ÖYKÜSÜ HİÇ DİLE GELMEMİŞ KADINLAR; ANNEANNELERİMİZ. Derleyen Prof. Dr. Berna Arda. Ankara

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÖYKÜSÜ HİÇ DİLE GELMEMİŞ KADINLAR; ANNEANNELERİMİZ. Derleyen Prof. Dr. Berna Arda. Ankara"

Transkript

1 ÖYKÜSÜ HİÇ DİLE GELMEMİŞ KADINLAR; ANNEANNELERİMİZ Derleyen Prof. Dr. Berna Arda Ankara 2013

2 İçindekiler Sunuş 1. Benim Mutia Nenem Berna Arda 2. Sevgili Çınarım Belkıs Birden 3. Bugüne Gelene Kadar Mehmet Demirci 4. Teşekkürler Öğretmenim Perihan Elif Bor Ekmekçi 5. Aneane; Totama Bak, Totama Banu Gökçay 6. Hiç Tanımadığım Anneanneme Gamze Özbek 7. Anneannemin Hayatı Nuray Soydan 8. Dirayetli Bir Kadın Emine Topçu tan 2000 lere Anneannem Şerife Yılmaz Gören 10. Anneannemiz, Seher Süheyla Gümrükçüoğlu Eray Serdar Yurdakul Yazarlar hakkında

3 Sunuş Bu kitap; adları nüfus kayıtları ve belki resmi birkaç evrak dışında hemen hiç geçmemiş, öyküleri hiç anlatılmamış kadınlara, anneannelerimize ait. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi nde, Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı nda 1988 den beri bir doktora programımız bulunmakta. Bu program içerisinde yürütmekte olduğum tarih metodolojisi dersinin bitirme ödevlerinde, son birkaç yıldır, öğrencilerimden bireysel bir tarih çalışması yaparak anneannelerini anlatmalarını istemekteydim. Dolayısıyla neden bu yazıları bir araya getirmeyelim? Elbette yapabiliriz bunu diye düşündüm. Aslında, biyoetik ve kadın açısından katkıda bulunmakta olduğum Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı nda, daha önce bir benzeri hazırlanmış bir kitap; sevgili Eser Köker in Anneanne, Sırlarını Eskitmiş Aynalar ı bana kaynaklık etti. Ne yazık ki, o dönem Eser in bu çalışmasına dahil olma fırsatını yakalayamamıştım, ama içimde bu eksikliği bir biçimde telafi etme düşüncesi yer aldı. Bu düşüncemi öğrencilerimle paylaştığımda onların da en az benim kadar heyecan duyduğunu mutlulukla gözlemledim. Dolayısıyla okuyacaklarınız, bir bölümü halen aramızda olan, bir bölümünü de kaybetmiş olduğumuz bu kadınların, daha önce hiç dile getirilmemiş yaşam öykülerinin torunlarının gözünden anlatılmasıdır. Yazıların kiminde anneyle birlikte yollara düşülerek bir başka kente gidilmiş, orada yeniden anneannenin kapısı çalınmış, üç kuşak bir araya gelerek yaşanmışlıklar üzerinde konuşmuş, onlardan arta kalanlar kağıda dökülmüştür. Yazıların kiminde ne anne vardır yaşayan artık, ne de anneanne; aile albümleri, başka akrabaların tanıklıkları, yazarların çocuk gözüyle anımsadıkları söz almaktadır bu kez. Kitapta yazarların alfabetik olarak sıralandığı on tane yazı bulacaksınız, yani on tane anneanne ile karşılaşacaksınız. Onlar Erzurum da, Kilis te, Bursa da, her birisi Anadolu nun farklı bölgelerinde dünyaya gelmiş; yaşamış, çalışmış, evlerine, işlerine, evlatlarına emek vermiş; birkaçı dışında da artık bu dünyadan göçüp gitmişler. Bir kadın, bir eş, bir öğretmen, bir evkadını, bir anneanne. olarak yaşarken nelerle karşılaştıkları, nelerle mücadele etmek zorunda kaldıkları, çevrelerinde nasıl algılandıkları belki de her birinin öyküsü bağlamında bu ülkede kadınlığın sosyal - kültürel algısı üzerine bizi düşündürecek, geniş bir çerçevede olmasa bile zaman içerisinde bir değişim ya da dönüşüm yaşanıp yaşanmadığı hakkında bir fikir verecektir. Öğrencilerimle tarih metodolojisi üzerine konuşurken, Plehanov un Tarihte Bireyin Rolü adlı eserini tartışırken; tarih bilgisinin, hele de biyografik tarihin, sadece tanınmış kişilerin yaşam öyküleriyle ve sadece onların bir hale olarak çevrelediği bir atmosferde inşa edilecek bir bilgi olmadığı düşüncesi üzerinde de durmuştuk. Dolayısıyla sözel tarih çalışmalarının da bu bağlamda son derece anlamlı olabileceğini vurgulamıştık. Bu yaklaşım ile, bir hocanın öğrencileriyle birlikte verdikleri ortak emeğin size e-kitap olarak

4 ulaşabilmesini sağladıkları için Ankara Üniversitesi ne, Bilgi Hizmetleri ve Yayınevi Koordinatörlüğüne teşekkür etmek isterim. Berna Arda Ankara, 26 Mart 2013

5 1. BENİM MUTİA NENEM Berna Arda Anneannelerimizi hatırlıyor muyuz? Bu satırları okuyanlar arasında anneannesi halen hayatta olanlar vardır hiç şüphesiz. Ne mutlu onlara. Ama şu anda orta yaş ve üzeri gruptaki pek çok insan için, anneanneler genelde yitirilmiş, sadece anıları geride kalmıştır. Ben de onu kaybedeli yıllar oldu. Ama ona ait bir şeyi hemen her an yanımda taşıyorum. Bu bir nikah yüzüğü; içinde rahmetli dedemin başharfleri ile 1932 yılına ait bir nikah tarihi kazınmış. Onu parmağımda her görüşümde bir kez daha sevgiyle anıyorum. Her bir ailenin tarihinde çok belirgin, bir o kadar da silik olay vardır elbette. Başarılar, mutluluklar, üzüntüler, yıkımlar Geriye dönüp bakınca bir bölümü hemen akla gelirken, genelde sıkıntı vermiş olanların kolayca hatırlanmadığını biliriz. Peki bu tarihler yaşanırken kadınların yeri nerededir? Hiç düşündük mü bunun üzerinde? Kadınlar, emekleri çoğu kez görünmez olduğu gibi, kendileri de çoğu kez görünmezdirler. En azından bizim gibi toplumlarda. Bu bağlamda, kadını her alanda görünür hale getirmek için, toplumu çok daha yaşanılır kılmak için, birçok üniversitenin kadın çalışmaları birimlerinde yapılan alçakgönüllü, ama bir o kadar da önemli araştırmalar var. Bunların bir bölümü de sözel tarih çalışmaları. 90lı yılların ortalarından beri Ankara Üniversitesi nde kadın çalışmaları alanında akademik ürünler vermeye, bu alanda yetişen öğrencilerin eğitimine kendi adıma çorbada tuz kabilinden katkıda bulunmaya gayret gösteriyorum. Bu yazı denemesi de böyle kabul edilmeli. Mutia nenem için ağırlıklı kendi hatırladıklarım, ama bir çok kez annemin anlattıkları bana yol gösterdi. Kalemi bazı yerlerde kendi anneme vermeyi düşündüm, hatta bunu birkaç yıl önce önemli ölçüde yaptık da. Annem, son derece başarıyla üstesinden geldi bu sürecin; annesini yazdı. Ama, ölümünden bunca yıl sonra onu anlatırken, onlarca yılı kağıtlara geçirirken bu arada Mutia nenemin hatırasına ait yanlışlar yapabilmekten korktuğunu hissettim. Bunun üzerine onun yazdıklarını kullanmaktan vazgeçtim. Mutia Nenem; resmen 1906 Kilis doğumludur. Muhtemelen birkaç yıl daha sonra doğmuş, ama nüfusa büyük yazılmıştır. Annesi Halep asıllı Emmun, babası Kilisli bir Türk Muhtar; onların en büyük kızlarıdır. Mehmet, Galip, Suphi adında üç oğlan ve Bedia, Sabiha adında da iki kız kardeşi vardır.

6 Çok büyük ve bahçeli bir evden, burada neneler, dedeler, kalabalık kocaman bir ailenin beraberce burada yaşadığından söz ederlerdi. Anne tarafı tekkeye gidip gelen, tennure giyen dönen dervişlerdir. Evin avlusunda yaşlıların Arapça, gençlerin Türkçe konuştuğu, Mutia nın üç oğlan üç kız kardeş olarak büyüdüğünü ekleyelim. Mutia nın babası rejide çalışmaktadır.en büyük kızının iyi yetişmesini ve iyi bir eğitim almasını istemektedir. Mutia dini eğitimin yanında ilkokula gider. Hocaları Lütfiye Kışlalı dan ve Saliha Hoca dan oldukça etkilendiğini anlatırdı. Kalabalıktan ve hele de gürültücü çocuklardan hiç hazzetmezdi. Yalnızlığı, sakinliği, hayal kurmasını, kitap okumasını çok severmiş Hatta annesi bir yakının cenazesine gittiğinde elindeki romana o denli dalmış ki, ateşteki eti unutmuş. Akşam annesi etin durumunu gördüğünde, babası Hanım kızı sıkıştırma. Olur böyle şeyler diye onu korumuş. Onun için de baba sevgisi, annesininkinden öncelikli olmuş. Mutia büyüyünce ud dersleri almaya başlamış. Ailede sanatın çeşitli yönleriyle yakından izlendiğini, hele de Türk Sanat Müziği ne yoğun bir ilgi olduğunu belirtmeliyiz. Alaaddin Yavaşça Mutia nenemin amca oğludur. Yavaşçaların kızı Mutia yaşlarındayken şehrin en yakışıklı oğluyla, Kadri dedemle evlenmiş. Çeyizi Halep ten alınmış. Babası onunla Halep e gitmiş ve nazlı kızının her istediğini almış. Nişanlılarken annesini kaybeden Mutia ya, bundan dolayı hep bir mahsunluğun hakim olduğu söylenirdi. Mutia nın tüm elbiselerini çok becerikli, usta bir terzi olan küçük kız kardeşi Bedia dikmiş. Ben, nenemin sevgili torunu, onların alyanslarını taşıyorum, daha doğrusu Mutia neneminkini. İçinde Kadri Kınoğlu, sadece KK, yazıyor. Kaç kez ellerimi yıkarken taşları kararmasın diye çıkarıp lavabonun kenarında unutmuşumdur, hatırlamıyorum. Ama her seferinde işyerinden birisi bulup getirmiştir unutmuşsunuz diyerek. Daha sonra artık bu kaçıncı oldu diyerek bir daha ellerimi sabunlarken çıkarmamaya karar verdim. Varsın kararsındı taşları, yüzüğü tümüyle yitirmekten çok daha iyiydi. Mutia 1930ların başında mahsun bir gelin olarak Antebe gelmiş Kilis den. Kınoğlular o zamanın köy sahibi, zengin bir aileymiş. Kaç- göç yokmuş. O da peçeyi atmış. Zaten oldum olası ondan nefret edermiş. O yüzden, bu yaşamı ilk önceleri tuhaf bulsa da, sonraları çok hoşlanmış, kendini peçesiz çok daha rahat hissetmiş. Büyük bir evde kaynana, kaynananın annesi ( mavi gözlü sarışın Fattum nene) bir arada oturmuşlar. Mutia nenemin kıskanıldığını, çünkü oğullarını onunla paylaşmak istemediklerini, bu konuların konuşulduğunu hatırlıyorum. Kimbilir ne çok yeni gelinin kabusu olmuştur bu durum. Bir adamı onun annesiyle, kardeşleriyle paylaşan, araya giren / yeni gelen kadın olmak. Mutia nenemin üç çocuğu olmuş; Emel, Kaya ve annem Zübeyde Şenel.

7 Mutia nenem ve Kadri Dedem, evlerinin avlusunda(hayat ta) çocuklarıyla; büyük kızları Emel, oturanlar Zübeyde Şenel ve Kaya; arkada duran genç adam Fuat Amca(Kınoğlu); Antep, yılları Kadri dedemin çok şık giyindiğini hatırlıyorum. Annem elbiselerinin hep İngiliz kumaşından dikildiğini söylerdi.. Halep te annemin Zübeyde nenesinin çok büyük bir köyleri varmış, zira o Vahaboğlu ailesinin tek kızıymış, başka kardeşi de olmadığından köyün sahibiydi. Emirleri kanun gibi geçerli, hükümet gibi bir kadın gözümün önünde canlanırdı, annem ondan söz ettiğinde. Mutia nenemin evde kaynana hükmünde bir ömür geçirdiğini; ayrı eve çıktığında da duvar aşırı yine ona çok eziyet ettiklerinin konuşulduğunu hatırlıyorum. Belki de tepkisel olarak çok sevdiği udu bir daha eline almadığı söylenirdi. Yazar Ülkü Tamer in annesi Fatma hanım, Mutia nenemin yakın ahbabıymış. Çok zengin bir kütüphanesi varmış Fatma hanımın, annem küçük bir çocukken o kütüphaneyi gördüğünü ve neredeyse büyülendiğini anlatmıştı. Fatma hanımdan okumak için ödünç kitaplar alan Mutia nın bunlara çok dalarak herşeyi unuttuğu günler olmuştur herhalde, ama aynı sevgi ondan kızına, yani benim anneme, ondan da bizlere geçmiştir. Bizler, dört kardeş, kitaba çok değer verilen, hatta baş tacı edilen, kitap kokusunun en sevilen

8 kokulardan olduğu bir ortamda büyüdük. Elbette Mutia nenemin bunda çok katkısı olmalı. Mutia nenemin son derece titiz bir evkadını olduğunu annemden sıkça duyardık. Güzel yemekler yapar, ateş ütüsüyle lavanta kokulu çarşafları sıkı sıkı sardığı bohçalara koyup kaldırırmış. Çivitli çamaşırları ipe asılırken kirlenecek diye titizlendiği anımsanmaktadır. Bir gün muzip Leman yenge nin yukarı pencereden kopya kalem atıp o çamaşırları mahvettiğini; uzun süre aralarının limoni olduğunu anlatırdı annem. Kimbilir ne söylenmiş, hatta ne beddualar etmiştir Mutia nenem. Küçük kızı olan annemi hep kendi annesine benzetirdi. Çok çalışkan, titiz bir evkadınıymış Mutia nenemin annesi; ama tüm sıkışıklığa rağmen saçlarının arasına bir çiçek takmayı hiç ihmal etmezmiş. Geceleri iş yapar, gündüzleri gezermiş; arkadaşlarıyla, komşularıyla görüşürmüş. Mutia nenemin de çok şık giyindiğini, bunun aile sohbetlerinde konu edildiğini de hatırlıyorum. Güzel elbiseler, İstanbul dan kızkardeşi Sabiha dan gelen şapkalar, giysiler Hatta annem küçükken annesinin beyaz üzeri çiçekli şapkasını, yılan derisi pabuçlarını, elbiselerini giyip, aynanın karşısında poz verdiğini anlatırdı. Mutia Nenem, Kadri Dedem ve Annem; Kartopu çiçekleriyle Antep,1956

9 Misafiri hiç sevmediğini, hele de yemekli ve yatılı misafir gelince evde terör estirdiğini anlatırlardı teyzemle annem. O koşullarda yatak yapmak, tabak çanak çıkartmak, sonra kaldırıp yeniden düzen kurmak kolay olmasa gerekti. Kadri dedemin Yahu hanım, neden telaşlanıyorsun? Dışarıdan yaptırırız dediğini, zor yemeklerin dışarıda pişirtip getirildiğini söylerlerdi. Her ayın 23ü onun kabul günüydü. Çok uzun süre bu günlerde hem ikramın hazırlanmasında, hem de servisin yapılmasında biz kız torunlar devreye girerdik. Artık cak cak titrorum derdi Kilis ağzıyla, tepsileri taşıyamadığını ifade ederken, dolayısıyla bizler ona yardıma giderdik. En önce mutlaka Fehime Teyze gelirdi siyah kocaman çantasıyla. Akşamüzeri son konuk da gittikten sonra kimin kaç bardak çay içtiğini ve mutfakla salon arasında kaç sefer gidip geldiğimizi ablamla konuşurduk. O dönemin sosyal hayatında kadınlar arasında bu kabul günlerinin önemli bir yeri vardı. Onun sinemayı çok sevdiğini belirtmeliyim. Ülkü Tamer in yazılarında da sık sık geçtiği gibi Antep te ciddi bir sinema geleneği vardır, hani neredeyse cinemateque gibi bir şey. Nakıp Ali ekolünün ayrı bir yeri vardır. Sinemanın büyülü dünyasından nenemin çok etkilendiğini, o atmosferin onu mest ettiğini söylemek yanlış olmasa gerek. Dedemi 1979 da kaybettik, o sırada ben Gaziantep Lisesi nde öğrenciydim. Onun ölümünden sonra, Mutia nenem çok çöktü, ama kendi evinde yaşamaya devam etti. Birkaç geceliğine bize kalmaya gelse bile, evine döneceği sabah neredeyse ezanla birlikte kalkıp çantasını hazırladığını, başkarakoldaki fırından tırnaklı ekmeğini alıp biran önce kendi alıştığı ortamına dönmeyi iple çektiğini hatırlıyorum. Bayramlarda mutlaka arefe gününden ailemizin veliahtı biricik erkek kardeşimiz tarafından alınıp bize getirilirdi. Torunlara vereceği harçlıkları önceden hazırlamış olurdu, baş köşede olurdu hep yeri. Annemin onu hiç yalnız bırakmadığını; aradığı her an, gecenin, gündüzün hangi saatinde olursa olsun yanına gittiğini, işlerine yardım edip, herşeyiyle ilgilendiğine de tanığım. Burada oldukça hayırlı bir damat diyebileceğim babamın; eczaneye gitmeden önce her sabah annemi neneme bırakıp; annemin sobayı yakıp bulaşıkları toplayıp evi düzenlemesini bekledikten sonra tekrar annemi evimize götürdüğünü de ayrıca belirtmeliyim. Belki de tüm bu somut işlerden daha önemli olan aslında annemin tüm bu ziyaretlerinde annesine umut vermesiydi. O gerçekten azimli bir kadındı. Ne yatıp kaldı, ne de bakıma muhtaç oldu. Hatta felci bile yendi. Geçirdiği beyin kanamasından sonra bir ayağını sürüyerek de olsa, yürüme yeteneğini hiç yitirmedi. Para hesabını son derece titiz tutardı, hiç şaşırdığını duymadım. Öyle ki dört kardeşten üçümüzün Ankara da üniversitede okuduğu dönemde, Ankara ya her gidişimiz öncesi bizlere mutlaka harçlık verir, hattâ aslında bir kişiye ancak yetecek olan para ile Arkadaşlarınıza bir şeyler ısmarlarsınız derdi. Antep te Kavaklık mahallesindeki kutu gibi eve her yaz bir haftalığına konuk olurdum. Yaz gelip okul kapanınca eşyamı toplayıp, içimden sevinçler taşarak

10 Mutia neneme giderdim. Onunla ufacık balkonunda, ful saksıları arasında oturur sohbet eder, pişti oynardık. İyi bir aşçıydı, sade yağla yaptığı pilavların, Yahudi misafirin, heytalyenin tadı unutulmazdı. Önceleri Kadri dedem de hayattaydı, sabah erkenden uyanıp kahvaltıyı o hazırlardı. Dedem öldükten sonraki iki yaz da bu alışkanlığımı sürdürdüm. Lise bitip de tıp fakültesini kazanınca, yolum Ankara ya düştü ve bu güzel nenetorun paylaşımları da bitti ne yazık ki. Kızım Aslı yı daha birkaç aylık ve henüz kundaktayken eşimle Antep e Mutia neneme götürüp göstermiştik. Pek sevinmişti. Onu çok kararlı bir kadın olarak; aynı zamanda idareli, düzenli, evineçocuklarına bağlı, oldukça gururlu ve tezcanlı bir kadın olarak, yaşama gücünü ve azmini hep koruyan bir kadın olarak tanımlayabilirim. 7 Nisan 1992 de, yani öldüğü gün de yanında küçük kızı annem vardı. Huzurlu ve sakin olduğunu söylemişti annem, ölümden korkmadığını.

11 2. SEVGİLİ ÇINARIM Belkıs Birden Anneannem, Nimet Erdoğdu 13 Ağustos 1930 yılında Kırıkkale nin Keskin ilçesinde dünyaya gelmiştir. Annesi Gümüşkesenler sülalesinden Hanife Hanım ( ) Keskin in Solaklı Köyü nde doğmuştur. Babası Koloğulları sülalesinden olan Kamil Efendi de ( ) Keskin de doğmuştur. Varlıklı bir ailenin kızı, o zamanlar muhtar kızı olarak bilinen Hanife Hanım, elinden her tür iş gelen, yetenekli, hareketli ve sert mizaçlı bir kadın olarak bilinmiştir. Uzun boylu, sarı saçlı ve renkli gözlü görünüşü ile dikkat çeken büyük dedem Kamil Efendi ise çalışkan, eski yazı çevirileri yapan, yabancı dil öğrenimine meraklı, eşine nazaran yumuşak başlı ve yazı konusunda yetenekli bir kişi olarak tanınmıştır. Anneannem de sarı saçları ve renkli gözleriyle babasına benzemektedir. Babası Maliye de gelir memuru olan anneannem, babasının işi nedeniyle Anadolu nun çeşitli yerlerinde bulunmuştur. Hanife Hanım ve Kamil Efendi nin en büyük kızları olan anneannem dışında üç çocukları daha olmuştur. İsimleri Tekmile ( ), Yılmaz ( ) ve Cahide (1943- ) dir. İlk olarak Keskin den Ankara nın Bala ilçesine taşınan aile burada birkaç yıl kaldıktan sonra Şereflikoçhisar a yerleşmiştir. Anneannem de ilkokula Bala da başlamış ve Şereflikoçhisar da devam etmiştir. İlkokul dördüncü sınıfa kadar okuyabilmiş, ailesi tarafından çeşitli nedenlerle okuldan ayrılmıştır. Anneannem çocukluğunda Türkiye Cumhuriyeti nin kurulmasında büyük emekleri olan devlet adamlarından Atamız Mustafa Kemal Atatürk ü ve İsmet İnönü yü yakından görebilme, yaptıkları konuşmaları bizzat dinleme ve o dönemde yaşama fırsatını yakalamıştır. Tarihi net olmamakla birlikte bir gün anneannem, Atatürk ve İnönü nün Aksaray dan Şereflikoçhisar a geleceği haberini alarak, öğretmenleri ve arkadaşları ile ellerinde bayraklarla onları karşılamaya gittiklerini, o alanda kurulan düzenle onları dinlediklerini ve çiçek verdiklerini bize anlatmakta ve o anın büyük sevincini bizlerle halen paylaşmaktadır. Şereflikoçhisar dan tayin durumu sonucu yine bir Ankara ilçesi olan Çubuk a yerleşen aile, bir süre de burada kalmıştır. Okula gitmeyen ancak kardeşlerinden (özellikle Tekmile olduğunu belirtiyor) eğitim konusunda destek alan anneannem, burada okuma-yazma ve hesap yapmayı biraz daha ilerletmiş, ev işleri ile ilgilenmiştir. O zamanlar arkadaşları ile dışarıda gezmekten, sinemaya gitmekten ve birbirlerine ev ziyaretlerinde bulunmaktan çok keyif aldığını belirtmiştir yılına gelindiğinde anneannem, Kırıkkale de akrabaları aracılığıyla tanıştırıldığı Hüseyin Avni Bey ile evlenmiştir. Dedem Hüseyin Avni Bey ( ) tornacılık yapmıştır. Evlendikten hemen sonra Ankara ya taşınan çiftin dört çocuğu olmuştur. İsimleri; Saadet (1955), Sinan ( ), Hamide (1958) ve Bilal (1959) dir. Sinan hastalanarak vefat etmiş ve bir yıl kadar az bir süre yaşamıştır.

12 Hüseyin Avni Bey ile on dört yıl evli kalan anneannem, aile içinde baş gösteren şiddetli geçimsizlik nedeniyle eşinden ayrılmak zorunda kalmıştır (1968). Bu durumun ardından üç çocuğu ile ailesinin yanına, baba ocağı olan Kırıkkale ye tekrar dönüş yapmıştır. Anneannem o yıllarda çocukları, annesi, kardeşi (Tekmile) ve onun ailesi şeklinde geniş bir aile olarak, bir bölme ile ayrılan bir evi paylaşmıştır. Büyük ve güzel bir bahçesi olan o evin anıları, kalabalık çocuk nüfusun da etkisiyle, oradaki tüm hatıralar, bugün dahi bizlere anneannem ve ailenin diğer büyükleri tarafından anlatılmaktadır. Anneannemin çocuklarından kızı Hamide ortaokulu bitirdikten sonra evlenmiştir. Oğlu Bilal askeri sınavları kazanarak Kara Harp Okulu nda eğitimine devam etmiştir. Büyük kızı Saadet ise eğitimine devam etmek istemiş ve Yozgat Eğitim Enstitüsü nü (Sınıf öğretmenliği bölümü) kazanmıştır. Anneannem daha sonraki süreçte Ankara ya taşınma kararı almıştır. Çocuklarından sırasıyla Saadet ve Bilal de evlenmiştir. Beş torun sahibi olan anneannemin torunlarının isimleri: Berna, Alparslan, Tuna, Belkıs ve Ahsen dir. Torunu Tuna yı kendisi büyütmüştür. Anneannem halen Ankara nın Etlik semtinde ikamet etmekte, kendi dairesinde yaşamını sürdürmektedir. Komşularına gidip gelmekte, yürüme zorluğu dışında önemli bir rahatsızlığı bulunmamaktadır. Kendisine gelen misafirleri en güzel şekilde ağırlamayı seven, aynı zamanda güzel yemekler pişiren ve ziyarette bulunulduğunda yaptıklarını her fırsatta tattıran bir lezzet ustasıdır. Yaşadığı olayları, anılarını vakit buldukça bizlere anlatan anneannem, çocukluğumuzda bizlere hikayeler anlattığı gibi, şimdi de bizi kırmayarak ara sıra türkü söyleyerek, maniler öğreterek güzel sesiyle içimizi ısıtmaktadır. Diğer evlatlarına ve torunlarına olduğu gibi bana da hayatta her konuda yardımcı olmakta ve bunu her zaman en derinden hissettirmektedir. Teşekkür ederim, seni seviyorum anneanneciğim *Anneannemin nikahından bir fotoğraf. (1954)

13 *Anneannemin hamileliğinde ailesi ile çektirdiği bir fotoğraf. Fotoğraftaki kişiler soldan sağa doğru, Hanife Hanım (büyük anneannem), anneannem, Ayşe Hanım (anneannemin teyzesinin kızı) ve Tekmile Hanım (anneannemin kardeşi). *Anneannemlerin bahçesinde ailesi ve komşuları ile çekilmiş bir fotoğraf. Fotoğraftaki kişiler soldan sağa doğru, anneannem, Tekmile Hanım, Müjgan Hanım, Hanife Hanım ve Havva Hanım. Kaynaklar 1- Nimet Erdoğdu, özel görüşme 2- Cahide Erdoğdu, özel görüşme 3- Saadet Öncü, özel görüşme 4- Nüfus Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü-Ankara Yenimahalle Nüfus Müdürlüğü

14 3. BUGÜNE GELENE KADAR Mehmet Demirci Anneannem şu anda Suriye topraklarında bulunan ve Yayladağı sınır kapısına yaklaşık yirmibeş km uzaklıktaki bir Türkmen köyü olan, İsabeyli (El- isaviyye, Al- issawiyah) köyünde dünyaya gelmiş. Yer konusunda belirsizlik olmamasına rağmen, yaşıtlarının çoğu gibi, anneannemin de doğum tarihinde belirsizlik var. Ama önemli bir olayla ilişkilendirerek tahmini bir zaman söyleyebiliyoruz. Mustafa Kemal Atatürk ün ölümünden yaklaşık üç ay sonra dünyaya gelmiş. M. K. Atatürk ün ölüm haberinin ne kadar sürede bu sakin köye geldiğini tam bilmiyorum ama; kara haberin tez yayıldığı bu dünyada görme özürlü ve iyi bir radyo dinleyicisi olan anneannemin babası, Hasan Bey e en fazla birkaç günde ulaştığını düşünüyorum. Bu bilgilerle anneannemin 1939 un Şubat ayının ortalarında doğduğunu hesaplayabiliyoruz. Anneannem doğumu dört gözle beklenen bir çocuk olmuş. Çünkü henüz iki yaşında olan ablası, annesi, anneanneme hamileyken göle düşmüş ve boğularak ölmüş. Zaten kendisine ölen ablasının ismi olan Ayşe ismi verilmiş. Anneannemin, annesinin kendisine hamileliğine dair hiçbir zaman atlamadan bahsettiği bir ayrıntıdan ben de bahsetmeden yapamayacağım: Görme özürlü olan babası, hamileliği sırasında -özellikle Atatürk ün ölümünden sonraannesini, sık sık yanına alır, karnını okşar ve daha annesinin karnında olan Ayşe yi, Atatürk e olan sevgisinden dolayı Kemal im diye severmiş. Oğlu olursa adını Kemal koyup Mustafa Kemal in ismini yaşatmaya kararlıymış ama malum Ayşe dünyaya gelmiş. Ayşe nin hikayesini araştırırken anneannemin ve dönemindeki kız çocuklarının aslında çocukluklarını tam olarak yaşayamadıklarını öğrenmek beni gerçekten çok üzdü. Sakin bir köy olan İsabeyli de çocukluğunu geçiren Ayşe on üç yaşında kendisinden yaklaşık on yaş büyük olan, Keşiş (El-ğıssaniyye) Köyü nden dedem Mehmet Hacıosman ile, kızların erken evlendirilmesi geleneğine göre, evlendirilmiş. Anlatılanlara göre Mehmet yetim bir delikanlıdır. Yeşil gözlü, beyaz tenli. Yakışıklı mı yakışıklı, yiğit mi yiğit. Bölgede yapılan güreş müsabakalarında sırtını kimse yere getiremez. Güçlüdür, yakışıklıdır ama çok fakirdir. İsabeyli Köyü ne, yaklaşık on km uzaklıktaki Keşiş Köyü nden, çalışıp ekmek parasını kazanmaya gelmiştir. Tarla bahçe işleri yapar, hayvanlara bakar. Bir gün yine hayvanları otlatırken yanık bir türkü tutturur. Bunu duyan ve görme özürlü olan Ayşe nin babası Hasan Bey, genci yanına çağırır. Köyün zenginlerinden olan Hasan Bey, biraz konuştuktan sonra Mehmet e yanında çalışması için teklifte bulunur. Mehmet te kabul eder ve Hasan Bey in yanında çalışmaya başlar. Dürüst ve çalışkan Mehmet i çok beğenen Hasan Bey, taliplisi çok olan bu delikanlının damadı olmasını ister ve kızıyla evlenmesi için Mehmet e teklifte bulunur. Mehmet te bu teklifi kabul eder. Aslında köydeki bütün kızların dilindeki Mehmet le evlenecek olmak Ayşe yi de mutlu etmiştir ama bu durum, evlilik hakkında çok az fikri olan Ayşe için, bir evcilik oyununda, kendisine koca

15 bulmaktan farksızdır. Çünkü Ayşe, nişanlandığında henüz 11 yaşındadır. O kadar küçüktür ki nişan için alınan yüzük, yüzük parmağına geniş gelir. İşaret parmağına da olmayınca. En son başparmağında zorla da olsa durur. İki seneye yakın bir süre nişanlı kalan ve 1951 yılının yaz aylarında düğünü yapılan Ayşe henüz ergenliğe bile girmemiştir. Ergenliğe girene kadar, kocası Mehmet in eli eline değmeyeceğine dair söz alındıktan sonra Keşiş Köyü ndeki koca evine gider. Küçük Ayşe, gündüz, gelinin görevleri olan ev işlerini yapar. Gece ise verilen sözden dolayı, kaynanası Güldane Hanım ile uyur, ta ki birkaç ay sonra ergenliğe girene kadar. Mehmet eve ekmek getirmek için çalışır çabalar. Bir düzen tutturmaya çalışan Mehmet bir gün bir tartışmada anasına karşı Ayşe yi savunur. Buna küsen Güldane Hanım daha önceden Türkiye ye göçmüş olan annesi ve kardeşlerinin yanına kaçar. Ayşe yi İsabeyli ye bırakan Mehmet, anasının gönlünü alıp eve geri getirmek için Türkiye ye gelir. Fakat annesi geri dönmeyi kabul etmez hatta oğlunu bile geri göndermek istemez. Bu yıllar Suriye için çok zor yıllardır. Savaştan çıkılmış hemen arkasından darbe olmuş ve henüz iç huzur tam olarak sağlanamamıştır. Türkiye deki huzurlu ortam annesinin de Mehmet in de dikkatinden kaçmamıştır. Mehmet de bu teklife sıcak bakar ama arkada Ayşe yi bırakmıştır. Onun için dönmesi gerekmektedir. Bu arada köydeki üvey amcaları Mehmet i hiç sevmezler ve rahat vermek istemezler. Zaten daha önceleri çalışmaya İsabeyli Köyü ne gitmesinin nedeni de onlardır. O zamanlar Suriye de Çam ağacı kesmenin cezası çok ağırdır. Mehmet Türkiye deyken, bir çam ağacını kesip Mehmet in bahçesine attıktan sonra jandarmaya ihbar ederler. Mehmet, Keşiş Köyü ne döndüğünde zaten jandarma tarafından aranan bir adam olmuştur. Türkiye ye kaçmaktan başka çaresi kalmamıştır. Hemen İsabeyli Köy üne Ayşe yi almaya gider. Ayşe nin annesi Hülye(Hülya) Hanım kızının Türkiye ye gitmesine razı olmaz. Ama babası Hasan Bey çoktan kızıyla helalleşmiştir bile. Annesi Hülye Hanım, son bir hamleyle kızına sarılır. Bırakmaya hiç niyeti yoktur. Ayşe Valla ana, ben, böyle yakışıklı kocayı nerden bulacağım, ben kocamla gidiyorum der ve var gücüyle yaptığı bir hamleyle annesinin elinden kurtulur. Böylece Ayşe nin Türkiye ye yolculuğu başlar. O sıralarda Türkiye, Suriye deki huzursuzluktan dolayı Türkmenler için kapılarını açmıştır. Ama yine de Suriye askerleri kaçak geçenler için ciddi bir tehlikedir. Tehlikeli ve maceralı bir yolculuktan sonra Türkiye ye gelirler. Tabi Ayşe bu sırada hamile olduğundan habersizdir. O sırada Suriye den gelenlerin genellikle yerleştikleri Mehmet in dayısının ve annesinin de bulunduğu Hatay ın Kırıkhan ilçesine giderler. Mehmet in dayısı Sabri Bey de ekonomik imkanları kısıtlı birisidir. Ama yeğeni Mehmet i, küçük gelin Ayşe yi ve kız kardeşi Güldane Hanım ı evine kabul eder. Kalmaları için evinin yanında bulunan ahırı elden geçirip onlara tahsis eder. İmkanları çok kısıtlıdır. Altı ay kadar burada kalırlar. Ama bir tane döşekleri olduğu için Ayşe, Mehmet ve Güldane Hanım aynı yatakta uyurlar bu ahırdan bozma yerde. Bu sırada Ayşe yaklaşık on dört yaşındadır. Mehmet, Kırıkhan a gider gitmez dayısının da yardımıyla inşaatlarda iş bulur ve çalışmaya başlar. Fakat şanssızlıklar peşlerini bırakmaz. O sırada Demokrat Parti hükümeti vardır. Demokrat Parti hükümeti Suriye den gelen Türkmenlere -aile başına kırk dönüm olmak üzere- işlemeleri için, karşılıksız olarak tarım arazisi tahsis etmektedir. Fakat Mehmet in dayısı Sabri Bey Cumhuriyet Halk Partisi nin ilçe teşkilatının önde gelen isimlerinden olduğu için Mehmet ve Ayşe çifti bu imkandan faydalanamazlar. Ama Mehmet yılmaz, çalışır çabalar ve evine ekmeğini getirir. En sonunda küçük bir arsa bulur ve içine topraktan bir ev yapar. Ayşe sini ve anasını başkasının evinde sığıntı olarak yaşamaktan

16 kurtarır. Ama fakirlik hala diz boyudur. Döşek sayısı hala birdir. Ayşe hamiledir. Döşek toprak olan zeminden su çekmeye başlayınca döşeğin altına bir tahta bulunur. Topraktan evin kapısı bile yoktur. Bir çuval tutturulur kapının yerine. Zar zor bir soba alınır. Bu şartlar altında Ayşe, nur topu gibi bir erkek doğurur. Mahmut. Ayşe ilk çocuğunu dünyaya getirdiğinde henüz on beş yaşını doldurmamıştır. Fakat bebek bu şartlar altında sadece dokuz ay yaşar. Bu bebeğin ölümünden hemen sonra doğan kız bebek Sebahat da sadece dokuz ay yaşar ve ölür. Hemen arkasından yine hamile kalan Ayşe bu sefer altı aylık hamileyken bebeğini düşürür. Düşen bebeğin erkek olduğu, anlaşılmaktadır. Ayşe hemen akabinde yine hamile kalır. Doğan kız çocuk Fatma yine dokuz ay yaşar ve ölür. Aslında Mehmet bu süre içinde inşaat işinde gittikçe çıraklıktan ustalığa gelmiştir. Bunu evine de yansıtmıştır. Yine bu süre içinde ev gittikçe genişlemiş, güzelleşmiş. Döşek sayısı artmış. Gittikçe rahatlamalarına rağmen kaybedilen her bebek hayatlarını gittikçe karartmış. Evlerinin üzerinde kara bulutlar dolaşıyormuş adeta. Yüzler asık, moraller bozuk. Bebek cıvıltılarının ardını hep ağıtlar takip eder olmuş. Geçen beş senede dört bebek kaybeden Ayşe, üzüntüden yıkılmış bir vaziyette beşinci kez hamile kalmış. Artık güzel bir evlerinin ve iyi bir gelirlerinin olması bu aileyi mutlu edemiyormuş. Doğacak artık sadece doğması da yetmez; dokuz aydan fazla yaşayacak- bir çocuk kaybedilen çocukları geri getirmez ama acıları bir nebze hafifletebilirmiş. Ve sonunda beşinci çocukta dünyaya gelmiş. Ve ailemizde her zaman anlatılan o hadise gerçekleşmiş: Dedem yani Mehmet, doğan erkek çocuğunu, anneannemin yani Ayşe nin kucağından kaptığı gibi sokağa fırlar. Gökyüzünde dolunay vardır. Çocuğu gökyüzüne kaldırır ağlayarak ve bağırarak Allah a yalvarır. Hem isyan, hem sitem bir aradadır: Bari bunu yaşat!!! Yaşasın diye ismi Yaşar konulur. Ve Yaşar, yaşar. Dokuzuncu ay da kazasız belasız geçtikten sonra derin bir oh çekilir. Yaşar doğduğunda yıl 1959 dur. Ayşe yirmi yaşındadır. Ama Ayşe nin doğum maratonu adeta yeni başlıyordur. Yaşar dan sonra tam dokuz kez daha hamile kalacak ve bunların ikisi yine düşükle sonuçlanacaktır. Hayatının geri kalan kısmında ise kalan sağlarla birlikte gülmüş, birlikte ağlamış, birlikte tarlalara gidip çalışmış ve çocuklarının dertlerine ortak olmuş. Annelik görevini en iyi şekilde yapmıştır. Sağlıklı doğan ve yaşayan çocukları Yaşar dan sonra sırası ile: 1963-Süheyla (annem) 1966-Ahmet 1969-Nejla 1971-Fidan 1974-Güldane 1977-Bülent 1983-Selma Ve nihayetinde son çocuğu Selma nın doğduğu sene ilk torunu Mehmet i (beni) kucağına almış ve aynı zamanda süt annelik yapmıştır. Şu anda yirmibir tane torunu vardır yılında eşi Mehmet i kaybeden Ayşe Yılmaz, hala Hatay ın Kırıkhan ilçesinde çocukları ile birlikte mutlu bir şekilde yaşamaktadır.

17

18

19

20 4. TEŞEKKÜRLER ÖĞRETMENİM 1 Perihan Elif Ekmekçi Öğleden sonra saat 4. Bodrum, Antalya gibi sıcak tatil kentlerinin en güzel saatleri. mevsim kış bile olsa, deniz kenarında bir cay bahçesinde ince beli bardakta çay içip, ilik rüzgarı yüzümüzde hissederek yaşadığımız bu ana şükredeceğimiz bir saat. Yüzümüzde hissettiğimiz kış güneşinin yaşamın, sevginin, canlılığın dansını izlediğimiz saat. Öğleden sonra saat 4. Erzurum un kışında zifiri karanlık. Mahallebaşı nın gecekonduları arasında acele ve telaşlı adımlarla yaşamı, sevgiyi ya da canlılığı değil sadece korku, endişe ve yalnızlığı iliklerinde duyumsayarak diz boyu karlara bata çıka yürüyen öğretmen Perihan Hanim. Aslında yalnız olmak onun için alışıldık bir durum. Küçücük bir kızken annesi Nazire Hanımın elinden tutup, o sevdiği sımsıcak yuvasından ve bir daha hiç göremeyeceği babasından ayrıldığından beri yalnız o. O güne kadar mutlu ve sıradan bir çocukluk yaşamıştı. Posta müdürü Nazım bey ile güzelliği dillere destan Nazire hanımın biricik evladı Perihan. Kırşehir o zamanlar küçücük bir kent, posta müdürü o kentteki bir kaç önde gelen memurdan biri. Halleri vakitleri yerinde. Diğer evlere nazaran büyük, geniş bir evde, Nazım Beyin dolgun sayılabilecek maaşı ile geçinip gidiyorlar. Ancak bir gün eve bir kadın daha geliyor. Nazire Hanımın yüzü buğulu. Dudakları mühürlü. Küçük Perihan bir şeyler olduğunu anlıyor. Bu yeni kadın herhangi bir misafir değil. Nazire Hanim hep ağlıyor. Nazım Bey akşam küçük kızını kucağına alıp bir şeyler anlatmak istiyor. Bu misafir ile ilgili. Küçük Perihan anlamıyor. Ertesi sabah Nazire Hanim Perihan ı alıp evden ayrılıyor. Evin kapısı bildik tıkırtısı ile kapanırken, Perihan için de bir dönem kapanıyor. Sıcacık yuvasının yarattığı güven ve aidiyet duygusu yerini hiç dolmayacak bir yalnızlığa bırakıyor. O gün bugündür yalnız Perihan. Merzifon da dayısı Nüfus Müdürü İbrahim bey, eşi Semiha Hanim ve altı çocukları ile beraber yaşamaya başlıyorlar. Dayısı ayni babası gibi, kasabada sayılan sevilen bir üst düzey memur. Seniha Hanim, dayısının ikinci esi. İlk esi vefat edince dayısının üç çocuğuna bakması için ailenin bulduğu genç ve güzel bir kızcağız. Seniha Hanim evlendikten kısa sure sonra hamile kalıyor. Ardı ardına üç çocuğu oluyor. Böylece ev nüfusu Perihan ve annesi ile beraber on kişi. Bir de kömürlükte yasayan akli bir gidip bir gelen 1 Anneannem Perihan Günalp hakkında yazıda kullandığım tüm bilgiler ve fotoğraflar teyzem Hülya Aşan ın sözlü aktarımlarından ve kişisel arşivinden edinilmiştir.

21 Mahzar abi var. Seniha Hanimin kardeşi. Mahzar abi en çok Perihan ablasını sever. Perihan ablası her öğün ona yemek getirir, onu yıkar, soğuk gecelerin sabahında sobasını yakar. Mahzar abi de eklenince, on bir boğaza bakıyor dayısı. Hiç sızlanmadan, söylenmeden, Perihan ı diğer evlatlarından ayırmadan büyütüyor. Her sabah gri takim elbisesi, fötr şapkası, elinde taşıdığı siyah deri çantası ile işe giderken el sallıyor camdan bakan küçük Perihan a. Yıllar sonra Alzheimer hastalığının pençesine düştüğünde pijamasının üzerine taktiği kravatı ve eline aldığı siyah çantası ile, aklınca işe gitmek için evden çıktığında bile unutmadı İbrahim Bey camda onu yolcu etmek için el sallayan küçük kızı. Ona el sallamak için hep başını kaldırdı ve pencereye gülümseyerek baktı. Okumak, öğretmen olmak nedense aile içinde kabul edilmiş hiç tartışılmayan bir karar olarak Perihan ın kaderi olmuştu. Bir maaşla geçinmeye çalışan konak halkı yaşanan zorluklara rağmen Perihan ı ilkokul beşi bitirdiğinde İstanbul Çamlıca öğretmen okuluna göndermişti. Bu, hayatın doğal akışı içinde varmış gibi hiç tartışılmadan, konuşulmadan, adeta herkesçe önceden bilindiği üzere olmuştu. Merzifon dan trene bindiğinde tüm konak halkına el sallamıştı Perihan. Koskoca kara trenin soğuk koltuklarında kah uyuyarak, kah annesinin yanına koyduğu haşhaşlı çörekten küçük lokmalar çiğneyerek, kah camdan dışarıdaki birbirinin hep ayni ağaçları evleri izleyerek ama hep yalnızlığını duyumsayarak uzun üç gün sonunda İstanbul a vardığında yıllar sonra Erzurum sokaklarında hissedeceği ürperti ile trenden indi. Koskoca İstanbul ve karşısında tek başına ilkokulu henüz bitirmiş, eteği, ceketi ve elindeki küçük bavulu ile öğretmen olmaya gelmiş küçük Perihan bu kararın nedenini yıllar sonra öğrenecekti. Yüzbaşı kocası Hamza Bey akşam yemeğinden sonra hep Hoca diye hitap ettiği Perihan Hanıma seslendi." Otur Hoca seninle konuşmak istediğim bir mevzu var". Yüzbaşı Hamza bey sert, kararlı ve başarılı bir askerdi. Evde de, kışlada olduğu gibi az konuşur, kızları ve eşi ile mesafesini hep korurdu. Perihan Hanim çekinerek elindeki tabakları masaya bırakıp, eşinin yanına ilişti. "Bugün" dedi Hamza bey kelimelerin üzerine basarak "kardeşin ziyaretime geldi." Perihan Hanim anlamamış gibi boş gözlerle baktı kocasının yüzüne. Küçük kızları Hülya annesinin yüzünü hiç böyle görmemişti. Annesinin ifadesiz, boş gözleri onu korkutmuştu. Perihan Hanim "kardeşim?" diye boğuk bir sesle konuştu. "Biliyorum Hoca ben de önce inanmadım. Ama nüfus kayıtlarını getirmiş. Tetkik ettirdim doğru söylüyor. Tek isteği seni görmek." Perihan Hanim Küçük Hülyanın önündeki tabağa uzanıp aldı. Onu da diğer tabakların üzerine dikkatle koydu. Sonra tüm tabakları eline alıp ayağa kalktı. Mutfağa doğru yönelirken kısık ama kararlı bir sesle konuştu. "benim kardeşim yok. " Yüzbaşı Hamza Bey'in Hocayı ikna etmesi birkaç gün aldı. Perihan Hanim, onun ve annesinin evlerinden ayrılmalarına, babasını yitirmesine ve tüm bunlarla beraber aidiyet ve güven

22 duygularını kaybetmesine yol açan o esrarengiz misafirin gizemini, kardeşi ile ilk karşılaşmasından sonra çözmüş oldu. Önce birbirlerine uzaktan merhaba dediler. Sonra Perihan Hanim yerinden kalktı, kardeşi olduğunu söyleyen genç adamın karşısında dikildi. Onun gözlerinin içine baktı. O gözlerde babasının şefkatini, yuvasının sıcaklığını ve güvenini aradı. Sonra genç adama sarıldı, bir daha bırakmamacasına sımsıkı. Küçük Hülya annesinin göz yaşları arasında fısıldadığını duydu. "kardeşim". İşte böylece öğrendi Perihan Hanim yıllarca babasının Merzifon a gelip gittiğini, dayısı İbrahim beye kızını görebilmek için yalvardığını ama her seferinde olumsuz yanıt alarak geri döndüğünü, yinede her ay eski karısı ve kızının bakımı için gerekli parayı gönderdiğini ve son ziyaretinde İbrahim beyden yine olumsuz yanıt alınca "sizden tek bir ricam var, lütfen Perihan ımı okutun" dediğini. Çamlıca öğretmen okulu, Merzifon daki konak kadar insan dolu, neşeli, hareketli. Perihan burada da tıpkı konaktaki gibi kalabalığın içinde. Mutsuz, karamsar bir genç kız olmadı hiç. Ailesinin özel durumunu beklenmedik bir olgunlukla kabullenip elindekilerle mutlu olmayı seçti. Onu ne konakta ne de okulda yakınırken, kendisine acırken, ağlarken gören oldu. Tersine neşeli, güler yüzlü ve ağırbaşlı bir genç hanım olarak bilindi. Hızla akan yıllar sonunda mezun olup ilk görev yeri olarak atandığı küçük köy okulu. Okulun yani başında muhtarın evinin hemen yanındaki lojmanda, sobanın kenarındaki yatağında Perihan ilk öğretmenlik gününe uyandı. Biraz karnı açtı tabii ama henüz memleketten gönderdikleri eline ulaşmadığından fazla bir yiyeceği yoktu. Özenle hazırladığı etek ceket takımı giyip tek sınıftan oluşan okuluna gitmek üzere kapıyı açtığında muhtarın kızını karşısında elinde kahvaltı tepsisi ile soğukta beklerken görünce hem sevinmiş, hem mahcup olmuş hem de kendini o köye, çocuklara ve mesleğine ait hissetmişti. Artık kısacık hayatının sonuna kadar Öğretmen Perihan hanımdi. Köy hizmeti bitip Merzifon a döndüğünde tanışmıştı Subay Hamza Bey ile. Hamza Bey yakışıklı, uzun boylu, sert ifadeli bir askerdi. Komutanı ile beraber geldi Perihan Hanimi dayısından istemeye. Kısa zamanda karar verildi ve nikah kıyıldı. ilk evlatları Nazire Sema dünyaya geldikten kısa süre sonra, Hamza Bey'in Paris'e görevlendirildiği haberi geldi. Perihan Hanim kararsız kaldı. Esi ile beraber Paris'e gitmek, onu çok sevdiği mesleğinden ayrılacaktı. Ayrıca kızı henüz çok küçüktü. Hamza Bey'in tek başına gitmesine karar verdiler. Ancak bir süre sonra Perihan Hanim fikrini değiştirdi. Kızı Sema'yı Merzifon da bırakıp, trene atladığı gibi Paris'e gitti. Bu kararının arkasında yatan neydi bilinmez ama, veda ederken Seniha yengesine "garda beni karşılamazsa onu

23 boşayacağım" demesi tüm konak halkını telaşa sürüklemişti. Annesi Nazire Hanımın geçmişte verdiği karar, Perihan Hanımın da neler yapabileceğinin bir göstergesiydi adeta. Bir bahar akşamüstü, konakta Seniha yengesi komsu hanımların ziyaretine ev sahipliği yapıyor. Hanımlar çaylarını içerken, Perihan kenardaki koltukta bebekleri ile oynuyor. Bu arada kulağına ilişen ve hiç unutmadığı bir kaç kelime.. "pek güzel bir çocuk yavrum yazık buna", "aman niye yazık oturmadı anası kocasının yanında git diyen mi olmuş ona?" "ikinci karının yanında sığıntı gibi kalmak istememiş, onurlu kadın anası, çekmiş gelmiş işte" "aman sanki burada sığıntı değil de" Perihan'ın kocaman gözlerle kendilerine baktığını gören kadınlar huzursuzca toparlanıp zoraki gülümsemişlerdi. Bu konuşmayı büyüdükçe daha iyi anladı Perihan. Annesinin kararını haksız bulmadı hiç. Ama kendisi için bir karar verdi aklı erdiğinde. Eline mesleğini alacaktı. Hayat ona ne hediye ederse kabul edecekti. Ama asla ne kendi ne de gelecekteki çocukları sığıntı olacaktı. Neyse ki Hamza Bey Perihan Hanımı Paris kentinin garında muhabbetle karşılamıştı. Kısa zamanda Perihan Hanim, Parisli subayların eşleri arasında saygın bir yer edinmişti. 2. Dünya savaşı sonrası Paris, Perihan Hanımı oldukça etkilemişti. Öksüz yetim çocuklar devlet tarafından sahiplenilmeye çalışılıyordu. Öğretmen açığı çok fazlaydı. Perihan Hanim kararını verdi. O bir öğretmendi, buradaki kimsesizler de çocuk. Öğrenmeye aç, kimsesiz, cahil çocuklar. Hamza Bey bir şartla izin verdi Hocanın öğretmenlik yapmasına. "para almayacaksın" dedi. "Gönüllü çalışacaksan olur. Bu milletin muhtaç durumundan faydalandı dedirtmem". Perihan Hanim kabul etti. Artık küçük Fransız çocukların Madam Günlap'i olmuştu. Her gün okula gidiyor, elinden geldiğince faydalı olmaya çalışıyordu. Bir gün okul dönüşü küçük bir dükkanı vitrininde çok güzel yakut taşlı bir kadeh takımı gordu. Altındaki etikette "bir kilo un ile takas edilir" yazıyordu. Perihan hayatı boyunca pek yokluk görmemişti ama böyle bir kadeh takımı alacak kadar çok parası da olmamıştı. Heyecanlandı. Pariste esi ile konuklarını ağırlarken bu kadehler ile servis yaptığını düşündü, sevindi, heveslendi. Ta ki akşam olup Hamza Bey ile konuşana kadar içi içine sığmadı. Hamza Bey'in cevabı netti. "istiyorsan bir kilo unu ver ama karşılığında kadehleri alamazsın" Paris te bir yıl hızla geçti. Hem Nazire Sema nın hasreti hem de öğrencilerinin sıcak samimiyeti Perihan Hanımı iyice özleme sürüklemişti. Gerçi burada da öğretmenlik yapmıştı ama o Madam Günalp olmayı bir türlü kabullenememiş, yavrularını kara gözlerindeki samimiyeti, dillerindeki teklifimiz "örtmenim" nidalarını unutamamıştı. Türkiye ye geri dönüş, onları Konya da Hamza Bey'in yeni görevinde karşıladı. Nazire Sema büyümüş, ilkokula başlamış, kardeşi Hülya ayaklanmıştı. Perihan Hanim hem iki kızı hem de evle ilgilenmek ve tayin edilme beklentisi nedeniyle mesleğine dönmemişti. Ne kadar yavruları ve kocası ile mutlu olsa da beyaz tebeşirlerin tozunun havada uçuştuğu, odun

24 sobası ile ısınan buram buram onu çağıran okul kokusuna özlem duyuyor, ilk fırsatta çalışmaya dönmek istiyordu. Kısa zaman sonra yeni tayin kararı ellerine ulaştı. Şark görevi. Erzurum a taşınmak hiç zor olmadı. Hamza Bey "askerin eşyası olmaz derdi". İki koltuk, iki yatak, bir masa, bir kaç kap kaçak. Ancak bir eşya vardı ki, Perihan Hanım dahil evin bütün kızları için ayrıcalıklıydı. Camlı büfe. Ceviz ahşaptan yapılma ustu aynalı, alt kısmı camlı dolaplı büfe evin en değerli ve prestijli eşyasıydı. Taşındıkları her yeni tayin ilinde evin en nadide yerine konur, itina ile korunurdu. Erzurum'da bir türlü ev bulamadılar. Bütün evler kiralanmış, okullar açılmıştı. En kenar mahallede bir ev bulundu neden sonra. Müezzinin evi. Müezzin, minareye tırmanmaya alışık olduğundan midir nedir, evin merdivenlerine korkuluk yapmamıştı. Elektrik de olmadığından karanlıkta merdivenlerden inip çıkmak adeta bir ölüm kalım meselesiydi. Evin iki odası vardı. Kuzey odası yılda sadece bir ay, Temmuz ayında, acılıyordu. Konumu nedeni ile çok soğuk olduğundan diğer zamanlar hep kapalıydı. Duvarları soğuk ve nemden rengarenk yosun tutmuştu. Bu yosunlu duvar evin çocukları için hayalı bir çiçek bahçesi, Perihan Hanim için ise bakmaya bile dayanılamayacak bir manzaraydı. Bu küçük eve taşınırken erler az miktarda eşyayı eve çıkarmakta pek zorlanmamışlardı. Ancak camlı büfe şekilsiz merdivenlerden bir türlü çıkarılamıyor, dar koridorun köşesinden döndürülemiyordu. Hamza Bey sinirlendi. Büfenin camlarına birer tekme savurdu. Büyük bir şangırtı ile camlar merdiven boşluğuna döküldü. Erler büfeyi gıcırtıyla duvara sürterek eve soktu. Taşınma bitince cam kırıklarını merdivenlerden süpürürken Perihan Hanim ve iki kızı ağlıyordu. Hamza Bey'in gözyaşlarını görmemesini dileyerek. Taşınma biter bitmez Hamza Bey kuzey sınırına tatbikata gitti. O gider gitmez de kar bastırdı. Henüz soba bile alınmamıştı. Perihan Hanim iki kızını birbirlerine emanet edip, müezzinin evinin tahta kapısını dua ederek kapatıp soba ve kömür almaya çıkmıştı. Ama mahallebaşı şehrin dışındaydı, vasıta bulmak çok zordu ve saatler hızla akıp gidiyordu. Hava karardı. İki küçük kız birbirlerine sarıldılar. Ev soğuk, karınları aç, gözbebekleri karanlıktan kocaman annelerini beklediler. Sema kardeşini avutmaya çalıştı ama küçük Hülya korkmuştu bir kere. Başladı ağlamaya, Sema önce susturmaya çalıştı kardeşini, ama olmayınca o da sessizce ağlamaya başladı. Hava nasıl kararmıştı, bu gece vaktine kadar anneleri niye gelmemişti. Babaları tatbikattaydı, anneleri de gelmemişti. Korktular, birbirlerine sarıldılar. Neden sonra kapıda annelerinin seslendiğini duydular. "Yetiştim yavrularım yetiştim. Sobaya aldım, kömürde...yetiştim canlarım" Hülya mahalle başı ilkokuluna yazıldı. Perihan Hanim kızını ilk gün okula bıraktığında erkek sınıf öğretmenini pek gözü tutmamıştı. Sinirli mizacı her halinden belli öğretmene kızını teslim edip eve döndü. O gece Hülya uyuyamadı. Öğretmeninin havaya kalkan eli, sıra arkadaşının kıpkırmızı olan yanağı ve korkudan ıslanan pantolonu gözlerinin önünden

25 gitmiyordu. Okulun ikinci günü Hülya gitmek istemedi. "ben karar verdim okumayacağım anne" dedi. Perihan öğretmen ne dediyse küçük kızını ikna edemedi. Sonunda "peki" dedi. "madem okumak istemiyorsun sen de ev kızı olursun". Ertesi sabah erkenden uyandırdı kızını Perihan Hanim. Bir ev kızının önce kahvaltıyı hazırlaması gerekirdi. Sonra ayaklarının altına tabure koyup bulaşıkları yakmasını istedi. Arkasından yataklar toplanmalı, ev süprülmeliydi. Bu işler bitene kadar öğlen oluvermişti. Öğlen yemeği, bulaşığı, akşam yemeği derken küçük Hülya yorgunluktan nerede nasıl uyuduğunu bitmemişti. Ertesi gün Perihan Hanim kızının önüne bir öbek kirli çamaşır, bir leğen dolusu su koydu. Bugün çamaşır günüydü. Arkasından sonra bir gün önce yaptığı mutfak işleri de sırada bekliyordu. Hülyacık "ama anne arkadaşlarım sokakta oynuyor bende çıksam" diye izin isteyince Perihan Hanim "onlar okula gidiyor, ödevleri bitince oynuyorlar, sen de işini bitirince tabii oynarsın canım" diye yanıt verdi. Ertesi sabah Hülya annesinden önce uyandı. Önlüğünü giydi ve okula gitmek istediğini söyledi. Yalnız tek bir şartı vardı. Başka bir öğretmen. Fatma öğretmenin, aynı Perihan Hanim gibi müşfik ve sevecen bir yapısı vardı. Hülyayı ilk gün fark etti. Mahallebaşının diğer çocuklarından biraz daha farklı olduğunu hissetti onun. Kimin kızı olduğunu sordu. Hülya "benim annem de sizin gibi öğretmen ama çalışmıyor" dedi. Fatma öğretmen küçük Hülya ya inandı inanmasına ama bir de Hülya nın beşinci sınıfta okuyan ablasına sordular müdür beyle. Evet Sema ve Hülya nın annesi öğretmendi ve çalışmıyordu. Akşam yemeğinden sonra kapı çalınanca ev halkı şaşırdı. Hamza Bey temkinli bir tavır ile önce araladı kapıyı. Karşısında mahallebaşı ilkokulunun müdürünü görünce hürmet ve telaşla açtı kapıyı. "buyurun hocam hoş geldiniz, hoşgeldiniz" diye içeri buyur etti müdür beyi. Perihan Hanim yan gözle küçük Hülya'ya sert bir bakış attı. Hülya küçüktü ama huyu biraz çetindi. Ne yaptı da bu adamcağızı bu saatte eve kadar getirdi acaba? Aynı soru Hülya'nın da aklını kucakladı. Ama o cevabı hemen buldu. Mesele kesin kurdele meselesiydi. Her kız çocuğunun okula giderken kocaman bir beyaz kurdele takması gerekiyordu. Hülya, küçücük kızların başlarından daha büyük, kocaman açmış bir çiçek gibi görünen bu kurdeleyi takmaktan nefret ediyordu. Annesi zorla her sabah tokalarla başına tutturuyordu koca kurdeleyi. Hülya attığı her adımda basının üzerinde sallanan bu anlamsız objeden nefret ediyordu. Ablasının "yapma kardeşim kızarlar" diye uyarmasına kulak asmayıp, evden cıkar çıkmaz kurtuluyordu başındakinden. Öğretmeninin de dikkatini çekmişti bu durum. Her gün soruyordu "kızım kurdelen nerede?" Hülya nın cevabı her zaman aynıydı "bugün çamaşır günü öğretmenin annem kurdelemi yıkıyor". İşte dedi Hülya kendi kendine "müdür kurdeleyi sormaya geldi". Usulca ablasının yanına gitti. Onun elini tutup bekledi. Her sıkıntısı olduğunda bu eli yanında bulacaktı yaşamı boyunca. Onu her şeyden çok seven ve hep korumaya çalışan ablasını.

26 Ama müdür beyin görüşmek istediği konu farklıydı. Babası ile kimsenin konuşamadığı kadar cesurca konuşuyor "ben okulda sınıfa sokacak vekil öğretmen bulamazken siz nasıl Hocanımı çalıştırmazsınız...buna müsaade edemem" diyordu.hamza Bey iki kızına bakacak kimseleri olmadığını, ayrıca tayininin muhtemelen koy okuluna yapılacağını...anlatmaya çalışırken müdür bey, küçük kızların gözbebeklerini yerinden oynatacak gür sesi ile sözünü kesti Hamza Bey'in. "haklısınız ama siz iki çocuktan ben ise yüzlerce çocuktan bahsediyorum. Bu vatanin istikbali olan çocuklardan. Vatan evlatlarının Hocaya ihtiyacı var." Hamza Bey başını yavaşça Perihan Hanım'a çevirdi. "Evrakların büfenin çekmecesine Hoca" dedi. "Getir ver müdür beye". Perihan Hanim uçarcasına kalktı yerinden. Evrakları Mudur Bey'e teslim ederken Hamza Bey, Müdür'e dönüp gülümsedi."haklısınız müdür bey". Perihan Hanım'ın tayinini yaptırmak için Müdür Bey bizzat Ankara'ya gitti. Erzurum'un en güzel okulu Kültür ilkokuluna tayini yapıldı. Hamza Bey bu kez İstanbul'a kurmay okuluna gitmek için ayrılıyordu Erzurum'dan. Ama bu kez ev halkı için hayat artık daha kolaydı. Perihan öğretmen alışveriş için hale gidince bütün esnaf onu kapıda karşılıyordu. Öğrenci seçmezdi Perihan öğretmen. Yan sınıfın öğretmeni komutan, kaymakam, memur ailelerin çocuklarını tercih ederdi. E nede olsa onlar daha temiz, bitsiz oluyorlardı. Bir ihtiyaç olunca veliler yardımcı oluyorlardı öğretmen hanıma haliyle. Perihan öğretmen okula ilk başladığı gün müdüre söylemişti. Onun için her çocuk birdi. Ailenin kim olduğunun bir önemi yoktu. Böylece bütün esnaf çocukları Perihan öğretmenin sınıfına geldi. "sen yorulma öğretmen hanim, ne lazımsa bebenin defterine yazıver ben yollarım okula" diyordu manav Selami Bey. "komutanım geline kadar bize emanetsiniz" Perihan öğretmen o sene Milli eğitimden takdirname aldı. Mesleğe olan özleme bağladı çoğu kişi bunu. Biraz zaman geçince bu şevki azalır diye düşündüler ama öyle olmadı. Perihan öğretmen o sene ve görev yaptığı tüm seneler boyunca hep takdirname ile ödüllendirildi. Öğretmenlik onun için bir tutku, yasam bicimiydi adeta. Bir sonraki tayin yeri Ankara olmuştu. Sema büyümüş liseye başlamıştı. Hülya ilkokul son sınıftaydı. Balgat ilkokuluna atandı Perihan öğretmen. Balgat, Ankara'dan bir sabah bir de akşam otobüs kalkan civar bir köydü o zaman. Hülya ve annesi ele ele tutuşup gittiler Balgat'a. Okul ana binası dışında bir baraka sınıf yapılmıştı. Hizmetli, dışarıdaki bu barakanın sobasını yakmayı çoğu zaman unuturdu. Çocuklar alışmıştı soğuğa. Ama bu sene birinci sınıf okuyacaktı burada. Perihan öğretmen sınıfa girince ilk is sobayı yakardı sabahları. İlkokulun birinci senesi özellikle köy okullarında zordu. Açık havada oynamaya alışmış çocuklar için sınıfa kapalı kalmak çok zordu. Bu nedenle ilk onbeş gün sınıfın kapısını kapatmazdı Perihan öğretmen. İsteyen çocuk istediği zaman çıkar biraz bahçede gezer gelirdi. Onbeş gün sonunda okula alışıp öğretmenlerine güven duyunca kapı öğrencilerin hep bir

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR. Alfabe

MERAKLI KİTAPLAR. Alfabe MERAKLI KİTAPLAR Alfabe Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi

6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi 6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi Kahramanmaraş ın Ekinözü İlçesine bağlı Alişar Köyünde 54 Yaşındaki Mehmet Göyün 6 Çocuğu ile birlikte tek göz kerpiç odanın içinde verdiği yaşam Mücadelesi yürekleri

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) İmtiyaz Sahibi Adına Ramazan BALCI Okul Müdürü Fatma BAŞA ( Özel Eğitim Öğretmeni ) Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI ( Görsel Sanatlar Öğretmeni

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik.

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Sizi tanıyabilirmiyiz? 1953 Söke doğumluyum. Evli, 2

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

UFUK GÜRBÜZDAL TURK 102-3

UFUK GÜRBÜZDAL TURK 102-3 UFUK GÜRBÜZDAL 21302411 TURK 102-3 (Ayhan Türker/ Çiçekçi / turkerart.com) BÜTÜN YEMİŞLER DALLARINIZDADIR Çiçekçi bir abi var kireci dökülen binamızın önünde, yaşı binanın kapısından bakınca kırk, kırk

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

TÜRKÇE PAMUK DEDE soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. 1) Aşağıdakilerden hangisi Pamuk dede nin yaptığı işlerden birisi değildir?

TÜRKÇE PAMUK DEDE soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. 1) Aşağıdakilerden hangisi Pamuk dede nin yaptığı işlerden birisi değildir? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok TÜRKÇE PAMUK DEDE Pamuk dede hiç durmadan çalışıyordu. Çünkü o çalışmayı çok seviyordu. Her

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı

Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Einstufungstest / Seviye tespit sınavı Dil: Türkçe Seviye: A1/A2 1. Günaydın, benim adım Lavin, soyadım Çeşme. (a) Günaydın ben adım Lavin, soyadım Çeşme. Günaydın benim ad Lavin, soyad Çeşme. 2. Ben doktorum,

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Yazan: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Ne varmış, ne çokmuş, gece karanlık, güneş yokmuş. Her kasabada kabadayı insanlar varmış.

Detaylı

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR

İnsan Okur. Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR İnsan Okur Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 2 Süleyman Bulut İnsan Okur 4 Süleyman Bulut İnsan Okur Süleyman Bulut Ben küçükken, büyükler hep aynı soruyu sorardı: Büyüyünce ne olmak istiyorsun?

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu na göre 2008 yılı sonu itibariyle evlatt edindirilen

Detaylı

OYUNCAK AYI. Aysel çok mutluydu. Çünkü bugün doğum. Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan. günüydü. Babası Aysel e hediye aldı.

OYUNCAK AYI. Aysel çok mutluydu. Çünkü bugün doğum. Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan. günüydü. Babası Aysel e hediye aldı. OKUMA ANLAMA ÇALIŞMASI 1 OYUNCAK AYI Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı Songül ile birlikte oynadılar. Sorular:

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

OKULUMUZDA DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI. Sevgi Etkinlikleri Sunum Planı

OKULUMUZDA DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI. Sevgi Etkinlikleri Sunum Planı OKULUMUZDA DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI Sevgi Etkinlikleri Sunum Planı 1.Sunumun Konusu : Sevgi Etkinlikleri 2.Sunumun Süresi : 30 Dakika 3.Sunumun İçeriği : a. Sevgi kavramının öğrencilere etkinliklerle

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI T105004 ADI SOYADI NOSU UYRUĞU SINAV TARİHİ ÖĞRENCİNİN BÖLÜM Okuma Dinleme Yazma Karşılıklı Konuşma Sözlü Anlatım TOPLAM

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Beykoz Yerel Basını: Yılın Öğretmen Çifti, Adife& Bayram YILDIZ - Özgün Haber

Beykoz Yerel Basını: Yılın Öğretmen Çifti, Adife& Bayram YILDIZ - Özgün Haber Beykoz Yerel Basını: "Yılın Öğretmen Çifti, Adife& Bayram YILDIZ" Tüm Ülkede kutlanan Öğretmenler Günü Beykoz'da da coşkuyla kutlanırken, bu özel günde öğretmenlerimiz için çeşitli etkinlikler ve ziyaretler

Detaylı

OYUNCAK AYI. ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya. giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı. Sorular: 1- Annesi Elvan a hangi hediyeyi aldı?

OYUNCAK AYI. ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya. giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı. Sorular: 1- Annesi Elvan a hangi hediyeyi aldı? OKUMA ANLAMA ÇALIŞMASI 1 OYUNCAK AYI Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı Songül ile birlikte oynadılar. Sorular:

Detaylı

Bir küçücük aslancık varmış

Bir küçücük aslancık varmış Hopla Topla Geldik bir oyunun sonuna Bak çok dağılmış oda Oyun bitince etrafı Toparlamak lazım sonra Bebekler rafa haydi Arabalar kutuya haydi Tüm oyuncaklar dolaplara Hadi hop hop Hadi hopla topla Odanı

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Ö ğ renci Gö zü yle. Van Depremi. Zeynep Kalem Mehmet Faruk Bedir M.Enes Aydoğdu

Ö ğ renci Gö zü yle. Van Depremi. Zeynep Kalem Mehmet Faruk Bedir M.Enes Aydoğdu Ö ğ renci Gö zü yle Van Depremi Zeynep Kalem Mehmet Faruk Bedir M.Enes Aydoğdu Son yılların ülkemiz için en büyük afetlerinden biri 23.10.2011 de Van Erciş te 7.2 şiddetinde bir deprem olarak yaşandı.

Detaylı

Benimle Evlenir misin?

Benimle Evlenir misin? Benimle Evlenir misin? Bodrum sokakları ilginç bir evlenme teklifine daha sahne oldu. Bodrumlu genç kaptan Ali Özbaylan 9 yıl önce tanıştığı kız arkadaşı Tuba Cihat a, Milta Marina da bulunan bir kafede

Detaylı

ama yüreğe dokunanlar

ama yüreğe dokunanlar Hiçbir hatıra tekrar yaşanamaz, ama yüreğe dokunanlar O gün tam 8 yıl öncesine gittim. Çekingen ve meraklı tavırlarla otobüsten inen abilere ve ablalara bakıyordum. Bizim için gelmişlerdi sadece bizim

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ

DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ Bir yaz mevsimiydi. Demet okulların kapanmasına sevinmiş, evlerinin bahçesinde koşturuyor ve bisiklet sürüyordu. Bisikleti babası ona derslerindeki başarısından dolayı

Detaylı

23 Yılllık Yazılım Sektöründen Yat Kaptanlığına

23 Yılllık Yazılım Sektöründen Yat Kaptanlığına 23 Yılllık Yazılım Sektöründen Yat Kaptanlığına Bodrum da 3 yıl önce kaptanlığa başlayan Gül Yavuz, 23 yıl yazılım sektöründe çalıştıktan sonra nasıl yat kaptanı olduğunu ve denizlerde kadın kaptan olmanın

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı

Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı Haziran 17, 2016-1:22:00 Başbakan Yıldırım, "Terör örgütünün telkinlerine gençlerimiz asla ve asla itibar etmesinler. Onlar bizim

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

tellidetay.wordpres.com

tellidetay.wordpres.com Peşin Alınmış Ücret Gecenin oldukça ilerlemiş bir vaktinde özel bir kliniğin önünde duran taksiden üç kişi indi. Şoför yarı baygın yaşlıca bir adamın bir koluna aynı yaşlarda görünen hanımı ise diğer koluna

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 163 FEDAKÂRLIK VE DUYARLILIK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 09 1 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın

Detaylı

Ekteki yaziyi okudugunuzda "ne yapalim onlar da o kadar dogurmasalardi" mi? diyeceksiniz... yoksa, yoksa...

Ekteki yaziyi okudugunuzda ne yapalim onlar da o kadar dogurmasalardi mi? diyeceksiniz... yoksa, yoksa... Bu aksamki konugumuz bir ogretmenimiz, sevgili Ceyhun Ogretmen... (Ogretmenlerimizin yazacaklarina acik oldugumuzu belirtmek isteriz... Sevgili Hocamiz resimleriyle, hatta pdf haliyle yolladigi icin ayrica

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI Hazırlayan İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 1 Saçları hangisi tarar? o A) Bıçak o B) Tarak o C) Eldiven o D) Makas 2 Hangisi okul eşyası değil?

Detaylı

Ali VAROL'un Blog Sitesi

Ali VAROL'un Blog Sitesi Ali VAROL'un Blog Sitesi Ali Varol, farklı alanlara ilgi duyan, becerileri ve çalışkanlığıyla kendine daima yeni uğraşılar edinen farklı bir kişilik. Onun uğraşı alanlarından biri de arıcılık. Bu yazıda

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

II. başarıya III. çalışmıyorsanız IV. ulaşmanız

II. başarıya III. çalışmıyorsanız IV. ulaşmanız SABEDİN TÜRKER İÖO 5.SINIF TÜRKÇE Cümlede Anlam TEST 37 1) V. mümkün değildir I. II. başarıya III. çalışmıyorsanız IV. ulaşmanız Yukarıda numaralandırılmış sözcüklerden anlamlı ve kurallı bir tümce oluşturulduğunda

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar MARIA MONTESSORI Hayatın en önemli dönemi üniversite çalışmaları değil, doğumdan altı yaşa kadar olan süredir. Çünkü bu, bir çocuğun gelecekte olacağı yetişkini inşa ettiği

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı