AYLIK FİKİR ve SANAT DERGİSİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AYLIK FİKİR ve SANAT DERGİSİ"

Transkript

1 AYLIK FİKİR ve SANAT DERGİSİ DÜNDAR TAŞER TÖRE'DEN 4 MUKBÎL ÖZYÖRÜK Yeni Bir Keşif! Doç. Dr. TEVFİK ERTÜZÜN Türkiye ve AET 13 İSMET HÜRMÜZLÜ'nün Açıklaması BAHATTİN KARAKOÇ Yeşil Direnç AYHAN TUĞCUGİL Emek Kapital Sömürü III. 18 YETİK OZAN Bilge Kurt... v JEAN - FRANÇOIS REVEL Avrupa Komünizmi 24 AHMET TEVFİK OZAN Üç Şiir Samizdat Vesikaları 30 Dr. REHA OĞUZ TÜRKKAN Töre'yi Bilen, Kanunlara Saygılı 34 Dr. Ahmet Bîcan Ercılasun Uydurukça Değil mi? Dr. YALÇIN İZBUL Atatürk ve Dil 40 Dr. A. VEHBİ ECER Kadına Saygı AYŞE ÖZDEMİR Korkunun Bu Türlüsü 47 EMİNE IŞINSU Garipkafkaslı Yayınlar Arasında.' 55 Bilgi Yarışması YIL : 8 SAYI : 85 Töre, T. C. Millî Eğitim Bakanlığımca Tebliğler Dergisi'nin 8 Kasım 1976 târih ve 1906 numaralı sayısının 408. sayfasında tavsiye edilmiştir. Her türlü haberleşme adresi : PK. 211, Kızılay - ANKARA Abone şartları : Yurt içi yıllık : 120 TL. Yurt dışı yıllık : 240 TL. Yurt içi havaleler numaralı posta çekine; yurt dışı havaleler Türkiye İş Bankası, Ankara Gaziosmanpaşa Şubesi 72 numaralı hesaba yapılmalıdır. Kurucusu : HALİDE NUSRET ZORLUTUNA Sahibi ve Sorumlu Yazı işleri Müdürü : EMİNE IŞINSU ÖKSÜZ Basıldığı yer : Bilim Matbaası Ankara İlân Şartları : Tam sayfa : TL. Yarım sayfa : TL. 1/4 sayfa : TL. Her hakkı mahfuzdur. TÖRE' de yayımlanan yazılar, TÖRE Dergisi'nden yazılı izin alınmadıkça hiçbir surette iktibas edilemez. HAZİRAN : 1978

2 DÜNDAR TAŞER Bugün Rusya, 19. asırda kullandığı hristiyanlık ve Ortodoksluk sloganları yerine, «Marksizm-Leninîzm» sloganlarını kullanmakta, yurdumuz içinde de o günkü gayri müslimlerin vazifesini, solcu-komünîstler yapmaktadır. Hattâ, bir Eki kelime değişikliği ile, iddialar bile 19. asırdakinin aynıdır. «Müslümanlar hristiyanlara zulmediyor» sözü, «Gericiler ilericiler zulmediyor», ve «Hükümet hristîyanları korumuyor» sözü «Hükümet ilericileri korumuyor» tâbirleri ile ifâde edilmektedir. Hazin olan şey, o özbeöz Türk çocuklarının, bu propagandaya kapılıp, müstevlinin siyâsî emellerine âlet olmalarıdır. Aslında bu gençlerin %99'u, bir yabancı kuvvete âlet olduklarının farkında değildirler. (Mesele, s. 32.) Tanzimat'tan sonra kurulan müesseseler, Türk milletinin târihî köklerine bağlı olmadan, Batı'ya benzemek için teşkil edilmiş olduklarından, milletin menfaatlerine, îtikadlarına, inançlarına aykırı bir gelişme takip ettiler. Bu kurumların mensupları, milletin üstünde, ona hizmet için değil onu islâh için vazifeli kimseler gibi davrandılar. Böylece, sabit maaşlı, merkeze bağlı, milletten kopuk bir zümre ortaya çıktı. Bu zıtlaşma, Cumhüriyet'e kadar artarak geldi. Cumhûriyet'teıı sonra, halk-müessese zıtlığı daha bariz bir şekil aldı. Lâiklik fikrinin yanlış tefsiri, milletle maaşlılar arasındaki bağları büsbütün kopardı... C.H.P. iktidarı, müessese iktidarı şeklinde tecelli etti. (Mesele, s. 43.) Türk solcuları, temelde marksisttirler. Marks, bütün fikrini, sınıf kavgası temeline dayamış, din, milliyet, devlet gibi mefhumların, burjuvaların uydurduğu, hâkim sınıfların, sömürülerini sürdürmek için îcâd ettikleri şeyler olduğunu, îzah ve îsbat etmeğe çalışmıştır. O hâlde, bir kişinin hem marksîst, hem de milliyetçi olması, eşyanın tabiatına aykırıdır ve Türk solcularının hiç biri de, marksîst olmadığını söylememiştir. Millî Mücâdele esnasında, Türk sosyalistlerinin başı bulunan ve ölünceye kadar da başında kalan Şefik Hüsnü Değmer, Türkiye'de Millî Mücâdele'ye karşı çıkmış, bir kısım Türk toprağı itilâf devletlerinin işgalinde kalırsa, geri kalanını sosyalistleştirmenıin daha kolay olacağını hesaplamış, ve bunun tahakkuku için de İngilizler ile işbirliğine girişmiş, Kuvâyı Milliye liderlerini burjuva mümessili olarak isimlendirmiş, onları tahkir etmiş, en ağır sözlerle sıfatlandırmıştır. Türk solcularının kahramanı olan, hayranlıkta «tüm»ünün ittifak ettikleri Nâzım Hikmet, Millî Mücâdele'nin en mühim ve en sıkışık devresinde, 1921'de, Türkiye'den Rusya'ya kaçmış ve 1927'ye kadar orada kalmıştır... Nâzım Hikmet, eğer emperyalistin, kapitalistin hasmı ise, o tarihte Rusya'da değil, Anadolu'da müstevlinin karşısında olmalıydı. (Mesele, s. 59.) 2 TAŞER

3 Sovyet ajanları, Mao hayranları, Batı mukallidleri türemiş; profesörden talebeye, memurdan satıcıya kadar yeni bir buhrana sürüklenmiştir. Kürtçülük komünizmi, komünizm de kürtçülüğü kullanarak, Türkiye için yeni felâketler, etnik gruplar için de yeni esaretler peşinde koşmaktadırlar. Yemen'den Belgrad'a, Bağdat'tan Bükreş'e kadar hiç bir yeri mantık ve müzâkere ile terketmedik. Kurduğumuz nizamı nutuklarla bozdurmadık. Bu vatanı bir kaç nazariyecinin safsatasına, bir kaç hâinin fesadına, birkaç ahmağın gafletine kurban etmeyeceğiz. (Mesele, s. 89.) 3 Mayıs 1960'da Cemal Gürsel ısrarla izin alıp uzaklaşınca, yerine «Joker» gibi getirilmiş bir zat vardı ki, sık sık «Bende kafa yok» der dururdu. Bugünlerde o da bilimsel yazımsamalara girişmiş, deneysel sözcükler söylüyor. «Doğurgan Durgu» başlıklı yazıtmasında diyor ki: «Üçüncü dünya gitgide etkinleşirken, ikinci dünya gelgele bitkinleşiyor, birinci dünyanın her yere yetkinleşmesinin güçsellîği karşısında, dışarlık ve içerlek tekerlekler, fıraksal durgular doğuruyorlar». Sözü, «sömürüp semirenlere değil de, tahtayı kemirenlere» İmiş! Başlığın altına bunu yazmış. Dediklerini aniamasak bile, kafasal ürünü belli ki ekînlenmiş, buna sevindik... (Mesele, s. 107.) Hele hele politikacı iseniz, mutlaka solcu olmalısınız! «160 milyon dönüm araziyi 22 milyon köylüye dağıtırsak Türkiye kalkınır» diyebilirsiniz. Kimse, adam başına ne düşer demez. Zelzele bölgesine gider, yaralı, bereli acılı adamlara: «Bu işin çâresi toprak reformudur» diyebilirsiniz. Kimse, «Reforme edilen toprak sarsılmaz mı?» diye sormaz. Dört sene bakanlık yaparsınız, ayrıldıktan iki sene sonra, «İkili anlaşmalar kötüdür» diyebilirsiniz. «Niye düzeltmedin?» demezler. Atatürk'ün partisinin başına geçer oturursunuz. Kapıcının maaşını Atatürk mirasından ödsr, Atatürk'ün servetini temsilen İş Bankası'nı yönetirsiniz. Sonra da kalkar, «İnkılâplar halka ne getirdi» diye küçümsersiniz. «Şapkayı giydik de, üretim ilişkileri değişti mi?» dersiniz. Bulgaristan'da kollektivizmi översiniz. Türkiye'ye dönünce, suçu tercümana yüklersiniz. Anayasa'yı siz yapar, müesseseleri siz kurar, «düzen»! siz düzenlersiniz. Sonra kalkıp «Düzen bozuk!» diye kıyamet koparırsınız. Kimse, size mantıksız, tutarsız, hesapsız demez. Atatürkçü, devrimci, ilerici sayılırsınız. Hemen solcu olun: kârlıdır, şanlıdır, emniyetlidir... (Mesele, s. 192.) Bir reform lâzım mıdır? Bu soruya herkes, evet der; fakat bundan daha ehemmiyetli bir şey var. O da, «Ne maksatla, hangi sahada, nasıl, ne zaman?» sorularıdır. Bunun cevâbını: «Türk için, Türk'e göre, Türk tarafından» düsturunu esas alan, milliyetçi Türk ilim adamları verebilir. TÖRE'de toplanan genç ilim adamlarının hedefi de budur... (29 Mayıs Mesele, s. 423.)

4 1 DEN Değerli Okuyucularımız, Sizlere şükran borçluyuz. Mayıs ayında bizleri yalnız bırakmadınız. Şimdi, geçen ay başlattığımız hamleyi, daha da güçlendirerek sürdürmeliyiz. Derginiz TÖRE, 85. sayısı ile, sekizinci yayın senesine başlamış bulunuyor. Bu, bir fikir dergisi için, Türk yayıncılığında başlıbaşına bir hâdisedir. Yabancı sefaretlerden yardım aldıkları rivayet edilen yayınlar bile, bakıyorsunuz bir kaç sene, hattâ bazen bir kaç ay içerisinde, güya «işlev» lerini tamamlayıp, dükkânı kapamak mecburiyetinde kalıyorlar. Tabiî, kılık kıyafet değiştirip, temcit pilâvını piyasaya sürmeğe devam etmek ü* zere... Sizlere şükran borçluyuz; uyarılarınızla bizi devamlı kendimizi yenilemeğe teşvik ettiğiniz, desteğinizi ise esirgemediğiniz için.., Ve dergimizle haklı bir gurur duyuyoruz. Ulu Tanrı'dan TÖRE için daha uzun seneler sürecek bir yayın hayâtı ve mücâdele gücü niyaz ediyoruz. TÖRE, yazarı ile, okuyucusu ile, sizlerin eserinizdir. BAZI HATIRLATMALAR Değerli okuyucularımız, bizden postaya verildikten sonra, sizin elinize ulaşıncaya kadar (daha.doğrusu, ulaşamadığı zamanlarda) TÖRE'nin başına bilhassa «kurtarılmış böl- gelerde» garip şeyler gelebiliyor! Normal olarak, derginizin size her ayın ilk günleri, bilemediniz ilk haftası içinde ulaşması lâzım. Herhâlükârda, derginiz ayın, diyelim ki 10'una kadar, elinize varmamışsa, veya bâyînize gelmemişse, lütfen bizi derhal haberdar ediniz, ki bir yandan en sür'atli vâsıta ile dergiyi size ulaştırırken, bir yandan da gecikmenin veya «gaiplere karışmanın» sebebini tahkik edebilelim. Değerli okuyucularımız, zamanlar işte böyle kötü zamanlar... En gemi azıya almış solcu yayınlardan, en pespaye cinsinden «seks» yayınlarına kadar, türlü dergi, menşe ve müşterisi arasında serbestçe köprü kurr biliyor; amma TÖRE, okuyucularına emniyetle ulaşabilmek için, yüzünü nâmahremden saklamak zorunda... ki, ap-ak bir TÖRE, gürül-gürül bir EY TÜRK! ÜSTTE GÖK ÇÖKME- DİKÇE, ALTTA YER DELİNMEDİKÇE, SENİN İLİNİ VE TÖRENİ KİM BOZABİLİR? vardır TÖ RE'nin yüzünde... İşte, TÜRK'e ve TÜRK'ÜN TÖRE'sine bu denli âdice düşman olanlar v taa içimizde... İŞKENCELER TÖRE, bu sayısında, sözde bir polis derneğinin şemsiyesi altında toplanmış, İktidarın peşin tavsîbine hâiz oldukları intibaını veren, bir avuç TÜRK ve MİLLET düşmanının maskelerini yırtmak, kimliklerini ortaya koymak kararındaydı. Ancak, bu tarihî vazî- 4 TÖRE'DEN

5 feyi diğer kardeş dergilerin bu ve önümüzdeki ayki sayılarında yerine getirmeyi plânladıklarını öğrenince, Ülkücü camia yayınları arasında mümkün olduğu ölçüde tekrarlardan kaçınmak maksadıyla, ağırlığı başka konulara kaydırdık. Fakat, Yüce Allah'ın huzurunda yemin ediyoruz: işkence hâdiselerinin büyük bir kısmı yer, zaman ve failleri ile birlikte tesbit edilmiştir ve edilmeğe devam edilecektir. Türklük düşmanı, Türk Milletinin gözbebeği Ülkücü Türk Gençliğini akılları sıra yıldırmayı üstlenmiş, Türk Milletinin ve Devletinin bekasına kastettiklerini yayınları ile utanmazca ilân etmekten geri durmayan bu işkenceci sefillerden, TÖRE'miz ve KANUN'larımız çerçevesinde en ağır biçimde HESAP SORULACAK HESAP KAPANACAKTIR! Değerli okuyucular, 15 Nisan günü gözlerimiz Ankara'da işkencecileri boşuna aradı meydanlarda... Çünkü meydanlarda yalnız şerefli Türk polisleri vardı - ve söz aramızda, yürekleri gençlerle, gönülleri gençlerle idi. Biz, orada idik. İşkenceciler, şefleriyle beraber, neredeydiler? 26 Mayıs'ta Erzurum' da olacağız. Buyurun, gelebilirsiniz, Erzurum' un meydanlarına!... ÜNİVERSİTE'YE GİRİŞ Bir kaç hafta sonra, kısa adı ÜSYM olan kuruluşun tertiplediği çağdışı, taraflı ve şân beli bir imtihan neticesi, bin genç üniversite ve yüksek okullara kaydolma «hakkını» kazanacak; yüzbinler ise bu hakka sahip olamayacak. Kimlerdir, üniversite'ye girebilenler? Kimlerdir, giremeyeceğine karar verilenler? Her konuda aslan kesilen «egaliter» çilerimiz, «halkçı» lar-ımız, bu konuda neden susmaktadırlar? Kör olan gözleri midir, yoksa vicdanları mı? Susmak mecburiyetindedirler, çünkü başka konularda yürüttükleri sömürü ve düzen edebiyatı, bu konuda zülfüyâre dokunmaktadır. Büyük şehirde oturursun; çocuğuna her türlü okuma «olanağı» sağlar, büyük bir «olasılık»la da bir kolejde okutursun. Bütün bunlar, hele bir de ÜSYM yabancı dil imtihanının getireceği puanlar eklenirse, üniversite' ye giriş için istediğin «güvence» yi sağlarsın. Üstelik, nasıl olsa Anadolu'daki Millet'in has evlâdını okulsuz, öğretmensiz, tesissiz, laboratuarsız bırakmış; lâf ebeliğine gelince bol keseden kullandığın fırsat eşitliğini habire kendi kefe'ne yontmuşsun. Bütün bunlar tutmazsa, bastırır parayı, gönderirsin çocuğu dış memleketlere, yedi sekiz sene safâsını sürer gençliğinin, çocukcağız... Sonunda cebine uyduruk bir diploma sokar, koluna feleğin çarkından geçmiş, kendi memleketinde koca bulamamış birini de takar... yurda dönüş yapar; açılsın sonra önünde ikbâl yolları!... Anadolu çocuğu, hernasılsa önüne yığılan güçlükleri aşmışsa, engelleri devirmişse, ÜSYM'nin süzgecinden sıyrılmışsa; kayıt günü kapıya BİLMEMNE-DER'in militanlarını mevzîlendirip, kaydını yaptırtmazsın; üçü-beşi bu engeli de savuşturup okula devam hakkını kazansa, BİLMEMNE-DER'in niilitanlanna kapıyı tutturup, çocukları içeri sokturtmazsın; hadi diyelim ki derslere devam etti, bu sefer BİLMEMNE-DER'li «öğretim üyeleri» MUZAFFER TÜRKEŞ Ülkücü gençliğe güveniyor, onları yurdun kurtarıcıları olarak gördüğü için, ayrı ayrı seviyor, ayrı ayrı takdir ediyordu. Birinin başına birşey gelecek olsa içi parçalanır, derhal yardımına koşardı. Onları hor görenleri, suçlayanları hiç affetmezdi,...bozkurtlar'a dil uzatmağa kalkışanlara ağır, anlamlı cevaplar verir, her birini utanç ve aczden konuşamaz hâle getirirdi. Merhume Muzaffer Türkeş'in aziz ruhuna Tann'dan rahmet niyaz ederiz. Nûr içinde yatsın. TÖRE'DEN 5

6 vasıtasıyla ders durumunun îcâbına baktırtırsın. Bir yandan okulun duvarlarına «Burası faşistlere mezar olacak» yazanları görmezden gelir, bir yandan da yardakçı basın'a «Faşistler eğitimi engelliyor» diye cafcaflı lâflar edersin. Bu,«faşizm» safsatası ile döndürmeğe çalıştığın komünist çarka çomak sokan herkesi karalamayı, aynı metodu dünyanın yetmiş-iki yöresinde denemiş dışardaki ağababalarından öğrenmişsindir, zâten. Bu çark böylece senin çıkarlarına hizmet etmek üzere dönecek de dönecek sanırsın... Eline geçirmiş olduğun devletin ajans, radyo ve televizyon müesseseleri vasıtasıyla da, bu istismar, bu sömürü düzenini sürdürebileceğini hesap edersin. Birkaç haftalık bir eğitim (!) süresi sonunda canın sıkılınca da, bir boykot sebebi îcad eder, «dinlence» ye çıkarsın. Görüyorsunuz, kalemimizi koyverdik mi, dertler bir değil bin tane; rezaletin, kepazeliğin bini bir para... Üniversite'ye Giriş mevzuunu, iki küçük hatırlatma ile kapatalım: şimdilik 1. Soruların hazırlanış biçiminden, soruların muhtevasından ve kullanılan «dil» den, ÜSYM'de çalışan kadronun solcu veya sol sempatizanı kimselerden oluşturulmuş olduğu açık seçik ortada. Bu kadronun sür'atle tarafsızlaştırması... bu bir. 2. Üniversite Giriş imtihanından yabancı dil bölümünün derhal kaldırılarak; bütün ortaokul ve lise hayâtı boyunca birkaç aylığına mahallî eczacı veya mal müdüründen ders görmüş Anadolu çocuğuna karşı kolejlilere ve «Millî» Eğitimin diğer imtiyazlı o- kulları mezunlarına sağlanan haksız avantaja son verilmesi... bu iki, Bu konuda daha yazacaklarımız var. Hepsinin sırası gelecek. İNTİHAR KOMANDOLARI! Kulağımıza geldi. Bugünlerde bir üniversite doçenti, mensubu bulunduğu fakülte koridorlarında kimi yakalarsa ona şu dehşetengiz intihar vak'asını nakletmeyi vazîfe addetmeğe başlamış: Efendim, Ülkücü gençler, «intihar komandoları» hâlinde organize olmuşlar, iki üç kişi, yüzlerce, binlerce kişilik solcu gruplarının karşısına geçip, onlara «ana avrat» küfrediyor, onları galeyana getirerek, KENDİ LE- ** RİNİ ÖLDÜRTMEYİ amaçlıyorlarmış! Maksatları, solcuları suçlu ve mütecaviz gösterterek, şimdiki hükümeti müşkül duruma sokmakmış! Bak, sayın doçentim, sende biraz akıl var ise, bu kamîkaze fedaileri hakkında böyle uluorta konuşmaktan vaz geçer, o yarım aklını ilerdeki profesörlük günlerine saklarsın.. YÜZ BOMBA BUGÜN... Söz, ahmaklıktan yana açılmışken, bir devlet kuruluşu olan Nükleer Araştırma Merkezi'nin, geçtiğimiz ay içerisinde, bir kaç m günlüğüne kapatılması hâdisesine temas et- meden geçemeyeceğiz. Rivayete göre, bazı gayretkeş görevliler, burada NÖTRON ve hattâ mâhiyetini kendilerinin de tam kestiremedikleri Plütron, Atomyon ve hele hele Salakyon bombaları îmal edildiği yolunda bir rapor düzenlemeyi düşünmüşler, ama sonunda kafası biraz çalışan birisi çıkıp, «Ne olur ne olmaz, bakarsınız Varşova Paktını işkillendiririz» diyerek, raporun bu ikinci kısmını devre dışı bıraktırmış... Mizansen malûm. Ortaya atılan bir tâdia; iddiayı bir vakıa gibi takdim eden, iktidar uşağı bir radyo-televizyon kurumu; arkasından bir hafta müddetle polis işkencesi... Nihayet mahkeme, ve tek celsede alınan - ve kamu oyuna zinhar duyurulmayan bir beraat kararı. Biliyorsunuz, öyle bir memlekette yaşıyoruz ki, caddelerde boy boy, koca koca harflerle BOMBALI SİLAHLI SALDIRI SAVAŞIMI ZI SÜRDÜRECEĞİZ FALANFİLAN-DER imzalı yazılar yer alıyor. Alıyor amma, Sayın İçişleri Bakanımız hâlâ «Ateş sönerken, dumanı daha kesif çıkar» filân gibi veciz sözlerle, hayalindeki faillerle uğraşıyor. Biz, şimdi kendimizi savcılığa ihbar edi- / ^ yoruz. Yazıhanemizin mütevâzi mutfağında hergün çaktırmadan, çaydanlığa çay artı davultozu artı minare gölgesi ilâve etmek suretiyle, FİKRON bombası îmal ediyoruz. FİK- RON bombalan dergimizden... YÜZ BOMBA BUGÜN, BİN BOMBA YARIN... 6 TÖRE'DEN

7 BİR DAVET TELGRAFI MHP Kayseri Milletvekili Mehmet Doğan, günü, Ticâret Bakanı Teoman Köprülüler ile Köyişleri ve Kooperatifçilik Bakanı Ali Topuz'a birer telgraf göndererek, Kayseri'de kendisine ait bir işletmenin hizmete açılışı dolayısıyla düzenlenen törene davet etmiştir. MHP Kayseri Milletvekili Mehmet Doğan, davet telgrafında şöyle demiştir : «7 Mayıs 1978 tarihli, İzmir'in bölge gazetesi olan Yeni Asır'dan, iki pompalı bir benzin istasyonunun hizmete girişi münâsebetiyle düzenlenen törene şeref verdiğiniz ve iki pompa arasına gerilen kordelâyı keserek bu istasyonu hizmete soktuğunuzu, memnuniyetle öğrenmiş bulunmaktayım. Bu hareketinizi CHP'nin halkçılık anlayışı içerisinde değerlendiriyor ve bu mühim memleket hizmetinden dolayı da sizleri içtenlikle kutluyorum. Doğum yerim olan Kayseri'nin merkezine bağlı Bağpınar Köyünde bir tavuk kümesi yaptırmış bulunmaktayım. Ligorin cinsi 50 tavuğun barınacağı ve Türk yumurtacılık ekonomisine büyük katkısı olacak bu modern tesisin hizmete açılışı münâsebetiyle tertipleyeceğim törene lütfedip şeref verirseniz ziyâdesi ile memnun olacağım. Tesisin açılış kordelâsının tarafınızdan kesilmesi hâlinde ise, size minnettar kalacağımı ifâde eder, selâm ve saygılarımı sunarım.» BU SAYIMIZDA Değerli okuyucularımız, bu sayımızda bulacağınız yazıları beğeneceğiniz, müsbet veya menfî eleştirilerinizle, dergimizi çevrenizde okutarak, fikir mücâdelemizin yaygınlaştırılmasına yardımcı olacağınız ümidindeyiz. Bize mektup yazarak, gerçekleştirmeğe çalıştığımız hamleyi kutlayan, Allah'tan bize yardımcı olması duasında bulunan bütün ülküdaşlarımıza yürekten şükranlarımızı sunarız. TÖRE, öğretmenin dergisidir, üniversitelinin dergisidir, genç liselinin dergisidir. TÖ RE, yüreği TÜRK olmanın gururu ile çarpan, TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ'nin ateşiyle yanan herkesin dergisidir. Üniversitelerimizdeki milliyetçi öğretim üyelerinden, Türkiye'miz içinde ve dışında en ücra köşelerdeki Türk Milliyetçilerine kadar ulasan fikrî mücadele dergisidir. Değerli okuyucularımız, bu sayımızın «Başyazısını», ebediyete akıp giden her yılın Haziran sayımızda olduğu gibi, DÜNDAR TA- ŞER ağabeyimiz - yazdı... Nur içinde yatsın. Büyüyen Ülkücü hareketin şuurlu gençlerini, sürdürmekte oldukları azimli ve vakarlı mücâdele içinde görmek, biliyoruz ki ruhunu müsterih ve mes'ut kılmaktadır. «Irak» ta yaşayan soydaşlarımızın başına son günlerde garip işler geliyor... Bunlar, günlük gazetelerde, aman Turancılık filân ol masın endişesiyle, petrol boru hattının hatırı da cabası birkaç satırla geçiştiriliyor. Ankara'daki Iraklı Türkler tarafından basına verilen bir açıklamayı sizlere sunuyoruz. Yine, bu sayımızda, değerli hocamız MUKBİL ÖZYÖRÜK'ün Suudî Arabistan ziyareti sonrasında TÖRE okuyucuları için yazdığı, fikir hayâtımızda Türk - Arab münâsebet* leri bakımından yeni bir devrenin açılmak ü- zere olduğunu müjdeleyeceğini sandığımız TÖRE'DEN 7

8 mühim tahlillerden birincisini; İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Tevfik Ertüzün'ün «TÜRKİYE-AET» münâsebetleri üzerine kısa bir durum incelemesi* ni; Dr. Reha Oğuz Türkkan'ın, dâva yolundaki engin tecrübesine dayanarak kaleme aldığı «TÖRE'yi Bilen, KANUN'Iara Saygılı» bir Türk insanının niçin ve nasıl yetiştirilmesi gerektiği konulu yazısını bulacaksınız. TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ adlı kitabı, son senelerde milliyetçi düşüncenin gelişmesinde bir hâdise olan AYHAN TUĞ- CUGİL, komünist istismar edebiyatında bol keseden kullanılan emek, kapital, sömürü gibi kavramları milliyetçi açıdan incelemeğe devam ediyor. Bilindiği üzere, hocamızın bu yazı dizisi, kendisinin DTCFTı ülküdaşlarımıza verdiği bir dizi seminerlerden derlenmiştir. Temmuz sayımızda, AYHAN TUĞCUGİL, bir başka yazı dizisi ile, yine sizlerle olacak. Evvelki hükümet zamanında Kültür Bakanlığı tarafından neşredilmekte olan Millî Kültür dergisinin Kasım sayısı, Atatürk Sayısı olarak hazırlanmıştı. Biz, TÖRE olarak, u- mumî dağıtımı şimdiki hükümet zamanında büyük ölçüde engellenmiş bulunan bu dergide yer alan bâzı mühim yazıları okuyucularımıza tanıtmayı bir vazîfe sayıyoruz ve bu sayımızda, solcular tarafından hayâsızca istismar edilmiş bir konuyu, «Atatürk ve DİL» konusunu, yazarımız Dr. YALÇIN İZBUL'un kaleminden sunuyoruz. Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi olan Dr. AHMET BÎCAN ERCILASUN'un Mayıs sayımızda başladığımız «Uydurukça Değil mi, Uydur Uydur Söyle!» başlıklı yazı dizisinin okuyucularımız arasında çok büyük bir alâka uyandırmış olduğu bize gelen mektuplardan anlaşılıyor. Sayın ERCILASUN'un yazı dizisi, Türk diline büyük bir hizmettir. Çünkü, kasten veya aldanarak, kendilerini, sahte bir tanıtma ile «öztürkçecilik» adı verilen, uydurmacılık hastalığına kaptırmış olanlara karşı, ülküdaşlarımıza güçlü bir tartışma üstünlüğü sağlamaktadır. TÖRE olarak, uydurukçuları himâyesi ve çatısı altında toplamış bulunan «Dil Kurumu» nu münazaraya davet ediyoruz. Savunsunlar bakalım, yedikleri «dilsel» naneleri... Devle- 8 tin radyo-televizyonunu ele geçirerek, «biz yaptık, oldu!» diye, işi oldu bittiye getirmek emelinde olan ve bu çarpık zihniyetleri ile Türk diline ve dolayısiyle Türk-İslâm kültürüne kasteden bütün çevrelere «hodri meydan!» diyoruz. Tenkidlerimizi ilmî bir tartışma ile çürütemezler ise, kendilerini câhil, bozguncu, kültür düşmanı ve hattâ yabancı kültürlerin satılmış uşakları ilân edeceğiz. Değerli okuyucularımız, yine bu sayımızda, Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü öğretim üyesi Sayın A. VEHBİ ECER'in, İslâmiyet'te Kadın'a Saygıyı konu alan ve dîn düşmanları tarafından bize yakıştırılmağa çalışılan hurafetlere karşı, İslâm inanç ve anânelerini açıklığa kavuşturan mühim yazısı yer alıyor. Ülkücü ablamız Sayın AYŞE ÖZDEMİR'in ise Denizli'den lütfettikleri dinî-ahlâkî uyarıcı yazı, yine bu sayımızda. EMİNE IŞINSU'nun, GARİPKAFKASLI ile yaptığı mektup-mülâkatı bu sayımızda okuyacak, ülkücü san'atçımızın akıcı üslûbuna, ince sezişlerine ve güçlü mefkûreciliğine bir defa daha hayran olacaksınız. TÖRE'nin bu sayısında, YETİK OZAN, BAHATTİN KARAKOÇ ve AHMET TEVFİK OZAN gibi üç ünlü Ülkücü şâirimizin şiirleri var. TÖRE, gücünü Türk şiir geleneğinden alan, Türk Ülküsüne yönelen, çağdaş Türk şiirinin en kuvvetli temsilcilerini sînesinde toplamağa devam ediyor. Ve nihayet, sizlerin büyük alâka ve tasviblerinizi kazanmış bulunan bilgi yarışmalarımızdan üçüncüsünü takdîm ediyoruz. Yalnız, bu seferki, diğerlerinden biraz farklı bir mâhiyet taşıyor. Göreceksiniz... Maksadımız, Türk Ülkücüsünü Büyük Ülkü yolunda daha da şuurlu ve kuvvetli kılacak bir bilgi hizmeti sunmaktır. Sizlerden aldığımız destekle, «eğitim» müesseselerimizde bugün hüküm sürmekte olan gayri-millî, gayri-ilmî ve tam anlamıyla gayri-ahlâkî yabancı kültür saldırısını dikkâtten uzak tutmayarak, gençlerimize düşünce, ilim ve sanat sahalarında güçlü bir fikir hizmeti vermeyi vazîfe bilmekteyiz. Önümüzdeki aylarda, Allah'ın izniyle, ve sizlerin desteğinizle, yayın sahamızı genişletmek, mücâdele gücümüzü daha da artırmak ümidi ve azmiyle, TANRİ TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN TÖRE'DEN

9 Değerli Okuyucularımız, Elinizdeki 85. sayısı ile, TÖRE Derginiz 8. yayın yılma başlıyor. Bu, Türk yayıncılık hayâtmda, aylık bir fikir dergisinin ulaşabildiği nâdir basan örneklerindendir. Sizlere müteşekkiriz ve haklı olarak dergimizle övünüyoruz. Fikir mücâdelemizin daha geniş kitlelere yayılmasına hizmet etmek maksadıyla, TÖRE Derginiz SEKİZİNCİ YILINA GİRERKEN siz okuyucularımıza yeni bir kolaylık sağlamış bulunuyor. Şimdi, yurt içi ve yurt dışındaki yakınlarınızı, dost ve hattâ fikirleriyle belki sizi biraz üzen tanıdıklarınızı TÖRE'ye abone kaydettirebilirsiniz. Bu hususta size azamî kolaylık sağlamak kararı almış bulunuyoruz. Onları, kendilerini ÜLKÜ yoluna çağıran, bu yolda fikir hizmeti veren sürekli bir yayın takip etmek imkânına kavuşturmaktan daha anlaırih bir armağan düşünülebilir mi? Okuyucularımız, yurt içi veya yurt dışında abone kaydetmek istedikleri dost ve akrabaları için şu basit işlemi yapacaklardır : 1. Abone kaydetmek istediğiniz kimsenin isim ve adresini bize bir mektupla bildiriniz. (TÖRE Dergisi, Hediye Abone Servisi, P.K. 211, Kızılay - Ankara.) 2. Abone kaydetmek istediğiniz kimseye, abonenin sizin bir armağammz olduğunu belirten bir yazı göndermemîzi arzu ediyorsanız, bunu mektubunuzda «Adımın... selâmlarımın... hürmetlerimin... vb. kendisine iletilmesi» şeklinde bir talimatla bildiriniz. 3. Size en yakın postahâneye uğrayarak, TÖRE'nin numaralı posta çeki hesabına, yurt içi aboneleri için 100 TL., yurt dışı aboneleri için 150, TL. yatırınız. TÖRE'nin bu hizmeti yalnız HAZİRAN ve TEMMUZ ayları için geçerli olacaktır. Değerli ülküdaşlarımız, TÖRE'yi beğeniyorsanız, fikir mücâdelemizin yaygınlaştırılmasına yardımcı olunuz. Dostlarınıza verebileceğiniz en güzel hediye, en anlamlı armağan, bir yıllık TÖRE abonesidir. TÖRE, sonbaharda yeni atılımlara hazırlanıyor... Bekleyiniz. Selâm ve şükranlarımızla. HEDİYE ABONE - 9

10 TÖREYE MEKTUP : 1 YENİ BİR KESİF! MUKBİL ÖZYÖRÜK Dünyada keşfedilmedik yer kalmış mıydı dersiniz? Bırakın kıt'aları ve memleketleri bir tarafa, fırlatılmış uyduların çektiği fotoğraflarda, Küba'daki füze rampalarının yanında kaç kişinin durduğu dahi sayılabilir ve ay'daki ovalarda, yaylalarda astronotlar gezerken, bendeniz herşeye rağmen, üstelik burnumuzun dibinde, yeni bir coğrafi keşifte bulundum; Suudî Arabistan'ı keşfettim... Henüz adamakıllı tahlil edebilmiş değilim, fakat keşfettim. Bu keşfin ciddî olduğuna inanarak yazıyorum. Töre'nin sevgili okuyucularından Tercüman'daki sütunumu takip edenler, bir süredir Suudî Arabistan hakkında yazdıklarımı görmüş ve belki okumuşlardır. «Çevrelerde» dolaşmayan bir «merdümgiriz» (Dil Kurumu bütün maharetine rağmen buna bir karşılık uyduramadı) olduğum için ve henüz okuyucu mektupları da elime geçmediğinden, yazılarımın akislerini alamadım. Fakat inanıyorum ki, çoğu kimse mübalâğalarda bulunduğumu sanacaktır. Çünki, gitmeden önce benim de az çok «bilirim» sandığım bu diyar hakkında ne kadar büyültsem yetmeyecek bir cehalet içinde bulunduğumu gördüm. Şaştım, utan* dım. Ve bilhassa bu sebepten dolayı yazıyorum. Tercüman'da anlattıklarımı burada tekrarlayacak değilim. Gazete ve dergi başka başka türler. Ama Töre okuyucularına Suudî Arabistan, ve Suudî Arabistan vesîlesiyle İslâm alemiyle ilişkilerimiz hakkında gördüklerimi ve düşündüklerimi söylemek istiyorum. Töre okuyucularından kimlerin şu konularda kabullendiği kesin tutum ve görüş açısı olsa da, gene söylediklerime kulak vermesini dilerim. Meşhur bir «batılılaşma» maceramız var ya, işte elimdeki konuda da, bu maceranın başka türlü ters bir tezahürüne şahit oldum. Batılılaşma'da 1839'dan itibaren ardı ardına muhtelif «paket» ler hazırlamışızdır. İllallah bu «paket» sözünden. Kafamızın içi «Paket Postanesi» ne döndü. Ama sucu, döve söve merkebini gene de nasıl kullanırsa, ben de döve söve bazen Uydurukça'yı ve bazen de «uyduruk kategori» leri kullanıyorum. Paket de, böylesine, «uyduruk bir kategori». 1839'da bir paket, 1857'de ikinci bir paket, 'de, 1908'de, 1923'te başka başka paket'ler var. Fakat paketler, aynı malın belirli ölçülerdeki birer ambalaj birimi değildir. Çarşıya çıkmış hanımın parfüm'den kıymaya'ya kadar aldıklarının «Eve giderken dağılmasın» diye, sonuncu dükkândan, teberrüken yeniden, kolaylık olarak hep birarada sarılıp sarmalanması gibidir. Bu batılılaşma hareketlerimizde, 1908 dâhil, imparatorluğun yavaş yavaş tasfiyesi üstü kapalı biçimde kabul edilmiştir. Bütün bağlı topraklarda reformlar ve belli ölçülerde muhtariyetler kabul ettik. Fakat Kavalalı'nın zorlaması gibî zorlamalarla karşılaşmadıkça Arap ülkelerini aklımıza bile getirmedik. Onlar da, sonuna kadar istemediler. Dindaşlık bağı çok kuvvetliydi. Onlar nasıl İslâm'ın ilk kılıçları ise, biz de ikinci ve son kılıçlarıydık. Bu da yetiyordu. Fakat bizim, Arap ülkelerini sömürmemiz de asla söz konusu olmamıştır. Biz anavatana eklediğimiz hiçbir yeri iktisâden sömürmeyi esasen bilemedik. Kaldı ki, bilhassa Arabistan'ın sömürülecek malûm servetleri de yoktu. Hâc gelirlerinin devede kulak bulunduğu kabili ispattır. Süveyş'in açılmasından yıllarca sonrasına kadar, denizden bile Hacca gidebilmek Macellan'a imrenmek gibi birşeydi. Ondan önce, karayolu ise İstanbul ve Anadolu'dan nisbeten kolay, fakat İran' dan bile çok güçtü. Birkaç çöl geçmek ve dönmek gerekirdi. Kesin defterler bulunup ortaya konulsa, tıpkı Meşrûtiyet'in basit bütçelerinde de belirdiği gibi, «İki Harem Hiz- 10 ÖZYÖRÜK

11 metkârlığı» nın (Hâdimül-haremeyn-üş-şerifeyn) olmanın, Mekke ve Medine'nin elde bulundurulup bakılmasının Osmanlı padişahlarına gelir yönünden hiçbir menfaat sağla* madiği, aksine külfet yüklediği görülür. Ama buna mukabil manevî menfaat çok büyüktü. Yavuz Sultan Selim, Şiî'lerin üzerine ve Mısır'a elbette boşuna gitmedi. Önce imparatorluğun arka kapısını sağfamlaştınp çaktı, iptal etti. Sonra Mısır'a gidip hilâfeti alarak, İslâmiyette fânî rütbelerin en büyüğünü edinip, imparatorluğu kılıçtan da kuvvetli temellere oturttu. Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'nin hâdimliği de artık şüphesiz Halife'ye düşerdi. Osmanlı hanedanı, sonuna kadar bu hizmetkârlığı en samimî ve kuvvetli bir îmân ve inançla yapmağa çalışmıştır. Kurban bayramlarından önce Kabe'de bulunacak olan «sürre alayı» nın Dersâadet'- ten hareketle «Ayrılık çeşmesi»nde selâmet- Ienmesi, dönüşünde «Selâmi Çeşme» de karşılanması her yılın en büyük hâdisesiydi. Mukaddes Kabe'nin örtüsü İstanbul'da hazırlanır, pek kıymetli hediyelerle birlikte Mekke-i Mükerreme'ye götürülürdü. Arabistan Arabları ile asırlar ve asırlar boyu hiç çatışmamız olmamıştır. Olamazdı da. Dîn ile, dil ile öylesine kaynaşmıştık. Arabistan'da, bulunduğumuz yer, batı kıyılarıydı. Hicaz'dı. KK zildeniz bir ok gibi kuzeye uzanmasa, bir u- cuyla «Zengin Mısır»ın kalbine kadar girmese, öteki ucuyla üçüncü mukaddes şehir olan Kudüs'ün neredeyse kapılarına dayanmasa, Osmanlıların savunma strateji'sinde sırf «Bâb-ül-mendep» boğazı aşkına Yemen'in, Yemen'le bağlantı sebebiyle Âsir'in dahi yeri olmaz ve Osmanlı, Mekke güneyindeki Tâif dağlarının daha aşağılarına her halde hiç inmezdi. Çünki batı'da ve güneybatı'da uzun uzadıya ilerlemek için, bunların dışında hiçbir sebep yoktu ve nitekim olmadı da... Arabistan'ın batısında ise, sırf Irak'ın savunulması için «Körfez» önemliydi. Fakat bu savunma uğruna da, Maskat ve Omman sahillerine kadar inmek ve garnizon bulundurmak gerekmedi. Basra ve Şatt-ül-arab'tan sonra, Körfez ortasında, yarımadadan çok hemen tamamen ada'ya benzer Katar hizalarında en ileri karakol olarak şimdi petrol bölgesinin orta yerindeki Al-Hofuf yetip de artmıştı bile... Eğer petrolü soruyorsanız, bizim zamanımızda, Kuveyt yörelerinde, eserine rastlanarak yanıp isli dumanlı tutuştuğu görülünce, bunun bir «zeyt-i mülevves» (pis yağ) olduğu kanaati yayılmış. Eline bulaştı mı, yıka yıka çıkmaz, mülevves bir yağ... Batı'da ince bir sahil şeridinin, doğuda da Körfez merkezine yeterince yakın o ileri karakol noktalarının, yâni doğu ile batının arasında, Necid eyâletinde şimdiye kadar öğrenebildiklerimden anladığıma göre Osmanlı ayağı 19 uncu yüzyılın ilk çeyreğine kadar görülmemiş. Ama daha incelemem lâzım. Necid içinde Ürdün - Irak sınırdaşlığının güneyinde büyük bir çöl (Nafud) ve bu çölden inen geniş bir kum koridorunun ucunda, yarımadanın en yayvan bölgesinin ortasında, muazzam bir ikinci çöl (Rub-al-hâlî) var. Bu çöller çevresinde toplamı milyonları geçen kabîle'ler ve aşîretler, bilinen en eski zamanlardanberi yaşamaktadırlar. Osmanlıların bu kabîle ve aşîretlerle ilişkilerini öğreneceğim. Fakat iktisadî sömürü söz konusu değildir. Zira, dediğim gibi Türklerin, sömürmeyi bilmezlikleri de bir yana, bilseler dahi sömürülecek değerde üretim ve servet yoktu. Gene batı sahil şeridine dönerseniz, A- rabistan'ın hayâtı asıl bu şerit içine toplanmış gibiydi. Fakat, garnizonlar dışında bugünkü Suudî belgelerinde de gördüğüm üzere, Âl'i-Osman'a hukukî ve sembolik bir bağlılıktan ötesi söz konusu olmamıştır. Üstelik Peygamberimizin doğduğu, büyüdüğü ve medfun bulunduğu bu toprakların insanları, O'nun bizlere bildirdiği hakîkatlerin ve tevdi ettiği Kitabın dilini konuşan bu insanlar, Osmanlı camiasında temel unsur olan Türkleri bile ağaç kurtları gibi kemiren kimisi dönmüş, kimisi dönmemiş şer kuvvetleri dışında Türk- Osmanlı'dan saygı görmüşler, «asîl, soylu kavim» (kavm-i necîp) olarak anılmışlardır, Ama ne yazık, ne kadar yazık ki, bir taraftan gayri-türk ve gayri-müslim unsurların ve iliğimize kemiğimize girmiş ihanetlerin tezvirleri, öteden aylarca süren yollar göze almamayarak eksik kalmış şahsî temassızlık yüzünden, bu derece saygı duyulan Arab'ın, Habeş'le veya hattâ Afrika zencisiyle bir tutulduğu dahi olmuş, Arab deyimi (ne kadar üzülsek ve yerinsek, azdır) «siyah» ile karıştırılmıştır YE'NÎ BİR KEŞÎF 11

12 bile... Bu karıştırma, tarihimiz boyunca Türk- Arab düsmanlannca sömürülmüş ve dîn kardeşlerimizi çok kırmış, çok rencîde etmiştir. Ben, bu ayıbımızın, milyarda bir bile olsa bana da düşecek zerre mîras payından dolayı çok üzülürüm. Siyahî'ye siyahî, zenciye zencî denilmesinden dolayı değil... Fakat asırlar boyu, Afrika'dan getirilen köleler «Arabistan'dan geliyor» sanıldığı ve Arab milletinin müzevirlerce rencîde edilmesi amacının güdüldüğü veya bilinmeden rencîde edildikleri için... Garip şey... Bir taraftan Arablara, Cenâb-ı Hak'kın en sevgili kulu olan Hazret-i Peygamber'in ırkdaşı ve vatandaşı olarak bakıp, öylesine bir saygıyı göstereceksin ve o- nun dilini öğrenmeyi en yüksek İslâmî kültür alâmeti olarak kabul edeceksin, öteden o bizim kadar beyaz veya ancak bizim kadar buğday tenli ama çöl yanığı insanı, Habeşistan'dan veya başka Afrika bölgelerinden getirdiğin köle ile karıştıracaksın... Büyük ayıp. Mazeretiyle de, mazeretsiz de, büyük ayıp... Bu seyahatimde, başka kimleri görebilirdim ki zâten, elbette Arabları gördüm..: Çoğunlukla orta boylu, fakat incecik, sırım gibi, hele dar bembeyaz entarilerinin geniş kolları açıldığı ve bembeyaz kefiyeleri başlarının iki yanından ve omuzlarının üzerinden uçuştuğu zaman, uçuşan beyaz kelebeklere benzeyen, kendileri de beyaz, buğday veya çöl yanığı, güneş yanığı, Anadolu'nun insanı kadar kumral yahut esmer insanlar... Fısıldar gibi hafif ve tatlı sesle konuşan, elleri kolları sakin, mesafeli ve gururlu insanlar... İşte biz bu insanlarla dört asrı aşkın beraber yaşadık... Batı ve kuzeybatımızdakiler gibi bizi mütemadiyen «Düvel-i Muazzama» ile tehdit ederek, durmadan, usanmadan hep ve hep «istemediler»... Hattâ «hiçbirşey istemediler»... Ve onlar hiçbir şey «istemedikleri» için, biz de, tıpkı Anadolu insanına yaptığımız gibi onlara da «hiçbir şey» vermedik... Evet vermedik. Ama beraatimizi sağlayabilecek bir büyük mazeretimiz var: baştan başa Anadolu'da, kendi kendimize de «hiçbir şey» vermemişliğimiz... Rodos'a, Girit'e, Makedonya'ya, Bosna-Hersek'e, Eflâk - Buğdan'a, nereleri kaybedeceksek oralara, mutlaka kaybedeceğimiz diyarlara verdik... verdik. Ama ne Türk'e, ne Arab'a birşey ayır- 12 madan, verdik... Çünki biz «batılılaşmalıydık», «batılı» olmalıydık... Arabistan ve Anadolu ise batıda değildi. Batılılaşmayı tûl dâirelerinden ölçünce Anadolu da, Arabistan da, dışarıda kalıyordu... ÖZYÖRÜK HİCAZ DEMİRYOLU

13 TÜRKİYE VE AET I Doç. Dr. Tevfik Ertüzün Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) veya kısa adıyla Ortak Pazar olarak bilinen ülkeler topluluğu ile Türkiye arasındaki ortaklık ilişkileri bir durgunluk ve bekleme dönemine girmiştir. Bu durgunluk dönemine girişin en önde gelen sebebi, Türkiye'nin AET'den almayı umduğu tâvizleri zamanında ve yeteri ölçüde alamamasıdır. Hattâ, AET'nin arzuları ve telkinleri yönünde kurulmuş olan bâzı sanayilerin ürünlerine AET'nin tahditler koyması, bu sanayileri güç durumda bırakırken, ihracâtımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Domates salçası ve pamuk ipliği ihracâtına konulan sınırlamalar, bunlara açık birer örnektir. AET'nin ortaklık dışındaki ülkelere çeşitli vesilelerle imtiyazlar ve avantajlar sağlaması, Türkiye'nin ortaklıktan olan yararlarını nisbî olarak azaltmıştır. AET'nin Kuzey Afrika başta olmak üzere birçok Afrika ülkesine, Doğu bloku ülkelerine ve hatta Japonya ve diğer Uzak-doğu ülkelerine öncelikler ve a- vantajlar sağlaması yanında komşumuz Yunanistan'la da ilişkilerini yoğunlaştırmasına mukabil Türkiye önemli ölçüde ihmal edilmiştir. AET'den kaynaklanan bu olumsuz gelişmeleri, Türkiye'nin kendine has şartlarından doğan olumsuz gelişmelerin desteklediği görülmektedir. Şöyle ki, Türk sanayiinin plânlanan süre içinde dış rekabete sınırlı da olsa açılamıyacağı şimdiden anlaşılmıştır. Sanayide kapasiteler genişletilememiş, verimlilik artırılamamış ve maliyetler düşürülememiştir. Bugünkü yapı hususiyetleri, sanâyiin gümrük duvarları olmaksızın rekabet e- demeyeceğini göstermektedir. Türkiye açısından AET ile ortaklık çok mühim bir hâdisedir. Ekonominin gelecekte alacağı şekil bu ortaklık tarafından belirlenecektir. Ancak, ortaklık ilişkilerinin gelecekte ne olacağını ve nasıl sonuçlanacağını bugünden söylemek mümkün değildir. Şu kadar ki f bugünkü gelişme eğilimleri devam ettiği sürece, böyle bir ortaklığın gerçekleşeceğini beklemek hayalcilikten öteye geçemeyecektir. AET ülkelerinin gerek yönetici kadrolarında ve gerekse kamu oyundaki hâkim eğilim, AET'nin bugünkü bileşiminin dışına çıkılmaması yönündedir. Yâni, Topluluk, dışardan yeni bir üye istememektedir; belki bazı Batı ülkeleri Topluluk'a ilerde alınabileceklerdir, ancak yakın gelecekte Yunanistan hâriç bu ihtimâl mevcut değildir. İngiltere, Danimarka ve İrlanda'nın üye olmak için uzun süre gösterdikleri çabalar ve Yunanistan'ın bütün gayretlerine rağmen üye olamayışını dikkâte alacak olursak, Türkiye'nin yakın gelecekte üyelik şansının bulunmadığını söylemek zor olmayacaktır. Türkiye'ye karşı daha da ciddî tepkiler için mühim sebepler de mevcuttur. Türkiye' nin, AET içinde rakipleri bulunan bir tarım ve yarı işlenmiş sanayi ürünleri üreticisi ve ayrıca emek fazlası olan bir ülke olması, gelecek tepkileri artırıcı etkiler yapmaktadır. Türkiye'nin sanayileşme politikasına AET nin yön vermesi, son derece hatâh bir davranıştır. Türkiye plânlı döneme girdiğinden beri, sanayileşme politikasında dayanıklı tüketim malları üretimine öncelik ve ağırlık verirken, girdilerin ve yatırım mallarının üretimine yeterli ölçüde ehemmiyet verilmemiştir. İthalât içinde tüketim malları payının çok küçük olması, tüketim mallarına çok az döviz ayırdığımız anlamında anlaşılmamalıdır. Çünkü, yurt içinde ürettiğimiz tüketim mallarında büyük ölçüde ithâl mah girdiler kullanıldığından.aslında tüketim malları için, gerçekte göründüğünden çok daha fazla döviz ayırmaktayız. Böyle bir politika sonucun- ERTÜZÜN 13

14 da, büyük ölçüde ithâl malları girdilere bağlı ve yurt içinde çok küçük katma değer yaratan sanayi dalları kurulmuştur. Öyle ki, 1977 yılında yaptığımız toplam milyon dolarlık ithalâtın % 57,5'i ham maddelere ve girdilere, % 39,5'i, yatırım mallarına âit iken, sadece % 3'ü tüketim mallarına ayrılmıştır. Türkiye için AET'nin tamamlayıcısı olmak esas ve gerekli değildir, AET, herhangibir dış pazardan farksızdır. Esas olan, Türkiye'nin dış pazarlarda rekabet gücüne ve etkinliğine kavuşturulmasıdır. Bu sebeple, Türkiye'nin sanayileşme politikası, AET'den müstakil olarak ele alınmak zorundadır. Çünkü, bir ekonomik bütünleşmenin veya tamlaşmanm geçerliliği, onu oluşturan ülkelerin talep yapılarının benzer olmasına bağlıdır. Türkiye iç talebi hemen hemen hiç olmayan malları, AET'ye ihraç etmek için üretimine giriştiği takdirde, mühim güçlüklerle karşılaşacak ve büyük ölçüde kaynak israf edilmiş olacaktır. Hâlbuki Almanya veya Fransa için böyle bir problem yoktur. Çünkü, iki ülkenin talep yapıları veya kalıpları, birbirinin hemen hemen aynıdır. Herhangibir zorlama olmadan, iç talebi tatmin için yapılan üretim, Topluluk içindeki diğer tüketicileri de aynı ölçüde tatmin etmektedir. Konuya bu açıdan yaklaşınca ve ekonomik tamlaşmanm, o arada ortak üretimin yararları, vazgeçilemez bir seviyeye ulaştığında, Türkiye'nin sosyo-ekonomik hususiyetleri bakımından kendine benzer ülkelerle bir ortaklık içinde olması teorik olarak daha doğru ve yararlı olacaktır. Teorik olarak, diyoruz; çünkü, bu tür ortaklıkların etkinliği üye ülkelerin konuya duydukları ilgiye, gösterdikleri çabaya ve yönetim kabiliyetlerine göre belirlenecek ve uygulamada başarı sağlanabilecektir. Türkiye, bir ölçüde de olsa, stratejik temel mallar ve ara malları üretimine öncelik veren bir sanayileşmeyi, dış etkilerden ve baskılardan uzak olarak gerçekleştirmek zorundadır. Bunu bir süre daha gerçekleştiremediği takdirde, diğer ülkelerin etki alanına daha çok girmiş ve bağsızlığı zedelenmiş olacaktır. Bütün bunlardan, Türkiye-AET ilişkilerinden, ülkenin kalkınmasında ve sanayileşmesinde millî çıkarlar doğrultusunda sonuçlar beklememek gerektiği anlaşılmaktadır. Ancak, AET'nin husûsiyle Türkiye'nin dış ekonomik ilişkileri açısından işgal ettiği yerin kolaylıkla doldurulamıyacağı dikkate alındığında, AET ile ilişkileri sürdürmenin gerekirliği anlaşılmaktadır. Bu ilişkiler, sanayileşme politikasına yön Vermeyecek; tam tersine, Türkiye'nin sanayileşme politikası esas alınarak sürdürülecek bir biçimde düzenlenmelidir. Burada, AET'nin dış ticâretimiz içindeki yerine gözatmakta yarar umuyoruz. Türkiye'nin ihracâtı içinde AET ülkelerinin payı, uzun süre % civarında iken, döneminde % 47'ye yükselmiştir yılında ihracâtımızın % 50'sini, ithalâtımızın ise % 44'ünü AET ülkeleri ile yaptığımız anlaşılmaktadır. Ancak, AET ülkelerine yaptığımız ihracâtın aynı ülkelerden olan ithalâtımızı karşılama oranı giderek azalmaktadır. 1965'de AET'ye yaptığımız ihracât, Topluluktan olan ithalâtın % 92 sini karşılarken, 1977'de % 35'ini karşılıyabilmektedir. AET'ye yaptığımız ihracâtın % si B. Almanya' ya yöneliktir; bu büyüklükteki ihracâtın Almanya'nın toplam ihracâtı içindeki payı ise % 4 dolaylarındadır. Bu rakamlar, Türkiye'nin gerek ihracât gelirlerini sağlamak ve gerekse ithâl mallarını temin etmek için AET'ye ehemmiyetli ölçüde bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlılığı Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda kullanmak gereklidir. Türkiye, sanayileşmesi için ihtiyaç duyduğu sermâyeyi ve dövizi bu ülkelerden sağlamak için yeni tedbirler almalıdır. Bu amaçla, Türkiye'de ortak yatırımların gerçekleşmesine çalışılmalıdır. Böylece ülkemizin sanayileşme politikasına uygun olarak, gelir ve istihdam artırılırken, yeni teknolojilere ve hattâ yeni pazarlara da birlikte sahip olmak mümkün olacaktır. Son yıllarda bu konuda başlatılan gayretlerin devam ettirilmesi gerekir. Ekonomik ilişkilerin temelinde politik i- lişkllerin yattığı unutulmamalıdır. Türkiye, hür demokratik dünyanın bir üyesi olarak, aynı dünyanın üyelerine güven verdiği sürece, onların ekonomik desteğinden yararlanacaktır. Unutmamak gerekir ki, bir şeyi elde etmek istemek yeterli değildir, onu istemesini bilmek gerekir. 14 TÜRKİYE AET

15 IRAK TÜRKLERİ KÜLTÜR VE YARDIM LAŞMA DERNEĞİ ANKARA ŞUBESİ BAŞKAN İSMET HÜRMÜZLÜ'NÜN BA SINA YAPTIĞI AÇIKLAMA Irak'tan aldığımız son haberler, bir milyonu aşkın soydaşımızın geleceği açısından son derece endîşe verici, düşündürücü ve üzücüdür. Bundan sekiz sene önce Türkiye'de yayımlanan ve Kerkük Türklerinin kültür meselelerini dile getiren bir bülten, Irak'ta bâzı soydaşlarımızın evinde bulunmuş ve bu soydaşlarımız göz altına alınmıştı. Uzun işkence ve sorgulamalardan sonra suçsuz oldukları görülerek serbest bırakılmışlar ve dosya da böylece kapanmıştı. Ancak, Türkiye Hükümetlerinin dostâne tutumlarına karşı daima suiniyetli davranmayı gelenek hâline getiren Irak Baas Hükümeti, diğer bütün sahalarda da yürüttüğü baskılara ilâveten yeni bir terör yaratmak düşüncesiyle, meseleyi yeniden diritlmiş, masum bir broşürde yeni suçlar yaratmıştır. Aradan sekiz yıl geçtikten sonra Irak yetkilileri, bu soydaşlarımızı aynı suçtan tutuklanmış, İhtilâl Mahkemesine vererek herbirine yedişer yıl hapis cezası hükmedilmiştir. Abdulhâdi Vedut (Terzi), Fâtih Şâkir (Emekli Memur), Mehmet Mecit (Terzi), Cevdet Avcı (Banka Memuru), Hadi Berber (Berber), isimli bu soydaşlarımıza savunma hakkı bile tanınmamış, avukat tutmalarına müsaade edilmemiş, temyiz hakkı tanınmamıştır. Ayrıca, âmâ olan büyük Kerkük Şâiri Hasan GÖREM, sebebi henüz açıklanmayan bir sebeble tutuklanmış, işkenceye tabî tutulmuştur. Hayatta olup olmadığı belli değildir; sıhhati ve varlığından haber alınamamış, tutuklu bulunduğu yer bile gizlenmiştir. Gene ayrıca, tahsîlini Türkiye'de yapan Adnan Hasan TAHSİN isimli soydaşımız da sebebsiz ve suçsuz olarak tevkif edilmiş, adresi meçhul yerlerde sorguya çekilmiş ve henüz serbest bırakılmamıştır. Hayâtından endişe edilmektedir. Irak Hükümetinin Türkler üzerinde yarattığı bu işkence ve terör hemen durdurulmalıdır. Andlaşmalara, insan haklarına ve insanlığa aykırı bu vahşet karşısında, Irak'ın Baas'çı Hükümetini şiddet ve nefretle protesto ediyoruz ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin bu gidişe müdâhale etmesini bekliyoruz. Dâima Milletçe dost kalmak istediğimiz bu komşumuzun, Milletimizin bu hasletini istismarına daha fazla müsamaha edilemez. Soydaşlarımıza karşı girişilen bu insanlık ve hukuk dışı baskılara ilâveten, Irak Hükümeti gene andlaşmalara ve taahhütlerine aykırı olarak, Kerkük'teki TÜRK KÜLTÜR MERKEZİ'ni kapatmıştır. Irak Türklerinin son tesellisi olan ve kültür faaliyetlerden başka bir şey yapmayan bu merkezin kapatılması ve daha önce KARDAŞLIK Derneği ve onun yayın organı olan dergiye uygulanan muameleler, Baas İktidarının niyetlerini açıkça göstermektedir. Irak yetkilileri, Irak'a her türlü Türkçe yayının girmesini yasaklamış, hattâ Türkçe şarkıları dinlemeyi bile suç saymıştır. Cumhuriyet Hükümetimizin Irak'taki soydaşlarımızın meselelerine eğileceğini ve gerekli temas ve tedbirleri temin edeceğini ümîd eder, iç ve dış meselelerle bunalmış bulunan devletimizi arkadan hançerlemeye kalkan Irak Yönetimini PROTESTO ederiz. IRAK TÜRKLERI 15

16 YEŞİL DİRENÇ i Gün doğacak diyorsak gün doğacak muhakkak Oksitlenmiş miğferler yine panldayacak Denizler yükselecek ve yanacak her ocak Doğru doğru çıkacak bacaların dumanı At üstünden pis tüyünü ey sömürgeler çağı Sen yaldızlı boynuzlarınla bile bir ala-geyik değilsin Kart bir büyücüsün renkli cam kınklanyla oynayan Uzay yolunu] açsan da hasır kanatlarla, inajn Barış diyerek bir ak güvercin, bir üveyik değilsin Bizimse bir pmzumuz Erciyes, bir omzumuz Ağn dağı Kardelenler gibi uç verdik karların altındah Büyük yürüyüş başladı, en güzel lâleleri döllüyor en soylu kan Sil gözünün çapağını ey sürgünler çağı: Kıvamında Öz olduk Hakkı gören göz olduk Düşmanları^ kavına Şimdi korlu köz olduk 16

17 _ * ;. BÂHATTIN KARAKOÇ İnsanlar balık gibi ivurmayacak ağlara Kuşlar sığınmak için kaçmayacak dağlara İmân terazisinde tartılır akla kara Kimse kaçamayacak büyük hesap zamanı Ülkü bir özsudur köklerden dallara Dallardan köklere ap-ak cevelan eden Yıldızlar işaret taşlan dizmeye başladı yollara Yürekler ak azıklar özümlüyor minarelerden Sevincimizi paylaşan kuşlar konup kalkıyor dallara Dolsa da dolmasa da kırılacak artık fitne kabağı Boz-san ortasında tek yeşil bizim direncimizdir Bir parola gibidir ve en ölü toprağı diriltir Çek dişlerini etimizden ey Firavunlar çağı: İşte şafak söküyor Uyanıyor kıraç-bor Azımız ordu oldu Önümüzde durmak zor Mazgal deliklerinden sızan ışık az bize Karanlık putevleri ahır yaramaz bize Gün doğacak diyorsak gün doğacak muhakkak Hürriyeti vurgular bozkurtlann imâm Büyük yürüyüş başladı, sürüklüyoruz dağlan Biz ışık yaktıkça düşman karakollarının sıvalan dökülüyor İçimizdeki Rusya, Amerika, İsrail Her şeye ambargo koysa da rahat değil Olabildiğine şaşkın görünüyor afyonlu şerbet satıcılan Bu çok renkli gürültüler korkudan geliyor Bizimse geleceğimizi ışıklar müjdeliyor Ve her vardiyada İslâmı selâmlatacağız havalarda, denizlerde, karalarda Bileğimiz Tamı dağı, yüreğimiz Hira dağı Tövbe eyle ey çelik kanatlı sürüngenler çağı: j * Bu rüzgâr eser artık Bu kılıç keser artık Su verildi çeliğe İslâmı yeşer artık!

18 EMEK-KAPİTAL-KAPİTALİST-SÖMÜRÜ AYHAN TÜĞCUBİL /: VI BİZ, ÜRETİMDEN YANAYIZ! İktisat uygulamamızdaki belli başlı teklifleri, hülasanın hülasası olarak sıraladık. Dünya görüşümüzü belirttik. Şimdi, konuşmamızın esas mevzuuna dönebiliriz: Emek, kapital, kapitalist, ve sömürü kavramlarına... İktisat ilmi, üretimde dört unsur saymaktadır: 1. Emek, 2. Kapital, 3. Toprak (hammadde) 4. Teşebbüs. Üretimin gerçekleşebilmesi için bunların dördüne de ihtiyaç vardır. Yine iktisada göre bu unsurlar üretimden paylarını şöyle alır: Emek ücret olarak, kapital faiz olarak, toprak kira olarak, ve teşebbüs de kâr olarak... Türk Milliyetçileri bu unsurları nasıl değerlendirir? Biz bunlardan hangisinin yanında, hangisinin karşısındayız? Hemen cevap verebiliriz artık: Biz üretimden yanayız! Çünkü millî gayenin tesbit ettiği hedef budur. Biz emekten, kapitalden, teşebbüs veya ham maddeden yana değiliz; emek, kapital, ham madde ve teşebbüsün karşısında da değiliz. Bunlar bizim için ne tatlı dostlar ne de amansız düşmanlardır. Her biri Türk Milliyetçiliği'nin gayesine hizmet ettikleri ölçüde iyi, bu gayeden saptıkları ölçüde kötüdürler. İngiliz parlamentosunun bir yerinde bir vecîze asılıymış. Ben görmedim. Şöyle dermiş: «İngiltere' nin dostları yoktur; İngiltere'nin düşmanları da yoktur... İngiltere'nin menfaatleri vardır!» Evet, Türk Milleti'nin de menfaatleri vardır. Ve bu menfaatler Marksist ve liberalist görüşlerin köpek balığı menfaatleri değil, ezelden ebede bir akışın, millet denen içtimaî bütünün menfaatleridir. İnsanların düşünce ve ideolojilerinin mensup oldukları sınıfa göre belirlendiği, Marks efendi'nin hergün tersi ispatlanan saçmalıklarından biridir. Ona göre bugün bütün işçilerin komünist, bütün sermayedarların da kapitalist olması gerekir. Bir bakın: Komünist işçi 18 TUĞCUGÎL

19 N/ar mı? Var, arkadaşlar! Peki milliyetçi işçi? Hem de nasıl varl... Peki sosyalist sermayedar? Hem de nasıl var!... Marksist faaliyetlerin bilançosunda, zenginlerimizin katkısı küçümsenemez., Şu halde üretimin unsurları mücerret mânâda kendi başlarına bir değer taş'madıklan gibi, bu unsurları temsîl eden insanların düşünceleri de kat'-iyyen önceden bilinemiyor. Milletler mücâdelesinin bugünkü tarzında, Marksist emekçi de, Marksist zengin de ihanet içindedir. Milliyetçi işçi de, milliyetçi sermayedar da Türk Milleti'nîn yanında yer almıştır. Bu genel tesbitlerden sonra üretimin dört unsurunu teker teker inceleyelim: 1) Emek : Yalnız kol emeğini değil fikir, idare emeğini de bu kavrama dâhil etmek gerekir. Teşebbüs de bir emektir. Bunu ayırmak için «ücretli» kısıtlamasını koyuyoruz: Ücretli emek. İnsanların emeklerinin değerleri arasındaki fark, kaabiliyetleri arasındaki kadardır. Yânı bu farkların sınırı yoktur. Ancak kaabiliyet de, çalışkanlık da tek başına bizim için bir değer ifâde etmez. Çalışmalar ve kaabiiiyetler, ancak millî hedeflere yöneldiği zamart değer taşır. Dokuz Işık Türkiyesi'nde emek, bir çalışma tarzıdır. Bir gelir tarzıdır. Bir sınıf değildir. Bir fabrikanın emekçisi, aynı zamanda o veya başka fabrikaların sermayedarı, hissedarıdır. (Millet Sektörü.) Bizim Türkiye'mizde «emek» ve «sermaye», aynı ailenin iki gelir kapısının isimleridir. 2) Kapital : İktisatta kapital, bir işletmenin varlığının ismidir. Bu varlık, makinalar, binalar ve ham madde stokları olabileceği gibi, bunları temin edecek para da olabilir. Millî gelirde «kapital birikimi» üretim potansiyelinin maddî artışı mânâsını taşır. (Küpteki altınlar veya bankadaki para, fabrikaya dönüşmeden kapital değildir.) Kalkınmış memleketle geri kalmış memleket arasındaki en mühim farklardan biri de, bu kapitalin miktarındaki farktır. Dokuz Işık Türkiye'sinde kapitalin anlamı şudur: Millî hedefler doğrultusunda, bugünün tüketiminden sarfınazar edilerek elde edilen yatırım. Bizim kapitalistimiz, milyonlardır. Tasarrufu israfa tercih ettikleri için kutlanacak milyonlar... Burada, ciddî bir terim meselesi ile karşı karşıyayız. «Kapitalistin iki anlamı var. Birisi «kapital sahibi», ki bugünün tüketimi yerine geleceğin üretimini seçmiştir. Biri de «liberal kapitalist, ferdiyetçi ideoloji sahibi», ki Türk Milliyetçiliği'ne ters bir anlayış taşır... Bu apayrı iki kavramın aynı kelimeyle adlandırılması, insanların fikirlerinin mâli durumlarına göre belirleneceğini iddia eden materyalist sistemlerin bize hediye ettiği bir kazıktır. Demek ki Dokuz Işık Türkiye'sinde ilk hisse senedini alan bir işçi derhal «kötü»ler grubuna girecektir! Ben birinciye «sermayedar» diyorum. İkinciye de «sermayeci». Sermayedar, tüketiminden kısıp üretime yönelen insanımızdır. Sermayeci ise, Türk Milliyetçiliği'ne ters olarak üretimin dört unsurundan birine husûsî bir kıymet atfeden maddecidir. 3) Toprak (Ham madde) : Bu unsurun sesi, sedası olmadığı gibi, «ist»i de yok. Bu yüzden münâkaşamızın dışında kalıyor. 4) Teşebbüs : Marks'ın basit sanayiinde sermayedar ve müteşebbis aynı adamdır. Çağdaş teknolojide ise, bunlar umumiyetle ayrı ayrı kimselerdir. Hattâ millet sektöründe, milyonlarca sermayedara karşılık, birkaç üstün kaablliyetli müteşebbis-idâreci vardır. Yönetim, bugünün dünyâsında üstün kaabiliyet ve ihtisas isteyen bir iştir Türk Milliyetçiliği açısından, teşebbüsün bütün bu üstün vasıfları da, tek başına, bir değer ifâde et» mez. Bir gangster çetesinin başı da muhakkak üstün vasıflara sahip bir müteşebbistir! Bizim müteşebbisi değerlendirmede tek mihengimiz, millî menfaatler doğrultusunda çalışıp çalışmadığıdır.. EMEK 19

20 Sıra son kavrama, sömürüye geldi. Marksist «sömürü» anlayışının «artık değer»e, artık değerin de saçmalıklara dayandığını gördük. İlim karşısında bu sömürü anlayışı müflistir. Bizim sömürü, istismar anlayışımız da tamamen Türk Milliyetçiliği'nin değer hükümlerine dayanır. Ne kâr, ne ücret, ne kira «sömürü» değildir. Ama ister Yeşilçam sermâyedarlarınca çevrilsin ister «sinema emekçilerunce, milletin eğitime, güzel san'ata ihtiyacı varken, «Parçala Behçet» bir istismardır. Sömürüdür. Nüfuz ticâreti, hayalî sunta ihracı karşılığında alınan vergi iadesi sömürüdür. Karaborsacılık, stokçuluk sömürüdür, Bugünkü mevzuata göre her mal için ayrı ayrı teessüs edebilen ithal tekelleri, sömürüdür. Devlet radyo ve televizyonunun bir parti emrine verilmesi, sömürü; ideolojik harbde düşman fikirlere teslim edilmesi ise, ihanettir!... VII SON BİRKAÇ SÖZ : SIFIR TOPLAM OYUNLARI VE İNSAN UNSURU Son olarak, yarı aydınımızın Marksist olmayan, fakat Marks efendi'nin basit dünyâsına benzer bir anlayış içinde olmanın yol açtığı bir yanlışına temas edelim: Marks'da da, yarı aydınımızda da şu görüş hâkim: Eğer bir işten birisi birşey kazanıyorsa, mutlaka bir başkası veya başkaları kaybetmektedir! İlimde son çeyrek asrın geliştirdiği bir «Oyunlar Teorisi» var. Matematiğin, idareciliğin, sistem ilimlerinin ortak mahsûlü olan bu alan, işletme idaresinden harb san'atına kadar, geniş uygulama imkânları buluyor. Oyunlar Teorisi, «oyun» adını verdiği faaliyetleri ikiye ayırmış : 1) Sıfır Toplam Oyunları; 2) Sıfır Toplam Oyunu Olmayanlar... Biz bu Teori'ye girmeyelim, fakat basit oyunlardan bu ayrımı misâllendirelim: Bir kumar masasında birisi kazanıyorsa başka biri veya birileri kaybediyor demektir. Bu masa* daki bütün kazançları ve kayıpları cebrik olarak toplarsanız sıfır elde edersiniz. Fakat bir yarıştaki dereceleri, bir maçtaki golleri toplarsanız hiç de sıfır bulmazsınız. Bu ikinci tip oyunlarda, herkes birşeyler kazanmaktadır. Galip, en çok kazanandır. Bizim yarı aydınımız da, Marks gibi, iktisadî faaliyetleri bir sıfır Toplam Oyunu zannetmektedir. Bir kazanan görünce, mutlaka karşılığında bir kaybeden, bir sömürülen aramaktadır; ve her kazanca «sömürü» gözüyle bakmaktadır. Hâlbuki iktisat, bir Sıfır Toplam Oyunu değildir! Bir oyunun Sıfır Toplam tipi olması için, oyunda miktarı sabit bir değerin bulunması gerek. Yukardaki «kumar masası» misâlinde, oyuna iştirak edenler başlangıçta sabit bir parayla işe başlamışlardı. Hepsi aynı miktar koymamış olsalar bile, masaya oturdukları zamandaki maddî varlıkları sabittir. Oyun sırasında da oyunculara dışardan bir kazanç gelmediğinden, kayıplarla kazançlar oyun sonunda birbirine eşittir. Hâlbuki oyuncuların uğraştığı iş, kumar değil de, bir üretime, bir değer yaratılmasına yol açsaydı, kazanç ve kayıpların toplamı sıfır olmayacaktı. İşte iktisadî faaliyet bu ikinci tip bir iştir. Faaliyetten önce hiçbir değeri olmayan dağ, taş, mâden ve diğer hammaddeler, bu faaliyet sonunda değer kazanır. İmalâtta böyle... Ticârette da, meselâ bulunduğu yerde işe yaramayan bir mal, bir teşkilâtlanma, nakliye ve dağıtım sonunda değerlenir. Böyle durumlarda faaliyet sonucunda daha önce mevcut olmayan bir değer ortaya çıktığı için, faaliyete katılanların kazanç ve kayıplarının toplamı sıfır olmamaktadır. Aslında iktisadî faaliyete katılanların hepsinin kazançlı çıkması normaldir. Çünkü iktisadî faaliyette zarar değil, kâr olağandır. Marks, teşkilâtlanmayla, teşebbüsle, hem maddenin ve toprağın değerlenmesini basit dünyâsında görememiş, sabit bir değer aramış ve bulmuştur. Marks'ın Sıfır Toplam Oyunu zannnettiği iktisatta, sabit sandığı değer de, emektir. İktisat ilmîne dayanan gerçeğe, vakıaya dönük görüş şudur: Tabiatın işlenmeye hazır nîmetlerini, insanlar emek, sermâye ve teşebbüslerini birleştirerek yararlı hâle getirmekte ve bütün bir cemiyetin, milletin istifâdesine sunmaktadırlar. 20 TUĞCUGÎL

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Araştırma Notu 15/179

Araştırma Notu 15/179 Araştırma Notu 15/179 27.03.2015 2014 ihracatını AB kurtardı Barış Soybilgen* Yönetici Özeti 2014 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mart 2012, No: 26

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mart 2012, No: 26 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mart 2012, No: 26 Bu sayıda; 2011 yılı İşgücü ve İstihdam Rakamları değerlendirilmiştir. i İşsizler Tarım sektörüne mi gizlendi? 2011 yılı işsizlik oranı

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM 1.5 EKONOMİK DURUM 1.5. Ekonomik Durum Arabistan ın ekonomik hayatı tabiat şartlarına, kabilelerin yaşayış tarzlarına bağlı olarak genellikle;

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac UMRE PROGRAMI 1993 yılının sonbaharında Türkiye de Umre ve Hac yapmak isteyenlere daha kaliteli hizmet sunmak maksadıyla dört ortak tarafından, İstanbul'da kurulmuş ve faaliyetine başlamıştır. O yıllarda,

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ GİRİŞ

TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ GİRİŞ LÜĞÜ HİZMET TAKDİR VE TEŞEKKÜR BELGESİ YÖNETMELİĞİ Amaç ve Kapsam GİRİŞ Madde 1-Bu Yönetmelik, Toprak Mahsulleri Ofisini ziyaret eden Devlet Başkanı ve Devlet Büyüklerine; Ofise katkıda bulunan yerli ve

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 2- Sanayinin Sorunlarını üniversite çözecek Hürriyet- 02.12.2014 Ankara Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon.

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon. GAMBİYA ÜLKE RAPORU 1. Nüfus: 1.797.860 (Dünyada 149.) 2. Nüfus artış oranı: % 2,4 (Dünyada 32.) 3. Yaş yapısı: 0-14yaş: % 40 15 64 yaş: % 57 65 yaş ve üstü: % 3 4. Şehirleşme: % 58 5. En büyük şehir:

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından: Mevduatın Vade ve Türleri ile Katılma Hesaplarının Vadeleri Hakkında Tebliğ (Sıra No: 2002/1) (29 Mart 2002 tarih ve 24710 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır)

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

TÜRK PARASI KIYMETİNİ YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

TÜRK PARASI KIYMETİNİ YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 11 TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER 30.12.2006 tarihli Resmi Gazetede 32 sayılı

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi CAM SANAYİİ Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006 T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi TÜRKİYE'DE ÜRETİM Cam sanayii, inşaat, otomotiv, meşrubat, gıda, beyaz eşya, mobilya,

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ulusal Kümelenme Stratejileri Literatür Araştırması Raporu

Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ulusal Kümelenme Stratejileri Literatür Araştırması Raporu TÜBİTAK TÜRKİYE SANAYİ SEVK VE İDARE ENSTİTÜSÜ BİTKİSEL ÜRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ulusal Kümelenme Stratejileri Literatür Araştırması Raporu Uluslararası Pazar Analizi 17 Aralık

Detaylı

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağırılarak 4 Haziran 1958 de Cenevre de kırk ikinci toplantısını yapan, Milletlerarası

Detaylı

2015 OCAK DIŞ TİCARET RAPORU

2015 OCAK DIŞ TİCARET RAPORU 2015 OCAK DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2015 OCAK / TÜRKİYE

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Aylık Dış Ticaret Analizi

Aylık Dış Ticaret Analizi EKİM YÖNETİCİ ÖZETİ Bu çalışmada, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her ayın ilk günü açıklanan ihracat rakamları temel alınarak Türkiye nin aylık dış ticaret analizi yapılmaktadır. Aşağıdaki analiz,

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

TEŞVİK YASASI R. G. 98 14.08.2000. 47/2000 Sayılı Yasa. 1. Bu Yasa, Teşvik Yasası olarak isimlendirilir. BİRİNCİ KISIM Genel Kurallar.

TEŞVİK YASASI R. G. 98 14.08.2000. 47/2000 Sayılı Yasa. 1. Bu Yasa, Teşvik Yasası olarak isimlendirilir. BİRİNCİ KISIM Genel Kurallar. R. G. 98 14.08.2000 TEŞVİK YASASI 47/2000 Sayılı Yasa Kısa İsim 1. Bu Yasa, Teşvik Yasası olarak isimlendirilir. BİRİNCİ KISIM Genel Kurallar Tefsir 14/2000 Amaç Kapsam 2. Bu Yasada metin başka türlü gerektirmedikçe:

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

TTYO Çıkmazına Karşı, Farklı Bir Öneri NİTELİKLİ SANAYİ BÖLGELERİ MEHMET ÖZÇELİK

TTYO Çıkmazına Karşı, Farklı Bir Öneri NİTELİKLİ SANAYİ BÖLGELERİ MEHMET ÖZÇELİK YÖNETİCİ ÖZETİ Günümüzde küresel ekonominin aktörleri; yeni pazarlara açılmak ve rekabet edebilirliklerini artırmak amacıyla çok taraflı ekonomik ve stratejik anlaşmalara yönelmektedir. Özellikle yakın

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:...

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:... Übersetzungshilfe - Anket çevirisi Size anketi doldurmanız için kolaylık sağlamak istiyoruz, bu yüzden size göç ve entegrasyon ile ilgili bu çeviriyi hazırladık. Lütfen cevaplarınızı bu kâğıta yazmayınız,

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

şikâyetiniz ve ombudsman

şikâyetiniz ve ombudsman şikâyetiniz ve ombudsman ombudsman hakkında Bir finansal kuruma şikâyette bulunduğunuz ve işlerin gidişatından memnun kalmadığınız durumlarda, Financial Ombudsman Service devreye girebilir. Bizden yararlanmak

Detaylı

Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını

Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını CHP SİYASETİ Chp siyaseti muhalefet üzerine bina edilmiştir.ondan olsa gerek ki 60 yıldır tek şeflik despot yönetiminden beridir iktidarsızlık hırsını ve arzusunu bu günlerde fazlasıyla arzulamaktadır.

Detaylı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası 11-15 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinlik ve ziyaretlerle kutlandı. Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) Başkanı Yadigar

Detaylı

Şişecam, Yenişehir de dünya genelinde tek lokasyonda kurulu en büyük Cam Kompleksi nin yeni yatırımlarını açtı.

Şişecam, Yenişehir de dünya genelinde tek lokasyonda kurulu en büyük Cam Kompleksi nin yeni yatırımlarını açtı. Basın Bülteni Şişecam, Yenişehir de dünya genelinde tek lokasyonda kurulu en büyük Cam Kompleksi nin yeni yatırımlarını açtı. Şişecam, Yenişehir Cam Kompleksi nde yer alan Anadolu Cam Fabrikası 4. Cam

Detaylı

Aylık Dış Ticaret Analizi

Aylık Dış Ticaret Analizi YÖNETİCİ ÖZETİ Bu çalışmada, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her ayın ilk günü açıklanan ihracat rakamları temel alınarak Türkiye nin aylık dış ticaret analizi yapılmaktadır. Aşağıdaki analiz,

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 Pentagon yetkilileri Fransa'nın talep ettiği Reaper tipi insansız hava aracı (İHA) veya dronların satışına yönelik olarak Kongre'de

Detaylı

TÜRKİYE VE İZMİR İN OCAK-MART 2015 İHRACAT RAKAMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

TÜRKİYE VE İZMİR İN OCAK-MART 2015 İHRACAT RAKAMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Hazırlayan: Gündem KONT İzmir Ticaret Odası TÜRKİYE VE İZMİR İN OCAK-MART 2015 İHRACAT RAKAMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; ihracat 2015 yılı Mart ayında, 2014

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ Resmî Gazete Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır 21 Ekim 2014 SALI YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ Sayı : 29152 Mükerrer BAKANLIKLARA VEKÂLET ETME İŞLEMİ BAŞBAKANLIK 17 Ekim

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN 6405 TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN Kanun Numarası : 3002 Kabul Tarihi : 8/5/1984

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI OCAK AYI İHRACAT PERFORMANSI. Genel ve Sanayi İhracatında Tekstil ve Hammaddeleri Sektörünün Payı

TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI OCAK AYI İHRACAT PERFORMANSI. Genel ve Sanayi İhracatında Tekstil ve Hammaddeleri Sektörünün Payı Şubat 2015 Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2015 Yılı Ocak Ayı İhracat Bilgi Notu Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği 02/2015 TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI OCAK AYI İHRACAT

Detaylı

KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI

KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Yayınları : 40 Kadınların Belleği Dizisi No : 8 Yayına Hazırlayan A. Oğuz İcimsoy PROJE DESTEĞİ FİNLANDİYA BÜYÜKELÇİLİĞİ Baskı ve Cilt: Hanlar Matbaası

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor?

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor? Pınar ELMAS Otomotiv sektörü, ekonomide yarattığı katma değer, istihdama olan katkısı ve ilişkide bulunduğu diğer sektörlerdeki teknolojik gelişmenin

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

Diğer illerimizin işadamları bu konuda örnek adımlar atarak, şehirlerine olan vefalarını altın hizmetlerle taçlandırmayı başarmışlardır.

Diğer illerimizin işadamları bu konuda örnek adımlar atarak, şehirlerine olan vefalarını altın hizmetlerle taçlandırmayı başarmışlardır. ERZURUM DÜŞÜNCE ve STRATEJİ MERKEZİ Ankara / 22 Mayıs 2012 Sayın Başkan; Bulunduğu şehirde Erzurum a hizmet için gecesini gündüzüne katan, bu uğurda hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan Erzurum dernek ve vakıfları;

Detaylı

PAGEV - PAGDER. Dünya Toplam PP İthalatı

PAGEV - PAGDER. Dünya Toplam PP İthalatı 1 DÜNYA ve TÜRKİYE POLİPROPİLEN ( PP ) DIŞ TİCARET ANALİZİ Barbaros Demirci ( Genel Müdür ) Neslihan Ergün ( Teknik Uzman Kimya Müh. ) PAGEV - PAGDER DÜNYA TOPLAM PP İTHALATI : Dünya toplam PP ithalatı

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

Uluslararası 15. MÜSİAD Fuarı ve 18. IBF Kongresi Lansmanı 03.06.2014. Yazın başlangıcını hissetmeye başladığımız Haziran ayının bu ilk

Uluslararası 15. MÜSİAD Fuarı ve 18. IBF Kongresi Lansmanı 03.06.2014. Yazın başlangıcını hissetmeye başladığımız Haziran ayının bu ilk Uluslararası 15. MÜSİAD Fuarı ve 18. IBF Kongresi Lansmanı Değerli Basın Mensupları, 03.06.2014 Yazın başlangıcını hissetmeye başladığımız Haziran ayının bu ilk günlerinde, size, Türk insanının aklından,

Detaylı

Bulgaristan Türkiye iş partnerliği Forumu

Bulgaristan Türkiye iş partnerliği Forumu Bulgaristan Türkiye iş partnerliği Forumu projesi Avrupa Birliğin ve Bulgaristan Türkiye sınırlar ötesi işbirliği FAR programı Küçük projeler müşterek Fonun mali desteği ile gerçekleşmektedir. Yambol Edirne

Detaylı

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI 996 I.BURDUR SEMPOZYUMU BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI Kemal FİLİZ * Kadir PEPE ** ÖZET Araştırmada, Burdur ilinde aktif spor yapan sporcuların sosyoekonomik profillerinin

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

Konya Ekonomik Verileri. Temmuz 2014

Konya Ekonomik Verileri. Temmuz 2014 Konya Ekonomik Verileri Temmuz 2014 Dış Ticaret Tablo 1-Dış Ticarette Türkiye Konya Karşılaştırması 1000 $ Temmuz 13 Temmuz 14 Değişim % Oca.-Tem.13 Oca.-Tem. 14 Değişim % İHRACAT Konya 117.647 115.165-2,11%

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

İSTANBUL-MEKKE DEMİRYOLU PROJESİ

İSTANBUL-MEKKE DEMİRYOLU PROJESİ II. Abdülhamid tarafından 99 yıl önce hizmete açılan 'Hicaz Demiryolu'nun adı, Suudi Arabistan yetkililerinin isteği üzerine değiştirildi. Hicaz Demiryolu'nun yeni adı, 'İstanbul- Mekke Demiryolu Projesi'

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

NİTELİKLİ EĞİTİMİN TOPLUMUN REFAH SEVİYESİNE ETKİSİ. Prof.Dr. Muammer Kaya, ESOGÜ Rektör Adayı, mkaya@ogu.edu.tr

NİTELİKLİ EĞİTİMİN TOPLUMUN REFAH SEVİYESİNE ETKİSİ. Prof.Dr. Muammer Kaya, ESOGÜ Rektör Adayı, mkaya@ogu.edu.tr NİTELİKLİ EĞİTİMİN TOPLUMUN REFAH SEVİYESİNE ETKİSİ Prof.Dr. Muammer Kaya, ESOGÜ Rektör Adayı, mkaya@ogu.edu.tr Öncelikle nüfusa ve bu nüfusun ne kadarının genç olduğunu anlatan rakamlara bakalım 2013

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

w w w. b e z m i a l e m. e d u. t r

w w w. b e z m i a l e m. e d u. t r w w w. b e z m i a l e m. e d u. t r Dünden Bugüne... Yıl 1843 Osmanlı Padişahı II.Mahmut un eşi ve Padişah Abdülmecit in annesi Bezmiâlem Valide Sultan, bir rüya görecek ve bu rüyadan sonra, İncelikler

Detaylı