Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download ""

Transkript

1 Ermeni Sorunu Hakkýnda Söylenmeyenler Fransýz Ulusal Meclisi Ermenilere 1915 te yapýlan soykýrýmý inkar edenlerin suç iþlemiþ kabul edilmesini öngören bir yasayý onayladý. AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 24 Ocak 2012 Siyasi gerçekleri açýklama gibi bir misyonu olan komünistlerin bu vesileyle Ermeni sorunu ve Ermeni soykýrýmý hakkýndaki siyasi gerçeklere ýþýk tutma ödevi var. YAZININ TAMAMI 7. SAYFADA Burjuva partilerinin danýþýklý dövüþü sürüyor AKP ye Yüklen CHP ye Fýrsat Verme Sermayenin Siyasi Temsilcileri Arasýndaki Savaþ ABD ve Ýþbirlikçilerinin Lehine Sonuçlandý AKP ve þakþakçýlarý tarafýndan askeri vesayete son verilmesi diye tarif edilen süreç esasen sermayenin rakip güçleri arasýndaki dengenin ABD ve iþbirlikçisi sermaye kesimleri lehine deðiþmesini saðladý. Uluslararasý plandaki güçler dengesinin þekillenmesine az çok koþut olarak, Türkiye çapýndaki güçler dengesi de deðiþmektedir. AKP ve CHP Arasýndaki Danýþýklý Dövüþ Sürüyor AKP ve CHP, medyada güya birbirleriyle meydan muharebesi yapar gibi görünürken aslýnda aralarýndaki uzlaþmalarda kimin ne kadar aðýr basacaðýný tayin etmek üzere bir çekiþmektedirler. Ancak Uludere olayýnda olduðu gibi, sürpriz biçimde BDP nin ön aldýðý göründüðünde ise, taraflarýn hepsi PKK ve BDP ye karþý bir cephe almakta tereddüt etmemektedirler. Kürt Düþmanlýðý AKP ve CHP nin Ortak Yönüdür AKP ve CHP arasýnda, her ikisinin de emek, demokrasi ve Kürt düþmanlýðý konusundaki ortak yönlerinden baþka bir somut ortaklýk daha bulunuyor. CHP ana muhalefet rolü oynuyormuþ gibi yapmak üzere öne çýkabilmek için; AKP de daha fazla koltuk kaybedip iktidar tekelini elinden kaçýrmamak için, BDP nin önünü kesmek ve onu Kürt sorunuyla sýnýrlý bir alanda eli kolu baðlý tutmak istemektedirler. Bu Oyunlarý Meclis te Bozabilecek Tek Muhalefet BDP dir Emekçilerin ve ezilenlerin birleþik kitlesel eylemlerinden güç alýp bu oyunu mecliste de bozabilecek bir muhalefete ihtiyaç vardýr. Bu muhalefetin aðýrlýk merkezinde BDP nin olacaðý bellidir. Bu muhalefet hareketinin emekçilerin ve ezilenlerin tümünün bütün sorunlarýna sahip çýkarak AKP-CHP ikilisini karþýsýna almasý þarttýr. KöZ ün Sözü nden alýnmýþtýr. Uludere de Devletin Hesabý Ters Tepti Uludere katliamýyla baþta Kürtler olmak üzere tüm ezilenlere gözdaðý vermek isteyen AKP nin hesabý ters tepti. 29 Aralýk 2011 günü Uludere'de TSK nin F-16 larla bomba yaðdýrarak 35 Kürdü katletmesi üzerine on binlerce emekçi sokaklara çýktý. Ýzmir ve Ýstanbul da protesto eylemlerinde Uludere deki bombardýmanýn KCK operasyonlarýyla baþlayan sürecin bir parçasý olduðu ifade edildi. Emekçiler AKP nin sindirme amaçlý planlarýnýn boþa çýkaracaklarýný gösterdiler. 5 Ocak günü ise Blok vekilleri Sebahat Tuncel ve Levent Tüzel, sanatçýlar ve aydýnlar, Halklarýn Demokratik Kongresi bileþenleri ve KöZ den oluþan bir heyet, Uludere deki taziye çadýrlarýna dayanýþma ziyaretinde bulundu. Ýstanbul da Uludere protestolarý sayfa 2 ve 4 te Ýzmir de Uludere protestolarý sayfa 2 de Vekillerin, HDK bileþenlerinin ve KöZ ün Uludere ye taziye ziyareti sayfa 16 da Mahkeme Katillerin Kitleler Hrant ýn Yanýnda Hrant Dink davasýnda mahkeme kararýnýn katilleri aklamasý, birçok eylemle protesto edildi. Ýstanbul ve Ýzmir de 19 Ocak ta gerçekleþen kitlesel anmalara da mahkemenin kararý damgasýný vurdu. Ýstanbul'da Öfkeli ve Kitlesel Hrant Dink Anmasý...sayfa 4 te Ýzmir'de Hrant'ý Binler Andý...sayfa 4 te Katili Tanýyoruz...sayfa 4 te Devrimciler Ölür Devrimler Sürer Aralýk 2000 tarihinde düþen devrimciler Ýstanbul Okmeydaný ve Þirinevler de, Ýzmir de Konak ta düzenlenen basýn açýklamalarýyla anýldýlar Aralýk Direniþi Ýzmir de Sokakta Anýldý...sayfa 3 te Okmeydaný'nda 19 Aralýk Anmasý...sayfa 3 te Þirinevler de 19 Aralýk Anmasý...sayfa 3 te Siyaset arenasýnda gündem yine baþ döndürücü bir hýzla deðiþiyor in Kasým ayý biterken medya, Hüseyin Aygün e Zaman gazetesinde Dersim konusunda söylettirilenler üzerinden çalkalanýyordu. Bu söyleþiyle baþlayýp, Erdoðan ýn Dersim olaylarý ndan ötürü devlet adýna özür dilemesiyle ivmelenen tartýþmalarýn bir süre boyunca gündemi iþgal edeceði bekleniyordu. sayfa te

2 Sayfa 2 Ocak 2012 Kýrýlmakla halklar çürütülmez, halký katledenler unutulmaz Uludere katliamýnýn ardýndan katliamý protesto etmek için Ýstanbul da birçok eylem gerçekleþti. Taksim de HDK nýn eylemi 7 Ocak Cumartesi günü Ýstanbul'da HDK'nýn örgütlediði Uludere eylemi gerçekleþti. HDK'nýn her Cumartesi yapmayý önüne koyduðu 'Sen de Bir Ses Çýkar' eylemlerinin ilk ayaðýný Uludere katliamý oluþturdu. Eyleme HDK bileþenleri dýþýnda KöZ olarak biz de katýldýk. Eyleme yaklaþýk 300 kiþi katýldý. Eylem, Cumartesi Anneleri'nin oturma eylemine destek verilerek baþlandý. Arkasýndan da Taksim Tramvay Duraðý'na sloganlar eþliðinde yüründü. Ilk olarak Ertuðrul Kürkçü konuþma yaptý. Kürkçü konuþmasýnda "Hükümet bu süreçte örtbas etme deneyimi kazandý ama bizde örtbas edilmek istenenleri açýða çýkarma deneyimi kazandýk. Bizim deneyimimizhükümetin deneyiminden önde gidiyor. Þu an Türkiye'de halk hükümetin açýklamalarýna inanmýyor. Bizzat Baþbakan bile kendi söylediklerine inanmýyor, kendi grubunu inandýramýyor" dedi. AKP hükümetinin yüz yýllýk inkar ve asimilasyon siyasetini sürdürdüðünü söyleyen Ertuðrul Kürkçü "Devletin imha ve inkar siyasetini baþarýya ulaþtýrma þansý yok. Gözaltýlar, tutuklamalar, baskýlar, katliamlar bizleri davamýzdan alýkoyamayacak. Þunu bilin ki ezilenlerin hepsi bu süreçte yan yana gelecek. Biz, her geçen gün daha güçlü bir þekilde hayýr diyeceðiz. Halka karþý tertip içerisine giren herkesten hesap soracaðýz, buna herkes hazýr olsun. Ama öncelikli olarak 35 kiþinin hesabýný Baþbakan, Genelkurmay Baþkaný ve diðer yetkililer verecek" diye konuþtu. Daha sonra BDP Milletvekili Sebahat Tuncel konuþma yaptý. AKP nin bombalarý ezilenleri sindiremeyecek Þýrnak ýn Uludere ilçesine baðlý Ortasu (Roboski) köyünde TSK nin F-16 larla bomba yaðdýrarak 35 köylüyü katletmesi Ýzmir de eylemlerle protesto edildi. Ýzmir de refleks eylem Katliam haberinin sabah saatlerinde duyulmaya baþlanmasýnýn ardýndan Ýzmir BDP Ýl Örgütü ve HDK tarafýndan bir basýn açýklamasý için çaðrý yapýldý. 29 Aralýk Perþembe günü saat 13:00 te katliamý kýnamak için siyah pankartlar sarkýtýlan il binasý önünde buluþan 250 kiþilik kitle, yolu kapatarak bir açýklama gerçekleþtirdi. Eylemde Dün Halepçe Bugün Uludere, Kürt Halký na yapýlan katliamý lanetliyoruz yazýlý dövizler taþýndý. BDP Ýl Baþkaný tarafýndan okunan açýklamada sivil Kürt Halký nýn da bilinçli bir þekilde hedefte olduðu belirtilerek, yaþanan bu sürecin AKP nin ustalýk döneminde neler yapmak istediðini ortaya koyduðunu; hedefin sadece PKK deðil Kürt halký olduðu ifade edildi. Açýklamada ayrýca; Kentlerde gözaltý ve tutuklamalarla örgütlü Kürt muhalefetine savaþ ilan edilirken sýnýr köylerde de katliamla yurtsever Kürt halkýnýn alenen cezalandýrýldýðý yönünde belirlemeler yer aldý. Basýn açýklamasýnýn ardýndan beþ dakikalýk oturma eylemi gerçekleþtirildi. Oturma eylemi sýrasýnda Þýrnak Halký Yalnýz deðildir!, Katil Erdoðan!, Katil AKP Hesap Verecek!, Dün Halepçe Bugün Uludere!, AKP ye Karþý Topyekun Direniþ!, Katil Devlet Hesap Verecek! sloganlarý atýldý. KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak Biji Beyazýt'ta polis terörü protesto edildi 2 Ocak günü, 35 yoksul Kürt köylüsünün katledildiði Roboski Katliamý'na iliþkin resimlerin, afiþlerin asýlmasýný bahane eden ve okula satýrlarla, býçaklarla gelen ülkücüler yurtsever, demokrat, devrimci öðrencilere saldýrdý. Geçen haftada birkaç kez okula çeviklerle gelen faþistler belli ki bu günün provasýný yapýyordu. Öðrenciler provakasyonu püskürtürken; çevik kuvvet müdahale etti ve 23 solcu öðrenciyi gözaltýna aldý. Ertesi gün protesto olacaðýný öðrendik, ve eyleme biz de katýldýk. Edebiyat ve Merkez Kampüs ten çýkan öðrenciler olarak ana kapýnýn önünde buluþtuk. "Yök kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleþecek", "Polis dýþarý bilim içeri", "Yaþasýn devrimci dayanýþma", "Susma sustukça sýra sana gelecek", "Baskýlar bizi yýldýramaz" gibi sloganlar attýk. Basýn açýklanmasý okundu. "Sað-sol çatýþmasý deðil; zorbalýk, polis saldýrýsý, faþist saldýrýlar var" yazýlý pankart ana Sebahat Tuncel konuþmasýnda "Bu ülkede 'tek dil, tek millet, tek düþünce' diyen AKP iktidarýnýn yapacaðý þeyleri biliyorduk. O sadece halkýmýzý katletmiyor. Emeðimizi de katlediyor. Kadýnlarý katlediyor. Ýþçileri katlediyor. Hepsinin de üzerini kapatýyor. O yüzden biz 'Sen de Bir Ses Çýkar' kampanyasýný baþlatma kararý aldýk. Ýyi ki almýþýz. Bugün ilk eylemimizi Uludere'deki katliam için yapýyoruz. Halklarýn Demokratik Kongresi olarak bir kez daha bu katliamý kýnýyoruz" diye konuþtu. Arkasýndan da KESK Genel Baþkaný Lami Özgen bir konuþma yaptý. Özgen, Uludere'de bir insanlýk suçunun iþlendiðini vurguladý. Özgen, bu suçun son olmasý ve geçmiþte yaþanan tüm suçlarýn aydýnlatýlmasý için emek, demokrasi güçlerinin ve tüm meslek örgütlerinin birlikte mücadele etmesi gerektiðini vurguladý. Konuþmalarýn ardýndan eylem sonlandýrýldý. AKP il binasý önünde protesto Uludere katliamýný protesto etmek için BDP tarafýndan 31 Aralýk Cumartesi günü Sütlüce'deki AKP Ýl Binasý önünde eylem yapýldý. Eyleme 200'den fazla kiþi katýldý. Eylemde "Kökümüzü kazýmaya gücünüz yetmez. Yaþatmak için ölmeye hazýrýz. Katliamý ve katliamcýlarýný lanetliyoruz" yazýlý bir pankart açýldý. Eylem sýrasýnda sýk sýk 'Kürdistan Faþizme Mezar Olacak', 'Faþizme Karþý Omuz Omuza', 'Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði gibi sloganlarý atýldý. Basýn açýklamasý okunduktan sonra BDP Ýstanbul Ýl Baþkaný Asiye Koçak, 1943 yýlýnda Van'ýn Özalp ilçesinde 33 insanýn sýnýr ötesi ticaret yaptýðý için kurþuna dizildiðini hatýrlatarak þunlarý belirtti: "Bugün, 2011'de ise Þýrnak Uludere'de 36 Kürt insaný sivil, savunmasýz Kürt insaný devlet tarafýndan Serhildan A z a d i y a Kurdistan! sloganýný attýk. Katliamdan henüz pek çok kimsenin haberinin dahi olmadýðý bir saatte geniþ bir katýlým ile gerçekleþen bu refleks eylemde, katýlan insanlarýn yaþanan geliþmeye dair duyduklarý öfke çok belirgindi. Nitekim eylemin sonuna doðru kitle içerisinden Ýntikam sloganlarý da atýldý. Ýzmir de HDK nýn Uludere protestosu Ýzmir de Halklarýn Demokratik Kongresi nin çaðrýsýyla yýlýn son günü bir araya gelen binlerce kiþi Uludere Katliamý ný lanetlemek için yürüdü. HDK nýn 31 Aralýk Cumartesi günü Basmane Meydaný nda saat 14:00 de, BDP nin ise 13:30 da buluþmak üzere yükselttiði çaðrýya, katliamdan iki gün sonra binlerce insan yanýt verdi. Basmane Meydaný na binlerce insanýn akýn etmesi, polisin alanda aldýðý tüm tedbirleri boþa çýkardý. Kitleyi abluka altýna almak üzere konan bariyerler ve arama noktalarý kalabalýðýn yoðunluðu ve coþkusundan ötürü anlamsýzlaþtý. Baþta Fuar Basmane Kapýsý önünde biriken kitle, alana kapýya asýldý. Eylemden sonra bazý arkadaþlar gözaltýndaki arkadaþlarý almak için Çaðlayan Adliyesi ne gitti. Edebiyat Fakültesi ne girmek isteyen öðrenciler ise ÖGB ve sivil polisler tarafýndan taciz edildi. Kimliklerine bakarak ve bekleterek teþhir edilmeye çalýþýldý. Buna karþý bizler de kimliklerimizi göstermeyerek içeri girdik. O sýrada arada kalan bir sivil polis çevik çaðýrdý fakat çevik yetiþemedi. Ve öðrenciler olarak içeri girdik. En az 300 öðrencinin katýldýðý protestoda aslýnda devrimci sayýsýnýn az olmadýðýný ama genelde daðýnýk bir þekilde hareket ettiklerini, buna karþýn bu eylemde iyi bir hava yakalandýðýný gözledi. Tabii ki çalýþma yaptýðýmýz mahallelerde gördüðümüz devrimciler arasýndaki daðýnýklýðýn, koordinasyonsuzluðun üniversiteye de yansýmamasý kaçýnýlmazdý. Ýstanbul Üniversitesi nden Komünistler katledildi. 88 yýllýk Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kürtlere yönelik soykýrýmcý politika, inkarcý asimilasyoncu politikalarý herhangi bir deðiþikliðe uðramadan devam etmektedir. Bu inkarcý politikalara karþý bizler baþta Kürt halký olmak üzere, BDP olmak üzere Kürt halkýnýn bu haklý demokratik mücadelesini kanýmýz pahasýna, canýmýz pahasýna savunacaðýz ve Kürt halkýnýn, insanlýðýn yanýnda yer alacaðýz". AKP Ýl Binasý önüne siyah çelenk býrakýldýktan sonra eylem sonlandýrýldý ve toplu bir þekilde sloganlar atarak eylem yerinden ayrýnýldý. Esenyurt ta HDK nýn basýn açýklamasý Katliamý protesto etmek için HDK, Esenyurt Meydaný nda 30 Aralýk akþamý saat 19:00 da bir basýn açýklamasý düzenledi. Basýn açýklamasýnda yapýlan konuþmalarda AKP hükümetinin ve Türk devletinin bu katliamý bilerek ve isteyerek yaptýðýný, bunun hesabýnýn iþçiler, emekçiler ve ezilenler tarafýndan sorulacaðý, bunun için bu katledilen insanlarýn acýsýný baðrýmýza basarak sabýrla çalýþmamýz gerektiði vurgulandý. AKP'nin Kürt halkýna ve tüm iþçi ve emekçilere topyekun bir saldýrý baþlattýðý, bu saldýrýyý püskürtmek için de birleþik bir mücadele yürütmek gerektiði ifade edildi. Basýn açýklamasýnda sýk sýk Þehit Namirin, Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði, Katil Devlet Hesap Verecek, AKP Halka Hesap Verecek, Faþizme Karþý Omuz gelenlerin sayýsýnýn giderek artmasý ile b i r l i k t e kaldýrýmlardan taþtý, Basmane Meydaný ndaki trafiði kapattý. B u l u þ m a noktasýndaki kalabalýðýn hýzla artmasý ve açýða çýkan güçlü öfke üzerine yürüyüþ, belirlenen saatten önce baþladý. Bir kortej düzenine dahi girmekte zorluk çeken, neredeyse bir sel gibi akan kalabalýk önüne Uludere Katliamýnýn Hesabýný Verin!, üzerinde 35 karanfil bulunan siyah bir pankart ve katliamda hayatýný kaybedenlerin isimlerinin yer aldýðý AKP nin Gizlenemeyen Kürt Soykýrýmý pankartlarýný alarak yürüyüþe geçti. Yürüyüþ boyunca yaðmura raðmen sloganlar hiç dinmedi. Kortejden sýk sýk Kürdistan Faþizme Mezar Olacak, Katil Devlet Hesap Verecek, Katil TC, Kürdistan dan Defol, Faþizme Karþý Omuz Omuza, Þýrnak Halký Yalnýz Deðildir, Katil Erdoðan vb. sloganlarý yükseldi. KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak biz de yürüyüþ sýrasýnda Ordu-Polis-Tekeller, Ýþte Katiller, Biji Serhildan Azadiya Kurdistan, Ýþgalci TC Kürdistan dan Defol, Baðýmsýz Birleþik Özgür Kürdistan sloganlarýný haykýrdýk. Alana varýldýðýnda HDK 1 Aralýk günü Halklarýn Demokratik Kongresi Gençliði nin organize ettiði tutuklu öðrenciler eylemine bizler de katýldýk. Merkez kapýdan YÖK, polis, medya, bu abluka daðýtýlacak", "Yaþasýn halklarýn kardeþliði,"gözaltýlar, tutuklamalar, baskýlar bizi yýldýramaz", "Biji býratiya gelan" gibi sloganlarý atarak dýþarý çýktýk. Açýklamada KCK operasyonlarýndan, beþ yüz civarýnda tutuklu öðrencilerden, puþi taktýðý için 2 yýldýr tutuklu olan Cihan Kýrmýzýgül den, Parasýz eðitim istiyoruz pankartý açtýðý için aylarca tutuklanan öðrencilerden ve Hopa da yaþanan devlet terörünü protesto Omuza, Uludere Halký Yalnýz Deðildir sloganlarý atýldý. Basýn açýklamasýna arasý bir kitle katýlým gösterdi. Basýn açýklamasýna HDK bileþenlerinin yanýsýra DHF, BDSP, Çaðrý, Partizan ve KöZ katýlým gösterdi. Bahçelievler AKP ilçe binasýna siyah çelenk býrakýldý Bahçelievler BDP Uludere Katliamýný protesto etmek için bir eylem organize etti. AKP önünde gerçekleþen eylem, merkezi olarak kararý alýnan Akp Ýlçe binalarýnýn önüne siyah çelenk býrakma eyleminin Þirinevler ayaðý oldu. Akp ilçe binasý önünde toplanýldý, Kürtçe ve Türkçe katliamý protesto eden sloganlar atýldý. Yaklaþýk 80 kiþinin katýldýðý eyleme biz de katýlarak destek verdik. BDP Ýl Yönetimi adýna yapýlan konuþmanýn ardýndan, Akp Binasý önüne siyah çelenk býrakýldý. Baskýlar bizi yýldýramaz sloganlarýnýn ardýndan eylem sona erdi. Ýstanbul dan Komünistler adýna bir basýn metni okundu: Uludere katliamý, sürmekte olan savaþ gerçeðini gözler önüne sermiþtir. Bir yandan hiçbir kural tanýmayan savaþ sürdürülüyor, yaþam alanlarý bombalanýyor, diðer yandan gerçekleri söyleyen avukatlar, gazeteciler, akademisyenler tutuklanýyor, korku imparatorluðu kurmaya çalýþýlýyor. Artýk mýzrak çuvala sýðmýyor, Uludere de yapýlan bir katliamdýr, bir insanlýk suçudur. Siyasi iktidarýn, ileri demokrasi, açýlým vb. sözlerle süslediði Kürt sorunundaki çözüm politikasýnýn savaþ ve katliam olduðu Uludere de bir kez daha açýða çýkmýþtýr. Kürt halkýnýn yaþama hakkýný elinden alan AKP hükümeti iþçi ve emekçileri açlýk sýnýrýnda yaþamaya mahkûm ediyor. Bu coðrafyadaki halklardan, ezilenlerden, yok sayýlanlardan, emekten, özgürlükten, doðadan, eþitlikten, barýþtan, demokrasiden yana olan bizler Kürt halkýna dayatýlan imha ve asimilasyon saldýrýlarýna hep karþý duracaðýz. Halklarýmýzý bize katýlmaya, bu saldýrýlara dur demeye çaðýrýyoruz. Açýklamadan sonra Konak Meydaný nda bir dakikalýk oturma eylemi gerçekleþtirildi. Oturma eyleminden sonra binlerce kiþi Çerxa Þoreþê marþýný okumasý ile eylem sona erdi. Uludere Roboski Köyü nde gerçekleþen katliama duyulan öfkenin sokaða taþtýðý bu yürüyüþ gerek kitleselliði, gerek yürüyüþte kullanýlan söylemlerin radikalliði itibari ile Ýzmir de son yýllarda gerçekleþen en güçlü eylemlerden biri oldu. Ýzmir den Komünistler Ýstanbul Üniversitesi'nde tutuklu öðrenciler için eylem eden öðrencilerin tutuklandýðýndan bahsedildi. Basýn açýklamasý Hopa olaylarlarý sýrasýnda Ankara'da tutuklanan öðrencilerin 9 Aralýk'taki mahkemesine çaðrý ile sona erdi. Eyleme katýlým azdý, bir takým oportünist siyasetler, bu gibi eylemleri tek baþýna yapmayý tercih ettikleri için eylem kitlesel olmadý. Tutuklu öðrenciler, YÖK gibi konularda bile ortak eylem yapamayan, eylemleri bölen; metin tartýþmalarý yahut kendi reklamlarýný yapmak isteyenlerin bu tutumlarýndan dolayý birleþik-kitlesel bir eylem gerçekleþemedi. Ýstanbul'dan Üniversitesi nden Komünistler KOMÜNÝST KöZ. OCAK 2012 SAYISI. AYLIK SÝYASÝ GAZETE. YEREL SÜRELÝ YAYIN. SAHÝBÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ: ÞÜKRÜ DEMÝR. YÖNETÝM YERÝ: RASÝMPAÞA MAH., SÜLEYMANBEY SOK., NO: 6 / 1, KADIKÖY-ÝSTANBUL. TELEFON: BASILDIÐI YER: ÖZDEMÝR MATBAASI. MATBAA ADRESÝ: DAVUTPAÞA CAD., GÜVEN SANAYÝ SÝTESÝ, C BLOK NO: 242 TOPKAPI-ÝSTANBUL TELEFON

3 Ocak 2012 Sayfa 3 Örgütlü devrimcilerdi devrim için öldüler Aralýk 2000 tarihinde devletin, F tipi hapishanelere geçiþi saðlamak amacýyla devrimci tutsaklara karþý giriþtiði, katliama dönüþen saldýrý ve devletin ezilenlerle alay edercesine "Hayata Dönüþ Operasyonu" adýný verdiði bu saldýrýya karþý yürütülen görkemli direniþ Ýzmir Karþýyaka da gerçekleþtirilen bir sokak eylemi ile anýldý. Alýnteri, BDSP, Devrimci Hareket, DHF, ESP, Kaldýraç ve Partizan'ýn örgütlediði eylem, Karþýyaka ÝZBAN Duraðý'nda toplanan kitlenin "19 Aralýk 'Hayata Dönüþ' Deðil Katliamdýr! Unutmadýk, Unutturmayacaðýz!" pankartýný açarak yürüyüþe geçmesi ile baþladý. Örgütleyici ve eylemi destekleyen örgütlenmelerin sembolik olarak birer flama ile katýldýðý yürüyüþte direniþte yitirdiðimiz devrimcilerin resimleri taþýndý. Yürüyüþte 19 Aralýk Hayata Dönüþ Deðil Katliamdýr!, Ýçeride Dýþarýda Hücreleri Parçala!, Devrim Þehitleri Ölümsüzdür!, "Katil Devlet Hesap Verecek! sloganlarý atýldý. Devrimcilerin, saldýrýlara maruz kaldýðý hapishanelerin isimleri okundu ve kitleden Unutmadýk! sloganlarý yükseldi. Yaðmura raðmen kalabalýk olan Karþýyaka Çarþýsý nda eylemi izleyen insanlarýn ilgisi dikkat çekiciydi. Bununla birlikte ne atýlan sloganlar ne de eylemin muhtevasý eylemi izleyen insanlarýn katýlýmýný öngören yahut dýþa dönük siyasal bir bilinç taþýma çabasý içeren bir tarza sahip deðildi. Yürüyüþ Çarþý giriþinde sona erdi. Basýn açýklamasýndan önce devrim davasýnda düþen devrimciler için bir dakikalýk saygý duruþunda bulunuldu. Okunan açýklamada þu görüþlere yer verildi: 19 Aralýk 2000'de devlet, toplumsal muhalefeti susturmak, topluma gözdaðý vermek için onun en ileri kesimlerini katletmiþtir. Çünkü bu sömürü düzenini ve çürümüþ sistemi ayakta tutmanýn baþka bir yöntemi yoktur. Bugün Kürt halkýna dayatýlan imha ve inkâr politikalarý, toplu yýldýrma ve gözaltý operasyonlarý da yine ayný korkunun devamýdýr. Halklarýn özgürlük taleplerine coppanzer-iþkence ve hapishane katliamlarýyla yanýt veren devlet, tecritin en aðýrýný yine Ýmralý da uygulamaktadýr. Avukat görüþüne dahi olan tahammülsüzlük yüzlerce avukatýn tutuklanmasý ile sonuçlanmýþtýr. Ortadoðu yu yeniden þekillendirmeye çalýþan emperyalizmin devrimci ve yurtseverlerden yana korkularý kâbusa dönüþmektedir. Onun içindir ki, bunca baský ve zor uygulanmakta, en demokratik eylemlerde alýnan insanlara, meþru taleplerini haykýranlara F tipi ile sus mesajý verilmek istenmektedir. Açýklama; ancak dün olduðu gibi bugün de direnenler geleneðin bayraðýný elden düþürmeyecek ve bunca baský ve zora karþý yýlmadýklarýný yine haykýrmaktan vazgeçmeyecektir Aralýk katliamýnda; ateþ altýnda dahi marþlarýný söylemekten yýlmayan ve halaya duran devrimci iradenin teslim alýnamayacaðýný bir kez daha tarihe yazmasýný bilecektir sözleri ile sona erdi. Okunan þiir ve marþlarýn ardýndan eylem sona erdi. Eylemde daha çok 19 Aralýk saldýrýsýnýn bir operasyon deðil, devlet eliyle gerçekleþtirilen bir katliam olduðunun altý çizildi. Tecrit saldýrýsýnýn bugün de sürdüðü, KCK operasyonlarý veya farklý devrimci örgütlenmelere yönelik saldýrýlarla sýnýfýn ve ezilenlerin en mücadeleci kesimlerinin aralýksýz olarak hedefe konduðu, buna karþýlýk mücadelenin de inatla sürdüðü gerçeði açýklamada yer alsa da eylemin bütününde yeterince iþlenemedi. Yürüyüþ sonunda okunan metinde söz konusu vurgular belli oranda yer almýþ olsa da eylemin özellikle yürüyüþ kýsmýna böyle bir hava taþýnamadý. Dolayýsýyla seslenilen kesimleri mücadeleye çaðýran ve özneleþtirme amacý güden deðil, daha çok anma havasýnda bir eylem gerçekleþtirilmiþ oldu. NATO kalkanýna protesto 25 Aralýk Pazar günü NATO ve Füze Kalkaný Karþýtý Birlik tarafýndan Emperyalizme ve Siyonizme Kalkan Olmayacaðýz þiarýyla Þiþli Camii nden AKP Þiþli Ýlçe binasý önüne bir yürüyüþ gerçekleþtirildi ve burada bir basýn açýklamasý okundu. Emperyalizme Kalkan Olmayacaðýz, Siyonizme Kalkan Olmayacaðýz, Katil ABD, Ýþbirlikçi AKP, Emperyalistler, Ýþbirlikçiler 6.Filo yu Unutmayýn, Katil ABD Ortadoðu dan Defol, Katil Ýsrail Filistin den Defol, Emperyalizm Yenilecek, Direnen Halklar Kazanacak, Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði, Biji Bratiya Gelan, Yaþasýn Devrimci Dayanýþma, Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hçbirimiz ortak sloganlarýyla yolun tek þeridi trafiðe kapatýlarak kortejler halinde yürüyüþ yapýldý. Yürüyüþün ardýndan NATO ve Füze Kalkaný Karþýtý Birlik adýna yapýlan basýn açýklamasýnda, 14 Eylül'de Lizbon'da yapýlan NATO zirvesinde füze kalkaný projesinin kabul edildiði ve bu anlaþmayla AKP hükümetinin emperyalizme kalkan olmayý kabul ettiði belirtildi. ABD ve Türkiye'nin Ortadoðu üzerindeki anlaþmalarýnýn Kürt sorunundan baðýmsýz olmadýðý belirtilerek, "Sýnýr ötesi ve içi askeri operasyonlarla yeniden bir topyekun saldýrý, imha ve inkar politikasý yürütülüyor, Kürt siyasetçilere devrimci ve sosyalistlere yönelik gözaltý ve tutuklama terörü devam ediyor. Baþbakan Erdoðan, 'Kadýn da olsa çocuk da olsa gereðini yapýn' derken Suriye'deki geliþmelerin ardýndan Beþar Esad da 'Halkýna karþý savaþmak kahramanlýk deðil, korkaklýktýr' sözleriyle demokrasi dersi verebiliyor" denildi. Füze kalkaný projesi iptal edilsin, NATO'dan çýkýlsýn, emperyalist üsler kapatýlsýn, tüm emperyalist anlaþmalar iptal edilsin, Suriye'ye yönelik iç savaþ kýþkýrtýcýlýðý ve iþgal politikalarýna son verilsin taleplerinin arkasýndan kapitalist ve emperyalist sömürü düzeni deðiþinceye dek, mücadelemizi kararlýlýkla devam ettireceðiz sözleriyle açýklama sonlandýrýldý. NATO ve Füze Kalkaný Karþýtý Öðrenciler adýna yapýlan konuþmada ise, yürütülmek istenen savaþýn petrol savaþý olduðu belirterek, emekçi çocuklarýnýn bu savaþlarýn bir parçasý yapýlmak istendiði, bedelli askerlik ile de cüzdaný þiþkin insanlarýn çocuklarýnýn askerlikten uzak tutulduðu ifade edildi. NATO ve Füze Kalkaný Karþýtý Birlik i ise þu siyasetler oluþturuyor: Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu (BDSP), Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), Devrimci Hareket, Emek ve Özgürlük Cephesi (Barikat), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Halk Cephesi, Kaldýraç, KöZ, Odak, Proleter Devrimci Duruþ (PDD), Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP), Toplumsal Özgürlük Parti Giriþimi (TÖPG). Eylem NATO ve Füze Kalkaný Karþýtý Birlik, Partizan ve NATO ve Füze Kalkaný Karþýtý Öðrenciler tarafýndan örgütlendi. Eyleme yaklaþýk 400 kiþi katýldý. Ýstanbul dan Komünistler Tutuklama ablukasý daðýtýlacak Örgütleyen kurumlar dýþýnda eyleme Emek ve Özgürlük Cephesi ve DÝP de destek verdi. 100 ü aþkýn kiþinin katýldýðý eyleme KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak on beþ kiþi katýldýk. Eylemin ardýndan birlikte ayrýlarak kýsa süre sohbet edip, eylemi birlikte deðerlendirdik ARALIK TA DÜÞENLER ÖRGÜTLÜ DEVRÝMCÝLERDÝ, DEVRÝM ÝÇÝN ÖLDÜLER! Devrimciler ölür devrimler sürer Devletin, Aralýk 2000 tarihlerinde DSP-MHP- ANAP koalisyonunun iktidarda olduðu dönemde, tutuklanmýþ fakat tutsak edilememiþ devrimci iradeyi yok etmek için hapishanelere Hayata Dönüþ Operasyonu" adýyla gerçekleþtirdiði saldýrý sonucu 28 devrimci tutsak yaþamýný yitirmiþ, saldýrýdan önce baþlayan ve saldýrýlardan sonra da devam eden ölüm oruçlarýnda ise 128 devrimci hayatýný kaybetmiþti. Bizler KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak mahallemizde bulunan diðer siyasetlere bu günün anmasý ile ilgili bir çaðrý yaptýk. Partizan, DHF, SODAP, KöZ, ESP, ÖDP, Halkevleri ve Ýþçilerin Sesi'nin katýldýðý bir toplantý gerçekleþti. Toplantýda ÖDP, Halkevleri ve Ýþçilerin Sesi kendi yoðunluklarýndan dolayý örgütleyici olamayacaklarýný ancak eyleme katýlacaklarýný belirttiler. Örgütleyici olan kurumlar olarak birlikte mahallenin yoðun geçiþ güzergahlarýna yürüyüþün duyurusunun yapýldýðý ozalitler astýk. 18 Aralýk Cumartesi akþamý saat 19:30 da Dikilitaþ parkýnda buluþup yürümeye baþladýk. Eylem esnasýnda 19 Aralýk ý unutma unutturma, Devrimci irade teslim alýnamaz, Analarýn öfkesi katilleri boðacak, Devrimci tutsaklar onurumuzdur, Faþizme karþý omuz omuza, Katil devlet hesap verecek, Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiçbirimiz sloganlarý atýldý. Ayrýca 24 Aralýk tarihine denk gelen ve resmi kayýtlara göre 111 kiþinin öldüðü ve yüzlercesinin yaralandýðý Maraþ katliamý da hem basýn metninde hem de yürüyüþ esnasýnda atýlan sloganlarla anýldý. Basýn metninde 19 Aralýk katliamýnýn devletin Ýzmir den Komünistler organize ve çok önceden planlanmýþ bir saldýrýsý olduðundan bahsedildi. Hem 19 Aralýk ta hem de Maraþ'ta iktidar olan sosyal demokratlarýn bu katliamlarýn ortaðý olarak gerçek yüzlerini gösterdiði belirtildi. Bu saldýrýyý gündeme getirerek CHP ve MHP yi köþeye sýkýþtýrmaya çalýþan AKP'nin ise bugün, o günleri aratmayacak saldýrýlarýný arttýrarak sürdürmeye devam ettiði, bununda en bariz örneðinin KCK operasyonlarý adý altýnda binlerce insaný zindanlara týkmasý olduðu vurgulandý. Partizan, DHF, SODAP, KöZ, ESP, ÖDP, Halkevi, Ýþçilerin Sesi, BDP ve Kaldýraç'ýn katýldýðý eylem okunan basýn metninin ardýndan sona erdi. Tarihimizde yaþanan bu saldýrýlarý unutmuyor, unutulmasýna izin vermeyeceðimizi söylüyoruz. Bu tarih, kimliði yok sayýlmak istenen emekçilerin bütün kesimlerinin tarihidir. Bugün karþý karþýya kaldýðýmýz saldýrýlar, dün olduðu gibi bugün de ancak birleþik bir mücadele ile savuþturulacaktýr. Devrimciler Ölür Devrimler Sürer! Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz Okmeydaný ndan Komünistler 20 Aralýk sabahý KCK davasýndan tutuklanan gazeteciler için Taksim Meydaný ýndan Galatasaray Lisesi ne kadar yapýlan bir yürüyüþ ve ardýndan bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. Yürüyüþe yaklaþýk 1500 kiþi katýldý. Yürüyüþte gazetecilerin resimleri içeren çeþitli dövizler taþýndý. Yürüyüþ sýrasýnda DÝHA imzalý Özgür Basýný Susturamayacaksýnýz! yazýlý pankart taþýndý. Halkevleri, ÖDP, EHP, Kýzýl Bayrak, Alýnteri, Atýlým gibi sol siyasetler ile sosyalist basýnýn katýldýðý eyleme pek çok gazete de destek verdi. Yürüyüþ sýrasýnda Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz, Kürdistan Faþizme Mezar Olacak, Özgür Basýný Susturamayacaksýnýz, Gözaltýlar, Baskýlar Bizi Yýldýramaz, Gün Gelecek Devran Dönecek / AKP Halka Hesap Verecek, Tutuklu Gazetecilere Özgürlük sloganlarý sýk sýk atýldý. Yürüyüþ bittikten sonra Galatasaray Lisesi önünde basýn açýklamasý gerçekleþti: Gazetecilerin hapiste 24 Aralýk günü Þirinevler de HDK tarafýndan Türkiye de yaþanan hak ihallerini ve katliamlarý protesto etmek ve katliamlarýn sorumlularýnýn yargýlanmasýný talep etmek amacýyla bir basýn açýklamasý düzenlendi. Basýn açýklamasýnda Kimyasal Katliamlarý Unutmadýk, Adalet Ýstiyoruz, Karanlýk Tarih Aydýnlansýn, Gerçekler Halka Açýlsýn, Katliamlarýn Gerçek Sorumlularý Açýða Çýkarýlsýn ve Yargýlansýn Þirinevler'de 19 Aralýk protestosu olmasý demek, haber alma hakkýmýzýn da gasp edilmiþ olmasý demektir. Bugün hem meslektaþlarýmýzý hem de haber alma hakkýmýzý savunmak için buradayýz. Bu saldýrý ayný zamanda halkýn gerçeði öðrenme hakkýna yapýlan bir saldýrýdýr. Bu nedenle asla susmayacaðýmýzý, düþüncelerin hapsedilmeyeceðini göstermek için buradayýz. Basýn özgür olan kadar hapishaneler boþalana kadar bu meydanlardayýz. Daha sonra Özgür Gündem gazetesinden Bayram Balcý bir konuþma yaptý. Bayram Balcý konuþmasýnda yaþanan süreci Tansu Çiller ve Süleyman Demirel dönemlere benzetti: Yapýlabilecek her þeyi denediler ama baþaramadýlar.kürt basýný asla susmadý, asla susmayacak. Bu AKP ablukasýný özgür basýn daðýtacaktýr Basýn açýklamasý ertesi gün 14:30 da DÝHA binasý önünde gerçekleþtirilecek protesto ve basýn açýklamasýna çaðrý ile son buldu. Ýstanbul dan Komünistler ve Operasyonlar Durdurulsun, Barýþ Hemen Þimdi yazýlý ozalitler açýldý. Okunan açýklamada 19 Aralýk, Maraþ, Sivas katliamý ve ezilen kesimlere yönelik diðer katliamlarýn sorumlularýnýn yargýlanmasý gerektiði, devam eden baský ve tutuklamalarýn son bulmasý ve siyasi tutuklularýn serbest býrakýlmasý gerektiði söylendi. Basýn açýklamasýna yaklaþýk 80 kiþi katýldý. Yenibosna'dan Komünistler

4 Sayfa 4 Ocak 2012 Mahkeme katillerin, Kitleler Hrant ýn yanýnda Hrant Dink, ölümünün beþinci yýlýnda Ýzmir ve Ýstanbul da anýldý. Eylemlere iki gün önce sonuçlanan davanýn kararýna yönelik protestolar damgasýný vurdu. Katilleri tanýyoruz Hrant Dink davasýnýn sonuçlanmasýnýn ardýndan binlerce insan birçok kentte sokaklara döküldü. Ýzmir de de Katili tanýyoruz! Adalet istiyoruz! Em qatil nasdikim! Adeleté dixwazin! sloganlarý ile bir yürüyüþ gerçekleþti. YKM nin önünden baþlayan ve Konak Sümerbank önünde sona eren yürüyüþe binin üzerinde katýlým gerçekleþti. Hepimiz Hrant ýz, hepimiz Ermeni yiz, Yaþasýn halklarýn kardeþliði, Katil devlet hesap verecek, Ýþte devlet, iþte soykýrým" sloganlarýnýn atýldýðý yürüyüþün sonunda bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi. "Hrant ýn Arkadaþlarý" tarafýndan yapýlan çaðrýyla gerçekleþen yürüyüþe ÝHD, ÇHD, TÝHV, Irkçýlýða Milliyetçiliðe Dur De!, Barýþ Meclisi, Halkevleri, Ýmece-Der, Ege 78 liler, BDP, EMEP, EDP, SDP, SP, DSÝP, ESP, EHP, ÖDP, ÖSP, Söz ve Eylem, KöZ destek verdi. Ýzmir de anma 'Hrant ýn Arkadaþlarý' tarafýndan yapýlan çaðrýyla örgütlenen ve ÝHD, ÇHD, TÝHV, Irkçýlýða Milliyetçiliðe Dur De!, Barýþ Meclisi, Halkevleri, Ýmece-Der, Ege 78 liler, BDP, EMEP, EDP, SDP, SP, DSÝP, ESP, EHP, ÖDP, ÖSP, Söz ve Eylem, Komünist KöZ gibi kurum ve örgütlenmelerin destekçi olduklarý eyleme bini aþkýn insan katýldý. Hrant Dink in katillerinin yargýlandýðý davada devletin rolünün üstünü örten bir karar çýkmasý bu sene gerçekleþtirilen protesto eylemine damga vurdu. Ýki gün önce mahkemenin verdiði karara duyulan öfkenin katýlýmdan atýlan sloganlara kadar yansýdýðý eylem yürüyüþle baþladý. YKM önünden Konak Sümerbank önüne kadar süren yürüyüþte, Hepimiz Hrantýz, Hepimiz Ermeniyiz!, Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði!, Katil Devlet Hesap Verecek!, Ýþte Devlet, Ýþte Soykýrým!" sloganlarý atýldý. Ortak sloganlarýn yaný sýra zaman zaman kortejden Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz!, Faþizme Ölüm Tek Yol Devrim! sloganlarý da atýldý. KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak biz de yürüyüþ esnasýnda Katil Devlet Yýkacaðýz Elbet!, Ordu Polis Tekeller Ýþte Katiller! sloganlarýný attýk. Eski Sümerbank önüne gelindiðinde, mücadelede düþenler için gerçekleþtirilen bir dakikalýk saygý duruþunun ardýndan 'Hrant ýn Arkadaþlarý' adýna Coþkun Üsterci ortak basýn metnini okudu. Açýklamada þu görüþlere yer verildi: Sevgili dostumuz Hrant'ý kaybedeli tam 5 yýl oldu. 5 yýldýr ne adalet arayýþýmýz tükendi ne hakikat anlatýcýmýza olan özlemimiz. Yine onu aramak için bir araya geldik. Ancak bugün öfkeliyiz, hem de çok öfkeli... Emniyetiyle, jandarmasýyla, istihbaratýyla, medyasýyla, hükümetiyle, muhalefetiyle Hrant'ý aramýzdan almaya karar vermiþ olanlar, 5 yýldýr gözlerimizin içine baka baka dalga geçtiler bizlerle. 5 yýldýr yargýlama adý altýnda bir müsamere izlettirdiler bize. Þimdi de sadece iki tetikçiyi cezalandýrarak adalet duygumuzu ayaklar altýna aldýlar. Ýþaret edenler de, 'öldür' diyenler de, pusu kurup erketede bekleyenler de cezasýz kaldýlar. Kýsacasý yýllardýr bizlere dayatýlan hatýrlama yasaðýnýn ve zamanýn öðüttüðü daha nice olayda olduðu gibi katil, tarihin deðiþik dönemlerinde devlet erkini elinde tutanlar ve kullananlardý. Geçmiþten bugüne egemen olan, halkýna, yurttaþlarýna karþý devlet gücünü ve statükoyu ne pahasýna olursa olsun korumayý amaçlayan zihniyetti. Davanýn bu biçimde cezasýzlýkla sonuçlanmasý ülkede son dönemde yaþananlarla birlikte deðerlendirildiðinde amacýn ne olduðu çok açýk þekilde görülmektedir. Bu ülkede istisnasýz herkesin iradesizleþtirilip susturulmasý, böylelikle de bir korku rejiminin tüm toplum tarafýndan içselleþtirilmesi istenmektedir. Ancak, her þeye raðmen bu ülkenin barýþ ve demokrasiden yana, vicdan sahibi, saðduyulu yurttaþlarý olarak bizler, devletin siyasi cinayetler geleneðini boðacaðýz. Bu cinayetin de tarihin derinliklerine gömülen faili meçhuller den biri olmasýna hiçbir þekilde izin vermeyeceðiz!. Açýklamanýn ardýndan eylem sona erdi. Taksim den Agos a kitlesel yürüyüþ Ýstanbul Þiþli de 19 Ocak 2007'de öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dink i anmak için 50 bin üzerinde kiþinin katýldýðý bir yürüyüþ gerçekleþti. Taksim Meydaný'ndan baþlayan ve Agos Gazetesi önünde son bulan yürüyüþün ardýndan bir basýn açýklamasý yaptý. Yürüyüþ sýrasýnda atýlan sloganlar ise þunlar oldu:"faþizme inat, kardeþimsin Hrant!", "Kurtuluþ yok tek baþýna ya hep beraber ya hiçbirimiz", "Bu dava bitmedi, sürecek", "Hepimiz Ermeni'yiz hepimiz Hrant'ýz". Agos Gazetesi'nin önüne gelindiðinde ise basýn açýklamasý okundu. Basýn açýklamasýnda Ermenilerin 100 yýldan bu yana uðradýklarý katliamlardan ve sürgünlerden bahsedildi, Hrant Dink davasýnýn adaletsizliðinden dem vuruldu. Basýn açýklamasýnda "Hrant Dink'in katledilmesiyle Dersim, Maraþ, Çorum ve faili meçhuller buluþtu" denildi. Basýn açýklamasýnýn ardýndan ise eylem sona erdi. Esenyurt'ta Uludere protestosuna polis müdahalesi 8 Ocak Pazar günü, devletin Uludere/Roboski'de 35 Kürt köylüsünü katletmesini protesto eden; BDP, BDSP, DHF, Partizan, Çaðrý ve SODAP'ýn örgütleyicisi olduðu, EMEP ve Gölge Kültür Merkezi'nin destekleyici olduðu bir basýn açýklamasý düzenlendi. KöZ de SODAP'ýn çaðrýcýsý olduðu bu eylemin örgütleyicisi kurumlarý arasýnda ilk iki toplantýda yer aldý fakat üçüncü toplantýda bu eylemin altýna imzasýný koymayacaðýný ancak eyleme katýlarak destek verebileceðini ifade etti; biz de bu anlayýþla eyleme destek verdik. Esenyurt'taki eylemde saat 16:00 da Esenyurt Meydaný nda toplanýlarak 500 metre ilerideki AKP binasýna yürünecek, burada da bir basýn açýklamasý yapýlacaktý. Fakat meydanda toplanan 100'ün üzerindeki kitleyi abluka altýna alan polis eylemi provoke ederek kitleye daðýlmasýný yoksa müdahale edeceðini söyledi. Burada okunan basýn metnindeki açýklamada ise Uludere katliamýnýn hemen ardýndan Halklarýn Demokratik Kongresi nin yaptýðý bir çaðrý ile devletin yaptýðý bu katliam, 30 Aralýk Cuma akþamý saat 19:30 da protesto edilmiþti. HDK'da yer almayan kimi siyasetler ve kurumlarýn da katýldýðý bu eylem esnasýnda SODAP temsilcisi tarafýndan ertesi gün konuyla ilgili gerçekleþecek bir toplantýya çaðrýldýk. Birinci toplantýya SODAP ve bizim dýþýmýzda DHF,Çaðrý ve BDSP katýldý. Toplantý için çaðrýda bulunan SODAP temsilcisi Uludere katliamýna karþý bir eylem örgütlemek istediklerini; bizleri de bu eylemi birlikte örgütlemeye davet ettiklerini anlattý. Çaðrý temsilcisi bir basýn açýklamasý yapabileceðimizi ancak peþinen yürüyüþ oturma eylemi vb. denirse katýlýmýn düþeceðini ve bir kadro eylemiyle sýnýrlý kalacaðýný söyledi. DHF ise yürüyüþ tarzýnda bir eylem yapabileceðimizi, kendimizi basýn açýklamasý ile sýnýrlamamýzýn doðru olmadýðýný savundu. Biz ise daha dün HDK'nýn çaðrýsýyla ve diðer siyasetlerin de katýlýmýyla bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildiðini; bu basýn açýklamasýna katýlýmýn yapýlan saldýrýnýn büyüklüðü karþýsýnda cýlýz olduðunu; bizim bu bileþenle yapmayý düþündüðümüz bir basýn açýklamasýnýn bu eylemi aþamayacaðýný belirttik. Ayrýca, bu yüzden böyle bir eylem yapmanýn çok da anlamlý olmadýðýný; bu konuda HDK'nýn ve diðer siyasetlerin gündeminde ne olduðunu öðrenip birlikte bir eylem yapmanýn daha doðru olduðunu; hatta bölgemizde bulunan kitle örgütlerine de çaðrýda bulunmamýz gerektiðini ifade ettik. Toplantý, diðer siyasetlerin de katýldýðý daha geniþ bir toplantý örgütleme kararýyla son buldu. Ýkinci toplantýya ilk toplantýda bulunan beþ yapýnýn yaný sýra BDP, Halkevleri ve Partizan katýldý. EMEP ise toplantýya katýlmasa da eyleme katýlýp imzacý olacaðýný bildirdi. SODAP temsilcisi arkadaþ ilk toplantýyý özetlerken bizim bir halk toplantýsý düzenleme önerimizi de aktardý. BDP Eþbaþkaný ise biz ne kadar kitle olursak olalým böyle bir katliam karþýsýnda sokakta tepkimizi göstermemiz gerektiðini ifade etti. Bunun üzerine halk toplantýsý ile ilgili bir açýklamama gereði duyarak bu konuda þunlarý dedik: Arkadaþlar biz sokaða çýkmayalým, insanlarý kapalý bir salonda toplayalým demiyoruz. HDK bileþenleri ve diðer siyasetler ortak bir çalýþma yürüterek, etraflý bir çalýþmasý yapýlarak birkaç mahallede halk toplantýsý, kahve toplantýlarý yapýlýr ve daha sonra Esenyurt meydanda mini bir miting yapýlabilir. Seçimlerde Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku, Esenyurt ta 25 bine yakýn oy aldý. Elbette bu oylar tekrar tekrar kazanýlmasý gereken bir potansiyeldir. Seçimlerde yer almayan siyasetlerin de belli bir kitle çalýþmasý var. Biz bu kitlelerle nasýl azami olarak bað kurabiliriz? Bu saldýrýnýn tüm iþçi ve emekçilere yönelik bir saldýrý olduðunu anlatarak bu kitleleri nasýl harekete geçirebiliriz? Bunun yol ve yöntemlerini tartýþmalýyýz. Önümüzdeki eylemi biraz daha uzun erimli ve kitle örgütlerini de katmaya çalýþarak yapmalýyýz. Söylediklerimize diðer siyasetlerden bir itiraz gelmedi ancak Sizin dediðiniz daha sonra gündemimize Uludere'deki katliamýn bir kaza deðil, on yýllardýr uygulanan imha ve inkâr politikalarýnýn bir parçasý olduðu söylendi. Ardýndan bu imha ve inkâr politikalarýna karþý Kürt halkýyla dayanýþmanýn yükseltilmesi gerekliliðine vurgu yapýldý. Basýn açýklamasýnýn ardýndan AKP ilçe binasýnýn önüne yürümek isteyen kitleye polis saldýrdý. Saldýrýya karþýlýk veren kitle ikiye ayrýldý. Bir grup, Özel Esencan Kliniði'nin önünde toplanarak tekrar yürüyüþe geçti. Kitleye sivil polisler ve çevikler saldýrarak insanlarý gözaltýna almaya baþladý. Saldýrýda eylemci bir kadýn ayaðýndan yaralandý. Polis yolu trafiðe kapatmak isteyen bir grup eylemciye de müdahale ederek kimisini gözaltýna aldý. Eylem sonrasý aralarýnda BDSP çalýþanlarý Esin Yýldýz, Metin Yýldýrým ve Seyhan Kurtalan ile BDP Ýlçe Baþkaný Þafak Özanlý nýn da bulunduðu 14 eylemci gözaltýna alýndý. Esenyurt'tan Komünistler Belirsiz protestolar kitleleri dýþlar Maraþ Katliamý Ýzmir de protesto edildi Halklarýn Demokratik Kongresi nin (HDK) 24 Aralýk Cumartesi günü Bornova Cumhuriyet Meydaný nda gerçekleþtirdiði basýn açýklamasý ile Maraþ ta 33 yýl önce gerçekleþen, devletin önayak olduðu faþist katliamý lanetledi. KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak destek verdiðimiz eyleme HDK bileþenlerinin yaný sýra TÜMTÝS yönetici ve üyeleri de toplu bir biçimde katýlarak destek verdiler. HDK adýna yapýlan açýklamada katliamýn amacý ve alacaðýmýz bir þey olabilir. Zaten her siyasetin kendi çalýþmasý var, þimdi nasýl bir eylem yapacaðýmýzý konuþalým. dendi. Tartýþma belli bir olgunluða eriþtikten sonra basýn açýklamasý ile ilgili þöyle bir karar alýndý: Eylem anýnda somut duruma göre nasýl hareket edeceðimizi seçeceðimiz eylem komitesi karar versin denildi. Daha sonra eyleme çaðýran bir el ilaný ile basýn metninin içeriði üzerinde konuþuldu ve üç gün sonraya son toplantý konuldu. Bu noktada biz de baþý sonu belirsizliðe terk edilmiþ, emekçilerin siyasallaþmasýndan çok sol akýmlarýn militanlarýn tepkilerini göstermenin ötesine geçemeyecek bu eylemin örgütleyicisi olmayacaðýmýza karar verdik. Elbette bu tutum eyleme katýlmamak anlamýna gelmiyordu, gelmedi de. Üçüncü toplantýda biz bu kararýmýzý ve eylemde takýnacaðýmýz tutumu açýkladýk. BDP temsilcisi geniþ katýlýmlý eylemler konusunda söylediðimizin doðru olduðunu ama bugünün görevinin sokaða çýkarak tepki gösterip serhýldanlar yaratmak olduðunu belirtti. Çaðrý eleþtirimizin eylemin içeriðine deðil biçimine dair olduðunu, platformda kalmamýz gerektiðini savundu. DHF bazen beþ kiþinin kararlý eyleminin bile önemli sonuçlarý olduðunu belirtti. Partizan temsilcisi de Deniz ve Mahirlerin kararlýlýðýný örnek alarak Tunus ve Mýsýr benzeri serhýldanýlarý yaratabileceðimizi ileri sürdü. Biz ise bugüne kadarki pratiðimizden anlaþýlacaðý gibi, pratik kararlýlýk göstermenin gerekliliði konusunda bir sýkýntýmýzýn olmadýðýný belirttik. Eylemden imzamýzý çekmemizin ise nedenlerinin ise þekle dair sorunlar olarak görülemeyeceðini ifade ettik. Zira bu türden eylemlerin serhýldanlarý yaratmayý kolaylaþtýrmak yerine zorlaþtýrdýðýný, bunun da günün politik görevlerine iliþkin bir kavrayýþ farklýlýðýndan kaynaklandýðýný belirttik. Gerçekleþen eylemse bizim bu yöndeki tespitlerimizi doðruladý. Blok vekillerinin yirmi beþ binin üzerinde oy aldýðý Esenyurt ta yüz kiþilik bir katýlýmla yapýlan, bizim de katýldýðýmýz bir eylem gerçekleþti. Kendi gücüne oranlý bir çizgi izlemeyen bu eylemde polis saldýrarak on dört kiþiyi göz altýna aldý. Bir gün sonra gözaltýlarý protesto etmek için BDSP, Çaðrý, Partizan, DHf ve KöZ ün katýldýðý yirmi kiþilik bir baþka basýn açýklamasý düzenlendi. Zaten olaylarýn bu þekilde gerçekleþeceðini görmek için özel bir öngörü yeteneðine sahip olmak gerekmiyordu. Esenyurt ta yaþanan bu durum; sol söylem ve kadro eylemleriyle günün acil politik görevlerini ikame etme gayreti, bu yolla bu görevleri savsaklamanýn ilk örneði deðildi. Son örneði de olmayacak. Esenyurt tan komünistler olarak bu tür tutumlarýn yanlýþlýðýnýn sadece eleþtiriyle deðil, alternatif bir eylem çizgisinin kararlý bir savunusunu yaparak gösterilebileceðimizi biliyoruz. Mücadelemizi bu doðrultuda sürdürmeye devam edeceðiz. Varoþlarda Birleþ Alanlarda Devleþ! Savunmayý Örgütle Saldýrýya Hazýrlan! Esenyurt tan Komünistler nasýl gerçekleþtiðine deðinilerek þu belirlemelere yer verildi: Katliamýn suçlularý bellidir ve hala aramýzdadýrlar. Maraþ Katliamý tekçi, asimilasyoncu, ýrkçý devlet politikalarýnýn bir neticesidir. Maraþ la yüzleþmek bu politikalarla yüzleþmektir. Eylem, Maraþ Katliamýný Unutmadýk, Unutturmayacaðýz!, Faþizme Karþý Omuz Omuza! sloganlarýnýn atýlmasý ile son buldu. Ýzmir den Komünistler

5 Ocak 2012 Sayfa 5 Katliamcý devlet hala iþbaþýnda 26 Aralýk Pazartesi günü Maltepe'de Maraþ Katliamý anmasý gerçekleþtirdik. 50 kiþinin katýldýðý anma kýsaltarak verdiðimiz belgeselin gösterimi ile baþladý. Daha sonra bir arkadaþýmýz kýsa bir konuþma yaptý. Konuþmasýnda yapýlmasý gerekenin Maraþ'ta yaþananlarý tekrarlayýp durmak yerine bundan ders çýkarmak olduðu söylendi; Zilan, Maraþ, Çorum, Dersim katliamlarýyla devletin Türkiye'de ve Kürdistan'da birçok katliam yaptýðýný ve devletin daha çok sol kolunu kullandýðýný, dün Kemalistlerin iþbirliðyle gerçekleþen bu katliamlarýn bugün de AKP nin kimyasal silahlarýyla devam ettirildiðini belirtildi. Konuþmanýn ardýndan söz alan dönemin tanýðý Hamit Kapan þunlarý söyledi: "O dönem devrimci mücadelenin yükseldiði bir dönemdi. Bu durum Maraþ'a da yansýyordu. Maraþ'ta sýnýf mücadelesi çok keskindi. Faþistler de oldukça örgütlüydü. Ülkenin baþka yerlerinde cinayet iþleyenler Maraþ'ta rahatça dolaþýyorlardý. Mücadelenin yükselmesiyle birlikte faili meçhul cinayetler artmaya baþladý. Bunlar sonuç vermeyince toplu katliamlara baþvurdular. Tabii ki sermayenin egemenliðini devam ettirmekti amaçladýklarý. O gün evlerimizin tek tek iþaretlendiðini gördük ama bunun bir katliam hazýrlýðý olduðunu anlayamadýk. Kentteki milli piyangocularda büyük artýþ vardý. Daha sonra araþtýrdýk ki bunlarýn hiçbiri kayýtlý deðilmiþ. Cuma günü büyük camide kalabalýk bir þekilde namaz kýlýndý. Çiçek Sinemasý nda gösterilen film dahi planýn bir parçasýydý. Daha sonra öldürülen öðretmen arkadaþlarýn cenaze törenini Dev Savaþ olarak örgütledik. Cenazeye gidecek otobüsler dahi özellikle geciktirilmiþti. Cenazeleri omzumuzda taþýmýþtýk. Camiye geldiðimizde bizi durdurdular. Cami olabildiðince doluydu. Jandarma bizi durdurmaya çalýþýyor, biz ise yürümekte ýsrar ediyorduk ki bir anda her taraftan üzerimize taþlar, kurþunlar yaðmaya baþladý. Yörük Selim e çekilmek zorunda kaldýk. Çok sayýda arkadaþýmýz yaralandý. Daha sonra öðrendik ki 3 faþist de orada öldürülmüþ. Olaylarýn daha da büyüyeceðini düþünerek aramýzda toplantý yaptýk. O gün hopörlorden sürekli anonslar yapýlýyordu. Onlarýn mallarý helal deniyordu. Yörük Selim Mahallesi faþistlerin hedefindeydi. Orasý devrimcilerin yoðun olduðu, aile gibi yaþadýklarý bir mahalleydi. Þunu söylemek gerekir ki mahalleli tüm saldýrýlara karþý direnerek saldýrýlarý püskürtmüþtür. Ben 3 katlý bir binanýn çatýsýndaydým ve saldýrganlarýn eþyalarý yaðmaladýklarýný görüyordum. Çatýþma 1.5 gün sürdü. O mahallede sadece 6 arkadaþýmýzý kaybettik. Mahalle muhtarý olan bir arkadaþýmýz tek baþýna mahallesinde kahramanca çatýþmýþ ve jandarmalar tarafýndan öldürülmüþtür. Daha sonra baþka yerlere taþýnan insanlarý buldular ve inanýlmaz iþkenceler yaparak onlarý öldürdüler. Bizim derimizi parçalayarak cennetin anahtarýný alacaklarýna inanýyorlardý. Maraþ'taki katliam 19 ile 26 Aralýk günleri arasýnda devam etti. Ölenlere dair resmi rakamlar gerçeði yansýtmamaktadýr. Katliam sonrasýnda 800 saldýrgan yakalanmýþtýr. 24 kiþiye idam ve çeþitli cezalar verilmiþtir. Ancak asýl katiller elini kolunu sallayarak dolaþýyordu. Daha sonra Hamit Kapan a çeþitli sorular soruldu ve söz sýrasý yine Kapan a geldi: Az sayýda silahla karþý koymuþtuk. Baþka mahalleye gitme þansýmýzda yoktu. Biz katliam hazýrlýðý yapýldýðýný göremedik. Bunu görebilmiþ olsaydýk yýðýnak yapardýk. Yeterli malzememiz yoktu. Cenaze törenine silahlarla gelmek isteyen arkadaþlar þehrin üstünden dumanlar çýktýðýný görüyor. Gelirken jandarma barikatýyla karþýlaþýyorlar. Bazýlarý yakalanarak hapse giriyor. Maraþ'ta devrimcilerin toplam kaybý 102'dir. Çorum'da ders alýnmýþ ve toplu katliam boyutuna ulaþmasý engellenmiþtir. Dönemin tanýðý Hamit Kapan ýn baþka bir yere yetiþmesi gerektiðinden söyleþi sorularýn ardýndan bitirildi. Maltepe den Komünistler Kadýna Yönelik Þiddetle Mücadele paneli 3 Aralýk Cumartesi günü Halklarýn Demokratik Kongresi Maltepe Meclisi nden kadýnlar olarak, 25 Kasým Kadýna Yönelik Þiddetle Mücadele Günü kapsamýnda bir panel düzenledik. Panel öncesinde EMEP, ESP ve bizim de katýldýðýmýz bir toplantý yapýldý. EMEP toplantýya daha önceden almýþ olduklarý kararlarla gelmiþti. Panelde konuþacak psikologun gelmesinde sorun olduðu için psikologu ESP li arkadaþlar getirecekti. Bize ise sadece diðer bileþenlerle birlikte panele kadýnlarýn katýlýmýný saðlamak düþüyordu. Diðer bileþenlerin dahil edilmesine dair önerimiz üzerine ESP li arkadaþ onlara telefonla bilgi verilebileceðini, bunda karþý çýkýlacak bir durum olmadýðýný söyledi. Fakat BDP ve SP'den kadýn arkadaþlarýn kendileri dahi panele gelmediler. Panel için bastýrýlan broþürlerin pazarlara ve evlere daðýtýmýný her bileþenin kendisi örgütlemesine karar verildi. Paneli kimin yöneteceði, hangi vurgularýn öne çýkarýlacaðý gibi ayrýntýlar EMEP tarafýndan zaten belirlenmiþti. Panel günü ESP li arkadaþlar, Ýstasyon Geçidi nde kadýna yönelik þiddeti teþhir eden bir fotoðraf sergisi açtýlar ve broþür daðýttýlar. Biz de bir süre bu etkinliðe katýldýk. Broþürleri çevremizdeki emekçilere daðýtarak panelde aldýðýmýz tek görevi de yerine getirmiþ olduk. Panele avukat Mehtap Okuyan ve Toplumsal Dayanýþma için Psikologlar Derneði nden psikolog Ýpek Demirok katýldý. Panelin açýþ konuþmasýnda Halklarýn Demokratik Kongresi hakkýnda kýsa bir bilgi verildi. Ýlk konuþmacý olan Av. Mehtap Okuyan bir saate yakýn konuþmasýnda kýsaca þunlarý söyledi: "Kadýna yönelik þiddetin nedeni canavarlaþmýþ erkeklerin psikolojik bozukluklarý deðildir. Kapitalist piyasa ekonomisinin doðasý gereði ürettiði þiddet en çok kadýnlarý ve çocuklarý vurmaktadýr. Ayný zamanda sürmekte olan savaþ, tecavüzleri de meþrulaþtýrmaktadýr. Bizim meselemiz bireysel deðil politiktir. O halde politika yapmalýyýz." Panelin ikinci konuþmacýsý psikolog arkadaþ konuþmasýnda öncelikle Toplumsal Dayanýþma için Psikologlar Derneði nden bahsetti. Daha sonra þunlarý belirtti: "Sanýldýðýnýn aksine kadýna þiddet uygulayan erkekler bu þiddeti psikolojik nedenlerle uygulamamaktadýr. Biz diyoruz ki: bireysel olan politiktir. Eþlerine þiddet uygulayan erkekler hasta deðil, baþka bir sistemin insanýdýr. Kadýnlarýn psikolojideki ifadesiyle öðrenilmiþ çaresizlik yaþadýðýný söylüyoruz. Örgütlü mücadele çoðu zaman ve genellikle psikolojik destek ilaç kullanýmýndan daha iyileþtiricidir." Konuþmalardan sonra ise katýlýmcýlar görüþlerini dile getirdiler. Panelin ikinci kýsmýnda ise konuþmacýlar, þiddete uðrayan kadýnlarýn bireysel destek almasýnýn önemli olduðunu ancak örgütlü mücadelenin daha önemli olduðunu belirtti. Yaklaþýk 40 kadýnýn katýldýðý panel bu toplantýlarýn kadýnlarýn baþka sorunlarýný da ele almasý ve mahallelere yaygýnlaþtýrýlmasý dilekleriyle sona erdi. Genel olarak panel kolektif bir þekilde örgütlenmediði için diðer bileþenlerin katýlýmýný saðlamaya yönelik yeterli çaba gösterilmediði gibi kadýnlarla sýnýrlý tutulmasý emekçileri bölen bir anlayýþa hizmet etti. Öte yandan erkek egemen sistemin þekillendirdiði emekçilerin ortak örgütlenme ve ortak mücadeleyle kadýna yönelik þiddetin, tecavüzün ve her türlü ayrýmcýlýðýn önüne geçilebileceðini düþünüyoruz. Komünistlere düþen görevse düzenin tamiratý deðil onu kökten deðiþtirmektir. Maltepe den Komünistler Tuzla da KöZ ün Sözü üzerine ev sohbeti Bulunduðumuz mahallede KöZ ün yeni sayýsý çýktýðýnda Eylem Birlikleri Ne Zayýf ve Gevþek Birlikteliðin Kýlýfý Ne de Örgütsel Birlikteliklerin Ön Aþamasýdýr baþlýklý, bir önceki KöZ ün Sözü nü okuyup tartýþmaya karar verdik. Çalýþma yürüttüðümüz mahallede KöZ ü tanýyýp, sahiplenenler ve tanýmak isteyenlerle bir evde buluþtuk ve gazetedeki yazýyý okuyup üzerinde tartýþtýk. Bu sohbette KöZ ün 1999 yýlýnda ortaya çýktýðýndan beri ayrý dur birlikte vur þiarý ile hareket ettiðini ve sol sosyalist hareketin de en geniþ eylem birliði içinde olmasýný savunduðunu belirttik. Bununla birlikte Çatý Partisi ve Kongre gibi oluþumlara bakýþýmýzý ve neden bu oluþumlar içinde yer almadýðýmýzý da tekrar anlatma fýrsatýmýz oldubu çerçevede geçen sohbetimizde þunlarý anlattýk: KöZ olarak 1999 yýlýnda siyaset sahnesinde yer almaya baþladýðýmýzdan Ýzmir'de saldýrýlara karþý 3 Aralýk eylemi KESK, DÝSK, Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliði nin (TTB) çaðrýsýyla Hukuksuzluða, Baskýlara, Tutuklamalara Teslim Olmayacaðýz! þiarýyla Türkiye nin 40 þehrinde eþgüdümlü olarak 3 Aralýk Cumartesi günü düzenlenen eylemlerin Ýzmir ayaðýnda kitlesel bir yürüyüþ gerçekleþtirildi. Basmane Meydaný`nda bir araya gelen sendika, 21 Aralýk Çarþamba günü Grevli Toplu Sözleþme, Güvenceli Ýstihdam, Ýnsanca Yaþanacak Temel Ücret, Baský-Ceza ve Sürgünlerin Durdurulmasý, Ek Ödemelerin Emekliliðe Yansýtýlmasý talepleri ile Kamu Emekçileri Sendikasý Konfederasyonu (KESK) tarafýndan gerçekleþtirilen grev, Ýzmir de gerek sokak eylemi boyutu ile gerekse kimi alanlarda yoðun iþ býrakmalarla etkili oldu. Sabahýn erken saatlerinde iþ býrakarak Basmane de buluþan sendikalar ve kurumlar Konak yönünde yürüyüþe geçti. KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak, Halklarýn Demokratik Kongresi nin (HDK) toplanma noktasýnda buluþup, Basmane den Konak yönüne doðru yürüyüþe geçen kortejlere özel sayý daðýtýmý gerçekleþtirdik. AKP ye Karþý Birleþelim Mücadele Edelim! ve Dersim '38: Dün Dersim'de CHP, Bugün KCK Operasyonlarýyla AKP! baþlýklý özel sayýlarýmýzdan yaklaþýk bin adet daðýttýk. HDK nýn yürüyüþe geçmesi üzerine, destek vermek için bu korteje demokratik kitle örgütü ve politik örgütlenmelerin üye ve taraftarý 3 bini aþkýn kiþi sloganlarla Konak Meydaný`na yürüdü. "Teslim Olmayacaðýz!" yazýlý pankartýn açýldýðý yürüyüþ boyunca "Gözaltýlar, Tutuklamalar, Baskýlar Bizi Yýldýramaz!", "Faþizme Karþý Omuz Omuza!", "Yaþasýn Ýþçilerin Birliði, Halklarýn Kardeþliði!" sloganlarý atýldý.örgütleyici kurumlarýn katýlýmcý kurumlara dayattýðý flama ve döviz yasaðýna raðmen pek çok örgütlenme gibi KöZ ün arkasýnda duran komünistler olarak biz de eyleme flamalarýmýzla katýldýk. Yürüyüþ sýrasýnda Saldýrýlara Karþý Örgütlen, Birleþ, Mücadele Et!, Faþizme Karþý Sýnýf savaþý!, Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni!, Zafere Kadar Sürekli Devrim!, Ne AKP, Ne CHP, Kurtuluþ Birlikte Mücadelede!, Özgürlük Savaþan Ýþçilerle Gelecek!, Saldýrýlara Karþý BDP ye Sahip Çýk!, Kürtlerin Esareti Ýþçilerin Esaretidir!, Vekiller Onurdur Onuruna Sahip Çýk! sloganlarýný attýk. Yürüyüþ boyunca birlikte yürüdüðümüz örgütlenmelerle sloganlarýmýzý Ýzmir de 21 Aralýk grevi beklentileri aþtý beri 8 Martlar, 1 Mayýslar baþta olmak üzere bütün kitlesel eylemlerin bölünmesine karþý olduk. Bununla birlikte var olan ortak eylem birliði platformlarýnda yer aldýk deki Bin Umut çalýþmasýnda da olduðu üzere, bu tür eylem birliði platformlarýnda var olmadýðýmýz durumlarda da siyasi olarak anlamlý bulduðumuz çalýþmalara, eylem birliði çerçevesinde destek olduk ve siyasi çalýþmalarý yürüttük. Eylem birliklerine bakýþýmýz sol, sosyalist siyasetlerden farklý. KöZ, siyasi bir özne olarak ortaya çýktýðýndan bugüne kadar eylem birliklerinin sembolik protestolar olmaktan çýkýp yerel ayaklarýný ören, mahallelerde emekçileri aktifleþtiren, eylemli birliktelikleri öne çýkaran bir hatta yerleþmesi gerektiðini dile getirmiþtir. Eylem birlikteliðinin güçlü ya da gevþek herhangi bir örgütsel birlikteliðin ön aþamasý olarak görülmemesi gerektiðini savunmuþtur. ortaklaþtýrarak birlikte atmaya özen gösterdik. Yürüyüþ Konak Meydaný na yakýn bir nokta olan Büyükþehir Belediyesi nin önündeki kürsünün önünde son buldu. Burada örgütleyici kurumlar adýna basýn açýklamasýný KESK MYK Üyesi Ali Kýlýç yaptý. Kýlýç, Türkiye'nin bir açýk hava cezaevine dönüþtüðünü ve her yeni güne tutuklama haberiyle baþlandýðýný belirterek, 'Ýnsanca yaþamak isteyen iþçiler, suyunu ve topraðýný korumak isteyen köylüler, parasýz eðitim isteyen öðrenciler, ülkemizde füze kalkaný istemeyenler, gerçeðin peþindeki gazeteciler, adalet arayan avukatlar, yani haklarýný arayan herkes tutuklanýyor. Tutuklamalar, seçilmiþ milletvekillerine ve belediye baþkanlarýna kadar uzanýyor" dedi. Son saldýrýlara örnek olarak KESK Genel Baþkaný ve yöneticilerinin de aralarýnda bulunduðu 25 KESK linin, sendikal faaliyetleri nedeniyle 6 yýl 3 ay ceza ile cezalandýrýlmasýna deðinildi. Bunun yaný sýra Ýzmir Büyükþehir Belediyesi ne yönelik operasyondan sonra tutuklanan DÝSK Genel-Ýþ katýlým gösterdik. HDK kortejinde aðýrlýklý olarak, yakýn zamanda basýna ve gazetecilere yönelik gerçekleþtirilen gözaltý ve tutuklama saldýrýsý gündemleþtirilmiþti. Sýklýkla Asla Teslim Olmayacaðýz! sloganlarý atýldý. Kortejin alana giriþi sýrasýnda basýna yönelik saldýrýlarý protesto etmek için beþ dakikalýk oturma eylemi gerçekleþtirildi. Eðitim-Sen ve SES baþta olmak üzere KESK e baðlý sendikalar sokak eyleminde kitlesel katýlýmla yer almýþlardý. Üstelik son dönemlerde neredeyse hemen her gün iþyerleri önünde eylem yaparak greve hazýrlanan saðlýk emekçilerinin çoðu, grevi hastanelerde sürdürdükleri için merkezi eyleme katýlamamýþlardý. Buna raðmen özellikle SES eyleme katýlan örgütlenmeler içerisinde hem en canlý hem de en coþkulu korteji oluþturmuþtu. Bu kortejde dikkat çeken bir baþka nokta ise aðýrlýklý olarak Kürdistanlý týp öðrencilerinden oluþan ve Xwendekaren Tenduristiyen Azadi Özgür Saðlýk Öðrencileri imzalý Eþit-Parasýz-Anadilde Saðlýk pankartý ile yürüyüþe katýlan öðrenci kortejinin coþkulu katýlýmý idi. KöZ olarak yaþadýðýmýz topraklarda ve dünyada siyasi önderlik boþluðundan Leninist bir partinin eksikliðini anlýyoruz. Hedefimizin de böyle bir partiyi yaratmak olduðunu söylüyoruz. Bu nedenle hedefine komünist bir partiyi yaratmayý deðil de baþka türlü, yeni bir parti yaratmayý koyan giriþimler içinde de yer almayacaðýmýz açýktýr. Bununla birlikte Halklarýn Demokratik Kongresi içinde bir bileþen olarak yer almasak da içinde çalýþtýðýmýz ya da çalýþmadýðýmýz kitle örgütlerini Kongre içinde yer almaya çaðýrýyoruz. Sohbet, KöZ ün eylem birliklerine bakýþýný, diðer siyasetlerin de yanlýþ bakýþlarýný ve son dönemde yer alan parti giriþimleri, Kongre gibi konulara nasýl baktýðýmýzý anlatma fýrsatý bulduðumuz verimli bir sohbet oldu. Tuzla dan Komünistler Sendikasý þube yöneticileri de ismen anýldý. Açýklama özel yetkili mahkemeler ve Terörle Mücadele Yasasý`nýn kaldýrýlmasý, gözaltý ve operasyonlarýn durdurulmasý, hukuka aykýrý tutuklananlarýn derhal serbest býrakýlmasý talepleri ile son buldu. Son dönemde belediyeler üzerinden CHP ye yakýn kesimlerin operasyonlara hedef olmasý CHP nin Ýzmir vekillerinin eyleme çýkartma yapmasý sonucunu doðurmuþtu. Pek çok benzerinde gördüðümüz üzere bu eylemde de kürsüden alanda bulunan CHP li vekiller selamlandý. Gerek bu selamlama gerekse yapýlan kimi konuþmalarýn içerikleri, eyleme iktidarýn saldýrýlarýna karþý üstü kapalý olarak sosyal demokratlarý adres gösteren bir muhteva katýlmasýna neden oldu. Alanda AKP ye Karþý Birleþelim Mücadele Edelim! baþlýklý özel sayýmýzdan 500 tane daðýttýk. Saldýrýlara Karþý Örgütlen, Birleþ, Mücadele Et! Ýzmir den Komünistler Kitlenin alana girmesinin ardýndan KESK Hukuk-Tis ve Uluslararasý Ýliþkiler sekreteri Ali Kýlýç tarafýndan KESK adýna basýn açýklamasý okundu: Bu bütçede grevli toplu sözleþme mücadelesi yürüten kamu emekçileri yine yok. Bu bütçede 659 TL'ye mahkûm edilen milyonlarca asgari ücretli yine yok. Bu bütçede kýdem tazminatý gasp edilmek istenen iþçiler yine yok. Bu bütçede gübre parasý bulamayan çiftçiler, köylüler yine yok. Bu bütçede vergi yükü altýnda ezilen küçük esnaf yine yok. Kýsacasý bu bütçede insanca bir yaþam sürdürmek isteyenler yine yok. Açýklamada KCK operasyonlarý ve son dönemde avukatlarýn maruz kaldýðý tutuklanma furyasýna da deðinildi. Konak Meydaný ndaki eyleme TTB ve DÝSK üyelerinin yaný sýra Türk- Ýþ'in içinde kendini muhalif olarak adlandýran Sendikal Güç Birliði, pek çok politik örgütlenme ve kitle örgütü de katýlarak destek verdi. Eylem, müzik dinletisi ile sona erdi. Ýzmir den Komünistler

6 Sayfa 6 Ocak 2012 Dersim tartýþmalarý Nabi Yaðcý'nýn TKP'siyle bugünün TKP'sini bir kez daha birleþtirdi Onur Öymen in Dersim de de analar aðlamýþtý sözünün ardýndan TKP nin yetkili aðýzlarýndan CHP yi hedef alan az çok tepki gelmiþti. Hüseyin Aygün ün Zaman gazetesindeki röportajýndan sonra Erdoðan ýn devlet adýna Dersim Katliamý ndan ötürü Dersimlilerden özür diliyorum açýklamasýnýn ve CHP nin Dersim arþivleri açýlsýn çýkýþýnýn ardýndan ise solda göreli bir suskunluk görülüyor. Bu suskunluðu ilk yaranlardan biri ise revizyonist TKP nin son genel sekreteri olarak önce TKP ile TÝP i bir kapta buluþturma giriþimine önderlik eden, sonra da þimdiki AKP açýlýmlarýna benzeyen Özal açýlýmlarýndan yararlanarak ülkeye dönüp üstlendiði tasfiyecilik misyonunun son eylemi olarak TBKP yi resmen ve fiilen tasfiye ederek siyasetten emekli olan Nabi Yaðcý (Haydar Kutlu) oldu. Her ne kadar çoktandýr siyasetten emekli olmuþ olsa da, meþum sosyal þoven misyonunu bir türlü bitirmeye niyetli olmadýðý görülen Yaðcý bu misyonunu Taraf gazetesi üzerinden sürdürüyor: Dersim nedeniyle yapýlan yüzleþme çaðrýsý, Baþbakan'ýn niyetinden baðýmsýz olarak 1915 nedeniyle Ermeniler, varlýk vergisi uygulamalarý gibi uygulamalarla zulmedilen Yahudi, Rum ve tüm diðer azýnlýklara karþý da yüzleþme davetidir aslýnda. Yalnýz bu da deðil komünistlere, sosyalistlere yapýlan zulüm karþýsýnda da özür borcu vardýr. TKP önderleri Mustafa Suphilerin Karadeniz'de hunharca katledilmesi nedeniyle de devlet özür borçludur. Herkesi de kendi geçmiþiyle yüzleþmeye davet edicidir. Þeyh Sait Ýsyaný'yla ilgili TKP'nin ve Komintern'in o tarihlerdeki ve sonraki Kürt sorununa bakýþýný kendi yanlýþýmýz olarak birçok yerde eleþtirdim. Geçmiþ tarihlerde de TKP içinde parti adýna özeleþtiri yapanlar oldu. Fakat Dersim katliamý nedeniyle açýkça, apaçýk kolektif olarak özür dileme borcumuzu ortadan kaldýrmýyor bu özeleþtiriler. Bu nedenle kendi adýma ve bu duygularýmý paylaþtýðýna inandýðým yoldaþlarým, dostlarým adýna Dersim katliamýna TKP'nin yanlýþ bakýþý nedeniyle açýkça özür diliyorum. Ne var ki bu borç yalnýz sözle deðil bugün Kürt halkýnýn yanýnda olarak ve baskýlara karþý durarak ve dünkü yanlýþa neden olan Kemalist milliyetçiliði bugün de eleþtirerek, vesayetçi devlete karþý çýkarak ödenir. Tayyip Erdoðan'ýn aðzýnda tarihin konuþmasý benim "Kürtlere raðmen Kürt sorunu" deyiþimi de açýklayýcý oldu. Tarihte sahici bir yüzleþme gerçeði varsa gördüðümüz gibi aradan onlarca, yüzlerce yýl geçse de ummadýðýnýz bir aðýzda ve kimlik içinde de kendini duyuruyor Birçok kiþi "Bu özür sosyal demokrat bir parti iddiasýndaki bir partiden CHP'den, CHP Genel Baþkaný Kýlýçdaroðlu'ndan beklenirdi" görüþünü dile getirdi. Oysa bu bakýþ tarih dýþýdýr. Dersim katliamý nedeniyle Ýslamcý gelenekten gelen muhafazakâr bir parti için Dersim katliamýný hatýrlamak tarihsel meþrebe veya suyun akýþýna uygunken, bu katliamý hatýrlamamak veya bu gerçeðin hatýrlatýlmasý, açýklanmasý karþýsýnda kývranmak da CHP'nin Kemalist devlet tarihsel mirasýna ve meþrebine uygundur. Nabi Yaðcý güya özür diliyorum derken bile, Mustafa Suphi ve yoldaþlarýný da kendisinin temsil ettiði oportünist revizyonist geleneðin suçlarýna ortak etme gayreti içindedir. Azadi hareketi bastýrýlýrken, Aðrý Kürt Cumhuriyeti Zilan deresindeki katliamla son bulurken ve Erzincan þurasý ile Koçgiri direniþinden Dersim e uzanan hareket katliamla ezilirken, Mustafa Suphi nin komünist partisini Kemalizm kuyrukçusu revizyonist bir parti haline getiren TKP yöneticileri ve onlara kumanda eden revizyonist Komintern bu gerici uygulamalarý destekliyordu. Temsil ettikleri Menþevik tutuma uygun olarak bu baský tedbirlerinin arkasýndaki karþý devrimci cumhuriyet rejimini tarihsel olarak ilerici ilan etmekteydi. Asýl tarihsel olarak haklý olan tarafý da kara korku, irtica gibi kemalist diktatörlüðün terimleriyle tanýmlayarak bu hareketlerin bastýrýlmasýna onay ve destek sunuyordu. Ýþte, Yaðcý nýn neredeyse bir asýr sonra özür dileyerek aklanmak istediði tutum bu olsa gerek. Lakin bu sözde özür de týpký Erdoðan ýn özür dilemek gerekiyorsa ben diliyorum demesi gibi iki yüzlü bir tutumdur. Zaten oportünist ihanetler özürle aklanmayacaðý gibi, ortada bir aklanma arzusu da yoktur. Kaldý ki, Nabi Yaðcý güya bütün siyasi sorumluluklarýndan bir tasfiye kararýný imzalamakla kurtulduðunu sandýðý için, kendini samimi bir özüre bile borçlu hissetmemektedir. Özür diliyorum derken asýl yapmak istediði de þu ya da bu nedenle bir özür dileme de deðildir. Nabi Yaðcý ve onun gibi AKP þakþakçýsý sol liberallerin muradý bambaþkadýr. Onlar geçmiþte solun yapmasý gerekenleri yapýyor bahanesi ile kemalizmin kuyrukçuluðunu yaptýklarý gibi, þimdi de ayný mantýkla AKP nin sözde açýlýmlarýnýn peþinde sosyal þoven çizgilerini tutarlýlýkla sürdürmekte ve Bolþevik bir çizginin kýlavuzluðundan oldum olasý mahrum olan baþkalarýný da doðrudan veya dolaylý olarak kendi dümen sularýna çekmekteler. Þefik Hüsnü ve takipçileri zamanýnda gericiliðe ve orta çað düþüncelerine karþý mücadele ediyor bahanesiyle iþçi hareketini ve solu kemalizmin kuyruðuna takmýþtý. Kemalist diktatörlüðe verdikleri her destek sonuçta kendilerine karþý bir darbe olarak geri döndüyse de bu çizgiyi pek sorgulayan olmadý (Bilhassa Azadi hareketinin bastýrýlmasýna verilen destek böyleydi). Sonra TKP li sosyal-þovenler ak günlere, ileri demokrasiye gidiyoruz diye iþçi hareketini Ecevit in þoven politikalarýnýn peþine taktý. Onun faturasý da 1 Mayýs 1977 dönemecinin ardýndan DÝSK teki TKP üstünlüðünün CHPli sendika bürokratlarý lehine dönmesi ile ödüllendirildi. Bugün de o çizginin sorumlularýnýn Kemalizme darbe vuruyor bahanesiyle AKP þovenizminin kuyruðuna takýlmalarýnda tabii ki komünistler açýsýndan þaþýlacak bir yan yoktur; ama ibret alýnacak örnekler olarak halihazýr merkezci ve oportünistlere ve onlar hakkýnda hayaller besleyenlere bu örneklerin hatýrlamasý yersiz ve gereksiz deðildir. Bir yönüyle de iþçi hareketinin ve solun görevlerini burjuva akýmlarýna ihale etmek anlamýna gelen menþevizmden baþka bir tutum bekleyenlerin ise iflah olmasý güçtür. Einstein; yanlýþ bir formül uygulamak budalalýk deðildir; belki farklý bir sonuç verir beklentisiyle ayný formülü tekrar tekrar uygulayanlara denir budala demiþti. Benzer bir tanýmý da oportünistler ve onlardan baþka bir marifet bekleyen merkezciler için söylemek yersiz olmaz. Öteki TKP Ne Diyor? Nabi Yaðcý ve baþkalarýnýn da katkýsýyla toplanan Kuruçeþme sürecinden çýkarttýklarý STP/SÝP le, TBKP nin tasfiyesi ile doðan boþluðu doldurmayý düþünen, sonra da Kopenhag kriterlerinin kabul edilmesini fýrsat bilerek TKP patentine konma kurnazlýðýný gösteren bugünkü TKP ise, tabii ki Nabi Yaðcý ile ayný çizgide durmamaya özen göstererek yaklaþýyor Dersim tartýþmalarýna. Aydemir Güler mirasýna konduðu Nabi Yaðcý ya sitem ederken Dersim trajedisi Türk saðýnýn marifetidir ve 1938'de Türkiye'de saðýn iktidarda olduðu açýktýr. O yýllarda ülkenin tek solu dönemin TKP'sidir! Tayyip Erdoðan'ýn edepsizliklerinden kendine vazife çýkartmayý iþ edinen ve her defasýnda nedense terk etmesinin üstünden yirmi yýldan fazla zaman geçen tarihi TKP'nin son genel sekreteri ünvanýný çekmeceden çýkartmayý unutmayan soy ismiyle müsemma Yaðcý da Dersim'den özür diledi diyor. Böylece aklý sýra, bir trajedi olarak tasvir ettiði Dersim olayýnýn faturasýný haklý olarak CHP yi de iþin içine katarak saðýn tümüne çýkartýp, kendince yegane sol olan TKP yi de el çabukluðu ile aklama kurnazlýðýna tevessül ediyor. TKP nin kimseye özür borcu yok demeye getiriyor ve bugün asýl önemli olan AKP gericiliðine karþý mücadeledir diyerek bir doðruyla bir yanlýþýn üstünün örtmeye çalýþýyor. Böylece esasen sað oportünizmin hakimiyeti altýndaki TKP yi yegane sol mertebesine çýkartarak el çabukluðu marifetini icraya devam ediyor. TKP Sosyalizm Lafazanlýðý Yaparak Menþevik Tutumunu Gizleyemez Ama TKP nin bu vesileyle yaptýðý bundan ibaret deðil. Dersim tartýþmalarý konusundaki resmi tutumunun ifade edildiði kýsa yazýda, saðýr sultanýn bile malumu olan AKP nin CHP yi karýþtýrma gayretleri gibi sýradan doðru tespitleri tekrarlandýktan sonra þöyle deniyor: Burjuva devriminin doruk noktasý olan Cumhuriyet in kitlesel isyanlarý gericiliðe, þeyhlere teslim etmiþ olmasý kaçýnýlmaz bir kader deðildi. Kemalist önderlik padiþahlýðýn yerine geçirdiði, tartýþmasýz biçimde bir tarihsel ilerleme olan cumhuriyet rejimini halk kitleleriyle ve bu arada Kürt yoksuluyla buluþturmaktan geri durmuþ, halký siyasal sürecin dýþýnda tutmaya öncelik vermiþtir. Ýþte bu kýsým TBKP adý altýnda tasfiye olurken TKP ye eþlik eden TÝP ten tevarüs ettikleri Sosyalist Türkiye hedefini öne çýkararak kendini adýna konduðu partiden ayýrdeden yeni TKP nin tarihsel TKP ile ayný zeminde durduðunun resmidir. Zira, TKP karþý devrimci kemalist beyaz ordularýn emperyalistlerin zoruyla Osmanlý Ýmparatorluðu nun yerine koyduðu cumhuriyeti burjuva devriminin doruk noktasý olarak tarif ettikten sonra (ki daha sonra 27 Mayýs gerici askeri darbesiyle getirilen 61 Anayasasý ný bu doruk noktasýnýn ötesine geçen bir baþka doruk olarak tarif edecekler), bir de bu tartýþmasýz biçimde bir tarihsel ilerleme olan cumhuriyet rejiminin halk kitleleriyle ve Kürt yoksullarýyla buluþmamýþ olmasýna sitem ediyor. Yani bu durumu cumhuriyetin halk ve Kürt düþmaný karakteriyle deðil de, kemalist önderliðin bu iþlemi saðlamaktan geri durmuþ olmasýyla açýklayýp, halký siyasal sürecin dýþýnda tutmaya öncelik vermiþ olmasýný ayýplýyor. Bu sözler, Menþevik bakýþ açýsýnýn berrak bir biçimde tekrarý deðilse nedir? TKP nin lügatinde burjuva demokratik devriminin görevlerinin burjuvaziye raðmen ve onun baþý üzerinden emekçiler, yoksul köylüler ve ezilen halklar tarafýndan yerine getirilmesi anlamýna gelen Leninist tutumun izi bile yoktur. Onlara göre, o zaman gündemde tarihsel ilerleme anlamýna gelen demokrasi sorunu olduðuna göre, komünistlerin bu konuda üzerlerine düþen bir þey olmamalýdýr. Halk kitlelerini siyasallaþtýrmak da bu demokrasi mücadelesine önderlik eden burjuva akýmlarýnýn ödevidir; Kürt yoksullarýný bu tarihsel ödeve baðlamak da öyle. Komünistlerin ise, TKP ye göre bu iþlerle bir ilgisi olmasa gerektir; zira onlarýn iþi adeta sosyalizmi kurmaktan ve burjuvaziye demokrasi mücadelesinde destek çýkýp bu alandaki eksik ve kusurlarýný hatýrlatmaktan ibarettir. Menþeviklere göre, komünistlere düþse düþse burjuvaziye ödevlerini hatýrlatmak ve bir an evvel bu ödevlerini bitirmeleri için onu iteklemek suretiyle desteklemek düþer. Böylece sýra güya daha çabuk sosyalizme gelecektir ve bu Menþevikler nihayet, tarihsel koþullarýn hediyesi gibi gördükleri asýl rollerini o zaman oynayacaklardýr. TKP Dersim sorununa yaklaþýrken tastamam bu Menþevik tutumu ifade etmektedir. Halbuki menþeviklerin asýl rolleri herhangi bir aþamada sosyalizme giden yolu açmak deðil, sýnýf düþmanýný güçlendirerek ve devrimcilerin önünü keserek bu yolun büsbütün týkanmasýna hizmet etmektir. Doðrusu bugün þu ya da bu yoldan yürüyerek sosyalist devrimcilik yoluna giren demokratik devrimciler de üç aþaðý beþ yukarý ayný bakýþ açýsýný paylaþmaktadýr ve ister demokratik devrim diyerek, ister sosyalist devrim diyerek yaklaþsýnlar bütün Menþeviklerin buluþmalarýnýn kaçýnýlmaz oluþu da bundandýr. Öte yandan, TKP nin Menþevik tutumunun Dersim tartýþmasý sayesinde açýða çýkýþý bununla sýnýrlý deðil. Yine sol dergisinde, her ne kadar yazarý yazýnýn kendi kiþisel görüþlerimin bir yansýmasý olduðunu ve sadece beni baðladýðýný da ayrýca belirtmek isterim diye bir not düþme gereðini görmüþ olsa da, TKP nin kýsa resmi açýklamasýnda savunulan fikirleri «yalýn cümlelerle ve maddeler halinde açýklayan Fatih Yaþlý imzalý Dersim Üzerine baþlýklý yazýda þöyle deniyor: Dersim, iki amaç için kullanýlmýþtýr: Amaçlardan ilki ve özel olaný CHP içerisindeki hizipleri birbirine düþürmek ve böylelikle CHP yi bölünmeye kadar gidebilecek bir kaosa sürüklemek, ikinci ve genel amaç ise Osmanlý-Türkiye modernleþmesini bir bütün olarak itibarsýzlaþtýrma ve tasfiye sürecine sokmaktýr. Önümüzdeki günlerde Jön Türklerden Kemalizm e uzanan çizgi ve hilafetin kaldýrýlmasýndan harf devrimine kadar yaþanan bütün tarihsel olaylar, yakýn tarihle hesaplaþmak görüntüsü altýnda, topyekûn bir þekilde böyle bir operasyona maruz kalacaktýr. Sol, bu operasyona iki nedenle dâhil olamaz, olmamalýdýr. Ýlk olarak, operasyon açýk bir þekilde AKP iktidarýna ve liberal-muhafazakâr hegemonyanýn güçlenmesine hizmet edecektir. Ýkinci olarak ise sol, Osmanlý-Türkiye modernleþmesini, liberallerin ve muhafazakârlarýn yaptýðý gibi, devlet-toplum karþýtlýðý, merkez-çevre mücadelesi gibi ikilikler üzerinden okuyup elinin tersiyle bir kenara itemez. Sol bu süreci sýnýfsal bir bakýþ açýsýyla analiz eder ve eleþtirir. Kapitalizm ve emperyalizm kavramlarýnýn kullanýlmadýðý eleþtiri ve analizler sol deðildir. Sol bu süreci sýnýfsal bir bakýþ açýsýyla analiz eder ve eleþtirir. Kapitalizm ve emperyalizm kavramlarýnýn kullanýlmadýðý eleþtiri ve analizler sol deðildir derken Fatih Yaþlý doðru söylüyor. Ama kendi yazdýklarý doðru olarak belirlediði çerçevenin dýþýna çýkýyor; zira TKP nin resmi pozisyonunun açýmlandýðý 12 maddelik yazýsýnda ne kapitalizmden söz ediyor, ne emperyalizmin Dersim de noktalanan süreçteki ve cumhuriyetin kuruluþundaki rolünden söz ediyor, ne de Kürt ayaklanmalarýný ezen hareketi tarif ederken sýnýf ölçüleri kullanmaya giriþiyor. Bu bakýmdan tam da kendi dediði gibi kendi verdiði sol tanýmýnýn bile dýþýnda olduðunu belgeliyor. Fatih Yaþlý imzasý arkasýnda TKP nin yaptýðý daha ziyade TC nin kuruluþ yýllarýnda olup biten en önemli çatýþmalarý sýnýf mücadelesi açýsýndan deðil, modernite ve aydýnlanma hareketi ile modernite ve aydýnlanma karþýtlýðý kavramlarýyla açýklamaktan ibaret. Elhak, usta demagog bu laf cambazlýðýna giriþmeden önce de, doðru görünen bir tesbitin arkasýna saklanmayý ihmal etmemiþ: Sol, genel olarak modernite ve aydýnlanmayý, özel olarak ise Osmanlý-Türkiye modernleþmesini ve aydýnlanmasýný, modernite ve aydýnlanma karþýtý, gerici, postmodern argümanlarla eleþtiremez. Aydýnlanma ve modernite, týpký Marx ve Engels in yaptýðý gibi, aydýnlanma ve modernitenin içerisinden eleþtirilir. Ama yazý boyunca aydýnlanma ve modernliðin nerede ve nasýl eleþtirildiðini anlamak mümkün deðil; çünkü buna yeltenmiyor bile. Yaptýðý daha çok postmodernizmin ve bu baðlamda ele alýnabilecek sivil toplumcu anti kemalist tutumlarýn burjuva modernizmi ve burjuva aydýnlanmasý tarafýnda durarak, üstelik bu tutumun kemalist hareket tarafýndan temsil edildiðini bildiðini de saklamadan ortaya koymaktan ibaret. Muhtelif Troçkistlerle birlikte, Menþevizmin sosyalist devrimci kanadýnýn öncüleri arasýnda önde gelen bir yer tutan TKP, sosyalist devrimden iþçi köylü ittifakýna dayalý bir proleter devrimi anlamýyor. Týpký Troçki nin vaktiyle Bolþeviklerin karþýsýna iþçi devrimi diye çýkýp, komün tipi bir devlet olacaðýnýn altý çizilen iþçilerin köylülerin devrimci demokratik diktatörlüðü formülünün karþýsýna iþçi hükümeti formülünü çýkartan Troçki gibi davranýyor. TKP li oportünistler 1927 de sürekli devrim tezini Ekim deneyiminin dersleriyle yeniden formüle etme çabasýna giriþirken bu konuda önceki tartýþmalarda kendisinin deðil Lenin in haklý olduðunu teslim ederek söze baþlayan merkezci oportünist Troçki nin bile gerisindedirler. Zaten yola çýkarken yayýnladýklarý Gelenek Dergisi nin ilk sayýlarýndaki yazýlar da buna tanýktýr. Orada sosyalist devrim etiketiyle süslenmek istenen Menþevik taktiklerini Troçki nin 1905 dönemindeki yazýlarýna uzun uzun yer vererek ve o aþamada Lenin karþýsýnda Troçki nin haklý olduðunu göstermek için yoðun bir gayrete giriþmiþlerdi. Bu da þaþýrtýcý deðil. Týpký Lenin-Martov arasýndaki tüzük tartýþmasý 1905 teki devrimci ve oportünist taktikler arasýndaki ayrýmýn ilk habercisi olduðu gibi, TKP li Menþevikler de tersinden, devrim taktiklerindeki Menþevik tutumlarýndan baþlayýp örgütsel sorunlardaki oportünizme doðru giden yolu döþemekteydiler. Tencere Yuvarlanýr Kapaðýný Bulur Ama TKP kendini böylelikle Dersim sorununun tamamen dýþýna çekmeye gayret etmekle yetinmemektedir. Bir de, Kürt hareketinin bugünkü baskýn karakterinden ötürü olsa gerek, gerçekleri tam tersine çevirmek zorunda kalmaktadýr: Sol, Kürt isyanlarýnýn kim tarafýndan olursa olsun vahþice bastýrýlmasýna hep karþý durmuþtur. Esasen bu açýklama özür dilememe kibiriyle uydurulmuþ, Nabi Yaðcý nýn iþ iþten geçtikten sonra dilediði özüründen pek farký olmayan bir kurnazlýktan ibarettir. Kopenhag kriterlerinden istifade ederek TKP nin tarihsel mirasýna konma kurnazlýðýný gösteren TKP bu mirasýn istediði kýsmýna sahip çýkýp istemediðinin üstünü örtüvererek bu kurnazlýðýný sürdürebileceðini sanýyor. Elbette ki karþýmýzda yalanýn kuyruklusu durmaktadýr.. Çünkü kendi deyimleriyle o zamanýn biricik solu olan TKP ve arkasýndaki Komintern, þimdiki TKP nin Cumhuriyet in ilk dönem Kürt isyanlarýnýn sonuncusu olduðunu söylediði Dersim ayaklanmasýnýn da, ondan öncekilerin de vahþice bastýrýlmasýna hiçbir biçimde karþý çýkmýþ deðildir. Bilakis, bu ayaklanmalarýn tartýþmasýz biçimde bir tarihsel ilerleme olan cumhuriyet rejimine ve onun reformlarýna karþý gerici ayaklanmalar olduðunu ileri sürerek bunlarýn bastýrýlmasýný kutlamýþ ve desteklemiþtir. Hatta Azadi hareketinin bastýrýlmasýný takiben çýkan Takrir-i Sükun kanunu ile kendi faaliyetleri ve 1 Mayýs yasaklanmýþ olmasýna raðmen, bu meþum desteði sürdürmeye devam etmiþtir. Týpký TKP nin komünist önderlerini katleden kemalistlerin Þefik Hüsnü oportünizmi tarafýndan tarihsel ilerleme adýna desteklendiði gibi Týpký Ýsmail Bilen zamanýnda Ecevit CHP sinin toplumsal ilerleme uðruna desteklenmesi gibi Ve týpký bugün Nabi Yaðcý gibilerin kemalizme ve statükoculuða karþý mücadele uðruna AKP yi desteklemesi gibi. TKP, mirasýna konduðu TKP nin kemalist kuyrukçusu tutumunun üzerini örterek ve kendini ondan biz Sosyalist Türkiye diyoruz demekle ve AKP ye karþý mücadele vurgusu yaparak ayýrabileceðini sanmaktadýr. Her halükarda güya birbirlerinin karþýt kutbunda gibi duran muhtelif TKP mirasçýlarýnýn asýl ortak yanlarý, Mustafa Suphi nin deðil Þefik Hüsnü nün TKP sinin ve onlara yön veren Komintern in revizyonist çizgisinin mirasçýsý olmalarýdýr. Þu ya da bu biçimde bu mirasý kökten ve tümüyle red etmeyen akýmlarýn tümünün de ayný kýsýr döngüden kurtulmalarý mümkün deðildir. KöZ ün arkasýnda duran komünistler ise, bu oportünist mirasý red edip Mustafa Suphilerin TKP sinin mirasýna gerçekten sahip çýkan yegane çizgiyi savunmaktadýr ve TKP nin oportünist mirasýnýn özür dileyerek yahut gerçeklerin üzerini örterek saklanýp aklanamayacaðýný asla unutmamaktadýrlar. TKP nin oportünist çizgisiyle hesaplaþmanýn yolu, bu kirli mirasý red edip bolþevizmin ve Mustafa Suphilerin mirasýna sahip çýkan bir komünist partisini yaratma iradesini ortaya koymakla baþlar; KöZ ün baþladýðý yer de burasýdýr. Bu yolun ilk kilometre taþlarýndan biri, Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluþundan itibaren hatta Mustafa Suphi ve yoldaþlarýný katletmekle baþlayýp, Kürdistan daki meþru ayaklanma ve direniþleri ezerek devam eden kuruluþ süreci boyunca da karþý devrimci ve gerici bir diktatörlük olduðunu ikircimsiz biçimde ilan etmektir. Ýkinci bir kilometre taþý ise, ayný süreçte görülen Kürt hareketlerini sadece katliamlar olarak anma sýðlýðýndan kurtularak bu hareketlerin esasen 1917 Devrimi nin tetiklediði ulusal kurtuluþ mücadeleleri çerçevesinde meþru ve ilerici hareketler olarak yaþadýðýmýz topraklarda emekçilerin ve ezilenlerin mücadele tarihinin bir parçasýný oluþturduðunu savunmaktýr. Bu tutumu daima savunmaya ve ayrýmlarýný buna göre çekmeye özen gösteren KöZ ün arkasýndaki komünistler, sosyal þovenist akýmlar karþýsýnda umursamazlýða düþmeden önlerine koyduklarý yolu yürümeye ve bu yolu yürürken oportünistlerle ayrýmlarýný çize çize hedeflerine doðru ilerlemeye devam edecektir. Bu yolu oportünistlerden ve merkezci tutumlardan sýyrýlarak bu sorumluluðu paylaþmaya kararlý ve müsait komünistlerle buluþa buluþa kat edeceklerdir.

7 Ocak 2012 KOMÜNÝST KöZ Sayfa 7 Fransýz Parlamentosunda Kabul Edilen Soykýrýmý Ýnkar Suçu na Dair Yasa Vesilesiyle Ermeni Sorunu Hakkýnda Söylenmeyenler Fransýz Ulusal Meclisi daha önce 2001 de Ermenilere 1915 te soykýrým yapýldýðýný resmen kabul ettikten sonra, þimdi de soykýrýmý inkar edenlerin suç iþlemiþ kabul edilmesini öngören bir yasayý onayladý. (...) Bu geliþmeler karþýsýnda solun tamamý yine görece suskun kalmakta (...) Siyasi gerçekleri açýklama gibi bir misyonu da olan komünistlerin ise bu vesileyle Ermeni sorunu ve Ermeni soykýrýmý hakkýndaki siyasi gerçeklere ýþýk tutma ödevi var. Kaldý ki bu tartýþmalar vesilesiyle soykýrým kavramýndan baþlamak suretiyle, çok daha farklý yönlere kadar uzanan siyasi gerçeklere açýklýk getirme gereði ve fýrsatý var. Sorun Fransýzlarla Türkler Arasýnda Deðil Her þeyden önce söz konusu hararetli tartýþmalarý bu kez tetikleyen doðrudan doðruya Ermeni sorununun kendisi deðildir. Söz konusu olan seçimlere yaklaþýrken elveriþsiz bir konumda bulunan Fransýz Devlet Baþkaný Sarkozy nin partisinin bir parlamenter manevrasýyla tetiklenen tartýþmalardýr. Bu noktadan itibaren fikir belirtenler her ne kadar sýk sýk bu hususa iþaret etmekteyse de Fransýz meclisinde 30 küsur vekilin oyuyla geçen yasa hakkýnda konuþurken Fransa veya Fransýzlar diye konuþmakta beis görmemektedir. Oysa býrakalým Fransýzlarýn ezici çoðunluðunu, Ulusal Meclis üyelerinin çoðunluðunun dahi bu konu hakkýnda en ufak bir fikri yoktur. (...) Ermenilerle Türkler Arasýnda bir Sorun Yok Ermeniler ve Türkler kavramlarý da bu tartýþma çerçevesinde benzer bir biçimde kullanýlýyor ve kimsenin itirazýyla karþýlaþmýyor. Bir taraf Türkler Ermenileri katletti diye sorunu anlatýrken, karþýt kamptakiler de ama Ermeniler de Türkleri (ya da onlarla özdeþ tutulan Müslümanlarý) katletti diye mazeret bulmaya çalýþýyor. (...) Oysa bu sorundaki taraflardan biri Osmanlý Ýmparatorluðu dur. Sadece 1915 te deðil, dan itibaren Ermenilere dönük bir etnik temizlik ve katliam hareketi bizzat Osmanlý devleti ve onun baský aygýtlarý tarafýndan emirle organize ve sistematik biçimde uygulanmýþtýr. Dolayýsýyla bu uygulamalar çerçevesinde bir tarafta emperyalist ilhakçý gerici bir devletin baský politikalarý vardýr. Hangi bahanenin arkasýna saklanýrsa saklansýn bu politikalar gayrý meþru ve gericidir. Öteki tarafta ise bir ezilen ulusun maruz kaldýðý baský ve katliamlar ve bunlara karþý ne biçimde ve hangi yol ve yöntemlerle yapýlýrsa yapýlsýn, kayýtsýz þartsýz meþru olan direniþi vardýr. Komünistler milliyetçilik söz konusu olduðunda daima ezen ulus ve ezilen ulus milliyetçiliði arasýnda ayrým yapmakla ve kayýtsýz þartsýz ezen ulus milliyetçiliðinin karþýsýnda yer almakla yükümlüdür. AKP nin Kýsasa Kýsas Tutumu Ýki Yüzlü ve Koftur Ermeni soykýrýmýný inkar etmenin suç sayýlmasýna kapý açacak olan yasa taslaðýnýn Fransa ulusal meclisinde gündeme gelmesi üzerine AKP hükümeti ve þakþakçýlarý hemen bir þantaj politikasýna sarýldýlar. Birinci þantaj konusu eðer Fransa Ermeni sorununu kurcalarsa biz de Fransa nýn yaptýðý mezalimleri teþhir ederiz anlamýna gelen sözde tehditkar tavýrda ifade buldu (...) Kaldý ki, bu þantajý dile getirenlerin afra tafrasýna raðmen, Türkiye nin bu konuda derinlemesine bir açýklama yapmasý da mümkün deðildir. Kuruluþundan itibaren TC, Fransýz emperyalizminin sömürgelerindeki mezalim konusunda sadece suskun bir tutum benimsemekle kalmamýþtýr. Aksine özellikle Cezayir Ulusal Kurtuluþ Savaþý döneminde en çarpýcý bir biçimde görüldüðü gibi, sömürgelerdeki ulusal baþkaldýrýlarýn bastýrýlmasý konusunda daima Fransýz emperyalizminin yanýnda yer almýþtýr. Sarkozy nin Ermeni Oylarýnýn Peþinde Olduðu ve Türkiye nin Ekonomik Boykot Tehdidi de Boþ Laftýr TC nin Fransa ya yönelik ikinci þantajý ise ekonomik boykot çerçevesine giren bir tehdidi ifade etmektedir. Eðer bu yasa geçerse, biz de Airbus sipariþlerini gözden geçirip Boeinglere bakarýz. Nükleer projeleri gözden geçiririz. Fransýz mallarýna ambargo koyarýz vb. söylemlerle dile getirilen bu ikinci þantaj da fazla bir etkisi olabilecek bir þantaj deðildir. Zira aslýna bakýlýrsa Fransa nýn bu günlerde bu sorunu gündemine almasý Fransýz emperyalistlerinin Ermeni konusundaki hassasiyetlerinden veya seçimlerde Ermeni oylarýna göz dikme zarureti hissetmelerinden çok, bu tür (Önümüzdeki ay içinde yayýnlayacaðýmýz Ermeni Sorunu broþürümüzden pasajlar) iktisadi iliþkilerde Türkiye nin zaten Fransa ile iliþkilerini giderek azaltýp, rakiplerine yönelmesiyle iliþkilidir (...) Osmanlý ile TC Arasýnda Kopuþ Deðil Süreklilik Var Öte yandan, Ermeni sorunu vesilesiyle asýl bir baþka hususun gündeme gelmesi beklenirdi; ama ne hikmetse hiç kimse soruna bu açýdan yaklaþmakta deðildir. Söz konusu olan güya imparatorluðu yýkýp yeni bir çýðýr açan, hatta kimilerine göre burjuva anlamýnda da olsa bir devrim ile kurulduðu iddia edilen TC nin neden Osmanlý Ýmparatorluðu altýnda olup bitenlerden doðrudan doðruya sorumlu görüldüðüdür. (...) Ýþte esas olarak bu süreklilik nedeniyle TC ayný zamanda Osmanlý devletinin Ermenilere karþý iþlediði suçlarýn sorumluluðunu da otomatik olarak üstlenmek zorunda kalmaktadýr. Kaldý ki, bunda bir tuhaflýk yoktur; zira TC bu konuda mirasýna sahip çýktýðý Osmanlý dan geri kalmýþ deðildir. (...) Soykýrým Kavramý Emperyalistlerin Ýcat Ettiði Bir Terimdir Bugün kullanýlan resmi soykýrým kavramý besbelli evrensel bir ölçü olmaktan ziyade, özgül bir çerçeve içinde tutulmak istenen ve uluslar arasý siyasi çekiþmelerde emperyalist devletlerin kendi anlýk çýkarlarýna göre baþvurduðu bir diplomatik/demagojik alet olarak kalmaktadýr. Nitekim Ermeniler bakýmýndan bile bu kavramýn yaygýn bir ölçekte kullanýlmasý uluslararasý dengelerin deðiþimine az çok koþut bir biçimde gündeme gelmiþtir. Komünistler söz konusu olayý ve benzer tarihsel geliþmeleri emperyalist hukukun terimleri çerçevesinde almayý reddetmeli ve katliam kýyým vb. terimleri kullanýrken herhangi bir komplekse kapýlmamalýdýr. Çünkü önemli olan bu olayý emperyalist hukuka göre mahkum etmek deðil, emperyalistlerin ve burjuva diktatörlüklerinin tüm günahlarýnýn hesabýný bir proleter devrimiyle sormaktýr. Komünistlerin proleter devriminin ahlakýndan baþka bir ahlaký olmamasý da bunu gerektirmektedir. (...) Ulusal yahut dini veya siyasi tutum ve görüþlerinden ötürü, topluca suçlu sayýlarak þu ya da bu mazeretle kitlesel halde yerlerinden edilmesi ve yol boyunca kitlesel olarak kýyýma uðratýlmasý daima bir suç sayýlmalýdýr. Ama komünistler bakýmýndan bu suçun hesabý Türkler den deðil, gerici Osmanlý devletiyle onun mirasýna sahip çýkanlardan ve emperyalistlerden sorulacaktýr. Bu bakýmdan bu suçun emperyalistlerin soykýrým tanýmýna girip girmemesinin bir ehemmiyeti yoktur. Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlerin zorunlu iskan adý altýnda tabi tutulduklarý toplu sürgün ve göç ettirmeler, köylerin ormanlarýn yakýlmasý sürülerin telef edilmesi nedeniyle Kürtlerin topluca göç etmek zorunda býrakýlmalarý ve bu uygulamalar sýrasýnda maruz kaldýklarý baský ve katliamlarý da BM nin soykýrým tanýmýna girip girmediðine bakmaksýzýn ayný çerçevede görmek ve mahkum etmek de komünistlerin ödevleri arasýndadýr. Soykýrým diye Vurgulanan Katliam 1915 teki Uygulamalara Mahsus Deðil Her ne kadar kimi Ermeni gruplarý ve kimi emperyalist devletler münhasýran 1915 olaylarýný soykýrým olarak kabul ettirmek istese de, komünistler açýsýndan 1894 ten itibaren baþlayan ve Birinci Paylaþým Savaþý nýn sona ermesine kalmadan Anadolu daki Ermeni nüfusunun neredeyse tamamen ortadan kaldýrýlmasýna varan kýyým hareketleri deðiþik veçheleriyle bir bütündür ve ayný suçu oluþturur. Bu suçun sorumluluðu da Osmanlý Devleti nin, onun müttefiklerinin ve mirasçýlarýnýn sýrtýndadýr. (...) Emperyalistlerin Ermenilerin Katledilmesindeki Sorumluluklarý Ermenistan sorununun hiç deðilse Batý Ermenistan baðlamýnda boðulup, oportünist manevralara kurban edilmesinin yegane sorumluluðunu Taþnaksutyun un üzerine atmak ve emperyalist güçlerin bu çerçevede ayný istikametteki rolünü görmezden gelmek olmaz. Zira Antant blokunun ve bilhassa Fransýz emperyalizminin bu sürecin her aþamasýnda tayin edici bir rolü vardýr. Bu meþum rol sadece Ermenistan ýn baðýmsýzlýðý ve Ermenilerin özgürlüðü konusuna darbe vurmakla kalmamýþ, ayný zamanda baþta Kürdistan ve Kürt ulusal mücadelesi olmak üzere baþka ulusal hareketlerin de bastýrýlmasýna yol açmýþtýr. Zaten ulusal kurtuluþ hareketlerinin uluslararasý proletaryayla birlikte dünya proleter devriminin temel bir öznesi o ahtasýna oturmuþtur. Böylece Kuvayý MÝlliyeciler Ýngilizlerin talimatýyla Erzincan Þurasý na saldýrýrken, Taþnak oportünistleri de Fransýz emperyalistlerinin yedeðinde, Fransýz Yabancý Lejyonu saflarýnda, Erzincan Þurasý ný terk etmiþlerdir. Batý Ermenistan ýn kurtuluþu ve Ermenistan ýn birliði mücadelesini terk ederek Fransýz himayesi altýndaki Kilikya ya yönelmiþlerdir. Bir baþka deyiþle karþý devrimci Ermeni oportünistleri hem kendi ulusal davalarýna hem de Kürtlerin ulusal kurtuluþ mücadelesine ihanet etmiþtir. Ermenilerin Kendi Kaderini Tayin Hakkýnýn Önü Kesilirken Baþka Ne Oldu? Birinci dünya çapýndaki paylaþým savaþýna giriþen emperyalistlerin ezilen uluslarýn kurtuluþu kaygýsýyla hareket etmedikleri besbellidir. Bununla birlikte bu savaþýn sona ermesini takiben pek çok ulusun özgürleþme yoluna girdiði, eski imparatorluklarýn egemenlik alanlarýnda bir dizi yeni devletin peydah olduðu da doðrudur. Hatta daha önce neredeyse adý ve varlýðý bilinmeyen bir dizi ulus da kendilerini bu noktadan sonra belli etmiþtir. (...) Bu geliþmenin baþka ezilen uluslar nezdinde ve emperyalist ordularýn iþgali altýndaki ülkelerde bir umut doðurmasý ve ulusal hareketleri tetiklemesi elbette kaçýnýlmazdý. Nitekim Bolþevikler ve Komünist Enternasyonal in etkili giriþimlerinin de katkýsýyla bu yöndeki hareketler filizlenip, dalga dalga yayýlmaya baþladý de Bakü de toplanan Doðu Halklarý Kurultayý bu yönde ciddi bir atýlým saðladý. (...) Baku de Doðu Halklarý Kurultayýnýn þemsiyesi altýnda kuruluþ kongresini toplayan TKP nin önderleri Ekim Devrimi nin tetiklediði geliþmelerden yararlanarak bir Ýþçi Köylü Sovyet Cumhuriyeti kurma mücadelesine öncülük etmek üzere bütün riskleri de göze alarak derhal Anadolu ya geçme kararý aldýlar. Zira böyle bir öznel müdahaleye müsait bir nesnel durum hayli olgunlaþmýþ durumdaydý. Ayný nedenle Kuvayý Milliye hareketi de ayaklanmakta olan Kürtlere saldýrmadan önce, TKP nin Bolþevik önderlerini katletmekle karþý devrimci misyonlarýna baþladýlar. Kürdistan ýn Üç Parçasýnda da Ulusal Hareket Kendini Göstermekteydi (...) Erzincan þurasýyla baþlayan hareket daha geniþ çaplý ve uzun ömürlü bir hareket oldu. Bu geniþ çapý ve uzun ömrü görmek için Erzincan- Koçgiri-Dersim çerçevesinin ötesine de bakmak lazým. Zira ayný süreçte Güney de Þeyh Mahmut Berzenci doðrudan doðruya iþgalci Ýngiliz emperyalistlerine karþý bir savaþ halindedir. Doðu da Simko önderliðinde bir hareket yine Ýngiliz emperyalistlerinin egemenlik alaný olmasý öngörülen topraklarda bir ayaklanma halindedir. Her iki hareket de açýkça Ekim Devrimi nden esinlendiklerini dile getirip yeni Sovyet cumhuriyetinden destek talep etmektedir. Ýþte bu geliþmeler göz önüne alýndýðýnda, neden Osmanlý Ýmparatorluðu topraklarýný kendi aralarýnda paylaþan ve çoðunluðu Müslüman halklar üzerinde egemenliklerini kurma gayreti içinde olan Ýngiliz ve Fransýz emperyalistlerinin bir telaþ içinde olduklarýný anlamak zor deðildir. (...) Bir yandan bu boþluðun Bolþevikler tarafýndan doldurulmasýyla planlarýnýn tamamen suya düþmesi endiþesi içindeydiler. TC ve Ýran savaþýn sonuçlarýna göre umut edebileceklerinden daha geniþ bir alan üzerinde hakimiyet kurdular. Ayný zamanda borçlu ve emperyalistlerin sýnýr bekçiliði ödevi ile yükümlü olarak yeniden þekillenmiþ oldular. Böylece Ýngiliz ve Fransýz egemenliði altýna girmiþ olan Arap ve Müslüman halklarýn baðýmsýzlýk ve özgürlük hülyalarýný tetiklemesi kuvvetle muhtemel olan bir Kürdistan ulusal kurtuluþ hareketinin önü de kesilmiþ olduðu gibi, Ortadoðu daki belli baþlý devletlerin de bu sorun vasýtasýyla birbirlerine ve emperyalist efendilerine baðlanmasý saðlanmýþ oldu. Ama bu süreçte bilhassa Kýzýl olmaktansa Büyük Ermenistan hülyasýndan vazgeçmeyi ve vatan topraklarýný da terk edip, mülteci olarak emperyalist efendilerinin hizmetinde yaþamayý kabullenen Ermeni ulusal hainlerinin de hatýrý sayýlýr bir rolü vardýr. Ýþte açýkça görülebileceði gibi, doðrudan doðruya birinci emperyalist paylaþým savaþýnýn sonuçlarýyla ve bu savaþa hesapta olmayan biçimde son veren Ekim Devrimi nin yarattýðý dinamiklerin önünü kesme kaygýlarýyla þekillenen bu tablonun bütün ögelerinden ve bu sonuçlarla ilgili tüm ezilen uluslarýn kaderlerinden olduðu gibi, bu uluslar özgürleþmediði takdirde özgür olamayacak olan bölgedeki ezen ulus diktatörlükleri altýnda iki kat ezilen emekçilerin kaderlerinden söz etmeksizin Ermenilerin sorunlarýný öne çýkarmak Ermenistan ýn bölünmesinin ardýndaki emperyalistlerin rolünü örtbas etmektir. Nitekim bu nedenle Ermenistan sorunu bu baðlamda gündeme geldikçe Kürdistan sorunundan bahsetmek adetten deðildir. Ermenilere yapýlan 1915 soykýrýmý öne çýkarýlýrken bu ekseri bölgedeki baþka ezilen halklarýn, bilhassa Kürtlerin maruz kaldýklarý ulusal baskýlarýn üzerini örtecek tarzda yapýlmaktadýr. Böylece Ermenistan sorunu emperyalist efendilerin bölge üzerindeki denetim ve hâkimiyetlerini saðlamak üzere gerek gördüðü zaman ve ihtiyaç duyduklarý kadar gündeme getirilip çýkarýlmaktadýr. Ulusal sorunlarýný bu çerçeveye tabi kýlarak gören Ermeni akýmlarý da bir ulusal kurtuluþ mücadelesinin temsilcileri olmaktan ziyade emperyalistlerin maþasý rolünü üstlenmektedir. (...) Bugün Öne Çýkarýlmasý Gereken Ne? Komünistler Ermeni veya Kürt ulusal hareketlerinin emperyalistlerin ve onlarýn maþasý durumundaki ezen ulus diktatörlüklerinin uyguladýðý ve geçmiþte kalmýþ katliamlar ve mezalimler olarak yaklaþmamaya özen göstermelidir. Ayný tarihsel olaylarýn ayný zamanda barýndýrdýklarý devrimci dinamikler ve ilham verdikleri özgürlük umuduyla da yansýtýlmasýna gerek vardýr. Çünkü bu sorunlar hala güncel sorunlardýr. Baþka bir ulusu ezenin özgür olamayacaðýnýn bilinciyle, komünistler bugün geçmiþ deneyimlerden çýkartýlan dersleri de donanarak, hala bir halklar hapishanesi konumundaki bölgenin özgürleþmesine çýkan yolu göstermekle yükümlüdür. O nedenle bugün Ermeni sorununa yaklaþýrken tarihsel olaylarýn ayrýntýlarýna girip orada boðulmak ve Ermenistan sorununu tecrit ederek ele almak yerine, bu bütünlüðü ortaya koymak ve bu vesileyle o deneyimlerin derslerinden yararlanarak çözüm getirilmesi gereken güncel sorunlara ve gerçeklere ýþýk tutmak lazým. Bu itibarla AKP hükümetinin rakibi CHP yi sýkýþtýrmak için demagojik bir tarzda Dersim sorununu sanki geçmiþte olup bitmiþ bir katliamdan ibaretmiþ gibi göstermeye çalýþmasýný ve bunu bugün uygulamakta olduðu ondan aþaðý kalmayan þovenist uygulamalarýný bu sözde açýlým görüntüleri ardýna saklama gayretlerini teþhir edip, Kürdistan ve Ermenistan kurtuluþ mücadeleleri arasýndaki baðlara iþaret etmek bir ödevdir. Bu ödevi yerine getirirken burjuvazinin temsilcilerinin yapmaya çalýþtýðý gibi Kürtleri mazlum ve maðdur insanlar olarak gösterme tuzaðýna basmamak da bilhassa önemlidir. Bu tutum týpký Komünist Manifesto da eleþtirilen burjuva sosyalizminin proletaryayý sadece sömürülen sýnýf olarak görüp göstermek istemesi gibi bir tutumdur. Ezilen uluslarý ezilmiþlikleri, maruz kaldýklarý baskýlarla anmak da ayný bakýþ açýsýnýn yani burjuva sosyalizminin bir ifadesidir. Bu nedenledir ki, bu tür yaklaþýmlarýn ulusal kurtuluþ mücadelelerini emperyalist kurumlarýn Ýnsan Haklarý veya Soykýrým sözleþmeleri çerçevesine sokma gayretleri de gayet tabiidir. Komünistler ise, bu tür durumlarda baský ve zulmü, katliamlarý öne çýkarmaktan ziyade, ezilmiþ bastýrýlmýþ da olsalar bu hareketlerin temsil ettikleri devrimci dinamiklere dikkat çekerler. Kimi yýldönümlerinde de, yenilgileri katliamlarla anmak yerine, bu yenilgilere yol açan hata ve kusurlarý mercek altýna koyup, ibret almak ve o deneyimlerden bugünkü mücadelelere ýþýk tutacak dersler çýkarmak üzere yararlanmalýdýrlar.

8 Sayfa 8 Ocak 2012 Deri Kundura ve Tekstil Ýþçileri Derneði Kongresi Merkezi Güngören'de bulunan Deri Kundura ve Tekstil Ýþçileri Derneði, 18 Aralýk Pazar günü olaðanüstü kongresini gerçekleþtirdi. Kongre gündemleri, divanýn oluþturulmasý, saygý duruþu, faaliyet raporunun okunmasý, mali raporun sunumu ve dilek-temenniler baþlýklardan oluþtu. Divanýn seçimi ve saygý duruþunun ardýndan faaliyet raporunu sunmak üzere dernek baþkaný Uður Parlak söz aldý. Uður Parlak önce neden bir kongre yapma ihtiyacý hissettiklerini açýkladý, yedi kiþilik yönetim kurulunda bulunan dört üyenin istifa etmesi dolayýsýyla yönetimin azýnlýða düþtüðünü, bu yüzden yeni bir yönetim oluþturmak gerektiðini, ayrýca derneðin çalýþmasýna dair bir takým kararlar almak gerektiðinin altýný çizdi. Baþkan konuþmasýnýn devamýnda þunlarý belirtti: Biz burada bir takým hedefler belirlerken bu hedeflerimize neden ulaþamadýðýmýza dair dönemle ilgili, sýnýfýn örgütsüz oluþuyla ilgili bir sürü þey söyleyebiliriz. Ancak burada asýl sorun bu çalýþmayý yürütenler olarak bizlerin bu çalýþmanýn gereðini yerine getirememesi. Bu konuda derneðin baþkaný olarak özeleþtiri veriyorum. Derneðimizin yerini Esenyurt a taþýyoruz. Orasý da deðiþik sektörlerde iþçilerin yoðun olarak yaþadýklarý bir yer. Biz dernek olarak sendikalara alternatif olarak yola çýkmasak da bu konuda yasalarda yapýlan bir takým deðiþiklikle belli bir üye sayýsýyla (%5) sendikalaþabiliriz. Bunun için önümüzdeki yýl içerisinde 1500 üyeye ulaþýp sendikalaþabiliriz, bunu gerçekleþtirebiliriz. Daha sonra bir iþçi söz alarak Biz bu derneðin merkezini Esenyurt'a taþýsak bile, burasýyla baðýmýzý tamamen koparmayacaðýz, yeni alanda çalýþmamýzý oturtup güçlendirdiðimiz oranda buradaki faaliyeti yeniden canlandýrabiliriz. dedi. 8 Ocak ta, Deri Kundura ve Tekstil Ýþçileri Derneði nde Sendikal Hareketin Sorunlarý ve Ýþçi Sýnýfýnýn Mücadele Deneyimleri konulu bir panel gerçekleþtirdi. Panele Türk-Ýþ'e baðlý Teksif Yedikule Þube Baþkaný Sebahattin Çetin, Tek-Gýda Ýþ Avrupa Yakasý Þube Baþkaný Muzaffer Dilek ve Teksif Yedikule Þube Avukatý Özgür Ekin katýldý. 14:00 ile 16:30 arasý süren panele 45 e yakýn iþçi katýldý. Baþka bir iþçi arkadaþ ise bu çalýþmanýn aslýnda baþka alanlardan buraya gelerek uzun yýllar sürdüðünü; baþka sektörlerde benzer kaygýlarý güden kesimlerle bir takým ortaklýklar saðlandýðýný ve bu ortaklýklarýn halen sürdüðünü; iþçi sýnýfýnýn mücadelesinde iniþler çýkýþlar olabileceðini; þu an sayýmýz az olsa bile (Kongre'ye 20 kiþi katýlmýþtý) bunun bizim moralimizi bozmamasý gerektiðini ifade etti. Kongre'de kadýn bir iþçi de bir konuþma yaptý. Konuþmasýnda kadýnlarýn iþçi sýnýfýnýn mücadelesinde çok önemli bir yer tuttuðunu; bu alanda da kadýnlarýn daha fazla mücadeleye katýlmasý gerektiðini ifade etti. Bizden de kongreye katýlan yoldaþ bir konuþma yaptý. Yoldaþ konuþmasýnda þunlarý belirtti: Dernek baþkanýnýn bu faaliyetin istenilen düzeye çýkarýlamamasýnda özeleþtiri vermesi kýymetlidir. Ancak sýnýfýn ve dolayýsýyla derneðin kapsamýndaki iþçilerin örgütsüz ve daðýnýk oluþuyla ilgili genel tespitlerin dýþýnda somut olarak bu derneðin neleri neden gerçekleþtiremediði hakkýnda dersler çýkarabiliriz. Burada iþçi arkadaþlar da bulunuyor, onlar bu konuda ne düþünüyor? Burada çýkaracaðýmýz olumlu ya da olumsuz bir takým deneyimlerden yararlanmalýyýz ki bu deneyimler yarýnki çalýþmalarýmýza ýþýk tutsun. dedi. Fakat kongrede bu yönde bir tartýþma yapýlmadý. Mali raporun sunulmasýnýn ardýndan, derneðin yeni yönetimi ve diðer organlarýna üyeler seçildi. Biz de (þimdilik) dört arkadaþ derneðe üye olduk ve iki arkadaþýmýz denetim kuruluna seçildi. Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý! Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz! Esenyurt'tan Komünistler Sendikal hareketin sorunlarý tartýþýldý Savranoðlu deride direniþ sürüyor Yaklaþýk 90 kiþinin çalýþtýðý deri tabakhane ve boyahane fabrikasý Savranoðlu ndan sendikalý olduklarý için iþten çýkarýlan 40 ý aþkýn deri tabakhane iþçisi sendikalý olarak iþe iade talebiyle yürüttükleri mücadeleyi sürdürüyor. Direniþçi iþçilere, direniþi sürdürdükleri Menemen de bulunan fabrika önündeki Deri-Ýþ in direniþ çadýrýnda bir dayanýþma ziyareti gerçekleþtirdik. Direniþ ziyaretinde sohbet ettiðimiz iþçi arkadaþlar, gelinen aþamada direniþlerinin artýk salt sendikalý olarak iþe iade talebini içermediðini ifade ettiler. Birçok benzerinde olduðu gibi bu fabrikada da ücret, iþ güvencesi ve iþ güvenliði konularýnda pek çok sýkýntý ve hak gaspýnýn yaþandýðýný aktardýlar. Ancak bunlarýn yaný sýra fabrikada yapýlan üretimin, üretimde yer alan iþçilerin kendisi kadar çevreyi de tehdit ettiðini, fabrikadaki mevcut arýtma tesisinin çalýþtýrýlmadýðýný ifade ettiler. Fabrika atýklarýnýn akýtýldýðý kanalýn topraða karýþtýðý ve etrafta tarým yapýlan pek çok araziyi ve yakýndaki emekçi mahallesini etkilediðini söyleyen iþçiler, üretimin çevreye zarar vermeyecek bir þekilde sürdürülebileceðini, ancak hali hazýrda kapasitesi de yeterli olamayan arýtma tesisinin hiç çalýþtýrýlmayarak çevreyi ciddi anlamda kirleten bir þekilde üretim yapýldýðýný anlattýlar. Diðer tabakhanelerin Menemen Serbest Bölge sýnýrlarý içine taþýndýðýný, Savranoðlu nun dýþarýda kalan tek fabrika olduðunu söylediler. Serbest Bölge deki diðer fabrika ve tabakhanelerin ise arýtma tesislerinin çalýþtýðýný aktardýlar. Konuþtuðumuz arkadaþlar tüm iþçilerin Menemen de yaþadýklarýný, yaþadýklarý mahallelerde de direniþlerinin sahiplenildiðini ifade ettiler. Özellikle fabrikaya en yakýn olan ve aðýrlýklý olarak Roman emekçilerin yaþadýðý mahallede olumlu bir tavýr geliþtiðinin altýna çizdiler. Patronun direniþi kýrmak için iþten atýlan iþçilerin yerine çalýþtýrmak üzere mahalleden ona yakýn emekçiyi getirdiði, bu kimselerin direniþ çadýrý ve direniþteki iþçileri görünce tereddütsüz bir þekilde iþe girmekten vazgeçtikleri anlatýldý. Direniþin Meclis e de taþýndýðýný, direniþçi iþçiler ve sendika temsilcilerinin Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku vekili A. Levent Tüzel ile Meclis te bir basýn toplantýsý gerçekleþtirdikleri de aktarýldý. Menemen de gerçekleþen bin kiþiyi aþkýn yürüyüþün ardýndan CHP li vekillerin de kayýtsýz kalamadýðýný ve onlarýn dahi yürüyüþe geldiklerini aktardýlar. Bununla birlikte fabrikanýn muhasebe yetkilisinin CHP li Menemen Belediye Meclis Üyeleri nden biri olduðu ve direniþin kýrýlmasý için bu kiþinin hayli çaba sarf ettiði de anlatýlanlar arasýndaydý. Ýþçiler direniþlerine dair son derece olumlu bir ruh hali içerisindeydiler. Bu direniþin kazanýmlarla sonuçlanacaðýna dair inançlý olmakla birlikte, direniþlerinin bundan sonraki akýbetinden baðýmsýz olarak þimdiden pek çok yönden direniþin kazandýðýný düþünüyorlardý. Bir iþçi arkadaþ bu duruma iliþkin, direniþin yýllardýr bir arada olmasýna raðmen yakýn iliþkileri olmayan iþçileri kaynaþtýrdýðýný söyledi. Ayný iþçi arkadaþ, neredeyse yýllardýr birbiri ile konuþmayan iþçilerin þimdi birbirlerinin baþý aðrýyýnca bile yetiþtiklerini söyleyerek, esas kazaným da bu iþte dedi. Örgütsüzlüðün ve güvencesizliðin sýnýfa dayatýldýðý içinden geçtiðimiz dönemde, bu hâkim havayý daðýtmak üzere oluþan her gayretin önemli olduðunu ifade ederek direniþçi iþçilerin mücadelesinde yanlarýnda olduðumuzu, onlarýn mücadelesinin sadece kendilerini ilgilendirmediðini ifade ettik. Gittiðimiz her yerde ve mahallelerde direniþlerini anlatmak üzere arkadaþlara söz vererek çadýrdan ayrýldýk. Tek Bir Ýþçi Sigortasýz, Tek Bir Ýþyeri Sendikasýz Kalmasýn! Köle Deðil Ýþçiyiz, Birleþince Güçlüyüz! Ýzmir den Komünistler Panelin yöneticiliðini yapan arkadaþ kýsa bir hoþgeldiniz konuþmasýnýn ardýndan konuþmacýlarý takdim etti. Daha sonra sözü ilk konuþmacý olan Teksif Yedikule Þube Baþkaný Sebahattin Çetin e býraktý. Çetin konuþmasýnda bu bölgenin kendileri için ve sendikal mücadele için önemli bir yer tuttuðunu; daha önce bu bölgede birkaç fabrikada sendika çalýþmasý yürüttüklerini; ve bu çalýþmada yer alan kimi arkadaþlarý bugün burada yeniden görmenin kendisini memnun ettiðini söyledi. Daha sonra konuþmasýnda sendikalarýn önemli sorunlarý olduðunu ancak bu sorunlarýn iþçilerin sendikalara sahip çýkarak, sendikalarý denetleyerek aþýlabileceðini; sendikalarla ilgili yeni yasal mevzuatýn sendikal örgütlenmede kimi olanaklar yarattýðýný, bunlardan bir tanesinin artýk iþçilerin sendikaya üye olmasý için noter þartýnýn kalkmasý olduðunu belirtti. Daha önce bir sektörde örgütlenebilmek için o sektörde örgütlü iþçilerin %10'unu örgütlemek gerektiðini, yeni mevzuatta ise binde beþini örgütlemenin yeterli olduðunu söyledi. Çetin konuþmasýnýn devamýnda sendikal çalýþmanýn çok titiz ve iþveren ile yalakalarýndan gizli yürütülmesi gerektiðini; bir iþyerine sendikayý sokmamak için iþverenlerin gerektiðinde birlikte örgütlü davrandýklarýný; iþçilerin ise daha örgütlü davranmalarý gerektiðini ifade etti. Çetin, tekstiltriko bölümünde 12 saat olan çalýþma saatini örgütlü kimi iþyerlerinde sekiz saate düþürdüklerini anlattý. Tek Gýda-Ýþ Avrupa Yakasý Þube Baþkaný Muzaffer Dilek ise konuþmasýnda sendikalarý dýþarýda durarak eleþtirmenin bir anlamýnýn olmadýðýný; sendikalarý deðiþtirmek için sendikal bir çalýþma yürütmek gerektiðinin altýný çizdi. Dilek bir iþyerinde sendikal mücadele verirken bütünlüklü bir sendikal faaliyetin gerektiðini; bunun için ise sendika çalýþmasýna baþlamadan önceki, sonraki süreç ile sendikalý olunan sürecin çok önemli ve birbirine baðlý olduðunu; bir iþyerine iþçilerin sendikayý sokabilmesi için sendikaya güvenmeden önce kendi güçlerine ve örgütlülüklerine güvenmeleri gerektiðini belirtti. Ayrýca mevcut sendikalarýn içerisinde sýnýf sendikacýlýðý yürüten sendikacýlarýn bürokratik-sendikal anlayýþlar tarafýndan istenmediðini kendi örneðiyle göstermeye çalýþtý. Deri-Kundura-Tekstil Ýþçileri Derneði Daha sonra panele katýlanlarýn soru ve görüþlerini bildirdikleri ikinci bölüme geçildi. Bu bölümde birçok iþçi mevcut sendikalarýn güçsüzlüðünü, sýnýf sendikacýlýðý yürütmediklerini, iþverenlerin kendi çýkardýklarý yasaya dahi uymadýklarý halde iþçilerin neden mevcut yasal sýnýrlar içerisinde örgütlenmeye çalýþtýklarýný ifade etti. Ayrýca birçok iþçi daha önce yaþadýklarý sendikal faaliyet deneyimlerini paylaþtýlar. Bu bölümde ayrýca dernek baþkaný da bir konuþma yaptý. Baþkan konuþmasýnda mevcut sendikal anlayýþýn sendikal bürokrasinin kýskacý altýnda olduðunu, birçok sendika baþkanýnýn on milyarlarý bulan maaþlar aldýklarýný, sendikalarýn kasalarýnda iþçi sýnýfýný eðitmek için mali-maddi olanaklarýn fazlasýyla bulunduðunu ifade etti. Panelde bizden de bir yoldaþ konuþma yaptý. Yoldaþ konuþmasýnda sendikal hareketin sorunlarý birkaç saatlik bir panelde tartýþmanýn mümkün olamayacaðýný, sendikalarýn köklü sorunlarý olduðunu fakat bu sorunlarýn ancak yeni bir sendikal anlayýþla aþýlabileceðini; sendikalarda seçilme, denetleme ve geri alýnabilme mekanizmasýnýn hakim kýlýnmasý gerektiðini; sendikalarýn gelir gider ve hesaplarýnýn þeffaf bir biçimde iþçilerin denetimine açýk tutulduðu bir anlayýþýn uygulanmasý gerektiðini; bugün iþçi sýnýfýnýn çok büyük bir bölümünün sendikalarýn raðbet göstermediði 30 kiþinin altýnda çalýþýlan iþyerleri olduðunu ifade etti. Bu arada Teksif Yedikule Þube Avukatý Özgür Ekin ise iþçilerin kimi tekil sorularýný yanýtlamaya çalýþtý. Ýkinci turda þube baþkaný sendikacýlar olarak bundan böyle daha sýk bir araya gelmeye çalýþacaklarýn,ý iþçilerin örgütlenmesi için hiçbir çabadan uzak kalmayacaklarýný bu konuda daha önce yaptýklarý kimi çalýþmalarý da örnek göstererek anlatmaya çalýþtýlar. Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý! Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz! Esenyurt'dan Komünistler Esenyurt'ta yýlbaþý yemeði Deri Kundura ve Tekstil Ýþçileri Derneði, gerçekleþtirmiþ olduðu olaðanüstü kongresinin ardýndan ilk etkinliðini Esenyurt Erdoðan Parký ndaki Sultanahmet Köftecisi nde yaptýðý yýlbaþý yemek etkinliði ile gerçekleþtirdi. 30 Aralýk akþamý saat 20:00 de baþlayan etkinlik yaklaþýk iki saat sürdü. Bilet fiyatýnýn 10 lira olduðu etkinliðe iþçilerin yaný sýra eðitim ve saðlýk emekçileri de katýldý. Ýnsanlarýn aileleriyle katýldýklarý etkinliðe 100'e yakýn kiþi katýldý. Etkinliðe katýlanlar yemeklerine baþlamadan önce dernek adýna kadýn bir iþçi kýsa bir hoþgeldiniz konuþmasý yaptý ve bu etkinliklerin daha önceki yýllarda da yapýldýðýný, iþçilerin böylesi günlerde bir araya gelmesinin anlamlý olduðunu söyledi. Daha sonra dernek baþkaný bir konuþma yaptý. Baþkan konuþmasýnda derneðin merkezinin Ýzmir de Deri Tekstil Kundura Ýþçileri Derneði, üyelerine yönelik meslek hastalýklarý ve iþçi saðlýðý çalýþmalarý baþlattý. Ege Üniversitesi Halk Saðlýðý doktorlarýnýn yönlendirdiði çalýþmalarýn ilki temel saðlýk bilgileri, ikincisi ise meslek hastalýklarý üzerine gerçekleþtirildi. Temel saðlýk bilgileri çalýþmasý sýrasýnda, insan saðlýðý, genel saðlýk sistemi ve kanun hükmünde kararname üzerine bir seminer gerçekleþtirildi. Saðlýk ocaklarýn kapatýlmasýnýn üzerinde durulduðu çalýþma esnasýnda gündelik hayatta üzerine düþünmeden kullanýlan saðlýk kavramlarý ve genel saðlýk bilgileri üzerine konuþuldu. Ýþçilerin soru ve sorunlarý doðrultusunda gerçekleþen seminerin sonunda bir sonraki çalýþma için iþçilerin çalýþma alanlarýna iliþkin yapýlmasý gereken iþler tespit edildi. Ýkinci saðlýk çalýþmasý ise iþçilerin yaþadýklarý saðlýk sorunlarý çerçevesinde gerçekleþti. Meslek hastalýðý üzerine genel bilgiler verilmesinin ardýndan iþçiler iþ yerlerindeki saðlýk koþullarýný anlattýlar. Çalýþmaya katýlan herkes, kendi yaþadýðý ya da iþ arkadaþlarýnýn baþýna gelen hastalýklarý bir A4 kaðýdý üzerine insan bedenleri çizerek Esenyurt'a taþýnacaðýný, deðiþik sektörlerde çalýþan iþçileri örgütlemeyi hedeflediklerini ve iþçi sýnýfýnýn içinde bulunduðu durumdan hiçbirimizin memnun olmadýðýný ancak bu durumun iþçi sýnýfýnýn bir kaderi olmadýðýný belirtti. 12 Eylül öncesi iþçi sýnýfýnýn þimdikiyle kýyaslanamayacak düzeyde örgütlü olduðunu, þimdi de iþverenlerin iþçi sýnýfýnýn kazanýlmýþ bir hakký olan kýdem tazminatýna göz diktiklerini, bu kazanýmýn kaybedilmemesi için örgütlenerek mücadele etmemiz gerektiðini ifade etti. Daha sonra derneðin çalýþmalarýna katýlým çaðrýsýnda bulundu. Konuþmadan sonra Türkçe ve Kürtçe türküler söylendi, halaylar çekildi. En sonunda ise çekiliþler yapýldý ve hediyeler verildi. Esenyurt tan Komünistler Ýzmir de deri iþçileri meslek hastalýklarýný tespit ediyor somut olarak gösterdi. Çizilen resimler, duvara asýlarak üzerine konuþuldu. Öne çýkan temel rahatsýzlýklar arasýnda depresyon, bel aðrýlarý, kimyasallardan etkilenme nedeniyle ortaya çýkan rahatsýzlýklar, dermatolojik sorunlar, göz rahatsýzlýklarý, nefes alma zorluklarý vb. sorunlar vardý. Bir sonraki çalýþma için, iþçiler iþ yerlerinde karþýlaþýlan saðlýk sorunlarýný tespit etmek üzere iþ arkadaþlarý ile görüþmeler yapmak üzere sözleþerek çalýþma sona erdirildi. Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý! Ýzmir den Komünistler

9 Ocak 2012 Sayfa 9 Kooperatif büyüyor, ortaklarý kareye sýðmýyor 4 Aralýk 2011 Pazar günü Mayýsta Yaþam Kooperatifi Ümraniye þubesinde kooperatif ortaklarýnýn ve dostlarýnýn buluþtuðu bir etkinlik gerçekleþti. 150 kiþinin katýldýðý etkinlikte kooperatifin Yenibosna, 1 Mayýs Mahallesi, Tuzla ve Sultanbeyli þubelerindeki ortaklarý, 1999 dan itibaren kooperatif çalýþmasýna katýlmýþ kooperatif dostlarý ve Anadoluda Yaþam Kooperatifi ortaklarý buluþtu. Etkinlik kooperatif ortaklarýnýn konuþmalarýyla baþladý, birlikte yenen yemeðin ardýndan müzikle devam etti. Etkinlik kooperatif tanýtým filmiyle baþladý. Film gösteriminin ardýndan açýlýþ konuþmasýnda kooperatif ortaklarýndan Gülistan Özdemir, bu etkinliði kooperatifin farklý þubelerinde yer olan ortaklarýn ve ailelerinin tanýþmasý ve bulunduklarý þubenin ötesinde Mayýsta Yaþam ý tanýmalarý amacýyla düzenlediklerini ifade etti. Kooperatifin kuruluþ sürecini anlatan Özdemir on yýldan fazla zamandýr sürdürdükleri çalýþmanýn kolektif bir emeðin, elbirliðinin sonucu olduðunu anlattý. Sözlerine 2011 Haziran ýnda yapýlan kooperatif genel kurulunda, eðitim dayanýþmasý faaliyetini büyütecek ve güçlendirecek kararlar aldýklarýný ve kooperatifte bu kararlarýn nasýl hayata geçtiðini anlatarak devam etti. Devlet liseleri ve meslek liselerinde okuyan ve de açýk öðretimden okullarýný tamamlamaya çalýþan kooperatif ortaklarýnýn eðitim sisteminde eþitsizliklerden kaynaklý en temel öðrenimden mahrum olduklarýný, kooperatifteki ders çalýþma gruplarýnýn, müfredatýn ve kaynaklarýnýn buna göre yeniden düzenlendiðini ifade etti: Diðer bir yandan ise eðitimdeki sýnýfsal eþitsizliklerin öðrencilerin ders çalýþma alýþkanlýklarýný da belirlediðini söyleyen Özdemir oluþturulan ortak çalýþma gruplarýyla bu engelleri de aþmaya çalýþtýklarýný örneklendirdi. Kooperatifin bu çalýþmalarý el birliðiyle yaptýðýný ve ancak etkinlikteki yeni ortaklarýn ve ailelerinin katýmlýyla dayanýþmanýn büyüyeceðini ifade etti. Açýlýþ konuþmasýnýn ardýndan sýrayla kooperatif þubesinden ortaklar söz alarak þube çalýþmalarýný Akademisyenler emekçilerle buluþuyor 22 Ocak Pazar Günü içinde çalýþma yürüttüðümüz kurum Mayýsta Yaþam Kooperatifi'nin Yenibosna þubesinde akademisyen Serdar Deðirmencioðlu nun katýldýðý bir söyleþi gerçekleþtirdik. Benzer bir söyleþi de bir önceki gün, 1 Mayýs Mahallesi þubesinde Boðaziçi Üniversitesi nden Fatma Gök ile gerçekleþti. Yenibosna daki söyleþide Serdar Deðirmencioðlu, yapýmcýsý olduðu 3 Saat filmini ve eðitim sisteminde yaþanan sorunlarý kendi penceresinden anlattý. Üniversiteyi kazanan kesimlerin genel olarak varlýklý ailelerin çocuklarýndan oluþtuðunu, okullarda þiddeti, okullarýn insanlarýn eðitim aldýklarý bir yer olmaktan çok bazý katý disiplinlerin verildiði yerler olduðunu, dershanecilik sistemiyle parasý olanýn bilgiye ulaþabileceði bir hale geldiðinden söz etti. Ayrýca bu tarz kurumlar dayanýþmayý öne çýkardýðý için onlarý önemsediðini; zamaný ve olanaðý oldukça bu tarz söyleþi ve panellere katýlmaya çalýþtýðýný ekleyerek bundan sonra da bu tarz söyleþilere katýlmaya çalýþacaðýný söyledi. Mayýsta Yaþam adýna yapýlan konuþmada ise kooperatifin eðitim sorununa karþý kendi cephesinden bir dayanýþma aðý kurarak, öðrenciler arasýnda dayanýþmayý örgütlemeye çalýþtýðý, þu anda Ýstanbul da 4 farklý mahallede bu çalýþmanýn yapýldýðý ve yaklaþýk 100 öðrencisi ile 60 yakýn hocasýyla bu faaliyeti örgütlemeye çalýþtýðý anlatýldý. Ayrýca, eðitim sisteminde yaþanan sorunun sadece 14 Ocak Cumartesi günü 1 Mayýs Mahallesi Mayýsta Yaþam Kooperatifi nde bir saðlýk semineri gerçekleþtirdik. Seminer kapsamýnda yüksek tansiyon anlatýldý ve tansiyon ölçümü gerçekleþti. Seminerin duyurusu için iç mekan afiþleri hazýrlayarak mahallemizdeki kurumlara astýk. Ayrýca davet edeceðimiz kiþilere verilmek üzere afiþlerý küçük el ilaný þeklinde çoðalttýk. Seminer çalýþmasý ve duyurusu kooperatif ortaklarý ve öðrenci aileleri ile birlikte yapýldý. Öðrenci aileleriyle onlarýn tanýdýklarý aileleri ziyaret ettik. Ev ziyaretlerinde gidilen ailelere kooperatifi tanýtarak onlarý seminere davet ettik. Ayrýca anlattýlar. Yenibosna þubesinden Yusuf Ünal, geçmiþ yýllardan farklý olarak farklý ihtiyaçlara dayalý çalýþma gruplarý organize ettiklerini anlattý. Lise dersleri ya da üniversite sýnavý hazýrlýðý için en az üç kiþiden oluþan çalýþma gruplarý oluþturduklarýný, bunlardan olumlu sonuç alanlarýn kendi liselerinden arkadaþlarýyla þubeye gelip var olan gruplara katýldýklarýný ya da yeni gruplar oluþturmayý gündem ettiklerini aktardý. Böylece tek bir tanýtým broþürü daðýtmadan kýrka yakýn kiþinin ders çalýþma gruplarýnda yer aldýklarýný ifade etti. Tuzla þubesinden ve 1 Mayýs Mahallesi þubesinden sýnava hazýrlanan ortaklar da söz alýp ders çalýþma gruplarýný ve fasikül hazýrlama çalýþmalarýna nasýl katýldýklarýný aktardýlar. Sultanbeyli þubesinden söz alan bir ortak ise Solid Works ve Auto Cad programlarýnýn öðrenildiði gruplar oluþturduklarýný aktardý. Konuþmalarýn ardýndan yemek için ara verildi. Kooperatifin önündeki sokakta kurulan sofrada ortaklarýn evlerinde yapýp getirdikleri yemekler hazýrlandý. Yemekten sonra ise bir kooperatif ortaðý bir müzik dinletisi sundu. Etkinlik Grup Mayýs ýn dinletisi ve halaylarla son buldu. Kooperatif ortaklarý biz kooperatifi sadece bulunduðumuz þubeden ibaret sanýyorduk, oysa Mayýsta Yaþam uzun zamandýr çalýþma yürüten ve yüzlerce insanýn faaliyetine katýldýðý bir kooperatifmiþ diyerek ve memnuniyetlerini ifade ederek etkinlikten ayrýldýlar. Yemeðin ardýndan ise kooperatifinin önünde, yukarýda gördüðünüz toplu fotoðraf çekildi. Ancak eski senelerin aksine bu sene kareye sýðamadýk. Ne mutlu bu kareyi geniþletenlere... Mayýsta Yaþam'dan Komünistler bir kaynak sorunu olmadýðý; zengin çocuklarý kolejlere gider ve özel dersler alýrken emekçi mahallerinde yaþayan öðrencilerin ancak hedefleri, olanaklarý, beklentileri birbirine yakýn öðrencilerin bir arada durarak çalýþma gruplarýyla sýnav hazýrlanýrlarsa kazanabileceði ifade edildi. Piyasada mevcut olan müfredatlarýn, kitaplarýn, soru bankalarýnýn düz liselere ve meslek liselerine giden kesimlerin ihtiyaçlarýný karþýlamaktan uzak olduðu, bu sorunu çözmek için geçen Mayýs'tan beri bir müfredat çalýþmasýnýn yapýldýðý söylendi. Söyleþiye katýlan öðrenciler ise okullarda yaþadýklarý baskýdan, þiddetten, Kürt öðrencilerin yaþadýðý baskýlardan ve dershanede yaþadýklarý sorunlardan bahsetti. 2 saat süren ve yaklaþýk 30 kiþinin katýldýðý söyleþiye kooperatif öðrencileri hayli aktif bir katýlým gösterdi. Yenibosna'dan Komünistler Mayýsta Yaþam'da saðlýk semineri kooperatif öðrencileriyle birlikte mahallede bulunan bir okulda okuma yazma kursu alan kadýnlarý ziyaret ettik. Bu ziyarette kooperatifi anlattýk, yapacaðýmýz seminer hakkýnda bilgi vererek seminerin el ilanlarýný daðýttýk. 13 kadýnýn katýldýðý seminerde hipertansiyon konusu slayt sunumu þeklinde anlatýldý. Daha sonra ise tansiyon ölçümü yapýldý. Katýlýmcýlarýn sorularýnýn cevaplanmasýyla ve bir sonraki seminerin konusunun katýlanlarýn talebiyle þeker hastalýðý olarak belirlenmesinden sonra seminer sonlandýrýldý. Mayýsta Yaþam'dan Komünistler Mayýsta Yaþam'ýn Halklarýn Demokratik Kongresi deneyimi Birçok siyasi kurumun ve kitle örgütünün bulunduðu Halklarýn Demokratik Kongresi Giriþimi, içinde çalýþma yürüttüðümüz Mayýsta Yaþam Kooperatifi ni de Kongre ye davet etti. Kongre nin bileþenlerinin geniþlemesinin önemli olduðunu, demokratik talepler etrafýnda örgütlenmek gerektiðini ve bu sürece bizim de dâhil olmamýzý istediklerini bildirdiler. Mayýsta Yaþam Kooperatifi olarak bu durumu deðerlendirdik ve kooperatifin yürütmelerinde bu durumu tartýþtýk. Kongre de yer almak neden önemlidir? Bizim mücadelemize ne gibi katkýlar sunar? diye tartýþtýk. Biz de komünistler olarak bunun önemli bir fýrsat olduðunu, emekçilerin ve iþçilerin mücadelesine katký sunacaðýný, Mayýsta Yaþam Kooperatifi nin de ezilen ve emekçilerin yanýnda yer aldýðýný söyledik; bu yüzden bu tür birliktelerin parçasý olmasý ve oraya güç katmasý gerektiði doðrultusunda görüþ bildirdik. Ayrýca Mayýsta Yaþam Kooperatifi nin sýnavlarla ilgili mücadelesine katký sunacaðýný savunduk. Milletvekillerinin de bu Kongre ye dahi olduðunu, haliyle milletvekilleriyle baðlarýmýzýn artacaðýný, diðer kitle örgütleriyle de baðlarýmýzýn artacaðýný söyledik. Yürütmelerimizde çýkan karar doðrultusunda da Kongre giriþimi ile irtibat geçtik ve Kongre nin toplantýlarýna katýldýk. Katýldýðýmýz süreç Kongre delege seçimi için gerçekleþen halk toplantýlarýna denk geldi. Bu toplantýlarda kitle örgütlerinin de delege gönderme hakký olduðu söylendi ve böylelikle Mayýsta Yaþam da Ýstanbul 3. Bölge den bir delege gönderdi Ekim de gerçekleþen Kongre den önce delegelerin tanýtýlmasý ve onayýn alýnmasý üzerinden halk toplantýlarý yapýldý. Ýstanbul 3. Bölge de yapýlan halk toplantýlarýna katýldýk. Bu toplantýlarda Mayýsta Yaþam Kooperatifi ni tanýttýk. Neden Kongre ye dahil olduðumuzu anlattýk. Kongre nin önemli ve anlamlý olduðunu, iþçi ve emekçilerin mücadelesine güç katacaðýna inandýðýmýzý, bu yüzden de ezilenlerin ve emekçilerin eðitim sorunu için mücadele eden bir kitle örgütü olarak Kongre ye dahil olduðumuzu anlattýk. Kongre nin asýl anlamýnýn ve öneminin ise Ekim den sonra yerellerde yürütülecek çalýþmalarla ortaya çýkacaðýný; yereldeki ayaklarýnýn güçlü bir þekilde örülmesi gerektiðini vurguladýk Ekim deki Kongre ise Ankara da gerçekleþti. Ýlk olarak Kongre Giriþimi adýna Mersin Milletvekili Ertuðrul Kürkçü açýlýþ konuþmasý yaptý. Kürkçü nün ardýndan sýrasýyla Gülten Kýþanak, Sýrrý Süreyya Önder, Levent Tüzel ve Ahmet Türl konuþmalar yaptýlar. Konuþmalarýn ardýndan yirmiye yakýn ulustan bireyler çýkýp kendi dillerinde Kongre giriþimini selamladýlar. Mayýsta Yaþam Kooperatifi nin de irtibat halinde olduðu Ýzmir Deri Ýþçileri Derneði nden gelen Afrikalý bir arkadaþ da bu selamlamada yer aldý ve konuþmasýný Türkçe yaparak sonunda herkesin dili kalmýþ ama bizim dilimiz de kalmamýþ diyerek sözlerini bitirdi. Yoðun ilgi gören bu selamlamadan sonra divan seçildi; program ve tüzük komisyonunun önerdiði taslaklar tartýþýldý. 'Sen de Bir Ses Çýkar' kampanyasý için bildiri daðýtýmý Halklarýn Demokratik Kongresi'nin Bahçelievler bileþenlerinin organize ettiði bir bildiri daðýtýmý gerçekleþtirildi. Bildiri daðýtýmý, Bahçelievler yerelinde BDP, EMEP, Tekstil-Sen, ESP, Mayýsta Yaþam Kooperatif ve siyasete ilgi duyan baðýmsýz politik kesimlerle beraber organize edildi. Bildiri daðýtýmý, Zafer Mahallesi'nde merkezi Pazar Pazarý çýkýþýnda, iþçilerin iþ çýkýþý saatlerinde gerçekleþtirildi. 'Sen de Bir Ses Çýkar' kampanyasý kapsamýnda her Cumartesi günü Taksim'de yapýlmasý düþünülen basýn açýklamalarýnýn bu sefer ki gündemi ise KCK operasyonlarý ve artan siyasi baskýlar gözaltýlar ve tutuklamalardý. Cuma akþamý yapýlan bildiri daðýtýmýnda 25 Aralýk günü AK-EL Vakfý nýn düðün salonunda HDK nýn ilçe meclis toplantýsý yapýldý. Toplantý divan seçimiyle baþladý. Ardýndan mücadelede yaþamýný yitirenler anýsýna bir dakikalýk saygý duruþu yapýldý. Saygý duruþundan sonra 3. Bölge merkezinde görevli bir kiþi HDK nin amacýnýn ne olduðuna, neler yapmak istediðine iliþkin bir konuþma yaptý. Konuþmadan sonra serbest kürsü oldu ve meclis üye seçimi yapýldý. Otuz sekiz kiþi meclis üyesi seçildi. Üye seçiminden sonra Blok milletvekili Levent Tüzel bir konuþma yaptý. Cumhuriyet in kuruluþundan beridir bu topraklarda halklara Pazar günü ise program ve tüzük komisyonlarý hazýrlýklarýný tamamlayýncaya kadar sendikalar ve kitle örgütleri adýna katýlan delegeler, bireysel katýlan delegeler söz alarak konuþma yaptýlar. Mayýsta Yaþam Kooperatifi adýna delege olarak Kongre ye katýlan arkadaþýmýz da söz alarak konuþma yaptý. Yaptýðý konuþmada Kongre giriþimini selamladýðýný, Mayýsta Yaþam Kooperatifi olarak verdiðimiz mücadeleye Kongre nin katký sunacaðýna inandýðýmýzý belirtti. Arkasýndan bugüne kadar yaptýðýmýz çalýþmalarý aktardý. Milletvekilleri ile irtibat halinde olduðumuzu; paneller düzenleyip, mahallelerde yapýlan halk toplantýlarýna katýldýðýmýzý; sýnav karþýtý yapýlan mitinglerin örgütlenmesinde yer aldýðýmýzý anlattý. Bugün hem eðitim alanýndaki mücadelemizi yükseltmek hem de iþçi ve emekçilerin mücadelesine katký sunmak için burada olduðumuzu söyledi. Kongre nin asýl anlamýnýn ve öneminin de Ekim den sonra yerellerde yapacaðý çalýþmalarla ortaya çýkacaðýný belirterek sözlerini bitirdi. Mayýsta Yaþam Kooperatifi nin konuþmasýnýn ardýndan gene konuþmalar oldu. Konuþmalarýn ardýndan ise program ve tüzük komisyonlarý, programa ve tüzüðe dair açýklamalar yaptýlar. Açýklamalarýn ardýndan eksik kalan kýsýmlar üzerinden tartýþmalar yapýldý. Ermeni bir delegenin önerisi üzerine yapýlan tartýþmada halklar komisyonu kurulmasý gerektiði ve komisyonun programda yer alacak olan halklarla ilgili maddelere karar vermesine karar verildi. Ermeni delege ise Ermeni soykýrýmýn bir ilk olup bunun artýk bir simge haline geldiðini; bu yüzden de program ve tüzükte Ermeni soykýrýmýnýn kýnandýðýna dair bir madde konmasýný gerektiðini belirtti. Yapýlan tartýþmalarýn ardýnda program ve tüzük onaylandý. Seçilecek olan genel meclisin ise bir parti çalýþmasýna baþlamasý kararlaþtýrýldý. Oluþturulacak olan bu partinin tüm Kongre bileþenlerini baðlamadýðý da belirtildi. Bunlarýn ardýnda Kongre nin isminin ne olmasý gerektiðine dair öneriler alýnýp öneriler arasýndan Halklarýn Demokratik Kongresi ismi kabul edildi. Böylelikle Kongre resmen ilan edilmiþ oldu. Büyük bir coþkunun hâkim olduðu salonda alkýþlarla ve sloganlarla Kongre selamlandý. Bunun arkasýndan ise genel meclis üyeleri seçildi. Kurtuluþ Yok Tek Baþýna ya Hep Beraber ya Hiçbirimiz! Ýstanbul dan Komünistler yaklaþýk 2000 bildiri daðýtýldý, iþçi ve emekçiler Cumartesi yapýlacak basýn açýklamasýna davet edildi. Bildiri daðýtýmýna 8 kiþi katýldý ve daðýtým yaklaþýk 1.5 saat sürdü. Bildiri daðýtýmý sýrasýnda 'Neden daðýtýyorsunuz bu bildirileri?' diyen iþçiler ve emekçiler oldu. Onlara yaþanan bu saldýrýlarýn sadece Kürtlere deðil, tüm emekçilere olduðunu; saldýrýlarýn zamlar, kýdem tazminatlarýnýn gasp edilmesini de içerdiðini; ve saldýrýlara karþý ortak bir savunma hattý örmek gerektiði anlattýk. Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz! Yenibosna'dan Komünistler Bahçelievler de HDK Meclisi toplantýsý yapýlan baskýnýn ve katliamlarýn durmaksýzýn devam ettiðini, örneðin bugün KCK operasyonlarýyla sürdüðünü belirten Tüzel konuþmasýna þöyle devam etti: KCK operasyonlarý aslýnda sadece Kürtlere yönelik bir saldýrý deðildir; saldýrýnýn hedefi devlete karþý boyun eðmeyen güçlerin tümünedir. Blok la bir þey baþardýk. Bu baþarýnýn sonrasýnda kongreyi de güçlendirmemiz gerekir. Baskýlara ve saldýrýlara bu þekilde karþý koyabiliriz. Türkiye nin halklarýn cumhuriyeti olmasý gerek ve bunu HDK baþaracak. Toplantýya yaklaþýk yüz kiþi katýldý. Yenibosna'dan Komünistler

10 Sayfa 10 Ocak 2012 TROÇKÝZM DOSYASI 2 Türkiye solunda Troçkizm suçlamalarý Türkiye devrimci hareketinin kýsa sayýlmayacak tarihi içinde dönem dönem, pek çok akým baþkalarý tarafýndan çok farklý nedenlerden ötürü troçkist olmakla suçlanmýþtýr. Ýlkin, uluslararasý harekette troçkizm karþýtý kampanyalarýn revaçta olduðu dönemlerde, TKP içinde daha çok kariyer kavgalarýndan kaynaklý olarak, Nazým Hikmet, Vala Nurettin, hatta bazen Dr. Hikmet Kývýlcýmlý nýn troçkist olmakla suçlandýðý epizodlarý bir kenara býrakýrsak, troçkizm suçlamasýnýn en çarpýcý biçimde gündeme geldiði örneklere 70 li yýllarýn baþýnda Proleter Devrimci Aydýnlýk hareketi içinde rastlandý. Önce birinci troçkist tasfiyeciler diye yaftalanacak olan Garbis Altýnoðlu ve arkadaþlarýnýn oluþturduðu muhalif grup tasfiye edildi yahut ayrýldý. Onun ardýndan TKP-ML/TÝKKO yu kurmak üzere bu hareketten kopan Ýbrahim Kaypakkaya ve yoldaþlarýnýn oluþturduðu grup, PDA/ÞAFAK oportünistleri tarafýndan ikinci troçkist tasfiyeciler olarak yaftalandý. Bu aþamada troçkizm suçlamasýnda daha ziyade Troçki nin 1912 sonrasýnda aldýðý tasfiyecilerden daha tehlikeli tasfiyeci merkezci tutumunun Lenin ve Bolþevikler tarafýndan eleþtirildiði yazýlarý kabaca referans alan bir troçkizm tarifi söz konusuydu. Ama gerçekte söz konusu olan, kendileri tasfiyeci olan oportünistlerin muhaliflerini suçlamak için baþvurduklarý bir kurnazlýktan öte deðildi. Nitekim kýsa bir dönem geçtikten sonra bu kurnazlýða baþvuranlar tarafýndan olduðu gibi, muhatap olanlar tarafýndan da bu demagoji ciddiye alýnýp hatýrlanmadý. 12 Mart sonrasý dönemde ise, Troçkizm suçlamalarý baþka kisveler altýnda gündeme geldi. Daha çok TÝP, TSÝP, TKP li reformist revizyonistler, genel olarak devrimci akýmlarý karalamak için onlarý Maocu, goþist, Troçkist, anarþist akýmlar gibi bir demagojik bulamaç içinde eritme eðiliminde oldu. Bu baðlamda söz konusu olan reformistlerin kendilerini soldan eleþtiren devrimcileri karalamak için baþvurduklarý bir demagoji idi. Ýlginçtir ki evvela troçkist tasfiyecilik suçlamasýný icat etmiþ olan Aydýnlýkçý revizyonistler de kendi tonlarýyla bu koroya eþlik edeceklerdi. Bu cenahtan gelen karalamalar ekseri Küba devrimine, Kastro-Guevara çizgisine yakýnlýk duyanlarý maceracý troçkist bir çizgiye kaymak gibi kýlýflar altýnda gündeme geldi. Kýblesi Moskova olanlar arasýnda SSCB ve uydularýna, yahut genel olarak SBKP çizgisine eleþtirel tutum alanlarýn tamamýný troçkist olarak suçlamak ve onlarý yüzünü Pekin e dönmüþ olanlarla ayný kefeye koymak da adetten oldu. Troçkistlere yönelik benzer bir tutum, ayný ölçüde sistematik olmasa da, ÇKP çizgisinin takipçileri arasýnda, onlarý sosyal-emperyalizm ve sosyalfaþizm konusunda tutarlý ve kararlý bir tutum almamak la suçlama biçiminde gündeme geldi. Öte yandan pek çok farklý gruplarýn bünyesindeki tartýþmalarda, daha dar ve özgül çerçevelerde, troçkizmin esasen sol sapma suçlamasýnýn bir kod adý olarak kullanýldýðý da görülmemiþ deðildir. Bu baðlamda örneðin MLSPB, Devrimci Sol bakýmýndan troçkist bir eðilimi temsil ederken, oradan sola doðru kopan bir baþkasýnýn da MLSPB tarafýndan ayný biçimde suçlanmasý vb. geliþmeler de þaþýrtýcý olmuyordu. Bu dönemde troçkizm genel olarak sol maceracýlýðýn bir kod adý olarak ele alýndýðý gibi, partisiz devrimcilik, maceracýlýk vb. türden eleþtirilerin de ayný kod adýyla anýlmasý adetten olmaya baþlamýþtý. AEP çizgisini benimseyenler bakýmýndan da, kendi bünyelerinden çýkanlar da dahil olmak üzere, çok daha geniþ bir çerçeveye sýðan birçok akým, aþaðý yukarý ayný anlama gelmek üzere troçkist olarak adlandýrýlmaktaydý. Ayrýca 1968 Mayýsý nda anarþist akýmlarla Marcuse den etkilenen akýmlarýn troçkistlerle iç içe geçtiði bir iklimin de etkisiyle, pratik politik planda deðilse de, teorik düzlemde bu karmaþadan esinlenen az çok liberter görüþ ve tutumlarý temsil eden kimi yazar düþünür ve onlarýn etkisiyle hareketlenen öz-örgütlenme, öz-savunma yahut konseyci fikirlere meyleden kimi unsurlarýn da troçkist yaftasýna mazhar olmalarý da þaþýrtýcý deðildi. Nitekim 70 li yýllardan itibaren Türkiye de de kendini göstermeye baþlayan ilk troçkistler de esasen bu karmaþanýn içinde bu etiketi bu yoldan hak edenler arasýndan çýktýlar. Daha sonra 70 li yýllarda Troçkizmin temel Bir çaðdaþ efsanenin perdesini aralarken SBKP (B) Tarihi kitabýnda 1937 duruþmalarýnýn açýða çýkardýðý gerçek þöyle tarif edilir: 1937 de Buharin-Troçki çetesinin canice suçlarýyla ilgili yeni gerçekler gün ýþýðýna çýktý. Piatakov Radek ve ötekilerin mahkemesi, Tuhaçevski, Yakir ve ötekilerin mahkemesi ve nihayet Buharin, Rikov, Rozengolds, Krestinski ve ötekilerin mahkemesi, bütün bu mahkemeler, buharincilerle troçkistlerin çoktandýr saðcýlar ve troçkistler bloku olarak bir halk düþmanlarý çetesi halinde birleþmiþ olduklarýný gösterdi. Mahkemeler bu insan süprüntülerinin halk düþmanlarý Troçki, Zinovyev ve Kamenev le birlikte, Ekim Sosyalist Devrimi nin ilk günlerinden bu yana Lenin e karþý, partiye karþý, Sovyet devletine karþý gizli faaliyetler yürütmüþ olduklarýný gösterdi in baþlarýnda, Brest-Litovsk barýþý aleyhine giriþilen gizli faaliyetler. Lenin e karþý düzenlenen suikast ve 1918 ilkbaharýnda Lenin in, Stalin in ve Sverdlov un tutuklanmalarý ve öldürülmeleri için sol sosyalist devrimcilerle yapýlan gizli ittifak yazýnda Lenin i yaralayan hain kurþun yazýnda sol sosyalist devrimcilerin ayaklanmasý. Lenin in liderliðini baltalamak ve yýkmak amacýyla, 1921 de parti içindeki anlaþmazlýklarýn kasýtlý olarak derinleþtirilmesi. Lenin in hastalýðý sýrasýnda ve ölümünden sonra parti liderliðini devirme giriþimleri. Devlet sýrlarýnýn ifþa edilmesi ve yabancý casusluk örgütlerine bilgi verilmesi. Kirov un alçakça öldürülmesi; yýkýcýlýk, saptýrma faaliyetleri ve sabotajlar; Menjinski nin, Kuybiþev in ve Gorki nin alçakça öldürülmeleri. Bütün bunlarýn, yirmi yýldan fazla bir zamandýr yapýlan benzeri hainliklerin, burjuva devletlerinin casusluk örgütlerinin emirlerini ve iþaretlerini yerine getirmek üzere, Troçki, Zinovyev, Kamenev, Buharin, Rikov ve uþaklarýnýn katýlmasýyla, ya da doðrudan doðruya bunlarýn yönetimi altýnda iþlendikleri ortaya çýktý. (Bolþevik Parti Tarihi, Bilim ve Sosyalizm Y., s ) Bundan bir yýl önce de savcý Viþinski Birinci Moskova Duruþmalarý nýn 28 Ocak 1936 tarihli oturumunda Troçki ve troçkistler her zaman iþçi hareketi içinde kapitalizmin adamlarý olmuþtur diyordu. Bu iddianamede referanslarýna baðlanýp bu baðlýlýðý açýkça ilan eden troçkistler de kendilerini teorik olmaktan ziyade pratik mücadeleler alanýnda göstermeye baþladýlar. Bununla birlikte, 80 öncesi dönemde troçkizm suçlamasý ile yüzyüze gelenlerin baþýnda gerçekten troçkist olanlar ve açýkça bunu ilan edenler olmadý. Hatta çoðu kez bunlara en sonda bile sýra gelmedi. Zira açýk propaganda ve yayýn düzleminde (kimi kitap yayýnlarý ve 12 Eylül e çeyrek kala çýkan birkaç sayý dergi bir yana) bir varlýk göstermediklerinden, varlýklarý solun geri kalan kesimleri tarafýndan pek fark edilmedi; fark edildiði zaman dahi ciddiye alýnmadý. Hatta Vatan Partisi gibi Türkiye de köklü ve özgün bir gelenekten, Dr. Hikmet Kývýlcýmlý nýn çizgisinden gelen bir parti kendi bünyesinde ve yönetici kademelerinde bu çerçevedeki tartýþmalarýn sonunda tasfiye olup pek çok unsuru troçkist geleneðe baðlandýklarýný ilan ettiðinde, yahut TKP- ML Hareketinin kimi tanýnmýþ unsurlarý troçkizme baðlandýklarýný ilan ettikleri zaman bile, bu ve benzeri geliþmeler (belki de 12 Eylül arefesi ve sonrasýndaki görece suskunluk döneminde gündeme geldikleri için) ciddi bir yanký ve ilgi uyandýrmadý. Keza Kurtuluþ Sosyalist Dergi ve troçkizm iþçilerin, köylülerin, sosyalizmin ezeli d ü þ m a n ý, kapitalizmin sadýk bir uþaðý olarak tanýmlanýyordu. Ayný iddianame troçkizmin otuz yýlý aþan varlýðý boyunca faþizmin saldýrý birliði, faþist polis teþkilatýnýn þubesi haline gelmek için hazýrlanmakla geçirdiðini öne sürdü. Bu ve benzeri iddialar peþ peþe sürdürülen Moskova Duruþmalarý'nda tekrarlandý ve bu iddialarý doðrulayan itiraflar la desteklenerek hüküm haline geldi. Ayný hüküm uluslararasý düzeyde yýllar boyunca troçkizm ve troçkistlere karþý bir iddianame olarak kullanýldý. Dolayýsýyla, troçkizm hakkýnda ilk bilgilenmelerini bu kaynaktan alanlarýn troçkizmi anlamak veya eleþtirmekten ziyade bu sýfatý bir suçlama ve hatta adeta bir küfür olarak olarak kullanma eðiliminde olmasýna þaþmamak gerekir. Öte yandan, troçkizmin ne olup olmadýðýný bu ve benzeri tasvirlerden öðrenmek isteyenlerin kin ve öfke kuþanmanýn yaný sýra, tam bir kafa karýþýklýðýndan baþka bir þeye sahip olmalarý mümkün deðildir. Çünkü bu iddianamede ve oradan hareketle kaleme alýnan kimi tasvirlerde düþünmeksizin tekrarlanan bazý olay ve olgularýn dahi cevaplanmasý gereken bir dizi soruyu peþpeþe getirmemesi mümkün deðildir. Her þeyden önce, SBKP (B) Kýsa Tarih te bir sinekten fazla gücü olmayan beyaz cüceler diye tanýmlananlar Lenin zamanýndaki Politbüro nun Stalin ve Lenin i saymazsak tüm üyeliklerini iþgal ediyorlardý. Sonra, örneðin, bu iddianamenin baþ sanýklarýndan olan Buharin ve Zinoviev birbirinin ardýndan Komünist Enternasyonal in baþýna geçmiþtiler. Keza sanýklardan Rikov, Lenin in ölümünden sonra, onun yerine Halk Komiserleri Konseyi Baþkanlýðýna (baþbakanlýk görevi) getirilmiþti. Krestinski de Dýþiþleri Halk Komiserliði yardýmcýlýðýnda bulunmuþtu. Grinko Maliye Halk Komiseri, Çernov ise Tarým Halk Komiseri idi. Merkez komite üyeliði de yapmýþ olan Rozengoltz iç savaþta aktif görevler almýþtý. Tuhaçevski baþta olmak üzere, ordunun hemen hemen tüm yüksek komuta kademeleri bu sanýklarýn arasýndaydýlar. Açýktýr ki ayný iddianameyle suçlanýp mahkum edilmiþ olsalar da bu sanýklarýn tamamý hatta çoðunluðu bile troçkist deðildi ve troçkist olarak suçlanmayý belki mahkum olmaktan daha aðýr bir tahkir olarak görecek unsurlardandý. Bunlar, iddianameye göre, 20 yýl boyunca en stratejik mevkilerde bulunduklarý halde, Sovyet devletinin en kritik günlerinde, yani iç savaþ koþullarýnda asýl darbelerini indirecekleri yerde, sosyalizmin kesin ve geri dönüþsüz zaferinin ilan edilmesine kadar kendilerini gizlemek için gayret göstermiþlerdi. Hatta baþ sanýk Buharin son dakikaya kadar Merkez Komitesi nde kalmayý ve o ana kadar bütün suç ortaklarýný idama göndererek kendini gizlemeyi baþarmýþtý. Bu hikayede bir tuhaflýk olduðunun farkýna varmak için belge ve bilgi eksikliði bahane edilebilir mi? Besbelli ki bu tür ifadeler bir gerçeði öðrenmek için deðil, bir konu hakkýnda neyin tekrarlanmasý gerektiðini öðrenip ezberlemek için okunabilir. Nitekim çoðunlukla öyle olmuþ ve bundan öteye gitmemiþtir. Ama bu iddianameden kaynaklanan tasvirlerle olgular arasýndaki aykýrýlýklar o kadar çetrefil bir tablo TKKKÖ bünyesinde bu hareketin kurucu unsurlarýndan kimilerinin de içinde olduðu bir grup 80 li yýllarýn sonuna doðru troçkizme baðlandýklarýný ilan ettiklerinde de böyle bir yanký olmadý. Bu itibarla solun 12 Eylül dönemecine gelinceye kadarki bütün tarihi boyunca troçkizm eleþtiri ve suçlamalarý neredeyse tamamen troçkist olmayan akým ve eðilimlere yöneltildi; asýl muhataplarýna hemen hemen hiç hitap etmeden, sadece muarýzlara yakýþtýrýlan bir suçlama çerçevesinde kaldý. Böylece troçkizm suçlamalarý daima o dönemin devrimcilerinin aþina olduðu bir kavram olduðu halde, ayrýca Troçki hakkýnda ve bizzat Troçki yahut taraftarlarý tarafýndan yazýlmýþ pek çok temel kitap yayýnlanmýþ olduðu halde, bu eleþtiri ve suçlamalar doðrudan bu yayýnlara deðinerek bunlardan etkilenenlere, yahut yayýnlayan ve sahip çýkanlara yöneltilmedi. Dolayýsýyla troçkizm hakkýndaki suçlamalar doðrudan doðruya troçkist referanslarýn eleþtirilmesiyle el ele giden bir iþlem olmadý. O nedenle bu suçlamalarý getirenler de, muhatap olanlar ve bu tartýþmalara tanýk olanlar da doðrudan doðruya troçkizm denen akýmýn irdelenmesine giriþmedi. yaratmaktadýr ki, ayný kaynaktan beslenenler tarafýndan sýk sýk ezberleri bozan yeni formüllerin üretilmesi de eksik olmamýþtýr. Örneðin bu duruþmalar döneminde SBKP genel sekreteri olan Stalin in dava öncesindeki yazdýklarýyla dava sonrasý yazdýklarý arasýnda ve bu yazýlarla iddianame arasýnda da göze batan aykýrýlýklar vardýr. Stalin in kimi yazýlarýný içeren ve temel kitap olarak kabul edilen kimi derlemelerde tarih hakkýnda hem birbirine göre, hem de SBKP (B) Kýsa Tarih ine göre farklý anlatýmlar vardýr. Bu nedenle, Troçkizm hakkýnda bilgi sahibi olmak için Leninizm mi Troçkizm mi derlemesine bakýldýðýnda baþka; Sað ve Sol Sapmalar Üzerine derlemesine bakýldýðýnda bir baþka tarih; SBKP Tarihi ne ve Viþinski iddianamelerine bakýldýðýnda ise bir baþkasý bulunur. En basiti Zinoviev ve Kamenev önce, Troçki karþýsýnda leninist ve bolþevik olarak tanýmlanýrken, birden bire hilekar ve düzenbaz entrikacýlar olarak karþýnýza çýkmaktadýr. En sonunda baþtan beri ihanet içinde olan Hitler ajanlarý olacaklardýr. Keza Troçki baþta Ekim Devrimi ve iç savaþtaki rolü tartýþma götürmez bir devrimci iken, birden bire büyük bir komplonun baþ örgütleyicisi ve Hitler in ve Japonya nýn ajaný olmaktadýr vs. vs Akla ziyan olmakla birlikte, meraklýsý bu kitaplarý karþýlaþtýrarak buna benzer nice aykýrýlýk ve tuhaflýðý ayýklayabilir. 80 li yýllarýn az öncesinden baþlayýp sonundan itibaren daha da hýzlanan bir süreçte, Türkiye devrimci hareketi çerçevesindeki belli baþlý akýmlarýn içinden kimi tanýnmýþ kiþilerin veyahut gruplarýn troçkizme baðlanmalarý dahi bu tabloyu fazlaca deðiþtirmedi. Öte yandan özellikle 12 Eylül sonrasý görece kabaran mültecilik koþullarýnda bilhassa Avrupa da somut olarak muhtelif eðilimlerden troçkist akýmlarla yüz yüze gelen ve bunlarla þu ya da bu ölçüde temas eden pek çok akýma baðlý militanlar troçkizm konusuyla somut bir biçimde yüzyüze geldiklerinde dahi bu akýmýn irdelenmesi ve deðerlendirilmesi konusunda bir yeni çaba kendini göstermedi. Bu bakýmdan muhtelif Türkiyeli devrimci akýmlarýn daðarcýðýnda troçkizm bahsine eklenen birkaç satýr yeni deðerlendirme unsurunun bile olmamasý ve bu akýmlarýn bu bahiste eski ezberlerini ve bu ezbere dayanan suskunluðu sürdürmeleri hayreti þayan bir durum olarak varlýðýný korudu. Bununla birlikte, elbette Troçkizm ve Troçki nin görüþleri hakkýnda hiçbir þey yazýlmadýðý ve bu konuda herhangi bir yayýn bulunmadýðý da

11 Ocak 2012 Sayfa 11 sanýlmamalý. Her þeyden önce, örneðin Mahir Çayan ýn Kesintisiz Devrim kitabýnýn birinci cildinde kesintisiz devrim perspektifi ele alýnýrken, onun kendini Troçki nin sürekli devrim anlayýþýndan nasýl ayýrdýðýna dair geniþçe bir bölüm olduðunu hatýrlamak bile yeter. Bu belki Troçkizm suçlamasýna maruz kalmamak için alýnmýþ bir tedbir olarak da görülebilir. Ama hangi nedenle olursa olsun, burada Troçkizmin temel görüþlerinin baþýnda geldiði malum olan sürekli devrim anlayýþýnýn (her ne kadar daha çok Stalin den yapýlan alýntýlar üzerinden de olsa) bir eleþtirisi olduðunu atlamamak gerekir. Keza ayný dönemde kah Stalin tarafýndan kah baþkalarý tarafýndan kaleme alýnmýþ troçkizm hakkýnda kimi eleþtiriler ve ayný zamanda Lenin in kimi yazýlarýnda yer alan Troçki ye yönelik muhtelif eleþtiriler pek çok akýma mensup devrimcinin ortak kitaplýklarýnda elbette yerini almaktaydý. Ayrýca muhtelif akýmlara mensup Türkiyeli devrimci akýmlara mensup militanlarýn troçkizm hakkýnda büsbütün bilgisiz olduðuna hükmetmeye engel olan bir baþka gerçek daha var. SBKP (B) Kýsa Tarih kitabý yaþadýðýmýz topraklarda bilhassa 1980 öncesinde yetiþen devrimcilerin büyük çoðunluðunun temel eðitim kitaplarýnýn arasýnda yer almýþtýr. Troçkizmin doðuþu ve geliþmesi hakkýnda olduðu kadar, ne anlama geldiði hakkýnda da elbette bu tarih derslerinde yeteri kadar malumat vardýr. Öte yandan, SBKP çizgisinin takipçileri tarafýndan yayýnlanan ve bu tarihin Kruþçevci yahut Brejnevci versiyonlarýný ifade eden kitaplar da bir bakýma troçkizm hakkýnda belli baþlý teorik donanýmlar olma özelliðini taþýyordu. Ne var ki bütün bunlara raðmen, bu dönem boyunca troçkizm hakkýnda yöneltilen suçlamalarýn doðrudan doðruya bu kaynaklardan yararlanarak ve doðrudan doðruya troçkist görüþleri benimseyip takip edenlere yönelik olarak yapýlmamýþ olduðu gerçeði deðiþmemektedir. Troçki daima Lenin e karþý açýk ya da gizli tertipler içinde olmuþ bir karþý-devrimci olarak belleklerdeki yerini almýþtýr. Troçkizm ise genel olarak köylülüðün devrimdeki rolünü küçümseme, devrimin aþamalarýný inkar etme, tek ülkede sosyalizmin-devrimin gerçekleþebileceðini reddetme, bir anda bütün ülkelerde bir dünya devrimi gibi bir ütopik görüþü savunma gibi bazý kalýplarla tarif edilen ve adeta geçmiþte kalmýþ bir sapma olarak belleklere kazýnmýþtýr. Zira bu tutumlarýn somut olarak belli bir anda ve durumda somut bir troçkist örgütün teorisi yahut pratiði üzerinden, belirli bir troçkist gruba yönelik bir eleþtiri olarak getirildiðine nadiren rastlanmaktadýr. Böylece troçkizm bir suçlama, Troçki de tertip peþinde bir karþý devrimci ajan olarak tasavvur edildiði ölçüde, esasen menþevizmin bir türü olan troçkizme karþý ideolojik ve siyasal mücadele fiilen devre dýþý kalmýþ ve ihmal edilmiþ olmaktadýr. Bu nedenledir ki, pek çok akýmýn aslýnda troçkist akýmlarla benzer bir ortayolcu-merkezci çizgiye savrulduklarý zaman bile, bu konumun farkýna varýlmasýnda ve bu merkezciliðe karþý mücadelede bir zaaf doðmaktadýr. Bir baþka deyiþle troçkizmin bu biçimde kavranýþý ayný zamanda troçkizme karþý siyasi mücadelede bir zaaf oluþmasýnýn nedenlerinden biri sayýlmalýdýr. Troçkizmin politik deðil adeta polisiye yöntemlerle alt edilecek bir musibet olarak görülmesinin böyle bir sonuç doðurmasý gayet tabiidir. Böylece þu ya da bu nedenle somut olarak troçkist akýmlarla böyle açýk bir polisiye mücadelenin gündemden nispeten düþtüðü dönemlerde bu akýmýn temsil ettiði merkezci tutumla ayrým çizgilerinin silikleþmesi iþten bile olmamaktadýr. Troçki nin veya troçkistlerin yazýlarýndan etkilenmedikleri, hatta troçkizme sözü edilen basmakalýp formüllerle saldýrmaya devam ettikleri halde düpedüz ayný merkezci çizgiyi benimseyenlerin olmasýnýn bir sýrrý da burada bulunsa gerektir. Yahut bir yandan troçki ve troçkizme karþý ezberlerini bozmadan troçkistlerle ayný çizgide yanyana gelen pek çok merkezci akýma rastlanmasý da bundandýr. Bu durumun baþlýca nedeni elbette Troçki nin ve troçkizmin SSCB de politik bir mücadele konusu olmaktan çok bir dizi mahkemelerin ardýndan mahkum ve tasfiye edilmiþ olmasýdýr. Bu davalarýn ele aldýðý iddianamelerde yer alan suçlamalar sonuncu davanýn görüldüðü tarihte yayýnlanan ünlü SBKP (B) Kýsa Tarih kitabýnda yerli yerine aynen yerleþtirilmiþtir. Böylece bolþevizmin tarihi adeta bu iddianamelerden hareketle yazýlmýþ ve oradan öðrenilegelmiþtir. Bu bakýmdan bu tarih dersleri sadece Bolþevizmin tarihinin yanlýþ öðrenilmesine yol açmakla kalmýþ deðildir. Troçkizm hakkýnda bu kitapta verilen dersler troçkizmin ne olduðunun araþtýrýlmasýna ve anlaþýlmasýna engel olan baþlý baþýna bir etkendir. Bu yoldan adeta bir troçkizm efsanesi yaratýlmýþtýr ve troçkizm politik mücadelenin konusu olmasý gereken bir akým olarak ele alýnacak yerde adeta bir efsane konusu haline gelmiþtir. Bu nedenle bunlara kýsaca deðinmekte yarar var. Troçkizm efsanesi nin simetriði Stalinizm efsanesi Öte yanda bu suçlama ve eleþtirilerin muhataplarý olan troçkistlerin cenahýnda da benzer bir karmaþa Troçki nin saðlýðýndan beri peydah olmuþ ve hüküm sürmektedir. Herhalde yakýn dönemin en büyük efsanelerinden birinin Troçki adý etrafýnda üretilmiþ olduðu söylenirse abartma olmaz. Troçkizm yaþayan, yaþatýlan çaðdaþ efsanelerden biridir. Troçki, Stalin, Lenin ve baþkalarý da ustalar yahut hainler, karþý devrimciler kimlikleri ile bu efsanenin kahramanlarý olmuþlardýr. Troçkizm efsanesinin bir tarafýnda bu iddialarýn ciddiyetini hafife alýp, troçkizm hakkýndaki bilgi daðarcýðýný bunlarla doldurmakla yetinenler var. Bunlarýn gözüyle bakýldýðýnda, neredeyse dünyanýn belli baþlý emperyalist devletlerinin her birinin hesabýna ayrý ayrý ajanlýk yapan; en baþlardan beri türlü ve akýl almaz entrikalarla Ekim devriminden doðan proleter devletini kundaklamaya çalýþan, ayný anda bir kaç yerde birden bulunarak ve Lenin'in saðlýðýndaki Bolþevik Merkez Komitesi'nin neredeyse tüm üyelerini kandýrýp, bu entrikalara alet eden bir þeytan dýr Troçki. Ayný efsanenin öteki yüzünde ise, troçkistlerin, yahut genel olarak kendilerine anti-stalinist kimliðini yakýþtýranlarýn çizdiði bir tablo vardýr. Güya bu iddialarý çürütüp, gerçekleri objektif bir biçimde ortaya koyma iddiasýyla hareket eden bu gibilere kulak verildiðinde ise, adeta ayný tablonun tersyüz edilmiþ bir versiyonuyla karþýlaþýlmaktadýr. Bu tabloya göre ise, herkesten önce ve tek baþýna Ekim Devrimi'nin seyrini öngören, kehanetleriyle Nostradamus'u mezarýnda ters döndüren, bolþevizm ve dünyanýn dört köþesinde Komünist Enternasyonal bayraðýný tek baþýna dalgalandýran; fakat olmadýk entrikalara kurban gitmiþ mazlum ve maðrur Troçki figürü yer alýr. Bu tablodaki þeytan ise bu kez Stalin dir. O da adeta Viþinski iddianamesinin sanýklarý gibi bir kisveye bürünmüþtür. Bu kez daha ilk gençliðinden beri aslýnda tutucu ve gerici fikirlere sahip olduðu ima edilen ve her zaman Lenin le ters düþtüðü halde bunu hep gizlemeyi baþarýp, Bolþevik partinin hiyerarþik basamaklarýný sinsice týrmandýktan sonra, nihayet Lenin in erkenden ölümünü tezgahlamaya kadar varan; Troçki nin devre dýþý kalmasýný saðlamak için, Lenin in cenazesine katýlmasýna bile engel olan; SBKP yönetiminin kendisinden baþka neredeyse tamamýný ve Kýzýl Ordu nun bütün kurmaylarýný bir baþýna, yahut devþirdiði ajanlarýnýn katkýsýyla tasfiye ettikten sonra, kendine bu tertiplerinde hizmet edenleri de bir bir ve tek baþýna yok etmeyi baþaran bir þeytan Stalin figürü peydah olur. SBKP ve Kýzýl Ordu nun tasfiyesinden baþka Ekim Devrimi nin sonucunda ortaya çýkan Sovyetler Cumhuriyeti ni de bizzat ortadan kaldýran odur. Üstelik Stalin bu efsaneye göre SSCB ile de yetinmeyip, Komünist Enternasyonal i de teslim alarak tasfiye etmiþtir; bu Enternasyonal e üye olan partileri de teslim alýp kendine baðlamýþtýr. Öteki efsanede Troçki ve yoldaþlarý þu ya da bu devletin ajanlarý haline geldiði gibi, bu anti-stalinist efsanelerde de SBKP nin veya onunla hemfikir olan partilerin muhtelif militanlarý külliyen GPU yahut zamanýna göre NKVD ajanlarý olarak zuhur etmektedirler. Troçki yi bizzat öldüren Ramon Mercader de, Dördüncü Enternasyonal in merkezine, Troçki nin yanýbaþýna kadar sýzmayý baþarmýþ olan bir ajandýr. Bu efsanevi kurguya göre Troçki nin oðlunu ameliyat masasýnda öldüren rus cerrahýn da Kýzýl Ordu nun eski komutanýndan intikam almak isteyen bir beyaz Rus olmasý nedense ihtimal dýþýdýr ve mutlaka bir GPU ajaný olmasý gerekir. Ayrýca Uluslararasý Sol Muhalefet in ve Dördüncü Enternasyonal in ilk yýllarý boyunca bu hareketin üst kademelerine kadar sýzmayý baþardýktan sonra tertiplerini hayata geçiren veya Stalin in yanýna geçen ajanlarýn ve döneklerin haddi hesabý yoktur. Troçki nin ölümünden sonra ise, Dördüncü Enternasyonal hareketinin bünyesinde ortaya çýkan sayýsýz ayrýlýkta, taraflar daima stalinistlerle iþbirliði içinde olmak yahut en azýndan onlarýn ekmeðine yað sürmek veya onlarýn emellerine alet olmakla suçlanmýþtýrlar. Oysa bu cenahta da, bu kaynaklara dayanarak veya olgulardan hareket ederek, olup bitenleri açýklýða kavuþturma gayretlerinden ziyade, týpký diðer taraftaki efsanelere benzer efsanelerin üretilip yayýldýðý da apaçýktýr. Akýllarda kalan ve yayýlan daha ziyade bir taraftaki bulanýk efsanevi anlatýmlarýn simetrik kopyalarýný fazlasýyla andýrmaktadýr. Bu bakýmdan bu çatýþmanýn iki kutbunda yer alanlar bakýmýndan da sorun, besbelli ki, bilgi ve belge eksikliðinden ileri gelmekte deðildir. Bir anlayýþ ve siyaset yapma tarzý ile ilgilidir. Bu tür bir eðilimin kendini göstermesi için ille bir devlet bürokrasisinin ya da büyük bir örgütünkinin mevcut olmasý þart deðildir; çok küçük örgütlerde bile bunun izlerine rastlanabilir. Troçkist olanlar da hariç deðildir; hatta irili ufaklý pek çok troçkist örgüt içinde birbirlerine muhalif eðilimlerin birbirleri hakkýnda adeta benzer kurgularla ve özellikle de ayný yöntemle suçlamalar imal edip bundan yararlanarak birbirlerini tasfiye etmeye gayret ettikleri, hatta kimi zaman -birbirlerini öldürmeye varmamýþ olsa da- açýkça fizik þiddete varan ve toplu tasfiyelerle sonuçlanan çatýþmalara kadar varmaktan da imtina etmedikleri bir olgudur. Bu gerçekler her ne kadar troçkist akýmlarýn pek bilinmeyen iç dünyasýna ait olgular olsa da, en azýndan bu akýmlarýn tarihçesini ve bilhassa iç dünyasýný az çok bilenler için sýr deðildir. Demek ki burada troçkistlere yahut onlarýn muarýzlarýna mahsus kusur ve suçlardan söz etmeye imkan yoktur. Tersine her iki kampta da pekala kendini gösterebilen bir siyaset tarzýndan söz etmek daha doðrudur. Hatta buna benzer yöntemleri ve uygulamalarý katiyen troçkizmle alakasý olmayan kimi baþka akýmlarýn bünyesinde ve troçkizm konusu hiç gündeme gelmeden gözlemek de imkansýz deðildir. Bir baþka deyiþle Troçki ve taraftarlarýnýn bir vakitler yüz yüze geldikleri suçlama veya muamelelere benzer suçlama veya muamelelerin troçkistlerin arasýnda zuhur etmesi þaþýrtýcý deðildir. Týpký bir zaman muhalif addettiklerine reva gördükleri muameleye bizzat maruz kalan Yagoda ve Yezov un akýbetlerinde, yahut Buharin, Zinoviev ve Kamenev vb. örneklerinde olduðu gibi. Açýkçasý bu siyaset yapma tarzý esasen hakim burjuva ideolojisiyle ve burjuva siyaset anlayýþýyla yakýndan iliþkilidir; hatta daha doðrusu tastamam buradan tevarüs edilmiþ bir bakýþ açýsýnýn ifadesidir. Oysa proletarya saflarýna sýzmýþ olan burjuva siyasetine öteden beri oportünizm denir. Oportünizmin bir türüne karþý bir diðer türü ile baþ edilemeyeceði de besbellidir. Nitekim Stalin ve Troçki nin þahsen karþý karþýya olduklarý dönemin ardýndan bu iki kanat arasýnda nasýl bir buluþma veya yakýnlaþma olduðu da her vesilede apaçýk görülmüþtür. Kruþçev in genel sekreter olmasýyla baþlayan yeni evreye geçildiðinde, somut olarak Kruþçev in ünlü konuþmasýný yaptýðý 20. Kongre nin yarý kapalý oturumunda yaptýðý ifþaatlarýn ardýndan, bütün tarih kitaplarýnýn yeni baþtan yazýlmasý ve bütün bir tarihin yeni karmaþýklýk ve çeliþkilerle yeniden kurgulanmasý icap etti. Zira yeni genel sekreter 1936 duruþmalarýnýn perdesini aralamýþ ve o süreçte pek çok partiye baðlý komünistin haksýz yere suçlanarak tasfiye edildiðini açýklayarak, bunlarýn hiç deðilse bir kýsmýnýn aklanmasý gerektiðini ifade etmiþti. Nitekim o dönemeçten itibaren, örneðin Lenin in partinin gözbebeði dediði Buharin, bir daha kimsenin gözbebeði haline gelmese de yeniden bir ilgi konusu olmuþtur; her halükarda bir daha Viþinski iddianamesindeki sýfatlarla anýlmamýþtýr. Üstelik bu hikayeler arþivlerin açýldýðý, eski KGB görevlilerinin bu kaynaklara dayanarak yeni ve deðiþik öyküler yazdýklarý koþullarda ayný geleneðin takipçisi olduðunu iddia edenlerin anlatýmlarý da ek bir kafa karýþýklýðý yaratmaya devam etmektedir. Bu bakýmdan böyle bir siyaset anlayýþýyla baþ edebilmek, bundan sahiden kopabilmek için, gerçekleri ortaya döküp vicdanlara ve saðduyuya seslenen bir tutum iþe yaramaz. Bambaþka bir siyasal perspektif ve siyaset yapma anlayýþýna sahip olmak gerekiyor. Bütün bu deneyimlerden ibret alan ve komünizm perspektifi ile baðlantýlandýrýlýp aydýnlatýlmýþ bir siyasi perspektif gerekiyor. Ýþçi hareketinin tarihsel hafýzasý da olmasý gereken devrimci komünist bir parti çok uzun süredir mevcut deðildir. Komünist devrimci geleneðin örgütsel-politik sürekliliði Komünist Enternasyonal'in dördüncü kongresinden itibaren kopmuþ durumdadýr. Yeniden bolþevik geleneðe baðlanmak ve devrimci önderlik boþluðunu giderecek bir komünist partiyi yaratmak için hazýrlýk faaliyeti sürdüren komünistlerin ödevleri arasýnda böyle bir perspektifin oluþturulmasý gayretlerine öncülük etmek de yer almaktadýr.

12 Sayfa 12 Ocak 2012 Tr o ç k i v e Tr o ç k i s t l e r Bolþevik mirasýn taþýyýcýsý mýdýr? Her ne kadar Troçki nin kendisi ve yanýnda bulunan yoldaþlarý bolþevizmin mirasýna sahip çýkma iddiasýný taþýdýklarýný söylemekle övünegelseler de, bu iddia en çürük olanlardandýr. Her þeyden önce Troçki 1917 Temmuzu ndan 1927 de partiden atýlýþýna kadarki süre dýþýnda hiçbir zaman Bolþevik parti içinde olmadý. Bilhassa en kritik dönemeçlerde, yani RSDÝP ikinci kongresi sýrasýnda Bolþevik-Menþevik ayrýmýnda Menþeviklerin yanýnda ve Aðustos bloku döneminde tasfiyeciliðe karþý güya tarafsýz kalma adýna tasfiyecilerden daha tehlikeli bir Menþevik tutum u benimsedi. Oysa Troçki bolþevik partiye yaklaþýrken sosyal þoven bir pozisyona savrulup karþý devrim kampýna geçen Plehanov bile bu kritik dönemeçlerde Troçki nin aksine Bolþeviklere paralel bir tutumu benimsemiþti. Bu bakýmdan Troçki nin bolþevizmin deneyimini ve mirasýný bizzat temsil etme iddiasýnýn saðlam temellere dayanmadýðý bir vakýadýr. Onun þahsi serüvenini takip ederek varýlacak yer Bolþevik deneyimden ziyade Troçki nin kritik dönemeçlerde tutarlý bir biçimde izlediði orta yolcu tutumdur. Hatta Plehanov un kiþisel serüveni izlendiðinde bile Bolþevik deneyime ulaþmak daha fazla olasýdýr. Bu bir yana, Sol Muhalefet hareketini oluþturan kadrolarýn arasýnda doðrudan doðruya Bolþevik deneyimin taþýyýcýsý eski Bolþeviklerden bazý unsurlar olsa bile, bunlar çoðunlukta deðildi. Muhalefetle iliþkili olduklarý için kýyýma uðrayan eski Bolþevik kadrolar ise daha çok bir baþka muhalefet eðiliminden gelmekteydiler. Bunlar Demokratik Merkeziyetçi Eðilim (yahut kýsaca Desist) diye anýlan Sapranov ve yoldaþlarý idi. Bu kadrolar son tahlilde Sol Muhalefet in çatýsý altýnda anýlsalar da, bilhassa örgütlenme konusunda Troçki ile anlaþmazlýklarý nedeniyle ayrý durmaktaydýlar. Uluslararasý Sol Muhalefet e katýlanlarýn önemli bir kýsmý ise daha çok muhtelif liberal sol sosyal demokratlardan, ikinci enternasyonalcilerle SSCB taraflarýnýn arasýnda orta yolda kalmýþ unsurlardan oluþuyordu. Zaten Troçki hayatý boyunca daha çok bu tür yarý-örgütlü kesimlerle temas ve uyum içinde olmuþtu. Devrimci örgüt ve Bolþevik deneyim konusunda kýyaslanmayacak kadar deneyimli olan ve kendisi de muhalif olduðu için troçkist yaftasýyla anýlan Victor Serge Troçki ye yazdýðý bir son mektubunda etrafýndaki kadrolarla ve Rusya dýþýnda bolþevizmin mirasýna sahip çýkacak bir giriþimi asla baþaramayacaðý uyarýsýný yaparken haklýydý. Bizzat devrimci bir pratik içinde özgün bir devrimci örgütlenme deneyiminin taþýyýcýsý olan Ýspanya daki POUM ise bizzat Troçki tarafýndan hareketin dýþýna itilmiþti. Geriye bir tek Amerikan Komünist partisinin deneyimli kadrolarý kalýyordu. Ama onlar da Bolþevizm pratiðinden oldukça uzak ve farklý bir deneyimin taþýyýcýsý kadrolarý temsil etmekteydiler. Böylece o dönemde Troçki nin etrafýndaki unsurlarýn aðýrlýklý kesimi ya bu tür unsurlardan ya da büsbütün deneyimsiz genç militanlardan oluþmaktaydý. Bu da Troçki öldürüldüðü sýrada arkasýnda devrimci fikirlere sahip çýkma iddiasýnda olan ama kendisi hiçbir biçimde bir profesyonel devrimciler örgütü sýfatýný haketmeyen bir örgütlenme bulunmaktaydý. Kaldý ki Troçki nin kendisi de, bizzat içinde yer almadýðý Dördüncü Enternasyonal in kuruluþ kongresi toplandýðý sýrada ortada adýný hak edecek bir örgütlenme olmadýðýný itiraf etmiþti. Öte yandan, sadece Troçki nin öldürülmesini büyüteç altýna aldýðýmýz takdirde bile ortada Bolþevik tipte bir profesyonel devrimciler örgütünün olmadýðýný görmek zor deðildir. Her þeyden önce, Mercader in Troçki nin güya sýký biçimde korunduðu malikaneye sýzmasýna vesile olduðu söylenen Troçki nin sekreterlerinden Silvia Aveloff un oraya önceden yerleþmesi bile önceden planlanýp ayarlanmýþtýr. Aveloff un kýzkardeþi de daha önce orada sekreterlik yapmýþtýr. Ramon Mercader i erkek arkadaþý olarak ve Jacson ismiyle tanýtýp, malikaneye sokan Silvia Aveloff dur. Ama sonradan anlaþýlan o ki esasen Mercader, Aveloff un oraya girmesini organize edenler arasýndadýr. Mercader, Meksika ya Troçki yi bizzat öldürmek üzere gitmemiþtir. Ama Squieros un yönettiði Mayýs ayýndaki suikast giriþimi baþarýsýz olunca, bu iþi üstlenerek Aveloff un güya sevgilisi olarak malikaneye sýzmýþtýr. Bir suikast giriþimi yeni atlatýlmýþken, kim olduðu nereden geldiði belli olmayan ve daha en baþtan itibaren kuþkuyla karþýlanan birinin istediði zaman elini kolunu sallayarak oraya girip çýkmaya baþlamasý ve Troçki ile yalnýz baþýna yüzyüze bulunmasý nasýl olabilir? Bu tuhaf durum açýkça göstermektedir ki, Kýzýl Ordu nun eski komutanýn etrafýnda bir profesyonel devrimciler örgütünden ziyade, bir amatörler topluluðu bulunmaktadýr. Üstelik bu Sol Muhalefet içine ilk ve tek sýzma deðildir. Aksine buna benzer olaylar neredeyse sayýlamayacak kadar çoktur ve oluþum safhasýnda troçkist harekete çok pahalýya malolmuþtur. Bir profesyonel devrimciler örgütü yaratma ve örgütlenmenin bu niteliðini koruma bakýmýndan Troçki, 1902 de Lenin ve Bolþeviklere karþý çýkarak Menþevikleri desteklemiþ ve bu konuda 1917 Temmuz unda Bolþevik Partiye katýlýncaya kadar daima merkezci bir çizgide kalmýþtýr. Bolþevik partisi içinde 1923 ten itibaren baþlayan bürokratikleþme konusundaki tartýþmalardan itibaren irdelenebilecek olan sayýsýz somut veri de göstermektedir ki, Troçki hayatýnýn sonuna kadar esasen ayný merkezci çizgiyi sürdürmüþtür. Ama parti konusundaki bu genel merkezci çizgisi bir an için bir yana býrakýldýðýnda ve sorun sadece profesyonel devrimciler örgütü baþlýðýna indirgense bile, asýl bu konu çarpýcý bir biçimde Troçki nin ve takipçilerinin söz konusu zaaf ve yanýlgýsýný görmek için yeterlidir. Troçki hayatýnýn büyük kýsmýný bir örgütçü olarak deðil, bir yazar ve yayýncý olarak geçirmiþtir. Aslýna bakýlýrsa Lenin in de kendini ve üstlendiði görevi tanýmlarken yayýncý dediði bir vakýadýr. Ne var ki Lenin örneðinde söz konusu olan bir profesyonel devrimciler örgütünün disiplin ve hiyerarþisine baðlý bir yayýncýlýktýr. Troçki ise yayýncýlýk faaliyetini hayatýnýn neredeyse tamamý boyunca böyle bir örgüte baðlý olmadan sürdürmüþtür. Bir bakýma onun üstlendiði iþlev daha çok 1902 deki tüzük tartýþmalarý sýrasýnda Menþeviklerin yanýnda yer alarak sahip çýktýðý Axelrod unkine Lenin inkinden fazla benzemektedir. Bunun sonucunda da Troçki nin kendisi kýsa bir epizod dýþýnda bir profesyonel devrimciler örgütünün disiplini altýnda olmadýðý gibi kendi inisiyatifi ve bilinciyle böyle bir örgütü neden yaratamayacaðýnýn baþlýca izahlarýndan biri olsa gerektir. Öte yandan Troçki nin hayatýnýn son döneminde bir arada bulunduðu ve bolþevizmin mirasýna sahip çýkma iddiasýný taþýyan örgütlenme gayretleri içinde de bir profesyonel devrimciler örgütünün deneyimini taþýyan militanlar yok denecek kadar azdýr. Troçki nin öldürülmesine varan son geliþme de bunun çarpýcý örneklerinin baþýnda gelir. Býrakalým Bolþeviklerinki gibi bir partiyi, bizim Türkiye devrimci hareketi içinde gördüðümüz ve Bolþeviklerinki gibi bir profesyonel devrimciler örgütü varma iddiasýný taþýyan irili ufaklý muhtelif örgütlerden pek azý 20 Aðustos 1940 ta Troçki nin genelkurmayýndakiler kadar çarpýcý bir amatörlük içinde bocalayacaklardýr. Doðrusu, o kritik aþamayý bir kenara býraktýðýmýzda da troçkist akýmlarýn örgütlenme deneyimleri çerçevesinde böyle bir profesyonel devrimciler örgütü yaratma ve yaþatma iddiasýný hayata geçirme yönünde somut adýmlar atanlar yok denecek kadar az olmuþtur. Ne var ki, o kritik dönemde menþevikler yalnýz sol muhalefet hareketi içinde deðildi. Özellikle Avrupa daki KE üyesi partilerin içinde de ciddi bir aðýrlýk oluþturuyordu, Ýkinci Enternasyonal kalýntýlarý. Nitekim Lenin zamanýnda bu durum hakkýnda türlü uyarýlar ve temizlik tedbirleri hakkýnda benimsenen kararlar olmasý tesadüf deðildir. Buna raðmen, bu kararlar (örneðin üçüncü kongrede alýnan farmasonlarýn enternasyonal seksiyonlarýndan kesinkes temizlenmesi hakkýndaki karar) hemen hemen hiç uygulanmamýþtýr. 21 koþul için Zinoviev deve iðne deliðinden geçebilirse Menþevikler de 21 koþuldan geçebilir demiþti. Yanýlýyordu; zira 21 koþul bir týlsým deðildi. Bunun uygulanmasýný üstlenen örgütün ve kadrolarýn niteliði belirleyici idi. Oysa daha Üçüncü Kongre de ulusal sorun ve Cezayir de komünistlerin görevleri hakkýndaki bir tartýþma vesilesiyle, baþýný Fransýz seksiyonunda gösteren bir ikinci enternasyonal virüsü tespit edilmiþti bile. Ne yazýk ki bu sadece Avrupa daki Ýkinci Enternasyonal artýklarýyla ilgili bir sorun deðildi. Devrimci partinin Leninist normlarýnýn (bilhassa profesyonel devrimciler örgütü olma niteliðinin) sadece baský koþullarý altýnda deðil, görece ferah çalýþma þartlarýnda da gerekli olduðu sýk sýk göz ardý edilir. Ayný þekilde, bu niteliðin devrim öncesinde olduðu kadar devrimin ardýndan da elzem olduðu konusu da ihmal edilen konular arasýndadýr. Oysa bu gereklilik bizzat Bolþevik partinin Leninist niteliðini yitirmesi sürecinde de tayin edici bir önem taþýmýþtýr. 1922'de, On Birinci Kongre arefesinde Zinoviev'in önerisiyle SBKP ye hýzla üye kaydetme yönünde bir tüzük deðiþikliði gündemdeydi. Zinovyev'in önerisi aday üyelik sürelerini kýsaltma yönündeydi; Lenin bu deðiþikliðe þiddetle itiraz etti. Lenin önce Merkez Komitesi'ne gönderdiði bir mektupla bu deðiþikliði önlemeye çalýþtý. Merkez Komitesi Zinoviev in önerisini benimsedi; hem Troçki hem de Stalin bu konuda hemfikirdi. Hastalýðý nedeniyle kongreye katýlamama olasýlýðýný göz önünde bulundurarak, Lenin kongreye sunulmak üzere bir mektup daha yazdý. Partiye üye olacaklar için aday üyelik süresinin kýsaltýlmasý için Zinoviev tarafýndan sunulan tüzüðü esnetme önerisi, bu itiraza raðmen Merkez Komitesi nden sonra, parti kongresinde de kabul edildi. Her ne kadar Lenin in ölümüne kadar bu karar uygulanmadýysa da, ölümünün hemen ardýndan, adeta nispet eder gibi, Lenin kampanyasý adý altýnda yeni ve deneyimsiz unsurlar hýzla partiye katýldý. Lenin'in ölümünden, yani Ocak 1924'ten Mayýs 1924'e kadar üye kaydedilenlerin sayýsý idi teki on ikinci kongrede temsile edilen üyelerin sayýsý ise idi. Yeni ve deneyimsiz unsurlar bir yana, Lenin in korktuðu gibi, bir sürü eski Menþevik de parti saflarýna girmekteydi larýn ortasýna gelindiðinde bu yeni unsurlar partinin çoðunluðunu oluþturmuþtu bile. O bakýmdan o tarihte adý SBKP (B) olan partinin Bolþevik niteliðinden artýk eser kalmamýþtý. Troçkistler bu süreci partiyi ele geçiren bürokrasinin bolþevizmi temsil eden muhalefet taraftarlarýný tasfiye etmesi olarak anlatmayý pek severken, asla altýnda Troçki nin de onayý olan partinin Leninist normlarýnýn gevþetilmesi doðrultusundaki ölümcül kararýn bu süreçteki rolünden bahsetmeyi akýllarýna getirmezler. Troçki nin ve troçkist akýmlarýn bolþevizmin mirasçýsý olma iddialarý sadece bu bolþevizmin temel ayýrdedici özelliði bakýmýndan dahi doðrulanmasý mümkün olmayan bir iddiadýr. Bu iddia da pek çok baþkasý gibi ve Troçki ve taraftarlarýnýn açýkça da söyledikleri gibi esasen teorik/ideolojik kazanýmlara sahip çýkma çerçevesinde kalmýþtýr. O çerçevede dahi sadakatleri tartýþmalýdýr. Tr o ç k i z m h a k k ý n d a k i b a z ý e f s a n e l e r Viþinski iddianamelerinden hareketle üretilen efsaneler bir yana Troçkizm denince ilk elde akla gelen bazý baþka efsanevi çaðrýþýmlar vardýr. Örneðin bazý davranýþ biçimlerine, tavýrlara troçkizm deme alýþkanlýðý, bilhassa yaþadýðýmýz topraklarda oldukça yaygýn. Hatta bunun kýlýk kýyafete indirgendiðine bile rastlamak mümkün. Bu baðlamda troçkizmi entelektüellikle, iþçilere yabancý olmakla özdeþleþtirme eðilimine de deðinilebilir. Oysa Fransa'nýn en uvriyerist hareketi troçkist bir örgüttür (Lutte Ouvriere); Güney Amerika nýn en büyük iþçi partisinin kuruluþuna (Lula nýn cevval bir sendikacý militanken elbirliðiyle ve büyük kitlesel genel grevlerle baþkaný haline geldiði Brezilya Emek Partisi) troçkistler (bilhassa Moreno taraftarlarý) öncülük etmiþtir. önderlerinden biri olan Hugo Blanco 1960'lý yýllarda Peru'daki kitlesel köylü ayaklanmasýna önderlik ettiði için ünlenmiþtir. Bunun tam tersine troçkistleri iþçicilikle, köylülüðü küçümsemekle tanýmlayanlar da az deðildir. Halbuki bu da her zaman doðru deðildir; örneðin Güney Amerika'nýn en tanýnmýþ troçkist Kimileri de troçkistleri etliye sütlüye bulaþmaktan kaçýnan ürkek tutumlarla özdeþleþtirme eðilimindedir. Bu da doðru deðildir; Ýspanya Ýç SSCB gözlüðünden bakanlar troçkistleri antisovyetik olarak tanýmlarken; ÇKP gözlüðünden bakanlar da teslimiyetçilikle eleþtirmiþtirler. Öte yandan, 1968 gençlik hareketlerinin etkisiyle troçkistleri Avrupa ile sýnýrlý bir akým sanma ve anarþistlerle birlikte anma eðilimi de oldukça yaygýndýr. Oysa, anarþistler cenahýnda da tam tersi vurgular öne çýkmaktadýr ve troçkistlerin yalnýz Avrupa'da varlýk gösterdikleri de doðru deðildir. Kuzey ve Güney Amerika bir yana, Asya'da hatta Afrika'da bile zaman zaman oldukça etkili troçkist örgütlerin ortaya çýktýðý görülmüþtür. Savaþý'nda olduðu gibi, Yunanistan'da da silahlarýný teslim etmeyi reddederek sonuna kadar savaþanlarýn baþýnda troçkistler gelir; gestapoya karþý mücadelede çatýþarak ölen, nazi kamplarýndaki direniþlerde katledilen pek çok troçkist militan vardýr. Üstelik bu sadece uzak bir geçmiþle sýnýrlý bir durum deðildir. Örneðin 1970'li yýllarýn en büyük gerilla örgütlerinden biri olan Arjantin'deki ERP Dördüncü Enternasyonal'in Arjantin seksiyonu idi; 1971'de Seylan (Sri Lanka)'daki silahlý ayaklanmaya katýlanlar arasýnda troçkistler vardý, bu ayaklanmanýn önderi Rohan Wijevera Dördüncü Enternasyonal'e katýlmýþtý. Troçkistlere görece ýlýmlý yaklaþan kimileri ise, baþka türlü efsanelere inanma eðilimindedir; bu tür yaklaþýmlara örnek olarak troçkistlerin bürokratizme, tahrifatçýlýða, sekterliðe vb. uzak olduðu sanýsýna deðinilebilir. Bu da doðru deðildir; troçkist örgütler arasýnda birbirlerine karþý fizik þiddet dahil her türlü yöntemle saldýran, birbirlerini KGB yahut CIA ajaný olmakla suçlayanlar ender deðildir; bürokratizm eleþtirileri yalnýz troçkistlerin kendi dýþlarýndaki akýmlarla ilgili deðildir, pek çok troçkist örgüt içinde bu eleþtirilere muhatap olmuþ ve hak etmiþ eðilimler olmuþtur. Troçkistlerin genellikle esnek olduðu da doðru deðildir; en katý ve sekter tutumlara troçkist örgütler arasýnda rastlamak pekala mümkündür. Ayný bakýþ açýsýyla, hatta bunu bir adým daha ileri götürerek troçkistlerin hiç deðilse sýnýf iþbirliðinden, ihanet ten uzak bir tutumda olduðunu düþünenler de vardýr. Bu da doðru deðildir; 1971 Seylan Ayaklanmasý'nda troçkistler yer aldýðý gibi, Dördüncü Enternasyonal'in Seylan Seksiyonu olan LSSP partisi bu ayaklanmayý bastýran Bandranaike koalisyon hükümetinin içinde yer almýþtý. 1952'de Bolivya'daki devrime önderlik edenler de; bu devrimin küçük burjuva demokratlarýyla ittifak arayýþý içinde ezilmesine neden olanlar da troçkistlerdi. Cezayir Ulusal Kurtuluþ Hareketi ile enternasyonalist bir dayanýþma içine girenlerin baþýnda troçkistler olduðu gibi, Bin Bella'yý destekleyerek Cezayir devriminin önünün týkanmasýnda sorumluluk üstlenenler de onlar oldu. Ýran'da hem Humeyni'yi destekleyen troçkistler vardý; hem de silahlarýný teslim etmeyip daða çýkanlar. Bu karmaþa tablosu daha birçok örnekle büyütülebilir. Ama açýk olan þudur, bu tablonun kendisi bile gerçek üstü öykülerin türemesine müsait bir zeminin varolduðunun yeterli kanýtýdýr. Bu tabloya ister anti-troçkist ister anti-stalinist gözlüklerle yaklaþýlsýn ayný efsanenin bir ucundan diðerine savrulmamak mümkün deðildir. Kuþkusuz bir yandan bu efsanevi öyküler üretilir ve beslenirken, ayný olgunun deðiþik bilimsel kanýtlarla bir o tarafýndan bir bu tarafýndan aydýnlatýlmasý yönündeki gayretleri de göz ardý etmemek gerekir. Ancak bunlarýn sorunun üzerindeki esrar perdesini kaldýrma ve efsanelere inanma arzularýný köreltme bakýmýndan sonuçsuz olduðunu görmemek elde deðil. Týpký paleontolojik bulgularýn ejderha imgesini yok edemeyiþi ve maddi hayata iliþkin bilgilerimizin peri masallarýný keyifle dinlememize engel olmayýþý gibi.

13 Ocak 2012 Sayfa 13 Troçki ve Troçkistler Komünist Enternasyonal in ilk dört kongresinin çizgisine sadýk mýdýr? Troçki nin ve troçkistlerin týpký bolþevizmin mirasýna sahip çýkma iddiasý gibi en çok tekrarladýklarý iddialardan biri de Komünist Enternasyonal in mirasýna sahip çýkma iddiasýdýr. Bu iddianýn pratik olarak irdelenmesine girmenin alemi yoktur; zira bu iddianýn ardýndan neredeyse bir asýr geçmiþken hala bir Komünist Enternasyonal ihtiyacý bütün yakýcýlýðý ile kendini hissettirmektedir. Ama bu iddia lafzi olarak da doðru deðildir ve sadece bazý temel metinlere ve referanslara bakýlarak çürütülmesi zor deðildir. Fazla ayrýntýya girmeye ve neredeyse bitmez tükenmez sayfalarýn arasýnda kaybolmaya da gerek yoktur bunun için. Sadece Komünist Enternasyonal e katýlmanýn 21 Koþulu na ve bizzat Troçki nin ve onun takipçilerinin buna iliþkin tutum ve görüþlerine bakýldýðýnda dahi onlarýn Komünist Enternasyonal e üye olma koþullarýnýn en önemlilerinden birine uymadýklarýný görmek zor deðildir. Söz konusu 21 Koþul un yedincisinde þöyle denmektedir: 1. Komünist Enternasyonal'e katýlmak isteyen partiler, reformizmden ve merkez in politikasýndan tam ve kesin bir ko?puþun gerekli olduðunu kabul etmek ve parti üyeleri arasýnda bu kopuþun propagandasýný yapmakla yükümlüdürler. Bu olmadan tutarlý bir komünist politika yürütmek mümkün deðildir. 2. Komünist Enternasyonal'in bu kopuþun en kýsa zamanda ger?çekleþtirilmesi yolunda yaptýðý talep, kayýtsýz þartsýz bir ultimatom niteliðindedir. Komünist Enternasyonal, artýk Turuti, Modigliani, Kautsky, Hilferding, Hillquith, Longuet, Macdonald, vb. kiþilerin temsil ettiði tescilli reformistlerin kendilerini Üçüncü Enternasyonal üyesi olarak görmelerini ve burada temsil edil?melerini kabul edemez. Bu durum Üçüncü Enternasyonal'in fazlasýyla Ýkinci Enternasyonal'e benzemesine yolaçacaktýr. Henüz Sibirya da sürgünde iken Komünist Enternasyonal in Buharin-Stalin imzasýyla tartýþmaya açýlan program taslaðýný eleþtiren Troçki, bu programýn neden ve nasýl Komünist Enternasyonal in çizgisinden ayrýldýðýný ve daha çok merkezci (Ýki buçukuncu Enternasyonal çizgisi) bir çizgiye oturduðunu, bu nedenle de Ýkinci Enternasyonal çizgisine varma doðrultusunda olduðunu izah ve ispat etmeye kalkýþmýþtý. Bu eleþtiri ve tespitlerin haklýlýðýnýn deðerlendirilmesinin yeri burasý deðildir. Ama açýktýr ki, Troçki burada bir merkezcilik tespiti yapmakta ve SSCB de baþlayan bir bürokratik karþý devrim sürecinin uluslararasý harekete yayýlarak geliþmekte olduðuna dikkat çekmektedir. Bu takdirde, Komünist Enternasyonal in temel ilkelerine sahip çýkma iddiasýnda olanlarýn ilk yapmasý gereken, týpký Lenin ve yoldaþlarýnýn Zimmerwald sürecinde yaptýðý gibi davranmalarý icap ederdi. Yani, sadece Ýkinci Enternasyonal in tescilli oportünistlerinden kopmak yetmez, onlardan daha tehlikeli olan merkezden (o zaman Kautsky ve aralarýnda Troçki, Rosa Luxembourg, Karl Liebknecht, Clara Zetkin ve baþkalarýnýn da bulunduðu tereddütlü merkezcilerin tümünden de) koparak yeni bir parti ve yeni bir enternasyonal inþa etmek gerekir tutumuna uygun bir tutumu benimsemeleri icap ederdi. Nitekim Sapranov gibi eski Bolþevikleri barýndýran SSCB deki Desist ler bu tutumu ve Bolþeviklerin önce Menþevikler sonra likidatörler konusunda ve gerek Zimmerwald sürecinde gerekse de Komünist Enternasyonal in ilk yýllarýnda izledikleri ilkesel tutumda ýsrar etmekteydiler ve Troçki ile baðlarýný bu nedenle koparmýþtýlar. bu program taslaðý hakkýndaki eleþtirilerinin bir bütün olarak ve Lenin den Sonra Üçüncü Enternasyonal baþlýðý altýnda Fransýzca yayýnlanan ilk baskýsýna yazdýðý 1930 tarihli (yani taslak Komünist Enternasyonal in altýncý kongresinde benimsendikten iki yýl sonra) önsözde hala þunu söylüyordu: Bu kitaptan hangi genel sonuç çýkarýlmalýdýr? Bir Dördüncü Enternasyonal yaratma projesini bize mal etmek için deðiþik yönlerden giriþimlerde bulunuluyor. Bu fikir tamamen yanlýþtýr. Komünizm ve demokratik sosyalizm, kökleri sýnýf iliþkilerinin derinlerinde olan iki büyük tarihsel eðilimdir. Ýkinci ve Üçüncü Enternasyonal in varlýðý ve mücadelesi, kapitalist toplumun kaderiyle sýký sýkýya birbirine baðlý uzun bir süreçtir. Belirli anlarda orta yolcu veya merkezci eðilimler büyük bir etki elde edebilirler, fakat uzun süre için asla. Friedrich Adler ve þürekâsý tarafýndan bir orta yolcu iki buçukuncu Enternasyonal yaratma gayretleri baþlangýçta çok umut verici gibi göründü, fakat çabucak iflâs etti. Stalin in politikasý, farklý temellerden ve farklý tarihsel geleneklerden çýkýyorsa da, ayný merkezciliðin in bir çeþididir. Friedrich Adler, elinde cetvel ve pusulayla, Bolþevizm ve sosyal demokrasi arasýnda politik bir köþegen oluþturmayý denedi. Stalin, kendi adýna bu tür doktriner görüþlere sahip deðildir. Stalinist politika, Marx ile Vollmar arasýnda, Lenin ile Çan Kay-þek arasýnda, Bolþevizm ile ulusal sosyalizm arasýnda gidip gelen bir dizi ampirik zikzaklardýr. Fakat eðer en temel ifadeleriyle bütün bu zikzaklarýn toplamýný alýrsak, ayný aritmetik toplamý buluruz: Ýki buçuk. Yaptýðý bütün yanlýþlar ve sebep olduðu zalim bozgunlardan sonra, Stalinist merkezcilik, hâlâ Ekim Devriminden doðan bir devletin ideolojik ve maddi kaynaklarýna dayanýyor olmasaydý, uzun süre önce politik olarak ortadan kalkardý. Bununla birlikte, en güçlü aygýt bile umutsuz bir politikayý kurtaramaz. Marksizm ile sosyal-yurtseverlik arasýnda Stalinizme yer yoktur. Komünist Enternasyonal, ancak bir dizi test ve krizden geçtikten sonra, ideolojik ilkelerden yoksun, sadece dümeni çýlgýnca sallamaya, zikzaklar çizmeye, baskýya ve bozgunlar hazýrlamaya muktedir olan bürokrasinin boyunduruðundan kendini kurtarabilecektir. Bir Dördüncü Enternasyonal inþa etme gereðini hiç duymuyoruz. Savaþ sýrasýnda hazýrlýklarýný yaptýðýmýz ve Ekim Devrimi nden sonra Lenin le birlikte kuruluþuna katýldýðýmýz Üçüncü Enternasyonal in çizgisini sürdürüyor ve geliþtiriyoruz. Bir an için bile ideolojik mirasýn elimizden kayýp gitmesine izin vermedik. Yargýlarýmýz ve ileri görüþümüz tarihsel açýdan büyük önem taþýyan olgular tarafýndan doðrulanmýþtýr. Bu hapis ve sürgün yýllarý boyunca, fikirlerimizin doðruluðuna ve zaferlerinin kaçýnýlmazlýðýna asla þimdi olduðu kadar sarsýlmaz bir þekilde inanmamýþtýk. Söz konusu eleþtirilerin içeriði göz önünde bulundurulduðunda, bu önsözün sonuç tespiti Troçki nin en azýndan 21 Koþul un yedinci maddesiyle hemfikir olmadýðýnýn belgesidir ve Komünist Enternasyonal çizgisinin deðil, kendisinin Zimmerwald sürecinde savunup temsil ettiði ve hatta kimi Bolþevikleri de ikna etmeyi baþardýðý merkezci çizginin takipçisi olduðunu anlatýr. Komünist Enternasyonal bu çizgi ile deðil, bu çizgiye karþý tavizsiz bir mücadele yürütülmesi sayesinde kurulabilmiþtir. Ayný nedenle Troçki nin baþýnda olduðu bir giriþimle ve onun izinden gidenlerin peþinde Komünist Enternasyonal in yeniden kurulmasý mümkün deðildi; nitekim vaki de olmamýþtýr. Troçki nin nice tereddütten sonra nihayet yeni bir enternasyonal kurma fikrine vardýðý doðrudur. Ama Uluslararasý Sol Muhalefet bunu 1933 te resmen ilan ettikten sonra bile, bu tereddütlü tutum 1938 e kadar sürmüþtür. Bu ilanýn üzerine aslýnda Zimmerwald döneminden beri Troçki nin tereddütlü tutumundan ötürü onunla mesafeli duran, aralarýnda Hollanda dan Sneevliet ve Almanya dan Brandler gibi tanýnmýþ muhalif komünistlerin de bulunduðu üç örgüt ile Uluslararasý Sol Muhalefet yeni bir enternasyonal inþa etmek üzere bir dörtlü deklarasyon yayýnladý. Ama bu deklarasyonun mürekkebi kurumadan Troçki yeniden kimi sol sosyal demokratlarý ve baþka gruplarý da bu giriþime katmak için oyalamacý bir tutum benimseyince, bu ittifak Troçki nin eski alýþkanlýklarýndan kopmadýðýnýn dile getirilmesiyle daðýldý. Bunun ardýndan Uluslararasý Sol Muhalefet tek baþýna da olsa bu hedefe kararlý bir biçimde yürüdü mü sanýrsýnýz? Aksine akla gelen ilk iþ hareketin en güçlü kanatlarýndan biri olan Fransýz örgütünün, oradaki sözümona sol kanadý kazanma sevdasýyla, Fransa daki Ýkinci Enternasyonal seksiyonu olan SFIO içine girmesi kararý oldu. Yine güçlü seksiyonlardan olan ABD ve Ýngiltere deki örgütler de benzer bir yönelimi benimsediler. Bu tutumdan anlaþýlmasý gereken sol sosyal demokratlarý yeni bir komünist enternasyonal fikrine celbedemeyince bu fikri zaten benimsemiþ olan militanlarý sosyal demokrat partinin içinde boðma fikridir. Troçki bunu birkaç tane sosyal demokrat iþçinin gözünü açmak için bile olsa bu tutum isabetlidir gibi bir gerekçeyle savundu. Sonuçta kaç tane sosyal demokrat iþçinin gözünün açýldýðý belli deðildir, ama uluslararasý sol muhalefetin belli baþlý örgütlerinin felçleþip budanmasý ve yeni bir enternasyonalin kurulmasýnýn 5 yýl daha gecikerek daha da zayýf temellerde gündeme gelmesi olmuþtur. Buradan da Troçki nin Komünist Enternasyonal in veya bolþevizmin yolundan deðil, oportünist karakterini herkesten önce tespit ve ilan ettiði Sosyal Demokrat Parti den bir türlü kopmayan ve kopmak isteyenleri de engelleyen Rosa Luxembourg un izinden gittiðine delalet eder. Rosa Luxembourg ancak Alman Devrimi fiilen baþladýktan sonra baðýmsýz bir komünist parti kurmaya karar vermiþti. Týpký Parvus un 1905 devriminin ortasýnda Lenin e hak vermesi gibi. Oysa leninist örgüt anlayýþýnýn özü ise, devrimci partinin önceden kurulup hazýrlanmasýnda yatar. Troçki ise nihayet bir Dördüncü Enternasyonalh in kurulmasýnýn acil bir görev haline geldiðini þöyle izah etmiþti: Savaþa karþý mücadele devrimci bir mücadele aygýtýný, yani bir partiyi gerektirir. Þu anda ne ulusal ne de uluslararasý ölçekte böyle bir parti yok. Ýkinci ve Üçüncü Enternasyonal deneyimlerini kapsayan geçmiþin tüm deneyimi temelinde, devrimci bir parti kurulmalýdýr. Açýkça bu ifade bir devrimci partinin her zaman gerekli ve devrim yahut savaþ anýnda ise elzem olduðunu vurgulamaktan bir hayli uzaktýr. Bu nedenle iþçilerin birliðinden önce devrimcilerin partisinin kurulup her þart altýnda yaþatýlmasý gerektiðini vazeden Lenin den ziyade, parti kurmaya giriþmek için devrim günlerini bekleyen ve bu nedenle kendi hayatýný kaybettiði gibi, ilk Alman Devrimi nin de ýskalanmasýnda belirleyici bir rol oynayan Rosa Luxembourg u hatýrlatmaktadýr. Troçki ve troçkistlerin bu konudaki asýl kusuru merkezcilere ve sol sosyal demokratlara gereðinden fazla ümit baðlamalarý ve iyimser bir bakýþ açýsýna sahip çýkmalarý deðildir. Asýl sorun bizzat Troçki nin ( dönemi bir kenara) bilhassa örgütsel sorunlarýn kavranýþý ve partinin inþasý konusunda merkezci bir tutumu temsil etmesinde yatar. Troçkistlerin en belirgin ve deðiþmeyen özelliði de bu merkezci oportünizmde ifade bulmaktadýr. Kaldý ki sorun sadece merkezci akýmlara ve sol sosyal demokratlara ümit baðlayarak devrimci partinin inþasý görevinin ertelenmesinden ibaret de deðildir. Troçki bu çizgiyi daha sonra da ýsrarla sürdürmüþtür. O gün bugündür muhtelif troçkist akýmlarýn da kýlavuzu bu merkezci oportünist çizgidir. Bütün bu hatýrlatmalarýn sonucu açýktýr: Troçki nin ve troçkistlerin sýk sýk tekrarladýklarý bolþevizmin mirasýna sahip çýkma ve Komünist Enternasyonal in ilk dört kongresindeki Leninist çizgiyi takip etme iddiasý her ne kadar Troçki ve troçkistlerin muarýzlarý tarafýndan hiçbir zaman itibar görmemiþ olsa da Troçkistlerin kendi kendilerine yarattýklarý efsanelerin baþýnda gelmiþtir. Bunun bir efsane oluþu da hem teorik bakýmdan hem de pratik bakýmdan söz konusu iddianýn hiçbir temeli olmamasýyla açýða çýkmaktadýr. Bu sadece troçkistler bakýmýndan kof kibirle malul bir iddia olmakla kalmaz. Zira böyle bir kof iddianýn tarih içinde sonuçta merkezci bir oportünizme baðlanarak sürekliliðini korumuþ olmasý daima Bolþevik mirasa baðlanma ve Komünist Enternasyonal i kuruluþ döneminin amaç ve ilkeleri temelinde yeniden kurma ihtiyacýnýn önünü kesen, bu hedefin umutsuz ve yanlýþ bir ütopya olarak görülmesine hizmet eden bir sübjektif etken olmuþtur. Troçkistlerin kendileri hakkýndaki bu efsaneye deðindikten sonra, Troçki ve troçkizm hakkýnda her iki cenahta da yaygýn olan diðer efsanelere de ayný gözle bakmakta yarar var: yani sürekli devrim, köylülüðün küçümsenmesi, dünya devrimi ve tek ülkede sosyalizm.

14 Sayfa 14 KOMÜNÝST KöZ Ocak 2012 KöZ ün Sözü Paylaþým Kavgasýnýn Gölgesinde Gündemler Hýzla Deðiþirken Solun Önündeki Görevi Deðiþmiyor Siyaset arenasýnda gündem yine baþ döndürücü bir hýzla deðiþiyor in Kasým ayý biterken medya, Hüseyin Aygün e Zaman gazetesinde Dersim konusunda söylettirilenler üzerinden çalkalanýyordu. Bu söyleþiyle baþlayýp, Erdoðan ýn Dersim olaylarý ndan ötürü devlet adýna özür dilemesiyle ivmelenen tartýþmalarýn bir süre boyunca gündemi iþgal edeceði bekleniyordu. Derken bir ay geçmeden Fransýz parlamentosuna sunulan 1915 Ermeni Soykýrýmý ný inkara ceza uygulanmasý hakkýndaki yasa taslaðý vesilesiyle gündem deðiþti. Ermeni soykýrýmý konusunun yanýsýra, hatta bundan ziyade, Fransa-Türkiye iliþkileri gündemin baþköþesine oturdu. Yasa Fransýz Ulusal meclisinden geçip, senatoya havale edilirken, sürpriz biçimde Uludere deki katliam gündeme geldi. Devletin terör bahanesi ile sorgusuz, sualsiz, yargýsýz infaz uyguladýðý hakkýndaki kadim gerçek açýkça gözler önüne serildi. Herkes kendi meþrebine göre bu sorunun üzerinde yoðunlaþmaktayken, Ýlker Baþbuð un tutuklanmasý ve 12 Eylülcü generallerinin yargýlanmasý gündeme geldi. Böylece, asker-sivil iliþkisi çerçevesine sýðdýrýlmaya çalýþýlan ve statükocu güçlere karþý mücadele kýlýfýnda tutulmak istenen uyduruk demokrasi tartýþmalarý bir kez daha baþ gösterdi. Bu geliþmenin ardýndan ise, KöZ yayýna hazýrlanýrken ve yeni yýlýn ilk günlerinden itibaren Kýlýçdaroðlu için çýkartýlan fezleke ve CHP lilerin bu sorun etrafýndaki tutumu medyanýn baþ konusu haline geldi; bu vesileyle CHP nin baðýmsýz Blok milletvekillerinin izinden yürüyerek meclisi bir süreliðine boykot ediþlerini serzeniþle hatýrlatanlar da eksik olmadý. Nihayet sözümona düðüm haline gelmiþ gibi gösterilen Cumhurbaþkanlýðý sorununun çözüldüðünün ilan edilmesiyle AKP-CHP oyununun bu perdesi iniverdi. Dersim Özüründen Cumhurbaþkaný Sorununun Çözümüne Esas olarak AKP nin inisiyatifiyle baþlayan Dersim tartýþmalarý dar anlamda AKP nin Kýlýçdaroðlunu zora sokmak ve CHP içindeki sürtünmeleri arttýrmak gayretini ifade ediyordu. Kimileri için ise bu süreç, daha önce AKP nin medyatik sahte açýlým vaadlerinde olduðu gibi, TC nin karanlýk geçmiþine ýþýk tutmaya vesile olacak bir yeni açýlým ýn ufukta göründüðü izlemini yaratmaktaydý. Ama Dersim deyince bazýlarý Kürtleri anlasa da, Erdoðan kasýtlý bir biçimde Alevilere yönelik bir katliam diye göstermeye çalýþtýðý Dersim olaylarý nedeniyle devlet adýna Dersimlilerden özür diledi. Sanki özür dilerim demekle bir cinayeti unutmak adettenmiþ gibi teþekkür bekledi. Aslýnda AKP devletin anti-kürt politikalarýnýn üzerindeki perdeyi kaldýrmaktan çok, CHP nin içini karýþtýrmaya ve Alevilerin aklýný çelmeye dönük bir kampanya yürütmek istiyordu. Nitekim hemen bu tartýþmalarýn peþinden hükümet aþure matemi vesilesiyle Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý üzerinden Alevilere bir mavi boncuk daha gönderdi. Böylece, CHP içindeki sürtünmeleri arttýrmanýn yanýsýra, Kürt hareketini Alevi-Sünni ekseni üzerinden bölme yönünde kimbilir kaçýncý kez yinelenen bir planýn gündemde olduðu belli olmaya baþladý. Buna karþýlýk CHP ve onun tarafýnda duranlar Dersim katliamýnýn sadece CHP nin sýrtýna yýkýlamayacaðýný, o zaman CHP nin tüm siyasi akýmlarý kapsayan devlet demek olduðunu öne sürerek bir savunma refleksi gösterme gayretine giriþti. Ama her iki kanat da, öyle ya da böyle, Dersim sorununun Kürtlerle deðil, Alevilerle ilgili bir sorun olarak gösterme konusunda ve bugün Kürtlere yönelik saldýrýlarla alakasý olmayan bir konu olduðu hakkýnda ittifak halindeydi. Tek farkla ki, AKP bu sorunu Kürtlerden uzak tutmanýn yanýsýra, Füze Kalkaný nedeniyle gerginleþen Ýran la iliþkileri nispeten yumuþatmak için istismar ediyordu. O yüzden Kerbela nýn yýldönümünde daha çok Caferileri seferber etmeye dikkat etti. Zaten baþkalarýný seferber etme kabiliyeti de yoktu. Böylece AKP ve muvazaalý muhalifi CHP elbirliði ile ve her biri kendi meþrebine göre, 1938 de olanlarla halen yürütülmekte olan baský ve katliamlarýn arasýndaki baðlantý ve özdeþliðin üzerinin örtülmesinde elbirliði ettiler. Dersim sorununu TC nin kuruluþuna öngelen süreçten itibaren karþý devrimci, sadece Kürtlere veya Alevilere karþý deðil, tüm emekçilere ve ezilenlere karþý topyekun bir baský rejiminin uygulamalarýndan biri olarak ele alýp bu sorunu hem geçmiþiyle hem de bugünle baðýný kurarak ele alan herhangi bir siyasi odak medyadaki tartýþmalara taraf olmadý. Solda yer alanlar da sorunu þu ya da bu ölçüde Alevilere yönelik baský ve saldýrýlarýn bir parçasý olarak ele aldýlar. AKP ya da CHP nin, yahut onlarýn medyadaki uzantýlarýnýn her söylediðine bir ekleyerek asýl ödevlerini yerine getirebilecekleri kuruntusuna bir kez daha teslim oldular. Dersim olgusunu bir katliam olarak görme kýsýr döngüsünden çýkamadýlar. KöZ ise Dersim de olanlarýn Kuvayý Milliye hareketinin karþý devrimci yüzünü gösterdiðine, bu olaylarýn hem Kürt ulusal kurtuluþ hareketi ile hem de Ekim Devrimi ile açýlan ufukla ve komünist hareketle iliþkisini gösterme konusuna dikkat çeken tek odak oldu. Erzincan þurasýný ezmek için baþlayan karþý devrimci hareketin Dersim e kadar uzandýðýný, bununla Mustafa Suphilerin katledilmesi, Azadi hareketinin bastýrýlmasý ve Aðrý Kürt Cumhuriyetinin ezilmesi için yapýlan Zilan katliamý arasýndaki baða dikkat çekti. Bilhassa da bugün sürmekte olan katliam ve saldýrýlarla bunun baðýný göstermeye özen gösterdi. Ermeni Soykýrýmý Hakkýndaki Tartýþmalar Dersim tartýþmasýnýn ardýndan gündeme oturan Fransýz meclisindeki yasa taslaðý vesilesiyle patlak veren tartýþmalarda ise, bütün burjuva partileri ve tüm medya kuruluþlarý bir kez daha, bu vesileyle gündeme gelen sorunun özünü deþmeye giriþmedi. Bilakis hepsi bir an evvel bu gündemin deðiþmesi, sorunun bir kez daha tarihçilere havale edilmesi için bir gayrette buluþtu. Bu suretle bir yandan da Ermeni sorununu tarihe havale edip siyasi özünü karartýrken, ayný zamanda da bu sorun vasýtasýyla Kürt halkýna yönelik kitlesel katliamlarýn ve kitlesel sürgünlerin üzerinin örtülmesine elbirliði ile hizmet ettiler. Dersim tartýþmalarýndan farklý olarak bu konuda CHP ve AKP taraftarlarý arasýnda bir ayrým görünmez oldu. Burjuva kampýnda bu sorun etrafýnda her zamanki gibi bir ittifak oluþurken, solun genelinde de öteden beri olduðu gibi, bir blok olarak devleti ve burjuva akýmlarýný Ermeni jenosidi gündemi üzerinden sýkýþtýrmaya yönelik tutumlar öne çýktý. Bu cenahta sorunu devletin þovenist ve katliamcý yüzünü teþhir etmek konusundaki gayretlerin ötesinde bir açýlým gözlenmedi. Kimse bu sorunu TC ile Osmanlý arasýndaki süreklilik iliþkisini sorgulamak üzere deþmedi. Kimse tarihe havale edilen Ermeni sorunu bahanesiyle Kürt sorununun üzerinin örtülmesine karþý tutum almadý. Kimse bu sorunun bu dönemeçte gündeme gelmesinin ardýnda Fransa-Türkiye arasýndaki iliþkilerin ABD lehine deðiþmekte olmasýnýn bulunup bulunmadýðýný sorgulamaya yanaþmadý. KöZ ün arkasýnda duran komünistlerin ödevi ise bu konuda deðinilmeyen konulara dikkat çekmek ve medyada öne çýkan gündemin örttüðü gerçeklere ýþýk tutmaktýr (bu konuda bir kitapçýðý yayýna hazýrlamaktayýz). Öte yandan, KöZ yayýna hazýrlanýrken gündeme düþen Hrant Dink Davasý hakkýndaki karar da, Ermenilere karþý burjuva partilerinin elbirliði ile yarattýðý þovenist havanýn güncel sorunlarda bile kullanýlabildiði ve nasýl devletin kirli tertiplerini örtmek için kullanýldýðýnýn görülmesine bir kez daha vesile oldu. 5 yýl olayýn soðumasý için oyalanan mahkeme, tam Ermeni sorunu etrafýndaki tartýþmalarýn ardýndan ve cinayetin yýldönümüne birkaç gün kala, Ermenilere yapýlan daha önceki katliamlarý örtbas ederken yapýlanlar konusundaki susuþ kumkumasýndan cesaret alarak, bunun münferit bir cinayet olduðuna ve Ermeni karþýtý þoven milliyetçi propagandalarla ve devletin Ermeni düþmaný tertipleriyle bir alakasý olmadýðýna hükmetti. Böylece AKP ye kuyrukçuluk yapan ve ondan bir keramet bekleyen liberaller bir kez daha hüsrana garkoldu. AKP bir yandan Ergenekon davalarýyla ve eski dosyalarla kamuoyunu oyalarken, CHP JÝTEM binalarýnda kazýlara öncülük edip dikkati baþka yerlere çekerken, Hrant Dink in katledilmesine varan tertibin üzeri örtülüverdi Uludere Katliamý Ermeni sorunu ve Fransa-Türkiye iliþkileri bir kez daha medyayý ve izleyenleri meþgul etmekteyken, bu gündemi ekranlardan ve manþetlerden itiveren Uludere deki katliam gündeme geldi. AKP ve CHP bu olayýn sorumlularýnýn derhal bulunmasý gerektiðini söyleme konusunda aðýz birliði ettiler. AKP hükümeti ve yandaþlarý istihbaratý kim verdi? diye havalara bakarak, dikkatleri baþka yerlere çekmeye kalkýþtýlar. Oysa ortada yanlýþ bir istihbarat yahut kazara yapýlan bir iþ olmadýðý apaçýk belliydi. AKP bu olaydan Ergenekon operasyonlarýný derinleþtirmek üzere yararlanmaya yeltendi. Sözümona derin devlet güçleri nin hala hükümete karþý tertipler düzenlemekte olduðu izlenimini yaratmak için bu olayý istismar etmeye beyhude kullanmaya çalýþtý. Bizden sýnýr ötesi harekat için fezlekeye destek istediniz, biz de verdik; niye sýnýrýn berisinde operasyon yapýp yurttaþlarýmýzý öldürüyorsunuz? anlamýna gelen açýklamalar yapan CHP ise, bu tür kitlesel katliamlara cepheden karþý çýkmadan ve daha önce defalarca yapýlan sorgusuz sualsiz imha operasyonlarýyla Uludere deki yöntemin ayný olduðunu gizlemeye çalýþarak, AKP ye vuruþ yapma kurnazlýðýna kalkýþtý. Bu vesileyle AKP den uzaklaþan Kürt seçmenlerinin oylarýna talip olduðunu gösterme gayretine giriþti Oysa açýk seçik olan gerçek, AKP nin terör örgütü bahanesiyle Kürtlere karþý topyekun bir savaþ yürüttüðü idi. Üstelik bu savaþ yeni baþlamamýþtý. AKP nin bölgede fiyasko ile sonuçlandýðý belli olan demokratik açýlým taktiðini terk ettiðinden beri durum böyle idi. AKP eliyle yürütülen bu savaþta doðrudan doðruya PKK li olmasalar da ona yardým ve destek sunanlarý, sempati duyanlarý sindirmek ve cezalandýrmak için bir tehdit harekatý söz konusuydu. Bu tutum ayný zamanda KCK operasyonlarýnda da açýkça görülmekteydi. Zaten uçaklarla öldürülen köylülerin PKK gerillasý olmadýðýný bilmek için istihbarata gerek olmadýðý besbelliydi. Asýl soru niçin bu köylülerin sorgusuz sualsiz kimlik tespiti bile yapýlmadan yargýsýz infaz edildiði idi. Bu soru sorulduðunda güya terörle mücadele kisvesi altýnda yapýlan operasyonlarýn tümünün böyle yürütüldüðünün açýða çýkmasý kaçýnýlmazdý. Onun için kimse bu soruyu sormadý. Öte yandan, bu operasyonun AKP hükümetinin bilgisi ve onayý olmadan yapýlmasýnýn mümkün olmadýðý da apaçýktý. Hele bir sürü komutan tehdit ve baský altýnda iken, hiçbir komutanýn uçaklarý havalandýrarak bu tür bir iþe kendiliðinden böyle bir katliama karar veremeyeceði besbelliydi. Elbette bu operasyon hükümetin bilgisi ve onayý dahilinde ve onun sorumluluðu altýnda olmuþtu. Eðer ortada yanlýþ bir istihbarat olsaydý o zaman tüm siyasi hasýmlarýný Ergenekon ve darbe dosyalarýyla sýkýþtýran AKP nin bu istihbaratý verenlerin tümünü ifþa etmesi gerekirdi. Bu sorumluluðu üzerine yýkacak kiþi ya da kurumlar bulamamasý bile AKP nin Uludere den tümüyle sorumlu olduðunun bir kanýtýdýr. Tam da bu nedenle AKP nin yanlýþ istihbarat kurbaný olduðunu söyleyerek AKP nin bu olaydaki sorumluluðunu hafifletmek isteyen öteden beri AKP yandaþý diye adlandýrýlan kesim ise bu tezleri piyasaya sürdükleri andan itibaren AKP ile çatýþmak zorunda kaldýlar.bu bakýmdan Muðlalý örneðinden farklý bir harekat olduðunun da altý çizilmeliydi. Bu katliamýn ardýnda AKP nin kendine oy vermekten ve uþaklýk etmekten vazgeçen Kürtlere gözdaðý verme arayýþlarýnýn yattýðýný göstermek gerekiyordu. Bu bakýmdan sorumluluðun doðrudan doðruya AKP hükümetinde olduðunu ve esasen AKP ye muvazaalý muhalefet yürütme gayretinde olan CHP nin de bu sorumluluða ortak olduðunu ortaya koymak gerekiyordu. r. Zira söz konusu katliam münferit bir olay deðil zaten çoktandýr yürürlüðe konmuþ, bölgedeki Kürtleri PKK ve BDP nin etkisinden çýkarmak için yürütülen bir savaþ stratejisinin yeni versiyonudur. Bu stratejiye göre AKP bayraðý korumak için kendi tarafýnda yer almayan tüm Kürtlere savaþ açacak, CHP ise bombalama ve operasyon tezkerelerine mecliste tam destek verip katliam sonrasý yine bayraðý korumak için hükümetin giremediði bölgeye girip muhalefet rolünü oynayacaktý. Uludere köylüleri bu durumun farkýnda olduklarýný, bu oyuna gelmeyeceklerini açýkça ortaya koydu. Kimin sorumlu olduðunu, kimlerin bu sorumluluða ortak olduðunu bildiklerini taziye çadýrlarýnda sessiz matemleriyle veya kaymakama karþý tepkilerinde ortaya koydular. Ayný zamanda da kimden medet umduklarýný da duruþlarýyla, cenazeleri kaldýrýþlarý ve mezarlarýn üzerine diktikleri bayraklarla belli ettiler. Bunun üzerine bütün burjuva partileri ve medya kuruluþlarý sorumlunun kim olduðunu aramaktan vazgeçti ve hep bir aðýzdan asýl sorumlunun PKK olduðunu haykýrmaya baþladýlar. Bunu takiben yeni KCK operasyonu hemen devreye girdi. Öte yandan emekçiler ve ezilenler de bu koronun karþýsýnda odaðýnda BDP nin olduðu bir muhalefetin ortaya çýkmasýna ihtiyaç olduðunu bir kez daha sessiz duruþlarýyla belli ettiler. Ýlker Baþbuð ile 12 Eylülcülerin Davalarý, Fezleke ve Yeni KCK Operasyonlarý Arasýndaki Ýliþki Uludere de AKP ve CHP nin gerçek yüzlerinin bir kez daha belli olmasýnýn ardýndan AKP ve destekçileri, tekrar dikkatleri somut ve güncel bu olaydan çekip, soyut bir askeri vesayet tartýþmasýna çevirmek üzere yeni bir ataða ihtiyaç duydu. Ýlker Baþbuð un tutuklanmasý ve ona paralel olarak 12 Eylül generallerinin yargýlanmasýný gündemin baþköþesine taþýdýlar. Böylece Uludere deki katliamýn sorumlularýnýn meydana çýkartýlýp yargýlanmasý yerine, kitlelerin dikkatini muðlak bir çerçevede tutulan olaylara çekmeye yeltendiler. CHP de benzer biçimde Sezgin Tanrýkulu vasýtasýyla Diyarbakýr JÝTEM merkezinin etrafýndaki mezarlýklara dikkat çekerek Uludere katliamýnýn üzerinin örtülmesine katkýsýný sunmaya koyuldu. Ama genelkurmay baþkanlarý da tutuklanabilir; eski devlet baþkanlarý da yargýlanýr tartýþmalarýyla oluþturulan gündemin üzerine, Kýlýçdaroðlu için çýkarýlan fezleke gündeme geldi. Bu gündemlerin sadece Uludere nin üzerini örtmek için çýkarýlmadýðýný görmek için çok beklemeye gerek kalmadý. Zira bu tartýþmalarýn tozu dumaný altýnda Leyla Zana nýn evinin aranmasýný da içeren yeni KCK operasyonu gündeme geldi. Adeta eski genelkurmay baþkaný tutuklanýr da bir milletvekilinin evi aranamaz mý? sorusunun sorulmasýna uygun zemin hazýrlanýyordu. Ana muhalefet partisinin baþkanýna fezleke çýkartýlýrsa, silah Kürtlerin güvencesidir diyen bir milletvekiline ne yapýlýr? sorusu sorulmak isteniyordu. Ama bütün bu geliþmeler esasen bir ve ayný þeye iþaret etmektedir: Siyaset arenasýnýn tepesinde oluþan AKP-CHP kutuplaþmasý sahte bir muhalefet iliþkisidir. Hýzlý gündem deðiþiklikleri ve medyadaki sahte tartýþmalarla AKP-CHP emperyalistler ve rakip sermaye kesimleri arasýndaki güçler iliþkisini kayda geçirecek anayasayý elbirliði ile alttan alta hazýrlamaktadýr. Nitekim bütün bu süreç boyunca alttan alta yürümekte olan Cumhurbaþkanlýðý konusu yeniden öne çýktý ve Anayasa komisyonunda varýlan uzlaþmaya göre, Abdullah Gül ün görevinin yedinci yýlýnda Çankaya yý terk edeceði ve eski cumhurbaþkanlarýnýn bir daha aday olamayacaðý ilan edildi. Böylece bütün bu süreçlerin arka planýnda yol almakta olan asýl sürecin ne olduðu daha belirgin bir biçimde görüldü. 12 Eylül referandumuyla ilan edilen ve 12 Haziran seçimleriyle oluþan meclisin temel gündem maddesi olan yeni Anayasa hazýrlýklarý, medyada öne çýkan ve gündeme oturan konular etrafýnda oluþan fýrtýnalara raðmen, kendi mecrasýnda yürümekteydi. Hýzlý Gündem Deðiþikliklerinin Ardýndaki Etken KöZ sayfalarýnda, rakip sermaye kesimleri arasýndaki paylaþým kavgasýna dikkat çektiðimizden beri, uzun zamandýr gündemin hýzla deðiþmesine alýþýðýz. Bu çerçevedeki hýzlý gündem deðiþiklikleri aslýnda söz konusu paylaþým kavgasýnýn bir yansýmasý olarak körüklenen medyatik düellolarý ifade ediyor. Ama bu medyatik düelloyla yaratýlan medyatik fýrtýnalarýn bir iþlevi de kitleleri sersemleterek, genel olarak burjuva ideolojisinin, daha dar anlamda da hakim ideolojinin cenderesi altýnda tutmaktýr. Yani, daha kesin bir ifadeyle rakip sermaye kesimleri arasýnda üstün gelenin dayattýðý ideolojinin egemenliði altýnda tutmaktýr. Söz konusu paylaþým kavgasý uluslararasý arenada olduðu gibi, Türkiye deki uzantýlarý arasýnda da hala sürüyor sona ererken baþlayýp, yeni yýlla birlikte hýz kesmeden sürmekte olan hýzlý gündem deðiþiklikleri de esasen dünya çapýndaki kavganýn Türkiye çerçevesindeki uzantýlarý arasýndaki izdüþümüne tekabül etmekte ve bu alandaki taraflarýn kendi özgünlüklerinin rengini yansýtmaktadýr. Ama her ne kadar bu kavga nihayete varmýþ olmasa da, halihazýr aþamada taraflardan birinin nispeten avantajlý konumda olduðuna da dikkat çekmek gerek. KöZ buna her fýrsatta iþaret etmekte. Baþýnda ABD nin bulunduðu kanat, her þeye raðmen ön almýþ durumdadýr. Her þeye raðmen vurgusunu yapmakta yarar var çünkü bu durum apaçýk bir biçimde görünmekte deðildir ve gönlünden baþka sonuçlarý geçirenlerin aksi yönde bir kanaate varmalarýna oldukça müsait bir tablo olduðunu da belirtmek gerekir. Bu belirsizliðin yarattýðý istifhamý ortadan kaldýrmak üzere, bir benzetmeye baþvurmakta yarar var; tabii Lenin in benzetme yaparken sýk sýk hatýrlattýðý nasihati, yani her benzetmenin biraz topal olacaðýný unutmadan

15 Ocak 2012 KOMÜNÝST KöZ Sayfa 15 Bir Benzetme Varsayalým ki iki güçlü boksör, sonucu önceden tam olarak kestirilemeyen bir maç için ringe çýkmýþ olsunlar. Maçýn bir aþamasýnda köþelerine çekilen iki boksörün de kan revan içinde ve nefes nefese olacaklarýný tasavvur etmek zor deðil. Zira sonucu baþtan belli olmasa da, zorlu bir maç olacaðý önceden bellidir. Bu aþamada boksörlerden hangisinin daha iyi durumda olduðunu anlamak için onlarýn yara berelerine, nabýzlarýna veya moral motivasyonlarýna bakmak beyhudedir. Kýran kýrana bir kapýþma söz konusu olduðuna göre, her iki taraftaki döðüþçünün de nefes nefese olmasý ve her birinin yara bere almýþ olmasý gayet olaðandýr ve kimin daha iyi olduðunu anlamak için bu durumlara bakmak beyhudedir. En azýndan maçýn sonucu hakkýnda bir fikir edinmeye pek az yararý olan bir gözlem olur. Böyle bir maç için ringe çýkan iki profesyonelden bahsettiðimize göre, her þeyden önce, her ikisinin de kondisyonlarýnýn aþaðý yukarý denk olduðu akýldan çýkarýlmamalýdýr. Açýlan bir kaþ, yahut kanayan bir burun nedeniyle böyle bir maçý býrakacaklarýný sanmak bönlük olur. Kimin önde olduðunu anlamak, son gong çaldýktan sonra kimin elinin kalkacaðýný tahmin etmek için bakýlmasý gereken yer, iki boksörün nefeslendiði köþelerden herhangi biri deðildir. Hakem masasýna bakmak daha anlamlýdýr; puan bakýmýndan hangisinin önde olduðu, bütün diðer belirtilerden daha anlamlý bir iþarettir. Kuþkusuz böyle bir maçta da bir kaza olmasý, yahut bir sürpriz olmasý kuvvetli olasýlýklardan biridir. Böyle bir sürpriz ile puan bakýmýndan geride olan, hatta fiziken daha çok yýpranmýþ durumda olan boksörün punduna getirip bir nakavt darbesi indirmesi görülmemiþ deðildir. Önde olanýn bir aksilik, yahut hata nedeniyle aniden maçý kaybetmesi de öyle Bunlar esasen sürpriz kabilinden geliþmelerdir. Bu türden maçlarda sürpriz sonuçlar çýkmasý da beklenmedik bir durum deðildir. Adý üzerinde, sürpriz önceden kestirilemeyecek sonuç demektir ve sürprizler hakkýnda kestirim yapmak, her ne kadar müþterek bahisçiler bu tür olasýlýklar üzerinden ceplerini dolduruyor veya iflas ediyorlarsa da, maçýn seyri ve sonuçlarý hakkýnda bir kesin fikir edinmek isteyenler açýsýndan akla ziyandýr. Maçýn sonuçlanmasýndan önceki herhangi bir aþamada, yapýlabilecek olan ve yapýlmasý gereken, boksörlerden hangisinin puan bakýmýndan ileride olduðuna bakmaktýr. Bir ara aþamada deðerlendirme yapýlacaksa da, bu verilere göre kimin ileride olup kimin olmadýðý söylenebilir ve bunu söylemekte bir tuhaflýk yoktur. Emperyalistler Arasýndaki Güçler Dengesi Ne Durumda? Bu benzetmeyi akýlda tutarak, asýl konumuzla ilgili tabloya bir daha bakalým. ABD ve müttefikleri ile onlarýn rakipleri arasýnda, SSCB ve benzerlerinin tarih sahnesinden çekilmelerini takiben ivmelendiði görülen dünya çapýnda bir paylaþým kavgasý sürmektedir. Halen hüküm sürmekte olan emperyalizm döneminde, bu dönemin doðasý gereði, dünyanýn belli baþlý emperyalist güçler arasýnda yeniden paylaþýlmasý gereði daima gündeme gelme eðilimindedir. Deðiþen güç dengelerine göre dünyanýn belli baþlý emperyalist güçler arasýnda yeniden paylaþýlmasý için savaþlar bu evrede kaçýnýlmazdýr. Lakin ikinci dünya çapýndaki paylaþým savaþýnýn ardýndan ortaya çýkan Doðu-Batý kutuplaþmasý ve bunun soðuk savaþ denen denge politikasý çerçevesinde kalmasý nedeniyle, emperyalist güçler arasýndaki paylaþým kavgasý da bir tür ittifak çerçevesinde ve bir nevi bir soðuk çatýþma biçiminde süregelmiþtir. Ama SSCB ve benzerlerinin tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte, hem bu paylaþým kavgasýnýn alaný aniden geniþlemiþ, hem de temposu ve þiddeti giderek yükselmeye baþlamýþtýr. Hepsinden önemlisi, geçmiþte þu ya da bu ölçüde ortak düþman a karþý bir arada durma mecburiyeti hisseden emperyalist güçler arasýndaki çeliþkiler ve gerilimler daha fütursuzca kendini göstermeye baþlamýþtýr. Bir baþka deyiþle, Ýkinci Dünya Savaþý ndan sonra, nispeten dizginlenmiþ olarak ve Doðu-Batý kutuplaþmasýnýn seyrine tabii olarak seyreden bu paylaþým kavgasý bu dönemeçten itibaren, emperyalizm döneminin doðasýnýn deðiþmediðini göstere göstere geliþmeye baþlamýþtýr. Her ne kadar bu sürecin baþýnda dünyanýn tek kutuplu hale geldiðini vaz edenler ve bunlara inananlar eksik olmadýysa da, olaylarýn geliþimi zamanla kazýn ayaðýnýn öyle olmadýðýný göstermekte gecikmemiþtir. 90lý yýllardan beri dünya çapýndaki geliþmelere damgasýný vuran durum budur. Yeni Dünya Düzeni sloganý altýnda geliþen ilk Körfez Savaþýndan itibaren bu durumun muhtelif tezahürlerini izlemek zor deðildir. O günden beri, öncekiler gibi bir dünya savaþýnýn henüz patlak vermediði doðrudur. Ama bunun nedeni emperyalizmin temel özelliklerinin deðiþmiþ olmasý deðil, dünya çapýndaki bir paylaþým kavgasýnýn taraflarýnýn henüz net bir biçimde þekillenmemiþ olmasýdýr. Bu da tuhaf ve ilk kez þimdi görülen bir durum deðildir. Önceki emperyalist dünya savaþlarýnýn fiilen baþlamasýndan önce de, kimi yerel bölgesel kapýþmalarla geçen ve esas kamplarýn nihai bileþiminin zaman içinde belirlendiði hazýrlýk aþamalarý görülmüþtür. Bugünkü kimi kýsmi yahut bölgesel çatýþmalar da esasen dünya çapýndaki güçler dengesinin þekillenmesine ve asýl karþýt kamplarýn bileþenlerinin belirlenmesine taalluk eden ýsýnma hareketleridir. Bunlara bakarak topyekun ve nihai bir kapýþmanýn artýk olmayacaðýna hükmetmek veya asýl çatýþmanýn bu þekilde cereyan edeceði konusunda kesin bir kanaate varmak doðru deðildir. Zaten daha önceki dünya savaþlarýnýn öncesinde de buna benzer hayaller kuranlar ve bunlara kapýlanlar olmuþtur ve her seferinde bu boþ hayaller savaþa hazýrlýksýz girilmesine hizmet etmiþtir. ABD 90lý yýllardan beri yol alan bu dönem boyunca muhtelif darbeler almýþ olsa ve sorunlarla karþý karþýya bulunsa da, halihazýr durumda baþlýca rakiplerine göre bir üstünlük saðlamýþ durumdadýr. Bu durumun belirlediði güçler iliþkisini rakiplerine dayatma gayreti içindedir. Gerek Ortadoðu daki, gerekse de Afrika ve Kuzey Afrika daki son geliþmelerde olduðu gibi, ABD de baþlayýp ve dünyaya ihraç olan mali krizin Amerikan emperyalizminin Avrupa daki rakipleri bünyesindeki geliþme seyrinde de bunu görmek mümkündür. Paylaþým Kavgasý Türkiye ye Nasýl Yansýdý? Kuþkusuz dünya çapýndaki bu paylaþým kavgasýnýn Türkiye de bir yansýmasýnýn olmamasýný beklemek saflýk olur. Türkiye nin bir ayaðý bu kavganýn odaklarýndan biri olan Avrupa da, bir ayaðý da bu kavganýn en þiddetle cereyan ettiði Büyük Ortadoðu coðrafyasýnýn merkezindedir. Amerikan emperyalizminin planlarýna göre Türkiye, bu geniþleyen Ortadoðu ya yönelik harekatlarýnda bir amiral gemisi ve AB içindeki Truva atlarýndan biri olmak üzere tahkim edilmektedir. Elbette Türkiye bu rollere uyum saðlamak üzere bir takým deðiþimlere gebedir ve bu istikamette ciddi deðiþimler olduðu da son yýllar boyunca gözlenmektedir. Türkiye de ABD emperyalizminin esas rakibi, düyunu umumiye alacaklarýnýn yarýdan fazlasýný ifade eden ve öteden beri Türkiye ekonomisi üzerinde en etkili emperyalist güç olagelen Fransa dýr. Özellikle de Fransa OYAK gibi bir orijinal yapý dolayýmýyla ayný zamanda Türkiye nin siyasi yönelimleri üzerinde de en etkili gücü oluþturmaktadýr. Kimilerince statükocu güçler ile yenilikçi güçler arasýnda iktidar mücadelesi diye, yahut buna benzer muhtelif tariflerle anýlan çatýþmanýn ardýnda esasen emperyalistler arasýndaki bu kavganýn izdüþümlerini görmek gerekir. Sivilleþme, askeri vesayete son verilmesi gibi terimlerle anlatýlmak istenen deðiþimler de esasen ayný çatýþmanýn bir baþka açýdan tarif edilmesini ifade etmektedir. Bir baþka ifadeyle bu deðiþimi AKP ve Amerikancý borazanlarýnýn göstermek istediði gibi, sözümona demokratikleþme yönünde bir geliþme olarak deðil, ABD nin bu alandaki baþlýca rakibinin gücünü kýrýp, kendi gücünü dayatma süreci olarak görmek gerekir. Bu çerçevede, sanal darbe gibi terimlerle tarif edilen 28 Þubat müdahalesi bir bakýma aykýrý bir biçimde, Fransýz emperyalizmiyle sermaye ortaðý olan ordunun siyaset sahnesindeki ayrýcalýklý üstünlüðüne son verecek olan süreci açan bir dönüm noktasý olmuþtur. Bu müdahaleyle önü açýlan süreçte, siyaset sahnesine çýkýp iktidar koltuðuna oturan AKP, esas olarak sermayenin rakip kesimleri arasýndaki güçler dengesinin ABD ve iþbirlikçileri lehine deðiþmesi ve bu güç dengesine uygun bir kurumlaþmanýn tesis edilmesi misyonunu üstlenmiþtir. Bu doðrultuda hatýrý sayýlýr adýmlar atmýþtýr. AKP ve þakþakçýlarý tarafýndan askeri vesayete son verilmesi diye tarif edilen bu süreç esasen sermayenin rakip güçleri arasýndaki güçler dengesinin ABD ve iþbirlikçisi sermaye kesimleri lehine deðiþmesinin saðlandýðý süreci ifade etmektedir. Ergenekon davalarý ve bu davalar vasýtasýyla tutuklanan yahut bu sayede terörize edilip sindirilen kimseler; bunlara paralel olarak askeri veya sivil bürokraside gerçekleþen deðiþimler; Anayasa da yapýlan ve yapýlmakta olan deðiþiklikler bu yöndeki adýmlarý ifade etmektedir. Uluslararasý plandaki güçler dengesinin þekillenmesine az çok koþut olarak, Türkiye çapýndaki güçler dengesi de deðiþmektedir. CHP deki Deðiþiklik Neyi Ýfade Ediyor? Bu süreçte en önemli dönüm noktalarýndan biri, hiç kuþkusuz, Baykal ýn CHP liderliðini terk etmesiyle sonuçlanan operasyonunun damgasýný taþýr. Bu dönemeçten itibaren, AKP karþýsýnda CHP-MHP ittifakýyla ifade bulan muhalefet bloku devreden çýkmýþtýr. Bu dönüþüm esasen siyasi üstünlüðün ABD emperyalizmi ve iþbirlikçileri eline geçtiðinin ifadesidir. Zira Kýlýçdaroðlu baþkanlýðýndaki CHP, KöZ sayfalarýnda döne döne açýklandýðý gibi, AKP nin temsil ettiði kesimlerin güçlü bir rakibi deðil, ayný doðrultuda bir yedek lastik olarak hazýrlanmaktadýr. Bir baþka deyiþle bu noktadan itibaren AKP-CHP çekiþmesinin önceki dönemdeki gibi iki rakip sermaye kesimi arasýndaki çekiþmenin bir ifadesi olarak deðil ayný kesimin iki rakip temsilcisi arasýndaki daha dar anlamda bir siyasi çekiþmeye indirgenme eðilimindedir. Bu sürecin yönü belli olmuþsa da tamamlanmamýþ olduðu görülmektedir. AKP hem CHP deki yönetim deðiþikliði ile MHP ile CHP arasýndaki ittifak olasýlýðýný berhava etmiþtir. Ergenekon davalarýyla bu cephedeki rakiplerini büyük ölçüde etkisizleþtirmiþtir. MHP bu alanda etkisiz ve yalnýz kalmýþtýr. Bu deðiþimle birlikte, aslýnda AKP muhalefetsiz kalmýþtýr. Baykal döneminde böyle muhalefete can kurban diyen Erdoðan ayný kulvarda ilerleyen bir rakiple karþý karþýya kalmýþ durumdadýr. AKP nin bilhassa Kürt seçmenden aldýðý destekten mahrum olmaya baþlamasýyla birlikte güç kaybetmesine ve onun yedeði olarak piyasaya çýkan Kýlýçdaroðlu CHP sinin kendi çizgisini oturtma gayretlerine paralel olarak, gündemin hýzla deðiþmesine yol açan çekiþme iki rakip sermaye kesiminin temsilcileri arasýndaki bir çekiþmeyi ifade etmekten uzaklaþtý. Giderek Erdoðan- Kýlýçdaroðlu çizgileri arasýnda bir çekiþmenin veya daha doðru ifadesiyle rekabetin damgasýný almaya baþladý. Bu itibarla, sanki esas çatýþma gözden kaçýrýlýp, burjuva politikacýlarý arasýnda sýradan bir çekiþme gibi görmeye uygun bir tablo oluþtu. AKP CHP ile Uzlaþmak Zorunda Her ne kadar AKP sýk sýk % 50 ile böbürlenmekteyse de meclisteki mutlak üstünlüðünü büyük ölçüde kaybetmiþ ve rakibine muhtaç onunla uzlaþmaya mahkum duruma düþmüþtür. Buna karþýlýk Kýlýçdaroðlu da CHP ye tamamen hakim deðildir; parti içindeki gerilim ve sürtüþmeler bitmiþ deðildir. Bu nedenle, AKP CHP nin içindeki gerilimleri arttýrmak ve rakibini tökezletmek için ataklar yapmaktadýr. Nitekim son birkaç ayýn geliþmeleri içinde, Hüseyin Aygün ün söyleþisinden bu yana, bu hamleleri görmeyen kalmadý. Bu süreçte zaten öteden beri alýþmaya baþladýðýmýz hýzlý gündem deðiþikliklerinin mahiyeti de bir bakýma deðiþmeye baþladý. Yýllarca sermayenin iki rakip kesiminin çatýþmasýyla ilgili olarak ortaya çýkan hýzlý gündem deðiþiklikleri giderek baþka bir çekiþmeye tabi olmaya baþladý. Böylece gündemdeki baþdöndürücü deðiþimler siyaseti izlemeye çalýþanlarýn zihnini bulandýrýp dikkatini daðýtmaya ve böylelikle siyaset gündeminin asýl akýþýnýn üzerinin örtülmesine yol açmaktadýr. Ýçinden geçtiðimiz dönemde bu medyatik fýrtýnalarla üzeri örtülmek ve dikkatlerden kaçýrýlmak istenen ise, hazýrlanmakta olan Anayasa ve bu yeni Anayasa ya zemin döþemek üzere çýkartýlmakta olan yasalar veya yasal-hukuki uygulamalardýr. Bir baþka deyiþle ifade etmek gerekirse, Anayasa komisyonlarýnda uzlaþmak zorunda olan AKP ve CHP, medyada güya birbirleriyle meydan muharebesi yapar gibi görünme çabasýndadýr. Aslýna bakýlýrsa medyadaki bu fýrtýnalar, öteki taraftaki uzlaþmada kimin ne kadar aðýr basacaðýný tayin etmek üzere bir çekiþme yaratmak üzeredir. MHP ise bu medyatik fýrtýnalarda Anayasa hazýrlanmasýndaki rolü kadar ses çýkarmaktadýr; bir baþka deyiþle sýk sýk kenarda kalmakta ve yeri geldiðinde ünlü kýrmýzý çizgilerini hatýrlatmakla yetinip, taraflardan biri yahut diðerinin yanýnda yer almadan tutum belirlemeye dikkat etmektedir. Genellikle de, herhangi bir sorunda aðýrlýk kazanma eðiliminde olan tarafa karþý muhalefet eden bir tutum almaktadýr. Uludere olayýnda olduðu gibi, sürpriz biçimde BDP nin ön aldýðý göründüðünde ise, taraflarýn hepsi Kürtlere, PKK ve BDP ye karþý bir cephe almakta tereddüt etmemektedirler. Ancak AKP ile CHP nin tutuþtuðu bu muharabenin gündem saptýrma amaçlý olduðu tartýþýlmaz olsa da kitlelerin yaþamýndan siyasetin çýkarýlmasýna deðil, paradoksal olarak yýðýnlarýn daha yoðun bir siyasal bombardmana tutulmasýna yol açmaktadýr. Baþka bir deyiþle AKP-CHP 12 Eylül anayasasýný sessizce yamamanýn yolunu ararken her biri bu Anayasa yla ilgili bir dizi siyasal gündemi piyasaya sürmektedir. Elbette bu gündemlerin kendi baþlarýna kitleleri politize edecek hali yoktur hatta tam tersi bir etki yaratmasý beklenmelidir- ama Dersim tartýþmalarýndan Ýlker Baþbuð un tutuklanmasýna kadar tüm bu gündemler CHP nin danýþýklý muhalefeti tarafýndan deðil de sahici bir muhalefeti tarafýndan ele alýndýðýnda tüm düzen güçlerini týpký Uludere de olduðu gibi köþeye sýkýþtýracak bir mahiyete sahiptir. Gelgelelim ortada emekçi ve ezilenlerin muhalefetini oynamaya aday bir odak olsa da henüz bu rolü hakkýyla oynayamadýðýndan AKP ile CHP birbiriyle gittikçe daha rahat bir þekilde kapýþmaktadýrlar. Emekçilerin ve ezilenlerin yanýnda saf tutanlarýnsa meselenin emperyalistler ve onun uþaklarý arasýndaki kapýþma kýsmýyla deðil esas olarak tam da bu yönüyle ilgilenmeleri gerekir. Muhalefet Yok Son dönemdeki geliþmelerde de hem güçler dengesinin nasýl þekillendiðini hem de AKP ve CHP nin neyi ifade ettikleri ve bir muhalefet boþluðunun sürdüðünü görmek zor deðildir. Siyaset tablosunun sergilediði görüntü açýktýr. Sermayenin birbirleriyle kapýþan rakip kesimleri arasýndaki paylaþým kavgasýnda bir taraf üstünlüðü elde etmiþ durumdadýr. Þimdi bu güçler dengesini kayda geçirmek üzere muvazaalý bir muhalefet görüntüsü altýnda CHP-AKP uzlaþmasýný ifade eden bir Anayasa hazýrlanmaktadýr. CHP nin sözümona bir muhalefet rolü oynayabilmesi için gerçek anlamda bir muhalefet rolü oynayacak herhangi bir odaðýn ortaya çýkmasýna fýrsat verilmemesi gerekmektedir. Bu çerçevede son seçimlere giden süreçten itibaren AKP MHP nin rolünü çalarak önünü kesme gayretindedir. CHP ise kendi bünyesindeki sürtüþmelerin üstesinden gelebildiði ölçüde, AKP nin kaybettiði Kürt seçmeni ve AKP nin sözde demokratik açýlýmlarýndan medet uman kesimleri kandýrýp terkisine alabilmek için bir göstermelik muhalefet rolü oynamak zorundadýr. Ama bilhassa CHP nin bu rolü oynayabilmesinin baþlýca koþulu genel olarak demokratik haklar mücadelesini yürüten gerçek bir muhalefetin ortaya çýkmamasýdýr. Bir baþka deyiþle, BDP nin bu gerçek muhalefet rolünü oynamasýna engel olmak gerekmektedir. Bu bakýmdan AKP ve CHP arasýnda, her ikisinin de emek, demokrasi ve Kürt düþmanlýðý konusundaki ortak yönlerinden baþka bir somut ortaklýk daha bulunduðunun altýný çizmek gerekir. CHP ana muhalefet rolü oynuyormuþ gibi yapmak üzere öne çýkabilmek için; AKP de daha fazla koltuk kaybedip iktidar tekelini elinden kaçýrmamak için, BDP nin önünü kesmek ve onu Kürt sorunuyla sýnýrlý bir alanda eli kolu baðlý tutmak istemektedirler. Bu nedenle AKP gerek KCK operasyonlarý gerekse de askeri operasyonlarla BDP yi sýkýþtýrýp Kürt sorunu ile sýnýrlý bir alana hapsetmek ve orada BDP yi terör örgütü ile iliþkilendirerek siyaset sahnesinden dýþarý itmek için gayret etmektedir. Böylelikle bir yandan da MHP nin muhalefet kabiliyetini kýsýtlarken bilakis onun dolaylý desteðini de almaktadýr. Öte yandan CHP nin de bu operasyonlarda çýkarý vardýr; zira böylelikle kendisinin sahte demokrat maskesiyle muhalefet rolü oynayabileceði bir alan açýlmasýný ummaktadýr. Esasen bu tablo ayný zamanda siyaset sahnesinde bir muhalefet boþluðunun hala sürdüðünü göstermektedir. KöZ sayfalarýnda zaman zaman buna dikkat çekmeyi ihmal etmedik. AKP nin oylarýnýn azalmasýna neden olan baþlýca odak olarak DTP/BDP nin bu boþluðu doldurma yeteneðine sahip tek odak olduðuna döne döne iþaret ettik. Bunun için de BDP nin sadece Kürt sorunu gündemine hapsolma tuzaðýna basmamaya özen göstermesi ve emekçilerin, ezilenlerin tümünün sesi olarak ana muhalefet rolünü üstlenmesi gerektiðine ýsrarla iþaret ettik. Hala yapýlmasý gereken budur. Ana Muhalefet Boþluðunu BDP Doldurabilir Bu muhalefet boþluðunun BDP tarafýndan kapatýlmasýný önlemeye yönelik plan ve tertipler bunlarý uygulayanlarýn beklediði sonucu henüz vermiþ deðildir; görünen o ki, bir sonuç vereceði de yoktur. Doðrusu binlerce aktif unsuru hapse atýlan milletvekilleri ve yerel düzeydeki seçilmiþ elemanlarý baský altýnda tutulan herhangi bir baþka siyasi odak tamamen felçleþmiþ olacak iken, BDP bir türlü tamamen saf dýþý edilememektedir. Hala burjuva siyaset sahnesindeki muvazaalý oyunu bozabilecek bir güç olma özelliðini korumaktadýr. Dar anlamda Kürt sorunu çerçevesinde olduðu gibi, genel olarak emekçilerin ve ezilenlerin demokratik haklar mücadelesinin herhangi bir sorununda en geniþ yýðýnlarý Amerikancý AKP hükümetine karþý harekete geçirip, Amerikancý sahte muhalefet CHP nin maskesini düþürme yeteneðine sahip yegane odak olma özelliðini korumaktadýr. Bununla birlikte, bu kapasitesini kaybetmemiþ olsa da, BDP hala genel olarak demokratik haklar mücadelesinin baþýný çeken bir ana muhalefet rolünü üstlenebilmiþ deðildir. Bu yönde bir iradeyi zaman zaman dile getirmekle birlikte, gerek AKP ve CHP nin ortaklaþa yürüttükleri baský politikalarý ve tertiplerin, gerekse de kendi bünyesinden gelen alýþkanlýklarýn etkisiyle, henüz bu rolü üstlenebilmiþ deðildir. Þeklen HDK bu yönde bir giriþimi ifade etmekte ise de, geniþ yýðýnlarý kitlesel olarak seferber eden bir eylem birliði yerine bir partiye dönük bir pazarlýk zeminine indirgenerek kendi içine kapanan bir giriþime dönüþtüðü ölçüde, böyle bir inisiyatifin ayak baðý olma tehlikesini taþýmaya devam etmektedir. HDK yý ulusal hareket ile emekçi hareketinin dayanýþmasý vb. terimlerle tanýmlamaya çalýþanlar da bu eþiðin aþýlmasýna engel olmaktadýr. Emekçilerle Ezilenlerin Birleþik Kitlesel Muhalefetini Örgütlemek Þart Emekçilerin ve ezilenlerin birleþik kitlesel eylemlerinden güç alýp bu oyunu mecliste de bozabilecek bir muhalefete ihtiyaç vardýr. Bu muhalefetin aðýrlýk merkezinde BDP nin olacaðý bellidir. Bu muhalefet hareketinin emekçilerin ve ezilenlerin tümünün bütün sorunlarýna sahip çýkarak AKP-CHP ikilisini karþýsýna almasý þarttýr. Bu muhalefetin sadece Kürt sorunu çerçevesine hapsolmadan, Kürt Sorunu demokratik haklar mücadelesinin bir sorunudur; emekçilerin demokrasi mücadelesindeki en küçük sorunu dahi Kürtlerin de bir sorunudur diyerek öne çýkmasý gerekir. Bu takdirde AKP ve CHP nin el ele yürüttükleri siyaset karþýsýnda emekçilerin ve ezilenlerin kitlesel eylemli muhalefetini bulacaktýr. KöZ ün arkasýnda duran komünistler bu doðrultudaki her adýmý takip edip, bu hedefe daha güçlü bir biçimde ilerlemeye katký sunmaya devam edecektir.

16 Sayfa 16 Ocak 2012 Uludere de Taziye ve Dayanýþma Halklarýn Demokratik Kongresi 1 Ocak günü, Þýrnak Uludere de F16 uçaklarýnýn saldýrýsýyla öldürülen 35 Kürt emekçinin ailelerine taziye ziyareti yapmak üzere bir çaðrý yaptý. Blok Ýstanbul vekilleri Sebahat Tuncel ve Levent Tüzel in yanýsýra, HDK bileþenlerinin temsilcileri ile KöZ temsilcisinden ve muhtelif sanatçýlarla yazarlardan oluþan heyet, Uludere ye doðru yola çýktý. Biz de, elli lira karþýlýðýnda sýnýr ötesinden mal getirmeye giderken, planlý bir biçimde bir araya toplanýp, uçaklarla bombalanan bu sýnýr emekçilerinin ailelerine taziye ve dayanýþma dileklerimizi sunmak üzere o heyette yer aldýk. Diyarbakýr-Uludere Güzergahýnda Manzara 5 Ocak Perþembe günü oradan katýlanlarla 45 kiþiye ulaþan taziye/dayanýþma heyeti iki minibüs ile saat 11 gibi Diyarbakýr dan yola koyuldu. Mardin, Cizre, Þýrnak üzerinden Uludere ye saat 16 civarýnda varabildik. Oralarda güneþ o saatte batmakta olduðu için, ilk taziye çadýrýna akþama doðru ulaþmýþ olduk. Yolculuk esnasýnda Cizre ye varana dek daðlar pek görülmüyor. Genelde tarýma uygun bir coðrafya olduðu da gözden kaçmýyor. Cizre den sonra ise gittikçe daðlýk bir arazi ve taþlarýn temizlenmesiyle tarýma müsait hale getirilmiþ tarlalar görülüyor. Yer yer de yol kenarlarýnda kömür depolarý ve topak kömür elde edilen küçük imalathaneler görülüyor. Beþ saat süren yolculuk sýrasýnda üç kez de 50 ila 100 baþtan oluþan küçükbaþ hayvan sürülerine rastladýk. Yol boyunca ya hiç aðaç görmedik yahut seyrek rastladýk. Ama buna karþýlýk, bilhassa Þýrnak-Uludere arasýnda hemen hemen her bin metrede bir, bir arama noktasýna, bir gözetleme kulesi veya bir karakola rastladýk. Bu tablo nasýl bir memlekette bulunduðumuzun farkýna varmak için yeterli idi. Ýlk Taziye Çadýrýnda Sýcak Karþýlama Saat 16 gibi Uludere de vardýðýmýz ilk köydeki taziye çadýrýna girdiðimizde, yaklaþýk yüz kiþilik bir grup bizi karþýladý. Önceden haberli olduklarý ve bizi bekledikleri belli olan köylülerin hepsiyle tek tek selamlaþtýk ve baþsaðlýðý dileklerimizi ilettik. Türkçe ve Kürtçe baþýnýz saðolsun-baþýmýz saðolsun dediðimizde, þükran duygularý ve bizi gördüklerine sevindikleri gözlerinde görülebiliyordu. Köylüler arasýndan biri, Kürtçe taziyede bulunduðumuz için, vekillerin ve bizim ziyaretimizden ne kadar memnun olduklarýný dile getirdi, teþekkür edip ölenler için bir Fatiha okudu. Dua sonrasýnda yapýlan konuþmalarda köylüler olayýn vahametini anlattýlar ve bunun hesabýnýn sorulmasý gerektiði hakkýnda konuþmalar yaptýlar. Belli oluyordu ki daha önce yapýlan göstermelik taziye ziyaretlerini bu taleplerini dile getirmek için elveriþli görmemiþlerdi. Fazla uzatmadan geç kaldýðýmýzý, ziyaret edilecek daha iki taziye çadýrýnýn olduðunu ve bir de mezarlýk ziyareti yapacaðýmýzý belirterek hatýr istedik. Bunun üzerine sabahtan beri bizim geleceðimizi bildikleri için beklemekte olan diðer köylüleri daha fazla yormadan ve onlara bir an evvel ulaþmak üzere, ikinci köydeki taziye çadýrýna doðru hareket ettik. Ýkinci taziye çadýrý da ayný birincisi gibiydi. Yine ayný sayýda insan vardý; yine ayný donuk gözlerle ve acý ile bakýyorlardý. Yine ayný þekilde yarý Kürtçe yarý Türkçe geldiðimizden memnun olduklarýný ve teþekkür ettiklerini belirttiler. Ýkinci taziye çadýrýndaki kýsa sohbetten sonra, mezarlýk ziyaretine gittik. Mezarlýk Ziyareti ve Olayýn Gerçek Yüzü 35 Kürt emekçinin mezarlarý yamaca uydurulmuþ bir S harfi oluþturacak þekilde üç uzun sýra halinde dizilmiþ ve etraflarý briketle çevrilmiþ mezarlardý. Hepsi gül ve karanfillerle donatýlmýþtý; bazýlarýnýn baþucuna asýlmýþ PKK bayraklarý dikkat çekiyordu. Cesetler ayýrt edilemediði için yan yana ve ayný anda gömülen cenazeler, bir nevi toplu mezarlýk oluþturuyordu. Mezarlýk ziyareti sýrasýnda konuþan biri, biz kaçaða her zaman gideriz, giderken karakollar haberdar edilir, dönüþlerimiz de haberli olur diye anlattý. Son seferin de böyle olduðunu söyledi. Ayný köylü, kaçaða gittiklerinde en fazla beþer kiþilik gruplar halinde gittiklerini ve bu gruplarýn aralarýnda bin, bin beþ yüz metre mesafelerle hareket ettiklerini söyledi. Bize olayý anlatan köylüler her seferde iki kilometre menzilli telsizlerle aralarýnda haberleþerek gittiklerini de belirttiler. Olay günü de geçiþlerin her zamanki gibi haberli olduðunun altýný çizdiler. Ne var ki bu kez sýnýra vardýklarýnda gruplarýn teker teker askerler tarafýndan durdurulmuþlardý. Otuz sekiz kiþinin bir arada toplanmasý böylelikle saðlanmýþtý. Gruplar topluca bir araya getirildikten sonra, karakol askerleri aniden geri çekilmiþ ve bunun ardýndan gecikmeden beliren F16 lar bombardýmana baþlamýþtý. Köylülerin anlattýðýna göre bu planlý saldýrýnýn bilançosu üç yaralý ile otuz beþ ölü idi (daha sonra otuz dört kiþi diye bildirildi). Bu kýsa özetten anlaþýlabileceðine göre, medyada Ýstihbaratý kim verdi?, silahlý kuvvetleri kim yanýlttý? gibi sorularla kafa karýþtýran yayýnlarýn gerçekle bir ilgisi yok. MÝT biz istihbarat vermedik derken yalan söylemiyor; ama yalan söylemeden gerçeðin üzerinin örtülmesine katkýda bulunuyor. Hükümet çevreleri ve AKP nin yedek lastiði CHP ise ciddi tavýrlarla olayýn titizlikle araþtýrýlmasý gerekir derken aslýnda araþtýrýlacak bir þey olmadýðýný ört bas ediyor. Her þeyin apaçýk ortada olduðu gerçeðinin üzerini örtmek istiyorlar. Mezarlýk ziyareti sýrasýndaki sohbetlerde köylülere Uludere kaymakamýnýn neden hýrpalandýðýný da sormayý ihmal etmedik. Bu konuda hepsi hiç tereddüt etmeden cenaze sahiplerini tahrik edenin bizzat kaymakamýn kendisi olduðunu belirttiler. 35 kiþinin kendi sorumluluk alanýnda yürütülen bir tertiple öldürülmesinin sorumluluðunu taþýyan Naif Yavuz, timsah gözyaþlarýyla geldiði Gülyazý daki taziye çadýrýný ziyareti sýrasýnda, daha gelir gelmez öldürülen köylülerin resimlerinin kaldýrýlmasýný istemiþti ve bu da haliyle cenaze sahiplerinin ve oraya taziye için gelen kitlenin öfkesini kabartýp tepkisine neden olmuþtu. Kimbilir, belki de kaymakam taziye çadýrýna Baþbakan ýn, kendisinin ve karakol komutanýnýn Türk bayraklarýyla süslü resimlerinin asýlmasýný bekliyordu. Bu tavýr göz önüne getirildiðinde, orada toplanan kitlenin provoke olmasý için Naif Yavuz dan baþka bir provokatöre ihtiyaç olmadýðý da aþikar görünüyor. Üçüncü Taziye Çadýrý ve Geri Dönüþ Bu söyleþilerin yapýldýðý mezarlýk ziyaretinden sonra, üçüncü taziye çadýrýna gittik. Hava iyice kararmýþ ve soðumuþtu. Son taziye çadýrýna vardýðýmýzda üç yerde ateþ yakýlmýþtý. Yine yüze yakýn insan toplanmýþtý. Bizi sabahtan beri orada beklediklerini öðrendik. Yine taziye ve ölenler için Fatiha okunmasýndan sonra sohbet baþladý. Ziyaretçi heyet sözcülerinin konuþmalarý bittikten sonra, köylülerden bir kiþi konuþmak istediðini bildirdi. Konuþmasýnda doðrudan vekillere seslenerek, Vekilim, köylülerim beni hain ilan ettiler; ben hain deðilim. Bakanlarýn ziyareti sýrasýnda, basýn toplantýsýndaki Türkiye nin baþý sað olsun gibi sözlerimden dolayý beni dýþlamýþlar. Hata ettiysem özür dilerim. Ben hain deðilim. Ölenlerin içinde benim de yeðenlerim var. Benim de canlarým gitti. Kusurum varsa özür dilerim dedi. Daha sonra söz alanlar arasýndan bir genç de Benim babam da bu saldýrýda öldü. Duyduðumuza göre bunun için tazminat vereceklermiþ. Verecekleri tazminat babamý geri getirecek mi? diye sordu. Bir genç kýz ise Babam korucu, ben de korucuyum, Erdoðan bize bundan dolayý iyi bir ödül verdi. Bu bize ders oldu dedi. Bir baþka genç ise; Türkler bizden ne istiyor? diye sordu. Bir baþkasý; Özür dilemezlerse ve tazminat ödemezlerse biz buralardan göçüp gideriz dedi. Karþýlýklý sohbet bu çerçevede sürdü. Sonra geldiðimiz araçlara binip, dönüþ yoluna koyulduk. Þýrnak ta belediyenin hazýrlamýþ olduðu yemeði topluca yedikten sonra, tekrar yola koyulup saat bir buçukta Diyarbakýr a vardýk. Diyarbakýr dan döndükten sonra, yani 6 Ocak Cuma günü saat 14 de websitemizde de metni bulunan basýn açýklamasýný yaptýk ve dönüþ yoluna koyulduk. Roj TV nin uydu eriþimi engellendi Roj TV nin yayýný 22 Ocak akþamýndan itibaren kesintiye uðradý. Bunun nedeni, Roj TV nin uydu üzerinden yayýn yapmasýný saðlayan ve Fransýz devletinin büyük ortaðý olduðu Eutelsat þirketinin 'Roj TV nin arkasýnda bir terör örgütü olduðunun anlaþýlmasý' üzerine sahibi olduðu uydu üzerinden yayýn yapmasýný durduracaðýný açýklamasý oldu. Eutelsat bu kararýný Danimarka da sürmekte olan Roj TV hakkýndaki davanýn iddianamesine ve mahkeme kararýný bahane ederek açýkladý. Bir süredir Roj TV nin sahibi olan þirketin kurulu olduðu Danimarka da TC'nin baskýlarý sonucunda açýlan bir dava sürmekteydi. Bu davanýn iddianamesi Roj TV nin AB nezdinde terör örgütü olarak kabul edilen PKK ile iliþkili olduðunu ve bu nedenle kapatýlmasý gerektiðini iddia etmekte ise de, Mahkeme iddiayý kabul etmekle birlikte kapatma kararý almaya mezun olmadýðýný belirterek savcýnýn talep ettiðinin dörtte biri kadar bir para cezasý kesmekle yetinmiþti. Bununla birlikte, Eutelsat ayný iddianame ve kararý bahane ederek Roj TV nin uydusu üzerinden yayýn yapmasýný engelledi. Kuþkusuz bu son olarak Roj TV adýyla yayýn yapan televizyonun baþýna ilk kez gelmiyor. Daha önce de gerek Med TV ye, gerekse de Medya TV ye (o zaman daha ziyade Ýngiltere nin inisiyatifiyle) benzer bahanelerle engellemeler getirilmiþti ve bu engellemelere raðmen yayýn faaliyeti önlenememiþti. Roj TV yi çýkaranlar bugün bulunduklarý noktaya gelinceye kadar bir çok benzer baþka engelle karþýlaþýp bunlara aþarak bugün bulunduklarý noktaya gelmiþ bulunuyorlar. Daha önce gazete bürolarý matbaalarý kundaklanýp bombalanarak çalýþanlarý katledilerek ve tehdit altýnda tutularak Roj TV ye kadar eriþen hareketin bu son engellemeyle durdurulabileceðini sanmak yersiz olur. Hiç kuþkusuz bu faaliyetin arkasýnda duranlar 'güçlükler üstesinden gelmek, engeller aþýlmak içindir' düsturunu çoktan beri öðrenmiþ olduklarý için, bu köstekle de durmayacaklardýr. Her ne kadar bu son engelleme giriþimi Roj TV nin arkasýnda duranlar için ilk deðilse de Eutelsat ýn Roj TV'ye yönelik engelleme giriþimi Fransýz emperyalizminin hizmetinde bir kuruluþ olan bu þirketin ilk vukuatý deðil. Bu nedenle söz konusu þirketin önceki bir vukuatýný hatýrlamak bu olayýn ardýnda neyin yattýðýný görmek için anlamlý olur. Dünyanýn uydu üzerinden yayýn yapýlmasýný saðlayan en büyük üç þirketinden biri olan Eutelsat, yaklaþýk 5 bin civarýnda kuruluþa hizmet vererek, 120 milyon eve TV, video, yahut radyo yayýnlarýnýn ulaþmasýna aracýlýk ediyor. Eutelsat daha önce de, 2008 de, tam Pekin olimpiyatlarýna üç hafta kala Çin yönetimine muhalif yayýn yapan NTDTV adlý televizyonun kendi uydusu üzerinden yayýn yapmasýný 'teknik bahanelere' sýðýnarak durdurmuþtu. Oysa o sýralar baþka ülkelerde olduðu gibi, Fransa da da Tibet sorunu nedeniyle Pekin olimpiyatlarýnýn boykot edilmesi doðrultusunda demagojik kampanyalar yürütülüyordu. Eutelsat ýn 'teknik' bahanesinin ardýnda Fransýz emperyalizmi ile Çin yönetimi arasýndaki son derece derin ekonomik çýkar iliþkileri olduðu o zaman Sýnýr Tanýmayan Gazetecilerin tertiplediði bir medyatik tuzak sonucunda ortaya çýkmýþtý. Eutelsat ýn Çin yönetiminin Fransýz finans kapitaline bir takým 'kolaylýklar' saðlanmasý karþýlýðýnda bir jest olarak NTDTV nin yayýnýný engellediði bu giriþim sayesinde kanýtlarýyla ortaya dökülmüþtü. Roj Tv nin engellenmesini ilk protesto edenlerin arasýnda da Sýnýr Tanýmayan Gazeteciler var. O nedenle Eutelsat ýn hangi bahanelere sýðýnarak kararýný gerekçelendirdiðinden ziyade bu kararýn hangi konjonktürde gündeme geldiði önemlidir. Bu karar tam 'soykýrýmý inkar suçu' hakkýndaki yazsa nedeniyle Fransa-Türkiye iliþkilerinin gerginleþtiði ortamda TC hükümeti Fransa yý ekonomik boykotla tehdit etmekte olduðu koþullarda gündeme gelmiþtir. Eutelsat ýn önceki sabýkasý göz önüne alýndýðýnda Fransýz emperyalizminin þimdiden TC ile pazarlýk etmek üzere tedbir almakta olduðunu düþünmek için gereðinden fazla neden var. Öte yandan bu karar sadece Fransýz emperyalizminin hizmetindeki bir kuruluþun iç yüzünü ortaya dökmek için vesile sunmuyor. Ayný zamanda da TC temsilcilerinin iki yüzlü maskesini düþürmek için bir vesile sunuyor. Bilindiði gibi Fransa da gündemde olan yasa tasarýsý karþýsýnda TC nin üzerinde durduðu baþlýca demagojilerden biri, bu yasa ile düþünce özgürlüðüne engel çýkarýldýðý hakkýnda idi. Tam bu tartýþmalarýn ortasýnda ayný Fransýz devletinin bir TV'yi yasaklamasý konusunda ise elbette bu þöven ve sosyal þövenlerle onlarýn þakþakçýlarý seslerini çýkarmamaktadýr ve çýkarmayacaklardýr. Zaten onlar Roj TV nin Türkiye de yayýn yapmasýna izin vermek bir yana uzayda bile durdurulmasý için yýllardýr kampanya yürüten þarlatanlardýr. Bu gerçek de bu vesileyle ortaya konmalýdýr. Öte yandan bir baþka tesadüf, bu geliþme tam da Hrant Dink in öldürülmesi hakkýndaki davanýn siyasi deðil münferit bir suç olduðuna ve bu cinayetin ardýnda devletle içli dýþlý bir örgütün bulunmadýðýna tam da ölüm yýldönümünde karar vermesi üzerine geldi. Oysa Hrant bir gazeteci deðil miydi? Sesini kýsmak için yürütülen alçakça medyatik kampanyalarýn ardýndan devlet ve faþist çetelerin tertibiyle öldürülmemiþ miydi? Elbette bu olaylarýn failleri ve onlarýn arkasýndaki güçlerin üzeri örtülecektir. Ama ayný zamanda güya ermeni sorunu hakkýnda duyarlýlýðýný sergileme iddiasýnda olan Fransýz emperyalistlerinin bu dava nedeniyle Türkiyeli ortaklarýnýn üzerine yürümeyiþini, tersine Roj TV'yi engelleyerek pazarlýk kapýsý açmakta oluþunu da teþhir etmek gerekir. Roj TV nin arkasýndakilere gelince. Onlar bugüne TV ile gelmediklerinin farkýndadýr. TV'nin nasýl meydana geldiðini de en fazla onlar bilmektedir. Bütün teknik imkanlardan mahrum edilseler de, týpký Uludere deki mezarlarýn üzerinde dalgalanan bayraklarý indiremedikleri gibi, TV izleyicileri ile birebir temas halinde olmalarýna engel olamayacaklarýný da bilmektedirler. Bu çerçevede, bir baþka husus ise Roj TV nin sadece Kürtlerin sorunu olmadýðýný Türkiye de demokratik haklar mücadelesi yürütenlerini tümünün sorunu olduðunu dile getirmenin tam zamanýdýr. Daha önce baþka örneklerde olduðu gibi, bu sefer de daha güçlü bir biçimde Roj TV ye sahip çýkmanýn zamanýdýr. Böylece HDK çerçevesinde bir araya gelen güçlerin Kürt hareketinin sýrtýnda siyaset yapmak isteyip istemediklerini göstermeleri için de iyi bir fýrsat belirmektedir. Bunu görmek için önümüzdeki günleri ibretle izlemek gerekiyor.

Troçkistler ve Troçkizm Karþýtlarýný Buluþturan Sürekli Devrim Efsanesi Sürekli devrim teorisi herhalde Troçkizmle özdeþ kabul edilen baþlýca kavramlardandýr. Hatta Lenin sonrasý sosyalist kuþaklar arasýnda

Detaylı

BDP ye Yönelik Saldýrýlara Son! KCK Davasý Tutuklularýna Özgürlük!

BDP ye Yönelik Saldýrýlara Son! KCK Davasý Tutuklularýna Özgürlük! TROÇKÝZM DOSYASI Bugün troçkizm konusunda Türkiye solunun zaaflarýný irdelemek ve troçkizmin bir politik akým olarak nasýl bir oportünist merkezciliði ifade ettiðine ýþýk tutmak oportünizme ve tasfiyeciliðe

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 YTL (KDV DAHÝL) SAYI:5 MART 2008 Tasfiyeci Rüzgarlar Þiddetlenirken Kim Hangi Yolda Yürüyor? (2) Geçtiðimiz sayýda belirttiðimiz gibi, Hangi Yolda Yürüyoruz baþlýklý makalede

Detaylı

Savaþýn Muhatabý Barýþýn da Muhatabýdýr

Savaþýn Muhatabý Barýþýn da Muhatabýdýr YIKIMLARA KARÞI BÝRLEÞELÝM MÜCADELE EDELÝM! Sultanbeyli de Kentsel Dönüþüme Karþý Halk Toplantýsý Kitle Örgütlerinin Dayanýþmasý, Geleneksel Yaz Pikniðine Taþýndý Sultanbeyli Yavuz Selim Mahallesi'nde

Detaylı

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83 ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... 2 Mart 2005 Hürriyet Gazetesi Oto Yaþam Eki'nin Editörü Ufuk SANDIK, "Dikiz Aynasý" köþesinde Oda Baþkaný Emin KORAMAZ'ýn LPG'li araçlardaki denetimsizliðe

Detaylı

Troçkizm Dosyasý - 4 Troçki ve Troçkizm sorunu gündeme geldiðinde, bu akýmýn karþýsýnda yer alanlar bakýmýndan sürekli devrim konusu kadar, hatta belki ondan fazla akla gelen konulardan biri de Troçki

Detaylı

AYLIK GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 17 EYLÜL 2010 Komünist Manifesto yu ezbere bilen bir oportünist Referandum sürecinde solun Evet veya Hayýr kamplarýna karýþan kesimleri kendi pozisyonlarýný

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 12 EKÝM 2009 Fransa da Kaðýtsýzlar Bakanlýðý kuruldu 26 Haziran günü Paris in yoksul kenar mahallelerinden birinde, iþgal edilmiþ bir binanýn kapýsýna

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Bugün 15-16 Haziranlar Neden Güncel ve Nasýl Mümkündür? 19 Haziran günü Maltepe de 15-16 Haziran olaylarýný anmak için Bugün 15-16 Haziranlar Neden Güncel ve Nasýl Mümkündür? adlý yaklaþýk yüz kiþinin

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 4 OCAK 2008 Ýlk Dört Kongreyi Savunmak Stalin i Karalamanýn Kýlýfý mýdýr? KöZ rehberinin Komünist Enternasyonal in ilk dört kongresi olduðunu söylerken

Detaylı

Kuruluþunun 90. Yýlýnda TKP'nin Mirasýna Nasýl Sahip Çýkýlýr 28 Ocak tarihiyle TKP yi Türkiye ye getirmek için bindikleri gemide Mustafa Suphi ve on beþlerin Kemalistler tarafýndan katledilmesinin yýldönümü

Detaylı

27 Mayýs ýn Ardýndaki «Kürt Sorunu» Anlaþýlmadan 71-72 Kopuþu da Kavranamaz AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 6 MAYIS 2008 Neredeyse yarým yüzyýl önce gerçekleþen 27 Mayýs darbesi, uzunca

Detaylı

Çatý Partisini Eleþtirmenin Dayanýlmaz Hafifliði Çatý partisi tartýþmalarý; üçüncü cephe, çatý partisi, sadece koordinasyon iþlevi görecek geniþ iþlevi olmayan bir çatý partisi, çatý partisine giderken

Detaylı

Bir ayaklanmada etkin olmak için her

Bir ayaklanmada etkin olmak için her Yeni Evrede Başyazı KÝTLE ÝÇÝNDE DEVRÝMCÝ ÇALIÞMA Bir ayaklanmada etkin olmak için her þeyden önce kesin, açýk, devrimci bir programa sahip olmak gerekiyor. Ne için savaþtýðýný bilmek, kitlelerin eylemde

Detaylı

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði Türkiye Biliþim Derneði, biliþim sektöründe çalýþan üst ve orta düzey yöneticilerin mesleki geliþimi ve dayanýþmalarýný geliþtirmek amacýyla her yýl düzenlediði

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZDAN HABERLER Sendikamýza Üye Ýþyerlerinde Çalýþanlardan Yýlýn Verimli Ýþçisi Ve Ýþvereni Seçilenlere Törenle Plaketleri Verildi 1988 yýlýndan bu yana Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) nce gerçekleþtirilen

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 9 MART 2009 Halepçe Katliamý nýn 21. Yýlý! Güney Kürdistan da Süleymaniye nin doðusunda bir Kürt kasabasý olan Halepçe 16 Mart 1988 günü onlarca Irak

Detaylı

Sayfa 2 ARALIK 2010 Teknik sebeplerden ötürü bir süredir elimize ulaþmayan Finike'de yürütülen çalýþmalara dair yazýlarý bu sayýmýzda özet bir biçimde yayýnlýyoruz. Finike'den gelen yazýlar 1 Mayýs çalýþmalarýndan

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 3 EKÝM 2007 Yeni Anayasa Hakim Sýnýflarýn Ýç Çatýþmalarýnýn Ürünü Olacak Demokratik Anayasa Savaþan Ýþçilerle Gelecek Emperyalistler Arasý Denge Kayda

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði, üyeler arasýndaki haberleþme aðýný daha etkin hale getirmek için, akademik çalýþmalar yürüten bilim insaný, antrenör, öðretmen, öðrenci ve ilgili

Detaylı

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ çevresine. Bu adý ona bir kuyrukluyýldýz vermiþ. Nasýl mý

Detaylı

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Yargýtay Kararlarý T.C Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Davalý þirketin ayný il veya diðer illerde baþka iþyerinin

Detaylı

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK TOPLAM KALÝTE YÖNETÝMÝ VE ISO 9001:2000 KALÝTE YÖNETÝM SÝSTEMÝ UYGULAMASI KONULU TOPLANTI YAPILDI GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK YÝBÝTAÞ - LAFARGE GRUBUNDA KONYA ÇÝMENTO SANAYÝÝ A.Þ.

Detaylı

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI

BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI BASIN AÇIKLAMALARI Egemenler Arasý Dalaþýn Yapay Sonucu Zamlar EKONOMÝK KRÝZ VE ETKÝLERÝ 6 Aðustos 1945'te Hiroþima'ya ve 9 boyutu bulunmaktadýr. Daha temel nokta Aðustos 1945'te Nagasaki'ye

Detaylı

Merhaba Genç Yoldaþlar;

Merhaba Genç Yoldaþlar; Merhaba Genç Yoldaþlar; Yeni bir sayýmýzla yine sizlerle birlikteyiz. Yaz mevsiminin en sýcak günlerinin yaþandýðý Temmuz ayý içerisindeyiz. Tabi ki bu sýcaklar ne devletin baský ve terörünü ne de iþçilerin,

Detaylı

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle ÖNSÖZ Biliþim Sektörünün deðerli çalýþanlarý, sektörümüze katký saðlayan biliþim dostlarý, Bilindiði üzere Türkiye Biliþim Derneði, Biliþim Sektörünün geliþmesi amacýyla tam 38 yýldýr çalýþmalarýna aralýksýz

Detaylı

15 Tandem Takým Tezgahlarý ndan Ýhtiyaca Göre Uyarlanabilen Kitagawa Divizörler Kitagawa firmasýnýn, müþterilerini memnun etmek adýna, standartý deðiþtirmesi yeni bir þey deðil. Bu seferki uygulamada,

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

TEKEL ÝÞÇÝLERÝ ÝLE DAYANIÞMAYA

TEKEL ÝÞÇÝLERÝ ÝLE DAYANIÞMAYA TEKEL ÝÞÇÝLERÝ ÝLE DAYANIÞMAYA Onaylayan Administrator Wednesday, 10 February 2010 Son Güncelleme Tuesday, 16 February 2010 HSGG Haber için týklayýn {tab=13 ÞUBAT DUYURU} GÜVENCESÝZ, KÖLELÝK KOÞULLARINDA

Detaylı

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ EÐÝTÝM SEMÝNERÝ RESÝMLERÝ Çimento Ýþveren Dergisi Özel Eki Mart 2003, Cilt 17, Sayý 2 çimento iþveren dergisinin ekidir Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Projesi Sendikamýz

Detaylı

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme - 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 21 MAYIS 2011 1978 1 Mayýsý nýn Rövanþý Alýndý Bu yýlki 1 Mayýsla birlikte 1978 in rövanþý alýnmýþ oldu. 1978 1 Mayýsý sadece Ýstanbul da 12 Eylül öncesinde

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Kýzýlcaþar Geleceðe Hazýrlanýyor Gelin Birlikte Çalýþalým ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Mart 2014 ALPER YILMAZ Halkla Bütünleþen MUHTARLIK Ankara Gölbaþý Kýzýlcaþar Köyünde 4 Mart 1979

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005

mmo bülteni mart 2005/sayý 82 05.02.2005 basýnda odamýz basýnda odamýz basýnda odamýz Ocak/ Dizayn Ýnfo Dergisinin 9. sayýsýnda "Makina Mühendisleri Odasý'na TÜRKAK'tan Akreditasyon Sertifikasý" baþlýklý haber yayýnlandý. 05.02.2005 Oda Baþkaný

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 Düþen Faizler ÝMKB yi Yýlýn Zirvesine Çýkardý Merkez Bankasý ndan gelen faiz indirimine devam sinyali bono faizini %7.25 e ile yeni dip noktasýna çekti. Buna baðlý olarak

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Fiskomar. Baþarý Hikayesi Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren

Detaylı

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 13 OCAK 2011 Bu program, Avrupa Birliði ve Türkiye Cumhuriyeti tarafýndan finanse edilmektedir. YENÝLÝKÇÝ YÖNTEMLERLE KAYITLI ÝSTÝHDAMIN

Detaylı

2014-2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "4. AKIL OYUNLARI TURNUVASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 4. Akýl Oyunlarý Turnuvasý, 21 Þubat 2015 tarihinde Özel Sancaktepe Okyanus Koleji

Detaylı

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ ÝKK TOPLANTISI ÞUBEMÝZDE GERÇEKLEÞTÝRÝLDÝ 4 Kasým 2010 tarihinde ÝKK toplantýsý Þubemizde gerçekleþtirildi. ÞUBEMÝZ SOSYAL ETKÝNLÝKLER KOMÝSYONU TOPLANDI Þubemiz sosyal etkinlikler komisyonu 05 Kasým 2010

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER TÜHÝS Ýþ Hukuku ve Ýktisat Dergisi Cilt : 23, Sayý : 2-3 Kasým 2010 - Þubat 2011 SENDÝKAMIZDAN HABERLER ÝL ÖZEL ÝDARELERÝNDE TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ UYGULAMALARI SEMÝNERÝ YAPILDI Üyemiz Ýl Özel Ýdareleri Genel

Detaylı

Sunu, MÜCADELE BÝRLÝÐÝ DAÐITIMCILARINA SÝLAHLI SALDIRI! BASINA VE KAMUOYUNA

Sunu, MÜCADELE BÝRLÝÐÝ DAÐITIMCILARINA SÝLAHLI SALDIRI! BASINA VE KAMUOYUNA Sunu, Yeni bir dergide okurlarýmýzla buluþmanýn sevinciyle merhaba. Yeni Evrede Mücadele Birliði, bu yeni dönemde adýna uygun olarak sýçramalý bir geliþim gösterecektir. Ýlk sayýmýzý çýkarýrken okurlarýmýzdan

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim

İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim 1. Ünite İletişim ve İnsan İlişkileri İletişim ve İnsan İlişkileri Kitle İletişim Araçları Atatürk ve İletişim 9 Ýletiþim Benimle Baþlar a. Bugüne kadar baþardýðým en zor iþ nedir? b. En çok gurur duyduðum

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði www.tutevsiad.org BÝRLÝKTEN KUVVET DOÐDU TÜRK-ÇÝN EKONOMÝK VE TÝCARÝ ÝÞBÝRLÝÐÝ FORUMU NDA BÝZDE TÜTEVSÝAD OLARAK YERÝMÝZÝ ALDIK T.C. Baþbakaný Recep Tayyip Erdoðan'ýn 8-11

Detaylı

014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu

Detaylı

Önce Suriye yoðun tehditlere maruz kaldý. Emperyalistler saldýrýnýn eþiðine geldi. Rusya nýn kimyasal silahlarýn imhasý önerisinin

Önce Suriye yoðun tehditlere maruz kaldý. Emperyalistler saldýrýnýn eþiðine geldi. Rusya nýn kimyasal silahlarýn imhasý önerisinin edi bese!... Mehmet Ezer... 10 yaşında. 25 Mart günü Silvan da BDP mitingine polisin saldırısı sonucu başından gaz bombası ile vuruldu... Mehmet ilk müdahalenin ardından Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp

Detaylı

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 'HEDEFÝMÝZ EN BÜYÜK 10 EKONOMÝ ARASINA GÝRMEK' Baþbakanýmýz, Ulusa Sesleniþ konuþmasýnda Türkiye'nin potansiyelinin de hedeflerinin de büyük

Detaylı

sosyalist isci YENÝ LÝBERALÝZME, IRKÇILIÐA, MÝLLÝYETÇÝLÝÐE, CÝNSÝYETÇÝLÝÐE, SAVAÞA, KÜRESEL ISINMAYA KARÞI EZBERLERÝ BOZARAK

sosyalist isci YENÝ LÝBERALÝZME, IRKÇILIÐA, MÝLLÝYETÇÝLÝÐE, CÝNSÝYETÇÝLÝÐE, SAVAÞA, KÜRESEL ISINMAYA KARÞI EZBERLERÝ BOZARAK sosyalist isci www.sosyalistisci.org DEVRÝMCÝ ANTÝKAPÝTALÝST GAZETE SAYI: 290 14 Temmuz 2007 1 YTL YENÝ LÝBERALÝZME, IRKÇILIÐA, MÝLLÝYETÇÝLÝÐE, CÝNSÝYETÇÝLÝÐE, SAVAÞA, KÜRESEL ISINMAYA KARÞI EZBERLERÝ

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

ANKARA 3. Alevi KurultayýI Yapýldý 7 DE Sulucakarahöyük/ANKARA Yýlmaz KIZILIRMA Haberin Devamý 2 DE

ANKARA 3. Alevi KurultayýI Yapýldý 7 DE Sulucakarahöyük/ANKARA Yýlmaz KIZILIRMA Haberin Devamý 2 DE 8 Reyhanlý'daki patlamalar baþta Ýstanbul ve Ankara olmak üzere birçok kentte Emek ve Demokrasi Güçleri tarafýndan protesto edildi. Ýstanbul'da Mecidiyeköy Cevahir AVM önünde bir araya gelen Emek ve Demokrasi

Detaylı

Organizatör Firma Cebeci Cad. No:54 Akatlar 34335 Ýstanbul Tel:0212 351 68 48 (pbx) Faks:0212 351 59 33 E-Posta: tculha@grem.com.tr BAHÇEÞEHÝR ÜNÝVERSÝTESÝ BEÞÝKTAÞ KAMPÜSÜ 11-12 Haziran 2008 SUNUM DOSYASI

Detaylı

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi, ... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,

Detaylı

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI Yarýþmanýn Amacý 1. ÝTHÝB 1.ÝTHÝB Teknik Tekstiller Proje Yarýþmasý, Ýstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Ýhracatçýlarý Birliði'nin Türkiye Ýhracatçýlar Meclisi'nin katkýlarýyla Türkiye'de teknik tekstil sektörünün

Detaylı

Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda

Detaylı

EMEÐÝN ARTAN BAÞKALDIRISI

EMEÐÝN ARTAN BAÞKALDIRISI EMEÐÝN ARTAN BAÞKALDIRISI 21. yüzyýla girilirken, dünya iþçi sýnýfý hareketi çok yönlü ve þiddetli burjuva saldýrýsý ve baþkaldýrýsýyla karþý karþýya kaldý. Sosyalistler, baskýnýn daha da arttýðýna dair

Detaylı

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI MEMUR PERSONEL ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ GÖREV TANIMI Memur Personel Þube Müdürlüðü, belediyemiz bünyesinde görev yapan memur personelin özlük iþlemlerinin saðlýklý bir

Detaylı

sosyalist isci Kapitalizm krize çözüm bulamýyor

sosyalist isci Kapitalizm krize çözüm bulamýyor sosyalist isci www.sosyalistisci.org DEVRÝMCÝ, ANTÝKAPÝTALÝST HAFTALIK GAZETE SAYI: 377 9 Ekim 2009 2 YTL IMF toplandý, dolar çöktü Kapitalizm krize çözüm bulamýyor Kitlesel bir sol partinin þimdi tam

Detaylı

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek söyleyemem. Ýþlerin paylaþýmý yüzünden aramýzda hep kavga

Detaylı

Merhaba Genç Yoldaþlar;

Merhaba Genç Yoldaþlar; Merhaba Genç Yoldaþlar; Yeni bir sayýmýzla daha sizlerle birlikteyiz. Faþizmin saldýrýlarý hýz kesmeden devam etmekte. Burjuvazinin mezhep çatýþmalarýyla kendi iktidarýný garanti altýna almayý planladýðý

Detaylı

1Osalon tek masa u düzen küme 7 7 9 14 17 19 11 17 19 19 31 33 43 31 12O Centrum Toplantý Hizmetleri KÜÇÜKYALI farklý boyut ve özelliklere sahip 10 adet toplantý salonu, açýk büfe Ýris Restoran ý, sosyal

Detaylı

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor TD 161.qxp 28.02.2009 22:11 Page 1 C M Y K 1 Mart 2009 Sayý:161 Sayfa 6 da 2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor Saðlýkta Dönüþüm Programý nýn uygulanmaya baþladýðý 2003 yýlýndan bu yana çok

Detaylı

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma Ýçindekiler 1. FASÝKÜL 1. ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta Düzlem ve Düzlemsel Þekiller Geometrik Cisimlerin Yüzleri ve Yüzeyleri Tablo ve Þekil Grafiði Üç Basamaklý Doðal Sayýlar Sayýlarý Karþýlaþtýrma

Detaylı

Ümraniye Ýþçi Kurultayý 11 Aralýk ta toplanýyor!

Ümraniye Ýþçi Kurultayý 11 Aralýk ta toplanýyor! Kamu Emekçileri Bülteni Özel Sayýsý: 269 OSB-ÝMES Ýþçi Bülteni Ýþçi sýnýfýnýn kurtuluþu kendi eseri olacaktýr! Kasým 2005 Fiyatý 250.000 TL (25 Ykr) Söz, karar, inisiyatif iþçilerde! Ümraniye Ýþçi Kurultayý

Detaylı

DÜZENLEME KURULU YÜRÜTME KURULU. Sezai ONARAL Sami KAZICI Ünal AYDIN Tayfun BEÞE Nevzat BARAK Yaþar BASKIN Hasan AKTAÞ Abdi ÇALIÞIR

DÜZENLEME KURULU YÜRÜTME KURULU. Sezai ONARAL Sami KAZICI Ünal AYDIN Tayfun BEÞE Nevzat BARAK Yaþar BASKIN Hasan AKTAÞ Abdi ÇALIÞIR BÝRÝNCÝ DUYURU DÜZENLEME KURULU Deðerli Meslektaþlarýmýz, Yeminli Mali Müþavirler Odalarý olarak 8 odanýn ortaklaþa ilk defa düzenlediði "I. Yeminli Mali Müþavirlik Denetim ve Tasdik Sempozyumu" 13-17

Detaylı

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR FÝYATI: Okuyana Beleþ OFSAYT 2 Þinasi ile HAYATIN ÖTE YANI HAFTANIN SORUSU Devane den MURTAZA Yav Þinasi Aðabey, bu CHP de Saim Topgül

Detaylı

0.2-200m3/saat AISI 304-316

0.2-200m3/saat AISI 304-316 RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi

Detaylı

BURJUVAZÝ DEVRÝMÝ HIZLANDIRIYOR!

BURJUVAZÝ DEVRÝMÝ HIZLANDIRIYOR! BURJUVAZÝ Kapitalist üretimin iki yönü vardýr: Yýkýcý olan ve devrimci olan. Kapitalizm tarafýndan sürekli mahvedilen küçükmülk sahipleri, durumlarý gereði yalnýzca yýkýcý yaný görürler. Politik temsilcileri

Detaylı

AYLIK KOMÜNÝST GAZETE FÝYATI: 1 TL (KDV DAHÝL) SAYI: 8 OCAK 2009 Egemen güçlerin, AKP, CHP ve diðer düzen partilerinin karþýsýna emekçilerin ezilenlerin taleplerini savunan, sorunlarýna sahip çýkan adaylarý

Detaylı

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 12 1 KOBÝ'lere AB kapýsý Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 2 3 Projenin amacý nedir Yurt dýþýna açýlmak isteyen yerli KOBÝ'lerin, Lüksemburg firmalarý

Detaylı

MERHABA GENÇ YOLDAÞLAR;

MERHABA GENÇ YOLDAÞLAR; MERHABA GENÇ YOLDAÞLAR; Yeni bir sayýmýzla yine sizlerle birlikteyiz. Bir önceki sayýmýzda duyurusunu yaptýðýmýz 2. Gençlik Buluþmasý - Gençlik Ne Yapmalý? - Emperyalist Savaþ Karþýtý Gençler Buluþuyor

Detaylı

BARIÞÇI ÇÖZÜM. Savaþa deðil emekçiye bütçe

BARIÞÇI ÇÖZÜM. Savaþa deðil emekçiye bütçe sosyalist isci www.sosyalistisci.org DEVRÝMCÝ ANTÝKAPÝTALÝST GAZETE SINIR ÖTESÝ DEÐÝL BARIÞÇI ÇÖZÜM SAYI: 302 17 Kasým 2007 1 YTL KYOTO YU ÝMZALATMAK KÜRESEL ISINMAYA ve NÜKLEER SANTRALLERE KARÞI Ankara

Detaylı

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta Mikro Dozaj Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta ve aðýr hizmet tipi modellerimizle Türk

Detaylı

ki bu, paylaşılacak bir postun kavgasıdır. Hayır! Bu, tek sözle postu kurtarma savaşıdır! Halkların öfkesinden kendini sıyırma savaşıdır!

ki bu, paylaşılacak bir postun kavgasıdır. Hayır! Bu, tek sözle postu kurtarma savaşıdır! Halkların öfkesinden kendini sıyırma savaşıdır! UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN Bu söz Roboski-Uludere Katliamını hep hatırlamak, için söylendi. O katliam anını hepimiz duyduk... Hepimizin tanıklık ettiği gelişmeler... Bombalama sesini duyan köylülerin sınıra

Detaylı

SINIF ÝLÝÞKÝLERÝNÝ DOÐRU KAVRAMAK

SINIF ÝLÝÞKÝLERÝNÝ DOÐRU KAVRAMAK SINIF ÝLÝÞKÝLERÝNÝ DOÐRU KAVRAMAK 74. Sayý / 16-30 Aðustos 2006 Sýnýflar iliþkisini doðru tanýmlamak, Marksizmin a- bece sidir. Sýnýflarýn karþýlýklý iliþkisi denilince, sýnýflar diyalektiðini, yani sýnýf

Detaylı

14- TMMOB/ODALARI, SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER, EYLEM VE ETKİNLİKLER

14- TMMOB/ODALARI, SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER, EYLEM VE ETKİNLİKLER 14- TMMOB/ODALARI, SENDİKALAR VE DİĞER DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİLER, EYLEM VE ETKİNLİKLER 23 dönem Çalışma Programında; Oda etkinliklerinin TMMOB örgütlülüğü ile ilişkilendirilerek ortak alanlar

Detaylı

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 KÝMLER KATILABÝLÝR? Yarýþma, Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilinde veya yurtdýþýnda okuyan T.C. vatandaþlarý veya K.K.T.C vatandaþý, 35 yaþýný aþmamýþ, en az lise

Detaylı

sosyalist isci Yunanistan Ermenilerden özür diliyorum kampanyasý Ýklim deðiþimini durdurabiliriz Hapishanelerde doluluk rekoru: Af, bir an önce

sosyalist isci Yunanistan Ermenilerden özür diliyorum kampanyasý Ýklim deðiþimini durdurabiliriz Hapishanelerde doluluk rekoru: Af, bir an önce Yunanistan BANKALARA PARA GENÇLERE KURÞUN Yunanistan da 2001 yýlýndan beri büyük dalgalar halinde süren mücadeleler sonunda ayaklanmaya dönüþtü Polisin 17 yaþýnda bir genç olan Alexandros u vurmasý üzerine

Detaylı

KAZANMAK ÝSTEYEN ÝÞÇÝ SINIFININ YAPACAKLARI

KAZANMAK ÝSTEYEN ÝÞÇÝ SINIFININ YAPACAKLARI Yeni Evrede Baþyazý KAZANMAK ÝSTEYEN ÝÞÇÝ SINIFININ YAPACAKLARI Bir ülkede kapitalizm ne denli geliþkin ve bunun sonucu iþçi sýnýfý nicelik olarak ne kadar büyük ve ne kadar örgütlü olursa olsun, iþçiler

Detaylı

Devrimci Ýþçi Partisinin ve 4. Enternasyonalin inþasý için. iþçi cephesi. Kapitalist Sömürüye, Emperyalist Ýþgallere Irkçýlýða ve Þovenizme Karþý

Devrimci Ýþçi Partisinin ve 4. Enternasyonalin inþasý için. iþçi cephesi. Kapitalist Sömürüye, Emperyalist Ýþgallere Irkçýlýða ve Þovenizme Karþý Devrimci Ýþçi Partisinin ve 4. Enternasyonalin inþasý için iþçi cephesi Yeni Dönem sayý: 27 Mayýs 2006 http://iscicephesi.org Kapitalist Sömürüye, Emperyalist Ýþgallere Irkçýlýða ve Þovenizme Karþý 1 Mayýs

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki

Detaylı

sosyalist isci Ne kömür, ne petrol ne nükleer rüzgar, güneþ bize yeter KEG 12 Mayýs, Cumartesi, saat: 12.00 Ankara, Toros Sokak MÝTÝNG VE KONSER

sosyalist isci Ne kömür, ne petrol ne nükleer rüzgar, güneþ bize yeter KEG 12 Mayýs, Cumartesi, saat: 12.00 Ankara, Toros Sokak MÝTÝNG VE KONSER sosyalist isci www.sosyalistisci.org DEVRÝMCÝ ANTÝKAPÝTALÝST GAZETE SAYI: 281 28 Nisan 2007 1 YTL Ne kömür, ne petrol ne nükleer rüzgar, güneþ bize yeter Küresel ýsýnmayý Yeni sayý çýktý durdurabiliriz

Detaylı

Kahrolsun Faþizm Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði

Kahrolsun Faþizm Yaþasýn Halklarýn Kardeþliði HALK insanca bir yaþam yolunda HALKBÜLTENÝ Birleþen halk yenilmez! Hrant Dink in Öldürülmesi Devlet Operasyonudur Bebekten Nasýl Katil Yaratýlýr! SÝSTEMÝN KARANLIK YÜZÜ YABANCI KAÇAK ÝÞÇÝLER Kahrolsun

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623 MALÝYE DERGÝSÝ ISSN 1300-3623 Temmuz - Aralýk 2007, Sayý 153 YAZI DANIÞMA KURULU Prof. Dr. Güneri AKALIN Prof. Dr. Abdurrahman AKDOÐAN Prof. Dr. Figen ALTUÐ Prof. Dr. Engin ATAÇ Prof. Dr. Ömer Faruk BATIREL

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz!

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! Asýlsýz iddia neden ortaya atýldý? Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! 19 Haziran 2004 tarihinde, Ovacýk Altýn Madeni ile hiçbir ilgisi olmayan Arsenik iddialarý ortaya atýlarak madenimiz

Detaylı

sosyalist isci Yukarýda Ýstanbul un bina Haydarpaþa tren istasyonunda

sosyalist isci Yukarýda Ýstanbul un bina Haydarpaþa tren istasyonunda sosyalist isci www.sosyalistisci.org DEVRÝMCÝ ANTÝKAPÝTALÝST GAZETE ÝSTANBUL BAÐDAT OLSAYDI... SAYI: 274 10 Mart 2007 1 YTL Irak ta nezhep çatýþmalarý artýyor Sorumlu ABD iþgali Mezhep çatýþmalarý doðrudan

Detaylı

Merhaba, GENÇ YOLDAÞ IN 4. SAYISI ÇIKTI

Merhaba, GENÇ YOLDAÞ IN 4. SAYISI ÇIKTI Merhaba, Yeni sayýmýzda Newroz la merhaba diyoruz. Cejna Newroz Piroz Be! Newrozlarýn halklarýmýzýn özgür olduðu, zincirlerinden kurtulduðu, tüm Dehaq larýn dünya üzerinden temizlendiði günlerde kutlanmasý

Detaylı

ÝÞÇÝ SINIFININ KURTULUÞU KENDÝ ESERÝ OLACAKTIR

ÝÞÇÝ SINIFININ KURTULUÞU KENDÝ ESERÝ OLACAKTIR Devrimci Ýþçi Partisinin ve 4. Enternasyonalin inþasý için iþçi cephesi Yeni Dönem sayý: 26 Nisan 2006 http://iscicephesi.org Sözde Vatandaþ tan Þemdinli ye ve þimdi yeniden... Baþbakan çocuklarýn katlini

Detaylı