Din Sosyolojisi Prof. Dr. Ali Coşkun

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Din Sosyolojisi Prof. Dr. Ali Coşkun"

Transkript

1 Din Sosyolojisi Prof. Dr. Ali Coşkun Ders Notları Sosyoloji İlahiyatçılara göre din sosyolojisi genel ilahiyatın alt ilim dallarından biridir. Aslında din gibi bir fenomeni, olayı, olguyu, tezahürü incelemede tek başlarına yetersiz kalabilir. Onun için köprü bilim diyoruz biz buna. Bir tarafı sosyolojide bir tarafı ilahiyatta. Çünkü dini inceleyeceğiz; toplumla ilişkisini inceleyeceğiz. Ileride gelecek bunun genel konusu din ve toplum ilişkileri. Dini ve toplumu yeterince bilmeyebiliriz. Ama olması gereken mutlak bilmek. Dini tanıyacağız, toplumu tanıyacağız. Sonra bu ikisi arasındaki ilişkiyi tanıyacağız. Önceden bu dersin son sınıfta verilmesinin nedeni öğrenci dini kavramları tanısın öğrensin sonra din toplum ilişkisi anlatılsın idi. Ve bu doğru bir düşünceydi. Faydası ise bundan sonra göreceğimiz ilahiyat derslerine sosyolojik açıdan bakmayı öğreneceğiz. Ilk derslerimiz sosyolijiyi tanımakla geçecek. Ilk üç haftamız sosyolojinin temel kavramları, bilimler tasnifindeki yeri, kısa tarihi, nasıl bir ilimdir, bunu tanımakla geçmesi gerekiyor. Yoksa din sosyolijisini ve ileriki bilimleri inşa edemeyiz. Sosyoloji nedir? Bunu açıyoruz. Sosyoloji, en geniş anlamıyla; toplum bilimi, toplumu anlama bilimi demektir. Grekçeden ve latinceden bozma iki kelime birleştilip bu kelime ortaya çıkıyor. Auguste Comte sosyolojinin isim babasıdır. Osmanlıda bu bilime içtimaiyyat denilmiştir. Bu toplumla ilgili bilgiler manasında kullanılmış. Ibn i Haldun ilm-i umran diye isimlendirmiş sosyolojiyi. Ibn i Haldun bu işin esas babasıdır. Bu işin Türkiye deki ilk üstadlarından biri de Ziya Gökalp tir. Sosyolojide toplumu anlayacağız. Ondan sonra da toplumsal olayları açıklayacağız. Sosyolojinin ikinci tanımı, kendine has bir tür olan sosyal olaylar, ictimai tezahürler ilmidir. Demek ki fiziki olayı fizik, sosyal olayı sosyoloji inceleyecek. Daha uzun bir tabirle cümle kuracak olursak sosyoloji, belli bir zamanda ve belli bir menkanda yaşayan belli bir toplumu vasıflayan diğerleriyle karşılaştıran ve onu anlamaya çalışan bilgi dalıdır. Sosyoloji kitapta iki şekilde ele alınıyor: biri mikro sosyoloji diğeri makro sosyoloji. Mikro sosyoloji; insan ve gruplar ilişkisi oluşumu, makro sosyoloji; kurumlar sosyolojisidir. Altı tane sosyal kurum vardır: din, eğitim, aile, ekonomi, siyaset, serbest zamanları değerlendirme kurumu. Din kurumuna din sosyolojisi ayrılmış oluyor. Diğer kurumların da sosyolojileri var. İnsandan hareket edecek olursak eğer, toplumsal hayat bir beşeri münasebetlerle yürüyen bir hayattır. İnsanlar arası ilişkiler. Şu anda ilişki içerisindeyiz, hoca-öğrenci ilişkisi dışarıda müşteri- satıcı ilişkisi gibi. Yani ilişkiler ağından oluşuyor toplumsal hayat. Sosyoloji aynı zamanda sosyal süreçler bilimidir. Yani toplumdaki insanlar birbirleriyle ilişkileri içinde bir takım davranışlar kalıplaşmış hale gelir. Mesela çatışma ilişkisi uyum ilişkisi harmoni, muhalefet ilişkisi gibi. Davranış bilimi, insan toplumda nasıl davranır? Dediğimiz zaman sosyoloji davranış bilimi haline geliyor. Sosyoloji aynı zamanda sosyal değişim bilimidir. Büyük binalar yapılıyo insanlar birbirinden uzaklaşıyor, bunalıma giriyor. Biz ne yapacağımızı bilemiyoruz. Işte buna sosyal değişim bilimi diyoruz. Issız adada insanın tek başına yetişmesi sadece felsefi romanların konusudur. Bir de toplumun insanı hedeflerine ulaştırmadığını savunan anti sosyal grupların savunduğu görüştür. Aristo, insan politik bir hayvandır. Buradaki politik kelimesi ictimai anlamındadır. İnsan sosyal, medeni bir varlıktır demek istiyor. İnsan 1

2 doğuştan tabiatının bir kısmı medeni hayat yaşamak üzere kodlanmış varlık demek insan sosyal bir varlık demek insan ancak toplum içerisinde adam olur demek toplum içerisinde olgun bir kıvama gelir demek manasına geliyor. Sosyolojinin bilimsel konu ve metod bakımından özellikleri: Iki ve daha fazla insanın ilişkilerini inceler. Deneysel ilimdir.(felsefeden uzaklaşmak için bu gereklidir.) Objektif bir ilim dalıdır.(toplumsal olaylarda tarafsızlık önemlidir. Eğer olmazsa bişey anlaşılmaz. Olması gerekeni değil olanı inceler.) Temel Kavramlar Sosyoloji kendisine özgü konusu ve metodu olan bilimdir. İkincisi objektif olup normatif olmayan bir bilim dalıdır. Normatif demek, değer koyan, olaylara yaklaşırken değer yargısıyla yaklaşan demektir. Ahlak, estetik, hukuk, sanat, felsefe gibi değer yargısıyla yaklaşmaz. Olması gerekeni değil, olanı incelemeye çalışır. Dolayısıyla normatif olmayan objektif bir sosyal olaylar ilmidir. Sosyoloji deneyseldir, yani olayları ve olguları tabiat bilimlerindeki kadar katı bir deneysellik olmasa da, belli derecede ölçmeye, değerlendirmeye tabi tutar. Sosyoloğun laboratuvarı toplumdur. Ama insanlar kobay değildir. tabiat bilimlerindeki fareler değildir. insan akıllı bilinçli bir varlıktır; onu manipüle etmek her zaman mümkün olmaya bilir. Onun için yumuşak bir deneysellikten bahsetmemiz gerekir. Toplum nedir? Toplum temel ihtiyaçlarını gidermek için biraraya gelen, ve bunu bir kültür ile kalıcı hale getiren insan birlikteliğidir. Kültür ise sözlük olarak ekmek, yetiştirmek demektir. Bu açıdan ekin kelimesi kullanılmıştır. Tabi bu ekin kelimesinden hareketle Ziya Gökalp Kur'an-ı Kerim de geçen hars olarak anladı, harsi dedi. Kültür, toplumu birarada tuttuğu için maya diyen olmuştur. Kültürün amacını açıklaması bakımından güzeldir. Kültürün kısa olarak tanımı, bir toplumun hayat tarzı, yaşam biçimidir.bilimsel olarak tarifi ise antropolog Edward Burnett Tylor a aittir. Ona göre kültür, bir toplumda bilgi, inanç, örf, adet, gelenek, görenek ve bir insanın toplumun üyesi olarak kazandığı yeteneklerden oluşan karmaşık bütüne kültür denir. Tabi kültür bizim edebiyatımızın kavramı değil. Bunun yerine ibn Haldun ümran dedi, yani bayındırlık, uygarlık. Ki Hz.Adem e bu emredildi: O sizi yarattı, etrafınızı imar etmenizi istedi. Cemil Meriç, kültürün çok kaypak bir kelime olduğunu, 160 tan fazla tarifi olduğunu, dolayısıyla bir şey tarif edilemiyorsa onun esnek olduğunu söyledi. Onun yerine irfan dedi. İrfan biraz tasavvufi bilgidir, marifetullahtır. Ilmin boş bıraktığı alanları dolduran metafizik bilgidir. Dolayısıyla kültürün yerine ilim irfan shibi denir. Marx a göre kültür tabiat karşısında insanın ürettiği herşey. İnsanoğlunun ürettiği maddi-manevi bütün ürünlere de kültür denebilir.bazıları insanoğlunun karşılaştığı problemlere çözüm üretmesidir der. Siz maya kelimesine dikkat edin. Yani ortada toplumsal bir hayat var, bu hayatın devamını sağlayan din, dil, örf, adet vs. yapıştırıcı ne varsa biz kültür diyoruz. Sosyal olay; iki ve daha fazla insanın ortak duyuş, düşünüş ve davranışlarına denilmektedir. Hepimiz uyuyoruz, düşünüyoruz, konuşuyoruz, yürüyoruz bunları beraber yapıyoruz bunlar da sosyal olay sayılır mı? derseniz, hayır sayılmaz. O zaman şöyle diyeceğiz: fizyolojik, psikolojik ve biyolojik olaylara indirgenmesi mümkün olmayan, insanların ortak duyuş, düşünüş ve davranışlarıdır. Mesela arkadaşlar, şehitlerimiz için bir dakika nefesimizi tutalım desem, bu bir sosyal olaydır. Ama herkes ayrı ayrı, birbirinden bağımsız nefes aldığı için bu sosyal olay değil, fizyolojik bir olaydır. Mesela uyku hepimizin yaptığı birşey ama ortaklaşa yaptığı birşey değil. Sosyal olayların üç özelliği vardır; birincisi sosyal olay iki veya daha fazla kimse arasında geçer. İkincisi sosyal olay haricileriş ve bireye kısmen baskı uygular. Sanki olayı biz yapmıyormuşuz gibi bizim dışımıza çıkar, ve bize baskı uygular. Mesela biz üniversiteye milyon kişiyi eleyerek gireriz. Böylece eğitim kurumu oluştururuz. Ama 2

3 öğrencilik bizden bağımsız hale gelerek bize baskı uygular. Gönüllü bir şekilde girdiğimiz halde bize baskı uygular. Devam mecburiyeti, vize final notu vs. İşte bu kısmi baskı uygulamasıdır. Evlenen kimseler heyecanla evlenirler. Daha sonra bulaşık çamaşır gibi baskılar vardır. Mesela siyasette oylarımızı vererek bir partiyi iktidar yaparız. Sonra o parti bize dönüp zam yapar. Bize baskı yapar. Bunların sebebi, sosyal olaylarda insanların tümünü memnun etmek gerektiği için şahsi memnuniyetlerden vazgeçilir. Mesela devlet vergi koyar. Ama çarkların dönmesi için gereklidir. Dolayısıyla biz bunlara gönüllü olarak katılırız ama bunlar bize mantıken dönüp baskı yapar. Üçüncüsü tekrarlanabilir olması gerekir. Bir defa olmuş olaylara sosyal olay denmez. Bir kişinin intihar etmesi sosyal olay değildir. Hz.Adem in evliliği sonucu çocukları olmasaydı sosyal olay olmazdı. Sosyal olgu ise, sosyal olayın kurumsallaşmış, gelenekselleşmiş, genelleşmiş biçimlerine diyoruz. Mesela Ahmet le Mehmet in trafik kazası sosyal olayken, trafik kazaları sosyal olgudur. Ali ile Fatma nın evliliği sosyal olay iken, evlilikler sosyal olgudur. Sosyolojinin en gözde araştırma konusu sosyal olay ictimai tezahürlerdir. Çamlıca Tepesi ne çıkıpta İstanbul u toplum kabul edersek ve tahlil edelim dersek en fazla İstanbul u gruplara böleriz. Istanbul; evlerden, fabrikalardan, bankalardan, otellerden, okullardan, stadyumlardan meydana gelir. En fazla evler vardır veinsanlar çeşitli gruplara bölünürler. Aile grupları,siyasi gruplar, iktisadi gruplar, eğitim grupları, dini gruplar ve eğlence grupları vardır. O halde biz sosyal grup kavramıyla karşı karşıyayız. Sosyal grup; iki ve daha fazla sayıda insanın belli bir amaç ve hadaf etrafında oluşturdukları aralarında rol ve statü dağılımı yaptıkları ve benzerlerinden ayırt edilen gruplara denir. Grup üyelerinin etkileşim iletişim ve haberdarlık içerisinde olması gerekir. Sosyal gruplar, birinci ve ikinci gruplar diye ikiye ayrılır. Aile, arkadaşlık grubu, oyun grubu gibi gruplar birinci; iş arkadaşlığı, dernekleşme vb. Ikinci grup sayılır. Hacmine göre; küçük gruplar, büyük gruplar diye ayrılmaktadır. Resmi oluşuna göre; resmi gruplar gayri resmi gruplar diye ayrımaktadır. Işlevlerine göre ailevi; eğitimsel; dini; siyasi; iktisadi; serbest zamanları değerlendiren gruplar olarak 6 ya ayrılmaktadır. Sosyal kategori; ortak özelliklerinden dolayı zihnimizde yaptığımız tasnifler sonucunda oluşan gruplara denir. Zaten ingilizcedeki catecorizing, zihinsel tasnif demektir. Mesela siz toplumdaki insanları somut bir şekilde değil de zihninizde bölebilirsiniz. Toplum; çocuklardan, gençlerden, yetişkinlerden ve yaşlılardan oluşur. Kadınlardan ve erkeklerden oluşur. Bunlar kategoridir. Peki bütün kadınlar bütün çocuklar birbirinden haberdar mıdır? Değildir. Demek ki zihnimizde yaptığımız tasniflere sosyal kategori diyoruz. Sosyal yığın; fiziki olarak bir arada bulunan ama aralarında iletişim ve etkileşim bulunmayan gruplara denir. Mesela duraklarda bekleyen insanlardır. Şehir sakinleri insanları apartmanlar bir araya yığmıştır ama birbirlerinin ölüsünden dirisinden habersizdirler. Sosyal kurum; kurallar sistemi demektir. Yani temel grup ihtiyaçlarını gidermek için insanların uydukları davranış kalıplarına veya örüntülerine veya kurallarına denir. Şimdi biz okuldayız, 4 duvar arasında ders yapıyoruz. Ama asıl kurum, benim ders anlatma kuralım, sizin de devamlılık kuralıdır. O kurallar esas bizi biraraya getiriyor. Yoksa hiç bir araya gelmeyebilirdik. Dolayısıyla bir grup faaliyetinin tabi olduğu davranış kurallarına kurum diyoruz. Mesela siyaset kurumu, siyasal kurallardan oluşur. Aile grubu, ailevi kurallardan oluşur. Sosyal kurumlar da uyulması gereken kurallar var. Sosyal kurumu devam ettiren şey kurallardır. Birşeyin kurumsallaşması, bireysellikten çıkması demek; sosyoloji açısından kurallaşması demektir. Mesela İslamiyette Peygamberimiz (s.a.v) dedi ki ben size Kur'an-ı Kerim ve Hadis bırakıyorum dedi. Şia dedi ki peygamberin torunları var. Kişisel karizma devam etmeli dedi. Sünnilik kurallarına ve ilkelerine sahip çıktı; Kur'an-ı Kerim ve sünnet. Şia ise torunlarına sahip çıktı; torunları imamdır, kutsaldır, masumdur vs. dediler. Ama başarılı olan görüş; insanlar fani olduğu için kurallara bağlı olan ve toplumsal hayat yürütebilen Sunniler oldu. Devletin desteğini arkasına aldı. 3

4 Bugün 96% sunni dir. Biz torunlara itibar etmeyiz, kurallara uyarız demektir. Keramet insanlarda değil, kurallardadır. Sosyal hayat, sosyal kurumlarla yürür. Belli kurallar etrafında şekillenir. Bütün toplumlarda evrensel olan 6 kurum vardır, gruplarda ki gibi: Aile kurumu; Eğitim kurumu; Din kurumu; Ekonomi kurumu; Siyaset kurumu; Serbest zamanları değerlendirme kurumu. Her kurumun toplum hayatında gördüğü bir takım işlevler, fonksiyonlar vardır. Bu fonksiyonların bir kısmı açık, diğer kısmı kapalı fonksiyonlardır. Açık fonksiyonlar; Ailenin açık fonksiyonu bireylerin biyolojik üretimi, yani neslin devamı, neslin bekası için gerekli olan bireyin biyolojik, psikolojik, sosyolojik, dini, terbiyevi bütün ihtiyaçlarını karşılamak. Bireye Sevgi, Saygı, Sadakat (mutluluğun 3S formulü) gibi temel duyguları kazandırır. Temel ihtiyaçlarımızı aileden karşılarız. Önemli bir nokta; Her bir kurum kendi açık işlevinin yanında diğer 5 kurumun görevlerini gizli olarak yerine getirir. Mesela aile temel ihtiyaçların yanında iktisadi, siyasi ihtiyaçları da karşılar. Mesela aile ilk eğitimi aldığımız yerdir. İlk defa yönetene itaat ettiğimiz yerdir. Yani siyasal fonksiyonu vardır. Yani ailede diğer toplumsal faaliyetlerin hepsi gizli bir şekilde yapılır. Eğitim kurumunun açık işlevi, bir toplumun sahip olduğu bilgi ve kültürü bir sonraki kuşağa aktarmadır. Şimdi ben 50 yaşında isem, sizden iki kat büyüğüm. Sizden iki kat daha fazla hayat tecrübesine sahibim. Sizden 1 kuşak öndeyim. Ben kuşağımın bilgisini ve kültürünü size aktarmak durumundayım. Dolayısıyla eğitim kurumunun işlevi bu olmalıdır. Aynı şekilde beş kurumun işlevini de yerine getirir. Din kurumu, başta insan ve Tanrı ilişkisini düzenleyen, hayata anlam veren ve gönül huzuru veren kurumdur. Onun dışında diğer kurumların işlevlerini gizli olarak yapar. Mesela iktisadi olarak işlev görür, bankası vardır, eğitim kurumları açar vs. Ekonomi kurumu, toplumun ihtiyaç duyduğu maddi, fiziki mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve tüketimi işlevini yerine getirir. Bugün çiftçilerimiz olmasa fırından ekmek alamayız. Fabrikatör olmasa bize eşya ulaşmaz. Demek onlar da toplumun ihtiyaçlarını karşılıyor. Siyaset kurumu, kamunun en genel iyiliğini ve yararını sağlamak, kamu düzenini gerçekleştirmek ve yöneten-yönetilen ilişkilerini düzenlemek işlevlerine sahiptir. Aslında biz seçtiğimiz parti bize zam yapar derken, kamunun genel yararını düşünerek yapıyorlar. Kamu yararını gözetirler. Siyasetçi en genel iyiliği düşünür, belli bir grubun değil. Serbest zamanları değerlendirme kurumu, diğer 5 temel kurumsal faaliyet esnasında enerjisini tüketen insanların yeniden enerji depolamaları, dinlenmeleri ve eğlenmeleri işlevi gören kuruma denir. Yani boşlukları doldurma gibi bir sistem. Özellikle sanayi toplumlarında yorulan insanlardan dolayı çıkmış. Fakat dinlenmek için en çok yaptığımız uyku uyuma gibi gözükse de uyku aslında serbest zaman faaliyeti değildir. Uyanıkken yapılan faaliyetlere serbest zamanı değerlendirme diyoruz. Mesela spor, müzik veya diğer kurumların işlevlerini yapmak. Mesela boş zamanında kitap okursa, eğitim kurumunun işlevini yerine getirir. Cemaat ve cemiyet kavramları daha çok Ferdinand Tönnies tarafından kullanılmıştır. Almancası ile Gemeinschaft ve Gesellschaft. Buna göre cemaat, yüzyüze ilişkilerin hakim olduğu, samimi ve içten davranışların sergilendiği, doğuştan gelen statülerin hakim olduğu, sosyal mobilitenin çok yavaş olduğu topluluğa denir. Dikkat edin, toplum ile topluluk farklıdır. Cemaatin türkçesi topluluktur. Toplum ise daha büyük bir kitleyi kapsar. Köy topluluğuna, dini topluluğa cemaat diyoruz. Cemiyet ise dolaylı, resmi, sözleşmeye dayalı ilişkilerin hakim olduğu, samimi olmayan, kazanılan statülere değer verilen sosyal mobilitenin hızlı olduğu insan birlikteliğidir. Mobilite hareket demek. Şehir değiştirmeye yatay, toplumsal sınıf değiştirmesine ise dikey mobilite diyoruz. Cemaat için topluluk, cemiyet için ise toplum diyeceğiz. Topluluk devlet altı klan ve gruplara deniyor. 4

5 Sosyal normlar ve değerler; bir insanın davranışını belirleyen kurallara denir. Şöyle davranmalısın diyen kural sosyal normdur. Fakat sosyoloji hukuk kuralları, moda, din, örf kurallarının hepsini bilmeli, değerlendirmeli. Sosyal normlar 5 e ayrılır: Din kuralları (şer i kurallar); Hukuk kuralları; Ahlak kuralları; Örf-Adet; Moda kuralları. Bu kuralların hepsi belli bir değer yargısına dayanırlar. Mesela din kuralları günah-sevap, haram-helal değer yargılarına dayanarak gelişirler. Hukuk kuralları adil-adaletsiz, suçlu-masum değer yargılarına dayanır. Ahlak kuralları iyi-kötü değer yargısına dayanır. Örf kuralları yadırganan-yadırganmayan. Moda kuralları yeni-eski değer yargılarını kullanır. Birşey eski ise demode olmuştur. Moda da yenilik arayışı vardır. Ahlak kuralları ve hukuk kuralları arasındaki farklar (aslantürk kitabında). Din kuralları; Allah (c.c) tarafından insanların fiillerinin ne olması gerektiğinin kurallarıdır. Hukuk kuralları; Müeyyidesi devlet tarafından açıkça gösterilen kurallara denir. Devletin müeyyidesi açıktır. Kaçamazsın. Ahlak kuralları; aklen/vahyen iyi veya kötü değer yargısına dayalı olarak gelişen kurallar. Örf adet; bir toplumun benimseyip tanıdığı, yadırgadığı kurallara denir. Kur'an-ı Kerim de bunun kaynağı maruf ve münker olarak geçer. Din, toplum ve akıl tarafından kabul edilenler maruftur. Uymayan insanlar yadırganır. Uyanlar hoşgörülür. Günah olmasa bile ayıp olarak değerlendirilir. Moda kurallar, yenilik peşinde olan kurallar. Sosyal değişim kuralları; bir toplumun yapı ve fonksiyonlarında geçici değil kalıcı değişikliklere, tarihi akışı değiştiren değişikliklere sosyal değişme denir. Sosyal hareket; bir toplumda yeni bir hayat tarzı veya yeni bir toplum modeli arayışı içinde olan kollektif girişimlere denir Sosyolojinin Kuruluşu ve Tasnifi İlk sosyoloji görüşleri insanlık tarihi kadar eskidir. Insanoğlu toplumsal bir hayat yaşamak üzere yaratılmıştır. Arist insan politik bir hayvandır der, politikten kasıt içtimai, sosyal anlamındadır. Daha sonra islam alimleri el insanu medeniyyun bi t-tabi demişlerdir. Yani doğası itibariyle toplumsal bir hayat yaşar. İnsandan siz sosyalleşme esnasında toplumdan öğrendiklerini çıkarırsanız geriye sadece biyolojik bir hayvan kalır. Onun için biz toplumsal hayat içerisinde insanlığımızı, ahlakımızı geliştiririz. Tek başına yaşayan bir insan için ahlak gerekli değildir. Esas beşeri ilişkiler içerisinde olan bir insan için ahlak gereklidir. Sosyoloji 19. YY da Auguste Comte tarafından ismi konulmadan önce tarih felsefesi içerisinde, toplum felsefesi içerisinde, ilahiyat içerisinde ve genel felsefe içerisinde gelişmesini sürdürmüştür. Aslında 19.YY a kadar birçok bilim, felsefenin bir alt kolu olarak işleniyordu. Daha sonra bilimler felsefeden bağımsızlığını kazandılar ve kompartmanlaştılar. Çok alt dallara bölündüler. Hatta bir bilimden bahsetmek yerine bilimler kümesinden bahsetmek gerekti. Sosyolojinin o kadar alanı var ki bugün sosyoloji başlı başına bir ilimler camiasıdır. Bu kadar ihtisaslaşma biraz akademik körlüğü, at gözlüğü takmayı getirmiştir. Bütünlüğü görmeyi önlemiştir. Günümüzde buna çok ihtiyaç duyulmaktadır. Felsefenin daha önceden yaptığı gibi bütüncül bakabilmeliyiz. Her ilim hakikat dediğimiz o büyük gerçekliği kucaklayan, Allah (c.c) ın zatı başta olmak üzere, hakikate açılan doğru pencereleridir. İlimleri kutsal ve seküler olarak ayırmamak lazım. Çünkü varlığın hepsi kutsaldır, her biri Allah (c.c) a işarettir. Tabiat ayetlerle doludur. İnsanda kitaptır, tabiatta kitaptır, Kur'an-ı Kerim de kitaptır. Kur'an-ı Kerim evrenin bir fihristi gibidir. Dolayısıyla anatomi inceleyen kimseye de müfessir gibi bakmalısınız. Sosyoloji ismi bağımsız olarak 19.YY da konmuştur. Ondan önce felsefeciler toplum felsefesi hakkında normatif bir şekilde, yani filozofun kafasında olması gerektiği şekilde, ütopik şekilde incelemişler. Her filozof ideal 5

6 toplum nasıl olmalıdır hakkında konuşmuştur. Olaylara yaklaşırken değer yargısı ile, kural koyucudurlar. Bütün felsefe tarihinde toplum felsefesini en çok yapan Eflatun ve Farabi dir. Farabi fi Are ehl-ül Medine-tül Fadıla yani erdemli toplumun görüşleri kitabında ideal bir toplum ve devlet nasıl olmalıdır diye fikir yürütmüş. Farabi den sonra dünya bilim tarihinde kendi dönemine göre çok ileri görüşler ortaya atan bir filozofumuz da, tarih felsefesi altında bu bilimin kuruluşunu gerçekleştiren, bugün tüm dünyanın şahitlik ettiği ibn Haldun dur. ibn Haldun tarih felsefesi yaparak hanedanların yükselişini ve çöküşünü, toplumların bütünleşmesini ve dağılmasını çok sistematik bir şekilde Mukaddime adlı kitabında incelemiştir. Batılılar sosyolojinin gerçek kurucusu olarak kabul ederler. Batı ibn Haldun u 19.YY da keşfetti, Osmanlı 15.YY da keşfetti. O dönemde ibn Haldun islam düşüncesinde üretilen bu ilme ilm-u umran-ı beşeri (umran; imar etmek) adını veriyor. Aslına bakarsanız ibn Haldun bu ilim altında hem sosyoloji hemde antropoloji yapıyor. Örgütlü bir insan birlikteliği demek tam olarak. İlahiyyat branşlarında da özellikle fıkıh alanlarında ciddi sosyal düşünceler geliştirmiş. Fıkıh kimilerine göre islam toplumlarının normatif bir sosyal bilimidir. Yani nasıl bir toplum olması gerektiğini inceler. Değer koyucudur, şeriate göre nasıl olmalıdır şeklinde düşünür. En fazla sosyolojik düşünce, beşeri ilişkiler fıkıhta geliştirilmiştir. Bunun dışında her ilimde örtülü olarak sosyoloji yapılmıştır. Comte ile birlikte bu ilme önce sosyal fizik dendi. Kendisi pozitivisttir. Pozitivist felsefenin babasıdır. Olgucu bir şekilde olaylara yaklaşır. En olgucu bilim fizik olduğu için; toplumu da fiziğe benzeterek inceleyeceğimizi düşünmüş. Ama çok kuru ve tabiatbilimci olduğunu düşünmüş, ve sosyoloji ismini vermiş. Fakat yine de felsefe ile karışık olarak, pozitivist görüşlerle yoğrulmuş bir sosyolojik düşünce geliştirmiştir. Ondan sonra sosyolojinin gerçek kurucusu Emile Durkheim olmuş. Karl Marx önemli görüşler öne sürmüş. Anlayıcı sosyoloji yaklaşımını da, din sosyolojisinin batıdaki kurucu babalarından Max Weber geliştirmiştir. Sosyolojide Comte tan itibaren pozitivist damar çok etkili olmuştur. Yani deneyselliğe özenen, tabiat bilimlerini taklit eden bir pozitivist sosyoloji geleneği kurulmuştur. Sosyolojinin omuzunda ağır bir yük olarak kalmış, daha sonra bazı anlayışlı sosyologlar onu atana kadar iflahı kesilmiştir. Pozitivizm realiteyi sırf tabiat bilimleri ile sınırlandırmış, toplumu da tabiat bilimleri ile incelemeyi düşünmüş. Halbuki insanoğlu şuurlu, bilinçli bir varlıktır; tabiat gibi incelenemez. Durkheim sosyolojiyi gerçek anlamda sosyolojik bakış açısıyla sosyal olayları değerlendirmeye çalışmış. Onun teorisi de sosyolojist, yani herşeyi sosyolojiyle açıklayan bir teori olmuştur. Marx ın sosyolojisi ise tarihi materyalist olarak gelişmiş. Dünyada sosyalist ideolojilerinin babalığını yapmıştır. Sosyolojisinde maddeci yaklaşımlar egemen olmuştur. Weber sosyolojide bir dönüm noktasıdır. İndirgemecilikten kaçınarak, materyalist, pozitivist, sosyolojist görüşleri eleştirerek; sosyolojinin toplumu anlamadan başka çabasının olmaması gerektiğini düşünerek anlayıcı sosyoloji dediğimiz akımı başlatmıştır. Bugün Weber hala çok referans gösterilen önemli bir şahıstır. Bu anlayış sosyolojisinin bir açılımı olarak yüzyılımızın felsefesindeki gelişmenin sosyal bilimlere yansımasının bir neticesi olan fenomenolojik sosyoloji diye bir sosyoloji dalı doğmuştur. Alfred Schütz, Peter Berger, Thomas Luckmann fenomenolojik din sosyolojisinin temsilcileridir. İtalyan sosyolog Vilfredo Pareto, sosyolojide çoğulcu sosyoloji dediğimiz sosyal olayların çok sebebli açıklamasına yönelerek sosyolojik bir yaklaşım geliştirmiştir. Amerikan sosyolojisi daha çok empirik, deneysel olarak ilerlemiştir. İngiltere de antropolojik sosyoloji ağırlık kazanmıştır. Fransa ve Almanya da ise felsefi sosyoloji gelişmiştir. 3 tane büyük bilim kümesi var. Aslında 3 büyük varlık var. bir varlık olmadan orda ilim doğmuyor. Bunların altında çok sayıda alt gerçeklik var. Ama realiteyi 3 e ayırabiliriz; 1. Tanrı 2. İnsan 3. Tabiat 6

7 En fazla gördüklerimiz bunlar. Allah (c.c) ı göremesekte işaretlerini görüyoruz. Bunlara ben bilim kıtaları diyorum. Tanrı bilimi kıtası, İnsan bilimi kıtası, Tabiat bilimi kıtası. Bu kıtalar ülkelere, şehirlere, köylere vs. ayrılıyor. Aynı şekilde bilimler de çok sofistike, gelişmiş ve detaylıdır. İnsan bilimleri kıtasına aslında ismini veren antropolojidir. Antropoloji insan bilimidir. Bu kıtanın en büyük devletleri veen yakın bilim dalları da psikoloji ve sosyolojidir. İnsanı antropoloji her yönü ile inceliyor; psikoloji ruhi melekeleri, zihinsel faaliyetleri ve davranışları inceliyor; sosyoloji de toplum içerisinde insanı inceliyor. Eğer kıtanın merkezinde psikoloji olursa davranış bilimleri kıtası oluyor. Merkezde sosyoloji olursa o zaman kıtanın adı sosyal bilimler oluyor. İnsan bilim yerine Osmanlıca beşeri bilimler, batılılar humanities adı altında inceliyorlar. Dolayısıyla insani bilimler kıtamıza genel olarak bakarsak; antropoloji insan-kültür ilişkisi, sosyoloji insantoplum ilişkisi, psikoloji insan-davranış ilişkisi üzerinde durur. Hepsi insanı inceliyor. Antropoloji; insan realitede nasıl bir varlıktır, insanın kainattaki yeri nedir, hayvandan farkı nedir gibi konular üzerine yoğunlaşmaktadır. İnsanı kültür üreten bir varlık olarak incelemektedir. Antropolojinin kısımlarından sosyolojiye en yakın dalı sosyal antropoloji veya kültürel antropolojidir. Sosyoloji ve sosyal antropoloji neredeyse aynı şeyleri incelemektedir. Aralarında çok ince nüanslar vardır. Sosyal antropoloji haricinde psikantropoloji, felsefi antropoloji ve din antropolojisi kısımları var. Sosyal antropoloji ve sosyoloji arasında farklar; 1. Antropoloji daha çok insan-kültür, sosyoloji daha çok insan-toplum inceler, fakat sosyoloji kültüre de yer verir. 2. Antropoloji daha çok küçük toplulukları (köy, cemaat), sosyoloji ise büyük toplulukları (cemiyet, millet) inceler. 3. Antropoloji daha çok ilkel, gelişmemiş toplumları inelerken, sosyoloji daha çok gelişmiş toplumları inceler. 4. Antropoloji daha çok öteki toplumları inceleme bilimi iken, sosyoloji kendi toplumlarımızı inceleme bilimidir. 5. Antropoloji daha çok şifahi, oral kültürleri incelerken, sosyoloji literal, yazılı toplumları inceler. 6. Antropoloji daha çok metodolojik bakımdan katılımcı gözlem metod ve tekniğini uygularken, sosyoloji istatistik ve anket gibi nicel araştırma yöntemlerini kullanır. Antropoloji ve sosyoloji hocaları birbiriyle sıkı rekabet içindeler. Zira antropoloji öteki toplumları inceleme bilimi olduğu için, batılılar tarafından da daha çok sömürgeciliği yaygınlaştırmak için aracı olarak kullanıldığı için milli sosyologlarımız antropolojiye sömürgeci bilim olarak bakmışlardır. Aynı şekilde psikologlar var sosyologlar tartırşma var, üstünlük konusunda. Psikologlar der ki birey olmadan toplum olamaz. Sosyologlar diyor ki toplum olmadan birey olamaz. Bu sorun diyalektik ilişkiyle çözülmüştür. Yani bu iki alan kaşılıklılık ilişkisi içerisindedirler. Veya başka bir deyişle toplum bireyi üretir, birey toplumu. Toplum bireyi inşa eder, birey toplumu. Birey toplumu etkiler, toplum bireyi. Toplum bireylerden oluşuyo gibi görünse de, insanoğlu sadece biyolojik bir varlık değildir. İnsan biyo psiko sosyo kültürel ve dini bir varlıktır. Hocaam, peki dini, varlık nasıl oluyo? Yani inanan bir varlıktır. Inancıyla dünyayı şekillendirir. Inancıyla dünya kurar. Toplum nasıl bireyi oluşturuyor? Berger in Kutsal Şemsiye kitabında okuyacaksınız, din ve dünya kurma din ve dünyayı koruma diye iki bölüm var, çok harika bölümler. Din nasıl insan etrafını şekillendirirken inşa etmeye yardımcı olur, stratejik bir rol oynar? Bundan bahsediyor. Tarihçe kısmında, din sosyolojisinin hazırlayıcıları diye bir başlığımız olacak. Iki filozofumuz var yanlızları oynayan, antisosyal. Ibn Tufeyl ve Ibn Bacce. Ibn Bacce nin Teşhiru l-muvahhid adlı kitabı var. bir insanın tek başına hayatı dünyayı idame ettirmesi. Ibn Tufeyl in kitabı da Hayy bin Yekzan. Yanlız bir adada nasıl hakikate ulaştığını, Allah (c.c) a ulaştığından bahsediyor. Bunlar antisosyal bireyci filozoflardır. Toplumun insanı 7

8 bozduğunu, eğitmediğini yetiştirmediğini, sosyalleştirmediğini savunurlar. Insanın toplum içerisinde yanlız olmasını isterler. Bu görüşe Robinson Crusoe felsefi, romantik bir örnektir. Insan sosyalleşme esnasında eğitim yoluyla değişen dönüşen bir varlık olduğu için insandaki eğitim yoluyla, toplum yoluyla kazanılan yetenekleri, kabiliyetleri, davranışları eğerbir insandan çıkarırsak, insan bir biyolojik hayvan olarak kalır. Psikoloji burda sınıfta kalır. Onun için bunu fenomenolojik sosyologların diyalektik ilişkiyle çözmeleri çok yerinde. Yani karşılıklı olarak bunlar birbirini üretirler, inşa ederler. Hocam ilk insan yaratıldığında tek kişiydi,toplum yoktu bu nasıl oluyo? Bir görüşe göre Adem den önce ademler vardı. Bir görüşe göre de Allah Teala tek bir ruh tohumundan hem Adem i hem Havva annemizi yarattı. Aynı anda eş zamanlı yaratıldı. Daha sonra çoçukları oldu. Biraz şu anda fıkhi açıdan kabul edilemez olsa da bunlar çaprazvari evlendiler. Yani aynı batndan çıkanlar birbiriyle evlenmedi bir sonraki batndan çıkan çocuklarla evlendiler.o andaki şeriat buna mecburdu belki. Bunu böyle açıklıyoruz. Geçici bir evrim. Ensest bir ilişkiyle çoğaldığı anlaşılıyor. Ama geçici olarak Allah Teala buna müsade etmiş olabilir. Iki kişinin olduğu yerde sosyal hayat başlamıştır. Havva annemizle Adem babamızın olduğu yerde toplum başlamıştır. Insanların ilk toplumsal hayatı biraz kapalı. Mesela diyorki ben bacımla zina etmek istemiyorum onun için evrime inanıyorum veya Adem den önce ademler vardı, maymundan geldik, toplu yaratıldık gibi iddialar ortaya atıyor. O da doğru bişey değil. Ben buna kendi kafamda şöyle bişey diyorum : Hz. Adem in şeriatında zorunluluk olarak farklı batnlardan doğan çocukların evlenmesine geçici olarak izin verildi. Daha sonra bu evlenme çemberleri endogamiden egzogamiye (iç evlilikten dış evliliğe) doğru değişti. Ilahiyatçılara en büyük saldırı burdan gelecektir. Adem babamızla Havva annemizin çocukları zina mı etti? şeriatlar değişir ama inanç esasları değişmez. Hz. Adem in şeriatında insan neslinin üremesi için geçici olarak müsade edilmiştir. Güya Habil le Kabil olayı için, Habil Kabl in batnından doğan kıza göz dikmiş, ondan olmuş derler. Bir kız davası var başlangıçta yani. Burda da biraz efsane olduğu görünüyor. Çünkü Kur'an-ı Kerim de Kabil in Habil i öldürmesi layı kız davasından değil de kurban davasından olmuştur. ikisi Allah (c.c) a birer kurban sundular. Allah (c.c) birinin kurbanını kabul etti diğerininkini kabul etmedi.iranlı Islam sosyoloğu Ali Şeriati der ki: Habil avlayıcılıkla uğraşırdı. Kabil de tarımla uğraşıyordu. Allah (c.c) avcılıkla uğraşan daha mütevekkil olduğu için ortada olmayan bir avı bulup kurban ettiği için Allah (c.c) onunkini kabul etti, tarımdan olanı kabul etmedi. Bu bir itham tabi. Allah (c.c) niye böyle yaptı? Ikisininkini de kabul edebilirdi, niye etmedi? Biz buna dini hayatın draması piyesi diyoruz. Kur'an-ı Kerim de malesef bu konular kapalı geçiyor. Biri diğerini kıskanarak öldürüyor. Daha sonra nasıl gömeceğini de bilmiyor. Bir karga gelip gagasıyla toprağı kazıyor. Sonra mmezar kazmayı öğretiyor. Eyvvaah şu kuş beyinli kadar olamadım diyor. Sosyalitenin sosyalliğin insana kazandırmış olduğu bilgileri ilk andan itibaren Allah Teala Hz.Adem e öğretmiş olduğunu kabul edersek bir takım şeyleri mutlaka biliyor olması lazım. Çünkü sosyalliğin insana kazandırdığı birçok şey var. toplumu insanın ürettiğini söylediniz. Bütün bunları öğrenmiş olması lazım. Dramanın biraz daha gerisine gelirsek Allah (c.c) la melekler arasında geçen konuşmada.. yeryüzünde kan dökecek bozgunculuk çıkaracak.. diyor. Şimdi melekler bunu nerden biliyordu? Diyorlar. Ben bunu şöyle çözüyorum: Hz Adem den önce Hz Adem gibi bir insanlık türü daha yaşadı ve kayboldu. Onun için melekler yine onlar gibi bir varlık mı yaratacaksın? diye Allah (c.c) a itiraz ettiler. Allah (c.c) ben sizin bilmediğinizi bilirim buyurdu ve Adem e isimleri öğretti onlar da subhaneke le ılme lene dediler. Şimdi o semavi drama da tartışmalı bir konu. Meleklerin bunu levh-i mahfuzda öğrendikleri ruhani varlıklar oldukları için gelecekte olacakları görmüş olabilirler. Allah (c.c) ın Hz Adem e yeryüzünü nasıl imar edeceğini öğretmiş. Kültürün insani bir şey olduğunu metafizik bir öğretmeyle meydana geldiğini çıkarıyorum ben. Öldürmmek de bir kültür olayıdır. Kozmologlar, fizikçiler kainatımızın başlangıcı konusunda el yordamıyla bazı teoriler öne sürdüler ama tutturamıyorlar. En tutarlı teori big bang teorisidir. Kur'an-ı Kerim e de biraz uyuyor. Kıyametle alakalı Kur'an-ı Kerim in bahsettiklerinden başka açık bir fiziki yasa bulamıyoruz. dolayısıyla dinin varlık sebeplerinden bir tanesi 8

9 de kutsal kitapların öğrettiği kadar mebde ve mead hakkında bizi bilgilendirmesi. Yani insanlığn ve kainatın başlangıcı konusunda bize fikir vermesidir. Bilim bu konuda sadece tahminden başka bişey yapmamaktadır Din Sosyolojisinin Tasnifi Geçen ders kabataslak ilimler tasnifi yapmıştık. Bir çok bilim adamı tarafından yadırganmayan tasnife göre bilimleri; tanrı bilimleri, insan bilimleri ve doğa bilimleri diye üç büyük kıtaya ayırabileceğimizi belirttik. Bu arada sosyal bilimler kıtasıyla insan bilimleri biraz farklı. Bir de doğa bilimleriyle ilahiyat bilimlerini tanımaya çalışacağız. Bu arada din sosyolojisinin tanrı bilimleri içindeki yerini belirlemeye çalışalım. Doğa bilimleri aslında, özel doğa bililmleri ve genel doğa bilimleri diye ikiye ayrılıyor. Özel deyince doğada en fazla hangi maddeler varsa onlarla ilgili özel bilimlerin olması gerekiyor. Mesela doğada en fazla madenler mineraller var.onun için madenlerin içinde yer aldığı yer tabakası var. buna biz mineraloji yani özel doğa bilimlerinin başında mineraloji yani maden bilimi var. Ondan sonra bitkiler gelmektedir. Bitkilerin batıdaki ismi botaniktir. Sonra hayvanlar gelmektedir. Hayvanların ismi zoolojidir. Bir de gök bilimi vardır. Buna da astronomi denir. Genel doğa bilimleri ise doğadaki varlıkların dış şekillerini inceleyen fizik iç yapılarını inceleyen kimya canlılık özelliklerini inceleyen biyoloji varlıkların sayısal özelliklerini anlatan bilgi dalına da matemetik denir. Topyekün doğa bilimlerinin metadolojik özelliği objektif olmasıdır. Iki kere iki dört eder. Bu her yerde aynıdır. Gökyüzünü hepimiz görürüz. Güneş, ay, yıldız hepsi vardır. Bunları inkar edemeyiz. Bitkiller hayvanlar madenler var. Dolayısıyla doğa bilimleri: 1. Olabildiğince nesneldir. Nesne bize olduğu biçimde bize yansır. 2. Deneyseldir. Deneye konu olurlar. 3. Açıklayıcı bir metoda sahiptirler. Anlayıcı olmaktan ziyade sebep sonuç ilişkilerini göstererek izah etmektir. Anlama, olayların dışa yansıyan görünümlerinden anlam dolu içlerine nüfuz etmeye denir. Sezmek nüfuz etmek kavramak önemlidir. Insan bilimleri Comte un başlattığı pozitivist sosyolojide tabiat bilimlerinin objektifliğini, deneyselliğini öykündü. Onun için insan bilimlerinin büyük bir kısmı antropoloji sosyoloji psikoloji objektiflik konusunda açıklayıcılık konusunda tabiat bilimlerini örnek aldı. Din bilimlerine geçtiğimiz zaman din bilimlerinden de bizim içinde yer aldığımız din sosyolojisi din antropolojisi din psikolojisi din fenomenolojisi gibi bilgi dalları tıpkı sosyolojinin tabiat ilimlerini öykündüğü gibi doğa bilimlerini deneysellik bakımından öykünmüştür. Diğer türlü bilim mantığı işlememiş oluyor. Bilim dediğimiz şey ayakları yere basan deneysel olan ampirik olan bir uğraş olması gerekiyor. Yoksa felsefe yapmıyorsunuz. Teoloji yaparsınız o zaman kanıtlamak zorunda değilsiniz. Ama bilim dediğimiz zaman olgularla yüzyüze gelmemiz gerekiyor. Olguculuk bilim mantığına yerleşmiştir. Olgulara dayalı bilgi üretmemiz gerekiyor. Pozitivizmin hatası olguları sadece maddi olgularla sınırlandırmasıydı. Ben gördüğüme inanırım. Gördüğüm olaylar ve olgular dışında olay ve olgu yoktur. Mesela melek cin görmüyorum o halde yoktur. sadece maddi olay ve olgularla sınırlandırıdğı için hata ediyor. halbuki manevi olay ve olgular var. mesela dünya Allah Teala nın masnuatı Bediüzzaman ın deyimiyle mektubatı şuaları. Yukarının bir yansıması. Dinler tarhinin deyimiyle teofani yani uluhiyetin tecellisi. Allah (c.c) ın tecellisi. Gerçek varlık yukarısı. Biz onun gölgesi hatta tasavvufta bu alem gölgeden ibarettir. Efendimiz in dediği gibi İnsanlar uykudadırlar. Öldükleri zaman uyanırlar. Fiziki bir rüya görüyoruz. Bu derin bir düşünce. Tabi realite kimilerine göre bir hayal bir rüyadan ibaret. Pozitivistlere göre ise gerçek alem gerçek olaylar somut olaylardır. Onun dışındakiler yoktur. Metafiziği düşünceden çıkarıyor. Bu da realiteyi sınırlandırmak anlamına geliyor. Din alanına geçtiğimiz zaman bir dindarın inancını tecrübe etmesi deney konusu yapması bilim açısından önemlidir. Din felsefesinde dini tecrübe delili diye 9

10 bir delil var. yani rüyalarımızda tevafuklarımızda hoş rastlantılarda biz Allah (c.c) ın varlığını veya bizi gözettiğini sık sık tecrübe ederiz. Ama bazen kaçırırız bunları. Onun için rahmani rüyalar da vardır. Metafiziğe açık tek penceremiz rüyalar gibi gözüküyor. Ama onun dışında tevafuklar da var. hoş rastlantılar da var. bunlar aslında bize başka bir alemin olduğunu ve Allah (c.c) ın bizi gözettiğinin kontrol ettiğinin yönettiğinin işaretleridir. Deneysellik bakımından her insanın hayatının şu veya bu anında böyle bir tecrübe yaşadığını vaya yaşayacağını düşünüyorum. Din bilimlerinin ismi genel ilahiyattır. Tanrılar bilimi değil de tanrı ile ilgili bilimlerdir. Genel ilahiyattan kasıt din sosyolojisi din felsefesi, felsefe tarihi psikoloji hukuk gibi ilahiyat dışına taşan bilgiler görüyoruz burda. Bu genel ilahiyat kapsamına girer. Özel ilahiyat ise bir dinin akidesini işleyen bilgi dalıdır. Mesela bizim dinimizi inceleyen özel ilahiyat kelamdır. Din bilimlerini kendi arasında üçe ayırmak gerekiyor. Ilahiyat, din felsefesi, ve sistematik din bilimleridir. Ilahiyat metadolojik bakımdan din bilimlerinin en normatif(değer yagısıyla yaklaşan) bilimidir. Olması gerekeni tartışan Allah (c.c) ı ve Peygamberin istediğini anlatan manasındadır. Tarihi ve sistematik kısmı var. tarihi ve sistematik kısmı var. tarihi deyince ilahiyatın kelam tarihi mezhepler tarihi tasavvuf tarihi fıkıh tarihi vb. Sistematik(ıstılahta furuat manasındadır) ilahiyat dediğimiz zaman başta sistematik kelam fıkıh felsefe tasavvuf ve ahlak gibi dallar gelmelidir. Aslında islam düşüncesi veya ilahiyat düşüncesini üç bilgi dalı oluşturur. Felsefe, tasavvuf ve kelam. Düşünce olarak bunlar var ama diğer bilgi dalları olarak ahlak ve fıkıh gibi bilgi dallarımız dini ahlak ve dini hukuk diyebileceğimiz, islam ahlakı ve islam hukuku diyebileceğimiz bilgi dalları da ilahiyatın alt şubeleri olmaktadır. Demekki ilahiyatın metodolojik özelliği normatif olması bir de anlayıcı anlayıcı olmasıdır. Biz ilahi kelamı anlamya çalışırız. Tefsirciler her ne kadar tefsir açıklamak manasına gelse de büyük ölçüde te vil yaparlar. Yani yorum yaparlar ve bu tefsirden daha geniştir. Hedef anlamaktır. Açıklamak her zaman mümkün olmayabilir. Din felsefesi ilahiyat konularını daha özgür rasyonel tutarlılığa tabi tutarak objektifliğe de değer vererek yarı objektif yarı tutarlı bir şekilde anlatan bilim dalına denir. Genel ve sistematik din bilimlerine geçtiğimizde bunun da kendi arasında tarihi ve sistematik kısımları var. tarihi din bilimini dinler tarihi ve özel din tarihi(islam yahudi tarihi..) oluşturur. Bu yüzden vazgeçilmez bir bilimdir. Herkes bundan faydalanır. Mesela Ünver Günay kitabında sık sık dinler tarihinden yararlanmış. Genel dinler ve özel dinler tarihi vardır. Özel dinler tarihi her dinin kendi tarihidir.din bilimlerinin kendi arasında önem sıralaması yoktur. fakat genellik özellik veya ilahiyattan yavaş yavaş bilim yapmaya doğru derecelenme hiyerarşideki sıralamaları var. bu bakımdan dinler tarihinden sonra din fenemenolojisine geçmek gerekiyor. Din bilimlerinin genel metedolojilerinden bahsedelim. Sistematik din bilimleri ilahiyat gibi normatif değildir. din felsefesi gibi yarı objektif yarı normatif de değil,objektif olmaya çalışan bilimlerdir. Tabiat bilimlerinin objektifliğini öykünürler. Açıklama metodunu öykünürler. Ama ilahiyat konularını ele aldıkları için de hem anlayıcı hem açıklayıcıdırlar. Sistemmatik din bilimleri konuları tek tek ele alarak istikra yaparak genel kaideye varmaya çalışır. ilahiyat konularını incelediği için hem tümevarımcı hem de tümdengelimcidir. Yine tabiat bilimlerinin deneyselciliğini öykünerek büyük ölçüde deneysel olmaya çalışır. ama bu deneyselcilik katı bir deneyselcilik değildir. önümüzde modern aydınlanmadan sonra ortaya çıkmış daha önceki ilahiyat fakültelerinde okutulmayan dört tane bilimimiz var. bunlar din fenemenolojisi din sosyolojisi din psikolojisi ve din antropolojisi. Bunlara sistematik din bilimleri diyoruz. Hocam anlayıcılık ve açıklayıcılıktan bahsetmiştik. Bu bütün konularda böyle mi yoksa Allah (c.c) a bakan yönüyle anlayıcılığı insana bakan yönüyle açıklayıcılığı mı esasa alıyoruz? Aslında olguculuk insanlık tarihi kadar eski bir ideoloji eski bir felsefedir. Ama Comte buna isim verdi ve onun şampiyonluğunu yaptı. Şimdi Kur'an-ı Kerim e baktığımız zaman Hz İbrahim Allah (c.c) ın varlığını kavramak için tümevarımcı metodla olguculuk yapmaya çalışıyor. Yıldızlar doğuyor bu benim Tanrım olabilir diyor. Sonra onlar battığı zaman ben batanları 10

11 sevmem diyor. Ay ı görünce.. bu Hz İbrahim in deneyselciliğine örnek. Yine Hz İbrahim Allah Teala ya ya rabbi ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster diyor. Dört kuşu al onları parçala işte bu da pozitivist bir anlayıştır. Kur'an-ı Kerim de pozitif düşünceye yani olgusal düşünceye yer var. pozitif deyince müspet anlamayın. Müspet demek aslında ispat edilen deneye konu olan bilim dallarıdır. Aslında müspetle olumluluk arasında da bir bağlantı var. bir şeyi deneysel bir şekilde gözlemleyebiliyorsan o şey olmuştur, olumludur. Müspetin zıddı menfi değildir. müspet(apostriorik) ilimin zıddı nazari(apriorik) ilimdir. Mucizeler en pozitif dini fenomenlerdir. Çünkü insanın gözüne sokarcasına tabiatüstünün tabiattaki müdahaleleridir. Harikulade (adeti parçalayan müdahalelerdir.) aynı zamanda fevkalade(adetüstü) şeylerdir. Bunun varlığını her zaman hissedersin. Dini en deneysel kısmı mucizelerdir. Mucizeler Efendimiz e fazla verilmedi. Mesela Hz Musa nın Nil Nehri ni ikiye yarması. Bbu harikulade bir olay. Bunlara hissi duygusal mucize diyorlar. Efendimize bunlar fazla verilmedi. Gerekçeleri Allah (c.c) tarafından şöyle açıklanıyor. Daha öncekilerin yalanladıkları gibi seni de yalanlamayacaklarını bilseydim sana da mucize verirdik. Gerçi Efendimiz in İsra, ayın yarılması, parmağından su akıtmak gibi. Birde bize normalmiş gibi gelen mucizeler var. gözün görmesi kulağın duyması gibi. Bunları tekrar eden dini tecrübeler kategorisine almamız gerekiyor. Biz bunları Allah (c.c) ın varlığının en somut delilleri olarak görmeliyiz. Yoksa illa büyük mucizeler hissi mucizelere yönelmemeliyiz. Efendimize verilen mucizelerin çoğu hidayete erdirmek değil müslümanları itmi nana erdirmek için gelen mucizelerdir. Din fenemenolojisi din fenomenleri yani tezahürleri olayları olguları hadiseleri manasına gelir. Dini fenomenleri anlamlandırma iç manalarına nüfuz etme çabasında olan birine din fenomenolojisi denir. Bu bilim anlamlandırma bilimidir. Konusu dini fenomenleri anlamlandırmaktır. Mesela kurbanın haccın özü nedir? iç manası nedir? kurban Allah (c.c)a yaklaşmak demektir. Fedakarlıktır. Kurbanın özü Allah (c.c) için maldan candan fedakarlık yapmaktır. Hz İbrahim candan fedakarlık yaptı. Allah (c.c) onu mala çevirdi. Allah (c.c) maldan fedakarlık yapın. Kan akıtın ve böylece bana yaklaşın diyor. Insanın secdeye varması kolay bir hadise değildir. hac sembollerle dolu bir ibadettir. Tamamen sembolik bir ibadettir. Şeytan taşlama arafatta vakfe. bunları bir fenomonolog anlamlandırmazsa olmaz. Aslında tasavvufun içinde fenomoloji yapılmaktadır. Bir mutasavvıfın Keşful Mahcub diye kapalı olanı açmak manasında bir kitabı var. bizde bu bilim yok demek hata. Aslında var yeterki araştıralım. Din sosyolojisi, dinle toplum ilişkilerinden yani dinin topluma toplumun da dine etkisini araştıran ve dinden doğan grupları inceleyen bir bilgi dalıdır. Din psikolojisi bireyin dini davranışını, bireysel dini davranışı vebu bireysel dini davranışın arkasındaki ruhi süreçleri motivasyonları inceleyen bir bilgi dalıdır. Din antropolojisi, din ve külltür ilişkisini ve bir toplumun dini kültürünü inceleyen, yaşanan dini, halk dindarlığını ve yüksek tabaka dindarlığını inceleyen bir bilgi dalıdır. Din sosyolojisinin konusu bütün dinlerin toplumla ilişkilerini inceler. Ama İslam ilahiyat fakülteleri olduğu için islamın toplumla ilişkisini inceliyoruz daha çok. Prensip olarak bütün dinlerin toplum ilişkisini inceler. Din sosyolojisini isimlendirirken bazıları dinler sosyolojisi demiş, bazıları din sosyolojileri demiş, dinler sosyolojileri demişlerdir. Ama din sosyolojisi tutmuştur. Bir de özel din sosyolojileri vardır. Islam din sosyolojisi, hıristiyan din sosyolojisi, budist din sosyolojisi vb. Bu da objektif olmaya çalışan bir din sosyolojisidir. Belli bir dini inceleme altına alır. Ama bunlara benzeyen bir takım ideolojik alt dallar vardır. Mesela islamı göz önüne alacak olursak islam sosylojisi islami sosyoloji ve islamcı sosyoloji gibi sosyloji çabaları olmuştur. Sosyal bilimlerin islamileştirilmesi kapsamında sosyolojinin psikolojinin antropolojinin ekonominin tarihin islamileştirilmesi çabalarına girişen alimler olmuştur. Islam din sosyolojisi dışındaki sosyoloji çeşitlerinin daha çok normatif, felsefeye kaçan, ideolojik bir bilim yapma çabaları olduğunu ifade etmeliyiz. Din sosyolojisinin konusu din toplum ilişkisidir. Bu ilişkilerden doğan etkileşimler. Yani dinin topluma etkisi, toplumun dine etkisi ve dinden doğan grupları incelemeye çalışır. sosyal süreçlerle din arasındaki ilişkiyi de inceler.sosyal kurumlarla din 11

12 arasındaki ilişkiyi de inceler. Sosyal kurumlar deyince aile, eğitim, ekonomi, siyaset, serbest zamanları değerlendirme aklımıza geliyor. Yeni dini hareketleri inceler. Dinler arası ve gruplar arası ilişkileri inceler. Çeşitli toplum tiplerinde, din konusunu inceler. Bu kapsamda geleneksel, modern, postmodern ve geçiş toplumlarında din konusunu inceler. Dini gruplar konusu üzerinde özellikle ve ayrıntılı bir şekilde durur Din Sosyolojisinin Usulü Her bilimin bağımsız bir bilim olabilmesi için kendine özgü bir konusu, konusu, tarihçe olması gerekir. Usül normalde araştırmacıları ilgilendirir. Fakat zihni hazırlanma açısından önemlidir. Bu bilim ilahiyat ve sosyal bilimler arasında köprü kurar. Din sosyolojisinin metodu, büyük ölçüde sosyoloji metodu ile aynıdır. Bilim felsefesinde usül veya metod; ulaşmak istediğiniz bilgiye giderken izlediğiniz genel yola denir. Teknik ise bu yolda giderken kullandığınız vasıtalara denir. Araştırma sonucunda modeller, yani incelenen kouyla ilgili teori öncesi açıklamalar, ve teoriler geliştirilir. Teori modellerin biraz daha geniş açıklamasına denir. Teorilerin biraraya gelmesi ile paradigma denen bilim dünyasında en genel açıklayıcı şemalar oluşur. Mesela fıkıh ilminde dört büyük mezhep imamlarının açıklamaları birer paradigma oluşturur. İtikadda mutezile paradigması, eşari paradigması gibi. Paradigma değişebilir, yanlışlanabilir. Buda bilimadamının tümevarım yoluyla ulaştığı genel açıklamalar bütünüdür. Tabiat bilimlerinde kesin yasalar olabilir, fakat sosyal bilimlerde böyle yasalardan bahsedemiyoruz. Genel sosyolojide 3 büyük metod var; 1. Vasıflama 2. Karşılaştırma 3. Anlama veya açıklama Her ilim incelediği realiteyi tanımlamak, tasvir etmek, teşhis etmek, tahlil yapmak ister. Incelediği konuyu tasvir etmek, vasıflama metodudur. Sosyal olaylar hakkında gözlem yapma, müşahede de bulunmak. Vasfılama metodunun diğer ismi zaten gözlem metodudur. Gözlem metodu genelde 2 ye ayrılır; dolaylı ve dolaysız. Dolaysız gözlem; içinden yaşadığımız toplumu ve sosyal olayları gözlemeye denir. Buna doğrudan gözlem de denir. İçinde yaşamadığımız veya tarihte yaşayan toplumların incelenmesine de dolaylı gözlem denir. Tarihe mal olan veya günümüzde yaşayan ama içinde yaşamadığımız toplumlar hakkındaki gözlemdir. Dolaysız gözlem; yaygın gözlem ve yoğun gözlem diye ikiye ayrılır. Yaygın gözlem; televizyon izlemek, gazete okumak gibi. Yoğun gözlem; bir takım teknikler kullanarak, daha dar çerçeveli, belli bir konuda yapılan gözlem. Yoğun gözlemlerin teknikleri vardır; 1. Örnekleme 2. Monografi 3. İstatistik 4. Olay incelemesi 5. Mülakat 6. Katılımcı gözlem 7. Anket uygulamaları Sosyal bilimler araştırma yaparken topluma sondaj vurmak isterler. Kovasını topluma atıp toplumdan ne gelecek diye sallamak iter. Topluma bir soru sorar. Felsefeden farklı olarak masa başında atmak yerine şu kadar sayıda insan şunu yapmaktadır demek daha destekli atmayı sağlar. Bir takım verilerle konuşmaktır dolaysız gözlem. Bunların sulandırıldığı yerler olmuştur. Ülkemizde bir gazete masa başından falan parti falan oyu alacak 12

13 diye sallıyor. Bu insanı manipüle eder. Halbuki kamuoyu yoklama şirketleri seçimleri 95% isabetli şekilde tutturmaktadır. Ben kendi tezimi yazarken rakamlar insani olayları tam yansıtmazlar diyordum. Çünkü insanlar anketlere yanlış cevaplar verirler, yanıltırlar vs. Fakat gördüm ki 10 kişiden 7 si sizi kandırabilir, fakat 100 kişiden 70 sizi kandıramıyor. Sayı yükseldikçe temayül ortaya çıkıyor. Örnekleme tekniği; bir araştırmanın örneklerini iyi oluşturmak, onun sonucunu da sağlıklı bir şekilde kurmayı sağlamaktadır. Yani kime soracaksınız, kaç kişiye soracaksınız. Örnekleme demek, toplumun tamamını incelemke mümkün olmadığı için, oradan belli bir numune seçerek o numune üzerinden araştırma yapmaya denir. Doktor sizden 3-5 gram kan alır, ama tüm bedeni ve kanı tanımış gibi olur. Bu zamandan, mekandan, paradan tasarruftur. 13 milyon İstanbul u sağlam seçilmiş 1300 kişi ile tanıyabilirsiniz. Işte sosyoloji bize bunu sağlıyor. İstatistiğe göre konuşmayı sağlıyor. Rakamlar yalan söylemiyor. Fakat en büyük yalanlar da istatistik ile söylenir. Örnekleme oluşturulurken iki teknik kullanılır; tesadufi örnekleme, kotalar sistemiyle örnekleme. Mesela ben ilahiyat fakültesi öğrencilerinde fundementalizm eğilimi diye bir araştırma yapacak olsam, eğer sırf Marmara ilahiyatı seçersem, bayan erkek fark etmeden 100 kişiye sorsam tesadüfi örnekleme oluyor. Fakat ben 3 ilahiyat, doğuda batıda ve istanbulda ilahiyatları seçsem, kota koysam, 100 erkek 100 bayan kotası koysam bu kota sistemidir. Bilinçli olarak örnekleme oluşturmak ancak bu şekilde mümkündür. Örneklerin alındığı vücuda evren derler. Mesela istanbul üzerine araştırma yapıyorsa, 1300 kişi seçmişse, örnekler istanbul evrenidir. Bazı yazarlar yine de araştırma 1300 kişi ile sınırlıdır diyerek genelleme yapmıyorlar. İstanbul da yapılan bir araştırma Türkiye geneli ile aynı değildir. Örnekleme prensip olarak ana kitleyi temsil edici özelliğe sahip olması gerekir. Mesela fundementalizm araştırmam da 10 kişi yanıltıcı cevap verebilir ama 100 kişi veremez. Onun için numune seçmek önemlidir. İkinci tekniğimiz monografi. Sosyal bilimlerde sınırlı bir konuda derinlemesine yapılan araştırmalara monografi denir. Mesela fundementalizm eğilimi geniş bir araştırma; fakat ilahiyat öğrencilerinin Vehhabiliğe bakışı dersem daha hususi olur. Belirli bir konuyu derinlemesine inceleyen kitapların genel ismi monografidir. Edebiyatta köy monografileri, şehir monografileri vs. vardır. Üçüncü tekniğimiz istatistik. Sayısal olarak verilerimizi bir işlem sürecine tabi tutmaya, frekanslarını almaya, yüzdelikleri almaya, çapraz ilişkileri almaya, medyumunu bulmaya denir. Bu bilgisayar başında yapılan birşeydir. Bilgisayarda verileri girince çok güzel tablolar çıkarıyor karşınıza. Olay incelemesi, monografi gibi belli bir sosyal olay üzerine yoğunlaşarak inceleme yapmaktır. Burada şahıslara bile olay derler. Mesela Şerif Mardin, Said Nursi olayı adlı kitap yazı. Batılılar buna case study derler. Örnek olay üzerine yapılan inceleme. Mülakat, anket sonuçlarının sağlamasını yapmak için; 100 kiişiyle yapılan anketten 10 kişi ile yüz yüze görüşmek, sorularımızı biraz daha derinden ölçmek anlamındadır. Katılımcı gözlem, antropolojiden devşirilen bir sistem. Aşatırmacının incelediği toplum kesiminde bir ajan gibi muamele görmeden, onların bir üyesiymiş gibi kendini kabul ettirerek doğal yollardan bilgi toplamak demektir. Mesela İngiliz antropologlar Kayseri de 6 ay yaşayarak kitap yazıyorlar. Anket incelemesi daha çok geniş kitlelerin eğilimlerini, kanaatlerini, temayüllerini öğrenmek için belirli sorular soracak yaptığımız taramaya denir. 100 kişiden aşağı olmamalı. Anket soruları kimlik soruları ile başlar. Fakat isim istenmez. Yoksa kişilerin deşifre olması mümkündür. Temayül soruları vardır vs. Anket yapacak insanın teorik olarak kendisini hazırlaması lazım. Teorik kısım içinde konuyla alakalı bir çerçeve çizilmeli. Dolaylı gözleme gelirsek, tarihte içinde yaşamadığımız, veya günümüzde ama içinde olmadığımız gözlemlere diyoruz. Mesela Azerbeycan da dini hayat. Dolaylı gözlemin kendi içinde iki tekniği var; bilgi ve belgeleri toplama ve bilgi ve belgeleri tartışmak ve güvenlirliğini tartışmak. Ben tezimi yazarken kitaplar yoluyla 13

14 geçmiş hakkında incelemelerde bulundum. Masa başında dolaylı gözlem yapmış oldum. Belgeler güvenilir belge ise verdikleri belge de güvenilir olur. Mesela resmi tarihçiler devletin resmi görüşünü yazarlar. Ben bu belgeleri şahsi yazılmış hatırat ile tevsik edersem güvenilirliği artar. Dolaylı gözlem de belgeler 3 e ayrılır; yazılı belgeler, sözlü belgeler, şekillenmiş anıtlar. Yazılı belgeler tarih kitapları, mahkeme sicilleri, kitabeler, hatıra kitaplar. Sözlü belgeler ise toplumda ağızdan ağıza dolaşan menkıbeler, atasözleri vs. toplumun kültür incelemesi hakkında bize bilgiler verir. Şekillenmiş anıtlar ise tarihi bir toplumu incelerken o toplumdan bize bir anıt kalmış ise onları incelemek ile elde edilir. İstanbulun su sarnıçlarını araştırmak gibi. Bu metod (vasıflandırma) her nekadar fotoğraf çekme, objektif olma olsa da maalesef fotomontaj veya objektifi değiştirmek gibi sebeblerle etkilenmektedir. İkinci metodumuz karşılaştırma. Gözlem sonucunda ulaştığımız bilgileri, daha önce yapılmış bilgilerle karşılaştırma metodudur. Karşılaştırmanın 3 tekniği var; tarihi karşılaştırma, etnolojik karşılaştırma, istatistiki karşılaştırma. Tarihi karşılaştırma içinde yaşadığımız toplumdaki bir değişikliği inceliyorsak eğer 50 yıl öncesi ile karşılaştırmadır. Eğer herhangi bir etnik grubun tarihteki yaşayışlarını incelersek buna da etnolojik karşılaştırma denir. Mevcut bir çalışmanın verilerini, daha önce yapılmış bir çalışmanın verileri ile karşılaştırırsak, buna istatistiki karşılaştırma denir. Mesela 20 yıl önce oruç tutanların oranı ile bugünkünü karşılaştırma gibi. Karşılaştırma bizim konumuzu anlamamımza çok yardımcı olur. Asıl olayın olduğu yer, anlama ve açıklama metodu. Anlama, sosyal olayların dışa yansıyan görünümlerinden anlam veya mana dolu içlerine nüfuz etmeye denir. Açıklama ise, sosyal olayları sebeb-sonuç ilişkisi göstererek izah etmeye denir. Anlamamızı sağlarken 3 teknik kullanıyoruz: türlerin ve tiplerin ayırt edilmesi, sebeblerin bulunması, dini sosyal bilimsel yasalara ulaşmak. Diyelim ki meyveler üzerine araştırma yapıyoruz. Meyvelerin vasıflamasını yaptık, gözlemeyi yaptık, karşılaştırmasını bitirdik, elma ve armutu ayırmalıyız, yani tiplere ayırma. Daha sonra sebebler. Mesela bir bayan başörtüsü neden takar? Buna 5-6 kadar sebeb bulabilirsiniz. Tonlarca olaylar oluyor. İlim adamının mahareti, bu sosyal olayların asıl sebeblerini ortaya çıkarmaktır. Sosyal olaylarda sebeblere şartlar denir. Mesela darbe sosyal olaydır. Darbe şartları oluştuğu için olmuştur. Bazen tek sebeb gösteremezsiniz. İlim adamı bu konuda indirgemeci olmamalı, kesin yasa taraftarı olunmamalı, izafiyetçi olmalı ve bağlantısal yasalar geliştirmeli. Yani falanca olay falanca olayla bağlantılı olarak geliştirmiştir Tarihi Hırıstiyanların orta çağını yaşadığı dönemlerde müslümanların din toplum anlayışlarını inceleyeceğiz. Tıpkı sosyolojinin insanlık tarihi kadar eski olduğu gibi toplumsal olaylar üzerinde düşünmenin çok eskilere dayandığı gibi, din ve toplum ilişkileri konusundaki bilgiler de çok eskilere dayanır. Yani insanlık var olduğundan beri dinsiz hiçbir toplum olmamıştır. Bir düşünür Sanatı olmayan felsefesi olmayan toplumlar olmuştur ama dini olmayan hiçbir toplum olmamıştır. Demiştir. Dolayısıyla insanlığın ilk atası Hz Adem den beri insanlık dinle beraber yaşamışlardır. Bunun için din toplum ilişkileri her dönemde canlı kalmıştır. Şimdi tabi tarihçiler eski medeniyetler hakkında bilgi toplarlarken tabi ki yazılı tarihten hareket etmişler ve eski mezapotomyada sümerlerin yazıyı ilk defa bulduklarını düşünmüşler. Tarih Sümerle başlar. Diye bir söz ileri atmışlar. Bunu bazı tarihçiler kabul etmemekle birlikte bu söz çok tutmuştur. Sümerlerin din ve toplum hayatına baktığımız zaman bugünkü Bağdat ta Samerra da Erbil da Süleymaniye de özellikle Samerra şehrinde Sümerlerin önemli bir medeniyet kurdukları ve bu medeniyetlerinde şehirlerine baktığımız zaman şehrin merkezinde bi mabedin bulunduğunu 14

15 görüyoruz. Buradan da anlıyoruz ki din, o toplumun hayatında merkezi bir öneme sahip. Yani ilk dönem şehirleri mabed şehirleri şeklinde oluşmuştur. Eski Hindistan din toplum ilişkileri bakımından çok ilginç veriler bize sunmaktadır. Hinduizm sosyal öğreti bakımından çok ilginç bir dildir. Çünkü orada sosyal tabakalaşma ile dinş tabakalaşma birbiri ile örtüşüyor. Kast sistemi var. dolayısıyla Hindistan ın dini hayatında din ve toplum ilişkileri çok önemli bir yere sahip. Bu dinin teolojisi kozmolojisi sosyolojisi ve eskatolojisi iç içe geçmiş durumdadır. Bu dine göre toplumdaki kastlar Brahma adlı tanrı nın belli vücudlarını simgelerler. Mesela başını Brahmanlar adlı din adamları sınıfı simgeler. Kollarını ise ikinci kast simgeler. Midesini veya karnını ticaretle ilgilenenlerin olduğu kast, ayaklarını ise ayak takımı denilen halk simgeler. Bir de hiç bir kasta girmeyen Paryalar diye bilinen çapulcular hırsızlar gibi kast dışı insanlardır. Teoloji sosyolojiyle iç içe. Toplumdaki kastlar tabakalar Tanrının vücudunun belli bölgelerini temsil ediyor. ayrıca bu kastların yapmaları gereken dini ödevlere karma denir. Bizim salih amel dediğimiz seye hinduizmde karma denir. Karma, bir insanın içinde bulunduğu kastın ödevlerini yerine getirmesidir. Bir insanın karması iyiyse samsara(tenasüh) çarkında bir daha dünyaya gelirken bir üst sınıfa atlamış olarak dünyaya gelir. Karması kötüysa insandan da aşağı bir köpek olarak bile dünyaya gelebilir. Samsara çarkından kurtulmanın yolu iyi bir brahman olup fena fillah a ulaşıp fena fil brahma olursa eğer (onlarda brahma enyüksek tanrının adıdır, hem de brahmanların adıdır. Brahman bizdeki şeyh gibi birşeydir. Burda da kurtuluş öğretisi ile ve eskatoloji dediğimiz ahiret öğretisi ile sosyolojinin kast sistemiyle ne kadar iç içe olduğunu görmüş oluyoruz. Demekki Hinduizm din toplum ilişkileri bakımından çok ilginç bir veri sunuyor. Eski Amerika dediğimiz kolombiya öncesi Amerika ya baktığımız zaman özellikle latin Amerika da Aztekler İnkalar Mayalar medeniyetlerinin yaşadığını görüyoruz. Bu medeniyetlerin hepsinde kral aynı zamanda tanrı hüviyetine sahiptiler. Bir bakıma yarı tanrı yarı kraldırlar. Karizmatik şahsiyettirler.burdan anlıyoruz ki din krallar vasıtasıyla topluma empoze edilmektedir. Aynı husus Çin de de Eski Japonya da da kral, Güneş denilen imparator oğludur. Eski Mısır a geldiğimiz zaman firavunlar döneminde ölülerini mumyalayarak gömdükleri bilinen bişeydir. Buradan anlıyoruz ki Mısırlılarda öte dünya inancı vardır. Hatta ölülerin yanına bazı kıymetli eşyalarını gömdükleri de olur. burdan hareketle dinin toplumun merkezinde olduğunu görmekteyiz. Yine firavunların yarı ilah yarı kral olduklarını görüyoruz. Yunan medeniyeti ilgimizi çekmektedir. Yunanistan da yunan mucizesi denilen düşüncenin akılcılığın merkezinin Yunanistan olduğuna dair bir görüş var ama bu görüş son yıllarda epeyce sarsıldı. Eski Yunanistan da karşımıza düşünce tarihini çok etkilemiş adından çok söz ettirmiş iki filozof Aristo ve Eflatun a rastlıyoruz. Eflatun düşünce tarihinde zaman zaman tabiat ön plana çıkmış zaman zaman insan düşüncesi ön plana çıkmış zaman zaman da tanrı düşüncenin merkezine oturmuştur. Eski Yunanistan da Tales mektebi tabiatçı filozoflardan oluşurken Stoalar Sokrates in başını çektiği okulda insanı düşüncenin merkezine oturtuyor ve ahlak konusu üzerinde duruyor. Hatta Sokrates e ahlak peygamberi diyenler de var. eflatun mağaralar benzetmesi diye bir benzetmesi var. insanoğlu dünyada mağaranın önünde durup gölgesini seyreden bir varlık gibidir. Yeryüzündeki varlıklar mağaranın duvarına yansıyan gölgeler gibidir. Dünya bir gölgeler alemidir. Gerçek alem ideler alemidir. Ideler alemi bu gölgelerin sahibi olan yukarıdaki metafizik gayb alemindeki arketiplerdir. Aristo Eflatunun talebesidir. Ikisi daha çok Atina da ders verirken okulun bahçesinde yürüyerek talebelerine ders anlattığı için meşşaiyyun denilmiştir. Aristo da düşüncenin merkezinde yine tanrı vardır ama tanrının varlığını akılla ispatlar. Fizikçidir. Hareketi ne kadar geriye götürürsen götür ilk hareket ettirici ilk muharrik vardır o da tanrıdır. Demiştir. Allah (c.c) ın valığını hudüs deliliyle ispatlamaya çalışmıştır. Aristo da devlet yerine aile ön plana geçmektedir. Toplumların incelerken orgnizmacı bir yaklaşımla toplumu açıklamıştır. Toplumdaki insanları varlıkları insan bedenine benzeterek açıklama yoluna gitmiştir. Akıl baş vezir, kalp sultan, kollar polis gücü, damarlar yeryüzündeki ırmaklar gibi. Aristo toplumu insana benzeterek açıklayan filozoftur. Insanın toplumsal bir 15

16 varlık olduğuna ilk işaret eden filozoflardandır. Insan politik bir hayvandır. Ama gerçeği insan medeni sosyal bir varlıktır. Hellenistik çağ Aristo nun vefatından mö. 6. Yy dan ms. 4.yy a kadar geçen süreye batı tarihinde hellenistik çağ denir. Yunan düşüncesinin bütün dünyaya yayıldığı çoğulcu fikirlerin hakim olduğu sadece hıritiyanlığın veya yahudiliğn değil bütün doğu dinlerinin iran dinlerinin Mısır dinlerinin de Yunanistan da yayıldığı çoğulcu yapının hakim olduğu döneme denir. 310 veya 360 batını hırıstiyanlıkla tanıştığı zamandır. Bu tarihten İstanbul un fethine kadar olan zamana batının orta çağı denir. Orta çağ hıristiyanlığın etkili olduğu çağdır. Bozulmuş da olsa tahrif edilmiş de olsa din adına hareket edilen bir çağ. Orta çağ düşüncesine baktığımız zaman iki düşünce var skolastik ve mistik düşünce. Hıristiyan orta çağında zannedildiği gibi bilim felsefe düşünce mahkum edilmiş değildir. mesela skolastik düşünce bizde bazı karşılatırmalar vardır. Medrese eğitimine skolatik düşünce denilmektedir. Medresenin belli dogmatik fikirleri tartışmaksızın öğrencilere felsefe matematik olmadan anlatmaktır. Medreseler daha çok fıkıh ve kelam yaptı ve dogmatik diyebileceğimiz bir eğitim yaptı. Onun için de bizim laikler skolastik diye batılı zihniyeti eleştirirken bizimkileri de bunun yanına boca ederler. Medreselerden çok kaliteli alimler yetişmiştir. Katip Çelebi gibi. Tamamen skolastik demek doğru değil. hıristiyan orta çağında birinci mektep skolastik zihniyet. Bu mektep tbi hıristiyan teolojisini topluma aktaran okul olmakla birlikte bizim islam dünyasında Gazzali nin yapmaya çalıştığı hep akılla vahiy nasıl buluşabilir. Tartışmaları yapılmıştır. Hatta bu döneemin en seçkin alimi St Thomas Teoloji Külliyatı adlı kitabında İmam-ı Gazzali den bol miktarda alıntılar yaparak akılla vahyin çatışmayacağını ikisinin birbirini desteklediğini sentez yapılabileceğini savunmuştur. Dini sadece dogma yığını olarak değil de akılla bağdaştırma endişeleri var demektir. St Thomas ın yaptığı demekki bir akıl vahiy bağdaştırması çalışması. Hıritiyan teolojisini geniş kitlelere benimsetme arayışı içerisinde ikinci okur ise mistik okul. Bu okusun en önemli temsilcisi St Augistin(hırıstiyan mistiklerin büyüklerindendir)dir. orta çağda yaşamış ve orta çağın mistik okullarına damgasını vurmuştur. Ve Tanrı Sitesi diye bir kitap yazmıştır. Bu kitap ütopik bir eserdir. Mistik bir eserdir. Düşünürümüzün ideal devleti ideal toplumu nasıl yakalarız? konusundaki düşünceleriyle doludur. Kendisi semavi kudüsten bahseder. Allah (c.c) ın iradesinin hakim olduğu ruhaniyatın maneviyatın hakim olduğu semavi kudüsten bahseder. Eğer bu kudüs yeryüzüne indirilirse yeryüzündeki kudüs de Allah (c.c) ın iradesine göre yönetilirse bunun mükemmel şehir veya toplum olabileceğini savunmuştur. Bizim orta çağımızda düşünce denilince daha çok medresenin temsil ettiği kelam ve fıkıh bunun yanında bir de tasavvuf diye üç büyük düşünce akımımız vardır. Yani bizde de ana düşünce kelam fıkıh ve tasavvuf şeklindedir. Felsefe tabiki her zaman devrede felsefe ayrı bir okur olarak gelişiyor. Bizde de dini düşünceyi bu üç unsur oluşturmaktadır. Dini düşüncenin hakim olduğu yerlerde bunların olmaması mümkün değil kaçınılmaz. Dini hukuk hakim olacak, dini teoloji(akide) hakim olacak bir de mistik akımlar hakim olacak. Hıritiyan orta çağında da bunlar böyle olmuştur. Bütün islam alimlerinin eserlerinde aslında örtülü bir şekilde zımni bir şekilde din sosyolojisi yapılmıştır. Islam toplumlarının normatif bilimi sosyal bilimi fıkıh görünür. Fıkıh sosyal hayatı düzenliyor. Helaleller haramlar insanlara nasıl yaklaşacaksın ne kadar mesafe koyacaksın bunun gibi davranışları belirlediği için normatif sosyal bilimi gibi görünüyor ama aynı zamanda tasavvuf da insan davranışını inceliyor. Dolayısıyla sadece kelam sadece fıkıh demek doğru değil. islam düşüncesinin tamamında din sosyolojisi örtülü bir şekilde yapılmıştır. Ama normatif bir şekilde olması gereken tarzda yapılmıştır. Bunların çıkarılması modern din sosyologlarına düşmektedir. Aslında islam dünyasında Kur'an-ı Kerim ve sünnet islamın bilimsel gelişmesinde bir ivme bir dinamik olarak önemli bir rol oynamışlar. Kur'an-ı Kerim in akla bilime düşünceye verdiği önem insanların doğayı, insanı araştırması yönünde bir motivasyon olmuş. Arkasından ilimler teker teker ilk önce dinin korunması dinin inşa edilmseine yönelik ilimler teşekkül etmiş, daha sonra da diğer bilimler doğmuştur. İlk aşamada kelam tasavvuf 16

17 gibi bilgi dalları tarihin akışı içerisinde gelişmesini sürdürmüş daha sonra diğer bilgi dalları da yavaş yavaş oluşmuştur. Dolayısıyla her islam alimi bir şekilde toplumla ilgili öğretileri öğrettiği için örtülü bir şekilde din sosyolojisi yapmıştır. Ancak şimdi şahıslara geçecek olursak eğer islam dünyasında şahıslar bazında ne tür din sosyolojisi hazırlık çalışmaları yapılmış dersek en başta Eflatun dan daha çok toplum felsefesi üzerine kafa yoran bir filozofumuz var. Farabi.kendisi aynı zamanda Türktür. Toplum felsefecisi olarak bilinir. el-medinetü l-fadıla adlı kitabı önemli bir toplum tasarısıdır. Farabi toplumları üçe ayırır: a)kamil toplumlar: Şehir ve üstündeki büyüklükte yaşayan toplumlara denir. b)nakıs toplumlar: şehir ve altı toplumlara denir. Çünkü şehir altında yaşayan toplumlar büyük toplumlara bağımlı kültürleri de bağımlı olduğu için eksik toplum olarak kabul edilmektedir. Mesela nakıs toplum kasaba nahiye ev baraka kulübe gibi insanların yaşadığı toplumsal hayat büyük ölçüde nakıs hayattır. Şehre bağlı bir kültürdür. Köylülerin de kültürü vardır ama az gelişmiştir. Farabi kamil toplumlar da kendi arasında aa) Büyük toplum ab) Orta toplum ac) Küçük toplum diye ayırmaktadır. Büyük toplum insanlık camiasıdır. Orta toplum milletlerden oluşan toplumsallıklardır. Küçük toplumlar ise şehirlerin oluşturduğu toplumlardır. Farabi bir de olması gereken tarzda düşünerek toplumları ikiye ayırıyor. Fazıl toplumlar ve fazıl olmayan toplumlar. Erdemli toplumlar erdemsiz toplumlar diye ikiye ayırmaktadır. Farabi nin erdemli toplumu yöneticisi nübüvvet hırkası giymiş bir topluma erdemli toplum demiştir. Ali İzzet Begoviç gibi hem yönetici hem filozof hem de düşünürü olan toplumlar erdemli toplumlardır. Daha doğrusu nübüvvetle felsefeyi birleştirdiği için yönetici de nübüvvet hırkası giymiş bir bilge insan olmalıdır. Erdemli olmayan toplumları Farabi 4 gruba ayırır: 1. Cahil Toplumlar 2. Fasık Toplumlar 3. Değişmiş Toplumlar 4. Yolunu sapıtmış toplumlar Bu toplumların bu isimleri almasının sebebi, ahlaki erdemlerden haberdar olup olmamaları, uygulayıp uygulamamalarına göre değişiyor. Mesela cahil toplumlar ahlaki erdemlerden haberdar olmayan toplumlardır. Fasık toplumlar ahlaki erdemleri bilip onu yaşamayan toplumlardır. Mübeddele ahlaki erdemleri bilip değiştirenlere denir. Yolunu sapıtan ise bilipte hiç uygulamayanlardır. Ahlaki erdemleri hem biliyor, hem uygulamıyor, hemde sapıyor. Farabi den sonra Ebu Hayyan et-tevhidi adlı filozofumuz var. Diyor ki kim felsefe istiyorsa yüzünü dine çevirsin, dini öğrenmek istiyorsa felsefeye baksın din ve felsefe arasında bağlantı kurmaya çalışıyor. Ibn Miskeveyh İslam ahlakçılarının önde gelen isimlerinden birisidir. Tehzibul ahlak adlı kitabında tasavvufi ahlak, felsefi ahlak, dini ahlak ayrımını yapmıştır. Kendisi felsefi ahlakın savunmasını yapıyor. Orta yollu bir ahlak anlayışına sahip. Kendisi el insan medeniyyun bit tabii demiştir. Ahlakın en yüce hedefi, en büyük mutluluğa erişmektir. Kendisi inzivayı savunmamaktadır. Inzivanın geçici olarak geliştirici olsada, toplum içerisinde ahlakın daha güzel gelişeceğini ifade etmektedir. Bir insan başkası ile ilşkiye girmeden iyi ahlak kötü ahlak ortaya çıkmaz. İhvanı safa, safa kardeşler diye bilinir. Biraz ahlakçıdırlar. 51 risaleden oluşan felsefi eserleri vardır. Etlektik düşünceye sahiptirler. Her dinin olumlu yönlerini alarak karma ahlak felsefesi oluşturmaya çalışmışlardır. Bunlara göre toplum seçkinler, halk ve orta tabaka diye ayrılır. Ibn Sina, Farabi den çok daha parlak eserler ortaya koymuştur. Şifa, Necat, İşarat kitaplarıyla bilinen, batmayan güneştir. Dahi seviyesinde bir insandır. Yazdıklarıyla çok geniş bir literatür oluşturmuştur. Insanın toplumsal hayatının zorunlu olduğunu söyler. Bunu amacı toplumu düzeltmek ve ruhu yüceltmek. Aslında filozofların dertleri insanların aklen aydınlamasıdır. Yoksa toplumu kurtarmak değildir. Mesela yanlız adamı oynayan iki alimimiz var; ibn Bacce ve ibn Tufeyl. Bunlar anti sosyal özellikleriyle tanınır. Sosyal karşıtıdırlar. 17

18 Toplumun insanı bozduğunu, ahlaki erdemleri yozlaştırdığını, hakikate ulaşmada engel çıkardığını, sembollere ve şekillere takılıp kaldığını düşünmektedirler. Mesela ibn Bacce tek başına yaşayan inasnın hayatını yönlendirmesi adlı kitabında insanın toplum içerisinde yanlız olması gerektiğini savunur. Toplumun böyle insanlara ihtiyacı olduğunu düşünür. Kendi kendini hidayete erdiren insan, kendi kendini eğiten insandır. Hocalardan eğitim alan insan değil, kendi kendine olması gerekir. Zira eğitim bazen eğitmez öğütür. Yüksek deha sahibi insanlara normal eğitim az gelir. Eğitim engel çıkarabilir. Onun için hepimizin özel kendini yetiştirme programı olmalı. Ibn Bacce toplumları 4 e ayrırır; 1. el medinetül imamiye: başında peygamber veya imamın olduğu toplum 2. el medinetül cemaiyye: cumhurun kendisini yönettiği sistem 3. el medinetül kerame: aristokratik yönetim, erdemlilerin yönetimi 4. el medinetül tegallüb: polis devleti, gestapo, zorbalık devleti. Ibn Tufeyl i Hayy b. Yekzan romanından tanırsınız. Daniel Dafoe ondan etkilenmiştir. Robinson Crusoe gibi bir adada doğmuş, kendi kendine dil öğrenmiş, hakikate ulaşmış, Allah (c.c) ın varlığına ulaşmış bir insandır. Öbür adadaki arkadaşı onu ziyarete gelir. Hayy birgün onun adasına gider. Bakarlar ki herkes şeriatın zahiri anlamları ile uğraşıyorlar ama içi boş. Hayy kendi adasına dönüyor ve diyor ki sizinkiler ancak hakikatin sembolleri ile uğraşıyorlar. İmam Gazali, islam dünyasının bir görüşe göre Hz.Muhammed den sonra en dindar adamı dır. Nizamülmülk tarafından nizamiye medreselerine rektör olarak atanmıştır. Eşariliği öğretmiştir. Batıniler ve Hassan Sabbah a karşı mücadele vermiştir. Önce toplumun huzurunu bozan, ateizme götürecek filozoflarla işe başlıyor. Filozofların maksadını, sonra sapıtmalarını yazıyor. Thefütül felasife de 3 konuda filozofları tekfir ediyor. (ibn Rüşd de bu tehafüte tehafüt yazıyor. Ona göre toplum avam, hass, kelamcılar olarak ayırır. Felsefe ile dinin birbirini yalanlamadığını söylemiştir.) 18

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm %50 2) Sayısal Bölüm %50 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI T U : Teorik ders saati : Uygulamalı ders saati : Dersin redisi : Avrupa redi Transfer Sistemi 1.SINIF 1.SINIF ODU I. YARIYIL/GÜZ

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm 0 2) Sayısal Bölüm 0 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım kurallarını

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ 15 1.1. Sosyolojinin Tanımı 16 1.2. Sosyolojinin Alanı, Konusu, Amacı ve Sınırları 17 1.3. Sosyolojinin Alt Disiplinleri 18 1.4.

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan Dersi I UAD 8001 Uzmanlık Alan Dersi-II TİB 5660 Hadiste Sened ve Metin Tenkidi TİB 5190 Mukayeseli Hadis

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

araştırma alanı Öğrenme Bellek Algı Heyecanlar PSİKOLOJİNİN ALANLARI Doç.Dr. Halil EKŞİ

araştırma alanı Öğrenme Bellek Algı Heyecanlar PSİKOLOJİNİN ALANLARI Doç.Dr. Halil EKŞİ PSİKOLOJİNİN ALANLARI Doç.Dr. Halil EKŞİ GELİŞİM PSİKOLOJİSİ Yaşa bağlı organizmadaki değişimleri inceler Çocuk psikolojisi Ergen Psikolojisi Yetişkin Psikolojisi Deneysel Psikoloji Temel psikolojik süreçler

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI

ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA OKUTULACAK DERSLERDE UYGULANACAK ÖĞRETİM PROGRAMLARI AÇIKLAMALAR Haftalık ders çizelgeleri, 2014 2015 eğitim ve öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının 9-10. sınıflarından başlamak üzere kademeli olarak uygulanacaktır. Haftalık ders çizelgelerinde ortak

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Bölüm I GİRİŞ. Bölüm II EĞİTİMİN KELİME ANLAMLARI VE FARKLI AÇILARDAN GÖRÜNÜŞÜ

İÇİNDEKİLER. Bölüm I GİRİŞ. Bölüm II EĞİTİMİN KELİME ANLAMLARI VE FARKLI AÇILARDAN GÖRÜNÜŞÜ İÇİNDEKİLER Bölüm I GİRİŞ A. EĞİTİMDE TANIŞMA - İLK VE SON HAFTALAR...1 B. ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ...5 1. ÖĞRETMENLİK VE ÖNEMİ...5 a. Öğretmenliğin Kısa Tarihçesi...5 b. Mesleğin Önemi...8 c. Pedagojik Sevgi...10

Detaylı

YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ

YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ Mevlüt UYANIK Prof.Dr. Hitit üniversitesi 1 YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN

Detaylı

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER TANIM Antropolog, evrenin ve dünyanın oluşumu, yaşamın başlangıcı ve gelişimi, insanın biyolojik evrimi, ırkların doğuşu, insan topluluklarının fiziki yapı, kültür ve davranış özelliklerini ve diğer topluluklarla

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Eski çağlara dönüp baktığımızda geçmişteki gç ş insan topluluklarının yazılı, yazısız kültür miraslarında Güneş ve Ay tutulmalarının nedeni hep doğaüstü güçlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan tasvirlerde

Detaylı

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ARAB DİLİ VE BELAGATİ Arap Dili ve Belagati Anabilim Dalı, İslâm dininin temel kaynaklarını doğrudan anlayabilmek, temel İslâm bilimleri ve kültür tarihi alanlarında yazılmış olan

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU DEĞERLERİMİZ 1. Dürüstlük 2. Saygı 3. Sorumluluk 4. Üretkenlik 5. Farkındalık 6. Hoşgörü EVRENSEL DEĞERLERİMİZ 1. Evrensel kültür birikimine değer veririz. 2. Evrensel ahlak

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

GÜZEL SANATLAR LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ (MÜZİK) DERSLER

GÜZEL SANATLAR LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ (MÜZİK) DERSLER İ ORTAK DERSLER SEÇMELİ DERSLER D GÜZEL SANATLAR LİSESİ HAFTALIK DERS ÇİZELGESİ (MÜZİK) DERSLER 9. 10. 11. 12. DİL ANLATIM 2 2 2 2 TÜRK EDEBİYATI 3 3 3 3 DİN KÜLTÜRÜ AHLAK BİLGİSİ 1 1 1 1 TARİH 2 2 - -

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

TeskilatKodu Ad Hiyerarsisi HiyerarsiSirasi MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ MARDİN ARTUKLU

TeskilatKodu Ad Hiyerarsisi HiyerarsiSirasi MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ MARDİN ARTUKLU TeskilatKodu Ad Hiyerarsisi HiyerarsiSirasi 994694 REKTÖRLÜĞÜ REKTÖRLÜĞÜ 0 74804604 ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİM KOORDİNATÜRLÜĞÜ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİM KOORDİNATÜRLÜĞÜ 854 604560 084 96547 99866 6806 ANLAŞMAZLIK

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı SAYI : 6 SAYI : 18 76 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı TARİH : 27.01.2014 KONU: Genel Lise, Anadolu Lisesi, Hazırlık Sınıfı Bulunan Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı SAYI : 6 SAYI : 18 76 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı TARİH : 27.01.2014 KONU: Genel Lise, Anadolu Lisesi, Hazırlık Sınıfı Bulunan Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Eğitimin Toplumsal Temelleri. Yrd. Doç. Dr. Adnan BOYACI

Eğitimin Toplumsal Temelleri. Yrd. Doç. Dr. Adnan BOYACI Eğitimin Toplumsal Temelleri Yrd. Doç. Dr. Adnan BOYACI Eğitim Bir kavram olarak Bir süreç olarak Bir örgüt olarak EĞİTİM Bir sistem olarak Bir kavram olarak eğitim Bir kavram olarak eğitim Eğitim bireylerin

Detaylı

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 MİT VE DİN İLİŞKİSİ (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Mit ve Din Mitolojiler genel olarak dinsel, ruhani ve evrenin ya da halkların oluşumu gibi yaratılış veya türeyiş gibi temaları içerirler.

Detaylı

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ 2014-2015 EĞĠTĠM-ÖĞRETĠM YILI GÜZ YARIYILI NDA AÇILAN DERSLERĠN LĠSTESĠ (T. C. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN

BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM. Jean Piaget ve Jerome Bruner. Dr. Halise Kader ZENGĠN BĠLĠŞSEL GELĠŞĠM Jean Piaget ve Jerome Bruner Biliş ne demektir? Biliş; düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçlerine denir. Bilişsel gelişim neleri kapsar? Bireydeki akıl yürütme, düşünme, bellek ve dildeki

Detaylı

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar İNSAN İnanan BIr Varlık Yılmaz Özakpınar; 1934 te Boyabat ta doğdu. 1957 de İs tanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü n den, 1960 ta Cambridge Üniversitesi Biyoloji Fakültesi

Detaylı

Birim Yazışma Kodları

Birim Yazışma Kodları .: REKTÖRLÜK Birim Yazışma Kodları 10081436 UŞAK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ 25651002 REKTÖRLÜK OFİSİ (ÖZEL KALEM) 91782296 KURULLAR 57985012 SENATO 89451496 ÜNİVERSİTE YÖNETİM KURULU 72881189 ÜNİVERSİTE DİSİPLİN

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE 1 Dersin Adı: Ortaçağ ve Rönesans ta Felsefe 2 Dersin Kodu: FLS 1012 3 Dersin Türü: Zorunlu 4 Dersin Seviyesi: Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 6 Dersin Verildiği Yarıyıl: 7 Dersin

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

Evliliğin Yazısız Kuralları!..

Evliliğin Yazısız Kuralları!.. On5yirmi5.com Evliliğin Yazısız Kuralları!.. Evlilik insan hayatının en önemli dönüm noktası. Peki iyi günde kötü günde evlilik nasıl olmalı? Aklınızdaki bütün sorulara bu röportaj cevap verecek!.. Yayın

Detaylı

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERİSTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ HAZIRLIK SINIFLARI (NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM) GÜZ MAZERET SINAV PROGRAMI

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERİSTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ HAZIRLIK SINIFLARI (NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM) GÜZ MAZERET SINAV PROGRAMI YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERİSTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ HAZIRLIK SINIFLARI (NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM) GÜZ MAZERET SINAV PROGRAMI 13.00-14.15 Sarf ve Nahiv 13.00-14.15 İmla İnşa ve Okuma 1-A-B-C SINIFLARI (NORMAL VE

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz

KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz KİMLİK, İDEOLOJİ VE ETİK Sevcan Yılmaz Adem in elması nasıl boğazında kaldı? Adem: Tanrım, kime görünelim kime görünmeyelim? Tanrı: Bana görünmeyin de kime görünürseniz görünün. Kovuldunuz. Havva: Ama

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

KURAN IN ANLAMI İLE BULUŞMAK ARAŞTIRMASI

KURAN IN ANLAMI İLE BULUŞMAK ARAŞTIRMASI KURAN IN ANLAMI İLE BULUŞMAK ARAŞTIRMASI Kasım 2007 İÇİNDEKİLER Metodoloji I. Araştırmanın Metodoloji ve Örneklemin Yapısı II. Örneklemin Mezhep Bağlılığı ile İlgili Yapısı III. Dindarlık Algısı IV. Din

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Dinlerin Rengi Renklerin Dili

Dinlerin Rengi Renklerin Dili Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi Cilt 11, Sayı 1, 2011 ss. 261-265 Dinlerin Rengi Renklerin Dili Kadir Albayrak Sarkaç Yayınları, Ankara 2010, 118 s. On parmağımda on renk, her bir renk bir ömre

Detaylı

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruhumdaki Müzigin Ezgileri Stj. Av. İrem TÜFEKCİ 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruh halinize göre mi müzik dinlersiniz, müzik mi ruh halinizi değiştirir? Hangi tür olursa olsun o anki duygusal duruma eşlik etmekte

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DİNLER TARİHİ II ILA316 6 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

FOCUS ON LANGUAGE and MULTI MEDIA LANGUAGE ASSISTANT

FOCUS ON LANGUAGE and MULTI MEDIA LANGUAGE ASSISTANT June21,2011 ADEEPAPPROACH TOTURKISH SUGGESTIONCARDFORSELF DIRECTEDLEARNING CARDNUMBER:7 THEME:DİNVEFELSEFE RELIGIONANDPHILOSOPHY (Sufilik,İslâmiyeteGiriş,FârâbiveÇokkültürlülük) (Sufism,IntroductiontoIslam,Farabiand

Detaylı

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ İLKÖĞRETİM BÖLÜMÜ -SINIF ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS PROGRAMI

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ İLKÖĞRETİM BÖLÜMÜ -SINIF ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS PROGRAMI İLKÖĞRETİM BÖLÜMÜ -SINIF ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS PROGRAMI I.Y.YIL II.Y.YIL SNA1111 Temel Matematik I 2 0 2 5 SNA1112 Temel Matematik II 2 0 2 4 SNA1113 Uygarlık Tarihi 2 0 2 5 SNA1114 Genel Kimya 2 0 2 3 SNA1115

Detaylı

Saf Stratejilerde Evrimsel Kararlılık Bilgi Notu Ben Polak, Econ 159a/MGT 522a Ekim 9, 2007

Saf Stratejilerde Evrimsel Kararlılık Bilgi Notu Ben Polak, Econ 159a/MGT 522a Ekim 9, 2007 Saf Stratejilerde Evrimsel Kararlılık Ben Polak, Econ 159a/MGT 522a Ekim 9, 2007 Diyelim ki oyunlarda stratejiler ve davranışlar akıl yürüten insanlar tarafından seçilmiyor, ama oyuncuların genleri tarafından

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları

Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları Coğrafya Her tarihi olay belli bir coğrafi mekanda meydana gelir.tarihi olayların oluşumu esnasında iklim,yeryüzü şekiller,ekonomik faaliyetler konum vb. coğrafi faktörler

Detaylı

Nedenselliğin Doğası. Yaşar Tonta. H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tonta@hacettepe.edu.tr http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta.

Nedenselliğin Doğası. Yaşar Tonta. H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tonta@hacettepe.edu.tr http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta. Nedenselliğin Doğası Yaşar Tonta H.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü tonta@hacettepe.edu.tr http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta.html Not Bu slaytlarda yer alan bilgiler BBY 207 Sosyal Bilimlerde

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 2015-2016 Eğitim Öğretim Yılı Güz Dönemi Ara Sınav Takvimi

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 2015-2016 Eğitim Öğretim Yılı Güz Dönemi Ara Sınav Takvimi Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 2015-2016 Eğitim Öğretim Yılı Güz Dönemi Ara Sınav Takvimi 30 Kasım-5 Aralık (Birinci Hafta) Programlar 30 Kasım 1 Aralık 2 Aralık 3 Aralık 4 Aralık 5 Aralık

Detaylı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı YÖNETİM Sistem Yaklaşımı Prof.Dr.A.Barış BARAZ 1 Modern Yönetim Yaklaşımı Yönetim biliminin geçirdiği aşamalar: v İlk dönem (bilimsel yönetim öncesi dönem). v Klasik Yönetim dönemi (bilimsel yönetim, yönetim

Detaylı

Bilgisayar II, 2013-2014 Bahar, Kültür Üniversitesi, İstanbul, 08-15 Nisan

Bilgisayar II, 2013-2014 Bahar, Kültür Üniversitesi, İstanbul, 08-15 Nisan FİLOZOF BEYİN Yücel KILIÇ İstanbul Kültür Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programı Bilgisayar II: «Konular ve Sunumlar» İstanbul, 08-15 Nisan

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Sosyal Psikoloji GİRİŞ

Sosyal Psikoloji GİRİŞ Sosyal Psikoloji Prof. Dr. Turgut Göksu GİRİŞ Turgut Göksu 1 İki farklı bakış ve iki farklı tanım SOSYAL PSİKOLOJİ sosyolojik sosyal psikoloji 1908 Amerikalı ROSS Social Psychology psikolojik sosyal psikoloji

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

18-24 Mart Yaşlılar Haftası münasebetiyle Üniversitemiz Tıp Fakültesi ve Karabük Alzheimer Derneği organizasyonluğunda üniversitemiz ev sahipliğinde Yaşlılık-Bunama ve Alzheimer Hastalığı Tanıtım ve Bilinçlendirme

Detaylı

PSİKOLOJİ 9.11.2015. Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası

PSİKOLOJİ 9.11.2015. Konular. Psikolojinin doğası. Konular. Psikolojinin doğası. Psikoloji tarihi. Psikoloji Biliminin Doğası Konular nin Doğası Tarihi Antik dönemler PSİKOLOJİ Biliminin Doğası psikolojinin başlangıcı Günümüz k ler Biyolojik perspektif Davranışçı perspektif Bilişsel perspektif Psikanalitik perspektif Subjektif

Detaylı

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI 1 DERS AKIŞI 1.ÜNİTE: SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL YAPISI, ARADİSİPLİN, TEMATİK YAKLAŞIM 2. ÜNİTE: ÖĞRENME ALANLARI 3. ÜNİTE: BECERİLER

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Erken Dönem Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Mitolojik Teori Mitlerin Meteorolojik Gelişimi Teorisi Güneş Mitolojist Okul ve Güneş

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim. 1 GÜLER SABANCI KONUŞMA METNİ 12. ARAŞTIRMACILAR ZİRVESİ 12. Araştırmacılar Zirvesi nin açılış konuşmasını yapmak için beni davet etmenizden, bana bu fırsatı vermenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.

Detaylı

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MEZUNİYET İÇİN GEREKLİ ASGARİ TOPLAM KREDİ BİLGİLERİ TABLOSU

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MEZUNİYET İÇİN GEREKLİ ASGARİ TOPLAM KREDİ BİLGİLERİ TABLOSU 1 2 3 4 SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MEZUNİYET İÇİN GEREKLİ ASGARİ TOPLAM KREDİ BİLGİLERİ TABLOSU ANABİLİM DALI Program Bitirme Kredisi ARKEOLOJİ ANABİLİM DALI 35 Kredi + 1 Seminer 01 Protohistorya ve Önasya

Detaylı