"Teorik Bir Çerçeve ve Türkiye Örneği"

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download ""Teorik Bir Çerçeve ve Türkiye Örneği""

Transkript

1 SERDAR ŞAHİNKAYA s a n a y i l e ş m e s ü r e ç l e r i ve K A L K I N M A - Y A T I R I M B A N K A L A R I "Teorik Bir Çerçeve ve Türkiye Örneği" w Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları Tezler Dizisi: 7

2 Serdar ŞAHİNKAYA SANAYİLEŞME SÜREÇLERİ VE KALKINMA - YATIRIM BANKALARI «T eorik Bir Çerçeve ve Türkiye Ö rn eği» M Ü LK İY ELİLER BİRLİĞİ V A K FI YAY INLARI: 23

3 M ülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları No: 23 Konur Sokak No: Kızılay-ANKARA Tel: (0.312) (0.312) Faks: (0.312) Ankara, Kasım 1999 Kapak Tasarımı Koray Ankan ISBN Baskı, Cilt Öteki Matbaası - Tel: (0.312)

4 B» çalışma, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı'na Ekim 1997'de Doktora Tezi olarak sunulmuş ve 13 Ocak 1998'de ODTÜ İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Halis AKDER, GÜ. İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyeleri; Prof. Dr. Tezer ÖCAL ve Prof. Dr. İşaya ÜŞÜR'den oluşan jüri tarafından "Oybirliği" ile kabul edilmiştir.

5

6 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...7 KİŞİSEL BİR TAKD İM...9 BÖLÜM GİRİŞ VE TEORİK ÇERÇEVE...13 BÖLÜM II SANAYİLEŞME VE İNGİLİZ SANAYİ DEVRİMİ ÜZERİNE BAZI KAVRAMSAL TESBİTLER Sanayi Devrimi ve Sanayileşme Üzerine İngiliz Sanayi Devrimi ve Bankalar...35 BÖLÜM III SANAYİLEŞME VE BANKACILIK BAĞLAMINDA KITA AVRUPASI ÜLKE DENEYİMLERİ Belçika ve Fransa Alman Prenslikleri & Almanya Çarlık Rusyast ndaki Gelişmeler Ara Bir Değerlendirme BÖLÜM IV XIX. YÜZYIL OSMANLI İMPARATORLUĞU VE CUMHURİYET TÜRKİYESİ NDE ( ) SANAYİLEŞME VE FİNANSMANI: BANKALAR / İHTİSAS BANKALARININ ROLÜ XIX. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu mut İktisadi Yapısı: Sanayileşme ve Bankacılık Özelinde Cumhuriyet İlânı Öncesi Dönemde Temel Eğilimler Dönemi : Yeniden İnşa ve Yeniden Milli Bankacılık

7 Dönemi: Korumacı ve Devletçi Sanayileşmeye Özgü Bankacılık ve İhtisas Kurumlan Dönemi: Dünya Ekonomisi İle Farklı Tarzda Bir Eklemlenme, Özel Bankalar Kuruluyor BÖLÜM V SONUÇ VE DEĞERLENDİRME REFERANSLAR E K L E R Ek 1: II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE İSTANBUL DA KURULAN BANKALAR Ek 2: II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE ANADOLU DA KURULAN BANKALAR EK 3: YILLARI ARASINDA KURULAN BANKALAR ÖZET SUMMARY

8 ÖNSÖZ Y allar önce iktisadi kalkınma, sanayileşme süreçleri ve toplumsal refahın nasıl artırılacağına ilişkin sistem tartışmalarına duyduğum yakınlık zaman içerisinde ciddi bir ilgi alanı oluşturmuştu. Bir kamusal kalkınma ve yatırım bankası (O zamanki adı ile Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası) uzman yardımcılığı yarışına sınavını kazanma ile başlayan çalışma hayatımda, inceleme fırsatı bulduğum belirli yörelerde yoğunlaşarak ufunet odağı haline gelmiş, ülkemiz coğrafyasına adaletli dağıtılmamış bulunan sınai tesisler, katıldığım alan araştırmaları, projeler, sempozyum ve kongrelerle artan bilgi birikimim beni, sanayileşme politikaları ve özel olarak da "sanayileşme tarihi, sanayileşmenin finansmanı ile ilgili araştırmalarımı derinleştirmeme neden oldu. Farklı bir ifade ile, reel kesim ile ilgili cari değerlendirmeler, hadisenin orijinini daha da çok merak etmemi sağlamıştı. Doktora kurları esnasındaki tartışmalarla derinleşen öğrenme sürecini takiben Doktora Yeterlilik Sınavımmın sonuna doğru Jüri Başkanı Prof. Dr. Merih Celasun tarafından sorulan "Peki doktora tezi olarak ne düşünüyorsun? sorusuna verdiğim yanıtlara Merih 7

9 Hoca nın cesaretlendirici öneri ve katkıları bu çalışmanın ana hatlarının belirlenmesini kolaylaştırmıştı. Tez danışmanlığımı üstlenen Prof. Dr. İşaya ÜŞÜR, bitmek tükenmek bilmeyen sabrı ile bir tez danışmanının ötesinde bir tez babası gibi "koruktan helva yapmaya uğraşarak" bu süreci yönlendirdi ve halen de olduğu gibi desteklerini esirgemedi. Çalışmanın hazırlanmasında çok kişinin doğrudan ve dolaylı katkıları vardır. Ancak bunların içinde dostlarım Ahmet Kandemir ve Selim Soydemir e değinmeden geçmek gerçekten büyük haksızlık olacaktı. Bu destek ve yönlendirmelerin yanında, hayatın her alanında olduğu gibi tezimin hazırlanma sürecinde de gösterdiği destek ve sabrı için eşim Sclcan a, tez çalışmalarını sürdürdüğüm dönemde kreş çağında olan sevgili kızım Asya Irmak ın kreşte çizdiği resimlerde beni bilgisayarın başından ayrılmayan bir baba olarak tasvir edip kendisinden ne kadar zaman çaldığımı en anlamlı bir biçimde ifade ederek gösterdiği olgunluğa minnet borçluyum. Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi ve Mülkiyeliler Birliği Vakfı, bu çalışmayı büyük bir titzlikle sürdürdüğü Tezler Dizisi yayınları arasına almaya değer gördüğü ve kitaplaştırdığı için sonsuz teşekkür ediyorum. Tezin kabulunii takibeden süreçte, gerek uluslararası alanda gerekse de ülkemizde yaşanan tezin kapsamı dahilindeki gelişmeler, çalışmayı dayandırdığım teorik çatı ve bu çatı dahilindeki yorumların hâlâ geçerliliğini koruduğunun bir kanıtı olarak görülebilir. Bu nedenle de; çalışmanın akademik formatının değişmesi dışında herhangi bir yerinde tadilat gerçekleştirilmemiştir. Bütün titizliğime ve sağlanan bunca desteğe rağmen çalışmadaki bütün hata ve eksiklerin sorumluluğu sadece bana aittir. Serdar Şahinkaya Eylül 1999, Bahçelievler.Ankara 8

10 KİŞİSEL BİR TAKDİM _L960'Iarın son yıllarında J.P. Satrc'ın Sözcükler adlı (kişisel) romanını okuduğumda, uzunca bir süre içimi tammlayamadığım bir sıkıntının (kaygının?) kapladığını hatırlıyorum: sözcüklerin ağırlığının şeylerin ağırlığının yerine geçişinin sıkıntısı (kaygısı?) görünürde, sözcüklerle konuşuyorduk. Duygularımızı, duyarlılıklarımızı... dile getiren onlardı. Onlarla "anlıyor", onlarla "anlatıyor" idik. Bu "açık" idi. Sıkıntıya girmenin, "kaygı" ya kapılmanın ne anlamı vardı? Galiba, sözcükler ile konuşuyorduk ama "kavramlar" ile düşünüyorduk. Sözcükler, sözcükler olarak (çok uzun süreler) değişmeden varlıklarını sürdürüyorlardı, fakat "kavramlar" olarak (daha kısa sürelerde) değişiyorlardı. Sanayileşme gibi, kalkınma, özgürlük, serbestiyet gibi. O zaman, düşünülen ile konuşulan arasında çatlaklar meydana geliyordu. Sıkıntı, kaygı, bulantı da o zaman baş gösteriyordu: Sözcüklerin ağırlığı şeylerin ağırlığına baskın geliyordu. 9

11 Elinizde tuttuğunuz "tez"in (artık kitap) yazarı Serdar Şalıinkaya'yı doktora derslerinde tanımaya başladığımda, yukarıda işaret etmeye çalıştığını anlamda her zaman "kaygı"lı gördüm. Benim bakış açımdan, "doktor" olmaya aday biri için "kaygı" olmazsa olmazlardandı. Tez yazma aşamasına geldiğinde Türkiye Kalkınma Bankası'ında iktisatçı-uzman olarak çalışan biri olarak kalkınma bankacılığı ile "kalkınma" kavramı arasındaki gerilimin ortaya çıkardığı "kaygı"yı yaşıyordu. Yanılmıyorsam "tez" in konusunu belirlemede de bu "kaygı" onun açısından belirleyici olmuştu. İlk Sanayi Devrimi'nin, yani sanayileşmenin gerçekleştiği on dokuzuncu yüzyıl boyunca bugün sanayileşmiş ülke(ier) şeklinde nitelenen ülke(ler), Büyük Devlet(ler) Güçlü Devletler) olarak adlandırılmaktaydı. Sanayileşmiş / sanayileşmemiş veya kalkınmış / kalkınmamış ülkeler ayrımı 1870'lerde Almanya'nın sanayileşme çaba ve teşebbüslerinde belirmeye başlamış, İkinci Dünya Savaşı'nm sonundan itibaren belirginlik kazanmıştı. Kabaca, arası sanayileşme, kalkınma, gelişme en gözde ve teşvik gören kavram ve konular arasındaydı. "Ciddi" bir sosyal bilimci (iktisatçı, sosyolog, tarihçi...) sayılmak için bu konuda "bir şeyler" söylemek gerekirdi. Sanayileşmekten, kalkınmaktan sözetmek, o zamanlar, "devlet" den, "toplum" dan, "toplumsallık" lan, "kamu çıkarı" ndan, "plan" dan, "büyüme" den, "bölüşüm" den ve "bağımsızlık" tan söz etmek anlamına gelirdi; ya da daha tam olarak ifade etmek gerekirse sanayileşme / kalkınma, bu kavramlar "ortamı" ıııda anlamlandırılır, öylece tahayyül, tasavvur ve tahlil edilirdi. İktisatçılar da, kaynakların tahsisi sorununu bu "değer" ler manzumesi çerçevesinde halletmek için kafa yorarlardı. Sanayileşmiş olmanın simgesi ise bacasından dumanlar tüten fabrika idi. 10

12 1980'ler boyunca yukarıda değindiğimiz "değer" olarak bilinen kavramların aslında değersiz oldukları yolunda bizi ikııâ etmeye çalışan, pek çoklarını da ikııâ eden bir "fikri" bombardımana tanık oldıık. Artık "toplum", "toplumsallık" dan değil, birey / bireysellikten, planlamadan değil, kendiliğindenlikten; bağımsızlıktan değil, karşılıklı bağımlılıktan, ulusal ekonomiden değil, küresel ekonomiden ; "devlet" den değil, devletsizlikteıı sözeder lıale geldik. "Ciddi", "saygıya değer" bilimci olmanın ölçütleri de neoliberalizinden mübtezel lakırdıları, terennüm ve tasdik etmekdi. S. Freud bir yerde, "semptomun olduğu yerde amnesia de vardır" (whereever there is a symptom there is also an amnesia) demişti. Bereket versin ki tarih ve tarihçiler var. Tarihçiler bize husuf ve küsufun çok uzak geçmişlerden beri meydana geldiklerini bildirmişlerdi. Horklıeimer' in Akıl Tutulması' tu yazmasını üzerinden henüz bir öınür geçmemişti. "Devletin Tutulması?" ( The Edipse of the State? - P.Evans) başlıklı sorgulayıcı makaleler yazılmaya başladı. İlginç bir rastlantı P. Evans sözünü ettiğim makalesini 1997 yılında saygın bir dergide ( World Politics, 50/1, 1997,ss.62-87) yayınlamıştı. Serdar Şahinkaya ise "tezini" 1997 yılında (G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsii'ne) teslim etmişti. P. Evans'ın "Devletin Tutulması?" ndan sözettiği yerde Şahinkaya, "Sanayileşmenin Tutulması?" diyebileceğimiz sorunsaldan bahsetmekteydi. Şahinkaya, "tez" inin çatısını çatarken en fazla tartıştığımız hususun teorik çerçeve konusu olduğunu iyi hatırlıyorum. Tez'iıı incelemeye araştırmaya yöneldiği "dönem" bütünüyle bazı ampirik verilerin mevcut olmadığı bir "dönem" sayılmazdı. Ne var ki bu alanda ve o dönemi inceleyen değerli çalışmalarda iki temel eksiklik gözlemlenebiliyordu. Birincisi teorik bir çerçevenin yokluğu, İkincisi ise (tarihsel) kıyaslamaların yapılmalı

13 yışı idi. Tez' in Gerschenkron vari bir çerçeveye oturtabileceği önerisini yaptığımda aramızda fazlaca bir tartışma çıkmamıştı. Tartışmayı yazma aşamasında yaşadık. Özellikle ilk bölümleri kaçıncı kez "yeniden" yazdığım ben unuttum. Fakat bir cümlesi hâlâ aklımda: "Hocam, bir kez daha yeniden yazmamı isterseniz, yazmaya çalışırım; fakat nasıl yazacağımı ben de bilmiyorum". Şahinkaya'nm yaptığı "literatür taraması" ndan tespit edebildiğimiz kadarıyla Gerschenkron'uncu bir çerçeveye oturtulan ilk doktora tezi elinizdeki çalışma olmaktadır. Tabii, her "ilk" olmanın beraberinde getireceği avantaj ve dezavantajların acımasız eleştirisine açık olarak... Prof. Dr. İşaya ÜŞÜR 5-6 Ekim

14 BÖLÜM I 1. GİRİŞ VE TEORİK ÇERÇEVE Toplumsal değişimin niçin olduğunu anlamak istiyorsak, onun nasıl olduğunu inceleyerek işe başlamak oldukça anlamlı ve doğru bir strateji olarak kabul edilebilir. Niçin bazı ülkeler zengin ya da gelişmiş iken diğerleri fakir ya da az gelişmiştir? Geleneksel (Conventional) iktisadi teoriler bu soruyu cevaplandırmakta Adam SMİTH deıı bu yana bazı kilit değişkenlere işaret etmelerine rağmen genellikle yetersiz kalmaktadırlar. Bu teoriler, fiili olarak mevcut eşitsizliklerin nasıl doğduğunu açıklarken, gelişmemiş ülkelerin iktisat politikası yapıcılarına kendi ülkelerine ilişkin maküs talihlerini yenmek için ciddi ve tutarlı alternatifler üretme konusunda zayıftırlar. Bunun nedenlerini bulmak zor değildir; geleneksel iktisadi teori mikro ya da makro olsun, statik ya da dinamik olsun iktisadi sistemin belirli parametrelerini veri ve sabit varsayar. Bu parametreler içinde göze çarpanlar teknoloji ve iktisadi olan ve olmayan kurumlardır. Oysa ki, zengin ulusların kalkınma ve sanayileşme uy 13

15 gulamalarına ait söz konusu parametrelerin tarihsel gelişimlerinde belirgin değişiklikler yaşandığı saptanmıştır (Cameron.et. al. 1972:5; Gerschenkron 1962; Trebilcock 1986; Hirschman 1981) Analiz, amacıyla, sanayileşme sürecine katkıda bulunan değişik faktörleri ve bu faktörlerin birbirleri arasındaki etkileşimini dikkate almak mümkündür. Gerçekte; bir faktörü esas, öncelikli ya da motive edici güç yapmanın veya kapitalizmin gelişmesi üzerine protestanlığın etkileri hakkındaki meşhur Weber tezinde olduğu gibi belirli bir faktörü gereğinden fazla öne çıkarmanın riskine rağmen, süreç bir bütündür (Kemp 1993:12). Zira tarihsel olarak kalkınma / sanayileşme yöntem ve uygulamaları; nüfus, kaynaklar, teknoloji ve sosyal kurumlar gibi faktörlerin süreç içerisinde kimi zaman birlikte / içlerinden birinin ya da birkaçının önderliğinde ülkenin üretim imkânları eğrisini nasıl sağa kaydırdıklarının örnekleri ile doludur. İktisadi kalkınma ve sanayileşmenin özü, hem teknoloji de hem de sosyal kurum lardaki <değişinı> de yatmaktadır. Değişim de genellikle toplumsal refahın üst limitlerinin artırılmasına imkân sağlar. Özellikle geçmiş iki yüzyılda, kentleşme ve tarımın modernizasyonu gibi sonuçlarıyla teknolojik değişim, sanayileşmenin arkasındaki yönlendirici güç olmuştur. Genel olarak değişikliklere direnme eğiliminde olan sosyal kurumlar zaman zaman da değişimleri / yenilikleri kolaylaştırabilirler. İşte bu yeniliklerden biri de, ilk örnekleri sanayileşmenin başlangıcından çok öncelere dayansa da sanayileşme ile birlikte önemli a- taklarda bulunan modern bankacılık sisteminin doğuyu ve gelişmesidir. Modern kapitalist toplumların tüm kurumlan içerisinde belki de en şaşırtıcı bulunanı Bankalar, iktisadi ve sosyal gelişmelerin farklı dönemlerinde farklı formlarda ortaya çıkmış, 14

16 çok uzıın bir tarihsel sürece sahip kuramlardır. Sanayileşmeyi karakterize eden önemli unsurlardan biri olarak algılanan modern teknolojilere dayalı sınai tesislere sahip olma, iktisadi yapının köklü bir dönüşümle tarıma dayalı geleneksel yapıdan sanayie dayalı modern bir yapıya kavuşma çabalarının finansman ihtiyaçları da büyük ölçüde bankalar tarafından karşılanmış ve dolayısıyla bankalar ve bir üst kavram olarak finansal piyasalar sanayileşmenin niteliğini derinilen etkiliyerek (Üşür 1995:19) iktisadi gelişmelerin ayrılmaz parçaları haline gelmişlerdir. Bankacı olmıış bir çok tüccar örneği ile dolu bankacılık tarihi bir anlamda borç verme" tarihidir ve bu alan, bağımsız bir çalışma konusu olarak ele alınabilir. Zira bugün, ulusal bankacılık sistemleri incelendiğinde bankaların, iktisadi kalkınma / sanayileşme modellerinden, uygulamalarından etkilendiği, onları etkilediği ya da onlara paralellik arzettiği gözlenebilir. Örneğin, belirli bir ülke içinde ekonominin belirli sektörleri ile ilgili fonksiyonlar üstlenen farklı bankalar (kalkınma yatırım bankaları ya da ihtisas bankaları, <Development Financing Institutions,D F l s>) kurulmuştur (Kemp 1993:73; Diamond 1957). Bankacılık yüzyıllar öncesine dayanan köklerini mübadelede, ve ticaretlc bulur (Sedillot 1983; Kindleberger 1987:35-36). Özellikle Romalılar zamanında belli bir formda basılmış, ağırlığı ve maden cinsi gibi özelliklerinin üzerinde yer alan simgelerle belirtildiği paraların değişim aracı olarak kullanılması önemli bir iktisadi gelişme olarak yorumlanabilir. Böylelikle malların değerlerinin, borç ve alacak ilişkilerinin bu para birimlerince düzenlenmesi başlamış oluyordu (Galbraith 1990). Bu gelişmenin sonucu olarak da mal mübadelesine dayalı bir ticaret şeklinden paraya dayalı bir ticaret şekline geçiliyordu {Bu sürecin ayrıntıları için bkz: Braudel 1993a: ). 15

17 Bankacılığın öncüleri de dönemin ticaret erbabı olan tacirler olmuş, bu değişimle birlikte yalnızca para işleriyle uğraşmaya başlayan tacir kökenliler giderek sarraf ve banker olarak adlandırılmış ve de farklı, yeni bir sosyal sınıf olarak mütalâa edilmiştir. Ortaçağ sosyo ekonomik yapısı çerçevesinde bu meslek / sınıf, saygınlık görmeyen bir konumda olmakla beraber (Kilise örgütünün, farklı bir ifade ile Vatikan'ın fa iz doktrini bu işlerin Yahudiler, Temple Şövalyeleri ve Lombartlar'a geçmesini sağlamıştır. (Ergin 1981: ; Kemp 1993:73)); farklı ayarlardaki mahalli paraların değişimi fonksiyonunun ticaretin temel unsurlarından biri olduğu, aristokratların yüksek tüketim ihtiyaçlarım gidermek için sarraf kredilerine başvurdukları ve karşılığında onlara belirli imtiyazlar tanıdıkları, vergi gelirlerini kırdırdıkları bilinmektedir (Kemp 1993:74; Galbraith 1990). Fon fazlası olanlarla, fon açığı olanların başvurdukları bu meslek erbabı, bir tür mali aracılık görevi ifa etmekte, bunun karşılığında da fon talep edenlere uyguladıkları faiz ile fon arz edenlere ödedikleri faiz arasındaki fark, kâr olarak yanlarına kalmakta diğer bir anlatımla, bu aracılık yüklenimi nedeniyle bir komisyon talep etmekteydiler. Bu işlemlerde kullanılan araçlar ise genellikle para, senet ve benzeri kıymetli evraklar olmaktaydı. Ticaret ve parasal işlem hacminin gelişmesiyle birlikte iktidar sahipleri ve soylular, bankerlerden borç alan kritik müşteriler haline geldiler. Kamu harcamalarındaki artış ve özellikle savaşların artan maliyetleri (savaşlar - iktisadi kalkınma ve sanayileşme - iktisat politikaları ilişkileri için özellikle bkz; Weiss & Hobson 1995:passim ve Kazgan 1995: 31-34) XVII. ve XVIII. yüzyıl Avrupa Devletlerini daha da artan oranda borçlanmaya zorlamıştır (Kemp 1993:75). Bununla birlikte sadece özel krediler değil aynı zamanda kamu kesimine açtıkları krediler de bankerler için kârlı 16

18 alanlar haline gelmiştir. Böylece de kurumsal olarak bankerler, fon fazlalarını bir faiz karşılığında toplayarak gene belirli bir faiz karşılığnda fon açığı olan kesimlere aktaran, ilgili işlemler içinde çeşitli mali araçlar kullanan / üreten, ödünç para verme işlemi dışında çeşitlendirilmiş mali (fınancial) hizmetler de sunan işyerleri, bankalar oldular. Kendilerine yatırılan para veya kıymetli madenlerin günlük talepleri karşılamak üzere yalnızca belli bir kısmını hazır tutan bankerler ve bankalar giderek önemli bir güç haline gelmişlerdi. Bu, güven-güvenilirlik" duygusunu ve giderek olgusunu vazgeçilmez bir koşul haline getirmekteydi. Para (mevduat) sahiplerinin güvenini yitiren bankalar, ani ve yoğun para çekine talepleri karşısında kısa sürede çökebiliyorlardı. Öle yandan, XVI. yüzyıldan itibaren merkantil dönem Avrupasına düzensiz bir biçimde akan değerli madenler, kredileri kolaylaştırırken kredi mekânizmalarını da zorlamaya ve giderek sarsmaya başlamıştı. Ulaşım ve haberleşmenin kısa sürede yapılmasını sağlayacak araçlar yoktu. Büyük bankalar / bankerler giriştikleri ödeme yükümlülükleri ile gelirlerinin gerçek tutarlarını bilemez duruma gelmişlerdi. Suistimallerin de sık sık yaşandığı bu ortamda para basımını, parasal işlemleri ve banka türü kurum ve kişilerin faaliyetlerini düzenleyerek kontrol altında tutmanın ne kadar gerekli ve hassas bir konu olduğu anlaşılmaya başlamıştı. İşte, özellikle kamu kurumu niteliğindeki ilk bankalar da (kamu bankacılığının doğuşuna ilişkin ipuçlarının ve sürecin değerlendirildiği bir çalışma için bkz; Akıncı: 1994)) bu tür bir dönüşümün sonucunda ve günümüz merkez bankalarının öncüleri olarak kurulmaya ve gelişmeye başlıyordu (Kindleberger 1987:46-49). Bunların ilk örnekleri olarak XV. ve XVII. yüzyıllarda; 1401 de Barselona da Taula de Cambis, Cenova da Casa di San Giorgio 1407 de, Banco di Rialto 1587, Amsterdam Bankası 1609, Venedik de Banco Giro 1619 göste 17

19 rilebilir (Braudel 1993b:344). Bu bankaların sermayelerinin çoğunluğu kamu kuruluşlarına, kiliselere ve hastahanelere ait olup özel kişilerden fon (mevduat) sağlıyorlardı ( Kindleberger 1987:42-44). Genel olarak teknik ve örgütlenme anlamında XVIII. yüzyıla kadar bankacılık alanında esaslı gelişmelerin yaşanmadığını söylemek mümkündür. Uzun XVII. yüzyılla bir "ticaret çağı (Williams 1964:51) başlamış ve bu çağ ile birlikte tarihte hemen hemen ilk defa iktisadi artık in kanalize olduğu / edildiği alanlarda radikal ve tersinmez bir değişme ortaya çıkmıştı. O tarihe kadar "iktisadi artık şan ve şerefi yükseltmeye, savaşlara, lükse vb. kısaca iktisat d ışı alanlara kanalize olur / edilirken bu yüzyılla birlikte iktisadi alan a kanalize edilmeye başlandı (Üşür 1994:142). Bununla birlikte yani, yeni ticaret sermayesinin gelişimi ile bankalar, iktisadi hayatın en önemli kurumlan olma yolunda önemli mesafeler alınışlardı. Bankacılığın ve daha sonraki aşamalardaki bankacılık alanındaki kurumsal gelişme ve değişmelerin görüldüğü dönemin başlangıcı XVIII. yüzyıldaki Sanayi Devrimi ile çakışmaktadır (Kemp 1993) ve (Cameron 1967). XVIII. yüzyıla gelindiğinde üretim, o güne değin tanık o- lunmadık bir hız ve büyüklükte artmış ve üretimdeki bu artış da yeni (sınai) üretim birimleri (fabrika) içinde sağlanmıştı. Sosyal alanda eski ilişkiler geçersizleşerek yerlerine yenileri belirginleşmekteydi. Üretimdeki ve iş teki ilişkiler yeni özellikler ve boyutlar kazanmıştı. Üretimin örgütlenmesinde büyük değişmeler belirmişti. Hatta, (sınai) üretimin örgütlenmesindeki değişmeler teknolojik temele göre daha dramatikti denebilir. Ancak yine de üretim artışını niteleyen esas itibariyle tarımdı ve dolayısıyla üretim artışları süreklilik göstermezdi. Oysa bu yeni üretim artışları sanayi den kaynaklandığı gibi ani, hızlı ve sürekli idi (Gerschenkron 1962:10). İşte bu ani, hızlı ve sürekli 18

20 üretim artışları biiyiime, devrim metaforuna haklılık kazandırmıştı. Büyüme, değişme demekti. Öyleyse bu değişmenin kaynaklarını bulmak gerekirdi. Bu arayışlar sonucu, değişmeye yol açtığı düşünülen farklı süreçlere yapılan vurgular Sanayi Devrimi / Sanayileşme kavramlarında odaklaştı (Üşür 1988:20). İktisat, iktisat tarihi ve de kalkınma iktisadı literatüründe' sanayileşme süreçleri genellikle karşılaştırmalı bir açıdan incelenmiştir. Almanya ve sanayi devrimi üstüne bir çalışması yayınlanan sosyolog Thorstein Veblen den sonra (Veblen 1915), tarihçiler sanayileşen diğer ülkelerin / ulusların İngiliz modelini mi izlediklerini, yoksa ondan ayrıldıklarını mı?; gecikenlerin (late-comer) kendilerinden öncekilere oranla bir takını üstünlüklerden yararlanıp yararlanmadıkları gibi konularda odaklaş 1 Otuzlu yıllarda yaşanan ve özellikle II.Dünya Savaşı boyunca sanayileşmenin bir çok azgelişmiş ülkenin aktif kalkınma politikalarında bundan böyle önemli yer tutacağı açıkça ortaya çıktı. Bu ülkeler uzun zaman ileri sanayileşmiş ülkelere ihraç için temel geçim maddeleri üretmeye ve karşılığında bu ülkelerden modern imalat ürünleri alma konusunda uzmanlaşmış ya da uzmanlaşmaya zorlanmışlardı. Bu geç kalma koşullarında bir sanayi yapısı kurmanın çok zor bir iş olduğu açıktı. Bu durum, herhangi bir ülkeye uygun sanayi girişiminin sezgisi güçlü girişimciler tarafından hemen kabul edilip uygulanacağı ve sermaye piyasalarının düzgün çalışması sayesinde gereken finansmanı kendine çekeceği yolundaki bilinen öğretinin sorgulanmasına yol açtı. Sanayileşmedeki büyük gecikme, daha büyük girişimler için yeterli sayıda girişimci bulunmaması ve bir çok başka gerçek ya da sözde engelleyici öğenin varlığı, azgelişmiş bölgelerde sanayileşmenin sabırlı, yoğun, kerterizli bir çaba gerektirdiği inancını hakim kıldı. Bu çabayı adlandırma ve özelliklerini belirleme girişimlere de bir deyim uydurma yarışmasına dönüştü: Büyük İtiş (Paul Rosenstein-Rodaıı), Kalkış (WAV. Rostow), Büyük Sıçrama (A. Gcrschenkron), Asgari Kritik Çaba (H. Leibenstein), Geri ve İleri Bağlantılar (A.O. Hirsclıman). Bu kavramlar çerçevesindeki tartışma hem teorik argümanlardan (koruma, planlama ve bizatihi sanayileşmeyle ilgili yeni mantıksal çerçeveler geliştirmişti) hem de Avrupa nın XIX. Yüzyılda yaşadığı sanayileşme deneyiminden besleniyordu (Hirschman 1996:34-35) 19

21 mışlardır. Bu alandaki önemli isimlerden biri de Rus asıllı A- merikalı iktisat tarihçisi Alexander GERSCHENKRON dur. Gerschenkron un gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere özgü farklı koşulları kullanarak ve meydancı gelmesi miimkiin ihtimal olarak oldukça ihtiyatlı bir tavırla geliştirdiği tipoloji, iktisadi gelişmenin yalnızca bir yönüne değinerek kendini sınırlar: y//«flj>//ef/«e (Gerschenkron 1968:77-97). Bu alan sınırlamasına zaman ve mekân açısından da iki eksen eşlik eder; XIX. yüzyıl (büyük ölçüde de 1914 öncesi) Avrupa sı. Bu ana hareket noktası paralelinde sanayileşme süreçlerinde fiııansal kuramların özellikle de sınai amaçlı yatırım bankaları ve daha çok da devletin rolüne atfettiği özel önem ve kilit roller nedeniyle (Cameron.et.al. 1972:9) Gerschenkron, literatürde oldukça tartışma yaratmış ve dikkat çekmiştir (Kiııdleberger 1987; Weiss&Hobson 1995; Amsden 1993; Kemp 1993; Falkus 1986; Asvvorth 1977; Trebilcock 1986; Hirschman 1981; Şenses 1996). Gerschenkron, Tarihsel Perspektifte İktisadi Geri Kalmışlık kitabında (Economic Backwardness in Historical Perspective) gerek Marksist kuramın gerekse Modernleşme kuramının aşamacı (stage) / merhaleci varsayımlarım eleştirerek genden gelenler farklı bir ifade ile geciken ülkelerin (late - comer) gelişme doğrultularının önceden gelişmişlerin deneyimlerinden hangi noktalarda farklı olduklarım saptamayı amaçlayarak sanayileşme sürecini bağımlı değişken olarak tanımlarken bu bağımlılığı açıklayıcı öge olarak da geri kalmışlık derecesini (the degree o f backwardness, D ) kavramsallaştırmaktadır.2 2 Bu noktada Weiss & Hobson 1995: Bölüm 4 de Gerschenkron un hipotezinde "geç kalkınan ülkelerin lideri <aynı derecede> yakalamaya çalıştığı 20

22 Gerschenkron, incelcdiği ülkelere ait büyüme oranları trendlerinden hareketle geri kalmışlık derecesini kavramsallaştırırken, sanayide meydana gelen biiyiik ve ani hamlelerin / atakların yoğunluğu ve süresi, yeni gelişmeye başlayan sınai üretimdeki üretim / yatırım mallarının payı, ortalama fabrika ve yatırım ölçeği, tüketim düzeyindeki değişmeler, tarımsal işgücünün verimliliğindeki değişmeler ve sanayi mallarının tarım ürünü satın almalarındaki artış oranlan (Gerschenkron 1968) gibi faktörlerden hareket eder. Sanayileşme sürecinin başlangıç noktası hakkında herhangi bir yorumda bulunmayan Gerschenkron, sanayileşme sürecinin başlangıcında olan ülkeleri dönemin lideri İngiltere modelinden farklılıklarına göre geri kalmışlık derecesi bağlamında a) sınai üretim artış oranında (sürekli olmayan) kesikli hamle yapan ülke; b) hem büyük ölçekli sınai işletmelere / fabrikalara hem de müteşebbisliğe önem veren ülke; c) tüketim malları yerine üretim mallarına önem veren ülke; d)tiiketim düzeylerine büyük baskılar uygulayan ülke; e)ekonorııinin orta düzeyde gerilik taşıdığı ülke <gelişmeye yeni başlayan sanayiiler için sermaye arzının artırılması a- macıyla tasarlanan özel kurumsal faktörler (sınai amaçlı kalkınma & yatırım bankaları kastediliyor S.Şahinkaya) en ö- nemli rolü oynadı ve ilave olarak müteşebbisleri iyi bilgilendirebilmek için rehberlik hizmetleri sağladı>; f)tarım a daha küçük rol veren iilke şeklinde altı gruba ayırarak bu grupları iki türünde bir zımni varsayım olduğu nedeniyle eleştirmektedirler. Weiss & Hobson a göre ülkeler / devlet idareleri arasında "işlek veya kalkınma niyetleri" anlamında farklılıklar vardır. Ayrıca Gcrschenkron un geliştirdiği geri kalmışlık derecesi nin, "ne devletlerin sanayileşmeye uzıın müddet karışmadıklarını ne de (onların) yani devletlerin niye sonunda sanayileşmeye çalıştıkları" türden sorulara doyurucu yanıtlar vermediğine de dikkat çekmektedirler. 21

23 kategoride toplar; (Gerschenkron 1962: ; Cameron.et. al. 1972: 10). i) Belirgin bir sıçrama (spıırt) göstermiş ekonomiler, ii) Sıçrama için gerekli tüm öğelerin var olmasına rağmen sıçramayı gerçekleştirememiş, fırsatı kaçırmış ekonomiler. Sanayileşme sürecine geç katılan ülke, sanayileşme sıçramasını yaptığı sırada gelişmiş iktisadi yapılara göre daha süratle mesafe alır. Ancak bu sıçrama için bir takım ön koşullar gerekmektedir. Gerschenkron a göre sıçrama için gerekli ön koşullar aşağıdaki biçimde özetlenebilir; a. Üretim fazlasını giderecek bir efektif talebin varlığı, b. Artığı ve tasarrufları harekete geçirerek, sermaye arzına destek sağlayacak özel kurumlar, c. Nitelikli işgücünün kısıtlılığı nedeniyle sermaye yoğun teknolojilerin tercih edilmesi, d. Tüketim malları gibi talebin bağımsız oluşmadığı ve devlet tarafından satın alınabilir sermaye malı üretimine ağırlık verilmesidir. Sanayileşme sürecine sonradan katılan (late-coıner) bir ülkenin bu ön koşullara ihtiyacı vardır. Zira; eğer sınai büyüme eğrisinde bir sıçrama gerçekleştirilemez ise süreç, konjonktürün yükseldiği dönemde gözlenen niceliksel bir gelişim kalıbına dönüşür ve fakat niteliksel değişim sağlanamamış o- lur. Sıçrama potansiyelini belirleyebilecek ölçülebilir bir değişkenin yokluğunda, Gerschenkron da Rostow (Rostow un büyüme modelinin kapsamlı bir kritiği için bkz: Trebilcock 1986:4-8) gibi ikame öğeler aramayı gerektiren bir sıçrama öncesi ortamını tanımlayabilmek için iktisat dışı değişkenleri kullanır. Böylecc, Rostovv un modelinde tepkici milliyetçilik 22

24 (reactive nationalism) (Rostow, 1966:24) yerine Gersclıenkron, süregiden göreli geri kalmışlık ve iktisadi koşullar vc hızlı bir sınai gelişmenin halkta uyandırdığı umutlar arasında artan bir gerginliğin yarattığı dinamikleri koyar. Ancak bu gerginlik yavaş yavaş ve sürekli bir fonksiyon biçiminde artmaz. Milli bağımsızlık ya da burjuva demokratik reformları gibi siyasal olgular yeni umutların doğmasına, varolan gerginliğin sıçramalarla artmasına yol açabilir. Buna benzer tarihsel - siyasal olaylar, azgelişmişlikten yararlanarak yeni kurumsal düzenlemelere gitmek için elverişli bir zemin hazırlar (Keyder 1978:71-72). Böylecc de bu kurumsal yenilikler, sanayiinin gelişim sürecinde bir sıçramanın gerçekleşebilmesi için varolması gereken ön koşulların yerini alarak i- kaıne öğeleri oluşturur. İkame öğeler de; gelişmekte olan ülkelerin, kökleri geri kalmışlıktan kaynaklanan ve toplumsal gerginlik yaratan problemlerinin giderilmesi çabası esnasında yarattığı ve aynı zamanda sanayileşmenin istikametini /y ö n ü nü belirleyen özel etkenler, yeniliklerdir ki onlar da Gerschenkron a göre sınai amaçlı kalkınma ve yatırım bankaları ve devlet tir (Gersclıenkron 1962 passim; 1968 : passim). Zira, göreli geri kalmışlık derecesi (the degree o f relative backwardness) arttıkça, bireyler ve firmalar aracılığıyla oluşan sermaye birikimi işlevinin önce sınai amaçlı kalkınma-yatırım bankaları sonra da devlet tarafından üstlenildiği saptanabilir. Başarılı bir sanayileşme sıçramasının temelinde ülkelerin olumlu dinamikleri başlatıcı ortam hazırlayabilmc yeteneği ile birlikte ikame ö g e ve mekân zinaların yerleştirilmesini sağlayan kurumsal yenilikler yoluyla geri kalmışlığın avantaja / avantajlara dönüştürülmesi yatmaktadır. Son tahlilde Gerschenkron a göre büyük sıçramanın (great spurt) tüm ağırlığı hemen hemen siyasal, kurumsal öğelerin, 23

25 özellikle devlet in ve smai amaçlı kalkınma ve yatırım bankaları nın omuzlarına yüklenilmiş gibidir. Bir dizi önemli tarihsel durumda sanayileşme, geri kalmış bir ülkede başlatıldığında; ileri bir ülkeyle, yalnızca sanayiinin büyüme oranı açısından değil aynı zamanda bu süreçlerde ortaya çıkan üretici ve örgütsel yapılar açısından karşılaştırıldığında da, önemli farklılıklar göstermiştir. Üstelik smai gelişmenin hızındaki ve niteliğindeki bu farklılıklar, önemli ölçüde gelişmiş / sanayileşmiş ülkede hiç karşılığı olmayan ya da küçük bir karşılığı olan kurumsal örgütlerin uygulamaları sonucu olmuştur. Buna ek olarak, sanayileşmenin geliştiği entelektüel ortam / iklim ruh u (spirit) ya da ideoioji si (ideology) ileri ve geri ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermiştir. Sonuç olarak Gerschenkron, geri kalmışlığın tek tek her bir örnekte ortaya çıkan bu nitelikleri söz konusu ülkenin geri kalmışlık derecesiyle ve doğal sanayi potansiyeli ile doğrudan çeşitlilik gösterdiği tesbitinde bulunmaktadır (Gerschenkron 1962:7). Gerschenkron, inceleme ve araştırmaları sonucunda sanayiinin gelişini sürecinde bir sıçramanın gerçekleşebilmesi için gerekli ikame öğeleri yani sınai amaçlı kalkınma ve yatırım bankaları ve devlet i geri kalmışlık dereceleri bağlamında aşağıdaki biçimde şemalaştırır. Göreli geri kalmışlık derecesine göre tasarlanan bu şema; üç kategorinin her birinde yer alan ülkelere mahsus büyüme oranlarından yola çıkarak hazırlanmıştır. Gerschenkron a göre aynı tasarım (1968:77-97); sanayide meydana gelen büyük ve ani hamlelerin / atakların yoğunluğu ve süresi; yeni gelişmeye başlayan sıncıi üretimdeki üretim mallarının /ya tırım mallarının payı, ortalama fabrika ve yatırım ölçeği, tüketim seviyesindeki değişmeler, tarımsal işgücü verimliliğindeki değişmeler ve sanayi inallarının tarım ürünü satın almalarındaki artış oranlan da dikkate alınarak gerçekleştirilebilir ve sanayileşmenin yönünü etkileyen ikame öğelerin rolleri de 24

26 bu şemayı oluşturmakta belirleyici olmaktadır. Bu şemada Gersclıenkroıı, geri kalmışlığın ileri derecede, orta derecede olduğu bölgeler (ülkeler) ve gelişmiş bölgeler (ülkeler) olarak üçlü bir kategori kullanmaktadır. Sınai gelişme açısından geri kalmışlığın derinlik taşıdığı bölgelerde sınai gelişmeye dönük sermaye arzı, öncü girişimler ve destekler devlet tarafından başlatılırken farklı bir ifade ile de devletin miidelıale dozu artarken (Weiss & Hobson 1995: Chapter 4), geri kalmışlığın ııisbeten daha az olduğu hallerde ise devletin yerini süreç içerisinde sınai amaçlı kalkınma ve yatırım bankaları almaktadır. Bu bağlamda Gerschenkron sınai amaçlı kalkınma ve yatırım bankalarını iyice öne çıkararak bu kurum lan oluşturmanın ilk etkilerinin binlerce m il demiryolu inşa etmek, m adenleri işletmek, fabrikalar açmak, limanlar kurm ak ve şehirleri modernize etmek anlamına geldiği ni belirtir (Gerschenkron 1962:12). Geri kalmışlık derecesinin giderek azaltılması ile birlikte de banka kredileri yerini sınai girişimciler tarafından kazanılan kârların yeniden yatırılmasına (bir nev i otofinansman) bırakmaktadır (Gerschenkron 1968:85-97). A şam alar G elişmiş Bülge O rta Düzeyde G erikalınış Bölge İleri Derecede G erikalınış Bülge I Fabrika Bankalar Devlet II Fabrika Bankalar III Fabrika K aynak : postcript" (Gcrschenkron 1962:355) "The Approach lo European Industrialization: A Gerschenkron yukarıdaki şemaya örnek olarak üç ülkeyi göstermektedir; İngiltere, Gelişmiş bölge hatta öncü, pioneer ; 25

27 Almanya orta düzeyde geri kalmış bölge; Çarlık Rusyası ileri derecede geri kalmış bölge. İkinci ve üçüncü bölümlerde ayrıntılandırılacağı gibi Gerschenkroıra göre "İngiltere küçük sermaye veya uzman girişimcilik gerektiren nispi olarak kiiçiik ölçekli girişimlerle sanayileşmeye başladı. Yatırım sermayesi ihtiyaçları girişimcinin kendi tasarrufundan veya onun akrabalarından, arkadaşlarından, müşterilerinden sağlandı; büyüme, kârların yeniden yatırıma aktarılması sayesinde oluştu Ancak, Almanya sanayileşmeye başladığı zaman, teknoloji ve piyasalar daha karmaşık fabrikalara ilişkin optimum ölçek daha biiyiik idi ve daha yüksek yatırım harcamaları gerektiriyordu; ve Almanya orta düzeyde geri kalmış bir bölge olarak daha az potansiyel müteşebbislere ve çok az likit sermayeye sahipti. Netice olarak da bankacılık sistemi hem sermayenin hem de müteşebbisliğin temel kaynağı haline geldi. Almanya dan daha geri olan Rusya da sanayileşme için sermaye, müteşebbis ve bankacılık sistemi yeterli değildi lerin sonunda ve 1890 iarda büyük ölçekli sermaye yoğun sanayilerin başlatılmasında ve 1900' lii yıllarla birlikte bankacılık sisteminin o- luşturulmasında Çarlık İdaresi büyük rol oynadı (Gerschenkron 1962:353; Cameron et.al.l 972:11). Gerschenkron, analizleri çerçevesinde sanayie giden fo n lara ya da sınai sermayenin kaynaklarına bağlı olarak dört tip sınai gelişme tasnif eder; i. Yeniden yatırımlara aktarılan sınai kârlar (otofınansman) ve ekonominin diğer sektörlerinde kazanılan mevcut gelirler dışındaki gönüllü tasarruflardan kaynaklanan bir sınai gelişme, ii. Sermayesi önceki dönem gelirlerinden karşılanan sınai gelişme, iii. Bankalar tarafından kredi yaratılması (ihdas) yoluyla fonlanan bir sınai gelişme, 26

28 iv. Sınai sermaye, devletin bütçe ile ilgili işlemleri sayesinde sağlanmış olabilir. Böylece de, finansm an tedarik etmenin dört türünden her biri sanayileşmede belirleyici ise, sanayileşmenin belirli bir kurum sal çerçevesini çizecektir (Gersclıenkron 1968: 77-97). Yukarıda çizilmeye çalışılan çerçeve ışığında bir tesbit yapmak ya da bir çalışma hipotezi biçimlendirmek mümkündür. Genel ve kapsayıcı bir kavram olarak finansal piyasalarda özel olarak da bankacılık kesiminde / sistemindeki tüzel kişilikler, araçlar ve bu araçlarla gerçekleştirilen işlemler, üretim örgütlenmesindeki gelişmelerle yani sanayileşme ve büyüme ile birlikte evrilmişlerdir. Farklı bir ifade ile sanayileşmenin finansman ihtiyacı bu araçları, işlemleri ve kurumlan etkilemiştir. Giderek de finansal piyasalar / bankacılık kesimi, sanayileşme ve büyümenin yönünü belirlemiş ve hatta sanayileşmenin olmazsa olmazı - sine qua non ı haline gelmiştir. Zira, finansal piyasalar ve bu piyasaların hizmetlerine ihtiyacı olan iktisadi yapının farklı sektörleri arasındaki etkileşim formlarına diğer bir ifade ile mali kesim - reel kesim ilişkilerine geniş bir spektrumdaıı bakıldığında, üç tür durum ayırdedilebilir; i. Yetersiz ( ya da uygun olmayan) finansmanın sınai ve ticari büyümeyi / gelişmeyi kısıtladığı ve zorlaştırdığı durum, ii. Finansal piyasaların pür olarak geçit verdiği (toleranslı) ve bütün "kredi değerlikli" borçlanmaları barındırdığı durum, iii. Finansal kurumlanıl ya aktif olarak yeni yatırını fırsatlarım teşvik ettiği ya da finansman içiıı başvuruların cesaretlendirildiği; öneri ve destek hizmetlerinin sunulduğu vb. durum. Kısacası; finansal piyasaların / finansal sistemin yapısı ve bu yapı içinde fonksiyonunu ifa etme tarzı sanayileşmenin (ikti 21

29 sadi kalkınmanın / büyümenin) daha iyi ya da daha kötü yönde gelişme kaydetmesini etkilemektedir (Cameron et.al. 1967). Gerek teorik argümanlar gerekse de tarih i kanıtlar, bankacılık sisteminin pozitif bir iktisadi büyüme uyaran rol oynamak yanında finansal hizmet talebine de uygun şekilde cevap verdiğini belirtmektedir. Profesör Hicks e göre ; Bir büyüme prosesinin başlaması (yakınlarda Rostow'un <kalkış> diye nitelendirdiği) rccl kâr haddini (muhtemel, gelecekteki) yükselten reci faktörler (icatlar ve benzeri) nedeniyle meydana gelir. Fakat bu (büyüme sürecinin başlaması), <açık> (reel yatırımın getiri oranı ile atıl balans sahiplerinin elde ettiği getiri arasında) kavramamızın ölçüsünü daraltacak şekilde finansal gelişmelerden dolayı da gerçekleşebilir. Bu da, gerekli fonlar ortaya çıkacak olsaydı yapılabilmesi mümkün olabilecek i- yilcştirmeler için fonlara ulaşma imkânı verecektir. Gerekli olan yalnızca tasarruflar değil fakat aynı zamanda potansiyel tasarruflar ve potansiyel reel yatırımlar arasında bir iletişim kanalıdır (Hicks 1965 den aktaran Cameron et.al. 1967:291). Dahası, bankacılık sisteminin hassas politika tedbirlerine göre değişebilirliği (ameııability) ve finansal yeniliklerin uygulanabilmesinin göreli kolaylığı nedeniyle finansal sistemin potansiyel rolü, türev / türetme veya taklit sanayileşme durumlarında (İngiliz Sanayi Devrim i nden bu yana hemen her olayda) daha büyüktür. Zira, (özellikle) sınai amaçlı kalkınma ve yatırım bankaları başta olmak iizere bankalar ve finansal sistemin diğer faktör ve aktörleri iktisadi kalkınma - sanayileşme çabalarında özel bir önem taşımaktadır. Ayrıca, banka sermayesi, fonları en yüksek getiri haddi sağladıkları yerlere tahsis ederek 28

30 toplumsal sermayenin planlayıcılığı ve bir anlamda muhasebeciliği işlevini üstlenir. O halde, bankacılık sisteminin gelişimini analiz etmek bir anlamda ekonomiye bütünleyici bir perspektiften bakmamızı sağlar. Bu teorik cepheden / çerçeveden hareketle; ilerleyen bölümlerde öncelikle Sanayi Devrimi ve sanayileşme üzerine bazı kavramsal tesbitleri takiben XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlanan sanayileşme süreçlerine ait gelişim dinamiklerinin ana çizgileri finansman ihtiyaçlarının tedariki yönü itibariyle İngiltere ve Kıta Avrupası nm tipik örnek ülkelerinden Belçika, Fransa ve Almanya ile bunların yanında Çarlık Rusyası ndaki gelişmeler, özellikle benzerlikler ve farklılıklar yönünden incelenerek sanayileşme süreçlerinin finansmanında bankalar / kalkınma ve yatırım bankalarının rolleri konusunda genel bir eğilimin çerçevesi çizilerek elde edilen bulgular aynı dönemin Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet Türkiyesi nin ilk otuzbeş yıllık pratiği ile karşılaştırılarak bazı genelleme ve teshillerde bulunulmaya ve politika çıkarımları tasarlamaya gayret edilecektir. 29

31 BÖLÜM II 2. SANAYİLEŞME ve İNGİLİZ SANAYİ DEVRİMİ ÜZERİNE BAZI KAVRAMSAL TESBİTLER 2.1. Sanayi Devrimi ve Sanayileşme Üzerine JL aklaşık iki yüzyıl kadar önce, insanlık tarihinde bu gün bildiğimiz haliyle dünyanın gelişmesine önderlik eden bir devrim başlamıştı. İlk olarak İngiltere de daha sonra Avrupa nın ve Kuzey Amerika nın bir kaç bölgesinde yüzyıllardan bu yana hazırlanıyormuş görüntüsü veren, "geçmişte derin kökleri bulunan bir biiyiime (Joııes 1981), üretim faaliyetlerini tarımdan sanayie kaydıran ve insan gücünün üretkenliğini artırmak için sınırsız imkânlar açan bir değişim süreci yaşandı. Bu siireç3, en 3 Sanayi Devrimi ile başlayıp günümüze evrilen süreç Üşür (1997:293) de şu şekilde değerlendirmektedir: "Her şey Sanayi Devrimi He başladı. Başlangıçla şeyleri üretme biçimleri değişmişti. O bildik zanaat ekonomisi yerini sanayi ekonomisine lerketmekteydi. Çok geçmeden farkedildi ki toplıım da 30

32 iyi şekilde sanayileşme" olarak tanımlanan, işçiyi ve yaşam tarzını, geçmişle modern dünyayı ve gelişmiş ülkelerle azgelişmiş ülkeleri birbirinden ayıran yapıları ortaya çıkarmıştır. Konusu Sanayi Devrimi olan ilk kitap olarak saptanan A.Toynbee nin Sanayi Devrimi adlı kitabı yayınlanalı (1884)4 yüz onüç yıl geçmiş olmasına rağmen, ne üzerine yapılan araştırmaların hızı kesilmiş, ne de tartışmalar sonuçlanmıştır. Günümüzün sanayi devrimi tarihçilerinden bazıları, sürecin XVII. yüzyılın başından önce başladığını, bazıları 1688 Şanlı Devrimi nin belirleyici olduğunu düşünmekte; diğerleri de İngiltere nin kökten dönüşümünü XVIII. yüzyılın ikinci yarısının iktisadi toparlanışıyla çakıştırmaktadırlar. Ve herkes vurguyu tarımın, nüfusun, dış ticaretin, sanayi tekniğinin, kredi biçimlerinin üzerine vurmasına göre kendi tarzında ikna edici (Braudel 1993c:466) olmaktadır. Sanayi Devrimi hakkında Cipolla; Milâttan önce 7000 yıllarında doğan ziraat devrimi ile milâdın XVIII. yüzyılında sanayi toplumu haline geliyor. Değişim başlamıştı; kimi zaman öfke ve karamsarlıkla, kimi zaman sevgi ve iyimserlikle karşılanıyor ama lıer durumda <artık kaçmılmaz> olarakı görülüyordu. İnsan-insan, insan-toplıım, loplum-devlet, toplum-toplum ilişkileri, <bıı dünya> ile <öteki diinya> arasındaki bağlantılar değişiyordu. Müzik, resim, mimari, boş zaman, bilmek değişiyordu. Aşk değişiyordu. Katı otan her şey artık buharlaşıyordu. Sadece zaman değil mekân da değişiyordu. 4 Arnold Toynbee 'nin Oxford'da de verdiği derslerin notları ölümünden iiç y ıl sonra, 1884 de öğrencileri tarafından Lectures on the Industrial Revolution adıyla yayınlanmıştır. Bıı bilgileri, iktisatçı amcasının ölümünden sonra doğan ve onun adını alan yeğeni, XX. yüzyılın büyiik tarihçilerinden, Arnold J. Toynbee nin kitabın modern baskısına yazdığı g i rişten öğreniyoruz (Arnold Toynbee, The Industrial Revolution, Beacon Press, 1956). Genç Toynbee'nin kitabı, Sanayi Devrimi lıakkındaki ilk ders kitabı olmuştur: Kısa, canlı bir anlatım, mevcut istatistik verilerin zamanına göre en iyi biçimde kullanımı ve her şeyden önemlisi, iktisat biliminin hızla «ınarjiıuılleştiği» bir aşamada klasik ekonomi politiğin son güzel ürünlerinden biri (Türkcan 1981:XV). 31

33 doğan sanayi devrimi tarihin akışında derin değişmeler meydana getirmiştir. Bu devrimlerin her ikisi de tarihte yeni bir çağın başlangıcı olmuşlardır, bir öncekinden kökten ve belirgin bir biçimde farklı bir tarihin. Mağara insanından eski Mısır piramidlerini yapan insana geçiş nasıl bir sıçrama ise, geçmişin çift süren adamından, nükleer bir merkezde görevli uzmana geçiş de kökten bir değişmeyi simgeler" derken (Cipolla 1980:23), Hobsbavvm da sanayi devrimiııi bu devrim en azından tarımın ve kentlerin icadından beri, dünya tarihinin muhtemelen en önemli olayı olarak tarif etmekledir (Hobsbawm 1989:57). İktisadi tarih literatüründe sanayileşme kavramı ile sanayi devrimi kavramının geııetic olarak bir veya aynı anlama geldiğini göstermek fazlaca bir güçlük çıkarmamaktadır (Üşür 1991:59). Gerek D.S.Landes (Laııdes 1970:1), Rondo Cameron (Cameron 1985:1), gerek John F.Gaski (Gaski 1982:227) gerekse de M. Kranzberg (Kranzberg 1967: ); sanayileşme deyimi ile sanayi devrimi deyimini eş anlamlı deyimler ve özdeş süreçler olarak takdim ederlerken, bu iki sürecin bazı ortak nitelikler sergilemekte olduklarından hareket etmektedirler. Zira, ''sanayileşme ile birlikte ekonominin temeli değişmiş, tarım temelli bir iktisadi yapıdan sınai temelli bir iktisadi yapıya geçilerek, ekonominin sektörel kompozisyonu ve ağırlığı değişmiştir. İkinci olarak; bu iki süreç beraberlerinde üretime cansız, mekânize enerjiyi (makinayı) getirip sokmuşlardır. Yani, sınai üretim artık zenaat ile değil makina ile gerçekleştirilmektedir. İktisadi tarihin (ve tarihin) sunduğu bu tarihsel veriler den gerek sanayi iktisadı, gerek kalkınma iktisadı gerekse dc iktisat, ayrıntılarda farklılaşsalar bile esasta benzerlikler gösteren bir çok sanayileşme tanımlaması / kavramlaştırılmasım iki eksenden hareketle; yani ya sektörel ya da teknolojik eksenden hareketle kurgulamıştır (Üşür 1991: ve Üşür 1995: 20). Bu 32

34 iki farklı yaklaşım Freyssinet ye atfen [burada] sektörel ve teknolojik eksenlidir (Freyssinet 1985:160-61). Sektörel eksende yapılan sanayileşme tanımının cn berrak örneklerinden biri GSM H nın yüzde 2 5 inin sınai sektörde (ve) bunun da en az yüzde 60 'inin imalat sanayiinde yaratıldığı ve toplam nüfusun en az onda birinin sanayide istihdam edildiği bir ülke, sanayileşmiş ülkedir tanımıdır (Sutcliffe 1971:18 den nakleden Üşür 1991: 60). Teknoloji üzerinde yoğunlaşan tanımlarda ise sanayileşme... artık üretim sektörünün genişlemesi olarak değil, fakat yeni üretim tekniklerinin genelleştirilmesi olarak çözümlenecektir (Freyssinet 1985: 161). (Modern teknolojiye ulaşan yol, bu oluşumun dinamikleri ve yarattığı sorunlar, iktisat teorisinde bıraktığı "izler" le birlikte tarihsel bir bakış açısıyla ele alan kapsamlı bir değerlendirme için; (Türkcan 1981 :passim)). Bu tarz bir tanım Svveezy de de görülmektedir. (El zanaatları bir yana) gerçekte hiçbir sanayie sahip olmayan bir ekonomiden başlarsak bir geçiş dönemine girebilmek, yaygın deyimiyle sanayileşme çabalarının giderek arlan oranda yeni üretim araçlarına hasredilmesiyle mümkün hale gelebilecektir. Sanayileşme süreci boyunca genellikle teme! diye adlandırdığımız sanayilerin tümü yeni sanayiler olarak görünür (Sweezy 1970:218 den Üşür 1991:60). Tanımda "yeni üretim araçları dendiğine göre bu, diğer şeylerin yanında, fakat öncelikle makinaları kapsayacaktır. Çünkü, temel sanayi diye nitelendirilen sanayi, açıktır ki sermaye malları (üretim araçları) üreten sanayiidir. Böylece, Sweezy sanayileşmeyi aslında tüketim malları üreten sanayilerin yoğunlaşması olarak değil, sermaye malları (üretim araçları) üreten sanayilerin derinleşmesi olarak düşünmektedir. Tanımda vurgulanması gereken bir başka husus, belirgin bir biçimde "el zanaatları nııı dışarıda bırakılmış olmasıdır. Öyle görünüyor ki Svveezy de sanayileşmeyi Sanayi 33

35 Devrimi ile başlatmaktadır. John Hicks de bu tesbit paralelinde, "XVIII. yüzyıl sonlarındaki sanayi devrim inde ortaya çıkan o- lay, ticarette değilde üretimde kullanılan sabit sermaye mallarının belirgin şekilde artmaya başlaması yorumunda bulunmaktadır (Hicks 1969: den aktaran Deaııe 1988: 150). Tanımlar şüphesiz ki bunlarla sınırlı değildir. Çünkü farklı algılayışlar farklı tanımlamaları doğurmaktadır. Sanayi Devrimi kavram olarak İngiliz Sanayi Devriminden hareket etse de lıer zaman ve her yazan tarafından farklı içeriklerde kullanılmaktadır. Bu kavramla kimi zaman tek başına bir sanayi, kimi zaman ekonominin belli sektörleri kimi zaman da ulusal ekonominin bütünü ilişkilendirilip anlatılmak istenmektedir (Coleman 1971:82-83). Bu farklılıklara rağmen hemen tüm tahlillerde ortak olan üç özellikten söz etmek mümkündür. Bu ö- zelliklerden birincisi; sanayi devrimi, toplumsal / iktisadi süreçler biçiminde ve makro boyutta tanımlanmaktadır. İkinci olarak, teknik icatlar ve bunun elle tutulur hali nıakina vurgulanmakta ve üçüncü olarak da, yeni toplumsal sınıfların ve piyasaların gelişmesi öne çıkarılmaktadır. Özellikle de nıakina ve piyasa üzerine yapılan vurguların altı çizilerek, bunlar yani nıakina ve piyasa, Sanayi Devriminin iki anahtar sembolü olarak nitelendirilmiş ve (makinanın) üretkenlik derecesi ile (piyasanın) büyüklüğü ve boyutu iktisat tarihçilerinin Sanayi Devrimi olgusuna yaklaşımlarının geleneksel analitik sınırlarını meydana getirmiştir (Üşür 1988:18). Kari Polanyi bu noktada şöyle der; (Sanayi Devriminin) "temel özelliği neydi? Fabrika şehirlerinin yükselişi mi, gecekondu mahallerinin ortaya çıkışı, çocukların çalışma saatleri, belirli işçi gruplarının düşük ücretleri, nüfus artışının hız kazanışı mı, yoksa sanayide tekelleşme mi? Biz, bütün bunların temel değişimin, piyasa ekonomisinin kuruluşunun yanında ö- neınsiz kaldığını ve bu kurumun niteliğinin ancak nıakina kıtlla- 34

36 nımımn ticari bir toplum üzerindeki etkisini göz önüne alarak anlaşılabileceğini söylüyoruz. Makitıa kullanımının olaylara neden olduğunu söylemek istemiyoruz, ama bir kez ticari bir toplumdaki üretimde karmaşık nıakinalar ve fabrikalar kullanılmaya başlayınca, kendi yasalarına göre işleyen piyasa fıkrinin oluşması kaçınılmazdı diyoruz (Polanyi 1986:63). Sanayileşmeyi Sanayi Devrimi ile başlatan ve bu iki süreci bir ve aynı süreç tutan görüşlere göre Sanayi Devrimi ya da Sanayileşme, önce yaklaşık XVIII. yüzyılın son çeyreğinde ve İngiltere de meydana gelmiştir. Sanayileşme eşittir Sanayi Devrimi kabulü yapıldıktan ve bunun da ilk kez bir ülkede yani İngiltere de ortaya çıktığı tesbit edildikten sonra o ülkenin (İngiltere nin) sanayileşmesinin bir kalıp-modcl olduğu sonucuna tartışmalı da olsa kolaylıkla varılır İngiliz Sanayi Devrimi ve Bankalar İngiliz Sanayi Devrimi, toplıımların yaşam biçimi, iş bölümü, mülkiyet, devlet politikaları, kurumlan ve hedefleri ve de bankacılık açısından da köklü değişimleri başlatan bir iktisadi - sosyal dönüşümün ilk örneğiydi. Bu değişim, daha sonra dalga dalga Avrupaya yayılmıştır. Siyasi iktidarlar için bu değişimi hızla gerçekleştirerek sanayileşme anlamında güçlüler safında yer almak artık öncelikli bir hedef olmuş, politikalar da giderek bu eksene oturtulmaya başlamıştır. Bir yoruma göre sanayileşmede otonom ve organik bir süreç olarak (Kemp 1993:10-25) İngiltere örneği, diğer ülkelerin model alabileceği farklı bir sanayi stratejisi edinmiş olmak gibi bir nedenden ziyade çok daha farklı, özel bir dizi koşula dayanmaktadır. Zira, XVIII. yüzyıldan itibaren İngiltere de genel olarak iktisadi sistem ve özel olarak da mülkiyet ilişkileri kapi 35

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU

1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 MAKRO EKONOMİNİN DOĞUŞU ve TEMEL KAVRAMLAR 11 1.1.Makro Ekonominin Doğuşu 12 1.1.1.Makro Ekonominin Doğuş Süreci 12 1.1.2.Mikro ve Makro Ekonomi Ayrımı 15 1.1.3.Makro Analiz

Detaylı

İktisat Tarihi II. XI. Hafta

İktisat Tarihi II. XI. Hafta İktisat Tarihi II XI. Hafta 19. yy da Ekonomik Gelişmeler 19. yy Avrupa da, sanayinin bir hayat tarzı olarak kesin zaferine şahit oldu. 19. yyda uluslararası ekonomik ilişkilerde ve devletlerin ekonomik

Detaylı

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ 1. YIL GÜZ DÖNEMİ İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD eğrileri. İleri

Detaylı

KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF

KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. FİNANSAL KURUMLAR KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ (Taslak Rapor Özeti) Faruk Aydın Hülya Saygılı Mesut Saygılı Gökhan Yılmaz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA

SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA SORU SETİ 11 MİKTAR TEORİSİ TOPLAM ARZ VE TALEP ENFLASYON KLASİK VE KEYNEZYEN YAKLAŞIMLAR PARA Problem 1 (KMS-2001) Kısa dönem toplam arz eğrisinin pozitif eğimli olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit)

GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN (Bütçe - Anapara - Kredi) FINANCING IN ENTREPRENEURSHIP (Budget - Capital - Credit) GİRİŞİMCİLİKTE FİNANSMAN Girişimcinin finansman ihtiyacı: Finansman ihtiyacının karşılanmasında

Detaylı

www.kuzka.gov.tr 1.1. Mali Yapı ve Finans 1.1.1. Banka Şube Sayısı TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop

www.kuzka.gov.tr 1.1. Mali Yapı ve Finans 1.1.1. Banka Şube Sayısı TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop 1.1. Mali Yapı ve Finans Ekonomik olarak tanımlanmış sınırlarda sermayenin yaygınlığı ve verimliliği genellikle mali ve finansal göstergelerle ölçülür. Bölgedeki bankaların durumu şube sayılarıyla, sermayenin

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK...

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... 1 Kalkınma Ekonomisine Olan Güncel İlgi... 1 Kalkınma Kavramı ve Terminolojisi... 1 Büyüme ve Kalkınma... 1 Kalkınma Terminolojisi... 2 Dünyada Gelir

Detaylı

FİNANSAL YÖNETİM. Finansal Planlama Nedir?

FİNANSAL YÖNETİM. Finansal Planlama Nedir? FİNANSAL YÖNETİM FİNANSAL PLANLAMA Yrd.Doç.Dr. Serkan ÇANKAYA Finansal analiz işletmenin geçmişe dönük verilerine dayanmaktaydı ancak finansal planlama ise geleceğe yönelik hareket biçimini belirlemeyi

Detaylı

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT

DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT DENEME SINAVI A GRUBU / İKTİSAT 2 1. A malının fiyatındaki bir artış karşısında B malına olan talep azalıyorsa A ve B mallarının özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? A) A ve B

Detaylı

Banka Kredileri ve Büyüme İlişkisi

Banka Kredileri ve Büyüme İlişkisi Banka Kredileri ve Büyüme İlişkisi Cahit YILMAZ Kültür Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İstanbul c.yilmaz@iku.edu.tr Key words:kredi,büyüme. Özet Banka kredileri ile ekonomik büyüme arasında

Detaylı

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM Prof. Dr. Yusuf ALPER 1. GENEL OLARAK İSTİHDAM Ekonomik faaliyetin toplumsal açıdan en önemli ve anlamlı sonuçlarından birini, yarattığı istihdam kapasitesi oluşturur.

Detaylı

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri www.pwc.com.tr. 12. Çözüm Ortaklığı Platformu Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri İçerik 1. 2013 Nasıl Geçti? 2. 2014 e İlişkin Beklentiler 3. Makroekonomiyle Vergi

Detaylı

Çalışma alanları. 19 kasım 2012

Çalışma alanları. 19 kasım 2012 Çalışma alanları 19 kasım 2012 Çalışma alanları Hizmet alanları Sanayi alanları Tarım tarımsal üretim tarım+ticaret kenti Sanayi imalat sanayi atölyeden hafif sanayi fabrikaya ağır sanayi seri üretim (fordizm)

Detaylı

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ 2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ TEPAV EPRI Dış Politika Etütleri AB Çalışma Grubu 9 Kasım 2005 Ankara Zeynep Songülen

Detaylı

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 15 Haziran Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER

EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER 4.bölüm EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI KAMU HİZMETLERİ DIŞSALLIKLAR KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINA YÖNELİK GÖRÜŞLER EKONOMİK SÜREÇ İÇİNDE DEVLETİN FONKSİYONLARI 1.Kaynak Dağılımında Etkinlik:

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1

BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1 BİLGİ EKONOMİSİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR: BİLGİ YÖNETİŞİMİ ve ÜNİVERSİTE EKONOMİSİ 1 Yard. Doç. Dr. İsmail SEKİ ÇANAKKALE 2013 1 Çalışma yazarın Bilgi Yönetişimi Bağlamında Üniversitelerin Ekonomideki Rolü

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

DERS BİLGİLERİ ULUSLARARASI İKTİSAT TPB 215 3 2+ 0 2 4

DERS BİLGİLERİ ULUSLARARASI İKTİSAT TPB 215 3 2+ 0 2 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI İKTİSAT TPB 215 3 2+ 0 2 4 Dersin Dili Türkçe Dersin Seviyesi Önlisans Dersin Türü Zorunlu Dersin Koordinatörü Öğretim Görevlisi Serkan

Detaylı

tepav Tasarruf kamudan başlar Nisan2012 N201124 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Tasarruf kamudan başlar Nisan2012 N201124 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Nisan2012 N201124 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp KALKAN 1 Analist, Ekonomi Etütleri Tasarruf kamudan başlar Türkiye nin cari açık sorunu ve bunun altında yatan

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ

DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ DERS NOTU 09 DIŞLAMA ETKİSİ UYUMLU MALİYE VE PARA POLİTİKALARI PARA ARZI TANIMLARI KLASİK PARA VE FAİZ TEORİLERİ Bugünki dersin içeriği: 1. MALİYE POLİTİKASI VE DIŞLAMA ETKİSİ... 1 2. UYUMLU MALİYE VE

Detaylı

KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ VE YENİ FİNANSAMAN YÖNTEMLERİ. Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK

KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ VE YENİ FİNANSAMAN YÖNTEMLERİ. Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ VE YENİ FİNANSAMAN YÖNTEMLERİ Öğr. Gör. Aynur Arslan BURŞUK KÜÇÜK İŞLETMELERDE FİNANSMAN İŞLEVİ Finansman, işletmelerin temel işlevlerini yerine getirirken yararlanacakları

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

Sentez Araştırma Verileri

Sentez Araştırma Verileri Eğitim, Görsel-İşitsel & Kültür Yürütme Ajansı Eğitim ve Kültür Genel Müdürlüğü Yaşam Boyu Öğrenim Programı İnternet Üzerinden Kişisel İşgücünü Geliştirin Leonardo da Vinci LLP (Yaşamboyu Öğrenim Programı)

Detaylı

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU TARTIŞMA METNİ 2003/6 http://www.tek.org.tr 2002 HANEHALKI BÜTÇE ANKETİ: GELİR DAĞILIMI VE TÜKETİM HARCAMALARINA İLİŞKİN SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Zafer Yükseler Aralık, 2003

Detaylı

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu tmmob makina mühendisleri odası TMMOB SANAYİ KONGRESİ 2009 11 12 ARALIK 2009 / ANKARA ALAN ARAŞTIRMASI II Türkiye de Kalkınma ve İstihdam Odaklı Sanayileşme İçin Planlama Önerileri Oda Raporu Hazırlayanlar

Detaylı

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2.

İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vi GENEL EKONOMİ 1. Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 1.1. Ekonomide Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. Ekonominin Tanımı... 3 1.3. Ekonomi Biliminde Yöntem... 4 1.4.

Detaylı

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP

İKTİSAT SORU BANKASI ECONOMICUS TAMAMI ÇÖZÜMLÜ DİLEK ERDOĞAN KURUMLU TEK KİTAP ECONOMICUS İKTİSAT SORU BANKASI TAMAMI ÇÖZÜMLÜ Mikro İktisat Makro İktisat Para-Banka Kredi Uluslararası İktisat Büyüme ve Kalkınma Türkiye Ekonomisi İktisadi Doktrinler Tarihi KPSS ve kurum sınavları

Detaylı

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Gazi Erçel Başkan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 1 Nisan 1998 Ankara I. Giriş Ocak ayı başında

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 14 Temmuz Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı Mayıs verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ

BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ İÇİNDEKİLER BÖLÜM I MAKROEKONOMİYE GENEL BİR BAKIŞ Giriş... 1 1. Makroekonomi Kuramı... 1 2. Makroekonomi Politikası... 2 2.1. Makroekonomi Politikasının Amaçları... 2 2.1.1. Yüksek Üretim ve Çalışma Düzeyi...

Detaylı

SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ *

SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ * Coşkun Can Aktan (Ed.) Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Yayınları, 2001. SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ * Siyasal yozlaşmanın evrensel düzeyde ayıplandığı, sosyal, ahlaki ve kültürel

Detaylı

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol

Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Karar Verme ve Pazarlama Bilgisi: Yönetim Kurulu Odasına Giden Yol Bilgi pazarındaki sert rekabet ortamı pazarlama araştırması endüstrisinin müşterilerin bilgi ihtiyaçlarına daha fazla yoğunlaşmasını gerektiriyor.

Detaylı

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY 3 EYLÜL 2013 DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Değerli konuklar, yurtdışından gelen değerli misafirlerimiz, finans sektörünün kıymetli

Detaylı

11.10.2015. Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher Ohlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri. Heckscher Ohlin Modelinden Çıkartılan Teoremler

11.10.2015. Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher Ohlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri. Heckscher Ohlin Modelinden Çıkartılan Teoremler Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher hlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi uluslararası emek verimliliğindeki farklılıkların nedeni üzerinde durmamaktadır. Bu açığı

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı

DERSTE KAZANDIRILACAK ÖZELLİKLER KAPSAM HAFTALARA GÖRE DERS PROGRAMI ÖNERİLEN KAYNAKLAR

DERSTE KAZANDIRILACAK ÖZELLİKLER KAPSAM HAFTALARA GÖRE DERS PROGRAMI ÖNERİLEN KAYNAKLAR PROGRAM ADI TURİZM VE OTEL İŞLETMECİLİĞİ DERSİN KODU TUR / TRO 169 DERSİN ADI TEMİZLİK ÜRÜNLERİNİN KULLANIMI VE DENETİMİ DERSİN SORUMLUSU ÖĞR. GÖR. MELTEM BOZKURT DERSİN TÜRÜ Zorunlu x Seçmeli EĞİTİM DİLİ

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

DERS İÇERİĞİ. Para-Banka Teori ve Politikası. Zorunlu DERS HEDEFİ

DERS İÇERİĞİ. Para-Banka Teori ve Politikası. Zorunlu DERS HEDEFİ DERS İÇERİĞİ Ders Adı Ders Türü Para-Banka Teori ve Politikası Zorunlu DERS HEDEFİ Para-Banka Teori ve Politikası dersini alan öğrenciler aşağıdaki becerileri kazanacaktır: Paranın tanımı, fonksiyonları

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SPK 7. ARAMA KONFERANSI NDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 ARALIK

Detaylı

Banka Bilançosunun Özellikleri Pazar, 26 Aralık 2010 18:24

Banka Bilançosunun Özellikleri Pazar, 26 Aralık 2010 18:24 Ticari bir işletme olarak bankaların belirli bir dönem içerisinde nasıl çalıştıklarını ve amaçlarına dönük olarak nasıl bir performans sergilediklerini değerlendirebilmenin yolu bankalara ait finansal

Detaylı

FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALAR

FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALAR FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALAR FİNANSAL SİSTEM Fon talep edenler, fon arz edenler, fon akımını sağlayan araçlar, kuruluşlar ve piyasanın işleyişini düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N

EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1 EKONOMİ DEKİ SON GELİŞMELER 1 3 M A R T 2 0 1 4, P E R Ş E M B E Y M M O D A S I P R O F. D R. M U S T A F A A. A Y S A N 1948 DEKİ EKONOMİK DURUM 2 TABLO I Ülke ABD Doları Danimarka 689 Fransa 482 İtalya

Detaylı

MAHALLİ İDARELER FİNANSMANI MAYIS 2008

MAHALLİ İDARELER FİNANSMANI MAYIS 2008 MAHALLİ İDARELER FİNANSMANI MAYIS 2008 MAHALLİ İDARELERİN FİNANSMANI İÇERİK 1. BORÇLANMA NEDENİ 2. BORÇLANMA ÇEŞİTLERİ VE KAYNAKLARI 3. KREDİ HACMİ VE VAKIFBANK UYGULAMASI 4. YURT DIŞI FARKLI UYGULAMALAR

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Maliye Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri MLY733 1 3 + 0 6 Araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GENEL DEĞERLENDİRME Küresel kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyeti iyileştirmeye yönelik alınan tedbirler sonucunda küresel iktisadi koşulların bir önceki Rapor dönemine kıyasla olumlu

Detaylı

A İKTİSAT KPSS-AB-PS / 2008 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden

A İKTİSAT KPSS-AB-PS / 2008 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli nedeni aşağıdakilerden 1. Her arz kendi talebini yaratır. şeklindeki Say Yasasını aşağıdaki iktisatçılardan hangisi kabul etmiştir? A İKTİSAT 5. Mikroiktisadi analizde, esas olarak reel ücretlerin dikkate alınmasının en önemli

Detaylı

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ KAYNARCA SEYFETTİN SELİM MESLEK YÜKSEKOKULU MALİYE PROGRAMI 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS PLANI AKTS KREDİLERİ

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ KAYNARCA SEYFETTİN SELİM MESLEK YÜKSEKOKULU MALİYE PROGRAMI 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS PLANI AKTS KREDİLERİ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ KAYNARCA SEYFETTİN SELİM MESLEK YÜKSEKOKULU MALİYE PROGRAMI 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS PLANI AKTS KREDİLERİ 1. Yarıyıl Ders Planı ENF 101 TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİSİ KULLANIMI

Detaylı

Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi

Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi On5yirmi5.com Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi Avro bölgesindeki ülkelerde derinleşmekte olan kamu borç krizine rağmen 2011, Türkiye ekonomisinin yüksek büyüme hızı yakaladığı bir yıl oldu. Yayın Tarihi

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE: İŞLETME KULUÇKASI KAVRAMI 1.1. İŞLETME KULUÇKALARININ TANIMI... 24

GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE: İŞLETME KULUÇKASI KAVRAMI 1.1. İŞLETME KULUÇKALARININ TANIMI... 24 iv İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ VE TEŞEKKÜR... İ ÖZET... İİ ABSTRACT... İİİ İÇİNDEKİLER... İV KISALTMALAR DİZİNİ... X ŞEKİLLER DİZİNİ... Xİ ÇİZELGELER DİZİNİ... Xİİİ GİRİŞ GİRİŞ... 1 ÇALIŞMANIN AMACI... 12 ÇALIŞMANIN

Detaylı

TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ

TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ 2013 ARALIK EKONOMİ TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ Erdem ALPTEKİN Giriş İzmir, 8.500 yıllık tarihsel geçmişe sahip, birçok medeniyetin birlikte hoşgörüyle yaşadığı, oldukça zengin

Detaylı

Küresel Eğilimler ve Türkiye

Küresel Eğilimler ve Türkiye economicpolicyresearchinstitute ekonomipolitikalarıaraş tırmaenstitüsü Küresel Eğilimler ve Türkiye Güven Sak Ankara, 22 Kasım 2006 Küresel Eğilimler ve Türkiye Slide 2 Gündem Dünyaya ne oluyor? Dünyada

Detaylı

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar Umut Oran Basın Açıklaması 06.01.2013 Yarın Aydın-Söke de pamuk üreticileriyle bir araya gelecek olan CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Umut Oran ın, yazılı açıklaması şöyle: * EL KAZANDI

Detaylı

BÜRO, MUHASEBE VE BİLGİ İŞLEM MAKİNELERİ İMALATI Hazırlayan M. Emin KARACA Kıdemli Uzman

BÜRO, MUHASEBE VE BİLGİ İŞLEM MAKİNELERİ İMALATI Hazırlayan M. Emin KARACA Kıdemli Uzman BÜRO, MUHASEBE VE BİLGİ İŞLEM MAKİNELERİ İMALATI Hazırlayan M. Emin KARACA Kıdemli Uzman 516 1. SEKTÖRÜN TANIMI Büro, muhasebe ve bilgi işlem makineleri imalatı ISIC Revize 3 ve NACE Revize 1 sınıflandırmasına

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi Açılış Konuşması 14 Ocak 2016

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi Açılış Konuşması 14 Ocak 2016 Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş IX. Kurumsal Yönetim Zirvesi Açılış Konuşması 14 Ocak 2016 Sayın başkanlar, iş dünyamızın ve basınımızın değerli temsilcileri, yurt dışından gelen kıymetli

Detaylı

Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü

Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü Tıp sürekli ilerliyor sözündeki aslan payı bize göre; Tıbbi Malzeme Alt Sektörüne ait. Nitekim; tıbbi malzemeden yoksun sağlık sektörünün eli

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi

MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi MERCOSUR ÜLKELERİ - Ekonomik Genel Bilgi Başta MERCOSUR Bloğunda yer alan ülkeler olmak üzere, Latin da 1990 lı yılların sonunda ve 2000 li yılların başında oldukça ağır bir şekilde hissedilen ekonomik

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ADAY ÖĞRENCİLER TANITIM KATALOĞU

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ADAY ÖĞRENCİLER TANITIM KATALOĞU İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ADAY ÖĞRENCİLER TANITIM KATALOĞU Sevgili Öğrenciler Prof. Dr. İbrahim Attila ACAR İzmir Katip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ilk öğrencilerine

Detaylı

Savaş DİLEK Jeoloji Yük.Müh

Savaş DİLEK Jeoloji Yük.Müh * Ziya Buyuk "Geride Kalanlar II" Savaş DİLEK Jeoloji Yük.Müh *1998/1-2 sayılı Jeoloji Mühendisleri Odası Haber Bülteninden alınmıştır. yıkmış, tarım ile tarım dışı faaliyetlerin birlikteliğini

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER

İÇİNDEKİLER. Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER İÇİNDEKİLER Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1.Bölüm: TEMEL İŞLETMECİLİK KAVRAM VE TANIMLARI... 2 Giriş... 3 1.1. Temel Kavramlar ve Tanımlar... 3 1.2. İnsan İhtiyaçları... 8 1.3.

Detaylı

Finansal Hesaplar 2013

Finansal Hesaplar 2013 Finansal Hesaplar 2013 İstatistik Genel Müdürlüğü Parasal ve Finansal Veriler Müdürlüğü İçindekiler I. Genel Değerlendirme...3 II. Mali Olmayan Kuruluşlar...5 III. Mali Kuruluşlar...6 IV. Genel Yönetim...8

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS MAKRO İKTİSAT TEORİSİ MAK214 4 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS MAKRO İKTİSAT TEORİSİ MAK214 4 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS MAKRO İKTİSAT TEORİSİ MAK214 4 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Ayrım I. Genel Çerçeve 1

Ayrım I. Genel Çerçeve 1 İçindekiler Önsöz İçindekiler Ayrım I. Genel Çerçeve 1 Bölüm 1. Makro Ekonomiye Giriş 3 1.1. Ekonominin Tanımlanması ve Bir Bilim Olarak Ekonomi 4 1.2. Ekonomi Teorisi ve Politikası 5 1.3. Makro Ekonomi

Detaylı

TÜRK PERAKENDE SEKTÖRÜ VE BEKLENTİLERİMİZ

TÜRK PERAKENDE SEKTÖRÜ VE BEKLENTİLERİMİZ TÜRK PERAKENDE SEKTÖRÜ VE BEKLENTİLERİMİZ Türkiye de perakende sektörü, 300 milyar dolara ulaşan büyüklüğü, 365 bin mağaza sayısı ve 2009-2013 yılları arasında yıllık bileşik %7 büyüme ile öne çıkan sektörler

Detaylı

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ 1. Yıl - GÜZ DÖNEMİ Doktora Uzmanlık Alanı MLY898 3 3 + 0 6 Bilimsel araştırmarda ve yayınlama süreçlerinde etik ilkeler. Tez yazım kuralları,

Detaylı

KURAM VE ARAŞTIRMA. NEUMAN (2000), CHP-3 Theory and Research

KURAM VE ARAŞTIRMA. NEUMAN (2000), CHP-3 Theory and Research KURAM VE ARAŞTIRMA NEUMAN (2000), CHP-3 Theory and Research NEDEN? KURAM (TEORİ) NASIL? Hemen her araştırma bir kuram ile ilişkilidir. Kuramı nasıl kullanmalı? SOSYAL KURAM İDEOLOJİ İKİSİ DE olguları açıklar;

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

1: EKONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER...

1: EKONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER... İÇİNDEKİLER Bölüm 1: EKONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER... 1 1.1. Ekonomi, İhtiyaç, Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. Mal, Hizmet ve Fayda... 3 1.3. Üretim Faktörleri... 3 1.3.1. Emek... 4 1.3.2. Doğa... 4 1.3.3.

Detaylı

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ

PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ PARA, FAİZ VE MİLLİ GELİR: IS-LM MODELİ Bu bölümde faiz oranlarının belirlenmesi ile faizin denge milli gelir düzeyinin belirlenmesi üzerindeki rolü incelenecektir. IS LM modeli, İngiliz iktisatçılar John

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

1960 ile 2012 arasında ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 4,5 olarak gerçekleşmiştir.

1960 ile 2012 arasında ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 4,5 olarak gerçekleşmiştir. MESAJ 1 GEÇTIĞIMIZ ONYILLARDA KAYDEDILEN ISTIKRARLI BÜYÜME TÜRKIYE YI YÜKSEK GELIR EŞIĞINE GETIRIRKEN, REFAH PAYLAŞILMIŞ VE ORTA SINIFIN BÜYÜKLÜĞÜ IKI KATINA ÇIKMIŞTIR. 1960 ile 2012 arasında ortalama

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM

YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM YEDİNCİ BÖLÜM MAKROEKONOMİ: TANIM, KAPSAM VE GELİŞİM Neler Öğreneceğiz? Makroekonominin tanımı Makroekonomi ve Mikroekonomi Ayrımı Makroekonominin Gelişim Süreci ve Tarihi Düşünce Okullarının Makroekonomik

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

Çalışan Devir Oranı Araştırması İşgücü Analitikleri Eylül 2014

Çalışan Devir Oranı Araştırması İşgücü Analitikleri Eylül 2014 Çalışan Devir Oranı Araştırması İşgücü Analitikleri Eylül 2014 2014 Peryön ve Towers Watson. Tüm hakları saklıdır. Araştırma Hakkında 2014 Temmuz ayında PerYön ve Towers Watson tarafından düzenlenen 2014

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON Z. Güldem Ökem, PhD Research Fellow Centre for European Policy Studies(CEPS) 23 Şubat 2011, Ankara Türkiye nin Avrupa Birliği ne Üyelik

Detaylı

EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU

EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Başkanlığı (ŞUBAT 2014) Ankara 0 Avrupa 2020 Stratejisi ve Eğitim de İşbirliğinin Artan Önemi Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler

Detaylı