II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE"

Transkript

1 II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE SİYASAL PARTİLERİN TAŞRA POLİTİKALARI* Erkan TURAL ** Özet: Yakın tarihimizin önemli kilometre taşlarından bir tanesi de anayasanın ikinci defa Devrimi ile- yürürlüğe konulmasıdır. Bu gelişme beraberinde seçimleri, parlamentonun açılışını, farklı bir yasama yürütme ilişkisini ama belki de her şeyden önemlisi çok partili bir hayatı getirmiştir. Ülke sorunları, anayasal rejim çerçevesinde iktidar muhalefet diyalektiğinde yeniden tanımlanmıştır ve 1871 Vilayet Nizamnameleri ile taşrada yaratılan sistemin artık zamanın ihtiyaçlarına cevap vermediği herkes tarafindan kabul edilen bir gerçekliktir Dünyası tüm milliyetçi duyguları, emperyalist paylaşımları ile doludizgin bir şekilde dünya savaşına doğru akarken imparatorluğun yeni mirasçıları her tarafindan su alan devlet gemisini kurtarmanın telaşına düşmüşlerdi. iktidarı elinde tutan ittihatçıların cevabı merkezci politikalardan yana iken monarşi yanlısı muhalefet, ademi merkezci politikaları çare olarak sunmaktaydı. "Ademi merkeziyet" LI. Meşrutiyet döneminin en yakıcı gündemlerinden birisi idi ve dönem partilerinin taşra politikaları bu potadan geçerek şekillenmişti. Coşkulu, hırçın, acımasız ve tecrübesiz bir karaktere sahip meşrutiyet partileri her gündem maddesini kendilerini iktidara taşıyacak bir merdiven olarak görmüşlerdir. Taşraya karşı takınılacak politikanın rengi aynı zamanda çok uluslu bir imparatorluğun kaderini de belirlemiştir. Taşra bürokratik mekanizmasının düzenlenmesi, personel rejimi ve ademi merkeziyet derecesi, parti programlarının önde gelen maddelerini oluşturarak büyük tartışmalara neden olmuş nihayetinde de içinde barındırdığı tüm çıkmazları ile beraber cumhuriyetimize miras kalmıştır. Anahtar Sözcükler: Devlet, seçkincilik, Osmanlıcılık, siyasi partiler, idari taksimat, personel sistemi, Ahrar Fırkası, Osmanlı Demokrat Fırkası, Mutedil Hürriyetperveran Fırkası, Hürriyet ve itilaffırkası. Milli Meşrutiyet Fırkası. "Türk Demokrasi Tarihi" ya da "Türk Yenileşme Tarihi" başlıklan altında incelenen yakın dönem tarihimizin mutlaklbaskıcı yönetimlerden çoğulcu/demokrat bir siyasal hayata doğru olan yolculuğunun en önemli güzergahlanndan birini siyasal partilerin ortaya çıkması oluşturur. Demokratik rejimierin "ı 9ı3 (1329) tdare-i Umumiye-i Vilayat Kanunu" isimli yoksek lisans tezimizde yer alan bu konu, yılında TODAtE'de Sayın Doç. Dr. Oya Çitçi tarafından verilen "Siyasi Partiler ve ldeolojiler" dersini takibimden sonra tamamen yenilenmiştir. Son derece verimli geçen yoksek lisans dersini takip etmeme izin verdigi için Oya Çitçi Hocamıza en içten teşekkürıerimi sunuyorum. Asistan, TODAtE. Amme İdaresi Dergisi, Cüt 37 Sayı 4 Aralık 2004, s

2 58 Amme İdaresi Dergisi neredeyse "sine qua non"u olarak kabul gören siyasal partilerin ülkemizdeki tarihsel miladı konusunda siyaset bilimciler tarafından tam bir uzlaşmanın sağlandığını söylemek zordur. Örneğin Tunaya bu süreci on dokuzuncu yüzyılın ilk çeyreğine kadar çekerken (Tunaya, 1952: 79.), hakim yazın, Demokrat Parti'nin iktidan devraldığı 1950 tarihinden başlatmaktadır (Teziç, 1976; Turan, 1986). Akademisyenlerin basit gibi görünen böylesi bir konuda yaşadıklan bu anlaşmazlığın nedeni; sanınz siyasi parti tanımının halihazırda belirgin bir şekilde yapılmamış olmasında saklıdır. Bununla beraber makalemizin mütevazı sınırlan içerisinde ışık tutacağımız asıl konu, meşrutiyet dönemindeki idari reform tartışmalannı dönem partileri bağlamında ele almak olacaktır. Bilindiği üzere A v rupa Birliği sürecinde ülkemizin yapmak zorunda olduğu ev ödevlerinden bir tanesi de bürokratik mekanizmaya çeki düzen verilmesidir. Konunun kapsamının sait idari düzenlemelerle sınırlı kalmayıp cumhuriyetin temel ilkelerine de dokunması, meselenin hassasiyetini artırmaktadır. II. Meşrutiyet döneminde tartışmaya açılan konulann da günümüzdekilerden pek bir farkı bulunmuyor. Bugünün daha iyi anlaşılmasının yolunun dünün iyi bilinmesinden geçtiği gerçeğini akhmızda bulundurarak, ilk önce siyasi parti tarihimizin kısa bir incelemesini yapıp asıl konumuza geçeceğiz. Siyasi partilerin oluşumuna yönelik LaPalombara ve Weiner tarafından ortaya atılan üçlü modele göre; a) Kurumsal b) Modernleşme ve c) Kriz teorileri'nden biri bu sürecin tetiğini çekmiştir (LaPalombara-Weiner, 1966: 7). Kendi tarihimizdeki siyasi parti oluşumlan göz önüne getirildiğinde bu modellerden sonuncusunun yani kriz teorisinin belirleyici olduğu söylenebilir. Bu teoriye göre ulusallaşma sürecine giren topluluklarda azınlığı oluşturan gruplann siyasal hak talebiyle başlattıklan mücadelenin sonucunda bu tür siyasi yapılann oluşma ihtimali yüksektir. Buna göre Osmanlı İmparatorluğu gibi çok uluslu devletlerde ilk siyasi uyanışın ve dolayısıyla oluşumun azınlık tebaası arasında yaşandığı görülmektedir. O halde siyasi partilerimizin politik hayatımızdaki 'resmi' serüvenlerini II. Meşrutiyet Döneminde ilan edilen 16 Ağustos 1909 tarihli Cemiyetler Kanununa kadar uzatılabilirken bu serüvenin 'gayr-i resmi' tarihini on dokuzuncu yüzyılın ilk çeyreğine kadar çekmemiz de mümkündür. LaPalombara ve Weiner'in modelini kendimize bir kriter olarak alırsak söz konusu sürecin; milliyetçi duygularla beslenip ayrılıkçı amaçlar güden azınlık örgütleri tarafından başlatıldığını söyleyebiliriz. Mora'da teşkilatlanıp İstanbul' daki Grek-Ortodoks hiyerarşiden kendini kurtaran ve tamamen orta sınıf ile alt sınıf ruhban tabakasını kendi içinde eriten Etniki Eterya Cemiyeti, l Ermeni 1 Bununla beraber öme~in Sırplar için krizden ziyade modernleşme teorisinin geçerli oldu~u görüloyor. Deutsch'un kavramsallaştınnasını kullanacak olursak, "geleneksel yaşantı biçimlerinden modern yaşantı biçim/erine yöne/miş ülkelerde nüfusun önemli kesim/erini etkileyen genel bir değişim süreci "ne bu co~afyada bu dönemde rastlamak mümkündür. De~işen üretim biçimleri ve kültürel aydınlanma meşruluk zeminin çatlamasına bu ise karar süreçlerine etkin katılım yönündeki taleplere dönüşmüştür. Deutsch'tan aktaran Özbudun, 1977; 24. Balkanlarda yaşanan dönüşüm için bkz., Breuilly, 1993: ve Smith, 199 i: 35.

3 II. Meşrutiyet Döneminde Siyasi Parti/erin Taşra Politika/arı 59 azınlığın meskun olduğu bölgelerde ıslahat ve hatta otonomi taleplerini baskı yoluyla gerçekleştirmeye çalışan Hınçak ve Taşnaksutyun Komiteleri bunlardan sadece bir kaçıdır (Nalbandian, 1963: ve ). Rustow, Orta Doğu'daki partilerin neredeyse istisnasız olarak ya iç ya da dış hükümranlara karşı verilen özgürlük mücadeleleri sonucunda kurulduğunu vurgular (Rustow, 1966: 110). Ülkemizde yaşanan süreç de pek çok noktada Rustow'un bu tespiti ile kesişmektedir. II. Mahmut ve Tanzimat yenilikleri, geleneksel Osmanlı yönetici sınıfının çehresini değiştirmiş, yeni kavramlann ve yeni bir yönetici seçkinlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu yeni kalem efendisinin düşünce iklimi, "vefa," "nimet," ve "yemin" gibi kavramlar yerine "efkar-ı umumiye," "devlet-i meşruta" ve "hukuk-ı na s" gibi terimler etrafında dönmektedir (Mardin, 1986: 29-31). Buna karşın yeni seçkinlerin iktidar mücadelesinin başansızlıkla sonuçlanması ilk Türk-Müslüman Cemiyetlerinin kurulmasına zemin hazırlamıştır; Fedailer Cemiyeti ve Genç Osmanlılar Cemiyeti bunlardan sadece bir kaçıdır. Payaslıoğlu, etnik örgütlerin bu cemiyetler için bir okul vazifesi gördüğünü söylemiştir. Buna göre, ilk Türk Cemiyetleri, yurttaşlann eşitliği düşüncesinin eylemlerde nasıl aktanlacağını gözlemlerken gizli örgütlenmenin nasıl yapılacağını da yine bu azınlık cemiyetlerinden öğrenmişlerdir (Payaslıoğlu, 1964: ). Faaliyetleri ve programlan konusunda pek de fazla bilgi bulunmayan bu cemiyetler bir kenara bırakıhrsa siyasi tarihimizin ilk ciddi partileri, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) ile Teşebbüs-i Şahsiye ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti ' dir. Makalemizde, İTC ve ayrılıkçı azınlık cemiyetlerinin programlannı değerlendirme dışında tutmamız onlan diğer bir makalede, tarihi akışı içinde vermek isteğimizden kaynaklanmaktadır. Aynca bu makaleye dahil ettiğimiz ve programlanna göz attığımız parti adedi oldukça kısıtlıdır. Bunun nedeni ise siyasi yaşamda soluk almaya başlayan ve ömrü fazla olmayan pek çok meşrutiyet partisinin programlannı geniş tutmamalan, çerçeve temennilerle geçiştirmeleri ve yönetime ilişkin düşüncelerini programlanna dahil etmemiş olmalanndan kaynaklanmaktadır. Mercek altına alacağımız ilk parti Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti olacaktır. Parti programını incelemeye geçmeden önce tüm parti programlannı şekillendiren Kanun-i Esasi ile ilgili bir parantez açmak faydalı olabilir. 23 Aralık 1876 tarihinde uygulamaya koyulan Kanun-i Esasi, sayısı 30 kişiyi bulan bir heyet tarafından hazırlanmışsa da vilayete yönelik maddelerin hayat bulmasının arkasında tek bir isim mevcuttu: Mithat Paşa. Sadarete çıktığı tarihe değin Tuna, Bağdat ve Selanik valiliklerinde bulunan Mithat Paşa, deneyimleri sonucu yayınlanan kanunların imparatorluk koşullannda kısa sürede aşınıp atıl

4 60 Amme idaresi Dergisi kalmaya mahkum kaldığını, bu nedenle de mevcut kanunlann her vilayet tarafından kendi şartlanna göre esnek bir şekilde düzenlenmesi gerektiğini savunmuştur (Kocahanoğlu, 1997: ). Paşa, potansiyel aynlıkçı eğilimleri de valilerin konumunu merkez lehine güçlendirerek çözme yoluna gitmiştir. Mithat Paşa tarafından kaleme alınan anayasa taslağında bu konu için ayrı bir bölüm açılmamış yalnız bu konuya hasredilen paragrafta mülki idare taksimatının vilayet temelli olması ve hiçbir Osmanlı kara parçasının bu bölümlemeden hariç tutulmaması gereğini belirtmiştir (Kocahanoğlu, ). Ele aldığı taslakta son olarak idare meclisleri ile belediyelerin seçim sistemi ile kurulmasının önemine değinen Mithat Paşa'nın bu düşüncelerini bilir ve desantralizasyon kavramı ile ne ifade ettiğini anlarsak aşağıda örneklerini vereceğimiz parti programlannın yaratacağı karmaşadan bir nebze olsun kendimizi uzak tutabiliriz. TEŞEBBÜs-İ ŞAHSİ VE ADEM-İ MERKEZİYET CEMİYETİ Kanun-İ Esasİ'nİn vilayat bölümündeki 108, 109, 110, III ve 112. maddelerini programına alıp işleyen ilk parti Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti olmuştur (Tunaya, 1952: ).27 Temmuz 1906 tarihinde yayınlanan program toplam on maddeden oluşmuş ve bunun sekiz maddesi mülki İ dare konusuna aynımıştır. Programın hemen ilk maddesi, yapılacak siyasi reformlann istisnasız tüm Osmanlı coğrafyasında "adem-i merkeziyet ve tevsi-i mezuniyet" ilkeleri çerçevesinde uygulanacağını belirtiyor. ve devamında yaşanacak tartışmalar Böylece "ademi merkeziyet" kavramı bu şekilde başlıyor. Yukanda Mithat Paşa'nın aklındaki yönetim biçimini yansıtmaya çalıştık. Paşa, yazmış olduğu bir mektupta bunu Hde Centralisation" (adem-i merkeziyet) terimi ile karşılamıştır. Şu halde Cemiyet, Mithat Paşa ve dolayısıyla Kanun-i Esasi' deki kullanım arasında doğrudan bir paralellik vardır. ı Program ikinci madde de seçimle oluşturulacak Belediye, Nahiye Meclisi ve Belediye İdare Meclislerinin yönetim ünitelerinin tüm mali işlerden sorumlu o lacağını ve bunu seçeceği daimi üyelerle denetim altında tutacağını belirtiyor. Maddeye göre meclis, idare sınırlan içerisindeki tüm vergi işlerinden sorumlu tutuluyor ve alacağı karar doğrultusunda, mahalli gereksinimler ölçeğinde, bu payı toplanan vergiden kesme hakkına sahip oluyordu. Bir anlamda yönetim birimine tüzel kişilik sağlayan bu madde, daha sonra İttihatçılar tarafından da benimsenerek 1913 tarihinde yürürlüğe konulan vilayet nizarnnamesinde kanunlaştınlmıştır. Programın üçüncü maddesi mebus seçimleri ile ilgilidir. Buna göre Meclis-i Mebusan, anayasada da kararlaştınldığı üzere, vilayet genel meclisi azalannın ı Onar da tevsi-i rnezuniyeti "deconcentration" ile karşılarken "tefrik-i vezaif"in açık bir ademi merkeziyet göstergesi olduaunu yazıyor. Bkz. Onar, 1942: 683.

5 ll. Meşrotiyet Döneminde Siyasi Partilerin Taşra Politika/arı 61 arasında yapılacak seçimlere göre oluşturulacaktır. Maddeye göre bu usulden hedeflenen amaç bir yandan vilayetler arasındaki dayanışmanın artınıması iken diğer yandan vilayetler ile merkez arasındaki bağlan kuvvetlendirmektir. Dördüncü madde sürekli şikayet konusu olan bir sorunla, vilayet meclislerindeki temsil problemi ile ilgilidir. Aslında sorunun kaynağı da devletten başkası değildir. Meclislerde çoğunluğu elde edecek cemaatlerin yönetim üzerinde bir baskı unsuru haline gelmesini önlemek için 1864 ve 1871 Vilayet Kanunlannda tüm cemaatlere eşit temsil hakkı sağlanmış, bu ise tam anlamıyla bir kanşıklık yaratmıştır. örneğin sadece Diyarbakır vilayetinde sekiz ayn cemaat temsilcisi bulunuyordu. Yüzyıllardır aynı mekanlarda birbirlerinden farklı yaşamlar süren cemaatlerin meclis çatısı altında ortak kararlara imza atmalan kolay olmamıştır. Böylesi bir ortamda vilayet valilerinin prestiji her anlamda artmış ve Ortaylı'nın da belirttiği üzere neredeyse bir "arbiter mundi ottomanorum" (Osmanlı Dünyasının Hakemi) konumuna yükselmişlerdir (Ortaylı, C. I: ). İşte Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti, meclis içindeki bu anarşik ortamın eşit temsil yerine çoğunluk esasına göre temsil uygulaması ile çözebileceğini düşünmüş aynntılı düzenlemeyi ise ileride yayınlayacağı programlara bırakmıştır. Teşebbüs-i Şahsiciler, taşranın bir başka kanayan yarası olan güvenlik sorununa da programlannda yer ayırmışlardır. Buna göre, taşrada bir jandarma teşkilatı kurulacak ve bu teşkilat görev yapacağı bölgenin ahalisiyle orantılı bir şekilde seçilecektir. Seçilen jandarmalann eğitimi konusuna da değinen program bunun için jandarmalann kısa süreli bir eğitime tabi tutulmasını uygun görmüştür. Gülhane Hattının ilanından sonra her eyalette kurulan "Umur-ı Zaptiye" teşkilatı resmen bugünkü anlamda 1879'da ilan edilen Umur-ı Zaptiye Nizamnamesi ile kurulan jandarma örgütünün ilk satbasını oluşturmuştur. Bunun yanında jandarmalann eğitimi bu dönemde ve onu takip eden süreç içerisinde tam anlamıyla bir sorun olmuştur. İlk Jandarma Okulunun açılışı ise Teşebbüs-i Şahsi programının yayımlanmasının ertesi yılına rastlar. Vilayet-i Selase'nin merkezi olarak kabul edilen Selanik'te kurulan okul, yabancı eğitmenierin denetiminde eğitim hayatını sürdürmüştür (Özkan, C. I: 1268). Programın yedinci maddesi taşra personelinin seçimi ile ilgilidir. Vali, Mutasamf, Defterdar, Tapu Kadastro Müdürü, Asliye ve İstinaf Mahkemesi Reisi ile Savcı tayinini başkente bırakan program, bu makamlann alt personelinin ise bu kişiler tarafından yöre halkının çoğunluğunu düşünerek yapması gerektiğini vurgular. Gayr-i Müslimlerin devlet dairelerine kabulü Islahat Fermanı sonrasında hızlanmış, fakat yine de bunun karar organlannı etkilememesi için ihtiyatlı bir politika izlenmiştir. Adem-i Merkeziyetçiler de bu kaygı yı kısmen paylaşarak en yetkili kişilerin atama ile seçilmesi usulünü benimsemiştir. Fakat yetkili kişinin alt personelini bölgenin nüfusuna orantılı bir şekilde tespit etmesi, mevcut yönetim ilkelerinin dışında bir talep olmuştur. Prens, bu madde ile bir

6 62 Amme idaresi Dergisi yandan taşradaki partizanlığı ortadan kaldırmaya çalışırken diğer yandan da a tandığı bölgenin kültürüne yabancı niteliksiz memur tipini aşmaya gayret etmiştir. l Mülki ve askeri personel arasındaki yetki çatışması da programda kendine yer bulmuştur. Buna göre mülki personelinin zabıta güçleri üzerindeki denetim ve yönetim hakkı koşulsuz bir şekilde tanınmıştır. Bununla birlikte konu, imparatorluğun sonuna kadar çözülemeyen bir sorun olarak kalmış, yayınlanan pek çok talimata karşı ortaya çıkan arazlar sık sık gazetelere taşınmış ve etkili bir çözüm bir türlü geliştirilememiştir. Bununla beraber Cemiyetin bu sorunu tespit edip vurgu yapmış olması gene de taşra sorunlannı yakından takip ettiklerinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir (md. 7). Prens Sabahattin'in devrim sürecinde fikirlerini yumuşatması, İttihatçılann ortak bir çatı altında toplanma teklifi ile sonuçlanmıştır (Ziya Şakir, Tan, ). Bununla ilgili görüşmelerin en can alıcı maddesini ise "adem-i merkeziyet" oluşturmuştur. İttihatçılar, eğer bu terimden kast edilen anayasada da yer alan "tevsi-i mezuniyet" ise bu nokta üzerinde uzlaşma sağlamanın çok kolay olabileceğini bildirmiştir (Kuran, 1959: ). Bununla beraber müzakereler herhangi bir neticeye varmadan sona ermiştir. Bunun nedenini tartışılan prensiplere değil, ama yaşanan gelişmelere bağlamak daha doğru olur. 4 Sonuç olarak Prens Sabahattin, iktidan ele geçiren İTC karşısında doğrudan bir parti oluşumuna gitmeyerek kurulacak liberal muhalif oluşumlara destek olma yolunu tercih etmiştir. Bu nedenle de aşağıda da göstereceğimiz üzere Teşebbüs-i Şahsi Cemiyeti'nin program maddeleri söz konusu muhalif partilerce kullanılmış ve bu konuda Prens Sabahattin'in de doğrudan desteğini almışlardır. AHRAR FıRKASı 1908 Ağustosunda şekil Meşrutiyet Döneminin ilk ciddi muhalif oluşumu, lenmeye başlamış ve eylül ayında kalıba dökülmüştür. Fırkanın da üyelerinden biri olan Rıza Nur, bu gelişmeyi İTC merkezinin mebuslar üzerindeki sultasının ortadan kalkması ve özgürlüğün gelişi olarak yorumlamıştır (Rıza Nur, 1325 (1909); 24-25).5 Prens Sabahattin, tüm yazılanlara karşın parti içinde aktif bir rol almamış yalnız kendi çevresindeki kişilerin bu oluşuma katkıda bulunmasını desteklemiştir (Kansu, 2000: 6,43; Eroğlu, 1948: 1490; Kuran, 1959: 498). 3 Prens Sabahattin, memurlar ile ilgili düşüncelerini en ayrıntılı şekilde "Meslek-i İçtimaimiz Nasıl Tatbik E dilebilir?" isimli yedinci mektubunda kaleme almıştır bkz. Ege, 1977: i yıllında kaleme alınan bir eser, Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti ile ıttihat ve Terakki Cemiyeti arasında saglanamayan ittifakın nedenini iki fırka arasındaki uyuşamazlıga baglıyor. Bkz. Avanzade 191 ı: 4-5. LI Benzer bir şekilde Kaygusuz, fırkanın İttihat ve Terakkiyi frenlemek ve büsbütün boş bırakmamak amacıyla kuruldugunu yazıyor. Bkz. Kaygusuz, 1955: 55.

7 1/. Meşrutiyet Döneminde Siyasi Partilerin Taşra Politikaları 63 Fırka, dönemin önde gelen kişilerini bünyesini katmıştır ki, Kamil Paşa bunlardan bir tanesidir.' Paşa, liberal eğilimleri nedeniyle bu partiyi açıkça desteklemiş ve ilk parlamento seçimlerinde de bu parti tarafından aday gösterilmiştir (A vanzade, ı 9ıı: 5). Bununla beraber 1908 sonbahannda yapılan seçimlerde hiçbir başan kazanamayan parti, parlamentoda temsil imkanı bulamamıştır. Bununla beraber İttihatçılara yönelik muhalif tutumu ve programında anayasanın 108. maddesine yer vermesi nedeniyle kısa sürede parlamentodaki azınlık mebuslannın sempatisini çekmiştir.' Böylece Osmanlı Meclis-i Mebusanı iki partili bir hüviyet kazanmıştır. Ahmet Bedevi Kuran tarafından "Türkiye' de Garb demokrasilerinin anı adı ğı mahiyette kurulan ilk parti" olarak tanımlanan Ahrar Fırkası 'nın programının hazırlanmasına Prens Sabahattin ve Adliye ıslahatında görev verilen Kont Ostrorog da katkılarda bulunmuştur.' Programın mülki idare ile ilgili olan faslı iki madde ile sınırlandınlmıştır (Tunaya, 1952: ). Programın dokuzuncu maddesinde, Kanun-i Esasi'nin tamamen kabul edildiği belirtilirken bu maddelere istinaden bir an evvel vilayet genel meclislerinin toplanması vurgulanmış, tevsi-i mezuniyet ve tefrik-i vezaif usullerinin hayata geçirilmesi için anayasada yer alan özel düzenlemelerin vakit geçirmeden yapılması gereğinin altı çizilmiştir. Programın onuncu maddesi ise mülki bölümlenmeye aynımıştır. Bu bölümlenmenin apaçık bir zorunluluk olarak ortada durduğu belirtilerek parlamentonun bu konuda karar mercii olduğuna işaret edilmiştir. Bunlara ek olarak belirtilecek bir diğer madde de ayan seçimlerinin programa göre üçte birinin genel meclis ve belediye azalan tarafından belirleneceğine ilişkindir (md. 8). Kanun-İ Esasi 'nin 54. ve 64. maddelerine göre Mebusan Meclisinde alınan tüm kararlar Ayan Meclisinin onayını almak zorundaydı. Programın bu maddesinin yasalaşması halinde taşra ileri gelenlerinin Osmanlı karar alma organlanndaki etkinliğinin artmasının amaçlandığı düşünülebilir. Ahrar Fırkası, bu maddelerle mevcut siyasi şartlan zorlayacak, İttihatçılarla olan mücadelesini çıkmaza sokacak herhangi bir yargıda bulunmamıştır. Aynı ılımlılık programın diğer maddelerinde de sürdürülmüştür.' Bu nedenle prograii Şehbenderzadeye göre fırka, kendisini İttihatçılardan daha hürriyet yanlısı göstenne iddiasında idi ve bunun için ülkenin tom hor düşünceli kişilerini toplamaya başlamıştı bkz. Şehbenderzade Ahmet Hilmi, 1991: 32., Mevlanzade, Ahrar ile Taşnaksutyun Cemiyeti arasında ittifak olduaunu belirterek bir anlamda Ahrar Fırkası ile azınlık cemiyetleri arasındaki işbirligi söylentilerini onaylamış oluyordu bkz. (Mevlanzade Rıfat'ın Hatıralan, 1992: 33-35)., "Ahrar Fırkası 'mn programı bir inceleme ürünüydü ve Osmanlı imparatorluğu 'nu oluşturan çeşitli unsurların dilek ve eğilimleri göz önünde tutularak hazırlanmıştı. " Kuran, 2000; Mevlanzade hatıralannda ısrarla Prens Sabahattin'in Ahrar Fırkası'nın manevi başkanı oldugunu yazmaktadır. Bkz., Mevlanzade Rıfat'ın Hatıraları, 1992: 20., Devletin resmi dilinin Türkçe olması (md. 13), Bütün Osmanlı vatandaşlannın mebus seçimlerine ve memuriyete başvurabilecegi ve silah altına alınabilecegi (md. 14), okul teftişlerinin hükümete bırakılması (md. 20) gibi.

8 64 Amme İdaresi Dergisi mı inceleyen Tanin gazetesi başyazarı Hüseyin Cahid, Ahrar ile İTC arasında hiçbir fark bulunmadığını yazmıştır (Hüseyin Cahid, Tanin; 11 Nisan 1909). Gerçekten de program, konuların hemen tümünü Kanun-i Esasi çerçevesinde ele alarak düzenlemeyi amaçlamış hatta neredeyse kopya etmiştir. Meşrutiyetin ilk yıllarında İstanbul'da bulunan bazı Batılı yazarların gözlemleri de Ahrar Fırkası hakkında yapılacak tespitleri bulandırmıştır. Ahrar'a mensup kişilerin fikirlerinden dolayı doğrudan çıkarımlarda bulunmuşlar ve bu fırkanın desantralist eğilimli "home rule" yönetimini benimsemiş kişilerce teşkil edildiğini vurgulamışlardır. lo Vurgulanan bir başka nokta ise parlamentonun hemen neredeyse pür liberallerden oluştuğu ve aradaki çatlakların liberalizmin farklı okunmalarından kaynaklandığı ile ilgilidir (Abott, 1909: 131). Bu görüşlerin hepsine bir nebze de olsa hak payı verilebilir. Ahrar Fırkası 'nın programındaki "merkezci" hükümler bizim her ne kadar keskin çıkarımlara ulaşmamızı engellese de yukarıda isimlerini verdiğimiz kişilerin duruşları bu ihtimalin de gözden kaçırılmaması gerektiğini işaret eder. OSMANLı DEMOKRAT FıRKASı (FIRKA-İ İBAD) II. Meşrutiyet Dönemİ siyasi atmosferini zenginleştiren bir diğer fırka ise Osmanlı Demokrat Fırkası'dır. Hürriyetin ilanından sonra Avrupa'da Abdülhamit istibdadına karşı mücadele veren kişilerce 1909 Şubatında kurulmuştur. Osmanlı Demokrat Fırkası'nın kökleri yine Avrupa'daki mücadele yıllarına u zanmaktadır. Bünyesinde İbrahim Temo ve Abdullah Cevdet gibi kişileri bulunduran Osmanlı Demokrat Fırkası hedefini hiçbir zaman iktidarı ele geçirmek üzerine kurmamış bir anlamda Fedakaran-ı Millet Cemiyeti gibi, İTC'yi karşısına almak istememiştir. Kaldı ki, Temo anılarında partinin, aydınları yek vücut haline getirip İTC çevresinde toplamak emelinde olduğunu yazmıştır (Demirbaş, 1987: 208). Osmanlı Demokrat Fırkası 'nın on beş maddeden oluşan programının sadece bir maddesi taşra idaresine ayrılmıştır (Tunaya, 1952: ). on dördüncü maddeye göre Fırka, "mülki taksimat" sorununu ele alarak vilayetin daha küçük idari birimlere bölünmesini öngörmüştür. Yine aynı madde, daha önceki fırkaların ilgilenmediği nahiye ünitesine de eğilmiş ve bu idari birime tam yetki (salahiyet) verilmesi gereğine işaret etmiştir.n Nahiyelere bu hakların dağıtımı sonucunda ülkenin daha bayındır olacağı hükmüne varılırken bürokratik harcama 10 Ramsay, hem Ahrar Fırkasını hem de İttihat ve Terakki Fırkasını "liberaller" olarak nitelendinniş ve Ahrarcılann "Home Rule" yanlısı oldugunu söylemiştir. Ramsay'in burada "Home Rule" terimi ile kastetdgi şey, o dönem Britanya'sında yogun olarak tartışılan trlandahlara otonom haklann verilmesi ile ilgilidir. Ramsay, ırlanda sorununu Osmanlı 'daki azınlıklar sorununa benzetmiştir. Bkz., Ramsay, 1909: 7; Aflalo, 1910; Programı inceleyen Hüseyin Cahid, nahiyelere tanınacak yetkilerin çok da net olmadıgını bu nedenle de söz konusu maddenin de detaylı bir açıklamaya ihtiyaç duydugunu belirtiyor. Bbkz. Hüseyin Cahid. Tanin; l3 Aralık 1909.

9 il Meşrutiyet Döneminde Siyasi Parti/erin Taşra Politika/arı 65 larda yapılacak kısıntılann da (md. 6)1ı benzer bir sonuca yol açacağı öngörülmektedir. Hükümet tarafından bürokraside yoğun düzenlemelerin gerçekleştirildiği bir sırada Osmanlı Demokrat Fırkası 'nın bu gelişmelere duyarlı davranarak Memur kadrolannın sınırlandı programında bu konuya değinmesi anlamlıdır. nlması ve idari şube sayısının düşürülmesi ile kırtasiyeciliğin azaltılacağı öngörülmüştür. MUTEDİL HÜRRİYETPERVERAN FıRKASı Meclis-i Mebusan 'ın ikinci açılış yılı başlangıcı, yeni bir parti oluşumuna tanıklık etmiştir. Azınlık mebuslannın inisiyatifi ile teşkilatlanan bu parti Mutedil Hürriyetperveran Fırkası'dır (Akkerman, 1950: 29). Hürriyetin ilanı ile bu süre zarfında yaşanan siyasi çekişmeler, alınan reform kararlan ve imparatorluktan kopan toprak parçalan İTC üzerinde kurulan oydaşmanın da hızla aşınmasına yol açmıştır. Mutedil Fırkası'nın asıl kitlesini parlamentodaki Arap mebuslar oluşturmuş, fakat Rum ve Arnavut vekilleri de kendi yanlanna almışlardır (Bayar, 1966: 451). Arap mebuslannın çoğunlukta olması ve diğer meşrutiyet partileri ile kıyaslandığında istisna sayılabilecek bir şekilde, İstanbul dışında teşkilatlanmaya gidip Şam'da şube açması nedeniyle bir Arap partisi olarak görülen Mutedil Hürriyetperveran Fırkası 'nın başkanlığına hiçbir zaman bir Arap getirilmemiştir. U Parti, İTC konusunda ikiye bölünmüştür. Fırka İçinde Yusuf Şetvan ve Suleyman el-bustani gibi İTC'yi destekleyenler ile Şükrü el-asali gibi muhalif olanlar etrafında toplanmış iki grup bulunuyordu (Kayalı, 1998: 109). Bu nedenle Mutedil Hürriyetperverancılann yek vücut hareket ettikleri söylenemez. ı4 Toplam beş bölümden oluşan Mutedil Hürriyetperveran Fırkası programının İkinci bölümü vilayet idaresine aynimıştır. Yalnız bu bölüme geçmeden önce "mevadd-ı esasiye" isimli ilk bölümün birinci maddesinde fırkanın aynm gözetmeden tüm tebaanın yaran için çalışacağına işaret edilirken ikinci maddede her türlü tartışmadan, ama özellikle de "adem-i merkeziyet" tartışmalanndan, fırkanın uzak duracağı vurgulanarak ilk maddedeki Osmanlıcı vurgunun altı çizilmiştir. Adem-İ merkeziyetin "federalizm" anlamına geldiğini öne süren ikinci madde devamında böylesi bir yönetim biçiminin "Osmanlı kitle-i mülkiyesinin maazallah teczieye (kısım kısım ayırma) giriftar (yakalanma, esir olma) olması"na ilk adım teşkil edeceğini belirterek bir anlamda kendilerinin Ahrar Fırka 12 Memur maaşlannın aşa~ıya dogru çekilmesi bunlann en başında geliyordu bkz. Tunaya, i 949: öme~in Rıza Nur, Parlamentodaki partileri inceledi~i eserinde Mutedilcilerden "Arap Fırkası" olarak bahsediyor, Rıza Nur, 1909~36ve Ero~ul, 1948: ı4 Ahmed Hilmi, fırka içinde uyumun yok denecek kadar az oldu~ bununla beraber kendilerini hedefe taşıyacak ortak bir programa sahip olduklannı yazıyor, bkz. Şehbenderzade, 1991: 32.

10 66 Amme İdaresi Dergisi sı 'nın devamı ve Prens Sabahattin tarafından kurulduğuna dair çıkan söylentileri kesin bir şekilde yalanlamaya çalışmışlardır. IS "İdare-i Vilayet" isimli bölümün ilk maddesinde Kanun-İ Esasİ'deki tevsi-i mezuniyet ve tefrik-i vezaif prensipleri kabul edilerek yapılacak vilayet kanununun bu ilkeler çerçevesinde hazırlanması gerektiği belirtilmiştir (Tökin, 1965: 46-47). Mutedil Hürriyetperveran Fırkası, vilayet kanunu sayesinde taşra teşkilatında gerçek bir dengenin kurulacağını, Osmanlıcılığın güçleneceği ve taşra personeli arasında yaşanan yetki anarşisinin de son bulacağını vurgulayarak oldukça fonksiyonel bir bakış açısı geliştirmişlerdir. Aynı madde, vilayet umumi meclislerinin yetki alanlannı sanayi, ticaret, tanm ve eğitim konulannı da kapsayacak şekilde genişletmekte halihazırda yürürlükte olan 1871 Vilayet Nizamnamesi 'nin vilayet meclislerine biçtiği dar elbiseyi taşra lehine genişletmektedir. Program, yaşanacak kaynak sıkıntısını da düşünerek bayındırlık ile eğitim harcamalan için ayn bir vergi usulünün uygulanabileceğini de öne sürmüştür (md. 10). On birinci maddesinde ise imparatorluğun gönenç seviyesi düşük olan bölgeleri ve aşiretler üzerinde durulmuş ve bu kesimlere has ve geçici olmak üzere yeni bir idare sisteminin belirlenebileceği ve bu konunun meclise taşınıp görüşülmesi gerektiği belirtilmiştir. "Aşair-i gayr-ı meskunenin medeniyete tedricen ithali" satırlan ile aşiretlerin burada ele alınmasının nedeni, bedevi aşiretlerin ticaret ve tanm ile uğraşan Arap ileri gelenleri için - dolayısıyla mebuslan içinciddi bir kaygı oluşturmasıdır (Kayalı, 1998: 108). Aynı kaygının bu bölgede görev yapan mülki ve askeri personel tarafından da paylaşılması merkezin bu konuya daha ciddi bir şekilde eğilmesi ile sonuçlanacaktır. Daimi bir şikayet konusu olan aşiretler sorununa 1913 Martında yürürlüğe sokulan Vilayet Kanunu 'nun dördüncü maddesinde yer verilmiş ve bu konu için özel bir nizamname hazırlanması gereği belirtilmiş nihayetinde de (1913 sonlannda) bir "Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti" ihdas edilmiştir (Tural, 2000: 229). AHALİ FıRKASı Meşrutiyet tarihinin İkinci büyük muhalefet partisi Ahali Fırkası'dır Şubat'ında kurulan fırka aynı zamanda İTC'den ikinci büyük kopuşu simgelemektedir (Güneş, 1995: 391; Erer, 1966: 43). Liderliğİnİ Gümülcİne Mebusu İsmail Bey'in yaptığı Ahali Fırkası'nın iktidar partisi ile yaşadığı her kriz onu biraz daha Sabahattinci fikirlere yakınlaştırmıştır. Meclislere katılmayıp kendisini parlamento ile sınırlaması ve bir süre sonra da Hürriyet ve İtilaf Fırkası 15 Fırka içindeki bölünme bu terimin açıklamasında dahi kendisini göstermiştir. Partinin önde gelen üyelerinden olan Lütfi Fikri, "programımızın ikinci maddesi rejilderimizin zannetıiği gibi alelade adem-i merkeziyeı aleyhinde değildir. Fırkamız kelimelerin bu anzi manasında ifade ettiği.şeyin yani 'federalizm" in aleyhindedir" diyerek başka bir tartışmanın çıkmasına yol açmıştır, bkz. Lütfi Fikri, Tanzimat; 7 Mayıs 1911; Bu kadar sarih bir programa karşın Ziya Şakir, Mutedilcilerin Prens Sabahattin çizgisinde hareket ettiklerini belirtiyor. Bkz. Ziya Şakir, Tan; ı

11 II Meşrutiyet Döneminde Siyasi Partilerin Taşra Politikaları 67 (HİF) ile birleşmesi fırkanın yapısı dahil bir çok yönünün saklı kalmasına neden olmuştur. Ahali Fırkası 'nın yirmi bir maddelik programının sadece bir maddesi mülki idareye ayrılmıştır (Tunaya, 1952: ). Buna göre Ahaliciler, Kanun-i E sasi' deki "tevsi-i mezuniyet" prensibinin ülke yönetimi için taşıdığı önemi kabul etmiş, fakat mülki bölümlenme için özel bir nizamnamenin gereğini belirtmişlerdir. Ahali Fırkası, aynı madde dahilinde mülki sorunlann ortadan kaldınıması için diğer fırkalar veya kamuoyu tarafından hiçbir şekilde dile getirilmemiş bir çare sunmaktadır: Elviye-i müstakile (bağımsız vilayetler). Elviye-i müstakile kavramı ile o sıralarda Lübnan, Girit ve Bosna-Hersek bu tür yönetimlere idare olunan bölgeler kastedilmektedir. Girit ile Bosna-Hersek'in hürriyetin ilanını takip eden günlerde çevre ülkelerce ilhak edilmesi bu yönetimlerden duyulan endişeyi daha da artırmıştır. Ahali Fırkası, teklifi öne sürerken bu uygulamanın "tesri-i muamelata" yani resmi işlemlerin hızlanmasına katkı yapacağını düşünmekteydi (md. 19). Her ne kadar iyi niyetlerle öne sürülmüş o lursa olsun imparatorluk dengeleri son derece hassastı. Kaldı ki, Bulgaristan, Girit ve Bosna-Hersek'in Osmanlı Devlet'inden kopmalannın üzerinden iki yıl bile geçmemiştir. HÜRRİYET VE İTİLAF FıRKASı 1908 Temmuzundan itibaren söylenmeye başlanan kardeşlik şarkılannın ve onun her tınısını dolduran Osmanlıcılık ideallerinin gerçeklerden uzak ütopik düşler olduğu 1911 yılından itibaren anlaşılmaya başlanmıştır. Ocak ayında patlak veren Yemen isyanını Mart ayındaki Arnavutluk isyanı izlemiş aynı yılın sonbahannda ise Afrika' daki son Osmanlı kara parçası Trablusgarb, İtalyan çizmeleri ile tanışmıştır. Ülkenin her yanından gelen tüm bu haberleri Kasım ayında yaşanan yeni bir siyasi gelişme tamamlamıştır; ülke içindeki tüm İTC karşıtı partiler, HİF çatısı altında birleşmiştir. İttihatçılan güç duruma düşüren dış gelişmeleri, muhaliflerinin iç politika malzemesi yapması iktidan daha sert tedbirler almaya sevk etmiştir. Uygulanan baskı yöntemleri ise muhalefetin kendi arasındaki sorunlan bir yana bırakıp İttihatçılan bertaraf etme konusunda uzlaşma noktasına getirmiştir. İttihatçılar, hiç ummadıklan bir zamanda bu kadar farklı düşünen kişinin bir parti çatısı altında toplanmasını kavrayamamışlardır. örneğin Hüseyin Cahid, HİF'in kuruluşunu takip eden günlerde yazdığı bir makalesinde (Hüseyin Cahid, Tanin; 23 Aralık 191 1)16 bu fırkanın "yirmi sene kaynayıp birleşme ihtimali olmayan" 16 Hüseyin Cahid, parti hakkındaki eleştirilerini ertesi günde devam ettirmiş ve bu fırkanın ancak ve ancak "hadem (uşak) ve tahrip fırkası" olabilecegini söylemiştir, bkz. Hüseyin Cahid, Tanin; 24 Aralık Bir başka ittihatçı Celal Bayar da benzer şekilde Hürriyet ve İtilafçılan "intikam fırkası" olarak nitelendiriyor, bkz. Bayar, ı 966, C. ii: 452. Şehbenderzadeye göre yeni fırka "Babil kulesi"ne benziyordu ve böylesi bir oluşumun yegane sebebi ancak ve ancak "ihtiras ve intikam" olabilirdi, bkz. Şehbenderzade Ahmed Hilmi, 1991: 37.

12 68 Amme İdaresi Dergisi gruplar tarafından kurulduğunu belirtirken benzer şekilde amaç birliği olmayan ve çok farklı çevrelerden gelen bu kişilerin meşrutiyet tarihinin en büyük muhalefet partisini kurması herkesi oldukça şaşırtmıştır. 17 HİF, parlamento içinden olduğu kadar bu çevrenin dışındaki kitleyi de yanına çekmesini bilmiştir (Karpat, 1967: 21). Meclis içinde Mutedil Hürriyet Fırkası ve Ahrar Fırkası bu oluşum içinde erirken Meclİs-i Mebusan 'ın Rum, Bulgar, Arnavut ve Ermeni azınlık mebuslan da İttihatçılar karşısında bu oluşumu desteklemiştir (Ziya Şakir; Tan, ). Meclis dışındaki grubun başında devlet kadrolannda yapılan düzenlemeler sonucunda koltuklanndan olmuş ve emekli aylıklan kesilmiş memurlar yer alırken, 31 Mart Hareketinin hemen a kabinde başkentte askeriye ve ilmiye kadrolannda gerçekleştirilen bahar temizliği de memnuniyetsizler kitlesinin adeta bir çığ gibi büyümesine yol açmıştır}' HİF iki ana prensip etrafında kümelenmişti. Bunlardan ilki Osmanlıcılıktır. HİF'e katılan kitle düşünüldüğünde bunun dışında bir ideolojinin benimsenmesi imkansız gibi görünse de Hürriyet ve İtilafçılar, bunun dışındaki akımlan son derece sert bir biçimde eleştirmişierdir. Örneğin Rıza Nur, Meclis-i Mebusan'daki partileri incelediği eserinde Türkçülük gibi aşın akımlann çok uluslu devletlerde yol açacağı felaketlere dikkat çekmiş ve bu hususta A vusturya-macaristan imparatorluğunu örnek göstermiştir (Rıza Nur, 1325 (1909): 24 25).19 Nur gibi düşünenler kuşkusuz fırka içerisinde büyük bir çoğunluğu oluşturmaktaydı ve bu konuda akıllarındaki tek adres de İTC idi. HiF'in ana damarlanndan bir diğeri ise ademi merkeziyet ilkesi idi. İdari aşamadan siyasi aşamaya sıçramış olan bu anlayış, azınlık gruplannı partiye çeken oydaşma noktasından biri belki de biricik nedenidir (Ziya Şakir, Tan, ). HiF'in kısa sürede büyük bir destek kazanması toplumun "muvafık ve muhalif' olarak kutuplaşması sonucunu doğurmuştur (Tökin, 1965: 51). İstanbul' da yaşanan çekişmenin heyecanı kısa sürede taşraya kadar yansımış adem-i merkeziyet gibi sadece seçkin çevrelerce konuşulan konular basit kahvehaneler 17 Fırkayı "gayr-ı mütecanis" (bütünlükten uzak) olmakla itham eden Hüseyin Cahid, Dowson'ın "Partiler. politikalarını saptamak için seçim kazanmazlar, seçim kazanmak için politika/arım saptar/ar" hükmüne herhalde hiçbir şekilde katılmazdı. Downson'dan aktaran Özbudun, 1977: 5. Ülken, Fırka'nın ço~nlukla "sankhlardan" oluştugunu dolayısıyla tipik bir sag parti oldugunu yazıyor, bkz. Ülken, 1963: 60. Kaygusuz ise eserinde Avrupa'daki parti oluşumlanndan örnekler verir ve bu fırkanın örneklerden hiç birine uyrnadıgını "hepsinin kanşımı garip bir halita" oldu~nu söylüyor, bkz. Kaygusuz, 1955: 83. Rıza Nur'un "Zekeriya Sofrası" benzetmesini kullanan Çavdar, yeni fırkanın alayh askerler ile Damat Ferit gibi çıkan zedelenenlerden oluştu~nu yazıyor, bkz. Çavdar, 1987: LO. Kansu. partinin eski rejim taraftan, monarşik bir parti oldugunu ve Prens Sabahattin ile Kamil Paşa tarafından desteklendigini ileri sürüyor, bkz. Kansu, 2000: Hürriyet ve İtilaf'ı eleştirrnek için bu nokta da seçim malzemesi yapılmış ve iktidara geçtikleri takdirde işten çıkanlan bu "Abdülhamid düşkünleri"nin tekrar eski mevkilerine gelecekleri ve devleti alt üst edecek lerine dikkat çekiliyor, bkz. Hatipzade, 1912: Rıza Nur, bir başka eserinde de devletin yapısı düşünüldügünde bundan başka bir çıkar yolun olmadıgını iddia etmekte hatta bu yöntemle azınlıklann aşın akımlara sapmalannın da engejlenecegini düşünmektedir. bkz. Rıza Nur, 1996:

13 ll. Meşrutiyet Döneminde Siyasi Partilerin Taşra Politikaları 69 de bile İTC ile HİF cephelerine ayrılan kişilerce hararetle tartışılmaya başlanmıştır. Siyaset tabanının bu derece genişlemesi nitelik yönünden herhangi bir değişim yaratmadığı gibi "vatan haini" sıfatıyla yaftalanan kişilerin artırmıştır. ıo sayısını da Toplam yetmiş bir maddeden oluşan HİF'in siyasi programı, sekiz alt başlığa ayrılmış ve "siyaset-i dahiliye" isimli bölümde mülki idare alanındaki görüşleri yirmi dört maddede toplanmıştır. Diğer fırka programlannın olağan başlangıçlan gibi Osmanlıcılığa özel bir vurgu yapmışlar ve Osmanlı ülkesinde "gerçek meşrutiyetin" kuruculan olacaklannı öne sürmüşlerdir. Bununla beraber İtilafçılan diğer fırkalardan ayıran nokta, programıannı ve dolayısıyla ele aldıklan konulan son derece ayrıntılı maddelerle açıklamalan olmuştur. "Vilayet-i idariye" bölümü de bunlardan biridir. Bölümün ilk maddesinde Osmanlı birliğinin altı çizilmekle beraber bir parantez açılmıştır. Açılan bu paranteze kendine özgü şartlan nedeniyle genelden ayrılan bölgeler ve onlann sorunlan yerleştirilerek bu bölgelerin "yönelim ve mizaç"lanna göre kanunlann yapılması gereği dile getirilmiştir. Hürriyetçilerin bu vurgusu Ahali Fırkası'nın bazı bölgeler (evliye-i müstakile) için otonomi talep eden on dokuzuncu maddesini hatırlatmaktadır. Öyle görünüyor ki, Ahali Fırkası'nın İtilafçılarla kader birliği yapmalan, programlanndaki bazı maddelerin de yeni programa eklenmesiyle sonuçlanmıştır (md. 31). Devam eden madde de Kanun-i Esasi 'nin 108. maddesine göndermede bulunularak "tevsi-i mezuniyet" ve "tefrik-i vezaif' prensipleri desteklenmiştir. Yine aynı maddede anayasanın 110. maddesinde meclis-i umuminin sınırlan belirsiz çizilen işlevleri İtilafçılann programında aynı kapalı cümlelerle geçiştirilmiştir. Buna göre devlete veya Osmanlı ülkesine zaran dokunmayacak her türlü yetki hakkını vilayet idaresine bırakacak özel bir kanunun hazırlanması karar altına alınmıştır (md. 32). Madde, merkez idaresinde görev ve yetki dağılımının açık bir şekilde tanımlanması ihtiyacını kabul etmiş bunun için de yine ayrı bir düzenlemeye gereksinim olduğunu ortaya koymuştur. Programın belki de en çarpıcı özelliklerinden biri nahiye ünitesine taşra yönetiminde biçilen kilit roldür. Gelişmiş beldelerden başlanılarak tüm imparatorlukta nahiye sistemine geçileceğine değinilerek bu uygulamanın nasıl yapılacağı şu şekilde açıklanmıştır: Birbirine yakın köylerde yaşayan ve benzer özelliklere sahip aileler birleştirilerek iki binden aşağı ve on binden yukan olmamak üzere nahiye üniteleri teşkil edilecektir (md. 33). Teşkil edilen nahiyelerin müdür ve yardımcısı, seçim ile geri kalan personel (katip ve tahsildar gibi) ise atama ile belirlenecektir (md. 34). Nahiyelerin kendi ayaklan üzerinde durup güvenlik ve bayındırlık işlevlerini hakkıyla yerine getirmeleri için de ayrı bir bütçe oluştuıo örne~in Günday, hahralannda idari ademi merkeziyetin lehine ve siyasi ademi merkeziyetin aleyhine ko nuşmasına karşın "hain" olarak etiketlenrnekten kurtulamadıgını yazar, bkz. Günday, 1960: 18.

14 70 Amme idaresi Dergisi rulması öngörülmüştür (md. 35). Mec1is-i Mebusan ve vilayet genel meclisleri seçimleri ile nüfus ve emlak sayımlan konulannda nahiyelerin yardım ve denetimi talep edilmiş (md. 36), jandarma ile orman bekçileri gibi kent dışı alanlannın güvenlik sorumlulan nahiye müdürlerinin yetkisine tabi tutulmuşlardır (md. 37). Bu sistemin iyi işlemesi için en kısa sürede bir nahiye kanununun hazırlanacağına ilişkin madde ile İtilafçılar kafalarında çizdikleri nahiye projesini tamamlamışlardır (md. 38). Osmanlı İmparatorluğu'nun halihazırda bir nahiye nizamnamesi bulunmaktaydı yılında kabul edilen bu nizamname dış baskılar sonucunda hazırlanıp yürürlüğe konulmuş, fakat Osmanlı bürokratlannın gayreti sonucunda atıl bir halde bırakılmıştır. İmparatorluk nüfusunun büyük bir kısmı kırsal alanlarda toplanmıştır. Nizamnamede işaret edilen kalabalık köylerin sadece Balkanlarda olması ve bu bölgeye karşı Rusya ve Avusturya devletlerinin yakın ilgisinin bulunması Osmanlı bürokratlannı her zaman için ihtiyatlı davranmaya sevk etmiştir. Nizamnamede belirtildiği gibi nahiye müdür ve heyetlerinin seçimle gelmesi azınlık cemaatlerinin bu üniteler üzerindeki hakimiyetini sağlamlaştırmasına ve uzun vadede bağımsızlık ilanlanna yol açabilecekti. 6 Nisan 1876 tarihinde yürürlüğe konulan nizamnamenin tek handikabı siyasi nedenlerle de sınırlı değildir. Köylerin yerleşme düzeninin dağınıklığı, ulaşırnın kötülüğü ve yaşanan organizasyon sorunlan nahiye sisteminin önündeki en büyük engeller olarak kalmıştır. Kaldı ki, köylerin otarşik yapılan ve düşük haneli köy yerleşimlerinde dahi cemaat1er arası bütünleşmenin yokluğu bu sistemin neden Osmanlı dünyasında işlemeyeceğine verilecek teknik cevaplardır (Ortaylı, 1985: 92-99) Nevahi Nizamnamesi'nin hazırlanmasına yol açan Avusturya Macaristan İmparatorluğu Dışişleri Bakanı Kont Andrassy'nin teklifine karşı hazırlanan broşürler Meşrutiyet döneminde dahi o kadar popülerdi ki Osmanlılann birlik beraberlik duygulannı okşamak amacıyla tekrar tekrar basılmaktaydı. Böyle bir ortamda RİF'in nahiye sisteminin propagandasını yapması özellikle İttihatçılann büyük tepkisini çekmiştir. RİF, belediye konusuna da değinerek belediye meclis ve reisierinin yetkilerini nahiye müdür ve heyetleri ile eş düşünmüş, nüfusu kırk bini geçen kentlerde iki belediye teşkilatının kurulmasının gerekliliğini vurgulamışlardır (md. 39). İki ve daha fazla belediye heyetine sahip kentlerde belediye başkanının seçimi için bir seçim heyetinin oluşturulması düşünülerek İstanbul'daki şehreminine benzer şekilde "reis-i evvel"lik sistemi getirilmiştir (md. 40).ı1 Nahiye sisteminde olduğu gibi belediye idaresi de hazırlanacak özel bir kanun ile yasal bir çerçeve içine alınacaktı (md. 41). II Ömegin 1913 İstanbul'u yirmi belediye dairesine aynlmıştı. Her belediye dairesinin kendine ait meclisi ve başkanı vardı. Bunlann en üstünde ise İstanbul şehremini bulunuyordu. Topuzlu, mevcut sistemin dezavantajlannı sıralayarak Paris belediye teşkilatının yanlış yorumlandıgın1 aslında tüm dairelerin tek bir daire altında birleştirilmesi gerektigini yazıyor. Bkz. Topuzlu, 1994: ı

15 II Meşrutiyet Döneminde Siyasi Partilerin Taşra Politikaları 7 ı hilafçılar programlannda daha sonra mülki bölümlenme konusunu ele alarak liva (sancak) temelli bir teşkilatlanma planı çizınişlerdir. Buna göre imparatorluk makul büyüklükteki livalara taksim edilecek (md. 42), daha sonra bu bölümler de en fazla dört kazayı içerecek şekilde tekrar tasnif edilecekti (md. 43) Kanunu'nun ilk maddesi livalann mutasamf, kazalann kaymakam tarafından idare edilmesini onaylamış (md. 43), vilayetlerin ise bölgenin durumuna göre azami 4-5 livadan teşekkül ettirilmesi gereği vurgulanmıştır (md. 44). Her vilayetin, mebus seçim kanununa göre seçilmiş bir genel meclisi bir de kendine ait bütçesi olacaktı (md. 45). Alınacak kararlann yalnız vilayeti bağlayacağı durumlarda vilayet genel meclisi yasama hakkına da sahip olabilecek ve yılda iki defa toplanarak sürekli vali ile istişare halinde bulunacak beş üyelik bir daimi meclisin seçimini yapacaktır (md. 46).22 HİF, valinin statüsünde de bazı değişikliklere yönelmişti. Valilere vilayetin en yetkili kişisi statüsünü tanımışlar, yalnız bu statüyü ikili bir eksene yerleştirmişlerdir. Eksenin bir tarafında valinin merkeze karşı sorumlu tutulduğu kırtasiye işlemleri, güvenlik, alt personelin denetimi gibi işler örgüsü dururken, eksenin diğer tarafında vilayete karşı olan sorumluluklan yer almaktaydı. Bunlar arasında vilayet genel meclisine başkanlık etmek, üç ayda bir bu meclise rapor vermek, vilayet bütçesinden yapılacak harcamalann onaylanması gibi kararlar bulunmaktaydı. Kısaca program, valinin 1864 ve 1871 nizamnameleri ile merkezin taşradaki ajanı kimliğini yeniden gözden geçirerek Janus'un vilayete bakan yüzünü geliştirip güçlendirmiştir (md. 47). Bununla beraber İtilafçılann, özellikle Mülkiye Dergisi tarafından propagandası yapılan "güçlü vali" isteminden uzak düştüğü belirtilmelidir. Valileri toplumsal aydınlanmanın neferleri olarak gören mülkiye çevresi İstanbul'daoldukça etkili bir çevre oluşturduğu gibi çıkacak vilayet kanununu da etkilemeyi başarmıştır. Bu anlamda İtilafçılann vali tasanmı bir karşı argüman olarak düşünülmüştür. Yapılan düzenlemelerin genel bir vilayet kanunu içerisinde genelleştirileceği belirtilerek bu kanun ile ayrıca vilayet teşkilatındaki yetki karmaşasına da set çekileceği vurgulanmıştır (md. 48). Harbiye Nezareti ile Dahiliye Nezaretleri arasında her zaman için gerginlik konusu olan vali-jandarma anlaşmazlıklan da vali lehine çözülmesi öngörüldüğü gibi, jandarma ile polis kuvvetlerinin valinin tam denetimi altında bulunacağı ve bunun için ayrı bir düzenlemenin kaleme alınacağı vurgulanmıştır (md. 50). Devlet kadrolanna alınacak kişiler için Kanun-İ Esasİ 'nin on dokuzuncu maddesine istinaden ırk ve mezhep ayrımı gözetilmeyeceği vurgulanarak Osmanlıcı anlayış bu konuda da sürdürülmüş, yine anayasaya dayanılarak memur ıl Kaygusuz, yasama birliginden vazgeçilip vilayetlere hakimiyet vermenin imparatorlu~ feodalizme sürükleyecegini iddia etmektedir bkz. Kaygusuz, 1955: 101.

16 72 Amme idaresi Dergisi seçim şartlannın "ehliyet ve kifayet (yeterli lik) "e bakılarak yapılacağının altı çizilmiştir (md. 51). Memur seçim şartlannı ve bununla beraber özlük, tayin ve terfi haklannı düzenleyecek özel bir personel kanununun düzenleneceğine dikkat çekilerek benzer bir düzenlemenin askeri hiyerarşi için de düşünüldüğü belirtilmiştir (md. 52). Meşrutiyetin başından beri tüm liberal partiler tarafından savunulan memurlann siyasetten uzaklaştınlması talebi İtilafçılann da programına girmiş ve hatta bunun kapsamı askeriyeye kadar genişletilmiştir (md. 53). HİF'in programının kamuoyuna duyurulması, İTC'nin dördüncü olağan kongresi ile çakışmış ve kongrede İtilafçılann programı da ele alınarak tartışılmıştır. Tahmin edileceği üzere en hararetli tartışmalar adem-i merkeziyet ve o nun programdaki yansıması olan nahiyeler üzerinde yoğunlaşmış ve bu kavramlann ayrıntılı açıklamalanna gidilmiştir. Kongre sonrasında zamanın Maarif Nazın Emrullah Efendi bir izahname kaleme almıştır. İzahnamesinde, İtilafçılann İttihatçılardan tamamen farklı bir idare anlayışının temsilcileri olduğunu belirten Emrullah Efendi, yasama organlannın ve temsil kurullannın çoğaltıldığı bir yapının ademi merkeziyetten başka bir kavramla adlandınlamayacağını öne sürmüştür (Emrullah Efendi, 1914: 66-67). Emrullah Efendi, argümanını güçlendirmek için İtilafçılann programındaki otuz birinci maddeyi ele almış, bu madde de geçen "Eyalet-i mümtaze" talebinin Osmanlı birliğine ilişkin tüm ilkeleri ortadan kaldırdığını hatta ve hatta "Osmanlı mevcudiyet-i asliyesini ve vahdet-i mülkiyesini harap edecek bir mahiyette" olduğunu vurgulamıştır (Emrullah Efendi, 1914: 67-73). Emrullah Efendi, tezini güçlendirmek için diğer ülkelerdeki uygulamalardan da örnekler vererek 1908 Devrimi 'nin sonrasındaki gelişmeleri Fransız ihtilalini takip eden gelişmelerle kıyaslamış ve Fransızlann birlik ve beraberliklerini güçlendirmeye taşradan başladıklannı bunun için bir de Yerel Yönetimler Nezareti ihdas ettikleri gerçeği ortada iken, Osmanlı topraklannda İtilafçılann istediği türden yani İngiltere'de olduğu gibi, vilayetlere, sancaklara, kazalara fahri valiler, mutasamflar ve kaymakamlar tayin etmenin, fahri azalar seçmenin kısaca siyasi bir adem-i merkeziyeti yürürlüğe koymanın kime ne faydası olacağına anlam veremediğini kaydetmiştir (Emrullah Efendi, 74-75). Aynı şekilde İtilafçılann nahiye projesini de mercek altına alan yazar bu kelime ile kastedilen şeyin komün olduğu ve müdürleriyle idare heyetinin seçimle belirlendi ği bu sistemin de ademi merkeziyetten başka bir şeyolmadığını, bunun da tanımının programdaki 34. madde ile gayet açık bir şekilde yapıldığını vurgulamıştır (Emrullah Efendi, 52-53). Emrullah Efendi söz konusu sistemi Bab-ı Ali 'nin tarih içinde bazı bölgeler için tanımak zorunda kaldığını ama artık meşrutiyetin ilan edildiğini ve bu yeni dönemin ise ancak ve ancak mülki ve idari birliğin muhafaza edildiği müddetçe sürdürülebileceğini eklemiştir (Emrullah Efendi, 75-76). İttihatçı-İtilafçı çekişmesinin had safhaya çıktığı 1912 seçimleri öncesinde İtilafçılann programı bir kez daha İttihatçılann ağır eleştirilerine hedef olmuş

17 II. Meşrutiyet Döneminde Siyasi Partilerin Taşra Politikaları 73 tur. Örneğin Bursa İttihat ve Terakki Kulübünce basılan bir seçim kitapçığında İtilafçılann nahiye oluşturma kriterleri ele alınmış ve dağınık köylerden tek bir cemaate mensup nahiyeler kurulmasının açıkça Türk, Kürt, Arap, Rum, Arnavut ve Ermeni unsurlannı tamamen birbirinden ayınp türdeş nahiye üniteleri oluşturmak anlamına geldiği, bunun ise Osmanlılık fikriyatına taban tabana zıt olduğu ileri sürülmüştür (Selamet-i Vatan İçin: Hürriyet ve İtilaf Fırkası Programının Tenkidi, İkazat-ı Mürşidaneye Havidir, 1912: 23-24). Kitapçığa göre, İtilafçılann kaygılan da yersizdir; çünkü yüzyıllardan ben bu cemaatler birbirleriyle iç içedir ve şu ana kadar bunun aksini gösterecek bir olay da yaşanmamıştır. Bursalı İttihatçılar argümanlannı yine kendi kentlerinden seçtikleri örnekler ile destekleme yoluna gitmişlerdir. Buna göre, Müslüman çoğunluğun yaşadığı Mihalıç ile Ermenilerin ekseriyet teşkil ettiği Pazarköy sancaklanndan ilkinin Ermeni, ikincisinin de önce bir Türk, daha sonra da bir Rum kaymakam tarafından idare edildiğini ve yöre halkından hiç kimsenin bu durumdan bir rahatsızlık duymadığını aksine bu durumun karşı cemaatler arasındaki birlikteliği, dolayısıyla Osmanlı1ığı sağlamlaştırmaya hizmet ettiğini belirtmişlerdir (Selamet-i Vatan için: 24-25). Vilayetlere yasama ve bütçe haklan tanıyan 45. ve 46. maddelerin ise en başta "devlet" kavramıyla çeliştiğini yazan kitapçık her iki hakkın da devletin taşradaki varlığının en başat sembolleri olduğunu belirterek bunun dışına çıkarak hareket etmenin vilayetlere bağımsızlık tanımakla eşdeğer olduğunu ileri sürmüştür (Selamet-i Vatan için: 28 29). 51. maddeye göre devlet memuriyetlerine alınacak kişilerde "ehliyet ve kifayet" dışında başka niteliklerin aranmasını da yine HİF'in kötü niyetine veren kitapçık, eğer düşünce uygulamaya konursa her beldenin kendi müdür ve kaymakamını belirleyeceğini bunun ise Osmanlılığa zarardan başka bir şey getirmeyeceğinin altını çizen kitapçık, burada takip edilen amaçlardan bir diğerinin de İttihatçı memurlan kadro dışına sürmek olduğunu da eklemiştir (Selamet-i Vatan için: 34-35). Bu sıralarda kaleme alınan bir başka seçim kitapçığı da kendince İtilaf programının Aşil topuğu olarak gördüğü adem-i merkeziyet konusuna odaklanmış ve bu konuda açıklamalara gitmiştir (Hatipzade, 1912). Tipik bir Osmanlı milliyetçiliği vurgusu ile kaleme alınan kitapçık, "dış düşmanlar" tehlikesine göndermede bulunarak içeride birlik ve beraberlik içinde bulunulmasının gerekliliğini hatırlatmış ve her memleket kendi "idari muhtariyet" davasının peşine düşerse, bu düşmanlar tarafından teker teker dize getirileceği hatırlatmasında bulunmuştur (Hatipzade; 16). İtilafçılann yaldızlı ümitlerle milletin gözünü boyamayı kendine iş edindiğini ve bunun milletler arasına fesat tohumlan ektiğini öne süren kitapçık son olarak sandık başına gidecek olan seçmenine şu şekilde seslenmektedir:

18 74 Amme İdaresi Dergisi - Hangisi iyi? Vatanını seven namuslu bir Osmanlı elbet İttihat ve Terakki 'nin tuttuğu yolu beğenir değil mi? MİLLİ MEŞRUTİYET FıRKASı Balkan ovalannda bozguna uğrayan Osmanlıcılık ideolojisi, İstanbul'daki siyaset sahnesinin de dalgalanmasına yol açmıştır. Bir kaç yıl öncesine kadar Osmanlılık düşüncesini güçlendirmek için kendi öz kimliklerini bastırmak zorunda kalan imparatorluğun asli unsurlan, seslerini artık daha rahat ve güçlü bir şekilde duyurmaya başlamışlardır. Bu yoldaki ilk oluşumlardan bir tanesi de Milli Meşrutiyet Fırkası'dır. Milli Meşrutiyetçilerin yayınladıklan program İslamcı ve Türkçü ideolojilere yaslanmakta ve iki merkez partisine yani İTC ile HİF'e eleştirel göndermelerde bulunmaktaydı. Siyaset sahnesi üzerindeki bulutlar, ortaya çıkan aşın akımlar ve bunlann temsilcileri olan partiler nedeniyle yavaş yavaş dağılmaya başlamıştır. Çünkü, o ana kadar düşüncelerini üstü kapalı bir şekilde söyleyen merkez partileri açılan bu süreç içerisinde daha net bir tavır almak zorunda kalmışlardı. örneğin Hüseyin Cahid, aşın milliyetçi düşünceleri nedeniyle Milli Meşrutiyetçileri tenkit ederek partisinin Balkan Savaşlan sonrasında hala Osmanltcılık fikrinin arkasında durduğunu gösterirken (Tunaya, 1952: ), İtilaf Fırkası'ndan Lütfi Fikri, Türkçülük ve İslamcılık fikirlerinin üstünlüğüne dayanan bir partinin imparatorluğun sonunu hazırlayacağını (Lütfi Fikri, Tanzimat; 1 Eylül 1912), Milli Meşrutiyetçilerin "hakimiyet-i milliye" meselesinde tamamen İttihatçılarla ortak bir görüşe sahip olduklannı fakat Türkçülüğe başat bir değer yükleyen İttihatçılann bu fikirlerini saklamaya çalıştığını (Lütfi Fikri, Tanzimat; 8 Eylül 1912), netice olarak Milli Meşrutiyet Fırkası'nda bir tek Talat Bey'in olmadığını, yoksa tüm İttihatçılann bu partiye destek çıkmakta olduklannı ileri sürmüştür (Lütfi Fikri, Tanzimat; 12 Eylül 1912). Yakın tarihimizin ilk milliyetçi partisi olarak görülen Milli Meşrutiyet Fırkası, sekiz bölümden oluşan 53 maddelik aynntılı bir de program hazırlamıştır (Tunaya, 1952: ). Programın giriş bölümünde saltanat ve hilafet hukuku ile İslam'ın resmi din niteliği onaylanırken, ikinci bölümde mülki idare siyaseti açıklanmıştır. İmparatorluğu kuran asli unsurun -Türkler olarak okuyun- menfaatlerini her zaman ön planda tutmak kaydıyla devletin tebaasının hukukuna saygı gösterileceği ve bu arada Müslüman tebaa ile olan ilişkilerin sağlamlaştınlmasına gayret edileceği belirtilmiştir (md. ll). Program, Türklerin çıkarlannı Arap kardeşleri ile kuracaklan samimi ilişkiler ekseninde geliştirme hedefini a çıklamasının ardından, Kanun-İ Esasi'nin 108. maddesine göndermede bulunarak "tevsi-i mezuniyet ve tefrik-i vezaif' ilkelerini şartlı bir şekilde kabul etmiştir. Buna göre devletin doğrudan hakimiyet sahasına giren işler (umur-ı umumiye-i devlet) kuvvetli bir merkeziyet prensibine tabi tutulurken, bunun haricinde kalan ve sadece vilayeti bağlayan kararlar ise tamamen o vilayete bırakılacaktı.

19 Il. Meşrutiyet Döneminde Siyasi Partilerin Taşra Politikaları 75 Aynı madde dahilinde daha önceki parti programlannda da yer almış olan ve halen tartışılan taşra personelinin hukuki statüsünün ve haklannın kesin çizgilerle belirlenmesi sorunu için özel bir kanunun hazırlanması karar altına alınmıştır (md. 12). Mülki bölümlenme sorununa da eğilen program, bu hususta liva merkezli bir teşkilatlanmayı uygun bularak kendine özgü şartlan olan vilayetler haricindeki tüm vilayetlerin tedricen bu sisteme çekileceğini belirtmiştir (md. 13). Milli Meşrutiyetçilerin mülki bölümlenmeyi liva üzerine kuran düşünceleri, kamuoyunun bazı kesimlerince de desteklenmekteydi. Vilayet sınırlannın bir kaç devleti içine alacak derecede geniş olduğunu söyleyen bu çevreler, ekonomik ilişkilerin geri, haberleşme ve ulaşım imkanlannın kısıtlı ve güvenliğin başlı başına bir sorun olduğu imparatorluk şartlannın bu kadar geniş vilayetleri taşıyamadığı bu nedenle de daha küçük idari birimlerin -liva gibi- oluşturulmasından başka çare olmadığını savunmuşlardır (Hasan Hamid, no:3; Bedii Nuri, no:6; Abdülgani Seni, no:7) Programa göre bir diğer önemli sorun da, vilayetlerin kendi kolluk güçlerine sahip olmalandır ki bunun bir an önce yapılması vilayetlerin güvenliği bakımından büyük önem taşımaktadır (md. 14). Jandarma Genel Müdürlüğü ile Harbiye Nezareti ve Dahiliye Nezareti arasında sürekli kanşıklıklar ve anlaşmazlıklar yaratan bu sorun kurumlar arası uzlaşmayı ortadan kaldırdığı gibi imparatorluğun kaderini etkileyen savaşlar sırasında taşra güvenliğini de ciddi bir biçimde zedelemişti. Mülki personelin en küçük bir rahatsızlıkta jandarma ya da askeriyeye müracaat etmesi mülki karar organlannın etkinliğini ve prestijini o lumsuz yönde etkilemekteydi. Milli Meşrutiyet Fırkası 'nın konuya programında yer ayırması bu hassasiyetten kaynaklanmıştı. Yaklaşık bir yıl sonra çıkanlacak olan vilayet kanununda da kabul edileceği üzere Milli Meşrutiyetçilerin programı vilayetin tüzel kişiliğini tanımış (md. 15) ve onlann kendi bütçelerine sahip olma hakkını onaylamıştı (md. 16).13 Fırka mensuplan bu kararlarla taşrada büyük bir reform ve uyanış sürecinin başlayacağına inanmaktaydı. Öyle ki bu haklann tanınması ile vilayet ahalisi kendi haklanna sahip çıkmaya başlayacak, böylece yollar, limanlar, numune çiftlikleri, ziraat okullan, ticaret, sanayi ve ziraat odalan gelişecek hatta ve hatta ilköğretim tamamen bu vilayetlerin emrine tabi kılınacaktı. Eğitim hisseleri, yol ücretleri, hayvan kesim vergileri, ve vilayet kurumlar vergisi bu vilayetlere devr edilip tüm yapılacak işler için kaynak sağlanma yoluna gideceği gibi, bu vilayetlere belli ölçeklerde vergi koyma hakkı da tanınmıştı. HİF'in büyük değer atfettiği nahiye ünitesi, Milli Meşrutiyetçilerin programında da önemli bir yer işgal etmişti. Buna göre, tüm imparatorlukta bu idari 13 Maliye siyasetinin açıklandıgı bölümde devletin kesin denetimi olmak kaydıyla tevsi-i mezuniyet ve tefrik-i vezaifkaidesine bütçe konusunda riayet edilecegini belirten program bundan vilayetin ve nahiyenin ıslahının ümit edildi~ni yinelemiştir (md. 44).

20 76 Amme Idaresi Dergisi birimin oluşturulmasına gayret edilecekti (md. 17), fakat itilafçılann tersine bu sistemde müdürler seçilmiş değil atanmış olacaktı. Milli Meşrutiyetçiler bu önlemle olası tehlikelerin bertaraf edileceğine inanmaktaydılar. Bununla beraber nahiye heyetinin seçimle belirlenmesi usulü kabul edilmişti (md. 18). Bu ek madde ile, Milli Meşrutiyetçiler Tanzimat bürokratlanndan beri süregelen ve Abdülhamit ile İttihatçılar tarafından paylaşılan ortak kaygılan onaylamış ve bir anlamda statükocu denebilecek bir tavnn takipçisi olacaklannı da kabul etmişlerdir. Memurların yeterliliği konusuna da yer veren Milli Meşrutiyetçiler, Kanun-i Esasi' deki kriterleri benimsemiş ve ayn bir personel kanununun gerekliliğini kabul etmişlerdir (md. 19). Memurlann sosyal haklannın düzenlenmesi için Tekaüd (emeklilik) Kanunu'nda gerekli düzeltmelerin yapılması gereğini vurgulayarak (md. 20), memurların siyaset dışında kalmasının vatanın esenliği için daha uygun olacağının altını çizmişlerdir (md. 21).14 Böylece Milli Meşrutiyet Fırkası bir yandan memurlann işe alınma, sınav sistemi, sınıflandırma ve kariyer gibi mevcut hiyerarşi içerisinde gerek görülen düzenlemelere dikkat çekerken diğer yandan emeklilik kanununda ihtiyacı hissedilen değişiklikleri gerçekleştirerek devlet memurlannın geleceğini güvence altına almayı düşünmüştü. Tabii bu arada Balkan Savaşlarında alınan yenilgilerden sonra daha da alevlenen asker-siyaset tartışmalarına da uzak kalmayarak her iki alanın birbirinden aynıması yönünde tavır almış ve bunu programına da aksettirmiştir. SONUÇ YERİNE Bir İngiliz seyyahı olan Aııen Upward'ın 1908 başlannda Balkanlarda başlayan gezisi aynı yılın temmuzunda bir devrime tanıklık eden İstanbul'da sona ermişti. Yazann kısa bir süre sonra basılan eseri İstanbul'dan canlı devrim manzaralan ile doludur (Upward, 1908). Upward, İstanbul'da kaldığı süre içerisinde pek çok Jön Türk ile konuşma imkanına da sahip olmuştu. Bunlardan ikisi Ahmet Rıza ve Musurus Gikis Bey'lerdi. Devrimin ve belki de tüm imparatorluk tarihinin en coşkulu bu günlerinde Upward'ın gözüne bir şey takılmıştır. Konuştuğu her iki Jön Türk'ün "mutlu yanniar" projesi arasında uçurumlar vardır. Ahmed Rıza Bey, son derece seçkinci ve devletçi düşüncelerin adamı iken Musurus Gikis Bey, tam aksi şekilde düşünmekte, hatta Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında gerçekleşecek bir federasyonun olasılık hesaplannı yapmaktadır (Upward, 1908: ). Yukanda da gösterdiğimiz üzere "Büyük Osmanlı" peri hikayesi çok kısa sürmüş, İttihatçılann yürürlüğe koyduğu merkezci ve seküler politikalar siyasal düzlemi ikiye bölmüştür. Otoriter ve merkezci politikalar, liberal grubun aynşmasını ve kendi başına Ahrar, Mutedil Hürriyetperveran gibi partiler kurmasına yol açarken sek:üler politikalar da dinci akımla 14 Adli sorunlann ele ahndı~ı bölümde bu konu gene vurgulanmış ve buna mahsus bir kanunun hazırlanaca~ına dikkat çekilmiştir (md. 25).

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİNDE UYGULANACAK İNSAN GÜCÜ PLANLAMASI ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİNDE UYGULANACAK İNSAN GÜCÜ PLANLAMASI ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİNDE UYGULANACAK İNSAN GÜCÜ PLANLAMASI ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK 29/07/2008 tarih ve 26951 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Karar Tarihi Karar No Kararın- Meclis Başkan Vekillerinin Seçimi. 11 / 04 /2014 ( 19 ) Konusu. BAŞKAN : Dr. Hasan AKGÜN

Karar Tarihi Karar No Kararın- Meclis Başkan Vekillerinin Seçimi. 11 / 04 /2014 ( 19 ) Konusu. BAŞKAN : Dr. Hasan AKGÜN Karar Tarihi Karar No Kararın- Meclis Başkan Vekillerinin Seçimi. 11 / 04 /2014 ( 19 ) Konusu GÜNDEMİN ( 2. ) MADDESİ : seçimi; : 5393 sayılı yasanın 19. Maddesi gereğince Meclis 1. ve 2. Başkan Vekillerinin

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ İçişleri Bakanlığından: Resmi Gazete Tarihi : 08/10/ 2006 Resmi Gazete Sayısı : 26313 BİRİNCİ BÖLÜM : Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Yerel Yönetimler Katılımcılık - Mevzuat

Yerel Yönetimler Katılımcılık - Mevzuat Yerel Yönetimler Katılımcılık - Mevzuat Dr. Nuran Talu, ODTÜMD/STK Üyesi ODTÜMD, 11 Nisan 2009 1 5393 Sayılı Belediye Kanununda (13.7.2005 tarih ve 25874 sayılı RG) yeralan Katılımcılık ile ilgili Hükümler

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

-KARAR- ADAYLAR PARTİSİ ALDIĞI OY Yusuf KILIÇ AKPARTİ 22 Ebru ATEŞ AKPARTİ 22 Bilal EKEN AKPARTİ 22 Ahmet KESER AKPARTİ 22

-KARAR- ADAYLAR PARTİSİ ALDIĞI OY Yusuf KILIÇ AKPARTİ 22 Ebru ATEŞ AKPARTİ 22 Bilal EKEN AKPARTİ 22 Ahmet KESER AKPARTİ 22 KARAR TARIHI : 07/04/2014 KARAR NOSU : 61 ÖZÜ: Açılış ve Yoklama Belediye Meclis Başkanı Dr Tuncay ACEHAN 6.Dönem 5.Birleşim 1.oturum meclis toplantısı açılışını yaparak, meclis üyelerini saygı duruşuna

Detaylı

MESLEK ODALARI-VİZE VE ONAY İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEME

MESLEK ODALARI-VİZE VE ONAY İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEME MESLEK ODALARI-VİZE VE ONAY İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEME Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz,

Detaylı

III-13 KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

III-13 KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK III-13 KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK KAMU İDARELERİNCE HAZIRLANACAK PERFORMANS PROGRAMLARI HAKKINDA YÖNETMELİK R.G. Tarihi : 05/07/2008 R.G. Sayısı : 26927 BİRİNCİ

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME 207 KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YURTDIŞI TEŞKiLATI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME Kanun Hük. Kar. nin Tarihi : 13/12/1983 No : 189 Yetki Kanununun Tarihi : 17/6/1982 No : 2680 Yayımlandığı R.G. Tarihi

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu

Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar. Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar Türkiye nin Yönetim Yapısı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Yardımcı Kuruluşlar Hükümete veya bakanlıklara görevlerinde yardımcı olmak, belirli konularda görüş bildirmek, bir idari

Detaylı

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir.

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. İDARE HUKUKU Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. Bu düzenlemede yer alan ilkeler şunlardır; - Hukuk

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ İÇ POLİTİKA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ OCAK 2007 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ 29.03.2009

MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ 29.03.2009 TÜİK MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ 29.03.2009 İl Genel Meclisi Üyeleri Büyükşehir Belediye Başkanlığı Belediye Başkanlığı Belediye Meclisi Üyeleri ISSN????-???? TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ

Detaylı

DEFNE BELEDĠYESĠ ÇEVRE KORUMA VE KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ KURULUġ, GÖREV VE ÇALIġMA ESASLARI YÖNETMELĠĞĠ. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak

DEFNE BELEDĠYESĠ ÇEVRE KORUMA VE KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ KURULUġ, GÖREV VE ÇALIġMA ESASLARI YÖNETMELĠĞĠ. BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak DEFNE BELEDĠYESĠ ÇEVRE KORUMA VE KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ KURULUġ, GÖREV VE ÇALIġMA ESASLARI YÖNETMELĠĞĠ Amaç BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak Madde 1: Bu yönetmeliğin amacı; Defne Belediye Başkanlığı Çevre

Detaylı

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 1 Ekim 2013 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunun bir yıl ertelenmesini içeren tasarıyı kabul etti. Tasarının meclisten geçmesinin

Detaylı

ŞİRKETİN MERKEZİ ŞİRKETİN MERKEZİ GENEL KURUL GENEL KURUL FAVORİ DİNLENME YERLERİ ANONİM ŞİRKETİ ANA SÖZLEŞMESİ TADİL METNİ

ŞİRKETİN MERKEZİ ŞİRKETİN MERKEZİ GENEL KURUL GENEL KURUL FAVORİ DİNLENME YERLERİ ANONİM ŞİRKETİ ANA SÖZLEŞMESİ TADİL METNİ FAVORİ DİNLENME YERLERİ ANONİM ŞİRKETİ ANA SÖZLEŞMESİ TADİL METNİ ESKİ ŞEKİL YENİ ŞEKİL ŞİRKETİN MERKEZİ ŞİRKETİN MERKEZİ Madde 3. Şirketin merkezi ANKARA' dadır. Adresi Büklüm Sokak No: 48/13 Kavaklıdere-

Detaylı

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkisi Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması'yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

(31.12.2005 tarih ve 26040 4. Mükerrer Sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır) Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1)

(31.12.2005 tarih ve 26040 4. Mükerrer Sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır) Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) (31.12.2005 tarih ve 26040 4. Mükerrer Sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır) Maliye Bakanlığından : Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) 1. Giriş Bilindiği üzere, 24/12/2003 tarihli

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR Öncelik 23.1 Yargının verimliliği, etkinliği ve işlevselliğinin arttırılması 1 Mevzuat Uyum Takvimi Tablo 23.1.1 No Yürürlükteki AB mevzuatı Taslak Türk mevzuatı Kapsam Sorumlu

Detaylı

Türk Hukukunda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri

Türk Hukukunda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Türk Hukukunda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Ali İŞGÖREN TÜRK HUKUKUNDA TOPLANTI ve GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ Gözden Geçirilmiş 2. Baskı Toplantı Hakkının Kullanılma Koşulları ve Yasal Sınırları Genel Özel,

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Amaç İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Madde 1 Bu Yönetmelik, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

MİLLİ GÜVENLİK KURULU VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNU

MİLLİ GÜVENLİK KURULU VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNU 6219 MİLLİ GÜVENLİK KURULU VE MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ KANUNU Kanun Numarası : 2945 Kabul Tarihi : 9/11/1983 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 11/11/1983 Sayı : 18218 Yayımlandığı Düstur

Detaylı

TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU

TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağırılarak 4 Haziran 1958 de Cenevre de kırk ikinci toplantısını yapan, Milletlerarası

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

GELİRLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NÜN TARİHİ GELİŞİMİ

GELİRLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NÜN TARİHİ GELİŞİMİ KURUMSAL TANITIM GELİRLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NÜN TARİHİ GELİŞİMİ 1. Gelirler Genel Müdürlüğü'nün Tarihi Gelişimi Aşıkpaşazade Tarihi ne göre Osman Gazi Her kim pazarda satış yapıp para kazanırsa bunun iki

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI

MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI Bağımsız Denetim Standartları 1. Kilit Terimlerin Belirlenmesi 2. Metnin Çevrilmesi 3. İlk Uzman Kontrolü 4. Çapraz Kontrol İkinci Uzman Kontrolü 5. Metnin

Detaylı

TÜRKİYE DEMİRYOLU ULAŞTIRMASININ SERBESTLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN

TÜRKİYE DEMİRYOLU ULAŞTIRMASININ SERBESTLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN TÜRKİYE DEMİRYOLU ULAŞTIRMASININ SERBESTLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz,

Detaylı

T.C. EDREMĠT BELEDĠYE BAġKANLIĞI BĠLGĠ ĠġLEM MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIġMA YÖNETMELĠĞĠ

T.C. EDREMĠT BELEDĠYE BAġKANLIĞI BĠLGĠ ĠġLEM MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIġMA YÖNETMELĠĞĠ T.C. EDREMĠT BELEDĠYE BAġKANLIĞI BĠLGĠ ĠġLEM MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIġMA YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 Bu yönetmeliğin amacı; Bilgi İşlem Müdürlüğünün teşkilat

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

YERELYÖNETİM TARKANOKTAY

YERELYÖNETİM TARKANOKTAY YERELYÖNETİM REFORMUSONRASINDA İLÖZELİDARELERİ Dünyadayaşananküreseleşme,sanayitoplumundanbilgitoplumuna geçiş,şehirleşmeninartışı,ekonomikvesosyaldeğişimleryönetim paradigmalarınıveyapılarınıdaetkilemektedir.çevrefaktörlerinde

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13

MECLİS KARAR ÖZET TUTANAĞI Ü Y E L E R T.C. KARAPINAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARAR TARİHİ : 09/05/2014 KARAR NUMARASI : 13 KARAR NUMARASI : 13 AYDOĞDU, Belediye Meclisi 5393 Sayılı Belediye Kanunun 20. maddesi uyarınca 2014 yılı Mayıs ayı toplantısı için Belediye Hizmet binası, Başkanlık odasında toplandı. Toplantı başında

Detaylı

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU

YENİ TÜRK TİCARET KANUNU YENİ TÜRK TİCARET KANUNU İsmail YÜCEL İç Ticaret Genel Müdür V. 8 Şubat 2012 Yeni Türk Ticaret Kanunu - Şeffaflık, - Hesap Verebilirlik, - Kurumsallaşma, - Elektronik Ortamda Hukuki İşlem Tesis Edebilme

Detaylı

DÜNYA TÜRK İŞ KONSEYİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNERGESİ

DÜNYA TÜRK İŞ KONSEYİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNERGESİ DÜNYA TÜRK İŞ KONSEYİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNERGESİ Amaç ve Kapsam Madde 1 (1) Bu Yönergenin amacı; Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ve İş Konseyleri Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik esasları

Detaylı

Demokrat Bireyden Demokratik Topluma

Demokrat Bireyden Demokratik Topluma Şubat 2015 Demokrat Bireyden Demokratik Topluma CÜNEYT TANDOĞAN Demokrat Bireyden Demokratik Topluma Cüneyt Tandoğan Demokratikleşme ve İyi Yönetişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü toplumsal,

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı Yargıtay, tanımı Anayasa ile yapılan, işlevleri, mensupları ve bunların seçimi ve diğer kuruluş esasları, Anayasa'da

Detaylı

KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SİVİL SAVUNMA UZMANLIĞI GÖREV, SORUMLULUK VE YETKİ ESASLARINI BELİRLEYEN İÇ YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER

KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SİVİL SAVUNMA UZMANLIĞI GÖREV, SORUMLULUK VE YETKİ ESASLARINI BELİRLEYEN İÇ YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SİVİL SAVUNMA UZMANLIĞI GÖREV, SORUMLULUK VE YETKİ ESASLARINI BELİRLEYEN İÇ YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER AMAÇ Madde 1- Bu yönetmelik Kayseri Büyükşehir Belediyesi

Detaylı

d) Hakem Heyeti: Türkiye Bankalar Birliği Müşteri Şikayetleri Hakem Heyetini, e) Kanun: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununu,

d) Hakem Heyeti: Türkiye Bankalar Birliği Müşteri Şikayetleri Hakem Heyetini, e) Kanun: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununu, Türkiye Bankalar Birliği Müşteri Şikayetleri Hakem Heyeti Tebliği ile Türkiye Bankalar Birliği Bireysel Sözleşmeler Tebliğine Aykırılık Başvurularını Değerlendirme Komisyonu Çalışma Esas ve Usulleri Amaç

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

KANUNLAŞTIRMA KANUNLAŞTIRMA. Kanunlaş'rma: Toplumda mevcut kuralların yazılı haline ge@rilmesidir. Kanunlaş'rma hareketleri:

KANUNLAŞTIRMA KANUNLAŞTIRMA. Kanunlaş'rma: Toplumda mevcut kuralların yazılı haline ge@rilmesidir. Kanunlaş'rma hareketleri: Kanunlaş'rma: Toplumda mevcut kuralların yazılı haline ge@rilmesidir. KanunlaşDrma iki anlamda kullanılır: a) Genel anlamda kanunlaş'rma (Taknin): Kanun halinde kural koyma yani mevcut kuralın yazılı hukuk

Detaylı

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR Çevre Alanında Kapasite Geliştirme Projesi AB Çevresel Bilgiye Erişim Direktifi nin Uyumlaştırılması ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü Semineri 18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR 1 2003/4 Çevresel

Detaylı

15 Nisan 2013 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı: 28619 YÖNETMELİK GEDİK ÜNİVERSİTESİ AVRUPA BİRLİĞİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

15 Nisan 2013 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı: 28619 YÖNETMELİK GEDİK ÜNİVERSİTESİ AVRUPA BİRLİĞİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM 15 Nisan 2013 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı: 28619 Gedik Üniversitesinden: YÖNETMELİK GEDİK ÜNİVERSİTESİ AVRUPA BİRLİĞİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI KORUMA DERNEĞİ ÇALIŞMA GRUPLARI VE KOMİTELER YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 Bu Yönetmeliğin amacı, Fikri Mülkiyet Hakları Koruma Derneği

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

Turizm Şurası Yönetmeliği

Turizm Şurası Yönetmeliği TURİZM ŞURASI YÖNETMELİĞİ Turizm Şurası Yönetmeliği Kültür ve Turizm Bakanlığı Resmi Gazete Tarihi: 13/10/1998 Resmi Gazete Sayısı: 23492 BİRİNCİ BÖLÜM : Genel Hükümler Amaç Madde 1 -Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

T.C KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERS İÇERİKLERİ I. DÖNEM

T.C KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERS İÇERİKLERİ I. DÖNEM T.C KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERS İÇERİKLERİ I. DÖNEM TAR513 Klasik Dönem Osmanlı Taşra Teşkilatı Klasik dönem Osmanlı taşra teşkilatı; Osmanlı

Detaylı

ADALET VE KALKINMA PARTİSİ (AK PARTİ) TEŞKİLATINDA TUTULACAK DEFTERLER VE BUNLARIN TUTULMASINDA UYGULANACAK ESAS VE USULLERE İLİŞKİN YÖNETMELİK

ADALET VE KALKINMA PARTİSİ (AK PARTİ) TEŞKİLATINDA TUTULACAK DEFTERLER VE BUNLARIN TUTULMASINDA UYGULANACAK ESAS VE USULLERE İLİŞKİN YÖNETMELİK Defterler Yönetmeliği 207 ADALET VE KALKINMA PARTİSİ (AK PARTİ) TEŞKİLATINDA TUTULACAK DEFTERLER VE BUNLARIN TUTULMASINDA UYGULANACAK ESAS VE USULLERE İLİŞKİN YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Detaylı

T.C. ERDEMLİ BELEDİYESİ BELEDİYE MECLİSİ 08/04/2014 TARİHLİ MECLİS TOPLANTISI KARAR ÖZETLERİ. Mehmet GÜLDALI Harun SARI Ali YÖN

T.C. ERDEMLİ BELEDİYESİ BELEDİYE MECLİSİ 08/04/2014 TARİHLİ MECLİS TOPLANTISI KARAR ÖZETLERİ. Mehmet GÜLDALI Harun SARI Ali YÖN T.C. ERDEMLİ BELEDİYESİ BELEDİYE MECLİSİ 08/04/2014 TARİHLİ MECLİS TOPLANTISI KARAR ÖZETLERİ MECLİS BAŞKANI : Mükerrem TOLLU Belediye Başkanı MECLİS ÜYELERİ Serdar ARSLAN Duran KARA Veli ŞAHMAN Şevk ŞEVK

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

TÜRKİYE BİNİCİLİK FEDERASYONU BİNİCİLİK İL TEMSİLCİSİ TALİMATI 1. BÖLÜM - AMAÇ, DAYANAK, KAPSAM, TANIMLAR

TÜRKİYE BİNİCİLİK FEDERASYONU BİNİCİLİK İL TEMSİLCİSİ TALİMATI 1. BÖLÜM - AMAÇ, DAYANAK, KAPSAM, TANIMLAR TÜRKİYE BİNİCİLİK FEDERASYONU BİNİCİLİK İL TEMSİLCİSİ TALİMATI 1. BÖLÜM - AMAÇ, DAYANAK, KAPSAM, TANIMLAR Amaç Madde 1 Bu Talimatın amacı; federasyonun yurtiçi bağlantısını sağlayabilme amacı ile illerdeki

Detaylı

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN Kanun No: 4787 Kabul Tarihi : 09/01/2003 Resmi Gazete Tarihi: 18/01/2003 Resmi Gazete Sayısı: 24997 AMAÇ VE KAPSAM Madde 1 - Bu Kanunun

Detaylı

T.C. SULTANBEYLİ BELEDİYE MECLİSİ Tarih : 06.10.2011 KOMİSYON RAPORLARI Rapor No : 2011 / 9 BÜTÇE VE TARİFE KOMİSYONU RAPORU

T.C. SULTANBEYLİ BELEDİYE MECLİSİ Tarih : 06.10.2011 KOMİSYON RAPORLARI Rapor No : 2011 / 9 BÜTÇE VE TARİFE KOMİSYONU RAPORU T.C. SULTANBEYLİ BELEDİYE MECLİSİ Tarih : 06.10.2011 KOMİSYON RAPORLARI Rapor No : 2011 / 9 BÜTÇE VE TARİFE KOMİSYONU RAPORU BELEDİYE MECLİS BAŞKANLIĞI NA KONU : 2012 Mali Yılı Hizmet Ücret Tarifesi. TEKLİFİN

Detaylı

T. C. İzmir Bornova Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM

T. C. İzmir Bornova Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM T. C. İzmir Bornova Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 Bu Yönetmeliğin amacı; Bornova Belediye

Detaylı

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL 7. DÖNEM TEMMUZ AYININ 1. TOPLANTISININ 3.BİRLEŞİMİNE AİT M E C L İ S K A R A R I D I R

T.C. KARTAL BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTANBUL 7. DÖNEM TEMMUZ AYININ 1. TOPLANTISININ 3.BİRLEŞİMİNE AİT M E C L İ S K A R A R I D I R KARARIN ÖZÜ : Görev ve Çalışma Yönetmeliği. TEKLİF : Etüt Proje Müdürlüğü nün 02.07.2014 tarih, 2014/11669 sayılı teklifi. BAŞKANLIK MAKAMI'NA; İlgi : 02.05.2014 tarih ve 6439 sayılı Başkanlık Oluru ilgi

Detaylı

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine Giriş Cumhuriyete Devreden Düşünce Mirası: Tanzimat ve Meşrutiyet in Birikimi başlıklı bu çalışma, Cumhuriyet Türkiyesi nde siyasal düşünce hayatına etki eden düşünce akımlarını inceleyen kapsamlı bir

Detaylı

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI 25-26 Kasım 2005, İstanbul Sivil Toplumun Geliştirilmesi İçin Örgütlenme Özgürlüğünün Güçlendirilmesi Projesi,

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İL UYUŞTURUCU KOORDİNASYON KURULU

İL UYUŞTURUCU KOORDİNASYON KURULU İL UYUŞTURUCU KOORDİNASYON KURULU KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI İLE İL UYUŞTURUCU EYLEM PLANI HAZIRLAMA USUL VE ESASLARI Ankara-2013 İL UYUŞTURUCU KOORDİNASYON KURULU KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA

Detaylı

FASIL 5 KAMU ALIMLARI

FASIL 5 KAMU ALIMLARI FASIL 5 KAMU ALIMLARI Öncelik 5.1 Kamu alımları konusunda tutarlı bir politika oluşturulması ve bu politikanın uygulanmasının izlenmesi görevinin bir kuruma verilmesi 1 Mevzuat uyum takvimi Tablo 5.1.1

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010 Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010 T.C. Resmi Gazete Yayın Tarihi 24 Aralık 2009 PERŞEMBE Sayı : 27442 GENEL HÜKÜMLER Konu ve kapsam MADDE 1 (1) Bütün hukuki yardımlarda avukat

Detaylı

T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK

T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK T.C ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK 1 ALANYA BELEDİYESİ KIRSAL HİZMETLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, YETKİ VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar, Temel

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

TOBB GGK nın Onursal Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Başkanı Sayın Ali Sabancı dır.

TOBB GGK nın Onursal Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Başkanı Sayın Ali Sabancı dır. TOBB GGK, TOBB bünyesinde teşekkül ettirilen ve TOBB Yönetim Kurulu nun alacağı kararlara ışık tutan, genç girişimcilik konusunda genel politikalar geliştiren ve görüş oluşturulmasına katkıda bulunan istişari

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

T.C. B A Ş B A K A N L I K Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü GENELGE 2002/25

T.C. B A Ş B A K A N L I K Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü GENELGE 2002/25 GENELGE 2002/25 İLGİ: 28.12.1999 tarih ve B.02.0.PPG.0.12-320-22206 (1999/62) sayılı genelge. Devlet memurlarının liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde yükselmelerini sağlamak amacıyla, 15.03.1999 tarih

Detaylı

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

KAŞ BELEDİYESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, TANIMLAR VE TEMEL İLKELER

KAŞ BELEDİYESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, TANIMLAR VE TEMEL İLKELER KAŞ BELEDİYESİ YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK, TANIMLAR VE TEMEL İLKELER Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı; Kaş Belediye Başkanlığı Yazı

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı