SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Köktendinci Cüret Esat Korkmaz, Genel Yayýn Yönetmeni AYLIK DERGÝ BU SAYIDA

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SERÇESME BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR. Köktendinci Cüret Esat Korkmaz, Genel Yayýn Yönetmeni AYLIK DERGÝ BU SAYIDA"

Transkript

1 BÝLÝMLE GÝDÝLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR BU SAYIDA ÝSMAÝL KAYGUSUZ Alevi Akademisinin Açýlýþýnda Konuþma FÝKRET OTYAM Bakýn Þu Alevilerin Ettiklerine MEHMET TURAN Hakk ile Hakk Olma Sevdasýdýr Alevilik ESAT KORKMAZ Asyada Hayvan ve Bitki Tapýmý - Bölüm II ÝZMÝR KONFERANSLARI HBV Dernekleri Buca ve Karþýyaka Þube Baþkanlarý ile Söyleþtik ABF BASIN AÇIKLAMASI: AKP Siyaseti ve Eðitimi Yeþilleþtirmeye Devam Ediyor LÜTFI KALELÝ Aleviliði Özüne Uygun Yaþatmak Onurlu Kiþilik Ýster SDÜ BÝRÝNCÝ ULUSLARARASI BEKTAÞÝLÝK-ALEVÝLÝK SEMPOZYUMU Sunulan Bildirilerin Özetleri - I HAKKÝ ÞAHÝN Alevi Akademisi Açýldý MUSTAFA DÜZGÜN Akademi Baþkanýndan Mektup EROL PARLAK Bir Anadolu Atasözü: Bilgisiz Bilgelik Cehaletin Aynasýdýr ALÝ TÝMURTAÞ ÖZMEN Yazýk, Çok Yazýk ÝSMAÝL ÖZMEN Mistisizmin Beyinsel Kaynaðý - I HÜSEYÝN ÝLBEY Alevilik ve Müslümanlýk METÝN AND Ýslamda Tragedya Kahramaný ve Tragedya Örnekleri - Bölüm I AYHAN AYDIN Refik Engin ile Söyleþtik - Bölüm I AYLIK DERGÝ Genel Yayýn Yönetmeni: Esat Korkmaz Sahibi: Genel Ajans Basým Daðýtým Organizasyon Ltd. Þti. adýna Ahmet Koçak Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü: Ahmet Koçak Yönetim Yeri: Divanyolu Cad. No: 54, Erçevik Ýþhaný 102, Eminönü - Ýstanbul Tel/Faks: +90.(0) E-posta: Baský: Mart Matbaacýlýk, Ceylan Sk. No 24, Nurtepe, Kaðýthane, Ýstanbul Yayýn Türü: Yerel - Süreli FÝYATI: TL 3 / 3 / 3 KASIM 2005 SAYI: ISSN MARAÞ KATLÝAMINI UNUTMA 16 KAHRAMANMARAÞ CANKIYIMI NI UNUTMAYALIM Tarih, herkesin tarihidir; yalnýzca dürüstlerin tarihi deðil, ayný zamanda alçaklarýn da tarihidir: O yüzden tarihe saðlýklý bakmamýz gerekir; yoksa ölmüþ gitmiþ kimi insanlarýn oyuncaðý olmak iþten bile deðildir. Köktendinci Cüret Esat Korkmaz, Genel Yayýn Yönetmeni 1978 in son ayýna girilirken ortalýk, þeriat özlemi çeken köktendincilerin, Türk-Ýslam Sentezi ne yatýrým yapan ve devleti ele geçirmek isteyen faþistlerin, bunlarý yönlendiren ve güden CIA ajanlarýnýn, MÝT ve Kontrgerilla görevlilerinin kitle katliamlarýna gebe idi. Bu noktaya dün den gelmiþtik; uzak geleceðe umutla bakmakla birlikte yakýn gelecek için ayný þeyi söylemekte zorlandýðýmýz da bir gerçekti. Menemen de Kubilay ýn kör bir testereyle þehit edilmesi; emperyalizme karþý ulusal kurtuluþu gerçekleþtiren Kemalistlere, Kemalistlerin yaþama geçirmeye çalýþtýðý demokratik devrime karþý, hukuk yaný geçersiz kýlýnarak vicdanlara itilen/sýkýþtýrýlan, iktidardan alaþaðý edilen köktendinciliðin, yani þeriatýn, umutsuz bir kalkýþmasý ydý. Egemenliðin Tanrý dan alýnarak halka verildiði süreci tersine çevirmek isteyen köktendinci bir cüret ti. Cumhuriyeti kuranlar Menemen de; ahlak ve öte dünya öðretisi olarak hapsedildiði vicdanlara dar gelerek sokaklara taþan þeriatçý þiddete, kurulan ve yaþatýlmak istenen demokrasinin gereði, devrimci þiddet uyguladý; onu, yeniden olmasý gereken yere, vicdanlara itti. Çünkü yaþama geçirilmeye çalýþýlan demokratik devrim, feodal bir rejim yýkýlarak, ona son verilerek, emperyalizmin egemenliði kýrýlarak gerçekleþtirilmiþti. Sokaða taþan þeriat yoluyla Ortaçað ýn yeniden hortlatýlmasýna; gericiliðe ve gerici þiddete izin vermek, ona özgürlük tanýmak devrimin boðulmasý demekti. Demokrasi, Ortaçað gericiliðinin tasfiyesi temelinde ve egemenliðin halkta olduðu; bireyin ulaþamadýðý/bilemediði/bilemeyeceði ilahi bir gücün tartýþýlamaz/esnetilemez buyruklarý yerine kendi özgür iradesinin seçeneklerine göre davrandýðý bir zeminde kurulur/boy atar/yapýlanýrdý; toplumsal-ekonomik, siyasal ve kültürel bir devrim olarak kendini örgütlerdi. Bu yolla, feodal siyasal egemenlik sistemini kýrar; feodal iktidarýn temelini oluþturan iliþkileri çözer/daðýtýr/temizler; emekçiyi/üreteni, topraða ve dinsel kurumlara baðýmlýlýktan kurtarýr; ruhbanlýðýn zincirlerini parçalar; feodal baðýmlýlýklarý, Ortaçað deðerlerini yeniden üreterek ortodoks dinin deðerlerini toplumun düþüncesine katan, giderek ilahi bir toplumsal bilinç oluþturma yoluna giren þeriatçý ideolojiyi kökünden kazýrdý. Ýþte özgürlük denilen þey, böylesi bir mücadelenin, kan akýtýlarak, bedel ödenerek verilen bir kavganýn yol açtýðý toplumsal düzeydeki devrimci deðiþmenin/dönüþmenin ürünü olabilirdi. Eðer Ortaçað gericiliði tasfiye edilemezse, günümüze uzanan Ortaçað deðerleri kýrýlamazsa özgürlük de, özgür birey de olamaz. Kul zemininde ve kaderin, tevekkülün belirleyiciliðinde adým adým bireyin/topluluðun/toplumun tavrýna, ilahi bir ideolojinin dikte ettirdiði bir süreç egemen olmaya baþlar. Özgürlüðün boy vereceði, özgür bireyin doðacaðý/ yetiþeceði/devineceði alanlar daralýr ya da ortadan kalkar. Sonuçta öyle oldu: Ortadan kalktý. Anadolu topraðýnda bu hesaplaþma süreci bir türlü yaratýlamadý. Aradan kýrk küsur yýl geçti; oradan buraya uzanan tarihe baktýðýmýzda, devrimin/demokrasinin boðazlanmasýný izliyoruz. Ödünler verile verile palazlanan o günün köktendinciliði/þeriatý, 1978 yýlý yaþanýrken barýnaðýndan çýkmak, yaþanýlan yere el atmak istiyor; devlet dini olarak doðuþunun anýsýný canlý tutarak kendisine biçilen konuma/duruma dar geliyor. Sýkýntýsýný, gerçek birey, toplum sýkýntýsýnýn bir uzantýsý, anlatýmý biçiminde göstererek, cehennemlik dünyayý, cennetlik yapmaya soyunuyor. Tüm gerici güçler el birliði etmiþ, þeriatý yeniden doðuma hazýrlýyor: Günler olaylara tohum ; Amerika Türkiye yi terbiye etmeye hazýr öðretmen rolünde; MÝT, Kontrgerilla emrinde; faþistler ve dinciler maþa; Aleviler, devrimciler ve sosyal-demokratlar düþman. Koþar adým iç savaþ. Koþullar CIA Ajaný Peck in kitle katliamlarý yaratma planýnýn kanalýna oturduðunu gösteriyordu: 19 Aralýk 1978 günü, Kahramanmaraþ ta, bir ülkücü, saat 21 sularýnda Çiçek sinemasýný bombaladý; bombalama olayý, katliama giden olaylar zincirinin ilk adýmý oldu. Sinemada o anda Güneþ Ne Zaman Doðacak adlý, Sovyetler Birliði nde komünist zulmü (Devamý 2. Sayfada)

2 (Baþtarafý 1. Sayfada.) Köktendinci Cüret anlatan bir film oynuyordu; bombanýn atýlmasýyla birlikte, Türkoðlu ilçesinden gelen bir grup faþist, Kanýmýz Aksa da Zafer Ýslamýn, Ya tam susturacaðýz, ya kan kusturacaðýz ; Müslüman Türkiye, vb., sloganlar atarak seyirci kitlesini galeyana getirdi; harekete geçen kitle CHP il binasýna saldýrdý. Ýzleyen gün, Kahramanmaraþ ta, Alevilere ait bir kýraathane bombalandý. 21 Aralýk ta, Kahramanmaraþ ta, iki TÖB-DER li öðretmen öldürüldü. Ertesi gün, öldürülen öðretmenlerin cenazesini taþýyan kalabalýða faþistlerin yönlendirdiði bir topluluk, Komünistlerin, Alevilerin cenaze namazý kýlýnmaz diyerek saldýrýya geçti. Baðlarbaþý Camii imamý Mustafa Yýldýz cemaata þöyle sesleniyordu: Bir Alevi öldüren beþ sefer hacca gitmiþ gibi sevap kazanýr; din kardeþlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karþý ayaklanmalýdýr; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP'li Sünni imansýzlarý temizleyeceðiz. Gerilimin çatýþmaya dönüþmesi üzerine törene katýlanlar daðýlýnca cenazeler ortada kaldý. Güvenlik güçlerinin herhangi bir müdahalesiyle karþýlaþmayan saldýrgan kitle, kent çarþýsýna yöneldi: Alevilere ve CHP lilere ait birçok iþyeri tahrip edildi; üç kiþi öldürüldü. Ayný günün gecesi, faþist ajitatörler kent sokaklarýnda dolaþarak Solcu Alevilerin silahlý saldýrý yapacaðýný yayarak herkesin silahlanmasýný saðladýlar. Aralýðýn 23 ünde, Kahramanmaraþ taki olaylar karþýlýklý çatýþma boyutunu aþarak solculara ve Alevilere yönelik tek yönlü bir katliama dönüþtü: Henüz kente askeri güç sevkedilmemiþti. Saldýrýlarýn yer yer polis kuvvetlerine yönelmesi üzerine polis-halk çatýþmasýný önleme gerekçesiyle sabah saatlerinde kentteki tüm polisler görev dýþý býrakýldý. Ýzleyen gün, Kahramanmaraþ ta sokaða çýkma yasaðý ilan edildi: Sokaða çýkma yasaðý vardý, ama buna görev dýþý býrakýlan güvenlik güçleri dýþýnda uyan da pek yoktu. Faþistlerin çevre köy ve ilçelerden taþýdýðý silahlý gruplarýn da takviyesiyle iyice azgýnlaþan saldýrganlar, Komünistleri býrakmayalým, Allah yoluna kesin, Sütçü Ýmam aþkýna vurun, Bugün cihad günüdür, bir Alevi öldüren cennete gider, Alevileri öldürelim, memleketten temizleyelim, Alevileri öldürün, þahit kalmasýn naralarýyla Alevilerin yaþadýðý Yörükselim, Yenimahalle, Serintepe, Maðaralý, Karamaraþ mahallelerine saldýrýya geçti; sokak sokak tarandý, bombalandý; önceden iþaretlenen Alevi evleri özel olarak kundaklandý; Alevilerin dinsiz ve sünnetsiz olduðu yayýldýðýndan erkeklerin pantolonlarý indirilerek sünnetli olup olmadýðý kontrol edildi; ölülerin ve yaralýlarýn taþýnmasý engellendi; tedavi edilmesin diye hastaneler kuþatýldý; insanlar kadýn-erkek, hamile, çocuk-yaþlý, hasta, yaralý ayrýmý yapýlmadan katledildi. Kayseri den getirilen Hava Ýndirme Birlikleri, Gaziantep ten getirilen jandarma, gökte uçan uçaklar bile olaylarý önleyemedi; sözde kent havadan kontrol ediliyordu; yerde ise eli kanlý faþistler ve provokatörler Alevi caný, devrimci caný alýyorlardý. Aralýðýn 25 inde olaylar akþama doðru yatýþtý: Resmi rakamlara göre yüz on bir kiþi öldü; yüzlerce kiþi yaralandý; iki yüz on ev ve yetmiþ iþyeri yakýlýp yýkýldý. Katliamýn ardýndan Alevilerin büyük bir çoðunluðu kenti terketti. Ertesi gün, Kahramanmaraþ olaylarý nedeniyle on üç ilde sýkýyönetim ilan edildi. Bakýn Þu Alevilerin Ettiklerine, 2002 Seçimlerinde AKP ye Oy Vermiþler Birisine Göre!. Yani Aleviler de Yaktýlar Sivas ta 37 Caný ve Gazi de! Öyle mi A Canlar? Fikret Otyam Birisinin 2002 de Aleviler AKP ye oy verdi yollu demeci yurt içinde ve yurt dýþýndaki Alevi canlarý ayaða kaldýrdý, kendisini Alevilerin ve Bektaþilerin tek ruhani lideri ya da baþý sanan zat AKP den umutluyduk demiþ ve Alevilerin 2002 seçimlerinde AKP ye oy verdiklerini açýklamýþ!. Herkese soruyorum, Ýstanbul Büyükþehir Belediye Baþkaný seçilir seçilmez ilk iþi bir cemevini dozerle yýkmaya kalkýþan bir zatýn partisinden aklý baþýnda olan kiþi nasýl, nasý1 umutlu olabilirdi, söyler misiniz? Adam Ýmam Hatip lisesi kültürlü, beþ vakit abdesli namazlý (!) ve Alevi inançlý yurttaþlar için taþýdýðý görüþ, ilk fýrsatta bunlara dozer sürmek olan bu insana ve onun partisine inanç özgürlüðünden dem vursa bile, evet nasýl, nasýl inanýldý da o oylar verildi, söyler misiniz? O kafalar ki, yani Alevilerin oy verdiði denilen kafalar ki, Alevileri neredeyse adamdan saymayan kafalar ki 2005 yýlýnýn sonunda bile ayný kafalardýr, neden mi? Hangi birisin saymalý, Diyanet bu toplumu yok sayýyor sýkýlmadan, o kafalar ki din derslerinde Alevilere yer vermeyi akýllarýndan geçirmiyor, o kafalar ki cemevlerini saz ve dümbelek çalýnan, içki içilen evler olarak niteliyor ve aþaðýlýyor ve hep bir aðýz haykýrýyorlar: Üst kimlik Müslümanlýktýr ve þimdi inanç özgürlüðünü aðýzlarýna bile almýyorlar ve o kafalar ki Þeyh-ül Ýslam Ebussuut Efendi kafasýnýn ardýllarýdýr ve daha daha niceleri!. Þimdi, inanç özgürlüðü sözü etti diye Aleviler bu kafalara oy verdi öyle mi? O kafalar ki Alevi köylerine camiler diken ve cemevlerine yer verdirmeyen, bunlara mý oy verdi Alevi canlar, öyle mi? O kafalar deðil mi Alevileri azýnlýk olarak gören, görülmesi için akýl almaz çabalar gösteren? Sen kalk ey Alevi canlar bu kafalarýn partisine oy ver; ola ki bir iki saf, temiz yürek dýþýnda milyonlarca Aleviyi bu kazana nasýl, nasýl atarsýnýz söyler misiniz? Yýlbaþý Geldi Aman Çevir Kaz, Hindi Yanmasýn!. Anlaþýlan deðil, bilinen bir gerçek; 2002 de Aleviler AKP ye oy verdi söyleminin içinde ve yurt dýþýnda büyük tepki doðurmasý üzerine söyleþi Bazý Aleviler de verdiye dönüþtü, ama bazý Alevilerin de Erdoðan a oy verdikleri þeklinde yeniden düzenlendi ertesi günü! Buna karþýn, sanki bilinmeyen bir þeymiþ gibi AKP Grubu nda Alevi kökenli tek bir milletvekili yokmuþ! Neden, nasýl olsun ki? Eh, görünen odur ki 2006 yýlýnda seçim olacak gibi ve soralým, ey Ali evlatlarý bir kiþi olsa dahi o kafalara oy vermek var mý? Varsa birleri çýkar yine 2006 seçimlerinde Aleviler AKP ye oy verdi der, sonra da bu bazý Aleviler e dönüþtürülür! Derdim Çoktur Hangisine Yanayým? Derdimin baþý þu: Ulu ozanýn Gelin Canlar Bir Olalým buyruðunun kimi Alevi canlar arasýnda Gelin Canlar Bir Olmayalým a dönüþmesi!. Bilmeyenler, görmeyenler görsün bilsin bunu, þeriat gýdým gýdým kimi zaman tüm hýzýyla geliyor, ayrýlýðýn/gayrýlýðýn yeri ve sýrasý mý? 2002 de kimi Alevilerin AKP ye oy vermesiyle suçlanmasý, o oy alanlarýn bu ülkeye ettikleri çaðdýþý ve laik Türkiye Cumhuriyetini Ýslam cumhuriyetine dönüþtürme uðraþlarýna ortak kýlmak Alevi toplumuna yapýlan en büyük, en haksýz/yersiz/gereksiz bir bühtandýr hatta gaflettir diyorum, haksýz mýyým? 2006 yýlýnda tüm Alevi toplumunu dirlik, birlik ve güç birliði içinde görmek en büyük niyazýmdýr. Göktanrý kabul ede.. Fikret Otyam ýn sekseninci yaþýný en içten dileklerimizle kutlarýz. Daha nice yýllar bu yola hizmeti dokuna ve Nahl Suresi 57. Ayet in vacibesini yerine getire. Serçeþme 2 Sayý 16

3 Aþaðýdaki bildiri metnini hazýrlamýþ ve iletmiþtim Hacý Bektaþ Anma Etkinlikleri Düzenleme Kurulu na; önceden de davet edilmiþtim. Sebebi neden hasýl bilinmez, sonradan programdan adýmýn çýkarýldýðýný öðrendim. Her ne hal ise, üzerinde durmanýn gereði de yok. Bildirimi Serçeþme okurlarý ile paylaþmayý daha uygun buldum ve aþaðýya aktarýyorum. Düzenleme Kuruluna; Hünkârým adýna düzenlenen etkinlikleriniz çerçevesinde sempozyumun ikinci gününde Küreselleþme ve Demokratikleþme Sürecinde Alevilik/Bektaþilik konusuna ait bildiri metnimi aþaðýda gönderiyorum. Mehmet Turan Merhaba canlar, Hepinize aþk-ý niyazlar. Gözlemekteyiz insanlarýmýzý, izlemekteyiz dinlemekteyiz. Pek çok sözler edilmekte düþlere ve düþüncelere dair, her bir dost, her bir can, ayrý ayrý anlatýlara yönelmekte kültürünü, inancýný anlatýrken. Ama dalýndýðýnda tüm bu anlatý nehirlerinin aktýðý ummana, gözle görülmez, elle tutulmaz, fakat. hissedilir bir birlikteliðin içinde bulur tümü de kendilerini. Ayrý ayrý gibidirler, ayný yerdedirler. Varýlasý menzil aynýdýr aslýnda ama farkýnda deðillerdir. Bunun farkýna o ummana dalýndýðýnda varýlýr. Kolay deðil Alevi/Bektaþi olmak ve hiç de kolay deðil Alevi/Bektaþi ce yaþamak. Çünkü bunun için Hünkâr Bektaþ Veli yi özümsemek gerekir, O nun bizlere ulaþtýrmaya çalýþtýðý ve kadimden aldýðý, kadimden gelen insan olabilme öðretisiyle, Ýmam Ali nin þahsýnda, Eflatunlarýn (Platonlarýn), Abdal Musalarýn, Þah Ahmet Sultanlarýn, Sücaeattin Velilerin, Veli Babalarýn ve daha nice erenlerin, filozoflarýn bilgeliðiyle, Ýmam Hüseyin in þahsýnda, Spartaküslerin, Mansurlarýn, Nesimilerin, Þeyh Bedrettinlerin, Pir Sultanlarýn dik duruþuyla yoðrulmak gerekir. Siyasi bir erek midir Alevi Bektaþilik? Deðildir. Kör bir inanç mýdýr? Deðildir. Salt tapýným, salt dilem, salt kulluk, salt inanýlan, kutsallýða ulaþtýðý kabullenilen kiþilere yanýþ, yakarýþ ve bu yanýp yakarmadan imdat umuþ mudur? O da deðildir. Peki çýkar amaçlý bir seremoni midir? O hiç deðil. O halde nedir Alevilik/Bektaþilik? Alevilik/Bektaþilik, Hak ile Hak Olma Sevdasý ve Sevenin Sevilende Kaybolduðu Bir Aþktýr Aslýnda... Ýþte bu nedenle Aleviliði/Bektaþiliði diðer tapýnçsal ve dogma inançlardan da farklý görmek, farklý algýlamak gereklidir. Adýna globalleþme de denilen küreselleþme evresinde Alevilik Bektaþilik; felsefesi, inancý ve yaþamý ile zaten küreseldir. Çünkü evrenselliði benimseme amaçlý bir felsefi yapýnýn, kiþi bazýnda bireysel, toplum bazýnda ülkesel kalma gibi bir sýnýrlaþmayý benimsemediði, benimseyemeyeceði, açýkça ortadadýr. Harabi nin diliyle Vahdet Sarayýnda birlikten söz eden bir anlayýþ, Ýbreti nin yüreðiyle, SERÇESME Hak ile Hak Olma Sevdasý ve Sevenin Sevilende Kaybolduðu Bir Aþktýr Alevilik Serçeþmenin Bir Abdalý Mehmet Turan Mehmet Turan Dede Antalya da yapýlan bir cemi yönettikten sonra, Mayýs 2005 Ýbreti der varlýðýmýz bitmezdi Ýnsanoðlu yanlýþ yola gitmezdi Ayrý gayrý devlet icap etmezdi Dünyaya bir bayrak diker giderdim. diyen bir düþün deryasý ve o deryaya dalabilenler, Hünkâr-ý Pir den aldýklarý, dil, din, ülke, renk, cins ayrýmý gözetmeksizin, tüm insanlara (yetmiþ iki millete) bir gözle bakma ikrarýný verdikleri günden baþlayarak, býrakýn küreselleþmeyi evrenselleþmeyi hedeflemiþlerdir aslýnda. Ancak bu ideallerinde Nazým ýn sözlerini de akýllarýndan çýkarmazlar: Yaþamak bir aðaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeþçesine. Küreselleþmede ulus varlýðýnýn ve ulusal çýkarlarýn hiçbir zaman göz ardý edilemeyeceði gerçeðini bir aðaç gibi likle, tek ve hür lükle; uluslararasý dostluðu da karþýlýklý ulusal deðerlere saygýlý bir orman gibi kardeþlik ve dünya birliði ile açýklamanýn bundan daha güzel anlatýmý olur mu ki? Demokratikleþmeye gelince: Þunu unutmamak gerekir ve hepiniz bilirsiniz ki küreselleþme, ülkeler içi demokratikleþme süreci tamamlanmadan ve bu sürecin sonuçlarý uluslararasý demokratikleþmeye ulaþmadan olanaksýzdýr. Bu konuyu, burada bulunan deðerli uzman dostlar daha geniþ açýlýmlarýyla sizlerle paylaþmýþlardýr sanýrým. Aleviliðin/Bektaþiliðin demokratikleþme sürecindeki özverilerinin, hele hele ülkemizin demokratikleþme sürecine verdikleri katkýlarýnýn, azýmsanamayacak ve hatta en yüksek seviyede olduðu da apaçýk ortadadýr. Demokrasi bir saygý olgusudur. Alevi Bektaþi toplumu, doðayý insandan ayýrmadan insanýn yaþamýna, hak ve hürriyetlerine duyulmasý gereken bu saygýyý, kadimden aldýðý öðreti ve ikrarý ile hisseder özümser ve duyar. Daha doðrusu özümsemek ve duymak zorundadýr. Yalnýz bir özrümüz vardýr bu konuda, önce bireyden ve aileden baþlamasý gereken demokratik davranýþlarda bazen sözümüzle özümüzün bir olmadýðýný da itiraf etmemiz gerekir. Çoðu kez söylemlerimizde kalýr demokrasi denilen eþitlikçilik. Ve ailede, eþler arasýnda ve de genellikle kadýnýn aleyhine iþleyen bu dengesizliði göz ardý edemeyiz. Alevilik/Bektaþilik, pek çok bilinen örneðini açýklayabileceðimiz bu eþitsizliði, yani, demokratik davranmamayý ortadan kaldýrmaktýr. Bu kýsa özeleþtirinin ardýndan da, genellikle toplumumuzun tutucu diðer kesimlerine kýyasla, ailemizde ve toplum içerisinde demokratikleþme sürecine çok büyük katkýlarýmýzýn bulunduðunu da özellikle belirtmek gerekir. Özetle Alevilik Bektaþilik; küreselleþme ve demokratikleþme sürecinde, dikkatli, ezdirmecisiz, kültürünü boðdurmacýsýz genel dünya barýþý ve kardeþliðine kadimden beri olumlu bakmakta, olumlu yaklaþmakta, kendi toplumsal yaþamý içerisinde demokrasiyi de azami ölçüde uygulamaya özen göstermektedir. Ülkemizin içinde bulunduðu uluslararasý diyaloglara ve uluslararasý sosyo-ekonomik bütünselleþmeye en büyük destek Alevi Bektaþi yaþantýsýnda zaten vardýr ve kendisini göstermektedir. Ulusal yapýmýz içerisindeki bu uygar davranýþ yumaðýnýn, diðer demokratik ve barýþçý topluluklarla birlikte, ana sarýmlarýdýr Alevi/ Bektaþiler. Erenlerin pirlerin bizlere gösterdiði, yetmiþ iki millete, yani tüm uluslara bir gözle bakma düsturunu, Mustafa Kemal Atatürk ün Yurtta Barýþ, Dünyada Barýþ özdeyiþiyle de bütünleþtiren, biz Alevi Bektaþiler, hiç kimseyi, hürriyetine ve hakkýna dokundurtmadan ve hiç kimsenin hakkýna ve hürriyetine dokunmaksýzýn dünya kardeþliðine ta baþýndan kucak açmýþýzdýr. Bu edebimizde vardýr, erkânýmýzda vardýr, yaþamýmýzda vardýr. Alevi/Bektaþi düsturunun inancýna yönelik hizmeti acizane olarak yürütme çabasýnda bulunan bir ocak hizmetkârý olarak, küreselleþmede ve demokratikleþme sürecinde Alevi/Bektaþi görüþü ve düþüncesini, ancak cemlerimizdeki ve yaþama aktarmaya çalýþtýðýmýz aktörelerimizdeki yönleriyle ve bize ayrýlan süreye saygýlý kalarak açýklamaya çaba göstermekteyiz sizlere, yoksa bunun sosyal, siyasal ve ekonomik içerikleriyle ilgili sözleri söylemek, bu konularýn uzmanlarýna aittir. Biz bildiðimizin öðretmeni, bilmediðimizin öðrencisi olmayý yeðleriz her daim. Ve bu duygularla tek arzumuz var bize öðretmen olacak dostlardan: Ne olur, Aleviliðimizi/Bektaþiliðimizi, kendi saf ve temizliði içerisinde býraksýnlar. Aleviliðimize/Bektaþiliðimize, baþka isim tamlamalarý, yeni takýlar getirerek, onun kadimden gelen sonsuz geniþliðine sýnýrlar koymasýn, Alevilik/Bektaþiliði dogmalara boðdurmasýnlar Yarin yanaðýndan gayri her yerde, her þeyde hep beraber diyebilmenin coþkusuyla ve aþk ile sevgiler saygýlar sunuyorum hepinize. Mehmet Turan Þah Ahmet Sultan Ocaðý (Dede) Kasým

4 Asyada Hayvan ve Bitki Tapýmý Bölüm - I Esat Korkmaz Asya da hayvan ya da bitki tapýmýnýn ayrýntýlarýnda gezinmek, ruh un, daha doðru anlatýmla kutsal olanýn öyküsüne katýlmak anlamýna gelir. Asyalý insanýn hayvanlara ve bitkilere yaklaþýmý, yaþam ilkeleri ne, farklý yaþam biçimleri ne verdikleri önemi gösterir. Varoluþun dýþa vurumu baðlamýnda hayvan ve/ya da bitki, yaþamýn en mükemmel ve en güçlü temel kaynaðýný oluþturur: Geriye dönüþ le ata kaynaðýyla buluþmasýný, tarihi aþma anlamýnda sonsuza ulaþmasýný saðladýklarý için Asya insaný, kendisinden ayrý düþünmez hayvan ve/ya da bitkileri. Bu nedenle ilgi alanlarýnýn en ön sýrasýnda simge, örnek ya da eyleyen/eylemli olarak yer alýrlar. Avcýlýk yapan toplumlarda insan, hayvan öldürmezse beslenemez ve ölür; hayvancýlýk yapan toplumlarda ise insan, sürüsünü yitirirse yaþama olanaðý bulamaz. Her iki toplum insanýnýn yazgýsý bir bakýma hayvanýn yazgýsýna baðlýdýr. Buna tüm benliðiyle inanan ve hayvana borçlu olduðunun bilincine varan insan, hayvanbilimsel bir mitoloji yaratmak zorunda dýr. Bitkibilimsel mitoloji ise hayvanbilimsel mitolojiden sonra gelir: Avcý toplum insanýnýn gözünde bitki, hayvanýn süsü dür bir bakýma; hayvanla iletiþimde katkýlarý olan bir can dost tur. Çoban toplum insanýnda ise bitki baðlamýnda yalnýzca ot un önemi vardýr. Bu insanlarýn algýsýna göre bitki, büyüdüðü topraktan ayýrt edilmek istemez; ama öte yandan mevsimsel, kimi kez günsel döngü ye baðlý gözükür. Bu nedenle istisnalar dýþýnda bitkiler, tek tek deðil, yer-tanrýça tapýmý kapsamýnda toplu olarak ele alýnýrlar. Asyalý insanýn ata ya da rehber olarak seçtiði hayvan ya bilinen ve günlük yaþamda rol oynayan bir hayvandýr ya da tam tersine az rastlanan, egzotik, tuhaf görünümüyle þaþýrtýcý bir hayvandýr. Yine de bu tuhaf, az rastlanýr hayvan, yaþanýlan-bilinen dünyanýn dýþýnda, uzak toplumlara yakýn hissedilen bir hayvansa mitsel öncülük alamaz. Çünkü Altay algýsý, görülen ve görülmeyen dünyayý, gerçeküstü varlýklarla doldurma eðiliminde deðildir; hayale kapýlmaktan hoþlanmaz. Ama ayaklarýný gerçeklere basarak her türlü rüyayý kurar: Tüm olanaklarýyla Göktanrý dan gelen gücü korumak, içki, aþk, av gibi zevk veren þeyleri yaþamak, çok çocuk yaparak soyunun sürekliliðini saðlamak, ölüme meydan okuyarak yaþarken dirilmek ve bütün bunlarý yoðun bir tutkuyla sürdürmek temel amaç gibidir. Diðer felsefe-inançlardan daha dayanýklý çýkmasý da bu nedenledir. Altaylý insan, evrende algýlanabilen her þeyin kendisine benzediðine inanýr; görünen ile görünmeyen, canlý ile cansýz arasýnda hiçbir ayrým yapmaz; eþyanýn hareketsizliði yalnýzca görünüþ tedir; her þey hareket eder; hareket eden her þey doðar, büyür ve ölür. Rüzgâr, gök gürlemesi, yýldýrým, akan, düþen ya da duran su, toprak ve daðlar her þey canlýdýr; kayalar, taþlar, aletler ve silahlar canlýdýr. Bu toprak insaný yaþamý, bildiðinden farklý biçimde tasarýmlayamaz. Dolaysýz olarak kavradýðý þeylerin ötesine taþýndýðýnda, olanaklarý nýn sýnýrlarýný aþtýðýnda, yani ölüp ölüp dirilme yeteneði kazandýðýnda, evrenin tartýþýlmaz birliði ne varýr; bütün doðanýn dili ni anlayabilir. Anlamayla birlikte görünüþ ün ardýndaki gerçek açýða çýkar, bu ruh ya da can dýr. Her nesnenin, her yerin, canlý-cansýz her þeyin, ruh olarak algýlanan bir sahibi vardýr. Var olan her þey, sahip durumundaki ruhun çeþitli biçimler de görünüþe taþýnmasý anlamýna gelir. Bu baðlamda doðanýn birliðini ifade eden tüm ruh un denetimi, eðilimi dýþýnda doðaüstü ya da olaðanüstü bir varlýk yoktur. Ruh nesnelere geri dönüþümsüz bir hareket olanaðý verir. Her ruh, kendisini taþýyan biçimden farklý dýr, ancak ayný zamanda bu biçimin kendisi dir. Bu biçimin içinde yer alabildiði gibi dýþýna da çýkabilir, çýkýp dolaþabilir. Daha doðrusu insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi nesnelerin de bir deðil, birden fazla ruhu vardýr: Bu ruhlardan her biri farklý görünümler alabilir; sözgelimi hayvanbiçimli bir ruh, bitkibiçimli bir ruh ya da insanbiçimli bir ruh, hem biçiminin gösterdiði þeydir, hem de baþka bir hayvandýr, bitkidir ya da insandýr. Bu nedenle dönüþüm yeteneði yüksek, yani baþka biçimler alabilme yeteneði sýnýrsýz olan insan, hayvan, bitki ya da nesneler mitsel olarak öne çýkar. Gerçekdýþý varlýklarý yadsýyan bir gerçekçiliðe dönük belirgin eðilim nedeniyle bir hayvan ya da bitki, insan olarak düþünüldüðünde, masalsý hayvan ya da bitki de masalsý insan gibi tasarýmlanacaktýr. Mantýk gereði Asya topraðýnda hayal ürünü hayvan ya da bitki betimleri yerine anormal biçimli hayvan ya da bitki betimlemeleri yapýlmýþtýr. Böyle olmakla birlikte yine de sayýca az ve belirleyicilikten uzak hayal ürünü varlýklar da vardýr. Ýnsanlarýn, hayvanlarýn ve bitkilerin sahibi durumunda bulunan ruhlar, birbirine benzediðine göre kökenlerinin ve kaderlerinin de ayný olmasý gerekir. Hangi biçim altýnda olursa olsun yaþamýn kaynaðýnýn, seyrinin ve sonunun ayný güçlere baðlý olmasý ve ayný deðiþiklikleri yaþamasý gerekir. Asya insanýnda yaþamýn birliði ne iliþkin algýlanma, yaþayan her þeyin eþit olduðu sonucunu vermez: Þefi, savaþçýyý ya da esiri eþit kabul etmek kimsenin aklýna gelmez; týpký bunun gibi deðiþik hayvan, bitki ve maden türleri kendi içlerinde aþamalý olarak sýralanýrlar. Sýralamada bir insanýn, hayvanýn, bitkinin ya da nesnenin yeri, onlarý canlandýran gücün üstünlüðüne ve zayýflýðýna baðlýdýr. Bu nedenle ilksel insan çaðýmýz insanýna göre daha alçakgönüllüdür: Daha yetenekliyim ya da Tanrý nýn ayrýcalýklý yaratýðýyým diye evrenin hakimi olmak gibi karasevda ya tutulmaz. Zayýflýklarýný, sýnýrlarýný, baþarýsýzlýklarýný, kendini kuþatan canlýlarýn gücünü, verimliliklerini ve baþarýlarýný izlemek, onlarýn sürekli ayrýmýnda olmak yükümlülüðünü öne alýr. Örneðin ateþ onu ýsýtýr, yiyeceklerini piþirir ve onu hayvanbiçimli kötü ruhlardan korur; ama ayný ateþ, sahip olduðu zenginlikleri yakýp yýkabilir. Diðer yandan gökten düþen su ateþi söndürür ve topraktaki tohumlarý yeþertir. Taþlardaki deðiþim zamana direnebildiðinden duraðan yaþamýn simgesidirler; atalar onlarý dikip üzerlerine mesajlar yazdýðýndan bu yana hiç deðiþmemiþtir. Aðaçlara gelince onlar dinamik yaþam ýn simgesidirler; yaþam ve ölüm döngülerine boyun eðerler; üstünlüðünü, boylarýndan, uzun ömürlü olmalarýndan ya da saðlamlýklarýndan deðil yaþamý yenileme yeteneklerinden alýrlar. Bu nedenle sürekli kendini yenilediði, yani ölme-dirilme yeteneði yüksek olduðu için aðaç, bir bakýma insandan uzaklaþýr, hayvanýn iþlevini de aþar. Anlaþýlacaðý gibi hayvanýn, aðacýnki denli aþkýn bir yeri yoktur; insan türüne daha yakýndýr ve insana daha çok benzemektedir. Ama yine de hayvan, insanda olmayan kimi güçlere sahiptir; Kas gücü, görüþ keskinliði, koku alma duyusu, yön bulma yeteneði gibi. Ýnsan için bir tehlikeyi sezmek, yani bu güce sahip hayvanla özdeþleþmek ya da yüzmek, yani balýkla özdeþleþmek kuþkusuz önemlidir, ancak uçmak daha önemlidir. Çünkü, ölülerin ruhlarýnýn gittiði Tanrý nýn evi yukarýda dýr. Ýnsan, yaþamýnýn kimi anlarýnda Göðe uçabilmelidir. Çok uzak geçmiþte Göðün yolu kýsa idi ve aþýlmasý kolaydý; bedenleriyle Göðe çýkabildikleri mutlu bir dönem yaþadýlar. Sonralarý mesafeler uzadý, yolu bulmak zorlaþtý; simgesel duruma geldi: Artýk Göðe ancak aðaçlarla ulaþýlabilir. Ne var ki aðaç uçmasýný bilmez ; uçmasýný bilen için bir köprüdür o. Sorunun çözümü için kanatlý bir hayvanýn, yani kuþun ya da kuþun bulunmadýðý yerde nasýl kanatlara sahip olunacaðýný unutmamýþ, yani su kökenli iyi bir cinin(perinin) yardýmýna gereksinme vardýr. Sonuç olarak insan, bitki ve hayvanýn yaptýklarýna uymalý dýr; onlarla eþzamanlý hareket etmeli, evrene uyarlanmalý, evren bilincine katýlmalý ; düzensizliðe müdahale etmeli, dünyasýný düzenlerken evreni de düzenlemeli dir. Gökle iletiþime girmek için aðaca ve hayvana baðýmlý olan, bitki örtüsünün bitmeyen verimliliði ya da daha iyi yüzen, daha iyi uçan hayvan karþýsýnda þaþkýna düþen Altay insaný sürekli zayýflýklarý ile yüzleþir. Yüzleþme sürecinde, gözlemlediði tüm farklýlýklara karþýn doðasýnýn, evrenin yapýsýyla ayný olduðunun, yetersizliklerinin insan olmaktan kaynaklandýðýnýn ayrýmýna varýr. Kendi doðasýna, doða yasalarýndan farklý bir yasa uygulamak aklýna gelmez; zayýf yönlerinden bunaldýðýnda, kendisinden daha güçlü bulduðu hayvana ya da bitkiye dayanmak ister: Hayvan ya da bitkileri taklit etmek, eðer olanaklý ise onlarla özdeþleþmek kurtuluþu için tek þansýdýr ; bu þansýný býkmadan usanmadan deðerlendirmek ister, hepsi bu. Hayvan ve bitkiye yönelik bu tasarýmlarý yapan topluluklar göçebe dir; çünkü, yerleþik yaþam tarzý, boy temelli örgütlenmeye uymaz. Ancak, olaðanüstü olgular durumundaki büyük göç hareketlerini Göðe yükselmek için Yeryüzü ne; Yeryüzü ne inmek için Gökyüzü ne hizmet etmek, Mavi Göðe ve Kara Yere borcunu ödemek gerekir 4 Sayý 16

5 dýþta býrakýrsak her göçer topluluðu, sahibi olarak algýladýðý topraðýný terk etmez. Hemen hemen tüm dinsel/ inançsal dünyasý, yerleþtiði topraðýn sýnýrlarýyla sýnýrlý dýr denebilir. Örgütledikleri toplumsal sisteme bir ad vermek gerekirse buna boy komünizmi ya da kan komünizmi demek anlamlý olur kanýsýndayým. Bu nedenle Altay halklarý yaþamýn birliði ne, canlý varlýklarýn yalnýzca yoðunluk olarak birbirlerinden farklý bulunduklarýna, yapýsal açýdan benzer olduklarýna inanýr; tüm evren, kendileriyle ayný biçimde düzenlenmiþtir; her tür, insan türü gibi bir toplum oluþturur. Yani insanlarda olduðu gibi ayný özellikleri taþýyan, ayný kurallara uyan ve ayný biçimde örgütlenen bir hayvan, bitki ya da maden toplumu vardýr. Sözgelimi birey olarak algýlanan tek tek aðaçlardan oluþan bir orman ya da koru, daha güçlü ortak bir ruha sahiptir: Bu ruh, hem aðaçlarýn ortak ruhudur hem de üzerinde yaþayan insanlarýn ortak ruhudur. Yine bir araya getirilmiþ, yýðýn oluþturmuþ taþlar, tek tek taþlarýn ruhundan daha güçlü ortak bir taþ ruhu yaratýrlar: Bu ruh, hem taþlarýn ortak ruhudur hem de o coðrafyanýn sahibi durumundaki topluluðun ortak ruhudur. Altay halklarýnýn kutsal saydýðý kartal baþlý geyik figürü. (Atlas dergisi, sayý. 92, Kasým 2000) Hayvanlar için de ayný þey geçerlidir. Bu durumda insan topluluðuyla, bitki, hayvan ya da maden topluluklarý arasýnda çatýþmalar olabildiði gibi anlaþmalar, ittifaklar da olabilir. Bu kapsamda av kimi hayvan topluluklarýyla yapýlan bir savaþ týr; kimi hayvanlarý evcilleþtirme o hayvanlarla bir ittifak yapmadýr. Maden, bitki, hayvan ya da insan topluluðu canlý olduðu için beslenmek durumundadýr; yiyip-içerek ortak bir ruhu, ortak bir iradeyi dýþa vurur ; ortak iradeyi dýþa vuran topluluk bir bakýma halk olarak algýlanýr; halk da insan gibi tasarýmlanýr; týpký insan gibi doðar, yaþar ve ölür. Demek ki canlý doða nýn temsilcileri durumundaki insanlar, hayvan ve bitkiler nasýl doðuyor, yaþýyor ve ölüyorlarsa daðlar, taþlar, sular, topraklar da doðar, yaþar ve ölür. Bu nedenle Altay kan topululuklarýnýn kurucu ata sý ya da insanlýðýn soy ata sý, bir erkek ile bir kadýn arasýndaki cinsel iliþki sonucunda deðil, gerçekleþtiðine inanýlan belki mucize olarak tanýmlayabileceðimiz bir olay sonucu doðar: Örneðin ilk Türk kan topulumu tasarýmlarýnda insanlarýn doðmasý için Gökyüzü ile Yeryüzü nün evlenmesi ya da seviþmesi gerekir. Kül Tegin ve Bilge Kaðan yazýtlarýnda kafalarýmýza kazýnan þu tümceler bu anlayýþýn kanýtý durumundadýr: Yukarýda mavi Gök aþaðýda karanlýk Yer meydana geldiði zaman, bu ikisinin arasýnda insanýn (kiþi) oðullarý belirmiþtir. Atalarým Bumin Kaðan ile Ýstemi Kaðan, insanýn çocuklarý üzerinde hüküm sürmüþlerdir. Köken mitlerinin büyük çoðunluðunda, bu örnekte gördüðümüz gibi bir erkek öðe ile bir diþi öðe nin iþbirliði vardýr. Yine kimi köken mitleri nde erkek öðe, diþi öðe açýlýmý, erkeklik organý na ya da diþilik organý na yönelik yaratýcý neden temelli bir tapým görülür: Ýbn Fadlan, Bulgar erkeklerinin üzerlerinde erkeklik organý nýn resmini taþýdýklarýný, onu tek yaratýcýmýz diye öptüklerini anlatýr. Altay Þamanizmi nde de erkeklik organýnýn ve diþilik organýnýn öne çýkarýldýðý erotik bir tapýmýn izlerine rastlanýr. Diþi öðe-erkek öðe karþýtlýðýnda, erkek öðenin vazgeçilmezliðinden çok diþi öðe nin vazgeçilmezliði vardýr: Doðumun gerçekleþebilmesi için bir dölyataðý nýn olmasý ve buraya bir ruh ya da ruh donu nda bir nesnenin, hayvanýn kimi kez insanýn girmesi zorunludur. Tasarým gereði, diþilik organýn simgesi olan maðara, kuþkusuz insanlýðýn bildiði en eski dölyataðý dýr. Asya hayvanbiçimci köken mitlerinde ilk sýrayý kurt ya da mavi kurt alýr: Tarihin uzak geçmiþine tarihlenen bu söylencenin birkaç çeþitlemesi var. Bunlardan birine göre: Vusunlarýn kralýnýn adý Kun-mo dur. Kun-mo nun babasý, Hiong-nularýn batý sýnýrýndaki küçük bir toprak parçasýnda hüküm sürüyordu. Hiong-nular onu yakalayýp öldürdüler. Kýsa bir süre önce doðmuþ olan Kun-mo bir çöle atýldý. Orada, aðzýnda bir et parçasý tutan bir karga üzerinde uçtu ve bir kurt gelip emzirdi. (Hiong-nularýn) Þan-yu su bu mucizeye hayran kaldý, Çocuðu kutsal saydý ve büyümesi için serbest býraktý. Daha resmi duran bir baþka çeþitlemede olay þöyle anlatýlýr: Vusunlarýn kralýnýn adý Kun-mo dur. Babasý Ta-yu-çe lerle birlikte K iilen ve Tun-Huang arasýnda oturuyordu ve küçük bir toprak parçasýnda hüküm sürüyordu. Ta-yu-çe ler onu yakalayýp öldürdüler ve krallýðýný elinden aldýlar. Halký Hiong-nularýn imparatorluðuna sýðýnarak kurtuldu. Oðlu kýsa bir süre önce doðmuþtu. Vasisi onu kucakladý ve çöle kaçtý. Günlük yiyeceði bulmak için dýþarý çýktý, geri döndüðünde bir kurdun çocuðu emzirdiðini, gagasýnda bir et parçasý bulunan bir karganýn çocuðun üzerinde uçtuðunu gördü. Bu nedenle onu kutsal saydý ve çocuðu Hiong-nulara götürmeye karar verdi. Þan-uyu çocuðu sevdi, büyüttü. Büyüdüðünde eskiden babasýna ait olan halký ona geri verdi ve bir ordunun baþýna geçirdi... Þan-yu dan, babasýnýn intikamýný almak için kendisini serbest býrakmasýný istedi Batýya doðru ilerledi ve Ta-yu-çe leri yendi Vusunlarýn birinci çeþitlemede Hiong-nulara, ikinci çeþitlemede Ta-yu-çeler e karþý baþkaldýrýlarý ve topluluðun yeniden doðuþu anlatýlýr: Vusunlarýn yok oluþu birinci çeþitlemede Hiong-nular a, ikinci çeþitlemede Ta-yu-çeler e baðlanýr. Her iki çeþitlemede de çocuk evlat edinilir; okutulmasý ve yetiþtirilmesi Hiong-nular a yüklenir. Söylencelerde Hiong-nular belirleyici bir iþlev üstlenir: Daha doðrusu, kendisine baðladýðý topluluklarýn mitlerini, Hiong-nular kendi egemen durumlarýna uyarladýlar. Bu uyarlama geleneði Türk kan toplumlarýnýn ve ardýndan da Moðol toplumlarýnýn kurt tan doðan bir atanýn soyundan geldiklerine inanmalarýnýn kaynaðýný oluþturur. OZAN CEVRÝ (NEJAT BIRDOÐAN) Ne Dersin Ahu gözlüm güze döndü günlerim Hasretinle solayým mý ne dersin? Umutlara diken battý inlerim Can baðýný salayým mý ne dersin Düþüm mecnun gibi Leyla daðýna Yanam mý Keremce aþk çeraðýna? El uzatmam þu sinemin daðýna Bu yangýnla kalayým mý ne dersin? Gireyim mi bir gönülden dergahâ Yüzüm sürem al yanaklý bir þaha Hak yoluna evel koyan Allah a Kýlýç çekip çalayým mý ne dersin? Yasak dedi, baðladý her demimi Nasýl anlatayým can sitemimi? Sevap denizine günah gemimi Yelken açýp salayým mý ne dersin? Elif Allah ise Ba ya baðlý Ali nin sýrrý da imlaya baðlý Ýnsan denen umman noktaya baðlý O ummana dalayým mý ne dersin? Cevri, dost yoluna koydum serimi Nesimi yim, bugün yüzün derimi Dört kitapta bulamadým yerimi Sözü ele alayým mý ne dersin? Gönül Çeraðýný Yaktým Hey erenler medet Mürvet Cüda düþtüm semahýndan Elim yerde özüm darda Sýyýr beni günahýndan Ben bende ki beni yýktým Birliðin köþküne çýktým Gönül çeraðýný yaktým Iþýk geldi penahýndan Taþým bir harcým oniki Yüküm bir hurcum oniki Kalem bir burcum oniki Cevri gönül dergahýndan Sessizlerin Umudu SU TV ekranda! Yayýna yeni baþlayan SU TV yi izlemek için gerekli teknik bilgi aþaðýdadýr: UYDU: TURKSAT 1C FREKANS: SEMBOL: POLARÝZASYON: Vertical FEC: 5/6 Kasým

6 HACÝ BEKTAÞ VELÝ DERNEÐI BUCA ÞUBESINDEKI KONFERANSTA Buca Þube Baþkaný Yazgülü Aðýrgöl ile Söyleþtik Bize derneðinizi ve cemevinizi tanýtýr mýsýnýz? Buca Hacý Bektaþ Veli Derneði 1993 yýlýnda kuruldu. Küçük bir odada açýlýþ yapmýþlar, üç dört yýl ön çalýþma olmuþ. Sonra Buca Belediyesi nden bir yer istemiþler. Buca Belediyesi cemevimizin yerini yýlýnda vermiþ. O zaman atýlan temeli, biz bugün üçüncü kata çýkardýk. Geçen yýl arazinin tapusunu satýn aldýk. Buca Belediyesi, bugün cemevinin önündeki park alaný olan araziyi kendi malý olduðu için cemevine vermiþ. Ancak arazinin geri kalan bölümü Hazine ninmiþ. Bir ara Belediye küstürülmüþ galiba ki, arazinin bize tahsis edilmiþ olmasýna karþýn adýmýza geçirilmemiþ olan bölümü satýþa çýkarýlmýþ. Arkadaþlarýmýz kiraya baðlamýþlar ve kirasýný uzun süre ödedik. Daha sonra arazinin bu bölümünü seksen milyar lira ödeyerek satýn aldýk. Kýsa süre önce ölen rahmetli Ýzmir Büyükþehir Belediye Baþkaný Ahmet Priþtina nýn da çok yardýmý oldu. Yer böylece tümüyle bizim oldu. Arsanýn tümü 1152 metrekare ve binamýzýn zemin alaný 615 metre kare. Bu sene üçüncü katýn kaba inþaatýný bitirdik. Þimdi elektrikler döþeniyor, eksikler tamamlanýyor. Dördüncü kata cemevi yapacaðýz. Hizmete açýk olan zemin kat, þu anda hem cemevi, hem de toplantý salonu olarak kullanýlýyor. Kaba inþaatý biten bölümde, konferans salonu, eðitim odalarý, dershaneler ve idari bölüm var. Bu bölümlerin tamamlanmasý çok önemli, çünkü gençliðe ve kadýnlara yönelik çalýþmalar için bu dershanelere çok gereksinim duyuyoruz. Bunlar olmadan, bu çalýþmalarý yeterince yapamýyoruz. Halkla diyalogumuz çok iyi. Dört senedir görev yapýyorum. Bu süre içinde çok ilerleme yaptýk. Baþarýlý bir çalýþma için benim koþullarýmýnn baþýnda derneðe siyaseti sokmayacaksýn, siyasetten uzak duracaksýn. Her insanýn mutlaka bir siyasi görüþü vardýr; o baþka. Siyaseti, aþiretçiliði, ben duygusunu derneðe sokmadýðýn zaman, bir de sahtekarlýðý oraya sokmadýðýn zaman rahat çalýþýrsýnýz, baþarýlý olursunuz. Bizde bunlarýn hiç biri olmadýðý için çok rahatýz. Þu seçildi, bu seçildi; þuna yardým, buna destek diye kimse bizi rahatsýz etmiyor. Ama biz de iþimizi biliyoruz. Birileri bizim sayemizde bir yerlere geliyorsa bize danýþmak ve destek olmak zorunda. Halkýn güvenini kazandýðýmýz için büyük desteðini de aldýk. Bu binanýn inþaatýný tümüyle halkýn desteði ile, halkýn baðýþlarý ile gerçekleþtirdik. Dört yýldýr beraber çalýþan bir yönetim ekibisiniz. Ancak üyeleriniz arasýnda çok farklý yörelerden gelen canlar var. Bunlarý birleþtirmeyi nasýl baþardýnýz? Bu dört yýl boyunca, seçimler sýrasýnda ya da se,çimden sonra hizmette hiçbir ayrým yapmadýk. Þu Karslýymýþ, bu Tunceliliymiþ, o Erzincanlýymýþ ya da o Kureyþanlýymýþ, bu Baba Mansurluymuþ demedik. Ben kendim Kureyþanlýyým, dede kýzýyým, ama hiç ayrým yapmadýk. Herkesi ayný tuttuk, bir sevdik. Hepsini kapýda karþýladýðýmýz, kapýda uðurladýðýmýz için bunu saðladýk. Benim çalýþma stilimdir, ben pek koltukta oturmam. Halkýn içinde, onlarýn sorunlarý için koþturmayý severim, çünkü benim halka verilmiþ bir sözüm vardýr. Buca halkýnýn yanýsýra Torbalý dan, Ýzmir den, diðer ilçelerden halkýmýz cemevine geliyor. Biz de onlara hizmet veriyoruz. Hepsini kapýda karþýlýyorum, kapýda uðurluyorum. Bizim derneðimizde çok sayýda dede var. Dedeler bu nedenle beni seviyor. Hepsiyle aramýz iyi, çünkü aralarýnda ayrým yapmýyoruz. Dede kýzýsýnýz, emekli öðretmensiniz. Gençlerle çalýþmak ve öðretmek mesleðiniz ve geleneðiniz. Cemevinin yaný baþýnda büyük bir öðrenci yurdu ve binlerce öðrenci var. Onlarla diyalogu geliþtirmek için neler yapýyorsunuz? Þimdiye kadar böyle bir giriþim yapmadýk ama dernek olarak yurdu ziyaret etmek istesek tahmin etmiyorum bir Alevi örgütü olarak bizi içeriye soksunlar. Ancak o öðrencilerle sürekli ilgimiz, iliþkimiz var. Öðrenciler bize geliyor, Aleviler ve Alevilikle ilgili, Nevruz ve Hýdrellez ile ilgili bilgi istiyorlar. Cemle ilgili kaynak ve bilgi istiyorlar. Özellikle canlý kaynaklarla konuþmayý seviyorlar. Derneðimizde onlara bu olanaklarý sunmaya çalýþýyoruz. Merak ettikleri konularda her türlü bilgiyi veriyoruz, yardýmcý oluyoruz. Panelin yapýldýðý gün, yaðmurda koþa koþa gittim, kürsüye koymak için bilgisayarda yazarýmýzýn ismini yazdým, bir çýktý alýp geldim. Burada bir parantez açayým, iþlerin eksiksiz yürümesi için böyle bir çok ayrýntý iþi üstlenmek zorunda kalýyorum. Tabii bu durum dört yýl boyunca beni çok yordu. Ayrýca Alevi örgütlerinde düþünen, üretici beyin de çok gerekli ve bulmak da zor. Bunlarýn farkýndayým. O gün, o gençlerden birini gördüm bilgisayarýn baþýnda. Ýki gün önce o genç ve bir arkadaþý için ta Narlýdere den bir dede getirmiþtik. Dede, bu iki öðrenciye uzun uzun Nevruz u anlatmýþtý. O öðrenciye, haberin var, bugün dernekteki panele sizi de bekliyoruz, arkadaþlarýný al gel dedim. Tamam baþkaným dedi, ama huzursuz oldu ve toplantýya gelmedi! Yani gençler nereye gidiyor bilemiyorum. Bunu dernekte de tam çözmüþ deðilim. Ben de þikayetçiyim, çünkü hiçbir yönetici bile çocuðunu derneðe getiremiyor, getirmiyor. Bunun farkýndayýz. Ayrýca hiçbir yönetici kendi eþini de getirmiyor. Bunlar çok acý. Alevi-Bektaþi toplumunda kadýna saygý büyük, ama kadýn önderler kolay kolay kabul edilmiyor. Siz de bir kadýn baþkan olarak bunun bedelini ödemiþsiniz. Ne yazýk ki ben bizim toplumumuzda kadýnerkek eþitliðini göremiyorum. Hep düþündüm, acaba ben bir kadýn önder, yönetici olduðum için mi beni ezmeye çalýþýyorlar yoksa içe iþlemiþ bir gelenek mi bu? Ben halkýma verdiðim sözü tutmak için, iþleri doðru baþaracaðým, yüzünüze þimdi nasýl rahatlýkla bakýyorsan, görevden ayrýlýrken de ayný þekilde bir suç iþlemeden rahatlýkla bakacaðým demiþim. Bu nedenle Böyle bir durumla karþýlaþýnca þunu soruyorum: Bu Alevi kadýný, sizin kadýnýnýz, sizin kýzýnýz, sizin ananýz, sizin bacýnýz. Onun ayaðýna çelme takmaya çalýþanlar bilsin ki, ona bir kötülük geldiði zaman, sizin hepinize de dokunacak. Bunun bilincinde misiniz? Ama ne yazýk ki Alevi halkýmýzýn yüzde sekseni bunun bilincinde deðil. Bu çok acý. Serçeþme aracýlýðýyla tüm tüm Alevilere ileteceðiniz sözünüz nedir? Tüm Türkiye Alevilerine özlerine dönmelerini, özlerine sahip çýkmalarýný öneririm. Neyseler o olsunlar, neyseler öyle gözüksünler. Derince bir düþündükleri zaman, Alevi kültürünün güzellikleri, Alevinin kadýna ve erkeðe saygýsý, Hz. Ali, Hz. Hüseyin, Oniki Ýmam soyunun güzellikleri neyse, yaþamlarýnda onu sergilesinler. Ne olur kadýnlarýna ve gençlerine sahip çýksýnlar. Geleneklerine, göreneklerine sahip çýksýnlar. Örgütlerine de sahip çýkmayý unutmasýnlar. Buca Þubede Esat Korkmaz ýn verdiði konferansa katýlan canlar. Ýzmir de bulunan ABF Genel Baþkaný Selahattin Özer de toplantýyý onurlandýrdý. 6 Sayý 16

7 HACI BEKTAÞ VELÝ DERNEÐÝ KARÞIYAKA ÞUBESÝNDE DÜZENLENEN KONFERANSTA Buca Þube Baþkaný Elvan Çelen Dede ile Söyleþtik Bize derneðinizi ve cemevinizi tanýtýr mýsýnýz? Derneði kurduk, dava açýldý yýlýnda bazý gerekçelerle derneðimiz kapatýldý. Biz tekrar derneðimizi açtýk. Belediyelerle diyalog kurarak bir mekan yapmaya giriþtik. Burada Sayýn Ahmet Priþtina yý gerçekten rahmetle anmak gerekiyor. Onun da desteði ile bu gördüðünüz güzel binaya sahip olduk. Bina yapmak yeterli deðil. Ýçini dolduramadýktan sonra saray yapsanýz faydasýz. Biz eðitim çalýþmalarýna önem veriyoruz. Kültürümüzde önemli yeri olan saz ve semah kurslarý zaten olmazsa olmaz. Bunun yaný sýra halk oyunlarý, tiyatro, okuma-yazma eðitimi, nakýþdikiþ eðitim yapýyoruz. Ayrýca þimdi bir bilgisayar kursu baþlatmaya çaba gösteriyoruz. Halkýmýzýn burayý ne ölçüde sahiplendiðini, desteklediðini bu çalýþmalar belirleyecektir. Toplumumuz yýllar boyu asimile edildi ve bu çaba hala sürüyor. Aleviler içinden de Aleviliðin asimile edilmesine yardýmcý olanlar var. Bunlara karþý özellikle gençlere sahip çýkmak üzere sürekli yenilik getirerek eðitim çalýþmalarý sürdürmeye önem veriyoruz. Bir kütüphanemiz var. Halk Eðitim le iþbirliði içinde geliþtiriyoruz. Kýsa bir süre sonra bir bölümü Alevi inancýna ayrýlmýþ ve geri kalaný da gençlerimizin ders araþtýrmasý için kullanabileceði halde hizmete açacaðýz. Cenaze ve lokma hizmetleri tümüyle binamýzda karþýlanýyor. Bu hizmetleri muhanete muhtaç olmadan kendimiz gerçekleþtiriyoruz. Baþkan, siz ayný zamanda dedesiniz, cemlerin çoðunu siz yürütüyorsunuz. Cemevindeki iþleyiþi anlatýr mýsýnýz? Günümüzde cemevleri eskiden köydeki uygulamadan farklý. Eskiden ocak dedeleri vardý, geliyordu ve bir halk mahkemesi kuruluyordu. Küskünler, dargýnlar barýþtýrýlýyordu. Ancak bundan sonra ceme geçiliyordu. Biz burada buna benzer bir uygulama sürdürmeye çabalýyoruz. Kentleþen Alevilik köylerden farklý. Burada seksen bir vilayetin insaný ile karþý karþýyayýz. Dede ceme oturduðunda uygulanan Aleviliðin Þeriat Kapýsý, Sünni Þeriattan çok farklý. Ýnsanlarýn görüþtürülmesi, barýþtýrýlmasý bizde bir Þeriat Kapýsý dýr. Küskün-dargýn barýþtýrýlýyor, yüz kýzartýcý suç iþlemiþ düþkünlerþaþkýnlar tespit ediliyor, gereken neyse yapýlýyor. Çok güzel bir cem yürütülüyor. Tek sýkýntýmýz dede yokluðu. Dede çok, ama hakikaten dede yok. Alevi toplumunun büyük zarar görmesinin sebeplerinden biri de bu. Çünkü insanlar yýllar boyu babasýndan, atasýndan ne görmüþse onunla devam ediyor, ama Buca da Konferansa geniþ bir katýlým oldu. Arka sayfada Elvan dede yeni kurulan bilgisayar eðitim odasýný gösteriyor. kentleþmiþ Alevilikte bunlar sorun yaratýyor. Seksen bir vilayetin insanýyla ortak bir cem yapmak her dedenin karý deðil. Yöre farklýlýklarý var, hizmet farklýlýklarý var. Buna raðmen burada büyük bir sorunu yaþamadýk bu anlamda. Yani, bizim orada cem böyle yapýlýrdý, sizin burada öyle yapýlmýyor diye bir sýkýntý olmadý, çünkü kentleþmiþ Alevinin büyük çoðunluðu yýllardýr cem görmemiþ, unutmak üzere. Ben 94 ten beri bu yörede cem yapýyorum. Ýyi anlatabilirsen, kýrýcý olmadan konuþabilirsen inançlý insanlarýmýzýn eðilimi ortak noktalarý öne çýkarmak yönünde. Þunu söylerim: Yýllardýr Yezit Sünni den çektik, ama dýþarýsýnýn yezidi beni çok üzmüyor. Bizim içimizin yezidi çok fazla. Bu sýkýntýyý burada da çekiyoruz. Adam, kahve kültürüne, içki kültürüne alýþmýþ; kendi kültüründen uzaklaþmýþ; Aleviliði bir maske haline getirmiþ. Bu tür insanlarýmýzda boþ söz, dedikodu, çekemezlik, iftira bir alýþkanlýk olmuþ. Bunun getirdiði sorunlarla karþýlaþýyoruz. Bilen ve uðraþan inançlý insanýmýzýn bir avuç olmasýna karþýn, bilhassa bugünkü hükümet döneminde iyi çalýþtýðýmýza inanýyorum. Alevi toplumumun eðitildiði okulu, üniversitesi yok. Bize hep ayný soruyla geliyor: Neden dedelerin sözü birbirini tutmuyor? Bence bu gayet doðal. Ýlahiyat Fakültesi mezunlarýnýn dördü konuþtu mu birinin sözü diðerini tutuyor mu? Bu kadar baskýnýn altýnda olan bizlerin sözlerinin birbirini tutmamasý gayet doðal. Alevilikte birisi Ehlibeyt ten, Hz. Ali den uzaklaþýrsa, onu bir ateist [tanrý tanýmaz] gibi görürler. Anadolu Aleviliðinin temelinde, Hz. Ali ye, Ehlibeyt e ve Oniki Ýmamlar a saygý vardýr. Zaten Ýslam dan aldýklarý yalnýz Ali- Muhammed-Allah üçlüsü ile Ehlibeyt ve Oniki Ýmamlardýr. Ýslam a bunlardan baþka bir benzerlik yoktur. Bize diyorlar ki, bizi nasýl Ýslam dan ayýrýrsýnýz? Ben de onlara soruyorum, Cem Ýslam da var mý? Pir, mürþit, rehber, bunlar var mý Ýslam da? Saz yasak; kadýnýn elinden tutmak günah! Ýslam ýn þartlarý var, hangisini yerine getiriyorsun? Yine de bizi Ýslam ýn dýþýna atmayýn diyorlar. Þu bir gerçek, Anadolu Aleviliði Ýslam ýn içine sýðmaz! Ama Aleviliðin içinde Ýslam vardýr! Ne vardýr? Allah-Muhammet-Ali vardýr, Oniki Ýmamlar, Ehlibeyt vardýr! Bundan baþka bir parça yoktur. O nedenle cemlerimizde dualarýmýz Oniki Ýmam ve Ehlibeyt üzerinedir. Onlara inanmamýzýn nedeni, Ali çocuklarý olduklarýndan deðil; ezilmiþliði uðradýklarýndandýr, baskýya, zulme maruz kaldýklarýndandýr; çile çektiklerindendir. Bu nedenle onlara saygý duyuyoruz. Kerbela olayýna bakarsanýz, tarihin en feci olaylarýndan birisidir. Bu nedenle Alevi toplumu Kerbala için yas orucu tutar. Günahlarýndan arýnmak için tutmaz orucu; bu acý olayýn anýsýný yaþatmak için tutar. Þubeniz, bölgedeki sürükleyici, önde gelen þubelerden birisi. Bu baþarýyý nelere baðlýyorsunuz? Tutumumuza ve irademize borçlu olduðumuzu düþünüyorum, çünkü biz göründüðümüz gibiyiz. Bizi engellemeye çabalayanlar olmadý deðil. Ýkiyüzlülük bize uzak. Bana, sen dedesin, bunlarý nasýl söylüyorsun diyenler oldu. Onlara þunu söyledim, dedelik doðru bildiðini söylemeye engel deðildir. Ben dedeyim ve bunlarý söylüyorum! Bir günahý varsa bana! Bir hoca camiye girer, konuþur: Þu günahtýr, bu yasaktýr der. Kimse ona, bunlarýn günah olduðunu nereden biliyorsun diye sormaz, soramaz! Ama biz açýðýz, cemlerde yaptýðýmýz sohbetlerden sonra diyoruz ki, kafanýzda bir soru varsa, sorun! Yanlýþ mý, doðru mu diye ikircim geçirmeyin, sorunuzu dile getirin ki, doðruyu bulalým! Baþarýmýzýn bir nedeni de Yönetim Kurulu olarak, uyumlu çalýþan bir ekip olmamýzdýr. Tutarlý olmaktýr. Karþýdan gelene de, içimizden çýkana da direnmektir. Bu cemevi yapýlýrken yirmiye yakýn þikayet mektubu gönderildi. Bunlarýn dokuzu da Alevi, biz cemevi istemiyoruz diyorlardý. Bunlara direnerek, doðru bildiðimizi yaptýk. Ama ben buraya kadar baþardýklarýmýzý önemsemiyorum. Asýl bundan sonrasý önemlidir. Buranýn yalnýz düzenli giderlerinin karþýlanmasý bile büyük çaba gerektiriyor. Ayrýca arkamýzdan görevi devredeceðimiz kadroyu yetiþtirmek gerekiyor. Genel Kurullarda açýklýk gerekir. Geçmiþ dönem çalýþma raporu, gelecek dönem yapýlacaklarýn programý, gelir ve gider dökümü sunulmasý gerekir. Amacýmýza uymayan tek bir iþ ve tek bir kuruþ harcama olmamalý. Bunu alýþkanlýk olarak yerleþtirmek ve kalýcý hale getirmek kolay deðil. (Devamý 8. Sayfada) Kasým

8 (Baþtarafý 7. Sayfada) Elvan Dede ile Söyleþtik Ýzmir de kurulan ilk dernek kapandý ve bir dizi altüstlük yaþandý. Karþýyaka bunlarýn dýþýnda kalmayý nasýl baþardý? Bir Barýþ Partisi süreci yaþandý. Bir Alevi partisi kuruldu diye insanlar dernekleri boþalttýlar. Ýkincisi, dernekleri siyasi alanda kullandýlar. Siyasi alanda kullanmaya çalýþtýðýnýzda, dernek çatýsýna siyasi gruplaþmayý sokarsýnýz; bu durumda bölünme ve kapanma kaçýnýlmazdýr. Her iþlev yerinde yapýlmalýdýr. Siyasetin yeri ayrýdýr, isteyen gider o yerlerde siyasetini yapar. Burasý kültür merkezi olarak kültürü yaþatmalýdýr, inanç merkezi olarak inancý yaþatmalýdýr. Bunun dýþýndaki davranýþlarýn sonu hüsrandýr ve deneyim bunu göstermiþtir. Bahsettiðiniz derneðin 1900 küsur üyesi vardý, kapandý gitti. Bizin de payýmýza düþen bir kapanma süreci oldu. Ama biz sebat ettik, yeniden kurduk. Benim dede olmam da bu süreçte önemli bir etken oldu. Diyorlar ki, dededen baþkan olur mu? Dede dedeliðini yapsýn! Ama dededen baþkan olmadý mý iþler zor. Biz bunu bir avantaj olarak kullanmasýný bildik. Bunu ekonomik sorunlarý çözmede kullandýk. Bu, diðer iþlerin gerçekleþtirilmesini kolaylaþtýrdý. Baþarý için derneðin amacýna uygun çalýþmak zorunludur. Ýçi baþka-dýþý baþka olmaya dayalý bir iki yüzlülük ile Alevi derneði yürümez. Serçeþme okurlarýna, yani tüm Türkiye Alevilerine mesajýn nedir? Benim onlara mesajým, önce okumayý öðrenmeleridir. Bizim toplum okumayý sevmiyor. Bunu çözemezsek, atasözümüz boþa gider: Ýlimden gidilmeyen yolun sonu karanlýktýr! Ýlim okumakla bulunur. Ýkincisi, kahve ve içki köþelerinden çekilmeleri gerekiyor. Bunlarý tümüyle terk etsinler demiyorum. Zamanýný ve dozunu bilsinler. Özcesi benim istediðim, kendi kültürlerine ve inançlarýna sahip çýkmalarýdýr. Birliði-beraberliði yakalamak için kendi kültürümüze ve inançlarýmýza sahip çýkmak gereklidir. Ben bugünkü nesli düþünmüyorum. Geleceði, çocuklarýmýzý düþünüyorum. Onlar ne yapacaklar? Onlara ne veriyoruz? Deniyor ki, gençler yozlaþýyor. Yahu sen çocuklarýna ne verdin ki, bir þey öðretmemiþsin, anlatmamýþsýn; o ne yapacak? Alevi gibi yaþamýyoruz. Çocuk okulda duyuyor, eve gelip soruyor: Baba, bir Alevilik varmýþ, nedir bu? Aman sen karýþma, okuluna git-gel diyoruz. Ama sen veremezsen, gereken dersi baþkasý veriyor. Eðitimi genç yaþta verirseniz alýnýr. Bu nedenle, okumak ve öðrenmek gerek, kendi inancýmýza ve kültürümüze göre yaþamak gerek, çocuklarýmýza ve gençlerimize sahip çýkmak gerek. YALOVA ÖÐRENCÝLERÝNÝN CAMÝYE GÖTÜRÜLMESÝ HAKKINDA ABF NÝN Basýn Açýklamasý Selehattin Özel, Genel Baþkan 4 Aralýk 2005 AKP Siyaseti ve Eðitimi Yeþilleþtirmeye Devam Ediyor AKP iktidarý yeþil siyasetin ideolojisini tüm kamu kurum ve kuruluþlarýnda hýzla yaygýnlaþtýrmaya devam ediyor. En son Milli Eðitim Bakanlýðýnýn Sünni inanç doðrultusunda tüm okullarda uygulamalý zorunlu din dersi eðitimi çalýþmasýnýn sonuçlarýný Yalova da yaþadýk. Bugün Yalova da Yarýn Tüm Türkiye de Eðitim Okuldan Camiye Taþýnacak. Emin Albayrak isimli sýnýf öðretmeni, öðretmenlik görevini unutarak, imamlýk yapmaya baþlamýþtýr. Yalova Atatürk Ýlköðretim Okulu öðrencilerini, ailelerinin onay ve rýzasýný almadan çocuk yaþta okuldaki eðitiminden, yetkilerini aþarak camiye götürmesi, zorla abdest almayý, namaz kýlmayý uygulatmaya zorunlu olarak tabi tutmasý din ve vicdan özgürlüðü açýsýndan kabul edilemez bir eðitim ve hukuk skandalýdýr. Bu uygulama ayný zamanda AKP hükümetinin kendisi gibi olmayanlara karþý, meydan okuma gösterisidir. Bu siyasi zihniyet sonucu çocuklarýmýz yarýn Anne çantama havlu koy, yarýn namaz kýlýyoruz mu dedirtecek yoksa Anne çantama kitaplarýmý koy yarýn ders var mý diyecek? Öðretmen mi, Ýmam mý? Çocuklarý Yalova Merkez Cami ne götüren Ýmamý Albayrak ýn, Bu sayede öðrendiklerini daha çabuk kavrayarak kolay kolay unutmuyorlar. Bundan sonrada öðrencilerimize her fýrsat bulduðumuzda iþledikleri ders konusunu yerinde öðretmeye çalýþacaðýz demesi ise, AKP hükümetinin Milli Eðitim Bakanlýðý eliyle tam bir asimilasyon politikasý uyguladýðý ve bunun bir misyonerlik giriþimi olduðunu açýkça göstermektedir. Kamusal alanda öðretmenlik yapanlarýn imamlýk gibi bir görevi asla olamaz. Türkiye toplumu bu zihniyetin 1994 yýlýnda söylediði tüm okullar Ýmam Hatip olacak sloganýný unutmamýþtýr ve bugün yapýlanlar bu sözün hayata geçirilmesi isteðidir. AKP hükümetinin son dönemlerde dinci kadrolaþmasý, Ýran örneðinde olduðu gibi içki yasaðýný desteklemesi ve teþvik etmesi, eðitimi okuldan camilere taþýmasý, özlemini duyduðumuz demokratik, eþitlikçi, özgürlükçü ve laik bir sosyal devlet anlayýþýnýn dinamitlemeye dönük ideolojik bir yaklaþýmdýr. AKP Hükümeti Ýkiyüzlü AKP hükümeti AB üyelik sürecindeki bu ikiyüzlü politik tutumu, Türkiye nin acýsýný çok çektiði irticai giriþimleri beslemeye hizmet etmektedir. AKP hükümetinin özgürlük ve hak talebi sadece kendi hanesine özgüdür; Toplumsal deðil, ümmetçilik özgürlüðüdür. Bir yandan yeni uyum yasalarý ile din özgürlüðü ve laikliðe aykýrý uygulamalara son vermeyi hedefleyip, diðer yandan Sünni inancý zorunlu din dersi ile aklýn ve bilimin önüne koymanýn arkasýndaki niyet, din özgürlüðünü güvence altýna alan Anayasa nýn 24. maddesine aykýrýdýr. Çünkü din ve vicdan özgürlüðü, ayný zamanda insanlarýn dindýþý kalabilme hakkýný da kapsar. Ýnsanlarýn dini öðrenme, öðrenmeme, öðreneceklerse de bütün dinleri öðrenebilme hakký isteðine baðlý olmalýdýr. Böyle bakýldýðýnda Din kültürü ve ahlak öðretimi ilk ve ortaöðretim kurumlarýnda okutulan zorunlu dersler arasýnda yer alýr biçimindeki Anayasal kural, ayný maddede düzenlenen din ve vicdan özgürlüðü prensibine aykýrýdýr. Ayný zamanda, kimse dini inançlarýný ve kanaatlerini açýklamaya zorlanamaz, kýnanamaz biçimindeki düzenlemeye de aykýrýlýk teþkil etmektedir. Mevcut uygulama sadece Alevileri deðil, tüm laik toplum beklentisinde olanlarý da rahatsýz etmektedir. Din derslerinin zorunlu olmasý sadece Alevilerin bir sorunu ya da Alevilikle ilgili bir sorun da deðildir. Bu sorun her þeyden önce demokrasi sorunudur. Bu sorun her þeyden önce insan haklarý sorunudur. Milli Eðitim Bakaný Cevaplamalýdýr! ABF soruyor: Bir dönem Fen Lisesinde Müdürlük yapan Din Dersi Öðretmeni Emin Albayrak neden bu görevden alýnmýþtýr? Görevden alýnmanýn gerçek nedeni kamuoyu ile paylaþýn. MEB eliyle misyonerlik yapmak ve MEB eliyle öðrencileri okuldan camilere taþýmanýz AB sürecinde Uyum Yasalarý ve Anayasanýn kimse dini inançlarýný ve kanaatlerini açýklamaya zorlanamaz, kýnanamaz ilkesi ile nasýl baðdaþtýrýyorsunuz? Ýsmi geçen öðretmene imamlýk görevini ve çocuklarý sýnýftan camiye götürme yetkisini kim verdi? Okul yönetiminin bu olaydan haberi var mý? Okul dýþýna çýkartýlan bu öðrenciler için Velilerinden izin alýnmýþ mýdýr? Milli Eðitim Müdürlüðünün haberi var mýdýr? ABF olarak bu tür uygulamalarýn ve farklý inanç gruplarýnýn AKP eliyle asimilasyonuna ve zorla tekleþtirmeye dönük oyununu bozmaya karalý olduðumuzu tüm kamuoyu paylaþmayý görev biliriz. 8 Sayý 16

9 Diyanet Ýþleri Baþkaný Prof. Dr. Ali Bardakoðlu, DÝB internet sitesinde yayýmlanan seri röportajlarýnda Alevilerin varlýðýný inkar etmeye ve cem evlerinin ibadet yeri olmadýðýný söylemeye devam ediyor. Bu söylemleri yazýlý ve görsel basýna da yansýyarak kamuoyunda tartýþma yaratýyor Bardakoðlu, Alevilerin Cem evlerinin cami gibi ibadethane olarak kabul edilmesi isteðini, AB sürecinde siyasi bir talep ve ithal edilmiþ bir tartýþma olduðunu belirtip, Cem evi, inançlarý yerine getirme yeri deðildir. Müslümanlarýn mabedi ondört asýrdýr camidir. Alevilerin cem ayininin, semah ve niyazýnýn, namaz dengi bir ibadet sayýlmasý mümkün deðildir diyor. Diyanet Baþkaný, Alevilerin Cem evi isteklerini siyasi bulamaz. Onlarýn inançlarýný ve Cem evlerini yok sayamaz. Bin yýldýr Anadolu da farklý bir inanç ve ibadet sistemi uyguladýklarý için Sünni iktidarlarýn baský ve kýyýmlarýna uðrayan; bu kýyýmlardan kurtulmak için köy kýrsalýnda kapalý toplum olarak yaþamaya mahkum edilen Aleviler; sazlý, semahlý ayini-cemlerini köyün büyük meydan damlarýnda, yani cem evlerinde dýþ saldýrýlardan korunmak için on iki hizmetliden biri olan bekçiyi kapýya býrakýr, içerdeki ýþýðýn dýþa yansýmasýný önlemek için pencerelerine kalýn perdeler çeker ve ibadetlerini büyük bir gizlilik içerisinde yaparlardý. Bu nedenle de saldýrganlarýn Mum Söndü iftirasýna uðrarlardý... Köyden kente inen Aleviler, bugün de ibadetlerini camide namaz kýlarak deðil; kendi olanaklarýyla yaptýrdýklarý Cem evlerinde dara durarak, saz çalarak, semah dönerek, lokma paylaþarak, kendi diliyle dua ederek, cemal cemale gelip birbirlerine niyaz ederek yapmaktadýrlar... Ýbadet yerlerini, salt cami ile sýnýrlandýrmak doðru deðildir. Allah a inanan diðer inanç sahipleri kilisesinde, havrasýnda, sinagogunda kendi ibadetlerini nasýl yapýyorlarsa; tarih boyunca camiye gitmemiþ olan Aleviler de kendi ibadetlerini, kendilerine özgü ibadethaneleri olan cem evlerinde yapmaktadýrlar. Bugün Alevileri camiye çekmeye çalýþmak, 12 Eylül 1980 sonrasý okullara zorunlu din derslerini koyan, Alevi köylerine camiler yaptýrarak Alevileri asimilasyona tabi tutan darbecilerin despot ve dayatmacý anlayýþýnýn bir devamýdýr... Bu anlayýþ, Alevilerin varlýðýný ve ibadetlerini inkarýn bir ifadesidir. Ne yazýk ki bu inkarcý politikaya alet olan satýlmýþ Aleviler de vardýr. Biz, öteden beri Alevi olmaktan onur duyan, her türlü kýrýma ve asimilasyona boyun eðmeyen atalarýmýz gibi bugünkü asimilasyoncular karþýsýnda da baþý dik duranlardanýz. Biz, dün olduðu gibi bugün de, laik devlet yapýsýnda zorunlu din dersleri ve de Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý olmaz, olamaz dedik... Ama Diyanet içinde yer almak, bütçesinden pay kapmak ve din derslerinde Aleviliðin de anlatýlmasýný istemek gibi büyük bir yanlýþý savunan Alevi Ýslamcýlar, asimilasyoncularýn ekmeðine yað sürdüler hep eðitim ve öðretim yýlýnda ders kitaplarýna giren sözde Alevi inancý, hiçbir yerde Alevi adý anýlmaksýzýn; tasavvuf kanalýnda yer alýp Batýni yorumda Tanrý-Ýnsan birlikteliðinin güzelliðini sergileyen; hurafeye deðil, bilime deðer veren; cihatlarý cinayet sayan, kin ve öfkeyi sevgiye, kavgayý uzlaþmaya, düþmanlýðý dostluða dönüþtürmeyi yeðleyen; ve aklý, ahlaki, insani deðer yargýlarýyla 72 milleti kucaklayan evrensel Alevi inancýný anlatmaksýzýn; sadece Alevilerin inanç önderi olan Hz. Ali yi, Müslümanlýðý ilk kabul eden, günde beþ vakit camide namaz kýlan ve de namaz kýlarken camide þehit edilen bir kiþi olarak göstererek þöyle demeye getiriyorlar: - Ey Aleviler! Eðer Hz. Ali ye baðlý birer Müslüman iseniz, iþte Hz. Ali, her gün camide beþ vakit namazýný kýlan kiþidir. Siz de býrakýn sonradan ibadet yeri olarak uydurmuþ olduðunuz þu cümbüþ yerlerinizi, günaha sapan sazlý semahlý eðlencenizi, hadi gelin camiye de namazlý ibadet yaparak Müslümanlýðýn gereðini doðru biçimde yerine getirip sevap kazanýn; kâfir olmayýn!.. Hadi bakalým Alevi Ýslamcýlar, aldýnýz mý boyunuzun ölçüsünü? Ama sizler de bunu istiyordunuz zaten. Sizler deðil misiniz cem evlerinin altlarýný aptes musluklarýyla donatan? Ýmam Hatipli hocalara maaþ ödeyerek Sünni inanç gereðince Arapça dualý cenaze namazlarý kýldýran? Kuran kurslarý açan?.. Ve de Cem törenlerinde kadýnlarýn baþlarýný kapatan, haremlik-selamlýk yaratan?.. SERÇESME Aleviliði Özüne Uygun Yaþatmak, Onurlu Kiþilik Ýster Lütfi Kaleli 27 Kasým 2005 Cem evlerinin altlarýný aptes musluklarýyla donatan, Ýmam Hatipli hocalara Arapça dualý cenaze namazlarý kýldýran, Kuran kurslarý açan, Cemlerde kadýnlarýn baþlarýný kapatan, haremlik-selamlýk yaratanlar: Asimilasyoncu Müslüman kardeþlerinizle buluþmanýz mübarek olsun! Bismi-Þah diye baþlayan Türkçe dualarý býrakýp, anlamýný bilemediði sözcükleri doðru telaffuz edemeyen, ama Arapça biliyormuþ ukalalýðýyla bilgiçlik taslayanlarý dede postuna oturtup sözde Arapça kem-kümlerle dualar okutturan?.. Secde-i niyazýnýz yerine Namaz-ý niyazýnýz dedirten?.. Alýn iþte, buluþtunuz asimilasyoncu Müslüman kardeþlerinizle! Buluþmanýz mübarek olsun!.. Bakýn, son aldýðýmýz duyuma göre, Kartal Belediye Baþkaný, Çok yakýnda artýk cem evinde de namaz kýlacaðýz demiþtir. Bu ne demeye geliyor? Biz Alevilerle ibadet biçiminde anlaþtýk. Artýk cem evleri de cami gibi ibadet yerleri olacaktýr!.. Muaviye politikasý güdenlerin yanýnda yer alanlar Alevi deðil, ancak Yezit olabilirler Alevi olmak ve Aleviliði özüne uygun olarak yaþatmak, onurlu kiþilik ister. Ýnançlý ve onurlu Alevi, asimilasyoncularýn tüm yýldýrmalarýna karþý dik durur ve iradeli olarak inandýðý yoldan asla dönmez. Bu konuda tarihe not düþmek için vermiþ olduðumuz on yýllýk hukuk mücadelesiyle baþarýya ulaþtýrdýðýmýz Alevi kimliðimizin tanýnmasý konusundaki çalýþma serüvenimizi kýsaca sunmak istiyoruz: Ýstanbul-Üsküdar Asliye 2. Hukuk Hakimliði tarafýndan 11Aralýk 1991 tarihli kararla varlýðý tescil edilen Semah Kültür Vakfý na Resmi Senedi nde Alevi sözcüðü geçtiði için Vakýflar Genel Müdürlüðü tavýr koydu. Yönetim kurulu olarak Ankara ya gidip Genel Müdür ve Hukuk Bürosu Baþkaný ile görüþtük. Bize dediler ki, Resmi Senedinizde geçen Alevi sözcüðünü çýkarýrsanýz, itiraz etmeyiz. Bize dayatýlan bu teklif bizi son derece rencide etti ve kabul etmedik. Bunun üzerine Vakýflar Genel Müdürlüðü, bölücülük yaptýðýmýz gerekçesiyle tescilin iptali isteminde bulundu. Davaya bakan Yargýtay 18. Dairesi, 14 Temmuz 1992 talihli kararýyla ikiye karþý üç oyla tescili iptal etti. Yerel mahkeme de bu karara uyarak 12 Nisan l 993 talihli kararýyla vakfýmýzý kapattý. Vakýf kurucularý olarak bu kez, senet içeriði ayný olan Semah Kültür ve Araþtýrma Vakfý ný kurup 16 Kasým1993 tarihinde yargýya baþvurduk. Ýstanbul-Beyoðlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, 16 Kasým 1994 tarihli kararýyla vakfý tescil etti. Vakýflar Genel Müdürlüðü 31 Ocak 1995 tarihli yazýsýyla yine tescile itiraz etti. Davaya bakan Yargýtay 18. Dairesi, bu kez 4 Nisan 1995 tarihli oybirliði kararýyla tescili onayladý ve Resmi Senet, 29 Kasým 1995 tarihli Resmi Gazete de yayýnlanarak Türkiye de ilk kez Alevi kimlikli bir vakýf, hukuken yasallýk kazanmýþ oldu. Bu kazanýmla, Sürekli Aydýnlýk Ýçin Bir Dakika Karanlýk kampanyasýný Alevilerin Mum Söndüsü diye tanýmlayarak Alevilere hakaret eden Adalet Bakaný Þevket Kazan ý vakýf tüzel kiþiliðiyle mahkemeye verdik. Davaya bakan Ýstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, Bu vakýf Alevileri temsil edemez gerekçesiyle 15 Mayýs 1997 tarihli kararýnda Kazan ý beraat ettirdi. Beraat kararýna itiraz eden vakýf yönetimi olarak davayý Yargýtay a taþýdýk. Yargýtay 4. Hukuk Dairesi, bu vakfýn Alevileri temsil ettiðine ve davanýn yeniden görülmesine 8 Temmuz 1998 tarihinde oybirliðiyle karar verdi. Bunun üzerine ayný mahkeme bu kez 1Temmuz 1999 tarihli kararýyla Þevket Kazan ý suçlu buldu ve bir milyar lira maddi tazminat ödemeye mahkum etti. Alevileri temsil yetkisini alan vakýf yöneticileri olarak, 21 Þubat 1998 tarihli Genel Kurul kararýyla vakfýn adýný Alevi-Bektaþi Eðitim ve Kültür Vakfý yapýp, yargýya baþvurduk. Beyoðlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 15 Eylül 1998 tarihli kararýyla yeni adýmýzý tescil etti. Vakýflar Genel Müdürlüðü, 12 Kasým 1998 tarihinde itiraz etti. Yargýtay 18. Hukuk Dairesi, 5 Nisan 1999 tarihli kararýyla yeni adýmýzý onayladý. Yerel mahkeme 16 Kasým 1999 tarihli kararýyla tescili kesinleþtirdi. Vakýflar Genel Müdürlüðü de 1 Þubat 2000 tarihli yazýsýyla Alevi-Bektaþi Eðitim ve Kültür Vakfý ný resmen kabul etmek zorunda kaldý. Bu belgeli bilgileri þunun için veriyorum: Diyanet Ýþleri Baþkaný Bardakoðlu ve çevresi her ne denli Alevileri ve ibadet yerleri olan cem evlerini yok saysalar da bugün Türkiye de Aleviler ve Cem evleri hukuksal olarak fiilen vardýr. Uyguladýklarý ibadetleriyle farklý bir inanca sahip olan Alevileri hiç kimse yok sayamaz ve camiye zorlayamaz... Bu gerçeðin AB süreciyle de bir ilgisi yoktur... Kasým

10 SERÇESME 8-30 EYLÜL S. DEMÝREL ÜNÝVERSÝTESÝ - I. ULUSLARARASI BEKTAÞÝLÝK VE ALEVÝLÝK SEMPOZYUMU Sempozyuma Sunulan Bildirilerin Özetleri Bölüm I Sempozyuma sunulan bildirilerin, sempozuyumun hazýrlýk aþamasýnda Üniversite nin internet sitesinde yayýnlanan özetlerini okuyucularýmýzýn dikkatine sunuyoruz. Ýngilizce metinleri Esen Uslu çevirdi. Prof. Dr. Muhammed Abdullah Al-Ahari, Þikago, ABD Batý Çevreninde Bektaþi Adýnýn Doðru ve Yanlýþ Kullanýlýþý: Tule Birliði (Thule Society), Tapýnakçýlar (The Shriners) ve Davudi Bektaþiler (Ýngilizce) Bu sunum Bektaþilerin, Yeni Çað Ruhaniliði (New Age Spirituality) ve bazý Mason örgütlerinden ayrý tutmak gerektiðini vurgulayacaktýr. Bu gereklilik, bir dizi bireyin ve grubun saðlam bir gerekçeye dayanmadan Bektaþi adýný benimsemesi ve böylece soru soran zihinlerde önemli karmaþa yaratmasý nedeniyle ortaya çýkmaktadýr. Bir þeyin kendini temsil etmeyen þeylerden ayrý tutulmasý istemesi geçerli ve övgüye deðerdir. Bektaþi adýný kullanmanýn saðlam gerekçesi ancak açýkça onu koruyucu veli olarak kabul etmek ve o geleneðe katýlmaktýr. Farklý gruplarýn bu kategoriye konmasý zorunlu olarak bir karmaþa doðmasýna neden olur. Tapýnakçýlar (The Shriners), sirke benzer bir ortamda bazý Ýslami ve Kabalacý tapým törenlerini benimseyerek yüksek düzey masonlarý eðlendirmeye yönelik bir grup olarak doðmuþtur. Tule Birliði (Thule Society) Nazi partisinin iç çekirdeðinin bazý gizli doktrinlerinin Ýslami kökleri olduðunu öne sürmüþtür. Son olarak Davudiler, kendi örgütlerine Alevi adýný vermeleri belki daha doðru olacakken, kendilerini Bektaþi adý ile iliþkilendirmiþlerdir. Bu sunumun amacý, bu gruplarýn, silsile ya da herhangi bir baþka gerekçe olmadan, yalnýz farklý ya da ilginç görünebilmek için yazýlarýnda ve tapým törenlerinde Bektaþi adýný kullandýklarýnýn kanýtlarýný sergilemektir. Bu gruplar, Hacý Bektaþ ýn ya da onun kurduðu tarikatýn tanýmýþ bir önderinin ya da yazarýnýn herhangi bir yazýsýný nadiren kullanýrlar; bu nedenle onlarýn Bektaþi adýný kullanmasýnýn hiçbir gerekçesi yoktur. Prof. Dr. Havva Engin, Berlin Teknik Üniv. Eð.Bil. Enst., Almanya da Alevi-Ýslam Dersi yle Ýlgili Genel Deðerlendirmeler Almanya nýn okul eðitiminde din dersi Anayasa nýn 7. Maddesinin 3. Fýkrasýna göre yürütülmektedir. Buna göre Alman devleti, din dersinin düzenli ders programý çerçevesinde verilmesini öngörmektedir. Dersin içeriðini de din dersini veren dini cemaat belirlemektedir ve o cemaat, ayný zamanda ders programýný da hazýrlamaktadýr. Ayrýca dersin içeriðinin ve ders programýnýn Anayasa yla (bu baðlamda da mutlak surette demokrasi, insan haklarý deklarasyonuyla, kadýn-erkek eþitliðinin saðlanmasýyla) örtüþmesi gerekmektedir. Öðretmenler, Alman üniversitelerinde cemaate yönelik teoloji fakültelerinde yetiþtirilmektedir. Bir ilk olarak Berlin eyaleti okullarýnda 2002 yýlýndan itibaren Alevi- Ýslam din dersi verilmektedir. Öte yandan Kuzey Ren-Westfalya, Baden-Württemberg, Hessen ve Bavyera eyaletlerinde, Alevi cemaatleri Eyalet Eðitim Bakanlýklarýna baþvuruda bulunmuþlar ve kendi din derslerini içeren müfredat programlarýný, adý geçen bakanlýklara sunmuþlardýr. Bu eyaletlerin Eðitim Bakanlýklarý da dersleri organize etmeyi kabul etmiþlerdir. Bildiride Almanya daki Alevi-Ýslam Dersi nin (a) çýkýþ noktasý; (b) özelliði; (c) içeriði ele alýnýp irdelenecek; Berlin eyaleti örneðinde müfredat programýnda ve okullarda karþýlaþýlan temel sorunlarýn dökümü yapýlacaktýr. Öðr. Gör. Dr. Metin Ýzeti, Üsküp Ýslami Bilimler Fak., Arnavutlar ve Bektaþilik Osmanlýlar Balkanlara ve özellikle Arnavutlarýn yaþadýklarý bölgelere yerleþmeden önce seyyah derviþlerin kaynaþma zemininin oluþmasýnda etkili olduðu deðiþik kaynaklar tarafýndan kanýtlanmaktadýr. Arnavutlar arasýnda epeyce müridi olan Bektaþilik Arnavutluk, Kosova ve Makedonya da18. yüzyýlýn sonu ve 19. yüzyýlýn baþlarýndan oldukça etkili olmuþ ve etkisini sosyal hayatýn deðiþik alanlarýnda hissettirmiþ ve hissettirmeye devam etmektedir. Ara sýra Bektaþi tekkeleri Osmanlý devletinden baðýmsýz hareket eden paþalardan destek almýþ ve Arnavutlar arasýnda epeyce yayýlmýþtýr. Bu bildiride Bektaþiliðin Arnavutlar arasýna yerleþme zamaný, Bektaþiliðin tarikat olarak Arnavut anlayýþýna yansýmasý, Tepedelenli Ali Paþa nýn desteðiyle Arnavutluk un bir Bektaþi cenneti haline gelmesi ve günümüzde Arnavut Bektaþilerinin durumu ve ayrý bir din olarak kendini yansýtma çabalarýný doktrinsel ve sosyo-antropolojik açýdan deðerlendirilmeye çalýþýlmýþtýr. Arþ. Gör. Emin Lelic, Carleton Koleji Boþnaklarýn Osmanlý Döneminde Heterodoks Hareketlere Katýlýmý: Hamzavi Bektaþiler (Ýngilizce) Bosna-Hersek in ortodoks Sünni Ýslam ýn bir kalesi olduðu bilinirdi. Gerçekten de Osmanlý döneminde ve Osmanlýdan sonra bu ülkede heterodoks Ýslami dini hareketlerden bahsedildiðine nadir rastlanýrdý. Bunun çok sayýda gerekçesi vardýr: Güçlü Medrese sistemi, askeri sýnýra (serhat) yakýn olma, Müslüman nüfusun etnik tektürdenliði, vb. Yine de hem ülke içinde hem de diyasporada Boþnak nüfus arasýnda, heterodoks Ýslami hareketler ve eðilimler doðmuþtur. Bu sunumda, bu heterodoks Ýslami hareketlere ve bunlara baðlý Boþnaklara genel bir bakýþý ortaya koyacaðým. Bu hareketlerin en iyi bilinenin Hamzevi adýyla anýlan ve 16. yüzyýlda Boþnak Þeyh Hamza Baliya tarafýndan kurulan tarikattýr. Gerçekte bu tarikat, Bayramiye Sufi Tarikatýnýn radikal bir koludur. Bosna da bu hareketin ortodoks düzen kurumlarý tarafýndan bastýrýlmasý, Boþnaklar arasýnda alýþýlmýþ dýþý dini eðilimler dönemine tümüyle son verememiþtir. 18. ve 19. yüzyýllar boyunca ortodoksluk dýþý Bektaþi Sufi Tarikatýna baðlanmýþtýr çok sayýda Boþnak bireye rastlanmaktadýr. Onlarýn yaþamýnýn kýsa özetlerini vereceðim ve Bektaþilik ile diðer ortodoksluk dýþý hareketlerin çaðdaþ Boþnak Müslümanlýðý üzerinde süren etkisini göstermeye çalýþacaðým. Hüseyin Abiva, IQRA, Uluslararasý Eðitim Vakfý Kuzey Amerika da Bektaþiler (Ýngilizce) Bektaþi Yolunun öðrencileri için Detroit kentinin banliyölerinde tam teþekküllü bir Bektaþi Tekkesinin bulunmasý þaþýrtýcý deðildir yýlýnda ardýndan çok aðýt yakýlan rahmetli Baba Recep tarafýndan kurulan bu Tekke, sonraki yýllarda geliþerek Arnavut kökenli Amerikalýlarýn ruhani yaþamýnda önemli bir özellik taþýmýþtýr. Baba Recep in yaþamýnýn son yýllarý ile Hakk a yürüyüþünün ardýndan geçen yýllarda bu topluluk belirli bir duraðanlaþma ve çöküþ yaþamýþtýr; bu durum 21. yüzyýl Amerika sýnda Bektaþi topluluðunun asimilasyonu, duyarsýzlýk ve varlýðýný sürdürme sorunlarýný gündeme getirmiþtir. Her þeye karþýn, Arnavut kökenli Amerikalýlar dýþýnda da az sayýda da olsa halktan belirli bireylerde Bektaþiliðe karþý bir ilgi görülmektedir; bu durum Kuzey Amerika da Bektaþi varlýðýnýn yeni bir canlanma göstermesi olasýlýðýný gündeme getirmektedir. Bu sunumda, Detroit kentindeki tekkenin tarihçesi ile Baba Recep in yaþamý üzerinde duracaðým. Ek olarak, Kuzey Amerika daki Arnavut Bektaþi toplumunun çöküþ olasýlýðýný gündeme getiren özgün sorunlarýna ve yeniden canlanma olasýlýðýnda Arnavut kökenli Amerikalýlar dýþýndaki bireylerin katkýlarýna da deðineceðim. Miranda Terzapoulou, Atina Akademisi, Halkbilim A.M. Kimlik, Siyaset ve Kutsallýk Yunanistan Trakya sýnda Bir Bektaþi Panayýrýnýn Deðerlendirmesi (Ýngilizce) Yunanistan Trakya sýnda yaklaþýk üç bin kiþilik bir Bektaþi toplumu yaþamaktadýr. Bölgedeki Bektaþi anýtlarý (Kýzýl Deli Tekkesi ile bir dizi türbe) 19. yüzyýlýn sonuna dek bölgede Bektaþi erenlerinin güçlü bir varlýðý olduðunu göstermektedir. 20. yüzyýlda, bölgedeki Sünni Müslümanlarýn hem maddi hem de manevi anlamda artan basýncý altýnda kalan Bektaþi toplumu, Türkiye deki ve baþka yerlerdeki Bektaþi merkezleri ile az sayýda temas kurarak, göreceli bir yalýtlanmýþlýk içinde yaþamýný sürdürmüþtür. Bektaþiler, toplu tapýnmalar (cemler) ve panayýr adý verilen çoðunlukla dini bayramlarla kendi dini/kültürel kimliklerini sergileme olanaðý bulabilmektedir. Yaz ortasýnda yapýlan Seçek Panayýrý, bu bayramlarýn en önde gelenidir lý yýllarýn ortalarýna kadar panayýrlar, geleneksek tapýným törenleri þemalarýna uyarak bireyler tarafýndan düzenlenmekteydi yýlýnda bölgede bir kültür derneði kuruldu; amaçlarý arasýnda Seçek panayýrýný düzenlemek ve yönetmek de bulunuyordu. Türkiye devletinin etkileri ve 10 Sayý 16

11 8-30 EYLÜL S. DEMÝREL ÜNÝVERSÝTESÝ - I. ULUSLARARASI BEKTAÞÝLÝK VE ALEVÝLÝK SEMPOZYUMU Sünni çoðunluðun baskýlarý altýna çalýþan bu derneðin etkinlikleri adý geçen dini bayramýn yapýsý ve niteliðinde büyük bir etki yaptý. Esas olarak görsel malzemelerden oluþan bu sunum, Seçek Panayýrý nýn beþ yýllýk ( ) bir süre boyunca geliþimini deðerlendirmeye; bu derneðin katýlýmýnýn ardýndan gelen ve bayramýn varlýðýný tehlikeye atabilecek can alýcý önemdeki deðiþiklikleri sergilemeye ve çözümlemeye çalýþacaktýr. Giorgos Mavrommatis, Yunanistan Anýtlar ve Toplumlar: 20. Yüzyýl Yunanistan ýnda Bektaþilik (Ýngilizce) Bugün Yunanistan olarak tanýmlanan bölgede Osmanlýnýn son döneminde, Merkezi ve Kuzey Batý Yunanistan da Arnavutça konuþan, Kuzey Doðu Yunanistan da Türkçe ve Bulgarca konuþan ve Girit adasýnda Rumca konuþan ve yerleþtiklere yere göre önemli farklar gösteren Bektaþi toplumlarýnýn birbiriyle iliþkili bir aðý olduðunu gözlemleyebiliyoruz. Bölgede Bektaþiliðin 18. yüzyýlýn sonlarýnda güçlendiðini, ancak II. Mahmud un ýslahatlarý, Yunanistan ýn baðýmsýzlýðýný kazanmasý, Ýkinci Dünya Savaþý nda Yunanistan-Arnavutluk düþmanlýðý ve esas olarak Türkiye ile Yunanistan arasýndaki zorunlu nüfus mübadelesi ile zayýfladýðýný ve bu toplumlarýn çoðunun sonul olarak daðýldýðý görülmektedir. Bu çalýþma, alan araþtýrmasýna dayalý bir bibliyografya taramasýnýdýr ve amacý tüm Yunanistan daki en önemli Bektaþi anýtlarýný ve toplumlarýný derlemek ve sunmaktýr. Görsel malzemeler (saydamlar, vb.) yardýmý ile yalnýz önemli mimari kalýntýlarý (türbe, mezarlýk, vb.) deðil, ayný zamanda bu toplumlarýn tarihi ve kalýntýlarý ile Bektaþilerin çevrelerindeki Bektaþi olmayan (esas olarak Hýristiyan) toplumlarla iliþkilerini ve onlara etkilerini sunmayý amaçlýyorum. Arþ. Gör. Mark Soileau, Bilkent Üniversitesi Lokma Almak Aný Görmek: Bektaþi Ritüel Yemeðinde Lokma Almak ve Sindirmek (Ýngilizce) Bektaþi erkâný kapsamýnda iki önemli ritüel gerçekleþir. En önemli tören olan Meydan dan çýktýktan sonra Bektaþi mensuplarý Ali Sofrasý denilen ritüel sofrayý kurarlar ve bu sofrada, Meydan da olduðu gibi, Bektaþi eðitimi verilir. Baþka tarikatlarda da yemek önemli, simgesel ve eðitici bir unsur olmasýna raðmen, Bektaþiler sofra kurmayý, yemek yemeyi ve içki içmeyi diðerlerine göre uzun, karmaþýk ve anlamlý bir tören haline getirmiþlerdir. Bu sofrada yiyecek ve içeceklerin simgesel ve Bektaþi tarihi ve eðitimi bakýmýndan özel anlamlarý vardýr. Bunlarýn ritüel ortamda yenmesi ve içilmesi Bektaþi öðretilerinin aktarýlmasýnda etkili bir yöntem olagelmiþtir. Bu tebliðde Sofra geleneðinin Bektaþi eðitimindeki rolü anlatýlacaktýr. Sofra, lokma ve dem gibi bazý önemli kavramlarýn bu baðlamda nasýl kullanýldýðýna bakýlacaktýr ve bu geleneðin uygulanmasýný göstermek için modern, kentsel bir Bektaþi topluluðu olarak Gaziler Dergâhý örnek alýnarak bu geleneðin ayrýntýlarý ortaya konulacaktýr. Bu dergâhýn etnografik özellikleri anlatýldýktan sonra, Bektaþi Sofrasý geleneðinin bu baðlamda nasýl gerçekleþtirildiði ele alýnacaktýr. Sonuç olarak, Bektaþi sofra âdâbý ve ritüel uygulamalarý Bektaþi öðretilerinin aktarýlmasý amacýyla katýlýmcýlarýn bu öðretileri simgesel boyutlarýyla sindirmelerini saðlayan bir ritüel olarak yorumlanacaktýr. Prof. Dr. Ramazan Altýntaþ, Cumhuriyet Üniversitesi Alevî Bektaþi Geleneðinde Dedelik Kurumu Günümüzde Alevîlik anlayýþý, gerek Anadolu da ve gerekse Balkanlarda hâlâ varlýðýný devam ettirmektedir. Ýþte bu sebeple, Türkiye de ve Balkanlarda azýmsanmayacak bir nüfusa sahip olan Alevî topluluklarýnýn inançlarý, yaþam biçimleri, ritüelleri, sosyal yapýlarý, folkloru, örf ve âdetleri özellikle 80 li yýllardan sonra yerli ve yabancý pek çok araþtýrmacý tarafýndan inceleme konusu yapýlmýþtýr. Ancak, tarih boyunca, kapalý bir toplum olma özelliði taþýmalarýndan dolayý, Alevîliðin bazý inanýþlarý ve düþünce biçimleri, hep tartýþýla gelmiþtir. Alevî teolojisinde en önemli tartýþma konularýndan birisi de hiç þüphesiz dinî bir kurum olan dedelik tir. Ýþte biz bu bildirimizde Alevî inancýnda çok önemli ve merkezi bir Kasým 2005 yere sahip olan Dedelik Kurumunu üzerinde duracaðýz. Alevilikte dedelik kurumsal olarak merkezi bir role sahiptir. Bütün ritüeller, dede merkezlidir, onun onay ve bilgisi olmadan cemaat içerisinde icra edilecek bütün davranýþlarýn meþruiyeti geçersizdir. Bu açýdan, Alevîlikte her þey dedenin çevresinde dolaþýr. Dolayýsýyla dedeler, bilgi ve hakemliði tekellerinde tutmaktadýrlar. Diðer yandan, Alevî topluluklarýnda dinî bir otorite olan Dede ler sosyal ve teolojik sistemde merkezî bir konum iþgal etmektedirler. Bu topluluðun sürekliliðinin saðlanmasýnda ve Alevî bilincinin artýp-eksilmesinde Dede lerin aktif veya pasif tutumu son derece rol oynamaktadýr. Anadolu Alevîliði daha çok konar-göçer Türkmenler arasýnda yaygýn olduðu için, böylesi göçebe toplumlarda, dinî otoriteleri yetiþtiren ortam, kurumlaþmýþ bir öðretiye (medrese) dayalý deðil, geleneksel manada sözel bir aktarmaya dayalýdýr. Alevîliðin tarihinde, Dede liðin soy dan gelmesi prensibine sýký sýkýya baðlýlýk, dýþarýdan din adamý katýlýmýnýn önüne geçmiþtir. Özellikle Kýzýlbaþ-Alevîlikte dinî otorite, seçicilik kimliði taþýmamaktadýr. Kýzýlbaþ-Alevîlikte dinî liderliðin seçicilik kimliði taþýmamasý, nasýl ki Batý Avrupa da aristokrasilerin kokuþmasýna, meslek tabakalarýnýn da çürümesine yol açmýþsa, yani, kanýn tazelenmesi türü bir sirkülasyonun bulunmayýþý, dedelik kurumunun da çok ilkel bir seviyede kalmasýna neden olmuþ, bu da Alevî grup yaþantýsýnýn kapalýlýðý-gizliliðini desteklemiþtir. Kýzýlbaþ-Alevîlikte ocakzâde bir ruhanî geleneðe baðlý Dedelik anlayýþý, 1960 lý yýllardan sonra toplumsal þartlarýn deðiþmesi, modernleþmenin etkisi, köyden kente göç olgusu ve Alevîliðe sol akýmlarýn sýzmasý gibi çok yönlü nedenlerden dolayý bir kýrýlma ve misyonda çöküntü dönemi yaþamaya baþlar. Tabii ki bunda, Alevîliðin teolojisini, þifâhi bir yolla cemaata aktaran Dede lerin eðitim alanýndaki zafiyetlerinin ve Dede lik kurumunun siyasallaþmasýnýn da rolü vardýr. Bu da ister istemez okumuþ, üniversiteli Alevî gençlerin Dede lere karþý sempati duymalarýný azaltmaya sebep olmuþtur. Bugün, modern eðitim ve kentleþmenin etkisiyle Alevî inancýnýn bel kemiðini oluþturan dinî otorite hususunda önemli bir yer deðiþtirme ve çözülme yaþanmaktadýr. Bu sebeple de dergi ye baðlý, kitabî unsurlarla donanýmlý yeni dinî bir otorite biçimi ortaya çýkmaya baþlamýþtýr. Artýk günümüz Anadolu Alevîliðinde dinî otorite Dede lerden Entellektüellerin inisiyatifine geçme gibi güçlü bir eðilim taþýmaktadýr. Bu durum Alevilikte, Dedelerin cemaat üzerindeki bilgi tekelinin kýrýlmasýna ve otoritelerinin sarsýlmasýna yol açmaktadýr. Sonuç olarak, eðer Alevî topluluklarýnýn dinî lideri konumunda olan Dede lere zamanýn þartlarýna uygun, çaðýn gerisinde kalmadan iyi bir dinî eðitim verilirse, tekrar onlar, Alevî toplumunun dinî-sosyal ihtiyaçlarýna cevap verebilecek bir konuma gelebilirler. Bir de Alevî teologlarý, dede - lerin soy a baðlý olma þartý üzerinde reform yapmayý düþünmelidirler. Dede lik kurumunun tekrar iþlevsel hale gelebilmesi için ölçü, ne olmalýdýr? sorusuna, eðer; bilgi, takvâ ve liyâkat gibi cevaplar verilir ve bu cevaplar istikâmetinde yeni bir yapýlanma içerisine girilirse, sanýrým, bir çýkýþ yolu bulunabilir. Doç. Dr. Þuayip Özdemir, Ýnönü Üniversitesi Avrupa Birliðine Giriþ Sürecinde Alevilerin Diyanet Ýþleri Baþkanlýðýnda Temsil Meselesine Bakýþý - Malatya Örneði Problem ve Amaç: Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý nýn; mezhepler, tarikatlar, cemaatler üstü bir yapýda kurulmuþ olmasý yanýnda, farklý dinsel anlayýþlara mensup olanlara da hizmet götürmeyi amaçladýðý yetkililerce her ortamda dile getirilmektedir. Birçok Diyanet Ýþleri Baþkaný, bu kuruluþun temsil kuruluþu olmadýðýný, bir hizmet kuruluþu olduðunu çeþitli vesilelerle dile getirmiþlerdir. Dolayýsýyla, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý içinde diðer mezhep, meþrep, cemaat ve tarikatlarýn temsil edilmemesi gibi, Aleviliðin temsilinin de söz konusu olmadýðý ifade edilmiþtir. Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý nýn; farklý mezhep, meþrep, cemaat ve tarikat mensuplarýnýn, devletten bekledikleri hizmetleri vatandaþlara ulaþtýran bir vasýta konumunda olduðu vurgulanmýþtýr. (Devamý 10. Sayfada) 11

12 SERÇESME 8-30 EYLÜL S. DEMÝREL ÜNÝVERSÝTESÝ - I. ULUSLARARASI BEKTAÞÝLÝK VE ALEVÝLÝK SEMPOZYUMU (Baþtarafý 9. Sayfada) Alevi kesimin Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý içinde temsil edilmesinin önündeki en önemli engellerinden birisi, bu konuda Aleviler arasýnda bir görüþ birliðinin bulunmamasýdýr. Bazý düþünürler; Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý nýn, kurulduðu dönemden bu yana, Aleviler aleyhine hiçbir hareketinin olmadýðýný, dinsel cemaatler ve tarikatlar aleyhine ise birçok rapor hazýrladýðýný belirtmektedirler. Dolayýsýyla, Alevilere devlet yönetiminin daha çok sahip çýktýðý dile getirilmektedir. Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý nýn, Alevilere hizmet vermediði anlayýþýnýn; Alevilerin, ibadetlerini ve ibadet yerlerini farklý bir çerçevede algýlamalarýyla ilgili olduðu da belirtilmiþtir. Aleviliðin, bir tarikat gibi ele alýnabilmesinin mümkün olduðu, zaten tarikatlarýn de Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý nýn hizmetlerinin dýþýnda kaldýðý ifade edilmiþtir. Ülkemiz Avrupa Birliðine girme süreci yaþamaktadýr. AB Komisyonunun 6 Ekim 2004 te yayýnladýðý Ýlerleme Raporunda Alevilerden Sünni olmayan azýnlýk þeklinde söz etmesi Alevilerle ilgili yukarýda ifade ettiðimiz tartýþmalarý yeniden alevlendirmiþtir. Yýllardýr ayný topraklarda birlikte yaþadýðýmýz bu kiþilerin azýnlýk olarak gösterilmesi oldukça manidardýr. Alevi vatandaþlarýmýzýn dinle ilgili sorunlarýný baþkalarýnýn telkinlerine gerek kalmaksýzýn kendi çaba ve gayretlerimizle çözmeliyiz. Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý, artýk Alevilerle ilgili olarak birtakým adýmlar atmalýdýr. Alevi vatandaþlarýmýzýn istekleri belirlenmeli ve bunun için yeni birtakým politikalar geliþtirilmelidir. Yaþayan Alevilikle ilgili geniþ çaplý alan araþtýrmalarý yapýlmalýdýr. Hangi bölgede hangi Alevilik anlayýþýnýn hâkim olduðu, bu sayede tespit edilir, gerek cami hizmeti ve gerekse de cami dýþý hizmetlerde bu kesimin istekleri uygun þartlarda yerine getirilebilir. Alevilikle ilgili objektif olarak kaleme alýnmýþ eserler yayýnlanmalý, Alevilerin özelliklerini ortaya koymak amacýyla konferans, panel türü aktiviteler düzenlenmelidir. Alevilerin yaþadýklarý yerleþim yerlerine; bilgi, görgü, diyaloga açýk olma ve yaþayýþ tarzlarý bakýmýndan üstün olan din görevlileri atanmalýdýr. Bu araþtýrmayla Malatya da yaþayan alevi vatandaþlarýmýzýn Diyanet Ýþleri Baþkanlýðýnda temsil edilme meselesine iliþkin görüþlerini ortaya çýkarmayý ve Alevilere yönelik din hizmetleri ile ilgili öneriler geliþtirmeyi amaçlamýþ bulunmaktayýz. Evren ve Örneklem: Malatya Alevi vatandaþlarýmýzýn yoðun olarak yaþadýðý illerden birisidir. Malatya da Alevilerin mensubu olduðu üç tane kuruluþ bulunmaktadýr. Bunlarý þu þekilde sýralayabiliriz: (1) Hacý Bektaþi Veli Kültür Merkezi Vakfý, (2) Cem Vakfý, (3) Zeynel Abidin Kültür Vakfý. Özellikle bu üç vakfa mensup olanlarý göz önünde bulundurarak evreni temsil edecek þekilde örneklem grubu oluþturulacaktýr. Yöntem: Alevi vatandaþlarýmýz arasýndan örneklem grubu seçilerek anket uygulanacaktýr. Ayrýca Alevilerle ilgili yazýlmýþ kitaplar, yapýlmýþ tezler incelenecek, ulaþýlan bulgular araþtýrmamýzda bilgi olarak kullanýlacaktýr. Doç. Dr. Fazlý Arabacý, Gazi Üniversitesi Farklýlaþma Ýçinde Bütünleþmenin Teolojik ve Sosyolojik Kemelleri Dünya da yeniden yapýlanmalarýn konuþulup tartýþýldýðý ve bunlara dayalý olarak içinde yaþadýðýmýz coðrafyanýn yeniden þekillenmesine yönelik her türlü göstergelerin müþahede edildiði bir dönemde, jeostratejik yönü oldukça önemli olan ülkemizin yeniden farklý düzeylerde sosyo-politik ve dinî olaylara maruz kalmasý kuvvetle muhtemel görünmektedir. Bu baðlamda yakýn geçmiþte Türkiye nin, gerek sosyo-politik ve ekonomik imkansýzlýklarý ya da ihmallere dayalý iç sebeplerden, gerekse bazý geliþmiþ ülkelerin ve yakýn komþularýn teþviki ile dýþ sebeplerden dolayý oluþan etnik bölücülükle karþý karþýya olduðu bilinen bir gerçektir. Diðer yandan ayný sebeplere dayalý veya bunlara ilave olarak baþka sebeplerle, temel gayesi barýþ ve bütünleþmeyi saðlamak olan din, mezhep çatýþmalarýyla, ideolojik yapýlanmalarla toplumsal barýþý ve bütünleþmeyi tehdit eden bir unsur haline getirilmeye çalýþýlmaktadýr. Acaba tarihi süreç içersinde Müslüman toplumlarý ciddi boyutlarda meþgul eden dinî farklýlaþma nýn sosyal çözülme ve bölünme açýsýndan ontolojik bir temeli var mýdýr? Baþka bir ifadeyle Vahiy anlamýnda dinin bizzat kendisi sosyal bölünmeleri teþvik etmekte midir? Yoksa sorun toplumsal, siyasi ve kültürel farklýlaþmalardan kaynaklanan epistemolojik farklýlýklara mý dayanmaktadýr? Diðer yandan yaþadýðýmýz çaðda küreselleþme politikalarýnýn felsefî arka planýný oluþturan post-modern, parçacý yaklaþýmlarýn bu ayrýþtýrmacý yapýlanmalardaki rolü nedir? Benim tebliðim birkaç soruyla dile getirdiðim problematike cevap ararken, dinde ve sosyo-kültürel mirasýmýzda bütünleþtirici öðelerin neler olduðu ve bunlarla ilgili nelerin yapýlabileceði üzerine olacaktýr. Doç. Dr. Osman Egri, Gazi Üniversitesi Kitâb-ý Cabbar Kulu nda Din Eðitimi Unsurlarý Cabbar Kulu Kitabý, Alevîlik-Bektaþîliðin klasik kaynaklarýndandýr. Bu eser, daha önce Can Yayýnlarý tarafýndan yayýnlanmýþ, ancak okunan nüsha veya nüshalardan hiç bahsedilmemiþtir. Bu yüzden yapýlan yayýnýn bilimsel bir deðeri bulunmamaktadýr. Ýkinci olarak, Sivas ta Saim Kaptan tarafýndan yayýnlanmýþtýr. Edisyon kritik þeklindeki bu çalýþmada en eskisi 150 yýl önce yazýlmýþ olan beþ nüsha esas alýnmýþtýr. Benim bulduðum Çorum Dodurga Mehmet Dede Tekkeköy Cabbar Kulu Kitabý nüshasý 270 yýllýk, Amasya Gümüþhacýköy Karaköy nüshasý ise, 170 yýllýk bir geçmiþe sahiptir. Bu iki nüshanýn karþýlaþtýrmalý çevirisini bitirmiþ bulunmaktayým. Yaptýðým incelemede, Sivas ta yayýnlanan çalýþmada bazý eksiklikler olduðu görülmüþtür. Uluslararasý Bektaþilik Alevilik Sempozyumu I de sunmayý düþündüðüm tebliðde 270 yýllýk nüsha esas alýnarak, eserin içersindeki din eðitimi unsurlarý analiz edilecektir. Eser, klasik bir ahlâk kitabýdýr. Eserde Bektaþî derviþlerinin inanç, ibadet ve daha çok da ahlâk açýsýndan eðitimlerinin hedef alýndýðý görülmektedir. Eserdeki konuþmalar, ekseriyetle Hazreti Peygamber ve Hazreti Ali arasýnda geçmektedir ki, bununla iki din büyüðü arasýndaki yakýnlýk, Hz. Ali nin bütün ilimleri bizzat Hazreti Peygamber den almýþ olduðu mesajý verilmek istenmiþ olabilir. Her bab ve faslýn sonunda konu ile ilgili bir duâ cümlesi yer almaktadýr. Dualarýn kabulü için Allah ýn sevdiði kiþilerin anýlmasý, Alevî-Bektâþî geleneðinde sýkça karþýlaþýlan bir durumdur. Eserde, canlý-cansýz her nesne, konuþturulmaktadýr. Eser, bir nevi fabl görünümündedir. Bu yolla dinî ve ahlâkî eðitim yapýlmaktadýr. Benzetmeler, insanlarýn en yakýnlarýnda bulunan nesnelerden seçilmekte; diyaloglar onlara yaptýrýlmaktadýr. Böylece önemli bir din öðretimi ilkesi olan; somuttan örneklerden soyut kural ve genellemelere ulaþma ilkesine uyulduðu gözlenmektedir. Meselâ; ucub, doðruluk, alçakgönüllülük gibi soyut kavramlar somuta indirgenerek öðretim konusu yapýlmaktadýr. Bu yaklaþým, antropolojik açýdan da önemlidir. Ýnsanýn eþya ve olaylara, tabiî çevresine yabancýlaþmasýný da önleyici bir fonksiyon icra edebilir. Zira insan Cabbar Kulu Kitabý okuyunca, ahlâkî ve dînî ilkeleri fýsýldayan bir tabiî çevre içersinde kendisini bulmaktadýr. Bu durum, insanýn çevresi ile bütünleþerek yalnýzlýk ve yabancýlaþmadan kurtulmasýna katkýda bulunabilir. Böylece eðitim sürecine süreklilik kazandýrýlmak da istenmiþ olabilir. Bazý bablarda nesneler bir nevi mahkeme edilmekte, haklý ile haksýz araþtýrýlarak bulunmaktadýr. Hem suçlayan, hem de suçlanana söz hakký verilerek, en doðru bulunmaya çalýþýlmaktadýr. Burada bir hukuk eðitiminden söz edilebilir. Olaylarýn iþlenme tarzý, bir tarafý dinleyerek karar verilmemesi mesajýný içermektedir. Ýnsanýn iç dünyasýndaki iyi ile kötünün çekiþmesi anlatýlarak bir nevî din psikolojisi analizi yapýlmaktadýr. Eserde, amelsizlikten inançsýzlýða kadar giden süreç dramatize edilerek açýklanmaktadýr. Þeytanýn insaný nasýl aldattýðýný çeþitli örnekler verilerek anlatýlmaktadýr. Ýtikadý, kelâmî meseleler, çeþitli somut örnekler verilerek iþlenmektedir. Dinî duygularýn ve þeytanî davranýþlarýn ortaya çýkmasý sürecinde yaþananlar çeþitli benzetmeler vasýtasýyla gözler önüne serilmektedir. Bir insan Allah ýn yoluna nasýl girer; þeytanýn yoluna nasýl girer sorularýna eserde cevap bulmak mümkün olmaktadýr. Sonuç olarak tebliðimde, 270 yýllýk el yazmasý nüshadan hareketle, didaktik ve pedagojik bir din ve ahlâk eðitimi kitabý muhtevasýna sahip olan Cabbar Kulu Kitabý nýn Din Eðitimi Unsurlarý açýsýndan analizi yapýlacaktýr. 12 Sayý 16

13 8-30 EYLÜL S. DEMÝREL ÜNÝVERSÝTESÝ - I. ULUSLARARASI BEKTAÞÝLÝK VE ALEVÝLÝK SEMPOZYUMU Sempozyumun Amacý ve Kapsamý Þöyle Belirtilmiþti: Yard. Doç. Dr. Selim Eren, Cumhuriyet Üniversitesi Türklerin Farklý Din Anlayýþýna Sahip Olmalarýnýn Tarihsel ve Sosyolojik Arkaplaný Günümüzde, Alevilik ve Bektaþilik konularý medyada tartýþýlýrken, genelde yapýlan bir hata, bu olgunun sanki günümüzde ya da günümüze yakýn bir zamanda ortaya çýkmýþ gibi sunulmasýdýr. Bu, bizim tarih bilincimizin ve tarihi doðru algýlayacak bilgi donanýmýmýzýn yetersizliðine iþaret eden bir göstergedir. Yukarýda baþlýðý yazýlan tebliðde, Türk din anlayýþýnýn oluþumuna kaynaklýk eden Ýslam öncesi dini yapýya kýsaca deðinilecek, arkasýndan Türklerin Müslüman olmasý süreci incelenecektir. Bu çerçevede, Türklerin hangi yollardan ve hangi din anlayýþý aracýlýðýyla Ýslam la tanýþtýklarý ve bu tanýþýklýðýn tarih içerisindeki farklý þekillenmelerine vurgu yapýlacaktýr. Bu durum, Türklerin günümüzde niçin bir kýsmýnýn Sünni, bir kýsmýnýn Alevi ya da Bektaþi olduðunun anlaþýlmasýnda önemli bir noktadýr. Türklerin tarihsel süreç içerisinde benimsedikleri farklý din anlayýþlarýndan, Sünnilik, Batýnilik, çeþitli tarikatlara mensubiyet vb. konulara deðinilerek, günümüz Türk insanýnýn din anlayýþ ve yaþayýþýna etkide bulunan tarihsel ve sosyolojik etkenler üzerinde durulacaktýr. Yine, Türk din tarihindeki dini anlayýþtaki deðiþimlere ve bunlara etki eden politik, sosyolojik etkenlere vurgu yapýlacak, bu durumun günümüzde hangi noktaya geldiðine deðinilecektir. Yard. Doç. Dr. Hüseyin Özcan, Fatih Üniversitesi Alevi-Bektaþî Þiirinde Âdâb ve Erkân Bektaþî anlayýþýnýn en yaygýn þekilde iþlendiði edebi ürün þiirdir. Bektaþî topluluklarý arasýnda okunan nefeslerle ilâhî bir boyut kazanan bu þiirler günümüze kadar soluðunu devam ettirerek gelmiþtir. Bektaþîliðin diðer anlayýþlara göre daha fazla yayýlmasý ve zamanýmýza kadar bu anlayýþýn taþýnmasýnda en önemli etkenlerden birisi de bu anlayýþýnýn güçlü ve zengin edebiyatýndan kaynaklanmaktadýr. Sözlü kültürle geliþen sonradan yazýlý hale gelen velâyetnameler ve Hacý Bektaþ Velî ye ait olduðu ifade edilen eserler dýþýnda gerek bu anlayýþýn tarihi geçmiþi gerekse Hacý Bektaþ Velî hakkýnda yeteri kadar kesin bilgilere ve kaynaklara sahip deðiliz. Bu anlayýþ konusunda bize bilgi verebilecek en zengin kaynak asýrlarca bu düþünceye mensup halk þairlerince seslendirilen Alevî/Bektâþî þiirleridir. Çoðunlukla saz eþliðinde tarikâtýn âdâb ve erkânýna ait kavramlarýn iþlendiði bu þiirler Bektâþîliði kitlelere ulaþtýrmada aktif rol oynamýþlardýr. Halkýn yüzyýllar boyunca sözlü kültürle aþina olduklarý bu þiirler onlara hep yakýn olmuþtur. Bu düþünceye mensup þairler yüzyýllar boyunca yazdýklarý deyiþ ve nefeslerle bu anlayýþý hep canlý tutmasýný bilmiþlerdir. Çalýþma ile genel olarak üzerinde bir takým ideolojik gayelerle zaman zaman aslýndan uzaklaþtýrýlmak istenen Alevî/Bektâþî anlayýþýný en saf ve sade bir þekilde asýrlarca aktarýlarak gelmiþ þiir perspektifinden bakarak þiir kaynaðýna dikkat çekilmiþ, Bektâþi tarîkâtýyla doðrudan ilgili olan erkâna ait belli baþlý kavramlar incelenerek Alevi/Bektaþi þairlerin þiirleriyle erkaný ele alýþlarý örneklenmiþtir. Yard. Doç. Dr. Rabia Uçkun, Ege Üniversitesi Alevi-Bektaþi Geleneðinde Nevruz Kutlamalarý Bayramlar, bir milletin mitolojisinin, tarihinin, kültürünün, fikrî yapýsýnýn kaynaþmýþ bir bütün halinde yaþandýðý ve millî karakterin riyasýz olarak yaþatýldýðý birlik, kardeþlik ve sevinç günleridir. Bayramlar fertleri bir araya getirir, toplumsal baðlarý güçlendirir. Nevrûz da, halkýn ortak duygu ve düþüncelerini dile getiren, toplumu ayný amaç ve idealler için birleþtiren, Türk kültürünün korunup yaþatýlmasýnda önemli bir yeri olan mevsimlik törenlerimizden, bayramlarýmýzdan biridir. Ýslamiyet öncesi bahar kutlamalarý yapan Türkler, bu kutlamalarý Nevruz adýyla daha sonra da sürdürmüþlerdir. Nevruz, sosyal ve fizikî coðrafyadaki egemen kültürün yüklediði anlama göre þekillenmiþtir. Dolayýsýyla her toplum Nevruzu kendi deðerleriyle anlamlandýrarak millî kültürlerinin bir sembolü haline getirmiþtir. Her sosyal grubun kutlama þekilleri de Nevruzun içeriðini farklý kýlmaktadýr. Avrupa Birliðine giriþ sürecinde Bektaþîleri ve Alevîleri, Hacý Bektaþ Veli'ye baðlýlýk ekseninde geçmiþten günümüze farklý perspektiflerle bilimsel platforma getirmektir. Sempozyumun amacý, Türkiye ve diðer ülkelerdeki konunun uzmanlarý ile Alevi-Bektaþi gelenekten gelenlerin yer aldýðý bilimsel bir platformda Alevilik-Bektaþiliðin tarihi, bugünü Türkiye ve Türkiye dýþýnda yaþayanlarýnýn problemlerini ele almak ve çözüm yollarýna katkýda bulunmaktýr. Bildiride, Alevî-Bektaþî inançlarý ve pratikleri göz önünde tutularak Nevruzun kazanmýþ olduðu anlam üzerinde durulacaktýr. Nevruz, Alevî- Bektaþî geleneðinde Hz. Ali nin doðum günü ve halife tayin edildiði gün, Hz. Fatma ile evlendiði gün, Hz. Hasan ve Hüseyin in doðduðu gün ve Kerbelâ hadisesinin cereyan ettiði gün olarak kabul edilmektedir. Buradan hareketle Alevî-Bektaþî geleneðinde sürdürülmekte olan Nevruz kutlamalarý anlatýlacak, Nevruzun anlam ve önemi vurgulanmaya çalýþýlacaktýr. Bildirinin sonunda, Nevruzun ister dinî ister din dýþý bir ritüele dayansýn, bir kültür veya folklor unsuru olarak toplumu belli deðerler etrafýnda birleþtirdiði ve kültürün derinliklerindeki bir olayý kaynak göstererek bayram þeklinde kutlandýðý sonucuna varýlacaktýr. Yard. Doç. Dr. Hülya Küçük, Selçuk Üniversitesi Cumhuriyet Döneminde Bektaþilik Bektaþîliðin kaldýrýlmasýndan sonra, Bektaþî tekkelerin baþýna genelde Nakþî veya Halvetî þeyhler atanýr olmuþtu. Salih Niyazi Baba (v.1941, Kilerevi Babasý/Dedebaba), Nakþî þeyhin görevinin, iki tarafýn (yani Çelebiler ve Babalarýn) haklarýný gözetmek ve onlarýn doðru yoldan (yani, Ýslam dan) sapmalarýný önlemek olduðunu söyler. Kolayca anlaþýlacaðý üzere, ana tekkede Nakþî þeyhle birlikte üç þeyh vardý: 1) Çelebiyân kolunu temsilen, Cemâleddîn Çelebi ve ondan sonra, tarikatlarýn 1341/1925 de kapatýlýþýna kadar, Veliyyeddin Çelebi ( ); 2) Babagân kolunu temsilen, Salih Niyazi Baba, Kilerevi Babasý (ki Dedebaba olarak kabul ediliyordu); 3) Nakþîleri temsilen Þeyh Hacý Hasan Efendi. Hacý Hasan Efendi, buraya 1334/1918 de tayin edilmiþ ve orada 19 ay (yani, 1335/1919 a dek) kalmýþtý. Tebliðimizde bu üç þeyh denetimindeki ana tekke ve diðer Bektaþi tekkeleri hakkýnda deðerlendirmeler yer alacaktýr. Milli Mücadele Sonrasý Bektaþîlerin varlýðýna raðmen hiçbir Bektaþinin Millî Mücadele den sonra baþlayan reformlara karþý gelmediði ve bütün Bektaþîlerin cumhuriyetin seküler politikalarýný destekledikleri þeklinde yanlýþ bir kaný vardýr. Besîm (Atalay) ýn, kendi ifadesiyle yazmak için on beþ yýlýný harcadýðý ünlü kitabý Bektâþîlik ve Edebiyâtý, (Ýst., 1340: Matbaa-yý Âmira), Hâkimiyet-i Milliye de 24 Þubat 1340 (1924) den itibaren tefrika halinde verilmeye baþlanmýþtý. Kitap Bektaþîliðin ortaya çýkýþý, geliþmesi ve o zaman içinde bulunduðu kötü durumla ilgili idi. Gazetenin yazarlarýndan Abdülfeyyaz Tayyar Tevfik, bu kitabýn, memleketin manevî yapýsý ile ilgili araþtýrmalara ne denli ihtiyaç duyduðunu gösterdiðini, zira memleketin sadece maddî deðil ayný zamanda manevî kaynaklarla da yönetildiðini, tekkelerin eðitim ve öðretim yerleri olmalarý lazým gelirken tarikatlarýn Allah adýna bid atler uydurduðunu, ama sufizme saldýrmak yerine, onun sosyal çeþitliliðe sunduklarýný tanýmak açýsýndan üzerinde etüd etmeye daha çok ihtiyaç olduðunu belirtiyordu. Besim Atalay, o zaman ki Bektaþîliðin Ýslam ve Türk kültürünün kabul edebileceði sýnýrlarý çoktan aþtýðýný ve reforma gerek duyduðunu düþünmekteydi. Kasým

14 SERÇESME Alevi Akademisi kýsa bir süre önce satýn aldýðý Bremen merkezdeki yerini görkemli bir açýlýþ töreniyle hizmete açtý. Açýlýþa Bremen Belediye Baþkaný Jens Böhrnsen; Eski Bremen Belediye Baþkaný Dr. Henning Scherf; Bremen Üniversitesi, Dinler Bilimi ve Araþtýrma Enstitüsü kürsü Baþkaný Prof. Dr. Christoph Auffarth; Erfurt Üniversitesi, Max-Weber Koleji, Kültür ve Sosyal Araþtýrma Enstitüsü nden Prof. Dr. Hans G. Kippenberg; Max-Planck-Enstitüsü, Antropoloji Araþtýrma Enstitüsü nden Dr. Krisztina Kehl; Bremen Üniversitesi nden Prof. Dr. Yasemin Karakaþoðlu; Bremen Belediyesi nden Dr. Helmut Hafner; Eski Federal Göç ve Uyum Sorumlusu Marieluise Beck; Eskiþehir Anadolu Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü nden Doç. Dr. Yaðmur Say; Ýstanbul Bilgi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü nden Doç. Dr. Bülent Bilmez; Münih Üniversitesi, Türkoloji Enstitüsü nden Doç. Dr. Özgür Savaþçý ve Yazar Dr. Ýsmail Kaygusuz olmak üzüre konuþmacý olarak katýldýlar. Sunuculuðunu gazeteci ve TV sunucusu Atilla Vurgun un Almanca ve Türkçe yaptýðý açýlýþa Almanya nýn dört bir tarafýndan ve Hollanda baþta olmak üzere, diðer Avrupa ülkelerinden kiþi, kurum, kuruluþ ve örgüt temsilcileri de konuk olarak katýldý. Açýlýþ töreninde ilk konuþmayý yapan Bremen Cemevi Baþkaný Tekin Baytekin yaptýðý konuþmada, Bremen de satýn aldýklarý binaya destek sunanlara þükranlarýný sunarak, bu cemevi nin eyalet ve belediye tarafýndan destek olunmasý neticesinde hizmete açýlmasýnýn entegrasyona büyük bir katký saðladýðýný belirtti. Daha sonra kürsüye gelen Alevi Akademisi Baþkaný Mustafa Düzgün yaptýðý konuþmada Akademinin kuruluþu ve geliþimi hakkýnda bilgi vererek, sözlerini þöyle sürdürdü: Bilim Kurulu Baþkan: Doç. Dr. Özgür Savaþçý Üyeler: Prof. Dr. Cengiz Güleç Prof. Dr. Ýþaya Üþür Doç. Dr. Yaðmur Say Yrd. Doç. Dr. Bülent Bilmez Dr. Kristina Kehl Dr. Ýsmail Kaygusuz Enis Emir Mustafa Düzgün BREMEN DE ALEVÝ AKADEMÝSÝ NÝN VE CEMEVÝNÝN AÇILIÞI YAPILDI Alevi Akademisi Görkemli Bir Törenle Açýldý Hakký Þahin Alevi Akademisi ve Cemevi nin Açýlýþ Töreni 3 Aralýk 2005 Tarihinde Bremen de yapýldý. Açýlýþa Bremen Eyaleti ve Belediye Yöneticileri ile Bremen Üniversitesi nden ve Türkiye den Öðretim Üyeleri Katýldý. Alevi Akademisi nin Bilim ve Yayýn Kurullarý Kuruldu. Yayýn Kurulu Doç. Dr. Yaðmur Say Dr. Kristina Kehl Dr. Ýsmail Kaygusuz Dr. Özgür Savaþçý Ýsmail Bulut Mustafa Düzgün Kýsa bir süre önce resmi makamlar, Bremen eyaletinde yaþayan çeþitli inanç gruplarýnýn kendilerini rahatça ifade edebilmeleri amacýyla Alevi toplumunun sorunlarýný çözmeyi de gündemlerine aldýlar. Böylece Bremen Üniversitesi Rektörlüðü, Bremen Eyalet Yönetimi ve Bremen Alevi Evi, Alevi Akademisi Merkezi nin Bremen e taþýnmasýný önerdiler, bizler de bu öneriyi, Alevi Akademisi olarak oldukça samimi bulduðumuz için kabul ettik. Alevi Akademisi nin Bremen Üniversitesi ile bundan böyle çalýþmalarýn iþbirliði halinde yürütülmesi kararlaþtýrýlarak, oluþturacaðýmýz Bilim Kurulu ile araþtýrma, yayýn ve benzeri etkinlikleri kapsayan çok sayýdaki projeler kapsamýnda birlikte çalýþmalar yürüteceðiz. Daha sonra kürsüye gelerek söz alan Bremen Belediye Baþkaný Jens Böhrnsen yaptýðý konuþmada, Akademi ve Cemevi binasýnýn Bremen de hem de þehir merkezinde bulunmasundan duymuþ olduðu memnuniyeti belirterek, bu benim buraya geliþimin ilki olmayacaktýr diyerek, kurulan diyaloðu daha da güçlendirerek sürdüreceklerini, farklý kültürleri tanýmalarýnýn kendileri için zenginlik kabul ettiklerini vurgulayarak, yeter ki burada güzel çalýþmalar yapýn, bizler daima yanýnýzda olacaðýz dedi. Diðer konuþmacýlarýn da verdikleri mesaj daima ortak entegrasyondan ve bundan böyle burda uyumlu bir þekilde yaþamaktan bahsedilerek, bundan kork sene önce bir traktör parasýný kazanmak için gelen göçmenlerin, artýk buranýn bir parçasý olduklarýný, artýk burda misafir olmadýklarýný ve buranýn yerlileri olduklarýný anlamalarý gerektiði, vurgulananlar arasýnda idi. Saat 13:00 da baþlayan açýlýþ töreni 15:30 a kadar sürdü ve ardýndan da bir kokteyl ile konuklar 400 m2 kullaným alanýna sahip olan Alevi Akademisi gezdirildi, Þah-ý Merdan Ali Kütüphanesi ve Arþivi, Þah Ýsmail Hatayi Konferans Salonu, iki odalý Seyyid Ý. Nesimi Dershanesi tanýtýldý. Daha sonra ise saat 18:00 de düzenlenen konsere geçildi. Bin beþyüzü aþkýn katýlýmýn olduðu gecede Musa Eroðlu, Hasan Ali Ýçlek, Gani Cansever, Hayri ve Azem ve Alevi Evi Korosu sahneye çýktýlar. Ýki saate yakýn sahnede kalan Musa Eroðlu nun seslendirdiði türküler dinleyicileri kendilerinden geçirdi. Gece, geç saatlere kadar sürdü. 4 Aralýk günü Alevi Akademisi Yönetim Kurulu öðretim üyeleriyle bir toplantý yaptý ve yanda adlarý yazýlý olan Bilim ve Yayýn Kurulu oluþturuldu. ALEVÝ AKADEMÝSÝ/ALEVITISCHE AKADEMIE Breitenweg Bremen - Deutschland Tel: +49.(0) Fax: +49.(0) Sayý 16

15 Alevi Akademisi nin Baþkanýndan Mektup Var Mustafa Düzgün, Akademi Baþkaný, Bremen, 13 Aralýk 2005 Saygýdeðer Dostlara! Bilindiði gibi Akademi miz, geçen Aðustos ta anahtar teslimi yapýldýktan sonra baþlatýlan onarým ve tadilat iþlemlerini en kýsa zamanda tamamlayarak, 3 Aralýk 2005 tarihinde Bremen deki yeni merkez binasýný görkemli bir tören ve müzik þöleni ile hizmete açtý. Binden fazla insanýn katýldýðý geceyi taçlandýran ünlü sanatçý Musa Eroðlu ve diðer sanatçýlar büyük bir dikkat ve özenle izlendiler. Açýlýþ; Bremen in eski ve yeni eyalet ve üniversite yöneticilerinin hemen hemen ful kadro halinde katýlýmlarýyla geçekleþti. Yaptýklarý konuþmalarda, þimdiye kadar olduðu gibi bundan sonra da Alevilerin etkinliklerine sýcak ilgi göstereceklerini vurgulayarak, çaba ve çalýþmalarýmýzý kutladýlar... Akademi katý ziyaret edilerek, Þah-ý Merdan Ali Kütüphane ve Arþivi, Seyyid Ýmadettin Nesimi Dershanesi, Þah Ýsmail Hatayi Konferans Salonu ve diðer bölümleri sempatiyle gözlendi. Binanýn yapýmý esnasýnda bizzat çalýþarak veya parasal katkýlarda bulunarak yükümüzü hafifleten dost ve üyelere, iþadamý ve özverili canlara ne kadar teþekkür etsek azdýr! Deðerli Dostlar! Akademi Yönetim Kurulu, açýlýþýn ertesi günü Türkiye, Ýngiltere ve Almanya nýn çeþitli yerlerinden gelen bilim adamý ve uzmanlarla bir toplantý düzenleyerek, ortaya çýkan yeni olanak ve gereksinimleri dikkate alarak yapýlacak yeni yapýlanmayý deðerlendirdi. Bununla baðlantýlý olarak þu kararlarý aldý: 1) Bundan böyle Kütüphane ve Arþivimiz, Alevi Akademisi Þah-ý Merdân Ali Kütüphane ve Arþivi; Konferans Salonumuz, Alevi Akademisi Þah Ýsmail Hatayi Konferans Salonu; bir dershanemizin de Alevi Akademisi Seyyid Ýmadettin Nesimi Dersanesi olarak adlandýrýlmalarý kararlaþtýrýlmýþtýr. 2) Sayýn Musa Eroðlu nun yönetimi ve sorumluluðu altýnda ve yüksek statülü bir Müzik Okulu nun açýlmasýna karar verilmiþtir. 3) Bir süreden beri Arapça, Farsça ve Osmanlýca dan çevirileri yapýlan ve yapýlmakta olan, Aleviliðin en eski ve temel kaynaklarýnýn basýmýný gerçekleþtirmek amacýyla gerekli olanaklarýn saðlanmasý için kapsamlý bir çalýþma baþlatýlmalýdýr. Bu; Aleviliði sözel kültür derekesine indiren kimi maksatlý yaklaþým ve politikalarýn savunucularýnýn yanýldýklarýný ortaya koymayý kolaylaþtýracak, çalýþmalarýn saðlam bir zemin üzerinde ve doðru yolda geliþmesini saðlayacaktýr. 4) Çalýþmalarý birkaç yýl önceye uzanan, yýlda birkaç sayý olmak üzere, bilimsel ve kapsamlý bir kitap-derginin yayýnlanmasý kararlaþtýrýlmýþtýr. 5) Aþaðýda adý geçen bilim adamý ve uzmanlardan oluþan bir Bilim Kurulu kurulmuþtur. (Liste yan sayfamýzdadýr.) Alevi Akademisi Bilim Kurulu Baþkanlýðý görevine Doç. Dr. Özgür Savaþçý seçilmiþtir. 6) Yine aþaðýda adý geçen kiþilerden bir Alevi Akademisi Yayýn Kurulu oluþturulmuþtur. (Liste yan sayfamýzdadýr.) 7) Avrupa ve Türkiye de gereken saygýnlýk ve güvene mazhar olmuþ þahsiyetlerden meydana gelen bir Alevi Akademisi Danýþma Kurulu nun oluþturulmasý amacýyla gerekli giriþimlerin baþlatýlmasýna karar verilmiþtir. Kamuoyun bilgisine iletir, dostça selam ve saygýlarýmýzý sunarým. Mustafa Düzgün açýlýþ töreninde Bremen Belediye Baþkaný Jens Böhrnsen ile Mustafa Düzgün açýlýþ töreninde konuþurken Alevi Akademisi Bilim Kurulu Baþkanlýðý görevine getirilen Doç. Dr. Özgür Savaþçý açýlýþ töreninde konuþurken Kasým

16 SERÇESME ALEVÝ AKADEMÝSÝ VE CEMEVÝNÝN 3 ARALIK TA BREMEN DE YAPILAN AÇILIÞ TÖRENINDE YAPILAN KONUÞMA Alevi-Bektaþi Ýnanç Toplumunun Avrupa Birliði Sürecinde Güncel Durumuna Genel Bakýþ, Görüþ ve Öneriler Ýsmail Kaygusuz Fransa Olaylarý ve Köktendinci Tehlike Paris te yaþanan olaylar, bizce Avrupa ülkelerinde gizli ve açýk ýrkçýlýðýn yaný sýra dinsel þovenizmin de giderek yükselmiþ olmasýnýn sonuçlarýdýr. Fransa ya özgü deðildir, önlemler alýnmazsa baþkalarýna da sýçrama olasýlýklarý vardýr. Bu ülkelerin vatandaþlarý ve yönetimleri kendi (etnik temel yapýsýyla birlikte) baskýn din ve inançlarýnýn -hangi nedenlerden olursa olsun- yan yana yaþadýðý yabancý insanlarýnkiyle eþit görmeyip, daha yüksek deðerde olduðunu varsayarak, onlarý aþaðýlamayý-hor görmeyi sürdürür, gerekli toleransý yitirirse; dolaylý olarak varlýklarýyla dahi ülke ekonomisinin geliþmesine, refahýnýn yükselmesine katkýda bulunan bu insanlara refahtan pay verilmezse diðer Avrupa ülkelerine sýçramalarý kaçýnýlmazdýr. Kuþkusuz ýrkçý ve dinsel þoven kaygýlarla hareket etmeyen ve genelde ülkenin refahýndan daha az pay alan, ekmeðimi yabancýlar elimden alýyor, onlarýn yüzünden iþsiz kalýyorum bahanesiyle sýradan vatandaþlarda geliþmiþ yabancý düþmanlýðýný (zenofobi) da göz ardý etmemek gerekir. Bu genel nedenler, özellikle de entegrasyona direnen göçmen asýllý gençleri, kendi din ve inançlarýna sýðýnarak pasif direniþ ve savunmadan baþlayýp, köktendinci akýmlarýn içinde en uç noktalara kadar savrulmasýna, yani kendi dini -açýkçasý köktendinci- radikal Ýslamiyet dýþýndaki din ve inançlara mensup olanlarý kâfir görerek katli vaciptir e kadar ulaþtýrýp, cihad terörizmine bulaþtýrabilme potansiyeline sahiptir. Ortodoks Ýslam anlayýþýna, yani Sünnilik ve Þiiliðe aykýrý geliþmesini sürdürmüþ ve Ýslam dininin bâtýni yorumu olan Alevi-Bektaþi inancý, dindeki cihad kavramýný, kiþinin kendi nefsiyle-özbenliðiyle vermesi gereken bir savaþým olarak algýlamýþ ve uygulanmasýný öngörmüþtür. Hangi ulustan, hangi din ve inançtan olursa olsun insanlarý sevmeyi, onlara eþit gözle bakmayý yetmiþ üç millete tek nazarla bak ; birey olarak hiç kimseye zarar vermeme ve incitmemeyi, baþkasýna ait olan þeye el uzatmamayý, kendi emeðiyle geçinmeyi ve herkesi kendisi gibi bilmeyi, düþmanýný bile sevmeyi eline, beline, eþine ve aþýna sadýk ol, kendi nefsine yapýlmasýný istemediðini, baþkasýna yapma, incinsen de incitme biçiminde yol ve ahlak ilkelerine baðlý ailelerde yetiþme þansýný yakalamýþ Alevi gençler köktendinci tehlikenin dýþýndadýr ve söz konusu bile edilemez. Ancak kendi tarihini, öz inancýnýn yol ve erkânýný tanýmayan, kýsacasý inançsal baðlamda Alevice yaþama formasyonu alamamýþ gençlerimiz için bu tehlike her zaman vardýr; gençlerimiz üzerine eðilmek zorundayýz. Her Düþünce ve Ýnanca Hoþgörü ve Çaðdaþ Anlayýþla Yaklaþmak Uygar Olmanýn Gereðidir Ýçinde yaþadýðýmýz bilgi ve iletiþim çaðý 21.yüzyýlda, çaðýmýza uygun dinler arasý diyalog kurulamýyorsa, egemen ortodoks dinlerin önderleri ve mensuplarýnýn iktidara getirdiði yönetimlerin diðer dinlere ve ortodoks olmayan, doðru deyimle heterodoks inançlara çaðdaþ deðil, ortaçað anlayýþýyla baktýðý, aþaðýladýðý içindir. Eðer hala dýþýnýzdaki farklý din ve mezheplere hoþgörü göstermiyor, bu inanç sistemleri için kitaplarýnýzda, yazý ve konuþmalarýnýzda hala sapkýn, Rafýzi, bidat, zýndýk nitelemelerini kullanýyorsanýz böyle bir diyalogu gerçekleþtirmeniz olasý deðildir. Hiç bir kimsenin, bir baþkasýnýn din ve inançlarýna saygýsýzlýk etmesi, aþaðýlamasý, kara çalmasý biçiminde bir davranýþ göstermeye hakký yoktur; bu tutum çaðýmýzýn insan haklarý, düþünce ve inanç özgürlüðü ve demokrasi anlayýþýna aykýrýdýr. Türkiye de Yaþananlara Gelince Biz kendi ülkemizde, Türkiye de, ülke nüfusunun üçte birini oluþturan koskoca Alevi-Bektaþi inanç toplumu olarak bu saygýsýzlýðý, kara çalmalar ve aþaðýlanmalarla birlikte yok sayýlmýþlýðý yaþýyoruz. Baþbakandan, bakanýndan tutunuz, laik bir cumhuriyette bulunmamasý gereken bir ortaçað kurumu, Þeyhülislamlýðýn devamý ve bir teolojik yapýlanma olan Diyanet Ýþleri Baþkanýna, anlý þanlý ilahiyatçýlarýna kadar her kürsüye çýkan, verdikleri demeçlerde Aleviliðin bir inanç deðil 16 Sayý 16

17 Aleviliðin Ýslam la, dolayýsýyla Kuran la ve de tanrýsal mazhar görülen Ali ile iliþkisini kesen; Muhammed peygamberden binlerce yýl önce ortaya çýktýðýný ve hatta Horasan dan Türkler tarafýndan getirtilip Anadolu da Ýslam ýn içine sokulduðunu; Alevilerin Allah-Muhammed-Ali ve Ehlibeyti zikretmelerinin, dillerinden düþürmemelerinin takiyeden ibaret olduðunu ileri süren; tarihsel bilgilerden zerrece nasip almamýþ saçma görüþlerin bizzat bazý Alevi kitle örgütleri ve vakýflarýndan gelmiþ olmasýna akýl sýr eresi deðil. sadece kültür olduðunu söylemektedir; dolayýsýyla toplu ibadetlerimiz cümbüþ-eðlence, Cemevlerimiz ise ibadet deðil cümbüþ ve eðlenme yeridir onlara göre. Ýnkarcý-yok sayýcý ve asimilasyoncu devlet ve hükümet politikalarý çerçevesinde, týnaz makinasýna doldurmuþ harman savurur gibi savuruyorlar bizi. Elekten geçen taneler, kendilerini devletin temel felsefesi Türk-Ýslam anlayýþýna uygun olan Ýslam ýn özü kabul ederek, sözde birlik, beraberlik adýna, namaz da niyaz da oruç ta bizim, Sünnilik ne Alevilik ne? Hepimiz Türküz hepimiz kardeþiz diyenlerdir. Bunlar Aleviliðin özüne yabancýlaþma ve asimilasyonun eþiðindedirler. Harman makinasýnýn kanatlarýnýn yaptýðý rüzgarla uçuþan dövülmüþ buðday saplarýnýn oluþturduðu büyük saman yýðýný ise, makinanýn önünü ve üstünü kapatmasýn diye tahta yabalar ve týrmýklarla karýþtýrýlýp daðýtýlmaktadýr. Yani Alevi-Bektaþi halk yýðýnlarýnýn demokratik kitle örgütleri, dernekler ve vakýflarýn daðýtýlýp birbirine düþürülmesi için Avrupa da ve Türkiye de büyük çaba harcanmaktadýr. Sünniliðin, Þiiliðin tanýmlarýný yapma ihtiyacý hiçbir þekilde duyulmazken, her nedense devlet ve hükümet temsilcileri dâhil olmak üzere, diyanetçisinden ilahiyatçýsýndan tutunuz da vakýf ve örgüt baþkalarýna dek herkes-hepimiz Aleviliði tanýmlama yarýþýna girdik. Aleviliðin Ýslam la, dolayýsýyla Kuran la ve de tanrýsal mazhar görülen Ali ile iliþkisini kesen; Muhammed peygamberden binlerce yýl önce ortaya çýktýðýný ve hatta Horasan dan Türkler tarafýndan getirtilip Anadolu da Ýslam ýn içine sokan; Alevilerin Allah-Muhammed-Ali ve Ehlibeyti zikretmeleri, dillerinden düþürmemelerinin takiyeden ibaret olduðunu ileri süren; tarihsel bilgilerden zerrece nasip almamýþ saçma görüþlerin bizzat bazý Alevi kitle örgütleri ve vakýflarýndan gelmiþ olmasýna akýl sýr eresi deðil. Öbür yandan Aleviliði Þiilikle birleþtirmeðe, Sünniliðe yamamaya çalýþanlar da her türlü araçlarý kullanmaktadýrlar. Kasým 2005 Alevilik Tanýmlamalarý Üzerinde Bir Kaç Söz Her Fýrsatta Yinelemenin Gerekli Olduðunu Düþünüyoruz: Alevilik, Sünnilik ve Þiilik de Ýslam dininin birbirinden farklý yorumlarýdýr. Ancak Sünnilik ve Þiilik aralarýndaki birçok farklýlýklarýna raðmen Ýslam dininin biçimsel, zâhiri/dýþsal kurallara baðlanmýþ yorumudur. Yani Kuran ayetlerinin dýþsal yorum ve uygulanmalarý biçimsel tapýnmalara indirgenerek kurallaþtýrýlýp deðiþmezlik kazandýrýlmýþ olmasýdýr. Alevilik ise Ýslam dininin, dolayýsýyla dinin kutsal kitabý Kuran ayetlerinin tevil-mecâzi, yani derinliklere inen bâtýni/içsel yorumudur. Ama bununla da yetinilmemiþ Ýslam dýþýndaki baþka dinsel ve felsefi inançlardan da bazý ögeler alarak onlarý baðdaþtýrýp bütünleþtirerek (yani senkretize ederek), kaynaðýna yabancýlaþtýrmýþ ve özümsemiþtir. Alevilik dinsel inanç temelli toplumsal, felsefi ve ahlaksal/etik bir olgudur. Bu demektir ki bu alanlarda da tanýmlar üretilebilir. Hollanda Alevi Vakfýnýn düzenlediði Dedeler Kurultayý ndan çýkan taným, birlikte inançsal baðlamda Anadolu da yaþayan Aleviliðin tanýmýdýr. Ýran da, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Endonezya-Lombok adasýndaki, Yemen deki, Irak, Suriye-Lübnan daki, hatta Adana ve Hatay daki yaþayan Alevilik inancýný da bu sloganlaþtýrýlan tanýmlama kapsamaz. Ama bizi Anadolu da yaþayan Alevilik ilgilendirir, onlardan bize ne? dersek -ki dememek gerekir- o zaman Aleviliði dar bir bölgeye sýkýþtýrmýþ ve evrenselliðine zarar vermiþ oluruz. Aleviliðin evrenselliðini vurgulamak kesinlikle bir çeþit pan-alevizm anlamýna gelmez. Bir tanýmda uzlaþarak Aleviliði bir kalýba sokmak ve o tanýmlamanýn ötesindeki yaklaþýmlara sýrt çevirmek de, bizce Aleviliðin özüne aykýrý düþer. Çünkü gerçekte Aleviliðin tanýmý, tarihsel konumundan tutunuz, dinsel inanç, toplumsal, siyasal, felsefi inanç ve düþünce baðlamlarýnda, hukuksal duruþ ve adalet anlayýþý içeriðiyle, öyle bir-iki paragrafa deðil birkaç sayfaya sýðmaz Avrupa Birliði ne Girmemiz Alevi-Bektaþi Toplumunun Çýkarlarýna Uygundur, Bu Gözden Kaçýrýlmamalýdýr Türkiye olarak girmiþ bulunduðumuz Avrupa Birliðine katýlým sürecinde, Alevi-Bektaþi inanç toplumunun demokratik hak ve isteklerini; bireysel inanç, düþünce ve tapýnma özgürlüklerinin anayasal güvence altýna alýnmasý taleplerini açýk-seçik belirlemesi ve Türkiye ve Avrupa da kamuoyu desteði saðlayarak, (demokratik) baský gruplarý oluþturmasý zorunludur. Alevi-Bektaþi toplumunun temsilcisi olduklarýný ve þu kadar binlere ulaþan üyeleri bulunduðunu söyleyen kitle örgütleri, eðitim ve araþtýrma kurumlarý; baþta Hacý Bektaþ Dergâhý postniþini baþta olmak üzere toplum içinde büyük saygýnlýk kazanmýþ bazý ocakzade dedeler; dergâh ve vakýf adlarý altýnda oluþturulmuþ Alevi-Bektaþi birlik ve dernekleri yöneticileri, her türlü çekiþmeyi-didiþmeyi býrakýp, bir araya gelerek bunlarý gerçekleþtirmelidir. Þu andan itibaren çok deðerli bir mekâna kavuþmuþ bulunan Alevi Akademisi, yeniden yapýlanmasý ve programýný tamamlar tamamlamaz, sorumluluðu üstlenerek, bu amaç doðrultusunda ýsrarlý çaðrýlarýyla onlarý bir araya getirmeyi saðlayabilir. Kardeþ üniversite ve kurumlarýn da bizleri bu konuda da yalnýz býrakmayacaklarýndan eminiz. Gerçek Birliðin Saðlanmasýna Gelince: Türkiye nüfusunun üçte birini oluþturan Alevi-Bektaþi inanç toplumunun birliðinin inançsal temelde saðlanmasý dernekler ve vakýflar, diðer kitlesel örgütler aracýlýðýyla olmayacaðý artýk iyice anlaþýlmýþ durumdadýr. Bu birliðin, Hacý Bektaþ Veli Dergâhý çevresinde toplanarak saðlanmasý kaçýnýlmazdýr. Öyleyse Ulu Dergâh a toplum olarak sahip çýkýp, orasýnýn tarihsel iþlevini kazanmasý saðlanmalýdýr. Bunun için de Hacý Bektaþ Seyyid Ocaðýna geleneksel baðlýlýðýn, el ele, el Hakk a ilkesi çerçevesinde yeniden iþlerliðe kavuþturulmasý gerekmektedir. 17

18 EROL PARLAK SERÇEÞME NIN 14 SAYISINDA YAYINLANAN CEMAL KENANOÐLU NUN YAZISINI YANITLIYOR Bir Anadolu Atalar Sözü Bilgisiz Bilgelik Cehaletin Aynasýdýr Deðerli Serçeþme okurlarý, Bu yazýmýz Serçeþme dergisinin 14. sayýsýnda, sayýn Ahmet Koçak ýn benimle yapmýþ olduðu ve 8. sayýda yayýnlanmýþ olan söyleþi ile ilgili eleþtiri sunan sayýn Cemal Kenanoðlu nun yazýsýna yanýt olarak yazýlmýþtýr. Öncelikle kiþisel tavrýmý yakýndan bilmeyenler olabileceði düþüncesi ile, bir konudaki anlayýþýmý dile getirmem gerekiyor. Eleþtirinin üretimi besleyen önemli bir refleks olduðunu yýllara dayalý deneyimler ile kazanmýþ biri olarak, eleþtiriye açýk olmanýn, geliþmeye açýk olmakla eþdeðerliðine inanýrým. Bu nedenle bin tane methedene bir tane eleþtireni yeðlerim. Zira, methiyeden geriye ruhunuzun okþanmýþlýðýndan gayrý bir þey kalmaz. Oysa saðlýklý bir eleþtiri, size göremediðinizi gösteren, konuya farklý açýlardan bakabilmenizi saðlayan deðerli ipuçlarý taþýr. Methetmek kolay, eleþtiri ise zordur. Birinde duygularýnýzý söylemeniz yeterlidir, diðeri ise; akýl, bilgi, birikim ve donaným gerektirir. Bu nedenle; alt yapýsýnda bu özellikleri barýndýrmayan çýkýþlar da, eleþtiri deðil ancak ve ancak karalamadýr. Alanýnda önemli bir hizmeti özveriyle ve demokrat bir tavýrla yerine getirme anlayýþýnda olan Serçeþme dergisindeki bu durum bana iletildiðinde ilk anda acaba neyi atladým, hangi noktayý kaçýrdým diye düþündüm. Ancak dikkatle okuduðum bu yazýdan dolayý yaþadýðým; yalnýzca vakit kaybýndan baþka bir þey olmamýþtýr. Zira, maalesef ortada duran, dostumuzun cehaleti, cesareti ve lügat paralama gayreti nden baþka bir þey deðildir. Belli ki; anlatýlanlarýn büyük bölümünü kavrayamamýþ, kendince anlayabildiði kýsýmlarýnda ise eðilmiþ, bükülmüþ ve saptýrýlmýþ çýkarýmlar yaparak kafasýndakine uydurma yoluna gitmiþtir. Zorlamalý bir tavýrla, müziðimizin kaynak kiþi, ozan, sanatçý, vb., kimi deðerli simalarýný da yanýna iliþtirerek, biz bu iþi biliriz in vurgulanmaya çalýþýldýðý ve görüldüðü üzere kulak dolgunluðundan ve kaset kapaklarýndan edinilen alýntýlardan öteye varmayan bu bilgi kýrýntýlarýný dikkate almamýz elbette mümkün deðildir. Zaten müziði ve özellikle de bizi az çok bilen hiç kimse ciddiye almamýþtýr. Ancak, içi tamamen boþ, önyargýlarla dolu ve eleþtiriyi aþan bu metnin arka planýnda, her nedense okuyucuya içten içe gizlice enjekte edilmeye çalýþýlan bir durumu, az da olsa inanabilecekler bulunabileceði anlayýþýyla ortaya koymak adýna bu yazýya yanýt verme gerek ve sorumluluðunu hissettim. Eðitim ve kariyere saygýsýzlýk, bilimi-bilgiyi itici bulma ve yazýlmýþý sevmeme, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma ve benzeri tutum, günümüz geri kalmýþlýðýnýn, yaþamýný kulak dolgunluklarýyla sürdüren okuyup da ne olacaksýn toplumlarýnýn kronik hastalýðýdýr. Öyle ya, bütün bunlara ne gerek vardýr. Herkes zaten her þeyi biliyor. Ýþte bu nedenle herkes birbirinin alanýna kolayca tecavüz etmekte sakýnca görmüyor. Mankenler sanatçý, sanatçýlar politikacý, eski futbol hakemleri gýda uzmaný, futbolcular manken, talk show yapanlar, tiyatrocular ya da sinema aktrisleri halk müziði ses yarýþmalarýnýn gedikli jüri üyeleri vb. olarak karþýmýza çýkýveriyorlar ve de kabul görüyorlar. Bu sarhoþluk zamanla öyle boyutlara ulaþýyor ki, iþ þunu yap, bunu yapma!, vb, kabilinden adeta fetva vermeye kadar varýyor. Doðal olarak merak ettik, acaba sayýn Kenanoðlu dostumuzun bu engin birikimi hangi altyapýya dayanýyor. Ortaya koyduðu kadarýyla eski dernek yöneticiliði dýþýnda baþka bir þey yok. Zira, ancak bu geçmiþ sýfatýný adýnýn altýna iliþtirme gereði duyduðuna göre, olsa idi elbetteki diðerlerini de konu ve kiþisel tavrý gereði gururla yazardý. Hal böyle iken, böylesi bir alt yapý ve sýð bilgilerle insanlarý yönlendirme ehliyet ve hakkýný kendinde görebilmesi, söylediklerine inanýlmasýný beklemesi anlaþýlýr deðildir. Hele de uzmanlýk, derin müzik bilgisi ve formal özellikler gerektiren konularda bu alanýn önde gelen, rüþtünü üretimleriyle her alanda ispatlamýþ simalarýný elinin tersiyle iterek iddialý fikirler beyan etmesi nasýl bir akýl ve mantýðýn eseridir. Kendisine soruyorum; siz bir tarihçi mi, dilbilimci mi, etnomüzikolog mu, sosyolog mu, antropolog mu, halkbilimci misiniz? Bu konuda ne ürettiniz, liyakatýnýz nereden geliyor? Anladýðýmýza göre, dostumuz bu özelliklerin tümünün kendisinde fazlasýyla olduðuna inanýyor ki bu kadar ileri gidiyor. Dünün, bugünün tüm bilimsel ve toplumsal verilerini biliyor, her nerde kim var ise tanýyor. Herkesin, hatta Hakk a yürümüþlerin duygu ve düþünceleri bile onun ipoteði altýnda. Hepsi ya onun gibi düþünüyor ya da düþünmek zorunda. Eli biraz saz tutsa muhakkak ki söylediðimiz diðer þeyleri de bir çýrpýda silip atacak. Erol Parlak Belirtelim ki; sayýn Ahmet Koçak ýn bizimle yaptýðý söyleþi, yönünü ve baþlýklarýný tamamen kendisinin belirlediði, özellikle Baðlamada El Tekniði( Þelpe) ve Bozlak Müzik Kültü üzerine kurulu, teknik boyutu önde, doðaçlama bir söyleþidir. Ne amaçta ne de sayýn Koçak ýn yönlendirmelerinde halk müziðine kim hizmet etmiþtir gibi bir soru yoktur. Kaldý ki, bizim her fýrsatta ve her platformda vurgulayarak altýný çizdiðimiz Anadolu gibi bir Müzik Medeniyeti nde kimin hangi hizmette bulunduðunu saymaya bu derginin tüm sayfalarý bile yetmez. Bu nedenle de dostumuzun ýsrarla koyduðu, þu simalarý neden saymýyor, bunu neden söylemiyor ifadeleri bilgiçlik taslamak adýna kendi mesnedini oluþturmak ve destek aramaktan baþka bir þey deðildir. Eðer bizi biraz izlemiþ olsa üretimlerimizde, saydýðý deðerleri ve bizim çalýþmalarýmýzla yeniden hatýrlananlar da dahil olmak üzere çok daha fazlasýný bulabilecektir. Dostumuza bu yönde küçük bir hatýrlatma; aklýnca bakýn sizi saymýyor oyununa getirerek arkalamayý, destek bulmayý umduðunuz ozan, araþtýrmacý, sanatçýlarýn büyük çoðunluðu bizim sevgi, saygý ve muhabbetle görüþtüðümüz dostlarýmýzdýr. Bize olan manevi destekleri de her gün artarak sürmektedir. Sayýn Kenanoðlu, eksik, çarpýk ve yanlýþ fikirleri bir yana, önünde duran üç sütunluk metnin yazý sütunlarý arasýnda tam bir hafýza kaybý sergileyerek daha baþlangýçta kendi kendini çürütüyor. Birinci sütunda önce, ozanýn yalnýzca þiir yazan kimse olduðunu, ülkemizde de genellikle toplumsal þiirler yazan Nazým Hikmet, Enver Gökçe, Ahmet Arif, Hasan Hüseyin vb þairlerimiz için kullanýldýðýný söylerken, önünde duran kendi yazdýðý metne baka baka ikinci sütunda bu ifade Maraþ, Sivas, Erzincan, Erzurum vb. illerde yýðýnla türkü (deyiþ, koþma, taþlama) üreten günümüz ozanlarýna haksýzlýk deðil mi? Çorum dan Hüseyin Çýrakman, Þekip Þahadoðru, Aþýk Gülabi, Aþýk Haþimi gibi ozanlarýmýzýn türküleri de mi abdallara ait cümlesi ile söylemeye çalýþtýklarýný yerle bir ediyor. Ayrýca bu paragrafta yan yana kullandýðý Erzurum ve ozan ifadesine dikkatinizi çekmek isterim. Çünkü dostumuz birinci sütunda bizim Kars, Aðrý, Artvin, Erzurum âþýklarý kendilerini daha çok ozan olarak ifade ederler cümlemizdeki ozan adlandýrýþýnýn yanlýþ olduðunu kendi örneðiyle sunarken, bunu da unutup Erzurum daki ozanlar ifadesini kaçýrýveriyor. Þunu açýkça belirtmeliyim ki; bizim bu doðaçlama röportaj sýrasýnda âþýk kelimesinin Arapça yerine Farsça olduðunu söylememiz tazelenmemiþ bilginin hatýrlanmasý sýrasýnda yaþanýlan doðal küçük bir sendelemeden baþka þey deðildir. Zaten sanýrým Farsça deyiþimizde o an ki yaþadýðýmýz ikilem belli oluyor. Ama dostumuz hazine bulmuþ gibi sarýlýyor buna ve baþlýyor engin bilgileri ile hepimizi bilgilendirmeye. Birazý konuyu örneklemek, birazý da solculuk çaðrýþýmlarý empoze etmek adýna verdiði örnek ile Nazým Hikmet, Enver Gökçe, Ahmet Arif, Hasan Hüseyin gibi genellikle toplumsal ve siyasal tavýrda þiirler yazan þairlerimizin, kendi söyleyiþi ile unvaný olarak ifade ettiði ozan deyiminin tarihini belli ki yakýn dönemlere ait sanýyor. Kelime Anadolu kökenliymiþ, þaman boyuyla ilgisi yokmuþ, Asya daki karþýlýðý þamankam-baksý imiþ, anlamý da yalnýzca toplumsal þiirler yazan kimse imiþ, vb. Eh, ne demeli? Bir þey ancak bu kadar bilinebilir! Yazýk, nasýl olmuþ da bu memleket sizin gibi bir dil, tarih ve müzik uzmanýný göz ardý etmiþ? Sayýn Kenanoðlu, öncelikle Þaman ya da Þamanizm sizin sandýðýnýz gibi yalnýzca Orta Asya da görülen bir boy deðil, Asya dan Anadolu ya, Balkanlara vb. kadar geniþ bir sahada izleri bulunan ve kalýntýlarý ile geleneklerimiz, alýþkanlýklarýmýz ve davranýþlarýmýzda hâlâ bir çok unsurunu taþýdýðýmýz bir inanç sistemidir. Ozan terimi ve ozanlýk da Ýslamiyet ten çok önceki devirlere ait, Þamanist inanç kültü ile direkt baðlantýlý bir kavramdýr. Oðuz boylarýnýn diline ait bu kelime Türkçe olup, yine sizin sandýðýnýz gibi yalnýzca Anadolu da deðil küçük söyleyiþ farklarýyla Azerbaycan, Ýran, hatta Ermenistan (gusan), Gürcistan (mgosani), vb., geniþ bir saha da görülmektedir. Çeþitli nedenlere baðlý olarak yaklaþýk 15. yüzyýldan itibaren terk edilen bu deyimin yerini âþýk a býraktýðý; ozanýn da yaþayýþ ve tavýr olarak aþýðýn atasý olduðu açýktýr. Bunu kim mi söylüyor? Her biri donanýmlarý, bilimsel kariyerleri ve eserleri ile itibar edilen bu alanýn önde gelen yerli ve yabancý bilim adamlarý. Bu konuda ayrýntýlý bilgi sahibi olmak isteyen okuyucularýmýz için bur kaynaklardan bir kaçýný vermek isterim: 18 Sayý 16

19 Ord. Prof. Fuat Köprülü: Ozan, Edebiyat Araþtýrmalarý, Ankara 1966, TTK Yayýnlarý VII. Seri, Sayý 47, Makaleler Külliyatý-1, s Prof. Dr. Karl Reichl: Türk Boylarýnýn Destanlarý, Gelenekler, Þekiller, Þiir Yapýsý, Ankara 2002, S (Orijinal baský: Turkic Oral Epic Poetry: Traditions, Forms, Poetic Structure, New York & London 1992) Çeviren: Doç. Dr. Metin Ekici, Türk Dil Kurumu Yayýnlarý: 805. Mahmud Ragýp Gazimihal: Ülkelerde Kopuz ve Tezeneli Sazlarýmýz Ankara 1975, TC Kültür Bakanlýðý Milli Folklor Araþtýrma Dairesi Yayýnlarý: 15, s Susanne Ziegler: Armenien, Georgien. MGG. Die Musik in Geschichte und Gegenwart. Allgemeine Enzyklopädie der Musik, begründet v. F. Blume, 2. neubearb. Ausg. Hrsg. von L. Finscher. Sachteil, Bd. 1, Bd 3, Kassel, Basel u.a.1994, 1995: Bärenreiter, Metzler, s , Kâþgarlý Mahmud: Divânü Lugâti t-türk, Ýstanbul Çeviri, Uyarlama, Düzenleme: Seçkin Erdi, Serap Tuðba Yurteser; Kabalcý Yayýnevi, s ve S Ozan deyiminin Kuzeydoðu Anadolu âþýklarýnda kullanýmýna gelince, tekrar vurguluyorum: bu bölge halk âþýklarý günümüzde hâlâ kendileri için en az âþýk kadar ozan deyimini de kullanýrlar. Bizim araþtýrmalarýmýz ve o yörenin çocuðu olmamýz bir yana, tüm veriler de bunu ortaya koymaktadýr. Örneðin Murat Çobanoðlu ölünceye dek kendini hep ben Karslý halk ozaný Murat Çobanoðlu diye anons etmiþtir. Ayrýca hatýrlatmak isterim: TRT radyolarýnda 20 yýla yakýn bir süredir Halk Ozanlarýmýz-Mahalli Sanatçýlarýmýz adlý bir araþtýrma inceleme programý yayýnlanmaktadýr. Diyelim ki, sayýn Kenanoðlu bilgisizliðinden dolayý bunlarý bilmiyor. Ancak, meseleyi kotarmak için araya iliþtirdiði eski bir dernek yöneticisi sýfatýyla, kendini halk ozaný olarak tanýmlayanlarýn, çatýsý altýnda birleþtiði ve nicelerinden biri olan Ozan- Der adlý derneði de mi duymamýþ? Belli ki ozan dostu uzmanýmýz bu dernekten de bihaber. Bihaber olduðu gibi, gerek resmi gerekse özel sýfatýyla da hiç bir iliþkisi olmamýþ. Dostumuz çok da bonkör. Geleneðin en önemli deðerleri bile onun dilinde geleneðin sýradan birer halkalarý durumunda. Herhalde bu deðerlerin gerçek niteliðinin ne olduðunu ve hangi koþullarda yetiþtiðini kavrayamamýþ olmasýndan kaynaklanýyor. Ona göre hepsi sýralarýný savmýþlardýr ve yenileri aynen gelecektir. Dostumuza göre; yazýsýnýn baþýnda davasý yolunda verdiði mücadeleyi büyük bir kadirbilirlikle deðerlendirdiði Pir Sultan Abdal da, sevginin dünyada en güzel ifade bulduðu ve alimlerin ilminin önünde eðildiði umman-ý derya Yunus Emre de sýradandýr. Ýlk zamanlar Köy Enstitüleri, zamanla da genç cumhuriyetimizle bütünleþen ve ünü artýk dünyaya taþan Aþýk Veysel de bu bakýþtan nasibini alýyor, son elli yýllýk süreci politik olarak vurgulayan Aþýk Mahsuni de. Sayýn Kenanoðlu cenaze törenleri ile aranýz nasýldýr bilmiyorum, Mahsuni resimleri asýlý araçlarýmýzla Ýstanbul dan baþlayýp Hacý Bektaþ a kadar süren kilometrelerce uzunluktaki araba konvoyuna ve mahþeri kalabalýða dikkat ettiniz mi? Son yolculuðuna uðurlanan, sýradan bir ozan mýydý ve yeri bir daha kolay kolay dolacak gibi miydi? Deðerli okuyucular bilinmesini isterim ki; ülkemizde yalnýzca Muharrem Ertaþ, vb., açlýktan ölmedi. Aþýk Veysel ve daha niceleri de benzer kafalar yüzünden açlýk, sefalet içinde yaþadý ve göçüp gitti. Çünkü onlar bu geleneðin sýradan halkalarýydýlar, korumaya kollamaya ve hak ettikleri deðeri yaþarken vermeye ne gerek var ki? Çok çok ölünce birer heykelini dikiverirsin, birkaç da süslü laf edersin olur biter. Bir baþka konu: Biz, Abdallarýn yaþam felsefelerini, Anadolu sanatýna kattýklarýný bütün gerçekliðiyle anlatarak, Abdal fýþkýdan türemedir diyebilen, bu insanlara her türlü kötü sýfatý yakýþtýran çaðdýþý kafaya mesaj vermeye, uyandýrmaya ve bir anlamda da ülkemizin bu insanlara olan vefa borcunu hatýrlatarak iade-i itibar tesis etmeye çalýþýyoruz; dostumuzun bundan anladýðý ayrýmcýlýk oluyor. Abdallarýn meslekten sanatkar bir topluluk olarak Anadolu nun büyük bölümüne daðýldýðýný ve Anadolu nun profesyonel müzik ustalarý olduðunu ifade ediyoruz; sayýn Kenanoðlu buradan da yalnýzca Kýrþehirli Muharrem Ertaþ, Neþet Ertaþ, Çekiç Ali ve Keskinli Hacý Taþan ý anlýyor. Gerçekte neden deðerli olduklarýný bilmediði bu ustalara aðzýnýn kenarýyla elbette deðerlidirler lutfunda bulunarak, yanýna iliþtirdiði farklý yörelerden birkaç türkü için, þimdi hepsini bunlar mý yaptý? diyor. Sonra da Nida Tüfekçi yaþasaydý o da üzülürdü gibi saçmalýðýn sýnýrlarýný zorlayan bir kelamý bir çýrpýda terennüm ediveriyor. Sayýn Kenanoðlu sizin gibilerin gerektiðinde kullanmak üzere yalnýzca adýný bildiðiniz Nida Tüfekçi benim hocamdý. Halk kültürü bilinci kazanmamýzda, fikirlerimizin oluþmasýnda önemli payý vardýr. Benimle hep gurur duydu ve bunu her fýrsatta dile getirdi. Bu müziðin Orta Anadolu müziði olmaktan çok, Orta Anadolu Abdal aþiretinin özel müziði olduðunu bana ilk o öðretti. Muharrem ustanýn emsalsiz görkemini, Hacý Kasým 2005 Taþan ýn üstün sanatý yanýnda adamýn hasý oluþunu, Neþet Ertaþ ýn billur sesini, zengin türkü daðarcýðýný, Çekiç Ali nin çaðlayýþýný öve öve bitiremez, nereyi kaldýrsan altýndan bunlar (Abdallar) çýkar derdi. Biz zaman içerisinde yaptýðýmýz bilimsel çalýþmalarla, þu veya bu nedenle yok sayýlmaya çalýþýlan bu topluluðun kollarýnýn nerelerde neler yaptýðýný, Anadolu ses sanatýnýn neresinde bulunduðunu ve hocamýn ne kadar haklý olduðunu daha iyi anladýk. Bu konuda bizim bir baþka cümlemiz birebir þöyle; Gidin abdallara sorun Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Kazak Abdal onlarýn dedeleridir, ocaklarý kuranlardýr, biz onlarýn ocaklarýndan geliriz derler. Ýnanýn o felsefeye uygun yaþantý sürerler. Ama sayýn Kenanoðlu bunu da saptýrarak Pir Sultan Abdal ile günümüz abdallarýnýn ayný soydan olduðunu bizim iddia ettiðimizi söylüyor ve çirkin bir üslupla bunu nerden bildiðimizi, böyle bir ilginin olamayacaðýný ve Pir Sultan ýn inancý uðruna ölüme gittiðine vurgu yaparak hangi deðer yargýlarý ile örtüþtürdüðümüzü soruyor. Sayýn Kenanoðlu, hadi Anadolu ses sanatýna getirdikleri boyutu bilmiyorsunuz diyelim, ama bu engin gönüllü garipler her þeyden önce insandýrlar ve tüm olumsuzluklara raðmen eline-diline-beline sahip, hümanist, sevgi, barýþ ve paylaþýmcýlýk içeren bir yaþam sürme gayretindedirler. Yoksa siz bu deðerlerin Pir Sultan yolunda bulunmadýðýný sanýyorsunuz? Yoksa, gerçekte abdallarý aþaðýlamanýzýn, onlarý Pir Sultan yoluna yakýþtýrmayarak gerçek ayrýmcýlýðýn klasik örneðini sergilemenizin nedeni beyninizin gerisinde gizlediðiniz muhtemelen abdallar çingenedir takýntýsý mýdýr? Deðerli okurlar, her millete bir gözle bakýyor olma söylemi günümüzde, kendi adýnýza karþýdakine peþin hümanist-ilerici çaðrýþýmlar empoze etmek yolunda en çok tüketilen, ancak çoðunlukla içi boþaltýlmýþ, amaca ve duruma göre kullanýlan maksatlý bir argümana dönüþmüþtür. Barýþ, sevgi ve hoþgörüyle yaþamanýn, uzlaþma kültürünün yüzlerce yýl öncesinden baþarýldýðý bu topraklarda, nice zorluklarla oluþmuþ ve en önemli kazanýmlarýmýzdan olan toplumsal dimaðýmýzýn, her biri mehdi pozundaki rant organizatörleri tarafýndan paramparça edildiði ve hýzla cemaatler ve ümmetler topluluðuna dönüþtürülen ülkemizde, böylesi pýrýltýlý söylemler söyleyerek kendini peþinen hümanist ve ilerici empoze etmek, adaletten yoksun ve sýzlama yetisini çoktan yitirmiþ bir vicdan ile hiç tanýmadýðý ve anlayamadýðý birini ayrýmcý göstermeðe çalýþmak ne de kolaydýr. Hele de, bizlerin yakýndan bildiði ve artýk topluma yansýmýþ olan, ayný inanca hizmet için kurulmuþ farklý adlardaki kültür derneklerinde, kýyasýya kavgalarýn yaþandýðý ve kamuoyuna kendi içinde barýþýk olmadýðý ve birbirine bile tahammül edemediði izlenimi veren olumsuz görüntülerin odaðýndaki mutlak pay sahibi dernek yöneticilerinin aðzýnda bu sözler ne kadar emanet ve sahte durmaktadýr. Böylesi süslü laflarýn arka planýnda beyninin gerisindekileri saklamaya çalýþarak gerçekte Alevi-Sünni ayrýmcýlýðý da yaptýðý verdiði kulluk örneði ile de apaçýk ortadaki sayýn Kenanoðlu yanlýþ hedef seçmiþtir. (Devamýý 20. Sayfada) 19

20 ÞAH HATAYÝ Hacý Bektaþ Gece gündüz hayaline yanarým Bir gece rüyama gir Hacý Bektaþ Günahkârým günahýmdan bizarým Özüm dâr a çektim sor Hacý Bektaþ Yandý bu garip kul nedir çaresi Yine tazelendi yürek yaresi Onulmaz dertlere derman olasý Bu senin bendin sar Hacý Bektaþ Derdimin dermaný yaramýn ucu Dört güruh mevcuttur güruh-ý Naci Belinde kemeri baþýnda tacý Yüzünde balkýyor nur Hacý Bektaþ Sadýklarýn sýdký âþýkýn renci Pirlerin pirisin gençlerin genci Hem derya hem sedef hem dür hem inci Hem umman hem ýrmaða göl Hacý Bektaþ Gâhi bulut olup göðe aðarsýn Gâhi yaðmur olup yere yaðarsýn Ay mýsýn gün müsün kandan doðarsýn Ilgýt ýlgýt esen yel Hacý Bektaþ Arýnýn yaptýðý bala benzersin Þu gurbet illerde gönlüm eðlersin Bent edip de ikrarýna baðlarsýn Sailin sattýðý kul Hacý Bektaþ Derdiment Hatai eyler niyazý Ulu Pir, katarýndan ayýrma bizi Bu mahþer günüdür isteriz sizi Muhammet önünde car Hacý Bektaþ Kýrklar Meydaný Kýrklar meydanýna vardým Gel beru ey can dediler Ýzzet ile selam verdim Gel iþte meydan dediler Kýrklar bir yerde durdular Otur deyu yer verdiler Önüme sofra yazdýlar El lokmaya sun dediler Kýrklar ýn kalbi durudur Gelenin kalbi arýdýr Geliþin kanden beridir Söyle sen kimsin dediler Gir semaa bile oyna Silinsün açýlsun ayna Kýrk yýl kazanda dur kayna Dahi çið bu ten dediler Gördüðünü gözün ile Söyleme sen sözün ile Andan sonra bizim ile Olasýn mihman dediler Düþme dünya mihnetine Talip ol Hak hazretine Ab-ý zemzem þerbetine Parmaðýný ban dediler Þah Hatayi m nedir halin Hakk a þükr et kaldýr elin Gaybetten kese gör dilin Her kula yeksan dediler (Baþtarafý 19. Sayfada) Bir Anadolu Atalar Sözü: Bilgisiz Bilgelik Cehaletin Aynasýdýr Biz yaklaþýk 20 küsur yýldýr müzik camiasýnda, 15 yýldýr da ulusal ve uluslararasý alanda göz önündeyken, bu zamana kadar aklý nerdeymiþ de, þimdi çýkýp yanlýþ bilgi verdiðimiz ve ayrýmcýlýk yaptýðýmýz tohumunu ekmeye çalýþýyor. Yaþamý boyunca ayrýmcýlýðýn her türünü sözde deðil özde reddeden ve üretimlerine zerresinin sýzmasýna izin vermeyen ve bu tavrýnýn bütün bedellerini ziyadesiyle ödeyerek örnek olan az sayýdaki sanatçýdan birine bunu yakýþtýrmasý, aslýnda bu camiayý hiç tanýmadýðýnýn kanýtýdýr. Her þeyi bilip tanýdýðýný söyleyen dostumuzun bizi, bu ülkedeki duruþumuzu, üretimlerimizi, eylem ve söylemlerimizi de bilmek ve ona göre davranmak sorumluluðu olduðunu hatýrlatmak isterim. Çünkü bizim üretimlerimizin kaynaðý; tevatürler, dogmalar, rivayetler deðil, bilimin aydýnlýðýnda her merhalesi adanmýþ bir ömürle, emek, çile ve bedel ödenerek kazanýlmýþ bilgilerdir. Bizimle insanýmýz arasýndaki bað da organik ya da genetik deðil, hizmete dayalý üretim ve Hacýbektaþ-Yunus sevgisiyle örülü gönül baðýdýr. Bir baþka konu: sayýn Kenanoðlu, Arif Sað ýn albümünde bir deyiþi kulaðýna çalýnan Dertli Divani de bizim bir þeyler bulmuþ olmamýzý yadýrgýyor. Vurgulamaya çalýþtýðýmýz Þanlýurfa Kýsas müzik ve cem kültüründen, Divani nin atasý Büryani Baba dan gelen bireysel söz söyleme ve bunlarý Kýsas Aleviliðinin zengin ezgileriyle yan yana getirebilme özelliklerinden bihaber. Ama davranýþ biçimi ayný: Anlamak yerine yine kendini bilgiçliðe kaptýrýyor, hiç tanýmadýðý, dinlemediði ve bilmediði bir baþka sima için de baþlýyor yoruma. Önce (hiç gerekmediði halde) sözlük bilgileri, divaninin ve divanenin anlamlarý ortaya konuluyor. Okuyucuya konuya hakim olduðu izlenimi veriliyor. Sonra, bizim Divani kalitesinde henüz yeni bir simanýn çýkmadýðý tespitimizi onun son temsilci olduðunu iddia ettiðimiz þeklinde saptýrarak Divani nin dedeliðinin ön planda geldiðini, âþýk veya ozan olamayacaðýný öne sürüyor. Sonra da baltayý taþa vuruyor, Arif Sað albümünden kulaðýnda kalan, Ben bir günahkâr Kul Dertli Divaneyim divaneyim dizelerindeki kul sözcüðü e takýlýyor. Alevilikte kulluðun olamayacaðý, bunun Sünni Ýslam anlayýþýna has olduðu, bu nedenle yadýrgadýðý ve benzeri bir dolu argüman. Hýzýný alamýyor ve bu dizelerin sahibine, o da þimdi benim gibi düþünüyordur diyebilecek kadar ileri gidiyor. Sayýn Kenanoðlu herhalde hiyerarþik yapýlanmalar içinde çokça mesai sarf etmiþ olmalý ki, bu yapýlardaki kulluk kavramýndan sýyrýlýp Anadolu söz sanatýndaki kulluk ifadesinin anlamýna varamýyor. Kaldý ki dostumuzun ait olduðunu ve çok bildiðini söylediði kendi geleneðinden bile hiç mi hiç haberi yok. Aleviliðin yedi ulu ozanýndan biri olan Kul Himmet ten, adýnýn önüne kul ekleyerek bu mahlasla deyiþler, þiirler söyleyen Kul Mustafa, Kul Hüseyin, Kul Hasan dan bihaber. Ne, Pir Sultan Abdal ýn; Kul olayým kalem tutan ellere Katip arz-u halim yaz yare böyle dizesiyle baþlayan ve dillere destan olmuþ ünlü deyiþini, ne de Âþýki nin; Ben kuluyum Ali benim sultaným Kul olan sultandan nasýl ayrýlýr dizelerini taþýyan deyiþi hiç bilmemektedir. Eh ne denir? Sizlerin takdirine býrakýyorum. Biz deðiþen günün koþullarýnýn üretim iliþkisine yaptýðý olumsuz etkiyi vurgulamak adýna Âþýk Daimi-Ýsmail Özden örneðini veriyoruz, Ýsmail Özden in Ýsmail mahlasý ile çok sayýda deyiþi olduðunu bilmeyen dostumuz örneklememizi hatalý buluyor ve yine bir dolu yanlýþý hararetle savuruyor. Sonra da saygýlarýmla diye tamamladýðý yazýsýnda, gerçekte saygýnýn da yalnýzca dilinde olduðunu sergileyen cümlelerini kuruyor. Deðerli Serçeþme okuyucularý sizlere sormak isterim: Medyatik olmanýn ne anlama geldiðinin herkesçe iyi bilindiði ülkemizde, bizim saydýðýmýz simalara medyatik demek hangi akýla, ahlaka ve vicdana uygundur? Âþýk Veysel mi, Âþýk Mahsuni mi, Nesimi Çimen mi, Muharrem Ertaþ mý, Neþet Ertaþ mý, Dertli Divani mi, Ramazan Güngör mü, Âþýk Daimi mi, Hasret Gültekin mi, Talip Özkan mý hangisi medyatiktir? Kenanoðlu na göre hepsi. Medyatik olmayanlar ise onun yalnýzca adýný bildiði ve bizim konu gereði sayamadýklarýmýz. Kenanoðlu bununla da kalmýyor. Bizim, ancak kasetine saz çalarak bir þekilde çýkar elde ettiklerimizi deðerli gösterebilecek bir anlayýþta olduðumuz, hatta ayrýmcýlýk yaptýðýmýz gibi haddini misliyle aþan çirkin ifadelere de yöneliyor. Haklýsýnýz sayýn Kenanoðlu, biz bir diyalektiði bilmiyoruz. Ama bu, Anadolu halk diyalektiði deðil, sizin burada inceliklerini ziyadesi ile sergilediðiniz Kahvehane aðzý diyalektiðidir. Deðerli okuyucular, hep yalnýzca ürettiðini anlatmak adýna karþýnýza çýkan bendenizin böyle bir nedenle bu yazýyý yazmaktan dolayý rahatsýzlýk duyduðumu bilmenizi isterim. Ama maalesef zaman böyle bir zaman. Baþlarken dedik ya, herkesin her þeyi bildiðini, her þeye dil uzatýp her konuda ahkam kesebileceðini sandýðý, eline baltayý alanýn ormana dibinden girdiði bir zamandayýz. Yanýt vermek ile vermemek arasý ince bir çizgi. Ama sanýrým birilerine bir þeyleri bir kez de olsa hatýrlatmak gerekli. Sayýn Kenanoðlu, sonuç olarak fark þurada: Sizin, yaðlýboya tablo ile yaðlýboya duvara baktýðýnýzda göremediðiniz farký görüp yaratabilme yetisini kazanmak için ressam bir ömür veriyor. Siz ve sizin gibilere düþen kendi sýðlýðýnýzý çirkin manevralarla fütursuzca dayatarak bilgiçlik taslamak yerine, anlamaya ve gerçekten bilgilenmeye çalýþmak olmalýdýr. Ýþte size Anadolu dan anlayabilen için altýn deðerinde bir atasözü: Bilgisiz bilgelik cehaletin aynasýdýr. Tüm okurlara özür ve saygýlarýmla 20 Sayý 16

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ çevresine. Bu adý ona bir kuyrukluyýldýz vermiþ. Nasýl mý

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Ders 10, Romalýlar Mektubu, Onuncu bölüm «Tanrý nýn Mesih e iman yoluyla insaný doðruluða eriþtirmesi» A. Romalýlar Mektubu nun onuncu bölümünü okuyun. Özellikle

Detaylı

Simge Özer Pýnarbaþý

Simge Özer Pýnarbaþý Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.

Detaylı

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Fiskomar. Baþarý Hikayesi Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

ünite 3. Ýlkokullarla ilgili aþaðýdakilerden hangisi yapýlýr? Vatan ve ulus sevgisinin yerdir. 1. Okulun açýlýþ töreninde aþaðýdakilerden

ünite 3. Ýlkokullarla ilgili aþaðýdakilerden hangisi yapýlýr? Vatan ve ulus sevgisinin yerdir. 1. Okulun açýlýþ töreninde aþaðýdakilerden ünite 1 OKUL HEYECANIM TEST 1 3. Ýlkokullarla ilgili aþaðýdakilerden hangisi yanlýþtýr? Hayat Bilgisi Vatan ve ulus sevgisinin öðrenildiði yerdir. 1. Okulun açýlýþ töreninde aþaðýdakilerden hangisi yapýlýr?

Detaylı

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek söyleyemem. Ýþlerin paylaþýmý yüzünden aramýzda hep kavga

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 4 puanlýk sorular 1. Küçük bir salyangoz, 10m yüksekliðinde bir telefon direðine týrmanmaktadýr. Gündüzleri 3m týrmanabilmekte ama geceleri 1m geri kaymaktadýr. Salyangozun direðin tepesine týrmanmasý

Detaylı

2014-2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "4. AKIL OYUNLARI TURNUVASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 4. Akýl Oyunlarý Turnuvasý, 21 Þubat 2015 tarihinde Özel Sancaktepe Okyanus Koleji

Detaylı

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

2. Kazlarýn bulunduklarý gölü terk etmelerinin nedeni aþaðýdakilerden. A. kuraklýk B. þiddetli yaðýþlar C. soðuklarýn baþlamasý

2. Kazlarýn bulunduklarý gölü terk etmelerinin nedeni aþaðýdakilerden. A. kuraklýk B. þiddetli yaðýþlar C. soðuklarýn baþlamasý TEST 2 Sözcük - Sihirli Sözler 2. Kazlarýn bulunduklarý gölü terk etmelerinin nedeni aþaðýdakilerden hangisidir? Vaktiyle bir kaplumbaða ve iki kaz arkadaþý vardý. Birlikte bir gölde yaþarlardý. Gel zaman

Detaylı

İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim

İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim 1. Ünite İletişim ve İnsan İlişkileri İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim 9 Ýletiþim Benimle Baþlar a. Bugüne kadar baþardýðým en zor iþ nedir? b. En çok gurur duyduðum

Detaylı

.:: TÇÝD - Tüm Çeviri Ýþletmeleri Derneði ::.

.:: TÇÝD - Tüm Çeviri Ýþletmeleri Derneði ::. Membership TÜM ÇEVÝRÝ ÝÞLETMELERÝ DERNEÐÝ YÖNETÝM KURULU BAÞKANLIÐINA ANTALYA Derneðinizin Tüzüðünü okudum; Derneðin kuruluþ felsefesi ve amacýna sadýk kalacaðýmý, Tüzükte belirtilen ilke ve kurallara

Detaylı

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ.

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Her yeri altýn kaplý olan bu sarayda onlarca oda, odalarda pek çok

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu

Detaylı

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor TD 161.qxp 28.02.2009 22:11 Page 1 C M Y K 1 Mart 2009 Sayý:161 Sayfa 6 da 2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor Saðlýkta Dönüþüm Programý nýn uygulanmaya baþladýðý 2003 yýlýndan bu yana çok

Detaylı

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI BASIN AÇIKLAMALARI Egemenler Arasý Dalaþýn Yapay Sonucu Zamlar EKONOMÝK KRÝZ VE ETKÝLERÝ 6 Aðustos 1945'te Hiroþima'ya ve 9 boyutu bulunmaktadýr. Daha temel nokta Aðustos 1945'te Nagasaki'ye

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi, ... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,

Detaylı

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn 4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

21-23 Kasým 2011 Çeþme Ýzmir www.tgdfgidakongresi.com organizasyon Ceyhun Atýf Kansu Caddesi, 1386. Sokak, No: 8, Kat: 2, 06520 Balgat / Ankara T:+90 312 284 77 78 F:+90 312 284 77 79 Davetlisiniz Ülkemiz

Detaylı

ünite1 Sosyal Bilgiler Verilenlerden kaçý sosyal bilimler arasýnda yer alýr? A. 6 B. 5 C. 4 D. 3

ünite1 Sosyal Bilgiler Verilenlerden kaçý sosyal bilimler arasýnda yer alýr? A. 6 B. 5 C. 4 D. 3 ünite1 Sosyal Bilgiler Sosyal Bilgiler Öðreniyorum TEST 1 3. coðrafya tarih biyoloji fizik arkeoloji filoloji 1. Ali Bey yaþadýðý yerin sosyal yetersizlikleri nedeniyle, geliþmiþ bir kent olan Ýzmir e

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

TEST. 8 Ünite Sonu Testi m/s kaç km/h'tir? A) 72 B) 144 C) 216 D) 288 K 25 6 L 30 5 M 20 7

TEST. 8 Ünite Sonu Testi m/s kaç km/h'tir? A) 72 B) 144 C) 216 D) 288 K 25 6 L 30 5 M 20 7 TEST 8 Ünite Sonu Testi 1. 40 m/s kaç km/h'tir? A) 72 B) 144 C) 216 D) 288 2. A noktasýndan harekete baþlayan üç atletten Sema I yolunu, Esra II yolunu, Duygu ise III yolunu kullanarak eþit sürede B noktasýna

Detaylı

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM 7. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? 2 1 1 2 A) B) C) D) 3 2 3

Detaylı

FEN BÝLÝMLERÝ. TEOG-2 DE % 100 isabet

FEN BÝLÝMLERÝ. TEOG-2 DE % 100 isabet TEOG-2 DE % 1 isabet 1. Geyik Aslan Ot Fare ýlan Atmaca Doðal bir ekosistemde enerji aktarýmý þekildeki gibi gösterilmiþtir. Buna göre, aþaðýdaki açýklamalardan hangisi yanlýþtýr? Aslan ile yýlan 2. dereceden

Detaylı

DENÝZ LÝSESÝ KOMUTANLIÐI Denizcilik tarihin en eski ve en köklü mesleðidir. Bu köklü ve þerefli mesleðin insanlarýnýn eðitimi için ilk adým atacaklarý Deniz Lisesi, bu güne kadar Türk ve dünya denizcilik

Detaylı

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK TOPLAM KALÝTE YÖNETÝMÝ VE ISO 9001:2000 KALÝTE YÖNETÝM SÝSTEMÝ UYGULAMASI KONULU TOPLANTI YAPILDI GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK YÝBÝTAÞ - LAFARGE GRUBUNDA KONYA ÇÝMENTO SANAYÝÝ A.Þ.

Detaylı

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Ders 9, Romalýlar Mektubu, dokuzuncu bölüm: «Seçilmiþ Halkýn Ýmansýzlýðý» A. Romalýlar Mektubu nun dokuzuncu bölümünü okuyun. Özellikle þu konulara dikkat

Detaylı

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý CEBÝRSEL ÝFADELER ve DENKLEM ÇÖZME Test -. x 4 için x 7 ifadesinin deðeri kaçtýr? A) B) C) 9 D). x 4x ifadesinde kaç terim vardýr? A) B) C) D) 4. 4y y 8 ifadesinin terimlerin katsayýlarý toplamý kaçtýr?.

Detaylı

1. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL

1. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 1. Fasikül TEMA 5 Hayal Gücü TEMA 6 Eðitsel ve Sosyal Etkinlikler r, ýt lý z. Sa ma k l ra atý a S l O ek t Se ek T T ... Ýçindekiler 5. TEMA: HAYAL GÜCÜ Açelyanýn Bir Günü Harf Hece Test 1 Kelime Test

Detaylı

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ 210 ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ Örnek Restorasyonlar Sergisi Vakýf eseri için restorasyon, adeta ikinci bahar demektir. Zor, çetin ve ince bir iþtir. Bu nedenle, tarihi ve kültürel deðerlerimizin baþarýlý

Detaylı

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr.

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr. MALÝYE DERGÝSÝ Temmuz - Aralýk 2011 Sayý 161 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Yayýn Kurulu Baþkan Füsun SAVAÞER Üye Ali Mercan AYDIN Üye Nural KARACA

Detaylı

Mantýk Kümeler I. MANTIK. rnek rnek rnek rnek rnek... 5 A. TANIM B. ÖNERME. 9. Sýnýf / Sayý.. 01

Mantýk Kümeler I. MANTIK. rnek rnek rnek rnek rnek... 5 A. TANIM B. ÖNERME. 9. Sýnýf / Sayý.. 01 Matematik Mantýk Kümeler Sevgili öðrenciler, hayatýnýza yön verecek olan ÖSS de, baþarýlý olmuþ öðrencilerin ortak özelliði, 4 yýl boyunca düzenli ve disiplinli çalýþmýþ olmalarýdýr. ÖSS Türkiye Birincisi

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði Türkiye Biliþim Derneði, biliþim sektöründe çalýþan üst ve orta düzey yöneticilerin mesleki geliþimi ve dayanýþmalarýný geliþtirmek amacýyla her yýl düzenlediði

Detaylı

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim Matematik 1. Fasikül ÜNÝTE 1 Geometriye Yolculuk ... ÜNÝTE 1 Geometriye Y olculuk Çevremizdeki Geometri E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim E E E E E Üçgenler

Detaylı

0.2-200m3/saat AISI 304-316

0.2-200m3/saat AISI 304-316 RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi

Detaylı

KÝPAÞ 2016 KATALOG HAVALANDIRMA.

KÝPAÞ 2016 KATALOG HAVALANDIRMA. KÝPAÞ HAVALANDIRMA 2016 KATALOG www.kipashavalandirma.com Hamidiye Mah.Said Nursi Cad. Gündem Sok. No:11 ÇEKMEKÖY-ISTANBUL T : +90 216 641 01 79 M : info@kipashavalandirma.com.tr W : www.kipashavalandirma.com.tr

Detaylı

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Yargýtay Kararlarý T.C Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Davalý þirketin ayný il veya diðer illerde baþka iþyerinin

Detaylı

* Okuyalım: * Akıl Oyunları: * Matematik: * El Becerisi: * Alıștırma-Bulmaca: * Bilim ve Teknoloji: * Gezelim-Görelim:

* Okuyalım: * Akıl Oyunları: * Matematik: * El Becerisi: * Alıștırma-Bulmaca: * Bilim ve Teknoloji: * Gezelim-Görelim: 3. SINIF 1.ta haf * Okuyalım: Eșek * Matematik: Çevremizdeki Üçgenler * Alıștırma-Bulmaca: Sözcük Avı * Gezelim-Görelim: Doğal Yașam Parkı * Alıștırma-Bulmaca: Sıradaki Șekil Hangisi * Doğa: Karıncaların

Detaylı

0-0 Eðitim Öðretim Yýlý ANKARA ÝLÝ LÝSELER ARASI "8. AKIL OYUNLARI YARIÞMASI" Ankara Ýli Liseler Arasý 8.. Akýl Oyunlarý Yarýþmasý, Mayýs 0 tarihinde Özel Sýnav Koleji ev sahipliðinde, Sýnav Eðitim Kurumlarý,

Detaylı

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için NEDEN KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için SAP Business One çözümünü seçmelerinin nedeni 011 SAP AG. Tüm haklarý saklýdýr. SAP Business One müþterileri SAP'ye olan güvenlerini gösteriyor.000+

Detaylı

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Kýzýlcaþar Geleceðe Hazýrlanýyor Gelin Birlikte Çalýþalým ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Mart 2014 ALPER YILMAZ Halkla Bütünleþen MUHTARLIK Ankara Gölbaþý Kýzýlcaþar Köyünde 4 Mart 1979

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

1. Merkezi ve çevresel sinir sistemini oluþturan sinir hücrelerine ne ad verilir?

1. Merkezi ve çevresel sinir sistemini oluþturan sinir hücrelerine ne ad verilir? Soru - Yanýt 3 1. Merkezi ve çevresel sinir sistemini oluþturan sinir hücrelerine ne ad verilir? Yanýt: Nöron 2. Merkezi sinir sistemini oluþturan organlar nelerdir? Yanýt: Beyin, beyincik, omurilik soðaný

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði, üyeler arasýndaki haberleþme aðýný daha etkin hale getirmek için, akademik çalýþmalar yürüten bilim insaný, antrenör, öðretmen, öðrenci ve ilgili

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Ermeni soykýrýmý nýn avukatlarý

Ermeni soykýrýmý nýn avukatlarý Ermeni soykýrýmý nýn avukatlarý Þu sýra baþta Ýsviçre olmak üzere, Almanya ve Fransa dahil Avrupa ülkelerinin hukuk ve siyasal bilgiler fakültelerinin insan haklarý derslerinde, seminerlerde ve doktora

Detaylı

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83 ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... 2 Mart 2005 Hürriyet Gazetesi Oto Yaþam Eki'nin Editörü Ufuk SANDIK, "Dikiz Aynasý" köþesinde Oda Baþkaný Emin KORAMAZ'ýn LPG'li araçlardaki denetimsizliðe

Detaylı

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi 1 Özet Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi Mehmet Ali MALAS, Osman SULAK, Bahadýr ÜNGÖR, Esra ÇETÝN, Soner ALBAY Süleyman Demirel

Detaylı

Delil Avcýlarý göreve hazýr Emniyet Genel Müdürlüðü, Kriminal Polis Laboratuarý Dairesi Baþkanlýðý tarafýndan Bursa Ýl Emniyet Müdürlüðü Olay Yeri Ýnceleme ve Kimlik Tespit Þube Müdürlüðü bünyesinde "Olay

Detaylı

EÞÝTSÝZLÝKLER. I. ve II. Dereceden Bir Bilinmeyenli Eþitsizlik. Polinomlarýn Çarpýmý ve Bölümü Bulunan Eþitsizlik

EÞÝTSÝZLÝKLER. I. ve II. Dereceden Bir Bilinmeyenli Eþitsizlik. Polinomlarýn Çarpýmý ve Bölümü Bulunan Eþitsizlik l l l EÞÝTSÝZLÝKLER I. ve II. Dereceden Bir Bilinmeyenli Eþitsizlik Polinomlarýn Çarpýmý ve Bölümü Bulunan Eþitsizlik Çift ve Tek Katlý Kök, Üslü ve Mutlak Deðerlik Eþitsizlik l Alýþtýrma 1 l Eþitsizlik

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER TÜHÝS Ýþ Hukuku ve Ýktisat Dergisi Cilt : 23, Sayý : 2-3 Kasým 2010 - Þubat 2011 SENDÝKAMIZDAN HABERLER ÝL ÖZEL ÝDARELERÝNDE TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ UYGULAMALARI SEMÝNERÝ YAPILDI Üyemiz Ýl Özel Ýdareleri Genel

Detaylı

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý..

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý.. Kümeler II. KÜMLR. TNIM Küme, bir nesneler topluluðudur. Kümeyi oluþturan nesneler herkes tarafýndan ayný þekilde anlaþýlmalýdýr. Kümeyi oluþturan nesnelerin her birine eleman denir. Kümeyi genel olarak,,

Detaylı

HER ÝNSAN BÝRBÝRÝ ÝLE AYNI MIDIR?

HER ÝNSAN BÝRBÝRÝ ÝLE AYNI MIDIR? Kendimi Tanýyorum HER ÝNSAN BÝRBÝRÝ ÝLE AYNI MIDIR? Resimdeki kiþilerin fiziksel farklýlýklarý nelerdir? Ýnsanlarý birbirinden ayýran fiziksel ve duygusal özellikleri ile ilgi alanlarý vardýr. Bu farklýlýklar

Detaylı

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR FÝYATI: Okuyana Beleþ OFSAYT 2 Þinasi ile HAYATIN ÖTE YANI HAFTANIN SORUSU Devane den MURTAZA Yav Þinasi Aðabey, bu CHP de Saim Topgül

Detaylı

Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda

Detaylı

Üçgenler Geometrik Cisimler Dönüþüm Geometrisi Örüntü ve Süslemeler Ýz Düþümü

Üçgenler Geometrik Cisimler Dönüþüm Geometrisi Örüntü ve Süslemeler Ýz Düþümü Üçgenler Geometrik isimler önüþüm Geometrisi Örüntü ve Süslemeler Ýz üþümü 119 120 Üçgenler Üçgenler 4 cm 2 cm 2 cm Yukarýdaki çubuklarýn uzunluklarý 4 cm, 2 cm ve 2 cm dir. u üç çubuðun uç noktalarýný

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI HANGÝ OKULDA OKUMAK ÝSTEDÝÐÝNE KARAR VERDÝN MÝ? Genel Liseler Fen Liseleri Sosyal Bilimler Anadolu Spor Güzel Sanatlar Askeri

Detaylı

Yeni zirvelere doðru, mükemmellikle... ÝNÞAAT, TAAHHÜT VE MÜHENDÝSLÝK GÜÇLÜ BAÞLADI GÜCÜNE GÜÇ KATARAK DEVAM EDÝYOR! Deðerlerimiz Vizyonumuz Mevcut kültür, iþ ahlaký ve deðerlerini muhafaza ederken, tüm

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 4 puanlýk sorular 1. Dünyanýn en büyük dairesel pizzasý 128 parçaya bölünecektir. Her bir kesim tam bir çap olacaðýna göre kaç tane kesim yapmak gerekmektedir? A) 7 B) 64 C) 127 D) 128 E) 256 2. Ali'nin

Detaylı

Faaliyet Raporu. Banvit Bandýrma Vitaminli Yem San. A.Þ. 01 Ocak - 30 Eylül 2010 Dönemi

Faaliyet Raporu. Banvit Bandýrma Vitaminli Yem San. A.Þ. 01 Ocak - 30 Eylül 2010 Dönemi 10 Faaliyet Raporu Banvit Bandýrma Vitaminli Yem San. A.Þ. 01 Ocak - 30 Eylül 2010 Dönemi Ýçindekiler Yönetim ve Denetim Kurulu Temettü Politikasý Risk Yönetim Politikalarý Genel Kurul Tarihine Kadar Meydana

Detaylı

1 2 3 4 7 8 9 10 11 12 13 14 16 19 21 23 24 25 26 27 28 30 32 33 37 41 42 44 46 47 48 50 52 54 56 Kurum Kimliði Logo Logo Þube Logolarý Logonun Renkli Kullanýmý Logonun Siyah-Beyaz Kullanýmý Logonun Diþi

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÜNÝTE 2. ÜNÝTE BÖLÜM 1 BÖLÜM 2 BÖLÜM 3 BÖLÜM 1 BÖLÜM 2 BÖLÜM 3 KENDÝMÝ TANIYORUM... 9

ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÜNÝTE 2. ÜNÝTE BÖLÜM 1 BÖLÜM 2 BÖLÜM 3 BÖLÜM 1 BÖLÜM 2 BÖLÜM 3 KENDÝMÝ TANIYORUM... 9 ÝÇÝNDEKÝLER 1. ÜNÝTE KENDÝMÝ TANIYORUM... 9 BÝREYSEL FARKLILIKLARIMIZ... 10 Ölçme ve Deðerlendirme... 13 Kazaným Deðerlendirme Testi - 1... 15 DUYGULARIMIZ ve DÜÞÜNCELERÝMÝZ... 16 Ölçme ve Deðerlendirme...

Detaylı

Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði www.tutevsiad.org BÝRLÝKTEN KUVVET DOÐDU TÜRK-ÇÝN EKONOMÝK VE TÝCARÝ ÝÞBÝRLÝÐÝ FORUMU NDA BÝZDE TÜTEVSÝAD OLARAK YERÝMÝZÝ ALDIK T.C. Baþbakaný Recep Tayyip Erdoðan'ýn 8-11

Detaylı

PARK YAZ OKULUNDA YAÞATIN

PARK YAZ OKULUNDA YAÞATIN YAZ OKULU Çocuklarýnýza YAZ KEYFiNi GYM PARK YAZ OKULUNDA YAÞATIN ONLINE KAYIT facebook.com/gympark instagram.com/gym_park twitter.com/gym park info@gympark.com.tr www.gympark.com.tr 0 236 233 00 55 0

Detaylı

ARTIMAGE Yapý San. ve Tic. Ltd. Þti. Orhantepe Mahallesi Sahilyolu Sok. No: 19/A Dragos-Kartal / TURKEY Tel: 0216 399 78 72 Faks: 0216 399 68 02 www.artimage.com.tr Estetiðin betonla dansý... DEKOZEMÝN

Detaylı

DÝYABET 79 Katkýlarýyla 18-20 Kasým 2011 Türk Tabibler Birliði tarafýndan kredilendirilecektir. DÝYABET 18-20 Kasým 2011 Ý.Ü. ÝSTANBUL TIP FAKÜLTESÝ DÝYABET 79 Katkýlarýyla Ýstanbul Týp Fakültesi Ýç Hastalýklarý

Detaylı

Ön Hazýrlýk Geometrik Þekiller

Ön Hazýrlýk Geometrik Þekiller Ön Hazýrlýk Geometrik Þekiller 1 4 7 10 5 2 3 11 6 8 9 Noktalý kâðýtta bazý geometrik þekiller verilmiþtir. Bu þekillere göre aþaðýdaki ifadelerden doðru olanlarýn yanýna D yanlýþ olanlarýn yanýna Y harfini

Detaylı

Ücretlerin Bankalardan Ödenmesi Zorunlu Hale Getirilmiþtir

Ücretlerin Bankalardan Ödenmesi Zorunlu Hale Getirilmiþtir 2008-96 Ücretlerin Bankalardan Ödenmesi Zorunlu Hale Getirilmiþtir Ýstanbul, 19 Kasým 2008 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2008/96 Ücretlerin Bankalardan Ödenmesi Zorunlu Hale Getirilmiþtir 4857 sayýlý

Detaylı

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma Ýçindekiler 1. FASÝKÜL 1. ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta Düzlem ve Düzlemsel Þekiller Geometrik Cisimlerin Yüzleri ve Yüzeyleri Tablo ve Þekil Grafiði Üç Basamaklý Doðal Sayýlar Sayýlarý Karþýlaþtýrma

Detaylı

4. 5. x x = 200!

4. 5. x x = 200! 8. SINIF COÞMY SORULRI 1. ÖLÜM 3. DÝKKT! u bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. adým (2) 2. adým (4) 1. x bir tam sayý ve 4 3 x 1 7 5 x eþitsizliðinin doðru olmasý için x yerine

Detaylı

www.millipediatri.org.tr

www.millipediatri.org.tr Deðerli Meslektaþlarýmýz, Türkiye Milli Pediatri Derneði tarafýndan düzenlenen Ankara Pediatri Günleri 13-14 Aralýk 2007 tarihleri arasýnda Ankara Sheraton Otel de yapýlacaktýr. Pediatri alanýnda güncel

Detaylı

DÜZENLEME KURULU YÜRÜTME KURULU. Sezai ONARAL Sami KAZICI Ünal AYDIN Tayfun BEÞE Nevzat BARAK Yaþar BASKIN Hasan AKTAÞ Abdi ÇALIÞIR

DÜZENLEME KURULU YÜRÜTME KURULU. Sezai ONARAL Sami KAZICI Ünal AYDIN Tayfun BEÞE Nevzat BARAK Yaþar BASKIN Hasan AKTAÞ Abdi ÇALIÞIR BÝRÝNCÝ DUYURU DÜZENLEME KURULU Deðerli Meslektaþlarýmýz, Yeminli Mali Müþavirler Odalarý olarak 8 odanýn ortaklaþa ilk defa düzenlediði "I. Yeminli Mali Müþavirlik Denetim ve Tasdik Sempozyumu" 13-17

Detaylı

Arkamdan yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanýmda yürü, böylece ikimiz eþit oluruz. (Ute Kabilesi Atasözü) BÜRO

Arkamdan yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanýmda yürü, böylece ikimiz eþit oluruz. (Ute Kabilesi Atasözü) BÜRO Arkamdan yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanýmda yürü, böylece ikimiz eþit oluruz. (Ute Kabilesi Atasözü) BÜRO EMEKÇÝLERÝ Birþeyleri deðiþtirmek isteyen insan önce

Detaylı

1Osalon tek masa u düzen küme 7 7 9 14 17 19 11 17 19 19 31 33 43 31 12O Centrum Toplantý Hizmetleri KÜÇÜKYALI farklý boyut ve özelliklere sahip 10 adet toplantý salonu, açýk büfe Ýris Restoran ý, sosyal

Detaylı

Halkla Ýliþkiler ve Cinsiyet

Halkla Ýliþkiler ve Cinsiyet Halkla Ýliþkiler ve Cinsiyet Damla YILDIRIM, Selin METÝN Ýzmir Ekonomi Üniversitesi Ýletiþim Fakültesi Özet Literatürde öðrenciler üzerinde yapýlan çalýþmalar cinsiyete göre ileriye dönük mesleki algýlarý

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 MALÝYE DERGÝSÝ Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Doç.Dr. Ahmet KESÝK Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Doç.Dr. Ahmet KESÝK MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER Yayýn

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. TEMA Her Ýnsan Deðerlidir. 2. TEMA Demokrasi Kültürü BÖLÜM 1 : BEN ÝNSANIM... 9 BÖLÜM 2 : HER BÝREY ÖZELDÝR... 11

ÝÇÝNDEKÝLER. 1. TEMA Her Ýnsan Deðerlidir. 2. TEMA Demokrasi Kültürü BÖLÜM 1 : BEN ÝNSANIM... 9 BÖLÜM 2 : HER BÝREY ÖZELDÝR... 11 ÝÇÝNDEKÝLER 1. TEMA Her Ýnsan Deðerlidir BÖLÜM 1 : BEN ÝNSANIM... 9 BÖLÜM 2 : HER BÝREY ÖZELDÝR... 11 BÖLÜM 3 : FARKLILIKLARIMIZLA ÖZELÝZ... 13 BÖLÜM 4 : ÝNSAN DEÐERLÝDÝR... 14 BÖLÜM 5 : ÝNSANÝ DEÐERLERÝ

Detaylı

TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor

TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor Türkiye'nin insanlarý, mevcut saðlýk düzeyini hak etmiyor. Saðlýk hizmetleri için ayrýlan kaynaklarýn yetersizliði, kamunun önemli oranda saðlýk

Detaylı

ÇOK DÝLLÝ ÇOCUÐUN KONUÞMASI VE DÝLÝNÝN GELÝÞMESÝ NASIL DESTEKLENMELÝ

ÇOK DÝLLÝ ÇOCUÐUN KONUÞMASI VE DÝLÝNÝN GELÝÞMESÝ NASIL DESTEKLENMELÝ Vantaan kaupunki Sosiaali- ja terveysvirasto / Puheterapia Monikielisen lapsen puheen ja kielen kehityksen tukeminen ÇOK DÝLLÝ ÇOCUÐUN KONUÞMASI VE DÝLÝNÝN GELÝÞMESÝ NASIL DESTEKLENMELÝ turkki ÇOK DÝLLÝ

Detaylı

A D H I G B C E F 75 lik servis arabasý 100 lük servis arabasý 120 lik servis arabasý 140 lýk servis arabasý 210 luk servis arabasý Çocuk arabasý 25 lik A B C D E F 730 840 780 900 990 560 640 730 690

Detaylı

Üzülme Tuna, annem yakýnda gelecek, biliyorum ben. Nereden biliyorsun? Mektup mu geldi? Hayýr, ama biliyorum iþte. Postacýya telefon edip not

Üzülme Tuna, annem yakýnda gelecek, biliyorum ben. Nereden biliyorsun? Mektup mu geldi? Hayýr, ama biliyorum iþte. Postacýya telefon edip not 1. Anne Özlemi Ýlkbaharýn tatlý güneþi, Yeþilbað köyünde bütün çatýlarý, avlularý, tarlalarý, dað yollarýndaki keçileri ýsýtmaya baþlamýþtý yine. Tuna bu köyde yaþayan çocuklardan biriydi. Ablasý Suna

Detaylı

Neden sendikalý olmalýyýz?

Neden sendikalý olmalýyýz? Neden sendikalý olmalýyýz? Türkiye Porselen Çimento Cam Tuðla ve Toprak Sanayi Ýþçileri Sendikasý DÝSK/CAM KERAMÝK-ÝÞ GENEL MERKEZÝ Merkez Mah. Doðan Araslý Cad. No: 133 Örnek Ýþ Merkezi Kat 3 Daire 58

Detaylı

PLASTÝK ENJEKSÝYON VE ÝNÞAAT MALZEMELERÝ SAN. TÝC. Hakkýmýzda KAMÝ GRUP 2007 yýlýnda Ýstanbul Topçularda, Sn. Baþak Kami tarafýndan kurulmuþtur. 2007 yýlýndan bu yana geliþimciliði ilke edinen firmamýz,

Detaylı

Programýmýz, Deneyimimiz, Çaðdaþ Demokrat Ekibimiz ve Çaða Uygun Vizyonumuz ile Yeniden

Programýmýz, Deneyimimiz, Çaðdaþ Demokrat Ekibimiz ve Çaða Uygun Vizyonumuz ile Yeniden çaðdaþ demokrat muhasebeciler grubu Programýmýz, Deneyimimiz, Çaðdaþ Demokrat Ekibimiz ve Çaða Uygun Vizyonumuz ile Yeniden YÖNETÝM KURULU BAÞKAN ADAYI ALÝ METÝN POLAT 1958 yýlýnda Çemiþgezek'te doðdu.

Detaylı

ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ 2006

ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ 2006 KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU GÝRÝÞ KURUMSAL KÝMLÝK HAKKINDA Adýyaman Üniversitesinin misyon ve vizyonuna uygun kurumsal kimlik çalýþmasý bu dökümanda detaylandýrýlarak sunulmuþtur. Kurumsal kimlik oluþturulurken,

Detaylı

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ EÐÝTÝM SEMÝNERÝ RESÝMLERÝ Çimento Ýþveren Dergisi Özel Eki Mart 2003, Cilt 17, Sayý 2 çimento iþveren dergisinin ekidir Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Projesi Sendikamýz

Detaylı

Ebru Yiðit x. Hala üye olmamýþsýnýz..! Üye olun yolumuza devam edelim...! SEN BÝR GÜNAH ÝÞLEDÝN. Tek aþkýn bendim senin. Senin en çok sevenim

Ebru Yiðit x. Hala üye olmamýþsýnýz..! Üye olun yolumuza devam edelim...! SEN BÝR GÜNAH ÝÞLEDÝN. Tek aþkýn bendim senin. Senin en çok sevenim Ebru Yiðit x Onaylayan Administrator Çarþamba, 20 Haziran 2007 Son Güncelleme Cuma, 07 Eylül 2007 Besteciler.org Hala üye olmamýþsýnýz..! Üye olun yolumuza devam edelim...! SEN BÝR GÜNAH ÝÞLEDÝN Tek aþkýn

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı