı Orman Kanununa göre baģlanan orman kadastrosu, bu Kanunun 4 üncü maddesine göre sonuçlandırılır. hükmü getirilmiģtir. Buna göre, orman kadastro komisyonlarınca baģlanmıģ ve henüz sonuçlandırılmamıģ orman kadastrosu çalıģmaları sırasında düzenlenmiģ olan orman sınırının tespitine yönelik teknik ve hukuki belgeler ile haritalar, devir-teslim zabtı düzenlenmek suretiyle kadastro ekibince teslim alınır. Bu belgeler ve haritalardan teknik mevzuata uygun olanlar aynen esas alınır. Uygun olmayanlar ise teknik mevzuatına uygun hale getirilmesi sağlanmak suretiyle çalıģmalara kaldığı yerden devam edilerek sonuçlandırılır. Ancak, orman kadastro komisyonlarınca baģlanan çalıģmalar sonuçlandırılarak askı ilanına alınmıģ ise, kesinleģtirme iģlemleri orman kadastro komisyonlarınca yapılır sayılı Kanuna göre Orman Kadastrosuna BaĢlanılmamıĢ ÇalıĢma alanlarında Uygulama; ÇalıĢma alanında orman bulunması ve ormanın 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna baģlanılmamıģ olması halinde, bu ormanın kadastrosu ile ormanın içinde veya bitiģiğinde bulunan her çeģit taģınmaz malın ormanla olan müģterek sınırlarının tayini ve tespiti kadastro ekibi tarafından yapılır. Ancak, 22/02/2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanunla değiģik 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi hükmü nedeniyle, bu çalıģmalarda kadastro ekibine, Orman Genel Müdürlüğü taģra teģkilâtınca görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi ile tarım müdürlüklerince görevlendirilecek bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin iģtirak ettirilmesi zorunludur. Ormanın sınırları; Hava fotoğrafı, 1/ ölçekli harita ve amenajman planları, zemin durumu ile tapu ve vergi kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi suretiyle tespit edilmesi gerekir. Orman iģletme müdürlükleri; tarihli, 074/ sayılı genelge ekinde gönderilen 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4 üncü Maddesi Uyarınca Yapılacak Orman Kadastrosu Uygulama Talimatının 4 üncü maddesine göre, kadastro müdürlüğü ile birlikte düzenledikleri zamanlama planına göre kadastrosuna baģlanacak çalıģma alanlarındaki ormanlara ait en eski tarihli hava fotoğraflarını, 1/25000 ölçekli haritaları, Amenajman planlarını, mahkeme kararlarını ve nitelik (vasıf) tespitine yarayan diğer belgeleri süratle temin etmek ve hava fotoğraflarının değerlendirilmesini çalıģmalara baģlanmadan önce yapmakla yükümlüdür. Sınırları belirlenen her orman parseli için birer kadastro tutanağı düzenlenir. Kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda; ekip görevlileri yapmıģ oldukları incelemeleri ve kanaatlerini, hangi belgeleri değerlendirdiklerini ve orman sınırını ne Ģekilde belirlediklerini tereddüde yer verilmeyecek Ģekilde açıklarlar. Değerlendirmeye esas alınan belgeler kadastro tutanağının ilgili sütununa yazılmak sureti ile tutanağa eklenir. Düzenlenen tutanaklar, muhtar ve bilirkiģilerle varsa düģünce ve tanıklığına baģvurulan kiģilerle birlikte kadastro teknisyenleri, orman ve tarım kuruluģu görevlilerince imzalanır. Kadastro Komisyon tutanaklarının düzenlenmesinde de bu esaslara uyulur. Muhtar ve BilirkiĢiler ÇalıĢmalara Katılmaz ise; Ormanla ilgili çalıģmalara, muhtar ve bilirkiģilerin herhangi bir gerekçe ile katılmamaları halinde, çalıģmalara bunların yokluklarında devam edilir. Ancak, bunların çalıģmalara katılmama nedenleri kadastro tutanağının edinme sebebinde açıklanır. Kadastro tutanağı ile diğer ilgili belgelerdeki muhtar ve bilirkiģilere ait imza bölümlerine çalıģmalara katılmadı ibaresi yazılır. Ġtiraz; Ormanların sınırlandırma ve tespitine, orman parseli için kadastro tutanağının düzenlendiği tarihten çalıģma alanında ölçülecek orman parseli kalmadığına iliģkin tutanağın düzenlendiği tarihe kadar itiraz edilebilir. Ġtiraza konu orman parsellerine ait kadastro tutanakları yedi günlük süre içerisinde kadastro komisyonuna intikal ettirilmek üzere kadastro müdürüne teslim edilir. Orman parselleri için bilgilendirme ilanı yapılmaz. Ġtirazın Ġncelenmesi; ormanın sınırlandırma ve tespitine yapılacak itirazlar, itiraza konu parsellerin sınırlandırma ve tespitinde görev almayan orman yüksek mühendisi veya orman 59

61 mühendisi ile, ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin iģtirak ettirileceği kadastro komisyonunca, tutanakların komisyona intikal tarihinden itibaren on beģ gün içinde veya gerekçe gösterilmek suretiyle çalıģma alanında ölçülecek orman parseli kalmadığına dair tutanağın düzenlendiği tarihe kadar, incelenerek sonuçlandırır. Aynı orman parseli için birden fazla itiraz bulunması halinde, kadastro komisyonu bu itirazların tümünü birlikte inceler. Ġnceleme sırasında; Ġtiraza konu yerlerin, hükmi Ģahsiyete haiz amme müesseselerine ait orman veya hususi orman ya da özel mülkiyete konu olabilecek kültür arazisi olmasına rağmen Devlet ormanı olarak sınırlandırma ve tespiti yapılmıģ ise ormanın sınırı bu duruma uygun hale getirilerek sınırlandırması düzeltilir. Düzeltme sonucu hükmi Ģahsiyete haiz amme müesseselerine ait ormanlar ile özel ormanlar, kadastro komisyonunca ayrı bir parsel numarası ile sınırlandırılıp hak sahipleri adına tespit edilir. Özel mülkiyete konu kültür arazisi nitelikli yerler ise ormanın askı ilanını müteakiben kadastrosu yapılmak üzere orman sınırı dıģında bırakılır. Yapılan inceleme ile sonuçları kadastro komisyon tutanağında açıklanır. Ormana bitiģik bulunan kültür arazisi nitelikli taģınmazlar ile kadastro komisyonunca, orman sınırı dıģında bırakılan özel mülkiyete konu kültür arazisi nitelikli yerler, orman için yapılan askı ilanı sonuçlarına (ormanın davalı veya kesinleşme durumuna) göre kadastroya tabi tutulur. Ormanların kadastrosu kesinleģmekle sınırları sabit hale gelir. Bu sınırlara bitiģik gerçek ve tüzel kiģilere ait taģınmazlara uygulanan tapu kayıtları ile 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan belgelerin kapsamları belirlenirken, taģınmaz orman sınırına kadar tasarruf ediliyor ve bu sınırda baģkaca (orman dıģında) zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerler de yoksa, kaydın miktarına değil zeminde fiilen kullanılan sınırlara itibar edilir. Ölçülmedik Orman Parseli Kalmadığına Dair Tutanak Düzenlenmesi, Ġlan ve Tescil; ÇalıĢma alanındaki ormanların, bu ormanların içinde ve bitiģiğinde bulunan her çeģit taģınmazlarla olan müģterek sınırları da belirlenmek suretiyle sınırlandırma ve tespitleri tamamlandığında ve orman parsellerine yapılan itirazların komisyon çalıģmaları sonuçlandığında, ekip görevlilerince çalıģma alanında ölçülecek orman parseli kalmadığına iliģkin tutanak düzenlenir. Orman parselleri bu tutanak tarihinden itibaren on gün içinde Genel Müdürlükten izin alınmaksızın otuz günlük askı ilanına alınır. Askı ilanı sırasında, sınırlandırma ve tespitlerine dava açılmayan orman parsellerine ait kadastro tutanakları kesinleģtirilerek, o çalıģma alanı için açılacak tapu kütüklerine tescilleri yapılır. Askı Ġlanında Orman Parseline Dava Açılırsa; Askı ilanı sırasında ormanın sınırlandırma ve tespitine dava açılması durumunda, kadastrosu kesinleģtirilmez ve kadastro tutanağının tasdikli bir örneği müdürlükte alıkonmak suretiyle aslı kadastro mahkemesine gönderilir. Dava gerçek veya tüzel kiģilerce, orman parseli içinde kalan bir yere orman olmadığı gerekçesi ile açılmıģ ise; AĢağıdaki örnekte görüldüğü gibi, orman parseli içindeki bir yere orman olmadığı gerekçesi ile dava açılırsa, sadece orman parseli davalı bırakılır. Bu durumda, ormanın sınırları ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığından ormana bitiģik taģınmazların tespitleri (Orman parseline açılan dava yönüyle) davasız olarak yapılır. D avalı Yer 60

62 Dava gerçek veya tüzel kiģilerce, ormana sınır taģınmazının bir bölümünün orman sınırı içinde bırakıldığı gerekçesi ile açılmıģ ise; bu durumda, orman parselinin kadastrosu sınır yönüyle, yani davaya konu edilen taģınmazın ormanla müģterek sınırı yönüyle kesinleģmeyeceğinden, davaya konu taģınmazın sadece ormanla müģterek sınırı davalı bırakılır. Ormana mücavir olup da dava konusu olmayan diğer parseller yönüyle orman sınırı kesinleģir. AĢağıdaki örnekte olduğu gibi, (B) parselinin maliki, orman parseli içinde kalan (A) harfli kısmın kendisine ait (B) parselinin uzantısı olduğu için dava açmıģtır. Bu durumda, orman parselinin (B) parseline mücavir olan sınırı (yani A ve B yi ayıran sınırı) davalı bırakılır. Ormanın diğer sınırları ise kesinleģir. (B) parselinin kadastrosu sırasında bu parselin maliki belirlenir. Ancak ormana bitiģik sınırı (yani A ve B yi ayıran sınır) davalı bırakılır ve yüzölçümü hesaplanmaz. Orman A Davalı yer ( B Dava orman idaresince, bir kısım orman alanının orman parseli dıģında bırakıldığı gerekçesi ile açılmıģ ise; Dava orman parseli dıģında kalan bir alan için açıldığından, davaya konu sınırlar içinde kalan gerçek ve tüzel kiģilere ait taģınmazlar fiili zemin durumuna göre ayrı parseller altında sınırlandırılır. Ancak, bunların mülkiyeti davalı olduğundan malik tayini yapılmaz. Örnek Ģekilde gösterildiği gibi, orman parseli dıģındaki davaya konu alanda kalan (A, B, C, D, E) parselleri ayrı ayrı sınırlandırılır, ancak malikleri tayin edilmez ve davalı olarak tespitleri yapılır. Orman A C E Yukarıdaki örneklere göre davalı olarak tespitleri yapılacak ormana mücavir parsellerin kadastro tutanaklarının edinme sebebi sütununda, kadastro mahkemesinde görülmekte olan orman parseli ile ilgili davanın dosya numarası ile davalı olarak tespit yapılma nedeni belirtilir. Kadastro tutanakları düzenlendikten sonra tasdikli birer örnekleri müdürlükte bırakılmak suretiyle asılları ve pafta örneği, ormanla ilgili açılmıģ bulunan dava dosyasına eklenmek üzere açıklayıcı bir yazı ile kadastro mahkemesine intikal ettirilir. Ormanla ilgili açılacak davalarda kadastro müdürlükleri davalı olarak taraf gösterilmez. Her hangi bir nedenle ormanla ilgili çalıģmalar yapılamaz ise, çalıģmalara ormanla ilgisi bulunmayan alanlarda devam edilir. Ormanla ilgisi bulunmayan alanlarda yapılan çalıģmalar Genel Müdürlükten izin alınmak suretiyle kısmi olarak askı ilanına alınabilir. Bilahare, ormanla ilgili çalıģmalar tamamlandığında, orman ile kısmi askı olarak ilana alınan yerler arasında kalan tampon alanların kadastrosu tamamlanır. ORMANLARIN NĠTELĠK TESPĠTĠNDE DĠKKAT EDĠLMESĠ GEREKLĠ OLAN HUSUSLAR 61

63 5304 sayılı Kanun ile değiģik 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4 üncü maddesi uyarınca yapılacak orman kadastrosu çalıģmalarında uygulama birliğinin sağlanabilmesi amacıyla; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Orman Genel Müdürlüğü arasında aģağıdaki uygulama talimatı düzenlenmiģtir. ( TKGM. 04/09/2006 tarihli ve B.09.1.TKG / sayılı yazısı eki uygulama talimatı) 3402 SAYILI KADASTRO KANUNUNUN 4 ÜNCÜ MADDESĠ UYARINCA YAPILACAK ORMAN KADASTROSU UYGULAMA TALĠMATI Yıllık iģ programları hazırlık çalıģmalarında mahalli birimler (Kadastro Müdürlüğü ve Orman ĠĢletme Müdürlüğü) o yıl için ormanla iliģkili köy veya mahalleleri programa almadan önce ortak yapılacak çalıģma ile orman kadastrosuna baģlanmıģ ve halen bitirilememiģ köy veya mahalleleri tespit ederek bunlardan hangilerinin iģ programına alınacağına karar verirler. TKGM yıllık iģ programının tasdikini müteakip bir örneğini OGM ye gönderir. Kadastro Müdürlükleri program tasdikinden sonra çalıģma yapacakları birimleri toplu olarak ilgili Orman ĠĢletme Müdürlüklerine bildirir. Orman ĠĢletme Müdürlükleri bu bildirim üzerine 1/ ölçekli en eski tarihli haritaları, Amenajman planlarını, hava fotoğraflarını, mahkeme kararlarını ve nitelik (vasıf) tespitine yarayan diğer belgeleri süratle temin eder. Hava fotoğraflarının değerlendirilmesi ve incelenmesi ile ilgili olarak mahalli birimlerde imkan varsa değerlendirmeler mahallinde yapılacak, aksi halde OGM den değerlendirme ile ilgili olarak talepte bulunulacaktır. Değerlendirme çalıģmaları 7 günlük sürenin baģlama tarihinden önce bitirilecektir. Kadastro Müdürlüklerinden gelen yıllık iģ programına göre Orman ĠĢletme Müdürlükleri gerektiğinde kadastro müdürlükleri ile irtibat sağlayarak çalıģmalara katılacak Orman Yüksek Mühendisi ve Orman Mühendisi adedini belirlerler. Elemanların yetersizliği tespit edilirse Orman Bölge Müdürlüğünden talepte bulunurlar. Bölge Müdürlüğü imkânları da yetersiz kalıyorsa eleman görevlendirilmesi için OGM den talepte bulunulur. Orman Kadastrosuna baģlanılmamıģ yerlerde, ormanla ilgili kadastro çalıģma alanı sınırı kadastro müdürlüklerince idari sınırlar dikkate alınarak belirlenir. Orman kadastrosu kesinleģmiģ yerlerde ise orman idari sınıra göre bölünmez ve hangi çalıģma alanında orman kadastrosuna tabi tutulmuģ ise orada bırakılacak Ģekilde çalıģma alanı sınırı belirlenir. Bu durumda çalıģmalara orman iģletme müdürlüklerince temsilci gönderilerek katkı sağlanır. Orman Haritalarının teknik mevzuata uygun olmadığı tespit edilirse, kadastro müdürlüğünün çalıģmalarını aksatmayacak Ģekilde hatanın giderilmesi iģlemleri için OGM den süratle düzeltmelerin yapılması yönünde yetki alınması sağlanır. Kanuni iģlemler sonrasında hata giderilerek kadastro müdürlüğüne gönderilir. Kadastroya açılacak çalıģma alanlarında hangi tarihlerde çalıģmalara baģlanacağını, kadastro müdürlükleri ile orman iģletme müdürlükleri birlikte yapacakları çalıģma ile tespit ederek zamanlama planı düzenlerler. Bu planda meydana gelecek muhtemel değiģikleri birlikte izler ve gerekli tedbirleri alırlar. Orman iģletme müdürlükleri, zamanlama planında belirtilen günde ekibin oluģumu için görevlendirecekleri elemanların çalıģmalara katılmalarını sağlayacaktır. Ormanla ilgili arazi çalıģmalarında kadastro müdürlüklerince düzenlenecek mesai baģlama ve bitim saatlerine aynen uyulacaktır. Orman ĠĢletme Müdürlükleri, ilgili çalıģma alanlarına ait 1/ ölçekli eski tarihli haritaları, amenajman planlarını, hava fotoğraflarını ve nitelik (vasıf) tespitine yarayan diğer belgelerin tasdikli birer örneklerini ihtiyaç duyulması halinde, ekibin kullanımı için kadastro müdürlüğüne gönderir. ÇalıĢma alanı sınırı içinde bulunan ormanların sınırlandırılmasına baģlanmadan önce orman ile ilgili belgeler ve mülkiyet belgeleri çalıģma alanı sınırı da dikkate alınıp ekip görevlileri ve kontrol elemanları ile birlikte ön değerlendirmesi yapılır. Bu değerlendirme sonucunda çalıģma 62

64 alanında orman bulunmadığı tespit edilirse gerektiğinde arazi incelemesi de yapılarak orman bulunmadığına iliģkin tutanak düzenlenir. Orman ile diğer mülkiyetlerin sınırını oluģturan orman sınırlarının tespitinde 5304 sayılı Kanun ile değiģik 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde ön görülen ekibin birlikte çalıģması ve birlikte ve ortak sorumlulukla tespit yapması;. Ekip tarafından yapılacak tespitlerde 6831 sayılı Kanun ve 3402 sayılı Kanun hükümleri ve ilgili yönetmeliklerde yer alan hususlar aynı anda, birlikte ve ortak sorumlulukta tespit yapılması esastır. Ekip tarafından yapılacak tespitlerde 6831 sayılı Kanun ve 3402 sayılı Kanun hükümleri ve ilgili yönetmeliklerde yer alan hususlar aynı anda ve birlikte uygulanarak, 1/25000 ölçekli en eski tarihli haritalar, stereoskop ile değerlendirilen hava fotoğrafları, amenajman haritaları, tapu kaydı ve her türlü mülkiyet belge ve bilgileri, varsa her ölçekte hali hazır harita ve uydu görüntüleri ile toprağın niteliği (tarım toprağı veya orman toprağı olup olmadığı), zemindeki durum, ağaçların durumu, cinsi ve yaģı gibi hususlar birlikte ele alınarak sınırlar belirlenecektir. Bu değerlendirme sırasında 3116, 4785 ve diğer Kanunlarda öngörülen 1945 ve daha önceki yıllarda orman olup olmadığı hususları araģtırılır. Her iki kurumun imkânları yanında, yüklenicilerin, üniversitelerin ve diğer kurumların imkân ve gücünden yararlanılır. Ekipçe birlikte tespit yapılmaması veya görüģ ayrılığı bulunması halinde kadastro tutanağında gerekli ve ayrıntılı açıklama yapılarak kanun ve yönetmeliklerde öngörülen hususlar çerçevesinde kadastro komisyonuna intikal ettirilir. Kadastro komisyonu yukarıda fıkralarda belirtilen hususlara uyularak mevzuatta belirtilen Ģekilde tespit yapar. Büroda yapılacak değerlendirme ve zemin etütlerine göre çalıģma alanı içinde orman bulunduğunun tespiti halinde sınırlandırma ve tespitler aģağıdaki hususlar dikkate alınmak suretiyle yapılacaktır. Öncelikle sınırlandırılacak ormanın 4785, 5653, 5658, 3573 ve 4342 sayılı kanunlar ile diğer ilgili kanunlara göre durumu, 6831 sayılı kanunun 1 nci maddesi birinci fıkrası ile istisna fıkralarına göre durumu, Yapılacak uygulamanın 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik in 26, 27 ve 28 nci maddesi kapsamında (halen Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği) Devlet ormanı mı, orman sayılmayan yer mi, yoksa Devletten baģkasına ait ormanlardan olup olmadığının araģtırılması, Sınırlandırmalarda gerek kanun ve gerekse yönetmeliklerde açık olarak belirtilmiģ olan mülkiyete yönelik unsurlar tespit edilir. Bu tespitler sonucunda büro ve arazi bütünlemesi sonucu tespit edilecek orman sınırı içerisinde kalan alanlarda 6831 sayılı Kanunun 1 nci maddesi birinci fıkrası ile istisna fıkralarına (A, B, C, Ç, D, E, F, G, H, Ġ ve J fıkraları) göre orman sayılan ve sayılmayan yerler belirlenecek ve orman sayılmayan (Orman tahdit haritalarında sarı alan olarak gösterilecek yerler) taģınmaz mallar orman parseli dıģında bırakılır. Belirlenen orman sınırı dıģında 4785 sayılı Kanunun 2 nci ve 20 Kasım 2012 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği ne göre 3 hektar ve daha büyük tapulu araziler Özel Orman Vasfı ile kayıt maliki adına sınırlandırılır. Orman sınırları dıģında ve 3 hektardan az sahipli arazilerdeki ağaç ve ağaççıklarla kaplı yerler aynı yönetmeliğin 24 ncü maddesi kapsamında ki sahiplilik esaslarına uyması halinde orman sayılmaz ve orman sınırı dıģında bırakılır. e-orman ile ilgili kadastro tutanakları düzenlenirken ekip görevlileri; yapmıģ oldukları incelemeleri ve kanaatlerini, hangi belgeleri değerlendirdiklerini edinme sebebi sütununda açıkça yazarlar. Değerlendirmeye esas belgeler tutanağın ilgili sütununa yazılmak sureti ile tutanağa eklenir. Komisyon tutanaklarının düzenlenmesinde de bu esaslara uyulur. 12-Uygulama sırasında çözüme kavuģturulamayan sorunlar zaman kaybetmeden gerek Kadastro Müdürlüğü gerekse Orman ĠĢletme Müdürlüğü aracılığı ile Bölge Müdürlüklerine intikal ettirilmek suretiyle çözüme kavuģturulur. Bölge Müdürlüklerince de çözümlenemeyen sorunlar Genel Müdürlüklere intikal ettirilir. 63

65 Söz konusu talimatın 11/d maddesi ile; 4785 sayılı Kanunun 2 nci ve 20 Kasım 2012 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği nde 3 hektar ve daha büyük tapulu arazilerin Özel Orman Vasfı ile kayıt maliki adına sınırlandırılacağı belirtilmiģtir sayılı Orman Kanununun orman sayılacak yerler ile istisna bentlerini içeren 1 inci maddesi aģağıya yazılmıģ olup, ayrıca, maddede yer alan tanımlar ile istisna bentlerinin açıklaması yapılmıģtır SAYILI ORMAN KANUNU 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman ve orman sayılmayan yerler bu Kanunun 1 inci maddesiyle açıklanmıģtır. Madde 1 Tabii olarak yetiģen ve emekle yetiģtirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır. Ancak : A) Sazlıklar; B) Step nebatlarıyla örtülü yerler; C) Her çeģit dikenlikler; Ç) Parklar; D) (DeğiĢik: 23/9/ /1 md.) ġehir mezarlıklarıyla kasaba ve köylerin hudutları içerisinde bulunan eski (kadim) mezarlıklardaki ağaç ve ağaçlıklarla örtülü yerler, E) Sahipli arazide bulunan ve civarındaki ormanlarda tabii olarak yetiģmeyen ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerler; F) (DeğiĢik : 22/5/ /1 md.) Orman sınırları içinde veya bitiģiğinde tapulu, orman sınırları dıģında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halinde ki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler, G) (DeğiĢik : 22/5/ /1 md.) Orman sınırları dıģında olup, yüzölçümü üç hektarı aģmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler, H) (DeğiĢik: 5/11/ /1 md.) Orman sınırları içinde veya bitiģiğinde tapulu, orman sınırları dıģında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve muhitin hususiyetlerine göre yetiģmiģ veya yetiģtirilecek olan ( ) (1) fıstık çamlıkları ve palamut meģelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar; Ġ) (DeğiĢik : 23/9/ /1 md.) Sahipli arazideki aģılı ve aģısız zeytinliklerle, özel kanunu gereğince Devlet Ormanlarından tefrik edilmiģ ve imar, ıslah ve temlik Ģartları yerine getirilmiģ bulunan yabani zeytinlikler ile 9/7/1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani veya aģılanmıģ fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar. J) Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taģımayan yerler, orman sayılmaz. (1) Bu arada yer alan... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler,... sözcükleri, An.Mah.nin 17/3/2004 tarihli ve E.:2003/100, K.:2004/33 sayılı Kararı ile iptal edildiğinden madde metinden çıkartılmıştır sayılı Yasanın 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasında orman ın tarifi yapılmıģ, 2 nci fıkrasında ise orman sayılmayacak yerler bentler halinde sıralanmıģtır. 1 inci Maddede Geçen Tanımlar; Yerleri ile birlikte: Ağaç ve ağaççıkların kapladığı yerler ile üzerindeki ağaç ve ağaççıklar tabi veya suni etkenlerle ortadan kaldırılmıģ sahaları ifade eder. (Örneğin; ağaç kesmek suretiyle orman boģluğu haline getirilmiģ yerler). Tabi olarak yetiģen; Ġnsan emeği olmadan kendiliğinden tabi olarak yetiģen ağaç ve ağaççıklardır. Emekle yetiģen; Ġnsan emeği ile gerek ekim, gerekse dikim yoluyla yetiģen ağaç ve ağaççıklardır. 64

66 Ağaç; En az sekiz metre ve daha yukarı boy yapabilen kökü, gövdesi tepesi olan odunsu bitkilere, yaģı, çapı ve uzunluğu ne kadar olursa olsun ağaç denir. Ağaççık; Dallarının çoğalması ve geniģlemesi neticesinde yayvanlaģan, genel olarak geniģlemesine bir büyüme Ģekli gösteren, boyu 8 metreyi bulmayan uzun ömürlü odunsu bitkilere çapı ve yaģı ne olursa olsun ağaççık denir. Topluluk; Ağaç ve ağaççıkların veya her ikisinin birlikte bulundukları saha üzerinde tabi olarak 0,1 den daha fazla kapalılık teģkil etmesi halidir. Kapalılık; Ağaç ve ağaççıkların bulundukları sahaya göre toprağı siperleme oranıdır. D) ġehir mezarlıklarıyla kasaba ve köylerin hudutları içerisinde bulunan eski (kadim) mezarlıklardaki ağaç ve ağaçlıklarla örtülü yerler, MEZARLIK: Köy, kasaba ve Ģehir halkının ölülerini defnettiği kadim yerlerdir. Bu yerler köy veya belediye tüzel kiģiliği adına tescile tabi yerlerdir. Henüz tescil görmemiģ fakat kadim mezarlık olarak kullanılan yerler de mezarlık olarak sayılır. Kadim ve faal mezarlıklar; Evvelini kimsenin bilmediği kadar eski, eski zamana ait anlamına gelir. Bu yerler çok eskiden beri mezarlık olarak kullanılan ve halen ölü defnedilmeye devam eden yerlerdir. Metruk mezarlıklar; Daha önce ölü defnedilmekte iken artık defin iģlemi yapılmayan yerlerdir. Kadastro çalıģmaları sırasında bu nitelikleri taģıyan mezarlıklar orman sınırı dıģında bırakılır ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesi uyarınca sınırlandırılarak tespiti yapılır. E) Sahipli arazide bulunan ve civarındaki ormanlarda tabii olarak yetiģmeyen ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerler; Civar ormanlarda tabi olarak yetiģmeyen, gerçek kiģiler ile mahalli idareler tarafından ağaçlandırılan sahalardır. Sahipliliği ispata yarayan belgelerin neler olduğu; tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Orman Sayılmayan Yerlerdeki Ağaç Ve Ağaççıklardan Sahiplerinin Faydalanma ġekil ve Esasları Hakkında Yönetmelik in 14 ve 15 inci maddelerinde sayılmıģtır. (Bu belgeler, aynı zamanda 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik in 24 üncü maddesinde de (halen Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinde) belirtilmiģtir.) Bunlar; tapu kayıtları ile 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan zilyetliği tevsik edici belgelerdir. Ayrıca, Yönetmeliğin 15 nci maddesinde, Türk Medeni Kanununa göre veraset ilamı, istimlak kararı, cebri icralarda ihale kararı, tasarrufun tayininde esas alınması gereken unsurlar olarak sayılmıģ ve inceleme sırasında bu unsurların da göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiģtir. (E) bendinde sayılan yerlerin ormanın içinde veya bitiģiğinde bulunması halinde, sahipliliğin tapu kaydı ile, dıģında bulunması halinde ise tapu kaydı veya zilyetliği tevsike yarayan belgelerden birisi ile kanıtlanması gerekmektedir. F) (DeğiĢik: /1 md.) Orman sınırları içinde veya bitiģiğinde tapulu, orman sınırları dıģında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halinde ki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler; Tarım Arazisi; Üzerinde ekim, dikim, bakım, yetiģtirme yapılarak veya doğrudan doğruya doğal faktörlerden yararlanarak tarımsal, sınai ve hayvan yemi olarak bitkilerin üretimine elveriģli olan veya ıslah edilmek suretiyle üretime elveriģli hale getirilmiģ bulunan araziye tarımsal arazi denilmektedir. Dağınık Olma; Ağaç ağaççıkların bulundukları saha üzerinde tabi olarak 0,1 ve daha az kapalılık teģkil etmesi halidir. 0,1 den fazla kapalılık teģkil etmesi halinde ise topluluk denir. Sıra; Küme vasfını taģımayan ağaç ve ağaççıkların bir veya birkaç sıra halinde bir biri ardınca yer almasıdır. Küme; Kapalılık derecesi 0,1 den fazla olan ve aynı zamanda en çok 3000 m2 büyüklüğündeki ağaç ve ağaççıklarla kaplı örtüyü ifade eder. 65

67 Orman sınırı dıģında, ziraat arazilerindeki sıra ve dağınık haldeki ağaç ve ağaççıklar ile yüz ölçümü üç hektarı aģmayan küme halindeki ağaç ve ağaççıklarla kaplı yerlerin zilyetlikle iktisabı mümkündür. G) (DeğiĢik: /1 md.) Orman sınırları dıģında olup, yüzölçümü üç hektarı aģmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler; Bu bentte, orman sınırı dıģında olan yerlerin söz konusu edilmesi nedeniyle tapu kaydı zorunluluğu bulunmamaktadır. Sahiplilik 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan belgelerle kanıtlanabilir. Burada önemli olan husus taģınmazın 3 hektardan az olmasıdır. Tarım arazisi olarak kullanılması da koģul değildir. Ancak, bu bentte belirtilen alanın yüzölçümü 3 hektardan fazla ise özel orman olarak iģlem göreceğinden sahiplilik ancak tapu ile ispat edilebilir. Bu maddede bahsi geçen ağaç ve ağaççık topluluklarının arazi üzerinde bir birinin devamı niteliğinde olması ve bütünlük teģkil etmesi gerekmektedir. Bir birinin devamı niteliğinde olmayan ve bütünlük teģkil etmeyen her bir parça yer ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulacaktır. H) (DeğiĢik: /1 md.) Orman sınırları içinde veya bitiģiğinde tapulu, orman sınırları dıģında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve muhitin hususiyetlerine göre yetiģmiģ veya yetiģtirilecek olan fıstık çamlıkları ve palamut meģelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar; Bu durumdaki yerlerin mülkiyeti de, orman sınırı içinde ve bitiģiğinde tapu kaydı ile dıģında ise 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan belgelerle kanıtlanmalıdır. KesinleĢmiĢ mahkeme kararları da tapu kaydı niteliğindedir. Ġ) (DeğiĢik: /1 md.) Sahipli arazideki aģılı ve aģısız zeytinliklerle, özel kanunu gereğince Devlet Ormanlarından tefrik edilmiģ ve imar, ıslah ve temlik Ģartları yerine getirilmiģ bulunan yabani zeytinlikler ile, tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani veya aģılanmıģ fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar; Bunlar, 3573 ve 6777 gibi özel yasalarına göre dağıtılan araziler olup, tapu kayıtları ile mülkiyetini kanıtlayanlar adına tespit edilir. J) Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taģımayan yerler; Bu nitelikteki yerler orman sayılmamaktadır. Ancak, orman ve toprak muhafaza karakteri taģıyan fundalık ve makilikler orman sayıldığından orman olarak sınırlandırılması gerekir. VASIF TAYĠNĠ VE MÜLKĠYET TESPĠTĠNE AĠT HUSUSLAR 6831 sayılı Orman Kanuna göre yapılacak ormanların kadastrosunda izlenecek yöntem, 20 Kasım 2012 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği nde açıklanmıģtır. ÖZEL ORMAN Mülkiyeti gerçek veya kamu tüzel kiģilerine ait olan idare ve iģletmesi sahipleri tarafından, kontrol ve denetimi ise Orman Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ormanlardır. Özel Orman Olarak Sınırlandırılacak yerler: Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 17 inci maddesinde Hükmî şahsiyeti haiz amme müesseseleri ormanları ile hususî ormanların orman kadastrosu bu Yönetmelikte gösterilen esaslar dahilinde Komisyonlarca resen ve bedelsiz olarak yapılır. Komisyonlarca; a) 4785 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde sayılan ve devletleştirme dışında bırakılan ormanlar, b) 5658 sayılı Kanun uyarınca iade edilmiş ormanlar, c) Kesinleşmiş mahkeme kararı veya Bakanlık Oluru ile teşekkül eden özel ormanlar, ç) 4785 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 13/7/1945 gününden sonra orman idaresi hasım gösterilerek açılan dava sonunda alınan tapuların kapsadığı saha içerisinde kalan ormanlar, d) Tapu ile sahipli arazi içerisinde bulunan ve 4785 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra tabii olarak veya ekim-dikim yoluyla yetiştirilmiş ormanlar, üç hektardan büyük bulunmak kaydıyla, özel orman olarak sınırlandırılır. 66

68 Sınırlandırmada (a) ve (b) bentlerde yazılı ormanlarda devletleştirme tarihindeki sınırlar, (c) bendinde yazılı ormanlarda olur veya mahkeme kararındaki sınırlar, (ç) ve (d) bentlerinde zikredilen ormanlarda ise fiilî sınırlar esas alınır. Sınırların sabit ve muayyen olmaması halinde olur yazısındaki yüzölçümüne itibar olunur. Ancak yüzölçümünde belirgin bir hata var ise hatanın nereden kaynaklandığı etraflıca tutanakta belirtilmek suretiyle gerçek duruma itibar edilir. Mahkeme kararında yüzölçümü konusunda hüküm olmasına rağmen sınırların sabit ve muayyen olmaması halinde ortaya çıkan yüzölçümü farkının tecviz dışında olması halinde İşletme Müdürlüğünce açılacak tespit davası sonucuna göre işlem yapılır. hükmü yer almaktadır. Buna göre; yukarıdaki fıkralar kapsamında kalan ve 3 hektarı geçen yerlerin özel orman olarak sınırlandırması yapılacaktır. Devlet ormanları içinde veya bitiģiğinde bulunan ve gerçek yüzölçümleri tapuda yazılı miktardan fazla olan 4785 sayılı Kanunun kapsamına girmeyen (DevletleĢtirilmemiĢ olan) gerçek veya tüzel kiģilere ait ormanlar, tapu kaydının sınırlarının sabit ve muayyen olması halinde sahipleri adına, sınırlarının sabit ve muayyen olmaması halinde tasarrufu tetkik edilen ormanın bulunduğu mevkiye en yakın ve saha ile, kuvvetli münasebeti bulunan, tapuda yazılı sınırları cihet ve vasıf bakımından uygun olan sabit hudutlara göre tapuda yazılı saha miktarını geçmemek üzere sahipleri adına, geri kalanı Devlet adına sınırlandırılır. KADASTROSU VEYA TAPULAMASI TAMAMLANMIġ ÇALIġMA ALANLARINDA, ORMAN KADASTROSU/TAHDĠDĠ YAPILMAMIġ ORMANLARDA UYGULAMA 6495 sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun" 31 inci maddesi ile 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen Ek 5 inci maddesi ile "Kadastrosu veya tapulaması tamamlanan çalışma alanlarında, orman kadastrosu ya da tahdidi yapılmamış ormanlar, 4 üncü ve 39 uncu maddelerde yer alan esaslar çerçevesinde kadastroya tabi tutulur." hükmü getirilmiģ ve "TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol ĠĢleri Hakkındaki Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" tarihli ve sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiģtir. Tesis kadastrosu çalıģmaları yapılacak olan veya çalıģmalara baģlanan çalıģma alanlarındaki ormanların kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre iģleme tabi tutulur. Kadastrosu/tapulaması tamamlanmıģ çalıģma alanlarında, çalıģma alanı sınırı içinde veya dıģında henüz orman tahdidi/kadastrosu yapılmamıģ olan ormanlar ise 3402 sayılı Kanunun Ek-5 inci maddesi ve "TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol ĠĢleri Hakkındaki Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin" 17 nci maddesinin (A) bendinin (c) alt bendinde yer alan hükümlere göre iģleme tabi tutulur. Buna göre, kadastrosu/tapulaması tamamlanmıģ çalıģma alanlarında, çalıģma alanı sınırı içinde veya dıģında henüz orman tahdidi/kadastrosu yapılmamıģ olan ormanların öncelikle idari sınırlar dikkate alınarak hangi çalıģma alanında kaldıkları belirlenir. Bu Ģekilde belirlenen ormanların, idari sınırı içinde kaldığı çalıģma alanlarında bu kapsamda yapılacak kadastro çalıģmalarının fenni iģlerinin bir kısmı veya tamamı 3402 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin son fıkrası kapsamında ihale yolu ile yaptırılabilmesi imkanı bulunduğundan; tarihli protokolün 3.1.2/c maddesi gereği, Orman Genel Müdürlüğü ve TKGM ce mutabakatla belirlenerek bölge müdürlükleri aracılığıyla kadastro müdürlüklerine bildirilecek birimler iģ programına alınacaktır. Sözü edilen protokol kapsamı dıģında, kadastro müdürlüklerince orman kadastrosu yapılacak birimlerde ise, mükerrerliğe meydan verilmemesi bakımından mahalli orman idaresinden daha önce "orman hususu teyit edildikten sonra, kadastro tahdidinin/kadastrosunun yapılmadığı" müdürlüklerince bir üst yazı ile bölge müdürlükleri aracılığıyla TKGM Merkeze (Kadastro Dairesi BaĢkanlığı) intikal ettirilerek alınacak cevaba göre iģ programına alınır. ĠĢ programına alınan birimlerdeki, orman tahdidi/kadastrosu yapılmamıģ ormanların, Orman Genel Müdürlüğü taģra teģkilâtınca görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi 67

69 veya orman mühendisi ile tarım müdürlüklerince görevlendirilecek bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin iģtirak ettirildiği kadastro ekibi tarafından kadastrosu yapılması gerektiğinden, bu çalıģmalarda görevli kadastro ekibine eleman iģtirak ettirilmesi için kadastro müdürü tarafından çalıģmalara baģlanılmadan en az yedi gün önce mahalli orman ve tarım kuruluģlarına birer yazı ile bildirim yapılır. Ormanla ilgili çalıģmalara, muhtar ve bilirkiģilerin katılmaması halinde, yokluklarında re'sen devam edilir. Katılmama nedenleri ise kadastro tutanağının edinme sebebinde açıklanır. Kadastro tutanağının ve diğer ilgili belgelerin imza bölümlerine ise "çalıģmalara katılmadı" ibaresi yazılır, imzaları alınmaz. Ormanların sınırlandırma ve tespitine süresi içerisinde itiraz edilmesi halinde, itiraza konu orman parsellerine ait kadastro tutanakları yedi günlük süre içerisinde kadastro komisyonuna intikal ettirilmek üzere kadastro müdürüne teslim edilir. Ormanla ilgili yapılan itirazların incelenmesinde kadastro komisyonuna da itiraza konu tespitlerde görev almayan Orman Genel Müdürlüğü taģra teģkilâtınca görevlendirilecek bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi ile tarım müdürlüklerince görevlendirilecek bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisi iģtirak ettirilir. Aynı orman parseli için birden fazla itiraz bulunması halinde, kadastro komisyonu bu itirazların tümünü birlikte inceler. Ġnceleme sırasında, ibraz edilen belgeler, varsa mahkeme kararları, hava fotoğrafları ve orman haritaları, tapu ve vergi kayıtları gibi belgeler birlikte değerlendirilir. Değerlendirme sonucu hak iddiasına konu yer özel mülkiyete konu kültür arazisi olmasına rağmen orman sınırı içine alındığı tespit edilirse, ormanın sınırı bu duruma uygun hale getirilerek sınırlandırması düzeltilir ve yapılan inceleme ile sonuçları kadastro komisyon tutanağında açıklanır ÇalıĢma alanındaki ormanların, sınırlandırma ve tespitleri tamamlandığında, ekip görevlilerince çalıģma alanında ölçülecek orman parseli kalmadığına iliģkin tutanak düzenlenir. Orman parselleri bu tutanak tarihinden itibaren on gün içinde kısmen otuz günlük askı ilanına alınır. Ormanın, daha önce kadastro/tapulama suretiyle gerçek veya tüzel kiģiler adına sınırlandırma ve tespiti yapılmıģ taģınmazlara bitiģik olması halinde, öncelikle bu parsellerin ölçü değerlerine göre tersimat kontrolü yapılır. Kontrol sonucu ölçü veya tersimat hatası bulunduğu tespit edilen kadastro/tapulama parsellerindeki bu hatalar, 3402 sayılı Kanunun 41 inci maddesi ile "Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelik" veya 3402 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (a) bendi ile "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik" ya da 3402 sayılı Kanunun Ek 1 inci maddesi ile "Kadastro Haritalarının Sayısallaştırılması Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre giderilir sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (a) bendi ya da Ek 1 inci maddesine göre yapılacak düzeltmeler, orman kadastrosu ile birlikte ancak ayrı Ģekilde askı ilanına alınır. Orman veya düzeltme yönüyle askı ilanlarından birisine dava açılması durumunda diğer askı ilanındaki aynı yere de dava açılmıģ sayılır. Kadastro Müdürlüğünce her iki yönüyle Mahkemeye intikal ettirilir. Kadastrosu/tapulaması yapılmıģ yerlerde yapılacak orman kadastrosu çalıģmalarında kadastro/tapulama tespitlerine aynen uyulduğunda ve ölçme yapmaya lüzum kalmadığı tespit edildiğinde; kadastro/tapulama sınır ve ölçülerinin orman sınırı olarak aynen kabul edildiği kadastro tutanağının edinme sebebinde ayrıntılı olarak açıklanır. Ancak, orman alanlarında yapılacak sınırlandırma ve tespit çalıģmaları esnasında, kadastro/tapulama tespitlerine aynen uyulduğunda; hava fotoğrafları, 1/ ölçekli harita ve amenajman planı ile kesinleģmiģ mahkeme kararlarına göre kadastro/tapulama parsellerinin kısmen ya da tamamen orman sınırları içerisinde kaldığı nedeniyle, orman aleyhine bir durumun tespiti halinde, orman sınırları; hava fotoğrafları, 1/ ölçekli harita ve amenajman planı ile kesinleģmiģ mahkeme kararları esas alınmak suretiyle belirlenir. 68

70 Sınırları belirlenen orman alanları ile daha önce kadastrosu/tapulaması kesinleģmiģ gerçek veya tüzel kiģiler adına tescilli parseller arasında mükerrerlik bulunması durumunda, ormanın bu sınırlar dıģında kalan bölümü için kadastro tutanağı düzenlenir. Kısmen ya da tamamen orman sınırları içerisinde kalan kadastro/tapulama parselleri için ise kadastro tutanağı düzenlenmez. Ancak, kadastro tutanağının edinme sebebinde hangi parsellerin kısmen veya tamamen ormanın sınırları içerisinde kaldığı gerekçeleri ile birlikte açıklanarak tutanağın beyanlar hanesinde ve askı ilan cetvelinin düģünceler sütununda belirtilir. Orman ile aralarında mükerrerlik bulunan kadastro/tapulama parsellerinin mükerrer kısımları orman için düzenlenen paftasında da gösterilir. Askı ilanı sırasında dava açılmaması halinde, orman parsellerinin kadastro tutanakları kesinleģtirilerek, üç aylık süre içerisinde o çalıģma alanına ait tapu kütüklerine tescil edilir. Orman parseli askı ilanı sonucu kesinleģtirildiğinde, orman sınırı içerisinde kısmen ya da tamamen kalan ve üzerinde müstakil ve daimi ayni hak tesis edilmemiģ olan Hazine adına tescilli parsellerin, belediye/il encümeni kararı aranmaksızın düzenlenecek tescil bildirimine göre orman parseli ile tevhidi yapılır. Gerçek kiģiler, Hazine dıģındaki tüzel kiģiler ve üzerinde müstakil ve daimi hak tesis edilmiģ Hazine adına kayıtlı taģınmazlar da ise, tapu kütüğünün beyanlar hanesine "Bu taşınmazın tamamı /... m2 lik kısmı, orman sınırı içinde kalmaktadır." yönünde belirtme yapılır sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce yapılan kadastro veya tapulama çalıģmaları sırasında orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan ve yapılacak orman kadastrosu çalıģmaları sırasında ise orman sayılmadığı gerekçesiyle orman sınırları dıģında bırakılan tapulu ve tapusuz yerlerin, orman kadastrosunun askı ilan süresinin bitiminden sonra 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre kadastrosu yapılır. Daha önce 3402 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro çalıģmaları sırasında çalıģma alanı sınırı dıģında bırakılan ormanların bu maddeye göre yapılacak orman kadastrosu sonucunda, kesinleģen ormanlar ile idari sınır arasında kalan tapulu ve tapususz yerler varsa, bu yerler, orman kadastrosunun askı ilan süresinin bitiminden sonra3402 sayılı Kanun hükümlerine göre kadastroya tabi tutulur. Kadastro/tapulama parsellerindeki fenni hataların düzeltilmesi sonucu, kadastro/tapulama parselleri ile bu maddeye göre yapılacak orman kadastrosu sonucunda kesinleģen orman sınırı arasında kalan tapulu ve tapusuz yerler varsa bu yerlerin de, orman kadastrosunun askı ilan süresinin bitiminden sonra3402 sayılı Kanun hükümlerine göre kadastrosu yapılır. Bu üç halde yapılacak çalıģmalar sırasında; Ormanların kadastrosu kesinleģmekle, sınırları sabit hale geldiğinden; bu sınırlara bitiģik gerçek ve tüzel kiģilere ait taģınmazlara uygulanacak tapu kayıtları ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 üncü maddesinde sayılan belgelerin kapsamları belirlenirken, taģınmazın ormana bitiģik sınırı dıģındaki diğer sınırlarının değiģmez ve geniģletilmeye elveriģsiz olması kaydıyla, taģınmaz orman sınırına kadar tasarruf ediliyorsa, bu sınırda ve diğer sınırlarında baģkaca geniģletilmeye elveriģli yerler de yoksa kayıt ve belgelerin miktarına değil, zeminde fiilen kullanılan sınırlara itibar edilir. TaĢınmazın ormanla müģterek olmayan sınırlarının değiģebilir ve geniģletilmeye elveriģli nitelikte olması halinde, tapu kaydında veya belgelerde gösterilen miktara itibar edilir. Miktar fazlası kısım, 3402 sayılı Kanun ve "Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre, zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olduğu ve zilyetlik Ģartlarının da gerçekleģmiģ olduğunun tespiti halinde 40 ve 100 dönüm normları da dikkate alınarak sonucuna göre hak sahipleri adına, aynı sınırlar içinde tespiti yapılır ve belgesizden tespiti yapılan kısmın yüzölçümü tutanağın edinme sebebi sütununda yazılır. Miktar fazlası kısmın 40 ve 100 dönümü aģan kısmı varsa bu kısmın, ya da miktar fazlası kısım üzerinde zilyetlik Ģartları oluģmamıģ ise tamamının Hazine adına tespiti yapılır. Miktar fazlası kısım, zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olmaması halinde, taģınmazın niteliğine göre Hazine adına veya Orta Malı olarak tespitleri yapılır. 69

71 Kayıt ve belgelere dayalı tespitlerde; kaydın hududu "orman" yazılı olmakla birlikte taģınmazın orman sınırına kadar tasarruf edilmemesi durumunda mevcut sınır esas alınarak değerlendirme yapılır. Bu sınır ile orman sınırı arasında kalan tasarruf edilmeyen yer, niteliğine göre Hazine adına veya Orta Malı olarak tespit edilir. Askı ilan süresi içinde ormanın sınırlandırma ve tespitine dava açılması durumunda, ormanın davaya konu edilen sınırları kesinleģmeyeceğinden, bu sınırlara bitiģik gerçek veya tüzel kiģilere ait taģınmazların tespiti sırasında dava devam ediyorsa, ormanla müģterek sınırları davalı bırakılır ve tutanakları düzenlendikten sonra açıklayıcı bir yazı ile kadastro mahkemesine intikal ettirilir sayılı Kanunun yayımı tarihi olan tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalıģmalarında, tespit dıģı bırakılan tapuda kayıtlı taģınmazlar ile kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerler ve çalıģma alanı içinde orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra kesinleģen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dıģında kalan (tapulu ve tapusuz) taģınmazlar farklı uygulamalara tabidir. ġöyle ki, kadastrosu/tapulaması tamamlanmıģ çalıģma alanlarında, çalıģma alanı sınırı içinde veya dıģında orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra 6831 sayılı Kanuna veya 3402 sayılı Kanunun Ek-5 inci maddesine göre yapılan ve kesinleģen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dıģında kalan (tapulu ve tapusuz) taģınmazlar 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre kadastroya tabi tutulur. (3402 sayılı Kanunun Ek-5 inci maddesine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dışında kalan yerler, genelgenin bu maddesine göre kadastroya tabi tutulur sayılı Kanuna göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dışında bırakılan yerler ise 2014/5 nolu genelgenin I-E maddesindeki açıklamalara göre kadastroya tabi tutulur.) 3402 sayılı Kanunun yayımı tarihi olan tarihinden önce mülga Kanunlara göre yapılan tapulama veya kadastro çalıģmalarında çalıģma alanı sınırı içerisinde tespit dıģı bırakılan; Tapuda kayıtlı taģınmazlar için 2009/7 nolu genelgenin 1 inci maddesi, Kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerlerin kadastrosu için 2009/7 nolu genelgenin 2 nci maddesi (ihale özel teknik Ģartnamesinde yer alan açıklamalar), idari yoldan tescili için ise 2013/11 nolu genelgeye göre iģlem yapılır. TAPUYA TESCĠL EDĠLMĠġ ORMAN HARĠTALARINDA DÜZELTME tarihli ve 6292 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin onuncu fıkrası ile "6831sayılı Kanuna göre kesinleģmiģ ve tapuya tescil edilmiģ orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti hâlinde, orman iģletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisi ile kadastro müdürlüğünce görevlendirilecek kontrol mühendisi veya mühendisin iģtirak ettirildiği, 3402 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre oluģturulacak kadastro ekibince orman sınır nokta ve hatları orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle zemine aplike edilir. Tespit edilen uyumsuzluk yukarıda oluģturulan kadastro ekibince teknik mevzuata uygun hale getirilir. ÇalıĢma sonucunda bir zabıt düzenlenir ve bu zabıt ekip görevlileri ile orman ve kadastro mühendisleri tarafından birlikte imzalanır. Düzeltme iģlemi 3402 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre yapılacak askı ilanı ile kesinleģir." hükmündedir. Orman idaresinin talebi ya da kadastro müdürlüğünce doğrudan; 6831 sayılı Kanuna göre kesinleģmiģ ve tapuya (tapu kütüğüne/zabıt defterine) tescil edilmiģ orman haritalarındaki orman, 2/A veya 2/B sınırlarında düzeltmeyi gerektiren orman tahdit/kadastro tutanağı, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti hâlinde, orman haritalarındaki orman, 2/A veya 2/B alanlarının sınır nokta ve hatlarının, orman kadastro tutanakları esas alınarak mevzuat hükümlerince fenni hataların giderilmesi için, 3402 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre oluģturulan kadastro ekibine, kadastro kontrol mühendisi veya mühendisi ile orman iģletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi iģtirak ettirilmek suretiyle ekip oluģturulur. 70

72 ÇalıĢmalara baģlanılmadan önce, Kadastro Müdürlüğünce ilgili Orman ĠĢletme Müdürlüğüne yazılacak bir yazı ile, kadastro ekibine iģtirak ettirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisinin görevlendirilmesi istenir. Orman haritalarındaki orman ve Hazine adına orman sınırları dıģına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatlarında düzeltmeyi gerektiren orman tahdit tutanağı, pafta ve zemin uyumsuzluğu, söz konusu ekip tarafından teknik mevzuatına uygun hale getirilir. Ekipçe, hangi sınır nokta ve hatlarında ne gibi bir uyumsuzluk bulunduğu ve ne Ģekilde giderildiği hususlarını içeren detaylı bir teknik rapor düzenlenerek imza altına alınır. Düzeltme iģlemleri tamamlandığında 30 günlük askı ilanına alınır. Askı cetvellerinde, düzeltmeye alınan bu parseller için "6292 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin onuncu fıkrasına göre düzeltme yapılmıştır." Ģeklinde belirtme yapılır. Düzeltme iģlemleri askı ilanı sonucu kesinleģtiğinde, bu parsellerin eski ve yeni yüzölçümlerini gösteren listesi, düzenlenen teknik rapor ve tescil bildirimi (beyanname); Tapu kütüğünde tescilli olanlar için, tapu kütüğünde gerekli düzeltme yapılmak üzere, Kadastrosu tamamlanmıģ çalıģma alanlarında zabıt defterinde tescilli ancak tapu kütüğüne aktarılmamıģ olanlar için ise zabıt defterinde gerekli düzeltme yapılmak ve tapu kütüğüne aktarılmak üzere, Açıklayıcı bir yazı ekinde tapu müdürlüğüne gönderilir. Fen klasöründe ve paftasında da gerekli düzeltme yapılır. Fen klasöründe ve paftasında iģlenmemiģ olanlar ise iģlenir sayılı Kanunun 22-a maddesine göre yapılacak ve Ek-1 yenileme inci maddesine göre yapılacak sayısallaģtırma çalıģmaları sırasında, bu kapsamda yapılacak düzeltme iģlemleri ise, TKGM ile Orman Genel Müdürlüğü arasında düzenlenen tarihli Uygulama Talimatı nın (C) maddesindeki açıklamalara göre yapılır. Tapuya (tapu kütüğüne/zabıt defterine) tescil edilmiģ orman haritalarındaki orman, 2/A veya 2/B sınırlarında yapılan düzeltme iģlemleri askı ilanı sonucu kesinleģtirildiğinde, kesinleģen düzeltme sonucuna göre, Ģayet; Tapu kütüğünde Hazine adına tescilli olan taģınmazlardan, kısmen veya tamamen orman sınırı içinde ya da 6831 sayılı Kanunun 2/A veya 2/B maddelerine göre orman sınırı dıģına çıkarılan sahaya isabet eden yerler varsa bu yerler için, 2014/5 nolu genelgenin I-B maddesine göre iģlem yapılır. Gerçek veya tüzel kiģiler (Hazine hariç) adına tapu kütüğüne tescili yapılmıģ taģınmazlardan, kısmen veya tamamen 6831 sayılı Kanunun 2/A veya 2/B maddeleri uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan alanda kalmak suretiyle mükerrerlik teģkil edenler varsa 2014/5 nolu genelgenin I-A maddesine göre, bu taģınmazların tapu kütük sayfasının beyanlar hanesine 2/A veya 2/B belirtmesi konulmaz sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan yerlerin, tespit dıģı alana isabet etmesi durumunda, bu yerler 3402 sayılı Kanunun Ek-4 üncü maddesine (2014/5 nolu genelge) göre kadastroya tabi tutulur. Tapuda tescilli kadastro parselleri ile düzeltilerek askı ilan sonucu kesinleģen orman, 2A veya 2/B parselleri arasında, kadastroya tabi tutulmamıģ tespit dıģı (tampon) yerlerin bulunması durumunda, bu yerler ise 3402 sayılı Kanun hükümlerine (2014/5 nolu genelgenin I-E maddesine) göre kadastroya tabi tutulur. BilirkiĢi Beyanları Yeterli Görülmediği Takdirde Yapılacak ĠĢlem: Kadastro teknisyenleri; sınırlandırma ve tespitini yapacakları taģınmazlarla ilgili olarak muhtar ve bilirkiģilerden aldıkları bilgi ve beyanlar ile bir sonuca varamazlarsa, nedeni kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda açıklanır. Bu durumda, tahkikatı geniģleterek o taģınmaza sınır bulunan diğer taģınmazların malikleri ile hazır bulunan diğer kimselerin bilgi ve beyanlarına 71

73 baģvurmak, mevcut belgeleri ve komģu parsellere uygulanan belgeleri değerlendirmek suretiyle varacakları kanaat doğrultusunda taģınmazın sınırlarını ve gerçek hak sahibini tespit etmekle yükümlüdürler. Muhtar ve bilirkiģilerin bilgi ve beyanlarına aykırı olarak yapılacak tespitlerin mutlaka bir kayıt veya belgeye dayandırılması gerekmektedir. KomĢu parsellere uygulanan belgelerin sınır okumaları yönüyle değerlendirilmesi de belge olarak kabul edilir. Muhtar ve bilirkiģiler, kendi bilgi ve beyanları dıģında yapılan tespitlere muhalif kalırlarsa, muhalif kalma nedenleri kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde etraflıca açıklanır. ġayet, bilgi ve beyanları dıģında yapılan tespit nedeniyle kadastro tutanağını imzalamaktan kaçınırlarsa, kadastro teknisyenlerince bu husus tutanağın edinme sebebi sütununun uygun bir yerine yazılarak tespit sırasında hazır bulunan diğer kiģilerle birlikte imzalanır. Bu durumda da tutanak tekemmül etmiģ sayılır. Ancak, edinme sebebi ile tutanağa sonradan verilecek Ģerh arasında çeliģki doğmaması için, tespit öncesinde, değerlendirmeye alınacak belgelerin uygunluğu ile mülkiyet bilgileri muhtar ve bilirkiģilerle birlikte değerlendirilerek onların tespite iliģkin görüģleri alınmalıdır. Ayrıca, muhtar ve bilirkiģilerin sonradan görüģ değiģtirilmelerinin ve tutanakları imzalamaktan kaçınmalarının önlenmesi amacıyla, ada bazında çalıģmalar tamamlandığında kadastro tutanakları da düzenlenmeli ve hemen imzalatılmalıdır. (3402 Sayılı Kanun Madde:7, Yönetmelik 47/D madde:5, Genelge: tarih, 2006/18) Kontrol ve Denetim; (Madde: 8) 3402 sayılı Kadastro Kanununun 8 inci maddesi ve Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin 22 nci maddesi hükmü nedeniyle, Kadastro müdürü; kadastroya açılan çalıģma alanları için kontrol planı yaparak, çalıģma alanının kontrolünden sorumlu kontrol mühendisi ile kontrol memurlarını belirler. Ayrıca, her çalıģma alanı için ayrı bir kontrol defteri düzenlenip kadastro müdürü tarafından tasdik edilmek suretiyle kadastro ekiplerine verilir. Mühendis ve fen kontrol memurları, kontrol mühendisine karģı sorumlu olup, kontrol mühendisleri, arazi ve büro çalıģmalarını fenni yönden devamlı izleyip kontrol ederek gördüğü aksaklık ve eksikliklerin giderilmesini sağlar, kontrol ettiği belgeleri imzalar ve yaptığı kontrolleri kontrol defterinde gösterir. Kontrol elemanları; kadastro ekibince yapılan sınırlandırma ve tespitleri, kadastro tutanakları ile bunları tamamlayan belgeler üzerinde ve gerektiğinde arazide inceleyerek, inceleme sonucu tespit edecekleri teknik, idarî ve hukukî noksan ve yanlıģlıkları kadastro ekibine tamamlattırırlar veya düzelttirirler. Kontrol elamanları yaptıkları kontrol iģlemlerini kontrol defterine yazarlar, Tasarruf kontrol memurları ayrıca, kontrolünü yaptıkları taģınmazlara ait kadastro tutanaklarının ilgili sütununu imzalarlar. Ancak, kontrol memurlarınca yapılması istenen düzeltme iģlemi (sınır, yüzölçümü ve mülkiyet değiģikliği gibi) ilgililerin haklarını etkilemekte ise, kadastro tutanağı üzerinde her hangi bir düzeltme yapılmaz ve tutanak ekleriyle birlikte kadastro komisyonuna intikal ettirilmek üzere kadastro müdürüne teslim edilir. Sınırlandırma ve tespit aģamasında, kontrol mühendisi veya kontrol memurları ile kadastro teknisyenleri arasında görüģ ayrılığı çıkarsa, görüģ ayrılığının nedenleri kadastro tutanağında açıklanır. GörüĢ ayrılığı taģınmazın sınırına yönelik ise yüzölçümü hesaplanmaz, mülkiyetine yönelik ise malik tayini yapılmaz ve düzenlenen kadastro tutanağı komisyona intikal ettirilmek üzere kadastro müdürüne teslim edilir. Ayrıca, kadastro müdürü; kadastro ekibinin çalıģma alanındaki iģinin bittiği tarihe kadar olan süreç içerisinde, (Bu süreç orman kadastrosunda ölçülecek orman parseli kalmadığına iliģkin tutanağın düzenlendiği tarihe kadardır. Orman parselleri dıģında ise kadastro ekibinin çalıģma alanında iģinin bittiği tarihe kadardır.) bizzat veya görevlendireceği müdür yardımcısı, kontrol mühendisi, kontrol memurları veya kadastro üyesi aracılığıyla denetim yaparak gerekli gördüğü önlemleri almakla yükümlüdür. Bu Ģekilde yapılacak inceleme ve denetimler sırasında da teknik, idarî ve hukukî noksan ve yanlıģlıklar tespit edilirse, ilgililerin haklarını etkilemeyen yazım hataları 72

74 ve noksanlıklar kadastro ekibine tamamlattırılır. Ġlgililerin haklarını etkileyen (sınır, yüzölçümü ve mülkiyet değiģikliği gibi) hatalı tespitlerde ise kadastro tutanağı komisyona intikal ettirilir. Kontrol ve denetimler sırasında tespit edilen hata ve noksanlıklar, her çalıģma alanı için ayrı ayrı düzenlenecek kontrol defterine yazılarak, sonuçları takip edilir sayılı Kadastro Kanununun 1987 yılında yürürlüğe giren 8 inci maddesi hükmüne göre sadece o çalıģma alanında görevli kontrol elamanlarınca yapılan inceleme ve kontroller sırasında tespit edilen hatalar nedeniyle kadastro tutanakları komisyona intikal ettirebilmekteydi. Bu madde, tarihli ve 5304 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle yapılan değiģiklikle, kontrol memurlarınca kadastro tutanaklarının imzalamasından sonra, kadastro müdürü veya görevlendireceği müdür yardımcısı, kontrol mühendisi, kadastro üyesi veya diğer kontrol memurları aracılığıyla yaptıracağı inceleme ve kontroller sırasında tespit edilecek hatalar nedeniyle de kadastro tutanaklarının kadastro komisyonuna intikal ettirilmesine imkan sağlanmıģtır. Kadastro Tutanağının Tanziminde Dikkat Edilecek Hususlar: a) Bütün sütunlarındaki bilgiler, siyah veya mavi mürekkepli kalemle veya daktiloyla ya da elektronik (bilgisayar) ortamda doldurulur. Bilgisayar ortamında doldurma iģlemi, mevcut stok numaralı belgelerin format ve Ģekil düzeninde yapılır. b) Tutanaklar üzerinde silinti, kazıntı ve satır aralarında çıkıntı yapılmamalıdır. c) Kadastro tutanaklarının mürekkepli kalemle veya daktilo ile düzenlenmesi sırasında edinme sebebi sütununda hatalı yazılan kelimelerin üzeri aynı kalem veya daktilo ile (altı okunacak Ģekilde) tek çizgi olarak çizilip, yanına kaç kelime çizilmiģ ise parantez içinde yazılmak suretiyle yazıma devam edilmelidir. d) Kadastro tutanağının tanziminde sütunlarının yetersiz kalması halinde, kâğıt yapıģtırmak veya ilgisi olmayan sütuna yazmak gibi ilaveler yapılmaması, yetersiz kalan sütunlar için ilave kadastro tutanağı kullanılmalı ve tutanaklar arasında irtibat kurulup, bütün tutanaklar ekip görevlilerince imzalanmalıdır. Tutanaklar Üzerinde Yapılabilecek DeğiĢiklikler: a) Ġlgililerin haklarını etkilemeyecek adi yazım hataları ile eksiklikler; Kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda, tutanağın tanzim tarihinden sonra gerek kadastro teknisyenlerince ve gerekse kontrol elemanlarınca farkına varılan ilgililerin haklarını etkilemeyen adi yazım hataları ile eksiklikler, aynı sütunun altındaki boģluk kısımda açıklanmak suretiyle giderilir ve bu açıklamanın alt kısmı tutanakta imzaları bulunan kadastro teknisyenleri, muhtar ve bilirkiģilerce imzalanır. Kadastro tutanağının edinme sebebi dıģındaki diğer sütunlarında yapılacak düzeltmelerin kadastro teknisyenlerince imzalanması yeterli olup, ayrıca muhtar ve bilirkiģilere imzalatılmasına gerek bulunmamaktadır. (Örneğin, taģınmazın tespitten sonra tapuda tedavül görmesi halinde mülkiyet sütununda yapılacak değiģiklik gibi) b) Adına tespit yapılan kimse tarafından taģınmazın tapuda bir baģka kiģiye devir ve temlik edilmesi; Kadastro tutanağı tanzim edildikten sonra, tapu kaydına göre adına tespit yapılan kiģinin taģınmazı tapuda bir baģka kiģiye satması halinde, bu satıģ iģlemi sonucu düzenlenen tapu senedi teknisyenliğe geldiğinde; öncelikle tapu kaydı çalıģma alanı kayıt defterine iģlenerek geldi kaydı ile aralarında irtibat kurulur. Ayrıca, kadastro tutanağının mülkiyet tablosundaki eski malikin (satıģı yapan kiģinin) adı-soyadı yazılı satır kırmızı mürekkepli dolma kalemle ve tek çizgi halinde çizilir ve üstüne yeni tapu kaydındaki tarih ve yevmiye numarası, altındaki boģ satıra ise, yeni malike ait bilgiler yazılır. Tutanağın mülkiyet tablosunda yapılan bu değiģikliğin nedeni edinme sebebi sütununda açıklanır. Açıklamanın alt kısmı ekip görevlisi kadastro teknisyenlerince imzalanır. Tapu kaydı ise, ilgili sütununa iģlenmek suretiyle kadastro tutanağına eklenir. c) TaĢınmazın tespiti yapıldıktan sonra, tapu müdürlüğünde o taģınmaza uygulanan kayıt üzerinde ayni veya Ģahsi hak tesis edilmesi veya takyit konması; Bu durumda, tapu kaydı üzerine tesis edilen bu haklar ile haciz ve ihtiyati tedbir, öncelikle çalıģma alanı kayıt defterindeki kaydına iģlenmeli ve tutanağının ilgili sütununa yazılmalıdır. 73

75 d) TaĢınmaz kadastro öncesi davalı olmasına rağmen, herhangi bir nedenle davasız olarak tespiti yapılmıģsa; Bu durumda, tutanağın edinme sebebi sütununa kadastro ekibince Ģerh verilmek suretiyle tespit davalı hale getirilir ve Ģerhin alt kısmı ekip görevlilerince imzalanır. Kadastro tutanağı düzenlenip ekip görevlilerince imzalandıktan sonra, yukarıda belirtilen açıklamalar dıģında, taģınmazların mülkiyetinde, tespit maliklerinin hisselerinde, sınır ve yüzölçümünde meydana getirilmiģ olan hataların kadastro ekibince bu tutanaklara Ģerh vermek suretiyle giderilmesi mümkün değildir. Bu durumda, hatadan etkilenen gerçek veya tüzel kiģilerin itirazları sağlanmak veya kontrol memurlarınca kontrol defterine yazılmak suretiyle kadastro tutanağı ekleriyle birlikte komisyona intikal ettirilmek üzere kadastro müdürüne teslim edilmelidir. Kadastro Tespitine Ġtiraz: (Madde:9) Orman parsellerine, kadastro tutanaklarının düzenlendiği tarihten çalıģma alanında ölçülecek orman parseli kalmadığına dair tutanağın düzenlendiği tarihe kadar, Orman parselleri dıģında kalan taģınmazlara, kadastro tutanaklarının düzenlendiği tarihten kadastro ekibince çalıģma alanında sınırlandırma ve tespit iģlerinin bitirildiğine ve ölçülecek taģınmaz kalmadığına dair tutanağın düzenlendiği tarihe kadar, Ġtiraz edilebilir. Kadastro ekibinin çalıģma alanında sınırlandırma ve tespit iģini bitirdiği tarih, TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol ĠĢleri Hakkındaki Yönetmeliğin 24 üncü maddesinde öngörülen Bitim tutanağının düzenlendiği tarihtir. Ġtiraz, kadastro müdürlüğüne veya kadastro teknisyenliğine (ilgilisince bizzat veya kanuni vekil, veli, vasi veya kayyımları aracılığıyla) verilen bir dilekçe ile yapılabileceği gibi, kadastro tutanağına yazdırılmak suretiyle de yapılabilir. Bilgilendirme Ġlanı; Gerçek ve tüzel kiģilerin kadastro ekibince yapılan sınırlandırma ve tespitleri incelemeleri ve varsa itirazlarını yapabilmeleri için, çalıģma alanında sınırlandırma ve tespit çalıģmaları ile kadastro tutanaklarının ekip görevlilerince imza iģlemleri tamamlandıktan sonra, (bitim tutanağı düzenlenmeden önce) askı ilanı formatında ve Bilgilendirme Ġlanı adı altında bir ilan hazırlanır. Bu ilan, pafta örnekleri ile birlikte çalıģma alanında (Kadastro Müdürlüğünde, Muhtarlıkta ve belediye teşkilatı olan yerlerde Belediyede) 15 gün süre ile (hafta sonu ve bayram tatilleri dahil) ilan edilir. Ġlan süresi içerisinde yapılacak itirazlar, kadastro komisyonunca en geç ilanın bitimini takip eden 15 günlük süre içerisinde sonuçlandırılması gerekmektedir sayılı Kanunun 9 uncu maddesi Kadastro tutanağı düzenlendikten sonra kadastro ekibi çalıģma alanında iģlerini bitirinceye kadar tespitlere itiraz edilebilir. hükmünde olduğundan, bilgilendirme ilanının yapılmıģ olması, kadastro ekibince, çalıģma alanında iģinin bittiğine dair tutanağın düzenlendiği tarihe kadar itiraz yapılmasına engel teģkil etmez. Bu nedenle, bilgilendirme ilanının bitim tarihinden kadastro ekibinin çalıģma alanında iģinin bittiğini gösteren tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen süre içerisinde, gerçek ve tüzel kiģiler tarafından yapılacak itirazların da kadastro komisyonunca incelenmesi zorunludur. Bilgilendirme ilanının yapılma Ģekli, TKGM.nin tarihli ve 2013/4 nolu genelgesinde açıklanmıģ ve ilanın format örneği genelgeye eklenmiģtir. Bilgilendirme ilanı öncesinde Uygulanmayan ve uygulanamayan kayıtlar listesi ile bitim tutanağı düzenlenmez. Kısmi kadastro sonucu yapılacak askı ilanları ile orman parselleri için yapılacak askı ilanı öncesinde bilgilendirme ilanı yapılmaz. TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin 24 üncü maddesinde öngörülen Uygulanmayan ve uygulanamayan kayıtlar listesi ile bitim tutanağı, 3402 sayılı Kanunun 7, 8 maddelerine göre kadastro komisyonuna intikal ettirilen iģler ile Kanunun 9 uncu maddesine göre yapılan tüm itirazlar, kadastro komisyonunca sonuçlandırıldıktan sonra düzenlenir. Kadastro teknisyenliğine veya kadastro müdürlüğüne yapılan itirazlarda, itiraza konu taģınmaza ait kadastro tutanağı ekleriyle birlikte en geç on gün içinde kadastro komisyonuna intikal 74

76 ettirilmek üzere kadastro müdürlüğüne teslim edilir. Ġtirazlı tutanaklar geliģ sırasına göre itiraz defterine kaydedilir. Ġtirazla ilgili yapılan iģlem bu defter üzerinde gösterilir. Bir belgeye dayanmayan itirazların komisyonca incelenmesi mümkün olmadığından, kadastro müdürü tarafından belgeye dayanmayan itirazlı tutanaklar komisyona intikal ettirilmez ve bu husus itirazda bulunan kiģilere yazılı olarak duyurulur. Bu duyuruda askı ilanı süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açma haklarının bulunduğu da belirtilir. Komisyon Ġncelemesi: (Madde:10) Kadastro komisyonu; kendisine intikal ettirilen kadastro tutanaklarını (Madde 7, 8 ve 9); Orman parsellerinde; tutanakların intikal tarihinden itibaren on beģ gün içinde veya gerekçe gösterilmek suretiyle çalıģma alanında ölçülecek orman parseli kalmadığına dair tutanağın düzenlendiği tarihe kadar, Orman parselleri dıģındaki diğer taģınmazlarda; tutanakların intikal tarihinden itibaren bir ay içinde veya gerekçe göstermek suretiyle en geç çalıģma alanında ölçülmedik taģınmaz kalmadığına iliģkin tutanağın düzenlendiği tarihe kadar inceleyerek sonuçlandırmak zorundadır. Bu inceleme sonucu, eski tutanağın yerine geçmek üzere hak sahiplerini belirleyici kadastro komisyon tutanağı düzenlenir ve kadastro tutanağı bu tutanağa eklenir. Ġtiraz sadece uygulanan belgelerin geçerliliği hakkında yapılabilir. Bir belgeye dayanmayan itirazlar komisyonca incelenemez. Komisyon gerçek hak sahibini belirlemek için, gerektiğinde mahallinde uygulama, araģtırma, soruģturma ve inceleme yapar. Muhtar, bilirkiģiler ve üçüncü Ģahısların tanıklığına baģvurabilir. Orman parsellerine yapılacak itirazların incelenmesinde; kadastro komisyonuna, 3402 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi gereğince, itiraza konu parsellerin tespitlerinde görev almayan Orman Genel Müdürlüğü taģra teģkilâtınca görevlendirilecek bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi ile tarım müdürlüklerince görevlendirilecek bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin iģtirak ettirilmesi zorunludur. Aynı kuvvet ve mahiyetteki belgelerin uygulanmasında sonuca varılamayan veya çözümü kanunlarla mahkemelerin takdirine bırakılan konularda, kadastro komisyonu tarafından gerekçe gösterilmek suretiyle kadastro komisyon tutanağı ekleriyle birlikte kadastro mahkemesine devredilir. Ancak, mükerrer tesis edilen vergi kayıtlarının varlığında, zilyetlikle birleģen vergi kaydına değer verilmesi gerektiğinden kadastro komisyonunca bu durum göz önüne alınarak tespit yapılması gerekir. Komisyon incelemelerinin bilgilendirme ilanının bitimini takip eden 15 gün içinde sonuçlandırılması gerekmektedir. Kadastro Tutanağına Yapılan Ġtirazın Geri Alınması: Ġtirazda bulunan kiģinin herhangi bir nedenle itirazını geri alması durumunda, kadastro komisyonunca, öncelikle, itirazda bulunan kiģi ile itirazı geri alan kiģinin aynı kiģi olup olmadığı hususunda kimlik tespiti yapılır. Aynı kiģi olduğunun tespiti halinde, itirazın geri alınma nedenini açıklayan bir tutanak düzenlenerek itiraz edenin imzası alınır ve itiraz kaldırılır. Ayrıca itiraz edenle itirazı geri alan kiģinin aynı kiģi olduğu söz konusu tutanağa yazılarak bu tutanak komisyon üyelerince de imzalanır ve kadastro tutanağına eklenir. Kadastro Sonuçlarının Ġlanı: (Madde:11) Sınırlandırma ve tespitler sonucu kadastro ekibince düzenlenen kadastro tutanakları ile kadastro komisyonunca düzenlenen kadastro komisyon tutanaklarına dayanılarak mahalle ve köy esasına göre askı cetvelleri düzenlenir. Bu cetveller pafta ozalitleriyle birlikte kadastro müdürlüğünde ve çalıģma alanında 30 gün süreyle ilan edilir. Belediye teģkilatı olan yerlerde, sadece ilan cetvelinin bir örneği ayrıca belediyede de ilan ettirilir. Askı ilanı belirtilen yerlerde aynı gün yapılamamıģ ise, 30 günlük süre en son ilanın yapıldığı günü takip eden günden itibaren hesaplanır. Askı ilanının belirtilen yerlerde yapıldığına iliģkin, bir örneği Kadastro İlanları Hakkında Yönetmelikte ekli tutanak düzenlenir. 75

77 Askı ilanının birer örneği mahalli Maliye ve Orman kuruluģlarına da gönderilir ve askı ilanın yapıldığı hususunda mahalli kadastro ve hukuk mahkemeleri ile ilgisi olan kamu kurum ve kuruluģlarına yazılı olarak bilgi verilir. Gerçek veya tüzel kiģilerce, kadastro çalıģmalarının devamı sırasında, sınırlandırma ve tespitlere yapılan itiraz hakkında kadastro komisyonunca yapılan iģlemin sonucu, askı ilan cetvelinin ilgili sütununda itiraz red veya kabul edildi Ģeklinde belirtilir. Ormanların Ġlanı; ÇalıĢma alanındaki ormanların; sınırlandırma, tespit, kontrol ve komisyon iģleri tamamlandığında, kadastro ekibince çalıģma alanında ölçülecek orman parseli kalmadığına iliģkin tutanak düzenlenir. Bu tutanağın düzenlendiği tarihten tarihinden itibaren en geç on gün içinde ormanın kısmi olarak askı ilanı yapılması zorunludur. Orman DıĢındaki TaĢınmazların Ġlanı; ÇalıĢma alanındaki orman dıģındaki taģınmazların; sınırlandırma, tespit, kontrol ve komisyon iģleri tamamlandığında, kadastro ekibince, çalıģma alanındaki iģinin bittiğine, (yani, çalıģma alanında ölçülmedik taģınmaz kalmadığına, sınırlandırma ve tespitlerin tamamlandığına) iliģkin tutanak düzenlenir ve bu tutanağın düzenlediği tarihten itibaren üç ay içinde askı ilanının yapılması zorunludur. Kadastro Tutanaklarının KesinleĢmesi, Tescili Ve Hak DüĢürücü Süre: (Madde:12) Kadastro Tutanaklarının KesinleĢmesi; 30 günlük askı ilanı süresi dolduktan sonra, öncelikle askı ilanı süresi içerisinde kadastro mahkemesinde sınırlandırma ve tespitlerine karģı dava açılan taģınmazlar bulunup bulunmadığı kadastro mahkemesi ile yazıģma yapılmak suretiyle tespit edilir. Ġlan süresi içerisinde kadastro mahkemesinde sınırlandırma ve tespitlerine dava açılmayan taģınmazlara ait kadastro tutanakları kesinleģir. Kadastro tutanaklarının arka sayfasındaki ilgili sütunun boģ bırakılan tarih kısmına askı ilanının baģlama ve bitim tarihleri, askı ilan süresi içinde dava açılıp açılmadığı hususu, bu sütunun altındaki boģ kısma ise askı ilanının bitimini takip eden günün tarihi yazılır. Ġlan süresi içerisinde sınırlandırma ve tespitlerine dava açılmayan kadastro tutanakları kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleģtirilir. (47/D madde:25) Örnek: 3402 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre./.../2014 ila.../.../.2014 Tarihleri arasında yapılan 30 günlük ilan süresi içinde kadastro mahkemesine dava açılmadığından kesinleģmiģtir. Açıldığından kesinleģmemiģtir..../.../2014 Kadastro Müdürü Tescil; KesinleĢmiĢ bulunan kadastro tutanakları ile kadastro mahkemesinin kesinleģmiģ kararları, o çalıģma alanı için düzenlenecek tapu kütüklerine kesinleģme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle 3 ay içerisinde tescil edilir. Tescil ada ve parsel numarası sırasına göre yapılır. Kadastroda önce davalı olması veya askı ilanı sırasında dava açılması nedeniyle, kadastro tutanakları kadastro mahkemesine gönderilmiģ bulunan taģınmazlara ait tapu kütük sayfaları boģ bırakılır. Davanın görüldüğü mahkemenin ismi ile dava dosya numarası tapu kütük sayfasının beyanlar hanesine yazılır. (47/D madde:26) 3402 sayılı Kanunun 16/B maddesinde sayılan Mera, yaylak, kıģlak, kamuya ait otlak ve çayırlar, harman ve panayır yerleri gibi "ORTA MALI" taģınmazlar tescile tabi olmadığından, bunlar, kadastroları kesinleģtiğinde Özel Siciline (Kamu Orta Malları Sicili) kaydedilirler. Askı ilanı süresi içerisinde sınırlandırma ve tespitlerine dava açılan taģınmazlara ait kadastro tutanaklarının örnekleri çıkarılıp aslına uygunluğu kadastro müdürü tarafından tasdik edilerek 76

78 müdürlükte bir dosya içerisinde saklanır. Asılları ise, pafta örnekleri ile birlikte dava dosyasına eklenmek üzere kadastro mahkemesine gönderilir. KesinleĢerek tescilleri yapılan kadastro tutanakları ile kadastro mahkemesine gönderilmesi nedeniyle suretleri alıkonulan davalı taģınmazlara ait kadastro tutanakları (ada ve parsel sırasına göre bir klasör içerisine konularak) ve tapu kütükleri bir cetvele bağlı olarak tapu müdürlüğüne devredilir. Tapu kütükleri ile paftalarının ikinci nüshaları, arģiv kurulan yerlerde bölge müdürlüklerine, aksi takdirde Genel Müdürlüğe gönderilir. KesinleĢen sınırlandırma ve tespitlere karģı, kesinleģme tarihinden itibaren 10 yıllık hak düģürücü süre içerisinde genel hükümlere göre mahalli hukuk mahkemelerinde dava açılabilir. Bu süre geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açma hakkı ortadan kalkar Sayılı Kadastro Kanununa 5304 Sayılı Kanun ile eklenen SayısallaĢtırma baģlıklı Ek Madde 1 in 2 nci fıkrası ile Tapu kayıtlarında icareteyn veya mukataalı olduğuna dair vakıf Ģerhi bulunan taģınmazlarda 12 nci maddenin 3 üncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Ģeklinde bir düzenleme getirilmiģtir. Bu nedenle, tapu kayıtlarında icareteyn veya mukataalı olduğuna dair vakıf Ģerhi bulunan taģınmazlar için 12 nci madde de yer alan hak düģürücü süre hükümleri uygulanmaz. Kadastro Kanununda Ön Görülen Ġlanlar ve Sürelerinin Tespiti: Kadastro Kanununun 2, 4, 7 ve 11 inci maddelerinde ve ayrıca Kadastro Ġlanları Hakkında Yönetmelikte, kadastro çalıģmaları sırasında hangi ilanların yapılacağı ve bunların süreleri belirtilmiģtir. Bu ilanlar; Kadastrosu Yapılacak Bölgelerin Ġlanı ; 1 ay, (Madde:2) Kadastro ÇalıĢma Alanı Ġlanı ; 15 gün, (Madde:4) Mevki veya Ada Ġlanı ; 7 gün, (Madde:6) Askı Ġlanı (Kadastro Tutanaklarının Ġlanı) ; 30 gün, (Madde:11) Kadastro Kanununda yer alan ilan süreleri; 4/Ekim/1989 tarihli ve 1502 sayılı genelgede de açıklandığı gibi 1086 sayılı H.U.M.K un nci maddeleri gereğince hesaplanır. (NOT: H.U.M.K; tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun ile yürürlükten kaldırılmıģtır.) Buna göre; Gün olarak yapılan ilanlarda; ilanın yapıldığı gün hesaba katılmaz ve ertesi günden itibaren ilan süresi hesaplanır. (Örneğin, 7 günlük ada ilanı, 1/ġubat/2007 tarihinde yapılmıģ ise ilan süresi 2/ġubat/2007 tarihinden itibaren hesaplanacağından, ilan 8/ġubat/2007 tarihinde mesai bitiminde sona erer. ÇalıĢmalara ise en erken 9/ġubat2007 tarihinde baģlanır.) Aylık ilanlarda; ilan hangi gün yapılmıģ ise biteceği ayın aynı günü (Örneğin, 5/Ocak/ 2007 tarihinde baģlayan bölgenin kadastroya açılıģ ilanı; 5/ġubat /2007 tarihinde) sona erer. ġayet biteceği ayda aynı gün yoksa o ayın son günü (Örneğin, 31/Ocak/2007 tarihinde baģlayan bölgenin kadastroya açılıģ ilanı; ġubat ayı 28 gün ise 28/ġubat/2007 tarihinde, 29 gün ise 29/ġubat/2007 tarihinde) ilan sona erer. Ġlanların son gününün (Cumartesi, Pazar veya Bayram gibi) resmi tatile rastlaması halinde, tatilden sonraki ilk mesai gününün akģamı ilan sona erer. ÇalıĢmalara, ilanın bitimini takip eden gün baģlanır. Aynı ilan birden fazla yerde yapılıyorsa, (çalıģma alanı ilanı gibi) ilanların tüm birimlerde aynı gün yapılmasına özen gösterilmesi gerekir. ġayet, ilan her hangi bir nedenle tüm birimlerde aynı gün yapılamamıģ ise, en son yapılan ilan tarihinden itibaren ilan süreleri hesaplanmalıdır. Her hangi bir hak kaybına ve kadastronun iptaline neden olunmaması için, ilan sürelerinin hesaplanmasında ve ilanların yasada belirtilen tüm yerlerde yapılmasında gereken dikkat ve özen gösterilmelidir. TAPUDA KAYITLI OLAN TAġINMAZLARIN TESPĠTĠ:(Madde:13) 1) Kayıt Sahibi Adına Tespit: 77

79 Kayıt maliki sağ ve taģınmazı tasarrufunda bulunduruyorsa kayıt maliki adına tespit yapılır. 2) Mirasçılar Adına Tespit: Tapu kaydı maliki ölü ve taģınmaz mirasçılarının tasarrufunda bulunuyorsa mirasçıları adına tespit yapılır. Mirasçılar; veraset belgesi ibraz edilmesi halinde veraset belgesindeki bilgilere göre belirlenir. Veraset belgesi yoksa, kadastro ekibinde görevli muhtar ve bilirkiģilerin beyanları ile köy nüfus defterindeki veya nüfus idaresinden alınacak vukuatlı nüfus kaydı örneğindeki bilgiler karģılaģtırılarak nüfus kayıtları ile bilirkiģi beyanları arasında mutabakat sağlanması halinde bu bilgilere göre mirasçılar belirlenmelidir. ġayet, muhtar ve bilirkiģilerce ölen kiģinin mirasçıları hakkında kesin bilgi verilmez veya bilgi verilmekle beraber nüfus kayıtlarındaki bilgiler ile bilirkiģi beyanları arasında mutabakat sağlanamaz ise, taģınmaz kayıt maliki adına tespit edilir. Malikin ölü olduğu ve mirasçılarının belirlenememe nedeni tutanağın edinme sebebi sütununda açıklanıp, beyanlar hanesinde de malikin ölü olduğu hususunda belirtme yapılır. Medeni Kanunumuza göre, taģınmaz elbirliği mülkiyeti (iģtirak halinde mülkiyet) olarak mirasçılara intikal ettiğinden, Medeni Kanunun yürürlük tarihi olan 4/Ekim/1926 tarihinden sonraki ölümler nedeniyle mirasçılar adına yapılacak tespitlerde; elbirliği mülkiyetinin (iģtirak halindeki mülkiyetin) paylı (müģterek) mülkiyete dönüģtürülmek suretiyle tasarrufu edildiğini gösterir tüm mirasçıların yazılı talebini içeren, noterlikçe tanzim edilmiģ veya haricen düzenlenerek köy ya da mahalle muhtarlıklarınca tasdik edilmiģ bir belgenin ibraz edilmesi veya tüm mirasçıların bir arada kadastro teknisyenleri huzurunda beyanda bulunmaları halinde, paylı (müģterek) mülkiyet olarak, aksi takdirde elbirliği mülkiyeti (iģtirak halinde mülkiyet) olarak tespitin yapılması gerekir. Ancak, taģınmazın tüm mirasçıların katılımı ile aralarında haricen taksime konu edilmesi veya üçüncü kiģilere satılması suretiyle birlikte kullanıma son verilmesi hallerinde, muhtar ve bilirkiģi beyanları ile elbirliği mülkiyetinin (iģtirak halindeki mülkiyetin) paylı (müģterek) mülkiyete dönüģtürülmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. "TKGM sayılı genelge" Veraset belgelerinde mirasçıların hisselerinin belirtilmesi, elbirliği mülkiyetinin (iģtirak halindeki mülkiyetin) paylı (müģterek) mülkiyete dönüģtürülmesi için yeterli olmayıp, ayrıca, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüģtürüldüğü hakkında bir hükmün de yer alması gerekmektedir. 3) Tapuda Kayıtlı TaĢınmazın Tapu DıĢı SözleĢmelerle Satın Alan KiĢiler Adına Tespiti: Tapuda kayıtlı taģınmazı, tapu kaydı maliki veya mirasçıları dıģında zilyet ve tasarrufunda bulunduran kiģi veya kiģiler, taģınmazı çalıģma alanı ilan tarihinden önce kayıt malikinden, kayıt maliki ölü ise mirasçılarından veya bunların kanuni mümessillerinden tapu dıģı sözleģmelerle satın aldıklarını, satıģı yapan kiģilerin beyanı (Bu durumda, beyanda bulunan kiģilerin beyanları kadastro tutanağına yazılarak imzaları alınır.) veya noterlikçe yada köy veya mahalle muhtarlıklarınca tasdik edilmiģ bir belge ile veya bilirkiģi yada Ģahit sözleriyle ispat etmeleri ve satıģ tarihiyle tespitinin yapıldığı tarih arasında taģınmazı en az on yıl müddetle nizasız, fasılasız olarak ve malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufunda bulundurmaları halinde, taģınmazın bu kiģiler adına tespiti yapılır. Tespitin yapıldığı tarihte, haricen satın alan kiģinin taģınmaz üzerindeki zilyetliği on yılı doldurmamıģsa, kayıt malikinin, malik ölü ise mirasçılarının yada bunların kanuni mümessillerinin muvafakatları aranır. Bu kiģiler kadastro teknisyenleri huzurunda taģınmazın haricen satın alan kiģi veya kiģiler adına tespitine muvafakat ederlerse haricen satın alan kiģi adına, muvafakat edilmez ise kayıt maliki, kayıt maliki ölü ise mirasçıları adına tespit yapılır. Kayıt maliki veya mirasçılarınca, taģınmazın tapu dıģı sözleģme ile satın alan kiģi adına tespitinin yapılmasına muvafakat edildiğini gösterir noterlikçe düzenlenmiģ bir belgenin teknisyenliğe ibraz edilmesi halinde ayrıca huzurda muvafakat aranmaz. Tapuda kayıtlı taģınmazın çalıģma alanı ilanından önce noterde satıģ vaadi sözleģmesi düzenlenmek suretiyle haricen satılması halinde, on yıllık zilyetlik süresi dolmasa dahi muvafakat aranmadan satın alan kiģi adına tespiti yapılır. Ancak, satıģ vaadi sözleģmesinde bir yükümlülük varsa bu yükümlülüğün yerine getirilmiģ olduğunun belgelenmesi gerekmektedir. 78

80 TaĢınmazı tapu dıģı sözleģmeyle satın alan kiģi, bu tutanaklara Ģerh vermek suretiyle 10 yıllık zilyetlik süresini doldurmadan bir baģka kiģiye satması halinde, önceki zilyedin zilyetlik süresi yeni zilyedin zilyetlik süresine eklenir. Kadastro çalıģmalarına baģlama tarihi olarak kabul edilen çalıģma alanı ilanının yapıldığı günden sonraki tarihi taģıyan harici devir ve temliklerde, muvafakat sağlansa dahi harici satıģ kabul edilmez ve tespit kayıt maliki adına yapılır. Ġlgililerine de, 3402 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi açıklanarak satıģ talebi için tapu müdürlüğüne baģvurmaları gerektiği hususunda açıklayıcı bilgi verilir. Elbirliği mülkiyeti (iģtirak halinde mülkiyet) olarak tasarruf edilen taģınmazlarda, iģtirakçilerden bir veya bir kaçı hisselerini diğer bir iģtirakçilere devir ve temlik etmesi mümkündür. Bu durumda, kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda gerekli açıklama yapılarak, mülkiyet sütununda elbirliği (iģtirak) hali çözülmeden hissesini devreden iģtirakçinin ismi yerine bu hisseyi devralan iģtirakçinin ismi tekrar yazılır. Tarım arazilerinin tespitinde izlenecek yöntem. 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu nun Tarım arazilerinin sınıflandırılması ve arazi parsel büyüklüklerinin belirlenmesi baģlıklı 8 inci maddesi, tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 31/1/2007 tarihli ve 5578 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununda DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanun un 2 nci maddesiyle değiģtirilmiģ ve bu madde değiģiklik sonucu Tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılır. Ayrıca Bakanlık tarım arazilerinin korunması, geliģtirilmesi ve kullanımı ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapabilir. Tarımsal faaliyetin ekonomik olarak yapılabildiği en küçük alana sahip ve daha fazla küçülmemesi gereken yeter büyüklükteki tarımsal arazi parsel büyüklüğü, bölge ve yörelerin toplumsal, ekonomik, ekolojik ve teknik özellikleri gözetilerek Bakanlık tarafından belirlenir. Belirlenen küçüklüğe eriģmiģ tarımsal araziler miras hukuku bakımından bölünemez eģya niteliğini kazanmıģ olur. Tarımsal arazinin bu niteliği tapu kütüğüne Ģerh edilir. Belirlenen parsel büyüklüğü; mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektar ve marjinal tarım arazilerinde 2 hektardan küçük olamaz. Tarım arazileri bu büyüklüklerin altında ifraz edilemez, bölünemez veya küçük parsellere ayrılamaz. Ancak çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak istekleri olan bitkilerin yetiģtiği yerler ile seraların bulunduğu alanlarda, yörenin arazi özellikleri daha küçük parsellerin oluģmasını gerekli kıldığı takdirde, Bakanlığın uygun görüģü ile daha küçük parseller oluģturulabilir. Bakanlığın uygun görüģü ile kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan yerler hariç olmak üzere tarım arazileri, belirlenen büyüklükteki parsellerden daha küçük parçalara bölünemez. Bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne Ģekilde gerçekleģmiģ olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda, bu araziler ifraz edilemez, payları üçüncü Ģahıslara satılamaz, devredilemez veya rehnedilemez. Bu araziler hakkında 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun özgülemeye iliģkin hükümleri kıyasen uygulanır." hükmünde iken, Bu kapsamda kadastro çalıģmalarında izlenmesi gereken yöntem, 2007/5 nolu genelgenin 9) Kadastro çalıģmalarında baģlıklı bölümünde açıklanmıģ idi. Bu kerre, tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 30/4/2014 tarihli ve 6537 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununda DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanun un 2 nci maddesi ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım 79

81 Kanunu nun 8 inci maddesinin baģlığı Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi, Ġkinci fıkrası Tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılır. Ayrıca Bakanlık tarım arazilerinin korunması, geliģtirilmesi ve kullanımı ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapabilir. Asgari tarımsal arazi büyüklüğü, bölge ve yörelerin toplumsal, ekonomik, ekolojik ve teknik özellikleri gözetilerek Bakanlık tarafından belirlenir. Belirlenen asgari büyüklüğe eriģmiģ tarımsal araziler, bölünemez eģya niteliği kazanmıģ olur., Üçüncü fıkrası da Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koģullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. Hazine taģınmazlarının satıģ iģlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaģ adedi artırılamaz. Ancak, tarım dıģı kullanım izni verilen alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyaçları olan bitkilerin yetiģtiği alanlarda arazi özellikleri nedeniyle belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklüğünden daha küçük parsellerin oluģması gerekli olduğu takdirde, Bakanlığın uygun görüģü ile daha küçük parseller oluģturulabilir. Ģeklinde değiģtirilmiģ, Dördüncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıģtır. Bu durumda, kadastro çalıģmalarında, 5403 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihinden sonra tarım arazilerinde, miras yoluyla intikal edilenler hariç hissedarları arasında haricen yapılmıģ olan ifrazen taksimlerde, ifrazen oluģan parsellerin yüzölçümlerinin bölünmez büyüklük olarak kabul edilen bu miktarların altında olması durumunda ifrazen taksim talebi il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerinin olumlu görüģü alınmadan karģılanmayacaktır. Miras yoluyla intikal edilenlerde ise il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerinden alınacak cevaba göre iģleme yön verilecektir tarihinden önce yapıldığı tespit edilen ifrazen taksimlerde ise parsel yeter büyüklüğü aranmayacaktır sayılı Kanunda değiģiklik yapan 6537 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihinden sonra tarım arazilerinin intikalleri, tüm mirasçıların birlikte talepleri olsa dahi elbirliği halinde mülkiyet Ģeklinde (iģtirak halinde mülkiyet/verasette iģtirak olarak) yapılacağından il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerinin olumlu görüģü alınmadan müģterek mülkiyete dönüģtürülmeyecek ve ifrazen taksimlere yönelik talepler karģılanmayacaktır tarihinden önceki ölümlere dayalı olarak yapılacak intikallerde ise paylı (müģterek) mülkiyet olarak tasarruf edilen tarım arazilerinin paylı (müģterek) mülkiyet olarak tespiti mümkündür. Öte yandan, cinsi tarımsal nitelik taģıyan taģınmazlar için, valilik/belediyelere, imar planı (nazım, mevzi, uygulama imar planı gibi) kapsamında kalıp kalmadığı, kalmakta ise planda kullanım amacının tarım dıģı olup olmadığının yazılı olarak sorularak alınacak cevabi yazılarda, taģınmazın imar planı (nazım, mevzi, uygulama imar planı gibi) kapsamında kaldığı ve planda kullanım amacının tarım dıģı olduğunun bildirilmesi halinde bu Kanun hükmü uygulanmayacaktır. 80

82 Yabancı uyruklu gerçek kiģilere haricen satılan taģınmazların tespitinde izlenecek yöntem; Yabancı uyruklu gerçek kiģiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kiģiliğe sahip ticaret Ģirketlerinin Türkiye de taģınmaz edinmeleri, tarihli ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan tarihli ve 5444 sayılı Kanunla değiģik 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesiyle hükme bağlanmıģtır. Bu nedenle, yabancı uyruklu gerçek kiģiler ile, yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kiģiliğe sahip ticaret Ģirketlerine haricen satılan tapuda kayıtlı taģınmazların, tarihli ve 5444 sayılı Kanunla Tapu Kanununun 35 inci maddesinde yapılan düzenlemeye açıklık getirmek üzere, TKGM. ce yayımlanan tarihli ve 2006/1 (1617) sayılı genelge kapsamında tespitlerinin yapılması gerekmektedir. 4- Tapuda Kayıtlı TaĢınmazın Kazandırıcı Zaman AĢımı Yoluyla Zilyet Bulunan KiĢi Adına Tespiti: a- Kayıt Maliki ÖlmüĢ Ġse: Kayıt maliki ölmüģ ve taģınmazı mirasçı sıfatını taģımayan üçüncü bir kiģinin 20 yıl müddetle, nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufunda bulundurması halinde, taģınmaz zilyet bulunan kiģi adına tespiti yapılmakta iken; bu hüküm, 3/5/ sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile iptal edilmiģtir sayılı Kadastro Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (c) alt bendi ( c) Kayıt sahibinin yirmi yıl önce gaipliğine hüküm verilmiģ veya tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaģılamamıģ ise çekiģmesiz ve aralıksız yirmi yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyet bulunan kimse adına tespit olunur. Ģeklinde değiģtirilmiģtir. Zilyet kayıt malikinin mirasçısı durumunda ise, mirasçılar arasında da kazandırıcı zamanaģımı yoluyla taģınmazın iktisabı mümkün olmadığından tespit biliniyorsa tüm mirasçılar adına, aksi takdirde kayıt maliki adına yapılarak, malikin ölü olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilir. b- Kayıt Malikinin Gaipliğine Karar VerilmiĢse: Tapu kaydı malikinin gaipliği taģınmazı kazandırıcı zamanaģımı yolu ile mülk edinilmeye elveriģli duruma sokar. Zilyedin bu hükümden yararlanabilmesi için mahkemece tapu kaydı malikinin gaipliğine karar verilmiģ olması ve verilen bu kararın kesinleģme tarihinden itibaren mirasçı durumunda olmayan üçüncü bir kiģinin taģınmazı nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatı ile, ve en az 20 yıl müddetle zilyet ve tasarrufunda bulundurması, bu süre içerisinde kayıt malikinin mirasçıları tarafından tapuda intikal iģleminin yaptırılmamıģ veya zilyedin men ettirilmemiģ olması gerekmektedir. c- Tapu Kaydında Yazılı Malikin Kim Olduğu Tespit Edilemiyorsa: Medeni Kanunun yürürlük tarihinden önce tesis edilmiģ ve bu güne kadar tedavül görmemiģ tapu kayıtlarından bazılarında malikin lakabı ve baba adı (açık kimliği) yazılı olmadığından malikinin kim olduğunu anlamak güçtür. Yapılacak araģtırmalara rağmen sicilindeki bu yetersizlik nedeniyle malikinin kim olduğu tespit edilemeyen taģınmaz, 20 yıl müddetle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufunda bulunduran kiģi adına tespit edilir. Ancak, her üç halde de zilyet edilen taģınmazlar, kanunları uyarınca Devlete intikal eden kiģilere ait ise, bu gibi yerler 3402 Sayılı Kanunun 18 inci maddesinin son fıkrası hükmü nedeniyle zilyetlikle iktisap edilemeyeceğinden zilyetlik Ģartları tahakkuk etmiģ olsa dahi Maliye Hazinesi adına tespit edilir. (Madde:13, Yönetmelik 47/D Madde: 9) TAPU DIġI SÖZLEġMELERLE YAPILAN HARĠCĠ SATIġLARIN KABUL EDĠLMEYECEĞĠ HALLER: a) Tapuda kayıtlı taģınmazın çalıģma alanı ilan tarihinden sonraki bir tarihte harici satıģa konu edilmesi, b) Harici satıģa konu edilen taģınmaza ait tapu kaydı üzerinde ihtiyati tedbir veya kamu alacağından dolayı konmuģ haciz varsa, 81

83 c) Tapu kaydı üzerinde üçüncü kiģiler lehine tesis edilmiģ olan hakların ve Ģerhlerin (Haciz, ipotek, geçit hakkı gibi) haricen satın alan kiģi veya kiģilerce kabul edilmemesi, d) Askeri Yasak Bölge ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu uyarınca birinci ve ikinci derece askeri yasak bölge ve güvenlik bölgeleri sınırları içinde bulunan taģınmazlar yabancı uyruklu gerçek bir kiģiye haricen satılmıģsa, ( tarihli ve 5444 sayılı Kanunla değiģik 2644 sayılı Tapu Kanunu Madde 35) e) Uygulama imar planı veya mevzii imar planı bulunmayan alanlardaki taģınmazlar yabancı uyruklu gerçek bir kiģiye haricen satılmıģsa, f) Harici satıģa konu edilen taģınmaza ait tapu kaydı üzerinde 2942 Sayılı KamulaĢtırma Kanununun 31/b maddesine göre verilmiģ kamulaģtırma Ģerhi varsa, g) 3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu uygulama alanı içerisinde kalan taģınmazın, uygulama alanı ilan tarihinden sonra harici satıģa konu edilmesi, Tapu dıģı sözleģmelerle yapılan satıģların kabul edilmeyeceği hallerden bazıları (Uygulamada en çok karģılaģanlar) olup, bu gibi durumlarda harici satıģa iliģkin talepler kabul edilmeyerek taģınmaz kayıt maliki adına tespit edilir. TAPU KAYITLARININ UYGULANMASINDA DĠKKAT EDĠLECEK HUSUSLAR TaĢınmaza uygulaması yapılacak tapu kaydında yazılı il, ilçe, mahalle ve köy isminin çalıģma alanının bulunduğu il, ilçe, mahalle ve köy ismine, mevkisinin sınırlandırılmasını yaptığımız taģınmazın bulunduğu mevkii ismine, tapu kaydında yazılı hudutlarının da zemine uyup uymadığı hususlarının etraflıca araģtırılması gerekir. Genel olarak, tapu kayıtlarında yazılı il, ilçe, mahalle veya köy isimleriyle, mevkisinin, sınırlandırmasını yaptığımız taģınmazın bulunduğu il, ilçe, mahalle, köy ve mevkii ismine uygun olması gerekir. Ancak, taģınmazın tapuya tescilinden sonra idari sınırlarda veya mahalle taksimatında değiģiklik yapılması veya mevkii isminin değiģtirilmesi, taģınmazın hudutlarında bulunan taģınmazların el değiģtirmesi nedenleriyle bir farklılık meydana gelmiģse bu hususların kadastro tutanağında açıklanması icap eder. Ayrıca, sınırlandırması yapılan taģınmazlar için ilgililerince ibraz edilen tapu kayıtları zemine uygulanmadan önce o kayda istinaden baģkaca bir taģınmazın tespitinin yapılıp yapılmadığı, kaydın çalıģma alanı kayıt defterinde bulunup bulunmadığı hususları araģtırılır. ġayet, ilgililerince ibraz edilen tapu kaydı çalıģma alanı kayıt defterinde mevcut değilse, öncelikle kaydın tedavül nedeniyle hükümsüz hale gelip gelmediği ve üzerinde herhangi bir takyit veya Ģerhin bulunup bulunmadığı hususları, tapu müdürlüğündeki aslından kontrol edilir ve halen geçerli kayıtlardan olduğu görülürse çalıģma alanı kayıt defterine iģlendikten sonra taģınmazın bu kayda göre tespiti yapılır. MÜKERRER OLARAK TAPUYA TESCĠL EDĠLEN TAġINMAZLAR Kadastro çalıģmaları sırasında aynı taģınmaz için ayrı ayrı kiģiler adına tesis edilmiģ (Mükerrer) tapu kayıtlarının varlığına azda olsa rastlanmaktadır. Mükerrer Tapu Kayıtları: 1- TaĢınmaz tapuda kayıtlı olmasına rağmen, senetsizden mahkeme kararına dayalı olarak ikinci kez tapu siciline tescilinin sağlanması, 2- Tapuda kayıtlı taģınmazın mülkiyeti intikal, taksim, ifraz ve satıģ gibi nedenlerle tedavüle konu edilmiģ olmasına rağmen, sicilinde bu tedavül iģlemi gösterilmediğinden, diğer bir anlatımla zabıt defterindeki kaydına, gittiği kaydın cilt, sayfa ve sıra numaraları yazılmadığından, aynı taģınmazın değiģik nedenlerle (Ġntikal, satıģ, kamulaģtırma gibi) ikinci kez tedavüle konu edilmesi, 3- Hazine adına tapuda kayıtlı olan bir taģınmazın, senetsizmiģ gibi ikinci kez tapuya tescil ettirilmek suretiyle satıģa veya dağıtıma konu edilmesi, Gibi nedenlerden ileri gelmektedir. Kadastro çalıģmaları sırasında aynı taģınmaz için aralarında tedavül yönünden irtibat bulunmayan iki ayrı tapu kaydı ibraz edildiğinde veya böyle bir durumun farkına varıldığında, öncelikle bilirkiģilerinde bilgilerine baģvurulmak ve mücavir taģınmazlara uygulanan tapu 82

84 kayıtlarının ilk tesislerine kadar inilmek suretiyle her iki kaydın da sınırlandırılması yapılan taģınmaza ait olup olmadığı araģtırılır. Yapılan araģtırma sonucunda, her iki kaydında aynı taģınmaza ait olduğu tespit edilirse, bu kayıtların zemine ne Ģekilde uyum sağladığı, mükerrerliğin kaynaklanma nedeni, yapılan araģtırma ve sonuçları kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda etraflıca açıklanır ve taģınmazın maliki tayin edilmez. Bu Ģekilde düzenlenen kadastro tutanakları komisyona intikal ettirilmek üzere kadastro müdürüne teslim edilir. HĠSSELĠ TAPU KAYITLARINA GÖRE TESPĠT Zabıt defterlerinde kayıtlı taģınmazlar satıģ, hibe ve trampa gibi nedenlerle tapuda el değiģtirirken tedavül iģlemi yeni bir sayfaya tescil edilmek suretiyle gösterilmekte ve eski kaydına da hangi kayda tedavül ettiği yolunda münakale verilmektedir. Bu tedavüller, taģınmazın tamamını kapsayabileceği gibi belli bir hissesini de kapsayabilmektedir. Tespite esas alınan tapu kaydının taģınmazın belli bir hissesine ait olması durumunda, bu kaydın geldi kayıtlarına inilmek suretiyle diğer noksan hissesinin tamamlanması gerekmektedir. Medeni Kanundan önce miras yoluyla yapılan intikal iģlemlerinde, tapu müdürlüklerince talepte bulunan mirasçıların hisseleri adlarına intikal ettirilmekte, talepte bulunmayan mirasçılara ait miras payları ise kaydında bu mirasçıların müracaatlarına bırakılmaktaydı. Bu nedenle, hisse tamamlaması yapılırken tapu kayıtlarının iktisap sütununda yazılı bilgilerden de yararlanılmalıdır. Uygulamada çok sık rastlanmamakla birlikte, bazen tapu kayıtlarının ilk tesisine kadar inilmesine rağmen hissenin tamamlanmadığı görülmektedir. Bu durumda, taģınmazın tespiti yapılmadan önce hissesinin tamamlanamadığı hususu kadastro müdürüne bildirilir. Kontrol elemanları vasıtasıyla tapu müdürlüğünde bulunan zabıt defterleri üzerinde yeniden yapılacak incelemede de noksan olan hisse tamamlanamaz ise, o kaydın örneği de eklenmek suretiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne yazılacak bir yazı ile Merkez arģivindeki kayıtlarından noksan hissenin tamamlanarak gönderilmesi istenir. Genel Müdürlükçe, noksan hisseye ait tapu kaydı bulunup örneği gönderilirse, gönderilen kaydın tedavülü olup olmadığı ve üzerinde takyit ve Ģerh bulunup bulunmadığı hususları tapu müdürlüğünden araģtırıldıktan sonra taģınmazın tespiti yapılır. ġayet, Genel Müdürlükten gelen yazıda kaydın noksan olan hissesinin tamamlanamadığı, yani ilk tesis kaydının da hisseli olduğu bildirilirse, öncelikle taģınmazın kazandırıcı zamanaģımı yoluyla iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadığı ve taģınmaz üzerinde Hazine ve üçüncü kiģilerce hak iddiasında bulunulup bulunmadığı araģtırılır. Bu Ģekilde yapılacak araģtırma sonucunda taģınmazın zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün yerlerden olduğu ve Hazine ile üçüncü kiģilerin ilgisinin bulunmadığı, taģınmazın tamamının kaydın ilk tesisinden itibaren kayıt maliklerinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğu ve zilyetlik süresinin de 20 yılı doldurduğu anlaģılırsa, taģınmazın tamamı kayıt maliki adına tespit edilir. Ancak, kaydı bulunmayan hisse senetsiz taģınmazlar gibi iģlem göreceğinden, bu hisse metrekareye tahvil edilerek taģınmazın ne miktarda kısmının tapu kaydına göre, ne miktarda ki kısmının da senetsizden tespitinin yapıldığı kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda açıklanır ve senetsizden tespiti yapılan kısmın yüzölçümü belgesizler defterine iģlenir. TAPUDA KAYITLI OLMAYAN TAġINMAZLARIN TESPĠTĠ: (Madde:14) Tapuda kayıtlı olmayan taģınmazların tespit Ģekli, 3402 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle düzenlenmiģtir. Bu maddede hangi nitelikteki taģınmazların kazandırıcı zaman aģımı yoluyla zilyedi adına tespit edilebileceği hususunda bir açıklık bulunmamakla beraber, Kanunun 18 nci maddesinin 2 nci fıkrası ile, "orta malları, hizmet malları, ormanlar, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ve özel kanunları uyarınca Devlete kalan taģınmazlar" tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaģımı yoluyla iktisap edilemeyeceği hükmü getirilmiģ ve Kanunun 16 ncı maddesinde de hizmet malları ile orta malı taģınmazların neler olduğu açıklanmıģtır. 83

85 Ayrıca, kıyı kenar çizgisi (3621 sayılı Kanun) içerisinde kalan taģınmazların, vakıf taģınmazların ve 5226 sayılı Kanunla değiģik 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 11 nci maddesi gereğince de, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taģınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taģınmazların zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün değildir. Gerek 3402 sayılı Kadastro Kanununda ve gerekse özel kanunlarında yer alan zilyetlik iktisabı yasaklayan bu kısıtlamalar nedeniyle, tapuda kayıtlı olmayan taģınmazların tespiti yapılırken, öncelikle; a) TaĢınmazın zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün yerlerden olup olmadığı, b) TaĢınmaz üzerindeki zilyetliğin tespit tarihine kadar nizasız ve fasılasız olarak en az 20 yıldan beri ve malik sıfatıyla sürdürülüp sürdürülmediği, c) Zilyetliğin ayrıca bu maddenin (A, B, C, D, E, F, G, H) fıkralarında sayılan belgelerden birisine dayandırılıp dayandırılmadığı, d) Zilyetlik belgeye dayandırılamıyorsa, aynı çalıģma alanı sınırı içerisinde aynı kiģi adına belgesizden tespiti yapılan diğer taģınmazlar da dahil olmak üzere yüzölçümü toplamının sulu toprakta 40 veya kuru toprakta 100 dönümü geçip geçmediği, Hususlarının, bu sıraya göre ve detaylı bir Ģekilde araģtırılması gerekmektedir. Yapılacak araģtırma sonucunda, taģınmazın zilyetlik yoluyla iktisap edebilecek yerlerden olduğu belirlenir ve taģınmaz üzerindeki zilyetliğin de çekiģmesiz ve aralıksız olarak en az 20 yıldan beri malik sıfatıyla devam ettiği belgelerle veya bilirkiģi yada tanık beyanlarıyla ispat edilirse, sulu toprakta 40 veya kuru toprakta 100 dönümü (40 ve 100 dönüm dahil) geçmemek üzere zilyet bulunan kiģi adına tespiti yapılır. Bu Ģekilde ispat edilecek zilyetliğin yanında, 3402 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan ve hudutları itibariyle de taģınmaza uygunluğu saptanacak olan belgelerden birisi ibraz edilirse, 40 veya 100 dönümlük normlara bağlı kalınmaksızın taģınmaz zilyedi adına tespit edilir tarihli ve 5403 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle değiģik 3402 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde, sulu veya kuru arazi (toprak) ayrımının, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerine göre yapılacağı hükmü getirilmiģtir sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 3 üncü maddesinin (j) bendinde ise; Sulu tarım arazisi: Tarımı yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir Ģekilde karģılandığı arazileri olarak tanımlanmıģtır. TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol ĠĢleri Hakkındaki Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında ise, Tarımı yapılan bitkilerin çeģidine göre büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun yeterli olduğu, su kaynağının yeterli sulamaya uygun olduğu ve yeterli miktarda su olduğu, kontrollü bir Ģekilde sulama ihtiyacının karģılandığı hususları ilgili tarım müdürlüklerince tespit edilmiģ alanlardaki araziler sulu tarım arazisi, bu alanlar dıģındaki araziler ise, kuru tarım arazisi olarak değerlendirilecektir. Kadastro müdürü; çalıģmalara baģlanmadan önce, Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerinden çalıģma alanında sulu tarım arazisi tanımına giren yerler varsa bunların hangi sınırlar içinde kaldığının bildirilmesini bir yazı ile ister. hükmü yer almaktadır. Buna göre; kadastroya açılan çalıģma alanlarında sulu tarım arazisi tanımına giren yerlerin bulunup bulunmadığı varsa bunların hangi sınırlar içinde kaldığı hususunun, kadastro müdürü tarafından çalıģmalara baģlanmadan önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerine yazılacak bir yazı ile, sorularak, alınacak cevaba göre 40 veya 100 dönümlük normların değerlendirilmesi gerekmektedir. Aynı çalıģma alanı sınırı içinde bir kiģi adına belgesizden toplam olarak sulu toprakta 40 veya kuru toprakta 100 dönüm tespit yapılması mümkündür. Bir kiģinin, çalıģma alanında hem sulu, hem de kuru toprak tanımına giren belgesiz taģınmazlarının bulunması halinde, (40 dönüm sulu toprak=100 dönüm kuru toprak) ilkesinden hareket edilerek (100/40 yani 1 dönüm sulu toprak = 2,5 dönüm kuru toprak) orantısı kurulur. Böylece, sulu veya kuru topraktaki 40 veya 100 dönümlük normları geçip geçmediği araģtırılır. Yapılan araģtırmada belgesizden edinilebilecek normları 84

86 geçtiği anlaģılırsa, fazla gelen kısım zilyedin tercihine göre ifrazen ayrılıp Hazine adına tespiti yapılır Sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan belgeler zilyetliği tevsik edici belge olarak kabul edildiklerinden, zilyetlikle birleģtiği takdirde bir hüküm ifade ederler. Bu nedenle, taģınmaz üzerinde zilyetliği bulunmayan veya zilyetliğini ferri zilyet aracılığı ile sürdürmeyen kiģiler adına sırf bu belgelerin varlığına dayanılarak tespit yapılması mümkün değildir. Ayrıca, belgesizden tespiti yapılan taģınmazların 40 veya 100 dönümlük normları geçip geçmediğinin, zilyedin adı ve soyadına göre her çalıģma alanı için ayrı ayrı düzenlenecek bir deftere (Belgesizler Defteri) iģlenmek suretiyle takibi gerekmektedir. TaĢınmaz birden fazla kiģinin zilyet ve tasarrufunda bulunuyorsa, her hissedarın hissesine isabet eden kısmın yüzölçümü o hissedarın belgesiz defterine iģlenir. Önceki belgesizden yapılan tespitler nedeniyle 40 veya 100 dönümlük normları dolduranlar varsa bunların hisselerine isabet edecek kısmın Hazine adına tespiti yapılır. Tapuda kayıtlı olmayan taģınmazların zilyedin mirasçıları adına tespitinde, mirasçılar; tapuda kayıtlı taģınmazların tespitinde olduğu gibi, ibraz edilmesi halinde veraset belgesine göre, veraset belgesi yoksa muhtar ve bilirkiģi beyanlarının köy nüfus defteri veya nüfus idarelerinden alınacak vukuatlı nüfus kayıt örneklerindeki bilgilerle karģılaģtırılıp mutabakat sağlandıktan sonra belirlenir. Muhtar ve bilirkiģi beyanları ile belgeler arasında mutabakat sağlanamadığı takdirde tespit ölü zilyet adına yapılır ve zilyedin ölü olduğu kadastro tutanağının edinme sebebinde açıklanarak beyanlar hanesinde gösterilir. Elbirliği mülkiyetin (iģtirak halindeki mülkiyetin) paylı (müģterek) mülkiyete dönüģtürülmesinde de ya tüm iģtirakçilerin kadastro teknisyenleri huzurunda talepte bulunmaları ya da aralarında bu konuda düzenlenmiģ bir belgenin ibraz edilmesi gerekmektedir. Mirasçılar adına yapılacak tespitlerde, mirasçıların intikale konu taģınmazlar üzerindeki müstakil zilyetlikleri, murisin zilyetlik süresi eklenmek suretiyle 20 yılı dolduruyor ve maddede sayılan belgelerden birisi de ibraz edilemiyorsa, aynı muristen miras yoluyla tüm mirasçılar adına toplam 40 dönüm sulu veya 100 dönüm kuru arazi tespiti mümkündür. Bu hususun hem murisin, hem de mirasçılarının belgesiz defterine iģlenmek suretiyle takibi gerekmektedir. Tapuda kayıtlı olmayan taģınmazların devir ve temlikleri taģınır mallarda olduğu gibi teslim ile gerçekleģtirildiğinden, o taģınmazla ilgili kadastro tutanağının düzenlenme tarihine kadar yapılan satıģlar kabul edilerek tespiti son zilyedi adına yapılır. Zilyetlik süresinin hesabında ise, önceki zilyedin zilyetlik süresi son zilyedin zilyetlik süresine eklenir. Ancak, zilyetlik geçerli bir nedene dayanmadan devralınmıģsa (örneğin, önceki zilyet zilyetliğini terk ettikten sonraki bir tarihte, bir baģka kiģi taģınmazı tasarruf etmeye baģlamıģsa) önceki zilyedin zilyetlik süresi son zilyedin zilyetlik süresinin hesabında dikkate alınmaz. 20 yıllık süresi, önceki zilyedin zilyetlik süresinin eklenmesi suretiyle doluyor ve zilyet tarafından da, 14 üncü maddede sayılan belgelerden birisi ibraz edilemiyorsa, 40 veya 100 dönümlük normun takibi için, öncelikle taģınmazın yüzölçümü satıģı yapan kiģinin belgesizler defterine iģlenir. Önceki zilyedin, 40 veya 100 dönümlük normu doldurmadığının anlaģılması halinde, son zilyedin belgesizler defterine de iģlenmek suretiyle adına tespiti yapılır. Birlikte mülkiyet (Elbirliği mülkiyeti veya paylı mülkiyet) olarak tasarruf edilen bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinde; 5403 sayılı Kanunda değiģiklik yapan 5578 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihinden sonra hissedarlarından bir veya bir kaçının hisselerini aynen veya parçalara ayırmak suretiyle üçüncü Ģahıslara satmaları durumunda, bu satıģ kabul edilmez ve, satıģa konu paylar eski malikleri adına tespit edilir. TKGM tarih ve 2007/5 sayılı genelge ile açıklanmıģtır ĠMAR VE ĠHYA EDĠLEN TAġINMAZLARIN TESPĠTĠ: (Madde:17) Ġl, ilçe ve kasabaların imar planlarının kapsadığı alanlar dıģında olup da, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz araziden, masraf ve emek sarfı ile, imar edilerek tarıma elveriģli hale getirilen taģınmazlar, 3402 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde öngörülen zilyetlik Ģartlarının da gerçekleģmiģ olması koģuluyla imar ve ihya edenler veya bunların halefleri adına tespit edilir. Ancak, imar ve ihya edilen taģınmazların öncelikle kazandırıcı zamanaģımı yoluyla iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadığının kadastro teknisyenlerince araģtırılması gerekir. 85

87 Ġmar ve ihya nedeniyle belgesizden yapılan tespitler ile Kanunun 14 üncü maddesine göre belgesizden yapılan tespitlerin yüzölçümü toplamları sulu toprakta 40 veya kuru toprakta 100 dönümü geçmemelidir. TAKSĠME KONU TAġINMAZLARIN TESPĠTĠ: (Madde:15) Tapuda kayıtlı taģınmazların malikleri, bunlar ölü ise mirasçıları veya tapu dıģı sözleģmelerle taģınmazı iktisap edenler arasında, tapuda kayıtlı olmayan taģınmazların ise, 3402 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca belirlenen zilyetleri veya bunların mirasçıları arasında haricen taksim edildiği, bunların beyanı veya belge veya bilirkiģi yada tanık beyanları ile anlaģılması durumunda taksim gereğince tespit yapılır. Hissedarlar arasında yapılan harici taksimlerde, taksim sonucu her hissedarın hissesine karģılık hangi taģınmazın isabet ettiği, mirasçılar arasında yapılan taksimlerde ise, her mirasçının miras payına karģılık hangi taģınmazın isabet ettiği, miras payına karģılık para yada taģınır mal almıģ ise bunların neler olduğu kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda hiçbir tereddüde yer verilmeyecek Ģekilde açıklanmalıdır sayılı Kanunun 15 nci maddesinin son fıkrası, Kadastrodan önce hissedarlar veya mirasçılar arasında ayırma veya birleģtirme suretiyle taksime konu edilmiģ ve sınırları doğal veya yapay iģaret ya da tesislerle belirlenmiģ taģınmazların, imar plânı bulunmayan yerlerde zeminde fiilen oluģmuģ sınırlarına göre tespiti yapılır., 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8 inci maddesinde ise Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koģullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. Hazine taģınmazlarının satıģ iģlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaģ adedi artırılamaz. Ancak, tarım dıģı kullanım izni verilen alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyaçları olan bitkilerin yetiģtiği alanlarda arazi özellikleri nedeniyle belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklüğünden daha küçük parsellerin oluģması gerekli olduğu takdirde, Bakanlığın uygun görüģü ile daha küçük parseller oluģturulabilir. Hükümlerini içermektedir.. Söz konusu hükümler nedeniyle, hissedarlar, mirasçılar veya 14 üncü madde gereğince belirlenen zilyetler arasında yapılan taksim aynı zamanda ifrazı da içeriyorsa, öncelikle ifraz sonucu oluģan taģınmazların sınırlarının zeminde doğal veya yapay iģaretlerle belirlenmiģ olması ve ayrıca aģağıda belirtilen hususların göz önünde bulundurulması gerekir. a) Ġmar Planı Bulunmayan Yerlerde; Belediye encümeni veya il idare kurulunun kararı aranmadan, zeminde fiilen oluģmuģ sınırlarına göre sınırlandırma ve tespitleri yapılır. b) Ġmar Planı Bulunan Yerlerde; 1 - Ayırma veya birleģtirme iģleminin, 3194 sayılı Ġmar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan nazım imar planı veya uygulama imar planının kesinleģme tarihinden önce yapıldığının anlaģılması halinde, belediye encümeni veya il idare kurulu kararı aranmadan, 2 - Ayırma veya birleģtirme iģleminin, 3194 sayılı Ġmar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan nazım imar planı veya uygulama imar planının kesinleģme tarihinden sonra yapıldığının anlaģılması halinde ise, belediye encümeni veya il idare kurulunun olumlu kararı alınmak suretiyle, Fiili zemin durumuna göre sınırlandırma ve tespiti yapılır. Bu amaçla, kadastro çalıģmalarına baģlanılmadan önce, kadastro müdürlüğünce, belediye teģkilatı olan yerlerde belediye baģkanlığına, köylerde ise bayındırlık ve iskan il müdürlüğüne yazılacak birer yazı ile çalıģma alanı sınırı içinde nazım imar planı veya uygulama imar planı kesinleģmiģ alanların mevcut olup olmadığı ve varsa, bu planların hangi tarihlerde kesinleģtiği hususları sorularak haritalarının gönderilmesi ve kesinleģme tarihlerinin bildirilmesi istenilir. TaĢınmazların harici ayırma veya birleģtirilmesiyle ilgili olarak belediye encümeni veya il idare kurullarınca çalıģma alanının tamamını veya bir kısmını kapsayacak Ģekilde verilen kararların 86

88 kabul edilmeyerek, ilgililerinden, ifrazdan önceki harici ayırma veya birleģtirmeye konu olan her taģınmaz için belediye encümeni veya il idare kurulu kararı getirmeleri istenir. Ancak, 3290 ve 3366 Sayılı Kanunlarla değiģik 2981 Sayılı Kanunun 10/b maddesi uyarınca yapılan kadastro çalıģmaları sırasında ayırma ve birleģtirmeye konu edilmiģ taģınmazlar için belediye encümeni veya il idare kurulu kararı aranmaz. c) Tarım Arazilerinde; tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 30/4/2014 tarihli ve 6537 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununda DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanun un 2 nci maddesi ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu nun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koģullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. Hazine taģınmazlarının satıģ iģlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaģ adedi artırılamaz. Ancak, tarım dıģı kullanım izni verilen alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyaçları olan bitkilerin yetiģtiği alanlarda arazi özellikleri nedeniyle belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklüğünden daha küçük parsellerin oluģması gerekli olduğu takdirde, Bakanlığın uygun görüģü ile daha küçük parseller oluģturulabilir. hükmü yer aldığından; Kadastro çalıģmalarında, 5403 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihinden sonra tarım arazilerinde, miras yoluyla intikal edilenler hariç hissedarları arasında haricen yapılmıģ olan ifrazen taksimlerde, ifrazen oluģan parsellerin yüzölçümlerinin bölünmez büyüklük olarak kabul edilen bu miktarların altında olması durumunda ifrazen taksim talebi il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerinin olumlu görüģü alınmadan karģılanmayacaktır. Miras yoluyla intikal edilenlerde ise il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerinden alınacak cevaba göre iģleme yön verilecektir tarihinden önce yapıldığı tespit edilen ifrazen taksimlerde ise parsel yeter büyüklüğü aranmayacaktır sayılı Kanunda değiģiklik yapan 6537 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihinden sonra tarım arazilerinin intikalleri, tüm mirasçıların birlikte talepleri olsa dahi elbirliği halinde mülkiyet Ģeklinde (iģtirak halinde mülkiyet/verasette iģtirak olarak) yapılacağından il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerinin olumlu görüģü alınmadan müģterek mülkiyete dönüģtürülmeyecek ve ifrazen taksimlere yönelik talepler karģılanmayacaktır tarihinden önceki ölümlere dayalı olarak yapılacak intikallerde ise paylı (müģterek) mülkiyet olarak tasarruf edilen tarım arazilerinin paylı (müģterek) mülkiyet olarak tespiti mümkündür. Cinsi tarımsal nitelik taģıyan taģınmazlar için, valilik/belediyelere, imar planı (nazım, mevzi, uygulama imar planı gibi) kapsamında kalıp kalmadığı, kalmakta ise planda kullanım amacının tarım dıģı olup olmadığının yazılı olarak sorularak alınacak cevabi yazılarda, taģınmazın imar planı (nazım, mevzi, uygulama imar planı gibi) kapsamında kaldığı ve planda kullanım amacının tarım dıģı olduğunun bildirilmesi halinde bu Kanun hükmü uygulanmayacaktır. HARĠCĠ TAKSĠMĠN KABUL EDĠLMEYECEĞĠ HALLER a) Tapu kaydı üzerinde ihtiyati tedbir veya kamu alacağından dolayı haciz bulunan taģınmazlar harici taksime konu edilmiģse, b) Tapu kaydı üzerinde üçüncü kiģiler lehine tesis edilmiģ olan hakların ifrazen taksim sonucu oluģan taģınmazlar üzerine iģlenmesine muvafakat edilmiyorsa, 87

89 c) Tapu kaydı üzerinde 2942 Sayılı KamulaĢtırma Kanununun 31/b maddesi uyarınca verilmiģ kamulaģtırma Ģerhi varsa, d) 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 11 nci maddesi gereğince, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taģınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanları içinde kalan taģınmazlar Kültür ve Turizm Bakanlığının izni alınmadan ifraza konu edilmiģse, e) YaĢı küçük çocuğun velisi ile birlikte hissedar oldukları taģınmazın harici taksiminde veli ve çocuk aynı taģınmazdan hisse almamıģsa, f) Hazinenin de hissedar bulunduğu taģınmaz, maliye kuruluģunun izni alınmadan taksime konu edilmiģse, g) 3083 Sayılı Kanun uyarınca dağıtılan taģınmazlar harici ifraz ve taksime konu edilmiģse, h) Tarım arazilerinde tarihinden sonra yapılmıģ ifrazen taksimlerde, ifraz sonucu oluģan parsel büyüklükleri, 5403 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre belirlenmiģ tarımsal arazi yeter büyüklüklerinin altında ise, k) KesinleĢmiĢ imar planı bulunan yerlerde, belediye encümeni veya il idare kurulunca imara uygun olmadığı belirtilen ifrazen taksimler, Harici taksimin kabul edilmeyeceği hallerden uygulamada en çok rastlananlar yukarıda sayılmıģtır. Bu gibi hallerde harici taksime iliģkin talepler kabul edilmez. KAMU MALLARI: (Madde:16) Kamu malları; 3402 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde, Kamu hizmetinde kullanılan mallar, Kamunun ortak kullanımına ayrılan yerler, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerler ve Ormanlar olmak üzere dört bölümde açıklanmıģtır. Kamu Hizmetinde Kullanılan TaĢınmazlar: Kamu hizmetinde kullanmak üzere, bütçelerinden ayrılan ödenek veya yardımlarla yapılan (Hükümet konağı, belediye, karakol ve okul binaları köy odası, hastane ve diğer sağlık tesisleri, kütüphane, kitaplık, namazgâh, cami (Ġbadet yeri), genel mezarlık, çeģme, kuyu ve yunak gibi) bina ve tesisler ile pazar yeri, park bahçe ve benzeri yerler sınırlandırılıp mevcut kayıt ve belgelerine veya özel kanunlarına göre, Maliye Hazinesi, tüzel kiģiliği olan kamu kurum ve kuruluģları ile il, belediye, köy veya mahalli idare birlikleri tüzel kiģilikleri adlarına, KapanmıĢ olması koģuluyla, yollar ve meydanlar bulundukları yere göre belediye veya köy tüzel kiģilikleri (Tapu Kanunu Madde:21), boģluklar ise Hazine adına, Olmak üzere sınırlandırılıp tespit edilir sayılı Kadastro Kanununun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi kapsamındaki kamu hizmet mallarının tespitinde 40 ve 100 dönümlük kısıtlamalar dikkate alınmaz. (TaĢınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit Ve Kontrol ĠĢleri Hakkındaki Yönetmelik 47/D Madde;12) Yukarıda açıklanan taģınmaz malların askı ilanı sonucu kadastroları kesinleģtiğinde, lehine tespiti yapılan kuruluģ adına tapu kütüğünde tescilleri yapılır. Belediyelerin zilyetlik yoluyla taģınmaz edinmeleri mümkün olmadığından, yukarıda sayılan hizmet malı taģınmazlar ile kapanmıģ yol ve meydanlar haricinde, belediyeler adına zilyetlik yoluyla taģınmaz tespiti yapılmamalıdır. Kamunun Ortak Kullanmasına Ayrılan Yerler: 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi; Mera, yaylak, kıģlak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edildiği veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle veya bilirkiģi veya tanık beyanı ile ispat edilen orta malı taģınmaz mallar sınırlandırılır, parsel numarası verilerek yüzölçümü hesaplanır ve bu gibi taģınmaz mallar özel siciline yazılır. hükmünde iken, Resmi Gazetenin tarihli ve sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe konulan 4342 sayılı Mera Kanunu ile mera, yaylak, kıģlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tahdit ve tespit Ģekli ile tahsis amacının ne Ģekilde 88

90 değiģtirilebileceği hususları düzenlenmiģ ve mera, yaylak ve kıģlakların tespit, tahdit ve tahsis yetkisi, Kanununun 6 ncı maddesine göre oluģturulan Mera Komisyonlarına verilmiģtir. Aynı Kanunun 7 inci maddesinde ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca programa alınan yerlerin, çalıģmalara baģlanılmadan en az 4 ay önce, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bildirileceği, Komisyonlarca, bu süre içinde mera tespit ve tahdit iģlemleri yapılmadığı takdirde, kamu orta malı nitelikli taģınmazların tahdit ve tespit iģlemlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre kadastro komisyonlarınca yerine getirilmesi öngörülmüģtür sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, 4342 sayılı Mera Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacak mera tespiti iģlemlerinde Kadastro Komisyonlarına konu uzmanı Ziraat Mühendisi dâhil edilir hükmü getirilmiģtir sayılı Kanunun 5178 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle değiģik 14 üncü maddesiyle de; Harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri gibi kamu orta malları da bu Kanun kapsamına alınmıģtır sayılı Kanunun idaremizi ilgilendiren hükümleri, tarihli ve 2004/16 sayılı genelge ile kamu orta mallarının tescil edileceği özel sicillerin düzenlenmesi ve tescilinde izlenecek yol tarihli ve 1496 sayılı genelge ile açıklanmıģtır. Ayrıca, uygulamada birlik sağlanması amacıyla, TÜGEM ile TKGM arasında 13/Aralık/2002 tarih, B.09.1.TKG /8846 sayılı genelge ekinde gönderilen 13/Aralık/2002 tarihli protokol düzenlenmiģtir. Buna göre; Kamu orta malı nitelikli taģınmazların sınırları kadastro komisyonlarınca belirlenirken, kadastro komisyonu; kadastro müdürü veya müdür yardımcısının baģkanlığında, kadastro üyesi ve kontrol mühendisi ile tarım müdürlüğünce görevlendirilecek ziraat mühendisinden oluģturulur. 13/Aralık/2002 tarihli protokolün 12 nci maddesi uyarınca, çalıģma alanlarında hangi tarihlerde kadastro çalıģmalarına baģlanacağı, kadastro müdürlükleri ile mera komisyonları tarafından birlikte düzenlenecek zamanlama planı ile belirlenir. Mera Kanununun 7 nci maddesinde öngörülen 4 aylık süre, kadastro müdürlüklerinin mera komisyonlarıyla birlikte düzenledikleri zamanlama planı nda her birim için belirlenen tarihten itibaren baģlamaktadır. Kadastrosuna BaĢlanacak Köy ve Mahalle Birimlerinde Uygulama; Kadastrosuna baģlanacak köy veya mahallede bulunan mera, yaylak ve kıģlak gibi kamu orta malı nitelikli taģınmazların zamanlama planıyla belirlenen tarihten itibaren 4 aylık süre içinde Mera Komisyonlarınca tespit ve tahdidi yapılmakla birlikte, çalıģmalar kesinleģtirmeden (Askı ilanına alınmadan) harita ve belgeleri Ġdaremize intikal ettirilirse, kadastro ekibince bu belgeler dikkate alınmak suretiyle mera, yaylak ve kıģlak gibi kamu orta mallarının ölçü ve tespiti yapılır. Mera komisyonundan gelen haritalarda belirtilen sınır iģaretlerinin zeminde bulunamaması halinde mera komisyonlarından bu yerlerin sınırlarının zeminde gösterilmesi istenir. Mera Komisyonlarınca yasada öngörülen 4 aylık süre içerisinde tespit ve tahdit iģlemlerinin yapılamaması durumunda ise, çalıģma alanında bulunan kamu orta mallarının sınırlandırması, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu hükümleri uyarınca oluģan kadastro komisyonunca yapılır. Ancak, 5403 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi hükmü nedeniyle kadastro komisyonuna konu uzmanı Ziraat Mühendisinin iģtirak ettirilmesi gerekmektedir. Kadastro komisyonunca sınırları belirlenen kamu orta mallarının da, ölçü ve tespiti kadastro ekiplerince yapılır. Kadastro ekibince, bu maddeye göre ölçüsü ve tespiti yapılacak mera, yaylak ve kıģlaklar ile, umuma ait çayır ve otlak alanları, harman ve panayır yerleri gibi kamunun ortak kullanımında bulunan taģınmazların sınırlandırma ve tespit iģlemleri, 3402 sayılı Kanunun 11 inci maddesi uyarınca yapılacak askı ilanı sonucu kesinlik kazanacağından, bu yerlere hudut gerçek ve tüzel kiģilere ait taģınmazların tespitinde uygulanan kayıt ve belgenin miktarına itibar edilmelidir. Ġtiraz; Mera veya kadastro komisyonunca sınırlandırılan ve kadastro ekibince ölçü ve tespiti yapılan kamu orta mallarına, kadastro ekibinin çalıģma alanındaki iģinin bittiği tarihe kadar 89

91 yapılacak itirazlar, konu uzmanı ziraat mühendisinin iģtirak ettirileceği kadastro komisyonunca incelenerek sonuçlandırılır. Mera, yaylak ve kıģlaklar ile, umuma ait çayır ve otlak alanları, harman ve panayır yerleri gibi kamunun ortak kullanımında bulunan taģınmazların 3402 sayılı Kanunun 11 inci maddesi uyarınca yapılacak askı ilanı sonucunda kadastroları kesinleģtiğinde, 3402 sayılı Kanunun 16/B maddesi ve TKGM nün 13/Nisan/1989 tarih, 1496 sayılı genelgesi uyarınca Özel Siciline (Kamu Orta Malları Siciline) kaydı yapılır. Mera Komisyonlarınca, yapılan tespit ve tahdit çalıģmaları, 4342 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre askı ilanına alınmak suretiyle kesinleģtirilmiģ ise, öncelikle bu haritalar ile haritaların yapımına iliģkin ölçü değerleri ve belgeleri kontrol edilerek, yürürlükteki teknik esaslara uygun olmadığı belirlenenler, nedenleri açıklanmak suretiyle Mera Komisyonuna iade edilir. Harita ve belgeleri, yürürlükteki teknik mevzuata uygun olanlar ile daha sonra uygunluğu sağlanan orta malı taģınmazların mera komisyonlarınca düzenlenmiģ olan haritalarındaki dıģ sınırları, 3402 sayılı Kanuna göre yapılacak kadastro çalıģmaları sırasında, zemine uygulanmak suretiyle kadastro paftasına iģlenir. Mücavirindeki taģınmaz malların sınırları ise buna göre belirlenir sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre askı ilanına alınarak kesinleģtirilen mera, yaylak ve kıģlaklar ile umuma ait çayır ve otlak alanları için kadastro çalıģması yapılmayacağından kadastro tutanağı düzenlenmeyecek ve askı ilanına da alınmayacaktır. Bu durumdaki yerlere, sınırı içerisinde kaldığı adanın son parsel numarası verilerek, Özel Siciline kaydı yapılır. ġayet, mera komisyonunca yapılan çalıģmalar kadastrodan önce sonuçlandırılarak özel siciline kaydı yapılmıģ ise, Özel Sicilindeki kaydı ile fen klasörüne ada ve parsel numarası iģlenir. Daha önce özel sicilinde mera, yaylak ve kıģlak olarak kayıtlı yerlerin; mera komisyonlarınca yapılan tahsis iģlemi sırasında, 4342 sayılı Kanunun 5/b maddesi kapsamında Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan veya Hazinenin mülkiyetinde bulunan yerlerden mera, yaylak ve kıģlak olarak faydalanılacak yerler ile 5/c maddesi kapsamında bu amaçla kamulaģtırılan yerler katılmak suretiyle sınırlarında geniģletilme yapılmıģ ise, 5/b ve 5/c maddeleri kapsamında ilave yapılan yerler için kadastro müdürlüğünce tescil bildirimi düzenlenmek suretiyle önceden tescil edilmiģ mera parseli ile, ihdas ve kamulaģtırma iģlemi sonucu yeni oluģan kısımların tevhidi yapılır. Kayıtlarına gerekli münakale verilir sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca yapılan ilan sonucu tespit ve tahdidi kesinleģmiģ bulunan orta malı taģınmazlar, 3402 sayılı Kanuna göre yapılan çalıģmalar sırasında yeniden kadastroya tabi tutulmayacağından, kadastro tutanağı düzenlenmeyeceği gibi askı ilanına da alınmayacaktır. Ancak, mükerrerliğe neden olunmaması amacıyla, tespit ve tahdidi kesinleģmiģ olan mera, yaylak ve kıģlaklar ile umuma ait çayır ve otlaklara ait mera komisyonlarınca düzenlenmiģ olan haritaların dıģ sınırları, 3402 sayılı Kanuna göre yapılacak kadastro çalıģmaları sırasında, zemine uygulanmak suretiyle kadastro paftasına iģlenmeli ve mücavirindeki taģınmazların sınırları da buna göre belirlenmelidir. Mera, yaylak ve kıģlak kıģlaklar ile umuma ait çayır ve otlak vasıflı taģınmazların sınırları Mera Komisyonunca belirlenip askı ilanı sonucu kesinleģtirildiğinden, bu sınırlara mücavir gerçek ve tüzel kiģilere ait taģınmazlara uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının kapsamları belirlenirken, taģınmaz bu sınırlara kadar tasarruf ediliyor ve bu sınırda baģkaca zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerde yoksa, kaydın miktarına değil zeminde fiilen kullanılan sınırlara itibar edilmelidir. * 4342 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre yapılan askı ilanı sonucu tespit ve tahdidi kesinleģmiģ olan Mera, yaylak ve kıģlaklar ile umuma ait çayır ve otlak alanları, (orman kadastrosu kesinleģmiģ Devlet ormanlarında olduğu gibi) sınırı içerisinde kaldığı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle Özel Siciline tescil edilmeli ve fen klasörüne de iģlenmelidir. Mera, Yaylak ve KıĢlakların Tahsis Amacının DeğiĢtirilmesi; 4342 sayılı Kanunun 5178 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle değiģik 14 üncü maddesi; Tahsis amacı değiģtirilmedikçe mera, yaylak ve kıģlaktan bu Kanunda gösterilenden baģka 90

92 Ģekilde yararlanılamaz. Ancak, bu Kanuna veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kıģlak olarak tahsis edilmiģ olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerden; a) Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının talebi üzerine, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre, arama faaliyetleri sonunda rezervi belirlenen maden ve petrol faaliyeti için zaruri olan, b) Kültür ve Turizm Bakanlığının talebi üzerine, turizm yatırımları için zaruri olan, c) Kamu yatırımları için gerekli bulunan, d) Köy yerleģim yeri ile uygulama imar plânı veya uygulama plânlarına ilave imar plânlarının hazırlanması, toprak muhafazası, gen kaynaklarının korunması, millî park ve muhafaza ormanı kurulması, doğal, tarihi ve kültürel varlıkların korunması, sel kontrolü, akarsular ve kaynakların düzenlenmesi için ihtiyaç duyulan, 442 sayılı Köy Kanununun 13 ve 14 üncü maddeleri kapsamında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan, Ülke güvenliği ve olağanüstü hal durumlarında ihtiyaç duyulan, Doğal afet bölgelerinde yerleģim yeri için ihtiyaç duyulan, ğ) (Ek: 26/3/ /3 md.; Değişik: 9/7/ /26 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu hükümlerine göre, petrol iletim faaliyetleri ile elektrik ve doğal gaz piyasası faaliyetleri için gerekli bulunan, h) (Ek: 26/3/ /3 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan, Yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüģü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiģtirilebilir ve söz konusu yerlerin tescilleri Hazine adına, vakıf meralarının tescilleri ise vakıf adına yaptırılır. Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında baģvuruda bulunan iģletmeciler ile (c) bendi kapsamında baģvuruda bulunan kamu kurumları faaliyetlerini çevreye ve kalan mera alanlarına zarar vermeyecek Ģekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler. Bu yerler tahsis süresi bitiminde özel sicile kaydedilir. Komisyon gerektiğinde; 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununun uygulanmasını Bakanlıktan talep edebilir ve köy veya belediyelerde toplulaģtırma projeleri uygulatabilir. Durum ve sınıfı çok iyi, iyi ve orta ile arazi kullanım kabiliyet sınıfı bir, iki, üç olan mera, yaylak ve kıģlaklarda birinci fıkranın (a), (f) ve (g) bentleri hariç, tahsis amacı değiģikliği yapılamaz. Bu Kanun kapsamında, 3213 sayılı Maden Kanunu ve 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre arama ve iģletme faaliyetlerinin yürütülmesi ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenir. Harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri gibi kamu orta mallarının tahsis amacı değiģikliğinde bu madde hükümleri uygulanır. hükmündedir. Buna göre; mera, yaylak ve kıģlaklar ile umuma ait çayır ve otlak alanları, harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri gibi kamu orta mallarının tahsis amacını değiģtirme ve tapuya tescil ettirme yetkisi, mera komisyonu ve defterdarlığın uygun görüģünü almak suretiyle valiliklere verilmiģ olduğundan, bu yerlerin 4342 sayılı Mera Kanununun 14 üncü maddesi kapsamında tahsis amacının (vasfının) değiģtirilmesi ve tapuya tescilinin sağlanmasına yönelik valiliğin vasıf değiģikliği yazısı Ġdaremize intikal ettiğinde, kadastro müdürlüklerince tescil bildirimi düzenlenecek, tapu müdürlüğünce de kamu orta malı taģınmazın Özel Sicilindeki kaydına gerekli revizyon verilmek suretiyle tapu kütüğünde Hazine adına, Ģayet vakfa ait ise vakfı adına tescili yapılacak ve sonucundan, mahalli maliye kuruluģu ile mera komisyonuna bilgi verilecektir. Tahsis amacı değiģikliklerinde, mera komisyonu ve defterdarlığın uygun görüģünü almak valiliğin sorumluluğunda bulunduğundan, kamu orta malı taģınmazların vasıflarının değiģtirilerek tescili yönünde kamu kurum ve kuruluģlarından gelecek taleplerde, talep yazısı ekinde valiliğin vasıf değiģikliğine iliģkin yazısının gönderilmesi yeterli olup, ayrıca, mera komisyonu ve defterdarlığın uygun görüģ yazılarının aranmasına gerek bulunmamaktadır. 91

93 Vasıf değiģikliği, kamu orta malı taģınmazın bir kısmına yönelik ise, yani ayırma (ifraz) iģlemini de gerektiriyorsa, Mera Kanununun 9 uncu maddesinin son fıkrası ve 13/Aralık/2002 tarih, B.09.1.TKG /8846 sayılı genelge eki, 13/Aralık/2002 tarihli protokol gereğince ayırma haritası mera komisyonlarınca yapılacağından/yaptırılacağından, kadastro müdürlüklerince, bu haritanın yürürlükteki teknik esaslara göre kontrolünü müteakip (uygunluğu halinde) tescil bildirimi düzenlenmeli ve tescil iģlemi için tapu müdürlüğüne gönderilmelidir. Tapu müdürlüğünce, vasıf değiģikliğine konu kısmın tescil bildirimindeki niteliği ve yüzölçümüyle tapu kütüğüne tescili yapılmalı ve Özel Sicilindeki kaydına da gerekli revizyon verilmelidir. Mera, Yaylak ve KıĢlakların Ġmar Planı Kapsamına Alınması a) tarih ve 3194 Sayılı Ġmar Kanununun 11 inci maddesinin 4 üncü fıkrası "Hazırlanan imar planı sınırları içindeki kadastral yollar, meydanlar ile meralar, imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek, onaylanmıģ imar planı kararı ile getirilen kullanma amacına konu ve tabi olurlar." Ģeklinde iken, bu fıkra, 4342 sayılı Mera Kanununun 35 inci maddesi ile, "Hazırlanan imar planı sınırları içindeki kadastral yollar ile meydanlar,imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek, onaylanmıģ imar planı kararı ile getirilen kullanma amacına konu ve tabi olurlar." Ģeklinde değiģtirilerek, meralar madde metninden çıkarılmıģtır. Böylece, valilik ve belediyelerin meraları resen imar planı kapsamına alma yetkileri kaldırılmıģ, 4342 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle de, meraların imar planı kapsamına alınmadan önce tahsis amacının (vasfının) değiģtirilerek Hazine adına tescillerinin yapılması öngörülmüģtür. Bu nedenle; mera, yaylak ve kıģlaklar ile umuma ait çayır ve otlak alanları, harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri gibi kamu orta malı nitelikli taģınmazların imar planı uygulama sınırı içerisinde kalması durumunda, imar uygulamasını yapacak kurumca, öncelikle bu yerlerin 4342 sayılı Mera Kanununun 14 üncü maddesi kapsamında vasıflarının değiģtirilerek, Hazine adına tapuya tescillerinin sağlattırılması gerekmektedir. Ayrıca, 5178 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, 4342 sayılı Mera Kanununa aģağıdaki geçici 3 üncü madde eklenmiģtir. Geçici Madde 3- Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve tarihinden önce kesinleģen imar plânları içerisinde yerleģim yeri olarak iģgal edilerek mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiģtirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluģları adına tescil edilmiģ olanların dava konusu olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz olarak tescilleri aynen ibka edilir. Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek veya tüzel kiģilere tescil edilmiģ taģınmazlara iliģkin açılan davalardan, emlak ve rayiç bedellerin toplamının yarısı üzerinden taģınmazların halen maliki olan kiģilerce Hazineye bedelinin ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Evvelce açılan davalarda Hazine lehine kesinleģen kararlara konu taģınmazların tapuları aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir. Buna göre, 1/Ocak/2003 tarihinden önce kesinleģen imar planları (Nazım Ġmar Planı, Uygulama Ġmar Planı ve Mevzi Ġmar Planı) içerisinde kalan, ancak yerleģim yeri olarak iģgal edilmesi nedeniyle mera vasfıyla kullanımının teknik olarak mümkün olmadığı tespit edilen orta malı taģınmazların, valiliğin vasıf değiģikliğini ve tescilini içeren yazısı üzerine, kadastro müdürlüğünce tescil bildirimi düzenlenir, tapu müdürlüğünce de Özel Sicilindeki kayıtlarına revizyon gösterilmek suretiyle tapu kütüğünde Hazine adına tescili sağlanır. b) Köy YerleĢme Planı Kapsamında Kalan Yerler 5178 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, 18/03/1924 tarih, 442 sayılı Kanunun ek 12 nci maddesi, Köy yerleģme planında konut alanı ve köy genel ihtiyaçlarına ayrılan yerler, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan seyrangâh, yol ve panayır yerleri gibi alanlar ve Hazinenin mülkiyetinde olup kamu hizmetine tahsis edilmemiģ taģınmazlardan, 4342 sayılı Mera Kanununun 5 inci maddesi hükümleri uyarınca incelenmesine müteakip mera, yaylak ve kıģlak 92

94 ile otlak ve çayır olarak yararlanılamayacağı anlaģılan yerler köy yerleģme plânının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybeder. Ancak, bu madde kapsamında Hazinenin mülkiyetinde olup kamu hizmetine tahsis edilmemiģ taģınmazların devri Maliye Bakanlığının görüģü alınmak suretiyle yapılır ve valilikçe köy tüzel kiģiliği adına tapuya tescil edilir. Ģeklinde değiģtirilmiģtir. Buna göre, köy yerleģme planında; konut alanı ve köy genel ihtiyaçlarına ayrılan yerler, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan seyrangâh, yol ve panayır yerleri gibi alanlar ve Hazinenin mülkiyetinde olup kamu hizmetine tahsis edilmemiģ taģınmazlar ile mera, yaylak ve kıģlak ile, otlak ve çayır olarak yararlanılamayacağı anlaģılan yerler, köy yerleģim planının onayı ile bu vasıflarını kaybettiklerinden, onaylanmak suretiyle kesinleģen köy yerleģim planı içinde kalan bu nitelikteki yerlerin Hazine adına tescilleri yapılır. Bilahare de valiliğin talebi halinde tashihen ilgili köy tüzel kiģiliği adına tescil edilmelidir. Maliye Bakanlığının uygun görüģü valilikçe alınacağından, köy tüzel kiģiliği adına yapılacak tescil sırasında, ayrıca Maliye Bakanlığının uygun görüģ yazısının aranılmasına gerek yoktur. Ancak, tescili müteakip, mahalli maliye kuruluģu ile mera komisyonuna bilgi verilmelidir. c) Afete Maruz Kalan yerlerde Uygulama; 5178 sayılı Kanunun 7 ncı maddesiyle, 15/05/1959 tarih, 7269 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesi, 1 inci maddede öngörülen afetlerle ilgili olarak yeni yerleģim alanları sağlanması amacıyla mera vasfı taģıyan yerlerin tahsis amacı, 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine göre değiģtirilerek, Hazine adına arsa olarak tescil ettirilir. Bu arsalar, tescil tarihi itibarıyla öngörülen amaçla kullanılmak üzere Bayındırlık ve Ġskan Bakanlığına tahsis edilmiģ sayılır. Ģeklinde değiģtirilmiģtir. Bu nedenle, afete maruz kalan bölgelerde, 7269 sayılı Kanun kapsamında yeni yerleģim bölgesi için belirlenen saha içerisinde kalan, mera, yaylak ve kıģlaklar ile umuma ait çayır ve otlak alanları, harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri gibi, kamu orta malı taģınmazların, 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında tahsis ve vasıf değiģikliğini içeren valilik yazısına istinaden Arsa vasfıyla Hazine adına tescillerinin yapılması gerekmektedir. d) Turizmi TeĢvik Kanunu Kapsamında Kalan Yerlerde Uygulama 5178 sayılı Kanunun 8 ncı maddesiyle, 12/03/1982 tarih, 2634 sayılı Turizmi TeĢvik Kanununun ek 4 üncü maddesinin 2 nci fıkrası, Kültür ve turizm koruma ve geliģim bölgelerinde yer alan mera, yaylak ve kıģlakların tahsis amacı 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine göre değiģtirilir. Ģeklinde değiģtirilmiģtir. Buna göre, kültür ve turizm koruma ve geliģim bölgelerinde yer alan mera, yaylak ve kıģlaklar ile umuma ait çayır ve otlak alanları, harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerlerinin, 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında valiliğin vasıf değiģikliğine iliģkin yazısı ile vasfı değiģtirilerek Hazine adına tescil edilmesi gerekmektedir. TKGM. nün 29/Mayıs/1998 tarih 1998/6 (1543) sayılı genelgesi ile 1/Mart/1999 tarih B021TKG / sayılı genelgesinde; 4342 sayılı Mera Kanununun yürürlük tarihinden önce kesinleģmiģ imar planı (Nazım Ġmar planı, Uygulama Ġmar Planı ve Mevzi Ġmar Planı) kapsamına alınmıģ mera, yaylak ve kıģlak gibi orta malı taģınmazlar hakkında 3194 sayılı Ġmar Kanununun mülga 11/4 maddesinin uyarınca vasıflarının plandaki kullanım amacı doğrultusunda tescil edileceği belirtilmiģ ise de, 5178 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, 4342 sayılı Mera Kanuna eklenen geçici 3 üncü madde ile, Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve tarihinden önce kesinleģen imar plânları kapsamında kalan meralar için istisna hüküm getirilmiģ olduğundan, 29/Mayıs/1998 tarih 1998/6 (1543) sayılı genelge ile söz konusu 1/Mart/1999 tarih B021TKG / sayılı genelge, 28/Eylül/2004 tarih, 2004/16 (1587) sayılı genelge ile yürürlükten kaldırılmıģtır. Bu nedenle, mera, yaylak ve kıģlaklar ile umuma ait çayır ve otlak alanları, harman yeri, panayır, sıvat ve eyrek yerleri gibi kamu orta malı taģınmazların vasıf ve tahsis amacı değiģikliklerine yönelik kamu kurum ve kuruluģlarından gelecek talepler karģılanırken, mutlaka 93

95 valiliğin vasıf ve tahsis amacı değiģikliğine izin veren yazısı aranmalı aksi takdirde talep reddedilmelidir. Ancak, 4586 sayılı Petrolün Boru Hatları Ġle Transit GeçiĢine Dair Kanunun 8 inci maddesinin (f) fıkrası ile, 4342 sayılı Mera Kanuna istisna getirilmiģ olduğundan; Bakû-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi güzergahında bulunan mera, çayır, yaylak ve kıģlak gibi orta malı taģınmazların (Bunlar özel siciline kayıtlı olsun veya olmasın) petrol boru hattı kapsamında kalan kısımları için Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının talebiyle vasıfları değiģtirilerek tapu kütüğünde Hazine adına tescilleri yapılacak ve tescil iģleminden sonra Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının mahalli kuruluģlarına bilgi verilecektir. (TKGM. 4 Haziran 2002 tarih, 1855 sayılı genelge) * Kamunun halen yararlanmakta olduğu yol, meydan, köprü ve ark gibi orta malı taģınmazlar, teknik yönetmeliğindeki özel iģaretleriyle paftasında gösterilir. Bu gibi yerlere ada ve parsel numarası verilmeyeceği gibi, kadastro tutanağı da düzenlenmez. * DSĠ. Tarafından kamulaģtırma suretiyle açılan sulama kanalları ve tahliye yolları ile Devlet Demiryolları güzergâhı tescile tabi olduklarından, bunlar, sınırlandırılıp kayıt ve belgelerine göre bu kuruluģların adına tespiti yapılır. DEVLETĠN HÜKÜM VE TASARRUFU ALTINDAKĠ SAHĠPSĠZ YERLER: Medeni Kanunun 715 inci maddesinde sayılan kayalar, tepeler, dağlar, bunlardan çıkan kaynaklar, tarıma elveriģli olmayan sahipsiz yerler, deniz, göl ve nehir gibi umuma ait sular sınırlandırma ve tescile tabi olmadıklarından kadastroya tabi tutulmaz. Ancak, 3402 Sayılı Kanunun 18/1 maddesi hükmü nedeniyle, kadastroya tabi tutulmayacak olan bu yerlerden, ileride tarım arazisi haline getirilmesi mümkün olan yerlerle, ekonomik yarar sağlanabilecek yerlerin, kadastro çalıģmaları sırasında sınırlandırılması ve Hazine adına tespiti yapılmalıdır. D) ORMANLAR : Ormanlarının sınırlandırma ve tespiti yukarıda Ormanlar baģlıklı bölümde detaylı olarak açıklanmıģtır. TAKYĠTLER, SINIRLI AYNĠ HAKLAR VE MUHDESAT (Madde: 19) Tapuda kayıtlı taģınmazların kayıt malikleri, kayıt malikinin ölü olması nedeniyle mirasçıları veya haricen satın alan kiģiler ya da kazandırıcı zamanaģımı Ģartlarının tahakkuk etmesi nedeniyle zilyetleri adına tespiti yapılırken, tapu kayıtları üzerinde mevcut olan her türlü aynı ve Ģahsi haklarla mükellefiyetler kadastro tutanağının ilgili sütunlarına iģlenir. ġayet, taģınmazı haricen satın alan kiģi/kiģiler tapu kaydı üzerinde mevcut olan bu hakların kadastro tutanağına iģlenmesine muvafakat etmezse, bu yöndeki beyan ve imzaları kadastro tutanağına alınmak suretiyle tespiti kayden malik olan kiģi adına yapılmalıdır. TaĢınmaz üzerinde malikinden baģka bir kiģiye veya paydaģlardan birisine ait muhdesat (bina veya ağaç gibi) mevcut ise, bu muhdesatın cinsi, ihdas tarihi ve edinme Ģekli kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda açıklanmak suretiyle beyanlar hanesinde gösterilir. Bu durumda, muhdesat tutanağın vasfı hanesine yazılmaz. Diğer bir anlatımla, vasfı hanesine taģınmazın muhdesat dıģındaki cinsi (tarla veya arsa gibi) yazılır. ġayet, muhdesat sahibi ile taģınmazın maliki arasında noterlikçe düzenlenmiģ bir belgenin ibraz edilmesi veya kadastro teknisyenleri yada komisyon huzurunda talep edilmesi halinde, bu ikili kullanım Ģekli anlaģmaları doğrultusunda tek mülkiyete dönüģtürülür sayılı Kadastro Kanununda, taģınmazları iģgal suretiyle kullanımında bulunduranlar ile zilyetlik Ģartları oluģmadığı için tespitleri Hazine adına yapılan taģınmazların, iģgalci veya zilyet olarak kadastro tutanaklarının beyanlar hanesinde gösterileceği hususunda bir hüküm yer almamaktadır. Dolayısıyla, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesinde, muhdesat dıģında iģgalci, 94

96 Ģağil veya zilyet gibi belirtmeler yapılmamalı, bu husus tutanağın edinme sebebi sütununda açıklanmalıdır. KAYIT VE BELGELERĠN KAPSAMININ TAYĠNĠ : (Madde:20) Mülkiyet hakkının tespitine yarayan tapu kayıtları ile 3402 Sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan belgelerin kapsamının tayininde, öncelikle, bu kayıt ve belgelerin harita, plan ve krokiye bağlı olup olmadığı, taģınmazın sınırlarında geniģletilmeye elveriģli yerlerin bulunup bulunmadığı hususları araģtırılmalıdır. A) Kayıt ve belgeler, harita, plan veya krokiye bağlı ise; Medeni Kanunun 719 (Eski:645) uncu maddesinde "TaĢınmazın sınırları, tapu planları ve arz üzerindeki sınır iģaretleriyle belirlenir. Tapu plânları ile arz üzerindeki iģaretler birbirini tutmazsa, asıl olan plândaki sınırdır. Bu kurul, yetkili makamlarca heyelan bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulamaz. hükmü yer almaktadır. Ancak, maddede öngörülen planın doğru ve teknik yönden zemine uygulanma kabiliyetinin bulunması gerekmektedir. Buna göre; a) Harita, plan veya krokinin teknik yönden zemine uygulanması mümkün ise, bu harita, plan veya krokideki sınırlara itibar edilir. b) Kayıt ve belgelerin dayanağı olan harita, plan veya kroki, yapım tekniği ve detay noksanlıkları gibi sebeplerle zemine uygulanamaz ise, öncelikle taģınmazın hudutlarında geniģletilmeye elveriģli yerlerin bulunup bulunmadığı araģtırılarak; 1) TaĢınmazın hudutlarında geniģletilmeye elveriģli yerlerin bulunmaması durumunda, zemindeki sınırlarına göre, 2) TaĢınmazın hudutlarında geniģletilmeye elveriģli yerlerin veya sınır komģularıyla arasında ihtilaf bulunması durumunda, harita, plan ve krokinin Ģekli, kenar uzunlukları ve taģınmazın yüzölçümü bir arada değerlendirilmek suretiyle belirlenecek sınırlara göre, TaĢınmazın sınırları belirlenir. Sınırlandırmanın harita, plan veya krokiye uygun olarak yapılıp yapılmadığı, yapılmamıģ ise nedeni, plan, harita ve krokinin uygun bir yerine yazılır ve ekip görevlisi kadastro teknisyenlerince imzalanır. Bu husus kadastro tutanağında da açıklanır. c) Diğer kamu kurum ve kuruluģlarınca yaptırılmıģ olan (KamulaĢtırma ve güzergah haritaları gibi) harita ve planlar varsa, öncelikle bu haritalar ve planlar zemine uygulanıp, harita ve plan kapsamında kalan taģınmazların sınırları belirlenir ve daha sonra mücavirinde bulunan diğer taģınmazların sınırları bu uygulama sonucuna göre tespit edilir. B) Kayıt ve belgeler, harita, plan veya krokiye bağlı değilse: a) TaĢınmazın hudutlarında geniģletilmeye elveriģli yerlerin bulunmaması ve hudut komģularıyla da ihtilaf olmaması durumunda, zeminde kullanılan sınırlara, b) TaĢınmazın hudutlarında geniģletilmeye elveriģli yerler varsa kayıt ve belgede yazılı miktara, Ġtibar edilmek suretiyle taģınmazların sınırları belirlenir. Ancak, hudutlarında geniģletilmeye elveriģli yerler bulunan taģınmazlar, fiziki yapıları ve konumları itibariyle geniģletilmeye elveriģli değilse zeminde kullanılan sınırları esas alınmalıdır. Kayıt ve belgelerin kapsamlarının belirlenmesi yöntemini gösteren 3402 Sayılı Kanunun 20 nci maddesi ve ilgili yönetmelikte, değiģebilir ve geniģletilmeye elveriģli sınırların neler olduğu açıklanmamıģsa da, yerleģmiģ Yargıtay kararlarına göre; orman, mera, büklük, çayır, fundalık, makilik, sazlık, çalılık, boz, azmak, hali, Ģif, bataklık, dere, ırmak, nehir, göl, deniz, kumluk, dağ, tepe, taģlık, kayalık, sırt, mezarlık, yol, harman yeri gibi yerler ile kanunlar uyarınca Devlete kalan taģınmazlar geniģletilmeye elveriģli sınırlar olarak kabul edilmiģtir. Bu sınırlardan, bir kısmı 3402 Sayılı Kanunun 14 ve 17 nci maddesindeki Ģartların gerçekleģmesi koģuluyla iktisap edilebildiği halde, bir kısmının aynı Kanunun 18 nci maddesinin 2 nci fıkrası hükmü nedeniyle zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün değildir. Örneğin, hali ve tepe gibi 95

97 sınırları içeren yerlerin zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün olmasına rağmen, orman ve mera gibi sınırlar kapsamında kalan yerlerin zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün değildir. C) Hazinece satılan veya dağıtılan taģınmazlardaki miktar fazlalıkları: Hazinece, özel kanunlarına göre değiģmez ve geniģletilmeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan veya parasız dağıtılan taģınmazlarda çıkacak miktar fazlalıkları taģınmazla birlikte kullanılıyor ve satıģ veya dağıtım tarihinden itibaren de 10 yıl geçmiģse kayıt miktarına bakılmaksızın zeminde kullanılan sınırlara göre kayıt maliki adına tespit edilir. ġayet, 10 yıllık süre geçmemiģse veya sınırlarında geniģletilmeye elveriģli yerler bulunuyorsa kaydın miktarına itibar edilir. MĠKTAR FAZLASI KISMIN TESPĠTĠ (Madde: 21) GeniĢletilmeye elveriģli kayıt ve belge kapsamında kalan taģınmazlarda çıkacak miktar fazlası kısım; a) Zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olup, bu kısım taģınmazla birlikte kullanılıyor ve zilyetlik Ģartları da tahakkuk etmiģ ise, 40 veya 100 dönümlük normları geçmemek üzere zilyedi adına tespit edilir. Miktar fazlası kısmın zilyedi adına tespitinde, toprak bütünlüğünün bozulmaması için kayıt ve belge kapsamına göre tespiti yapılan taģınmazdan ayrılmaz. Ancak, kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda taģınmazın ne kadar kısmının belgeye göre, ne kadar kısmının da belgesizden tespitinin yapıldığı açıklanır ve belgesizden tespiti yapılan kısmın yüzölçümü o kiģiye ait belgesizler defterine iģlenir. b) TaĢınmazın hudutlarında kazandırıcı zamanaģımı yoluyla iktisabı mümkün olmayan yerler varsa veya miktar fazlası kısım üzerinde zilyetlik Ģartları tespit tarihinde henüz oluģmamıģsa, kayıt miktarına itibar edilir ve fazla gelen kısım geniģletilmeye elveriģli hudut tarafından ifraz edilerek ayrı bir parsel numarası altında Hazine adına tespiti yapılır. Miktar fazlası kısım 3402 Sayılı Kanunun 16/B maddesinde sayılan yerlerden ise, bunlar özel mülkiyete konu teģkil etmediğinden ve ekilip biçilmeye konu edilmesi de bu vasıflarının değiģmesine yeterli olmadığından malik tayin edilmez ve "orta malı" olarak sınırlandırılır. c) TaĢınmazın hudutlarında geniģletilmeye elveriģli yerler bulunmamakla beraber, kaydın miktarına itibar edilmesi gereken hallerde, miktar fazlası kısım zilyedin göstereceği taraftan, zilyet tespit sırasında hazır bulunmamıģ veya tercih hakkını kullanmaktan kaçınmıģ ise, muhtar ve bilirkiģilerin bilgileri alınmak suretiyle zilyedin yararına uygun olacak taraftan kesilmelidir. EVVELCE KADASTROSU YAPILAN YERLER: (Madde:22) 3402 Sayılı Kanunun 5304 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile değiģik 22 nci maddesinde, Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmıģ olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuģsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medenî Kanununun 1026 ncı maddesine göre iģlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu müdürlüğünce re sen iptal edilir. Ancak; a) Tapulama, kadastro veya değiģiklik iģlemlerine iliģkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüģ yerlerde, b) Daha önce sadece tapu tahriri yapılan veya 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanuna göre yenileme yapılacak yerler ile 2981 sayılı Ġmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı ĠĢlemler ve 6785 Sayılı Ġmar Kanununun Bir Maddesinin DeğiĢtirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tâbi yerlerde, Birinci fıkra hükmü uygulanmaz. Ġkinci fıkranın (a) bendinin uygulanacağı alanlar Tapu ve Kadastro Genel Müdürünün onayı ile belirlenir ve çalıģmalara baģlanmadan en az onbeģ gün önce çalıģma alanında, bölge 96

98 merkezinde ve bölgenin bağlı olduğu il merkezinde alıģılmıģ vasıtalarla duyurulur, ayrıca varsa yerel gazete ile ilân edilir. Yapılacak çalıģmalarda 2, 4, 14, 17, 19 ve 21 inci maddeler ile 13 üncü maddenin (B) ve 20 nci maddenin (B), (C) ve (D) bentleri hükümleri uygulanmaz. Tapulama ve kadastro çalıģmalarında tespit dıģı bırakılan kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerlerin tescili yapılır. Tapuya tescil edilmiģ ormanlardan, haritaları teknik mevzuata uygun olanlar aynen, diğerleri ise teknik mevzuata uygun hale getirildikten sonra tapu kütüğüne aktarılır. hükmü yer almaktadır. Mükerrer Kadastroya Tabi Tutulan TaĢınmazlarda Uygulama; TaĢınmazların yanlıģlıkla ikinci kez kadastroya (Kadastro-tapulama) tabi tutulması çoğu kez, çalıģma alanı sınırlarının sıhhatli bir Ģekilde tespit edilememesinden ya da değiģik ölçekli paftaların kenarlaģtırılmamasından kaynaklanmaktadır. TaĢınmazların ikinci kez (mükerrer) kadastroya tabi tutulmasının önlenmesi için; çalıģma alanı sınırı içinde veya bitiģiğinde daha önce kadastro çalıģması yapılıp yapılmadığının araģtırılması, çalıģma alanı sınırının sıhhatli bir Ģekilde belirlenmesi ve bitiģik çalıģma alanlarının daha önce kadastrosu yapılmıģ ise bu yerlere ait çalıģma alanı sınır krokisinin zemine ve kadastro paftasına uygulanması gerekmektedir. TaĢınmazın ikinci kez (mükerrer) kadastroya tabi tutulduğunun; Kadastro tutanaklarının kesinleģmesinden önce tespit edilmesi durumunda: Mükerrer kadastroya tabi tutulan taģınmazlara ait kadastro tutanakları komisyona intikal ettirilerek iptali sağlanır. Bu durumda, tespit maliklerine Medeni Kanunun 1019 uncu maddesi uyarınca bilgi verilmelidir. Kadastro tutanaklarının kesinleģmesinden sonra tespit edilmesi durumunda: kadastro müdürlüğünce kontrol mühendisinin sorumluluğunda oluģturulacak bir ekip tarafından fenni belgeler ve zeminde yapılacak inceleme sonucunda tamamen veya kısmen mükerrer kadastroya tabi tutulmuģ olan taģınmazları gösterir kroki ve iptal edilmesi gereken miktarları da belirten bir rapor düzenlenerek bu rapor ve kroki kadastro müdürü tarafından da incelendikten sonra yazı ekinde tapu müdürlüğüne gönderilir. Tapu müdürlüğünce; öncelikle mükerrer kadastrosu yapılan taģınmazların tescilli olduğu tapu kütük sayfalarının beyanlar hanesine mükerrerlikle ilgili uyarıcı nitelikte belirtme yapıldıktan sonra, kayıt malikleri ile varsa aynı ve Ģahsi hak sahiplerine Medeni Kanunun 1026 ncı maddesi uyarınca (Mükerrerliği gösterir kroki ve raporunda eklenmesi suretiyle) açıklayıcı bir yazı ile duyuru yapılarak 30 gün içinde mahalli (TaĢınmazın bulunduğu yer) hukuk mahkemelerinde dava açılmadığı takdirde ikinci kez (mükerrer) kadastroya tabi tutulan taģınmazın kaydının iptal edileceği bildirilir. Duyuru, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Ġlgililerince 30 günlük süre içinde dava açılmaz ise, kadastro müdürlüğünce gönderilen yazı yevmiye alınmak suretiyle mükerrer kayıt, yazı eki belgelere göre kısmen veya tamamen iptal edilerek, sonucundan kadastro müdürlüğüne ve Medeni Kanunun 1019 (eski 927) nci maddesi uyarınca da kayıt maliklerine ve ayni Ģahsi hak sahiplerine bilgi verilir. Ayrıca, yapılan değiģikliklerin ikinci nüsha tapu kütükleri ile paftasında takip edilmesi için, Bölge Müdürlüğünde arģiv kurulmuģ olması halinde Bölge Müdürlüğüne, aksi halde, Merkez e (ArĢiv Dairesi BaĢkanlığına) bilgi verilmelidir. Diğer taraftan, 22 nci maddesinin 2 nci fıkrasında (a ve b) bentlerinde; Tapulama, kadastro veya değiģiklik iģlemlerine iliģkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüģ yerler ile, Daha önce sadece tapu tahriri yapılan veya 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanuna göre yenileme yapılacak yerler ile 2981 sayılı Ġmar ve Gecekondu 97

99 Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı ĠĢlemler ve 6785 Sayılı Ġmar Kanununun Bir Maddesinin DeğiĢtirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tâbi yerlerde, 1 inci fıkra hükmü uygulanmaz. hükmü getirilerek, bu bentlere göre yapılacak çalıģmalar mükerrer kadastro kabul edilmemiģtir sayılı Kanunun 22 nci maddesinin 2 nci fıkrasının (a) bendine iliģkin Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul Ve Esaslara ĠliĢkin Yönetmelik yayımlanarak, çalıģmalarda uyulması gereken hususlara açıklık getirilmiģtir. KAMU KURUM VE KURULUġLARINA AĠT YERLERĠN TESCĠLĠ 3402 sayılı Kadastro Kanununun, 5304 sayılı Kanunla değiģik 22 nci maddesinde Tapulama ve kadastro çalıģmalarında tespit dıģı bırakılan kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerlerin tescili yapılır., tarih ve 5831 sayılı Kanunla, 3402 sayılı Kanuna eklenen geçici 8 inci maddesi ise Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalıģmalarında tespit dıģı bırakılan tapuda kayıtlı taģınmazlar ile kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerlerde ve çalıģma alanı içinde orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra kesinleģen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dıģında kalan tapulu ve tapusuz taģınmazların 3402 sayılı Kanun hükümleri gereğince kadastrosu yapılır. Hükümler yer almaktadır. Böylece, kamu kurum ve kuruluģlarına ait olup da kadastro harici bırakılmıģ yerlerin doğrudan veya kadastroya tabi tutulmak suretiyle tapuya tesciline imkân sağlanmıģtır. (TKGM tarihli ve 2013/11 (1748) sayılı ve tarihli ve 2009/ 7 (1678) sayılı genelgeleri ve tarihli ve 8763 sayılı genel talimat). Hazinenin tescil talepleri; tescili istenen yerin büyüklüğü de dikkate alınmak suretiyle kadastro müdürlüklerince yapılacak değerlendirme sonucunda, tarihli ve 2013/11 nolu genelge kapsamında idari yoldan tescil veya 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerince kadastroya tabi tutulmak suretiyle karģılanmaktadır. ĠDARĠ YOLDAN TESCĠL I- Kadastrosu TamamlanmıĢ ÇalıĢma Alanlarında A- Kamu Kurum ve KuruluĢları Adına Tapuda Kayıtlı Olup da Kadastro ÇalıĢmalarında Tespit Harici Bırakılan TaĢınmazların Ġdari Yoldan (Doğrudan) Tescili: Kadastrodan (tapulama/kadastro) önce zabıt defterinde kaydı bulunmasına rağmen, kadastro çalıģmaları sırasında tespit dıģı bırakılan Hazine veya diğer kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerlerin bu kuruluģlarca tescili talep edildiğinde; Talep yazısı ekinde; tescili talep edilen yerle ilgili olarak kadastrodan sonra gerçek veya tüzel kiģiler tarafından açılmıģ tescil davası ile Hazine ve Ģahıslar arasında sınır veya mülkiyet yönünden yargıya intikal etmiģ olup da halen devam eden bir dava bulunup bulunmadığı hususunu belirten mahalli hukuk mahkemelerinden, ilgili defterdarlık veya malmüdürlüğünden alınmıģ yazılar ile dayanak tapu kaydının ve varsa bu yere ait harita (tescil veya kamulaģtırma haritası gibi) veya kroki örneğinin ibraz edilmesi gerekmektedir. Kadastro müdürlüğünce; ibraz edilen tapu kaydının kadastro çalıģmaları sırasında uygulanıp uygulanmadığı, uygulanmamıģsa uygulanmama nedeni ile tedavül görmekle hükümsüz hale gelip gelmediği, tapudaki iģlem dosyasında harita (tescil veya kamulaģtırma haritası gibi) veya krokisinin bulunup bulunmadığı, talep konusu yerin kıyı kenar çizgisi, orman tahdit/kadastro veya mera haritası sınırları içerisinde kalıp kalmadığı hususları araģtırılır. Ayrıca, ibraz edilen tapu kaydının talep konusu yere ait olup olmadığının tespiti amacıyla, Kontrol mühendisi veya fen kontrol memuru, kadastro üyesi veya tasarruf kontrol memuru ve kadastro teknisyeni olmak üzere oluģturulacak bir ekibe ilgili köy ya da mahallenin muhtarı ile iki azası iģtirak ettirilmek suretiyle mahallinde inceleme yaptırılır. 98

100 Yapılan inceleme sonucunda; ibraz edilen tapu kaydının hudutları itibariyle talep konusu yere ait olduğu, tapu kaydının tedavülünün bulunmadığı, kadastro çalıģmaları sırasında bir baģka parsele uygulanmadığı ve kadastrodan sonra bu yerle ilgili olarak mahalli hukuk mahkemelerinde açılan ve halen devam eden bir davanın bulunmadığı tespit edilirse, kayıt kapsamı yerin ölçüsü yapılır ve mükerrerliğe neden olunmaması amacıyla varsa bitiģik parsellerle irtibatlı haritası düzenlenir. Ayrıca, yapılan araģtırma ve sonuçları, düzenlenecek bir tutanakta açıklanarak bu tutanak, ekip görevlileri, muhtar ve azalarca imzalanır. Bu çalıģmalar sonucunda, idarenin talep yazısı ve ekleri ile ekipçe düzenlenecek tutanak, sınırlandırma haritası ve tescil bildirimi kadastro müdürlüğünce bir üst yazıya eklenmek suretiyle tapu müdürlüğüne gönderilir. Tapu müdürlüğünce; Kadastro müdürlüğünden gelen bu yazı yevmiyeye alınmak suretiyle taģınmazın tapu kütüğünde Hazine veya kayıt maliki kamu kurum veya kuruluģu adına tescili yapılır. Üzerinde muhdesat varsa tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilir. Tescil iģlemi sırasında, zabıt defterindeki kaydına gerekli münakale verilir. Tescil sonrasında kadastro müdürlüğünce de paftasında ve fenni belgelerinde mevzuatına göre gerekli iģlemleri yapılır. KesinleĢmiĢ kıyı kenar çizgisi, orman tahdit/kadastro veya mera haritası sınırları içerisinde kalan yerler özel mülkiyete konu teģkil etmediğinden, bu yerlere iliģkin talepte bulunulmaması gerekir. B- Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Sahipsiz Yerlerin Tescili: Kadastrosu tamamlanmıģ çalıģma alanlarında, Hazinenin senetsiz olarak tasarrufunda bulunan ya da Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahipsiz yerlerden olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılmıģ olan taģınmaz malların Hazine adına tescili talep edildiğinde; Hazine Adına Tescil Ettirme Yetkisini Haiz KuruluĢlar Maliye Bakanlığı Özel kanunlarda hüküm bulunmaması durumunda, 22/Aralık/1934 tarih ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 1 inci maddesine göre, Hazine adına tescil ettirme yetkisi, taģınmaz malın bulunduğu yerin en büyük Malmemuruna (Defterdar veya Malmüdürü) aittir. Bu, genel nitelikli bir yetkidir. BüyükĢehir belediyelerinin bulunduğu yerlerde bu yetkiyi, merkez ilçe malmüdürleri değil, bu malmüdürlüklerinin bağlı olduğu defterdarlar kullanmaktadır. b - Diğerleri Orman ve Su ĠĢleri Bakanlığı-Orman Genel Müdürlüğü; Çevre ve ġehircilik Bakanlığı; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı-Tarım Reformu Genel Müdürlüğü- Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve TOKĠ olup, bunlardan Orman ve Su ĠĢleri Bakanlığı- Orman Genel Müdürlüğünce tescil ettirilmesi gereken Devlet ormanları ile 6831 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca orman sınırı dıģına çıkarılan yerler hakkında yapılacak iģlemler TKGM nin 2012/5 ve 2014/5nolu genelgelerinde açıklanmıģtır. Çevre ve ġehircilik Bakanlığı ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce Hazine adına tescil ettirilecek taģınmaz mallar ve bunların tescil Ģekilleri, özel kanunlarında ve bu idarelerin kuruluģ kanunlarında belirtilmiģtir. (15/Mayıs/1969 tarih, 7269 ve 22/Kasım/1984 tarih, 3083 Sayılı Kanunlar) Maliye Bakanlığının (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) tarihli ve B.07.0.MEG.0.9/ /61754 sayılı yazısında; Toplu Konut Ġdaresi BaĢkanlığının görev ve yetki alanında bulunan yerlerde, bu BaĢkanlığa tahsisi yapılacak kadastro harici bırakılmıģ Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taģınmazların Hazine adına tescil iģlemlerinin hızlandırılması ve gereksiz yazıģmalara neden olunmaması bakımından, Toplu Konut Ġdaresi BaĢkanlığının da, Hazine adına tescil talebinde bulunmaya yetkili olduğu belirtilmiģtir. Mera, yaylak, kıģlak, harman yeri gibi kamu orta malı niteliğindeki yerler hakkında yapılacak iģlemler ise TKGM nin 28/Eylül/2004 tarihli ve 2004/16 numaralı genelgesinde açıklanmıģtır. Hazine Adına Tescil Edilecek TaĢınmaz Mallarda Aranacak Ģartlar 99

101 1- Maliye kuruluģunun veya Hazine adına tescil talebinde bulunmaya yetkili kuruluģların talep yazısında; tescilin hangi amaçla istendiği (satıģ, kiralama ve tahsis gibi), tescili talep edilen yerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kiģiler tarafından açılmıģ ve halen devam eden tescil davası veya Hazine ve Ģahıslar arasında sınır veya mülkiyet yönünden yargıya intikal etmiģ bir ihtilaf bulunup bulunmadığı hususlarının açıkça belirtilmiģ olması gerekmektedir /11 nolu genelge gereğince, tescili talep edilen taģınmaz için tescil talebinde bulunan maliye kuruluģunca veya Hazine adına tescil talebinde bulunmaya yetkili kuruluģlarca, tescilde sakınca bulunup bulunmadığı hususunda ilgili kamu kurum ve kuruluģları ile yazıģma yapılması öngörülmüģ iken, daha sonra bu Ģekildeki uygulamadan vazgeçilerek tarihli ve 8763 sayılı genel talimatta, idari yoldan tescile yönelik olarak kadastro müdürlüğüne yapılacak talep yazılarında; a) Ġlgili kamu kurum ve kuruluģlarının (2013/11 nolu genelgede belirtilen idareler) temsilcilerinin katılımı ile oluģturulan Komisyonca tescilde sakınca bulunmadığı yönünde karar verildiğinin, b) Ġmar planı (nazım imar planı ve uygulama imar planı) olan yerlerde ise; Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde orman idaresi ve ilgili belediyesince, belediye ve mücavir alan sınırları dıģında orman idaresi ve ilgili il özel idare müdürlüğünce tescile engel bir durumun bulunmadığının bildirildiğinin, Belirtilmesi koģuluyla, tespit dıģı alanların 2013/11 nolu genelgeye göre idari yoldan Hazine adına tescilinin yapılması, Gerektiği belirtilmiģtir. Ayrıca, maliye kuruluģunca veya Hazine adına tescil talebinde bulunmaya yetkili kuruluģlarca, taģınmazın mahallinde köy/mahalle muhtarı ve bitiģik taģınmaz maliklerinin katılımıyla, tescili istenen taģınmaza yönelik gerçek ve tüzel kiģilerce sınır ve mülkiyet yönüyle yargıya intikal ettirilmiģ ve halen devam eden bir dava bulunmadığı hususlarını da içeren bir tutanak düzenlenir. Bu tutanak, talep yazısı ekinde kadastro müdürlüğüne gönderilecek ve talep yazısında; ilgili kurumların temsilcilerinin katılımı ile oluģturulan Komisyonca tescilde sakınca bulunmadığı yönünde karar verildiğinin, Ġmar planı (nazım imar planı ve uygulama imar planı) olan yerlerde ise; Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde orman idaresi ve ilgili belediyesince, belediye ve mücavir alan sınırları dıģında orman idaresi ve ilgili il özel idare müdürlüğünce tescile engel bir durumun bulunmadığının bildirildiğinin, Belirtilmesi koģuluyla 2013/11 nolu genelgeye göre talep karģılanır. Ayrıca, maliye kuruluģunca veya Hazine adına tescil talebinde bulunmaya yetkili kuruluģlarca taģınmazın mahallinde köy/mahalle muhtarı ve bitiģik taģınmaz maliklerinin katılımıyla, tescili istenen taģınmaza yönelik gerçek ve tüzel kiģilerce sınır ve mülkiyet yönüyle yargıya intikal ettirilmiģ ve halen devam eden bir dava bulunmadığı hususlarını da içeren bir tutanak düzenlenerek bu tutanak ilgili kurumlardan alınacak yazılar ile birlikte talep yazısı ekinde mahalli tapu veya kadastro müdürlüklerine gönderilmesi yada ilgili kamu kurumlarıyla yapılan yazıģma içeriğinin ve mahallinde tutulacak tutanakta yer alan bilgilerin, talep yazısında maddeler halinde belirtilmiģ olması gerekmektedir. Mahallinde düzenlenecek olan tutanak muhtar tarafından her hangi bir gerekçe gösterilmeksizin imzalanmaktan kaçınılırsa, bu husus ve tescile konu yerle ilgili olarak yargıya intikal etmiģ ve halen devam eden bir dava bulunmadığı hususu tutanağın altına yazılıp, altı kurum görevlisi ve orada hazır bulunanlardan tamamı veya bir kısmı tarafından imzalanmıģ olması halinde yeterli kabul edilir. II- Kadastroya AçılmamıĢ ÇalıĢma Alanlarında Kadastrosuna baģlanmamıģ köy veya mahallelerde, Hazinenin senetsiz olarak tasarrufunda bulunan ya da Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahipsiz yerlerin Hazine adına tesciline yönelik talepler de, yukarıda belirtilen usul ve esaslara göre karģılanır. 100

102 III- Tescile Yönelik Sınırlandırma Haritası Yapımı Tescili istenen taģınmaz; 1- Kadastrosu veya tapulaması tamamlanmıģ çalıģma alanında kalıyorsa; 3402 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde yer alan Tapulama ve kadastro çalıģmalarında tespit dıģı bırakılan kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerlerin tescili yapılır. hükmü nedeniyle, kadastrosu veya tapulaması tamamlanmıģ çalıģma alanlarında kadastro harici bırakılmıģ yerlerin Hazine adına tescilinde, sınırlandırma haritası kadastro müdürlüğünce düzenlenir ve bu haritaların yapımı için döner sermaye ücreti alınmaz. 2- Kadastroya açılmamıģ çalıģma alanında kalıyorsa; TKGM nin 03.Ocak.2005 tarihli ve 2005/1 sayılı genelgesi uyarınca, karakol yeri, sağlık ocağı, okul, ibadet yeri, afet nedeniyle seçilen yeni yerleģim alanı vb. gibi kamu hizmeti amaçlı kullanılacak olan yerlerin tescile yönelik sınırlandırma haritaları kadastro müdürlüklerince döner sermaye ücreti alınmaksızın düzenlenir. Bunların dıģında kalıp da harita yapımını gerektiren durumlarda ise sınırlandırma haritaları tescil talebinde bulunan kuruluģça yapılacak/yaptırılacaktır. Sınırlandırma haritasının tescil talebinde bulunan kuruluģça düzenlettirilen bu haritalarının kontrolü sırasında kontrollük hizmeti için döner sermaye ücreti alınmamaktadır. KapanmıĢ olan yol ve meydanlar, 2644 Sayılı Kanunun 21 inci ve 3402 Sayılı Kanunun 16/A maddeleri uyarınca sınırı içinde bulunduğu belediye veya köy tüzel kiģiliği adına tescil edilmesi gerektiğinden, bu yerlerin Hazine adına tesciline yönelik talepler karģılanmaz. Sınırlandırma haritalarının yürürlükteki teknik mevzuata uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. KADASTRO ÇALIġMALARINDA TESPĠT HARĠCĠ BIRAKILAN YERLERDE UYGULAMA: (TKGM Genelge: tarihli ve 2009/7 nolu genelge) 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Kanunun 9 uncu maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa Geçici 8 inci madde eklenmiģ ve bu madde ile Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılan tapulama veya kadastro çalıģmalarında tespit dıģı bırakılan tapuda kayıtlı taģınmazlar ile kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerlerde ve çalıģma alanı içinde orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra kesinleģen orman kadastrosu sonucunda orman sınırı dıģında kalan tapulu ve tapusuz taģınmazların 3402 sayılı Kanun hükümleri gereğince kadastrosu yapılır. hükmü getirilmiģtir Sayılı Kadastro Kanunu tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak tarihinde yürürlüğe girmiģ ve dolayısıyla, 3402 sayılı Kadastro Kanununun Resmi Gazete de yayımlandığı tarihinden önceki Kanunlara (mülga 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile 5602, 509 ve 766 sayılı Tapulama Kanunları) göre kadastro ve tapulama çalıģmaları yapılan birimlerde; ÇalıĢma alanı sınırı içinde, tapuda kayıtlı olmasına rağmen, kadastro (kadastro/tapulama) çalıģmaları sırasında kadastroya tabi tutulmayan (tespit harici bırakılan) taģınmazların, ÇalıĢma alanı sınırı içinde, kamu kurum ve kuruluģlarına ait olup da kadastroya tabi tutulmamıģ (tespit harici bırakılan) yerlerin, ÇalıĢma alanı sınırı içinde orman olduğu gerekçesi ile kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra 6831 sayılı Orman Kanununa göre yapılan ve kesinleģen orman kadastrosu sonucunda, söz konusu Kanunun 1 inci maddesine göre orman sayılmadığı gerekçesiyle orman sınırı dıģında bırakılan (haritasında sarı renkle gösterilen yerler) tapulu veya tapusuz taģınmazların, Bu madde uyarınca kadastroya tabi tutulması mümkün olup, kadastro çalıģmalarında dikkate alınması gereken hususlar aģağıda açıklanmıģtır. 101

103 ÇalıĢma alanı sınırı içinde kalmasına ve tapuda kayıtlı bulunmasına rağmen, tarihinden önce yapılan kadastro çalıģmaları sırasında kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakılan taģınmazların kadastrosunda izlenecek yöntem; Öncelikle, zeminde ve paftası üzerinde yapılacak inceleme ile tapu kaydına göre kadastrosu talep edilen taģınmazın, kadastro çalıģmaları sırasında kadastroya tabi tutulmayarak tespit dıģı bırakılıp bırakılmadığı hususu araģtırılır. Ġnceleme sonucunda, tespit dıģı bırakıldığı anlaģılırsa, ayrıca; birlik (çalıģma alanı) kayıt defterleri, tapulama tutanakları/kadastro beyannameleri, tapu müdürlüğündeki ilgili kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak; Tapu kaydının tedavül görmekle hükümsüz hale gelip gelmediği, Birlik (çalıģma alanı) kayıt defterine ve uygulanmayan tapu kayıtları listesine alınıp alınmadığı, Kayıt maliki veya mirasçıları adına o birimde (çalıģma alanında) tapusuz olarak tespit edilmiģ taģınmazlar varsa, tapu kaydının hudutları itibariyle bu taģınmazlara uyup uymadığı, Tapu kaydının kapsadığı yerin (kısmen veya tamamen) kayıt maliki ve mirasçıları dıģında baģka kiģi veya kiģiler adına tespit görüp görmediği, Talep konusu taģınmazın, halen kayıt maliki veya mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda bulunup bulunmadığı, TaĢınmaz malın, orman sınırı veya Hazine adına orman sınırı dıģına çıkartılan yerlerin içinde bulunup bulunmadığı, Kamu orta malı nitelikli taģınmazların içinde bulunup bulunmadığı, Talep konusu taģınmazın, evvelce yapılan kadastro çalıģmaları sırasında hangi amaçla kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakıldığı, Tapu kaydının hudutları itibariyle, talep konusu taģınmazı kapsayıp kapsamadığı, Ġlgili kuruģtan da sorulmak suretiyle, talep taģınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığı, Hususları etraflıca araģtırılır. Bu araģtırma sonucu düzenlenecek onaylı rapor ve belge örnekleri ile inceleme sonucu göre taģınmaz malın kadastrosunun yapılıp yapılmaması hususunda oluģacak müdürlük görüģü bölge müdürlüğüne intikal ettirilir. Bölge müdürlüklerince; rapor ve belgeler değerlendirilerek, kadastro talebinin karģılanıp karģılanmayacağı yönünde kadastro müdürlüğüne gerekli talimat verilir. Bölge müdürlüklerince kadastro yapılması yolunda verilecek talimat sonrası, kadastro müdürlüğünce düzenlenecek yıllık çalıģma programında 3402/Geçici 8 inci maddesi gereği programa alındığı hususu belirtilecektir. Kadastroya baģlanmadan önce, daha önce yapılan kadastro çalıģmalarında düzenlenen belgesizler defteri, çalıģma alanı (birlik) kayıt defteri ve uygulanmayan kayıtlar listesi üzerinde gerekli inceleme ve araģtırma yapılır. Kadastro müdürlüklerince yapılacak sınırlandırma ve tespitlerden önce, mahalli maliye, orman ve tarım kuruluģlarına, ayrıca, turizm bölgesi, alanı ve merkezi ilan edilen yerlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı mahalli kuruluģuna gerekli duyuru yapılır ve duyuru yazısında çalıģmalar sırasında idarelerince temsilci bulundurabilecekleri hususu belirtilir. Kadastro sonuçlarını gösterir askı cetvellerinin birer örneği ilan aģamasında bu kuruluģlara gönderilir. Tapu müdürlüklerince, bu gibi yerlerin tescili yapılmadan önce, bölge müdürlüğünce verilmiģ kadastro yapımına iliģkin talimat aranacak, talimat verilmeden veya beklenilmeden tescil iģlemleri yapılmaz. Kadastro müdürlüğünce yapılacak incelemede; Birlik kayıt defterine ve uygulanmayan kayıtlar listesine alındığı, Birlik kayıt defterine alınmamıģ olmakla birlikte, o çalıģma alanında kayıt maliki veya mirasçıları adına senetsizden tespiti yapılmıģ olan bir taģınmazı kısmen veya tamamen kapsadığı, TaĢınmaz malın orman sınırı veya Hazine adına orman sınırı dıģına çıkartılan yerlerin içinde bulunduğu, 102

104 TaĢınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu ile kamu orta malı olarak kabul edilen alanlar içinde kaldığı, TaĢınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı, Talep konusu taģınmazın, evvelce yapılan kadastro çalıģmaları sırasında, 766 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde öngörülen yerlerden olması nedeniyle kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakıldığı, Yargı organlarınca, tespit harici bırakıldığı veya açılan tescil davasının reddedildiği, Talebin dayanağı tapu kaydının tapuda tedavül görmekle hükümsüz hale geldiği, Dayanak tapu kaydının zeminle uyumlu olmadığı, Talebin 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan belgelerden birisine dayandırılarak yapıldığı, AnlaĢılan taģınmazlara yönelik talepler ile tarihinden sonra (3402 sayılı Kadastro Kanununa göre) kadastrosu yapılan birimlerdeki tespit harici bırakılan taģınmazlara yönelik talepler, ibraz edilen tapu kaydı zeminle uyumlu olsa bile karģılanması mümkün olmadığından, talep bölge müdürlüğüne intikal ettirilmeyecek ve ilgilisine konunun hükmen halli gerektiği yolunda bilgi verilmekle yetinilir. ÇalıĢma alanı sınırı içinde kalmasına rağmen, tarihinden önce yapılan kadastro çalıģmaları sırasında kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakılan kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerlerin kadastrosunda izlenecek yöntem; ÇalıĢma alanı sınırı içinde kalmasına rağmen kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakılan kamu kurum ve kuruluģlarına ait yerlerin Kadastro Kanunu hükümlerine göre kadastrosu ve tesciline yönelik taleplerde; öncelikle, zeminde ve paftası üzerinde yapılacak inceleme ile talep konusu yerin kadastro çalıģmaları sırasında kadastroya tabi tutulmayarak tespit dıģı bırakılıp bırakılmadığı, ayrıca bu alanda orman kadastro komisyonlarınca veya mera komisyonlarınca bir çalıģma yapılıp yapılmadığı hususu araģtırılır. Bu Ģekilde yapılacak araģtırma sonucunda, talep; tescil veya kadastrosu istenen yerin büyüklüğü de dikkate alınmak suretiyle yapılacak değerlendirme sonucunda, tarihli ve 2013/11 nolu genelge kapsamında idari yoldan tescil veya 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerince kadastroya tabi tutulmak suretiyle karģılanır. TaĢınmaz Malların Tespiti;. Hazineye ait tespit dıģı taģınmaz malların varsa üzerindeki tüm muhdesatlar ölçülür, kime veya kimlere ait olduğu (muhdesatın sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi) belirlenir, kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda etraflıca açıklanır. Bunlardan 18/07/2001 tarihinden sonra yapılmıģ olan muhdesatlar tutanağın vasfı sütununda gösterilir ve 18/07/2001 tarihli, 4706 sayılı Hazineye Ait TaĢınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunda DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanun 5 inci maddesinin son fıkrasına göre iģlem yapılır. 18/07/2001 tarihinden önce yapılmıģ olan muhdesatlar ise beyanlar hanesinde gösterilir. Muhdesat niteliği taģımayan Hazineye ait yapı ve tesisler kadastro tutanağının vasfı sütununda gösterilir. Muhdesat niteliğini taģıyanlar ise muhdesat dıģındaki vasfı ile Maliye Hazinesi adına tespiti yapılır. Aynı parsel üzerinde birden fazla muhdesat niteliğinde bina bulunması durumunda, yatay muhdesatlarda harf verilmek suretiyle, dikey muhdesatlarda ise bağımsız bölüm numarası yazılmak suretiyle muhdesat sahipleri kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. TaĢınmazın kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı hususu da kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda etraflıca açıklanır, kadastro ekibince Maliye Hazinesi adına tespitleri yapılır. Tespit edilen kullanıcı/kullanıcıların kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda açıklanması ile yetinilir ve beyanlar hanesinde kullanıcı belirtmesi yapılmaz. 103

105 Hazineye ait tespit dıģı alanlarda yapılacak bu çalıģmalar esnasında, ilgililerince söz konusu alana iliģkin olarak eski tapu kaydı ibraz edilmesi halinde bu kayıtlar, kadastro ekibince 2009/7 nolu genelgenin 1 inci maddesinde yer alan açıklamalar da dikkate alınarak değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre taģınmazın tespit yapılır. Diğer taraftan, Maliye Bakanlığının (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) tarihli ve B.07.0.MEG.0.9/ /61754 sayılı yazısında; Toplu Konut Ġdaresi BaĢkanlığının görev ve yetki alanında bulunan yerlerde, bu BaĢkanlığa tahsisi yapılacak kadastro harici bırakılmıģ Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taģınmazların Hazine adına tescil iģlemlerinin hızlandırılması ve gereksiz yazıģmalara neden olunmaması bakımından, Toplu Konut Ġdaresi BaĢkanlığının da, Hazine adına tescil talebinde bulunmaya yetkili olduğu belirtilmiģtir. Bu nedenle, Toplu Konut Ġdaresi BaĢkanlığınca, görev ve yetki alanında bulunan yerlerde kadastro çalıģmaları sırasında tespit harici bırakılmıģ olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlere yönelik tescil talepleri de aynı usul ve esaslara göre karģılanacak ve tescil iģlemini takiben mahalli maliye kuruluģuna bilgi verilecektir. 3-ÇalıĢma alanı sınırı içinde orman olduğu gerekçesi ile kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakılan alanların kadastrosunda izlenecek yöntem; ÇalıĢma alanı sınırı içinde orman olduğu gerekçesi ile kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakılan alanlarda, daha sonra 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastro komisyonlarınca yapılan ve kesinleģen orman kadastrosu sonucunda, söz konusu Kanunun 1 inci maddesine göre orman sayılmadığı gerekçesiyle orman sınırı dıģında bırakılan (haritasında sarı renkle gösterilen yerler) ile 3402 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesine göre yapılan orman kadastrosu sonucu orman sınırı dıģında kalan tapulu veya tapusuz taģınmazların kadastrosu, 2014/5 nolu genelgedeki açıklamalar doğrultusunda yapılır. AFET BÖLGELERĠNDEKĠ KADASTRO ÇALIġMALARI 7269 sayılı Kanunun 1051 sayılı Kanunla değiģik 18 inci maddesi "Bu Kanuna göre afet sebebiyle Ġmar ve Ġskan Bakanlığınca lüzum görülecek yerlerin kadastrosu ilanların yapılmasına kadastro komisyonlarının kurulmasına lüzum kalmaksızın kadastro postalarına belediyece ve köy ihtiyar heyetince iki bilirkiģi verilmek ve tasarruf tetkikleri, mahalli kadastro müdürü ve tapu memuru tarafından ifa olunmak suretiyle 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanununa göre öncelikle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yaptırılır. AnlaĢmazlıklar mahalli mahkemelerce hallolunur." hükmündedir. Ancak, 2613 sayılı Kanun, 3402 sayılı Kadastro Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıģ ve bu kanunun 48 inci maddesinin 2 nci fıkrası ile de, "Diğer kanunların, 2613 ve 766 sayılı kanunlara yaptığı atıflar bu Kanunun ilgili hükümlerine yapılmıģ sayılır." hükmü getirilmiģtir. Buna göre; Afete maruz kalan yerlerde, TKGM. nün olumlu görüģü alınmak suretiyle kadastro çalıģmalarına baģlanır. Kadastro çalıģmaları sırasında 3402 sayılı Kanununda öngörülen ilanlar yapılmaz. Ancak, vatandaģların bilgilendirilmesi ve varsa belgelerini ibraz etmeleri için çalıģmalara baģlanmadan 2-3 gün önceden muhtarlıklar vasıtasıyla duyuru yapılmalıdır. Afet kadastrosu çalıģmaları, Bayındırlık il müdürlüklerince belirlenen ve zeminde gösterilen sınırlar içinde yapılır ve sınırlar dıģına ki taģınmazların 7269 sayılı Kanun kapsamında kadastroya tabi tutulması mümkün değildir. Afet nedeniyle yerleģim alanı olarak belirlenen saha, birden fazla çalıģma alanı sınırı içerisinde kalıyorsa öncelikle idari sınırlara göre çalıģma alanı sınırının belirlenmesive hangi parça hangi idari sınırlar içinde kalıyorsa o yerden kadastroya tabi tutulması gerekir. Aksi takdirde çalıģma alanı sınırının belirlenmesine gerek yoktur. ÇalıĢmalar kadastro ekibi tarafından 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütülür. Ancak, kadastro komisyonu kurulmayacağından ve askı ilanı yapılmayacağından, kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda çalıģmaların 7269 sayılı Kanunun 1051 sayılı Kanunla değiģik 18 inci maddesine göre yapıldığı hususu mutlaka açıklanmalıdır sayılı Kanuna göre yapılan çalıģmalarda kadastro komisyonu kurulmadığından, itirazlar komisyona intikal ettirilmez. Ayrıca, askı ilanı yapılmayacağından, çalıģmalar sonuçlandığında tutanaklar ve fenni belgeleri kadastro müdürüne teslim edilir. Kadastro müdürü tarafından; gerekli kontroller yapılıp varsa eksiklikler kadastro ekibine tamamlattırıldıktan sonra, kadastro 104

106 tutanaklarının son sayfasında uygun bir yere, gerekli kontrollerin tarafından yapıldığı ve tespitlerin uygunluğu yazılarak altı, tarih konmak, imzalanmak ve mühürlenmek suretiyle onanarak tutanaklar kesinleģtirilir. Afet kadastro çalıģmaları yapılan mahalle veya köylerde daha sonra 3402 sayılı Kanuna göre kadastro çalıģmalarına baģlanması durumunda, mükerrer kadastroya neden olunmaması için, öncelikle afet kadastrosu sırasında düzenlenen kadastro paftaları zemine uygulanıp, afet kadastro sınırları belirlendikten sonra bu sınırlar dıģında kalan kısımlar kadastroya tabi tutulur. ġayet, afet kadastrosu bir ada bazında yapılmamıģ ise, o adanın son parsel numarasından baģlanmak suretiyle çalıģmalara devam edilir. KADASTRO BAġLADIKTAN SONRAKĠ AKĠT VE TESCĠL ĠġLEMLERĠ: (Madde:40) 3402 Sayılı Kanunun 40 ncı maddesiyle, kadastrosuna baģlanan çalıģma alanlarında bulunan taģınmazlarla ilgili olarak tapu müdürlüklerine yapılacak akit ve tescil iģlemlerine iliģkin taleplerin ne Ģekilde karģılanacağı hükme bağlanmıģ olup, aynı Kanunun 4 üncü maddesinde ise, kadastro çalıģma alanı ilanının yapıldığı gün kadastro çalıģmalarına baģlama tarihi olarak kabul edilmiģtir. Bu nedenle, kadastro çalıģma alanı ilanı yapıldıktan sonra o çalıģma alanı içerisindeki tapuda kayıtlı taģınmazlar üzerinde haricen meydana getirilen her türlü akte ve tescile yönelik iģlemler kadastro çalıģmaları sırasında kabul edilmeyerek bu taleplerin tapu müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiği ilgililerine açıklanmalıdır. Ancak, ilgilisince çalıģma alanı ilan tarihinden sonra düzenlenmiģ bir belge (noter senedi veya harici senet gibi) ibraz edilerek talebinin karģılanmasında ısrar edilirse, belge geri verilmez ve tutanağın edinme sebebi sütununda gerekli açıklama yapılmak suretiyle tespit yine tapu kaydı maliki adına yapılır. Ġbraz edilen belge de kadastro tutanağının ilgili sütununa iģlenmek suretiyle tutanağa eklenir. Kadastrosuna baģlanan çalıģma alanlarındaki taģınmazlarla ilgili tapu müdürlüğüne yapılacak, intikal, satıģ, ayni ve Ģahsi hak tesisi gibi taleplerde, talep karģılanmadan önce, talep konusu taģınmazın tespit durumu kadastro müdürlüğünden sorulur. Kadastro müdürlüğünden alınacak cevapta, taģınmazın henüz tespitinin yapılmadığı veya kayıt maliki adına tespit edildiğinin bildirilmesi halinde talep karģılanır ve kayıt örneği kadastro müdürlüğüne gönderilir. ġayet, tapu kaydı kapsamı taģınmazın harici satıģ veya kazandırıcı zamanaģımı Ģartlarının tahakkuku gibi nedenlerle kayıt maliki dıģında üçüncü bir kiģi adına tespiti yapılmıģ ise bu durum taraflara açıklanır. Taraflar buna rağmen kadastro sonucu doğacak durumu kabul ederek talebin karģılanmasında ısrar ederlerse, resmi senette bu konuda gerekli açıklama yapılmak ve ilgililerince kadastrodan doğacak bütün hukuki sonuçların kabul edildiği hususu yazılmak suretiyle talep karģılanır ve tapu senedinin bir örneği kadastro müdürlüğüne gönderilir. Kadastro teknisyenlerince; öncelikle bu kayıtlar çalıģma alanı kayıt defterine iģlenir ve geldi kaydı ile de irtibatı sağlanır. Tedavüle konu taģınmazın kadastro tutanağı henüz düzenlenmemiģ ise; tespit, yeni tapu kaydı değerlendirmeye alınmak suretiyle yapılır. Kadastro tutanağı düzenlenmiģ ve tespit devir ve temliki yapan kayıt malikleri adına yapılmıģsa; kadastro tutanağının mülkiyet sütununda satıģı yapan kiģinin ismi tek çizgi ile çizilip üzerine tapunun tarih ve yevmiye numarası, alttaki boģ satıra ise yeni malike ait bilgiler yazılır. Ayrıca, tutanağın edinme sebebi sütunundaki boģ kısma, bu konuda gerekli açıklama yapılarak kadastro teknisyenlerince imzalanır. TaĢınmaz kayıt maliki ve mirasçıları dıģında üçüncü bir kiģi adına tespit görmüģ ise tutanak üzerinde değiģiklik yapılmaz. Ancak, tespite karģı itiraz edilirse tutanak ve ekleri komisyona intikal ettirilerek itiraz komisyonca değerlendirilir. TaĢınmaz askı ilanı sırasında el değiģtirmiģ ise; askı ilanı ve kadastro tutanağı üzerinde herhangi bir değiģiklik yapılmaz. Tespit kesinleģtikten sonra, taģınmazın önce askı ilanındaki tespit maliki adına tescili yapılır ve daha sonrada yeni malike tedavülü sağlanır. ġayet dava açılması nedeniyle tespit kesinleģmemiģ ise, kadastro mahkemesine bu konuda bilgi verilerek kayıt örneği gönderilir. Ġhtiyati tedbir kararları ile haciz müzekkerelerinde ise, öncelikle bu belgeler tapu müdürlüğünde yevmiyeye kaydedilmek suretiyle zabıt defterinde gerekli tescil iģlemi yapılır ve 105

107 sonucundan kadastro müdürlüğüne bilgi verilir. Kadastro teknisyenleri de ihtiyati tedbir ve haciz' i çalıģma alanı kayıt defterindeki kaydına ve tespiti yapılmıģ ise kadastro tutanağının Ģerhler sütununa iģler. ġayet, taģınmaz kayıt maliki veya mirasçıları dıģında bir kiģi adına tespit edilmiģ ise bu konuda tapu müdürlüğüne bilgi verilir. Tapu müdürlüğü de ilgili mahkemeye veya icra dairesine bilgi verir. (TKGM. nün tarihli ve 2005/14 (1608) sayılı genelgesi) HATALARIN DÜZELTĠLMESĠ: (Madde:41) 5304 Sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile değiģik 3402 Sayılı Kanunun, 41 nci maddesi, Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan iģlemlerle geometrik durumları kesinleģmiģ olan taģınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re sen düzeltilir. Düzeltme, taģınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden baģlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleģir. Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan iģlemlerle kesinleģmiģ olan taģınmazlarda, değiģiklik iģlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasında, 12 nci maddede belirtilen hak düģürücü süre aranmaz. hükmündedir. Söz konusu maddenin uygulanmasındaki usul ve esaslar, Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan ĠĢlemlerle Geometrik Durumları KesinleĢmiĢ Olan TaĢınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine ĠliĢkin Yönetmelik ile açıklığa kavuģturulmuģtur. Bu nedenle, Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan iģlemlerle geometrik durumları kesinleģmiģ olan taģınmazlardaki ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hataların, 3402 sayılı Kanunun 41 inci maddesi ve söz konusu yönetmelik hükmüne göre; ilgilisinin baģvurusu üzerine veya kadastro müdürlüklerince re sen düzeltilmesi mümkündür. Kadastro Müdürlüğünce; bu madde kapsamında düzeltilmesi gereken bir hata bulunup bulunmadığı ve varsa hatanın nedeni, kadastro müdürlüğünce kontrol mühendisi, kontrol memuru veya kadastro üyesi ile kadastro teknisyeninden oluģturulacak en az üç kiģilik bir ekip tarafından büroda ve arazide yapılacak inceleme sonucunda belirlenir. OluĢturulan ekipçe, inceleme sonuçlarının ayrıntılı olarak açıklandığı bir rapor ile mevcut durum ve düzeltme durumunu gösteren kroki düzenlenerek imzalanır. Kadastro müdürlüğünce bu rapor ve düzeltme Ģeklini gösterir krokinin birer örneği açıklayıcı bir yazıya eklenmek suretiyle, hatadan etkilenen tüm parsellerin maliklerine ve varsa diğer hak sahiplerine 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu yazıda, ayrıca tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde düzeltmenin kaldırılması için sulh hukuk mahkemesine dava açma haklarının bulunduğu, dava açılmadığı takdirde tapu kütüğü ve fenni evrakları üzerinde ekli krokiye göre gerekli düzeltmenin yapılacağı, dava açılması halinde davanın açıldığı mahkemenin ismi ile dava dosya numarasının bildirilmesi gerektiği hususlarına da yer verilir. Ayrıca, bu tarihten sonra taģınmazı iktisap edecek üçüncü kiģilerin iyi niyet iddialarının önlenmesi için, düzeltmeden etkilenen parsellerin tescilli oldukları tapu kütük sayfalarının beyanlar hanesine "Kadastro Kanununun 41 inci maddesine göre düzeltme vardır." Ģeklinde belirtme yapılması için tapu müdürlüğüne bilgi verilir. Tapu müdürlüğünce bu yazı yevmiyeye kaydedilmek suretiyle kayıtlarında gerekli belirtme yapılır. Tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde düzeltmenin kaldırılması için dava açılmadığı takdirde, üç nüsha tescil bildirimi düzenlenerek, bu tescil bildirimi ile birlikte düzeltmeye iliģkin rapor, kroki ve ekleri bir yazıya eklenmek suretiyle (Bu yazıda, düzeltme 106

108 kararının ilgililerine tebliğ edildiği ve süresi içersinde dava açılmadığından düzeltmenin kesinleģtiği de belirtilir.) tapu müdürlüğüne gönderilir. Tapu müdürlüğünce; kadastro müdürlüğünden gelen yazı yevmiye defterine kaydedilmek suretiyle, tapu kayıtları üzerinde gerekli düzeltme iģlemi yapılır. Yine aynı yevmiye ile, daha önce kaydın beyanlar hanesinde yapılmıģ olan "Kadastro Kanununun 41 inci maddesine göre düzeltme vardır." belirtmesi terkin edilir. Bu düzeltmeden dolayı harç tahsil edilmez. Düzeltmeler yapıldıktan sonra tescil bildirimlerinin iki nüshası kadastro müdürlüğüne gönderilir. Kadastro müdürlüğünce de fen klasöründe ve paftasında gerekli düzeltmeler yapılır sayılı Kadastro Kanununun 41 inci maddesi kapsamında yapılacak düzeltmeler, aynı Kanunun 12 nci maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düģürücü tabi olmadığından, tapu müdürlüklerince bu konuda ayrıca bir araģtırma yapılmaya gerek bulunmamaktadır. Hataların düzeltilmesi amacıyla yapılan değiģiklikler için belediye encümeni veya il idare kurulu kararı aranmasına gerek bulunmamaktadır. Dava açılması halinde; dava dosya numarası ve davanın açıldığı mahkemenin ismi ilgili parsellere ait tapu kütüğü sayfasının beyanlar hanesine yazılır ve konu ile ilgili belgelerin tasdikli birer örnekleri davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilir. Bu durumda, düzeltme iģlemi dava sonuçlanıncaya kadar bekletilir. TAPU SĠCĠLĠNDEKĠ HATALARIN DÜZELTĠLMESĠ Tapu sicili üzerinde yapılmıģ hataların düzeltilmesine iliģkin olarak 1458 sayılı genelge gereğince iģlem yapılmakta iken, tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tapu Sicili Tüzüğü ile yeni uygulamalar getirilmiģtir. Tapu Sicili Tüzüğünün 74. maddesi ile ana ve yardımcı siciller üzerindeki düzeltmelerin ne Ģekilde yapılacağı belirtilmiģ, 75. maddesinin 1. fıkrasında kadastro çalıģmalarından kaynaklanan malikin veya hak sahibinin adı, soyadı ve baba adına iliģkin tapu kütüğündeki hataların düzeltilmesine iliģkin yöntemler belirlenmiģ, 2. fıkrasında ise zeminde inceleme iģleminin nasıl yapılacağı belirtilmiģtir. Yine aynı maddenin 3. fıkrasında tapu sicilindeki bilgilerin güncellenmesi ve eksikliklerin giderilmesinde de bu yöntemlerin kullanılabileceği, 4. fıkrasında ise kayıt düzeltmeleri için müdürlüklere baģvuru yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmiģtir. Bu kapsamda TKGM ce 1458 sayılı genelgenin yerine 2014/3 nolu genelge düzenlenmiģtir. Kadastro tespitine konu kimlik bilgilerine iliģkin kadastro çalıģmalarından kaynaklanan hata ve eksikliklerin giderilmesine iliģkin yöntemlerin, Tapu Sicili Tüzüğünün 74. Maddesinin 3. fıkrasına göre ilgililerince sunulan veya baģka idarelerce düzenlenen belgelerde kimlik tespitine esas yeterli veri bulunmaması ve ilgili madde kapsamında eksikliğin giderilememesi halinde kıyasen uygulanması imkanı bulunmaktadır. Kimlik bilgilerine iliģkin kadastro çalıģmalarından kaynaklanan hata ve eksikliklerin giderilmesi; Kapsamı Bu bölümde, kadastro çalıģmaları sonucu hak sahibi olmuģ gerçek kiģilerin adı, soyadı ve baba adı ile diğer kimlik bilgileri ve tüzel kiģilerin ünvan ve diğer tanıtıcı bilgilerindeki hata ve eksikliklerin giderilmesine iliģkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmaktadır. TaĢınmazların kayıt altına alınarak hak sahiplerinin belirlenmesine iliģkin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yapılan tüm çalıģmalar 2014/3 nolu genelge özelinde kadastro çalıģması olarak değerlendirilir. Kadastro veya tapulama mahkemeleri tarafından taģınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi nedeniyle hükmen tescil edilmiģ kayıtlar üzerindeki hatalar ve eksiklikler de kadastro çalıģmalarından kaynaklanmıģ olarak değerlendirilir. Bu mahkemelerce verilen kararlarda kadastro veya tapulama tespitinden farklı hüküm oluģturulması ile baģka mahkemeler tarafından verilen kararlar gereği tescil edilen kayıtların düzeltilmesi 2014/3 nolu genelge kapsamı dıģında değerlendirilecektir. 107

109 Düzeltme iģlemi, kadastro tespitinin yerinde olup olmadığı, gerçek hak sahibinin veya taģınmazın el değiģtirip değiģtirmediğinin tespit edilmesine yönelik olmayıp, kadastro tespiti ile hak sahibi olan kiģilerin kimlik bilgilerinin tespit edilmesi amacını taģımaktadır. 2) Takip Edilecek Yöntem Tapu müdürlüğü tarafından, kadastro çalıģmalarından kaynaklanan, hak sahibinin kimlik bilgilerine iliģkin hataların düzeltilmesi ve eksikliklerin giderilmesine iliģkin istemin gerçek hak sahibi tarafından yapıldığının tespit edilebilmesi için öncelikle Tapu Sicili Tüzüğünün 75. maddesinin 1. fıkrasına göre iģlem yapılması gerekmektedir. Bu anlamda kayda dayalı tespitlerde varsa dayanağı kayıt ve belgeler ile senetsizden tespitlerde tutanağın edinme nedeni, nüfus kayıt örneği ve ilmühaber incelenmeli, bunun yanında ilgili kurumlarla yazıģmalar yapılarak alınan cevaplar değerlendirilmelidir. Bu belgelerin incelenmesi sonucunda istemin gerçek hak sahibinden geldiğinin anlaģılamaması halinde; istemde bulunandan, taģınmaz hakkında bilgi sahibi olabilecek kiģilerin ve varsa tespit bilirkiģilerinin tanıklıklarına baģvurulmak üzere tapu müdürlüğüne getirilmeleri istenilecektir. Ġlmühaber veya benzeri belge sunulamaması, tanık veya tespit bilirkiģilerinin tapu müdürlüğüne gelmelerinin sağlanamaması veya sunulan belgeler ile varsa tespit bilirkiģileri ve tanıkların ifadelerinden istemde bulunanın gerçek hak sahibi olduğu kanaatine varılamaması durumunda istem sahiplerinin de talebi halinde zeminde inceleme yapılması kadastro müdürlüğünden/biriminden talep edilecektir. Tapu müdürlüğü tarafından, zeminde inceleme yapılmasına iliģkin talepte bulunulmadan önce ilgili kurumlarla yazıģma yapılmıģ, nüfus kayıtları, yazıģmalar ve varsa ilmühaberler incelenmiģ, tanıklık yapmak isteyenler dinlenmiģ ve tanıkların ifadeleri yazılı hale getirilmiģ olacaktır. Bu iģlemler yerine getirilmeden zeminde inceleme ile ilgili kadastro müdürlüğüne yapılan talepler herhangi bir iģlem yapılmaksızın tapu müdürlüğüne iade edilecektir. 3) ĠĢlemin Mali Yönü Yapılan inceleme sonucu malik veya hak sahibinin gerçek kiģiler için adı, soyadı veya baba adının, tüzel kiģiler için ünvanının gerçek durumu yansıtmadığının anlaģılması halinde, tapu kütüğünde düzeltme iģlemi yapılması gerekmektedir. Bu düzeltme iģlemi için 492 Sayılı Harçlar Kanunun 4 sayılı tarifesinin 13/c maddesinde belirtilen tapu harcı ile döner sermaye ücreti tahsil edilecektir. Hatanın, ilgililerin kusuru olmaksın idaremiz tarafından yapıldığının anlaģılması halinde tapu harcı ve döner sermaye ücreti aranmaksızın düzeltme iģleminin yapılması gerekmektedir. Tapu kütüğü üzerinde tescile tabi olmayan kimlik bilgileri ile tanıtıcı bilgilerin düzeltilmesinden tapu harcı ve döner sermaye ücreti tahsil edilmeyecektir. B) Zeminde Ġnceleme 1) ĠĢlemin Tanımı ve Ġstem Tapu Sicili Tüzüğünün 75. maddesinin 2. fıkrasında "Zeminde inceleme, kadastro müdürlüğü teknik personeli ile birlikte yapılır ve inceleme neticesinde teknik rapor düzenlenir. Zeminde incelemede, komģu parsel malikleri, muhtar ve diğer ilgililer dinlenir; vergi kaydı ve diğer her türlü belgeden yararlanılır." denilerek zeminde inceleme iģlemi genel hatları ile tanımlanmıģtır. Zeminde inceleme; tapu sicilinde kayıtlı kiģi ile hak sahibi olduğu iddia edilen kiģinin aynı kiģi olduğunun tespit edilmesi amacıyla tapu müdürlüğüne yapılan baģvuru sonrası, kadastro müdürlüğü/birimi personeli tarafından zemininde taģınmazın gösterilmesi, tanık ve bilirkiģilerin ifadelerinin alınması, teknik rapor düzenlenmesi, inceleme komisyonu tarafından değerlendirilmesi, düzeltme kanaatine varılması halinde ilan edilmesi ve olası itirazların değerlendirilerek sonucunun tapu müdürlüğüne bildirilmesi aģamalarından oluģan iģlemdir. Tapu müdürlüğünce, zeminde inceleme yapılması gerekli görülen her bir taģınmaz için iki nüsha Zeminde Ġnceleme Ġstek Formu (EK-1) düzenlenir. TaĢınmazların tapu kaydı ve edinimine iliģkin belgelerin (kadastro veya tapulama tutanağı ve dayanak belgeleri, komisyon kararı, mahkeme kararı ve dosyaları vb.) onaylı örnekleriyle, baģvuru belgesi ve istem sahibinin sunduğu 108

110 diğer belgeler ile yazıģmaların asılları veya onaylı örnekleri Zeminde Ġnceleme Ġstek Formuna eklenerek bir nüshası ilgili kadastro müdürlüğüne/birimine gönderilir. Kadastro müdürü/birim sorumlusu, zeminde incelemenin mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasını sağlayacak önlemleri alır. Ġlgilisince iģin takip edilmemesi nedeniyle 30 gün içinde taģınmaza yönelik zeminde inceleme yapılamaz ise bütün belgeler tapu müdürlüğüne iade edilir. 2) Zeminde Ġnceleme Ekibi ve Görevleri Kadastro müdürü/birim sorumlusu, zeminde inceleme ekibi için en az iki teknik personel görevlendirir. Zeminde Ġnceleme Ġstek Formunun örneği ile ilgili belgeleri zeminde inceleme ekibine teslim eder. Zeminde inceleme ekibi gerekli ön hazırlığı yaparak, belirlenen gün ve saatte istemde bulunan tarafından sağlanacak araçla taģınmazın/taģınmazların bulunduğu zemine gider. TaĢınmaz/taĢınmazlar zeminde inceleme ekibi tarafından zemininde gösterilir. Ġstemde bulunan, muhtar, varsa tespit bilirkiģileri, komģu parsel malikleri, kullanıcıları ile baģkaca beyanda bulunmak isteyenlerin ifadeleri okunaklı el yazısı veya bilgisayar ile yazılmıģ tek nüsha düzenlenecek Zeminde Ġnceleme Tutanağı ile yazılı hale getirilerek kendilerine okutulmak suretiyle imzalatılır. Ġmza atamayanların ifadeleri tanıklar huzurunda alınarak yazılı hale getirilir, tanıkların imzaları da Zeminde Ġnceleme Tutanağının uygun bir yerine durum açıklanarak alınır. Zeminde Ġnceleme Tutanağı her taģınmaz için ayrı düzenlenir. Zeminde Ġnceleme Tutanağında, taģınmazın inceleme sırasındaki kullanım durumu, varsa üzerindeki yapılar ile yapıların kimler tarafından yapıldığı, halen kimlerin kullanımında olduğu gibi konular açıklanarak mevcut durum belirtilir. TaĢınmazın zeminde incelemesinin yapılması ve ilgililerin ifadelerinin tutanağa geçirilmesinin ardından baģkaca bilgi ve tanıklığına baģvurulacak kimse kalmadığı ve ifadelerin doğru ve eksiksiz olarak tutanağa geçirildiği tutanağın altına devam eden satıra boģluk bırakılmadan yazılır. Tutanak yazının bittiği yerde boģluk bırakılmaksızın hazırda bulunanlar ve zeminde inceleme ekibi tarafından sayfa numaraları verilerek imzalanır ve bu tutanakta silinti veya kazıntı yapılamaz. Zeminde inceleme ekibi tarafından, Zeminde Ġnceleme Tutanağının yanı sıra Zeminde Ġnceleme Ġstek Formu ekinde gönderilen belgelerden de yararlanılarak Teknik Rapor düzenlenir. Zeminde inceleme ekibinin istemde bulunan kiģinin tescilli hak sahibi olup olmadığı veya bu konuda kanaate varmaya yeterli bilgiye ulaģılamadığı yönündeki kanaati, tereddüde yer vermeyecek Ģekilde açıkça Teknik Raporda belirtilir. Zeminde inceleme ekibi tarafından ortak kanaate varılamaması halinde, ayrık kanaati bulunanlar, kanaatlerini gerekçeleri ile birlikte Teknik Raporda belirtirler. Zeminde yapılan incelemede her taģınmaz için ayrı Teknik Rapor düzenlenmesi asıl olup, gerekli hallerde birden fazla taģınmaz için tek bir Teknik Rapor düzenlenebilir. Zeminde inceleme ekibi, düzenlediği Zeminde Ġnceleme Tutanağı ve Teknik Rapor ile birlikte Zeminde Ġnceleme Ġstek Formuna ekli belgeleri eksiksiz olarak kadastro müdürüne/birim sorumlusuna sunar. 3) Ġnceleme Komisyonu ve Görevleri Kadastro müdürü/birim sorumlusu, zeminde inceleme ekibi tarafından yapılan çalıģmayı ve sunulan belgeleri incelemek ve değerlendirmek üzere iģin niteliğini göz önüne alarak uygun ünvanlarda üç kiģiden oluģan bir Ġnceleme Komisyonu görevlendirir. Kadastro müdürü/birim sorumlusu, inceleme komisyonuna baģkanlık edebileceği gibi baģkanlık için de görevlendirme yapabilir. Ġnceleme komisyonu, Zeminde Ġnceleme Ġstek Formu ve ekleri ile Zeminde Ġnceleme Tutanağı ve Teknik Raporu, yapılan çalıģmanın yeterliliği ve varılan kanaatin uygunluğu açısından inceler. Ġnceleme sonucunda yapılan çalıģmaya aykırı rapor veya eksiklik tespit edilmesi durumunda, bu aykırılık veya eksiklik, zeminde inceleme ekibince yeni belge düzenlenmek suretiyle giderilir. Ġnceleme komisyonu; zeminde inceleme ekibince yapılan çalıģmanın gerekiyorsa düzeltilmesini sağladıktan sonra yapılan çalıģmada herhangi bir aykırılık veya eksiklik 109

111 bulunmadığına dair Ġnceleme Komisyonu Raporu düzenler. Teknik raporda ayrık kanaat bulunması durumunda, konu Ġnceleme Komisyonu tarafından değerlendirilerek somut olaya iliģkin nihai karar verilir. Ġnceleme komisyonu kararlarını oy çokluğu ile alabilir. Teknik Raporda, istemde bulunan kiģinin tescilli hak sahibi olmadığı veya bu konuda kanaate varmaya yeterli bilgiye ulaģılamadığı yönündeki kanaatin Ġnceleme Komisyonu Raporuyla uygun görülmesi halinde, Zemin Ġnceleme Ġstek Formuna ekli belgeler ile çalıģma sonucu düzenlenen belgelerin asılları kadastro müdürlüğünce/birimince tapu müdürlüğüne gönderilir. 4) Bilgilendirme Ġlanı Ġnceleme Komisyonu raporuyla uygun görülen Teknik Raporda, kimlik bilgilerindeki eksikliklerinin giderilmesi ve/veya hataların düzeltilmesi yönünde tespit yapılmıģsa, 2014/3 nolu genelge eki Bilgilendirme Duyuru Cetveli doldurularak kadastro müdürlüğünce/birimince bilgilendirme amacı ile askı suretiyle ilan edilir. Bilgilendirme Duyuru Cetvelinde taģınmazın ili, ilçesi, mahallesi/köyü, mevkii/sokak, adası, parseli, cinsi, yüzölçümü ile malikin veya hak sahibinin kayıtlı ve yeni adı, soyadı, baba adı, hissesi, doğum yılı ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının ilk üç ve son dört rakamına yer verilir. Düzeltmeye konu olan hak sahibinin tüzel kiģi olması halinde kayıtlı olan ve düzeltme sonrası oluģacak tam ünvanı ile diğer tanıtıcı bilgilerine Bilgilendirme Duyuru Cetvelinde yer verilir. Düzenlenen Bilgilendirme Duyuru Cetveli, kadastro müdürlüğü/birimi, tapu müdürlüğü, muhtarlık ve varsa belediyede 15 gün süre ile asılmak suretiyle ilan edilir. Ġlanın yapıldığı hususu Bilgilendirme Duyuru Cetveli üzerinde belirtilerek imzalanır. Ġlan edilen düzeltme iģlemine karģı ilgili kadastro müdürlüğüne/birimine, bilgilendirme ilanı süresi içerisinde itiraz edilebilir. Yapılacak itirazların herhangi bir belgeye dayanması gerekmediği gibi, hak iddiasında bulunmayan kimselerin itirazları da değerlendirilir. Malikin veya hak sahibinin kimlik bilgilerine iliģkin olmayan, hak sahipliği iddiası ile yapılan itirazlar reddedilir. Ġlan süresi içerisinde yapılan itirazlar, Ġnceleme Komisyonu tarafından ilan süresinin bitiminden itibaren en geç 15 gün içinde değerlendirilerek karara bağlanır. Ġtiraz edenler ile talep sahiplerine komisyon kararında varılan kanaat yazılı olarak bildirilir. Ġnceleme Komisyonu Kararına karģı birimlerimize itiraz edilemez. Bilgilendirme ilanı sonucunda kadastro müdürlüğünce/birimince, Zeminde Ġnceleme Ġstek Formuna ekli belgeler, çalıģma sonucu düzenlenen belgeler ile varsa itirazların değerlendirilmesi sonucunda düzenlenen Ġnceleme Komisyonu Kararı tapu müdürlüğüne gönderilir. 5) Zeminde Ġncelemenin Değerlendirilmesi Tapu müdürü, zeminde inceleme sonucunda varılan kanaate uymamasını haklı kılan bir nedene dayanmadığı sürece, Ġnceleme Komisyonu Raporuyla uygun görülen Teknik Rapora veya varsa Ġnceleme Komisyonu Kararına uygun iģlem yapar. Değerlendirme sonucu talebin karģılanamayacağı kanaati oluģursa istem sahibine bilgi verilir. Tapu müdürlüğü tarafından zeminde inceleme yapacak kadastro müdürlüğü personelinin tam ve doğru olarak bilgilendirilmesi ve yapılacak iģlemle ilgili gerek duyulduğu her aģamada kolaylık sağlanması gerekmektedir. 6) Zeminde Ġncelemenin Mali Yönü Kadastro müdürlüğü/birimi personelinin zemine gidebilmesi için gerekli araç istemde bulunan kiģi tarafından sağlanır. Zeminde inceleme için döner sermaye ücreti tahsil edilir. 110

112 Zeminde inceleme ile görevli personele arazide çalıģtığı günlere yönelik olarak her yıl Bütçe Kanunu ile belirlenen gündelik ücret ve buna bağlı diğer ödemeler yapılır. TaĢınmazın Yüzölçümü veya Niteliğinde Yazım Hatasından Kaynaklanan Hataların Düzeltilmesi ĠĢlemin Tanımı ve Yöntemi TaĢınmazın yüzölçümü veya niteliğinin belgesine ve haritasına aykırı olarak hatalı tescil edildiğinin ilgilisinin baģvurusu üzerine veya iģlem sırasında kadastro müdürlüğünce/birimince tespit edilmesi halinde, kadastro müdürlüğü/birimi tarafından düzeltme, üç nüsha düzenlenecek tescil bildiriminde gösterilerek tapu müdürlüğüne gönderilir. Bu madde kapsamında yüzölçümleri ile ilgili hataların düzeltilmesinde, kadastro müdürlüğü/birimi teknik personelince, parselin yüzölçümü ve pafta-zemin uygunluğu incelenir, bu incelemede parselin edinimine, kayıt miktarına göre veya belgesiz olarak miktar üzerinden edinilip edinilmediğine bakılarak düzeltme konusunun kadastro mevzuatının ilgili diğer hükümleri kapsamında kalıp kalmadığı belirlenir. Bu inceleme sonucunda tespit edilen yüzölçüm hatasının belgesine ve haritasına aykırı olarak yazım hatasından kaynaklı bir hata olduğu tespit edilirse bu Genelge kapsamında iģlem yapılır. Hata, sayısallaģtırma mevzuatınca iģlem sırasında tespit edilmiģ ise sayısallaģtırma mevzuatınca iģlem yapılır. Kadastro müdürlüğünce/birimince gerek belgesine ve haritasına aykırı olarak yazım hatasından kaynaklı hatalı tescil edilmiģ yüzölçümlerine yönelik inceleme sonucunda gerekse belgesine ve haritasına aykırı olarak yazım hatasından kaynaklı hatalı tescil edilmiģ taģınmazın niteliğinin incelenmesi sonucunda bu Genelge kapsamında yapılacak düzeltmelerde düzenlenecek Onaylı Rapor'un tescil bildirimine eklenmesi gerekmektedir. Bu madde kapsamında tespit edilen hatalarla ilgili, kadastro müdürlüğünün bildirimi üzerine taģınmazın kaydında gerekli belirtme yapılır, konuya iliģkin ilgilisinin muvafakatı sağlanamaz ise Tapu Sicili Tüzüğü'nün 74. maddesinin 4. fıkrası gereğince iģlem yapılır. Tapu müdürü, tescil bildirimine uygun olarak düzenlenen istem belgesinin hak sahiplerince imzalanmasının ardından yevmiye almak suretiyle düzeltmeyi yapar. Yapılan düzeltmeyle ilgili belirtme de usulünce terkin edilir. Düzeltme sonrası kadastro müdürlüğüne tescil bildiriminin iki nüshası gönderilir. Kadastro müdürlüğünce/birimince bu tescil bildirimleriyle ilgili ve gerektiğinde fen klasörleri üzerinde gerekli iģlem yapılır. 2) ĠĢlemin Mali Yönü 2014/3 nolu genelge kapsamında taģınmazın niteliği ve/veya yüzölçümüne iliģkin düzeltme iģlemlerinden tapu ve kadastro müdürlükleri tarafından herhangi bir harç veya döner sermaye ücreti alınmaz. D)TAPU VE KADASTRO BĠLGĠ SĠSTEMĠ (TAKBĠS) VERĠLERĠNĠN DÜZELTĠLMESĠ 1) Veri Düzeltmenin Kapsamı Veri düzeltme; TAKBĠS üzerindeki kayıtların, tapu kütüğü, kat mülkiyeti kütüğü, aziller sicili ve yevmiye defterindeki tescile ve dayanak belgesine uygun hale getirilmesi iģlemidir. Tapu Sicili Tüzüğünün 12. maddesine göre; tapu kayıtlarının elektronik ortamda tutulmaya baģlandığı tarihten sonra ana ve yardımcı siciller TAKBĠS içerisinde saklanıp yönetilir ve bu kayıtlar sicilde esas alınır. Bu nedenle salt elektronik ortamda tutulmaya baģlanan siciller üzerinde yapılacak düzeltmeler veri düzeltme Ģeklinde yapılamaz. Bu kapsamdaki düzeltmeler Tapu Sicili Tüzüğünün 74. maddesine göre yapılır. 111

113 ĠĢlemin Hazırlanması ve Kontrolü Tapu kütüğü, kat mülkiyeti kütüğü, aziller sicili veya yevmiye defterindeki tescilin doğru olmasına rağmen TAKBĠS kayıtlarının hatalı olduğunun tespit edilmesi veya dayanak belgelerinde yer alan bilgiler ile TAKBĠS kayıtlarının örtüģmemesi halinde, tapu müdürü veya yetkili müdür yardımcısı tarafından TAKBĠS verilerinin düzeltilmesi için iģlem yapmaya yetkili bir personel görevlendirilir. Görevli personel tarafından tescil ile TAKBĠS kayıtları arasındaki farklılığın nedeni ve tescilin gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığı konuları dayanak belgelerinden de yararlanılarak araģtırılır. Tapu kütüğündeki tescilin dayanak belgesine uygun olduğunun anlaģılabilmesi halinde veri düzeltme iģlemi TAKBĠS üzerinden hazırlanır. Tapu müdürü veya yetkili müdür yardımcısı tarafından tescil ve dayanak belgeleri ile birlikte kontrol edildikten sonra iģlem TAKBĠS üzerinde sonuçlandırılır. 3) Kayıtların Saklanması Veri düzeltme iģlemine iliģkin log kayıtları TAKBĠS üzerinde saklanır. Tapu müdürlüklerinde veri düzeltme iģlemi ile ilgili yazılı bir belge üretilmez. YARGILAMA GĠDERLERĠ, KADASTRO HARCI VE TAHAKKUKU (Madde 36) 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36 ncı maddesi; kadastrosu yapılan taģınmazlara emlak vergisi son beyan dönemi esas alınarak, 492 Sayılı Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı tarifede gösterilen oranlarda, kadastro harcı tahakkuk ettirileceği, emlak vergisi beyan değeri belli olmayan taģınmazlara ise kadastro ve dava harcı ile yargılama giderlerine esas olmak üzere kadastro komisyonunca kıymet takdir edileceği hükmüne amirdir. 492 Sayılı Kanuna Ekli (4) Sayılı Tarifeye Göre, Kadastro Tabi Tutulan TaĢınmazlara; a) Tapuda murisi veya kendisi adına kayıtlı olup da tespitte hazır bulunanlara ait taģınmazların kadastrolanmasında (Binde 6,83), b) Tapuda muris veya kendisi adına kayıtlı olup da tespitte hazır bulunmayanlara ait taģınmazların kadastrolanmasında (Binde 11,38), c) Senetsiz taģınmaz malların zilyedi adına kadastrolanmasında, tespitte hazır bulunanlardan (Binde 9.10), d) Senetsiz taģınmazların zilyedi adına kadastrolanmasında, tespitte hazır bulunmayanlardan (Binde 13.66), Oranlarında kadastro harcı tahakkuk ettirilir. Bu oranlara göre tahakkuk ettirilecek kadastro harçları, her mali yılı baģında Bakanlar Kurulunca belirlenecek asgari miktarlardan az ise bu miktar üzerinden tahakkuk yapılır. (2014 Mali yılı için alınacak en az harç miktarı 14,40 TL dir.) Yukarıda belirtildiği gibi, kadastro harçları taģınmazların tapulu veya tapusuz oluģlarına, malik veya zilyetlerinin tespitte hazır bulunup bulunmama durumlarına göre değiģik oranlarda tahakkuk ettirilmekte ve bu harçların tahakkukunda da, en son emlak vergi beyan döneminde ilgililerince beyan edilen değerler matrah olarak kabul edilmektedir. Buna göre, kadastroya tabi tutulan taģınmazlar için askı ilanına alınacağı yıla ait emlak vergisi beyan değerleri, harca esas matrah olarak kabul edilecek ve yukarıda belirtilen oranlarda kadastro harcı tahakkuk ettirilecektir. Teknisyenlerce yapılacak araģtırmaya rağmen, son beyan dönemi için emlak vergisi beyannamesi verilmediği veya hisseli olup da bir kısım hissedarlarca beyanda bulunulmadığı tespit edilen taģınmazlara yada beyanname verilmiģ olmasına rağmen beyan döneminden sonra vasfı değiģtirilen (arsa veya tarla iken üzerine ev yaptırılması gibi) taģınmazlara rastlanılması halinde, 112

114 bunların her adadaki çalıģmaların bitiminde ada ve parsel numarası, mevkii ve sokak ismi, taģınmazın yüzölçümü ve vasfı yazılmak suretiyle bir listesi düzenlenir ve bu liste, komisyonca kadastro harcı ve yargılama giderlerine esas olacak değerlerin belirlenmesi için kadastro müdürüne teslim edilir. Bu listede yazılı taģınmazların kadastro harcı ve yargılama giderlerine esas değerleri, Emlak Vergisi Değeri Bulunmayan TaĢınmazların Kıymetinin Takdiri Hakkında Yönetmelikte belirtilen esaslara göre komisyonca belirlendikten sonra kadastro teknisyenlerine gönderilir. Komisyonca belirlenen bu değerler o taģınmazlara ait kadastro tutanaklarının ilgili sütununa iģlenerek, 492 Sayılı Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı tarifede belirtilen oranlara göre kadastro harçları tahakkuk ettirilerek tutanağın ilgili sütununa yazılır. (Madde:36 ve Yönetmelik 47/H) SAYISALLAġTIRMA (Ek Madde 1) 3402 Sayılı Kadastro Kanununa 5304 Sayılı Kanunun 11 inci maddesi ile, Kadastro veya Tapulama haritaları, arazi kontrolü yapılmak suretiyle sayısal hale getirilir. Yapılan çalıģmaların sonucu, 11 inci maddeye göre ilân edilir ve ilân süresi içerisinde dava açılmayan taģınmazların kayıtlarında gerekli düzeltme yapılır. hükmü getirilmiģtir. Ülkemizde kadastro/tapulama çalıģmaları 1912 yılından beri sürdürülmektedir. Bu tarihten itibaren yapılan çalıģmalar sonucu değiģik sistemlerle paftalar oluģturulmuģtur. OluĢturulan bu paftaların, coğrafi bilgi sistemleri ve ülke yatırımlarında kullanılabilmesi için, yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, kadastro veya tapulama haritalarının, arazi kontrolü yapılmak suretiyle günümüz harita tekniğinin zorunlu kıldığı köģe noktalarının koordinatlandırılarak sayısal hale getirilmesi ve kadastro müdürlüklerince 3402 Sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre ilan edilip, yapılan bu çalıģmaların hukuki statüye kavuģturularak, kayıtlarında gerekli düzeltmelerin yapılmasına imkan sağlanması amaçlandığından bu madde hükmü getirilmiģtir. Bu maddenin uygulanmasındaki usul ve esaslar, 24.Kasım.2006 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Kadastro Haritalarının SayısallaĢtırılması Hakkında Yönetmelik ve 28 Eylül 2012 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Kadastro Haritalarının SayısallaĢtırılması Hakkında Yönetmelikte DeğiĢiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve 2012/15 nolu genelgede açıklığa kavuģturulmuģtur. KADASTRO ÇALIġMALARININ SONA ERMESĠ VE UYGULANMAYAN KAYITLARIN DURUMU: a- Uygulanmayan ve Uygulanamayan Kayıtlar Listesi; ÇalıĢma alanında kadastro ekibinin görevi sona erdiğinde, o çalıģma alanı kayıt defterine örneği alınan tapu kayıtları incelenerek, tespitler sırasında uygulanamayan tapu kayıtları varsa, uygulanamayan bu kayıtların yerleri muhtar ve bilirkiģilerden (çalıģma alanı için görevlendirilen 6 bilirkiģi ile birlikte) sorulur, muhtar ve bilirkiģilerce bunların yerleri gösterilebiliyorsa sınırlandırma ve tespitleri yapılır. Muhtar ve bilirkiģilerce, uygulaması yapılmamıģ olan bu kayıtların zeminde nereye ait olduğunun bilinememesi durumunda, varsa kayıt maliki ve mirasçılarının bilgilerine de baģvurulur. Yapılan inceleme sonucunda, uygulaması yapılmamıģ olan tapu kayıtlarının muhtar ve bilirkiģilerce zeminde nereyi kapsadığı bilinemiyor ve ilgililerince de zeminde yerleri gösterilemiyorsa yada orman sınırları içerisinde kalıyorsa uygulanamayan bu kayıtların listesi düzenlenir. Bu listeye, uygulanamayan kayıtların tarih ve numarası, mevkii, cinsi, yüzölçümü, maliki, hudutları ve uygulanamama nedenleri yazılmak ve tarih konmak suretiyle muhtar, bilirkiģiler (tespitte görev alan ve almayan bilirkiģilerin tamamı), kadastro teknisyenleri ve çalıģma alanında görevli tasarruf kontrol memuru tarafından imzalanır. Bir baģka çalıģma alanında kalması nedeniyle uygulanmayan kayıtlar için ayrı bir liste daha düzenlenir. Bu listeye, uygulanmayan kayıtların tarih ve numarası, mevkii, cinsi, yüzölçümü, 113

115 maliki, hudutları ve uygulanmama nedenleri yazılmak ve tarih konmak suretiyle, yukarıda belirtilen görevlilerce imzalanır. Kadastro çalıģmaları sırasında bir baģka çalıģma alanı sınırı içinde kalması nedeniyle uygulanmayan zabıt kayıtları hakkında ne Ģekilde uygulama yapılacağı, TKGM. nün tarihli ve 2005/14 (1608) sayılı genelgesi ile açıklığa kavuģturulmuģtur. Ayrıca, uygulanmayan veya uygulanamayan kayıtlar listesine alınan bu kayıtların tescilli oldukları zabıt defterlerindeki kayıtlarına ve çalıģma alanı kayıt defterindeki kayıtlarına kırmızı mürekkepli kalemle uygulanmama veya uygulanamama nedenleri "YERĠ BĠLĠNMĠYOR, ORMANDA KALDI, ( ) ÇALIġMA ALANINDA KALDI" gibi yazılır. Uygulananlara ise uygulandığı ada ve parsel numaraları yazılmak suretiyle revizyonu yapılır. b- Bitim tutanağının düzenlenmesi; ÇalıĢma alanında kadastro ekibinin ve komisyonun görevinin sona erdiği tarih itibariyle, o çalıģma alanı sınırı içerisinde ölçülecek taģınmaz kalmadığına, sınırlandırma, ölçü ve tespit iģlemlerinin tamamlandığına iliģkin bir tutanak düzenlenir ve bu tutanak tarih konmak suretiyle muhtar, bilirkiģiler (tespitte görev alan ve almayan bilirkiģilerin tamamı), kadastro teknisyenleri ve çalıģma alanında görevli tasarruf kontrol memuru tarafından birlikte imzalanır. Bu tarihten sonra taģınmazların sınırlandırma ve tespitlerine yapılacak itirazlar komisyonca incelenmez ve itirazda bulunan kiģilere askı ilan süresi içerisinde kadastro mahkemesinde dava açmaları gerektiği hususunda bilgi verilir. ÇalıĢma alanı içinde bulunan ormanların sınırlandırma ve tespitleri tamamlandığında, çalıģma alanı içinde ölçülecek orman parseli kalmadığına, ormanların sınırlandırma, ölçü ve tespit iģlemlerinin tamamlandığına iliģkin tutanak düzenlenerek bu tutanak sınırlandırma, ölçü ve tespit çalıģmalarında görevli ekipçe imzalanır SAYILI KANUNUN 2/B MADDESĠNE GÖRE HAZĠNE ADINA ORMAN SINIRI DIġINA ÇIKARILAN YERLERDE UYGULAMA 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunla eklenen Ek 4 üncü maddeyle 6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değiģik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değiģik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dıģına çıkarılan yerlerin fiili kullanım durumu dikkate alınmak suretiyle kadastrosu ile ifraz ve tevhit iģlemlerinin (güncelleme) yapılmasına imkan sağlanmıģtır. Bu maddenin uygulama Ģekli, TKGM nin tarihli ve 2012/5 nolu genelgesinde ve tarihli ve /4104 sayılı duyurusunda açıklanmıģtır sayılı Kanunun Ek- 4 üncü Maddesine Göre; Kadastrosu Yapılacak Yerler Daha önce yapılan tapulama ve kadastro çalıģmaları sırasında, tespit dıģı bırakılmıģ yerler 2/B alanı içerisinde kalıyor ise, (2/B alanı tapuya tescil edilmiģ olsun veya olmasın) Kadastro çalıģmaları sırasında blok halinde tapuya tescili sağlanmıģ 2/B alanları, Daha önce yapılan tapulama/kadastro çalıģmaları sırasında veya mahkeme kararı ile ya da idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilmiģ olup da halen Hazinenin mülkiyetinde bulunan 2/B alanı için de kalan taģınmazlardan, üzerinde müstakil ve daimi hak tesis edilmemiģ yerler, Henüz kadastrosu tamamlanmamıģ çalıģma alanlarındaki 2/B alanları (Zabıt defterinde tescilli olsun veya olmasın), 2/B alanlarında daha önce 2924 veya 3402 sayılı Kanunlara göre yapılan kullanım kadastrosu sırasında kullanıcı tespiti yapılmamıģ parseller. 114

116 Güncelleme Yapılacak Yerler 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılıp da, 2924 yada 3402 sayılı Kanunlar uyarınca fiili kullanım durumlarına göre kadastroya tabi tutularak tapuya tescili sağlanmıģ yerler, KADASTRO ÇALIġMALARINDA ĠZLENECEK YÖNTEM Hazırlık ÇalıĢmaları; Orman haritalarının, tutanaklarının ve diğer belgelerin temini; Kadastro müdürlüklerince; Kadastrosu yapılmak üzere programa alınan yerlerin bulunduğu birime ait kesinleģmiģ orman kadastrosu ve 2/B uygulamalarına iliģkin orman haritaları ile orman kadastro tutanaklarının daha önce idaremize (kadastro veya tapu müdürlüğüne) gönderilip gönderilmediği araģtırılır. GönderilmemiĢ ise, mahalli orman idaresine yazı yazılarak, bunların onaylı birer örneği ile aplikasyon çalıģmaları sırasında yararlanılmak üzere; orman ve 2/B sınır krokileri, röper krokileri, ölçü krokileri, ölçü değerleri, kontrol noktaları, varsa 2B sahaları ile ilgili kesinleģmiģ mahkeme kararları, tahsisen geri kazanılmıģ eylemli orman alanlarına ait belgeler ve ilgili diğer belgelerinin gönderilmesi istenir. Bu yazıda, çalıģmalara baģlama tarihi de bildirilerek, orman kadastro haritası ve tutanakların zemine aplikasyonu ve gerektiğinde düzeltme iģlemleri sırasında görev yapmak üzere en az bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisinin görevlendirilmesi ve çalıģmalara baģlama tarihinde kadastro ekibine iģtirak ettirilmesinin sağlanması gerektiği belirtilir. Özel Kanunlarına göre değerlendirilmesi gereken yerlerin bulunup bulunmadığının sorulması; Ġlgili kurum ve kuruluģlarına (Belediye, DSĠ, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Çevre ve ġehircilik Müdürlüğü gibi) yazılacak birer yazı ile kullanım kadastrosu yapılacak 2/B alanları bildirilerek, bu alanlar içerisinde özel kanunlarına göre değerlendirilmesi gereken yerlerin bulunup bulunmadığı sorulur, varsa, bu yerlerin sınırlarını gösteren bilgi ve belgelerin gönderilmesi veya zeminde sınırlarının gösterilmesi istenir. Yazıda, 15 gün içerisinde cevap verilmemesi durumunda, 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen Ek 4 üncü madde gereğince, özel kanunlarına göre değerlendirilecek alan bulunmadığının kabul edilmiģ sayılacağı belirtilir. Kullanıcı ve muhdesat sahiplerinin bilgilendirilmesi; 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dıģına çıkarılan saha içerisinde yapılacak kadastro çalıģmaları sırasında, 3402 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar, yasa hükmü nedeniyle yapılmamaktadır. (çalıģma alanı ilanı) ile (ada-mevki ilanı) yapılmamaktadır. Ancak, kullanıcılarının ve muhdesat sahiplerinin bilgilendirilmesi ve çalıģmalar sırasında hazır bulunmalarının sağlanması amacıyla, kadastro çalıģmalarına baģlanmadan en az üç gün önce, kadastro müdürlüğünce muhtarlıklarda bu çalıģmalara hangi tarihte baģlanacağı hususunda duyurulur. Tapu kaydı örneklerinin çıkarılması; 2/B alanları tapuya (tapu kütüğüne veya zabıt defterine) tescil edilmiģ ise kayıt örnekleri çıkarılır. Aplikasyon ve düzeltme iģlemleri ile kadastro çalıģmalarını yapacak ekiplerin oluģturulması; Kadastro çalıģmalarını yapacak ekip; 3402 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre oluģturulur. BilirkiĢilerin seçilmesi Kadastro ekibinde görev alacak bilirkiģilerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine uygun olarak seçilir. Aplikasyon ve düzeltme çalıģmalarını yapacak ekip; 3402 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre oluģturulan kadastro ekibine, kadastro kontrol mühendisi ile orman iģletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi/orman mühendisinin iģtiraki ile oluģturulur. 115

117 Bu ekibe ziraat mühendisi iģtirak ettirilmez. Aplikasyon ve düzeltme çalıģmaları; 5831 sayılı Kanunun 8 üncü maddesiyle, 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen Ek Madde 4 ile, orman ve Hazine adına orman sınırları dıģına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatları; orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle orman iģletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisinin iģtirak ettirildiği kadastro ekibince zemine aplike edilir hükmü getirilmiģtir. Bu nedenle, aplikasyon çalıģmaları sırasında, orman haritalarından Ģekil olarak yararlanılmakla birlikte, orman kadastro tutanakları esas alınarak orman ve Hazine adına orman sınırları dıģına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatlarının aplikasyonu yapılır. Aplikasyon çalıģmaları sırasında, orman ve Hazine adına orman sınırları dıģına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatlarında ve bu sınır nokta ve hatlarla ilintili kadastro parsellerinde düzeltmeyi gerektiren pafta ve zemin uyumsuzluğu tespiti edilirse, bu uyumsuzluk, aplikasyon ekibi görevlilerince teknik mevzuatına uygun hale getirilir. Düzeltme iģlemleri, yapılacak kadastro çalıģmaları ile birlikte askı ilanına alınır. ÇalıĢma yapılacak 2/B alanlarının belirlenmesi; Aplikasyon ve düzeltme iģlemleri sonucu belirlenen sınırlar esas alınarak 2/B alanları belirlenir. Belirlenen 2/B alanı içinde kalan, tapuda gerçek ve tüzel kiģiler adına kayıtlı taģınmazlarda uygulama: Aplikasyon ve düzeltme iģlemleri sonucu belirlenen 2/B alanları içerisinde, kadastro (kadastro-tapulama) çalıģmaları sonucu gerçek veya tüzel kiģiler (Hazine hariç) adına tescili yapılmıģ taģınmazlar varsa, bunların kamulaģtırılması yapılmadan ya da yargı kararları ile iptalleri sağlanmadan idari yoldan resen tescillerinin iptal edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesine göre Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan alanlarda, kullanıcılarının ve varsa muhdesatların belirlenmesi amacıyla yapılacak kadastro çalıģmaları sırasında, bu yerler, kadastrosu yapılacak 2/B alanı sınırı dıģında bırakılır. Diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosuna tabi tutulmaz. Kısmen veya tamamen 2/B alanları içinde kaldığı (aralarında mükerrerlik bulunduğu) tespit edilen gerçek ve tüzel kiģilere ait taģınmazların listesi düzenlenerek daha önce mahalli maliye kuruluģu ile orman idaresi gönderilmemiģse, bunların listesi düzenlenerek orman idaresine ve maliye kuruluģuna gönderilir. Bundan amaç ormanla ilgili mükerrerliklerde Orman Genel Müdürlüğünce mükerrerliğin giderilmesi amacıyla dava açılması veya kamulaģtırma yapılmasının sağlanmasıdır. Tapu müdürlüğünce, TKGM nin 2014/5 nolu genelgesi uyarınca bu parsellerin tescilli olduğu tapu kütük sayfalarının beyanlar hanesinde Tamamı /... m2 lik kısmı ormanda / 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan sahada kalmaktadır. Ģeklinde belirtme yapılır. Tapu müdürlüğünce, 2014/5 nolu genelge uyarınca bu parsellerin tescilli olduğu tapu kütük sayfalarının beyanlar hanesinde Tamamı /... m2 lik kısmı ormanda / 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan sahada kalmaktadır. Ģeklinde belirtme yapılmaktadır. Belirlenen 2/B alanı içinde kalan, tapuda Hazine adına tescilli olan taģınmazlarda uygulama: Daha önce yapılan tapulama ve kadastro çalıģmaları sırasında veya mahkeme kararı ile ya da idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilmiģ olup da halen Hazinenin mülkiyetinde bulunan taģınmazların, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģında çıkarılan alan içinde kalması durumunda, öncelikle bu yerler üzerinde müstakil ve daimi hak tesis edilip edilmemiģ olduğu hususu araģtırılır. 116

118 Üzerinde müstakil ve daimi hak tesis edilmemiģse; Tamamı Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan sahada kalan ve üzerinde müstakil ve daimi ayni hak tesis edilmemiģ olduğu tespit edilen Hazine adına tescilli taģınmazlar için kadastro müdürlüğünce tescil bildirimi (beyanname), kısmen 2/B sahasında kalan Hazine adına kayıtlı taģınmazlar için ise, ifraz beyannamesi düzenlenerek tapu müdürlüğüne gönderilir. Tapu müdürlüğünce; tamamı 2/B sahasında kalan Hazine adına kayıtlı taģınmazın tescilli olduğu tapu kütük sayfalarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan sahada kalmaktadır. Ģeklinde belirtme yapılmak suretiyle tapu kütük sayfası kapatılır. Kısmen 2/B sahasında kalanlarda ise kütük sayfası kapatılmadan, ifraz edilen kısmın yüzölçümü, nedeni açıklanmak suretiyle parselin yüzölçümünden düģülür. Paftasında da buna göre gerekli değiģiklikler yapılır. Her iki halde, de tapu müdürlüğünce maliye kuruluģuna bilgi verilir ve yüzölçümü değiģikliği yapılan parsellere ait düzenlenecek tapu senedi, bilgi yazısı ekinde gönderilir. Bu uygulamalar sonucunda, kısmen veya tamamen Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan sahada kaldığı tespit edilen Hazine adına tapuda kayıtlı yerler, kadastroya tabi tutulacak 2/B alanlarına dahil edilir. Üzerinde müstakil ve daimi hak tesis edilmiģse; Üzerinde müstakil ve daimi hak tesis edilmiģ Hazine adına kayıtlı taģınmazlar, kullanım kadastrosu yapılacak 2/B alanına dahil edilmeyip, bunların, zemine iliģkin tapu kütük sayfasında "6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan sahada kalmaktadır." Ģeklinde belirtme yapılır. Bu yerler kadastroya tabi tutulmaz. Kullanıcı ve muhdesat tespiti çalıģmasında izlenecek yöntem; Aplikasyon sonucu pafta zemin uyumsuzluğu bulunmadığı tespit edilen ya da düzeltme iģlemleri sonucu uygunluğu sağlanan 2/B alanlarının, (yukarıda kadastroya tabi tutulacağı belirtilen Hazine adına kayıtlı yerler de dahil) 3402 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre oluģturulacak kadastro ekibi tarafından fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle sınırlandırılarak ölçüsü yapılır. Sınırlandırma ve ölçüsü yapılan bu yerlerin kimlerin kullanımında bulunduğu tespit edilerek kadastro tutanağında açıklanmakta ve tutanağın beyanlar hanesinde gösterilir. Sınırlandırması yapılan taģınmazlar üzerindeki tüm yapı ve tesisler ölçülerek, bunlardan; Muhdesat niteliği taģımayan Hazineye ait yapı ve tesisler kadastro tutanağının cinsi sütununda gösterilerek, Muhdesat niteliğini taģıyanlar da ise taģınmazın muhdesat dıģındaki vasfı ile, Maliye Hazinesi adına tespiti yapılır. Muhdesatın sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi kadastro tutanağında açıklanır ve muhdesatın sahibi ve kullanıcı isimleri tutanağın beyanlar hanesinde gösterilir. Aynı parsel üzerinde birden fazla muhdesat niteliğinde bina bulunması durumunda, yatay muhdesatlarda harf verilmek suretiyle, dikey muhdesatlarda ise bağımsız bölüm numarası yazılmak suretiyle muhdesat sahipleri kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan bu yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olmadığından, çalıģmalar sırasında Ģartlar oluģsa dahi, zilyetlik yoluyla kullanıcıları ve muhdesat sahipleri adına tespit yapılmaz sayılı Kanunun 5 nci maddesiyle 6831 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 10 uyarınca Bu Kanunun; 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değiģik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı Kanun ve 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunla değiģik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dıģına çıkarılan yerler, çıkarma iģleminin kesinleģtiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaģımı yolu ile iktisap edilemez. Ġmar Mevzuatı: Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan yerlerde yapılacak kadastro çalıģmaları, 3402 sayılı Kanunun ek-4 üncü maddesinin beģinci fıkrası olan Bu madde kapsamındaki kadastro, ifraz ve tescil iģlemleri, 3194 sayılı Ġmar Kanunu ile tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve 117

119 Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi olmaksızın yapılır. hükmü uyarınca 3194 sayılı Ġmar Kanunu ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi tutulmaksızın yapılmakta iken, bu hüküm Anayasa Mahkemesinin günlü, E.2009/24, K. 2011/75 sayılı kararıyla iptal edildiğinden, 2012/5 nolu genelgeye göre iģlem yapılır. Buna göre, 2/B alanlarında; 3402 sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesine göre yapılacak kadastro çalıģmaları, 3194 sayılı İmar Kanunu ile tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi tutulması gerektiğinden, bu çalıģmalarda 3402 sayılı Kanunun 47/K maddesi hükmü gereğince düzenlenen Kadastro ÇalıĢmalarında Taksim Sebebiyle Ayırma ve BirleĢtirmeler Hakkında Yönetmelik hükümleri ile 2007/5 nolu genelge esaslarına uyulur. Kadastro Çalışmalarında Taksim Sebebiyle Ayırma ve Birleştirmeler Hakkında Yönetmelik in 3 üncü maddesinin a/1 ve b/1 bendlerine uygunluğu tespit edilen 2/B alanları, zemindeki fiili kullanım durumuna göre sınırlandırılıp, kullanıcı ve muhdesat belirleme iģlemleri yapılır. Kadastro Çalışmalarında Taksim Sebebiyle Ayırma ve Birleştirmeler Hakkında Yönetmelik in 3 üncü maddesinin b/2 bendi kapsamında kalan 2/B alanları ise, (Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin b/3 bendinde belirtildiği Ģekilde) belediye encümeni veya il encümeninin olumlu kararı alınmak suretiyle zemindeki fiili kullanım durumuna göre sınırlandırılıp, kullanıcı ve muhdesat belirleme iģlemleri yapılır sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8 inci maddesinde, tarım arazilerinin, bu maddede öngörülen parsel yeter büyüklüklerinin altındaki miktarlarla parçalara bölünmesi yasaklanmıģ olduğundan, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihinden sonra zeminde parçalara ayrılmak suretiyle kullanıma baģlanmıģ 2/B alanlarında, Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen miktarların altında olmamak üzere zemindeki fiili kullanım durumuna göre sınırlandırılıp kullanıcı ve muhdesat belirleme iģlemleri yapılır. Belediye encümeni veya il encümenince olumlu karar verilmeyen 2/B alanları ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun yürürlüğe girdiği 19/07/2005 tarihinden sonra kullanıma baģlanılmıģ 2/B alanlarında, Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen miktarların altındaki miktarlarla parçalara ayrılmak suretiyle kullanıma baģlanılmıģ tarım arazisi nitelikli 2/B alanlarında ise zemindeki fiili kullanım durumuna göre sınırlandırma yapılması mümkün olmadığından, 2/B alanlarının bir bütün olarak sınırlandırması yapılır. Bir bütün olarak sınırlandırması yapılan 2/B alanlarında, zeminde tespit edilen fiili kullanım sınırları, ölçü krokisinde parsel sınırı içerisinde kesik çizgiler ile gösterilerek harflendirilecek, yüzölçümü hesaplanacak, kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda gerekli açıklama yapılarak bu durumdaki parseller için kullanıcı belirtmeleri, beyanlar hanesinde Krokisinde (.) harfi ile gösterilen. m2.lik kısım / /. tarihinden/ yılı ayından/. yılından beri kızı/oğlu nın kullanımındadır. Ģeklinde yapılacaktır. ġartlara uygun olmadığı nedeniyle ifrazı yapılamayan ve ölçü krokisinde kesik çizgiler ile gösterilen fiili kullanım sınırları, sınırlandırma krokisinde ve paftasında ise gösterilmez. Anayasa Mahkemesinin sözü edilen kararından önce, 3402/Ek 4 madde kapsamında yapılan kadastro çalıģmaları sırasında, 3194 sayılı İmar Kanunu ile tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi tutulmaksızın sınırlandırma, ölçü ve kullanıcı/muhdesat belirleme iģlemleri tamamlanıp henüz askı ilanına alınmamıģ çalıģma alanında bulunan 2/B parsellerinin kadastro tutanakları kadastro komisyonuna intikal ettirilmesi ve yukarıdaki açıklamalara göre iģlem yapılması sağlanır. 2/B parselinden eylemli orman alanı olarak ayrılması ve ana orman parseline dahil edilmesine yönelik talepler, sözü edilen kısıtlamalara tabi tutulmaksızın karģılanır. Belirtme Konulması: Bu çalıģmalar sırasında kadastro tutanaklarının beyanlar hanesinde, uygulanan tapu kayıtlarında ki mevcut belirtmelerin dıģında; Kullanıcısı varsa, tarihinden önce kim/kimlerin kullanımında bulunduğu, 118

120 ( 31/12/2011 tarihinden önce olmak suretiyle / / tarihinden/ yılı ayından/. yılından beri kızı/oğlu nın kullanımındadır. gibi) Üzerinde muhdesat varsa, tarihinden önce muhdesatın kim/kimlere ait olduğu, Özel Kanunlarına göre değerlendirilmesi gereken yerler varsa, bunların niteliği ve taģınmazın tamamını mı yoksa bir kısmını mı kapsadığı, Hususlarında (bunlardan uygun olanları) ve ayrıca (mutlaka), 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılmıģtır. Ģeklinde Belirtme yapılır. Askı Ġlanı; ÇalıĢmalar sonuçlandığında, mahalle ve köy esasına göre askı ilan cetvelleri düzenlenir ve Kadastro Kanununun 11 inci maddesi uyarınca 30 gün süre ile ilan edilir. Askı ilanı; Hazine adına orman sınırları dıģına çıkarılan parseller için kadastro yönüyle, Düzeltmeden etkilenen orman, 2/A ve kadastro parselleri için düzeltme yönüyle, Yapılır. Düzeltme yönüyle ilana alınan parseller için bu yönde ilana alındığı hususu askı cetvellerinde belirtilmekte ve düzeltme yönüyle askı ilanına alınan parseller için kadastro tutanağı düzenlenmez. Hazine adına kayıtlı olup üzerinde herhangi bir daimi ve müstakil hak tesis edilmeyen ve fiili zemini itibariyle kesinleģmiģ 2/B sahası içinde kalan imar uygulamasına tabi tutulmuģ parsellerin dıģ sınırlarında herhangi bir değiģiklik yapılmadan imar parseli bütünlüğü bozulmaksızın 3402 Sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesi uyarınca kullanıcı/muhdesat belirlemesi kadastro suretiyle yapılır. Ancak, imar uygulamasından önce 2/B sahası dıģında olmasına rağmen yapılan uygulama sonucu dağıtım sureti ile 2/B sahası içine taģınan Hazine taģınmazları ile imar uygulaması öncesinde 2/B sahası içinde kalmasına rağmen yapılan uygulama sonucunda 2/B sahası dıģına çıkarılan Hazine taģınmazları ile ilgili olarak ise kadastro çalıģması yapılmaz. Kullanıcı Tespiti Amacıyla Kadastro Yapılmayacak Yerler Daha önce yapılan tapulama ve kadastro çalıģmaları sırasında, gerçek ve tüzel kiģiler (Hazine dıģındaki) adına tescili yapılmıģ yerler 2/B alanı içerisinde kalıyor ise, Daha önce yapılan tapulama ve kadastro çalıģmaları sırasında veya mahkeme kararı ile ya da idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilmiģ taģınmazlardan, üzerinde müstakil ve daimi hak tesis edilmiģ yerler, Tahsisen geri kazanılmıģ eylemli orman alanları (Orman idaresince, eylemli orman haline dönüģen yerlerin maliye idaresinden ormana iadesinin sağlanmak suretiyle iade yazısı ve uygulanabilir haritası ile birlikte orman olarak tescilinin talep edilmesi halinde bu yerler), 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dıģına çıkarılan yer, 2924 ya da 3402 sayılı Kanunlar uyarınca fiili kullanım durumuna göre kadastroya tabi tutulmuģ ise, Tapulama veya kadastro çalıģmaları sırasında davalı olması nedeniyle malik tespiti yapılmayan ya da gerçek veya tüzel kiģiler adına tespit edilen ancak bu tespite karģı kadastro/tapulama mahkemelerinde açılan davalar nedeniyle kadastrosu kesinleģtirilmeyen ve halen davası devam eden parsellerin mülkiyeti Mahkemece belirleneceğinden, davası devam eden bu parseller Ģayet kesinleģen 2/B alanında kalıyor ise, bu parseller dava sonuçlanıncaya kadar, 3402 Sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesi kapsamında fiili kullanım durumuna göre kadastroya tabi tutulmaz. Diğer taraftan, tapulama veya kadastro çalıģmaları sırasında davalı olması nedeniyle malik tespiti yapılmayan ya da gerçek veya tüzel kiģiler adına tespit edilen ancak bu tespite karģı açılan dava nedeniyle Mahkemeye intikal ettirilen parsellerin, davalarının orman lehine sonuçlanması üzerine yapılacak 2/B uygulaması sonucunda kesinleģen 2/B alanında kalıyor ise, bu parsellerin kullanıcıları/muhdesatları ise, 3402 Sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesi kapsamında fiili kullanım durumuna göre yapılacak kadastro suretiyle belirlenir. 119

121 Kadastrosu Yapılacak 2/B Alanları Ġçinde Kalan, Özel Kanunlarına Göre Değerlendirmesi Gereken Yerlerde Uygulama: ÇalıĢmalara baģlamadan önce, ilgili kamu kurum ve kuruluģlarına yazılan yazılara verilen cevaplarda, 2/B sahası içinde özel kanunlarına göre değerlendirilmesi gereken yerler olarak bildirilen yerlerden; Kamu Hizmetine Tahsis Edilen Yerler; 2/B sahaları içinde okul, ibadet yeri (cami gibi) ve benzeri kamu hizmetine ayrılmıģ yerler varsa, bunlar ayrı bir parsel numarası altında sınırlandırılıp, zemindeki vasfı ile Hazine adına tespit ve tescilleri yapılır. Kamuya Terk EdilmiĢ Yerler; 2/B sahaları içinde mevcut dere ve yol gibi kamuya terk edilmiģ yerler varsa, bunlar tescile tabi olmadıklarından, paftasında özel iģaretiyle gösterilir. Kamu Orta Malı (Mera, Yaylak, KıĢlak gibi) Olarak Orman Sınırı DıĢına Çıkarılan Yerler: 2/B alanlarının içinde, orman tahdit tutanaklarına göre orman kadastro komisyonlarınca; mera, otlak, kıģlak ve yaylak gibi vasıflarla orman sınırı dıģına çıkarılmıģ kamu orta malı nitelikli yerler, 4342 sayılı Mera Kanununa göre tahsis amacı değiģtirilmedikçe özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden, kullanıcılarının tespiti amacıyla kadastroya tabi tutulmayacak ve kamu orta malları siciline (özel siciline) kaydedilecektir. Bunun dıģında, orman tahdit tutanaklarında yer almayan ancak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerince gönderilen uygulanabilir haritaya ya da çalıģmalar sırasında zeminde gösterilen sınırlara göre, kısmen veya tamamen 2/B alanı içerisinde kaldığı tespit edilen kamu orta malı (mera, yaylak, kıģlak gibi) niteliğindeki yerler için, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde Taşınmazın tamamı/ m2 lik kısmı mera/yaylak/kışlak/umuma ait çayır/ harmanyeri/panayır/eyrek/sıvat içinde kalmaktadır. Ģeklinde belirtme yapılacak ve bu alanlar, sınırlandırma ve ölçü krokileri ile paftasında gösterilecektir. Kıyı Kenar Çizgisi Ġçinde Kalan Yerler; 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6 ncı maddesinde, kıyılarda hiçbir yapı yapılamayacağı, 7 nci maddesinde ise, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağı, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 10 uncu maddesinde de, kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerle ilgili tapu iptal iģlemlerinin ilgili defterdarlıklarca yürütüleceği belirtildiğinden; 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dıģına çıkarılan alanlarda yapılan kadastro çalıģmaları sırasında kısmen veya tamamen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı tespit edilen taģınmazlara ait kadastro tutanağında bu husus açıklanır ve tutanağın beyanlar hanesinde Taşınmazın tamamı/ m2 lik kısmı kıyı kenar çizgisi içinde kalmaktadır. Ģeklinde belirtme yapılır ve bu alanların sınırları, sınırlandırma ve ölçü krokileri ile paftasında gösterilir. Sahil ġeridi Ġçinde Kalan Yerler; 3621 sayılı Kıyı Kanununun 8 inci maddesinde; Uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil Ģeritlerinde, hiçbir yapı ve tesis yapılamayacağı, uygulama imar planı bulunan yerlerde ise, duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluģturulamayacağı, bu alanlarda toplum yararına açık olmak Ģartıyla (konaklama hariç) günü birlik turizm yapı ve tesisleri yapılabileceği hükmü yer aldığından; 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dıģına çıkarılan alanlarda yapılan kadastro çalıģmaları sırasında kısmen veya tamamen sahil Ģeridi içinde kaldığı tespit edilen taģınmazlara ait kadastro tutanağında bu husus açıklanır ve tutanağın beyanlar hanesinde Taşınmazın tamamı/ m2 lik kısmı sahil şeridi içinde kalmaktadır. Ģeklinde belirtme yapılır ve bu alanların sınırları, sınırlandırma ve ölçü krokileri ile paftasında gösterilir. Ġçme Suyu Temin Edilen Göl ve Barajların Su Toplama Havzasında Kalan Yerler; Ġçme suyu temin edilen göl ve barajların mutlak koruma alanlarında, özel kanunları ve yönetmelikleri ile tarım ve inģaat yasağı getirildiğinden; 120

122 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dıģına çıkarılan alanlarda, içme suyu temin edilen göl ve barajların bulunması durumunda, öncelikle ilgili kuruluģlardan (DSĠ ve Belediye gibi) su toplama havzalarının mutlak koruma alanını gösterir haritası istenir ve bu haritanın uygulanması sonucunda, kısmen veya tamamen bu saha içinde kaldığı tespit edilen taģınmazlara ait kadastro tutanağında bu husus açıklanır ve tutanağın beyanlar hanesinde Taşınmazın tamamı/ m2 lik kısmı,. Gölünün/Barajının su toplama havzası içinde kalmaktadır. Ģeklinde belirtme yapılır ve bu alanların sınırları, sınırlandırma ve ölçü krokileri ile paftasında gösterilir. Kültür ve Tabiat Varlıkları ile Bunların Koruma Alanı Ġçinde Kalan Yerler; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 11 inci maddesinde, Kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez hükmü yer aldığından; 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dıģına çıkarılan saha içerisinde yapılan kadastro çalıģmaları sırasında kısmen veya tamamen zilyetlikle iktisabı yasaklanmıģ olan bu alanlar içinde kalan taģınmazlara ait kadastro tutanaklarında bu husus açıklanarak, tutanağın beyanlar hanesinde, durumuna göre Taşınmazın m2 lik kısmında/tamamında.. Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlığı bulunmaktadır. ya da Taşınmazın m2 lik kısmı/tamamı birinci/ikinci derece arkeolojik sit alanında kalmaktadır. Ģeklinde belirtme yapılır ve bu alanların sınırları, sınırlandırma ve ölçü krokileri ile paftasında gösterilir. Ġrtifak Hakkı Tesis Edilen veya Tahsisi YapılmıĢ Olan Yerler; 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dıģına çıkarılan saha içerisinde yapılan kadastro çalıģmaları sırasında kısmen veya tamamen, (15/Mayıs/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun; 12/Mart/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi TeĢvik Kanunu; 24/ġubat/1984 tarihli ve 2981 sayılı Ġmar Ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı ĠĢlemler Ve 6785 Sayılı Ġmar Kanununun Bir Maddesinin DeğiĢtirilmesi Hakkında Kanun; 9/Ağustos/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu gibi) kanunlara istinaden tahsisi yapılmıģ veya irtifak hakkı tesis edilmiģ saha içinde kaldığı tespit edilen taģınmazlara ait kadastro tutanaklarında bu husus açıklanır ve tutanağın beyanlar hanesinde gerekli belirtme yapılarak, bu alanların sınırları sınırlandırma ve ölçü krokileri ile paftasında gösterilir. --Eylemli Orman Alanına DönüĢmüĢ Yerler; ÇalıĢma alanı içerisinde, eylemli ormana dönüģen yerler varsa; Orman idaresince, eylemli orman haline dönüģen yerlerin maliye idaresinden ormana iadesinin sağlanmak suretiyle iade yazısı ve uygulanabilir haritası ile birlikte orman olarak tescilinin talep edilmesi halinde bu yerlerin, 3402 sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesi kapsamında kadastroya tabi tutulmaksızın ve de il/belediye encümen kararı aranmaksızın, düzenlenecek tescil bildirimi ile ana orman parseline dahil edilmesi (birleģtirilmesi), ana orman parselinin tapuda henüz tescili yapılmamıģ ise bu eylemli orman alanının orman vasfı ile tapuya tescil edilmesi, Bu yerlerin dıģında kalan 2/B alanlarının 3402 sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesi kapsamında kadastrosunun yapılması, 3402 sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesine göre yapılacak çalıģmalar sırasında mahalli orman idaresince 15 günlük süre içerisinde eylemli orman haline gelmiģ alanları gösterir uygulama niteliği bulunan bir haritanın gönderilmiģ olması ya da çalıģmalar sırasında bu alanların sınırlarının zeminde bizzat gösterilmesi halinde, kadastro tutanağının edinme sebebinde gerekli açıklama yapılmak suretiyle beyanlar hanesinde TaĢınmazın tamamı/ m2. lik kısmı, eylemli orman haline dönüģmüģtür. Ģeklinde belirtme yapılması, bu alanların sınırlandırma ve ölçü krokileri ile paftasında gösterilmesi, 3402 sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesine göre yapılacak çalıģmalar sırasında kadastro ekiplerince 2/B alanı içerisinde doğrudan orman vasfı ile tespit yapılmaması gerekmektedir. 121

123 GÜNCELLEME ÇALIġMALARI Güncelleme yapılacak 2/B alanları Daha önce 2924 ya da 3402 sayılı Kanunlar kapsamında fiili kullanım durumuna göre kadastroya tabi tutulan 2/B alanlarında, Maliye Bakanlığının talebi ile güncelleme çalıģması yapılır. Ancak, bu alanlarda daha önce (Orman ve Köy ĠliĢkileri Genel Müdürlüğünce- ORKÖY ce) satıģı yapılan 2/B parselleri varsa bunlar güncellemeye tabi tutulmaz. Hazırlık ÇalıĢmaları; Tapu kayıtlarının çıkarılması: Güncelleme çalıģması yapılacak saha içinde kalan taģınmazlara ait tapu kayıtlarının örnekleri liste halinde alınır. Güncellemeyi yapacak ekibin oluģturulması: Bu çalıģmaları yürütecek ekip, kadastro müdürlüğünce ihtiyaca göre yeterli sayıda görevlendirilecek personel, maliye temsilcisi ve köy/mahalle muhtarından oluģturulur. Ancak, güncelleme çalıģmaları sırasında orman haritası ile 2/B alanına komģu kadastro parsellerinde düzeltmeyi gereken bir hata tespit edilirse, bu hata, 3402 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre oluģan kadastro ekibine orman yüksek mühendisi/orman mühendisi ile kadastro kontrol mühendisi de iģtirak ettirilmek suretiyle giderilir. Kullanıcı ve muhdesat sahiplerinin bilgilendirilmesi; Güncelleme çalıģmaları sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanununda yer alan ilanlar yapılmayacağından, güncelleme çalıģmalarına baģlanmadan en az üç gün önce, kullanıcıların/muhdesat sahiplerinin bilgilendirilmesi ve çalıģmalar sırasında hazır bulunmalarının sağlanması amacıyla kadastro müdürlüklerince muhtarlıklarda duyuru yapılır. Güncelleme çalıģmaları; Bu çalıģmalar sırasında, Hazine adına orman sınırları dıģına çıkarılmıģ ve tapuya tescili yapılmıģ yerlerin, zemindeki fiili kullanım durumları ve kullanıcıları ile varsa üzerindeki muhdesatlar da bir değiģiklik olup olmadığı belirlenir. Teknik mevzuata uygun olan veya uygunluğu sağlanan 2/B parsellerinde yapılacak güncelleme çalıģmaları sırasında, parsellerin daha önce tapuya tescil edilmiģ olduğuna bakılmaksızın kullanıcıları ile varsa üzerindeki muhdesatlar belirlenir, aģağıdaki açıklamalar doğrultusunda ifraz/tevhit iģlemleri, kullanıcı/muhdesat değiģikliği ve tescil/terkin iģlemleri yapılır. Güncelleme çalıģmaları sırasında ifraz ve tevhit iģlemleri; 3194 sayılı Ġmar Kanunu ile tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi tutulması gerektiğinden, bu iģlemler 2012/5 nolu genelgedeki açıklamalara göre (ilgililerince ibraz edilecek il/belediye encümen kararlarına dayalı ve tarım arazilerinde gıda tarım ve hayvancılık il/ilçe müdürlüklerinden alınacak cevaba göre) yapılır ve ifraz/ tevhit haritaları teknik mevzuata uygun hassasiyette düzenlenir. Anayasa Mahkemesinin sözü edilen kararından önce, 3402/Ek 4 madde kapsamında yapılan güncelleme çalıģmaları sırasında 3194 sayılı İmar Kanunu ile tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi tutulmaksızın ifraz/tevhit iģlemi yapılan ve tapuda henüz tescili yapılmamıģ olan parsellerin tescil bildirimleri (beyannameleri) kadastro müdürlüğüne iade edilecek, yukarıda belirtilen Ģartları sağlayanların ifraz/tevhit durumuna uygun Ģekilde tapuda tescili yapılacak, sağlamayanların ise tapuda tescilli sınırları korunur. 2/B parselinden eylemli orman alanı olarak ayrılması ve ana orman parseline dahil edilmesine yönelik talepler ise, il/belediye encümen kararı aranmadan karģılanacaktır. Teknik mevzuata uygun olan veya uygunluğu sağlanan 2/B alanlarında yapılacak çalıģmalar sırasında, ifraz veya tevhide konu taģınmazların kim/kimlerin kullanımında bulunduğu, varsa üzerindeki muhdesatın kim/kimlere ait olduğu tespit edilerek bu bilgileri içeren bir liste düzenlenir. Bu çalıģmalar sırasında, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde yazılı kullanıcılarında, muhdesat sahiplerinde ve sınırlarında değiģiklik bulunmadığı tespit edilen 2/B parselleri de, düzenlenecek listede aynen gösterilir. 122

124 Kullanıcı ve muhdesat değiģikliği; 2/B parsellerini, kullanıcılarından veya muhdesat sahiplerinden devraldıkları yönünde yapılacak taleplerde; Bu hususun, noterlikte düzenlenen ya da haricen düzenlenip muhtarlıkça tasdik edilen bir belge ile kanıtlanması yada tapu kaydında ismi yazılı kullanıcı veya muhdesat sahibinin talep ve muvafakatının sağlanması gerekmektedir. Daha önce belirlenmiģ kullanıcı veya muhdesat sahiplerinin ölü olması halinde ise, mirasçıları ibraz edilecek veraset belgesi ile belirlenir. Mirasçıları arasında taksim yapıldığına yönelik taleplerin ise, noterlikte düzenlenen ya da haricen düzenlenip muhtarlıkça tasdik edilen bir belge ile kanıtlanması ya da tüm mirasçıların birlikte beyan ve talepte bulunmaları gerekmektedir. Her iki halde de, yeni duruma uygun kullanıcı veya muhdesat belirlemesi yapılır. Güncelleme çalıģmaları sırasında, aynı parsel üzerinde birden fazla muhdesat niteliğinde bina bulunduğunun tespiti durumunda, yatay muhdesatlarda harf verilmek suretiyle, dikey muhdesatlarda ise bağımsız bölüm numarası yazılmak suretiyle muhdesat sahipleri, güncelleme sonucu düzenlenecek listede gösterilir. Hazine adına kayıtlı olup üzerinde herhangi bir daimi ve müstakil hak tesis edilmeyen ve fiili zemini itibariyle kesinleģmiģ 2/B sahası içinde kalan imar uygulamasına tabi tutulmuģ parsellerin dıģ sınırlarında herhangi bir değiģiklik yapılmadan imar parseli bütünlüğü bozulmaksızın 3402 Sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesi uyarınca kullanıcı/muhdesat değiģikliği güncelleme suretiyle yapılır. Ancak, imar uygulamasından önce 2/B sahası dıģında olmasına rağmen yapılan uygulama sonucu dağıtım sureti ile 2/B sahası içine taģınan Hazine taģınmazları ile imar uygulaması öncesinde 2/B sahası içinde kalmasına rağmen yapılan uygulama sonucunda 2/B sahası dıģına çıkarılan Hazine taģınmazları ile ilgili olarak ise güncelleme çalıģması yapılmaz. Güncelleme çalıģmaları sırasında, daha önce tespit edilen kullanıcısının kayıttan çıkarılma talebinde bulunması durumunda, kimlik tespiti yapıldıktan sonra ilgilisinin beyan ve imzasını içeren tutanak düzenlenir ve bu tutanak ekip görevlilerince de imzalanır. Düzenlenecek listede halen kullanıcısının bulunmadığı yazılır ve tapu kütüğündeki kullanıcı ismi terkin edilir. Tescil iģlemleri sonucunda düzenlenecek tapu senetlerinde ve kullanıcı ile muhdesat sahiplerini gösterir liste birim bazında düzenlenerek mahalli maliye kuruluģuna gönderilir. Bu çalıģmalar tamamlanarak tapuda gerekli tescil/terkin ve belirtme iģlemleri yapıldıktan sonra, kullanıcı veya muhdesatların devrine yönelik tapu ve kadastro müdürlüklerine yapılacak talepler karģılanmaz. Daha önce kullanıcısı ve muhdesat tespiti amacıyla (3402 yada 2924 sayılı Yasalara göre) yapılan kadastro çalıģmaları sırasında kullanıcı ve muhdesat tespiti yapılmayan, bu kere yapılan güncelleme çalıģmaları sırasında kullanıcısı veya üzerinde muhdesat bulunduğu belirlenen parseller, güncellemeye tabi tutulmaz. Bu durumdaki parseller, Merkezden ayrıca talimat beklenilmeden fiili kullanım durumu dikkate alınmak suretiyle kadastroya tabi tutulur. 123

125 EŞYA HUKUKU 124

126 GĠRĠġ Ayni haklar, Türk Medeni Kanununda, mülkiyet hakkına iliģkin konuların bir sistem içinde ele alındığı, Dördüncü Kitap olarak düzenlenen son bölümünde, 683. maddeden baģlayarak Kanunun sonuna kadar olan kısmında yer almıģtır yılı baģından itibaren yürürlüğe giren yenilenmiģ Türk Medeni Kanunu toplam 1030 maddeden oluģmakta olduğuna göre, ayni haklar konusunda Kanunda 347 madde yer almaktadır. Türk Medeni Kanunu nun değiģtirilmeden önceki düzenlemesinde Ayni Haklar baģlığı altında düzenlenen Dördüncü Kitap yeni düzenlemede EġYA HUKUKU baģlığı altında düzenlenerek ayni haklar kavramı burada kullanılmamıģtır. Ancak bu kavramın önemi dikkate alınarak, eski düzenlemede Mülkiyetin Gayrı Ayni Haklar baģlığı altında düzenlenmiģ olan Ġkinci Kısım yeni düzenlemede SINIRLI AYNĠ HAKLAR baģlığı altında düzenlenmiģtir. Kanun koyucunun bunu ayni haklar kavramının etki gücüne ve önemine binaen tercih ettiği anlaģılmaktadır. Eski düzenlemede olduğu gibi yeni düzenlemede de Kanun, EĢya Hukukunu üç ana bölümde düzenlemiģtir. Birinci Kısımda mülkiyet, Ġkinci Kısımda sınırlı ayni haklar, üçüncü kısımda ise, zilyetlik ve tapu sicili ele alınmıģtır. EĢya hukuku ile ilgili genel düzenlemelerin Türk Medeni Kanunu nda yer almasına karģılık, Türk Borçlar Kanunu nda akitlerin (sözleģmelerin) kurulması, sona ermesi, sorumluluk hukuku ve Borçlar Hukukunun umumî hükümleri iģin mahiyetine uygun düģtüğü oranda eģya hukukunda da uygulanır. EĢya Hukukunun Konusu ( ) Ayni Haklar Zilyetlik Tapu Sicili ( ) ( ) ( ) ( ) Türk Medeni Kanunu nda, hak sahibi gerçek veya tüzel kiģilerin eģya üzerindeki hâkimiyet ve diğer hakları dolayısı ile ortaya çıkan hususları düzenleyen bölümü eģya hukuku olarak adlandırılmıģtır. KiĢinin eģya üzerindeki hâkimiyeti genellikle bir hakka dayanmakla birlikte, bunun her zaman bir hakka dayanmaması da söz konusu olabilmektedir. Örnek: A B nin saatini çalmış ve kullanmaktadır. A nın bu saat üzerindeki hâkimiyeti bir hakka dayanmamaktadır. Maddî mallar üzerindeki mutlak haklardan olan aynî haklar, doktrinde genel kabul görmüģ tanıma göre, kiģilere eģya üzerine doğrudan doğruya hâkimiyet sağlayan ve herkese karģı ileri sürülebilen hak olarak tarif edilir. EĢya üzerinde doğrudan hâkimiyet sağlayan haklara ayni haklar denir. EĢya hukukunun temel konusunu ayni haklar teģkil eder. KiĢinin eģya üzerindeki hâkimiyeti bir hakka dayanmıyorsa, bu fiili duruma zilyetlik denir (Zilyetlik, eģya üzerindeki fiili hâkimiyet). EĢya hukuku, aynî haklar kavramına göre daha geniģtir. Zira eģya hukuku kavramına aynî haklardan baģka, zilyetlik ve tapu sicili de girer. Aynî hak kavramının içine ise, mülkiyet ve sınırlı aynî haklar girer. Aynî hak, kiģilere eģya üzerinde doğrudan doğruya, aracısız hâkimiyet sağladığına göre, herkesin bu hakka uyması, saygı göstermesi gerekir. Mademki, üçüncü kiģiler aynî hakka saygı göstermek, ona katlanmak borcu altındadırlar o halde bir eģya üzerinde kimin aynî hakkının bulunduğunun dıģarıdan görülebilir olması sorunu ortaya çıkacaktır. Aynî haklara katlanmakla yükümlü üçüncü kiģiler açısından aynî hakların varlığının ve sahibinin bilinmesi gerekir. Türk ve Ġsviçre Hukukunda aynî haklarda üçüncü kiģilere karģı açıklık (aleniyet); taģınırlarda zilyetlikle, 125

127 taģınmazlarda ise tapu sicili ile sağlanır. Bu duruma EĢya hukukunun iki temel karinesi olarak adlandırabiliriz. Örnek: A bir menkul malı elinde bulunduruyorsa, ya da hâkimiyet alanı altında tutuyorsa, karine olarak A nın o mala ait ayni hakların sahibi olduğu var sayılır. Örnek: Bir taşınmazın tapu sicilinde B adına kayıtlı olduğu görülüyorsa, aksi ispat edilinceye kadar, hatta iyi niyetli tüm üçüncü kişiler bakımından, tapu sicilindeki kayıt değiştirilinceye kadar karine olarak o taşınmazın malikinin B olduğu varsayılır. TaĢınır malların özelliği gereği zilyetlik açıklığı sağlamakla yeterli görülmüģtür. Zira taģınır eģya, niteliği gereği sınırlandırılmıģtır. Bir taģınır eģyayı elinde bulunduranın malik sayılması veya iddia ettiği hakkın sahibi sayılması doğaldır. TaĢınmazlar, nitelikleri gereği yerinde sabit olan Ģeylerdir. TaĢınmazların, devlet ve kiģiler bakımından önemi, ekonomik değeri, kredi imkânı sunması, ticarî hayattaki yeri ve niteliği dikkate alındığında, zilyetliğin taģınmazlar üzerindeki aynî haklar bakımından açıklığı sağlayamayacağı kabul edilmiģ ve taģınmazların resmî bir sicile kayıt edilmesi esası getirilmiģtir. Bir kimsenin taģınmazının yanı baģında bulunarak, fiili hâkimiyet sağlaması ve bunun da hak sahipliğini göstermesi hayatın olağan akıģına aykırıdır. TaĢınmazlar üzerindeki aynî haklar, tapu siciline tescil edilmekle üçüncü kiģiler bakımından açıklık sağlanır. Aynî haklar yönünden bu ilkeye, aynî hakların kamuya açıklığı ilkesi ; tapu sicili yönünden bu ilkeye, tapu sicilinin açıklığı (aleniyeti) veya sadece açıklık ilkesi denilmektedir. Burada kısaca zilyetlik kavramına değinmekte yarar vardır. Zilyetlik, bir Ģey üzerindeki fiili hâkimiyettir. (bkz. M.K. m. 973) Ġki unsuru vardır: EĢyaya fiili hâkimiyet Zilyetlik iradesi TaĢınır bir malın zilyetinin, o malın maliki sayılmasına mülkiyet karinesi denir (M.K. m. 985). Zilyetliğin en önemli iģlevi taģınır mallarda aynî haklar için kamuya açıklık sağlamasıdır. Bu sebeple, taģınırlarda aynî hak kazanılması zilyetliğin kazanılmasına bağlanmıģtır. Ayrıca, zilyetlik, taģınır mallarda da taģınmazlarda da zamanaģımı ile aynî hak kazanılmasına imkan sağlar. TAPU SĠCĠLĠ TaĢınmazlar üzerindeki aynî haklar tapu sicili ile üçüncü kiģilere karģı açıklanır. Bu durum aynî hakların herkese karģı ileri sürülebilme özelliğinden kaynaklanmaktadır. Aynî haklara karģı, herkesin ihlal etmeme yükümlülüğü bulunmaktadır. O halde aynî hakların dıģarıdan görülebilir ve üçüncü kiģiler tarafından bilinebilir olması gerekir. Kanunkoyucu, taģınırlar üzerindeki aynî haklarda açıklığı sağlamak üzere zilyetlik kurumunu, taģınmazlar üzerindeki aynî haklar bakımından da tapu siciline kayıt esasını düzenlemiģtir. ġu halde zilyetlik ve tapu sicili, taģınır ve taģınmaz eģya üzerindeki aynî hakların aleniyet kazanmasında ve iktisabında paralel fonksiyona sahip iki ayrı müessesedir. Türkiye de modern ve gerçek anlamda tapu sicili tutulmasına 4/10/1926 tarihinde yürürlüğe giren mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ve mülga 8/10/1930 tarihli Tapu Sicili Nizamnamesi ile baģlanılmıģtır. Tapu sicili sisteminin bugünkü temel hukukî dayanakları ise, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve Tapu Sicili Tüzüğü dür. Tapu sicili sistemi, TMK nin 997 ile 1027 nci maddelerinde yeralan düzenlemeler ve Tapu Sicili Tüzüğü (TST) ne dayanır. Tapu sicili ile ilgili düzenleyici hükümler 2644 sayılı Tapu Kanunu, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) ve 3194 sayılı Ġmar Kanunu gibi baģkaca özel kanunlarda da bulunmaktadır (Ünal ve BaĢpınar 2008). TMK nin 997 nci maddesinde, Taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tapu sicili tutulur. hükmü bulunmaktadır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre, sicilin örneği, nasıl tutulacağı ve yardımcı siciller tüzükle belirlenir. TMK nin uygulanmasını göstermek ve öngördüğü tapu sicillerinin düzenli bir biçimde tutulmasını sağlamak üzere TST yürürlüğe konulmuģtur. TST nin 5 inci maddesine göre tapu sicili, Devletin sorumluluğu altında, tescil ve açıklık ilkelerine göre taģınmazlar ile üzerindeki hakların durumlarını göstermek üzere tutulan sicildir. 126

128 Tapu sicili, birbirini tamamlayan fonksiyonlarıyla birden çok sicil ve belgeden oluģur (Reisoğlu 1984). Tapu sicili, taģınmazlar üzerindeki aynî hakları ve Ģerh edilmiģ kiģisel hakları gösterdiği için, taģınmaz malların hukukî fotoğrafı olarak da tanımlanır (Eren ve BaĢpınar 2007). Zira taģınmazla ilgili tasarruf iģlemleri tapu sicili üzerinde yapılır. Tapu sicili, taģınmazlar üzerindeki aynî hakların durumlarını devamlı surette göstermek üzere Devlet tarafından ve Devletin sorumluluğu altında, tescil ve açıklık ilkelerine göre tutulan sicillerdir. Tapu sicili üzerinde yapılan iģlemler, kamu görevlileri tarafından yerine getirilir ve verilen hizmet niteliği itibariyle kamu hizmetidir. Tapu sicili, taģınmazlarda açıklığı sağlamanın yanı sıra, güveni, iyiniyetin korunmasını ve istikrarı da sağlar. Tapu Sicilinin Unsurları Tapu sicili, tapu kütüğü ve kat mülkiyeti kütüğü ile bunları tamamlayan yevmiye defteri ve belgeler ile plânlardan oluģur (TMK m. 997/2). Aslî siciller TMK de bu Ģekilde sayıldıktan sonra yardımcı sicillerin belirlenmesi tüzüğe bırakılmıģtır. TST nin 7 nci maddesinde TMK de belirtilen ana sicillerin yanı sıra yardımcı siciller de düzenlenmiģtir. TST de, ana sicillerin, tapu kütüğü, kat mülkiyeti kütüğü, yevmiye defteri, resmî belgeler (resmi senet, mahkeme kararı ve diğerleri) ve plandan oluģtuğu; yardımcı sicillerin ise, aziller sicili, düzeltmeler sicili, kamu orta malları sicili ve tapu envanter defterinden oluģtuğu belirtilmiģtir. TST de yazılı ana ve yardımcı siciller ile idarî sınırlar kayıt defteri özenle saklanır (TST m. 82). T.S.T. Madde 7 ANA SĠCĠLLER YARDIMCI SĠCĠLLER 1- Tapu Kütüğü 1- Aziller sicili 2- Kat Mülkiyeti Kütüğü 2- Düzeltmeler (Tashihler) sicili 3- Yevmiye Defteri 3- Kamu orta malları sicili 4- Resmî belgeler 4- Tapu envanter defteri 5- Plân Tapu Siciline Hâkim Prensipler 1) Her taģınmaza sahife açılması ilkesi 2) Tescil ilkesi (Talep+Tasarruf Yetkisi+Hukuki sebep) 3) Tescilin sebebe bağlılığı ilkesi (Tescilin hüküm doğurabilmesi için, tescilin dayanağı hukukî sebebin sözleģmenin- geçerli olması gerekir. 4) Aleniyet (açıklık) ilkesi (Tapu sicili herkese açıktır.) 5) Ġyiniyetin korunması (Güven ilkesi) (Tapu sicilindeki tescile güvenerek, aynî hak iktisap eden iyiniyetli kiģinin kazanımı korunur.) 6) Devletin sorumluluğu ilkesi (M.K. 1007) Objektif sorumluluk (kurtuluģ beyyinesi yok) a) Tapu sicilinin hukuka aykırı tutulması b) Zarar c) Ġlliyet bağı ç) Kusurlu memura rücu (2/10 yıllık zamanaģımı süreleri) Tescil: Tapu siciline aynî haklara iliģkin yapılan belirtmeler. Mülkiyet hakkının ve sınırlı aynî hakların tapu kütüğüne yazılması tescildir. ġerhler 1) T.M.K. m KiĢisel hakların kuvvetlendirilmesi (TaĢınmaz satıģ vaadi, kat karģılığı inģaat sözleģmesi, kira ve hâsılat kirası, vefa, Ģufa, iģtira, serbest dereceden istifade hakkı, rücu Ģartı) 2) T.M.K. m Tasarruf yetkisini kısıtlayan/yasaklayan (Ġ. tedbir, iflas, konkordato ile verilen süre, aile konutu, haciz, aile yurdu, mirası art mirasçıya nakil ile yükümlü mirasçı atama) 3) T.M.K. m Geçici tescil Ģerhi 127

129 Ģerhi * aynî hak iddiası * eksik belgeleri sonradan tamamlanmasına izin verilenlerin tescil iģlemlerinin muvakkat Beyanlar: Mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar beyanlar hanesine yazılır. Örnek, teferruat, vasi tayini vs. EĢyanın Tanımı: EĢya hukuku anlamında eģya, kiģilerin (gerçek veya tüzel kiģi) üzerinde ferdî hâkimiyet kurabildikleri, maddî varlığı olan ve belirli sınırları bulunan, kiģisel olmayan varlıklardır. EĢyanın Özellikleri: EĢya hukukunun konusu, eģyanın maddi varlığı olan eģyadır. Bu nedenle meselâ, isim üzerindeki hak, eģya olmadığından mülkiyete konu olmaz. Ġstisna: Tabii kuvvetlerin (elektrik, atom enerjisi) menkul mülkiyetine konu olabileceği (M.K. m. 762) Cismani varlığa sahip Ģeyin belirli olması gerekir. Örnek, kıymetli bir taģ topraktan ayrılmadıkça eģya değildir. Hukuken üzerinde hâkimiyet kurulabilmesi mümkün olmayan bir Ģeyin tanımladığımız eģya kavramına girmediğine iģaret etmekte yarar vardır. Örneğin soyut anlamda deniz, hava, uzay gibi Ģeyler hukuki anlamda eģya kavramının kapsamı dıģındadırlar. Ancak, örneğin oksijeni bir oksijen tüpü içerisine koyarak ona hukuki anlamda bir eģya niteliği kazandırabiliriz. (Üzerinde insan hâkimiyeti kurulabilmesi) Tanımda geçen Ģahıs dıģı kavramı ile de eģyanın kiģisel olmaması özelliği vurgulanmak istenmiģtir. Ġnsan vücudu ve organları kiģisel oluģları nedeniyle hukukî anlamda bir eģya olarak kabul edilemezler. Bunun yanında, peruk, gözlük ve takma diģler gibi insan vücuduna sıkı sıkıya bağlı olmayan Ģeyler eģya niteliğindedirler. EĢyanın bir diğer önemli özelliği ise sınırlandırılabilir olmasıdır. (Belli sınırlara sahip olma) Menkul eģya, zaten doğası itibariyle sınırlandırılmıģ eģyadır. Ancak gayrı menkullerde bu sınırlamanın yapay olarak hukuk düzeninin kabul ettiği sınırlama yöntemleri ile tespit edilmesi gerekmektedir. EĢyanın ÇeĢitleri: EĢyayı hukuki anlamda öne çıkan özelliği bakımından çeģitli ayrımlara göre ele alıp adlandırabiliriz. 1) Menkul eģya, gayrı menkul eģya: Özüne zarar vermeden bir yerden baģka bir yere taģınabilen eģyaya menkul (kitap, otomobil), taģınamayan (yerinde sabit olan eģya) eģyaya ise, gayrı menkul eģya denir. (bkz. M.K. 704) 2) Basit eģya, bileģik eģya, eģya topluluğu: DıĢarıdan (hariçten) bir Ģey katılmaksızın tek baģına var olan bağımsız eģyaya basit eşya, birden çok basit ve bağımsız eģyanın birleģmesinden oluģan eģyaya ise, bileşik eşya denir. Bir araya gelerek yeni bir eģya oluģturan basit eģyalar bağımsızlıklarını yitirmeksizin bir gaye için bir araya gelmiģlerse buna eşya birliği ya da eşya topluluğu denir. Örnek: Bir altın parçası basit eģya-; altın ve gümüģ bileģimi ile yapılmıģ bir kolye bileģik eģya-; bir çift küpe bir eģya birliğidir. 3) Misli eģya, gayrı misli eģya: Bu ayrım yalnız taģınırlar hakkında söz konusudur. Misli eģya, sayı, tartı, ölçü ile belirlenebilen eģyaya denir. Bu eģyanın yerini aynı cinsten baģka bir eģya alabilir. (Kural, nevi telef olmaz. Aynen ifa mecburiyeti) Sayı, tartı, ölçü ile değil, ferden belirlenmesi gereken eģyaya gayri misli eģya denir. (Aynen ifa mecburiyeti yok+nakden tazmin) TaĢınmazlar her zaman misli olmayan eģyadırlar. Çünkü hiçbir gayrı menkul değer ve özellik itibari ile birbirinin aynı değildir. Örnek: Para, hamile yazılı kıymetli evrak, kumaģ, buğday misli eģyadır, bir alıģveriģte satın alınan orijinal bir tablo, ısmarlama yapılan bir elbise gayri misli eģyadır. 128

130 4) Tüketilebilen eģya, tüketilemeyen eģya: Kendilerinden yararlanılabilmesi tüketilmeleri suretiyle söz konusu olan (peynir, ekmek, yakacak maddeleri gibi) eģyalar veya tüketilmesi gerekmeyen (tarla, araba, mobilya, beyaz eģya gibi) eģyalar vardır. 5) Bölünebilen eģya, bölünemeyen eģya: EĢya hukukî bakımdan kendi kıymetinde önemli bir azalmaya yol açmadan, ya da, özelliklerini yitirmeden aynı vasıfta birden fazla parçaya bölünebilen (kumaģ, sıvı, taģınmaz, benzin, vb. gibi) veya bölünemeyen (otomobil, televizyon, radyo yağlı boya tablo vb. gibi) eģyalar olmak üzere ayrıma tabi tutulabilir. 6) Sahipli eģya, sahipsiz eģya: Özel mülkiyete konu olabilecek nitelikteki eģyalar fiilen üzerinde mülkiyet hakkı kurulup kurulmadığına göre bu ayrım yapılmıģtır. Sahipli eģya, üzerinde mülkiyet hakkı kurulmuģ eģyadır. Sahipsiz eģya ise, üzerinde özel mülkiyet kurulmaya elveriģli, fakat henüz özel mülkiyet kurulmamıģ eģyadır. (av hayvanları, balıklar) Sahipli eģyada mülkiyet devir yolu ile geçer. Sahipsiz eģyada ise aslen iktisap ile mülkiyet hakkı kurulup kazanılabilir. 7) Kamuya ait eģya, özel kiģilere ait eģya: Üzerinde özel mülkiyet hakkı kurulmamıģ bulunan kamunun ortaklaģa yararlandığı, kamu hizmetine tahsis edilmiģ bulunan mallara kamuya ait eģya denir. Kamu malları üzerinde, özel kiģilerin mülk edinmeleri söz konusu değildir. Örnek: Ormanlar, sahiller, mera, yaylak, kıģlak, tepeler gibi. AYNÎ HAK KAVRAMI: Aynî haklar, kiģilerin eģya üzerinde doğrudan doğruya hâkimiyetini sağlayan, herkese karģı ileri sürülebilen haklardır. Aynî hak kavramı 3 unsuru içerir. a) Aynî hak, bir eģya üzerindedir. b) Aynî hak, sahibine o eģya üzerinde doğrudan doğruya hâkimiyet sağlar. (aracısız hâkimiyet, dolaysız hâkimiyet) c) Aynî hak, herkese karģı ileri sürülebilir. (herkesin ihlal etmesi mümkün olduğu için) AYNÎ HAKLARIN SINIFLANDIRILMASI: Genel Olarak: Türk-Ġsviçre EĢya Hukukunda aynî hakların türleri kanun tarafından sınırlı Ģekilde öngörülmüģtür. Kanundaki bu düzenlemenin dıģında yeni bir aynî hak tipi yaratılamaz. Bu ilkeye, sınırlı sayı ve tip ilkesi (numerus clausus) denir. Borçlar hukukundaki sözleģme serbestîsi ilkesi, eģya hukukunda geçerli değildir. Medenî Kanun un kabul ettiği sisteme göre aynî hakları sıralayacak olursak; 1) Mülkiyet hakkı (Tam aynî hak) 2) Ġrtifak hakları ) TaĢınmaz yükü (gayrimenkul mükellefiyeti) - (Sınırlı aynî haklar) 4) Rehin hakları B) Sahibine Sağladığı Yetkiye Göre: Ayni haklar bu açıdan mülkiyet hakkı ve sınırlı ayni haklar olmak üzere ikiye ayrılır. a) Mülkiyet hakkı: Aynî hakların sahibine sağladığı yetkilerin tamamını veren en geniģ kapsamlısıdır. Mülkiyet hakkı sahibine malik denir. Malik eģya üzerinde kullanma, semerelerinden yararlanma, eģya üzerinde baģkaları lehine sınırlı ayni hak tesis etme, tahrip etme ve tüketme haklarının tamamını kullanma hakkına sahiptir. Hem menkul, hem de, gayrı menkul eģya üzerinde mülkiyet hakkı kurulabilir. Malik eģyaya tek baģına sahip ise müstakil mülkiyetten baģkaları ile ortaklaģa sahip ise birlikte mülkiyetten söz edilir. aa) Müstakil Mülkiyet bb) Birlikte Mülkiyet - Paylı mülkiyet - Elbirliği mülkiyet 129

131 b) Sınırlı (mahdut) Aynî Haklar: Mülkiyet hakkının verdiği yetkilerden birisini veya ikisini sağlayabilir. Bu haklar irtifak hakkı, rehin hakkı ve taģınmaz yükü (gayrimenkul mükellefiyeti) olmak üzere üç türde karģımıza çıkar. (Ġleride ayrıntılı olarak incelenecektir.) C) Hakkın Konusuna Göre: Menkuller üzerinde kurulan ayni haklar ve gayrimenkuller üzerinde kurulan aynî haklar olmak üzere ikiye ayrılır. D) Hak Sahibinin Tayin EdiliĢ Tarzına Göre: Sınırlı ayni haklar bakımından söz konusu olan bu ayrıma göre, sınırlı ayni haklar ya Ģahıs lehine ya da belli bir gayrimenkul lehine kurulabilir. ġahıs lehine kurulun aynî haklara Ģahsî aynî haklar (örnek, intifa, sükna hakkı), sınırlı aynî hak baģka bir taģınmaz lehine tesis edilirse taģınmaza iliģkin aynî hak söz konusu olur.(geçit veya kaynak hakkının taģınmaz lehine tesisi) Ġkinci hâlde, taģınmazın maliki kim olursa hak da ona tanınmıģ olur. TaĢınmazın maliki değiģtikçe, hak sahibi de değiģir. Bu irtifaka aynî irtifak veya arzî irtifak (eģyaya bağlı aynî hak) denilmektedir. Aynî hak bazen, bir Ģahsa veya bir gayrimenkulün malikine değil, bir alacağa teminat teģkil etmek üzere kurulur ki buna rehin ayni hakkı denir. Bu durumda aynî hak, alacak sahibine ait olur. Bunlar rehin haklarıdır. Rehnin temin ettiği alacak sahibi kim olursa, rehin hakkı da ona ait olur. Buna fer i aynî haklar denir. AYNĠ HAKLARA HAKĠM OLAN ĠLKELER: 1) Mutlaklık Ġlkesi: Mutlak haklardan olan aynî hakların en temel özelliği, herkese karģı ileri sürülebilir oluģudur. Aynî hakların mutlak hak olmasına iki önemli sonuç bağlanmıģtır. a) Aynî hakların sahibine hukukî koruma sağlama ilkesi: Özellikle mülkiyet hakkı, kiģiye tam bir hukukî koruma sağlar. Mülkiyet hakkı, bilindiği üzere, konusu olan Ģey üzerinde malike en geniģ yetkiler verir. (T.M.K. m. 683) KiĢinin aynî hakkının ihlali durumunda; aa) Zilyetliğe son verme: Malikin zilyetliğine son verilmiģse, malik eģyanın kendisine verilmesini istihkak davası yoluyla isteyebilir. Çünkü aynî hak eģyayı takip eder. Davalının kusuru aranmaz. (T.M.K. m. 683/2) bb) Zilyetliği baģka yollarla ihlâl etme: Malikin eģya üzerindeki zilyetliği kullanması engelleniyor veya güçleģtiriliyorsa, malik haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir. (müdahalenin men i davası) Durdurma ve önleme, eski hale getirilmesi davalarıyla bu duruma son verilebilir. Davalının kusuru aranmaz. cc) EĢyaya zarar verme: Bu durumda haksız fiil davası açılarak açılarak tazminat istenebilir. dd) Zilyetliğin ihlalinin kamu hukuku tüzel kiģilerince yapılması: Malik, idare mahkemelerinde dava açmak hakkına sahiptir. b) Aynî haklarda bölünmezlik ilkesi: Mülkiyet hakkının kendisi de, malike verdiği yetki de bölünmez. Örneğin, bir taģınır malın, meselâ bir halının yarısı (A) ya, diğer yarısı da (B) ye ait olamaz. Mülkiyet hakkı kiģiye tam yetki verir. Bu yetki bölünmez. Yalın (basit) eģya üzerinde tek mülkiyet vardır. (at üzerindeki mülkiyet) 2) Muayyenlik Ġlkesi: Aynî haklar, ancak önceden mevcut belirli (muayyen) eģyalar üzerinde kurulabilir. Bir eģya topluluğu üzerinde toptan bir aynî hak tesis edilemez. Meselâ, bir kimsenin bütün malvarlığını kapsayacak bir rehin hakkı tesisi mümkün değildir. Örnek, (A) deposundaki malların yarısının mülkiyetini (B) ye geçirmek için bir sözleģme yapmıģsa, bu iģlem geçerli değildir. Depodaki her eģyanın tek tek mülkiyetinin (B) ye geçirilmesi gerekir. Özellikle sınırlı aynî haklar bakımından muayyenlik (belirlilik) ilkesi özel önem taģır. Meselâ, bir kimsenin bütün malvarlığını kapsayacak bir rehin hakkı tesisi mümkün değildir. Bir Ģey üzerinde aynî hak, Ģeyin sadece bir kısmından istifade edilse bile tamamını kapsar. Örnek, geçit hakkı (taģınmazın tamamı üzerinde kurulur.) 3) Aleniyet (kamuya açıklık) ilkesi: Aynî hakların mutlak haklara dahil olması (herkese karģı ileri sürülebilir olması), bu hakların herkes tarafından bilinebilir olması zorunluluğunu getirmektedir. Alenilik ilkesi, menkul eģyalarda zilyetlik ile gayrı menkul eģyalarda ise, tapu 130

132 sicilindeki kayıt ile kendini gösterir. Zilyetlik ve tapu sicili, aynî hakların sahiplerinin belirlenmesinde yasal bir karine yaratır. Bu itibarla kanun koyucu, taģınırlarda aynî hakkın bir baģkasına devri için, malın teslimin, dolayısıyla zilyetliğin devrini de istemiģtir. TaĢınmazlarda ise, taģınmazların taģıdığı ekonomik değerin yüksek olması sebebiyle zilyetlik yerine, o taģınmazın tapuda tescilini istemiģtir. Dolayısıyla aynî hakkın devrinde, tapudaki tescilde bir değiģiklik yapılarak aleniyetin sağlanması amaçlanmıģtır. Kısaca, aleniyet prensibinden 3 önemli sonuç çıkmaktadır. a) Devir iģleminin etkisi: TaĢınırlarda malın teslimi, taģınmazlarda tescil ile aynî hakkın baģkasına geçmesi b) Karinenin etkisi: TaĢınırlarda zilyet olma, taģınmazlarda tapu sicilinde malik görünmesi, gerçekten bu kiģilerin malik olduğunun farzedilmesi c) Güvenin korunması: Karineye güvenerek hak elde eden iyiniyetli 3. kiģilerin iktisaplarının korunması (T.M.K. m. 986) 4) ZamanaĢımı ve hak düģürücü süre iģlememesi ilkesi: Ayni haklar zamanaģımına ve hak düģürücü sürelere tabi değildirler. KiĢi bir ayni hakkını uzun süre kullanmasa da ayni hakkı devam eder. 5) Ayni Hakların Devredilebilirliği: ġahsa bağlı irtifak hakkı gibi haklar dıģında, ilke olarak aynî haklar her zaman baģkalarına devredilebilirler. Örneğin, (A), (B) ye mülkiyet hakkını devreder; fakat (A) kiģiye bağlı irtifak hakkını (sükna-intifa) devredemez. 6) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi: Aynî haklar, kanunda sınırlı sayıda öngörülmüģ, tek tek sayılmıģtır. Tarafların yeni bir aynî hak yaratması mümkün değildir. 7) Güvenin korunması ilkesi: Aynî haklar, menkullerde zilyetlik, gayrimenkullerde tapu sicilindeki kayıtlarla kamuya açıklanmaktadır. (Tapu sicilindeki kayda güvenerek ayni hak kazanının iktisabının korunması, menkullerde bazı Ģartlarla korunması) MÜLKĠYET HAKKI Türk Medenî Kanunu nun 683. maddesine göre; sahibine eģya üzerinde en geniģ yetkiler veren mülkiyet hakkı bu yetkilerle birlikte malike bazı sorumluluklar ve ödevler de yüklemektedir. Mülkiyet hakkı ile tanınan yetkileri iki guruba ayırabiliriz. A) Aktif Yetki (Olumlu Yetki) : Malik, kanunların öngördüğü biçimde (hukuk düzeninin sınırları içinde), eģya üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilme imkânına sahiptir. Aktif yetki olarak bilinen bu yetki ile malik, eģyayı kullanma, semerelendirme, semerelerinden yararlanma ve eģya üzerinde tasarruf etme hakkına sahiptir. Tasarruf yetkisi malı temlik etme, terk etme, tahrip etme, satma ve baģkalarına eģya üzerinde aynî haklar tesis etmek suretiyle sınırlama yetkisi verir. Mülkiyet hakkının sınırlanması konusunda üç önemli hüküm vardır. Bunlardan birincisi, Anayasa nın 35. maddesinde yeralan, Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. hükmüdür. Ġkincisi, Türk Medenî Kanun un 2. maddesinde yer alan iyi niyet ve dürüstlük kuralıdır ki, Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.... Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Nihayet, üçüncü önemli sınırlama yolu ise özel kanunların getirdiği sınırlayıcı hükümlerdir ki bunun en önemli örneği Ġmar Kanunu dur. B) Koruyucu Yetki (Mülkiyetin Menfî Unsuru) : Malikin, hukuk düzeninin sınırları içinde malını dilediği gibi kullanabilmesi için kendisine bazı yetkiler verilmiģtir. KiĢinin sahip olduğu bu yetkilere koruyucu yetkiler denir. T.M.K. nun 683 üncü maddesinde öngörülen bu yetkiler istihkak davası ve müdahalenin men i (haksız elatmanın önlenmesi) davasıdır. MÜLKĠYETĠN KONUSU VE MUHTEVASI Bir aynî hak olan mülkiyetin konusu eģyadır. Muayyenlik ilkesi gereği mülkiyet hakkı ancak belirli ve mevcut bir eģya üzerinde kurulabilir. EĢya, ya yalın eģya Ģeklindedir. Yüzük, madenî para gibi. Bunlar üzerinde tek bir mülkiyet söz konusudur. Birden fazla kimse, aynı eģya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olabilirler. Ancak, 131

133 kiģiler aynı eģyanın bir kısmı, meselâ, yarısı üzerinde mülkiyet hakkına sahip olamazlar. Bazen bir eģya baģka bir eģya ile birleģerek, bileģik eģya dediğimiz bir bütün teģkil edebilir. Burada aynı değerde iki eģya birleģerek tek bir eģya meydana getirir veya eģyadan biri asıl eģya olarak kalır, bir baģka eģya onunla birleģir ve o asıl eģya tahrip, tağyir (baģkalaģtırma) veya telef olmaksızın ayrılamazsa, bu birleģen eģya diğerinin bütünleyici parça sıdır. Eğer bir diğer eģya ile birleģen menkul eģya kendi bağımsızlığını kaybetmez ve birleģtiği eģyanın, korunması, daha iyi iģletilmesi veya daha verimli kullanılması iģlevini görüyorsa bu eģyaya, eklenti veya teferruat denir. Bütünleyici Parça (Mütemmim cüz): (T.M.K. m. 684) Bütünleyici Parça vasfının kazanılması Harici bağlılık Dahili bağlılık Bağ. Devamlı Mahalli örfe göre mütemmim cüz sayılma (tali unsur) Türk Medeni Kanun un 684/2 ye göre, yerel adetlere göre, bir Ģeyin temel unsurunu teģkil eden ve o Ģey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiģtirilmedikçe (telef, tahrip veya tağyir edilmedikçe) asıl eģyadan ayrılması mümkün olmayan parçalar o Ģeyin bütünleyici parçasıdır. (mütemmim cüz). Bütünleyici parça ile asıl eģya ayrı ayrı kiģilerin olamaz. Asıl eģya kime ait ise bütünleyici parça da onundur. Bu özellikleri sırasıyla açıklayalım. a. Harici bağlılık: Asıl eģya ile bütünleyici parça arasında dıģtan görülebilir bir bağ vardır. Örnek, bir inģatta kullanılan beton sütunlar, duvara bitiģtirilen Ģömine o inģaatın, o duvarın bütünleyici parçasıdır. b. Dahili Bağlılık: Asıl Ģey ile bütünleyici parça arasında iģlevsel bir bağın olmasıdır. Asıl Ģey bütünleyici parça olmadan eksik kalmaktadır. Örnek, araba ile motoru arasındaki bağ. c. Devamlı Bağlılık: Dahili ve harici bağlılığın sürekli olması gerekir. Aksi halde, bütünleyici parçadan değil, bağımsız eģyadan sözedilir. d. Yerel Adetlere göre Esaslı Unsur Sayılma: Ġki eģya arasında asıl Ģey ve bütünleyici parça iliģkisinin bulunup bulunmadığını tayinde yerel âdete de bakılır. Ancak bu unsur talî mahiyettedir. Eğer asıl Ģey ile diğer Ģey arasında dahilî ve haricî ve de sürekli bir bağlılık varsa yerel âdete bakılmaz; fakat iki Ģey arasındaki bağlılık sıkı değilse, yani asıl Ģey zarara uğratılmadan veya yapısı değiģmeden veya yok edilmeden diğerinden ayrılabiliyorsa, bu takdirde o yöredeki yerel âdete bakılarak karar verilir. Örnek, kat kaloriferinin dairenin bütünleyici parçası olup olmadığı yöreden yöreye değiģir. Kanun koyucu, yukarıda belirtilen Ģartlar gerçekleģmese de, bazı eģyalara bütünleyici parça vasfı tanımıģtır. Bunlar, doğal ürünler (m. 685) ve arazi üzerindeki yapılar, bitkiler, kaynaklar (m. 718) Doğal ürünlerden kasıt mahsuller ve diğer hâsılat tır ki, bir Ģeyin maliki onun ürünlerinin de maliki olur. Diğer hâsılat, taģ ocağından çıkarılan taģ ve ormandan kesilen ağaç gibi adetlerin (örfün) elde edilmesini uygun gördüğü semerelerdir. Asıl Ģeyden ayrılıncaya kadar doğal ürünler (tabii semereler) de asıl Ģeyin bütünleyici parçasıdırlar. Asıl Ģeye kim malik ise doğal ürünlere de o malik olur. Arazi asıl Ģey, üzerine yapılan ve dikilenler bütünleyici parçalardır. Bütünleyici Parça Olmanın Sonuçları: a) Asıl eģya üzerindeki aynî haklar bütünleyici parçayı da kapsar. Örnek: (A) gayrimenkulü üzerinde tesis edilen bir ipotek, o gayrı menkulün bütünleyici parçalarını da kapsar. b) Bütünleyici parça, baģka bir eģyanın bütünleyici parçası olmuģ ise, üzerindeki aynî hak da bu iģlem ile birlikte sona erer. 132

134 c) Bütünleyici parça, asıl eģyadan ayrı olarak temliki tasarrufa konu olamaz. Örneğin, gayrimenkul birisine, üzerindeki bina bir baģkasına devredilemez. Eklentiler (teferruat) : (T.M.K. m. 686) Yerel âdetlere göre (mahalli örfe) veya malikin açık arzusuna göre, bir Ģeyin iģletilmesi, korunması veya o Ģeyden yararlanılması için asıl Ģeye sürekli bir tarzda tahsis olunan ve kullanılmasında asıl Ģeye tabi kılınan veya takılan, ya da, onunla birleģtirilen menkul eģya, asıl eģyanın eklentisidir. Örnek: Gözlük ve kılıfı, ayakkabı ve bağı. Eklenti asıl Ģeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez. Eklenti vasfının kazanılmasının şartları Obj.Şartlar Subj. Şartlar Harici bağlantı İktisadi tahsis Menkul ve bağımsız eşya Dahili bağlılık ve devamlı bağlılık 1) Objektif koģullar: a) Eklenti daima taģınır ve bağımsız bir eģyadır. b) Haricî bağlantı: Asıl Ģeyle eklenti arasında da dıģarıdan 3. kiģiler tarafından görülebilir bir bağlantı olmalıdır. Bu bağlantı, bütünleyici parça ile asıl Ģey arasındaki kadar sıkı değildir. Haricî bağlantının mutlaka fizikî temas Ģeklinde olması gerekmez. Örnek, gözlükle kılıf arasındaki iliģkide kılıf eklentidir. Otomobilin yedek bujilerinin evde muhafaza edilmesi, bujiler eklentidir. c) Dâhilî bağlılık (Tahsis bağlantısı): Asıl Ģey ile eklenti arasında dâhilî bir bağlılığın varlığı aranır. Eklenti asıl Ģeyin iktisadî gayesine hizmet eder. Aslın iģletilmesine, kullanılmasına veya saklanmasına yarar. Örnek, bir televizyonun kumandası, televizyonun kullanılmasına hizmet eder. Bir ilaç kutusu, ilacın saklanmasına hizmet eder. Bir fabrikada sabit olmayan makineler, aslın iģletilmesine hizmet eder. d) Dâhilî bağlantı sürekli olmalıdır. Geçici olarak taģınır bir malın, asla hizmet etmesi halinde taģınır mal bağımsız eģya niteliğinde olup, eklenti değildir. Örnek, satılmak üzere vitrine konan mal vitrinin eklentisi değildir. 2) Sübjektif koģul veya yerel âdet: Malik açık iradesi ile taģınır bir eģyanın, diğer bir eģyanın eklentisi sayılıp sayılmayacağını belirtebilir. Örneğin, fabrikada kullanılan bilgisayarın, eklenti olup olmadığını belirtebilir. Bir eģyanın eklenti olup olmadığı malikin hal ve hareketlerinden anlaģılabilir. Örnek, bir dairenin devamlı mobilyalı olarak kiraya verilmesinde, eģyalar dairenin eklentisi kabul edilir. Malik, tapu kütüğünün beyanlar hanesine yapacağı bir açıklama ile bazı taģınır mallarını, o taģınmazın eklentisi sayılacağını açıklayabilir. (TMK.m.862) Ancak bu kayıt bir karine mahiyetindedir. O eģyanın, eklenti sayılabilmesi için, objektif Ģartları taģıması gerekir. Sadece o eģyanın eklenti sayılmaması gerektiği hususunun ispatı iddia edene düģer. Bir Ģeyin eklenti sayılması için gerekli objektif unsurlar bulunmamasına rağmen, kiģinin bu hususa iliģkin bir irade açıklaması yoksa o Ģeyin eklenti sayılıp sayılamayacağına iliģkin, yerleģmiģ 133

135 yerel âdetlerin olup olmadığı araģtırılır. Yerel âdetlere, sadece malikin iradesinin olmadığı hallerde baģvurulur. Kanunun eklenti saymadığı haller için bkz. T.M.K. m. 687 Eklenti Olmanın Hukukî Sonuçları: a) Aynî haklar bakımından: Eklenti, bütünleyici parçadan farklı olarak, asıl eģyadan bağımsız bir menkul eģya niteliği taģıdığından, ayrı bir aynî hakka konu teģkil eder. BaĢka bir deyiģle, asıl eģya üzerinde ayrı eklenti üzerinde ayrı bir mülkiyet söz konusu olabilir. b) Tasarrufî iģlem bakımından: Eklenti her ne kadar bağımsız bir varlığa sahip ise de, asıl Ģey baģkasına temlik edildiği, rehnedildiği veya üzerinde baģka bir aynî hak tesis edildiği takdirde, aynî hak, o eģyanın istisna edilmeyen eklentisini de kapsar. Genel kural bu olmakla beraber, taraflar aralarında yapacakları sözleģmelerle tasarrufi iģlemlerle eklentiyi ayırıp tasarrufun (temlik, rehin, intifa) eklentiyi kapsamayacağını kararlaģtırabilirler. Bütünleyici Parça ile Eklenti Arasındaki Farklar: 1) Bütünleyici parça olmaksızın asıl eģya tam sayılmaz. Bütünleyici parça, asıl eģyanın kaderini paylaģır, onun üzerinde ayrı aynî hak tesis edilemez. 2) Eklenti asıl eģyadan ayrıldığında, asıl eģya eklenti kadar değer kaybeder. Eklenti de asıl eģyanın kaderine bağlı olmakla birlikte, kendisine has bir hukuki kadere de sahip olabilir. (AnlaĢma ile) MÜLKĠYET HAKKININ TÜRLERĠ A) Hak Sahibinin Sayısına Göre: a- Ferdi Mülkiyet: Mülkiyet hakkı, tek bir kiģiye aitse buna ferdi mülkiyet denir. b- Birlikte Mülkiyet: Bir eģyanın mülkiyeti birden fazla kiģiye ait ise buna birlikte mülkiyet denir ve iki türü vardır. (Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti) 1) Paylı Mülkiyet: MüĢterek mülkiyet ( paylı mülkiyet), fiilen bölünmemiģ bir eģyanın oransal paylarla farazi yüzdelerine farklı kiģilerin sahip olduğu bir mülkiyet hakkıdır. Örneğin: A, gayrimenkulünün ¼ hissesi Ali nin, ½ Velinin, ¼ hissesi de AyĢe nin olmak üzere müģterek mülkiyet kurulmuģ olabilir. Bu durumda; A gayrimenkulü bir bütün olarak tek bir mülkiyet konusudur. (Mülkiyet bölünmez) Malik sayısı tek değil birden fazladır. ( TMK. m. 688 Aynı mala birden fazla kiģinin malik olması) Maliklerin pay oranları bellidir ve payları üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunabilirler. Paylı malikler arasında kiģisel bir iliģki mevcut olmadığı için, pay sahibi payı üzerinde tasarrufta bulunurken diğer pay sahiplerinin onayını almak zorunda değildir. Bu pay miras yolu ile intikal eder. Her pay sahibi kendi payını satabilir, rehnedebilir. Alacaklılar bu payı haciz ettirebilirler. Bu durumda sadece o pay satılır. TaĢınmaz mallar üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilebilir (mesela, intifa ve irtifak hakkı gibi.) Örnek : (A), 1/3 'üne sahip olduğu tarlanın intifa hakkını (B)' ye devredebilir. Buna karģılık eģyanın maddi kullanımı mümkün değildir. Örnek : (A), 1/3 payına sahip olduğu gayrimenkul üzerinde (B) lehine bir geçit hakkı tesis edemez. Paylı mülkiyet nasıl kurulur? a) Hukuki iģlem ile: (Hukuki işlem, bir veya birden fazla kimsenin hukukî sonuç doğurmaya yönelmiş irade beyanıdır) Sağlararası tasarruflarla veya ölüme bağlı tasarruflarla (vasiyetname, miras mukavelesi) paylı mülkiyet kurulabilir. Örneğin: Ali, Veli ve AyĢe bir araya getirdikleri paraları oranında pay sahibi olmak üzere bir gayrimenkulü müģtereken satın alabilirler veya bir kiģi 134

136 ölümünden sonra geçerli olmak kaydıyla evinin ½ hissesini Ali ye, ½ hissesini de Veli ye vasiyet edebilir. b) Kanundan dolayı: Örneğin, TMK. m. 721 e göre, iki taģınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvar, parmaklık, çit gibi sınırlıklar, aksi ispat edilmedikçe, her iki komģunun paylı malı sayılır. c) Ġdarî iģlemle: Örneğin Ġmar Kanunu 18. madde veya M.K. m 76 (KarıĢma-birleĢme) Paylı Mülkiyette Paylar Nasıl Belirlenir? Paylı mülkiyette adından da anlaģılacağı gibi malikler birden fazladır ve belli paylara sahiptirler. Bu paylar paylı mülkiyeti kuran hukuki iģlem, idari karar, mahkeme ilamı, ya da, kanun hükmü ile belirlenir. Üzerinde paylı mülkiyet kurulmuģ bulunan gayrimenkullerde pay oranları (kesirli olarak) tapu kütüğünde gösterilir. Malikler, bu payları üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilirler. Bunu yaparken diğer paydaģ veya paydaģların onayını almaları zorunlu değildir. Pay sahibi malik ölürse, payı mirasçılarına intikal eder. Pay sahibinin alacaklıları bu payı haczettirebilirler. Haciz sonunda satıģ yapılması gerekirse, sadece o payın satılması söz konusu olur. O pay üzerinde intifa hakkı, irtifak hakkı veya rehin hakkı gibi sınırlı ayni haklar tesis edilebilir. Ancak eģyanın (özellikle arazi üzerinde) serbestçe kullanımı mümkün değildir. Örneğin, 1/3 hissesine sahip olduğumuz bir gayrimenkul üzerinde bir baģkası lehine bir geçit hakkı tesis etmemiz tek baģına mümkün değildir. Zira paydaģların payı arazinin tamamındadır, arazi üzerinde belli değildir. Paylı mülkiyette paydaģlardan birisi payını satmak isterse diğer hissedarların bu payı öncelikle satın alma hakkı (Ģufa hakkı) vardır. Buna kanunî Ģufa hakkı denir. Kanundan doğduğu içir tapu siciline Ģerh verilmez. Ancak bu hakkın sözleģmeden doğması halinde 3. Ģahıslara karģı ileri sürülebilmesi için tapu siciline Ģerh edilmesi gerekir. Paylı Mülkiyette PaydaĢın Hakkının Korunması: Paylı mülkiyette, her malik mülkiyet hakkının verdiği aktif (olumlu) yetki ve koruyucu yetkilerinden yararlanır. Örneğin diğer paydaģların hakları ile bağdaģmak koģuluyla payını kullanabilir, semerlendirebilir veya eģya gasp edilmiģse istihkak davası açabilir, tecavüze uğramıģsa, tecavüzün men`ini isteyebilir. Payı tapuya yolsuz kayıt edilmiģse, düzeltilmesini dava yolu ile isteyebilir. Ancak paylı mülkiyette eģya bölünmüģ olmadığı için, eģya üzerinde tasarruf bütün paydaģların rızası ile olabilir. Paylı Mülkiyette PaydaĢlar Arasındaki ĠliĢki a)eģyanın idaresi: Müşterek eşyanın idaresi Sözleşmeye göre Sözleşme yoksa Olağan idari işlemler Önemli idari işlemler Olağanüstü idari işlemler Paylı mülkiyete konu olan eģyanın idaresi değerinin korunması, ya da arttırılması, kural olarak oy birliği ile yapılır. Malikler aralarında yapacakları bir sözleģme ile paylı mülkiyetin idaresinin nasıl gerçekleģtirileceğini kararlaģtırabilirler. PaydaĢlardan birinin sessiz kalarak rızasını açıklamaması durumunda bile hiç bir Ģey yapılamaz. Ancak bu durumda belli iģler belli hükümlere tabi olmak üzere kanunda düzenlenmiģtir. TMK 689 ve müteakip maddelerinde bu hususun ayrıntıları düzenlenmiģtir. Buna göre; 135

137 Taraflar kendi aralarında OY BĠRLĠĞĠ ile anlaģarak, paylı mülkiyete konu eģyadan yararlanma, kullanma ve onu yönetme konusunda kanun hükümlerinden farklı bir düzenleme getirebilirler. Ancak bu düzenleme her bir paydaģın; 1) EĢyanın kullanabilirliğinin ve değerinin korunması için zorunlu olan yönetim iģlerini yapmak veya mahkemeden buna iliģkin tedbirlerin alınmasını talep etmek, 2) EĢyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak için derhal alınması gerekli olan önlemleri bütün paydaģlar hesabına almak hakkını ortadan kaldırmaz. Bu tür anlaģmalar tapu kütüğüne Ģerh verilebilir. Ġmzaların noterce tasdikli olması koģuluyla paydaģlardan birinin baģvurusu üzerine de Ģerh verilebilir. (M.K. m ) Olağan Yönetim ĠĢleri: PaydaĢlardan her biri olağan yönetim iģlerini yapmaya, özellikle küçük onarımları yaptırmaya ve tarımsal iģleri yürütmeye yetkilidir. Ağaçların ilaçlandırılması budanması vs. gibi. Bunları yaptırmayanın sorumluluğu yoktur. PaydaĢlar olağan yönetimle ilgili iģleri çoğunlukla alacakları kararlarla farklı düzenleme yapabilirler. Ancak zorunlu ve ivedi iģlerin yapılması hakkındaki kanun hükümleri saklıdır. (TMK. m. 690) Önemli Yönetim ĠĢleri: Bunlar iģletme usulünün değiģtirilmesi, tarım türünün değiģtirilmesi, adi kiraya veya ürün kirasına iliģkin sözleģmeler yapılması, toprağın ıslahı gibi iģlerdir. (TMK m 691) Önemli yönetim iģleri için pay ve paydaģ çoğunluğu kararı gereklidir. (Çift ekseriyet kuralı) EĢitlik halinde, paydaģlardan birinin istemi üzerine, kararı hakkaniyete ve tüm paydaģların menfaatine göre hakim verir veya gerekli gördüğü iģlerin yapılması için paydaģlar arasından veya dıģarıdan bir kayyım tayin eder. Olağanüstü Yönetim ĠĢleri: Paylı malın özgülendiği amacın değiģtirilmesi, korumanın veya olağan Ģekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aģan yapı iģlerine giriģilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarrufa gidilmesi ancak OY BĠRLĠĞĠ ile olabilir. Örneğin, malın tamamının temliki veya tamamı üzerine sınırlı bir ayni hak tesisi, ya da tarım arazisi olan mülkün üzerine otel yapılması kararı ancak oy birliği ile alınabilir. (M.K. m. 692) Paylı Mülkiyete Konu Maldan Yararlanma : Burada temel kural, yararlanmanın diğer paydaģların hakları ve menfaatleri ile bağdaģmasıdır. PaydaĢlar, diğer paydaģların hakları ile bağdaģtığı ölçüde paylı maldan faydalanır. Bu konuda uyuģmazlık çıkarsa yararlanma ve kullanmanın Ģeklini hakim belirler. Gerekirse zaman veya yer olarak kullanım hakkı bölünerek gerçekleģtirilir. Bölünemeyen ortak menfaatlerin korunması hususunda her paydaģ diğerini temsil edebilir. Aksine bir anlaģma yoksa her paydaģın yararlanması payı oranında olur. (TMK. m. 693) Paylı Yararları Temsil: Her paydaģ ortak menfaatler için, diğer paydaģları temsil edebilir. Ancak bu temsil, teknik anlamda bir temsil değildir. (T.M.K. m. 693) Olağan yönetim iģleri dıģında hiçbir paydaģ, diğerini alacaklı ve borçlu durumuna sokan bir hukukî iģlem yapamaz. Burada kast olunan temsil, her paydaģın kendi hakkını korumak için baģvuracağı tedbirlerin, bu tedbir ile korunan menfaatin malın tümünü kapsaması sebebiyle, mahiyeti itibariyle bölünmez olanlarından, diğer paydaģların da yararlanmasını ifade eder. Örnek, paylı bir malı hırsızın çalıp kaçmakta olması halinde, bir paydaģın malı zor kullanarak hırsızın elinden alması gibi. PaydaĢların Gider ve Yükümlülüklere Katılması: Paylı mülkiyetten doğan giderler (vergi ve yönetim giderleri) aksine bir hüküm bulunmadıkça (paydaşlar aralarında bir sözleşme yapmamışlarsa) payları oranında paydaģlar tarafından karģılanır. Fazla ödeyen paydaģ az ödeyen paydaģ rücu edebilir. (TMK. m. 694) Kararların Bağlayıcılığı: PaydaĢların kendi aralarında aldıkları kararlar ve yaptıkları anlaģmalar veya bu hususa iliģkin mahkeme kararları sonradan paydaģ olanları veya pay üzerinde aynî hak kazananları da bağlar. Bu anlaģma ve kararların bağlayıcı olması, sadece onların paylı mülkiyetin kullanılmasına, ondan yararlanmaya veya onun yöntemine iliģkin olması ile sınırlıdır. (T.M.K. m.695/1) Alınan kararların sonradan paydaģ olanları veya aynî hak kazananları bağlaması için, bunların tapu kütüğüne Ģerh edilmesi gerekir. (T.M.K. m.695/2) Paylı mülkiyetin sona ermesi: 136

138 a) Paylı Mülkiyetin Bir Veya Birkaç PaydaĢ Bakımından Sona Ermesi aa) Genel Sebepler: PaydaĢın payını baģkasına temlik etmesi, payın icra yoluyla satılması halinde paydaģ, malik olmaktan çıkar. bb) PaydaĢın mahkeme kararı ile paydaģlıktan çıkarılması: (T.M.K. m. 696) PaydaĢlardan biri kendi tutum ve davranıģları ile yükümlülüklerini ağır suretle ihlal etmiģ ve paylı mülkiyet iliģkisinin düzen içinde yürümesini çekilmez hale getirmiģse, hakim kararı ile paydaģlıktan çıkarılabilir. Davanın açılması için aksine bir anlaģma yoksa pay ve paydaģ çoğunluğu (çift ekseriyet) yeterlidir. PaydaĢlıktan çıkarılan paydaģın payı bölünme (eģyadan ayrılma) imkânı varsa bölünerek yoksa dava tarihindeki değeri üzerinden kendilerine devrini isteyen paydaģlara satılır. Bunlar mümkün olmaz ise açık arttırma ile satıģına gidileceği kendisine bildirilerek payını satması için sorumlu paydaģa süre verilir. Bu süre içinde paydaģ payını temlik edemezse, pay açık artırma ile satılır. Diğer hak sahiplerinin çıkarılması: Bir paydaģın çıkarılmasına iliģkin hükümler, pay üzerinde intifa veya diğer bir aynî hakka sahip veya tapuya Ģerh verilmiģ kiģisel bir hakka dayanarak pay üzerinde bir yararlanma yetkisine sahip olan kimseler için de uygulanır. Hakkın devri caiz değilse, hak sahibine uygun bir tazminat ödenerek, bu hakkına son verilir. (T.M.K. m. 697) b) Paylı Mülkiyetin Bütün PaydaĢlar Ġçin Sona Ermesi aa) Genel Sebepler: Bütün paydaģlar paylı mülkiyeti tek bir kiģiye temlik ederlerse, mal yok olursa, kamulaģtırılırsa, cebri icra yoluyla satılırsa paylı mülkiyet paydaģların tamamı için sona erer. bb) PaylaĢma (Taksim) : Paylı mülkiyet iliģkisinin paylaģma ile çözülmesine, paylı halin ortadan kalkmasına izale-i Ģüyu denir. Her pay sahibi, paylı mülkiyetin sona erdirilmesini ve malın paylaģtırılmasını isteme hakkı vardır. PaylaĢmayı isteme hakkı bazı durumlarda sınırlanmıģtır. aaa) Hukukî bir tasarrufun yapılmıģ olması: (T.M.K. m. 698/2) En fazla 10 yıl için paydaģlar paylaģma talebinden vazgeçebilirler. bbb) Malın sürekli bir amaca özgülenmesi: (Ġki taģınmaz arasındaki yol, kuyu, avlu gibi) ccc) PaylaĢmanın uygun bir zamanda istenmemesi: (Hasat yapılmadan taksim gibi) Taksimin ÇeĢitleri: a) Rızai paylaģma: PaydaĢlar aralarında anlaģarak bir paylaģma sözleģmesi ile taksim Ģeklini kararlaģtırabilirler. aa) Aynen paylaģma eģyanın taksimi mümkün ise- bb) Bedelin paylaģılması paylı eģya bölünemiyorsa veya bölünmesi halinde bir değer kaybına uğruyorsab) Kazaî paylaģma: PaydaĢlar aralarında paylaģmanın nasıl yapılacağı hususunda anlaģmazlar ve paydaģlardan biri veya hepsi birlikte mahkeme yoluyla paylaģmanın yapılmasını isterler. Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. aa) Aynen paylaģma bb) Bedelin paylaģılması 2) Elbirliği (ĠĢtirak halinde) Mülkiyeti: Birden fazla kimsenin özel bir ortaklık iliģkisine dayanarak, hisseleri (payları) tayin edilmeksizin (paysız olarak) bir mal veya mal varlığına sahip olmalarıdır. Unsurları; -Özel bir ortaklık iliģkisi (miras Ģirketi, mal ortaklığı, aile Ģirketi emvali, adî Ģirket) - Elbirliği mülkiyetinde ortakların payları belirlenmiģ değildir. Her ortağın hakkı malın tamamına yayılmıģ sayılır. -Elbirliği ile mülkiyet bir mal veya mal topluluğu üzerinde kurulur. - Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını dava yolu ile veya diğer yollarla sağlayabilir. (Mecburî dava arkadaģlığı) Bu korumadan bütün ortaklar faydalanır. Fakat davacının davasını kaybetmesi diğer ortakların haklarını etkilemez. Elbirliği Mülkiyetinde Ortakların Durumu: 137

139 --Elbirliği mülkiyetine konu olan eģya üzerinde yönetim ve tasarruf hakkında elbirliği mülkiyetini doğuran kanun veya sözleģmede özel bir düzenleme yoksa oybirliği ile mümkündür. --Elbirliği mülkiyetinde ortaklar serbestçe ortaklıktan çıkamaz. Malikler topluluğu sona erdiren bir sebep olmadıkça taksim isteyemezler. Bunun tek istisnası miras Ģirketidir. --Ortaklık sıfatı ortakların kiģiliği ile kaimdir. Bir ortağın tasfiyede kendisine düģecek hisseyi bir kiģiye temlik etmesi, ortaklığın devri değildir. Sadece tasfiye sonunda o kimseye, söz konusu hisseyi talep hakkı verir. (T.M.K. m. 677) Tek istisnası adî Ģirkettir. Burada diğer ortakların rızaları ile devir mümkündür. (T.B.K. m. 532) Elbirliği Mülkiyetinin Sona Ermesi Malın devri 2) Paylı mülkiyete çevirme 3) Topluluğun dağılması PaylaĢtırma, aksine hüküm yoksa paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır. Paylı Mülkiyet (1)-Her malikin eşya üzerinde belirli bir hissesi vardır. (2)-Paylı mülkiyetin kurulmasında sınırlı sayı yoktur. (3)-Konu daima belli bir eşyadır. (4)-Her paydaş payı üzerinde tasarruf edebilir. (5)-Her paydaşın diğerlerinden bağımsız eşyayı kullanma yetkisi vardır. (6)-Adi İşler,Önemli işler,fevkalade işler birbirinden ayrı düzenlenmiştir. (7)-Sorumluluk adi sorumluluktur ve hisse oranındadır. Elbirliği Mülkiyet (1)-Maliklerin hisseleri belli değildir. (2)-Elbirliği özel ortaklık ilişkisi kanunda tek tek sayılmıştır. Taraflar bunun dışında Elbirliği mülkiyet ilişkisi yaratamazlar (3)-Birden fazla eşya olabileceği gibi mal varlığı da olabilir (4)-Ortaklar birlikte o eşya üzerinde tasarruf edilebilir. (5)-Ortaklar malı birlikte kullanabilir. (6)-Malın idaresi maliklerin oy birliği ile olur. (7)-Sorumluluk müteselsildir. TAġINMAZ MÜLKĠYETĠ TaĢınmaz mülkiyetinin konusu: (T.M.K. m. 704) 1) Arazi: TMK m. 998/2 de arazinin tapu siciline kaydının, özel kanun hükümlerine tâbi olduğu belirtilmiģtir. Maddede bahsedilen özel kanun, Kadastro Kanunu dur. Arazinin tanımı 1994 tarihli TST ile yürürlükten kaldırılan 1930 tarihli Tapu Sicili Nizamnamesi nde arazi, hudutları tefrika kâfi vasıtalar ile tahdit ve tayin edilmiģ bilumum sathı zemin Ģeklinde yapılmıģtır. BaĢka bir deyiģle, sınırları yeterli vasıtalar ile belirlenmiģ yeryüzü parçasına arazi denir (Ünal ve BaĢpınar 2008, Akipek 2010, Oğuzman vd. 2011) tarihli yeni TST ye göre arazi, sınırları hukukî ve geometrik yöntemlerle belirlenmiģ yeryüzü parçasıdır (TST m. 9/1). Örnek; Arsa, bağ, bahçe, tarla gibi. 2) Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar: Aslında nitelikleri gereği taģınmaz olmayan bazı haklar, sosyal ve ekonomik hayatın gerekleri gözetilerek kanunkoyucu tarafından taģınmaz olarak sayılmıģlardır. Bu hakların taģınmaz olarak kabul edilmesi ve tapu kütüğünün ayrı bir sayfasına tescil edilmesi, onların niteliğinde bir değiģiklik yaratmamıģ, sadece taģınmaz gibi iģlem görmeleri sağlanmıģtır (Oğuzman vd. 2011). TMK nin 998 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bağımsız ve sürekli hakların kaydedilmesi için gerekli koģulların ve usulün tüzükle belirleneceği düzenlenmiģ, süreklilik koģulunun gerçekleģmesi için hakkın süresiz veya en az otuz yıl süreli olması Ģartı getirilmiģtir. Kanunun atıf yaptığı TST nin 10 uncu maddesinde bağımsız ve sürekli haklar düzenlenmiģtir. Sözkonusu hüküm, Süresiz veya en az otuz yıl süreli olan ve tasarrufları kısıtlanmayan ve izne tâbi kılınmayan bağımsız ve sürekli irtifak hakları, hak sahibinin yazılı istemi üzerine tapu kütüğünün ayrı bir 138

140 sayfasına taşınmaz olarak tescil edilir. Tapu kütüğüne taşınmaz olarak tescil edilen bağımsız ve sürekli haklar, üçüncü kişilere devredilebilir, mirasçılara geçebilir ve üzerinde her türlü aynî veya kişisel hak kurulabilir Ģeklindedir. Ġrtifak haklarının tapu kütüğünün ayrı bir sayfasına taģınmaz olarak kaydedilebilmesi için aģağıdaki Ģartları taģımaları gerekir (Ünal ve BaĢpınar 2008, Akipek 2010, Oğuzman vd. 2011) : a) Geçerli olarak kurulmuģ bir irtifak hakkı bulunmalıdır. b) Ġrtifak hakkı bağımsız bir nitelik taģımalıdır. Ġrtifak hakkının bağımsız olması demek, bunların hukukî iģlem ya da miras yoluyla bir baģkasına geçebilmesidir. BaĢka bir deyiģle, irtifak hakkının belirli bir taģınmaz lehine veya belirli bir kiģi lehine kurulmamıģ olmasıdır. ġu halde, eģyaya bağlı irtifaklar ile Ģahsa sıkı sıkıya bağlı kurulan intifa ve oturma hakkı bağımsız bir nitelik taģımadıklarından bağımsız ve sürekli bir hak olarak tapu kütüğünün ayrı bir sayfasına taģınmaz gibi tescil edilemeyeceklerdir. Bağımsız bir nitelik taģıyacak irtifak hakları, aksi kararlaģtırılmadıkça devredilebilen ve mirasçılara intikal eden üst ve kaynak hakkı gibi kiģiye bağlı irtifaklardır. TMK nin 838 inci maddesinde düzenlenen diğer irtifak hakları ise, kural olarak devredilemez ve mirasçılara geçmez ise de, aksi sözleģme ile kararlaģtırılabilir. Bu durumda, TMK m. 838 de düzenlenen diğer irtifak haklarının devri sözleģme ile kabul edilmesi halinde, bağımsız bir hak olma özelliğine sahip olurlar. c) Ġrtifak hakkı sürekli bir nitelik taģımalıdır. Bu Ģart da, yukarıda yerverilen mevzuat hükümlerine göre irtifak hakkının süresiz olarak veya en az otuz yıl süreyle kurulmasını ifade eder. ç) Ġrtifak hakkı sahibinin, Ģartları oluģan irtifak hakkının tapu kütüğünün ayrı bir sayfasına kaydedilmesi için talepte bulunması gerekir. TST nin 30 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca, bağımsız ve sürekli irtifak hakları, ilgili tapu kütüğünün en son sayfasına tescil edilir, taģınmaz mal ve üzerindeki hakların tapu kütüğü sayfaları ile bağlantısı sağlanır. Bu Ģekilde tescil edilen bağımsız ve sürekli irtifak hakları, taģınmaz mal olarak eski deyimle her türlü temliki tasarrufa konu edilebilir. 3) Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler: TMK nin 998 inci maddesinin son fıkrası uyarınca kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümlerin taģınmaz olarak kaydı, özel kanun hükümlerine tâbidir. TMK nin atıf yaptığı özel kanun KMK dir. Kat mülkiyeti ile kat irtifakı, bu konuda özel olarak yürürlüğe konulmuģ KMK de düzenlenmiģtir. AnataĢınmazın ayrı ayrı ve baģlı baģına kullanılmaya elveriģli olup, KMK hükümlerine göre bağımsız mülkiyete konu olan bölümlerine bağımsız bölüm; bağımsız bölümler üzerinde kurulan mülkiyet hakkına kat mülkiyeti; bir arsa üzerinde ileride kat mülkiyetine konu olmak üzere yapılacak veya yapılmakta olan bir veya birden çok yapının bağımsız bölümleri için o arsanın maliki veya ortak malikleri tarafından bu Kanun hükümlerine göre kurulan irtifak hakkına kat irtifakı denir (KMK m. 2). Kat mülkiyeti ve kat irtifakının kurulması için kural olarak tapu müdürlüklerince resmî senet düzenlenir ve kat mülkiyeti kütüğüne tescil edilir. Yukarıda da belirtildiği üzere11, kat mülkiyeti ve kat irtifakı, kat mülkiyeti kütüğüne tescil olunur. Kat mülkiyeti kütüğüne yapılacak tescillerde, KMK de aksine bir hüküm bulunmadıkça tescille ilgili genel hükümler uygulanır. Henüz kadastrosu yapılmamıģ olan yerlerde kat mülkiyeti ve kat irtifakı, ayrıca tutulacak kat mülkiyeti zabıt defterine tescil olunur. Kat mülkiyetine tabi bağımsız bölümler, kat mülkiyeti kütüğünün ayrı bir sayfasına kayıt edilmekle taģınmaz niteliğini kazanırlar. Kat malikleri bağımsız bölümler üzerinde müstakilen mülkiyet hakkına sahip olurlar ve TMK nin maliklere tanıdığı bütün hak ve yetkileri kullanabilirler (KMK m. 15). Kanunkoyucu tarafından, bağımsız bölümler üzerinde müstakil mülkiyet hakkı tanınmıģ olmakla, TMK de yeralan mütemmim cüz (bütünleyici parça) prensibinden ayrılmıģtır. 139

141 Mülga Medenî Kanunda 3. sırada madenler yer almaktaydı. Ancak ayrı bir kanunla özel bir rejime tabi tutulmuģ olan madenlere 2002 yılı baģı itibariyle yürürlüğe giren yeni MK nda yer verilmemiģtir. Ayrıca, Gemiler, Ġcra Ġflas Kanunu na göre taģınmaz sayılır. (T.M.K. da sayılmamıģ.) TaĢınmaz Mülkiyetinin Kazanılması A- Aslen Kazanma-Devren Kazanma Ayrımı Bir kimse bir taģınmaz üzerinde bir baģkasının mülkiyet hakkına dayanmaksızın, ondan bağımsız olarak doğrudan doğruya mülkiyet hakkı kazanıyorsa, buna aslen kazanma denir. Örneğin, iģgal yolu ile kazanma, kazandırıcı zamanaģımı yolu ile kazanma. Mülkiyet hakkının, önceki malikin mülkiyet hakkına dayanılarak, ondan devren elde edildiği hallerde, devren kazanma söz konusudur. Örneğin, A nın kendi gayrimenkulünü B ye bağıģlaması, satması gibi. B-Tescille Kazanma- Tescilden Önce Kazanma a) Tescille Kazanma TaĢınmaz (gayrimenkul) mülkiyeti tescil (M.K. m. 705) ile taģınır (menkul) mülkiyeti ise teslim ile kazanılır. *Tescilin talebe bağlılığı+tasarruf yetkisini ve geçerli hukukî sebebi belgelendirme *Tescilin hukukî sebebe bağlılığı Mülkiyetin tescil ile kazanılmasında mülkiyeti nakil borcu doğuran bir iģlem mevcut olmalıdır. (SatıĢ, bağıģ, Ö.K.B.A. gibi) TaĢınmaz mülkiyetinin devren kazanılmasında, kazanma sebebini teģkil eden sözleģmenin geçerli olması için, resmî Ģekilde yapılması Ģarttır. (M.K. m. 706) Resmî Ģeklin nasıl olacağını Tapu Sicili Tüzüğü ayrıntılı olarak açıklamıģtır. Resmî Ģekilde yapılmasının sebebi hem tarafları yeterince düģünmeye sevk etmek, hem de hukuki güveni ve toplum yararını korumaktır. Resmî ġekle Uymamanın Sonuçları: 1) Resmî Ģekle uyulmamıģ ve tescil yapılmıģsa, tescil yolsuz tescildir. Aynî haklarda bir değiģiklik meydana gelmez. Malik her zaman yolsuz tescilin düzeltilmesini talep edebilir. (M.K. m. 1025) Ancak bunun üç istisnası vardır. * TaĢınmazı iyi niyetli üçüncü kiģi kazanmıģ ise (tapu siciline güven prensibi), * ġekil noksanı sebebiyle iģlemin geçersizliğinin ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırı ise (A, sınırlı ehliyetsiz olduğunu bilmediği B den ona ait bir taşınmazı satın almış, aradan 8 yıl geçtikten ve taşınmazın değerinin şehir planındaki değişiklik sebebiyle birden bire değer kazanması üzerine, B nin yasal temsilcisi, tescilin yolsuz tescil olduğunu ileri sürmüşse, yasal temsilcinin bu davranışı dürüstlük kurallarına aykırı bir davranıştır.) * Yolsuz tescil sahibi, taģınmazı kazandırıcı zamanaģımı ile kazanmıģsa, 2) Resmi Ģekle uygun olmayan sözleģmeyle tescil yapılmamakla birlikte, taģınmazın zilyetliği nakil edilmiģ ise, uygulamada buna haricen satıģ denir. Akit hükümsüzdür. Ancak, Yargıtay içtihatlarına göre zilyet ödediği bedeli almadıkça taģınmazın zilyetliğini iade etmeyebilir. (Ödemezlik def i) 3) Resmî Ģekle uygun olmayan sözleģmeyle, tescil yapılmamakla birlikte taģınmazın zilyetliği de nakledilmemiģ, fakat semen alınmıģ ise; alıcı, ödemiģ olduğu semenin borç olmayan bir Ģeyin tediyesi sebebiyle veya tahakkuk etmeyen bir sebebe dayanan bir sebepsiz zenginleģme davası açabilir. Mülkiyeti Devir Borcu Doğuran SözleĢmelerde Muvazaa: 140

142 Muvazaa, tarafların, yaptıkları bir sözleģmenin hiç hüküm doğurmaması veya görünüģteki sözleģmeden baģka bir sözleģmenin hükümlerini doğurması hususundaki anlaģmalarıdır. Böylece, taraflar üçüncü kiģilere karģı, aslında istemedikleri beyanlarıyla meydana gelen sözleģmeyi varmıģ gibi göstermeyi isterler. Örnek, A ile B aralarında satış akdi varmış gibi bir sözleşme yapmışlar ve bu sözleşmeye dayanarak B, A ya taşınmazını devretmiş ve tapuda gerekli tescil işlemin yaptırmıştır. Satış akdi muvazaalı olduğu için yapılan tescil yolsuzdur tescildir ve hiçbir hukuki sonuç yaratmaz. Tescilin tashihi istenir. (basit muvazaa) Örnek, A ve B aralarında bir satış sözleşmesi varmış gibi işlem yaparak B, taşınmazını A ya satmış ve tescil işlemi tapuda tamamlanmıştır. Aslında B, taşınmazını, A ya bağışlamayı istemiştir. Satış akdi, taraflar zaten bu sözleşmeyi istemedikleri için geçersizdir. Gizlenen bağış ise şekil koşuluna uyulmadan yapıldığı için geçersiz olur. (mevsuf vasıflı- muvazaa TaĢınmaz Mülkiyetinin Naklinde Ġnançlı ĠĢlemler (Ġnançlı Temlik): Ġnançlı temlik, bir taģınmazın mülkiyetini devren kazanan kimsenin, bu taģınmazı, devredenle aralarında kararlaģtırdıkları gayeye uygun kullanmayı ve gerektiğinde taģınmazı temlik edene veya bir üçüncü kiģiye nakletmeyi taahhüt etmesi ve itimat edenin de bu taahhüde güvenerek temliki yapmasıdır. Örnek, malik B, borcuna karģılık taģınmazını A ya ipotek etmek yerine, ona inançlı olarak temlik edebilir. B borcunu ödedikten sonra, A taģınmazı B ye nakledecektir. Namı Müstear: TaĢınmaz mülkiyetinin naklinde mülkiyetin asıl nakledilmek istenen kiģi adına değil de, bu kiģi gizlenerek bir üçüncü kiģi adına tescil edilmesine namı müstear denir. Bu durum iki husustan kaynaklanır. Ya vekil, satıcıdan, bir baģkası adına hareket ettiğini gizlemek istemektedir. (dolaylı temsil) veya satıcı inançlı bir iģlem ile taģınmazı bir kiģiye satmakta ve onun da taģınmazı esas alıcıya nakledeceğine güvenmektedir. Birinci halde, yani dolaylı temsil yolu ile bir taģınmaz kazanılması geçerlidir. Yeter ki geçerli bir vekâlet akdi mevcut olsun ve vekil bu sıfatla hareket etmiģ olsun, yani taģınmazı kendi adına, fakat müvekkili hesabına kazanmıģ olsun. Bu durumda satıģ akdini yapanlar bunun sonuçlarını istemektedirler ve satıcı, taģınmazın bir baģkasının hesabına alınıp alınmamasıyla ilgilenmemektedir. Namı müstear, inançlı temlik ve muvazaa ile birlikte olduğu hallerde, satıcı esasında bir baģkasını malik kılmak istemekte, fakat onun isminin açıklanmasını istemediği için, muvazaalı olarak taģınmazı bir baģkasına devretmektedir. Onun da taģınmazı, ismi gizli kalan kiģiye devredileceğine güvenmektedir. Bu durumda, birinci iģlem muvazaa sebebiyle geçersizdir. Ġkinci iģlem de, yani taģınmazı 3. kiģiye geçirme taahhüdü de resmî Ģekilde olmadığı için geçersizdir. Örnek, B, taşınmazını A ya temlik etmek istemekte, fakat A nın isminin gizli kalmasını arzu ettiği için, işlemi sanki C ile yapmış gözükmektedir. C, B ye taşınmazı A ya nakledeceğini taahhüt etmiştir. (muvazaa ve inançlı temlik TaĢınmaz SatıĢ Vaadi TaĢınmaz satıģ vaadi, bir tarafa veya her iki tarafa bir taģınmazın satıģ sözleģmesinin yapılmasını istemek hakkı sağlayan bir ön sözleģmedir. Uygulamada noterler tarafından düzenlenmektedir. Ama Türk Borçlar Kanunu nun 29/2. maddesi uyarınca ön sözleģmenin de asıl akdin yapıldığı Ģekle bağlı olması gerekir (Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.). Bu itibarla satıģ vaadinin tapu sicil müdürlüklerince düzenlenmesi gerekir. Çünkü satım sözleģmesini düzenleyen makam, öncelikle satıģ sözleģmesi vaadini düzenleyebilir. Geçerli bir satıģ vaadi taraflara satıģ sözleģmesinin yapılmasını talep hakkı verir. TaĢınmaz maliki, satıģ sözleģmesinin yapılması hususunda irade açıklamasında bulunmaz ise, bu halde alıcı dava açar. Bu dava ile alıcı, satıcının irade beyanında bulunmasına hüküm verilmesini ister. 141

143 Mahkeme bu yönde bir karar verirse, alıcı mahkeme kararını ibraz ederek mülkiyeti kazanabilir. (T.M.K.m. 716) Noterler tarafından düzenlenen taģınmaz satıģ vaadi sözleģmesi, talep halinde tapu siciline Ģerh verilebilir. (ġahsi hakkın kuvvetlendirilmesi) ġerhin etkisi en fazla 5 yıldır. b) Tescilsiz Kazanma Tescil, taģınmaz mülkiyetinin intikali için, bir sıhhat Ģartıdır (kurucu Ģart). Kanunî istisnalar dıģında, tescil yapılmadıkça taģınmazın mülkiyeti kazanılmaz. Ancak Medenî Kanun un 705. maddesinde, tescilden önce bir kimsenin taģınmazın mülkiyetine sahip olacağı düzenlenmiģtir. Fakat bu malikler, tapu siciline adlarına tescil yapılmasızın herhangi bir iģlem yapamazlar. aa) T.M.K. m. 705 de belirtilen kazanma halleri (ĠĢgal, miras, kamulaģtırma, cebri icra, mahkeme ilamı) bb) Diğer tescilsiz kazanma halleri (T.M.K. m. 54, T.M.K. m. 102, T.M.K. m. 708, 709, 710, 711) cc) ZamanaĢımı ile kazanma halleri (Olağan kazandırıcı zamanaģımı, Olağanüstü kazandırıcı zamanaģımı) TaĢınmaz mülkiyetinin tescilsiz kazanılması üç baģlıkta incelenebilir. A) TMK md- 705 de sayılan haller: Bunlar, miras (intikal), mahkeme kararı (ilam), cebri icra (icra), iģgal, kamulaģtırma (istimlâk) dır. Kanunda öngörülen diğer haller ise; TüzelkiĢiliğin sona ermesini düzenleyen TMK hükümlerine göre tüzel kiģilerin taģınmazlarının kazanılması, Vakfa tahsis edilen taģınmazların mülkiyetinin TMK-105 e göre vakfa geçmesi, Evlenme sözleģmesi ile mal ortaklığı rejimi, Ticaret Ģirketlerinin birleģmesiyle taģınmazların birleģilen Ģirkete geçmesi, Yeni arazi teģekkülü B) Zaman aģımı ile kazanım Kanunda belirtilen sürece devam eden ve itiraza uğramamıģ zilyetliğe dayanarak hak iktisabına zamanaģımı ile gayrimenkulün mülkiyetini kazanma denir. 1) Olağan ZamanaĢımı (TMK. 712 md) Tapuya kayıtlı ancak yolsuz tescil ile kaydedilmiģ taģınmazlarda; a) Zilyetlik tescilden itibaren 10 yıl süreyle devam etmiģse, b) Zilyetlik davasız ve aralıksız sürmüģ ise, c) Zilyet iyiniyetli ve malik olduğu inancıyla (malik sıfatıyla zilyetlik) zilyetlik yapmıģsa yolsuz tescil yapıldığı andan itibaren geçerliymiģ gibi hüküm doğurur. TMK. 712 ye göre zilyedin bu yolla kazanmıģ olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez. 2) Olağanüstü zamanaģımı (TMK. 713 md) Bu tür zamanaģımı ile kazanmanın iki çeģidi vardır. a) Tapuya kayıtlı olmayan taģınmazların zamanaģımı ile kazanılmasında: Zilyet olma iradesinin varlığı, Zilyetliğin 20 yıl sürmesi, Zilyetliğin davasız ve aralıksız sürmesi Ģartlarının gerçekleģmesi gerekir. Bu halde, zilyedin iyi niyetli olması aranmaz. b) Tapuya kayıtlı olmakla birlikte maliki tapu kütüğünden anlaģılamayan veya 20 yıl önce ölmüģ ya da hakkında gaiplik kararı verilmiģ birisi adına tapuya kayıtlı olan taģınmazların mülkiyeti yukarıda sayılan aynı koģullarda zaman aģımı ile kazanılabilir Ģeklinde iken bu fıkrada yer alan ölmüģ ya da kelimeleri Anayasa Mahkemesi nin 17/3/2011 tarihli ve E.: 2009/58, K.: 2011/52 sayılı Kararıyla iptal edilmiģtir. TAġINMAZ MÜLKĠYETĠN KAPSAMI TaĢınmaz mülkiyetin kapsamı yatay, dikey ve maddi olmak üzere üç Ģekilde incelenebilir. A- Yatay kapsam : 1. Kadastrosu YapılmıĢ Tapulu Yerlerde: Bir taģınmazın sınırı yetkili memurca düzenlenen kadastro haritaları ve araziye konulmuģ iģaretlerle belirlenir. Bu konuda üç temel ilke vardır. a) Plana göre belirlenmiģ sınır ile arz üzerindeki iģaretlerin gösterdiği sınır birbirlerini tutmazsa plandaki sınırın doğruluğu esas alınır. 142

144 b) Tapuda belirtilmiģ olan sınır ile arz üzerindeki sınır arasında uyuģmazlık olursa açılacak olan davaya sınır düzeltilmesi (sınır tashihi) davası denir. Plandaki sınır ayrımı davası ile bu birbirine karıģtırılmamalıdır c) Ġki komģu taģınmazı birbirinden ayıran çit, parmaklık, duvar her ikisi taģınmazın malikinin paylı mülkiyetindedir. 2. Tapuda Kayıtlı Fakat Kadastrosu YapılmamıĢ Yerler: Tapuda kayıtlı olmakla birlikte sınırları ihtilaflı olan bir taģınmazın sınırı tapu kaydındaki bilgiye göre tespit edilemiyorsa, tapu kaydındaki yüz ölçümü esas alınır. Eğer ihtilaflı taģınmazların yüz ölçümlerinden bir artan bir fazlalık varsa eģit olarak ihtilaflı taģınmazlara taksim edilir. 3. Tapusuz TaĢınmazlarda Sınır: Tapusuz taģınmazlarda sınır tayini, komģu taģınmazlar tapuya kayıtlı ise sorun basittir. Eğer onlar da kayıtlı değilse, komģuların aralarında anlaģa bilip anlaģamadıklarına bakılır. AnlaĢamıyorlarsa sınırlar, bilirkiģi, Ģahit ve ilgili belgelere dayanılarak tespit edilir. B- Dikey Kapsam Bir taģınmazın maliki, kendisine faydalı olacak Ģekilde taģınmazın üstünden ve altından yararlanabilir. Örneğin üstünden tel altından boru geçirebilir. Veya geçirilmesini engelleyebilir. Fayda ölçüsü dürüstlük kuralına göre belirlenir. C- MADDĠ KAPSAM (TaĢınmaz mal Mülkiyetinin Bütünleyici Parçaları): TaĢınmaz mal mülkiyetinin madde Ġtibariyle kapsamı Arazideki kaynaklar Ģeyler: Yapılar Arazi üzerine dikili Ģeyler: Dikili bitkiler Arazide inģa olunan A) Arazide inģa olunan yapılar: TaĢınmaz mülkiyeti, taģınmazın yatay ve dikey kapsamına giren alanlarla sıkı surette bağlı bulunan Ģeyleri içine alır. Arazi asıl eģya üzerine yapılan ve dikilenler bütünleyici parçalardır. Haksız inģaat : Haksız inģaatta arsa maliki ile malzeme maliki farklı kiģiler olup; üç halde ortaya çıkar. --- Arazinin maliki baģkasının malzemesi ile bu arazi üzerine inģaat yapmıģsa ---Bir kimse kendi malzemesiyle baģkasının arsasına inģaat yapmıģsa ---Bir kimse baģkasının malzemesi ile baģkasının arsasına inģaat yapmıģsa Her üç halde de inģaat arazinin mülkiyetine dahil sayılır. Malzeme sahibi malzeme üzerindeki mülkiyet hakkını kaybeder. Haksız ĠnĢaatın Sonuçları a) Haksız inģaat arsa maliki tarafından yapılmıģsa; Eğer inģaat baģkasının malzemesini kullanarak yapılmıģsa, malzeme sahibinin üç değiģik hakkı söz konusudur. aa) İnşaatın kaldırılması: Eğer inģaatın kaldırılması aģırı bir zarara yol açmayacaksa malzeme sahibi inģaatın kaldırılmasını isteyebilir. bb) Tazminat istenmesi: Eğer malzemenin ayrılması mümkün değilse veya malzeme sahibi tarafından arzu edilmiyor ise malzeme maliki tazminat talep edebilir. Bu tazminat arsa sahibinin iyi niyetli halinde malzeme değerinde muhik bir bedeldir. Bu talebin zamanaģımı süresi BK-66 göre belirlenir. Arsa sahibi kötü niyetli ise karģı tarafın bu yüzden uğradığı tüm zararları tazmin 143

145 etmekle yükümlü olur. DavranıĢ haksız fiil teģkil ettiğinden ZamanaĢımı da BK 60. maddeye tabidir. cc)arsanın mülkiyetinin istenmesi: Bu talep hakkının doğması için iki olumlu bir olumsuz Ģart aranır. Olumlu Ģartlardan birisi inģaatın değerinin taģınmazın değerini aģması, diğeri de bunu isteyen tarafın inģaatın baģlamasından bitimine kadar iyi niyetli olmasıdır. Arsanın veya yeterli bir kısmının yapı ile birlikte malzeme sahibine uygun bir bedel ile verilmesi istenir. MK-724 b) Haksız ĠnĢaat Yapan Kendi Malzemesi Ġle BaĢkasının Arsasına ĠnĢaat YapmıĢsa; Kural olarak malzeme arsanın bütünleyici parçası haline gelir. Bu durumda, eğer arsa maliki inģaatı kaldırmak istemiyorsa veya kaldırmaya hakkı yoksa iki Ģeyden birini yapabilir. aa)arsa sahibinin inģaatın yapılmasına açık ya da zımni rızası yoksa arsa sahibi inşaatın kaldırılmasını isteyebilir. Bu durumda inģaatın kaldırılması arsaya ve malzemeye fahiģ zarar vermemelidir. bb)eğer malzemenin sökülmesi mümkün değilse, arsa sahibi malzemeler için belli bir bedel öder. Buna karģılık malzeme sahibi de bazı haklara sahiptir. Eğer malzeme sahibi iyi niyetli ise ve inģaatın değeri arsanın değerinden açıkça fazla ise malzeme sahibi muhik bir bedel karşılığı arazinin mülkiyetinin kendisine geçirilmesini talep edebilir. Sorunun böyle çözülmesini iyi niyetli arsa sahibi de talep edebilir. TMK-724 (eski kanunda sadece malzeme sahibi isteyebiliyordu.) c) BaĢkasının Malzemesi Ġle BaĢkasının Arsasına ĠnĢaat : Genel kurala göre inģaat arsanın bütünleyici parçası haline gelir. Taraflar arasında özel bir anlaģma yoksa her birine MK maddeleri kıyasen uygulanır. Ayrıca vekâletsiz iģ görme ve haksız fiil ve haksız iktisap hükümleri de duruma göre uygulanır. Arsa Malikinin Hakları: Burada arsa maliki iyi niyetli ise inģaatın kaldırılmasını isteyebilir. Kaldırma masrafları inģaatı yapana aittir. ĠnĢaat kaldırılmaz ise bu yüzden uğradığı zararların tazminini talep edebilir. Malzeme Malikinin Hakları: Malzeme sahibinin hakları ise malzemenin rızası dıģı kullanılmıģ olması halinde bakar; eğer inģaat arsa malikinin muvafakati ile yapılmıģsa ve kaldırılması aģırı zarara yol açmıyorsa inģaatın kaldırılmasını isteyebilir. ĠnĢaatı Yapanın Hakları: ĠnĢaatı yapan, arsa malikine karģı onun inģaata muvafakati varsa vekâlet hükümleri geçerlidir. Yoksa vekâletsiz iģ görme hükümlerine dayanabilir. ĠnĢaat Arsanın Bütünleyici Parçasıdır (Üst alta tabidir) Kuralının Dört Ġstisnası Vardır: Bunlar, TaĢkın inģaat, Üst hakkı, Mecralar ve Menkul inģaattır. 1) TAġKIN ĠNġAAT Bir arsa üzerinde yapılan inģaatın temeli, balkonu çatısı vs. komģu arsaya ve onun havasına tecavüzlü ise TMK-725 e göre iki durum söz konusu olur. Bunlar; a- ĠnĢaat sahibinin taģılan arsa üzerinde bu taģmaya izin veren bir ayni hakkı varsa genel kural geçerli olmaya devam eder. Yani bina arsanın bütünleyici parçası haline gelir. b-eğer böyle bir ayni hak söz konusu değilse, tecavüz edilen arsanın sahibi durumu öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içinde itiraz ederek taģkın kısmın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içinde itiraz edilmemiģ ise, - ĠnĢaatı yapanın iyi niyetli olması, - Durum ve koģulların haklı göstermesi - Uygun bir bedel ödemesi, koģulları ile inģaat sahibi taģan kısım için lehine bir ittifak hakkı kurulmasını veya o kısmın mülkiyetinin kendisine devredilmesini talep edebilir. 2) ÜST HAKKI ĠnĢaat hakkı olarak da bilinir. BaĢkasına ait bir arazinin altında ya da üstünde sürekli kalmak üzere, bir üst irtifakına dayalı olarak inģa edilen yapıların mülkiyeti irtifak hakkı sahibine ait olur. Üst irtifakı hakkı ya kiģiye ya da taģınmaza bağlı olarak kurulur. Bu hak tapu kütüğüne bağımsız (müstakil) hak olarak kaydedilmiģ ise, tapuda kayıtlı bir taģınmaz gibi iģlem görür. Gerektiğinde rehnedilebilir ve temlik edilebilir. 3) MECRALAR 144

146 Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları (geçtikleri yer) iģletmenin bulunduğu taģınmazın dıģında olsalar bile, aksine bir düzenleme yoksa o iģletmenin eklentisi (teferruatı) ve iģletme malikinin malı sayılır. KomĢuluk hukukunun getirdiği haklar dıģında bir taģınmazın böyle bir mecra ile ayni hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı kurulması suretiyle olabilir. Ġrtifak hakkı, dıģarıdan görülmüyorsa tapu siciline tescille, görünüyorsa noterce düzenlenecek sözleģmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar. TMK-727 Her taģınmaz maliki uğrayacağı zararının tamamının önceden ödenmesi koģuluyla su, gaz, elektrik vb. Ģeylerin baģka yerden getirilmesi imkânsız ya da aģırı ölçüde imkânsız olması halinde bunların kendi arazisi altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür. Mecra geçirme hakkı, hak sahibinin istemi üzerine ve giderleri ödenmesi Ģartıyla tapu kütüğüne tescil edilir. 4) MENKUL YAPILAR Kulübe, büfe, çardak,baraka, konteynır, karavan gibi Ģeylerin, kalıcı olması amaçlanmaksızın baģkasının arazisi üzerine konulması halinde bunların mülkiyeti arazi sahibine ait olmaz. Bunlar taģınır mal hükümlerine tabidir. B) Arazi Üzerine Dikilen ġeyler : Arazi üzerine dikilen Ģeyler (ağaçlar gibi) arzın mülkiyetine tabidir. (TMK.729) Dikilen bitkilerin menkul bitki olmaması gerekir. C) Arazideki Kaynaklar Kaynak kendiliğinden veya insan emeği ile topraktan sürekli olarak çıkan sudur. MK-756. Maddesine ve genel kurallara göre kaynak arazinin bütünleyici parçasıdır. (mütemmim cüz) Bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Ancak yer altı suları, kamu yararına ait sulardandır. Araziye malik olmak onun altındaki yer altı suyuna da sahip olmak sonucunu doğurmaz. Bir baģkasının toprağındaki sudan yararlanabilmek ancak bir irtifak hakkı ile mümkündür. Bu irtifak hakkı Ģahıs veya eģyaya bağlı olarak kurulabilir. Bazen kanun malike bir kaynak irtifak kurma mükellefiyeti yükleyebilir. TMK- 761 TAġINMAZ MÜLKĠYETĠN SINIRLAMALARI TaĢınmazlarla ilgili mülkiyet hakkının sınırlanması ya kanun tarafından yapılmakta, ya da malikin kendi iradesi ile mülkiyet hakkının kendisine tanıdığı yetkilerden bazısını sınırlaması yoluyla ortaya çıkmaktadır. A) Kanuni Sınırlamalar: Kanuni sınırlamaların bir kısmı kamu hukuku esaslarına, bir kısmı özel hukuk kurallarına dayanmaktadır. Her iki kategorideki sınırlamada ortak özellik, bunların doğrudan kanundan doğması ve tapu siciline tescil iģlemi yapılmadan mevcut olmalarıdır. 1) Kamu Hukukundan Doğan Sınırlamalar: Kamu Hukuku sınırlamaları taraflar arasında yapılan bir anlaģma ile bertaraf edilmezken, özel hukuk sınırlamaları resmi bir senet ve tapuya tescille herkese karģı hüküm ifade etmek üzere kaldırılabilir. Veya değiģtirilebilir. Bu Ģekilde tescillerin tapu kütüğünün irtifaklar sütununa yazılacağı kabul edilmektedir. Kamu hukukundan doğan sınırlamalar, Özel Kanunlardan ve Medeni Kanun dan doğar. a) Özel Kanundan Doğan Sınırlamalar: Kamu Hukukuna iliģkin sınırlamaların bir kısmı özel kanunlarda yer almaktadır. (Ġmar Kanunu, Ġskân Kanunu, KamulaĢtırma Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gibi.) b) Medeni Kanun da Öngörülen Sınırlamalar: Medeni Kanunda sınırlamalara iliģkin olarak, Ģu hükümler gösterilebilir: (1) Kazı ve inģaat yapılırken uyulması gereken yükümlülükler (TMK.739) (2) Araziye dikilecek bitkiler hususunda uyulması gereken yükümlülükler (TMK.md.740) (3) Sınırlıklar (Hail) koyma (duvar, parmaklık, çit vs.) (TMK.749) (4) Toprağın ıslahı (TMK.md.755) 2) Özel Hukuktan Doğan Kanuni Sınırlamalar: Özel hukuktan doğan sınırlamaların bir kısmından herkes istifade edebilir, bir kısmından ise sadece gayrimenkulün komģuları 145

147 yararlanabilir. Bazı sınırlamalardan ise sadece gayrimenkule paylı malik olanlar yararlanır. (TMK. 732) a) Paylı Mülkiyette Kanuni ġufa Hakkı (yasal önalım hakkı): Kanuni ġufa hakkı, paylı maliklere, paydaģlardan birinin hissesini üçüncü bir Ģahsa satması halinde, bu hisseyi aynı satıģ Ģartları altında alma hakkıdır. Akdi Ģufada, Ģerhin meydana getirdiği husus eģyaya bağlı borç, kanuni Ģufa da, kanundan dolayı mevcuttur. (TMK.732). Kanuni Ģufa hakkı Ģahsa değil, paya bağlı bir haktır. PaydaĢlar arasındaki satıģta, kanuni Ģufa söz konusu olamaz. Örnek: (A), (B), (C) bir gayrimenkulde Paylı maliktirler. (C) payını (D) ye sattığı takdirde, (A) ve (B),(D) ye karģı kanuni Ģufa hakkını kullanıp payın satıģ akdindeki Ģartlar ile kendilerine devrini isteyebilirler. Ancak kat mülkiyetinde bağımsız bir bölümün satılması halinde, kat maliklerinin öncelikle bağımsız bölümü satın almak hakları yoktur. Kanuni Ģufa hakkı, sadece payın üçüncü bir Ģahsa satıģı halinde doğar. Payın bağıģlanması halinde, bu imkândan diğer paydaģlar yararlanamazlar. Süre: Kanuni Ģufa, paydaģın satıģ akdini öğrendikten sonra 3 ay içinde ve herhalde satıģ tarihinden itibaren 2 yıl içinde kullanılır. Bu süre içinde kullanılmayan hak düģer. Kanuni Ģufa hakkı, taraflar arasında yapılan bir sözleģme ile ortadan kaldırılabilir. Buna Ģufadan feragat denir. Eğer Ģufa hakkını kullanmaktan sadece bir paydaģ feragat etmiģse, buna Ģufa hakkını kullanmaktan feragat denilmektedir. ġufa hakkını kullanmaktan feragatin resmi Ģekilde yapılmalı ve tapu kütüğüne Ģerh verilmelidir. KomĢuluk ĠliĢkisinden Doğan Sınırlamalar (KomĢuluk Münasebeti) aa) TaĢınmaz malı taģkın kullanma yasağı (TMK. 737) bb) KomĢu Arsaya Zarar Verici Kazı ve ĠnĢaat Yapmama (TMK. 738) cc) TaĢan Bitki Dal ve Köklere Katlanma dd) Doğal olarak akan Suların Geçmesine Katlanma (TMK. 742) ee) Mecburi Mecra GeçiĢine Katlanma (TMK. 744) ff) Zaruri Geçit (Geçit Ġrtifakı Tesis Yükümlülüğü): Bir gayrimenkulün bir kamu yoluna çıkması için, bir geçit yolu yoksa mevcut geçit yetersizse, tam bir tazminat karģılığında komģu gayrimenkul malikinden uygun bir yerin geçit olarak kendisine terkinini talep edebilir (MK.747). Zaruri geçit hakkı, yenilik doğuran bir haktır. Önceden mevcut ihtiyaç, daha sonra teknik, ekonomik ve diğer ihtiyaçların değiģmesi sonucu ortadan kalkarsa, yükümlü, zaruri geçit hakkının kaldırılmasını talep edebilir. Zaruri geçit hakkı iki Ģekilde tesis edilir. aaa) Tarafların AnlaĢması ve Tescil; Önce zaruri geçit hakkı sahibi yükümlü gayrimenkul sahibi ile bir taahhüt iģlemi (resmi senet) yapar ve buna dayanarak tapu sicilinde bir geçit irtifak hakkı tesisini talep eder. bbb) Hakim Kararı Ġle Tescil; Taraflar arasında anlaģma sağlanmazsa, zaruri geçit hakkı sahibi zaruri geçit hakkı tesisi için, hakimin karar vermesini ister. Hakimin kararı ile irtifak hakkı doğar. Tescil açıklayıcı bir nitelik taģır. Ġrtifak, ister borçlunun rızası ile isterse mahkeme kararı ile doğsun, bu gayrimenkulde malik tarafından tesis edilmiģ bütün sınırlı ayni haklardan önde yer alır. Sınırlı ayni hak sahiplerinin rızası aranmaz. Zaruri geçit hakkının kabulü için, usulüne uygun bir kullanmanın zorunluluğu aranır. Rahatlık veya amaca uygunluk nedeniyle bir zaruri geçit hakkı tesis edilerek, komģu gayrimenkulün mülkiyet hakkına tecavüz edilemez. Geçit hakkı eģyaya bağlı irtifak Ģeklinde tesis edilir. Her iki gayrimenkulün irtifaklar sütununa kaydedilir. gg) Zaruri Kaynak (su) Hakkı : Zaruri kaynak hakkı da komģuluk iliģkisinden doğan bir gayrimenkul mülkiyeti sınırlamasıdır. Kendi arazisinin su ihtiyacını külfetli kazı ve masraflar 146

148 olmadan karģılayamayan gayrimenkul maliki, komģu gayrimenkulden malikine tam bir tazminat ödeyerek onun ihtiyaç fazlası su kaynağı üzerinde kaynak irtifakı tesis talebinde bulunabilir. Bu talebini komģu malik yerine getirmezse, hakimden kaynak irtifakına iliģkin bir karar verilmesini talep eder. Herkesin Yararlanabileceği Sınırlamalar aa) Herkes orman ve meralara girip gezebilir. Mantar yabani meyve vb. Ģeylerden yararlanabilir. bb) Herkes verdiği zararı ödemek Ģartıyla kaybolan hayvan ya da eģyasını aramak için baģkasının taģınmazına girebilir. cc) Kendisini veya baģkasını bir zarardan korumak için baģkasının arazisine ıztırar halinde girebilir. Bu durumda önlediği zarar, zarar verdiği zarardan büyük olmalıdır. Ayrıca zarar veren kiģi her halde bunu tazmin ile yükümlüdür. B) Malikin Hukuki Muamelelerinden TaĢınmaz mal Mülkiyetine ĠliĢkin Doğan Sınırlamalar: Malik, kendi yaptığı hukuki iģlemlerle mülkiyet hakkı sınırlayabilir. Bütün sınırlı ayni haklar (gayrimenkul mülkiyeti, rehin, irtifak) kiģinin mülkiyet hakkını sınırlar. Malik yaptığı hukuki muamele ile mülkiyet hakkını temlik etme yetkisini de sınırlayabilir. Temlik etme yetkisinin sınırlanması sadece anlaģmayı yapan malike ve onun külli haleflerine ileri sürülebilen bir borç iliģkisidir. Ancak bu hak tapu siciline Ģerh edildiğinde, gayrimenkulün herhangi bir malikine karģıda ileri sürülebilir. Böylece Ģerh verilmekle borç, eģyaya bağlı bir borç haline dönüģür. ġerh azami on yıl için öngörülebilir. 1) ġerh edilmiģ ĠĢtira (Alım) Hakkı: ĠĢtira sözleģmesi, alacaklıya tek taraflı bir irade beyanı ile gayrimenkulü satın alma hakkını veren bir sözleģmedir. Bu sözleģme noterler tarafından veya tapu sicil müdürü tarafından yapılır. ĠĢtira hakkı sahibi malikten, aralarında kararlaģtırdıkları Ģartlarla (iģtira sözleģmesindeki Ģartlarla) gayrimenkulün mülkiyetini devretmesini ister.(inģai hak). Malik bundan kaçınırsa, dava yolu ile gayrimenkulün kendisine aidiyetine karar verilmesini mahkemeden talep eder. 2) Vefa (Geri alım) Hakkı: Satıcının, alıcı ile yaptığı anlaģmanın Ģartlarına göre sattığı gayrimenkulü geri alma hakkıdır. Vefa hakkı Ģeyi, bedeli karģılığında tek taraflı irade beyanı ile geri almak yetkisini veren yenilik doğuran bir haktır. Vefa sözleģmesi resmi Ģekilde yapılması gereken bir sözleģmedir. 3) ġufa Hakkı (önalım) Hakkı: SözleĢmeden doğan Ģufa hakkı, gayrimenkulün bir baģkasına satılması Ģartına bağlanmıģ bir iģtira hakkı niteliğindedir. TaĢınmaz mal maliki ile Ģufa hakkı sahibi arasında yapılan bu sözleģme taraflar arasında hüküm ifade eder. Ancak sözleģmenin tapu siciline Ģerh verilmesi halinde Ģufa hakkı gayrimenkulü satın alan üçüncü Ģahsa karģı ileri sürülebilir. ġerhin geçerli olacağı en uzun süre 10 yıldır. ġufa sözleģmesi, yazılı Ģekilde yapılabilir (TBK. 237/3 md). ġufa hakkı, sadece gayrimenkulün satıģında ileri sürülebilen bir haktır. Dolayısıyla bağıģlama, trampa, iģlemlerinde cebri icra da uygulanmaz. Kanuni ġufa Hakkı Akdi ġufa Hakkı (1) Kanundan dolayı doğar. (1) Hukuki iģlem sonucu doğar. (2) Sadece paydaģlar için kabul edilmiģtir. (2) Herhangi bir Ģahıs için öngörülür. (3) Bir paydaģın paya paydaģ olmayan (3) Herhangi bir satıģ akdi yapıldığında üçüncü Ģahsa satılması halinde uygulanır. uygulanır. (4) Amaç: PaydaĢlar arasına istenmeyen (4) Amaç : TaĢınmaz malı bir kimsenin bir kimsenin girmemesidir. öncelikle satın almasıdır. TAġINMAZ MALĠKĠN SORUMLULUĞU 147

149 Bir taģınmaz maliki mülkiyet hakkının sınırlarını aģarak, baģkalarına, kusuru oranında da olsa, bir zarar verirse, verdiği bu zararı tazminle yükümlüdür. TMK-730 Zarar gören kiģi durumun eski haline getirilmesini, zararın tazminini ve ayrıca zarar tehlikesinin önlenmesini dava yoluyla talep edebilir. Burada komģu kavramına sadece komģu taģınmazların malikleri değil zilyetleri de dahildir. Yine bu kusursuz sorumluluğun muhatabı olmak için malik olmak Ģart değildir. Sınırlı bir ayni hakka dayanarak taģınmazı kullananların da kusursuz sorumluluğu söz konusudur. TAġINIR (MENKUL) MÜLKĠYETĠ Bir yerden bir yere özne bir zarar vermeden taģına bilen ve maddi varlığı olan menkul eģya ile taģınmaz mülkiyetine dahil olmayan ve edinilmeyen (sahiplenmeye) elveriģli olan doğal güçler taģınır mülkiyetin konusudurlar. TMK 762 Ġnsan vücudu, organları ve fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar eģya kavramı dıģındadır. Bir taģınır veya bir taģınmazın bütünleyici parçası olmuģsa taģınır eģya olmaktan çıkar. Arazi üzerinde saksı gibi taģınabilir kaplardaki bitkiler veya karavan, konteynır, büfe, baraka gibi yapılar menkul eģya kavramına dahildir. Elektrik enerjisi, atom enerjisi gibi doğal kuvvetler kiģilerce hâkimiyet altın alınarak bunlardan yararlanılması söz konusu oluyorsa, menkul mülkiyetin konusunu oluģtururlar. Kazanılması: TaĢınır mülkiyeti kural olarak eģyanın teslimi ile kazanılır. Ancak bu teslim mülkiyeti nakil iradesi ile yapılmalıdır. Teslim alenilik ilkesinin ir tezahürüdür. Aleniliğin saptanması bakımından taģınmaz mallarda tescilin yerini menkullerde teslim almaktadır. Menkul mülkiyetin iktisabında devren ve aslen olmak üzere iki Ģekil söz konusudur. Menkul Mülkiyetinin Devren Kazanılması Devren kazanma, mülkiyetin bir kiģiden, bir diğer kiģiye geçmesi ile gerçekleģir. Bu iki Ģekilde olur. 1. Tarafların anlaģmasıyla: Menkul malın mülkiyeti devretme amacı ile karģı tarafa teslimi,yani malın zilyetliğinin nakli Ģarttır. Zilyetliği ve mülkiyeti nakleden kiģinin buna yetkili olması da gerekir. Kural olarak malikin buna yetkili olması esastır. Ancak bazı hallerde malikin bu yetkisi de sınırlanabilir. Örneğin haczedilmiģ bir arabasını ya da telefonunu baģkasına, mülkiyeti nakil amacıyla nakleden ve teslim eden malikin bu iģlemi geçersizdir. Mülkiyeti nakletmek amacıyla zilyetliği nakleden kimse o malın mülkiyetine sahip değilse, iyi niyetli iktisap eden bazı hallerde korunmaktadır. Bu konuda özel hükümler mevcutsa iyi niyetlide olsa üçüncü kiģinin iktisabı korunmaz. Bazen zilyetlik nakledilmeden menkul malın mülkiyeti kazanıla bilir. Örneğin açık arttırmada ihaleyi kazanan kiģi ihale konusu menkul malın zilyetliğini almadan mülkiyetini kazanır. Ancak pazarlıkla satıģ halinde mülkiyetin geçmesi için zilyetliğin devri Ģarttır. 2. Menkul Mülkiyetinin Kanundan Dolayı Kazanılması: Bazen kanunda öngördüğü biçimde, örneğin mirasın açılması ile Ģirketlerin birleģmesi ileevlilikteki mal birliği ve ortaklığı rejimi ile zilyetliğin naklinden önce de menkul malların mülkiyeti kazanılır. TaĢınır Mülkiyetin Aslen Kazanılması Menkul malların mülkiyetinin daha önce var olan bir mülkiyet hakkına dayanılmaksızın kazanılması hallerine aslen kazanma denilir. Sahipsiz bir taģınır malı sahiplenme, kaybolmuģ Ģeyi bulma ve zamanaģımı ile aslen kazanma hallerinde irade rol oynamaz. 1. Sahiplenme (ihraz): Sahipsiz bir taģınır malı malik olma iradesi ile zilyetliğine geçiren kiģi onun maliki olur. Av hayvanlarını avlayıp sahiplenme gibi. Yine önceki maliki tarafından terk edilmiģ, örneğin çöpe atılmıģ bir eģya gibi. TMK Buluntu (Lukata): KaybedilmiĢ bir Ģeyi bulan kimse, malın sahibine,sahibini bilmiyorsa kolluk kuvvetine, muhtara bildirmek, araģtırmak, gerekirse ilan vererek malın sahibini aramak 148

150 zorundadır. Eğer bunları yapmasına rağmen 5 yıl süre ile malın sahibi bulunamamıģ ise bulan kiģi o malın mülkiyetini aslen iktisap (kazanım) suretiyle kazanmıģ olur. 3. Define : keģfedilmesinden yani bulunmasından çok zaman önce saklanmıģ olduğu ve duruma göre artık malikinin bulunmadığı kesin olarak anlaģılan değerli Ģeyler define sayılır. Eğer bulunan bilimsel değer taģıyan türden değilse içinde bulunduğu taģınmaz veya taģınır malın malikinin olur. Aksi taktirde defineyi bulan ancak onun yarısını aģmayacak kadar ödül isteyebilir. 4. ĠĢleme (Hukuki Tağyir): Bir kimse baģkasına ait bir Ģeyi iģler veya baģka bir Ģekle sokarsa, emeğin değerinin o Ģeyden fazla olması halinde, yeni Ģey iģleyenin olur. Aksi halinde malikin olur. Ancak bunun için iģleyenin iyi niyetli olması gerekir. malikin tazminat isteme hakkı ve sebepsiz zenginleģme davası açma hakkı saklıdır. 5. KarıĢma ve BirleĢme: Çok önemli masraflar yapılmadıkça birbirinden ayrılması kabil olmayacak derecede karıģmıģ ve birleģmiģ olan menkul malların malikleri ayrı ayrı ise,taraflar yeni Ģey üzerinde, o eģyanın eski değerleri arasında paylı mülkiyete sahip olurlar. Ancak bu eģyalardan birisi diğerinin bütünleyici parçası olacak Ģekilde birleģir veya karıģırsa yeni parçanın maliki ana parçanın maliki olur. Örneğin A nın bir kutu boyası ile B nin sandalı boyanmıģ ise boyanın maliki de B olur. Yine tazminat ve sebepsiz zenginleģmeden doğan haklar saklıdır. 6. ZamanaĢımı ile iktisap: Ġyi niyetli bir kimse taģınır bir malın zilyetliğini 5 yıl aralıksız ve davasız malik sıfatı ile elinde tutarsa zamanaģımı yoluyla o malın maliki olur. Zilyetliğin iradesi dıģında ve bir yıldan az bir süre ile kaybedildikten sonra yenden ele geçirilmesi yıllık zaman aģımı süresinde kesinti sayılmaz. TaĢınır Mülkiyetin Kaybedilmesi Malik kendi iradesi ile taģınır eģyayı terk ederse, baģkasına devrederse veya eģyayı tahrip ederse mülkiyet hakkını kaybeder. Aynı Ģekilde malikin iradesi dıģında, iģleme, zamanaģımı buluntu gibi yollarla bir kimse bir taģınır malın mülkiyetini kazanırsa önceki malik mülkiyet hakkını kaybeder. SINIRLI AYNĠ HAKLAR (Mülkiyetten Gayri Ayni Haklar) Mülkiyet hakkı, ayni hakların en geniģ Ģeklidir. Malik bu hakkı nedeniyle eģya üzerinde dilediği tasarrufta bulunabilir. Ondan yararlanmak amacıyla onu dilediği gibi kullanabilir ve onu tüketebilir. ĠĢte mülkiyet hakkının kapsamında bu kullanma, yararlanma ve tüketme haklarından bir kısmının, mülkiyetin muhteviyatından ayrılarak üçüncü Ģahıslara verilmesi halinde sınırlı ayni haklar söz konusu olur. (Mülkiyetin muhtevasındaki bazı yetkilerin ayrılması ve tahsisi). Sınırlı Ayni Hakların Özellikleri 1) Sınırlı ayni haklar ya muhteva bakımından ya da süre bakından sınırlanmıģ bir hâkimiyet sağlar. (Ġntifa süre yönünden, geçit muhteva yönünden sınırlı hâkimiyete örnektir) 2) Birisine bir eģya üzerinde sınırlı bir ayni hakkın tanınmıģ olması malikin mülkiyet hakkını sınırlar ama bölmez. Mülkiyet hakkı sahibini yükümlülük altına sokar. Sınırlı ayni hak sona erdiğinde bu hakkın kullanımına iliģkin yetkiler tekrar malike döner. 3) Sınırlı ayni haklar hangi tip, sayı ve türde kurulabileceği kanunda açık ve net belirlenmiģtir. Taraflar kendi iradeleriyle yeni bir sınırlı ayni hak türü yaratamazlar. Bunlar irtifak hakları, taģınmaz yükü ve taģınmaz rehini olmak üzere üç tanedir. Bunların dıģında sınırlı ayni haklar yoktur. Sınırlı ayni hakların içeriği de önemli ölçüde kanunla belirlenmektedir. Sadece taģınmaz yükünde (TMK ) ve TMK 838. maddelerindeki irtifak haklarında taraflar sınırlı ayni hakkın içeriğini dilediği gibi belirleye bilmektedir. 4) Sınırlı ayni hak, sahibine yasanın öngördüğü biçimde yararlanma ve onu kullanma yetkisi verir. Sınırlı ayni hakkın taģınmazı bir yükümlülük altına sokması ve teminat fonksiyonu görmesi de söz konusudur. 149

151 5) Sınırlı ayni haklar kendi aralarında sıralanırken önce kurulmuģ olana öncelik tanınır. Bunun istisnası teminat rehininde görülür. Çünkü taģınmaz rehinin de sabit derece sistemi denilen bir sistem geçerlidir. Bu sisteme göre rehin kurulduğu an değil, hangi derece için kurulduğudur. Derecelerden birisi boģaldığında alt derecelerin kendiliğinden üst derecelere ilerlemesi mümkün değildir. 6) Sınırlı ayni hak ile mülkiyet hakkı çatıģırsa, sınırlı ayni hakka öncelik tanınır. Malikin mülkiyet hakkı sona erdiği zaman da sınırlı ayni hak devem eder. Çünkü sınırlı aynı hak mülkiyet hakkından bağımsızdır. 7) Malikin Kendi EĢyası Üzerinde Sınırlı Ayni Hak Sahibi Olması: Malikin kendi eģyası üzerinde, kendi lehine bir sınırlı ayni hak tesisi mümkündür. Kanunda kiģinin kendi gayrimenkulü üzerinde tesis edebileceği sınırlı ayni hak iki kategoride toplanır. Malik lehine irtifak hakkı (TMK. 706); ve malik lehine gayrimenkul rehni. Malik lehine gayrimenkul mükellefiyetinin kurulup kurulamayacağına iliģkin bir hüküm, Medeni Kanunda yer almamıģtır. Öğretideki görüģ bu sınırlı ayni hakkın malik lehine kurulamayacağı yolundadır. a) Malik Lehine Ġrtifak Hakkı: Malik iki gayrimenkule sahipse, biri lehine diğeri aleyhine bir irtifak hakkı tesis edebilir. Her iki gayrimenkul aynı Ģahısta bulunduğu sürece malik lehine irtifak hakkı söz konusudur. Yükümlü gayrimenkul ile yararlanan gayrimenkul daha sonra aynı malik elinde birleģir ise, malik lehine bir irtifak hakkı söz konusu olur. Ġrtifak hakkı terkin ile sona erdiği için, terkine kadar bu hak devam eder. b) Malik Lehine TaĢınmaz mal Rehni: Medeni Kanuna göre malik lehine gayrimenkul rehni iki Ģekilde ortaya çıkar. Ġpotekli borç senedi ve ipotekli irat senedi. Aynı Ģekilde bir borcu için, baģkasına rehin tesis eden malik, borcunu ödediği zaman, alacaklının yerine geçerse, gayrimenkul rehni sona ermez; malik lehine devam eder. Malik lehine tesis edilen sınırlı ayni haklar, hak süjesinin ayrılması ile maddi etkilerini yaratır. Örnek (A), kendi gayrimenkullerinden biri lehine, diğer gayrimenkulde sadece konut yapılması ve yapılan inşaatın diğer gayrimenkulün manzarasını kapatması Mülkiyet yolunda ve irtifak bir hakkı irtifak sahipliği hakkı aynı düzenleyebilir. kiģide ise, irtifak hakkının muhtevası askıdadır. Örnek: (A), kendi gayrimenkulünü karģılık göstererek ipotekli borç senedi veya irat senedi tanzim etmiģ bu senetler üçüncü Ģahsa devir edilmiģ, fakat mesela,, bu arada üçüncü Ģahıs o gayrimenkulü miras yolu ile iktisap etmiģse, tapuda terkin yapılmadıkça, malik lehine bir gayrimenkul rehni söz konusu olur. Sınırlı Ayni Haklar İrtifak hakkı Taşınmaz Yükü Rehin hakkı ĠRTĠFAK HAKLARI Ġrtifak hakları sınırlı ayni hakların üç çeģidinden biri olup, sahibine eģyayı doğrudan doğruya kullanma veya ondan yararlanma yetkisi verir. Her iki yetkiyi de birlikte de verebilir. EĢyayı yükümlülük altına sokar. Ġrtifak hakkının özel bir çeģidi olan intifa hakkı dıģında tüm irtifak hakları taģınmazlar üzerinde kurulur. Ġntifa hakkı ise taģınır mallar üzerinde de kurulabilir. Yükümlülük altına sokulan taģınmaza yükümlü (hadim), bundan yararlanan taģınmaza ise yararlanan (hâkim) taģınmaz denilir. Bazen yükümlü taģınmazın borcu olumsuz bir borç olabilir. Manzara kapatmama borcunda olduğu gibi. Ġrtifak Haklarının Türleri Ġrtifak hakları karģımıza değiģik Ģekillerde ve konumlarda çıkabilir. Bunlar genel olarak Ģunlardır. 150

152 Kanunundaki Ayrıma Göre: TaĢınmaza iliģkin irtifak hakkı, Ġntifa hakkı, Sükna hakkı, Diğer ittifaklar Yararlanma Yetkisinin Kapsamı Bakımından: * Tam Yararlanma (intifa hakkı) * Sınırlı yararlanma --Sükna irtifak --Kaynak irtifak --Geçit hakkı Yararlanan TaĢınmaz Bakımından: * Olumlu irtifak (geçit, kaynak hakkı) * Olumsuz irtifak (manzara kapatmama irtifakı) Hak Sahibinin Tayini Açısından: * ġahsa bağlı * EĢyaya bağlı irtifak Ġrtifak Haklarının Özellikleri ve Önemli Ġrtifak Hakkı Uygulamaları Ayni Ġrtifakların kurulması: Bir taģınmaza diğer bir taģınmaz lehine külfet yükleyen irtifak haklarıdır. Borçlu, yükümlü taģınmazın malikidir. EĢyaya bağlı irtifak haklarında bu hakların sahibi ve borçlusu gayrimenkullere kimler malikse, onlardır. EĢyaya bağlı irtifakların kurulması da aynen mülkiyet hakkının kazanılmasında olduğu gibi; tescil ile zamanaģımı ile ve teslimden önce olmak üzere üç Ģekilde kurulur. Tescil ile irtifak hakkının kazanılması aynı taģınmaz mülkiyetin kazanılmasında olduğu gibi geçerli bir kazanım sebebi, tescil talebi ve tescil iģleminin bir araya gelmesi ile gerçekleģir. Bu iģlem resmi Ģekilde ve ancak tapu müdürleri tarafından yapılabilir. Ġrtifak kurulması iģlemin geçerli bir sebebe dayanmaması durumunda tescil yolsuz tescil olur. TaĢınmaz satıģ vaadi gibi irtifak hakkının kurulması vaadi de yapılabilir. Böyle bir vaat tapu siciline Ģerh verilince Ģerhten itibaren 5 yıl boyunca taģınmazın daha sonraki maliklerini de bağlar. Ancak 5 yıl içinde irtifak kurulmamıģ ise bu Ģerh tapu sicili memuru tarafından resen terkin edilir. Ġrtifak hakkı zamanaģımı yolu ile de kazanılabilir. Örneğin tapuya yolsuz tescil ile kayıtlı bir irtifak hakkını 10 yıl süre ile aralıksız ve davasız, iyi niyetle kullanan kiģi bu sürenin sonunda zamanaģımı ile irtifak hakkına sahip olur. Yine tapu siciline kayıtlı olmayan bir taģınmazın üzerinde 20 yıl boyunca, aralıksız ve davasız, irtifak hakkı sıfatıyla zilyet olan kiģi bu irtifak hakkının adına tescilini isteyebilir. Aynen taģınmaz mülkiyetin kazanılmasında olduğu gibi irtifak hakkı da,mahkeme kararı ile ve kamulaģtırmada olduğu gibi yasada öngörülen nedenlerle tescilden öncede doğabilir. Örneğin yükümlü bir taģınmazda bir mecra açıktan geçiyorsa hiç bir tescil ya da zamanaģımı Ģartı aranmaksızın, mecranın kurulmasından itibaren bir irtifak hakkı doğmuģ sayılır. Ayni Ġrtifakların Sona Ermesi Ayni irtifaklar ya terkin yolu ile ya da doğrudan doğruya sona ererler. Terkin yolu ile irtifak hakkı sahibinin yazılı talebi üzerine irtifak hakkı sona erdirilebilir Ancak rehin hakkı sahibi varsa onun da rızası alınmalıdır. Ġrtifak hakkının doğrudan doğruya sona ermesi ise ya sürenin dolması ile ya da taģınmaz veya taģınmazların kamulaģtırılmasıyla söz konusu olur. Yine taģınmazın yok olması, yükümlü ve yararlanan taģınmazların ayrı kiģinin eline geçmesi durumlarında, bir de hakim kararı ile irtifak hakkı sona erdirilebilir. Ġrtifak Hakkının Kapsamı : Ġrtifak hakkının kapsamı tapu sicilindeki kayıtlara göre belirlenir. Bu kayda irtifak sözleģmesi denilir. Eğer bu sözleģmeden durum yeterince anlaģılamıyorsa, bu hakkın uzun süreden beri nizasız kullanılıģ biçimine bakılır. Ġrtifak Hakkı Sahibinin Hak ve Yükümlülüğü: Hak sahibi hakkının korunması ve ondan yararlanabilmesi için gereken tedbirleri alabilir. Hak sahibi, yükümlü taģınmaza en az zarar verecek Ģekilde bu hakkını kullanır. 151

153 Yer DeğiĢtirme: Malike tanınan bir haktır. Eğer, irtifak hakkı yükümlü taģınmazın belirli bir parçası üzerinde kurulmuģ ise taģınmazın maliki menfaatinin varlığını ispat ederek ve masraflarını karģılayarak irtifak hakkının taģınmazın baģka bir kısmına taģınmasını isteyebilir. ġahsġ ĠRTĠFAKLAR (KiĢisel Ġrtifak Hakları) Ġrtifak hakları bazen Ģahsa bağlı olarak kurulur. ġahsi irtifak haklarından intifa hakkı ve sükna hakkı düzenli, kaynak hakkı ve üst hakkı ise düzensiz Ģahsi irtifak hakları olarak bilinir. 1. DÜZENLĠ ġahsġ ĠRTĠFAK HAKLARI A) ĠNTĠFA HAKKI: Ġrtifak haklarının en geniģ kapsamlısıdır. Hem taģınır hem de taģınmazlar üzerinde kurulabilen tek irtifak hakkı, intifa hakkıdır. Bir mal topluluğu üzerinde de intifa hakkı kurulabilir. Sahibine eģyadan tam ve sınırsız yararlanma hakkı verir. Mülkiyet hakkından sonra muhtevası en geniģ kapsamlı ayni haktır. Ġntifa hakkı sahibi, malı kullanabileceği gibi, semerelerinden de faydalanabilir. Ancak, intifa konusu üzerinde tasarruf edemez. TaĢınmazın tahsis amacını değiģtiremez. Ġntifa hakkı belirli bir kiģiye tanınır. BaĢkasına devredilemez. Miras yoluyla intikal etmez. Rehin hakkının konusu olamaz. Haczedilemez, iflas masasına girmez. Bu hak; Taşınırlar üzerinde, Taşınmazlar üzerinde, Alacak hakkı ve Eşya topluluğu üzerinde kurulabilir. TaĢınmaz üzerine kurulan intifa hakkı tapu siciline tescil ile doğar ve bütünleyici parçalarla birlikte eklentileri de kapsar. TaĢınır eģya üzerinde kurulan intifa hakkı malikin zilyetliği intifa hakkı sahibine devrettiği anda kurulur. Ancak geçerli bir hukuki sebep Ģarttır. Alacaklılar üzerinde intifa hakkı alacağın temlikiyle olur. Mal topluluğunun aktif kısmı üzerinde (eģya ve haklar üzerinde) intifa hakkı kurulması mümkündür. TMK- 794 ve 814 e göre düzenlenen bu intifa hakkı türünde hak sahibi mamelekin (mal topluluğu) safi gelirden yararlanır. Ġlke olarak mamelekin borçlarından da sorumludur. Ġntifa hakkı da diğer irtifak hakları gibi kurulur. TaĢınır mallarda intifa hakkı kurulmasında malın sahibinin olumlu iradesiyle birlikte zilyetliği de devretmesi gerekir. Ġntifa hakkının sona ermesi: Ġntifa hakkının sona ermesi mülkiyet hakkının sona ermesi gibidir. Ġntifa hakkının sona erdiği halleri; Yazılı terkin talebi sonucu terkin ile KamulaĢtırma bedeli üzerinde devam etmek Ģartıyla kamulaģtırma ile EĢyanın yok olması ile Cebri icra yolu ile taģınmaz üzerindeki rehinin paraya çevrilmesi aģamasında bedelin rehini karģılamaması halinde, Sürenin bitmesi veya intifa hakkı sahibinin ölümü ile Mahkeme kararı ile olarak sayabiliriz. Ġntifa Hakkı Sahibinin Hakları Ģunlardır: --Vasıtasız zilyetlik haklarını kullanabilir. EĢya üzerinde fiili hâkimiyete sahip olur. -- Ġntifa hakkı sahibi, o Ģeyin özüne zarar vermeden onu tüketmemek Ģartıyla maldan ve semerelerden yararlanır. -- Ġntifa edilen malın idaresini yapmaya yaptırmaya ve malı kiralamaya yetkilidir. Resmi defter tutulmasını talep edebilir. Değeri tespit edilerek iktisap edilen intifa hakkı üzerinde tasarruf edebilir. Ġntifa Hakkı Sahibinin Yükümlülükleri Ģunlardır: EĢyanın bakım ve korunması ve gerekli onarımların yapılması, EĢyanın korunması ve vergileri, sigorta primlerinin gibi iģletme masraflarının ödenmesi Malikin Hakları: -- EĢya üzerinde tasarruf yetkisi vardır ancak bu intifa hakkını sona erdirmez. -- Haklarının tehlikede olduğunu ispat eden malik, intifa hakkı sahibinden teminat (güvence) isteyebilir. 152

154 --Ġntifa hakkının hukuka uygun kullanılmasını denetleyebilir. --EĢya, hukuka aykırı kullanılıyorsa veya istenen teminat verilmemiģse malik eģyanın zilyetliğinin intifa hakkına göre kullanılması için bir kayyıma verilmesini isteyebilir. Malikin yükümlülükleri: --EĢyanın öz değerini korumak için gerekli olan olağanüstü tedbirleri almak ya da intifa hakkı sahibi tarafından bu amaçla yapılan masrafları karģılamak, SÜKNA HAKKI (Oturma hakkı) Bir evde veya onun bir kısmında oturma hakkıdır (T.M.K. 823). Bir bakımdan daraltılmıģ bir intifa hakkı niteliğindedir. Kanunda aksine bir hüküm olmadıkça intifa hakkına iliģkin hükümler sükna hakkına da uygulanır. Sükna hakkı da, başkalarına devredilmez, miras yolu ile intikal etmez. Sükna hakkının konusu bir taģınmaz olabileceği gibi tapuya kayıtlı olan sürekli ve bağımsız bir hak da olabilir. Sükna hakkı sahibi bir evde yalnız baģına oturma hakkına sahipse münhasıran sükna hakkı, malik ile birlikte oturma hakkına sahipse müşterek sükna hakkı söz konusu olur. Ancak münhasıran sükna hakkı sahibi eģi ve çocukları ile oturabilir. Sükna hakkı ölüme bağlı tasarrufla da kurulabilir. Resmi Ģekle tabidir ve tapu siciline kayıt edilmesi Ģarttır. Sükna hakkı terkin ile ve taģınmazın yok olması ile sona erer. 2. DÜZENSĠZ ġahsġ ĠRTĠFAK HAKLARI Adından da anlaģılacağı gibi bu haklar Ģahsi irtifak haklarıdır. Fakat ayni irtifak Ģeklinde de kurulabilir. A) KAYNAK HAKKI BaĢkasının arazisinde bulunan su kaynağından su olarak kendi arazisinde kullanmak hakkı veren bir sınırlı ayni haktır. Kaynak kural olarak taģınmazın bütünleyici parçasıdır. (mütemmim cüz) Ancak TMK- 761, 837 ve 998 e göre kurulmuģ bir kaynak hakkı aksi kararlaģtırılmamıģsa devredilebilir ve miras yolu ile intikal eder. Kaynak hakkı sahibi kaynağın değil suyun sahibidir. Kaynak hakkı Ģahsa bağlı veya eģyaya bağlı bir irtifak Ģeklin de kurulur. Kaynaktan nasıl yararlanılacağını taraflar serbestçe kararlaģtırabilirler. Kaynak hakkının nasıl sona ereceği kanunda düzenlenmiģ olmamakla birlikte, genel olarak eģyaya bağlı irtifak haklarını sona erdiren sebepler kaynak hakkı bakımından da geçerli olmalıdır. Kaynak hakkı Ģahsa bağlı ise kiģinin ölümü ile sona erer. Kaynak hakkı sahibi suyu alabilmesi için gerekli olan mecra ve tesisleri yapmak hakkına sahiptir. B )ÜST HAKKI Bir kimsenin arsasının üstünde veya altında inģaat yapmak veya mevcut bir inģaatı yerinde bırakmak hakkı veren bir sınırlı ayni haktır. Bu hak, bina taģınmazın bütünleyici parçasıdır. kuralının istisnasıdır. Aksi öngörülmedikçe devredilebilir ve miras yoluyla intikal eder. Üst hakkı Ģahsa bağlı olarak kurulabileceği gibi taģınmaza bağlı olarak da kurulabilir. Malik taģınmazı satabilir, rehin edebilir. Fakat üst hakkına dayanılarak yapılan inģaatın mülkiyeti, üst hakkı sahibine aittir. Üst hakkı bağımsız ve sürekli bir hak olarak tapu sicilinin ayrı bir sayfasına taģınmaz olarak kaydedilir. Bir üst hakkının sürekli nitelikte sayılması için en az 30 yıl için kurulması gerekir. Üst hakkı en çok 100 yıl için kurulur. Üst hakkı sona erdiğinde, inģaat taģınmazın mütemmim cüzü haline gelir ve taģınmaz maliki inģaatın da mülkiyetini kazanır. C) DĠĞER ĠRTĠFAK HAKLARI (TMK- 838) Burada kastedilen irtifak hakları intifa hakkı ve sükna hakkı dıģında kalan dar anlamdaki düzensiz Ģahsi irtifaklardır. Kanun bunu bir kiģiye veya topluluk lehine atıģ eğitimi, spor alanı ya da geçit olarak kullanılmak gibi örneklerle zikretmiģtir. ġahsi irtifak özelliği ağır basmakla birlikte bu madde de zikredilen diğer irtifak hakları da muhteva bakımından ayni irtifaklara benzerler. Bu tür irtifak hakları Ģahsa bağlı özellikleri nedeniyle miras yolu ile intikal etmez ancak kuruluģunda bunun aksi kararlaģtırılabilir. 153

155 TAġINMAZ YÜKÜ Eski Medeni Kanununda Gayri Menkul Mükellefiyeti kavramı ile ifade edilen taģınmaz yükü irtifak haklarından sonra sınırlı ayni hakların ikinci önemli türüdür. TMK-839 TaĢınmaz yükü, taģınmazın malikini yalnız o taģınmazla sorumlu olmak üzere, diğer bir kimseye bir Ģey vermek veya yapmakla yükümlü kılar. (Edim borcu-borcun taģınmazla teminat altına alınması) EĢyaya bağlı olarak kurulabileceği gibi Ģahsa bağlı olarak da kurulabilir. Hak sahibi olarak belirli bir kiģi gösterilebileceği gibi belli bir taģınmazın maliki sıfatını taģıyan kiģide gösterilebilir. Örneğin tuğla yapımına uygun toprağı olan bir taģınmaz üzerine bir tuğla fabrikası sahibi lehine bir taģınmaz yükü kurulabilir. TaĢınmaz yükünün borçlusu malikin yükümlülüğü aktif ve olumlu bir yükümlülüktür. TaĢınmaz yükü alacaklısı sahip olduğu bu sınırlı ayni hakkın gereği yerine getirilmiyorsa taģınmazı sattırarak hakkını alabilir. Bu bakımdan taģınmaz rehinine benzer bir teminat fonksiyonu vardır. TaĢınmaz yükünün kurulması resmi Ģekle tabi olup, tapu siciline kaydı gerekir. Sona ermesi de bu sicilin terkini ile taģınmazın tamamen yok olması, alacaklının feragatı veya yükümlünün malik tarafından satın alınması ile söz konusu olur. REHĠN HAKKI Rehin hakkı, hak sahibine, bir alacak yerine getirilmediği takdirde, rehnedileni (gayrimenkul, menkul eģya veya bir baģka hakkı) paraya çevirterek bundan alacağını tahsil etmek yetkisi veren eģyanın maliki baģta olmak üzere herkese karģı ileri sürülebilen bir sınırlı ayni haktır. Rehin hakkı kiģiye sadece tüketme yetkisi verdiğinden sınırlı bir ayni haktır. Bu hak asıl alacağı bağlı bir hak olduğu için aynı zamanda fer i bir haktır. Rehin hakkı, hak sahibine malvarlığını paraya çevirme yetkisi veren mutlak bir haktır. Rehin hakkı gayrimenkul rehni, menkul rehni ve haklar üzerinde rehin olmak üzere ayrılır. Kanun, haklar üzerindeki rehni, menkul rehni içinde mütalaa etmektedir. GAYRĠMENKUL REHNĠ TaĢınmaz mal rehni, borçlandırılmıģ gayrimenkul üzerinde alacaklının sahip olduğu sınırlı bir ayni haktır. Bu hak, borcun ödenmemesi halinde, alacaklıya gayrimenkulü sattırıp, alacağını almak imkânını verir. Alacaklı doğrudan doğruya gayrimenkulü kendisi satamaz. SatıĢ icra organlarınca yapılır. TaĢınmaz mal rehininin baģlıca iki fonksiyonu vardır. (1) KiĢisel alacağı teminat altına alma (2) Arazinin değerini tedavül ettirme Taşınmaz mal Rehininin Amacı alma Alacağı Teminat Altına Arazi değerini tedavül ettirme A. Alacağı Teminat Altına Alma: TaĢınmaz mal rehni bir alacağı teminat altına almak görevini yüklenmiģse, asıl alacağın varlığına bağlıdır ve bu haliyle gayrimenkul rehni bir fer i haktır. Temelde yatan alacak iliģkisinin kaderine tabidir. 154

156 Örnek : (A), (B) ye TL. borçludur. Bu borcuna teminat olarak gayrimenkulü üzerinde bir ipotek kurmuģtur. Eğer alacak, borç iliģkisi herhangi bir sebeple geçerli değilse, ipotek de geçersiz olur. Çünkü ipotek, fer i bir haktır ve asıl borcun akıbetine bağlıdır. Mesela; (A) nın borcunu (A) nın babası (B) ye ödemiģse (A) nın kendi gayrimenkulü üzerinde kurmuģ olduğu ipotek fer i bir borç olduğu için sona erer. B. Arazinin Değerini Tedavül Ettirme: TaĢınmaz mal rehni arazinin değerini tedavül ettirme görevini de yüklenebilir. Bu durumda gayrimenkulün farazi değer parçasını temsilen kıymetli evrak düzenlenir. Kanunda arazinin değerini tedavül ettiren iki çeģit kıymetli evrak öngörülmüģtür. Bunlar ipotekli borç senedi ve irad senedidir. Her iki kıymetli evrakta ipotekten farklı olarak mevcut alacağa teminat teģkil etmek üzere çıkarılmamıģtır. Bu itibarla da fer i bir hak değildir. GAYRĠMENKUL REHNĠ ÇEġĠTLERĠ: Medeni Kanunda düzenlenen gayrimenkul çeģitleri üç tanedir. Ġpotek, ipotekli borç senedi ve ipotekli irad senedi. TaĢınmaz mal Rehni ÇeĢitleri İpotek Ġpotekli borç senedi İrad senedi GAYRĠMENKUL REHNĠNĠN TEMEL ĠLKELERĠ: A) Belirlilik Ġlkesi: Belirlilik ilkesi, alacakta belirlilik ve rehnedilen gayrimenkulde belirlilik olmak üzere ikiye ayrılır. 1) Alacakta Belirlilik: Kanunda alacağın prensip olarak belirlenmesi, emredici kural olarak düzenlenmiģtir ( MK. 851). Bu prensibin kabulü ile kanun koyucu Ģu amaçları gütmüģtür. (1) Rehin, bir alacağı temin etmek amacı ile yapıldığı için, tapu sicilinde bu miktarın gösterilmesi, gayenin gerçekleģmesi ile yakından ilgilidir. (2) Alacaklılar, kendilerinden önce gelen alacak miktarını öğrenip, durumlarını ona göre düzenleyebilmelidirler. Kanunda miktarı önceden belli olmayan alacaklar için de rehin kurulması imkânı tanınmıģtır. (azami hat ipoteği). Alacak mevcut ise, buna anapara ipoteği denir. Alacak henüz mevcut değil ise veya miktarı belli değil ise, buna azami hat ipoteği denir. Alacağın belli olması için, kanun, bunun Türk Parası ile belirlenmesini ve belirlenen bu rehin yükünün tutarının tapu siciline tescilini zorunlu kılmıģtır (TMK. 851/1) Ġstisna, dıģ kaynaklı krediler için yabancı para cinsinden ipotek. Örnek: Çiftçi (A), (B) ye 10 sene süre ile her sene 5 ton buğday verme yükümlülüğü altına girip (B) den kredi almıģtır. (B), bu alacağının gayrimenkul rehni ile kurulmasını talep edemez. Çünkü gayrimenkul rehni para alacakları için söz konusudur. Hâlbuki (B) nin alacağı bir para alacağı değildir. Rehin ile temin olunan alacak hangi para birimi ile ifade edilmiģse, gayrimenkul rehni de aynı para birimi ile gösterilmek gerekir. Rehin yükünün belirli olması, alacağın tutarının rehin kuruluģu sırasında belli olup olmadığına göre farklı hükümlere tabi olur. 155

157 a) Alacak Miktarının Belli Olması: Alacağın miktarı, rehnin kuruluģu sırasında belli ise ve bu miktar tapu siciline tescil edilmiģse, anapara ipoteği söz konusu olur. Ana Para Ġpoteğinde, Medeni Kanun un 875 inci maddesinde öngörülen yan alacaklar da, anapara ipoteğine ilave olarak istenebilir. aa-ana Para: bb-takip masrafları ve Geçen Günler Faizleri: cc-sözleģme Faizleri: dd-alacaklının Rehinli TaĢınmaz malın Korunması Ġçin Yaptığı Giderler ve Ödediği Sigorta primleri: b) Alacak Miktarının Belli Olmaması: Kurulacak gayrimenkul rehninin konusunu teģkil edecek alacak miktarı kesin olarak belli değil ise, gayrimenkulün azami ne miktar için teminat teģkil edeceği her iki tarafça belirlenir. Burada ileride vücut bulması muhtemel bir alacak için gayrimenkul rehni tesis edilir. Burada rehin kurulurken alacak belli değildir. Fakat ileride belli olacaktır. Azami hat ipoteğinde, anapara, faizler, mahkeme masrafları, hep azami hat olarak gösterilen miktarın içindedir. Alacak miktarı bu sınırı aģarsa, borçlunun Ģahsi sorumluluğu söz konusu olur. 2) Rehin Konusunda Belirlilik: Rehnin konusunda belirlilik, gayrimenkulün tapuya kayıtlı olması ve alacağı teminat teģkil eden gayrimenkullerin tek tek belirtilmiģ olması demektir. Tapu kütüğündeki bağımsız ve daimi olmak üzere kaydedilen haklar üzerinde de rehin tesis edilebilir. Bir kimsenin bütün gayrimenkulleri üzerinde bir gayrimenkul rehni tesisi imkânsızdır. TaĢınmaz mal rehni ile sınırlanacak her gayrimenkul ferden tayin ve tespit edilmeli ve her gayrimenkul rehni o gayrimenkulün tapu kütüğü sayfasına tescil edilmiģ olmalıdır. (TMK.771) Eğer bir gayrimenkul üzerinde Paylı mülkiyet varsa, her paydaģ kendi payını rehnedebilir. (TMK.688) TaĢınmaz mal üzerinde elbirliği mülkiyet söz konusu ise, malikler ancak birlikte ve gayrimenkulün tamamını rehnedebilirler (TMK.857/3). TaĢınmaz mal rehni, gayrimenkulün tamamı üzerinde bir yük teģkil eder. TaĢınmaz malın bir kısmı üzerinde rehnin kurulabilmesi için, gayrimenkulün ifrazı ve bağımsız parsel olarak tescili Ģarttır (TMK.854/.2). Bir tek alacak için birden fazla gayrimenkulden her biri alacağın tamamına teminat olarak gösteriliyorsa buna toplu rehin denir. B. Kamuya açıklık (Aleniyet) Ġlkesi: Kanundaki istisnalar hariç (TMK.865,867,876), taģınmaz mal rehni ancak tapuya tescil (Ġktisap sebebi, tescil talebi ve tescil) suretiyle tesis edilir. Hiç kimse tapu kütüğüne tescil edilen bir gayrimenkul rehnini bilmediğini iddia edemez. TaĢınmaz mal rehninin yolsuz olarak terkini, gayrimenkul rehnini sona erdiremez; fakat iyi niyetli üçüncü Ģahıslar gayrimenkulü rehinsiz olarak iktisap eder. TaĢınmaz rehni, teminat altına aldığı alacağın sona ermesi üzerine rehnin terkini veya taģınmazın tamamen yok olması ile sona erer. KamulaĢtırmaya iliģkin hükümler saklıdır. C. TaĢınmaz mal Rehniyle Temin Edilen Alacak Hakkında ZamanaĢımı ĠĢlemez: T.M.K. 864 hükmüne göre, taģınmaz rehninin tapu siciline tescil tarihinden itibaren, rehin konusu alacak hakkında, T.B.K. 146 vd. maddelerinde öngörülen zamanaģımı süreleri iģlemez. D) Teminat ilkesi: TaĢınmaz rehni ile izlenen amaç, alacağı teminat altına almak ve borcun ödenmemesi halinde rehin konusu taģınmazın Ġcra ve Ġflas Kanunu hükümlerine göre, açık artırma ile satıģı sonucu elde edilen paradan alacaklının alacağını tahsil etmesini sağlamaktır. Bakiye kısım, borçlu malike bırakılır. E) TaĢınmaz mal Rehninde Sabit Dereceler Sistemi: 156

158 Kanunda gayrimenkul rehninde sabit derece sistemi kabul edilmiģtir. Bu sistemde rehnin kuruluģ tarihleri önem taģımamaktadır. TaĢınmaz mal rehninde kanun koyucu diğer sınırlı aynı haklar için kabul ettiği ilerleme sisteminden ayrılmıģtır. Menkul rehninde ise ilerleme sistemini benimsemiģtir. TaĢınmaz mal rehninde sıra, tarafların iradesine göre tespit olunur. Sabit derece sisteminde gayrimenkulün değeri, farazi parçalara bölünmüģtür. Her bir rehin hakkı, gayrimenkulün değerini paraya çevrilmesinden elde edilecek tutarın belirli bir bölümünü kapsar. TaĢınmaz malın bu farazi parçalarına derece denir. Her derece de derecenin değeri kadar rehin kurulur. Rehin hangi derecede kurulmuģsa o derecenin miktar ve sıra ile alacağı teminat altına alır. Her derece içinde öncelik sırasını gösteren alt dereceler kurulabilir. Sabit Derece Sisteminin BaĢlıca Özellikleri: (1) - Sabit derece sisteminde rehin konusu gayrimenkulün değeri, rehin derecesi denilen farazi parçalara ayrılmıģtır. Rehinli alacaklının hakkı, alacağına bağlı olduğu derecenin farazi değerini aģamaz.(tmk.870/1) Örnek: (A) Taşınmaz malın 3 dereceye bölmüş ve her bir derece için belirli bir değer öngörmüş olabilir. Mesela 1.derece ; 2.derece ; 3.derece gibi. 2) Rehin haklarının sırası, kuruluģ tarihine göre değil; bulundukları derecelere göre belirlenir. Taraflar hangi derecede yer alacaklarını kendileri karar verirler. Örnek: Derece Rehnin değeri Rehnin kuruluş tarihi (3) Önceki derecede bulun rehinli alacaklı alacağını almadan sonraki derecede bulunan rehinli alacaklı alacağını alamaz. Örnek: Rehnin derecesi Rehin alacaklısı Rehin alacağı Rehnin Kuruluş tarihi 1 A B C Taşınmaz mal TL. ye satılırsa, (A) lehine kurulan gayrimenkul rehni, kuruluş tarihi itibariyle en yeni tarihli de olsa rehni 1.derecede de olduğu için, önce satış bedelinden rehin alacağı olan TL.alır. (B), (A) nın rehin alacağından arta (4) Bir derece de rehin hakkı kısmen veya tamamen sona ermiģse, alt derecede bulunan rehin kalan hakkı sahibi TL. kendiliğinden alır. (C) hiçbir üst şey dereceye alamaz. ilerleyemez (B) nin geri (TMK.871/1). kalan TL ve (C) nin TL için rehin verenin şahsi sorumluluğu vardır. Örnek: (A).gayrimenkulü üzerinde üç derece rehin tesis etmiştir. Birinci derecede TL ile teminat altına alınan borcunu ödemiş ve derece boşalmıştır. Bu durumda ikinci derece borcu teminat altına alınan (B), birinci dereceye ilerleyemez. (A), bu rehin derecesi üzerinde (D) için, bir gayrimenkul rehni tesis edebilir. (5) Malik boģalan dereceye yeni bir rehin hakkı tesis edebilir. Hatta daha rehin hakkı kurulurken daha önceki bir rehin hakkını saklı tutabilir. Bunlara saklı derece denir. Saklı derecenin teminat miktarı belli edilerek, tapu kütüğüne tescil edilir. (Mahfuz meblağ) 157

159 Örnek: (A) nın, 1.derece için kurulmuş TL gayrimenkul rehni varsa 2.derece (Miktarını belirterek mesela TL kendisi için saklı tutabilir ve 3.derece için mesela TL. için rehin tesis edebilir. (6) Bir derece içinde, o derecenin farazi değerini aģmadan, yan rehin dereceleri (sıra) kurulabilir. Aynı derece içindeki yan rehin derecesi alacaklıları o dereceye düģen miktarı, alacakları oranında paylaģırlar. (TMK.874/2) Fakat malikle rehinli alacaklılar, aynı derecedeki rehin hakları arasında bir sıra düzeni de öngörebilirler. Ancak aralarında yaptıkları anlaģmaya göre aralarında sıra düzenini gösterebilir. Örnek: TL. birinci derecede üç yan rehin derecesine ( ; ve TL.) bölünmüştür. Taşınmaz mal TL. satılmış ise; TL. rehin derecesi alacaklısı TL TL. rehin derecesi alacaklısı TL TL. rehin derecesi alacaklısı TL. alır. (7) Bir rehin derecesinin farazi değerinde değiģiklik yapmak, alt derecedeki rehinli alacaklıların hakkını tehlikeye sokacağından, ancak onların muvafakatiyle değiģiklik yapılabilir. Örnek: (A), gayrimenkulünü üç dereceye ayırmış üzerinde rehin tesisi etmişse, ikinci derecedeki değerini, ancak üçüncü derecedeki rehin alacaklısı buna müsaade ederse, artırabilir. Mesela ikinci derecedeki değeri TL, TL, olarak artırmak istediğinde, üçüncü derecedeki rehinli alacaklı bunu kabul etmelidir. Sabit Derece Sisteminin Ġstisnaları: Sabit derece sisteminin istisnaları, ya sözleģmeden, ya da kanundan doğar. SözleĢmeden doğan istisna rehin alacaklısına, boģ dereceden istifade hakkı verir (TMK.871/2). Kanundan doğan istisnalar ise, gayrimenkulün paraya çevrilmesinde ve arazinin ıslahı sonucunda kurulan rehin haklarında söz konusu olur. a) BoĢ Dereceye Ġlerleme Hakkı (Serbest dereceden istifade hakkı): Rehin alacaklısı ile malik aralarında yaptıkları sözleģmeyle, gayrimenkul maliki rehin alacaklısının, boģalan üst derecedeki diğer bir rehnin yerine geçmesini kabul eder. 3. kiģilere karģı ileri sürülebilmesi için tapu kütüğüne Ģerh verilmesi gereklidir. b) Kanundan Doğan Ġstisnalar: (1) TaĢınmaz mal paraya çevrilirken boģ tutulan dereceler veya bir derece içinde kullanılmayan farazi değerler dikkate alınmaz. (2) Toprağın ıslahı için kredi alınmıģsa: (TMK ) Üzerinde rehin tesis ettiği gayrimenkulün ıslahı için gayrimenkul maliki, rehin almıģsa alacaklı lehine tescile tabi olmayan bir rehin hakkı doğar ve bu rehin hakkı kendisinden önce tesis edilen bütün rehin alacaklılarından önce gelir. Eğer gayrimenkulün ıslahı için, Devletten bir kredi alınmıģsa, bu alınan kredinin bir kısmının mı yoksa tamamının mı teminatın konusuna gireceği meselesi ayrı ayrı düzenlenmiģtir. Eğer Devlet kredinin tamamını vermiģse, bu taktirde kredinin tamamı rüçhanlı hakka sahip olur ve derecelerin önünde yer alır. 158

160 Eğer Devlet bir kısmına iģtirak etmiģse, bu takdirde verilen kredinin üçte ikisi öncelik hakkından yararlanır. Devletten alınan kredi için tapu siciline toprağın ıslahı harflerinin yazılması gerekir. GAYRĠMENKUL REHNĠNDE ALACAĞI TEMĠNAT ALTINA ALAN GAYRĠMENKULÜN KAPSAMI TaĢınmaz mal rehninin teminatı kapsamına, rehinli gayrimenkulün mütemmim cüzileri, istisna edilmeyen teferruatlar, kira bedelleri ve sigorta teminatı dahildir. REHĠNLĠ GAYRĠMENKULÜN DEĞERĠNĠN KORUNMASI: Rehinli gayrimenkulün değerini korunması, rehin alacaklısı açısından büyük önem taģır. Bu nedenle de kanunda, rehinli alacaklısına, rehin konusu gayrimenkulün değerinin korunması talep yetkisi tanınmıģtır. Malikin bu tedbirleri almaması halinde, tedbir almak hakkı hakim tarafından, rehinli alacaklıya verilebilir. Rehinli gayrimenkulü değerini kaybetmesi, malikin kusurundan ortaya çıkabileceği gibi, onun kusuru olmadan da doğabilir. A. Rehinli TaĢınmaz malın Malikin Kusuru ile Değer Kaybetmesi: TaĢınmaz mal, malikin kusuru nedeniyle değer kaybediyorsa veya değer kaybetme tehlikesi varsa, alacaklı gerekli tedbirlerin alınması için hakime baģvurabilir. Hatta gecikmesinde tehlike olan hallerde, alacaklı hakim kararı olmaksızın, kendiliğinden tedbir alabilir. (TMK 865/2) Rehin alacaklısı yapmıģ olduğu masraflardan dolayı diğer bütün rehin alacaklısından önce gelen tescile tabi olmayan bir kanuni rehin hakkına sahiptir. Rüçhanlı alacak (TMK.865) Ayrıca malike karģı haksız fiil hükümlerine baģvurabilir. Eğer gayrimenkulün değerini azaltıcı fiil henüz baģlamamıģsa veya baģlamıģ da devam ediyorsa, rehin alacaklısı men davası açabilir. Ayrıca ek teminat isteyebilir. TaĢınmaz malın değer, malikin kusuru ile azalmıģsa, alacaklı eski halin iadesini talep eder; ayrıca ek teminat ister. Bunlar olmazsa, gayrimenkulün azalan değeri oranında borcun ifasını talep eder. Malikin haksız fiil sorumluluğu vardır. B. Rehinli TaĢınmaz malın Malikin Kusuru Olmaksızın Değer Kaybetmesi: Malik, gayrimenkulündeki değer azalmasına karģı tazminat almıģsa, rehinli alacaklı bu oranda ya ek teminat verilmesini, ya da ödemede bulunmasını ister. Alacaklı ayrıca rehinli gayrimenkulün değer kaybını önleyici tedbirleri alabilir. Alacaklının yaptığı masraflar için, doğrudan doğruya kanundan doğan rehin hakkı vardır. REHĠNLĠ GAYRĠMENKULÜN PARÇALARA BÖLÜNMESĠ VE BAġKA GAYRĠMENKULLERLE BĠRLEġMESĠ A. Rehinli TaĢınmaz malın Bölünmesi: TaĢınmaz mal parçaları bölünmüģ ve her parça için tapu kütüğünde ayrı bir sayfa açılmıģ ise, gayrimenkul rehni her parça üzerinde devam eder. Bunun tek istisnası, bölünen parçalardan birinin değerinin rehinli alacağın 1/20 sinden az olması ve gayrimenkulün kalan kısmının alacağı karģılamaya yeterli olması, yeterli olmasa bile, borçlunun ayrılan parçanın değerine uygun olarak alacaklıya bir ödemede bulunması durumudur. (TMK. 868) B. Rehinli TaĢınmaz malın BaĢka Bir TaĢınmaz malla BirleĢmesi: Ġki veya daha fazla gayrimenkul birleģmiģse veya bunların yerine baģka bir gayrimenkul verilmiģse, bu gayrimenkuller üzerindeki gayrimenkul rehinleri aynı sırada olmak üzere birleģme suretiyle meydana gelen yeni gayrimenkule aktarılır (TMK.859) LEX COMMĠSSORĠA YASAĞI Alacağın muaccel olması ve borcun ifa edilmemesi halinde rehinli gayrimenkulün paraya çevrilmesi istenebilir. TaĢınmaz malın paraya çevrilmesi icra dairelerince icra iflas kanunu hükümlerine göre yapılır. TMK.879 ye göre, vadesinde borç ödenmediği takdirde, rehin konusunun, rehin alacaklısının mülkiyetine geçeceğine iliģkin her Ģart batıldır. Buna Lex commissoria yasağı 159

161 denir. Bu yasak, alacağın muaccel olmasından önce söz konusudur. Rehinli alacak muaccel olduktan sonra, tarafların anlaģmasıyla, rehinli gayrimenkulün ifa yerine edim, ifa nedeniyle edim olarak, alacaklıya temliki mümkündür. ĠPOTEK Ġpotek, mevcut veya ileride doğması muhakkak veya muhtemel bir alacaklar için tesis edilir. Kısacası Ģarta bağlı olan veya olmayan, belirli veya belirsiz, ilerde doğması muhtemel veya muhakkak olan bir alacak için ipotek tesisi mümkündür. Teminat altına alınan alacağın mutlaka para alacağı olması gerekmez. Bir yapma veya yapmama edimi de ipoteğin konusunu oluģturabilir. Ancak teminat miktarının mutlaka Türk parası ile gösterilmesi Ģarttır. (TMK.851). Bu kuralın tek istisnası Türk Medeni Kanunu nun 851 inci maddesidir. Ġpoteğin iktisadi görevi, alacağın teminat altına alınmasıdır. Alacaklı, alacağını önce alacağa teminat teģkil eden gayrimenkulden temin etmeye çalıģır. Ancak bu teminat alacağını karģılamazsa, borçlunun diğer mal varlıklarına da baģvurur. Burada artık borçlunun Ģahsi sorumluluğu söz konusu olur. Kısaca ipotek, teminat altına aldığı alacağa, bağlı bir haktır. Yani bağımlı bir haktır. Ġpotek mevcut bir alacağı teminat altına almak için kurulmuģsa anapara ipoteği, Ġlerde doğacak veya doğması muhtemel bir alacak için kurulmuģsa, azami hat ipoteği olmak üzere iki Ģekilde tesis edilebilir. Ġpoteğin Özellikleri: 1) Ġpoteğin Tesisinde, Ġpoteğin Alacağa Bağlı Bir Hak Olmasının Hükümleri: Ġpoteğin doğması için tapu kütüğüne bir tescilin yapılması Ģarttır.(TMK.856.) Tescilin geçerli olması için Ģu Ģartlar aranır. (a) - TaĢınmaz mal malikinin tescile muvafakat beyanı (tescil talebi) (b) - Geçerli bir iktisap sebebinin varlığı, iktisap sebebi, Bir rehin sözleģmesi: Ölüme bağlı bir tasarruf; Kanun hükmü; Mahkeme kararı olabilir. Bir anapara ipoteğinin tesisi için, mutlaka temelde yatan geçerli bir borç iliģkisinin varlığı Ģarttır. Bu itibarla eğer temel borç iliģkisi herhangi bir nedenle geçerli değilse, yapılan tescil alacaklı için geçerli bir rehin hakkı doğurmaz. Yani yapılan tescil herhangi bir hukuki hüküm ifade etmez. Temel borç iliģkisinin rehin senedinde yer alması Ģart değildir. Bu husus ancak ispatı kolaylaģtırmada rol oynar. Ġlerde doğacak veya doğması muhtemel bir alacak için azami hat ipoteği (azami meblağ ipoteği/üst hat ipoteği) için de temelde yatan bir borç iliģkisinin varlığı aranır. 2) Rehinli alacağın Temlikinde, Ġpoteğin Alacağa Bağlı Bir Hak Olmasının Hükümleri: Ġpotekle teminat altına alınmıģ bir alacağın temliki için, tapu kütüğüne tescil söz konusu değildir (TMK.891). Rehinli alacağın temliki, Borçlar Kanunundaki alacağın temliki hükümlerine tabidir. Alacağın temlik edilmesi ile ipotek kendiliğinden alacaklıya geçer. Tapu kütüğünde tescil edilmiģ rehinli alacaklının isminin silinerek yeni alacaklının isminin yazılması gerekmez (TMK. 891). 3) Tapu Siciline Güvenin Korunmasında Ġpoteğin Alacağa Bağlı Bir Hak Olmasının Hükümleri: Ġpotekte tapu siciline güven ilkesi, sadece gayrimenkul rehninin kapsam ve varlığına iliģkindir. Tescil, alacağın varlığını ispat etmez ve dolayısıyla burada tapu siciline güven ilkesi söz konusu olmaz. Mevcut olmayan bir alacak için bir ipotek tesis edilmiģse ve üçüncü Ģahıs bu ipoteğe güvenerek bir alacağı temellük etmiģse, tapu kütüğüne güven ilkesinden yararlanamayacaktır. Borçlu yeni alacaklıya karģı alacağın doğmamıģ olduğunu veya ödenmiģ olduğunu veya geçersiz olduğunu ileri sürebilir (TBK.188).Tapu sicilinde ön görülen ipotek, iyi niyetli kiģiye bir rehin hakkı vermez. 4) Ġpoteğin Alacağa Bağlılığının Rehnin Sona Ermesindeki Hükümleri: 160

162 Üzerinde tartıģılan diğer bir konu ise, alacak sona erdiği taktirde, ipoteğin kendiliğinden sona erip ermeyeceği meselesidir. Alacağın sona ermesi, rehninde kendiliğinden sona ermesine yol açmaz. Ġpoteğin sona ermesi, alacağın sona ermesinden bağımsızdır. Ġpoteğin sona ermesi, tapu kütüğündeki rehinin terkin edilmesine bağlıdır. Ġpotek, terkin edilene kadar alacaktan bağımsız bir ipotek mevcuttur. Kanun koyucu, alacağın sona ermesi halinde, gayrimenkul malikine rehinli alacaklıdan terkine muvafakat beyanında bulunması hususunda bir talep yetkisi vermiģtir (TMK. 883). Eğer rehin alacağın sona ermesi ile kendiliğinden sona erse idi, maliğin tek baģına ipoteğin terkin edilmesinin isteme hakkı olurdu. Yeni alacaklının muvafakatine ihtiyacı olmazdı. Ancak bizim hukuk sistemimizde ipotek sadece bir alacağa teminat teģkil ettiğinden, yani bağımlı bir hak olduğundan, alacaklının muvafakat vermemesi üzerine, gayrimenkul maliki bir dava açarak kaydın tashihini isteyebilir (TMK.1025). Bu yolla ipoteğin terkini sağlanır. Uygulamada buna ipoteğin fekki denmektedir. Ġpotekte KiĢisel Sorumluluk ve Teminata ĠliĢkin Özellikler: Ġpotekte iki sorumluluk yan yana bulunmaktadır. TaĢınmaz mal ile sorumluluk ve kiģisel sorumluluk 1) TaĢınmaz mal ile sorumluluk: Ġcra ve Ġflas Kanununun 45 inci maddesine göre, ipotekle temin edilmiģ bir alacağın borçlusu, borcunu zamanında ödemezse, rehinli alacaklı, rehnin paraya çevrilmesini isteyebilir. Rehinli alacaklı, doğrudan doğruya, borçlunun iflasını isteyemez veya haciz yoluna baģvuramaz. Rehinli alacaklı, ancak alacağını alamazsa borçlunun diğer Ģahsi mallarına baģvurabilir. Ġcra iflas kanunu teminatı ön plana almıģtır. 2) KiĢisel Sorumluluk: Ġpotekte kiģisel sorumlu olan borçlu ile gayrimenkul malikinin aynı kiģi olması zorunlu değildir (TMK.881/2). Borçlu ile gayrimenkul maliki aynı kiģi ise, kiģisel sorumluluk ile gayrimenkul sorumluluğu bir arada bulunur. Fakat ipotekli gayrimenkul maliki ile rehinli alacağın kiģisel sorumlusu aynı kiģi olmayabilir. Bu da iki Ģekilde olabilir. Ya gayrimenkul maliki daha baģlangıçta bir baģkasının borcu için, kendi gayrimenkulünü teminat olarak göstermiģtir. Ya da sonradan, ipotekli gayrimenkul el değiģtirmiģtir veya borç nakledilmiģtir. TaĢınmaz mal maliki, ipotekle temin edilen alacağın borçlusu değilse, rehin dolayısıyla kiģisel borçlu olmaz. TaĢınmaz mal maliki, sadece borçlu borcunu ödemediği takdirde gayrimenkulüne baģvurulmasına katlanmak zorundadır. Rehinli alacağın muaccel olması, rehinli alacaklının yapacağı bir muacceliyet ihbarına bağlanmıģsa, bu ihbarın hem borçluya, hem de malike karģı yapılması gerekir. Kanundan Doğan Ġpotek Hakları (Kanunî ipotek): Kanundan doğan ipotek haklarının bir kısmı tescile gerek olmadan doğan ipotek haklarıdır. Bunlara tescile bağlı olmayan kanuni ipotek hakları denir. Diğer bir kısım ipotek haklarının kurulması için, tescil gerekli olmakla birlikte, bunlarda iktisap sebebi olarak doğrudan doğruya bir kanun hükmü söz konusu olmaktadır. 1)Tescile Bağlı Olmayan Kanuni Ġpotek Hakları: a) Medeni Kanunda Öngörülen Ġpotek Hakları: (1) Ġpotekli gayrimenkulün değerinin, malikin kusuru ile azalması tehlikesi söz konusu olduğu hallerde, rehinli alacaklının, hakimin izni ile veya gecikmede tehlike bulunan hallerde, kendiliğinden malik hesabına yaptığı masraflar rehinli alacaklıya, tescile tabi olmayan öncelikli bir kanuni ipotek hakkı sağlar. Rüçhanlı bir alacak hakkı sağlar. (2) Rehinli gayrimenkulün değeri, malikin kusuru olmaksızın azalma tehlikesi gösteriyorsa, rehinli alacaklı önleyici tedbirleri alır. Alacaklının yaptığı masraflar rüçhanlı alacaktır ve tescile bağlı olmayan bir ipotekle teminat altına alınmıģtır. (3) Alacaklı, rehinli gayrimenkulün korunması için ödemeler yapmıģsa, özellikle sigortacıya ödediği pirimler için, kanun, alacaklıya, esas rehinli alacağı ile aynı sırada tescile bağlı olmayan bir ipotek hakkı verir. b) Özel Kanunlarda Öngörülen Ġpotek Hakları: 161

163 Bataklıkların kurutulması ve bunlardan elde edilecek Topraklar hakkında Kanun un ( tarih ve 5516) 8 nci maddesi, kurutana yaptığı masraflar için gayrimenkul üzerinde tescile tabi olmayan bir kanuni ipotek hakkı tanımıģtır. 2) Tescile Bağlı Kanuni Ġpotek Halleri: (1) TaĢınmaz malı satan, satıcıya semen alacağı için, (2) Paylı veya Elbirliği mülkiyetin taksiminden bir hissedar lehine, diğer hissedarlar aleyhine doğan alacaklar için, (3) Bir gayrimenkul üzerinde inģaat yapan müteahhit ve iģçilerin inģaattan doğan alacakları için ipotek hakkı tanınmıģtır. (4) Ölünceye kadar bakma alacaklısına, bu amaçla temlik ettiği gayrimenkulü üzerinde tıpkı satıcı gibi kanuni ipotek hakkı tanımaktadır (TBK.613); (5) Kat Mülkiyeti Kanunu, kat malikinin mahkeme kararı ile tespit edilmiģ olan gider borcu için, diğer kat malikleri lehine, tescile bağlı kanuni ipotek hakkı tanımaktadır (KMK.22/ll). Tescil süresi ve Ģekli: Satıcının, mirasçı ve hissedarlarının ve ölünceye kadar bakma alacaklılarının kanuni ipotek haklarını mülkiyetin naklinden itibaren, en geç üç ay içinde tescil edilmesi gerekir. ĠnĢaatçı ipoteğinde ise, tescil için, önce malikin, alacak miktarını tanımıģ olması veya mahkemenin bu hususa iliģkin kararı gereklidir. ĠnĢaatçı ipoteği inģaatın baģlamasından itibaren ve sona ermesinden sonraki üç ay içinde tescil edilmelidir. Kat malikleri için, bir tescil süresi öngörülmemiģtir. Ġrad Senedi TaĢınmaz malın değerini tedavül ettirmek amacını taģır. Ġrat senedi ile gayrimenkulün değeri bağımsızlaģtırılmıģtır. BağımsızlaĢtırılan bu değer gayrimenkulden ödenmesi gerekli bir para borcu Ģeklinde gayrimenkule bir yükümlülük olarak yüklenmiģtir. KiĢi Ģahsi malvarlığı ile sorumlu değildir. Ġrat senedi, hem alacağı kapsar, hem de bunu teminat altına alan gayrimenkul rehnini kapsar. Rehinli gayrimenkulün değeri bu yolla düzenlenen kıymetli evrak vasıtasıyla parçalara bölünerek tedavüle çıkarılır. Ġrat senedinin düzenlenmesi ile soyut bir alacak doğar. Ġpotekle irat senedi arasındaki baģlıca farklar Ģunlardır. (1)- Ġpotek, kanundan dolayı alacağın varlığını önceden ararken, irat senedinin çıkarılması için baģlangıçta bir borcun varlığı aranmaz. (2) Ġpotek, alacağın varlığına bağlanmıģken, irat senedi alacağın varlığından bağımsızdır. (3) Ġpotek, alacağın varlığına bağlı iken, mesela onun sona ermesi ile sona ererken, irat senedi daha stabildir. Alacak sona erse de devam eder. (4) Ġpotekte, borçlu hem ipotekli gayrimenkulü ile hem de Ģahsen bütün malvarlığı ile sorumlu iken; Ġrat senedinde sadece gayrimenkul ile sorumludur. Ġpotekli Borç Senedi: Ġpotekli borç senedi, hem gayrimenkul değerinin, hem de Ģahsi sorumluluğun sürdüğü bir gayrimenkul rehni çeģididir. Ġpotekli borç senedinde gayrimenkulün değeri bağımsızlaģtırılmıģ ve bir kıymetli evraka bağlanarak tedavülü sağlanmıģtır. Ġpotekli borç senedinde, hem gayrimenkul rehni, hem de Ģahsi sorumluluk söz konusudur. Ġpotekli borç senedinde, irat senedinden farklı olarak, eģyaya bağlı bir borç iliģkisi yoktur. Borçluluk borca teminat teģkil eden, gayrimenkulün mülkiyetine bağlanmıģ değildir. Bu nedenle bir üçüncü Ģahıs ipotekli borç senedi için, kendi gayrimenkulünü teminat gösterebilir ( TMK. 815). Yararlanılan kaynaklar: Prof. Dr. Bilge ÖZTAN; Medeni Hukukun Temel Kavramları, 2002 Prof. Dr. Ġbrahim KAPLAN; EĢya Hukuku, 2002 Tan Tahsin ZAPATA; Medeni Hukuk,

164 BORÇLAR HUKUKU 163

165 Borçlar hukuku, borç iliģkisinin doğumunu, hükümlerini, türlerini ve sona ermesini düzenleyen bir özel hukuk dalıdır. Borçlar hukukunun asli kaynağı olan 22 Nisan 1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu, Ġsviçre den alınmıģ ve Eski Medenî Kanunun yürürlüğü tarihi olan 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiģ idi. Ancak, 11 Ocak 2011 tarihli ve 6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU, 4 ġubat 2011 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanmıģ olup, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiģtir. Türk Borçlar Kanunu, Ģekli bakımdan Medeni Kanun dan ayrı ve bağımsız bir yasa olmakla birlikte, içerik açısından Medeni Kanun un tamamlayıcısı ve ayrılmaz bir parçasıdır (TBK. Md. 646) sayılı Türk Borçlar Kanunu; Dili sadeleģtirilmiģ, Kanunun adına Türk kelimesi eklenmiģ, 649 maddeden oluģmuģ, eski kanun 544 madde, Kanun yine iki kısımdan oluģmuģtur: Genel Hükümler ( Md.)- Özel Borç ĠliĢkileri ( Md) (Mülga Kanun Umumî Hükümler ve Akdin Muhtelif nevileri) Genel kısımda; genel iģlem koģulları düzenlenmiģ ( md), faiz, sözleģmenin değiģen hal ve Ģartlara uyarlanması, sözleģmenin devri ve sözleģmeye katılma düzenlemeleri önemli değiģiklikler olarak sayılabilir. Özel Borç ĠliĢkileri kısmında ise, satıģ (bilhassa taksitle satıģ), kira, hizmet ve kefalet sözleģmeleri alanında köklü değiģiklikler yapılmıģtır. BORÇLARIN KAYNAKLARI: Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre borçların kaynakları; a) Hukukî iģlemler ve sözleģmeler (akitler), b) Haksız fiiller, c) Sebepsiz zenginleģmedir. 1- HUKUKĠ ĠġLEMLER ve SÖZLEġMELER Hukukî iģlem, bir veya birden fazla kimsenin hukukî sonuç doğurmaya yönelmiģ irade beyanıdır. Hukukî iģlemlerin çeģitleri: a) Tek taraflı hukukî iģlemler: Yalnız bir tarafın irade beyanıyla bir hukukî sonuç doğabiliyorsa, bu çeģit iģlemlere tek taraflı hukuki iģlem denir. Örneğin, vasiyetname, mirasın reddi, mülkiyet hakkından vazgeçme, fesih ihbarı gibi. b) Çok taraflı hukukî iģlemler: Bir hukukî sonucun doğumu için birden çok kiģinin irade beyanına ihtiyaç varsa, çok taraflı hukukî iģlem sözkonusudur. Bunlar da ikiye ayrılır: c- ġekil ispat kolaylığı sağlar, bir hukuksal iģlemin bir Ģekle bağlanması, bunun herhangi bir Ģekle tabi olmayan iģlemden (sözleģmeden) daha kolay ispatını mümkün kılar. Zira söz uçar, yazı kalır özdeyiģi de bu hususu iyi bir biçimde açıklamaktadır. 1- Kanunî Ģekil; -geçerlilik (sıhhat Ģartı)- Örnek, gayrimenkul satıģı, satıģ vaadi, iģtira ve vefa sözleģmeleri resmî Ģekilde; kefalet, alacağın temliki ve bağıģlama vaadi sözleģmeleri yazılı Ģekilde yapılmadıkça geçerli olmazlar. 2- Ġradî Ģekil; -geçerlilik (sıhhat Ģartı)- Örneğin kira sözleģmesinin belli bir Ģekle (yazılı veya resmi Ģekil) uyularak yapılmasının kararlaģtırılması. 3- Ġspat Ģekli: Bazen, sözleģmenin geçerli olarak meydana gelmesi için herhangi bir Ģekle uyulması zorunluluğu yoktur. Fakat anlaģmazlık halinde iģlemin ispat edilebilmesi, ancak 164

166 belli bir Ģekilde yapılmıģ olmasına bağlıdır. Bu gibi hallerde, Ģekil ispat Ģartıdır, bir yargılama usulü kuralıdır. Yapıldığı zamanki değerleri 2012 yılı için 2500 TL ndan yukarı olan hukuki iģlemlerin senetle ispati gerekir (HMK. 200 md.). ġekġl TÜRLERĠ SÖZLEġME YAPMA VAADĠ (ÖNSÖZLEġME) SözleĢme yapma vaadi, bir sözleģmenin ileride yapılacağının taahhüdü olup, ileride yapılacak bir sözleģmenin hazırlayıcısı, öncüsüdür. SözleĢme yapma vaadi, taraflardan birine veya her ikisine ileride bir (asıl) sözleģmeyi yapma zorunluluğunu yükleyen sözleģmedir (TBK. 29. md.) Kanunlarda öngörülen istisnalar dıģında, önsözleģmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleģmenin Ģekline bağlıdır. Yalnız kanunun bu hükmü mutlak değildir, bazı istisnaları vardır. Örneğin; gayrimenkul satıģları tapu müdürü veya memuru huzurunda yapıldığı halde (Tapu K.Mad.26) gayrimenkul satıģ vaatleri noterlerde yapılmaktadır. (Noter K.Mad.60 b.3). SÖZLEġME HUKUKUNA GENEL OLARAK HAKĠM OLAN ĠLKELER 1) EĢitlik Ġlkesi: Borçlar hukukunda, taraflar eģittir. Taraflardan hiçbiri daha üstün değildir. 2) SözleĢme özgürlüğü Ġlkesi: (Akit Yapma Serbestisi) TBK. 26. md Borçlar hukuku alanındaki kuralların büyük bir kısmı yorumlayıcı ve tamamlayıcı hukuk kurallarıdır. Bu alandaki emredici hukuk kurallarının azlığı, bireylerin sözleģme yapma serbestisinin sınırlarını geniģletmiģ bulunmaktadır. Taraflar; kanunî istisnalar saklı olmak üzere, (a) SözleĢmeyi yapıp yapmamakta yani onu meydana getirip getirmemek, karģı sözleģeni (akidi) istediği gibi seçmek, (b) SözleĢmeyi diledikleri içerik (konu) ve Ģekilde yapmak, (c) Yaptıkları sözleģmeyi değiģtirmek ve ortadan kaldırmak hususlarında serbestlerdir. 4) Kusurlu sorumluluk ilkesi: SözleĢmeden doğan sorumluluk kural olarak kusura dayanır. SözleĢmeye aykırılık (borca aykırılık) halinde, borçlunun kusurlu olduğu yolunda bir karine vardır. Bu nedenle alacaklı sadece, sözleģmeye aykırılık sebebiyle uğradığı zararı ispat etmekle yükümlüdür. Borçlunun kusurlu olduğu yolunda karine mevcut olduğu için, alacaklı borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmek zorunda değildir. Buna karģılık borçlu, kusursuzluğunu (olağanüstü hal-mücbir sebep gibi) ispat edip, sorumluluktan kurtulmaya çalıģacaktır. SÖZLEġMELERĠN YORUMU (TBK. 19. Md) Bir sözleģmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlıģlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Güven prensibine göre, irade beyanları, mevcut koģullara göre, iyiniyetli, dürüst bir insanın vereceği anlam ve sözleģmenin bütünü dikkate alınarak yorumlanır. 165

167 MUVAZAA: Tarafların, üçüncü kiģileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan bir iģlem yapmaları, fakat görünürdeki bu iģlemin kendi aralarında geçerli olmayacağı hususunda anlaģmalarıdır. Böylece, muvazaalı (danıģıklı) iģlemde; a) 3. kiģileri aldatmak için yapılmıģ görünürdeki iģlem, (satıģ) b) Görünürdeki bu iģlemin taraflar arasında hüküm ifade etmeyeceğini tespit eden muvazaa anlaģması, c) Tarafların gerçek iradelerine uyan gizli iģlem, (bağıģ) üç ayrı iģlem bulunmaktadır. Muvazaanın çeģitleri: a) Mutlak muvazaa: 3. kiģileri aldatmak için görünürde bir hukukî iģlem yapan tarafların gerçek iradelerine uyan gizli bir iģlem mevcut değilse, mutlak muvazaa sözkonusudur. (gizli iģlem mevcut değil) Örneğin, A icra takibinde kurtulmak için mallarını muvazaalı olarak B ye devretmiģ, fakat bu devrin hukukî bir sonucu olmayacağı hususunda taraflar anlaģmıģlarsa, mutlak muvaazalı iģlem yapmıģlardır. GABĠN (AġIRI YARARLANMA) TBK. 28 KarĢılıklı taahhütleri içeren sözleģmelerde, edimler arasındaki aģırı nispetsizliğe gabin denilir. Gabin sebebiyle sözleģmenin feshedilebilmesi için iki Ģart gereklidir: 1) Objektif unsur: Edimler arasındaki açık bir nispetsizliğin bulunması. Örneğin, normal olarak TL na satılacak bir gayrimenkulün, TL na satılması. Yargıtay, % 50 oranındaki bir fiyat farkını açık nispetsizlik saymaktadır. 2) Sübjektif unsur: Açık nispetsizliğin karģı tarafın özel durumundan (zarar görenin zor durumda kalmasından veya düģüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak) yararlanılarak meydana getirilmiģ olması. Örneğin, süratle yapılmasında hayatî önem arzeden bir ameliyatın yüksek ücret karģılığında yapılması. AĢırı Yararlanmanın Hükümleri AĢırı yararlanmaya maruz kalarak zarar gören, durumun özelliğine göre; a) SözleĢme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini, (tek taraflı bağlamazlık, iptal edilebilir bir sözleģme; diğer taraf sözleģme ile bağlı) b) SözleĢmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini, (daha evvelki Kanunumuzda düzenlenmemiģti) isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düģüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten baģlayarak bir yıl ve her hâlde sözleģmenin kurulduğu tarihten baģlayarak beģ yıl içinde kullanabilir. Bu süreler hak düģürücü sürelerdir. TEMSĠL Temsil, genel olarak, bir hukuki iģlemin ya da sözleģmenin, temsil olunan bir kimse adına ve hesabına, baģka bir kimse (temsilci, mümessil) tarafından yapılmasıdır. 166

168 Temsil Olunan Temsilci 3. KiĢi TEMSĠLĠN TÜRLERĠ A) Dolaylı (Vasıtalı) Temsil - Doğrudan (Vasıtasız) Temsil - BaĢkası hesabına - Temsil olunan adına ve hesabına - Kendi adına a) Temsil yetkisinin bulunması (Alacağın temliki veya b) Temsil olunan adına hareket borcun nakli ile temsil edildiğinin 3. kiģiye bildirilmesi olunana devreder. B) Kanuni Temsil - Ġradi Temsil (Veli-vasi) - Tek taraflı irade beyanı - ġekle tabi değil * Vekalet sözleģmesi ile vekaletname farkı Vekâlet sözleģmesi ile temsil yetkisi arasındaki farklar: 1) Vekâlet daha çok iç iliģkiye; temsil ise daha çok dıģ iliģkiye iliģkindir. 2) Vekâlet hukuki bir yükümlülük doğururken temsil yetkisi, hak bahģeder. 3) Vekâlet illi (sebebe bağlı) bir iģlem iken temsil yetkisinde hukuki sebepten bağımsızlık söz konusudur. 4) Vekâlet bir sözleģmedir, temsil ise tek taraflı bir iģlemdir. 5) Temsil yetkisi tek taraflı irade beyanı ile verilir, vekâlet ise sözleģmedir, karģılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile kurulur. 6) Temsil iliģkisi borçlar hukuku genel hükümlerinde düzenlenmiģken vekâlet sözleģmesi özel hükümler arasında düzenlenmiģtir. Özel hükümler genel hükümlere nazaran öncelikle uygulanır. 7) Vekâlet hem hukuki iģlemlerin yapılmasına hem de maddi fiillerin yerine getirilmesine iliģkin olabilirken, temsil iliģkisinde sadece hukuki iģlemler yapılır. Temsil yetkisinin sona ermesi: a) Temsil olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi, b) Temsil yetkisi bir hukuki iģlemin yapılması veya süreli olarak verilmiģ ise, bu iģlemin yapılmasıyla veya sürenin sona ermesi, c) Temsilcinin istifa etmesi, temsil olunanın temsil yetkisini geri alması (azil) 167

169 Yetkisiz temsil (TBK. Md ): Bir kimsenin hiçbir yetkiye sahip olmaksızın veya sahip olduğu yetkiyi aģarak bir baģkası adına ve hesabına hukuki iģlemler yapmasına yetkisiz temsil denir. * Temsil olunanı (icazet verene kadar) bağlamaz. 3.kiĢi iģlemle bağlı * Ġcazet verilmezse, iyiniyetli 3. kiģinin menfi zararını yetkisiz temsilci karģılamak zorunda Borcun nakli sözleģmesinin yapılmasıyla, borçlu değiģir ve borç, kural olarak, yan (fer i) haklarla birlikte borcu üstenen Ģahsa geçer. Bununla birlikte borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kiģinin ve kefilin sorumlulukları, ancak onların borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermeleri hâlinde devam eder. Zira borçlunun değiģmesiyle birlikte bunların durumları da tehlikeye girebilecektir. EKSĠK BORÇ: Bu tür borçlarda ortada mevcut bir borç vardır. Bu borç borçlu tarafından kendi isteği ile yerine getirilirse ifa geçerlidir. Fakat, borcun ifasının reddedilmesi halinde alacaklı tarafından talep ve dava edilemeyen borçlardır. Bu sebeple bu çeģit borçlara ifa edilebilir fakat dava edilemez borçlar denilmektedir. Borçlu kendisini borçlu zannederek hataen ifada bulunsa bile bu ifa geçerlidir, bu ifa bağıģlama sayılmaz, sebepsiz zenginleģme teģkil etmez. Eksik borçlara örnek olarak, kumar ve bahis borçları (TBK. Md. 604), evlenme simsarlığı (tellallığı) (TBK. Md. 524), zamanaģımına uğramıģ borçlar örnek verilebilir. Mal değiģim (trampa) sözleģmesi: Bir malın veya hakkın baģka bir mal veya hak ile değiģtirilmesi (mülkiyetinin geçirilmesi) sözleģmesidir. Mal değiģim sözleģmesinde bedel yoktur. Mal değiģim sözleģmesinde, karģılıklı değiģtirilen malların birbiriyle eģit değerde olması gerekir. Fakat arada değer farkı var ise ve bu değer farkı para ödenerek kapatılıyor ise ortada bir karma sözleģme sözkonusudur. Mal değiģim sözleģmesi-takas farkı BağıĢlama sözleģmesi: BağıĢlama sözleģmesi, bağıģlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağıģlanana karģılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleģmedir. Tek tarafa borç yükleyen bir sözleģmedir. Sadece, bağıģlayan borç altına girmektedir. BağıĢlama yapacak kiģinin tam fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Veli ve vasi için yasak iģlemler bağıģlama, kefil olma, vakıf kurmadır. BağıĢlananın ayırt etme gücüne sahip olması yeterlidir. Bir taģınmazın veya taģınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağıģlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî Ģekilde yapılmıģ olmasına bağlıdır. Rücu Ģartlı bağıģ ve bunun tapu siciline Ģerhi (TBK. Md. 292) Kira sözleģmesi: Kira sözleģmesi, kiraya verenin bir Ģeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karģılık kararlaģtırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleģmedir. Kira sözleģmesi Ģekle tabi değildir. Sözlü, yazılı ya da noter önünde yapılabilir. Tapu kütüğüne Ģerhedilebilir. (TBK. Md. 312) Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taģınmazlarda kiracı, eģinin açık rızası olmadıkça kira sözleģmesini feshedemez. (TBK. Md. 349) Vekâlet sözleģmesi: Vekâlet sözleģmesi, vekilin vekâlet verenin bir iģini görmeyi veya iģlemini yapmayı üstlendiği sözleģmedir. SözleĢme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır. (TBK. Md. 502) Vekâlet akdi, tarafların karģılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile meydana gelen bir sözleģmedir. Vekâlet akdi, herhangi bir Ģekle bağlanmamıģtır. Bunun gibi, resmi Ģekilde yapılması gereken bir hukuksal iģlem için verilen vekâlet dahi bir Ģekle bağlanmamıģtır. Ancak, özellikle gayrimenkul satıģlarında, Noterlik Kanunu gereğince vekilin kimin vekili olduğunu isbat etmek üzere Noterlikçe düzenlenen resmî yazılı belge (vekâletname) aranmaktadır. 168

170 Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme baģvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağıģlama yapamaz, kefil olamaz, taģınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz. (TBK. Md. 504/3) Sona ermesi (TBK ): 1) Tek taraflı sona erdirme 2) SözleĢmeden veya iģin niteliğinden aksi anlaģılmadıkça sözleģme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası TBK. nun 514 üncü maddesine göre; vekilin, sözleģmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı iģlerden, vekâlet veren ya da mirasçıları sözleģme devam ediyormuģ gibi sorumludur. Kefalet sözleģmesi: Kefalet sözleģmesi, kefilin alacaklıya karģı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kiģisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleģmedir. Kefalet sözleģmesi, tek tarafa borç yükleyen bir sözleģmedir, kefalette sadece kefil borç altına girmekte, alacaklı ise bundan menfaat elde etmektedir. * Kefilin borcu fer i bir borçtur. * Kefalet borcu, tali (ikincil) bir borçtur, kural olarak önce asıl borçlu takip edilir. * Ġstisna: Müteselsil kefil (TBK. Md. 586) * Kefalet sözleģmesinde kefilin tam fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Sınırlı ehliyetliler, yani kendilerine yasal danıģman atananlar ancak danıģmanın olumlu oyu ile kefil olabilirler (TMK. Md. 429) Tam ehliyetsizler ve sınırlı ehliyetsizler kefil olamazlar. * Kefalet sözleģmesi, yazılı Ģekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleģmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi Ģarttır. (TBK. Md. 583) * EĢlerden biri mahkemece verilmiģ bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaģama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleģmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiģ olması Ģarttır (TBK. Md. 584). NOT: * Hizmet ve eser sözleģmesi belirli bir biçime (Ģekle) tabi değildir. *Ömür boyu gelir sözleģmesi, yazılı Ģekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. 169

171 MEDENİ HUKUK 170

172 SOSYAL DÜZEN KURALLARI Toplum halinde yaģayan kiģilerin sosyal bakımdan önemli olan eylem ve davranıģlarını düzenleyen, toplum hayatının huzur, barıģ ve güvenlik içinde akıp gitmesini sağlayan emir ve yasaklardan oluģan kuralların tümüne sosyal (toplumsal) düzen kuralları denir. Sosyal düzen kurallarının kapsamına hukuk, ahlak, din ve görgü (adet) kuralları girer. Bütün bu kurallar birbirinden farklı alanları düzenleseler de, temelde bu kurallarla hedeflenen amaç, kiģilerin davranıģlarını belli bir düzene bağlama ve dolaysıyla toplumda bir düzen ve güven ortamını yaratmadır. Ancak, bu kurallar arasında önemli farklar vardır. Hukuk, kiģilerin birbirleriyle olan iliģkilerini düzenleyen ve devlet gücü ile desteklenen bağlayıcı, genel, soyut ve devamlı kuralların bütünüdür. HUKUK KURALLARININ TEMEL NĠTELĠKLERĠ Hukuk kuralları geneldir: Hukuk kuralının genel olması, kiģisel ayırımlara karģı bir güvece teģkil eder. Bu güvencenin en açık örneği kiģilerin kanun önünde eģit olmasıdır. Bir hukuk kuralının aynı durumda, bulunan kiģilere uygulanmasıdır. Hukuk kuralları soyuttur: Bir hukuku kuralının belli tek bir olaya değil, aynı özelliği gösteren bütün olaylara uygulanmasıdır. Örnek, NiĢanlanma evlenme vaadiyle olur (TMK.118), Bu kural somut bir niģanlanma olayı için değil, her niģanlananlar için geçerlidir. Hukuk kuralları süreklidir: Bir hukuk kuralının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kaldırılıncaya kadar uygulanmasıdır. Hukuk kuralları yaptırıma bağlıdır: Bir hukuk kuralına uyulmadığı takdirde devlet gücünün kiģiyi o hukuk kuralına uymaya zorlamasıdır. HUKUKUN ÇEġĠTLĠ ANLAMLARI -Pozitif hukuk: Belli bir ülkede, belli bir zamanda yürürlükte bulunan yazılı ve yazılı olmayan tüm hukuka pozitif hukuk denir. Bu hukukun içinde örf ve adet hukuku da vardır. Yani yazılı ve yazılı olmayan hukukun tamamıdır. Buraya yargıcın yarattığı hukuk da dahildir. -Mevzu hukuk: Belli bir ülkede, belli bir zamanda yürürlükte bulunan hukuk kurallarından sadece yazılı olanlarını kapsar. Mevzu hukuk, yetkili bir makam tarafından konmuģ hukuk kurallarının bütünüdür. Bu hukuku oluģturan yazılı kaynakların tamamına kısaca mevzuat da denilmektedir. -Tarihi hukuk; Yürürlükten kalkmıģ olan hukuktur. -Doğal hukuk; Pozitif hukuktan bağımsız, onun üstünde yada yanında yaģayan, ulaģılması ideal olan yani olması gereken hukuktur. Doğal hukuk yürürlükteki hukukun denetleyicisi ve düzenleyicidir. Tabii hukuk yazılı hukuk kuralı haline gelirse pozitif hukuk halini alır. - Kamu hukuku veya özel hukuk; Kamu hukuku ve özel hukuk ayrımının baģlangıcı Roma Hukukuna dayanır. Kamu hukukunda, egemen güç olarak devletle kiģiler arasında veya devletle baģka devletlerarasındaki iliģkileri düzenlenir. Özel hukukta ise, eģit durumdaki kiģiler arasındaki iliģkiler veya özel hukuk iliģkisine giriģen devletle iliģkiye giriģtiği kimse arasındaki iliģkileri düzenlenir. Kamu Hukuku Özel Hukuk Karma Hukuk Dalları Anayasa Hukuku -Medeni Hukuk -ĠĢ Hukuku Ġdare Hukuku -Ticaret Hukuku -Toprak hukuku Ceza Hukuku -Milletlerarası Özel Hukuk -Bankacılık Hukuku Ceza Usul Hukuku -Borçlar Hukuku Devletler Hukuku 171

173 MEDENĠ HUKUK VE MEDENĠ KANUN Medeni hukuk, bir ülkedeki vatandaģların Ģahsi durumlarını, ailevi iliģkilerini, mallar üzerindeki hak ve yetkilerini, diğer Ģahıslara olan borç iliģkilerini, ölümlerinden sonra miraslarının akıbetini düzenleyen kuralların yer aldığı hukuk dalıdır. Medeni hukuk, sadece gerçek kişileri değil, özel hukukta yer alan tüzel kişilerle ilgili düzenlemeleri de kapsar. Medeni hukuk ve medeni kanun kavramları birbirleri yerine kullanılsa da aslında anlamları farklıdır. Medeni hukuk özel hukukun geniģ bir alanını teģkil ettiği halde, medeni kanun bu alandan sadece bir bölümdür. Medeni hukuk; kanun, örf ve adet, yargıcın yaratığı hukukun tamamından oluģur. Medeni kanun ise, dar anlamda sadece yürürlükteki Türk Medeni Kanunu, geniģ anlamda ise Türk Medeni Kanunu yanında Türk Borçlar Kanunu nu kapsar. Medeni hukukun konusu, yukarıda da ifade edildiği gibi; kiģiler hukuku, aile hukuku, eģya hukuku, miras hukuku ve borçlar hukukudur. TÜRK MEDENĠ KANUNU'NUN SĠSTEMATĠĞĠ 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 22/11/200l'de yürürlüğe girmiģ olup, önceki Medeni Kanunda kullanılmıģ pek çok Arapça veya Osmanlıca terim, yeni Kanunda oldukça arılaģtırılarak günümüz Türkçesiyle ifade edilmiģtir. Yeni Medeni Kanun unda ihtiyaca uygun olarak önemli değiģiklikler yapılmıģtır. DeğiĢikliklerin en önemli kısmı aile hukuku alanında ele alınmıģtır. Bu alandaki hükümler kadınerkek eģitliği ilkesine dayanarak hazırlanmıģtır. Örneğin; -Yeni Medeni Kanun ile "aile reisi kocadır" ibaresi değiģtirilerek "evlilik birliğini eģler beraber yönetirler" ibaresi getirilmiģtir. -Evin seçimini kocanın yapacağı hükmü değiģtirilerek, eģlerin oturacakları evi birlikte seçecekleri hükmü getirilmiģtir. -Yeni Medeni Kanunda eģlerden birinin meslek ve iģ seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığı hükmü getirilmiģtir. Bu düzenlemeyle eģler mesleklerini diğer eģten izin almadan sürdürebileceklerdir. -Eski Medeni Kanuna göre diğer rejimlerden biri seçilmemiģse geçerli olan kanuni mal rejimi "mal ayrılığı" iken, Yeni Kanunda "edinilmiģ mallara katılma rejimi" getirilmiģtir. -Aile konutu ile ilgili yapılan düzenlemede, eģlerden biri diğerinin açık rızası olmadan aile konutu üzerindeki tasarruflarına sınırlandırma getirilmesidir sayılı Türk Medeni Kanun'un sistematiği Ģöyledir. BaĢlangıç hükümleri KiĢiler Hukuk Gerçek kiģiler Tüzel kiģiler Aile hukuku Evlilik hukuku Hısımlık hukuku Vesayet hukuku Miras hukuku EĢya hukuku MEDENĠ HUKUKUN KAYNAKLARI Türk Medeni Kanunu nun 1 inci maddesi, hakimin önüne gelen bir meselede önce yazılı hukuk kurallarını uygulayacağını, bu kaynaktan meseleye uygulanacak bir kural bulunmadığı takdirde yine hukuk kaynakları arasında yer alan yazılı olmayan hukuk kurallarının, örf ve adet kurallarının uygulanacağını düzenlemiģtir. Buradan da bir sonuç alınamıyorsa, bu takdirde hakim kendisi kanunkoyucu olsaydı, meseleyi nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verecektir. Bu madde ve baģlangıç kısmında bulunan diğer 172

174 maddeler özel hukuk alanı yanında kamu hukuku ile ilgili alanlarda iģin mahiyetine uygun düģtüğü oranda uygulanır. BoĢluk doldurmaya iliģkin Medeni Kanun un 1 inci maddesinin ikinci fıkrası ceza hukuk ile vergi hukukunda uygulama alanı bulamaz. Çünkü bu alanlarda kanunilik ilkesi geçerlidir. MEDENĠ HUKUKUN ASLĠ KAYNAKLARI 1- Anayasa: Kanun: Yasama organı tarafından belirli usullere uyularak hazırlanan yazılı hukuk kuralı. Kanun Hükmünde Kararname (KHK): KHK çıkarma yetkisi yasama organı tarafından Bakanlar Kuruluna kanun ile verilebilir. Bu kanun; KHK çıkarma süresini, hangi konuda KHK çıkarılacağını, çıkacak KHK'nın amacını belirler. Tüzük: Kanunların uygulanmalarını göstermek ve kanunda belirtilmiģ konuları aydınlatmak için Bakanlar Kurulunca çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır. Tüzükler, DanıĢtay incelemesinden geçirilmeden çıkarılamaz. Yönetmelik: Bakanlıkların ve kamu tüzel kiģilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak için çıkarılan ve bunlara aykırı olmayan kurallardır. Ġçtihadı BirleĢtirme Kararları: Türk hukukunda Ġçtihadı BirleĢtirme Kararları mahkemeler için bağlayıcıdır. Daireler arasındaki farklı uygulamaların ortadan kaldırılması için baģvurulan bir yoldur. Bu kararlar resmi gazetede yayımlanır. TBMM'ce kabul edilen uluslar arası sözleģmeler (Anayasa 90/son fıkra) MEDENĠ HUKUKUN TALĠ KAYNAKLARI 1) Örf ve Adet Hukuku: Yazılı olmayan hukuk kurallarından oluģur. Bir toplumda sürekli tekrarlanma yolu ile yerleģmiģ bulunan, ne zamandan beri uygulandığı bilinmeyen ve toplulukça uyulması zorunlu olduğu düģünülen davranıģ kurallarıdır. Bir örf ve adet kuralının doğumu için gerekli koģullar; -Süreklilik öğesi, (ne zamandan beri uygulandığının bilinmemesi, kuralın yerleģmiģ olması) -Genel inanç unsuru, (uyulmadığı takdirde, bir yaptırımla karģılaģılacağı yolunda bir inancın toplumda yerleģmiģ olması) -Ülkede geniģ kitlelerce benimsenmesi, (bağlayıcı olduğu geniģ kitleler tarafından benimsenmiģ olan kurallar) 2) Hâkim Tarafından Yaratılan Hukuk Kuralları: Herhangi bir olay hakkında yazılı yada yazısız hukuk kuralı bulunmadığı yani hukuk boģluğu bulunduğu zamanlar yargıcın bizzat kanun koyucu gibi davranarak olayı çözümlemek üzere kural yaratacağı Türk Medeni Kanununda düzenlenmiģtir. Türk Medeni Kanunun birinci maddesi hakime gerektiğinde hukuk kuralı yaratma yetkisi ve hatta aynı zamanda görevini verir. Hakim, medeni hukukun yazılı ve yazılı olmayan kaynakları içinde önündeki konuya uygulanabilecek bir hüküm bulamadığı takdirde, bu yetkisini kullanmak zorundadır. MEDENĠ HUKUKUN YARDINCI KAYNAKLAR 1-Bilimsel (Doktrin) GörüĢler: Hukuk bilimiyle uğraģan bilim insanlarının hukuki sorulara iliģkin görüģ ve düģünceleridir. 2- Mahkeme kararları HUKUK BOġLUĞU VE KANUN BOġLUĞU NEDĠR? BoĢluk doldurma görevi esas itibariyle kanunkoyucudadır. Bununla beraber, Medeni Kanun un bu yetkiyi hakime tanımıģtır. Hukuk boģluğu ve kanun boģluğu farklı kavramlardır. Hukuk boģluğu kavramı kanun boģluğu kavramına göre daha geniģ bir anlam ifade etmektedir. Hukuk boģluğu; Somut olaya uygulanacak yazılı ya da yazılı olmayan bir hukuk kuralının bulunmaması durumunu ifade eder. Burada hâkimin hukuk yaratması müessesi devreye girer. Kanunda belli bir olay için uygulanabilir bir kural yoksa yargıç bu durumda örf ve adet hukukuna bakar. Burada da kural yoksa yargıç kanun koyucu gibi kanun koyar. 173

175 Kanun boģluğu: Kanun boģluğu kavramından, gerekli kanuni düzenlemelerdeki eksiklik anlaģılır. Kanundaki boģluklar değiģik açılardan ayrım konusu yapılmıģtır. a) Kural içi boģluk: Burada, kanun koyucu belli bir hukuki mesele için bir çözüm öngörmüģtür, fakat bu çözümün somut olaya uygulanması doğrudan doğruya uygulanması mümkün değildir. Kanun koyucu, bazen bir hususu düzenlemez, fakat baģka bir maddeye yollama (atıf) yapar, ya da bazen, genel ilkeyi öngörürken içeriğinin doldurulmasını kasıtlı olarak hakime bırakmıģtır. ( takdir hakkı,. haklı sebepler, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir gibi ifadelerle) Hakim de bu çeģit boģluğu takdir yetkisini kullanarak doldurur. Bu nedenle bu çeģit boģluğa bilinçli boģluk denilir. ÖRNEK: -Taraflardan biri diğerini sakatladı. Mahkemeye çıktığında yargıç zararın olup olmadığına veya zararın ne kadar olduğuna karar verir. -Haklı nedenlere dayanan kimse ismini değiģtirilebilir. Kanunda haklı nedenler belli olmadığından karar yargıca aittir. -BoĢanma halinde, ortak çocuğun velayetinin kime verileceğine hakim belirler.(tmk 182) b) Kural dıģı boģluk: Kural içi boģlukların dıģında kalan diğer boģlukların hepsi kural dıģı boģluktur. Bu boģlukları kanun koyucu istemeden bırakmıģtır. Kural dıģı boģlukların ortaya çıkıģ nedeni, kanun koyucunun bu boģluğu görmemiģ olması, öngörememesi, unutkanlığı dolayısıyla ortaya çıkar. Bu nedenle bu çeģit boģluğa bilinçsiz boģluk da denilir. TÜRK MEDENĠ HUKUKUNUN TEMEL BAZI ĠLKELERĠ Dürüstlük Ġlkesi: Dürüstlük ilkesi; orta zekalı, normal, makul kimselerin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken karģılıklı güvene, ahlaka, ve dürüstlüğe dayalı ve herkesçe benimsenen kurallar bütünüdür. Türk Medeni Kanunu nun 2. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır" denilmektedir. Dürüstlük kuralı, hukukun genel ilkelerindendir. Bu ilke, genel ahlak ve kamu yararı düģüncesi ön planda tutularak düzenlenmiģ bir temel ilkedir. Diğer taraftan aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında, hakkın açıkça kötüye kullanılması yasaklanmıģtır. ÖRNEK; Borcun gece saat 2 de veya bozuk paralarla ödenmesi, velayet hakkına sahip babanın çocuğuna hırsızlık yaptırmaya zorlaması, malik, mülkiyet hakkını kullanırken komģularını rahatsız edecek Ģekilde kullanamaz, gürültü yapamaz, aģırı duman çıkartamaz veya yararı olmadığı halde komģusunun manzarasını kapatamaz, ev sahibi kiracının evi boģaltmasından sonra evi yıkacağı kesin olmasına rağmen evi temiz ve boyalı olarak teslim etmesini kiracıdan istemesi, Evlilik müessesinin vatandaģlık kazanmak için kullanılması, kanuna karģı hile yapılması Ġyiniyet Ġlkesi: Ġyi niyet, "bir hukuki sonucun doğmasına engel olan bir durumun varlığını bilmeme ve bilmesi de gerekmeme" Ģeklinde tanımlanabilir. Buna, "iyi niyet karinesi" denir. Ġyi niyetin unsurları yanlıģ bilgi veya bilgisizliğin mazur görülebilecek olması ve bu hususun kanunda özel olarak düzenlenmiģ olmasıdır. Ġyi niyet hakların kazanılmasına hizmet eder, Türk Medeni Kanunu nun 3. maddesinde, "Kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz." hükmündedir. Kural olarak mülkiyet hakkının geçerli surette devren kazanılabilmesi için, hakkın konusu olan eģyayı devredenin malik olması gerekir. Bu, "kimse sahip bulunduğu haktan fazlasını baģkasına devredemez." diyen Roma Hukuku kuralının gereğidir. Ġyiniyetin Arandığı Zaman: Ġyiniyetin korunabilmesi için iyiniyeti aranan kimsenin belirli bir zamanda iyiniyetli olmasıdır. Ġyiniyet ya belirli bir anda veya belirli bir süre içinde aranır. Ġyiniyet, bazen hakkı doğuran iģlemin yapıldığı, dolaysıyla hakkın doğduğu anda aranır. Yani, sonradan doğan kötü niyet zarar getirmez. 174

176 ÖRNEK; Sahibinin elinden rızasıyla çıkan bir taģınırı, emin sıfatıyla elinde bulunduran kiģiden iyiniyetle kazanan kiģi, o taģınırın sahibi olur ve kazandıktan sonra engel bir durumun varlığını öğrense de sonuç değiģmez. Bazen de iyiniyetin, hakkın kazanılması sırasında varlığı ve hakkın kazanılmasından itibaren de belirli bir süre devam etmesi aranır. ÖRNEK; Haklı bir neden olmadan, tapu sicilinde adına kayıtlanan bir taģınmazı iyiniyetli olarak on sene süreyle çekiģmesiz ve kesintisiz elinde bulunduran kiģi, onun maliki olur. - Bir baģkasının taģınır bir malını (hırsızlık malını) iyiniyetle ve beģ yıl kesintisiz ve çekiģmesiz elinde bulunduran kiģi, onun maliki olur. Ġyiniyetin Korunduğu Durumlar TaĢınır mülkiyetin kazanılmasında iyiniyetin etkisi Sahibinin elinden rızasıyla çıkan taģınırlar yönünden; Bu gibi eģya, kullanmak, saklamak, korumak, baģkasına iletmek üzere bir kiģiye bırakılmaktadır. Bu yolla kendisine eģya tevdi edilen kiģiye, emin kiģi denilir. Emin kiģi kural olarak kendisine tevdi edilen bu eģya üzerinde temliki tasarruflarda bulunamaz. Yani bu eģya üzerinde baģkası lehine bir ayni hak kuramaz. Emin sıfatıyla zilyet olan kiģiden taģınır malı alan üçüncü kiģi iyiniyetli olma koģuluyla taģınırın mülkiyetini kazanır. Sahibinin elinden rızası dıģında çıkan taģınırlar yönünden; Bir taģınırın, sahibinden çalınması, elinden zorla alınması, sahibi tarafından bir yerde unutulması, kaybedilmesi, düģürülmesi yada doğal güçler tarafından sürüklenip götürülmesi sahibinin elinden rızası dıģında çıkması demektir. Bu gibi taģınırlar üzerinde kural olarak iyiniyetle doğrudan doğruya mülkiyet kazanılamaz. Bunlar üzerinde istisnai olarak ve ancak belli Ģartların gerçekleģmesiyle mülkiyetin kazanılması mümkün olabilir. ĠSTĠSNA 1) Ancak zamanaģımı ile (5 yıl) söz konusu taģınırlar iyiniyetin varlığı koģulu ile kazanılabilir. ĠSTĠSNA 2) Para ve hamiline yazılı senetler iyiniyetle kazanılabilir. Ġyiniyetin kazanmayı sağlayan iģlemin yapıldığı anda var olması yeterlidir. Bir taģınırı, pazardan yada bir açık artırmadan yahut da benzeri eģyaların satıldığı yerden iyiniyetle kazanan kiģi iyiniyetine karģın onun maliki olamaz. Fakat burada iyiniyetin bir etkisi vardır. TaĢınırın sahibi ancak bu bedelini ödeyerek malını geri alabilir. TaĢınmaz mülkiyetin kazanılmasında iyiniyetin etkisi TaĢınmaz üzerindeki ayni hakların doğumu, devredilmesi ve kazanılması tapu siciline tescil yoluyla gerçekleģir. Tapu sicilleri devlet memurları tarafından tutulan resmi sicillerdendir. Hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini iddia edemez. Zira Türk Medeni Kanunu maddesinde, tapu sicillerinin ilgileri tarafından bilindiği hususunda kesin, yani çürütülmesi mümkün olmayan bir karine koyar. Tapu kaydını doğru olmadığını bilmeyen bir kiģi, iyiniyetle malik gözüken kiģiden taģınmazı devralırsa onun kazanması korunur. Bu durumda kiģi mülkiyeti kazandıran iģlemin yapıldığı anda iyiniyetli ise, bu mülkiyeti kazandırmada yeterlidir. Bir kiģi haksız yere tapuda adına kayıtlanmıģ bulunan bir taģınmazı on yıl boyunca çekiģmesiz ve kesintisiz olarak, malımdır diye elinde bulundurursa olunun maliki olur. Buna olağan zamanaģımıyla taģınmaz mülkiyetinin kazanılması denilir. Diğer durumlarda iyiniyetin hakların kazanılmasındaki etkisi Türk Medeni Kanunu, birden çok evliliği yasaklamıģ olmasına karģın kiģi ikinci evliliği yapmıģ ve birinci evlilik ölüm ya da her hangi bir nedenle ortadan kalkarsa, ikinci evlilikteki eģ iyiniyetli olmak koģulu ile artık ikinci evlilik ortadan kaldırılamaz. 175

177 KĠġĠLER HUKUKU (TMK 8. madde ve devamı) KiĢiler hukukunun konusu, kiģi (Ģahıs) denilen varlıkların bazı hukuksal iliģkileridir. KiĢiler hukukuna hakim olan temel ilkeler; kiģilerin eģitliği, özgürlüğü ve kiģiliğin korunmasıdır. Hak ehliyetine sahip yani hak ve yükümlülüklere (borçlara) sahip olabilen varlıklara kiģi denilmektedir. KiĢiler, Türk Medeni Kanununda, gerçek ve tüzel kiģiler olarak ikiye ayrılmıģtır. Ġnsanlar gerçek kiģileri, belirli amaçlarla bir araya gelen Ģahıslardan veya belirli amaca özgülenen mal topluluğundan oluģan ve kendilerine o topluluktan bağımsız olarak kiģilik tanınan mal yada Ģahıs toplulukları da tüzel kiģileri oluģturmaktadır. Gerçek KiĢiliğin BaĢlangıcı: Gerçek kiģiliğin baģlangıcı, çocuğun tam ve sağ doğmuģ olması halinde mümkün olup, gerçek kiģinin kiģiliğinin baģlangıcı ile birlikte hak ehliyeti de devreye girer. Tam doğum, çocuğun ana bedeninden tümüyle ayrılması ve sağ doğum da, çocuğun ana bedeninden sağ olarak ayrılması ayrıldıktan sonra bir an da olsa yaģamıģ olması anlamına gelir. Cenin Hukuksal Durumu: Türk Medeni Kanunu, çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koģuluyla, ana rahmine düģtüğü andan baģlayarak elde edeceğini belirtilmiģtir (TMK.28/2). Bu düzenleme ile aslında cenine kiģilik tanınmıģ olmayıp, ceninin ilerdeki haklarını ve çıkarlarını koruma amacı güdülmektedir. Gerçek KiĢiliğin Sona Ermesi ve Sonuçları: Gerçek kiģilerde kiģiliği sona erdiren en doğal neden ölümdür. (TMK 28/1) Ölüm olayı ile, hak sujesi olma özelliği ortadan kalkar. Ölüm ile özellikle kiģiye bağlı mameleki haklar ve yükümlülükler, eģya hukukundan doğan haklar, alacak ve borçlar, fikri haklar, kısaca intikale elveriģli haklar hiçbir iģleme gerek kalmaksızın mirasçılarına geçer. Ancak, Türk Medeni Kanunu nda, ölüm dıģında, kiģiliği sona erdiren ve ölüme eģdeğer sonuçlar doğuran bazı durumlar da düzenlenmiģtir. Türk Medeni Kanunu nda ölümle ilgili baģlıca üç karine vardır: 1) BĠRLĠKTE ÖLÜM KARĠNESĠ: Birlikte ölüm karinesi, ölüm anının saptanamaması durumunda miras haklarının ne olacağıyla ilgili bir karinedir. Medeni Kanunun 29/II nci maddesinde yer alan bu karineye göre, "Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezde, hepsi aynı anda ölmüş sayılır". Bu karinenin sonucu olarak da, aynı anda ölmüģ sayılan bu kiģilerden hiç biri diğerinin mirasçısı olamaz. Birlikte ölüm karinesi aksi ispat edilebilen bir karinedir. 2) ÖLÜM KARĠNESĠ: Ölüm karinesi Türk Medeni Kanunun 31 ve 44 üncü maddelerinde düzenlenmiģtir. Medeni Kanunun 31inci maddesinde, bir kimse ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa cesedi bulunamamıģ olsa bile gerçekten ölmüģ sayılır, denilmektedir. Ölüm karinesinden yararlanmak isteyenler, sadece olayı ispatlamakla yükümlüdürler. Ölüm karinesi adi bir karinedir. Ölüm karinesi ile kiģinin mal varlığı mirasçılarına geçer. Mirasçılar teminat vermek zorunda değildir. Hakkında ölüm karinesi olan bir kimsenin ölmüģ olduğuna karar verilmiģse, kiģinin evliliği kendiliğinden son bulur. KiĢilik hakları sona erer. Ölümüne kesin gözüyle bakılacak koģullar içinde kaybolup cesedi de bulunamayan kiģinin nüfus kütüğüne, yerel en büyük mülki amirin emriyle ölü kaydı düģülür. Örnek, uçak okyanusa düģmüģtür, birlikte kayak yapan kiģilerden birinin göz önünde çığ altında kalması, tsunami olayında kaybolan kiģinin olayında olduğu gibi 3) GAĠPLĠK KARĠNESĠ: Türk Medeni Kanunu nun 32 ve devamı maddelerinde düzenlenen gaiplik karinesinde, ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli bir olasılık varsa, ilgililerin baģvurusu üzerine mahkemece bu kiģinin gaipliğine karar verebilir. 176

178 Gaiplik kararı alındıktan sonra gaip evli ise evliliği kendiliğinden sone ermez. Bunun için ya gaiplik kararı istenirken, evlilik birliğinin de sona ermesi talep edilir ya da eģ ayrıca bir dava ile evliliğin feshini isteyebilir. Gaiplik kararı üzere; kimlerin gaibin mirasçısı olacağı, karar tarihine göre değil, kiģinin ölüm tehlikesi içinde kaybolma ya da son haber alma tarihine göre tespit edilir. Evliliğin feshi kararı ile evlilik birliği sona ermiģ olur. Sonradan gaip çıkagelirse evlilik birliğini devam ettirmek istiyorlarsa tarafların yeniden evlenmeleri gerekir. Gaibin geri dönme ihtimali olduğundan, terekenin mirasçılara teslimden önce, mirasçıların bir teminat vermeleri istenmiģtir. Teminat süresi, ölüm tehlikesi içinde kaybolmada, terekenin mirasçılara teslimimden itibaren 5 yıl, uzun süreden beri haber alamama halinde, son haber alma tarihinden itibaren 15 yıldır. Gaip 100 yaģına geldiğinde ise, teminat gösterme süresi kendiliğinden sona erer. Örnek, bir akıl hastasının kaybolması, KĠġĠ EHLĠYETLERĠ HAK EHLĠYETĠ Hukuk düzeni, her insanın haklara ehil olacağını hükme bağlamıģtır. Hak ehliyeti, haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir. Türk Medeni Kanunu nun 8 inci maddesinde, her insanın hak ehliyetinin olduğu, bütün insanların hukuk düzeninin sınırları içinde hak edinmede ve borç altına girmede eģit durumda olduğu düzenlenmektedir. Hak ehliyetinin genellik ilkesidir. Ġnsanlar, kiģi olmaları nedeniyle hak ehliyetine sahiptirler. Bu yeteneğe sahip olabilmek için, kiģilerin herhangi bir iģlem yapmaları ya da eylemde bulunmaları gerekmez. EĢitlik ilkesi gereğince, hak ehliyetine sahip olma bakımından kural olarak kiģiler arasında hiçbir fark gözetilmez. FĠĠL EHLĠYETĠ Fiil ehliyeti, bir kiģinin kendi eylemleriyle lehine haklar ve aleyhine borçlar yaratabilmesi yeteneğidir. (TMK.9). Fiil ehliyeti, hak ehliyeti gibi doğumla kazanılmaz. Bu ehliyetin kazanılabilmesi için, kiģiliğin kazanılmıģ olması (tam ve sağ doğum) yeterli değildir. Ayrıca kiģinin belirli bir akılsal ve psikolojik olgunlukla (ayırt etme gücü) birlikte, belirli bir yaģ olgunluğuna (erginlik) da ulaģmıģ olması gerekir. Fiil Ehliyetinin ġartları 1) Ayırtım Gücüne Sahip Olmak: Türk Medeni Kanunun 13. maddesinde, "yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun bir biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir" denilmektedir. Buna göre ayırtım gücünün, akla uygun biçimde davranma, makul surette hareket edebilme yeteneği olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Yani, akla uygun biçimde davranma yeteneğini, "KiĢinin eyleminin doğuracağı hukuki sonuçları önceden anlayabilme, kestirebilme ve buna uygun olarak davranabilme yeteneği" biçiminde tanımlayabiliriz. Hangi yaģtan itibaren küçüklerin ayırt etme gücüne sahip olduğunu kanunkoyucu düzenlememiģtir. Hakim, duruma göre karar verecektir. Ergin (ReĢit) Olma: Öğretide erginlik, belli bir yaģa gelmek, yada kanun koyucu tarafından o yaģa gelmiģ gibi olgunlaģmıģ sayılmak olarak kabul edilir. Ergin sayılmak için gerekli Ģartlar Medeni Kanun da belirtilmiģtir. Ergin sayılma durumu üç grupta toplanabilir; Normal Erginlik: Erginlik kural olarak, 18 yaģın tamamlanması ile kazanılır. (TMK. ll). Herhangi bir iģleme gerek kalmaksızın kiģi kendiliğinden ergin olur. Evlenme ile Kazanılan Erginlik: Türk Medeni Kanunumuzun 11. maddesinin ikinci fıkrasındaki "Evlenme, kiģiyi ergin kılar" biçimindeki düzenlemeyle, kiģilerin evlenme yoluyla erginliğe kavuģabilecekleri kabul edilmiģtir. 177

179 Türk Medeni Kanunumuza göre olağan hallerde evlenme kadın-erkek için 17 ve olağanüstü durumlarda da 16 yaģın doldurulmasıyla mümkündür.(tmk. 124 Evlenme ile kazanılan erginlik kesindir ve sonradan evliliğin ortadan kalkmasından etkilenmez. c) Yargısal Erginlik (Kaza-i RüĢt): Türk Medeni Kanunu nun 12. maddesinde, "On beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir" denilmektedir.. Bu yolla erginliğin kazanılması için, onbeģ yaģın tamamlanmıģ olması, küçüğün rızasının bulunması; velisinin muvafakati gerekmektedir. Velisinin izninin istenilmesinin sebebi erginlik kararı ile veli velayet hakkını kaybetmektedir. Burada ana ve babanın rızası birlikte aranır. Yargısal erginliğine karar verilen bir kimse, kanunda açıkça aksi düzenlenmemiģse, her türlü hukuki iģlemi yapabilir. Yani, 16 yaģında yargısal erginliğine karar verilen bir kiģi, evlenme akdini yapabilmek için hakimin iznini almak zorundadır. Çünkü, olağan hallerde evlenme yaģı 17 dir. Kısıtlı Olmama: Fiil ehliyetinin üçüncü ve olumsuz koģulu, kısıtlanmamıģ olmaktır. Kısıtlılık, bir kimsenin kanununda öngörülen muayyen sebeplerden birine dayanarak, mahkeme kararı ile fiil ehliyetinden tamamen veya kısmen mahrum edilmesidir. Kısıtlılık kararı sadece ergin kiģiler hakkında alınır. Çünkü, küçükler zaten velayet veya vesayet altındadır ve korunmaktadırlar. Kısıtlama nedenleri Türk Medeni Kanunun 405 ve devamı maddelerinde sayılmıģtır. Bunlar, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuģturucu madde bağımlılığı, kötü yaģam tarzı, kötü yönetim, bir yıl veya daha uzun süre özgürlüğü bağlayıcı cezaya m a h k û m iyettir. Bu durumlar dıģında da, yaģlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle iģlerini gerektiği gibi yönetemeyen kiģinin, kendi isteği ile kısıtlanması olanağı da vardır (TMK. 408). FĠĠL EHLĠYETĠ YÖNÜNDEN KĠġĠ GRUPLARI: Kanun tam ve sağlıklı iradesi olmayan kiģiyi, tam ve sağlıklı iradeye sahip kiģi karģısında daha fazla korumuģtur. KiĢileri sahip oldukları fiil ehliyetine göre dört grupta toplamak mümkündür. 1- Tam Ehliyetliler: Tam ehliyetliler, ayırt etme gücüne sahip, ergin ve hakkında kısıtlılık kararı alınmamıģ olan kiģilerdir. Bunların fiil ehliyetleri tamdır. Kendi fiilleri ile hak kazanabilir ve borç altına girebilirler. Tam ehliyetliler verdikleri her türlü zarardan mesuldür. Hukuksal iģlem ve haksiz fiil ehliyetleri tamdır. 2- Sınırlı Ehliyetliler: Bunlar ayırt etme gücüne sahip, ergin ve hakkında kısıtlılık kararı alınmamıģ kiģilerdir. Kanun koyucu yine de bunların menfaatlerini korumak amacıyla fiil ehliyetlerini kısıtlamıģ ve bazı iģlemleri yaparken onaylarını alınması veya mallarının idaresi için kendilerine kanuni danıģman atanması uygun görmüģtür. Bunlar, kendilerine kanuni müģavir tayin edilmiģ kimseler ile evli kiģilerdir. Bir kimsenin kısıtlanmasına yeterli sebep bulunmamakta birlikte yine de çıkarları için onun fiil ehliyetine bir sınırlama getirilmesi gerekmiyorsa ona bir müģavir tayin edilmesini öngörmektedir. (TMK. 429) Evli kiģiler de kural olarak, tam ehliyetli kiģiler gruba girmekle birlikte bazı durumlarda diğer eģin izni veya muvafakaatını alması gerekir. (Örnek; TMK 223-Payın naklinde diğer eģin rızasının olması, 199- hakim kararıyla diğer eģin tasarruf yetkisinin sınırlanması, 194-Aile Konutu ġerhi) 3-Sınırlı Ehliyetsizler: Ayırt etme gücüne sahip olmakla birlikte henüz erginliğe ulaģmamıģ kiģiler ile ayırt etme gücüne sahip, ergin ancak kısıtlanmıģ kiģiler girer. Bunların kanuni temsilcileri, velileri veya vasileridir. Sınırlı ehliyetsizlerin eylem ehliyetine sahip olmamaları asıl kuraldır. Kanuni temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi iģlemleriyle borç altına giremezler, ancak karģılıksız kazanmada ve kiģiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada kanuni temsilcilerinin rızası aranmaz, ayrıca haksız fiillerinden sorumludur. (TMK. 16) 178

180 Sınırlı ehliyetsizler için kanun tarafından kanuni temsilciler öngörülmüģtür. Küçükler için velayet müessesesi kısıtlılar için de vesayet müessesesi kanunda düzenlenmiģtir. Ġstisnaen kısıtlanmıģ bir kiģi de velayet altına alınabildiği gibi velayet altında bulunmayan küçük de vesayet altına konulabilir. A) Hukuki ĠĢlem ehliyeti açısından sınırlı ehliyetsizlerin durumu: a)kanuni temsilcinin rızasına bağlı iģlemler: TMK.16. maddesinde sınırlı ehliyetsizlerin kanuni temsilcilerinin rızası olmadan kendi tasarrufları ile borç atına giremeyeceklerini ifade eder. Bu açıdan bakılınca vesayet altındaki sınırlı ehliyetsizler (TMK 449 daki kefil olmak, önemli bağıģlarda bulunmak, vakıf kurmak) Ģeklindeki yasaklar saklı kalmak kaydıyla) kanuni temsilcinin rızasını alarak tam ehliyetlilerin yapabilecekleri iģleri yapabilirler. TMK. velayet altındaki ayırt etme gücüne sahip küçük ve vesayet altındaki ayırt etme gücüne sahip kısıtlıların yaptıkları iģlemlerde kanuni temsilcinin rızasının alınması Ģartını aynı esaslara tabi kılmıģtır. Sınırlı ehliyetsizlerin davaya taraf olabilmesi için de kanuni temsilcilerinin rızası Ģarttır. Velayet hakkına sahip ana ve baba rızayı birlikte vermelidir. Velayet hakkına ana ve babadan biri sahipse onun rızası yeterlidir. Kanuni temsilcinin rızası iģlem yapılmadan verilirse izin, yapıldıktan sonra verilirse icazet, o sırada verilirse iģleme katılma adını alır. Kanuni temsilci rızasını Ģahsen vermelidir.. b) Sınırlı ehliyetsizlerin kanuni temsilcilerinin rızasını alamadan yapabileceği iģlemler TMK. l6/1 maddesinde belirtildiği üzere ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar kiģiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir ve karģılıksız kazanmada da bulunabilirler. aa- ġahsen kullanılacak haklar: Bu hakların kullanılmasında karar verme yetkisi kiģidedir. Sınırlı ehliyetsiz Ģahsa sıkı sıkıya bağlı haklara iliģkin olarak dava yetkisine de sahiptir. Zina fiil sebebiyle sınırlı ehliyetsizin eģini affetmesi, manevi tazminat davası açması gibi. bb- KarĢılıksız kazanmalar: Sınırlı ehliyetsizler tıpkı tam ehliyetliler gibi karģılıksız kazanmada bulunabilirler. Sınırlı ehliyetsiz kendisi için yüküm doğurmayan haklarını korumaya yönelik her türlü irade beyanında bulunabilir cc-ehliyetin geniģlediği durumlar Kendisine sulh mahkemesi tarafından bir meslek veya sanatla uğraģmasına açıkça ya da zımnen izin verilen vesayet altındaki kimse bu sanat ve mesleğin gerektirdiği her türlü fiili yapabilir ve borçlandırıcı fiilinden kendi malvarlığı ile sorumlu olur. Velisinin rızası ile aile haricinde yaģayan çocuk onlara karģı olan borçlarını ihlal etmemek üzere kazancını dilediği gibi sarf edebilir. Vesayet altındaki kimse kendi tasarrufuna bırakılan malları bizzat idare etmek hakkını haizdir. B) Hukuka aykırı fiillerinden sınırlı ehliyetsizlerin sorumluluğu: Ayırt etme gücüne sahip olan küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden kaynaklı zarardan sorumludurlar. Kusurun bir kiģiye isnat edebilmesi bakımından ayırtetme gücünün varlığı yeterli olduğu için sınırlı ehliyetsizler haksız fiillerinden ve borca aykırı davranıģlarından dolayı doğan zararlardan sorumlu olurlar. 4- Tam Ehliyetsizler: Tam ehliyetsizler, ayırtım gücü olmayan kiģilerdir. Ayırt etme gücü olmayan kimselerin ne hukuki iģlem ehliyeti, ne de haksız fiil ehliyeti vardır. Yani, TMK.nın 15 inci madde hükmü uyarınca, tam ehliyetsizlerin kural olarak yaptıkları hukuki iģlemler sonuç doğurmaz. 179

181 ĠĢlem ehliyeti açısından tam ehliyetsizlerin durumu: a) Tam ehliyetsizlerin iģlemlerinin hükümsüzlüğü kuralı: Bir kimsenin ayırt etme gücü olmadan yaptığı hukuki iģlemler hukuki bir hüküm ifade etmez. Tam ehliyetsiz ile iyiniyetli kiģi bir iģlemde karģılaģtığında kanun koyucu tam ehliyetsizi korumuģtur. Ġyiniyetli bir kiģi tam ehliyetsiz bir kiģiden bir hak kazandığını zannediyorsa ancak kazandırıcı zamanaģımından yararlanabilir. Ġyiniyetli bir üçüncü kiģinin, tam ehliyetsizden aldığı bir malın mülkiyetini iktisap edebilmesi, hak sahibinin iradesi dıģında malın elden çıkmasında olduğu gibidir. Yani, taģınırlarda 5 yıl, taģınmazlarda 10 yıllık bir hak düģürücü sürenin geçmesi gerekmektedir. Tam ehliyetsizin temsil edilmesi: Tam ehliyetsiz, kural olarak hiçbir hukuki iģlem yapamayacağı için, onun adına hukuki iģlemleri kanuni temsilcisi yapar. Tam ehliyetsizin yapacağı bir iģlem için, yasal temsilcinin rızanı açıklamasıyla iģlem geçerli hale gelmez. Tam ehliyetsiz, kanuni temsilcisi aracılığı ile hak kazanır ya da borç altına girer. Temsilci ayırt etme gücünden yoksun kiģinin malını bağıģlayamaz vakfedemez ve onun adına kefil olamaz. Kural olarak Ģahsa sıkı sıkıya bağlı hakların bizzat tam ehliyetsiz kiģi tarafından kullanılması gerekir. ġahsa sıkı sıkıya bağlı haklara örnek; evlenme, niģanlanma, evlat edinme gibi haklar gösterilebilir. Tam ehliyetsizlerin haksız fiil sorumluluğu: Kural olarak, tam ehliyetsizlerin haksız fiil sorumluluğu yoktur. Çünkü, haksız fillerin söz konusu olması, kiģinin iradesine ihtiyaç gösterir. Fiil Ehliyetinin Hak Ehliyetinden Farkı Gerek hak ehliyeti, gerek fiil ehliyeti kiģilerin hak sahibi olmalarını ve yükümlülük altına girmelerini öngörür. Her iki ehliyet birbiri ile sıkı iliģki içindedir. Hak sahibi olunmadan fiil ehliyetinin varlığından söz edilemez. Ancak bu iki kavram arasında belli bazı farklar vardır. Hak ehliyeti pasif bir ehliyet iken ; fiil ehliyeti kiģinin davranıģına hüküm ve netice bağladığı için aktif bir ehliyettir. Hak ehliyeti herkese eģit olarak tanındığı halde, fiil ehliyeti kiģi davranıģına bağlandığı için kiģilere eģit olarak verilmemiģtir. (KiĢiye fiil ehliyetinin hiç tanınmaması veya sınırlı olarak tanınması kiģinin korunması amacıyla öngörülmüģtür.) KĠġĠLĠK HAKKI: KiĢilik hakları, insana insan olması nedeniyle ve onunu korunması için tanınan haklar topluluğudur. KiĢinin hak ve fiil ehliyeti, kiģinin hayatı, sağlığı, bedeni bütünlüğü, Ģeref ve haysiyeti, itibarı, sırları, adı diğer değerleri üzerindeki haklarının tamamını kapsar. KiĢilik hakları, mutlak haklardan olup, herkesi karģı ileri sürülebilir, baģkasına devredilemediği gibi bu haklardan da vazgeçilemez. KiĢiyi koruyan hükümler özel hukukta yer aldığı gibi kamu hukuku alanındaki kanunlarda da yer almaktadır. Medeni Kanun un 23 üncü maddesi, kiģiyi kendi rızasıyla yapılacak dıģ saldırılara karģı koruduğu gibi, 24 üncü maddesiyle de kiģiyi üçüncü kiģilerin saldırılarına karģı korumaktadır. Özellikle üçüncü kiģilerin saldırılarına karģı savunma davaları açılabileceği gibi tazminat davaları da açılabilir. KiĢinin Adı : Bir kiģinin hüviyetinin tespitinde ilk bakılacak unsur onun adıdır. Ad üzerindeki hak kiģilik haklarının bütün özelliklerini taģır. Bu hak mutlaktır ve devredilemez; uzun süre kullanılmasa dahi devam eder. Ad üzerindeki hakkı sahibi istediği gibi kullanabilir. Bunun sınırı üçüncü kiģilerin haklı menfaatidir. Ad sahibi olma hakkı sadece gerçek kiģilere tanınmıģ olmayıp aynı zamanda tüzel kiģilerin de sahip olduğu haktır. 180

182 Adın korunması özel olarak Medeni Kanun un 26 ve 27 inci maddelerinde düzenlenmiģtir. Bunlardan 26 ncı madde, adı himaye ederken, 27 inci madde adın ne Ģekilde değiģtirileceğini düzenlemiģtir. Adın unsurları ve çeģitleri: Ad, bir kimseyi hemcinslerinden ayırt eden, onu belirten bir kelimedir. Bir kimsenin bir adının olması, kanuni bir yükümlülüktür. Ad, ön ad ve soyaddan meydana gelir. a-)soyadı: Bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan, diğer aile fertlerinden ayırt eden ve nesilden nesile geçen bir kelimedir. Her kiģinin bir soyadının bulunması mecburidir. (Soyadı Kanunu md. 1) Soyadının kazanılması iki Ģekilde gerçekleģir. 1) Nesep bağı yoluyla: - Evlilik içinde doğan çocuk doğar doğmaz babasının soyadını kazanır. Bu hüküm emredici olup, Ģu veya bu Ģekilde çocuğa baģka bir soyadı verilmesi mümkün değildir. (TMK.321) Evlilik dıģı çocuklardan babaları tarafından tanınanlar babalarının soyadını alırlar. - Evlilik dıģı çocuğun nesebi ana bananın evlenmesiyle düzelmiģse çocuk babasının soyadını alır. -Evlilik dıģı çocuk babaya gayrı sahih nesep yoluyla bağlanmamıģ ise veya nesebi düzelmemiģse ananın soyadını alır." Ana başka bir erkekle evliyse çocuk anasının kızlık soyadını alır. 2) Evlenme Yoluyla: Evlilik bağı kurulur kurulmaz kadın kocanın soyadını alır. BoĢanma ile evlilik sona ererse kadın bekarlık soy adına geri döner. ġayet kadının menfaatine uygun düģerse kadının talebiyle hâkim kocasının soyadını taģımasına izin verir. 3) Evlat edinme yoluyla: Bir kimse baģka biri tarafından T.M.K. hükümlerine göre evlat edinilince evlatlık, kendisini evlat edinenin soyadını alır. Ergin olan evlatlık ise evlat edinilme sırasında dilerse evlat edinenin soyadını alır. Evlat edinme iliģkisi sona ererse evlatlık eski soyadına döner. Evlat edinenin ölümü evlatlık iliģkisini sona erdirmediğinden evlatlık evlat edinenin soyadını taģımaya devam eder. 4) Ġdari kararla: Nüfus Kanunu gereğince kendiliğinden bir soyadı seçmeyenlerle anası babası belli olmayanlara soyadı idari makamlarca verilir. b-) Ön Ad: Aynı ailenin fertlerini birbirinden ayırmaya yarayan bir kelimedir. Çocuğun adını, anası ve babası birlikte koyar. (TMK. 339/V) Çocuk evlilik dıģında doğmuģsa, çocuğun adını ana koyar. Çocuk bulunmuģ ise, ad koyma nüfus memuruna aittir. Adın DeğiĢtirilmesi: Ad ve soyadı nüfus kütüğüne yazılmakla belirlenmiģ olur. Adın değiģtirilmesi doğru olarak kütükte kayıtlı adın değiģtirilmesi, bir ek yapılması, bir harfin çıkarılması hallerinde söz konusu olur a) Adın değiģmezliği kuralı: Bir kimse zorunlu olarak taģıdığı öz adını dilediği gibi dilediği zaman değiģtiremez. (TMK. 27) ÇarpıĢmakta olan toplumsal yararla kiģisel yararı bağdaģtırmak üzere Kanunumuz adın değiģtirilmesini ancak haklı bir sebep bulunması halinde müsaade etmiģtir. b) Ad değiģikliğini haklı kılan sebepler: Haklı sebeplerin neler olacağı hakkında önceden bir Ģey söylemek imkanı yoktur. Herhalde dürüstlük kuralına göre kiģinin o adı taģımamakta bir yararı varsa adının değiģtirilmesine cevaz verilmelidir. Din ya da uyruk değiģtirilmesi halinde adın değiģtirilmesi talebi de haklı görülebilir. SOYBAĞI (HISIMLIK) (TMK 17-18) Gerek günlük dilde, gerekse hukuk dilinde soybağı, belirli kiģiler arasındaki yakınlık bağını anlatır. Hısımlık; miras hukukunda, usul hukukunda, aile hukukunda önem taģıyan, kiģiler arasında bir sıra hukuki iliģkiyi temel teģkil eden bir müessesedir. Hısımlığın ÇeĢitleri: Hısımlık; kuruluģ Ģekillerine göre üç türlüdür. Kan hısımlığı, kayın hısımlığı ve evlat edinmeden doğan hısımlık olmak üzere üç grupta toplanır. 181

183 1) Kan Hısımlığı; Kan bağına dayan hısımlıktır. Birbirinin soyundan veya ortak bir soydan gelenler arasındaki hısımlığa kan hısımlığı denir Biri diğerinden gelen kiģiler arasındaki kan hısımlığına "üstsoy-altsoy kan hısımlığı", biri diğerinden gelmeyip de ortak bir kökten gelenler arasındaki kan hısımlığına ise "yansoy kan hısımlığı" denir Türk Medeni Kanunun 129. maddesine göre, üstsoy-altsoy arasında, kardeģler arasında, amca, dayı, teyze, hala ile yeğenleri arasında evlenme yasağı vardır. Bu yasağa uyulmamasının sonucu evlenmenin mutlak butlanla batıl olmasıdır. Ana ile çocuk arasında soybağı doğum ile kurulur. Ananın çocuğu tanıması sözkonusu olamaz. Çocuk ile baba arasındaki soybağı ise, çocuk evlilik birliği içinde veya evliliğin sona ermesinden baģlayarak 300 gün içinde doğmuģsa, çocuğun babasının koca olduğu karinesi geçerlidir. Çocuğun daha sonra doğması halinde, babaya hısımlık ile bağlanması için, çocuğun evlilik sırasında ana rahmine düģtüğünün ispatı gerekir. Koca, baba olduğu karinesini çürüterek soybağını reddedebilir.(tmk. 286/1) Bir yıl ve beģ yıllık hak dürücü süre içerinde bu davanın açılması gerekir. Diğer taraftan, çocuk evlilik dıģında doğmuģ olup, baba tarafından tanınmıģ veya açılan babalık davası kazanılmıģsa bu çocuk, babaya soybağı ile bağlanır. 2) Kayın Hısımlığı: Evlenme ile doğan bir hısımlıktır. Medeni Kanunun 18 inci maddesine göre, "EĢlerden biri ile diğer eģin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur". Kayın hısımlığı, evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz. Türk Medeni Kanunu nun 129 uncu maddesinde, kayın hısımlığını meydana getirmiģ olan evlilik sona ermiģ olsa bile, eģlerden biri-diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında evlenme yasağı vardır. 3) Evlat Edinmeden Doğan Hısımlık: Bu hısımlık, evlat edinen ile evlat edinilen arasındaki hakım kararı ile doğan bir hısımlıktır. Bu hısımlık hükümleri geniģ ölçüde kan hısımlığına benzer. Evlat edinilen kimsenin hısımlık iliģkisi, hem evlat edinenle devam eder, hem de kan bağı ile bağlı olduğu kiģilere karģı söz konusu olur. Evlatlık iliģkisi, Ģartlar varsa, hakim kararıyla sona erdirilebilir. (TMK.318) YERLEġĠM YERĠ (ĠKAMETGAH) (TMK 19-22) YerleĢim yeri, hukuki anlamda bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. YerleĢim yeri bir kiģinin hukuki adresidir. YerleĢim yerinin tespitinde, o kimsenin Ģahsi iliģkilerinin ve faaliyetlerinin bulunduğu yer esas alınır. Bir kiģinin yerleģim yerinin tespiti gerek özel hukuk, gerek kamu hukuku yönünden önemlidir. Kanunkoyucu hem gerçek hem de tüzel kiģilerin yerleģim yerlerinin bulunması zorunluluğunu getirmiģtir. TMK nın 186. maddesi gereğince karı ve koca yerleģim yerlerini birlikte belirlerler. Velayet altındaki küçüğün yerleģim yeri, ana ve babasının yerleģim yeridir. Ana ve babanın ortak yerleģim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleģim yeridir. Vesayet altındaki Ģahsın yerleģim yeri ise, bağlı oldukları vesayet mahkemesinin bulunduğu yerdir. Tüzel kiģilerin yerleģim yeri, tüzükte gösterdikleri yerdir. Eğer hükmi Ģahıs tüzükte yerleģim yerinin neresi olduğunu belirtmemiģse, onun iģlerinin yönetildiği yer yerleģim yeri kabul edilir. Dernekler ise, tüzüklerinde mutlaka yerleģim yerlerini belirtmek zorundadırlar. YerleĢim yerine iliģkin ilkeler; 1) YerleĢim yerinin tekliği: Türk Medeni Kanunun 19. maddesine göre, herkesin tek bir yerleģim yeri olmalıdır. Kimse birden fazla yerleģim yerine sahip olamaz. KiĢi birden fazla yerde oturuyorsa, bunlardan bir tanesi yerleģim yeri, diğerleri mesken olarak değerlendirilir. 2) YerleĢim yerinin zorunluluğu: Kanun koyucu herkesin bir yerleģim yerine mutlaka sahip olması gerektiği ilkesini benimsemiģtir. KiĢi kendisine bir yerleģim yeri seçmemiģ ise farazi olarak da olsa bir yerleģim yerine sahip bulunduğu, kanun koyucu tarafından kabul edilmiģtir. (oturduğu yer gibi- otel odası bile olabilir) 182

184 TÜZELKĠġĠLER (47. madde ve devamı) Hukuk düzeninde gerçek kiģilerin yanında tüzel kiģiler de hak süjesi olarak kabul edilmiģlerdir. Tüzel kiģi, belli bir amacı gerçekleģtirmek için bir araya gelmiģ ve kendisini oluģturanlardan ayrı olarak haklara ve borçlara sahip olabilen Ģahıs veya mal topluluklarıdır. Tüzel KiĢilerin Özellikleri; -Belli ve sürekli bir amaç; Bu amaç manevi bir amaç olduğu gibi kazanç paylaģımı yönünde bir amaç da olabilir. Ancak, amacın hukuka ve ahlaka aykırı olmaması zorunlu koģuldur. -Bağımsızlık vasfı, kendisini oluģturanlardan ayrı olarak haklara ve borçlara sahip olabilme özelliği. -Örgütlenme unsuru; Tüzel kiģinin gayesinin gerçekleģmesi için örgütlenmiģ olması gerekir. Bu ise, tüzel kiģilerin organlara sahip olması ile mümkündür. Tüzel kiģiler, bu organlar vasıtasıyla iradelerini açıklarlar Tüzel KiĢilerin ÇeĢitleri 1) Yapılarına göre; a) ġahıs topluluğu tüzel kiģiler; dernekler ve bir takım ticaret Ģirketleri b) Mal topluluğu tüzel kiģileri; vakıflar, anonim Ģirketler 2) Tabi oldukları hukuka göre; a) Özel hukuk tüzel kiģileri; Özel hukuk tüzel kiģileri, özel hukuk alanında bir hukuki iģlem ile kurulurlar. Bunlar takip ettikleri amaç bakımından kazanç paylaģmak amacını güden (Ģirketler, kooperatifler) ve kazanç paylaģma amacı gütmeyen tüzel kiģiler (dernekler ve vakıflar) olmak üzere ikiye ayrılır b) Kamu hukuku tüzel kiģileri; Kamu hukuku tüzel kiģileri, kamu otoritesini temsil eden, kanun veya kanunun açıkça verdiği bir yetkiyle kurulan tüzel kiģilerdir. Kamu hukuk tüzel kiģileri kamu hizmeti yürütürler. Kamu hukuku tüzel kiģileri kendilerini feshedemezler, mahkeme kararı ile dağıtılamazlar. Sona ermeleri bir kanunla olur. (Devlet, Ġl özel idareleri, belediyeler, köyler, barolar, ptt, trt, ziraat bankası, sgk ) Ayrıca, kamu hukuku tüzel kiģileri, kamu idareleri (Devlet, Ġl özel idareleri, belediyeler, köyler) ve kamu kurum ve kuruluģları (Meslek kuruluģları, kültürel kamu kurumları, sosyal kamu kurumları, iktisadi kamu kurumları gibi) olmak üzere ikiye ayrılır. Tüzel KiĢilerde KiĢiliğin BaĢlangıcı: Tüzel kiģiler, eğer kamu tüzel kiģileri ise doğması kanun koyucunun iradesine bağlıdır. Özel hukuk tüzel kiģileri ise kural olarak insan ve mal topluluklarının tüzel kiģi olma iradesi ile doğar. Gerçek kiģilerde kiģilik doğumla baģladığı ve buna bağlı olarak hak ehliyeti kazanıldığı halde, tüzel kiģilerde kiģiliğin baģlangıcı üç halde olmaktadır; 1) Bildirim sistemi; Bu tüzel kiģiliğinin kazanılabilmesi için, hazırlanmıģ olan kuruluģ bildiriminin, dernek tüzüğünün ve gerekli belgelerin mahallin en büyük mülki amirine verilmesi gerekir. Bu sistem serbest kuruluģ sistemini kabul eder, sadece Devletin kurulan dernekler hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak için derneğin kuruluģuna iliģkin belgelerin kurulduğu yerdeki en büyük mülki amire verilmesini öngörür. Bu sistem serbest kuruluģ sisteminin bir alt koludur. (Dernekler, siyasi partiler, sendikalar) 2) Ġzin sistemi: KiĢiliğin baģlama anı yetkili makamın kuruluģ iznini verdiği andır. Örn; Anonim ve limitet Ģirketlerle kooperatiflerin tüzel kiģilik kazanabilmeleri için, önce Ticaret ve Sanayi Bakanlığı'ndan izin almaları, daha sonra tescilleri gerekir. Yabancı derneklerin kuruluģu da izin sistemine tabidir. (Bakanlık veya Bakanlar Kurulu nun vereceği izin gibi). 3) Tescil sistemi: Bu sistemde, tüzel kiģinin kurulması için uyulması gereken koģullara uyulup uyulmadığı resmi makamlarca kontrol edilir. Bu sistemde kiģiliğin baģlangıcı resmi sicile tescil anıdır. Sicilin hangi sicil olduğu kanunlarla gösterilir. Örn. Vakıflar, vakfedenin yerleģim yeri asliye hukuk mahkemesinde tutulan sicile kayıt koģuldur. Anonim ve limitet Ģirketlerle, kooperatiflerin tüzel kiģilik kazanabilmeleri için ticaret siciline tescilleri gerekir. 183

185 Tüzel KiĢilerin Hak Ehliyeti; Tüzel kiģilerin de, gerçek kiģiler gibi hak ehliyetleri vardır. Doğal yaradılıģları gereği insanlara özgü olan, yaģ, cinsiyet, hısımlık gibi iliģki ve haklar dıģındaki bütün hak ve borçlara ehildirler. (TMK. 48). Tüzel KiĢilerin Fiil Ehliyeti; Tüzel kiģiler, kanuna ve kuruluģ belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanırlar. Kısaca, hukukî iģlem ehliyeti, dava ehliyeti ve hukuka aykırı iģlemlerinden sorumlu olma ehliyetleri vardır. Tüzel kiģinin hak süjesi olmasıyla, fiil ehliyetine sahip olması arasında sıkı bir iliģki yoktur. Tüzel kiģinin organlarının geçici olarak kaybetmesi halinde, tüzel kiģi fiil ehliyetini kaybeder, fakat hak süjesi olarak kalmakta devam eder. Bu durumda tüzel kiģiye bir kayyım tayin edilir. Tüzel KiĢilerin Organları Tüzel kiģilerin fiil ehliyetini kullanabilmeleri için zorunlu organlara sahip olması gerekir. Dernekler yönünden "genel kurul, yönetim kurulu ve denetleme kurulu", vakıflar yönünden de "yönetim organı" kanuni zorunlu organlardır. Tüzel kiģiler, zorunlu organlar dıģında amaçları ve uğraģı alanının çeģidi ve kapsamına göre kendi istekleriyle baģka bir takım organlar da oluģturabilirler. DanıĢma kurulu, onur kurulu, bilim kurulu gibi Tüzel KiĢiliğin Sona Ermesi: Tüzel kiģi dağılma kararını kendisi alırsa, karar alınır alınmaz, mahkeme kararı ile varlığına son verilirse, mahkeme kararının kesinleģmesi ile sona erer. Tüzel kiģiliğin sona ermesi halinde, mal varlığının ne olacağı ve ne gibi iģlemlere tabi tutulacağı hususu ise Medeni Kanun un inci maddelerinde düzenlenmiģtir. Tüzel kiģiliğin sona erme Ģekilleri: 1) Ġnfisah: Tüzel kiģiliğin kendiliğinden sona ermesidir; a) Amacın gerçekleģmesi b) Amacın olanaksızlaģması. c) Sürenin dolmuģ olması. d) Yönetim kurulunun toplanamaması. e) Acizlik. 2) Fesih: Tüzel kiģiliğin herhangi bir kararla sona ermesi; a) Kendi organlarının kararı ile, bu kararı, derneklerde genel kurul, ortaklıklarda paydaģlar verir. b) Mahkeme kararı ile, amacı hukuka, ahlaka adaba aykırı hale gelen tüzel kiģiler mahkeme kararı ile kapatılırlar. c ) Yönetsel (Ġdari) kararla da (Bakanlar Kurulu Kararı ) kapatılabilirler. DERNEKLER (TMK ) Dernekler; gerçek veya tüzel en az yedi kiģinin kazanç paylaģma dıģında belirli ve ortak bir amacı gerçekleģtirmek üzere, bilgi ve çalıģmalarını sürekli olarak birleģtirmek suretiyle oluģturdukları, tüzel kiģiliğe sahip kiģi topluluklardır. Yani, bir topluluğun dernek özelliği taģıması için; kiģi unsuru, amaç unsuru, süreklilik unsuru ve tüzel kiģiliğe sahip olma unsurlarının birlikte olması gerekmektedir. Fiil ehliyetine sahip herkes, önceden izin almaksızın dernek kurabilir. Her derneğin mutlaka bir tüzüğü bulunmalıdır. Dernekler kuruluģ bildirimini, tüzüğünü ve diğer belgeleri yerleģim yerinin en büyük mülki amirine verdikleri anda tüzel kiģilik kazanmıģ olurlar. Derneğin zorunlu organları, genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kuruludur. Derneklerde Amaç, Dernek belirli bir amacı gerçekleģtirme için kurulur ve tek bir amacı vardır. Bir derneğin birden fazla amaç izlemesi yasaktır. Amaç tüzükte açıkça yazılmıģ olmalıdır Derneğin amacı, kanunlarla yasaklanmıģ olmamalı, kazanç paylaģımı dıģında belirli ve ortak bir amaç olmadır. (DK.2, TMK.56) Dernekler, siyasi bir amaç gütmek için de kurulabilirler. Siyasi 184

186 amaç ile kurulan derneklere parti adı verilir. Eğer bir dernek, gençliğin boģ zamanını değerlendirmek veya spor yapmasını sağlamak için kuruluyorsa, bunlara klüp adı verilir. Dernek, amacını gerçekleģtirmek için isterse ticari iģletme iģletebilir. Bir dernek kamuya yararlı bir amaç takip ediyor ve bu hizmetini en az bir yıldan beri faaliyette ise Maliye ve ĠçiĢleri Bakanlığı nın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla kamuya yararlı dernek statüsüne geçebilir. Üyeliğin Hukuki Niteliği Derneği meydana getiren gerçek veya tüzel kiģilere üye denir. Fiil ehliyetine sahip her kiģi kural olarak bir derneğe üye olabilir. (TMK. 64/1) Derneğe üye olma hakkı, Anayasa tarafından güvence altına alınmıģtır. (Anayasa 33). Bu açıdan bakılınca herkes derneğe üye olma hakkına eģitlikle sahiptir; kiģiler, derneğe üye olma yönünden aynı zamanda özgürdürler, yani hiç kimse bir derneğe üye olmaya ya da bir dernekte üye kalmaya zorlanamaz. (TMK. 66) Üyelik, kendiliğinden sona erebileceği gibi, çıkma (istifa), çıkarılma (ihraç) Ģeklinde de sona erebilir. Dernek üyeliği, kiģiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için baģkasına devredilmez, miras yoluyla üyenin mirasçılarına geçmez. Derneğin sona ermesi 1) Derneğin kendi kendini feshetmesi; genel kurula katılan üyelerin 2/3 kararı ile olabilir. 2) Amacın GerçekleĢmesi, Amacın GerçekleĢmesinin Ġmkansız Hale Gelmesi, Sürenin Sona Ermesi, Derneğin acze düģmesi, Yönetim kurulunun oluģturulamaması, Ġlk genel kurul toplantısının süresinde yapılamaması, üst üste 2 defa olağan toplantının yapılamaması, zorunlu organların oluģturulamaması hallerinde, Derneğin kanun uyarınca kendiliğinden dağılmıģ sayılması (infisah), derneğin kendiliğinden feshi için bir organ kararına ihtiyaç yoktur. Her ilgili sulh hakiminden derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespitini isteyebilir. 3) Amacın ahlaka, hukuka aykırı hale gelmesi, kuruluģundaki eksikliklerin talebe rağmen 30 gün içinde giderilmemesi halinde ise dernek, mahkeme kararı ile kapatılır. VAKIF (TMK. 101) Vakıflar, gerçek veya tüzel kiģilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluģan tüzel kiģiliğe sahip mal topluluklarıdır. Buna göre vakıf, belli bir amaca özgülenen ve tüzel kiģiliğe sahip olan mal topluluğudur. Vakfın Unsurları: 1) Malvarlığı: Bir vakfın kurulabilmesi için her Ģeyden önce ortada, vakfın varlığını oluģturacak bir malvarlığının bulunması gerekir. 2) Malvarlığının Belirli Bir Amaca Özgülenmesi: Amaç, vakfın faaliyetlerinin yöneldiği ve kendisine ulaģılmak üzere vakfın mallarının harcandığı hedeftir. Amacı belirleme yetkisi, vakfı kuran kiģiye aittir. Vakfın KuruluĢu Vakfın kurulabilmesi için vakıf kurma iradesine sahip bir kiģinin bu iradesini açığa vurması gerekir. Vakıf kurma yönündeki iradenin yazılı bir metin olan vakıf senedinde açıklanması gerekir. Vakıf senedi, resmi bir senet ya da vasiyetname biçiminde düzenlenmeli ve kanunda belirtilen içeriğe sahip olunmalıdır. Dernekler için tüzüğün önemi neyse, vakıf için de vakıf senedinin önemi odur. Vakıf, yerleģim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescille tüzel kiģilik kazanır (TMK.l02/1). Türk hukukunda vakıfların kuruluģu için tescil sistemi kabul edilmiģtir. Tescil istemiyle mahkemeye baģvurma; Resmi senet düzenlenmiģse vakfeden tarafından, vakıf ölüme bağlı tasarrufa dayanıyorsa ilgililerin veya vasiyetnameyi açan sulh yargıcının bildirimi üzerine ya da Vakıflar Genel Müdürlüğünce resen yapılır. Vakfın kurulduğu Resmi Gazete ile ilan olunur. Vakfın Organları Vakfın, müdür, yönetici, yönetim kurulu, mütevelli heyeti gibi adlarla anılan bir yönetim organının bulunması zorunludur. Vakfeden, vakıf senedinde ihtiyari olarak, gerekli gördüğü baģka organları da gösterebilir (TMK.109). Genel Kurul, Denetim kurulu gibi Vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğü nün teftiģ ve denetimine tabidir. 185

187 Vakfın Sona Ermesi: Amacın gerçekleģmesinin imkansız hale gelmesi ve amacın gerçekleģmesi halleri vakfın sona erme sebebidir. Bu durumda, vakıf mahkeme kararıyla sona erdirilir. Vakfın yasak bir amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaģılırsa, vakıf denetim makamının baģvurusu üzerine Mahkemece dağıtılır.. AĠLE HUKUKU Aile hukuku, medeni hukukun, kiģilerin aile çevresindeki iliģkilerini düzenleyen kısımdır. Anayasanın 41. maddesi, Aile, Türk toplumun temelidir ve eģler arasında eģitliğe dayanır. demektedir. Aile Hukukunda Geçerli Olan Ġlkeler; -Birlik ilkesi (aile birliği, aile ismi) -Zayıfların korunması ilkesi, -Devletin müdahalesi ilkesi, (Medeni hukukun bir dalı olmasına rağmen bu alana devletin müdahalesi fazladır.) -Süreklilik ilkesi, (fakat bu süreklilik mutlak değildir) -EĢitlik ilkesi, -Düzenleme serbestisinin bulunmaması ilkesi, (eģler, kanunda öngörülmeyen bir boģanma sebebini kendi aralarında yapacakları bir anlaģma ile kararlaģtıramazlar.) EVLĠLĠK BĠRLĠĞĠNĠN OLUġMASI -NĠġANLANMA NiĢanlanma bir evlenme vaadidir. NiĢanlanma, aile hukukuna iliģkin bağımsız bir akittir. Bu akit tarafların kiģiye sıkı sıkıya bağlı haklarının açıklanmasıyla doğar. NiĢanlanma akdinin temsilci vasıtasıyla yapılması mümkün değildir. NiĢanlanma akdi, koģula veya zamana bağlı olarak yapılabilir. KoĢul, geciktirici veya bozucu olabilir. NiĢanlanmanın Kurucu Unsurları 1) KarĢılıklı evlenme vaadi; NiĢanlanma bir erkekle bir- kadının karģılıklı evlenme vaadinde bulunmasına bağlıdır. NiĢanlanma vaadinin yapılması Ģekle bağlı değildir. NiĢanlanma, sözle yazıyla yapılabilir. 2) NiĢanlanacak kiģilerin ayrı cinsten olmaları NiĢanlanmanın Geçerlilik KoĢulları 1) KiĢiye bağlı koģullar a) Ayırt etme gücü : NiĢanlanma akdini yapacak olanların ayırt etme gücüne sahip olmaları koģuldur. Kanunkoyucu ayırt etme gücü yanında belli bir yaģ koģulunu aramamıģtır. Uygulamada yaģ olarak cinsel olgunluğa erme aranmaktadır. b) Kanuni temsilcisinin onayı ; kiģi sınırlı ehliyetsiz ise, kanuni temsilcisinin onayı gerekir. NiĢanlanma sırasında velayet hakkına ana, babadan bir sahipse sadece onun rızası yeterlidir. Eğer sınırlı ehliyetsiz vesayet altında ise vasinin rızasının varlığı gerekir. 2) Muhtevaya bağlı koģulları a) Ahlaka ve adaba aykırı olmaması b) Kesin bir evlenme engelinin varlığı NiĢanlılığın Sona Ermesi 1) NiĢanlının ölümü veya evlenmenin kesin imkansız hale gelmesi, 2) Evlenme 3) NiĢanın iki tarafın anlaģması ile sona erdirilmesi 4) Bozucu koģulun gerçekleģmesi 186

188 5) NiĢanın bozulması; 6) NiĢanlının ayırt etme gücünü kaybetmesi veya diğer mutlak evlenme engellerinin ortaya çıkması EVLENME Evlenme, niģanlıların evlilik birliğini meydana getirmek için yaptıkları bir hukuki iģlemdir. Evlilik, ayrı cinse mensup kiģilerin tam ve sürekli bir hayat ortaklığı kurmak üzere, hukukun aradığı koģullara uygun olarak birleģmesidir. Evlenmenin GerçekleĢmesi Ġçin Aranan KoĢulları A) Maddi KoĢullar I-Evlenme Ehliyeti 1) Evlenme yaģı; Evlenme, iģin mahiyeti gereği, bedeni bir olgunluğu gerektirir. Kanun koyucu üç türlü evlenme yaģı öngörmüģtür. a) Normal ergin olma yaģı (18 yaģın tamamlanması) b) Olağan hallerde evlenme yaģı (17 yaģın ikmali-velinin izni veya vasi ve vesayet makamının izin) (TMK. 124) c) Olağanüstü evlenme yaģı (16 yaģın ikmali, pek önemli bir sebebin varlığı ve hakim kararı) 2) Ayırt etme gücü; Evlenecek olan kiģilerde aranan ayırt etme gücü, evlenmenin anlam ve amacını anlayabilecek, evlenmeye bağlı yükümlülük ve ödevleri idrak edecek yeteneğe sahip olmadır. 3) Kanuni temsilcinin izni; Hem ergin olmayan kiģiler için hem de hakkında kısıtlılık kararı alınanlar için aranır. Her iki durumda da kiģinin ayırt etme gücüne sahip olması zorunludur. Yasal temsilci, haklı bir sebep olmaksızın bu izni vermekten kaçınıyorsa, hakim, küçüğün veya kısıtlının baģvurusu üzerine evlenmelerine izin verebilir.(tmk. 128) II-Evlenme Engellerinin Bulunmaması Evlenme akdinin yapılabilmesi için, kanunda öngörülen evlenme engellerinin bulunmaması gerekir. Bunlar; 1) Kesin evlenme engelleri a) Hısımlık iliģkisi (kan hısımlığı, kayın hısımlığı, evlatlık iliģkisi) Kanunda, düz hat hısımları yanında yansoy hısımlar için belli bir dereceye kadar evlenme yasağı öngörülmüģtür. Kanuna göre üçüncü dereceye kadar olan yan hısımlar arasında evlenme yasağı vardır. (Yeğen ile amca arasındaki evlenme yasağı gibi) b) Mevcut evlilik c) Evlenmeye engel akıl hastalığı d) Ayırt etme gücünün yokluğu 2) Kesin olmayan evlenme engelleri a) Kadın için bekleme müddeti (TMK. 132) b) Evlenmeye engel hastalıklar; Hangi hastalıkların evlenme engeli oluģturduğu Umumi Hıfzıssıhha Kanunu nun 123 ve 124. maddelerde düzenlenmiģtir maddeye göre frengi, belsoğukluğu, yumuģak Ģankr, cüzam ve bir akıl hastalığına müptela olanların evlenmesi yasaktır maddeye göre ilerlemiģ sâri vereme tutulanların nikâhı altı ay ertelenir, bu sürede iyileģme belirtisi görülmezse süre altı ay daha yenilenir. Bu süre sonunda ilgili tabipler her iki tarafa bu hastalığın tehlikesini ve evlenmenin zararını bildirmeye mecburdur. B) ġekli KoĢullar Evlenmenin yapılabilmesi için, kanunda bazı Ģekle iliģkin koģullar öngörülmüģtür. Evlendirme memurunun bu Ģekil koģullarına uyması gerekir. Fakat bunlardan sadece ikisi evlenmenin yapılmasında önem taģır. Biri evlenmenin mutlaka yetkili evlendirme memuru önünde yapılması, diğeri ise, evlenecek olanların evlenmeye iliģkin irade beyanlarının birbiri ardından vermeleridir. 187

189 EVLĠLĠĞĠN GENEL HÜKÜMLERĠ Evlenme töreninin yapılmasından sonra karı koca arasında bir evlilik birliği doğar. Evlilik birliği her hangi bir nedenle sona erinceye kadar da devam eder. Evlilik birliğinde eģler eģit statüye sahiptirler. Dolayısıyla hak ve yükümlülüklerde eģitlik söz konusudur. Aile adı ve vatandaģlık dıģında kanun koyucu eģlere eģit hak ve yükümlülükler tanımıģtır. EĢlerin bu kapsamda bir takım yükümlülükleri vardır; -Evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliği ile sağlama yükümlülüğü, -Çocukların bakımına ve eğitimine ve gözetimine özen gösterme yükümlülüğü -Sadakat yükümlülüğü -Yardım yükümlülüğü, -Giderlere katılma yükümlülüğü, -Birlikte yaģama yükümlülüğü, EĢler evlilik birliği devam ettiği sürece, ailenin sürekli ihtiyaçlarını karģılamak için temsil yetkisine sahiptirler. Sürekli ihtiyaçların dıģında kalan ailenin diğer ihtiyaçları için eģlerden birinin tek baģına hareket etmesi, diğer eģin rızasına veya hakimden izin almasına bağlıdır. Kadın evlenmekle aile adı olarak kocasının soyadını alır. Ancak, kadın dilerse evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı baģvuru ile kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Bir eģ meslek veya iģ seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. (TMK 192) Her eģ, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça, diğer eģ ile ve üçüncü kiģilerle her türlü hukuki iģlemi yapabilir. EġLER ARASINDAKĠ MAL REJĠMLERĠ Mal rejimi, evlenme akdi yapıldıktan sonra, eģlerin mal varlıklarının ne olacağı sorununu düzenleyen kurallarıdır. (TMK ) Mal rejimi ile ilgili prensipleri iki grupta toplamak mümkündür. a) Kanuni mal rejimi (edinilmiģ mallara katılma) TMK b) Seçimlik mal rejimi (Mal ayrılığı, paylaģımlı mal ayrılığı, mal ortaklığı) Medeni Kanun; kanuni mal rejimi olarak "edinilmiģ mallara katılma" katılma rejimini kabul etmiģtir. Bu mal rejimine hakim olan temel ilke eģlerin evlilik süresince emekleri karģılığı elde ettikleri mallar üzerinde hak sahibi olmalarıdır. Bu mal rejimi, eģlerin evlilik birliği devam ederken ve sona erdikten sonra mal varlıkları üzerindeki hak ve yükümlülüklerini belirleyen kuralları içerir. Malvarlığının değerlendirilmesinde, evliliğin sona erme anındaki değer esas alınır. (TMK. 228) 1) EDĠNĠLMĠġ MALLARA KATILMA REJĠMĠ (MK.218) EdinilmiĢ mallara katılma rejimi, edinilmiģ mallar ile eģlerden her birinin kiģisel mallarını kapsar (MK.218). Her eģ, yasal sınırlar içerisinde kiģisel malları ile edinilmiģ mallarını, yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Aksine anlaģma olmadıkça, eģlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz (MK.223). Yasal mal rejiminde eģlerin tüm malları üzerinde diledikleri gibi yönetim, yararlanma ve tasarruf hakları vardır. Mallarının tamamını veya bir kısmını diğer eģe veya üçüncü bir kiģiye satabilir, bağıģlayabilir, trampa yapabilir, rehnedebilir, irtifak hakları ve kiģisel haklar kurabilir. Her hangi bir tasarruf için diğer eģin rızasını almaya gerek yoktur. Her eģ evlilik birliğinin kurulmasından önce veya sonra edinmiģ oldukları tüm malları diledikleri gibi tasarruf edebilirler. Yasal mal rejiminin tapuya yönelik hükümleri boģanma halinde önem kazanacaktır. EdinilmiĢ mallara katılma rejiminde eģlerin evlilik birliğinden önce edinilmiģ veya sonra edinilecek mallarının, önceki kanun döneminde olduğu gibi kendi adlarına tapuda tescili yapılır. Her eģin malı kendi adına tescil edilir, yasal mal rejiminde eģler adına paylı mülkiyet olarak tescil söz konusu değildir. Ancak boģanma halinde, mahkeme kararına istinaden diğer eģ adına da paylı mülkiyet olarak tescil yapılacaktır. 188

190 2) MAL AYRILIĞI (MK.242) Mal ayrılığı rejimi, eģlerin mal varlıklarının tamamen bir birinden ayrı olduğu bir rejimdir. Diğer eģin mal varlığı üçüncü bir kimsenin mal varlığı gibidir. EĢlerin bir birlerinin mal varlıklarına müdahale etme yetkileri yoktur. Tasarruf ve idaresine hiçbir Ģekilde karıģamazlar. "Mal ayrılığı rejiminde eģlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkını korur." (MK.242). Ancak bu rejimin geçerliliği için, eģlerin noterde mal ayrılığı sözleģmesi imzalamaları veya evlenme sırasında yazılı olarak evlendirme memuruna bildirmeleri gerekir. Mal ayrılığı rejiminin tapu sicilini ilgilendiren bir yönü yoktur. Tapu kayıtlarına bu konuda her hangi bir Ģerh vermek veya tescil yapmak gerekmez. 3) PAYLAġMALI MAL AYRILIĞI (MK.244) a) Genel Bilgi: PaylaĢmalı mal ayrılığı, eģler arasında bu yönde bir sözleģmenin imzalanmasından sonra edinilmiģ olup, ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiģ mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvence altına almaya yönelik yatırımlar ve bunların yerine geçen değerlerin, mal rejiminin sona ermesi halinde, eģler arasında eģit olarak paylaģtırılmasını esas alan bir mal rejimidir (MK.250). Bu mal rejiminde eģlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur (MK.244). EĢlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığı ile sorumludur (MK.246). PaylaĢmalı mal ayrılığı rejimi feshedilmediği sürece tapu kütüğünde iģlem yapılmasını gerektirmez. 4) MAL ORTAKLIĞI (MK.256) Mal ortaklığı, ortaklığa giren malların mülkiyetine eģlerin elbirliği ile (iģtirak halinde) sahip oldukları bir mal rejimidir. Genel mal ortaklığı ve sınırlı mal ortaklığı Ģeklinde ikiye ayrılır. Genel mal ortaklığında, eģlerin kanun gereğince kiģisel mal sayılanlar dıģındaki malları ile gelirleri ortaklık mallarını oluģturur (MK.257). EVLĠLĠK BĠRLĠĞĠNĠN ORTADAN KALKMASI Evlilik birliğinin ortadan kalkması çeģitli nedenlerden ortaya çıkar. A) Ölüm, Ölüm Karinesi, Gaiplik veya Cinsiyet DeğiĢikliği EĢlerden birinin ölümü ile evlilik birliği kendiliğinden sona erer. Hakim kararına ihtiyaç yoktur. Ölüm ile sağ kalan eģin kiģisel durumu değiģir. EĢ evli olmak durumundan çıkar ve dul kiģisel durumunu kazanır. Ancak kocanın ölmesi halinde kadın, kocasının soyadını taģımaya devam eder. Bir kimse hakkında mahkemeden veya mahallin en büyük mülki amirinden ölüm karinesi alınmıģsa, kiģi ölmüģ kabul edilir ve ölümün meydana getirdiği bütün sonuçları da burada kendiliğinden ortaya çıkar. EĢin evliliği kendiliğinden sona erer. Bir kimsenin gaipliğinin söz konusu olacağı durumlarda, gaiplik için kanunda aranan koģullara uymak Ģartıyla kiģi hakkında gaiplik kararı alınır. Ancak, gaiplik, evlilik birliğini kendiliğinden sora erdirmez. EĢin gaiplik baģvurusu ile birlikte veya gaiplik kararından sonra evliliğin feshi davası açması gerekir. B) Evlenmenin Hükümsüzlüğü Evlenmenin hükümsüzlüğünden söz edilebilmesi için her Ģeyden önce bir evlenme akdinin yapılmıģ olması aranır. Eğer evlilik için kanunda aranan kurucu unsurlardan biri veya bir kaçı eksikse, orta bir evlenme akdi yoktur. 1) Evliliğin Yokluğu a) Evlenmenin yetkili memur önünde yapılmaması b) Ġki ayrı cinse mensup olmama c) Taraflardan birinin evlenme iradesini açıklamamıģ olması 2) Evlenmenin Geçersizliği (Mutlak ve Nisbi Butlan) Evlenmenin geçersizliğinden söz edebilmek için, evlenmenin yapılması sırasında bir eksikliğin farkına varılmaksızın veya farkına varılmasına rağmen evlenme akdini tarafların 189

191 yapmasıdır. Bu eksiklik evlenmenin hükümsüz olmasına, butlanına yol açar. Butlan ancak hakimin kararı ile hüküm ifade eder. a) Mutlak Butlan aa) Mevcut evlilik bb) Ayırt etme gücünden devamlı yoksunluk cc) Yasak derecede hısımlık dd) Evlenmeye engel akıl hastalığı b) Nisbi Butlan aa) Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk bb) Ġrade sakatlığı halleri (yanılma, korkutma ve aldatma) cc) Kanuni temsilcisinin izninin bulunmaması (Ġstisnası, karı kocanın ergin olması, karının gebe kalması) Mutlak Butlan ve Nisbi Butlanın Sonuçları: Mutlak butlan davası açılmasında belli bir süre öngörülmemiģtir. Buna karģılık nisbi butlan davasında, dava belli bir süre ile sınırlandırılmıģtır. Dava açma süresi eģlerin iptal sebebini öğrendikleri ve korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren altı ay ve her halde evlenme akdinin yapıldığı tarihten itibaren beģ yıldır. Bu süreler hak düģürücü sürelerdir. Hakim kararına kadar evlenme ister mutlak, ister nisbi butlanla sakat olsun, geçerli bu evliliğin hüküm ve neticelerini taģır. Geçersizlik kararı geriye yürümez. Verildiği andan itibaren ileriye yönelik hüküm ve netice yaratır. C) BoĢanma Evliliği sona erdiren sebeplerden biri de boģanmadır. BoĢanma sadece kanunda öngörülen sebeplerin varlığı halinde açılacak bir dava ile ve hakim kararı ile mümkündür. BoĢanma davasını eģler açar. BoĢanma sebepleri; Medeni Kanun da boģanma sebepleri altı maddede toplanmıģtır. Bu boģanma sebepleri çeģitli gruplar altında toplanabilir. Bu gruplandırmalardan bir boģanma hükümlerini boģanmanın özel sebepleri ve genel sebepleri Ģeklinde yapılan gruplandırmadır. a) BoĢanmanın özel sebepleri 1) Zina (TMK. 161): Evli bir erkeğin veya kadının bir baģka kadın veya erkekle kusurlu olarak cinsel iliģkide bulunmasıdır. Davayı eģler zina fiilini öğrendikleri tarihten itibaren 6 ay ve fiilin iģlendiği tarihten itibaren 5 yıl içinde açmalıdır. Af halinde dava açma hakkı düģer. 2) Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranıģ (TMK. 162): Bir eģin diğerini öldürme niyetini bazı fiillerle açıklamasıdır. Hayata kast, diğer eģin intihara teģvik Ģeklinde de olabilir. EĢi dövme, aç bırakma, iģkence etme, hakaret etme pek kötü veya onur kırıcı davranıģ kapsamına girer. Burada da süre eylemin yapılmasından itibaren 6 ay veya 5 yıldır. Af ile dava açma hakkı düģer. 3) Suç iģleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK 163); EĢlerden birinin yüz kızartıcı bir suç iģlemesi halinde, diğer eģ boģanma davası açabilir. EĢin haysiyetsizlik nedeniyle dava açabilmesi için evliliğin kendisi için çekilmez hale gelmesi gerekir. 4) Terk (TMK.164): Bir eģin ortak hayattan ayrılmasıdır. Evlilik birliğinin getirdiği yükümlülükleri yerine getirmemek amacı ile diğer eģi bırakıp gitmiģse ve haklı bir sebep olmaksızın eve dönmüyorsa terk fiili söz konusu olur. Terk en az altı ay devam etmiģ olmalıdır. 5) Akıl hastalığı (TMK. 165): Akıl hastalığının resmi sağlık kurul raporu ile tespit edilmesi ve bu akıl hastalığı sebebiyle ortak hayatın diğer eģ için çekilmez hale gelmiģ olması birlikte aranır. b) Genel BoĢanma Sebebi (TMK. 166); Özel boģanma sebeplerinin ihtiyacı karģılamaya yetmeyeceğini düģünen kanun koyucu, bunların yanında bir de genel boģanma sebebine yer vermiģtir. 1) Evlilik birliğinin sarsılması (Dünya görüģlerindeki farklılık, eģini toplumda devamlı küçük düģürmesi, ) 2) EĢlerin boģanma hususunda anlaģmaları; Medeni Kanun un 166 ncı maddesi eģlerin anlaģarak boģanabilmelerini öngörmüģtür. 190

192 AnlaĢmalı BoĢanmanın KoĢulları: a) Evlilik en az bir yıl sürmüģ olmalıdır. b) BoĢanma için eģler birlikte baģvurmalıdır veya bir eģin diğerinin açtığı boģanma davasını kabul etmelidir. c) BoĢanma kararı verebilmek için hakim, bizzat tarafları dinlemek zorundadır. d) Hakim tarafların iradelerini serbestçe verdiklerine kanaat getirmelidir. e) Taraflar boģanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında da anlaģmıģ olmalı ve hakim bu düzenlemeyi uygun bulmalıdır. 3) MüĢterek hayatın kurulamaması (Fiili ayrılık) : Daha önce boģanma sebeplerinden herhangi biriyle boģanma davası açılmıģ ve reddedilmiģ olmalıdır. BoĢanma talebinin red kararının kesinleģmesinden itibaren üç yıl geçmiģ ve bu süre içinde müģterek hayat yeniden kurulamamıģ olmalıdır BOġANMA DAVASI BoĢanma davasını açma hakkına sahip olan taraf, dilerse boģanma, dilerse ayrılık isteyebilir. Hakim evlilik birliğinin devam edeceğine kanaat getirmiģse, boģanma istenmiģ olsa bile, ayrılığa hükmedebilir. Hakim ayrılığa bir ile üç yıl arasında hükmedebilir ve ayrılık devam ederken evlilik birliği de devam eder. Süre, ayrılık kararının kesinleģmesiyle iģlemeye baģlar. EĢlerden biri boģanmaya değil de ayrılığa karar verilmesini talep etmesi halinde, hakim boģanmaya değil, ayrılığa iliģkin bir karar vermek zorundadır. BoĢanma kararı ile birlikte evlilik birliği hukuken ortadan kalkar. BoĢanma veya ayrılık davasında, yetkili mahkeme, eģlerden birinin yerleģim yeri veya eģlerin davadan önce son altı aydın beri oturdukları yerdeki aile mahkemeleridir. (yoksa asliye mahkemeleri) BoĢanma davası açma hakkı kiģiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan sınırlı ehliyetsizlerin davaya kanuni temsilcinin izni olmadan açabilirler. BoĢanma davasında hakim taraflara yemin teklif edemez, tarafların ikrarı hakimi bağlamaz, hakim delilleri serbestçe takdir eder, tarafların boģanmaya iliģkin anlaģmaları hakim kararı olmadan geçerli değildir. Hakim taraflardan birinin istemi üzerine duruģmanın gizli yapılmasına karar verebilir BoĢanma davasının açılması üzerine; hakim, özellikle eģlerin barınması, geçimi, eģlerin mallarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına dair geçici tedbirleri kendiliğinden alır. BoĢanma veya ayrılık davası açıldıktan sonra, karı kocadan her biri, davanın devam ettiği süre içinde, diğerinden ayrı yaģamak hakkına sahiptir. Bu durumda hakim kimin evden çıkacağına karar verir. BoĢanma davası devam ederken, çoğunlukla kocanın, karıya barınma ve geçiminin temini için bir nafaka ödemesine de hakim karar verir. Bu nafakaya tedbir nafakası denir. Bu nafakada davanın kimin açtığı veya kimin kusurlu olduğu değil tarafların mali durumu önemlidir. (BoĢanmadan sonra ödenecek nafakaya ise yoksulluk nafakası adını alır.) Çocuğa ödenecek nafakaya da iģtirak nafakası denir. BoĢanmanın Sonuçları; BoĢanma kararının kesinleģmesi ile bir takım sonuçlar ortaya çıkar. Bu sonuç kanun icabı kendiliğinden meydana gelir. Bir kısmı ise, hakimin kararında göstermesine bağlıdır. a) EĢler boģanmanın kesinleģmesi ile birlikte birbirinin mirasçısı olma özelliğini kaybederler. b) EĢler için, mal rejimine ait evlenme sözleģmesi kendiliğinden sona erer. c) Kadın boģanma ile birlikte kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. d) BoĢanmanın karının vatandaģlığına, ergin olmasına etki etmez. Kayın hısımlığı boģanmadan sonra da devam eder. e) BoĢanmadan sonra kadın için 300 günlük bir evlenme yasağı öngörülmüģtür. 2-Hakimin Boşanma Kararında Düzenleyeceği Hususlar: a) Hakimin resen düzenleyeceği hususlar: Hakim, boģanma kararında çocukların durumunu ve ana baba ile olan iliģkilerini düzenlemek zorundadır. 191

193 b) Hakimin talep halinde düzenleyeceği hususlar; Hakim talep üzerine, maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedebilir. Kural olarak maddi tazminat ve yoksulluk nafakası belli aralıklarla (irat Ģeklinde) ödenir. Manevi tazminat irat Ģeklinde ödenmesi mümkün değildir Maddi tazminat ve nafaka irat Ģeklinde hükmedilmiģse irat alacaklısının veya borçlusunun ölmesi, yoksulluğunu ortadan kalkması veya yeniden evlenmesi, yada irat alacaklısı haysiyetsiz hayat sürüyorsa kesilir. EVLAT EDĠNME (TMK 305 ve devamı maddeler) Türk Medeni Kanunu, evlat edinmeyi mahkeme kararı ile kurulabilen bir hısımlık iliģkisi olarak düzenlemiģtir. Evlat edinmek isteyen kiģi yerleģim yerinin bulunduğu Aile Mahkemesine (yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine) TMK.'nın 315. maddesi uyarınca "evlat edinme kararı" için baģvuruda bulunması gerekir. Yetkili mahkemeden alınacak "evlat edinme" kararı ile evlatlık iliģkisi kurulmuģ olur. Kanun koyucu, evlat edinmede evlat edinilecek kiģinin küçük veya ergin ve kısıtlı olması halinde farklı hükümler öngörmüģtür. Evlat Edinmenin Maddi ġartları 1) Bakım ve Eğitim ġartı: Bir küçüğün evlat edinilebilmesi için, evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmıģ ve eğitilmiģ olması gerekir. (M.K. 305) Ergin ve kısıtlılar için: bedensel ve zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç kimse evlat edinilecekse evlat edinen tarafından en az 5 yıldan beri bakılıp gözetilmiģ olmalıdır ya da evlat edinen tarafından küçükken en az 5 yıl bakılıp gözetilmiģ olmalıdır 2) YaĢ ġartı: Evlat edinenin en az 30 yaģında olması ve evlat edinen kiģinin evlâtlıktan en az 18 yaģ büyük olması Ģarttır. (M.K. 307) 3) Evlilik ġartı: EĢlerin birlikte evlat edinebilmeleri için en az beģ yıldan beri evli olmaları ve 30 yaģını doldurmuģ olmaları gerekir. (M.K. 306) 4) Evlat Edinenin Altsoyunun Açık Muvafaatının Bulunması ġartı: Ergin ve kısıtlıların evlat edinilebilmesi için sahih nesepli çocuğunun açık muvafaatının bulunması gerekir. Küçüklerin evlat edinilmesinde bu Ģart aranmaz. (MK. 313) 5) Evlatlığın Menfaati ġartı: Evlat edinmeye hakimin izin verebilmesi için, bunda evlat edinilecek çocuğun menfaati bulunması lazımdır. 6) Evlat Edinenin Diğer Çocuklarının Menfaati ġartı: Evlat edinmenin evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarını hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelememesi gereklidir. (TMK. 305) 7) Rıza ġartı ;Türk Medeni Kanunun 308. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip olanın rızası olmadıkça evlatlığa alınamaz. Evlat edinilen ayırt etme gücüne sahip olmakla birlikte, velayet altında ise, anne ve babasının rızası aynen gereklidir. Evlat edinilen evliyse, eģinin de rızasının bulunması gereklidir. (TMK.313) III. Evlat Edinmenin Sonuçları Evlat edinme ile, evlatlık ve evlat edinen arasında soybağı iliģkisi meydana gelir. Evlat edinenle evlatlık arasında tam bir soy bağı iliģkisi yoktur. Yani, evlat edinen ile evlatlığın sadece altsoyu arasında bir hısımlık iliģkisi oluģur. Evlat edinmekle, evlatlığın asıl ailesi ile arasındaki hukuki iliģki sona ermez. (TMK. 314/2) 1) Evlenme Yasağı: Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eģi arasında evlenme yasaktır, (TMK 129, 145) 2) Miras: Evlatlık evlat edinen kimsenin mirasçısı olur. Buna karģılık, evlat edinen ve hısımları evlatlığın mirasçısı olamaz. Evlatlığın asıl ailesindeki mirasçılığına da halel gelmez. 3) Velayet: Evlat edinilen küçük ise, kendi öz anne ve babasının velayetinden çıkar, evlat edinenin velayeti altına girer. Ana babaya ait tüm hak ve yükümlülükler evlat edinene geçer. 4) Ġsim ve Soy isim: TMK. 314 maddesi uyarınca, evlatlık, evlat edinenin Soyadını alır. Evlat edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlatlık da dilerse evlat edinenin soyadını alabilir. 192

194 5) VatandaĢlık: Evlat edinme, evlatlığın vatandaģlığına kural olarak etki etmez. Ancak, küçük olan evlatlık, vatansız olur veya anası, babası bulunmaz yahut nerede olduğu bilinmezse, bir Türk tarafından evlatlığa alınmakla Türk vatandaģı olur. (T.V.K. 3/11) 6) Evlatlığın Öz Ana ve Babasıyla KiĢisel ĠliĢkileri: Yargıtay içtihadına göre, evlatlığın öz ana ve babası, küçük çocuklarıyla kiģisel iliģki kurma hakkına sahiptir. IV. Evlat Edinmenin Sona Ermesi Evlatlık iliģkisi iki halde sona erer. Bunlar, 1) Kanuni sebep bulunmaksızın rıza alınmamıģsa, rızası alınması gereken kiģilerin baģvurusuyla, küçüğün menfaati bunun sonucunda ağır biçimde zedelenmeyecekse mahkeme kararı ile evlatlık iliģkisi ortadan kaldırılabilir. 2) Esasa iliģkin diğer noksanlıklardan biriyle sakatsa, cumhuriyet savcısı veya her ilgili evlatlık iliģkisinin kaldırılmasını isteyebilir. (küçüğe bir yıl bakılmamıģ olması, yaģ Ģartının yerine getirilmemesi gibi) Dava hakkı, evlatlık iliģkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden baģlayarak 1 yıl her halde evlat edinme iģleminin üzerinden 5 yıl geçmekle düģer. Bu süreler hak düģürücü sürelerdir. (TMK. 319) VELAYET Velâyet, kural olarak küçüklerin, istisnai olarak kısıtlıların bakım ve korunmalarının sağlanması için, onların kiģiliği ve malları üzerinde ana babanın sahip oldukları görev, yetki ve hakların tümünü ifade eder. Yani, velayet, çocuğun kiģiliği ve mallarının bakım ve yönetimi ile çocuğun üçüncü kiģilerle olan iliģkilerinde temsilini içerir. Velayet hakkını, evlilik birliği devam ettiği sürece ana-baba birlikte kullanır. (TMK. 335) Ana babadan biri ölür veya gaipliğine karar verilirse, diğeri velayet hakkını tek baģına kullanır, boģanmada, velayet hakkı ana babadan birine verilir veya hakim çocuğa bir vasi atar. Velâyet, ana babanın kiģilik haklarının bir parçasıdır ve ayrıca sıkı biçimde kiģiliklerine bağlıdır. Bu nedenle velayet hakkı baģkalarına devredilemez, bu haktan feragat edilemez, anlaģmayla ortadan kaldırılamaz. Normal olarak küçükler ergin oluncaya kadar velayet altındadırlar. Hakim vesayet altına alınmasına gerek görmedikçe kısıtlılar da velayet altına konur. Ancak, bu velayet bazı yönlerden diğer velayetten farklıdır. Mesela, kısıtlı velayet altına alınacaksa velayet hakkı ana, babadan sadece birine verilir, velinin kısıtlının mal varlığından istifade hakkı yoktur, Velâyetin Kapsamı: Velayet hakkının gereği olarak çocuk, ana babanın egemenliği altındadır ve kanuni bir neden bulunmadan çocuk ana babadan alınamaz (TMK.335/1). Ana babanın çocuk üzerindeki egemenlik hakkı mutlak haklardandır. Çocuğun adını ana-babası koyar, ikametgâhı, kanun gereği ana babanın ikametgâhıdır. Ana baba, çocuğu eğitmek ve onu yetiģtirmek hak ve yükümlülüğüne sahiptir. Velayet devam ettiği sürece ana ve baba çocuğun mallarını yönetme hak ve yükümlülüğüne sahiptirler (TMK.md.352). Kural olara, hesap ve güvence vermezler. Ana baba çocuğun mallarını kullanma hakkına sahiptir. Diğer taraftan çocukların bakım ve eğitim giderlerini karģılama ile çocuk mallarının kısmen sarfı konusunda TMK nın 327 ve 356. maddeleri gereğince veliye bir mahkeme kararı olmaksızın çocuk mallarının tasarruf konusunda bir takım haklar verilmiģtir. Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kiģi arasında yapılacak bir hukuki iģlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlıdır. (TMK..345) Çocuğun bedensel ve zihinsel geliģmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiģ halde kalırsa yargıç çocuğu ana babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleģtirebilir (TMK.347/1). Çocuğun korunmasına iliģkin diğer önlemlerden sonuç alınamazsa ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaģılırsa, yargıç kanunda belirtilen hallerde velayetin kaldırılmasına karar verir. Velayet ana babanın her ikisinden kaldırılınca çocuğa bir vasi atanır (TMK. 348/11). 193

195 Velâyetin Sona Ermesi: Çocuğun erginliğe kavuģmasıyla velayet de kendiliğinden sona erer. 18 yaģın doldurulmasıyla ulaģılan normal erginlik gibi evlenmeyle kavuģulan erginlik ve yargısal erginlik de velayeti sona erdiren nedenlerdendir. Ölüm de velayeti kendiliğinden sona erdirir. Velayetin kaldırılması (nez'i) durumunda da (TMK. 348) velayet yargıç kararıyla ortadan kalkmaktadır. Ana babanın birinden velayet kaldırılmıģsa, diğeri velayeti sürdürür. Fakat her ikisinden birden kaldırılmıģsa, çocuğa bir vasi atanır. VESAYET Vesayet de velayet gibi bir kanuni temsilcilik çeģididir. Vasi de vesayeti altındaki kimsenin, kiģiliğine ve mallarına özen gösterme ve kiģiyi temsil etme konusunda hak ve yükümlülüklere sahiptir. Vasi, vesayet altındaki küçük yada kısıtlıya özen göstermek, mal varlığını yönetmek ve hukuki iģlemlerde onu temsil etmek üzere sulh mahkemesi tarafından atanan kiģidir. Velayet kural olarak küçükler hakkında ve istisnaen de kısıtlılar hakkında geçerli olduğu halde, vesayet kural olarak kısıtlılar hakkında, istisnaen de küçükler hakkında geçerlidir. Vasi, vesayeti altındaki kiģinin mallarının defterini tutar ve düzenli olarak mahkemeye hesap verir. Vasi kural olarak, vesayet altındaki kiģinin her türlü hukuki iģlemlerini yapar, ancak, vesayet altındaki kiģi adına, kefil olamayacağı, vakıf kuramayacağı, önemli bağıģlar yapamayacağı hükme bağlanmıģtır. (TMK. 449) Vesayeti Gerektiren Durumlar A) Küçüğün vesayet altına alınmasını gerektiren durumlar Ģunlardır: -Ana babanın her ikisinin de ölümü, gaip olması -Velayet hakkının ana babadan alınması -Ana baba hakkında kısıtlılık kararının alınması -Ana babanın boģanması halinde velayetin ana babadan birine verilmemesi, -BoĢanmıĢ ana babadan velayet hakkına sahip olanın yeniden bir baģkasıyla evlenmesi -Evlilik dıģında doğan çocuğa vasi atanması B) Kısıtlılar Yönünden Vesayeti Gerektiren Durumlar Kısıtlama, ergin bir kiģinin fiil ehliyetinin kaldırılmasına yönelik ve Devletin egemenlik gücünden kaynağını alan resmi bir iģlem niteliğindedir. Kendisinde kısıtlama nedenlerinden birisi bulunan kiģinin kısıtlanması onun ehliyetinin sınırlandırılması niteliğinde olduğundan, kısıtlanmadan önce mahkemede dinlenmesi ve kendisini savunma hakkının tanınması zorunludur (TMK. 409/1). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedenleriyle kısıtlanmada resmi sağlık kurulu raporu aranır Ayrıca kesinleģen kısıtlama kararının, kısıtlının hem nüfusa kayıtlı olduğu hem de ikametgahının bulunduğu yerde ilân edilmesi gerekmektedir. (TMK. 410/1). Kısıtlama Nedenleri A) Ġsteğe Bağlı Olmayanlar; -Akıl hastalığı ve akıl zayıflığı (TMK. 405) -Savurganlık, alkol veya uyuģturucu madde bağımlılığı, kötü yaģam tarzı, kötü yönetim (TMK.406). -Özgürlüğü bağlayıcı ceza, Medeni Kanunun 407. maddesine göre, bir yıl ya da daha uzun süreli özgürlüğü kısıtlayıcı bir cezanın bulunması, B) Ġsteğe Bağlı (Ġhtiyari) Olanlar; Medeni Kanunun 408. maddesinde, yaģlılığı, sakatlığı ya da deneyimsizliği veya ağır hastalığı nedeniyle iģlerini gereği gibi göremeyecek durumda olan kiģilerin istemeleri ve durumu kanıtlamaları koģuluyla kısıtlama altına alınabilecekleri belirtilir. Bu nedenle bir kiģinin kendi 194

196 isteğiyle kısıtlanabilmesi için de ortada kanunda belirtilen nedenlerden birisi bulunmalıdır. Bu nedenler, yaģlılık, sakatlık ve deneyimsizlik ve ağır hastalıktır. Kısıtlılık karar, kısıtlının hem nüfusa kayıtlı olduğu yerde, hem de yerleģim yerinde ilan edilir. Kısıtlılık hükümleri, iyiniyetli üçüncü kiģilere karģı ilan tarihinden itibaren baģlar. KiĢi özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlanmıģsa, kısıtlı kiģi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (TMK. m.471). Diğer kısıtlılarda ise, kısıtlama nedeninin ortadan kalkması vesayetin ve kısıtlılığın sona ermesi için yeterli değildir, vesayet ve dolayısıyla kısıtlılık, yetkili vesayet makamının kararıyla son bulur (TMK. m.472/1). Kısıtlama kararı ilan edilmiģse, kaldırılması da ilan edilir. Kısıtlamanın en önemli sonucu, kısıtlanan kiģinin fiil ehliyetinin sınırlandırılması ya da kalkmasıdır. Haklı bir neden olmadıkça, sulh yargıcı vasi atarken, kısıtlının ya da ana babanın isteklerini de göz önünde tutar ve onların gösterdiği kiģiyi ve de öncelikle eģini veya yakın hısımlarından birini, vasilik koģullarına sahip olmaları kaydıyla tercihen vasiliğe atar. Vesayetin kamu görevi niteliği vardır ve kanunda belirtilen istisnai durumlardan biri bulunmadıkça, vasi olarak atanan kiģi bunu kabul zorundadır. Ġstisnai olarak; -AltmıĢ yaģının dolduranlar, - Dörtten çok çocuğun velisi olanlar, -Üzerinde vasilik görevi bulunanlar, -Özürleri ya da hastalıkları sebebiyle bu iģi güçlükle yapabilecek olanlar, -CumhurbaĢkanı, TBMM ve Bakanlar Kurulu üyeleri ile hakimlik ve savcılık mesleği mensupları, vasiliği kabul etmeyebilirler. Vasiyi, vesayet altına alınacak olan kiģinin ikametgâhı sulh mahkemesi atar (TMK. Md.411, 413). Velayet ile Vesayet arasındaki baģlıca farklar Velayet ve vesayet arasındaki farklar, doğuģları, tabi tutulan kimseler, kiģi üzerindeki vazife ve yetkiler, mallar üzerindeki vazife ve yetkiler, temsil yetkisi ve sona ermeleri bakımından farklılıklar bulunmaktadır. 1) Velayet hısımlıktan doğar, vesayet mahkeme kararı ile doğar. 2) Velayet küçükler içindir vesayet kısıtlılar içindir. 3) Velinin çocuğa ait yetki ve görevlerinin kapsamı vasiye göre daha geniģtir. Veli kendi imkanları ile çocuğun yetiģtirilmesini, bakımını, geçimini -vasinin aksine- sağlamak zorundadır. 4) Veli, küçüğün malları üzerinde mahkemeye hesap vermez, çocuğun malları üzerinde çocuğun yararına olarak tasarruf eder, yaptığı hizmetler için ücret istemez. Vasi ise vesayet altındaki kiģinin malları için defter tutar, sulh hakimine hesap verir. Mallar üzerinde kural olarak tek baģına tasarruf edemez, yaptığı hizmetler için ücret talep eder. 5) Velayet kanundan doğduğundan -vasinin aksine- velinin azli ve istifası mümkün değildir. 6) Veli, temsil yetkisini kullanırken kural olarak mahkemenin iznini almak zorunda değildir. Ancak, vasi bazı iģlemleri yaparken sulh, bazı iģlemleri yaparken sulh ve asliye mahkemesinin iznini almak zorundadır. Vesayeti Sona Erdiren Nedenler 1) Vesayet altına alınan kiģiye iliģkin sebepler a) Kendiliğinden sona erme, (ölüm, erginlik, hapis halinin sona ermesi, evlat edinilme gibi) b) Mahkeme kararı ile sona erme (Kısıtlılık sebebinin sona ermesi ile) 2) Vasilik sıfatını sona erdiren sebepler (vasinin kısıtlanması, ölümü, vesayet süresinin sona ermesi, görevden çekilme, görevden alınma gibi) KAYYIMLIK Kayyım, sınırlı olarak bir görev sahası içinde görev yapan bir vesayet organıdır. Vasinin aksine, kayyım sadece bir malın idaresi veya belli bir veya birkaç iģin görülmesi için sulh mahkemesi tarafından tayin olunur. Kendisine kayyım tayin edilen kiģinin fiil ehliyeti değiģmez. 195

197 Medeni Kanun da iki çeģit kayyımlık düzenlenmiģtir. Temsil kayyımlığı ve yönetim kayyımlığı Ģeklinde. Temsil kayyımlığında kayyım, bir kiģinin muayyen bir veya birkaç iģini görmek maksadıyla tayin olmuģtur. Temsil kayyımının görevleri TMK. 426 ncı maddesinde sayılmıģtır. Yönetim kayyımlığında ise,malların idare ve muhafazası için gerekli hukuki iģlemleri yapmak üzere yönetim kayyımı atanır. Hangi hallerde yönetim kayyımı tayin edileceği Kanunda tek tek belirtilmiģtir. (TMK. 427) YASAL DANIġMANLIK Bir kimsenin kısıtlanmasına yeterli sebep olmamakla birlikte, medeni haklarını kullanma ehliyetinin bazı yönlerden sınırlanması kiģinin menfaatine olması halinde, o kiģiye yasal danıģman atanır. (TMK. 429) Kendisine yasal danıģman tayin edilen kiģi, sınırlı ehliyetliler grubuna girer. Medeni Kanun un 429 uncu maddesini birinci fıkrasında 9 bent halinde sayılan iģlemleri sınırlı ehliyetli kendi baģına yapamaz. Bu iģlemlerin geçerli olması, yasal danıģmanının iģleme onay vermesine bağlıdır. Yasal danıģman, yasal temsilciden farklı olarak bu iģlemleri tek baģına yapamaz. (Örnek, sınırlı ehliyetli bir kiģi, bir baģka kiģiye kefil olmak isteğinde, yaptığı kefalet akdinin geçerliliği sınırlı ehliyetli kiģinin yasal danıģmanının iģleme icazet vermesine bağlıdır) 196

198 MİRAS HUKUKU 197

199 Miras hukuku,bir kimsenin ölümü yada gaipliğine karar verilmiģ olması halinde onun para ile ölçülebilen hak ve borçlarının kimlere,ne oranda ve nasıl geçeceğini düzenleyen kurallardır. Mirasın konusu; taģınır ve taģınmaz mallar ile hak, alacak ve borçlardan ibarettir. Ancak intifa (faydalanma) hakkı ile sükna (oturma) hakkı mal varlığından sayıldığı halde, mirasın konusuna girmezler. Zilyetlik ise mirasın konusuna girer. Tereke; Mirasın konusunu oluģturan taģınır, taģınmaz mallarla hak, alacak ve borçların toplamına denir. Bunların mirasçılara geçmesine ise miras denir Muris (Miras Bırakan); Terekeyi bırakan gerçek kiģiye denir. Varis (Mirasçı);Terekeyi-mirası alan gerçek ve tüzel kiģilere denir. Mirasın Önemi; Miras insan karakterinin bir neticesidir. Kendisinden sonra gelenlere bir Ģey bırakmak canlılar için doğaldır. Bu his çalıģmak kazanmak ve biriktirmek arzusunu doğurur. KiĢi malını israf etmez. Miras Hukukunun Ġncelenmesi TaĢınmaz mal iktisabı için tapu siciline tescil Ģarttır. Ancak tescilden evvel de miras,cebri icra, mahkeme ilamı, kamulaģtırma ve iģgal gibi yollarla mal iktisap edinilebilir, mal kazanılır, Bununla beraber temliki tasarruf (mülkiyet devir) için tapu siciline kayıt Ģarttır. Ölüm olayı Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ise, veraset senedi istenemez. Ölüm vukuunu ve mirasçıların kimlerden ibaret olduğunu mahalle veya köy ihtiyar kurulu tarafından verilen ilmühaberle tevsik olunur. Mirasçıların pay miktarları Tapu Sicil Memuru veya Müdürü tarafından verilir. Kadastro ve Tapulama çalıģmaları sırasında, ölümün meydana geldiği tarihe ve taģınmazın cinsine göre gerekli miras ve intikal iģlemleri uygulanacaktır. Görüldüğü üzere; Medeni Kanundan önceki ölüm olaylarında iģlemleri yapılmamıģ intikallerle, Tapulama ve Kadastro çalıģmalarında, ölümün meydana geldiği tarihe göre o tarihlerde yürürlükte bulunan kuralların uygulanması gerekmektedir. Miras Hukukumuzun Özellikleri Miras Hukukumuzun hükümleri, daha çok aileyi koruyucu ve mirasın aile dıģına çıkmasını engelleyici mahiyettedir. Bir gerçek kiģinin ölümü durumunda, terekenin kimlere kalacağı açıkça Kanunda yazılmıģtır. Bunlar; yakın kan bağı akrabaları, eģ ve evlatlıktır. Miras bırakanın kendi iradesi ile mirasçı tayin etmesine (ölüme bağlı tasarruflar) ise, sınırlı da olsa izin verilmektedir. Miras Prensipleri ( Külli ve Cüzi Halefiyet Prensibi ) ; Külli Halefiyet Prensibi : Miras, murisin ölümü anından itibaren mirasçılara bir bütün halinde geçer. Miras tescilsiz iktisaplardan olup, özellikle kanuni mirasçılar, külli haleftir. Miras, mirasçılara kendiliğinden geçtiği için taģınmazlarda tescil, taģınırlarda teslim gibi herhangi bir hukuki iģleme gerek yoktur. Borçlara tereke kafi gelmezse, mirasçılar kendi mallarıyla hudutsuz ve müteselsilen (zincirleme) sorumludurlar. Mirasçıların her biri, borcun tamamından hisseleri oranında, kendi Ģahsi mallarıyla sorumludur. Cüzi Halefiyet Prensibi : Terekeye dahil mallardan bir veya bir kaçına mirasçı olunması, cüzi halefiyettir. Cüzi halefler, terekenin borçlarından, en fazla, kendilerine intikal eden mal kadar sorumlu olup, kendi Ģahsi mal varlıkları ile sorumlu tutulamazlar. Örneğin, terekeye dahil bir arabanın vasiyet yolu ile bir kiģiye bırakılmasında, bu kiģi cüzi haleftir. 198

200 MĠRASÇILAR : Mirasçılık; ya kanundan doğar veya miras bırakanın iradesinden doğar. Mirasçılık sıfatını kanun hükümlerine göre kazananlara kanuni mirasçı denir. Murisinden önce ölen kanuni mirasçının yerine varsa füru (altsoyu) geçer. Miras bırakanın iradesine göre mirasçılık sıfatının kazananlara da iradi mirasçı denir. Yani bunlar miras bırakanın yapmıģ olduğu ölüme bağlı tasarrufla (vasiyet ve miras mukavelesiyle) mirasçı tayin edilmiģtir. Ġradi mirasçı, muristen evvel ölmüģse, miras onun füruna (altsoyuna) geçmez. KANUNĠ MĠRASÇILAR ; Bunlar evvela "mahfuz hisseli mirasçılar" ve mahfuz hisseli olmayan mirasçılar" olmak üzere ikiye ayrılır. Terekeden belirli bir payı almaları kanun tarafından güvence altına alınmıģ mirasçılara mahfuz hisseli (saklı hisseli) mirasçılar, diğerlerine de mahfuz hissesi bulunmayan kanuni mirasçı denir. Kanuni Mirasçılık; kan bağına, akdi ve tâbiiyet (uyrukluk) bağına dayanır. A-Kan Bağına Dayanan Kanuni Mirasçılık ; Birbirine kan bağı ile bağlı bulunanlar, yani kan hısımları arasındaki mirasçılıktır. Kan bağına dayalı kanuni mirasçılıkta Zümre sistemi benimsenmiģtir. Zümre, bir kiģiden türeyen kimselerin, o kiģi ile birlikte oluģturduğu topluluğa verilen addır. Murisin Usulü (üstsoyu) ve füru (altsoyu) olan kan hısımları, mirasçı olmaları bakımından 3 zümreye ayrılmıģtır. Murisin altsoyu 1. zümre, üstsoyu ise 2. ve 3. zümre olarak mirasçı olabilmektedirler. 1 ) I. Zümre (Derece) Kanuni Mirasçılar; Miras bırakanın 1.derecedeki mirasçıları füru dur. Füru, çocuklar, torunlar, torun çocukları olarak gider. Altsoyun, kendisine mirasçı olacağı kimseye hukukî sonuçlar doğuracak soy bağı ile de bağlı olması da gerekir. 2) II. Derece (Zümre) Kanuni Mirasçılar : Bunlar, murisin anne ve babası ile bunların füru (altsoyu) dur. EĢit olarak miras alırlar. Miras bırakandan evvel vefat eden ana ve baba halefiyet yoluyla kendi mirasçıları tarafından temsil olunur. Yani bunların füru (kardeģler ve bunların altsoyu) onların yerine geçer. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde bütün miras diğer tarafa geçer. 3) III. Derecede (Zümre) Kanuni Mirasçılar : Bunlar, murisin büyük anne ve babaları ile bunların füru (altsoyu) dur. Yani hala, dayı, amca ve teyze ile bunların çocukları,torunlarıdır. Bunlar da eģit olarak miras alırlar. Muristen evvel ölen büyük baba ve büyük ana halefiyet yoluyla kendi füru tarafından temsil olunur. Onların yerine altsoyu (hala, amca,dayı,teyze ve bunların füruları) geçer. Bir tarafta mirasçı yoksa miras diğer tarafa geçer. Zümre Mirasçılığının Prensipleri ; Zümreler arası sıra prensibi Zümreler arasında bir sıra vardır. 1. Zümrede mirasçı varken, 2. ve 3. zümredekiler mirastan pay alamazlar. Zümre içi sıra prensibi Zümrelerin içinde de bir sıra vardır. Zümre içinde murise daha yakın kan bağı olan kiģiler varken, daha uzak olan kiģiler mirasçı olamazlar. Örneğin murisin çocukları varken, torunları mirastan pay alamazlar. Kök içinde halefiyet prensibi Zümre içinde mirasçılardan bir veya birkaçı muristen evvel ölmüģlerse ve kendilerini temsil edebilecek füruları da varsa, miras bu fürulara geçer. Murisinden önce ölen mirasçının füru yoksa, hissesi, zümre içindeki diğer kanuni mirasçılara geçer. Bir tarafa dahil zümrede mirasçı yoksa, mirasın tamamı diğer taraftaki zümrede bulunan mirasçılara ait olur. Yarım kan hısımlar, sadece miras bırakanla ortak asıldan miras payı alırlar. 199

201 Zümre içi halefiyet kuralının uygulanması gereğince, tam kan hısımları ile yarım kan hısımları farklı miras payları alabilirler. Miras bırakanla birden fazla hısımlık bağı olanlar, her hısımlık bağı için ayrı ayrı miras payı alırlar. Kayın (Sıhri) hısımların halefiyet yoluyla mirasçı olabilmeleri mümkün değildir. Zümre içi halefiyet yoluyla sadece kan hısımları mirasçı olabilir. Bu yolla ne miras bırakanın kendi kayın hısımlarının ne de kan hısımlarının kayın hısımları mirasçı olabilir. Örneğin miras bırakanın oğlu veya kızı kendinden önce ölmüģ ise, onların eģleri yani gelin veya damatları halefiyet yoluyla mirasçı olamazlar. Aynı kural atanmıģ (iradi) mirasçı ve vasiyet alacaklıları içinde geçerlidir. (Ancak ölümle bağlı tasarruf ile miras bırakan aksini öngörebilir.) B-Uyrukluk Bağına Dayanan Devletin Mirasçılığı Murisin 3 zümrede mirasçısı, eģi, evlatlığı yoksa; keza muris de herhangi bir kimseyi mirasçı tayin etmemiģse, mirası Devlete geçer. Devlet, murisin borçlarından, kendine intikal eden değerler kadar sorumlu olup,mirasın Devlete geçmesi halinde sulh mahkemesi re sen terekenin resmi defterini düzenler. C-Akdi Bağa Dayanan Mirasçılık ; Sağ kalan eģin mirasçılığı ; Her Ģeyden önce,sağ kalan diğer eģin mirasçı olabilmesi için, muris ile arasında geçerli bir evliliğin bulunması ve ölüm anında bu evliliğin devam ediyor olması gerekir. BoĢanma davaları devam ederken, karar kesinleģinceye kadar, eģler birbirinin mirasçısı olurlar. Eş, tek başına ise, mirasın tamamını alır. Eş, altsoy ile birlikte mirasçı ise, mirasın ¼ ünü alır. Eş, miras bırakanın ana baba zümresi ile mirasçı olursa, mirasın ½ sini alır. Eş, üçüncü zümre mirasçıları olan büyük anne ve babalar veya bunların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın ¾ ünü alır. Büyük anne ve babalar ile bunların çocuklarının olmaması durumunda ise, mirasın tamamı eģe kalmaktadır. BoĢanmanın kesinleģmesi halinde, eģ lehine yapılan ölüme bağlı tasarruflar aksi kararlaģtırılmadıkça hükümsüz olur. Evlatlığın mirasçılığı ; Evlatlık ve altsoyu, kendini evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Ayrıca evlatlığın kendi ailesinden olan mirasçılık hakları da devam eder. Buna çifte mirasçılık denir. Evlatlık, sadece kendini evlat edinenin mirasçıdır. Evlat edinen ve hısımları ise, evlatlığa mirasçı olamazlar. Bu sebeple evlatlığın mirasçılığı, tek taraflı bir mirasçılıktır. Evlatlığın muristen önce ölümü halinde, evlatlığın altsoyu halefiyet yoluyla evlatlığın yerine geçer, evlatlığın altsoyu bulunmuyorsa miras murisin diğer mirasçılarına intikal eder. III.ĠRADĠ MĠRASÇILIK (ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR) Murisin iradesinden doğan ve neticesi onun ölümüyle meydana gelen mirasçılığa "iradi mirasçılık ya da ölüme bağlı tasarruftan doğan mirasçılık" denir. A-ġekli Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruflar ; Hangi tür ölüme bağlı tasarruf olursa olsun, bunlar ya Vasiyetname ya da Miras Mukavelesi Ģeklinde yapılır. 1) VASĠYETNAME Vasiyetname yapma ehliyeti ; Vasiyetname yapabilmek için, temyiz kudretine sahip olmak ve 15 yaģını bitirmiģ olmak yeterlidir. Tek taraflı bir hukuki iģlemdir. (Vakıf kurma ve vasiyet görevlisi tayini gibi) Bu nedenle her zaman vasiyetten dönülmesi (cayma) mümkündür. Vasiyetnamenin imha edilmesi, kaybedilmesi veya sonraki bir vasiyetname ile Muris mahfuz (saklı) hisse kurallarına uyarak, bu yolla ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir. 200

202 Vasiyetname ÇeĢitleri ; a) El yazısı ile vasiyetname 1-BaĢtan sonuna kadar murisin el yazısı ile yazılmıģ olmalıdır. Daktilo baģka tür makinelerle yazılan vasiyetnameler geçersizdir. El yazısıyla olmak koģuluyla eski yazı ile ve her dilden yazılabilir. Okuma yazma bilmeyenler el yazısıyla vasiyet yapamazlar. 2-Vasiyetnameyi yapan (vasiyetçi) tarafından vasiyetname, gün ay ve yıl olmak üzere el yazısı ile tarihlendirilmelidir.tarih atılmazsa tarihi belirlenebilecek belli olay ve günler yazılırsa (örneğin cumhuriyetin ilanı gibi) o vasiyetname geçerli olur. 3-Vasiyetnamenin altı vasiyetçi tarafından imzalanmalıdır. Parmak basmak veya mühür kullanmak geçersizdir. 4-Vasiyetname yapma iradesi olmalıdır. Tehdit ve zorla yaptırılan vasiyetnameler geçersizdir. Vasiyetname muhafaza edilmek üzere notere, sulh hakimine veya yetkili memura bırakılabilir. Bazı Yargıtay kararlarında ise bırakılmazsa, hükümsüz olmayacağı hüküm altına alınmıģtır. b) Resmi vasiyetname Resmi vasiyetname iki tanığın katılması ile resmi makamlarca düzenlenir. Bunlar, Noterler, Sulh Hakimi veya kanunen görevli makamlardır. Resmi vasiyetname resmi senet niteliğindedir. c)-sözlü Vasiyetname Sözlü vasiyet Ģekline yakın ölüm tehlikesi, ulaģımın kesilmesi hastalık savaģ gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmi veya el yazılı vasiyetname yapılamıyorsa baģvurulabilir. Sözlü vasiyette vasiyetçi son arzularını iki tanık huzurunda beyan eder. Bunlarda vasiyetçinin beyanını hemen sulh veya asliye hâkimine bildirirler. Böyle bir vasiyet silah altındaki asker tarafından yapılmıģsa teğmen veya daha yüksek rütbeli bir subay, ülke sınırları dıģında seyreden bir ulaģım aracında bulunuyorsa, o aracın sorumlu yöneticisi; sağlık kurumlarında tedavi edilmekteyse sağlık kurumunun en yetkili yöneticisi hakim yerine geçer. 2-MĠRAS MUKAVELESĠ ( SÖZLEġMESĠ ) ; Miras Mukavelesi yapma ehliyeti ; Miras sözleģmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir. (Mirastan feragat/mirastan vazgeçme mukavelesi, miras sözleģmesi gibi) Miras mukavelesinin Ģekli ; Ancak resmi vasiyetname biçiminde yapılabilir. Miras mukavelesi; mirasçılar veya 3.Ģahıslar ile muris arasında yapılır. Miras Mukavelesinin sona ermesi 1- Tek taraflı bir irade ile sona erebilir. 2- Miras mukavelesi anlaģma ile sona erer. 3- KarĢılıklı edaların (edimlerin) ifa edilmesi ile miras mukavelesi feshedilebilir. 4- Miras mukavelesinde mirasçı tayin edilen veya lehine vasiyet yapılan, muristen evvel ölürse sona erer. Miras bırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruf geçersizdir. B-Maddi Manada Ölüme Bağlı Tasarruflar 1- ġartlı ve mükellefiyetli ölüme bağlı tasarruflar, 2- Mirasçı nasbı (mirasçı tayini), 3- Muayyen maldan tasarruf (belli mal vasiyeti), 4- Alelade ikame (yedek mirasçı tayini), 5- Fevkalâde ikame ( art mirasçı tayini), 6- Miras hakkından ıskat, 7- Mirastan feragat (vazgeçme) mukavelesi, 8- Ölüme bağlı tasarruftan rücu (cayma), 9- Vasiyeti tenfiz memuru (vasiyeti yerine getirme görevlisi) tayini gibi külli tasarruflar ile, miras hukukuna girmeyen; 10- Vakıf kurma, 201

203 11- Evlilik dıģı doğan çocuğun tanınması gibi ölüme bağlı tasarruflar yapabilir. IV.ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN ĠPTALĠ VE DAVADAKĠ ĠPTAL SÜRELERĠ 1- Tasarruf ehliyetinin bulunmaması (temyiz kudretinin bulunmaması gibi), 2- ġekil noksanlığı (Ölüme bağlı tasarrufların vasiyet ve miras mukavelesi Ģeklinde yapılmamıģsa), 3- Hata, hile, tehdit, korkutma(tehdit-cebir) gibi irade sakatlığı olursa, 4- Ölüme bağlı tasarruf kanuna, ahlaka ve adaba aykırı olursa (Yani bir miktar parasını uyuģturucu madde yapımı için vermek, ahlaka aykırı kitaplar basmak için tahsis etmek gibi), Bu gibi durumlarda yapılan ölüme bağlı tasarruflar iptal edilir. Tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten baģlayarak 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin diğer tasarruflarda ise mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyi niyetli davalılara karģı 10 yıl, iyi niyetli olmayan davalılara karģı 20 yıl geçmekle düģer. V.ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARDA, TASARRUF SERBESTÎSĠNĠN HUDUDU Muris tarafından ölüme bağlı tasarruflarla baģkasına verilmesi Medeni Kanunumuzca izin verilmeyen miras payının bir kısmına mahfuz (saklı) hisse, bu saklı hisseyi alan mirasçılara da mahfuz hisseli mirasçılar (Murisin füru, ana ve babası ve sağ kalan eģidir.) denir. Arta kalan ve murisin serbestçe tasarruf edebildiği miras kısmına da tasarruf nisabı denir. Tasarruf özgürlüğü, terekeden saklı paylar toplamı çıkarıldıktan sonra kalan tereke değeri üzerindeki tasarruf özgürlüğünü ifade eder. Mahfuz hisseli mirasçılar ile mahfuz hisseleri Altsoy için yasal miras payının yarısı, Ana babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri, Sağ kalan eģ altsoy veya ana baba zümresi ile birlikte mirasçı ise yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçü. Tasarruf Nisabının Hesaplanması : Tasarruf nisabı, murisin mal varlığı üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği kısımdır. Yani terekenin net aktifi - mahfuz hisseler toplamı. Terekenin net aktifi için; murisin ölüm günündeki taģınır ve taģınmaz mallarının satıģ bedelleri ile alacakları hesaplanır. Pasifi için de; murisin borçları, cenaze masrafları, terekeyi mühürlemek ve defterini tutmak için yapılan masraflar ve miras bırakan ile birlikte yaģayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri hesap edilir. Aktifler toplamından pasifler toplamı çıkarılınca da, tasarruf nisabının hesaplanmasına esas olan safi tereke bulunur. Ancak safi terekeye bazı değerler ilave edildikten sonra bulunan değer esas alınmak suretiyle tasarruf nisabı hesaplanır. TENKĠS DAVASI ; Saklı paylarının karģılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aģan tasarruflarının tenkisi isteyebilirler. Yani miras bırakan, saklı paylı mirasçılarının saklı paylarına, her hangi bir ölüme bağlı tasarrufla tecavüz ederse, bu mirasçılar tenkis davası açarak tecavüz edilmiģ haklarını isteyebilirler. Medeni Kanunun 571 nci maddesine göre; Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten baģlayarak 1 yıl ve herhalde vasiyetnamelerde açılma tarihinin üzerinden 10 yıl geçmekle düģer. VI.MĠRASIN ĠNTĠKALĠ VE MĠRASIN AÇILMASI Mirasın intikali için murisin ölmüģ veya gaipliğine karar verilmiģ olması gerekir. Mirasın açılması ise, ölüm ve gaiplik kararı ile olur. Miras, mirasçılara kendiliğinden intikal eder. Mirasın açıldığı anın önemi vardır. Çünkü kimlerin mirasçı olacağı bu ana göre tayin edilir. Birbirine mirasçı olanlar için ölüm anının önemi vardır. Bir trafik kazasında olduğu gibi birbirine mirasçı olanların (örneğin karı kocanın) hangisinin evvel ve hangisinin sonra öldüğü tespit edilemezse, her ikisi de birlikte ölmüģ sayılır. Buna Birlikte ölüm karinesi denir. Bu gibiler birbirine mirasçı olamazlar ve herkesin mirası kendi mirasçılarına geçer. Ölümüne muhakkak nazarla bakılan ve cesedi de bulunmayan kimseler ölmüģ sayılır ve ölüm kaydına mahallin en büyük mülki amirinin emriyle ölüm kaydı iģlenir. (Ölüm karinesi) 202

204 Gaibin mirası Hakkında gaiplik kararı verilmiģ bir kimsenin mirasçıları veya mirasından hak sahibi olan kiģiler, tereke malları kendilerine teslim edilmeden önce bu malları, ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin kendisine geri vereceklerine iliģkin güvence göstermek zorundadırlar. Bu güvence, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda 5 yıl, uzun zamandan beri haber alınamama durumunda 15 yıl ve her halde en çok gaibin 100 yaģına varmasına kadar geçecek süre için gösterilir. 5 yıl, tereke mallarının tesliminden; 15 yıl son haber tarihinden baģlayarak hesaplanır. Gaip ortaya çıkarsa veya üstün hak sahibi olduklarını ileri sürenler bu sıfatlarını ispat ederlerse, tereke mallarını teslim almıģ olanlar, aldıkları malları zilyetlik kuralları uyarınca geri vermekle yükümdürler. Mirasçının gaip olması ; Ortada bulunmayan ve mirasın açıldığı anda sağ olup olmadığını ispat edilemeyen mirasçının miras payı resmen yönetilir. Mirasın açıldığı anda ortada bulunmayanın sağ olmaması halinde onun miras payı kendilerine kalacak olanlar, gaipliğe iliģkin sürelere ve usule uyarak o kimsenin gaipliğine karar verilmesini ve miras payının kendilerine teslimini isteyebilirler. Mirasa hak kazanma ; Mirasa ehliyet, mirastan kanuni veya mansup (tayin edilmiģ, atanmıģ) mirasçı olarak veyahut da lehine vasiyet yapılmıģ kimse (musaleh) olarak istifade edebilmektir. Bunun için murisin ölümü anında hayatta olunmalı ve mirastan mahrum bulunmamalıdır. a) Murisin ölümü anında hayatta olmak: Mirasçı, murisin ölümü esnasında hayatta olup da bir dakika sonra ölmüģ olsa dahi mirasçı olur. Miras hakkı kendi mirasçılarına kalır. Muristen önce ölenler mirasçı olamazlar. Ceninin Mirasçılığı; Mirasçı olabilmek için murisin ölümünde hayatta olmak gerekir. Ancak, kanunumuz sağ doğmak Ģartıyla ana karnındaki çocuğun (ceninin) mirasçı olmasını kabul etmiģtir. Ölü olarak doğarsa mirasçı olamaz. Mirasçılar arasında cenin bulunursa mirasın taksimi onun doğumuna kadar geri bırakılır. Ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine mal vasiyet edilen kimselerin de (musalehin de) murisin ölümü anında hayatta olmaları icap eder. Aksi taktirde baģka türlü anlaģılmıyorsa vasiyet olunan mal terekeye döner. Muris ölüme bağlı bir tasarrufla bir dernek veya Ģirketi mirasçı tayin edebileceği gibi, onlara terekesinden bir malda vasiyet edebilir. b) Mirastan mahrum bulunmamak : Kanuni ve Ġradi mirasçılıktan istifade için mirastan mahrum olmamak lazımdır. Mirastan mahrum olanlar sanki muristen önce ölmüģ gibi miras paylaģtırmasında hesaba katılamazlar. Onların yerini altsoyu alır. Mirastan mahrum olma sebepleri ; 1- Kasten veya haksız yere murisini öldüren ve öldürmeye teģebbüs edenler, 2- Kasten veya haksız yere murisin ölüme bağlı tasarrufta bulunamayacak hale getirenler, 3-Aldatma zorlama veya korkutma yoluyla bir ölüme bağlı tasarrufa etki etmek, 4- Miras bırakanı artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten veya hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar. Mirastan mahrumiyet, kanundan dolayı meydana gelir. Bunların füru, mahrum olan sanki muristen önce ölmüģ gibi, mirasçı olurlar. Mirastan mahrum olanları murisleri af ederse mirasçı olabilirler. MĠRASÇILIKTAN ÇIKARMA (ISKAT) Murisin, mahfuz hisseli bir mirasçısını kanunda sayılan sebepler dolayısıyla ve ölüme bağlı tasarrufla (vasiyetname) mirasçılıktan çıkarmasıdır. A-Mirastan Cezai Iskat Sebepleri ; a) Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karģı ağır bir suç (öldürme, dolandırıcılık gibi suçları niģanlısına, dadısına dostu gibi yakınlarına karģı) iģlemiģse, b) Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karģı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemiģse, ( Aile hukukundan doğan infak ve iaģe borcu, karı koca arasında yardım ve sadakat borcu gibi ödevlerin yerine getirilmediği zaman), Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi, tenkis davası da açamaz. 203

205 Miras bırakan baģka türlü tasarrufta bulunmuģ olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse miras bırakandan önce ölmüģ gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalır. Iskat sebebinin varlığı ispat edilmemiģ veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemiģse tasarruf, mirasçının saklı payı dıģında yerine getirilir. Ancak, miras bırakan bu tasarrufa çıkarma sebebi hakkında düģtüğü açık bir yanılma yüzünden yapmıģsa, çıkarma geçersiz olur. B- Koruyucu Iskat ( Aciz Sebebi ile Iskat ) Miras bırakan, mahfuz hisseli mirasçılarının menfaati icabı onları mirastan ıskat eder. Elinde borç ödemeden aciz belgesi olan altsoyun mahfuz hissesinin yarısı ıskat edilebilir. Ancak miras bırakanın, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuģ veya doğacak çocuklarına özgülemesi Ģarttır. MĠRASIN REDDĠ Yasal ve atanmıģ (mansup) mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiģse, miras reddedilmiģ sayılır Miras üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten baģlar. Vasiyetname ile atanmıģ mirasçılar için, miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten iģlemeye baģlar. Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve Ģartsız olması gerekir. Sulh hakimi, durumu bir tutanakla tespit eder. Ret eden mirasçı isterse, kendisine reddi gösteren bir belge verilir Yasal süresi içinde mirası reddetmeyen bir mirasçı, mirası kayıtsız Ģartsız kazanmıģ olur Mirası ret edemeden ölen mirasçının ret hakkı, kendi mirasçılarına geçer Yasal mirasçılardan biri mirası ret ederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiģ gibi, hak sahiplerine geçer. En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, Sulh Mahkemesince iflas hükümleri uyarınca tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemiģ gibi hak sahiplerine verilir. Yine altsoyun tamamının mirası reddetmesi halinde, bunların payı sağ kalan eģe geçer MĠRASÇILIK BELGESĠ ( VERASET BELGESĠ ) BaĢvurusu üzerine, yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince, mirasçı olduklarını gösterir bir belge verilir. Bu belgede, kimlerin, ne oranda mirasçı oldukları gösterilir. Bu bir ilam değildir, durumu tespit eden bir belgedir. Her zaman aksi iddia ve ispat edilebilir. Sulh mahkemelerince verilir. Tapu Kanunda değiģiklik yapılmasını öngören 6302 sayılı Kanunun ek 1. maddesi gereği, ölüm tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde Tapu sicilinde mirasın intikali yapılmamıģsa, tapu müdürlüğü mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya baģvurabilecektir. VI. RESMĠ DEFTER TUTMA ; KoĢulları ve Usulü ; Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmi defterinin tutulmasını isteyebilir. Defter tutma, mirasın reddine iliģkin usule uyulmak sureti ile, bir ay içinde sulh hâkiminden istenebilir. Mirasçılardan birinin defter tutma istemi, diğerleri hakkında da etkili olur. Resmi defter sulh mahkemesince düzenlenir. Bu deftere terekeye ait aktif ve pasifler, takdir edilen değerleri ile yazılır. Miras bırakanın mali durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes, sulh mahkemesi tarafından istenen bilgiyi vermekle yükümlüdür. Alacaklılar ile borçlulara bir ay ara ile iki defa ilan yolu ile çağrı yapılır. Sonuçta defter belirginleģir ve taraflarca incelenir. Sonuçları ; Defter incelemesi bittikten sonra her mirasçı beyanda bulunmak üzere mahkemeye çağrılır. Mirasçılardan her biri, tanınan süre içerisinde, mirası reddettiğini veya resmi tasfiye istediğini ya da 204

206 deftere göre veya kayıtsız Ģartsız kabul ettiğini beyan eder. Süresi içerisinde her hangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiģ sayılır. VII-MĠRASIN PAYLAġTIRILMASI ; A-Miras Ortaklığı Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın intikal etmesinden paylaģtırmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar, sözleģme veya kanundan doğan temsil yada yönetim yetkisi saklı kalmak kaydı ile, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. -ELBĠRLĠĞĠ MÜLKĠYETĠNĠN PAYLI MÜLKĠYETE DÖNÜġTÜRÜLMESĠ- 1) Bir mirasçı, terekeye dâhil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete dönüģtürülmesini istemesi halinde hâkim, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde itirazlarını yapmalarını ister. Yeterli bir itiraz olmaması halinde hâkim, elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete çevirebilir. 2) 5831 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüģtürülmesi baģlığı ile eklenen Ek 3 ncü maddesi Bir mirasçı, miras ortaklığından doğan elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde tapu sicil müdürü, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder. Tebligat masrafları ilgilisince karşılanır. Elbirliği mülkiyetinin devamına yönelik bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan herhangi biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu taşınmaz mal üzerindeki elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülerek, hissedarlık esaslarına göre mirasçılar adına tapu kütüğüne tescil edilir. hükmü ile tebligat esasına dayalı elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete dönüģtürülmesi imkânı getirilmiģtir. B-Mirasın paylaģtırılması 1) Rıza ile PaylaĢtırma ; Mirasçılar isterlerse ve aralarında anlaģırlarsa terekeyi paylaģtırabilirler. Aksine hüküm bulunmadıkça, paylaģtırmanın nasıl yapılacağını serbestçe kararlaģtırabilirler. PaylaĢtırma sözleģmesi yazılı Ģekilde yapılmalıdır. PaylaĢtırma, bir taģınmazın parçalara ayrılıp mirasçılara verilmek sureti ile yapılıyorsa, mirasçılar harita yapımı isteyebilirler. Mirasçıların her birine bir taģınmaz verilmek sureti ile yapılmakta ise, adi yazılı Ģekilde taksim mukavelesi yeterlidir. TaĢınmazların paylaģtırılmalarında, bütün mirasçıların bir tescil talebinde bulunmaları gerekir. EĢlerden birinin ölümü halinde, tereke malları arasında ev eģyası veya eģlerin birlikte yaģadıkları konut varsa, sağ kalan eģ bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Miras bırakanın bir mirasçısında alacağı varsa, paylaģma sırasında o mirasçının payından mahsup edilir. 2) Mahkeme Kararı ile paylaģtırma ; Mirasçılar aralarında anlaģamazlar ise, mahkemeden paylaģtırmanın yapılmasını isteyebilirler.bu durumda hakim, mirasçıların ve tereke mallarının durumunu dikkate alarak paylaģtırmayı yapabilir. 205

207 CEZA HUKUKU 206

208 Suç adı verilen insan davranıģını ve buna uygulanacak yaptırımı belirleyen hukuk kurallarının tümü Ceza Hukuku olarak adlandırılmaktadır. Suç ise kusur yeteneği bulunan bir kimsenin tipe (Kanuni unsura) uygun, hukuka aykırı ve kusurlu hareketidir. 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu suçları, cürümler ve kabahatler olmak üzere ikiye ayırmıģtı tarihli 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu bu ayırıma yer vermemiģtir. Kabahat niteliğindeki suçların bir kısmı bu kanun kapsamında kalan suçlar olarak düzenlenmiģ, bir kısmı da tarihli 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile kabahat niteliğindeki suçlar olarak idari yaptırım gerektiren fiillere dönüģtürülmüģtür. Ayrıca 5349 sayılı kanunla,kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüģtürülmüģtür. Ceza vermek yetkisi kiģilerde değil Devlette bulunduğundan, Ceza hukuku, özel hukuk değil kamu hukukunun içinde yer alır. Yeni ceza hukuku iki kitaptan oluģmaktadır. Birinci kitap genel hükümleri,ikinci kitap ise Ceza özel hukukunu (Hayata, Vücut Dokunulmazlığına, Cinsel Dokunulmazlığa, ġerefe ve Mal Varlığın karģı suçları) düzenlemiģtir. Ceza Hukukuna egemen olan ilkeleri; 1-Hukuk Devleti Ġlkesi, 2-Kanunilik Ġlkesi, olarak iki bölümde irdeleyebiliriz. 1-Hukuk Devleti Ġlkesi: Yasama,yürütme ve yargıdan oluģan egemenlik, 1982 Anayasasının 6-9 ncu maddelerine istinaden kayıtsız Ģartsız ulusa aittir.hukuk Devleti üç sütun üzerine inģa edilmiģtir.bunlar, insan haklarının gerçekleģtirilmesi, Adaletin sağlanması ve Güvenliğin temin edilmesidir. 2-Kanunilik Ġlkesi: Suç ve cezanın kanuniliği ilkesi, Devletin cezalandırma yetkisini kullanmasının sınırını oluģturur.bu yüzden söz konusu ilke, ceza kanunlarının güvence iģlevi ni yerine getirmektedir. Ġlke, hem yasama ve hem de yargı organını bağlar. Bir taraftan herkesin, hangi davranıģın cezaya konu olacağını yani cezalandırıldığını önceden bilmesi güvence altına alınmalı, diğer taraftan da bir davranıģının cezalandırılabilir olduğuna ancak yasa koyucu karar vermelidir. Kanunilik ilkesinin yer aldığı Anayasa ya göre, kimse, iģlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz, kimseye suçu iģlediği zaman kanunda o suç için konulmuģ olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konur.(anayasa Mad.38, AĠHS Mad. 7/1) Anayasanın güvencesi altında olması sebebiyle ilke, yasa koyucunun tasarruf yetkisi dıģındadır ve ilkeye yönelik aykırılık Anayasa ya aykırılığı oluģturur. Kanunilik ilkesi, dört önemli hukuksal güvence içermektedir. a). Belirlilik; Ceza yasaları genel ve soyut normlar içerdiği için, bir davranıģın cezalandırılabilirliğinin somut olay için belirlenmesi mümkün değildir. Yasak davranıģın ve bunun karģılığında öngörülen ceza yaptırımının ne olacağı öylesine somut olarak belirlenmiģ olmalıdır ki, 207

209 suç tipinin uygulama alanı teģhis edilebilmeli ve yorum yoluyla da olsa anlaģılabilmelidir. Bu açıdan belirlilik, hem yasal davranıģın koģulları ve hem de yaptırım bakımından geçerlidir. Türk Ceza kanununun 2. maddesi; kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden baģka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. Ġdarenin düzenleyici iģlemleriyle suç ve ceza konulamaz.kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniģ yorumlanamaz, hükmündedir. b). Aleyhe kanunun geçmiģe yürümesi yasağı; Kanunilik ilkesinden kaynaklanan bu yasak, fiilin iģlenmesinden sonra yapılan ve faalin durumunu kötüleģtiren düzenlemelerin, söz konusu fiil açısından uygulanmamasını ifade eder. Bu ilkeye göre iģlendiği zamanın kanununa göre cezalandırılamayan bir fiil geriye etkili olarak cezalandırılamayacağı gibi, daha ağır bir ceza ile de cezalandırılamaz. Bu aynı zamanda kusur ilkesinden ileri gelen bir zorunluluktur. Ancak failin lehine olan düzenlemeler geçmiģe yürüyecektir. c). Kıyas (Benzetme) Yasağı; Kanunda olaya uygulanacak bir kural bulunmaması durumunda bu boģluğun, benzer hukuk kuralı bulunarak doldurulmasına benzetme (Kıyas) denir. Bu yönüyle benzetme yasağının muhatabı uygulayıcılardır. Nitekim bu husustan Ceza Yasanın 2. maddesinin son fıkrasında bahsedilmiģtir. d). Örf ve Adete dayanarak suç ve ceza yaratma yasağı; Ceza hukukunda bu yasak, liberal hukuk devleti anlayıģının egemenliğinden sonra diğer hukuk dallarından farklı bir anlam kazanmıģtır. Suç ve ceza ancak yasayla öngörülebileceği için, örf ve adete dayanarak bir fiilin suç sayılması veya suç karģılığı uygulanacak yaptırımın örf ve adete dayanarak belirlenmesine olanak yoktur. Buna karģılık örf ve adet hukukuna dayanarak, hukuka uygunluk nedeni geliģtirilebilir.ancak, örneğin hakaret suçunda hakaretin ne olduğu örf ve adet ile saptanabilir. Ceza kanununun bir baģka ilkesi de, kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesidir. Kusur, bir fiilin isnat yeteneği bulunan bir kimse tarafından bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Bilmeden ve istemeden yapılan bir fiilden dolayı kimse cezalandırılamaz. Bu ilke, faili hak etmediği aģırı yaptırımlara karģı korur. Ceza Kanununun kaynakları; Anayasa, usulüne göre yürürlüğe konulmuģ uluslar arası antlaģmalar ve kanunlardır. Bir hukuk kuralının anlamını saptamak için yapılan düģünsel faaliyete yorum denir. Ancak bazı durumlarda belirli bir kavramın nasıl yorumlanması gerektiğini bizzat yasa öngörmüģ olabilir. Yorumda hukuk normu veya hukuksal kavramın anlamı ortaya konulmaya çalıģılırken, (benzetme) hukuk kuralının uygulama alanı dıģında kalan bir olaya uygulanması söz konusu olabilir. Yorum yapılırken ortada bir hukuk kuralının olduğu ve onun anlamını saptamak amacı göz ardı edilmemelidir. Yorum ile benzetmenin sınırı dikkate alınmalıdır. Ceza Hukukunun Uygulama Alanı: Ceza hukuku, yer bakımından (Uluslararası Ceza Hukuku), zaman bakımından ve kiģi bakımından uygulama bulmaktadır. Yer bakımından uygulamada; Mülkilik (ülkesellik), ġahsilik (kiģisellik), Koruma (gerçeklik) ve Evrensellik (Adalet) sistemlerinden bahsedilebilir. 208

210 Suç hangi ülkede iģlenmiģse, o suça o ülkenin kanununun uygulanması sistemi Mülkilik yani ülkesellik sistemidir. Türk Ceza Kanunu sisteminin yarı mülkilik olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü,ceza kanununun 8. maddesi,türkiye de iģlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye de iģlenmesi veya neticenin Türkiye de gerçekleģmesi halinde suç, Türkiye de iģlenmiģ sayılır hükmünün yanı sıra, aynı kanunun 9. maddesi; Türkiye de iģlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiģ kimse, Türkiye de yeniden yargılanır hükmünü getirmiģtir. (Bu yargılama sonrasında yabancı ülkede çekilmiģ ceza, Türkiye deki yargılama sonucu verilecek cezadan tabii ki indirilecektir) Mülkilik sisteminin doğurabileceği sakıncalar, ġahsilik (KiĢisellik) sistemi ile kısmen yumuģatılmıģ, faile ve mağdura göre Ģahsilik olmak üzere iki ayrı sistem oluģmuģtur. Türk Ceza Kanununun 11. maddesinde de yer verilen Faile Göre ġahsilik sisteminde, devletin cezalandırma yetkisi, fiilin iģlendiği yere bakılmaksızın failin uyruğuna dayanmaktadır. Bu sistem yabancı ülkede suç iģleyen faile, vatandaģı olduğu devletin yasasının uygulanmasının ifade eder. Türk ceza kanununun 12. maddesinde yer alan ve yurt dıģında iģlenen suçun mağdurunun uyruğunda bulunduğu devletin, eğer suç sanığı iģlediği suçtan ötürü yargılanmaksızın veya yargılanmıģ ve mahkûm edilmiģ olmakla birlikte cezasını çekmeksizin mağdurun uyruğu olduğu devlet ülkesine gelirse, yargılama yetkisine sahip olmasını ifade eden ilkeye mağdura göre kiģisellik ilkesi (sistemi) denir. Devletin iç ve dıģ güvenliğine, varlığına ve bütünlüğüne karģı iģlenen suçlarda, suçun iģlendiği yere ve uyruğuna bakılmaksızın devletin kendini saymasından hareket eden ilkeye Gerçeklik (Korunma) ilkesi denir. Türk ceza kanununun 13/1 a-b maddesinde hüküm bulan Korunma ilkesine göre devletin cezalandırma yetkisi, nerde ve kim tarafından iģlendiğine bakılmaksızın ülke çıkarlarını ihlâl eden veya bunları tehlikeye düģüren fiilleri kapsar. Devletin, yabancı bir ülkede de olsa, kendi hukuksal yararlarını koruma hakkı vardır. Cezalandırmanın evrenselliğinden hareket eden Evrensellik (Adalet) ilkesi, bir baģka devletin yokluğunda ortak kültür değerlerine yönelik olarak iģlenen bir suçun insanlık yararına cezasız kalmaması için ülkesellik, kiģisellik veya gerçeklik ilkelerine göre yetkili sayılmayan bir devletin, salt adaleti sağlamak amacıyla suç dünyanın neresinde, kim tarafından kime karģı iģlenmiģ olursa olsun, bu suçu yargılama konusunda kendi kendisini yetkili kılmasını ifade eder. Bahsedilen uygulama alanı ilkelerinin yanı sıra, Türk ceza kanununun 12/3 maddesinde hüküm bulan Ġkame (tamamlayıcı) yargı yetkisi nden, bazı koģullarla sanık Türk vatandaģı olmadığı, suç Türkiye ye, Türk vatandaģına veya Türk yasalarına göre kurulmuģ özel hukuk tüzel kiģisi zararına iģlenmediği halde, yurt dıģında iģlenen bir suçun Türkiye de kovuģturulması Yabancı ceza kanununun değeri nden, hükmedilen cezanın, suçun iģlendiği yer yasasının üst sınırını aģmaması ile sınırlı olarak yabancı ceza yasasının göz önünde bulundurulması kuralı ve Geri Verme den, bir ülkede suç iģleyip yargılanmakta veya cezasını çekmekte iken baģka bir ülkeye kaçan kiģilerin yargılanması veya hükmolunan cezayı çekmesi amacıyla, istem üzerine yabancı bir devlete teslimi bahsetmek mümkündür. Zaman bakımından uygulamadan kasıt, suçun iģlendiği tarihte yürürlükte olan kanunun uygulanmasıdır. Türk ceza kanununun 7. maddesinde bahsedilen bu kural, yalnızca ceza kanununda yer verilen suçlar bakımından değil, yan ceza kanunları veya ceza hükmü içeren özel kanunlarda yer verilen suçlar bakımından da geçerlidir. 209

211 Bahsedilen ceza yasası maddesinde, iģlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanmaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuģsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. Suçun iģlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur denilmektedir. Türk ceza kanunu, suçun nerde iģlenmiģ sayılacağına iliģkin bir düzenleme getirmiģ ise de, ne zaman iģlenmiģ sayılacağına iliģkin bir düzenlemeye yer vermemiģtir. Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında fiilin ne zaman iģlenmiģ sayılacağı konusunda, hareket esas alınır, neticenin ne zaman gerçekleģtiğine bakılmaz. Ġcrai suçlarda hareketin gerçekleģtirildiği, ihmali suçlarda gerçekleģtirilmesi gerektiği anda yürürlükte olan kanun, fiil hakkında uygulanır. Kesintisiz suçlarda suçun sona erdiği andaki, zincirleme suçlarda ise zincirleme suç iliģkisine giren son suçun iģlendiği sırada yürürlükte olan kanun, suçun iģlendiği zamanın kanunudur. KiĢi bakımından uygulamadan kasıt ise, Türk ceza kanununun kural olarak kimseye herhangi bir ayrıcalık tanımaksızın Türkiye de yaģayan herkese uygulanacağıdır. Ancak, gerek uluslar arası hukuktan ve gerekse Anayasa dan kaynaklanan istisnalar söz konusudur. Anayasa dan kaynaklanan istisnalara, CumhurbaĢkanının vatana ihanet suçları dıģında görev suçlarından dolayı,tbmm üyelerinin ve meclis dıģından atanan bakanların mutlak yasama dokunulmazlığını, uluslar arası hukuktan ileri gelen istisnalara, diplomatik dokunulmazlığı (yargı bağıģıklığını) ve Türkiye de bulunan yabancı silâhlı kuvvetler mensuplarının (NATO) dokunulmazlığını örnek gösterebiliriz. Suçun Unsurları: Suç teģkil eden fiilleri, suç teģkil etmeyen hukuka aykırı fiillerden veya hiçbir surette hukuka aykırı olmayan fiillerden ayırmaya yarayan esaslara suç genel teorisi denilir. Suç olarak tanımlanan insan davranıģının dört unsuru bulunmaktadır. Bunları, kanuni unsur (tipiklik), maddi unsur (hareket), hukuka aykırılık unsuru ve manevi unsur (kusurluluk) olarak sıralayabiliriz. 1-Kanuni unsur, iģlenmiģ bir fiilin ceza kanununda yapılmıģ bulunan suç tanımına (suç kalıbına) tam olarak uygun bulunup bulunmadığının tespiti ile ilgilidir. ĠĢlemiĢ fiilin kanundaki suç tanımına uygun olduğu tespit edilirse kanuni unsur vardır denir. 2-Suçun maddi unsuru fiildir. Ceza hukukunda fiil denilince de hareket, netice ve hareketle netice arasında daima bulunması gereken nedensellik bağı anlaģılır. Memur suçları için maddi unsuru; suç iģleyen kiģinin memur olması, görevi sebebiyle suç iģlemesi ve sonuçta bir zararın oluģmasının gerektiği biçiminde tanımlayabiliriz. 3-Hukuka aykırılık, fiilin yalnızca ceza hukukuna değil bütün hukuk düzeni ile çatıģma halinde bulunması demektir. Bir davranıģın diğer hukuk dallarına göre hukuka aykırı sayılması, söz konusu davranıģın zorunlu olarak suç oluģturması anlamına gelmez. Hukuka aykırı bir davranıģın ceza hukuku anlamında suç oluģturabilmesi, aynı zamanda onun tipe (kanuni unsura) uygun olmasını da gerektirir. Hukuka uygunluk nedenleri, fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırdığı için, cezayı ortadan kaldıran objektif cezalandırılabilme Ģartları ve kiģisel cezasızlık nedenlerinden ayrılır. Tipe (kanuni unsura) uygun bir fiilin hukuka uygun olmasının bazı sonuçları vardır. Fiilin hukuka uygun olması, yalnızca cezaya değil aynı zamanda güvenlik tedbirine hükmedilmesini de engeller. Hukuka uygunluk nedenlerine, 5237 sayılı Türk ceza kanununda da yer verilmiģtir. Bahsedilen kanunun 24. maddesi, kanun hükmünün yerine getirilmesini (kanunun bir hükmünü 210

212 yerine getiren kimseye ceza verilemez), yetkili merciin emrinin yerine getirilmesini ( yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz. Konusu suç teģkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. Emrin hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellenmediği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur), 25. maddesi, meģru savunmayı (gerek kendisine ve gerek baģkasına ait bir hakka yönelmiģ, gerçekleģen, gerçekleģmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koģullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile iģlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez, meģru savunma durumunda saldırganın Ģahsına veya mallarına yapılan zarardan dolayı tazminat gerekmez. BK. madde 52/1), Zorunluluk (ıstırar, çaresizlik) halini (gerek kendisine gerek baģkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve baģka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya baģkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koģulu ile iģlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez) Borçlar Kanununun 52/2. maddesi, kendisini veya diğerini zarardan yahut derhal gerçekleģebilecek bir tehlikeden korunmak için baģkasının mallarına zarar veren kimsenin borçlu olduğu tazminat miktarını hakim, hakkaniyete uygun olarak belirler hükmü ile zorunluluk halini, meģru savunmadan ayırt etmiģtir. 26. maddesi, hakkın kullanılmasını (hakkını kullanan kimseye ceza verilemez. Ancak söz konusu madde, hakkın fail tarafından doğrudan doğruya kullanılabilir olmasını, hakkın kullanılması ile iģlenen suç arasında nedensellik bağının bulunmasını ve hakkın kötüye kullanılmamıģ olmamasını koģul olarak hüküm altına almıģtır. Mal için meģru savunmayı, zilyetliğin korunmasını, bir iģ, meslek, sanat, bilim veya spor faaliyetinin icrasını örnek olarak gösterebiliriz.) 765 sayılı eski ceza kanununda yer almamakla birlikte, mağdurun üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabileceği bir hakkın mevcudiyeti, açıklayan kiģinin yetkili olması, açıklanması ve fiilin rızaya dayalı olması koģullarıyla, ilgilinin rızasını hukuka uygunluk nedeni saymıģtır.tabii ki hukuka uygunluk nedenlerinde sınırın aģılmaması olmazsa olmaz kuralıdır. 4- Manevi Unsur (Kusurluluk), failin kusurlu sayılabilmesi için, hem kusurlu hareket etmeye ehil olması ve ham de somut olayda kusurlu hareket etmesi gerekir. Bu nedenle suçun manevi unsurunu isnat (kusur) yeteneği ve kusurluluk olarak ikiye ayırmak gerekir. Kusur, bir fiilin isnat yeteneği bulunan bir kimse tarafından bilerek ve isteyerek, en azından bilerek yapılmasıdır. Bilmeden ve istemeden yapılan bir fiil sebebiyle kimse cezalandırılamaz. Ġsnat yeteneği, anlama ve davranıģları yönlendirme yeteneğidir. Yaptığı hareketin anlam ve önemini kavrayabilen ve davranıģlarını da buna göre yönlendirebilen kimse, isnat yeteneği olan kimsedir. Kusur yeteneğini ortadan kaldıran nedenler, yaģ küçüklüğü, akıl hastalığı ile sağır ve dilsizliktir. Yasa koyucu 0-12 yaģ arasını çocuk, yaģ arasını küçük, yaģ arasını da genç olarak tanımlamıģtır. Çocukların ceza sorumluluğu yoktur. ĠĢlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan küçüğünde ceza sorumluluğu yoktur ancak algılayabiliyorsa indirimli ceza uygulanır. Gençlerin ceza sorumluluğu vardır ancak yine indirim söz konusudur. Suçun manevi unsurunu oluģturan kusurluluğun iki temel biçimi vardır, kast ve taksir. Türk Ceza kanununun suçun oluģması kastın varlığına bağlıdır hükmünü içeren 21. maddesi Kast ı, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleģtirilmesidir biçiminde tanımlamıģtır. Ceza kanunu Taksir i ikiye ayırmıģtır. Buna göre; 21/2 madde Bilinçsiz Taksir i dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranıģın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi 211

213 öngörülmeyerek gerçekleģtirilmesi, 22/3 madde Bilinçli Taksir i kiģinin öngördüğü neticeyi istememesine karģın neticenin meydana gelmesi olarak tanımlamıģtır. Bir fiilin cezalandırılabilmesi için kusur un ve kusurluluğun mutlak varlığından söz ettik. Türk ceza kanunu, 28. maddesinde karģı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve Ģiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç iģleyen kimseye ceza verilmez hükmüyle, kusurluluğu ortadan kaldıran nedenlere yer vermiģtir. Bunlar, cebir ve Ģiddet, korkutma, tehdit, haksız tahrik ve yanılma olarak tanımlanmıģtır. Fail, ceza kanununda tipik hareketi kısmen veya tamamen gerçekleģtiren kiģi olarak ifade bulmuģtur. Failin yaģayan bir kimse ve gerçek kiģi olması asıldır. Tüzel kiģilerin fail olması söz konusu değildir. Ceza kanununda mağdur ve suçtan zarar görenler ise ayrıma tabi tutulmuģtur. Her suçun doğal ve zorunlu mağduru Devlet tir. Çünkü suçun iģlenmesi ile birlikte toplum düzeni bozulur, düzenin tekrar sağlanması da devletin görevidir. Hukuk düzeni mağdura ve suçtan zarar görenlere bazı haklar tanımıģtır. Rıza nın açıklanması, Ģikâyete bağlı suçlarda uzlaģma, ceza davasına katılma, delillerin toplanmasını isteme, baro dan avukat talebi, kararlara karģı kanun yollarına baģvurma gibi. Ceza kanunu, ceza hukuku yaptırımlarını Ceza ve Güvenlik tedbirleri olarak iki baģlık altında toplamıģtır. 1-Ancak kanunla konulabilen, amacı suç iģlediği yargısal bir karar ile sabit olan kimseyi, yine yargısal bir kararla suçunun karģılığı olarak bazı yoksunluklara tabi kılarak ıslah etmek (özel önleme) ve genel önlemeyi (ibret teģkil etmeyi) temin etmek olan korkutucu yaptırıma Ceza denir. Özellikleri; acı çektirir ve ızdırap verir, korkutucudur, ancak kanunla konulabilir, iģlenmiģ bir suçun karģılığı olarak faile yöneliktir, yargısal bir kararla hükmedilebilir olması, amacı; suçun karģılığı olması, korkutarak ve ibret teģkil ederek baģkalarının suç iģlemesinin önleme, bizzat faili korkutarak uslandırmadır. Ġyi bir ceza, insan haysiyetine uygun olmalıdır, yalnızca suçluya etki etmelidir, bölünebilir olmalıdır, tamiri ve geri alınması mümkün olmalıdır. Ceza hukukunda cezanın çeģitleri; ağırlaģtırılmıģ ömür boyu hapis, ömür boyu hapis, süreli hapis, uzun süreli hapis, kısa süreli hapis ve adli para cezası olarak sayılmıģtır. Hapis cezasının infazı hastalık nedeniyle, hükümlünün istemiyle, mazeret izni, özel izin ve iģ arama izni gibi sebeplerle ertelenebilir. 2- Güvenlik tedbirleri ise, kamu hizmetlerinden yasaklılık, meslek ve sanatın tatili, yasal kısıtlılık, velâyet, vesayet veya kocalıktan doğan hak veya yetkinin kaybı, hükmün ilânı ve müsadere olarak sayılmıģtır. Akıl hastalarının yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınması, çocuklar için danıģmanlık, eğitim,barınma tedbirleri de güvenlik tedbirleri kapsamındadır. Keza iznin iptali ile müsadereyi tüzel kiģilere yönelik, yabancıların sınır dıģı edilmelerini de yabancı gerçek kiģilere özgü güvenlik tedbiri olarak gösterebiliriz. Türk ceza kanununda, hapis cezasının ertelenmesi, koģullu salıverme ve hükmün ertelenmesi gibi uygulamalarda yer almaktadır. Ceza hukukunun genel hükümlerine yer verdiğimiz bu bölümde, ceza iliģkisini ortadan kaldıran nedenlere de değinmekte yarar olacaktır.hukukumuzda öyle durumlar vardır ki,toplanan delillere göre suçun unsurları, cezalandırılabilme Ģartları ile ceza muhakemesi Ģartları gerçekleģmiģ, fiil ve faili belli olmuģtur. Ancak yinede ceza davası açılamamakta veya açılmıģ olan ceza davası düģmekte, hâtta verilmiģ bulunan ceza infaz edilemez hale gelmektedir.bunlar; 212

214 1-Sanığın (Ģüphelinin) ölümü: Ceza kanununun 64/1 maddesi, sanığın ölümü halinde kamu davasının düģürülmesine karar verilir hükmündedir. Ancak, iģtirak halinde iģlenen suçlarda suç ortaklarından birinin ölümü, ceza davasının diğer suç ortakları bakımından da ortadan kalkmasına yol açmaz. 2- Hükümlünün ölümü: Ceza kanununun 64/2 maddesinde, hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiģ adli para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine iliģkin olup ölümden önce kesinleģmiģ bulunan hüküm infaz olunur, denilmektedir. 3-Af: Hukukumuzda biri genel ve diğeri özel olmak üzere iki çeģit affa yer verilmiģtir. a). Genel Af: Yalnızca TBMM nin 3/5 çoğunluğunun kararıyla verilebilen genel af, ceza kanununun 65/1 maddesinde hüküm altına alınmıģtır. Madde, kamu davasının düģeceğini, hükmolunan cezaların bütün sonuçları ile birlikte ortadan kalkacağını belirlemiģtir.tabii ki genel af ile mahkûmiyete bağlı olarak ortaya çıkan hak yoksunlukları da, kendiliğinden ortadan kalkar. Genel affa uğrayan mahkûmiyet, yeniden iģlenen suçtan dolayı tekerrür hükümlerinin uygulanmasını engellediği gibi, hapis cezasının ertelenmesi yeteneğini de ortadan kaldırmaz. Söz konusu affın disiplin cezalarına (özel hüküm içermiyorsa) etkisi yoktur. Genel af, ceza kanununun 74/1 maddesi uyarınca, müsadere olunan Ģeylerin veya ödenen adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez. Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca cezanın düģmesi, tazminat davası açılmasını engellemez. Yargılama giderleri sanık (Ģüpheli) veya hüküm giyen kiģiden istenemez. b). Özel Af: Özel af yalnızca cezayı ortadan kaldırır veya azaltır veya değiģtirir. Nitekim, Türk Ceza Kanununun 65/2 maddesi, özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir yada adli para cezasına çevrilebilir, hükmünü içermektedir. Özel af, ceza iliģkisinin bütün neticelerini genel af gibi ortadan kaldırmamakta, mahkûmiyet durmaktadır. Maddenin 3. fıkrası hak yoksunluklarının etkisinin devam edeceğini, mahkûmiyet varlığını devam ettirdiğinden, tekerrür ve erteleme bakımından önemli sonuçlarının olacağını hüküm altına almıģtır. Özel af, müsadere olunan Ģeylerin veya ödenen adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan Ģahsi hak davasını etkilemez, yargılama giderlerine iliģkin hükümleri etkilemez. Özel affı, Anayasanın 87. maddesi uyarınca TBMM den baģka, Anayasanın 104. maddesinin (b) fıkrası uyarınca sürekli hastalık, sakatlık ve kocama nedeniyle CumhurbaĢkanı, çıkarabilir. Ormanı yakma, yok etme veya daraltmaya iliģkin suçlar Anayasanın 169/3 maddesi hükmü sebebiyle, genel ve özel af kapsamına alınmaz. 4- Zaman AĢımı: Türk ceza kanunu, zaman aģımını (hak düģürücü süre) dava ve ceza zamanaģımı olarak iki bölüme ayırmıģtır. Dava zamanaģımı, fiilin kovuģturulmasını engeller ve kesin hükümle birlikte sona erer. Buna karģılık ceza zamanaģımı, kesin veya kesinleģmiģ bir kararı Ģart kılar ve cezanın veya güvenlik tedbirinin infazını önler. a). Dava ZamanaĢımı: Suçun iģlendiği gün iģlemeye baģlayan, kesilme ve durmalara rağmen mahkûmiyet hükmü kesinleģmeden tamamlanan ve tamamlanma anından itibaren de kamu davasının hiç açılmamasını veya açılmıģsa ortadan kaldırılmasını gerektiren sürelere dava zamanaģımı denir.fiil, zamanaģımı süresinin dolmasından sonra da suç olarak kalmakta, yalnızca 213

215 kovuģturulamamaktadır. Bu nedenle beraat değil, düģme kararı verilir. Bu sürenin dolması ile yalnızca ceza değil, aynı zamanda güvenlik tedbirine baģvurma olanağı da ortadan kalkar. Ceza kanununun 66/1 maddesinde dava zamanaģımı süreleri, suç karģılığında öngörülen cezanın ağırlığına göre belirlenmiģtir. Bunlar 8 yıldan 30 yıla kadar değiģen oldukça uzun süreler olarak hüküm altına alınmıģtır. Suç karģılığı öngörülen cezalarda yapılan lehte değiģiklikler dava zamanaģımının uygulanmasında da dikkate alınır. b). Ceza ZamanaĢımı: Hükmün kesinleģtiği veya infazın herhangi bir nedenle kesintiye uğradığı anda iģlemeye baģlayan ve kesilmelere rağmen ceza infaz edilemeden tamamlanan ve tamamlanma anından itibaren de daha önce gerçekleģtirilemeyen infaza engel olan süreye ceza zamanaģımı denir. Bu husus ceza kanununun 68. maddesinde hüküm altına alınmıģtır. Ceza zamanaģımının dolması durumunda, mahkûmiyet ortadan kalkmayacağından tekerrüre esas teģkil edebilir, hapis cezasının ertelenmesine engel olabilir. Her iki zamanaģımı da talebe gerek olmaksızın yetkililerce resen uygulamaya konur. Hükümlü de ceza zamanaģımından vazgeçemez. Türk ceza kanununun 66/7 maddesi uyarınca, ağırlaģtırılmıģ ömür boyu veya ömür boyu veya 10 yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların, yurt dıģında iģlenmesi halinde dava zamanaģımı, aynı kanunun 68/3 maddesi uyarınca da, yine yurt dıģında iģlenmiģ bu suçlar dolayısıyla verilmiģ ağırlaģtırılmıģ ömür boyu hapis veya ömür boyu hapis veya 10 yıldan fazla hapis cezalarında ceza zamanaģımı uygulanmaz. Türk ceza kanununun 3. maddesi; Ceza kanununun uygulanmasında kiģiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düģünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaz, 4. maddesi; ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.ancak sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için meģru sanarak bir suç iģleyen kimse cezaen sorumlu olmaz hükmünü içermektedir. Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundaki bir kısım maddeler, daha sonra tarihinde 5377 sayılı ve tarihli 5560 sayılı kanunlarla değiģtirilmiģtir. Keza,Türk ceza kanununun yürürlük ve uygulama Ģekli hakkındaki tarihli 5252 sayılı kanunda da tarihli 5349 sayılı kanunla değiģiklikler söz konusu olmuģtur. Bahsedilen bu değiģimler genel uygulamaya iliģkin olduğundan ders notlarına dahil edilmemiģ, yalnızca bilgilendirme amaçlanmıģtır. Ceza hukukunun ikinci kitabı ceza özel hukukuna iliģkin hükümleri içermektedir. Bunlara kısaca baģlıklar halinde değinmekte bilgilendirme amaçlı yarar olacaktır. Söz konusu ikinci kitap dört kısımdan oluģmaktadır. Birinci kısım; uluslar arası suçlara iliģkindir. Bunları da Soykırım ve insanlığa karģı suçlar; (soykırım, insanlığa karģı suçlar, örgüt, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti) olarak tanımlayabiliriz. Ġkinci kısım; kiģilere karģı suçları kapsamaktadır. Bunları, Hayata karģı suçlar; (kasten veya taksirle öldürme, intihar), vücut dokunulmazlığına karģı suçlar: (kasten yaralama,taksirle yaralama, insan üzerinde deney, organ ve doku ticareti), ĠĢkence ve eziyet; (iģkence, neticesi sebebiyle ağırlaģmıģ iģkence,eziyet), koruma,gözetim,yardım veya bildirim yükümlülüğünün 214

216 ihlali; (terk, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi), çocuk düģürtme,düģürme veya kısırlaģtırma; (çocuk düģürtme, çocuk düģürme, kısırlaģtırma), cinsel dokunulmazlığa karģı suçlar; (cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reģit olmayanla cinsel iliģki, cinsel taciz), hürriyete karģı suçlar; (tehdit, Ģantaj, cebir, kiģiyi hürriyetinden yoksun kılma, eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluģlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanımının engellenmesi, inanç düģünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali, iģ ve çalıģma hürriyetinin ihlali, sendikal hakların kullanımının engellenmesi, haksız arama, dilekçe hakkının kullanımının engellenmesi, ayırımcılık, kiģilerin huzur ve sükununu bozma, haberleģme hürriyetinin engellenmesi), Ģerefe karģı suçlar; (hakaret, isnadın ispatı, haksız fiil nedeniyle ve karģılıklı hakaret, kiģinin hatırasına hakaret), özel hayata ve hayatın gizli alanına karģı suçlar; (haberleģmenin gizliliğini ihlal, kiģiler arasındaki konuģmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kiģisel verilerin kaydedilmesi ve bu verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme), Mal varlığına karģı suçlar; (hırsızlık, yağma, mala zarar verme, hakkı olmayan yere tecavüz, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme, bedelsiz senedi kullanma, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, kaybolmuģ veya hata sonucu ele geçmiģ eģya üzerinde tasarruf, hileli ve taksirli iflâs, karģılıksız yararlanma, Ģirket veya kooperatifler hakkında yanlıģ bilgi, suç eģyasının satın alınması veya kabulü, bilgi vermeme) olarak sayabiliriz. Üçüncü kısım; topluma karģı suçları düzenlemiģtir.bunları da; genel tehlike yaratan suçlar; (genel güvenliğin kasten yada taksirle tehlikeye sokulması, radyasyon yayma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiģtirmesi, atom enerjisi ile patlamaya sebebiyet verme, akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali, inģaat veya yıkımla ilgili emniyet kurallarına uymama, iģaret ve engel koymama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, hayvanın tehlike yaratabilecek Ģekilde serbest bırakılması), çevreye karģı suçlar; (çevrenin kasten yada taksirle kirletilmesi, gürültüye neden olma, imar kirliliğine neden olma), kamunun sağlığına karģı suçlar; (zehirli madde katma, bozulmuģ veya değiģtirilmiģ gıda veya ilâçların ticareti, kiģilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilâç yapma veya satma, uyuģturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanımının kolaylaģtırılması, bu maddeleri satın almak, kabul etmek veya bulundurmak, zehirli madde imal ve ticareti, sağlık için tehlikeli madde temini, bulaģıcı hastalıklara iliģkin tedbirlere aykırı davranma, usulsüz ölü gömülmesi), kamu güvenine karģı suçlar; (parada ve paraya eģit değerlerde sahtecilik, kıymetli damgada sahtecilik, para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar, mühürde sahtecilik, mühür bozma, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan, özel belgede sahtecilik, açığa imzanın kötüye kullanılması), kamu barıģına karģı suçlar; (halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, suç iģlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övme, halkı kin ve düģmanlığa tahrik veya aģağılama,kanunlara uymamaya tahrik, görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma, suç iģlemek amacıyla örgüt kurma, Ģapka ve Türk harflerine iliģkin kanunlara aykırı davranma), ulaģım araçlarına veya sabit plâtformlara karģı suçlar; (ulaģım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması, kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit plâtformların iģgali), genel ahlâka karģı suçlar; (hayasızca hareketler, müstehcenlik, fuhuģ, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama, dilencilik), aile düzenine karģı suçlar; (birden çok evlilik,hileli evlenme,dinsel tören, çocuğun soy bağını değiģtirme, kötü muamele, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali), ekonomi,sanayi ve ticaretle ilgili suçlar; (ihaleye fesat karıģtırma, edimin ifasına fesat karıģtırma, fiyatları etkileme, kamuya gerekli Ģeylerin yokluğuna neden olma, mal veya hizmet satımından kaçınma, tefecilik), biliģim alanında suçlar; (biliģim sistemine girme, sistemi bozma engelleme,verileri yok etme veya değiģtirme, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması), olarak sıralayabiliriz. Dördüncü kısım; millete ve devlete karģı suçlar ile son hükümleri düzenlemiģtir.bunları, kamu idaresinin güvenirliğine ve iģleyiģine karģı suçlar; (zimmet, irtikâp, denetim görevinin ihmali, rüģvet, yetkili olmadığı bir iģ için yarar sağlama, zor kullanma yetkisine iliģkin sınırın 215

217 aģılması, görevi kötüye kullanma, göreve iliģkin sırrın açıklanması, kamu görevlisinin ticareti, kamu görevinin terki veya yapılmaması, kiģilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi, kanuna aykırı eğitim kurumu, özel iģaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma, görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma), adliyeye karģı suçlar; (iftira, suç üstlenme, suç uydurma, yalan tanıklık, yalan yere yemin, gerçeğe aykırı bilirkiģilik veya tercümanlık, suçu bildirmeme, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, yargı görevi yapanı etkileme, sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiģtirme, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklama, suçluyu kayırma, tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme, gizliliğin ihlali, ses veya görüntülerin kayda alınması, genital muayene, adli yargılamayı etkilemeye teģebbüs, muhafaza görevini kötüye kullanma, resmen teslim olunan mala el konulması ve bozulması, baģkası yerine ceza infaz kurumuna veya tutukevine girme, hükümlü veya tutuklunun kaçması, kaçmaya imkân sağlama, muhafaza görevini kötüye kullanma, hükümlü veya tutukluların ayaklanması, infaz kurumuna veya tutukevine yasak eģya sokmak, hak kullanımı ve beslenmeyi engelleme), devletin egemenlik alametlerine ve organlarının sağlığına karģı suçlar; (cumhurbaģkanına hakaret, devletin egemenlik alametlerinin aģağılama, Türklüğü, cumhuriyeti, devletin kurum ve organlarını aģağılama), devletin güvenliğine karģı suçlar; (devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, düģmanla iģbirliği yapmak, devlete karģı savaģa tahrik, temel milli yararlara karģı hareket, yabancı devlet aleyhine asker toplamak, askeri tesisleri tahrip ve düģman askeri hareketleri yararına anlaģma, düģman devlete maddi ve mali yardım), anayasal düzene ve bu düzenin iģleyiģine karģı suçlar; ( anayasayı ihlal, cumhurbaģkanına suikast ve fiili saldırı, yasama organına karģı suç, hükümete karģı suç, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karģı silâhlı isyan, silâhlı örgüt, silâh sağlama, suç için anlaģma), milli savunmaya karģı suçlar; (askeri komutanlıkların gaspı, halkı askerlikten soğutma, askerleri itaatsizliğe teģvik, yabancı hizmetine asker yazma yazılma, savaģ zamanında emirlere uymama, savaģta yalan haber yayma, seferberlik ile ilgili görevin ihmali, düģmandan unvan ve benzeri payeler kabulü), devlet sırlarına karģı suçlar ve casusluk; (devletin güvenliğine iliģkin belgelerin yok edilmesi, devletin güvenliğine iliģkin bilgilerin temini, siyasal ve askeri casusluk, devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına iliģkin bilgileri açıklama, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, uluslar arası casusluk, askeri yasak bölgelere girme, devlet sırlarından yararlanma, devlet hizmetlerinde sadakatsizlik, yasak bilgileri temin, yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla temini, yasaklanan bilgileri açıklama, yasaklanan bilgileri siyasal ve askeri casusluk maksadıyla açıklama, taksir sonucu fiillerinin iģlenmesi, devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurma), yabancı devletlerle olan iliģkilere karģı suçlar; (yabancı devlet baģkanına karģı suç, yabancı devlet bayrağına karģı hakaret, yabancı devlet temsilcilerine karģı suç bu bölümde yazılı hükümlerin uygulanması, karģılıklılık koģuluna bağlıdır ), olarak sayabiliriz. Ceza hukuku özel hükümlerinden kamusal suçları ilgilendirenler hakkında bir bilgi sörfü yapmamız gerekecektir. Ceza kanununun ikinci kısım sekizinci bölümde yer alan hakaret fiili 125. maddede hüküm altına alınmıģtır. Bir kimseye onur, Ģeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden yada yakıģtırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle saldıran kiģinin eylemi, cezalandırmaya değer görülmüģtür. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kiģiyle ihtilât ederek iģlenmesi gerekir. Fiilin, mağduru muhatap alan sesli,yazılı veya görüntülü bir iletiyle iģlenmesi de hakaret suçunu oluģturmaktadır. Hakaret suçunun kamu görevlisine karģı ve görevinden dolayı iģlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olmayacaktır. Kurul halinde çalıģan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde suç, kurulu oluģturan üyelere karģı iģlenmiģ sayılacaktır. Üçüncü kısım dördüncü bölümde kamu güvenine karģı suçlara yer verilmiģtir. Türk Ceza Kanununun 199. maddesi kıymetli damgada sahtecilik suçunu düzenlemiģtir. Söz konusu madde de; kıymetli damgayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle 216

218 koyan kiģi hakkında cezaya hükmedilirken, maddenin 2. fıkrası sahte olarak üretilmiģ kıymetli damgayı bilerek kabul eden kiģiyi de ceza kapsamına almakla, kamu görevlilerine de sorumluluk yüklenmiģtir. Kanunun 204. maddesi, bir resmi belgeyi sahte olarak düzenlemeyi, gerçek bir resmi belgeyi baģkalarını aldatacak Ģekilde değiģtirmeyi veya sahte resmi belgeyi kullanmayı resmi belgede sahtecilik olarak tanımlamıģtır. Maddenin 2. fıkrası, görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen,gerçek bir belgeyi baģkalarını aldatacak Ģekilde değiģtiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisinin eylemini de bu suç kapsamına dahil etmiģtir. Resmi belgenin, kamu hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılacaktır. Kanun 206. maddesinde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanı hükme bağlamıģ, bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunmayı, cezalandırmayı gerektirir suç olarak belirlemiģtir. Tabii ki yalan beyanda bulunan kiģinin, kamu görevlisi de olması söz konusu olabilecektir. Ceza kanununun kamu idaresinin güvenilirliğine ve iģleyiģine karģı suçları düzenleyen dördüncü kısımda, 247. madde zimmet i görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiģ olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya baģkasının zimmetine geçiren kamu görevlisinin eylemi olarak tanımlamıģ, suçun zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranıģlarla iģlenmesi halinde ceza artırımından, suçun malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere iģlenmesi halinde de indirimde söz edilmiģtir maddede hükme bağlanan irtikap, görevin sağladığı nüfusun kötüye kullanılması suretiyle kendisine veya baģkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden ve görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleģtirdiği hileli davranıģlarla, kendisine veya baģkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisinin eylemi olarak tanımlanmıģtır madde, zimmet veya irtikâp suçunun iģlenmesine kasten göz yuman denetimle yükümlü kamu görevlisinin bu eylemini denetim görevinin ihmali olarak belirlemiģ, eylemi gerçekleģtireni iģlenen suçun müģterek faili olarak sorumlu tutmuģtur maddede hüküm bulan rüģvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir iģi yapması veya yapmaması için kiģiyle vardığı anlaģma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır. Ceza kanunu, rüģvet alan kamu görevlisinin yanı sıra, rüģvet veren kiģinin de kamu görevlisi gibi cezalandırılacağını, rüģvet konusunda anlaģmaya varılması halinde suç tamamlanmıģ gibi cezaya hükmolunacağını belirlemiģtir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluģları, kamu kurum ve kuruluģlarının yada kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluģlarının iģtirakiyle kurulmuģ Ģirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalıģan dernekler, kooperatifler yada halka açık anonim Ģirketlerle hukuki iliģki tesisinde veya tesis edilmiģ hukuki iliģkinin devamı sürecinde, bu tüzel kiģiler adına hareket eden kiģilere görevinin gereklerine aykırı yarar sağlanması halinde de bu hükmün uygulanacağı, yabancı bir ülkede seçilmiģ veya atanmıģ olan yasama veya idari yada adli bir görevi yürüten kamu kurum ve kuruluģlarının memur veya görevlilerine veya aynı ülkede uluslar arası nitelikte görevleri yerine getirenlere, uluslar arası ticari iģlemler nedeniyle bir iģin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir yararın elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan ve dolaylı olarak yarar teklif veya vaat edilmesi veya verilmesinin de rüģvet sayılacağı, belirlenmiģtir. 217

219 255. madde, görevine girmeyen ve yetkili olmadığı bir iģi yapabileceği veya yaptırabileceği kanaatini uyandırarak yarar sağlayan kamu görevlisinin eyleminin cezayı gerekli kılan suç oluģturduğu, 256. maddede, zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin görevini yaptığı sırada, kiģilere karģı görevinin gerektirdiği ölçünün dıģında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna iliģkin hükümlerin uygulanacağını, hüküm altına almıģtır. Ceza kanununda 257. madde, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dıģında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kiģilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan yada kiģilere haksız kazanç sağlayan kamu görevlisinin eylemini görevi kötüye kullanma, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dıģında görevinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstererek, kiģilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan yada kiģilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisinin eylemini de görev ihmali olarak nitelemiģtir madde, görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya ne suretle olursa olsun baģkalarının bilgi edinmesini kolaylaģtıran kamu görevlisinin eylemini göreve iliģkin sırrın açıklanması, 259. madde, yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak bir baģkasına mal veya hizmet satmaya çalıģan kamu görevlisinin eylemini kamu görevlisinin ticareti, 260. madde, hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde görevlerini terk eden, görevlerine gelmeyen, görevlerini geçicide olsa kısmen veya tamamen yapmayan veya yavaģlatan kamu görevlilerinin eylemini kamu görevinin terki veya yapılamaması olarak tanımlamıģ, kamu görevlisi sayısının üçten fazla olmaması halinde cezaya hükmolunmayacağını belirlemiģtir. Kamu idaresinin güvenilirliğine iliģkin suçlar kapsamında 261. madde, ilgili kanunlarda belirlenen koģullara aykırı olduğunu bilerek, kiģilerin taģınır ve taģınmaz malları üzerinde, karģılığı ödenmek suretiyle de olsa zorla tasarrufta bulunan kamu görevlisinin eylemini, 262. madde, bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teģebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiģ olduğu halde görevini sürdüren kiģinin eylemini ve 266.madde, görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun iģlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisinin eylemini cezalandırmaya değer kabul etmiģtir madde de bahsedilen araç kullanımı suç iģlenmesi aģamasında hüküm ifade etmektedir. Aksi halde araç kullanımı 237 sayılı taģıt kanunu kapsamında iģleme esas alınacaktır. 765 sayılı ceza kanununun 235. maddesinde hüküm bulan kamu görevlisinin suçu bildirmemesi eylemine, 5237 sayılı ceza kanununun 279. maddesinde de yer verilmiģtir. Buna göre, kamu adına soruģturma ve kovuģturmayı gerektiren bir suçun iģlendiğini, görevi ile bağlantılı olarak öğrendiği halde yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisinin eylemi cezalandırılacaktır. Ceza kanununun 280 ilâ 287 maddelerinde de, kamudaki muhtelif görevlerde bulunanlara iliģkin eylemlerin oluģturduğu suçların tanımı ve belirlenen cezalara yer verilmiģtir. Ceza kanununun genel ve özel hükümleri hakkında verilen bilgilerden sonra, kanunun uygulanmasına da değinmek gerekecektir. Anayasa nın 129. maddesinin son fıkrası; memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında iģledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuģturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dıģında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır hükmü ile, kamu görevlilerinin yargılanmalarını özel izne tabi kılmıģtır. 218

220 Keza, 657 sayılı devlet memurları kanununun 24. maddesi; devlet memurlarının görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında iģledikleri suçlardan dolayı soruģturma ve kovuģturma yapılması ve haklarında dava açılması özel hükümlere tabidir, hükmündedir. Kamu görevlilerinin yargılanmalarına iliģkin uygulama hakkında bilgi edinmeden önce, Dünya devletlerindeki, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerindeki yargılama usullerinin tarihi geliģimi ile ilgili bilgilendirme yararlı olacaktır. Memur yargılama usulünün tarihi geliģimi: Yapılan araģtırmalar, memur yargılama hukukunun Abbasi devletine kadar uzandığını ortaya koymaktadır.abbasi devletinde suç iģleyen memurların cezası Halife tarafından verilirdi. Sonraları bu yetki Vezirlere, ardından da Kad i Kudat denilen baģ kadıların baģkanlık ettiği Divan-ı Mezalim adlı kurullara verilmiģti. Kurul,suç iģleyen memurları yargılayan merkezi bir mahkeme niteliğini taģımaktaydı. Eyyübiler devleti zamanında suç iģleyen memurlar, halkın Ģikâyeti üzerine Da rül Adl denilen hükümdarların baģkanlığında yüksek devlet memurlarının oluģturduğu merkezi bir kurul tarafından yargılanarak cezalandırılırdı. Selçuklu döneminde de, Abbasi ve Eyyübiler de olduğu gibi merkezi yargılama kurulları görev yapmıģtır. Roma imparatorluğu döneminde memurların, diğer kiģilerden farklı Ģekilde yargılandığı, Bonasi nin yaptığı araģtırmalardan anlaģılmaktadır. Ġmparatorluğun ilk dönemlerinde memurlar aleyhine dava açma yetkisi Ġmparator daydı. Sonraları usulsüzlükler arttıkça, idarecilerin görevleri sona erdikten sonra olmak kaydıyla halka dava açma imkânı verildi. Roma imparatorluğunun yıkılması sonrasında ortaçağ da Comune lerin devri baģladı. Bu dönemde de halk, memurların görevleri sona erdikten sonra en çok elli gün içinde dava açma hakkına sahiptiler. Ġtalya da, belediye ve eyalet kanununa göre Vali ler, Vali Yardımcıları, Belediye BaĢkanları ve vekilleri hakkında, görevleri nedeniyle iģledikleri fiillerden dolayı dava açılabilmesi Kral tarafından verilecek izne bağlıydı.(bu uygulama daha sonra Ġtalya Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiģtir.) Fransa da da memurlar özel yargılama usulüne tabi tutulmuģlardır. 22/Aralık/1789 tarihli kanunda adli kuvvetlerin hiçbir kararı ile idari görevlerinin yerine getirilmesinde rahatsız edilmeyecekleri belirtilmiģ, 1799 tarihinde Fransa Anayasa sına eklenen bir hükümle de hükümet ajanlarının görevlerine iliģkin fiillerinden dolayı DanıĢtay ın kararı olmadan kovuģturulamayacakları hususu düzenlenmiģtir.(19/eylül/1870 tarihli bir kararnameyle bu sistem yürürlükten kaldırılmıģ, memurların özel yargılama usulü sona ermiģtir) Ġngiltere de baģlangıçta Kral ın hizmetinde çalıģan memur, zamanla parlamentonun ülke yönetiminde ağırlık kazanmasıyla parlamento emrinde çalıģmaya baģlamıģtır. Bu sistemdende 1870 yılında vazgeçilerek memurlar genel hükümlere tabi kılınmıģlardır. Günümüzde bazı önemli davalar için izin sistemi belirlense da, bu yargı organlarının yetkisi içindedir. Osmanlı döneminde ve Tanzimat öncesinde, memurların yargılanması sistemi önceki Türk- Ġslâm devletlerinde olduğu gibiydi. Memurlar hakkındaki Ģikâyetleri, bugün ki Savcıların görevini yapan MübĢir-i Mahsusa lar soruģtururlardı. Bu görevliler BaĢkent dıģında görev yapan memurlar hakkındaki Ģikâyetler için fermanla, eyalet ve sancak lara gönderilirdi. Yargılama ise baģkent te Divan-ı Hümayun da yapılırdı. 219

221 Sonraları merkeziyetçi yargılama sistemi taģraya kaydırıldı. Divan-ı Hümayun baģkentteki memurları, PaĢa Divanları eyaletlerdeki memurları, Mirliva Divanları sancak memurlarını soruģturur ve yargılardı. Fatih Sultan Mehmet (Kanun-i Osmani adı verilen kanunnamesinde memurların görevleri gösterilmiģ ve bazı ceza kurallarına iliģkin hükümler yer almıģsa da), Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman (kararnamesinde suç iģleyen her kim olursa olsun kanunun pençesinden kurtulamayacak denmiģse de) dönemlerinde hazırlanan kanunnamelerde memurların yargılanmalarına iliģkin ayrıntılı bilgilere rastlanılmamaktadır. II.Mahmut döneminde 1838 yılında Kazasker-Kadı-Nüvvabi ve diğer memurların yargılanmalarına ve cezalandırılmalarına iliģkin kanunname yayınlanmıģtır.kanunnamenin birinci kısmında, Kadıların ve yardımcılarının rüģvet almaları veya yolsuzluk yapmaları halinde yargılanmaları ve cezaları, ikinci kısımda yargı makamları dıģında görev yapan memurların yargılanmaları, düzenlenmiģtir. Osmanlı devletinde memurların yargılanma sisteminde, Tanzimat a kadarki dönemin ortak özelliği memurların ayrı bir yargı sistemine tabi olmaları, ancak bununla birlikte padiģahın mutlak egemenliği karģısında mal güvenliklerinin bulunmayıģı, temel hak ve özgürlükler yönünden de tebaa dan farklı olmayıģlarıdır. Tanzimat sonrasında, 1839 dan itibaren batılılaģma hareketi baģlamıģ, 1854 te kurulan Meclisi Aliyi Tazminat, 1861 de Meclisi Ahkamı Adliye ile birleģtirilerek Meclisi Valayı Ahkamı Adliye adını almıģtır. Bu kuruluģ danıģma organı, birey ile devlet arasındaki problemleri çözen ve memurları yargılayan bir organ olarak görev yapmıģtır tarihinde çıkarılan Men-i irtikap kanunu memurların yargılanma usulünü yazılı hale getirmiģtir. Buna göre Ġstanbul daki devlet memurları ile taģradaki bazı yüksek memurlar Meclisi Valayı Ahkamı Adliye de, bunların dıģındaki diğer memurlar eyalet merkezindeki Meclisi Kebire de yargılanacak, Meclisi Kebire nin kararları ikinci defa Meclisi Valayı Ahkamı Adliye de incelenecek, PadiĢah ın onayı ile uygulanacaktı tarihli Memurin Muhakemat Nizamnamesi, modern ceza ile idare kanunlarının yanında modern bir yargılama kanununun olmaması nedeniyle oluģan boģluğu kısmen doldurmuģtur. Nizamname üç bölümden oluģmuģtur. Birinci bölümde, devlet memurları üç dereceye ayrılmıģ, gördükleri hizmet esas alınarak ayrı ayrı yargılama usulleri getirilmiģtir.ġkinci bölümde, suçların ağırlığı veya hafifliğine göre ayrı ayrı yargılama mercileri ve verilecek cezalar ile bunları onama mercileri belirtilmiģtir. Üçüncü bölümde, memurlar görev aldıkları yer dikkate alınarak sınıflandırılmıģlardır. Buna göre, PadiĢah tarafından atanan memurlar ġurayı Devlet te (DanıĢtay), diğerleri Ġstanbul Vilâyeti Ġdare Meclisi nde yargılanıyordu. Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suç için DanıĢtay ın onayı gerekiyordu. 17/ġubat/1913 tarihinde Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat in kabulü ile memurların yargılama usulü farklı bir boyut kazanmıģtır. Bu geçici kanun, 1876 Anayasa sı döneminde hükümet tarafından çıkarılmıģ, ancak Yasama Meclisi tarafından onaylanmamıģsa da, 4483 sayılı Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hakkında kanunun yürürlüğe girdiği tarihine kadar uygulanmıģtır. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle iģledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için, izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemek için, tarihli 4483 sayılı kanun yürürlüğe konulmuģtur. Bu kanun, devletin ve diğer kamu tüzel kiģilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve 220

222 sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle iģledikleri suçlar hakkında uygulanır sayılı ĠçiĢleri Bakanlığı teģkilât ve görevleri hakkında kanunun 33. maddesi uyarınca, ġubat/2000 tarihinde memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması hakkında kanunun uygulaması ile ilgili olarak ĠçiĢleri Bakanlığınca yürütülecek iģlemlere iliģkin Yönerge uygulamaya konulmuģtur. Kanun görev suçu kavramına yeni düzenleme getirerek, görev sırasında iģlenen suçları (görevden doğmamak Ģartıyla) kapsam dıģı bırakmıģtır. Bu sebeple görev sırasında iģlenen her suç, artık memur yargılaması usulüne tabi olmayacaktır. Görev sırasında iģlense bile görevle ilgisi olmayan, görevden doğmayan suçlar genel hükümlere tabi olacaktır. Görev sebebiyle iģlenen suç, memurun memuriyet nedeniyle, memuriyet görevi ve iģlemlerinin yapılması dolayısıyla iģlenen suçlardır. Suçun iģlendiği yer ve zaman önemli değildir. Bu suçlar yalnızca memurlar tarafından iģlenen suçlardır. Bu nedenle kamu görevi ifa etmeyen kiģilerin görevden doğan suçları iģlemeleri mümkün değildir. Halktan topladığı paraya makbuz vermeyen muhtarın, hastayı hiçbir sebebe dayanmaksızın hastaneye kabul etmeyen doktorun, yaptığı idari soruģturma sırasında sanığa gerçekleri söyletmek için dayak atan jandarma karakol komutanının suçları görevden doğmuģtur.görevle ilgili olmadığı halde memuriyet görevinin ifası sırasında iģlenen adi hakaret, müessir fiil, ırza geçme gibi suçlar görev sırasında iģlenen suçlar olup, umumi hükümlere göre takibatı yapılacaktır. Burada önemli bir diğer husus görev kavramının neyi ifade ettiğidir. Her Ģeyden önce buradaki görev idari görevdir, adli görev sebebiyle iģlenen suçlar bu kanun kapsamı dıģındadır ve genel hükümlere tabidir. Ġdari görevin ne olduğu 657 sayılı DMK, kuruluģların teģkilât kanunları ile mesleki kanunlarda, tüzük, yönetmelik, kararname, genelge ve emirlerde belirlenir. Görevleri ve sıfatları sebebiyle, özel soruģturma ve kovuģturma usullerine tabi olanlara iliģkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruģturma ve kovuģturma usullerine iliģkin hükümler, saklıdır. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali genel hükümlere tabidir. Disiplin hükümleri saklıdır sayılı kanuna tarihinde 4778 sayılı kanunun 33. maddesi ile eklenen fıkra; 765 sayılı Türk ceza kanununun 243 ve 245 maddeleri (243. madde 5237 sayılı kanunun 94,95 maddelerine tekabül etmektedir. Bu maddeler iģkence ve neticesi sebebiyle ağırlaģmıģ iģkence suçlarına, 245. madde ise 5237 sayılı kanunun 256. maddesine tekabül etmektedir. Bu madde de, zor kullanma yetkisine iliģkin sınırın aģılması suçunu düzenlemiģtir) ile 1412 sayılı CMUK un 154. maddesinin 4. fıkrası kapsamında ( tarihli 3842 sayılı kanunun 23. maddesi ile değiģik Ģekliyle, zabıta amirleri hakkında hakimlerin vazifelerinden dolayı tabi oldukları muhakeme usulü tatbik olunur) açılacak soruģturma ve kovuģturmalarda bu kanun hükümleri uygulanmaz sayılı kanunun getirdiği yenilikler Ģunlardır. Memurların dıģında diğer kamu görevlileri de kanun kapsamına alınmıģtır. Görevle ilgili olmayan ancak, görev sırasında iģlenen suçlar kapsam dıģına çıkarılmıģtır. Hazırlık soruģturma yetkisi C.Savcılıklarına devredilmiģtir sayılı Türk ceza kanununun 6. maddesinde kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla yada herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kiģi, olarak tanımlanmıģtır. 221

223 Kanunda ifade bulan diğer kamu görevlileri, ilk kez Anayasa nın 128/1 maddesinde yer almıģtır. Diğer kamu görevlisini, memurlarda olduğu gibi genel idare esaslarına göre asli ve sürekli görevleri yürüten ve tüm özlük hakları yasa ile düzenlenen kamu hizmeti görevlisi olarak anlamak gerekir. Bunların gördükleri hizmetler bakımından statüleri memurlardan farklıdır ve kendi personel yasalarına tabidir. Hakimler, Savcılar, Üniversite öğretim elemanları,tsk personeli, Emniyet mensupları, Uzman ve jandarma uzman çavuģlar, KĠT lerin memur statüsündeki personeli, Köy ve mahalle muhtarları, Enerji piyasası düzenleme kurumu çalıģanları, Milli piyango idaresi genel müdürlüğü çalıģanları, Sosyal güvenlik kurumu yönetim kurulu üyeleri ile kurum personeli, ĠSKĠ genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerini, diğer kamu görevlilerine örnek vermek mümkündür sayılı kanun, kiģiler ve suçlar açısından istisnalar içermektedir. KiĢiler açısından, TBMM üyeleri, BaĢbakan ve Bakanlar, Hakimler ve Savcılar, TSK personeli, YÖK görevlileri (baģkan, üyeler, kadrolu ve sözleģmeli öğretim elemanları), Yüksek Mahkeme BaĢkan ve üyeleri (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, DanıĢtay BaĢkan ve üyeleri). Türkiye ĠĢ Kurumu yönetim kurulu baģkan ve üyeleri ile kurum personeli), Din görevlileri, BDDK mensupları, Rekabet kurumu baģkan ve üyeleri ile her çeģit personeli, Çiftçi mallarını koruma derneği baģkan ve üyeleri, KĠT personeli, Kredi yurtlar kurumu ve TOBB personeli, Avukatlar, Noterler, Hakemler, BilirkiĢiler, Tanıklar, Gemi kaptanları, Belediyelere ait iktisadi teģebbüsler,köy ihtiyar kurulu üyeleri (muhtarla birlikte suça iģtiraki olanlar hariç), Özel öğretim kurumları yönetici ve öğretmenleri, 1163 sayılı kanuna tabi kooperatif personeli, Okul koruma derneği görevlileri, Kayyum lar, Vakıf mütevellileri kanun kapsamı dıģında tutulmuģtur. Kanun, suçlar açısından da istisnalar içermektedir. Bunları da 3628 sayılı kanun kapsamına giren suçlar, sıkıyönetim kanunu kapsamına giren suçlar,atatürk aleyhine iģlenen suçlar, ĠĠK nun 357. maddesi kapsamına giren suçlar (tebligatla görevli icra memurları),seçim suçları, DGM nin kuruluģ görev ve yargılama usulü hakkında kanun kapsamına giren suçlar, Kaçakçılık suçları, Evlendirme memurlarının suçları, Jandarma teģkilâtı mensuplarının adli görevlerinden doğan suçlar,orman suçları, Adli görev nedeniyle iģlenen suçlar olarak sayabiliriz. 657 sayılı kanunun 4/B maddesi uyarına çalıģtırılan sözleģmeli personel ile 4/C maddesi uyarınca çalıģtırılan geçici personel, bir kadroya bağlı olarak istihdam edilmediklerinden, kamu görevi de yapsalar bu kanun kapsamında değerlendirilmeyeceklerdir sayılı kanunun 3. maddesi ile yönergenin 6. maddesi izin vermeye yetkili meciileri tanımlamıģtır. Ġlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Kaymakam, Ġl de ve merkez Ġlçe de görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Vali, bölge düzeyinde teģkilâtlanan kurum ve kuruluģlarda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, görev yaptıkları Ġlin Valisi izin vermeye yetkilidir. Kanunda ayrıca yedi madde halinde izin yetkisi bulunan yetkili kiģileri de saymıģtır. Kanunda sayılan izin vermeye yetkili mercilerin yokluklarında bu yetki vekilleri tarafından kullanılacaktır. Yönergenin 29. maddesi uyarınca yetkili mercilerin saptanmasında, memur veya kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınacaktır. Ast ile üst memurun aynı fiile iģtiraki halinde izin, üst memurun bağlı olduğu merciden istenecektir. Bu madde düzenlenirken idare hukukunun yerinden yönetim ilkesi nin esas alındığı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin önce görev yaptıkları yer, sonrada atama biçimleri dikkate alınarak, soruģturma izni vermeye yetkili merciler belirlenmiģtir. Ancak, madde düzenlenirken idarenin teknik ve hiyerarģik yapısındaki bağlılıklar göz önüne alınmamıģtır. Bakanlıklar,MüsteĢarlıklar, müstakil Genel Müdürlükler ile BaĢkanlıklar, taģra teģkilâtında görev yapan memurlar hakkında ön inceleme yapma veya yaptırma izni vermeye yetkili değillerdir. 222

224 DanıĢtay 1. dairesinin tarihli 2000/29,59 esas ve karar sayılı kararı uyarınca, üst merci alt merciin izin yetkisini kullanamayacaktır. Geçici görevli memur hakkında, hangi merciin yetkili olacağı konusunda kanunda bir açıklık yoktur. Ancak mülga MMHK un ve CMUK un ilgili maddeleri ve geçmiģde ki uygulama emsal olarak alınırsa, geçici görevli personel hakkında ön inceleme baģlatma ve soruģturma izni verme yetkisi, memurun geçici olarak bulunduğu yerin yetkili merciine değil, kadrosunun bulunduğu, özlük dosyasının tutulduğu yani asli görev yaptığı yere göre belirlenecek yetkili mercie ait olacaktır. (ĠçiĢleri Bakanlığı MüsteĢarı hakkında geçici görev yerindeki Kaymakam ın izin vermesinin hiyerarģik yapıya aykırılığı gibi) Kanunun 4. maddesi ile yönergenin 7,8,ve 9. maddeleri, olayın yetkili mercie iletilmesi, iģleme konulmayacak ihbar ve Ģikâyetleri düzenlemiģtir. Buna göre; C.BaĢsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu kanun kapsamına giren suçlarına iliģkin herhangi bir ihbar veya Ģikâyet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten baģka hiçbir iģlem yapmayarak ve hakkında ihbar ve Ģikâyette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine baģvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruģturma izni isterler. Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de, bu kanun kapsamına giren bir suç iģlendiğini ihbar, Ģikâyet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde, durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler. Kanunun tarihli 5232 sayılı kanunun 2 maddesi ile değiģik 3. fıkrası; Bu kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve Ģikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya Ģikâyetlerde kiģi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya Ģikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iģ veya ikâmetgâh adresinin bulunması zorunludur ve 4. fıkrası; üçüncü fıkradaki Ģartları taģımayan ihbar ve Ģikâyetler, C.BaĢsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından iģleme konulmaz ve durum, ihbar veya Ģikâyette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların, sıhhati Ģüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuģ olması halinde ad, soyad ve imza ile iģ veya ikâmetgâh adresinin doğruluğu Ģartı aranmaz.baģsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya Ģikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır, hükmündedir. Kanunun 4. maddesinde düzenlenen hususta, DanıĢtay 1. dairesinin tarihli 2000/29,59 esas ve karar sayılı kararı mevcuttur. Yönergenin 19. maddesinde de bu hususa yer verilmiģtir.3. fıkradaki koģullar 3071 sayılı kanunun 4. maddesinde de yer bulmuģtur. Kanunun 5. maddesi ön incelemeye yer vermiģtir. Ġzin vermeye yetkili merci, bu kanun kapsamına giren bir suç iģlendiğini bizzat veya bir önceki maddede yazılı Ģekilde öğrendiğinde bir ön inceleme baģlatır, denilmektedir tarihli 5232 sayılı kanunun 3. maddesi ile eklenen fıkra; C.BaĢsavcılıkları ile izin vermeye yetkili merciler, ihbar ve Ģikâyetler konusunda daha önce sonuçlandırılmıģ bir ön inceleme olması halinde müracaatı iģleme koymazlar. Anacak ihbar ve Ģikâyet eden kiģilerin konu ile ilgili olarak daha önceki ön incelemenin neticesini etkileyecek yeni belge sunması halinde müracaatı iģleme koyabilirler, hükmünü getirmiģtir. DanıĢtay 2. dairesi tarihli 2000/3599 esas 2001/213 karar sayılı kararında Ģüphelinin eyleminden dolayı daha önceden karar verildiğinden aynı eylemden dolayı 4483 sayılı kanuna göre yeniden ön inceleme yapılıp, soruģturma izni verilemeyeceği belirtilmiģtir. Oysa 5232 sayılı kanunla eklenen fıkrada sözü edilen yeni belge sunulması hükmüne karģı, DanıĢtay 2. dairesi tarihli 2003/717 esas 2004/264 karar sayılı 223

225 kararında, 4483 sayılı kanuna göre itiraz edilmekle veya itiraz edilmeksizin kesinleģen yetkili merci kararlarına konu edilen eylemlerin, yeni bir delil elde edilmekle tekrar ön incelemeye konu edilemeyeceği belirtilmiģtir. Ön inceleme, izin vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırılabilir. Ġnceleme yapacakların, izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kamu kurum veya kuruluģunun içerisinden belirlenmesi esastır. ĠĢin özelliğine göre bu merci, anılan incelemenin baģka bir kamu kurum veya kuruluģunun elemanlarıyla yaptırılmasını da ilgili kuruluģtan isteyebilir. Bu isteğin yerine getirilmesi, ilgili kuruluģun takdirine bağlıdır. Yönergenin 10. maddesinde yukarıda bahsedilen husus, inceleme yapacakların, hakkında ön inceleme yapılan memur ve diğer kamu görevlilerinin mensubu bulunduğu kamu kurum ve kuruluģlarının içerisinden belirlenmesi esastır belirtmesi ile yumuģatılmıģtır ki, doğrusuda budur. Yönergenin 11,12 nci maddelerinde ise; Ġlçede, hakkında ön inceleme yapılanın üstü konumunda görevli personel bulunmaması veya incelemenin uzmanlık gerektirmesi halinde, Kaymakam, Vali den ön incelemenin Ġl den görevlendirilecek bir elemana yaptırılmasını talep edebilir. Ön incelemenin müfettiģ bilgi ve tekniğini gerektirmesi durumunda da Vali, konuyu gerekçeli olarak ilgili Bakanlığa ileterek denetim elemanı talebinde bulunabilir. Yargı mensupları ile yargı kuruluģlarında çalıģanlar ve askerler, baģka mercilerin ön incelemelerinde görevlendirilemez. Denetim elemanı görevlendirilmesi için Bakandan alınan ön inceleme onaylarının 24 saat içinde ilgili kurula gönderilir. Yönergenin 14. maddesinde bahsedildiği üzere, ön inceleme onayında belirtilen ihbar, Ģikâyet veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ön inceleme sırasında ortaya çıkabilecek konular, ön inceleme onayının kapsamını oluģturur. Ön inceleme onayında belirtilenlerden baģka memur ve diğer kamu görevlilerinin de iddia konusu olaylara katıldıklarının anlaģılması halinde, yeni bir inceleme onayı alınmaksızın ön incelemeye dahil edilirler. Ancak, ön inceleme sırasında ön inceleme onayında belirtilen olay ve konudan tamamen ayrı ve farklı bir suç olarak nitelendirilebilecek bir fiil veya iģlem tespit edildiğinde, konu yazılı olarak en seri haberleģme araçları ile bu konuda ön inceleme baģlatılmak üzere yetkili mercie bildirilir. Kanunun bu maddesinin son fıkrasında ve yönergenin 15. maddesinde, ön inceleme ile görevlendirilen kiģiler birden fazla ise biri, baģkan olarak belirlenir. Denetim elemanları kendi usullerine tabidir, denilmektedir. Ön inceleme yapanların yetkisi ve rapor hususlarını düzenleyen 6. madde; ön inceleme ile görevlendirilen kiģi veya kiģiler, Bakanlık müfettiģleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu kanunda hüküm bulunmayan hususlarda CMUK ( tarihli 5271 sayılı CMK ile değiģti) göre iģlem yapabilirler, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlilerinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüģlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden çok kiģi tarafından yapılmıģsa, farklı görüģler raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir. Yetkili merci bu rapor üzerine soruģturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararda gerekçe gösterilmesi zorunludur. 224

226 Ön inceleme, hazırlık soruģturması öncesi idari inceleme nitelikli bir çalıģmadır. Ön inceleme ile görevli kiģi, tanık dinleyebilecek, bilirkiģi görevlendirebilecek, keģif yapabilecek, arama talebinde bulunabilecek, el koyma tedbirine baģvurabilecek, suçlanan kiģinin ifadesini alabilecek, hakkında inceleme yapılan kiģileri görevden uzaklaģtırabilecek, CMK da yer alan usul iģlemlerinin tümünü uygulayabilecektir. Maddede bahsedilen, bakanlık müfettiģleri ile kendilerini görevlendiren (bakan, genel müdür, Vali gibi) merciin bütün yetkilerini haiz olup ibaresi, bu makamların tabii ki 4483 ve CMK ya iliģkin yetkilerine iliģkindir. Ancak ön inceleme ile görevlendirilenlerin inceleme yaptıkları kiģiler hakkında görevden uzaklaģtırma tedbirini uygulayabileceklerdir. Bahsedilen madde, hakkında inceleme yapılan memurun ifadesinin alınmasını (susma hakkı saklı kalmak kaydıyla) zorunlu kılmıģtır. Oysa MMHK uygulamasında ve DanıĢtay 1. dairesinin gün ve 986/372 esas, 987/33 karar sayılı kararında; sanığın kaybolması, suçu iģledikten sonra akıl hastalığına yakalanması, ölüm, af, zamanaģımı, Ģikâyetten vazgeçme hallerinde sanığın savunması alınmaksızın fezleke düzenlenebileceği belirtilmiģtir.ancak 4483 sayılı kanunda bu gibi durumlarda yapılacak iģleme iliģkin bir açıklık getirilmemiģtir. Ġfadenin inceleme mahallinde vicahen alınması asıl olmakla birlikte, gerektiğinde makul bir süre verilerek yazıyla da istenebilir. Yönergenin 20. ilâ 27. maddeleri ön incelemede usule iliģkin iģlemleri belirlemiģtir. Buna göre ön incelemecinin, delillerin toplanması, ifade sırasında yeminli kâtip bulundurulması ve tutanak düzenlenmesi, tanıklarla ilgili iģlemler, istinabe usulüne baģvurma, hakkında ön inceleme yapılanların ifadelerinin alınması, bilirkiģi görevlendirilmesi, keģif, zapt ve arama nedeniyle yapılacak usulü iģlemlere yön vermiģtir. Ön inceleme sonrasında, düzenlenen rapor izin vermeye yetkili mercie verilir. Farklı görüģler raporda gerekçeleriyle belirtilir.yönergenin 17. maddesi de bu hususlara değinmiģ, ön incelemecinin af, zamanaģımı, ölüm gibi durumlarda soruģturma izni verilmemesi önerisinde bulunacağını belirtmiģtir. Fiilin ayrıca disiplin suçu niteliğinde olması veya tazmini gerektirmesi halinde, ayrıca disiplin veya tazmin raporu düzenlenir. Yetkili merci kanun gereği soruģturma izni verilmesi yada verilmemesi dıģında baģka bir karar verme yetkisine sahip değildir. Rapordaki kanaate aynen uyması gibi bir zorunluluğu da yoktur. (DanıĢtay 1. dairesinin yetkili merciin karar verirken bir takdir yetkisinin olmadığına iliģkin kararı bulunmaktadır) Ancak 6. maddede belirtildiği üzere, yetkili merci ön incelemecinin önerilerinin aksine bir karar vermesi halinde karar gerekçeli olacaktır.yönergenin 31. maddesinin son fıkrası, yetkili merci tarafından verilen kararların bir deftere kaydedileceğini,kararların müteselsil sıra numarası verilerek ayrı bir dosyada muhafaza edileceğini belirtmiģtir. Yönergenin 19. maddesi; ön inceleme sırasında suç konusunun 4483 sayılı kanun kapsamında olmadığının anlaģılması halinde, ön inceleme yapmakla görevlendirilenler bu konuda tevdi raporu düzenlerler. Bu konuda ayrıca ön inceleme raporu düzenlenmez sayılı kanunun 7. maddesi süre ye iliģkin hükümleri düzenlemiģtir. Buna göre; yetkili merci soruģturma izni konusundaki kararını, suçun öğrenilmesinden itibaren ön inceleme dahil en geç 30 gün içinde verir. Bu süre zorunlu hallerde 15 günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir. Bu sürede verilen karar C.BaĢsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa Ģikâyetçiye bildirilmesi zorunludur. Yönergenin 30.maddesinde, karar verme süresinin son günü herhangi bir tatile tesadüf ederse, tatilin ertesi günü biter. Öğrenme tarihi, ihbar, Ģikâyet veya soruģturma izin talebinin yetkili merci tarafından havale edilmesi veya ön inceleme onay ve görev emri verildiği tarihtir. 225

227 Türkiye nin Avrupa Birliğine entegrasyon döneminde önünde duran sorunların en önemlilerinden biride hukuksal yargılama süreçlerinin çok uzun sürmesi, özellikle kamu görevlilerinin insan haklarına yönelik olarak iģledikleri suçlardan dolayı uzun süreli tahkikat aģamalarından geçmeleri, bu durumun kamu oyunda tepkilere sebebiyet vermesi, geç gelen adaletin adaletsizlik yaratması gibi önemli sosyal rahatsızlıklara yol açmasıydı. ĠĢte bu sebeplerden ötürü, 4483 sayılı kanun bir taraftan ön inceleme safhasını oldukça kısa sayılabilecek bir süre sınırlamasına tabi tutmak, diğer taraftan da mülga MMHK da yer alan idare kurulları aģamasını tamamen ortadan kaldırmak suretiyle, soruģturma süresinin hızlı bir biçimde iģlemesini sağlayacak yeni düzenlemeler getirmiģtir. Kanunun 8. maddesi, soruģturma izninin kapsamını belirlemiģtir.soruģturma izni, Ģikâyet, ihbar veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ileride soruģturma sırasında ortaya çıkabilecek konuları kapsar. SoruĢturma sırasında izin verilen olay ve konudan tamamen ayrı veya farklı bir suç olarak nitelendirilebilecek bir fiil ortaya çıktığında, yeniden izin alınması zorunludur. Ancak, suçun hukuki niteliğinin değiģmesi, yeniden izin alınmasını gerektirmez.(görevde ihmal sebebiyle onay alındıktan sonra görevi kötüye kullanma suçunun varlığının belirlenmesi gibi) 4483 sayılı kanunun 9. maddesi itiraz biçimini belirlemiģtir. Kanunda yetkili merci, soruģturma izni verilmesine veya verilmemesine iliģkin kararını C.BaĢsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa Ģikâyetçiye bildirir denilirken, Yönergenin 32. maddesinde, soruģturma izni verilmesine iliģkin karar, hakkında ön inceleme yapılan memur ve diğer kamu görevlilerine, soruģturma izni verilmemesine iliģkin karar ise C.BaĢsavcılığına ve varsa Ģikâyetçisine yetkili merci tarafından bildirilir denilmiģtir. Verilen kararlar, ilgilinin özlük dosyasına konulmak ve gerekli takipler yapılmak üzere, dairesi amirine gönderilir. Kararın tebliği, Bakanlık merkez ve bağlı kuruluģlarında hukuk müģavirliklerince, Valilik ve Kaymakamlıklarda ise idare kurulu bürolarınca yapılır. Gerek kanunda ve gerekse yönergenin 33. maddesinde, memur veya diğer kamu görevlisi ile C.BaĢsavcısı ve Ģikâyetçinin yetkili merciin kararına, tebliğden itibaren 10 gün içinde itiraz hakkının bulunduğu hüküm altına alınmıģtır.bu süre hak düģürücü süredir. Kanunda ve yönergenin 34. maddesinde bahsedildiği üzere, itiraza, kanunun 3. maddesinin (e),(f),(g) (Cumhur BaĢkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için DanıĢtay 2. Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakacaktır. Ġtirazlar öncelikle incelenir ve en geç 3 ay içinde karara bağlanır ve verilen bu kararlar kesindir. Muhbir, suçtan zarar görmeyen ancak bir kimsenin suç iģlediğini bildiren kiģidir. Suçtan zarar görmediği için muhbire tebligat yapılmaz.bu kiģilere itiraz hakkı da tanınmamıģtır. Kanunun 10. maddesi uyarınca, 4483 sayılı kanun kapsamındaki suçların iģtirak halinde iģlenmesi durumunda memur olmayan memur olanla, ast memur üst memurla aynı mahkemede yargılanacaktır. 226

228 Kanunun 11 ilâ 14. maddeleri, iznin gönderileceği ve hazırlık soruģturmasını yapacak mercileri, yetkili ve görevli mahkemeleri belirlemiģtir. 15. madde, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ihbar ve Ģikâyetlerin garaz, kin veya mücerret hakaret için uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı hazırlık soruģturması sonucunda anlaģılır veya yargılama sonucunda sabit olursa, haksız isnatta bulunanlar hakkında yetkili ve görevli C.BaĢsavcılığına resen soruģturmaya geçilir. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlarda kamu davası açılması için C.BaĢsavcılığına baģvurma ve haksız isnatta bulunanlar hakkında genel hükümlere göre tazminat davası açma hakları saklıdır hükmü ile dürüst memurları koruma altına almıģ, kamu görevinin saygınlığının korunması amaçlanmıģtır.bu davalar resen açılacaktır, genel hükümler uygulanacaktır, bu nedenle soruģturma iznine gerek yoktur. Benzer bir hüküm, 657 sayılı DMK nun 25. maddesinde de bulunmaktadır.ancak, 4483 sayılı kanunda C.Savcısına doğrudan dava açma yetkisi verilmiģken, 657 sayılı kanunda en üst amir veya valinin istemi üzerine C.Savcısının dava açması mümkün olabilecektir. 227

229 TAPU VE KADASTRO BİLGİ SİSTEMİ ( TAKBİS ) 228

230 Takbis programı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü nün en büyük projesi olmakla birlikte ülkemizin e-devlet kapısındaki en büyük veri paylaģım merkezidir. Proje öncelikle 2000 yılında Ankara/Çankaya ve Ankara/GölbaĢı Tapu Sicil Müdürlüklerinde pilot olarak hayata geçirilmiģ daha sonra tüm ülke çapında yaygınlaģtırılmaya baģlanmıģtır. Programın öncelikli amacı Tapu Sicil Müdürlükleri nin standardize edilecek olmasıdır. Her türlü iģlemin tüm müdürlüklerde aynı Ģekilde yapılıyor olması hem vatandaģ memnuniyeti açısından hem de iģlemlerin tek merkezden kontrol edilebilecek olması açısından çok önemli bir yere sahiptir. Genel Müdürlüğümüz bünyesinde Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı na bağlı olan Takbis programı 3 farklı Ģube müdürlüğü tarafından yönetilmektedir. Bunlar; Tapu Dairesine bağlı olan Takbis Eğitim ve Destek Birimi ( yardım masası ), Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı na bağlı Takbis Kadastro ġube Müdürlüğü ve Bilgi ĠĢlem ġube Müdürlüğüdür. Havelsan A.ġ. tarafından hazırlanan program Kasım 2009 tarihinden itibaren Türksat A.ġ. tarafından yürütülmektedir. Program ile ilgili genel bilgilerden ziyade programın iģleyiģine girecek olursak; sistem her zaman memur güvenliği merkezinde çalıģtığı için herģeyden önce verilerin doğruluğu ilk önceliğimizdir. Pilot müdürlüklerimiz dıģındaki Tapu Sicil Müdürlüklerimizin sistemde maksimum 5 yıldır çalıģtıkları gerçeğini de göz önünde bulundurursak herhangi bir hak kaybına sebebiyet verilmemesi açısından verilerimizin doğruluğundan tamamen emin olana kadar sistemde yapılan her türlü iģlemde bilgilerin tekrar kontrol edilmesi gerektiğini söylememiz mümkündür. Sistem genel olarak karmaģık bir yapıya sahip olsa da her türlü iģlemi yaparken kullanmamız gereken butonlar aynıdır. Yani sistemde imar iģlemi yaparken girmemiz gereken bir evrakı sisteme girmek için ekle ( ) butonu kullandığımız gibi, intikal iģlemi sırasında da girilmesi gereken bir evrak için baģka bir buton kullanılmayacaktır. Bu bağlamda sistemde yapılan tüm iģlemleri teker teker öğrenmek hem zaman hem de tecrübe açısından mümkün olmayacağından öncelikli amacınız sistemin mantığının kavranmasıdır. Sistemin mantığını kavrayıp, iģleyiģine hakim olursak sistemin tamamı üzerinde söz sahibi olabiliriz. ġimdi sistemde yapılan bir satıģ iģlemini baģvuru alınması aģamasından itibaren iģlemin sonlandırılması aģamasına kadar birlikte inceleyelim. Müdürlüğümüze yapılan yeni bir talebin öncelikle BaĢvuru baģlığının altında bulunan BaĢvuru FiĢleri bölümüne gelerek baģvurusu alınmalıdır. Gelen ekranda ekle ( iģlem yapılmalıdır. ) butonu kullanılarak yeni baģvurunun sisteme girilmesi için ilk 229

231 Ekle butonunu kullandıktan aktif hale gelen bölümlere ilgili bilgileri girdikten sonra sırasıyla önce kaydet sonra uygula butonları kullanılacak ve yeni baģvuru sisteme girilmiģ olacaktır. 230

232 Bu aģamadan sonra BaĢvuru FiĢleri ekranından çıkarak BaĢvuru Monitörü ekranına gitmeliyiz. BaĢvuru fiģleri ile BaĢvuru Monitörü ekranları arasındaki fark; BaĢvuru FiĢleri ekranı, ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünün her yıl 1 Ocak tarihi ile 31 Aralık tarihleri arasında alınmıģ fakat sonlandırılmamıģ baģvurularının göründüğü ekran iken, BaĢvuru Monitörü ekranı her personel için, içinde bulunulan yılın baģından sonuna kadar kendisine havale edilip sonlandırılmayan iģlemleri görebileceği ekranıdır. Yani BaĢvuru fiģleri ekranı Tapu Sicil Müdürlüğündeki tüm iģlemleri gösterirken BaĢvuru Monitörü ekranı her personelin sadece kendi üzerindeki iģlemlerini görebileceği kiģiye özel ekrandır. BaĢvuru Monitörü ekranına geldikten sonra sırasıyla ĠĢlemi baģlatma seçenekleri ( ) ve açılan pencereden kısayolu F9 olan ĠĢlem Monitör seçeneğini kullanarak yapacağımız iģlemin sistemdeki karģılığını bulacağımız ĠĢlem Tanımı BaĢlama ġekli Seçimi (iģlem ağacı) ekranının açılmasını sağlamalıyız. 231

233 Yapacağımız iģlemin sistemdeki karģılığını bulup seç ( baģlıyoruz. ) butonuna tıklayarak iģlemimize 232

234 Açılan ĠĢlem Monitöründe çalıģtır ( )butonunu kullanarak iģlemin ilk aģaması olan Tapu Bölümü Seçimi aģamasını baģlatıyoruz. ÇalıĢtır butonu iģleme ilk açtığımızda iģlemi baģlatmak için kullanılırken diğer aģamalardayken içinde bulunulan aģamayı tekrar açmak için kullanılan butondur. 233

235 SatıĢ iģlemimize konu olan gayrimenkulü yer kriteri seçeneğini kullanarak ada parsel bilgisi ile bulabileceğimiz gibi malik bilgisi ile de bulmamız mümkündür. Ada parsel bilgisini ilgili bölümlere girdikten sonra ekranın üst bölümünde bulunan Sorgulamayı ÇalıĢtır ( ) butonu ile müdürlüğümüz yetki alanında ki, girmiģ olduğumuz ada parsel bilgilerine sahip olan taģınmazların bulunduğu Sorgu Sonucu ekranının açılmasını sağlıyoruz. Sorgu sonucu ekranı açıldıktan sonra ekranın üst tarafında bulunan butonlar arasında, ilgili taģınmazın malik veya maliklerini görmemizi sağlayan Zemin hisse ( ) butonunu kullanarak taģınmaz maliklerinin gösterildiği ekranı açıp, iģleme alacağımız maliki iģaretleyerek Seçerek ÇıkıĢ ( ) butonuna tıklıyoruz ve seçili maliki iģleme almıģ bulunuyoruz. ġimdi son iki paragrafta bahsedilen ekranları sırasıyla inceleyelim. 234

236 ĠĢleme alacağımız taģınmaz malikleri tamamlandığında, ekranda sadece ĠĢlem Monitörü açık kalana kadar açık olan tüm Takbis pencerelerini ÇıkıĢ ( ) butonunu kullanarak kapatıyoruz ve iģlem monitörü üzerindeki uygula ( ) butonu ile Tapu Bölümü Seçimi aģamasında yaptıklarımızı kaydedip Taraf ve Kimlik Tespiti aģamasına baģlıyoruz. Uygula butonu her kullanıldığında içinde bulunduğumuz aģamanın tamamlandığını bir sonraki aģamaya geçmek 235

237 istediğimizi sisteme söylemiģ oluyoruz. Açılan ekran Taraf ve Kimlik Tespiti aģamasının ĠĢleme giren taģınmazların görülmesini sağlayan ĠĢlem Giren Göster ekranı. Bu ekranda birden fazla taģınmazın devrini gerçekleģtiriyorsak ve herbirinin alıcısı birbirinden farklı ise ilgili taģınmazı iģaretleyerek ekranın üst bölümünde bulunan ĠĢlem Taraflarını Belirle ( ) butonunu kullanıp her taģınmazın alıcısını ayrı ayrı girebileceğimiz gibi eğer ki yapılan iģlem Ģu an yapmıģ olduğumuz iģlem gibi sadece bir taģınmaz üzerinde yapılıyorsa veya birden fazla taģınmaz üzerinde yapıldığı halde tüm taģınmazları aynı kiģi alıyorsa ĠĢlem Giren Göster ekranındaki Hepsini Seç ( ) butonunu kullanarak iģlemin taraflarını belirleyeceğimiz ekranı açabiliriz. Bahsedilen ekranlar sırasıyla aģağıda gösterilmiģtir. 236

238 ĠĢlem Taraflarının Belirlenmesi ekranı açıldığında bir önceki aģamada iģleme aldığımız malik veya malikler Satıcı baģlığının altında getirilecektir. Satıcı nın kimlik tespitini yapabilmek için ekranın üst bölümünde bulunan Kimlik Tespiti ( ) butonuna tıklayarak ilgili tarafın iģleme hangi Ģekillerde katılabileceğini gösteren bölümün açılmasını sağlıyoruz. Daha sonra taraf iģleme hangi Ģekilde katılacak ise o seçeneği iģaretleyerek ilgili kiģi veya tüzel kiģi nin sistemdeki kimlik bilgilerinin görülebileceği KiĢinin Kimlik Bilgileri ekranını açıyoruz. Açılan ekrandaki kimlik bilgileri ile ilgili kiģinin elimizdeki kimlik bilgilerini karģılaģtırıp herhangi bir değiģiklik var ise Ekle ( ) butonunu kullanarak kimlik bilgilerini güncelleyebileceğimiz gibi ilgili kiģi nin kimlik bilgilerinde herhangi bir değiģiliklik yoksa Seçerek ÇıkıĢ ( ) butonunu kullaranak da iģleme devam edebiliriz. Kimlik tespitini yaptığımız kiģinin sistemde kayıtlı herhangi bir tebligat adresi yoksa Seçerek ÇıkıĢ butonunu kullandıktan sonra sistem bizi otomatik olarak adres bilgilerinin girilebileceği ekrana yönlendirecektir. KiĢinin adres bilgilerini kendimiz elle girmek istiyorsak ekle butonunu kullandıktan sonra ĠletiĢim Bilgisi bölümüne ilgili kiģinin adres bilgisini yazabileceğimiz gibi eğer kendimiz adres bilgisini girmeyeceksek ĠletiĢim Bilgisi nin altındaki Adres Sisteminden Getir butonunu kullanarak kiģinin Adres Kayıt Sistemindeki adres bilgisini direk alabiliriz. Adres bilgisi ile ilgili iģlemlerimiz sonlandıktan sonra sırasıyla önce Kaydet ( ) sonrasında da Uygula ( ) butonlarını kullanıp çıkıģ ( ) diyerek satıcı ile ilgili yapacaklarımızı bitirmiģ oluyoruz. Yukarıda bahsedilen aģamaların sistemdeki karģılıklarını aģağıdaki örneklerden inceleyelim. 237

239 238

240 Satıcı ile ilgili yapacaklarımız bittikten sonra hazırladığımız iģlemin diğer tarafı olan alıcı kiģinin bilgilerini sisteme gireceğiz. Sistemde olmayan bir bilgi veya bir belgenin sisteme girilmesi için kullanılması gereken ilk buton her aģamada olduğu gibi bu aģamada da ekle butonu. Alıcı baģlığını mause ile iģaretledikten sonra ekranın üst bölümünde aktif hale gelen ekle butonunu kullanarak alıcı seçeneklerinin belirlendiği pencere nin açılmasını sağlıyoruz. Açılan pencerede iģleme konu taģınmazın alıcısı nın kiģi baģlığını belirleyip kiģi sorgulama ekranının açılmasını sağlıyoruz. 239

241 Alıcı olan Ģahsı sistemde 5 farklı sorgulama kriteri ile bulabiliriz. Sistem bize bu aģamada otomatik olarak ad soyad gibi kimlik bilgileri ile sorgulama yapabileceğimiz Detaylı Arama seçeneğini getirdiğinden iģleme alacağımız kiģinin kimlik bilgilerini girdikten sonra çalıģtır butonu ile sorgulamamızı yapıyoruz. Açılan kiģi listesi ekranında iģlemimizin alıcısı olan kiģi yi iģaretledikten sonra seçerek çıkıģ butonunu kullanarak kiģinin kimlik bilgilerinin görüntülenebileceği ekranın açılmasını sağlıyoruz. Alıcı olan Ģahsı sistemde 5 farklı sorgulama kriteri ile bulabiliriz. Sistem bize bu aģamada otomatik olarak ad soyad gibi kimlik bilgileri ile sorgulama yapabileceğimiz Detaylı Arama seçeneğini getirdiğinden iģleme alacağımız kiģinin kimlik bilgilerini girdikten sonra çalıģtır butonu ile sorgulamamızı yapıyoruz. Açılan kiģi listesi ekranında iģlemimizin alıcısı olan kiģi yi iģaretledikten sonra seçerek çıkıģ butonunu kullanarak kiģinin kimlik bilgilerinin görüntülenebileceği ekranın açılmasını sağlıyoruz. Alıcı olan Ģahsı sistemde 5 farklı sorgulama kriteri ile bulmamız mümkün. Sistem bize bu aģamada otomatik olarak ad soyad gibi kimlik bilgileri ile sorgulama yapabileceğimiz Detaylı Arama seçeneğini getirdiğinden iģleme alacağımız kiģinin kimlik bilgilerini girdikten sonra çalıģtır butonu ile sorgulamamızı yapıyoruz. 240

242 Açılan kiģi listesi ekranında iģlemimizin alıcısı olan kiģi yi iģaretledikten sonra seçerek çıkıģ butonunu kullanarak kiģinin kimlik bilgilerinin görüntülenebileceği ekranın açılmasını sağlıyoruz. Seçtiğimiz alıcı ĠĢlem Taraflarının Belirlenmesi ekranına getirildikten sonra satıcı kiģi de yaptığımız gibi aynı Ģekilde iģleme ne Ģekilde katıldığının seçildiği pencereyi açarak ilgili kiģinin iģleme ne Ģekilde katıldığının seçimini yapıyoruz ve kiģi kimlik bilgilerinin göründüğü ekranın açılmasını sağlıyoruz. 241

243 242

244 Alıcı kiģi için de yine aynı Ģekilde kimlik bilgilerinde herhangi bir değiģiklik yoksa seçerek çıkıģ butonunu kullanarak kimlik bilgilerinin göründüğü ekranı kapatıp ĠĢlem taraflarının belirlenmesi ekranına döndükten sonra sırasıyla uygula ( ) ve çıkıģ ( ) butonlarını kullanıp ekranımızda sadece iģlem monitörü açık kalana kadar tüm takbis pencerelerini kapatıyoruz. Bu sayede taraf ve kimlik tespiti aģamamızı da bitirdiğimizden iģlem monitöründeki uygula ( ) butonu ile sırasıyla ġerh/beyan/ġrtifak hakları kontrolü, DMH Kontrolü,Rehin Kontrolü ve Kanunla BelirlenmiĢ Vergilerin Kontrolü aģamalarına geçiģ yapacağız. 243

245 Yukarıda gösterilen kontrol aģamalarında Tamam butonunu kullandıktan sonra ĠĢlem monitöründeki Uygula butonu ile diğer aģamalara geçiģ yapıyoruz. Kontrol aģamalarının en sonuncusu olan Vergi Kontrolü aģamasından sonra Uygula butonunu kullandığımızda Tescile Esas Bilgilerin Alınması aģamasını baģlatmıģ oluyoruz. Bu aģama satılacak olan taģınmazın satıģ bedelini girmemize yaradığı gibi eğer ki satıcı iģleme konu hissesinin tamamını değil de bir bölümünü satacak ise o iģlemi de yine bu aģamada yapıyoruz. Açılan ĠĢlem Zemin Hisse ekranında TaĢınmaz Bedel baģlığına gelip TaĢınmazın Toplam Bedeline Göre Hesap seçeneğini iģaretleyip ekrana açılan bedel ekranına taģınmazın bedelini girip Seçerek ÇıkıĢ butonu aracılığı ile bedeli girmiģ oluyoruz. 244

246 TaĢınmazın bedelini girdikten sonra sırasıyla uygula ve çıkıģ butonlarını kullanarak tekrar iģlem monitörüne dönüp uygula diyerek bir sonraki aģama olan Diğer ĠĢlem Bağlantısı AĢamasına geçiyoruz. 245

247 246

248 Eğer iģlem içinde herhangi bir iģlem yapmayacaksak ( kanuni ipotek vs. ) bu aģamada çıkıģ butonunu kullanarak tekrar ĠĢlem Monitörüne dönüyoruz. Ve ĠĢlem Monitörü üzerinde tekrar uygula butonunu kullanarak hazırladığımız iģlemin harçlarını görebileceğimiz Vergi / Harç iģlemleri aģamasına geçiyoruz. Vergi/Harç ĠĢlemleri aģamasında muaf olması gereken herhangi bir harç yok ise harç bilgilerinin sisteme o Ģekilde kaydedilmesini ve makbuz çıktılarının alınmasını sağlayan Makbuz Bilgilerini Görmemize yarayan butonun aktif hale gelebilmesi için uygula butonunu kullanıyoruz. Makbuz bilgilerini görmemize yarayan butonu kullanmamızla birlikte açılan ekrandaki yazıcı butonuna tıklayarak açılan pencereden Makbuz Yazdır seçeneğini iģaretliyoruz ve hazırladığımız iģlemin harç makbuzları ekranımıza açılıyor. 247

249 248

250 Harç makbuzlarımızı da aldıktan sonra ekranda sadece iģlem monitörü açık kalana kadar açık olan tüm takbis pencerelerini çıkıģ butonu aracılığı ile kapatıyoruz ve iģlem monitöründe bulunan uygula butonu ile Sigorta Kontrolü aģamasını baģlatıyoruz. ĠĢleme aldığımız taģınmaz Dask zorunluluğu olan taģınmazlardan ise sistem bize Sigorta Kontrolü ekranını getirecek ve elimizdeki dask poliçesinin bilgilerini girmemizi isteyecektir. Dask poliçesini sisteme girebilmek için ilk önce açılan ekranda ĠĢlem Zemin Sigorta GiriĢi butonunu daha sonra da açılan ekranda ekle butonunu kullanarak dask poliçemizin bilgilerini sisteme giriyoruz, ve her türlü evrakın sisteme giriliģinden sonra yaptığımız gibi sırasıyla kaydet ve uygula butonlarını kullanarak Resmi Senet aģamamıza gidebilmek adına tekrar iģlem monitörüne dönüyoruz. 249

251 Sigorta aģamamızı da bitirdikten sonra hazırlanan ĠĢlemin Resmi senedinin yazılması için iģlem monitöründe uygula dedikten sonra açılan küçük ekranda Resmi Senedi OluĢtur Butonunu kullanarak iģlemin Resmi Senedini yazdırıyoruz. 250

252 Resmi senedin çıktısını aldıktan sonra tekrar iģlem monitöründe uygula butonunu kullanarak ĠĢlem Ayrıntıları aģamamızı baģlatıyoruz, bu aģamada baģlıkların yanında bulunan alt baģlıkları açmaya yarayan artı ( ) iģaretine tıklayarak iģleme giren tüm bilgi ve belgelerin ayrıntılı dökümünü görebilirsiniz. Bu aģamadan sonra tekrar iģlem monitöründe bulunan uygula butonu ile Onay/Ġmza aģamasını baģlatmıģ oluyoruz. Onay/imza aģaması sistemde yapılan herhangi bir iģlem olmayıp müdürlüklerinizde yapılan her türlü iģlemin kontrol edildiği kontrol aģamasından bahsetmektedir. O yüzden hazırlanan iģlem müdürlükte kontrol edildikten sonra aģağıda gösterilen uyarıya tamam diyerek, bir sonraki aģama olan yevmiye aģamasına gelmeliyiz. 251

253 Yevmiye aģamasında hazırlanan iģleme yevmiye alınmasından önce hazırlanan iģlemin döner sermaye dekont numarasının sisteme girilmesi gerekmektedir. AĢağıda gösterilen ekranda ilgili bölümlere banka dekontunda bulunan bilgilerin girilmesi ve sırasıyla uygula ve çıkıģ butonlarını kullanarak yevmiye alacağımız aģamaya gelmemiz gerekmektedir. Dekont bilgilerini girdikten sonra gelen Yevmiye OluĢtur ekranında Yevmiye Defterine yazılacak olan eklenti sayısının girilmesi gereken bölüme sayıyı yazdıktan sonra Yeni Yevmiye Numarası Al butonunu kullanarak sistem bize girdiğimiz eklenti sayısında herhangi bir değiģiklik varsa düzeltmemiz gerektiğinin uyarısını verdikten sonra otomatik olarak sıradaki yevmiyeyi verecektir. 252

254 Yevmiye aģamasından sonra yevmiyesi alınan iģlemin tescilinin yapılması gerekmektedir. Yevmiyesi alındığı halde tescili yapılmayan iģlemler, iģlemi hazırlayan personel dıģında ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü açısından da problem olabileceğinden, sistemin tescil aģaması tarihinde yapılan güncelleme ile yevmiye aģamasından sonra iģlem monitöründe bulunan uygula butonuna basıldığı anda otomatik olarak ilgili iģlemin tescilini yapacak Ģekilde düzenlenmiģtir. AĢağıdaki sayfada gösterilen ekran karģınıza geldiği anda siz herhangi bir buton aracılığı ile komut vermeden sistem tescil aģamasını yapacak ve tescilin tamamlandığında dair uyarıyı size gönderecektir. ĠĢlemin tescili de tamamlandıktan sonra yapılacak son iģlem ilgili iģlemin tapu senetlerini çıkarmak olduğundan iģlem monitöründeki uygula butonu kullanıldığında sistem sizi Rapor ve Belgeler aģamasına yönlendirecektir. Gelen ekranda Rapor baģlığının altında bulunan seçili raporun çıktısı seçeneği ile iģlemin tapu senedinin bilgilerini görüp yazdır komutu verebileceğiniz ekrana geçebilirsiniz. 253

255 Seçilen Raporun Çıktısı seçeneği iģaretlendikten sonra gelen ekranda eğer ki yapılan iģlem sonucunda iģleme alınan taģınmaz hisseli konuma geldiyse tüm maliklerin hisselerinin bir tapuda gösterilmesi seçeneği iģaretlenebileceği gibi her maliğe ayrı ayrı tapu yazılsın seçeneği iģaretlenerek de her malik için ayrı tapu yazılması seçeneği tercih edilebilir. Daha sonrasında ekranın üst bölümünde bulunan Yazdır ( ) seçeneği kullanılarak tapunun yazdırılması sağlanır. 254

256 Yazdır seçeneğinden sonra ekrana hazırladığımız iģlemin tapu senedi gelecektir, tapu senedini yazdırıp ilgilisine teslim etmemizle birlikte iģlem son aģamaya gelmiģ olduğundan Tapu Kütüklerimize tescil iģlemini gerçekleģtirdikten sonra son kez iģlem monitöründe bulunan Uygula butonu kullanılarak iģlemimizi sistem üzerinde de sonlandıracağız. Uygula butonu kullanıldıktan sonra sistem iģlemi gerçekten sonlandırmak istediğimize dair uyarı mesajını verecek ve o mesajı da onaylarsak iģlemimiz sistem üzerinde de sonlanacak ve ekrana iģlemin tamamlandığına dair uyarı mesajı gelecektir. Örnekte de görüldüğü gibi sistemde yapılan herhangi bir iģlemde sistem bizi iģlemin baģından sonuna kadar tüm aģamalarda kendisi yönlendiriyor. Notların baģında değindiğimiz noktaya tekrar değinecek olursak; sistemde yapılan her türlü iģlemi öğrenmek hem zaman hem de tecrübe açısından mümkün olmayacağından sistemin mantığını genel hatları ile kavrarsak yani hangi aģamada hangi butonun kullanılması gerektiğini bilirsek, sistem üzerinde söz sahibi olup ilk defa karģılaģtığımız iģlemlerde dahi akıl yürütebiliriz. Takbis programı ile ilgili karģılaģtığınız her türlü probleminizde Genel Müdürlüğümüz Tapu Dairesi BaĢkanlığı bünyesinde bulunan Takbis Eğitim ve Destek Birimi ile specta programı aracılığı ile bağlantı kurarak sıkıntı, öneri ve Ģikayetlerinizi dile getirebilirsiniz. 255

Hazırlayan: M. Ali Ergin DİVARCI Tapu Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü. 2013 / Ankara

Hazırlayan: M. Ali Ergin DİVARCI Tapu Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü. 2013 / Ankara Hazırlayan: M. Ali Ergin DİVARCI Tapu Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü 2013 / Ankara Her hakkı saklıdır. İzinsiz dağıtılamaz, çoğaltılamaz ve amacı dışında kullanılamaz. 2013 Tapu ve Kadastro Eğitim Müdürlüğü

Detaylı

TAPU SİCİL TÜZÜĞÜ. B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı

TAPU SİCİL TÜZÜĞÜ. B. ARINÇ A. BABACAN B. ATALAY B. BOZDAĞ BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı BaĢbakan Yardımcısı Karar Sayısı : 2013/5150 Ekli Tapu Sicili Tüzüğü nün yürürlüğe konulması; Çevre ve ġehircilik Bakanlığının 22/1/2013 tarihli ve 400 sayılı yazısı üzerine, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 913 üncü, 997

Detaylı

UYGULAMA RAPORU. Altlık Türü

UYGULAMA RAPORU. Altlık Türü UYGULAMA RAPORU Ek-1 İli Mevkii İsimleri İlçesi Pafta Numaraları Mahalle/Köy Ada Numaraları Toplam Parsel Sayısı Yaklaşık Yüzölçüm UYGULAMA İSTENEN PAFTALARIN Yapım Yılı ve Yöntemi Yer Kontrol Noktalarının

Detaylı

TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ODUNPAZARI TAPU MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI

TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ODUNPAZARI TAPU MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI 1 Taşınmaz Sorgulaması, Kayıt ve Belge Örneği istemi 1- İlgilisinin veya yetkili temsilcilerinin nüfus cüzdanı veya pasaportu ve temsil belgesi, kamu kurumlarına ait resmi yazı. İşlem: 30 Dk. (**) 2 Satış

Detaylı

TAPU SİCİLİ TÜZÜĞÜ Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 22/7/2013, No : 2013/5150 Dayandığı Kanunun Tarihi : 22/11/2001, No : 4721

TAPU SİCİLİ TÜZÜĞÜ Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 22/7/2013, No : 2013/5150 Dayandığı Kanunun Tarihi : 22/11/2001, No : 4721 3907 TAPU SİCİLİ TÜZÜĞÜ Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 22/7/2013, No : 2013/5150 Dayandığı Kanunun Tarihi : 22/11/2001, No : 4721 Yayımlandığı R.Gazetenin Tarihi : 17/8/2013, No : 28738 Yayımlandığı

Detaylı

KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ- Tapu Sicil Müdürlükleri İşlemleri

KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ- Tapu Sicil Müdürlükleri İşlemleri SIR A NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI KAMU HİZMET STANDARTLARI TESPİT TABLOSU TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ- Tapu Sicil Müdürlükleri İşlemleri BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER BELGE TALEBİNİN DAYANAĞI

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü Sayfa 1 / 13 17 Ağustos 2013 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28738 TÜZÜK Karar Sayısı : 2013/5150 Ekli Tapu Sicili Tüzüğü nün yürürlüğe konulması; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 22/1/2013 tarihli ve 400

Detaylı

T.C ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi Başkanlığı

T.C ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi Başkanlığı 1 / 7 Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 1756 (2014/4) İlgili Dağıtım Yerlerine İlgi : a) 18.06.2002 tarih 2002/7 sayılı Genelge,. b) 18..03.2013 tarih 23294678.010.07/45-2223 sayılı Genel Duyuru. 01.01.2002

Detaylı

TİCARİ İŞLETME REHNİ SİCİLİ TÜZÜĞÜ

TİCARİ İŞLETME REHNİ SİCİLİ TÜZÜĞÜ 2105 TİCARİ İŞLETME REHNİ SİCİLİ TÜZÜĞÜ Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 25/7/1972, No : 7/4776 Dayandığı Kanunun Tarihi : 21/7/1971, No : 1447 Yayımlandığı R. Gazetenin Tarihi : 21/8/1972, No : 14283

Detaylı

TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAVŞANLI TAPU MÜDURLÜ"ÖÜ HİZMET STANDARTLARI

TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAVŞANLI TAPU MÜDURLÜÖÜ HİZMET STANDARTLARI TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAVŞANLI TAPU MÜDURLÜ"ÖÜ ADI TAMAMLANMA SÜRESİ 1 Taşınmaz Sorgulaması, Kayıt ve Belge örneği istemi 1- İlgilisinin veya yetkili temsilcilerinin nüfus cüzdanı veya pasaportu

Detaylı

Ana Sayfa > Mevzuat > Tapu ve Kadastro Genelgeleri. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Genelgeleri

Ana Sayfa > Mevzuat > Tapu ve Kadastro Genelgeleri. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Genelgeleri Ana Sayfa > Mevzuat > Tapu ve Kadastro Genelgeleri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Genelgeleri Başvuru Online Başvuru ve SMS Yoluyla Bilgilendirme (2010/21) Emlakçıların Ön Başvuru İle İş Takibi Uygulaması

Detaylı

KAMU İDARELERİNE AİT TAŞINMAZLARIN KAYDINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

KAMU İDARELERİNE AİT TAŞINMAZLARIN KAYDINA İLİŞKİN YÖNETMELİK 2 Ekim 2006 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 26307 YÖNETMELİK Karar Sayısı : 2006/10970 Ekli Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik in yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığının 15/8/2006

Detaylı

TAġINMAZLARIN ARSA VASFINI KAZANMASI

TAġINMAZLARIN ARSA VASFINI KAZANMASI TAġINMAZLARIN ARSA VASFINI KAZANMASI Nevzat Ġhsan SARI / Tapu ve Kadastro MüfettiĢi TaĢınmazların arsa vasfını kazanması ancak imar planlarının uygulanmasıyla mümkündür. Ülkemizde imar planlarının uygulanması

Detaylı

TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İNCİRLİOVA TAPU MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI

TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İNCİRLİOVA TAPU MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İNCİRLİOVA TAPU MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI SIRA NO VATANDAŞA SUNULAN HİZMETİN ADI BAŞVURUDA İSTENİLEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ 1 Taşınmaz Sorgulaması, Kayıt

Detaylı

TÜRKİYEDE OTURAN YABANCILARIN NÜFUS KAYITLARININ TUTULMASI HAKKINDA YÖNETMELİK. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

TÜRKİYEDE OTURAN YABANCILARIN NÜFUS KAYITLARININ TUTULMASI HAKKINDA YÖNETMELİK. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar TÜRKİYEDE OTURAN YABANCILARIN NÜFUS KAYITLARININ TUTULMASI HAKKINDA YÖNETMELİK Bakanlar Kurulu Kararı : 27/9/2006,11057 Dayandığı Kanunun Tarihi : 25/04/2006, No:5490 Yayımlandığı Resmî Gazete : 20 Ekim

Detaylı

T.C. MĠLLÎ EĞĠTĠM BAKANLIĞI

T.C. MĠLLÎ EĞĠTĠM BAKANLIĞI T.C. MĠLLÎ EĞĠTĠM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETĠM PROJESĠ HARĠTA-TAPU-KADASTRO REHĠN VE TERKĠN 581MSP110 Ankara, 2011 Bu modül, mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında uygulanan Çerçeve Öğretim Programlarında

Detaylı

BAĞIMSIZ DENETİM RESMİ SİCİL TEBLİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BAĞIMSIZ DENETİM RESMİ SİCİL TEBLİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Resmi Gazete Tarihi: 25.01.2013 Resmi Gazete Sayısı: 28539 BAĞIMSIZ DENETİM RESMİ SİCİL TEBLİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1 (1) Bu Tebliğin amacı, Kamu Gözetimi, Muhasebe

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi Başkanlığı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi Başkanlığı 1 / 10 GENELGE: 2014/8 (1760) BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİNE İlgi : 02/07/2012 tarih ve (1731) 2012/9 sayılı Genelge. Tapu Müdürlüklerince Yetki Alanı Dışında Kayıtlı Bulunan Taşınmazlarla İlgili Tapu İşlemlerinin

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. 5 Baþvuru ve Ýzlenen Yöntem. 7 Talebe Baðlý Olarak Kadastro Müdürlüklerince Yapýlan Ýþlemler. 19 Birleþtirme (Tevhit) Ýþlemleri

ÝÇÝNDEKÝLER. 5 Baþvuru ve Ýzlenen Yöntem. 7 Talebe Baðlý Olarak Kadastro Müdürlüklerince Yapýlan Ýþlemler. 19 Birleþtirme (Tevhit) Ýþlemleri ÝÇÝNDEKÝLER Sayfa No Konu 3 Tarihçe 5 Baþvuru ve Ýzlenen Yöntem 7 Talebe Baðlý Olarak Kadastro Müdürlüklerince Yapýlan Ýþlemler 7 Plan Örneði 9 Yer Gösterme 11 Aplikasyon 13 Cins Deðiþikliði 16 Ýrtifak

Detaylı

TEBLİĞ. ç) Hazinenin özel mülkiyetindeki taģınmaz: Tapuda Hazine adına tescilli taģınmazları,

TEBLİĞ. ç) Hazinenin özel mülkiyetindeki taģınmaz: Tapuda Hazine adına tescilli taģınmazları, 7 Şubat 2014 CUMA Resmî Gazete Sayı : 28906 Maliye Bakanlığından: TEBLİĞ MĠLLĠ EMLAK GENEL TEBLĠĞĠ (SIRA NO: 362) BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Genel Tebliğin amacı;

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ve Öncelikle Uygulanacak Hüküm

BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ve Öncelikle Uygulanacak Hüküm GAYRİKABİL-İ RÜCÜ SİCİLDEN TERKİN VE İHRAÇ TALEBİ YETKİ FORMU NUN (IDERA) KAYDA ALINMASINA, İPTAL EDİLMESİNE VE İCRASINA İLİŞKİN TALİMAT(SHT-IDERA Rev.01) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ġehġrcġlġk BAKANLIĞI Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi BaĢkanlığı

T.C. ÇEVRE VE ġehġrcġlġk BAKANLIĞI Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Dairesi BaĢkanlığı 2009/6 sayılı Genelgenin 03/04/2013 tarih ve 23294678-010.06/33-2735 sayılı Makam Olur u ile değiģik hali T.C. BAYINDIRLIK VE ĠSKAN BAKANLIĞI Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf ĠĢlemleri Dairesi

Detaylı

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ Prof. Dr. Haluk Nami NOMER İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Doç. Dr. Mehmet Serkan ERGÜNE İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK

Detaylı

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ Prof. Dr. Haluk Nami NOMER İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Doç. Dr. Mehmet Serkan ERGÜNE İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK

Detaylı

YÖNETMELİK. Marka: Ortak markalar ve garanti markaları dahil olmak üzere ticaret veya hizmet markalarını,

YÖNETMELİK. Marka: Ortak markalar ve garanti markaları dahil olmak üzere ticaret veya hizmet markalarını, 30 Mart 2013 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28603 Türk Patent Enstitüsünden: YÖNETMELİK 556 SAYILI MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN UYGULAMASINA DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

Detaylı

14 Beyan Sahibi/Temsilcisi 15 Sevkiyat/Gönderilen Yer

14 Beyan Sahibi/Temsilcisi 15 Sevkiyat/Gönderilen Yer Formu doldurmadan önce notları okuyunuz KONTROL BELGESİ ASLI EK 32 TÜRKİYE CUMHURİYETİ 2 Gönderen/Ġhracatçı No 8 Teslim Alan No T 5 3Formla r 4 Yük Listeleri 5 Kalemler 6Kapların Toplamı A HAREKET GÜMRÜK

Detaylı

Değer ArtıĢı Kazancının Tespiti Yönünden Esas Alınması Gereken Gayrimenkullerde Ġktisap Tarihleri ġöyledir.

Değer ArtıĢı Kazancının Tespiti Yönünden Esas Alınması Gereken Gayrimenkullerde Ġktisap Tarihleri ġöyledir. 76 SERĠ NOLU GELĠR VERGĠSĠ SĠRKÜLERĠNDE GAYRĠMENKULLERĠN ĠKTĠSAP TARĠHĠNE YÖNELĠK OLARAK AġAĞIDA BELĠRTĠLEN HUSUSLAR YER ALMAKTADIR. Gelir Vergisi Kanunun Mükerrer 80 ve müteakip maddelerinde, kanunun

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRE BAŞKANLIĞI TAŞINMAZ KAYITLARI

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRE BAŞKANLIĞI TAŞINMAZ KAYITLARI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRE BAŞKANLIĞI TAŞINMAZ KAYITLARI 1. Taşınmaz kayıt ve kontrol işlemleri ile görevli personel kimdir? TAŞINMAZ KAYIT LARI Harcama yetkilisi tarafından idarenin

Detaylı

20/12/2014 tarihli ve 29211sayılı Resmi Gazete de 1 Seri Numaralı (Yükümlü Kayıt ve Takip Sistemi) Gümrük Genel Tebliği 1 yayımlanmıştır (Ek 1).

20/12/2014 tarihli ve 29211sayılı Resmi Gazete de 1 Seri Numaralı (Yükümlü Kayıt ve Takip Sistemi) Gümrük Genel Tebliği 1 yayımlanmıştır (Ek 1). GÜMRÜK SİRKÜLERİ Tarih: 22/12/2014 Sayı: 2014/122 Ref : 6/122 Konu: 1 SERİ NUMARALI (YÜKÜMLÜ KAYIT VE TAKİP SİSTEMİ) GÜMRÜK GENEL TEBLİĞİ YAYIMLANMIŞTIR A. Genel Bilgi 20/12/2014 tarihli ve 29211sayılı

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği 1 / 5 GENELGE NO: 2014/7 (1759) İlgili Dağıtım Yerlerine İlgi: a) 07/06/2012 tarihli ve 2012/06 (1728) sayılı Genelge, b) 20/05/2014 tarihli ve 2014/3 (1755) sayılı Genelge. Bilindiği üzere; taşınmazların,

Detaylı

ORTACA MAL MÜDÜRLÜĞÜ MUHAKEMAT HĠZMET STANDARTLARI TABLOSU. BAġVURUDA ĠSTENEN BELGELER

ORTACA MAL MÜDÜRLÜĞÜ MUHAKEMAT HĠZMET STANDARTLARI TABLOSU. BAġVURUDA ĠSTENEN BELGELER ORTACA MAL MÜDÜRLÜĞÜ MUHAKEMAT HĠZMET STANDARTLARI TABLOSU SIRA NO HĠZMETĠN ADI BAġVURUDA ĠSTENEN BELGELER HĠZMETĠN TAMAMLANMA SÜRESĠ (EN GEÇ)* 1 2 Kesinleşmiş karar gereği vekiline ödenmesi gereken vekalet

Detaylı