Beni Mustafa Kemal neferi olma suçundan ıslah edemeyeceksiniz

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Beni Mustafa Kemal neferi olma suçundan ıslah edemeyeceksiniz"

Transkript

1 29 Ağustos 2014 Cuma AHMET ADA ile yeni kitabı Şiir Yazıları üzerine Yıl: 2 MİTAT ÇELİK Sayı: 131 TEĞMEN Beni Mustafa Kemal neferi olma suçundan ıslah edemeyeceksiniz ŞENOL ÇARIK 10 Yovkov dan Sınır Boyundaki Çiftlik HALİT PAYZA Sezgin Öndersever den Günah Çıkarma Ayini İnsan yok oluyor ÜLKÜ TAMER VEYSEL ÇOLAK

2

3 HALDUN ÇUBUKÇU 29 Ağustos 2014 Cuma 3 Instagramdaki çamaşırcı kız kalbini silahla değişirse Toulouse Lautrec, dışarıya baktırıyor çamaşırcısını. Ya da dışarıya bakan çamaşırcı Lautrec e, o resmi yaptırıyor... Renklerin en aza indirgendiği tablosu mudur Lautrec'in? Etekliğin siyahı ve çamaşırhanenin kasvetinde gömleğinin aklığı çamaşırcı kızın, karşıtlığı oluşturduğunda; ama karşıtlığı oluşturduğunda içeri ile gösterilmeyen dışarının simgeleyebileceği her duygunun, gerçeklik ile özlemin; daha doğrusu tahayyülün karşıtlığında, kendi resim izleklerinin biraz dışına taşmış oluyordu. Paris in renk dünyası gecelerinden, kan kan dansçılarından, müşteri bekleyen lüks ve düşkün fahişelerinden, müptezellerinden, gece kulüplerinden, sarhoşlarından kısa bir süre için de olsa uzaklaşıyordu. Lautrec in Çamaşırcı sı kirlenmenin künhüne ilişkin bir soruyu önündeki tahta masanın üzerindeki ak çamaşır gibi algımıza bırakır ve yanıt aradıkça, resmi yorumladıkça yani; düşünmek kirlenmeyi daha da çok hissediş olarak belirir. Bir resme bakmak, gerçekten de gittikçe daha çok kirlenişimiz üzere nedenlerin bilinçaltından bilgiye döküldüğü bir süreç halini alabilir mi? Çamaşırlar kirden arındırılıyordu ellerinde ama kim o güzelin ruhumuzu da yıkamasını bekleyebilir? Renkli ışıklar altında, müziğin esrikleticiliğinde, boyalı kuş kadınların vaat ettiği her şeyde ve içki şişelerinde, kadehlerde bir ruh ve kaç ruh kirlenir? Gecenin kirini boya tüplerinin ya da kalemlerinin renklerinde örtmek mümkünse, ki öyledir, Bay Lautrec örtmüştür; tamam, örterken de istisnasız ruhları ortaya koymuştur: yaralayıcı, ezik, tükenmiş Çamaşırcı kız dışarıya baktığında belki umuda bakıyordur ve o zaman instagram yoktu, olsa da, kim onu fark edip resmini çekmeye değer bulacaktı, o da ayrı! Ama, onun resmini Toulouse Lautrec yaptı. Ancak soyluların, zenginlerin ulaşabildiği o ayrıcalığı fahişelere, revü kızlarına, çamaşırcılara, küçük burjuvalara, 'toplumun tortuları'na o sakat, cüce, dev adam sundu. An ve insan ancak öyle ölümsüz kılınabiliyor işte. Ressam çizdiğinde, besteci notaya döktüğünde, edebiyatçı yazdığında Fotoğrafa bakılır, tablo ise izlenir. İzlemek etkin bir katılımdır sürece, seyir ise edilgenliktir; bir kendini bırakma halini içerir. Her iyi okur ve dinleyici de iz sürer; Stalker dir. Artık yaşamlarımızın özel kareleri paylaşılıyor. Çamaşır yıkarken değil; lahana yerken değil ama şık bir mekanda yenilen yemekler, masa başlarında orta yaşlı ham fendilerin süzüm süzüm süzülen bakışlarına, ah buna elbette bakın şu giydiğime edasına ama ne kadar genç ve güzelsiniz beğeni sayısını artırdıkça artırma beklentisiyle acıklı ve gülünç oluşu akla getirmeden; yine örneğin teknesinden, arabasından poz çatlatan delikanlılığın ayazında kalmış genç ve orta yaş bunalımını cüzdanının gücünde aşacağı zehabına kapılmış erkek hödükler de dahil, görüntüyü elektronik ortamda paylaşma salgının altında bu kadar çok beğenilme arayışının yatmasındaki çırpınış neyi açıklıyor? Bakın St. Tropez deydik; ya da New York ta. Pekala burası Floransa olabilir mi? O da bir şey mi, biz Çin e gittik fotoğrafları Gösterilen oralar değildir, yine ben dir, ben, ben, ben Böylece değerlendiğini, farkını yarattığını sanan bir insanlık! Görgüsüzlük görüntüleşiyor ve kalıcılaşmak için algımızı tırmalıyor. Tırmalamakla da kalmıyor, üstümüze tırmanıyor, gör beni, gör beni İşte bu, şiiri öldürülmüş bir dünya. Şiiri öldürülmüş dünyada aşk da ölecek, adanış da ve elbette şiir de. Sahici değerler için mücadelenin ki; sahiden çok zor, çok bedel, çok sabır, çok vermek gerektiriyor, bireyde karşılığı azaldıkça azalıyor ve her şey tüketmenin anlık uçuculuğunda... tükettikçe 'instagram' kalıyor. Kuşkusuz an geliyor, yaşamın diyalektiğinde yine o insanlar kitlenin coşkun akan selinde bir başka benlik içinde gerçekten kendileri olmanın tadına varabiliyorlar. Sonra deniz yeniden çekiliyor ve hangi fotoğraf paylaşımında kalmıştık? Aslında bir şiirde kalmıştık, büyük Kürt ozanı Ciğerhun un Gül Satıcısı ( Gulfıroş) şiirinde... Bir gül satıcısı gördüm uyandığımda Çok sevindim gülü kalbe değişeceğine, Gülü kalbe değişeceğine Bir kalbimiz vardı, hastalık ve yara dolu İnanamadım önce, gülü kalbe değişeceğine Gülü kalbe değişeceğine Pazarlık ettik, takas etmem dedi; Gülü seven canını da verir üstüne, Canını da verir üstüne Sordum: can ve kalbini kim değişir bir gülle pazarlık bu dedi yaralı ya kalbin, Yaralı ya kalbin Canımı da kalbimi de verdim, kalp dile geldi: Ey Ciğerhun bir güle değişti kalbini, Bir güle değişti kalbini (Lenin Şafağı; Çev: Gani Bozarslan) Gülün yaralı bir kalple değişim anının fotoğrafını kim paylaşabilir sosyal medya da. Ve bu bir soru değil. Yanıtı, iyi kötü bir yanıtı var çünkü! Aşk Yaşamı Tui si verir: AŞK YAŞAMI TUİ Sİ:... Aşkta iki alın yazısı vardır. Biri sevilir diğeri sever biri merhem olur, diğeri yara açar Biri alır, diğeri verir... İşte ona, sevdiğine uzat bıçağı, öldürür seni. Toplar parsayı, bilirse onu sevdiğini. (B. Brecht, Turandot ve Aklayıcılar Kongresi) Pencerenin dışarısında umutlar, özlemler; tahayyül vardı. Ama o çamaşırcı kız, ki Rosa la-rouge dir; diğer bazı resimlerinin de konusu olacak Lautrec'in; o pencereden bakış bakış uzandığı yaşama dışarıya çıktığında, ak gömleğinde rengarenk hareler; bir fahişedir artık. Çamaşırhanenin dışında hayatı kirlettikçe insanlar Rosa la- Rouge nin de kir temizlemekten, esbap arındırmaktan canı çıktığında, aklığın, siyahın yerine Paris gecelerine bürünecektir. Sabahın bankalarında, şirketlerinde, avukat yazıhanelerinde, hekimlerin muayenehanelerinde, kışlalarda ve karakollarda (daha da ekleyin ne eklerseniz) kirlenen ve tüketilen yaşamlardan daha da kirli olmayacaktır yine de. Yeniden Kafka ya, bir kez daha aynı sorusuna dönmeli: Demek dünyayı yenmek istiyorsun, hem de umut ve inançtan daha gerçek silahlarla. (Taşrada Düğün Hazırlıkları) Umut ve inançtan daha gerçek silahlarla. Aşkla mesela Aşk, umut ve inançtan daha gerçek bir silah mı? Silah silahtır, asıl olan kimin, niçin kullandığı. Salaklık! Kesinlikle. Salaklık olmasa, kalbini kim değişirki bir gülle? Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Sorumlu Müdür Murat Şimşek Tüzel Kişi Temsilcisi Metin Aktaş Reklam Servisi Yayın Yönetmeni Haldun Çubukçu Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Sayfa Sekreteri Katkı sunanlar Görsel Tasarım Hakan Uğurluay İrem Halıç, Elif Korkut, Deniz Toprak Hakan Uğurluay, Şener Soysal Reklam Grup Başkanı Saynur Okuroğlu Reklam Müdürü Kamile Karakadılar Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Baskı: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. Tic. A.Ş Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 29 Ağustos 2014 Cuma ÜLKÜ TAMER İnsan yok oluyor Eskiden yazarın tek aracısı vardı: Kalem. Edebiyatçı, kafasından, yüreğinden kopanı onunla aktarırdı kâğıda. Doğrusu, daktilo denen makine bile durumu pek değiştirmedi. Çoğu yazarlar, elle yazdıklarını temize çekmek için kullandılar daktiloyu. Kimileri de, benim gibi, kendi özel daktilosunu bedeninin ayrılmaz bir parçası bildi, onunla arasında içtenlikli, sıcak bir bağ kurdu. Ama bilgisayar icat oldu ya, kimi şeyler değişti. Teknolojinin egemenliği yazarlık denilen şeyi altüst etmese de epey karıştırdı. Geri al lar, ileri al lar, delete ler, insert ler, scroll lar, içtenliği de sarstı. Yazarla ürünü arasına girdi. Yapıtı yazarla birlikte yaratır oldu sanki. Yazarın bilgisayarı, başkalarının bilgisayarlarıyla sürekli iletişim kurabilen, neredeyse ortaklaşa bir araç olarak belirdi. Bilgisayarın yarattığı kolaylıklar ve şablon lar, yazarlığın o eşsiz çilesini de hafifletti. Adeta bir bilgisayar-yazar türü çıktı ortaya. Kişiliklerin renkleri birleşti, tek renge dönüştü. Öyle ki, kimi şirketlere sipariş vererek kendi adınıza bir roman bile yazdırabilir oldunuz. Yazdığınızı elinize alıp okumanız da gerekmiyordu artık. Ekran vardı. Yayıncıya da dosya yerine disket ya da CD verebilirdiniz. Bunları bütün yazarlar için söylemiyorum elbet. Neyse ki, kendi kişiliklerini koruyan yazarlar günümüzde de var. Sinemacılar olduğu gibi. için kullanılan araç lardı. Amaç değildiler. İyikötü bir öyküyü renklendiren ayrıntılardı. Öykünün temelini oluşturmuyorlardı. Artık insan ı yansıtan filmlere özlem duyar hale geldik Matrix lerle, Örümcek Adam larla kuşatıldık. Karayip Korsanları gibi serüvenler bile, çekiciliğini bilgisayarla yaratılmış efektlerden alıyor. Nerede Kara Bayrak ın Tyrone Power ı, Korsanlar Kralı nın Paul Henreid i Nerede Errol Flynn Onlar insandı. Karayip Korsanları nın Johnny Depp i ise görsel efektlerin bir parçası sanki, bir bilgisayar ürünü Gece yatak odasında (Edward John Poynter) Ninemin sık sık anlattığı bir öyküydü... Adamın biri padişahın huzuruna çıkmış, Ben kırk dikiş iğnesini arka arkaya dizer, ipliği de bir fırlatışta kırkının birden deliğinden geçiririm, demiş. Ustalığını padişahın karşısında da göstermiş. Padişah, Şu adama kırk altın verin, kırk da sopa çekin, demiş. Adamın şaşırdığını görünce eklemiş: Kırk altın ustalığın, kırk sopa da böyle bir şeye yıllarını harcadığın için. Ne zaman görsel efektlerin egemenliğinde yaratılmış bir film görsem, bu geliyor aklıma. Final Fantasy filminin yapım öyküsünü hatırlıyorum. Oyuncuları ve gerçek mekânları devre dışı bırakan bir hiper gerçekçi animasyon tekniği kurabilmek için Honolulu da 40 milyon dolar harcanarak dev bir stüdyo yapılmış. Özel yazılımın geliştirilmesi için 1.5 yıl, animasyon süreci için 1 yıl, bunun kompozisyonu için 1.5 yıl harcanmış. Sonunda derilerinden saç tellerine kadar gerçek oyuncuları hiç aratmayan, seyirciyi ne kadar da insana benziyor diye şaşırtan sanal kişiler yaratılmış. Neden? Niçin? Ne uğruna? Çocukluğumuzda bizi şaşırtan, acaba bunlar nasıl yapılıyor diye düşündüren filmler vardı. İlk King Kong sözgelimi Dev gorilin Fay Wray i avucunun içine nasıl aldığının sırrını çözmeye çalışırdık. Sonra Dev Adam Kaptan Marvel in nasıl olup da uçabildiğini uzun uzun tartışırdık. Film hileleri üstüne kafa yorardık. Ama o filmlerin hepsinde her şeyden önce insan vardı. O hileler, filmi eğlenceli kılmak TEBESSÜM MOLASI T. S. ELIOT Şimdi öyle mi ya? Artık insan ı yansıtan filmlere özlem duyar hale geldik neredeyse. Matrix lerle, Örümcek Adam larla kuşatıldık. Karayip Korsanları gibi serüvenler bile, çekiciliğini bilgisayarla yaratılmış efektlerden alıyor. Nerede Kara Bayrak ın Tyrone Power ı, Korsanlar Kralı nın Paul Henreid i Nerede Errol Flynn Onlar insandı. Karayip Korsanları nın Johnny Depp i ise görsel efektlerin bir parçası sanki, bir bilgisayar ürünü. O görkemli teknik gösterinin aracısı. Eskiden kahramanımız elini kılıcına attığında soluklarımızı tutardık. O insandı çünkü. Şimdi ise kırk canavar, elli uzaylı, yetmiş android tarafından saldırıya uğrasa bile kılımız kıpırdamıyor. Çünkü kahramanımız da insanlığını yitirdi, onlar gibi bir yaratık oldu. Bilgisayarların yazdığı romanları kimler okuyacak, bestelediği müzikleri kimler dinleyecek, çizdiği resimleri kimler seyredecek? Şimdilik sinema başı çekiyor. Alçakgönüllü efektlerle başlayan bir yaklaşım, sonunda zırvalığın doruklarına ulaşıyor. Sanal derken gerçeği, insanı unutmaya başladık. Bir zamanlar beyazperdede varolan insan, oradan yok olup salona indi, sadece seyirci olarak koltukta yerini aldı. Bu gidişle oradan da çekip gidecek, yerini sanal seyirciye bırakacak. T.S. Eliot a sordular: Bir şairin haftada en az bir şiir yazması gerektiğini söylemiştiniz. Bu, gerçekten gerekli mi? Onu söylerken Ezra Pound u düşünüyordum, dedi Eliot. Ama şimdi aklıma öyle şairler geliyor ki, mümkün olduğu kadar az yazsalar daha iyi olurdu... I.A. Richards, T.S. Eliot u çalıştığı bankada ziyarete gitmişti. Masada oturan memurlardan birine, Eliot un nerede olduğunu sordu. Üst katta, dedi memur. Bir an durakladı. Sordu: Eliot un şair olduğu söyleniyor; doğru mu? Doğru, dedi Richards. Peki, nasıl bir şairdir? Çok yetenekli. Evet, dedi memur. Çok yetenekli biri. Bu gidişle Şube Müdürü olursa hiç şaşırmam. Şair T.S. Eliot un bir yazar arkadaşı, Eleştirmenler başarısız sanatçılardır, demiş. Eliot un yanıtı: Sanatçıların çoğu da öyle değil mi?

5 MUSTAFA BEZİRCİLİ 5 Mısra-ı bercestenin mavisi Gülçin Sahilli Eski edebiyatımızda şiir, edebi sanatların ustalıkla kullanıldığı, yapı bakımından sağlam, vezin yönünden kusursuz mısraların çokluğu oranında değer kazanıyordu. Ve mısra-ı berceste, bu şiir anlayışının en önemli ölçütlerinden biri durumundaydı. Gülçin Sahilli nin şiirinde göze ilk çarpanın, en etkili dizelerin berceste mısra ya dönüşüyor olması. Örneğin, Berkin Elvan a adadığı on beşte durma sokağı şiirindeki Sekti ölüm, uçtu kuşlar, vuruldu çocukluğun mavisi dizesi gibi. O zaman ve her zaman- dizenin şiirde çok anlamı var! Çok anlamsa yaşamın yorumlanışı ve imgeye dair kılınmasındaki soyutlama yeteneğini ele veriyor. Kelimeye mi dayandı şiir; o zaman işte kelime: Evlek! Köy de nerede kalmıştı, şiirden çıkarılalı çok olmamış mıydı ki yeniden dahil ediyor Gülçin Sahilli. Hem de acımasızca, buran, burkultan bir söyleyişinin gücüyle: hasmının gözlerinde taze bademler İkisi savaştı, dünya öldü Kavaklar konuşuyor geceleri kulaklarımda Üç evlek un, bir köy açlık Kadın duyarlılığı gibi belki var belki yok bir durumun aslında hiç de pozitif bir ayrımcılık taşımayan nitelemeyle tuzak haline geldiği bir genel geçerlemeyi göz ardı etsek de, ama yine de ancak bir kadının bulabileceği bir eylemsellik, sevgiye ve hüzne iliştirilir: Bir kuka yün söktüm kazağının ardından Bel çukurun kışa karşı durur şimdi Ve sonra şiiri oluşturan birikim, yalnızca dizeyi oluşturan imgelem gücünden ibaret kalmayıp daha da ötelere taşındığında bir durum tespitine; bir yandan çözümlemeye bir yandan da savsöze dönüşür. Zorlu iştir; altında kalmak tehlikesi fazlasıyla mevcuttur ama, Gülçin Sahilli bunu başarıyor: Birbirimize yaptıklarımız içtiğimiz çiğ sütten Eğer bir taşım kaynatsaydı analar ocaklarda Utanmazdık kardeşimizden Elbette dolgu dizeler, şiire göre solgun kalan uçurt değil uçurt-ma, nesil kolonlar ı gibi adlandırmalar ve hatta palamar yerine vapur halatı demek gibi zayıflıklar yok değil. Ama incecik, küçücük kitabı oluşturan şiirler, ustalaşmakta olan bir sesin özgün imge dünyasına yöneldiğini işaret ediyor: Her rüya kendi oyuncularına kalleş Şiir kalleş midir? Denilemez belki ama, her şiir şairi için pimi çekilmiş bir bombadır, elde de patlar, elde de patlar! Ben geceyi yutmuşum Bu günahla güneş doğmaz benden diyebilen bir şairi terk etmemeli ve beklenti patlamamalı. Aynı yıla iki kere girdik seninle Şiirinin içrek sesinde ya da o sesi arayışında kimi yerde imge dizeyi kırabiliyor ama çoğu yerde modern şiirin hilafına mısra-ı bercestedir: Kalp seçmediği yaraya kabuk bağlamaz. Sonra bu türden bir şiir içinde dozu ayarlanabilmiş bir humoresk kendini aratıyor ve bekletiyorsa, geleceğim işaretini de veriyor: aklın tıkanmıştır su iç geçer Gülçin Sahilli 2014 Kıyı dergisi Ruhi Türkyılmaz Şiir Ödülü sahibi. Yerinde seçim, değerli seçim. Mavi Esme Boran ı okumak da öyle olacaktır. Mavi Esme Boran Gülçin Sahilli Yasakmeyve Yayınları 44 s.

6 29 Ağustos 2014 Cuma 6 ŞENOL ÇARIK Beni Mustafa Kemal neferi olma suçundan ıslah edemeyeceksiniz Sohbet ediyor bizimle Teğmen Mehmet Ali Çelebi; içtenlikle açıyor kapıları; ülkenin, Türk Silahlı Kuvvetleri nin bu duruma düşmesinin nedenlerini, hataları sorguluyor. Eleştirel aklın sancılarına paydaş ediyor bizi. Halkına açık bir mektup yazmış sanki. Yazıldığı yerin rengini taşıyor üzerinde, bu toprağın rengi gibi Karamsar değil, aksine umut dolu Hiç boğazda bir vapurda seyahat ettiniz mi? Nâzım Hikmet in Tuna üstüne söylediği dizelerdeki gibi başınızda İstanbul havasıyla Boğaziçi nden geçtiniz mi? O eşsiz boğazın mavi sonsuzluğundaki bu yolculuğun özgürlüğünüzün son yolculuğu olduğunu bile bile martılara emanet ettiniz mi özgürlüğünüzü? Yüreğinizdeki inanç ve aklınızdaki ışıkla hapishaneye yeniden giderken yüzünüzdeki gülümseyişin insanlara umut olduğunu biliyor muydunuz? Teğmen Mehmet Ali Çelebi ydi o. Ergenekon davasından 16 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Üç yıl Hasdal da tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Hasdal a yeniden giderken vapurda ailesiyle çektirdiği fotoğrafları paylaşılıyordu her yanda. Aklımda hala o kareler var. Teğmen Mehmet Ali Çelebi Kırmızı Kedi Yayınevi 200 s. Asker olmak tek tip bir üniforma, omuzlardaki metaller midir sahiden? Ya Mustafa Kemal askeri olmak nasıl bir şeydi Teğmen; bir ruh, bir inanç, irade?.. Şu satırları kaleme aldığım sırada, Balyoz Davası kararlarını protesto etmek için başlatılan, sanık yakınları ve yurttaşların desteğiyle Türkiye nin birçok noktasına yayılan Sessiz Çığlık eyleminin yüzüncüsündeydi Teğmen Çelebi. Vefasızlığı çok yaşamışlardı içerideyken belki ama silah arkadaşlarına, vatanına ahde vefadan yine de geri durmuyordu. Rütbesi aklı ve yüreğinde Mehmet Ali Çelebi, bir teğmen. Ama öyle omzunda sadece bir yıldızdan ibaret bir teğmen değil. Vatanına aşkla bağlı, idealist, zeki, başarılı, pırıl pırıl bir genç. Bir halk çocuğu. Belki çokça kullanılıp içi boşaltılır bu sözün ama galiba en çok yakışanlardan birine vermek gerek bunu. Halkın bağrından çıkmış. Gencecik, kararlı, gözü pek bir Mustafa Kemal askeri. Ev in en küçüklerindendi, kimine göre evin sarı öküzü ydü. Versek ne olur ki denenlerdi. Koca koca rütbelilerin rütbelerindeki yıldızlar yere düşüp, bir anda yerle yeksan olmuş, heybetlerinin yerinde kara yeller eser iken, o en alt subay rütbesindeki genç devleşti. Direniş geleneğinin evladıydı, neferi oldu, bayrağı düşürmedi, hatta daha yükselti. Onun rütbesi omzunda değil, bilim ve aydınlanma ışığıyla dolu aklında, vatan ateşiyle yanan yüreğindeydi: Subay; bedeninden önce şerefini, vatanını ve milletini koruyan adama derler. Bizim için hak yok, vazife vardır. Kumpas davalarda (Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Amirallere suikast, Kafes, Casusluk) tutuklanan ilk muvazzaf subay. Birliğinden terörist diyerek gözaltına alındı. Sağlık muayenesi için götürülürken bir gazetecinin Ergenekon Terör Örgütü ile irtibatı olduğunuz iddia ediliyor sorusuna, Hayır, Mustafa Kemal le irtibatım var dediğini şimdi bile duyar gibiyim. Ve o kelli felli, koca koca generallerin Hukukun işlemesini bekleyeceğiz sözlerine Komutanlarımız bilsin, bu saldırı TSK yadır bilincinde bir duruş sergileyen ve kendini haklı olmanın gücüyle adaletini yitirmiş bir hukuka korkusuzca teslim eden tavır. Yıl 2014 olduğunda, onca bedelden sonra kumpas çöktüğünde bu gerçek ancak anlaşılıyordu Anadolu yum ben tanıyor musun Bu kitabı okurken zaman zaman hüzünlendim, gözlerim doldu. Öfkelendim, yüreğime sızı düştü, hayret ettim, güldüm, umutlandım Ama en çok da hayat hikayesinin bir karesinde kendimden de bir şeyler buldum. Anlatılan bu toprağın, emekçilerin, halkın hikâyesi değil miydi biraz da! Bu topraklarda tarihi direnenler yazar, son sözü onlar söyler. Yaşamın bir diğer adıdır. Bu toprakta filizlenen bir fidansan şayet, zulme direneceksin. Bu toprakların elifba-

7 29 Ağustos 2014 Cuma 7 İSMAİL BİÇER sıdır direnmek. Yaşam var dağ gibi, yaşam var gökyüzü, deniz Suçumuz hür insanlar gibi konuşmak, kitaplar suç ortağımız diyordu Rıfat Ilgaz. En büyük yoldaşı kitap, en büyük silahı fikir olanların yazgısıdır bu. Başka bir dünya vardır elbette dünyayı değiştirme kararlılığında olanlar için ve bu o mecbur insanların, devrimcilerin kaderidir. Ama bu bir kibir değildir. Yaptıklarını bir böbürlenme, ayrı olma, farklılığını fark ettirme çabası olarak değil adanmış insanlar kuşağının geleneğini sürdüren bir halk çocuğu, bir Harbiyeli olarak dile getiriyordu Teğmen Çelebi. Ve Ümit Kaftancıoğlu nun Yaşam var dağ gibi, yaşam var gökyüzü deniz Selam olsun yaşama, yaşama sevincine bin selam dizelerindeki yaşama bağlılığı, umudu görüyoruz Çelebi de. Gürül gürül yaşam ırmağında var olmanın, doğuşuyla değil duruşuyla var olmanın ezgisidir belki de bu. Üniformasını giydiğinde Üzerimde Mustafa Kemal vardı diye gururlanan gencecik bir askerin heyecanı. Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez Ve dönecek olursak yeniden başa, Anadolu insanının tabiriyle sarı öküzü vermeyeceksin. O nu verirken ortalık toz dumandı. 4 yıl sonra Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ giriyordu cezaevine. Etkisi o günkü kadar büyük olmuyordu. Psikolojik harp başarıya ulaşmış mıydı acaba? Girdiği gibi dimdik çıktı Çelebi. Sokrates e dost oldu: Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez sözünü çok sevdi. Bilgiyle, birikimle ayakta kalan aktif bir sabırla yattı. Bir karınca edasıyla. Ya korkup pusanlar, sırt dönenler, birliği içinde çoğu okuma yazma dahi bilmeyen yaşlarındaki çocuklar karşısında aslan kesilen o heybetli, ciddi, vakur bazı komutanlar ne yapıyorlar? Belki korku, belki kaygıdan kendilerinden bir vebalı gibi uzak duranlar, yolları Hasdal a, Silivri ye, Hadımköy e, Şirinyer e hiç düşmeyen silah arkadaşları... Yoksa, silah arkadaşlığı yalan, maaş karşılığı vazife görülen bir devlet bürokrasi çarkının zor günler dişlisinde ezilmiş, artık gerçeğinde yitmeye yüz tutmuş bir efsane miydi? Halkına açık bir mektup Teğmen Çelebi, bir melankoli, bir yas, hayıflanma içinde değil, ne yaşamda, ne kitabında. Sohbet ediyor bizimle; içtenlikle açıyor kapıları; ülkenin, TSK nın bu duruma düşmesinin nedenlerini, hataları sorguluyor. Eleştirel aklın sancılarına paydaş ediyor bizi. Halkına açık bir mektup yazmış sanki. Yazıldığı yerin rengini taşıyor üzerinde, bu toprağın rengi gibi Karamsar değil, aksine umut dolu. Bizim vicdanımız o karanlık suların ulaşamayacağı bir yükseklikte, bir uyanıklıkta nefes alıp veriyordu Bu toprakların bitmek tükenmek bilmeyen türküsüdür umut. Ve direnen bir yürek şimdi kendi ezgisini Ben ıslah olmadım diye haykırmaya devam ediyor Mehmet Ali Çelebi, kara pilot teğmen. 23 Temmuz 1984 te doğdu. Babası banka veznedarı, annesi gardiyan. Askeri liseyi birincilikle bitirdi yılında Kara Harp Okulu nu dördüncülükle bitirip, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tan diplomasını aldı. 18 Eylül 2008 tarihinde birliğinden gözaltına alındı. İki gün sonra tutuklandı. İki yıl sonra, 27 Eylül 2010 da hakim karşısına çıkarıldı. Cep telefonuna 139 adet telefon numarası yüklendi. Hizb ut Tahrir adlı örgütle bağlantısı olduğu iddia edildi. Numaraları sehven yükleyen polis beraat etti. Sosyal paylaşım sitelerinde ön savunmaları okunma ve paylaşım rekorları kırdı. Ergenekon davasından 16 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 30 Ekim 2013 te Hasdal Cezaevi nde Kezban Meray ile evlendi. 3 yıl Hasdal da tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Mustafa Kemal in askeri olmaktan hiç vazgeçmedi. SOSYALİST BİR ŞAİRİN KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI: İzmir in içinde Amerikan neferi İzmir in İçinde Amerikan Neferi Şükran Kurdakul Ataç Kitabevi 32 s. Şiirimizde Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan yapıtların ilk akla geleni Nâzım Hikmet in Kuvâyi Milliye sidir. Bap lar şeklinde kaleme alınan bu şiirler, Nâzım ın, 1939 da İstanbul Tevkifhanesi nde başlayıp, yıllarında Çankırı ve Bursa hapishanelerinde sürdürüp tamamladığı Memleketimden İnsan Manzaraları nın bir bölümüdür. Kuvâyi Milliye dışında bir destan daha var ki; sadece İzmir in işgalden kurtuluşu üzerine kurulu olsa da, bütünlüklü bir Kurtuluş Savaşı destanı sayılabilecek; Şükran Kurdakul un ilk baskısı 1966 da yapılan dördüncü şiir kitabı İzmir in İçinde Amerikan Neferi dir te, 77 yaşında yitirdiğimiz Şükran Kurdakul, toplumcu-gerçekçi şiirin önde gelen adlarındandır. Onun, yüksek sesle okunmaya elverişli şiirleri devrimci kitleler içinde kabul görmüştür da İzmir Karşıyaka Lisesi nde öğrenim gördüğü sırada, komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle 4,5 ay tutuklanmış ve öğrenim hayatına son verilmiştir. Askerlik dönüşü İstanbul a yerleşen Kurdakul 1953 te banka memurluğu yaptığı sırada tekrar tutuklanır te, bırakıldıktan sonra gazeteciliğe başlar; Tan Gazetesi, Yeni Gazete ve Varlık Yayınevi nde düzeltmenlik yapar yılları arasında Yelken dergisini yöneten Kurdakul, 15 Mayıs Mart 1964 arasında Ataç ve 1 Mart Mayıs 1966 arasında da Eylem dergilerini çıkarır de Ataç Yayınevi ni kuran ve yöneten Kurdakul, ayrıca Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu üyeliği, Türkiye İşçi Partisi Balıkesir İl Başkanlığı ve Türkiye PEN Yazarlar Derneği Başkanlığı yapar... Birçok dergi ve gazetede yazıları yayınlanır. Şükran Kurdakul, aynı zamanda önemli edebiyat tarihçilerimizden biridir de Nevzat Üstün Şiir Ödülü ne değer görülen Kurdakul un İzmir in İçinde Amerikan Neferi oylumlu bir yapıt olmasa da, konu bakımından oldukça farklı, şairin dedesinin de içinde bulunduğu Kurtuluş Savaşı gazi ve şehitlerine adadığı, destansı şiirlerde, İzmirlilerin (15 Mayıs Eylül 1922 arası) kahramanlıkları, Kurtuluş Savaşı boyunca başarı ve heyecanını anlatır. Efsun taburlarının rıhtıma getirdiği / Bu kavga hangi kavga, bu gerçek nasıl gerçek // Söyle türkü, söyle direnç, söyle zeybek / Namlular mı tuttu yolları, geride mi kaldınız / Bir yokluğu sorar gibi evrende / Bu ölgün gölgeler nereden özge size / Ağıt bile söyleyin, ama söyleyin yalnız // Bir saray zindanı gibi çoğaldı karanlığı / Anılarda bile duyarken nice sonra / O zincirler, o yankılar boynumuzda seslendi / Çıkılmaz bir mahzende Osmanlı iktidarı / Damat Ferit, Vahidettin, Kürt Mustafa. Kitabın diğer şiirleri; Redd-i İlhak, Hasan Tahsin, Ağıt Değil, İkinci Kurtuluş, 142 siz Şiir, İkinci Dokuz Eylül e Doğru ve kitaba adını veren final şiiri İzmir in İçinde Amerikan Neferi. Bir deniz ansıyorum, bizim körfezin denizi / Özgür alabildiğine özgür ve zeybek / Bir adam görüyorum Harmandalı / Çok adam görüyorum kavgada / Elleri yukarı, başları yukarı / Yaprak mı dökülürmüş İzmirin kavağında // İzmirin içinde Amerikan neferi / Anaa kordonda geziyor, bayrak yırtıyor / Anaa, yargılanmıyor adam öldürdüğü halde / Bre dostlar elimiz böğrümüzde kalıyor / Nerde redd-i ilhak, Hasan Tahsin nerede? / İzmirin içinde Amerikan neferi / Yiğit olan evinde durmaz gayrı. İzmir in İçinde Amerikan Neferi kusursuz bir vatan sevgisine sahip olan sosyalist bir şairi tanımak/hatırlamak kadar kurtuluş mücadelesinin şiirleştirilişine dair tarihi bir not olarak önemli bir yere sahiptir. Yeni bir baskısının zamanı gelmedi mi artık?

8 29 Ağustos 2014 Cuma 8 MİTAT ÇELİK 9 AHMET ADA İLE YENİ POETİK KİTABI ŞİİR YAZILARI ÜZERİNE Poetika, büyük çabalar sonucu oluşur Çağdaş Türk şiirinin bütün sorunları; şiir ve yazınsallık ilişkisi, şiirimizin dünya şiiri içindeki yeri, modern şiirde yüzey yapı derin yapı mekiği, şiir ile gerçeklik ilişkisi, şiirin yaşantıyla - ontolojiyle ilişkisi ve ne liği, esin kavramı, düzyazı şiir, lirik şiirin ne liği, şairin duruşusorumluluğu, şiirin okurla ilişkisi gibi sorunlar üzerine düşünce üretmiş olmak aynı zamanda çağdaş bir eleştiri disiplinine katkıda bulunmaktır Şiir Yazıları Ahmet Ada Şiirden Yayınları 253 s. Şiir Yazıları, Şiir Dersleri nden üç yıl sonra çıkan yeni poetik kitabınız. Poetik görüşlerinizi içeren kitapların beşincisi. Bu yazılarda, modern şiirin çözümlenebilmesi için eleştirel bir zemin oluşturduğunuz söylenebilir mi? Elbette, modern Türk şiirinin bileşenleri ve retorik gibi önemli konuları içeren poetik yazılarda eleştirel bir zemin üzerinden söz almaktayım. Retorik düzlemde kalan şiir neden şiir oluş sorunu yaşar? Retorik düzlemdeki şiirin neden derin yapısı yoktur? Bütün bunları, Şiirden dergisinin bugüne dek yayımlanan sayılarında bulmak mümkündür. Poetik-kuramsal yazıların pratiği olarak okunacak yazılar kitaplaşınca, kuramsal yazıların nasıl pratiğe odaklandığı da görülebilecektir. Bu yazılar, modern şiirin çözümlenmesinde yol göstericidir. Modern şiirin dilinin gidimsiz dil oluşunun ortaya konuşu bunlardan biridir. Düzyazı ile şiirin sınırlarının çizilmesi, neyin şiir neyin düzyazı olduğunun saptanması konusunda yazılar ipuçları verir. Örneğin düzyazı şiirin tanımlanması, belirgin özellikleri, şiirli düzyazıdan farkı poetik bir yazıyla madde madde ortaya konulmuştur ki, bu metin düzyazı şiir üzerine yazacaklar için bir kaynak oluşturur. n Dilbilim, anlambilim ve kullanılan yöntemlerin, kavramların genişlemesi şiir eleştirisine ne tür katkılar sağladı? Dilbilim, anlambilim, göstergebilim dille ilgili disiplinler oldukları için şiirin çözümlenmesinde, şiiri kavramlarla anlamlandırmada öne çıkarlar. Elbette, modern şiirin anlaşılmasında çözümleyici katkıları var. Bu disiplinler kuramsal eleştirel okumalara olanak açtı. Okuma biçimlerine yeni açkılar sağlayarak şiirin yorumlanmasında çözümlemecinin ufkunu genişletti. Öteki disiplinler, örneğin Michael Riffaterre nin Semiyotik Kuramı, Hilmi Yavuz un belirttiği gibi, şiir eleştirisinin ya da yorumlanmasının edebiyatın kavramlarıyla yapılmasına yol açtı. Marksist şiir eleştirisi öteki disiplinlerle girdiği ilişkiyle zenginleşti. Psikanalitik eleştiri Lacan sonrası dille kurduğu ilişkiyle dizgesellik kazandı. Böylece bir metnin çok farklı bağlamlarda okunabileceği ortaya çıktı. Şiir eleştirisinin kullandığı yöntemlerin çoğalması, disiplinler ve kavramların bunca bolluğu bazı şiirlerin açımlanmasını sağlamayabilir yine de. Kısaca, hacmi genişleyen bir eleştiri alanı söz konusu. Örneğin, Heidegger in şiire ve şiirsel dile yönelimi, varlığı anlamak için dili, dili anlamak için de şiiri anlama ya dönüktür. Heidegger, bu anlamda, şiirsel dil ile metafizik/hakikat arasındaki ilişkinin tartışılmasına yol açarak, şiirin açımlanmasında bir düşünür olarak katkı sağlamıştır. Modern şiirin açımlanmasında ontolojinin, epistemolojinin, fenomenolojinin ve alımlama estetiğinin, şiirin alımlama düzeyini geliştiren rolünü görmek olanaklıdır. Poetik tartışmaların çoğuna ışık düşürülmüştür. Dil, anlam, ses, imge, gelenek, metinlerarasılık, tarih, mitoloji bağlamlarında söylenecek söz bırakılmamıştır. Şiir üzerine düşünce üreten bir şair n Şiir Yazıları na yazdığı Bir Şiir Düşünürü Olarak Ahmet Ada başlıklı denemesinde Celâl Soycan, Ahmet Ada, şairlere, şiir kuramına odaklandığı yazıları yanında, esas olarak bir şiir düşünürü kimliğiyle şiiri nesne edinen denemelerine de bu kitapta yer veriyor diyor. Şiir düşünürü nitelemesine ne dersiniz? Yalnızca şiir üreten değil, şiir üzerine düşünce de üreten biriyim. Çağdaş Türk şiirinin bütün sorunları; şiir ve yazınsallık ilişkisi, şiirimizin dünya şiiri içindeki yeri, modern şiirde yüzey yapı derin yapı mekiği, şiir ile gerçeklik ilişkisi, şiirin yaşantıyla - ontolojiyle ilişkisi ve ne liği, esin kavramı, düzyazı şiir, lirik şiirin ne liği, şairin duruşusorumluluğu, şiirin okurla ilişkisi gibi sorunlar üzerine düşünce üretmiş olmak aynı zamanda çağdaş bir eleştiri disiplinine katkıda bulunmaktır. Şairler üzerine yazdığım çözümleyici yazılar bu kuramsal birimin pratikleridir. Dilsel, anlamsal, biçimsel yönleriyle modern şiiri çözümlediğim yazılar acıtıcı sonuçlar doğurmuştur. Ele alınan şiirle ilgili algıları bozan sonuç tedirgin edicidir. Genç bir şair şunları yazabildi: şiirsel formun dışında kalan / dışına çıkan her metin de düzyazının sınırları içine dâhil olmaz. Doğrudur, ama onun da koşulları var: Böyle bir metin modern şiiri örgütleyen imgeden yalıtık değildir. Ya şiir tümcelerinin sonunda ulaşılan bütünsel bir imge ortaya çıkmaktadır ya da sade olanın içinde şiirsel formu yakalamıştır. Yani, salt retorik düzlemden çıkmıştır. (Özdemir İnce nin Belirtiler Üzerine şiiri böyle bir metindir.) Böyle metinler düzyazının sınırları içine dâhil olmazlar elbette. n Kitaptaki başlıklara baktığımız zaman modern şiirin hemen her sorununa eğildiğiniz görülüyor. Şiir Dersleri de aynı kuramsal çerçeveyi başka sorunların omurgası üzerine kuruyordu. Şiir Yazıları nı şiirin epistemik bağıntılarına işaret eden bir kitap olarak görebilir miyiz? Şiir Dersleri (Artshop, 2011) kitabımdaki poetik denemelerde de bilgi kuramsal bir çevren vardır. O yazılar toplamı etik kaygılar taşır: Çağdaş bilgi düzeyleri, yazınsal kavramların açımlanması kaygılarını da Şiir ve etik, söylem, yazınsallık, üstdil, alımlama estetiği, imge ile nesnel bağlılaşık ilişkisi, şiir dili, ironi, şiir felsefe ilişkisi gibi konular şiirin bilgi düzeylerine açkı sağlayan yazılardır. Şiir Yazıları da bu öğretisel içermeyi tamamlar. Başvuru kaynakları olarak n Fragmanlar da yer alan yazılar ölüm, su, gökyüzü üzerine. Bu izlekleri içeren şiirleri gösteren, zahmetli araştırmaları gerektiren yazılar. Yorumlar, eklentiler ahlâki kaygıları da içeriyor. Kitabın Fragmanlar bölümünde, sözünü ettiğiniz izleklerden ölüm, su, mektup, gibi izleklerin önce tanımlarına yöneldim; sonra Klasik Osmanlı Divan Şiiri nde, Halk Şiiri nde ve Çağdaş Türk Şiiri nde nasıl yer aldıklarına baktım. Bazen de felsefede ne anlam taşıdığını araştırdım. Barış izleğini araştırdığım yazıda çeşitli ulusların yazar ve şairlerinden örnekler verdim. Kısaca, nesne edinilen izlekler uzun araştırmalar ve okumalar sonucu yazıldılar. Umarım genç kuşaklar için yazınbilimsel yanlarıyla başvurulacak birer kaynak olurlar. n Son bölüm söyleşiler ve şiiriniz üzerine yazılan metinlerden oluşuyor. Bir tür belgelik gibi. Doğru. Kenan Yücel, Mustafa Köz, Abuzer Gürpınar, Ogün Kaymak gibi şairlerin yaptığı söyleşi metinleri şiirimi açımlayıcı özellikler barındırıyor. O dönemde, sevgili Mitat, seninle de konuşma yapmışız. Yazılanlar da ise poetik kırılmalarla sürüp gelen şiirimi değerlendiren yazılara yer verdim. n Heidegger, Georg Trakl üzerine yazdığı yazının bir yerinde, bir şiiri irdelemenin, şiirle girişilen düşünce temelli bir diyalog olduğunu belirtir. Ne dersiniz? Doğrudur, bu diyalog alımlama estetiği bağlamında da olabilir. Bir şiiri irdelemenin ulaştığı sonuç sadece düşünce temelli bir diyalog da değildir. Bu belki Heidegger gibi bir düşünürün vardığı sonuçtur. Genel olarak edebiyat eleştirisi özel olarak şiir eleştirisi bu düşünceyi aşmıştır. Şiir eleştirisinin çeşitli disiplinlerle girdiği ilişki çok zengin imkânlar sunmuştur bu alana. Sadece düşünce temelli bir diyalog olmaktan, yani sınır koyucu olmaktan çıkmıştır. Tarihi, mitolojiyi, rüyayı, mekânı ve zamanı, edimleri, çağı, çağın ruhunu, insan hâllerini, metinlerarası ilişkileri, şairin şiir çevreni içindeki yerini, şiirin retorik araçlarını (metafor, metonimi) şiir irdelenirken okumak mümkündür. AHMET ADA 1947 de Ceyhan da doğdu. İlk şiiri Tabuttur Kitaplar ve Hilmi Yavuz un şiiri üzerine olan ilk yazısı Hilmi nin Çocukluğu 1966 da Soyut dergisinde çıktı. Şiirlerini ve poetik yazılarını Yeni Dergi, Papirüs, Varlık, Gösteri, Adam Sanat, Milliyet Sanat, Kitap-lık, Şiirden dergilerinde yayımladı. Bazı şiirleri Almancaya, Fransızcaya, İngilizceye, İtalyancaya, Bulgarcaya, Kürtçeye çevrildi. Gerçekçi tutumlardan beslenen, destansı, lirik, hüzünlü ve incelikli şiirler yazdığı eleştirmenlerce kabul edildi. Son dönem yazdığı şiirlerle, modern şiirin biçimselliği ile modern dünya tasarımına felsefî derinlik katan yeni bir döneme girdi. Uzun ve epik özellikler barındıran şiirlerinde, göç, savaş gibi olgulara insanî bir perspektiften bakarak çok sesli bir şiire yöneldi. Şiirinin başkalaşımını da poetik yazılarla açımladı. Şiirin kavram ve terimlerinin oluşturulmasında çaba gösterdi. Şiir Okuma Durakları (2004) adlı kitabı modern şiire ilişkin şiir bilgisi içeren bir elkitabı olarak değerlendirildi. Onlar İçin Minibüs Şarkısı Üzerine Gözlemler adlı incelemesiyle 1999 E Dergisi Şiir İnceleme Ödülü nü aldı. Eserleri: Şiir: Gün Doğsun Gül Üstüne, 1980, (1981 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü); Acıyla Akran, 1983; Yaz Kırlangıcı Olsam, 1985; Yitik Anka, (ilk üç kitabının toplu basımı) 1993; Aşk Her Yerde, 1990, (1991 Ceyhun Atuf Kansu Şir Ödülü); Vakit Yok Hüzünlenmeye, 1992, (1993 Yunus Nadi Şiir Ödülü); Günyenisi Lirikler, 1992; Taş Plak Gazelleri, 1995; Küçük Bir Anmalık, 1996; Begonyalı Pencere, 1998; Denize Atılan Çiçek, 1999; Gökyüzünün Fıskiyesi, 2003; Denizin Uykusu Üstümde, 2004; Kantolar, 2006; Yeni Kantolar 2007; Sonsuz At (Seçme Şiirler), 2009; Sözcükler Denizi, 2009; Taşa Bağlarım Zamanı, 2009; Paçalı Bulut, 2010; Yoktur Belki Ahmet Ada Diye Birisi, 2010, (2011 Cemal Süreya Şiir Ödülü); Uçurum Otu, 2012; Çiçek Kokan Ağzı, 2013, Taşın Sesi, 2014 Poetika : Şiir Okuma Durakları, 2004; Şiir İçin Boş Levhalar, 2006; Modern Şiir Üzerine Yazılar, 2008; Şiir Dersleri, 2011; Şiir Yazıları, 2014 Çizim: Köksal Çiftçi

9 29 Ağustos 2014 Cuma 10 HALİT PAYZA Bir zamanlar Bulgaristan da köylüler ve askerler Yovkov, Sınır Boyundaki Çiftlik te, 23 Eylül 1923 te patlak veren Bulgaristan daki Eylül Ayaklanması nın Bulgaristan/Romanya sınırındaki köye yansımalarını Monalaki nin ikinci eşi Antitsa dan olan kızı Nona ile Teğmen Galçev in önceleri bir oyun olarak başlayan, sonradan giderek aşka dönüşen birliktelikleri ekseninde anlatıyor Sınır Boyundaki Çiftlik Yordan Yovkov Evrensel Basın Yayın 256 s. Yordan Yovkov, 9 Kasım 1880 de İslimye ilinin Kocabalkan Dağı eteklerindeki Kotel ilçesinin Jeravna (Başköy) köyünde doğdu. Babası Stefan Yovkov Kuzey Dobruca da çobandı, Güney Dobruca da göçe zorlanan Türk asıllı bir çiftlik sahibinin, 600 dönümlük arazisini çok ucuza kapattı ve sınıf atladı. Baba Yovkov ailesini kuzeyde bırakarak, güneye çiftliğe yerleşti. Oğul Yovkov, ilk ve ortaokulu Jeravna ve Kotel de, liseyi Sofya da okudu. Okul bitince, Dobruca daki Çiftlik Musabey köyüne ilkokul öğretmeni olarak atandı. Askerliğini Sofya da teğmen olarak tamamladı. İlk şiiri Ağır Haç Altında Sıznaniye gazetesinde yayımlandı te Sofya Üniversitesi Hukuk Fakültesi ne kaydını yaptırdı ancak, ekonomik nedenlerle yarım bırakmak zorunda kaldı, bir kez daha ve bu kez zorunlu olarak Çifutköyü ne (Çıfıtkuyusu) döndü. Romanlarından da anlaşılacağı gibi, Dobruca da kaldığı süreçte düşünce yapısını biçimlendirecek bir biçimde Türk kültürü ve oralı Türklerle tanıştı. Dobruca da öğretmenlik yaparken, bir yandan da gazete ve dergilerde şiirleri yayımladı Bulgaristan-Osmanlı savaşında astsubay olarak katıldı. Birinci, İkinci Balkan Savaşlarında ve Birinci Dünya Savaşı na katıldı, savaş muhabirliği de yaptı. Savaş sonrası Bükreş te Bulgar Elçiliği nde görev aldı. Öykü yazmayı sürdürdü. Öykülerindeki köylü kahramanlar, romanlarının da kahramanları olarak görünürler. Yovkov un roman kahramanları olan köylüler, Türk geleneklerine bağlı, ahlaki değerlerini yitirmemiş, dinsel etkilere açık, yeniliklere kapalı geleneksel köylü karakterlerdir. Alışılmış yaşam biçimlerindeki en ufak değişiklik onları tedirgin eder ve eski yaşam biçimlerine bir tehdit olarak algılarlar. Topraksız köylülerin kavgası Bulgar yazını 18. yüzyıla kadar dinsel metinler üreten bir yazım geleneğini sürdürür. Çağdaş Bulgar yazını ise İkinci Dünya Savaşı sonrası sosyalist sistemle birlikte gelişir. Yovkov romanlarından çok öyküleri ile tanınıyor. İlk yapıtlarının ana temaları savaştır. Öykülerindeki olgulara asker gözüyle bakar. Sınır Boyundaki Çiftlik te de bu askerce bakış duyumsanır. Galçev, Bulgaristan/Romanya sınırındaki bir karakolda görevli teğmendir. Buna karşın teğmenin varlığı savaş dışı sınır koruyuculuğu ile kısıtlıdır. Yovkov, Sınır Boyundaki Çiftlik te ilk yapıtlarındaki ana izleğinden saparak romanını savaş sonrası bir sürece oturtur. Sınır boyundaki çiftlik Monalakilerin giderek daralan ve sonunda elden çıkarılan İsören çiftliğidir. Yovkov, roman boyunca, Monalaki nin ikinci eşi Antitsa dan olan kızı Nona ile Teğmen Galçev in aşka dönüşen birlikteliklerinin arka planında topraksız köylülerle büyük çiftlik sahipleri arasındaki kavgayı anlatır. Monalaki sahip olduğu toprakları yasal olmayan yollardan edinmiş, toprakları Bulgar hükümetince elinden alınarak köylülere dağıtılmıştır. Çiftliğin sınırlarının giderek daralması tarım reformu sürecinde de devam eder. Buna karşın toprakları artan nüfusa yetmeyen köylülerle, Monalaki arasındaki toprak kavgası, köylülerin yine davalık olan çiftliğinin yakınlarındaki bir başka toprak parçasına sahip olmak istemeleri ile devam eder. Romanda, varsılken giderek yoksullaşan büyük toprak sahibi Monalaki ekseninde topraksız köylülerin sorunsalı irdelenir. Eylül Ayaklanması Yordan Yovkov Yordan Yovkov un Sınır Boyundaki Çiftlik i; 23 Eylül 1923 te patlak veren Bulgaristan daki Eylül Ayaklanması nın, sınırdaki köye yansımalarını içeriyor. Bulgaristan Birinci Dünya Savaşı ndan sonra siyasal bir krize düştüğünde, sol yükselmeye başlıyor. Yönetimdeki Bulgar Çiftçi Halk Birliği yılları arasında bazı reformlar gerçekleştirse de yöneticilerinin adı yolsuzluğa karışıyor. Halktan tepkiler gelmeye başlayınca parti bu kez sertlik politikasına yöneliyor. Ardından askeri darbe geliyor ve hükümet devriliyor. Askeri darbeden sonra Aleksandır Tsankov başbakan oluyor ama bu kez de Haziran Ayaklanması patlıyor. Bulgaristan Komünist Partisi (BKP) bu eyleme destek vermiyor ve tarafsızlığını koruyor. O sırada Moskova da Komünist Enternasyonal toplanıyor ve genel kurulda BKP nin tarafsızlık politikası eleştiriliyor. Enternasyonal, Genel Sekreter Vasil Koralov u durumu yerinde izlemek için Bulgaristan a gönderiyor. Koralov 9 Haziran da tutuklanan komünistlerin serbest bırakılmasını sağlıyor ancak devrimci bir mücadele için koşulların uygun olmadığına ilişkin bir rapor düzenliyor. Komintern buna şiddetle tepki veriyor. Bu çekişme Bulgaristan daki dengeleri bütünüyle bozarak gerilime neden oluyor. Darbeden sonra iktidara gelen Tsankov, köylüleri komünistlere uymaları halinde kendi kanlarında boğulacaklarını söyleyerek tehdit ediyor. 13 Eylül de Güney Mıglij de halk ayaklanıyor. BKP yine tarafsız kalma politikasını yeğliyor ancak bu kez Gorna Cumaya da (Blagoevgrad) çeteler oluşmaya başlıyor ve ayaklanma İç Makedon Devrimci Örgütü tarafından acımasız ve kanlı bir biçimde bastırılıyor. Askeri birlikler de ayaklanmaya karşı harekete geçince; 5 bin kişi öldürülüyor, 15 bin kişi gözaltına alınıyor, 2 bin kişi göç etmek zorunda kalıyor. Ayaklanmanın liderleri Georgi Dimitrov ve Vasil Kolarov da ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Roman bu tarihsel yapı içerisinde Bulgaristan/Romanya sınırındaki çiftlik ekseninde gelişiyor. Yordan Yovkov Sınır Boyundaki Çiftlik i Bulgarca yazmasına karşın, Bulgaristan daki Türklerin kültüründen de oldukça etkilenmiş, romanda Türkçe deyimler ve sözlere sıklıkla yer veriliyor. Yovkov un anlattığı bütün kasaba ve köylerde Türk varlığı, Türk kültürünün izleri görülüyor. Bulgaristanlı Türklerle Bulgarlar öylesine kaynaşmış durumdalar ki bu iki ulus Bulgaristan da neredeyse tek bir ulus biçiminde bir arada var oluyorlar. İyi çeviri iyi romandır Kitabı Bulgarca aslından Türkçeleştiren M. Türker Acaroğlu, Bulgaristan ın kuzey batısındaki Deliorman bölgesinin merkezi olan Razgrad da (Hezargrad) doğdu. İlk ve ortaokulu Bulgaristan da okudu de Sofya daki elçi Tevfik Kamil Koperler in yardımıyla Türkiye ye geldi. Balıkesir Necati Bey Erkek Öğretmen Okulu, Adana Erkek Öğretmen Okulu, Ankara Üniversitesi Hungaroloji Enstitüsü nde eğitim gördü. Kütüphanecilik, çevirmenlik yaptı ve derleme müdürü iken emekli oldu. Üvey Babası Hafız Abdi oğlu Hafız Mehmet Fehmi; Yordan Yovkov un Sınır Boyundaki Çiftlik te anlattığı, Bulgaristan/Romanya sınırındaki 23 Eylül Ayaklanması na uzanan olayların yaşandığı süreçte Razgrad ta kaymakamlık yaptı. M. Türker Acaroğlu iyi bildiği bir dönemi, Yovkov un Türkçe kullandığı deyimler ve adlar dışında, Bulgarca olan kimi sözcükleri de dipnotlarla zenginleştirerek romanı daha anlaşılır biçimde Türkçeleştiriyor. Yabancı bir dilden çeviri yapılmaz, ancak yeniden yazılır. Acaroğlu bunu gerçekleştirebilmiş görünüyor. Doğrudur, iyi çeviri aynı zamanda iyi romandır.

10 DAĞHAN DÖNMEZ 29 Ağustos 2014 Cuma 11 Bana esmeyi anlat Akşamın kızıllığı, basit bir sıyrık gibi göğü kanatıyor. Usulca yapıyor bu işi, sinsice. Kulağıma anlamını bilmediğim, başka bir dilin kelimeleriyle yüklü ezgiler çalınıyor. Hafif, uçarcasına bir müzik Parmaklarım tuşlara dokunuyor, bir kadına dokunur gibi. Zihnimden akan görünmez harfleri, toparlamaya; hale yola koymaya çabalıyorum. Edebiyat parçalıyorum belki de Bilerek yapıyorum bunu. Zira lafı getirmek istediğim yer, noktası noktasına orası Edebiyat parçalamak! Gündelik dile giren bu deyiş, dikkatinizden kaçmamıştır. Ne zaman birinin sözlerini hafife alacak olsak, ne zaman tenkite yeltensek edebiyat parçalamayı bırak! diye çıkışırız. Edebiyat, fuzuliyattır bizce! Boş konuşmanın laciverde boyanmışı (En büyük şairlerimizden biri olarak gösterilen Fuzuli nin kelime manasının gereksiz olması da tesadüf müdür?) Edebiyat lafzının, argonun göbeğine bu şekilde oturmasında; edebiyatçıların, aydınların payının ne olduğu ayrı bir bahis konusu olmakla beraber; gerçeğin acı tadı sabittir! Sahi edebiyat bu kadar hafif iş midir? Nasıl olduğunu bir kenara bırakmalı belki de; ne olduğu üzerine düşünmelidir. Sartre, Türkçeye Edebiyat Nedir adıyla çevrilen kitabında; bu soruya yanıt aramıştır. (J.P.Sartre, Edebiyat Nedir, Çev: Bertan Onaran, Can Yayınları) Yazmak eylemine dair etraflıca tartıştığı kitabında, Dostoyevski nin hükmünü doğrular. Her insan, herkes karşısında, her şeyden sorumludur. Edebiyat belki de, bu sorumluluk hissinden doğmuştur. Başka bir deyişle toplumsal vicdandan! Vicdan sadece uzaktakine mi ağlamaktır Vicdan derken kastedilen nedir? Cadde boyu önümüzü kesen Greenpeaceçilere, Unicefçilere; kredi kartı limitimiz yettiğince sözleşme imzalamak mıdır vicdan, dilenciliğe terk edilen Suriyelilere hudut kapılarını açmak mıdır? Sokağımızdan geçen insanın gözüne kinle bakarken, uzak kıtalardaki bir çocuk için ağlamak mıdır yoksa? Hiçbir fedakarlıkta bulunmayıp, yalnızca hayıflanmak mıdır? Edebiyatın vicdanı başka türlü olsa gerek Buraya şimdilik virgül! Vicdan neyse de, mutlaka estetikle ilgilidir edebiyat. Çağlar boyu lirizmden beslenmiş, güzeli aramıştır. Halil İnalcık, Şair ve Patron kitabında; Osmanlı döneminde şairlerin Padişah ın lütfuna mahzar olabilmek namına, birbirleriyle yarışarak; daha güzel eserler vermeye çalıştıklarını yazar. Ve hatta şöyle der: Yaltaklanma ve insitabın sanatla bağdaştırılmış, kurumlaşmış biçimi de kaside sunmak, sultanı ve paşaları en abartılı parlak ifadelerle göklere çıkarmakta görülür. (Halil İnalcık, Şair ve Patron, Doğu Batı Yayınları, s. 17) Patrimonyal devletlerde padişah veya kral için kalem oynatan yazarlar; vahşi kapitalizmin hüküm sürdüğü devletlerde, patronlar için yazmışlardır. Belki de bu yüzden edebiyat, boş işle uğraşan sıfatına layık görülmüştür. Dönelim virgülü koyduğumuz yere! Bu istikametin aksi yol tutmuş, toplumsal vicdanla ilintili; estetikten de ödün vermeyen yazarlar, tarih boyu okurun gözünde daha da büyümüşlerdir. Muhalif karakterleriyle, toplumun yıkılmaz kalelerine dönüşmüşlerdir. Elbette muhalifliğin, yalnızca siyasi görüşle sınırlı olmadığı şerhini düşelim! Günümüzde daha da acınası kişi ve vaziyetlerle muhatabız. Halil İnalcık ın örneğini verdiği yaltaklanma; demokrasi adı altında ve üstelik estetikten de bihaber yazarlarca yapılmakta Onlarca gazeteci, yazar; sanatçı titrini taşıyan onlarca insan, muktedirin çevresini sarıp sarmalamakta ve ona övgüler yağdırmaktadır. Edebiyat/sanat, hiç bu kadar parçalanmamış; hiç bu kadar ihanete uğramamıştır! Saygıdeğer okur, bugünkü yazımı kısa bir süre önce kurulmuş bir yayınevinden; ilk kitabını çıkaran bir yazara ayıracağım. Bunca gevezeliğin, lafı bunca dolandırışımın bir sebebi de bu. Popülizmin ve sermaye/bürokrasi gücünün işgalci kuvvetlerine her geçen gün boyun eğen yazın dünyasında, tanınmamış, reklam gücü olmayan fakat yazdıklarının değerine inandığım genç yazarlara elimden geldiğince yer vermeye çalışıyorum. Çünkü hala edebiyatın/sanatın toplumsal vicdanla bağını koparmadan sürdürülen bir estetik arayışı olduğuna inanıyorum. (Genç yazarlara duyurulur!) Lafı Allahını Seven Defansa Gelsin kitabının yazarı İsmail Sürücüoğlu na vermeden, reklam kaygısıyla çıkarılan kitap eklerine inat; devrimci tavrını sürdüren ve yeni kalemlere sayfalar ayırılmasına ses etmeyen Kitap a teşekkür ediyorum. Şöyle başlıyor kitaba Sürücüoğlu: Ben olsam tek bir cümle öğretirdim Şunu bilmek gerekir ki, iyi bir sosyalist olmanın ilk aşaması sarsılmaz bir antiemperyalist bilince sahip olmaktır. Ama çağımızdaki çocukların çoğu bilmiyor, işin önemi anlatılmamış. Okullarda resmi tarih olarak kafaya bastırılarak bunların yalan yanlış verilmesinin de çocuklardaki bu bıkmışlıkta etkisi olduğu düşüncesindeyim. İlköğretim, lise ya da üniversitede inkilap (inatla devrim demezler) tarihi derslerinde öğretilen şeyin o çok önem verdikleri milli bilinç kavramına zerre katkısı olduğunu düşünmüyorum. Milli Eğitim Bakanı olsam, çocuklara ezberlettikleri kitaplar dolusu zırvayı kaldırır ve tek bir cümle öğretirdim. O cümle de şudur: İçeride padişaha (mutlak monarka) dışarıda ise emperyalizme (düvel-i muazzamaya) karşı aynı anda dövüşerek bu kavgadan galip çıkan tek ülke Türkiye dir. Ve bu topraklar Çin den, Amerika ya kadar hükmeden beyaz, batılı emparyalistlerin tarihte ilk kez durduğu yerdir. İsmail Sürücüoğlu, Gezi eylemlerinde ön saflarda yer almış; kitabında o günlerde yaşadıklarını anlatırken; hepimizin aklına takılan bir soruya da yanıt aramıştır: Ama işte bu Televole gençliği- denen bizim kuşak nasıl oldu da Haziran direnişini gibi pek çok eski tüfeğin imrendiği bir olayı gerçekleştirebilmişti? (s. 6) Sürücüoğlu kitabında, hem tarihi vakaları hem de güncel olayları; sosyolojik bir bakış açısıyla mercek altına almıştır. Yazar, sayfa aralarında da kahve molası adını verdiği ara metinlerle; okuyucuyu kitaba bağlamakta ve metni daha kolay okunur, daha akıcı bir hale koymaktadır. Sürücoğluna, bu uzun yolda başarı değil; bundan önce olduğu gibi bundan sonra da tek başına ayakta durabilme kudreti diliyorum! Allahını Seven Defansa Gelsin İsmail Sürücoğlu Düşeyazanlar Yayınevi 182 s. Toplumsal vicdanla ilintili; estetikten de ödün vermeyen yazarlar, tarih boyu okurun gözünde daha da büyümüşlerdir. Muhalif karakterleriyle, toplumun yıkılmaz kalelerine dönüşmüşlerdir. Elbette muhalifliğin, yalnızca siyasi görüşle sınırlı olmadığı şerhini düşelim

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL

DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL DÜŞÜN (Düşünce Özgürlüğü Derneği) Nacak Sok. 21/11 TR- 34674 ISTANBUL Tel: 0216 492 0504, 0216 532 7545 Faks: 0216 532 7545 freex@superonline.com www.antenna-tr.org "Düşünce Özgürlüğü için 5. İstanbul

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Yüksek. Eğitim bilimleri. Eğitim bilimleri

Yüksek. Eğitim bilimleri. Eğitim bilimleri ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Salih Bolat 2. Doğum Tarihi:.7.1956. Ünvanı: Yrd.Doç.Dr 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Lisans Sosyal Politika Yüksek Lisans Eğitim bilimleri Doktora Eğitim bilimleri Üniversite

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon DESTANLAR VE MASALLAR Masal Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon Yayın Yönetmeni: Samiye

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III Bölüm I Çocuk Edebiyatı ve Gelişimle İlgili Temel Kavramlar 15 Fiziksel (Bedensel)Gelişim 20 İlk Çocukluk Döneminde(2-6)Fiziksel Gelişim 21 6-12 Yaş Arası Fiziksel Gelişim 23 12-18

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

prop & tasarım prop & tasarım İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn www.remdizayn.com

prop & tasarım prop & tasarım İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn www.remdizayn.com İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn rem dizayn Hayal Edebileceğiniz Herşey Gerçektir... HAKKIMDA PROJELER REFERANSLAR İLETİŞİM Değerli Olan iyi Yaptığın Değil, Yapmaya Değer Olandır... İrem ERGENE

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş?

Türkçe. 1. Hafta. 1. Sınıfı Hatırlıyorum. 1 Bilgin, hangi özellikleriyle övünürmüş? 2 Bilgin, ne yapmaktan hoşlanmazmış? 3 Bilgin, nasıl bir çocukmuş? 1. Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe 1. Hafta Aşağıdaki metni iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. BİLGİN Bilgin, sürekli açıkgözlülüğü ile övünen bir çocuktu. Sinemada bilet alırken, otobüs,

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1.İsim : Turgut 2.Soyadı: Yüksel 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi 4.Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İşletme Anadolu Üniversitesi 1998 Yüksek Lisans Doktora 5.Akademik Unvanlar Arts

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı Ana Başlık Alt Başlık Sayfa Soru Düzeltme Olayları Ad Aktarması 6 - Ad Aktarması (Mecazı Mürsel) Kinaye 8 - Kinaye

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih 3 8 9 12 16 Haberler Şiir Heykellerle Hasbihal mert öztürk Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) İnceleme Son Oyun Üzerine fırat demir Dsoya Akbil i Biten Prenslerimiz

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim. 1 GÜLER SABANCI KONUŞMA METNİ 12. ARAŞTIRMACILAR ZİRVESİ 12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

ilk yar'larımızın sevgili dostları

ilk yar'larımızın sevgili dostları ilk yar'larımızın sevgili dostları Bu akşam da Mersin üniversitesinden sevgili İbrahim'in izlenimini paylaşıyoruz... Daha önce Mersin ekibinin her projemize gelişi ile verdiği eşsiz katkıya değinmiştik...

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE

TÜRKÇE MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (TÜRKÇE DERSİ) (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE (1.ÜNİTE) GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE KISA DÖNEMLİ MATERYAL YÖNTEM- i doğru kullanır. 1 2 3 4 Söylenen sözcüğü tekrar eder. Gösterilen ve söylenen nesnenin adını söyler. Gösterilen nesnenin adını söyler. Resmi

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süreyya Berfe. Şiir ÇOCUKÇA. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süreyya Berfe. Şiir ÇOCUKÇA. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Süreyya Berfe ÇOCUKÇA ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir 2. basım Süreyya Berfe ÇOCUKÇA Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ISSN 2146-9164 Yayın Türü: Yerel ve Süreli. Yayın Danışmanları Oya İşeri - Hüseyin Emiroğlu. Görsel Yönetmen Sedat Gever. Grafik Arz Tanıtım

ISSN 2146-9164 Yayın Türü: Yerel ve Süreli. Yayın Danışmanları Oya İşeri - Hüseyin Emiroğlu. Görsel Yönetmen Sedat Gever. Grafik Arz Tanıtım ISSN 2146-9164 Yayın Türü: Yerel ve Süreli Abonelik: Yıllık 60 TL Posta Çeki: 666874 Banka: Denizbank IBAN TR550013400000191012400002 İş Bankası IBAN TR070006400000110950784959 Dekont karabatakdergisi@gmail.com

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Doğruluk ile ilgili sohbet ediyorum. Sağlığımızı korumak için neler yapmalıyız konulu sohbet

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com

GÜNLÜK (GÜNCE) www.dosyabak.com GÜNLÜK (GÜNCE) 1 GÜNLÜK Öğretmeye bağlı, gerçekçi anlatım türlerinden biri olan günlükler, bir kişinin önemli ve kayda değer bulduğu olayları, gözlem, izlenim duygu düşünce ve hayallerini günü gününe tarih

Detaylı

GİRESUN TEMALI YARIŞMALAR. Fotoğraf YARIŞMA ŞARTNAMESİ FAALİYET TAKVİMİ

GİRESUN TEMALI YARIŞMALAR. Fotoğraf YARIŞMA ŞARTNAMESİ FAALİYET TAKVİMİ GİRESUN TEMALI YARIŞMALAR Fotoğraf YARIŞMANIN ADI: GİRESUN UN EVLERİ YARIŞMANIN TÜRÜ: Fotoğraf YARIŞMANIN KONUSU: Geleneksel Giresun un Evlerini Fotoğraflamak. YARIŞMANIN AMACI: Giresun un doğal güzelliklerine

Detaylı

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız ve hangi okulları

Detaylı

ilk yar desteklerinizle daha fazla güzel çocuğumuza ulaşıyor, çok teşekkür ediyor, selam sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz...

ilk yar desteklerinizle daha fazla güzel çocuğumuza ulaşıyor, çok teşekkür ediyor, selam sevgi ve saygılarımızı yolluyoruz... Bu akşam kişisel bir sorgulama geliyor "neredeyim, ne yapıyorum?" sevgili Seda'dan... Bir türkü ile başlıyor... (türküyü dinleyerek okumalısınız) Türkü taaa Ardahan'dan çınlayıp uzaya yayılmış; sevgili

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı