Beni Mustafa Kemal neferi olma suçundan ıslah edemeyeceksiniz

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Beni Mustafa Kemal neferi olma suçundan ıslah edemeyeceksiniz"

Transkript

1 29 Ağustos 2014 Cuma AHMET ADA ile yeni kitabı Şiir Yazıları üzerine Yıl: 2 MİTAT ÇELİK Sayı: 131 TEĞMEN Beni Mustafa Kemal neferi olma suçundan ıslah edemeyeceksiniz ŞENOL ÇARIK 10 Yovkov dan Sınır Boyundaki Çiftlik HALİT PAYZA Sezgin Öndersever den Günah Çıkarma Ayini İnsan yok oluyor ÜLKÜ TAMER VEYSEL ÇOLAK

2

3 HALDUN ÇUBUKÇU 29 Ağustos 2014 Cuma 3 Instagramdaki çamaşırcı kız kalbini silahla değişirse Toulouse Lautrec, dışarıya baktırıyor çamaşırcısını. Ya da dışarıya bakan çamaşırcı Lautrec e, o resmi yaptırıyor... Renklerin en aza indirgendiği tablosu mudur Lautrec'in? Etekliğin siyahı ve çamaşırhanenin kasvetinde gömleğinin aklığı çamaşırcı kızın, karşıtlığı oluşturduğunda; ama karşıtlığı oluşturduğunda içeri ile gösterilmeyen dışarının simgeleyebileceği her duygunun, gerçeklik ile özlemin; daha doğrusu tahayyülün karşıtlığında, kendi resim izleklerinin biraz dışına taşmış oluyordu. Paris in renk dünyası gecelerinden, kan kan dansçılarından, müşteri bekleyen lüks ve düşkün fahişelerinden, müptezellerinden, gece kulüplerinden, sarhoşlarından kısa bir süre için de olsa uzaklaşıyordu. Lautrec in Çamaşırcı sı kirlenmenin künhüne ilişkin bir soruyu önündeki tahta masanın üzerindeki ak çamaşır gibi algımıza bırakır ve yanıt aradıkça, resmi yorumladıkça yani; düşünmek kirlenmeyi daha da çok hissediş olarak belirir. Bir resme bakmak, gerçekten de gittikçe daha çok kirlenişimiz üzere nedenlerin bilinçaltından bilgiye döküldüğü bir süreç halini alabilir mi? Çamaşırlar kirden arındırılıyordu ellerinde ama kim o güzelin ruhumuzu da yıkamasını bekleyebilir? Renkli ışıklar altında, müziğin esrikleticiliğinde, boyalı kuş kadınların vaat ettiği her şeyde ve içki şişelerinde, kadehlerde bir ruh ve kaç ruh kirlenir? Gecenin kirini boya tüplerinin ya da kalemlerinin renklerinde örtmek mümkünse, ki öyledir, Bay Lautrec örtmüştür; tamam, örterken de istisnasız ruhları ortaya koymuştur: yaralayıcı, ezik, tükenmiş Çamaşırcı kız dışarıya baktığında belki umuda bakıyordur ve o zaman instagram yoktu, olsa da, kim onu fark edip resmini çekmeye değer bulacaktı, o da ayrı! Ama, onun resmini Toulouse Lautrec yaptı. Ancak soyluların, zenginlerin ulaşabildiği o ayrıcalığı fahişelere, revü kızlarına, çamaşırcılara, küçük burjuvalara, 'toplumun tortuları'na o sakat, cüce, dev adam sundu. An ve insan ancak öyle ölümsüz kılınabiliyor işte. Ressam çizdiğinde, besteci notaya döktüğünde, edebiyatçı yazdığında Fotoğrafa bakılır, tablo ise izlenir. İzlemek etkin bir katılımdır sürece, seyir ise edilgenliktir; bir kendini bırakma halini içerir. Her iyi okur ve dinleyici de iz sürer; Stalker dir. Artık yaşamlarımızın özel kareleri paylaşılıyor. Çamaşır yıkarken değil; lahana yerken değil ama şık bir mekanda yenilen yemekler, masa başlarında orta yaşlı ham fendilerin süzüm süzüm süzülen bakışlarına, ah buna elbette bakın şu giydiğime edasına ama ne kadar genç ve güzelsiniz beğeni sayısını artırdıkça artırma beklentisiyle acıklı ve gülünç oluşu akla getirmeden; yine örneğin teknesinden, arabasından poz çatlatan delikanlılığın ayazında kalmış genç ve orta yaş bunalımını cüzdanının gücünde aşacağı zehabına kapılmış erkek hödükler de dahil, görüntüyü elektronik ortamda paylaşma salgının altında bu kadar çok beğenilme arayışının yatmasındaki çırpınış neyi açıklıyor? Bakın St. Tropez deydik; ya da New York ta. Pekala burası Floransa olabilir mi? O da bir şey mi, biz Çin e gittik fotoğrafları Gösterilen oralar değildir, yine ben dir, ben, ben, ben Böylece değerlendiğini, farkını yarattığını sanan bir insanlık! Görgüsüzlük görüntüleşiyor ve kalıcılaşmak için algımızı tırmalıyor. Tırmalamakla da kalmıyor, üstümüze tırmanıyor, gör beni, gör beni İşte bu, şiiri öldürülmüş bir dünya. Şiiri öldürülmüş dünyada aşk da ölecek, adanış da ve elbette şiir de. Sahici değerler için mücadelenin ki; sahiden çok zor, çok bedel, çok sabır, çok vermek gerektiriyor, bireyde karşılığı azaldıkça azalıyor ve her şey tüketmenin anlık uçuculuğunda... tükettikçe 'instagram' kalıyor. Kuşkusuz an geliyor, yaşamın diyalektiğinde yine o insanlar kitlenin coşkun akan selinde bir başka benlik içinde gerçekten kendileri olmanın tadına varabiliyorlar. Sonra deniz yeniden çekiliyor ve hangi fotoğraf paylaşımında kalmıştık? Aslında bir şiirde kalmıştık, büyük Kürt ozanı Ciğerhun un Gül Satıcısı ( Gulfıroş) şiirinde... Bir gül satıcısı gördüm uyandığımda Çok sevindim gülü kalbe değişeceğine, Gülü kalbe değişeceğine Bir kalbimiz vardı, hastalık ve yara dolu İnanamadım önce, gülü kalbe değişeceğine Gülü kalbe değişeceğine Pazarlık ettik, takas etmem dedi; Gülü seven canını da verir üstüne, Canını da verir üstüne Sordum: can ve kalbini kim değişir bir gülle pazarlık bu dedi yaralı ya kalbin, Yaralı ya kalbin Canımı da kalbimi de verdim, kalp dile geldi: Ey Ciğerhun bir güle değişti kalbini, Bir güle değişti kalbini (Lenin Şafağı; Çev: Gani Bozarslan) Gülün yaralı bir kalple değişim anının fotoğrafını kim paylaşabilir sosyal medya da. Ve bu bir soru değil. Yanıtı, iyi kötü bir yanıtı var çünkü! Aşk Yaşamı Tui si verir: AŞK YAŞAMI TUİ Sİ:... Aşkta iki alın yazısı vardır. Biri sevilir diğeri sever biri merhem olur, diğeri yara açar Biri alır, diğeri verir... İşte ona, sevdiğine uzat bıçağı, öldürür seni. Toplar parsayı, bilirse onu sevdiğini. (B. Brecht, Turandot ve Aklayıcılar Kongresi) Pencerenin dışarısında umutlar, özlemler; tahayyül vardı. Ama o çamaşırcı kız, ki Rosa la-rouge dir; diğer bazı resimlerinin de konusu olacak Lautrec'in; o pencereden bakış bakış uzandığı yaşama dışarıya çıktığında, ak gömleğinde rengarenk hareler; bir fahişedir artık. Çamaşırhanenin dışında hayatı kirlettikçe insanlar Rosa la- Rouge nin de kir temizlemekten, esbap arındırmaktan canı çıktığında, aklığın, siyahın yerine Paris gecelerine bürünecektir. Sabahın bankalarında, şirketlerinde, avukat yazıhanelerinde, hekimlerin muayenehanelerinde, kışlalarda ve karakollarda (daha da ekleyin ne eklerseniz) kirlenen ve tüketilen yaşamlardan daha da kirli olmayacaktır yine de. Yeniden Kafka ya, bir kez daha aynı sorusuna dönmeli: Demek dünyayı yenmek istiyorsun, hem de umut ve inançtan daha gerçek silahlarla. (Taşrada Düğün Hazırlıkları) Umut ve inançtan daha gerçek silahlarla. Aşkla mesela Aşk, umut ve inançtan daha gerçek bir silah mı? Silah silahtır, asıl olan kimin, niçin kullandığı. Salaklık! Kesinlikle. Salaklık olmasa, kalbini kim değişirki bir gülle? Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel Sorumlu Müdür Murat Şimşek Tüzel Kişi Temsilcisi Metin Aktaş Reklam Servisi Yayın Yönetmeni Haldun Çubukçu Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Sayfa Sekreteri Katkı sunanlar Görsel Tasarım Hakan Uğurluay İrem Halıç, Elif Korkut, Deniz Toprak Hakan Uğurluay, Şener Soysal Reklam Grup Başkanı Saynur Okuroğlu Reklam Müdürü Kamile Karakadılar Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Baskı: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. Tic. A.Ş Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 29 Ağustos 2014 Cuma ÜLKÜ TAMER İnsan yok oluyor Eskiden yazarın tek aracısı vardı: Kalem. Edebiyatçı, kafasından, yüreğinden kopanı onunla aktarırdı kâğıda. Doğrusu, daktilo denen makine bile durumu pek değiştirmedi. Çoğu yazarlar, elle yazdıklarını temize çekmek için kullandılar daktiloyu. Kimileri de, benim gibi, kendi özel daktilosunu bedeninin ayrılmaz bir parçası bildi, onunla arasında içtenlikli, sıcak bir bağ kurdu. Ama bilgisayar icat oldu ya, kimi şeyler değişti. Teknolojinin egemenliği yazarlık denilen şeyi altüst etmese de epey karıştırdı. Geri al lar, ileri al lar, delete ler, insert ler, scroll lar, içtenliği de sarstı. Yazarla ürünü arasına girdi. Yapıtı yazarla birlikte yaratır oldu sanki. Yazarın bilgisayarı, başkalarının bilgisayarlarıyla sürekli iletişim kurabilen, neredeyse ortaklaşa bir araç olarak belirdi. Bilgisayarın yarattığı kolaylıklar ve şablon lar, yazarlığın o eşsiz çilesini de hafifletti. Adeta bir bilgisayar-yazar türü çıktı ortaya. Kişiliklerin renkleri birleşti, tek renge dönüştü. Öyle ki, kimi şirketlere sipariş vererek kendi adınıza bir roman bile yazdırabilir oldunuz. Yazdığınızı elinize alıp okumanız da gerekmiyordu artık. Ekran vardı. Yayıncıya da dosya yerine disket ya da CD verebilirdiniz. Bunları bütün yazarlar için söylemiyorum elbet. Neyse ki, kendi kişiliklerini koruyan yazarlar günümüzde de var. Sinemacılar olduğu gibi. için kullanılan araç lardı. Amaç değildiler. İyikötü bir öyküyü renklendiren ayrıntılardı. Öykünün temelini oluşturmuyorlardı. Artık insan ı yansıtan filmlere özlem duyar hale geldik Matrix lerle, Örümcek Adam larla kuşatıldık. Karayip Korsanları gibi serüvenler bile, çekiciliğini bilgisayarla yaratılmış efektlerden alıyor. Nerede Kara Bayrak ın Tyrone Power ı, Korsanlar Kralı nın Paul Henreid i Nerede Errol Flynn Onlar insandı. Karayip Korsanları nın Johnny Depp i ise görsel efektlerin bir parçası sanki, bir bilgisayar ürünü Gece yatak odasında (Edward John Poynter) Ninemin sık sık anlattığı bir öyküydü... Adamın biri padişahın huzuruna çıkmış, Ben kırk dikiş iğnesini arka arkaya dizer, ipliği de bir fırlatışta kırkının birden deliğinden geçiririm, demiş. Ustalığını padişahın karşısında da göstermiş. Padişah, Şu adama kırk altın verin, kırk da sopa çekin, demiş. Adamın şaşırdığını görünce eklemiş: Kırk altın ustalığın, kırk sopa da böyle bir şeye yıllarını harcadığın için. Ne zaman görsel efektlerin egemenliğinde yaratılmış bir film görsem, bu geliyor aklıma. Final Fantasy filminin yapım öyküsünü hatırlıyorum. Oyuncuları ve gerçek mekânları devre dışı bırakan bir hiper gerçekçi animasyon tekniği kurabilmek için Honolulu da 40 milyon dolar harcanarak dev bir stüdyo yapılmış. Özel yazılımın geliştirilmesi için 1.5 yıl, animasyon süreci için 1 yıl, bunun kompozisyonu için 1.5 yıl harcanmış. Sonunda derilerinden saç tellerine kadar gerçek oyuncuları hiç aratmayan, seyirciyi ne kadar da insana benziyor diye şaşırtan sanal kişiler yaratılmış. Neden? Niçin? Ne uğruna? Çocukluğumuzda bizi şaşırtan, acaba bunlar nasıl yapılıyor diye düşündüren filmler vardı. İlk King Kong sözgelimi Dev gorilin Fay Wray i avucunun içine nasıl aldığının sırrını çözmeye çalışırdık. Sonra Dev Adam Kaptan Marvel in nasıl olup da uçabildiğini uzun uzun tartışırdık. Film hileleri üstüne kafa yorardık. Ama o filmlerin hepsinde her şeyden önce insan vardı. O hileler, filmi eğlenceli kılmak TEBESSÜM MOLASI T. S. ELIOT Şimdi öyle mi ya? Artık insan ı yansıtan filmlere özlem duyar hale geldik neredeyse. Matrix lerle, Örümcek Adam larla kuşatıldık. Karayip Korsanları gibi serüvenler bile, çekiciliğini bilgisayarla yaratılmış efektlerden alıyor. Nerede Kara Bayrak ın Tyrone Power ı, Korsanlar Kralı nın Paul Henreid i Nerede Errol Flynn Onlar insandı. Karayip Korsanları nın Johnny Depp i ise görsel efektlerin bir parçası sanki, bir bilgisayar ürünü. O görkemli teknik gösterinin aracısı. Eskiden kahramanımız elini kılıcına attığında soluklarımızı tutardık. O insandı çünkü. Şimdi ise kırk canavar, elli uzaylı, yetmiş android tarafından saldırıya uğrasa bile kılımız kıpırdamıyor. Çünkü kahramanımız da insanlığını yitirdi, onlar gibi bir yaratık oldu. Bilgisayarların yazdığı romanları kimler okuyacak, bestelediği müzikleri kimler dinleyecek, çizdiği resimleri kimler seyredecek? Şimdilik sinema başı çekiyor. Alçakgönüllü efektlerle başlayan bir yaklaşım, sonunda zırvalığın doruklarına ulaşıyor. Sanal derken gerçeği, insanı unutmaya başladık. Bir zamanlar beyazperdede varolan insan, oradan yok olup salona indi, sadece seyirci olarak koltukta yerini aldı. Bu gidişle oradan da çekip gidecek, yerini sanal seyirciye bırakacak. T.S. Eliot a sordular: Bir şairin haftada en az bir şiir yazması gerektiğini söylemiştiniz. Bu, gerçekten gerekli mi? Onu söylerken Ezra Pound u düşünüyordum, dedi Eliot. Ama şimdi aklıma öyle şairler geliyor ki, mümkün olduğu kadar az yazsalar daha iyi olurdu... I.A. Richards, T.S. Eliot u çalıştığı bankada ziyarete gitmişti. Masada oturan memurlardan birine, Eliot un nerede olduğunu sordu. Üst katta, dedi memur. Bir an durakladı. Sordu: Eliot un şair olduğu söyleniyor; doğru mu? Doğru, dedi Richards. Peki, nasıl bir şairdir? Çok yetenekli. Evet, dedi memur. Çok yetenekli biri. Bu gidişle Şube Müdürü olursa hiç şaşırmam. Şair T.S. Eliot un bir yazar arkadaşı, Eleştirmenler başarısız sanatçılardır, demiş. Eliot un yanıtı: Sanatçıların çoğu da öyle değil mi?

