ŞEKER ve YAN HAM MADDE OLARAK KULLANILMASI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ŞEKER ve YAN HAM MADDE OLARAK KULLANILMASI"

Transkript

1 Yeni fabrikaların kurulması, eskilerin islâh edilmesi sureti ile İkinci Cihan Savaşınn bitimindenberi dünya şeker istihsal kapasitesinin 8-10 milyon ton arttığı tahmin edilmektedir. İstatistiklere göre, meselâ 1955 teki kamış ve pancar şekeri istihsali takriben 39 milyon ton iken 1960 yılında 52 milyon tonu aşmıştır vc anbar stoklan aynı beş sene içinde tahminen % 50 (yani 14 milyon tondan 21 milyon tona) yükselmiştir. ŞEKER ve YAN ÜRÜNLERİNİN KİMYASAL HAM MADDE OLARAK KULLANILMASI Yadigâr AKYÜZ Kimya Y. Mühendisi ZUS AMMEN FASSVNG : Dieser Arlikel gibi einen Überblick iiber die Venvendungsmöglichkeilen von Zucker (Sacclıarose) ıınd dessen Nebenproduklen bei der fcetvinnuııg aus Zuckerrohr und-riibe als chemisclıer Jiuhsiloff. Einerseils merden andere Nalırugsmillel, z.b. Citronensaure usw.. andererseils Kıınststofle usw. aus Zucker hergesttellı, \vobci allerdings die Müglichkeileıı noclı nicht ersclıöpft siıtd. Son yıllarda insanlar için çok kıymetli bir enerji kaynağı olan şeker, gittikçe artan bir önem taşımağa başlamıştır. Eski devirlerde kilitli kutularda saklanan bu lüks meta, dünya pazarının çok önemli bir ticarî maddesi durumuna ulaşmıştır. Kamış ve pancar şekeri istihsali, dünya üzerinde belirli üretim vc tüketim merkezlerini paylaştıktan sonra hem mutedil iklimli endüstrisi gelişmiş ülkelerde, hem de tropikal veya yarı tropikal az gelişmiş memleketlerde çok önemli bir ekonomi kolu olmuştur. Şeker tüketimi hayat standardı ile çok yakından ilgili olup normal olarak yükselen gelir ile muntazam artmaktadır. Şeker üretimi ise, Milletlerarası andlaşma ile Birleşmiş Milletler Dünya Beslenme Konseyi çerçevesi içinde kontrol edilmektedir. Zira üretim fazlasının önüne geçilmek istenmektedir. Fakat bu kontrol % 100 tesirli olamamaktadır, çünkü tarımsal mctodlann düzeltilmiş olması sebebiyle hem şeker kamışının, hem de pancarının hektar verimi tedricen yükselmiştir. Ekilen saha yavaş yavaş artmış, evvelce şeker ithal zorunda olan memleketler kendi ihtiyaçlarım karşıladıkları gibi ihraç durumuna da geçmişlerdir. Bu arada şeker için sınaî değerlendirme imkânları aranmasına başlandığını görüyoruz. Buna sebeb yalnız şeker anbar stoklarının ^artması gösterilemez. Dünyadaki az gelişmiş tropikal ve subtropikal memleketlerin bazılarında tarihi ve iklime ait sebeplerden ötürü en önemli sanayi kolu olan şeker sanayimden elde ettikleri bu bol miktardaki şeker acaba kimyasal ham madde olarak kullanılması ile başka endüstri kollarının gelişmesine yol açabilirmiydi? Bu ümit yolunda giden Londra Kraliyet Kimya Enstitüsü ve Sıcak Memleketler Ürünleri Kurumu bilginleri, şekere yeni değerlendirme imkânları bulmak için uğraşmaya başlamışlardır. Fakat bu gibi araştırma işleri diğer memleketlerde de (meselâ Federal Almanya) yapılmaktadır vc kamış şekeri için muteber olan hemen hey şey pancar şekeri için de uygulanmaktadır. Bununla beraber şeker için genel olarak değerlendirme imkânlarının katran ve petrol türevlerinde olduğu gibi uzun müddet şumullü ve dikkatli olarak etüd edilmemiş olduğunu vc edilmediğini de belirtmek icap eder. Bundan başka şeker, sınaî olarak istihsal edilen bütün organik maddelerden çok daha büyük miktarda elde edilmektedir. Kimyaca adı sakkaroz olan şekerin yapı iskeleti Karbon, hidrojen ve oksijenden teşekkül etmektedir. Bu gibi organik maddelere umumiyetle karbon hidratlar denilmektedir. Ancak bunları hidrokarbonlarla karıştırmamak lâzımdır. Karbonhidratlar aynı zamanda oksijende ihtiva ettiği halde, hidrokarbonlar sadece karbon ve hidrojenden teşekkül ederler. Karbonhidratlar insan vücudu tarafından kullanılabilir, yani enerjiye tahvil edilebilir. Buna mukabil hidrokarbonlar hazmedilemezler. Buna bir misal hekimlikte müshil olarak kullanılan nayi parafindir. Parafinin imal edildiği petrol, muhtelif hidrokarbonların karışımından başka birşey değildir. Bunlar, harp sonundan beri çok çabuk büyümüş olan yeni bir sanayi kolunun (yani petrol kimyasının) esasım teşkil ederler. Hidrokarbonlar kimyaca değişebilirler, unsurlarına ayrılabilirler veya büyük meleküller meydana getirebilirler. Fakat aynı şey, eğer hakiki kimyasal reaksiyonlar bulunursa karbohidratlarla da vuku bulabilir. Eğer sakkaroz uygun bir katalizatör yanında bir yağ asidi ile bir araya getirilirse böyle bir reaksiyon vukubulur. Bu şekilde bir ucunda hidrofob, diğer ucunda ise hidrofil gruplar bulunan bir molekül teşekkül eder. Diğer bir deyişle: Sentetik yıkama ve temizleme maddelerinden biri olan yağsız bir

2 sabun teşekkül eder. Bu m e y d a n a gelen sabun lezzetsiz olup yendiği t a k t i r d e vücuda hiç bir zararlı tesir y a p m a m a k t a d ı r. Bu sebepten zehirli h a ş e r a t imha maddeleri ile b u l a ş t ı r ı l m ı ş olan meyvaların temizlenmesinde uygun b i r temizleyici m a d d e yerine geçer. Şekerden yapılan bu s a b u n u n diğer faydaları, t a m a m e n zararsız b i r m a d d e olması, insan cildini t a h r i p etmemesi ve b a k t e r i l e r t a r a f ı n d a n tahallül cttirilebilmesidir. S o n u n c u şık fevkalâde önemlidir, ç ü n k ü halen s a r f e d i l m e k t e olan yıkam a maddelerinin kullanılmasından ö t ü r ü nehirlerde, kanalizasyonlarda ve d u r u l t m a tesislerinde m e t r e l e r 3-üksekIiğinde köpük dağlarının teşekkülü d a i m a rahatsız edici o l m a k t a ve tahammül edilemez d u r u m l a r m e y d a n a getirip, birçok m e m l e k e t l e r d e de kanuni tedbirlerle b u n u n önüne geçilmek istenmektedir. Şekerden imal edilen yıkama madelerinden biri kullanıldığında hiçbir köpük dağının teşekkül ettiği görülbez, herhangi b i r rahatsızlık olmaz ve b u n l a r a ait k a n u n l a r a da hacet kalmaz. Şekerden sabun imâlinde kullanılan h a m maddelerden diğeri ise H i n d i s t a n Cevizi yağından elde e d i l m e k t e olan Laurin asididir. İngiliz Milletler topluluğunun bazı memleketleri ve halen petrolden yapılan yıkama maddelerini ithal e t m e k zor u n d a olan b ü t ü n tropikal memleketler, şeker s a b u n u n u kendi toprak zenginliklerinden faydalanarak k u r d u k t a n b i r sanayiiden imâl edilebilirler. Böyle b i r sanayiinin gelişmesi ancak zamana ihtiyaç gösterecektir. Her ne k a d a r şekerden sabun imâli, petrolden sabun imâline n a z a r a n çok daha pahalı değilse de genel olarak şekeri oldukça m a s r a f l ı b i r h a m m a d d e kabul e t m e k gerekir. B u n d a n b a ş k a petrol kimya tesislerine muazzam sermayeler yatırılmış olup, piyasaya şekerden yapılmış b i r y ı k a m a maddesi sokulmak istenirse diğer y ı k a m a m a d d e l e r i ile rekabet edebilmesi için hem cesaretle h e m de, m u a z z a m yatırımlara ihtiyaç göstereceği tabiidir. B ü t ü n b u n l a r a r a ğ m e n d ü n y a şeker fiatları muhtelif senelerde oldukça b ü y ü k dalgalanmalar g ö s t e r m e k t e d i r. İ k t i s a d e n gelişmemiş memleketlerin ise bu d u r u m l a r d a n istifade ederek yeni sınaî y a t ı r ı m l a r yapması, b ü t ü n masraf ve fiat problemleri bir yana b i r ö l ü m kalım meselesi olacaktır. Şekerin h a m m a d d e olarak kullanılması ile d a h a b a ş k a sanayi ü r ü n l e r i y a p m a k t a m ü m k ü n d ü r. Doymuş b i r yağ asidi olan Laurin asidi yerine b u n a benzer r e a k s i y o n l a r d a d o y m a m ı ş b i r yağ asidi kullanılırsa L â k l a n n ve boyaların kurumasını ve sertleşmesini ç a b u k l a ş t ı r a n b i r madde m a y d a n a gelir. Bu m a d d e ile k a n ş t ı n l m ı ş bo yalar, t a h t a üzerine önceden bir a s t a r y a p m a d a n sürülebilir, bu da malzemeden vc işçilikten önemli tasarruf sağlar. Şeker molekülleri çok k a b a işlenebilir, yüksek sıcaklık ve yüksek basınca m a r u z bırakılabilir. 0 C sıcaklıkta ve 100 atü'lük basınçta metilalkol ihtiva eden bir kapta şeker, h i d r o j e n ve a m o n y a k ile reaksiyona u ğ r a r ve bu a r a d a sun'î bir m a d d e olan nylon'un dev meleküllerinc benzer moleküller m e y d a n a gelir. Bu usûlle, şekerden sun'i elyaf yapılabilir ve b u n l a r d a n da kadın çorapları, şimdi bilinmekte olan sun'i elyaftan yapılabilen b ü t ü n diğer şeyler imâl edilebilir. Yine b u arada, belirli gıda maddeleri konservelerinin imâlinde, e k m e k mayası tozu istihsalinde ve B vitamini elde e t m e k t e kullanılan meyva şekeri ( F r u k t o z ) çeşitli m e t o d l a r ile elde edilmektedir. F a k a t meyva şekerinin bu güne k a d a r alışılmış olan usullere göre istihsâli çok masraflı olduğu için Hindistan'daki Trinidad Şeker Araştırm a E n s t i t ü s ü n d e n Prof. VViggins yeni vc ucuz bir m e t o d a r a m ı ş t ı r, o vc yardımcıları 0-5 C ye kad a r bir sıcaklıktaki kireç ile belirli bir şeker çözeltisi yapmışlardır. Bu a r a d a meyva şekeri kireçle çözeltilen katı şekilde a y n l a n, b i r kimyasal bileşik m e y d a n a g e t i r m i ş t i r ve s o n r a b u katı m a d d e d e n meyva şekeri elde edilmiştir. Bu usulle e k o n o m i k olan ve rekabet edebilen b i r fiyata meyva şekeri imâl e t m e k m ü m k ü n d ü r. Şeker F a b r i k a s y o n u n u n arzu edilmeyen yan ü r ü n l e r i n d e n biri, özellikle şeker pancarı işlenmesinde çok d e f a husule gelen, dextran'dır. örselenmiş.pancarlar ile fabrikaya ekseriya, şeker çözeltisinde çok iyi gelişen ve çok çabuk çoğalan bir m i k r o o r g a n i z m a birlikte girer. Sonra derhal şeker çözeltisinden, b o r u l a r ve ventillcri tıkayan, kalın bir ç a m u r m e y d a n a gelir. B i r m i n g h a m Üniversitesi Laboratuvarlarında İkinci Cihan Savaşının başlangıcından önce bu a l a n d a klavuz çalışmaları yapılmıştır. Bu esnada, Dextran imâli için çok elverişli olan b i r bakteri cinsi izole edilmiş ve yetiştirilmiştir. Araştırıcılar, şeker f a b r i k a s ı n d a bu k a d a r arzu edilmeyen dextran'ın, moleküllerini uygun b i r büyüklüğe irca ettikten sonra, tıpta kan plâzması için yedek bir ikame maddesi olarak kullanı j labileceğini a n l a m ı ş b u l u n m a k t a d ı r l a r ve hakik a t t a b u m a d d e çeşitli ticarî isimler altında piyasaya çıkarılmış ve uzun z a m a n d a n beri kullanma alanına s o k u l m u ş t u r. MELASIN HAM MADDE OLARAK KULLANILMASI. >\ ı S o n z a m a n l a r a k a d a r yine şeker fabrikalarının kıymetli b i r yan ü r ü n ü olan melâstan yalnız

3 alkol istihsâli ile hayvan yemi ve m a y a sanayi: için f a y d a l a n m a k t a idi. Bu gün ise birçok kıymetli m a d d e l e r için melâs önemli b i r h a m madd e kaynağı haline gelmiştir. Bilhassa s a k k a r o z bileşiklerinin araştırılması ve sınai istihsal ile meşgul olan şeker kimyası uzmanları, şeker f a b r i k a s y o n u n u n bu ucuz artığının, bilhassa gıda sanayii ile ilâç sanayii için pek çok lüzumlu sentetik maddelerin elde edilmesi için b u l u n m a z bir m a d d e olduğunu o r t a y a koymuştur. Son z a m a n l a r d a s a k k a r o z u n pek ileri bir s a f h a y a k a d a r bölünmesini sağlıyan metodlaı' b u l u n m u ş t u r. S a k k a r o z d a k i glikoz ve f r u k t o z parçaları daha yüksek polissakkaritlerin sentezine de y a r a m a k t a d ı r. Meselâ dextran ve levan b u n l a r arasındadır, ö n c e sakkarozu dolayısı ile melası ilk m a d d e olarak kullanan metodları ele alalım. Bunları üç gruba a y ı r m a k m ü m k ü n d ü r. 1 Her şeyden önce ispirto ve m a y a etmeye yarıyan m a y a f e r m a n t a s y o n l a r ı, elde 2 Bakteryolojik F e r m a n t a s y o n l a r - Bunların başında butanolaseton f e r m a n t a s y o n l a r ı gelir. 2-3 butilen glikol ve süt asidi fermantasyonları da b u n l a r a r a s ı n d a d ı r. 3 Küf m a n t a r l a r ı f e r m a n t a s y o n l a r ı - Bunlardan yalnız sitrik asit f e r m a n t a s y o n l a r ı bir ö n e m taşırlar. Birinci m e t o d ile elde edilen alkol istihsali bazı memleketlerde, son seneler zarfında, etilen veya etilsulfattan sentetik usulle istihsal edilenle şiddetli bir r e k a b e t halindedir. Meselâ Amerika'da son seneler z a r f ı n d a u m u m i alkol istihsalinin en çok % 40 kadarı f e r m a n t a s y o n sanayii tarafınd a n temin edilmiştir. Bunun da % 37 si melâsın mayalandırılması sureti ile elde olunmuştum. E k m e k mayası istihsalinde başlangıçta ilk m a d d e olarak tercihan bir h u b u b a t çeşidi kullan ı l m a k t a idi. I. Dünya savaşında ise Almanya'da melâstan f a y d a l a n m a yoluna gidilmiştir. Ancak melâstan elde edilen m a y a maltoz b a k ı m ı n d a n f a k i r olduğu halde, çok kârlı bir istihsal m e t o d u olduğundan tercihe şayandır. Melâstan elde edilen ve Saccharomyces Cerevisiae cinsi m a y a olarak adlandırılan m a y a protein ve B-Komplex vitaminlerini ihtiva ederler. İkinci metod yani bakteriyolojik f e r m a n t a s yonda, bakteriler yardımı ile yeni kimyasal maddeler elde edilir. En önemlileri laktik asit, B 12 vitamini aseton - butanol f e r m a n t a s y o n u d u r. Butanol ve a s e t o n u n dolayısı ile izo - propanolun f e r m a n t a s y o n tekniği yolu ile istihsali de, ilk m a d d e kaynağı b a k ı m ı n d a n, aynen alkol ve m a y a n ı n gelişmesinde olduğu gibi bir seyir takip etmiştir. İlk önceleri hep h u b u b a t mayşesi bilhassa mısır mayşesi kullanıldığı halde, sonraları b a ş t a Amerika o l m a k üzere t a m a m e n melâse geçilmiştir. Yalnız h a r p esnasında melâs darlığı belirince yine m ı s ı r d a n faydalanılmaya başlanmıştır. Butanol ve asetonun f e r m a n t a s y o n tekniği yolu ile istihsali, bilhassa Amerika'da, sentetik usulle b ü y ü k rekabet halindedir. Ancak şeker ve melâs fiyatlarındaki a n o r m a l d a l g a l a n m a l a r zam a n z a m a n piyasanın sentetik m a m u l l e r e kaptırılmasına sebep o l m a k t a d ı r. Sentetik istihsalin Amerika'da olduğu şekilde henüz yüksek olmadığı m e m l e k e t l e r d e ferm a n t a s y o n yolu ile elde edilen m i k t a r % 90 civarındadır. H a t t â Avusturalya'da % 100 fermantasyon sureti ile elde edilmektedir. Bazı memleketlerde de Aseton yerine biraz b a ş k a m a d d e l e r kullanılmak sureti ile İzopropanol elde olunmaktadır. Fazla melâsa sahip b u l u n m a y a n Almanya gibi m e m l e k e t l e r d e de Butanol ve Asetonun ferm a n t a s y o n tekniği yolu ile istihsâli pek önemli değildir. F e r m a n t a s y o n ameliyesine, melâs kullanılması halinde m ü k e m m e l e n h a k i m o l u n m a k t a d ı r. Eskiden çok k o r k u l a n ve bazan bir fabrikasyonu felce u ğ r a t a n bakterophagen'in istilâsı keyfiyeti bu gün dayanıklı soylar kullanılmak sureti ile t a m a m e n önlenmiş b u l u n m a k t a d ı r. Üçüncü şıktaki küfle olan fermantasyonlarda, küflerin biyokimyasal aktivitelerinden faydalanılır. Bu da sanayide büyük ö n e m taşır. Bakteri ve m a y a l a r gibi o l m a s a l a r bile, bu iki organizma g u r u b u t a r a f ı n d a n yapılamıyan kimyasal değişmeler y a p a r l a r. Sitrik asit, glukonik asit, l'umarik asit, penicilin ve Streptomicin gibi antibiyotikler, k ü f l e r t a r a f ı n d a n yapılan endüstriyel fermantasyon ürünleridir. Turunçgillerin ve ananasların tabii bir bileşiği olan sitritk asitin f e r m a n t a s y o n yolu ile istihsali e n d ü s t r i d e hemen hemen 30 seneden beri muvaffakiyetle tatbik edilmektedir. B u r a d a tabiatta yetişen bir maddenin f e r m a n t a s y o n tekniği sayesinde yapılan istihsalle t a m a m e n o r t a d a n nasıl kaldırılabileceğinin bir misali ile karşıkarşıyayız. Yani limondan elde edilmekte olan sitrik asit bu gün t a m a m e n f e r m a n t a s y o n yolu ile elde edilmektedir. H a m m a d d e olarak ta melâs kullanılmaktadır. F e r m a n t a s y o n ameliyesinde iki metod kullan ı l m a k t a d ı r. Birincide b ü y ü k f e r m a n t a s y o n hıicbu o r g a n i z m a l a r t a r a f ı n d a n p a r ç a l a n m a k t a d ı r. Dünyanın b ü t ü n büyük ve m o d e r n Kimya Lâb o r a t u v a r l a r ı n d a şeker kimyagerlerinin ulaştık

4 ları sonuçlar ise hayret vericidir. Zira şekerden başlıyarak muhtelif reaksiyonlarla elde edilen ve pek geniş alanı kaplayan çeşitli sentetik maddelerin isim cetvelinde, hiçbir zararı olmıyan ve h a t t â cildi k o r u y a n bir çeşit d u d a k boyası ile göz ve cildi t a h r i p etmiyen pek y u m u ş a k b i r cins ş a m p u a n d a n, kırılmaz camın birleştirici maddesi olarak kullanılan şeffaf bir m a d d e ile yüksek t a h r i p kabiliyetli infilâk m a d d e s i n e k a d a r her cins mal vardır. Sanayide e m ü l g a t ü r adı altında şeker esasından elde edilip, boya sanayiinde lâklar olarak ve yağlama, temizleme ile daha bir çok a l a n l a r d a kullanılan m a d d e çok önemlidir. Bu emügatürlerin t a h r i ş edici hass'aları b u l u n m a d ı ğ ı n d a n, sürüldükleri yeri yemediklerinden ve kokusuz old u k l a r ı n d a n boyalarda k u r u t u c u m a d d e olarak ( S i k a t i f ) k u l l a n ı l m a k t a ve dayanıklı, sert bir boya sathı temin e t m e k t e d i r. Cildi t a h r i ş etmemesi ve sağlığa zararlı olmayışları b a k ı m ı n d a n ise sabun, diş m a c u n u, d u d a k boyası ve saç şamp u a n l a r ı gibi kozmetik malzemelerinde zararsızca kullanılmasını da s a ğ l a m a k t a d ı r. Şeker bazlı b i r kimya malzemesinin ü s t ü n l ü ğ ü Amerika'da bilinmekte olduğundan, b u n d a n, k ö p ü r e n ve cildi k o r u y a n yeni bir s a b u n tozunun imâli için, hummalı b i r çalışma başlamıştır. Fakat yine bu çalışmaların esas amacının şekerden plâstik maddeler, sun'i reçineler, lâstik hassalı sun'i m a d d e l e r ve emniyet c a m l a r ı n ı n imâli olduğu görülüyor. Bu a r a d a meselâ bir şeker bileşiği olan sorbit, a s k o r b i n asidinin imâlinde dolayısiyle C vitamini istihsalinde kullanılabilme imkânına sahiptir. Şeker esterlerinin b a h ş e t t i k l e r i n d e n biri de evvelce işaret olunduğu gibi b u n l a r d a n insan organizmasında yağın hazmedilebilmesini pek mük e m m e l bir şekilde tanzim eden çeşitli maddelerin imâl edilmesidir. Bu sebepten dolayı şeker esterleri süt çocukları veya yaşlılar için çok elverişlidir. Yukarıda açıklamış olduğumuz maddelerden bazıları şimdiye k a d a r yalnız şeker kimyası lâbor a t u v a r l a r ı n d a elde edilmiştir. Diğer bazıları ise geniş bir e n d ü s t r i maddesi olarak istihsâl edilm e k t e d i r l e r. B ü t ü n bu sebeplerden dolayı şekerin kimya sanayiinin pek önemli m a d d e l e r i n d e n biri olacağını kestirmek büyük bir kehanet olmasa gerektir. B u r a d a zikredilmiş olan şeylerin b ü t ü n l ü ğ ü h a k k ı n d a d a h a uzun z a m a n bir iddiada bulunulamaz. Bununla b e r a b e r, petrol kimyasına karşı şiddetli bir rekabet mücadelesine d a y a n m a k sor u n d a olan bir şeker kimyasının meydana gelmesi için, sadece şekerin kimyasal ve diğer teknik değerlendirme i m k â n l a r ı son amil değildir. Bu nun için esas olan şeker fiyatlarının gelişmesi ve az gelişmiş memleketlerdeki sermaye temini imkânlarıdır. vetli havalandırılması ve karıştırılması yer almıştır. H a k i k a t t e d e m ü t e m a d i çalışma vc yıllık ton kristâl sitrik asit istihsali tam ekonomiktir. Su altı f e r m a n t a s y o n u ile çalışmanın müsbet neticeleri karşısında halen satıh f e r m a n t a s y o n u ile çalışılan fabrikaların su altı f e r m a n t a s y o n u n a tahvil edileceği pek m u h t e m e l d i r. Böylelikle bu f a b r i k a l a r kapasite ve istihsallerini arttıracaklardır. H a t t â su altı f e r m a n t a s y o n u penicilin gibi antibiyotiklerin istihsalinde genel bir metod olarak gelişmektedir. DİĞER FERMANTASYON METODLARI Azot ihtiva eden ve sinir sistemi hücrelerinin ve bilhassa beyin hücrelerinin beslenmesi ve tenbihi için kıymetli bir m a d d e olan Glutamin asidi S t e f f e n m e t o d u ile elde edilir. Yine melâs artıklarından elde edilen m o n o g l u t a m i n a t ı bu a r a d a zikretmek yerinde olacaktır. Bu beyaz ve kristâl olarak elde edilebilir cisim bizim her gün yemeklerde çeşni, tad maddesi olarak kullandığımız, yani yediğimiz nesnedir. Glutamin çeşni, tad ve b a h a r maddesi o l m a m a k l a b e r a b e r et, sebze, çorba, salata gibi birçok yemeklere kendi lezzetlerini a r t t ı r a n bir hassa vermektedir. Batıda pek tutulan ç o r b a hapları çorbaya verdikleri lezzetin büyük bir kısmını Glutaminat'a b o r ç l u d u r l a r. Yine kıymetli bir m a d d e olan Betain kuvvetli a d s o r b a n olan iyon değiştiriciler vasıtası ile şeker ş u r u p l a r ı n d a n elde olunur. Başlangıç maddesi olarak melâs kullanılan ve e n d ü s t r i d e tatbik, edilen enteresan bir usulde Bacilus m e g a t h e r i u m yardımı ile vitamin B 12 istihsalidir. Bu metod yarı steril ş a r t l a r altında ve kuvvetli şekilde havalandırılmak sureti ile 75 m 3 lük f e r m a n t a s y o n kapları içinde başarı ile y a p ı l m a k t a d ı r. Bu kaplar daha önce maya istihsalinde kullanılmışlardır. F e r m a n t a s y o n organizması galebe çalışıncaya k a d a r bu usulde bir kaç gün kontinü olarak çalışabilir. Bakteri istilası tehlikesi de m u k a v i m cinsler k u l l a n m a k sureti ile önlenmiş bulunmaktadır. Antibiyotiklerin imâlinde, daha pahalı olan şeker türleri yerine sakkaroz kullanmak gayretleri gayet olumlu sonuçlar vermiştir. Penicilin istihsalinde k a r b o n h i d r a t kaynağı olarak sadece s a k k a r o z ve glukoz b u l u n u r ve " P r e c u r s o r " olarak fenilasetat asidi ihtiva eden m u t a t mısır yum u ş a t m a suyu kullanıldığı zaman gayet az mikt a r d a penicilin elde o l u n m a k t a d ı r. Buna m u k a * bil Laktoz ile Optimal bir verim s a ğ l a n m a k t a d ı r. Fakat her satte kontinö olarak % 0,40 Glukoz ve % 0,07 k a d a r s a k k a r o z akıtılırsa aynı şekilde pe-

5 nicilin olarak optimal bir verim elde olunmaktadır. Metod bu şekilde tatbik edildiği taktirde kolay assimile edilebilen ucuz şeker nevileri de kullanılabilecek ve ekonomik faydalar sağlanacaktır. Streptommyces türlerinin antibiyotiklerin veya vitaminlerin imâllerinde kullanılmaları hali de sakkarozun hiç olmazsa doğrudan doğruya; elverişli olmadığı artık belli olmuştur. Çünkü sakkaroz umumiyetle sakkaroz ihtiva etmeyen releri bulunup, bu hücrelere yüzeyi 6 m 3 kadar olan düz tavalar yanyana ve üst üste yerleştirilmektedir. Bu tavalara 10 cm. yükseklikte mayalandırılacak sterilize edilmiş melâs doldurulur. Dezenfektan gazlardan faydalanmak, hücrelerin içinde yüksek basınç bulundurmak ve klima tesisatı sayesinde sıcaklığı ve hava girişini tanzim etmek suretiyle, zamanla metoda esaslı bir şekilde hakim olunmuştur. "Ust yüzey metodu" denilen bu metoddan başka tatbik edilen diğer usulün adı "Su altı fermantasyonu" dur. Günde 5-6 tondan daha fazla sitrik asit istihsla eden bülük tesislerde su altı fermantasyonu tercih edilmekte ve Amerika'da büyük ölçüde tatbik edilmektedir. Bu usulde küf daimî karıştırılan bir şeker çözeltisinde yetiştirilir ve tazyikli hava ile fermantasyona yardım edilir. Su altında küf yetiştirilmesi tesisatın küçültülmesini, işlerin basitleştirilmesini vo fermantasyon müddetini kasltılmasını mümkün kılar. Aspergillus niger veya Aspergillus Ventii kültür organizması olarak kullanılır. Önce?o48-50 şeker ihtiva eden melâs % şeker ihtiva edecek şekilde su ile seyriltilir.sonra muhtemel zararlı metal eserleri katyon değiştirici vasıtası ile alınır. Besleyici ve fermantasyonu hızlandırıcı tuzlar ihtiva edilir. Nütralizasyon veya cüzi asitlendirme ile ph optimum kıymetine getirilince şeker çözeltisi kaynatılara sterilize edilir. Su altı fermantasyonu şerbeti, karıştırıcı monte edilmiş bir veya birkaç fermantasyon kazanında istihsal edilir. Fermantasyon esnasında küf sterilize hava oksijeni üflenilmek suretiyle beslenir. Bu fermantasyon bir veya iki kısmında olabilir. Umumiyetle köpük söndürücüler kullanılır. Maksimum sitrik asit teşekkülü mevcut şekerin nin sitrik aside dönüşmesi ile 68 saat sürer. Şerbet bu kademede % sitrik asid ihtiva eder ve mycelium pıhtılarından temizlenmesi için süzülür ve müteakip işlemlere tabi tutulur. GELİŞME : Halihazırda Avrupa'da yıllık (300 günlük) kapasitesi 3000 ton kristal sitrik asit (Monohidrat) olan ve su altı fermantasyonu ile çalışan bir fabrika kurulmuştur. çalışmasında en iyi neticelerin günlük Fabrikanın istihsalin ton olduğu zaman alındığı görülmüştür. Mütemadi ameliyelerle çalışan tesislerin tatil günleri, tamirat v.s. duruşlarının asgari hadde inmesi ekonomik bakımdan zaruridir. İyi bir mahsul idraki için fabrikanın mikrobiyolojistler, fermantasyon kimyagerleri ve kalifiye kimya mühendisleri tarafından idaresinin lüzumlu olduğu aşikârdır. Fakat bu yönden Avrupa'da bir güçlük yoktur. Yılda 2000 ton sitrik asit (Monohidrat) istihsal eden mütemadi su altı fermantasyonu ile çalışan fabrika yılda C00 ton melâs istihlak edebilmektedir. Gıda endüstrisinin fasılasız sitrik asit talebi satıh fermantasyonu işleminin tedricen su altı fermantasyonu lehine terkedilmesine sebep olmuştur. Bundan sonra da mayi ortamının LİTERATÜR.: kuv- 1 Dic Zuckerherstcllung (1965) (S ) Ein Lclıı und Fachbucd über dic Zuckcıgcwinnuııg und dic Vcrarbcilung von Rohıvuckcr. Von cincm Aulorcnkollckliv. 2 Mclassc ah Rohslotf der Zilroncnsaurcgarung Chcmischc Tcchn. 10 (1958) 3 Biochcmischc Uımvanrungcn der Saccharosc IX. Tagung der CITS Brüssel Zur Vcrwcrlung der Mclassc Zeilsclırift lür dıe Zuckcrinduslric 6 (1956) S Zeitschrifl fiir dic Zuckcrinduslric ( ) 6 Grundriss der Chemischcn Tcchnik (1963) (S ) F. A. Hcnglcin. 7 Ş e k e r (Temmuz (1962) Sayı : 44, S.22) 8 Sakkarozun Biyoşimik Tahavviilü vc teknikle tahammürlcr (1958) Yazan : K.Bcrnhauer 9 Ş e ke r Dr.Thomas Gecrdes Tercüme : Cihad Gükduğ. Çeviren : Kâzım Canalan

6 RADYOAKTİF YAĞIŞLAR Necati SAYGILI Kimya V. Mühendisi SOMMAIRE Oaııs ccs anide, on a etudic chule dc poussiires radiouctives dile eıı anglais ' falloıtı'', la tmoric et tes types dc bombes nucliaires. "Falloıtı" a gagne iimportance dans Ic ınonde aıı coıırs de dcrnicr 2U aııs. Conııne on sait Venplosion d'une bombe nııceaire, soit dans la gııerre pour Ic bul de ınilitaire soit dans la paix pour Ic but d'expiriencc, provoque au conıaıninalioıı de la surfacc dıı ınonde en raisoıı de radioactives retotnbes. Enfin on peut dire que les experiences nuclcaires deviennent dangereux pour toııs les etres vivantıl dans le monde. En tenant compte de l'importance de "lalloııt" i'ai prepari cet article qui contient quclques ilimentaires donnds dans ce sııfet. GİRİŞ : Nükleer silâhların patlamasıyla meydana gelip, ya hemen veya uzun müddet sonra yeryüzüne düşen bomba artıklarına Radyoaktif Yağış) (Fallout) denir. Bunların yeryüzüne inmeleri, ya kendiliklerinden veya kar yağmur yağışlarıyla olur. SEBEPLERİ : Radyoaktif Yağışlara sebep olan nükleer silâhlar genel olarak iki grupta toplanır. a) Atom Bombası, b) Hidrojen Bombası. a Atom bombasının esası, ağır çekirdekli elementlerin hızlı nötronlarla bölünme (fission) reaksiyonu vermelerine dayanır. Hızlı nötronlarla bölünme verebilen elementler şunlardır: p U 92 ' 93 ' 92 ' 1 U " 90 ' 92 ' U 92 ' Am ğj 1, Am J* 2 ve Pa J,, 2. Bunlardan ilk ikisi termik nötronlarla bile kolayca bölünme verebildikleri halde diğerleri çok zor bölünmeye uğrarlar. Hızlı nötronlarla dövülüp, eksite hale geçiri- 235 len bir U 92 çekirdeği, büyük bir enerji intişarı ile yeni nötronlar vererek iki farklı çekirdeğe bölünür. Bu çekirdekler muhtelif elementlerin radyoaktif izotopları olup fission mahsûlleri adını alırlar. Şekil-l den de görüldüğü gibi, bölünmede en çok meydana gelenizotoplar atom ağırlıkları civarında olanlardır. Her bölünme reaksiyonunda yaklaşık 200 MeV'luk enerji açığa çıktığı ve her bölünme başına da ortalama 2,5 nötronun hâsıl olduğu, bu nötronların da zircirleme meydana getirecekleri düşünülürse Atom bombası denilen bu nükleer silâhın kudreti kolayca anlaşılır. Aslında, bu olayların saniyenin milyonda biri kadar kısa bir zaman zarfında husule gelmesi bombanın şiddetini arttırmaktadır. Bombanın kudretini daha iyi anlamak için biraz hesap yapalım: bir tek U 1 " çekirdeğinin bölünmesiyle 200 MeV'luk bir enerji açığa çıkacağını söylemiştir. Bir atom gram Uranyumunun fission'- uya x * 200 = 1,205 x 10 ;< MeV; bir kilog ramının bölünmesiyle de 5, x 10 ; ' MeV'luk enerji açığa çıkar. Bu da 1,6 x 10 6 x 5, x 10' 6 = 8,12 x 10!0 erg; 8,12 x 10 M x 10" 7 = 8,12 x 10" joule, o da 1,96 x Kcal eder. Bu enerji ton NTN (Tri Nitro Toluen) in vereceği enerjiye denktir. Ancak V"' in tabii uranyum içinde % 0,7 oranında bulunması ve kullanılan kütlenin tam bölünmeye uğrayamayışı sebebiyle bu enerjinin elde edilmesi güçtür ve pahalıya malolmaktadır. Bununla beraber, muhtelif devletler bu tip bombaları yapabilmekte ve deneme maksadıyla (vaktiyle askerî maksatlarla da kullanılmıştı) patlatmaktadırlar. Böyle bir bomba, patlatıldığı zaman yukarıda büyüklüğünü hesap ettiğimiz ve ısı şeklinde açığa çıkacak enerjisi yanında, tahrip edici diğer tesirler de icra eder. Bunlar arasında konumuzu teşkil eden Nükleer radyasyonların intişarı ve radyoaktif bomba artıkları sayılabilir. Bombanın patlatılması esnasında açığa çıkacak nötronlar (ilk bir kaç dakika zarfında) en tehlikeli radyasyonlardır. Bunların yanı sıra bölünme (fission) mahsûlleri olan radyoaktif artıkların neşredecekleri y, 3 ve a 1ar da bombanın tahripkâr unsurlarıdır. Gerek Atom bombasının, gerekse biraz sonra incelenecek olan Hidrojen bombasının, burada sözü edilen zararlarının bü-

7 yüklüğü bombanın gücünc 1 ve zararların söz konusu olduğu bölgenin, patlamanın vukuu buldu ğu yere olan uzaklığına bağlıdır. b Hidrojen bombasına gelince, termonükleer silâh adını da alan bu bombanın esasını hafif elementlerin çekirdekleri arasında kaynaşma (fusion) ile vukuu bulan nükleer reaksiyonlar teşkil eder. Ancak böyle bir kaynaşmanın olabilmesi, coulombe barajı sebebiyle, çok büyük bir termik enerjiye ihtiyaç gösterir. Bu enerjiyi temin edecek sıcaklık, en küçük atom numaralı çekirdekler arasında cereyan ettirilecek böyle bir fusion olayında bile, C C civarındadır. Zamanımızda termonükleer bomba çeşidine birkaç devlet (ABD, SSCB vs.) sahip ise de bu silâh hakkında p.-k fazla bir malumat yoktur. Ancak, bugün tahmin edilmektedir ki, Hidrojen bombası denilen silâhın en az iki tipi mevcuttur. Bunlardan birincisi, çok düşük sıcaklıklarda sıvı halde karıştırılmış Trityum (H 3 ) ile Düleryum (H ğ )'un fusion'una dayanmatadır ki, bunun hangi kadmelerden yürüyerek gerçekleşebileceği biraz sonra incelenecektir. İkincisinde ise, tabii lityum veya onu hafif izotopu Li^ daha kullanılarak imâl edilmiş LİD (lityum dötenür) ün yakılması esastır. Birinci tipteki bomba patladığı zaman açığa çıkacak enerjinin büyük bir kısmının 1) Hj + Hj» H l + hj + 4,0 MeV 2) H j + H, 2» He^-f n ' MeV reaksiyonlarından ileri geldiği tahmin edilmektedir. Bu reaksiyonlar sonucu açığa çıkacak enerji, (1) reaksiyon gereğince meydana gelen H, ile ortamdaki H j arasında aşağıdaki termonükleer ve daha egzotermik reaksiyonun cereyan etmesini sağlıyabilir; (3) H } + H, 3 He* + n + 17,6 MeV (10» kcal/mol) Son yazdığımız reaksiyonda açığa çıkan enerji (1) ve (2) reaksiyonlarının devamını temin edecektir. Sonra da tekrar (3) reaksiyonu ve binnctice (1) ve (2) reaksiyonları cereyan ederek fusion olayı sürdürülecektir. (t) Nükleer bir bombanın gücü, pallalıldığı zaman meydana gciccck enerjiyi husule getirebilecek TNT miktarı ile ölçülür. Meselâ 20 kilolonluk bir bomba deyincc, bu bombanın ton (20 kilotoıı) TNT'e enerjice eşdeğer okluju anlaşılır. İkinci tip bomba, yukarıda söylediğimizi formüle edersek, şu termo-nükleer reaksiyonlarla izah edebilir; (D = H \ ) Lij + D 2 He ,3 Mev (5,1,10» kcal/mol) Li 3 + D 2He* + n' + 15,1 MeV (3,5.10» kcal/mol) Gerek birinci tip gerekse ikinci tip bombada cereyan edecek reaksiyonları başlatmak için, yani reaksiyon girecek unsurlara lüzumlu aktivasyon enerjilerini vermek için, bir uranyum veya plutonyum bombası kullanılır. Hidrogen bombasının infilâkı kendi infilâkına bağlı olan böyle bir atom bombası, yaklaşık C sıcaklık sağlıyabilecek güçtedir. ABD'nin 1 Kasım 1952 de Eniwetok'da patlattığı Hidrogen bombasının birinci tipten ve 1 Mart 1954 de Pasifikte patlatılanın ise ikinci tipten olduğu zannedilmektedir. Hangi tipten olursa olsun Hidrogen bombası Atom bombasından çok daha kudretlidir. Hidrogen bombasında cereyan eden termonükleer reaksiyonlar direkt radyoaktif ürün vermezler, fakat bu reaksiyonlar boyunca neşredilen nötron ve diğer ışınlar çevredeki maddeleri aktif hale getirebilirler, özellikle havada şu reaksiyona sebep olurlar : KT U, ı. U 1 N 7 + n o» C 6 + H ı M Böylece meydana gelen C radyoaktif olup yıl yarı ömürlüdür. Neşrettiği P'ların az enerjik olmasına rağmen uzun bir yarı ömre sahip olduğu için yine de tehlikelidir. Ayrıca nükleer denemelerden sonra yapılan analizler, bomba küllerinde fission mahsûllerinden başka Ca^ ve S nın da bulunduğu gösterilmiştir. O halde bu iki izotop, infilâk esnasında nötron aktivasyonu neticesinde hâsıl olmuştur. Hidrogen bombasının meydana getirdiği direkt radyoaktif yağış ise, başlatıcı rolü oynayan atom bombasının radyoaktif artıklarından ileri gelir. Ancak bu yağış atom bombalarından hâsıl olan radyoaktif yağışlardan daha azdır. Nükleer bir bomba, hangi cinsten olursa olsun, patlatıldığı zaman önce bir ateş küresi ve sonra da mantar şeklinde bir bulut hâsıl olur. Bu bulut, bomba karada patlatılmışsa sürüklediği taş, toprakla fission ınahsülü radyoaktif maddelerden, denizde patlatılmışsa deniz gibi

8 maddeleri, su ve gene b o m b a artığı olan radyoaktif m a d d e l e r d e n ibarettir. M a n t a r şeklindeki bu b u l u t kısa z a m a n d a çok yükseklere k a d a r çıkabilir. Bulut m u h t e v a s ı n ı n bir kısmı ilk 24 s a a t ; içinde infilâkın v u k u u bulduğu yer ve civarına! yağar. Mevzii (local) Yağış adını alan bu serpinti cn tehlikeli olanıdır. Bu bölgede, termik radyasyonlar ve b o m b a n ı n şok tesiri yanında tehlikeyi a r t t ı r a n diğer bir u n s u r da p a t l a m a esnasında husule gelen nükleer r a d y a s y o n l a r d ı r (öze!» likle nötron, y ve 3 ışınları). İ n f i l â k t a n bir m ü d d e t s o n ı a T r o p o s f e r e (15 km. yüksekliğe) ulaşan m a n t a r b u l u t u n u n sıcaklık d ü ş ü ş ü sebebiyle hızı azalır ancak bir kısmı d a h a yükseklere ulaşabilir. Radyoaktif serpintilerin T r o p o s f e r d e n yeryüzüne yağışı bir gün ilâ bir ay z a r f ı n d a o l u r ve bu, T r o p o s f e r Yağışı adını alır. T r o p o s f e r t a b a k a s ı n d a hava cereyanları o l d u ğ u n d a n bulut, bu bölgede d a h a geniş bir alan a yayılır. Böylece radyoaktivite y a ğ m u r ve k a r yağışlarıyla arzın geniş b i r sahasına yayılmış olur. B u l u t u n S t r a t o s f e r e (30 km. yüksekliğe) ulaşabilen kısmı ise, 5 yıldan d a h a uzun bir müddet süresince T r o p o s f e r e ve o r a d a n da meteorolojik şartlarla dünyamıza devamlı olarak yağar. Görüldüğü gibi, nükleer bir b o m b a sullıtc den e m e maksadıyla, m e s k û n olmayan ıssız bölgelerde de patlatılsa o n u n zararlı radyoaktif serpintilerinin T r o p o s f e r i k ve S t r a t o s f e r i k yağışlarla d ü n y a n ı n h e r yerine dağılmasının ö n ü n e geçil e m e m e k t e d i r. Bu sebepledir ki, 1963 yılına kad a r yapılan devamlı nükleer d e n e m e l e r sonucu havada, y a ğ m u r ve k a r s u l a r ı n d a radyoaktivite seviyesi hayli yüksek b u l u n m u ş t u r. 1 Radyoaktif yağışın kısaca ne olduğu ve nereden geldiği h u s u s u n d a gerekli bilgileri edindikten sonra, şimdi de radyoaktif yağışın tehlikeli nusurları nelerdir ve canlılar için nasıl bir tehlike teşkil etmektedirler, o n u görelim. Radyoaktif yağışın tehlikesi, radyoaktif fission mahsûllerinin insan bünyesine çeşitli yollard a n girebilmesinden ileri gelmektedir. Şekil 1 de görüldüğü gibi U :3S in bölünmesiyle, iki maksim u m veren eğrinin üzerine düşen birçok radyo(2) N ü k l e e r Kimya Aaboraluvarının Radyoaktif Ya ış Değ e r l e n d i r m e l e r i h a k k ı n d a k i yıllık r a p o r u. Mart 1964 Ağustos 1965 devresi. Atom E n e r j i s i Komisyonu yayınları Seri: D-4 (3) Dir izotopun m e y d a n a gelme verimi deyince, h e r 100 böl ü m ü n d e n kaç tanesinin o izotopu verdiği anlaşılır. (4) Bir radyoaktif izotopun yarı ö m r ü diye, belli bir t a r ı n ı n yarıya inmesi için geçen z a m a n a d e n i r. mik- (5) Biyolojik yarı ö m ü r, h e r h a n g i b i r izotopun yarısının, canlı bünyesi t a r a f ı n d a n d ı ş a r ı atılması için geçen z a m a n d ı r, (fc) C u r i e : saniyede 3,700 x 10' p a r ç a l a n m a veren h e r h a n g i bir radyoaktif m a d d e n i n m i k t a r ı olarak tarif edilmiş bir radyoaktivite b i r i m i d i r. aktif izotop, az veya çok, meydana gelme şansına sahiptir. Bu izotopların canlılar için zararlı olabilmeleri aşağıda sıralanan şartları gerçekleştirmelerine bağlıdır: 1 Bölünme ile m e y d a n a gelme verimi 3 yüksek olmalı, 2 Yarı ö m r ü ' uzun olmalı, 3 Canlıların vücuduna girme ihtimali fazla olmalı ve vücudun bir bölgesinde birikebilmeli, 4 Biyolojik yarı ö m r ü 1 uzun olmalı. Sayıları yaklaşık 200 k a d a r olan fission mahsûlleri arasında, bu şartların hepsini gerçekleştiren yalnız Sr M vardır. Meydana gelme verimi % 5,3 t ü r. Yarı ö m r ü 28 yıl olup canlıların bünyesine t e n e f f ü s ve besinler yoluyla girerek hayvan ve insan kemiklerinde kalsiyum gibi birikir ve neşrettiği î ışınlarıyla vücuda z a r a r verir. Ayrıca canlı bünyesi t a r a f ı n d a n dışarı atılması da hayli uzun z a m a n ister. (Biyolojik yarı ö m r ü II d ı r ) Bu sebeplerden dolayı. S t r a t o s f e r ve Trop o s f e r yağışlarıyla oldukça geniş bir alana yayılabilen Sr-90 nın hava ve besin maddelerindeki m i k t a r ı devamlı kontrol edilmelidir. Bu miktar, m ü s a a d e edilen m a k s i m u m konsentrasvonların ü s t ü n e çıkarsa tehlike b a ş g ö s t e r m e k t e d i r. Mü s a a d e edilen m a k s i m u m konsentrasyonlardar. bazıları aşağıda gösterilmiştir. Kemikte : 10 ' 0 Curie' / c m ' Suda : 10" Havada : 2x10-'"" Sr-90 ın canlı bünyesine giriş yolları Şekil-2 de gösterilmiştir. Sr-90 d a n başka, radyoaktif yağışlarla arza inen lission mahsûlleri a r a s ı n d a kayda değer şu izotoplar da vardır. Sr-89 :(} neşreden bu izotopun yarılanma ömrü kısa olup, 51 gün, teşekkül verimi % 5,0 dır. Daha ziyade, mevziî yağışlarla infilâkın olduğu bölgede ve aşağı yukarı Sr-90 gibi tehlikelidir. 1-1 : Bu izotop hem y hem de (î ışınları neşreder. Teşekkül verimi 3,0 olup yarılanma ö m r ü 8,1 g ü n d ü r. Kısa yarı ö m ü r l ü olması sebebiyle Troposferik ve mevziî yağışlarda bulunur. S t r a t o s f e r e çıkan lyot-1'in hemen hepsi yeryüzüne inmeden p a r ç a l a n ı r ve biter. Atmosfere giren I' 3 ' t e n e f f ü s yoluyla olduğu gibi k a r ve yağm u r l a toprağa, bitkiye, hayvana, inek sütüyle de insan bünyesine girer. (Bu şckil-3 te gösterilmiştir) İnsan v ü c u d u n d a troid bezinde toplanarak yaydığı y vc p larla vücutta tahribat yapar. Cs 7 : 30 sene yarı ö m ü r l ü bu izotop [i ve y neşreder. Teşekkül verimi % 6 olup canlı metabolizmasında aynen K gibi hareket eder. Cs-7 nin canlı bünyesindeki biyolojik tesirleri Sr-90 nınkinden çok d a h a azdır. Zira Cs-7 canlı bünyesinden çok d a h a hızla atılır. Vücuda giren Cs-7 nin % 50 sinin dışarı atılması takriben

9 gün sürer. Cs-7 nin insan bünyesine hangi yollarla girdiği Şekil-4 te gösterilmiştir. Meydana geliş sebepleri ve tehlikelerini incecelediğimiz Radyoaktif Yağışlar, ABD'nin 1945 te Hiroshima ve Nagasaki'de patlattıkları bombaların, sonraları da nükleer denemelerin sebep olduğu zararlardan dolayı önem kazanmıştır. Bugün hemen her memleketle, vaktiyle yapılmış ve yapılmakta olan nükleer denemelerin husûle getirdiği radyoaktif serpintileri kontrol etmek üzere Radyoaktif Yağış Analiz Lâboratuvarları kurulmuş bulunmaktadır. Memleketimizde ise radyoaktif yağış ölçmelerine 1953 yılında İstanbul Üniversitesinde Prof. Dr. Sait Akpınar tarafından başlanılmışsa da, 1961 yılı sonbaharındaki Soyvet Nükleer denemelerinden sonra Atom Enerjisi Komisyonunca bu çalışmalar ele alınmış ve Ankara'da da bir Radyoaktif Yağış Analiz Lâboratuvarı kurulmuştur. Bu Laboratuvar su, hava, süt v.s do yaptığı analiz neticelerini yıllık raporlar halinde neşretmektedir. Atom Enerjisi Komisyonu yayınlan arasında yer alan bu raporlardan da anlaşılacağı gibi Radyoaktif Yağışlar yurdumuzda hiçbir zaman tehlike sınırına varmamıştır. LİTERATÜR: 1 Chiınic Nuclcairc ct G.Fricdtander Radiochimic J.VV.Kennedy 2 La Chimie Nücleaiıc ct M.Haissinsky ses Applications 3 Falloııt İroni Nuclcar Tcsts U.S. Alomic Energy Commission $«kil - 2 S t ın insan büny«;in«gmj yollarını g6st»rir s«ma ATMOSFER Ş«kıl- J I İn ın»an bünytlir.» giril yohoıım jcınn/ «mo «10 S ATMOSFER TOP«4K eo 90 K» MO 190 E0 170 KÜM* numoroıı ET S«kll -1 Uln böünm»3i>1» nnydona c»'«n lıofoplorın J? kül verimlerini kütle nurcoros'.na tfjo çoelerlr çıafik Sikil-4 c> nin mıan 6unj«ı«girlı yallarım götler» uma

10 II. IŞINLAMA TEKNOLOJİSİ : Başlıca iyonlaştırıcı ışınlar şunlardır: iyonlaştırıcı Isınlarla Gıda > Muhafazası Erhan YAZGAN Kimya Y. Mühendisi Zusanımen/assııng : Dic Strahlenbehundlung von Lebensmillel ist seil iibcr 20 Jahrcn ımtersuch worden. Man lıofft, aııl dieser \veise in frischem Zustand koııservierte Lebensmillel bei Zimmtrtemperatilr Uınge aufbewahreıı zu könneıı. Regitrungen ııııd Industricn zeigcıt zunehmendes lııtcresse an der Slrahlen konservierung. Der vonliegeıule Arlikel erzahlt von wichtigen Punkten dieses Themas. I. GİRİŞ : Gıdaların radyasyonlarla ilgi nedeni, birbirinden tamamen farklı iki ayrı konuda mütalaa edilmelidir: 1) Nükleer patlamalardan hâsıl olan fisyoıı ürünü radyoaktif izotoplar yıllarca süren yağışlar halinde yeryüzüne geri dönerler (Fallout). Sayısı 170'i bulan bu izotoplar içinde, ömür, miktar vc gıdalarla insan vücuduna girme yatkınlığı bakımından Sr-90 ve Cs-7 fallout ürünlerinin en tehlikelisi kabul edilir. Solunum yolu ve gıdalarla vücuda alındıktan sonra, dokular üzerinde direkt ışınlama yaparlar. Miktarları, şimdiye kadar tehlikeli olabilecek seviyenin çok altında seyrettiğinden bir tehlike söz konusu değildir. 2) İyonlaştırıcı radyasyonların tohum ve bitki hayatı üzerindeki tesirlerinin incelenmesi, bu yolla tarımda bol, çabuk ve kaliteli ürün almak için yapılan çalışmalar bir yana, besin maddelerinin muhafazasında iyonlaştırıcı radyasyonlar önemli tatbik yerleri bulmuşlardır. Yazımızın asıl konusuna geçmeden önce ışınlar ve kaynaklar üzerinde kısa bilgi vermek faydalı olacaktır. a) Beta ışınları veya elektronlar ıb) Röntgen ve gammalar radyasyonlar) c) Alfa ışınları d) nötronlar (elektromagnetik Son iki ışın gıda irradyasyonunda kullanılamaz. a - ışınlarının pek zayıf nüfuz kabiliyeti (5 MeV için alüminyumda 0,02 mm. lik yarılanma kalınlığı), daha fazla ulaşma uzaklığına sahip olmakla beraber nötronların ışınlanan maddeler üzerinde radyoaktivite meydana getirmeleri bunun nedenidir. Elektronlar ve gammaların da ışınlanan maddeler üzerinde aktiflik hâsıl edecekleri düşünülebilir. 24 elementin anorganik tuzlarını lıavî sığır eti - başlıcaları Al, Cr, Pb, Ni, Si, Ag, Sn, B ve In - bir Co-60 kaynağı ve 100 Megarep dozla ışınlanırsa, nümunede yalnızca indiyum aktifliği ölçülür. Bir elementin (y,ti) reaksiyonu verebilmesi ışınların enerjisinin en az 2.2 MeV olmasını gerektirir. (100 külle numaralı bir element için minimum 10 MeV). Co-60 veya Cs-7 ile yapılacak ışınlamalarda radyoaktifliğin meydana gelmeyeceği tabiidir. 5 Mrad ve 25 MeV'lik elektronlarla ışınlamada, varı ömrü 30 dakikayı geçmeyen C-ll ve Cl-34 izotopları meydana gelir ki, bir iki günlük depolama ile bu aktifliğin kaybolması sağlanabilir. Elektronlar veya gammalar, aynı şartlarda aynı dozla ışınlanan gıdalar üzerinde farklı tesir yapmazlar. Bu ışınların eldesinde kaynak olarak: a) Röntgen cihazları b) Elektron hızlandırıcılar c) Radyoaktif izotoplar ve reaktör ürünleri kullanılır. Yeteri kadar bir enerjiye sahip olmayan radyasyonla gıda ışınlaması mümkün değildir. Bir radyasyon kaynağı incelenirken şu özellikler göz önünde tutulmalıdır: 1 Işının cinsi 2 Işının enerjisi (KeV veya MeV) 3 Işınlama kapasitesi (Watt, Mrkg/saat, Mrad kg/saat, belli büyüklükte ışınlama yüzeyi için Mr/saat veya Mrad/saat) 4 Işınlama yüzeyi büyüklüğü (cm- olarak) 5 Işınların nüluz derecesi (yarılanma kalınlığı, cm) 6 Bu nüfuz kabiliyetinin - ışınların enerjisinin - ayarlanabilir oluşu,

11 Belli başlı radyasyon kaynaklarını kısaca inceleyelim : 1. Röntgen Tesisatları Bir müddet öncesine kadar, röntgen tüplerinin kafi bir doz verimine sahip olmamaları sebebiyle X-ışınlarının gıda irradyasyonunda kullanılmaları imkânsızdır. En güçlü röntgen tesislerinden birisi Amerika'da Ohio'da bulunmaktadır. Pencerenin hemen yanında doz lıızı 2-2,5 M r / min olup hareketli bantlar üzerinde ışınlama sırasında 10x20 cm J lik bir yüzey için 260 k r / m i n dir. x-ışınları, röntgen âletlerinden başka lineer hızlandırıcılarla da elde edilebilir. Röntgen tüpleri mononerjitik ışınlar yerine, spektrum verirler. Işınlar, tüpe tatbik edilen voltaja bağlı olarak sertlik derecelerine göre şöyle gruplanır: >3 kv kv - 3 MV pek yumuşak ışınlar yumuşak ışınlar orta sert sert pek sert ultra sert kv kv kv MV Doz hızı yüksek röntgen tüpleri (dakikada birkaç yüz bin röntgen) gıda maddelerinin sterilizasyonunda kullanılırlar. Küresel numunelerin bütün yüzeylerinin eşit doz absorbsiyonunu sağlamak üzere ışınlama esnasında döndürülmeleri veya ışınlamanın muhtelif yönlerden yapılması gerekir. Röntgen tüplerinin bulunduğu kurşun odalarda ozon meydana geldiğinden havalandırm a iyi yapılmalıdır. 2. Elektron Hızlandırıcılar Piyasada b u l u n a n elektron hızlandırıcılar hem endüstriyel ve hem de a r a ş t ı r m a maksatları için geliştirilmiş güvenilir âletler olarak görünmektedirler. Bunlarla 10 MeV ve daha yüksek enerjiler kolaylıkla elde edilir. Koruma tedbirleri ikincil ışınlar da göz önüne alınarak yapılmalıdır. (2 MeV için 90 cm, 4 MeV için cm kalınlığında beton blok) Işılama yerlerinde ozon yanında nitroz gazları da meydana gelir. (Müsaade edilen m a k s i m u m miktarı 1 m g / 1 kg hava) Tesisin ayrıca korrosyona dayanıklı olması gerekir. Piyasada bulunan elektron hızlandırıcı tipleri: a ) Van de Graaff generatörleri b) Rezonans değiştiriciler c) Lineer hızlandırıcılar Röntgen, r a d vc r e p radyasyon ları: doz birimleri o l u p. t r ( R ö n t g e n ) = 83,8 e r g / g hava r r a d = 100 e r g / g m a d d e = " 6 kcal/kg r r e p m 93,8 e r g / g doku kcal/kg = 2,22, 10" karşılık- Van de Graaff generatörleri 1-3 MeV'lik, cn fazla 5 MeV'lik monoenerjitik ve devamlı ışın veren sistemler olup endüstriyel vc a r a ş t ı r m a maksatları için kullanılabilirler. Bir antikatot ilâvesiyle aynı zamanda röntgen ışınlan verirler. Lineer hızlandırıcılar daha büyük enerjili radyasyonlar verir. (5 MeV ilâ 30 MeV) Güçleri 1 kilovvatt'ın üzerinde olup % 40 verimle çalışırlar. Bu büyük ışınların tesislerinde elektrik ve soğutma suyu sarfiyatı fazladır. Yaklaşık fiyatları verilerine göre - 3 milyon lira kadardır. 3. Rezonans hızlandıncılanndan gıda ışınlamasında pek faydalanılmıyor. 4. Radyoaktif İzotoplar Sunî olarak üretilen radyoaktif izotoplar fisyon sonucu meydana gelenlerden daha önemli olup, gıda irradyasyonunda yalnızca katı halde olanların kullanılacağı tabiidir. Radyoaktif izotoplardan çoğu zaman y - ışıyıcısı olarak faydalanıyoruz. Elektron kaynağı olarak, enerjilerinin ve kapasitelerinin düşüklüğü, ve fiyatları bakımından da elektron hızlandırıcılarla rekabet edemeyişleri yüzünden kullanılmazlar. Yarılanma müddetinin kısalığına rağmen Co-60 cn çok faydalanılan g a m m a kaynağıdır. Spesifik aktiviteleri max. 50 küri/gr'dır. Co-60 çubuklarının dizilme şekli vc spesifik aktiviteleri ışınlama sahasının büyüklüğünü tayin ederler. Su altında ışınlama halinde b ü t ü n tesisat direkt olarak gözlenebilir, suyun doldurulduğu kap büyük vc derin, su demineralize edilmiş ve nötral değere getirilmiş olmalıdır. Işınların su tarafından absorbsiyonla kaybı, yalnızca suya dayanıklı maddelerle a m b a l a j edilmiş nümunelerin irradyasyonunun m ü m k ü n oluşu, a y n c a özel şartlarda - pek düşük temperatiirlerde veya değişik gaz atmosferlerinde - ışınlamanın pek zor hattâ mümkün olmayışı havuz, tipi kaynakların dezavantajları sayılmalıdır. Son zamanlarda etrafına yüksek dozlar salmayan, emniyetli, kilokürininkatları mertebesinde güce sahip kobalt k a y n a k l a n imâl edilmektedir. Dünyanın en büyük kobalt kaynağı Amerika Ordu Işınlama Merkezi'nde (Kalifornia) bulunm a k t a d ı r : 2 milyon küri. Ayrıca Sovyet Rusya'da 200 kilokürilik bir kaynağın patatesin ışınlama tecrübelerinde kullanıldığı da bilinmektedir. Bu güçte bir kobalt kaynağı ile saatte 50 ilâ 60 ton patetesi 100 krad'ia ışınlamak m ü m k ü n d ü r. G a m m a radyasyon k a y n a k l a n n d a n ikinci cn önemli izotop Cs-7 dir. Fiyatları kobalta nazaran daha ucuz olup, metalik değildir. (Oksit, sül

12 fat veya klürür halinde) Spesifik aktivitelcri dada düşüktür; Ci (küri) / gram. Cs-7,0.66 MeV şiddetinde gamma ile beraber % 18 nisbetinde beta ışınlaması yapar. Ayrıca 0/ o 4'e kadar Cs-4 ihtiva eder ki, bu da 2,5 yıl varı ömürlü bir y - ışıyıcısıdır. Röntgen cihazları ve elektron hızlandırıcılar gibi elektrik enerjisi sarfiyatı fazla olan yüksek voltajlı tesisler yanında, radyoizotoplu kaynaklar basit sistemler olarak görünür. Halbuki enerjisi daima sabit gammalar verirler ve ışın yaymaya ara verilemeden belli bir ömürle durmadan parçalanırlar. Radyasyonların istenilen bir yüzeye teksifi de imkânsızdır. Elektriksel âletlerde, hem ışınlama gücünün hem de enerjinin ayarlanabilir oluşu, bir avantaj olarak kabul edilmelidir. Gıda ışınlaması ekseriya büyük dozları gerektirir. Doz ölçümünde faydalanılan başlıca sistemler şunlardır: a) lyonizasyon odaları b) Kalorimetreler c) Kimyasal metotlar d) Biokimyasal metotlar e) Mikrobiyolojik metotlar f) Fizikî metotlar Bunlardan yalnız kimyasal dozimetrcler üzerinde önemine binaen kısaca durulacaktır. Kimyasal dozimetrelerde, dozimetreye uygun bir maddenin - tatbik edilen doza bağlı olarak özelliklerinde ölçülebilir bir değişiklik yapılmalıdır. Fricke metodu ve Ser (IV) sülfat dozimetresi en klâsik sistemler olarak bilinir. Metal oksitleri havî camlar da basit, kullanışı kolay, ışınlama hızına bağlı olarak ancak H 5 sapma gösteren güvenilir doz sistemleridir. Meselâ kobalt camları gıda ışınlamasında çok kullanılan 0,5-4 Mrad aralığında iyi neticcler verir. Işınlamadan doğan renk değişikliği, belli bir süre sonra yapılan absorbsivon ölçümü ile tesbit edilir. Bir defa kullanılan camlan 400 C de ısıtarak tekrar tekrar kullanmak mümkündür. Ayrıca boyar maddelerde doz ölçülmesine elverişlidir. Çözücü olarak kullanılan maddenin radyoliz ürünlerinin asıl madde ile reaksiyon vermemesi istenir. Meselâ metil sarısının izo propil benzendeki çözeltisi 5-90 Mrad aralığında başarı ile kullanılmaktadır. Plastikler üzerine ışın tesirleri de doz ölçümüne uygun değişiklikler gösterir. Poli izo bütilcn, poli metil metakrilat, polistrol ve izo bütilen kopolimeıieri, taneli yapıda pyrex borular içinde irradiye edilirler. Ksilol, diklor maten gibi çözücülerle hazırlanan belli konsantrasyondaki çözeltilerin viskozite ölçümü yapılarak doz hesaplanır. Molekül ağırlığı olan poli metil metakrilat, 0,1-10 Mard alanında iyi neticeler verir. Viskozite ölçümü yerine - saydan plastik levhaların irradyasyonunda renk değişikliği - doz bağıntısından, optik ölçmelerle doz hesaplanır. Daha önemlisi plastik levhalar dozun tabakalardaki dağılımının tayinine de imâ nverirler. Bütün dozimetre sistemleri içinde en emin neticeler veren Fricke metodu olup, diğer bütün sistemlerin kalibrasyonunda standart metot olarak tavsiye edilmektedir. Tablo I de kimyasal dozimetreleri toplu halde veriyoruz. TABLO I KİMYASAL DOZİMETRELER (1) Madde Işın Tesiri Ölçü Metodu % Hata Doz Alanı (Mrad) 1. Antrasen Liiminisans azalması Flüorometrik ± 10 % 0,3-200 ıı ıı II 2. Naftalin ± 10 % 0.3-2C0 3. Aset salisilik asit II»» II ± 10 )o 0, Di benzi 1 Radyofoto lüminisans II ± 10 % 0, Kobalt camı Renklenme Optik absorbsiyon ± 2 % 0, Gümüş camı II II ± 2 % l'e kadar 7. Mangan camı Renk değişikliği II ± 3 r /o 0, Selofan Renk açılması II 5-10 % 0, Fricke Dozimetresi Demir oksidasyonu 10. Ser sülfat Ser redüksiyonu 11. Metilen mavisi Boyar maddede parçalanma II ± 1 % 0,004-0,04 II ± 4 % 0,05-10 II ± 3-6 % 0, Klorlu hidrokarbonlar Asit teşkili Titrasyon 5-10 % l'e kadar

13 III. IŞIN KONSERVASYONU Işılanma teknolojisi hakkında kaynaklar ve dozimetreler için verilen bu ön bilgilerden sonra asıl konuya geçiyoruz. îrradiye edilen nümunelerde pek kısa ömürlü (10-" saniye) ve reaksiyon vermeye fevkalâde yatkın radikaller meydana gelir. Kimyasal ve fiziksel yapıları birbirinden pek farklı olan gıdalarda oksidasyon ve redüksiyon reaksiyonları sonucu çeşitli değişiklikler görülür (koku, renk ve lezzet değişimi). Kimyasal etkilere misal olmak üzere proteinlerin yapı taşı amino asitlerin ışınlama ürünleri Tablo II de görülüyor. Amino Asit TABLO II Işınlama Ürünleri 1. Glikokol Amonyak Formaldehit Asetik asit Karınca asidi Metilamin Karbon di oksid Hidrogen Di amino kehlibar asidi Asparagin asidi 2. Alanin Amonyak Şarap asidi l'ropiyonik asit Aset aldehit Etilamin Hidroksil amin Metan 3. Sistin vc Hidrogen sülfür Sistcin Amonyak Sistin di sulfo oksid 4. Arginin Amonyak Üre Işınlama ortamı şartlarına göre, sistem tarafından absorblanan her 100 ev'luk enerjiye karşılık meydana gelen ışınlama ürünleri melokül sayısı (G) pek değişik değerler alır. İyonlaştırıcı ışınların kimyasal etkileri yanında biyolojik ve biyokimyasal tesirleri de önemlidir. Hücrelerde meydana gelen iyonlaşmalar mikroorganizmaları öldürür veya hayatî fonksiyonlarını işlemez hale getirir. Ayrıca radyoliz sonucu hemen daima meydana gelen hidrogen peroksit de canlı hücrelerin imhasında etkili olur. Genel olarak ısıya karşı dayanıklı canlı hücreler, ışınlara karşı da dayanıklıdırlar. Hatla sporların dayanıklılığı, insandan 2000 ilâ 4000 defa daha fazladır. Bakterilerin imhası; 0,1-0,5, küf mantarları ve mayalar 1, dayanıklı sporlar ise 1-2 bazan 5 Mrad'a ihtiyaç gösterir. Clostridium botuliııum, bilinen bakterilerin en tehlikelisi vc ışınlara karşıda en dayanıklı olanıdır. Bunları zararsız hale getiren dozların, diğerlerini de imhaya kâfi geldiği kabul edilir. Işınlara karşı aynı mikrop cinsinde bile, kültürün yaşı, su muhtevası, ph kıymeti ve temperatiire bağlı olarak farklı hassaslık görülür. İyonlaştırıcı radyasyonların biyolojik ve kimyasal etkilerini kısaca inceledikten sonra, şu soruya bir cevap verilmelidir: Yeni bir konserve prosedesine ihtiyaç var mıdır? Şimdiye kadar bilinen klâsik konserve metotları şunlardı: Soğutmak, ısıtmak, dondurmak, kurutmak, tuzlamak, şekeıiendirmekk vc kimyasal muameleler. Bilhassa ilk iiç usul büyük önem kazanmışken yeni bir metot aranması adı geçen prosedelerin bilinen bazı mahzurlarından dolayıdır. Konserve edilen gıdalarda taze hâl kaybolur, renk değişir. Bilhassa dondurma halinde depolama masrafları fazladır. Bezelyenin otoklavda kutular içinde sterilizasyonu için birkaç yüz kaloriye ihtiyaç vardır (Gram başına). Işılama yolu ile stcrilizasyonda kal/gr gerekli olup, absorplanan bütün enerjinin ısıya dönüştüğü kabul edilse, r C'lik bir temperatür artışı görülür ki, gıdaların taze hâli kaybolmayacak demektir. Tablo III de termik ve ışınlama konservasyonunda vitamin kaybı mukayeseli olarak veriliyor. E vitamini hariç, adî prosedeki vitamin kaybının daha yüksek olduğu görülür. TABLO III konservas- Termik vc ışınlama yolu ile gıda yonunda vitamin kaybı (2) Vitamin % Kayıp Isıtma Işınlama Tiamin Riboflavin 20 8 Pridoksin Niasin A vitamini E vitamini Sıhhî bakımdan tehlikesiz ve ekonomik bakımdan şayanı kabul bir metotla gıdaların taze halini kaybetmeden daha uzun süre depolayabilmek için iyonize ışınların mümkün tatbik yerleri tablo IV de toplu olarak gösterilmiştir.

14 TABLO IV iyonlaştırıcı ışınların gıda maddeleri mümkün kullanma sahaları (3) için Besin maddesi Işınlamadan maksat Tesir tara Doz Mrad Et ve et mamulleri, balık ve diğer kolay bozulan gıdalar Et ve et mamulleri, balık diğer gıdalar ve Donmuş et, kümes hayvanları, yumurta ve diğer gıda maddeleri (bunlar patojenik mikroorganizmaların taşıyıcıları olabilirler) Parazit taşıyıcı et ve diğer gıdalar Hububat, un, taze ve kurutulmuş mahsul Meyva ve sebze Yumrulu bitkiler, soğan vc patates Soğutmaksızın depolama 3 C'nin altında soğuk depolama kabiliyetinin u- zatılması Gıda zehirlenmelerine mani olmak. Gıdalar vasıtasıyla insanlara geçen parazitlerin hastalıklarından kaçmak Haşereler vasıtasıyla depolama sırasında gıdaların bozulmasını ve kaybını önlemek. Dayanıklılığı arttırmak Depolama uzatılması devamlı Patojenik organizmaların bilhassa Cl. botulinum'un tahribi (sterilizasyon) kabiliyetinin Salmonellos'laı ın imhası Parazitlerin (Trişin, tenya ve benzeri) imhası 4-6 Bu temperatürlerde mikropların üremelerini ön- 0,05-1 lemek (pastörizasyon) 0,3-1 (ışınlara karşı dayanıklılarda daha fazla) 0,01-0 Haşerelerin öldürülme- 0,01-0,05 si Maya ve küf mantarları- 0,1-0,5 nin gelişmesini önlemek Cücüklenmcyi önlemek,005-0,01 Gıda ışınlamasında, muhtelif maksatlar için gereken dozların, geniş bir aralıkta değiştiğine dikkat edilmelidir. Tablodan anlaşıldığına göre ışınlama, cücüklenmeyi önleme, parazitlerle savaş, pastörizasyon ve sterilizasyon için yapılır. Patatesin çimlenmesini düşük dozlarla önlemek mümkün olmuştur. Bunun için, patatesi tam olarak ışınlamak yerine, yalnızca yumru dış yüzeyini ışınlamak kâfidir. Zayıf X-ışmları bu maksata uygundur. Muhtelif gıdalarda aynı neticeyi sağlayan doz miktarları biribirinden farklı olduğu gibi meselâ, patatesin muhtelif cinslerinde çimlenmeyi önleyen doz değeri pek muhtelif olabilir. Almanya'da istihlâk edilen patates cinsleri için farklı dozları tablo V de görüyoruz. Doz (klloröntgcn) TABLO V Çimlenmeyi önleyen dozlar 4 Patates Cinsi Arsena, Bona Cosima, Feldeslohn, Grata, Isola, Cori Anco, Carmen, Delos, Heida, Heiko Datura, Maritta Burada hemen şu neticeye varıyoruz: Gıda irradyasyonunda yabancı ülkelerde elde edilen neticelerin kendi türlerimize direkt tatbiki mümkün değildir. Bütün iyi neticelerin kendi şartlarımıza uygunluğunu ve adaptasyonunu sağlıyabilmek için, bu çalışmaların yurdumuzda da yürütülmesi zorunluğu ortadadır. Ayrıca diğer memleketler için ekonomik sayılan bir metodun kendi bünyemize uygun olup olmadığının da etüdü gerekir. Patatesin diğer metotlarla - uzun süre - taze tutulması bilinmezken, ışınlama yolu ile çok iyi neticelerin elde edilmesi, ilerde de temas edileceği gibi birçok memlekette ışınlama ve satışına izin verilmesini sağlamıştır. Hattâ gıda nizamnamesinin titizliği bilinen Almanya'da 10 raddan fazla enerji absonblamış yiyeceklerin satımı yasak olduğu halde, gönüllü ailelerin yıllık ihtiyaçlarını ışınlanmış patateslerle karşılamak için çalışmalar başlamış bulunmaktadır. iyonlaştırıcı radyasyonlar parazit imhasında çok iyi tesirler göstermektedir krad gibi oldukça düşük dozlarla etteki trişinler veya tahıl haşereleriyle başarılı bir mücadele yapılabilir. Bu dozlar için farkedilir hiçbir yan görülmüyor. tesir

15 Işınlarla pastörizasyon vc stcrilizasyon ilk olarak et ve balıklarda denendi. Et cinsleri içinde tat ve lezzet değişikliği en az domuz, en fazla da sığır etinde görüldü. Sığır etinde 0,1 Mard'lık dozla, k ü k ü r t l ü a m i n o asitlerin b o z u n m a ü r ü n ü olan hidrogen s ü l f ü r ve m e r k a p t a n l a r m e y d a n a gelmektedir. Işınların arzu edilmeyen yan tesirlerinden kaçınmak için bir imkân, düşük doz değerlerine inmektir. Bu d a ışınlama esnasında veya sonra diğer prosedelerle k o m b i n e ederek sağl a n m a k istenmektedir. Nümuneyi paketlemek, d ü ş ü k t e m p e r a t ü r l e r d e ışınlamak, ışınlamadan sonra soğukta depolamak, doz hızını değiştirmek gibi. Yakın z a m a n l a r a k a d a r lezzet değişikliği olm a d a n sterilize bir sığır eti hazırlamak imkânsızdı. -80 C de ışınlama ile organoleptik özellikleri gayet iyi steril sığır eti elde edilmiştir. Bu yolla d ü ş ü k t e m p e r a t ü r l e r d e radikallerin hareket imkânlarının azaltılmasına rağmen pratiğe intikali (ekonomik yönden) m ü m k ü n değildir. H o s t a f a n ve Polietilen gibi plâstiklerle paketlenmiş taze et ve k ü m e s hayvanlarında ışınlamad a n sonra 5-10 defa a r t a n soğuk depolama kabiliyeti görüldü. ( I ş ı n l a n m a m ı ş l a r ı n 1 C de dayanıklılığı gün, 0,8 Mard ile irradiye edilmişlerde 60 gün.) Yine aynı kombinasyonla Morina balığını 1-2 h a f t a yerine 3-4 h a f t a d e p o l a m a k m ü m k ü n o l m u ş t u r. Balıklar y a k a l a n m a d a n hemen sonra irradiye cdilebilirlerse elde edilen neticeler de o k a d a r iyi o l m a k t a d ı r. Amerika'da bazı balıkçı gemilerinin kobalt kaynağı ile teçhizi bundandır. Sebze vc meyvaların hemen hepsi ışınlara karşı hassastır. 500 krad'ın üstündeki renk değişikliği derhal farkedilir. Gıda ışınlaması 20 yıldan beri a r a ş t ı r ı l m ı ş bir konu olmakla b e r a b e r, ışınların arzu edilmeyen tesirlerini azaltıcı veya yok edici metotların ikâmesi için bu k o n u n u n daha e t ü d ü gerekmektedir. Bu metotların insan sağlığı yönünden de hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde vuzuha k a v u ş t u r u l m a l a r ı gerekir. Şurası b i r gerçek ki, şimdiye k a d a r insan sağlığını ilgilendiren hiçbir ilâç, hiçbir gıda prosedesi pratiğe intikalinden evvel bu k a d a r e t r a f l ı c a incelenmemiştir den beri Amerika'da yaklaşık 30 üniversite enstit ü s ü n d e ışınlanmış gıda maddeleri, binlerce f a r e üzerinde 2 yıl m ü d d e t l e ve muhtelif nesiller üzerinde denendi. Şimdiye k a d a r hiçbir toksik vc kanser yapıcı tesir görülmedi. Buna karşılık 5000 f a r e ile yapılan patolojik incelemelerin negativ neticeler verdiği d e r a p o r edilmiştir. Bir b a ş k a çalışma da ışınlanmış kamış şekeri ilâve edilmiş k ü l t ü r l e r d e b ü y ü m e üzerinde negatif neticeler gözlenmiştir. Bu negatif s o n u ç l a r b u konuda çekingenliğin devamını s a ğ l a m a k t a d ı r l a r. Işınlanmış gıdalar gönüllü insanlar üzerinde de denendi. 3 Megarep gibi büyük dozla f-ışınlam a s ı n a tâbi t u t u l m u ş gıdalarla 15 gün beslenmeden sonra t a m bir d o k t o r kontrolü altında bir yıl süre ile klinik a r a ş t ı r m a l a r ı n a tâbi tutuldular. Bu denemeler hiçbir menfi tesir göstermedi. Bir b a ş k a deney serisinde ışınlamadan sonra 3 insan üzerinde 15 gün denendi. Hiçbir toksik, patolojik veya k a n s e r yapıcı tesir görülmedi. I ş ı n l a n m ı ş gıdalarla daha uzun süreli d e n e m e l e r devam e t m e k t e d i r. IV. BUGÜN DURUM Ekseri memleketlerde irradiye edilmiş gıdaların yasak oluşu, b u ü r ü n l e r d e tesbit edilen sıhhî m a h z u r l a r d a n olmayıp, gıda maddeleri nizamnamelerinin şu türlü tefsirinden ileri gelmekted i r : Metotlar sıhhî b a k ı m d a n zararsızlığı tam olarak isbat edilenedek yasak olarak kalırlar. Bir İngiliz çalışma g r u b u t a r a f ı n d a n milletlerarası teşekküller aracılığı ile yasağın kaldırılması tavsiye edilmiştir. Müsaadelerin belli ü r ü n l e r e n o r m l a ş t ı r ı l m ı ş ş a r t l a r için verilmesi gerekir: Işın dozu, enerjisi, t e m p e r a t ü r v.s. 20 yıllık mazisi olan gıda irradyasyonu çalışmalarının bugünki d u r u m u şöyledir: Bu alanda en büyük çalışmaların ordu eli ile y ü r ü t ü l d ü ğ ü Birleşik Amerika'da haşere mücadelesi için buğday ve buğday mamüllerinin, patates ve bazı cins etlerin, ışınlanması serbest bırakıldı. Işınlanmış et ve balık Amerika ordusunda günlük gıdalar arasına girmiştir. Kana'da da 1965 de d ü n y a d a ilk özel ışınlam a tesisi faaliyete geçti. Patates vc soğan Y-ışmlamasına tâbi t u t u l d u ğ u belirtilerek piyasada serbestçe s a t ı l m a k t a d ı r. Avrupa'da da günden güne a r t a n bir ilgi görülüyor. Hollanda'da ziraat odaları ve hükümetin işbirliği ile saatte 500 kg. ü r ü n ü krad ile ışınlama kapasiteli Co-60 kaynağı ile teçhiz edilmiş bir d e n e m e tesisi k u r u l d u (VVageningen). Dünyada gıda i r r a d y a s y o n u n d a kullanılan 3 lineer hızlandırıcıdan birisi, D a n i m a r k a ' d a özel s e k t ö r e ait bir tesiste faaliyet halindedir. Fransa'da " C o n s e r v a t o m e " adıyla özel bir şirket kuruldu. K a m y o n üzerine m o n t e edilmiş, dünyanın cn büyük Co-60 kaynağı d a yine F r a n s a ' d a d ı r (IRMA). İngiltere'de, ithal edilen ve "Salmonellos" taşıyı olarak bilinen etlerin irradyasyonu serbesttir. Sovyet Rusya, ışınlanmış patates, k u r u meyvalar ve et mamüllerinin satışının Avrupa'da serbest olduğu ilk ülkedir.

16 Balı Almanya'da ışın konscrvasyonu problemleri ile meşgul olan müstakil bir enstitü 1966 da Karlsruhe Nükleer Merkezinde faaliyete geçti. Beynemilel Atom Enerji Ajansı (IAEA) tarafından, İskenderun silosunda tahıl haşereleri mücadelesi için bir ışınlama tesisi kuruldu. ( kürilik Co-60 kaynağı) Son avların aktüel konusu karşı çıkışlarla, tesis faaliyete geçemedi. Bir yatırımın ziyanını önlemek üzere, gücünü hergün yitiren bir kaynak monte edilmeden evvel kati kararın verilmesi gerekirdi. Dünyadaki hummalı çalışma karşısında, gıda irradyasyonu konusundaki çalışmaların memleketimizde de artık ihmal edilmeyeceğini ümit ederiz. Bir uygulamalı tesisin hemen kurulmasında fayda vardır. Muhtelif müesseselerdeki kimyacı, fizikçi, biyolog, mikrobiyolog, doktor ve ziraatçı araştırıcıların bu konuda işbirliği yapmaları ve güçlü ışınlama kaynaklarının temini sağlanmalıdır. Literatür (1) Hart, E.J., H.W. KOCH, PETREE. J.H. SCHULMAN. SI. TAI- MUTY, H.O. WYCKOFF 2. Intern. Atometıergie - Konf. 1958: P/1927 (2) Progress Report on Atom'ıc. Energy Reıearch, S. 359 (W«hlngton 1956) (3) The technleal batls for leglılatlon on Irredleted fooh FAO Atomic Energy Series Nr. 6. Rom: Nlted Nallons 1965 (4) Crünewald, T. Die neue Verpackung 10 (1964) S MAKİNA.. KİMYA ENDÜSTRİSİ KURUMU ANKARA

17 (9J.J C J v a b e r l a r Devlet Plânlama Teşkilâtı tarafından 25 Şubat 1 Mart 1968 tarihleri arasında. Devlet İstatistik Enstitüsü Salonlarında bir TEKNİK YARDIM SEMİNERİ tertip edilmiştir.. Söz konusu seminerde Türkiye'ye Teknik yardım yapan Uluslararası kuruluşlar ve ülkelerin temsilcileri, yaptıkları teknik yardımların niteliği ve niceliği ile ilgili konferanslar verecekler ve seminere katılanların soruları cevaplandırılacaktır. Bilgi edinilmesini rica ederiz. KİMYA GECESİ XIV. Genel Kurul toptantımızın yapılacağı 24. Şubat Cumartesi günü akşamı saat da Ankara'da KULÜP ALTAN Salonlarında Yemekli bir KİMYA GECESİ tertip etmiş bulunmaktayız. Teşriflerinizi rica ederiz. Saygılarımızla XIII. Devre Yönetim Kurulu Not : Masalar Numaralı olııp, Davetiyeler Odamızdan temin edilebilir. Bakanlar Senatör ve Milletvekilleri Müsteşar ve Genel Müdürlerin katıldıkları Odalararası Toplantı 14 Aralık 1967 tarihinde Bayındırlık Bakanı Orhan Alp, Sanayi Bakanı Mehmet Turgut, Kayseri Milletvekili Feyyaz Köksal, Sakarya Senatörü Osman Salihoğlu, Balıkesir Senatörü Mehmet Güler, Zonguldak Milletvekili Kemâl Doğan Sungun, Kırşehir Milletvekili Memduh Erclemir, Kütahya Milletvekili Ahmet Canbilgin, Diyarbakır Milletvekili Metin Cizreli, İçel Milletveki Sadık Kutlay, İstanbul Milletvekili Muhittin Güven, Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarı Orhan Göncüoğlu, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Kemâl Noyan, Bakanlık Müsteşar Muavini Ali Orhon, Sanayi Bakanlığı Müsteşarı Ali Çimen, Sümerbank Genel Müdürü Hulusi Çetinoğlu, Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Miinir Tanveloğlu, Kömür İşlitmeleri A.Ş. Umuııı Müdürü Orhan Celavir, Kimya Mühendisleri O- dası Başkanı Hicri Yalçmsoy, Kimya Mühendisleri Odasından Halit Ateşcr, Maden Mühendisleri Odasından Tuğrul Erkin, Tevfik Seyhan ve Tarık Gökçen, Gemi Mühendisleri Odası Ankara Tcmsilcisi Mustafa Eren, Makina Mühendisleri Odasından Ahmet Kutsal ve Hamza Tanyaş, E lektrik Mühendisleri Odasından Enver Töreli, Makina Mühendisleri Odası Başkanı Şükrü Er, inşaat Mühendisleri Odası Başkanı Eşref özand, Genci Sekreter Rüştü özal, Elektrik Mühendisleri Odasından Adnan Dinçel, İnşaat Mühendisleri Odasından Neşet Akmandor, Kutlu Büyükdoluca, Ecvet Derman, Enver Altınok ve Hasan Çınğı ve Kimya Mühendisleri Odasından Nerınin Bingöl, Maden Mühendisleri Odasından Kenan Coşkıınoğlu, toplantıya katılmışlardır. Saat da hazırlanan ortak muhtıra gereğince konular ve istekler takdim edilmiş ve saat daki yemekten sonra görüşmelere devanı edilmiştir. Odalar Kanunu Elektrik, gemi, inşaat, kimya, maden, makina mühendisleri odalarının hazırladıkları müşterek muhtırada. Feyyaz Köksal ve Arkadaşlarının hazırladıkları kanun teklifinin Millet Meclisinde Geçici Komisyonun sürekli çalışmalarıyla Genel Kurul gündemine kadar iletilmiş olmasından duyulan memnunlukla hizmeti geçenlere teşekkür edilmiştir. Teklifin Millet Meclisi Genel Kurulunda ((mümkünse) öncelik ve ivedilikle görüşülerek Cumhuriyet Senatosuna intikali ve senatoda aynı yoldan yürütülmesi için sayın parlâmenterlerin ilgilerini esirgememeleri bu meyanda geçici komisyonda kabul olunan metne nazaran vaki olabilecek esasa taalluk etmeyen bazı değişiklik isteklerinin de sağlanması rica edilmiştir. Tokulkcrler Kanunu Odalarımız Hükümet tasarısını aynen desteklemişlerdir. 228 sayılı Kanun Ücretli ve maaşlı hizmetlerinin emeklilik yönünden birleştirilmesi maksadıyla çıkarılmış olan 228 sayılı kanunun, bu maksadı sağlaması mümkün olamamıştır. Yevmiye, Devletçe kabul edilmiş bir ödeme şekli olduğu halde, değişen şartlar yüzünden maaşlı pozisyonlardan yevmiyeli hizmete geçil-

18 miş olmasıyla veya aksi hal ile emeklilik hakkının ziyaa uğraması, b u n a karşılık yevmiye baremi ile çalışan mensuplarımızın işçi h a k l a r ı n a sahip b u l u n m a m a l a r ı vakıasına olumlu yönde cevap olacak bir H ü k ü m e t çalışmasını da m e m n u n lukla izlemekte ve Odalar olarak bu çabayı desteklemekteyiz. Maliye Bakanlığında uzunca bir süredir incelenmekte olduğu anlaşılan bir taslağın benimsenerek k a n u n teklifi haline getirilmesini ve Meclise sevk edilmesini parlementerlehimizden deliyoruz. Bu teklifin, H ü k ü m e t ç e destekleneceğini tabii g ö r d ü ğ ü m ü z d e n, Mecliste y ü r ü t ü l m e s i n d e önnemli bir engel olmayacaktır. Kanun taslak-teklifi Ek'de s u n u l m u ş t u r. Uygun bulunduğu t a k d i r d e tarafınızdan teklif haline getirilmesini rica ediyoruz. BÜTÇENİN P CETVELİ 1200 SAYLI PERSON E L GİDERLERİ KISMŞNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI Devlette yevmiyeli olarak çalışıp, işçi statüsüne tabi oldukları İş K a n u n u ve Danıştay Kararlarıyla kesinleşmiş bir kısım üyelerimizin, işçiler gibi a l m a y a hak kazandıkları ikramiyeleri, Bütçenin R Cetveline konulan mani bir h ü k ü m ile ödenemez hale getirilmekledir. Konulan mani h ü k m ü n, D cetvelinden ücret a l a n l a r için mevcut k a r a r l a r a dayandığı, yevmiyeliler için dayanıksız b u l u n d u ğ u vaka olmak ve Bütçe K a n u n u böyle bir f o r m ü l ile d o ğ m u ş ve kesinleşmiş b i r hakkı k a l d ı r m a m a k gerektir. Bütçenin R cetvelinin sayılı kısmından hakların kaybına sebep olan bu h ü k m ü n çıkarılmasın diliyoruz. Bu konuda d a h a geniş açıklama Ekde sunulmuştur. Fedekârlıkla hizmetlerini s ü r d ü r m e k t e olan maaşlı meslekdaşlarımızın d u r u m l a r ı n ı bir derece düzeltmek (hiç olmazsa veterinerlerin sahip olduğu i m k â n l a r a k a v u ş t u r m a k ) için bir ödenek verilmesi zaruri g ö r ü l m e k t e d i r. Bu konudaki çalışmamız kanun teklifi tasarısı halinde Ekde s u n u l m u ş t u r. Tetkik ve kabul buyurulduğu t a k d i r d e k a n u n teklifi haline getirilmesini rica ediyoruz. 4/10195 sayılı K a r a r n a m e n i n tadili Kesin bir ihtiyaçla, Devletin ö d e m e sistemine girmiş b u l u n a n ve teknik personelin yevmiyelerini düzenleyen bu k a r a r n a m e d e, değişen konj o n k t ü r e, zam gören m a a ş l a r a vc serbest piyasa ile dış memleketlere teknik güç ihracı imkânlarının a r t m a s ı n a göre b i r değişiklikle yevmiyelerde bir artışın y a p ı l m a m ı ş olması, üyelerimizin resmî sektöre itibarlarını azaltmakta, fedekârlık duygularıyla uzun z a m a n d ı r bekleyenleri huzursuz k ı l m a k t a d ı r. H e r halde en kısa z a m a n d a yevmiye m i k t a r larının m a k û l seviyelere çıkarılması zorunludur. Bu husustaki g ö r ü ş ü m ü z Ekde sunulmuştur. Dileğimiz, uzun süredir bazı Bakanlarımızca da b e n i m s e n i p izlenen tadilin en kısa sürede sonuçlanması için etkili teşebbüslerde bulunulmasıdır. Özel okullar k o n u s u Çok önemli olan b u konu üzerinde o r t a k bir görüş sağlanarak takdim edilmek üzere Odaları mızca çalışılmaktadır. M e m u r Mühendis ve M i m a r l a r a ödenek verilmesi h a k k ı n d a k a n u n teklifi Değişen ş a r t l a r yüzünden teknik personelin hemen t a m a m ı n ı n yevmiye b a r e m i ile çalışmakta olmasına karşı, sayıları pek m a h d u t da olsa bir kısım üyelerimiz halen m a a ş a l m a k t a d ı r l a r. Bu gibilere verilen m a a ş ve ek görev ücretleri öteki meslek dalların z a m a n l a sağladıkları çok çeşitli adlardaki i m k â n l a r ı ve bilhassa serbest sektördeki ücret seviyesi ile mukayese edilemez durumdadır. ( ) Bu tasdik Meclise P a r l â m e n t o d a k i ü y e l e r i m i / aracılımı ile k a n u n teklifi o l a r a k s u n u l m u ş t u r. i s t a n b u l Şubemizin yıllık genel k u r u l toplantısı 6 Ocak 1968 günü yapılmış ve eski yönetim k u r u l u ibra edilerek aşağıda isimleri yazılı zevat yeni yönetim k u r u l u n u teşki etmişlerdir. Başkan Sekreter Üye Muhasip Üye Üye Üye : Prof. Dr. H a l d u n Terem : Hadi T a m e r : N e r i m a n Polatcan : Nedim Deniztekin : Yalçın Sosyal Odamız üyesi Sayın Meslektaşımız Aysun ve Aykut İkizler, Sayın Doçent Dr. Reşat Ün yönetiminde (YAPI MALZEMESİ KİMYASI) adlı b i r eser m e y d a n a getirmişlerdir.

19 Kendilerini tebrik eder, bu eserle ilgilenenlerin (AYKUT İKİZLER, Karadeniz Teknik Üniversitesi Kimya Kürsüsü) adresine müracaat etmelerini bildiririz. İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesi öğretim üyelerinden Sayın Üyemiz Doçent Dr. İhsan ÇATALTAŞ, SINAİ STOKIO- METRİ, adlı eserini yayınlamıştır. Kütle Enerji vc Ekonomi hesaplamaları ile ilgili olan bu eserden temin etmek isteyenlerin 50, TL. bedel ile kendisine ve Odamıza müracaatları. Aşağıda isimleri yazılı müesseselerce Kimya Y. Mühendisi veya Kimya Mühendisi istenmektedir. Arzu edenlerin adı geçen Müesseseler ile temasa geçmeleri, a Adapazarı Belediye Reisliği (Belediye Kimyahanesi için) b Petrol Ofisi Genel Müdürlüğü (Merkez ve Taşra Teşkilâtı için) c Tarım Bakanlığı Ziraî Mücadele İlâç ve Aletleri Enstitüsü. Odamız XIV. Genel Kurul Toplantısı İmar - İskân Bakanlığı Konferans Salonunda 24. Şubat saat da başlayıp 25. Şubat, 1968 saat 19.30'da sona erecektir. Sayın Üyelerimize duyurulur. TMMOB. Kimya Mühendisleri Odası XIII. Devre Yönetim Kurulu ÖZÜR: 26. sayılı Kimya Mühendisliği mecmuasında yayınlanmış olan Sayın Yadigâr Akyüz'ün "Kazan İşletmelerinde Kazan ve Beslenme Sularının Önemi (II)" başlıklı yazı, 43 sayfa 2. sütün 4. satırındaki cümle, sehveh yanda sekilmiş olarak çıkmıştır. Cümle, "Şekil 5'de şematik olarak gösterilen bu metodda 1 numaralı kumanda ventıli ile hem su belirli oranda kireşle karıştırılır, çöken ianeler vvigran tesisatı vasıtası ile alttan alınır, üstten ise duru su bir filtreden sonra iyon değiştiriciden geçer; bu usülün de pratikte çok muvaffak olduğu görülmüştür" olacaktı. Düzeltir, özür dileriz. Meslektaşlarımızdan Kimya Mühendisi Yurdagül MAL İle Ercan DURUSOY Kimya Mühendisi Müşerref BAŞARAN İle Yüksek Mimar Rüçhan ERKAN Evlenmişlerdir. Nişanlanmışlardır. Çiftleri Tebrik eder saadetler dileriz.

20 y i t e s l e aşlarımızı Ali DEMİRCİOĞLU t. Fen Fakültesi M. T. A. Enstitüsü Müşerref EKMEN I. Fen Fakültesi Zcytinburııu Çimento Tacctlin ERKAN 1. Fen Fakültesi T. Şeker Tek. Mf. Aysel ÇORUMLUOĞLU Aıık. Fen Fakültesi Devlet Dcmiryollurı Cumhur ÇORUMLUOCLU A. D. Fen Fak. Karayolları Cn. Md. Nihal PUSATOGLU t. Ü. Fen Fak. Pfizer İlâçları Mehmet ÜZKENT 1. Ü. Fen Fak. M.K.E. Gazi Fişek Fb. Tezer SOYCENGİZ t. Ü. Fen Fak. Elâzığ Çimento Fb. Ankara Hava Cazı Nezahat DARCANLi Mehmet YILMAZ Şükran HERSEK I. t). Fen Fak. I. Ü. Fen Fak. 1. Ü. Fen Fak. Çalışma Bak. Mf. Dilet Gıda Sa. Kimya Fak. Doçent Dr.

DETERJAN VE DEZENFEKTANLAR. Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi 2006

DETERJAN VE DEZENFEKTANLAR. Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi 2006 DETERJAN VE DEZENFEKTANLAR Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi 2006 ÖNEMLİ! Gıdaları insanların sağlıklarını çok ciddi şekilde etkiler. Bu nedenle, gıda üreten kişilerin temizlik kurallarına uyması çok önemlidir.

Detaylı

Radyasyon, Radyoaktivite, Doz, Birimler ve Tanımlar. Dr. Halil DEMİREL

Radyasyon, Radyoaktivite, Doz, Birimler ve Tanımlar. Dr. Halil DEMİREL Radyasyon, Radyoaktivite, Doz, Birimler ve Tanımlar Dr. Halil DEMİREL Radyasyon, Radyoaktivite, Doz ve Birimler Çekirdek Elektron Elektron Yörüngesi Nötron Proton Nükleon Atom 18.05.2011 TAEK - ADHK 2

Detaylı

İşletmesinde Toz Problemi TKİ. OAL. TKİ Maden Müh.

İşletmesinde Toz Problemi TKİ. OAL. TKİ Maden Müh. TKİ. OAL. İşletmesinde Toz Problemi TKİ Maden Müh. 1) Giriş Henüz, Türkiye'de kömür ve metal ocaklarında teneffüs edilebilir toz kontrolü yapılmamaktadır. Bu alandaki çalışmaların önemi gün geçtikçe daha

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ Bu Çalışma Çevre Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Mustafa Öztürk tarafından 2006 yılında yapılmıştır. Orijinal

Detaylı

İşyeri ortamlarında, çalışanların sağlığını. ve güvenliğini korumak amacıyla yapılan bilimsel çalışmaların tümü diye tanımlanabilir.

İşyeri ortamlarında, çalışanların sağlığını. ve güvenliğini korumak amacıyla yapılan bilimsel çalışmaların tümü diye tanımlanabilir. İş Sağlığı ve Güvenliği İşyeri ortamlarında, çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak amacıyla yapılan bilimsel çalışmaların tümü diye tanımlanabilir. Çalışanların sağlığı ve güvenliğin bozulması

Detaylı

EVDE BİYOTEKNOLOJİ. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin UYSAL ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ 5. DERS

EVDE BİYOTEKNOLOJİ. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin UYSAL ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ 5. DERS EVDE BİYOTEKNOLOJİ Yrd. Doç. Dr. Hüseyin UYSAL ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ 5. DERS STERİLİZASYON; BİTKİ DOKU KÜLTÜRLERİNDE KULLANILAN STERİLİZASYON YÖNTEMLERİ VE BU STERİLİZASYON

Detaylı

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst.

Bornova Vet.Kont.Arst.Enst. Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları Süreyya ÖZCAN Besin Öğeleri Canlının yaşamını devam ettirmesi için gerekli olan kimyasal element veya bileşiklerdir. Hücrelerin

Detaylı

Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları. Süreyya ÖZCAN

Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları. Süreyya ÖZCAN Yemlerde Amino asitler ve B Grubu Vitaminlerinin Önemi ve Test Metotları Süreyya ÖZCAN Besin Öğeleri Canlının yaşamını devam ettirmesi için gerekli olan kimyasal element veya bileşiklerdir. Hücrelerin

Detaylı

Kaynak: Forum Media Yayıncılık; İş Sağlığı ve Güvenliği için Eğitim Seti

Kaynak: Forum Media Yayıncılık; İş Sağlığı ve Güvenliği için Eğitim Seti Kaynak: Forum Media Yayıncılık; İş Sağlığı ve Güvenliği için Eğitim Seti Radyasyonun Keşfi 1895 yılında Wilhelm Conrad Röntgen tarafından X-ışınlarının keşfi yapılmıştır. Radyasyonun Keşfi 1896 yılında

Detaylı

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H 2.Radyoaktif izotoplar biyologları için önemlidir? Aşağıda radyoakif maddelerin kullanıldığı alanlar sıralanmıştır.bunlarla

Detaylı

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

3 )Peroksitlerle deney yapılırken aşağıdakilerden hangisi yapılmamalıdır?

3 )Peroksitlerle deney yapılırken aşağıdakilerden hangisi yapılmamalıdır? 1)Aşağıdakilerden hangisi kuvvetli patlayıcılar sınıfına girer? Dumansız barut Kibrit Roket yakıtı Havai fişek Dinamit** 2) Yanıcı sıvıları parlayıcı sıvılardan ayıran en önemli fark aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

KOMPOZİTLER Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

KOMPOZİTLER Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Başlık KOMPOZİTLER Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Tanım İki veya daha fazla malzemenin, iyi özelliklerini bir araya toplamak ya da ortaya yeni bir özellik çıkarmak için, mikro veya makro seviyede

Detaylı

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞĐMĐ 7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri Çalışma Yaprağı Konu Anlatımı-Değerlendirme çalışma Yaprağı- Çözümlü

Detaylı

İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü,

İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü, TOZ İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü, Termal Konfor gibi unsurlardan biriside Tozdur. Organik

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

KOLEMANİT FLOTASYON KONSANTRELERİNİN BRİKETLEME YOLUYLE AGLOMERASYONU. M.Hayri ERTEN. Orta Doğu Teknik Üniversitesi

KOLEMANİT FLOTASYON KONSANTRELERİNİN BRİKETLEME YOLUYLE AGLOMERASYONU. M.Hayri ERTEN. Orta Doğu Teknik Üniversitesi KOLEMANİT FLOTASYON KONSANTRELERİNİN BRİKETLEME YOLUYLE AGLOMERASYONU M.Hayri ERTEN Orta Doğu Teknik Üniversitesi ÖZET. Flotasyondan elde edilen kolemanit konsantrelerinin kurutma veya kalsinasyon gibi

Detaylı

TANIMI Aktif karbon çok gelişmiş bir gözenek yapısına ve çok büyük iç yüzey alanına sahip karbonlaşmış bir malzemedir.

TANIMI Aktif karbon çok gelişmiş bir gözenek yapısına ve çok büyük iç yüzey alanına sahip karbonlaşmış bir malzemedir. AKTİF KARBON NEDİR? TANIMI Aktif karbon çok gelişmiş bir gözenek yapısına ve çok büyük iç yüzey alanına sahip karbonlaşmış bir malzemedir. Bu nitelikler aktif karbona çok güçlü adsorpsiyon özellikleri

Detaylı

1.10.2015. Kömür ve Doğalgaz. Öğr. Gör. Onur BATTAL

1.10.2015. Kömür ve Doğalgaz. Öğr. Gör. Onur BATTAL Kömür ve Doğalgaz Öğr. Gör. Onur BATTAL 1 2 Kömür yanabilen sedimanter organik bir kayadır. Kömür başlıca karbon, hidrojen ve oksijen gibi elementlerin bileşiminden oluşmuş, diğer kaya tabakalarının arasında

Detaylı

BAKIR BORUNUN TESĐSATTA KULLANIMI*

BAKIR BORUNUN TESĐSATTA KULLANIMI* BAKIR BORUNUN TESĐSATTA KULLANIMI* *Bu yazı 27-28 Ocak 1994 tarihlerinde yapılan, ISSOS'94 fuarı çerçevesinde MMO Đstanbul Şubesi'nin düzenlediği Đstanbul Tesisat Kongresi'nde sunulan bildiriden alınmıştır.

Detaylı

Radyasyon Uygulamalarının Fizik Mühendisliği ve Eğitiminden Beklentileri. Dr. Abdullah ZARARSIZ Fizik Mühendisleri Odası

Radyasyon Uygulamalarının Fizik Mühendisliği ve Eğitiminden Beklentileri. Dr. Abdullah ZARARSIZ Fizik Mühendisleri Odası Radyasyon Uygulamalarının Fizik Mühendisliği ve Eğitiminden Beklentileri Dr. Abdullah ZARARSIZ Fizik Mühendisleri Odası İÇERİK - İYONLAŞTIRICI RADYASYON Endüstriyel Uygulamalar Medikal Uygulamalar Diğer

Detaylı

Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi

Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler. Prof. Dr. Serap GÖNCÜ. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Sığır yetiştiriciliğinde Sıcaklık Stresi ve Alınabilecek Önlemler Prof. Dr. Serap GÖNCÜ Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü 01330 Adana Bir ineğin kendisinden beklenen en yüksek verimi

Detaylı

ELEMENT Aynı tür atomlardan oluşmuş saf maddelere element denir. ELEMENTLERİN ÖZELLİKLERİ 1. Aynı tür atomlardan oluşurlar. 2. Saf ve homojendirler.

ELEMENT Aynı tür atomlardan oluşmuş saf maddelere element denir. ELEMENTLERİN ÖZELLİKLERİ 1. Aynı tür atomlardan oluşurlar. 2. Saf ve homojendirler. SAF MADDE: Aynı cins atom ya da moleküllerden oluşmuş maddelere, saf medde ÖR. Elementler saf maddelerdir. Çünkü; hepsi aynı cins atomlardan oluşmuşlardır. Bileşikler saf maddelerdir. Çünkü; hepsi aynı

Detaylı

İ Ç İ NDEKİ LER. Çevre Mühendisliği ve Bilimi İçin Kimyanın Temel Kavramları 1. Fiziksel Kimya ile İlgili Temel Kavramlar 52.

İ Ç İ NDEKİ LER. Çevre Mühendisliği ve Bilimi İçin Kimyanın Temel Kavramları 1. Fiziksel Kimya ile İlgili Temel Kavramlar 52. İ Ç İ NDEKİ LER Ön Söz xiii K I S I M 1 Çevre Mühendisliği ve Bilimi İçin Kimyanın Temel Kavramları 1 BÖLÜM 1 Giriş 3 1.1 Su 4 1.2 Atık Sular ve Su Kirliliği Kontrolü 5 1.3 Endüstriyel ve Tehlikeli Atıklar

Detaylı

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- 1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- Biyokimya sözcüğü biyolojik kimya (=yaşam kimyası) teriminin kısaltılmış şeklidir. Daha eskilerde, fizyolojik kimya terimi kullanılmıştır. Gerçekten de Biyokimya

Detaylı

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları Hayvan Beslemede Vitamin ve Minerallerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik

Detaylı

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ Prof. Dr. Metin ATAMER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Aralık 2006 ANKARA Sütün Tanımı ve Genel Nitelikleri Süt; dişi memeli hayvanların, doğumundan

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

Patatesin Dünyadaki Açlığın ve Yoksulluğun Azaltılmasındaki Yeri ve Önemi

Patatesin Dünyadaki Açlığın ve Yoksulluğun Azaltılmasındaki Yeri ve Önemi Patatesin Dünyadaki Açlığın ve Yoksulluğun Azaltılmasındaki Yeri ve Önemi Prof. Dr. Necmi İŞLER M.K.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Antakya/HATAY Güney Amerika kökenli bir bitki olan patates

Detaylı

5 kilolitre=..lt. 100 desilitre=.dekalitre. 150 gram=..dag. 1. 250 g= mg. 0,2 ton =..gram. 20 dam =.m. 2 km =.cm. 3,5 h = dakika. 20 m 3 =.

5 kilolitre=..lt. 100 desilitre=.dekalitre. 150 gram=..dag. 1. 250 g= mg. 0,2 ton =..gram. 20 dam =.m. 2 km =.cm. 3,5 h = dakika. 20 m 3 =. 2014 2015 Ödevin Veriliş Tarihi: 12.06.2015 Ödevin Teslim Tarihi: 21.09.2015 MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 1. Aşağıda verilen boşluklarara ifadeler doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız. A. Fiziğin ışıkla

Detaylı

YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ

YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ 2014 2015 YUMURTA TAVUĞU YETİŞTİRİCİLİĞİ Kanatlı Hayvan Yetiştiriciliği 1 YUMURTA TAVUKÇULUĞU Yumurta tavukçuluğu piliçlerde 20.haftadan sonra klavuz yumurta görülmesiyle başlar. Yumurta verimi 23. haftada

Detaylı

Risk potansiyelinin azaltılması Çevre tehditlerinin önlenmesi Masrafların düşürülmesi

Risk potansiyelinin azaltılması Çevre tehditlerinin önlenmesi Masrafların düşürülmesi Su-Hijyen-Yönetimi - İçme suyu- - Kullanım suyu- - İşleme suyu- -Sulu işlem ve kullanım sürecinde yüzeyler- Risk potansiyelinin azaltılması Çevre tehditlerinin önlenmesi Masrafların düşürülmesi Su dezenfeksiyonu

Detaylı

KİRLİLİK KATSAYISI. 4 KOİ, AKM, Yağ-Gres, ph

KİRLİLİK KATSAYISI. 4 KOİ, AKM, Yağ-Gres, ph SEKTÖR GIDA SANAYİ ALT SEKTÖR KİRLİLİK KATSAYISI KİRLİLİK PARAMETRELERİ Nişasta,Un ve Makarna Üretimi 4 KOİ, AKM, ph Maya Üretimi KOİ, AKM, Yağ-Gres, Top-N, Top-P, ph Sitrik Asit Üretimi KOİ, AKM, Yağ-Gres,

Detaylı

KALİTELİ SÜT NASIL ELDE EDİLİR?

KALİTELİ SÜT NASIL ELDE EDİLİR? KALİTELİ SÜT NASIL ELDE EDİLİR? Prof. Dr. METİN ATAMER Dr. EBRU ŞENEL ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ SÜT TEKNOLOJİSİ BÖLÜMÜ Kaliteli süt üretimi için sağlanması gereken koşullar; Sağlıklı inek Özenli

Detaylı

BÖLÜM I YÜZEY TEKNİKLERİ

BÖLÜM I YÜZEY TEKNİKLERİ BÖLÜM I YÜZEY TEKNİKLERİ Yüzey Teknikleri Hakkında Genel Bilgiler Gelişen teknoloji ile beraber birçok endüstri alanında kullanılabilecek malzemelerden istenen ve beklenen özellikler de her geçen gün artmaktadır.

Detaylı

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ Besin Zincirindeki Enerji Akışı Madde Döngüleri Enerji Kaynakları ve Geri Dönüşüm Hazırlayan; Arif Özgür ÜLGER Besin Zincirindeki Enerji Akışı Bütün canlılar yaşamlarını devam

Detaylı

Prof. Dr. Nuray Mücellâ Müftüoğlu ÇOMÜ, Ziraat Fakültesi, Toprak Bölümü Çanakkale. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Rize

Prof. Dr. Nuray Mücellâ Müftüoğlu ÇOMÜ, Ziraat Fakültesi, Toprak Bölümü Çanakkale. Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Rize Prof. Dr. Nuray Mücellâ Müftüoğlu ÇOMÜ, Ziraat Fakültesi, Toprak Bölümü Çanakkale Ekrem Yüce Dr. Turgay Turna Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Rize Ali Kabaoğlu Safiye Pınar Özer Gökhan Tanyel ÇAYKUR Atatürk

Detaylı

BİYOLOJİK ATIK KOMPOSTLAMA

BİYOLOJİK ATIK KOMPOSTLAMA BİYOLOJİK ATIK KOMPOSTLAMA BIOSOLUTION TARIM DANIŞMANLIK İTHALAT VE İHRACAT TİC. LTD. ŞTİ. 1479 Sok. Kristal İş Merkezi, No. 15, Kat 5, Daire 22 Alsancak / İzmir Tel.: +90 232 464 71 21 / Faks: +90 232

Detaylı

KÜSPE VE MELAS EBRU YÜCEL 20626638 KÜSPE Pancar küspesi şeker pancarından şekerin ekstraksiyonu sonunda difüzyonda elde edilir. Ekstraksiyon işleminin sonunda elde edilen şekeri alınmış kıyıma sulu küspe,preselerden

Detaylı

EVDE KİMYA SABUN. Yağ asitlerinin Na ve ya K tuzuna sabun denir. Çok eski çağlardan beri kullanılan en önemli temizlik maddeleridir.

EVDE KİMYA SABUN. Yağ asitlerinin Na ve ya K tuzuna sabun denir. Çok eski çağlardan beri kullanılan en önemli temizlik maddeleridir. EVDE KİMYA SABUN Yağ asitlerinin Na ve ya K tuzuna sabun denir. Çok eski çağlardan beri kullanılan en önemli temizlik maddeleridir. CH 3(CH 2) 16 COONa: Sodyum stearat (Beyaz Sabun) CH 3(CH 2) 16 COOK:

Detaylı

FIRAT ÜNİVERSİTESİ TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ 3. SINIF EKSTRAKTİF METALURJİ DERSİ VİZE SINAV SORULARI CEVAP ANAHTARI

FIRAT ÜNİVERSİTESİ TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ 3. SINIF EKSTRAKTİF METALURJİ DERSİ VİZE SINAV SORULARI CEVAP ANAHTARI FIRAT ÜNİVERSİTESİ TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ 3. SINIF EKSTRAKTİF METALURJİ DERSİ VİZE SINAV SORULARI CEVAP ANAHTARI ---------------------------------------Boşluk Doldurma Soru

Detaylı

Öğretim Üyeleri İçin Ön Söz Öğrenciler İçin Ön Söz Teşekkürler Yazar Hakkında Çevirenler Çeviri Editöründen

Öğretim Üyeleri İçin Ön Söz Öğrenciler İçin Ön Söz Teşekkürler Yazar Hakkında Çevirenler Çeviri Editöründen Öğretim Üyeleri İçin Ön Söz Öğrenciler İçin Ön Söz Teşekkürler Yazar Hakkında Çevirenler Çeviri Editöründen ix xiii xv xvii xix xxi 1. Çevre Kimyasına Giriş 3 1.1. Çevre Kimyasına Genel Bakış ve Önemi

Detaylı

1. KİMYASAL ANALİZLER

1. KİMYASAL ANALİZLER 1. KİMYASAL ANALİZLER HPLC VE LC-MS/MS CİHAZLARI İLE YAPILAN ANALİZLER SORBAT TAYİNİ BENZOAT TAYİNİ KAFEİN TAYİNİ HMF TAYİNİ SUDAN TÜREVLERİ TAYİNİ VANİLİN TAYİNİ GLUKOZ, FRUKTOZ VE SUKROZ TAYİNİ SAPONİN

Detaylı

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠNE GĠRĠġ (ÇMG) DERSĠ

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠNE GĠRĠġ (ÇMG) DERSĠ KONYA ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠNE GĠRĠġ (ÇMG) DERSĠ Doç. Dr. Senar AYDIN Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü V-HAFTA 17.12.2015 1 SULARIN ARITILMASI

Detaylı

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek

2- Bileşim 3- Güneş İç Yapısı a) Çekirdek GÜNEŞ 1- Büyüklük Güneş, güneş sisteminin en uzak ve en büyük yıldızıdır. Dünya ya uzaklığı yaklaşık 150 milyon kilometre, çapı ise 1.392.000 kilometredir. Bu çap, Yeryüzünün 109 katı, Jüpiter in de 10

Detaylı

On-line Oksijen Tüketiminin Ölçülmesiyle Havalandırma Prosesinde Enerji Optimizasyonu

On-line Oksijen Tüketiminin Ölçülmesiyle Havalandırma Prosesinde Enerji Optimizasyonu On-line Oksijen Tüketiminin Ölçülmesiyle Havalandırma Prosesinde Enerji Optimizasyonu Speaker: Ercan Basaran, Uwe Späth LAR Process Analysers AG 1 Genel İçerik 1. Giriş 2. Proses optimizasyonu 3. İki optimizasyon

Detaylı

Biyogaz Temel Eğitimi

Biyogaz Temel Eğitimi Biyogaz Temel Eğitimi Sunanlar: Dursun AYDÖNER Proje Müdürü Rasim ÜNER Is Gelistime ve Pazarlama Müdürü Biyogaz Temel Eğitimi 1.Biyogaz Nedir? 2.Biyogaz Nasıl Oluşur? 3.Biyogaz Tesisi - Biyogaz Tesis Çeşitleri

Detaylı

Fotovoltaik Teknoloji

Fotovoltaik Teknoloji Fotovoltaik Teknoloji Bölüm 3: Güneş Enerjisi Güneşin Yapısı Güneş Işınımı Güneş Spektrumu Toplam Güneş Işınımı Güneş Işınımının Ölçülmesi Dr. Osman Turan Makine ve İmalat Mühendisliği Bilecik Şeyh Edebali

Detaylı

ELEMENT VE BİLEŞİKLER

ELEMENT VE BİLEŞİKLER ELEMENT VE BİLEŞİKLER 1- Elementler ve Elementlerin Özellikleri: a) Elementler: Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere

Detaylı

BOVİFİT FORTE İLE AVANTAJLARINIZ Optimal laktasyon başlangıcı Yüksek yem tüketimi İyi doğurganlık Yüksek süt verimi Uzun damızlık ömrü

BOVİFİT FORTE İLE AVANTAJLARINIZ Optimal laktasyon başlangıcı Yüksek yem tüketimi İyi doğurganlık Yüksek süt verimi Uzun damızlık ömrü BOVİFİT FORTE İLE AVANTAJLARINIZ Optimal laktasyon başlangıcı Yüksek yem tüketimi İyi doğurganlık Yüksek süt verimi Uzun damızlık ömrü BOVİFİT FORTE ÜRÜN ÖZELLİKLERİ Kurutulmuş bira mayası ve keten tohumu

Detaylı

RADYASYON VE RADYASYONDAN KORUNMA

RADYASYON VE RADYASYONDAN KORUNMA RADYASYON VE RADYASYONDAN KORUNMA Mehmet YÜKSEL Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Fizik Anabilim Dalı MADDENİN YAPISI (ATOM) Çekirdek Elektronlar RADYASYON NEDİR? Radyasyon; iç dönüşüm geçiren

Detaylı

SIKÇA KARŞILAŞILAN HİLELER VE SAPTAMA YÖNTEMLERİ

SIKÇA KARŞILAŞILAN HİLELER VE SAPTAMA YÖNTEMLERİ SIKÇA KARŞILAŞILAN HİLELER VE SAPTAMA YÖNTEMLERİ Doğada yeterli ve dengeli beslenmenin gerektirdiği ögelerin tümünü amaca uygun biçimde içeren ve her yaştaki insanın beslenme kaynağı olarak kullanılabilecek

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Verim Arzının Zaman İçinde Değişimi Verim Arzının dış görünümü olan iş verimi işin tekrarlanması

Detaylı

Tablo 1 Ham Demirin, Cevherlerin, Kok ve Eriticinin Terkibi. MgO. AlıOj. CaO 0.44 0.68 1.00 0.44 1.36 0.68 1.50 1.50 8.00 3.82 50.00 1.

Tablo 1 Ham Demirin, Cevherlerin, Kok ve Eriticinin Terkibi. MgO. AlıOj. CaO 0.44 0.68 1.00 0.44 1.36 0.68 1.50 1.50 8.00 3.82 50.00 1. DEMİR CEVHERİNDE SİLİS VE ALMİNYÜM OKSİT 489 Tablo 1 Ham Demirin, Cevherlerin, Kok ve Eriticinin Terkibi. % SİO2 AlıOj CaO MgO Mıı P S Fe Sabit C Si Cevher A 6.00 1.00 0.68 0.44 0.54 0.073 Cevher B 6.64

Detaylı

YÜZME HAVUZU SAUNA SPA

YÜZME HAVUZU SAUNA SPA YÜZME HAVUZU SAUNA SPA GRANDER SU YAŞATMA TEKNOLOJİSİ GRANDER CİHAZLARI NASIL ÜRETİLİR? Avusturya da Tirol bölgesindeki Alp Dağlarında bir maden sahasından çıkan özel kaynak suyu, Johann Grander in doğayı

Detaylı

ÖZEL EGE İLKÖĞRETİM OKULU

ÖZEL EGE İLKÖĞRETİM OKULU ÖZEL EGE İLKÖĞRETİM OKULU KULLANIMA HAZIR HALE GETİRİLME SIRASINDA UYGULANAN YÖNTEMLER VE AMBALAJLAMA ŞEKİLLERİNE GÖRE SINIFLANDIRILAN SÜTLERDEKİ PROTEİN MİKTARININ BELİRLENMESİ VE SAĞLIĞIMIZA ETKİLERİ

Detaylı

ENDÜSTRİYEL SÜREÇLER MEVCUT VERİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

ENDÜSTRİYEL SÜREÇLER MEVCUT VERİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ENDÜSTRİYEL SÜREÇLER MEVCUT VERİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ Erhan ÜNAL 10.03.2010 1 4. ENDÜSTRİYEL PROSESLER 4.1. Genel Çimento Üretimi Kireç Üretimi Kireçtaşı ve Dolomit Kullanımı Soda Külü Üretimi ve Kullanımı

Detaylı

Meyve ve Sebzelerin Işınlanarak Muhafası

Meyve ve Sebzelerin Işınlanarak Muhafası Meyve ve Sebzelerin Işınlanarak Muhafası Gıdaların ışınlarla muhafazasında elektromagnetik enerjiden, diğer bir ifade ile iyonize eden enerjiden yararlanılmaktadır. Uygulandığı materyalde iyonizasyon gerçekleştiren

Detaylı

Dünyada 3,2 milyon tona, ülkemizde ise 40 bin tona ulaşan pestisit tüketimi bunun en önemli göstergesidir. Pestisit kullanılmaksızın üretim yapılması

Dünyada 3,2 milyon tona, ülkemizde ise 40 bin tona ulaşan pestisit tüketimi bunun en önemli göstergesidir. Pestisit kullanılmaksızın üretim yapılması Pestisit; herhangi bir istenmeyen canlının (zararlı organizma), yayılmasını engelleyen, uzaklaştıran ya da ondan koruyan her türlü bileşik ya da bileşikler karışımıdır. Tarımda pestisitler, zararlı organizmaları

Detaylı

Meyve ve Sebze ile ilgili kavramlar ve GDO

Meyve ve Sebze ile ilgili kavramlar ve GDO Meyve ve Sebze ile ilgili kavramlar ve GDO Doğal Ürünler! Bu ürünler tamamen doğal koşullarda üretilen ürünlerdir. Kimyasal gübre ve tarım ilacı kullanmadan, doğal tohumlarla üretilirler. Organik Ürünler!

Detaylı

SÜT TOZU TEKNOLOJİSİ

SÜT TOZU TEKNOLOJİSİ SÜT TOZU TEKNOLOJİSİ SÜT TOZLARININ TANIMI VE BİLEŞİMİ Süt tozu, yağlı ve yağsız taze sütlerin suyunun mümkün olduğu kadar uçurulması suretiyle elde edilen kurutulmuş bir süt ürünüdür FAO ve WHO standartlarına

Detaylı

Doğal Gypsum (CaSO 4.2H 2 O) Kristallerinin Termolüminesans (TL) Tekniği ile Tarihlendirilmesi. Canan AYDAŞ, Birol ENGİN, Talat AYDIN TAEK

Doğal Gypsum (CaSO 4.2H 2 O) Kristallerinin Termolüminesans (TL) Tekniği ile Tarihlendirilmesi. Canan AYDAŞ, Birol ENGİN, Talat AYDIN TAEK Doğal Gypsum (CaSO 4.2H 2 O) Kristallerinin Termolüminesans (TL) Tekniği ile Tarihlendirilmesi Canan AYDAŞ, Birol ENGİN, Talat AYDIN TAEK 2 3 4 Termolüminesans (TL) Tekniği TL Tekniği ile Tarihlendirme

Detaylı

KATI YALITIM MALZEMELERİ POLİETİLEN KÖPÜK

KATI YALITIM MALZEMELERİ POLİETİLEN KÖPÜK KATI YALITIM MALZEMELERİ POLİETİLEN KÖPÜK Celal Bayar Üniversitesi Turgutlu Meslek Yüksekokulu İnşaat Bölümü Öğretim Görevlisi Tekin TEZCAN İnşaat Yüksek Mühendisi POLİETİLEN KÖPÜK Etilen ve propilen maddelerinden

Detaylı

KALINTILARI. Pestisit nedir? GIDALARDAKİ PESTİSİT KALINTILARI 1. pestisit kalınt kaynağı. güvenilirmidir. ? Güvenilirlik nasıl l belirlenir?

KALINTILARI. Pestisit nedir? GIDALARDAKİ PESTİSİT KALINTILARI 1. pestisit kalınt kaynağı. güvenilirmidir. ? Güvenilirlik nasıl l belirlenir? Tükettiğimiz imiz gıdalarg daların n güvenilirlig venilirliği i hayati derecede önemlidir KALINTILARI Dr. K.Necdet Öngen Gıdalarımızdaki pestisit kalıntıları konusunda neyi ne kadar biliyoruz? Tükettiğimiz

Detaylı

GIDA AMBALAJLAMA. Yrd.Doç. Dr. H. ALİ GÜLEÇ ggulec@gmail.com

GIDA AMBALAJLAMA. Yrd.Doç. Dr. H. ALİ GÜLEÇ ggulec@gmail.com GIDA AMBALAJLAMA Yrd.Doç. Dr. H. ALİ GÜLEÇ ggulec@gmail.com Aseptik ambalajlama tekniği; Ambalaj malzemesinin sterilizasyonu, Steril atmosferde ambalajın oluşturulması veya daha önceden hazırlanmış steril

Detaylı

İSG 514 RADYASYON GÜVENLİĞİ

İSG 514 RADYASYON GÜVENLİĞİ İSG 514 RADYASYON GÜVENLİĞİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Ders koordinatörü: Yrd. Doç. Dr. Mustafa GÜNGÖRMÜŞ mgungormus@turgutozal.edu.tr http://www.turgutozal.edu.tr/mgungormus/

Detaylı

MESS Entegre Geri Kazanım ve Enerji San. ve Tic. A.Ş.

MESS Entegre Geri Kazanım ve Enerji San. ve Tic. A.Ş. Sayfa : 1 / 12 1 ATIKLAR İÇİN NUMUNE SAKLAMA KOŞULLARI Parametre Numune Özelliği Numune Türü ICP ile Metal Tayinleri suları vb.), diğer her türlü sıvılar) Mikrodalgada (sıvı) yakılmış Minimum Numune Miktarı

Detaylı

ASİT-BAZ VE ph. MÜHENDİSLİK KİMYASI DERS NOTLARI Yrd. Doç. Dr. Atilla EVCİN. Yrd. Doç. Dr. Atilla Evcin Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi 2006

ASİT-BAZ VE ph. MÜHENDİSLİK KİMYASI DERS NOTLARI Yrd. Doç. Dr. Atilla EVCİN. Yrd. Doç. Dr. Atilla Evcin Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi 2006 ASİT-BAZ VE ph MÜHENDİSLİK KİMYASI DERS NOTLARI Yrd. Doç. Dr. Atilla EVCİN Asitler ve bazlar günlük yaşantımızda sıkça karşılaştığımız kavramlardan biridir.insanlar, her nekadar asetil salisilik asit ve

Detaylı

BETON KATKILARI KILAVUZU

BETON KATKILARI KILAVUZU BETON KATKILARI KILAVUZU 04-2016 ÝÇÝNDEKÝLER Sertleþmeyi Hýzlandýrýcý Katký...2 BK02 Eski-Yeni Beton Aderans ve Su Geçirmezlik Katkýsý...8 BK03 Priz Hýzlandýrýcý Kimyasal Katlý...14 ÝÇÝNDEKÝLER BK05-C

Detaylı

İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm HİJYEN ve SANİTASYON İkinci Bölüm GIDA HİJYENİ, TANIMI ve ÖNEMİ Üçüncü Bölüm PERSONEL HİJYENİ

İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm HİJYEN ve SANİTASYON İkinci Bölüm GIDA HİJYENİ, TANIMI ve ÖNEMİ Üçüncü Bölüm PERSONEL HİJYENİ İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm HİJYEN ve SANİTASYON Hijyenin Tanımı ve Önemi... 1 Sanitasyon Tanımı ve Önemi... 1 Kişisel Hijyen... 2 Toplu Beslenme Sistemlerinde (TBS) Hijyenin Önemi... 3 Toplu Beslenme Sistemlerinde

Detaylı

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ Karbonun önemi Hücrenin % 70-95ʼ i sudan ibaret olup, geri kalan kısmın çoğu karbon içeren bileşiklerdir. Canlılığı oluşturan organik bileşiklerde karbon atomuna

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm. Gıda Teknolojisinin Tarihçesi, Tanımı, Yöntemleri

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm. Gıda Teknolojisinin Tarihçesi, Tanımı, Yöntemleri İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm Gıda Teknolojisinin Tarihçesi, Tanımı, Yöntemleri Gıda Teknolojisinin Tanımı... 6 İşlenmiş Besin Satın Alırken Dikkat Edilecek Hususlar... 6 Gıdaların Geometrik Özellikleri...

Detaylı

PLASTİK MALZEMELERİN İŞLENME TEKNİKLERİ

PLASTİK MALZEMELERİN İŞLENME TEKNİKLERİ PLASTİK MALZEMELERİN İŞLENME TEKNİKLERİ HADDELEME (Calendering) İLE İŞLEME TEKNİĞİ HADDELEMEYE(Calendering) GİRİŞ Bu yöntem genellikle termoplastiklere ve de özellikle ısıya karşı dayanıklılığı düşük olan

Detaylı

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ KĐMYA ÖĞRETMENLĐĞĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME 8. SINIF FEN VE TEKNOLOJĐ DERSĐ 3. ÜNĐTE: MADDENĐN YAPISI VE ÖZELLĐKLERĐ KONU: BAZLAR ÇALIŞMA YAPRAĞI

Detaylı

1. Biyodizel Nedir? 2. Biyodizel in Tarihsel Gelişimi. 3. Biyodizel Üretim Aşaması. 4. Dünyada Biyodizel. 5. Türkiyede Biyodizel

1. Biyodizel Nedir? 2. Biyodizel in Tarihsel Gelişimi. 3. Biyodizel Üretim Aşaması. 4. Dünyada Biyodizel. 5. Türkiyede Biyodizel SİNEM ÖZCAN 1. Biyodizel Nedir? 2. Biyodizel in Tarihsel Gelişimi 3. Biyodizel Üretim Aşaması 4. Dünyada Biyodizel 5. Türkiyede Biyodizel 6. Biyodizel in Çevresel Özellikleri & Faydaları 7. Çeşitli Biyodizel

Detaylı

ÖNEMLİ BOR BİLEŞİKLERİ

ÖNEMLİ BOR BİLEŞİKLERİ ÖNEMLİ BOR BİLEŞİKLERİ Melike YILDIRIM, Berkay İLYAS Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Kurupelit / Samsun mellike_yldrm@hotmail.com, berkayilyas@gmail.com Bu

Detaylı

ÖLÇÜM VE /VEYA ANALİZ İLE İLGİLİ; Kapsam Parametre Metot Adı Metot Numarası ph Elektrometrik metot TS EN ISO 10523

ÖLÇÜM VE /VEYA ANALİZ İLE İLGİLİ; Kapsam Parametre Metot Adı Metot Numarası ph Elektrometrik metot TS EN ISO 10523 Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim lüğü EK LİSTE-1/8 ph Elektrometrik metot TS EN ISO 10523 SU, ATIK SU 1,2 İletkenlik Elektrot Metodu TS 9748 EN 27888 Sıcaklık Laboratuvar ve Saha Metodu SM

Detaylı

KOROZYON. Teorik Bilgi

KOROZYON. Teorik Bilgi KOROZYON Korozyon, metalik malzemelerin içinde bulundukları ortamla reaksiyona girmeleri sonucu, dışardan enerji vermeye gerek olmadan, doğal olarak meydan gelen olaydır. Metallerin büyük bir kısmı su

Detaylı

Elçin GÜNEŞ, Ezgi AYDOĞAR

Elçin GÜNEŞ, Ezgi AYDOĞAR Elçin GÜNEŞ, Ezgi AYDOĞAR AMAÇ Çorlu katı atık depolama sahası sızıntı sularının ön arıtma alternatifi olarak koagülasyon-flokülasyon yöntemi ile arıtılabilirliğinin değerlendirilmesi Arıtma alternatifleri

Detaylı

Hidroklorik asit ve sodyum hidroksitin reaksiyonundan yemek tuzu ve su meydana gelir. Bu kimyasal olayın denklemi

Hidroklorik asit ve sodyum hidroksitin reaksiyonundan yemek tuzu ve su meydana gelir. Bu kimyasal olayın denklemi KİMYASAL DENKLEMLER İki ya da daha fazla maddenin birbirleri ile etkileşerek kendi özelliklerini kaybedip yeni özelliklerde bir takım ürünler meydana getirmesine kimyasal olay, bunların formüllerle gösterilmesine

Detaylı

Kasetin arka yüzeyi filmin yerleştirildiği kapaktır. Bu kapakların farklı farklı kapanma mekanizmaları vardır. Bu taraf ön yüzeyin tersine atom

Kasetin arka yüzeyi filmin yerleştirildiği kapaktır. Bu kapakların farklı farklı kapanma mekanizmaları vardır. Bu taraf ön yüzeyin tersine atom KASET Röntgen filmi kasetleri; radyografi işlemi sırasında filmin ışık almasını önleyen ve ranforsatör-film temasını sağlayan metal kutulardır. Özel kilitli kapakları vardır. Kasetin röntgen tüpüne bakan

Detaylı

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK ÜNİTENİN KONULARI Toprağın Oluşumu Fiziksel Parçalanma Kimyasal Ayrışma Biyolojik Ayrışma Toprağın Doğal Yapısı Katı Kısım Sıvı Kısım ve Gaz Kısım Toprağın Katmanları

Detaylı

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015 Mikrobiyal Gelişim Tek hücreli organizmalarda sayı artışı Bakterilerde en çok görülen üreme şekli ikiye bölünmedir (mikroorganizma sayısı) Çok hücreli organizmalarda kütle artışı Genelde funguslarda görülen

Detaylı

RUMİNANT RASYONLARINDA MAYA KULLANIMI VE ÖNEMİ

RUMİNANT RASYONLARINDA MAYA KULLANIMI VE ÖNEMİ RUMİNANT RASYONLARINDA MAYA KULLANIMI VE ÖNEMİ Rumen mikroorganizmaların (bakteriler,protozoalar ve mayaların) bir denge içinde çalıştırdığı kusursuz bir makinedir. Yüksek et-süt verimi isterken bu hayvandaki

Detaylı

BAL TANIMI BALIN BİLEŞİMİNİ OLUŞTURAN MADDELER

BAL TANIMI BALIN BİLEŞİMİNİ OLUŞTURAN MADDELER BAL TANIMI Bal, Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı Bal Tebliğinde "Bal; bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine

Detaylı

Hastanelerde Su Kullanımı. M.Ali SÜNGÜ Amerikan Hastanesi Bakım ve Onarım Müdürü alis@amerikanhastanesi.org

Hastanelerde Su Kullanımı. M.Ali SÜNGÜ Amerikan Hastanesi Bakım ve Onarım Müdürü alis@amerikanhastanesi.org Hastanelerde Su Kullanımı M.Ali SÜNGÜ Amerikan Hastanesi Bakım ve Onarım Müdürü alis@amerikanhastanesi.org Bir Çin atasözü der ki; Suyu içmeden önce, kaynağını öğren Hastanelerde infeksiyon kaynaklarını

Detaylı

7. BÖLÜM MİKROBİYAL GELİŞİM

7. BÖLÜM MİKROBİYAL GELİŞİM 7. BÖLÜM MİKROBİYAL GELİŞİM 1 Gelişim Tek hücreli organizmalarda sayı artışı Bakterilerde en çok görülen üreme şekli ikiye bölünmedir (mikroorganizma sayısı) Çok hücreli organizmalarda kütle artışı Genelde

Detaylı

ALKALİNİTE. 1 ) Hidroksitler 2 ) Karbonatlar 3 ) Bikarbonatlar

ALKALİNİTE. 1 ) Hidroksitler 2 ) Karbonatlar 3 ) Bikarbonatlar ALKALİNİTE Bir suyun alkalinitesi, o suyun asitleri nötralize edebilme kapasitesi olarak tanımlanır. Doğal suların alkalinitesi, zayıf asitlerin tuzlarından ileri gelir. Bunların başında yer alan bikarbonatlar,

Detaylı

BARTIN ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ MALZEME LABORATUARI II DERSİ AKIMLI VE AKIMSIZ KAPLAMALAR DENEY FÖYÜ

BARTIN ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ MALZEME LABORATUARI II DERSİ AKIMLI VE AKIMSIZ KAPLAMALAR DENEY FÖYÜ BARTIN ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ MALZEME LABORATUARI II DERSİ AKIMLI VE AKIMSIZ KAPLAMALAR DENEY FÖYÜ Gelişen teknoloji ile beraber birçok endüstri alanında kullanılabilecek

Detaylı

GREEN SNOW RAİDERS DOĞAL VE SUNİ ÇİM SAHALAR İÇİN KAR VE BUZ ÇÖZÜCÜ SOLÜSYON

GREEN SNOW RAİDERS DOĞAL VE SUNİ ÇİM SAHALAR İÇİN KAR VE BUZ ÇÖZÜCÜ SOLÜSYON GREEN SNOW RAİDERS DOĞAL VE SUNİ ÇİM SAHALAR İÇİN KAR VE BUZ ÇÖZÜCÜ SOLÜSYON DOĞAL VE SUNİ ÇİM SAHALAR ÜZERİNDE BUZ OLUŞUMUNU VE KARIN ZEMİN YÜZEYİNE YAPIŞMASINI ENGELLEYEN KİMYASAL BİR SIVIDIR. Perpa

Detaylı

BİZ KİMİZ? KUARK LABORATUVAR CİHAZLARI Yüksek Enerjili Ozon Jeneratörü

BİZ KİMİZ? KUARK LABORATUVAR CİHAZLARI Yüksek Enerjili Ozon Jeneratörü BİZ KİMİZ? KUARK LABORATUVAR CİHAZLARI Yüksek Enerjili Ozon Jeneratörü Elektronik tasarım, endüstriyel yazılım ve laboratuvar cihazları alanlarında uzun yıllardır çalışan genç ve dinamik kadromuz yenilikçi

Detaylı

Metal Yüzey Hazırlama ve Temizleme Fosfatlama (Metal Surface Preparation and Cleaning)

Metal Yüzey Hazırlama ve Temizleme Fosfatlama (Metal Surface Preparation and Cleaning) Boya sisteminden beklenilen yüksek direnç,uzun ömür, mükemmel görünüş özelliklerini öteki yüzey temizleme yöntemlerinden daha etkin bir biçimde karşılamak üzere geliştirilen boya öncesi yüzey temizleme

Detaylı

HAZIRLAYAN Mutlu ŞAHİN. Hacettepe Fen Bilgisi Öğretmenliği DENEY NO: 5 DENEYİN ADI: SUYUN ELEKTRİK ENERJİSİ İLE AYRIŞMASI

HAZIRLAYAN Mutlu ŞAHİN. Hacettepe Fen Bilgisi Öğretmenliği DENEY NO: 5 DENEYİN ADI: SUYUN ELEKTRİK ENERJİSİ İLE AYRIŞMASI HAZIRLAYAN Mutlu ŞAHİN Hacettepe Fen Bilgisi Öğretmenliği DENEY NO: 5 DENEYİN ADI: SUYUN ELEKTRİK ENERJİSİ İLE AYRIŞMASI DENEYİN AMACI: ELEKTRİK ENERJİSİNİ KULLANARAK SUYU KENDİSİNİ OLUŞTURAN SAF MADDELERİNE

Detaylı

KURU İNCİR. Hazırlayan Çağatay ÖZDEN 2005. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

KURU İNCİR. Hazırlayan Çağatay ÖZDEN 2005. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi KURU İNCİR Hazırlayan Çağatay ÖZDEN 2005 T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi KURU İNCİR Türkiye de Üretim İncir, ilk kültüre alınan meyvelerden birisi olarak, anavatanı

Detaylı

Örneğin; İki hidrojen (H) uyla, bir oksijen (O) u birleşerek hidrojen ve oksijenden tamamen farklı olan su (H 2

Örneğin; İki hidrojen (H) uyla, bir oksijen (O) u birleşerek hidrojen ve oksijenden tamamen farklı olan su (H 2 On5yirmi5.com Madde ve özellikleri Kütlesi, hacmi ve eylemsizliği olan herşey maddedir. Yayın Tarihi : 21 Ocak 2014 Salı (oluşturma : 2/9/2016) Kütle hacim ve eylemsizlik maddenin ortak özelliklerindendir.çevremizde

Detaylı

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI 2013 RUSYA FEDERASYONU

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI 2013 RUSYA FEDERASYONU T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI 2013 RUSYA FEDERASYONU GENEL BİLGİLER TABLOSU Resmi Adı Rusya Federasyonu Başkenti Moskova Resmi Dil Rusça Bağımsızlık Tarihi 24 Ağustos 1991 Yüzölçümü 17.075.400 km 2 Nüfus 142,8

Detaylı

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU Güneş ışınımı değişik dalga boylarında yayılır. Yayılan bu dalga boylarının sıralı görünümü de güneş spektrumu olarak isimlendirilir. Tam olarak ifade edilecek olursa;

Detaylı

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ Sakarya Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Esentepe Kampüsü, 54187, SAKARYA Atomlar Arası Bağlar 1 İyonik Bağ 2 Kovalent

Detaylı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği. Çevreye Duyarlı Sürdürülebilir ve Yenilenebilir Enerji Üretimi ve Kullanımı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği. Çevreye Duyarlı Sürdürülebilir ve Yenilenebilir Enerji Üretimi ve Kullanımı İstanbul Bilgi Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Çevreye Duyarlı Sürdürülebilir ve Yenilenebilir Enerji Üretimi ve Kullanımı Günlük Hayatımızda Enerji Tüketimi Fosil Yakıtlar Kömür Petrol Doğalgaz

Detaylı