Ünivers. Toplumsal Cinsiyet ve kadın çalışmaları üzerine bir merkez: EKOKAM. Anne Çocuk Eğitim Vakfı bir sivil

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ünivers. Toplumsal Cinsiyet ve kadın çalışmaları üzerine bir merkez: EKOKAM. Anne Çocuk Eğitim Vakfı bir sivil"

Transkript

1 Atilla Sertel Her sayımızda bir danışma kurulu üyemizi tanıttığımız köşemizde, bu ay ki konuğumuz Atilla Sertel. Atilla Sertel ile gazetecilik mesleğine yeni başlayacaklara ipucu niteliği taşıyan bir röportaj gerçekleştirdik. 2 de Öğrenci Konseyi Öğrenci Konseyi Seçimleri FAY ve SUSMA isimli grupların çekişmesine sahne olmuştu. Şimdi bu iki grup seçim neticesinde bir arada öğrencilerin sesi olmak için mücadele ediyor. Görevi devralan yeni Öğrenci Konseyi nin başkanı Gökhan Altun la bir röportaj gerçekleştirdik. Grupların koalisyonundan, Öğrenci Konseyi nin işlevselliğinden ve projelerden konuştuğumuz Gökhan Altun konseyi ve iyimser gelecek planlarını bizle paylaştı. 6 da Ünivers İEÜ İletişim Fakültesi Uygulama Gazetesi Dünya Tiyatro Günü Toplumsal Cinsiyet ve kadın çalışmaları üzerine bir merkez: EKOKAM İzmir Ekonomi Üniversitesi nin 8. merkezi olarak kurulan Toplumsal Cinsiyet Sorunları ve Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKOKAM) ilk etkinliğini 8 Mart 2010 tarihinde gerçekleştirdi. EKOKAM ın Müdürü Prof. Dr. Gülsüm Baydar, ile yönetim kurulu üyeleri Prof.Dr. Sevda Alankuş, Yrd. Doç. Dr. Tijen Ersoy Harcar, Öğretim Görevlisi Itır Bağdadi ile birlikte merkezin kuruluş amacı ve faaliyetleri üzerine görüştük. Sarphan Uzunoğlu: EKOKAM Üniversitemizin 8. merkezi olarak kuruldu ve ilk etkinliğini de 8 Mart 2010 tarihinde gerçekleştirdi. Bu etkinlikle ilgili de sorum olacak sizlere; ama önce, EKOKAM ın kuruluş amacını ve hedeflerini sormak istiyorum. Gülsüm Baydar: EKOKAM Bundan birkaç ay önce kuruldu ama bundan önce de bir tarihi var. İsterseniz aramızda o tarihin en çok içinde olan Itır anlatsın. Itır Bağdadi: EKOKAM ın merkez olarak yaptığı ilk faaliyet 8 Mart; ama ondan önce kadın konulu iki konferans gerçekleştirmiştik. EKOKAM fikri daha önce, üniversitemizde toplumsal cinsiyet çalışmaları yapan akademisyenlerin böyle bir merkez ihtiyacını hissetmesiyle ortaya çıktı. Çalışmalar Öğr. Gör. Itır Bağdadi, Prof. Dr. Sevda Alankuş, Yrd. Doc. Dr. Tijen Ersoy Harcar, Prof. Dr. Gülsüm Baydar ve Sarphan Uzunoğlu birkaç yılımızı aldı. Merkez kurulup ardından faaliyet geleceğine, önce faaliyetlerimiz geldi, sonra merkezin kurulması gerçekleşti. Kadın Konferanslarımızdan ilkini 2006, diğerini 2008 yılında gerçekleştirdik. Gülsüm Baydar: Hocamız Prof. Dr. Hülya Tütek bunun öncülüğünü yaptı; kendisi şu an bizim danışma kurulu üyelerimizden birisi. Merkezin amacına gelince bunun üç ayağı var denebilir. Öğrencilere yönelik toplumsal cinsiyet bilincini geliştirecek kamuyla iletişim. İlki toplumsal cinsiyet konularında oryantasyon programında yer almak, seçmeli dersler açmak gibi faaliyetleri, ikincisi Türkiye de ve uluslararası alanda bu konularda çalışmalar yapan kişilerle konferans olsun sergi olsun çeşitli faaliyetleri paylaşmayı, sonuncusu ise kamuya açık faaliyetler düzenlemenin yanı sıra benzer kamu kuruluşlarıyla ilişkiye geçmek gibi çabaları kapsıyor. Bu işe heyecanla başladık. 8 Mart taki Kadınlık Halleri söyleşisi bunların faaliyetler, akademik içerikli çalışmalar ve ilkiydi... Devamı Sayfa 4 de AÇEV den anne ve çocuklara güzel bir gelecek Anne Çocuk Eğitim Vakfı bir sivil toplum kuruluşu olarak şu sıralar geliştirdiği eğitim programlarıyla, tüm annelere yaşam boyu sürekli eğitim fırsatı veriyor. Bunun yanında Türkiye nin dört bir yanında birçok anne ve çocuğa eğitim fırsatı oluşturmaya çalışıyor. Eğitim programları süresince yeni eğitim modellerini ve sürekli gelişen teknolojiyi kullanan ve böylece ihtiyacı olan herkese çalışma alanları konusunda kaynak olabilecek bir kuruluş. Türkiye nin her köşesinde şu eğitimler verilmekte: Eğitim Yaklaşımımız, Erken Çocukluk Eğitimi, Aile Eğitimleri, Kadın Destek ve Okuma Yazma Eğitimleri, Televizyon Programları, Kırsal Eğitim Programları, Uluslararası Çalışmalar. Özellikle aile eğitiminde 3-11 yaşları arasında çocuğu olan anneler bu program için hedeflenen kitle, bunun dışında 3-6 veya 7-11 yaşları arasında çocuğu olan annelere farklı bir eğitim sistemiyle hizmet verilebiliyor. Bir diğer eğitim programı olan Kadın Destek ve Okuma Yazma Eğitimleri nde Türkiye genelindeki gönüllü eğitmenler hafta sonu ikişer saat okuma gruplarına liderlik yaparak Açev deki tüm kadınlara okuma yazma öğretiyor. Açev bunun yanında Sabancı Vakfı Hibe Programları kapsamında Kadınların Çok Yönlü Güçlendirilmesi Projesi ve Kadınların Güçlendirilmesi İçin Okuma Yazma Projesi gibi, birçok farklı çalışmada da anneler arasında eğitimi sürekli kılmak için gelişimini sürdürüyor. Ayrıca başarıyla tamamlamış oldukları projeler de var; Bugün Çocuğunuzun Yarını Anne Eğitimiyle Çocuk Gelişimine Destek Projesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi Yaz Anaokulları ve Aile Destek Projesi, Kaynakları Kısıtlı Ailelerin Güçlendirilmesi: Cinsel Sağlık / Üreme Sağlığı ve Anne Baba Eğitimi Modeli, Cinsel Sağlık-Üreme Sağlığı ve Haklarımız için Okuma Yazma Projesi, Eğitimde ve Toplumsal Katılımda Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanması Projesi, AB Kadın Hakları için Okuma Yazma: Siyasi ve Sivil Haklar Eğitimiyle Kadının Güçlendirilmesi Projesi. Son olarak Ben de destek olmak istiyorum derseniz, kısa mesajla ya da bankalar aracılığıyla bağış yapabilir, adresine mail atıp gönüllü eğitmen olabilir, eğer bizzat görüşmek istiyorsanız İzmir Bornova daki Açev Temsilcilik binasına uğrayabilir, tüm adres ayrıntılarını ve Açev hakkında her şeyi adresinde bulabilirsiniz. Tüm annelerimizin geçmiş 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun. Özge Üçtop Filmmor kadın filmleri festivali başladı Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, kadınlar ile kadınlar için sinema yapmak, üretmek ve düşlemek amacıyla 2003 yılından beri sinema ve medyada olduğu gibi hemen hemen her alanda cinsiyetçiliğin, şiddet ve ayrımcılığın olmadığı bir yaşama film sarıyor Mart 2010 da İstanbul da Nisan da Kars ta, Nisan da Sinop ta olacak. İletişim2 Damla Aktan akademik kariyer İlerliyor Azmi ve başarısıyla sadece iş yaşantısında değil aynı zamanda dostlarının gönlünde de taht kuran mezun öğrencilerimizden biri Damla Aktan. Aktan, 2006 yılında Uluslar Arası İlişkiler ve Avrupa Birliği Bölümün den mezun oldu. Şu anda İzmir Üniversitesi nde çalışan ve aynı zamanda idari bir görevde de yer alan Damla, bir yandan da bütünleşik doktora sınavına hazırlanıyor. Kampüs5 Eril meclis kaderimiz olmasın Her alanda eşitsizliğe ve şiddete dur demek için, dur diyenlerin sesini duyurmak için Ka-der deydik. Sadece son günlerde meclisin içinde değil, eril tohumlu toplumların her alanında rastladığımız cinsiyet ayrımcılığı, eşitsizlik ve kadına yönelik şiddeti -sözde- alın yazımızdan olağanüstü çabalarıyla silmeye çalışan bir kuruluş KA-DER (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği)... STK9 İçindekiler» İletişim2 z Kampüs3-6 z Edebiyat7 z English8 z STK9 z Kadın10 z İnceleme11 z Medya12 z Kültür-Sanat13 z Dosya14 z Rehber15 z Spor16

2 2 İletişim Kadın, bir gölge olmaktan çıkıp, sekizinci kez beyaz perdede boy gösteriyor Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, kadınlar ile kadınlar için sinema yapmak, üretmek ve düşlemek amacıyla 2003 yılından beri sinema ve medyada olduğu gibi hemen hemen her alanda cinsiyetçiliğin, şiddet ve ayrımcılığın olmadığı bir yaşama film sarıyor. Filmmor Kadın Kooperatifi kadınların sinema ve medyaya katılımını, bu alanda kendilerini ifade edebilme, iletişim ve üretim alanı yaratabilmelerini arttırmak ve kadınların temsil ve deneyimlerini yaygınlaştırmak için Mart 2010 da İstanbul da Fransız Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü, İstanbul Modern salonlarında, ardından Nisan da Kars, Nisan da Sinop ta olacak. Ayrıca bu yıl, Creteil Kadın Filmleri Festivali (Festival De Films De Femmes) ortaklığıyla 31 Mart - 6 Nisan tarihleri arasında Türkiye den kadınların filmleriyle Fransa da da beyaz perdelerde boy gösterecek. Festivalde neler var, diye merak edenler için işte yanıtı: Marleen Gorris Toplu Gösterimi, Carole Roussopoulos anısına, Ermenistan KIN (Kadın) Filmleri Festivali Seçkisi, Jin Jiyan Azadi, Cins Cinsiyet Cinsiyetler, 30 Yıl Sonra 12 Eylül, Sinemada Kadınlar: Melek ya da Şeytan, Masum ya da Fettan ya da Hiç Kimse bölümlerinde gösterilecek filmlerin yanı sıra Anneke Smelik in katılacağı bir panel, yönetmenlerle söyleşiler... İstanbul da her akşam film gösterimleri ve özel etkinliklerle Akşam Festivali, festival kapanışında 2. Altın Bamya Ödülleri ülkeden, yüzlerce kadından bir türlü tanımlanamayan namus, töre gibi kavramlara bir itiraz niteliğinde filmler! Filmmor yapımları, farklı kadın hallerini, deneyimlerini destekleyerek 1 Ağustos - 1 Ekim 2010 tarihleri arasında çeşitli mecra Atilla Sertel: İzmirli gazeteci zorluklar içinden haberi bulup alandır ve etkinliklerle atölye katılımcıları tarafından sinema, fotoğraf ve tasarım atölyelerinde kendi İstanbullarını anlatacak. Kadınların düşlediği İstanbul un ortaya çıkarılması dileği ile kadınlar tasarım atölyelerinde cinsiyet eşitliğine duyarlı şehir işaretlerini hazırlayacak. Cinsiyet cezalıları ya da beden timsallerinin adı olan kadın olgusunu yıkmak, yerine düşünen, duyguları olan kadın portresini yaratmak için Filmmor film atölyesi kadınların bilgi, deneyimlerini buluşturan Film okuma, Hazırlık, Senaryo Sözlü Tarih, Çekim ve Kurgu, Film Eleştirisi gibi atölyelerden oluşan Atölyemor ile sinemacı, akademisyen kadınların danışmanlığında sürdürülüyor ve her yıl yaklaşık 15 kadına sinema bilgi ve pratiği edinme olanağı sağlıyor. Gözyaşının eksik olmadığı bedenlerin sahibi olmak istemeyen kadınların gözünden hayata bakmak isteyenlere Filmmor Uluslararası Kadın Film festivali önemle tavsiye edilir. Seray Özbiçer İzmir in yetiştirdiği önemli basın değerlerinden biri olan Atilla Sertel, Gazeteci çok okumalı, araştırmalı, bilgi sahibi olmalıdır. Bugün ülkemizde bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan çok sayıda meslektaşımız vardır. diyerek bir gazetecinin nasıl olması gerektiğini, kişisel yaşantısını ve meslek hayatının bilinmeyenlerini Ünivers le paylaştı Erman Gönülşen: Atilla Sertel i biraz tanıyabilir miyiz? Atilla Sertel: Atilla Sertel i biraz anlatayım. Eskişehir de doğdum. Memur ailenin çocuğuyum. İki kız kardeşim var. Babamı 16 yaşında yitirdim. O yaşlardan itibaren yaşam mücadelesinin içindeyim. Çalışarak okudum. Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu mezunuyum da Milliyet Gazetesi nde başladığım gazetecilik yaşamımı Güneş, Yeni Asır, Hürriyet, Gözlem ve Gazete Ege de sürdürdüm. Eşim Ziynet Sertel ile 1993 yılında kurduğumuz Ajansta yayınladığımız İzmir Söz Gazetesi ile Şehir ve Başkan Dergisi ni çok uzun yıllar yayınladık. 26 Mayıs 2009 kongresinde İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, 27 Eylül 2009 tarihinde de Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı seçildim. Halen bu iki görevi sürdüren emekli bir gazeteciyim. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler eğitimi almanıza rağmen neden bir dönem politikayı seçtiniz? 1989 yılında Hürriyet Gazetesi nde rahmetli Çetin Emeç in işe aldığı ve çok iyi bir maaş alan gazeteci olmama rağmen o dönemde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Yüksel Çakmur un teklifi üzerine daire başkanlığına getirildim. Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı görevi sırasında tanındık, sevildik ve bu süreçte politikaya itildik diyebilirim seçimleri öncesi yapılan önseçimde büyük bölümü il, ilçe başkanlığı yapmış deneyimli ağabeylerimin arasından, sanıyorum 24 aday adayı katılmıştı, partililer beni ikinci sıraya seçti. 33 yaşında milletvekili olacaktık. Baraj yüzde 25 idi ve bizim oylarımız yüzde 23.8 de kaldı. Dönemin popüler isimlerinden sonradan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Ahmet Piriştina DSP den karşımızda aday oldu. DSP de yüzde 20 civarında oy aldı. Yüzde 43.8 oy çöpe gitti ve Anavatan Partisi 800 küsur oyla barajı aşarak dört milletvekili çıkardı. Neden politikayı seç- tiniz diye soruyorsunuz. Ben de toplumun tüm sorunlarını bilen, dile getiren, araştıran, soruşturan aydın gazetecilerin niye milletvekili seçilmediğini sorarım. Her meslek grubundan insan meclise gidiyor da gazeteciler neden sayıca az kalıyor ben de bunu merak ediyorum. Örneğin Hakan Tartan hem vekilimiz, hem bakanımız oldu, şimdi de Konak Belediye Başkanı. Bundan önceki belediye başkanımız da Erdal İzgi ydi. Bu arkadaşlarımızın başarılar bizim için yüz akı olmalı diye düşünüyorum. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak, İzmir medyası hakkında neler düşünüyorsunuz? İzmir de basın sektöründe iş olanağının az olduğu düşüncesi hakkında fikriniz nedir? İzmir basını çok yetenekli, nitelikli gazetecileri hep bağrından çıkaran, usta çırak ilişkilerini iyi değerlendiren, üretken bir basındır. Bugün İzmir den hangi gazeteciyi alırsanız alın, İstanbul da hemen her gazetede görev yapabilecek insanlardır. İzmirli gazeteci zorluklar içinden haberi bulup Atilla Sertel alandır. İstanbul ve Ankara da ki meslektaşlarından onu ayıran en önemli özellik de budur. İzmirli gazeteciler zorluklara rağmen mesleğini sürdürme konusunda kararlı, duyarlı, meslek sevdalısı insanlardır. Ve gazetelerde diğer illere örnek olacak kalitededir. Habercilikte de, yayıncılıkta da İzmir daima öncüdür. Ancak ekonomik kriz, iktidarın basın üzerindeki uygulamaları daralmayı da beraberinde getirmiştir. İzmir in gazete patronları yalnızca gazetecilik yapmaktadır. İzmirli gazete patronlarını da gerek yaygın gerekse diğer kent gazetelerinden ayıran en önemli özellik de budur. Gazeteden para kazanmak mümkün değildir. Resmi ilanlar daralınca, kriz nedeniyle ilan verenler de bütçeyi kesince yerel basın da nefes alamaz noktaya gelmiştir. Bu durum da işsizliğe neden olmuştur. Gazeteciler Federasyonu Başkanlığı na da seçildiniz ve bildiğimiz kadarıyla Federasyon Başkanlığı ilk defa İzmir de bulunan bir gazeteci tarafından üstleniliyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz? Rahmetli Onursal Başkanımız İsmail Sivri yi saygıyla, sevgiyle anıyorum. Rahmetli Sivri bu federasyonun kurucu genel başkanıydı. Rahmetli Sivri federasyonu kurdu ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin e görevi devretti. Biz bayrağı Nazmi Bilgin den 12 yıl sonra aldık. Seçimle gelen ilk Genel Başkan diyebilirsiniz. Ben federasyona emeği geçen herkese teşekkür etmek isterim. Milliyet, Hürriyet, Güneş, Yeni Asır gibi kuruluşlarda önemli görevlerde yer almış biri olarak bu mesleğe gönül veren öğrencilere neler tavsiye edersiniz? Gazetecilikte son yıllarda çiğnenen bir kural var. Haber yazarken gazeteci kendi yorumunu asla katmaz. Son yıllarda yorum haber yazılır oldu. Haber iki ayaklı olur, suçlayan kadar suçlanın da aynı haber içinde söz hakkı olmalıdır. Bu kural sıkça çiğnenmektedir. Biz suçlayalım gerekirse yarın suçlanan yanıtını verir denmektedir ki bu son derece yanlıştır. Gazeteci olayı, haberi yorum katmaksızın olduğu gibi kamuoyuna aktaran olmalıdır. Yorum köşe yazarlarına, yorumculara aittir. Son yıllarda yine gazeteci televizyonlarda yorum yaparken, gazetelerde köşe yazarken savcı hatta yargıç olabilmektedir. Ele aldığı kişiyi, kurumu önce savcı gibi suçlamakta, sonra yargılamakta ve kitlelerin gönlünde müebbet hapse mahkum etmektedir. Yargının suçlu bulmadığı ve beraat ettiği nice sanıklar bazı gazetecilerce televizyon ekranlarında mahkum edilmiştir. Bu durum mesleğimize olan inandırıcılığı, güveni zedelemektedir. Gazeteci çok okumalı, araştırmalı, bilgi sahibi olmalıdır. Bugün ülkemizde bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan çok sayıda meslektaşımız vardır. Onların varlığı da mesleğimizin sıkça tartışılmasına neden olmaktadır. O nedenle genç gazeteci kardeşlerimin çok okuyan, araştıran, sorgulayan insanlar olması en büyük dileğimdir. Ben gelecekten umutluyum.

3 Kampüs 03 Psikoloji Bölümü sınırları aştı 100 kişiye sorduk... Eczanelerden aldığımız ilaçların yakında marketlerde satılacak olması sizin için iyi olurmu? %12 Evet %78 Hayır %10 Kararsız Sizce ülkemizde medyanın toplum üzerinde önemli bir etkisi varmı? %83 Evet %11 Hayır %6 Kararsız İzmir Ekonomi Üniversitesi, Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Selim Bilgin ve Psikoloji Bölümü 3 üncü sınıf öğrencisi Gözde Gökalp, 25 Avrupa ülkesinde 300bin üyesi olan Avrupa Psikoloji Öğrencileri Topluluğu(EFPSA) Kongresi ne konuşmacı olarak davet edildi. Geçtiğimiz yıl aynı kongreden üçüncülükle dönen Selim Bilgin bu kez daha da iddialı. Kongreye ilk kez katılacak Gözde Gökalp ise, Ülkemizin adını Psikoloji alanında dünyaya duyuracak olmanın heyecanını yaşıyorum diyor. Türkiye yi temsil edecekler İEÜ Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Çetinkaya tarafından yürütülen ders kapsamında Psikoloji Bölümü öğrencilerinin, bölüm asistanlarının gözetiminde yaptıkları bilimsel çalışmalar ses getirmeye devam ediyor. Son olarak Selim Bilgin ve Gözde Gökalp, araştırmalarıyla Hollanda nın Baarlo kentinde Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan EFPSA Kongresi ne davet edildi. Zor zamanlarda iktisat İzmir Ekonomi Üniversitesi, 17 Şubat 1923 yılında ilki gerçekleşen 1. İzmir İktisat Kongresi ni 77. inci yıldönümünde Zor Zamanlarda İktisat Sempozyumuyla andı. Sempozyuma Türkiye nin dört bir yanından akademisyenler, gazeteciler ve ekonomi uzmanları konuşmacı olarak katıldı. Ekonomiye yön veren kurum karar vericileri ve akademisyenlerin ve bölge işadamlarının konuşmacı ve katılımcı olarak yer aldığı Zor Zamanlarda İktisat Sempozyumu başladı. İzmir Ekonomi Üniversitesi, Liderlik ve Yönetişim Merkezi(EKOLİDER) tarafından gerçekleştirilen sempozyumda iki gün boyunca geçmişten günümüze yaşanan krizler ve nedenleri tartışılacak. Tüm dünyanın içine düştüğü kıskaçtan çıkış yolları aranacak. İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tunçdan Baltacıoğlu, gerçekleştirdiği açılış konuşmasında küresel ekonomik krizin etkisinin sürdüğünü vurguladı. Amerika nın kendisini toparlamasına karşın krizin, Yunanistan başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinde etkisinin giderek derinleştiğine işaret eden Prof. Dr. Baltacıoğlu, Bu sempozyum, krizin nedenlerini, tarihsel bağlamı içinde önceki krizleri de dikkate alarak değerlendirecek. dedi. Ankara, Hacettepe, Harran, Maltepe, Marmara, ODTÜ, Uludağ, Sabancı ve Strasbourg Üniversiteleri nin Alp Giray Kaya, Selim Bilgin, Gözde Gökalp ve Hakan Çetinkaya Bu yıl 24 üncüsü düzenlenen kongrede Kongrede, Öğretim Görevlisi Alp Giray araştırmalarını sunacak olan Bilgin ve Kaya danışmanlığında yürütülen Gözlenen Eşleşme Örüntülerinin Erkeklerin Eş Gökalp, 25 ülkeden 7 şer öğrencinin davet edildiği kongrede Türkiye yi temsil ederek Tercihlerine Etkisi başlıklı araştırmayla araştırmalarıyla yarışacak. Psikolojide ülkemizi temsil edecek olan Gözde Gökalp, Böylesi prestijli bir toplantıya ül- Laboratuvar Teknikleri ve Enstrümentasyon dersi kapsamında hazırladıkları araştırmalarıyla kongreye davet edilen ikili, olmak ve yurtdışında ülkemi ve üniversikemizden davet edilen yedi kişiden birisi 300bin üyesi olan topluluğa araştırmalarını sunacak. canlandırıyor diye konuştu. temi temsil edecek olmak beni çok heye- Kongrede, yürüttüğü Cinsel Uyarılmanın Bilişsel Süreçlere Etkisi başlık- Dr. Hakan Çetinkaya, öğrencilerin aldık- Öte yandan Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. lı araştırmayla ülkemizi temsil etmeye ları araştırma odaklı eğitimin ürünlerini hak kazanan Bilgin, İzmir Ekonomi hızla toplamaya başladıklarını dile getirerek, şunları söyledi: Tüm Türkiye den sa- Üniversitesi nin sağladığı bilimsel zeminde akademik disiplinden kopmadan özgürce çalışmalar yapıyor olmaktan çok ve ikisi İzmir Ekonomi Üniversitesi nden dece 7 öğrenci bu konferansa davet ediliyor büyük keyif alıyorum. Ortaya çıkan çalışmalarımızın uluslararası bilim camiası tafimiz eğitimimizin nitelik ve kalitesiyle seçiliyor. Psikoloji bölümü olarak hederafından kabul görüyor olmasından gurur ortaya çıkan araştırmalarımızın ulusal sınırları aşarak ülkemiz ve üniversitemizin duyuyorum dedi. Bilgin, geçtiğimiz yıl da EFPSA ya Ulusal Kimliğin Konumunun Sosyal Karşılaştırmalar Çerçevesinde gösteriyor ki İzmir Ekonomi Üniversitesi, adını dünyaya duyurması. Bu davetler bize İncelenmesi araştırmasıyla katılmaya hak Psikoloji Bölümü eğitim kalitesiyle ulusal kazanarak üçüncülük ödülü kazanmıştı. sınırları giderek aşıyor. yanı sıra Milliyet Gazetesi, Dünya Gazetesi ve TCMB nin de konuşmacılarla temsil edildiği sempozyumu organize eden İEÜ, EKOLİDER Müdürü Doç. Dr. Hakan Yetkiner, ortaklaşa etkinlikler aracılığıyla İzmir i bilim merkezi haline getirmeyi amaçladıklarını belirtti. Sempozyumun açılış oturumunda Prof. Dr. Hurşit Güneş, Ekonomik Krizlerin Siyasi Temelleri konulu sunum yaptı. Milliyet Gazetesi Ekonomi yazarı, Marmara Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Güneş, 1958 den beri Türkiye nin girdiği ve yaşadığı krizlerden farklı olarak, içsel dinamiklerden farklı bir kriz yaşandığını söyledi. Bir krizin temel göstergesinin büyümenin durması ve işsizliğin artması olduğunu belirten Güneş, 2010 da Türkiye de eksi büyüme olmayacağı için krizin geçmeye başladığını söyleyebileceğimizi belirtti. Türkiye de bu yıl mevcut alışveriş merkezlerine 65 adet ilave yapılacak proje söz konusu. Ülkemizde bu yıl Sizce Türkiye nin bu kadar avm ye ihtiyacı varmı? %33 Evet %35 Hayır %32 Kararsız Ünivers İEÜ İletişim Fakültesi Uygulama Gazetesi Sahibi Prof.Dr. Attila Sezgin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Prof.Dr. Sevda Alankuş Yayın Kurulu Öğr.Gör. Burak Doğu Araş. Gör. Nükhet M. Tayaz Yazı İşleri Seray Özbiçer, Halil Türkden Sarphan Uzunoğlu, Hakan Gözütok, Anıl Eren Küçük, Erman Gönülşen, Selin Bayraktar, Özge Üçtop Mart Sayısı Bölüm Editörleri Öğr.Gör. Burak Doğu Araş.Gör. Nükhet M. Tayaz Görsel Yönetmen Öğr.Gör. Burak Doğu Tasarım Hakan Gözütok Yer İzmir Ekonomi Üniversitesi Balçova Yerel, aylık süreli yayındır. Mart 2010 Basım Yeri: Yılmaz Matbaacılık ve Form 2826 Sokak No: 52 Kat: 3/301 I. Sanayi Sitesi İzmir (232) pbx

4 04 Kampüs» Kısa Kısa İEÜ-3, AÜ-0 İzmir Ekonomi Üniversitesi(İEÜ) Bayan Voleybol Takımı 3 ünü Türkiye Aroma Ligi nde haftasonu gerçekleşen müsabakada Anadolu Üniversitesi ni 3 0(25 19, 28 26, 25 22) yenilgiye uğrattı. Son galibiyetiyle beraber 15 de 15 ulaşan İEÜ Bayan Voleybol Takımı kırılması zor bir rekora imza atmış oldu. İzmir Ekonomi Üniversitesi(İEÜ) Bayan Voleybol Takımı 3 ünü Türkiye Aroma Ligi nde hafta sonu gerçekleşen müsabakada Anadolu Üniversitesi ni 3 0(25 19, 28 26, 25 22) yenilgiye uğrattı. Son galibiyetiyle beraber 15 de 15 ulaşan İEÜ Bayan Voleybol Takımı kırılması zor bir rekora imza atmış oldu. İEÜ Spor Koordinatörü Vehbi İşgören bu sezonda 2. Lige lige yükselmek istediklerini ve bu hedeflerine emin adımlarla ilerlediklerini söyledi. Oyun alanım kentim gibi projesi İzmir Ekonomi Üniversitesi, 62 İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı ve 77 Mimarlık Bölümü 2. sınıf öğrencisi, 38 Işıkkent Okulu 4. sınıf öğrencisi ile katılımcı bir tasarım süreci sonucunda oyun alanı tasarladı. İki hafta süren projede, 15 ayrı oyun strüktür önerisi ortaya çıktı. Hasırcı, projenin bir diğer bir amacının da, tasarımcıların bir mekânın potansiyel kullanıcılarına söz hakkının sıklıkla verilmediği, hâlbuki kullanıcı-odaklı tasarım yaklaşımı ile tasarım sürecinde hızla ilerlenebileceği ve böyle süreçlerin, süreç ve bütçeye yardımcı olmakla beraber, kullanıcılara da tasarımı etkilemenin projeye büyük güven ve sorumluluk duygusu yüklediğini söyledi. Hasırcı sözlerine, özellikle çocuk mekânlarıyla ilgili çocuklara fikir sorulmadığını, fakat hızla değişen bir dünyada çocuklarla ilgili yaptığımız birçok varsayımın yanlış olabileceği ve bu gerçeğin çocuk gelişimini kötü yönde etkileyebileceği ve yaratıcılıktan uzak mekânların ortaya çıkabileceğini ekledi. Seminer ve değerlendirme jürileriyle devam eden süreçte yaratıcı sonuçlar ortaya çıktı. İEÜ de, ödüllü AA fotoğrafları sergisi İzmir Ekonomi Üniversitesi, Anadolu Ajansı(AA) Foto Muhabirleri Ödüllü Fotoğraflar Sergisi ne ev sahipliği yapıyor. İEÜ İletişim Fakültesi ve AA işbirliğiyle düzenlenen sergi ile birlikte, İletişim Fakültesi Danışma Kurulu nun 6. toplantısı da gerçekleştirildi. AA foto muhabirlerinin 1994 ile 2009 yılları arasında farklı kategorilerde ödül alan fotoğrafları arasından seçilmiş 35 fotoğrafın bulunduğu serginin açılışı İEÜ fuaye alanında gerçekleşti. Açılış töreni, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi, AA Yönetim Kurulu Üyesi Reşat Yazak, İzmir Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu ve İEÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Ekrem Demirtaş, İEÜ Rektörü Prof. Dr. Atilla Sezgin, TRT İzmir Bölge Müdürü Muharrem Acar, RTÜK Bölge Müdürü Cengiz Karakaşoğlu, AA Fotoğraf Haberleri Müdürü Abdurrahman Antakyalı, AA İzmir Bölge Müdürü Muammer Başkan, Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Federasyonu ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel, İletişim Fakültesi Danışma Kurulu üyesi olan iletişim sektörü temsilcileri ile çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Toplumsal Cinsiyet ve kadın çalışmaları üzerine bir merkez: EKOKAM Devamı Erkeklik Halleri olarak gelecek. Zaten tek başına kadın sorunu diye bir şeyden bahsetmek zor. Merkezin ismindeki toplumsal cinsiyet olgusunu vurgulayıp buna göre adım atmayı tercih ediyoruz. Kadınlık ve Erkeklik Halleri nin içeriği neydi? Tam olarak konukların seçilme sebebi neydi? Sevda Alankuş: Merkezimizin adında dikkat ederseniz, kadından önce toplumsal cinsiyete vurgusu var. Ancak, çoğumuz Kadın Çalışmaları yapıyoruz ve kadın sorunları konusuna da özel bir ilgi gösteriyoruz. Bu yüzden kuruluş sonrası ilk etkinliğimiz 8 Mart da oldu. Nasıl olmasın ki? Niye Kadınlık Halleri dedik adına? Bu, merkezimizin kadınlık hallerine daha doğrusu toplumsal cinsiyet rollerine bakışını da açıklıyor. Ne kadınlara ne de erkeklere daha doğrusu toplumsal cinsiyet formlarına homojen değil, her biri kendi arasında olduğu gibi kendi içinde de farklıklar içeren kategoriler olarak bakıyoruz. Ancak, aynı zamanda bu hallerin farklarını çağraz kesen ortaklıklar olduğunu da düşünüyoruz. Örneğin kadın dünyanın her yerinde şiddet görüyor. Değişen formlarıyla ataerki kökenli ayrımcılıklara, baskılara maruz kalıyor. Kadınlık Halleri nde iki konuğumuz vardı. Eser Köker ve Aksu Bora. Her ikisi de feminist çalışmalar yapan akademisyen ve aktivist. Aksu, neredeyse bütün kültürlerde ev ile tanımlanan kadının ev hallerinden söz etti. Eser ise, kadınlar hatırlandığında neredeyse yegane ve özsel bir kıymet olarak öne çıkarılan anneliği tartıştı. Şimdi bu söyleşiyi tamamlamak üzere, 22 Mart ta Erkeklik Halleri ni tartışacağız. Yine iki konuğumuz olacak. Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi nden Serpil Üşür ile edebiyat eleştirmeni Ömer Türkeş. Kuşkusuz toplumsal cinsiyet ketegorilerinin farklılıklarını ya da ortaklıklarını böyle iki paneller verebilmek mümkün değil, ama bir yerden başladık işte. EKOKAM ın çıkış noktasında bir akademik bakış açısı mı var, yoksa temel olarak Türkiye sorunlarına ayağı yere basan bir bakış açısı mı söz konusu? Kadın Araştırmaları merkezi kadınların hayatına döne çalışmalar yapacak mı? Tijen Ersoy Harcar: Evet evet, ikisi de var kesinlikle. Gülsüm hocanın söylediği gibi. Kadınsal sorunlara baktığınızda bu bir ağ. Kadın var, odak o. Ama toplumsal sorunlara baktığınızda kadın tam ortasında oturuyor. Odak o. Kadın sorunun çözülmesiyle toplumda birçok sorun çözülebilir. İstihdamı, eğitimi, hepsini hem akademik yönden inceliyor, hem de toplumun birçok sorununu çözecek şekilde sosyal etkiye de açık olmasını hedefliyoruz diye düşünüyorum. Itır Bağdadi: EKOKAM fikri ilk ortaya çıktığı zaman sadece akademik dünyayla kendimizi sınırlamanın yetersiz olduğunu düşündük. Bunun bir de sivil toplum ayağı ve siyasal odağı olmalıydı. Bu yüzden konferanslarımıza örneğin sivil toplum üyelerini, yerel yönetici ve siyasetçileri de davet ettik. Bunun çok başarılı bir çalışma olduğunu gördük. Bu doğrultuda da devam etmek istiyoruz. Peki Üniversitelerdeki emsallerinden hangi açılardan farklı olacak EKOKAM? SA: Türkiye de kadına yönelik politikalar bir bakıma zorunlulukla devlet politikalarının parçası haline gelince Üniversitelerde birbiri ardından Kadım Araştırma ve uygulama Merkezleri kurulmaya başlandı. İlki de 1989 da kuruldu. Sayıları da her yıl artıyor çok da iyi oluyor. Ama kanımca bir sorun var bu merkezlerin çoğunluğuyla ilgili. Kadın sorunlarının kadınlar tarafından araştırılması ya da tartışılması, bunların kendiliğinden kadın odaklı olması sonucunu doğurmuyor. Dolayısıyla bu merkezlerde pekala ataerkinin dilini yeniden üreten şeylere imza atılabiliyor. Bunu bizimkisi bu anlamda iyi de diğerleri kötü demek için söylemiyorum, ancak böyle bir tehlikenin her zaman varlığına işaret etmek için söylüyorum. Ancak yine de bu çok önemli bir deneyim, bu merkezler içinde yer alan birçok kadının bizzat kadın sorunlarına ilişkin farkındalığı arttı ve bunları ifade ederkenki dili değişmek durumunda kaldı, iyi de oldu. Bu arada elbette Itır ın söylediği gibi bu merkezleri de üye olan herkesin aynı şekilde düşünmek zorunda olduğu yerler olarak da görmemek lazım, ancak galiba mevcut yanlışları tekrarlamamak için de özel bir özen göstermek lazım. Bizim merkezimize gelince, farkımız ismimizde saklı. Biz kısaltılmış adımız EKOKAM olmakla birlikte, Toplumsal Cinsiyet Sorunları ve Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi adıyla kurulduk. Yani sorun alanımızı daha geniş olarak kurduk. İlgili literatürde seks ve toplumsal cinsiyet ayrımını da sorunlu bulanlar bulunmakla birlikte, demek istiyoruz ki, sadece kadınlar sorunlarla karşılaşmıyor, toplumsal cinsiyet rolleri sadece kadınlık ve erkeklik hallerinden ibaret olmadığı ölçüde yaygın sorun alanları var. Yani özetle konumuzuz diğer merkezlerinkinden farklı, belki şimdi kadınlık hallerini odağımıza aldık ama, ileriki yıllarda kadın sorunlarının anlaşılması için gerekli gördüğümüz erkeklik halleri ne de yoğunlaşacağız, ve hatta bu her iki hale sığmayan diğer toplumsal cinsiyet kategorileri üzerine de. Yine bu dönem içinde ya da öteki yıl neler yapılması planlanıyor? GB: Hemen Erkeklik Halleri nin ardından Kadın ve Medya başlıklı bir panelimiz olacak. Daha sonra kadın ve diğer disiplinler, mesela kadın ve mekan, kadın ve ekonomi, kadın ve siyaset gibi bir seri oluşturarak farklı disiplinlerle kadınların ilişkileniş biçimlerini ele alacağız. Yazın bir dizi toplumsal cinsiyet konulu filmi kamuya açarak açık havada bir dizi düzenlemek istiyoruz. Kütüphanede de bir çalışma başlattık. Bizim de topladığımız yayınlarla toplumsal cinsiyet konularında var olan az sayıda yayının toplandığı bir köşe oluşturmak istiyoruz. SA: Gülsüm çalışmalarımızın üç ayağı olduğunu söylemişti. Dolayısıyla yapmak istediklerimizin bir tanesi öğrencilerimize yönelik eğitimle ilgili. Örneğin, oryantasyon günlerinde sunulan eğitimim içine öğrencilerde toplumsal cinsiyet ve bundan kaynaklanan ayrımcılıklar konusunda farkındalık yaratmak üzere, toplumsal cinsiyetle ilgili bir modül eklemek istiyoruz. Bunun dışında bütün fakültelerde verilen derslerin içeriğinin bu farkındalığı besleyecek şekilde değiştirilmesine ve konuyla doğrudan ilgili dersler açılmasına çalışacağız. Örneğin, biz halen İletişim Fakültesi lisans ve Yüksek Lisans programlarında biz medya ve kadın konulu dersler açıyoruz. IB: Örneğin bizde Gender Politics dersi var. GB: Bizde yok ama ben var olan derslerime toplumsal cinsiyet konularını katıyorum. SA: Her dersin içerisine toplumsal cinsiyet konularıyla ilgili bir modül katılmasını sağlamaya çalışacağız kısa vadede. Tabi bu konuda yeni dersler de açacağız. Bizim Fakültemizde Medya ve Kadın dersi var örneğin GB: Bir şey daha var. Üniversitenin toplum gönüllüleri kulübüyle yaptık biz bu kadınlık halleri söyleşimizi. Biz dışarıya kapalı bir merkez değiliz. Başka kulüplerin, derneklerin toplumsal cinsiyetle çakışan faaliyetleri olduğu zaman da katılımlarını isteriz. IB: Kadınla ilgili önyargılar var. Biz bu önyargıları kırmak istiyoruz. Bence kültür en zor değişen şeylerden biri, akademik araştırmaların da gösterdiği gibi. Öğrenci buraya geldiğinde 18 yaşında. Diziler izlediğinde vs. edindiği yargılar var. Biz bu yargıları değiştirmeyi düşünüyoruz. En azından oryantasyon haftasında bir şeyler yapmayı düşünüyoruz. Dizilere baktığımızda örneğin birçok şey görüyoruz. Şiddet gören kadın aşkına sadık kaldı diye övülüyor vs. Biz bunları ufak da olsa değiştirebilirsek bu iyi bir şey olur. TEH: Bir şey daha söylemek istiyorum Sevda Hoca ya ek olarak kısa vadede derslerden bahsetti. Uzun vadede bu dersleri yüksek lisans derslerine dönüştürmek de mümkün. Hatta istatistiksel olarak bunları veritabanına dönüştürmek mümkün. Çünkü bir veritabanımız yok. Ve biz böyle bir veritabanı kurmayı hedefliyoruz. Toplumsal cinsiyet Araştırmaları diyorsunuz ama genel olarak bu Kadın araştırmalarıyla özdeşleştiriliyor. Toplumsal cinsiyet kavramının içerisine LGBTT gibi topluluklar da alınıp onlarla ilgili çalışmalar da yapılacak mı? SA: Bu etik bir sorumluluk, insan hakları sorunu aslında. Bu yüzden sadece Kadın Merkezlerinin sorumluluk alanında kalmaması gerekiyor. Diğer yandan biz zaten Merkezimizin adıyla da tutarlı biçimde, bunu farkındalık yaratmak, araştırma yapmak istediğimiz alanının gereği olarak görüyoruz. IB: Logomuza zaten baktığınızda bizde hem kadın hem erkek hem de üçüncü grubu alan bir şey olacak. Şimdilik böyle bir şey yapmadık ama ilerleyen zamanlarda cesurca bunu yapacağız gibi gözüküyor. SA: Biliyorsunuz kadınlardan söz etmeye başladığınızda ya da feminist çalışmalar yaptığınızı söylediğinizde hemen önyargılar içeren yaftalarla karşılaşabiliyorsunuz. Dolayısıyla bir Kadın Merkezi kurmanın dışlayıcı olduğunu bile düşünenler var. Oysa bu merkezler bir sorunun varlığına işaret ediyor. Yani bu merkezlerin hiçbiri dışlayıcılık yapmıyor, bir sorunun varlığının altını çizmek üzere kadına odaklanıyor. Ama sadece kadınların ayrımcılık, şiddet, eşitsizlik gibi sorunlarla karşılaşmadığının, önce de söylediğim gibi farklı farklı kadınlık halleri ile erkeklik hallerinin ya da cinsel tercihlerin varlığı ölçüsünde farklı farklı sorunların yaşandığının ayırdındayız. Yani böyle bir sorun alanını dışarda bırakmamız, ya da bu sorun alanında odaklanmamamız mümkün değil. Ancak bu tür merkezler üyeleri için de bir öğrenme, farkındalık geliştirme ortamı sağlıyor. Örneğin ben kişisel olarak kadınlık halleri üzerine daha çok düşündüm, çalıştım, diğer toplumsal cinsiyet kategorileri konusunda daha çok düşünmem, okumam, çalışmam gerekiyor.

5 Kampüs 05 Bologna süreci hız kazandı İzmir Ekonomi Üniversitesi Avrupa Yüksek Öğrenim Alanı yaratmayı hedefleyen Bologna Süreci Kapsamı nda çalışmalarına hız kazandırdı. Süreç kapsamında İEÜ İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Akademisyenleri, sektör temsilcileri, öğrenciler ve mezunlarla toplantılar dizisi gerçekleştirdi. Programın ilk ayağında İçmimarlık ve Çevre Tasarım Bölümü akademisyenleri, sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Tasarım ofisleri, firmalar, kamu, özel sektör kuruluşları ve meslek odalarından geniş katılımın sağlandığı toplantıda sektörün, bölüm mezunlarından beklentileri ele alındı. Toplantının Bologna Süreci nin ilk aşaması olan program hedefinin belirlenmesinde kendilerine ışık tutacağını belirten İçmimarlık ve Çevre Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emre Ergül, Bologna Süreci, 4 aşamadan meydana geliyor. İlk aşama, program hedeflerinin belirlenmesi. İkinci aşama, Avrupa Birliği kredi transfer sistemine göre derslerin yenilenmesi. Üçüncü aşama, yenilenen ders sisteminin üniversite bünyesine dahil edilmesi son aşama ise bir yıllık deneme. Biz öncelikle sektör temsilcileriyle bir araya gelerek istihdam ihtiyaçları doğrultusunda gerçekçi çözüm önerileri getirmeyi amaç edindik dedi. Toplantıya İEÜ Mütevelli Heyet Üyesi Akın Kazançoğlu, İEÜ Genel Sekreteri Levent Gökçeer, İç- mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Filiz Ultav, Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Markus Wilsing in yanı sıra çok sayıda sektör temsilcisi ve akademisyen katıldı. İEÜ İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü, toplantılar dizisine mezunlar ve öğrencilerle devam etti. Yrd. Doç. Dr. Ergül, mezunların da sektör tecrübelerinden de faydalanarak Bologna sürecini etkin bir yönetimle aktarmayı amaçladıklarını söyledi yılının başarılı mezunlarından Damla Aktan Azmi ve başarısıyla sadece iş yaşantısında değil aynı zamanda dostlarının gönlünde de taht kuran mezun öğrencilerimizden biri Damla Aktan eğitim-öğretim yılında lisans eğitimini Uluslar Arası İlişkiler ve Avrupa Birliği üzerinden bitirdikten sonra yılları arasında okulumuzda Avrupa Çalışmaları yüksek lisansını yaparak mezun oldu. Şu anda İzmir Üniversitesi nde çalışan ve aynı zamanda idari bir görevde de yer alan Damla, bir yandan da bütünleşik doktora sınavına hazırlanıyor. İdari boyutta işlerin nasıl yürüdüğünü ve yönetmelikleri pratik hayatta öğrenirken, diğer yandan da uzun vadeli hedefi olan akademik kariyer için çalışıyor. Damla ya üniversite eğitiminin mesleki yaşamına artılarını sorduğumuzda Dersleri alırken çok söylendik tabii ama, şimdi arkadaşlarımla konuştuğumuz zaman, aslında aldığımız derslerin ne kadar isabetli olduğunu fark ediyoruz. Verilen ödevlere ne kadar laf etmiş olsak da, aslında proje hazırlamayı, sunum yapmayı, dar zamanlarda çok şey hayata geçirmeyi öğrendik biz. Benim için aldığım dersler tam ve yerindeydi, çünkü akademik kariyer yapıyorum ve dört yıl boyunca hiç fark etmeden de olsa edindiğim bilgiler bana yazdığım makalelerde, hazırladığım sunumlarda çok büyük fayda sağlıyor. Aynı zamanda dört yıl boyunca okuduğumuz her şeyin İngilizce olması da, o dili pratik olarak kullanmamı ve hakim olmamı sağladı. Böylece yurt dışında katıldığım konferanslarda hiçbir sıkıntı yaşamıyorum. İkinci yabancı dilim olan Fransızca nın ise bu alan için seçilmiş en doğru dil olduğunu düşünüyorum çünkü hali hazırda Avrupa Birliği nin resmi dili İngilizce ve Fransızca. Dolayısıyla, bu dilin bu bölüm için ikinci yabancı dil olması çok doğru bir seçimdi. Her ne kadar zor bir dil olsa da, bir kez öğrenildi mi, diğer her dili öğrenmek çok daha kolaylaşıyor Damla Aktan gerçekten. Belki de bu dile hakimiyetin biraz daha artabilmesi için biz mezun olduktan sonra eklenen, daha pratiğe yönelik dersler bizim dönemimizde olsaydı çok çok daha ileriye de gidebilirdik. Ama ben yine de kendi adıma, aldığım eğitimden oldukça memnunum. diyerek üniversitemizde verilen derslerin ve ikinci yabancı dilimizin olmasının ne kadar yararlı olduğunu bir kez daha vurgulamış oldu. Özellikle akademisyen olmak isteyen öğrenciler için dört yıl boyunca üniversitemizde verilen eğitimin, mezun olduktan sonra bile büyük ve geniş bir bilgi hazinesiyle donatılacaklarını vurguladı. Bunun yanı sıra Damla üniversite eğitimi boyunca yaptığı stajların iş hayatında ve akademik yaşantısı boyunca çok yararlı olduğunu sözlerine ekledi. Stajını 2004 yılında 3. sınıfa başlarken İzmir Ticaret Odası nda Halkla İlişkiler bölümünde yapan Damla, daha sonra üniversitemizde asistanlık yaptığı dönemde birçok tanıtımla ilgili ya da benzeri organizasyonlarda keyifle yer almış. Geçtiğimiz ay ise doktora yapan üç arkadaşıyla birlikte Slovenya tarafından düzenlenen Challenge Future isimli uluslararası bir yarışmaya katılmışlar ve yarı finale kalmışlar. Şu anda söz konusu yarışmanın ikinci aşaması için proje hazırlamakta ve bu süreçte İzmir Ekonomi Üniversitesi nde İşletme Yüksek Lisansı na hala devam etmektedir. Damla nın bugün en büyük ideali, alan değiştirmek ve İşletme alanında akademik kariyere devam ederek iki alanı birleştirmek. Ders anlatmayı, yazmayı, konuşmayı ve paylaşmayı seven biri için bundan daha doğru seçilmiş bir meslek de olamaz sanırım. Tüm bunları yaparken 21 yıldır baleyle uğraşmanın ayrı bir keyif olduğunu bize anlatan Damla, küçüklüğünde hep hayalleri olduğunu ve onları birer birer gerçekleştirdiğini söyledi. Özellikle baleye olan tutkusunu, 4-5 yaş arası çocuklara bale dersi vererek, onlara da bu sevgiyi aşılamayı başarmış. İçi kıpır kıpır, bir o kadar da başarıya ulaşmak için dişini tırnağına takarak çalışan ve bilgilerini saklamak yerine paylaşmayı daha çok seven biri Damla Aktan. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak başarılarının devamını diliyoruz. Özge Üçtop Türk delegasyonu Irak ta İzmir Ekonomi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Bölümü Öğretim Görevlilerinden Itır Bağdadi ve Ozan Arslan Irak ta geçen hafta yapılan genel seçimlerde Türk Dışişleri Bakanlığının seçim gözlem misyonuna katıldılar. Saddam Hüseyin in 2003 yılında devrilmesinden sonra gerçekleşen bu ikinci parlamento seçimlerinde Türk akademiyası, Dışişleri Bakanlığı ve düşünce kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan 46 kişilik bir delegasyonla Türkiye ABD den sonra en fazla temsil edilen ülke oldu. Şiddetin arttığı bir ortamda gerçekleşen seçimlerde Türk seçim gözlem misyonu yoğun güvenlik tedbirleri altında görev yaptı. Irak hükümetinin resmi davetlisi olarak seçimleri izlemeye giden Türk delegasyonu Irak halkından ve yetkililerinden yoğun ilgi ve misafirperverlik gördü. Daha önce Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) seçim gözlem delegasyonları ile değişik defalar Azerbaycan ve Kazakistan da görev yapan Bağdadi ve Arslan Bağdat ta görev yaptıkları süre zarfında, düşünce kuruluşları temsilcileri, milletvekilli adayları ve dışişleri mensupları ile Türkiye- Irak ilişkileri konusunda fikir teatisinde bulundu. Bağdadi ve Arslan, Bağdat Büyükelçimiz Sayın Murat Özçelik in Irak ı konu alan akademik çalışmalarda bulunma yönündeki nazik davetleri üzerine ilerleyen aylarda bölgeyi tekrar ziyaret etmeyi düşündüklerini söylediler.

6 06 Kampüs Öğrenci Konseyi değişim için umutlu Öğrenci Konseyi Seçimleri FAY ve SUSMA isimli grupların çekişmesine sahne olmuştu. Şimdi bu iki grup seçim neticesinde bir arada öğrencilerin sesi olmak için mücadele ediyor.görevi devralan yeni Öğrenci Konseyi nin başkanı Gökhan Altun la bir röportaj gerçekleştirdik. Grupların koalisyonundan, Öğrenci Konseyi nin işlevselliğinden ve projelerden konuştuğumuz Gökhan Altun konseyi ve iyimser gelecek planlarını bizle paylaştı. Sarphan Uzunoğlu: Öğrenci konseyi seçimleri dahilinde biliyoruz ki birçok olay yaşandı. İki ayrı grup güncel siyaset tartışmaları çerçevesinde birbirine karşı kampanyalar yürüttü ve şimdi bu iki grup beraber çalışıyor. Geçmişe bir perde mi çektiniz, yoksa gerginlik sürüyor mu? A.Gökhan Altun: Bu tür çekişmeler adil olan her seçim ortamında yaşanmaktadır. Propagandalarımız kesinlikle birbirimize karşı yapılmamıştır. Bizlere verilen süre içerisinde centilmence seçim kampayalarımızı yürüttük. Bunun sonunda da, Üniversitemiz için rekor sayılabilecek bir oy olan 2000 sayısına ulaştık. Artık iki ayrı grup diye bir şey söz konusu değil. Yaptığımız toplantılarda katılım üst seviyededir. Geçen seneki öğrenci konseyi hakkında ne düşünüyorsunuz? Yaptıkları ve yapamadıklarını belirten bir katalog yayınladılar, onların yapamadıklarına mı yoğunlaşacaksınız yeni projeleriniz mi var? Öncelikle şunu söylemeliyim ki; geçmiş seneki öğrenci konseyinden hiçbir arkadaşımız bu seneki konseyimizde yer almamaktadır. Geçen sene konseyin yaptıkları ile konseye olan inancımız artmış ve bu seneki rekor oy oranına ulaşmış bulunmaktayız. Geçen seneki konseyle karşılaştırmalar tabi ki yapılacaktır. Tabi ki onların başlatmış Sarphan Uzunoğlu, A. Gökhan Altun olduğu ve öğrencilerimize katkı sağladığına inandığımız projelerin takipçisiyiz. Bununla beraber; eğitim, beslenme, sosyal, kültürel ve spor alanında projelerimiz bulunmaktadır. Öğrenci Konseyi Başkanı olmak ne demektir? Sizden neler bekleyebiliriz? Siz öğrenci konseyi başkanı olmayı CV ye yazılacak bir iş olarak mı görüyorsunuz, yoksa öğrenci arkadaşlarımla yapacak çok şeyim var mı diyorsunuz? Öğrenci Konseyi Başkanı, öğrencilerin seçmiş olduğu ve her bölümden birer temsilcinin yer aldığı Öğrenci Konseyinin Başkanlığı yürütmektedir. Rektörün ve tüm Fakülte Dekanların katıldığı, ayda iki defa yapılan Senato Toplantılarına katılma ve öğrencilerin isteklerini yönetime sunma hakkına sahiptir. CV ye yazılacak bir iş olarak gören bir başkan adayına 22 bölüm temsilcisi oy vermez. Bir iş görüşmesine gittiğinizde CV nizde Konsey Başkanlığı yazması değil, Konsey Başkanlığı süresince ne yaptığınız önemlidir. Ben beş senedir Latin Dans Kulübü yönetim kurulu içinde bulundum ve çok sevdiğim Kulüp Başkanlığı görevini yoğunluk sebebiyle bırakmak durumunda kaldım. Beşinci senemi geçirdiğim Üniversitemizde, son senemi de öğrenci arkadaşlarımızın sesi olmak için harcayacağım. Üç haftalık tatil döneminde her günümü okulda geçirip herkesin sorunları ile ilgilenmeye çalışıyorum. Öğrenci konseyi ilk dönemi nasıl geçirdi? Elde edilen kazanımlar nelerdi? Aralık ayının ikinci haftası görevi teslim aldığımız düşünülürse, ilk dönem çalışmaların projelendirilmesi ve konsey de yer alan arkadaşlarımızla görev dağılımı yapılması ile başladık. Şuanda kesinleşen ve onayı çıkan projelerimizi sizlerin aracılığı ile öğrenci arkadaşlarıma açıklamaktan gurur duyarım. Çıktı merkezlerinin sayısını artırıyoruz. Bu bilgisayarları M Blok ve yurt binasına yerleştirip 15 şubata kadar kullanıma hazır hale getireceğiz. İkinci dönem Bölümler Arası Halı Saha Turnuvası başlayacak. Kulüpler birliğinin tüzüğünü bitirip onayını aldık ve Kulüp başkanları ile düzenli toplantılarımıza başlayacağız. Firuz Catering ile yapılan görüşmeler sonrasında 5 TL ye menüler yaptırıyoruz. Akşam dan sonra açık olan restorantımızda dört çeşit yemek 4TL den satılmaktadır. 4-7 Mayıs tarihleri arasında tüm Üniversite öğrencilerine açık ve ücretsiz konferans serisi olan educo fest organizasyonu üzerinde çalışıyoruz. Sigara içen arkadaşlarımız için kapalı sigara alanlarının oluşturulması üzerinde projeler yürütmekteyiz. Bu sene mezun olacak öğrencilerimizide unutmadık. Unutulmayacak bir mezuniyet balosu hazırlıklarına şimdiden başladık. Aynı şekilde bu sene andaç fiyatlarını geçen senenin altına çekip, birde interaktif andaç cd si hediye edeceğiz. Konsey en çok da bir yerlerden (Alışveriş merkezleri vs.) indirim almakla görevliymiş gibi gözüküyor. Konseyin amacı daha çok tüketimi daha ucuza yaptırmak mı yoksa okuldaki öğrenci hakları üstünde çalışmak mı? Eğer ikincisiyse bu konuda ne yapılıyor? Yemek kapasitesinin okulumuzda yetersiz olduğunda hemfikiriz sanırım. Bunun sonucu olarak, öğrenci arkadaşlarımız çevre alışveriş merkezlerine gitmektedir. Amacımız tüketimi artırmak değil, zaten yapılması gereken tüketimi; İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencilerine daha uygun fiyata sunmaktır. Bu sene sadece yemek üze- rine değil; sinema ve kitapevlerinde de indirim çalışmalarımız yürütülmektedir. Bu indirimler kesinleştiği zaman okuldaki panolarda afişe edilecektir. Genel olarak baktığınız zaman tüm çalışmalarımız öğrenci hak ve ihtiyaçlarına yöneliktir. Öncelikle, Öğrenci Konseyine öğrencilerin inanması gerekmektedir. Öğrencilerimiz sorunlarını bizlere getirmezlerse biz bu konulardan haberdar olamaz ve dolayısıyla çözüm üretemeyiz. Kütüphanenin alt katında K200 numaralı oda Öğrenci Konseyine aittir. Öğrencilerimiz istedikleri zaman gelip bizlere şikayetlerini veya projelerini getirebilirler. Ulusal bir konseyler kongresine katıldınız. Gözlemleriniz neler? Bizim konseyimizin ve yetkilerinin sınırları ne ve siz bu sınırlar içinde ne kadar özgürsünüz? Aralık ayının son haftasında Kahramanmaraş da Ulusal Konsey Yönetim Kurulu seçimlerine katıldım. 80 Üniversitenin Konsey Başkanın katıldığı üç gün süren bir süreçti. Devlet Üniversitelerinin daha yoğun katılım gösterdiği kongrede de tekrar gördüm ki diğer vakıf üniversitelerindeki konseylere sağlanan imkanların çoğundan mahrum durumdayız. Bunda yeni kurulmuş bir üniversite olmamız ve yeterli kampüs alanımızın olmaması da büyük bir etken. Bizler ilk göreve geldiğimizde şenliklere kimi getireceksiniz? sorusu ile karşı karşıya kaldık. Burda sizin aracılığınızla ilk defa söylüyorum ki: 9. Bahar Şenliği Öğrenci Konseyi tarafından organize edilmemektedir. Bizim ilk çalışmalarımız şenliği organize etme yönündeydi. Fakat Öğrenci Dekanlığından bu konuda destek göremedik. Öğrenci Dekanlığının kendi seçmiş olduğu Öğrenci Şenlik Takımı bu şenliği organize etmektedir. Diğer Üniversitelerle Vakıf Üniversiteleri ile karşılaştırdığımızda yetki ve görev alanı oldukça kısıtlı. Öğrenci Konseyi olarak bu durumu tersine çevirmeye ve yaptığımız projelerle bu alanı büyütmeye çalışmaktayız. Şunu unutmayalım ki; okulumuzda okumakta olan 6000 kişi Öğrenci konseyinin doğal üyesidir. Ne yapıyor isek öğrencilerimiz için yapmaktayız ve yapmaya devam edeceğiz. Ekonomi nin mutfağından lezzetler Dünyada uzun zamandır çeşitli üniversite ve enstitülerin programları arasında yer alan mutfak sanatları, yakın zamanda ülkemizde de ilgi odağı haline geldi. Bunda, kültürel yapıdaki değişimin etkisi olduğu kadar, Türkiye nin en hızlı gelişme gösteren sektörünün turizm olmasının da önemli bir payı bulunmakta. İzmir Ekonomi Üniversitesi Uygulamalı Yönetim Bilimleri Yüksekokulu bünyesinde yer alan Mutfak Sanatları ve Yönetimi Programı da pratik bilgi ve beceri sahibi olmanın yanı sıra, dünya mutfak kültürlerine hakim şefler ve şef adayları yetiştirmeyi amaçlamakta. Mutfak Sanatları Yönetimi Bölümü kursiyer şefi Muhammed Orhun Uslu ya verilen bir Türk Yemeği tarifini sizlerle paylaşıyoruz. Bu yemek Uslu ailesinin en çok sevdiği yemeklerden olup Muhammed Orhun un annesi bu yemeği özel günlerde yapmakta. Geleneksel olarak bu tarif Baharın gelişini müjdeleyen bir festival olan Hıdrellez zamanı pişirilen bir yemek.ciğer sarma, Türkiye lezzet haritasına Edirne den işaretli bir Trakya mutfağı uygulamasıdır. Aslında ciğer sarmasının uygulama ve malzeme özellikleriyle bir Rumeli mutfağı ürünü olduğunu söylemek daha yerinde olur. Zira sakatatların yöre mutfağında kullanımı oldukça yaygındır. Bu uygulamada da ciğer ve kuzu gömleği kullanılmaktadır. Eski dönemlerde özellikle Hıdrellez zamanlarında yapılmaktaydı. Besi hayvancılığın olmadığı bu dönemlerde küçükbaş hayvanların kuzuladığı dönemlere bahar aylarında bereketin artmasını, sürüye yeni katılan hayvanlarını müjdelemek için sahipleri tarafından yapılıp konu komşuya dağıtılırdı. Ciğer sarma yapılıp dağıtılması bir çeşit statü göstergesi olarak dahi algı yaratıyordu. Besi hayvancılığın artmasıyla her dönemde körpe kuzu bulunabildiği için bu yemeğin yapımı daha yaygınlaşmıştır. Özellikle Osmanlı mutfağı konseptini taşıyan restaurantların prestijli yemekleri arasında görülmektedir. Malzemeler : Bir takım kuzu ciğeri Körpe kuzu gömleği 1 Büyükbaş soğan 1,5 su bardağı pirinç 2 Baş taze soğanın yeşil yaprak kısımları 1 yemek kaşığı kıyılmış dereotu Yarım çay bardağı kuş üzümü Yarım çay bardağı dolmalık fıstık 1 Çay kaşığı kuru nane 1 Yumurta sarısı Yarım çay bardağı sıvı yağ Tuz, karabiber Kaynar su Hazırlanışı : Kuzu gömleğini bir tepsiye alıp üzerine sıcak su ilave edip çözülmesini bekleyin. Derince bir tavaya sıvı yağı alıp, dolmalık fıstıklarla ince kıyılmış soğanları pembeleşinceye kadar çevirin. Küçük kuşbaşı şeklinde doğranmış ciğerleri ekleyip sürekli çevirerek pişirmeye devam edin. Ardından yıkanıp nişastası süzülmüş pirinçleri ilave edin. Pirinçleri çevirirken ince kıyılmış soğan yapraklarını, kuş üzümü, kuru nane ve dereotunu ilave edip, baharat ve tuzunu ayar- Muhammet Orhun Uslu layın. Pilav hazırlar gibi kaynar su ilave edip, bir iç pilav hazırlayıp demlendirin. Çözülmüş kuzu gömleklerini 15 X 15 cm gibi ebatlarda bıçakla kesip, içerisine iç harcı boca koyun. Kuzu gömleğini iç harç taşmayacak şekilde sıkıca sardırıp, sardığınız taraf alta gelecek şekilde bir fırın tepsisine dizin. Üzerine yumurta sarısı sürüp, yüksek hararette ( C ) fırında nar gibi oluncaya değin fırınlayın. Sıcak veya ılık olarak servise alın. Muhammed Orhun Uslu

7 Edebiyat 07 Ölü Erkek Kuşlar / İnci Aral Mor u ile Orhan Kemal Roman ödülünden önce, Ölü Erkek Kuşlar adlı ilk romanı ile Yunus Nadi Roman ödülüne layık görüldü İnci Aral. Sıradanlığın ötesine geçmeyi başarmış bir yazar olan İnci Aral, kadın ve özgürlüğü, kadın kimliği ve kadının toplumsal yerini her romanında ayrı birer motif gibi inceler, sorgular. Yazmak ile yazar olmanın birbirine karıştığı günümüz edebiyat dünyasında İnci Aral, kadını romanlarına birer konu gibi giydirmek yerine romanını kadın olgusu için var eder adeta. Sanattaki yerinin objeden öteye geçememiş kadın olgusu bir kimyaya dönüşür Çok satanlar İnci Aral ın romanlarında. Kendi benliğinin ve sınırların ölçülebilirliğinin sorgulandığı Ölü Erkek Kuşlar ise, bir kadın ve iki erkeğin kadın ve erkek olma yolunda sınırlar, öngörmeler, toplumsal koşullar ile nasıl biçimlendiği irdeleniyor İnci Aral ın kaleminden. Mürekkebinde tolumsal yargıların, katılığın, şiddetin belli bir tarihsel dönemin baskısı ile iletişimsizliğin uzlaşmazlık ve çözümsüzlüğe dönüşünü yoğuran Aral, birine tutkulu, ötekineyse köklü bir sevgi ve evlilik bağı ile bağlı bir kadını kendi odağına alarak; aşkı, bağımsızığı, mutluluğu, evliliği ve kadın olmayı kadınca resmediyor okuyucusuna. Bir erkeğin varlığı ile yokluğu arasında gidip gelen bir kadının lirik bir dil ile yoğurulmuş kimyasına tanık olduğumuz Ölü Erkek Kuşlar da İnci Aral, satırlarını okuyan her erkeği ise ürkütüyor tanık oldukları cesur, kimi zaman nevrotik kadın kimyasından. Yalvarma, ağlama ve yemin etme! Kapılarını kapat; öyle sıkı kapat ki bir daha kimse, hiçbir zaman senin o zedelenmiş yalnızlığına adım atamasın. Onu Onar ve koru, çünkü o senin ve aynı zamanda benim Ve aşk olgusu, boğazda düğümlenmiş sözlerin aksine öyle yalın, öyle sade çıkıyor ki karşınıza; Ölü Erkek Kuşlar ı okuyan, tanık olanın içinden kuşlar göçer, engel olamayız, dedirtiyor. Sevmek, lokmanızı çiğnemeyi unutarak masa başında kalakalmaktır. Sevmek, sonradan usulca okşamaktır bir elin değdiği yerini saçlarınızın... Seray Özbiçer D&R 1 Kayıp Gül Serdar Özkan 2 Muz Sesleri Ece Temelkuran 3 Kayıp Sembol Dan Brown 4 Küçük Arı Chris Cleave 5 Aşk Elif Şafak 6 Ay Hırsızı Sunay Akın 7 Velev ki ciddiyim! Gülse Birsel 8 Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor Soner Yalçın 9 Ejderha Dövmeli Kız Stieg Larsson 10 Görünmeyen Paul Auster Pandora 1 Görünmeyen Paul Auster 2 Muz Sesleri Ece Temelkuran 3 Velev ki ciddiyim! Gülse Birsel 4 Ejderha Dövmeli Kız Stieg Larsson 5 Kayıp Gül Serdar Özkan 6 Tıbbın Gizemli Tarihi: Semboller Zeki Tez 7 Çöküş : Gizli Tarih Yalçın Küçük 8 Bilimin Henüz Yanıtlayamadığı Michael Hanlon 9 Kontrbas Patrick Süskind 10 Deri : Bedenin Örtüsü Claude Bouillon Yakın kitapevi 1 Muz Sesleri Ece Temelkuran 2 Kayıp Sembol Dan Brown 3 Görünmeyen Paul Auster 4 Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor Soner Yalçın 5 Cumhuriyet Türk Mucizesi Turgut Özakman, 6 Kayıp Gül Serdar Özkan 7 Aşk Elif Şafak 8 Öfkeli Yıllar Altan Öymen 9 Ay Hırsızı Sunay Akın 10 Kapital Manga Cilt II Karl Marx Piraye / Canan Tan Dizelere dökülmüş en güzel aşk belki de Nazım Hikmet ve karısı Hatice Piraye nin. Kitabın baş kahramanı Piraye de babasının Nazım Hikmet e olan hayranlığından dolayı almış ismini hatta ablasının ismi de Hatice ama biz Piraye nin ağzından onun kendi hayat hikayesine yoğunlaşıyoruz. Piraye idealleri olan, ismiyle bütünleşmiş, sol görüşlü, özgür, tam bir İstanbullu olarak tanımlıyor kendini. Nazım Hikmet in şiirlerini okudukça gerçek Piraye ile kendini özdeşleştirip o da bir gün kendi Nazım nı bulacağı ve duygularını dizelerle anlatacağı günü bekliyor. Piraye okumayı, sanatı çok seviyor. En büyük hayali konservatuarın tiyatro bölümüne girmekken daha kitabın en başında kendinden taviz vermeye başlıyor ve ailesinin istediği Diş Hekimliği Fakültesine gidiyor. İlerde de başına gelecek birçok istemediği olaydaki gibi bu duruma da alışıyor Piraye. İlk önce Arif giriyor Piraye nin hayatına ama tek paylaştıkları şey onların deyimiyle şiirleşmek oluyor. Piraye arkadaşlarıyla gezmenin onlarla rahat vakit geçirmenin, kendiyle baş başa kalmanın rahatlığını, mutluluğunu hiçbir ilişkisinde bulamıyor ve özgürlüğü bununla bağdaştırıyor. Kitabın bir çok okurunu etkilediği kısmı Piraye nin Diyarbakırlı Haşim ile karşılaşmasıyla başlıyor. Aşkına yenik düşen Piraye içindeki özgür ruhlu kuşu kafese kitliyor ve erken yaşta evlenip Diyarbakır a gelin gidiyor. Kendisiyle olan çelişkilerini, sevinçlerini, kızgınlıklarını dizelerle açıklamaya devam ederken düşünceleriyle uyguladıklarının tezatlığının onda yarattığı etkiyi rahatça görebilmemizi sağlıyor. Diyarbakır, bil ki direnmem sana değildi. Altın tepside sunulan acı şerbetti beni ürküten. Devrimci ruha sahip Piraye nin İstanbul dan kopmak istememesini yadırgama. Anadolu nun en ücra köşelerine bile koşarak gidecek yüreğe sahipti o. Ağalığa, beyliğe kulaklarını tıkamış, halktan yana, özgürlük aşığı, yüzü insana dönük; ama deneyimsiz, toy, gencecik bir kız. Anlamaya çalış onu. Piraye içinde büyük bir umutla gittiği Diyarbakır da törelere yenik düştüğünü, onu Piraye yapan şeyleri kalbinin derinliklerine gömdüğünü ve geçen her günde mutluluktan uzaklaştığını bazen anlatıyor bazen hissettiriyor. Kitabın sonunda gerçekleşen beklenmeyen olay, Piraye nin dram dolu hayatında unutamayacakları arasına ekleniyor. Toplumun her kesiminden beğeniyle karşılanan Piraye, Canan Tan ın sade ve sürükleyici anlatımıyla buluşmuş etkileyici bir roman. Türe Şahin

8 8 English Flavours from Culinary Arts and Management The field of Culinary Arts, which has featured in the courses of various universities and institutions for several years, has also attracted much attention in our country. Tourism, being Turkey s most rapidly developing sector together with the changes in cultural structure, has an important role in this case. The aim of the Culinary Arts and Management Program established under the auspices of Izmir University of Economics, School of Applied Management Sciences is to develop practical knowledge and skills, and to raise chefs and chef candidates that are experts in world culinary cultures. Since these individuals will be working especially in tourism and accommodation sector, the culinary art training should have a quality that develops communication and managerial knowledge and skills. This traditional Turkish Recipe was given to Muhammed Orhun USLU who is a trainee chef, here in our Culinary Arts Department. This recipe is a favourite of the USLU family and Muhammed Orhun s mother prepares this meal for special occassions. Traditionally, this recipe is used for Hıdrellez which is a Festival that heralds the arrival of Spring. Wrapped lamb liver burger is a Thracian cuisine listed from Edirne. Actually, it is more appropriate to say that wrapped lamb liver burger is from Rumelia cuisine with its application and ingredients. Because the giblets are very common in the local cuisine. We are using ciğer and kuzu gömlek in this recipe. In old times, this meal was prepared especially in Hıdrellez. In those days, fatlings were not available and when the small cattle were lambed in springtime, this meal was prepared by the owner of the cattle and delivered to the neighbors to increase fertility. Cooking and delivering wrapped lamb liver burger was even a status indicator. When fatlings increased, it was easier to find young lambs in any time of the year so this meal became widespread. It is one of the most prestigious meals of the restaurants with Ottoman Cuisine concept. Ingredients Lamb liver Kuzu gömleği 1 big onion 1,5 water glass of rice Green leaves of 2 fresh onions 1 table spoon of minced dill Half a tea glass of currants Half a tea glass of pine nuts 1 tea spoon of dried mint 1 Egg yolk Half a tea glass of oil Salt, pepper Boiled water Preparation Take kuzu gömleği in a tray, pour some hot water on it, and wait until it dissolves. Pour some oil in a saucepan and sauté the pine nuts and finely chopped onions. Add the livers chopped in small pieces and sauté the livers Thoroughly wash the rice and add to the pan While stirring the rice add finely chopped onion leaves, currants, dried mint, dill salt and pepper. Add some hot water as if you are preparing pilaf. Cut kuzu gömleği measuring around 15 X 15 dimensions and put the filling you prepared generously in it. Wrap kuzu gömlek firmly and place on the baking tray wrapped sides down. Brush gömlek with egg yolk and put it into the oven in C cook until well roasted. Best Served hot or warm. First national interior architecture students meeting was held Economics Board of Trustees President Ekrem Demirtaş said, If you design good, produce quality, you take place in the world. Turkey became a regional power with this young power and creative people. The aim is Global Power Turkey in Demirtaş congratulated the team that organized the 1st National Interior Architecture Students Meeting and said, We are a young university that trusts youth. In 2001, while establishing IUE, we thought of a studentoriented university that allocates laptop computers for each student. IUE Board of Trustees President Demirtaş stated that they were constructing a new building for the Faculty of Fine Arts and Design as an indication of their trust in students and said that the building would be an anonymous study of the students and faculty academicians. Demirtaş stated that not an item, not even the doors in the building would be standard. Chamber of Interior Architects General President Turhan Tektürk, Chamber of Interior Architects İzmir Branch Chairperson Filiz Ultav, Chamber of Architects İzmir Branch Chairperson Hasan Topal, Eskişehir Anadolu University Head of Department of Interior Architecture Assoc. Prof. Burak Kaptan and İzmir University of Economics Head of Department of Interior Architecture Asst. Prof. Markus Wilsing attended the first session as speakers. The problems of the sector, the similarities, and differences of architecture and interior architecture are introduced in the session. In the second session, Cengiz Bektaş, Tevfik Balcıoğlu and Nilgün Çarkacı shared their Support your little brothers and sisters Economics Board of Trustees President Ekrem Demirtaş said, If you design good, produce quality, you take place in the world. Turkey became a regional power with this young power and creative people. The aim is Global Power Turkey in Demirtaş congratulated the team that organized the 1st National Interior Architecture Students Meeting and said, We are a young university that trusts youth. In 2001, while establishing IUE, we thought of a studentoriented university that allocates laptop computers for each student. IUE Board of Trustees President Demirtaş stated that they were constructing a new building for the Faculty of Fine Arts and Design as an indication of their trust in students and said that the building would be an anonymous study of the students and faculty academicians. Demirtaş stated that not an item, not even the doors in the building would be standard. Chamber of Interior Architects General President Turhan Tektürk, Chamber of Interior Architects İzmir Branch Chairperson Filiz Ultav, Chamber of Architects İzmir Branch Chairperson Hasan Topal, Eskişehir Anadolu University Head of Department of Interior Architecture Assoc. Prof. Burak Kaptan and İzmir University of Economics Head of Department of Interior Architecture Asst. Prof. Markus Wilsing attended the first session as speakers. The problems of the sector, the similarities, and differences of architecture and interior architecture are introduced in the session. In the second session, Cengiz Bektaş, Tevfik Balcıoğlu and Nilgün Çarkacı shared their ideas with the students in the session entitled The Borders of Architecture and Interior Architecture Professions. Cengiz Bektaş underlined the importance of teamwork with the examples in his own life. Bektaş told that while designing a place, the purpose of the place should be taken into consideration and designing procedure must be carried out with a good team and he underlined the fact that the profession of interior architecture had to interact with architecture and other disciplines. İzmir University of Economics Dean of Faculty of Fine Arts and Design emphasized the importance of indoors and said, Interior Architecture is an architectural design discipline that does not deal with roof, groundwork, and façade. Famous designers like Doğan Hasol, Barbaros Şansal and Yalın Tan attended the event organized by IUE Department of Interior Architecture and Environmental Design students as speakers. Later, a cocktail took place in Alsancak Railroad Terminal with the contribution of Konak Municipality. ideas with the students in the session entitled The Borders of Architecture and Interior Architecture Professions. Cengiz Bektaş underlined the importance of teamwork with the examples in his own life. Bektaş told that while designing a place, the purpose of the place should be taken into consideration and designing procedure must be carried out with a good team and he underlined the fact that the profession of interior architecture had to interact with architecture and other disciplines. İzmir University of Economics Dean of Faculty of Fine Arts and Design emphasized the importance of indoors and said, Interior Architecture is an architectural design discipline that does not deal with roof, groundwork, and façade. Famous designers like Doğan Hasol, Barbaros Şansal and Yalın Tan attended the event organized by IUE Department of Interior Architecture and Environmental Design students as speakers. Later, a cocktail took place in Alsancak Railroad Terminal with the contribution of Konak Municipality.

9 STK 09 KA-DER: eril meclis Kader imiz olmasın Sadece son günlerde meclisin içinde değil, eril tohumlu toplumların her alanında rastladığımız cinsiyet ayrımcılığı, eşitsizlik ve kadına yönelik şiddeti -sözde- alın yazımızdan olağanüstü çabalarıyla silmeye çalışan bir kuruluş KA-DER (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği) yerel seçimlerinin vahim sonuçlarına çok da uzak olmadığımız ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde, KA-DER İzmir Şubesi Başkanı Meltem Onay ile bir röportaj yaptık. Amacımız basit: Her alanda eşitsizliğe ve şiddete dur demek için, dur diyenlerin sesini duyurmak. Bol eşitlikçi ve sıfır şiddetli günler dileğiyle, iyi okumalar... Kısaca KA-DER: Türkiye de seçimle ve atamayla gelinen tüm karar organlarında kadınların temsil oranını artırma hedefi ile 1997 tarihinde kurulan KA-DER in amacı sosyal, ekonomik ve siyasal yaşamda kadın erkek eşitliğini sağlamak. Kadın sorunu olarak tanımlanan hemen her alandaki sorunun birbirinden bağımsız olmadığını vurgulayan KA-DER, bu sorunların toplumsal bir sorun olarak görülmesi ve çözülmesi için gerekli siyasi iradenin ve toplumsal farkındalığın yaratılması doğrultusunda baskı unsuru olarak çalışıyor.. Gerçek demokrasi için kota KA-DER, Kota nın (cinsiyet eşitliği) geçi- ci bir özel önlem olduğunun altını çiziyor ve sonuçlarda eşitlik sağlanıncaya kadar uygulanacak bir seçim tekniği olduğunu vurguluyor. Dünyada kota uygulayan ülkeler, özellikle kuzey ülkeleri, seçimlerde kota uygulaması yaparak parlamentolarında % ve daha yukarı oranlarda kadın milletvekilinin meclise girmesini sağlıyorlar. Selin Bayraktar: İzmir de son zamanlarda yaptığınız çalışmalardan kısaca bahseder misiniz? Meltem Onay: Ben, ilk olarak geçtiğimiz yerel seçimlerden sonra şube başkanı olarak seçildim Ekim ayında ise genel bir seçimle tekrardan başkanlığıma devam eden bir sürece geçtim. KA-DER in misyonu doğrultusunda hareket edebilmesi için herşeyden önce kendine bazı hedefler belirlemesi gerekiyordu. Bu hedefleri dernek içi ve dernek dışı faaliyetler olarak ikiye ayırdık. Dernek içinde üyelerin birbirleri ile ilgili yakın ilişkisi ve işbirliğini sağlamak çok önemliydi. Bu konuda gerek kişisel gerekse siyasi konulara yönelik eğitim planları yaptık. Dernek dışında bulunan gruplarımız ise; sivil toplum kuruluşları, siyasi partilerin kadın kolları, semt evleri, halk eğitim merkezleri, sendikalar, üniversiteler olarak belirlendi. Bu çalışmalar bizim eğitime yönelik faaliyetlerimiz olacaktır. Bir de hem yerel yönetimlerle işbirliği içinde olmamız hem de olası bir seçim sisteminin değişmesi aşamasında lobicilik faaliyetlerine hız vermemiz gerekiyordu. Şimdi bu konuda çalışmalarımızı hızlandırdık. Bir de çok önemli bir etkinliğimizi ilk defa 8 Mart 2010 da yapmayı planlıyoruz. 1.Uluslar arası Kadın Festivali. Çeşitli ülkelerden parlamenterler, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu başkanları, sanatçılar gelecek. Umarım bu faaliyeti sürdürülebilir kılabiliriz. KADER in ilkelerinden biri tüm siyasi partilere eşit mesafede durmak. Peki bazı olağan dışı durumlarda bu yaklaşımınız değişebiliyor mu? Ben elimden geldiğince, bütün partilere karşı eşit mesafede davranmaya çalışıyorum. Kadın sorununun partiler üstü bir konu olduğunu düşünüyorum çünkü. Sorun kadın ise, çözümü bulacak olan kişi de kadındır. Kadınlar için siyaset okulları kampanyanızın ne gibi başarıları oldu? Kadınlar bu okullara nasıl katılabilirler? Siyaset okulu çalışmalarına ilk örnek KA- DER ile başladı. Şimdi tüm partilerde bu okul çeşitli etkinlik ve eğitimlerle yapılıyor. Örnek olmak güzel bir duygu. KA-DER İn siyaset okulları çeşitli şehirlerde yapılmaya devam ediyor. Buraya seçilecek olan kişileri genellikle Genel Merkez belirliyor. Başvurmak isteyenler İstanbul a başvuru formlarını gönderiyorlar. Seçimlerde belirli kriterler belirleniyor ve seçilenler eğitime başlıyorlar. Geçtiğimiz sene gerçekleştirdiğiniz İzmir deki göçmen kadınların vatandaşlık haklarının kullanımını destekleme projesi nin (Matrakap) çıktılarından biraz bahseder misiniz? Gerçekten heyecan verici bir çalışmaydı. Projenin 4 temel amacı vardı. Göçmen kadınları vatandaşlık hakları konusunda bilinçlendirerek kamusal/siyasal yapıya entegrasyonunu sağlamak; göçmen kadınların karar alma ve politik katılım süreçlerine katılımını desteklemek; kamusal ve siyasal alana katılımda toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek; yerel kadın örgütleri, STK lar, hemşehri dernekleri arasında bir iletişimi sağlamaktır. Projenin hedef kitlesi; İzmir ili Buca ilçesine, Orta Anadolu, Orta Anadolu, Doğu Anadolu, ve Güney Doğu Anadolu dan gelen 75 göçmen kadındı. Umarım onlara verilen eğitimler vatandaş olma bilincin de etkili olmuştur. KADER daha çok 2009 yerel seçimlerinden önce yarattığı reklam ile gündemde iz bıraktı. Erdoğan, Baykal ve Bahçeli nin -photoshop tekniği sayesinde- omuz omuza poz verdiği bu reklamın hikayesini bize biraz anlatır mısınız? KA-DER in yıllar önce yapmış olduğu reklamı da hatırlarsınız. Yıllar önce de kadınlar bıyık takmışlar ve Meclise girmek için erkek olmak şart mı? demiştik. Bu afişler gerçekten ses getirdi. Bütün çalışmalar İstanbul Genel Merkez tarafından hazırlanıyor. Bizler de bu konuda dağıtım işlerini üstleniyor, basın aracılığı ile de gerekli duyuruyu yapıyoruz. Bahsettiğiniz reklam hikayesi, son yerel seçimler için hazırlanmıştı. Her üç lider kadınların siyasette olması konusunda, hatta %50 oranında bulunması konusunda hem fikiriz demişlerdi. Ancak ne yazık ki, sonuçlar hiç de arzulandığı gibi olmadı. Ne kadınlar yerel yönetimlerde belediye başkanı olarak seçildiler, ne de liderler cinsiyet ayrımcılığı konusunda gerekli girişimlerde bulundular... Vereceğiniz ciddi mesajlar için mizahı kullanmanız çok etkileyici ve eğlenceli... Bazen söyleyemediğiniz sözleri, kara mizah aracılığı ile söylersiniz. Ancak biz ne yazık ki söylesek de işe yaramadı. Ama bu yaramayacak anlamına gelmiyor. Biraz daha fazla mücadele etmek gerekecek. Bu tip tepkisel ve etkileyici çalışmaların kamu oyu ve politikacılar için etkili olduğunu düşünüyor musunuz? Bu kampanyalardan sonraki seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Eğer seçim sisteminde ve parti tüzüklerinde gerekli düzenlemeler yapılmaz ise sonuçların pek değişeceğini zannetmiyorum. Kadınlar bilinçlendi, şimdi partili kadınların da sayısı gün geçtikçe daha da artıyor. Her alanda (muhtar, belediye meclis üyesi, belediye başkanı, milletvekili) kadınların artık siyasette olma isteklerinin gün geçtikçe artacağını düşünüyorum. Kadınların siyaset alanında sayılarının artmasının Türkiye de ve hatta dünyada önemli ve olumlu bir değişime yol açacağı su götürmez bir gerçek... Sizce erkek egemen bir siyaset politikası yerine eşit katılımlı bir ortamın genel anlamda ne gibi katkıları olur? Herşeyden önce demokrasi adına bu gereklidir ve olmazsa olmazdır. Düşünün dünya nüfusunun yarısı kadınlardan oluşuyor. Ancak kadınlar aynı oranlarda karar verme konumlarında değiller. Türkiye de mecliste 550 milletvekili var. Yarısının kadınlardan oluşması gerekiyor değil mi? Eşitlik adına, demokrasi adına... Ancak bakın sadece 50 kadın milletvekilimiz var (%9,1). Bir de bu oran yeni oluştu. Eskiden %4,2 idi. Şimdi hedef %9 olarak belirlendi. Bakalım zaman ne gösterecek. Mecliste veya genel olarak bürokratik kurumlarda yer alan az sayıda kadının, erkek çoğunluklu bu ortamlarda erkekleştiği iddia ediliyor. Hatta bazı gazeteler Meclis kırmızı ruja hasret gibi başlıklar altında bu durumu eleştirebiliyor bile... Siz bu duruma nasıl bakıyorsunuz? Buna pek katılmıyorum. Özellikle son yıllarda gerek milletvekillerimiz gerekse bürokrat kadınlarımız gayet bakımlı, kendilerinden emin kişiler. Bu da kadınların kadın kimliklerini oldukları gibi bulundukları ortama taşıdıklarını gösteriyor. Sizce belediyeler veya diğer yerel oluşumlar kadınlara uygulanan şiddet veya diğer eşitsizlikler konusunda yeterli önlem alıyor mu, bu konuda çalışmalar yapılıyor mu? Arttırıcı neler yapılabilir? Siz belediyelerle bunun için ortak bir çalışma yapıyor musunuz? Siyasi Partiler MHP AKP CHP DTP DSP ANAP DP SP LDP HÖP ÖDP EMEP TKP BBP Bağımsız Kadın Aday Ortak Platformun Adayı Belediye Başkanlığında Kadın Aday Sayısı Meltem Onay Belediyelerde özelikle son yıllarda kadın kuruluşlarının baskısı ile ciddi önlemler alınmaya başlandı. Bu konuda ayrıca çıkan yasalar da etkili oldu. Kadın sığınma evleri zaman içinde artacaktır. Kadına yönelik çalışmalar son yıllarda ülkemizde yoğunlaştı. Bu sevindirici bir durum. Bizim derneğimizin bu konuda özel bir çabası yok. Ancak KA-DER in misyonu gereği kadın sorununun olduğu her yerde bulunma ve katkı koyma adına biz de bu konuda çalışmalar yapan kadın derneklerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bizim amacımız, bu konuda özel önlemler alacak, bu konuda kararlar alacak kişilerin KADIN OLMA- SINI sağlatmaktır. İşte o zaman kadının sorununu ancak en iyi kadınlar anlayabilirler düşüncesinin karşılığını vermiş olabiliriz. Teşekkürler. Dilerim gelecek nesil, siyasetle daha çok ilgilenir. Belediye Başkanlığında Toplam Aday Sayısı Sayı Vermiyorlar Hesaplamamışlar Tablodaki veriler tarihli partilerin açıklamalarına dayanmaktadır.

10 10 Kadın Haberi yapan: Hande Uz, Türe Şahin 8 Mart nasıl doğdu? Toplumsal cinsiyet ayrımcılılığının çok eskilere dayanmasıyla derinleşen; kadınlara yapılan haksızlıkların, eksik ve sorunlu temsillerin kadınların bile fark etmesini engelleyen bir toplumda yaşıyoruz. Fark etseler bile ataerkil egemenliğin kontrolü altındaki düzeni değiştirmeye çalışmaları ya da kadın erkek eşitliğini sağlamaya yönelik eylemleri tarih boyunca pek hoş karşılanmamış tıpkı 8 Mart ın da acı olaylar sonucunda doğması gibi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nün bir diğer ismiyle Dünya Emekçi Kadınlar Günü nün tarihçesi 8 Mart 1857 ye, New York taki dokuma işçilerinin, bir tekstil fabrikasında düşük ücretleri ve uzun çalışma saatlerini protesto etmek amacıyla yaptıkları greve uzanıyor. Grev, polislerin işçileri fabrikaya kilitlemesi; o sırada çıkan yangın sonucu kaçamayan çoğu kadın işçinin can vermesiyle son buluyor. Bu ilk direnişten sonra 8 Mart 1908 de binlerce kadın iplik işçisi daha iyi çalışma koşulları, doğum izni, oy hakkı için yürüyüşe geçti.1910 da Danimarka nın Kopenhag kentinde toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı nda, Alman Sosyal Demokrat Partisi üyesi Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihinde tekstil fabrikasında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini sundu ve öneri kabul edildi. Bir yıl sonra 19 Mart ta Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre de Dünya Kadınlar Günü yüz binlerce kadın ve erkeğin katılımıyla kutlandı. Bir hafta sonra New York ta çıkan Triangel yangınında 140 kadın işçinin yanarak ölmesi Amerika da çalışma koşullarının değişmesini etkiledi yılında Amerika da Massahucettes eyaletindeki yün merkezi sayılan Lawrance de işçiler ücretlerinin azalmasını protesto ettiler, bunun üzerine işçiler çalışmamaya başladı. Grevcilerin yaptığı yürüyüşlerde kadınların Hem Ekmek Hem de Gül İstiyoruz adlı pankartları James Oppenheim ın ünlü Ekmek ve Gül şiirine ilham kaynağı oldu. Bu sloganla kadınlar hem karınlarını doyurmaya hem de hayattan zevk alabilmek için boş zamana ihtiyaçları olduğunu belirtmişlerdi. Ezilen kadınların bu isyanları dünyanın pek çok yerinde sürdü ve Kadınlar Günü değişik tarihlerde kutlanmaya devam edildi. Kesin olarak 8 Mart tarihinin belirlenmesi 1912 de Moskova da toplanan 3.Uluslararası Kadınlar Konferansı nda belirlendi. Savaş yıllarında pek fazla etkinliği olamayan Kadınlar Günü, feminizmin yükselmesiyle birlikte 60 lı yıllardan sonra daha çok ön plana çıktı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1975 yılını Eşit Haklar Gelişme ve Barış için Uluslararası Kadınlar Yılı, dönemini de Dünya Kadın On Yılı olarak ilan etti. Ayrıca 16 Mart 1977 de 8 Mart ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul etti. ğı kararla sıkı sıkıya bağlıdır. 8 Mart ı ilk defa Türkiye de kutlamak amacıyla, komünist kadınlardan iki kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova girişimde bulunurlar ve bir kadın birimi oluştururlar. Emekçi Kadınlar Günü ne, bütün dünya komünistleri gibi, TKP içinde de başından beri önem verilmiştir. Bu kardeşlerin kaleme aldıkları yazı da Türkiye de 8 Mart ı ilk olarak nasıl kutlama girişiminde bulundukları ve bu sürece nasıl katıldıkları yazıyor. Yazıya göre, Komintern Kadınlar Sektöründen Klara Zetkin in imzası ile 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü nasıl kutlamaları gerektiğiyle ilgili bir talimatname almışlardır. Bu talimatnameye göre kapitalist ülkelerde kadınlar öz insan haklarını istemek amacıyla etkinlikler düzenleyeceklerdir. İlk 8 Mart ta Şerif Manatov Dünya Kadınlar Günü nü önemini açıklayan bir bildiride bulundu ardından kadınların hiçbir hakkı olmadığı için, kadınların durumunu düzeltmek ve onlara iş sağlamak için bir kadınlar örgütü seçildi. Son olarak da B.M.M ne Türk kadınları adına bir bildiri gönderildi. Dolayısıyla Türkiye de ki ilk 8 Mart kutlaması Komünist Parti tarafından 1921 yılında düzenlenmiş oldu. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre; 1- Dünyadaki işlerin %66 sı kadınlar tarafından görülüyor. 2- Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10 una sahipler. 3- Dünya daki mal varlığının ise % 1 ine sahipler. 4- Başka bir deyişle dünyadaki işlerin % 34 ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90 ına ve toplam mal varlığının % 99 una sahipler. Türkiye den Rakamlar: 1-Şehirlerde evli kadınların % 18 i, köylerde de % 76 sı eşleri tarafından şiddet görüyor. 2- Kadınların % 57,7 si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor. 3- Aile içi suçların % 90 ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor. 8 Mart 2010 da Türkiye de Düzenlenmiş Etkinlikler: -Camgöz Sanat 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nü bir sergi ile kutlandı. - Dünya Kadın Yürüyüşü, Uluslararası Kadınlar Günü nün ilan edilmesinin 100. yılı nedeniyle farklı renk ve biçimlerde bölgesel yürüyüşler planladı eylemi DKY nin dört eylem alanı etrafında harekete geçti. Bu eylemler, ortak menfaat, barış ve sivilleşme, kadın emeği, kadına yönelik şiddet üzerineydi. - İstanbul Ticaret Odası ve Kapalı çarşı Esnafları Derneği nin katkılarıyla 8 Mart ta Kapalı Çarşı da Tuluyhan Uğurlu, Dünya Kadınlar Günü Konseri verdi. Konserde Uğurlu, görüntüler eşliğinde kadının on bin yıllık hikayesini aktardı. - 6, 7 Mart tarihleri arasında İstanbul Swiss Otel de kadın yöneticiler ve çalışanlar için Yetkinlik Geliştirme Platformu düzenlendi. Psikolog ve yazar Esin Acıman ile Milliyet Gazetesi Reklam Grup Başkanı Viki Habif de bilgilerini katılımcılarla paylaşacak. Söz konusu etkinlikte Yeni Dünya Düzeninde Gelecek İş Hayatında Kadınlara Neler Getiriyor?, İş Hayatı ve Kadın Kavramların Tüm Boyutları, Kadın Yönetici İçin Erkek Ağırlıklı Grupları Yönetme Teknik ve Becerileri, Kadın ve Erkek Yönetici Profilleri İçin Etik Nedir?, İşkolik Kadın gibi konu başlıkları konuşuldu. - Kadın Gözüyle Resim ve Heykel Sergisi 4 Mart Çarşamba günü Dünya Kadınlar Gününe ithaf en Derinlikler Sanat Merkezi nde açıldı. - Lale Ataman Sanat Galerisi nde de 8 Mart 8 Kadın adlı bir sergi açtı. Etkinlikler İngiltere - 7 Mart 2010 Liverpool, İngiltere de Kadın İçin Yürüyüş adlı bir yürüyüş etkinliği gerçekleştirildi. - 8 Mart ta ise Brighton, London, Edinburgh, Manchester, Newcastle ve Cambridge de Join me on the bridge (Köprünün üstünde bana katıl) kampanyası etkinliği düzenlendi. Savaşa hayır, barışa ve gelişmeye evet. sloganlı etkinlikte Uluslar arası Kadınlar Günü kutlanılıp, konuşmalar yapıldı. ABD - 4 Mart 2010 da Washington da Uluslar arası Kadınlar Günü kutlaması yapılacak. Homa Tavanagar konuşmacı olarak katıldı. - 4 Mart 2010 da NewYork ta Çözüm Kadında adlı bir panel düzenlendi. Avustralya: -Avustralya nın Perth şehrinde Fırsat Eşitliği Komisyonu nun düzenlediği bir kahvaltı yapıldı Mart ta ise Sydney de Bugünün Kadını adlı bir seminer verildi. Pakistan - 5 Mart ile 8 Mart arasında bir kaya tırmanışı yarışması düzenlendi. Yarışmanın adı, Pakistan ın Tüm Kadınları Kaya Tırmanışı Yarışında. Tırmanış İslamabad da gerçekleşti. - Pakistan da ki bir diğer etkinlik ise Toplumsal Cinsiyet, Fakirlik ve İklim Değişikliği konulu bir panel organizasyonuydu. Bu organizasyon da Quetta şehrinde gerçekleşecek. Çin - Pekin de 11 Mart ta 5. geleneksel Dünya Kadınlar Günü kutlaması gerçekleştirildi. Japonya - Japonya nın çeşitli şehirlerinde 5-7 Mart arası Kız Çocukları İçin Fırsatlar Yaratma Kampanyası kapsamında Yoga dersleri veridi. Bunun haricinde Kenya, Endonezya, Nijerya, Ekvator, Guatemala ve Katar gibi ülkelerde de Dünya Emekçi Kadınlar Günü festival ve spor etkinlikleri gibi çeşitli organizasyonlarla kutlandı. Türkiye de ilk 8 Mart nasıl doğdu? Türkiye de ilk kez 1921 yılında Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlanan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı Programı ndan Türkiye nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında Türkiye 1975 Kadın Yılı Kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonraki dört yıl boyunca herhangi bir kutlama yapılamadı ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı. Türkiye de 8 Mart ın bir emekçi kadınlar günü olarak kutlanması 1921 yılındaki Komünist Kadınlar Konferansı nın aldı-

11 İnceleme 11 Fuat Keyman: Eşitlik için adalet ve vicdan Yeni Sol Hareket in ilk meyvesi olan Eşitlik ve Demokrasi Partisi ne katılmayarak hareketin takipçileri arasında şaşkınlığa yol açan Fuat Keyman İzmir Ekonomi Üniversitesi ndeydi. Partiye katılmama kararının ardından ilk kez konuşan Keyman kafasındaki yeni sol hareketi ve EDP ye neden katılmadığını bizlere anlattı. Selin Bayraktar: Kurulum ve tartışma aşamalarında aktif olarak yer aldığınız yeni sol hareketin partileşme sürecinde, yani EDP (Eşitlik ve Demokrasi Partisi) de yer almamanızın nedeni nedir? Fuat Keyman: Aslında ben, Ahmet İnsel, Mithat Sancar ve Erol Katırcıoğlu yeni sol hareketin başlaması ve Türkiye ye yayılmasında kullanılan çerçeve metninin yazılmasında faal olarak görev aldık. Bu metin adaletli ve vicdanlı bir Türkiye ye işaret ediyor; yani bir refah, kimliklerle ilgili bir tanınma, bir de özellikle kadınlar ve gençlerle ilgili bir katılım adaletini içeren yeni bir adalet anlayışı ile aynı zamanda hukuk devleti temelli, demokratik normlara ve insana dönük olan bir vicdan anlayışını birleştiriyor. Yeni solun Türkiye ye yayılmasında etkin olan temas grubu toplantılarında konuşmacı ve sözcü olarak görüldük. Bu anlamda ayrılmamız biraz kopma veya uzlaşmazlık gibi görüldü ve oluşuma destek veren insanlarda moral bozukluğu yaratan bir karar oldu. Bununla ilgili dün bir toplantı yapıldı, orada bizden umut bekleyen ama ayrılma, yani partiye girmeme kararımızla ilgili Niye böyle oldu? sorusunu soran insanlara Ahlaki bir sorumluluğumuz var yanıtı verildi. Benim yeni sol hareketine katkı vermemin temel nedeni Türkiye de merkez sağ, AKP hükümeti bu kadar güçlüyken, sol çevrenin zayıf olması ve bunun bir dengesizlik yaratması, aynı zamanda solun bir aktör, bir fikir olarak güçlenmesinin Türkiye için önemli olmasıdır. Bir de ilk defa herkes demokrasi, adalet ve vicdan ekseninde siyasi görüşü ne olursa olsun bu harekete yaklaştı. Yani bu eksende bir paylaşım oluyorsa buradan bir koalisyon değil bir ortak kimlik ortaya çıkacaktı. Bu kimliğin temel parametreleri adalet, vicdan, eşitlik ve demokrasi olacaktı. Ama bu sonuçta siyasi bir hareket, bu nedenle bunu yansıtacak bir parti girişimi de elbet olacaktı. ÖDP den ayrılan grup, 10 Aralık grubu, SHP liler ve Alevi Bektaşi Derneği üyeleri bu oluşumda var olduklarını belirttikleri için bir partileşme süreci başladı. Yeni solun temas grubu toplantılarıyla yayılma ve partileşme süreci paralel olarak işledi. Belli bir dönemden itibaren biz bu partileşmenin yeterince tartışılmadığı, ilkeler temelinde konuşulmadığı, partinin başarılı olması için yeterli zamanın olmadığı ve bu anlamda bu partileşme sürecinin bir olgunluk seviyesine ulaşmadığı kaygısını hep anlattık. Yeni sol bir ortak kimlik olarak iyi gidiyordu ama bunun partileşmesi süreci, arkadaşlarımız ne kadar iyi çalışsa da yeterli bir zamana yayılmadan, yeterince denenmeden, olgunlaşamadan çok hızlı bir şeklide gelişiyordu. Biz yine oranın sözcüleri olarak devam edeceğiz. Ama bunun direk siyasete yansıması olan EDP de kurucu veya üye olarak yer almayacağız. Genel anlamda yeni sol toplantılarında ve bireysel olarak yazı ve konuşmalarınızda işçi sınıfı, emekçi ve sendikal haklar gibi konulardan bahsetmediğiniz için bazı kesimlerden eleştiri alıyorsunuz. Bu eleştirirli haklı buluyor musunuz? Aslında kurulan partinin ve yeni sol hareketin içinde sendikalardan gelenler var. Bu yüzden çok haklı bir eleştiri olarak görmüyorum. Ama yeni sol hareketin kapitalizmi yeterince aşamaması ve eleştirmememsi üzerine bir tartışma oldu, yeterince emek eksenli olmadığı yönünde de... Fakat bu eleştiriyi yapan arkadaşlar da yeni sol grubun içinde olup eleştiriyi içeriden yaptılar. Partiye üye olmadılar ama grubun içinden eleştirilerine devam ediyorlar. Bana göre adalet, vicdan ve eşitlik ilkeleri solu kapsıyor. Bu anlamda benim bir sorunum yok. Gruptaki herkes hazırlanan ortak metnin yeterli olduğunu söyledi ve uzlaşıldı. Emek ve işçinin yeterince temsil edilemediği eleştirisi yapılabilecek bir eleştiri haklı bir eleştiri çünkü onu söyleyenler yeni sol içinde hala yer alıyorlar. Fakat bir ortak uzlaşma olarak üç kavram etrafında bir ortak kimliğin hem Türkiye yi yakalamakta; orta sınıf, emek sınıfı ve diğer kimlikler için bir fayda sağlayacağını düşündük. Eşitlik aslında eski bir kavram, ama sol eksende düşünülmesi gereken ve yeniliği olan bir kavram. Çünkü bugün önemli olan farklılıkların yarattığı eşitlik talebinin ne kadar kabul edilebileceği veya edilmeyeceğidir. Aleviler Sünnilerle, gayri Müslimler Müslümanlarla, Kürtler Türklerle eşit olmak istiyorlar mesela. Yani herkes kendi farklılığını koruyor ama kimlikler arasında bir eşitlik olmasını istiyor, anayasaya bağlı eşit yurttaşlık diye isimlendiriyoruz biz bunu. Tekel işçilerine baktığımızda çalışmak istiyorlar, fakat ona Senin aldığın bir para ve işin var, bak burada işi olmayan var deniyor. Bizim burada bu iş güvencesini bir eşitlik kavramında kabul etmemiz gerekiyor. Bu yüzden eşitlik kavramı işçi sınıfına, emeğe referans hem de Türkiye nin bugünü ve daha iyi yönetiminde önemli bir kavram. Bu eşitliği de adaletli ve vicdanlı olarak kurarız. Daha demokratik bir Türkiye için orta sınıfların rolünü önemli görüyorsunuz. Laik ve muhafazakâr orta sınıfların yanında Kürt orta sınıfının, gerilimin gittikçe arttığı son günlerde, demokrasi için elinden gelen sizce ne olur? Yeni sol hareketin ve EDP nin yapacağı önemli işlerden biri de Türkiye deki Kürt sorununu toplumsal güven inşa edecek şekilde demokratik zeminde tartışmak ve çözmektir. Bu anlamda ne DTP ne BDP kendileri isteyerek Türkiye nin partisi olamazlar; sadece Kürt aktörlerden bu sorunu çözmeyi beklemek çok gerçekçi değil. Ama belli hareketleri eklemleyerek Türkiye nin genel sorunlarını tartışabilen partiler olabilirler. O yüzden de orada bizim gibi insanların rolü çok önemli; bu yapılırken de orta sınıflara, yani Türkiye nin geneline hitap edecek şekilde bir söylemin ve politikanın gelişmesi gerekiyor. Elbette burada kırılmalar oluyor. Ben hem akademisyen hem de kamusal entelektüel olarak Kürt sorununa baktığım zaman, Kürt vatandaşlarımızın net olarak PKK nın kendilerinin geleceği olmadığını kabul ettiklerini görüyorum. Yani Güneydoğu da yaşayan vatandaşlarımızın geleceğinde PKK yok. Doğuda oyların yüzde 95 ini alan AKP ve BDP ye eleştiri yapılması için bazı kırılmalar yaşanması gerekiyor. Bu kırılmalar Kürt sorunu temelinde var, fakat hala zayıf. Bu anlamda Kürt sorununu bir terör sorunundan çıkartıp, farklılıklar içindeki eşit vatandaşlıkla ortak kimliği nasıl oluşturacağımız sorusuna çekmek lazım. Bu ufak kırılmaların yanında PKK nın hala gücü var. İşte bu kırılmayı orta sınıflar yaratabilir. Orta sınıfın üyeleri hem ekonomik, hem kentleşme, hem de kimlik olarak incelediğimiz zaman çıkıyor. Aynı şeyi laiklik temelinde de görüyoruz. Bugün muhafazakârlaşmayı tartışıyoruz. Çünkü refah devletinden AKP ye geçiş ve bu geçiş sürecinde Anadolu da yaşanan dönüşüm onun kendi orta sınıflarını yarattı. O orta sınıflar Avrupa Birliği nden dolayı hem Avrupalaşmış orta sınıflar, hem de küreselleşiyorlar. Bu nedenle muhafazakârlaşma ya güçlenecek, ya da demokratikleşme ve sekülerleşmeye doğru gidecek. Burada da yeni sol gibi hareketler önemli oluyor. Son zamanlarda sol gibi kavramların anlamları sürekli değişiyor, içleri boşaltılıp dolduruluyor. Tıpkı bunun gibi İzmir Selin Bayraktar ve Fuat Keyman de uzunca bir süre solun kalesi diye tabir edildi. Fakat son yaşanan olaylardan sonra pek de öyle olmadığını gördük, çok farklı bir sol anlayışı varmış meğerse... Bu durumda siz İzmir i neyin kalesi olarak tanımlıyorsunuz? Esasında İzmir ile ilgili genel olarak muhafazakarlığı sadece suni muhafazakarlık olarak değil de farklı olanla zorunlu bir ilişkiye giren ve kendini kapatan bir hareket tarzı olarak görürsek böyle kaleler oluşmaya başlar. Mesela Kayseri suni muhafazakârlığın, Diyarbakır etnik muhafazakarlığın, Trabzon ise bu küreselleşmeden dışlanarak tepkici muhafazakarlaşmanın kalesi olmuş kentlerdir. İzmir ise laik muhafazakârlığın simge kentlerinden biridir. Böyle gördüğümüz zaman burada soldan ziyade, kimliği koruma temelinde bir muhafazakârlaşma var. Bu anlamda İzmir in pozisyonu sol değil laik bir kimlik temelinde muhafazakârlaşmadır ve milliyetçileşmedir. Fakat bu görünürde doğru olmakla birlikte, İzmir i hem tarih, hem de bu yeni soldaki temas grupları temelinde incelerseniz farklı bir şeyler var. Yeni sol düşüncenin Türkiye de örgütlenmesi sürecinde aktif olarak, en fazla temas grubu kurulan illerden bir tanesi de İzmir dir. Bu nedenle İzmir muhafazakardır, içine kapanmıştır gibi totalleştirmek de yanlış. Bir de 2008 de Le Monde Diplomateque te çıkan bir İzmir yazısında Philip Mansel, İzmir eş zamanlı olarak Akdenizlidir, Avrupalıdır, moderndir ve kozmopolittir diyerek bunun İzmir in ayrıştırıcı ve özgün olarak kendisini tanımlamada kullanabileceği bir özelliği olduğunu belirtir. Mansel, bununla birlikte İzmir in tarihi boyunca belli dönemlerde yaşadığı tepkici milliyetçiliği ve dışlanma hissini göz ardı etmemenin gerekli olduğunu söylüyor. Ama İzmir in gücü ve güzelliği, hep bu dönemlerden sonra bu dört kimlik ekseninde kendisini yeniden bulmuş, inşa etmiş ve keşfetmiştir. Buna dayanarak, bugün İzmir in yaşadığı muhafazakarlaşma ve içine kapanmanın daha çok bugüne ait olduğunu; bunun aşabileceğini ve kendini yeniden keşfedebileceğini söyleyebiliriz. Yani İzmir in yeni sol içindeki en çalışkan illerden biri olması ve Mansel in tarihsel olarak İzmir e verdiği umut ışığı önemli noktalardır. İzmir muhafazakarlaşma ve tepkici milliyetçilik tarafını, yeni sol gibi hareketlerin yaygınlaşması ve orta sınıflardaki toplumsal sözleşmenin güçlenmesiyle aşacaktır.

12 12 Medya İlham verici oluşum: Kitschcraft Kitsch her ne kadar değersiz sanat olarak anılsa da Kitschcraft grubu için kimin ne düşüneceğini umursamadan müzik yapmak; para kazanmak ya da orijinal olmak gibi kavramlardan çok daha önemli. İnsanın kendisini ucuz bir sanat eseri gibi hissetmekten öteye, yüzeyselliğe kendi müzikleriyle karşılık veren Kitschcraft grubu bir ananasa güneş gözlüğü takıp, tepesine spotu çakıyor ve akıllara Kitschcraft ın da sorguladığı Sanat nedir, nasıl yapılır?, sorusunu getiriyor. Gökhan Kantar ve Özüm Özülgen nam- ı diyar Joel Knox, With love and respect sloganıyla kimin ne düşündüğünü umursamadan, Pop senin duymak istediğin şeydir! diye haykırıyor şarkılarında. Popüler kültürden tutun da bireyin insanlaştırmaya çabaladığı günümüz değerlerini kendi potalarında eriterek müziğe ve hayata geniş bir perspektiften bakmaya başlamış, poptronic altyapılı elektronik müziğin merkezindeki isim haline gelmeye aday Kitschcraft ın eti kemiği diyebiliriz bu iki isim için. Pop senin duymak istediğin şeydir! Kitsch Konsepti Sözlük anlamıyla Kitsch her ne kadar değersiz sanat olarak ele alınsa da Gökhan ve Özüm( Joel Knox) için Kitsch konsepti kimin ne düşüneceğini umursamadan müzik yapmak için bir araç haline geldi. Bu araç Kitschcraft için üretim kaygılarından uzak, aynı zamanda özgürlük anlamına da geliyordu. Sanatı ve sanatçıyı hangi çevrenin ciddiye aldığını sorgulayan Kitsch konsepti şarkılarında Pop senin duymak istediğin şeydir!, diye bağırıyordu adeta. Üreten insanın sahip olmak istediği orijinal olmak, para kazanmak gibi amaçlar Kitsch konsepti için değersiz şeylerdi ve onların tek kaygısı canının istediğini yapmaktı... Okumak istiyorsan oku, yazmak istiyorsan yaz...boyamak istiyorsan karala, ne dinlemek istiyorsan onu dinle! Sonuçta, pop senin duymak istediğin şeydir!...bir ananasa güneş gözlüğü takıp, tepesine spotu çaksan ve fotoğrafını çeksen bu sanat olur mu? Peki bu kimin umurunda? Olmazsa olmasın, eğer fotoğrafı çeken mutluysa?... The girls in the summer dresses üretim süreci Özgürlük...İçimizdeki ilhamı tetiklemek için her zaman hazır!!! Şarkı üretim süreci konseptüel olan Kitschcraft için 2002 YILI özgürlüğün vermiş Bafta tarihinde ilk kadın yönetmen Oscar ın en önemli habercisi sayılan Amerikan Yönetmenler Birliği, En İyi Yönetmen ödülünü 63 yıllık tarihinde ilk defa bir kadın yönetmene verdi. En iyi Yönetmen dahil 6 dalda ödül kazanan, Savaşı erkeklerin hırsları, karakterleri üzerinden giderek, savaşanların erkekler olduğunu, magdur rölünün ise kadınlara kaldığı fikrini arkasına alan The Hurt Locker ile Kathryn Bigelow, Bafta da bir ilke imza attı. Kurumsal adıyla The British Academy of Film and Television Arts; İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi, bir anlamda da Oscar ın Birleşik Krallık taki dengi olan BAFTA, 1947 den beri film, televizyon, çocuk film ve televizyon eserleri ile iletişim ödülleri dağıtan ve David Lean, Alexander Kor da, Carol Reed,Charles Laughton, Roger Manvel gibi isimler tarafından kurulan; 1958 yılında da Televizyon yapımcıları ve yönetmenleri locasıyla birleşerek Film ve Televizyon kulübü haline gelen Kurumsal adıyla The British Academy of Film and Television Arts; İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi, bir anlamda da Oscar ın Birleşik Krallık taki dengi olan BAFTA, 22 Şubat 2010 gecesi Londra nın merkezindeki olduğu his ile The girls in the summer dresses üretim sürecini tetikleyen en büyük etken oldu. Kitschcraft ın en sevilen şarkılarından Still at large ise Marliyn Monroe unun gizli yaşamına göndermeler* taşıyordu. *what s this about you going russia/ to study a well-known drama/what s all about with the c.p./here comes bob to wash you gently....şarkı üretim sürecimiz her zaman konseptüel oldu. Bir konu hakkında saatlerce sohbet ettikten sonra genelde bir gecede çıkardı şarkı...başka bir şarkımızdan önce ise Yusuf Atılgan ın Anayurt Oteli romanından konuştuğumuzu hatırlıyorum O sıralar ve takip eden dönemde Türkiye de bizim müziğimizle ilgilenebilecek bir plak şirketi ya da prodüktör olmadığı için bu konuda biraz karamsardık. Bulabildiğimiz en iyi bakış açısına sahip plak şirketi ise; etnik elektronik bir takım sentezler peşinde kendini kabul ettirmeye çalışıyordu. Her ne kadar içimize sinmese de onlarla dirsek teması halindeydik... Hakan Özer Kendi konseptini yaratan bir grup/müzisyen parmakla sayılacak kadar az iken; Kitschcraft ın 80 lere yaptığı göndermeler Hakan Özer in dikkatini çekti ve sonunda Hakan Özer le tanıştık. Bizi dinleyip tanışmak istemiş. Koşa koşa gittik. (Hakan Özer lise yıllarından beri hayranlık duyduğum, örnek aldığım Jingle House un mimarlarından genius bir müzisyen/prodüktördür) Hakan TR de çalışmak isteyebileceğimiz belki de tek prodüktördü. Uzun uzun sohbet ettik. Çok onur vericiydi......web sitemizi yayına aldıktan kısa bir süre sonra uluslararası bir teklif aldık. Amerika ve Kanada da iki küçük label ı olan bir yapımcı bizimle ilgilendi. Daha önceki referanslarından daha büyük bir işe kalkışmak Royal Opera House da gerçekleşti. Quentin Tarantino, Kate Winslet, Dustin Hoffman Audrey Tautou nunda aralarında bulunduğu birçok ünlü oyuncu, yönetmen ve film endüstrisi yetkilisi törene katılırken, Bafta nın bu yılki süprizi Kathryn Bigelow un Irak ta savaşın ortasında kalmış bir bomba imha ekibini konu alan filmi The Hurt Locker ile Amerikan Yönetmenler Birliği/ Directors Guild of America, tarafından verilen En İyi Yönetmen ödülü dahil olmak üzere 6 dalda ödül kazanması oldu. Bilim kurgu, aksiyon ve korku türlerinde çalışan Bigelow 1987 yılında Near Dark ile adını duyurmuş olan Bigelow, Bafta ödüllerinde tarihinde ilk defa En İyi Kadın Yönetmen ödülüne layık görüldü. niyetindeydi ve grup olarak bizi seçmişti. Biz prodüktör olarak Hakan la çalışmak istedik ve Hakan Özer bunu kabul etti... Araya giren hayat, Kitschcraft için son değil, bir başlangıç oldu: Fakat iş ciddiye binince, deadlinelar vs. üstümüze gelinmeye başlandı. Ardından Hakan worldwide bir proje için henüz yeterince hazır olmadığımız konusunda çok da zorlanmadan bizi ikna etti. Biz de Miami Music Conference ta yapılacak lansmanımıza iki ay kala yapımcımıza teşekkür ettik. Bu kararı alırken herşeyin daha iyi olacağını düşünmüştük. Etkinlik & Partiler Kitschcraft, 360, İndigo, Suada, Ghetto ve The Hall gibi İstanbul un kaliteli eğlence mekanlarında sahne alırken, bir yandan da İstanbul Bianel in kapanış partisi ve IAF. 3 İnternational Animasyon Festival Party gibi pek çok gece de yer alarak kendisine kemik bir hayran kitlesi yaratmayı başardı. Mute Record ile anlaşma yapabilecekleri hayali ile 30 un üzerinde şarkı üreten Kitschcraft, 2007 yazında 7 şarkılık Waking up the leopar ı yayınladı ve durmak nedir bilmeyen bir konseptin yaratıcısı grup üyeleri Tennessee Wiliams a ithafen In the bar of the Tokyo ile 2007 yılında yayınlanan Electro Trip Vol.1 adlı albüm çalışması için kolları sıvamışken ardından ansızın gelen bir ayrılık ile Kitshcraft dinlenme sürecine girdi yazına kadar süren bu ayrılık yorgun ve kızgın ruh hali ile kaydedilen Past ve Rabbits and Tears şarkıları ile Kitschcraft ı klasikleşmiş eğlenceli soundu için geçiş oldu ve 2008 in Aralık ayında İn Your Face Kitschcraft hayranlarının kulaklarının pasını silmek için dinleyicisyle buluştu. Univers Turu 2009 yılı Kitschcraft için Ghetto, 360 ve En İyi Film, En İyi Yönetmen, En Orijinal Senaryo, En İyi Montaj, Ses ve Sinematografi dallarında aldığı 6 ödülle Bigelow The Hurt Locker filmi ile eski eşi James Cameron ın Avatar filmini geri de bıraktı. Amerikan Yönetmenler Birliği nin son 61 yılda en iyi yönetmen ödülüne layık gördüğü yönetmenlerden yalnız altısının Oscar ı kazanamamış olması da Bafta nın Oscar ödüllerinin olası sahipleriyle ilgili bir ipucu niteliğinde. The Hurt Locker ile 6 dalda ödül alan Bigelow, beraberinde de 82 yıllık Oscar ödülleri tarihinin dördüncü kadın yönetmen adayı olarak Copallo, Wertmüller ve Champion a verilmeyen Erkek Oscar ın oyununu bozacak mı?,sorularını da akıllara getiriyor. Seray Özbiçer Kitschcraft The Hall konserleriyle dopdolu devam ederken Depeche Mode grubundan gelen güzel haber Kitsch konseptinin üstündeki tozun silkelenmesi için yetti de arttı bile!!! Tour of Univers turnesiyle Türkiye ye gelecek olan Depeche Mode, grup üyeleri, ajansı ve tur menejerleri dinledikleri bir çok grup arasından Kitschcraft ı seçmişler ve onlardan son anda iptal edilen 14 Mayıs akşamı Santral İstanbul da gerçeklecek Depeche Mode ile aynı sahneyi paylaşmayı teklif etmişlerdi. Dünyanın en ünlü dergilerinden birinde editörlük yapan Uğur Alkapınar kendi kişisel sitesinde ise Tour of Univers turnesinin iptali için Depeche Mode konseri iptal edildiğinde en çok ben üzüldüm, diyor ve ekliyor. * Dave Gahan hastası olduğum için değil, ön grup olarak sahneye çıkacak Kitschcraft i o büyük sahnede göremeyeceğim için üzüldüm. Henüz albümleri olmasa da (muhtemelen Türkiye de değil, yurt dışında çıkacak zaten ilk albümleri) belli bir çevrede oldukça popüler olan Kitschcraft özel partilerde ve özel mekânlarda konserler veriyor. Joel Knox ve Gökhan Kantar dan oluşan bu elektronik pop grubunun müzikleri hem derinlik hem de eğlenceyi bir arada sunuyor. Bir an önce kitschcraft adresinde onları keşfedin. Pişman olmayacaksınız! Bu onura layık görülen Kitschcarft, 2009 sonuna kadar 6 şarkı daha yayınlamayı planlıyor. Onları dinlerken çıkardığım kılıfımı, şarkı bitişinde kendi kıymetimi bilmek için tekrar tekrar giyiyorum. Kitschcraft,...Beware, beware of the Vulgar... diyor Pagan Truth adlı şarkısında ve bana kanatlarımla huzur ve mutluluk dağıtan bir ilahe olduğumu anımsatıyor. Beni kıymetli kılıyor... Sizi de kıymetli kılması için; Love and Respect Seray Özbiçer Kathryn Bigelow

13 Kültür-Sanat 13 Kukla ustaları İzmir de İzmir de kukla sanatının gelişmesine katkı sağlayan ve bu yıl 4.sü düzenlenen İzmir Uluslararası Kukla Günleri Mart tarihleri arasında gerçekleşiyor. Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Gürcistan, İngiltere, İspanya, İtalya, Macaristan, Tayvan ve Türkiye den katılacak sanatçıların oyunları İzmir deki kültür ve sanat merkezlerinde ve Forum Bornova da sergilenecek. Ayrıca Mart tarihlerinde 2. Forum Bornova Kukla Oyunu Yarışması tüm kukla severlere açık olacak. Kukla deyince çoğumuzun aklına Gepetto nun Pinokyo su, Susam Sokağı nın Kermit i geliyor. Aslında Kuklaların birçok çeşidi ve uzun bir geçmişi var. Ama değişmeyen yönü oyunun içeriğine tüm hayal gücünün katılabilmesi; bu bazen sosyal ya da politik konularda göndermeler yapan bir kukla olabilirken bazen de tiyatro oyuncusundan bir farkı olmayan etkileyici bir kahraman olabilir. İnsan davranışlarının tüm çıplaklığıyla yansıtılabildiği kukla sanatının ilk olarak nerede ortaya çıktığı kesin olarak bilinmese de Fransa daki Louvre ve Hindistan daki Yeni Delhi müzelerinde M.Ö yıl öncesine ait kuklaya benzeyen figürler bulunmaktadır. Eski Yunan tarihinde kukla gösterilerinin yapıldığı ve Mısır da ipli kukla oynatan insanların varlığı bilinmektedir. Kuklacılık, Avrupa da 18. ve 19. yüzyıllarda ön plana çıkmış, daha çok önem kazanmıştır. Anadolu ya ise kuklacılık göçlerle gelmiştir. Canlı kukla olarak sayabileceğimiz oyuncuların çıplak karınlarına yüz çizmeleriyle hayat bulan Aşuk ve Maşuk, Çaput Adam, Kepçe Kadın, Kodu Gelin gibi ilkel kuklalarla oluşan oyunlar, kuklacılığın başlangıcında önemli yere sahip. En bilinen ve sevilen kuklalarımız genelde iğneleyeci, alaycı, yalancı, patavatsız gibi özelliklere sahip olan karakterler. İbiş ve Karagöz bunlara en iyi örnek. Birçok kukla tekniği olmasına rağmen yukarıdan iplerle, aşağıdan değneklerle ve kuklanın içine el sokularak oynatılan, en çok kullanılanlardan. Ayrıca Japonların Bunraku dedikleri çok emek gerektiren kuklada; üç kukla oynatıcısı, bir kuklanın nefes alıp vermesine, gözlerini kırpmasına kadar en ince detayların gösterilmesini sağlamaktadır. Türk kültürünün yansıması Orta Oyununu ve hayal perdesinin en önemli isimleri Karagöz ve Hacivat ı da unutmamak lazım. Ülkemizde kukla sanatıyla ilgili şimdilik eğitim alınabilecek fazla bir yer bulunmamakta. Üniversitelerin Sahne Sanatları bölümünde sadece kukla tarihi ve tasarımı dersleri varken yurt dışında kukla sanatı dört yıllık akademik eğitime dayanmaktadır. İzmir Uluslararası Kukla Günleri, unutulmaya yüz tutmuş kukla sanatının hatırlanması ve gelişmesi için atılan güzel bir adım. İyisi ve kötüsüyle kadınsal kısalar 13 yıldır farklı kadın sorunlarını gün yüzüne çıkarmayı başaran Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, KÖTÜ- LÜK temalı Kısa Film Yarışması düzenliyor Mayıs 2010 tarihleri arasında izleyicilerle buluşacak olan festival, kısa filmin gelişmesine katkıda bulunmanın yanı sıra, toplumsal cinsiyet rollerinin sorgulanmasına ve filmlerde kadın bakış açısının geliştirilmesine olanak sağlamak amacıyla Çankaya Belediyesi nin katkılarıyla gerçekleşecek. Festival 2010 yılında; şiddeti, yoksulluğu, savaşları, göçleri, ekonomik krizleri, emek sömürüsünü ve dünya yüküyle sıkıntıyı eteğinde taşımaya zorlanan kadınlara atfedilen kötülüğü sorgulayacak. Peki, bu nasıl bir kötülük? Uçan Süpürge haber sitesinde şöyle açıklıyor: Kötülüğün bazen öznesi, bazen de nesnesi olarak tarif edilen kadınlar Büyücü, cadı, iffetsiz, muhteris, lezbiyen, dedikoducu, fahişe, azınlık, küfürbaz, edepsiz, rahat, özgür, küstah, söz dinlemeyen, kahkaha atan, eviyle ve çocuğuyla ilgilenmeyen, yuva yıkan, hak arayan, kadınları örgütleyen, kötü yola düşen ve düşüren Lilith, Havva, Delilah, Medea, Leydi Macbeth, Salome, Marie Antoinette, Jean D arc, Justine, Hürrem Sultan, Carmen, Mata Hari Sinema da kadınlara atfedilen bu rollerin yansıtıcısı olmayı seçti. Yalnızca Hollywood ve Yeşilçam değil, her ülkenin sinemasında kadının kimliği aynıydı: Femme fatale, yani vamp, yani ölümcül kadın, yani kötü kadın Üvey anneler, kaynanalar, metresler, hırslı iş kadınları, sigara ve içki içen kadınlar, sarışın kadınlar, sınıf atlamak için kadınlığını kullanan kadınlar, azgın kadınlar, doyumsuz kadınlar, ağına düşürdüğü erkeklerin kanını emen kadınlar, yuva yıkanlar, fındıkkıranlar Phyllis Dietrichson, Gilda, Şangaylı Kadın, Mavi Melek, Matty Walker, Catherine Tramell Bir kez daha düşünelim: Bu hikayelerde gerçekten kötü olan kim? Toplam ödül 5 bin TL 10 dakikayı aşmayan kötülük temalı filmler Burcu Aykar Şirin, Gülden Treske ve Seçil Büker den oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilecek ve kazananlar 6 Mayıs ta, Festival in açılış töreninde açıklanacak. Yarışmada Birinci Film e TL, İkinci Film e TL ve Üçüncü Film e de TL para ödülü verilecek. Başvuruların 9 Nisan da sona ereceği yarışmayla ilgili ayrıntılı bilgi için: Halil Türkden Medya ve İletişim Bölümü BİRAZ CHOMSKY BİRAZ DA MARADONA Birbirinden alakasız, alanlarında fenomen olmuş, eğlenceli ve her gün hayatın farklı alanlarında karşımıza çıkan iki güzel insandan biraz bahsetmek istedim. Biraz Chomsky, biraz da Maradona... ABD dış politikasının önde gelen muhaliflerinden, dilbilim profesörü. Anarşist ruhlu akademisyen...dilinin kemiği olmayan,eğlenceli bir filozof ve radikal bir entelektüel... Mürekkebi tükenmeyen bir kalem..yahudilerin nefret ettiği bir Yahudi; Noam Chomsky ten beri ABD dış politikasını eleştiren Chomsky, Uluslararası terör nedir? sorusuna Amerikan ordusu cevabını vermiş. Chomsky, İletişim öğrencilerinin sık sık karşısına çıkan temel meselelerden rızanın üretilmesi ve güdümlü gerçeklik yaratılmasında medyanın rolünü sık sık vurgulamış ve medyayı iktidarla ilişkilendirmekten kaçınmamıştır. Medya gündem yaratır, bunu yaparken de güçlü bir zümreye hizmet eder. Amacı da insanların daha az düşünmesini sağlamaktır diyen adamdır O. Guardian ın, hakkında Uygarlık tarihinde en çok alıntı yapılan on kaynaktan biri Shakespeare, biri İncil, biri de Noam Chomsky dir yazdığı adamdır. Eşitlik olmadan demokrasinin olmaz. Demokrasi içindeki insanların oyuncu değil izleyici olduğu bir sistemdir sözlerini sarf eden düşünürdür. Entelektüellerin binlerce yıldır süregelen görevinin insanları pasif, itaatkar, cahil, ve güdümlü hale getirdiğini düşünür Chomsky. Dolayısıyla, karizmatik bir konuşmacı olmadığını, zaten böyle bir yeteneği olsa da bunu kullanmak istemeyeceğini, amacının ikna etmek değil; insanların kendileri için düşünebilmelerini sağlamak olduğunu söyleyen adam. Diego Armando Maradona adı geçtiğinde onun düşmanı, kendini bilmez bir avuç insan taklidi dahil herkes o anda ayağa kalkıp ellerini kalplerine götürmeli. Şükürler olsun, onunla aynı dünyada yaşadık! Onu oynadığı zamanlarda seyretmenin eşsiz şansına sahip olmuş olanlar daha da ileri gitmeliler, ellerini Tanrı nın elleri gibi açıp dua etmeliler: Lütfen daha çok Maradona, daha çok futbol, yani daha çok mucize! İcabında oyun kuralları değiştirilmeli: Basketboldaki gibi futbolda da antrenörler istediği kadar oyuncuyu istediği kadar değiştirmeli. Yine de Maradona daha fazla yorulmamalı, sadece bir frikik, bir korner ya da sadece birkaç dakikalığına topu sürmesi ve neticeyi değiştirmesi için sahaya dönmeli. Bugün can çekişen ve bizlere futbol diye yutturulmaya çalışılan danışıklı dövüşün yerine futbolun İsa sı, Che Guevera sı sahaya dönmeli ve futbola ihtişamını, çocuksuluğunu, büyüsünü, cennetselliğini, itibarını iade etmeli. Kesinlikle abartmıyorum, bunda tereddüt edenler sadece 1986 Dünya Kupası nda 5 maçta 5 gol, 5 asist ve en az beş yüz elli beş büyülü bilek hareketini izlesinler sadece. Gördüklerine inanamayanlar ise Eric Cantona ya kulak versin: Müzikte Mozart, şiirde Rimbaud ne ise Maradona da futbol için odur.

14 14 Dosya Aydınlığa adanmış bir Hayat Oysa bir ritüeldir ölmeden önce yazmak, hayatını aydınlığa adayanlar için... Türkiye de gazeteci olmak insanın başına birçok sıkıntı açar. Kimisi sermayeye ve iktidarlara yakın olur, dostlar kazanır, kimi gazeteci ise fikirlerini korkmadan söyleyerek birilerini rahatsız eder ve düşman edinir. Sonrasında ise bazen bedenler gider, ama isimler ve fikirler hüküm sürer. Yıllar sonra cesaretle fikirlerini söyleyen bir gazeteci, bir aydın haline gelecek olan Ahmet Taner Kışlalı bütün masumiyetiyle 10 Temmuz 1939 da Tokat ın Zile ilçesinde hayata gözlerini açtı. Babası 1. Dünya Savaşı nda İngilizlere esir düşmüş; Kilis de, Maraş da silahlı çatışmalara girmiş ve İstiklal Madalyası kazanmış; daha sonra genç cumhuriyet ile beraber Ziraat Bankası nda veznedar olarak çalışmaya başlamış Hüseyin Bey, annesi Türkiye Halkı na okuma yazmayı öğretmek için seferber olan Mustafa Necati nin Millet Mektepleri nde henüz onaltı yaşında öğretmenliğe başlamış olan Lütfiye Hanım dır. Ahmet Taner okuma yazmayı Kuvvacı, Devrimci annesinden öğrenirken Mustafa Kemal in Devrimini ve sonrasını da yine annesinden öğrenmiştir. Sakin, anlayışlı bir çocuktur. İlkokulda sınıfın en atak öğrencisidir, adeta zehir gibidir. Yıllar sonra siyasetin ihtiyaç duyacağı ve içine çağıracağı Ahmet Taner Kışlalı profilini oluşturmaya çocukluk döneminde başlamıştır. Sakin ve atak... Ailenin üçüncü çocuğudur. En küçük olanıdır. Çocuksu duruşu, narinliği, kırılganlığı nedeniyle ailesi, ağabeyleri Mehmet Ali ile Mahmut u İstanbul a Galatasaray Lisesi ne gönderirken Ahmet Taner in evden ayrılmasını istememiş ve O nu Kilis Ortaokulu na göndermiştir. Ortaokulda da atak bir öğrencidir. Lise Günleri Bu durum İstanbul daki lise günlerinde de devam etmiştir. Kabataş Lisesi ndeki tartışmalarda da hep O ön plandadır. Lisede alan seçimi yaparken tercihini fen sınıfından yana kullanmıştır. Fen öğrencisi olmasına rağmen lisede şiir, edebiyat, kompozisyon ve Fransızca ya yatkınlığı ve bu konulardaki başarısı ile biliniyordu. Özellikle bir öğretmeniyle arasındaki ilişki bambaşkaydı. Kabataş Lisesi nde üç yıl boyunca ders aldığı Behçet Hoca sı... Yıllar sonra Kültür Bakanlığı koltuğuna oturduğu dönemde Kabataşlılar yemeğinde arkadaşı Erkök Avcıoğlu na Behçet Hocaya danışmanlık teklif edeceğim, incinirse diye tereddüt ediyorum demiştir. Kabataş Lisesi nde bir dönem de Öğrenci Başkanlığı için adaylığını koymuş ancak arkadaşı Çarşambalı Orhan a kaybetmiş, seçimi kaybetse de seçim dönemindeki dürüstlüğü ve centilmenliğiyle konuşulan isim olmuştur. Ayrıca iyi fiziği, basketbolu iyi oynaması ve özenli giyimiyle öğrenci arkadaşlarının dikkatlerini de üzerine toplamıştır. Mülkiye ve Fransa Kabataş Lisesi nden mezun olduktan sonra yolu Ankara ya, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ne düşer. Üniversite öğrenciliği döneminde gazeteciliğe de adımını atmıştır. Yeni Gün Gazetesi nde spor muhabirliği yapmaktadır. Spora yabancı birisi değildir. Hem iyi bir basketbolcu hem de koyu bir Fenerbahçe taraftarıdır. Bu sürecin devamında Yeni Gün Gazetesi nin yazı işleri müdürlüğüne kadar yükselmiştir. Mülkiye deki lisans öğreniminin ardından Fransız bursuyla Sorbonne üniversitesine doktora yapmak için gitmiştir. Tez konusu, 1960 devrimi sonrası Türkiye deki siyaset açısından son derece ilgi çekicidir: Modern Türkiye deki siyasi güçler... Sorbonne Üniversitesi nde Maurice Duverger gibi ünlü bir siyaset bilimcinin asistanlığını yapması da akademik kariyeri açısından son derece önemli bir dönemdir. Fransa yıllarının bir başka önemi de Bordeux lu Nicole ile tanışması olmuştur. Yani Nilgün ile... Nicole yıllar sonra kendi isteği ile Müslüman olacaktır gerekçesini ise Ahmet Taner Kışlalı şöyle aktarmaktadır : Hem Türk, hem Müslüman olmak istiyorum...ben Tanrı ya inanırım. Senin Tanrı n ile benimki farklı değil ki! Çocuklarımız iki toplum arasında kalmamalı... İlk evliliğini yapmıştır Nicole Kışlalı ile 1968 yılında. İki de çocukları olmuştur Altınay ve Dolunay adında. Ne yazık ki Nilgün Kışlalı yı yıllar sonra Türkiye de birlikte geçirdikleri bir trafik kazasında kaybedecektir. Sorbonne döneminde Fransa da bir dizi öğrenci ve işçi konferansı vermiş ; Avrupa Türk Öğrenci Federasyonu ve Paris Türk Öğrenci Birliğinde yöneticilik yapmış ; Hıfzı Topuz ve Abidin Dino gibi isimlerle tanışma fırsatı bulmuştur. Türkiye ye Dönüş, Üniversite, Siyaset Sorbonne Üniversitesi yıllarından sonra Hacettepe Üniversitesi nde Siyaset Sosyolojisi öğretim üyesi olarak göreve başladı. Bir süre sonra Hacettepe Üniversitesi nden ayrılarak askere gitti. Askerlik görevini tamamlamasının ardından Hacettepe Üniversitesi ne dönmek istedi. Ancak geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren; İhsan Doğramacı nın rektörlüğünü yaptığı Hacettepe Üniversitesi, Kışlalı nın üniversiteye dönüş talebini reddeti. Nedeni ise kesin olmamakla birlikte ( Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Işık Kansu ya göre ) Kışlalı nın Dünyadaki Gençlik Hareketleri başlıklı doçentlik teziydi. Ahmet Taner Kışlalı aradığı ortamı Siyasal Bilgiler Fakültesi nde bulacaktı, daha özgürlükçü, daha demokrat bir alanda. Hem kimler yoktu ki Siyasal da : Prof. Dr. Muammer Aksoy, Prof. Dr. Bahri Savcı, Prof. Dr. Cahit Talas ve niceleri yılında doçentlik unvanı aldı. Bu sırada Yankı Dergisi nde yazdığı yazılarla da dönemin CHP Genel Başkanı, halkçı söylemleriyle fırtınalar estiren Bülent Ecevit in de dikkatini çekmişti de Bülent Ecevit yönetimindeki CHP den İzmir milletvekili seçildi. Bülent Ecevit in kurmaya çalıştığı 1977 azınlık hükümeti meclisten güvenoyu alamayınca Adalet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Milli Selamet Partisi nin ikinci Milli Cephe Hükümeti ni kurmasının ardından Güneş Motel olayı ya da 11 ler olayı olarak bilinen ve Ecevit in Kumar borcu olmayan 11 milletvekili arıyorum sözüyle onbir milletvekilinin ( Orhan Alp, Tuncay Mataracı, Şerafettin Elçi, Mete Tan, Güneş Öngüt, Ahmet Karaaslan, Hilmi İşgüzar, Enver Akova, Ali Rıza Septioğlu, Mustafa Kılıç, Cemalettin İnkaya ) Adalet Partisi nden bakanlık vaadiyle Chp ye geçmesi sonrası düşürülen ikinci Milli Cephe Hükümeti nin yerine 1978 de Ecevit başbakanlığında kurulan hükümette Kültür Bakanlığı görevine getirildi Ahmet Taner Kışlalı. Kültür Bakanlığı dönemi de kendisinin alçakgönüllülüğünün, nezaketinin ve demokrat düşüncesinin egemen olduğu bir süreçtir. Sanatçılara: Kültür Bakanı olarak emrinizdeyim diyebilecek kadar nazik ve mütevazı bir bakan olmuştur Kışlalı. Artık dönem itilip kakılan yazarların, sanatçıların, düşün insanlarının olduğu ve baskıcı iktidarlar tarafından sanatçıların hor görüldükleri dönem olmaktan çıkmıştır. Kışlalı bunu başarabilmiş belki de tek bakandır. Kültür Bakanlığı döneminde Ulusal Kültür adlı bir dergi çıkarılmıştır Kültür Bakanlığı tarafından. Bu dergiyle beraber Kışlalı insana, kültüre ve devrime bakış açısını şöyle özetlemektedir : Geri kalmış ülkelerin genellikte kıt olan kaynakları içinde en bol malzeme insandır. Üstelik diğer kaynakları harekete geçirebilecek güç de gene o insan öğesidir. Bu nedenle, geri kalmış ülkelerin devrimleri, her şeyden önce insanı değiştirmeye, daha etkili, daha bilinçli bir yeni insan yaratmaya yönelik, insanın düşünce ve davranış biçimlerini değiştirmeye yönelik bir kültür devrimi olmak zorundadır. Geri kalmış ülke devrimcileri, bu yeni insanı yaratabildikleri ölçüde başarıya ulaşırlar. Bakanlığı dönemi güllük gülistanlık geçmemiştir Kışlalı nın. Sağ medyada sürekli Eşinin Fransız bir Hristiyan olması gündemdedir. Kışlalı o durumu şöyle aktarıyor : Bir yurtdışı resmi gezi dönüşümde, her zamanki gibi uçağın merdivenlerinin ucundaydı. Güneş gözlükleri ile saklanmaya çalışılan kızarmış, şişkin gözler. Dudaklarında zorlama bir gülümseme. Ahmet boşanalım dedi, benim yüzümden senin siyasal kariyerini yıkacaklar! Meğer sağcı basın yokluğumda bir kampanya başlatmış. Kültür Bakanı nın Hıristiyan karısı neler yapmış neler... Koca bakanlığı Hıristiyanlık için kullanan O. Hatta müzelerdeki ikonaları çaldırtıp yurtdışına kaçırtan da O... Evinde yabancı bir kültüre teslim olmuş bir Kültür Bakanı. Sekiz sütun haberler... Ve zihnimden silinmeyen köşe yazılarından örnekler... İkonalar ve Kokonalar, Madam Kislali, daha niceleri... Alçakgönüllülükle bezenmiş bakanlığında bunlarla da uğraşmak zorunda kaldı, Ahmet Taner Kışlalı Darbesi Sonrası 1979 da çoğunluğunu Ecevit in onbirlisinin oluşturduğu milletvekilleri hakkında gündeme gelen yolsuzluk iddiaları ve akabinde düşürülen Ecevit Hükümeti nin yerine gelen Milli Cephe Hükümeti döneminde yaşanan 12 Eylül 1980 darbesiyle TBMM nin feshedilmesi sonucu milletvekilliği düşen Kışlalı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi kadrosuna katıldı. Bir yandan da Cumhuriyet Gazetesi nde yazmaya başlamıştı. Öğretmenlik aşkını geri kazansa da hayatının aşkı Nilgün ü bu dönemde kaybetti. Nilgün Kışlalı yı yaptıkları bir trafik kazasında kaybetti. Kışlalı kaza anıyla ilgili şunları aktarmıştı: Dev tenorun olağanüstü sesini, arabada dağlardan geçerken, çok yüksek tonda dinlemekten hoşlanırdı (Nilgün). Ölüme yaklaştığımız dakikalarda ise kasetçalardan süzülüp içimizde birşeyleri titreten müziğin sözleri kulaklarımdan bir türlü gitmiyor: Ahmet Taner Kışlalı Yine mevsimler geçecek / Yine yapraklar düşecek / Giden sevgililer geri gelmeyecek Bu denli acı bir kayba rağmen eşinin cenazesinin ertesi günü üniversitede kolu sargıda derse girebilecek kadar sorumluluk sahibi bir öğretmendi Ahmet Taner Kışlalı. Gerek ADD Genel Başkan Yardımcılığı yaptığı dönemde gerekse ÇYDD için Anadolu yollarına düştü Kışlalı. Amacı halka Atatürkçülüğün dogma değil sürekli devam etmesi gereken bir devrim olduğunu anlatmaktı. Ve son... Nisan 1997 de ikinci eşi Nilüfer Kışlalı ile evlendi. 22 Eylül 1999 da Nilhan Nur doğdu. Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999 sabahı Cumhuriyet Gazetesine son yazısını faksladı. Yazının başlığı: Kınıyorum. Yazısında Gata daki öğretim yılı açılışında Atatürk üm ve Türkçe m başlıklı açılış dersini veren Tuğgeneral Prof. Yalçın Işımer in açılış konuşmasını eleştiren, yaylım ateşine tutan Recai Kutan ve Avni Özgürel için bu Kınama. Konuşmanın yerden yere vurulan kısmı: -Türkçe ninnilerle büyüdük, dualarımız da Türkçe olacak... - Tanrı her yerdedir, her şeyi bilir. Kuşkusuz Türkçeyi de... - Din adamları bin yıl boyunca Kuran ı Türkçeye çevirtmemiş, ibadetin Türkçe yapılmasına rıza göstermemişlerdir. Atatürk ten başka hiçbir devlet adamı neden Türkçe değil de Arapça? diyememiştir, bugün de diyememektedir. Tanrı kişilerin bireysel ihtirasını, ulusal çıkarların önüne koymasın. Amin... İşte bu konuşmayı yaylım ateşine tutanlar içindi Kışlalı nın kınaması. Bu yazıyı faksladıktan beş dakika sonra Kışlalı evden çıktı, arabasını ısıtıcaktı bir aylık kızı ve eşi için... Ve saat 9.40, İran terörüne bir aydınımızı daha kurban verdik... Arabasına konulan bombanın patlamasıyla, evinin önünde... Fikirleri nedeniyle artık kimsenin acı çekmemesi dileğiyle... Anıl Eren Küçük

15 Rehber 15 SİNEMALAR, FİLM GÖSTERİMLERİ Desem Karanlıktakiler Sanat Yönetmeni: Kurgu: Tür: Komedi 99 dk ~ Almanya 2-8 Nisan Yeni Filmler Duman Yollarda Yüreğine Sor 26 Mart Cuma Funda Arar 2 Nisan Cuma Yönetmen; Çağan Irmak Oyuncular: Meral Çetinkaya, Erdem Akakçe, Derya Alabora, Rıza Akın, Şebnem Dilligil, Durul Bazan Senaryo: Çağan Irmak Görüntü Yönetmeni: Gökhan Tiryaki Sanat Yönetmeni: Murat Güney Tür; Psiko-Dram 2009, Türkiye Mart Yönetmen : Yusuf Kurçenli Senaryo : Yusuf Kurçenli Müzik : Kalan/Ayşenur Kolivar, Ayşe Önder Yapım : 2010, Türkiye Tür : Dram Gösterim Tarihi : 12 Mart 2010 Anadolu nun Kayıp Şarkıları Sıla Karşıyaka Oda Tiyatrosu 16, 17, 23, 24 Mart Yoksun Avatar Yönetmen : Nezih Ünen Müzik : Nezih Ünen Yapım : 2010, Türkiye, 96 dk. Tür : Müzikal / Belgesel Gösterim Tarihi : 12 Mart 2010 Alis Harikalar Diyarında 9 Nisan Cuma Hayko Çepkin Konak Melek Ökte Sahnesi 16-20, Mart Jeanne D arc ın Öteki Ölümü Karşıyaka Yönetmen: James Cameron Oyuncular: Sam Worthington, Sigourney Weaver, Michelle Rodriguez, Zoe Saldana, Giovanni Ribisi Senaryo: James Cameron Müzik: James Horner Görüntü Yönetmeni: Mauro Fiore Tür: Aksiyon / Macera / Bilim-Kurgu / Gerilim 166 dk. 2009, ABD 26 Mart- 1 Nisan Soul Kitchen Yönetmen : Tim Burton Senaryo : Linda Woolverton, Lewis Carroll (Kitap) Görüntü Yönetmeni : Dariusz Wolski Müzik : Danny Elfman Yapım : 2010, ABD Tür : Fantastik / Çocuk / Macera / Gençlik / Aile Gösterim Tarihi : 5 Mart Nisan TİYATRO İzmir Devlet Tiyatrosu Şerefine İnsanoğlu Ragıp Haykır Sahnesi 30, 31 Mart Saakrca Konak Melek Ökte Sahnesi 21, 28 Mart Kuşlar Mahkemesi Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi 25, 26 Mart OPERA & BALE İzmir Opera ve Balesi Şehitler Orotoryosu 20 Mart Bir Tenor Aranıyor (Müzikal) 22, 23 Mart Yönetmen: Fatih Akın Oyuncular: Senaryo: Fatih Akın, Adam Bousdoukos Görüntü Yönetmeni: Rainer Klausmann KONSER Ozee Gökhan Tepe 19 Mart Cuma Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi 18-21, Mart Rus Bestecileri Gecesi (Konser) 25 Mart Bir Yaz Gecesi Rüyası (Baler) İzmir Prömiyeri 27, 30 Mart

16 16 Spor Sayfa: Erman Gönülşen Araştırma ödevi onu Türkiye ye getirdi Bu sezon Aroma Bayanlar Voleybol 3. Ligi nde zirve hesapları yapan Ekonomi nin Sultanları nın tek yabancı oyuncusu olan Çek Cumhuriyetli orta oyunucu (middle blocker) Lena Karafiatoua, Ünivers spor sayfasına okulumuzun takımıyla tanışmasından, kendi kişisel yaşamına kadar gayet samimi açıklamalarda bulundu. Erman Gönülşen: İlk olarak sporla uğraşan her kişiye sorulan tanıdık bir soruyla başlayalım. Voleybola nasıl başladın? Voleybola başlamanda önemli rol oynayan bir olay ya da bir kişi var mıydı? Lena Karafiatoua: Öncelikle voleybola başlamam biraz kısmet diyebilirim. Çocukken ilkokul yıllarımda okulumuz da bazı özel voleybol kursları vardı. Arkadaşlarım gitmeye başlayınca ilk başlarda ilgimi çekmemesine rağmen daha sonra bende katıldım ve voleybola adım attım. Ülkemize ve takıma geliş hikayenin biraz tesadüfle başladığını biliyorum. Türkiye gelişinin ilginç hikayesini bize anlatır mısın? Bu olayda benim hayatımda voleybola başlamamın ardından gelişen ikinci kısmetti. Ülkemde üniversite birinci sınıftayken Türkiye ve Avrupa Birliği hakkında bir araştırma yapmam gerekiyordu. İnternette bu konu hakkında birçok site ve gazetede makale okudum. Bu yaptığım araştırma benim kültürünüzle tanışmamı gerçekleştiren ilginç olaydı. Türkiye yi tanıdıkça, araştırdıkça çok beğendim ve Erasmus programıyla buraya gelmeye karar verdim. Şimdi bu programa çok teşekkür ediyorum. Çünkü Erasmus sayesinde, buradayım Türkiye yi tanıyorum, Türk kültürünü hissediyorum ve öğreniyorum ve İEÜ Voleybol takımında oynuyorum. Avustralya açık tenis turnuvası Avustralya Açık tenis turnuvası ilk olarak düzenlendiği 1905 yılından itibaren her yıl Ocak ayında Melbourne Park ta düzenlenmekte. Dört dünya Grand Slam Tenis Turnuvalarından ilkidir sezonunun kadınlarda galibi Serena Williams iken erkeklerde Rafael Nadal olmuştur sezonunda ise tek bayanlarda Serana Williams ve Alman Justine Henin arasında oynanan final mücadelesinde 6-4, 3-6, 6-2 lik setlerle yine Serena Williams kazanmış. Williams 5. kez Avustralya Açık kazanan ilk bayan oyuncu olarak tarihe geçmiştir. Bu şampiyonlukla Williams 12.Grand Slam şampiyonluğunu kazanmış oldu. Turnuvanın favori isimlerinden İsveç Roger Federer ise final maçında, İskoç rakibi Andy Murray i 3-0 yendi. İsviçreli tenisçi, rakibini 6-3, 6-4 ve 7-6 lık setlerle mağlup etti ve Avustralya Açık ta 4. Sosyal yaşamda Lena nasıl biridir? Voleybol dışında neler yapmaktan hoşlanır bizimle paylaşır mısın? Hayatımdaki her şeyin sporla bağlantılı olduğunu söylemek isterim. Kayak, dağcılık, yüzme ilgilendiğim diğer spor dalları. Bunların dışında kültürel yaşamdan hoşlanıyorum. Kültürel yaşamımda neler yapıyorum; modern dramları izlemek için tiyatroya giderim, ülkemdeki önemli dans gruplarının performanslarını takip ederim ve bununla birlikte müzelere gidip tarihe yolculuk yapmaktan hoşlanırım. şampiyonluğuna ulaştı. Federer in kariyerinde 22 Grand Slam finali bulunmakta. Rafael Nadal bu senenin de favorisiyken Murray karşısında oynadığı çeyrek final mücadelesinde dizinden sakatlanarak turnuvaya dra- Avustralya da ki Türk sporcularımız Melis Sezer Dünya sıralamasında 280. Türkiye klasmanında ise birinci sırada yer alan sporcumuz Çağla Büyükakçay ve yine Türkiye sıralamasında yıldızlar kategorisinde birinci sırada yer alan Melis Sezer Avustralya Açık Tenis Turnuvası için Melbourne`deydiler. Çağla Büyükakçay dünya sıralamasındaki puanını arttıracak puanlar toplamak amacı ile Avustralya`da Uluslararası Tenis Federasyonu`nun (ITF) düzenlediği bir Lena biraz da voleybol takımı hakkında konuşalım. Bu sezonki performansınız hakkında neler düşünüyorsun? Kendi ülkenden kilometrelerce uzaktaki bir yerdesin. Elbette takıma uyum için belli bir dönem geçirdin. Peki şu anda takım içindeki arkadaşlık ortamı nasıl? Şunu söylemeliyim, kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü öyle bir takıma geldim ki, takımda yer alan arkadaşlarımın hepsi çok iyi oyuncular ve hepsi de mükemmel kişiliğe sahip insanlar. Bu da bizim sadece takım içinde değil sosyal yaşamda da çok iyi arkadaş olmamızı sağladı. Takımın performansına gelince, beklide bu sezon bizden bu performansı beklemiyorlardı. Fakat takım içindeki arkadaşlık ruhu ve özverili çalışmalarımız sonucunda şu anda geldiğimiz nokta gayet iyi ve sezon sonunda burada şampiyon olup 2. ligde olacağız. Voleybol kariyerinde uzun ve kısa vadede ki hedeflerin neler? Elbette hedefim voleybolda yeteneklerimi geliştirmek. Şu anda voleybol oynuyorum, çünkü oynarken zevk alıyorum fakat bunun çok uzun süreceğini düşünmüyorum. Gelecekte okuduğum bölüm üzerine meslek hayatıma devam edeceğim. Şu anda Türkiye de reklamcılık üzerine eğitimine devam ediyorsun. Birçok sporcu üniversite eğitimini kendi geleceklerini garanti altına almak için tamamlıyor. Senin gelecekteki kariyerin hakkındaki planların ve bölümün hakkındaki düşüncelerin neler? Reklamcılık istediğim ve severek okuduğum bir bölüm. Voleybolu gelecekteki kariyerimde ilk olarak düşünmüyorum. Ülkemde yer alan bazı önemli PR ajanslarının birinde çalışmak en büyük hayalim. Son olarak Türk voleybolu hakkında konuşalım. Bu sezon Türk takımlarının performansları hakkındaki fikirlerin neler? Türkiye Avrupa çapında önemli üç kulübe sahip. Fenerbahçe Acıbadem, Eczacıbaşı Zenitiva ve Vakıfbank Güneş Sigorta T.T. Bunlardan özelikle Fenerbahçe son iki yılda yaptığı yatırımlarla Avrupa Voleybolu nda söz sahibi olmaya başladı ve bu sezon ortaya koyduğu performansla bunu gösterdi. Gamova gibi bir dünya yıldızı öncülüğünde bu sezon gerek Avrupa İndesit Şampiyonlar Ligi, gerekse Aroma Bayanalar 1. Ligi nin en etkili takımı konumunda. xxxxx matik bir şekilde veda etti. Tek bayanlarda ise Rus Dinara Safina, vatandaşı Maria Krilenko ile yaptığı maçın ilk setinde sakatlanarak turnuvadan çekildi. Safina geçen yıl da ABD li Serena Williams a finalde elenmişti. dizi turnuvaya katılarak maçlar yaptı. 16 yaşındaki Melis Sezer ise, Avustralya Açık Tenis Turnuvasında, yıldızlar kategorisinde korta çıktı. Çiftlerde genç bayanlar kategorisinde mücadele eden Melis Sezer ve Rumen partneri Cristina Duni, ikinci turda elenerek, turnuvaya veda etti. Melis Türkiye`deki puanları gereği Grand Slamler e ana tablodan girme hakkı elde etti. Melis, bundan önce katıldığı Grand Slamler de ana tablodan girmeyi başaramamıştı, ilk kez bir Türk tenisçi yıldızlar kategorisinde ana tablodan bir Grand Slam de oynama hakkı elde etti. Milli tenisçimiz Marsel İlhan da turnuvada ana tabloya çıkma hakkı kazandı. Ancak Şili li rakibi Fernando Gonzales e yenilerek turnuvaya veda etti. Erman Gönülşen Medya ve İletişim Bölümü Duraklama Anları Yaklaşık bir buçuk aylık aranın ardından futbol heyecanı, Süper Lig ve Bank Asya 1. Lig umuduyla tekrar perdelerini açtı. Devre arası transfer döneminde takımlar kadrolarını eksikleri ve bütçeleri doğrultusunda revize etmeye çalışırken, kuşkusuz bu periyodu en hareketli geçiren takım Bucaspor oldu. Mart ayı adına öne çıkaracağımız en önemli olay elbette Altay da kötü gidişin ardından görevi bıraktığını açıklayan Fuat Yaman ın istifası olacak. ALTAY: Çok iyi başladığı sezonda ilk yarının son haftalarına doğru deplasmanda 2-0 kaybettiği Konyaspor maçıyla başlayan Altay ın kötü gidişi yine 2-0 lık Karşıyaka mağlubiyetiyle dibe vurdu. Siyah-beyazlı ekip bu periyotta kaybedilen puanlar sonucu ikincilikten altıncılığa kadar düşerek lider Karabükspor un 12 puan gerisinde kaldı. Bu sonuçlar elbette skora bağlı bir futbol döngüsünün hüküm sürdüğü ülkemizde teknik direktör Fuat Yaman nın kredisini tüketti. İstifa eden Fuat Yaman nın ardından gelecek olan hocayı gerçektende sıkıntılı bir süreç bekliyor. Takımı sıfırdan tekrar ayağa kaldıracak ve amiyane tabirle gaz verebilecek bir isme ihtiyaç var. Bu isim kim olur şimdiden söylemek güç ama yönetimin bu konuda titiz davranması ve takımı tekrar en azından play off a taşıyabilecek bir isme emanet etmesi gerekiyor. KARŞIYAKA: Ümit Turmuş yönetiminde istikrarı yakalamaya başlayan Karşıyaka derbide Altay ı 2-0 yenerek hem moral, hem de play off a kalma yolunda umut tazeledi. Şu anki ligin gidişatına bakarsak Karşıyaka eğer ki ilk ikiden çıkmak istiyorsa seri galibiyetlere ihtiyacı var. Yeşil kırmızılı ekip puan tablosuna baktığında eminim kendi evinde Adanaspor ve Giresunspor maçlarında kaybettiği beş puana çok üzülüyordur. Kadro dışı bırakılan Güney ve Serdar ın yokluğu hissedilse de Ümit Turmuş un tavrı net. Bana kalırsa bu zorlu maratonda bu oyunculara ihtiyacı olmasına rağmen mevcut kadroda son haftaya kadar Süper Lig i kovalamak için mücadele verecektir. GÖZTEPE: Mucize bir şekilde çıktığı yükselme grubuna, tıpkı klasman grubunda olduğu gibi iyi bir başlangıç yapamadı. Devre arası transfer döneminde kadrosundan 11 isimle yollarını ayıran sarı kırmızılı ekip, teknik direktör Erol Azgın nın, hepsine kefilim dediği yedi isimle kadrosunu revize etti. Ancak deplasmanda 2-1 kaybedilen Güngören Bld maçı ve grubun ayağa iyi pas yapan ekiplerinden İskederunspor la kendi evinde 0-0 berabere kaldığı karşılaşmalar henüz takıma katılan yeni oyuncuların uyum sürecini aşamadıklarını gösterdi. Özellikle İskenderun maçında, sağanak yağıştan dolayı Alsancak Stadı nın emektar zemini adeta bir havuzu anımsatırken futbol adına bize hiçbir ipucu vermedi. Bu nedenlerden dolayı Göztepe nin bu grupta henüz neler yapabileceği hakkında ahkâm kesmek için henüz erken olduğunu düşünüyorum. BUCASPOR: Ligin ilk yarısının sonlarına doğru yakaladığı iyi form durumunu sezonun ikinci devresine de yansıtmayı başaran Bucaspor, ligin iç saha performansı olarak iyi takımlarından biriydi. Artık buna bir de dış sahada da oynadığı iyi futbol ve aldığı puanlar eklenince meyvesini ligin ikinci sırasına çıkarak aldı.. Özelikle kendi evinde Süper Lig patentli rakibi Konyaspor u 3-1 yendiği maç bize artık bu takımın ligin sonuna kadar şampiyonluk mücadelesinin içinde rahatlıkla olabileceğini gösterdi. Giden oyuncuların boşluğunu doldurmak için transfer edilen Mehmet Polat, Murat Karakoç, Patrick Mbemba (kiralık) ve Cem Kargın gibi Süper Lig in tozunu yutmuş isimlerin katkısı elbette olacaktır.

29.06.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

29.06.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 29.06.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Rektör Prof.Dr. Galip Akhan, 29-Haziran-14 Temmuz 2015 tarihleri arasında Hafta içi Her gün Saat: 09.30-17.00 saatleri arasında aday öğrenci ve ebeveynlerine açık

Detaylı

EÜ ZİRAAT FAKÜLTESİ TARIM TOPLULUĞU 2011 FAALİYET RAPORU

EÜ ZİRAAT FAKÜLTESİ TARIM TOPLULUĞU 2011 FAALİYET RAPORU EÜ ZİRAAT FAKÜLTESİ TARIM TOPLULUĞU 2011 FAALİYET RAPORU Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi bünyesinde 2011 Şubat ayında kurulan Tarım Topluluğu, Ziraat Mühendisliği eğitimi alan öğrencilerin her alanda

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ NE HOŞGELDİNİZ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ NE HOŞGELDİNİZ NE HOŞGELDİNİZ Sevgili Öğrencilerimiz; 2008 yılında kurulan Gümüşhane Üniversitesi nin dünyaya açılan penceresi sloganıyla kısa sürede büyük gelişim sağlayan Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi,

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası Öğrenmek İstiyorum Kampanyası TRABZON DA KAMPANYAYA İLGİ ARTIYOR sağlık üreme sağlığı bilgilerinin girmesine yönelik olarak başlanan Öğrenmek İstiyorum Kampanyası kapsamında Trabzon da ilgi gün geçtikçe

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

TOBB GGK nın Onursal Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Başkanı Sayın Ali Sabancı dır.

TOBB GGK nın Onursal Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Başkanı Sayın Ali Sabancı dır. TOBB GGK, TOBB bünyesinde teşekkül ettirilen ve TOBB Yönetim Kurulu nun alacağı kararlara ışık tutan, genç girişimcilik konusunda genel politikalar geliştiren ve görüş oluşturulmasına katkıda bulunan istişari

Detaylı

STRATEJİK PLAN (2010-2014)

STRATEJİK PLAN (2010-2014) STRATEJİK PLAN (2010-2014) Stratejik Öncelik Alanı 1: Araştırma Odaklılık Stratejik 1,1: YDY O ndaki akademisyenleri, sosyal davranışlar ve insan davranışlarını anlama konularındaki araştırmalarında desteklemek.

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ. Doç.Dr. Yunus KOÇ

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ. Doç.Dr. Yunus KOÇ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ Doç.Dr. Yunus KOÇ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI ÖĞRETİM ÜYESİ SAYILARI/İSTATİSTİKLER Görevlendirme: 1 profesör (yabancı

Detaylı

Đsmail Hilmi Adıgüzel

Đsmail Hilmi Adıgüzel Đsmail Hilmi Adıgüzel Gençlik Platformu / Kurcu Başkan Marka Yönetimi Derneği / Yönetim Kurulu Üyesi Türkiye Fotoğraf Gönüllüleri / Genel Koordinatör Đnternet Medya ve Bilişim Federasyonu / Yönetici Gravga

Detaylı

19.09.2013 PERŞEMBE İZMİR GÜNDEMİ

19.09.2013 PERŞEMBE İZMİR GÜNDEMİ 19.09.2013 PERŞEMBE İZMİR GÜNDEMİ -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İKÇÜSEM Üniversite İmkanlarını Halkla Buluşturuyor Üniversitelerin devamı niteliğinde;

Detaylı

DİCLE ÜNİVERSİTESİ PROJE KOORDİNASYON UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

DİCLE ÜNİVERSİTESİ PROJE KOORDİNASYON UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DİCLE ÜNİVERSİTESİ PROJE KOORDİNASYON UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılı ETKİNLİK BÜLTENİ 1 Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı 2008

Detaylı

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi.

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. Uluslararası İzmir Film Festivalinin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11

Detaylı

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ KARİYER MERKEZİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ KARİYER MERKEZİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ KARİYER MERKEZİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kariyer Merkezinin amaçlarına,

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

YAVUZ SULTAN SELİM KAVRIK ÖTK BAŞKAN V.

YAVUZ SULTAN SELİM KAVRIK ÖTK BAŞKAN V. YAVUZ SULTAN SELİM KAVRIK ÖTK BAŞKAN V. MİSYON Hacettepe Üniversitesi bünyesinde bulunan önlisans,lisans ve lisansüstü programlarına kayıtlı öğrencilerin eğitim, çevre koşulları, sağlık, spor imkan ve

Detaylı

Festivalin Tarihçesi

Festivalin Tarihçesi Festivalin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11 yıl boyunca dünyadan ve

Detaylı

OCAK-MART 2015 3 AYLIK SOMA VE DURSUNBEY PSİKOSOSYAL DESTEK MERKEZLERİ FAALİYET RAPORU

OCAK-MART 2015 3 AYLIK SOMA VE DURSUNBEY PSİKOSOSYAL DESTEK MERKEZLERİ FAALİYET RAPORU APHB AFETLERDE PSİKOSOSYAL HİZMETLER BİRLİĞİ SOMADA PSİKOSOSYAL DESTEK MERKEZLERİ PROJESİ OCAK-MART 2015 3 AYLIK SOMA VE DURSUNBEY PSİKOSOSYAL DESTEK MERKEZLERİ FAALİYET RAPORU YÖNETİCİ ÖZETİ SOMADA projesi

Detaylı

BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ

BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ 1. 2014 Türkiye Kitap Pazarı İstatistikleri Açıklandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü ve Yayımcı Meslek

Detaylı

Bu deneyime sahip danışmanlar tarafından "size özel" hazırlanacak MEDYAFOBİ eğitimleri için bize medyafobi@medyafobi.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Bu deneyime sahip danışmanlar tarafından size özel hazırlanacak MEDYAFOBİ eğitimleri için bize medyafobi@medyafobi.com adresinden ulaşabilirsiniz. Bir haberci, bir köşe yazarı olaylara nasıl yaklaşır? Bir istihbaratın habere nasıl dönüştüğü, daha sonra "mutfak" olarak adlandırılan Yazı İşleri'nde nasıl ele alındığı ve nasıl "ürün" haline getirilip

Detaylı

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; Düzce Üniversitesi nde öğrenim gören engelli öğrencilerin öğrenim

Detaylı

Geleceğin Mühendislerine Petkim den Tam Destek

Geleceğin Mühendislerine Petkim den Tam Destek Geleceğin Mühendislerine Petkim den Tam Destek İzmir in en genç üniversitesi olan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi olarak sektörün önde gelen sanayi kuruluşlarıyla işbirliği çalışmalarına

Detaylı

YAPI KREDĐ VE KOÇ HOLDĐNG, MLMM BURSĐYER BULUŞMALARI NIN ĐKĐNCĐSĐNĐ KAYSERĐ DE GERÇEKLEŞTĐRDĐ

YAPI KREDĐ VE KOÇ HOLDĐNG, MLMM BURSĐYER BULUŞMALARI NIN ĐKĐNCĐSĐNĐ KAYSERĐ DE GERÇEKLEŞTĐRDĐ MESLEK LĐSESĐ MEMLEKET MESELESĐ BURSĐYER BULUŞMALARI KAYSERĐ BASIN YANSIMALARI 14 KASIM 2010 14 Kasım 2010 YAPI KREDĐ VE KOÇ HOLDĐNG, MLMM BURSĐYER BULUŞMALARI NIN ĐKĐNCĐSĐNĐ KAYSERĐ DE GERÇEKLEŞTĐRDĐ

Detaylı

YÖNETMELİK. İzmir Üniversitesinden: İZMİR ÜNİVERSİTESİ KADIN ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

YÖNETMELİK. İzmir Üniversitesinden: İZMİR ÜNİVERSİTESİ KADIN ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM 8 Ağustos 2011 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28019 İzmir Üniversitesinden: YÖNETMELİK İZMİR ÜNİVERSİTESİ KADIN ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi

SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi SPoD, Ruh Sağlığı Çalıştayının 5 incisini Düzenledi Ruh sağlığı uzmanlarıyla beraber yürütülen 40 saatlik çalıştay programının, trans danışanlara yönelik beşinci ve son kısmı; 3 Kasım'da İstanbul Bilgi

Detaylı

Bölüm Profili. Gediz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü nde ;

Bölüm Profili. Gediz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü nde ; Bölüm Profili Gediz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü nde ; Lisans Programlarında hazırlık sınıfı dahil 281 öğrenci, Yüksek lisans programlarında 75 i tezli (69 u Türkçe

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

EKİM AYI MECLİS TOPLANTISI / YÖNETİM KURULU FALİYET RAPORU SUNUMU. YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014

EKİM AYI MECLİS TOPLANTISI / YÖNETİM KURULU FALİYET RAPORU SUNUMU. YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014 YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014 Ekim ayı içerisinde Odamız tarafından; üyelerimizce talep edilen 37 adet Kapasite Raporu, 15 adet Ekspertiz raporu ve 6 adet de Fiili Tüketim Belgesi düzenlenmiştir.

Detaylı

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ Doğuş markası, eğitime adanmış yarım asra yaklaşan bir anlam ifade etmektedir. Doğuş Üniversitesi eğitimde ilklerin sahibi, yeniliklerin öncüsü olarak, geçmişinden

Detaylı

Sunumda yer alan işbirliği önerileri Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) Yönetim Kurulu onayı ile geçerlilik kazanacak olup, planlama amaçlıdır.

Sunumda yer alan işbirliği önerileri Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) Yönetim Kurulu onayı ile geçerlilik kazanacak olup, planlama amaçlıdır. www.tkyd.org Sunumda yer alan işbirliği önerileri Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) Yönetim Kurulu onayı ile geçerlilik kazanacak olup, planlama amaçlıdır. Projede yer alması öngörülen kişi ve kuruluşlar

Detaylı

KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ?

KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ? KADIN ve TOPLUMSAL CİNSİYET ÇALIŞMALARI BİRİMİ BİZ KİMİZ? Aralık 2011 de kurulan Türk Psikologlar Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Birimi (TPD-KTCÇB),TPD bünyesinde düzenlenecek toplumsal

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

Hürriyet Ege 31 Ağustos 2013

Hürriyet Ege 31 Ağustos 2013 Hürriyet Ege 31 Ağustos 2013 Sabah Egeli - 31 Ağustos 2013 Yeni Asır 31 Ağustos 2013 22 Kasım 2013 Sabah 18 Aralık 2013 Milliyet Ege 18 Aralık 2013 Sabah Egeli 18 Aralık 2013 Yeni Asır 19 Aralık 2013 Milliyet

Detaylı

MARMARA ÜNİVERSİTESİ BAHÇELİEVLER KAMPÜSÜ 23-24 Aralık 2014. w w w.sektorgunleri. c o m

MARMARA ÜNİVERSİTESİ BAHÇELİEVLER KAMPÜSÜ 23-24 Aralık 2014. w w w.sektorgunleri. c o m MARMARA ÜNİVERSİTESİ BAHÇELİEVLER KAMPÜSÜ 23-24 Aralık 2014 M.Ü. İşletme Kulübü 2014 yılında isim değiştirerek Marmara Üniversitesi Yaratıcı İşletmeciler Kulübü adını almıştır. M.Ü. İşletme Kulübü, 2002

Detaylı

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında

Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yayın Organı Mart 2014 Yıl: 1 Sayı: 10 Bakanımız, Çocuk Bakım Kuruluşları Öz Değerlendirme Toplantısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Çocuk Hizmetleri

Detaylı

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 14.05.2014 Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Çalışma ve İş Kurumu Ordu İl Müdürlüğü işbirliğinde alternatif iş fırsatları yaratmak, öğrenciler ile

Detaylı

Kırıkhan Ticaret ve Sanayi Odası. 2014 Yılı Faaliyet Raporu

Kırıkhan Ticaret ve Sanayi Odası. 2014 Yılı Faaliyet Raporu Kırıkhan Ticaret ve Sanayi Odası 2014 Yılı Faaliyet Raporu BAŞKANDAN Odamızın kurumsal yapısı ve yarım asırlık tarihinden elde ettiği tecrübe ve birikim sayesinde, son derece sağlam temeller üzerinde yapılanmıştır.

Detaylı

ALT BAŞLIKLAR DİPLOMASİ. -Sosyal Medya ve Diplomasi. -Kamu Diplomasisinin Gelişimi. - Diplomasinin 11 Eylülü : Wikileaks. -Önleyici Diplomasi

ALT BAŞLIKLAR DİPLOMASİ. -Sosyal Medya ve Diplomasi. -Kamu Diplomasisinin Gelişimi. - Diplomasinin 11 Eylülü : Wikileaks. -Önleyici Diplomasi Kongre Kapsamı Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğrenci Kongresi, uluslararası ilişkiler ve diğer ilgili bölümlerde öğrenimlerini sürdürmekte olan lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesindeki

Detaylı

2013 Kış Etkinlikleri

2013 Kış Etkinlikleri KARTAL ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 2013 Kış Etkinlikleri İlk Dönem Sonu Eğitim sistemimizde seçkin bir yere sahip olan İmam Hatip Liseleri içerisinde ayrı bir konumda bulunan

Detaylı

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ Öğrenci Odaklı Üniversite Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi ve FATÜBAT tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Öğrenci Kongresi ni onurlandırmanızı diler, saygılar sunarım. Prof. Dr. M. Ramazan YİĞİTOĞLU

Detaylı

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU PAYDAŞ ANALİZİ ANKETİ

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU PAYDAŞ ANALİZİ ANKETİ Hiç yeterli değil Yeterli değil Kararsızım Oldukça yeterli Tamamen yeterli KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU PAYDAŞ ANALİZİ ANKETİ AKADEMİK PERSONEL Aşağıdaki ifadeler

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ

Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ Uluslararası Sempozyum Duyurusu KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI VE YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ 19 20 Nisan 2014/İstanbul /Yeditepe Üniversitesi KADIN HAYATLARINI YAZMAK: OTO/BİYOGRAFİ,

Detaylı

Misyonumuz İnsan yönetimi konusunda lider bir sivil toplum kuruluşu olmak

Misyonumuz İnsan yönetimi konusunda lider bir sivil toplum kuruluşu olmak Misyonumuz İnsan yönetimi konusunda lider bir sivil toplum kuruluşu olmak PERYÖN - TÜRKİYE İNSAN YÖNETİMİ DERNEĞİ 12. İNSAN YÖNETİMİ ZİRVESİ Lades Olmam Çünkü MUTLULUK AKLIMDA PERYÖN - Türkiye İnsan Yönetimi

Detaylı

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl. Doktora Tezi/S.Yeterlik Çalışması/Tıpta Uzmanlık Tezi Başlığı (özeti ekte) ve Danışman(lar)ı :

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl. Doktora Tezi/S.Yeterlik Çalışması/Tıpta Uzmanlık Tezi Başlığı (özeti ekte) ve Danışman(lar)ı : ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ Adı Soyadı : Nihal KARTAL e-mail: nihal.kartal@kemerburgaz.edu.tr Öğrenim Durumu: Yüksek Lisans Doktora devam Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Grafik Tasarım Hacettepe

Detaylı

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor

SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi. Trans Terapi Toplantıları Devam Ediyor SPoD LGBTİ, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini İzledi SPoD, Bağımsız Seçim İzleme Platformu ile birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokratik gözetim hakkı çerçevesinde kırılgan grupların seçme ve seçilme

Detaylı

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ndeki tüm fakülte ve yüksekokullarda öğrenim görmekte olan öğrencilere

Detaylı

Etkinlikler. T.C. İstanbul Aydın Üniversitesi Adına Sahibi. Dr.Mustafa AYDIN (Mütevelli Heyet Başkanı) YAYIN KURULU YAYINA HAZIRLAYANALAR

Etkinlikler. T.C. İstanbul Aydın Üniversitesi Adına Sahibi. Dr.Mustafa AYDIN (Mütevelli Heyet Başkanı) YAYIN KURULU YAYINA HAZIRLAYANALAR T.C. İstanbul Aydın Üniversitesi Adına Sahibi Dr.Mustafa AYDIN (Mütevelli Heyet Başkanı) Etkinlikler Fen-Edebiyat Fakültesi tarafından 18 Mart 2015 tarihinde 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Zaferinin

Detaylı

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KÜLTÜR VE SPOR DAİRE BAŞKANLIĞI KARİYER GELİŞTİRME MERKEZİ 2011 2012 İSTANBUL KAGEM FAALİYETLERİ

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KÜLTÜR VE SPOR DAİRE BAŞKANLIĞI KARİYER GELİŞTİRME MERKEZİ 2011 2012 İSTANBUL KAGEM FAALİYETLERİ TARİH ETKİNLİK ADI EĞİTİMCİ ADI-SOYADI 22-26.0.2011 23-2.0.2011 (ÖĞRETMENLERE YÖNELİK) (YARDIMCI PERSONELE YÖNELİK) DOÇ.DR. GÜL ŞENDİL UZM. PSK. DANIŞMAN BURCU DÜNDAR DOÇ.DR. GÜL ŞENDİL UZM. PSK. DANIŞMAN

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :15. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :5. Syf. SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :5. Syf. Sportmen ilavesi Sayfası :2. Syf Sayfası :31. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :İnternet Sitesi İZTO dan Selvitopu ve ekibine

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl. Sanatlar Fakültesi Y. Lisans Fotoğraf Mimar Sinan Güzel Sanatlar 2011- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora

Derece Alan Üniversite Yıl. Sanatlar Fakültesi Y. Lisans Fotoğraf Mimar Sinan Güzel Sanatlar 2011- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Nevzat Yıldırım 2. Doğum Tarihi: 02.12.1987 3. Unvanı: Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu: Yüksek Lisans Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Fotoğraf ve Grafik Kocaeli Üniversitesi

Detaylı

T.C. FATİH SULTAN MEHMET VAKIFÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ EĞİTİM BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. FATİH SULTAN MEHMET VAKIFÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ EĞİTİM BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM T.C. FATİH SULTAN MEHMET VAKIFÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ EĞİTİM BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM VE DAYANAK AMAÇ MADDE 1- Bu yönergenin amacı; Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi nde öğrenim gören

Detaylı

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor

SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı. Türkiye'de LGBT Bireylerin Sosyal ve Ekonomik Sorunları Araştırması Devam Ediyor SPoD, Dünya Seks İşçileri Günü Etkinliğine Katıldı 1-2 Mart tarihlerinde SPoD adına Deniz Şapka, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği'nin 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü etkinliğine katıldı.

Detaylı

Tunç Karaçay. Salacak Mah. Kasapveli sok. No:11/2 Üsküdar-İstanbul-Türkiye 00 90 554 943 17 05 tunckaracay@gmail.com, tunckaracay@uyusmazlikcozumu.

Tunç Karaçay. Salacak Mah. Kasapveli sok. No:11/2 Üsküdar-İstanbul-Türkiye 00 90 554 943 17 05 tunckaracay@gmail.com, tunckaracay@uyusmazlikcozumu. Tunç Karaçay Salacak Mah. Kasapveli sok. No:11/2 Üsküdar-İstanbul-Türkiye 00 90 554 943 17 05 tunckaracay@gmail.com, tunckaracay@uyusmazlikcozumu.com İŞ DENEYİMİ Kurucu Ortak Conflictus Uyuşmazlık Çözümü

Detaylı

10.12.2014 Çarşamba İzmir Basın Gündemi

10.12.2014 Çarşamba İzmir Basın Gündemi 10.12.2014 Çarşamba İzmir Basın Gündemi Katip Çelebi'nin Rektörü Prof. Galip Akhan İzmir'in en genç devlet üniversitesi Katip Çelebi Üniversitesi'nde rektörlük seçimi sonuçlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-16. Syf Yayın Tarihi :06.12.2013 Sayfası :10.Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :7. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-11. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası

Detaylı

4.ULUSLARARASI İTİBAR YÖNETİMİ KONFERANSI

4.ULUSLARARASI İTİBAR YÖNETİMİ KONFERANSI 4.ULUSLARARASI İTİBAR YÖNETİMİ KONFERANSI 26-27 Kasım 2015, İSTANBUL SPONSORLUK DOSYASI 1 İtibar Yönetimi Enstitüsü ve Kadir Has Üniversitesi işbirliğiyle 26-27 Kasım 2015 tarihlerinde İstanbul da 4. Uluslararası

Detaylı

GÖNÜLLÜ ve SOSYAL GENÇLİK

GÖNÜLLÜ ve SOSYAL GENÇLİK GÖNÜLLÜ ve SOSYAL GENÇLİK GENÇLİK ve SPOR BAKANLIĞI GENÇLİK PROJELERİ DESTEK PROGRAMI SOSYAL DAHİL ETME PROJESİ 2013 Doç.Dr. Halim KAZAN Yrd. Doç. Dr. Meral ELÇİ Cengiz YILMAZ Hüseyin ŞANLITÜRK Kadir ERBASAN

Detaylı

SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Sinop Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı

Detaylı

KOCAELİ 1. ÜNİVERSİTE TANITIM FUARI VE KARİYER GÜNLERİ FİNAL RAPORU

KOCAELİ 1. ÜNİVERSİTE TANITIM FUARI VE KARİYER GÜNLERİ FİNAL RAPORU KOCAELİ 1. ÜNİVERSİTE TANITIM FUARI VE KARİYER GÜNLERİ FİNAL RAPORU Bu yıl birincisi düzenlenen Üniversite Tanıtım Fuarı ve Kariyer Günleri organizasyonunun katılımcılar ve ziyaretçiler gözünden etkililiğin

Detaylı

Tekfen Filar Mini Resim Yarışması Sonuçlandı 2013 / 2014 SAYI: 19. Haftanın Bazı Başlıkları

Tekfen Filar Mini Resim Yarışması Sonuçlandı 2013 / 2014 SAYI: 19. Haftanın Bazı Başlıkları 2013 / 2014 SAYI: 19 İklim Değişikliği Konferansı Haftanın Bazı Başlıkları Tekfen Filar Mini Resim Yarışması Sonuçlandı Hayatın İçinde Öğreniyoruz İklim Değişikliği Konferansı Tanıdık ve Tanıttık Uludağ

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU Yrd. Doç. Dr. Mehmet ALTINÖZ Müdür Vekili Ankara, 18 Eylül 2012 1976 dan günümüze Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu; Büro Yönetimi ve Yönetici

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

YÖNETMELİK SİİRT ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK SİİRT ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 10 Mart 2014 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28937 Siirt Üniversitesinden: YÖNETMELİK SİİRT ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BİYOSİSTEM MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMI SON SINIF ÖĞRENCİ ANKET FORMU. Aralık,2013

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BİYOSİSTEM MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMI SON SINIF ÖĞRENCİ ANKET FORMU. Aralık,2013 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BİYOSİSTEM MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMI SON SINIF ÖĞRENCİ ANKET FORMU Sevgili U.Ü.Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Programı Öğrencileri, Aralık,2013 Uludağ Üniversitesi

Detaylı

UGLA nın AÇILIŞI Türkiye den, İstanbul dan ve 14 ülkeden gençler

UGLA nın AÇILIŞI Türkiye den, İstanbul dan ve 14 ülkeden gençler UGLA nın AÇILIŞI UGLA nın yeni dönemine Türkiye den, İstanbul dan ve 14 ülkeden gençler ile başladık. Açılışa Türkiye den ve Hollanda dan ortaklarımız ve paydaşlarımız katıldı. Corio nun CEO su Gerard

Detaylı

Trans Terapi Toplantılarının On Beşincisi Gerçekleşti. SPoD LGBTİ, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü yü Ziyaret Etti

Trans Terapi Toplantılarının On Beşincisi Gerçekleşti. SPoD LGBTİ, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü yü Ziyaret Etti Trans Terapi Toplantılarının On Beşincisi Gerçekleşti SPoD LGBTİ ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle Şubat 2013 ten itibaren düzenlenen Trans Terapi Toplantıları nın on beşincisi

Detaylı

TEGEP te Neler Oluyor?

TEGEP te Neler Oluyor? Gündem Mayıs 2013 02 TEGEP te Neler Oluyor? Eğitim ve gelişim alanında referans olabilecek çalışmalar kapıda! 07 TEGEP - ASTD İşbirliği 05 Zirvede Buluşalım! 09 Tegep Eğitim Profesyonellerini Geliştiriyor

Detaylı

İçindekiler. Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler

İçindekiler. Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler w İçindekiler Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler Çalışma Grupları Eğitim Programları İhtisas Programları Anadolu Seminerleri Kurumsal Yönetim Kütüphanesi Yayınlar Zirve ve Paneller

Detaylı

17. UÇAN SÜPÜRGE ULUSLARARASI KADIN FİLMLERİ FESTİVALİ 8-15 Mayıs 2014

17. UÇAN SÜPÜRGE ULUSLARARASI KADIN FİLMLERİ FESTİVALİ 8-15 Mayıs 2014 A- FESTİVAL ANA SPONSORLUĞU Kapsam: Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali sosyal sorumluluk projelerine önem veren kurum ve kuruluşların desteğiyle 17. yaşına geldi. Festivalimizin ismiyle birlikte anılacak

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNDE GERİ SAYIM BAŞLADI KAMPANYASI DAHA ADİL BİR DÜNYA İÇİN YANIMDA OL

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNDE GERİ SAYIM BAŞLADI KAMPANYASI DAHA ADİL BİR DÜNYA İÇİN YANIMDA OL Arka Plan: BM Kadın, UNDP ve TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ortaklığında yürütülmekte olan Türkiye de Cinsiyet Eşitliği ne Yönelik Elverişli Ortamın Teşvik Edilmesi Ortak Programı kapsamında

Detaylı

BASIN AÇIKLAMASI Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı

BASIN AÇIKLAMASI Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Buluşması Ankara da Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Buluşması, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ve BM Kalkınma Programı (UNDP) ortaklığında,

Detaylı

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ KISIM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ KISIM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ KISIM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- Bu Yönergenin amacı, Rektörlüğe bağlı olarak görev yapan ve Rektör Yardımcısı

Detaylı

Genç Fikirler Kulübü. 2014-2015 Akademik Yılı Bülteni. Genç Fikirler Kulübü

Genç Fikirler Kulübü. 2014-2015 Akademik Yılı Bülteni. Genç Fikirler Kulübü 2014-2015 Akademik Yılı Bülteni 2014-2015 Akademik Yılı Bülteni OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ GENÇ FİKİRLER KULÜBÜ -2015 Akademik Yılı Bülteni İçindekiler Kulübümüz Hakkında 1 Yönetim Kurulu 2 Bülten

Detaylı

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü. 30. yıl

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü. 30. yıl İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü 30. yıl Peyzaj Mimarlığı Bölümü Kuruluş 30. yıl Peyzaj Mimarlığı Bölümü 1985 te İ.Ü. Orman Fakültesinin 3. bölümü olarak açılmıştır. Fakültemiz,

Detaylı

Yüzyüze Dersler Video Konferans Danışmanlık E - Öğrenme Sanal Sınıf E - Öğrenme İçeriği Doğru Meslek Seçimine Destek Bursu Tüm programlarda, Plato MYO tarafından hazırlanan Mesleki Eğilim Testi ni uygulayan

Detaylı

TOBB, SELİMİYE Yİ KORUYUP YAŞATMAK İÇİN VAKIF KURDU

TOBB, SELİMİYE Yİ KORUYUP YAŞATMAK İÇİN VAKIF KURDU TOBB, SELİMİYE Yİ KORUYUP YAŞATMAK İÇİN VAKIF KURDU Yap-işlet-devret modeliyle sınır kapılarını modernize etmek üzere TOBB ile 137 oda ve borsanın ortaklığı ile kurulan Gümrük ve Turizm İşletmeleri Ticaret

Detaylı

2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI

2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI 2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun organize ettiği, bu yıl Çizgi İzleyen Robot ve Sumo Robot olmak üzere

Detaylı

STRATEJİK PLAN, AMAÇ, HEDEF VE FAALİYET TABLOSU

STRATEJİK PLAN, AMAÇ, HEDEF VE FAALİYET TABLOSU FAKÜLTE/BÖLÜM ADI: STRATEJİK PLAN, AMAÇ, HEDEF VE FAALİYET TABLOSU Stj. Amaç No Hedef No Faaliyet No Performans no Stratejik Amaç / Hedef / Faaliyet Tanımı 2008 mevcut durum 2009 2010 2011 2012 2013 Faaliyet

Detaylı

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği 13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL A.A Nursel Gürdilek İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği Türkiye ile İsrail arasında bir yılı aşkın süredir devam eden "işitme engelli çocuklara daha iyi bir

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU 2016-2020 STRATEJİK PLAN ÇALIŞMASI İÇİNDEKİLER

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU 2016-2020 STRATEJİK PLAN ÇALIŞMASI İÇİNDEKİLER SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU 2016-2020 STRATEJİK PLAN ÇALIŞMASI İÇİNDEKİLER 1.Gönen Meslek yüksekokulu Logosu... 1 2. Durum Analizi... 1 2.1.Gönen Meslek Yüksekokulu Tarihçesi...

Detaylı

GELECEĞE HAZIRLIK REHBERİ. www.ticaret.edu.tr

GELECEĞE HAZIRLIK REHBERİ. www.ticaret.edu.tr GELECEĞE HAZIRLIK REHBERİ www.ticaret.edu.tr BAŞKAN IN MESAJI Yoğun bir sınav dönemine hazırlanacak ve sonrasında geleceğinize yön vereceğiniz bir tercih yapacaksınız. İstediğiniz bölümü kazanmak için

Detaylı

U.R. 2440. BÖLGE ROTARACT TEMSİLCİLİĞİ 2015-2016 DÖNEMİ BAŞKANLAR EĞİTİM SEMİNERİ. Rtc. Gözde Çiftçi

U.R. 2440. BÖLGE ROTARACT TEMSİLCİLİĞİ 2015-2016 DÖNEMİ BAŞKANLAR EĞİTİM SEMİNERİ. Rtc. Gözde Çiftçi U.R. 2440. BÖLGE ROTARACT TEMSİLCİLİĞİ 2015-2016 DÖNEMİ BAŞKANLAR EĞİTİM SEMİNERİ H i z m e t l e r i n i z d ü n y a y a a r m a ğ a n o l s u n Rtc. Gözde Çiftçi U.R. 2440. Bölge Rotaract Temsilciliği

Detaylı

KARİYER GELİŞTİRME KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ

KARİYER GELİŞTİRME KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ KARİYER GELİŞTİRME KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ KOORDİNATOR Prof. Dr. Bahattin Karagözoğlu Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü e-posta: bahattin.karagozoglu@medeniyet.edu.tr

Detaylı

ri.orgdegisimliderleri.orgdegisimlide

ri.orgdegisimliderleri.orgdegisimlide degisimliderleri.orgdegisimliderleri.o rgdegisimliderleri.orgdegisimliderler i.orgdegisimliderleri.orgdegisimliderl eri.orgdegisimliderleri.orgdegisimlid erleri.orgdegisimliderleri.orgdegisiml iderleri.orgdegisimliderleri.orgdegisi

Detaylı

EYLÜL AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ

EYLÜL AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ EYLÜL AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 28.09.2015 Eylül ayı içerisinde üyelerimizin talep ettiği 25 üyeye Kapasite Raporu, 5 üyemize Ekspertiz Raporu ve

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

20.10.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ

20.10.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ 20.10.2014 PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ 4 Yılda 40 Kat Öğrenci Kuruluşundan bu yana geçen dört senede öğrenci sayısını kırka katlayan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Türkiye nin ilk on üniversitesi

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, İstanbul Üniversitesi Kariyer

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

Fotoğraf: Rektörümüz Sayın Prof. Dr. İlyas Çapoğlu nun Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu Ziyareti

Fotoğraf: Rektörümüz Sayın Prof. Dr. İlyas Çapoğlu nun Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu Ziyareti Ülkemizin turizm sektörüne kalifiye elemanlar yetiştirme amacıyla 2008 yılında kurulan Erzincan Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu, aynı yıl Turizm ve Otel İşletmeciliği programı, sonrasında

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL TOPLANTI DÜZENLEMEVE DESTEKLEME İLKELERİ YÖNERGESİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL TOPLANTI DÜZENLEMEVE DESTEKLEME İLKELERİ YÖNERGESİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL TOPLANTI DÜZENLEMEVE DESTEKLEME İLKELERİ YÖNERGESİ Amaç Madde 1- Başkent Üniversitesinin Fakülte, Meslek Yüksekokulu, Konservatuvar, Enstitü ve Merkezler gibi akademik birimleri

Detaylı

Ayrımcılık ve Yeni Medyada Nefret Söylemi Eğitmen Eğitimi Raporu 10-13 Şubat 2011 İstanbul, Türkiye - Green Park Hotel

Ayrımcılık ve Yeni Medyada Nefret Söylemi Eğitmen Eğitimi Raporu 10-13 Şubat 2011 İstanbul, Türkiye - Green Park Hotel Ayrımcılık ve Yeni Medyada Nefret Söylemi Eğitmen Eğitimi Raporu 10-13 Şubat 2011 İstanbul, Türkiye - Green Park Hotel Eğitim Konuları: Önyargıdan Ayrımcılığa, Ayrımcılık ve Uluslararası Hukuk, Ayrımcılık

Detaylı

1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014

1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014 1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014 Ulusal Kırmızı Et Konseyi (UKON) Yönetim Kurulu ve Değerlendirme Toplantısı, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği alanında Türkiye'nin en

Detaylı

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI 25-26 Kasım 2005, İstanbul Sivil Toplumun Geliştirilmesi İçin Örgütlenme Özgürlüğünün Güçlendirilmesi Projesi,

Detaylı

YÖNERGE NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ SPOR BİRLİĞİ YÖNERGESİ

YÖNERGE NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ SPOR BİRLİĞİ YÖNERGESİ 04/10/2010 SKS Daire Bşk. YÖNERGE NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ SPOR BİRLİĞİ YÖNERGESİ Kuruluş ve Kapsam MADDE 1 - Bu Yönerge, 2547 Sayılı Kanunun 4 üncü ve 47 nci maddeleri ile Yüksek Öğretim Kurumları Mediko-Sosyal,

Detaylı

ÜNİVERSİTE İŞBİRLİĞİ ALANLARIMIZ SATIŞ İNSAN KAYNAKLARI

ÜNİVERSİTE İŞBİRLİĞİ ALANLARIMIZ SATIŞ İNSAN KAYNAKLARI ÜNİVERSİTE İŞBİRLİĞİ ALANLARIMIZ SATIŞ İNSAN KAYNAKLARI 2015-2016 Agenda BİZ KİMİZ? FİNANSAL DANIŞMANLIK MESLEĞİ İŞ BİRLİĞİ YAPABİLECEĞİMİZ ORTAK NOKTALAR FOTOKOPİSİZ STAJ,SÜPER MEZUN PROGRAMLARI DERSLERE

Detaylı