5 MUSTAFA BEZİRCİLİ 5 Mısra-ı bercestenin mavisi Gülçin Sahilli Eski edebiyatımızda şiir, edebi sanatların ustalıkla kullanıldığı, yapı bakımından sağlam, vezin yönünden kusursuz mısraların çokluğu oranında değer kazanıyordu. Ve mısra-ı berceste, bu şiir anlayışının en önemli ölçütlerinden biri durumundaydı. Gülçin Sahilli nin şiirinde göze ilk çarpanın, en etkili dizelerin berceste mısra ya dönüşüyor olması. Örneğin, Berkin Elvan a adadığı on beşte durma sokağı şiirindeki Sekti ölüm, uçtu kuşlar, vuruldu çocukluğun mavisi dizesi gibi. O zaman ve her zaman- dizenin şiirde çok anlamı var! Çok anlamsa yaşamın yorumlanışı ve imgeye dair kılınmasındaki soyutlama yeteneğini ele veriyor. Kelimeye mi dayandı şiir; o zaman işte kelime: Evlek! Köy de nerede kalmıştı, şiirden çıkarılalı çok olmamış mıydı ki yeniden dahil ediyor Gülçin Sahilli. Hem de acımasızca, buran, burkultan bir söyleyişinin gücüyle: hasmının gözlerinde taze bademler İkisi savaştı, dünya öldü Kavaklar konuşuyor geceleri kulaklarımda Üç evlek un, bir köy açlık Kadın duyarlılığı gibi belki var belki yok bir durumun aslında hiç de pozitif bir ayrımcılık taşımayan nitelemeyle tuzak haline geldiği bir genel geçerlemeyi göz ardı etsek de, ama yine de ancak bir kadının bulabileceği bir eylemsellik, sevgiye ve hüzne iliştirilir: Bir kuka yün söktüm kazağının ardından Bel çukurun kışa karşı durur şimdi Ve sonra şiiri oluşturan birikim, yalnızca dizeyi oluşturan imgelem gücünden ibaret kalmayıp daha da ötelere taşındığında bir durum tespitine; bir yandan çözümlemeye bir yandan da savsöze dönüşür. Zorlu iştir; altında kalmak tehlikesi fazlasıyla mevcuttur ama, Gülçin Sahilli bunu başarıyor: Birbirimize yaptıklarımız içtiğimiz çiğ sütten Eğer bir taşım kaynatsaydı analar ocaklarda Utanmazdık kardeşimizden Elbette dolgu dizeler, şiire göre solgun kalan uçurt değil uçurt-ma, nesil kolonlar ı gibi adlandırmalar ve hatta palamar yerine vapur halatı demek gibi zayıflıklar yok değil. Ama incecik, küçücük kitabı oluşturan şiirler, ustalaşmakta olan bir sesin özgün imge dünyasına yöneldiğini işaret ediyor: Her rüya kendi oyuncularına kalleş Şiir kalleş midir? Denilemez belki ama, her şiir şairi için pimi çekilmiş bir bombadır, elde de patlar, elde de patlar! Ben geceyi yutmuşum Bu günahla güneş doğmaz benden diyebilen bir şairi terk etmemeli ve beklenti patlamamalı. Aynı yıla iki kere girdik seninle Şiirinin içrek sesinde ya da o sesi arayışında kimi yerde imge dizeyi kırabiliyor ama çoğu yerde modern şiirin hilafına mısra-ı bercestedir: Kalp seçmediği yaraya kabuk bağlamaz. Sonra bu türden bir şiir içinde dozu ayarlanabilmiş bir humoresk kendini aratıyor ve bekletiyorsa, geleceğim işaretini de veriyor: aklın tıkanmıştır su iç geçer Gülçin Sahilli 2014 Kıyı dergisi Ruhi Türkyılmaz Şiir Ödülü sahibi. Yerinde seçim, değerli seçim. Mavi Esme Boran ı okumak da öyle olacaktır. Mavi Esme Boran Gülçin Sahilli Yasakmeyve Yayınları 44 s.

6 29 Ağustos 2014 Cuma 6 ŞENOL ÇARIK Beni Mustafa Kemal neferi olma suçundan ıslah edemeyeceksiniz Sohbet ediyor bizimle Teğmen Mehmet Ali Çelebi; içtenlikle açıyor kapıları; ülkenin, Türk Silahlı Kuvvetleri nin bu duruma düşmesinin nedenlerini, hataları sorguluyor. Eleştirel aklın sancılarına paydaş ediyor bizi. Halkına açık bir mektup yazmış sanki. Yazıldığı yerin rengini taşıyor üzerinde, bu toprağın rengi gibi Karamsar değil, aksine umut dolu Hiç boğazda bir vapurda seyahat ettiniz mi? Nâzım Hikmet in Tuna üstüne söylediği dizelerdeki gibi başınızda İstanbul havasıyla Boğaziçi nden geçtiniz mi? O eşsiz boğazın mavi sonsuzluğundaki bu yolculuğun özgürlüğünüzün son yolculuğu olduğunu bile bile martılara emanet ettiniz mi özgürlüğünüzü? Yüreğinizdeki inanç ve aklınızdaki ışıkla hapishaneye yeniden giderken yüzünüzdeki gülümseyişin insanlara umut olduğunu biliyor muydunuz? Teğmen Mehmet Ali Çelebi ydi o. Ergenekon davasından 16 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Üç yıl Hasdal da tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Hasdal a yeniden giderken vapurda ailesiyle çektirdiği fotoğrafları paylaşılıyordu her yanda. Aklımda hala o kareler var. Teğmen Mehmet Ali Çelebi Kırmızı Kedi Yayınevi 200 s. Asker olmak tek tip bir üniforma, omuzlardaki metaller midir sahiden? Ya Mustafa Kemal askeri olmak nasıl bir şeydi Teğmen; bir ruh, bir inanç, irade?.. Şu satırları kaleme aldığım sırada, Balyoz Davası kararlarını protesto etmek için başlatılan, sanık yakınları ve yurttaşların desteğiyle Türkiye nin birçok noktasına yayılan Sessiz Çığlık eyleminin yüzüncüsündeydi Teğmen Çelebi. Vefasızlığı çok yaşamışlardı içerideyken belki ama silah arkadaşlarına, vatanına ahde vefadan yine de geri durmuyordu. Rütbesi aklı ve yüreğinde Mehmet Ali Çelebi, bir teğmen. Ama öyle omzunda sadece bir yıldızdan ibaret bir teğmen değil. Vatanına aşkla bağlı, idealist, zeki, başarılı, pırıl pırıl bir genç. Bir halk çocuğu. Belki çokça kullanılıp içi boşaltılır bu sözün ama galiba en çok yakışanlardan birine vermek gerek bunu. Halkın bağrından çıkmış. Gencecik, kararlı, gözü pek bir Mustafa Kemal askeri. Ev in en küçüklerindendi, kimine göre evin sarı öküzü ydü. Versek ne olur ki denenlerdi. Koca koca rütbelilerin rütbelerindeki yıldızlar yere düşüp, bir anda yerle yeksan olmuş, heybetlerinin yerinde kara yeller eser iken, o en alt subay rütbesindeki genç devleşti. Direniş geleneğinin evladıydı, neferi oldu, bayrağı düşürmedi, hatta daha yükselti. Onun rütbesi omzunda değil, bilim ve aydınlanma ışığıyla dolu aklında, vatan ateşiyle yanan yüreğindeydi: Subay; bedeninden önce şerefini, vatanını ve milletini koruyan adama derler. Bizim için hak yok, vazife vardır. Kumpas davalarda (Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Amirallere suikast, Kafes, Casusluk) tutuklanan ilk muvazzaf subay. Birliğinden terörist diyerek gözaltına alındı. Sağlık muayenesi için götürülürken bir gazetecinin Ergenekon Terör Örgütü ile irtibatı olduğunuz iddia ediliyor sorusuna, Hayır, Mustafa Kemal le irtibatım var dediğini şimdi bile duyar gibiyim. Ve o kelli felli, koca koca generallerin Hukukun işlemesini bekleyeceğiz sözlerine Komutanlarımız bilsin, bu saldırı TSK yadır bilincinde bir duruş sergileyen ve kendini haklı olmanın gücüyle adaletini yitirmiş bir hukuka korkusuzca teslim eden tavır. Yıl 2014 olduğunda, onca bedelden sonra kumpas çöktüğünde bu gerçek ancak anlaşılıyordu Anadolu yum ben tanıyor musun Bu kitabı okurken zaman zaman hüzünlendim, gözlerim doldu. Öfkelendim, yüreğime sızı düştü, hayret ettim, güldüm, umutlandım Ama en çok da hayat hikayesinin bir karesinde kendimden de bir şeyler buldum. Anlatılan bu toprağın, emekçilerin, halkın hikâyesi değil miydi biraz da! Bu topraklarda tarihi direnenler yazar, son sözü onlar söyler. Yaşamın bir diğer adıdır. Bu toprakta filizlenen bir fidansan şayet, zulme direneceksin. Bu toprakların elifba-

7 29 Ağustos 2014 Cuma 7 İSMAİL BİÇER sıdır direnmek. Yaşam var dağ gibi, yaşam var gökyüzü, deniz Suçumuz hür insanlar gibi konuşmak, kitaplar suç ortağımız diyordu Rıfat Ilgaz. En büyük yoldaşı kitap, en büyük silahı fikir olanların yazgısıdır bu. Başka bir dünya vardır elbette dünyayı değiştirme kararlılığında olanlar için ve bu o mecbur insanların, devrimcilerin kaderidir. Ama bu bir kibir değildir. Yaptıklarını bir böbürlenme, ayrı olma, farklılığını fark ettirme çabası olarak değil adanmış insanlar kuşağının geleneğini sürdüren bir halk çocuğu, bir Harbiyeli olarak dile getiriyordu Teğmen Çelebi. Ve Ümit Kaftancıoğlu nun Yaşam var dağ gibi, yaşam var gökyüzü deniz Selam olsun yaşama, yaşama sevincine bin selam dizelerindeki yaşama bağlılığı, umudu görüyoruz Çelebi de. Gürül gürül yaşam ırmağında var olmanın, doğuşuyla değil duruşuyla var olmanın ezgisidir belki de bu. Üniformasını giydiğinde Üzerimde Mustafa Kemal vardı diye gururlanan gencecik bir askerin heyecanı. Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez Ve dönecek olursak yeniden başa, Anadolu insanının tabiriyle sarı öküzü vermeyeceksin. O nu verirken ortalık toz dumandı. 4 yıl sonra Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ giriyordu cezaevine. Etkisi o günkü kadar büyük olmuyordu. Psikolojik harp başarıya ulaşmış mıydı acaba? Girdiği gibi dimdik çıktı Çelebi. Sokrates e dost oldu: Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez sözünü çok sevdi. Bilgiyle, birikimle ayakta kalan aktif bir sabırla yattı. Bir karınca edasıyla. Ya korkup pusanlar, sırt dönenler, birliği içinde çoğu okuma yazma dahi bilmeyen yaşlarındaki çocuklar karşısında aslan kesilen o heybetli, ciddi, vakur bazı komutanlar ne yapıyorlar? Belki korku, belki kaygıdan kendilerinden bir vebalı gibi uzak duranlar, yolları Hasdal a, Silivri ye, Hadımköy e, Şirinyer e hiç düşmeyen silah arkadaşları... Yoksa, silah arkadaşlığı yalan, maaş karşılığı vazife görülen bir devlet bürokrasi çarkının zor günler dişlisinde ezilmiş, artık gerçeğinde yitmeye yüz tutmuş bir efsane miydi? Halkına açık bir mektup Teğmen Çelebi, bir melankoli, bir yas, hayıflanma içinde değil, ne yaşamda, ne kitabında. Sohbet ediyor bizimle; içtenlikle açıyor kapıları; ülkenin, TSK nın bu duruma düşmesinin nedenlerini, hataları sorguluyor. Eleştirel aklın sancılarına paydaş ediyor bizi. Halkına açık bir mektup yazmış sanki. Yazıldığı yerin rengini taşıyor üzerinde, bu toprağın rengi gibi Karamsar değil, aksine umut dolu. Bizim vicdanımız o karanlık suların ulaşamayacağı bir yükseklikte, bir uyanıklıkta nefes alıp veriyordu Bu toprakların bitmek tükenmek bilmeyen türküsüdür umut. Ve direnen bir yürek şimdi kendi ezgisini Ben ıslah olmadım diye haykırmaya devam ediyor Mehmet Ali Çelebi, kara pilot teğmen. 23 Temmuz 1984 te doğdu. Babası banka veznedarı, annesi gardiyan. Askeri liseyi birincilikle bitirdi yılında Kara Harp Okulu nu dördüncülükle bitirip, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tan diplomasını aldı. 18 Eylül 2008 tarihinde birliğinden gözaltına alındı. İki gün sonra tutuklandı. İki yıl sonra, 27 Eylül 2010 da hakim karşısına çıkarıldı. Cep telefonuna 139 adet telefon numarası yüklendi. Hizb ut Tahrir adlı örgütle bağlantısı olduğu iddia edildi. Numaraları sehven yükleyen polis beraat etti. Sosyal paylaşım sitelerinde ön savunmaları okunma ve paylaşım rekorları kırdı. Ergenekon davasından 16 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 30 Ekim 2013 te Hasdal Cezaevi nde Kezban Meray ile evlendi. 3 yıl Hasdal da tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Mustafa Kemal in askeri olmaktan hiç vazgeçmedi. SOSYALİST BİR ŞAİRİN KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI: İzmir in içinde Amerikan neferi İzmir in İçinde Amerikan Neferi Şükran Kurdakul Ataç Kitabevi 32 s. Şiirimizde Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan yapıtların ilk akla geleni Nâzım Hikmet in Kuvâyi Milliye sidir. Bap lar şeklinde kaleme alınan bu şiirler, Nâzım ın, 1939 da İstanbul Tevkifhanesi nde başlayıp, yıllarında Çankırı ve Bursa hapishanelerinde sürdürüp tamamladığı Memleketimden İnsan Manzaraları nın bir bölümüdür. Kuvâyi Milliye dışında bir destan daha var ki; sadece İzmir in işgalden kurtuluşu üzerine kurulu olsa da, bütünlüklü bir Kurtuluş Savaşı destanı sayılabilecek; Şükran Kurdakul un ilk baskısı 1966 da yapılan dördüncü şiir kitabı İzmir in İçinde Amerikan Neferi dir te, 77 yaşında yitirdiğimiz Şükran Kurdakul, toplumcu-gerçekçi şiirin önde gelen adlarındandır. Onun, yüksek sesle okunmaya elverişli şiirleri devrimci kitleler içinde kabul görmüştür da İzmir Karşıyaka Lisesi nde öğrenim gördüğü sırada, komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle 4,5 ay tutuklanmış ve öğrenim hayatına son verilmiştir. Askerlik dönüşü İstanbul a yerleşen Kurdakul 1953 te banka memurluğu yaptığı sırada tekrar tutuklanır te, bırakıldıktan sonra gazeteciliğe başlar; Tan Gazetesi, Yeni Gazete ve Varlık Yayınevi nde düzeltmenlik yapar yılları arasında Yelken dergisini yöneten Kurdakul, 15 Mayıs Mart 1964 arasında Ataç ve 1 Mart Mayıs 1966 arasında da Eylem dergilerini çıkarır de Ataç Yayınevi ni kuran ve yöneten Kurdakul, ayrıca Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu üyeliği, Türkiye İşçi Partisi Balıkesir İl Başkanlığı ve Türkiye PEN Yazarlar Derneği Başkanlığı yapar... Birçok dergi ve gazetede yazıları yayınlanır. Şükran Kurdakul, aynı zamanda önemli edebiyat tarihçilerimizden biridir de Nevzat Üstün Şiir Ödülü ne değer görülen Kurdakul un İzmir in İçinde Amerikan Neferi oylumlu bir yapıt olmasa da, konu bakımından oldukça farklı, şairin dedesinin de içinde bulunduğu Kurtuluş Savaşı gazi ve şehitlerine adadığı, destansı şiirlerde, İzmirlilerin (15 Mayıs Eylül 1922 arası) kahramanlıkları, Kurtuluş Savaşı boyunca başarı ve heyecanını anlatır. Efsun taburlarının rıhtıma getirdiği / Bu kavga hangi kavga, bu gerçek nasıl gerçek // Söyle türkü, söyle direnç, söyle zeybek / Namlular mı tuttu yolları, geride mi kaldınız / Bir yokluğu sorar gibi evrende / Bu ölgün gölgeler nereden özge size / Ağıt bile söyleyin, ama söyleyin yalnız // Bir saray zindanı gibi çoğaldı karanlığı / Anılarda bile duyarken nice sonra / O zincirler, o yankılar boynumuzda seslendi / Çıkılmaz bir mahzende Osmanlı iktidarı / Damat Ferit, Vahidettin, Kürt Mustafa. Kitabın diğer şiirleri; Redd-i İlhak, Hasan Tahsin, Ağıt Değil, İkinci Kurtuluş, 142 siz Şiir, İkinci Dokuz Eylül e Doğru ve kitaba adını veren final şiiri İzmir in İçinde Amerikan Neferi. Bir deniz ansıyorum, bizim körfezin denizi / Özgür alabildiğine özgür ve zeybek / Bir adam görüyorum Harmandalı / Çok adam görüyorum kavgada / Elleri yukarı, başları yukarı / Yaprak mı dökülürmüş İzmirin kavağında // İzmirin içinde Amerikan neferi / Anaa kordonda geziyor, bayrak yırtıyor / Anaa, yargılanmıyor adam öldürdüğü halde / Bre dostlar elimiz böğrümüzde kalıyor / Nerde redd-i ilhak, Hasan Tahsin nerede? / İzmirin içinde Amerikan neferi / Yiğit olan evinde durmaz gayrı. İzmir in İçinde Amerikan Neferi kusursuz bir vatan sevgisine sahip olan sosyalist bir şairi tanımak/hatırlamak kadar kurtuluş mücadelesinin şiirleştirilişine dair tarihi bir not olarak önemli bir yere sahiptir. Yeni bir baskısının zamanı gelmedi mi artık?

8 29 Ağustos 2014 Cuma 8 MİTAT ÇELİK 9 AHMET ADA İLE YENİ POETİK KİTABI ŞİİR YAZILARI ÜZERİNE Poetika, büyük çabalar sonucu oluşur Çağdaş Türk şiirinin bütün sorunları; şiir ve yazınsallık ilişkisi, şiirimizin dünya şiiri içindeki yeri, modern şiirde yüzey yapı derin yapı mekiği, şiir ile gerçeklik ilişkisi, şiirin yaşantıyla - ontolojiyle ilişkisi ve ne liği, esin kavramı, düzyazı şiir, lirik şiirin ne liği, şairin duruşusorumluluğu, şiirin okurla ilişkisi gibi sorunlar üzerine düşünce üretmiş olmak aynı zamanda çağdaş bir eleştiri disiplinine katkıda bulunmaktır Şiir Yazıları Ahmet Ada Şiirden Yayınları 253 s. Şiir Yazıları, Şiir Dersleri nden üç yıl sonra çıkan yeni poetik kitabınız. Poetik görüşlerinizi içeren kitapların beşincisi. Bu yazılarda, modern şiirin çözümlenebilmesi için eleştirel bir zemin oluşturduğunuz söylenebilir mi? Elbette, modern Türk şiirinin bileşenleri ve retorik gibi önemli konuları içeren poetik yazılarda eleştirel bir zemin üzerinden söz almaktayım. Retorik düzlemde kalan şiir neden şiir oluş sorunu yaşar? Retorik düzlemdeki şiirin neden derin yapısı yoktur? Bütün bunları, Şiirden dergisinin bugüne dek yayımlanan sayılarında bulmak mümkündür. Poetik-kuramsal yazıların pratiği olarak okunacak yazılar kitaplaşınca, kuramsal yazıların nasıl pratiğe odaklandığı da görülebilecektir. Bu yazılar, modern şiirin çözümlenmesinde yol göstericidir. Modern şiirin dilinin gidimsiz dil oluşunun ortaya konuşu bunlardan biridir. Düzyazı ile şiirin sınırlarının çizilmesi, neyin şiir neyin düzyazı olduğunun saptanması konusunda yazılar ipuçları verir. Örneğin düzyazı şiirin tanımlanması, belirgin özellikleri, şiirli düzyazıdan farkı poetik bir yazıyla madde madde ortaya konulmuştur ki, bu metin düzyazı şiir üzerine yazacaklar için bir kaynak oluşturur. n Dilbilim, anlambilim ve kullanılan yöntemlerin, kavramların genişlemesi şiir eleştirisine ne tür katkılar sağladı? Dilbilim, anlambilim, göstergebilim dille ilgili disiplinler oldukları için şiirin çözümlenmesinde, şiiri kavramlarla anlamlandırmada öne çıkarlar. Elbette, modern şiirin anlaşılmasında çözümleyici katkıları var. Bu disiplinler kuramsal eleştirel okumalara olanak açtı. Okuma biçimlerine yeni açkılar sağlayarak şiirin yorumlanmasında çözümlemecinin ufkunu genişletti. Öteki disiplinler, örneğin Michael Riffaterre nin Semiyotik Kuramı, Hilmi Yavuz un belirttiği gibi, şiir eleştirisinin ya da yorumlanmasının edebiyatın kavramlarıyla yapılmasına yol açtı. Marksist şiir eleştirisi öteki disiplinlerle girdiği ilişkiyle zenginleşti. Psikanalitik eleştiri Lacan sonrası dille kurduğu ilişkiyle dizgesellik kazandı. Böylece bir metnin çok farklı bağlamlarda okunabileceği ortaya çıktı. Şiir eleştirisinin kullandığı yöntemlerin çoğalması, disiplinler ve kavramların bunca bolluğu bazı şiirlerin açımlanmasını sağlamayabilir yine de. Kısaca, hacmi genişleyen bir eleştiri alanı söz konusu. Örneğin, Heidegger in şiire ve şiirsel dile yönelimi, varlığı anlamak için dili, dili anlamak için de şiiri anlama ya dönüktür. Heidegger, bu anlamda, şiirsel dil ile metafizik/hakikat arasındaki ilişkinin tartışılmasına yol açarak, şiirin açımlanmasında bir düşünür olarak katkı sağlamıştır. Modern şiirin açımlanmasında ontolojinin, epistemolojinin, fenomenolojinin ve alımlama estetiğinin, şiirin alımlama düzeyini geliştiren rolünü görmek olanaklıdır. Poetik tartışmaların çoğuna ışık düşürülmüştür. Dil, anlam, ses, imge, gelenek, metinlerarasılık, tarih, mitoloji bağlamlarında söylenecek söz bırakılmamıştır. Şiir üzerine düşünce üreten bir şair n Şiir Yazıları na yazdığı Bir Şiir Düşünürü Olarak Ahmet Ada başlıklı denemesinde Celâl Soycan, Ahmet Ada, şairlere, şiir kuramına odaklandığı yazıları yanında, esas olarak bir şiir düşünürü kimliğiyle şiiri nesne edinen denemelerine de bu kitapta yer veriyor diyor. Şiir düşünürü nitelemesine ne dersiniz? Yalnızca şiir üreten değil, şiir üzerine düşünce de üreten biriyim. Çağdaş Türk şiirinin bütün sorunları; şiir ve yazınsallık ilişkisi, şiirimizin dünya şiiri içindeki yeri, modern şiirde yüzey yapı derin yapı mekiği, şiir ile gerçeklik ilişkisi, şiirin yaşantıyla - ontolojiyle ilişkisi ve ne liği, esin kavramı, düzyazı şiir, lirik şiirin ne liği, şairin duruşusorumluluğu, şiirin okurla ilişkisi gibi sorunlar üzerine düşünce üretmiş olmak aynı zamanda çağdaş bir eleştiri disiplinine katkıda bulunmaktır. Şairler üzerine yazdığım çözümleyici yazılar bu kuramsal birimin pratikleridir. Dilsel, anlamsal, biçimsel yönleriyle modern şiiri çözümlediğim yazılar acıtıcı sonuçlar doğurmuştur. Ele alınan şiirle ilgili algıları bozan sonuç tedirgin edicidir. Genç bir şair şunları yazabildi: şiirsel formun dışında kalan / dışına çıkan her metin de düzyazının sınırları içine dâhil olmaz. Doğrudur, ama onun da koşulları var: Böyle bir metin modern şiiri örgütleyen imgeden yalıtık değildir. Ya şiir tümcelerinin sonunda ulaşılan bütünsel bir imge ortaya çıkmaktadır ya da sade olanın içinde şiirsel formu yakalamıştır. Yani, salt retorik düzlemden çıkmıştır. (Özdemir İnce nin Belirtiler Üzerine şiiri böyle bir metindir.) Böyle metinler düzyazının sınırları içine dâhil olmazlar elbette. n Kitaptaki başlıklara baktığımız zaman modern şiirin hemen her sorununa eğildiğiniz görülüyor. Şiir Dersleri de aynı kuramsal çerçeveyi başka sorunların omurgası üzerine kuruyordu. Şiir Yazıları nı şiirin epistemik bağıntılarına işaret eden bir kitap olarak görebilir miyiz? Şiir Dersleri (Artshop, 2011) kitabımdaki poetik denemelerde de bilgi kuramsal bir çevren vardır. O yazılar toplamı etik kaygılar taşır: Çağdaş bilgi düzeyleri, yazınsal kavramların açımlanması kaygılarını da Şiir ve etik, söylem, yazınsallık, üstdil, alımlama estetiği, imge ile nesnel bağlılaşık ilişkisi, şiir dili, ironi, şiir felsefe ilişkisi gibi konular şiirin bilgi düzeylerine açkı sağlayan yazılardır. Şiir Yazıları da bu öğretisel içermeyi tamamlar. Başvuru kaynakları olarak n Fragmanlar da yer alan yazılar ölüm, su, gökyüzü üzerine. Bu izlekleri içeren şiirleri gösteren, zahmetli araştırmaları gerektiren yazılar. Yorumlar, eklentiler ahlâki kaygıları da içeriyor. Kitabın Fragmanlar bölümünde, sözünü ettiğiniz izleklerden ölüm, su, mektup, gibi izleklerin önce tanımlarına yöneldim; sonra Klasik Osmanlı Divan Şiiri nde, Halk Şiiri nde ve Çağdaş Türk Şiiri nde nasıl yer aldıklarına baktım. Bazen de felsefede ne anlam taşıdığını araştırdım. Barış izleğini araştırdığım yazıda çeşitli ulusların yazar ve şairlerinden örnekler verdim. Kısaca, nesne edinilen izlekler uzun araştırmalar ve okumalar sonucu yazıldılar. Umarım genç kuşaklar için yazınbilimsel yanlarıyla başvurulacak birer kaynak olurlar. n Son bölüm söyleşiler ve şiiriniz üzerine yazılan metinlerden oluşuyor. Bir tür belgelik gibi. Doğru. Kenan Yücel, Mustafa Köz, Abuzer Gürpınar, Ogün Kaymak gibi şairlerin yaptığı söyleşi metinleri şiirimi açımlayıcı özellikler barındırıyor. O dönemde, sevgili Mitat, seninle de konuşma yapmışız. Yazılanlar da ise poetik kırılmalarla sürüp gelen şiirimi değerlendiren yazılara yer verdim. n Heidegger, Georg Trakl üzerine yazdığı yazının bir yerinde, bir şiiri irdelemenin, şiirle girişilen düşünce temelli bir diyalog olduğunu belirtir. Ne dersiniz? Doğrudur, bu diyalog alımlama estetiği bağlamında da olabilir. Bir şiiri irdelemenin ulaştığı sonuç sadece düşünce temelli bir diyalog da değildir. Bu belki Heidegger gibi bir düşünürün vardığı sonuçtur. Genel olarak edebiyat eleştirisi özel olarak şiir eleştirisi bu düşünceyi aşmıştır. Şiir eleştirisinin çeşitli disiplinlerle girdiği ilişki çok zengin imkânlar sunmuştur bu alana. Sadece düşünce temelli bir diyalog olmaktan, yani sınır koyucu olmaktan çıkmıştır. Tarihi, mitolojiyi, rüyayı, mekânı ve zamanı, edimleri, çağı, çağın ruhunu, insan hâllerini, metinlerarası ilişkileri, şairin şiir çevreni içindeki yerini, şiirin retorik araçlarını (metafor, metonimi) şiir irdelenirken okumak mümkündür. AHMET ADA 1947 de Ceyhan da doğdu. İlk şiiri Tabuttur Kitaplar ve Hilmi Yavuz un şiiri üzerine olan ilk yazısı Hilmi nin Çocukluğu 1966 da Soyut dergisinde çıktı. Şiirlerini ve poetik yazılarını Yeni Dergi, Papirüs, Varlık, Gösteri, Adam Sanat, Milliyet Sanat, Kitap-lık, Şiirden dergilerinde yayımladı. Bazı şiirleri Almancaya, Fransızcaya, İngilizceye, İtalyancaya, Bulgarcaya, Kürtçeye çevrildi. Gerçekçi tutumlardan beslenen, destansı, lirik, hüzünlü ve incelikli şiirler yazdığı eleştirmenlerce kabul edildi. Son dönem yazdığı şiirlerle, modern şiirin biçimselliği ile modern dünya tasarımına felsefî derinlik katan yeni bir döneme girdi. Uzun ve epik özellikler barındıran şiirlerinde, göç, savaş gibi olgulara insanî bir perspektiften bakarak çok sesli bir şiire yöneldi. Şiirinin başkalaşımını da poetik yazılarla açımladı. Şiirin kavram ve terimlerinin oluşturulmasında çaba gösterdi. Şiir Okuma Durakları (2004) adlı kitabı modern şiire ilişkin şiir bilgisi içeren bir elkitabı olarak değerlendirildi. Onlar İçin Minibüs Şarkısı Üzerine Gözlemler adlı incelemesiyle 1999 E Dergisi Şiir İnceleme Ödülü nü aldı. Eserleri: Şiir: Gün Doğsun Gül Üstüne, 1980, (1981 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü); Acıyla Akran, 1983; Yaz Kırlangıcı Olsam, 1985; Yitik Anka, (ilk üç kitabının toplu basımı) 1993; Aşk Her Yerde, 1990, (1991 Ceyhun Atuf Kansu Şir Ödülü); Vakit Yok Hüzünlenmeye, 1992, (1993 Yunus Nadi Şiir Ödülü); Günyenisi Lirikler, 1992; Taş Plak Gazelleri, 1995; Küçük Bir Anmalık, 1996; Begonyalı Pencere, 1998; Denize Atılan Çiçek, 1999; Gökyüzünün Fıskiyesi, 2003; Denizin Uykusu Üstümde, 2004; Kantolar, 2006; Yeni Kantolar 2007; Sonsuz At (Seçme Şiirler), 2009; Sözcükler Denizi, 2009; Taşa Bağlarım Zamanı, 2009; Paçalı Bulut, 2010; Yoktur Belki Ahmet Ada Diye Birisi, 2010, (2011 Cemal Süreya Şiir Ödülü); Uçurum Otu, 2012; Çiçek Kokan Ağzı, 2013, Taşın Sesi, 2014 Poetika : Şiir Okuma Durakları, 2004; Şiir İçin Boş Levhalar, 2006; Modern Şiir Üzerine Yazılar, 2008; Şiir Dersleri, 2011; Şiir Yazıları, 2014 Çizim: Köksal Çiftçi

9 29 Ağustos 2014 Cuma 10 HALİT PAYZA Bir zamanlar Bulgaristan da köylüler ve askerler Yovkov, Sınır Boyundaki Çiftlik te, 23 Eylül 1923 te patlak veren Bulgaristan daki Eylül Ayaklanması nın Bulgaristan/Romanya sınırındaki köye yansımalarını Monalaki nin ikinci eşi Antitsa dan olan kızı Nona ile Teğmen Galçev in önceleri bir oyun olarak başlayan, sonradan giderek aşka dönüşen birliktelikleri ekseninde anlatıyor Sınır Boyundaki Çiftlik Yordan Yovkov Evrensel Basın Yayın 256 s. Yordan Yovkov, 9 Kasım 1880 de İslimye ilinin Kocabalkan Dağı eteklerindeki Kotel ilçesinin Jeravna (Başköy) köyünde doğdu. Babası Stefan Yovkov Kuzey Dobruca da çobandı, Güney Dobruca da göçe zorlanan Türk asıllı bir çiftlik sahibinin, 600 dönümlük arazisini çok ucuza kapattı ve sınıf atladı. Baba Yovkov ailesini kuzeyde bırakarak, güneye çiftliğe yerleşti. Oğul Yovkov, ilk ve ortaokulu Jeravna ve Kotel de, liseyi Sofya da okudu. Okul bitince, Dobruca daki Çiftlik Musabey köyüne ilkokul öğretmeni olarak atandı. Askerliğini Sofya da teğmen olarak tamamladı. İlk şiiri Ağır Haç Altında Sıznaniye gazetesinde yayımlandı te Sofya Üniversitesi Hukuk Fakültesi ne kaydını yaptırdı ancak, ekonomik nedenlerle yarım bırakmak zorunda kaldı, bir kez daha ve bu kez zorunlu olarak Çifutköyü ne (Çıfıtkuyusu) döndü. Romanlarından da anlaşılacağı gibi, Dobruca da kaldığı süreçte düşünce yapısını biçimlendirecek bir biçimde Türk kültürü ve oralı Türklerle tanıştı. Dobruca da öğretmenlik yaparken, bir yandan da gazete ve dergilerde şiirleri yayımladı Bulgaristan-Osmanlı savaşında astsubay olarak katıldı. Birinci, İkinci Balkan Savaşlarında ve Birinci Dünya Savaşı na katıldı, savaş muhabirliği de yaptı. Savaş sonrası Bükreş te Bulgar Elçiliği nde görev aldı. Öykü yazmayı sürdürdü. Öykülerindeki köylü kahramanlar, romanlarının da kahramanları olarak görünürler. Yovkov un roman kahramanları olan köylüler, Türk geleneklerine bağlı, ahlaki değerlerini yitirmemiş, dinsel etkilere açık, yeniliklere kapalı geleneksel köylü karakterlerdir. Alışılmış yaşam biçimlerindeki en ufak değişiklik onları tedirgin eder ve eski yaşam biçimlerine bir tehdit olarak algılarlar. Topraksız köylülerin kavgası Bulgar yazını 18. yüzyıla kadar dinsel metinler üreten bir yazım geleneğini sürdürür. Çağdaş Bulgar yazını ise İkinci Dünya Savaşı sonrası sosyalist sistemle birlikte gelişir. Yovkov romanlarından çok öyküleri ile tanınıyor. İlk yapıtlarının ana temaları savaştır. Öykülerindeki olgulara asker gözüyle bakar. Sınır Boyundaki Çiftlik te de bu askerce bakış duyumsanır. Galçev, Bulgaristan/Romanya sınırındaki bir karakolda görevli teğmendir. Buna karşın teğmenin varlığı savaş dışı sınır koruyuculuğu ile kısıtlıdır. Yovkov, Sınır Boyundaki Çiftlik te ilk yapıtlarındaki ana izleğinden saparak romanını savaş sonrası bir sürece oturtur. Sınır boyundaki çiftlik Monalakilerin giderek daralan ve sonunda elden çıkarılan İsören çiftliğidir. Yovkov, roman boyunca, Monalaki nin ikinci eşi Antitsa dan olan kızı Nona ile Teğmen Galçev in aşka dönüşen birlikteliklerinin arka planında topraksız köylülerle büyük çiftlik sahipleri arasındaki kavgayı anlatır. Monalaki sahip olduğu toprakları yasal olmayan yollardan edinmiş, toprakları Bulgar hükümetince elinden alınarak köylülere dağıtılmıştır. Çiftliğin sınırlarının giderek daralması tarım reformu sürecinde de devam eder. Buna karşın toprakları artan nüfusa yetmeyen köylülerle, Monalaki arasındaki toprak kavgası, köylülerin yine davalık olan çiftliğinin yakınlarındaki bir başka toprak parçasına sahip olmak istemeleri ile devam eder. Romanda, varsılken giderek yoksullaşan büyük toprak sahibi Monalaki ekseninde topraksız köylülerin sorunsalı irdelenir. Eylül Ayaklanması Yordan Yovkov Yordan Yovkov un Sınır Boyundaki Çiftlik i; 23 Eylül 1923 te patlak veren Bulgaristan daki Eylül Ayaklanması nın, sınırdaki köye yansımalarını içeriyor. Bulgaristan Birinci Dünya Savaşı ndan sonra siyasal bir krize düştüğünde, sol yükselmeye başlıyor. Yönetimdeki Bulgar Çiftçi Halk Birliği yılları arasında bazı reformlar gerçekleştirse de yöneticilerinin adı yolsuzluğa karışıyor. Halktan tepkiler gelmeye başlayınca parti bu kez sertlik politikasına yöneliyor. Ardından askeri darbe geliyor ve hükümet devriliyor. Askeri darbeden sonra Aleksandır Tsankov başbakan oluyor ama bu kez de Haziran Ayaklanması patlıyor. Bulgaristan Komünist Partisi (BKP) bu eyleme destek vermiyor ve tarafsızlığını koruyor. O sırada Moskova da Komünist Enternasyonal toplanıyor ve genel kurulda BKP nin tarafsızlık politikası eleştiriliyor. Enternasyonal, Genel Sekreter Vasil Koralov u durumu yerinde izlemek için Bulgaristan a gönderiyor. Koralov 9 Haziran da tutuklanan komünistlerin serbest bırakılmasını sağlıyor ancak devrimci bir mücadele için koşulların uygun olmadığına ilişkin bir rapor düzenliyor. Komintern buna şiddetle tepki veriyor. Bu çekişme Bulgaristan daki dengeleri bütünüyle bozarak gerilime neden oluyor. Darbeden sonra iktidara gelen Tsankov, köylüleri komünistlere uymaları halinde kendi kanlarında boğulacaklarını söyleyerek tehdit ediyor. 13 Eylül de Güney Mıglij de halk ayaklanıyor. BKP yine tarafsız kalma politikasını yeğliyor ancak bu kez Gorna Cumaya da (Blagoevgrad) çeteler oluşmaya başlıyor ve ayaklanma İç Makedon Devrimci Örgütü tarafından acımasız ve kanlı bir biçimde bastırılıyor. Askeri birlikler de ayaklanmaya karşı harekete geçince; 5 bin kişi öldürülüyor, 15 bin kişi gözaltına alınıyor, 2 bin kişi göç etmek zorunda kalıyor. Ayaklanmanın liderleri Georgi Dimitrov ve Vasil Kolarov da ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Roman bu tarihsel yapı içerisinde Bulgaristan/Romanya sınırındaki çiftlik ekseninde gelişiyor. Yordan Yovkov Sınır Boyundaki Çiftlik i Bulgarca yazmasına karşın, Bulgaristan daki Türklerin kültüründen de oldukça etkilenmiş, romanda Türkçe deyimler ve sözlere sıklıkla yer veriliyor. Yovkov un anlattığı bütün kasaba ve köylerde Türk varlığı, Türk kültürünün izleri görülüyor. Bulgaristanlı Türklerle Bulgarlar öylesine kaynaşmış durumdalar ki bu iki ulus Bulgaristan da neredeyse tek bir ulus biçiminde bir arada var oluyorlar. İyi çeviri iyi romandır Kitabı Bulgarca aslından Türkçeleştiren M. Türker Acaroğlu, Bulgaristan ın kuzey batısındaki Deliorman bölgesinin merkezi olan Razgrad da (Hezargrad) doğdu. İlk ve ortaokulu Bulgaristan da okudu de Sofya daki elçi Tevfik Kamil Koperler in yardımıyla Türkiye ye geldi. Balıkesir Necati Bey Erkek Öğretmen Okulu, Adana Erkek Öğretmen Okulu, Ankara Üniversitesi Hungaroloji Enstitüsü nde eğitim gördü. Kütüphanecilik, çevirmenlik yaptı ve derleme müdürü iken emekli oldu. Üvey Babası Hafız Abdi oğlu Hafız Mehmet Fehmi; Yordan Yovkov un Sınır Boyundaki Çiftlik te anlattığı, Bulgaristan/Romanya sınırındaki 23 Eylül Ayaklanması na uzanan olayların yaşandığı süreçte Razgrad ta kaymakamlık yaptı. M. Türker Acaroğlu iyi bildiği bir dönemi, Yovkov un Türkçe kullandığı deyimler ve adlar dışında, Bulgarca olan kimi sözcükleri de dipnotlarla zenginleştirerek romanı daha anlaşılır biçimde Türkçeleştiriyor. Yabancı bir dilden çeviri yapılmaz, ancak yeniden yazılır. Acaroğlu bunu gerçekleştirebilmiş görünüyor. Doğrudur, iyi çeviri aynı zamanda iyi romandır.

10 DAĞHAN DÖNMEZ 29 Ağustos 2014 Cuma 11 Bana esmeyi anlat Akşamın kızıllığı, basit bir sıyrık gibi göğü kanatıyor. Usulca yapıyor bu işi, sinsice. Kulağıma anlamını bilmediğim, başka bir dilin kelimeleriyle yüklü ezgiler çalınıyor. Hafif, uçarcasına bir müzik Parmaklarım tuşlara dokunuyor, bir kadına dokunur gibi. Zihnimden akan görünmez harfleri, toparlamaya; hale yola koymaya çabalıyorum. Edebiyat parçalıyorum belki de Bilerek yapıyorum bunu. Zira lafı getirmek istediğim yer, noktası noktasına orası Edebiyat parçalamak! Gündelik dile giren bu deyiş, dikkatinizden kaçmamıştır. Ne zaman birinin sözlerini hafife alacak olsak, ne zaman tenkite yeltensek edebiyat parçalamayı bırak! diye çıkışırız. Edebiyat, fuzuliyattır bizce! Boş konuşmanın laciverde boyanmışı (En büyük şairlerimizden biri olarak gösterilen Fuzuli nin kelime manasının gereksiz olması da tesadüf müdür?) Edebiyat lafzının, argonun göbeğine bu şekilde oturmasında; edebiyatçıların, aydınların payının ne olduğu ayrı bir bahis konusu olmakla beraber; gerçeğin acı tadı sabittir! Sahi edebiyat bu kadar hafif iş midir? Nasıl olduğunu bir kenara bırakmalı belki de; ne olduğu üzerine düşünmelidir. Sartre, Türkçeye Edebiyat Nedir adıyla çevrilen kitabında; bu soruya yanıt aramıştır. (J.P.Sartre, Edebiyat Nedir, Çev: Bertan Onaran, Can Yayınları) Yazmak eylemine dair etraflıca tartıştığı kitabında, Dostoyevski nin hükmünü doğrular. Her insan, herkes karşısında, her şeyden sorumludur. Edebiyat belki de, bu sorumluluk hissinden doğmuştur. Başka bir deyişle toplumsal vicdandan! Vicdan sadece uzaktakine mi ağlamaktır Vicdan derken kastedilen nedir? Cadde boyu önümüzü kesen Greenpeaceçilere, Unicefçilere; kredi kartı limitimiz yettiğince sözleşme imzalamak mıdır vicdan, dilenciliğe terk edilen Suriyelilere hudut kapılarını açmak mıdır? Sokağımızdan geçen insanın gözüne kinle bakarken, uzak kıtalardaki bir çocuk için ağlamak mıdır yoksa? Hiçbir fedakarlıkta bulunmayıp, yalnızca hayıflanmak mıdır? Edebiyatın vicdanı başka türlü olsa gerek Buraya şimdilik virgül! Vicdan neyse de, mutlaka estetikle ilgilidir edebiyat. Çağlar boyu lirizmden beslenmiş, güzeli aramıştır. Halil İnalcık, Şair ve Patron kitabında; Osmanlı döneminde şairlerin Padişah ın lütfuna mahzar olabilmek namına, birbirleriyle yarışarak; daha güzel eserler vermeye çalıştıklarını yazar. Ve hatta şöyle der: Yaltaklanma ve insitabın sanatla bağdaştırılmış, kurumlaşmış biçimi de kaside sunmak, sultanı ve paşaları en abartılı parlak ifadelerle göklere çıkarmakta görülür. (Halil İnalcık, Şair ve Patron, Doğu Batı Yayınları, s. 17) Patrimonyal devletlerde padişah veya kral için kalem oynatan yazarlar; vahşi kapitalizmin hüküm sürdüğü devletlerde, patronlar için yazmışlardır. Belki de bu yüzden edebiyat, boş işle uğraşan sıfatına layık görülmüştür. Dönelim virgülü koyduğumuz yere! Bu istikametin aksi yol tutmuş, toplumsal vicdanla ilintili; estetikten de ödün vermeyen yazarlar, tarih boyu okurun gözünde daha da büyümüşlerdir. Muhalif karakterleriyle, toplumun yıkılmaz kalelerine dönüşmüşlerdir. Elbette muhalifliğin, yalnızca siyasi görüşle sınırlı olmadığı şerhini düşelim! Günümüzde daha da acınası kişi ve vaziyetlerle muhatabız. Halil İnalcık ın örneğini verdiği yaltaklanma; demokrasi adı altında ve üstelik estetikten de bihaber yazarlarca yapılmakta Onlarca gazeteci, yazar; sanatçı titrini taşıyan onlarca insan, muktedirin çevresini sarıp sarmalamakta ve ona övgüler yağdırmaktadır. Edebiyat/sanat, hiç bu kadar parçalanmamış; hiç bu kadar ihanete uğramamıştır! Saygıdeğer okur, bugünkü yazımı kısa bir süre önce kurulmuş bir yayınevinden; ilk kitabını çıkaran bir yazara ayıracağım. Bunca gevezeliğin, lafı bunca dolandırışımın bir sebebi de bu. Popülizmin ve sermaye/bürokrasi gücünün işgalci kuvvetlerine her geçen gün boyun eğen yazın dünyasında, tanınmamış, reklam gücü olmayan fakat yazdıklarının değerine inandığım genç yazarlara elimden geldiğince yer vermeye çalışıyorum. Çünkü hala edebiyatın/sanatın toplumsal vicdanla bağını koparmadan sürdürülen bir estetik arayışı olduğuna inanıyorum. (Genç yazarlara duyurulur!) Lafı Allahını Seven Defansa Gelsin kitabının yazarı İsmail Sürücüoğlu na vermeden, reklam kaygısıyla çıkarılan kitap eklerine inat; devrimci tavrını sürdüren ve yeni kalemlere sayfalar ayırılmasına ses etmeyen Kitap a teşekkür ediyorum. Şöyle başlıyor kitaba Sürücüoğlu: Ben olsam tek bir cümle öğretirdim Şunu bilmek gerekir ki, iyi bir sosyalist olmanın ilk aşaması sarsılmaz bir antiemperyalist bilince sahip olmaktır. Ama çağımızdaki çocukların çoğu bilmiyor, işin önemi anlatılmamış. Okullarda resmi tarih olarak kafaya bastırılarak bunların yalan yanlış verilmesinin de çocuklardaki bu bıkmışlıkta etkisi olduğu düşüncesindeyim. İlköğretim, lise ya da üniversitede inkilap (inatla devrim demezler) tarihi derslerinde öğretilen şeyin o çok önem verdikleri milli bilinç kavramına zerre katkısı olduğunu düşünmüyorum. Milli Eğitim Bakanı olsam, çocuklara ezberlettikleri kitaplar dolusu zırvayı kaldırır ve tek bir cümle öğretirdim. O cümle de şudur: İçeride padişaha (mutlak monarka) dışarıda ise emperyalizme (düvel-i muazzamaya) karşı aynı anda dövüşerek bu kavgadan galip çıkan tek ülke Türkiye dir. Ve bu topraklar Çin den, Amerika ya kadar hükmeden beyaz, batılı emparyalistlerin tarihte ilk kez durduğu yerdir. İsmail Sürücüoğlu, Gezi eylemlerinde ön saflarda yer almış; kitabında o günlerde yaşadıklarını anlatırken; hepimizin aklına takılan bir soruya da yanıt aramıştır: Ama işte bu Televole gençliği- denen bizim kuşak nasıl oldu da Haziran direnişini gibi pek çok eski tüfeğin imrendiği bir olayı gerçekleştirebilmişti? (s. 6) Sürücüoğlu kitabında, hem tarihi vakaları hem de güncel olayları; sosyolojik bir bakış açısıyla mercek altına almıştır. Yazar, sayfa aralarında da kahve molası adını verdiği ara metinlerle; okuyucuyu kitaba bağlamakta ve metni daha kolay okunur, daha akıcı bir hale koymaktadır. Sürücoğluna, bu uzun yolda başarı değil; bundan önce olduğu gibi bundan sonra da tek başına ayakta durabilme kudreti diliyorum! Allahını Seven Defansa Gelsin İsmail Sürücoğlu Düşeyazanlar Yayınevi 182 s. Toplumsal vicdanla ilintili; estetikten de ödün vermeyen yazarlar, tarih boyu okurun gözünde daha da büyümüşlerdir. Muhalif karakterleriyle, toplumun yıkılmaz kalelerine dönüşmüşlerdir. Elbette muhalifliğin, yalnızca siyasi görüşle sınırlı olmadığı şerhini düşelim

11 29 Ağustos 2014 Cuma 12 VEYSEL ÇOLAK Bir kitap: GÜNAH ÇIKARMA AYİNİ Fotoğraf: I lker Cȩtin Şair anadili, yaşayan dil içerisinde kalmalı. Türkçenin yetersiz olduğu söylenemez. Her konuyu, her temayı anlatacak olanaklara sahip bir dildir Türkçe. Hem şair, anlamı önceden belirlenmiş, hazır söz kalıpları kullanmaktan da uzak olmalı. Şairin dil kurucu olması anlamını yitirir yoksa Günah Çıkarma Ayini Sezgin Öndersever Şiirden Yayınları 64 s. Sezgin Öndersever in Yoksun luk (2008) kitabı şiir-yoğundu. İkinci kitabı Günah Çıkarma Ayini de öyle (2014). Şiirin gereksindiği, birikegelen deneyimleri ustaca kullanıyor. İşlek bir şiir diline sahip. Her soyutlamanın, bir somutlama olduğunu hep aklında tutuyor. Bu kavrayışla şiirlerinde sözdizimini anlamı vurgulamaya yönelik kurguluyor; ama anlambilim açısından, okuyucuyu zorlayacak gel-gitler de var şiirlerde. Buna paradoks, ikileme düşmek de denilebilir. Şiirleri kavramlar üzerine kurmanın getirdiği bir durum bu. Günah Çıkarma Ayini adındaki ayin sözcüğünün İslamiyet in değil de diğer inanışları us a getirmesi doğaldır. Eğer böyleyse, kitabın bölümlerinin tövbe ve helallik olarak adlandırılması bir çelişki olarak görülüyor. Çünkü bu kavramlara eşdeğer birçok İslamî kavram kullanılıyor şiirlerde. Örneğin yapraklarını dökmüş sidret-ül müntehâ dizesindeki sidret-ül müntehâ sözcük öbeği gökyüzünün sağ yanındaki bir ağacın adıdır. Bu ağacın ötesine hiçkimse geçemez; çünkü bu ağacın ötesi Allah ın kendine özgü ortamıdır. İnsana ilişkin bilginin son aşaması anlamına da geliyor bu sözcük öbeği. Türkçenin olanakları varken Sezgin Öndersever Bu bağlamda araştırmalara girip bu sözcük öbeğini ve şiiri anlamlandırmaya kalkışacak okuyucu sayısı birkaçı geçmez kanısındayım. Bu nedenle şair anadili, yaşayan dil içerisinde kalmalı diye düşünüyorum. Bu konuda Türkçenin yetersiz olduğu söylenemez. Her konuyu, her temayı anlatacak olanaklara sahip bir dildir Türkçe. Hem şair, anlamı önceden belirlenmiş, hazır söz kalıpları kullanmaktan da uzak olmalı. Şairin dil kurucu olması anlamını yitirir yoksa. Bu bakımdan Cemal Süreya nın şiiri öğretisi, uyarıcı bir deneyimimdir. Demem o ki sözcük seçimi önemlidir şiir için. Çünkü sözcük temayı, tema sözcüğü belirler. Sezgin Öndersever bunun bilincinde; ama tasavvufî bir şiir yazmaya kalkışınca, ister istemez, Türkçenin dışına çıkmak zorunda kalıyor zaman zaman. Bu saptamaları yapıyorum; çünkü şiirde biçimin, biçemin, imgenin, yapının, kurgunun farkında; iyi bir şair Sezgin Öndersever. Bu yetenek, bu şiir zedelensin istemem. Oysa sokağa çıksa, yaşanan onca olgu ve olaylara baksa, insanın bireysel açmazlarını gözlese; politik uygulamaların, emperyalist işleyişin içeriğini irdelese; esin kaynağını buralarda arasa; yaşayan ve kalıcı olan büyük şiirlere yazacağına hiç kuşkum yok. Şiirden, insandan ve bunların geleceğinden yana biri olarak, bunu ondan beklemenin hakkımız olduğunu düşünüyorum. Sezgin Öndersever in bu kitabında hemen fark edilen Yunus Emre ve Kaygusuz Abdal da güzel örnekleri bulunan, dinî ve tasavvufî halk şiiri içerisinde değerlendirilen şathiyelerin mantığından yararlanıyor olmasıdır. Daha çok Yunus Emre nin Sırat kıldan incedir, / Kılıçtan keskincedir / Varıp anın üstüne, / Evler yapasım gelir // Altında gayya vardır, / İçi nar ile pürdür / Varuben ol gölgede, / Biraz yatasım gelir // Oda gölgedir deyu, / Ta n eylemen hocalar / Hatırınız hoş olsun, / Biraz yanasım gelir dizeleri ve Kaygusuz Abdal ın Kıldan köprü yaratmışsın / Gelsin kulum geçsün deyü/ Hele biz şöyle duralım / Yiğit isen geç a Tanrı dizelerinde yansıyan bir içerikle kuruyor şiirlerinin çoğunu. Örneğin: niye en çok beni unuttun allah ım bundan çok incindim diye reddettim cenneti koynuma aldım solucanları içime alkol yağmurları dolunca ne kadar yordum, ne kadar üzdüm meleklerimi, defterler yırtıldı, kalemler kırıldı omuzlarımda galiba ben hiçliğini yanlış anladım / lanet ben böyle değildim: yapraklarını dökmüş serdet-ül-münteha Şathiyelerde görüldüğü gibi bu dizelerde de Tanrı yla alay eden bir hava var. Bu tür şiirler tanrıya küfür sayılmış; ama şathiyeler kesinlikle küfür değildir. Bu şiirlerin mizahi bir yanının olduğu, alaysı çağrışımlar oluşturduğu, inançlara dokundurduğu söylenebilir. Böylesi şiirlerin anlamı yorumlamaya bağlıdır. Kuşatıcı bir karamsarlık Ben işte allah ım, sıkılınca ruhumu üflediğin varlığın ; anlamadım seviyorum neden hep günahkâr; / küfür bu duanın neresinde, anlamadım ; herkes aynı toprakla yoğrulurken / ey allahı m / beni hangi mezarlıkta, / hangi ölü toprağıyla ovdun ; anne! Tanrı nın hangi sıfatıyım ki ben, hep tükürüyorlar yüzüme dizeleri de dinî dogmalara aykırı bulunabilir. Tanrıyla konuşur gibi yazılan bu tür şiirlerin bireyi, bireyin toplumsal konumunu açıklayan bir içeri de var. Sezgin Öndersever, şathiyenin anlamsal olanaklarını kullanarak bireyin varoluşsal sorunsalını gündeme getiriyor şiirlerinde. İnsanın bu dünyadaki varlığını, bu dünyada olmanın anlamını, insanın umutla umutsuzluk arasındaki gelgitlerini, insanî ilişkilenmelerin aşılamayan açmazlarını sorguluyor. Net bir yanıt bulamadığı için düştüğü hüzün, kırılıp dökülmesine neden oluyor. Bu da, giderek yoğun, kuşatıcı bir karamsarlığa dönüşüyor. Günah Çıkarma Ayini, şiir sanatı bakımından başarılı bir kitap. Sezgin Öndersever, büyük şiire giden yolun ağzında duruyor. Bundan sonrası için belirleyici olan; esin kaynaklarını hayattan seçmesine bağlı.

12 13 ELİF KORKUT Ejderha kardeşliği eçtiğimiz hafta vizyona giren Ejderhanı Nasıl Eğitirsin-2 ; Cressida Cowell in Korkunç Gıcık 3. Hıçkıdık serisinin kitaplarından uyarlama ikinci film. Seride Ejderhanı Nasıl Eğitirsin, Nasıl Korsan Olursun, Ejderhaca Nasıl Konuşursun, Ejderha Laneti Nasıl Bozulur ve Ejderha Tehlikesi Nasıl Savuşturulur kitapları yer alıyor. İlk film Amerika ve Kanada da Dreamworks Animation şirketinin en başarılı beşinci filmi oldu. Bunun sebebinin animasyonların ve görsel efektlerin gerçekçiliğinin yanında içeriğinin de etkili olduğunu düşünüyorum. Hayvanlar çoğu çocuk filminde kendi aralarında yahut insanlarla konuşma ve dost olma yeteneğine olağan bir şekilde sahipmiş gibi gösterilir; Garfield, Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Karınca Z gibi... Edebiyatta da fabl türünde eserlerde bunu görebiliriz. Ancak bu film serisi, bu noktada birçok animasyon filmden ayrılıyor. Evcil hayvanlar ve insanlar arasındaki bağ ve alışkanlık gibi, bir çocuğun yolda bir kedi görüp onun karşısına oturup beraber oyun oynamaları gibi sessiz bir iletişim var ve bu bir ejderhayla! İkinci filmde de esas olarak bu sessiz iletişimle beraber, hayvanların hiyerarşisi, doğa, insanın doğadaki yeri gibi temaları da görüyoruz. Bir de uçmak eylemini bizzat yaşıyor hissi veriyor iki film de izleyene, bu da dikkat çeken güzel bir nokta. Kitap ve film uyarlaması sıralama ve içerik bağlamında birçok noktada ayrılıyor. Ayrıca, filmde sevimli biçimde gösterilen kişiler, kitapta daha farklı ve fantastik G Ejderha Tehlikesi Nasıl Savuşturulur Cressida Cowell Çev: Mine Kazmaoğlu Res: Cressida Cowell Günışığı Kitaplığı, 256 s. türe yakın bir dille anlatılıyor. Olaylar karakterlerden çok; macera peşinde koşmak, başı belaya girmek üstünden ilerliyor. Tabii birçok kitap serisi ve film uyarlamasının ardından söylendiği gibi, bu ejderha hikayesinin önce kitabı okunmalı. Çünkü insan yine ancak bir kitapta hikayenin tümünü tam anlamıyla algılayıp onu yaşayabiliyor. Dilsiz değilim ama konuşamıyorum Kitapta ve filmde ortak olan ve en çok üstünde durulan konu ise, ejderhalar ve Vikingler arasında kurulabilecek iletişim. En büyük ve korkunç hayvanlardan biri olan, alev saçan ejderha ile; inatçı, komik, biraz kaba, güçlü Vikingler, iletişimin uyumu için seçilebilecek çok iyi iki tür. Türler arası oluşmuş genellemeleri, önyargıları, korku ve savaşı bir an geriye bıraktığımızda, ortaya saf sevgi ve mutluluk çıkıyor. Bunu tabi önce insanlar kendi aralarında çözmeli... İki kişi karşılıklı bunu ne kadar başarabilir? Böyle eserler, bize insan olarak koskoca doğaya savaş açmış ve yalnız kalmış bireyler değil de, onun bir parçası olduğumuzu hatırlatıyor. Hayvanlar doğdukları anda içgüdüleri ile hayatta kalmaya programlı olurken, insan sadece öğrenerek ve yardım alarak yaşayabilir. Bir de hayvanlardan öğreneceklerimiz var tabi... Onlara yakın durduğumuzda, bize çok eskilerde ama milyon yıl boyunca beraber yaşadığımız dönemleri anlattıklarını görürüz. İnsan önce her şeyi öğrenmeli, sonra her şeyi unutmalı ve sonra yeniden kendini yaratmalıdır.

13 14 29 Ağustos 2014 Cuma Yeni çıkanlar Terk Divanı Mesut Aşkın, Chiviyazıları Yayınevi, 112 s. annem görmediği ülkesi için saçlarını yakmıştır annem iki ülke arasında kalan kıştır ağladıkça siyah beyaz tuşlarında mızıkanın annem ağıdın unutkan dili Atanamayanlar Başar Öztürk, Okuyan Us Yayınları, 172 s. Kaybetmeye daha isminden başlamış, hayatta hiçbir başarısı olmayan basit bir memur, ondan geri kalmayan bir fotoğrafçı ve ikisini birden parmağında oynatan fettan bir kadın... Şehrin en düz semtlerinde, çok tırt insanlar arasında yaşanan bir öykü... Dayanılmayacak kadar komik ve okuyanın içini acıtacak kadar trajik... Böyle bir hikâyenin Türkiye de geçebileceği tek şehir ise elbette Ankara dır. Batı Kanonu Harold Bloom, Çev: Çiğdem Pala Mull, İthaki Yayınları, 520 s. Edebiyat eleştirmeni Harold Bloom, bir edebiyat okurunun olmazsa olmaz kitapları arasına girecek olan Batı Kanonu nda, Shakespeare den Cervantes e, Goethe den Milton a, Tolstoy dan Proust a kadar uzanan edebiyat tarihinin dönüm noktalarını yorumluyor. Yayımlandığı günden beri bir başvuru kaynağına dönüşmüş olan bu eserde 26 farklı yazarı değerlendiriyor Dede Korkut Kitabı Prof. Dr. Muharrem Ergin, Boğaziçi Yayınları, 238 s. Türk edebiyatı tarihinin en büyük âlimi Prof. Fuat Köprülü nün, derslerinde söylediği bir söz vardır: Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, dede Korkutu öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar. Dede Korkut Kitabının değerini ifade etmek için bundan daha güzel bir söz bulmak mümkün değildir. Eser, Türk edebiyatının en büyük âbidelerinin başında gelir. Türk İstihbarat Teşkilatı Kaya Karan, Kripto Kitap, 254 s. Türk İstihbaratı ne durumda? Dünyada yaşanan yeni gelişmelere, iç ve dış tehditlere karşı hazırlıklı mı? İşte bu kitap, geçmişteki mesleki hayatında Türk istihbarat teşkilatında görev alan Kaya Karan ın bilgi birikimiyle istihbarat teşkilatımızın dününü, bugününü ve geleceğini daha iyi anlamamız adına bilimsel veriler sunmada ve zihinleri açmada bir vasıta niteliği taşımaktadır. Müzik Semih Korucu, Pan Yayıncılık, 96 s. Korucu, kitabına Batı kültürünün, yazı ve ses olarak iki ayrı düşünme ve biçimleme üzerinden okumasını yaparak başlar. Batı kültürünün ulaşıp geldiği avangard kuram ile yeşerip geldiği klasik olanı önce ayrı bölümler halinde ele alır. Son bölümdeyse ikisini bir arada. Müziğe, ilk ağızdan atfedilmekte olan duygu olarak değil, düşünme ve düşünmenin düşünülmesi üzerinden ulaşılan duygu olarak yönelir. 1913: Fırtından Önce Tanrılar ve Köpekler Benim Oğlum Paşa Olacak Kırım Mevsiminde Aşk Karl Marx - Friedrich Engels USİAD Bildiren Dergisi Florian Illies, Çev: Sami Türk, Can Yayınları, 328 s. 1913: başlangıç ile sonun, zafer ile melankolinin iç içe geçtiği, her şeyin sanata dönüştüğü bir tarih. Hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olmayacağı bir dönüm noktası. Florian Illies, I. Dünya Savaşı nın arifesinde, geri dönüşü olmayan felaketlere gebe bir geçiş döneminin portresini ustalıkla çiziyor. 20. yy ın ilk büyük krizinin eşiğinde sanata, edebiyata ve kültüre dair gösterişli bir kitap. Jack London, Çev: Orhan Düz, Şebnem Topuz, Dedalus, 255 s. Jerry adında bir İrlanda teriyerinin başından geçenleri bir bir okuyoruz bu romanda. Beyaz adamın köle ticaretiyle uğraştığı dönemlerde, Jerry nin sürekli sahip değiştirmesi bir çok şeyi alt üst ediyor. Beyaz adamın Tanrı siyah adamın ise Köpek olduğu zamanlar... Jack London anlatısının eşsizliğiyle sunulan dönem eleştirisi; Tanrılar ve Köpekler. Tamer Akbaş, Potkal Kitap Yayınları, 311 s. Tamer Akbaş, yaşamındaki her türlü olumsuzluğa rağmen; bizlere, azim ve kararlılıkla çalışarak, Türk Silahlı Kuvvetleri nin en yüksek rütbesine ulaşan bir insanın güzel bir örneğini sunmaktadır. Asker kişiliğinin yanı sıra sanat onun yaşamının ayrılmaz bir parçası olmuş, besteler yapmış, şiir ve deneme kitapları yazmıştır. Yaşadıklarını bu anı kitabında topluyor. Celal Soycan, Şiirden Yayınları Kırım Mevsiminde Aşk, Celal Soycan ın dünyaya yüklediği anlamla dünyanın kendi gerçekliği arasında vücut bulan gerilimi taşıyor. Bu gerilim dünyayı yeniden öğrenmenin eşiğinde şairi yer yer metafizik öğelere taşırken, anlaşılmaz, gizemli olanın dolayımında mistisizme de kapıyı aralıyor. Aşk ise gerçeklikle buluşmamızı sağlıyor. Engels 24 Desen, Kolektif, Evrensel Basım Yayın Usta ressam N.N. Şukov, bu albümde derlediğimiz çalışmalarıyla Marx ve Engels i çevreleri, ruh halleri, ilişkileri içinde yorumlayarak onlar hakkındaki bilgilerimizi genişletiyor, zenginleştiriyor, Marx ve Engels i kendi zamanları içinde yeniden düşünebilmemize yardım ediyor. Usta ressam N.N. Şukov un 24 adet harikulade kara kalem deseni ile hazırlanan eşsiz bir yapıt. - Türkiye nin Tahıl Ambarı Konya da Hasat. - Konya Sanayisinin Durumu Nedir? - Irak ta Yaşananlar Ekonomimizi Nasıl Etkiliyor? - Sanayici Enflasyon için Nasıl Bir Çözüm İstiyor? - Yerli Domates Üreticilerinin Hedefinde Neler Var? Tüm soruların cevabı USİAD Bildiren Dergisi 76. sayısında. (www.usiad.org.tr)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

GÖKYÜZÜNDE KISA FİLM SENARYOSU

GÖKYÜZÜNDE KISA FİLM SENARYOSU GÖKYÜZÜNDE KISA FİLM SENARYOSU 1. DIŞ. CADDE - GECE 1 FADE IN: Saat 22:30. 30 yaşında bir gazeteci olan Eren caddede araba sürmektedir. Bir süre sonra kırmızı ışıkta durur. Yan koltukta bulunan fotoğraf

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA. Kalsın. Mutsuz etmeye çalışmayacak sizi aslında, sadece gerçekleri göreceksiniz Cemal Süreya nın

AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA. Kalsın. Mutsuz etmeye çalışmayacak sizi aslında, sadece gerçekleri göreceksiniz Cemal Süreya nın Irmak Tank Tank 1 Vedat Yazıcı TURK 101-40 21302283 AŞKI, YALNIZLIĞI VE ÖLÜMÜYLE CEMAL SÜREYA Yalnız, huzurlu bir akşamda; şiire susadığınızda huzurunuzu zorlayacak bir derleme Üstü Kalsın. Mutsuz etmeye

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

Ece Ayhan. Kardeşim Akif. Akif Kurtuluş'a Mektuplar. Hazırlayan Eren Barış. "dipnot

Ece Ayhan. Kardeşim Akif. Akif Kurtuluş'a Mektuplar. Hazırlayan Eren Barış. dipnot Ece Ayhan Kardeşim Akif Akif Kurtuluş'a Mektuplar Hazırlayan Eren Barış sı "dipnot Akif Kurtuluş: 1959, Ankara. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini 1981 yılında bitirdi. İlk şiiri, 1980 yılında Türkiye

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

PROF. DR. ABDULLAH UÇMAN

PROF. DR. ABDULLAH UÇMAN PROF. DR. ABDULLAH UÇMAN İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü nden mezun olduktan (1972) sonra bir süre aynı bölümde kütüphane memurluğu yaptı (1974-1978). 1976 da Türk

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR İnsan Okur Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 2 Süleyman Bulut İnsan Okur 4 Süleyman Bulut İnsan Okur Süleyman Bulut Ben küçükken, büyükler hep aynı soruyu sorardı: Büyüyünce ne olmak istiyorsun?

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

JORGE LUIS BORGES PIERRE MENARD A GÖRE DON QUIXOTE & HOMER İN BAZI UYARLAMALARI. Hazırlayan: Rabia ARIKAN

JORGE LUIS BORGES PIERRE MENARD A GÖRE DON QUIXOTE & HOMER İN BAZI UYARLAMALARI. Hazırlayan: Rabia ARIKAN JORGE LUIS BORGES PIERRE MENARD A GÖRE DON QUIXOTE & HOMER İN BAZI UYARLAMALARI Hazırlayan: Rabia ARIKAN JORGE LUIS BORGES (1899-1986) ARJANTİNLİ ŞAİR, DENEME VE KISA ÖYKÜ YAZARIDIR. 20. YÜZYILIN EN ETKİLİ

Detaylı

TED İN AYDINLIK MEŞALESİNİ 50 YILDIR BÜYÜK BİR GURURLA TAŞIYAN OKULLARIMIZDA EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI

TED İN AYDINLIK MEŞALESİNİ 50 YILDIR BÜYÜK BİR GURURLA TAŞIYAN OKULLARIMIZDA EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI TED İN AYDINLIK MEŞALESİNİ 50 YILDIR BÜYÜK BİR GURURLA TAŞIYAN OKULLARIMIZDA 2016-2017 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ün 1928 yılında Ankara

Detaylı

GARİP AKIMI (I. YENİ)

GARİP AKIMI (I. YENİ) GARİP AKIMI (I. YENİ) Garipçiler: Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat Horozcu nun oluşturduğu bir topluluktur. 1941 yılında Orhan Veli, Oktay Rıfat, Melih Cevdet Garip adlı ortak bir kitap yayımladılar.

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

BASKETBOLCU AHMET İLKÖĞRETİM 1. SINIF. Gülşen DEMİR Porsuk İlkokulu /Odunpazarı /ESKİŞEHİR

BASKETBOLCU AHMET İLKÖĞRETİM 1. SINIF. Gülşen DEMİR Porsuk İlkokulu /Odunpazarı /ESKİŞEHİR BASKETBOLCU AHMET Ahmet ile babası televizyonda spor haberlerini izliyorlardı. Ahmet, babasına : - Spor ne demek, babacığım? diye sordu. Babası: - Spor, tek başımıza veya birden fazla kişi ile yaptığımız

Detaylı

SEVGİNİN GÜCÜ yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden

SEVGİNİN GÜCÜ yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden Kavrama 1 ECE KAVRAMA 21102516 TURK 101 Ali TURAN GÖRGÜ SEVGİNİN GÜCÜ 1918 yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden biridir. Şiirlerinde genellikle değişim içinde

Detaylı

Hans Christian Andersen Tahsin Yücel Buket Topakoğlu

Hans Christian Andersen Tahsin Yücel Buket Topakoğlu Kralın Yeni Giysisi Hans Christian Andersen (2 Nisan 1805-4 Ağustos 1875). Dünyaca ünlü Danimarkalı eşsiz masal ustası. Ayrıca oyun, roman, şiir, gezi kitabı ve biyografi de yazmıştır. Bir ayakkabıcının

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

TİYATRO AKADEMİ BAŞVURU FORMU

TİYATRO AKADEMİ BAŞVURU FORMU TİYATRO AKADEMİ BAŞVURU FORMU TARİH: / /2017 1. Öncelikle adınız nedir? Adınızın anlamı nedir? 2. Annenizden doğma, babanızdan olma, sizden başka evde yaşayan biri var mı? Varsa sizden büyük mü küçük mü?

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

KİTABININ GELİRİNİ, İHTİYACI OLAN KIZ ÇOCUKLARINA VERECEK

KİTABININ GELİRİNİ, İHTİYACI OLAN KIZ ÇOCUKLARINA VERECEK KİTABININ GELİRİNİ, İHTİYACI OLAN KIZ ÇOCUKLARINA VERECEK Sosyal ve siyasi yaşamda Bodrum un tanınmış simalarından biri olan Nuran Yüksel yaşamını kitap haline getirdi. Nuran Yüksel kitabının sadece kendi

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

MENEKŞE TOPRAK Temmuz Çocukları

MENEKŞE TOPRAK Temmuz Çocukları MENEKŞE TOPRAK Temmuz Çocukları MENEKŞE TOPRAK İlk ve ortaöğrenimini Köln de ve Ankara da tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ni bitirdi. Radyo gazeteciliği yapıyor, Berlin ve İstanbul

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127

KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 Düzenleyen Administrator Salý, 15 Haziran 2010 Mersin Gazetesi KÜLTÜR SANAT-MAVÝ KARANFÝL-127 YAZIK Abidin GÜNEYLÝ-Mersin Küfürün adýný günah koymuþlar Etsem bana yazýk etmesem

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Sevgili dostum, Can dostum,

Sevgili dostum, Can dostum, Sevgili dostum, Her insanı hayatta tek ve yegâne yapan bir öz benliği, insanın kendine has bir kişiliği vardır. Buna edebiyatımızda, günlük yaşantımızda ve dini inançlarımızda çeşitli adlar vermişlerdir.

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ Türk pop ve rock müziğinin sevilen ismi Aydilge,mini konseri ve imza günü etkinliği ile Kahramanmaraş Piazza Alışveriş ve Yaşam Merkezi nde hayranlarıyla buluştu.

Detaylı

Erdoğan domuz etine izin vermesiyle Fatih unvanı aldı. (Kendi sayfasından)

Erdoğan domuz etine izin vermesiyle Fatih unvanı aldı. (Kendi sayfasından) Erdoğan domuz etine izin vermesiyle Fatih unvanı aldı. (Kendi sayfasından) Hamd olsun bunları da itiraf ettiler, hamd olsun... Domuz eti ve kiliseye izin vermesiyle Fatih gibi, 10 yıla 88 yılı sığdırmasıyla

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

''Hepimiz Atatürk'üz''

''Hepimiz Atatürk'üz'' ''Hepimiz Atatürk'üz'' Mustafa Kemal Atatürk tüm yurtta anıldığı gibi Beşiktaş'ta da törenlerle anıldı. Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal Atatürk'ün 74. ölüm yıldönümünü anma gününde özel bir mesaj

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Mustafa Kemal Atatürk ün Hayatı

Mustafa Kemal Atatürk ün Hayatı Mustafa Kemal Atatürk ün Hayatı 1881 de Selanik te doğdu. Annesi Zübeyde Hanım, babası Ali Rıza Efendi dir. Sırasıyla, Mahalle Mektebi, Şemsi Efendi Okulu, Selanik Mülkiye Rüştiyesi, Selanik Askeri Rüştiyesi,

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret etti

Başbakan Yıldırım, Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret etti Başbakan Yıldırım, Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini ziyaret etti Ekim 01, 2016-1:20:00 Başbakan Binali Yıldırım, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla Seyranbağları Huzurevi

Detaylı

SAKA (SAtır KApama) Ağustos Umut & Yeşim Uludağ SAKA V. 1.0

SAKA (SAtır KApama) Ağustos Umut & Yeşim Uludağ SAKA V. 1.0 SAKA (SAtır KApama) Kişi Sayısı: Yaş grubu: Oyun Türü: 2 (ve üstü) 8 yaş ve üstü Kelime şifreleme SAKA oyunundaki her bir oyuncu (bu açıklamada 2 adet oyuncu olduğu varsayılacaktır), Kayıp Hattat 1 12

Detaylı

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR 4-10 Nisan: Polis Haftası 7-13 Nisan: Dünya Sağlık Günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan'ı içine alan hafta: Dünya Kitap Günü T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM

Detaylı

MEHMET RAUF - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ( )

MEHMET RAUF - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ( ) (1874-1931) Servet-i Fünun akımının önemli romancılarından biri olan Mehmet Rauf, 1875 de İstanbul da doğdu. Babası Hacı Ahmet Efendi, bir sağlık kurumunda çalışan bir memurdu. Önce Balat ta ki Defterdar

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon DESTANLAR VE MASALLAR Masal Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon Yayın Yönetmeni: Samiye

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun Resimleyen: Uğur Altun Betül Tarıman GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 2. basım Betül Tarıman GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ Resimleyen: Uğur Altun Yayın Koordinatörü: İpek Şoran

Detaylı

HALİDE EDİB ADIVAR VURUN KAHPEYE ROMAN

HALİDE EDİB ADIVAR VURUN KAHPEYE ROMAN HALİDE EDİB ADIVAR VURUN KAHPEYE ROMAN 2 Halide Edib Adıvar ın Can Yayınları ndaki diğer kitapları: Sinekli Bakkal, 2007 Ateşten Gömlek, 2007 Handan, 2007 Mor Salkımlı Ev, 2007 Türk ün Ateşle İmtihanı,

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

SON DURAKTAN BİR ÖNCE

SON DURAKTAN BİR ÖNCE SON DURAKTAN BİR ÖNCE Cevat Çapan 18 Ocak 1933 te, Darıca da doğdu. Darıca İlkokulu ndan sonra 1945 te girdiği Robert Kolej i 1953 te bitirdi. Yükseköğrenimini İngiltere de Cambridge Üniversitesi nin İngiliz

Detaylı

SINIRSIZ ZİYARETLER. Nermin Er in ev atölyesi

SINIRSIZ ZİYARETLER. Nermin Er in ev atölyesi 34 SINIRSIZ ZİYARETLER Nermin Er in ev atölyesi 35 Nazlı Pektaş Fotoğraf: Elif Kahveci Sanatçı atölyesinde vakit geçirmek türlü hissi davet eder. Bir yandan sanatçının yaratma evreninin içine girip heyecanlanırsınız,

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ Seçme Şiirler. Gülten Akın

DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ Seçme Şiirler. Gülten Akın DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ Seçme Şiirler Gülten Akın Gül ten Akın ın YKY de ki ki tap la rı: Sonra İşte Yaşlandım (1995) Toplu Şiirler 1956-1991 (1996) Şiiri Düzde Kuşatmak (1996) Şiir Üzerine Notlar (1996) Sessiz

Detaylı

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN .com Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok benim kahraman dedem Kelimeleri zıt

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III Bölüm I Çocuk Edebiyatı ve Gelişimle İlgili Temel Kavramlar 15 Fiziksel (Bedensel)Gelişim 20 İlk Çocukluk Döneminde(2-6)Fiziksel Gelişim 21 6-12 Yaş Arası Fiziksel Gelişim 23 12-18

Detaylı

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN .com Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Adı-Soyadı:... Önce kelimeleri tek

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

ATTİLA İLHAN ın HAYATI MAVİCİLİK AKIMI

ATTİLA İLHAN ın HAYATI MAVİCİLİK AKIMI ATTİLA İLHAN ın HAYATI VE MAVİCİLİK AKIMI MAVİCİLER (1952 1956) Attila İlhan tarafından çıkarılan bir fikir ve sanat dergisi olarak 1952 yılında yayına başlayan Mavi adlı bir derginin etrafında gelişen

Detaylı

ilk yar'larımızın sevgili dostları

ilk yar'larımızın sevgili dostları ilk yar'larımızın sevgili dostları Bu akşam da Mersin üniversitesinden sevgili İbrahim'in izlenimini paylaşıyoruz... Daha önce Mersin ekibinin her projemize gelişi ile verdiği eşsiz katkıya değinmiştik...

Detaylı

KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM

KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM ÊMILE ZOLA-GERMINAL Kara elmas Nice canlar yaktı, nice gülüşleri söndürdü yüzyıllardır. Milyonlarca madenci indi yerin derinlerine, kimisi çıkamadı, kimisi canının yarısını

Detaylı

Birbirimize anlatacağımız ne çok şey var; düşündünüz mü? İşte bu yazma nedenlerimden biri. İlki...

Birbirimize anlatacağımız ne çok şey var; düşündünüz mü? İşte bu yazma nedenlerimden biri. İlki... Bir şairin seyir defteri Prof. Dr. Göksel Altınışık Gelinciğin Yalnızlığı Bir ömrü damıtsak ne kalır geriye? Benimkinden, en azından şu ana dek yaşanan kadarından, sözcükler kalıyor. Bir mucize bu benim

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

EKİM AYI BÜLTENİ YARATICI DÜŞÜNME ATÖLYESİ (3 YAŞ) 2-6 EKİM

EKİM AYI BÜLTENİ YARATICI DÜŞÜNME ATÖLYESİ (3 YAŞ) 2-6 EKİM EKİM AYI BÜLTENİ YARATICI DÜŞÜNME ATÖLYESİ (3 YAŞ) - Boynumuz zürafa boynu kadar uzun olsa şimdi yapabildiğimiz işleri yapabilir miydik? Sorusu üzerinden eğlenceli bir sohbet başlatıyoruz. - Ormanlar kralı

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN 21400752 MAKİNENİN ARKASI Fotoğraf uzun süre düşünülerek başlanılan bir uğraş değil. Aslında nasıl başladığımı pek hatırlamıyorum, sanırım belli bir noktadan sonra etrafa

Detaylı

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci; Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM Ders No : 0310340004 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili

Detaylı

Müslim Uyğun. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Müslim Uyğun. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.7.2009 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Ay Yine Gecikti. Ferhat Şahnacı

Ay Yine Gecikti. Ferhat Şahnacı Ay Yine Gecikti Ferhat Şahnacı 4 TEŞEKKÜRLER Şiirlerimi okuyarak değerli görüşlerini okuyucuyla paylaşan Sayın Ataol Behramoğlu na, şiirlerimi yönettiği sanat ve edebiyat dergilerinde yayınlayan Sayın

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Etik İkilemler. Etik ikilemler yaşamamıza neden olan üç sorumluluk alanımız, şapkamız, var.

Etik İkilemler. Etik ikilemler yaşamamıza neden olan üç sorumluluk alanımız, şapkamız, var. Akademi ve Etik Etik İkilemler Etik ikilemler yaşamamıza neden olan üç sorumluluk alanımız, şapkamız, var. Öğrencilerimize karşı hoca olarak sorumluluğumuz Çalıştığımız alana ya da disipline karşı araştırmacı

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Akıl Fikir yayınlarından yeni kitaplar

Akıl Fikir yayınlarından yeni kitaplar On5yirmi5.com Akıl Fikir yayınlarından yeni kitaplar Akıl Fikir Yayınlarından çocuk kitapları ve hikaye kitapları. Yayın Tarihi : 24 Şubat 2016 Çarşamba (oluşturma : 1/5/2017) Akıl Fikir yayınları yeni

Detaylı

İletişim Yayınları 2472 Çağdaş Türkçe Edebiyat 426 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul

İletişim Yayınları 2472 Çağdaş Türkçe Edebiyat 426 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul ATTİLÂ ŞENKON Telef ATTİLÂ ŞENKON 21 Ağustos 1962 de Ankara da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini bu kentte tamamladı. 1987 de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü nden yüksek

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih 3 8 9 12 16 Haberler Şiir Heykellerle Hasbihal mert öztürk Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) İnceleme Son Oyun Üzerine fırat demir Dsoya Akbil i Biten Prenslerimiz

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

Eğitim Öğretim Yılı OKUL ÖNCESİ DÜŞÜNEN ÇOCUKLAR EĞİTİM SETİ YARIM GÜNLÜK PLAN ÇİZELGESİ

Eğitim Öğretim Yılı OKUL ÖNCESİ DÜŞÜNEN ÇOCUKLAR EĞİTİM SETİ YARIM GÜNLÜK PLAN ÇİZELGESİ 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı OKUL ÖNCESİ DÜŞÜNEN ÇOCUKLAR EĞİTİM SETİ YARIM GÜNLÜK PLAN ÇİZELGESİ GÜNLER EYLÜL-2017 EKİM-2017 KASIM-2017 ARALIK-2017 Pazartesi 4 11 18 25 2 9 16 23 30 6 13 20 27 4 11 18

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı