İŞYERİNDE ÖRGÜTLÜ YILDIRMA VE KADIN

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İŞYERİNDE ÖRGÜTLÜ YILDIRMA VE KADIN"

Transkript

1 İŞYERİNDE ÖRGÜTLÜ YILDIRMA VE KADIN tarihinde gerçekleştirilen İşyerinde Örgütlü Yıldırma ve Kadın konulu konferans metnidir. Konuşmacılar: Doç. Dr. Azade Lerzan Gültekin ( Atılım Üniversitesi Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü) Prof. Dr. İ. Hamit Hancı (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adlî Tıp Bölümü) Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı Doğan (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı) Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çakır (Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi) Yrd. Doç. Dr. Gaye Burcu Yıldız (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) Hüseyin Gün (Devlet Hava Meydanları İşletme Genel Müdürlüğünde Müşavir) Yrd. Doç. Dr. Ceylan Ertung (Atılım Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkan Yardımcısı): İşyerinde Örgütlü Yıldırma ve Kadın konulu panelimize hoş geldiniz. Konuşmalarını yapmak üzere Atılım Üniversitesi Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürümüz Sayın Doç. Dr. Lerzan Gültekin i davet etmek istiyorum. Doç. Dr. A. Lerzan Gültekin: İzninizle konuşmanın en iyisi kısa olanıdır. Ben de buradan yola çıkarak karınca kararınca Mobbing ile ilgili birkaç söz söylemek istiyorum. Bugünkü panelimizin konusu Ceylan Hocamız söyledi, İşyerinde Örgütlü Yıldırma ve Kadın. Mobbing de, böyle bir İngilizce kelime, bunun Türkçe karşılığı pek yok, yeni bir kavram. İngilizcede örgütsel baskı manasına gelen mobbing için Türkiye de tam bir karşılık bulunmamasına rağmen, duygusal bir saldırı, cephe almak, ofis içi psikolojik şiddet veya baskı, psikolojik terör ya da işyerinde örgütsel saldırı, bezdirme gibi sözcükler sıklıkla kullanılmaktadır. Mobbing hakkında yapılan araştırmalarda kurbanların başlarına gelenleri ifade edememesi, tavır alan kişilerin bunu başta bilinçli olarak yapmamasını öne çıkarmaktadır. Tavır alan grup, baskı uyguladıkları kişiyi genelde uyumsuz biri olarak tanımlamaktadırlar, efendim çok sorunlu, işte fenomen, maalesef, geçimsiz gibi. İşyerlerinde kadınların mobbinge uğrama olasılığı erkeklere göre daha yüksektir. Çünkü kadınların başarıları maalesef bazı erkekleri, tabi hepsinin değil, çok rahatsız etmektedir. Kadınların kendilerine olan güveni, iş yaşamında yükselmeleri ve erkekler kadar hatta erkeklerden daha iyi pozisyonlar elde etmeleri erkek egemen bakış açısına sahip kişilerde hoşnutsuzluk oluşturmaktadır. Birçok erkek, kadınların kendilerinin altında ve kendilerine bağlı olarak çalışmasını istemektedir. Oysa kadınlar iş yaşamında çok etkin biçimde bağlılık göstermektedirler. Bu nedenle kadınları iş ortamında itaatkâr hale getirmek isteyen erkekler vardır. Eğer kadın itaat etmiyorsa işyerinden uzaklaşması istenmektedir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan bir kadının kolayca yılmaması, desteklemesi ve teslim olmaması gerekir. Demek ki ilerideki genç kızlarımızı iş hayatına atıldıklarında bekleyecek olan 1

2 sorunlardan en önemlisi belki de mobbing, her yerde olmasa bile bazı yerlerde. Kadınların iş yaşamında varlık göstermeye başlamaları çok yeni bir olgu olduğundan iş dünyasının patronları olan erkeklerin kadınlara karşı destekleyici bir tavır almaları özellikle tüm Türkiye göz önüne alınırsa, henüz tam olarak yerleşmiş bir bakış açısı değildir. Çünkü hayatın en başından itibaren yalnızca kendini düşünmek üzere eğitilen, yetiştirilen bir erkeğin bir başka birisine hele de bir kadına empati yapabilmesinin çok zor olduğu açıktır. Erkekler, kadınların yaşadıkları güçlükleri çoğu kez tahmin bile edemezler. Kendileri yalnızca kendi mesleki kariyerlerini planlayıp, hedefleri doğrultusunda hareket etme lüksüne zaten sahiptirler. Evli ve çocuk sahibi olsalar bile sorumluluk eşlerinde olduğu için onlar bütün enerjilerini kendi kariyerleri için harcayabilirler. Mesela benim kuşağımda önceki kuşaktaki başarılı erkekleri düşünüyorum. Çoğunun eşleri ya ev hanımıdır ya ilkokul öğretmenidir ya küçük bir yerde memurdur en fazla, daha basit ikinci, üçüncü derece bir işte çalışırlar ve erkek sadece o işine odaklanmıştır, başka hiçbir şeye elini sürmez. Çamaşırından yemeğine, evdeki çocuklarına kadar her şey hanımdan sorulur. O zaman o erkek tabi başarılı olur; çünkü bütün enerjisini sadece ve sadece kariyerine harcar, onu rahatlatmak için de hanımı zaten pervane olmaktadır, onun için bunda bir sorun yok. Peki, o kadını soran yok tabi, onun görevi o erkeğe hizmet etmek. Benim çocukluğumda böyleydi, başarılı amcanın arkasında hep bu kadınları görürdüm. Kadınların iş yaşamı ile aile yaşamı arasındaki dengeyi kurabilmesi çok zor; çünkü günümüz rekabet ortamı, çalışanların emeklerini sonsuza kadar sürdürme fikri benimsemiş olduğundan insanların özellikle kadınların bireysel güçlükleri aile yaşamları maalesef dikkate alınmıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Güldal Akşit mobbing diye adlandırılan işyeri ve psikolojik taciz, şiddet ve baskının çalışan kadınların kâbusu olmaya devam ettiğini belirterek bu konuyu araştırmak için alt komisyon oluşturduklarını bildirdi. Kadınların gelecekte çalışma yaşamı içinde yer alacakları düşünülmeden yetiştirildiğini belirten Akşit, kadınların bu nedenle çalışma yaşamına hazır olmadığını anlattı. Akşit, kadınların ancak geleneksel kadın mesleklerine yoğunlaştığını ve mesleklerine razı olduğunu ifade ederek işverenlerin çeşitli gerekçelerle kadın çalıştırmak istemediğini vurguladı. Akşit, İş Kurulunun Şanlıurfa da 112 işyerinde yaptığı araştırmada işverenlerin %70 i kadın çalışmak istememiştir dedi. İşverenler kadınların yasal hakları, ücretli doğum izni kullanmalarının verim düşüklüğü yarattığına inanılmaktadır diyerek ekledi. Mobbing, çalışan kadınların kâbusu olmaya devam etmektedir. Bazen hakaretle, bazen aşağılamayla kendini gösteren davranışa maruz kalan çalışan kadın hem psikolojik hem de fizyolojik olarak etkilenmekte ve iş hayatından çekilmeye başlamaktadır. Ancak tüm bunlar her şeye karşın kadınları yıldırmamalı aksine kadın ne kadar vasıflı olursa o kadar başarılı olacaktır. Hatta bu durumda erkekten daha da vasıflı olmak zorundadır. Özellikle karar verme mekanizmalarında, hem parlamentoda hem de yerel meclislerde yer alabilmek kadının çalışma hayatında erkeklerle eşit olarak bulunması için fevkalade önemlidir. Bu nedenle kadınların iş yaşamında destekleyici bir tavır görebilmeleri için öncelikle kendi aralarında dayanışma ve işbirliği içinde olmaları ve bu konuyu ilgili platformlara taşıyarak dikkat çekmeleri gerekmektedir. 2

3 Yrd. Doç. Dr. Ceylan Ertung: Panele başlamadan sayın konuşmacılarımızı kısaca sizlere tanıtmak istiyorum. Oturum başkanlığını yürütecek olan Sayın Prof. Dr. Hamit Hancı, 1963 İzmir doğumlu, 1986 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olan Hancı, halen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır. Prof. Dr. Yıldırım Doğan, 1950 doğumlu ve 1975 yılında Ankara Tıp Fakültesinden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalında Öğretim Üyesi olan Doğan, bağımlılık psikiyatrisi alanında çalışmakta ve psikoterapi konusunda eğitim vermektedir. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çakır, 1987 yılında Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirmiş. Yüksek lisans ve doktorasını devletler genel hukuku alanında sırasıyla Kocaeli Üniversitesi ve Ankara Üniversitesinde tamamlamıştır. Halen Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Klinik Araştırmalar Etik Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktadır doğumlu Hüseyin Gül, 9 Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini 1986 yılında bitirdi. Devlet Hava Meydanları İşletme Genel Müdürlüğünde çeşitli görevlerde bulundu ve halen bu kurumda müşavir olarak görev yapmakta yılında Rezerv Yayınları tarafından Çalışma Ortamında Psikolojik Taciz, Mobbing/Bullying isimli kitabı yazdı. Yrd. Doç. Dr. Gaye Burcu Yıldız, 1978 doğumlu lisans ve yüksek lisans, doktora derecelerini Ankara Hukuk Fakültesinden aldı ve halen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi görev yapmakta. Prof. Dr. İ. Hamit Hancı: Hüseyin Bey in bir de Mobbing ile Mücadele Derneği Başkanı olduğunu da hatırlatalım. En önemli özelliği herhalde o olacaktır. Çok sevdiğiniz bir işi yapıyorsunuz. Gerçekten de tüm enerjinizi işinize vermek istiyorsunuz ama bir süredir, tuhaf şeyler oluyor. Sanki yöneticileriniz başta olmak üzere çoğu iş arkadaşınız size karşı yaptığınız işlere burun kıvrılıyor, siz bakınca bakışlar kaçırılıyor. Topluluklara alınmak istemediğinizi fark ediyorsunuz. Artık neredeyse özgüveniniz yok olmak üzere ve içten içe biliyorsunuz ki aslında size psikolojik bir baskı uygulanıyor. İşte önceden duyduğunuz ancak çok da önemsemediğiniz işyeri kâbusuyla karşı karşıyasınız, duygusal taciz, yıldırma ya da mobbing hatta literatürdeki başka bir tanımla işyeri terörü. İngilizce mobbing kavramı mob kökünden gelmekte, mob sözcüğü aşırı şiddetle ilişkili ve yasaya uygun olmayan kalabalık anlamında sözcük, Latince Mobile Vulgus tan türemiş. Mobbing sözcüğü ise çevresini kuşatma, topluca saldırma, rahatsız etme ya da biraz sıkıntı verme anlamında li yılların başında Almanya doğumlu İsveçli bilim adamı Heinz Leymann bu sözcük ile işyerindeki benzer davranışları isimlendirmiş. Kavram olarak kişinin işyerinden dışlandığı ve ruh sağlığının bozulmasına sebebiyet verecek seviyede kötü muameleye maruz bırakıldığı olumsuz davranışları kabul ediyor. Aslında mobbing üst düzey yöneticiler arasında bir meslek hastalığı ve sık olarak görülmekte. Mobbing sistematik şekilde ve bilinçli bir baskı yapma anlamına gelmekte ve karşı tarafı pasifize etme amacı gütmekte. 3

4 İşyerinde duygusal terör uygulayan yöneticiler baskıcı, otoriter ve totaliter kişilik yapısına sahipler. Kendi fikirlerini zorla kabul ettirmek istiyorlar. Kesinlikle eleştiriye kapalılar ve farklı düşünceye toleransları yok. Mobbing, duygusal bir saldırı, hedefi ise işyerindeki kişi veya kişiler üzerinde sistematik baskı yaratarak ahlak dışı bir yaklaşımla iş performansını ve dayanma gücünü yok edip işten ayrılmaya zorlamaktadır. Konu özellikle 2009 yılından bu yana adli tıp uzmanlarına artan sayıda başvuru olarak karşımıza çıkmakta. Konuyla ilgili bilginin artması, çok disiplinli meslek yaklaşımının pekişmesi ve kazanılmış dava örneklerinin de kamuoyuyla paylaşılması sonucunda son yıllarda hukuk insanları ve özellikle de avukatların takibiyle ülkemiz gündeminde önemli bir yer tutmaya başladı. Mobbing, kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılmakta, kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlıyor. Üst merci ima ve alayla karşısındakinin toplumsal itibarını düşürmeye yönelik saldırgan bir ortam yaratarak kişiyi işten ayrılmaya zorluyor. Leymann İsveç teki intiharların %15 nin mobbing kaynaklı olduğunu söylemekte. Mobbing genellikle işini çok iyi hatta mükemmel yapan, ilişkileri olumlu olan, çevresindekilerce sevilen, çalışma ilkeleri ve değerleri sağlam, bunlardan ödün vermeyen, dürüst ve güvenilir, kuruluşa sadık, bağımsız ve yaratıcı, en önemlisi de zorbanın yeteneklerinden üstün özelliklere sahip olan kişilere yönelmekte. Zorbalar ise genellikle aşırı kontrolcü, korkak, nevrotik ve iktidar aşkı olan kişiler olarak Leymann tarafından tanımlanmakta. Ek olarak mobbingi uygulayanın patron olarak bunu hak görmesi, şişirilmiş benmerkezcilik, narsist kişilik. Mobbing işin akışına ya da bir davranışa ilişkin bir anlaşmazlıkla başlıyor. Daha sonra zorbanın saldırgan eylemleriyle devam ediyor. Saldırganlığa zorbanın dışında yönetim ya da iş arkadaşları da katılabiliyor. Bir sonraki aşamada kurban sorunun kaynağı, problemli hatta hatta akıl hastası olarak algılanıyor. Süreç işe son verilmesi ya da kişinin ayrılmasıyla tamamlanıyor. Bu sonuç çoğunlukla mobbingin bitmesi anlamına da gelmiyor. Çünkü benzer iş kolunda çalışmak zorunda kalan kişi kötü huylu, asi ya da işten anlamaz olarak damgalanarak referansları kirlenmiş oluyor. Peki, nasıl korunacağız? Mobbing kurbanlarına yeni bir iş araması, yardım alması, özgüvenini geliştirmesi, her türlü olasılığa hatırlaması, yaraları sarmaya çalışması, yasal işlem yapması ve sendika, oda, meslek örgütleri gibi kuruluşlara başvurması önerilmekte. Mobbingin psikolojik bir saldırı olduğu düşünülürse, psikolojik savunma yöntemleri geliştirmek büyük önem taşımaktadır. Ne yapmalıyız? Zorbaya açıkça duruma itiraz ettiğinizi söyleyin. Taciz edici söz ve davranışlarının durdurmasını isteyin. Yanınıza güvendiğiniz ve gerekirse tanıklık edebilecek bir iş arkadaşınız bulunsun. Olayları verilen anlamsız emirleri uygulamaları yazılı olarak isteyin veya kaydedin. İlk fırsatta zorbayı yetkili birine rapor edin ve bunu açıkça kanıtlarıyla verin, gerekiyorsa tıbbi ve psikolojik yardım alın. Bu hem ayakta kalmanız için yardımcı olacaktır, Yıldırım Hocam bu konuda ayrıntılı bilgi verecek, hem de ilerideki dava aşamasında elinizde kanıtlar bulunmuş olacaktır. Şikâyetiniz hakkında kuruluş içinde ne yapıldığını araştırın. İş arkadaşlarınızla durumu paylaşın. Onlar da aynı şekilde rahatsız olabilirler, bu durumda grupça başvurmanız daha etkili olacaktır. 4

5 Avrupa da konuyla ilgili çok sayıda dava bulunmakta ve ağır para cezaları uygulanmakta, benzer davaların Türkiye de de açılmasının sağlanması, mobbing konusunda bir bilinç oluşturulması ve işverenin keyfi davranışlarının sınırlandırılması ve hatta son ihtarda ortadan kaldırılması, sendikaların ve odaların bu konuda etkinliklerinin artması, mobbingin azaltılması yönünde önemli adımlar oluşturacak. Türkiye de mobbing davaları açılmaya ve kazanılmaya başlamıştır. Hatta aramızda konuşmacılarımızdan biri bu mobbing davalarından birini kazanan bir arkadaşımızdır ve Türkiye deki ilklerden biridir. Mobbing örgütler içinde bulaşıcı bir hastalık gibi iyileştirici önlemler alınmazsa örgütün bütün yaşamsal organlarına yayılıyor. Çalışan personelde işletmeye ve çalışma arkadaşlarına güven ve saygı azalıyor. Motivasyonu düşüyor. Çalışma ortamı ve çalışanlar ile örgüt arasında uyumsuzluk başlıyor ve sonuçta iş verimliliği düşüyor. Mobbing durumunda pasif saldırganla başa çıkmak aktif saldırılara göre daha zor; çünkü pasif saldırganlar kötü davranışları örtmek için uygun ortamlarda anlayışlı ve samimi davranışlar sergiliyorlar, böyle bir portre çiziyorlar. Mobbing yapılan kişi her sabah güne iş stressiyle başlıyor, işe gitmek istemiyor. İçinde bulunduğu çaresiz durum kişinin sağlığını ciddi anlamda tehdit ediyor. Mağdurları en fazla etkileyen mobbingin sıklığı, tekrarı ve süresi herkesin dayanma süresi farklı olduğu için vereceği zararın etkisi kişiye göre değişmekte. Mobbing bir suç olmasına rağmen mobbing davranışları örgüt yönetimleri tarafından özel bir strateji olarak görmezlikten gelinmekte, müsemma gösterilmekte hatta yanlış anlamlandırılmakta, hatta bazen de gerçekten teşvik edilmekte. Doğal olarak mağdurlar kendilerini savunurken kimi kime şikâyet edecekleri gibi bir açmazı yaşamaktalar. Mobbinge maruz kalanlar yaşadıklarının tanımlanmış bir işyeri sendromu olduğunu uğradıkları tacizin kendi suçları olmadığını anlamalılar ve bu yönde mücadele etmeliler. Aynı zamanda psikolojik yardım almak onları yaşadıkları sendrom karşısında verecekleri mücadelede daha bilinçli ve güçlü kılacaktır. Netice olarak mobbing bir insan hakları ihlâlidir. Amacımız mobbingi önlemek, kurbanlara yalnız olmadıklarını hissettirmektir. Bu amaçla Adlî Bilimciler Derneği içinde kurulan bir Mobbingle Mücadele Komisyonu ki Komisyon Başkanımız Sayın Mustafa Çakır dır. Bu konunun üzerine gidilmeye başlanmıştır. Tabi ki Mobbingle Mücadele Derneği şu an Türkiye de bu konuda spesifik olarak kurulmuş tek dernektir. Sayın Hüseyin Gün de onun başkanıdır. Bize ulaşmak isterseniz, lerimiz burada aynı zamanda derneğin web sitesi mobbingehayir.com aynı zamanda twitter üzerinde de bir hesabımız mevcut, mobbing.org olarak derneğimizin sitesi de mevcut. Ben bu genel mobbingle ilgili kısa bilgilendirmeyi yaptıktan sonra esas son derece değerli hocalarımızı davet etmek istiyorum. Efendim Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı Doğan kendisi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Sayın Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çakır kendisi Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Sayın Yrd. Doç. Dr. Gaye Burcu Yıldız kendisi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi ve bir sivil toplumdan da tabi ki temsilcimiz var, Sayın Hüseyin Gün kendisi hem bir mobbing mağduru hem de Mobbingle Mücadele Derneğinin Başkanı. İlk konuşmacımız Sayın Hocamız Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı Doğan dır. Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı Doğan: Başlangıç olarak sizlerin çok iyi bildiği o gelişimden söz edeceğim, yani kişinin avcı toplayıcı düzenden, toprağa bağlı düzene doğru geçişinde önemli bir gelişme olmuştur. Toprağa bağlı düzene geçiş, örgütlü çalışmanın başlangıcıdır ve bu dönemde herkes çalışıyor. Toplumsal cinsiyet 5

6 farklılığı var mı yok mu buna dair bir kaydımız yok. Ama varsayıyoruz ki ya da o dönemleri zihnimizde görselleştirdiğimizde kadın ve erkek birlikte çalışıyor, demek ki dil nasıl konuşuluyordu, çalışma nasıl dile geliyordu, o kavramlaştırma nasıl yapılıyordu gerçekten meraklara değer. Dinazorların ne yaptığını bilmek kadar bunu da bilmek istiyorum, onu söyleyeyim ama buna dair bir kayıt yok. Çalışma yaşamıyla ilgili en eski kayıtlar piramitlerin inşa sırasındaki kayıtlardır. Orada erkek işçiler çalıştırılıyor ve o dönemde, mesela bildiğim kadarıyla çalışan çalışmayan ayrımı bir anlamda sınıfın üstün niteliği açısından önemli bir şey oluyordu. Kendini iyi hisseden, parası olan veya üstü olan, çalıştıran bir yerde çalışan oluyordu. Günümüze gelirken tabi şunu söylemek gerekir: Bugün asli olan yaşamda kadın olduğuna göre, yani insan türü için ve benim için çalışmayla ilgili eğer bir direkt koşul tarif edeceksek bunu kadın ya da erkek diye ayrılmasının bir anlam taşıdığını düşünmüyorum. Her iki cins içinde böyle ve üstelik çalışma iki cinsi eşitleyen en önemli değişkenlerden birisidir. Şimdi bunu söylediğim zaman hassas bir şey bu ifade, bu söylediğim zaman iki cinsi eşitliyor derken bir yanıyla eşitsizliği vurguluyorum, ben kabul ediyorum gibi anlaşılmasın. Ama toplumsal cinsiyet düşüncesi ile baktığınızda hiçbir farkın olmaması lazım, kesinlikle olmaması lazım onun için söylüyorum. Dolayısıyla başlangıçta çalışma için gerekli olan koşullar erkekler için ne deniyorsa kadın için de odur. Peki, insan niye çalışır? İnsan şundan ötürü çalışır: Aidiyet duygusunun sağlanması ve sürekliliği çok önemli; çünkü artık toprağa bağlı düzen insanın aidiyetle ilgili hissedişinin başlangıcı olmuştur. Bu toprağa aitsin birde bu yaşadığın şehre aitsin. Bunun sağlanması ve sürekliliği önemli, kişinin bu yolla farkında oluşluğunu ifşa etmesi son derece önemli. Farkında oluşluk nedir? Yani ben şuyum, benim özelliğim bu, ben burada yaşıyorum, bu insanlarla yaşıyorum gibi hem bireysel hem de toplumsal ruhsal özellikler. Çalışma kişinin toplum tarafından sahiplenildiği türünde direnci geliştirilir. Toplumun onun katkısına ihtiyacı olduğu düşünülmesini bilinçlendirir. Şimdi takdimde arkadaşımız benim bağımlılıkla ilgili çalıştığımı söyledi. Evet, İLO (Uluslararası İş Örgütü) bağımlı bireyle ilgili politikalar belirlerken çok önemli bir şey söyledi. Bağımlı birey, bir alt kültür grubu içinde yaşar. Der ki, toplum ikiyüzlü, gerçekten ikiyüzlüdür. Yani egemen ideoloji ikiyüzlüdür, psikiyatrinin kullanışı, bağımlılığa bakışı pek çok açıdan. Bağımlı bu toplumun bana ihtiyacı yok diye düşünür. O insanı rehabilite edecekseniz, yani esenlendirecekseniz ve erinç içinde yaşamasına sağlayacaksanız önce toplumun benim sana da ihtiyacım var diyebilmesini sağlamamız lazım. Dolayısıyla iş dediğinizde, çalışma dediğinizde kişi toplum tarafından sahiplenildiğini düşünür, toplumun ona ihtiyacı vardır her anlamda. Bu da onun özgüvenini pekiştirir. Korunduğunu hisseder, kullandığını hisseder. Güvenlilik arayışı ve bunun karşılanması gibi bütün bu özellikleri bir araya getirdiğimizde insanın neden çalıştığıyla ilgili tümleşik bir nedenselliğin tarifinde buluşuyoruz ve bu tarifte buluşurken, bu yola giderken, bunun türe bağlı ya da toplumsal cinsiyete bağlı bir ivmelenme söz konusu değil, amaç herkes için ortak. Şimdi bunların hiçbirinden vazgeçemeyiz. Bunların hiçbirinden vazgeçemediğimize göre bunların hiçbiri kadın için erkek için ayrı tarif edilemez, bu mümkün değil. Şimdi ben size sanayileşmeyle olup biteni anlatacağım. Sanayileşmeyle birlikte bu demin söylediğim insan neden çalışır gibi taleplerin şekillenmesi önemli hale gelmiştir. 6

7 Sanayileşmede egemenler, sanayileşmenin oluşmasıyla işi yönetenler, daha farklı tanımlamaları yapmak istemiyorum konu farklı yere gidebilir, deminki nedensellikleri düşünüp ve toplumsal role göre yeniden tarif etmişiz derler. Toplumsal cinsiyet rolünün üstü örtülü tanımlı hale gelmesi bence sanayileşmeyle birlikte başlamıştır. Bu şu anlama geliyor: Sanayileşme tarzını, tavrını oluştururken, hayatı çerçevelerken, demin saydığım nedenselliklerin hepsini daha çok erkek için tarif etmiştir, bu böyledir. Bunda tabi kol gücü gibi tuhaf bir tarifin, evet tuhaf değil, ama burada kullanılması tuhaf. Tariflerin değişken olması bunun altının çizilmesi bana doğru gelmiyor. Yani buharlı lokomotifi icat eden erkektir, öyle derler. Onun icadı o adamın demir taşıdığı anlamına gelmez ki, zihninde bunu oluşturabilmesi anlamına gelir ve neden olur, nasıl oluyor da bütün icatlarda veya bütün düşüncelerde kadın yok. Neden onun zihinsel faaliyeti söz konusu olmuyor da erkeğin ki oluyor. Bu nedenle sanayileşmeyle ilgili de egemenlerin sanayi toplumu yaratırken erkek egemen bir ideolojiyi merkeze koymasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu dönemde erkek ağırlıklı kavramlaştırmaların esas olduğu için kadınlar bunun dışında kalmıştır. Çünkü erkek ağırlıklı kavramlaştırmada iş, savaş gibi algılanmıştır. Bir savaş konusu olmuştur ve bildiğiniz gibi savaşlarda kadınlar dışarıdadır, savaşan erkeklerin hizmetindedir. Dolayısıyla kadınlar ailenin sürekliliği gibi ideal görünen dokunulmazlık taşıyan kavramlara sıkıştırılmış, işe sahip çıkan erkekleri doğurmak kadınların görevi, erkekleri yetiştirmek kadınların görevi ve bu erkeklere hizmet edecek kadınları eğitmek de gene kadınların görevi oluyor. Şimdi tam burada bizim çok sık sözü edilen şahsiyetimizden söz edeceğim; Sigmund Freud dan. Freud bir düşünürdür, düzgün adamdır ve bu tür panellerde hep söylerim. Aslında şu çok önemli biliyor musunuz toplum hayatında, düşünme hayatında ben yanlış söyledim deyip değiştirebilmek. Bunu ender insan yapmıştır, bunlardan bir tanesi Bertrand Russell dır. Batı felsefesiyle ilgili başlangıçta söylediklerini Vietnam dan sonra geri almıştır. Bir diğeri de Sigmund Freud dur. Kimi yanlışlarını kendisi düzeltmiştir. Ama bir şey var, pozitivist dediğimiz aydınlanmanın o üstün hediyesi sırasında kadınlar bir noktadaydı. Kadınlar Viktoria dönemin baskılanmış cinselliğinin Avrupa da, Avrupa nın kadına bakışını hatırlarsınız. Freud demeye getiriyor ki kadınlar konuşmalı, yani toplumun içinde kadının görevi aile gibi dokunulmazlık taşıyan ulvi bir kurumu kurmaktır. Bu kurulurken erkeklere hizmet etmek, çocukları büyütmek yetmez mi, evet başka bir şey daha yapmış, o da şu kadın birden bire cinselliğin tanımlı tek uyaranı olmuş. Dolayısıyla bu uyaran erkek zihnini, erkek gücünü oluştuğu böyle çelici bir özellik, böyle tarif ediliyor ve dikkat ederseniz bütün Freud kuramı bundan ibaret değil. Ama bilinç, işte bilinçaltı bilmem ne derken bilinçaltının karanlığı, bilinçaltının çamuru kadından doğru tanımı bastırılmış cinsellikle ifade edilmiştir, Freud bunu değiştirmiştir. Ama bu öyle bir sahiplenilmiştir ki inanamazsınız. Tam bu dönemde, pozitivizm döneminde Amerika da, o büyük kıtada yavaş yavaş iş örgütlenmesi oluyor. Taylorizm in meme kestiği dönem, bir insan ölene kadar çalışabilir şeklindeki bir dönem ve gene bu dönemde iyi patronların, ahlâklı patronların, ulvi insanların, insanlığa hizmet edecek, insanlık bilgilerine sahiplenecek kişilerin sadece patronlar olduğu şeklindeki anlayışta okyanusların öbür tarafındadır. Bütün bu söylediklerimiz sanayinin değerini azaltmaz elbette; çünkü Freud un düşünür olduğunu söyledim ve Freud insan tutum, davranış ve umursamasının sadece ve sadece cinselliğe indirgendiği şeklindeki algıyı ilk kuramını yayınladıktan 7

8 sonra 5 yıl ya da 10 yıl sonra değiştirmiştir. Ama kimsenin de umurunda bile değildir. Şimdi psikanalizin böyle bir sava sahip olması, kadının toplumsal rolünü, toplumsal cinsiyet açısından işe bakıldığında sıkıştırılması gereken köşeyi tarifte çok ciddi bir nedensellik oluşturmuştur ve bu nedensellik sadece egemenlerin değil, toplumun da kadına bakışının şekillenmesinde önemlidir. Çünkü toplum şöyle, iş toplumdan ayrı bir dünya değildir. Biraz sonra söyleyeceğim o da bir toplumsallaşmadır, bir gezegen gibi alt bir toplumsal sistemdir. Ancak büyük sistemin içindedir ve büyük sistemin içinde siz büyük sistemin sürekliliği söz konusu olduğunda farklı bir var oluşu asla ve asla ileri süremezsiniz, dışlanırsınız ve toplum egemenlerin özellikle çalışma ahlâkında kadına bakışındaki yanlılığı değiştirebilecek toplumsal baskıyı, toplumsal muhalefeti ve toplumsal ifadeyi yerine getirmekten uzak kalmıştır, korkmuştur. O yüzden kol gücü, zihin emeği, beden emeği, üretim bunlar söylenildiğinde hiçbir toplumsal cinsiyetle bağlantılı bir ifadeye ulaşmamıştır. Üstelik büyük görüşlerin hangisinde marksizm de olduğunu bilmiyorum, daha sonra onun dışında feminizmde olduğunu biliyorum, kadınla ilgili, kadın odaklı ayrı bir düşünsel açıdan söz konusudur, bu da çok önemli; çünkü siz bunu söylediğinizde egemen ideolojisinin karşısındasınız demektir. O zaman size söylenecek pek çok şey var. Şunu söylemek istiyorum, toplumsal cinsiyet saçmalığının, ayrımının umursanmadığı, insanoğlunun umursandığı topluluklarda, örgütlerde ve yapılarda toplum için en önemli tehlike onların düşüncelerini filizlenmesi, yayılması, çoğalması ve toplumun şekillerinin değişmesi, tabi ki iş hayatının da değişmesidir. Bu da pek çok insan için çok ciddi bir tehlikedir. Dolayısıyla onları dışlayacak tahvillere ve yaftalara, yani yumurtacı deyip boğacaksanız, komünist deyip boğacaksanız bilmem ne deyip boğacaksanız söylediğini de ama her neyse sonunda dediğim gibi iş insanı eşitleyen bir unsurmuş. Dikkat ederseniz, çalıştırana iş demiyor, çalışana iş diyor ve bir yerde buluştuğumuzda, bu tür toplantılarda toplumsal cinsiyeti dışlayan tutumda buluştuğumuzda çok daha farklı şeyleri yapabileceğimize inanıyorum. Toplumsal sistemi bir gezegen sistemi olarak düşünün, en kolay alıştıracağım şey o olacak. İş hayatı da o gezegenin alt sistemi, yani biz nasıl güneşin etrafında dönüyoruz, o sisteme aidiz, ay da bizim sistemimize ait, öyle düşünün, bir uydu. Şimdi bu uydunun tanımı toplumun tanımından hem farklı hem değil. Bu paradoksal yaklaşım özellikle iş hayatında, iş hayatına kadınların girmesiyle ortaya çıkmıştır. Beklenir ki iş hayatında kadınlar girdiğinde toplumsal cinsiyet açısından yanlı bakışı da son bulacak, hayır hiç de öyle olmamış. Hala çalışma hayatında kadının varlığı toplumun o kadına bakışındaki şeyden bağımsız değil. Var ama bir an önce yok olsa iyi olur, onun için böyle yapıyoruz. Mobbinge sadece kadın uğramıyor, erkek de uğruyor ama konumuz örgütlü yıldırma, çok sevdiğim bir Türkçe karşılık, onu size söyleyeyim örgütlü yıldırma, bezdirmeden daha farklı. Lerzan Hanım çok güzel bir şey söyledi. Empati nerede gerekli? Yani empati şudur bizim alanımızda asıl bütün toplumsal alanda, birinin ne söylediğini anlayabilmek için kendi kılığınızdan çıkıp, kendi ayakkabılarından çıkıp onun ayakkabısını giymiş olmanız lazım. Yalnız iki koşul var; belli bir süre belli bir derinlikte eğer süreye ve derinliğe dikkat etmezseniz, yani zamanında dönemezseniz orada kalırsınız. O zaman sadece ağlarsınız ama onun sorununa çözüm bulamazsınız. Bu durumda erkekler ki ben yurttaşım, ben dünyada yaşıyorum. İçinde bulunduğum toplumu oluşturan insanım ve başka insanların farkında olmak zorundayım. Dolayısıyla mobbing söz konusu olduğunda erkeklerin kadınlarla doğru empati 8

9 yapması lazım. Tekin Naci Türk romanında işte bir ara şey dedi, Türkiye de ne kadar futbol varsa o kadar romancı vardır, ortalık ayağa kalktı. Sonra da bir şey söyledi, o dönemlerde, şimdi var herhalde biraz daha, erkek yazarlardan kahramanı kadın olan ama tek kişisi kadın olan bir roman var mı dedi. Yok. Şimdi böyle bir empati yoksunluğu tabi ki sorununu kadın toplumsal cinsiyetle sınırlı olarak tarif eder. Oysa başlangıçtan mobbingi konuşacaksak eğer toplumsal cinsiyet ayırımı konusundaki tutumu, öngörülerimizi konuşmamız lazım. Örgütlü yıldırmayla ilgili olarak çok kısa bir şey söyleyeceğim. Sanıyorum bunu biliyorsunuz ama burada tekrar etmekte büyük yarar var yılında Birleşmiş Milletlerin 23 numaralı özel bir oturumu var, bu tarihi bir önem taşıyor. Çünkü bunun öncesinde 1995 te Pekin de 4. Dünya Konferansı yapılmıştır. Birincisi 1975 te yapılmıştır. Yani sistemin egemen ideolojinin kadınla ilgili hiç sorgulamayan tanımlarının, tariflerinin göz ardı edilen, toplumsal değerlerin zorunlu olarak farkına varışı 1975 tir ilki Mexico City de yapılıyor yılında 4. Dünya Konferansı ve 2000 yılında Birleşmiş Milletlerin bu kadınla ilgili özel 23 numaralı oturumunda şu çıkıyor: Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu. Deklarasyon o 4. Türk Kadın Konferansına ait, Eylem Platformu da Birleşmiş Milletlere. O şu 21. yüzyılda kadın ve erkek her bireyin eşitlik, kalkınma ve barıştan yararlanabileceği bir dünya için kadın ve erkeğin beraber çalıştıkları toplumlar gerçekleştirmeye söz veririz, aynen bu ifade. Bu ifade hükümetler tarafından imzalanmıştır. Türkiye her iki belgede çekince olmadan imzalayan ülkelerden bir tanesidir. İşyerinde örgütlü bir biçimde kadını yıldıracağız ama sendikası var şusu var, busu var, ne yapacağız? Öyle bir şey yapmalıyız ki kadın çaresiz hissetmeli, kendini köşeye sıkışmış hissetmeli, izole edilmiş hissetmeli. Yani kadın ulaştığı toplumsal kazanımlardan kendisi vazgeçmeli, kendisi vazgeçerse boşadır. Aslında mobbing denmez, yani örgütlü yıldırma budur. Birisine bir şey yapmak istiyorsanız ya da kendine bir şey yapıldığını düşünen insanlar şunun farkına vardıklarını daha hissederler ve iyi olmaya karar veriler, o da şu: Senin kendine yaptığın başka bin tane insanın sana yapabileceğinden çok daha fazla; çünkü uzaktan kumandayla birine kendini tahrip etmeyi öğretirseniz, düğmeye bastığınızda o kendini yok edecek. Mobbing, işyeri, çalışma hayatı bunu yapıyor. Böyle deyince tabi sendikaların peygamber suyuyla yıkandığı akla gelir. Oysa adını vermeyeceğim, bilen bilir. Bir kadın çalışan işyerinde bir müdür tarafından, önemli biri tarafından cinsel tacize uğruyor ve sendikaya şikâyet ediyor, mobbing tekniği. Sendika örgüt disiplinini bozmamak adına ve o dönemki işyeri sloganları adına bunu kapatıyor. Bunun adı ahlâksızlıktır. Bu ahlâksızlığın içinde yer alan siyasi görüş, düşünce yoktur. Son olarak yapılması gereken şeyler: 1- Çalışma birimlerinin ve çalışma hayatının yansız tutumu benimsemesi lazım. 2- Önyargıdan bağımsız olması lazım, önyargıyı yıkamayabilirsiniz ama insanlara önyargısız davranmayı öğretebilirsiniz. Sonuncusu da duygusal yükten uzak kalması lazım. Prof. Dr. İ. Hamit Hancı: Hocam iki çok güzel şey söyledi; çalışmayla ilgili ilk kayıtların piramitlerin yapımında öyle olduğunu söyledi. O doğru ama mobbinge ilk karşı çıkışta burada biliyor musunuz? Tarihte bilinen ilk grevler piramitlerin yapımı sırasında soğanla sarımsak istihkakının azaltılması sonucu ortaya çıkıyor. Örgüt 9

10 disiplininden bahsetti, örgüt disiplinin de sendikadan işi kapatıldı. Shakespeare nın lafıydı, herhalde, şöyle diyor Yeter ki adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çakır: Ben sistemdeki yanlışları eleştirerek mobbing konusuna girmek istiyorum. Hocamızın son söylediği birkaç cümleyle ilaveten mobbingi ilk olarak benim gördüğüm şey Ben bir şey yapmam, bıktırır gönderirim lafını duymuştum ve bunu çok yerde gördüm. Ben bir şey yapmam, bıktırır da gönderirim. Yani kendi kendine terk etmesini sağlamak için. Bunun örneğini canlı olarak çok fazla gördük. Mobbing olayını yaşarken arkadaşlar şimdi çoğunuz öğrenci olduğu için size göre konuşmak istiyorum, yani öyle bir şey ki çok yoğun bir mobbing baskısı altındaysanız, kendinizi bir hapishanenin gözle gözükmeyen duvarlarında hapishaneye girmiş gibi hissetmeye çalışırsanız belki biraz tanım yerine oturur. Öyle bir yer ki her adımınız her şeyiniz sorgulanan bir duruma geliyorsunuz. Ama böyle basit küçük şeyleri söylemiyorum, eğer tepedeki yönetici sizi hedef olarak aldıysa işiniz çok zor. Ben daha çok mobbingle ilgili sistemdeki bozuklukları eleştirirken, kamu yönünden eleştirmeye çalışacağım. Gaye Hocamız, daha çok beşerî hukuk açısından devam edeceği için birbirimizi tamamlamış olacağız diye düşünüyorum. Şimdi kamudan da öncelikle üniversiteyi örnek aldık. Üniversitede: Ben bir şey yapmam, bıktırır gönderirim. Ben istemiyorum, rektör istiyor. Rektör diyor ki işte ben değil kendi fakültesi istemiyor. Destek isteyeceğin arkadaşların diyor ki tüm üniversite senin karşındayken bizim sana yardım etmemizi nasıl istersin? Senin çalışmaların yeterli değil. Yerinde durmuyor, Odasından 5 dakika erken çıktı diye soruşturma açılıyor. Böyle bir hocamız 5 dakika erken çıktı diye soruşturma açıldı, dava açtı sonradan 6 milyar tazminat aldı. Örnek olarak aklıma geldi. Sonra bilgisayarınızı siz yokken akşamüzeri alıp götürüyorlar, içine bakıyorlar falan siz şikâyet ediyorsunuz, savcılığa veriyorsunuz. Savcılıkta kanun gereği kendisi direkt bir şey yapamıyor. Aslında şu anda yapıyorlar da eskiden yapamıyorlardı. Rektöre soruşturma yapması, sen diyor bilgisayarına şifre koymuşsun, seni 657 ye göre yani Devlet Memurları Kanununa göre hakkında soruşturma açıp ceza veriyorlar. Bu sefer de korkutmaya çalışıyor. Böyle sicillerinizi bozuyorlar, ya çok ağır yükler veriyorlar ya da hiç çalıştırmıyorlar, size baskı yapmak için. Altından kalkamayacağınız derecede ağır işler ya da böyle boş boş bir köşede yaramaz pozisyonda oturtuyorlar. Size selam veren kişiyi bile hedef haline getiriyorlar. Bir yerde çay içiyorsunuz. Biraz sonra öbür arkadaşlarınızdan, yukarıdan telefon geliyor, sen onunla nasıl birlikte oldun diye ve onlarda o hışma uğramamak için en yakın arkadaşınızın bile selam vermediği durumlar yaşıyorsunuz. Bunlar size çok uçuk örnekler gibi gelebilir, ama gerçek hayatta bu böyle. Siz şu anda daha hayatınızın yeni başındasınız ama ileri ki iş yaşamında da bunları yaşama olasılığınız çok yüksek. Mobbing yapanlara hukuki sistem, mevzuat çok büyük imkânlar veriyor, öyle bir şey ki birçok konuda milletvekillerinin bile sahip olmadığı ayrıcalığa sahipler. Suçu işliyor, gidiyorsunuz savcılığa şikâyet ediyorsunuz. Savcı ne yapıyor, görevsizlik veriyor, aslında izin istemesi lazım. İlgili kuruma konuda 10

11 soruşturma veriyor, zaten mobbingi yapan kurum kendisi. Kendi kendini soruşturup kendi kendine mi ceza verecek, tabi böyle bir şey mümkün değil. Ortada suçta var, ne yapıyor, dosyayı işte ceza soruşturmasında belli bir süre yok. Senelerce soruşturmayı sümen altı edip bekletenler var, bunları gördüm. Dosya yok, yanlış isme gelmiş, oraya gönderiyor buraya gönderiyor bütün sistemi kilitliyorlar ve bunlara karşı doğru dürüst yaptırım gücü yakın zamana kadar yoktu. Ancak sesler o kadar çok yükselmeye başladı ki bütün gazeteler, televizyon şimdiden sonra biraz yavaş yavaş geri dönüşüm başladı. Yani yakın zamana kadar hedef alan kişilerin kendilerine savunacakları bir kurum yoktu gibi bir şey düşünebilirsiniz. Gidiyor başvuruyor, arkasını getiremiyor. Çoğu kişi hukuku da bilmiyor. Bir de yalnız kaldığını düşünün, nereye kadar götürecek. Size iki tane örnek vereceğim, YÖK le. Şimdi demin ki olayları anlattıktan sonra şimdi siz YÖK e gidiyorsunuz, şikâyet dilekçesini veriyorsunuz, döner sermayeden konuşuyorum, üniversiteler adına konuşuyorum. Ondan sonra YÖK teki soruşturmaya bakan birinin yaptığı iş sizin aynen şikâyet dilekçenizi alıyor. Şikâyet ettiğiniz kişiye gönderiyor. Ne olacak şimdi? Sizi kuzuyu kurdun eline nasıl bir şekilde teslim etmiş oluyor değil mi? Adam kendi kendine ne diyecek ki, yani işte sizi karalayan bir yazıyı tekrar YÖK e gönderiyorlar. Ondan sonra YÖK teki birim hiçbir işlem yapmadan ortada genellikle de suç var. Sizin bu olay hakkında kurumunuzdan bilgi aldık, böyle böyle dendi diye bir kâğıt geliyor size. Şimdi ne yapacaksınız? Sonuçta bu tür şeylerle ilk defa tanışıyorsunuz, ezilmişsiniz, darbe yemişsiniz. Eğer biraz daha bir şeyler biliyorsanız, gidersiniz İdare Mahkemesinde YÖK ün soruşturma açması için dava açarsınız. Diyelim ki kazandınız ama ne oldu sadece hâlen birinci noktadasınız. Demin ki anlattığım süreçleri yaşamazsınız, soruşturma açılır ama nasıl açılır, nasıl sürer, nasıl biter o da ayrı konu. Daha da komik bir örnek anlatacağım. Yine çok net suçlar var, savcılığa gidiyorsunuz. Savcılık yine kanun gereği 4483 teki görevsizlik verip bu konuda soruşturma açılması için YÖK e gönderiyor. YÖK e şikâyet ettiğiniz kişilerin birisi rektör ama YÖK teki soruşturmacı gidiyor. Rektörle ilgili şikâyetinizi görmezden geliyor. Hâlbuki sen direkt onun için soruşturmaya gidebiliyorsun, daha alttakiler için ancak rektör soruşturma yapabilir. Rektörü görmezden gelip alttakiler için soruşturma açılsın diyor. İşin ucu zaten rektöre gelince rektör ne yapıyor? O kişilere hakkında beni muhakemeye veriyor, yani yargılanmasın diye karar veriyor. Rektörü soruşturmacı yapıyor. Şikâyet edilen kişiyi soruşturmacı yapıyor, bu tam bir skandal. Ama bunları yaşadık hala da yaşıyoruz. Doç. Dr. A. Lerzan Gültekin: Burada tersi bile oluyor, yani benim eşimde rektörlük yaptı da ben oradan biliyorum. Sizin YÖK le eğer o rektörün arası iyiyse bu dedikleriniz oluyor ve bu kayıtlara geçiyor, değilse tersi oluyor. Anlatabiliyor muyum yani hâlbuki ne öyle olmalı ne öyle olmalı, doğrusu bunun dile getirmeli ama öyle olmuyor. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çakır: Burada ne yapılabilir diye düşündük. Bir kere üniversitedeki veya diğer kamu kurumlarına soruşturma yetkisi aynı kuruma ait olmaması lazım. Soruşturmacıların bağımsız bir kurumdan gelmesi lazım, savcılık dışındakini söylüyorum. Cumhurbaşkanı Denetleme Kurulu var, onun gibi sırf bu işlere bakan 11

12 herkesten bağımsız, etkilenmeyecek bir soruşturma mekanizması olsa, ön soruşturma ve diğer soruşturma olsa mobbingle ilgili şikâyetlerin birçoğu önlenmiş olur. Ama kurum içine verirseniz, zaten adam ne kadar objektif olmak istese de soruşturduğu kişi, şikâyet eden kişi, arkadaşı şikâyet edilen kişi, ikisi de arkadaş ve değişik işler için tam ortada yer aldığı için ne yapacak, genellikle de mobbing dediğimiz olay üstten geldiği için üstte karşı soruşturmacının ne kadar gücü olacak, bunlar düşünülmesi gereken şeyler. O yüzden soruşturmacı bağımsız, etkin bir konumda olması lazım. Soruşturma kesinlikle kurum dışından olmalı. Soruşturmaya gelmeden daha öncesi, bence en iyisi ombudsman dediğimiz kurum. Ortada sonuçta bir çarpışma var, bir tarafın insiyatif almasını öbür taraf istemiyor, işte bir şekilde baskı yapıyor. Baskı yapıyorsa o zaman problem var. Sonuçta birçok olayda hukuka uygun gibi gösteriliyor ama hukuka uygun değil, o da işin ayrı yüzü. Ne olacak? Burada baskıya uğrayan kişi gidip de böyle bir etkin ombudsman kurumu olsa ombudsmana gidip de benim böyle bir sorunum var dese, ombudsman da yetkili olarak bu konuyu bir şekilde uzlaşıya götürebilir ise olaylar çok büyümeden kaynağında çözülebilir diye düşünüyorum. Şu andaki koşullarda böyle bir şey söyleniyor ama tam yok. Yrd. Doç. Dr. Gaye Burcu Yıldız: Ben kamu hukuku kısmından, daha doğrusu uygulamada neler oluyordan, biraz Türk hukuk sisteminde iş hukuku ağırlıklı olarak ama genelde özel hukukta neler var, nasıl korunma yolları öngörülmüş onlara değinmek istiyorum. Öncelikle biz eğer burada kadına yönelik psikolojik tacizi, yıldırmayı konuşuyorsak aslında biz kadına yönelik ayrımcılıktan konuşuyoruz demektir ve Türk hukukuna baktığımızda anayasanın 10. Maddesi İş Kanunu 5. maddesi ve Türk Ceza Kanunu 122. Maddesinde çeşitli sebepler sayılmıştır. Bunlar arasında cinsiyet de vardır. Ayrımcılık yasağının düzenlediğini görüyoruz. Türk hukukunda, Anayasada Ceza Kanunu nda ve İş Kanunu nda cinsiyete dayalı ayrımcılık yapılamayacağı düzenlenmiştir. Ayrımcılıkla biz neyi anlatıyoruz, genel olarak sadece cinsiyete dayalı değil. Ayrımcılık sebeplerini iki şekle indirgeyebiliriz. Birincisi kişinin biyolojik özelliklerinden kaynaklanan ve değiştiremeyeceği şeyler olabilir; cinsiyet, renk, yaş, özürlülük durumu gibi veya öyle bazı sebepler vardır ki bunlar insan hakları, kişilik hakları çerçevesinde korunuyordur. Kişilerden bunları değiştirilmesi bu haklar çerçevesinde istenemez. Örneğin siyasi görüşü, dini ve felsefi inancı gibi. Eğer bu sebeplere dayalı olarak benzer bir durumda bu özellikleri taşımayan başka bir kişiden olumsuz anlamda farklı muamele görüyorsa işte o kişi ayrımcılığa uğramıştır diye kabul etmemiz gerekiyor. Psikolojik taciz dediğimiz, mobbing dediğimiz şey nedir? Kişinin onuruna, saygınlığına yapılan hukuka aykırı bir müdahaledir, saldırıdır. Dolayısıyla Türk hukuk sisteminde buna çeşitli maddelerle koruma sağlanabiliyor. Ama şunu hemen söyleyeyim, bunların hepsi tazmin amaçlıdır, yani mobbingi önleyecek bir hukuki düzenleme yok. Yükümlülük olarak getiriyor, önlemek belki çok da hukukun, yani kanun koyarak yapacağı bir şey değil; çünkü önlenmesinde kişilerin özellikleri işyerinde bunun bilinçlendirilmesi, bundan uzak durulması gibi farklı alanlara gidiyor. Hatta daha da ötesinde hocalarımız söylediler, önyargılardan arındırılmış, basmakalıp düşüncelerden arındırılmış bir 12

13 toplum ve böyle insanlar gerektiriyor. Şimdi Türk hukuk sistemine baktığımızda öncelikle bir hukuki yaptırımlardan bahsetmek istiyorum. Şimdi ilk Medenî Kanun dan bahsetmek gerekiyor 24. ve 25. maddeleri kişilik haklarını düzenleyen maddeler. Şimdi 24. madde der ki: Kişilik haklarına yapılan saldırıya karşı hâkimden korunma istenebilir. Kişilik haklarına saldırı, hukuka aykırı saldırı nedir? Gene bu maddede düzenleniyor ve deniyor ki: Kişinin rızası, kamu veya özel hukuka dayanan bir üstün yarar veya kanunun verdiği bir yetkinin kullanılması dışında kişilik haklarına yönelen her saldırı hukuk aykırıdır. Dolayısıyla böyle bir durum varsa bu saldırıya muhatap olan kişi gider hâkimden bu saldırının önlenmesini sona ermişse dahi hukuka aykırılığının tespiti ve hatta henüz gerçekleşmemiş ama gerçekleşeceği belli ise bu saldırının önlenmesini talep edebilir. Burada 25. maddenin ben önemli olduğunu düşündüğüm bir düzenlemesi var. Diyor ki: Davacı talep ederse hâkim bu saldırının hukuka aykırılığının üçüncü kişilere bildirilmesini veya ilanına karar verebilir diyor. Psikolojik tacizle ilgili özellikle marka değeri yüksek, toplumdaki imajları iyi olan, yüksek olan kurumlarda, şirketlerde böyle bir durum yaşanırsa ve bu duyurulursa ben bunun ciddi bir yaptırım alabileceğini düşünüyorum. Çünkü sadece tazminat ödenip kurtunulacak bir sistem değil. Marka saygınlığının o şirketin toplumdaki itibarı veya kamu kurumunun itibarının da zedelenebileceği bir alan çıkıyor karşımıza. İkinci olarak Borçlar Kanunu nda korunma söz konusu, daha doğrusu bir tazmin mekanizması. Borçlar Kanunu nun 49. maddesi kişilik haklarına saldırı durumunda manevi tazminat hakkı tanıyor. Tabii Borçlar Kanunu dediğimiz zaman bu söylediğim şu an yürürlükte olan kanun ama 1 Temmuz 2012 de yürürlüğe girecek Yeni Borçlar Kanunu muz var. Burada gene bir 58. madde var, 49. maddenin karşılığı, aynı şekilde manevi tazminat hakkı tanıyor. Önemli olan şey şu: Türk Hukukunda bir ilk olarak Borçlar Kanunu nun yürürlüğe girecek yeni kanunun 417. maddesi açıkça işverene psikolojik taciz konusunda önlem alma yükümlülüğü getiriyor. Madde metnini okumak istiyorum, o fıkrayı. İşveren hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemler almakla yükümlüdür. Gerekli önlemler ifadesi çok önemli, gerekli önlemler demek çok hafif bir önlemden daha ağır disiplin cezası uygulayıp hatta işçinin iş haddini fes etmeye gidecek kadar ağır önlemleri içeren bütün mekanizmaları içeren geniş bir anlam. Şimdi bu maddenin önemi ne? Bu madde ilk kez psikolojik tacize karşı önlem alma yükümlülüğü getiriyor. Mevcut İş Kanunu muzda bu yok. Mevcut İş Kanunu muzda biraz önce söyledim, İş Kanunu nun 5. maddesi var, iş hukukunda ayrımcılık yasağı ve işverenin genel bir gözetme borcu olduğunu biz kabul ediyoruz. Dolayısıyla psikolojik tacize karşı koruma iş hukuku sistemi açısından baktığımızda bugün için iki temel dayanağı olan bir borç ama bu Borçlar Kanunu yürürlüğe girdiği noktada bu kanun arasında Genel Kanun, Özel Kanun ilişkisi vardır. Yani İş Kanunu nda düzenlenmeyen bir hüküm Borçlar Kanunu nda varsa ve bu uygulanabilecek durumdaysa İş Kanunu nda tabi iş ilişkilerinde de uygulanır. 13

14 Dolayısıyla 1 Temmuz 2012 den itibaren artık biz İş Kanunu na tabi iş sözleşmelerinde de işverenin açıkça bir psikolojik tacize karşı önlem alma yükümlülüğünden bahsedebileceğiz. Şimdi İş Kanunu nda ne gibi düzenlemeler var, 5. madde iş ilişkisinde cinsiyete dayalı ayrımcılık yapıldığı durumlarda veya iş sözleşmesi cinsiyet nedeniyle sona erdirildiğinde mağdura bir 4 aylık ücreti tutarında bir tazminat öngörüyor, ayrımcılık tazminat. Burada şunu da belirtmek isterim, cinsiyet nedeniyle ayrımcılık demek. Sadece kadın olduğumuz için ayrımcılığa maruz kalmak değil, işte hamilelik, yeni doğum yapmış olmak, medenî hal gibi cinsiyet kavramının içine bizim sokabileceğimiz her türlü duruma ilişkin ayrımcılıktır. Dolayısıyla bunlara dayalı olarak da bir psikolojik taciz gerçekleşiyorsa gene İş Kanunu nun 5. maddesinin koruması alanına girecek. İşçinin bir diğer hakkı, psikolojik tacize maruz kalıyorsa ve bu psikolojik taciz aslında cinsel tacizle bir arada da olabilir. Öyle bir durum varsa bunu işveren yapıyorsa veya işyerindeki diğer kişiler yapıyorsa, dışarıdan gelen müşteriler de olabilir, üçüncü kişiler, bunu işverene bildirmiş ve işveren buna rağmen bir önlem almıyorsa iş sözleşmesinin hakkını da fes edebilecek. Cinsel boyut yok ama taciz sadece psikolojik anlamda devam ediyorsa, bu alanda gerçekleşiyorsa da çalışma koşullarının uygulanmaması kavramına girdiğinden bu gene iş sözleşmesinin haklı nedenle fes edebilecek. Tabi burada da gene mağdurun İş Kanunu na tabi iş akitlerinde de maddi ve manevi tazminat talep edebileceğiniz söylemek gerekiyor. İşveren neler yapmak durumunda? Bir kere işveren günümüzde bir Decent Work kavramından biz bahsediyoruz, İnsanoğluna yaraşır iş. Bu kapsamda işyerlerinde psikolojik tacizin olmamasını sağlamakla yükümlü, psikolojik tacizden arındırılmış bir işyeri yaratmakla yükümlü. Psikolojik taciz tabi iş sağlığı ve güvenliği açısından da ele alıyor; çünkü çalışanların sağlığını bozuyor, bu kapsamda ele alındığında gene gözetme borcu çerçevesinde işverenin önlem almakla yükümlü olduğu bir alan, bunları işveren önlemekle yükümlü. Önleyemiyor, bu olay gerçekleşti, o zaman ne yapması gerekiyor? Uygulayan işçiye iş akdinin feshine kadar giden veya işte uyarı, kınama ihlalin ağırlığına göre işyerinin değiştirilmesi örneğin aynı yerde çalışıyorlarsa biri diğerine psikoloji tacizde bulunuyorsa o kişinin başka bir yere gönderilmesi gibi önlemler alacak, disiplin cezaları uygulayacak. Ama uygulamada mağdur aslında bunları dile getirdiği için bir kez daha haksızlığa uğruyor ve kendi iş sözleşmesi fes ediliyor. Ankara 8. İş Mahkemesi nin verdiği bir karar var, mobbing alanında iş mahkemelerinde verilen ilk karar, Yargıtay dan aynen onanarak geçti. Mesela o örnekte haksız yere soruşturmalar açılıyor, disiplin cezası veriliyor ve toplu iş sözleşmesindeki hükümler gereğince mağdurun iş sözleşmesi fes ediliyor. Tabi böyle bir durumda iş güvencesi kapsamı içinde olup olmamasına göre de fesih hukukundan doğan haklarını talep edebilecek. İdari yaptırım olarak iş hukukunda bir idari para cezası gündeme gelebilir. Biz bunu gözetme borcu kapsamında değerlendirdiğimiz için işverenin bu kapsamda önlem almaması İş Kanunu nun 105. maddesi uyarınca bir idari para cezasını da gündeme getirebilir. 14

15 Ceza Kanunu ndan da bahsetmemiz gerekiyor. Ceza Kanunu nda ayrıca ve açıkça bir düzenleme yok, yani psikolojik taciz durumunda şu ceza verilir diye bir şey yok. Bazı ülkelerde var, Fransa bunun örneği. Ama bizim Ceza Kanunu muzda bir 117. madde var, İş ve Çalışma Hürriyetini İhlal Suçu. Burada madde diyor ki: Hukuka aykırı başka bir fiille iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişi hakkında 6 aydan, 2 seneye kadar hapis veya adlî para cezası uygulanır diyor. Şimdi bu suç tek başına gerçekleşebilir ama cinsel tacizle, cinsel saldırı, cinsel istismarla birleşebilir veya hakaret suçuyla birleşebilir. Öyle durumlarda Ceza Kanunu açısından sağlanabilecek koruma ise şöyle oluyor: Hangi suç daha ağırsa paraya o ceza veriliyor. Bunlar birden fazla kişiye karşı yapılıyorsa, örneğin bir amir yanında çalışan 5 kişinin 4 nde bir psikolojik tacizde bulunuyorsa mağdur sayısı kadar suç vardır, emin olun ki o kadar cezalandırılıyor. Şimdi birde tabi Mart ayı içinde bir Başbakanlık Genelgesi çıktı. Ona da değinmek gerekiyor, bu işyerinde psikolojik tacizin önlenmesi, mobbingin önlenmesi başlıklı bir genelge. Bu genelgeyi ben aslında şöyle yorumluyorum: İşyerlerinde mobbing yapmayın, sadece bunu söylüyor. Bunun ötesinde bir kere topu tamamıyla işverenlere atıyor, kısmen Çalışma Bakanlığının üzerine atıyor, bu kadar. Hiç mi olumlu bir yeri yok, var tabi, yani alo 170 hattında psikologların yardımda bulunması bir olumlu adım, işte toplumda farkındalığın arttırılması bu olumlu bir adım, toplu iş sözleşmelerine hüküm konmasının özendirilmesinde bunlar önemli adımlar. Ama en çok eleştirdiğim nokta şu: Genelgenin 6. maddesi diyor ki denetim elemanları psikolojik taciz şikâyetlerini titizlikle inceleyip en kısa sürede sonuçlandıracak. Denetim elemanlarından kasıt eğer iş müfettişi ise, iş müfettişlerinin çok büyük kısmı mühendis kökenlidir. Dolayısıyla işyerlerini teknik açıdan incelerler. Oysa psikolojik taciz dediğiniz şeyin bana göre bir kurul tarafından ve bu kurulun içinde mutlaka bir psikiyatrist, bir psikolog, bir hukukçunun olması gerekiyor. Böyle bir kurul tarafından incelenmesi gerekiyor, bu bana göre o kadar basit, herkesin inceleyip, sonuçlandırabileceği bir durum değil. Peki, neler yapılabilir? Yani bunlar tabi tazmin mekanizması dedik, önleme açısından neler olabilir? Öncelikle toplu iş sözleşmeleri gerçekten etkili bir mekanizma olarak kullanılabilir. Sosyal taraflara büyük iş düşüyor. Avrupa Birliği nde işçi ve işveren kuruluşları, konfederasyon düzenli bir çerçeve antlaşma imzaladılar. Bu 4 sene sonra 2007 de imzalandı, bu sene bunun genel bir görüşmesi yapılacak, belki bir direktife de gidilecek. Şimdi toplu iş sözleşmelerinde sosyal taraflar psikolojik tacizin ne olduğunu düzenleyip koyabilirler. Mağdurun hangi davranışlarla karşılaştığınıda nasıl bir başvuru yolu izleyip, işletme içinde oluşturulabilir bir kurum, buna başvuracağı, buna yardım sağlanacağı, bunun bir disiplin cezası gerektiren hal olarak düzenlenmesi ve psikolojik taciz uygulayanlara sıfır tolerans gösterileceği, şikâyette bulunulduğunda gizlilik ilkesine dikkat edilerek, özen gösterilerek soruşturmanın yürütüleceğine, bir de şu çok önemli, kasti olarak sırf birine zarar vermek için bu bana psikolojik taciz yapıyor şeklindeki iddialarında tıpkı psikolojik taciz uygulamak gibi sıfır toleransla karşılanacağı; çünkü bu çok önemli bir konu, bunların toplu iş sözleşmelerinde yer alması sağlanabilir. Bu konuda hiçbir yasal engel yok, toplu iş sözleşmesi özellikleri çerçevesinde bunlar yapılabilir. Dolayısıyla işçi sendikalarına çok büyük görev düşüyor. İkincisi biz buna bir iş sağlığı ve güvenliği meselesi olarak yaklaştığımız için aslında işverenin eğitim verme yükümlülüğü kapsamı içinde yer almış, bu konuda işçilerin eğitmekle yükümlüdür. Psikolojik taciz nedir, ne değildir, ne yapılmalıdır? Üçüncüsü 15

16 İş Kanunu Bilim Kurulu tasarısında vardı ama meclis bunu çıkarttı. İşçi Temsilciliği Kurumu eğer Türkiye ye getirilirse ve yönetime katılma unsuru olarak kullanırsa etkili olabilir. Tabi İş Kanunu ve Türk Ceza Kanunu nda psikolojik tacizin açıkça düzenlenerek konulması gerekiyor. İş Kanunu nda ayrımcılığın bir türü olarak düzenlenebilir. Ceza Kanunu nda da gene iş ve çalışma hüviyetini ihlal ya da ayrımcılık suçundan birine dâhil olabilir, suç olarak düzenlenebilir ve Alman hukukunda gene bir düzenleme var, biz iş hukukunda ücret ödenmediğinde veya iş sağlığı güvenliği açısından hayati tehlike varsa işçiye belli koşullar altında çalışmayı bırakma hakkı tanıyoruz. Bunun Alman hukukunda olduğu gibi yasal düzenleme yapılarak cinsel taciz ve psikolojik taciz durumlarına da kullanılabilecek bir hal haline, bir durum haline getirilmesi özellikle önleme açısından, mağdurun zararının artmaması açısından son derece faydalı olabilir diye düşünüyorum. Hüseyin Gün: Öncelikle sivil toplum örgütü olarak biz, hocanın bahsettiği bu Başbakanlık Genelgesi bizim Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiğimiz raporlar neticesinde yazıldı. Tabi eksik biz de katılıyoruz. Genelge kapsamında Çalışma Bakanlığı da Mobbing İzleme Kurulu oluşturuldu. Maalesef devlet sivil toplum örgütlerine mobbing yapıyor, bize de mobbing yaptı, dışladılar bizi. Oraya sendikaları alacaklarmış. Şimdi neden mobbingde sivil toplum önemli, bu konuda bilgiler arz edeceğim. Bizim ülkemizde ilk sivil toplum örgütü resmî anlamda 1048 yılında Selçukluklar Dönemi nde vakıf olarak kurulmuş. Sivil toplumun tarihi lü yıllara kadar gidiyor. Sivil toplum deyince tabi sendikalar, odalar, borsalar, dernekler, vakıflar aklımıza geliyor, kısa kısa arz edeyim. Türkiye de şu anda Mülhak Vakıf dediğimiz, yani vakfedenlerin kendi kendilerine ya da soyundan gelenlere minnetimi bırakırım şeklindeki vakıflardır. Mazbut Vakıf, yani Vakıflar Genel Kültür tarafından 31 bin vakıf varmış. Gayri Müslimler tarafından kurulmuş, 162 vakıf, Cumhuriyet Dönemi nde de 4568 tane vakıf kurulmuş. Türkiye de kurulan dernek sayısı , şimdiye kadar fes edilen dernek sayısı , bu 5072 sayılı kanun çıkmasıyla birçok kanun koyma koşuluyla kurulan derneklerin kapanmasıyla böyle bir sayıya ulaşılmış. Halen Türkiye deki adet dernek mevcut. Bunların dağılımı bütün illere göre yapılmış ama ilk üç İstanbul , Ankara 8.396, İzmir en az da Kilis de Tunceli ve Şırnak ta dernek sayısı varmış. Türkiye nüfusu , bu 2010 yılı verileri, kadın üye sayısı , erkek üye sayısı Buradan da şunu görüyoruz ki kadınlar Türkiye de maalesef birçok alanda olduğu gibi derneklere üye olma sayısı bakımından da çok çok gerilerde. Dini temelli dernekler bakıyorsunuz, en birinci sırada , spor , yardımlaşma , kalkınma , mesleki dayanışma 8.726, toplumsal hayat 6.166, dostluk 4.031, kültür 3.647, sağlık Maalesef bizim ülkemizde sivil toplum adına, bizim düşündüğümüz anlamda sosyal alanda çok az görüyorsunuz, Derneklerin bölgelere göre dağılımı Marmara İstanbul dan dolayı tabi ki %35.5 Marmara Bölgesi nde, İç Anadolu %18.7, Ege %14.2, Karadeniz 512, Akdeniz %40.1, en az da görüyorsunuz Doğu Anadolu %5, Güney Doğu Anadolu %4.5 var. 16

17 Kurulan derneklerin hedeflediği kitlelere göre dağılımına baktığınızda tüm insanları hedef alan, yani kuruluş amacı bütün insanlara hizmet etmek olan derneklerin %50.8 i tüm insanları hedef almış, çocuklar için %6, kadınlar için %55.1, yine azlığı görüyorsunuz. Şimdi mobbing kelimesinin anlamına baktığınızda terim olarak biliyorsunuz kuş biliminden esinlenerek almış bir terim, topluca saldırmak, etrafını kuşatmak, grup halinde saldırmak demektir. Öyle olunca, demek ki mobbingle bir şey var, yani gücü elinde bulunduranlar ya güçlü oldukları için ya da grup halinde saldırıyorlar. Şimdi mobbing mağduru burada en çok acıyı şurada çekiyor, yalnız hissediyor kendisini, çaresiz hissediyor ve gerçekten kimseye inandıramıyor. Derdini anlatacak kapı bulamıyor. Sivil toplumun mobbing mağduruna hemen destek olması, onun o yalnızlık duygusunu gidermesi lazım. Sivil toplum olarak biz ya da sendikaların hepimizin görevi mobbing mağdurunun yanında yer almak, onu toplu güce karşı ya da örgütlü güce karşı korumak olmalıdır diye düşünüyorum. Türkiye de maalesef sivil toplum örgütleri Avrupa daki benzerleri gibi değil, hem üye sayısı bakımından hem gücü bakımından hem de saygınlığı ve güvenirliliği bakımından onun için devlette bizi zaman zaman dışlıyor. Ancak dernek olarak söyleyeyim, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iki tane Mobbing Komisyonu na en kapsamlı raporu veren biziz, tektir de zaten hocam bahsetti. Bizim raporlarımızdan esinlenerek de birçok çalışma yapıldı. Başbakanlık Genelgesi yayınlandı, işte Çalışma Bakanlığında yeni bir birim oluşturuldu. Biz aynı zamanda Başbakanlık Eğitim Kurulu nda da kamu ve özel sektörde etik kültürün zenginleştirilmesi projesinde en büyük paydaşlardan birisi olduk. Başbakanlık bizi ciddiye aldı. O anlamda Başbakanlık hariç diyorum. Mağduru ile bunu yapanlar arasında bir orantısız güç var. Niye? Çünkü mağdur dediğimiz kişi tek başına karşısında bazı devletin gücü, devletin müfettişleri, devletin avukatı, devletin parası olabiliyor. Mobbing mağdurunun karşısında bazen holdingler, devasal şirketler olabiliyor. Hakikaten hem maddi anlamda hem psikolojik anlamda mobbing mağdurunun savaşması, savaşı kazanması buna karşı koyması mümkün olamayabiliyor. Sendikaların, odaların ve meslek odalarının bizlerin devlet olarak mobbing mağduruna hem psikolojik destek anlamında yanında yer almamız gerekiyor ki orada o mobbing mağdurunu yalnız bırakmayalım. Çünkü dediğim gibi siz tek başınıza oluyorsunuz, karşınızda devletin imkânları, devletin parası olabiliyor. Bazen savcılıklar ya da mahkemeler emin olun mobbing sürecinde zorbaların yanında yer alabiliyorlar. Onlar daha güçlüler siz daha ulaşmadan mahkemelere bile ulaşıyorlar. Bunlardan emin olabilirsiniz, savcılığa ulaşıyorlar, dosya altı ettiriyorlar hocalarım bahsetti, milletvekilleri aynı şekilde. Siz hangi kapıyı çalarsanız çalın, nereye giderseniz gidin, bir kere kötü damgasını yiyorsunuz. İşte oda inandırıcılığını da yitiriyor, mobbing mağdurunun. Sivil toplum örgütlerinin hem Avrupa ayarında olması gerekiyor hem de gerçekten güçlü olması gerekiyor, mobbing mağdurunu da yalnız bırakmaması gerekiyor diye düşünüyoruz. Şu anda bizim ülkemizde Avrupa ülkelerinde bir üye ben bu derneğe ne katarım diye üye oluyor, bizim Türkiye de de ben ne kaparım diye üye olunuyor. Öyle bir şey maalesef dernekler gönüllülük ilişkisi içerisinde gönüllülük hareketidir aslında, toplumsal bir gönüllülük hareketidir ama Türkiye de o bilinci oluşturamamışız. Niye? 17

18 Biz demokratik sosyalleşmeyi öğrenememişiz, biz itaat kültürünün çocuklarıyız. Hep aile ne derse doğru oluyor, okulda hocamız ne derse doğru oluyor, işyerinde patronun ne derse, yine amirin ne derse doğru oluyor. Biz kendimizi ifade etme ya da özgürce düşünme, yaratıcılık gücümüzü yitirmişiz. İşte o yüzden derneklere üye olurken yanlış bir yerden harekete başlıyoruz, yanlış sonuçlara ulaşıyoruz. Derneklerimiz o yüzden güçlü olmuyor. Mesela aidat ödemesini bilmiyoruz. Aidat ödemek ayıp sanıyoruz, biz isteyemiyoruz, kimse vermiyor. Onun için maddi anlamda da gücümüz yok, o zaman da diğer anlamda da güçlü olamıyoruz. Öğrencisiniz sizler mesela, 287 tane öğrenci derneği var, sivil toplum örgütü olarak çok daha fazla olması gerekiyor, değil mi? Yani sivil toplum örgütü olmayan devletler bir bağda yalnız kalmış ağaç gibidir, payandası olmayan bir bina gibidirler. Demokratik devleti ya da özgür devleti oluşturan şey sivil toplumdur, sivil toplum örgütleridir. Onların önemini kavradığınız anda da birçok sorunun üstesinden gelineceğini düşünüyorum. Soru (Yrd. Doç. Dr. Ceylan Ertung- Atılım Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkan Yardımcısı): Ben Ceyhan Ertung İngiliz Dili ve Edebiyatında Öğretim Görevlisiyim. Benim sorun Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çakır a, siz sunumunuzda mobbinge ortam hazırlayan bazı faktörlerden bahsettiniz, özellikle üniversite ortamında. O slayta benim dikkatimiz çeken bir şey oldu, maddelerden biri kadın öğretim üyelerinin aynı çalışma ortamında fazla olması ve daha şık, daha zayıf, daha güzel bazı kadınların ayırıma kıskançlık nedeniyle uğramasından bahsettiniz. Benim sorum kıskançlık sadece kadınlara özel bir özellik midir ve sizce o slayt birazcık cinsiyet ayrımcılığı yapıyor olmuyor mu? Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çakır: Ben yine bir üniversitede bu konuda başımıza bir olay geldiği için onu koymak zorunda kaldık. Doktoraya yeni başlayan öğretim görevlisi olarak derse gelmiş. Tam daha öğrencilikten iş hayatına da geçememiş bir kızcağız vardı. Yurtdışına 4 aylık bir burs kazandı gidecek. Oradakiler hiç göndermemişler daha önce de hiç gitmemişler. Sudan sebeplerle onların gidişini engellediler. Dava açtılar, yardımcı olduk. Dava açtık, kazandık. Gitti, dönüşte daha büyük şeylerle karşılaştı. Soruşturma soruşturma, en son dayanamadı istifa etti gitti. Ama oradakinde dikkatimizi çeken özellik, sanki birazcık böyle değil de. Özel bir örnek olarak koydum. Yani çok genel koymadım ama biraz gerçek payı var yani. O bölümde sadece bütün çalışanlar bayandı. Yrd. Doç. Dr. Ceylan Ertung: Ben 12 senedir kadınların çoğunlukta olduğu bölümlerde görev yapıyorum; Hacettepe, Amerika da olsun burada da olsun. Yani böyle bir genelleme şahsen beni biraz rahatsız etti. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çakır: Yok doğru söylüyorsunuz da orada biraz biz öyle hissettik. Soru (Doç. Dr. Azade Lerzan Gültekin): Ben Doğu da da çalıştım ve verdiğiniz örnek biraz Doğu da bir üniversite herhalde değil mi? Oralarda böyle şeyler olabiliyor. Ben böyle şeylere tanık oldum. Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı Doğan: Ben önce şunu isteyeceğim, düzgün bir soru. 18

19 Soru (Özge Can): Ben soru sormak istiyorum. Şimdi cinsel taciz sonucunda doğan zararın işte tespiti, yani sizden istenebiliyor. Acaba psikolojik taciz olduğunda zarar daha az mı görülebilir, psikiyatristler tarafından nasıl değerlendiriliyor? Prof. Dr. Yıldırım Beyatlı Doğan: Önce şunu söylemek istiyorum, kişilik tanımlarıyla ilgili yaftaları doğru bulmuyorum. Kadına yönelik, kadına özgü bir tutum ve davranış söz konusu değildir. İnsana özgü bir davranış söz konusudur. Bu en basit refleks döngüsünden en karışık olanına göre değişir. Siz toplumsal cinsiyet adına belli bir ayırım yapar da kadına böyle davranılır demeyi öğretirseniz. Öyle davranmazsan Erkek Fatma olursun bilmem ne olur, böyle davranmazsan, yani kırılgan davranmazsan, duygusal davranmazsan sen kadın olmazsın gibi genellemeler hoş değil ve doğruda değil. Özge Hanım ın sorusu son derece önemli. Türkiye de halen Sağlık Bakanlığının kullandığı sınıflama sistemi İCD-10 sistemidir. İCD-10 nun içinde akut stres tepkisi var, travma sonrası anksiyete, yani kaygı bozukluğu falan var. Şimdi önce hukuki olarak neden sonuç ilişkisinin kurulabilmesi gerekiyor. Kişi gelecek diyecek ki ben yemek yemiyorum, ben kilo vermeye başladım, ben kendimi çok değersiz hissediyorum biçiminde. Bütün bunlar söz konusu olduğunda, klinik görüşmeyle kişinin tarif ettiği nedenselliği siz değerlendirmek zorundasınız. Siz hakim değilsiniz veya bilirkişi değilsiniz. Bana ben işyerimde uğradığım psikolojik tacizden dolayı bu hale geldim. Mesela bunun çok örneği var, özellikle üniversitede çok örneği var. Çünkü üniversiteden unvanlar gelişi güzel dağıtıldı. Artık elini kolunu sallasan doçente, profesöre değiyor ve bu insanlar bu unvanları dışardan alabilirler. Türkiye de doğru dürüst bir araştırma yapılmıyor. Yapılıyor; ancak örneğin profesör unvanını, doçent unvanını sen neden caddede kullanıyorsun, sokakta kullanıyorsun, muayenehanede kullanıyorsun. Şimdi gelişi güzel insanlar bu bundan olmaz diyebiliyor. Oysa doğru bir değerlendirme, ben akademisyen olarak bunu belirledim, ben sosyal hizmet istiyorum. Ben orada sosyal hizmet uzmanını işyerine göndermek istiyorum, sadece bu, başka bir şey değil. Bunu aldıktan sonrası çok rahatlıkla müracaatçı da depresyonun şu belirtileri var, travma sonrası stres bozukluğu diye tanımlanan hastalığın ya da bozukluğun şu şeyleri var. Şu temel parantez bu insan psikolojik hasta değil, siz buna psikolojik bir hastalık adını asla koyamazsınız. Ancak bu insan ona yönelik yok edici uyaranların tacizine uğramış bir süre sonra kendini koruma duvarı ortadan kalkmış ve şimdi ruhsal belirtiler sergiliyor. Bu durum, bu tarif erkekler içinde geçerli, yani birisi kaldıramayacağı şiddette ve sıklıkta uyarana maruz kaldığında, tepkide veremez halde kaldığında uyaranla özdeşim yapıyor, ben yok olmaya mahkûmum, ben bu çirkinliğin sebebiyim, bilmem ne diyerek. Ben bir bilirkişi olarak bunu çok rahatlıkla örgütlü yıldırmanın kurbanı gibi değerlendirebilirim. Yalnız mahkemelerde şöyle bir şey var, adam diyor ki bu ne zaman başladı? Emin misin diyorum, bu durumun bununla bağlantılı olduğuna diyor. Avukat diyor ki efendim bilirkişi, doktora sormak lazım. Suçluluk hissi, uykusuzluk, intihar düşüncesi bunlar başka sebeplere bağlanabilir mi diyor. Siz de buna profesyonel olarak evet diyorsunuz. O zaman bu hâkim bey başka sebeplerle de olur gibi arıyorlar. Ama Türkiye Psikiyatri Birliğinin bu konuda TBMM nin bir kere sivil toplum Hüseyin Bey söyledi, sivil toplum örgütlerinin hakikaten adam gibi olması lazım. Eğer mobbing 19

20 konusunda bir dernek varsa bile bir sivil insiyatif varsa bunun neresinden bakarsanız bakın TBMM yle alakası vardır. Peter Anderson bir filmi var Orada Olmak diye. Bir bahçıvandan sonra CIA tarafından bir düşünür olarak yayınlandı. Şu hikâye, ben oraya hiç gitmedim ama orada olandan sorumluyum gibi. Dolayısıyla TBMM diyecek ki mobbing kararı yani uyaran tanımlı bir klinik duruma yol açabilir, mobbing uyaranı. Bunun heyet raporuyla tespit edilmesi halinde, mobbingle ilgili yasalar, cezalar, yaptırımlar var, doğrudan sonra Yargıtay a gidecek ama böyle böyle kazanılacak. Prof. Dr. İ. Hamit Hancı: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim dalına bağlı bir mobbing polikliniği açıldı. Bir - iki yıllık, çok yeni bir poliklinik. Mobbing mağdurları buraya başvuruyorlar hocamın belirttiği gibi kendilerine uygulanan psikolojik travmanın şiddetini önlemek için. Adli polikliniği psikiyatri kliniğiyle ortak çalışıyor, tabi hocamın belirttiği gibi bir sosyal hizmet uzmanı olsa da bunlara göndersek, o konuda eksikler, yani işyerine gönderemiyorlar. Ama Adli Tıp Psikiyatrinin ortak çalışmasıyla mobbing mağdurunda meydana gelen psikolojik travmayla iddia edilen hareketler arasında sizin hukuki tabirle illiyet bağı olup olmadığını, bir nedensellik bağı, sebep sonuç ilişkisi olup olmadığını burada belirliyorlar ve mahkemelerde bu raporu çok yüksek oranda kabul ediyorlar. Çünkü çok ayrıntılı bir bilimsel rapor, bilimsel bir inceleme raporu oluyor bunlar. Soru (Özge Can): Ben tabi bu polikliniği çok olumlu bir gelişme olarak görüyorum, keşke bunlar yayılsa, artsa. Ben Gaye Hocama bir soru sormak istiyorum. Türk Borçlar Kanunu ndaki düzenlemeyi yeterli bulup bulmadığınıza ilişkin değerlendirmelerinizi almak istiyorum. Yrd. Doç. Dr. Gaye Burcu Yıldız: Şimdi ben Özge nin sorusuna şuradan başlamak istiyorum. Tabi ki mobbing, yani önden birkaç bir şey söylemek istiyorum, sonra cevap vereceğim. Mobbing, herkes bunun mağduru olabilir. Mesela hocam konuşurken şunu düşündüm ben, cinsel eğilimi farklı olan bir kişi Türkiye de sizce rahat çalışabiliyor mudur? Mümkün değil, yani bunu açığa çıkardığı anda bitti. Sadece kadın değil, öyle yerle olabilir ki etnik kökeni farklı kişi orada çalışamaz, siyasi görüşü farklı kişi orada çalışamaz. Çünkü bunlarla ilgili önyargılar, sedyotik denilen basmakalıp düşünceler var. X etnik kökeni tembeldir, kadınlar şöyledir vb. Bu hem dile yansıyor, birtakım ifadelere hem de davranışlara yansıyor. Dolayısıyla bu basmakalıp ve önyargılı düşüncelerden arınmamız gerekiyor. İşyerinde kadınlar var, işte birbirlerini kıskanıyorlar. Bunların hocam da söyledi bir kadına yönelik kişilik özelliği değil, bir erkek de yapıyor. Bunların en azından bu tarz toplantılarda altını çizmemiz gerekiyor. Şimdi senin soruna gelince Özge, Borçlar Kanunu na konması bir adım, kesinlikle ama psikolojik taciz ne? Bunun tanımı yok. Psikolojik tacizin ne olduğunu bilmediğimiz zaman kişi bu maddeden haberi olsa bile diyecek ki bu acaba psikolojik taciz mi? Biraz önce söylediğim o çerçeve antlaşmada diyor ki şiddet ve taciz kavramlarından bahsediyor. İsterseniz size onları da kısaca söyleyeyim. Bu çerçeve antlaşmaları diyor ki taciz, işyerinde sürekli bir kötü muamele, tehdit ve aşağılama olabilir, İş arkadaşları arasında ve hiyerarşik üst alta karşı yapabilir, alttakiler üstte karşı yapabilir. Şiddet ise işle ilgili olarak fırsat bulunan alanlarda 20

6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE MOBBİNG. Avukat Ümit Işıl Gültekin Gültekin Hukuk Bürosu

6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE MOBBİNG. Avukat Ümit Işıl Gültekin Gültekin Hukuk Bürosu 6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE MOBBİNG Avukat Ümit Işıl Gültekin Gültekin Hukuk Bürosu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, hukukumuzda yeni bir

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Temmuz 2012'de yürürlüğe giren Yeni Borçlar Kanunu ile birlikte işverene işçiyi psikolojik ve cinsel tacizden koruma yükümlüğü getirildi.

Temmuz 2012'de yürürlüğe giren Yeni Borçlar Kanunu ile birlikte işverene işçiyi psikolojik ve cinsel tacizden koruma yükümlüğü getirildi. YASAL HAKLARIMIZI ÖĞRENELĠM MOBBĠNG NEDĠR? YAZAN: AV.ÖZLEM AYATA İş gücüne katılımlarının zaten çok düşük olduğu ülkemizde kadınların, çalışma hayatında uğradıkları, kadın olmalarından kaynaklı ayrımcılık,

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

D. PİRE. aralarında köprü kurar. İnsanların çoğu duvar, çok azı da. Yard.Doç.Dr. Havva ÖZTÜRK Ebe Tülay BAYRAMOĞLU Trabzon

D. PİRE. aralarında köprü kurar. İnsanların çoğu duvar, çok azı da. Yard.Doç.Dr. Havva ÖZTÜRK Ebe Tülay BAYRAMOĞLU Trabzon İnsanların çoğu duvar, çok azı da aralarında köprü kurar D. PİRE Yard.Doç.Dr. Havva ÖZTÜRK Ebe Tülay BAYRAMOĞLU Trabzon Latince de kararsız kalabalık, şiddete yönelmiş topluluk anlamındadır İngilizce de

Detaylı

İş Yerinde Psikolojik Tacizle Mücadele Paneli. (Mobbing)

İş Yerinde Psikolojik Tacizle Mücadele Paneli. (Mobbing) İş Yerinde Psikolojik Tacizle Mücadele Paneli (Mobbing) SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -BUGÜNE KADAR 103 PERSONELİMİZ TARAFINDAN KOMİSYONUNA BAŞVURUDA BULUNULMUŞTUR MOBBİNG İLE MÜCADELE

Detaylı

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013. Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013. Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013 Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi K. Ahmet Sevimli Kimdir? 1972 yılında İstanbul da doğdu. 1990 yılında Bursa

Detaylı

Zorbalık Türleri Nelerdir?

Zorbalık Türleri Nelerdir? Zorbalık Türleri Nelerdir? Fiziksel İlişkisel Sözel Siber Siber Zorbalık elektronik iletişim araçları yoluyla tehdit etmek ve kötü sözler içeren mesajlar göndermek internet ortamında dedikodu yapmak ya

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

Mobbing Araştırması. Haziran 2013

Mobbing Araştırması. Haziran 2013 Mobbing Araştırması Haziran 2013 Araştırma Hakkında 2013 Haziran ayında PERYÖN ve Towers Watson tarafından düzenlenen Mobbing Araştırması na çeşitli sektörlerden 143 katılımcı veri sağlamıştır. Ekteki

Detaylı

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi

Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi Saygının Hakim Olduğu Bir Çalışma Ortamı İlkesi İlke Beyanı: 3M çalışma ortamındaki herkes, kendisine saygıyla davranılmasını hak eder. Saygı göstermek, her bir kişiye eşsiz yetenekleri, geçmişi ve bakış

Detaylı

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE MUAMELE EŞİTLİĞİ CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE Ayşegül Yeşildağlar Ankara, 08.10.2010 HUKUKİ KAYNAKLAR Md. 2 EC : temel prensip -kadın erkek eşitliğini sağlamak, Topluluğun özel bir yükümlülüğüdür,

Detaylı

PSİKOSOSYAL RİSK ETMENLERİ

PSİKOSOSYAL RİSK ETMENLERİ PSİKOSOSYAL RİSK ETMENLERİ Mesleki Risk Faktörleri Biyolojik Riskler Kimyasal Riskler Fiziksel Riskler Psikososyal Riskler Uluslararası Çalışma Örgütü psikososyal tehlikeleri iş doyumu, iş örgütlenmesi

Detaylı

www.ankaraisguvenligi.com

www.ankaraisguvenligi.com İş sağlığı ve güvenliği temel prensiplerini ve güvenlik kültürünün önemini kavramak. Güvenlik kültürünün işletmeye faydalarını öğrenmek, Güvenlik kültürünün oluşturulmasını ve sürdürülmesi sağlamak. ILO

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ MADDE 164 Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller Kınama cezasını gerektiren davranışlar ve fiiller şunlardır: a) Okulu, okul eşyasını

Detaylı

İŞVERENİN ÖNLEM ALMA BORCU

İŞVERENİN ÖNLEM ALMA BORCU İŞVERENİN ÖNLEM ALMA BORCU İş kazaları ve meslek hastalıkları işyerlerinde meydana gelmektedir. Başka bir ifade ile iş kazası ve meslek hastalıklarının nedeni işyeri koşullarıdır. İşyerlerindeki kuralları

Detaylı

30.10.2014 5510 SAYILI KANUN

30.10.2014 5510 SAYILI KANUN 5510 SAYILI KANUN İş Kazası : İş kazası, aşağıdaki durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhsal olarak özre uğratan olaydır. 1 Sigortalının işyerinde bulunduğu

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

İŞ KAZALARINDA DOĞAN HUKUKİ VE CEZAİ SORUMLULUKLAR

İŞ KAZALARINDA DOĞAN HUKUKİ VE CEZAİ SORUMLULUKLAR İŞ KAZALARINDA DOĞAN HUKUKİ VE CEZAİ SORUMLULUKLAR 1 İŞ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ KURALLARINA UYMAYAN İŞVERENLERİN KARŞILAŞABİLECEKLERİ YAPTIRIMLAR A- İŞ KAZASI MEYDANA GELMEDEN: (İş güvenliği kurallarını

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

Cinsel haklar / üreme hakları insan haklarıdır.

Cinsel haklar / üreme hakları insan haklarıdır. halk için Cinsel haklar / üreme hakları insan haklarıdır. Bu haklar varolusumuzdan, ileri gelir. Tüm cinsel haklar / üreme hakları yasalarla koruma altına alınmıstır., Hazırlayan : Eylem Karakaya. Illüstrasyonlar

Detaylı

Her yıl kaç vize veriliyor? Türkiye deki Alman temsilcilikleri her yıl yaklaşık 160 bin vize veriyor.

Her yıl kaç vize veriliyor? Türkiye deki Alman temsilcilikleri her yıl yaklaşık 160 bin vize veriyor. Her yıl kaç vize veriliyor? Türkiye deki Alman temsilcilikleri her yıl yaklaşık 160 bin vize veriyor. Ticari, turistik ve diğer vize türlerine nasıl dağılıyor bu sayı? Ticari vizeler toplam rakamın yaklaşık

Detaylı

TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR

TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR Bilgi Notu-2: Cinsel Suç Mağduru Çocuklar Yazan: Didem Şalgam, MSc Katkılar: Prof. Dr. Münevver Bertan, Gülgün Müftü, MA, Adem ArkadaşThibert, MSc MA İçindekiler Grafik Listesi...

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE 2 KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 11 Mayıs 2011 tarihinde Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa

Detaylı

Federal İdare İş Mahkemesi

Federal İdare İş Mahkemesi Federal İdare İş Mahkemesi Karar Tarihi : 15.10.2013 Sayısı : 1 ABR 31/12 Çev: Alpay HEKİMLER * İşçiler, kendileri için işveren tarafından hizmet içi kullanım için tahsis edilmiş olan e-mail adreslerini

Detaylı

MOBBING (Đş Yerinde Psikolojik Taciz) TÜRKĐYE ZĐRVESĐ

MOBBING (Đş Yerinde Psikolojik Taciz) TÜRKĐYE ZĐRVESĐ MOBBING (Đş Yerinde Psikolojik Taciz) TÜRKĐYE ZĐRVESĐ 13 Mart 2010 Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) / Đstanbul Mobbing, Çok sevdiğiniz bir işi yapıyorsunuz, gerçekten de tüm enerjinizi işinize

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

167 SAYILI İNŞAAT İŞLERİNDE GÜVENLİK VE SAĞLIK HAKKINDA ILO SÖZLEŞMESİ NİN İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN VERİMLİLİĞİ ÜZERİNE ETKİSİ

167 SAYILI İNŞAAT İŞLERİNDE GÜVENLİK VE SAĞLIK HAKKINDA ILO SÖZLEŞMESİ NİN İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN VERİMLİLİĞİ ÜZERİNE ETKİSİ 167 SAYILI İNŞAAT İŞLERİNDE GÜVENLİK VE SAĞLIK HAKKINDA ILO SÖZLEŞMESİ NİN İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN VERİMLİLİĞİ ÜZERİNE ETKİSİ Yrd. Doç. Dr. Barış ÖZTUNA Çankırı Karatekin Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri

Detaylı

Yeni Borçlar Yasasında Hizmet Sözleşmesi

Yeni Borçlar Yasasında Hizmet Sözleşmesi Yeni Borçlar Yasasında Hizmet Sözleşmesi 04.01.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Yasasına bakacak olursak yeni yasada hizmet

Detaylı

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır Doç. Dr. Tuğrul KATOĞLU* * Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza

Detaylı

Başvuru Koşulları: (link oluşturulacaktır)

Başvuru Koşulları: (link oluşturulacaktır) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünce Eylül 2010-Mart 2012 döneminde yürütülmüş olan Çalışma Hayatında Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Eşleştirme Projesi kapsamında,

Detaylı

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR Öncelik 23.1 Yargının verimliliği, etkinliği ve işlevselliğinin arttırılması 1 Mevzuat Uyum Takvimi Tablo 23.1.1 No Yürürlükteki AB mevzuatı Taslak Türk mevzuatı Kapsam Sorumlu

Detaylı

İŞ ETİĞİ KURALLARIMIZ

İŞ ETİĞİ KURALLARIMIZ İŞ ETİĞİ KURALLARIMIZ İŞ ETİĞİ KURALLARIMIZ 1- ÇALIŞMA KÜLTÜRÜ Oylum Sınai Yatırımlar A.Ş. ( Oylum ), işlerini dürüstlük ve doğruluk çerçevesinde yürütür. Mal ve hizmet aldığı firmaları iş ortağı olarak

Detaylı

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI AKTİF EĞİTİM -SEN Aktif Eğitimciler Sendikası BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI Aktif Eğitim-Sen - 2015 2 AKTİF EĞİTİM-SEN Beştepe Mahallesi 33. Sokak Nu.:13 Yenimahalle/ ANKARA Tel:

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ETİK DAVRANIŞ İLKELERİ VE ETİK KOMİSYON YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ETİK DAVRANIŞ İLKELERİ VE ETİK KOMİSYON YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ETİK DAVRANIŞ İLKELERİ VE ETİK KOMİSYON YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı; Dokuz Eylül Üniversitesinde etik kültürünü

Detaylı

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet 3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet Fikret İlkiz Anayasaya göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

Detaylı

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MOBBİNG KOMİSYONU ÇALIŞMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MOBBİNG KOMİSYONU ÇALIŞMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM 1 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MOBBİNG KOMİSYONU ÇALIŞMA YÖNERGESİ Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç: MADDE 1 BİRİNCİ BÖLÜM Bu usul ve esaslar, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri

Detaylı

GEREKLİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNLEMİ ALINMAYAN İŞYERLERİNDE ÇALIŞAN İŞÇİLERİN HAKLARI NELERDİR?

GEREKLİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNLEMİ ALINMAYAN İŞYERLERİNDE ÇALIŞAN İŞÇİLERİN HAKLARI NELERDİR? GEREKLİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖNLEMİ ALINMAYAN İŞYERLERİNDE ÇALIŞAN İŞÇİLERİN HAKLARI NELERDİR? Erol GÜNER * I. GİRİŞ: İşverenin işçiyi koruma, özellikle iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemleri

Detaylı

GENÇLERİN GÖZÜYLE ETİK

GENÇLERİN GÖZÜYLE ETİK GENÇLERİN GÖZÜYLE ETİK İçindekiler Giriş...3 Araştırmanın Amacı...6 Metodoloji...6 Demografi...7 Araştırma Sonuçları...9 Etik Denilince Akla İlk Ahlak Geliyor... 10 Gençlere Göre Türkiye nin En Önemli

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 1. BÖLÜM ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İNSAN KAYNAKLARI KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ...10 İnsan Kaynakları Kavramı...10 İnsan Kaynaklarının Önemi...12

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Geçici veya Belirli Süreli İşlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkında Yönetmelik Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 23.08.

Geçici veya Belirli Süreli İşlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkında Yönetmelik Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 23.08. MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler İçindekiler Birinci Bölüm - Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Madde 1 -Amaç Madde 2 - Kapsam Madde 3 - Dayanak Madde 4 - Tanımlar İkinci Bölüm Genel Hükümler Madde 5 Eşit

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Esit Muamele Genel Yasası

Esit Muamele Genel Yasası Esit Muamele Genel Yasası Allgemeines Gleichbehandlungsgesetz (AGG) 10 Soru ve YAnItLArI Landesstelle für Gleich behandlung gegen Diskrimi nierung 1 AGG nin hedefleri nelerdir? Eşit Muamele Genel Yasası

Detaylı

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadî, ticarî ve malî sektörlerde üretim, tüketim ve hizmet

Detaylı

Davanın selameti için sürgün

Davanın selameti için sürgün EVRENSEL GAZETESİ Tacize uğrayan kadını davanın selameti için sürmüşler! KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı, Çanakkale de amirinin tacizine uğrayan Bakanlık çalışanı kadının sürülmesi ile ilgili soru önergesine

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü. Fikret Toksöz May 12, 2015

Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü. Fikret Toksöz May 12, 2015 Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü Fikret Toksöz May 12, 2015 Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü İçin Taslak Yasal Temeller Merkez Düzey Yerel Düzey Müdahale Mekanizmaları Geleneksel

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR. DURUŞMA TALEPLİDİR. ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA DAVACI VEKİLİ DAVALILAR : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı : Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok

Detaylı

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu İş Sağlığı ve ne İlişkin İşveren Görüşleri 24. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAFTASI Konya, 4 Mayıs 2010 Müşavir Avukat Z. Ulaş YILDIZ Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu İÇERİK I. Bölüm: Uluslararası

Detaylı

Federal İdare İş Mahkemesi

Federal İdare İş Mahkemesi Federal İdare İş Mahkemesi Çev: Alpay HEKİMLER * Karar Tarihi : 19.03.2013 Sayısı : 1 C 12.12 Türk işçileri, diğer işçilere oranla ikamet belgeleri için belirgin oranda daha yüksek bir harç ödemek zorunda

Detaylı

Fırsat Eşitliği ve Kadınların Desteklenmesi ÖZEL ÖDÜL İDİL TÜRKMENOĞLU. İK ve Kurumsal İletişim Direktörü

Fırsat Eşitliği ve Kadınların Desteklenmesi ÖZEL ÖDÜL İDİL TÜRKMENOĞLU. İK ve Kurumsal İletişim Direktörü 2013 2013 Fırsat Eşitliği ve Kadınların Desteklenmesi ÖZEL ÖDÜL İDİL TÜRKMENOĞLU İK ve Kurumsal İletişim Direktörü İŞYERİNDE DEMOKRASİ Demokrasi Kim İçin? Boyner Grubu nda, işe alma, iş ilişkisi süreci,

Detaylı

Macaristan Savcılığı İşbirliği ile Avrupa Konseyi Tarafından Düzenlenen AVRUPA SAVCILARI KONFERANSI 6.OTURUMU

Macaristan Savcılığı İşbirliği ile Avrupa Konseyi Tarafından Düzenlenen AVRUPA SAVCILARI KONFERANSI 6.OTURUMU Avrupa Konseyi Strazburg, 31 Mayıs 2005 Konferans Web Sayfası: http ://www. coe. int/prosecutors Macaristan Savcılığı İşbirliği ile Avrupa Konseyi Tarafından Düzenlenen AVRUPA SAVCILARI KONFERANSI 6.OTURUMU

Detaylı

KUAFÖRLER & BERBERLER İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİ

KUAFÖRLER & BERBERLER İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİ KUAFÖRLER & BERBERLER İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİ risk almayın önlem alın AMAÇ YÜKÜMLÜLÜK Bu kontrol listesi, kuaför/berber/güzellik salonlarında 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği

Detaylı

Alman Federal Mahkeme Kararları. Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi

Alman Federal Mahkeme Kararları. Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi Alman Federal Mahkeme Kararları Çev: Alpay HEKİMLER * Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi Karar Tarihi : 24.03.2015 Sayısı : L 3 U 225/10 İşçiler, öğlen paydosu sırasında, sadece öğlen yemeğini yemek üzere

Detaylı

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 ILO Kabul Tarihi: 15 Haziran 2006 Yürürlüğe Giriş Tarihi: 20 Şubat 2009 Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı, Uluslararası

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Karşılıksız Çek için Para ve Hapis Cezası Var

Karşılıksız Çek için Para ve Hapis Cezası Var Çek Kanunu; 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun 19.03.1985 tarihlide kabul edilmiş, 03.04.1985 tarihli, 18714 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesine göre hazırlanmıştır. 1 BİREYSEL BAŞVURU FORMU I- KİŞİSEL BİLGİLER A- GERÇEK KİŞİLER İÇİN BAŞVURUCUNUN 1- T.C. KİMLİK

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Doç. Dr. Nusret İlker ÇOLAK Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi KİTLE İLETİŞİM HUKUKU

Doç. Dr. Nusret İlker ÇOLAK Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi KİTLE İLETİŞİM HUKUKU Doç. Dr. Nusret İlker ÇOLAK Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi KİTLE İLETİŞİM HUKUKU İÇİNDEKİLER İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ...VII BİRİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

SORU: Binalara mantolama yaptırmak zorunlu mudur?

SORU: Binalara mantolama yaptırmak zorunlu mudur? ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL 18.04.2007 tarih ve 5627 sayılı resmi gazete ile yayınlanan Enerji verimliği kanunu ile ilgili sorular iki başlık altında ele alınmıştır. 1-05.12.2008 tarih ve 27075 sayılı resmi

Detaylı

https://www.turkiye.gov.tr E-SENDİKA HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ

https://www.turkiye.gov.tr E-SENDİKA HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ https://www.turkiye.gov.tr E-SENDİKA HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ Soru: İşçi sendikasına üye olmanın şartları nelerdir? Cevap: a.15 yaşını doldurmuş olmak b. 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde; bir iş sözleşmesine

Detaylı

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek

1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek 1) İngilizce Öğrenmeyi Ders Çalışmak Olarak Görmek İngilizce öğrenilememesinin ilk ve en büyük sebeplerinden birisi, İngilizce öğrenmeyi ders çalışmak olarak görmek. Çoğu zaman İngilizce iş hayatında başarılı

Detaylı

Hürriyet Ege 31 Ağustos 2013

Hürriyet Ege 31 Ağustos 2013 Hürriyet Ege 31 Ağustos 2013 Sabah Egeli - 31 Ağustos 2013 Yeni Asır 31 Ağustos 2013 22 Kasım 2013 Sabah 18 Aralık 2013 Milliyet Ege 18 Aralık 2013 Sabah Egeli 18 Aralık 2013 Yeni Asır 19 Aralık 2013 Milliyet

Detaylı

Türk Borçlar Kanunu nda Hizmet Sözleşmesi. Doç. Dr. Kübra Doğan Yenisey İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi

Türk Borçlar Kanunu nda Hizmet Sözleşmesi. Doç. Dr. Kübra Doğan Yenisey İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Türk Borçlar Kanunu nda Hizmet Sözleşmesi Doç. Dr. Kübra Doğan Yenisey İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi İsviçre Borçlar Kanunu, Yargıtay içtihadı Terminoloji : Hizmet Sözleşmesi Fesih Süreleri

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

Değerli Yöneticiler, son yıllarda vergi incelemeleri büyük ölçüde bu konu etrafında dönmeye başladı.

Değerli Yöneticiler, son yıllarda vergi incelemeleri büyük ölçüde bu konu etrafında dönmeye başladı. Değerli Yöneticiler, son yıllarda vergi incelemeleri büyük ölçüde bu konu etrafında dönmeye başladı. Şayet bir grup şirketi iseniz, diğer bir deyişle ilişkili şirketlerden mal ve veya hizmet alıp satıyorsanız,

Detaylı

STAJ İÇİN GEREKLİ BELGELER Adet Açıklama EK-1 İşyeri Staj Kabul Formu EK-2 Staj Başvuru Formu 2 Adet Staj Koordinatörü ve Okul Sanayi Koordinatörünün İmzasından Sonra i İşyerine Verilecektir. EK-3 Ders

Detaylı

Şikâyetinizle ilgili polis soruşturması hakkında itirazda bulunma

Şikâyetinizle ilgili polis soruşturması hakkında itirazda bulunma Bu bilgiler, polis kuvveti tarafından 22 Kasım 2012 tarihinde ve sonrasında alınan şikâyetler hakkındadır. Eğer şikâyetiniz 22 Kasım 2012 tarihinden önce alındıysa, itirazınız, farklı bir sistem altında

Detaylı

Aile içi şiddeti ihbar edin ve mahkemede yardımcı olun

Aile içi şiddeti ihbar edin ve mahkemede yardımcı olun DOMESTIC VIOLENCE HELP AT COURT Turkish AİLE İÇİ ŞİDDET Artık şiddetin sona ermesini istiyorsunuz Aile içi şiddeti ihbar edin ve mahkemede yardımcı olun Kadınlar İçin Aile İçi Şiddet Mahkemesi Savunma

Detaylı

AMAÇ İSG alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış

AMAÇ İSG alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış AMAÇ İSG alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış sözleşmeleri öğrenmelerini sağlamaktır. İSG nin Ekonomik

Detaylı

2015 DİJİTAL SAĞLIK REHBERİ

2015 DİJİTAL SAĞLIK REHBERİ 2015 DİJİTAL SAĞLIK REHBERİ Teknolojinin ilerlemesiyle beraber değişen dünyada her sektörün değişmesiyle beraber sağlık sektörü de değişmektedir. Fakat sağlık sektörü diğer sektörlere göre biraz daha yavaş

Detaylı

18 KASIM PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ. -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü

18 KASIM PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ. -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü 18 KASIM PAZARTESİ İZMİR GÜNDEMİ -Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı - Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü Maddeye Değil, Hayata Bağlan Bağımlılık yaşının sürekli düşmesi üzerine, toplumda bağımlılıkla

Detaylı

AR AŞTIRMA R APORU 2

AR AŞTIRMA R APORU 2 AR AŞTIRMA R APORU 2 15 Nisan 2014 Türkiye de Yöneticiler ve İnsan Kaynakları Profesyonelleri Arasında Yapılan Araştırma Sonuçları Hazırlayanlar Çağlar Çabuk - Ceyda Afacan AR AŞTIRMA R APORU 2 15 Nisan

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI NA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI NA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI NA Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifimiz ve gerekçesi ek tedir. Gereğini saygılarımızla arz ederiz. GENEL GEREKÇE

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU NA GÖRE İŞVEREN VE İŞVEREN VEKİLİ KAVRAMLARININ ANALİZİ

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU NA GÖRE İŞVEREN VE İŞVEREN VEKİLİ KAVRAMLARININ ANALİZİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU NA GÖRE İŞVEREN VE İŞVEREN VEKİLİ KAVRAMLARININ ANALİZİ Bünyamin ESEN* 33 I- GİRİŞ 30.06.2012 tarihinde Resmi Gazete de yayımlanarak aşamalı olarak yürürlüğe girmeye başlayan

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN KADIN KONUKEVLERİ PROJESİ 7 MAYIS 2014-ANKARA. Saygıdeğer Misafirler, Değerli Basın Mensupları

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN KADIN KONUKEVLERİ PROJESİ 7 MAYIS 2014-ANKARA. Saygıdeğer Misafirler, Değerli Basın Mensupları KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN KADIN KONUKEVLERİ PROJESİ 7 MAYIS 2014-ANKARA Saygıdeğer Misafirler, Değerli Basın Mensupları Aile içi Şiddetle Mücadele İçin Kadın Konukevleri Projesi nin açılış

Detaylı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İşverenin İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Yükümlülükleri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İşverenin İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Yükümlülükleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İşverenin İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Yükümlülükleri Yrd. Doç. Dr. K. Ahmet Sevimli Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bu seminer materyali üzerindeki,

Detaylı

Birleşmiş Milletler Kadın Mahpuslar için. Bangkok Yasaları El Rehberi

Birleşmiş Milletler Kadın Mahpuslar için. Bangkok Yasaları El Rehberi Birleşmiş Milletler Kadın Mahpuslar için Bangkok Yasaları El Rehberi Dünya çapında hapishanelerde mahkûmiyeti takiben veya suçsuzluğunun ispatı için duruşma bekleyen bir buçuk milyondan fazla kadın bulunmaktadır.

Detaylı

4857 SAYILI İŞ KANUNU'NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALARI

4857 SAYILI İŞ KANUNU'NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALARI 4857 SAYILI İŞ KANUNU'NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALARI 4857 SAYILI İŞ KANUNU'NA GÖRE UYGULANACAK PARA CEZALAR (01.01.2012 tarihinden itibaren) Kanun Mad. Ceza Mad. Cezayı Gerektiren Fiil 1 OCAK-25 OCAK

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

Hürriyet Mah. Taşocağı Cad. No: 72/3 Kağıthane İstanbul GSM: 0554 213 51 79 E-mail: buket.turann@gmail.com

Hürriyet Mah. Taşocağı Cad. No: 72/3 Kağıthane İstanbul GSM: 0554 213 51 79 E-mail: buket.turann@gmail.com Hakkımızda Buket Turan Hukuk ve Danışmanlık Ofisi, hukukun her alanında faaliyet gösteren bir ofistir. Büromuz müvekkillerin hukuki sorunlarına en uygun, hızlı ve ekonomik çözümler üretmektedir. Tecrübeli

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

EMNİYET EKONOMİSİ, DİSİPLİNİ VE POLİTİKASI

EMNİYET EKONOMİSİ, DİSİPLİNİ VE POLİTİKASI EMNİYET EKONOMİSİ, DİSİPLİNİ VE POLİTİKASI Merhaba; Bu ayki yazıma başlamadan önce hepimize sağlıklı ve emniyetli günler diliyorum. Geçen yazımda elimden geldiği kadar iş güvenliği-insan sağlığının (EMNİYET-SAFETY)

Detaylı

Sigortacılık Etik İlkeleri

Sigortacılık Etik İlkeleri Sigortacılık Etik İlkeleri ETİK İLKELERİN AMACI Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Sigortacılık Etik İlkelerinin amacı; sigorta ve reasürans şirketlerinin, müşterileri, çalışanları, aracıları,

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR!

ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR! ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR BİRER BİRER YARGIDAN DÖNÜYOR! Siyasi iktidar, uzunca bir süredir baskıcı, otoriter ve antidemokratik politika ve uygulamalarına itiraz eden, sesini yükselten kesimlere karşı

Detaylı