kızılbaş kızılbaş alevilerin sorunlarının tartışıldığı demokratik kürsü!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "kızılbaş kızılbaş alevilerin sorunlarının tartışıldığı demokratik kürsü!"

Transkript

1 kızılbaş saresur Mayıs Sayı 38 kızılbaş alevilerin sorunlarının tartışıldığı demokratik kürsü! - Öcalan'dan mesaj: Mümin kardeşlerim!... - Hamidiye Alayları Hangi Aşiretlerden Oluştu? (Liste) - Pontos un Zenginliği ve Pontos Soykırımı - YEMEZ İÇMEZ HASAN BABA - Başbakan ın 1915 Taziyesi ve Yankıları Üzerine - Dersim Özelinde Soykırımın Siyasal ve Kültürel İzleri Üzerine

2 kızılbaş - sayfa 2 - sayı 38 - mayıs tel: (0) kızılbaş yayınlayan / veröffentlicht generaldirektor freizugeben. sakine polat genelyayın yönetmeni: ali ülger tr. hukuk danışmanları: av. nadide metin erdoğan av. erdal doğan av. hıdır özcan avrupabirliği hukuk danışmanı: av. ertekin ceylan ankara temsilcisi: hatice çevik tel: kayseri temsilcisi a. rıza ülger Adana temsilcisi: Ugur Adsız berlin temsilcisi: ali koçak tel: stuttgart temsilcisi: ali usta tel: adres: bergheimer str 51 d duisburg almanya tel: +49 (0) kızılbaş ta yayınlanan yazı ve ilanların sorumluluğu sahiplerine aittir. kızılbaş ta imzasız ve kaynaksız yazılar yayınlanmaz. 15 nisan 2014 sayı: 37 gönüllü katkı formu adı soyadı :... adres :... & tel :... ali ülger konto: Akbank hesap numarası: sayı tl - 12 sayı tl. dünya ve avrupa için: adı soyadı :... adres :... & tel :... ali ülger konto: sparkasse duisburg bankleitzahl IBAN: DE

3 kızılbaş - sayfa 3 - sayı 38 - mayıs tel: (0) içindekiler: Sayfa 04 - Cangözü ile görmek... Kızılbaş Dergisi Sayfa 05 - Başbakan ın Diplomatik 1915 Taziyesi ve Yankıları Üzerine... Hovsep Hayreni Sayfa 08 - Dr. Avagyan: Türkiye nin bugünkü politikası, Ermeni Soykırımının inkarından daha tehlikeli... Arsen Avagyan Sayfa 09 - Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik! Prof.... Dr. T. Akçam Sayfa 11 - Erdoğan ın Taziye Açıklaması ve Tikelcilik: Her Koyun Kendi Bacağından mı Asılmalı?... Garbis Altınoğlu Sayfa 15 - Erdoğan dan 24 Nisan mesajı Sayfa 16 - Seyfo Center in 1915 Soykırımı konferansına mesajı... seyfocenterin-mesajı Sayfa 17 - Öcalan dan mesaj: Mümin kardeşlerim... Ramazan YAVUZ- Serdar SUNAR Sayfa 18 - Taziye nin İçini Doldurmak... Dr. med. Sarkis Adam Sayfa 19 - Ermeni soykırımı bağlamında politisit. Osmanlı mparatorluğu nda Batı Ermeni aydınlarının yok edilmesi... Meline Anumyan Sayfa 22 - Hamidiye Alayları Hangi Aşiretlerden Oluştu? (Liste)... İbrahim Halil Baran - Nimetullah Atal Sayfa ERMENİ SOYKIRIMI MİMARI TALAT PAŞA NIN SONU Sayfa 25 - Özür... Ali Ülger Sayfa 26 - Հայոց Ցեղասպանության 99-ամյակի առիթով Sayfa 28 - Σπάνιο ντοκουμέντο, πλάνα από τη ζωή των προσφύγων όταν ήρθαν στην Αθήνα το 1922 (βίντεο)... ΔΕΙΤΕ ΤΟ ΒΙΝΤΕΟ Sayfa 30 - Pontos un Zenginliği ve Pontos Soykırımı Pontos un Zenginliğine dair Genel Bilgiler.... Ali Sait Çetinoğlu Sayfa 34 - Bir Kürtten Ermeni Halkına Özür Mektubu... Hayri Tunç Sayfa 36 - YEMEZ İÇMEZ HASAN BABA... Serdar Halil Göçmen Sayfa 37 - ana derge ile sayder ve sey qaji nin rüyası.. Munzur CÖMERT Sayfa 42 - Malatya da şehit edilen kardeşlerimizi anarken, bu karanlık operasyonu anlamaya da çalışalım:... İsa Karataş Sayfa 43 - BÊ PERWERDEHA NASNAME YA KURDÎ, HÎMÊN ÊZDÎTİYÊ QET NAYÊNE PÊŞXİSTİN Û PARASTİN!... Kemal Tolan Sayfa 45 - Diyanet, Siyaset ve Kürdler... Ruşen Arslan Sayfa 48 - Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi. Prof. A. Hür Sayfa 52 - Dersim Özelinde Soykırımın Siyasal ve Kültürel İzleri Üzerine Kişisel Gözlemlerim... Erdem Özgül Sayfa 55 - Arguvan bilgi şöleninde türkü, deyiş, semah... Sultan KILIÇ Sayfa 58 - HATAY DA HOŞ GÖRÜNÜN KAYNAĞI NUSAYRİLER Sayfa 63 - DERSÊN KURMANCÎBEŞA SÊYEM (3) JIMARNAV... Uğur Adsız Sayfa 63 -Ozanlarımızdan Sayfa 64 - Sergi

4 kızılbaş - sayfa 4 - sayı 38 - mayıs tel: (0) cangözü ile görmek 29 Mart yerel seçimleri yapıldı. Sonuçları ortada. İsteyen istediği sonuçları çıkartabilir. Kızılbaş-Aleviler varolan partilerin tümünün ortak düşünce ve davranışlarını da ortaya çıkardı. O da şu hep işletilen ve devlet partileri tarafından başarılı kılınan Alevi partisi olmasın biz varız bize çalışın siyaseti. Kısacası maraba kalın siyaseti işletilmiştir. Bu devlet patentli siyaseti seçimlere katılan tüm partiler işlettiler. Ya kendi adımıza kendimiz için işleteceğimiz öz örgütlenmemizi inşa edip siyaset alanına çıkacağız. ya da marabalığa devam sütçü beygiri gibi dön ha dön siyasetine talim ettirileceğiz!... Geçmiş seçimlerde Alevi Bektaşi dernek vakıf federasyon konfederasyon kurmayları Ankara ya uçup çeşitli devlet partilerinden vekil olmak için el etek öptüler. Turgut Öker, Necdet Saraç vd... Gelecek seçimlerde Alevi Bektaşi teşkilatlarının benzeri siyasetlerini işleteceklerini görmek için münnecim olmaya hiç de gerek yoktur... * * * R.T. Erdoğan ın kimi Alevi(!) teşkilatlarını hedefleyen sözlerinden alınanlar oldu... Erdoğan Kızılbaş - Alevi siyasetinde samimi demokratik ve laik siyaseti işletmiyor! İşletemez de, işletmesini beklemekte aşırı körlük marabalık olur. Yalnız; hedeflediği kesime yönelik söyledikleri hiç de yabana atılacak şeyler değildi. 12 EYLÜL ASKERİ IRKÇI FAŞİZAN DARBESİ SONRASI dökülen solculardan devlet Alevilik üzerindeki varlığını yenilerken işte o zamandan bu yana soldan devlet yedekli kadrolar ile dernekler vakıflar kurdurdular. Alevi-Bektaşi derneklerinde M. Kemalin suratını tırk bayrağını astılar. Devlete ve m. kemale eleştirisi olanları lokallerine almadılar yasakladılar. Bunlar hala varlığını sürdürüyor. Örneğin muharrem ayında yapılan mahtem cemlerine konsolosluklar davet edildi. Yapılan Aşurelere TC. Konsoloslukları başköşeye çıkartıldılar. Bu dernekler ABF üyesi dernekler. Hem de Turgut Öker in Genel başkanlığı döneminde Almanya nın Duisburg kentinde yaşadık... Ne yazık ki solcu artıkları devlet devşirme kadrolarının Ergenekoncu cepheden Erdoğan a ve AK-P saldırmakla kendilerini Alevi ve solcu olduklarını kaldıklarını sanıyor bu ocak-söndürmüş şaşkınlarımız! Erdoğan tektaşla iki kuş vurmak istiyor. Olmaz hele ağır olun!.. Ateist olan bir bireyin Kızılbaş-Alevi- Bektaşi kimliği ortadan kalkmıştır. Kızılbaş-Alevi-Bektaşi olan bir birey de Ateist kimliği olamaz!.. Her iki farklı kimlik ve kültürü aynı gibi gösterip ikisine birden saldırmasında demagoji ve ortalığı bulandırma siyaseti işletmektedir... TC. Devletinin hiç bir siyaset aktivisti laik değildir. TC. din ve vicdan hürriyeti yoktur. Erdoğan ın bu müdahalesi de buna en açık örnektir... Bu da gösteriyor ki kendi öz örgütlülüğünden yoksun olanların hayatın ve siyasetin hiç bir alanında ciddiye alınamaz. ve kendi varlıklarını koruyup geliştiremezler devletin, çeşitli kurum ve kuruluşlarının asimilasyonuna yem olurlar!... * * * Diyarbakır da Kürt-Türk ittihatçı ittifakı tazeleniyor hem de Türk devletinin hayrına olacak şekilde. Her aklı salim Kızılbaş- Alevinin bu gidişatı kendi adil bilincinde şapkasını çıkartıp tartması gerekmiyor mu? Timsah gözyaşı döken Kızılbaş evlatlarını boyalı basında görünce ne hallere düşürüldüğümüzün çapını derinliğini algılamak ne de zor!.. İnkarcı İslam ın Asimilasyoncu siyasetinden bize ve mazlumlara iyilik gelmemiştir!... * * * İçeriğine karşı olduğumuz. İttihatçı inkârcı ve de soykırımcı bir belgeyi yayınladık. Bundan dolayı Kızılbaş dergisine ve Genel Yayın Yönetmenimize yönelik yapılan eleştirinin demokratik değerleri çiğnediği kanısındayız. Dergimizin düşünce ve davranışı açık biliniyor!.. Saygılarımız ile KIZILBAŞ DERGİSİ

5 kızılbaş - sayfa 5 - sayı 38 - mayıs tel: (0) Başbakan'ın Diplomatik 1915 Taziyesi ve Yankıları Üzerine Başbakan Erdoğan 12 yıllık iktidar deneyimi içinde zaman zaman resmi kalıpları çatlatan sürpriz çıkışlarıyla farklı bir lider olarak göründü. Kuru kafalı bir devlet adamı gibi tekdüze değil, zamanın gereklerine uygun değişik ve akıllı hamleler yapmasıyla dikkat çekti. Despot ve reformist yüzünü sık sık dönüşümlü ve birarada gösterdi. Esasen ikinci yönü oldukça sahte, gerçek değişimleri sağlamaktan uzak ve reel işlevinden fazla psikolojik algılar yaratan birşeydi. Toplumun nabzını iyi ölçerek kendi politik geleneğini yeniden biçimlendirmeyi ve taban genişletmeyi başardı. Güven kazandıkça ülkenin tabu sorunlarına dokunma ve eskisi gibi gidemez olan yönlerini kısmen revize etme cesareti buldu. Ama temsil ettiği devletin kuruluş temellerini hiç tartışma konusu yapmadı ve stratejik çıkarlarını titizlikle gözetti. Zaten milli meselelerde yenilik olarak ne yapsa bu doğrultuda yapacaktı. Örneğin Kürt meselesinde açılıma yönelirken tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak vurgusunu hiç ihmal etmedi. Darbe tehlikesinden korunmak için askeri vesayeti geriletirken devletin güvenlik sigortası olarak militarist anlayışı muhafaza etti. İslami geleneğin baskılanmasına son vermek için Kemalist ideolojinin laikçi damarına yüklenirken ortaklaştığı ırkçı-şoven çizgileri ve Atatürk mitini özenle korudu. İyi bir demagog ve şovmen olarak tartıştığı her konuda hem nalına hem mıhına vurmasını bildi. İç siyasette rakiplerini zayıflatıp kendine avantaj sağlayacak gündemler yarattı, bazen de ortaya çıkan karambolleri değerlendirmede mahir davrandı. Siyasi rakibi CHP'yi tek parti döneminin insanlık suçları üzerinden teşhir etme girişimi ve yukardan aşağıya tarih sorgulaması tam da böyle bir vesileyle başlamıştı. Başbakan'ın adına hiç değilse katli- Hovsep Hayreni am diyebildiği ve tevekkeli biçimde olsun devlet adına özür beyan ettiği Dersim soykırımı bu sayede yoğun bir tartışma gündemi oldu. Ancak Türkiye'de tarihle yüzleşmenin en netameli konusu olan 1915 Ermeni-Süryani soykırımı ve 1923'e kadar Pontus Rumlarını kapsayarak devam eden Hristiyan halkların kanlı tasfiyesi dokunulmaz kalıyordu. Son on yılda sivil toplumun sorgulama alanına girmekle beraber devlet katında bu süreç gündeme alınmıyor, dışardan gelen basınca ise alışılmış inkarcı söylemle tepki veriliyordu. Başbakan'ın Dersim çıkışını ve yankılarını irdelerken biz hep bu garipliğe dikkat çekmiş ve eğer vicdan işiyse o vicdanın 1915'e neden işlemediğini sorgulamıştık. Birçok faktör içinde en esaslı görülmesi gereken iki nedenden biri; bu olayın cumhuriyet içinde bir budama değil, cumhuriyetin hemen üzerine kurulduğu bir kök kazıma eylemi oluşu, diğeri ise kazınıp silinen halkların gayrımüslim ya da gâvur olarak çok daha değersiz görülüşüydü. Yıllar süren bekleyişten sonra nihayet soykırımın 99. yıldönümünde Başbakan bu konuya da insani açıdan değinme lütfunu gösterdi. Fakat çok gecikmeli gelmesinin yanında bu değinmenin tarzı Dersim çıkışından belirgin şekilde sönük ve içeriği de büsbütün zayıf, daha doğrusu boş kaldı. Yöntemde Dikkat Çeken Tutukluk ve İçerikte Cimrilik Her konuda ve her vesileyle kürsüye çıkıp doğrudan konuşmayı seven Başbakan, 1915 gibi önemli bir soruna ilk kez empati ile değinecek olduğunda neden somut tasvirler içeren duygulu bir hitabı değil de, muğlak sözcüklerle dolu diplomatik bir yazılı açıklamayı tercih etmiştir? Açıklamanın dokuz dilden tüm dünyaya duyurulma isteği bu sorunun tatmin edici yanıtı olamaz herhalde. Daha önce Dersim için vermek istediği mesajları hep kürsüden vermiş ve uluslararası kamuoyu da bunları izlemekten mahrum olmamıştı. Ah benim Dersimli kardeşim, ah benim Diyarbakırlı kardeşim diye kalabalıklar önünde gözyaşı bile dökebilen Başbakan, iş Ermenilerin acısını paylaşmaya gelince öyle dokunaklı bir seslenişi neden beceremedi dersiniz? Açıklama muhtevasında kendini gösteren farklar bir yana, yönteme ilişkin bu tutukluk bile kendiliğinden çok şey anlatır. Düne kadar Biz yaradılanı yaradandan dolayı severiz gibi bir nakarat eşliğinde bu ülkenin farklı kimliklerine hitab ederken yalnızca Müslüman olan etnik grupları sayıp Hristiyan olanların adını ağzına almayan bir Başbakan'dan söz ediyoruz. Yani ayrım yapmadığını anlatmaya çalışırken dahi ayrımcılığını ele veren sistemli bir ketumiyet içindeydi. Bu defa konu 1915 olunca orucu bozması kaçınılmazdı, ama yine bir mesafe koymak ister gibi sesli hitabetten feragat etti. Bunu ait olduğu gelenek içinde gavurla duygudaşlık kurmanın zorluğuna yormak yanlış olmaz sanırım. Sonraki hafta partisinin meclis grup toplantısında konuşmasına gelince yazılı açıklamanın primini toplamak üzere diğer partilerle polemik dışında birşey yapmayıp, Ermeni halkının trajedisiyle ilgili yüreklere seslenmekten yine kaçındı.

6 kızılbaş - sayfa 6 - sayı 38 - mayıs tel: (0) Dersim çıkışını yaptığında Necip Fazıl Kısakürek'ten pasajlar okuyarak o dönemin vahşetini nasıl kınadığını hatırlayalım. 1915'te sergilenen vahşetin çapı çok daha geniş, bilançosu kat be kat ağırdı. Üstelik kendi vicdanına işlemesi için ille Müslüman kimlikli birilerinin referansı gerekiyorsa, o dönem Ermenilere yapılanı bir milletin vahşice imhası gibi etkili sözlerle telin eden Müslüman gazeteci, siyasetçi ve azledilmiş mülki amirler de vardı. Onlardan birkaçının İttihatçı canilere söylediklerini dile getirebilirdi mesela. İttihatçı zihniyetle hesaplaşma gereğinden sözediyordu hani, onun en büyük cürmünü ve ardındaki toplu tasfiyeci zihniyeti mahkum etmekten kaçınan biri İttihatçılığın nesine karşı geliyor olabilir ki?.. Gecikilmiş 1915 açıklamasının ne kadar düşük profilli ve cimrice olduğunu anlamak için Dersim konusundaki yarım ağız özürle karşılaştırmak yeterlidir aslında. Başbakan Dersim'de yapılanlar için katliam tabirini kullanınca yüreği ağzına gelen devletçi medya sözcüleri de Dersim'deki katliamsa ötekine ne diyeceğiz? yollu endişelerini dile getirmişlerdi. Aynı yıllar içindeki başka konuşmalarında 1915 için ecdadıma laf söyletmem havasını çalan Başbakan, Dersim çıkışının yaratmış olduğu paradoksa rağmen bu alandaki sıkı duruş unu halen sürdürme niyetinde görünüyor. Öyle ki 100. yıla 1 kala ihtiyaç duyulan yazılı açıklama 1915'de Ermenilere yapılanı resmi tarihin tehcir kavramı dışında bir şeyle tanımlamıyor. Dahası o tarihte Ermenilerin acılarını savaş içinde her milletin doğal olarak çektikleriyle aynılaştırıyor. Devletin sorumluluğuna hiçbir şekilde değinmiyor. Dolayısıyla özür de sözkonusu değil. Kimsenin acısından farklı bir muhtevası yoksa, 99 yıl sonra Ermeni halkına özel taziye sunmanın anlamı ne olabilir ki?.. Zamanlama Ustalığı ve İşaret Ettiği İtici Etkenler Taziye her ne kadar Ermenilere ithaf edilse de esasen dünya kamuoyuna hitab ediyor. Amaç 100. yılın girişinde uygun bir politik taktikle dünyanın gözünü boyamak, Ermeni halkının adalet beklentisine cevap vermeksizin medeni ve demokratik bir görüntüyle bu önemli süreci atlatmaktır. Böyle bir oyuna dünden razı olan büyük devletler birkaç insani kelime içeren açıklamayı şüphesiz memnuniyetle karşılayacaklardı. Geleneksel inkar politikasından vazgeçilmemiş olması sorun yapılmayacak, iyi niyet alkışlanacaktı. ABD Dışişleri sözcüsünün gayet açıkyürekli ve gerçeklere dayalı gibi sözlerle yaptığı abartılı takdire bakılırsa, böyle bir açıklama için Erdoğan hükümetine çoktan beri telkinde bulunduklarını ve hatta belki bu taziye nin taslağını kendilerinin oluşturduğunu bile tahmin edebiliriz. Yeminli Ermeni düşmanı nasyonalsosyalist Doğu Perinçek de bu ihtimale dikkat çekmiş, ama bütünüyle ters sonuç çıkartmak üzere!.. O ve benzerleri ABD'nin Türkiye'yi Ermeni sorunu üzerinden sıkıştırdığı ve Erdoğan Hükümeti'nin ihanete varan bir tavizkarlık içinde olduğu kanaatini yaymak istiyor. Halbuki ABD ve AB'nin politikaları bu konuda Türkiye'yi hesap vermeye zorlayıcı nitelikte değil. Onlar ancak başka konularda kendi istemlerini kabul ettirmek için arada bir bu sorunu şantaj unsuru gibi gösterip geri çekmekle yetiniyorlardı. Beri yandan kendilerini bu sorunda çözüm için tutarlı etki yapmaya zorlayan Ermeni diasporasına ise gelişme anlamında birşeyler göstermeye ihtiyaçları vardı. Her 24 Nisan'da ABD Başkanı soykırım sözcüğünü telafuz etmesin diye çırpınan Türk hükümetine Bari siz makul görülecek birşey söyleyin de bizim elimiz rahatlasın demiş olmalılar. İşte insani temelde geldiğine dair inanılmaz takdir beyanlarının yağdığı taziyenin itici etkenlerinden biri bu olabilir. Ve tabii özellikle de 100. yıla giriliyor oluşu. Ona bir dalgakıran gerekliydi yılın 24 Nisan'ını beklemek çok geç olurdu. Bu nedenle, daha önce yapılamadıysa bile, 99. yılın 24 Nisan arifesinde (hem de Türklüğün sembolü 23 Nisan'a denk getirerek) böyle bir deklarasyonun yapılması kendi çıkarları hesabına çok akıllıca bir adım olmuştur. Bunu artık kurt siyasetinden tilki siyasetine geçiş sayabiliriz. Beklenenden Düşük Profil ve Yüksek Takdirler Böyle bir adımı birkaç yıldır bekliyorduk yılının 24 Nisan'ında AKP'li bir vekil (İsmet Uçma) kendi şahsı adına Ermenilerden özür dilediği ni belirtmekle birlikte Ben Ermeni vatandaşlarımıza reva görülen şeyin soykırım değil de soysürgün olduğunu düşünüyorum diye işaret vermişti. Ben de o günlerdeki bir yazımda Sanki bu çıkış şahsi özür dilemek için değil de, hükümetin yakınlarda geliştireceği bir tavır için şimdiden soykırım yerine geçirilecek tanımı pişirmek için yapılmış gibi demiştim. Bir başka işaret ise geçen Aralık ayında Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun Tehciri benimsemiyoruz, İttihatçıların yaptığı gayrı-insani bir olay deyişi olmuştu. Sonunda Başbakan'ın da benzer bir söyleme yöneleceği beklenilir birşeydi. Bunu büyük bir sürpriz gibi lanse etmek doğru değil. Böyle davrananlar aynı zamanda içeriğini de abartma durumundalar. Dikkat edilirse Başbakanlık adına resmi açıklamanın sözcükleri önceki işaretlerden daha çekincelidir. Mesela Davutoğlu tehcirin kendisini gayrı-insani tanımlamışken, bu defa yazılı metinde Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması deniyor. İkisi arasında ince bir fark var. Yazılı açıklama tehcirin amacının kötü olmadığı yönündeki resmi görüşü sürdürürcesine yalnızca onun doğurduğu sonuçlar için gayr-ı insani diyebiliyor. Bu ise soykırımın mimarlarından Talat Paşa'nın anılarında Esas olarak askeri bir önlemden başka birşey olmayan göç ettirme, vicdansız ve karaktersiz insanların elinde bir facia şeklini almıştır deyişinden daha farklı bir ifade sayılmaz.

7 kızılbaş - sayfa 7 - sayı 38 - mayıs tel: (0) Başbakanlık mesajının yüzüncü yılı karşılama amaçlı politik bir manevra olduğunu ortalama bilinç yada tarihsel hafıza sahibi her Ermeni idrak edebilir. Türkiye'deki Ermeni toplumu içinden gelen kimi abartılı övgü ve eleştirisiz takdir ifadelerini bulundukları ortamla bağıntılı düşünmek gerekir. Özel bağımlılık nedeni olan ve çıkarı gereği yaranmacı davrananlar bir yana, genel olarak Ermeni cemaatine uygulanan rehine siyasetinin psikolojik yansımalarıdır gördüğümüz. Devlet katından en ufak bir jest görmeye susamış insanlarımız ne kadar içi boş olsa da taziye gibi gönül okşayıcı bir ifadeyi olumlu karşılamaya eğilimlidir. Nankörlükle suçlanmamak ve daha ileri adımlara kolaylık sağlamak gibi bir hissiyat da memnuniyet ifadelerinde rol oynuyor. Bunlar bütünüyle anlaşılır. Fakat bir de özgür entellektüel profili çizerek atılan adımı devrim gibi selamlayan, en ufak bir temkin göstermeksizin bonkörce prim verenler var ki, asıl onlar üzerinde durmak gerekiyor. Ermenistan'ı ve Diasporayı Öteleme Gönüllüleri Kendisiyle yapılan söyleşilerde taziye metnini hiç kritik etmeden olumlayan, meseleyi manevi ve insani bir alana çekiyor diye öven Etyen Mahçupyan, daha önemlisi herkes bu görüşü paylaşmak zorundaymış gibi mühürleyici vurgular yapıyor: Bunu olumsuz karşılayacak kimsenin olacağını sanmıyorum. Olsa da ciddiye alınmaz zaten. Bunun yetersiz olduğunu söyleyenler olacaktır, 2015'i gölgelemek için kasten atılmış bir adım olduğunu söyleyenler olacaktır ama bunlar da çok etkili şeyler değil diyerek eleştirel yaklaşımları peşinen itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Üstelik bu meseleyi tamamen Türkiye'nin iç meselesi sayarak, Başbakan tarafından önerilen tarih komisyonunun da uluslararası değil, Türkiye'nin kendi içinde kurulmasını salık veriyor. Tabi bütün yurt dışındaki Diaspora'yla manevi bir ilgisi var elbette, onların dedeleri, babaları yaşadılar bunu sonuçta. Ama ben hiçbir devletin Ermenistan dâhil bu konuda taraf olarak muhatap alınması gerektiğini düşünmüyorum diyor. Küçük bir ayrıntı gibi, hem Ermenistan hem de diasporada o hatıralarla yaşayan insanların çözüme nasıl müdahil olacakları sorusu havada kalıyor. Devletlerin karışmasına tepki gösterirken tam insiyatifle sorunu çözmeye yetkili saydığı Türkiye'nin de bir devlet ve dahası suçlu devlet olduğunu unutmuş gibi konuşuyor. Neden sonra hatırlayınca şunu ekliyor: Ben hiçbir zaman devletlerin tavırlarını ciddiye almadım ama toplumların tavırlarını, söylediklerine saygı duydum ve bunu dikkate alıyorum. Başbakan Erdoğan'ın açıklaması da bildiğimiz devlet cümlesi gibi değil toplumsal karşılığı olan bir cümle.... Ne kadar ikna edici bir savunma!.. Buna inanmak gerekirse, Erdoğan'ı devlet geleneğinden hayli uzaklaşmış adil bir lider, hislerine tercüman olduğu Türk toplumunu da bu tarihle yüzleşmeye gayet açık bir toplum saymak gerekir. Yalnız Mahçupyan'ın yine unuttuğu birşey var. Az yukarda ciddiye alınmaz dediği eleştirel bakışa sahip diaspora nesillerini nereye koyuyor? Hani devletlerin değil fakat toplumların tavırlarını ciddiye alıyordu kendisi? Öyleyse bu gelişmeye kuşkuyla bakan, taziye çıkışını vicdani değil diplomatik gören, inkar siyasetini sürdürmenin bir başka biçimi olarak değerlendiren onca hafıza sahibi insan toplum dışı mıdır? Açıkça kendi içinde çelişkili olan bu beyan dünyadaki soykırım mağduru Ermenilerin görüşleriyle birlikte ötelenmelerini salık veriyor. Bu tutumun daha kaba bir versiyonunu ise yapılan mülakatlar içinde Kandilli Ermeni Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Dikran Kevorkyan'ın görüşünden okuyoruz: Çok insani, ruhani ve manevi bir mesaj. İnşallah bu mesaj, diasporadakilerin de ağzını kapatır. Endişem, dış güçlerin bundan tatmin olmamaları ve Niye bu kelimeyi kullanmadı, niye şunu demedi deyip, başka taleplerde bulunmaları. Umarım belli odaklar bu güzel mesajı istismar etmez. Böyle cengaver Ermeni savunuculara sahip olduktan sonra başbakan ve devletinin inkar politikasını sürdürme cesareti artmaz mı? Hem de nasıl? Nitekim, meclis grubundaki konuşmasında içerden ve dışardan aldığı yüksek takdir notlarını sergileyen Erdoğan, 1915'le yüzleşmeye değil yine inkarcı çizgiyi tahkim etmeye dönük mesajlar vermiş, Mehmed Akif'in şiirlerinden ecdad savunusu yapan dizeler okuyarak bir anlamda soykırım kurbanları yerine faillerinin ruhunu şad etmiştir. Başbakan'ın Tarihimizle Yüzleştik Böbürlenmesi Bizim kadim tarihimizde utanacağımız, korkacağımız, yüzleşmekten çekineceğimiz hiçbir hadise bulunmuyor sözünü nasıl algılamak gerekir? Sahip çıktığı tarihin temiz oluşunu akla getiren bu vurgular, devamında İşte Dersim hadisesi ile yüzleştik. Ana muhalefetin genel müdürü yüzleşebildi mi? Dersim in gerçek destekleyicisi onlardı. O katliamın arkasında faili onlardı. Ayıplayabiliyor mu? CHP hala bunun hesabını verebildi mi?.. sözleriyle başka bir anlam ve mecraya kayıyor. Demek ki öyle temiz bir tarih sözkonusu değil. Utanılacak dolu şeyler var. Dersim özgülünde o bunu, kendi ailesi de soykırım kurbanı olup büyük bir paradoks sonucu CHP'nin başına gelerek inkarcı devlet tutumunu üstlenen Kılıçdaroğlu ve bugünkü partisine havale ediyor. Evet bu daha özel bir utanca işaret eder. Ama o vahşetin sorumluluğu yalnız bugünlere CHP olarak gelenlerin değil, o günün tek devlet partisi CHP içinde olup sonradan ayrışarak bugünün AKP'sine kadar çeşitlenen bütün milli siyaset yelpazesinin ve devlet mekanizmasının omuzlarındadır. Burada hiç değinilmeyen 1915 soykırımının sorumluluğu bir adım öncesinden başlayarak benzerdir. İttihatçı birçok failin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunda etkin rol aldığı ve CHP'den bugüne dallanarak gelen Türk siyasetinin esasını o lanetli geleneğin belirlediği çok iyi biliniyor. Başbakan kendi kliğini bunlardan ya-

8 kızılbaş - sayfa 8 - sayı 38 - mayıs tel: (0) lıtarak konuşmakla paylaşılan utancı yalnız başkalarına maletme gibi ahlaki olmayan bir tutum sergiliyor. Dahası hem İttihatçı gelenekten gelen, hem de kendi şeflik döneminde insanlık suçlarına imza atan M. Kemal'i savunup partisi CHP'yi yermekle çok bariz bir tutarsızlık göstermiş oluyor. Yukardaki sözlerinin devamında son dönemlere de gelerek Faili meçhullerle yüzleştik. Diyarbakır cezaevi ile yüzleştik. Sivas Çorum Kahramanmaraş, Gazi Mahallesi olayları ile yüzleştik. Bizim iktidarımızda olmadı bunlar. Devletin devamlılığından hareketle bunları da ortaya çıkardık deyişi ise büsbütün palavracı bir böbürlenme. Bütün bu yüzleştik dediği insanlık suçları ve en çok lafazanlık ettiği Dersim soykırımı hesabı verilmemiş olarak orta yerde duruyor. Ne cezalandırıcı, ne de telafi edici adalet namına birşey yapılıyor. Tersine başbakan zikrettiği Alevi katliamlarının failleriyle siyasi alanda kucaklaşma ve mağdurların her yıldönümü adalet çığlıklarını boğma durumundadır. Hiç bir yaptırım ve tazmin getirmeyen söylemlerin sahteliği açıktır. Doğrudan kendi iktidarının eseri olan Roboski için bir özür dilemeyen, failleri ve kendi sorumluluğunu gizleyen Erdoğan, adalet ve yüzleşme adına gerçekten haketmediği bir prim yapma çabasındadır. İnkarı Sürdürücü Taziye Değil, İnsan Gibi Bir Özür Bekliyoruz! Bu taziye açıklaması her ne kadar devlet adına daha önce benzeri görülmeyen bir çıkış olsa da eskisinden iyi bir yönelim içine girildiğine işaret etmiyor. Başka verilerle beraber değerlendirildiği zaman hayırhah bakma imkanı büsbütün ortadan kalkıyor. Daha geçen aylarda hükümetin ve dışişlerinin Ermeni soykırım iddialarına karşı dört yıllık etkin bir strateji ile mücadele programı yaptığı na dair haberler çıkmıştı. Tam o haberin ardından, bu konularda sözünü sakınmayan Türkiyeli Ermeni aydın Sevan Nışanyan'ın yine dört yıllık bir mahkumiyetle içeri tıkılması stratejiye uygun görünüyor. Hrant Dink, Sevag Balıkçı, Maritsa Küçük ve Zirve Yayınevi davalarının hiç birinde adalet beklentisinin karşılanmaması, katiller ve azmettiricilerin geniş tolerans görmesi aynı hisleri veriyor. Yine yakın zamanda Türkiye sınırından Suriye'ye sokulan Cihadistlerin Ermeni yerleşimi Kesab'ı işgal etmeleri ve halkının kaçmak zorunda kalışı, 99 yıl önceki siyasetin güncel bir tehdit olarak da sürdürüldüğünün kanıtıdır. Taziye açıklamasından hemen sonra başbakanın Ermenistan sınırını açmayı Karabağ'da taviz şartına bağlaması da ayrı bir veri. Bütün bunlar Türk hükümetinin bu sahte çıkışıyla göz boyama, zaman kazanma, 100. yılın basıncını azaltma, Ermenistan'ın karşılık vermediği gibi bahanelere yatma ve inkar politikasını daha sürdürülebilir kılma amaçlarını ele veriyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı insani anlamda kendisine düşen sorumluluğun 1915 soykırımına dair nitelikli bir kabul eşliğinde ağırbaşlı bir özür olduğunu bilecek durumdadır. Bunu yapmasının en iyi yolu, Cemal Paşa'nın torunu Hasan Cemal gibi gidip Ermenistan'da Soykırım Anıtı önüne saygıyla diz çökmesi olabilir. O zaman bütün dünya Ermenileri gerçek bir dönüşüm nişanesi sayarak takdir etmesini bilir. 2 Mayıs 2014 Dr. Avagyan: Türkiye nin bugünkü politikası, Ermeni Soykırımının inkarından daha tehlikeli Arsen Avagyan Ermeni Soykırımının tanınması yönünde Türk siyasetinde kimi taktik değişliklikler gerçekleşti. Türkiye uluslararası toplumun gözüne diyaloğa hazır bir ülke olarak görünmeye, bu şekilde Ermeni Soykırımının uluslararası tanınması sürecini engellemeye çalışıyor. NEWS.am muhabirine açıklama tarihçi Dr. Arsen Avagyan dan geldi. Uzmana göre geçtiğimiz 20 yıla kıyasla Türkiye deki durum değişti: Ermeni Soykırımına ilişkin daha sık ve daha açık konuşulmakta, bu konu artık tabu değil. Ancak Türk toplumunun büyük kısmının muhafazakar ve milliyetçi olduğunu unutmamak gerek. Dolayısıyla Soykırımın tanınması zor, zira Ermeni Soykırımının tanınması sadece Yunanlılar ve Süryanilerin katliamlarıyla değil, aynı zamanda Türkiye nin kuruluş ve bu ülkedeki ulusal mücadeleyle ilintilidir diyen Avagyan, bu açıdan bir taşın devrilmesi durumunda, diğerlerinin de yıkılacağı yönünde yorum getirdi. Tarihçi, Türkiye Dışişler bakanı Ahmet Davutoğlu nun, Ermeni Soykırımını tanımadığını ilan ettiğini ifade ederek Ermeni Soykırımını sadece trajedi olarak adlandırıyor, bu tanıma değildir. Bence bu uluslararası toplumu uzun vadeli sorundan saptırma amacı da taşımaktadır: Yani Türkiye yi inkarcı politika yürüten bir ülke olarak değil, aksine kendi tarihiyle uzlaşı sürecinde olduğu ve Ermeni Soykırımının uluslararası tanınmasının sadece bu sürece mani olacağını ilan etmektir dedi. Avagyan, bunu Ermeni Soykırımının inkarından daha tehlikeli olduğuna işaret etti.

9 kızılbaş - sayfa 9 - sayı 38 - mayıs tel: (0) Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik! Zenginin malı fukaranın çenesini yorarmış ; Başbakan ın 1915 konusunda yaptığı açıklama da öyle. Üzerinde çok konuşulacağı kesin, çünkü bir başbakan ilk defa böyle bir açıklama yapıyor. Yorum yazmak can sıkıcı. Nelerin söyleneceği belli! Yarım bardak su misali. Bardaktaki suyu görüp, bunu çok olumlu, büyük bir adım olarak değerlendiren ve tarihî falan diyenler olacak. Muhtemel kalben hükümete yakın ve bu alanda fazla eziyet çekmemişler takımından gelecek bu tür sözler. Hele bir de liberal etiketleri varsa bu kişilerin, hafif bir yeme de yanında yat durumunun ortaya çıkacağı kesin. Öte yandan, bardağın boş tarafına bakıp beğenmeyenler olacak! Tayyip in yeni oyunu ; hiçbir şey söylemeden bir şey söylüyormuş gibi yapma, diyenler olacak. Ya da niye şimdi ciler veya asıl niyeti nedir ciler kuyruk olacaklar! Bu tür sözler de muhtemel AKP ve Erdoğan a yüreği soğumuş çevrelerden gelecek, söylenenler beğenilmeyip, dudak bükülecek! Elbette arada- derede bir yerde duranlarımız da olacak, yetmez ama evet usulü... Bu kesimin de karamsar ve iyimserleri olacak. Belki de daha önceki özellikle Alevi ve de Kürt açılımı deneylerinden ağzı yananlar, bu açıklamayı üfleyerek değerlendirmeyi tercih edecekler. Ben sanki bu son kesime daha mı yakınım nedir? Hayır, öyle değil! Çerçevesi yukarda çizilmiş bir tartışmanın epey can sıkıcı olduğunu düşünüyorum. Merkezine bu açıklamanın kendisini koymak ve ne anlama geldiğini anlamak dışında bir şeyler arıyorum... Peki, bu mümkün mü? Belki! Prof. Dr. Taner Akçam Ama önce, açıklamayı çok yeni ve tarihî olarak niteleyenlere ufak bir not: aslında Başbakan tarafından söylenmesi dışında bu söylenenlerde çok yeni bir şey yok. Bunların hepsi ama hepsi, hele şu Çanakkale ve Sarıkamış kayıplarını, soykırım ile eşitlemek için kullanılmış adil hafıza incisi de dâhil, daha önce Davutoğlu tarafından değişik vesilelerle, defalarca ama defalarca dile getirilmiş düşüncelerdir. Elbette bir başbakanın resmen bunları tekrar etmesi önemli. Ama tarihî diye havalara sıçramaya gerek yok. Hakkını vermek isterim; açıklamada birkaç kuvvetli fikir var: birincisi, farklı söylemlerin empati ve hoşgörüyle karşılanması ve karşıdakini dinleyerek anlamaya çalışma(k)... Bu açıklama ile 1915 konusunda artık zaten var olan özgür tartışma ortamı resmen kabul edilmiş oluyor ki bu önemli. Ama 21. yüzyılda zaten olması gerekene sevinmenin biraz tuhaf olduğunu da kabul etmek gerek. İkinci önemli fikir, acıları anlamak ve paylaşmak ; ne bir acılar hiyerarşisi kurulması ne de acıların birbiriyle mukayese edilmesi ve yarıştırılması... Dudağımda hafif bir gülümseme te Türkiye ye ilk geldiğimde, üstüme dikilmiş öfke dolu gözlere --ki içlerinde çok sayıda solcu da vardı-- korkarak bu cümleleri tekrar ettiğimi hatırlıyorum. 21 yıl sonra Başbakan dan böyle bir cümle duymak tuhaf bir duygu! Beğenelim, beğenmeyelim, 21 yılda kat ettiğimiz yolu gösteriyor! Üçüncü önemli fikir, 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi diliyoruz cümlesi yılını anmamış, katliam vb. kelimesini kullanamamış ama belki de açıklamanın en önemli noktası bu. Daha önce hiç söylenmemiş insani bir boyut var. Bu açıdan bir yenilik ve bunu inkâr etmek hoş kaçmaz ama fazla yorum yapmak bana düşmez, ataları imha edilmiş insanların nasıl algılayacakları önemli. Açıklamada arada gürültüye gittiğini gördüğüm açık bir de yalan var; arşivlerimizi bütün araştırmacıların kullanımına açtık, deniyor. Başbakan açıkça yalan söylüyor. Ermeni soykırımı ile ilgili en önemli arşivlerden birisi Genelkurmay arşividir, bu arşiv ne doğru dürüst tasnif edilmiştir, ne de araştırmacılara açıktır. Böyle bir açıklamaya bu tür bir yalan hiç hoş değil. GÖRÜŞLERİMİZ İHANET TEN FİKİR DÜZEYİNE TERFİ ETTİ Eğer Fehmi Koru nun, tarihe ilişkin özür dilendi artık gibi son derece gayrı ciddi ve ayıp sayılması gereken tutumunu bir kenara bırakırsak, açıklamanın anlamı ne? 2002 den bu yana T.C nin geleneksel politikalarında bazı değişiklikler yapan AKP, Ermeni soykırımı konusunda da bir dil değişikliğine başvurdu. Başbakan ın açıklaması ile birlikte artık 1915 üzerine toplumu açık konuşmaya davet edenlerin üzerine hain, pis Ermeni diye saldırılmayacak; sözde diyerek onlarca hakaret yapılmayacak. Yusuf Halaçoğlu, Şükrü Elekdağ ve Gündüz Aktan döneminin artık resmen sona erdiğini söyleyebiliriz. Gerçi Hrant ın öldürülmesi sonrası bu hava zaten kırılmış idi ama gene de resmiyet kazanması önemli. Açıklamanın bir anlamı da şu: Hükümet artık resmî görüş karşıtlarının fikirlerini de, fikir olarak kabul ediyor ama 1915 hakkındaki kanaatini hiç değiştirmiyor. Eski düşünce aynen korunuyor. Herkesin acısını anlamak çizgisi ile, Çanakkale, Sarıkamış, Dünya Savaşı kayıpları ve Ermenilere yapılanlar bir torbaya dolduruluyor. Yıllarca söylenen de zaten buydu. Eğer kullanılan dili büyük bir değişiklik diye yorumlayacaksanız, bir şey diyemem ama 1915 in içeriğine yöne-

10 kızılbaş - sayfa 10 - sayı 38 - mayıs tel: (0) lik ortada çok yeni bir şey olmadığını söylemek istiyorum. Asıl bundan sonra atılması gereken adımların atılıp atılmayacağına bakmak gerekiyor! Bana göre, asıl soru, Başbakan ın ne söylediği değil, ona bunları kimin ve neyin söylettiğidir yaklaşırken, hükümetin, özellikle uluslararası arenada sırtını duvara dayanmış hissettiği ve içine düştüğü sıkışıklıktan kurtulmak istediği biliniyor. Daha dün, Türkiye nin ABD deki en büyük savunucusu olan AJC (Amerikan Yahudi Komitesi) soykırım kelimesini resmen kullandı ve Türkiye yi soykırımı tanımaya davet etti. Bir an düşünün, uluslararası desteğini kaybetmiş Başbakan ın, içinde bulunduğumuz şu koşullarda, kendisine ait, daha önce defalarca sarf ettiği Müslümanlar soykırım yapmaz, atalarıma soykırımcı diyemezsiniz türünden sözleri tekrar etmiş olsaydı ne olurdu? Başbakan mecburdu, o sadece kaçan bir treni yakalamak telaşı içinde. Bu sözler bir değişim dinamiğinin değil, geç kalmışlığın habercisi olabilir belki e girerken bir zarar tanzim operasyonu yapıyor Türkiye. Bana göre artık keramet Başbakan da değil, keramet bizde, Hrant sonrası sokaklara dökülen binlerde... Ve dışarıdan Türkiye ye yapılan baskılarda... Türkiye deki insanların direnci, Ermeni diasporasının çabaları ile birleşmeye başlıyor. Bu birliktelik Başbakan a fikrini değiştirtemedi ama dilini değiştirtmiş gözüküyor. VE BİZ ÇOK DEĞİŞTİK Başbakan a bu sözleri söyletenlerin göremediği anlayamadığı bir şey var. Biz artık eski biz değiliz. Bizler, yani 1915 Ermeni soykırımı konusundaki asırlık yalana karşı yıllardır uğraşan ve çabalayan insanlar çok değiştik. Eğer Başbakan bu sözleri, bundan 10 yıl önce söyleseydi, gerçekten söylediklerini bir devrim bile sayabilirdik. Ama artık köprünün altından çok sular aktı. Derimiz kalınlaştı, pır-pır atan yüreğimiz acılarla doldu, başımıza gelenleri tecrübe altında toplamayı öğrendik. Bundan 10 yıl önce büyük değişim olarak sunulabilecek şey şimdi sadece içimizi buruyor! Dudağımızda hafif bir gülümseme, ağzımızda hafif ekşi bir tat bırakıyor! Başbakan da dâhil, bundan sonra 1915 soykırımı üzerine konuşmak isteyenler, eğer söylediklerinde bir anlam bulmamızı, biraz olsun heyecanlanmamızı istiyorlarsa, artık çıtanın çok yükseklerde olduğunu görmek zorundalar. Bu açıklamayı tarihe yönelik işler bitti hafifliği ile karşılayanların bilmesinde fayda var. Ben ve benim gibiler, çok ama çok somut bazı adımlara bakacaklar. Bazı şeylerin yapılıp yapılmadığının çok yakın takipçisi olacaklar: a) Bu ülkede 90 yıldır bir inkâr politikası yaşandı; bu inkâr 2002 AKP iktidarı sonrası da devam etti te, 1915 üzerine konuşmak isteyenler, sanki bugüne kadar hiçbir şey olmamış gibi, kendilerinin de olanlarda hiçbir payı yokmuş gibi konuşamazlar. Eğer 1915 konusunda politik bir değişiklik olacaksa, ilk önce kendinizden başlayarak, onlarca yıldır süren inkâr politikalarının yanlışlığı konusunda bir şeyler söylemeniz şart! b) 1915 in açık bir insanlık suçu olduğunu kabul etmeden, herkes acı çekti, herkesin acısını anlayalım ile gidilecek bir yer yoktur. Savaş kayıpları ile soykırım gibi bir insanlık suçu arasında ayrım yapmayı öğrenmedikçe hiçbir şey çözülemez. Önce cinayete cinayet demeyi öğrenmeniz gerekir. Artık çıtanın bundan aşağıya düşmesi mümkün değil! c) Yapılacak en anlamlı başlangıç, Ermenistan ile sınırları açmak ve diplomatik ilişkileri geliştirmektir. Bundan iki yıl önce Hocalı mitingine İçişleri bakanını yollamış, Ermeni yalanına kanma diye afişler asmış bir hükümetten söz ettiğimizi biliyoruz. Hrant ın gerçek katillerinin derin dehlizlerden bulunup çıkartılmasından söz etmiyorum bile... Bana göre,1915 konusunda değişimin dinamiği hükümetin elinde değil artık! Onlar, kaçırmakta olduklarını bildikleri bir trenin son vagonuna can havliyle atlamak istiyorlar. Ama, 2015 e doğru, tarihî bir cinayeti kabul etmekten, bu cinayet için özür dilemekten ve yaratılan yıkımı telafi etmek için Ermenistan ve diaspora ile görüşmeye başlamaktan başka bir seçenek yoktur. Bu yolu açan her girişim iyidir ama sadece yolu açacağı için... Bitireceği için değil... Bunun görülmesi gerekiyor. Bunların yapılması için çok mu bekleriz? Acelemiz yok ki! (Taraf)

11 kızılbaş - sayfa 11 - sayı 38 - mayıs tel: (0) Erdoğan'ın Taziye Açıklaması ve Tikelcilik: Her Koyun Kendi Bacağından mı Asılmalı? Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim. Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı. Martin Niemöller Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 23 Nisan'da yaptığı beklenmedik taziye açıklaması, nisbeten yaygın bir tartışmaya yol açtı. Ancak izleyebildiğim kadarıyla ben; ilerici Ermeni, Kürt, Türk vb. aydın ve yazarlarının önemli bir bölümünün, bu açıklama, hakkında yürüttükleri tartışmaya, tikelci (=partikülarist) bir metodun damgasını vurduğunu düşünüyorum. Tikelci yaklaşım bu konuyu; salt kendi başına ya da kendine yeterli bir tarzda, Türkiye, Ortadoğu ve dünya bağlamından kopuk olarak ele alma ve onu sadece kendi dar grubunun (sınıf, milliyet, din-mezhep vb.) varsayılan çıkarlarını esas alarak irdeleme ve ona göre tutum alma anlamına geliyor. Özü itibariyle statükocu ya da neostatükocu niteliğine rağmen Başbakan Erdoğan'ın açıklaması, devletin geleneksel yadsımacı-yoksaymacı söyleminden belirgin bir uzaklaşmayı yansıtmaktadır. Ama bunun böyle olması bu açıklamayı, hatta 2015'e yaklaşırken yapılabilecek daha ileri açıklamaları alkışlamayı, bunları gerçekten de olumlu olarak nitelemeyi/ ileriye doğru atılmış adım ya da adımlar saymayı gerektirmez. Evet; Erdoğan'ın konumu statükocu ya da neo-statükocu olarak adlandırılmalıdır; çünkü o, ancak göstermelik diye nitelenebilecek birtakım sözcük oyunlarıyla bu konudaki gerici statükoyu yenileyerek ya da güncelleyerek korumaya ve pekiştirmeya çalışmaktadır. Özetle Başbakan Erdoğan sadece; artık fosilleşmiş, tümüyle çağdışı hale gelmiş, hiçbir inandırıcılığı ve sürdürülebilirliği kalmamış olan o ilkel savunma hattını bırakmış ve Türk gericiliğini ve Garbis Altınoğlu onun kanlı tarihsel mirasını daha elverişli mevzilerden savunma yolunda bir hamle yapmıştır. Türk burjuvazisinin ve burjuva politikacılarının ana gövdesinin zamanla bu daha akılcı yaklaşımı benimseyeceklerini söylemek bir kehanet sayılmamalı. Bazıları, değişik nedenlerle bunu bir ilerleme sayabilirler. Ne var ki, Başbakan Erdoğan'ın, zamanını çoktan doldurmuş olan bir yalanı dünya aleme rezil olma pahasına yineleme ilkelliğinden vazgeçmesi ve onu daha kabul edilebilir bir hale sokma çabası, asla bir ilerleme değildir. Daha çağdaş ya da modern olanın mutlaka daha ileri ya da ilerici olduğuna inanmaksa aptallığa yaklaşan bir siyasal saflıktır. Bu aydın ve yazarların, taziye mesajını olumlu bulanlarının çok önemli bir bölümü dikkatleri mesajın kendisi, onun içeriği ve üslubu üzerinde yoğunlaştırıyor. Bu formalist ve tikelci bir yaklaşım yaklaşımdır. Asıl görülmesi gereken, mesajın içinde geçen sözcüklerin -haklı olarak eleştirilen- yetersizliği, hatta boşluğu ve ikiyüzlülüğünden ziyade, başını AKP'nin çektiği Türk gericiliğinin giderek faşist bir nitelik kazanan iç ve çoktandır saldırgan, yayılmacı ve savaş kışkırtıcısı bir nitelik taşıyan dış politikasıdır. Taziye mesajını, işte bu arkaplan ve bağlamı gözardı etmeden okumak gerekiyor. Bu mesaja olmadık anlamlar yükleyenler, ya faşizmin ne olduğunu bilmiyorlar; ya da faşizmin en önemli silahlarından birinin demagoji olduğunu unutmuşlardır. Kendilerine; Alman tekelci burjuvazisinin ve militarizminin baş temsilcisi Adolf Hitler'in partisinin adının Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi olduğunu, bu partinin iktidar yürüyüşü sırasında emekçi kitleleri; tekellere, plütokratlara, bankalara vb. karşı olduğunu söyleyerek kandırdığını anımsatmak isterim. Demek ki, bir zamanlar dendiği gibi, Pudingin kanıtı yenmesindedir. Bu arada Türk burjuva devletinin yöneticilerinin zaman zaman böylesi açıklamalar yaptıklarını da anımsamamız gerekiyor. Örneğin, 13 Aralık 2013'de Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Karadeniz Ekonomik İşbirliği toplantısı için Erivan'a giderken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, İttihatçıların yaptığı şey doğru bir olay da değil, gayri insanidir. Tehciri hiçbir zaman benimsemiyoruz demişti. Etyen Mahçupyan gibi kalemini ve ruhunu AKP iktidarına ve Başbakan Erdoğan'a satmış olan kişileri bir yana bırakıp bu taziye mesajına, değişik düzeylerde de olsa olumlu yaklaşan ilerici aydın ve yazarlara baktığımızda neyi görüyoruz? Onların en önemli ve çarpıcı hatalarının bu açıklamayı, bugünün Türkiyesi'nin a) Ermeni halkına ve Hristiyan halklarına ve b) Türkiye, Ortadoğu ve dünya halklarına karşı tutumu ve politikasından kopararak ya da isterseniz, soyutlayarak değerlendirmelerinden kaynaklandığını. Şimdi bu iki hususa biraz daha yakından göz atalım. Acaba AKP iktidarı, eskiden Anadolu nüfusu içinde büyük bir azınlık iken, şimdi bir avuç kalmış olan bu toprakların Ermeni ve Hristiyan halklarına dostça ve demokratça mı yaklaşmaktadır? Bu sorunun yanıtı, net ve kesin bir hayırdır. Yolagelmez iyimserler AKP iktidarının; vakıf mallarının bir kısmını geri vermesini, Ahdamar Kilisesi'nin restore edilmesi ve ziyarete açılmasını, Sümela Manastırı'nın ziyarete açılmasını vb. sayarak AKP'nin, devletin geleneksel yadsımacı-yoksaymacı söylem ve uygulamasından uzaklaşmakta olduğunu ileri sürebilirler. Tabii onlar Başbakan Erdoğan ve AKP iktidarının;

12 kızılbaş - sayfa 12 - sayı 38 - mayıs tel: (0) Hrant Dink, Sevag Balıkçı ve Maritsa Küçük'ün yanısıra, İtalyan rahip A. S. Santoro'nun ve Zirve Kitabevi'nde Tilman Ekkehart Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel adlarında üç Hristiyanın öldürülmelerinden ve bu cinayetleri gerçekleştirenlerin üzerlerine gidilmemesinden, onların korunması ve hatta ödüllendirilmesinden, Suriye'de savaşan terörist grupları aktif bir biçimde desteklemek suretiyle bu ülkede değişik milliyet, din ve mezheplerden onbinlerce kişinin ve bu arada çok sayıda Suriyeli Hristiyanın öldürülmesi ve yaralanmasından, onların kiliselerinin yıkılması/ yağmalanması ve evlerinin ve diğer mülklerinin yakılıp yıkılmasından, bu terörist grupların Ermeni ağırlıklı Kesab'a saldırısını planlanması ve örgütlenmesinden sorumlu olduğunu unutmaktadırlar. Dahası onlar AKP iktidarı döneminde Türk burjuva devletinin; Heybeliada'daki Rum Ruhban Okulunun açılmasına bir türlü izin vermediğini, Ermeni Patrikliği seçimlerine burnunu sokmayı sürdürdüğünü, Türkiye'deki okullarda okutulan ders kitaplarının Hristiyan-karşıtı içeriklerini düzeltmek için herhangi bir adım atmadığını, Müslüman-olmayan yurttaşlara soy kodu vermeye devam ettiğini, Başbakan Erdoğan'ın ağzından Türkiye'de zor koşullarda ve çok düşük ücretlerle çalışan Ermenistan'lı işçileri geri göndermekle tehdit ettiğini, AKP iktidarı döneminde Mardin ve Adıyaman'da yaşayan az sayıda Süryani'nin bölgedeki gerici güçler tarafından tehdit edildiğini ve -Mor Gabriel Manastırı örneğinde olduğu gibi- onların topraklarına el konmak istendiğini vb. de unutmuşlardır. Kendilerine; Dört tane kırmızı çizgimiz var. Tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek din,... kültürümüzde de, medeniyetimizde de soykırım diye bir şey yoktur ve Ne Yahudiliğimiz, ne Ermeniliğimiz, affedersiniz ne de Rumluğumuz kaldı türünden incilerin de Başbakan Erdoğan'a ait olduğunu da anımsatayım. Zaten Başbakan Erdoğan ın kendisi, taziye mesajını yayımladığı gün, yani 23 Nisan'da TBMM'nde düzenlenen 23 Nisan Resepsiyonunda, Karabağ sorunu çözülmeden Ermenistan'la normalleşme olmaz diyecek ve 28 Nisan'da Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un Türkiye'deki uygulamalara yönelik eleştirilerine bir gün sonra bilinen düzeysiz üslubuyla yanıt verirken onun rahip kökenini anımsatarak Türk halkının Hristiyan-karşıtı önyargılarını kaşıyacak ( Herhalde hâlâ kendisini rahip zannediyor ) ve bu arada Alevilere de bir taş atacaktı. Unutulmaması gereken bu tatsız gerçekler bize Türk gericiliğinin bu görece yeni yüzü konusunda yersiz bir iyimserliğe kapılmamak gerektiğini anlatmaktadır. Ancak bu konunun daha ya da çok daha önemli bir yanı, Erdoğan kliğinin Hristiyan-olmayan halklara ve bu arada Kürt ve Alevi halka karşı tutumudur. Sözünü ettiğim ve eleştirdiğim tikelci yaklaşım kendini esas olarak işte burada gösteriyor. Bu ülkede yaşayan ve gördüğünü ve okuduğunu anlayan herkes, Erdoğan kliğinin, bir faşist ya da bir İslami-faşist rejim kurmakta olduğunu kavramakta bir zorluk çekmeyecektir. Bunu somut örneklerle göstermeye gerek bile yok belki, ama subjektif değerlendirmelerin tuzağına düşmemek için birkaç önemli nokta üzerinde duralım. a) Erdoğan kliği; yazılı ve görsel basının büyük bölümünü denetimi altına almış/ satın almış ve denetimi altında olmayan medya organlarına ve onların sahip, yönetici ve çalışanlarına kaba müdahalelerde bulunmuş ve sosyal medyayı yasaklamaya kalkışmıştır. b) o; Roboski kıyımı da içinde olmak üzere, kendi döneminde Kürt halkına karşı işlenen suç ve cinayetleri örtbas etmekte ve bu halka karşı özellikle 1980'li ve 1990'lı yıllarda işlenen suç ve cinayetleri soruşturmaya yanaşmamaktadır. c) o; yıllardır Alevi açılımından söz etmekte olmasına rağmen, bu inanç mensuplarını dıştalama ve Sünnileştirme biçimindeki geleneksel devlet politikasını sürdürmekte ve devasa bir örgüt haline getirilmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla topluma İslam'ın Hanefi mezhebinin en bağnaz yorumunu dayatmaktadır. d) o; kendisinin ve çevresinin gerici yaşam tarzını herkese dayatmaya, insanların özel yaşamını düzenlemeye ve biçimlendirmeye kalkmakta ve bu bağlamda sanata, kültüre ve aydınlara karşı düşmanca bir tavır almaktadır. e) o, Kuzey Kürdistan halkının özerklik talebini reddetmekte, Rojava halkına yiyecek ve ilaç ambargosu uygulamakta ve IŞİD, El Nusra Cephesi gibi terörist grupları Rojava halkına saldırması için desteklemekte ve teşvik etmektedir. f) o; askeri darbelere karşı olduğunu ileri sürmesine rağmen 12 Eylül askeri-faşist darbesinin getirdiği gerici yasa ve kurumları aynen sürdürmekte ve bu yasa ve kurumlardan kendi iktidarını pekiştirmek için yararlanmaktadır. g) o; taşeron ve eğreti işçiliği yaygınlaştırmak, sendikaları kendi boyunduruğu altına almak ve iş güvenliği kurallarını geçersiz kılmak suretiyle her yıl, en düşük ücretlerle çalışan binlerce işçinin ölümüne, yaralanması ve sakatlanmasına yol açmaktadır. h) o; parlamentoda çoğunluğa sahip olmakla yetinmemiş, yargı erkini büyük ölçüde kendi denetimi altına almaya ve MİT'na olağanüstü yetkiler tanıyan ve yurttaşların hak ve özgürlüklerini kısıtlayan yeni bir yasayla kendi gerici iktidarını daha da güçlendirmeye girişmiştir. ı) o; ailesinin, yakın çevresinin ve kendisine yakın işadamlarının Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş boyutlara varan rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık suçları işlemiş olmasından doğrudan sorumludur. i) o; kadın ve çocukların artan ölçüde tacize uğramaları ve öldürülmelerinden sorumlu olarak kalmamakta, bu cinayetleri gerekçe göstererek idam cezasının yeniden getirilmesinin ortamını oluşturmaya çalışmaktadır. j) o; çoğu Kürt olmak üzere binlerce hasta tutsağın çok zor koşullarda cezaevlerinde tutulmasından ve tedavi edilmelerine olanak sağlanmayan bu insanların çektiği acılardan ve bir bölümünün yaşamlarını yitirmesinden doğrudan sorumludur. k) o; Gezi direnişi ve 1 Mayıs 2014'te olduğu gibi, toplantı ve gösteri yapma hakkını açıkça gaspetmekte, böylesi eylemleri ve sıradan protesto eylemlerini ve basın açıklamalarını yasaklar, provokasyonlar ve çok sayıda tutuklama, yaralama ve öldürmelere yol açan polis zorbalığı yoluyla engellemeye kalkmaktadır.

13 kızılbaş - sayfa 13 - sayı 38 - mayıs tel: (0) l) o; çılgın projeler ve kentsel dönüşüm sloganlarıyla doğal ve kültürel çevreyi hoyrat ve geri dönülmez bir biçimde yıkmakta ve yok etmekte, buraları kendi yakın çevresinde kümelenmiş olan işadamlarının rant kaynağı haline getirmektedir. m) o; 30 Mart yerel seçimlerinde her türlü hile, usulsüzlük ve sahtekarlığa başvurmuş ve bu alanda 1950'den bu yana yaşanan en lekeli seçimi gerçekleştirme onuru nu kazanmıştır ve önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimininde ve genel seçimlerde de aynı yöntemlere başvuracaktır. n) o; ABD, Britanya, Fransa, Katar, Suudi Arabistan gibi ülkelerin yönetici klikleriyle işbirliği yaparak Suriye halkını acımasızca kıyıma uğratan ve bu ülkenin maddi ve kültürel zenginliklerini yağmalayan ve yokeden terörist grupları en aktif bir biçimde desteklemiştir ve desteklemeyi de sürdürmektedir. o) ve o; devrimci bir muhalefetin yokluğundan, burjuva muhalefetin zayıflığından yararlanarak varolan sınırlı demakratik hakları da ortadan kaldırma, TBMM'ni kapatma, muhalif basını susturma ve açık faşist bir rejim kurma doğrultusunda ilerlemektedir. Şimdi, sağa sola bükmeden sorulması ve açıkça yanıtlanması gereken soru ya da soruları şöyle sayabiliriz: Bütün bu suçları işleyen ve gücü yettiğince daha da fazlasını işlemeye devam edecek olan Erdoğan kliği, değişik ulus ve milliyetlerden Türkiye işçi sınıfı ve halklarının demokratik taleplerini yerine getirebilir mi? Bu talepleri yerine getirmek için uğraş verdiği ve ilerde yerine getirebileceği beklentisiyle bu kliğin attığı/ atar gözüktüğü bazı adımları alkışlamak ve desteklemek doğru mudur? Bu kliğin Türk-Ermeni, Türk-Kürt ve Alevi-Sünni sorunlarında demokratik bir tutum içinde olduğu ya da böyle bir konuma evrilmekte olduğunu gösteren herhangi bir belirti var mıdır? Bence bu soruların hepsinin yanıtları net ve kesin birer hayırdır. Şimdi de, gene sağa sola bükmeden açıkça yanıtlanması gereken bir başka soru soralım: İlerici Ermeni aydınları, yazarları vb., bu taziye açıklamasını, özellikle de önümüzdeki aylarda yapılabilecek daha ileri benzer açıklamaları, Erdoğan kliğinin yukarda örneklerini sunduğum sicili ve performansını bir yana atarak/ görmezden gelerek onama ve alkışlama hakkına sahip midirler ya da olmalı mıdırlar? Öyle bir şey yok, ama onlar; diyelim ki Ermeni toplumunun haklı isteklerinin yerine getirilmesi doğrultusunda adımlar atılması karşılığında, Türkiye halklarının diğer bölümlerine yapılan haksızlık, kısıtlama ve baskılar karşısında ilgisiz ve kayıtsız kalma hakkına sahip midirler ya da olmalı mıdırlar? Bence bu soruların da hepsinin yanıtları net ve kesin birer hayırdır. İlerici Ermeni aydınları, yazarlarının vb. önemli bir bölümünde, örneğin AGOS gazetesinde sık sık görülen, işte bu yukardaki satırlarda kendisini açığa vuran, her koyunun kendi bacağından asılması gerektiği olarak da anılabilecek olan tikelci yaklaşımdır. TÜM haksızlıklara, zulüm ve gericiliğin TÜM belirtilerine ve örneklerine karşı tavır alma yükümlülüğünü reddetme ya da kavramama anlamına gelen bu yaklaşımın, Ermeni milliyetçiliğinin kuşkusuz kaba değil, ama inceltilmiş bir haline denk düştüğü tartışma götürmez. Kurtuluş yok tek başına! belgisinin karşıtını temsil eden bu tikelci yaklaşımın yaygınlık kazanması ve baskın hale gelmesi, Ermeni halkını, Kürt halkı ve ulusal hareketi de içinde olmak üzere Türkiye'deki devrimci ve demokratik güçlerden koparacaktır. Haksızlık yapmamak için iki noktaya değinmem gerekir. Birincisi, en azından 99 yıldır kendilerine sövülen Ermeni halkının ve onun siyasal öncülerinin, Başbakan Erdoğan'ın ilk kez böylesi bir sövgü içermeyen, hatta empati izleri taşıyan taziye mesajında olumlu bir yan arama ve bulma yolundaki çabalarını ve bu çabaların altında yatan ruh halini -onamasak da- bir yere kadar anlayışla karşılayabiliriz ve karşılamalıyız da. İkincisi, ilerici Ermeni aydınları, yazarları arasında görülen bu tikelci yaklaşımın, bu ulusal bencillik tutumunun kristalize olmuş ve istikrar kazanmış bir eğilim olmadığı unutulmamalı. Ancak, bu hatalı tutumun bilince çıkarılmaması VE AKP'nin başını çektiği Türk gericiliğinin ileride başvurabileceği yeni Osmanlı oyunlarına karşı uyanık olunmaması halinde, yukarda sözünü ettiğim kopma tehlikesi kapıyı çalacaktır. Ben daha da ileri gidiyor ve şunu söylüyorum: Tıpkı Yahudi halkı gibi büyük acılar çekmiş olan Ermeni halkının ve onun ilerici temsilcilerinin de dikkat ve çabalarını SADECE VE SADECE kendi halklarının çekmiş ve/ ya da çekmekte olduğu acılar ve haklı talepleri üzerinde yoğunlaştırmaları ve özellikle aynı topraklarda yaşayan diğer halkların uğradığı haksızlıklara karşı kayıtsız kalması, gerek ilkesel ve gerekse taktiksel açıdan son derece yanlış olacaktır. Dolayısıyla Ermeni halkının ilerici kızları ve oğullarının Türkiye halklarının ilerici temsilcileriyle daha da yakın bir ilişki içine girmeleri ve Ermeni halkının sorunlarının ancak Türkiye toplumunun radikal bir yeniden örgütlenmesiyle, yani gerçek bir toplumsal devrimle çözülebileceğini kavramaları gerekir. Öte yandan objektif koşullar da böylesi yanılsamaları etkisiz kılmaya hizmet etmektedir ve etmeye devam edecektir. Dolayısıyla, AKP gericiliğinin Türkiye işçi sınıfı ve halklarına yönelik gerici saldırısının örneklerini ve görünümlerini her gün, her saat yaşayan ve paylaşan ilerici Ermeni aydınları ve yazarlarının ve Ermeni halkının siyasal bakımdan ileri bölümünün, Türkiye'de faşizmi inşa etmekte olan bir partinin ve onun şefinin taziye mesajının aldatıcı büyüsünden ister istemez kurtulacaklarını söyleyebiliriz. Türkiye işçi sınıfı, emekçileri ve halklarına karşı faşizm uygulayan bir klik Kürt, Ermeni, Alevi, Süryani vb. halklarına barış ve demokrasi getiremez ve getirmeyecektir. Bu makaleyi bitirirken, Erdoğan kliğinin neden böyle bir manevraya başvurduğu sorusunu da kısaca yanıtlamak gerekir. Bu konuyu ele alan bir dizi yazar, Başbakan Erdoğan'ın bu taziye mesajıyla, Ermeni jenosidinin 100. yıldönümü yaklaşırken, Türkiye üzerindeki uluslararası basıncı azaltmayı amaçladığını yazdı. Bunun taziye mesajının ardında yatan faktörlerden biri olduğunu kabul edebiliriz. Ama bence esas neden; AKP iktidarının, Türkiye'nin jenosid konusuna ilişkin arkadan hançerlenme ya da karşılıklı çatışma ve öldürme türünden inandırıcılığını

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM Öğrencinin adı- soyadı: ERDEM EGE MARAŞLI Proje Danışmanı: MÜGE SİREK Bahçeşehir - İSTANBUL Kentsel Dönüşüm Son günlerde haberlerde gazetelerde çok fazla rastladığımız

Detaylı

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016

Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması. 1 Şubat 2016 Türkiye de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması 1 Şubat 2016 Yöntem ve Künye Araştırma çalışması, 3-10 Aralık 2015 tarihleri arasında, Türkiye 18+ yaş nüfusunu temsil eden 1024 kişiyle, 16 ilin kentsel

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası 11-15 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinlik ve ziyaretlerle kutlandı. Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) Başkanı Yadigar

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME 2009 yılı, Türkiye-AB ilişkileri için son derece önemli bir dönüm noktasıdır. 2008 yılı AB açısından verimli

Detaylı

Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını

Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını CHP SİYASETİ Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını ve arzusunu bu günlerde fazlasıyla arzulamaktadır.

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK!

KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK! KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK! KATLEDİLEN ECZACILARIMIZIN VURULDUKLARI YERDEYDİK! DOMPDF_ENABLE_REMOTE is set to FALSE http://teb.org.tr/uploads/eczaci katlam//flassss.jpg Katledilen

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER Prof. Dr. M. Tuba Ongun Ülke siyasetinin yakıcı gündeminin, yükseköğretim sistemi ve üniversitelerimizin sorunlarının çok önüne geçtiği günler yaşıyoruz. YÖK ün hazırladığı

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

milliyetçiliğin ipine tutunmuş durumda.

milliyetçiliğin ipine tutunmuş durumda. - Türkiye, Duçe'sini buldu - Adalet mülkün neresinde?...ve - Başbakan, Şebnem Schaefer ve Azeri Türkçesi'nden dil yaresi örnekleri... RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Türk siyaseti

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

MEDYADA NEFRET SÖYLEMİNİN İZLENMESİ

MEDYADA NEFRET SÖYLEMİNİN İZLENMESİ MEDYADA NEFRET SÖYLEMİNİN İZLENMESİ Amaçlar Türkiye de ırkçılık, ayrımcılık ve hoşgörüsüzlükle mücadeleye katkı sağlamak Yazılı basındaki etnik ve dini kimliklere karşı ayrımcı, cinsiyetçi ve homofobik

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

İşte Marpoll'ün Son Anketi

İşte Marpoll'ün Son Anketi İşte Marpoll'ün Son Anketi Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Işık; Araştırmada anketörlerimiz Şehit Abdullah Çavuş, Namık Kemal, Mağralı, Sakarya, Yunus Emre ve İsmet paşa

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

10SORUDA AİLE SİGORTASI

10SORUDA AİLE SİGORTASI 10 SORUDA AİLE SİGORTASI T.C. ANAYASASI MADDE 60: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. 1. AİLE SİGORTASI Nedir? Aile Sigortası,

Detaylı

MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490

MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490 MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490 www.metropoll.com.tr Yerel seçimlerden sonra ülke gündeminde

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 50 GÜN KALA TÜRKİYE DE SON SİYASİ DURUM

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 50 GÜN KALA TÜRKİYE DE SON SİYASİ DURUM CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 50 GÜN KALA TÜRKİYE DE SON SİYASİ DURUM CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE 50 GÜN KALA TÜRKİYE'DE SON 1 SİYASİ DURUM Web: Eposta: bilgi@tusiar.com Adres: Yenişehir Mahallesi Hastane Caddesi

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - Dr. Gil Yaron Dostumun dostu, benim en iyi dostumdur - veya İsrail gözüyle Türkiye AB Geçenlerde Tel Aviv kentinin en merkezi yeri olan Rabin Meydanı

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ

PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ Yönetici Özeti Giriş PricewaterhouseCoopers õn 7. Yõllõk Global CEO Araştõrmasõ Riski Yönetmek: CEO larõn Hazõrlõk Düzeyinin Değerlendirilmesi, mevcut iş ortamõ ve

Detaylı

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması 18 Ağustos 2014 İÇİNDEKİLER 1. SUNUŞ... 3 2. ADAYLAR HAKKINDA ÇIKAN HABERLER NASIL SUNULDU?... 3-4 2.1 HABERLERİN ADAYLARA GÖRE DAĞILIMI...

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ Resmî Gazete Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır 21 Ekim 2014 SALI YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ Sayı : 29152 Mükerrer BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ BAŞBAKANLIK 17 Ekim

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6-

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- EKİM 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur Sözleşmesini

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI KASIM 2014 Cumhurbaşkanlığı Sarayı, İş Kazaları, Barış Süreci ve Sığınmacılar Sorunu

TÜRKİYE NİN NABZI KASIM 2014 Cumhurbaşkanlığı Sarayı, İş Kazaları, Barış Süreci ve Sığınmacılar Sorunu TÜRKİYE NİN NABZI KASIM 2014 Cumhurbaşkanlığı Sarayı, İş Kazaları, Barış Süreci ve Sığınmacılar Sorunu MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR Türkiye 7 Haziran 2015'te yapılacak milletvekili genel seçimlerine hazırlanırken araştırma şirketleri de seçmenlerin nabzını tutmaya devam ediyor. Genel seçim öncesi Politic's Araştırma Şirketi'nce yapılan

Detaylı

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi İlke Beyanı: 3M çalışma ortamındaki herkes, kendisine saygıyla davranılmasını hak eder. Saygı göstermek, her bir kişiye eşsiz yetenekleri, geçmişi ve bakış

Detaylı

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI Stratejik İletişim Planlaması -1 İletişim temelinde, plan ve strateji vardır. Strateji bilgi üretimine dayanır. Strateji, içinde bulunduğumuz noktadan

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ MADDE 164 Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller Kınama cezasını gerektiren davranışlar ve fiiller şunlardır: a) Okulu, okul eşyasını

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm

2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm 2008 yılında gönüllü çabalarla kurulan Uluslararası Şeffaflık Derneği ülkenin demokratik, sosyal ve ekonomik yönden gelişimi için toplumun tüm kesimlerinde şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerini

Detaylı

Sunum Konuları. Özel Dedektiflik Nedir? Dünyada ve Türkiye de Özel Dedektiflik. Özel Dedektiflik Hizmet Alanları. Kimler Özel Dedektif Olabilir?

Sunum Konuları. Özel Dedektiflik Nedir? Dünyada ve Türkiye de Özel Dedektiflik. Özel Dedektiflik Hizmet Alanları. Kimler Özel Dedektif Olabilir? LOGO LOGO Özel Dedektifler Derneği Eğitimde İyi Örnekler Paylaşımı Projesi Maltepe Feyzullah Turgay Ciner İlköğretim Okulu ÖZEL DEDEKTİFLİK KONFERANSI 09 Mart 2012 www.dedektif.org.tr - info@dedektif.org.tr

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Papa'nın yardımcıları ziyaret için gelip gerekli görüşmeleri bile yaptılar. Bundan sonra neler yaşanacak?

Papa'nın yardımcıları ziyaret için gelip gerekli görüşmeleri bile yaptılar. Bundan sonra neler yaşanacak? Papa 16. Benedikt'in Almanya'da sarfettiği İslam dini kılıç dinidir sözlerini Türliye'nin tek Oksidantalisti- Hıristiyan bilimcisi olan araştırmacı yazar Aytunç Altındal Yeniçağ'a değerlendirdi. Bu sözlerin

Detaylı

SURİYE, IŞİD VE ASKERİ OPERASYONLA İLGİLİ SEÇMEN DÜŞÜNCELERİ

SURİYE, IŞİD VE ASKERİ OPERASYONLA İLGİLİ SEÇMEN DÜŞÜNCELERİ SURİYE, IŞİD VE ASKERİ OPERASYONLA İLGİLİ SEÇMEN DÜŞÜNCELERİ ŞUBAT 2015 www.perspektifs.com info@perspektifs.com Perspektif Strateji Araştırma objektif, doğru ve nitelikli bilginin üretildiği bir merkez

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı