MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ The Medical Journal of Mustafa Kemal University Cilt 2 Sayı 7 Eylül 2011

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ The Medical Journal of Mustafa Kemal University Cilt 2 Sayı 7 Eylül 2011"

Transkript

1 MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DERGİSİ The Medical Journal of Mustafa Kemal University Cilt 2 Sayı 7 Eylül 2011 Mustafa Kemal Üniversitesi adına Sahibi Rektör Prof. Dr. Hüsnü Salih Güder Baş Editör: Tıp Fakültesi Dekanı: Prof. Dr. Sadık BÜYÜKBAŞ Editörler: Doç. Dr. Ahmet NACAR Doç. Dr. Mustafa ARSLAN Doç. Dr. Aydıner KALACI Doç. Dr. Süleyman OKTAR Doç. Dr. Rami HELVACI Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Dekanlığı tarafından yayınlanmaktadır. Dil Editörleri: Doç. Dr. Cumali GÖKÇE Yrd. Doç. Dr. Seçkin AKKÜÇÜK Hazırlık ve Baskı: Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyoistatistik Danışman: Prof. Dr. Mehmet Fatih CAN Doç. Dr. Mehmet AYDIN Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Enver Sedat Borazan Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi Sekreteri ISSN: Dergi Sekreterliği: Yrd. Doç. Dr. Fatih SEFİL Dr. Kemal Türker ULUTAŞ Dr. Nebahat KAPLAN SEFİL Dr. Atilla KARATEKE Dr. Metin ER Yılda 4 kez yayınlanır. Web Sayfası: Yazışma Adresi: Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Antakya/HATAY Tel : (326) Faks: (326)

2 Prof.Dr. Sadık BÜYÜKBAŞ Prof.Dr.Ali Ulvi HAKVERDİ Prof.Dr.Taşkın DUMAN Prof.Dr.Ahmet Namık KİPER Prof.Dr.Hasan KAYA Prof.Dr.Mehmet YALDIZ Prof.Dr.Fatih YALÇIN Prof.Dr.Selim TURHANOĞLU Prof.Dr.Yaşar Can BAYDİNÇ Prof.Dr.Ayşe Dicle TURHANOĞLU Prof.Dr.Ali BALOĞLU Prof.Dr.Yaşar ÇOKKESER Prof.Dr. Ali ÖZCAN Doç.Dr.Tacettin İNANDI Doç.Dr.Nizami DURAN Doç.Dr.Ertap AKOĞLU Doç.Dr.Sebahat GENÇ Doç.Dr.Yusuf ÖNLEN Doç.Dr.Sabahattin OCAK Doç.İ.Murat MELEK Doç.Dr.Nebi YILMAZ Doç.Dr.Esin ATİK DOĞAN Doç.Dr.Hüseyin ÖKSÜZ Doç.Dr.Mehmet DURU Doç.Dr.Sinem KARAZİNCİR Doç.Dr.Muhyittin TEMİZ Doç.Dr.Ahmet NACAR Doç.Dr.M.Rami HELVACI DANIŞMA KURULU Doç.Dr.Cumali GÖKÇE Doç.Dr.Hasan HALLAÇELİ Doç.Dr.Cahit ÖZER Doç.Dr.Aydıner KALACI Doç.Dr.Senem ERDOĞMUŞ Doç.Dr.Cemil TÜMER Doç.Dr.Sadık GÖRÜR Doç.Dr.Gülnaz ÇULHA Doç.Dr.Çağla ÖZBAKIŞ AKKURT Doç.Dr.A.Çiğdem DOĞRAMACI Doç.Dr.M.Mustafa ARSLAN Doç.Dr.Şemsettin OKUYUCU Doç.Dr.Hayal GÜLER Doç.Dr.Esra OKUYUCU Doç.Dr.Ayşe YILDIRIM Doç.Dr.İyad FANSA Doç.Dr.Mehmet AYDIN Doç.Dr.Cahide YILMAZ Doç.Dr.Yunus DOĞRAMACI Doç.Dr. Ümit ÖZKAN Doç.Dr.Nazan SAVAŞ Doç.Dr.Mehmet DEMİR Doç.Dr.Süleyman OKTAR Doç.Dr.Zafer YÖNDEN Doç.Dr.Meryem ÇETİN Doç.Dr.Oktay Hasan ÖZTÜRK Doç.Dr. Bülent AKÇORA Doç.Dr.Ahmet GÖKÇE

3 İÇİNDEKİLER İntradural Ekstramedüller Kurşun Yaralanması: Olgu Sunumu Aras M, Altaş, Zeren C, Bayaroğulları H, Çavuş G Intradural Extramedullary Lead Injury: A Case Report Laparoskopik Splenektomi; İlk Deneyimimiz Akın Aydoğan, Seçkin Akküçük Laporoscopic Splenectomy; Our First Experience Ürtikerli Hastalarda Bağırsak Parazitlerinin Dağılımı Mutlu Yar Aycan, Nilgün Daldal, Özlem Aycan Kaya Distribution Of Patients Urticaria Intesiınal Parasites Konversiyon Bozukluğunda Çocukluk Çağı Yaşam Olayları Ve Ailesel İşlevler Mustafa Arı, Yasin Bez, Mustafa Özkan, Yüksel Kıvrak Famılıal Functionality And Life Events Of Childhood In Conversion Disorder Sağ Koroner Arterden Köken Alan Sol Ana Koroner Arterin 64 Kesitli Bilgisayarlı Tomografi İle Görüntülenmesi Adnan Burak Akçay, Nihat Şen, Ufuk İyigün, Ramazan Davran, Mahmut Güngör The Anomaly Of Left Main Coronary Artery Originating From The Right Coronary Artery Detected By 64-Slice Multidetector Computed Tomography Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisine Başvuran Adli Olguların Değerlendirilmesi Cem Zeren, Ali Karakuş, Adnan Çelikel, Koca Çalışkan, Akın Aydoğan, Ramazan Karanfil, Murat Çelik Evaluation Of Forensic Cases In Emergency Service, Mustafa Kemal University Hospital Of Medical Faculty

4 Olgu sunumu / Case report İNTRADURAL EKSTRAMEDÜLLER KURŞUN YARALANMASI: OLGU SUNUMU Aras M*, Altaş M*, Zeren C**, Bayaroğulları H***, Çavuş G* *Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim dalı, Hatay, Türkiye **Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim dalı, Hatay, Türkiye ***Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim dalı, Hatay, Türkiye Geliş Tarihi / Received: , Kabul Tarihi / Accepted: ÖZET Omuriliğin penetran travmaları, günümüzde savaşların ve şiddet olaylarının artışına paralel olarak önemini hala korumaktadır. Bu çalışmada spinal ateşli silah yaralanması olan bir olguda erken dönemde cerrahi ve fizik tedavinin gerekliliğinin tartışılması amaçlandı. Olgu, erkek 35 yaşındaydı. Belinden ateşli silah yaralanması ve ayaklarda hareketsizlik nedeni ile yatırıldı. Flank bölgesinde kurşun giriş ve sağ bacağında kurşun giriş-çıkış yarası olan hastada parapleji mevcuttu. L2 total laminektomi ve flavektomiden sonra mikroskop altında dura açılarak intradural yerleşimli kurşun çıkarıldı. Cerrahi sırasında kurşun giriş yerinde kemik defekti gözlenmedi. Postop lomber eksternal drenaj sistemi yerleştirildi. Postop erken dönemde nörolojik durumunda değişiklik olmadı. Olgumuzda da yaralanmadan hemen sonrasında cerrahi müdahale yapıldı ve postop erken dönem fizik tedavi uygulandı. Postop takiplerinde nörolojik durumunda düzelme olduğu gözlendi. Ameliyattan 2 ay sonraki kontrol muayenesinde sol alt ekstremite 2/5 motor kuvvette, sağ alt ekstremite 3/5 motor kuvvette tespit edildi. Sonuç olarak, erken cerrahi müdahaleden sonra erken dönemde fizik tedavi bu tür hastalarda iyileşme sürecinin hızlı olmasını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ateşli silah yaralanması, Omurilik yaralanması, erken tedavi INTRADURAL EXTRAMEDULLARY LEAD INJURY: A CASE REPORT ABSTRACT The incidence of a spinal cord injury from gunshot wounds in penetrating trauma continues to increase with the violent nature of society. The aim of this article is to present one case of penetrating gunshot injuries to the lumbar spine and discuss the necessity of early surgery and physical therapy. Case, male 35 years old. Hospitalized due to gunshot wounds and from the waist and feet of inactivity. There were bullet entry hole in the patient's flank region and entry - exit wound in his right leg and the patient had paraplegia. After the L2 total laminectomy and flavectomy the dura was removed under a microscope and intradural localized bullet removed. There was no bone defect on radiological studies, and during the surgery. It was

5 remarkable. In our case, surgery was performed immediately after the injury and postoperative physical therapy was performed early. In Postoperative follow-up neurological improvement was observed. On examination 2 months after the surgery his motor deficit was improved to 2/5 muscle strength on left leg extremities, and 3/5 muscle strength on right leg extremities. As a result, early physical therapy in such patients after early surgical remove, the healing process provide be faster. Keywords: Gunshot wounds, spinal cord injuries, treatment of early stage Giriş Direkt ateşli yaralanmalarda metalik parçanın (mermi çekirdeği) kendisi veya parçalanan kemik veya disk parçası hasara neden olur. İndirekt yaralanmalarda ise metalik parçanın hedefe çarptığı anda yarattığı şok dalgası ile meydana gelen basınç yaralanmayı oluşturur. Geçici kavitasyon ise, parçanın doku içerisinde ilerlerken oluşturduğu boşluğun, arkasından gelen negatif basınçla emilerek daralıp kapanması sırasında çevre dokularda oluşturduğu hasardır. Bu mekanizmalar sonucunda omurilikte tam veya yarım kesi, hemorajik kontüzyon, epidural veya subdural hematom, sinir köklerinin yaralanması gibi akut nörolojik hasar meydana gelir. Kronik dönemde ise, omurilik içinde kistik oluşumlar, miyelomalazik alanlar ve yoğun araknoidal yapışıklıklar görülür. Omurilik, komplet anatomik kesiden hemoraji, ödem veya normal görünümlere kadar değişkenlik gösterir. Normal görünümlü kord da bile kalıcı fonksiyon kaybı olabilir. Spinal kordun başlangıçtaki akut hasarından sonra omurilik kanlanmasının bozulması, otoregülasyon yetmezliği ve hipotansiyon gibi sistemik etkilerden dolayı nörolojik tabloyu ağırlaştıran sekonder hasar gelişir. (1, 2, 3, 4) Bu çalışmada, spinal ateşli silah yaralanması olan bir olgu sunularak, erken dönemde cerrahi ve fizik tedavinin uygulamadaki yeri ve gerekliliğinin tartışılması amaçlandı. Olgu Sunumu 35 yaşında erkek hasta, ateşli silah yalanması sonrası parapleji nedeni ile kliniğimize yatırıldı. Sol flank bölgesinde 3cm çapında kurşun giriş deliği ile uyumlu lezyon, sağ tibianın 1/3 yan orta bölümünde giriş, gastrokinemius kası üzerinde kurşun çıkış deliği mevcuttu. Paraplejik olan hastanın derin tendon refleksleri (DTR) alt ekstremitelerde alınamadı. Hastanın alt ekstremitelerinde duyu kaybı saptanmadı. Çekilen lomber BT de L2-L3 vertebra korpusları düzeyinde hiperdens yabancı cisim izlendi (Şekil 1). L2 total laminektomi, flavektomi ardından mikroskop altında dura açılarak intradural yerleşimli 2 cm uzunluğunda kurşun çıkarıldı, duraplasti yapıldı. Cerrahi sırasında kurşun giriş yerine ait kemik defekt

6 gözlenmedi. L4-5 mesafesinden lomber eksternal drenaj sistemi yerleştirildi. Postop erken dönemde nörolojik durumunda değişiklik olmadı (Şekil 3). Postop 2. ay kontrolünde sol alt ekstremite 2/5 motor kuvvette, sağ alt ekstremite 3/5 motor kuvvette idi. Hasta duyu kaybı tarif etmedi. Resim-1 Resim-2 Resim-3 Resim-4 Resim 1: Sagittal Lomber CT kesitlerinde L2-3 düzeyinde kurşun çekirdeği Resim 2: Aksiyal Lomber CT kesitlerinde L2-3 düzeyinde kurşun çekirdeği Resim 3: Sagittal Lomber CT kesitlerinde L2-3 düzeyinde Postop laminektomi defekti Resim 4: Yaklaşık 2 cm boyutlarında kurşun çekirdeği

7 Tartışma Ateşli silah yaralanmalarında lokalizasyona göre travma düzeylerine bakıldığında; servikal %20, torasik %50 ve lomber bölgenin %30 oranında etkilendiği, en sık olarak torasik bölge yaralanmasına rağmen servikal bölgedeki yaralanmaların daha öldürücü hasar oluşturduğu bildirilmiştir. Ateşli silah yaralanmasına bağlı omurilik hasarı olan hastalar öncelikle medikal ve sistemik açıdan stabil edilir. Torakal, abdominal ve kraniyal yaralanmalar öncelikli olarak değerlendirilmeli ve gerekli tedavilerin kısa sürede yapılması gerektiği belirtilmiştir (5, 6, 3, 4, 7). Olgumuzda yaralanmadan bir gün sonra cerrahi müdahale ile kurşun çıkarıldı. Komplikasyon gelişmeyen hastaya postop beşinci günde fizik tedavi uygulandı. Takiplerinde hastanın nörolojik durumunda düzelme olduğu gözlendi. Hastalar radyolojik olarak önce düz grafiler ile değerlendirilir. Bu grafiler bize kemik patolojiler, olası spinal instabilite, kanal destrüksiyon bölgesi, merminin lokalizasyonu ve yolu, kemik veya spinal kanalda kalan parçalar hakkında bilgi verir. Daha sonra hasara uğrayan kemik yapıların ve merminin lokalizasyonunu, penetran cismin ilerleyiş yolunu değerlendirmek ve kanal içinde büyük kemik veya yabancı cismin varlığını göstermek amacıyla BT çekilir. Yumuşak dokudaki patolojiyi elde etmek için MR çekilebilir. Ancak manyetik alan nedeniyle metal parçanın yer değiştirerek nörolojik hasar yapması kuşkusu MR çekilmesini sınırlar. BOS fistülü şüphesi varsa, kalan yabancı cismin spesifik konumu bilinmediği zaman, nöral elemanların kompresyonun varlığı diğer çalışmalarla ortaya çıkarılamamışsa MR' a alternatif olarak BT miyelografi kullanılabilir. EMG gibi elektrofizyolojik testler özellikle lomber ve servikal bölgede kök lezyonlarının hasarını ortaya çıkarması açısından faydalıdır. Anjiografi vasküler yaralanmayı düşündürecek hematom varsa yapılmalıdır (1, 2, 3, 4). Olgumuzda önce direkt grafi ve hemen arkasında kemik hasarı ve mermi çekirdeği lokalizasyonun tespiti için BT çekildi. Spinal kord hasarının tespiti için postop MR çekildi. Omuriliğin penetran yaralanmalarında cerrahinin yeri kısıtlıdır. Genelde dekompressif laminektomi ve merminin çıkarılması önerilir(7).stauffer ve arkadaşları omurilikte komplet defisiti olan 106 olguda laminektomi yapılan hastalar ile yapılmayanlar arasında nörolojik iyileşme açısından bir fark olmadığını saptamışlardır. İnkomplet nörolojik defisiti olan her iki grupta ise benzer oranlarda (%71, %78.5) bir miktar düzelme gözlenirken, cerrahi uygulanan grupta %10 olguda yara enfeksiyonu, laminektomiye bağlı instabilite gibi komplikasyonlar meydana geldiğini, ayrıca yapılan klinik çalışmalarla sadece dekompressif amaçlı laminektomilerin nörolojik düzelmeye etkili olmadığını bildirilmiştir (7).

8 Genelde bu tür vakalarda cerrahi tedavinin amaçları; enfeksiyon, serebrospinal sıvı fistülü gibi muhtemel komplikasyonları engellemek ve geç dönemde oluşabilecek nörolojik defisit oluşumunu ve instabiliteyi engellemek olmalıdır. Kurşunun yaptığı basının ortadan kaldırılması nörolojik durumda bir düzelme meydana getirir. Kurşunun her iki pedikülü birden kırdığı durumlarda bir instabiliteden bahsetmek mümkündür (7). Olgumuzda L2 total laminektomi, flavektomi ardından mikroskop altında dura açılarak intradural yerleşimli 2 cm uzunluğunda kurşun çıkarıldı, duraplasti yapıldı. Hastanın intradural yerleşimli kurşun yaralanması olmasına rağmen kemik defekt tespit edilmemiştir. Literatürden farklı olarak kurşunun oluşturduğu kemik defekt yoktu. Omurgada oluşan fraktürler genellikle stabildir ve nadiren stabilizasyon gerektirir. Ön veya orta kolon hasarının varlığında yapılan laminektomiler, unstabil omurgaya neden olarak geç dönemde deformiteye yol açtığı bildirilmiştir (8, 5, 3, 9, 10). Multikolon travmalı instabil hastalara ise cerrahi müdahale gereklidir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda tam veya kısmi kord yaralanmalı hastalarda kurşunun çıkarılması önerilmez (5, 6, 1, 2, 11, 12). Ateşli silah yaralanmalarının konservatif tedavisinde steroid kullanımı künt travmalarda olduğu gibi anlamlı bulunmamıştır. Yapılan 2 ayrı çalışmada komplet ve inkomplet hasarlı hastalarda yüksek doz kortikosteroid tedavinin fonksiyonel olmadığı bildirilmiştir (13, 14). Olgumuzda yüksek doz steroid kullanıldı. Bizim önerimiz travma sonrası erken dönem cerrahi ve sonrasında fizik tedavidir. Olgumuzda da postop erken dönem fizik tedavi uygulandı ve postop takiplerinde nörolojik durumunda düzelme gözlendi. Kaynaklar 1. Bono CM, Heary RF: Gunshot wounds to the spine. Spine J. 2004; 4: Isıklar ZU, Lindsey RW: Gunshot wounds to the spine. Injury 1998; 29: S-A7-S-A Jallo GI: Neurosurgical management of penetrating spinal injury. Surg Neurol. 1997; 47: Kitchel SH: Current treatment of gunshot wounds to the spine. Clin Orthop Relat Res. 2003; 408: Aryan HE, Amar AP, Ozgür BM, Levy ML: Gunshot wounds to the spine in adolescents. Neurosurgery 2005; 57: Benzel EC, Hadden TA, Coleman JE: Civilian gunshot wounds to the spinal cord and cauda equina. Neurosurgery 1987; 20: Özgen S: Penetran Omurilik Yaralanması

9 8. Aarabi B, Alibaii E, Taghipur M, Kamgarpur A: Comparative study of functional recovery for surgically explored and conservatively managed spinal cord missile injuries. Neurosurgery 1996; 39: Simpson RK, Venger BH, Narayan RK: Treatment of acute penetrating injuries of the spine: A retrospective analysis. J Trauma 1989; 29: Stauffer ES, Wood RW, Kelly EG: Gunshot wounds of the spine: The effects of laminectomy. J Bone Joint Surg. 1979, 61: Waters RL, Adkins RH: The effects of removal of bullet fragment sretained in the spinal canal: A collaborative study by the National Spinal Cord Injury Model Systems. Spine 1991; 16: Waters RL, Sie IH: Spinal cord injuries from gunshot wounds to the spine. Clin Orthop Relat Res. 408: , Heary RF, Vaccaro AR, Mesa JJ, Northrup BE, Albert TJ, Balderston RA, Cotler JM: Steroids and gunshot wounds to the spine. Neurosurgery 1997; 41: Levy ML, Gans W, Wijesinghe H, SooHoo W, Adkins R, Stillerman CB: Use of methylprednisolone as an adjunct in the management of patients with penetrating spinal cord injury: Outcome analysis. Neurosurgery 1996; 39:

10 Olgu sunumu / Case report LAPAROSKOPİK SPLENEKTOMİ; İLK DENEYİMİMİZ Akın Aydoğan *, Seçkin Akküçük * *Mustafa Kemal Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD. Geliş Tarihi / Received: , Kabul Tarihi / Accepted: ÖZET Günümüzde elektif splenektomiler için laparoskopik splenektomi, açık splenektomiye tercih edilmeye başlanmıştır. Splenektomi sonrası daha az ağrı şikayeti, daha iyi kozmetik sonuçlar, barsak hareketlerinin daha erken başlaması, hastanede kalma süresinin daha kısa olması gibi avantajlar laparoskopik cerrahiye olan eğilimi arttırmaktadır. Biz de Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Kliniği nde ilk kez gerçekleştirilen laparoskopik splenektomi deneyimimizi paylaşmayı amaçladık. Anahtar Kelimeler: Laparoskopik cerrahi, elektif splenektomi, cerrahi teknik LAPOROSCOPİC SPLENECTOMY; OUR FİRST EXPERİENCE ABSTRACT Today, laparoscopic splenectomy for elective splenectomy, is began to be preferred rather than open splenectomy. Lesser pain complaint, better cosmetic results, earlier bowel movement, decreased hospitalisation time are the advantages that make laporoscopic splenectomy to be preferable. We aimed to report the first case of laparoscopic splenectomy performed in Mustafa Kemal University, Faculty of Medicine, Department of General Surgery. Key Words: Laparoscopic surgery, elective splenectomy, surgical technique Giriş Elektif splenektomi (ES), orak hücreli anemi, talasemi, idiopatik trombositopenik purpura gibi benign hematolojik hastalıklarda tedavi edici olması nedeniyle uzun yıllardır uygulanmaktadır. Splenektomi uzun yıllarca açık teknikle uygulanmış olup, cerrahideki teknolojik gelişmelere paralel olarak laparoskopik olarak da uygulanmaya başlanmıştır (1-3). Laparoskopik splenektomi (LS) yapılan hastalarda açık cerrahi uygulanan hastalara göre daha az ağrı olması, erken mobilizasyon, barsak hareketlerinin daha erken dönemde başlaması ve hastanede kalma süresinde azalma bilinen avantajlardandır (1,4). LS günümüzde hızla artan oranda tercih edilen yöntem olmaya başlamış ve gelecekte birçok merkezde ES nin

11 yerini alacak gibi görünmektedir (1-3). Biz de Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Kliniğinde gerçekleştirilen ilk LS olgu deneyimimizi sunduk. Olgu Hematoloji kliniğinde talasemi minör tanısı ile takip ve tedavi uygulanan 38 yaşındaki erkek hasta hemoglobin ve hematokrit değerlerinde tedaviye rağmen düşme olması üzerine splenektomi planlanarak kliniğimize kabul edildi. Hastanın yapılan ultrasonogrofik değerlendirilmesinde dalak boyutu 12 cm olarak bildirilmişti. Ameliyattan 2 hafta önce polivalan pnömokok, meningokok ve Haemophilus influenza aşıları yapıldı. İntravenöz demir preperatları ve eritrosit süspansiyonu desteği ile operasyon öncesi hazırlık yapıldı. Operasyon için hastaya 30 derece sağ lateral dekübit pozisyonu verildi. İki adet 10 mm lik trokar, 2 adet 5 mm lik trokar ile batına girildi. Birinci 10 mm lik trokar umblikus ile ön aksiller çizginin birleştiği hayali hattın ortasından girilerek batın 12 mmhg basınca ulaşana kadar CO2 ile insufle edildi. Daha sonra bu trokardan kamera girilerek batın eksplore edildi. Dalak grasper yardımıyla eleve edildikten sonra splenik kolon fleksurası monopolar L hook ile serbestlendikten sonra splenokolik ligaman Ligasure ile kesildi. Posterior periton açılarak splenik arter serbestlendi ve 2 adet klips konularak kesildi. Daha sonra splenorenal ligaman ayrılarak hilusa ulaşıldı. Hilusta splenik vene de iki adet klips konularak kesildi. Splenik venin kesilmesinin ardından superiorunda kısa gastrik arterler bulunarak klipslenip kesildi. Dalak torbaya alınarak over klempiyle parçalara ayrıldı ve dışarı alındı. Kanama kontrolünün ardından dalak lojuna 1 adet 20 F silikon dren yerleştirilip operasyon sonlandırıldı. Postoperatif 1. günde hastanın vital bulguları stabil seyretti. Drenden yaklaşık 30 cc seröz mayi gelmesi üzerine, hastanın dreni çekildi. Gaz çıkışı olan hastaya oral beslenme başlandı ve hasta mobilize edildi. Hastanın ağrı şikayetinin şiddetli olmaması üzerine sadece ameliyat sonrası 1. gün ağrı kesici verildi. Ameliyat sonrası 2. günde hasta taburcu edildi. LS den 7 gün sonra poliklinik kontrolüne gelen hastada ek problem saptanmadı, cilt dikişleri alındı. Talasemi minör tanısı olan hasta takip ve tedavi planı açısından hematoloji kliniğine yönlendirildi. Tartışma ve Sonuç Elektif splenektomi, başta benign hematolojik hastalıklar olmak üzere dalağa ait patolojilerde tedavi edici olarak uygulanmaktadır. Elektif splenektomi için yıllardır uygulanan yöntem açık splenektomi (AS) olmakla birlikte, son yıllarda medikal alanlardaki teknolojik gelişmelere paralel olarak laparoskopik splenektomi de cerrahlar arasında yavaş bir ivmeyle

12 de olsa tercih edilmeye başlanmıştır (1-3). LS nin uygulanmaya başladığı ilk dönemlerde hasta pozisyonu supin iken, dalak arka yüz ve perisplenik bağlara daha kolay ulaşım nedeniyle son yıllarda lateral pozisyon tercih edilir olmuştur (3). Biz de hastamızda lateral pozisyonu tercih ettik. LS nin AS ye göre en büyük dezavantajı ameliyat süresinin daha uzun olmasıdır. Laparoskopik yöntemde ortalama ameliyat süresi değişik çalışmalarda 70 ile 360 dakika arasında değişmekte olup, LS ye yeni başlayan cerrahlarda ortalama süre 146 dakika iken tecrübe kazanılmasıyla sürenin 100 dakikanın da altına inebildiği görülmüştür (1,2). Bizim bu ilk vakamız 107 dakikada tamamlanmıştır. AS ile kıyaslandığında LS uygulanan hastalarda ağrı şikayeti daha az görülmekte, barsak hareketleri daha kısa sürede başlamakta ve hastaneden taburcu edilme süreleri daha kısalmaktadır. Ayrıca kozmetik açıdan da LS nin üstünlüğü açıktır (1-4). Bizim hastamızın ameliyat sonrası ilk saatler dışında ağrı şikayeti olmadı, postoperatif 1. günde gaz çıkışı oldu. Ameliyat sonrası ilk gün hastanın oral gıda alımına izin verildi. Dalak lojuna yerleştirilen dren yine ilk gün çekildi ve hasta posoperatif 2. günde taburcu edildi. Son yıllarda laparoskopik cerrahiye alternatif olarak robotik cerrahi ile de splenektomi ameliyatları uygulanmaya başlanmıştır (5). Ancak LS ile karşılaştırıldığında komplikasyon, erken beslenme, dren çekilme zamanı, laparotomiye geçilme oranları ve hastanede kalma süresinde azalma gibi konularda istatistiki olarak anlamlı farklar elde edilememiştir (6). Ayrıca LS ye göre yüksek maliyet, çok daha uzun ameliyat süreleri gibi dezavantajları nedeniyle robotik splenektomi LS nin standart uygulama olarak yerini alamayacak gibi görünüyor (5). Sonuç olarak AS ye göre birçok konuda daha avantajlı olan LS, günümüzde malignite nedeniyle olmayan elektif splenektomiler için altın standart olma noktasına gelmiştir. Biz de Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Kliniği nde ilk kez ve başarıyla laparoskopik splenektomi ameliyatını gerçekleştirdik. Kaynaklar 1. Karakurt GA, Ateş O, Hakgüder G, Olguner M, Akgür FM. Laparoskopik splenektomi. DEÜ Tıp Fakültesi Dergisi 2009; 23(1): Akyıldız H, Akcan A, Dal F, Artış T, Küçük C, Ok E, Sözüer EM. Elektif splenektomi: Laparoskopik ve konvansiyonel tekniklerin karşılaştırılması: 13 yıllık deneyim. Turkish Journal of Surgery 2007; 23(1): 24-7.

13 3. Harlak A, Sücüllü İ, Demirbaş S, Yiğit T, Özdemir Y, Filiz Aİ, Menteş O, Kılbaş Z, Yağcı G. Elektif splenekktomilerde açık ve laporoskopik cerrahi sonuçlarımız. Gülhane Tıp Dergisi 2009; 51: Umut B, Sümer A, Dinçdağ A, Sarı S, Gözkun O, Mercan S, Seven R, Budak D. Tek İnsizyondan laparoskopik cerrahi (TİLC) deneyimlerimiz. Ulusal Cerrahi Dergisi 2009; 25(3): Bodner J, Lucciarini P, Fish J, Kafka-Ritsch R, Schmid T. Laparoscopic splenectomy with the Da Vinci Robot. J Laparoendosc Adv Surg Tech A. 2005; 15(1): Gelmini R,Franzoni C, Spaziani A,Patriti A, Casciola L, Saviona M. Laparoscopic splenectomy: conventional versus robotic approach a comperative study. J Laparoendosc Adv Surg Tech A. 2011; 21(5):

14 Özgün makale / Original article ÜRTİKERLİ HASTALARDA BAĞIRSAK PARAZİTLERİNİN DAĞILIMI *Mutlu YAR AYCAN, *Nilgün DALDAL, **Özlem AYCAN KAYA *İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Parazitoloji AD, MALATYA **Mustafa Kemal Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Parazitoloji AD, HATAY Geliş Tarihi / Received: , Kabul Tarihi / Accepted: ÖZET Malatya ili merkezinde İnönü Üniversitesi Tıp Merkezi Dermatoloji polikliniğine allerjik ürtiker yakınması ile başvuran ve Parazitoloji Anabilim dalına gönderilen ürtikerli hastalarda bağırsak parazitlerinin dağılımının çeşitli tanı yöntemleriyle değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Dermatoloji polikliniğine ürtiker yakınması ile başvuran ve parazit etiyolojisi araştırılan 100 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar yaş ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin randomize olarak seçilmiş ve dışkı örnekleri nativ-lugol, formol-etil-asetat çöktürme yöntemi, selofanlı lam yöntemiyle incelenmiştir. Ek olarak olguların tümünün eozinofil değerlerine bakılmıştır. Allerjik ürtiker yakınması olan 100 olgunun 21 inde parazit saptanmış olup, 1 olguda Giardia intestinalis, 4 olguda Enterobius vermicularis, 8 olguda Entamoeba coli, 2 olguda Iodomoeba butschlii, 5 olguda Blastocystis hominis, 1 olguda Trichomonas hominis saptanmıştır. İstatistiki değerlendirmede alerjik ürtikerli olgularda parazitozların ürtikere neden olduğu konusunda anlamlı bir sonuca varılamamıştır (p=0,81). Ürtikerli olgularda bağırsak parazitozlarının araştırılmasının uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Ürtiker, bağırsak parazitleri, allerji, eozinofili DISTRIBUTION OF PATIENTS URTICARIA INTESTINAL PARASITES SUMMARY In this study, Distrubution of intestinal parasites in patiens with allergic urticaria either admitted to Dermatology clinic or directed to Parasitology Department at Tugut Ozal Medical center/inonu University in Malatya province were evaluated by various diagnostic methods. Patients were chosen regardless of their sex or age. A total of 100 stool specimens were examined for intestinal parasites using native- lugol and formol ethyl ether methods. A total of 100 cellophane tape preparations were examined directly. In addition to, eosinophils in all cases were evaluated. In 21 out of 100 patiens with urticaria complaint, various parasites were determined including 1 G.intestinalis, 4 E.vermicularis, 8 E.coli, 2 I. butschlii, 5 B.hominis, 1 T. hominis, eosinophil counts were determined in all the causes. In statiscal analysis, no

15 correlation was found between allergic urticaria and parasitosis (p=0,81). It was concluded that intestinal parasitosis should be searched in urticaria cases. Key words: Urticaria, Intestinal parasites, allergic, eosinofilia Giriş Bağırsak parazitozları, 20. yüzyılın sonlarında geri kalmış, gelişmekte olan ve hatta yüksek sağlık standartlarına sahip ülkelerde bile önemli bir sağlık sorunu olarak güncelliğini korumaktadır. Türkiye; coğrafi konumu, iklim şartları, kötü hijyenik durum, diğer sosyoekonomik ve kültürel şartlar nedeniyle bağırsak parazitlerinin sık görüldüğü bir ülke durumundadır. Son 21 yılda yapılmış çalışmalar gözden geçirildiğinde bağırsak parazitlerinin, toplumumuzun her yaş ve grubunda, yurdumuzun tüm yörelerinde yaygın olarak bulunduğu anlaşılmaktadır (1). Parazitozların epidemiyolojisi, immünolojisi, patolojisi, tanımı, tedavisi ve korunması üzerinde ülkemizde ve diğer ülkelerde pek çok çalışmalar yapılmıştır. Parazitlerin toplumumuzun her yaş grubunda ve yurdumuzun bütün yörelerinde ve özellikle birden fazla parazitle enfekte olma durumunun (poliparazitizm) yaygın olduğu bildirilmektedir. Parazitozların tanısı etken parazitin kendisi veya evrim şekilleri bulunarak veya gelişen özgül immün cevap reaksiyonları incelenerek konmaktadır. Parazitozlu kişilerin kan ve dokularında eozinofil sayısının ve kan serumunda IgE düzeylerinin arttığı bildirilmiştir (1) Ürtiker, yuvarlak veya gayri muntazam deriden kabarık, pembe renkte, ortası soluk, sert, elastik kıvamda, şiddetli kaşıntılı, ödemli bir papül ile karakterizedir. Genellikle birden bire ortaya çıkar. Bir kaç dakika veya bir kaç günde yerinde iz bırakmadan kaybolur. Akut Ürtiker ise semptomların 6 haftadan daha az sürmesi, kronik ürtiker; semptomların 6 haftadan daha uzun sürmesi ile ayırt edilir. Belirli bir bölgede yaşayan toplumda herhangi bir parazit enfeksiyonunun sıklık derecesi bireylerin doğal ve edinsel bağışıklığına, parazit sayısına, parazitin virülansına, çoğalma yeteneğine, parazitle insanın temas süresine bağlıdır(2). Bağırsak paraziti olan kişilerde genel olarak bulantı, karın ağrısı, kusma, ishal, kabızlık, iştah artması ve iştahsızlık gibi çeşitli gastrointestinal sistem belirtileri, nörolojik bozukluklar, huzursuzluk, diş gıcırdatması, korkulu rüyalar görme, zekada gerileme gibi psişik bozukluklar görülmektedir. Parazitlerin toksi-alerjik etkileri ile ürtikerimsi döküntülerden, angio-nörotik ödeme kadar giden tablolar belirtilmiştir (3).

16 Çalışmada, ürtikerli hastalarda bağırsak parazitlerinin dağılımının konvansiyonel yöntemlerle belirlenmesi ve ürtiker ile demografik veriler açısında ilişkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir Gereç ve Yöntem Temmuz 2006-Mart 2007 tarihleri arasında, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Dermatoloji polikliniğine gelen 100 ürtikerli hasta çalışma kapsamına alınmıştır. Hastaların dışkılarında ve selofanlı lam örneğinde parazit araştırılmış, parazit saptanmayan olgularda, gün aşırı 3 kez tekrar edilmiştir. 100 hastanın eozinofil düzeyleri yapılan tedavi öncesi ölçülmüştür. Bu olguların tümünün eozinofil değerlerine bakılmıştır. Hastaların dışkılarda önce makroskobik parazit, sonra da nativ-lugol, sedimantasyon (çoklaştırma) yöntemi, selofanlı lam örneğinde parazit araştırılmıştır. Verilerin istatistiksel olarak Ki-kare ve Yates düzeltilmiş Ki-kare yöntemleri ile değerlendirilmiştir. p<0.05 değerleri istatistiksel olarak önemli kabul edilmiştir. İstatistiksel analizde SPSS 13.0 paket programı kullanılmıştır. Bulgular Ürtiker yakınması olan 100 kişinin 21 (%21) inde bağırsak parazitine rastlanmıştır. Parazit saptanan 21 olgunun 1 inde G. intestinalis, 4 ünde E. vermicularis, 8 inde E. coli, 2 sinde, I. butschlii, 5 inde B. hominis, 1 inde T. hominis saptanmıştır. Bu olguların tümünün eozinofil değerlerine bakılmıştır. Eozinofil ortalamaları yönünden parazit görülen ve görülmeyen hastalar arasında istatistiksel olarak bir farklılık bulunamamıştır (iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, p>0.05). (Tablo 1). Belirli sayıda çıkan parazitlerin, ortalama eozinofil sayıları arasındaki fark araştırılmak istenmiş fakat sayı yeterli olmadığından istatistiksel bir sonuca varılamamıştır.

17 Tablo 1 Ürtikerli hastalarda saptanan parazitler Parazit Ortalama Sayı (n) Yüzde % eozinofili G. intestinalis 1 4,76 0,6 E. vermicularis 4 19,04 1,2 E. coli 8 38,09 5,1 I. butschlii 2 9,52 4,9 B. hominis 5 23,80 2 T. hominis 1 4,76 0 Parazit görülme durumu ile ürtiker arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Tablo 2 de gösterilmiştir (p=0,81). Tablo 2 Parazit görülme durumu ile ürtiker arasındaki ilişki Ürtiker tipi Parazit görülme durumu Toplam Pozitif Negatif Sayı (n) Yüzde (%) Sayı (n) Yüzde (%) Kronik 11 52, ,2 57 ürtiker Akut ürtiker 10 47, ,8 43 Toplam

18 Yaş gruplarına ve cinsiyete bağlı olarak saptanan parazitler tablo 3 de gösterilmiştir. Tablo 3 Yaş gruplarında cinsiyete bağlı olarak bağırsak parazitlerinin dağılımı Yaş grupları Toplam Saptanan parazitler E* K* E K E K E K G. intestinalis 1 1 E vermicularis E. coli I. butschlii B. hominis T. hominis 1 1 Toplam E*: Erkek, K*: Kadın Allerjik ürtikerli olup, parazit saptanan gruplardaki bulgular ki-kare ve Yates düzeltilmiş ki-kare yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar tüm gruplar için anlamsız bulunmuştur. Tartışma İntestinal parazitler birçok deri hastalığının etiyolojik faktörleri arasında sayılmaktadır. Parazit hastalıklarında bütün vücudu ilgilendiren çok çeşitli klinik bulgulara rastlanmaktadır. Parazitin mekanik ve irritan etkisine bağlı olarak lokal deri belirtileri, parazit antijenlerine veya toksik ürünlerine bağlı olarak sistemik deri bulguları oluşabilir. Bazı parazitlerin konak organizma üzerinde toksik ve allerjik etkisi ile kanın şekilli elemanlarında değişmeler özellikle eozinofil sayısında artma olmaktadır. Epidemiyolojik çalışmalar allerjik hastalıklar ile paraziter enfeksiyonlar arasında ters ilişki olduğunu göstermekte ve bu bulgu paraziter infeksiyonların allerjik hastalıkların gelişimini önlediğine işaret etmektedir. Helmintik parazitler alerjik inflamasyonu modüle edebilir ve bu mekanizmalar aeroallerjenlere yanıtı etkileyebilir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar helmintlerin regülatuar T hücreler aracılığı ile konağın immün yanıtını suprese ettiğini göstermektedir. Paraziter hastalıkların immün modülasyon üzerine olan etkileri

19 konusundaki yeni bilgilerin atopik hastalıkların tedavisinde yeni ufuklar açacağı düşünülmektedir (4). Hamric ve Moore (5) G. intestinalis in bazı kişilerde ürtikere yol açabilecek antijenik özelliklere sahip olduğunu ileri sürmüşlerdir. Mevlitoğlu ve ark (6) Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Polikliniğine başvuran çeşitli dermatozları olan 72 hastada parazitolojik araştırma yapmışlar, 30 ürtikerli olgunun 23 ünde (% 76,6) bağırsak parazitleri saptayıp, 12 olguda (% 52,1) G. intestinalis, bulduklarını açıklamışlardır. Orhan ve ark (6) ürtiker li olguda, 1 (%0,1) E. histolytica saptadıklarını bildirmişlerdir. Çalışmamızda 100 ürtikerli olgudan parazit saptadığımız 21 olgunun 7 sinde E. coli ile infekte olduğu bulunmuştur. Köse ve ark (4) parazit infeksiyonları ve serum IgE düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla, 118 kişinin serum, dışkı ve anal bant örneklerini inceleyerek yaptıkları çalışmada, 4 olguda E. coli ye tek, bir olguda ise G. intestinalis ile birlikte saptamışlardır. Tek olarak saptanan 4 olguda IgE düzeyi KU/L arası saptanmış olup G. intestinalis ile birlikte saptanan olguda ise 17 KU/L olarak düşük seviyede bulunmuştur. Çalışmamızda 7 olguda E. coli kistleri ve trofozoitleri görülmüş olup bunların eozinofil değerleri; 0.4,0.3,17.1,0.9,1.3,3.6 seviyelerde bulunmuştur. Armentia ve ark (8), 1993 yılında, kronik ürtikerli ve B. hominis ile infekte 10 olgu bildirmişlerdir. Daha önce bu parazit ile ürtiker arasında bağlantı kurulmadığını ve paromomycin tedavisiyle hem parazitozun hemde ürtikerin iyileştiğini belirtmişlerdir. Çalışmamızda 5 olguda B. hominis görülmüştür. Bu olguların eozinofil değerleri; 5.5, 1.6, 0.0, 0.7, 2.2 seviyelerde bulunmuştur. Budak (9) parazitoloji polikliniğine 2 yılda başvuran 1428 alerjik ürtikerli hastanın kopro-parazitolojik muayenesi sonucu, 498 (%34.88) olgunun bir veya birkaç parazitle infekte olduğunu saptamış ve 228 inde (%45.78) E. vermicularis bulmuştur. Çalışmamızda E. vermicularis saptanan 4 olgunun eozinofil değerleri; 0,7 0,50 3,3 0,6 olarak saptanmıştır. Öztürkcan ve ark (10) 1994 yılında, 6-14 yaş arası çocuklarda, bağırsak parazitleri ve deri lezyonları arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalarında, E. vermicularis i %75.9 olarak bulmuşlardır. Çalışmamızda E. vermicularis pozitifliği %19,04 oranında bulunmuştur. Allerjik ürtikerli olgularda eozinofili ve IgE düzeyleri istatistiki olarak anlamlı bulunamamakla beraber eozinofil ve IgE düzeylerinde değişikliklerin parazitozlara bağlı olduğu kanıtlanamamıştır. Bağırsak parazitlerinin kesin olarak ürtikere neden olabildiği kanıtlanamamış, fakat ürtikerli olgularda mutlaka bağırsak parazitozlarının da araştırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

20 Kaynaklar 1. Küçük. M.Ö. Helmintiyozlarda eozinofil ve IgE Düzeyleri. Doktora Tezi Ulukanlıgil M. Paraziter ve alerjik hastalıklarda immünoglobulin e ve eosinofili bulgularının değerlendirilmesi. İhtisas tezi Üstün Ş, Allerjik Olaylara neden olan barsak parazitleri. Doktora Tezi. İzmir Köse Ş, Özbel Y, Kokuludağ A, Atambay M, Sin A. Barsak parazitleriyle serum IgE seviyeleri ve deri testi arasındaki ilişkinin incelenmesi. T. Parazitol Derg 1995; 19(3): Hamrick HJ, Moore GW. Giardiosis causing urticaria in a child AM j ois child 1983; 137: Mevlitoğlu İ, Harman M, Derici M, Çerçioğlu E. Güneydoğu Anadolu bölgesinde bazı dermatozlarda intestinal parazitlerin önemi. T. Parazitol Derg. 1990; 14(3-4): Orhan V, Güneş AT, Özşahin F, Açıkgöz M. Çeşitli dermatozlarda Giardia intestinalis insidansı ve ornidazol ile tedavisinden alınan sonuçlar. T. Parazitol Derg. 1991; 15(3-4): Armentia A, Mendez J, Gamez A ve ark. Urticaria by Blastocyctis hominis succesful treatment with paromomycin Allergol. Immunopathol.1993; 21(4): Budak S. Allerjik ürtikerlilerde bağırsak parazitoz insidansı. T. Parazitol Derg. 1982; 5(2): Öztürkcan S, İçağasıoğlu D, Yalçın AN, Saygı G. The relationship between intestinal parasites and skin lesions in Sivas orphanage T. Parazitol Derg. 1994; 18(3):

21 Özgün makale / Original article KONVERSİYON BOZUKLUĞUNDA ÇOCUKLUK ÇAĞI YAŞAM OLAYLARI VE AİLESEL İŞLEVLER *Mustafa ARI, **Yasin BEZ, ** Mustafa ÖZKAN, ***Yüksel KIVRAK *Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD ** Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD *** Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD ÖZET Konversiyon bozukluğu tespit edilen hastalarda çocukluk çağı yaşam olayları ve ailesel işlevlerdeki değişikliklerin araştırılması amaçlandı. Çalışmaya 25 i erkek, 96 sı kadın 121 konversiyon hastası çalışma grubu olarak; 19 u erkek, 31 i kadın 50 depresyon hastası da kontrol grubu olarak seçildi. Hastalara kısa fiziksel ve seksüel kötüye kullanım anketi, çocukluk çağı yaşam olayları ölçeği ve aile değerlendirme ölçeği uygulandı. Çocukluk çağı yaşam olaylarında duygusal kötüye kullanım (p<0,01), fiziksel kötüye kullanım (p<0,01), cinsel kötüye kullanım (p=0,05) ve toplam puanlarda (p<0,01) aradaki fark istatistiksel olarak konversiyon bozukluğunda kontrol grubundan daha yüksekti. Ailesel işlevler açısından bakıldığında, konversiyon bozukluğunda problem çözme (p<0,01), iletişim (p<0,01), duygusal tepki (p<0,05) ve genel işlevlerde (p<0,05) istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde kontrol grubundan daha fazla idi. Konversiyon bozukluğunda önemli oranda çocukluk çağı duygusal, fiziksel ve cinsel kötüye kullanım öyküsü mevcuttur. Bu da konversiyon hastalarının bilinçteki çatışmaların kaynağı; aile değerlendirme ölçeğindeki değişiklikler ise hastalığın oluşumunda ailesel dinamiklerin ve tedavide ailesel dinamiklere yönelik yaklaşımın önemi hakkında fikir verici olabilir. Anahtar kelimeler: Konversiyon bozukluğu, çocukluk çağı ihmali, cinsel ihmal, fiziksel ihmal, duygusal ihmal, ailesel işlevler. Geliş Tarihi / Received: , Kabul Tarihi / Accepted: FAMILIAL FUNCTIONALITY AND LIFE EVENTS OF CHILDHOOD IN CONVERSION DISORDER SUMMARY Changes in life events and family functioning of the patients who had a conversion disorder in childhood were aimed to investigate. 25 male and 96 female patients with 121conversion were selected as the study group, while19 men, 31 women 50 patients with depression were selected as the control group. A short questionnaire including physical and sexual abuse, scale for the assessment of childhood and family life events was applied to all

22 patients. In childhood life events, emotional abuse (p< 0.01), physical abuse (p< 0.01), sexual abuse (p=0.05) and total scores (p<0.01) difference were statistically higher in conversion disorder than control group. In terms of familial functions, results of problem-solving in conversion disorder (p = 0.00), communication (p = 0.00), emotional reaction (p = 0.01) and overall functioning (p =0.02) were greater than the control group. Emotional, physical and sexual abuse history in childhood was available in significant proportion of conversion disorder. This is a source of conflict in the conversion of consciousness of patients; the changes in the scale of the family assessment and treatment of disease, familial dynamics approach to the formation of the importance of family dynamics may be suggestive. Key words: Conversion disorder, childhood neglect, sexual, neglect, physical neglect, emotional neglect, family functions. Giriş Algılanan kötü ailesel yetiştirilme tarzı ile erişkinlik yıllarında ortaya çıkan birçok psikiyatrik hastalık arasında ilişki olduğuna dair çalışmalar yapılmıştır (1-3). En çok üzerinde durulan hastalıklar ise dissosiyatif bozukluklardır. Birçok bozuklukta depersonalizasyon gibi disosiyatif semptomların olması nedeniyle travma öyküsünün üzerinde durulmuştur (4-7). Özellikle yalancı nöbet tipi konversiyon bozukluğu olan hastalarda, çocukluk çağı travma öyküsünün sık görüldüğü bildirilmiştir (4, 8-10). Bir çalışmada çocukluk çağının fiziksel veya seksüel travmalarının konversiyon semptomlarının gelişimine hassasiyeti artırdığı bildirilmiştir (11). Draijer ve Boon un yaptıkları bir çalışmada dissosiyatif semptomları olan hastalarda ailelerinden erken yaşta ayrılık hikayesi olanlarda kontrol grubuna oranla dissosiyasyon ölçeği önemli oranda yüksek saptandığı; ayrıca seksüel travma, aile içi şiddet ve aileden erken yaşlarda ayrılık hikayesi olanlarda kontrol grubuna oranla daha yüksek dissosiyasyon ölçeği puanları sonuçları bildirilmiştir (12). Elisabeth ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada yalancı epileptik nöbeti olan hastaların %58 inde çocukluk çağı dönemine ait seksüel travma hikayesi mevcut bulunmuştur (8). Kadın hastalarda %69 gibi yüksek oranda çocukluk çağında geçirilmiş seksüel travma öyküsü bildirilirken; erkek hastalarda hiç seksüel travma öyküsüne rastlanmadığı, genel kadın popülasyonunda çocukluk çağına ait seksüel travma öyküsü oranı %38 olarak bulunduğu bildirilmiştir. Fiziksel travma öyküsü kadın hasta grubunda %63 iken; erkek hastalarda bu oranın %10 olduğu bildirilmiştir. Irwin in yaptığı bir çalışmada yetişkin dissosiyasyon düzeyi; aile içi ve aile dışı seksüel ihmal, aileden erken ayrılık hikayesi olanlarda kontrol grubuna oranla daha yüksek olduğu bildirilmiştir (13).

23 Sözel, emosyonel ifadelerin toplumca kısıtlandığı durumlarda sözsüz bir iletişim aracı olarak hastalık belirtileri kullanılmaktadır. İnsan yaşamına en çok müdahil olan toplum ise kendi ailesidir. Böylece yasaklanmış duygu ve fikirler, mimikler ve davranışlarla, yani konversiyon belirtileri olarak dışa vururlar. Ruhsal yakınmaların önemsenmediği ya da zayıflık olarak nitelendirildiği toplumlarda, bedensel belirtiler bakım sağlıyorsa duyguların bedenselleştirilme olasılığı yükselmektedir. Krawetz ve arkadaşları bir çalışmalarında ailedeki duygusal dışa vurum, iletişim, roller ve genel fonksiyonlar göz önüne alındığında yalancı nöbeti olan hastaların puanlarını gerçek epileptik nöbeti olan hastalara oranla istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha kötü bulduklarını bildirmişlerdir (14). Biz bu çalışmada konversiyon bozukluğu olan hastalarda çocukluk çağı travma öyküsü ve ailesel işlevlerdeki değişiklikleri araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi psikiyatri polikliniğine başvuran DSM IV tanı ölçütlerine göre konversiyon bozukluğu tanısı almış hastalar öncelikle nörolojik ve diğer hastalıklar yönünden değerlendirildi. Gerekenlere laboratuar tahlilleri de yaptırılıp organik etiyolojiler dışlandı. Somatizasyon bozukluğu, ağrı bozukluğu, temaruz, yapay bozukluk, dissosiyatif bozukluk tanısı alanlar çalışma dışı bırakıldı. 25 i erkek 96 sı kadın121 hasta çalışmaya dahil edildi. Majör depresif bozukluk tanısı alan 19 u erkek 31 i kadın 50 hasta ise kontrol grubu olarak alındı. Hasta yakınlarına ve kendilerine anlayabilecekleri sadelikte çalışma hakkında kısaca bilgi verildi ve görüşme için izinleri alındı. Okuma yazması olmayan hastalara formdaki ölçekler tek tek okunarak uygulandı. Genel bir klinik görüşmeden sonra hastalara tarafımızdan hazırlanan sosyodemografik bilgiler; Kısa Fiziksel ve Seksüel Kötüye Kullanım Anketi (15), Çocukluk Çağı Yaşam Olayları Ölçeği (16) ve Aile Değerlendirme Ölçeğinin, yer aldığı bir form uygulandı. Kısa fiziksel ve seksüel kötüye kullanım anketi ( kfs ): Marshall ve arkadaşları tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış bir ankettir. 16 yaşından önceki travmatik yaşantılar sorgulanmaktadır. Bu yaşantıların varlığında 1 puan, yokluğunda 0 puan verilmiştir (15). Childhood Trauma Questionnaire (CTQ) : CTQ Improved to screening for abuse history before age of 18 by Bernstein at. al in 1994 (17), including 40 items, 5 s likert type is a scala. Response options: (1) never, (2) rarely, (3) sometimes, (4) often and (5) frequently been given as. High scores shows the types of abuse occurred more frequently in childhood or adolescence. Bernstein and colleagues performed their study Cronbach alpha coefficient vary

24 The total score can vary between High scores refers to the frequency of childhood abuse. Aslan SH, Alparslan ZN (1999) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır (16). There are three sub-scales: a) Emotional Abuse and Emotional Neglect: (EA-N.): This section consists of 19 questions The score can be between puan b) Physical Abuse (PA): Consists of 16 questions. Score can be between c) Sexual Abuse (SA): This subgroup consists of 5 questions and score varies Aile değerlendirme ölçeği (ADÖ): ADÖ Epstein ve ark. tarafından geliştirilmiş (18) Bulut tarafından Türkçe ye uyarlanmıştır (19). Ailenin işlevlerinin (yapısal ve örgütsel nitelikleri ile aile içi ilişki ve etkileşimin ) sağlıklı olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla geliştirilmiştir. Toplam 60 maddeden oluşan ölçeğin 7 alt testi vardır: Problem çözme (6 madde), iletişim (9 madde), roller (11 madde), duygusal tepki verebilme (6 madde), gereken ilgiyi gösterme (7 madde), davranış kontrolü (9 madde), genel fonksiyonlar (12 madde). Bulut tarafından Türkçe ye uyarlanmıştır (19). Ölçek ile saptanan ortalama değerlerden 2.00 aile işlevlerinde sağlıklı ve sağlıksız işlevleri ayırt eden bir puan olarak alınmakta ve 2.00 ın üzerindeki puanlar aile işlevlerinde sağlıksızlığa doğru bir gidişin göstergesi olarak kabul edilmektedir. İstatistik Çalışmamızda verilerin istatistiksel değerlendirmesi için SPSS istatistik programının 12,0 versiyonu kullanıldı. Sürekli değişkenler için ortalama ve standart sapma değerleri hesaplandı. Tanımlayıcı istatistikler için ayrıca oranlar ve çapraz tablolar yapıldı. İstatistiksel karşılaştırmalarda Student s t testi, kategorik değişkenler için yapılan çapraz tablolara Khi- Kare testi kullanıldı. Bulgular Çalışma ve kontrol grubu arasında yaş (p=0.786), cinsiyet (p=0.457), aylık gelir (p=0.651), yaşadıkları yer (p=0,245), eğitim seviyeleri (p=0,322) ve alışkanlıklar (sigara için p=0.428, alkol için p=0.352) açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı. Erkek hastalarda motor semptomla başvuran hasta sayısı kadın hastalardan istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha fazlaydı (x 2 =10,47 p=0,00), konvülziyon bayılma şikayetiyle başvuran hasta sayısı ise kadın hastalarda erkeklere oranla istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha fazla bulundu (x 2 =6,17 p=0,01). Karma ve duyusal semptom nedeniyle başvuran hasta sayısında ise iki cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (Tablo 1).

25 Tablo I : Semptom dağılımı Erkek n=25 Kadın n=96 Toplam n=121 x2 p Motor 11(%44,0) 14 (%14,6) 25 (%20,7) 10,47 0,001 Duyusal 5 (%20,0) 17 (%17,7) 22 (18,2) 0,070 0,79 Konvülzon bayılma 9 (%36,0) 61 (%63,0) 70 (%57,9) 6,17 0,01 Karma - 4 (%4,2) 4 (%3,3) 1,077 0,30 Hastalara yaşamın ilk 16 yaş ve öncesi döneme ait sorulan sorularda, bakım verenden 1 aydan daha fazla travmatik ayrılık olup olmadığı (x 2 =6,794 p=0,01), şiddetli cezalandırma deneyiminin olup olmadığı (x 2 =5,578 p=0,02), şiddetli cezalandırma sonucu kendisinde veya kardeşinde yaralanma olup olmadığı (x 2 =6,301 p=0,01), çocuklukta ya da gençlikte fiziksel ihmalin olup olmadığı (x 2 =10,839 p= 0,01), çocuklukta veya gençlikte duygusal ihmalin olup olmadığı (x=9,729 p=0,01), intihar girişiminin olup olmadığı (x 2 =4,052 p=0,04) sorusuna verilen cevaplarda ve toplam puanlarında (x 2 =10,0307 p=0,00) konversiyon bozukluğu ve depresyon arasında konversiyon bozukluğu lehine istatistiksel olarak anlamlı farlılık saptandı. Ailede madde kötüye kullanımı (x 2 =1,648 p=0,20), anne baba arasında fiziksel şiddete tanık olma (x 2 =0,060 p=0,8), yakınları dışında cinsel ilişkiye zorlanma (x 2 =3,157 p=0,07), bir yakını tarafından cinsel ilişkiye zorlanma (x 2 =0,438 p=0,50), ebeveyn boşanması (0,836 p=0,36), ebeveyn ölümü (0,073 p=0,78), kendisinde veya ailesinde ciddi hastalık olup olmadığı (x 2 =2,094 p=0,14), vücuda isteyerek zarar vermenin olup olmadığı (x 2 =0,0416 p=0,51) sorusuna verilen cevaplarda ise iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı ( Tablo II ).

26 Tablo II: Çalışma grubu ve kontrol grubu kısa fiziksel ve seksüel kötüye kullanım karşılaştırması: Konversiyon Majör depresif bozukluğu (n=121) bozukluk (n=50) Bakım verenden bir aydan fazla travmatik ayrılık öyküsü 15 (%12,3) 0 (%0,0) 6,794 0,01 Ailede madde kötüye kullanımı veya bağımlığı olan birey olması 12 (%10,1) 2 (%4,0) 1,648 0,20 Şiddetli cezalandırılma deneyimi 44 (%36,4) 9 (%18,0) 5,578 0,02 Şiddetli cezalandırılma sonucu kendisi veya kardeşinde 14 (%11,5) 0 (%0,0) 6,301 0,01 yaralanma öyküsü Anne baba arasındaki fiziksel şiddete tanık olma 63 (%52,1) 25 (%50,0) 0,060 0,80 Yakınları dışında cinsel ilişkiye zorlanma 12 (%10,1) 1 (%2.0) 3,157 0,08 Yakını tarafından cinsel ilişkiye zorlanma 8 (%6,6) 2 (%4,0) 0,438 0,51 ebeveyn boşanması 2 (%1,6) 0 (%0,0) 00,836 0,36 ebeveyn ölümü 6 (%49,5) 2 (%4,0) 0,073 0,79 Kendisi ve/veya ailede ciddi hastalık 26 (%21,5) 6 (%12,0) 2,094 0,15 Çocuklukta ya da gençlikte fiziksel ihmal 42 (%34,7) 5 (%10,0) 10,839 0,00 Çocuklukta ya da gençlikte duygusal ihmal 55 (%45,5) 10 (%20,0) 9,729 0,00 İntihar girişimi 18 (%14,9) 2 (%4,0) 4,052 0,04 Vücuda isteyerek zarar verme 1 (%8,0) 0 (0,0) 0,416 0,52 Toplam 89 (%73,5) 24 (48,0) 10,307 0,00 x 2 p

27 Duygusal kötüye kullanımda konversiyon bozukluğu lehine anlamlı farklılık bulundu (t=7,70 p=0,00). Fiziksel kötüye kullanımda farklılık yine konversiyon bozukluğu lehine istatistiksel olarak anlamlı bulundu (t=5,06 p=0,00). Cinsel kötüye kullanımda farklılık konversiyon bozukluğu lehine yine istatistiksel olarak anlamlı bulundu (t=1,98 p=0,05). Toplam puanlarda ise aynı şekilde konversiyon bozukluğu lehine (t=7,02 p=0,00) farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulundu (Tablo III). Tablo III : Çocukluk Çağı Yaşam Olayları Açısından Çalışma ve Kontrol Grubunun Karşılaştırması: Konversiyon bozukluğu (n=121) Majör depresif bozukluk (n=50) t p Duygusal kötüye kullanım 43,27±13,81 27,52±6,60 7,701 0,00 Fiziksel kötüye kullanım 31,86±10,80 23,76±5,10 5,067 0,00 Cinsel kötüye kullanım 6,09±2,42 5,36±1,45 1,98 0,05 Toplam 81,21±23,63 56,48±12,06 7,026 0,00 Aile değerlendirme açısından çalışma grubu olan konversiyon bozukluğu, kontrol grubu olan majör depresif bozukluğun karşılaştırmasına bakıldığı zaman problem çözme (t=3,70 p=0,00), iletişim (t=3,78 p=0,00), duygusal tepki (t=3,31 p=0,01) ve genel işlevlerde (t=2,38 p=0,02) konversiyon bozukluğu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu. Roller (t=1,7 p=0,09), gereken ilgi (t=0,68 p=0,50) ve davranış kontrolünde (t=0,77 p=0,44) istatistiksel anlamlı farklılık bulunmadı (Tablo IV). Tablo IV: Aile değerlendirme açısından çalışma ve kontrol grubunun karşılaştırması Konversiyon bozukluğu (n=121) Majör depresif bozukluk (n=50) t p Problem çözme 2,60±065 2,17±0,82 3,70 0,00 İletişim 2,68±,60 2,24±0,84 3,78 0,00 Roller 2,55±0,39 2,44±0,39 1,70 0,09 Duygusal tepki 2,54±0,66 2,18±0,63 3,31 0,01 Gereken ilgiyi gösterme 2,45±0,32 2,42±0,31 0,68 0,50 Davranış kontrolü 2,53±0,36 2,47±0,41 0,77 0,44 Genel işlevler 2,52±0,66 2,25±0,76 2,38 0,02

INTRADURAL EXTRAMEDULLARY LEAD INJURY: A CASE REPORT

INTRADURAL EXTRAMEDULLARY LEAD INJURY: A CASE REPORT Olgu sunumu / Case report İNTRADURAL EKSTRAMEDÜLLER KURŞUN YARALANMASI: OLGU SUNUMU Aras M*, Altaş M*, Zeren C**, Bayaroğulları H***, Çavuş G* *Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir

Detaylı

DISTRIBUTION OF PATIENTS URTICARIA INTESTINAL PARASITES

DISTRIBUTION OF PATIENTS URTICARIA INTESTINAL PARASITES Özgün makale / Original article ÜRTİKERLİ HASTALARDA BAĞIRSAK PARAZİTLERİNİN DAĞILIMI *Mutlu YAR AYCAN, *Nilgün DALDAL, **Özlem AYCAN KAYA *İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Parazitoloji AD, MALATYA

Detaylı

Sivil Spinal Ateflli Silah Yaralanmalar

Sivil Spinal Ateflli Silah Yaralanmalar Sivil Spinal Ateflli Silah Yaralanmalar Civilian Gunshot Injuries to the Spine ÖZ AMAÇ: Bu çalışmada sivil spinal ateşli silah yaralanmalarında nörolojik harabiyet, ek organ yaralanmaları, cerrahi tedavi

Detaylı

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak

Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Zeliha Korkmaz Dişli 1, Necla Tokgöz 2, Fatma Ceyda Akın Öçalan 3, Mehmet Fa>h Korkmaz 4, Ramazan Bıyıklıoğlu 2 1 Anesteziyoloji Bölümü, Malatya Devlet Hastanesi 2

Detaylı

TORAKOLOMBER VERTEBRA KIRIKLARI. Prof.Dr.Nafiz BİLSEL VERTEBRA KIRIKLARI 1

TORAKOLOMBER VERTEBRA KIRIKLARI. Prof.Dr.Nafiz BİLSEL VERTEBRA KIRIKLARI 1 TORAKOLOMBER VERTEBRA KIRIKLARI Prof.Dr.Nafiz BİLSEL VERTEBRA KIRIKLARI 1 Vertebral Kolon 33 omur 23 intervertebral disk 31 çift periferik sinir VERTEBRA KIRIKLARI 3 OMURGANIN EĞRİLİKLERİ Servikal bölgede

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

Sivas Belediyesi Çevre-Gıda ve Tıbbi Tahlil Laboratuvarına 1993-2006 Yıllarında Başvuran Hastalarda Bağırsak Parazit Dağılımlarının İncelenmesi

Sivas Belediyesi Çevre-Gıda ve Tıbbi Tahlil Laboratuvarına 1993-2006 Yıllarında Başvuran Hastalarda Bağırsak Parazit Dağılımlarının İncelenmesi Türkiye Parazitoloji Dergisi, 32 (1): 59-64, 2008 Türkiye Parazitol Derg. Türkiye Parazitoloji Derneği Turkish Society for Parasitology Sivas Belediyesi Çevre-Gıda ve Tıbbi Tahlil Laboratuvarına 1993-2006

Detaylı

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son

Detaylı

Gelişen en Olguda Mentamove ile Tedavi

Gelişen en Olguda Mentamove ile Tedavi Spontan Foot Drop (Düşük k Ayak) Gelişen en Olguda Mentamove ile Tedavi Dr. Mustafa Akgün, Dr. Zehra Akgün, Dr. Christoph Garner Mentamove Merkezi Bursa Türkiye Keywords: Lumbar Disc Disease, Foot Drop,

Detaylı

Bir üniversite hastanesi parazitoloji laboratuvarında belirlenen intestinal ve hepatik parazitler

Bir üniversite hastanesi parazitoloji laboratuvarında belirlenen intestinal ve hepatik parazitler Dicle Tıp Dergisi / 2015; 42 (3): 350-354 Dicle Medical Journal doi: 10.5798/diclemedj.0921.2015.03.0588 ÖZGÜN ARAŞTIRMA / ORIGINAL ARTICLE Bir üniversite hastanesi parazitoloji laboratuvarında belirlenen

Detaylı

Fatma Burcu BELEN BEYANI

Fatma Burcu BELEN BEYANI 10.Pediatrik Hematoloji Kongresi Araştırma Destekleri/ Baş Araştırıcı Çalıştığı Firma (lar) Danışman Olduğu Firma (lar) Hisse Senedi Ortaklığı Fatma Burcu BELEN BEYANI Sunumum ile ilgili çıkar çatışmam

Detaylı

AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ

AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ SUNU PLANI Açık ve kapalı cerrahide hemşirelik bakım amacı Açık ve kapalı cerrahide hemşirelik

Detaylı

Spinal Cerrahi Hemşireliği Sempozyumu

Spinal Cerrahi Hemşireliği Sempozyumu Spinal Cerrahi Hemşireliği Sempozyumu SPİNAL CERRAHİ ve ENSTRÜMANTASYON HEMŞİRELİĞİ KURSU 25-28 Eylül 2014 Sheraton Kongre Merkezi Çeşme, İzmir 26 Eylül 2014 Cuma KURS SPİNAL CERRAHİ ve ENSTRÜMANTASYON

Detaylı

LOMBER SPİNAL STENOZ TEDAVİSİNDE MİKRO-HEMİLAMİNEKTOMİ veya LAMİNEKTOMİ SEÇENEKLERİ

LOMBER SPİNAL STENOZ TEDAVİSİNDE MİKRO-HEMİLAMİNEKTOMİ veya LAMİNEKTOMİ SEÇENEKLERİ LOMBER SPİNAL STENOZ TEDAVİSİNDE MİKRO-HEMİLAMİNEKTOMİ veya LAMİNEKTOMİ SEÇENEKLERİ Dr.Hakan BOZKUŞ VKV Amerikan Hastanesi, Nöroşirurji Bölümü İTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü KONJENİTAL İdiopatik Akandroplastik

Detaylı

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Spondilolistezis. Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Prof. Dr. Önder Aydıngöz Spondilolistezis Bir vertebra cisminin alttaki üzerinde öne doğru yer değiştirmesidir. Spondilolizis Pars interartikülaristeki lizise verilen isimdir. Spondilolistezis

Detaylı

Çocuk Yuvası ve Yetiştirme Kurumundaki Çocuklarda Bağırsak Parazitleri Yaygınlığının İncelenmesi

Çocuk Yuvası ve Yetiştirme Kurumundaki Çocuklarda Bağırsak Parazitleri Yaygınlığının İncelenmesi İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 14(4) 231-235 (2007) Çocuk Yuvası ve Yetiştirme Kurumundaki Çocuklarda Bağırsak Parazitleri Yaygınlığının İncelenmesi Nilgün Daldal*, Ülkü Karaman*, Özlem Makbule

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

Bir Eğitim Araştırma Hastanesi nde üç yıllık bağırsak parazitlerinin dağılımı: Retrospektif bir Çalışma

Bir Eğitim Araştırma Hastanesi nde üç yıllık bağırsak parazitlerinin dağılımı: Retrospektif bir Çalışma JCEI / 2015; 6 (3): 269-273 Journal of Clinical and Experimental Investigations doi: 10.5799/ahinjs.01.2015.03.0531 ÖZGÜN ARAŞTIRMA / ORIGINAL ARTICLE Bir Eğitim Araştırma Hastanesi nde üç yıllık bağırsak

Detaylı

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ OMURİLİK YARALANMALARI HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ OMURİLİK YARALANMALARI HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ OMURİLİK YARALANMALARI HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ Omurilik yaralanmaları, omurganın içinde bulunan sinir dokusunun, travma ya da

Detaylı

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR SPONDİLODİSKİTLER Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR Vertebra Bir dizi omurdan oluşur Vücudun eksenini oluşturur Spinal kordu korur Kaslar, bağlar ve iç organların yapışacağı sabit bir yapı sağlar. SPONDİLODİSKİT

Detaylı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı TRAVMA Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı HEDEFLER Travmanın tarihçesi Travmanın tanımı Travma çeşitleri (Künt, Penetran, Blast,

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ DÖNEM III NÖROLOJİK BİLİMLER VE PSİKİYATRİ DERS KURULU (Dönem III, Kurul 7)

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ DÖNEM III NÖROLOJİK BİLİMLER VE PSİKİYATRİ DERS KURULU (Dönem III, Kurul 7) MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ DÖNEM III NÖROLOJİK BİLİMLER VE PSİKİYATRİ DERS KURULU (Dönem III, Kurul 7) DEKAN DEKAN YRD. BAŞKORDİNATÖR BAŞKORDİNATÖR YRD. BAŞKORDİNATÖR YRD.

Detaylı

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Dr. SiğnemÖZTEKİN, Psikolog Duygu KUZU, Dr. Güneş CAN, Prof. Dr. AyşenESEN DANACI Giriş: Ayrılma anksiyetesi bozukluğu,

Detaylı

14 Aralık 2012, Antalya

14 Aralık 2012, Antalya Hamilelerde Uyku Bozukluğunun Sorgulanması ve Öyküden Tespit Edilen Huzursuz Bacak Sendromunda Sıklık, Klinik Özellikler ve İlişkili Olabilecek Durumların Araştırılması A Neyal, G Benbir, R Aslan, F Bölükbaşı,

Detaylı

ÜRTİKERLİ HASTALARDA BAĞIRSAK PARAZİTLERİNİN DAĞILIMI

ÜRTİKERLİ HASTALARDA BAĞIRSAK PARAZİTLERİNİN DAĞILIMI T.C. İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÜRTİKERLİ HASTALARDA BAĞIRSAK PARAZİTLERİNİN DAĞILIMI YÜKSEK LİSANS TÜRKAN MUTLU YAR PARAZİTOLOJİ ANABİLİM DALI DANIŞMAN Prof. Dr. Ü. Nilgün DALDAL MALATYA-

Detaylı

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. SERVİKAL DAR KANAL ve MYELOPATİ HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ

TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ. SERVİKAL DAR KANAL ve MYELOPATİ HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ TC. SAĞLIK BAKANLIĞI SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ SERVİKAL DAR KANAL ve MYELOPATİ HASTA BİLGİLENDİRME BROŞÜRÜ SERVİKAL MYELOPATİLİ HASTALARIN YAKINMALARI Servikal kanal darlığı, genellikle

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Bir Devlet hastanesi çalışanlarında bağırsak parazitlerinin görülme sıklığı Frequency of intestinal parasites in employees of a state hospital

Bir Devlet hastanesi çalışanlarında bağırsak parazitlerinin görülme sıklığı Frequency of intestinal parasites in employees of a state hospital Dicle Tıp Dergisi / Dicle Medical P. Fırat Journal ve ark. Devlet hastanesi çalışanlarında parazit sıklığıcilt / Vol 37, No 3, 267-271 ÖZGÜN ARAŞTIRMA / ORIGINAL ARTICLE Bir Devlet hastanesi çalışanlarında

Detaylı

TRAFİK KAZALARI, DÜŞMELER, DARP OLGULARI ve İŞ KAZALARINDA ADLİ SÜREÇ ÖRNEK OLGU DEĞERLENDİRMESİ

TRAFİK KAZALARI, DÜŞMELER, DARP OLGULARI ve İŞ KAZALARINDA ADLİ SÜREÇ ÖRNEK OLGU DEĞERLENDİRMESİ TRAFİK KAZALARI, DÜŞMELER, DARP OLGULARI ve İŞ KAZALARINDA ADLİ SÜREÇ ÖRNEK OLGU DEĞERLENDİRMESİ İbrahim TEMİZ Acıbadem Atakent Üniversitesi Hastanesi Acil servis sorumlusu Hazırlanma Tarihi: 01/09/2015

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

Artroskopi, ortopedik cerrahların eklem içini görerek tanı koydukları ve gerektiğinde

Artroskopi, ortopedik cerrahların eklem içini görerek tanı koydukları ve gerektiğinde Artroskopi nedir? Artroskopi, ortopedik cerrahların eklem içini görerek tanı koydukları ve gerektiğinde çeşitli tedavileri uyguladıkları bir cerrahi prosedürdür. Artroskopi sözcüğü latince arthro (eklem)

Detaylı

Acil Servise Başvuran Doğurganlık Yaş Grubu Kadınlardan İstenilen β-hcg Testinin Pozitifliğinin Araştırılması

Acil Servise Başvuran Doğurganlık Yaş Grubu Kadınlardan İstenilen β-hcg Testinin Pozitifliğinin Araştırılması ARAŞTIRMA Doğurganlık Yaş Grubunda β-hcg Testinin Araştırılması T A D Acil Servise Başvuran Doğurganlık Yaş Grubu Kadınlardan İstenilen β-hcg Testinin Pozitifliğinin Araştırılması β-hcg Test Positivity

Detaylı

ORTOPEDİK CERRAHİ GİRİŞİMLERLE İLİŞKİLİ İNFEKSİYONLARIN İRDELENMESİ. Dr. Hüsrev DİKTAŞ Girne Asker Hastanesi/KKTC

ORTOPEDİK CERRAHİ GİRİŞİMLERLE İLİŞKİLİ İNFEKSİYONLARIN İRDELENMESİ. Dr. Hüsrev DİKTAŞ Girne Asker Hastanesi/KKTC ORTOPEDİK CERRAHİ GİRİŞİMLERLE İLİŞKİLİ İNFEKSİYONLARIN İRDELENMESİ Dr. Hüsrev DİKTAŞ Girne Asker Hastanesi/KKTC SUNUM PLANI 1. AMAÇ 2. GEREÇ-YÖNTEM 3. BULGULAR-TARTIŞMA 4. SONUÇLAR 2 AMAÇ Hastanemizde

Detaylı

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI Akut tonsillofarenjit veya çocukluk çağında daha sık karşılaşılan klinik tablosu ile tonsillit, farinks ve tonsil dokusunun inflamasyonudur ve doktora başvuruların

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Torakolomber Bileşke Patlama Kırıkları

Torakolomber Bileşke Patlama Kırıkları Torakolomber Bileşke Patlama Kırıkları (posterior yaklaşım) Dr.Hakan BOZKUŞ Konuşma Konusu Torakolomber Bileşke T11-L1 Kostavertebral ligaman İnterkostal adale İntertransvers adale Kuadratus lumborum Anterior

Detaylı

hasta EĞİTİMİ Bel fıtığını anlamak ve Anüler Kapama için Barricaid Protezi

hasta EĞİTİMİ Bel fıtığını anlamak ve Anüler Kapama için Barricaid Protezi hasta EĞİTİMİ Bel fıtığını anlamak ve Anüler Kapama için Barricaid Protezi İçindekiler Bel fıtığı nedir? 4 Bel fıtığı teşhisi nasıl yapılır? 6 Bel fıtığı tedavisi nasıl yapılır? 7 Barricaid için bir aday

Detaylı

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD Multipl Myeloma da PET/BT Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD İskelet sisteminin en sık görülen primer neoplazmı Radyolojik olarak iskelette çok sayıda destrüktif lezyon ve yaygın

Detaylı

Spinal Tumors. Başar Atalay M.D. Yeditepe University Faculty of Medicine Department of Neurosurgery. Tuesday, April 3, 12

Spinal Tumors. Başar Atalay M.D. Yeditepe University Faculty of Medicine Department of Neurosurgery. Tuesday, April 3, 12 Spinal Tumors Başar Atalay M.D. Yeditepe University Faculty of Medicine Department of Neurosurgery Spinal tumor localisation Extradural Intradural extramedullary Intradural intramedullary Age By aging

Detaylı

Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar

Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar Apandisit; Akut Apandisit Tanısal Yaklaşımlar Dr. Selcan ENVER DİNÇ ACİL TIP ABD. 09.03.2010 Acil servise başvuran karın ağrılı hastalarda en sık konulan tanılardan bir tanesidir. Apandektomi dünya genelinde

Detaylı

Travma. Ülkemizde travma nedeniyle ölümlerde trafik kazaları birinci sırada yer alırken; iş kazaları 2. sırada yer almaktadır.

Travma. Ülkemizde travma nedeniyle ölümlerde trafik kazaları birinci sırada yer alırken; iş kazaları 2. sırada yer almaktadır. Doç. Dr. Onur POLAT Travma Ülkemizde travma nedeniyle ölümlerde trafik kazaları birinci sırada yer alırken; iş kazaları 2. sırada yer almaktadır. 2 Altın Saat Ölümlerin yaklaşık %30 u ilk birkaç saat içinde

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Hakan Şimşek. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Yetişkinde Gergin Omurilik Sendromu ve Eşlik Eden Toraks Deformitesi Gergin omurilik, klinik bir durumdur ve zemininde sebep olarak omuriliğin gerilmesi sonucu

Detaylı

İçerik AKUT APANDİSİT TANISINDA TESTLERİN DEĞERİ VE KULLANIMI. Testler. Öykü ve fizik muayene. Öykü

İçerik AKUT APANDİSİT TANISINDA TESTLERİN DEĞERİ VE KULLANIMI. Testler. Öykü ve fizik muayene. Öykü 1 2 AKUT APANDİSİT TANISINDA TESTLERİN DEĞERİ VE KULLANIMI İçerik Karın ağrısı olan hastanın akut apandisit olup olmadığını değerlendirmede kullandığımız testlerin değerliliği kullanımları tartışılacaktır

Detaylı

BEL AĞRISI. Dahili Servisler

BEL AĞRISI. Dahili Servisler BEL AĞRISI Dahili Servisler İnsan omurgası vücut ağırlığını taşımak, hareketine izin vermek ve spinal kolonu korumak için dizayn edilmiştir. Omurga kolonu, birbiri üzerine dizilmiş olan 24 ayrı omur adı

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME

Detaylı

KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ. Dr. Levent ŞAHİN

KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ. Dr. Levent ŞAHİN T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ KLİNİĞİ KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ Zelha Türk*, Serpil Türker **, Pelin Gökoğlu***,Eda Ulutaş**** *Fulya Acıbadem Hastanesi Sorumlu Hemşire, **Fulya Acıbadem Hastanesi

Detaylı

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi DİYABET HASTALARININ HASTALIK ALGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi Amaç: TURDEP-2

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

T. C. MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM III

T. C. MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM III T. C. MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM III DOKU ZEDELENMESI VE ENFEKSIYON DERS KURULU ( 1. ) DERS KURULU (15 EYLÜL- 24 EKİM 2014) DERS PROGRAMI T. C.

Detaylı

Beyin ve Sinir Cerrahisi. (Nöroşirürji)

Beyin ve Sinir Cerrahisi. (Nöroşirürji) Beyin ve Sinir Cerrahisi (Nöroşirürji) BR.HLİ.016 Beyin, omurilik ve sinir hastalıklarının cerrahi tedavisi ile ilgilenen Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümümüz, tecrübeli ve konusunda yetkin hekim kadrosu

Detaylı

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI Dr. Ömer USLUKAYA DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI Karın travması Karın travmaları, baş, boyun ve toraks travmalarından sonra üçüncü en

Detaylı

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir.

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir. ÖZET Üniversite Öğrencilerinin Yabancı Dil Seviyelerinin ve Yabancı Dil Eğitim Programına Karşı Tutumlarının İncelenmesi (Aksaray Üniversitesi Örneği) Çağan YILDIRAN Niğde Üniversitesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde Farklı Yıllarda Bağırsak Parazit Dağılımlarının Değerlendirilmesi

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde Farklı Yıllarda Bağırsak Parazit Dağılımlarının Değerlendirilmesi Türkiye oloji Dergisi, 29 (3): 193-199, 2005 Acta Parasitologica Turcica Türkiye oloji Derneği Turkish Society for Parasitology Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde Farklı Yıllarda Bağırsak Dağılımlarının

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yabancı Dil: İngilizce. Uluslararası dergilerde yayınlanan makaleler

ÖZGEÇMİŞ. Yabancı Dil: İngilizce. Uluslararası dergilerde yayınlanan makaleler ÖZGEÇMİŞ Adı : Derya Soyadı: : Özcanlı Atik Doğum Yeri : ADANA-Kozan Doğum Tarihi : 01.03.1981 Medeni Hali : Evli Tel: 0534 970 1568 E-posta: deryaatik@osmaniye.edu.tr EĞİTİM DURUMU: Mezun Olduğu Üniversite:

Detaylı

Performance of Cytoreductive Surgery and early postoperative intraperitoneal chemotherapy in a Gastric Carcinoma Patient with Huge Krukenberg tumor

Performance of Cytoreductive Surgery and early postoperative intraperitoneal chemotherapy in a Gastric Carcinoma Patient with Huge Krukenberg tumor Performance of Cytoreductive Surgery and early postoperative intraperitoneal chemotherapy in a Gastric Carcinoma Patient with Huge Krukenberg tumor Dev Krukenberg tümörlü Mide Kanserli hastada Sitoredüktif

Detaylı

İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi

İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi İnfertilite ile depresyon ve anksiyete ilişkisi Y R D. D O Ç. D R. M İ N E İ S L İ M Y E TA Ş K I N B A L I K E S İ R Ü N İ V E R S İ T E S I TIP FA K Ü LT E S İ K A D I N H A S TA L I K L A R I V E D

Detaylı

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dr. Koray TOPGÜL Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü/ SAMSUN 35 yaşında erkek hasta, İlk kez 2007

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

PELVİS KIRIKLARI. Prof. Dr. Mehmet Aşık

PELVİS KIRIKLARI. Prof. Dr. Mehmet Aşık PELVİS KIRIKLARI Prof. Dr. Mehmet Aşık PELVİS KIRIKLARI Pelvis, lokomotor sistemin en fazla yük taşıyan bölümüdür. İçindeki majör damar, sinir ve organ yapıları nedeniyle pelvis travmaları kalıcı sakatlık

Detaylı

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr Akut Karın Ağrısı Emin Ünüvar İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı eminu@istanbul.edu.tr 28.07. Acil ve Yoğun Bakım Kongresi 1 AKUT Karın ağrısı Çocuklarda karın ağrısı

Detaylı

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi nde 2005 2008 Yılları Arasında Saptanan Bağırsak Parazitlerinin Dağılımı

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi nde 2005 2008 Yılları Arasında Saptanan Bağırsak Parazitlerinin Dağılımı Türkiye Parazitoloji Dergisi, 34 (1): 27 31, 2010 Türkiye Parazitol Derg. Türkiye Parazitoloji Derneği Turkish Society for Parasitology Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD GT, 62 y, kadın Nüks tiroid papiller CA Kitle eksizyonu (özefagus ve trake den sıyırılarak) + Sağ fonksiyonel; sol radikal

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

Yaralanmalar. Bölüm 5

Yaralanmalar. Bölüm 5 Yaralanmalar Bölüm 5 Kapsam: Yara nedir? Kaç çeşit yara vardır? Yaraların ortak belirtileri nelerdir? Yaralanmalarda ilkyardım nasıl olmalıdır? Ciddi yaralanmalar nelerdir? Ciddi yaralanmalarda ilkyardım

Detaylı

DİYABETİK AYAK ENFEKSİYONLARININ KLİNİK SINIFLANDIRMASI

DİYABETİK AYAK ENFEKSİYONLARININ KLİNİK SINIFLANDIRMASI DİYABETİK AYAK ENFEKSİYONLARININ KLİNİK SINIFLANDIRMASI DR. GÜLİZ UYAR GÜLEÇ ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ TıP FAKÜLTESİ ENFEKSİYON H. VE KLİNİK MİK. AD- AYDIN UDAİS 2014 Giriş Diyabetin en sık ve ciddi

Detaylı

Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE

Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE Psikiyatrik hastalığı olan bireylerde MetabolikSendrom (MetS) sıklığı genel popülasyona

Detaylı

Türk Nöroşirürji Derneği. Spinal ve Periferik Sinir Cerrahisi Öğretim ve Eğitim Grubu. Temel Eğitim Programı (STEP) 5. Dönem, II.

Türk Nöroşirürji Derneği. Spinal ve Periferik Sinir Cerrahisi Öğretim ve Eğitim Grubu. Temel Eğitim Programı (STEP) 5. Dönem, II. Türk Nöroşirürji Derneği Spinal ve Periferik Sinir Cerrahisi Öğretim ve Eğitim Grubu Temel Eğitim Programı (STEP) 5. Dönem, II. Modül 28-31 Mayıs 2015 Trabzon 28 Mayıs 2015 Perşembe 14:00-18:00 KAYIT VE

Detaylı

5. SINIF 1.KURUL 3.Döngü

5. SINIF 1.KURUL 3.Döngü 5. SINIF 1.KURUL 3.Döngü DERS PROGRAMI H A R E K E T S İ S T E M İ H A S T A L I K L A R I 1 5. S I N I F - 1. D E R S K U R U L U - 3. D Ö N G Ü H A R E K E T S İ S T E M İ H A S T A L I K L A R I ( 0

Detaylı

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara

Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Dahiliye Konsültasyonu için Altın Öneriler: En Sık Görülen On Olgu Örneği Asıl Deniz alt Güney başlık Duman stilini düzenlemek için tıklatın Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Olgu 1 28 yaşında erkek Ortopedi

Detaylı

Açıklama 2008 2009. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK

Açıklama 2008 2009. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK Açıklama 2008 2009 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK SİLAHLI ÇATIŞMA İLE İLİŞKİLİ TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞUNDA DİĞER BİYOLOJİK TEDAVİ SEÇENEKLERİ Dr. Cemil ÇELİK Sunumun hedefleri Silahlı

Detaylı

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARILARI ÜZERİNE ETKİ EDEN BAZI FAKTÖRLERİN ARAŞTIRILMASI (MUĞLA ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F ÖRNEĞİ) ÖZET ABSTRACT

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARILARI ÜZERİNE ETKİ EDEN BAZI FAKTÖRLERİN ARAŞTIRILMASI (MUĞLA ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F ÖRNEĞİ) ÖZET ABSTRACT Muğla Üniversitesi SBE Dergisi Güz 2001 Sayı 5 ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARILARI ÜZERİNE ETKİ EDEN BAZI FAKTÖRLERİN ARAŞTIRILMASI (MUĞLA ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F ÖRNEĞİ) ÖZET Erdoğan GAVCAR * Meltem ÜLKÜ

Detaylı

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi.

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Muayeneyi Yapanın Adı- Soyadı: Uzmanlığı:

Detaylı

KARACİĞER KİST HİDATİĞİNİN PERKÜTAN TEDAVİSİNDE SEKDİNGER VE TROKAR TEKNİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI. Dr. Mustafa Özdemir

KARACİĞER KİST HİDATİĞİNİN PERKÜTAN TEDAVİSİNDE SEKDİNGER VE TROKAR TEKNİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI. Dr. Mustafa Özdemir KARACİĞER KİST HİDATİĞİNİN PERKÜTAN TEDAVİSİNDE SEKDİNGER VE TROKAR TEKNİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Dr. Mustafa Özdemir Giriş ve Amaç: Girişimsel işlem olarak çeşitli yöntemler geliştirilmiş olmasına rağmen

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Yrd. Doç. Dr. H. Coşkun ÇELİK Arş. Gör. Barış MERCİMEK

Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Yrd. Doç. Dr. H. Coşkun ÇELİK Arş. Gör. Barış MERCİMEK Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yrd. Doç. Dr. H. Coşkun ÇELİK Arş. Gör. Barış MERCİMEK EYLÜL-2013 Bilgisayar, uzun ve çok karmaşık hesapları bile büyük bir hızla yapabilen, mantıksal (lojik) bağlantılara

Detaylı

EVDE BAKIM HİZMET DENEYİMLERİ:KAMUDA

EVDE BAKIM HİZMET DENEYİMLERİ:KAMUDA EVDE BAKIM HİZMET DENEYİMLERİ:KAMUDA Doç. Dr. Pemra C.ÜNALAN Ast. Dr. Özge Doğan Marmara Üniversitesi Pendik EAH Evde Sağlık Birimi EVDE SAĞLIKTA HASTA TAKİBİ... Evde sağlık hizmeti alan hastaların ayaktan

Detaylı

BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİ NDE YAPTIRILAN DOĞUMLARIN İNCELENMESİ

BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİ NDE YAPTIRILAN DOĞUMLARIN İNCELENMESİ TAF Preventive Medicine Bulletin, 2006: 5 (6) ARAŞTIRMA RESEARCH ARTICLE BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİ NDE YAPTIRILAN DOĞUMLARIN İNCELENMESİ Atilla Senih MAYDA*, Türker ACEHAN**, Suat ALTIN**, Mehmet ARICAN**,

Detaylı

T.C. BÜLENT ECEVĠT ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ 2015-2016 ÖĞRETĠM YILI DÖNEM IV GENEL CERRAHĠ STAJ PROGRAMI. Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu

T.C. BÜLENT ECEVĠT ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ 2015-2016 ÖĞRETĠM YILI DÖNEM IV GENEL CERRAHĠ STAJ PROGRAMI. Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu T.C. BÜLENT ECEVĠT ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ 2015-2016 ÖĞRETĠM YILI DÖNEM IV GENEL CERRAHĠ STAJ PROGRAMI Dekan Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Ferruh Niyazi Ayoğlu Prof. Dr.

Detaylı

SERVİKAL ÖRNEKLERDE HPV DNA ve SİTOLOJİK İNCELEME SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

SERVİKAL ÖRNEKLERDE HPV DNA ve SİTOLOJİK İNCELEME SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ SERVİKAL ÖRNEKLERDE HPV DNA ve SİTOLOJİK İNCELEME SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Begüm Nalça Erdin 1, Alev Çetin Duran 1, Ayça Arzu Sayıner 1, Meral Koyuncuoğlu 2 1 Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi,

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI Prof. Dr. Aydan Kansu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı 7 y, ~ 1 yıldır karın ağrısı Göbek çevresinde Haftada

Detaylı

BÖLÜM 19 Yaralanma, zehirlenme ve dış nedenlerin bazı diğer sonuçları (S00-T98) Kafa yaralanmaları (S00-S09) Yüzeysel kafa yaralanması Başın açık

BÖLÜM 19 Yaralanma, zehirlenme ve dış nedenlerin bazı diğer sonuçları (S00-T98) Kafa yaralanmaları (S00-S09) Yüzeysel kafa yaralanması Başın açık S00 S01 S02 S03 S04 S05 S06 S07 S08 S09 S10 S11 S12 S13 S14 S15 S16 S17 S18 S19 S20 S21 S22 S23 S24 S25 S26 S27 S28 S29 S30 S31 S32 S33 S34 S35 S36 S37 S38 S39 BÖLÜM 19 Yaralanma, zehirlenme ve dış nedenlerin

Detaylı

ALT EKSTREMİTEDEKİ FLEP UYGULAMALARI

ALT EKSTREMİTEDEKİ FLEP UYGULAMALARI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI İZMİR ATATÜRK EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ KLİNİĞİ ALT EKSTREMİTEDEKİ FLEP UYGULAMALARI UZMANLIK TEZİ Dr. Kaya TURAN TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. Muhittin ŞENER

Detaylı

KANSER HASTALARINDA PALYATİF BAKIM VE DESTEK SERVİSİNDE NARKOTİK ANALJEZİK KULLANIMI

KANSER HASTALARINDA PALYATİF BAKIM VE DESTEK SERVİSİNDE NARKOTİK ANALJEZİK KULLANIMI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ KLİNİĞİ KANSER HASTALARINDA PALYATİF BAKIM VE DESTEK SERVİSİNDE NARKOTİK ANALJEZİK KULLANIMI UZMANLIK

Detaylı

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Görüşmecinin Adı- Soyadı:

Detaylı

Skolyoz. Prof. Dr. Önder Aydıngöz

Skolyoz. Prof. Dr. Önder Aydıngöz Skolyoz Prof. Dr. Önder Aydıngöz Skolyoz Tanım Omurganın lateral eğriliğine skolyoz adı verilir. Ayakta çekilen grafilerde bu eğriliğin 10 o nin üzerinde olması skolyoz olarak kabul edilir. Bu derecenin

Detaylı