Arş.Gör. Işıl SARIÇİÇEK. Jeofizik Mühendisliği Eğitimi Sertifika Programı MÜHENDİSLİK PROBLEMLERİNDE GPR YÖNTEMİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Arş.Gör. Işıl SARIÇİÇEK. Jeofizik Mühendisliği Eğitimi Sertifika Programı MÜHENDİSLİK PROBLEMLERİNDE GPR YÖNTEMİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ"

Transkript

1 GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ (Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi) Jeofizik Mühendisliği Eğitimi Sertifika Programı MÜHENDİSLİK PROBLEMLERİNDE GPR YÖNTEMİ Arş.Gör. Işıl SARIÇİÇEK GÜMÜŞHANE, 2014

2 ÖNSÖZ Jeofizik araştırmalar ile gömülü halde bulunan yapıların gün yüzüne çıkartılması amaçlanmaktadır. Son yıllarda sığ araştırmalarda sıklıkla kullanılan yöntemlerden biri de yer radarı yöntemidir. Bu çalışma Gümüşhane Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Anabilim Dalında kurs notu olarak hazırlanmıştır. Bu kurs notunda yer radarı yönteminin temeli, yer radarı veri toplamadan önce yapılması gereken ön hazırlıklar, yer radarı verilerinin toplanması, veri işlem adımları ve genel olarak yer radarı verisinin yorumuna değinilmiştir. Bu kurs notu için amaç; GPR cihazını kullanmayı öğrenmek, veri toplama ve veri işlem adımlarını kullanabilme becerisini kazanmaktır. Bu kurs notu süresince değerli bilgileri ve önerileri ile beni yönlendiren, sayın hocam Doç.Dr. Nafız MADEN e teşekkürlerimi sunarım. 1

3 İÇİNDEKİLER Sayfa No 1. GİRİŞ DAHA ÖNCE YAPILAN ÇALIŞMALAR YER RADARI YÖNTEMİ Yer Radarının Kullanıldığı Alanlar Yer Radarının Dayandığı Temel Elektromanyetik Alan Yayılım Teorisi Elektromanyetik Dalgaların Yayınımını Etkileyen Fiziksel Özellikler Yer Radarı Kuramı Yer Radarı Sinyallerinin Oluşturulması ve Yayınımı Sinyalin Sönümlenmesi Yer Radarı Sinyallerinin Yansıması Sinyal Hızı ve Derinlik Belirlenmesi Penetrasyon Derinliği Yapı Belirlenebilirliği ve Çözünürlük Radar Anten Frekansının Seçimi Odaklanma ve Saçılma Etkileri Yakın-alan Etkisi YER RADARI VERİSİ İÇİN ÖN HAZIRLIKLAR Başlıca Yapılaması Gereken Ön Hazırlıklar Problemin Tanımlanması GPR Sistem Elemanları GPR Sisteminin Kurulması Anten ve Profil Ölçüm Aralığının Seçimi Anten Tipleri Ölçüm Aralığının Ve Antenler Arası Ayrım Aralığının Seçilmesi Zaman Örnekleme Aralığının Ve Kayıt Zamanının Belirlenmesi Profil Yönünün ve Profil Aralıklarının Seçimi YER RADARI VERİLERİNİN TOPLANMASI Sabit Anten Aralıklı Veri Toplama Ortak Orta Nokta (Cmp) Profil Ölçümü Geniş Açı Yansıma Profili Ölçümü Anten Düzenekleri Birbirine Paralel (Cole-Cole) Anten Düzenekleri Birbirine Dik (Cross-Pole) Anten Düzeneği YER RADARI VERİLERİNİN İŞLENMESİ

4 6.1 GPR Verilerinin İşlenmesinde Temel Veri İşlem Adımları Dewow (Düşük Frekansların Giderilmesi) Energy Decay (enerji azalımı, kazanç) Background Removal Sıfır Kayma Zamanı Düzeltmesi Direkt Gelen Dalganın Veriden Atılması GPR Verilerinin İşlenmesinde İleri Veri İşlem Adımları Dekonvolüsyon Göç (Migrasyon) YER RADARI VERİLERİNİN YORUMU KAYNAKLAR

5 1. GİRİŞ Gömülü nesnelerin yeryüzünden saptanması fikri yıllar boyunca insanoğlunun ilgisini çekmiştir. Bu amaçla günümüze kadar birçok jeofizik metot geliştirilmiştir. Jeofizik araştırmalarda kullanılan elektromanyetik yöntemlerin en yenilerinden biri olan yer radarı (Ground Penetrating Radar, Ground Probing Radar, Georadar) sığ araştırmalar için cazip bir seçenektir. Yer altındaki gömülü nesneleri belirleme amaçlı yapılan ilk çalışma Hülsmeyer (1904) tarafından gömülü bir metal nesneyi tespit etmek için yapılmıştır. Bundan yaklaşık altı yıl sonra Löwy (1911) alıcı ve verici antenler için düşey kuyular açarak kaydedilen sinyallerin genliklerini incelemiştir. Hülsenbeck in 1926 da yaptığı çalışma ile gömülü yapıları tespit etmek için kullanılan ilk sinyal tekniği denenmiştir. Hülsenbeck herhangi bir dielektrik değişimin iletkenlik içermesi gerekli olmasa bile yansımalar üretebileceğini ortaya koymuştur yılında Stern ilk yer radarı düzeneğini kurarak Avustralya da buz kütlelerinin su altındaki derinliğini bulmak için çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar 1930 larda geliştirilerek kayda değer derinlikte olan buz, içme suyu, tuz depozitleri araştırılmıştır. Yer radarı cihazı 1970 li yılların ilk başlarında Ohio Devlet Üniversitesi nin Elektrobilimler Laboratuarında üretilmiştir. Rex Morey ve Art Darke 1972 yılında Geophysical Survey System Inc. (GSSI) şirketi adı altında radar aletini ticari olarak satmaya başlamışlardır Cook (1974, 1975), Roe ve Ellerbuch (1979) tarafından yapılan çalışmalarda kaya ve kömür araştırmaları yapılmıştır. Buna rağmen derine indikçe sinyalin genliğindeki sönümlenmeden ötürü yöntemin birkaç on metreden derin araştırmalarda başarısız olduğu gözlenmiştir. Yer radarı yöntemi yer yüzeyinden, kuyu içinden ve kuyular arasında başarı ile uygulanabilmektedir. Yer radarının araştırma derinliği araştırma yapılan formasyonun özelliklerine ve anten frekansına bağlıdır. Yöntem, santimetre duyarlılığa sahip yöntemlerden bir tanesidir. Yer radarı yöntemi ile toplanan verilerin değerlendirilmesiyle gömülü yapının derinliği, boyutu ve biçimi belirlenebilmektedir. Yer radarı yöntemi hızlı bir yöntemdir ve bir kaç gün içinde bir kaç hektarlık alanı taramak mümkündür. Yer radarı yönteminin uygulama yelpazesi teknolojinin gelişmesiyle beraber 1970 ten günümüze kadar olan süreçte giderek genişlemiştir. Birçok mühendislik problemine çözüm bulan yer radarı yönteminin kullanım alanları oldukça geniştir. 2. DAHA ÖNCE YAPILAN ÇALIŞMALAR Yer radarı yöntemi oldukça geniş bir uygulama alanına sahiptir. Başlıca yüzeye yakın stratigrafik istifin ortaya çıkarılmasında (Davis ve Annan, 1989), yüzeye yakın jeolojik birimlerin belirlenmesinde (Koralay vd., 2007), fay ve kırık gibi süreksizliklerin haritalanmasında (Grandjean ve Gaury, 1999; Green vd., 2003; Kadıoğlu, 2008), karstik boşluklarının aranmasında (Kadıoğlu vd., 2006), yeraltısuyu seviyesinin belirlenmesinde (Harrari, 1996; Dannowski ve Yaramancı, 1999; Aspiron ve Aigner, 1999), yüzeye yakın sıvı hidrokarbon aramalarında (Changryol vd., 2000) kullanılmaktadır. Bununla birlikte, arkeolojik çalışmalarda tapınak, mezar, duvar, temel ve benzeri tarihi kalıntıların bulunmasında (Sambuelli, vd., 1999; Daniels, 2000; Kadıoğlu vd., 2008), metalik cisim arama çalışmalarında, yeraltında gömülü boru, boru hattı, su veya akaryakıt tankı ve eski endüstriyel atık alanlarının belirlenmesinde (Kadıoğlu ve Daniels, 2008), zemin ve tünel araştırmalarında karayolu, demiryolu, su

6 tünelleri, tüp geçitler, maden galerileri içinde duvar cephelerinin sağlamlıklarının belirlenmesinde, galeri içinde bozunmuş bölge ve cevher aramalarında, galeri ilerleme yönü belirlemelerinde (Cardelli vd.,2003) ve yeraltındaki insan kalıntılarını aramada (Hammon III vd., 2000) kullanılmaktadır. 3. YER RADARI YÖNTEMİ Yer radarı yöntemi bir verici anten yardımıyla yer içine gönderilen yüksek frekanslı elektromanyetik dalgaların yer altındaki farklı elektriksel özelliklere sahip yapılardan yansıyarak alıcı anten tarafından kaydedilmesi ilkesine dayanır. Yeraltında her iki tarafı farklı dielektrik özellikte kayaçlardan oluşan bir ara yüzey varsa, elektromanyetik dalga bu ara yüzeyde yansıma ve iletime uğrayacaktır. Yüksek çözünürlüklü bir yöntem olan yer radarı yöntemi yer altının sığ kesimlerinin araştırılmasında en çok tercih edilen yöntemdir. Şekil 1. Yer radarının çalışma prensipleri (Knödel ve diğ., 1997). Yöntemde kullanılan verici antenin merkez frekansı 10 MHz ile 2.6 GHz arasında değişmektedir. Yeraltına gönderilen sinyal zamanın fonksiyonu olarak kaydedilir. Sığ derinliklerden yansıyarak kaydedilen sinyaller radargram olarak adlandırılır. Bir yer radarı çalışması kavram olarak sismik yansıma çalışması ile benzerdir. Sismik yansıma çalışmasında kullanılan kaynak yer radarında verici antene, jeofonlar ise alıcı antene karşılık gelmektedir. Genel olarak bu iki yöntem yayılan enerjinin türü bakımından birbirinden ayrılır. Sismik yöntemde yayılan akustik dalgaya karşılık yer radarı yönteminde elektromanyetik dalga yayılımı söz konusudur. Yer radarı yönteminde elektromanyetik dalganın frekansına bağlı olarak yer altındaki cisimlerin derinlikleri ve geometrisi santimetre mertebesine kadar hassas bir şekilde tespit edilebilir. Bu üstün özelliğinden dolayı yer radarı yöntemi son yıllarda sığ çalışmalarda en çok tercih edilen yöntemlerden birisi olmuştur. 2

7 3.1. Yer Radarının Kullanıldığı Alanlar İlk uygulamalarından günümüze kadar yer radarı ile araştırma çalışmaları farklı sahalarda uygulama alanı bulmuştur. Bu alanlara örnek olarak: Buz kalınlığının araştırılmasında Arkeoloji ve antik kalıntılarda Biyoloji ve biyofizik alanlarda Köprü çözümlerinin belirlenmesinde İnşaatlarda Kara mayınları araştırılmasında Çevresel etkilerde ve çevresel görüntülemede Adli tıpta Jeoteknik araştırmalarda Mezar yeri araştırmalarında Yer altı suyu araştırmalarında Alt yapı incelemelerinde Karstik yapıların bulunmasında Atık borularının konumları ve geçtikleri yerlerin tespitinde Maden aramalarında Göl ve nehirlerin don kırıklarının araştırılmasında Karayolları, havaalanları, demiryolları ve kaldırımlarda Sedimantolojik yapıların incelenmesinde Tünel aramalarında Yer altı boşluklarının taranmasında Volkanik hareketlerin araştırılmasında Tarım alanında Mermer ocaklarındaki kırık-çatlak sistemlerinin araştırılmasında şeklinde sıralanabilir Yer Radarının Dayandığı Temel Elektromanyetik Alan Yayılım Teorisi Bir ortamda yayınan elektromanyetik dalgalar ve oluşan alanlar arasındaki ilişkiler Maxwell denklemleriyle tanımlanabilir. Bu denklemler, elektrik alan şiddeti, manyetik alan şiddeti, manyetik akı yoğunluğu, elektrik yükleme yoğunluğu ve elektrik akım yoğunluğu gibi alan ve kaynak büyüklüklerini birbirine bağlayan denklemlerdir. Elektromanyetik kuram, Ampere, Faraday ve Coulomb gibi araştırmacılar tarafından deneysel çalışmalarla bulunan ve Maxwell tarafından bir araya getirilerek yayınlanan denklemlere dayanmaktadır. Jeofizik mühendisliğinde kullanılan denklemlerle ilgili ayrıntı çalışmalar için Stratton (1941) e bakılabilir. Elektromanyetik kuramı oluşturan denklemlerin zaman ortamındaki türev biçimi: E = B t H = j + D t (1) (2) B = 0 (3) D = q (4) 3

8 bağıntıları ile verilir. Burada kullanılan fiziksel büyüklerin isimleri ve MKSA sistemindeki birimleri şu şekilde verilmektedir: elektrik alan şiddeti; E (Amper/m2), manyetik alan şiddeti; H (Amper-sarım/m), manyetik akı yoğunluğu; B (Weber/m2), akım yoğunluğu; j (Amper/m2), elektrik yer değiştirme; D (Coulomb/m2), yük yoğunluğu q (Coulomb/m3) dür. Maxwell denklemlerindeki büyüklüklerin davranışları ve birbirleriyle olan ilişkileri Şekil 2 de gösterilmektedir. Maxwell denklemlerinin birinci bağıntısı, (1); zamanla değişen akı yoğunluğu ile uyartılan elektrik alanın ilişkisini gösteren Faraday yasasının matematiksel karşılığıdır. (2) bağıntısı ile gösterilen Ampere yasası, akım ile manyetik alan arasındaki bağıntıyı tanımlar; yani bir manyetik alan, boşlukta akım akışıyla meydana getirilebilir ve bu alan ortamdaki toplam akım (iletim akımı ve değiştirme akımları) ile orantılıdır. (3) bağıntısı, manyetik akı yoğunluğunun kaynaksız olduğunu ve alan çizgilerinin kapalı olduğunu göstermektedir; herhangi bir kapalı yüzeyden çıkan toplam manyetik akı sıfırdır. Buna rağmen, (4) bağıntısı ile elektrik yüklerden, kaynak olarak elektrik alan çizgileri çıktığı tanımlanmaktadır. Şekil 2. Maxwell denklemlerinin fiziksel ifadelerinin şematik gösterimi Elektromanyetik Dalgaların Yayınımını Etkileyen Fiziksel Özellikler Elektromanyetik yöntemlerde malzemenin fiziksel özellikleri ile ilgili parametreler olan σ, μ, ε elektromanyetik dalga yayılımının incelenmesi açısından oldukça önemlidir (Balanis, 1989). a. Ortamın iletkenliği Doğada bulunan malzemeler elektrik akımına (elektronların hareketlerine) karşı koyarlar. Her malzemenin bu karşı koyma direncine özdirenç denir. Kayaçlar ve maddeler için özdirenç değerleri farklılık gösterirler. Aynı kayaçlar farklı fiziksel koşullarda, farklı özdirençler verirler. Bunun nedeni ortamın özdirenç değerinin; formasyon faktörüne (formasyonun çimentolanma ve derecelenme özelliklerine), su doygunluğuna, porozitesine, mineral içeriğine, sıcaklığına bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. Öz iletkenlik ise bir voltaj uygulandığı zaman bir materyalin elektriği geçirme yeteneğine denir. İletkenlik özdirencin tersi ile gösterilir (Öztürk, 1995). 4

9 b. Dielektrik sabiti (Ortamın elektriksel geçirgenliği) Dielektrik sabiti malzemenin EM dalganın enerjisini elektriksel yük şeklinde depolayabilme ve serbest bırakabilme özelliğidir (Cassidy, 2009). Dielektrik sabiti ( ε) ortamın elektrik özelliğine bağlı bir katsayı olup; ε = ε 0 (1 + x e ) ile verilir. Burada ε malzemenin elektriksel geçirgenliği, ε 0 boşluğun elektriksel geçirgenliği ve x e ortamın elektrik duyarlılığıdır. Boşluk için x e = 8, F/m, x e ise sıfırdır. Malzemenin elektriksel geçirgenliği boşluğun elektriksel geçirgenliğine oranlandığında göreceli dielektrik sabiti değeri;ε r = ε ε 0 ile verilir. Bazı malzemeler için göreceli dielektrik sabiti ve iletkenlik değerleri Tablo 1 de verilmektedir. Tablo 1. Bazı malzemeler için göreceli dielektrik sabiti ve iletkenlik değerleri (Schön, 1998, Daniels, 1996). c. Ortamın manyetik geçirgenliği Demir ve nikel içeren malzemeler dışında manyetik geçirgenlik değeri μ çok fazla değişim göstermemektedir. Ortamın manyetik geçirgenlik değeri ortamın dielektrik sabitine benzer formüllerle açıklanabilir. Durağan manyetik geçirgenlik; μ = μ 0 (1 + x m ) bağıntısı ile verilir. Burada μ malzemenin manyetik geçirgenliği, μ 0 boşluğun manyetik geçirgenliği, x m ortamın manyetik duyarlılığıdır. Boşluk için μ 0 = 4π 10 7 H/m dır. Malzemenin manyetik geçirgenliği boşluğun manyetik geçirgenliğine oranlandığında göreceli manyetik geçirgenlik değeri; μ r = μ μ 0 olmaktadır. Bazı malzemeler için manyetik geçirgenlik değerleri Tablo 2 de verilmiştir. 5

10 Tablo 2. Bazı malzemeler için göreceli manyetik geçirgenlik değerleri (Balanis, 1989) Yer Radarı Kuramı Yer Radarı Sinyallerinin Oluşturulması ve Yayınımı Mevcut yer radarı sistemlerinde çoğunlukla iki oktav bant genişliğine sahip dipol antenler kullanılır. Bunun anlamı, antenden üretilen frekansların merkez frekansın yarısı ile iki katı arasında çeşitlilik göstermesidir. Örneğin 300 MHz merkez-frekansına sahip bir anten, frekansı 150 ile 600 MHz arasında değişen dalga boylu sinyaller üretir (Conyers ve Goodman, 1997). Dipol antenler genellikle nikelle kaplı alüminyum metal çubuk seklindedir ve çapları birkaç milimetreden 20 mm ye kadar değişir. Anten uzunluğu, antenden çıkan darbenin genişliğine bağlıdır. 8 ile 12 ns arasında değişen darbe genişliği için gereken anten boyu 0,9 ile 1,2 m arasında iken, 1-2 ns lik daha ince darbeler için dipol antenin boyu 0,15 ile 0,4 m arasında değişmektedir. Bu yüzden, darbe genişliğini arttırmak için daha uzun anten gereklidir (Parasnis, 1997). Bir yer radarı anteni sadece tek bir darbe değil, her biri aynı sekle ve süreye sahip, genellikle 2 den 50 μs ye değişen belirli aralıklarda ilerleyen darbeler dizisi oluşturur. Bu darbeler dizisinde arka arkaya gelen iki darbe arasındaki aralığın tersi tekrarlanma frekansı fr olarak adlandırılır. Tipik tekrarlanma frekansı khz aralığındadır. Tek bir darbenin süresi genelde 1 ile 100 ns arasında değişir (Parasnis, 1997). Standart ticari yer radarı sistemleri yeraltına Şekil 3 de görülen elips seklinde bir koni biçiminde yayınan radar huzmeleri göndermektedirler ve bu yayınım doğrusal bir hat değildir (Annan ve Cosway, 1992, 1994; Arcone, 1995 Davis ve Annan, 1989). Elips seklindeki iletim konisi genellikle ilerleme doğrultusuna ya da antenin uzun eksenine paralel doğrultuda uzanmaktadır. Isınım örüntüsü, bir antenin ısınım gücünün konum ve açıya göre dağılımının bir ölçüsüdür ve korumalı ya da korumasız yatay elektrik dipol anteni tarafında üretilir. Korumalı antenler, ısınım örüntüsünün yukarı yönde yayınımını azaltır. Bu tür bir mekanizmaya sahip antenden yayınım enerjisi, anten üzerinde konumlandırılan düzenekler ile (metal plakalar ve benzeri) yüzeyden geri yansıtılır. Teorik ve pratik çalışmalar, radar enerjisinin en yüksek değerinin anten dipolüne dik şekilde yayındığını göstermiştir. Bunun anlamı, yapılacak herhangi bir yer radarı çalışması mümkün olduğunca uzanımı bilinen ya da kestirilen yapılara dik yönde yapılmalıdır (Leckebush, 2003). 6

11 Sekil 3. Standart yer radarı anteninden yeraltına gönderilen yayınım örneği (Conyers ve Goodman, 1997 den uyarlanmıştır). Yer radarı çalışmalarında Fresnel zonu, radar dalgasının yansıdığı alanı tanımlar ve yatay çözünürlük olarak da ifade edilir. Yatay çözünürlük, Fresnel zonunun bir fonksiyonu olarak verilmektedir. Dalga boyu, ısınım örüntüsü ve derinlik, Fresnel zonunun boyutunu belirler. Conyers ve Goodman (1997) Şekil 3 de gösterilen yayınım konisinin çeşitli derinliklerdeki genişliğini hesaplamak için (5), Annan (1992) ise (6) eşitliğini kullanmıştır. A = λ 4 + A = λ 2 + d ε r +1 d ε r 1 (5) (6) Burada A, oval Fresnel zonunun uzun ekseninin yarıçapını, d derinlik değerini ve ε r ise ortamın dielektrik katsayısını göstermektedir. Oval Fresnel zonunun kısa ekseni, kabaca uzun eksen boyunun yarısı olarak verilmektedir. Ancak burada unutulmaması gereken, her iki eşitlikte de radar dalgalarının geçtiği ortamın bağıl dielektrik geçirgenlik değerinin sabit ve tek değer alması nedeniyle, gerçek yer koşullarına sadece kaba bir yaklaşım olduğudur. Bu durum ancak kontrol edilebilen laboratuar koşullarında geçerli olabilir. Şekil 4, 300 MHz merkez-frekanslı bir antenden yayınan radar dalgalarının farklı bağıl dielektrik geçirgenlik değerlerine sahip ortamlarda oluşan çözünürlüklerini göstermektedir. Elde edilen bu grafikten yararlanarak, artan derinlikle iletim konisinin dolayısıyla Fresnel zonunun genişlediği görülmektedir. Yine radar huzmelerinin yüksek dielektrik geçirgenlikli bir ortamdan daha düşük bagıl dielektrik geçirgenliğe sahip bir ortama geçmesiyle de, Fresnel zonunun büyüyeceği görülmektedir. 7

12 Şekil 4. Farklı bağıl dielektrik geçirgenlik değerlerine sahip bir ortamda 300 MHz merkez-frekanslı bir anten kullanılarak elde edilecek yatay çözünürlük büyüklükleri (Conyers ve Goodman, 1997 den uyarlanmıştır). Yeraltının dielektrik özelliğindeki değişimler radar dalgaların ara yüzeylerde farklı açılarda kırılmasına neden olmaktadır ve bu durum yansıyan radar dalgalarını etkilemektedir. Yeryüzünden yeraltına doğru bağıl dielektrik geçirgenlik katsayısının artısı, radar dalgalarının ara yüzeylerde daha dar bir açıyla kırılmasına ve konik radar dalgalarının yer içine daha fazla odaklanmasına yol açar (Goodman, 1994). Eger radar dalgaları daha yüksek bağıl dielektrik geçirgenlikli ortamlara doğru hareket ediyorsa, bu odaklanma etkisi artan bir biçimde oluşmaya devam eder (Şekil 5a). 8

13 Şekil 5. Derinlikle bağıl dielektrik geçirgenlik katsayıları (a) artan ve (b) azalan yeraltı modeli için dalga kırılma etkileri (Conyers ve Goodman, 1997 den uyarlanmıştır). Derinlikle oluşan kırılma ve bunun sonucu oluşan odaklanma miktarı Snell Yasası ile açıklanabilir (Sheriff, 1984). Snell Yasasında, iki ortam arasındaki sınırda meydana gelecek yansıma ya da kırılma miktarı, radar dalgasının bu ara yüzeye geliş açısına ve hızına bağlıdır. Artan derinlikle bağıl dielektrik geçirgenlik katsayılarındaki artış, radar dalgalarının ortamda ilerleme hızının azalmasına ve geliş açısının küçülerek, iletim konisinin daha fazla odaklanmasına neden olur. Radar dalgaları yeraltına artan derinlikle ilerlerken, yeraltının bağıl dielektrik geçirgenlik değeri yavaş yavaş azalıyorsa, iletim konisi her ara yüzeyde daha geniş açıda kırılarak, genişler ve saçılır (Şekil 5b). Yeraltının bağıl dielektrik geçirgenlik değeri artma eğilimi gösteriyorsa, radar huzmeleri odaklanma eğilimi gösterir. Bu nedenle, yüksek bağıl dielektrik geçirgenlik değerine sahip alanlarda çalışma yapılırken, aranılan tüm yer altı yapılarının belirlenebilmesi için radar profillerinin aralığı sıklaştırılmalıdır. 9

14 Sinyalin Sönümlenmesi Radar huzmeleri yeraltına ilerlediklerinde artan derinlikle birlikte, hem radar dalgalarının içinden geçtiği ortamın bağıl dielektrik geçirgenlik katsayısına hem de elektrik iletkenlik ve manyetik geçirgenlik özelliklerine bağlı olarak sönümlenir (Doolittle ve Miller, 1991; Duke, 1990; Shih ve Doolittle, 1984). Leckebush (2003), radar sinyallerinin yer içinde artan derinlikle hızlı bir biçimde sönümlendiğini ve genliklerinin de çok çabuk biçimde azaldığını ifade etmiş ve bunu dalgaların küresel yayınımın uzaklığı ile ters orantılı olarak azalmasıyla açıklamıştır. Leckebush (2003) a göre, sönümlenme esasen yerin iletkenliğinin bir etkisidir. Eğer ortamın bağıl dielektriklik katsayısı ve iletkenlik değeri biliniyorsa, herhangi bir x mesafesindeki sönümlenme (α) aşağıdaki bağıntı yardımıyla hesaplanabilir: e αx, α = 1.69 σ ε r (7) Sönümlenme katsayısı (α) için benzer bir ifadeyi Moorman (2001), (8) bağıntısıyla vermiştir. tan 2 δ = σ DC (ωk ε 0 ) 1 ve c=2.998x10 8 ms 1 ise α = ωc 1 {[K ((1 + tan 2 δ) )]/2} 0.5 (8) Moorman (2001) a göre, elektrik iletkenlik ve dielektrik etkisi baskın olan bir ortamdaki sönümlenme katsayısı ise, (9) ya da (10) bağıntısıyla elde edilebilir. Çeşitli yeraltı ortamlarının sönümlenme oranı Tablo 3 de verilmektedir. α (60πσ DC )/(K ) 0.5 (m 1 ) (9) α (1.64δ/(K ) 0.5 (dbm 1 ) (10) Tablo 3. Farklı yeraltı ortamlarının bagıl dielektrik geçirgenlik katsayısı ε r, hız V, elektrik iletkenlik σ ve sönümlenme α degerleri (Leckebush, 2003 den alınmıstır). 10

15 Elektromanyetik enerjinin yeraltında sönümlenmesi, elektromanyetik enerjinin artan derinlikle yer içinde daha büyük bir yüzey alanı üzerine yayılması ve yer içindeki iletkenlik kayıpları nedeniyle, enerjideki soğurulma ile oluşur (Balanis, 1989). Elektromanyetik enerjinin soğurulma kayıpları, toprağın su içeriğinin artmasının yanı sıra, ortamdaki tuz türleri ve miktarı ile farklılık göstermektedir. Aynı zamanda, yüzeydeki toprak tabakası içerisindeki yüksek miktarda çözünmemiş karbonat konsantrasyonu da yüksek oranda sinyalin sönümlenmesine yol açabilir (Batey, 1987). Genelde düşük elektrik iletkenlik değerine sahip ortamlar, daha fazla elektromanyetik enerjinin yeraltında yayınımına izin verir ve bu ortamlar düşük bağıl dielektrik geçirgenlik değerine sahiptir. Özellikle suya doygun ve yüksek kil içeriğine sahip ortamlar yüksek elektrik iletkenliğe sahip oldukları için, elektromanyetik dalgaların yayınımına büyük ölçüde engel olurlar. Bu tür ortamlarda radar enerjisi derinlikle çok hızlı bir biçimde sönümlenir ve radar dalgalarının maksimum penetrasyon derinliği kullanılan anten frekansı ne olursa olsun, bir metreden daha azdır Yer Radarı Sinyallerinin Yansıması Yer radarı yönteminin temelleri, tıpkı sismik yansımada olduğu gibi, yeraltına gönderilen darbe biçimli enerjinin bir kısmının yeraltında bulunan farklı ara yüzeylerden geriye yansımasına dayanır. Radar enerjisi akustik değil elektromanyetik enerjidir ve ara yüzeyler ortamların dielektrik özelliklerindeki farklılıklara göre oluşur. Yeryüzünde bulunan alıcıya ilk ulasan doğrudan gelen hava dalgasıdır. Bu dalgaların kayıtçılara en önce ulaşmalarının nedeni, radar dalgalarının hava içinde ışık hızına yakın hızlarda seyahat etmesidir. Doğrudan gelen hava dalgasının seyahat süresi kolayca hesaplanabilir ve nispeten sabit bir değerdedir. Bu dalgaların varış zamanları genellikle veri işlem tekniklerinden olan statik düzeltmede kullanılır (varış süresi bir işaretleyici olarak kullanılır). Bir sonraki geri dönüş doğrudan gelen yer dalgasıdır. Bu tür radar dalgaları yeraltının üst yüzeyi boyunca seyahat ederler. Daha sonraki geri dönüşler dielektrik ara yüzeylerden geriye dönen yansımalardır. Bu yansımalar yüzeydeki alıcıya yansıdıkları ara yüzeylerin yeraltında bulundukları derinlik sırasına göre ulaşırlar. Bu, yüzeye yakın olanın derinde olandan daha kısa sürede alıcılar tarafından kaydedilmesi anlamına gelir. Radar dalgaları ara yüzeylerden yansıyabileceği gibi kırılabilir. Ancak bunlar ikiboyutlu radargramlarda genellikle elde edilememektedir. Kırılan radar dalgaları radargramlarda oldukça karmaşık görüntüler oluşturmaktadır ve bunlar henüz ayrıntılı bir biçimde analiz edilememektedirler. Radar kesitlerinde geri dönüşlerin şiddeti ve varış zamanları, radar dalgalarının yayınım hızları ve sinyalin sönümlenme oranından etkilenmektedir. Tıpkı ışığın farklı kırılma indeksleri ile farklı iki madde arasındaki bir ara yüzeyden yansıması gibi, yeraltına gönderilen radar enerjisinin bir kısmı da farklı dielektrik özelliklere sahip iki ortam arasındaki ara yüzeyden yansır. Yansıyan enerji miktarı, farklı iki ortamın bağıl dielektrik geçirgenlik katsayılarının farkı ile orantılıdır. Kusursuz iki dielektrik madde arasındaki yansıma katsayısı (R), (11) bagıntısıyla verilir. R = ( ε r1 ε r2 )/( ε r1 + ε r2 ) (11) 11

16 ε r1 ve ε r2 iki ortamın dielektrik geçirgenlik katsayılarıdır. Yeraltındaki ortamların bağıl dielektrik geçirgenlik değerleri arasındaki zıtlığın artması, oluşacak yansımaların genliğinin büyümesi anlamına gelmektedir. Radargramlarda önemli bir yansımanın oluşabilmesi için iki ortam arasındaki ara yüzey çok kalın olmamalı ve ortamların elektrik özellikleri arasında büyük bir zıtlık olmalıdır. Bağıl dielektrik geçirgenlik derinlikle azar azar değiştiğinde, yansıtılırlık özelliğinde küçük farklar oluşacaktır ve bu durumda sadece zayıf yansımalar üretilecektir. Yansıtırlıktan kasıt, bir yüzeyden yansıyan ısınım miktarının toplam ısınım miktarına oranıdır (Conyers ve Goodman, 1997). Yer radarı kesitlerinde genelde sürekli çizgi, hiperbolik eğri ve karmaşık olmak üzere üç esas tipte yansıma gözlenir. Sürekli çizgi olarak gözlenen yansıma sürekli, yataydan eğimli bir ara yüzeye doğru giden şekilde elde edilir. Hiperbolik yansımalar kendisini çevreleyen ortamdan tamamen farklı bir dielektrik değeri olan küçük yapılardan (yarıçapları cm arasında) elde edilir. Bu tür yapılar noktasal kaynaklar gibi davranırlar. Kaotik yansımalar ise ince süreksiz katmanlar ve çok küçük nokta yansıtıcıların bir arada bulundukları ortamlardan üretilirler. Buradaki küçük yapılardan kast edilen, örneğin 100 MHz merkez frekansına sahip bir anten için 10 cm boyutlara sahip olan yapılardır (Moorman, 2001) Sinyal Hızı ve Derinlik Belirlenmesi Yeraltında seyahat eden radar dalgalarının hızlarının belirlenmesi, araştırılan yapıların derinliklerinin hesaplanabilmesi açısından en önemli parametredir. Eğer hız belirlenebilirse, elde edilen radargrama ait bir derinlik skalası oluşturulabilir. Genelde radar yazılımları otomatikman bir radargram için tek bir derinlik skalası oluşturmaktadır. Derinlikle ya da hat boyunca çabuk hız değişimlerinin olduğu yerlerde, hat içerisindeki farklı birimler için derinlik skalası elle oluşturulabilir. Boşlukta ya da hava içinde elektromanyetik enerji ışık hızında (yaklaşık 0.3 mns 1 ) hareket eder. Hava içinde ışık hızında yayılan enerjinin bir kısmı kırılarak yer içinde genelde m/ns arasında değişen hızlarda hareket etmektedir. Hem dielektrik katsayı hem de elektrik iletkenlik bu ortamlarda yayılan radar dalgalarının hızlarını büyük oranda etkiler (Moorman, 2001). Yayınım hızının tahmini aşağıdaki bağıntılarla verilmektedir. v = c{[k ((1 + tan 2 δ) )]/2} 1 (12) v = 0.3(ε r ) 0.5 (mns 1 ) (13) Çeşitli ortamlardaki radar enerjisinin tipik yayınım hızları Tablo 3 de verilmiştir. Su içerisindeki elektromanyetik dalgaların yayınım hızı çoğunlukla sabit olarak kabul edilmektedir ve tabloda görülen fiziksel parametreler kullanılarak, özellikle gölsel alanlardaki çalışmalarda suyun derinliği hesaplanabilir. Ancak özellikle yeraltında tortul tabakaları gibi farklı gözeneklilik ve su içeriğine sahip ortamların yayınım hızları çok çeşitlilik gösterir ve bu tür ortamların kalınlığının ölçülmesinde hızın belirlenmesi büyük önem taşır. Eğer sondaj açma olanağı varsa, yayınım hızı doğrudan arazide yapılan derinlik ölçümleri ile belirlenebilir. Eğer böyle bir imkan yoksa hız değeri gelen varışlar ve yatay ara yüzeylerden oluşan yansımaların kullanıldığı CMP ölçüm tekniği kullanılarak ya da sabit ofsetli ölçümler yapılarak elde edilmiş radargramlardan nokta kaynakların yansımalarının analiz edilmesiyle belirlenebilir. _kinci ve üçüncü yöntemler 12

17 nispeten güçlü ve basit yansımalı ortamlardaki üst tabakaların hızlarının belirlenmesi için daha uygundur (Moorman, 2001). Sabit ofsetli radargramlardan yapılan hız hesaplama çalışmalarında radargramdaki nokta-kaynak yansıtıcı veya yatay ara yüzey için aynı bağıntı uygulanır. Bu durumda seyahat süresi için (14) bağıntısı yazılabilir. t 2 = x2 v 2 + t 0 2 (14) Burada x hız çalışmasındaki antenler arasındaki mesafe ya da bir profildeki nokta-kaynak yansıtıcıya olan yanal ofset mesafesini, v yayınım hızını ve t 0 ofsetdeki tek yönlü seyahat süresini göstermektedir (Telford ve diger., 1976). Hızı hesaplamak için (14) bağıntısı tekrar düzenlenirse, (15) bağıntısına ulaşılır. v = x2 t 2 t 0 2 (15) Hız hesaplamalarında unutulmaması gereken husus, radar dalgasının seyahat süresi ve kesin derinlik değerleri, o derinliğe kadar olan tabakaların hepsinin hızına bağlıdır. Bu yüzden radargramlardaki yansımaların sekli yorumlanırken bu etki mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Yeraltı yapısının basit geometriye sahip olduğu yerlerde, migrasyon yazılımları kullanarak hız değişimleri için düzeltmeler yapılabilir. Bu düzeltme işlemleri, aynı zamanda yapıların geometrik şekillerinde oluşan hatalar için de uygulanabilir. Bu işlem çok vakit alan ve çok emek harcanmasına sebep olan bir işlem olmasına rağmen, kullanılan yazılımların hepsi en temel ve basit problemler için uygulanabilmektedir. Ayrıca bu işlemin bir radar çalışmasında uygulanabilmesi için çok daha ayrıntılı hız bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır (Conyers ve Goodman, 1997) Penetrasyon Derinliği Radar yansımalarını oluşturan ara yüzeylerin sayısı ve her ara yüzeydeki dielektrik zıtlık, yer içinde seyahat eden sinyalin sönümlenme oranı ve kullanılan antenin merkez frekansı ile yer radarının yeraltını görüntüleyebilme yeteneğinin yanı sıra, yer içinde ilerleyen radar dalgalarının penetrasyon derinliğini de etkiler. Radar dalgaları her bir ara yüzeye ulaştığında, dalgaların bir kısmı yüzeye geri dönerken, geri kalan kısım daha derindeki katman ya da katmanların içlerine doğru ilerlemeye devam eder. Ara yüzeylerin sayısı arttıkça, derinlere doğru yayınım gösteren enerji miktarında azalma meydana gelir. Özellikle çökel tabakalardaki bölgesel/kısmi dielektrik farklılıklar, karmaşık yansımalar oluşturulabilir. İlgilenilen yansımalar bu karmaşık yapı nedeniyle maskelenebilir ve bunun sonucunda araştırma derinliği azalabilir (Moorman, 2001). Elektromanyetik enerjinin yayıldığı ortamın elektrik iletkenliği arttığında, enerji çok hızlı şekilde sönümlenir ve bu nedenle elektromanyetik enerjinin penetrasyon derinliği azalır. Bu yüzden, yer radarı sinyalinin içerisinden geçtiği maddenin iletkenliği sinyalin penetre edeceği derinlik üzerinde büyük bir etkiye sahiptir (Moorman, 2001). Enerji penetrasyonu ile elektrik iletkenlik arasındaki ilişki Şekil 6 de verilmiştir. Şekilden görüldüğü gibi, ortamın iletkenliğinin artması radar dalgalarının penetrasyon derinliğini çok hızlı bir biçimde azaltmaktadır. 13

18 Şekil 6. Elektromanyetik enerjinin yayıldığı ortamın elektrik iletkenliği ile enerjinin penetrasyon derinliği iliksisi (Moorman, 2001). Kullanılan antenin frekansı, penetrasyon derinliğini etkileyen bir diğer önemli faktördür. Daha düşük merkez-frekanslı antenler daha uzun dalga boylu sinyaller üretir. Bunun sonucu olarak iletkenlik kayıpları ve ortamda bulunan küçük boyutlu yapılardan kaynaklanan saçılmanın azalması nedeniyle, daha az sönümlenme gerçekleşir ve dolayısıyla, radar dalgaları yerin daha derin kısımlarına ulaşabilir. Ancak düşük frekanslı dalga boyları kullanmanın en büyük dezavantajları, yeraltındaki küçük nesnelerin belirlenememesi ve ince tabaka kalınlıklarının ölçülememesinin yanı sıra, çalışılan anten boyutlarının artmasıdır. Bu durum, yeraltının çözünürlüğünü azaltır ve alanda pratik şekilde çalışmayı zorlaştırır (Conyers ve Goodman, 1997) Yapı Belirlenebilirliği ve Çözünürlük Araştırılacak nesnenin boyutu ya da tabakanın kalınlığının doğru biçimde belirlenebilmesi için, yer radarı sisteminin frekansı ve ortamın yayınım hızı önem taşır. Daha yüksek frekanslı antenler daha kısa dalga boylu radar dalgaları üretir ve bu nedenle bu antenler kullanılarak, daha yüksek çözünürlük elde edilir. Bu durum daha küçük nesnelerin belirlenebilmesini olanaklı kılar. Yine radar darbelerinin yayındığı ortamların farklı fiziksel karakterleri darbelerin bu ortamlar içerisindeki hızlarını etkiler. Eğer bir darbe daha düşük yayınım hızına sahip bir ortamda (örneğin suya doygun bir ortam) ilerliyorsa, bu darbe ortam tarafından daha düşük hızı barındırmaya zorlanır. Bu yüzden söz konusu ortamın hız bilgisinin elde edilmesi, yeraltı yapılarının boyut ve derinliklerinin doğru biçimde tanımlanabilmesini sağlar. Dalga teorisi, belirlenebilecek en büyük düşey çözünürlüğün bir dalgacığın boyutunun ¼ olduğunu ifade eder (Sheriff ve Geldart, 1982). Bununla birlikte, Sheriff (1985) kesin düşey çözünürlüğün az bir açıda kesişen yansıtıcıların araştırılması ile belirlenebileceğini ifade etmiştir. Bir radar profilinde kaydedilen dalgacıkların boyutları yeraltına iletilen orijinal darbenin genişliğinin bir fonksiyonudur. 50 ve 100 MHz antenler tarafından üretilen darbe genişliği ve bunun sonucunda çeşitli jeolojik ortamlarda ortaya çıkan maksimum teorik çözünürlük değerleri Tablo 4 de görülmektedir. 14

19 Tablo ve 100 MHz antenler tarafından üretilen darbe genişlikleri ve çeşitli jeolojik ortamlardaki maksimum teorik çözünürlük değerleri (Ulriksen, 1982; Davis ve Anan, 1989; Annan, 1992 den uyarlanmıştır). Leckebush (2003), her antenin yatay çözünürlükle sınırlı bir Fresnel zonuna sahip olduğunu ifade etmiştir ve yer radarı çalışmalarında Fresnel zonu radar dalgasının yansıdığı alanı tanımlar. Dalga boyu, ısınım örüntüsü ve derinlik Fresnel zonunun boyutunu belirler. Yatay çözünürlük ise, izler arasındaki aralık ve radar darbesinin Fresnel zonunun bir fonksiyonu olarak verilmektedir (Moorman, 2001). Şekil 7 de 50 MHz frekanslı bir anten kullanılarak aynı hat üzerinde farklı istasyon aralıkları seçilerek elde edilen iki radargram görüntüsü verilmektedir. Şekil 7a da istasyon aralığı 3 m seçilmişken, 7b de ise ortamın daha detaylı görüntüsünü elde edebilmek amacıyla 0,5 m seçilmiştir. 15

20 Şekil MHz frekanslı anten kullanılarak aynı hat üzerinde a) 3m, b) 0.5m istasyon aralığı seçilerek elde edilen radargramlar. Moorman (2001) den alınmıştır Radar Anten Frekansının Seçimi Yer radarı çalışmalarında doğru anten frekansının seçimi, ilgilenilen yapıların çözünürlüğü ve araştırılacak derinliğinin belirlenebilmesi için verilmesi gereken en önemli karardır (Huggenberger ve diğer., 1994; Smith ve Jol, 1995). Dalga boyu sistemin çözünürlüğünü kontrol eden bir parametredir ve dalga boyundaki artış, diğer bir deyişle anten frekansı değerinin düşmesi, yeraltı çözünürlüğünü azaltırken, gerekli araştırma derinliğinin artmasını sağlar. Kullanılan antenin merkez frekansı (f), yeraltında yayınan sinyalin baskın dalga boyunu (λ) belirler. Ancak bu kavram, yerin etkisiyle geriye dönen sinyalin merkez frekansı ile karıştırılmamalıdır. Yeraltındaki yayınım frekansı, yayınım hızı ve yere yayınan enerji miktarının yanı sıra çökel ve toprak özelliklerine bağlı olarak değişim gösterir. Bu frekans değerinin yeraltında ne olacağını tahmin etmek oldukça güçtür (Leckebush, 2003). λ = c f ε r (16) 16

21 Penetrasyon derinliği ile yeraltı çözünürlüğü arasında karşılıklı bir değişim söz konusudur. Farklı-merkez frekans değerine sahip antenler için baskın dalga boyu ve bu antenlerin farklı bağıl dielektrik geçirgenlik değerine sahip ortamlar içerisindeki dalga boylarındaki değişimler Tablo 5 te görülmektedir. Penetrasyon derinliği ve yeraltı çözünürlüğü aslında yeraltında sıkça değişim gösterir ve ortamın nem içeriği, gözeneklilik ve farklı gömülü yapı bileşimleri bu değişimi etkiler. Bu yüzden Tablo 5 ile verilen değerler sadece genel bir değerlendirmeyi kapsar (Conyers ve Goodman, 1997). Seçilecek anten frekansının, derinliği ve boyutları bilinen veya tahmin edilen yapıları belirleyip belirleyemedikleri (5) ve (6) bağıntıları kullanılarak araştırılabilir. Temel bir izlence olarak, aranılacak yapının kesit alanı hedef derinliğindeki Fresnel zonuna yaklaşmalıdır. Ortamın bağıl dielektrik geçirgenlik değeri biliniyor ise, bu eşitlik kullanılarak hedeflenen derinlikteki Fresnel zonu hesaplanabilir. Tablo 5. Farklı bağıl dielektrik geçirgenlik değerlerine sahip ortamlarda seçilen anten frekanslarına göre radar dalga boylarının değişimi (Conyers ve Goodman, 1997). Eğer aranılan yapı Fresnel zonundan çok küçük ise gömülü yapıdan yüzeyde bulunan alıcıya sadece yansıyan enerjinin küçük bir kısmı iletilecektir. Bu durumda gömülü yapıdan oluşan yansımalar ortamda bulunan diğer istenmeyen yansımaların maskelemesi nedeniyle fark edilemeyip yansıma kayıtlarında görünemeyebilir. Bu tür küçük yapılar, ancak elde edilen radargramlara genlik kuvvetlendirme gibi veri-işlem tekniklerinin uygulanıp, genlik dilim haritalarının kullanılmasıyla ortaya çıkartılabilir. Yeraltında aranan yapılar genelde stratigrafik tabakalar veya maden ocaklarının tabanları gibi büyük arkeolojik yapılardan oluşan düzlemsel yüzeyler olabileceği gibi tüneller, yeraltı boşlukları, insan eliyle yapılmış depolama alanları gibi noktasal hedefler de olabilir (Conyers ve Goodman, 1997). 17

22 Düzlemsel yapılar ortam koşullarından kaynaklanan sınırlamaların dışında, düzlemsel yapının kalınlığı, yansıtırlığı, yönlenimi ve gömülü bulunduğu derinliğe bağlı olarak seçilecek herhangi frekans değerine sahip bir antenle görüntülen dirilebilir. Düzlem yansıtıcıların tersine, nokta kaynakların daha küçük yüzeylere sahip olmaları nedeniyle bu yüzeylerden yansıyan radar enerjisi daha azdır ve bu tür yapıları düşük frekanslı antenlerle belirleyebilmek daha zordur. Bu yüzden düşük çözünürlüğe sahip sistemlerle bu yapılar kendilerini çevreleyen ortamlardan ayırt edilemezler. Bu tür yapılar çok derinde gömülü olmadıkları sürece, ancak yüksek frekanslı antenler kullanılarak belirlenebilir (Conyers ve Goodman, 1997). Çözünürlük için gereken dalga boyu, üç-boyutlu bir nesne ya da ondülasyonlu yüzeye sahip bir yapı gibi farklı özelliklere göre değişiklik gösterir. Üç-boyutlu nesneleri çözümleyebilmek için birbirinden ayrılmış iki ara yüzeye ihtiyaç vardır. Bununla birlikte, gömülü tek bir düzlemsel yüzeyin belirlenebilmesi için sadece tek bir ara yüzey ve bundan oluşacak yansımalar yeterlidir ve bu durumda dalga boyu da üç-boyutlu yapıda olduğu kadar önemli değildir (Conyers ve Goodman, 1997). Gömülü bir yapının iki farklı paralel düzlemden oluşan yansımaların ayırt edilebilmesi için bu ara yüzeyler arasındaki uzaklık, ara yüzeylerin arasından geçen radar enerjisinin en az bir dalga boyu kadar olmalıdır (Davis ve Annan, 1989). Eğer bu iki ara yüzey birbirine radar dalga boyundan daha yakın mesafede ise, üst ve alt yüzeylerden oluşan yansımaların girişimi nedeniyle ya yok olacaklar ya da fark edilemeyeceklerdir. Tam tersi durumunda, bu iki ara yüzeyden iki ayrı yansıma elde edilir ve aranılan yapı belirlenebilir. Eğer sadece bir gömülü yüzey haritalanıyorsa ve bu yüzey ortamda bulunan diğer yapılarla karıştırılamayacak oranda bir yansıma üretiyorsa, o yüzeyden oluşan yansıma dalgaları, ortam içine giren radar dalga boyu ne olursa olsun görünür olabilir. Ancak, bu yüzeyin düzensiz ya da ondülasyonlu bir yüzey olması durumunda doğru biçimde ölçülebilmesi için daha yüksek yeraltı çözünürlüğü gerekmektedir. Standart bir radar profili söz konusu olduğunda aynı gömülü ara yüzeyden daha düşük frekanslı antenler kullanılarak elde edilen yansımaların görüntüsü daha yüksek frekanslı antenlerin görüntüsüne göre daha yuvarlak başka bir deyişle, keskin olmama eğilimindedir (Şekil 8). Bu durum, önceden bu konu içerisinde bahsedilen düşük frekanslı antenin Fresnel zonunun daha yüksek frekanslı antenin Frensel zonundan daha geniş olmasından kaynaklanır ve gömülü ara yüzeydeki küçük düzensizliklerden daha az etkilenir (Annan ve Cosway, 1992). 18

23 Şekil 8. Aynı hat boyunca 80 MHz ve 300 MHz frekanslı antenler kullanılarak elde edilen gömülü düzlem yüzeyin görüntüsü, El Salvador Conyers ve Goodman, (1997) dan alınmıştır. Çoğu jeolojik ortamlar ve arkeolojik yerleşimler, radar dalgalarının enerjisini dağıtan bozucu birçok küçük süreksizlik içerebilir. Eğer hem aranılan yapılar hem de dağıtıcı etkiyi yaratan yapı ya da yapılardan ortaya çıkan süreksizlikler aynı dalga boyunda ise elde edilen radargramdan aranılan yapı ile dağıtıcı etkiyi yaratan yapılar arasında ayrım yapılamaz. Dağıtıcılar sadece küçük yapılar değil aynı zamanda kaldırım tası ve kayalar gibi büyük süreksizlikler de olabilir. Bu durumda uzun dalga boyu üreten düşük frekanslı bir anten kullanılıyorsa, yine hedef yapı ile istenmeyen etkileri birbirinden ayırma sansı ortadan kalkar. Gömülü bir yapıdan elde edilecek yansıma miktarı, yeraltında bulunan nesnenin boyutlarının radar dalga boyuna oranıyla da hesaplanabilir. Kısa dalga boylu radar dalgaları çok küçük boyutlardaki yapıları görüntüleme yeteneğine sahiptir. Ancak, bu dalga boyları çok derine erişemezler. Daha uzun dalga boylu radar enerjisi ise sadece büyük boyutlu yapıları belirleyebilmesine rağmen, daha fazla derine ulaşabilirler. Düşük frekanslı antenler ( MHz) belirli koşullar altında 50 metreye kadar ulaşabilen uzun dalga boyuna sahip radar enerjisi üretebilir. Ancak bu antenler sadece çok büyük yeraltı özelliklerini çözebilme yeteneğine sahiptirler. Buzun kristal yapısının elektromanyetik enerjinin geçişine izin vermesi nedeniyle, saf buzda düşük frekanslı antenlerin radar enerjisini kilometrelerce derine iletebildikleri bilinmektedir (Olhoeft, 1998). Yüksek frekanslı antenler söz konusu olduğunda ise maksimum penetrasyon derinliği, topraktan buza kadar çeşitlilik gösteren ortamlarda, birkaç metreyi geçemez ve ürettikleri yansımalar ancak birkaç cm derinlikte bulunan yapılardan elde edilebilir. 19

24 Radar dalgaları yer içine hareket ettikleri zaman, özellikle yüksek frekanslı sinyaller daha fazla sönümlenir. Bu nedenle, spektrum daima daha düşük frekansa doğru kayar ve sinyalin bant genişliği azalır (Engheta ve diğer.,1982). Bunun yanında, özellikle 1500 MHz den daha yüksek frekanslarda, su içeren bazı jeolojik ortamlar moleküler gevşemeden oluşan enerji kayıpları nedeniyle yüksek oranda sinyal sönümlenmesi gösterirler (Annan ve Consway, 1994; Olhoeft, 1994). Çoğunlukla bundan daha düşük frekanslı antenler kullanıldığı için yer radarı çalışmalarını çok fazla etkileyen bir durum olmamasına rağmen, son yıllarda 2000 MHz e yakın frekanslı antenlerin gelişmesi nedeniyle, bu etki göz önünde bulundurulmalıdır. Çalışılan alanın elektrik ve manyetik özellikleri, gerekli araştırma derinliği, seçilen antenin çalışma alanında kullanılabilirliği ve çalışılacak alandaki olası gürültü içeriği anten frekansını seçerken göz önünde bulundurulması gereken önemli bazı faktörlerdir ve çalışma öncesinde planlanmalıdır. Araştırma derinliği ve yukarıda anlatılan zorluklar göz önünde tutularak frekans değerinin önceden belirlenmesi araştırmanın başarısını arttıracaktır. Genellikle, gerekli araştırma derinliğinin artması, kullanılacak anten frekansı değerinin düşmesi anlamına gelir. Düşük frekanslı antenler daha büyük boyutlarda ve ağırdır. Bu nedenle bu antenlerin çalışma alanı içerisinde taşınmaları yüksek frekanslı antenlere göre çok daha zordur. Aynı zamanda arkeolojik alanlar gibi karelajlanmıs alanlarda hatlar boyunca çalışılırken, sistemleri hareket ettirebilmek için tekerlekli ya da kızaklı aksamların kullanılması gerektiğinden, düşük frekanslı antenleri kullanmak oldukça zorlaşmaktadır. Oysa tam tersine, yüksek frekanslı antenler oldukça küçük boyutlardadır ve kolaylıkla taşınabilir (Conyers ve Goodman, 1997). Sonuç olarak; kullanılacak antenin frekansı, çözümlenecek yapıların boyutları ve onları çevreleyen ortamın fiziksel ve kimyasal bilesimi tarafından belirlenir. Çoğu zaman, eğer hedef yapı büyük, geniş düzlemsel bir yüzey değilse ve ortamda mevcut bir bozucu varsa, aranan yapının belirlenebilmesi için iletilen radar enerjisinin dalga boyu bozucu yapının maksimum boyutundan daha büyük olmalıdır. Aynı zamanda, aranılan noktasal kaynak ya da düzlemsel yapılar eğer çok küçük boyutlara sahip ve derine gömülmüşlerse belirlenemezler Odaklanma ve Saçılma Etkileri Derinlikle artan bağıl dielektrik geçirgenlik değerine sahip ortamlarda iletim demetinin yer içinde odaklanma eğilimi göstermesinin yanında, yansıtıcıların sahip olduğu geometri de sinyalin odaklanmasını sağlayabilir. Sırt ve çukur benzeri gömülü yüzeylerden ortaya çıkan radar yansıması, yeryüzünde bulunan antenin konumu ve bu antenin o gömülü yüzeye göre yönlenmesine bağlı olarak odaklanabilir ya da saçılabilir (Conyers ve Goodman, 1997). Radar enerjisinin saçılması, yeraltı düzleminin yüzeydeki antenden uzaklaşan şekilde eğimli ya da yukarı doğru bombeli yapıda olması durumunda, radar enerjisinin çoğunun yüzeydeki antenden dışa doğru yansıyarak çok düşük genlikli yansıma kesitleri elde edilmesinden oluşur (Şekil 9). Bunun tersi bir durum söz konusu iken, yani gömülü yüzey antenlere doğru eğimli ve yukarı bakan çukur seklinde ise, bu yüzeyden yansıyan enerji odaklanacak ve gömülü yüzeyden kaynaklanan yüksek genlikli yansımalar elde edilecektir. 20

25 Şekil 9. Farklı anten konumlarında saçılma ve odaklanmayı ortaya koyan gömülü yüzeyin şematik görüntüsü (Conyers ve Goodman, 1997). Conyers ve Goodman (1997), odaklama ve saçılma etkisini ortaya koymak amacıyla, bir tarafında gömülü bir hendeğin diğer tarafında ise bir tas yığını ya da buna benzer bir yapının bulunduğu, bir ortamı Şekil 9 ile göstermiştir. Antenler yeryüzü boyunca çekildiğinde hem iç bükey hem de dış bükey yapılar radar huzmeleri tarafından aydınlanacaktır. İlk olarak sistemin hendeğin solunda olduğu düşünülmüştür. Söz konusu yüzeyden oluşan yansımaların bir bölümü yüzeydeki alıcı antene doğru yönlenmesine rağmen, enerjinin bir kısmı saçılmaktadır ve bu durumda elde edilecek radar gramda zayıf bir yansıma kaydedilecektir. Daha sonra antenlerin tam hendeğin üzerinde yerleştirildiği düşünülmüştür. Bu durumda, radar enerjisinde yüksek derecede bir saçılma oluşacak ve yansıyan enerjinin büyük bir kısmı, özellikle de hendeğin kenarlarından yansıyan kısım, yeryüzünde bulunan alıcı antenden uzaklaşacak ve kaybolacaktır. Bu durumda elde edilen radargramda bu hendek yapısı görünmez olacaktır. Son olarak, sistem hendeğin sağında bulunan genişçe çukurun üzerine yerleştirildiğinde ise, yansıyan radar enerjisi odaklanacak ve daha yüksek genlikte radar kesitleri elde edilecektir. 21

26 Yakın-alan Etkisi Yeryüzünde bulunan verici antenden yayınan elektromanyetik enerji anten civarında sahip olduğu merkez frekansının yaklaşık 1,5 katı dalga boyu kadar yarıçapa sahip bir elektromanyetik alan üretir (Balanis, 1989; Engheta ve diğer., 1982; Sheriff, 1984). 10, 100 ve 1000 MHz merkez frekansı değerine sahip antenler için, bu etki yaklaşık olarak sırasıyla 30 m, 3 m ve 30 cm dir. Bu alan içerisinde kalan yeraltı bölgesinin sanki antenin bir parçasıymış gibi davranması nedeniyle bu alan içerisinde hiç ısınım gerçekleşmez ve teknik olarak radar yayınımı yoktur. Bu yakın-alan etki bölgesi genellikle yer radarı kesitlerinde herhangi bir yansımanın olmadığı bölge olarak ortaya çıkar. Fisher ve diğerleri (1992) bu bölgeyi girişimin yakın-yüzey bölgesi olarak adlandırmıştır. 4. YER RADARI VERİSİ İÇİN ÖN HAZIRLIKLAR 4.1 Başlıca Yapılaması Gereken Ön Hazırlıklar Veri toplanmaya başlanmadan önce ölüm parametrelerinin seçimi için hazırlık yapılmalıdır. Bunlar: Problemin Tanımlanması, İstenen araştırma deriliği için uygun anten ve ölçüm aralığının seçilmesi, Profil yönünün ve profil aralıklarının belirlenmesi, GPR sisteminin kurulması, Zaman örnekleme aralığının ve zaman penceresinin belirlenmesi Test ölçümlerinin alınması olarak sıralanabilir. 4.2 Problemin Tanımlanması Arazi çalışmalarına başlamadan önce Çözüm bekleyen hedefin derinliği yaklaşık ne kadardır?, Aranan hedef nesnenin geometrisi hakkında bir bilgi var mıdır?, Araştırma bölgesindeki ana birim özellikleri GPR yöntem için uygun mudur?, Hedef nesne ile ana birim arasında elektriksel özellikler açısından yeterli kontrast (fark) var mıdır? gibi sorulara yanıt aranmalıdır. Bu soruların en önemlisi GPR yönteminin çalışma şartlarına uygun olup olmadığıdır. Buna göre diğer soruların yanıtlarına göre parametrelerin seçimi önemlidir. Bunun için öncelikle GPR sisteminin özelliklerine göre diğer parametreler belirlenir. 4.3 GPR Sistem Elemanları Şekil 10a. GPR sistemi şematik diyagramı. 22

27 Kontrol ünitesi sistemin kalbidir. Radar sinyal üretimini ve daha sonra bir zaman fonksiyonu olarak gelen sinyalleri kontrol eder. Sistemin verici antenini içine alan elektronik bileşeni çok kısa bir süre yüksek voltajda bir sinyal üretir. Verici Anten bu sinyalin yer içinde yayılmasını sağlar. Verici elektroniği ve verici anten çifti yayılan sinyalin frekansını ve şeklini belirler. Alıcı elektroniği ve alıcı anten verici elektroniği ve anteni özelliklerine göre tanımlıdır. Yer içinden yansımış veya saçılmış sinyal anten aracılığı ile alıcı elektroniğine ulaştırılır. Amaç zamanın bir fonksiyonu olarak gelen sinyalin genliğini ölçmektir., Kayıt ünitesi alıcı ünitesinden gelen sinyali kaydeder. Gösterim ünitesi her bir kayıt noktasında elde edilen sinyalin kayıt ekranında görüntülenmesini sağlar. Şekil 10b. GPR sistem elemanları GPR Sisteminin Kurulması GPR sisteminin çalışması için gerekli olan pillerin tam şarj edildiği kontrol edilir, Kullanılan anten düzeneği hazırlanır, Antenler fiber optik kablolar aracılığı ile kontrol ünitesine bağlanır, Ölçü alım için kullanılan program üzerinde ölçüm parametreleri tanımlanır, Yüksek frekans anten kullanılıyor ise sistemi açtıktan sonra sistem driftini engellemek için 5 dakika beklenir, Sinyalin gidip gitmediği kontrol edilir, Kullanılan anten frekansı ve zaman örnekleme aralığına göre toplam zaman penceresi dikkatlice seçilir veya standart aralıklar kullanılır, Yine kullanılan anten frekansına göre veri ölçüm aralığı ve antenler arası aralık belirlenir. 4.4 Anten ve Profil Ölçüm Aralığının Seçimi Hedefin ve ortamın özellikleri, araştırma derinliği ve hedefin boyutu dikkate alınarak uygun merkez frekanslı antenin ve tipinin seçimi yapılmalıdır. 23

28 4.4.1 Anten Tipleri Antenler şekilsel olarak açık ve kapalı şeklinde sınıflandırılabilirler (Şekil 11) Açık antenlerde verici ve alıcı ayrı ayrı konuşlandırılmakta ve her birinin elektronik ünitesi ayrı olup üzerlerine monte edilir. Antenlere taşıma kolu monte edilir. Avantajları alıcı verici arasındaki mesafe değiştirilebilir ve farklı ölçü alma tekniklerine uygundur. Dezavantajı ise açık anten ile toplanan veri hava yoluyla antene ulaşan çevre etkisini içermektedir. Ölçümler antenleri istenen ölçüm noktalarına taşınarak alınır. Şekil 11. Kapalı ve açık antenli iki farklı GPR sistemi. a) Açık anten, elektonik ünite ve kontrol ünitesi(sensors &Software,1996), b) kapalı anten, elektronik ünite ve kontrol ünitesi (Mala Geoscience, 2003). Tablo 6. GPR sistemleri merkez frekansları ve maksimum derinlik ve düşey ayrımlılık değerleri (Mala Geoscience, 2003). Kapalı antenler özel bir koruyucu içindedir. Bu kutu içinde birbirleri ile olan mesafe frekanslarına göre ayarlanmıştır. Elektronik ünite özel koruyucu kutu üzerine monte edilir. Bu nedenle sadece profil tipi ölçüm yapılabilir. Avantajları ise hava yoluyla ulaşabilecek çevre etkilerini kutu aracılığı ile soğurmakta ve sinyali etkilemesine izin vermemektedir. Profil boyunca çekilerek ölçüm alındığı için daha hızlı veri toplanabilmektedir. Ancak arazinin engebeli olması durumunda antenin yer ile temasının tam sağlanması antenin büyüklüğüne göre zorlaşmaktadır. Yukarıda antenlerin merkez frekanslarına göre maksimum penetrasyon derinliği ve düşey ayrımlılıkları verilmiştir. 24

29 4.5 Ölçüm Aralığının Ve Antenler Arası Ayrım Aralığının Seçilmesi Seçilen antenin ayrımlılık gücüne yani merkez frekansına uygun bir ölçüm aralığı belirlenmeli, Nyquist örnekleme aralığını geçmemelidir. Buda dalga boyunun dörtte biridir. Yaklaşık olarak kullanılan merkez frekansına karşılık maksimum ölçüm aralığı aşağıda verilmiştir (Sensors &Software, 1996). Tablo 7. GPR sistemleri frekans değerleri ve maksimum ölçüm aralıkları (Sensors &Software, 1996). Antenler kapalı tip tek bir kutu içinde monte edilmişse antenler arası aralık sabittir. Ancak antenler açık tip ve ayrı durumda iseler her bir merkez frekansı için antenler arası minimum aralık korunmalıdır. Minimum anten aralığı anten boyuna eşittir. Seçilmesi gereken aralıktan daha küçük seçilirse alıcı doygunluğu (saturation) oluşabilir ve kesilmeden dolayı veri kaybolabilir (Sensors &Software, 1996). Tablo 8. GPR sistemleri frekans değerleri ve minimum anten aralıkları (Sensors &Software, 1996). 4.6 Zaman Örnekleme Aralığının Ve Kayıt Zamanının Belirlenmesi Diğer önemli bir parametrede zaman örnekleme aralığı seçimidir. Bir iz üzerindeki noktalar arası zaman aralığıdır. Merkez frekansı büyüdükçe verinin toplanmasında daha küçük örnekleme aralığı seçilmelidir. Zaman örnekleme aralığı ile merkez frekansı arasındaki ilişki t = 1000/(6 F) olarak verilir (Sensors &Software, 1996). 25

30 Tablo 9. GPR sistemleri frekans değerleri ve önerilen zaman örnekleme aralıkları (Sensors &Software, 1996). Maksimum kayıt zamanının doğru seçilmesi önemlidir. Gereğinden az seçilmesi durumunda hedef derinliğe ulaşmadan kayıt biter, gereğinden fazla seçilmesi durumunda veri hacmi artar ve gereksiz şekilde kayıt sistemi hafızası doldurulur. Buna göre jeolojik çalışmalar için ortalama 0.1 m/ns hız alınırsa T = 1.3 (2 d)/v olarak ampirik bir bağıntı ile hesaplanabilir (Annan, 2000). Burada d maksimum derinlik, V ise minimum hızdır. 4.7 Profil Yönünün ve Profil Aralıklarının Seçimi Hedefin uzun ekseni biliniyorsa, profil yönü dik eksen yönü boyunca olmalı, Yön bilinmiyorsa deneme profiller yardımı ile profil yönü belirlenmeli, Üç boyutlu GPR çalışmalarında başlangıç noktaları ve/veya bitiş noktaları aynı olan, örnekleme kuramına göre düzenlenmiş(aranan en küçük hedef boyutunun yarısı veya daha düşüğü) paralel profiller ile ölçüm alanı taranmalıdır. Şekil 12. Profil yönü seçimi ve paralel profiller düzeneği. 26

31 5. YER RADARI VERİLERİNİN TOPLANMASI 5.1 Sabit Anten Aralıklı Veri Toplama Veri toplamada en çok kullanılan ölçüm tipidir. Antenler arası sabit kalacak şekilde Bir profil boyunca sabit ölçüm noktaları üzerinde veri anten ile sinyal yollanır ve alıcı anten ile yerin cevabı kaydedilir. Her ölçüm noktasına ait izler yan yana dizilerek radagram adı verilen radar kesitini oluştururlar. İzler zamanın fonksiyonudurlar. GPR yönteminde zaman birimi nanosaniye (ns) dır. 1s = 10 9 ns ve 1sn = ps(pikosaniye) dir. Şekil 13. Bir profil ölçümü sonucu elde edilen radagram örneği. 27

32 5.2 Ortak Orta Nokta (Cmp) Profil Ölçümü Daha çok ortamın EM dalga yayılım hızını belirlemek için kullanılır. Antenler ölçüm noktası ortada kalacak şekilde eşit aralıklarla açılarak ölçüm alınır. Şekil 15. Ortak orta nokta ölçüm tipi radagram örneği. 5.3 Geniş Açı Yansıma Profili Ölçümü Verici anten sabit tutularak alıcı anten açılır. Daha çok EM dalga hızının belirlenmesinde ve sismik yansıma veri-işlem aşamaları uygulanmak istendiğinde kullanılır. Şekil 15. Geniş açı yansımalı ölçüm tipi radagram örneği. 28

33 5.4 Anten Düzenekleri GPR için kullanılan antenler bir dipoldür ve istenen polarite ile yayılırlar. Antenler yer normaline göre düzenlenirler. Böylece elektrik alan hedefin uzun eksenine paralel polarize olur. Eğer tek bir anten sistemi kullanılıyorsa dairesel polarlanmış sinyal kullanılır. Çoğu sistemler polarize olmuş antenlerle çalışığı için anten düzenleme oldukça önemlidir. Anten düzenekleri şu şekilde sınıflandırılırlar Birbirine Paralel (Cole-Cole) Anten Düzenekleri A) Antenlerin birbirine paralel, profil yönlerine dik konuşlandırılması En çok kullanılan anten düzeneğidir. B) Antenlerin hem birbirine paralel hemde profil yönüne paralel konuşlandırılması. C) Antenlerin hem ardışık paralel hemde profil yönüne paralel konuşlandırılması. D) Antenlerin ardışık paralel ancak profil yönüne dik konuşlandırılması. 29

34 5.4.2 Birbirine Dik (Cross-Pole) Anten Düzeneği İkinci en çok kullanılan anten düzeneğidir. Kapalı antenlerde özel kutu içinde antenler birbirlerine paralel konuşlandırılmışlardır. 6. YER RADARI VERİLERİNİN İŞLENMESİ Ham GPR kesitlerinden yeraltındaki yapısal durumu görüntülemek zordur (Şekil 16).Bundan dolayı ham verilere; yoruma hazır hale getirilinceye kadar amaca yönelik olarak bazı veri işlem aşamaları uygulanır. Şekil 16. Ham veri (Öğretmen, 2012) 6.1 GPR Verilerinin İşlenmesinde Temel Veri İşlem Adımları Dewow (Düşük Frekansların Giderilmesi) Yerradarı verilerinde çok düşük frekanslı gürültüler gerçek olayları örtmektedir. Buna wow etkisi denir. Bu etkiyi gidermek amacıyla yapılan süzgeçlemeye dewow adı verilir. Wow etkisine, kaydedilen sinyalde ilk gelenlerin neden olduğu aşırılaşma ve doygunluk etkileri neden olmaktadır ve sinyalden DC etkisinin atılmasını gerektirir. Ayrıca daha etkin düzeltme için alçak-geçişli ve medyan süzgeçlemesi de kullanılabilmektedir (Gerlitz vd.,1993; Fisher vd.,1994). Dewow veriyi ortalama-sıfır seviyesine indirgemede önemli bir adımdır ve bu yüzden, kayıt edilmiş izlerde kullanılmak üzere pozitif-negatif renk dolgusuna izin vermektedir. Bu işlem yanlış uygulandığında veri, tüm izin spektrumunu bozan azalan alçak-frekans bileşenine sahip olacaktır. Bu da sonraki spektral veri işleme süreçlerini örneğin kesitin doğal görünümünü etkileyebilir (Gerlitz vd.,1993). 30

35 Şekil 17. Ham veriye dewow (düşük frekansların atılması) uygulandıktan sonraki görüntü (Öğretmen,2012) Energy Decay (enerji azalımı, kazanç) Elektromanyetik dalganın yayıldığı ortamda uzaklığa bağlı olarak genlikteki azalımı geri kazanmak için uygulanan bir süzgeçleme işlem olarak gerçekleştirilirken ölçü profilindeki tüm izlerden bir enerji azalımı oranı hesaplanmaktadır. Daha sonra bu azalım eğrisi ile her bir noktanın genlik değeri bölünerek her bir izin genlik ayarlaması yapılmaktadır. Bu süzgeç, iz üzerinde aşağıya doğru ilerledikçe genliklerde belirli bir büyütmeye sebep olmaktadır. Çünkü elektromanyetik dalgalar daha uzak mesafelere ilerledikçe ortam içerisinde daha fazla enerji kaybetmektedirler. Şekil 18. Veriye energy decay (enerji azalımı) uygulandıktan sonraki görüntü (Öğretmen,2012) 31

36 6.1.3 Background Removal Ringing etkisi, GPR verilerinde uyumlu gürültünün genel tiplerindendir. Bu tarz br uyumlu gürültü kuvvetli ise ve uygunca atılmamış ise, derin yapılar tamamen örtülebilir. Ringing, hemen hemen yanal ve periyodik olaylar olarak görülür ki buda veri işlem ile gürültünün atılmasına olanak sağlayan en önemli özelliklerdir. GPR verisi şiddetli ringing gürültüsüne maruz kaldığında, araştırma derinliği dahada sığlaşır çünkü kuvvetli ringing derinden gelen zayıf yansımaları maskelemektedir. Bu işlem yüksek geçişli süzgeçler kullanılarak yapılmaktadır (Wilchek,2000). Bu izlerin uzaklaştırılması ile yer altından gelen yansımaların daha görünür hale gelmesini sağlamaktadır. Şekil 19. Veriye background removal uygulandıktan sonraki görüntü (Öğretmen,2012) Sıfır Kayma Zamanı Düzeltmesi Kablo uzunluğu ve türü, elektronik duraysızlık ve termal değişimler nedeniyle elektromanyetik dalga havadan yere geçerken kayıt üzerinde bir gecikme gözlenir. Bu gecikme sıfır-zaman gecikmesi olarak adlandırılır. Buna göre gecikme zamanı radargram üzerinden belirlenir ve bu bölüm veriden atılarak başlangıç zamanı zaman ekseninin başlangıcına taşınır. Aşağıda, ham veride 5.6 ns sıfır-zaman gecikmesi gözlenmesi dolayısıyla uygulanan T0 (Sıfır kayma zamanı) düzeltmesi gösterilmektedir (Şekil 21). Şekil 20. Mısır ın Tuna el-gebel arkeolojik alanından örnek ham yer radarı verisi (Kaplanvural, 2011). 32

37 Şekil 21. Radargramın T0 düzeltmesinden sonraki görüntüsü (Kaplanvural,2011) Direkt Gelen Dalganın Veriden Atılması Sismik kayıtlarda olduğu gibi radargramlarda da direkt gelen dalgalar gözlenir. Kaydedilen bu radargram sıfır ofset anten açılımı ile toplanmış bir veri olsa da antenler arası mesafenin pratikte sıfır olması mümkün değildir. Bu nedenden dolayı sıfır ofset açılımı ile kaydedilen radargramlarda da direkt gelen dalga gözlenir. Direkt gelen dalganın veriden atılması için program tarafından bütün izlerin ortalaması hesap edilir ve bütün izlerde aynı olan kısım yani direkt gelen dalga veriden silinir (Şekil 22). Şekil 22. Direkt gelen dalga veriden atıldıktan sonra radargramın görüntüsü(kaplanvural,2011). 6.2 GPR Verilerinin İşlenmesinde İleri Veri İşlem Adımları Frekans süzgeçlemesi yer radarı verisinin doğrudan doğruya genlik spektrumunu değiştirilmesi işlemidir. Bu işlemi gerçekleştirebilmek amacıyla kullanılan birçok farklı türden süzgeç tasarımı mevcuttur. Temel olarak bunlar, Alçak geçişli süzgeçleme uzun dalga boylu olayları veride tutmak amacıyla yapılır. Genellikle yatay uzanan olayları baskın hale getirmek amacıyla uygulanırlar. 33

38 Yüksek geçişli süzgeçleme kısa dalga boylu olayları baskın hale getirmek amacıyla yapılır. Genellikle saçılma verilerini düzgün ve yavaşca değişen olaylar üzerinde belirginleştirmek amacıyla uygulanır. Band geçişli filtreleme olayda baskın olan belli bir frekans aralığının veride korunması, fazla düşük ve fazla yüksek frekanslı olayların atılması amacıyla uygulanır Dekonvolüsyon Dekonvolüsyon işlemi ters süzgeçleme (filtreleme) işlemi olarak da adlandırılabilir. Dekonvolüsyon işlemi yer radarı izindeki kaynak dalgacığını sıkıştırarak iğnecik veya daha uygun bir dalgaya dönüştürmeyi ve böylece sismik verinin ayrımlılığını arttırmayı amaçlar. Dekonvolüsyon uygulanarak ayrıca veride istenmeyen tekrarlı yansımalar da yok edilebilir (Yılmaz, 1987). Dekonvolüsyon öncesi dalgacığın zamansal genişliği (t1) dekonvolüsyon sonrasındaki genişliğinden (t2) çok daha fazladır (Şekil 23). Bu işlem iğnecikleştirme dekonvolüsyonu olarak adlandırılır. Yansıma katsayıları serisi yer radarı yöntemi için jeolojik bilinmeyendir ve sismik yöntemle elde edilmeye çalışılır. İğnecikleştirme dekonvolüsyonu yansıma katsayıları serisinin elde edilmesini amaçlar. Bunun dışında, yer radarı verisindeki ardışık yansımaların giderilmesi ve dalgacığın zamansal genişliğinin azaltılması amacıyla kullanılan dekonvolüsyon türü ise kestirim (tahminsel) dekonvolüsyondur. Bu iki dekonvolüsyon türü günümüzde en çok kullanılan dekonvolüsyon türüdür (Dondurur, 2009). Şekil 23. Şematik olarak dekonvolüsyon işlemi. Altta dekonvolüsyon öncesi ve sonrası sismik dalgacıklar, üstte ise bunların şematik genlik spektrumları görülmektedir (Dondurur, 2009). Bu radargrama uygulanan dekonvolüsyon tipi ise tahminsel dekonvolüsyondur. Tahminsel dekonvolüsyon kaynak dalgacığının boyunu bir önkestirim zamanı kadar bırakacak şekilde kısaltmayı hedefler. Bu örnek için tahminsel uzaklık (prediction lag) 0.05 olarak seçilmiştir (Şekil 24). 34

39 Şekil 24. Örnek radargramın dekonvolüsyon uygulandıktan sonraki hali(kaplanvural,2011) Göç (Migrasyon) Gözlem noktalasına göre kaydedilen verinin yansıma noktalarına göre yeniden düzenlenmesine göç işlemi denir. Sismik ya da yer radarında kaydedilen bir yansıma izi sadece yansımanın zamanını ve genliğini gösterir fakat yansımanın nereden geldiği konusunda doğrudan bir bilgi içermez. Kayıtta görülen yansımalar her zaman alıcının doğrudan altında oluşmamaktadır. Bu yüzden sinyalin gerçekten nereden yansıdığı göç (migrasyon) işlemi ile bulunur. Herhangi bir sismik ya da yer radarı verisine göç işlemi uygulanması ile birlikte yansımanın gerçek noktası ve dolayısıyla da hedef yapı bulunabilir. Şekil 25. Örnek radargramın göç uygulandıktan sonraki hali (Kaplanvural,2011). 35

40 Göç uygulanmış radargramda saçılmalar azalmış ve yansımalar gerçek yerlerine taşınmıştır. Göç uygulandıktan sonra yeraltı yapısının radargramda belirgin bir şekilde ortaya çıktığı ve yoruma kolay hale geldiği görülmektedir. 7. YER RADARI VERİLERİNİN YORUMU İşlenmemiş yer radarı kesitleri hiçbir zaman yeraltının iki boyutlu jeolojik kesitlerine karşılık gelmez. Hatta yeraltı çok karmaşık bir jeolojik yapı içeriyorsa, bu durumda ham veriler ek veri işlem adımları veya iyi bir yorumlama aşaması gerektirir. Yorum yaparken, yer radarı kesitlerinin deneyimli bir ekip tarafından uzun bir süreçten geçirilmesine her zaman gereksinim duyulmaktadır. Yer radarı kesitlerinde en çok görülen tipik şekil hiperbollar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu hiperbolik yapılar yeraltında bulunan boruları veya gömülü nesneleri gösterebilmektedir. Çünkü bu nesneler gerçek konumları etrafında bulunan ortamdan antenlerin koni yayılımı içine girmektedir. Şekil 8'de hiperbolik yansımalar görülmektedir. Yer radarı kesitlerinde var olan bu şekiller ortam özelliklerinin tespitinde önemli bilgiler sağlayabilir (Win_EKKO User's Guide, Sensors & Software, 2001). Şekil 26. Yer radarı kesitinde hiperbol şeklinde boru yansımaları (Win_EKKO User's Guide, Sensors & Software, 2001) Bir doğrultu boyunca alınan yer radarı görüntüsünün, yeraltını doğrultu boyunca kesitini ortaya koyduğu varsayılmaktadır. Amaca uygun olarak veri toplama ve veri işleme aşamalarında bu varsayım birçok yönden oldukça yararlı kolaylıklar sağlamaktadır. Yinede normal durumlarda, yer radarı verileri yerin tam olarak kesitini vermemektedir. Bunun ana nedeni dalga yayılımının doğası ve EM dalgalarının yer içinde ve dışında etkileşimde olmasıdır. Ayrıca yansıma arayüzeyleri ve gömülü nesnelerin etkilerini de sayabiliriz. İyi bir yer radarı yorumu için jeolojik ve çevre koşullarının iyi kestirilmesi gerekir (Davis, J. L. vd. 1989). Yorumlamaya bir örnek olarak Nesher Ramle taşocağından alınmış jeolojik kesit ile onun yer radarı kesiti verilmiştir (Şekil 27) (Davis, J. L. vd. 1989). Aynı şeklin Şekil 28(a) da stratigrafi, yapısal birimler ve faylar gösterilmektedir. Şekil 28(b) de ise bu öğelerin yer radarı kesitindeki yorumları verilmiştir. Buna göre jeolojik kesiti görülen bir yapının yer radarı kesitinde de aynı yapısal özelliklere rastlamak yer radarının başarısını ortaya koymaktadır. 36

41 Şekil 27. Gerçek sığ yeraltı ile yer radarı görüntüsünün karşılaştırılması, bu görüntü Nesher Ramle taşocağından alınmıştır. Yatay ölçek uzaklığı gösterirken, düşey ölçek yansıtıcıların derinliğini göstermektedir. (a) taşocağındaki kireçtaşı tabakalarından oluşan karmaşık yapıdan bir görüntü. Kesikli çizgi içinde kalan alan yer radarı tarafından görüntülendi, (b) yer radarı görüntüsü dolu salınımlı çizimle gösterilmektedir (Davis, J. L. vd. 1989). Şekil 28. Yer radarı görüntüsünün yorumlanması, (a) gözüken stratigrafik birimlerin yorumlanması, Nesher Ramle taşocağının görüntüsündeki yapıların ve fayların gösterimi, (b) yer radarı kesitinde bu öğelerin yorumlanması 37

İÇİNDEKİLER Sayfa ŞEKİL LİSTESİ... iv TABLO LİSTESİ...vii SEMBOL LİSTESİ... viii KISALTMA LİSTESİ... x ÖZET... 1 GİRİŞ...

İÇİNDEKİLER Sayfa ŞEKİL LİSTESİ... iv TABLO LİSTESİ...vii SEMBOL LİSTESİ... viii KISALTMA LİSTESİ... x ÖZET... 1 GİRİŞ... İÇİNDEKİLER Sayfa ŞEKİL LİSTESİ... iv TABLO LİSTESİ...vii SEMBOL LİSTESİ... viii KISALTMA LİSTESİ... x ÖZET... 1 GİRİŞ... 2 BÖLÜM 1 1 GÜNEŞ... 4 1.1 Güneş Enerjisi... 4 1.2 Türkiye de Güneş Enerjisi Potansiyeli...

Detaylı

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MTA DOĞAL KAYNAKLAR VE EKONOMİ BÜLTENİ YIL : 2012 SAYI : 14

MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MTA DOĞAL KAYNAKLAR VE EKONOMİ BÜLTENİ YIL : 2012 SAYI : 14 MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MTA DOĞAL KAYNAKLAR VE EKONOMİ BÜLTENİ YIL : 2012 SAYI : 14 YER RADARI (GPR) JEOFİZİK YÖNTEMİ VE KULLANILDIĞI ALANLAR Büşra Bihter DEMİRCİ* Bu makale ile yer radarı

Detaylı

T.C. KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

T.C. KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ T.C. KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ELEKTROKİMYASAL OLARAK BÜYÜTÜLEN ZnSe İNCE FİLMLERİNİN YAPISAL, OPTİKSEL VE ELEKTRİKSEL ÖZELLİKLERİNİN VE HETEROEKLEM UYGULAMALARININ ARAŞTIRILMASI

Detaylı

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) MOTORLU ARAÇLAR TEKNOLOJİSİ

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) MOTORLU ARAÇLAR TEKNOLOJİSİ T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) MOTORLU ARAÇLAR TEKNOLOJİSİ TEMEL ELEKTRİK ELEKTRONİK 1 ANKARA 2007 Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen

Detaylı

ÇOK AMAÇLI SALONLARDA SES DÜZENİ TASARIMI: HATAY SAMANDAĞ VE K.K.T.C DOĞU AKDENİZ ÖRNEKLERİNİN İNCELENMESİ

ÇOK AMAÇLI SALONLARDA SES DÜZENİ TASARIMI: HATAY SAMANDAĞ VE K.K.T.C DOĞU AKDENİZ ÖRNEKLERİNİN İNCELENMESİ T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÇOK AMAÇLI SALONLARDA SES DÜZENİ TASARIMI: HATAY SAMANDAĞ VE K.K.T.C DOĞU AKDENİZ ÖRNEKLERİNİN İNCELENMESİ UZMANLIK TEZİ Tolga KAMACI

Detaylı

KROMATOGRAFİYE GİRİŞ. Ref. e_makaleleri, Enstrümantal Analiz

KROMATOGRAFİYE GİRİŞ. Ref. e_makaleleri, Enstrümantal Analiz 1 KROMATOGRAFİYE GİRİŞ Ref. e_makaleleri, Enstrümantal Analiz Bir analitte bulunan engelleyici maddeler fiziksel veya kimyasal yöntemlerle ayrılabilir; bunlar çok bilinen distilasyon, kristalizasyon, çözgen

Detaylı

KAYNAK VE KAYNAK TEKNİKLERİ

KAYNAK VE KAYNAK TEKNİKLERİ KAYNAK VE KAYNAK TEKNİKLERİ KAYNAK NEDİR? Kaynak; metalik veya termoplastik malzemelerin ısı, basınç veya her ikisinin etkisi altında bir malzeme ilavesi/ilave malzeme kullanmadan gerçekleştirilen bir

Detaylı

Doğru yol yapımı, doğru yerin tespit edilmesiyle mümkündür. Sürekli kullanılacak

Doğru yol yapımı, doğru yerin tespit edilmesiyle mümkündür. Sürekli kullanılacak 6. TOPRAK MÜHENDİSLİĞİ 6.1 Orman Yolları Yapımında Toprak Mühendisliği Doğru yol yapımı, doğru yerin tespit edilmesiyle mümkündür. Sürekli kullanılacak orman yollarının, yapım ve bakım masraflarının minimize

Detaylı

2. SAF MADDENİN ÖZELİKLERİ. 2.1. Saf Madde

2. SAF MADDENİN ÖZELİKLERİ. 2.1. Saf Madde 2. SAF MADDENİN ÖZELİKLERİ 2.1. Saf Madde Her noktasında aynı ve değişmeyen bir kimyasal bileşime sahip olan maddeye saf madde denir. Saf maddenin sadece tek bir kimyasal element veya bileşimden oluşması

Detaylı

Tablo 1. Tahribatsız muayene deneylerinin makina mühendisliği endüstrisinde uygulama alanları. Uygulama Alanı İşlevi Uygulama Örnekleri

Tablo 1. Tahribatsız muayene deneylerinin makina mühendisliği endüstrisinde uygulama alanları. Uygulama Alanı İşlevi Uygulama Örnekleri TAHRIBATSIZ MUAYENE Tahribatsız malzeme muayene, kalite kontrolün en önemli bir bölümü olup, üretimin tamamlayıcı son kısmıdır. Tahribatsız muayene, incelenen malzemelere herhangi bir zarar vermeden muayene

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİĞİN TEMEL ESASLARI 522EE0010

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİĞİN TEMEL ESASLARI 522EE0010 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ ELEKTRİĞİN TEMEL ESASLARI 522EE0010 Ankara, 2011 Bu modül, mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında uygulanan Çerçeve Öğretim Programlarında

Detaylı

Prens Adaları Fayında Kuvvetli Yer Hareketi Benzeşimleri *

Prens Adaları Fayında Kuvvetli Yer Hareketi Benzeşimleri * İMO Teknik Dergi, 214 6775-684, Yazı 419 Prens Adaları Fayında Kuvvetli Yer Hareketi Benzeşimleri * Aydın MERT* Yasin FAHJAN** Ali PINAR*** Lawrence HUTCHINGS**** ÖZ Bu çalışmanın temel amacı, mühendislik

Detaylı

CİHAZI KULLANMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE DİKKATLİCE OKUYUNUZ!

CİHAZI KULLANMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE DİKKATLİCE OKUYUNUZ! CİHAZI KULLANMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE DİKKATLİCE OKUYUNUZ! YASAL UYARILAR Cihazı kullanırken o bölgede geçerli olan kanun ve yönetmeliklere uyunuz. Sit alanlarında, ören yerlerinde ve askeri bölgelerde cihazı

Detaylı

ÜRETİM YÖNTEMLERİ VE İMALAT TEKNOLOJİLERİ KAYNAK YÖNTEMLERİ

ÜRETİM YÖNTEMLERİ VE İMALAT TEKNOLOJİLERİ KAYNAK YÖNTEMLERİ ÜRETİM VE İMALAT TEKNOLOJİLERİ Yrd. Doç. Dr. Afşın Alper Cerit Erciyes Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Mühendisliği Bölümü Birleştirme Yöntemleri Çözülebilir birleştirme yöntemleri Çözülemeyen birleştirme

Detaylı

YERALTI VE YERÜSTÜ MADEN İŞLETMELERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ REHBERİ

YERALTI VE YERÜSTÜ MADEN İŞLETMELERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ REHBERİ T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI İŞ TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI YERALTI VE YERÜSTÜ MADEN İŞLETMELERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ REHBERİ Yayın No: 43 ÖNSÖZ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak

Detaylı

=ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ=

=ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ= =ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ= 1 BİLİM VE BİLİMSEL ARAŞTIRMA Bilim, geçerliliği konu üzerinde çalışan bilim adamları tarafından kabul edilen belli yöntemlere uygun olarak bilgiler üretme ve üretilen bilgileri

Detaylı

TÜRK STANDARDI TURKISH STANDARD

TÜRK STANDARDI TURKISH STANDARD TÜRK STANDARDI TURKISH STANDARD TS 3491 EN 60079-10 Aralık 2005 ICS 29.260.20 PATLAYICI GAZ ORTAMLARINDA KULLANILAN ELEKTRİKLİ CİHAZLAR BÖLÜM 10: TEHLİKELİ BÖLGELERİN SINIFLANDIRILMASI Electrical apparatus

Detaylı

T.C. GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI

T.C. GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI T.C. GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI HIZLI KATILAŞTIRILMIŞ Al-%12Si-%XSb (X=0.5, 1.0) ALAŞIMLARININ MEKANİK ÖZELLİKLERİNİN DİNAMİK MİKROSERTLİK TEKNİĞİ İLE İNCELENMESİ

Detaylı

İNŞ 331 ULAŞIM 1. Dr. Neslihan SEÇKİN

İNŞ 331 ULAŞIM 1. Dr. Neslihan SEÇKİN İNŞ 331 ULAŞIM 1 Öğr.. Gör. G Dr. Neslihan SEÇKİN 1.GİRİŞ İyi bir karayolu ağının sağladığı ulaşım kolaylığı bir ülke için çok yönlü kalkınma açısından büyük bir itici güçtür. ilk insanlar için yer değiştirme

Detaylı

ölçme ve değerlendirme

ölçme ve değerlendirme kpss 2015 konu anlatımlı ayrıntılı çözümlü örnekler uyarılar pratik bilgiler çıkmış sorular ve açıklamaları ÖSYM tarzına en yakın özgün sorular ve açıklamaları ölçme ve değerlendirme 2014 kpss de 68 soru

Detaylı

DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE GÜNEŞ ENERJİSİ

DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE GÜNEŞ ENERJİSİ DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE GÜNEŞ ENERJİSİ HAZİRAN 2009 ISBN: 978-605-89548-2-3 DEK-TMK YAYIN NO: 0011/2009 Baskı: EKC FORM OFSET - (0312) 342 16 16 Bu rapor Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi ne ait

Detaylı

ENSTRUMENTAL ANALİZ DERS NOTLARI PROF.DR. MEHMET YAMAN

ENSTRUMENTAL ANALİZ DERS NOTLARI PROF.DR. MEHMET YAMAN ENSTRUMENTAL ANALİZ DERS NOTLARI PROF.DR. MEHMET YAMAN İçindekiler Analize Giriş Enstrumental Analize Giriş 1-Spektroskopi Işık-Madde Etkileşimi, Işığın Davranışları Işığın Özellikleri UV Görünür Bölge

Detaylı

Temel Ders Kitabı: Fen Bilimcileri ve Mühendislik için Fizik; Douglas C. Giancoli, Akademi, 2009 (Dördüncü Baskıdan Çeviri)

Temel Ders Kitabı: Fen Bilimcileri ve Mühendislik için Fizik; Douglas C. Giancoli, Akademi, 2009 (Dördüncü Baskıdan Çeviri) FİZİK 102 Temel Ders Kitabı: Fen Bilimcileri ve Mühendislik için Fizik; Douglas C. Giancoli, Akademi, 2009 (Dördüncü Baskıdan Çeviri) 1. Hafta: Elektrik Alanları (Bölüm 21) Elektrik Yükü: Pozitif ve negatif

Detaylı

GPS Hata Kaynakları GPS hataları, gürültü (noise; karışıklık, tesadüfi hata), sapma (bias; kayıklık) ve kaba hatanın (blunder) bir tertibinden oluşur.

GPS Hata Kaynakları GPS hataları, gürültü (noise; karışıklık, tesadüfi hata), sapma (bias; kayıklık) ve kaba hatanın (blunder) bir tertibinden oluşur. GPS Hata Kaynakları GPS hataları, gürültü (noise; karışıklık, tesadüfi hata), sapma (bias; kayıklık) ve kaba hatanın (blunder) bir tertibinden oluşur. GPS Hata Kaynakları Gürültü hatası, PRN kod gürültüsü

Detaylı

T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI

T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI ŞEKİL HATIRLAMALI Cu-Al-Ni VE Cu-Zn-Al ALAŞIMLARIN ÜRETİLMESİ VE ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ ALİ KEMAL SOĞUKSU YÜKSEK

Detaylı

BARAJLAR VE HİDROELEKTRİK SANTRALLER YAPISAL TASARIM REHBERİ

BARAJLAR VE HİDROELEKTRİK SANTRALLER YAPISAL TASARIM REHBERİ T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BARAJLAR VE HİDROELEKTRİK SANTRALLER YAPISAL TASARIM REHBERİ REHBER NO: 006 EKİM 2012 ANKARA ÖNSÖZ Birçok medeniyetin kesişme noktası

Detaylı

VALİLİĞİNE (Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü)

VALİLİĞİNE (Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü) VALİLİĞİNE (Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü) İlgi: 10.08.2005 tarih ve 815 sayılı Olur. Bilindiği üzere, bina ve bina türü yapıların projelendirme safhasında gerekli olan zemin ve temel etütlerinin, uygun

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) ELEKTRİK ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ DOĞRU AKIM ESASLARI ANKARA 2007 Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen

Detaylı

ÖLÇME HATALARI VE ÖZELLİKLERİ

ÖLÇME HATALARI VE ÖZELLİKLERİ ÖLÇME VE KONTROL Birim adı verilen ve bilinen bir değerle, kendi cinsinden bilinmeyen bir değeri kıyaslamaya (karşılaştırmaya) ÖLÇME denir. Parçaların istenilen ölçü sınırları içersinde yapılıp yapılmadıkları

Detaylı

ATEŞLEME SİSTEMLERİ İÇİNDEKİLER

ATEŞLEME SİSTEMLERİ İÇİNDEKİLER ATEŞLEME SİSTEMLERİ İÇİNDEKİLER İçindekiler Şekil Listesi. Özet BÖLÜM 1 1.Giriş... VII BÖLÜM 2 Dahaönce Yapılan Çalışmalar Ve Ateşleme Sisteminin Gelişimi...1 2.1.Daha Önce Ateşleme Sistemlerinde Yapılan

Detaylı