Peygamberimizin İnsan Kazanma Metodu

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Peygamberimizin İnsan Kazanma Metodu"

Transkript

1 Peygamberimizin İnsan Kazanma Metodu

2 2

3 İÇİNDEKİLER Giriş / Peygamberimiz ve Örnek Ahlakı 1.BÖLÜM PEYGAMBERİMİZ VE İNSAN KAZANMA İLKELERİ Peygamberimiz Hiçbir İnsanı Hor Görmezdi Peygamberimiz İşkenceye Müsaade Etmemiştir İnsan Kazanmak En Büyük Hizmettir Peygamberin Vazifesi Ancak Tebliğdir Halktan Gelen Küstahça Davranışlara Peygamberimiz Anlayışla Karşılık Verirdi Allah Resulü Öldürmek Niyetiyle Gelenleri Bile Affederdi Allah Resulü İnsanın Değerini Bilirdi Peygamberimizin İslâm'a davetinde İki Ana İlke: İnsanlara Dini Hayati Kolaylaştırmak ve Sevdirmek Peygamberimiz Düşmanı Bile Olsa Kendinden Yardım Dileyeni Boş Çevirmezdi Peygamberimiz Akla Kapı Açar, Kimseyi, Dine Girmeye Zorlamazdı 2. BÖLÜM PEYGAMBERİMİZİN ÖRNEK HAYATINDA İNSAN İLİŞKİLERİ Peygamberimiz Halkının Çektiği Sıkıntıyı Onlarla Paylaşmak İsterdi Peygamberimiz İhtiyaç Sahiplerinin İhtiyacını Karşılardı Peygamberimiz Zayıfların Hâmisi İdi Allah Resulü Zalimin Karşısında, Mazlumun Yanında İdi Peygamberimiz Hak Sahiplerinin Hakkını Çiğnetmezdi Peygamberimizin Çocuklara ve Gençlere Büyük İlgisi Peygamberimizin Kadınlara Şefkati Peygamberimizin Toplumdaki Muhalif Gruplarla (Münafıklar-Yahudiler) İlişkileri Peygamberimizin Dertli ve Özürlü İnsanlara Şifa Yardımı 3. BÖLÜM İNSAN İLİŞKİLERİNDE TEMEL İLKELER: BARIŞ-SEVGİ-SAYGI-İNSANIN CAN, MAL, NAMUS GÜVENLİĞİ, Dilalog-hoşgörü-uzlaşma Peygamberimizin Savaşa Getirdiği İnsancıl ve Ahlakî Boyut İslam'da Savaş Değil, Barış Temel İlkedir Peygamberimizin Cinayet Davalarına ve İnsan Öldürme Olaylarına Karşı Tavrı İslâm Teröre Geçit Vermez Peygamberimiz, İnsanları Birbirine Düşüren Davranışları Yasaklamıştı Toplum Barışını Bozan, İnsanları Birbirine Düşüren Söylentilere Yasaklama GİRİŞ GÜZEL AHLÂK VE PEYGAMBERİMİZİN ÖRNEK AHLÂKI GÜZEL AHLÂKIN ÖNEMİ Allah, insanı mükerrem yaratmış; yani diğer canlılardan çok üstün vasıflarla donatmıştır. Ona şirin bir suret ve ölçülü bir fizik güzelliği vermiştir. Allah'ın

4 verdiği bu suret güzelliğine siret güzelliği katmak, yani huy ve ahlâkını da güzelleştirmek her insanın görevleri arasındadır. Nitekim, Peygamberimiz, ashap'tan Cerir bin Abdullah'a: - Allah senin suretini güzelleştirmiş. Ahlâkını da sen güzelleştir, buyurarak bu noktaya işaret etmiştir. Peygamberler, insanların güzel ahlâk sahibi olmalarını baş gaye edinmişler, bu hususla ilgili esasları vahiy yoluyla ortaya koymuşlar; kendileri de yaşayışlarıyla güzel ahlâkın canlı birer örneği olmuşlardır. Ahlâk kurumu, hiç şüphesiz Peygamberimizin şahsında kemale ulaşmış, zirveye varmıştır. Bu gerçeği Efendimiz: "Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim." buyurarak dile getirmişlerdir. Güzel ahlâkı, sadece insanlara güzel davranmak anlamında düşünmemek lâzımdır. Gizli-âşikar her halimizde, yani insanlar görsün-görmesin, bilsin-bilmesin, bütün davranışlarımızda ahlâklı olmak zorundayız. Zira insanlar görmese de, Allah görüyor, bizi bizden iyi biliyor. Ve biz, öncelikle, insanlara değil, Allah'a beğendirmek için güzel huy sahibi olmak durumundayız. Bu sebeple, İslâm'da sadece dışa dönük davranışların değil, içe dönük his ve duyguların, niyetlerin de güzelleştirilmesi esas alınmış; duygu güzelliği ahlâk güzelliğinin ayrılmaz bir parçası sayılmıştır... Denebilir ki, güzel ahlâk, insan olmanın vazgeçilmez şartı, imanın en birinci özelliği, dindarlığın en doğal gereğidir. Bu yüzden Peygamberimiz: "İslâm Dini, güzel ahlâktan ibarettir." "Kişinin dindeki hissesi ve yeri, ahlâkından anlaşılır." buyurmuştur. GÜZEL AHLAKI KİMDEN ÖĞRENECEĞİZ? Aklınıza takılabilir: - Güzel ahlâk niye bu derece önemlidir? Çünkü insanı hayvandan ayıran en önemli fark, ahlâktır. Hayvan için ahlâklılıktan bahsedilemez. Diğer taraftan, insan, güzel ahlâkı ile, Allah'ın isim ve sıfatlarını üzerinde yansıtır. Allah insan doğasına, kendi sıfatlarından cüz'i numuneler yerleştirmiş, onu isim ve sıfatlarına bir nevi ayna yapmıştır. Bilindiği gibi hünerli bir sanatkâr, sanatını, yaptığı eserler üzerinde, hem kendi görmek ve hem de başkalarına gösterip beğendirmek ister. Rabbimiz de, Zatının bütün güzel vasıflarını ve sıfatlarını, en güzel kıvamda yarattığı insanda görmeyi ve göstermeyi dilemiştir. Allah'ın, biz kullarında görmek istediği güzel ahlâkı, bize anlatan ve bildiren, şüphesiz ki kutsal kitabımız Kur'andır. Onu şahsında yaşayıp fiilen örneklik eden de Resûlüllah Efendimizdir. Bu sebebledir ki, Hz. Aişe annemiz, Peygamberimizin ahlâkını soranlara: - Hulukuhu'l-Kur'ân, yani "Onun ahlâkı Kur'an'dır" demiştir. Kur'an'ın istediği bütün güzel ahlâk ve davranışlar, en güzel şekliyle, Peygamberimiz tarafından yaşanmıştır. Peygamberimiz sireten ve sureten insanların en güzelidir. Allah güzel ahlâkın bütün çeşitlerini onda kemal derecesinde toplamıştır. Kur'ân-ı Kerim, bu hususu şöyle belirtir: "Ey Resulüm! Muhakkak sen, en yüksek, en yüce bir ahlâk üzeresin." (Kalem,4) 4

5 EN BÜYÜK PEYGAMBERLİK DELİLİ PEYGAMBERİMİZİN YÜCE AHLÂKIDIR Peygamber Efendimizin Peygamberliğine en büyük delil, O'nun bu örnek şahsiyet ve ahlâkı olmuştur. Zira, düşmanları bile, O'nun bütün güzel huyları, örnek davranışları şahsında topladığında görüş birliğine varmışlardır. Nitekim, Peygamberlikten önce ona verilen Muhammedül-Emin unvanı, güzel ahlâkının resmen tescilidir. Öyle ki, bu güven, Peygamberlik döneminde de sürmüş, can düşmanları bile kıymetli eşyalarını ona rehin bırakmakta tereddüt etmemişlerdir. Hz. Ali'nin, bu emanetleri, Hazret-i Peygamberin Medine'ye hicretinden sonra, sahiplerine geri dağıttığı siyer kitaplarında kayıtlıdır. Meşhur Yahudi âlimi îbn-i Selam, Peygamberimizin yüzünü görür görmez: "Bu yüzde yalan olmaz" diyerek iman etmiştir. Hz.Hatice Annemiz, Hz.Ebubekir gibi yüksek ruhlu insanlar da, başka bir delil ve mu'cize aramadan, Peygamberimizin şahsiyetini ve güzel ahlâkını yeterli bularak ona teslim olmuş, imâna gelmişlerdir. Müşriklerin ele başısı, Hz. Peygamberin amansız düşmanı Ebû Cehil'e, Kureyş ileri gelenlerinden Ahnes bin Şerik bir gün soruyor: - Ey Hakem'in babası, biz bizeyiz, aramızda yabancı yok. Sen samimi kanaatini söyle: Muhammed yalan mı söylüyor, yoksa söyledikleri doğru mu? Ebû Cehil'in cevabı düşündürücü: - Vallahi, Muhammed doğru sözlüdür. O, hiç yalan söylememiştir. Söylemez de..." Gerçekten Ebû Cehil, sırf kibir ve gururuna yediremediğinden Hazret-i Peygambere karşı çıkıyor, ona boyun eğmeyi içine sindiremiyordu. Demek insan, gerçeğin karşısına, her zaman cehaletinden, yani doğruyu yanlış sanarak çıkmaz. Doğrunun doğru olduğunu bile bile karşı çıktığı, düşmanlık yaptığı da olur. Nefsi, kibir ve gururu veya başka bir duygusu, onu gerçeği kabulden, doğruya boyun eğmekten alıkoyabilir. Nitekim, Peygamberimizin amcası Ebû Talip, Peygamberimizi çok sevdiği, doğru söylediğini de bildiği halde, üyesi olduğu toplumun: "Son anda ölüm korkusundan atalarının dinini terketti, yeğenine tâbi oldu." demelerinden utandığı için, Peygamberimize imân etmemiştir. Bizans İmparatoru Herakliyüs ile Mısır hükümdarı Mukavkıs ta, sırf dünyevi makamlarının ellerinden gitmemesi için. Peygamberimizin doğruluğuna kesin kanaat getirdikleri halde, İslama girmeye yanaşmamışlardır. Peygamberimizin güzel ahlâkı, bir bütün olarak ele alınıp incelendiğinde, insanı hayran bırakan mu'cizevi bir özelliğiyle daha karşılaşılır. Şöyle ki: Güzel huylar, elbette birbirine zıt değildir. Fakat herbirinin kemal noktada, en yüksek derecede bir şahısta toplanmaları zordur. İyi bir sıfatın ve niteliğin en üst derecede olması, başka bir iyi sıfatı zayıflatabilir. Meselâ: Son derece yumuşak huyluluk ile son derece yiğitlik ve kahramanlık... Tam bir alçak gönüllük ve tevazu ile son derece heybet ve vekâr... Kılı kırk yaran bir adalet ile son derece merhametlilik... Tam bir tutumluluk ile tam bir cömertlik... Engin bir sevgi ve şefkat ile yerinde gösterilen hiddet ve kızgınlık... Son derece affedicilik ile son derece izzet-i nefis ve tavizsiz bir onurluluk... Tam bir tevekkül ile son derece tedbirlilik, sınırsız bir cehd, gayret ve çalışkanlık... Birbirine zıt gibi görünen bu güzel huyların bir arada, hem de zirve noktada bir şahısta toplanması; bir huy, bir huya engel de olmaması harika, hattâ mu'cize sayılacak bir haldir. 5

6 İşte, bu mu'cizeyi andıran hal, Peygamberimizin şahsında gerçekleşmiştir. Onun Peygamberliğine en kuvvetli bir delil olmuştur. PEYGAMBERİMİZ VE İNSAN KAZANMA İLKELERİ Her insan saygıdeğerdir. Sevilmeye lâyıktır PEYGAMBERİMİZ HİÇBİR İNSANI HOR GÖRMEZDİ... KİMSENİN ADAM YERİNE KOYMADIĞI ÇOBAN YESAR'IN HİKÂYESİ... Hayber Yahudilerinden Amir'in, Yesar adında Habeş'li zenci bir kölesi vardı. Yesar, çobanlık yapar, sahibinin koyunlarını otlatırdı. Peygamberimiz Hayberin kalelerinden birini kuşattığında Yahudilerin silahlandıklarını görmüştü Yesar. Onlara: - Ne yapmak istiyorsunuz? diye sormuştu. Onlar da cevaben: - Şu Peygamber olduğunu iddia eden kişi ile çarpışmaya hazırlanıyoruz, demişlerdi. "Peygamber" sözü, Yesar'ın kalbine işlemiş, zihninde yer etmişti. Şu peygamber denilen kimse, nasıl biriydi? Ne istiyordu? Bu merakla, kale dışında otlattığı sürüyü İslâm ordusunun karargâhına doğru sürüp Peygamberimizin huzuruna vardı. - Ey Muhammed! Sen insanlara neler söylüyor, nelere davet ediyorsun? diye sordu. Peygamberimiz Yesar'ın sorusuna cevaben: - Onları İslâmiyet e: "Allah'tan başka ilâh bulunmadığına ve benim Allah'ın Resulü olduğuma inanmaya" çağırıyorum, buyurdu. Yesar: - Bu söylediklerine inanır, kabul edersem, bana ne var? Dedi. Peygamberimiz:- Bu inanç ve kabul üzere ölürsen, sana cennet var, buyurdu. Yesar: - Ya Resûlallah! Öyleyse bana İslâmiyeti ve nasıl müslüman olunacağını anlat, dedi. Peygamberimiz İslâmiyeti anlatınca Yesar, söylenenlerin hepsini kabul edip müslüman oldu. Yesar, aslında dış görünüş yönünden, çirkin, çelimsiz, herkesin hor gördüğü, kısacası adamdan saymadığı biriydi. Fakat Peygamberimiz, insanları İslâm'a çağırmada hiçbir ayırım yapmaz, hiç kimseyi hor görmez, küçümsemezdi. Eşraftan birisi ile sıradan bir köylü onun gözünde birdiler. Kişinin değeri, derisinin renginde, soy asaletinde, fizik güzelliğinde değil; Allah'a olan bağlılık ve teslimiyetinde idi. Bu yüzden, herkesin zavallı biri olarak baktığı köle Yesar'ı başından savmamış, ona istediği bilgiyi vermiş, gerekli telkini yapmış, hidâyetine vesile olmuştu. Yesar insanların kendisine küçümser gözle baktıklarını bildiği için, müslüman olunca, Peygamberimize - biraz da çekinerek-şu soruyu sormaktan kendini alamadı: - Ya Resûlallah! Ben insanların hor gördüğü siyah tenli, çirkin yüzlü, varlıksız bir kimseyim. Şu Yahudilerle çarpışır ve ölürsem yine cennete girebilir miyim? Peygamberimiz "evet" dediğinde, sanki dünyalar O'nun olmuştu... 6

7 PEYGAMBERİMİZ EMANETLERİN GERİ VERİLMESİ KONUSUNDA ÇOK TİTİZDİ Kimsenin beğenmediği Yesar, Allah yolunda çarpışıp ölürse, demek Cennet gibi büyük bir nimeti elde edebilecekti. Yalnız bir mesele kalmıştı. Yesar'ın yanında, Yahudi efendisi Âmir'in sürüsü vardı. Şimdi bu sürüyü ne yapacaktı? Bunu Resûlüllah'a sordu: - Ya Resûlallah! Ben şu gördüğünüz sürünün çobanıyım. Bu hayvanlar bana emanet edilmiştir. Şimdi ben bunları ne yapayım? Yanımda mı alıkoyayım, sahibine geri mi vereyim? İade edecek isem, nasıl iade edeyim? dedi. Peygamberimiz Yesar'a akıl verdi: - Onları karargâhtan çıkar. Arkalarından ufak taşlar atarak kaleye doğru sür. Muhakkak yüce Allah, o sürüyü sahibine ulaştıracaktır. Yesar sevinerek kalktı. Yerden bir avuç kum alarak sürünün üzerine savurdu ve: - Haydi sahibinize dönün. Vallahi, artık ben size gözcülük ve çobanlık yapmayacağım, dedi. Sürüdeki hayvanlar sanki çoban tarafından sürülüyormuş gibi kaleye kadar topluca gittiler. Sahiplerinin yanına döndüler. Böylece hak yerini bulmuş, emanet sahibine geri verilmiş oldu. MÜSLÜMAN HAK YİYEMEZ Bu olayda ders alınacak önemli bir nokta vardır. Peygamberimiz Yesar'ın yanındaki sürüye, istese el koyabilirdi. Savaş açmış olduğu bir millete karşı, bunu yapması son derece olağan da karşılanabilirdi. Fakat o, hak ve hukuka son derece uygun hareket eder, emanete ihaneti asla caiz görmezdi. Ona işte bu sebeble Muhammedül-Emin demezler miydi? Madem sürü Yesar'ın yanında emanetti. Henüz savaş sonucu ganimet olarak da ele geçirilmemişti. Yesar'ın bu emaneti sahibine geri vermesi şarttı. Müslüman hak yiyemezdi. Yememeliydi... İslama leke ve şaibe getirecek en küçük bir hareket ve davranışa göz yumulamazdı. HERŞEYİN BAŞI İMAN Daha sonra savaş başladı. Hazret-i Ali sancak çekip çarpışmaya daldığı sırada Yesar da yanında çarpıştı. Harbin çok kızıştığı bir anda Yahudilerin attığı bir taşla, Yesar'ın şehit düştüğü görüldü. İbretli bir tecelli idi bu... Yesar o gün iman etmiş ve bir vakit bile namaz kılmaya fırsat bulamadan şehit olmuştu. Yıllarca boş geçen, gayesiz süren bir ömür, birkaç saat gibi kısa bir zaman dilimi içinde imanla hayatlanınca, gerçek değerini bulmuş, yaradılış hedefine ulaşmış, sahibine ebedî saadeti, sonsuz bir hayatı kazandırmıştı... Hem zamanın ne önemi vardı Allah yanında... İmana erdikten, rızaya vardıktan sonra bir saniye bile olsa yeterdi, milyarlar sene baki bir hayatı elde etmek için... Yesar şehit düşünce, Peygamberimizin yanına getirildi. Arkası üzerine yatırıldı ve üzerine bir örtü örtüldü. Peygamberimiz ona dönüp ibretle baktı, ashap ta baktılar. Peygamberimiz şu manidar sözleri söylediler: - Allah, bu kuluna ikram edip onu hayra sevketti. Bu büyük dereceye ulaştırdı. Cennet hurilerinden ikisini, şu anda onun baş ucunda ve üzerindeki toz-toprağı silerken gördüm. Evet, kimsenin adam yerine koymadığı, herkesin hor görüp küçümsediği Yesar, elde ettiği samimi imanı ile, bir anda meleklerin gıpta ile baktığı bir dereceye ulaşmış; 7

8 kıyamete kadar gelecek insanlara örnek olarak anlatılmaya lâyık hale gelmişti. SEVGİNİ ONA SÖYLE! Abdullah bin Serces bir gün, Allah Resûlü'ne gelerek: - Ben Ebû Zerr'i seviyorum, demişti. Allah Resulü, bu söz üzerine, Abdullah'a: - Peki, bunu Ebû Zerr'in kendisine de söyledin mi? diye sordu. - Hayır, cevabını verdi Abdullah. Peygamberimiz, bunun üzerine: - Öyle ise, git, onu sevginden haberdâr et, buyurdular. Abdullah, bu emir üzerine, kalkıp Ebû Zerr'in yanına vardı. Ve: - Ben seni Allah için seviyorum, dedi. - Ebû Zerr: - Beni kendisi için sevdiğin Allah da seni sevsin., karşılığını verdi. Abdullah, daha sonra, Allah Resûlünü'nün yanına döndü. Ebû Zerr'le aralarında geçen konuşmayı O'na nakletti. Allah Resûlü'nün mübarek ağızlarından, şu müjdeli cümle döküldü: - Bir insanı sevmekte sevap olduğu gibi, sevdiğini ona söylemekte de sevap vardır. Bu olay, İslâm'ın sevgiye verdiği önemi gösteren çarpıcı bir örnektir. AKLIN BAŞI, İNSANLARA KENDİNİ SEVDİRMEKTİR "Allah'a imandan sonra, aklın başı, kendini insanlara sevdirmektir." (Ramuz) Bu Peygamber sözünde de ifade buyrulduğu gibi, aklın başı, yani gerçek akıllılık, Allah'a inanmaktır. Akıllı insan, Rabbini tanır. Kendini niçin yarattığını, kendinden ne istediğini bilir. Bu bilinç içinde, kulluk görevlerini yerine getirmeye çalışır. Allah'a imandan sonra, en büyük akıllılık, insanlarla iyi geçinmek, kendini onlara sevdirmektir. Şu kısacık ömürde, az süreli dünya hayatında, insanlarla kavga ve didişmenin yeri ve önemi yoktur. Akıllı insan, çevresiyle iyi geçinir. Onları sever, kendini de onlara sevdirir. Herkese faydalı olmaya çalışır. Kin ve düşmanlık beslemenin kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. SEVGİ DE MİRAS KALIR, DÜŞMANLIK TA... " - Sevgi de, düşmanlık ta miras kalır." (Ramuz) Sevgi ve düşmanlık hislerinin, maddi servet gibi, nesilden nesile geçme, babadan oğula miras kalma durumu vardır. Bu bir sosyal realitedir. Kişi, babasının dostlarını ve arkadaşlarını, babasının ölümünden sonra da arar; hal hatır sorar, onlarla iyi ilişkilerini devam ettirir. Aynı devam durumu, babanın düşmanlarına, sevmediği kimselere karşı da söz konusudur. Babanın hasımları, çocuğun da hasımlarıdır. Nitekim kan davaları bunun tipik bir örneğidir. İslâmiyet, sevgide devamlılık ve kalıcılığı güzel görüp teşvik etmişse de, düşmanlığın miras kalmasını, nesilden nesile intikalini doğru bulmamıştır. 8

9 SU-İ ZANNA GEÇİT YOK Ashaptan Enes anlatıyor: "Resûl-i Ekrem Efendimize bir tabak tirit (et suyuna doğranmış ekmek) getirildi. Kendisi yemeğe bakarak: - Bu yemek, tesbih ediyor, dedi. Sonra tabağı kaldırıp bana verdi. - Onu falana yaklaştır, dedi. Ben tabağı ona yaklaştırınca, o zat da: - Ya Resûlallah! Ben de tesbih seslerini duyuyorum, dedi. Allah Resulü, tabağı bir başkasına yaklaştırmamı söyledi. Tabağı yaklaştırdığımda o da: - Ya Resûlallah! Ben de tesbih sesini duyuyorum, dedi. Bundan sonra Allah Resulü bana, - Tabağı yere bırak, buyurdu. Bir sahabî, - Ya Resûlallah! müsaade etseydin de tabak hazır olanların hepsini dolaşsaydı, onlar da tesbih sesini duysalardı, dedi. Allah Resulü, bu isteğe şu düşündürücü cevabı verdiler: - Buna müsaade etsem ve tesbih sesi de birinizde kesilse, onun bir günahı olduğunu söyler; o kardeşiniz hakkında su-i zanlar ederdiniz..." Görüldüğü gibi Allah Resulü, insanların birbirlerine su-i zanla, şüpheyle bakmalarına, saygılarını yitirmelerine sebep olacak durumlara fırsat vermez; cemiyette sevgi, saygı ve güven ortamının yaygınlaşmasını isterdi. İnsana insanca muamele gerek... PEYGAMBERİMİZ İŞKENCEYE MÜSAADE ETMEMİŞTİR PEYGAMBERİMİZ SÜHEYL'İN DİŞLERİNİ SÖKTÜRMEDİ Peygamberimiz, düşman da olsa, hiçkimseye işkence edilmesine, insan haysiyetine yakışmayan şekilde davranılmasına müsaade etmemiştir. Bu konuda asr-ı saadette cereyan etmiş düşündürücü olaylardan bazılarını nakledelim: Süheyl bin Amr, Kureyş in ileri gelenlerinden hitabeti kuvvetli bir zat idi. Yaptığı ateşli konuşmalarla Mekkeli müşrikleri İslâm aleyhine kışkırtırdı. Bedir savaşında esir edilerek Allah Resulünün huzuruna getirildi. Onun konuşmalarıyla İslama verdiği büyük zararı dikkate alan Hz.Ömer, Allah Resulüne şu öneriyi yaptı: - Ya Resûlallah. Bana müsaade et, Süheyl'in ön dişlerinden ikisini sökeyim de bir daha hiçbir yerde senin aleyhinde ateşli nutuklar atamasın. Peygamberimiz Hz. Ömer'in bu teklifini hoş karşılamadı. Cevaben: - Hayır, ya Ömer! Ben dişlerini söktürerek ona işkence yapamam. Yaparsam Allah da beni - Peygamber olmama rağmen - aynı şekilde cezaya uğratır." buyurdu. Ne düşündürücü bir sözdü bu... Allah'a şirk koşan biri bile olsa, insan haysiyetine yakışmayan bir muamele yapılmasına, işkence edilmesine, Allah Resulü izin vermiyordu. Kendisine "İşkenceci" dedirtmeyi; tarih önünde böyle tiksindirici bir vasıfla anılmayı, peygamberliğin şanına lâyık görmüyordu. Resûlüllah Efendimiz, işkence konusunda İslâmın temel ölçüsünü bu şekilde 9

10 belirttikten sonra, Süheyl ile ilgili şu müjdeli açıklamayı yaptı: - Ya Ömer! Süheyl'in bugün İslâm'a verdiği zararı düşünüp üzülme. Umulur ki o ileride bu güçlü hitabetiyle İslâmın lehine öyle bir tavır ortaya koyar ki, seni çok sevindirir. Şimdiki kızgınlığın o gün sevgiye döner. Gerçekten de Süheyl, Mekke'nin fethinden sonra iman etti. Samimi bir müslüman oldu. Peygamberimizin âhirete göçmesi üzerine bazı Arap kabileleri içinde İslam'dan cayma (irtidat) hareketleri başladığı ve Mekke'de de bazı kıpırtılar görüldüğü bir sırada, ortaya atıldı. Çok özlü ve etkili bir konuşma yaparak halkı yatıştırdı. İslâmdan dönüşü önledi. Onun bu konuşmasından bir bölümü şöyleydi: - Vallahi! Ben iyi biliyorum ki, güneşin doğması ve batması devam ettiği müddetçe, tâ kıyamete kadar bu din devam edecektir. - Ey halkım! Ben Kureyş'in karada ve denizde en çok taşıtları bulunanıyım. Siz devlet başkanınıza boyun eğiniz ve zekatlarınızı da ona ödeyiniz. Eğer İslâmiyet dediğim gibi devam etmez, yok olmaya maruz kalırsa işte servetim... Sizin zekâtlarınızı geri vermeyi ben üzerime alıyorum. Hz.Ömer, Süheyl'in bu yatıştırıcı sözlerini işitince Peygamberimizin onun hakkında yıllarca önce verdiği müjdeyi hatırlamış: "Ben şahadet ederim ki sen Allah'ın Resulüsün, haksın ve doğrusun" demekten kendini alamamıştır. MÜ'MİN ARDINDA KÖTÜ NAM BIRAKMAZ Uhud savaşında puta tapıcı Mekkeliler müslümanlara büyük bir hınç ve kinle saldırmışlar, sadece öldürmekle yetinmeyip şehit düşen mü'minlerin cesetlerini kesip doğramak gibi benzeri görülmemiş bir vahşet sergilemişlerdi. Hele Peygamberimizin amcası Hz.Hamza'ya yapılanlar, tüyler ürpertici görüntüde idi. Ashab'tan Ebû Katade, Hz. Hamza'nın parçalanmış cesedini görünce dayanamamış, meydanda serili yatan düşman cesetlerine aynı muameleyi yapma niyetiyle ayağa kalkmıştı. Onun bu niyetini anlayan Allah Resulü ona "otur" demiş, izin vermemişti. Bu olay 3 kere tekrarlandı. Düşman cesetlerine misilleme yapmak üzere ayağa kalkan Ebû Katade'ye her defasında Allah Resulü engel oldu ve sonunda şu uyarıyı yaptı: - Sen Allah'tan, onların bu yaptıklarının ödülünü bekle ve sevabıyla yetin, Ey Ebû Katade! Ama düşmanlarımızın cesetleri birer emanettir. Biz onlara dokunamayız. Şehitlerimizin cesetlerine yapılanlar ise, onların azgınlık ve zulümlerinin eseri, insanlık dışı davranışlardır. Allah onlan bu çirkin eylemleri dolayısıyla yüzükoyun yere çarpacak, lâyık oldukları cezayı verecektir. Ey Ebû Katade! Sen yaptıklarının asırlar boyunca müşriklerin yaptıklarıyla birlikte yerilerek, kınanarak, nefret duyularak anılmasını ister misin? Ebû Katade, bu ikâz üzerine, yapmak istediği işin yanlışlığını anladı. - Allah'a yemin olsun ki, ya Resûlallah! Ben onların yapmış oldukları şeye, şahsım için değil, ancak Allah ve Resulü adına kızdım, diyerek maksadının aslında Allah ve Resulünün rızâsını kazanmak olduğunu belirtti. Peygamberimiz de: - Doğrusun. Onlar Peygamberlerine karşı ne kötü bir topluluk olduklarını ispatladılar, dedi. Ebû Katade'den başka sahabiler de, Hendek günü, mü'minlerin cesetlerine yapılan vahşeti görünce, dayanamamışlar, misilleme yapmak için yemin etmişlerdi. Peygamber Efendimiz onlara yeminlerini bozdurup keffaret verdirdi. Cesetlere dokunmayı kesinlikle yasakladı. Bu olaydan alınacak temel ölçüleri şu şekilde tespit edebiliriz: - İnsanlık dışı bir muameleye, insanlık dışı bir şekilde karşılık vermek, İslama yakışmaz. Yalanları böyle ağır bir muameleye maruz kalanlar, bu durumun sevap 10

11 ve mükafatı artırıcı bir imtihan hali olduğunu düşünüp sabretmeliler. Allahtan mükâfatını beklemeli, o ödülle teselli bulmalı, haddi aşıp aynı insanlık dışı muameleyi icraya kalkışmamalıdır. - Mü'min her halinde, her tavrında hayırlı olmalı, daima iyilikle anılmalı, kötü örnek olmamalı; ardından, kötü nam bırakmamalıdır. - Zulüm devam etmez. Mazlumun âhı yerde kalmaz. Yeter ki, biz zulme zulümle karşılık verip kendimiz de cezayı hak eder duruma düşmeyelim... NE ÖLÜSÜ, NE PARASI Hazret-i Ali Hendek günü müşriklerin ileri gelenlerinden Nevfel bin Abdullah ile çarpışmış, onu hendek içinde öldürmüştü. Nevfel'in ölüsünün hendek içinde mü'minler tarafında kalması müşriklere ağır gelmişti. Bu aşağılayıcı durumdan kurtulmak için cesedi geri almak istediler. Peygamberimize adam göndererek: - Nevfel'in ölüsünü gömmek için bize ver de sana diyetini ödeyelim, dediler. Ölüsünün teslim edilmesi karşılığında dirhem vermeyi teklif ettiler. Peygamberimiz: - Bize onun ne ölüsü, ne de parası lazımdır. Onun ölüsünün de, cesedinin diyet parasının da bize hayrı yoktur, dedi. Sonra ashabına: - Müşrikleri ölüleri ile başbaşa bırakınız, buyurarak Nevfel'in ve diğer puta tapıcılann ölülerinin iade edilmesini emretti. Müşriklerin gönderdikleri dirhemi de geri çevirdi... Her insan Cenneti kazanmaya adaydır İNSAN KAZANMAK EN BÜYÜK HİZMET... HÜNER CEHENNEME ADAM GÖNDERMEK DEĞİL, CENNETE ADAM KAZANMAKTIR Peygamber Efendimiz, İslâm inancına insan kazanmak konusunda son derece dikkatli ve gayretli davranır, sabır ve serinkanlılıkla ile hareket ederdi. Hiç kimseden ümid kesmez; tatlı dil ve etkileyici sözlerle herkesi imâna davet ederdi. Kendisine yapılan en çirkin muameleleri bile, sanki olmamış sayar; o muamele sahiplerini utandırıcı, yaptıklarını yüze vurucu tavırlardan uzak kalırdı. Bazan insanlar onun huzuruna içleri kin ve düşmanlık kaplı olarak girerler, çıkarken kalpleri sevgiyle dolu çıkarlardı. Nitekim Peygamberimizin amansız düşmanlarından Ebû Süfyan'ın karısı Hind, Mekke'nin fethi günü Allah Resulü ile görüşüp İslama girince, şu itirafı yapmaktan kendini alamamıştı: - Hz. Muhammed'e (Allah'ın Rahmet ve Selamı üzerine olsun) iman ettiğim şu ana kadar, içimde ona karşı büyük bir düşmanlık besliyordum. Halbuki şu anda, bana hiçbirşey, ondan daha sevimli, ondan daha değerli gelmiyor. Peygamberimizin sabrı, affı, hoşgörüsü, Hind gibi daha nice İslâm düşmanlarını insafa getirmiş, kalp ve ruhlarını İslama ısındırmıştı. Burada, Peygamberimizin insan kazanmadaki sabır ve dikkatini gösteren düşündürücü bir misal arzedeceğiz: Peygamberimiz hicretin 17. ayında Abdullah bin Cahş komutasında 12 kişilik bir seriyye (askeri birlik) hazırlamıştı. Onları, Mekke'nin yukarısındaki Nahle Vadisine, etrafı araştırmak, düşmanın durumu hakkında bilgi toplamak üzere keşfe göndermişti. Abdullah bin Cahş ve askerleri, Nahle'ye vardıklarında orada Kureyş'in kuru üzüm, deri ve benzeri şeyler yüklü bir ticaret kervanı ile karşılaştılar. Kervan Taif ten gelmekteydi. İslâm ordusu bir baskın düzenleyerek, kervanı ele geçirdiler. Kervanda bulunan Mekke'nin ileri gelenlerinden Hakem bin Keysan'ı da esir ederek, Medine'ye geri döndüler. 11

12 Peygamberimiz, Medine'de Hakem bin Keysan'ı İslama davet etti. Fakat Hakem, bu daveti kabul etmediği gibi, İslâmla alay etmeğe, Peygamberimize dil uzatmağa başladı. İslâm düşmanlarına karşı şiddetli haliyle bilinen Hz. Ömer, onun bu alaylarına daha fazla dayanamayarak: - Ya Resûlallah! Bununla ne diye konuşuyorsun? Bu, hiçbir zaman Müslüman olmaz, verelim cezasını gitsin, dedi. Peygamberimiz Hz. Ömer'in sözünü dikkate almadı. Anlatmağa devam etti. Uzun konuşmalardan sonra, nihayet Hakem, anlatılanlardan ikna oldu. Ve şehadet kelimesini söyleyerek İslama girdi. Peygamberimiz bu duruma çok sevindi. Keysan'la ilgili olumsuz görüşleri olan Hz. Ömer'e ve ashabına dönerek: - Eğer sizin bu zât hakkındaki görüşünüze uysaydık, onu ilk anda öldürmüş, Cehenneme yollamış olurduk, buyurdu. Peygamberimizin bu sözü, düşündürücü olduğu kadar uyarıcıdır da. Hüner, Cehenneme adam göndermek ve Cehennemliklerin sayısını artırmak değil. Cennete adam kazanmaktır. Nitekim Hz. Ömer de, Hakem'i her gördüğünde, Peygamberimizin huzurunda onu, gösterdiği saygısız davranışlardan dolayı öldürtmek istediğini hatırlar, - Eğer benim dediğim olsaydı, şimdi bu kişi Cehennemde olacaktı, diye söylenip üzüntü duyardı. Kaderin ibretli bir tecellisidir ki, Hakem, Müşriklerin mü'minlere hazırladığı Maûne Kuyusu komplosunda şehit düşmüştür. Peygamberimizin sabrı ve hoşgörüsü sayesinde yalnız inkar halinden kurtulmakla kalmayıp, şehitlik gibi yüce bir mertebeye çıkmak mutluluğuna da ulaşmıştır. "Benim durumumla sizin durumunuz şu misale benzer ki: Adamın biri ateş yakmış. Bunun üzerine çekirge ve küçük kelebekler içine düşmeye başlamışlar. O ise onlan ateşten rnenediyor. İşte ben de bunun gibi, sizi ateşten korumak için, belinizden tutuyorum. Halbuki siz, elimden kaçıveriyorsunuz." -Hadis Meali- DEVESİNİ ELİNDEN KAÇIRAN ADAM ÖRNEĞİ... Bir çöl insanı, Resûlüllah Efendimize gelerek, yardım istemişti. Peygamberimiz ona, bir miktar bağışta bulundu. Ancak bedevi, verilenleri azımsadı. - Sen bana yeteri kadar vermedin, diye Peygamberimize itirazda bulundu. Sahabe-i Kiram, çöl adamının bu sözlerine kızdılar. Kalkıp üzerine yürümek, dışarı atmak istediler. Allah Resulü onlara işaret ederek durdurdu. Bedeviye:- Sen bize geldin. Yardım olarak bir şeyler istedin. Biz de verdik. Buna rağmen sanki alacağın varmış gibi, ileri geri konuşuyorsun, dedi. Ona, bu şekilde davranmasının yanlış olduğunu hatırlattı. Daha sonra Bedeviyi alıp eve kadar götürdü. Ona, evde bulduklarından bir miktar daha bağışta bulundu. - Artık sana fazlasıyla verdim, değil mi? diye sordu. Çöl adamı, bu sefer gerçekten memnun olmuştu. Evet, fazlasıyla verdin. Allah seni, aileni ve kabileni hayırla ödüllendirsin, dedi. Peygamberimiz: Sen az önce verdiğimizi az bulup ileri-geri konuşmakla ashabımın kızmalarına sebep oldun. Yanlarına git. Burada bana söylediklerini onlara da söyle ki, sana karşı kalplerinde öfke kalmasın, buyurdu. Beraber ashabın yanına döndüler. Bedevi, Peygamberimize yalnızken söylediklerini, ashabın önünde de tekrarladı. Bu sözleri duyunca sahabilerin öfkeleri yatıştı. Bedeviye olan kızgınlıkları geçiverdi. Peygamberimiz, bu vesile ile onlara şu önemli hatırlatmayı yaptı: 12

13 - Benimle sizin şu bedeviye karşı halimiz, devesini elinden kaçıran adamın haline benzer. Herkes devenin peşinden koştuğu halde, onu tutmak şöyle dursun, tersine ürkütürler. Huysuzlaştırıp azdırırlar. Sahibi ise, devenin peşinden koşan halka: -Devemi bana bırakın. Ben onun huyunu, suyunu sizden iyi bilirim, der. Devesinin yanına yaklaşır. Yerden bir tutam ot alarak devesine gösterir. Deve sakinleşerek sahibine gelir. Sahibi de yükünü ona yükler. Binip gider. Eğer ben bu Bedevinin sözlerine kırılarak ona karşı, sizin gibi davranmış olsa idim; bu, mutlaka benden uzaklaşırdı. Onun gönlünü kazanmam söz konusu olmazdı. İMAN KURTARAN SAHABİYİ PEYGAMBERİMİZİN TAKDİRİ Haris bin Müslim anlatıyor: "Resûlüllah bizi bir kabile üzerine savaşmaya yollamıştı. Hücum yerine geldiğimizde atım bir şeyler hissetti. Gizlendik. Uğultu çıkararak gelen bir kafileye rastladık. Ben hemen ortaya atılarak: - Allahtan başka ilâh yoktur deyiniz ki kurtulasınız, dedim ve onları İslâm'a davet ettim. Onlar da hiç zorlanmadan İslâmı kabul ettiler. Ancak arkadaşlarım bana kızdılar: - Elimize düşmüş, ayağımıza gelmiş bir ganimetten bizi mahrum bıraktın, dediler. Döndüğümüzde olayı Allah Resulüne anlatmışlar. Resûlüllah Efendimiz, daha sonra beni yanına çağırdı. Yaptığıma kızmak şöyle dursun, çok memnun kaldığını söyledi. - İyi bil ki, Allah sana bu kadar insanın canını kurtardığın, imanına sebeb olduğun için, herbirine karşılık sevap yazdı, buyurdu. Allah Resulü ayrıca: - Benden sonra Müslümanları idare edecek olanlara, senin hakkında bir tavsiye yazısı yazıp sana vereceğim. Ve seni kollamalarını söyleyeceğim, dedi. Mektubu yazdırdı. Mühürleyip verdi. Son olarak ta: - Sabah namazını kıldığında hiç kimse ile konuşmadan 7 kere "Allahümme ecirna minennar: Allahım beni ateşten koru" diye dua et. Eğer o gün ölürsen, Allah seni cehennemden korur. Akşam namazını kıldığında da, yine 7 kere aynı duayı yap. Eğer o gece ölürsen, Allah, yine seni ateşten korur... buyurdu. Bu olay, insanların hidayetlerine, maddî ve manevî kurtuluşlarına sebeb olmanın, Allah Resulü yanında ne derece büyük bir hizmet ve hayırlı bir ibadet olduğunu göstermektedir. Bu hizmeti yapan sahabisini, Allah Resulü, Cehennem ateşinden kurtaracak bir duayı öğreterek ayrıca ödüllendirmiş; bizlere de Cehennemden korunmanın bir vesilesini böylece göstermiştir. BİR KİŞİNİN SENİNLE HİDAYETE GELMESİ... Peygamberimiz, İslâm toplumu aleyhine devamlı düşmanla işbirliğine giren Yahudi tehlikesini ortadan kaldırmak için Hayber üzerine yürümüştü. Hayber savaşının son gününde, sancağı Hz. Ali'ye teslim etmiş: Allah'ın onun eliyle Hayber'in fethini nasip edeceğini bildirmişti. Hz. Ali'ye sancağı verirken de: - Ya Ali, al bu sancağı! Korkmadan ilerle. Allah sana fethi nasip edinceye kadar çarpış. Sakın arkana dönüp kaçma, buyurmuştu. Hz. Ali biraz ilerleyince: - Ya Resûlallah! Ben neyi gerçekleştirmek için onlarla çarpışacağım, diye seslendi. Peygamberimiz: - Allah'tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed'in onun Resulü olduğuna 13

14 şehadet getirinceye kadar, onlarla savaşmaya devam et. Bu dediğini söylerlerse, can ve mallarını benden kurtarırlar. Kalplerindekinin hesabı ise, Allah'a aittir, buyurdu. Efendimiz bu sözleriyle Yahudilerin ihanetlerine artık kesin şekilde son vermek istediğini ortaya koyuyordu. Ya İslâm'a girecekler veya ihanet cezası olarak yerlerinden, mallarından olmayı göze alacaklardı. Peygamberimiz Hz. Ali'ye son bir tavsiyeyi şöyle yapmıştı: - Ya Ali! Vallahi senin vasıtanla Allah'ın onlardan bir tek kişiye hidayet vermesi (doğru yola iletmesi) senin için bir vadi dolusu kızıl develere sahip olup onları Allah yolunda sadaka olarak dağıtmandan hayırlıdır. Resûlüllah Efendimizin haber verdiği gibi, o gün Hayber, Hz. Ali tarafından fethedildi. Müslümanlar pek çok ganimet ele geçirdiler. İslâm toplumuna tehdit oluşturan Yahudi tehlikesi de böylece ortadan kalkmış oldu. İSLAMA BİR İNSAN KAZANDIRMAK, EN HAYIRLI HİZMETTİR... Ashap'tan Mes'ud bin Huneyde, Müstalik oğulları seferi sırasında, Abdülkays oğullarından bir adama rastlamıştı. Ona İslâmiyeti anlatıp iman etmeye teşvik etmişti. O zat ta, anlatılanların etkisinde kalarak Müslüman olmuştu. Mes'ud bin Huneyde, Resûlüllah Efendimizle karşılaşınca, bu olayı bildirdi. Yaptığı iş hakkında, onun kanaatini öğrenmek istedi. Peygamberimiz, Mes'ud bin Huneyde'yi, yaptığı faaliyetten dolayı tebrik etti. Ve: - Bir kimsenin senin önünde, senin elinle müslüman olması, yeryüzünde üzerine güneşin doğup battığı her şeyden senin için daha hayırlıdır, buyurdu. Böylece, bir kimsenin hidayetine vesile olmanın, İslama bir insan kazandırmanın ne derece önemli bir hizmet olduğunu ifade etmiş oluyordu. KALPLERİ İSLAMA ISINDIRILANLAR (MÜELLEFE-İ KULÛB) Mekke'nin fethinden sonra meydana gelen Huneyn ve Evtas savaşlarında Müslümanların eline çok miktarda ganimet geçmişti. Peygamberimiz Cirane mevkiinde bir kaç gün kalarak, bu malları Müslüman gazilere taksim etti. Herbirine 4'er deve verdi. Bu arada kalplerini İslama ısındırmak istediği bazı kimselere -ki bunlara müellefe-i kulûb denir - diğer Müslümanlardan çok hisse ayırdı. Müellefe-i Kulûb, Mekke'nin fethinden sonra İslama girip henüz kalplerinde imanları yeterince kuvvet bulmamış yeni Müslümanlardı. Ebû Süfyan, İkrime, Süheyl bin Amr gibi... Peygamberimiz bunların kalplerini İslama iyice ısındırmak, içlerinde kalan son tereddüt ve şüphe izlerini de iyice gidermek istiyordu. Bu sebeple cömertçe ikram ve ihsanlarda bulunuyordu. Öyle ki, Peygamberimiz müellefe-i kulûptan bir kısmına ganimet mallarından yüzer deve, bazılarına da 40'ar deve vermişti. Bir miktar da gümüş hediye etmişti. Kureyş'in lideri Ebû Süfyan, bu lütuf ve ihsan karşısında: - Anam babam sana feda olsun ya Resûlallah! Bu ne lütuf ve keremdir? Allah hakkı için, sen hem barış zamanında, hem de savaş zamanında insanların en cömerdisin. Allah seni hayırla mükâfatlandırsın, demişti. Peygamberimizden, İslama girip girmeme konusunda düşünmek için 4 ay süre alan Safvan bin Ümeyye de, vadide en iyi cinsten 100 kadar devenin toplandığını görmüş, çok beğenip: - Ne iyi, ne güzel develer, demişti. Resûl-i Ekrem, Safvan'ın develerden hoşlandığını görünce: - Öyleyse onlar senin olsun, buyurmuştu. Safvan, Allah Resulünün bu lütfu karşısında: - Bu mertebe lütuf ve cömertlik, ancak Peygamberlerde bulunur, demiş ve 14

15 kendine tanınan sürenin bitmesini beklemeden müslüman olmuştu. Peygamberimizin yeni Müslümanlara gösterdiği bu büyük ikram ve cömertliğin hikmetini anlamayan bazı sahabeler, yapılan taksime itiraz etmişlerdi. Abbas bin Mirdas ta, onlardan biriydi. Şair ruhlu Abbas, bir kaside söyleyerek itirazını dile getirmişti. Peygamberimiz, Abbas'ın sitemini duyunca bu sözlerin başkalarını da tahrik edeceğini düşünerek, yanındakilere: - Bunun dilini kesin, diye emir verdi, Hz. Ali, Abbas bin Mirdas'ı, kolundan tutup Hz.Peygamberin huzurundan dışarı çıkardı. Abbas, bir an için, Allah Resulünün söylediği sözün ne mânâ ifade ettiğinde tereddüte düştü. - Ya Ali, gerçekten dilimi kesmeye mi götürüyorsun, dedi. Hz. Ali, bu sözün, "bunu ikna edip ağzını kapayın, başkalarını diliyle tahrik etmesine mani olun" mânâsında söylendiğini biliyordu. Bu sebeble: - Resûlüllahın emrettiğini yapacağım, karşılığını verdi. Onu develerin bulunduğu yere götürüp: - Ya Abbas! Resûlüllah, seni Muhacirlerden ve Ensardan biri sayıp 4 deve verdi. İstersen 4 deveye kanaat edip onlardan ol, dilersen 100 deve alıp yeni Müslümanlardan biri sayıl, dedi. Abbas, Hz. Ali'nin bu alternatifli teklifi karşısında şaşkın ve suskun kaldı. Meseleyi hiç böyle düşünmemişti. Nihayet Resûlüllahın verdiği 4 deveyi tercih ederek, Muhacir ve Ensar arasında sayılmayı kabul etti. İmanları henüz zayıf yeni Müslümanlar sınıfına girmek istemedi. Abbas bin Mirdas, daha sonra Resûlüllahın huzuruna dönünce, Peygamberimiz ona: - Ya Abbas! Benim hakkımda şiir mi söyledin? diye takılmadan edemedi. Abbas ta: - Ya Resûlallah! Şiirim dilimin ucunda karınca gibi dilimi ısırır, söylemeden duramam. Bu konuda iradem elimde değil, diye özür beyan etti. Peygamberimiz de tebessüm ederek: - Arap kavmi böyledir işte. Şiir söylemezlerse duramazlar. Nasıl ki deve bağırmadan duramaz, buyurdu. İNSANLARI DİNE ISINDIRMADA EN ETKİLİ METOD Resûl-i Ekrem Efendimiz, İslâm'ı insanlara anlatırken, en güzel irşad metodlarına başvurur, insan psikolojisinin en ince ve en hassas noktalarını dikkate alır, muhatabını islâm'a kazanmak için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaktan geri durmazdı. Bilhassa dine ısındırmak, İslâm'a yaklaştırmak istediği kimselere özel bir ilgi göstermek, farklı bir iltifatta bulunmak, onun her zaman başvurduğu insan gönlünü kazanma metodlarından biriydi. Bir gün kendisine şöyle bir sual yöneltilmişti: - Ya Resûlallah! Uyeyne bin Hısn ve Akra bin Habis gibi uzun zaman size düşmanlık yapmış ve İslâm'a henüz yeni girmiş kimselere olmadık ikram ve iltifatı gösteriyor, elinize birşey geçtiğinde onlara fazla fazla veriyorsunuz. Halbuki beri tarafta Cuayl bin Suraka gibi eskiden inanmış, samimi bir Müslüman ve fakir bir insana, hem onlar kadar iltifat etmiyor, hem de onlara verdiğinizden daha az veriyorsunuz. Bunun sebebi nedir?" Allah Resulünün cevabı hazırdı: - Allah'a yemin olsun ki Cuayl, Uyeyne ve Akra gibilerin yeryüzü dolusu kadarından fazilet ve dindarlıkta daha üstündür. Fakat ben Uyeyne ve Akra'ya bu tarz muamelem ile, onları kazanmaya, İslâm'a ısındırmaya çalışıyorum. Çünkü bunlar, 15

16 toplumlarının reisleri, hatırı sayılır nüfuzlu kimseleridir. Bu iyi muameleler sebebiyle onların İslâm'a sarılmaları, pek çok kimsenin İslâm'a bağlanmasına sebeb olabilir. Halbuki Cuayl, ihlaslı bir Müslüman ve sağlam bir dindardır. O, bu gibi ikram ve iltifatları ne ister, ne de ihtiyacı vardır." Peygamberimizin bu cevabından anlaşılıyor ki, İslâm'ı yeni benimsemiş veya dini hayat yaşamaya yeni başlamış kimselere, sair Müslümanların ellerinden geldiğince anlayışlı ve iltifatlı davranmaları, böylelikle onları İslâm'a ve Müslümanlara ısındırmaya çalışmaları, önemli bir hizmet prensibidir. İMANDA DİRENMENİN MÜKAFATI Cebr, Abduddar oğullarının kölesiydi. Aslen Yahudi idi. Hicretten önce Mekke'de Allah Resulünden Yusuf sûresini dinlemiş, işittiklerinin Allah Kelâmı olduğuna kanaat getirerek İslama girmişti. Bu durumu, Efendilerinden gizlemekte idi. Abdullah bin Ebî Şerh, müslümanlıktan vazgeçip Mekke'ye kaçınca, Mekke'deki gizli müslümanları bir bir ifşa etmiş, bu arada Cebr'in durumunu da puta tapan Efendilerine haber vermişti. Onlar da kölelerini en ağır işkencelere uğratmışlar, zor kullanarak İslâmdan döndürmeye çalışmışlardı. Mekke fethedilince, Cebr gelip başından geçenleri ağlayarak Allah Resulüne anlattı. Peygamberimiz dinlediklerinden duygulandı. Cebr'i derhal Efendilerinden satın alarak kölelikten kurtardı. Onu Âmir oğullarından soylu bir kadınla evlendirdikten başka, kendisine geçineceği kadar bir mal bağışında da bulundu. Cebr, inancından vazgeçmeyip direnmesinin mükâfatını, böylece âhiretten önce dünyada da görmüş oluyordu. Zira hem özgürlüğüne kavuşmuş, hem iyi bir evlilik yapmış, hem de kendini geçindirecek kadar bir servetin sahibi olmuştu.. Lanet değil Rahmet Peygamberi PEYGAMBERİN VAZİFESİ ANCAK TEBLİĞDİR BEDDUAYA İZİN YOK... Resûlüllah Efendimiz, ashabına ve ümmetine daima Allah'tan hayır dua eder, onlar hakkında dünya ve âhirette hep iyilik dilerdi. İslâmiyete ve müslümanlara büyük zarar veren, kendisini çok üzüp rencide eden kimselere ise, çok nadir de olsa beddua ettiği olurdu. Uhud Savaşı sırasında da bir ara Peygamberimiz müşriklerin peşpeşe gelen saldırılarından çok sıkılmıştı. Gözü önünde en değerli sahabelerinin şehit edilişinden fevkalade üzülmüş ve nadir hallerde başvurduğu bedduaya başlamıştı: - Allahım! Ebû Süfyan'ı rahmetinden uzaklaştır. - Allahım! Haris bin Hişam'ı rahmetinden uzaklaştır. - Allahım! Safvan bin Ümeyye'yi rahmetinden uzaklaştır... Beddua ettiği bu kimseler, müslümanlara o sıralar en çok zarar veren, en fazla düşmanlık gösteren kimselerdi. Ancak Resûlüllah'ın bu bedduası üzerine Allah Cebrail'i göndermiş, şu âyetleri indirmişti: "Ey Resulüm! Kulların işinden hiçbir şey sana ait değildir. (Senin elinde bir şey yoktur) Allah ya onlara (rahmetiyle) tövbe nasip eder yahut zalim oldukları için azaba uğratır. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O dilediğini rahmetine erdirir, dilediğini de rahmetinden uzaklaştırarak cezaya çarptırır. 16

17 Allah kullarına karşı çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (Âli İmran, ) Bu âyetlerde rahmet etmek veya azap vermenin, yalnızca Allah'a ait olduğu, bunun Peygamberin elinde olan bir şey olmadığı belirtiliyordu. Şu halde Allah Resulünün, Allah'ın izni olmadan beddua etmeye, hiç kimse hakkında kötü akıbet dilemeye yetkisi yoktu. Kimi, nasıl bir akıbetin beklediğini ancak Allah bilirdi. Ve bu takdir edilen akıbeti değiştirmeye de, kimsenin gücü yetmezdi. Nitekim, Resûlullah'ın beddua etmek istediği şahısların hepsinin de, sonradan tövbeye gelip iyi birer Müslüman olduklarını görüyoruz. Bu âyetlerin gelmesinden sonra, Allah Resulü bedduayı gerektiren bir hal olduğu zaman, önce Rabbimizin muradının ne olduğuna bakar; ancak onun izin verdiği durumlarda bedduaya başvururdu. Uhud Savaşı'nın iyice kızıştığı bir andı. Resûlüllah Efendimizin dişleri kırılmış, yüzü yaralanıp kan revan içinde kalmıştı. Onu bu halde görmek sahabelere çok ağır gelmişti. Mekkeli müşriklere karşı, büyük bir hiddet duygusu içinde: - Ya Resûlallah! Bu hâle gelmene sebebiyet veren Kureyş müşriklerine beddua etsen, lanet yağdırsan ya, demişlerdi. Peygamberimiz ise, müşriklere lanet ve beddua edilmesini bekleyen sahabilerine, yukarda mealini sunduğumuz İlâhi vahyin de ışığında, şu karşılığı vermişlerdi: - Ben insanları lanetleyici olarak gönderilmedim. Ancak onları doğru yola çağırıcı ve rahmete ulaştırıcı olarak gönderildim. Allahım, halkıma sen doğru yolu göster. Onlara hidayet ver... Çünkü onlar doğruyu bilmiyorlar... ALLAHIM! DEVS KABİLESİNE HİDAYET VER! Devs kabilesinden ilk iman eden kişi Tufeyl bin Amr'dır. Peygamberimizin Mekke'de İslâmiyeti açıktan yaymaya başladığı yıl içinde gelip Allah Resulü ile görüşmüş, ondan Kur'ân dinlemiş, duyduklarından etkilenerek İslâmiyeti kabul etmiştir. Tufeyl müslüman olduktan sonra kabilesine döndü. Onları İslama davet ettiyse de, sözünü kimseye dinlettiremedi. Çalışmaları bu şekilde neticesiz kalınca Allah Resulüne gelerek halkını şikâyet etti: - Ya Resûlallah! Devsliler Allah'a isyan içindeler. İslama girmeleri için yaptığım tüm çağrıları reddettiler. Onlara beddua et de, yok olup lâyıklarını bulsunlar, dedi. Peygamberimiz bu istek üzerine kıbleye döndü. Ellerini kaldırdı. Onu bu halde görenler: - Devs kabilesinin işi bitti artık, dediler. Ancak Allah Resulünün ağzından şu kelimelerin döküldüğü duyuldu: - Allahım, Devs kabilesine hidayet ver, onları doğru yola ilet. - Allahım Devs kabilesine hidayet ver, onları doğru yola ilet. - Allahım Devs kabilesine hidayet ver, onları doğru yola ilet. Peygamberimiz, bu beklenmedik duadan sonra, Tufeyl'e yönelerek: - Kavmine dön. Onları güleryüz ve tatlı dille İslâmiyete çağırmaya devam et. Kendilerine yumuşak davran, buyurdu. Tufeyl, Peygamberimizin bu emrine boyun eğerek halkına geri döndü. Onları Resûlullahın tavsiye ettiği gibi, güler yüz ve tatlı dille İslama çağırdı. Kendisine ilk inanan kimse, Ebu Hüreyre Hazretleri oldu. Kızmadan, yılmadan İslâmı anlatmaya devam etti. Yavaş ta olsa netice almaya başladı. Peygamberimiz Hayberi fethettiği sırada Devsli Müslümanların sayısı 80'i bulmuştu. Tufeyl, bu Müslümanları alarak Medine'ye hicret etti. Allah Resulünün Hayber'de olduğunu öğrenince Medine'de durmayıp hemen yola koyuldu. 17

18 Hayber'de İslâm ordusuna katıldılar. Peygamberimiz Hayber ganimetinden Devsli Müslümanlara da hisse ayırdı. Ebû Hureyre Hazretleri Medine'ye geldikten sonra, artık kabilesine geri dönmedi. Vefatına kadar Allah Resulünü gölge gibi takibetti. Ondan pek çok şey dinledi, pek çok şey öğrendi. Ashap içinde Hz. Peygamberden en çok hadis nakleden sahabi oldu. Halbuki Tufeyl'in isteğine uyup Allah Resulü Devslilere lanet etse idi, Ebû Hureyre'nin müslüman olması mümkün olmayacaktı. Daha sonraki yıllarda İslama giren yüzbinlerce Devsli de, yine hidayet nurundan mahrum kalacaklardı. Şu halde İslâm Davetçilerinin son derece sabırlı olmaları, zorluklardan yılmamaları, halkın kendilerini dinlememesinden ümitsizliğe düşmemeleri gerekir. Zira hidayet vermek, Allah'a aittir. Onun takdiridir. Kime, nasıl, ne zaman hidayet vereceği, iman nasip edeceği ise, bizim meçhûlümüzdür. Üstümüze düşen; yılmadan usanmadan çalışmak, tebliğ görevimizi hakkıyla yerine getirerek, başarı ve hidayeti Allah'tan beklemektir. Mekke'nin fethinden sonra Peygamberimizin Tufeyl'i, Devslilerin eskiden tapındığı put olan Zülkeffeyn putunu yakmağa gönderdiğini görüyoruz. Peygamberimiz bu görevi verirken, Tufeyl'e: - Bu işi tamamladıktan sonra, halkınla bera ber İslâm ordusunu desteklemek üzere Taife gel, demişti. Bu emrin içinde Devslilerin topyekûn imana geleceği müjdesi de vardı. Gerçekten de, tahtadan yapılma Zülkeffeyn putu yakılınca, Devs kabilesi puta tapma inancını terkedip toptan İslama girdiler. Tufeyl de, kavminden 400 kişiyi alarak, Taif seferine çıkmış olan Allah Resulüne yolda yetişti. ALLAH RESULÜ, DAĞLARI MÜŞRİKLERİN ÜZERİNE YIKMA TEKLİFİNE YANAŞMADI Hz. Aişe annemiz bir gün Peygamber Efendimize: - Ya Resûlâllah! Sana Uhud gününden daha şiddetli gelen bir gün erişti mi? diye sormuştu. Resûlüllah Efendimiz, ona şu cevabı verdiler: - Ya Aişe! Kavmim Kureyş'ten gelen bir çok zorluklarla karşılaştım. Fakat Taif te karşılaştığım müşkil vaziyet, onların hepsinden zorlu idi. Ben Kureyş'ten gördüğüm eziyetler üzerine Taife gidip İslâm'a sahip çıkmalarını onlara teklif ettiğim zaman, dileğime müsbet cevap verilmemişti. Üstelik daha ağır hakaretlerle de karşılaşmıştım. Son derece üzüntülü ve şaşkın bir halde Mekke'ye yönelmiştim. Bu şaşkınlığım Mekke yakınlarına kadar devam etti. Bir ara başımı kaldırıp gökyüzüne baktığımda bir bulutun beni gölgelendirmekte olduğunu gördüm. O anda Cibril yanıma gelerek bana: - Ya Muhammed! Allah, kavminin şenin hakkında neler dediklerini muhakkak işitti. Bu yüzden Sana şu Dağlar Meleğini gönderdi. Emrine hazırdır. Kavmin hakkında ne dilersen, ona emredebilirsin, dedi. Bunun üzerine de dağlar emri altında olan Melek seslenip bana selâm verdi. - Ya Muhammed, dedi. Cibril'in söylediği bir hakikattir, sen ne dilersen emrine hazırım. Eğer Ebû Kubeys ile Kuaykan denilen şu iki yalçın dağın Mekkeliler üzerine çökerek birbirlerine kavuşmasını istersen onu da emret, yerine getiririm. Ben de: - "Hayır, ben onu istemem. Ben isterim ki, Allah bu müşriklerin soyundan yalnız Allah'a ibadet eden ve Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayan imanlı bir nesil meydana çıkarsın." cevabını verdim. Anlaşılan o ki, müslümanın gayesi; Allah'ı inkar eden, ona ortak koşan insanları öldürerek yeryüzünden yok etmek değildir. O insanların batıl inançlarını düzeltmek yolunda çalışmaktır. Kendileri inkarcılıktan vazgeçmeseler bile, onların çocuklarını kazanıp imanlı yeni bir nesil yetiştirmektir. 18

19 Peygamber hoşgörüsü HALKTAN GELEN KÜSTAHÇA DAVRANIŞLARA PEYGAMBERİMİZ ANLAYIŞLA KARŞILIK VERİRDİ... YAHUDİ ZENGİN, RESULÜLLAH'IN SON PEYGAMBER OLDUĞUNU NASIL ANLADI? Peygamberimiz Medine'de, Yahudi zenginlerden birinden, 30 dinar vadeli borç almıştı. Vadenin bitimine birkaç gün kala, Yahudi zengin çıkageldi. Peygamberimizin huzurunda kızgın bir sesle: - Ya Muhammed. Alacağımı derhal öde. Zaten siz Abdülmuttalib oğulları, borcunuzun vaktini geçirir, zamanında ödemez, uzatıp durursunuz, dedi. Yahudi zenginin bu hakaret içeren sözleri, Peygamberimizin yanında bulunanları sinirlendirdi. Hz. Ömer: - Ey habis adam! Allah'a yemin olsun ki, sen Resûlüllahın huzurunda olmasa idin, ben sana yapacağımı bilirdim, dedi. Peygamberimizde ise, ne bir kızgınlık ne de şaşkınlık eseri vardı. Sakin ve mütebessimdi. Hz. Ömer'e şu ikâzı yaptı: - Allah seni bağışlasın ya Ömer! Biz senden başka türlü davranmanı beklerdik. Bana, borcumu güzellikle ödememi, ona ise alacağını isterken daha nazik ve yumuşak davranmasını tavsiye etmeliydin. Müslümana yakışan budur. Sonra Yahudi zengine dönerek: - Senin bendeki alacağının müddeti bir kaç gün sonra dolacaktır, dedi. Yahudi zengin, alacağını istemekte israr edince, Peygamberimiz Hz.Ömer'e: - Ey Ömer! Bununla birlikte filânın bahçesine git. Beğenirse, oradan 30 dinarlık hurma ayır. Onu tehdidinle korkuttuğun için, 20 ölçek te fazla ver, buyurdu. Hz.Ömer, Yahudi zengini Efendimizin dediği bahçeye götürdü. Hurmaları gösterdi. Adam hurmaları beğenince, ona Peygamberimizin dediği miktarda hurma verdi. Emrettiği fazlayı da ödedi. Hurmaları teslim alınca, Yahudi zenginde beklenmedik bir değişme oldu. Hz. Ömer'in şaşkın bakışları altında, "ben müslüman oluyorum" diyerek şehadet kelimesini getirmeye başladı. Az önce Allah Resulüne küstahça davranan kişi gitmiş, yerine sanki yeni bir insan gelmişti. Yahudi zengin, Hz. Ömer'in merak içinde kaldığını görünce, ona durumu şöyle izah etti: Kendisi Tevratta, Peygamberimizin son derece halim (yumuşak huylu, kızmayan, soğukkanlılığını kaybetmeyen) biri olarak nitelendiğini okumuştu. Bu nitelemenin Peygamberimizde olup olmadığını anlamak için, Onu denemeye karar vermişti. Önce, bir vesile ile Allah Resulüne borç vermiş, sonra da süresi dolmadan, küstahça sözlerle alacağını geri istemişti. Böylelikle Peygamberimizin kaba davranışlara karşı tepkisini ölçecek, kızıp kızmayacağını anlayacaktı. Nitekim umduğuna fazlasıyla ulaşmış; Peygamberimizin yumuşak huyluluk vasfi yanında, cömertliğine de tanık olmuştu. Artık Hz. Muhammed'in (Allah'ın rahmet ve selamı üzerine olsun) Tevrat'ın haber verdiği son Peygamber olduğuna kesin kanaati gelmiş, gönül rahatlığı içinde iman etmişti. Zeyd bin Süne adındaki bu, bilgili ve çok zengin Yahudi, iman ettikten sonra Hz.Ömer'e: - Şahit ol, aldığım bu hurmanın tamamı ile, malımın yarısını, Müslümanların yoksullarına bağışladım, dedi. 19

20 Daha sonra, kendisi gibi bütün ev halkının da İslama girmelerine vesile oldu. Zeyd, daha sonra Peygamberimizle birlikte birçok savaşa katıldı. En son Tebûk gazvesine giderken, yolda vefat etti. PEYGAMBERİMİZDEN HOŞGÖRÜ (MÜSAMAHA) ÖRNEKLERİ Allah Resulünün hayatındaki müsamaha örneklerine geçmeden önce, bir hususu belirtmiş olalım: Müsamahayı, diğer bir ifade ile tolerans veya hoşgörüyü, dinî esaslardan fedakârlık etmek mânâsında anlamamak gerektir. Zira buna kimsenin hakkı yoktur. Müsamahadan kasıt, insanlara, şahsi hatalarını yüzlerine vurup utandırmadan, başkalarının yanında onları mahcup etmeden, sabır ve anlayışla muamele etmek ve onların, işledikleri kusurlarını kendi kendilerine düzeltmelerine imkân vermek demektir. Yeni Müslüman olmuş, henüz İslâm'ın yüce ahlâk prensiplerini bütün varlığı ile benimseyip ruhen olgunlaşma fırsatı bulamamış çöl adamlarının zaman zaman kaba ve haşin davranışları olurdu. Allah Resulünün en güzel hoşgörü örneklerini, bu gibi şahıslara karşı takındığı tavrında görüyoruz.. Bazı örnekler verelim: Bir defasında Allah Resulü, Medine Mescidinde oturmuş, ashabı ile sohbet ediyorlardı. Bedevinin biri içeri girdi, iki rekât namaz kıldıktan sonra ellerini havaya kaldırarak yüksek sesle dua etmeye başladı. Duasında şöyle diyordu: - Allah'ım, bana ve Muhammed'e rahmet et! Başka hiç kimseye, bizimle beraber rahmet etme!" Bu sözleri duyan ashâb şaşırmış, çöl insanının bu dar anlayış ve bencilce tutumuna kızmışlardı. Bu ne biçim dua, dercesine söylenmeye başlamışlardı. Allah Resulü ise, adamın bu şekilde dua etmesine, hiç de ashabı gibi tepki vermedi. Onun bu kaba-saba durumunu, bedevi oluşuna, yaptığı garip duasını da İslâm'a yeni girişine verdi. Ancak: - Pek geniş olan İlâhî rahmete sınır çektin, çok daralttın," diyerek onu tatlı bir dille ikazdan da geri kalmadı. Bedevi zat, biraz oturup Allah Resulünün sohbetini dinledikten sonra, birden kalktı, mescidin bir köşesine giderek küçük abdest bozmaya başladı. Sahâbilerin şaşkınlıkları daha da artmıştı. Bu ne biçim insandı? Ne yapıyordu böyle?.. İlk şaşkınlık geçer geçmez, adama bağırmaya başladılar ve işemesine engel olmak için de üstüne yürümek istediler. Fakat Allah Resulü yine duruma müdahale ederek: - Bırakın, kardeşiniz işini görsün. Sonra da yaptığı idrarın üzerine bir kova su döküp temizleyin. Zira siz GÜÇLÜK için değil, KOLAYLIK için gönderildiniz... emrini verdi. Ashabın infialini bu şekilde yatıştırdıktan sonra, bu arada işini bitirip etrafa şaşkın şaşkın bakınan bedeviyi yanına çağırdı ve ona şu sözleri söyledi: - Bu mescidler, ne idrar etmek, ne de başka bir pislik sürmek için yapılmıştır. Buralar, ancak Allah'ı anmak, namaz kılmak ve Kur'ân okumak için açılmıştır. Bir daha böyle bir harekette bulunma sakın." Bedevi, bu sözlerden, alacağı dersi almıştı. Bu bedevi zatı daha sonraları, İslâm'ı tam olarak anlamış ve ruhen olgunlaşmış olarak görüyoruz. Fakat buna rağmen o, "mescide işeyen adam" unvanıyla hadis kitaplarına geçmiş ve mü'minlere bir ibret dersi olarak asırlar boyunca kendisinden bahsoluna gelmiştir. Resûlüllah Efendimiz, yine bir gün Medine Mescidinden çıkarken bedevinin biri önüne çıkmış, Allah Resulünün eteğini şiddetle çektikten sonra: - Develerimi buğday ile yükle! Çünkü sendeki mal, ne senin, ne de babanın malıdır," demişti. Bu ani ve şiddetli çekiş sebebiyle, Efendimiz'in üzerindeki sert yakalı gömlek, 20

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI Müslümanlarla yaptıkları antlaşmaya ilk ihanet eden Yahudi kabilesi Kaynukâ'oğullarıdır.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele 8 Mesnevi den (şiirli) r l e H i k â e y ÖNSÖZ Hoşgörülülükte deniz gibi ol Mevlâna Celâleddîn Geleceğimizin teminatı olan kıymetli çocuklarımız, Geçmişimizde atalarımızın yaşadığı ve bu günlerde kaybolma

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

1)Verilen bilgiler, Hz. Muhammed'in (SAV) özellikleri ile aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?

1)Verilen bilgiler, Hz. Muhammed'in (SAV) özellikleri ile aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir? I. İnsanların rahatını kendi rahatına tercih ederdi. II. Yapılacak olan bir işte arkadaşlarının görüşünü alırdı. III. Hristiyanlık ve Musevilik dinlerinde ahir zamanda geleceği müjdelenen bir kişidir.

Detaylı

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Ümmü'l-mü'minîn Âişe bint Ebî Bekr es-sıddîk el-kureşiyye (ö. 58/678) Hz. Ebû Bekir'in kızı ve Hz. Peygamberin hanımı. Babası Ebû Bekir b. Ebû Kuhâfe, es-sıddîk

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

BEDİR SAVAŞI. Nedenleri Savaş Sonuçları UHUD SAVAŞI. Nedenleri. Savaş Sonuçları HENDEK SAVAŞI. Nedenleri. Sonuçları. Kaynakça

BEDİR SAVAŞI. Nedenleri Savaş Sonuçları UHUD SAVAŞI. Nedenleri. Savaş Sonuçları HENDEK SAVAŞI. Nedenleri. Sonuçları. Kaynakça BEDİR SAVAŞI Nedenleri Savaş Sonuçları UHUD SAVAŞI Nedenleri Savaş Sonuçları HENDEK SAVAŞI Nedenleri Kaynakça Sonuçları Bedir savaşın en önemli nedeni Müslümanları hicrete zorlayan Kureyşlilerin, hicret

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

5. Kureyş kabilesinin önde gelenlerinden olup İslâm a düşmanlığından dolayı peygamberimizin ''bilgisizlerin önderi'' dediği kişi kimdir?

5. Kureyş kabilesinin önde gelenlerinden olup İslâm a düşmanlığından dolayı peygamberimizin ''bilgisizlerin önderi'' dediği kişi kimdir? 1. Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri çerçevesinde ilkokullar arası düzenlenen bu yarışmada sorumlu olduğunuz kitabın adı aşağıdakilerden hangisidir? A) Peygamberimi Seviyorum B) Peygamberimi Öğreniyorum

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HZ HATİCE İLE EVLİLİĞİ

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HZ HATİCE İLE EVLİLİĞİ 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HZ HATİCE İLE EVLİLİĞİ Ficar savaşları ve Hılful Fudul olaylarından sonra, Hz. Muhammed (s.a.s.) in yirmi beş yaşında iken Hatice ile evlendiği yıla kadar

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

www.ludwigsburgonuokuyor.com Sayfa 1

www.ludwigsburgonuokuyor.com Sayfa 1 1. Efendimizin (sav) altı kuşak önceki atası olan, Kureyş in de atası olarak bilinen kişi kimdir? a) Kusay İbn-i Kilab b) Abdulmuttalib c) Kaab bin Malik d) Haris bin Hisam e) Miktat bin Numan 2. Kabe

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

HAZRET-İ ALİ DESTANI BİRİNCİ BÖLÜM

HAZRET-İ ALİ DESTANI BİRİNCİ BÖLÜM HAZRET-İ ALİ DESTANI BİRİNCİ BÖLÜM [2b] (1) HAYBER KALESİ NİN FETHİ (3) Haberleri rivayet edenler ve eserlerden nakledenler şöyle anlatırlar: Hazret-i Muhammed; (5) bir gün sabah namazını kıldı, (6) mübarek

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT 1 1. PERDE Haydi Harun! Acele edelim. Ama, Murad bizden çok geride... Murad, bize katılmak istemiyor Sanki, özellikle ağırdan

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Kadın - Erkek Algısı I (Gelenekten ve Yanlış Din Algısından Kaynaklı) Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kadın erkeğin hizmetine verilmiştir. Erkek,

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

söylediğine göre hayırlı olandır. Birçok insan vardır ki kendini aldatırlar ve biz muttakiyiz derler. Fakat muttaki ancak Yüce Allah ın cc

söylediğine göre hayırlı olandır. Birçok insan vardır ki kendini aldatırlar ve biz muttakiyiz derler. Fakat muttaki ancak Yüce Allah ın cc Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurur: Yüce Allah tan korkmak her insanın görevidir. Allah ın korkusu kendisini birçok hayra varis kılacaktır. Aslolan şudur ki, hayırlı insan Yüce Allah ın söylediğine göre

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 24.07.2012 23.07.2012 TESİ 22.07.2012 21.07.2012 RTESİ 20.07.2012 19.07.2012 RAMAZAN TARİH GÜN VAKİT VAİZİN ADI VE SOYADI VA ZIN KONUSU NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

M. Sinan Adalı. İllustrasyonlar: Sevgi İçigen. yayın no: 115 NASIL MÜSLÜMAN OLDULAR? / 3

M. Sinan Adalı. İllustrasyonlar: Sevgi İçigen. yayın no: 115 NASIL MÜSLÜMAN OLDULAR? / 3 yayın no: 115 NASIL MÜSLÜMAN OLDULAR? / 3 Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze iç düzen/kapak: Zafer Yayınları Tashih: Emine Aydın isbn: 978 605 5523 30 5 Sertifika no: 14452 3 Uğurböceği

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31 Tarih boyunca hayatın her alanında özellikle de evlilik-aile hayatı ve yönetim-iktidar alanında seçim ve geçim çok önemli unsurlardır. Seçim ile geçim iç içedir, geçim seçime bağlıdır. Geçim yani nasıl

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM 1 1. PERDE Haydi Hatice! Acele edelim. Ama, Meryem bizden çok geride... Meryem, bize katılmak istemiyor

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır.

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. Bazı insanlar vardır ki, yapmadıkları halde yapmış gibi övünürler İmkânlar

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTK SINVI 26 KSIM 2014 Saat: 11.20 DİN KÜLTÜRÜ VE HLK BİLGİSİ 1. 3. Komşusu açken tok yatan bizden değildir. (Hadis-i Şerif) Bu hadisi ilke edinen bir kimseden aşağıdaki davranışlardan

Detaylı

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR Şüphesiz ki (bütün) secde edilen yerler/mescidler Allah( a yaklaşmak ve O na teslimiyeti göstermek) içindir. O halde Allah ile beraber (başka) birine (sığınıp) yalvarmayın.

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac UMRE PROGRAMI 1993 yılının sonbaharında Türkiye de Umre ve Hac yapmak isteyenlere daha kaliteli hizmet sunmak maksadıyla dört ortak tarafından, İstanbul'da kurulmuş ve faaliyetine başlamıştır. O yıllarda,

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı