Um run'in Kuptlarıuı Aralamak... demet güv' sunuyoruz sizlere. Bu bu/cet in, bu "bir demetgül un hazırlanmasında,

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Um run'in Kuptlarıuı Aralamak... demet güv' sunuyoruz sizlere. Bu bu/cet in, bu "bir demetgül un hazırlanmasında,"

Transkript

1 Um run'in Kuptlarıuı Aralamak... 9 dürünce * kültor *.siyastm m U m r a n Sahibi Ümran Yayıncılık Turizm San. ve Tie. Ltd. Şti. Adına Abdullah Yıldız Yayın Koordinatörü Kani Torun Yayın Danışmanı Yusuf Kaplan Yazı İşleri Müdürü Veli Kahraman Yayın Kurulu Uğur Altun, Veli Kahraman Yusuf Kaplan, Cevat Özkaya, Kani Torun, Abdullah Yıldız Bu Sayıya Katkıda Bulunanlar C ihan A ktaj, Cüneyt Aydoğan, Bejir Ayvazoğlıı, Yıldırım Canoğlu, Hayati Develi, D. M ehm et Doğan, Seyyit Erkal, Mustafa Everdi, M ehm et Harmancı, İhsan Kabil, Fikret Karakaya, Şakir Kocabaş, M uhsin Mete, Atasoy Miiftiioglu, Hayrettin Oğuz, Mustafa Özcan, Ra.sim Özdenören, Tekin Öztürk, M uhsin llyas Subaşı, Mustafa Tekin, Necmettin Turinay İdare Merkezi Kıztaşı Cad. No: 56/1 Fatih-İstanbul Tel: (0212) Fax: Temsilcilikler Ankara: (0312) İzmit: (0542) Trabzon: (0462) Abone Şartları Yıllık (12 sayı): TL Yurtdışı Yıllık: 100 DM ^ 50 $ Posta Çeki No: Veli Kahraman Avrupa İçin Hesap No Sedat Yıldız Commerz Bank BLZ: Konto No: Fiyatı: TL. Dizgi, İçdüzen: Ümran Kapak Tasarım: Sezer Erdoğan Uygulama: Ümran Renk Ayrım: Berk Grafik Baskı: Yıldızlar Matbaacılık A.Ş. Tel: Ayda bir yayımlanır. Umran a giden yol; özgün, özııeleştirici ve dolayısıyla özgürleştirici esaslı ve asil bir "dil" geliştirmekten geçiyor: Bu da ancak Müslümanlığın hem müminlere, hem de bütün insanlığa sulh, selamet, adalet ve asalet vadeden kök-paradigmalannı yaratıcı bir ruh ve kurucu irade ile harekete ve hayata geçirebilmenin cehdi, cefası ve gayreti ile varını yoğunu ortaya koyan gönül, eylem ve zihin erlerinin, öncülerin marifetleriyle mümkün olabilecek bir şey, elbette ki. (J)nran ın bu sayısında umran a giden yolun kapılarının nasıl aranabileceğine dair dikkate değer ipuçları veren müteavazi bir buket, bir demet güv' sunuyoruz sizlere. Bu bu/cet in, bu "bir demetgül un hazırlanmasında, şu zoraki icat edilen karabasan ve ümitsizlik ortamında, azınlık {)sikolojisiyle hareket edip arabesk ağıtlar yakmak yerine, "ümit" (=yeni bir dil / somut imkanlar) üretmek için gece gündüz demeden ümran hayaliyle yatıp, ümran hayaliyle kalkan" gizli kahramanlar"ın emekleri, yürekleri ve beyinlerinin mütevazi rolü var. Bu ay. Nisan sayısıyla başlattığımız açılım ve atılımın altıncı ay-dönümü dolayısıyla sizler için Ümran mutfağının kapılarını aralamak ve editoryale bu gizli kahramanlar ı taşımak istiyorum: Ömer Yaman, Zafer Özdemir, Mehmet Babacan, Tekin Öztürk, Haşan Ak gibi genç arkadaşlarımız ve ülke çapındaki temsilcilerimiz, Ümran'ın entelektüel ve kültürel hayatımızda ve dergi yayıncılığı dünyamızda ayrıcalıklı bir yer edinmesi kaygısıyla ellerinden gelen her şeyi yapmak için yoğun çaba sarfediyorlar. Tabii bu arada ekonomik krize aldırmaksızın ü)7iran ın maddi külfetini yüklenen gizli kahramanlar ı da unutmadığımızı hatırlatmak istiyoruz. Artık Ümran mutfağına katılan Se?;er Erdoğan, Ümran kapakları için hazırladığı özgün illüstrasyonlarla birinci sınıf bir sanatçı olduğunu kanıtlıyor. Sevgili Sezer in bu sayımız için hazırladığı, yüreğinin, beyninin ve imaginasyonunun ürünü özgün kapak çalışmasını, duvarlarımızı süslemek için büyütüp çoğaltmaya başladık bile. Ümran, şu yakıcı ve yıkıcı kriz ortamına ve yaz sezonuna rağmen heye- 'can üretecek, bu heyecanı esaslı bir birikime dönüştürecek nitelikli, kapsamlı ve hacimli dosyalar ve sayılarla nasıl bir uzun soluklu yürüyüş *e soyunduğunu göstermeye çalıştı. Bu sayımız, ümran ın ne denli "uzun bir yola çıkmaya hüküm giydiğinin" mütevazi bir göstergesi olarak görülebilir diye düşünüyoruz: Bu sayımızda Umtaln a giden kapıları adım adım aralama sürecinde nasıl yeni bir dil icat eç(ejt>ileceğimi' ze; bunun için de zaafları nasıl imkanlara dönüştürebileceğimize, imkanları da nasıl çoğaltabileceğimize ve sonuçta nasıl yeniden özne olarak konuşabileceğimize ve varolabileceğimize ilişkin hazırladığımız zihin, emek ve yürek mahsulü yazılarımızı ve Be ir Ayvazoğlu, Mehmet Doğan ve Şakir Kocabaşın katıldıkları açıkoturumumuzu yararlanarak ve zevkle okuyacağınızı tahmin ediyoruz. Umran a giden kapıları ağır ağır ve emin adımlarla aralama sürecinde, emek ve yürek mahsulü, ayrıcalıklı yepyeni ümran larda buluşmak ümidiyle...

2 G Ü N D E M 4 Pornoj^rafik Terapi, Rus Ruleti ve A çılım YUSUF KAPLAN içindekiler Siyasette Yeni Denklemler NECMETTİN TURİNAY 10 Milletin İktidar Yürüyüşü YILDIRIM CANOĞLU D Ü N Y A G Ü N D E M İ 15 Kontrolden Çıkan Ortadoğu MUSTAFA OZCAN K A P A K 17 AÇIKOTURUM Dil-Kültür-Medeniyet Katılanlar: Beşir Ayvazoğlu, D. Mehmet Doğan, Yusuf Kaplan, Şakir Kocabaş 30 DilMn İmkanlarından İmkanların D il ine: Pratiğin Teorisine Doğru YUSUF KAPLAN 39 İmkanlar Dili Oluşturmak MUSTAFA TEKİN 47 Dil Bağlamında Din ve İslam Dili MUZAFFER EMİN GÖKSU 73 Kutsalın Tüketimi ve Dindarlık HAYRETTİN OĞUZ 75 Türkçe nin Geleceği HAYATİ DEVELİ 80 Dilin İktidarı, İktidarın Dili MUSTAFA EVERDİ E K HAMİDULLAH in SAYESİNDE KUR AN AZİZLİK D. Mehmet Doğan S 7\A M K ". 55. Edebiyatın Ortamı ve Dili RASİM ÖZDENÖREN 62 Ödünç ya da Değillemeci Dil SEYYİD ERKAL 64 Her Zaman Otu: Yaşında Kadınlar: Yeni Azizeler CİHAN AKTAŞ 84 Tahditti Sözlükler / Kısıtlanmış Beyinler / Saptırılmış Zihinler D. MEHMET DOĞAN 86 Dil Kirlenmesi ve Medya MUHSİN METE 95 Türk Devletlerinin Ortak Dil Meselesi MUHSİN İLYAS SUBAŞI 2 Ümran-Eylül -2001

3 Ümran dil, kiilitir, medeniyet K a p a k lllü sirasyonu ; Sezer Erd oğan AÇIKOTURUM Beşir Ayvazoğlu, D. Mehmet Doğan, Yusuf Kaplan, Şakir Kocabaş D E N E M E 97 Başlıksız CÜNEYT AYDOĞAN 98 Belirsizlikleri Aşmak İçin ATASOY MÜFTÜOĞLU FlLM 100 Mitry ve Sinema Üzerine İHSAN KABİL KAPAK Dil-Kültür'Medeniyet DiP in [mkanlan im kanların Cihan Aktaş, Beşir Ayvazoğlu, Hayati Develi, D. Mehmet Doğan, Muzaffer Emin Göksu, Seyyit Erkal, Mustafa Everdi, Yusuf Kaplan, Şakir Kocabaş, Muhsin Mete, Rasim Özdenören, Muhsin Ilyas Subaşı, Mustafa Tekin KÜLTÜR SANAT M Ü Z İK 102 Beyzadenin Sipihri FİKRET KARAKAYA İZLEN İM 105 Şam Mektubu MEHMET HARMANCI K İT A P 107 Tarihi Yeniden Tanımlamak ÖMER M. YAMAN-ZAFER ÖZDEMİR Y A N S IM A L A R 110 Balkanlar ve İttihat Terakki ERTUĞRUL BAYRAMOĞLU A Ç IL IM 112 Büyük Rüyalar Görmek YUSUF KAPLAN YAZARLAR Cihan Aktaş: Öykücü, yazar; yeni romanı üzerinde çalışıyor. Cüneyt Aydnğan: Çağdaş felsefe ve iletişim teorileri okumaları yapıyor. Beşir Ayvazoğlu: Estet, kültür ve edebiyat tarihçisi. Ertuğrul Bayramoğlu: Eğitim ci, tarih araştırmacısı. Yıldırım Canoğlu: Eğitim ci, araştırmacı, yazar. Hayati Develi: D ilb ilim doçenti; yazar. D, Mehmet Doğan: Türkiye Yazarlar B irliği K urucu Başkanı; R T Ü K üyesi, dilci, yazar. Muzaffer Emin Göksu: Sosyal teorisyen. Seyyit Erkal: Şair, yayıncı, yazar. Mustafa Everdi: Hukukçu, yazar. Mehmet Harmana: Öykücü, İslam felsefesi üzerinde çalışıyor. thsan Kabil: Film eleştirmeni, film teorisi üzerinde yoğunlaşıyor. Yusuf Kalplan: İletişimci, yayıncı, yazar, çevirmen. Fikret Karakaya: Bezmârâ T opluluğu kurucusu, klasik Türk m ü ziği teorisiyle uğraşıyor. Şakir Kocabaş: Düşünce adamı, fizik teorisi ve K ur a n ın kavramsal sistemi üzerinde çalışıyor. Muhsin Mete: İletişim ci, yazar, T R T de yönetici. Atasoy Müftüoğlu: Düşünce adamı, yazar. Hayrettin Oğuz: İslam düşüncesi sorunları ile uğraşıyor. Mustafa Özcan: Yeni Asya da dış politika yazarı. Zafer Özdemir: Edebiyatçı, yazar. Rasim Özdenören: Öykücü, düşünür. Muhsin tiyas Subaşı: Şair, yazar. Mustafa Tekin: Sosyal bilim lerin İslâmî im kanlarını araştırıyor. Necmettin Turinay: Yazar, bürokrat; siyasi analist. Ömer M, Yaman: Sosyoloji okumaları yapıyor. Ümran Eylül

4 t ü r k i y e gün d e m i PORNOGRAFİK TERAPİ, RUS RULETİ VE AÇILIM. YUSUF KAPLAN Türkiye yi bitiriyorlar: Siyaset, siyaset'dışı aktörlerin, güç ve çıkar odaklarının kaş, göz ve dudak hareketleriyle, hatta kulak operasyonları yla yürütülüyor. Ekonomi, sadece kendi çıkarlarını düşünen bir avuç muhterisin kontrolünde. Eğitim, hukuk ve medya rejimi, toplumsal dinamiklerin ve taleplerin önünü kesmekle, özgürlüklerin alanlarını daraltmakla ve ülke insanını kişiliksizleştirmekle, gü- dümleştirmekle meşgul. Pornografik Terapi, Uyuşturma, Arınma ve Tapınma Seansları Türkiye nin enerjisini, dinamizmini, yaratıcı ruhunu tüketen en büyük tıkanma ve yıkım kültürel hayatta karşımıza çıkıyor. Kültür; siyasetin de, ekonominin de, gündelik hayatın da kodlarını, dinamiklerini sunan temel kaynaktır. O yüzden kültürün, kültürel kodların, dinamiklerin, anlam haritalarının sakatlandığı, çözüldüğü bir toplumda siyaset de, ekonomi de, gündelik hayat da çözülür; uyuşur; dinamizmini, enerjisini ve yaratıcılığını yitirir. Şu an Türkiye de kültürel hayat yönsüz, sığ, pespaye ve sağaltıcı; dolayısıyla tam anlamıyla felç ve hercümerç olmuş durumda: Sürgit vulgerleşen (bayağılaşan), geçici hazlar, doyumlar, avuntular. kaçışlar; kırılgan, dayanıksız kimlikler, din-dışı kutsallıklar ve sahte ikonlar üreten popüler kültür, eğlence ve spor endüstrisi her şeyi çürütüyor. Televizyonlar, gazeteler hetero ve homo seksüel sorunlar, hikayeler ve sapkınlıklardan geçilmiyor; topluma pornografinin ayartıcı, baştan çıkarıcı, uyuşturu- Türkiye nin önü, reaksi^ yoner değil aksiyoner, tüketen değil üreten, nesne değil Özne, yıkıcı değil kurucu, asalak değil asalet sahihi öncü ve özgüven sahihi kadroların geliştirecekleri uzun soluklu strateji, proje ve söylemlerle açılabilir. cu ve tatmin ederek boşaltıcı ve yabancılaştırıcı dünyasında seküler ve sefih sağaltma, arınma, tapınma ve terapi seansları yaşatıyor. Tüm bunlar Türkiye de, yani kahir ekseriyeti müslüman olan bir ülkede oluyor. 12 yıl Batı da yaşamış biri olarak ben, medya yoluyla üretilen ve tüm ülke sathına yayılan pornografik terapi, uyuşturma, sağaltma, arınma ve tapınma biçiminin Batı da bile bir benzerine tanık olmadım. Türkiye nin pornografikleştirilmesi kesinlikle tesadüfi değil: Çünkü yöneticimiz, dinsel arınma ve varolma biçimlerinin bastırılmasının, etkisiz hale getirilmesinin ancak pornografik terapi, uyuşturma, sağaltma, arınma ve tapınma biçimlerinin yaygınlaştırılmasıyla mümkün olabileceğini çok iyi biliyor. Burada sinsi bir proje, Müslümanlığı sekülerleştirme veya protestanlaştırma projesi uygulamaya konuluyor: Projenin hedefi şu: Her ne suretle olursa olsun, nüfusunun hatırı sayılır bir oranı genç olan Türk toplumunun din le ilişkisinin en asgari düzeye indirilmesi, hatta koparılmaya çalışılması. Müslüman bir toplumda, kültürel hayatın kaynağını, dinamiklerini, anlam haritalarını Müslümanlık sunar. Bu nedenle din le ilişkisi sakatlanmaya, sıfırlanmaya çalışılan müslüman bir toplumun kültürel hayatı, dinamizmi, yaratıcılığı çökmeye, çözülmeye mahkum olmaktan kurtulamaz. Bu durumun yıkıcı etkileri, başka alanlarda da etkisini gösterir ve bu tür bir toplum siyasette de, ekonomide de, eğitimde de varlık gösteremez: G ö çer! Oyunun Adı: Rus Ruleti Türkiye dökülüyor, göçüyor, kan ve zaman kaybediyor. İnsan bu durumda yöneticimiz uyuyor mu? diye sormaktan kendini alamıyor. Hayır yöneticimiz, elitlerimiz uyumuyor; Rus Ruleti oynuyorlar. İşin ancak Rus Ruleti ile halledilebileceğini düşünüyorlar! Karşılarında toplum var. Toplumun, toplumsal dinamiklerin, duyarlıkların siyasette, ekonomide ve kültür hayatında merkezi, belir 4 Ümran Eylül ZOOl

5 PORNOGRAFİK TERAPİ / KAPLAN leyici konuma gelmemesi için Rus Ruleti oynuyorlar. Rus Ruleti oynamanın ne denli riskli ve tehlikeli olduğunu onlar da biliyor; ama bildikleri bir başka şey daha var: Başka seçenekleri kalmadı. Bugüne kadar bu ülkeyi adam gibi yönetmeyi beceremedikleri; ülkenin ve toplumun önünü açmayı başaramadıkları anlaşıldı; Türkiye yi...menderes i bu yüzden astılar; Özal ı bu yüzden öldürdüler ve misyonu' nu bitirdiler; Erbakan ı bu yüzden devre dışı b ı raktılar; Tayyip Erdoğan ı da yine bu yüzden durdurmak istiyorlar. dün olduğu gibi bugün de dünyanın en saygın ve güçlü ülkelerinden biri haline getirebilecek hiçbir projeleri, yetenekleri, vizyonları olmadığını artık onlar da anladı. Ama bilin ki, bu oyun son derece tehlikeli bir oyun. Çünkü Ruleti, kimin kazanacağı belli olmaz. Hele de bu oyun milletle ve milletin O gözünün içine baka baka oyna yüzden toplumun sorunlarını hal yoluna koymanın, ülkenin ve nıyorsa. toplumun önünü açmanın yollarını aramak yerine, başarısızlıklarını Değişim Değil; Açılım gizlemek ve hegemonyalarını sürdürebilmek için toplumu pornografik terapi, sağaltma, uyuşturma, arınma ve tapınma biçimleriyle ayartmakla, oyalamakla, tatmin etmekle meşguller. Meşguliyetleri Bu oyunun bir avuç güç ve çıkar odağının değil, toplumun gerçekten sesi ve temsilcisi olarak görülebilecek aktörlerin ve dolayısıyla Türkiye nin lehine sonuçlanması yalnızca bununla sınırlı değil. D i isteniyorsa; icazeti toplumdan, ğer yandan da, icazetini toplumdan, bu ülkenin tek yaratıcı dina toplumsal ve kültürel dinamiklerden almaktan başka çıkar yol yok. miği ve kurucu iradesinin kaynağı Çünkü bir ülke toplumun maolan toplumsal ve kültürel dinamiklerden alarak ülkeyi yönetme lı dır; bir avuç muhterisin, güç ve çıkar odağının değil. ye talip olduğunu söyleyen ve toplumun sesi olmak isteyen siyasetçi Türkiye nin her bakımdan tıkandığı bir zaman diliminde toplumun sesi, sorunlarının ve duyarlıklerle (ve dolayısıyla toplumla) Rus Ruleti oynuyorlar: Toplumun, toplumsal dinamiklerin sesi olan, dolarının temsilcisi olmak iddiasınlayısıyla ülkenin ulusal ve uluslararası çıkarlarının koruyucusu, takipçisi olacaklarını söyleyen siyasetçilerin önünü milletin gözünün içine baka baka kesiyorlar: Menderes i bu yüzden astılar; Özal ı bu yüzden öldürdüler ve misyonunu bitirdiler; Erbakan ı bu yüzden devre dışı bıraktılar; Tayyip Erdoğan ı da yine bu yüzden durdurmak istiyorlar. daki siyasi oluşumlar, icazeti, başarısızlıkları her bakımdan kanıtlanmış ve ülkeyi tıkayan bir avuç güç ve çıkar odağından almaya kalkıştıkları zaman tarihi bir hata yapmış ve tarihi bir fırsatı kaçırmış olacaklarını asla unutmamalılar. Oysa gerek Saadet Partisi nin (SP), gerekse Ak Parti nin önünde, Türkiye ye yepyeni başlangıç- -1ar yaptıracak, toplumu peşlerinden sürükleyebilecek inanılmaz bir imkan var. SP ve Ak Parti nin kurmayları, Türkiye yi kimlerin ve nasıl tıkadıklarını millete anlatmalılar. Bunun için çatışmacı değil rasyonel stratejiler geliştirmeliler. Kendilerine değişmediniz, değişemezsiniz diye buyurgan bir tavırla yaklaşanlara, aslında onların ne kadar ilkel, totaliter, köle ruhlu, tarih ve zaman dışında kalmış olduklarını göstermenin yollarını bulmalılar. Burada Mevlana nın pergel metaforu son derece ufuk ve zihin açıcı bir işlev görebilir: Türkiye, bir ayağını buraya (kendi kültürel ve toplumsal dinamiklerimize) muhkem bir şekilde basarak, diğer ayağıyla tüm dünyaya açılabilecek bir performans gösterdiği zaman sorunlarını hal yoluna koyabilir ancak. Pergel metaforu, bu ülkenin kendi dinamiklerini merkeze alarak dünya ile yüzleşmesini mümkün kılacak; yepyeni açılımlar ve atılımlar yaptıracak bir kılavuzdur: Türkiye nin önü, reaksiyoner değil aksiyoner, tüketen değil üreten, nesne değil özne, yıkıcı değil kurucu, asalak değil asalet sahibi öncü ve özgüven sahibi kadroların geliştirecekleri uzun soluklu strateji, proje ve söylemlerle açılabilir. Ümran-Eylül»2001 5

6 SİYASETTE YENİ DENKLEMLER Bu yazıyı kaleme almadan önce, Anadolu nun muhtelif illerini kapsayan gezilerim oldu. Ayrıca, halen de İstanbul-Ankara gibi büyük metropollerden, siyaset planlama merkezlerinden o kadar uzaklardayım. Yani siz sayın ki: siyasetten, hükümetten ve daha daha ötede devletten ümidini kesmiş insanların arasındayım. Buralarda insanlar günlük üç milyon liraya üzüm kesmeye gidiyorlar. Bırakın esnaftan alış-verişi bu yaz sıcağında kahvehaneleri bile akşamları bomboş gördüm. Neden mi? Çünkü gerek memur, gerek esnaf ve gerekse işçilere, birkaç bardaklık çay parası bile altından kalkılmaz bir yük gibi görünmeye başlamış ki sormayın. Bilirim, bu yaz sıcağında, evler çekilmez olur; halk sokaklara taşar bu ufak'büyük taşra kasabalarında. Ama bakıyorum da, kahvehane ve sohbet düşkünü bu şehirler ve kasabalar halkı ortalıkta fazla görünmüyor. Sanki koca şehirler ve kasabalar, genç nüfuslarını kaybetmiş çoğu münzevi Anadolu köylerini hatırlatıyor şimdi. Yani bir sam rüzgarı geçmiş gibi buralardan. İşte bu ahval ve şerait içinde halk bezgin ve bitkin!.. Öyle bir depolitizasyon kol geziyor Anadolu da tahmin edemezsiniz. Hükümetten nefret tamam, diz boyu.. Fakat eski yıllara ve eski siyasi tecrübelere benzetmeyin sakın bunu. Hal NECM ETTİN TURİNAY kın hükümetten ve partilerden soğumuşluğu, onu henüz daha bir başka siyasal tercihe yöneltmiş değil. Burada bir çözülme var, ümitsizlik var, yorgunluk var. Gözünün önünde bir hakikat peyda olsa insanların üzerine can havliyle atlamaya dahi gücü yok anlaşacağınız. Kara Tablo / Ak Ümitler Bu tablo karşısında özellikle AK Parti nin kurulmasından ve mâlum Şimdi Türk siyasetinde halk yok. Bütün partiler bunun için seçmensiz ve desteksiz. Partiler tam bir tabela hüviyetinde. O n lar karşuınzda su'f bir kavram olarak varlar. organize saldırıların arkasından, kamuoyu araştırmaları neyi gösteriyor, neye işaret ediyor diye; bu uzak beldelerde gazetelere bakıyor, televizyonlara kulak vermeye çalışıyorum. Henüz böyle bir habere tesadüf etmiş değilim. Fakat endişeliyim ki, malum organize güçler, yaptıkları kara baskının tesirini çoktan test etmişlerdir de; üretmek istedikleri olumsuz sonuç sanki gerçekleşmiş havasında, bunun yayımının zamanını planlıyorlardır. Onun için ümid ederim, ANAR gibi araştırma kuruluşları bu ihtiyaca daha önceden tekabül ederler. Bütün bunları kaydederken, Anadolu da AK Parti nin havasının olmadığını falan söylüyor değilim. Var elbette!.. Ama son saldırıların halkı, biraz olsun ihtiyata sevketmediğini de söyleyemem. Diyelim ki sözünü ettiğimiz kamuoyu anketleri de yayınlandı. Ak Parti nin davası buradan da ortaya çıkmaz daha. Peki ne beklenecek? İlk elde partinin il ve ilçe teşkilatlarının somutlaşması gerekecek. Ak Part i ye yönelik toplumsal algılama asıl o zaman vuzuha kavuşacak. Şu an için toplum Ak Parti yi, yüz cepheden saldırıya uğramış karizmatik lideriyle tanıyor. Meclis faaliyetleri askıda olduğu için, grup halindeki bir siyasal tutuma da şahit olamıyor. Buna karşılık parti hükmi şahsiyeti, yukarıda tasvirine gayret ettiğimiz toplumsal psikolojiye tekabül edecek mesajlarını da devreye sokabilmiş değil. Daha doğrusu lidere yönelik amansız saldırılara ve açılmış davalara gereğinden fazla önem veriliyormuş gibi bir hava hâkim buralarda. Sanki parti, önce bu saldırgan çevreleri tatmin etmesi lazımmış gibi bir yaklaşım sergiliyor. Önce bu çevreleri tatmin etmek, onlarla barışmak; sonra da asıl kendi içine yönelmek gibi bir yaklaşım bu. Bu yaklaşımın sonucudur ki parti, il-ilçe örgütlenmelerine henüz başlayamadı. Örgütlenme işi başlamadığı için de, Anadolu nun çeşitli il, ilçe ve kasabalarında, Ak Parti ye geçecek toplumsal kesitler öylesine beklemede. AK Parti'nin Dağlardaki Yankısı Burada asıl vurgulamak istediğim husus daha başka: Derin mihrakların organize ettiği 6 Ummn-Eylül 200Î

7 SİYASETTE YENİ DENKLEMLER / TURİNAY saldırganlık koroları tatmin edilmeye çalışılır ve bunlara uzun zaman ayrılırken; bir siyasal partinin öncelikli vazifesi olması gereken topluma yönelmek, topluma açılmak ve çaresiz düşmüş Anadolu halkının elinden tutmak işi, sanki biraz tehire uğramış olmuyor mu? Ne dersiniz? Bize göre burada çok ince bir nüans gizli: O da bu cevapların; hem malûm tatmin cihetiyle, hem de toplumsal heyecan ve dinamizm üretmek boyutuyla iç içe yedirilmesi ihtiyacıdır. Yani yarın Anadolu ya çıkıldığında halka verilecek ciddi ve dinamik mesajlarla, medyayı iknâ ve tatmin amaçlı mesaj larm, birbirinden kopuk ve bağımsız iki ayrı düzlem teşkil etmesi ihtimali... Çünkü bu mesajların birbirine önceliği yok ve olamaz da. Bir takım ânut çevreler güya tatmin olmak bekliyor; onlara cevap vermek öncelikli olmasın mı? Fakat!.. Asıl halk bekliyor, Anadolu bekliyor, fakir-fukara sınıflar bekliyor. Biz bu adamı sevdik diyorlar ve kendilerine yönelik mesajlar bekliyorlar. Hele hele siyasetten ümidini kesmiş bu yaygın, bezgin, yorgun psikolojiler yok mu? Ve bu sınıflar, Tayyip Bey in değişip değişmediğini asla merak etmezlerken!.. I, Peki neyi merak ediyor bu sınıflar? Tayyip Bey in ve Ak Par-' ti nin; halk nezdinde zaten mâlum olan o karanlık güç odaklarının, o soyguncular güruhunun hakkından gelip gelemeyeceğini!.. İşte vatandaşın kafasında ağdınp-döndürüp durduğu ve henüz adını koyamadığı zorlu soru burada yatıyor. Açık söylemek gerekirse, son saldırıların. Ak Parti cenahmca fazlaca kaale alınmasından halk ziyadesiyle üzgün ve tedirgin. Eyvah diyenlere rastladım: Bunlara lâf anlatmanın sonu gelir mi? diye kaygı duyuyorlardı. Buna i karşılık yüz keçisini dağlarda dolaştıran elinde radyosu, elinde cep telefonu bir çoban da aynen şunları söyledi: Bu memleketi ister batırsın, ister satsın oyumu gene de Tayyip e vereceğim. Ötekilere oy verirsem bu ellerim kırılsın!.. O çobanın canhıraş haykırışı karşısmda duyduğum ürpertiyi asla unutamam. O anda o uyanık çoban, sanki bir Anadolu olup çıkmış, bütün dağlar ve ovalar onun ızdırabına ve isyanına iştirak ediyordu. Suskun Fotoğraflar ve Hz. Musa Kuşkusuz burada Ak Parti nin, aynı zamanda da Türkiye nin ağır bir berzahtan geçtiği gerçeğini unutamayız. Arkası karanlık, önü aydınlık bir durum sözkonusu sizin anlayacağınız. Fakat son derece dar ve derin bir kanyon var arada. Yani karanlık ve aydınlığın arasında. Bu kanyondan, Hz. Musa nın kavmini Nil den geçirdiği gibi geçirmek!.. Yani halkı bezginlikten ümide yükseltmek, Türkiye deki olumsuz şartların değişebileceğine halkı inandırmak ve bu uğurda bir mücadeleye halkı şevklendirmek!.. Ancak bu işin yanyolda bırakılmayacağı gibi; amacını aşan tehlikeli bir çatışmaya da meydan verilmeyeceği imajını asla ihmal etmemek!.. Feminen karakterli siyasal liderler karşısında Türk halkı, şimdi bir erkek silüeti ile karşılaşmanın deneyimi içinde. Fakat henüz bu manzarayı suskun bir fotoğraf gibi seyrediyor. Onun için son kampanyalar, bu tabloya küçük büyük bir leke düşürdü. Düşmeseydi diyemeyiz, düşecekti çünkü. Burada okunan. Ak Parti nin bu saldırıları beklediği, fakat aynı zamanda da erken ve gafil yakalandığı duygusu oluyor. İşte burası fazla. AK Parti Denklemin Neresinde? Bu uzak mesafelerden, benim algılayabildiğim noksana dalıa işaret etmeden yapamayacağım. Ak Parti henüz daha kendini ihdas etmek ve siyasette yepyeni bir taazzuv halinde kendini var etmek için, sarih bir strateji uyguluyor sayılmaz. Parti hükmî şahsiyetinin, parti kurulmadan önce ve kurulduktan sonra, kamuoyuna beyan ettiği mesajları şöyle bir sıralayalım isterseniz: Parti içi demokrasi. Lider partisi olunmayacağı. FP den niçin ayrılındığı ve eski geleneğin eleştirisi, yenilik temaları.. Parti yöneticilerinin geçirdiği değişiklik beyanları.. Buna karşılık Tayyip Bey e değişme Ümran.Eylül -200] 7

8 I isnadları ve tefrikaya dönüşen cevaplar, cevaplar!.. Bütün bu cevaplardan çıkan so' nuç, 'ki zaten onu hasıl etmek istiyorlar-, yeni partiyi mayınlı bir alana itelemek ve onu başı-sonu gelmez bir meşrûlaşma sarasına kilitlemek... Yani bu koronun ve gizil güçlerin stratejisini okumak hiç de zor değil. Peki burada Ak Parti cenahında gördüğümüz noksanlık ne? İşte stratejik burada tezahür ediyor. AK Parti nin henüz daha toplumsal ve siyasal bir dil e dönüştürülmüş çatılma denklemi, yani kuvvetler değerlendirmesi yapmadığı anlaşılıyor. Artı, siyasal katılımı sağlayacak bir ortak cephe teşkil etme stratejisi de!.. Sanki şöyle bir şey okunuyor: Halkın desteği yüzde yüz tamam ve* kesin. Geriye kala kala, değiştiğiniz fikrine bazı mihrak ve çevreleri inandırmak kalıyor!.. Onun için bütün enerjiyi bu alana teksif etmek gibi çaba gözleniyor. Masa başında belki böyle gözükebilir fakat işin gerçeği daha başka. Gi'n^İer Dengesi Tayyip Bey in ağzından iki ciddi söz yansıdı gazetelere: Birincisi laiklik tarifi ki, Türk siyaseti için bu fikir ilktir ve ciddi bir aşamadır. İkincisi de oligarşik güçler nitelemesi!.. Eğer oligarşik güçler nitelemesi tesadüfi değilse, o takdirde bu sözün içeriğinin halkın önünde açılması gerekecektir. Çünkü siyaset, ihtiyacını duyduğu bir gerilim ister. Halk da feminen tipler karşısında gördüğü bu erkeksi profile, daha bilinçli bir tercihle taraftarlığa ererdi. Bir hedef gösterilmezse, karşıtlıklar oluşturulmazsa, istikbale yönelik ümitli tablolar üretilip de, bunun için halk ciddi bir fedakarlığa davet edilmezse nasıl olur bu iş? Çünkü siyasetin bütün amacı halkı bir güce dönüştürmek olmalı. Şimdi Türk siyasetinde halk yok. Bütün partiler bunun için seçmensiz ve desteksiz. Partiler tam bir tabela hüviyetinde. Onlar karşımızda sırf bir kavram olarak varlar. Asıl siyasal güçler ise, Osmanlı da olduğu gibi Kalemiye, Seyfiye ve İlmiye.. İşte o kadar!.. Sadece onlar da değil: Yeni bir sınıf olarak TÜSİ- AD var, sermayesi onlara ait tekelci basın ve medya var daha önemlisi, bu medya organlarına tayin edilmiş, görevli cuntalar var. (Kaldı ki onları, sermayedarlar da tayin etmiş değil.) Daha daha ötede, yabancı ülkelerin güçlü lobileri ve lejyonları var. Bu sahnede adı esâmisi okunmayan bir varlık veya yokluk daha var ki, o da halk işte!.. Yani siyasi partilerimiz gibi, halk da sadece bir kavram olarak var. Bu tablo karşısında, bu halk nasıl var edilecek? Nasıl kendine döndürülecek? Bu mecalsiz hasta nasıl harekete geçirilecek? Bu halktan Ak Parti mi medet umacak? Yoksa bu viran Anadolu Ak Parti den mi çare bekleyecek? Ak Parti hükmî şahsiyet olarak, yani stratejik tutum itibariyle yönünü kime ve nereye döndürecek? İşte halk, kendi içinde, bu hususta bir vuzuha ererse siyaset o zaman başlayacak. Dolayısıyla Tayyip Bey ve Ak Parti kendine yönelik saldırılar karşısında çok fazla edilgenliğe kapılmamalı. Evet, Ben değiştim diyebilmeli; fakat vereceği siyasal ve toplumsal mücadelenin önünü kesmek, Türk halkını etkisiz ve güçsüz bırakmak isteyen oligarşik güçler kuşatmasının, kesinlikle yarılacağı güvenini ve umudunu halka ulaştırmayı da asla ihmal etmemeli. Yani demek istiyorum ki, değişme (ne kasdediliyorsa); barışma (hangi güçler murad ediliyorsa); çatışma ve mücadele (fiili güç, haksız kazanç ve her türlü baskı unsurları); ülkemizin geleceğine ve halkımızın durumunun değişeceğine ilişkin somut ve ümitli tablolar çizmek vs. bütün bu unsurlar, aynı anda ve aynı konuşma muhtevasında topluca yer almak durumunda. Siyasal dil budur ve bundan, toplumsal ve siyasal sınıfların bütünü, aynı anda kendi hislerine düşeni almalılar. Gerek gazete ve televizyon mülakatlarında gerekse basın toplantısı ve mitinglerde. Mesela bümdaji^ahmetli Özal dan bir örnek vereyiin: Özal iki elini birleştirir, top'liimda'"liberal, milliyetçi, solcu ve muhafazakar islami kesimlerin barış ve kardeşliğine vurgu yapardı. Bu davranışın halka yönelik boyutu olduğu gibi, içinden çıkıp geldiğimiz 12 Eylül ihtilalini ve askerleri de düşünerek, banş temasını onlara yönelik olarak da kullanırdı. O yılların şartlarında askerle veya devletle çatışmayı ANAP ve Özal değil; daha sonra DYP ye dönüşecek Büyük Türkiye Partisi temsil ederdi. Öyle değil mi? Yani Özal ın barış 8 Ümran Eylül >2001

9 SİYASETTE YENİ DENKLEMLER I TURİNAY teması ve dört eğilimi birleştirme vurgusu, ihtilalcilerin toplum telakkisiyle çakıştığı gibi, halkın da çok hoşuna gitmişti. Fakat bu yaklaşıma askerler inanmasa da Amerika, İran savaşı ve 24 Ocak politikalarının devamı adına, Özal ı askerlere kabul ettirmekte güçlük çekmedi. Amerika ve Dış Güçler Şimdi Tayyip Bey in ve Ak Parti nin arkasında ne oligarşik güçlerden bir sınıf, ne de bazılarının iddia ve vaad ettiği gibi Amerika ve dış güçler var. Olmayacak da!.. Ta ki bu siyasi parti, kendini bir güce dönüştürene kadar!.. Ancak o zaman masaya otururlar. Dolayısıyla Ak Parti de, halkı bir güce dönüştürmeden, halkın desteğini somut bir teyide aktarmadan, onlarla müzakereye oturmada acele etmemelidir. Bunun yerine, süratle il-ilçe teşkilatları teşkil edilirken, önemli iller, ziyaret vesilesiyle, asgari on büyük ve stratejik ilde büyük mitingler yapılabilir ve yapılmalıdır da. Bir siyasetin arkasındaki destek behemehal taazzuv ettirilmelidir. Mesela oralarda denebilir ki: Ak Parti ne konuşacak^ -Bana milletvekilliğini ve bu siyasi partinin liderliğini çok görenler var. İsterlerse hepsi onların olsun!.. Zaten hepsi onların değil mi? Bana bir şey kalmadığına yanmam!.. Ama bu halkın, sizin neyiniz kaldı da benim olsun? Gelin, bu badireyi birlikte aşalım. Ben mevki makam peşinde değilim. Size kucağımı açıyorum, size sığınıyorum. Haydi, birlik-beraberliğimizi gösterelim. Sesimizi yükseltelim. Mesela denebilir ki: -Türkiye yi Dünya Bankası nın açlık kredilerine mahkum ettiler. Şimdi dünya televizyonları Somali, Uganda, Tanzanya da olduğu gibi, bir deri bir kemik, aç insan görüntüleri yayınlamaya başlayacak, Türkiye den. Türkiye bu hallere mi düşmeliydi? Biz cihan savaşmdan mı çıktık, ne oldu bize böyle. Gelin, hep birlikte, bunun çaresine biz bakalım kardeşlerim. Bu yardım adı altındaki krediyi iadeye çağıralım hükümeti. Bir milyon çocuğa yapılacak bu yardımı, gelin biz üstlenelim, biz organize edelim. (O anda, daha miting meydanında bu yardım kampanyaları başlatılabilir. Başlamış olur, halka ve komitelere teşekkür edilir.) Sonra eklenir: Bu halk yarasını kendi sardığı gibi, Ankara nın yarasını da yine siz saracaksınız. Ak Parti işte bunun için kuruldu. Bizim önümüzü bunun için tıkamak istiyorlar vs. Buna karşılık asla hiçbir siyasi parti ile polemiğe girilmemeli. Halka denilebilir ki; siz güçsüz olduğunuz için siyaset güçsüz, siyasi partiler birer tabelaya dönüşmüş. Siz güç olunca Ak Parti güçleneceği gibi, ülkemizin de önü o zaman açılacak. Bir başka husus daha!.. IMF politikaları doğru da; hükümet mi yanlış uyguluyor yoksa? Cevabınız nedir? Öyleyse aksi bir politikaya da halkı hazırlayabilmek ihtiyacı asla gözden uzak tutulamaz. Hem ayrıca Kemal Derviş, oligarşik güçlerin siyasal payandası durumunu koruduğuna ve Ak Parti nin siyasi karşı kutbunu teşkil ettiğine göre!.. Ara Rejim, AK Parti, Yüzde On Barajı Yukarıda tadat ettiğimiz oligarşik güçler hem toplumu soyuyor, hem de toplumu ayaklandırıp anti demokratik (ara rejim, tekııokrat hükümeti, sivil mutabakat hükümeti) gibi sonu karanlık yeni evrelere zorf Rıyorlar ülkeyi. Yani toplumun sızlanmaya bile hakkı olmasın!.. Böyle bir dönem siyasetin de, AB heveslerinin de, AK Partinin de sonu anlamına gelir. Öyleyse AK Parti nin asıl sınavı burada yatmaktadır. Yapılacak şey; siyasetin tahriki ile sonuçlanacak böylesi yaygın ajitasyonlara karşı halkı uyarmak; halkın bezginliğini sahipsiz taşkınlıklarla helak ettirmemek; tam aksine bu bezginliği ve edilgenliği demokratik kanallara transfer ederek, toplumu sağlıklı ümitlere ve beklentilere yükseltmek!.. İşte Türkiye olarak önümüzdeki berzahlardan biri de bu!.. Böylesi yüksek tavırlar sergilenebilirse; hem AK Parti nin, hem halkın, hem Türkiye nin önü açılmış olur. Türkiye gibi ülkelerde, siyasetin kurmaylık testi de zaten buralarda yatıyor. Son bir not daha: AK Parti barajların indirilmesi fikrine karşı, açık ve net bir tepki koymalı. Hem de çok acele. Bütün siyasi partileri de buna davet etmeyi ihmal etmeyerek!.. Ümran Eylül

10 MİLLETİN İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜ YILDIRIM CANOÖUJ Ft P nin iki başkan adaylı kongresine gidilirken yenilikçi kanat övgüsü ile medyada başlatılan kampanya, son bir aydır yön değiştirerek devam etmektedir. Kurtarıcı olarak sunulanların, Erdoğan ın yasağının kalkması ile, bir anda tehlikeli ilan edilmelerinin ve yoğun bir baskıya muhatap olmalarmın bir anlamı olmalıdır. Derviş'in gelişi ile rahatlayan çevreler, ekonomik krizin derinleşmesi ile. Derviş faktörünün siyasi arenada itibar kaybına uğraması ^nucu, ciddi biçimde paniğe kapılmış görünüyorlar. Erdoğan a dönük karalama kampanyasının başlatılmasında bunun önemli etkisi olduğu söylenebilir. Türkiye de' Altı Ok un karşısında olan her siyasi yapı, büyük baskı altına alınmış, karalanmış ve kötülenmiştir. Serbest Fırka, DP, AF, MHP, MNP, MSP, RP, FP için söylenenlerle, AK Parti için söylenenler arasında özde bir fark yoktur. Karalama kampanyalarında o günün modasına uygun terminoloji kullanılmıştîtı Gericiler, ayak takımı, çarıklılar, kuyruklar, taşralılar, 'varoşlular, köylüler... Şartkra göre baskının şiddeti artırılmış, uluslar arası güçlerle işbirliği yapılarak gerçekleştirilen darbelerle yetişmiş siyasi kadrolar tasfiye edilmiş, budanmış, sindirilmiştir. Sistem, yetenekli, dürüst, çalışkan insanları sürekli yiyip bitiren, tüketen bir canavara dönüştürülmüştür. Sorun, yalnızca siyasi kadroların yıpratılıp örselenmesiyle kalmıyor; onları seçip destekleyen ve umut bağlayan halk da heyecanını ve yaşama sevincini yitiriyor. Bugün, siyasetin ve siyasetçinin hareket alanı daraltılırken, gerçekte halkın seçme-seçilme özgürlüğü ve Medyada başlatdan kam' panyanın amacı; umudu umutsuzluğa dönüştürmek, AK Parti mensuplarını psikolojik savaşm yoğun baskısı altında tutarak suçluluk kompleksiirıe sokup teslim almak ve hareketi dar bir alana hapsetmektir. irade koyma hakkı elinden alınmaktadır. Türkiye, halka hesap vermek zorunda olan bir yönetim anlayışından, halkı dışlayan bir yönetim anlayışına doğru hızla sürüklenmektedir- Giderek sivil ve asker bürokrasinin yönettiği bir ülke haline gelmektedir; halkın yönetimde söz sahibi olmadığı, dışlandığı, susturulduğu bir ülke... Bu, Türkiye nin en temel çıkmazlarından biridir. Karalama Kampanyasmıır Anlamı Milli Görüş ün yenilikçilerine başlangıçta biçilen rol, FP'yi bölerek iki parça halinde parlamento dışında bırakmaktı. Fakat görülen o ki, evdeki hesap çarşıya uymamıştır; FP bölünmüştür ama yapılacak ilk genel seçimde, hem Saadet, hem de AK Parti nin parlamentoya girmesi kesin gibidir. Yapılan anketler ise, A K Parti nin -şimdilik- birinci parti olduğunu göstermektedir. İşte Erdoğan aleyhtarı kampanya tam da hu sırada başlatılmıştır. Medyada batşlatılan kampanyanın amacı; umud u umutsuzluğa dönüştürmek, A K Parti mensuplarını psikolojik savaşm yoğun baskısı altında tutarak suçluluk kompleksi ne sokup teslim almak ve hareketi dar bir alana hapsetmektir, Şartlarda anormal bir değişme olmadığı takdirde, bu karalama ve yıpratma kampanyasının, dozajını her geçen gün artırarak devam edeceği anlaşılmaktadır. Erdoğan a yapılan saldırıların benzerlerinin Menderes, Demirel, Türkeş, Özal ve Erbakan a da yapıldığı unutulmamalıdır. Bu liderler sistemle kavga yapmak istememiş, fakat bunların hepsi böyle bir kavganın içine zorlanarak, bilinçli bir şekilde çekilmiş ve yıpratılmışlardır. Bugün Erdoğan için aynı tezgah kurulmak istenmektedir. Bu tür kampanyalarla mücadele iki boyutlu olarak genişletiliyor; Birincisi; on yıllık kasetlerle Erd o ^ n tövbe etmeye, meşruiyet kazanmak için belli oligarşik güç, odakları karşısında diz çökmeye zorlanıyor. Bunu yaptığı takdirde de kendisinden ne isteneceği belli değildir; ancak kesin olarak bell^ 10 Uavan-Eylül.-

11 MlIXETIN İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜ / CANOĞIU Dİatı şudur ki, boyun eğerse siscemin baslt bir dişlisi haline gelecek ve halktan kopacaktır. AK Partili- 1er şayet bu kumpasa girerlerse, çürümenin nedenini tam olarak teşhis etseler bile, tedavisinde köklü çözümler üretmeleri mümkün olamayacaktır. Ülke IMFye teslim edilirken^ özelleştirme adı altında ekonomi uluslar arası sermayeye peşkeş çekilirken, kurumlar despotlaşıp halk dışlanırken, beyin ve sermaye göçü hızlanırken, toplumsal sermaye tüketilirken, intihar, soygun, talan, şiddet ve fuhuşta patlama yaşanırken yapılması gereken, bu duruma nasıl gelindiğinin sorgulanması ve ona göre çözümler üretilmesidir. İkincisi; A K Parti ye karşı yürütülen kampanya ile, hareketi kötü göstermek, katılımı engellemek ve hızını kesmek amaçlanıyor. Halka korku salarak bu sonuca ulaşılmak istenmektedir. Taşranın iktidar yürüyüşü durdurulmalı!, Türkiye yi varoşlar yönetecek ^ tarzmda medyada geliştirileli söylem ile bir taraftan halk horlanıp aşağılanırken; diğer taraftan mevcut vurgun ve talan düzeninin müntesiplerine aklınızı başınıza alın, iktidarınız sarsılıyor korkusu yerleştirip çözüm aramaya zorlanıyorlar. Sistemin Tükenişi Dün çarıklılar, kuyruklar ı cahiller... derken de; bugün taşralılar derken de verilmek istenen mesaj aynıydı: Bu ülkede bir efendiler(!), bir de köleler(!) vardır. Efendiler yönetir, köleler hizmet eder. Kölelerin yönetime talip olması, bir isyan, bir başkaldırı halidir.' Gerçekte bu söylemlerde bir yaşam tarzı olarak lanse etmeye çalıştıkları, kutsadıkları, kabul eder göründükleri demokrasiyi de reddediyorlar. Onlara göre halk, efendilerin(!) istediklerini yaparsa, seçme hatta seçilme hakkına sahip olabilir. A K Parti nin başörtülü kurucularına yasak getirme isteğim aynı bağlamda değerlendirebiliriz. Başörtüsü ile ilgili bu yaklaşımla şöyle denilmek istenmektedir: Bizim demokrasimizde işçi, müstahdem, odacı veya hizmetçi olarak bize başörtülü olarak hizmet edebilirsiniz; ancak doktor, mühendis ve avukat olarak bizimle aynı mekanları ve imkanları paylaşamazsınız. Asırlar önce Hindistan da var olan Kast Sistemi 21. yüzyılda Türkiye de, demokrasi adına yeniden inşa edilmeye çalışılıyor bugün. Bir dönem A B D de yaşanan zenci-beyaz ayırımına doğru Türkiye sürükleniyor. Demokrasi ile yönetildiği söylenen bir ülkede taşralının iktidara yürüyüşü duixlurulsun çağrısı yapılmasının anlamı nedir? Halkın iradesinin yönetimi belirlemesi, demokrasinin temel ilkesi değil midir? Yoksa demokrasi, bazıları seçilirse, yönetime gelirse inleyeni bazıları geldiğinde işlemeyen bir anlayış, bir yönetim biçimi midir? Karşı karşıya kaldığımız zihniyetin niyet ve bakış açısını daha iyi anlayabilmek için düne ve bugüne birlikte bakmalıyız. D ün ( seçimlerinde söylenenler) Bizden sonra demckrasmin geleceğini tehlikede görmememye imkan yok^ tur. Halkın bu düzeyi umut kınadır. (İsmet İnönü) A!tı ay sonra biz onlara gösteri- fiz; altı ay oturamazlar. (Başbakan Şemsettin Günaltay) Bu seçimde bizi yıkan, devrime, düşman olan kara kuvvettir. Ayak takımı, kentlerde genel yaşama yeni bir biçim verebilir. (Faik Ahmet Barutçu) Biiliiişsa şefim günlerinde jandarma tedbirleri almazsak, cahil halk reylerini Haso ya, Memo'ya verir. Büyük Millet Meclisfne Hasoların, Memolann dolmasına sizin vicdanınız razı olur mu/ (Cevdet Kerim İncedayı) ^ Bugün Taşra bir mekan, bir coğrafi tanımlama değildir. O bir zihniyettir. Ve bu zihniyet bugün m başta 1.5tan tğnran-eylül -200i 11

12 bul da hakimdir. Cehalet girdabında debelenen, kendi cehaletinden adeta keyif alan, bilgiye düşman olan, kindarlık kapasitesi yüksek olan, moderniteden korkan, korkularını basit saldırganlıklarla kamufle etmeye çalışan zihniyettir taşralılık. Ve bu zihniyet bugün Türkiye de yükselişe geçmiştir. Bu yükseliş hangi dönemde durmuştur, diye sorsanız, bu da makul bir soru olur aslında. Ama görülmesi gereken şey, bu zihniyetin bugün Türkiye de ezici bir çoğunluğa erişmiş durumda olmasıdır... Bir de nüfusun azınlığını oluşturan, ama azınlık olmalarına rağmen, Türkiye nin Batılı bir ülke olarak var olma niyeti varsa eğer, bu ülkenin belkemiğini oluşturacak olan insanlar var: Bilgili, birikimli, mesleğini kimlik yapmış, gelecek için çalışma, yaratma potansiyeline sahip olan. Batı tipi bir demokrasiyi özleyen, Türkiye ye bunu yakıştıran, liberal fikirlere sahip insanlar bunlar....lağım kokusuna karışan çiğköfte baharatt. İşte size varoş estetiği! Önce kentlerin eğlence, yemek ve kültür dünyasını ele geçirdiler. Televizyon yayınları onların zevkine göre belirlenir oldu. Bu korkunç yozlaşmayı, yerel yönetimlerdeki zaferleriyle perçinlediler. Şimdi de Türkiye yi yönetmeye talipler. Hiç hayal görmeyelim: Masum gecekondularla başlayan ve giderek kentleri yaşanmaz hale getirerek dev bir ahtapot gibi boğan varoşlar, kendi starları, belediye başkanları ve işadamları gibi, başbalian, bakan ve cumhurbaşkanlarını da çıjcaracaktır. Bu kadar yoksullaşma ile, varoş edah din temaları yan yana gelince nasıl bir patlama olacağını hep beraber göreceğiz. ^ Erdoğan ın hesabı tutar mı dersiniz; ona cevabım: çok zor. Son beş yılda yaşananlardan sonra şu fotoğrafı gözünüzün önüne getirin: Farzedin ki, Erdoğan başbakan sıfatıyla Genelkurmay da, Genelkurmay Başicanı ve kuvvet komutanları onu selamlıyor, Erdoğan merasim bölüğünü denetliyor! Bu kare Türkiye şartlarında size gerçekçi görünüyorsa, Erdoğan ın işi kolay diyebilirsiniz. 5 50'55 yıl arayla söylenen sözlerin üstüste örtüşmesi, nasıl bir zih' ni kırılma ile karşı karşıya kaldığımızı göstermektedir. Demokrasinin halkın idaresi olduğu söylenerek, demokrasi adına halkın çoğunluğunun yönetimine karşı çıkılmakta, halka hakaret edilmekte ve halkın iktidarına dur denilmek istenmektedir. Bu, bir taraftan sistemin tükenişinin beyanı anlamına gelirken; diğer taraftan da ezilenlerle-ezenlerin (mustazaflarlamüstekbirlerin) mücadelesinin sertleşeceği anlamına da gelmektedir. Mustaz'afliirla (Ezilen) Müstekbirlerin(Ezenler) Mücadelesi Mustaz af: Zaafa uğratılmış, güçsüzleştirilmiş, güçten düşürülmüş. Gerçekte kendisi zayıf olmadığı halde mahkum edildiği maddi ve maddi olmayan yapı içinde güç ve dinamikleri dondurulmuş, önüne engel çekilmiş kişi. Müstekbir ise, büyüklenen. Gücün tümüne sahip olmadığı halde kendinde büyüklük ve sınırsız güç vehmeden, A l lah a ve onun hükümlerine başkaldıran, mustaz aflar üzerinde haksız baskı ve tahakküm kuran kişi demektir. ^ En Büyük İlk Müstekbir: İblis Sınıfsal ayırım (sosyal, ekonomik ve yapısal üstünlük) kavgasının izleri, ilk yaratılış olayında karşımıza çıkmaktadır. İblis in yapıtaşı ateş, Hz. Adem inki ise toprak tır. Arada yapısal bir farklılık vardır. Bu yapısal farklılık; İblis in, secde olayında, kibirlenip Hz. Adem i hor görmesine, dolayısıyla da A l lah a isyan etmesine sebebiyet vermiştir. (7 Araf 12) Dolayısıyla, insanları bulunduğu sosyal ve ekonomik konuma göre değerlendirme ve konumlama, şeytani bir düşüncenin ürünüdür. Sınıfsal kavga, İblis ve onun yolunda olanların kavgasıdır. Uç Qriip Müstekbir Müstekbirler, üç ana insan unsurundan oluşur; gücü elinde bulunduran diktatörler, zorbalar, onlara teorik ve pratik destek çıkan yardımcılar ve sermayeyi elinde bulunduran, halkı ezen-sömüren patronlar. Kur an, tarihteki iktidar gücünü elinde bulunduran Firavun, onun teori ve pratikteki destekçisi Haman ve aşırı servetle güç elde etmiş Karun u, üç farklı müstekbir grubun temsilcisi olarak bize sunmaktadır: Karun u, Firavun u ve Haman ı da yıkıma uğrattık. Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti. Ancak onlar yeryüzünde büyük 12 Ümran>Eylül.2001

13 MİLLETİN İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜ / CANOĞLU Undiler. Oysa onlar azaptan kurtulup geçecek değillerdi. İşte biz onların herbirini!<endi günahıyla yalialayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. (29 Ankebut 39-40) Bu üç grup müstekbir, mustaz aflara karşı işbirliği içindedir. Taşralı diye başlayan saldırının her koldan yapılmış olması, böyle bir işbirliğinin sonucudur. Müstekbirler Halkı Hor Çörür Kendini üstün görme anlayışı l'efendiler ve köleler gibi bir ayırımı bünyesinde besleyip büyüterek ve ezen-ezilen çatışmasına kadar uzanan karmaşık bir sürecin ana dinamosudur. Roma da Spartaküs isyanında, Meksika da Zapata hareketinde. Çarlık Rusya sında proleter harekette bunun derin izleri vardır. Hz. Musa nın büyük yürüyüşü, asırlarca köle edilen İsrailoğullarının Firavun zulmünden kaçışına ilişkin bir özgürlük yürüyüşüdür. Bütün peygamberler, ezilenlerin haklarının alınması istikametinde mücadele vermişler ve böylelikle sınıfsal ayrışmayı orta- '^''n kaldırmayı hedeflemişlerdir. Dundan dolayı, mevcut hakim zihniyetin refahtan şımarıp azan önde gelenleri(mütref); peygamberlere karşı çıkmış ve onlara tabi olanları, aşağılık, beyinsiz, cahil insanlar olarak nitelendirmişlerdir: "(Nuh) Kavminden, küfre sapanların önde gelenlerinden olan çevresi; 'Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz, sana sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyorm^.. ( llh û d 27) açık bir şekilde konumlandırmıştır: "Nefsini, sabah akşam O nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabrettir. Dünya hayatının aldatıcı sözünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi istek ve tutkularına (hevasına) uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme. (18 Kehf 28) Dolayısıyla bugün karşılaşılan durum; asırları kuşatan bir mücaî^ejenin günümüzdeki yansımasın- Burada geçen sığ gömşlü ölâö-::;.;dân başka bir şey değildir. en aşağılıklar ifadesi ile Serdar > Turgut ve Zülfü Livaneli nin yazı- ^ larında tanımlanan taşralı, varoşla ifadelerini yanyana koyduğumuzda kastedilen şeyin aynı olduğunu görmekteyiz. Bu bağlamda ilginç bir örnekle de, Hz. Peygamber in mücadelesinde karşılaşıyoruz. KureyşIilerin ileri gelenlerinden bir kısmı peygamberin çeveresindeki insanlarla ilgili olarak; "Ey Muhammed, sen liavminden vazgeçtin de bunlara mı razı oldun? Biz bunların arliosmdan mı gideceğiz? Bunları yanından kovsan, biz senin meclisine gelir, konuşuruz, belki de uyarız teklifinde bulunmuşlardır. Hz. Peygamber kendilerine Ben müminleri kovmam (26 Şuara 114) cevabını verince, tekliflerini; O halde, biz geldiğimiz zaman bunları Icaldır, gittiğimiz zaman da yanında oturt şeklinde değiştirmişlerdir.'^ Görüldüğü gib refahtan şımarıp azanlar, fakir, mazlum halk ile bir arada bulunmayı hiçbir zaman içlerine sindirememişlerdir. Kureyş önde gelenlerinin tekliflerine Allah; iki âyetle (6 Enam 52, 18 Kehf 28) cevap vererek itiüslümanları, ezilenlerin yanında Müstekbirler Halkı Bölen Hileye Dayalı Düzen Kurarlar Müstekbirler, hakimiyetlerinin devamı için mustaz afları bölmeye, birbiriyle vuruşturmaya ve onları alabildiğine aşağılayarak özgüvenlerini kaybettirmeye özel gayret sarfederler: "Gerçek şu ki. Firavun yeryüzünde büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım parçalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp Icadınlarını da diri bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı. (28 Kasas 4) Büyüklenme (istikbar), bir büyüklük kuruntusu, bir hastalık halidir. Kendini ulaşılmaz görme, kendini kendine yeter görerek (müstağnileşme) çevresini küçük görme ruh hali söz konusudur. O nedenle müstekbirleşenler, arzın merkezinde kendilerini görürler. Alah a karşı büyüklenirler (4 Nisa 172), başkaldırırlar (25 Furkan 21), ölçü, kural koyucu olarak kendilerini görürler (74 Müddessir 18-23); Allah tan başka ilah olmadığını böbürlenerek reddederler (37 Saffat 35). Hoşlarına Ümran Eylül >

14 CANOĞLU / HALKIN İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜ gitmeyen her söz ve harekete karşıdırlar (2 Bakara 87). Her türlü kötülüğü organize ederler, tuzak kurarlar, hile yaparlar: "... Onlara uyarıcı-korkutucu geldiğinde nefretlerinden başkasını arttırmadı; hem de yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli-düzen, kendi sahibinden başkasını sanp kuşatmaz... (35 Fatır 42-43) Müstekhirlerin Kalhi Mühürlüdür Ölçüyü kaçırmaları, Allah a başkaldırmaları, mustaz afları ezmek ve sömürmek için her türlü hiledesiseye başvurmaları, halkı bölüp parçalamaları nedeniyle Allah müstekhirlerin kalbini damgalar: İşte Allah ölçüyü taşıran, şüpheci kimseyi böyle saptırır. Ki onlar, Allah ın ayetleri konusunda kendilerine gelmiş isbatlı bir delil bulunmaksızın mücadele edip dururlar. Bu, Allah }<atında da, iman edenler Icatında da büyük bir öflce nedenidir. İşte Allah her müstekbir zorbanın lialbini böyle damgalar. (40 Mümin 34-35) Müstekhirler Çürümenin Mimarlarıdır Müstekhirler, mallarıyla, servetleriyle, makamları ve bilgileriyle şımarıp azmış olmalarından dolayı, insanı ve insanlığı unutmuşlardır. O nedenlede bozulmanın, çürümenin, kirlenmenin, fesadın ve bunalımın baş aktörleri bunlardır: 'Biz bir ülkeyi yıkıma uğratmak istediğimiz?:aman, O nun varlık ve güç sahihi önde gelenlerine emrederiz, böylelikle onlar orada bozgunculuk çıjianrlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, O nu kökünden darmadağın ederiz. (17 İsra 16) Toplumsal bunalımın gerçek sebepleri, halka anlatıldığında; bundan en çok rahatsız olup karşı çıkacak olanlar da gene refahtan şımarıp azmış müstekbirleşmiş bu guruptur: Biz hangi ülkeye bir uyarıcı-korkutucu gönderdikse, mutlaka oranın 'refah içinde şımaran önde gelenleri : Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz demişlerdi. Ve; Biz mallar ve evlatlar bakımındanda daha çoğunluktayız ve biz azaba uğratılacak da değiliz demişlerdi. (84 Sebe 34-35) Özetle; müstekbirlik bir zihniyet, bir yaşam ve hareket tarzıdır. Bugün Türkiye de zulme, sömürüye, haksızlığa, yolsuzluğa karşı çıkanlar ve müstezafların (ezilenler) haklarını arayanlar, müstekbirlerin bu zihinsel özelliklerini bilerek davranmalı ve hareket etmelidir. Sonuç Türkiyede siyasetle uğraşanların, Türkiye nin içine düştüğü bunalımın gerçek sebeplerini iyi teşhis etmesi; bunalımın baş aktörlerinin, Firavun, Haman ve Karun gibi davranan müstekhirlerin olduğu nu halka anlatması gerekir. İnsanı ve insanlığı mahveden, müstağnileşmeyi, müstekbirleşmeyi ve mütekebbirleşmeyi, zorbalığı ve zulmü meşru gören bir zihniyettir söz konusu edilen. Müstekhirlerin yoğun baskısı altında yaşamış bir halkın zihni fonksiyonlarında, değer ölçülerinde ciddi kırılma ve sapmalar söz konusudur. Dolayısıyla gerek müstekhirlerin ve gerekse mustazafların zihinsel bir arındırmaya ihtiyaçları vardır. O nedenle bir zihniyet değişim mücadelesi verilmelidir. Ancak böyle bir zihinsel arındırma hareketi ile sınıfsal kamplaşmanın önüne geçilebilir. Meşruiyeti; doğru, fikir, düşünce, davranışta ve halkta aramak gerekir. Meşruiyetin kaynağı bunlardır. Refahtan şımarıp azanların bizzat kendileri tutum, davranış ve halktan kopmuş olmalarından dolayı gayrı meşrudur. Siyaset yapanların yeri, mazlumların, müstezaf- ların yanıdır. Müslüman inancının gereği budur. Bu, oy kaygısı ile yapılan bir tercih değildir ve de olmamalıdır. Büyük Hesap Günü düşünülmelidir O nedenle ezilen bir halkın iktidara yürüyüşü devam etmelidir, saptırılmamalıdır. Halk, hayal kırıklığına uğratılmamalıdır. Dosdoğru bir yol üzere halkın yürüyüşe iştiraki sağlanmalıdır. Ancak bu durumda Allah ın yardımı gelir ve va di gerçekleşir: Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütuf ta bulunmak, onlan önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz. Ve istiyoruz ki, onlan yeryüzünde iktidar sahipleri olaraji yerleşik kılalım; Firavuna, Haman a ve askerlerine, onlardan sakınmakta oldukları şeyi gösterelim. (28 Kasas 5-6)» Kaynaklar 1. Turgut S., Taşranın İktidar Yürüyüşü Durdurulmalı, Hürriyet, 2 Ağustos Livaneli Z., Türkiye yi Varoşlar Yönetecek, Sabah, 12 Ağustos Yıldi2, A., iktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Pınar Y., İst. 2000, s. 162, Turgut S., Esir Türkler, Hürriyet, 6 Ağustos Özgürci A., Radikal, 1 Ağustos Ya2ir, E.H., Hak Dini Kur an Dili, Azim y., İst., c.3 7. Bulaç A., Kur an-ı Kerim in Türkçe Anlamı, Pınar y., İst., Ummn-Eylül >2001

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI Türkiye nin gündemine damgasına vuran önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015 N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR 26 Kasım 2015 SİYASİ İRADENİN ÖNÜNDE İKİ SENARYO Kapsamlı bir reform ve kalkınma hareketine girmek Toplumsal barış Çözüm süreci Yeni anayasa Başkanlık arayışı ve kutuplaşma

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

İÇİNDEKİLER I. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 3 II. GENEL DEĞERLENDİRME 6 III. BULGULAR.12 IV. DEMOGRAFİK SONUÇLAR 37 V. REFERANSLARIMIZDAN BAZILARI..

İÇİNDEKİLER I. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 3 II. GENEL DEĞERLENDİRME 6 III. BULGULAR.12 IV. DEMOGRAFİK SONUÇLAR 37 V. REFERANSLARIMIZDAN BAZILARI.. İÇİNDEKİLER I. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 3 II. GENEL DEĞERLENDİRME 6 III. BULGULAR.12 IV. DEMOGRAFİK SONUÇLAR 37 V. REFERANSLARIMIZDAN BAZILARI..40 2 I. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 3 ARAŞTIRMANIN ADI: Türkiye

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

KONU : Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hk. 22.07.2014 İL BAŞKANLIĞINA

KONU : Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hk. 22.07.2014 İL BAŞKANLIĞINA SAYI : TEŞ / 81.02 / 2014 / 649-1409 KONU : Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hk. 22.07.2014 İL BAŞKANLIĞINA Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milli birliği temsil eden kişiyi ilk defa milletimiz 10 Ağustos

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Kasım, 2006 GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Ne ekersen onu biçersin sözü; Türk toplumunun sosyal yaşantısında yerleşik bir hüviyet kazanan tümce biçiminde tezahür etmiştir.

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

SURİYE, IŞİD VE ASKERİ OPERASYONLA İLGİLİ SEÇMEN DÜŞÜNCELERİ

SURİYE, IŞİD VE ASKERİ OPERASYONLA İLGİLİ SEÇMEN DÜŞÜNCELERİ SURİYE, IŞİD VE ASKERİ OPERASYONLA İLGİLİ SEÇMEN DÜŞÜNCELERİ ŞUBAT 2015 www.perspektifs.com info@perspektifs.com Perspektif Strateji Araştırma objektif, doğru ve nitelikli bilginin üretildiği bir merkez

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar...

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar... İÇİNDEKİLER Sunuş... 1 Konu... 2 Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2 Tarih ve Yer... 2 Amaç ve Hedefler... 3 Katılımcılar... 3 Yöntem... 3 Kapsam... 4 Projede Görevli Personel... 5 SUNUŞ 21. Yüzyıl

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te. AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ 4 te AK YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

Endüstrinin Sağlık Politikalarını Engellemesi. Prof Dr Elif Dağlı

Endüstrinin Sağlık Politikalarını Engellemesi. Prof Dr Elif Dağlı Endüstrinin Sağlık Politikalarını Engellemesi Prof Dr Elif Dağlı Uzlaşmasız ihtilaf : Kamu sağlığı karşısında tütün endüstrisi çıkarları Tütün endüstrisinin çıkarları sağlık çıkarları ile kökten çelişir.

Detaylı

''Yanlış anlaşılıyorum''

''Yanlış anlaşılıyorum'' ''Yanlış anlaşılıyorum'' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırlanmasıyla ilgili soruya ''Benim sözlerimden farklı anlam çıkarılıyor.

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler... TÜRKONFED BAŞKANI TARKAN KADOOĞLU TKYD KURUMSAL YÖNETİM ZİRVESİ KONUŞMA METNİ 14 Ocak 2016 Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Detaylı

Başbakan Yıldırım Kütahya Tavşanlı da halka hitap etti

Başbakan Yıldırım Kütahya Tavşanlı da halka hitap etti Başbakan Yıldırım Kütahya Tavşanlı da halka hitap etti Haziran 15, 2016-1:10:00 Başbakan Binali Yıldırım, "14 yılı beraber geçirdik ama bu 14 yılı boşuna geçirmedik. 14 yıl boyunca birçok sorunun üstesinden

Detaylı

Sigortacılık saygın meslek E-Posta Gönder 28 Mart 2012 Çarşamba 08:44

Sigortacılık saygın meslek E-Posta Gönder 28 Mart 2012 Çarşamba 08:44 CAN KANTAR / SEKTÖRÜN İÇİNDEN Sigortacılık saygın meslek E-Posta Gönder 28 Mart 2012 Çarşamba 08:44 Her sene benzer yazılar yazıyorum. Amacım gençlerin sigortacılığa olan ilgisini artırmak. Sigortacılık

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Merkezi Finans ve İhale Birimi AB ve Türkiye Arasında Sivil Toplum Diyaloğunun Geliştirilmesi Üniversiteler

Detaylı

MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ 29.03.2009

MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ 29.03.2009 TÜİK MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ 29.03.2009 İl Genel Meclisi Üyeleri Büyükşehir Belediye Başkanlığı Belediye Başkanlığı Belediye Meclisi Üyeleri ISSN????-???? TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU MAHALLİ İDARELER SEÇİMİ

Detaylı

İşte Marpoll'ün Son Anketi

İşte Marpoll'ün Son Anketi İşte Marpoll'ün Son Anketi Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Işık; Araştırmada anketörlerimiz Şehit Abdullah Çavuş, Namık Kemal, Mağralı, Sakarya, Yunus Emre ve İsmet paşa

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Bu akşam, Ambargo Sonrası İran: Ekonomik ve Ticari Etki Analizi

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Irina Bokova, Afganistan Yüksek Öğretim Bakanı Khatera

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir. Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler,

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6-

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- EKİM 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur Sözleşmesini

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

T.C. ÇANAKKALE BELEDİYESİ. BASIN, YAYIN ve HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. ÇANAKKALE BELEDİYESİ. BASIN, YAYIN ve HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM T.C. ÇANAKKALE BELEDİYESİ BASIN, YAYIN ve HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu yönergenin amacı, Basın

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

T.C. Ziraat Bankası A.Ş.

T.C. Ziraat Bankası A.Ş. T.C. Ziraat Bankası A.Ş. 2009 Yılı II. Üç Aylık Ara Dönem Konsolide Faaliyet Raporu İçindekiler Ana Ortaklık Bankanın Ortaklık Yapısı...1 Ana Ortaklık Bankanın Hesap Dönemi İçerisinde Ana Sözleşmesinde

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu'

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' 'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' Yeni yıl için yeni kararlar almak, yeni seçimler yapmak zorunda olanlar, Prof. Dr. Kemal Sayar'ın önerilerini okumadan adım atmasın. Psikiyatr olan Prof. Dr. Kemal Sayar

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı