Milliyetçi Hareket Hareket Partisi nin Onurlu AB Üyeliği Tezinin Kritiği

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Milliyetçi Hareket Hareket Partisi nin Onurlu AB Üyeliği Tezinin Kritiği"

Transkript

1 Milliyetçi Hareket Hareket Partisi nin Onurlu AB Üyeliği Tezinin Kritiği Durmuş Hocaoğlu Bu yazı, Yeniçağ da tefrika edilen yirmibir bölümlük dizinin gözden geçirilmiş ikinci edisyonu olup, matbû orijinal metnin bölüm başlıkları değiştirilmeden, iki adet resim, bir adet açıklayıcı dipnot (d.n.1) ve az bir miktar tâdilât dışında yayınlanmış metne ilâve yapılmamış, metin içerisindeki referanslar dipnot şekline dönüştürülmüş ve bibliyografya düzenlenmiştir. Yayın Aralığı: 04 Ekim 25 Kasım 2005 Durmuş Hocaoğlu, Yeniçağ Yazıları Sıra No: Edisyon Tarihi: Eylül 2007 Göztepe, İstanbul

2 I Onur, AB, Logo ve Slogan Yeniçağ [Analiz]., 04 Ekim 2005, Salı., s.12; Analiz Sıra No: 314; ; Ekim-02 Siz bu yazıyı Salı günü okuduğunuzda 3 Ekim Mâcerası nın 1 âkıbeti çok kuvvetle muhtemelen kesinleşmiş olacak; ancak, ben yazıya hayli erken bir vakitte, Pazar- Pazartesi gecesi, sabaha doğru başlayabildim, en geç saat civârında da yazı işlerine teslîm edilmesi gerekiyor. Beri yandan, dün akşamki son skora göre, gece da başlayan son tur görüşmelerinden de bir netîce hâsıl olmamış olduğu için pazartesi sabah saat a ertelenmiş bulunuyor. Bundan sonrasını tâkip ederek yazıyı ona göre kaleme almam imkânsız; çünkü, öyle görünüyor ki yazıyı bitirdikten sonra uykuya bile fırsat bulamadan yeni dönem için ders başı yapmak üzere yolu tutmuş olacağım; o yüzden bu sabaha kadar elde edebildiğim bilgilere göre konuşmak yerine başka ve aslında daha mühim addettiğim ve şimdi de tam sırasının geldiğini 1 Bu yazının başlangıcında bahse konu edilen 3 Ekim Mâcerası kısaca şudur: Türkiye nin, AB tam üyelik müzâkereleri görüşmelerine katılacağı 3 Ekim 2005, Pazartesi gününden önce, önüne en büyük mâni olarak çıkan, Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik in, Türkiye ile tam üyelik tezine şiddetle muhâlefet ederek onun yerine alternatif üyelik teklifinde göstermiş olduğu ısrarcı tutumu, çok büyük bir sıkıntı yaratmakta idi. Bu noktada tam üyelik lehinde açık bir politik tavır vaz eden Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw un, verdiği beyânatlarında, müzâkerelere başlanmamasının AB için başarısızlık olacağını söylemesi ve bu yolda bütün gücünü kullanması da Viyana nın iknâ edilmesine kifâyet etmeyince dışişleri bakanları toplantısı 2-3 Ekim gecesi saat te netîcesiz olarak sona ermiş, müzâkereler için nihâî kararın ertesi güne te hir edilmesine karar verilmişti. Bu gelişme karşısnda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam daki toplantısından, AB ye basın üzerinden bir mesaj göndererek, AB, tüm insanlığın önünde sınav veriyor, kendi kararı kendi geleceğini daha çok ilgilendiriyor. Avrupa çoğulcu değerlere ne kadar sahip çıkacağını tüm insanlık önünde test ediyor. AB, ya siyasi olgunluk göstererek küresel güç olacak, ya da Hıristiyan kulübü olmayı içine sindirecektir. Aksi hâlde, Kopenhag Kriterleri nin adı Ankara kriterleri olur biz yolumuza devam ederiz demişti. Ancak, ertesi gün (3 Ekim, Pazartesi), Britanya Başbakanı Tony Blair ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durão Barroso nun da yoğun diplomatik girişimleri sonucunda, Plassnik in zor belâ iknâ edilmesiyle AB ile nihâyet Müzakere Çerçevesi nde uzlaşmaya varılmış ve böylelikle kriz aşılmış oldu ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de hemen, Ankara onaylayınca, Lüksemburg a hareket etti. Müzâkerelerin kararlaştırıldığı gibi 3 Ekim tarihinde başlayabilmesi için de, sembolik olarak Lüksemburg da saat durduruldu. Bunun üzerine stresini atarak rahatlayan Başbakan Erdoğan da, Aklıselim galip gelmiştir. 40 yıllık AB hedefimizde en önemli merhaleyi geçtik. şeklinde bir beyânat verdi.

3 düşündüğüm bir konu üzerinde bir miktar durmak istiyorum: Onurlu Avrupa Birliği Üyeliği. Bilindiği üzere, bu terim, uzunca bir müddetten beri, Milliyetçi Hareket Partisi nin, Türkiye nin Avrupa Birliği konusundaki temel tezinin logosunu ve aynı zamanda da sloganını oluşturmaktadır. Doğrusu, ilk bakışta çok dikkat çekici ve bir o kadar da etkileyici bir logo; bir millî duruş vaz eden, eğilmeyen bir omurga, bir erkek sesi, bir haykırış ve hattâ, biraz zorlama ile, bir kükreme de denebilecek bir slogan; bilhassa Türkiye nin AB ve ABD arasında adetâ paspasa dönüştüğü bu süreçte gönüllere inşirah veriyor. Mükerreren belirtmek gerekir; mûcidi her kim ise şâyân-ı takdîr bir buluş yapmış: Mükemmel bir logo ve mükemmel bir slogan. Ancak, ilmî-felsefî bakışta esas, görünenin altını kazımaktır; aksi takdirde, Marks ın dediği gibi, her şey göründüğü kadar basit olsaydı, ilim diye bir şey olmazdı ve meselâ insanlar hâlâ, Güneş ve Ay da dâhil, bilumum ecrâm-ı semâviyyenin Arz etrafında tavaf ettiğine kail olmaya devam eder giderdi. Öyleyse demek ki, logodan muhtevâya, slogandan fikre, görünüşten gerçeğe ulaşmak gerektir ve bu da biraz derine inmek demektir; inmeye çalışalım. Önce bir soru: Nedir logo ve nedir slogan? Logo, Grekçe söz, kelâm, ruh, kâinatı yöneten kudret v.b gibi muhtelif anlamları olan Logos tan geliyor; günümüzde dar anlamıyla, Dr. S. Papert tarafından bir bilgisayar terimi hâline dönüştürülmüş (1966) 2 ; ancak yaygın anlamı bu değil: Zamanla semantik bir değişim geçiren kelime, bir şirketin veya bir kurum ve/ya kuruluşun amblemi veya onu temsîl eden cihaz, alâmet-i farîka mânâsı taşımakta. Her şirketin amblemi birer logo aslında ve meselâ parti amblemleri de öyle; yâni işâret ettiği nesnenin kendisi değil, sembolü; sâdece sembolik bir kıymeti hâiz. Slogan a gelince: Kelimenin kökü İskoçça-Galce sluaghghairm den geliyor (sluagh: ordu; ghairm: haykırış); buradan slogorn a dönüşen kelime bugünkü bu şekline 1513 de kavuşuyor. Kök anlamında İskoç klanlarının savaş nârasını ifâde eden bu kelime, zamanla, daha genel kontekstteki harp nidâsı anlamına dönüşürken ileriki safhalarında biraz daha genişçe bir semantik kaymaya mâruz kalarak, şîar, parola, güzel ve etkileyici söz anlamında karar kılmış bulunuyor 3. Yâni o da zâhirî; bâtınî değil. Cemil Meriç, ideoloji yi ihtiyatlı bir dil ile yücelten ve slogan ı alçaltan bir yazısında şunu söylüyor: 4 İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kosmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerle sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek izm e teslimiyettir. İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru. Yalnızca 2 Msl: Bkz.: Seymour Papert., Introduction: What is Logo? 3 3 Bkz. Msl: Webster s Third New International, Unabrigdged Edition., Cemil Meriç., Bu Ülke., s.93 2

4 ideolojilerin arkasına takılanlar pusulasızdırlar. İdeolojilerin ışığına göz yumanları da sloganlar yönetir. Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır slogan. Cemil Meriç elbette üstâd; ancak slogan ın bu kadar küçültülmesini de doğru bulmuyorum. Bence, slogan sâdece bu değil: Her ideolojinin ve fikrin, bir logoya ve slogana/sloganlara ihtiyâcı var; lâkin, slogan, ancak ve yalnız, kökleri fikir toprağına ne kadar derin gömülü ise o kadar kuvvetli ve tabiatiyle de bir o kadar kıymetli bir sembol olmaktadır; çünkü gücünü ve kıymeti kendisinden değil, kökünden almaktadır; ammâ, eğer o kök zayıfsa... II Onur, AB, Logo ve Slogan: II Yeniçağ [Analiz]., 07 Ekim 2005, Cuma., s.12; Analiz Sıra No: 315; ; Ekim-03 Slogan ın mutlak anlamda pejoratif olarak telâkkî edilmesini doğru bulmadığımı, zîra netîce îtibâriyle bir sembol olduğunu, sembolün kıymetinin ise temsîl ettiği ile orantılı olduğunu söylemeyi gerekli görmekteyim. Semboller, yerine göre, gerçekten çok değerli olabilmektedirler; kendileri olmaktan ziyâde temsîl ettikleri şeyler sebebiyle. Hattâ, F. Charles Bartlett a göre, birçok sembollerin toplum hayâtındaki ehemmiyeti aşırı derecedde büyüktür; nitekim, O, buna dayanarak geliştirdiği teorisinde, her kültürün kendisini diğerlerinden ayırd etmek hususunda sembolik bir kıymeti hâiz olan unsurlar olarak nitelendirdiği bâzı sembollere kültürün sert unsurları adını vermekte ve bunların zorla değiştirilmeye kalkışılması durumunda bir toplumda psikolojik ve kültürel yıkımlara yol açılabileceğini vurgulamaktadır. Kültür Değişmeleri isimli kült eserinde Bartlett a atıfta bulunan Mümtaz Turhan, bu unsurların kültürün en zayıf noktaları olduğunu belirtmekte, 5 cebren değiştirilmelerinin bir takım ciddî mahzurları olduğuna vurgu yapmakta 6, bu sûretle bir toplumun bünyesinde köklü değişmeler yapmanın, sanıldığının aksine, doğru olmadığını söylemekte 7 ve Türkiye ve Rusya örneğini vererek, kültürün sert unsurları arasında bulunan kılık-kıyafet, yâni kuaför ve gardrop unsurlarını zikretmekte ve buradan hareket ederek, toplumda kılık-kıyâfet konusunda yapılan cebrî uygulamaların nasıl ve ne şekilde toplum bilincini yaraladığına dikkat çekmektedir. 5 Mümtaz Turhan., Kültür Değişmeleri., s Mümtaz Turhan., Kültür Değişmeleri., s.322 v.dv. 7 Mümtaz Turhan., Kültür Değişmeleri., s.323 3

5 İmdi burada, mevzûdan bîhaber olanların küçümsediği, bir cemiyetin gelenekleriyle oluşturduğu kuaför ve gardrop unsurları, aslında karşımıza son derece mühim, belirleyici semboller olarak çıkmaktadırlar; onlar aslında kültürün sembolleridirler, kültürün kendisi değil. Ancak, sembol olmaları ehemmiyetleri azaltmamakta, bilakis arttırmaktadır; çünkü, o semboller, komprime bir şekilde kültürü temsîl etmektedirler. Daha çarpıcı bir misâl olarak bayrak ı verebiliriz: Bayrak, bir milletin sembolüdür, elbette, kendisi değil; ama bu, onun ehemmiyetsiz değil, tam aksine fevkalâde ehemmiyetli olmasına yol açmaktadır, çünkü, bir rûhun bedene giydirilmiş olması gibi, bayrağa da millî ruh giydirilmiştir. Bayrağın her cemiyette aşırı derecede tâzim ve hürmet görmesi, bayrağı çiğnenen bir milletin, nâmusunun çiğnendiğini hissetmesi bundandır. Şu hâlde, semboller, kendileri olarak değil, tesmîl ettikleri şeyler ile değer bulurlar; temsîl edilen nice yüce ve nice kıymetli ise mümessil de o denli yüce ve kıymetli olacaktır. Dönelim slogan a. Slogan da, İskoçça-Galce semantik menşeinden kopmuş ve ayrı bir anlam kümesi oluşturmuş bir kelime, bir ıstılah olarak, ancak ve yalnız bir mümessildir: Temsîl ettiği şey ile bir kıymet kazanan, onunla birlikte yükselen veya düşen bir mümessil. Öyleyse, zâhiren kendisinde mündemiç imiş görünen kıymeti, bâtınan temsîl ettiğinden ileri gelecektir; bir önceki yazımda, gücünü ve kıymeti kendisinden değil, kökünden almaktadır derken kestetmiş olduğum da budur. Slogan ın, temsil ettiği şey, yâni kök ile olan râbıtası hakkında verilebilecek en dikkate değer örneklerden birisi, Lenin in Ağustos 1915 tarihli Sotsial-Demokrat isimli gazetede neşrolunan meşhur metnidir: Avrupa Birleşik Devletleri Sloganı Üzerine. Lenin, tabiatı gereği, nihâî safhada bir dünya devleti projesi öngören Marksizm e rakip addettiği, o tarihlerde de Avrupa nın fikir ve siyâset elitleri arasında harâretle tartışılan Avrupa Birleşik Devletleri fikrini bir slogan olarak nitelendirmekte ve... Rusya nın başı çektiği, Avrupa nın en gerici üç monarşisinin devrimle alaşağı edilmesine bağlı olarak konan cumhuriyetçi bir Avrupa Birleşik Devletleri sloganı, siyasal bir slogan olarak oldukça sağlam bir slogan olmakla birlikte, gene de bunun ekonomik anlam ve önemi şeklindeki son derece önemli soru ortada durmaktadır diyerek, 8 bu sloganın sağlam bir slogan olduğunu, yâni arkaplanında ciddî bir fikrî temel bulunduğunu belirtmekte, ancak, kapitalist bir zihniyetin ürünü olduğu için, yeni bir sömürgeleri paylaşma anlaşması demek olduğunu söylemekte 9 ve bu sebeple de ağır şekilde eleştirmektedir. Şu hâlde, demek ki, bir sağlam slogan var; bir de... 8 Lenin., Marx-Engels-Marxism., s Lenin., Marx-Engels-Marxism., s.238 4

6 III Onur, AB, Logo ve Slogan: III Yeniçağ [Analiz]., 08 Ekim 2005, Cumartesi., s.12; Analiz Sıra No: 316; ; Ekim-04 Şu hâlde, demek ki, bir sağlam slogan var; bir de sağlam olmayan slogan. Zîra, kısaca gördük ki, slogan, bir sembol, bir remz, bir mümessildir ve binâenaleyh kıymeti, kendi başına, kendisinden menkul ve kendisi olarak değil, temsîl ettiğinden gelmekte ve ona bağlı olmaktadır. Avrupa Birleşik Devletleri sağlam bir slogan, çünkü sağlamlığı ve değeri arkasındaki fikirden ileri gelmektedir. Ama ya Onurlu Avrupa Birliği Üyeliği Sloganı? O kadar sağlam mı? Göreceğiz. Ama şimdi az birazcık da şu onur üzerinde duralım: Nedir onur? Önce, dirâyetli bir Türkçe filologu olan Abdülkadir İnan ı dinleyelim: 10 Şeref kelimesine karşılık olarak verilen kelimenin Fransızca honneur kelimesi olduğunu bilmeyen yoktur. Bu onur kelimesini Türk askerleri Kırım harbi esnasında ( ) Fransızlardan öğrenmişlerdir. Sonra halk arasında argo mahiyetinde yayılmış; Ş. Sami nin Kamusu Türki sine (1317) ve A. Midhat Efendi nin Tercümani Hakikat gazetesinde Türk edebî diline geçen Fransızca kelimeler üzerine yazdığı Lügatine de alınmamıştır (1318). Bizim Dil Kurumu, Türk ün bin yıllık şerefini yabancı, argolaşmış bir kelimenin hatırı için kurban ediyor. Bu ne perhiz, bu ne turşu!.. Şeref kelimesi Tiyanşan Kırgızlarının halk dilinde bile vardır, şerafat şeklinde söylenir (K. K. Yudachin, Kır.-Rus. Sözlük, 1965 s. 902, terc. 680). Merhum Abdülkadir Hoca, fazla lûtufkâr davranarak bu garip kelimenin anlam çeperini sâdece şeref ile tahdit etmiş bulunuyor; hâlbuki, onun çeperi daha bir vasî: Şeref den ayrı olarak, gurur, vekar, izzet, haysiyet... hepsi onda mündemiç. Bu gibi aşırı anlam çeperi genişlemesi kelimenin yetkinliğinin değil yetkinsizliğinin bir göstergesi. Dil felsefesinde, maymuncuk kelime (key word) tâbir edilen bu gibi kelimelere bu sıfat, maymuncuk gibi her kapıyı açmakta kullanılmalarından kinâye verilmiş olup, çok mânâya gelince, mânâları birbirine karıştırmakla, hiç mânâlı olamama gibi bir tehlike de doğmaktadır ve nitekim, meselâ özgürlük kelimesinin, birbirinden farklı tedâîleri olan hürriyet (liberty) ve serbestiyet (freedom) kelimelerini birbirine karıştırması gibi onur da, yukarıda tâdat ettiğimiz kümeyi birbirine karıştırmaktadır ki buna, edebî bir seviyeye çıkamadan halk dilinde kalmış manâsı olan kibir de eklenince garâbet büsbütün büyümekte ve onurlu adam 10 Abdülkadir İnan., Bazı Yeni Kelimeler Üzerine Düşünceler., s.829 5

7 ibaresinin şerefli adam, gururlu adam, vekarlı adam, izzetli adam, haysiyetli adam ve kibirli adam sıfatlarından hangisini ifâde etmekte olduğu anlaşılamaz olmaktadır. Buna göre, işbu maymuncuk onur kelimesinden hareketle şu soruyu soralım artık: Onurlu AB Üyeliği kavramı, acaba yukarıdaki anlam kümesine göre, ne demek olmaktadır, linguistik olarak: Şerefli mi, gururlu mu, vekarlı mı, izzetli mi, haysiyetli mi, yoksa kibirli mi? Öyle anlaşılıyor ki, Türk düşünce hayatının fukarâlığı, bu kabîl derinliklere inilmesini önlüyor; bu şekilde bir analizi ben bugüne kadar görmedim; hangisinin kastedildiği belli değil. Sakın hiç kimse, hepsi de aynı kapıya çıkar demesin, yoksa bir daha başa döneriz: Hepsi aynı kapıya çıkmaz. Hepsi aynı kapıya çıkmaz; ama biz, linguistik analizleri daha fazla ilerletmeden bu soruyu açık bırakarak, onur kelimesinden, işte öyle bir şey gibi, bâlâda mezkûr kavramların ortalaması gibi bir şeyin veya tamâmının kastedildiğini farzederek başka bir soruya geçelim: Bir milletin, bir devletin onuru - yâni, menfî bir mânâ taşıyan kibir i dışlayarak, şerefi, gururu, vekarı, izzeti, haysiyeti - ne demektir, veya ne demek olabilir? Cevabın üzerinde fazlaca düşünmeye hâcet yok; ben biliyorum; siz de ve dahi onur sâhibi herkes de: Hürriyet, İstiklâl ve Kendine Yeterlilik. Bunlar varsa, onur denen şey her ne ise, var, yoksa yok; o kadar basit, yâni o kadar sağlam, o kadar sahîh, o kadar bedihî bir gerçek. Yine bir o kadar bedihîdir ki, bununla mutlak mânâda bir hürriyet, istiklâl ve yeterlilik, diğer bir ifâde ile mutlak hürriyet, mutlak istiklâl ve mutlak yeterlilik kastedilmekte değildir, olamaz da; ancak bu, bir nâkise değil, gerekliliktir. Şu hâle göre şu soru ile, bugüne kadar çokça dillendirilen, ama üzerinde teknik seviyede hiç durulmayan işbu Onurlu AB Üyeliği kavramına girmenin zamânı da gelmiş olsa gerektir: Nasıl bir AB üyeliği katsedilmektedir ki, millî onur ile kaabil-i te lif görülmektedir ve/ya öyle bir şey mümkün olabilir mi? Yoksa bu slogan, uzaktan sesi hoş gelen bir davul gibi içi boş bir şey mi? IV Onur, AB, Logo ve Slogan: IV Yeniçağ [Analiz]., 14 Ekim 2005, Cuma., s.12; Analiz Sıra No: 317; ; Ekim-05 Felsefe, nevi şahsına münhasır bâzı husûsiyetleriyle birçok disiplinden ayrılır ki bunları şu başlıklar altında cem edebiliriz: Felsefe, tikel (cüz î) olanın değil tümel (küllî) olanın bilgisini, mutlak hakîkati arar; soruları cevaplarından daha mühimdir; kendi tarihine kopmaz bir sıkılıkla bağlıdır ve bilimlerde olduğunun aksine, kümülatif (birikimsel, inzimâmî) bir gelişme göstermez. Buna göre; bilimsel bilgiler ekseriyetle 6

8 zamanla eskir ve tedâvülden kalkar, felsefeninki ise sürer; en eski felsefî bilginin bile her zaman için - bâzan aşılamayan - bir kıymeti vardır ve felsefe bilgisi asla yaşlanmaz. Söz gelimi Platon ve Aristo nun çağındaki Fizik bilimi artık değersizleşmiştir, hattâ bizzat Platon ve Aristo nunkiler de dâhil; ama onların felsefeleri hâlâ ihtişâmını korur, öyle ki felsefenin hemen hiçbir alanında onlar gözardı edilerek fikir yürütülemez ve bunların bir kısmı da handiyse külliyen ölümsüzdür. İşte bu ölümsüz düsturlardan birisi de, Muallim-i Evvel Aristo nun vaz etmiş olduğu, zamandan bağımsız şu prensiptir: Devlet, müstakil ve kendine yeter bir varlıktır, halbuki köle, müstakil olanın tam tersidir. 11 İşte bu hüküm, en eski çağlardan günümüze kadar olduğu gibi, günümüzden sonra da, her devirde ve her dâim, ilelebed, devlet diye birşeyden söz edildiğinde, değerinden hiçbir şey kaybetmeden geçerli olacak olan bir prensibin lâyemut ifâdesidir. Devlet budur, ve onur dahi budur: İstiklâl (Bağımsızlık) ve tabiatiyle, istiklâl ise parçalardan oluşmayan (lâyetecezzâ), bölünme kabûl etmez (gayri kaabil-i inkisam) kuvantik bir bütünlük olduğuna binâen de İstiklâl-i Tâmme (Tam Bağımsızlık)! İmdi biz, Hürriyet ve İstiklâl birbirinin mütemmimi olduğuna göre, bu prensibi şu hâle getirerek daha da tahkîm edebiliriz: Devlet, hür, müstakil ve kendine yeter bir varlıktır, halbuki köle, hür ve müstakil olanın tam tersidir. İstiklâl in zıddı Kölelik tir; İstiklâl den inhiraf edilirse Kısmî İstiklâl ortaya çıkar ki o da İstiklâl değildir Kısmî Kölelik tir. Ne var ki burada iki şeye dikkat edilmelidir: Mutlak mânâda istiklâl diye birşey yoktur; O, yalnızca Allah a mahsustur. Mutlak İstiklâl diğerlerini yok etmek veya yok saymak demektir ki bu da hikmet-i ilâhiyeye mugayirdir ve bu kontekstte Allah dahi mutlak olarak müstakil değildir ve binâenaleyh, milletler ve devletler de hâkezâ; Kant ın isâbetle belirttiği gibi, tabiat her milletin karşısına kendisini baskı altında tutan bir komşu millet koymuştur. 12 İkincisi olarak da, bir millet, savaşarak, bütün gücüyle direnerek mağlûp olmuş ve istiklâlini kaybetmişse bu, onursuzluk (şeresizlik, vekarsızlık v.s.) getirmez; tâ ki zamanla mağlûbiyeti ve istiklâlsizliği vicdânında meşrûlaştırıncaya kadar ki ona da artık vicdan denemez elbette. Ancak asıl onursuzluk, asıl alçalma, esfel-i sâfilin in de en dibine inme, kendi irâdesiyle kendi hürriyet ve istiklâlinden feragat etmedir. Bunun ise belki bir tek istisnâsı, tecâhüldür; fiillerinin, netîceten kendisinin hürriyet ve istiklâlini kaybetmesini intâc edeceğini bilememekten, idrâksizlikten neş et eden tecâhül ve tegafül; fakat tabiatiyle, cemiyetin bütünü bahse mevzû olunca, bu mâzeret de geçerli addedilebilemez. Çünkü, bir cemiyetin bütün olarak cehâleti ve gafleti onun belâsının müsebbidir ve dahi, belâ da bir cemiyete ferden değil âmmeten gelir; zîra bu hâlde bütün bir cemiyet, bir tek gövde, bir tek şahıs hükmündedir. 11 Aristo., Politika., IV. Kitap, VI.11., s Immanuel Kant., Ebedî Barış Üzerine Felsefî Bir Deneme (Zum Ewigen Frieden, Ein Philosophishcer Entwurf, 1795)., Birinci Ek (s.32) 7

9 İmdi onur bu olduğuna göre, artık gelelim doğrudan şu Onurlu AB Üyeliği sloganına. İlkin, böyle bir fikri kendisine siyâsî bir alem hâline getirenlerin ilk olarak ve behemehâl yapmaları anşart lâzım olan, bu kavramın teorisini inşâ etmek, felsefîleştirmek, işlemek, zenginleştirmek ve onu iç boş bir slogan olmaktan çıkararak sâhici bir fikir düzeyine yükseltmek ve bilâhare siyâsî dile tercüme derek buna göre diyazn edilmiş, tatbîk kaabiliyeti olan siyâsî bir projeye dönüştürmek olması gerekir; acaba öyle yapıldı mı? Ben göremedim, bugüne kadar. Görenlerden yardım istiyorum. Yazı belli ki daha da uzayacak, varsın uzasın: Yeniçağ ın sabırlı ve elit okuyucuları bilir ki, böylesi konular birkaç bin karakterlik bir köşe yazısında başlayıp bitmez, hep yarım kalır; yarım olan ise hiç olan hükmündedir. Yazı uzayacak ama satır sonunda hemen ekleyelim: AB nin bilinen şekliyle - belki bir başkası olabilir, ama - Türkiye nin hiç bir sûrette onuru ile üye olması mümkün değildir; onur denen şeyden bambaşka bir mânâ kastedilmediği sürece. V Onurlu AB Üyeliği Tezinin Kritiği: I Yeniçağ [Analiz]., 15 Ekim 2005, Cumartesi., s.12; Analiz Sıra No: 318; ; Ekim-06 Milliyetçi Hareket Partisi nin, Türkiye nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda bidâyetinden beri savunduğu onurlu üyelik tezi, ilk ve yalın bakışta çarpıcı bir slogan olarak karşımıza çıkmakta, ancak mes elenin altı ciddiyetle kazınmaya kalkışıldığında görülen manzara bir şok oluşturmaktadır; çünkü, bu kadar abartılı bir iddianın bütünüyle teoriden yoksun olduğu ap-açık bir sûrette görülmektedir: Theoriasız, philosophiasız bir tez! Vâkıa bir bakıma şaşırtıcı da değil; zîra, Benedict Anderson ın, Milliyetçilik üzerinde çalışan teorisyenleri şaşırtan hattâ kızdıran üç paradokstan üçüncüsü olarak sıraladığı, milliyetçiliklerin, siyasal güçleriyle karşılaştırıldığında ortaya çıkan felsefi sefâletleri, hattâ tutarsızlıkları nın 13 kendisini en belirgin bir şekilde izhar ettiği alanlardan birisi de Türk Milliyetçiliği olmuştur. Dolayısıyla da, milliyetçiliğini teorik bir zemîne oturtamayan bir siyâsî 13 Benedict Anderson., Hayali Cemaatler-Milliyetçiliğin Kökenleri ve Yayılması., s.19 8

10 hareketten olağanüstü şeyler de beklenmemelidir; ancak bu dahi tam bir mâzeret teşkîl edemez: Bu yetmezlilk, yine de, Anderson ın yukarıdaki cümlesinin hemen akabinde dile getirdiği gibi, diğer -çiliklerle kıyaslandığında, kendine Hobbes lar, Tocqueville ler, Marx lar ya da Weber ler ölçeğinde büyük düşünürler yaratamayan ve hâsıl olan boşluğun, kozmopolit ve çok dilli aydınların kendisine yukarıdan bakması sonucunu doğuran milliyetçilik doktrininin siyâsi elitlerinin, tutarlı ve sağlam, vatansever fikirler ve siyâsî projeler üretebilmesine mâni teşkîl etmemelidir. Çünkü her ne kadar siyaset ve felsefe arasında yakın bir bağ olsa da, ikisi aynı şey değildir ve biâenaleyh, siyâsetçiler de filozof değildir; teori kurmak entellektüellerin işidir. Yâni kendisini açıkça milliyetçi olarak vurgulasa bile, bir siyâsî hareket, milliyetçilik teorisinin inşâının me hazı değildir, ama bu, onun, milliyetçi/vatansever projeler üretememesinin gerekçesi de olamaz. Burada vatansever kavramını bilhassa vurgulamak isterim; çünkü her vatanseverlik özü îtibâriyle bir tür ekzistansiyel milliyetçiliği çekirdeğinde taşısa bile - milliyetçilik değildir ama, milliyetçilik vatanseverlikten daha kapsamlı olduğu için, her milliyetçilik, tabiatı muktezâsınca, en üst düzeyde vatanseverdir. İşte burada görülmeyen, budur. İmdi, MHP elbette vatanseverdir ve elbette yine milliyetçi; ancak samimiyet tek başına yetmiyor ve theoriasız ve philosophiasız olunca da ancak bu kadar oluyor zâhir. Hâlbuki olmamalı. Niçin? Çünkü, MHP nin, herşeyden önce, bütün tarih boyunca görülmüş en kapsamlı siyâset ve toplum mühendisliği projesi tatbîkatı olan, temel felsefesine uygun olarak, hür ve müstakil ulus-devletlerden oluşan milletler-arası bir kuruluş değil, aksi vârid olduğu takdirde dağılıp gitmesi kaçınılamaz olacağı için, bizzarûre, bünyesine almış ve alacak olduğu ulus-devletleri zaman içerisinde asimile ederek federal veya konfederal bir devlete dönüşmeyi amaçlayan milletler-üstü küresel bir kuruluş olma yolunda düşe-kalka, ama yine de bütün krizlerine rağmen, her adımında biraz daha ilerlemiş olarak mesâfeler almakta olan Avrupa Birliği karşısında sıradan ve hemen hemen herkesin söyleyebileceği, olağan zamanların olağan milliyetçi diskurlarına dayalı bir proje ile yola çıkılamayacağını ve temel tezi olan onurlu üyelik in böyle bir birlik içerisinde yer almak ile hiçbir sûrette kabil-i te lif olamayacağını idrâk etmesi lazım gelmektedir. Çünkü bir milletin ve devletin onuru hürriyet, istiklâl ve kendine yeterlik olduğuna binâen bu temel şartların hiçbirisi Avrupa Birliği ne üyelik ile uygunluk arzetmekte değildir. İmdi; dönelim yine theoria ve philosophia ya: Acaba MHP çevresi AB konusunda ne gibi teorik-felsefî bir alt-yapıya sâhip, bunu soruşturalım. MHP nin, bugüne kadarki neşriyâtında bu istikamette dişe dokunur birşeye rastlayabilmiş olduğumu söyleyemem. AR-GE si olan siyâsî bir parti olmasına karşılık, eli yüzü düzgün ortaya koymuş olduğu ve maalesef sonuna kadar götüremediği, - ve hattâ internetteki serbest onlayn neşriyâtını da anlaşılamaz bir şekilde kesip attığı - yalnızca ondört sayı çıkabilen Türkiye ve Siyaset dergisinin 9

11 hiçbir sayısında böyle analizler neşrolunmadığı gibi, parti adına yayınlanan kitaplar listesinde de böyle bir şey mevcut bulunmuyor. Geriye kalıyor AR-GE çalışmalarının yazıya dökülmeyen ürünleri; ancak, yazılı ve ulaşılabilir (acessable) bir metin olmayınca dikkate alınması da bahse mevzû edilemez elbette. Bütün bunların içerisinde belki de tek istisnâ, Sayın Devlet Bahçeli imzasıyla neşrolunun ve internetten serbest olarak yayınlanan Son Gelişmeler Işığında Türkiye nin AB Üyeliği ve Milliyetçi Hareket Partisi, Temel Yaklaşım Biçimimiz ve Görüşlerimiz başlıklı kitap. Kritiğimizi bu kitabı merkeze alarak yapacağız. VI Onurlu AB Üyeliği Tezinin Kritiği: II Yeniçağ [Analiz]., 18 Ekim 2005, Salı., s.12; Analiz Sıra No: 319; ; Ekim-07 Sayın Devlet Bahçeli nin Son Gelişmeler Işığında Türkiye nin AB Üyeliği ve Milliyetçi Hareket Partisi, Temel Yaklaşım Biçimimiz ve Görüşlerimiz başlıklı, Temmuz 2002 tarihli, matbû nüshası bulunmayan, elektronik kitabı, 14 Parti nin AB üyeliği konusundaki resmî görüşlerini bir numaralı yetkili ve sorumlunun kendi kaleminden takdîm etmesi ve ayrıca bu babda tek eser olması bakımından kritiğimiz için temel referans ve nirengi noktası olacaktır. 14 Devlet Bahçeli., Son Gelişmeler Işığında Türkiye nin AB Üyeliği ve Milliyetçi Hareket Partisi, Temel Yaklaşım Biçimimiz ve Görüşlerimiz., MHP Genel Merkezi., Temmuz 2002, Ankara 10

12 İmdi; ilk olarak, metinde onurlu üyelik teriminin, tesbît edebildiğim kadarıyla, beş yerde zikredilmekte olduğunu belirterek başlayalım: Türkiye nin Avrupa ile bütünleşmesinin samimî ve haysiyetli bir iş birliği süreciyle gerçekleşmesi ve Türkiye nin onurlu bir üye olarak Avrupa Birliği içinde hak ettiği yeri alması, MHP nin AB yaklaşımının temelini oluşturmaktadır / Ancak, Türkiye nin gücüne ve imkânlarına güvenmeyenlerin, ülkemizin Avrupa Birliğine eşit ve onurlu bir üyeliğini öngörmesi ve temin etmesi mümkün değildir / Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerinde kabul edilebilir ve gerçekçi tek bir yol bulunmaktadır. Bu yol da, üyelik sürecinin hakkaniyetli ve onurlu bir ilişki zemininde ilerlemesi ve sonuca varmasıdır / Bunun için diyoruz ki, ya kaos ya üyelik, ya cehennem ya Avrupa Birliği gibi dayatmalar çözüm değildir. Çözüm olmadığı gibi, ahlâkî ve gerçekçi bir bakış açısı da değildir. Doğru ve sağlıklı yol bellidir: Bu da, ancak adil, onurlu ve samimî iş birliği zemininde gelişecek bir müzakere sürecidir / Türkiye, Avrupa Birliğine onurlu bir üye olacaktır. 19 İkinci olarak belirtilmesi elzem olan husus, Parti nin AB üyeliği konusundaki resmî tezinin sloganı ve belkemiği olan onur kelimesinin hiçbir yerde teknik bir seviyede açıklanmamış olduğudur; ancak, Türkiye millî ve manevî değerlerini koruyarak, dini ve kültürel kimliği ile Avrupa Birliğine üye olacaktır 20 şeklindeki müphem ve muğlak cümleden istihraç edilebildiği kadarıyla, Avrupa Birliği üyesi olacak bir Türkiye nin Türklerinin millî ve manevî değerlerinin ve dinî ve kültürel kimliğinin korunması şartı ile yetinilmesi, onur kavramından neyin anlatılmak istendiğini ifâde eder gibidir. Fakat işbu millî ve manevî değerler ve dinî ve kültürel kimlik yanında bağımsızlık vurgusu ve meselâ, açıkça Türkiye, hür ve müstakil bir devlet olarak AB üyesi olacaktır şeklinde net ve bâriz, her türlü şekk ü şüpheden ârî bir manifesto göze çarpmakta değildir. Sâdece, Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerinde kabul edilebilir ve gerçekçi tek bir yol bulunmaktadır. Bu yol da, üyelik sürecinin hakkaniyetli ve onurlu bir ilişki zemininde ilerlemesi ve sonuca varmasıdır. dendikten hemen sonra eklenen Bunun dışındaki herhangi bir yol, Milliyetçi Hareket Partisi tarafından, tek yanlı bir bağımlılık ve sonu belirsiz bir macera olarak kabul edilmektedir. 21 şeklindeki, yine müphem ve muğlak olmaktan kurtulamayan ifâdeden, Sayın Bahçeli nin, Birlik içerisinde karşılıklı bağımlılık a 15 Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s

13 bir îtirâzının olmadığı ve mutlak bağımsız bir Türkiye yi savunmadığı veya bunu metne - hem de en üst seviyede vurgulu olması gerektiği hâlde bir kere dahi - koymayı unuttuğu sonucu kendiliğinden çıkmaktadır diyebiliriz. Eğer MHP nin, AB üyeliği konusunda diğer partilere nisbetle mümeyyiz farkını teşkîl eden - veya, nedense, hiç telâffuz edilmediği 2 Ekim 2005 tarihli Başkent Ankara mitingine dek etmiş olan - onur ve onurlu üyelik bu ise, doğrusu, her partinin görüşünün de onurlu üyelik ten başka bir şey olmadığının kabûl ve teslîm edilmesi gerektir; kim var ki onursuz üyelik diye bir tez savunan ve kim var ki millî ve manevî değerlerin ve dinî ve kültürel kimliğin korunması bahis mevzû olunca, en azından, açıkça aksini ileri süren? Bunların irdelemesini bilâhare yapacağımız için şimdilik üzerinde fazla durmadan, akademik bir terbiyeden gelen bir kişi için böyle boşlukların affedilemez hatâlar olduğunu söylemekle iktifâ ederek, şuna geçelim: Sayın Bahçeli nin, MHP nin, Türkiye nin Avrupa Birliği Üyeliği konusunda te lif ettiği bu eserden, Parti nin resmî görüşünün, bir Avrupa Birliği Üyeliği Müdâfaanâmesi olduğu sonucuna varmak kaçınılmaz olmaktadır. VII Onurlu AB Üyeliği Tezinin Kritiği: III Yeniçağ [Analiz]., 22 Ekim 2005, Cumartesi., s.12; Analiz Sıra No: 320; ; Ekim-08 Sayın Devlet Bahçeli nin Son Gelişmeler Işığında Türkiye nin AB Üyeliği ve Milliyetçi Hareket Partisi, Temel Yaklaşım Biçimimiz ve Görüşlerimiz başlıklı ve MHP nin, Türkiye nin Avrupa Birliği Üyeliği konusundaki resmî görüşünü en yetkili ağızdan deklare eden kitabında, konu ile alâkalı olarak dile getirilen fikirlerde dikkat çekilmesi gereken en mühim noktaların başında, Parti nin, çok vâzıh bir sûrette ve kesin ve vurgulu bir dille, Üyelik taraftarı olduğunun îlânıdır; bu îtibarla, bir önceki yazımda da söylemiş olduğum gibi, bu kitap, âşikâr bir Avrupa Birliği Üyeliği Müdâfaanâmesi niteliği taşımaktadır. Nitekim Sayın Bahçeli, AB üyeliği sürecinde Türkiye nin parçalanması ihtimâline karşı haklı ve meşrû hassasiyetleri olanların Sevr sendromu, bölünme paranoyası, değişim paranoyası gibi benzetmelerle hafife alınmak istenmesini takbîh ettikten sonra, Bu parametreler içine sıkıştırılan tartışma ortamında, Türkiye nin bekasını ilgilendiren temel konularda milli birlik ve bütünlüğümüzü gözeten ve sosyal dokumuzun zedelenmemesi, iç huzur ve istikrar 12

14 ortamının bozulmaması konularında haklı endişe ve hassasiyetler sergileyen çevreler ise Türkiye yi çağın gerisinde bırakmaya çalışan AB karşıtı olmak gibi haksız suçlamaların hedefi hâline getirilmektedir demektedir 22 ki burada göze çarpan mühim husus, MHP nin bir yandan, Türkiye nin bekasını, millî birlik ve bütünlüğümüzü müdâfaa ettiğinin altı çizilirken, diğer yandan da, AB karşıtı olarak lanse edilmesinin, çok vurgulu bir biçimde, Türkiye yi çağın gerisinde bırakmaya çalışan AB karşıtı olmak gibi haksız suçlamalar şeklinde tanımlanarak takbîh edilmesidir. Bir yandan Üyelik sürecinde Türkiye nin bölünmesi gibi bir ihtimâlin vârid görülerek buna şiddetle karşı çıkılmakta olması ve fakat diğer yandan, buradan hareketle, AB karşıtlığına yönelmeye veya AB üyeliğinin Türkiye nin bekası ve millî birlik ve bütünlük ile nasıl bir arada te lif edilebileceğini gösteren orijinal bir tez üretmeye değil, tam aksine, böyle bir tezi gündeme getirmeden, AB karşıtlığı şeklindeki ithamların şiddetle reddedilerek kesin bir AB taraftarlığına yönelinmesi, ayrıca ele alınacak olan ve eserin bütününe yansıyan derin ve çözülmez bir paradokstur; ancak şimdilik, şunu soralım: Nedir burada bir suç gibi telâffuz edilen AB Üyeliğine karşı olma ya yüklenen derin mânâ? Cevap belli: Çağın gerisinde kalmak. Yâni, MHP için AB Üyeliği, çağın - ve dolayısıyla da çağdaşlığın - zarûrî bir îcâbı olmaktadır. Tabiatiyle, hâl böyle olunca, AB karşıtı olmak MHP ye göre de çağdışılık, çağa karşı direnmek gibi anlamlar taşıyacaktır; tıpkı, Avrupa Birliği Üyesi olmayalım da Ortadoğulu bir devlet mi olalım veya ya Avrupa ya Suriye şeklinde sloganları kendilerine şîar edinmiş AB yandaşlarının tezine paralel bir görüş! MHP nin AB üyeliğindeki kesin taraftarlığı, öyle anlaşılıyor ki, radikal bir medeniyet vizyonunun zarûreti bir netîcesi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Nitekim, Türkiye nin AB içindeki yerini alması, son tahlilde, batılı ideal ve değerlerin gerçek anlamda evrensel olduğunun somut bir kanıtını oluşturacaktır 23 şeklindeki ifâdenin batılı ideal ve değerler i ne kadar yücelttiğine dikkat edilecek olursa, bu değerlerin gerçek anlamda evrensel oluşuna yapılan vurgu, milliyetçi-ülkücü geleneğin son zamanlarda kendi köklerinden kopma eğiliminin MHP de de nasıl tezâhür ettiğini açıkça göstermektedir. Nitekim, MHP nin AB Üyeliği müdâfiiliği, kitabın bütününe hâkim ve diğer AB taraftarlarınınkinden kesin bir ayrımı olmayan ve milliyetçilik ile uzlaştırılması imkânsızlık arzeden bir görüş olarak sergilenmektedir. Meselâ rastgele bir örnek olarak Türkiye nin Avrupa ile bütünleşmesinin samimî ve haysiyetli bir iş birliği süreciyle gerçekleşmesi ve Türkiye nin onurlu bir üye olarak Avrupa Birliği içinde hak ettiği yeri alması, MHP nin AB yaklaşımının temelini oluşturmaktadır. 24 şeklindeki ifâdeye bakalım. Kitabın başlangıç kısmında bulunan bu cümlede, MHP nin AB yaklaşımının temelini oluşturan ideal olarak Türkiye nin Avrupa ile bütünleşmesi nin seçilmiş olması, üzerinde ciddiyetle durulmayı gerektirmektedir. İmdi: Hem milliyetçiliği, hem Türkiye nin bekasını, hem millî 22 Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s.10 13

15 birlik ve bütünlüğü ve hem Avrupa ile bütünleşmeyi aynı anda ve aynı celâdetle müdâfaa etmek ne demek olabilir? Tabiatiyle, bilim kavramlarla çalıştığına göre, bu suâlin cevaplandırılması da ancak kavramsal analizlerle mümkün olabilecektir. Yine sayfa bitti ve söylenecek çok şey var, nasipse salıya diyor ve bu günlük şu kadarını ekliyorum: AB projesi, esas olarak, Avrupa nın siyâset ve fikir elitleri tarafından, aynı zamanda, milliyetçiliğe karşı tasarlanmış ve geliştirilmiş bir projedir; öyle ki, AB nin geleceği, milliyetçiliklerin öldürülmesine bağlıdır; her ikisi birden asla... VIII Onurlu AB Üyeliği Tezinin Kritiği: IV Yeniçağ [Analiz]., 25 Ekim 2005, Salı., s.12; Analiz Sıra No: 321; ; Ekim-09 Şimdi, Sayın Bahçeli nin ele aldığımız kitabında dile getirilen Avrupa İle Bütünleşme faslına temas edelim. Bundan önce de serdetmiş olduğumuz gibi, Sn. Bahçeli, Üyelik konusunda millî ve onurlu bir duruş ortaya koyduğunu iddia etmekte ve fakat Parti nin bu duruşunun Avrupa Birliği Üyeliği karşıtlığı olarak yorumlanmasından da şiddetle rahatsızlık duymaktadır. Nitekim, MHP Karşıtı ve Ön Yargılı Kampanyalara Cevabımız başlıklı bölümde, Avrupa Birliğinin her şart altında gönüllü avukatlığını yapma misyonunu üstlenen çevrelerin bazen anlaşılması gerçekten güç tepkileri ne 25 karşı verdiği cevapta, Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinin serinkanlı bir yaklaşımla ve sağlıklı bir zemin üzerinde ilerlemesini temin etmek yerine, daha çok günlük siyasî manevraların ve çıkar hesaplarının sıradan bir tüketim unsuru hâline getirilmesi yeğlenmektedir. İşte, birinci temel yanlış budur ve Milliyetçi Hareket Partisi de hiçbir biçimde bu yanlışa ortak olmayacaktır. Bilinmelidir ki, bu doğru, millî ve gerçekçi yaklaşımı Avrupa Birliği karşıtlığı gibi kolayca ve basit bir mantıkla karalamaya çalışmak, sonucu değiştirmeyecektir. 26 demek sûretiyle, Avrupa Birliği karşıtlığı nı küçültücü bir davranış olarak gördüğünü ve bu nitelendirmeyi kesinkes reddettiğini bir kere daha te yid etmektedir. Vâkıa, Sayın Bahçeli nin olanca gücüyle takbîh ettiği Avrupa Birliği karşıtlığı, bu satırların yazarı gibi daha milyonlarca kişinin gururla taşıdığı bir sıfattır; fakat, Türkiye, bir devlet politikası olarak benimsediği tam üyelik hedefi doğrultusunda, eksikliklerini gidermek ve Avrupa ile arasındaki açığı 25 Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s

16 kapatmak için çaba harcamak durumundadır. 27 ifâdesinde de açıkça görüldüğü gibi, Sn. Bahçeli nin ve kadrosunun Avrupa Birliği Üyeliği ni benimsemesinin, onun bir devlet politikası olması ile yakın ve muhkem bir ilintisi vardır. İşbu devlet politikası faslını ayrıca irdelemek ve bir devletin kendi-kendisini feshetmesinin nasıl bir devlet politikası olabileceğini müstakilen sorgulamak gerekecek; ancak şimdilik, bu kadar şiddetle arzulanan ve karşı olunulması alçaltıcı bir niteleme olarak telâkkî edilen Avrupa Birliği Üyeliği nin en can alıcı kavramlarından birisini ele alalım: Avrupa İle Bütünleşme. Avrupa İle Bütünleşme, metinde birkaç kere ve vurgulu bir ehemmiyet atfedilerek zikredilmektedir. Meselâ, en son aktardığımız cümlenin hemen bir öncesindeki paragraftaki...türkiye nin Avrupa ile bütünleşmesi sürecinin tam üyelik hedefinin gerçekleşmesiyle sonuçlandırılması için, Türkiye nin yanı sıra Avrupa Birliği ülkelerinin ve organlarının da önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Önümüzdeki süreçte (Bütünleşme süreci kastediliyor olsa gerek D. H. ) ilgili bütün tarafların azamî hassasiyetle ve sağduyunun hâkim olacağı yapıcı ve sorumlu bir anlayışla hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır. 28 ve yine meselâ, Avrupa Birliği... Türkiye nin AB ile bütünleşme sürecine ve bu yöndeki çabalarına yapıcı bir anlayışla katkıda bulunabilmelidir 29 ifâdeleri işbu Bütünleşme denen şeyin, Parti nin AB Üyeliği politikasındaki merkezî rolünü göstermektedir; fakat belki de en vurgulu ifâdelerden birisi, MHP nin AB yaklaşımının temelini oluşturduğu belirtilen Türkiye nin Avrupa ile bütünleşmesinin samimî ve haysiyetli bir iş birliği süreciyle gerçekleşmesi ve Türkiye nin onurlu bir üye olarak Avrupa Birliği içinde hak ettiği yeri alması, MHP nin AB yaklaşımının temelini oluşturmaktadır 30 şeklindeki cümle ile, Genel Değerlendirme ve Sonuç: MHP nin Avrupa Birliği ile İlişkiler ve Üyelik Sürecimize İlişkin Temel Siyasetinin Esasları başlıklı 31 bölümdeki şu cümlelerdedir: 32 Sonuç olarak, Milliyetçi Hareket Partisinin Türkiye-AB ilişkilerine ve üyelik sürecimize ilişkin konulardaki temel siyasetinin esasları şu noktalarda toplanmaktadır. Avrupa ile siyasî ve ekonomik bütünleşme ve AB üyeliği, Türkiye nin geleneksel siyasî ve ekonomik yönelimleri ışığında büyük önem taşıyan bir hedeftir. Türkiye, bu amacın gerçekleşmesi için gerekli her çabayı iyi niyetle sürdürecektir. MHP de, bu konuda üzerine düşen sorumluğun gereklerini yerine getirmeye kararlıdır. 27 Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s Devlet Bahçeli., a.e., s.141 v.dv. 32 Devlet Bahçeli., a.e., s

17 İmdi, Sayın Bahçeli nin Bütünleşme den kastını tam olarak öğrenmek için de bizzat kendi cümlelerine bakalım: 33 Avrupa Birliği 1997 yılında Ekonomik, Parasal ve Siyasî Birlik alanlarında önemli mesafeler katetmiş ve Avrupa nın yeniden yapılandırılması ve bütünleşmesi sürecinde ileri bir aşamaya gelinmiştir. Ekonomik, Parasal ve Siyasî Birlik, Avrupa nın yeniden yapılandırılması ve bütünleşmesi. Bunlar çok ciddî terimler; şimdiye kadar bu câmiada hiç kimsenin teknik seviyede ele alıp irdelemediği çok ciddî ve çok tehlikeli terimler Bizi izlemeye devam ediniz. IX Onurlu AB Üyeliği Tezinin Kritiği: V Yeniçağ [Analiz]., 28 Ekim 2005, Cuma., s.12; Analiz Sıra No: 322; ; Ekim-10 Avrupa ile siyâsî ve ekonomik bütünleşme ; Ekonomik, Parasal ve Siyasî Birlik, Avrupa nın yeniden yapılandırılması ve bütünleşmesi... ve ilââhir... Bunlar gerçekten çok ciddî terimler; şimdiye kadar hiç kimsenin en azından milliyetçi câmiada - teknik seviyede ele alıp irdelemediği çok ciddî ve bir o kadar da tehlikeli ve binâenaleyh, çok yutkunarak telâffuz edilmesi gereken terimler... Şimdi, bütün bunlar acaba ne demek ola diyerek mes eleye bir miktar eğilelim. Bu konuda ilk önce, bundan tamı tamına dört yıl altı ay kadar önce (16-17 Mart 2001) Ankara da Türk Ocakları ve Ankara Ticaret Odası nın müştereken tertip ettikleri ve benim de Avrupa Birliği Projesi ve Bağımsızlık Bilinci başlıklı bir tebliğ ile iştirâk ettiğim - Sayın Nevzat Kösoğlu nun yaptığı kapanış konuşmasında söylediği gibi bu fakir hâriç, görüş farklılıkları olmakla birlikte, deve dişi gibi milliyetçiler de dâhil istisnâsız herkesin AB Üyeliği taraftarlığı husûsunda tam ve kat î bir mutâbakata vardığı - Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri Sempozyumu na Avrupa Birliği Büyükelçisi sıfatıyla katılan - ayyûka çıkan diplomatik skandalları yüzünden sayın sıfatına lâyık olmadığını düşündüğüm - Karen Fogg un yapmış 33 Devlet Bahçeli., a.e., s.18 16

18 olduğu ve büyük alkış toplayan konuşmasına bir atıfta bulunmanın aydınlatıcı olacağını düşünüyorum. Muhtemelen - ve bence de haklı olarak - Türklerin Avrupa Birliği hakkında zihinlerinde sanal bir gerçeklik inşâ etmiş oldukları kanâatıyla olsa gerek, Avrupa Birliği ni anlama konusunda ben bir iki tane temel noktaya değinmek istiyorum. Türkiye de daima ve özellikle altını çizmek istediğim, vurgulamak istediğim bir konu vardır; o da şudur diyerek başladığı konuşmasında, Bayan Fogg, Avrupa Birliği nin ne demek olduğunu, anlama güçlüğü çeken öğrencilere hitap eden bir ilkokul öğretmeni gibi, tâne-tâne, şöyle îzah ediyordu: 34 Avrupa, tamamen bütünleşmek, birleşmek üzeredir. Avrupa, dağılmak sürecinde olan bir yer değildir. Avrupa Birliği, barış ve refah çerçevesi içerisinde ülkeleri bir araya getiren, görülebilmiş en heyecanlı bir projedir. Türkiye nin bütünlüğünü, birliğini zedeleyici istikamette hareket etmek, Avrupa Birligi nin temellerini teşkil eden her şeye karşı olmak anlamında anlaşılmalıdır. Benim ikinci olarak belirtmek istedigim nokta, Avrupa Birliği nin gelişmekte ve evolüsyona uğramakta olduğudur. Bu birlik, kırk sene önceki birlik değildir artık. Kırk sene önce bu birlik, aşağı yukarı, sadece ekonomik bir bütünlük idi. Halbuki bugün bu birlik, daha ziyade ve esas olarak siyasi bütünleşmeye yönelmiştir. Tabiatiyle ve bittabiî, Türkiye nin bütünlüğünü, birliğini zedeleyici istikamette hareket etmenin, Avrupa Birligi nin temellerini teşkil eden her şeye karşı olmak anlamında anlaşılması gerektiği şeklindeki te mînâtın, diplomatik bir ifâde olduğunu ve gerçekte tek başına hiçbir ciddiyeti bulunamayacağını söylemeyi bile zâit ettikten sonra, asıl olarak, tek-tek maddeler hâlinde tâdat edeceğim şu hususlara dikkat çekmeyi lüzumlu addediyorum: 1. Avrupa, tamamen bütünleşmek, birleşmek üzeredir. 2: Avrupa, dağılmak sürecinde olan bir yer değildir. Avrupa Birliği, barış ve refah çerçevesi içerisinde ülkeleri bir araya getiren, görülebilmiş en heyecanlı bir projedir. 3: Avrupa Birliği, gelişmekte ve evolüsyona uğramaktadır. 4: Avrupa Birliği, artık kırk sene önceki - yâni 1960 lı yıllardaki - birlik değildir. 5: Kırk sene önce bu birlik, aşağı yukarı, sâdece ekonomik bir bütünlük idi. 6: Hâlbuki bugün bu birlik, daha ziyâde ve esas olarak siyâsî bütünleşme ye yönelmiştir. Bütün bu maddeler anlamlı bir kompozisyon hâlinde cem edildiğinde, Bayan Fogg tarafından söylenmek istenen şeyin hulâsaten şu olduğunu görmekteyiz: Avrupa, elitist bir siyasî mühendislik ürünü bir proje olan Avrupa Birliği Projesi ile, ekonomik olarak başlamış olduğu bütünleşmeden, siyâsî bütünleşmeye ve bütünleşme anlamında birleşmeye doğru gitmektedir. Bundan sonraki bölümlerde Siyâsî Bütünleşme konusundaki görüşlerin, teorilerin kısa bir özetini dercettikten sonra bunun milliyetçi - yâni tâvizsiz bir hürriyet ve 34 Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri Sempozyumu., s

19 istiklâli âmentü olarak kabûl eden - bir siyâsî düşünce ve onun eylem hâl olan milliyetçi bir siyâsî hareketle nasıl kaabil-i te lif olabileceğini irdeleyeceeğiz. Ancak, bugünlük son satırlarımız olarak şu kadarını söylemekle iktifâ edelim: Buradaki asıl can alıcı nokta, Avrupa Birliği nin siyâsî bütünleşme hedefine müteveccih bir siyâsî proje ve Ekonomik Bütünleşme ise asıl olarak o hedefe varmak için bir vâsıtadır; sâdece ve yalnız ve ancak bir vâsıta. X Onurlu AB Üyeliği Tezinin Kritiği: VI Yeniçağ [Analiz]., 29 Ekim 2005, Cumartesi., s.12; Analiz Sıra No: 323; ; Ekim-11 Avrupa Birliği nin şifresinin çözülmesindeki en temel anahtar kavramlardan olan bütünleşme nin - onunla yakın bir bağlantı içerisinde olan entegrasyon ile birlikte - analizine ışık tutabilecek olan hususlardan birisi, ekonomik bütünleşme dir. O hâlde artık, nedir bu ekonomik bütünleşme ve ne içindir suâlini sorabiliriz: Acaba, sâdece bâzı ülkelerin bir araya gelerek daha kuvvetli ekonomik - sâdece ve yalnız ekonomik - bir birlik veya birliktelik oluşturmaları için tasarlanmış bir şey mi, yoksa, kendisini aşan bir başka şeye hizmet edecek bir araç mı? Şüphesiz bu denli ehemmiyetli bir kavramın analizi bu sayfaların hacminin haddi değil; o sebeple, çok kısaca konuşacak olursak, bu kavramın ancak Avrupa Birliği nin temel felsefesinin anlaşılmasıyla - yâni o bütünlük çerçevesinde - aydınlatılabilecek bir kavram olduğunu belirterek başlamak gerekir; cidden, bu bütünlükten koparıldığında anlaşılamamaktan da öte, yanlış anlaşılma gibi çok yüksek bir risk taşıyan bu kavram için, kendilerinden bîhaber olanların AB hakkında konuşma hakları bulunmaması hasebiyle, çok anlamlı bir seçme olarak, Carlo Sforza ve Jean Monnet gibi, Avrupa Birliği nin fikir ve eylem babalarından olan 35 Avusturyalı aristokrat Kont Richard Nikolaus Coudenhove-Kalergi ye kısa bir mürâcaatta bulunmak istiyorum. Yirminci yüzyılın iptidâlarında, Avrupa yı bir trajedinin beklediği kehânetinde bulunarak Bir ve Bütün Bir Avrupa ideali için kolları sıvayan Kalergi, te sis ettiği ve daha sonra bu kehânetinin gerçekleşmesiyle te sirleri daha da büyüyen Pan Europa (Avrupa Birliği) hareketinin fikrî yapısının bir tür manifestosu mâhiyetinde kaleme aldığı ondört sayfalık makalesinde, şunları söylemektedir: 36 Pan Europa hareketinin büyük gayesi, şu ânda İngiltere ve İskoçya arasındaki sınırın görünmez olduğu gibi, Avrupa (ülkeleri arasındaki) sınırları görünmez hâle 35 Bkz., msl: Janelle Reinelt., Performing Europe: Identity Formation for a New Europe., p Richard Nikolaus Coudenhove-Kalergi The Pan-European Outlook., p

20 getirmektir. Biz, Avrupa sınırlarını, Avrupa Federasyonu ile askerî noktai nazardan; Avrupa Serbest Ticâreti veya Avrupa Gümrük Birliği yolu ile ekonomik noktai nazardan ve azınlıkların gerçek bir korunması ve Avrupa milletleri arasında gerçek bir eşitlik yolu ile de millî noktai nazardan olmak üzere, üç yoldan görünmez kılmak için çalışıyoruz. Şâyet bu üç hususta Avrupa sınırları görünmezleşecek olursa, işte o vakit, Avrupa da barışı elde edebilir ve Batı medeniyetimizi savunabiliriz. Tabiatiyle, Avrupa nın sınırlarının görünmezleşmesi nden neyin kastedilmiş olduğunu ayrıca zikre hâcet bile yok; ama yine de, her ihtimâle karşı, insanların idrâk bakımından gayri müsâvî derecelere münkasim olduğunu unutmayarak, tavzihte fayda var: Avrupa nın siyâsî bütünleşmesi; yâni, Bir ve Bütün Bir Avrupa; daha da açıkçası, resmî adı ne olursa olsun, fonksiyon îtibâriyle, federal veya konfederal bir Avrupa Devleti! Şu hâlde demek ki, mes ele, gayet anlaşılabilir bir hâl alıyor: Ekonomik bir birlik, esas olarak siyâsî bir birlik için bir vâsıtadır, çok mühim, ihmâle gelmez bir şey; ama yine de bir vâsıta. Nitekim, II. Harp ten sonra, Churchill in Avrupa Birleşik Devletleri nin fitilini ateşleyen Zürih Üniversitesi açılış nutkunu müteâkiben teoriden pratiğe dökülmek üzere başlatılan Avrupa Bütünleşmesi hareketinin ilk safhalarının hep ekonomik bütünleşme hareketleriyle geçmesinin ve Avrupa Birliği nden önceki en uzun safhanın Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) safhası olmasının sebeb-i hikmeti de budur. Kolay bir şey mi? Daha düne kadar birbirlerine ölüm yağdıran, aralarındaki bütün ortak bağlara rağmen yine de dilleri, dinleri, kültürleri, tarihleri farklı gelişmiş, farklı menfaat alanları bulunan ve derin çatışmalar yaşayan milletleri bir ânda bir siyâsî birlik çatısı altına toparlamak? Öncelikle ve behemehâl bir ekonomik birlik denenmeli; aynı ekonomik birlikte bir araya gelemeyen dünkü hasımların aynı siyâsî birlikte bir araya gelebilmeleri, ayrıca, temelinde ekonomik ortak paydalar olmayan bir siyâsî birliğin de ayakta kalması asla düşünülemez bile. Tıpkı Bir ve Bütün Bir Avrupa idealinin kurucu babalarından Jean Monet nin dediği gibi:... Kont Richard Nikolaus Coudenhove-Kalergi [ ] 19

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ AVRUPA TOPLULUKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ 1. AVRUPA TOPLULUKLARI 1.1. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu nun kurulması yönündeki ilk girişim, 9 Mayıs 1950 tarihinde Fransız

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar Serdar Katipoğlu giriş Aydınlanma dönemin insanlığa ve uygarlığa kazandırdığı ve bizim de bugün içinde sektör olarak çalıştığımız kütüphaneler 90 lı yıllardan beri kendi

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani:

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Plani: Entegrasyon Ulusal Entegrasyoun siyasetinin Plani motoru Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Stand

Detaylı

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi)

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi) Şimdi bu beş mantıksal operatörün nasıl yorumlanması gerektiğine (semantiğine) ilişkin kesin ve net kuralları belirleyeceğiz. Bir deyimin semantiği (anlambilimi),

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması 18 Ağustos 2014 İÇİNDEKİLER 1. SUNUŞ... 3 2. ADAYLAR HAKKINDA ÇIKAN HABERLER NASIL SUNULDU?... 3-4 2.1 HABERLERİN ADAYLARA GÖRE DAĞILIMI...

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşmaları veya dünyada bilinen diğer adıyla

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam)

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam) ve referanslar ve elbette tarihsel ve entelektüel ardalan ileri derecede önemlidir. Çünkü genelde Batýlý kavramlar, kendilerinde ne olduklarý na bakýlmaksýzýn (aslýnda akademik ve entelektüel bir soruþturmanýn

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013 PINAR ÖZDEN CANKARA İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD Yüksek Lisans/MA Lisans/BA İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Merhaba Adım Serkan UĞUR. Bu sunumda Bütüncül Devlet Yaklaşımının (Whole of Government) e-dönüşüm Açısından İncelenmesi konusunu anlatacağım.

Merhaba Adım Serkan UĞUR. Bu sunumda Bütüncül Devlet Yaklaşımının (Whole of Government) e-dönüşüm Açısından İncelenmesi konusunu anlatacağım. Merhaba Adım Serkan UĞUR. Bu sunumda Bütüncül Devlet Yaklaşımının (Whole of Government) e-dönüşüm Açısından İncelenmesi konusunu anlatacağım. Türkçe tercümesi tüm devlet, bütüncül devlet veya bütünleşik

Detaylı

PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele

PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele On5yirmi5.com PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele Prof. Abbas Vali, PKK yönetiminin, aktif olarak barış sürecinde yer almak isteyeceğini söyledi. Yayın Tarihi : 4 Şubat 2013 Pazartesi (oluşturma

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Merkezi Finans ve İhale Birimi AB ve Türkiye Arasında Sivil Toplum Diyaloğunun Geliştirilmesi Üniversiteler

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM YORUMLARI VE SONRASINDA BİZİ BEKLEYENLER

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM YORUMLARI VE SONRASINDA BİZİ BEKLEYENLER 11 AĞUSTOS 2014 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM YORUMLARI VE SONRASINDA BİZİ BEKLEYENLER Türkiye de 10 Ağustos ta ilk olarak Türk halkı Cumhurbaşkanı nı seçmek için sandık başına gitti. Seçim sonucuna göre, Başbakan

Detaylı

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkisi Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması'yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın?

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Çözüm Analizi Araştırma Hakkında 2 Kadın ve Erkeğin Eşit Olduğu Bir Toplum Dünyada ve ülkemizde hemen hemen tüm kurumsal

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz?

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Üniversitelerin, kültürel sermaye sinin en başında kuşkusuz bilimsel araştırmalar ve bilimsel yayınlar gelir. Kültürel sermaye ne denli yoğunlaşmış ve ne denli geniş bir alana

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

Yaşamımızdaki Referans,

Yaşamımızdaki Referans, istiklâl Aylık siyaset, ekonomi, toplum dergisi Mayıs 2011, Sayı: 20 www.istiklaldergisi.com Yaşamımızdaki Referans, SIFIR NOKTASI İstiklal Dergisi ne ücretisiz abone olun, her sayı e-posta adresinize

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

içinde işletmenin tasfiyesi halinde de bu hükmün uygulanacağı ifade edilmektedir.

içinde işletmenin tasfiyesi halinde de bu hükmün uygulanacağı ifade edilmektedir. SERMAYEYE EKLENEN K.V.K. NUN 5/1-e MADDESİNDE SAYILI KIYMETLERİN SATIŞINDAN ELDE EDİLEN İSTİSNA KAZANÇLARIN İŞLETMENİN 5 YIL İÇİNDE TASFİYESİ KARŞISINDA VERGİSEL DURUM 1. KONU Bilindiği üzere 5520 sayılı

Detaylı

Yetersiz Şifre Politikasının Sonuçları

Yetersiz Şifre Politikasının Sonuçları Yetersiz Şifre Politikasının Sonuçları Bünyamin Demir, Aralık 2009, WGT E-Dergi 3. Sayı Yazıya başlamadan önce değerli okura amacımı -iyi anlatmak- maksadıyla şu notları düşmek istiyorum; Aşağıda göreceğiniz

Detaylı

XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK

XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK Birlikte Başarmak Ali Kamil UZUN, CPA, CFE Türkiye İç Denetim Enstitüsü Kurucu Başkanı Ali Kamil Uzun, CPA, CFE Deloitte Türkiye

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Sirküler No: 048 İstanbul, 12 Mayıs 2014

Sirküler No: 048 İstanbul, 12 Mayıs 2014 Sirküler No: 048 İstanbul, 12 Mayıs 2014 Konu: KDV Uygulama Genel Tebliği nde yer alan iade konusu yapılacak KDV tutarının tespiti ne dair düzenlemeler. Özet: 26 Nisan 2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM

ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM ENDÜSTRİYEL VE POST-ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM Bilgi, Ekonomi ve Kültür Prof. Dr. Veysel BOZKURT İstanbul Üniversitesi EKİN 2012 ÖNSÖZ ii Endüstriyel dönüşümün toplumsal sonuçlarını en iyi anlatan yazarlardan

Detaylı

Standart Eurobarometer 76. AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE

Standart Eurobarometer 76. AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE Standart Eurobarometer 76 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE Bu araştırma Avrupa Komisyonu Basın ve İletişim Genel Müdürlüğü tarafından talep ve koordine edilmiştir. Bu rapor

Detaylı

6.12 Örnekler PROBLEMLER

6.12 Örnekler PROBLEMLER 6.1 6. 6.3 6.4 6.5 6.6 6.7 Çok Parçalı Taşıyıcı Sistemler Kafes Sistemler Kafes Köprüler Kafes Çatılar Tam, Eksik ve Fazla Bağlı Kafes Sistemler Kafes Sistemler İçin Çözüm Yöntemleri Kafes Sistemlerde

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith C.Can Aktan (Ed.), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak- İş Konfederasyonu Yayını, 2002. NİÇİN BAZI MİLLETLER ZENGİN, BAZILARI YOKSUL? Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Amerikan Stratejik Yazımından...

Amerikan Stratejik Yazımından... Amerikan Stratejik Yazımından... DR. IAN LESSER Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Jeopolitik Aldatma veya bağımsız bir Kürt Devletinden yana olmadığını ve NATO müttefiklerinin bağımsızlığını

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÎLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ ARASINDA 16 ŞU BAT 1952 TARİHÎNDE ANKARA'DA AKDEDİLMİŞ OLAN TİCARET ANLAŞMASINA EK PROTOKOL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÎLE FEDERAL ALMANYA CUMHURİYETİ ARASINDA 16 ŞU BAT 1952 TARİHÎNDE ANKARA'DA AKDEDİLMİŞ OLAN TİCARET ANLAŞMASINA EK PROTOKOL -. '. ' J ı 156 16 Şubat 1952 tarihli Türkiye Batı - Almanya Ticaret ve ödeme Anlaşmalarına Ek 21 Aralık 1954 tarihli Protokollerle Ekleri Mektupların Tasdikine dair Kanun (Resmî Gazete ile ilâm.- 2.II.

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi Ahlâk Düşüncesi Projesi İSLAM İSLAMAHLÂK AHLÂKDÜŞÜNCESİ DÜŞÜNCESİ PROJESİ PROJESİ düşüncesi düşüncesiiçerisinde içerisindepek pekçok çokdisiplin disiplintarafından tarafındantartıtartışılagelmiş şılagelmiş

Detaylı

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI 2023 e 10 Kala Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği Bölgesel Toplantısı nda konuya yönelik düşüncelerimi ifade etmeden önce sizleri, şahsım ve İstanbul

Detaylı

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ Madde 1: Topluluğun Adı Ve Merkezi a)topluluğun Adı : Bilgesam Gençlik Platformu dur. b)topluluğun Merkezi : İstanbul dur. Madde 2: Topluluğun Kurulma Amacı 1-BİLGESAM

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 I. BÖLÜM İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME OLGUSU: KAVRAM VE BÜTÜNLEŞME BİÇİMLERİ

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 I. BÖLÜM İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME OLGUSU: KAVRAM VE BÜTÜNLEŞME BİÇİMLERİ İÇİNDEKİLER GİRİŞ...1 I. BÖLÜM İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME OLGUSU: KAVRAM VE BÜTÜNLEŞME BİÇİMLERİ 1. İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME KAVRAMI...7 2. EKONOMİK BÜTÜNLEŞME BİÇİMLERİ...12 2.1. Coğrafi Ölçek ve İktisadi Bütünleşme

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Enerji Dışı İthalatımızın Petrol Fiyatları ile İlişkisi

Enerji Dışı İthalatımızın Petrol Fiyatları ile İlişkisi Enerji Dışı İthalatımızın Petrol Fiyatları ile İlişkisi Türkiye ithalatının en çok tartışılan kalemi şüphesiz enerjidir. Enerji ithalatı dış ticaret açığının en önemli sorumlusu olarak tanımlanırken, enerji

Detaylı

YÖNETİCİNİN BİREYSEL GELİŞİMİ

YÖNETİCİNİN BİREYSEL GELİŞİMİ YÖNETİCİNİN BİREYSEL GELİŞİMİ 1 2 nedir? Okulda öğrendiğimiz bilgiler hayatımız boyunca yeterlimidir? bize hangi faydaları sağlar? Kişisel gelişim kitapları okuyarak gelişim sağlanabilirmi? 3 bireyin iş

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

Eğitimde Kalite Öğretmenim Anaokulu Örneği

Eğitimde Kalite Öğretmenim Anaokulu Örneği Eğitimde Kalite Öğretmenim Anaokulu Örneği Eğitim, bireyde istenen olumlu davranış değişiklikleridir. Kalite ise en genel tanımıyla şartlara uygunluk olarak tanımlanmaktadır. Eğitimde kalite kavramının

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

KONFERANS GEÇİCİ KORUMA ALTINDAKİ YABANCILARIN TÜRKİYE DE ÇALIŞMASI

KONFERANS GEÇİCİ KORUMA ALTINDAKİ YABANCILARIN TÜRKİYE DE ÇALIŞMASI KONFERANS GEÇİCİ KORUMA ALTINDAKİ YABANCILARIN TÜRKİYE DE ÇALIŞMASI Geçici Koruma Sağlanan Yabancıların Türkiye de Çalışması Konferansı Büyük İlgi Gördü Ankara da ilk kez geçici koruma sağlanan yabancıların

Detaylı

Fatih Üniversitesi nde Optisyenlik ve Optometri Eğitim Çalışmaları

Fatih Üniversitesi nde Optisyenlik ve Optometri Eğitim Çalışmaları Fatih Üniversitesi nde Optisyenlik ve Optometri Eğitim Çalışmaları Prof. Dr. Talip ALP Fatih Üniversitesi Rektör Yardımcısı Optisyenliğin Önemi ve Tarihi Gelişi Göz ruhun kainata açılan penceresidir Görmek,

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te. AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ 4 te AK YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

GÜNLÜK FOREX BÜLTENİ - 26 Ağustos 2014

GÜNLÜK FOREX BÜLTENİ - 26 Ağustos 2014 GÜNLÜK FOREX BÜLTENİ - 26 Ağustos 2014 25.08.2014 Açılış Kapanış % EUR 1,32026 1,31918 0,08 ALTIN 1280,29 1276,60 0,29 TRY 2,17592 2,17760 0,07 EURTRY 2,87333 2,87330 0,01 JPY 104,230 104,052 0,17 GBP

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi REKABETE HAZIRLIK KENDİ YILDIZINI YAKALAMAK Prof. Dr. Acar Baltaş Psikolog 28 Şubat 2014 MOTİVASYON Davranışa enerji ve yön veren, harekete geçiren güç Davranışı tetikleme

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı