Garip Şair: Necatî. DİL ve EDEBİYAT

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Garip Şair: Necatî. DİL ve EDEBİYAT"

Transkript

1 Garip Şair: Necatî Garip kelimesinin lügatlerdeki bütün anlamlarını şahsında ve şiirinde barındıran müstesna kişilerden biri olan Necatî nin şiiri, sadeliği ile âşık tarzını benimseyen şairleri, yerlilik vurgusuyla Zatî ve Bakî yi, ulaştığı lirizm ve içtenliğiyle Fuzulî yi haber veren bir potansiyele sahiptir. 22 DİL ve EDEBİYAT AY I N D O S Y A S I

2 Prof. Dr. Muhsin Macit Necatî, gerçekten garip kelimesinin lügatlerdeki bütün anlamlarını şahsında ve şiirinde barındıran müstesna kişilerdendir. Divan şiirinin en büyük ustaları arasında adına yer bulmasına rağmen aile çevresi, çocukluk ve ilk gençlik yıllarına dair ne yazık ki kaynaklarda yeterli bilgi bulamıyoruz. Mevcut bilgiler de biyografi geleneğinin dar kalıplarını aşmamakta, merakımızı giderecek ayrıntıları içermemektedir. Tezkirelerde asıl adının Nuh veya daha kuvvetli bir ihtimalle İsa olduğu, Edirne de yaşlı bir kadın tarafından köle olarak alındığı ve yetiştirildiği söylenir. Kaynaklardaki kuloğlu, Abdullahoğlu ifadelerinden hareketle devşirme olduğu tahmin edilmektedir. Edirne de geçen günleri, tahsil hayatı ve Kastamonu ya niçin gittiğine dair hiçbir şey söylemeyen kaynaklar, şairin yıldızının Kastamonu da parladığı, döne döne redifli gazelleri sayesinde daha kendisi varmadan şöhretinin İstanbul a ulaştığı konusunda rivayetler nakleder. Fatih döneminde İstanbul a geldiği bilinmekle birlikte geliş tarihiyle ilgili söylentiler çeşitlidir. Fatih Sultan Mehmed e sunduğu şitaiyye ve bahariyye kasidelerinde de şairin geliş tarihini ve kim tarafından saraya takdim edildiğini belirlemeye elverişli ipuçları yoktur. Lakin Nakşî Çelebi nin Necatî nin oğlu Hüseyin Çelebi den naklettiği olay, şairane bir kurgu değilse Necatî nin saray çevresine takdiminde şairlik kabiliyetinin etkili olduğu söylenebilir. Rivayet edildiğine göre Fatih, Yorgi (Filozof Gorgios Amirokis?) adlı nedimiyle satranç oynarken, sarığının kıvrımında bir kâğıt parçasının olduğunu fark eder. Alıp baktığında Necatî mahlaslı bir şairin şu gazelinin yazılı olduğunu görür: Eser etmez nidelüm âh-ı sehergâh sana Meğer insaf vere dostum Allah sana Hoş olur sohbet-i mey gecede mehtâb olıcak Nur saç meclise gel kim demişiz mâh sana Nidelüm devr sunarsa sana şerbet bana zehr Bu cihân böyle olur gâh bana gâh sana Levh-i çehremde okamağa hikâyât-ı gamı Geceler subha değin şem tutar âh sana Gözyaşı encümini reh-ber edinmezse eger Şeb-i gamda iremez âşık-ı gümrâh sana Gece gelmeyeceğin sohbete ey dil biliriz Hele var gör ki ne yüzden doğar ol mâh sana Hüsrevâ kullarının eyle revâ hâcetini Ki ebed oldu müyesser kamu dil-hâh sana Ey Necâtî taş iken la l ede hurşîd bigi Bir nazar eyler ise himmet ile şâh sana Bu gazeli okuyan Fatih Mehmed, şaire yedi akçe ulufe bağlatarak divan kâtipliği görevi verir. Böylece edebiyat çevrelerindeki yerini sağlamlaştırmaya başlayan Necatî, II. Bayezid döneminde şöhreti yakalar. Şehzade Abdullah ın Karaman da divan kâtibi, Mahmud un Manisa da nişancısı olarak görev yapar. Bu görevleri sırasında şehzadelerin çevresinde bulunan Taliî, Sun î ve Şevkî gibi bürokrat şairlerle iyi ilişkiler içinde olduğu bilinmektedir. Şehzade Mahmud un ölümünden sonra İstanbul a dönen Necatî, II. Bayezid in kendisine bağlamış olduğu 1000 akçe ile geçimini sürdürür. Vefa da edebî sohbetlerle geçirdiği ömrü, 27 Mart 1509 günü nihayet bulur. Şairin Bir seng-dil firâkına ölen Necâtînin/ Billah mermer ile yapasız mezarını beytini bir nevi vasiyet kabul Günlük dilden gelen unsurları kullanması, atasözü ve deyimleri dirilterek büyülü mısralara dönüştürmesi, bilhassa Kastamonu yöresine ait yerel kelimeleri kullanmasıyla kendisinden öncekilerden ayrılır. Necatî nin elinde Türkçe, gerçek manada mısra estetiğine kavuşur. Ondan sonra gelen şairler bu birikimi göz ardı edemezler. DİL ve EDEBİYAT 23

3 eden Sehi Bey, şairin mezarını yaptırmış ve ölümüne gitdi Necâtî hây ibaresini tarih düşürmüştür: Nakl-i Necâtî âleme târih olmağın Târîhini Sehî dedi gitdi Necâtî hây Eseri Her ne kadar kaynaklarda Necatî nin Gül ü Hüsrev, Leyla ve Mecnûn, Mihr ü Mâh gibi çift kahramanlı aşk hikâyeleri yazdığı, Gazalî nin Kimyâ-yı saâdet i ile Avfî nin Câmiü l-hikâyât ını tercüme ettiği söylense de bunların birer tasarı olarak kaldığı tahmin edilebilir. Necatî nin bugün elimize ulaşan tek eseri divanıdır. Divanını hamisi Müeyyedzade Abdurrahman Çelebi adına tertip etmiş ve dibacede de adını övgüyle anmıştır. Necatî Divanı, Ali Nihat Tarlan tarafından yayımlanmış (Üçüncü baskı, İstanbul 1997) ve Mehmed Çavuşoğlu bu neşre dayalı olarak Necatî Bey Divanı nın tahlilini yapmıştır (İstanbul 1971). 3. Şairliği Necatî nin divan şairleri arasında müstesna konumu sahiptir. Devrinden başlayarak bugüne kadar onun şairliği konusunda söz söyleme gereği duyanlar öncelikli olarak şiirlerindeki yerlilik arzusuna dikkat çekerler. Divan edebiyatı geleneği içerisinde İvaz Paşazade Atayî, Sarıca Kemâl, Safî mahlasıyla şiirler söyleyen Cezerî Kasım Paşa gibi şairlerin şiirlerinde görülen yerlilik arzusu, Necatî Bey in şahsında en büyük temsilcisini bulur. Necatî nin özellikle gazellerinde her şey kendiliğinden olmuş izlenimi verir. Günlük dilden gelen unsurları kullanması, atasözü ve deyimleri dirilterek büyülü mısralara dönüştürmesi, bilhassa Kastamonu yöresine ait yerel kelimeleri kullanmasıyla kendisinden öncekilerden ayrılır. Bu ayrılık, esası itibarıyla üslup ayrılığıdır. Latifî, Necatî nin gazel tarzında kendinden önce gelen şairlerin üslubunu, hükmü kaldırılmış kitaplar gibi, ortadan kaldırdığını söyler. Necatî nin elinde Türkçe, gerçek manada mısra estetiğine kavuşur. Ondan sonra gelen şairler bu birikimi göz ardı edemezler. Necatî nin şiiri divan geleneğiyle kurduğu derin bağların yanı sıra halk şiiri, âdet ve gelenekleriyle de ilişki içindedir. Şöyle ki Necatî Divanı nın gazeller bölümünde yer alan bir mütekerrir murabba (Birinci bendin son dizesinin, diğer bentlerin sonunda da tekrarlanması) ile Köroğlu nun bir koşması arasındaki benzerlikler, eğer bir intihal veya adaptasyon söz konusu değilse divan şiiri ile âşık şiiri arasında metinlerarası ilişkiler bakımından dikkate değer özellikler taşımaktadır. Necatî nin bent sonlarında yinelediği Öpül ömrüm kocul canım nakaratı, Köroğlu nda Öpül kocul huzur ile biçimine dönüşmüştür. Bilhassa gazel ve kıtalarında tam bir halk adamı edasını benimseyen Necatî nin bazı şiirlerinde âşık edebiyatının ve sözlü gelenek ürünlerinin havası hissedilir. Mesela şu beyit, sadece dilinin sadeliğiyle değil, kurgusu ve halk zevkini yansıtan sözlü geleneğe mahsus ifade kalıplarının kullanılmasıyla da geçen, beş asırlık zaman perdesini birdenbire aradan kaldıracak niteliğe sahiptir. Öldür beni desinler kulların öldürücü Bir padişah var imiş devr-i zaman içinde Türkçenin Anadolu da şiir dili hâline geliş sürecinde yaşadığı bütün deneyimleri Necatî Divanı nda estetik bir istif anlayışına uygun olarak buluruz. Aynı şekilde Necatî nin şiiri sadeliği ile âşık tarzını benimseyen şairleri, yerlilik arzusuyla Zatî ve Bakî yi, ulaştığı lirizm ve içtenliğiyle Fuzûlî yi haber veren bir potansiyele sahiptir. Necatî Divanı nın bu potansiyeli ilk bakışta sezilmekle birlikte adı geçen şairlerin Necatî nin gazellerine yazdıkları nazireler, bu durumu daha somut bir biçimde ortaya koymaktadır. Bunları karşılaştırmalı bir biçimde göstermek mümkündür; ancak asıl üzerinde durmak istediğim husus, Necatî nin sanki günümü- 24 DİL ve EDEBİYAT

4 zün şairlerinin dilinden düşmüş izlenimi veren rahat ve doğal söyleyişidir. Onun postmodern bir roman kahramanına benzeyen hayat hikâyesi dikkate alınarak şu beyte bakılırsa iki dizeye hayatını sığdırdığı görülür: İki yol ağzına gelmiş garîbem Ara yerinde iki zülfünün ben Necatî nin gazellerinde her şey kendiliğinden olmuş izlenimi verir. Günlük dilden gelen unsurları kullanması, atasözü ve deyimleri dirilterek büyülü mısralara dönüştürmesi, bugün için bazı anlamlarını kaybetmiş Türkçe kelimeleri kullanmasıyla kendisinden öncekilerden ayrılır. Bu ayrılık, esası itibarıyla üslup ayrılığıdır. Necatî den önce de şairler öğrenmek kelimesini alışmak anlamında kullanırlardı. Fakat şu beyitte olduğu kadar doğal söyleyiş örneği herhâlde çok azdır: Necatî nin şiirlerindeki yerlilik vurgusuna ve günlük konuşma dilinin sıcaklığına dozu iyi ayarlanmış ironi ve mizah duygusu eşlik etmektedir. Necatî eski şiirin rind ve zahid gibi tiplerini, çevresindeki insan ve olayları geleneğin imkânları içerisinde mizahî yönleriyle işler. Özellikle katırının ardından yazdığı Mersiye-i ester [Katır Mersiyesi] onun mizaha olan eğiliminin en çarpıcı örneklerindendir. O çok çok sevdiğimin şîvesine Necatî sen de az az öğrenirsin Necatî, konuşma dilinde çok sık kullanılan gibi, şey, neler gibi tek başına şiirsellik potansiyeline sahip olmayan sözcüklere de dizelerinde yüklediği işlevlerle şiirsellik katar. Necatî, şu beyitte daha çok benzetme edatı olarak şiirlerde kullanılan gibi kelimesinin çoğul ekiyle nasıl şiirsellik kazandığını gösterir: Bir dahi benim sencileyin pâdişehim yok Ey dost senin nice benim gibilerin var Necatî nin şiirlerindeki yerlilik vurgusuna ve günlük konuşma dilinin sıcaklığına dozu iyi ayarlanmış ironi ve mizah duygusu eşlik etmektedir. Necatî eski şiirin rind ve zahid gibi tiplerini, çevresindeki insan ve olayları geleneğin imkânları içerisinde mizahî yönleriyle işler. Özellikle katırının ardından yazdığı Mersiye-i ester [Katır Mersiyesi] onun mizaha olan eğiliminin en çarpıcı örneklerindendir. Necatî, konuşma dilinin sıcaklığından olduğu kadar şiirde söz ve ses tekrarlarından da ustaca yararlanır. Şiirde redif veya düzenli tekrarların kullanımıyla ahengin ve metin bütünlüğünün sağlandığı bilinir. Necatî Divanı nda bu anlatım yönteminin denendiği gazeller var. Necatî bazı şiirlerinde anlamın odaklandığı bir kelimeyi birbirini takip eden beyitlerde kullanır. Meselâ 121, 122 ve 123. gazellerinde anlamın odaklaştığı zülf kelimesini birbirini takip eden ilk üç beyitte kullanarak konu bütünlüğünü ve ahengi sağlamaktadır. Necatî Divanı ndaki 254. gazelde güzeller kelimesi her beyitte tekrar edilerek şiirin odak noktasını oluşturmaktadır: Aynı şekilde, 389. gazelinde de bu gün ifadesi tekrar edilmekte ve bir gün redifi ses ve anlam, erte kelimesi de yalnız anlam bakımından söz konusu tekrara eşlik etmektedir. Necatî nin bu tarz şiirlerinde metin bütünlüğünü sağlamak için ahenk unsurlarını oldukça işlevsel bir biçimde kullandığı görülür. Denilebilir ki Türkçe, Necatî nin şiirlerinde ahenkle ve aşkla âdeta yeniden yoğrulur. Necatî nin şiirlerine çağdaşlarından başlayarak pek çok şair nazire söylemiştir. Bilhassa döne döne redifli şiiri, Bakî nin de aralarında bulunduğu şairlerce tanzir edilmiştir. Gayri redifli gazeliyle Fuzûlî ye ses vermiştir. Fuzûlî nin Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge/ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayri beyti, Necatî nin Beni ağlan beni kim üstüme gelmez ölicek/bir avuç toprak atar bâd-ı sabâdan gayri beytindeki yalnızlığın ve kimsesizliğin paylaşılmasından başka bir şey değildir. Onun gül ve hançer kasideleri de Fuzûlî nin nazire yazacak kadar beğendiği şiirler arasındadır. Devşirme bir çocuğun Türkçenin en büyük şairlerinden biri olması gerçekten garip değil midir? Bir başka garip lik ise Türkçeyi şiir burcunun zirvesine taşıyanlardan Behçet Necatigil in Necatî ye öykünerek Gönül soyadını Necatigil e dönüştürmesidir. DİL ve EDEBİYAT 25

5 4. Hançer Kasidesi Divan şiirinde kullanılan bütün sözcükler, rezm [ceng] ve bezm [muhabbet] olmak üzere iki başlık altında toplanabilir. Kirpiğin tîr (ok), tîğ (kılıç); kaşın kemân, yay; sinedeki yaraların otağ; gamın ve kederin leşker [asker] gibi algılandığı, yaralayıcı aletler ile güzellik unsurları arasında benzerlik kurulduğu çok olmuştur. Doğrusu rezm [ceng] geleneğinin, hayatın hiç olmazsa bir tarafını bütünüyle doldurduğu divan şiirinde sevgilinin kaşı, gözü, kirpiği ve gamzesiyle savaş aletleri arasında ilişki kurmak son derece doğaldır. Fakat bezm ile rezm arasındaki geçişkenlik ve ilişki güzellikle ilgili teşbih ve istiarelerin kapsamını aşarak yaşanan hayatı da kuşatır. Bilhassa kasidelerde savaş aletlerinin adı olan hançer, tîr, tîğ gibi rediflere benzerlik ilişkisinin ötesinde metafor değeri yüklenir. Necatî, II. Bayezid e sunduğu sekiz kasidenin ikisinde rezme (ceng) ait aletlerden hançer ve tîğ i redif olarak kullanır. Hançer redifli gazeli Fuzûlî ve İshak Çelebi tarafından tanzir edilir. Özellikle Fuzûlî, Necatî nin kullandığı teşbih, mecaz ve istiarelerden yararlanır. Kasidelerin sunuluş nedenlerine dair ipuçları arandığında ilgili metinlerde, özellikle medhiye ve fahriye bölümlerinde bulunabilir. Necatî nin hançer redifli kasidesinde de şairin beklentilerini ifade eden beyitler vardır. Bununla birlikte şair, bir kıtasında (Tarlan1997: 140) hançer kasidesini sunmaktaki amacı ve beklentisini hilal benzerliği üzerinden ifade eder. Söz konusu kıtada Necatî, insanların yılda bir kez Oruç Bayramı nın gelişini hilal sayesinde bildikleri Necatî, II. Bayezid e sunduğu sekiz kasidenin ikisinde rezme (ceng) ait aletlerden hançer ve tîğ i redif olarak kullanır. Hançer redifli gazeli Fuzûlî ve İshak Çelebi tarafından tanzir edilir. Özellikle Fuzûlî, Necatî nin kullandığı teşbih, mecaz ve istiarelerden yararlanır. Necatî nin hançer redifli kasidesinde de şairin beklentilerini ifade eden beyitler vardır. gibi hançer redifli şiiri sayesinde de padişahın ihtişamının bilindiğini söyler. Sonra da bu şiir sayesinde kendisini mansıbı kılıcı ile alan bir kişi olarak takdim eder: Benüm hançer-redîf eş ârum ile Bilindi pâdişâhın ihtişâmı Nitekim yılda bir kez halk-ı âlem Hilâl ile bilür îd-i sıyâmı Redîfi hançer itdün mansıbı sen Kılıcun ile alursın ola mı Günümüz Türkçesiyle söylersek Necatî diyor ki: Padişahın ihtişamı benim hançer redifli şiirim sayesinde bilindi. Nitekim insanlar yılda bir kez Oruç Bayramı nın gelişini hilal sayesinde bilirler. [Necatî] şiirinin redifini hançer ettin, sen mansıbı kılıcın ile alırsın, öyle mi? * * * Kasîde-i Hançer der-medh-i Sultân Bayezid Hân Mefâcilün fecilâtün mefâcilün fe cilün 1 Edindi gamzeden ol çeşm-i nâtüvân hançer Ki resmdür takınur cümle türkmân hançer O güçsüz, takatsiz göz kendisine gamzeden bir hançer edindi; çünkü âdettir, bütün Türkmenler hançer takınır. Divan şiirinde gamzenin hançer, kılıç, ok gibi savaş aletlerine benzetilmesi yaygındır. Güzelin gamzesi, âşığı yaralar. Necatî de kasidesine kime ait olduğu bilinmeyen, fakat gamzesinin ilişkilendirildiği savaş aletine bakılırsa muhtemelen bir güzele ait olan çeşm-i nâtüvânın hançeri ile Türkmenlerin hançer takınma âdeti arasında bir münasebet kurarak başlar. Bu beyitte şair, çeşmin sıfatı olarak kullandığı nâtüvan kelimesine sözlükteki karşılığını aşan bir anlam yüklemiş gibidir. İkinci dizedeki Türkmân kelimesinin güzelin gözüyle olan ilişkisi dikkate alınırsa çekik, esrik gözlü bir güzelden söz edildiği tahmin olunabilir. Türkmenlerin hançer takınma âdeti, başka şairler tarafından da işlenmiştir. 2 Saçunı çöz ki zırıh adın anmaya Dâvud Gözüni süz ki takınmaya Erdevân hançer Saçını çöz ki, Dâvud, zırh adını anmasın; gözünü süz ki, Erdevan hançer takınmasın. 26 DİL ve EDEBİYAT

6 Önceki beyitte gamzesiyle söz konusu edilen güzelin bu beyitte saçı ve daha açık biçimde gözleri devreye girmektedir. İlk dizede Dâvud a telmih yapılmıştır. Rivayete göre Dâvud peygamber, demiri yumuşatır ve ona şekil verirmiş. Zırh yapar ve geçimini bu şekilde sağlarmış. Dâvud peygamberin bu mucizesine Bâkî de bir beytinde gönderme yapmış, demirin Hazreti Dâvud un elinde muma döndüğünü söylemiştir: Elinde Hazret-i Dâvûd un âhendür ki mûm oldı Ziyâ-bahş olsa âfâka n ola şemşîr-i bürrânı K.5/10 Necatî nin beytinde her iki mısraın söz dizimi paralellik gösterir. Buna eskiler tarsî sanatı derler. Sevgili dağınık saçıyla ve göz süzüşüyle, zırh kuşanmış, hançer takınmış bir savaşçı imajını vermektedir. Şairin kastı da sevgilinin bu imajını yansıtmaktır. Gerçekte zararsız olan saç ve göz, koruyucu unsurlar olarak dile getirilmiştir. 3 Eğer ki lûtf ide nâzun eğer ki kahr ide lûtf Ki bezme rezme yaraşur bu dil-sitân hançer Lütfetsen de kahretsen de bu, gönülleri zapt eden hançer, eğlenceye de savaşa da yaraşır. de Zülfican a telmihte bulunmasının iki sebebi vardır. Birincisi ilk dizede ses benzerliği olan zülüf kelimesinin kullanılması, ikincisi de hançer ile kabza arasındaki münasebetten ötürü tevriye sanatına bağlı olarak beyti iki biçimde anlamlandırmaya elverişli hâle getirme isteği. 5 Dilindedür nesi var ise kalbi sâfîdür Ne denlü tîzlenürse geçer hemân hançer Hançerin nesi varsa dilindedir; kalbi saftır, temizdir. Ne denli keskinleşirse, o kadar çabuk geçer. Hançer, kalbi temiz, ne söyleyecekse hemen söyleyen bir insan gibi düşünülmüştür. Böyle insanların öfkeleri ani ve geçicidir. Birden parlayıp sönen alev gibidirler. Böyle insanlarla hançer arasında ilişki kurulmasında ve hançerin kişileştirilmesinde, çelikten yapılması, dolayısıyla parlaklığı ve biçimi belirleyici olmuştur. Dil ile hançer arasında şekil benzerliği bulunmaktadır. Kalp ve saf kelimeleri bize aynayı hatırlatır. Hançer de çelikten yapıldığından az da olsa yansıtma gücü vardır. İnsanda olduğu gibi, ne kadar saf olursa o kadar makbul olacaktır. Tîz kelimesi tez şeklinde Divan şiirinde hükümdar ve güzel, biraz da tanrısal özelliklerle sahiptir. İster lütfederler ister kahrederler. Lütuf da ve kahır da büyüklüğün şanındandır. Lütuf bezmi, kahır rezmi çağrıştırır. Lütuf-kahır; bezm-rezm zıtlığı üzerine kurulan beyitte hançer, rezm ve kahırla ilgili olduğu hâlde bezme de yaraşırlığı dile getirilir. Böylece hançer, savaş meydanlarının dışında, kılıç oyunu, hançer barı, bıçak horonu gibi ritüellerde eğlence meclisinin bir figürü olarak görselliğiyle izleyenleri ürpertir. 4 Göre idi zülfün ile gamze-i ciger-dûzun Takınmaya idi c ömrince Zülficân hançer Zülficân, ciğeri delen gamzeni ve saçını görseydi, ömrü boyunca hançer takınmazdı. Zülfican hem hükümdar hem de hançer kabzası anlamıyla tevriyeli kullanılmıştır. İran mitolojisinin gücü ve ihtişamı temsil eden onca karhamı varken, Necatî nin Erdevan, Zülfican gibi diğer şairlerce pek itibar edilmeyen isimlere telmihte bulunması ilgi çekicidir. Bu beyitte şairin başka bir kahramana değil DİL ve EDEBİYAT 27

7 de okunabilir ve böyle okunduğunda, tezlenmek, halk arasında aniden öfkelenmek, çabuk sinirlenmek anlamında kullanılır. Ayrıca çabukluk anlamıyla da heman kelimesiyle anlamca bir yakınlık oluşturur. Hançer gibi kesici aletlerin en tehlikeli kısımları tutulan yeri dışında kalan yerlerdir. Yani nesi varsa buradadır. Diğer yerler zararsızdır. 6 Tarikat ehli miyân-beste müfred olduğiçün Cemîc-i sim ü zerin itdi der-miyân hançer Hançer, tarikat ehli, bel bağlamış ve yalnız olduğu için altın ve gümüşün tamamını ortaya koymuştur, onlarla ilgilenmemiştir. Hançer, başı önüne eğilmiş, her işe razı olan, boyun eğen bir dervişe benzetilmiştir [kapalı istiare]. Tasavvuf yoluna giren kişi, gereğinden fazla değer vermediği için altın, gümüş nevinden neyi varsa onları ortaya koyar. Tarikat ehlinin yeterince bağlanma- dığı için ortaya attığı altın, gümüş hançer için gösteriş unsurudur. Hançerdeki değerli taşlardan söz edilmesi, bize bir hakikati de hatırlatmaktadır. Sultan Bâyezid, makine sanatlarını çok sever, iyi kesilmiş kırmızı akiklerden, işlenmiş gümüşten, güzel yapılmış eşyadan çok hoşlanırmış. Beyitte bu gerçeğe bir atıf yoktur; ancak hançerdeki süslerin yapımı düşünüldüğünde, bu gerçek hatırlanabilir. 7 Şucâc-ı şemc-i şeb-efrûz-ı bezm-i devletdür Egildi sarsar-ı kîn ile nâgehân hançer Hançer kin rüzgârıyla aniden eğildi, o saadet meclisinin gecesini aydınlatan mumun ışığıdır. Hançer teşbih-i beliğ yapılarak saadet meclisini aydınlatan mum ışığına benzetilmiştir. Hançer, biçim bakımından muma benzer. Esinti mumun alevini eğip büker, biçimlendirir. Hançeri biçimlendiren de kin rüzgârıdır. Kinin sarsara benzetilmesi [teşbih-i beliğ], çelikten yapılmış hançerin eğriliğini daha manalı kılmak içindir. Hançer, mum ışığı gibi geceyi aydınlatmaktadır. Eğilmesine sebep olan şey ise kin rüzgârıdır. Gerçekte de düşünüldüğünde, mumun ışığı rüzgâr dolayısıyla sağa sola eğilir. Bu durum ile hançerin eğriliği arasında bağ kurulmuştur. Mum rüzgârla çabucak söner. Rüzgâr böylece kötü bir karaktere bürünmüş olur. Mumu söndürmesi onun kinidir. Mum yerine hançer konulduğundan onun eğilmesine sebep de yine rüzgârdır. 8 Egerçi tîr-i ciger-dûzun agzı var dili yok c Aceb budur kim olur cümleten zebân hançer Gerçi ciğer delen okun ağzı var dili yoktur. Şaşılacak olan şey, hançerin, baştan başa dil olmasıdır. Hançer teşhis yapılarak kapalı istiareyle insana benzetilmiştir. Hançer, şekil olarak dile benzer. Ok ve hançer, şekil olarak karşılaştırılmıştır. 9 Dilinden âyet-i nasrun minallâh olmaz dûr Hemîşe hem-dem-i feth-i karîb olan hançer Her zaman yakın bir fethe dost olan hançerin dilinden nasrun minallah ayeti eksik olmaz. 28 DİL ve EDEBİYAT AY I N D O S Y A S I

8 Fatih döneminde İstanbul a geldiği bilinmekle birlikte geliş tarihiyle ilgili söylentiler çeşitlidir. Fatih Sultan Mehmed e sunduğu şitaiyye ve bahariyye kasidelerinde de saraya takdim edildiğini belirlemeye elverişli ipuçları yoktur. Lakin şairane bir kurgu değilse Necatî nin saray çevresine takdiminde şairlik kabiliyetinin etkili olduğu söylenebilir. Muhtemelen üzerine kutsal değerler uğruna savaşmayı öğütleyen ayetlerin yazıldığı bir hançerden söz edilmektedir. Hançerin dil kısmındaki nasrun minallah yazısı, dilinden uzak olmaz kinayesi ile ifade edilmektedir. Kuran ın 61.suresi olan Saff suresinin 13. ayetinden bir iktibas yapılmıştır: Ve kendisini sevdiğiniz bir başka nimet de vardır ki: O da Allah tan bir zaferdir ve yakîn bir fetihtir ve müminleri müjdele. 10 Hasûdlar gibi durmış rakîb bögrin urur Meger kim aldı ele şâh-ı kâm-rân hançer Saadetli padişah eline hançer aldığı zaman, rakip hasetçi kimseler gibi göğsünü döver. Divan şiirinde genellikle aşk konusunda yeri ve kişiliği belirginleşen rakip, bu beyitte eline hançerini alan padişahı kıskanan kişi olarak karşımıza çıkmaktadır. Padişahın kahramanlığını kıskanan kişidir, rakip. Padişah eline hançerini aldığında mutlaka zaferle döneceği için onun başarısını istemeyen rakip, dövünmeye başlar. 11 Bülend-mertebe Hân Bayezid ol şeh kim Getürür ayağı tozına baş u cân hançer Bayezid Han o derece yüce mertebede bir padişahtır ki hançer onun ayağının tozuna sürekli baş ve can getirir. Beyitte teşhis yapılarak hançer kapalı istiareyle askere benzetilmiştir. Hançerin Bâyezid Han ın ayağının tozuna baş ve can getirdiği söylenerek padişah yüceltilmiştir. 12 Hilâl olursa muhâlif işigine getürür Kemend-i şa c şa c a ile keşân keşân hançer Hilal bile muhalif olursa, hançer, onu dahi görkemli kemeriyle çeke çeke ayağına getirir. Hançerin gücü, abartılı söyleyişlerle ifade edilmektedir. Bu beyitte de hançer teşhis ediliyor ve kapalı istiare ile savaşçı askere benzetiliyor. Şair, Bâyezid Han ın gücünü belirtmek için şa c şa c a kelimesini kullanıyor ve mübalağa yoluyla onun herhangi bir askerinin, düşman hilal olsa onu bile ayağına getirebilecek güçte olduğunu vurguluyor. Bu ilişkiyi kurarken de hilal ve hançer arasındaki şekil benzerliğinden faydalanıyor. 13 Hamîde-kâmet ü handîde-rûy olsa ne tacn Ki rây-ı pîr bulur baht-ı nev-cevân hançer Hançer, beli bükük ve güler yüzlü olsa şaşılacak ne var! O yeni yetme bahtlının sözü her yerde geçerlidir. Beyitte yine teşhis ve yine kapalı istiare yapılmış. Hançer insana benzetilmiş. Tüm beyitlerde olduğu gibi bu beyitte de hükümdarın gücü ve otoritesi hançer kelimesiyle sembolize edilmiş. Görenler, hançeri şeklinden dolayı belki dikkate almayacaklar veya onu sürekli gülen biri olarak düşünüp ondan korkmayacaklar; ama şair, hançerin dikkate alınması gerektiğini ve onun her yerde ve her zaman etkili olduğunu belirtiyor. 14 Ayağın almağ için geldi hasma yan başı Ser-âmed oldı bu meydânda pehlevân hançer Hançer, hasmının ayağını almak (onu yenmek) üzere yan bir şekilde geldi ve bu meydanda en güçlü pehlivan oldu. Beyitte hançer kişileştirilerek pehlivana benzetilmiştir. Şair, okurunu bir güreş meydanına götürüyor. Güreş meydanı, gücün öne çıktığı bir yerdir. Üstteki beyitlerde gücünden ve etkisinden söz edilen hançer, okurun karşısına yine aklı ve gücüyle çıkıyor. DİL ve EDEBİYAT 29

9 Hasmına doğru, onu yanıltmak için yan bir şekilde geliyor ve hissettirmeden, ayağını yakalayarak onu yeniyor. Pehlivanın yan bir şekilde gelmesiyle hançerin eğri şekli arasında bir ilişki kurulmuştur. 15 Şu denlü devlet-i Dahhâke güldi kim âhır Bitürdi iki omuzda iki yılan hançer Hançer, Dahhâk ın devletine o kadar güldü ki sonunda iki omzunda iki yılan bitirdi. Beyitte hançer, başkasıyla alay eden insan gibi kişileştirilmiştir. Dahhâk a güldüğü için omzunda yılan bitmiştir. Necatî burada Avesta da adı geçen ve Pişdâdî hanedanının beşinci hükümdarı olan Dahhâk ın hikâyesine göndermede bulunmaktadır. Şehnâme de anlatıldığına göre; İran ın Pişdâdiyan sülalesi hükümdarlarından Dahhâk, Mirsâd adlı bir Arap beyinin oğludur. Bir gün şeytan iyi bir insan kılığına girerek ona telkinde bulunmuş ve babasını öldürtmüş. Sonuçta şeytan, Padişah olan Dahhâk a bir aşçı olmuş ve bir yolunu bulup iki omzundan öpmüş. Sonra omuzlarından yılanlar çıkmış ve bu yılanları ne kadar kestilerse daima yenisi çıkmış. Şeytan bu sefer de doktor kılığına girerek bu yılanların başlarını 30 DİL ve EDEBİYAT kesmek yerine onlara insan beyni yedirmeyi tavsiye etmiş. Omuzları üstünde kendisine acı veren iki yılan için, hükümdarlığı altındakilerden her gün iki çocuk alınarak bu yılanlara çocukların beyni yedirilirmiş. Herkesin belirli bir sırası varmış. Sırası geçen, ikinci, üçüncü ve diğer çocukları için tekrar sıraya alınırmış. Sıra demirci Gave nin on sekizinci çocuğuna gelmiş; fakat bu çocuğunu vermek istemeyen Gave, demirci deri önlüğünü bayrak gibi kullanarak, arkasına topladığı insanlarla ayaklanıp Dahhâk ı tahttan indirmiş ve yerine Feridun u geçirmiş. Dahhâk-i Mârî (Yılanlı Dahhâk) de denilen bu kişi zulmüyle meşhur dur. Arap olduğu gerekçesiyle Dahhâk-ı Himeyrî [Himeyri: Arap kabile adı] diye de bilinir. Sırtında yılan taşıdığı için Dahhâk-ı Mârdûş adıyla da tanınır. Hançer-i Dahhâk, kabzasında iki yılan başı motifi bulunan bir çeşit kılıcın adıdır. Dahhâk kelimesi aynı zamanda çok gülen anlamına da gelir. Şair bu ilişkiyi düşünerek güldi kelimesini beyte yerleştirmiştir. Böylece halk arasında yaygın olan başkasının kusuruyla alay edenin başına alay ettiği şey gelir inancı ile mitolojik unsurları birleştirerek hançeri kişileştirmiştir. 16 Müyesser olmaz idi kâ inâta emn ü emân Husûs-ı hasmda olmasa bî-emân hançer Hançer hasmına karşı amansız olmasa idi, kainatta rahatlık görülmez idi. Hançer teşhis edilerek kapalı istiare yoluyla padişaha benzetilmiş. Kaside ona yazıldığından, buradaki padişah, Bayezid Hân ın ta kendisidir. Şair, padişah sayesinde cihanın rahat yüzü gördüğünü ve bunu, onun hasımlara acımamasının sağladığını belirtiyor. 17 c Aceb mi bağrına bassa cadû-yı teşne-ciger Ki fi l-hakîka bir içim sudur hemân hançer Hançer, doğrusu bir içim sudur her daim. Ciğerden arzulayan düşman onu bağrına bassa buna şaşılır mı? Beyitte, düşmanın hançeri can u gönülden arzuladığı belirtiliyor. Aslında tersi olması gerekir. Fakat çelik-su ilişkisini düşündüğümüzde olay farklı bir boyut kazanır. Bilindiği üzere kılıç ya da hançer yapılırken çeliğine su verilirdi. Bu suyun veriliş şekli ve sayısı, kılıcın ya da hançerin dayanıklılığını, kalitesini belirlerdi. Gerçekten de hançer, içerisinde su barın- AY I N D O S Y A S I

10 dırır. Dolayısıyla düşmana saplanan hançer, bir şekilde ona su sunacaktır. Düşmanın da yaralı olduğunu düşünürsek canıgönülden arzulamasını daha da kolay anlarız. Yaralı insan sık sık susar. Düşman da yaralı olduğundan susaması ve bu sebeple hançeri arzulaması kaçınılmaz olacaktır. 18 Skenderâne elinden hayât suyın içer Girürse Hızr gibi zulmete revân hançer Hızır gibi karanlıklar ülkesine girerse, hançer, İskender gibi elinden hayat suyunu içer. Beyitte Divan şiirine has söz diziminin getirdiği bir anlam zenginliği görüyoruz. Hızr gibi ifadesi hem Sultan Bayezid, hem de hançer için kullanılmış olabilir. Aynı şekilde Skenderâne elinden kelimeleri arasında virgül düşünüldüğünde anlam yine farklı olacaktır. Yukarıda verdiğimiz anlamda düşünüldüğünde hükümdar yüceltilmiş olur. Zulmet kelimesi sıkıntı anlamına da gelir. Dolayısıyla padişah sıkıntılı bir ortama girdiğinde o sıkıntıyı kolayca aşacak, hançer de İskender e benzeyen padişahın elinden hayat suyunu içecektir. Yine teşhis vardır. Hançer insana benzetilmiştir. Ayrıca hançerin hayat suyu içmesi, bize çeliğe su verilmesi olayını hatırlatır. Beyitteki anlam şu şekilde de düşünülebilir: Hançer, Hızır gibi zulmete (karanlıklar ülkesine) gitse, İskender gibi elinden hayat suyu içer. Kültürümüzde iki tane İskender vardır: Birincisi İskender-i Zülkarneyn, diğeri de İskender-i Yunanî (yani Makedonyalı Filip in oğlu İskender)dir. Yani, Kur an-ı Kerim de hayatı hakkında bilgi verilen Zülkarneyn ile hayatını Yunan kaynaklarına dayalı Batılı eserlerden öğrendiğimiz Büyük İskender (Alexander The Great). Ona Zülkarneyn (iki karn sahibi) denmesine de çeşitli sebepler gösterilir. Karn lügatte, boynuz, asır, vakit zaman, insanın tepesi, yaştaş, akran, erkeklerin perçemi, güneş kursunun kenarı, bir kavmin efendisi vs. anlamlarına gelir. Rivayete göre İskender, ordusu ile zulümât ülkesine abı hayatı aramaya gitmiş ama veziri olan Hızır, suyu bulup içtiği hâlde ona nasip olmamıştır. 19 Diler meger kemer-i himmetine ola şebîh Hilâlden takınur râh-ı keh-keşân hançer Samanyolu, [padişahın] iyilik kemerine benzer olsun diyerek hilali kendisine hançer gibi kuşanır. Beyitte Samanyolu teşhis edilmiştir. Padişahın iyiliği, himmeti kemere benzetilmiştir. Samanyolu da padişahın himmet kemerine benzemek için hilal şeklindeki ayı hançer olarak takınır. 20 Müşerref oldı memâlikde her mekân ü mekîn Olalıdan yed-i kadrinde lâ-mekân hançer Hançer senin kudretinin elinde mekânsızlığa ulaşalı, diğer ülkelerdeki her yer ve herkes şeref buldu. Beyitte hançer teşhis edilmiştir. Hançerin lamekân olması demek, hükmünü her yerde yürütmesi demektir. Bu, padişahın sözünün her yerde ve herkes üzerinde geçerli olduğunu ve tüm dünyayı şamil olduğunu gösterir. 21 İtâ at itdi e c âdî tapuna söylemedin Vay ol güne kim ola sâhibü l-beyân hançer Hançerin her sözü kanun hâline geldiğinde, o güne vaylar olsun ki, düşmanları onun yüce zatına haber bile vermeden itaat ettiler. Şair hançer kelimesini söyleyerek, padişahı yüceltmeye devam ediyor. Beyitte hançer teşhis edilmiş ve kapalı istiare yoluyla hükümdara benzetilmiştir. Hançerin sözü öylesine geçerlidir ki, düşmanlarının bu sözü kabul etmeleri için, kendisinin onlara görünmesine bile gerek yoktur. Şehzade Abdullah ın Karaman da divan kâtibi, Mahmud un Manisa da nişancısı olarak görev yapar. Görevleri sırasında Taliî, Sun î ve Şevkî gibi bürokrat şairlerle iyi ilişkiler içinde olduğu bilinmektedir. Şehzade Mahmud un ölümünden sonra İstanbul a dönen Necatî, II. Bayezid in kendisine bağlamış olduğu 1000 akçe ile geçimini sürdürür. DİL ve EDEBİYAT 31

11 Her ne kadar kaynaklarda Necatî nin Gül ü Hüsrev, Leyla ve Mecnûn, Mihr ü Mâh gibi çift kahramanlı aşk hikâyeleri yazdığı, Gazalî nin Kimyâ-yı saâdet i ile Avfî nin Câmiü lhikâyât ını tercüme ettiği söylense de bunların birer tasarı olarak kaldığı tahmin edilebilir. Necatî nin bugün elimize ulaşan tek eseri divanıdır. 22 Denizde bir dile benzetdiler elünde görüp Egilüp itdi bu teşbîhe imtinân hançer Hançeri onun elinde görerek onu denizdeki bir dile benzettiler. Ama hançer eğilerek bu benzetmeye güldü (başa kaktı). Hançer kelimesinde teşhis vardır. Şair deniz kelimesiyle padişahın kudretini göstermeyi amaçlamıştır. Hançer şekil olarak dile benzer. Hançerin eğriliği, hüsnütalil ile kendisinin dile benzetilmesine gülmesine dayandırılmaktadır. 23 Bakarsa bâğ-ı behişt içre fî l-mesel düşmen Görine gözlerine sebze-i cinân hançer Söz gelişi, düşman cennet bağının içine bakmaya çalışırsa, hançer onların gözlerine cennetteki yeşillikler gibi görünür. Beyitte hükümdarın büyüklüğü vurgulanıyor yine. Düşmanları nereye bakarlarsa baksınlar, onun gücüne, otoritesine dair bir işaret bulacaklardır. Baktıkları yer isterse cennet bahçesi olsun O bahçedeki otlar bile onların gözüne hançer olarak görünür. 24 Tapundan ayruğın öge idi goncalar hâşâ Çekerdi sûsen-i âzâdede zebân hançer Goncalar onun hizmetinde olanların dışında birisini övseydi eğer hançer, dik susende zeban çekerdi (kılıç çekerdi). Beyitte hançer teşhisle ve kapalı istiare ile köleye, savaşçıya benzetilmiştir. Goncalar da teşhis edilmiş ve insan gibi düşünülmüştür. Zeban kelimesi insan dili olarak da düşünülmüş ve dolayısıyla şekil olarak hançere benzetilmiştir. Hançerin zeban çekmesi bu anlamda düşünülebilir. Fakat zeban kelimesini dil, lisan anlamında kullandığımızda zeban çekmek, ağzını açmak, konuşmaya, gerçekleri söylemeye başlamak şeklinde düşünülmelidir. Yine sûsen (?), şekil olarak hançere benzetilmiştir. 25 Cihânda devlet elin kimdürür tutan didiler İşidüp ehl-i yakîn didi bî-gümân hançer Dünyada mutluluğu ve talihi elinde tutan kimdir dediler. Gerçeği bilenler işitip, şüphesiz hançerdir cevabını verdiler. Hançer hükümdara benzetilmiştir; çünkü devlet elini tutan odur. Beyitte yine bir teşhis ve kapalı istiare vardır. 26 Derûnı rûşen olubdur dil ehlidür ne c aceb Okursa her kişiye başka dâsitân hançer Onun gönlü aydın, kendisi gönül ehlidir. Hançer her kişiye başka bir destan okursa buna şaşılır mı? Hançer insana benzetilmiştir. Yani padişahı simgelemektedir. Yine teşhis ve yine kapalı istiare vardır. 32 DİL ve EDEBİYAT

12 Hançerin her kişiye başka başka destanlar okuması, dostunu, düşmanını tanıması ve ona göre müdahale etmesidir. Dostuna dostça, düşmanına ise düşmanca davranacaktır. Dolayısıyla buna şaşmamak gerekir. 27 Başın alur gider elbette bu mukarrerdür c Adû elinden eger kurtarursa cân hançer Hançer, düşmanların elinden eğer canını kurtarsa, bu açıktır ki başını alıp (başka diyara) gider. Teşhis ve kapalı istiare vardır. 28 Sebeb nedür ki giriftâr-ı Çâh-ı Bîjen olur Meger ki cânib-i a dâya basdı yan hançer Hançerin Bîjen in kuyusuna düşkün olmasının sebebi muhtemelen düşman tarafına ayağını yan bir şekilde basmasıdır. Yine teşhis ve dolayısıyla kapalı istiare yapılmıştır. Hançerin kını açık istiareyle Bîjen in kuyusuna benzetilmiş; hançerin kınına sokulması onun hapsedilmesi olarak düşünülmüştür. Bu hapsin nedeni olarak da hançerin şekli gösterilmiştir. Şekil olarak eğri olan hançer, düşman tarafına doğal olarak yan basmış ve bu yüzden hapsedilmiştir. 29 Su gibi şöyle revândur ki hîç dili çalmaz Olursa yetmiş iki dilde tercemân hançer Hançer yetmiş iki dilde konuşsa da öylesine su gibi akıcı konuşur ki hiç hata yapmaz. Hançer bu beyitte hükümdarın gücünü ve otoritesini yansıtmaktadır. Yetmiş iki dilde tercüman olması, bu şekilde yorumlanmalıdır. Yani Bayezid tüm milletler üzerinde etkilidir; fakat bu halkların hiçbirine benzemez. Hançerin şekli dile benzediğinden dil kelimesi ile arasında bir ilgi kurulmuştur. 30 Bu tîz tabcı bu rûşen kelâmı hazretde c Aceb varup öge mi âteşîn-zebân hançer Ateş dilli, (güzel ve etkileyici konuşan) hançer, bu güzel şiiri, bu etkileyici sözü o hazretin yüce katında acaba övecek midir? Âteşîn-zebân ifadesi yukarıdaki anlamın dışında, keskinlik, yakıcılık da bildirir. Buraya kadarki AY I N D O S Y A S I beyitlerde gücü, zaferi, otoriteyi simgeleyen hançer burada şiirden anlayan birisi olarak takdim ediliyor. Bu beyit kasidenin sonuna yaklaşıldığını gösteren bir anlamla yüklüdür. Şair kendi şiirini över ama aynı zamanda bir mesajı da verir: Padişah bir savaş dehasına sahip olduğu kadar sanatçı hamisidir de aynı zamanda. Zebân kelimesi hançerin dil e benzemesi yönüyle kullanılmıştır. Hazret kelimesi padişahın makamını anlatır. Hançer teşhis edilmiştir. İstifham sanatı vardır. Aslında sorulan sorunun cevabı bilinmektedir. Bilinen bir soru sorularak tecâhül-i ârifâne sanatı yapılmıştır. 31 Umar cadû ki yalın yüzli diyu bağra çeke Meğer bu şîve ile ala nakd-i cân hançer Düşman hançeri yalın yüzlü diyerek bağrına çekmeyi umar. Sanki hançer bu edasıyla can pahasını alacaktır. Hançer, renginden ve görünümünden dolayı yalın yüzlü olarak nitelendiriliyor. Bağrına çekmek deyimi hem bağrına basmak, hem de bağrına saplamak olarak düşünülebilir. Hançer ise güzel görünüşüyle insanları kandırır, onları avlar. Düşmanın kendisini istemesinin karşılığı olarak onun canını alacaktır. DİL ve EDEBİYAT 33

13 söğüt yaprağı kadar çoktur. Düşmanlar emrine muhalif olduklarında tüm cihan gözlerine bu askerlerden ibaret görünecektir. 34 c Adûya teşne olub bir karış dilin çıkarur Çekinse düşmana karşu zemân zemân hançer Hançer zaman zaman düşmanın karşısına çıksa, düşmanların kanını dökmeye susamış olduğundan dilini bir karış dışarı çıkarır. Hükümdarın otoritesi ve askerî gücü vurgulanıyor. Hançerin şekli ile dil arasındaki ilgi vurgulanmıştır. 35 Önünde dâ im ola sağlu sollu bendelerüñ Sol elde c adl ayağı sağda kâm-rân hançer 32 Yolunda çünki miyân-bestedür caceb olmaz İderse cân ü dil-i hasmı tîr-cân hançer Hançer, düşmanının canını ve gönlünü.. ederse buna şaşılmaz. Çünkü onun yolunda bel bağlamıştır. Hançer kapalı istiare ile köleye (savaşçı) benzetilmiştir. Teşhis yapılmıştır. Hançer, padişaha hizmetten başka bir amacı olmayan köle olarak düşünülmüştür. 33 İderse emr-i hümâyûnuna hilâf cadû Şu berg-i bîd gibi görine cihân hançer Eğer düşmanları onun emrine aykırı davranırlarsa hançer onların gözüne söğüt yaprağı gibi görünür. Padişahın kudreti vurgulanıyor. Onun askerleri Necatî nin bent sonlarında yinelediği Öpül ömrüm kocul canım nakaratı, Köroğlu nda Öpül kocul huzur ile biçimine dönüşmüştür. Bilhassa gazel ve kıtalarında tam bir halk adamı edasını benimsemiştir. O yüce padişahın önünde, sol elinde adalet kadehi, sağ elinde ise uğurlu hançer köleleri sağlı sollu daima olsun. Padişahlığın simgelerinden adalet ve kılıç (hançer) kullanılmıştır. Bunlar aynı zamanda padişahın otoritesini de sembolize eder. Ayağ kelimesi kadeh anlamına da gelmektedir. Bu durumda padişahın zafer şarabı içtiği düşünülebilir. Beyit, kasidenin dua kısmına aittir. 36 Bu ince söze yoğun yumru söz şebîh olmaz Letâfet ile kaçan ola bozdağan hançer Bu ince, ahenkli söze sıradan sözler benzetilemez. Nitekim letafette de gürz ile hançer birbiriyle aynı değildir. Şair fahriye kısmında kendi şiirini övüyor ve överken hançerle gürzü şekil olarak karşılaştırıyor. 37 Zemâne halkını şol kim vedâyicullâhdur Hilâl-i cîd gibi itdi şâdumân hançer Hançer, Allah ın emaneti olan zamane halkını bayram hilali gibi mutlu etti. Hilâl-i îd veya hilâl-i rûze tamlamaları, eski hayatımızda, takvimdeki aybaşının, ayın görünmesiyle bilinmesi; dolayısıyla oruç ayının ve bayramların, hilalin göründüğü zaman başlaması geleneğinden dolayıdır. Hançer, şekil olarak hilale benzediğinden şair, teşbih sanatı yapmış ve bu geleneği hatırlatmıştır. Hançer kelimesi burada da padişahı temsil eder. 34 DİL ve EDEBİYAT

14 Zamane halkını mutlu eden Bayezid dir. 38 Necâtî nazm idegör sen senâ güherlerini Ki saldı kâfiyeye genc-i sâyegân hançer Necatî! Sen övgü incilerini ipliğe düz ki hançer, eşiğine gölgelik definesini saldı. Necatî! Sen övgü dolu sözlerine şiirleştir ki hançer, kafiyeye gölgelik definesini saldı. Şair yine kendi şiirini, şiir gücünü övüyor. Beyitte tecrid ve nida sanatları vardır. Hançer teşhis edilmiş ve kapalı istiare yoluyla insana benzetilmiştir. Kasidenin fahriye kısmıdır. 39 Nice ki c ömr-i ecâdîyi kat c kılmağ içün Her ay başında çeker çarha âsumân hançer Eskiler yedi gezegenin her birinin biner yıl devir sürdüğüne, altı yıldızın devrinin geçip yedinci yıldız olan Ay ın devri içinde bulunulduğuna inanırlardı. İlk devir Zühal devridir ki Hz. Âdem ile başlamıştır. Bu devirlerden her biri bin yıl sürer, içinde bulunduğumuz devir son devirdir ki Hz. Muhammed in devridir. Âhir zaman olan bu devirde birçok fitneler, karışıklıklar çıkacak ve nihayet kıyamet kopacaktır. Felek uzun zamandır, düşmanların ömrünü sona erdirmek için her ay başında gökyüzüne hançer çeker. Her ay başında ayın gökyüzünde görünmesi, feleğin düşmanları öldürtmek istemesine bağlanmış, hüsn-i talil sanatı yapılmıştır. Hançer kapalı istiare ile yeni aya benzetilmiştir. Asuman teşhis edilmiştir. 40 Hezâr sâl ola devr-i kamer gibi ömrün Meh ola gâh siper gâh zer-nişân hançer (Ey padişah!) Ömrün devr-i kamer gibi binlerce yıl olsun ve gökyüzündeki ay, bazen senin siperin bazen de altınla işlenmiş hançerin olsun. Şair, kasidesini dua ile sona erdiriyor. Onun ömrünün devr-i kamer gibi bin yıl olmasını istiyor. Gökyüzündeki yeni ayın ise padişaha gâh kalkan, gâh altınlarla süslü bir hançer olmasını diliyor. Yeni ayı kalkana ve hançere teşbih etmiştir. Eskiler yedi gezegenin her birinin biner yıl devir sürdüğüne, altı yıldızın devrinin geçip yedinci yıldız olan Ay ın devri içinde bulunulduğuna inanırlardı. İlk devir Zühal devridir ki Hz. Âdem ile başlamıştır. Bu devirlerden her biri bin yıl sürer, içinde bulunduğumuz devir son devirdir ki Hz. Muhammed in devridir. Âhir zaman olan bu devirde birçok fitneler, karışıklıklar çıkacak ve nihayet kıyamet kopacaktır. Fitne-i devr-i kamer de budur. Şairler, devr-i kamer ile daha çok bu fitneye işaret etmişlerdir. DİL ve EDEBİYAT 35

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık NÂZÎ, Yozgatlı (d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık Asıl adı Mustafa dır. Yozgat ın Yukarı Nohutlu Mahallesinde 1869 yılında, dünyaya geldi (Işıtman 1969: 5401). Babası, Yozgat ın Çekerek ilçesinin Beyyurdu

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE Kimliğiyle ilgili iki ayrı tartışma var. Birincisi, 16 ve 17'nci yüzyılda yaşadı. Yeniçeri ocağından yetişen bir şair. 1578-1590 arasındaki Osmanlı-İran savaşlarına katıldı. Bir tür ordu şairidir. Diğeri

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri

ÖZGEÇMİŞ. Kenan Erdoğan Unvanı. Adı Soyadı. Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Kenan Erdoğan Unvanı Doçent Doğum Tarihi veyeri Yozgat 01 Mart 1963 Görev Yeri Manisa Daha Önce Bulunduğu Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi, Celal Bayar Üniversitesi

Detaylı

Ana başa taç imiş. Her derde ilâç imiş. Bir evlât pîr olsa da. Anaya muhtaç imiş. seyin Nail Kubalı

Ana başa taç imiş. Her derde ilâç imiş. Bir evlât pîr olsa da. Anaya muhtaç imiş. seyin Nail Kubalı Ana başa taç imiş Her derde ilâç imiş Bir evlât pîr olsa da seyin Nail Kubalı Anaya muhtaç imiş Hü Şiirin vazgeçilmez temasıinsanoğlu, en yoğun ve içten duygularını şiirle dile getirir. Bu yüzden kadın,

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU SİHİRLİ ELLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU SİHİRLİ ELLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ ÖZEL ASÇAY ANAOKULU SİHİRLİ ELLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ Hazırlayan: Ebru BAHADIR ÖĞRETMENİN MESAJI: MERHABA; 18.05.2015-22.05.2015 tarihleri arasında uygulanan etkinliklerin özetini sizlere sunmaktayım.

Detaylı

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI ŞEHİR TANITIM YAYINLARI 1 Yayın Adı: Şiir Şehir Urfa Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi Hazırlayan: Mehmet KURTOĞLU Sayfa Sayısı: 160 Toplam Baskı

Detaylı

TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR. Anketi Nasıl Dolduracaksınız? LÜTFEN AŞAĞIDAKİ HİÇBİR İFADEYİ BOŞ BIRAKMAYINIZ. İsim:... Cinsiyet:...

TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR. Anketi Nasıl Dolduracaksınız? LÜTFEN AŞAĞIDAKİ HİÇBİR İFADEYİ BOŞ BIRAKMAYINIZ. İsim:... Cinsiyet:... OA TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR İsim:... Cinsiyet:... Doğum Tarihi:... Bugünün Tarihi:... Anketi Nasıl Dolduracaksınız? Aşağıda bazı ifadelerin listesi bulunmaktadır. Lütfen her ifadeyi çok

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101

Ruhumdaki. Müzigin Ezgileri. Stj. Av. İrem TÜFEKCİ. 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruhumdaki Müzigin Ezgileri Stj. Av. İrem TÜFEKCİ 2013/2 Hukuk Gündemi 101 Ruh halinize göre mi müzik dinlersiniz, müzik mi ruh halinizi değiştirir? Hangi tür olursa olsun o anki duygusal duruma eşlik etmekte

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III Bölüm I Çocuk Edebiyatı ve Gelişimle İlgili Temel Kavramlar 15 Fiziksel (Bedensel)Gelişim 20 İlk Çocukluk Döneminde(2-6)Fiziksel Gelişim 21 6-12 Yaş Arası Fiziksel Gelişim 23 12-18

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı Ana Başlık Alt Başlık Sayfa Soru Düzeltme Olayları Ad Aktarması 6 - Ad Aktarması (Mecazı Mürsel) Kinaye 8 - Kinaye

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR!

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! 1 SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! Tabi şu da bir gerçek ki, sizin siteniz 350 milyon ve hala artmakta olan siteden bir tanesidir. Sitenizin diğerlerinden ayrılması ve ayakta kalması için ne yapabilirsiniz?

Detaylı

Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim. Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır.

Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim. Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır. NOKTALAMA İŞARETLERİ Dilimizde ilk kez Tanzimat döneminde kullanılan noktalama işaretleri, yazının daha kolay anlaşılmasını sağlar. Yazının okunmasını kolaylaştırır ve anlam karışıklığına düşülmesine engel

Detaylı

X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi

X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi T.C. ESKiŞEHiR V A L i L i G i i X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi BiLDİRİLERi (06-08 MAYIS ) Hazırlayan Prof. Dr. Erdoğan BOZ ESKİŞEHİR, 2011 X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGi BİLGİ ŞÖLENi

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

İntikam. Ölüm Allah ın Emri

İntikam. Ölüm Allah ın Emri İntikam Bilir misin sen her gece Kendinle oturup konuşmayı Geceden uyanmamaya ant içip Gün ışığıyla yeniden doğmayı Bilir misin sen her güne hayata küskün başlamayı Anti sosyal kişilik olup da Şişelerin

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

mef ûlü / mefâ îlü / mefâ îlü / fa ûlün

mef ûlü / mefâ îlü / mefâ îlü / fa ûlün TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ ESKİ TÜRK EDEBİYATI - IV DERS NOTLARI 3. Sınıf - 2. Dönem İsa SARI www.isa-sari.com BÂKÎ Üç padişah dönemini görmüştür. Babası, Kargazâde lakaplı müezzindir. Ömrü boyunca

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

Nedim. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Nedim. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır. Şiirlerin

Detaylı

OSMANLI ARAŞTIRMALARI

OSMANLI ARAŞTIRMALARI SAYI 38 2011 OSMANLI ARAŞTIRMALARI THE JOURNAL OF OTTOMAN STUDIES Kitâbiyat saraya mensûbiyet dönemini veya saraya sunduğu eserleri dolayısıyla sarayla olan bağlantısının ne oranda sürdüğünü/sürekli olduğunu

Detaylı

PARAGRAFIN BÖLÜMLERİ

PARAGRAFIN BÖLÜMLERİ PARAGRAFIN BÖLÜMLERİ Paragrafın Bölümleri Hikâye, deneme gibi yazıların giriş, gelişme, sonuç bölümleri olduğu gibi paragrafın da vardır. a. Paragrafın giriş bölümü: Giriş cümlesi, paragrafın ilk cümlesidir.

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1 Anlam Bilgisi SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15 CÜMLE ANLAMI...16 Öznel ve Nesnel Anlatým...16 Neden - Sonuç Ýliþkisi...16 Amaç - Sonuç Ýliþkisi...16 Koþula

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 MİT VE DİN İLİŞKİSİ (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Mit ve Din Mitolojiler genel olarak dinsel, ruhani ve evrenin ya da halkların oluşumu gibi yaratılış veya türeyiş gibi temaları içerirler.

Detaylı

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU PAMUK ŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ. Hazırlayan: MELTEM DÖKÜLMEZ

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU PAMUK ŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ. Hazırlayan: MELTEM DÖKÜLMEZ ÖZEL ASÇAY ANAOKULU PAMUK ŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ Hazırlayan: MELTEM DÖKÜLMEZ BU HAFTA NELER ÖĞRENDİK * 18-24 Mayıs Müzeler haftası hakkında sohbet edildi. *Kahramanmaraş Arkeoloji müzesine gezi

Detaylı

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye Zehra Aydüz, 1971 Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele 8 Mesnevi den (şiirli) r l e H i k â e y ÖNSÖZ Hoşgörülülükte deniz gibi ol Mevlâna Celâleddîn Geleceğimizin teminatı olan kıymetli çocuklarımız, Geçmişimizde atalarımızın yaşadığı ve bu günlerde kaybolma

Detaylı

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 471 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 471 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları Sebk-i Hindî Sebk-i Hindî, Fars ve Türk edebiyatının yanında Fars, Hindistan, Afganistan, Azerbaycan ve Tacikistan edebiyatında da etkili olmuş bir üsluptur. İzlerine 16. Asırda rastlanmaya başlayan bu

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN*

Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN* Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN* * Gnkur.ATASE D.Bşk.lığı Türk kültüründe bayrak, tarih boyunca hükümdarlığın ve hâkimiyetin sembolü olarak kabul edilmiştir. Bayrak dikmek bir yeri mülkiyet sahasına

Detaylı

YRD. DOÇ. DR. ABDÜLKERİM GÜLHAN 0266 6121000/4508. agulhan@balikesir.edu.tr

YRD. DOÇ. DR. ABDÜLKERİM GÜLHAN 0266 6121000/4508. agulhan@balikesir.edu.tr YRD. DOÇ. DR. ABDÜLKERİM GÜLHAN ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı Abdülkerim Gülhan İletişim Bilgileri Adres Balıkesir Ü. Fen Edebiyat Fakültesi Çağış Yerleşkesi Balıkesir Telefon Mail 0266 6121000/4508 agulhan@balikesir.edu.tr

Detaylı

.. Özel Eğitim Uygulama Merkezi. Kaba Değerlendirme Formu

.. Özel Eğitim Uygulama Merkezi. Kaba Değerlendirme Formu .. Özel Eğitim Uygulama Merkezi Kaba Değerlendirme Formu Öğrenci Adı-Soyadı: Değerlendirme Tarihi: Sınıfı: Değerlendiren: AMAÇLAR +/- AÇIKLAMA 1. Ellerini yıkar. 2. Ellerini kurular. 3. Yüzünü yıkar. 4.

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

ÖZEL GÖKYÜZÜ İLKÖĞRETİM OKULU 2011-2012 ÖĞRETİM YILI

ÖZEL GÖKYÜZÜ İLKÖĞRETİM OKULU 2011-2012 ÖĞRETİM YILI ÖZEL GÖKYÜZÜ İLKÖĞRETİM OKULU 2011-2012 ÖĞRETİM YILI 1/B SINIFI KASIM AYI E-BÜLTENİ 1 İÇİNDEKİLER 1. Mihver Dersler 2.Branş Dersler 3.Kulüpler 2 TÜRKÇE Kasım ayında Türkçe dersinden harfleri öğrenmeye

Detaylı

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.

ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI. :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No. ÖZEL ÖĞRETİM KURSU TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI-I ÇERÇEVE PROGRAMI 1.KURUMUN ADI 2.KURUMUN ADRESİ 3.KURUCU TEMSİLCİSİ ADI :Tercih Özel Öğretim Kursu :Kesikkapı Mah. Atatürk Cad. No.79 Fethiye /MUĞLA :ARTI ÖZEL

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Doğruluk ile ilgili sohbet ediyorum. Sağlığımızı korumak için neler yapmalıyız konulu sohbet

Detaylı

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ EYLÜL 1-2 (16-27-EYLÜL 2013) DOĞA VE EVREN İSTİKAL MARŞI-İKİNDİLER Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği İLKÖĞRETİM SI 1. Okuma kurallarını uygulama:1.5 Okuma yöntem ve tekniklerini kullanır.2. Okuduğu metni

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ

PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ PAPATYALAR ve PARLAK YILDIZLAR SINIFLARI ŞUBAT AYI BÜLTENİ KAVRAMLAR *Büyük küçük orta *Sivri-küt *Önünde-arkasında *Alt-üst-orta *Altında-üstünde-ortasında *Arasında *Renk kavramı: Kahverengi, gri *Sayı

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ANADOLU LİSESİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROGRAMI (NİSAN 2015)

ÖZEL KIRAÇ ANADOLU LİSESİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROGRAMI (NİSAN 2015) ÖZEL KIRAÇ ANADOLU LİSESİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROGRAMI (NİSAN 2015) SINIF DÜZEYİ: Lise ETKİNLİK ADI: Barış ve Vatanseverlik ETKİNLİĞİN YAKLAŞIK SÜRESİ: 40 dakika KAZANIM: Barış ve Vatanseverlik kavramını

Detaylı

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 472 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 472 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları KLASİK ÜSLUP Günlük konuşma diline ait unsurların yoğun bir şekilde kullanıldığı folklorik üslup, klasik estetiğin derinlik ve zarafetinden yoksun olması sebebiyle basit bulunmuş, folklorik üslubun yüzeyselliğine

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere bağlaç denir. BAĞLAÇ Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir. Bağlaçlar da edatlar gibi tek başlarına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bağlaçlar her

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ * Koyu renkle yazılmış kazanımlar; ulusal sınavlarda (SBS...gibi) sınav sorusu olarak çıkabilen konulardır; diğer kazanımlarımız temel ana dili becerilerini geliştirmeye

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

İsmail Aybars Tunçdoğan tuncday@earlham.edu

İsmail Aybars Tunçdoğan tuncday@earlham.edu Konunun uzmanları, beden dilinin iletişimdeki rolünün, birçok zaman konuşmanın içeriğinin bile önüne geçtiğini iddia ediyorlar. Bir şeyi nasıl söylediğimizin, ne söylediğimizden daha önemli olabildiği

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Camileri - Eski Cami Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Eski Cami (Cami-i Atik - Ulu Cami).............. 4 0.1.1 Eski Cami ve Hacı Bayram Veli Söylencesi.......

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

2008-2014, ERZİNCAN, TÜRKİYE.

2008-2014, ERZİNCAN, TÜRKİYE. [ 0001 ] Kim ki Dost yolunda Terk-i Can eder Dost ona Didar ını ihsan eder Kim bu fani dünyayı terkeylese Dost ebed mülke onu sultan eder Hacı Emine KÖSEOĞLU 1942-2007 2014-06-10; Haziran, Salı :: 12.46.10

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

MALATYA KÖŞKE ÇIKIYOR! Ayrıcalıklı ve muhteşem bir hayat...

MALATYA KÖŞKE ÇIKIYOR! Ayrıcalıklı ve muhteşem bir hayat... MALATYA KÖŞKE ÇIKIYOR! Ayrıcalıklı ve muhteşem bir hayat... BAZILARI BÜYÜK YAŞAR! İşi büyük, tutkuları büyük, vizyonu büyük insanlar için özel bir proje Yıllarca çalıştınız. Emek verdiniz. Fedakarlık yaptınız.

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 1. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I SANAT METİNLERİ ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA HAFTA 8 Eylül-

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı