Bartın Cezaeevi DHKP-C tutsakları

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bartın Cezaeevi DHKP-C tutsakları"

Transkript

1

2 Atılıma geçip, işgallere, boykotlara koşan öğrenci gençliğe merhaba. Merhaba direniş, merhaba atılganlık, merhaba cesaret... Gençlik onurludur. Gençlik haksızlığa, baskıya boyun eğmeyendir. Aydındır, dirençlidir. Gençlik; emekten, haklıdan, doğrudan yanadır, militandır. Gençlik gelecektir. Haklarınız için yürüttüğünüz mücadelede, devletin tüm saldırılarına karşı alanlan,meydanları, anfileri sloganlarla inleterek, Hamiyet'lerden devraldığınız direniş kararlılığıyla işgal bayrağını bir kez daha dalgalandırarak gösterdiniz gücünüzü... Şimdi; Halk İçin Eğitim, Halk İçin Bilim, Halk İçin Lise, Halk İçin Üniversite şiarını daha gür haykırma günüdür. Eylemlerinizi daha da yükseltip, geleceğe Dev-Genç ruhuyla yürüyeceğinnkazanacağınıza olan inançla başarılar diliyor, yanınnızda olduğumuzu, olacağımızı haykırıyoruz. Tüm halkımızı gençliğin sesine ses katmaya çağırıyoruz..." Bartın Cezaeevi DHKP-C tutsakları MART AYI ETKİNLİKLERİ 3 MART PAZAR PANEL "Demokratik Halk Kültürü ve Anadolu Halk İsyanları" Yöneten: Sadık ÇELİK (Kültür ve Sanatta TAVIR Dergisi Yazan) Konuşmacılar: Esat KORKMAZ, Mehmet AYDOĞMUŞ KONSER DESTE GÜNAYDIN 9 MART CUMARTESİ Emekçi Kadınlar Günü (Özel) - Dinleti Fevzi KURTULUŞ -Tiyatro "Bizim Kadınlarımız" Umut Oyuncuları - Dia Gösterisi Engin KABAN - Konuşmacılar 10 MART PAZAR Şiir Dinletisi GÜLSEN TUNCER GAZİ BELGESEL] - Konuşmacılar - Kısa Metrajlı Film "Git Gözümün Alası" Yapım: FOSEM 16 MART CUMARTESİ Dia Gösterisi "16 Mart'tan Günümüze Gençlik", "Halepçe Katliamı" Yapım: FOSEM 16:30 Panel "16 Mart'tan Günümüze Gençlik" 17 MART PAZAR Tiyatro "Yeniden Doğarız Ölümlerde" Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi GENÇLİK TİYATROSU 23 MART CUMARTESİ "SÜRÜ" (YILMAZ GÜNEY) 24 MART PAZAR Newroz (Özel) Tiyatro "Yeniden Doğarız Ölümlerde" Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi GENÇLİK TİYATROSU 030 MART CUMARTESİ Dia Gösterisi "KIZILDERE'DEN BUGÜNE" Yapım: FOSEM 31 MART PAZAR Dia Gösterisi "KIZILDERE'DEN BUGÜNE" Yapım: FOSEM Tiyatro "Yeniden Doğarız Ölümlerde" Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi GENÇLİK TİYATROSU OKMEYDANI HALK KÜLTÜR MERKEZİ Piyalepaşa Mh. Piyalepaşa Cd. No.148 OKMEYDANI/İSTANBUL Tel: İrtibat Tel:

3 GAZİ HALA SÜREN BİR YANGINDIR GAZİ TURNUSOLDUR Gazi bir turnusoldur. Hani şu içine batırıldığı sıvının asit mi, baz mı olduğunu bir çırpıda gösteriveren turnusol kağıdı gibi olmuştur Ayaklanma. Kim devrimci, kim reformist?.. Kim devletten kim devrimden yana?.. Katleden kim direnen kim?.. Bir çırpıda açığa çıkardı Gazi. Ayaklanmanın 1. yılı doluyor neredeyse. Hemen her cepheden herkes ayaklanma yaşanırken de, ayaklanmanın ertesinden bugüne değin de pek çok şey söyledi. Söylenenleri şimdi zamanın terazisinde tartmak daha fazla mümkündür. Ayaklanmanın bu turnusol niteliğindendir ki, yalnızca Gazi'yi esas alarak ülkemiz gerçeğinin, ülkemiz sınıflar savaşında yeralan tüm güçlerin bir tahlilini yapmak mümkündür. Gazi ve Devlet... Gazi ve Düzen Partileri... Gazi ve Reformizm... Gazi ve Sol... Gazi ve Alevilik... ve de Gazi ve Halk... başlıkları bize Türkiye gerçeğini, bu tabloyu hemen hemen eksiksiz sunar. Herkes Gazi Ayaklanmasında durduğu yerle, aldığı tavırla sınıflar mücadelesinin bütünündeki yerini de ortaya koymuştur. Gazi'yi kavramalıyız. 995 yılının 13 Mart' ının sabahında Türkiye'nin gündeminde yoksul bir gecekondu semti vardı. Bu yoksul semt günlerce de gündemde kalmaya devam etti. 12 Mart'ın akşamı kontrgerilla bu yoksul semtte, Gazi'de emekçilerin oturduğu kahvehaneleri taramış, semtin sevgili dedesi Halil Kaya bu saldırıda ölmüş, onlarca insan yaralanmıştı. Olay, bu saldırıyla kalsaydı eğer, ertesi gün ve belki bir gün daha gazetelerin bir köşesinde bir haber olmanın ötesine geçemeyecekti. Gazi'yi gündeme taşıyan herkesi açık bir tavra zorlayan gerçekte bu saldırı değil. Gazi halkının bu saldırıya verdiği karşılıktı. Gazi gerçekte hala gündemde kalmaya devam etmektedir. Gazi, hem, varoşlardakilerin Dır gün gelip gırtlaklannı keseceklerinden korkan tekelci burjuvazinin, hem de halkın savaşını geliştirmek, iktidara yöneltmek tsteyen devrimcilerin gündemindedir hala. Alevilerin gündemindedir; düzenle bütünleşmiş alevi "ileri gelenleri", yani işbirlikçi aleviler bir daha Gazi'deki gibi inisiyatifi elden kaçırmamanın, alevi kitlesi üzerindeki etkinliklerini artırma hesaplan nedeniyle hep gündemde tutmaktadırlar Gazi'yi. Emekçi Alevilerin, devrimci Alevilerin de gündemindedir Gazi, çünkü Gazi henüz onlar için siyasi sonuçları alınmamış, deyim yerindeyse meyvaları toplanmamış bir ayağa kalkıştır. Reformist, legalist solun da Gazi Ayaklanmasının bu ilk yıldönümü öncelikle buna hizmet etmelidir. Çünkü Gazi'yi kavramak, herkesin yerli yerine oturtulması, ama bundan daha fazla da Gazi'leri çoğaltma görevinin ufkumuzda netleşmesidir. Gazi ülkemizdeki halk gerçeğinin billurlaşmasıdır. Onyıllann biriken hoşnutsuzluğunun, büyüyen öfkesinin "tahlil "lerden çıkıp hayatın içine gelmesidir. Çok net, çok açık söyleyebiliriz ki halkımız ayaklanmalara, kendi savaşını vermeye hazırdır. Çok açık, çok net görebiliriz ki, devrimimiz çoğalan Gazilerle büyüyüp gelişecektir. Evet, bu görülebilir, ama eğer görmeye cesaretimiz varsa. Gazi Ayaklanmasının ve yıldönümünün hakkını vermek, işte bunu cesaretle görmek ve açık, net olarak bu görevi omuzlamaktır. Şan olsun Gazi'nin şehitlerine. Gerçeği bize kavrattıkları; devrimimize böylesine güçlü bir ışık olduktan için!.. Gazi'nin kıvılcımıyla tutuşan ayaklanma yangını Türkiye, Kürdistan topraklarında yanıyor hala. Yangını büyütmek boynumuzun borcu, halkımıza, devrime karşı sorumluluğumuzdur. gündemindedir Gazi. Kendi cephelerinden gecekondularda güç olmanın yollarını arayıp durmaktadırlar. Çünkü görmüşlerdir ki bu ülkede emekçi politikası yapmak, emekçiler adına söz sahibi olmak. Gecekondularda olmadan mümkün değildir. Ve onların gündeminin diğer yönü gecekondularda kendi tercih ve statükolarıyia güç olabilmek için ayaklanmaları engelleyerek, düzen dışına çıkmış emekçileri düzen içine çekerek kendi zeminlerini güçlendirmektir. Kısacası kim hangi politikayı izlemeye çalışıyor olursa olsun, Gazi onun gündemindedir. Kimse bundan kaçamamaktadır. Gazi'de 12 Mart akşamında o yangının tutuşturulduğu akşamın koşulları bunun niye böyle olduğunun tüm İpuçlarını açıkça ortaya sermektedir. SALDIRAN DEVLETTİ Saldırı tam bir kontrgerilla saldırışıydı. Saldırıyı gerçekleştiren sivil ya da üniformalı faşistler emekçi halkın kahvehanelerde en yoğun olduğu saati - Pazar gününü ve bir maç saatiniseçmişlerdi. Saldırı, gününden saatine, inceden inceye kontrgerillaya bağlı güçler tarafından organize edilmişti. Saldırının biraz öncesinde polis tarafından kahvehaneler basılıp aramalar yapılmış, ortalık "temizlenmiş", muhtemel bir karşı koyuşun önlemi alınmıştı. Saldırının sonrasında da katillerin içinde olduğu taksi adeta bir eskort görevi yapan polis minibüsünün arkasından karakol yolu üzerinde gözlerden kaybolmuştu. Katliam olmuş, polis uzun süre ortada görülmemişti. Bir kişinin ölmesi yalnızca bir tesadüftü. Amaçlanan bir kitle katliamıydı. Saldıranlar, saldırı için gaspettikleri taksinin şoförünü bile gırtlağını kesip öldürecek kadar vahşi ve halka düşmandılar. Gazi'yi seçmişlerdi. Çünkü Gazi, yoksul emekçilerin hak ve özgürlük kavgasının bir türlü bastırılamadığı, yoksul emekçilerin devrimi daha büyük bir şiddetle istediği ve devrimcilerle bütünleşmesinin engellenemediği bir semtti. Çünkü Gazi, çeşitli milliyetlerden ve çeşitli mezheplerden emekçilerin birlikte mücadeie verdiği bir semtti. Ve çünkü Gazi, Alevi yoğunluklu bir semt olarak da biliniyordu. Hem emekçilere, emekçilerin devrimci mücadelesine bir saldın gerçekleştirilmiş ve hem halkın birbirine düşmesi için bir nifak tohumu atılmış olacaktı. Kitleleri şöyle ya da böyle sindirmek istiyordu kontrgerilla. Halkın saldırıya bir tepkisi olmazsa, amaç kısa yoldan gerçekleştirilmiş olacaktı zaten. Ama kontrgerilla bir tepki de bekliyordu ve bu tepkinin üzerine daha büyük terörle giderek kitleleri sindirmeyi, ülke genelinde etkisi olacak bir kitle pasifikasyonunu hedefliyordu. Halkın ayaklanması, üstelik tereddütsüz bir netlikte "Katil Deviet" sloganlarıyla ayağa kalkması kontrgeriîlanın her iki planını da bozdu. HEDEF KARAKOL Gazi halkının kontrgerilla saldırısına cevabı salt bir tepki, salt bir protesto olarak kalmadı. Hayır, öfkelerini bu kez doğrudan düşmanın üstüne boşaltmalıydılar. Saldınnın hemen ardından kahvehanelerin önünde toplananların diline ortak bir söz gelip yerleşti; "hedef karakol". Saldıran devletti. Gazi halkı da devletin üstüne yürüyecekti. Hedef işte bundan dolayı karakoldu. Gazi halkı hesap soracaktı. Hedef

4 bundan dolayı karakoldu. Gazi'deki halk hareketini bir ayaklanma boyutuna yükselten, ayaklanmanın devrimci muhtevasını derinleştirip önemini büyüten en önemli yanlardan biri işte buydu; halkın saldırının hemen ertesinden itibaren saldırının sorumlusu olarak devleti görmesi ve öfkesinin hedefine devleti koyması. Belki o an, kahvehanelerin önünde bulunanlar bu yürüyüşün Gazi'yi günlerce ülkenin gündemine oturtacağını, İstanbul'un gecekondularını ayağa kaldıracağını, Gazi'deki ateşin bir yangın olup tüm Türkiye'yi sarsacağını düşünmüyorlardı. Bunu düşünemezlerdi de belki. Ama bir şeyi çok çıplak görmüş ve ona karşı ayağa kalkmışlardı. Saldıran devletti, halk boyun eğen değil direnen olacaktı. Öfke sınırsızdı kahvehanelerin önünde. Yüzlerce, binlerce ağızdan haykırılıyordu. Cılız mırıldanmalar da duyuluyordu arada bir; "Provokasyon olur... Kitle kırılır... Cadde boyunca yürüyüp dağılalım..." ama halk öfke doluydu. Emekçi ve devrimci sezgisiyle katili teşhis etmişti. Cepheliler "Hedef Karakol" deyip öne atıldıklarında yüzler, binler tereddütsüz yürüdüler katillerin inine doğru. GAZİ AYAKLANDI Gazi yoksuldu. Gazi polis terörü altındaydı. Ama Gazı, ne yoksulluğa, ne teröre teslim olmamıştı yıllardır. Neredeyse semtin kuruluşundan bu yana devrimcilerin önderliğinde mücadele eden bir semtti Gazi. Yoksuldu; 1970'lerin başında bir baraj havzasında kurulmaya başlayan Gazi, suyla, elektrikle, telefonla, yolla, okulla ononbeş yıl sonra tanışabilmişti ancak. Ve hala yolları çamurdur Gazi'nin. Onbinlerce genç Gazi'linin okulu yoktur. Hastanesi yoktur. Büyük bölümü, gençleri konfeksiyon atölyelerinde, kadınları temizlik işlerinde, erkekleri inşaatlarda ama çoğunlukla asgari ücretin bile altında çalışır. Bir işe yerleşmiş işçisi, memuru da vardır Gazi'nin. Ama onların durumu da "malum"dur. Baskı, terör, soygun eksik olmamıştır Gazi'den yıllardır. İlk başta arazi mafyasının soygunu ve terörü vardır. Mafya, kanını, İliğini emer Gazi'lilerin. Üç-beş metrekare toprak için tüm kazandıklarını çalar, çırpar. Terör estirir yoksul, savunmasız insanların dünyasında. Polis yoktur o zamanlar Gazi'de. Ne zamanki, devrimciler Gazi'ye gelir, Gazi'liler devrimcileşir, arazi mafyası semtten sökülür atılır, emekçi halk yolu, suyu İçin mücadeleye başlar, işte o zaman devletin terörüyle tanışır Gazi. Ve o günden sonra resmi sivil faşist saldırılar hiç eksik olmaz Gazi'nin üzerinden. Semtten yüzlerce insan devletin işkencesiyle, cezaeviyle tanışır, Gazi'nin devrimci evlatlan katledilir. '90'lı yılların Gazi'sinde adeta bir işgalci güçtür polis Gazi'de. Ayaklanmanın öncesindeki haftalarda, aylarda Gazi'li kendi semtine bile rahatça girip çıkamamaktadır artık. Her gün kahveler, evler basılmakta, gözaltıların çetelesini bile tutmak mümkün olmamaktadır. Gazi halkı bir anlamda artık bardağı taşıran son damla olan bu kontrgerilla saldırısı karşısında ayaklanmasın da ne yapsındı? Maraş'tan Gazi'ye... Gazi'deki kontrgerilla saldırısı, ne saldırının amaçları bakımından ne de saldınsını gerçekleştiriliş biçimi bakımından ülkemiz sınıflar mücadelesinde "ilk" değildi. Tersine kitle katliamları oligarşinin -ve kontrgerillanın halkın mücadelesine karşı hemen tüm belirleyici dönemeçlerde başvurduğu bir araç olmuştu, Ve bu katliamların hemen tümünde açık bir provokasyon, sivil faşistlerle polisin ve ordunun açık bir işbirliği ve işbaşındaki iktidarların açık bir onayı olmuştur. 16 Mart Katliamı, Yine bir Mart ayıydı. Halkın gelişen mücadelesini bastırmak için bir kitle katliamı vardı yine planlarında. Hedefte ise öğrenci gençlik. 16 Mart'ta öğrencilerin tam çıkış zamanında İstanbul Üniversitesi önünde patlatîlan bombalar ve kitlenin taranması bir kitle katliamı ile sonuçlandı. 7 ölü, onlarca yaralı vardı. Hergün polisin özel güvenlik önlemleri aldığı, yığınak yaptiğr üniversite girişi ve meydan o gün ve o saatte "her nedense " boştu. Sokaklarında ekiplerin durmadan cirit attığı Gazi'de o gece hiçbir ekip arabasının olmaması gibi... Ve yıllar sonra açığa çıkacaktı ki, saldırıyı bizzat gerçekleştirenlerin içinde polisler de yeralmıştı Maraş... Alevi-Sünni halk birlikte yaşıyordu Maraş'îa da. Provokasyonun başlangıcı faşistlerin bir sinemayı bombalamalarıydı. Faşistler, günlerce önceden herkesin ve devletin polisinin gözleri önünde KabramanMaraş'a silah yığmağı yapmış, çevre illerden çeteiirini taşımışlardı. Yine katliamdan günlerce önce sadece Afeviiere ait evler kapılarına kırmızı çarpı işretleri konup işaretlenmişti. Maraş'îa katliamın başladığı saatlerde aynen Gazi'de olduğu gibi ne polis, ne asker yoktu ortada. Dört gün boyunca da olmadı. Kaîilier işlerini bitirdikten sonra onlar çıktılar sahneye Sivas... Gazi gibi yine Alev! yoğunluklu, devrimci bir semt hedefteydi. Ama elbette ayaklanmak için bunlar, yani yoksulluk ve terörün yaşanıyor olması yetmiyordu. Gazi halkına ayaklanma gücü ve cesareti veren, onun hedefini doğru tespit etmesini ve bu hedefin üzerine cüretle yürümesini mümkün kılan bir başka şeydi. Gazi Mezarlığı Gazi halkının, halkımızın kurtuluş savaşına kattığı şehit evlatlarıyla doluydu. Yalnız bir tabut olarak gelmemişlerdi onlar Gazi'ye. Onlar Gazİ'nin kavga ateşinde büyümüş, devrimcileşmiş, Gazi'den çıkıp gittiklerinde bile direnme ve çatışma gelenekleriyle dönmüşlerdi Gazi'ye. Devrimci Sol ve DHKP-C savaşçılarının üslerinde yarattıkian direniş destanlanndan, Parti-Cephe'nin savaşçı ve taraftarlannın doğrudan Gazi sokaklarında her koşulda fedekarlıkla, Özveriyle, cesaretle yükselttikleri mücadele bayrağı Gazi halkının ayaklanmasının da bir yerde mayasıdır. Cunta gelir, büyük çoğunluk siner, kaçar, terkeder mücadele alanlarını. Ama Devrimci Sol, cunta koşullarında Gazi'de ev ev dolaşmaya, bildirilerini dağıtmaya, halkı örgütlemeye devam eder. O Faşistler, Sivas'ın Alibaba'sına saldırıp kurşun yağdırmaya başladıkiannda kurşun sesleri yine hiçbir "güvenlik" gücünü harekete geçirmeye yetmedi. Ama bir Maraş olmadı Sivas. Çünkü Alibaba'daki emekçi halkta devrimcilerin önderliğinde aynen Gazi'de olduğu gibi katliama anında cevap verdiler. Ankara, Piyangotepe Katliamı... Gazi'nin Dostlar Kıraathanesi değil, Piyangotepe'deki bir kahvehane vardı yine hedefte. Yine saldırıdan kısa bir süre önce polis kahvehaneyi basmış, üst araması yapmış, "ortalığı temizlemişti". Kahvehane bu aramanın hemen ardından faşistler tarafından basıldı ve 7 emekçi kurşuna dizildi. Ne 16 Mart'ın, ne Maraş'ın, ne adıdır. koşullarda bir muhbir cezalandırılır Gazi'de... Cuntanın halkın sırtına bindirdiği yeni yüklerle yoksulluk biraz daha derinleşmiştir. Gecekondular devletin, belediyelerin gözünde biraz daha dıştalanmıştır. Gazi halkının '87'lerden itibaren hayatlarını biraz olsun yaşanılır kılabilmek için yol için, su için verdikleri mücadelenin önünde yine Devrimci Sol'cular vardır. Gecekondu yıkımlarına karşı direnişi örgütleyen onlardır... '91 'in 3 Ocak'ında, Zonguldaklı maden işçileriyle, tüm Türkiye'nin emekçileriyle birlikte olmak için yürüyen, kepenk kapatan Gazi halkını cezalandırmak amacıyla polis semti işgal ettiğinde işgalin ortasında molotoflarıyla yolları kesip gösteri yapan yine Devrimci Sol'cular vardır... Şehitlerine sahip çıkmanın, halka değer vermenin, halkın değerlerine sahip çıkmanın, polis saldırısı karşısında kolkola girip direnmenin, polis barikatlarının üzerine yürümenin onlarca ve onlarca örneği Gazi sokaklarında yaratılmış, yaşatılmış ve tüm bunlar Gazi halkının belleğine, yüreğine, bilincine kazınmıştır. Yalnız belleğine kazınmakla da kalmamış, Gazi halkı döneme göre Sivas'ın, ne Piyangotepe'nin katilleri "yakalanamadı"... Açılan davalar sonuçsuz kaldı. Çünkü yargılayan da, yargılanan da devletti...gazi'nin katilleri de yakalanmadı, yakalanmayacak da. Çünkü "yakalanacak" olan fail, yine aynı; devlet. Ve ancak; Ne 16 Mart, ne Maraş, ne Sivas, ne Piyangotepe halkın mücadelesini durdurmaya yetmedi. Gazi katliamı da halkın mücadelesine bir barikat değil, ayaklanmaya açslan bir kanal oldu. Oligarşinin, kontrgerillanın Maraş'tan Gazi'ye uzanan kitle katliamları zincirinin açmazı da buradadır işte. Gazi kontrgerillayı kendi katliamlar zinciriyle boğmanın

5 değişen boyutlarda bu geleneklerin, bu direnişlerin bir parçası olmuştur. Ve zaten işgalin ortasında gösteri yapan, polis barikat kurduğunda cüretle üzerine yürüyenler de Gazi'nin Devrimci Sol'cu, Parti-Cephe'li gençlerinden, emekçilerinden başkası değildir. Gazi halkı böyle bir yoksulluğu, böyle vahşi ve sürekli bir terörü yaşayan ve böyle bir mücadele geçmişine sahip olan Gazi, bu saldırı karşısında teslim olamazdı. Kendi geleceği için ayaklanmaya "mahkum"du. Ve kendi geçmişinden dolayı hazırdı ayaklanmaya. Bir anda binler oluverdüer kahvehanelerin önünde. Karakola yürüdüler. Polisin açtığı ateş durduramadı onları. O gece ayaklanmacıların pek azı gitti evlerine. Giden yarım saatten fazla kalamayıp yeniden barikatların başına döndü. Çünkü Gazi ayaklanmıştı, çünkü Gazi, barikatlarını kurmuş düşmanla göğüs göğüse bir savaşa girmişti. Kahvehanelerde dökülen kan orada kalmayacaktı. Belki başka emekçilerin de kanı dökülecekti ama hesap sorulacak, katillere, devlete Gazi halkının öfkesi ve gücü gösterilecekti. İçinde oldukları sıradan bir protesto eylemi değildi artık. Gazi'nin gencinin biraraya gelip yaptığı bir eylem de değildi. Günlerce uğraşıp kişinin biraraya getirtebildiği bir basın toplantısı da değildi yapılan. Gençler, kadınlar, erkekler, yaşlılar, çocuklar, esnaf, işçi, memur, hepsi eylemin İçindeydi. Hamile kadınlar, hasta yatağından kalkmış gelmiş insanlar hepsi, hepsi barikatların arkasındaydı. Çünkü bu bir ayaklanmaydı. 12 Mart akşamından başlayarak, Mart günleri boyunca bir savaş düzeninde yaşadı Gazi. Komiteler, nöbet listeleri oluşturuldu. Barikatlara yiyeceklere ve tnolotoflar taşındı. Barikatlar halkın her kesiminin açık tavrıyla güçlendirildi. Okullar boykot edildi, esnaf kepenk kapattı... GAZİ ÖLÜMÜ YENDİ Ertesi gün 13 Martta bir kez daha zulmün inine yürüdü Gazi. Ve sonra bir kez daha. Katiller sürüsü her seferinde kurşun yağmuruyla karşıladı onları. Gizlendikleri evlerden, inşaatlardan, helikopterden ölüm yağdırdılar Gazi'nin üzerine. Panzerlerini sürdüler halkın üzerine. Ama gerilemedi Gazi halkı. Ayaklanmayı bitirmeyi, şehitlerini düşmanın eline bırakmayı düşünmedi hiç. Tekrar tekrar ölümün üzerine yürüdü, ölümü yendi. Küçük burjuvaları, halktan -gerçekte kendinden- umudu kesmiş reformist, legalist solcuları en fazla şaşırtan ve en fazla korkutan da buydu işte. Yıllardır Devrimci Sol ve Parti-Cephe savaşçılarının kuşatıldıkları üslerde ölüm mutlakken bile teslim olmayı reddedişlerini, çatışarak şehit düşmeyi tercih edişlerini, hatta silahları olmadığında evlerindeki tüpleri silah yapıp direnmelerini bir film gibi seyredenler için, bu ölümleri anlamsız, gereksiz, boşuna bulanlar için ölümün üstüne yürüyen Gazi halktnı anlamak ta mümkün değildi. Gazi halkı, Halk Kurtuluş Savaşçılarının mesajını, çağrısını anlamıştı. Gazi sonuçta İstanbul'un sınırlı bir yeriydi. Sonuçta barikatın dışında düşmanın kuşatması vardı. Ve düşmanın silahlarına, panzerlerine karşılık Gazi halkı silahsızdı. Ama o direniş üslerinden yayılan çağn da söylendiği gibi teslim olmadı. Tüpleriyle, molotoflarıyla, sopalarıyia, taşlanyla ve yürekleriyle savaştı. Herkes bir halk hareketinin, bir halk ayaklanmasının ne olup olmadığını çıplak oiarak gördü Gazi'de. Halk buydu işte. Dün korkaktı, ürkekti belki. Belki bir basın açıklamasına gelmeye ikna etmek bile zordu onu. Şu yada bu düzen partisinin üyesiydi belki. Ama işte savaşan bu halktı.ölümün üstüne yürüyen ve ölümü yenen bu halktı. Bu halk gereğiydi. GAZİ, KIVILCIM OLDU Gazi'deki saldın televizyonlardan, radyolardan duyulduğu andan başlayarak İstanbul'un gecekondu semtleri de kendi içinde hareketlendi. Gazi halkının ayaklanmasının çeşitli biçimlerde duyulmaya başlamasından itibaren de bu hareketlilik Gazi'ye yönelmeye, Gazi'ye akmaya başladı. Gazi'den onlarca kilometre uzaklıktaki semtlerde, Gazi'de hiç bir yakını, tanıdığı olmayan emekçiler saldırıyı kendine yapılmış sayarak, direnişe güç vermek için Gazi'nin yolunu tuttular. Gazi Ayaklanması, yıllardır emekçi halkın eksikliğini ve özlemini duyduğu büyüklükte bir emekçi dayanışmasını da açığa çıkardı. Okmeydanı'ndan, Alibeyköy'den, Esenyurt'tan binlerce emekçi aktı Gazi'ye. Gazi'deki 4-5 binler, daha o geceden başlayarak binler oldu. Doğrudan Gazi'ye gidilmesinin dışında İstanbul'un hemen tüm emekçi semtleri ayaklanmayı destekleyen, büyüten, yayan gösterilere, eylemlere tanık oldu. "Destek"ten öteydi olan biten. Gecekondu halkının, Gazi'nin savaşını kendi savaşı sayması sözkonusuydu. Halkın bu duygusu Parti-Cephe'nin "Savaşı Yayalım" şiarı kitlelere ulaştırılabildiği Ölçüde somut eyleme, çeşitli semtlerin farklı boyutlarda kendi "Gazi'sini" yaratmasına dönüştü... Ayaklanma yangını çeşitli boyutlarda Anadolu'ya da sıçradı. Protesto ve destek temelinde Anadolu'nun bir çok ilinde, ilçesinde gösteriler, eylemler yapıldı. Parti- Cephe'liler, Devrimci Halk Güçleri Gazi Ayaklanmasının yalnızca Gazi için, yalnızca İstanbul için değil, Türkiye halklarının savaşı açısından taşıdığı önemin bilincinde olarak güçleri oranında gösterilerle, pankartlarla, yazılaması, bildirisiyle Gazi'nin sesini Anadolu'ya taşıyıp, Anadolu'nun sesini Gazi'ye kattılar. Bu, kontrgerillanın hesabını büsbütün bozan bir gelişmeydi. Kitleleri sindirmeyi amaçlayan bu kontrgerilla saldırısı, Gazi'nin ayaklanma kıvılcımını tutuşturmasıyla ülkemizde son dönemin en büyük, en yaygın ve en kitlesel halk hareketlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Bir yerde ipin ucunu kaçırmıştı devlet. Gazi'deki teşhir olmuşluğuyla binlerin, onbinlerin karşısında polis adeta kaybolmuştu İstanbul'da. Kitlelerin semtlerini savunan, Gazi'ye akan eylemlerini seyretmekle yetinmek zorunda kalıyordu. Kontrgerilia bu gelişmenin kitlelerin bilincinde yaratacağı değişikliklerin ve uzun vadede kitle hareketleri açısından yol açacağı sonuçların farkındaydı. Bu gelişmeyi engellemek için bir kez daha katliama başvurdu. Ümraniye'de yürüyen onbinlerce emekçinin üzerine yine tamamen planlı bir biçimde, yakın mesafeden hedef gözeterek açılan ateşle 6 emekçi daha katledildi. Ama artık ok yaydan çıkmıştı. Ümraniye katliamı da ayaklanmanın yayılmasını, kitlelerin binlerle caddelere dökülmesini engelleyemedi. İşçiler ve memurlar, onbinler, yüzbinler, milyonlar olarak bu ayaklanmanın bir parçası olmadılar, olamadılar. Tüm emekçi halkın birliği anlamında katedilmesi gereken büyük bir mesafenin olduğu görüldü. Ama ayaklanma, gecekonduları birleştirerek halkın birliği için dev bir adımın atılmasını sağladı. GAZİ SAFLAŞTIRDI Ayaklanma muhtevasını asıl olarak karakola yürüyüşlerde buldu. Ayaklanmayı süreklileştiren, Gazi halkını kenetleyen, çekim merkezi olan yanı ise barikatlardı. İlk başta, Cemevi'ne uzanan yolda kurulan barikatlar hızla yayıldı, çoğaldı. Ayaklanmanın üçüncü gününde Gazi'nin yaklaşık 20 ayrı yerinde barikatlar yükseliyordu. Ayaklanmacılar düşmanın girebileceği her deliği kapatmak zorundaydılar. Çünkü düşman bulduğu küçük bir sokak aralığından bile saldırıya geçiyordu. Savaşın basit, çıplak mantığı vardı burada. Savaş hergün heryerde sürüyordu. Halk her an, her yerde kendi barikatlarını örmek zorundaydı. Örgütlenmeliydi. Örgütsüzlüğü onun en büyük gediğiydi, düşman hep bu noktadan saldırıya geçiyordu. Siyasi, askeri, kültürel her cephede kendi barikatlarını örmek zorundaydı halk. Bu noktalardaki her gedikten ya Gazi'de olduğu gibi böyle açıkça kurşunu, bombasıyla ya da çok daha sinsi yöntemleriyle saldırıya geçiyordu. Şimdi işte Gazi'nin barikatları düşmanın, düşmanla işbirliği içindeki ihanetçilerin, tatlı su solcularının ideolojik saldırılarına, sızmalarına karşı da barikattı. Böyle olduğu içindir ki, halkın şimdi, Zülfü Livaneli'sinden Bülent Ecevit'e, Bayram Meral'inden sözde Aievi ileri gelenlerine kadar uzlaşmayı, teslimiyeti öneren tüm şöhretlere "olağan" zamanlardakinden daha sertti tavrı. Reddediyordu onları. Reddetmekle kalmıyor hesap soruyor, yaşadığı coğrafyadan kovuyordu. Barikatlar bir sınır çizgisiydi. Bir tarafında halk, bir tarafında düşman yani orada cisimleşmiş haliyie polis ve asker vardı. Çok çeşitli siyasi kimliklere sahip çeşitli güçler ayaklanma boyunca Gazi'ye, barikatlar bölgesine gelip gittiler. Okmeydanı'nın, Alibeyköy'ün, Nurtepe'nin emekçileri binlerle toplanıp Gazi'ye geldiklerinde onlar hiç tereddütsüz barikatların arkasındaki emekçilerin yanına gittiler. Barikat savaş demekti. Barikatın öte tarafındakilerle bu tarafındakiler arasında bir savaş. Emekçiler oraya bu savaşın bir tarafı olarak geliyorlardı. Barikatların bunun dışındaki ziyaretçileri ise Türk-Iş'in ağaları, CHP'sinden, DSP'sine düzen partileri, reformist çeşitli kesimler, küçük burjuva aydınlardı. Onlar Gazi'ye geldiklerinde barikatların bir yanında duran emekçi halkın arasına katılmadılar. Tersine önce barikatların öte tarafındaki polis şefleriyle, generallerle konuşup, barikatlara onların koruması altında yaklaştılar. Kendi

6 güvenliklerini emekçi halka değil, katilfere tesüm etmeyi daha uygun bulmuşlardı. Başkaları da vardı, örneğin Cemevi yöneticileri barikatlar bölgesindeydiler. Ama barikatların savaşan tarafının içinde olmadılar hiç. Neredeyse günlerce Cemevi'nden binadan dışarı bile çıkmadılar. İçine çakılıp kaldıkları, devrimcilerin ve halkın kullanımı konusunda boyuna engeller çıkardıkları yerde polis şeflerini, generalleri ağırladılar. Kimisi ayaklanmacılara yakın durarak sinsice barikatların kaldırılmasını, ayaklanmanın bitirilmesini empoze etmeye çalıştı. Kimisi "burada kişi kaldı, bunları toplarsanız direniş biter" diyerek polis saldırısına davetiye çıkardı. Kimisi polis şefleriyle birlikte doğrudan ayaklanmayı bitirme stratejileri üzerine kafa yorarak ihbarcılıktan, İhanete uzanan bir çizgi izlediler. Örneğin, "Devrimci" İşçi Sendikaları, örneğin devrimcilik, demokratlık iddiasını hiç elden bırakmayan Memur Sendikaları, örneğin adlarında "sosyalist" sıfatlar bulunan legal partiler; onlar için barikatların bölgesi "tehlikeli" bölgeydi. Ayaklanmanın sürdüğü o uzun günler boyunca hiç olmazsa üzerlerinde taşıdıkları sıfatların yüzü suyu hürmetine bu sıcak çatışmanın sürdüğü bölgeye bir "destek ziyareti" yapma cesareti bile göstermediler. Basın açıklamaları yaptılar sadece. Sorumsuzca ve utanmazca. Üstelik o açıklamalarında da yalnız kontrgerillanın katliamı vardı. Büyük cesaret, büyük duyarlılık gösterip kınıyorlardı. Ama ayaklanma yoktu açıklamalarında. Kontrgerilla saldırıları olmasın istiyorlardı ama en az onun kadar halkın ayaklanmasına, savaşına da karşıydılar. Yok sayıyorlardı, çünkü yok olmasını, ayaklanmanın bir an önce bitmesini arzuluyorlardı gerçekten. Bunu açıktan ifade edemiyor, "sorun bir an önce çözülmeli" gibi ne anlama geldiği belirsiz kılıflara sokuyorlardı. Gazi saflaştırıyordu. Barikatların bir yanında halk vardı, diğer yanında düşman. Bir yanında devrim vardı, diğer yanında devlet. Bir yanında halkın savaşı vardı, diğer yanında karşı devrimin saldırısı. Sınıflar savaşının yükselmesinin, boyutlanmasının saflaşmayı da derinleştirdiği tespiti işten bundan başka birşey değildi. Savaş, ara renkleri, ara kategorileri kendini temel bir renge, temel bir kategoriye sokmaya zorluyordu. Gazi gerçeği açık ve çıplaktı. Halkın yanında olmayan devletin yanındaydı. Halkın savaşına karşı çıkan, bu savaşı Gün Gün Gazi Ayaklanması: Saldıran Devlet Ölen ve Direnen Halktı Mart Saat 20:30 Gazi Mahallesi İsmet Paşa Caddesi üzerinde bu- İunan Yavuz Kardeşler, Dostlar, Cihan ve Doğu Kahvehaneleri otomatik silahlarla tarandı. Saldırıda 7-8 kişi yaralanırken Halil Kaya isimli yaşlı Cemevi bekçisi hayatını kaybetti. Silahla taranan kahvehaneler genellikle demokrat, devrimci ve yurtsever görüşlere sahip, çoğunluğu alevi inançtan ve Kürt milliyetinden emekçi halkın geldiği yerlerdi. Gaspedilmiş ticari bir taksiden saldırıyı gerçekleştiren kişiler cadde üzerinde iki kez tur attıktan sonra, polisin belirgin bir şekilde ilgisiz davranması sonucu rahatça bölgeden uzaklaştılar. Saat Olayın duyulması İle birlikte Gazi Mahallesi halkı kahvehanelerin önünde toplandı. DHKC'lilerin saldırının sadece protesto edilmesi değil, karakola yönelerek hesap sorulması çağrısı halk tarafından benimsendi. "Katiller Karakolda", "Kahrolsun Faşizm" sloganları atarak Polis Karakolu'na doğru yürüyüşe geçen halk, polis panzerleri ile engellendi. Gece bitirmeye çalışan devrime de karşı çıkıyor demekti. Bu düzenin devamını istiyor demekti. GAZİ ÇAĞRI OLDU Hem devrim istediğini söyleyip, hem Gazi Ayaklanması'na Gazi'deki halkın savaşına karşı çıkmak mümkün değildir. Mümkün diyenler istediklerini söyledikleri o devrimin nasıl gerçekleşebileceğini umuyorlardı acaba? Halkın savaşı olmadan, bu savaş yaygınlaşıp gelişmeden devrim olmaz. Tarih bilgisinin belki de en kaba, en çıplak gözle bakıldığında edinilebilecek ilk bilgilerinden biridir bu. Halk ayaklanmaları, barikat savaşları devrim güzergahının üzerinde daha pekçok kez, karşımıza çıkacak olan ara duraklardır. Yanından dolaşmak mümkün değildir. Çünkü yanından dolaşılmak için tercih edilen yollar devletin ve düzenin yollarıdır. Gazi'de bu tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Soruna barikatları kaldırarak çözüm bulmaya, katillerle ayaklanan halkı uzlaştırmaya çalışanlar, objektif olarak devletin manevra alanını büyütmüş, halkı ise o anki en büyük gücünden yoksun bırakmaya çalışmıştır. Gazi halktır. Gazi savaştır. Gazi yarısına doğru daha da kalabalıklaşan halk, ikinci kez polis karakoluna yöneldi. Yürüyüş sırasında faşistlere ait birçok araba ve işyeri tahrip edildi. Polisle, süren taşlı sopalı çatışmadan sonra halk, yola barikatlar kurarak cem evine doğru geri çekildi. Saat Okmeydanı, Nurtepe, Güzeltepe, Kağıthane ve Alibeyköy'ün emekçi halkı gruplar halinde Gazi Mahallesine girmeye başladı. Gazi Cemevi önündeki kalabalık daha da artarken, dayanışmanın yarattığı coşku, Gazi Ayaklanmasını ateşledi. "Gazi halkı yalnız değildir", "Gazi faşizme mezar olacak" sloganlarıyla kararlılık ve Öfke ortaya konuldu. Cemevi önündeki coşkulu kalabalıktan ürken polis, ayaklanmanın ertesi güne sarkmasını önlemek için, uzun menzilli silahlarla halkı tarayarak dağıtmaya çalıştı. Bu saldırıda Güzeltepe'den Gazi Mahallesi'ne gelen Mehmet Gündüz şehit düştü, birçok kişi yaralandı. devrimdir. Devrimi istemek, Gazileri istemek, Gazi'lerden yana olmaktır. Ayaklanan Gazi, Türkiye halkları için açık bir savaş çağrısıdır. Bu çağrıya kulak tıkayanların Gazi üzerine söylediği ve söyleyeceği hiçbir şeyin gerçekliği yoktur, olamaz. Parti-Cephe, Gazi Ayaklanmasının içinde güncel devrimci görevin savaşı yaymak, Gazileri çoğaltmak olduğunu söylemiştir. Gazi'nin kendisi ve daha sonraki günlerde, aylarda gelişen çok çeşitli biçimlerdeki halk hareketleri, bu çağrıdaki isabeti göstermiştir. Parti- Cephe'nin savaşı yaymak, Gazileri çoğaltmak şiarı hala geçerlidir, hala günceldir. Oligarşinin büyük kentlerin varoşlanndan, Kürdİstan'ın, İç Anadolu'nun dağlanna kadar pervasızca sürdürdüğü teröre, işbaşında seçilmiş bir hükümetin bile olmadığı koşullarda halkın emeğine, lokmasına yönelik saldmların hiç durmadan tırmandırmasına; infazlara, kayıplara, gözaltılara kısacası halkı sinmeye, aşağıfanmaya, onursuzlaşmaya, yoksullaşmaya mahkum eden bu koşullara karşı halkı ayaklanmaktan, yeni Gaziler yaratmaktan başka yolu yoktur. Devrimi hedefleyen, halkın İktidarını İsteyen devrimci bir hareket de, devrimci misyonunu ancak yeni Gazi'lere önderlik ederek onları yaratarak yerine getirebilir.* Gazi halkı taşlarla ve sloganlarla polis barikatına yöneldiğinde, polis telsizlerinden "tüm Dev Sol'cular Gazi'de toplanmış saldırıyorlar" anonsu geçti, Bu ananos anlamlıdır. Bu anlamı çözenler bundan sonraki mücadele pratiğine mutlaka doğru katkıda bulunacaktır Ancak taş ve molotoflarla karşı saldırıya geçen halk polisi püskürttü. Barikatlar sağlamlaştırıldı. Barikatlarda DHKC'lilerin cüretkar ve atılgan tavrı öne çıktı. 13 Mart Pazartesi Öğle saatlerinde emekçi halkın öfkesi daha da artmıştı. Sayısı onbinleri bulan halk, karakola doğru yeniden yürüyüşe geçerken Öfke ve kararlılık da sloganlara yansımıştı: "Katil Polis", "ölmek Var Dönmek Yok" Halka "sükunet" çağrısı yapan kimi alevi önderleri, sanatçı ve politikacılar, halkın öfkesi ve "hesap sorma" kararlılığı karşında etkisiz kaldı ve tepki gördüler. Gazi halkı ve gençliği, atılganlığın, cüretkarlığın ve ölümüne fedakarlığın destanını yazdı. DHKC'lilerin yine en önde ileri atıldığı çatışmalar sırasında Gazi halkı polis mermilerine karşı taş ve sopalarla ve

7 Biz şehitlerimizle gurur duyuyoruz. Onlar halk için şehit düştüler. Ne kadar zaman geçse de şehitlerimizi ve onları katledenleri unutmayız. En başta biz aileler ve halk olarak unutturulmasına izin vermeyeceğiz. Evlatlarımızı katleden köpeklere göstermelik bir dava açtılar, katiller ellerini kollarını sallayarak geziyorlar. Zamanla unuttururuz sandılar ama yanıldıklannı kendileri de görüyor. Ve Gazİ'yi susturmak, yıldırmak için her gün daha çok da yüreğiyle karşı koydu. Saatler süren, polis-halk çatışması sırasında poiisin nişan alarak açtığı ateş sonucu, Fadime Bingöl, Dilek Sevinç, Hasan Gürgen, Sezgin Engin, Zeynep Poyraz, Dinçer Yılmaz, Fevzi Tunç, Alî Yıldırım, Mümtaz Kaya. Reis Kopal. Hüseyin Bilal. Hasan Ersürer ve Hasan Sel şehit düştü. Çok fazla sayıda insan yaralandı. Bir gün önce kahvehaneye yapılan saldırıda şehit düşen Halil Kaya ile gece polis kurşunuyla şehit düşen Mehmet Gündüz, Cemevi önüne getirildi. Kalabalık bir halk topluluğunun katilimi ile yapılan törenden sonra şehitler sloganlarla toprağa verildi. Devlet akşam saatlerinden itibaren sokağa çıkma yasağı İlan etti. Ancak, barikatların arkası şehit kanları İle özgürleşmişti. Sokağa çıkma yasağı kağıt üzerinde kaldı. Pazartesi günü Gazi Ayaklanması İstanbul'un gecekondu semtlerinde de yankısını buldu. Başta Okmeydanı, Ümraniye, Nurtepe, Armutlu olmak üzere birçok yerde esnaf kepenk kapatırken, halk sokaklara dökülerek devletin resmi ve gayri resmi güçlerinin Gazi halkına yönelik saldırısını protesto etti. Korsan gösterilerin yanısıra faşistlere ve devlete ait yerlerin tahrip edildiği şiddet eylemleri gerçekleştirildi. 14 Mart Salı Gazi halkı barikatlarla özgürleşen sokaklarda direnişi sürdürürken, direniş dalga dalga yayılmaya başladı. İstanbul Valiliği'ne doğru 3 bin kişinin katıldığı bir yürüyüş yapıldı. Çeşitli demokratik kitle Örgütlerinin düzenlediği yürüyüş valilik önünde devlet güçlerini saldırılarının protesto edildiği açıklamalar okunduktan sonra Sultanahmet Parkı'nda sona erdi. İzmir'de Konak Meydanı'nda, Mersin'de Belediye binası önünde, Adana'da İnönü Parkı'nda polisin engelleme çabalarına rağmen, binlerce kişi Öfkesini sloganlarla haykırdı. İstanbul dışında en şiddetli çatışmaların yaşandığı kitle eylemi Ankara'da yapıldı. Binlerce emekçi halk Kızılay meydanında toplanarak Meclise doğru halka saldınyorlar. Bizim evimiz de defalarca basıldı, evlatlarım kaç kere işkencelerden geçirildi. Ama bizim onurumuzla yaşamamızı engelleyemediler. Her gün sokaklardan gençleri toplayıp toplayıp işkenceye götürüyorlar. Otobüsü, minibüsü durdurup kimlik kontrolü yapıyor insanlara hakaret ve küfür edip tehdit ediyorlar. Her sokak başı polis doldu, gece gündüz gençlere ateş ediyorlar. Mahalleye giriş ve çıkışlarda elektrikleri kesiyor, karanlıkta gelip gidiyorlar. Halktan korkularından yapıyorlar hep bunları yıldırmak istiyorlar. Halk buna rağmen şehitlerini sahipleniyor. Gazi Şehitliğinin açılışına binlerce insan geldi. Bu kadar baskıya zulme rağmen şehitlerimize yaraşır bir şehitlik ve açılış yaptık. Devrimcilerin halkla beraber olmasını hazmedemiyor, halkın bir araya gelmesini istemiyorlar. Biz o köpeklere inat birlikte olmalıyız. Birlikten güç doğar. Şehit aileleri olarak kendi demeğimizi kurup düşmana da dosta da daha güçlü duralım. Evlatlarımız omuz omuza şehit düştüler. Sen ben demediler. Bize yakışan da onlar gibi omuz omuza olmaktır. Devrimciler bu saldırıların, baskının nedeni diyenler de var. Sanki devrimciler olmasa yapmayacaklar bu zulümü. Devrimciler olmasa daha fazla yaparlar baskı zulümü. Çünkü onlar yürüyüşe geçti. Halk suçluların adresini biliyordu. Yürüyüşün önünü kesen polis ve panzerlerle dişe diş çatışmaya giren halk Gazi ayaklanma ruhunu Ankara sokaklarına taşıdı. Halk sadece protesto eden değil çatışarak hesap soran tavrı ile meclistekilerin yüreğine korku saldı. Birçok şehirde yapılan toplantı ve gösterileriyle devlet saldırısına karşı direnen Gazi halkı sahiplenildi. Üniversite ve liseli öğrenci gençlikte okulları boykot ederek ve çeşitli eylemlerle duyarlılığını ortaya koydu. köpekliğini yaptıkları, ağababalarının kasaları daha fazla dolsun diye yoksulun ekmeğine kan doğruyorlar. Zulmün nedeni devrimciler değil dini imanı para olan efendilerinin halkı daha fazla sömürmek istemesi. Istiyoriarki onlar daha rahat kan emsinler diye biz susalım, sinelim. Devrimciler bizim evladımız. Devrimcilerin halkla bütünleşmesini hazmedemiyorlar, korkuları bu. Çünkü biliyorlar halk birlik oldu mu onların İşi biter. Dertleri halkın bir araya gelmesini mücadele etmesini engellemek. Ama sanmasınlar başaracaklar, artık halk dostu düşmanı gördü. Aynur Demir (Ümraniye'de katledilen Genco Demir'in eşi) Gazi'de halkı katlettiler. Burada da halk bunu protesto ederken kana doymayan köpekler ateş açtı. Kim kimi kırdı bunu herkes biliyor. Alevi-Sunni dediler yalan halkı devlet katletti. Halk bir olunca korktular ve aciz kaldılar. Biz şehitlerimizi her zaman sahipleniriz yaşatırız. Bunu gösterdik de. Şehitlik açılışında genci-ihtiyan, kadını erkeği bütün halk vardı. Şehitlerimize yaptırılan şehitlik halkın şehitlerini sahiplenişini gösterdi. Biz aileler olarak ve halk olarak beraber olmalıyız. Bugüne kadar sustuk hep bizi vurdular. Susmaz ve bir araya gelirsek katillerle dişe diş mücadele ederiz. Halk birlik olunca nasıl korkuyorlar, birlik olsak bize bunca zulüm yapamazlar. Şehit aileleri 15 Mart Çarşamba Devlet, ayaklanmanın gücünü kabul etti. Fiilen uygulanmayan sokağa çıkma yasağı kaldırıldı. Gazi Mahallesinde polis kuşatması kaldırıldı, polis geri çekildi. Cenazelerin Gazi Mezarlığına kaldırılması kabul edildi. Öğle saatlerinde İsmet Paşa Caddesi'ndeki kalabalık onbinleri bulurken, şehitler için cenaze hazırlıklarına başlandı. Saat 16.30'da büyük bir kortej halinde, Gazi mezarlığına ulaşan halk, Sezgin Engin, Dilek Sevinç, Fadime Bingöl, Zeynep Poyraz, Hasan Gürgen ve Hasan Ersürer'i toprağa verdi. Aynı saatlerde Alibeyköy Mezarlığı'nda da Reis Kopal ile Mümtaz Kaya toprağa verilirken, Ümraniye yeni bir çatışmanın aleviyle ısınıyordu. Ümraniye'de Gazi Mahallesindeki polis katliamının hesabını sormak için halk, saat sıralarında yürüyüşe geçti. Çok geçmeden polis barikatı ile yürüyüşün yolu kesildi. Halkın polis barikatına yüklen- olarak bizde üzerimize düşeni yapmalıyız. Herkes üzerine düşeni yaparsa zulüm biter. Halkı kırmakla bitiremezler. Benim evladımı da halkı da katlettiler. Mahkeme açtılar güya, göz boyama. Katillere bir şey olduğu yok, geziyorlar. Biz şehit aileleri bir araya geldik, şehitlik yapıldı ve açılışında halk kalabalıktı güzel oldu. Birlik iyidir hem şehitlerimizi sahiplenmek, hem de katillerden hesap sormak daha kolay olur. Halkın bir araya gelmesini İstemiyorlar, korkuyorlar. Halk kendini bilmeli kendine zulmedenden hesap sormalı.* mesi üzerine, sivil polislerin açtığı ateş sonucu, Ümraniye sokakları da halkın kanıyla sulandı. İsmail Baltacı, Hasan Puyan, İsmihan Yüksel ve Genco Demir açılan ateş sonucu hemen orada şehit düşerken, ağır yaralanan Hakan Çabuk kaldırıldığı hastanede iki hafta sonra hayatını kaybetti. Ümraniye'nin emekçi halkı polisin haik düşmanı kimliği ile en yalın biçimde bu saldırı sırasında karşılaştı. Ertesi günü 20 bine yakın bir topluluğun katıldığı törenle Ümraniye şehitleri Üsküdar Karacaahmet Dergahından alınarak Karacaahmet Mezarlığında toprağa verildi. Gazi Direnişinde şehit düşenlerden Ali Yıldırım'ın cenazesi de Okmeydanı'nda kalabalık bir halk topluluğunun katılım ve sloganlarıyla toprağa verildi. Öfke bir sonraki ayaklanmada ateşlenmek üzerine namluya sürüldü. *

8 Yine barikatlardayız görün nasıl ayaklanır da umut yürür üstünüze korku nasıl da boğar sizleri Görün Görün ve korkun bizden Bir fotoğraf Birileri kovalıyor, birileri ise korkuyla kaçıyor. Bir başka fotoğraf; Bir grup insan bir aracın üzerine çıkmış. Birinin elinde keser var. Aracın demir aksamına peşpeşe güçlü darbeler indiriyor. Aracın içinde hiçbir hayat belirtisi yok. Evet toplumsal bir çatışmanın fotoğraftan bunlar. Ama, 1995'in 12 Mart'ı ve sonrası günlerinin gazetelerine bakıpta bu fotoğraflan görenler hiçbir şekilde alıştıklan manzarayla karşılaşmadılar. Çünkü bir isyanın fotoğraflarıydı bunlar... Gazi Ayaklanması'nın. Kovalayanlar çeşitli yaşlardan, çeşitli cinsiyetlerden ve de çeşitli milliyet ve mezheplerden halk, ardlarına bakmadan korkuyla kaçanlar ise "kahraman" diye isim taktıklar katiller sürüşüydü. Yine diğer fotoğrafta ise, üzerine çıkılan araç bir polis panzeri, bileklerinde binlerce yıllık ezilmişliğin hıncıyla ardarda darbeler indiren genç ise devrimci bir halk evladı... Cüret, Kararlılık... Evet bir dönüm noktasıydı Gazi... Bu dönüm süregiden kurtuluş savaşımızda, ulaşılan yeni bir aşamanın ilk köşe taşı. Gazi Ayaklanması, halklan-mızın ruh halinde bir süre öncesinden de hissedilen devrimci dönüşümün somut bir ifadesi. Fotoğraflara bakılmaya devam edildiğinde Gazi'de halkın bu zulme yeter dediği, bu sefalete yeter dediği, bu horlanmaya bu adaletsizliğe bu yoksulluğa YETER dediği görülüyor. Gazi'de halkın isyanı bir cevaptır. Haik kendisine zulmü, sefaleti reva görenlere isyanıyla cevap vermiştir. Ama bu cevap sadece evladını kardeşini katleden açık düşmana değil, aynı zamanda yıllardır kendisini korkularına malzeme yapan, hor gören küçük burjuva aydın, reformist akıl hocalarına da verildi. Karşısında direnilmesi, savaşılması gereken her yerde halka "aptal", "adam olmaz" ya da "kitle hazır değil", "12 Eylül" diyerek kendisiyle birlikte herkesi de zulmün karşısında direnmemenin, onursuzluğun batağına çekmek isteyenler iyice şaşırdılar. Anlayamadılar halkın, katilleri sokaklarda kovalamayı nereden Öğrendiğini. Bu cesareti nereden aldığını. Ve yine anlayamadılar ki o "geri" "hazır değil" dedikleri emekçiler üzerlerine yönelmiş namlular karşısında, onlarca ölü vermelerine rağmen kurduklan barikatlarla yaşadıklan mahalleyi, nasıl özgür vatan toprağına çeviriyorlar. Anlayamadılar, onun için barikatlann arkasında, halkla birlikte olmadılar. Anlayamazlardı çünkü o çok şikayet ettikleri 12 Eylül depolitizasyonunun zincirlerini kırmak için hiç uğraşmadılar. Zaten uğraşmaya da niyetleri yoktu. Çünkü mücadele bedel ister. Halka güven ister. Mücadelenin ateşini ancak halktan olanlar, halkın yaşadığı acılan yaşayanlar hissedebilir. Ancak onlar zafer için bedel ödeyebilir ve halkın sorunlarına ciddiyetle eğilebilirler. Şu açıktır ki savaşma niyeti olmayanlann ve savaşmayanlar ne halkın acılarını, ne de 12 Eylül'den sonraki o koskoca 15 yılda depolitizasyon zincirlerinin nasıl paramparça edildiğinden haberleri olamaz. Halka yakıştırdıkları depolitize, aptal, geri vb. yakıştırmalar ancak kendi içinde bulunduklan hali ifade eder. Onlar bohem ortamlarda ya da hapsolduklan dergi sayfalannda, kavgadan, halkın dertlerinden en uzakta yer alan o çok "derin" meselelerle uğraşırken devrimciler kavganın her alanında ölüyor ölmeyi, öldürüyor öldürmeyi, çatışıyor zulme karşı zafer için nasıl savaşılacağını öğretiyordu halkına. İşte Gazi halkı sahip olduğu cesareti ve kararlılığı bu tarihten alıyordu. Halkın evlatı Komutan İbrahim Yalçınlar- dan, Maksutlardan, Veysellerden öğrenmişti kurşunlar karşısında kahramanca direnmeyi. 17 Nisan'da Sabo'lann yarattığı destandan öğrenmemek, onu örnek almamak, oradaki savaşçıların ruh halinden etkilenmemek, onurlu ve namuslu hiçbir insan için bir başka deyişle halk için mümkün değildir. Hatk Kurtuluş Savaşçılannın eylemleri, direnişleri, yaşartılan ve ölümleri Gazi Ayaklanmasının birikimini oluşturdu. Elbet etkilenmeyenler de oldu. Ama onlar halk değil halk adına laf ürettiği halde tüm kuru bilgilerine rağmen insanlıkla bağlan iyice zayıflamış bu sahtekarlardır. "Kitleden kopuk" diyorlardı. "Faşizme saldın bahanesi yaratan halkı korkutan..." diyorlardı. Bunlara en güzel cevabı halk yine Gazi ayaklanmasıya verdi. Çattşan düşmanı önüne katıp kovalayan, karşı devrim güçlerine darbeler vuran, ölen ve ama gerilemeyen insanlann donandığı ruh hali, Halk Kurtuluş Savaşçılarının ruh haliydi. "Aman provokasyon", "kitlelerden kopanz", "yavaş ve olgun olunmalı" vb. söylemlerle kazanamayacağını biliyordu halkı. Ve bundan dolayı tam aksine Gazi'de atılan her adım, "cesaret cesaret daha fazla cesaret" şianyla atıldı. Böyle kazandı Gazi. Üstelik devrimciler hakkında yıllardır "halka rağmen eylemci" diyerek demagoji yapanlar, sannın türlü tonlanna bürünmüş reformistler, kavga kaçkınlan ve de o meşhur "işçiciler", "sınıfçılar" yoktu Gazi barikatlannda. Yoksul gecekondu halkıyla birlikte savaşan, halkla birlikte Ölen onlara önderlik edenfer, yine yüzlerce Parti-Cepheliydi. Öte yanda bunlann, hep sahip oldukları "olgun" tavırlartyla ortamı yumuşatmak için bir ara görünenleri ise fazla yaklaşamadılar ayaklanma ateşinin sıcağına. Kaçtılar. Gazi Ayaklanması anlamayanlara, anlamak istemeyenlere, halk gerçeğinin ne olduğunu en belirgin tarzda göstermiştir. Halk adalet istemektedir. Gazi ayaklanması eşitlik, özgürlük ve adalet isteğinin açıkça dile getirilişinden başka bir şey değildir. Halk namusuna el uzatılmasından, sefalete mahkum edilmesinden, onurunun ayaklar altına alınıp çiğnenmesin-den, horlanılmaktan bıkmıştır. Birikerek yükselen öfkesinin açığa çıkışını, düşmanın artan zulmü de engelleyememiştir. İşte Gazi Ayaklanması, halkın öfkesinin patlama noktasıdır. Gazi'de halk "artık bıçak kemiğe dayandı" diye haykırmıştır. Düşmanını sonsuza dek yok etme kararlılığına, cüretine sahiptir. Önderlik edildiğinde kendisine duyulan güveni boşa çıkarmayacağını, kimseyi yan yolda bırakmayacağını göstermiştir. Halk savaşa hazırdır. Gazi'de yaşananlar insanlann bütün olanaklannı direniş için nasıl seve seve sunduğunu göstermiştir. Hemen hemen kimsenin aklında yokken, halk, o muazzam yaratıcılığıyla barikat savaşlarını örgütlemiş, uygulamış ve örnek olmuştur. İşte halk gerçeği budur. Gazi'de ayaklanan halktır. Alevisiyle, Sünnisiyle, Kürt'üyle, Türk'üyle, tüm milliyet ve mezheplerden halklanmızdır. Düşmanın beyninde patlayan taş hepsinin elinden çıkmıştır. Ülkemizdeki savaş ulusal, mezhepsel değil sınıfsaldır. Ezilen emekçiler ile bir avuç egemen işbirlikçi arasındadır. Düşmanın üzerine elinde taşıyla sopasıyla yürüyenler de dağlarda elde silah savaşanlar da işçiler, memurlar, işsizlerdir. Gazi'de direnen ve savaşanlar yoksul gecekondu halkıdır. "İşçiciier", "sınıfçılar" tarafından hor görülen, "serseri", "lümpen" denilen, yaşlısı, genci, kadını, erkeğiyle onbinler-ce insan kitle kahramanlığının en güzel örneğini sergilemişlerdir. Onlar gecekondu mahallelerinde yaşayanların işçiler ve diğer ezilen halk tabakalan olduğunu görememişlerdir. Çünkü aslen onlar hiçbir zaman işçilere de gitmemişlerdir. Ancak Gazi Ayaklanmasından sonradır ki gecekondu halkının açığa çıkan devrimci potansiyelinden bir ölçüde haberleri olmuştur fakat şimdi de bunlann kimisi düzenin icazetinden faydalanarak kurduklar yasal partilerde, kimisi de Alevi görünümlü demeklerinde bu potansiyeli öldürerek düzene satma çabalannı sürdürmektedirler. Hele ki Alevi inancının insana yönelik sevgi anlayışını yozlaştınp çarpıtarak sanki Alevilik öğretisi zalimlere sevgiyi öğütlüyormuşçasına insanları aldatmaya çalışanlar en alçaklandır. Böylece bunlar sadece Alevi halka değ il Pir Sultandan Ş ah Kuluna halk önderlerine karşı da ihanet içerisine girmişlerdir. Gençlerimizin taşıdığı dinamizm ve öfke, gerek maskeli ve gerekse de maskesiz düşmanlanmızı en çok korkutan olgudur. Onun için ayaklanma sonrası da gençlerimizi kışkırtıcı ilan etmişler, hedef göstermişler ve ellerinden geldiğinde de katletmişlerdir. Halkı ayaklanmaya teşvik eden ve kışkırtan elbet bir şeyler vardır. O da bu düzenin sahiplerinin halka reva gördüğü yaşam koşulları ve devletlerinin işkencesi, vahşeti, zulmüdür. Geçen yıl Gazi'de ve Ümraniye'de onlarca şehit pahasına halk, direnmiş, savaşmış ve kazanmıştır. Saldıran devlet, saldırdığına kat be kat pişman olmuş, sonraki süreçte de, türlü oyunlarla halkı yeniden düzene bağlamanın yoilan-nı arayıp durmuştur. Ancak bu tek taktik değildir. Katilier terör silahını da hiç ellerinden bırakmamış, hem Gazi'de hem de ülkemizin her yanında kana doymadan katliamlarını sürdürmüşlerdir. Sivas'ta yaşananlar henüz çok yenidir ve belleklerdedir. Devlet ülkemizin her yerinde açıkça, pervasızca kan dökmekte, halkı teslim alma amaçlı planlannı uygulamaktadır. Düşman halklan katliamlarla tüketemez. Düşmanın saldınlanna son vermek ise, onu sonsuza dek yok etmekten geçer. Geçen yıl Gazi'de savunulan namusdur, onurdur. Ve Gazi verdiği şehitleriyle kavgasıyla onurumuz olmuştur. Bugün de bu onuru korumak, savunmak, zulme karşı direnmekten savaşmaktan geçiyor. Bu, ÖRGÜTLENMELİYİZ, BİRLEŞMELİYİZ demektir. Çünkü biz halk olduğumuz zaman güçlüyüz. Bu, AYAKLANMALIYIZ, SAVAŞMALIYIZ demektir. Çünkü onuru korumak, adaletin yerini bulmasını sağlamak ve özgür vatan toprağına kavuşup kendi iktidanmızı kurmak da buradan geçiyor. Gazi öğretmiştir. Şimdi kazanmak için yeni Gaziler yaratmalıyız. İstanbul, Kürdistan, tüm ülkemiz şimdi Gazi olmalıdır.*

9 29 Şubat... Beyazıt.» Gücümüz; Birliğimiz ve Kararlılığımızdır Beyazıt Meydanı bir kez daha İstanbul Üniversitesi ana gençliğin ayak sesleri ve sloganları ile kapısı...kapıda devasa bir yankılandı. Gençlik kendine reva zincir: YÖK düzenini, görülenlere; baskıya, zulme ve haraç üniversitelerde gençliğin dayatmasına hayır dedi. Yükselen her mahkum edilmeye çalışıldığı hayır, birbirine kenetlenen İki el, cendereyi simgeliyor. sıklaştırılan yeni bir saf oldu. Kapının Ud yanından SAFLARI SIKI AŞTIRALIM yüklenen binlerce genç ARKADAŞLAR sloganlarla parçalıyor BU KAVGA FAŞİZME KARŞI kuşatmanın zincirini... BU KAVGA Taksim... Zaferi HÜRRİYET KAVGASIDIR Kızılay... Zafer! "Artık Haraç Ödemiyoruz" sloganıyla 29 Şubat'ta Beyazıt'ta miting kararı alan Üniversiteli Öğrenciler Platformu tüm duyarlı öğrencileri ve kitle örgütlerini mitinge çağırmıştı. TÖDEF, Özgür Gençlik, DÜP, SİP'-li öğrenciler YDG, Partizan Gençlik, DÖP, Kaldıraç, Ekim Gençliği, Hedef, Barikat ve Devrimci Mücadeleci Gençlik'den oluşan Üniversiteli Öğrenciler Platformu Beyazıt'ta yapılan mitingin ardından I.Ü. Hukuk Fa-kültesi'nde okuyan ve haraçlarını ödeyemediği için kaydını yaptıramayan öğrencilere destek verebilmek için Hukuk Fakülte-si'ne kitlesel olarak girme kararı aldı. Hukuk Fakültesi'ne girilecek ve kayıtlar yapılana kadarda okulda kalınacaktı. Bu kararda TÖDEF'in "Okulları Terk Etmeyeceğiz" diye özetlenen perspektifinin belirleyici bir etkisi oldu. Çünkü TÖDEF öğrenci gençliğe daha fazla yükten başka birşey getirmeyen haraçlara ve paralı eğitime karşı mücadele konusunu yeni dönemde Özellikle gündemine alıp geniş eylem birlikleriyle mücadeleyi yükseltmeyi öngörüyor. Kararlılık... Ortak tavır İşgal ve direniş. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi "Artık haraç ödemiyoruz" diyen öğrenciler tarafından İşgal edilirken; Beyazıtın ara sokaklarında polisle göğüs göğüse çatışanlar vardı. Gençliğin talepleri, direnişi olanlardan sokaklara taştı. Özel Güvenlik Birimi kulübesi, ekip otoları, polis noktalan gençliğin öfkesini tanıdı. Beyazıt'tan yayılan eylem dalgasını gençlik meclise taşıdı. Meclis salonunda yapılan gösteriyi hazmedemediler: 11 Hacettepe Üniversitesi öğrencisinden 8'i tutuklandı...eylem yayılıyor. Hedef tüm üniversiteler, tüm liseler... NE BEKLİYORUZ? HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ Beyazıt Meydanı Binleri Kucakladı Gençliğin mücadele tarihinde tartışılmaz bir yeri olan Beyazıt Meydanı bu kez de 29 Şubat günü "Eğilimde Özelleştirmeyi Durduracağız, Artık Haraç Ödetniyoruz" diyen binlerce öğrenciyi kucakladı. İstanbul'un dört bir yanından üniversiteliler, liseliler, gençliğe destek veren emekçiler Beyazıt meydanına doğru akarlarken meydanın tarihinde kanlı katliamların sorumlusu olarak yer alan polisler de yerlerini almışlardı. Dört bir yanını kuşattıkları meydandan arama ve kimlik kontrolü yapmadan hiç kimseyi geçirmiyorlardı. Saat olduğunda binler İstanbul Üniversitesi'nin ana kapısına yöneldiler. Bir grup üniversitenin içinden yürüyüşe geçerken, pankartlarını açan alandaki kitle de kapıya yanaştı. Sloganlar sloganlara karışırken arada yıllardır Merkez Kampüsunu, Beyazıt Meydanı'ndan; mücadeleden ayıran ana kapı ve onu tutsak eden zincir kaldı. Zincir iki ana grubu okul içindeki İstanbul Üniversitesi öğrencilerini ve mitin- Beyazıt... Zafer ge elen diğer kesimleri birbirinden ayırırken aynı anda gençliğin karşısında YÖK düzenini, gençliğin mahkum edilmeye çalışıldığı cendereyi, düzeni temsil ediyordu. Ve parçalanması gerekti. Sloganlar arasında kapı yıkılmak için sallanıyor ama yıkılmıyordu. Öfke artarken tüm kitle, tüm yürekler tek yumruk olmuş kapıyı tutan zincire vuruyordu. Slogan seslerinin doruğa çıktığı biranda zincir kırıldı ve öfke coşkuya dönüştü.beyazıt Meydanı'nda birleşen iki grup pankart ve sloganlarıyla meydanı zaptettiler. Binlerce genç ellerinde pankartları ile bendini yıkan sular gibi meydana aktılar. Bu gençiğin birlite eyleminin yarattığı güçta. Bunun adı birlikte mücadele ve zafere bir adım daha atmaktı. Bunun temelleri daha önceden yapılan toplantılarda sağlanan güç birliği ile atılmıştı. Eylemin gücü her çevreyi etkiliyordu ve bu kacınalmazdı. Geçen her dakika yeni yeni katılımlar olurken eyleme başlangıçta katılmayan EP'li gençlikte katıldı.beyazıt Meydanı'nda yapılan mitingle Grup Yorum, çeşitli sendikacılar, kitle örgütleri temsilcilerinin yanında aileler de vardı. Mahir Bizimle Açılan onlarca pankartın arasında THKP-C'nin önderlerinden Mahir Çayan'- ın posteri yükseldiğinde yıllardır değişmeyen savaş sloganı bir kez daha patladı: Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş...Kavgayla özgürleşen Beyazık

10 Meydanı'nda yankılanan bu slogan kadar ortama uyan başka bir slogan daha olamazdı. Çünkü Beyazıt'ı Beyazıt yapan Devrimci Gençliğin mücadelesidir. 1968'- lerden 1996'ya kadar da hep onun izleri vardır. Mahirler, Denizer, İbolar ülkemizde gençliğin mücadele tar ihindeki tartışılmaz yerleri ile onarda Beyazıt Meydanı'ndalar. Gücümüz, Birliğimizdir Alanda TÖDEF/İYÖ-DER, DLMK. Özgür Gençlik, İDLB, SİP'Iİ öğrenciler, DÜP, DÖP, Barikat, Devrimci Mücadeleci Gençlik, YDG, Partizan Gençlik, Ekim Gençliği ve Hedef okurları ve son anda eyleme katılan EP'nin pankartları vardı. Onlarca pankart Beyazıt Alanı'nı kızıla boğuyordu. Üniversiteli Öğrenciler Platformu adına megafonla bir konuşma yapıldı. Yapılan konuşma alanı dolduran binlerce öğrencinin kararını da özlü bir şekilde ortaya koyuyordu. "Üniversiteleri kışla, karakol haline getiren, paralı eğitimle okulları emekçi çocuklarına kapatan devlete artık haraç vermiyoruz.". Ayrıca açıklamada haraçları ödemediği için okuldan atılan arkadaşlarının kayıtlarının yapılmasını istediler. Daha sonra öğrencileri desteklemek amacıyla bir konuşma yapan Eğitim-Sen'li bir öğretmen eğitim hakkının satılamayacağını belirterek öğretmenlerin öğrencileri desteklediğini söyledi. DİSK Genel İş 6.'Nolu Şube Başkanı Hasan Kaya da öğrencilerin haklı ve meşru mücadelelerinin boğulmaya çalışıldığını söylerken sorunların çözümünün ortak olduğunu belirterek halk için eğitim ve bilim olması gerektiğini söyledi. Alanda Grup Yorum'un geldiğinin duyurusunun yapılmasıyla kitle birden alevlenerek "Türküler Susmaz Halaylar Sürer" sloganı atmaya başladı. Toplumun her kesiminin hak arama eylemlerinde desteğini somut eylemiyle ve dayanışma türküleriyle gösteren Grup Yorum öğrencileri destekleyen bir konuşma yaptıktan sonra "Dağlara Gel Dağlara" türküsünü söylemeye başlamasıyla binlerce yürek Prometeus ruhuyla türküler söylüyordu. Kısa bir dinleti verildikten sonra devrim şehitleri için saygı duruşuna geçildi. Binlerce insan faşizme karşı mücadele eden ve faşistler tarafından bomba ve kurşun yağmuruna tutularak 16. Mart 1978de katledilen 7 öğrenci, Haticeleri, Bakileri... anıyordu. 6. Filo'ya karşı mücadele veren Turan Emeksiz'i anıyordu. Onların kavgasıyla özgürleşen Beyazıt birde şimdi özgürleşiyordu. Beyazıt cüretkar!ığıyla, kitleselliğiyle ve coşkusuyla '80 öncesi o yüreği boranlı gösterileri andırıyordu. Ve İşgal Alınan karara uygun olarak gösteri Merkez Kampüse taşındı. Kayıt yaptıramayan Hukuk Fakültesi öğrencilerine ve- rilen destek ete kemiğe büründü. Yalnız değildiler. Kayıtları yapılana kadar okullar terkedilmeyecekti. Öğrenci İşleri binasının önününe gelindikten sonra herhangi bir muhatap bulunamadığı için bir süre beklenildi bu sürede duvarlar "Paralı eğitime, haraçlara ve işkencecilere karşı duyulan öfkeyle donatılırken okulun ön cephesinde her anlayıştan devrimci yapıların pankartlarıyla renkleniyor ve güzelleşiyordu. Gerek eylemin birçok grubun birlikte hareket etmesini sağlayacak haklı bir zemine sahip olmasının etkisi gerekse bir süredir devam eden Harçlara karşı yapı-!an eylemlerin yarattığı olumlu etki devrmci dayanışmanın somut örneklerinin yaşanmasını sağladı. Zaten "Yaşasın Devrimci Dayanışma" sloganlarının sık sık atılması birlikteliğin sahiplenilip benimsenmesinin ifadesiydi. Okulun içine akın eden kitle büyük koridorda buluştu. Beyazıt Meydanında başlayan gösteri şimdi üniversiteye taşınmıştı. Ortak söylenen türkülerle ve marşlarla halaya durulurken beklenen açıklama da yapıldı: Okul terkedilmeyecek... İ.Ü. Rektörü Bülent Berkarda öğrencilerin açık bir işgal yaptığını söylerken polisin müdahale etmesi için işkenceci, kat- liamcı polisten ve Istabul Valiliğinden yardım istedi. Temsilci öğrencilerle bir görüşme yapan rektör, öğrencilerden okuldan çıkmalarını istedi fakat öğrenciler kararlı bir tutum izleyerek okullarını terketmeyeceklerini belfrttiler.polis yine panzerleriyle, köpekleriyle, gaz bombalarıyla okul çevresini kuşatmıştı. Polis belli bir saatten sonra okula girişi ve çıkışı engelledi. Polisle Öğrenciler Çatıştı İstanbul Üniversite'sinde okulu terk etmeyerek kalan öğrencilere destek olmak için 1 Mart günü gelenlere polis saldırdı. Polisin saldırısına direnişle cevap veren öğrenciler ise polisle çatıştı. Çıkan çatışmada çok sayıda öğrenci yaralanırken polisten de yarlananlar oldu. İlk saldırıda süren çatışmalar sırasında bir çok öğrenci de gözaltına alındı. İstanbul Üniversitesi önünü abluka altına alan polis 1 Mart günü okula giriş çıkışa basın dahil izin vermezken, sadece sınavları olduğu için Siyasal'da okuyan öğrencilerin girişine izin verdi. 29 Şubat günü düzenlenen gösteriden sonra oku!u terk etmeyerek geceyi okulda geçiren öğrenciler rektörle görüşmek istemişti. Öğrencilerle görüşmeyen rektör Bülent Berkarda sürekli polislere "Öğrencilere müdahale edin bu açık bir işgaldir" çağrısı yapıyordu. Saat sıralarında öğrencilerle ve rektörle görüşmek için gelen SİP Genel Başkanı Aydemir Güler polisler tarafından okula sokulmadı. Bir basın açıklaması yapan Aydemir Güler rektörün tavrını "öğrencilerle polisi karşı karşıya getirmek istiyor. Öğrencilerin muhatabı rektörün kendisidir" diyerek eleştirdi. Saat 12.00'- de Öğrenci Kültür Merkezi önünde toplanmaya başlayan çeşitli üniversitelerden öğrenciler kortej oluşturarak sloganlarla ana kapı önüne geldiler. Diğer insanların katılımı ile sayıları 800'e ulaşan öğrenciler çeşitli sendikalara ve DKÖ'lerden oluşan grubu polis barikat kurarak durdurdu ve ablukaya aldı. "Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek", "Haraçları ödemiyoruz", "Yaşasın Beyazıt Direşimiz", "Faşizme Karşı Omuz Omuza", "Yılgınlık Yok, Direniş Var","Öğrenciyiz Haklıyız Kazanacağız" sloganlarıyla direnen öğrenciler işgalcilere destek verirken gençliğin eylemini de İstanbul Üniversitesi binalarından sokaklara taşıdılar. Hukuk Fakültesi'ni İşgal eden öğrenciler eylemleriyle ülkenin gündeminde önemli bir yer edindiler Şimdi onlar tartışılıyor

11 Saldıran Polis Cevabını Aldı İlk gün Beyazıt Meydanı'nda yoğun önlem alan ama saldırmayan polis 1 Mart günü destek için gelenlere saldırmadan edemedi. Polis barikatlarının zorlanması ise saldırı işin zemin oldu. Saldırıyla birlikte İlk anda desteğe gelenlerde bir panik yaşanıp bazı öğrenciler polisler önünde kaçışırken onlarca kişi de gözaltına alındı. İlk anda yaşanan panik polisler açısından oldukça elverişli bir durum gibi gözükmesine rağmen polisler bunun böyle olmadığını çok çabuk anladılar. Kararlı, radikal bir yaklaşımla paniği çok kısa sürede direnişe nasıl dönüştüğünün de örnekleri sergilendi 1 Mart çatışmalarında. Örneğin Fen Fakültesi'nin yan sokağına girildiğinde polise alınan ilk tavır, ilk fırlatılan taş genel havayı hemen değiştirdi. Artık ortaya çıkan gençliğin kararlılığı ve kaçışan polis görüntüleri idi. İ.Ü. Hukuk Fakültesi'nde işgal sürerken, işgalcilerin polis şefleri karşısında sergilediği kararlılık militan tavır sokakta da ortaya konuluyordu. Taşlaşmanın sürdüğü zamanlarda polis sadece uzaktan seyretti. Taşların bitmesinin ardından yeniden saldırıya geçen polis karşısında öğrenciler ara sokağa çekildiler. Kendilerini kovalayan polisleri ara sokaklarda taşa yağmuruna tutan grup İstanbul Üniversitesi Özel Güvenlik biriminin karakolunu tahrip etti. Tahrip edilen karakoldaki eşyalarla barikat kuran öğrenciler polisle çatışmaya devam ettiler. Polisten gelen İstek üzerine 4 kişilik bir heyeti Çevik Kuvvetten sorumlu emniyet müdürü yardımcısı Ali Gök'le görüşen öğrenciler gözaltına alınanlar serbest bırakılmadan dağılmayacaklarını söylediler. Emniyet müdür yardımcısı Ali Gök "siz dağılın ben burada bırakacağım" dedi, fakat öğrenciler bu arada ağır ağır panzerlerle çevrildi. Çapa Yürüyüşü ve Polise Devrimci Şiddetten Düşen Vezneciler'e çekilerek ablukadan kurtulan öğrenciler bu kez de yolu trafiğe keserek sloganlarla Laleli yönüne yürüyüşe başladılar. Yürüyüş sırasında bir polis kulübesini öğrenciler tahrip ederken, polisler kaçarak bir binaya saklandı. Laleli'ye çıkan öğrenciler trafiği keserek Millet Caddesi'nden Çapa yönüne yürüyüşe geçti Yürüyüş sırasında müdahale etmeye çalışan çeşitli polis ekip arabaları taşlar ve sopalarla tahrip edildi. Yaklaşık 500 kişinin katıldığı yürüyüş sırasında yol kenanndaki halkın alkışlaması öğrencilere daha da moral oldu. Grubu yaya olarak takip eden 2 sivil terörle mücadele şubesi polisini teşhis ederek kovaladılar. Sivil polisler ise düşe kalka kaçtılar. Çapa Tıp Fakültesi önünden geçerek tram- Polis terörü karşısında devrimci şiddeti buldu. Gençlik militan ve kararlı eylem çizgisiyle mücadelesinin önüne çıkan her engeli ezip geçecektir vay durağında halka bir konuşma yapan grup daha sonra dağıldı. Yürüyüş boyunca müdahale edemeyen ve ortada gözükmeyen polis grup dağıldıktan sonra Çapa ve çevresinde terör estirdi. Polis genç gördüğü herkesi kovalamasına rağmen kimseyi gözaltına almadı.* İşgal Sonrası Kitlesel Gözaltı Gazetemiz yayma hazırlanırken İ.Ü. Hukuk Fakültesi'ndeki işgal eylemi bitti. Polis binadan çıkan öğrencilere saldırarak 67 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlardan 14 kişi Vatan Caddesi'rıdeki Siyasi Şube'ye götürülürken 33 kişi Eminönü Merkez Karakolu'nda,20 kişi ise Beyazıt Karakolu'nda tutuluyor. Gözaltına alınanlardan ismini tespit edebildiklerimiz şunlar: Siyasi Şube've götürülenler Özgür Günaslan, Mustafa Doğan, Enginay Aydemir, Erdal Saymaz, Canan Kaya, Şengül Karaduman, Esra Fatma Kuzey, Çiğdem..., Evrim..., Rahşan..., Pınar... Eminönü Merkez Karakolu'nda bulunanlar: Soner Ataman, Ali Cömert, Okan Ergül, Batu Topaloğlu, Buğra Varol, Ekim Orhan İsmi, Haydar Bahar, Özgür Murat Büyük, Erkan Dilek, Çağlayan Aksoy, Mehmet Bozkurt, Mürüvvet Akar, Sibel Bektaş, Bircan Sonbahar, Özgür Tuncer, Sevinç Sırma, Firuze Uz, Ayça Özcan, Zehra Derya Koç, Nefiye Topaloğlu, Esra Öztuna, Evrim Dutağacı, Ayşe Oya Kubilay, Hüsniye Umay, Gönül Turgut, Özlem Kütük, Ayşegül Uygun, Çağla Karakoç, Ayça Alpel, Deniz Ankut, Tülin Akpınar, Ezgi Zeyneloğlu, Kadir... Beyazıt Karakolu'nda bulunanlar Ülkü Alişen, Gonca Çoban* ak alma mücadelesi uzun soluklu bir mücadeledir. Önümüzde bizi hedefe yaklaştıran bir pogramımızın olması gerekir. Sol içi birliklerde de bakış açısının buna denk düşmesi zorunludur. Bugün Taksim ve Kızılay eylemliliklerinde yakalanan olumlu adımlar vardır. Ancak bu adımlar geri adım atmadan, daha geniş birlikleri kapsamalı ve hedefe kilitlenmelidir. Taksim ve Kızılay'ın ardından gelişen süreci değerlendirdiğimizde sol içi birliklerde, yapılan eylemliliklerde hak almaya kazanmaya kilitlenen birlikler oluturma zemininin zayıf kaldığını ve bu zeminin güçlendirilmesi gerektiğini görüyoruz. Neden mi? Son dönemde çeşitli çevreler, siyasi yapılar okul içinde ya da dışında haraçlara karşı eylemililikler geçeleştirdi. Tabi ki bu olumluluktur. Ancak yapılan tüm eylemliliklerde gündeme girme, haraçları protesto etme kaygısının var olduğunu görebiliyoruz. Taksim ve Kızılay eylemiyle yarattığımız zeminin çok daha iyi değerlendirilmesi gerekir. İktidarı her geçen gün köşeye sıkıştıran, daha geniş kitleyi her geçen gün daha fazla kucaklayan bir programın olması zorunludur. Ve bu programın her aşamasında kazanma iddiası olmalıdır. Gerçekleşen eylemliliklerle kitleyi adım adım politikleştirebilme-lidir. Hedefe ulaşma yönünde çizilen bir programın ana aşamaları olmalıdır. Gerçekleşen eylemlilikler kitleyi adım adım politikleştirebilmelidir. Hedefe ulaşmayönünde çizilen bir programın ara aşamaları olmalıdır. Bu yanıyla baktığımızda eylemliliklerde yine bir dağınıklık vardır. Taksim ve Kızılay'ın ardından Beyazıt mitinginde yakalanan birlik zemini de bugün çok iyi değerlendirilmeli, geliştirilmelidir. Beyazıt mitinginin sonrasında hak alma iddiasıyla bir programımızın olması gerekir. Herşey mitingle gerçekleşen birlikler kalır, bu eylemlilik sürecinin arkası getirilmezse, gençliğe kazanma iddiamızı taşınmazsa önderlik başarılamaz. Önce devrimci önderliklerin solun haraçları kaldırma yönünde bir kararlılığı olmalı ve hayata geçirirken "okullardan çıkmama" eylemi uzun soluklu bir maratonun içinde düşünülmelidir. "Okullardan çıkmama" eyleminde amaç, haraçları gündeme sokmak, protesto etmek değildir. Haraçlar zaten güdemdedir. "Haraçlar kaldırılıncaya kadar okullarımızdan çıkmıyoruz" şiarıyla en geniş öğrenci kitlesine kazanma iddiamızı taşımaktır. Solla yapılan birlikte de bu iddia olmalıdır. Birçok siyasi yapının birlikte hareket etmesi yakaldığımız önemli bir halkadır. Bu birlikteliğin gücü, taşıdığı iddiada olacaktır. "Haraçlar kaldırılıncay kadar okullardan çıkmıyoruz" şiarı diğer kampüslere, liselere, Anadolu'ya taşınmalıdır. Bir düşünelim ülkenin birçok yerinden aynı ses geliyor. "Bizler Haraçlar kaldırılıncaya kadar okullarımızdan çıkmıyoruz. " Eylem dışardan desteklerle güçlendirilmeli, farklı eylem biçmleriyle zenginleştirilmelidir. Uzun vadeli bir program, bu programın aşamaları bugünden tartışılmaya başlanmalıdır. Günü birlik politikalar birliklerinde işlevini yerine getirmesini engelleyecektir. Kendiliğindencilik, gelişmelerin ardında yürümeye çalışmak mücadede yeni mevziler kazanmak bakış açısından uzak kalmaktır. Eylemlilik süreci içinde de, güdemi müdahale etmek, gelişmeleri gündemimize almak, gençlik hareketinin politikleşmesine hizmet edecektir. Atık sol içindeki birliklerde varolan güdemi daha ileri nasıl taşırız sorusu tartışılmalıdır. Çıkan sorunları hedefe ulaşmada önümüzdeki engeller olarak görmeli, birik zemini aynı zamanda çözüm platfrmuda olabilmelidir. Küçük sorunlara takılımamalıdır. Birlikteliğin amacı, ufak hak kırıntıları elde etmeye hizmet etmek değildir. Mücadelenin büyüklüğüne denk düşen bir bakış açısı tartışmalarımıza, progrmalaımıza yansımalıdır. Gençlik hareketini geliştirecek olan da böylesi birliklerdir. Gücümüz, birliğimizde, iddiamızda, kararlılığımızdadır.*

12

13 Çapa Diş Fakültesi'nde Forum "Savaşa Değil Eğitime Bütçe" Haraçların kaldırılması ve halk için eğitim, halk İçin bilim talebiyle Çapa Diş Hekimliği Fakültesi'nde 28 Şubat 1996 günü bir forum yapıldı. İYÖ-DER, EP Girişimcileri, DÖP ve Koordinasyondan birer kişinin katılımıyla oluşturulan eylem komitesinin düzenlediği foruma kitle desteği ve katılımı yoğundu. Komitenin başta aldığı yürüyüş kararma karşı çıkan koordinasyon temsilcisi ve EP temsilcisi komite içerisinden çıktılar. Saat 12.00'da fakültenin koridorlarında alkışlarla bir araya gelen öğrenciler bir konuşma yaparak foruma başladılar. Konuşmada "haraçları ödemeyenlerin atılacağını söyleyen YÖK'e tepkimizi Taksim ve Kızılıy'da gösterdik" denildi. Bundan sonra İzmir'de Öğrenciler 9 Mart'a Hazırlanıyor "9 Mart'ta Konaktayız" Haraçlara karşı eylemlerden biri de İzmir'de gerçekleşti. 29 Şubat günü Ege Üniversitesi kampüsünde toplanan öğrenciler "Haraçlar Kaldırılıncaya Kadar Okullan Terketmiyoruz" diyerek okul bahçesinde sembolik bir çadır kurdular. Türküler ve halaylarla bir şenlik havasında gerçekleşen eylemde "Bugün İstanbul'da sokaklara çıkan, Beyazıt'ı özgürleştiren üniversiteli arkadaşlarımızı selamlıyoruz" diyen Izmir'li Öğrenciler 9 Mart'ta Konak Meydanına çıkacaklarını ilan ettiler. TÖDEF/EYÖDER'li öğrencilerin yanısıra diğer öğrenci gençlik gruplarının da katıldığı "Okulları terk etmeyelim" eylemi 29 ve 30 Şubat'ta sembolik olarak gerçekleştirildikten sonra 1 Mart Pazartesi gününden itibaren kitlesel olarak gece-gündüz okulda kalınarak devam edilecek. İzmir'de Özgür Eğitim Platformu adı altında gençlik cephesini oluşturma yolunda adımlar atan öğrenci gençlik 9 Mart'ta Konak Meydanına çıkarak haraç vermeyeceklerini haykıracak. Özgür Eğitim Platformu olarak yaptıkları açıklamada "Paralı eğitim eksenli başlattığımız mücadelede Yıldız'ı, Taksim'i, Kızılay'ı özgürleştirdik. Şimdi ise "Hedef Konak" şiarıyla mücadele devam ediyor. Soruşturmalar, gözaltılar vb. hiçbir baskı bizi engelleyemez" diyen öğrenciler tüm öğrencileri ve emekçi halkı 9 Mart günü Haraçların kaldırılmasına kadar eylemliliklerinin süreceğini belirten öğrenciler bu konudaki ciddiyetlerini ortaya koydular.daha sonra dekanlık binasına yönelen öğrenciler dekanının odasının önünde sembolik olarak önlük bıraktılar.aikışlarla dışarı çıkan öğrenciler sık sik" Paralı Eğitime Son", "öğrenim Hakkı Satılmaz" "Müşteri değil öğrenciyiz" sloganlarını attılar, öğrenciler dışarı çıktıktan sonra "Sende katıl eğitimi savunmaya", "29 Şubat'ta barikatlardayız, "Savaşa Değil Eğitime Bütçe'V'Diş Hekimliği Fakültesi imzalı üç pankart açıldı ve Tıp Fakültesi meydanına kadar yüründü. Burda bir öğrencinin yaptığı konuşmadan sonra foruma öğrencilere destek vermek için katılan Grup Şafak kısa bir dinleti verdi. Dinletide halaylar, sloganlar ve marşlarla coşan öğrenciler haraçlar kalkana kadar mücadele edeceklerini benttiler. En son olarak bir konuşma yapan öğrenciler halk için eğitim, halk için bilim istediklerini vurguladılar. Foruma polisin müdahalesi olmadı.* saat 12.00'de Konak'ta buluşmaya çağırdılar. Eylemde TÖDEF/EYÖ-DER adına yapılan açıklamada da İzmir gençliğinin de haraçlar ekseninde gelişen hak alma mücadelesinde yerini aldığı belirtilerek gençlik cephesinin oluşturulması noktasında İzmir'de önemli bir adım atıldığı vurgulandı. 5 Mart'ta Dokuz Eylül İktisat ve Hukuk, 6 Mart'ta Ege Üniversitesinde, 7 Mart'ta da Dokuz Eylül Eğitim Fakültesi'nde eylemlere hazırlanan Izmir'li Öğrenciler "Gençlik Cephesini Kurduk Sıra Hak Almada" diyor.** "5 Nisan'da Boykota" Ankara Liseli öğrenci Birlikleri (LÖB) Girişim Komisyonu 28 Şubatta BSP Genel Merkezi'nde yaptıkları bir basın açıklaması İle ÖSS ve ÖYS'yi protesto etti. 5 Nisan'da bütün liseli Öğrencileri boykota çağırdıkları basın açıklamasında, eğitimdeki çarpıklıklara ve eşitsizliklere de değinen öğrenciler "Gaspediten senin hakktndir, ipotek altına alınan gelecek senin geleceğindir, kınlan onur senin, susturulmaya çalışılan ses senin de sesindir, Devletin yüzüne tükürerek 5 Nisan'da boykota Özgürleşmeye" diyerek öğrenci ve velilerini destek vermeye çağırdılar. Devrimci Tutsaklardan Onura ve Halkı için Mücadele Eden Gençliğe; Merhaba, Sizler bugün bir tarih yazıyorsunuz. On yıllardır üzerinizde oynanan oyunlara, sindirme politikalarına bir nokta koyuyorsunuz. Silkinip kalkıyorsunuz. Bugün "haraçlar kaldırılıncaya kadar okullardan çıkmayacağız" şiarını yükseltiyorsunuz. Bu silkiniş bir mücadelenin devamıdır. İşgallerle boykotlarla yarattığınız bir geleneğin sonucudur. Bu mücadele geleneği şimdi hak alma zeminine oturmuştur. Onun için sesiniz gür. Onun için 4 Şubat'ta Taksim'i, 5 Şubat'ta Kızılay'ı zapteden sizlerdiniz. Bugün "Haraçlar Kaldırılıncaya Kadar Okullardan Çıkmıyoruz" şi-arını yükselterek kararlılığınızı kazanma iddianızı ifade ediyorsunuz. Okullardan çıkmıyoruz. Haklarımızı alacağız şian gençik mücadelesinde bir dönüm noktası olacaktır. Yalnız değilsiniz. Varoşlardaki halkımız, köylerden sürülen halkımız, işçiler memurlar sizlerledir. "Mücadeleniz Mücadelemizdir" diyerek eyleminizi destekliyor, kuşatmaları kırarak yanınızda yeralıyorlar. Gençliğin karşısında bugün sistem birleşmiştir. YÖK'ü, Paralı Eğitimi, polisi ve sivil faşistiyie sizleri cendere altına almaya çalışmıştır. Bu kuşatmaları siz kıracaksınız. Onların oluşturduğu faşist çete karşısında sizde güç birlikteliğini sürdürmelisiniz. Bu birlik halktan ve haklıdan yana olacak. Bu birlik gençliğin onur mücadelesi olacak. Unutulmamalı, gelecek aydın günleri ellerinizle yarattığınızı görmelisiniz. Siz kazanacaksınız. Halklarımız kazanacak. Çünkü müca deleniz haklıdır. Hak alma mücadelenizde yanınızdayız. Birleşin. Şimdi bu birlikleri güçlendirme zamanıdır. Yaşasın Gençliğin Onurlu Mücadelesi Sokağa, Eyleme, Özgürleşmeye Sağmalcılar Cezaevi DHKP-C, TKP(ML), MLKP. TKP/ML, TKEP (Leninist) Direniş Hareketi, EKİM, TİKB Davası Tutsakları Kağıthane Lisesi'nde DLMK'lı Öğrencler'den İşkenceye Protesto Manisa'da 27 Aralık 95 günü liselilerin gözaltına alınıp günlerce işkenceden geçirilmesi ve liseli genç bir kızın tecavüze uğramasına karşı 27 Şubat 1996 günü Kağıthane Lisesi'nde DLMK'Lı öğrenciler bir basın açıklaması yaparak tepkilerini gösterdiler Okul çıkış saatinde basın açıklaması yapan öğrenciler "emekçi halklarımızın yükselen mücadelesi karşısında. kaçıran katleden gözaltında kaybeden, köyleri boşaltıp, yakan devlet, insanlık suçu oian işkenceyi yapmaya devam etmektedir. Karakollarda, bastığı evlerde, bürolarda dahi işkence yapan polis Manisa'da Demokraik Lise için mücadele eden akradaşîanmızi da gözaltına alıp işkenceîi sorgulardan geçirdi. Arkadaşlarımız henüz yaşlarındaydılar İşkenceciler için bunun hiçbir onemt yoktu Çünkü onlar halka, insanlık onuruna sahip çıkan herkese düşmandır. Tecavüz ettiler, günlerce elektrik verip askıda-soğuk suda beklettiler, yaptıktan işkence doktor raporlarıyla kanıtlandı, "diyen öğrenciler basın açıklamasını "İşkencecilerden, katillerden, astı suçlulardan hesap sormalıyız. Manisa'daki arkadaşlanmıza yapslanlann bizlere yapılmasını istemiyorsak gücümüzü birleştirmeliyiz Örgütlü gücümüzle bu yapılanları durdurabiliriz Ailelerimiz de çocuklarına yaplılanlann hesabının sorulacağını biimeii, bu biiinçle işkencecilerden, katillerden hesap sormaya onlar da katılmalıdır. ' Aynı içerikteki protesto Karta! (Ertuğrul Gazi Lisesi, Kadıköy Faik Somer Üsesi, Beyoğlu Ticaret Meslek Lisesi ve çeşitli okullarda da yapıldı.*

14 Her geçen gün haraçlara karşı eylemlilikler gelişiyor, yaygınlaşıyor. Ama eylemliklerin yoğunlaşması her zaman tek başına gelişmenin ifadesi olmaya yetmiyor. Eylemler yaygınlaşmalı tabii ki. Örneğin bir protesto gösterisi bir oturma eylemi ve benzeri yaptığımızda eylem görünürde pasif olarak da değerlendirilebilir. Ama bizim ifade etmek istediğimiz bu değil. Bazen pasif bir eylem biçimi de en geniş kitleyi kucaklaması ve taleplerin doğruluğu yanıyla da kendi içinde bir kararlılığı ve militanlığı taşıyabilir. Önemli olan bu eylem biçimlerini bir programın içine oturtabilmek yerinde ve zamanında kullanmaktır. Bu eylemliliklere en geniş kesimi katmayı başarmaktır. Peki bu pasif eylem biçimlerinin radikalliği militanlığı nerededir denebilir. Radikalliği kararlılığındadır. Talepleri doğrultusundaki inatçı mücadelesindedir. Polisin üniversitelerde terör estirdiği ve okulların işgal altına alındığı, kitlede ürkekliğin yaratılmaya çalışıldığı dönemlerde alkışlı protestolar bile bir kararlılığın ifadesi olarak eylem biçimi şeklinde kullanılmıştır. Polisin kortej halinde kampuse girdiği, kitle üzerinde terör estirdiği sırada bir arkadaşın "okulda polis istemiyoruz" diyerek alkışlı protestoya başlamasındaki cüret kitlede şaşkınlık yaratabilmiş, sempati toplayabilmiştir, önemli olan pasif de olsa eylem biçimlerini yerinde ve zamanında kullanmak, dejenerasyona açık kapı bırakmamak, kitleye kararlılığımızı taşımaktır. Yeri gelir bir alkışlı protesto bile cüretin ifadesi olarak kitleye güven verebilir. Bugün de "Haraçlar Kaldırılsın" sloganı bir kararlılığın ifadesidir. Sadece protesto etmeyi değil kazanma ihtiyacını taşır. Bu slogan bir programla somutlandığında ak tif, pasif tüm eylem biçimleriyle militan bir özü ifade edecektir. Militanlık tek başına belli başlı eylem biçimleri ile sınırlandırıla maz. Radikal gibi görülen bir eylemde de uzlaşmacılık söz konusuysa kararlılığı ifa de etmediği için pasif bir eyleme dönüşebilir. Bugün en geniş öğrenci kitlesi "haraç lar katkı payları kaldırılsın" sloganı etrafın da harekete geçirildiğinde politik üretken liğimizle radikal kitle hareketlerinin de zemini örülmüş olacaktır. Bugün Manisa'da liseli gençliğe yapı lan işkenceler ile, işkence liseli gençliğin gündemine girmiştir. Ancak "İşkenceyi protesto ediyoruz" biçimindeki açıklamalar değil, işkenceciler yargılansın talebi çerçevesinde gerçekleştireceğimiz eylem ler kitleyi politize etmeyi sağlayacaktır. İster leyi eğlencelik bir noktaya kadar indirgemektir. haraçlar, isterse işkence vb. gündemlerimiz olsun önemli olan kitleye verilen Hiçbir eylem türü yadsınamaz. Ama mesajdır. eylemlikleri yozlaştıran gençliği dejenerasyonu aşılamayı hedefleyen eylemliliklerin ÖDP'liler Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi önünde bir eylem gerçekleştirmiştir. Liselilerin aileleri çocuklarının kazanma iddiası ile şekillenen eylem bi- de yoğun teşhiri yapılmalıdır. Gençlik gördükleri işkenceden dolayı ruh sağlıklarının bozulduğunu açıklayarak doktor ra- Basit gibi görünen eylemler için de de çimleri içinde politikleştirilmelidir. porları almıştır. Bu eylemde reformizmin gençliğin katılımı ve dönüştürülmesi başarılabilir. Ama hiçbir zaman yozlaşmaya, düşünce sistemini rahatlıkla bulmak mümkündür. Hesap sorma bilinci yoktur. gençliğin mücadelesini bir kısırdöngü içine Aksine kabulleniş, utangaçça bir protesto!!) vardır. Kitleye direniş mesajı değil yıl- Reformizmin yaptığı, gençliği düzen sı- çekme çabalarına müsade edilemez. gınlık aşılanmaktadır. nırları içine hapsetmek, politikleşmesinin Ya da Ankara Güven Park'ta haraçları önünde set oluşturmaktır. Gençliğin mücadelesini yükseltmek, devrimci politikaları, protesto etmek için yapılan eyleme bir bakalım. Soyunan Gençler... Mesajı nedir? Hiçbir mesajı yok diyemeyiz. Aksine geçiyor. Bir yandan devrimci önderliğimizi devrimci önderliği yaşama geçirmekten önemli bir mesajı vardır. Gençliğe örnek aktif-pasif tüm eylem biçimleri ile pratikte olarak gösterilen bu eylem biçimleridir. somutlarken aynı zamanda reformizmin Basın da bu eylem biçimlerini oldukça teşhirine de ağırlık vermeliyiz. Gençlik geniş yer vermektedir. Amaç dejenerasyonla gençliği teslim almaktır. Hak alma ettiğini, bizim çizgimizin taşıdığı netliği, reformist eylem biçimlerinin neye hizmet bilincinden uzaklaştırarak adeta mücade- kararlılığı pratığ nızde görmelidir. Gençliğin Şovmenlere İhtiyacı Yoktur Üniversite gençliği içerisinde. Eğitime Katta Payı adı altında toplanan Haraçlara protestolar, halkın değişik kesimlerininde desteğini alarak yaygınlaşıyor Açlık gevleri, protesto gösterileriyle başlayan süreç, haraçların ödenmemesi, mitingler, aynı amaçlı okullan terketmeme eylemleri İle devam etti. Bugün gelinen noktada artık, yaptırımı dayatan "okulları süresiz terk etmeme" eylemi gündemde iken, kendilerine Ankara Üniversiteleri öğrencileri Koordinasyonu diyen grubun haraçları protesto eden eylemine tanık oluyoruz. Eylemlerin geldiği aşamayı düşündüğümüzde, eylemin niteliğini protesto amaçlı olup olmaması ayrı bir tartışma konusu. Çok açık bir gerçek, bugün sureci yapanını hedeflemek durumundadır. Ancak konumuz bu değil. Bahçelievler Emek Ziraat Bankası önünde, koordinasyona bağış, kendilerini Gazi Üniversitesi Özgürlük Cephesi olarak adlandıran bir grup öğrenciden üç bayan, çevredekilerin şaşkın bakışları altında soyunuyorlar. Üzerlerinde kalan özel yapılmış tişört ve tayflarla,haraçlan protesto ettiklerini ve eylemlerini (!) yerde tekrarlayacaklarını söylüyorlar. Burada yapılan herşeyden önce eylem değil şovdur. Etki gücü olsa olsa medyanın paparazzi izleyicileri üzerinde olacaktır. Medya da 'Strtip eylem" nitelemesi iie olayın hangi boyutu ile ilgilendiğini hemen gösterdi. Yapılanın haraçlara cilan tepkinin sulandırılması İe içeriğinin boşaltılmasının ötesinde bir işlevi olamaz. Halkımızın geleneklerine, değerlerine böylesine yabancı, uzak bir eylemin, halkın desteğini almak bir yana, tepkisine neden olacağı çok açıkta. Bugün düzen gençliği, kendi kültürüne, değerlerine yabancılaştırarak halktan Kitle toplantıları yoğun olarak gerçekleşmeli, eylem biçimleri programlar gençliğe sunulmalı ve bu zeminler gençliği politikleştirmenin bir aracı olarak kullanılmalıdır. Kampanya dönemi bizlerin aynı zamanda öğrenci meclislerini kurup yaygınlaştıracağımız bir süreç olarak değerlendirilmelidir. Reformizmin tek dayanağı kitle toplantılarıdır. Kitle toplantılarına ağırlık verilmemesi, kitleyi katabilecek her türlü eylem biçimlerinin devreye sokulmaması, reformizrni teşhirde eksik kalınması gençlik mücadelesine zarar verecektir. Yaptığımız her toplantı reformizmin etkisini kırmaya, kitleyi hak alma mücadelesine her geçen gün daha fazla çekmeye hizmet edecektir. Kendine güvenen devrimci önderliklerin kitlesiyle canlı bağlar kurduğunda kazanmaması için hiçbir neden yoktur. Kararlılık, önderliğimizden kullandığımız sloganlara, reformizmi teşhirden kitle toplantıları yapma yönündeki ısrarımıza kadar mücadelemizin her aşamasında hissedlh melidir. * kopartmak, kişiliksizleştirmek, böylece kendi sömürü düzeninin devamı için çağdaş köleler halinde getirmek istiyor. Böylesi şov tipi eylemleri düzenin oluşturmaya çalıştığı gençliğin eylem biçimi olabilir ancak. Üniversite gençliği halktan kopuk değildir.gençliğin mücadelesi de mücadele biçimi de değerleriyle kültürüyle düzenin yaratmak istediği gençliğe alternatif olmalıdır.gençlik mücadele biçimleriyle hatta yaşam biçimleriyle alternatif kültürü taşıyıcısı olmanın sorumluluğunu duymalıdır.halkımıza halkımızın değerlerine yabancı değil geleceğin umudu olmalıdır Saç kesme, soyunma gibi yozlaşan ve halka yabancılaşmanın dışında hiçbir mesaj vermeyen medyatik eylemlerle hak alma mücadelesi verilmez Hak alma ısrarlı, ilkeli, kararlı bir mücadele çizgisi ile mümkündür. Gençlik bu birikime ve güce sahiptir. Bugün bulunduğumuz ünversiteleri terketmemeli, eylem biçimlerimizi yaygınlaştırmalı mücadelemizi hak alma kazanımı ile sonuçlandırmalıyız.*

15 1 "Dünyanın En 'Demokratik' Ordusu Biziz" 8 Şubat tarihli Türkiye Gazetesi'nde Mehmet Ali Kışlalı'nın Ordu içinde üst düzey bir subay ile yaptığı bir röportaj yayınlandı. Çarpıcı anlatımların olduğu bu röportajda özelde Ordu'nun "yeni sürece" nasıl hazırlandığına ilişkin teknik bilgiler verilirken, "adının açıklanmasını istemeyen" bu subay asıl olarak MGK'- nın "siyasi çözüm" adı verilen sürece nasıl baktığının ipuçlarını sunuyor. Düzenlemeler de tamamen buna yönelik. Yani, Ordu, subayın deyişiyle "terör ile daha iyi ve uzun süre mücadele edilebilmesi için" yeniden düzenleniyor ve bu düzenleme "OHAL uygulamasının kalkması durumunda terör ile mücadelenin zaafiyete uğramaması için yapılıyor. Devam ediyor subay: "Türkiye'nin gündeminde şiddetin azalarak da olsa. bir müddet daha kalacağı dikkate alındığında bu yaklaşım, yani daimi teşkilatlanma gereği ortaya çıkıyor." Bu yeni teşkilatlanma esas olarak halen Olağanüstü Hal Yasası'na (OHAL) göre yürütülmekte olan faaliyetin bu yasa kalksa bile, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yeni düzenlemesiyle etkili bir şekilde sürdürülmesini sağlamayı hedefliyor. Generaller, bu döneme özgü olarak "terörle mücadeleci, esas olarak polis ve jandarma üzerinden yürütmeyi düşünüp, orduyu ihtiyaç dahilinde harekete geçirilecek bir güç olarak yeniden düzenliyorlar. Buna göre polis ve jandarmanın "terörle mücadele" karşısındaki etkilerini artıracak şekilde takviye edilmesi ve eğitimlerinin güçlendirilmesi olayı öne çıkarılıyor. Kuşkusuz düzenleme sadece buna yönelik değil. Düzenlemenin bir yönü de devrimci mücadelenin daha geniş alanlara yayılmaya başlamasından kaynaklanıyor. Subay, bunu da şöyle ifade ediyor: "Terör ile daha bir süre birlikte yaşayacağız. Terörün şiddeti düştü fakat coğrafik olarak daha geniş alanlara yayılma eğilimi gösteriyor. Bu da yeni teşkilatlanma sebeplerini artırdı. Yurtdışında Türkiye'deki bu olağanüstü yönetim ile ilgili olarak doğan bazı rahatsızlıkları izole etmek bakımından OHAL'in kısmen veya tamamen dağıtılması da söz konusu olmaya başladı. Bu durumda TSK yeni bir plan yapmak zorunda kaldı. OHAL kalkarsa hukuki mücadele düzeni nasıl olacaktı? Bir boşluk doğmaması da gerekiyordu." "İşgal Ordusu" Bu noktada subay, 1984'te PKK önderliğinde başlatılan mücadeleyle eşzamanlı olarak kurulan Jandarma Asayiş Komutanlığı (JAK) ile ilgili "yasal" düzenlemelerden bahsediyor ve bu yeni düzenleme kararının siyasilerin de katıldığı geçen Ağustos ayında yapılan toplantıda karara bağlandığını belirtiyor. Buna göre "daha etkili mücadele" İçin bir yandan "yasal" boşluklar doldurulurken, diğer yandan Ağustos ayından bugüne "terörle mücadelenin yeni evresine" uyumlu hale gelebilmek için çalışmalar yapılıyormuş. Ülke haritasını önüne koyan generaller, dışarıdan {Avrupa ve Dünya kamuoyu kastediliyor) pek hoş görülmeyen büyük birlikler kaydırılması olayını dondurmak için "her birliğe belli bir sorumluluk sahası vermişler." Gerektiğinde yine eskiden olduğu gibi birlik kaydırımarı yapılacak ama bu birlikler ağırlıklı olarak "operasyon birlikleri" olacaklarmış ve bu birlikler şevkten önce özel eğitimden geçirilecekmiş. Ayrıca "Özel Kuvvetler" (Özel Tim), Genelkurmay Başkanlığı, özel operasyon isterse devreye girecek güç olarak değerlendiriliyormuş. "Foça tam kapasite çalışıyor" Adının açıklanmasını istemeyen subay, röportajın bir yerinde Kışlalı'nın sorduğu "Çiller hükümeti terörle mücadelenin özel olarak yetiştirilen birliklerce yapılacağını söylemişti. Bunların sayısı ilk aşamada on bini buluyordu. Şu an durum nedir?" sorusuna, "bahsedilenler Polis Özel Harekat Timleri'dir. Ayrıca Jandarmanın Özel Timleridir. Foça'da bunlar eğitiliyor. Bu aynen sürüyor. (...) Polis Özel Timleri şehir içlerinden başka zaman zaman kırsal kesimde bilhassa nokta operasyonları için eğitilmeye devam ediliyorlar." "Artık mücadele siyasi alanda götürülmelidir" Röportajın sonunda subay, "bölgeyle ilgili olarak sosyal, ekonomik, kültürel tedbirler bütün olarak uygulanmalıdır. Sadece askeri tedbirlerle bu kadarı yapılabilir." diyor. M.A. Kışlalı burada araya girip: "Yabancı meslektaşlara bu görüşleriniz anlatıldığında inanamıyorlar. Sanıyorlar ki, asker, sorunun sadece askeri çözümü vardır diyor. Bölgede sivil hizmet teşkilatları da eksik derken subay ekliyor : "Biz, her kademe üzerine düşen görevi yapsın diyoruz. Biz mücadeleye devam edelim. Ama devletin bütün kurumları işin içine girsin. Topyekün mücadele yapılmalı. Sorunların çözümüne çalışılmalı. (...) Acaba dünyada bizim ordu kadar demokratik ordu var mı?" Evet, Ordu -MGK anlayın- geçen Ağustos ayında alınan bir karar genel hatlarıyla ortaya koyuyor aslında bu röportajda. Amaç çok çıplak, planlanan şey; genelde halkımızı, özelde ise Kürt halkını hapishanede tutmaya devam etmek. Hapishane diyoruz, çünkü topyekün mücadele ile kastedilen bu. Bir yandan bu hapishaneden kurtuluşu ve özgürlüğü isteyen güçleri ezmeye, hücrelere çekmeye çalışırken, diğer yandan genel kitleye, örneğin en fazla havalandırmaya çıkmaya izin verilsin, yemeklerin kalitesi biraz artırılsın vb- deniyor aslında. Özünde hapishane yine hapishane. Hatta duvarları güçlendirilen, yeni silahlarla ve askerlerle takviye edilen ve edilmekte olan bir hapishane. Verilen hakların anlamı da subayın da dediği gibi "oluşan tepkiyi izole etmekten başka bir şey değil. Demokrasi oyununa devam etmek, görüntüyü kurtarmak. Aynı zorba ve sömürücü düzeni devam ettirmek için yapılıyor her şey. Aslında ülkemiz gerçeğinde hayal aleminde yüzenlere göre daha akılcı yaklaşımlar sunuyor "adının açıklanmasını istemeyen" subay. Bizim gibi sosyal, siyasal ve ekonomik krizin önünün alınmasının imkan dahilinden çıktığı bir ülkede "siyasi çözüm" olarak başka bir şey aklına gelemez ordunun. Onun siyasi çözüm dediği halkların isyanının bastırılmasıdır. Sopanın etkisinin azaldığı, tepkilerin önünü açtığı süreçlerde havucu öne uzatmak onun yaptığı. Ama öteki elinde sopa yine duruyor. Ayrıca bu düzenin böyle gitmesi durumunda tepkilerin sonunun gelmeyeceğini de bildiklerinden sopayı güçlendiriyorlar. Küçük burjuva milliyetçileri sık sık "Sol, Genelkurmay kadar bile izlemiyor Süreci ve gerçekçi olamıyor" diyerek solu kitlelerin gözünden düşürmeye çalışıyordu. Aslında, olay çok farklıdır. Devrimciler siyaset yapmayı bilmekte ve herşeyi yerli yerine oturtmaktadır. Devrimciler, Genelkurmay yetkilisinin yukarıda İfade ettiği gerçekliği öte- den beri bildiklerinden siyasetlerinin odağına iktidarı almayı koyuyorlar ve bu düzeni alaşağı etmeksizin gerçekten bir çözümün olamayacağını gördüklerinden tezlerinde ve mücadelelerinde ısrarcı oluyorlar. Küçük burjuva milliyetçileri de siyaset yapmayı bilmektedir ama gerçekçi değillerdir. Genelkurmayın, tekelci patronların, emperyalizmin "evet" dediği "çözüm"ün altındaki çıplak gerçeği aslında bu subayın yaptığı gibi çoğu kez de açıkça ifade edilen gerçeği görmemektedirler. Bu ülke gerçeğinde düşmanın planlan hiçbir zaman halklarımızın iyiliği üzerine gelişmez. Onun planları hep varolan baskı ve sömürüyü devam ettirmek içindir ve bunun için sürekli yeni oyunlar tezgahlar ve yapılanlar yeni kı lıflara sokulmaya uğraşılır. Çünkü dü zenin doğası budur. Savaşın gerçekliği budur. Düşmana diz çöktürülmeden, son bir öldürücü darbeyle hayatına son verilmeden halkların sosyal, siyasal, kültürel her anlamda hakları gerçek an lamda kazanılamaz. Halklar hapishanesi diye adlandırdığımız ülkemiz topraklarının duvarları yıkılmadan, duvarlarına sıralanmış gardiyan ve askerler ezilmeden rahat bir soluk alınamaz. Evet, mücaddeyle belli haklar kazanılabilir ama hapishane yine hapishanedir. Düşman, verdiğini tekrar geri almak için yine an kollayacak, yine zemin arayacaktır. O yüzden devrimci ve yurtseverlerin gö revlerinden biri bu hakları elde etmekken, asli görevlen bu hapishaneyi yıkmak olmalıdır. Özgürlük ve kurtuluş he defi belli hak Kırıntılarına feda edilmemelidir. Ana eksen, mücadelenin ana hedefi bu hapishaneden çıkmak olmalı-. dır, içerde "iyi" yaşamak değil.*

16 Sivas'la ilgili eylemler geçtiğimiz hafta da devam etti SİVAS'TA DEVLET TERÖRÜNE SON Sivas'taki baskılan protesto etmek için Gazi Cemevi'nde başlatılan açlık grevi toplu halde şehitliğe gidilerek bitirildi. Sivas köylerinde halka yönelik baskı tehdit, gözaltı ve işkence uygulamaları ile köylerin boşaltılması doğrultusundaki zorlamalara karşı yurdun dört bir yanında gelişen tepkiler geçtiğimiz hafta da devam etti. İstanbul'un Gazi, Alibeyköy, Ferahevter ve Okmeydanı semtlerinde süren açlık grevleri, çeşitli konser ve yürüyüşlerle sokağa taşınırken, Sivas halkının yalnız olmadığı bir kez daha gösterildi. Gazi Halk Platformu: "Eylemlerimiz Sokaklara Taşacak" Gazi Mahallesi Hacı Bektaş-i Veli Kültür Derneği'nde Gazi Halk Platformu tarafından 16 Şubat'ta başlatılan açlık grevi hafta içinde Gazi halkının ziyaretleri ile ilgi odağı haline gelirken, polisin tahammülsüzlüğü de dikkat çekti. Çevreyi abluka altına alan ve geceleri silah atışı yapan polis dernek yöneticilerine "açlık grevini bitirin, yoksa bu derneği kapatırız" şeklinde baskı' uyguladı. Ancak polisin tehditlerine rağmen, açlık grevi eylemi planlandığı gibi Cumartesi gününe kadar sürdürüldü. Ve 24 Şubat Cumartesi günü Gazi Halk Platformu, açlık grevi eyleminin farklı eylemlerle sokağa taşınacağını, açıklayarak mezarlığa doğru bir yürüyüş ile açlık grevini bitirdiklerini ilan ettiler. Daha sonra "Sivas'taki Devlet Terörüne Son", "Öncü Gazi Yargılanamaz", "Yaşasın Devrimci Dayanışma", "Zindanlar Boşalsın Tutsaklara Özgürlük" sloganları atılarak yürüyüş başlatıldı. Mezarlıkta şehitler için bir dakikalık saygı duruşundan sonra kaybedilmek istenen Düzgün Tekin'in annesi Elif Tekin söz alarak "oğlumu devlet kaçırdı, onu sağ istiyorum, bundan sonra kimsenin evladının kaçınlmaması, kaybedilmemesi için hep birlikte mücadele edelim" dedi. Gazi Halk Platformu adına konuşan bir kişi de Sivas'taki baskılar gibi Gazi Mahallesi'nde de özellikle gençlere yoğun baskı olduğunu, halkın suçlu gibi görüldüğünü söyleyerek "Baskılar karşısında yılmadık, yılmayacağız" dedi. Daha sonra yine toplu halde slogan- lar atılarak Cemevine Basın açıklamasında, tüm kayıpların, lı'ya hareket ederek, burada düzenlenen bir geri dönüldü. infazların ve katliamların sorumlularının protesto yürüyüşüne katıldılar. Tohum Yürüyüşü izleyen bulunması ve yargılanması, özelde Kültür Merkezi'nin de yer aldığı yürüyüş polis müdahale etmedirörünün durdurulması istenirken, zin- "Zindanlar Boşatsın Tutsaklara Özgürlük", Sivas'ta genelde tüm ülkedeki devlet te- sırasında "Sivas Şehitleri Ölümsüzdür", danların boşaltılarak tüm tutsakların serbest "Sivas Halkı Yalnız Değildir" sloganları bırakılması talebi de, artık tüm du- atıldı ve duvarlara "Sivas'ın Hesabı Açlık grevi yayılıyor yarlı kesimlerin sahip çıktığı bir istem Sorulacak" sloganı yazıldı. Alibeyköy Pir olarak dile getirildi. Sultan Abdal Kültür Basın açıklamasından sonra Grup "Alevi ve Sol Görüşlü İnsanlar Derneği'nde 18 Şubat'tan itibaren sü- salonuna sığmayıp, caddeye taşan ka- Son süreçteki gelişmeler üzerine bir Yorum'un türküleriyle birlikte, Dernek Zan Altında" ren açlık grevi ise, labalığın coşkulu halayları da başladı. değerlendirme istediğimiz Divriği Hacı hafta içinde Grup Caddeye yakılan büyük bir ateş halayın Bektaş-i Veii Kültür Derneği Başkanı Yorum'un verdiği merkezi oldu. Halk topluluğu "Sivas Şehitleri Süleyman DİNÇ şu açıklamayı yaptı: Ölümsüzdür", "Halkız Haklıyız Ka- müzik dinletisi ile "Askeri güçlerin yanı sıra özel tim ve devam etti. 500'e zanacağız", Sivas'ta Devlet Terörüne çok sayıda sivil polis şu ana kadar Divriği yakın insanın geldiği Son", "Sivas'ın Hesabı Sorulacak" slo- ve köylerinde yoğun bir faaliyet içinde. dinletide halaylar ganları ile türkülere eşlik etti. Bir şenlik Çok sayıda zırhlı araç bölgemizde çekilirken, açlık alanına dönen caddenin her iki yanında konuşlanmış vaziyette. grevcileri, gelenlere eylemlerinin amaçlarını, Sivas'taki baskıları anlatarak, alındı. köyler devlet tarafından silah- yol kesilerek, giriş çıkışlar denetim altına Bir süre önce çıkan bazı olaylar nedeni ile Çağrılı olduğu landırılmaya çalışılmıştır. Bu emrivakiyi halde iik başta gelmeyeceğini kabul etmeyen Alevi köylüleri üzerinde açıkla- baskı kurulmaya çalışılmıştır. Sudan se- yan Grup Munzur beplerle köylülerimiz hatta Divriği içerisindeki insanlarımız gözaltına alınmıştır. daha sonra Yorum konseri sürerken Köy muhtarları sürekli olarak ifade vermeye zorlandı. Köylü vatandaşlarımız derneğe geldi ve kendi parçaları ile bağ, bahçe ve tarla işlerine gidemez oldu. "konsere katıldı. 10 Köyden köye ulaşılamıyor. Her Alevi ve sol Şubat'ta Divriği görüşlü insan zan altında. Bu yoğun baskı Kültür Derneği'nde ve zulüm nedeniyle köylülerimiz başlayıp daha sonra topraklarına elveda demek zorunda Pir Sultan Abdal kalıyor. Özellikle Divriği'nin köylerinden Canlar Derneği Okmeydanı Ovacık, Yağbasan, Hamu, Sincan, Çade Şubesi'nkırtarla, Dikmeçayı ve Karşıkonak köyleri süren dönüşümlü açlık grevi, dile getiren Belediye Başkanımız Sayın çok yoğun göç vermeye başladı. Du-rumu Alibeyköy Halk Platformu açlık grevini cemevi önünde yaptıkları basın açıkalamasıyla bitirildi. halktan destek istediler. Bu arada birçok kişi, açlık grevine pazar günü yapılan basın açıklaması Muharrem YAĞMASAN hakkında soruşturma açılması üzerimizdeki baskının en açık örneğidir. Divriği ve çevresinde 5 veya 6 bin civarında asker var. Bunlar sürekli başından itibaren karşı olan Alibeyköy hareket halinde. Cemevi yöneticilerini eleştirdi. Divriği'de oturuyorsanız bir gece ya- Alibeyköy Halk Platformu da 25 Şubat Pazar günü sabahı açlık grevi eylemine Alibeyköy'de son verdiklerini bilir. Tabii ki bu harısı kapınız çalına- açıklayarak topluca Okmeydanı'na hareket ettiler. lere ve sol görüşlü reket sadece Alevi- Beşiktaş CHP'de başlayıp, CHP yöneticilerinin olumsuz tavrı nedeni ile açlıyor. Vücudu par- insanlarımıza yapılık grevlerini Ferahevler Pir Sultan Abdal çalanmış, tanınmaz Kültür Derneği'ne taşıyan Baskı ve Katliamlara Karşı Direniş Platformu'nun getirip belediye haldeki bir insanı eylemi de 25 Şubat günü sona erdi. Ferahevler halkının ziyaretleri ile açlık gre- atıp millete binasının önüne vini sahiplenmesi "Sivas Halkı Yalnız Okmeydanı Pir Sultan Abdal Canlar Derneğinde gösteriş ya- Değildir" düşüncesi etrafında önemli bir sürdürülen açlık grevi kitlesel bir basın pan özel halk duyarlılığının ifadesiydi aynı zamanda. açıklaması ve çekilen halaylarla sona erdirildi. timin ta Okmeydanı'nda Coşkulu Haykırış: "Sivas Şehitleri Ölümsüzdür" Sivas Yöre Halkıyla Dayanışma Platformu, 25 Şubat Pazar günü açlık grevi yapan diğer platformlar ile Pir Sultan Abdal Canlar Derneği Okmeydanı Şubesi'nde ortak bir basın toplantısı ve müzik dinletisi düzenlendi. şenlikten sonra yeni bir boyut kazandı. Platform'da yer alan Atılım ve Partizan Sesi okurları, dönüşümlü açlık grevini devam ettireceklerini söylerken, Kurtuluş okurları, eylemin başta planlanan amaçlarına ulaştığını, artık sokak gösterileri ve farklı eylemlere geçmenin gerekli olduğunu söyleyerek dönüşümlü açlık grevi eylemine son verdiklerini açıkladılar. Konser'in sona ermesinden sonra Kurtuluş okurları gruplar halinde Soğan- kendisidir. Akşam 18.00'den sonra eğer hala sokaktaysanız ilk önce güzel bir aranırsınız, daha sonra detaylı bir şekilde kimlik sorgusuna alınırsınız. Yöremiz büyük bir terör bölgesiymiş gibi gösteriliyor, o hale getirilmek isteniyor. Divriği merkezde Alevi-Sünni milletinin yan yana yaşaması nedeni ile herkeste bir tedirginlik ve gerginlik hakim. İnsanlar beklemede, olayların devam etmemesi ve bir an önce bitmesi için temennilerde bulunuyorlar."*

17 Zulüm görmek senin kaderin değil Sivas! Oy Sivas Sivas Zulüm kaderin değil senin Sivas sen ki, nice yiğitler nice kahramanlar yetiştirmişsin nice isyanlar tarihin geleceğin olmuş yiğitlerin, şahanların diyen Sivas. Soğuk bir kış günü, gün geceden sabaha doğru evriliyor. Esen sert rüzgarlar köy evlerinin damlarına kar taneciklerini savuruyordu. Yeni doğan günle birlikte pırıl pırıl açmaya başlayan güneş, rüzgarda savrulan kar taneciklerini ışıl ışıl parlatıyor. Bu güzelliği henüz göremeyen yoksul köylüler günün ilk saatlerinde sıcacık yataklannda yoksulluklarına, acılarına ve umutlarına sanlmış yatıyorlar. Yüzyıllardır Anadolu topraklarında eğilmeyen başlarıyla onurunu korumanın mutluluğuyla yaşıyorlar. Her türlü zulmü, baskıyı, işkenceyi gören, yürekleri öfke dolu bu insanlar Anadolu topraklarını kanlarıyla sulamış şerefli bir tarihe sahiptirler. İsyanlar, direnişler, kahramanlıklar tarihidir bu! Zalime boyun eğmemenin, haramilere teslim olmamanın tarihidir bul Benim ülkemde görkemli dağlar bir uçtan bir uca uzanırlar. Ve açar dağlarda kan gülleri Dağlarda söylenceler yaşar sevdalıdır insanların türküleri İşte bu yüzden Susmak aykırıdır bize. İnsan sevgisinin ve hoşgörünün her şeyin üstesinden geleceğine inanan bu insanlar üzerinde "şalvarı kaltak" Osmanlının zulmü de hiçbir zaman eksik olmamıştır. Günü gelmiş çarmıha gerilmişler, günü gelmiş onbinlerce canları kılıçtan geçirilmiş, buna rağmen yılmadan, usanmadan zulme karşı isyan bayrağını yükseltmişlerdir. Vura-vurula, yene-yenile bitirilememiş, her zaman düşmanlarına korku salmışlardır. Hakça eşit paylaşımın olduğu, içinde ağaların paşaların olmadığı bir düzen için savaşan nice koçyiğitlerini kahramanlarını evlatlarını bu uğurda şehit vermiş bir halktır. Sivas dağlarında zulme son vermek için silah elde savaşan Halk Kurtuluş Savaşçıları var. Bunun içindir ki, Sivas dağlarında hala Pir Sultanların zalim Hızır Paşalara meydan okuyan türküleri söylenir, umutla. Geleceği müjdeleyen kavga dolu, sevda dolu sıcacık türküler. Bunun içindir ki, Sivas dağlarında Baba Ishakların, Baba Zünnunların ve Celalilerin yaktığı isyan ateşi hiç sönmedi. Ve şimdi bu ateş Halk Kurtuluş Savaşçılarının ellerinde harlandıkça harlanıyor. Düşmana korku halka umut salıyor. Pir Sultanlar gibi durur gövdelerimiz Kör karanlığı yırtarken ne güzeldiniz akıl yağmur öfke göl yürek deniz Cenneti bu dünyada düşleyendiniz... Osmanlı baskısından ve zulmünden kurtulmak için dağları kendine mesken eyleyen halk, umutlarını, özlemlerini, acılarını ve sevinçlerini işlemiştir akan kanlarıyla bu dağlara. Düşmana geçit vermeyen, şahanlarını düşmandan gizleyen, koruyan sarp kayalıkları vardir bu dağların. Bundandır ki, onursuzluk hiçbir zaman kaderi olmamıştır bu halkın. İşte bu yüzden dün olduğu gibi şahanları dağa çıktı çıkalı jandarmanın postalları kuşatmıştır dağlarını, köylerini ve evlerini; zulüm ve işkence altındadır yine bedenleri. Evleri yakılıyor yıkılıyor, yurtlarından topraklarından koparılmak isteniyorlar. Ama en önemlisi de, ekmeğini aşını, yüreğini ve umudunu paylaştığı dertlerinin ve acılarının tek ilacı olarak gördüğü şahanlarından koparılmak isteniyorlar. Nasıl dayanır buna yürekleri şahanları derler ki, kanımızdır canımızdır dedikleri topraklarını. Önce birer onar götürülürken işkence tezgahlarına, şimdi yüzlercesi veriliyor cellatlann ellerine. Zalimlerin saltanatı sürsün diye. Düşmanın elinde tankı, topu, uçağı var. Ya onların elinde; bir kazma, bir kürek ve geleceğe umutla bakan yürekleri var, bir de yanıbaşlarında Halk Kurtuluş Savaşçıları. Sivas dağlarından Yukarıasarcık Köyü'ne bir isyan ateşi düştü. Sabahın sessizliğini yırtarak dağların doruklarında yankılandı. Yedi can, yedi umudun adı, yedi Halk Kurtuluş Savaşçısı öyle coşkulu öyle halklarını seven. Umuttular... Kundaktaki bebeklerin, anaların, genç kızların ve erkeklerin en güzel yarınıydılar. Öyle saf öyle temiz. Nasılda güven veriyorlardı, konuşmalarıyla, gösteriyorlardı gelecek en güzel yarınların yolunu. En güzel yarınların İlk müjdecisi Nurettin ve Ahmet'ti. Sonra Gülnaz, Osman, Nihat, Murat ve Rıfatlar oldu. Onlardı isyan ateşine ilk kıvılcımı çakan. Şimdi bu ateşi harlayanlar var dağlarında Sivas. Yaz-kış dağlarda, köylerde onlara savaşı, direnişi anlatan ve bu uğurda şehit düşenler var onlar için. Üzülmediler kır çiçeklerini şehit verdiklerinde, daha çok umutlandılar. Kurtuluşa olan inançları sahanlarının kızıl kanlarıyla sulanıp serpildi dal, yaprak, meyve verdi onlar için. Şimdi bebelerine isim, yüreklere sevda olarak kazınmıştı, umudun kızıl karanfilleri. Şimdi dağlarında isyan ateşini büyütmek için sabırsızlanan yiğit genç kızların, erkeklerin var Sivas.* Dersim'de devlet kolları yeniden sıvadı Dağlar bombalanıp, halk tehdit ediliyor Dersim Dağları'ndan gerillayı söküp atamayan oligarşi, dağları bombalamaya devam ediyor. Trakya'dan gelen ve Dersim'e yerleşen 41 Mekanize Tugayı, Bolu'dan gelen 121. Piyade Komando Birliği ile 3. Ordu ve Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığının da katıldığı 30 bin kişilik askeri güç Dersim'deki operasyonlarına devam ediyor. Malatya Hava Üssü'nden hareket eden Kobra ve Skorsky Helikopterleri sürekli olarak dağları bombalıyor. Gerilla mücadelesinin gelişkin, olduğu Dersim, devletin saldırı hedeflerinden biri olma özelliğini koruyor. Onyıllardır mücadeleyi destekleyen, gerillayı bağrına basan Dersim halkı özellikle 1994 sonbaharından itibaren askeri ve kontrgerillasıyla devletin dizginsiz terörü altında. Gerilla karşısında başarılı olamayan ve operasyonlarından istediği sonucu alamayan oligarşi çaresizliğinin bir sonucu olarak köy boşaltmalara ve dağları bombalamaya devam ediyor. Devletin asıl hedefi kırdaki gerilla mücadelesi, fakat gerillayla baş edemeyeceğini anlayan oligarşi gerillanın güç kaynağı olan halka baskı yapıp sindirerek, göçe koruculuğa zorlayarak, gerillanın kaynağını kurutmaya çalışıyor. Özellikle Hozat, Ovacık ve Çemişgezek üçgeni başta olmak üzere Aliboğaz'ı ve Munzur Dağlan da bombardıman altında. Bomba sesleri Hozat'tan duyuluyor. Devlet bu son saldırılarıyla gerillanın, karlar erimeden Sivas Bölgesi'ne çekilmesini engellemek Dersim'de taş üzerinde taş bırakmamak niyetinde. Ayrıca Dersim'in Mazgirt ilçesine bağlı Dandavran Köyü'nü basan özel tim halka baskı yaparak tehditlerde bulundu. Gerekçe olarak gerillaya yardım ve yataklığı gösteren Özel tim daha önce yakıp yıktıkları köyleri örnek göstererek "aynı şeyleri yaşamak istemiyorsanız, bizimle işbirliği yapın" diyerek halkı tehdit etti. Halkı işbirlikçitiğe özendirmek için, işbirliği yaptıkları takdirde köye telefonlarının bağlanacağı, işsiz gençler için iş imkanları yaratılacağını söyleyerek vaatlerde bulundu. Daha önce köy halkına yaptıkları baskı ve işkencelerle göçe zorlayan devlet, bu yetmiyormuş gibi şimdi de boşalan köyleri yakıp, evleri aleve veren, köyleri insansızlaştırdıktan sonra şimdi de tamamen yok etmeye çalışıyor. Oligarşi yıllardır "bitti, bitecek" dediği gerilla mücadelesini bitiremediği gibi gün geçtikçe daha fazla gelişerek kitleler tarafından benimsenip sahiplenmesini hazmedemiyor. Bunun karşısında ne yapacağını şaşıran oligarşi dağları rastgele bombalayarak acizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. *

18 Son aylarda operasyonların yoğunlaştığı Divriği Köylüleriyle Konuştuk Halk tedirgin operasyon ve baskılar sürüyor Divriği köylerinde konuşmak istediğimiz köylülerde, karşılaştığımız en belirgin özellik son derece tedirgin olmalarıydı. Yaşadıklarını anlatırken fotoğraflarının çekilmesini ve isimlerini vermek istemediler. Çünkü il ve ilçe merkezlerinde bulunan Özel Tim'lerîn daha sonra gelip kendilerine işkence yapacağından korkuyorlardı. "Köyümüzü kesinlikle terk etmeyeceğiz." -Son günlerdeki gelişmeleri ve baskıları anlatır mısınız? "Ben Divriği'ne bağlı Höbek köyündenim Özel Tim'in burada yoğun bir baskısı var. Bizleri asıl tedirgin eden Özel Tim. Medyada bir Alevi-Sünni olayı varmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Biz yıllardan bu yana Alevi-Sünni kardeşçe yaşıyoruz ve yaşayacağız. Bunu engellemeyecektir. Şimdi Özel Tim önceden gelip buradaki insanlardan ekmek yiyecek istiyor, verilmezse silahla tehdit ya da baskı yapıyorlar. Tabii ki halk silah karşısında korkusundan veriyor. Sabah geliyor silah zoruyla ekmek aldığı vatandaşı gözaltına alarak işkence yapıyor. Gerekçesi de şu: 'Sen akşam teröristlere ekmek verdin'. Oysa ne teröristi! Akşam gelen terörist de kendisi. Sabah gelen de Özel Tim'in ta kendisi. Yani baskıyı yapan da. Özel Tim burada olayları körüklüyor." - Peki buradaki yaşanan olaylarla birikte köylü halk göçe zorlanıyor, köy koruculuğu da yatılıyor, bu konudaki görüşleriniz nelerdir? - "Koruculuk Alevi ve Sünni köyü ayırmaksızın verilmek isteniyor. Genelde Alevi köyleri buna karşı çıkıyor. Yani şu var. Bu insanlar silahlanacaklar ki me karşı ne ile savaşacaklar. Devletin yapmak iste diği Alevilerle Sünnileri karşı karşıya getirmek ve baltalamak. Şu ana kadar buralarda terörist diye bir şeye kimse rastlamadı. Sadece biz burada Özel Tim'İ görüyoruz. Biz Höbek Köyü olarak, kesinlikle köyümüzü terk etmeyeceğiz. Ya yok olacağız, ya da köyümüz. Şu anda Höbek'te bir alay askeri bir lik var. Bize koruculuk dayatıldı burada hiç bir insa nımız kabul etmedi ve etmeyecek." "Özel Timi İstemiyoruz" - "Ben Divriği'ne bağlı Uzunbağ köyündenim. 37 yaşındayım. Devamlı iki toplumun içinde çalışan in şaat işçisiyim. Daha çok Sünni kesimin içinde çalı şıyorum. Bugüne kadar böyle bir şey olmadı. En yoğun 1978'lerde dahi Divriği'de böyle bir tedirgi nlik yoktu. Bundan iki sene önce ben köyüme iste diğim saatte gidebiliyordum ama şimdi öyle değil. Normal saatte de gitsen üç dört silahtı adam ara badan inerek seni sorguluyor 'nereden geliyorsun' nereye gidiyorsun' diye. Seni çekip vurabilir de hiç bir şey ispat edemeyiz. Çünkü vurduktan sonra 'iş- te teröristi vurdum' diyecek. Burada Özel Tim'in başı sonu belli değil. Kim yönetiyor, nereden emir alıyor, bilemiyoruz. Halkımız Özel Tim'den çok şikayetçi. İstemiyoruz, gitsinler, biz köylüyüz ekmek, biçmek zorundayız. Üretici halk tüketici durumuna düştü.özel Tim buradan çekilmez ise daha da kötü şeyler yaşanabilir. Hemen yakınımızda Tuğut köyü var, yaylaya çıkarlar, Kasabanın yağını, peynirini, etini, sebzesini veriyorlardı. Ama şimdi tüketici oldular. Her şeyini satıyor artık, baskılara dayanamaz hale gelmiş. Köylerde hiçbir güvencemiz ve güvenliğimiz de yok. Tek çare Özel Tim 'in çekilmesi." "Baskılar Yüzünden İşimizi Yapamıyoruz" - "Ben köy muhtarıyım. Divriği'ne kaymakamla beraber Sivas Valisi Aydın Güçlü geldi. Bize diyor ki, 'Akşam saat 9'da kapınız çalınabilir. Terörist geldiğinde ekmek verin. Onlar gittikten sonra da ihbar edin' diyor. Evet Yetice Muhtarı korkusundan ekmek, aş vermişti. Daha sonra 'sen teröristlere ekmek verdin' diye işkence gördü. Şimdi hem ihbar ettiğin zaman işkence görüyorsun, hem de etmediğin zaman köylü halkı 8 saat içerisinde ne iş yapabilir ki. Örneğin dağda tarlan var, gece gidip su vermen gerekiyor, ekinini biçmen, taşıman lazım. Diğer zaman içinde de hayvanları otlatmak zorundasın. Biz bunları yapamıyoruz, olanaklar kısıtlandı. Bu arada diğer köylere gittiğimizde işkence gören vatandaşlar korkularından her hangi bir açıklama yapamıyor. Diğer taraftan daha çok işkence gören ve baskı altında olan ve bizim giremediğimiz köyler var: Bahçeli Köyü, Dişbudak Köyü, Yelice Köyü. Buralarda evlerin kapıları kırılmış, yiyecekler dağıtılmış ve gıda maddeleri talan edilmiş." Öte yandan konuştuğumuz köylülerin anlatımına göre, Özel Tim elemanları geçtiğimiz ay bir vatandaşı kurşunla vurarak yerlerde sürüye sürüye Divriği Belediyesi'nin önüne atıyorlar. "Biz terörist vurduk, işte teröristlerin sonu böyle olacak" diyorlar. Cesedin kafa kısmının kopuk olduğunu görenler var. Ayrıca Divriği merkezinde ceset mahalle mahalle ve sokak sokak dolaştırılarak halka göz dağı veriliyor. Bu arada olayları araştırmak İçin gittiğimiz Çamlık Köyü ve Maltepe köyü Karalti mezrası asker timleri tarafından kuşatılmıştı. Köye girmemiz akşam saatlerinde mümkün olmadı. Yaklaşık 150 kadar askerin bulunduğu ya da konakladığı köyde okul yok, kışın ulaşım sadece hayvanlarla sağlanıyor. Bu köy mezra durumunda, yaklaşık 8 ya da 9 hane. Her eve 20 veya 30 asker veriliyor. Yeme içme konusunda mahrum olan vatandaşlar tedirginlikle askerleri evlerine almak zorunda kaldıklarını belirtiyorlar. Devet yetkililerinin anlatımına göre Özel Tim bölgeden çekildi. Evet dağlarda operasyonlara askeri komando birlikleri çıkıyor. Özel Tim ise şehrin merkezinde kasaba merkezinde takviye güç olarak hazır kıta bekliyor. Öte yandan Kayseri ve diğer illerden gelen jandarma komando birlikleri operasyonlar yapıyor. Vatandaşlara sorduğumuzda askerin neden bölgede olduğu- nu, onlar da şaşırıyorlar ne var diye, ama şu gerçeği herkes çok iyi biliyor. Özel Tim terör estiriyor. Diğer taraftan Divriği'ne girişte Sivas'a bağlı Çetinkaya ilçesinin giriş ve çıkışlarında askerler tarafından bütün araçlar aranmakta. Divriği'ne bağlı Sincan nahiyesinde giriş ve çıkışlar çok sıkı aranmakta, kimlik kontrolünde hangi köye gidildiği soruluyor, yani dolaşma, ziyaret özgürlüğü kesinlikle yok.*

19 Kadın mücadeleyle özgürleşir "Ayakta ölmek diz üstünde çökmüş yaşamaktan daha değerlidir" Kadınlara diz çökerek yaşamak sermaye tarafından dayatılıyor. Kadınlar 8 Mart'da senede bir kez hatırlanıyor, sorunları gazete sayfalarında yazılar sayıp dökülüyor. Toplumsal sorunlarda olduğu gibi kadın sorunun yaratıcısı olan sermaye, kadını köleliğe itip kadının dünyasını iş, ev ve çocuk olarak belirtiyor. Ve bu çerçevede kadın köreltilmeye, duyarsız hale getirilmeye, susturulmaya, toplumun sorunlanndan kopartılmaya çalışılır. Aynca sermaye için kadın, hem vücudunu pazarladığı hem de kazanç sağladığı bir meta olarak görülüyor. Kısacası düzen kadını ucuz işgücü, köle, susturmayı başardığı bir kesim, bedenini pazarladığı bir meta, erkeğin yanında bir aksesuar olarak görüyor. Kadının bütün bunlara karşı kendi haklarını elde etmesi, zincirlerini kırması için toplumsal mücadele içinde yer alma gerekliliğini ve insanlığın sorunlarına duyâril olarak kendi sorunlarını da aşması gündeme geliyor. Sermaye kadını köleleştirmek için onu ev, iş, çocuk bakımı gibi işlere boğuyor. Ülkemizde devlet çocuğun bütün bakımını aileye, anneye yüklemektedir. İş yerinde emeği sömürülen kadını evde hizmetçinin ve çocuk bakıcısının yaptığı işleri yaparak artı bir çalışmaya tabi tutulur. Böylelikle sermaye kadını hem ezer, hem sömürür hem de tepkisini ifade edecek durumdan uzaklaştırmış olur. Çalışmak kadını evden çıkarır, fakat sömürüsünü de arttınr. Her ne kadar kadın erkek eşittir denilsede ve birlikte çalışılmasına karşın resmi kuruluşlarda bile kadın erkekten %10 düşük ücret alır. Sivil kuruluşlarda ise bu oran daha da yükselmektedir. Kadın sermaye için ucuz işgücü olmuştur. Ayrıca sermaye kadını bir meta olarak kullanır. Ülkemizde fuhuş yeri olan genelevler devletin denetimde çalışır. Devlete en çok vergi ödeyen genelev patronlarıdır. Kadının bedeni bir mal olarak pazarlanmakta ve bundan kazanılan paranın bir kısmı devlete vergi olarak verilmektedir. Kadın vücudu araba reklamına ruj reklamını kadar bir süs aracı olarak kullanılmaktadır. Kadının kadın olmaktan doğan sorunlan da iktidar tarafından görmemezlikten gelinir. Annelere bebeği olduğu zaman verilen süt emzirme izni bunun göstergesidir. Kadınlara doğumdan bir hafta önce izin verilir. Bu da erken doğum ve bebek ölümlerine neden olmaktadır. Doğum sonrasında resmi kuruluşlarda 40 gün emzirme İzni verilir. Daha sonrasında anneye gün içinde emzirme izni verilmediği gibi çocuğun bakımı için süt odası ya da kreş imkanı da yoktur. Bu durumda bebeğin bütün sorumluluğu anneye bırakılmaktadır. Yasalar karşısında kadının eşit olduğu tek durum seçme ve seçilme hakkıdır. Yasalar kadının yapacağı her şeyi erkeğin iznine bırakmaktadır. Kadın işyeri açacağı zaman kocasından izin belgesi alması yasalarla sabittir. Ama kadınlar açlık ve sefaleti herkesle birlikte yaşar. Egemen sınıflar kadını da erkeği de sömürmek için oldukça pervasızlaşmıştır. Kadının Özgürleşmesi sorunu, toplumun özgürleşmesi sorunuyla birlikte çözüleceği artık bilinen bir gerçektir. Kadın, kendi sorunlarının çözümü için mücadeleye katıldığında, toplumun özgürleşmesi mücadelesine katılacak ve kendi özgürleşmesinin temelini atmış olacaktır. Sermayeye karşı verilecek ortak mücadele sömürü zincirinin halkalarını kırarken toplum olarak elde edilen haklar hem insanlığın insanca yaşamasını, hem de kadının özgürleşmesini birlikte doğuracaktır. Çünkü her türlü baskıyla birlikte, kadınlar üzerindeki baskının da kaynağı düzenin ta kendisidir Tabii ki, söylemek istediğimiz sadece topumsal mücadeleye katılalım, kadın olmaktan doğan sorunları bir kenara bırakalım demek değildir. İşyerimizde, evi- mizde, okulumuzda, köyümüzde, kadın olmaktan doğan sorunlarımızın çözümünü asla ihmal etmeden uzun soluklu bir mücadele olan sınıf savaşına katılmalıyız. Hiçbiri diğeri için tali olmamalı tersine ikisi de birbiriyle bütün olarak yürütmelidir. Bu da biz kadınlann erkek yoldaşlanmıza oranla daha fazla mücadele etmemizi gerektirir. Sermaye bize çifte sömürüyü dayatıyorsa biz de ona karşı verilecek mücadelede erkek yoldaşlarımıza oranla iki kat daha fazla mücadele etmeliyiz. Hem sermayeye karşı sınıf mücadelesi vermeli hem de süt izni için artı bir mücadele vermeliyiz. Hangi alanda olursak olalım işçi, memur, öğrenci, köylü, ev kadını olmaktan doğan sorunlarımız için artı bir mücadele vermeli bu konuda kadın-erkek toplum olarak kafalarda oluşan imajı kırmalıyız. Unutmamak gerekir ki her şeyin bir bedeli vardır. Bizler de kadınlar olarak İkinci sınıf, horlanan, köleleşen insan olmaktan kurtulmak için mücadele eden haklarını savunan ve bu anlamda önümüzdeki engelleri aşarken bedel ödeyenler olabilmeliyiz. "Bizler de geceleri sokaklar bizimdi, bizim afişlerimizle çığlıklarımızla yankılanıyordu. Sokağa her çıktığımızda ölümle karşı karşıyaydık ama korkmuyorduk" diyen Yunanistan iç savaşındaki kadınlar gibi olmak istiyorsak kendimizi bedel ödemeye hazırlamalıyız. Ve kadınlar sokağa döküldüğünde, güçlerini kullandığını da getireceği sesin etkisini görmeliyiz. Ülkemizde de mücadeleye katılan ve yarattığı özgür kişilikleriyle örnek olan kadınlar var. Adları direniş destanlarıyla anıldı Saboların, Edaların, Sibellerin ve daha nicelerinin. Dağlarda, varoşlarda gerilla kadınlar savaşmayı, çatışmayı, ölmeyi, öldürmeyi öğrettiler ve miras bıraktılar kadınlara. İşkence tezgahlarında en onur kinci işkenceye karşı 'bu sizin onursuzluğun, sızın namussuzluğunuz' diyerek vatanları için direnmeyi öğrettiler bizlere Tutsak anaları en öndeydi polis tekmelenne karşı Kadının ve toplumun ozgüreşmesi için yol açtılar, yol gösterdiler.* Devlet terörü Hatay'a demir attı Son zamanlarda Hatay'da büyük çapta askeri yığınak var. Kayseri ve Bolu Özel Askeri Eğitim Merkezlerinden ve Adana 6. Kolordu Komutanlığı'ndan gelen askerler ve Hatay askeri birliklerinden oluşan 35 bin kişilik ordu özellikle Amanos dağlan İîe Hatay'ın Yayla Dağı'nı üst edinmiş durumda. '95 yılından itibaren gerilla mücadelesinin Hatay'da da yayıldığını gören devlet gerillayı burada banndırmamak için her tilriü yolu deniyor. Oligarşi Hatay'da yaşayan halklar mozayiği arasındaki ilişkileri yapay çekişmelerle baltalamaya çalışıyor. Hatay'da şu anda Sünni köylerden oluşan 256 köy koruculaştınlmiş durumda. Alevi köylerini de koruculastırmaya çalışan devlet Alevi köylerine "ya korucu olursunuz ya da köyleri boşaltırsınız" diyerek halka baskı yapıyor. Özellikle Alevi köyfer üzerinde yoğun bir baskı uygulayan jandarma ve özel tim bu uygulamalarla Alevi-Sunni, Türk-Arap halkları arasında çatışma ortamı yaratmaya çalışıyor. Oligarşi Hatay'ı, OHAL ve son olarak "özel statülü il" ilan ederek daha sonra burada gerçekleştireceği köy boşaltmalannı, katliamlannı ve gözaltıları meşrulaştırmaya çalışıyor. Askeri yığınağın bulunduğu Hatay'da özellikle Amanos Dağlannın yamaçlarında bulunan ve koruculaştınlan Seldiren, Toğyarlt, Hıdırbey, Teknepınarlı, Yaylacık, Işıklı, Avcılar Suyu ve diğer birçok köyde barınmakla yetinmeyip sağlık ocakları okul gibi kamu kuruluşlarını da bannak olarak kullanıyor. Gerilla mücadelesinin sadece Kürdistan'la sınırlı kalmadığını Dersim'den, Tokat'a, Sivas'tan Hatay'a kadar ülkenin dört bir yanına yayıldığını gören oligarşi, çaresizliğinin vermiş olduğu öfkeyle halka saldırıp sindirmeye çalışıyor. Ancak Kürdistan'da olduğu gibi Hatay'da da halkımız üzerinde oynanmak istenen oyunlara izin vermeyecektir.* Gözaltılar devam ediyor Devlet, gözaltında kayıplara, katliamlara ve faili meçhul cinayetler İşlemeye devam ediyor. Antakya Armutlu Mahallesi'nde Bahri Çolak ve Yılmaz Turunç günü saat 22.00'de 31 EK 955 plakalı beyaz bir minibüsteki sivil polisler tarafından gözaltına alındılar. Gözaltıları duyan Çolak ve Turunç aileleri Emniyet Müdürlüğü'ne başvurdular. Ancak polis Bahri Çolak ve Yılmaz Turunç isimli kimsenin kendi kayıtlarında olmadığını söyledi. Ailelerin ısrarlı olması ve otomobilin plakasının verilmesi üzerine polis Çolak ve Turunç'un gözaltında olduklannı kabul ettiler. Bunun üzerine aileler ve avukatlar gözaltında bulunan Bahri Çolak ve Yılmaz Turunç'u görmek istediklerini söylediler. Fakat, görüşme istekleri geri çevrildi. Ailelerin gazetemize yaptıklan açıklamada, "Biz kararlı olan devrimci tutsak aileleri çocuklarımızın hayatlarından endişe duyuyoruz. Gözaltındaki çocuklarımızın bir an önce avukatla görüştürülmelerini, sağlam raporu verilmesini ve savcılığa çıkarılmalarını talep ediyoruz" diyerek, açlık grevine başladıklarını bildirdiler. Açıklamalannı "Çocuklarımız Yalnız Değildir", "Devrimci İrade Tutsak Edilemez" ve "Polis Terörüne Son" sloganları ile bitirdiler.*

20 ontrgerilla Türkiye'de kemen her zaman güncel bir konu olmuştur. Bizim açımızdan güncelliği elbette burjuva muhalefetin göstermelik kontrgerilla karşıtlığından ya da falan üniversitedeki siyaset bilimcisi bir Öğretim üyesinin "siyasal rejim" üzerine teorik tezler hazırlamasının ötesinde bir güncelliktir. Kontrgerillanın mevcut düzen içindeki yerini bilmek, tesbit etmek yalnızca teşhire ilişkin bir sorun da değildir. Kontrgerillamn varlığı, yöntemleri doğrudan mücadelemizi, taktiklerimizi, çalışma tarzımızı ilgilendiren bir yandır. Devrim mücadelesinin taktikleri, çalışma tarzı, o ülkedeki siyasal rejimin niteliğinden bağımsız olarak düşünülemez. Mevcut iktidarın nasıl yönettiği, halkın mücadelesinin karşısına hangi yöntemler ve taktiklerle çıktığı bizim taktiklerimizi de büyük ölçüde belirler. Bugün tüm devrimci, demokrat, yurtsever güçler, ama en başta da "mevcut" iktidarla görüşme masasına oturmaktan sözedenler, ''mevcut" koşullarda legalist, parlamenterist hayaller kuranlar, kontrgerillayı daha iyi tahlil etmek, kontra taktiklerine karşı yöntemler geliştirmek, mücadele ve örgütlenmelerini kontrgerillamn "yönettiği" bir ülkenin koşullarına uydurmak durumundadırlar. Tersi durumda ne olur? Salt "barış" mücadelesiyle, salt "barışçıl" yöntemlerle verilecek bir mücadele kontrgerilla iktidarını zorlamaz. Oligarşinin reform manevralarına bağlı olarak göstermelik düzenlemeler yapılır, kontrgerilla varlığım ve yönetimdeki yerini daha uygun yöntemlerle yeniden biçimlendirir. Üstelik bilinmelidir ki, Türkiye oligarşisi çeşitli emperyalist ülkelerin kendi "Gladio " larını açığa çıkartması, hatta kimilerinde yargılaması gibi demokrasi manevraları yapabilecek durumda değildir. Kontrgerillanın sistem içindekiyeri bu açıdan emperyalist ülkelerde farklı, faşist bir rejimde farklıdır. Kontrgerilla tarzı örgütlenme ve bu örgütlenmeye kaynaklık eden politika ve anlayışlar faşizm için "olmazsa olmaz "dır. Bu, kontrgeritlaya karşı mücadele edilmeyeceği, onun doğal kabul edilmesi anlamına gelmiyor kuşkusuz. Mücadele edilmeli, ancak bu mücadele oligarşinin "bir kliğine" karşı gibi değil, düzene, faşizme karşı mücadelenin bir parçası olarak ele alınmalıdır. "Kontrgerillanın etkisizleştirilmesi ve bunun sonucunda demokrasinin gelmesi" gibi yanılsamalar hem bu politikanın sahiplerini, hem de kitleleri sisteme karşı mücadeleden uzaklaştırıp düzen içi muhalefetin bir parçası yapar. Oligarşiyi, devleti, çeşitli hükümetleri katliamların, kayıpların, infazların sorumluluğundan "kurtaran" şahinler-güvercinler ayrımı ve bu ayrım temelinde şahinleri altedip güvercinlerle demokrasi içinde birlikte yaşama teorileri, kontrgerilla gerçeği karşısında, bedeli ağır ödenecek bir yanılgıdır. Bunun ötesinde ise kontrgerilla taktiklerine, yöntemlerine karşı devrimci saflarda azami bir duyarlılık ve uyanıklık oluşturulmak zorundadır. Kontrgerilla karşı-devrimin kurmay karargahı olarak, emperyalist karargahların uzman ve tecrübe desteğiyle kalka ve devrimcilere karşı çok yönlü bir savaş yürütmekte, en küçük ayrıntıları, en küçük araçları bile bu mücadelede değerlendirmektedir. Çok genel düzeyde ifade edilen taktik ve politikalarla, kontrgerittanın saldırılarını çözümlemeyen çok genel propaganda ve afitasyonla kontrgerillanın etkisizteştirilemeyeceği açıktır. Kontrgerilla yöntemleri, ne kadar vahşi, ne kadar pervasız ve ne kadar "inceltilmiş" otursa olsun gerçekte devrimci savaşın gelişmesi ve halkı kucaklaması karşısında çaresizdir. Son yıllar bunun bariz kanıtlarıyla doludur. Öyle ki, devrimci savaşın geliştirilmesindeki kararlılık, devrimin, sosyalizmin ve halkın değerlerinin savunulmasındaki irade çoğu kez kontrgerillanın kullandığı silahların kendisine dönmesini sağlayabilmektedir. Bu mücadelenin en az karşıdevrim kadar kurmayca ve çok yönlü sürdürülmesi, onları daha büyük açmazlara, kendilerini vuracak silahları daha fazla kullanmaya sürükleyecek, halkın savaşının önünü daha fazla açacaktır. ontrgerilla '60'lı yılların sonlarından bugüne değin bu ülkenin gündeminden hemen hiç düşmeyen konulardan biridir. Kontrgerilla bu gündemde hemen her zaman "karanlık" bir güç olarak, "bir bilinmeyen" olarak yeraldı. Bir "yasallığı" yoktu. "Resmi" yetkilileri, sözcüleri de yoktu. Ama yine de hep göz önündeydi. Kontrgerillanın ülkemiz sınıflar mücadelesi içinde bir karşı-devrim gücü olarak yeralışı, oligarşik yönetim içindeki varlığı ve müdahaleleri, 70'lerden bu yana değişen biçimlerde ve boyutlarda olmuştur. Kamuoyu kontrgerillanın adını ilk olarak yaygın biçimde Eminönü ve Marmara vapurlarının batırılmasında, Atatürk Kültür Merkezi'nin yakılmasında duydu. Sonra 12 Mart'ta gözaltına alınanların bir kısmının sorgulandığı Ziverbey Köşkü'- yle anıldı hep kontrgeriilanın adı. Gerçekte bunlar düzen içindeki bu karşıdevrimci örgütlenmenin ancak su üstüne çıkan küçük bölümlerini oluşturabilirdi, ama yine de kontrgerillanın Türkiye'- de hangi kurumlara dayanarak örgütlendiği bu sürede, bu tartışmalar içinde parça parça açığa çıkmaya başladı. '70'li yıllarda ise en yoğun biçimde 1 Mayıs '77 katliamıyla birlikte anılır kontrgerillanın adı. Ve bir de sivil faşist çetelerin örgütlendirdiği yer olan MHP'nin adı ile birlikte... 80'li yıllarda ise kontrgerillanm gündemde yeralışı, yeralışının boyutları daha önemli değişiklikler gösterir. Önce doğal olarak cuntayla özdeşleşir bu ad. Devamındaki yıllarda ise giderek artık doğrudan bir yönetim tarzı ve kurumu olarak gündemdedir. Provokasyonlar, katliamlar, kısacası kontrgerilla yöntemleri olarak bilinen herşey, "devlet içine yuvalanmış" küçük bir çetenin işi olmaktan çıkıp düzenin yönetme tarzı, oligarşinin politikalarının asıl ve sürekli parçaları haline gelirler. Kontrgerilla tartışmalarının biçimini de, muhtevasını da değiştiren bir gelişmedir bu. Bu konuda yıllardır, doğallıkla çokça yazılıp çizilmiştir. Ancak yine de üzerinde tekrar tekrar durmanın gerekli olduğu bir konu olma özelliğini korumaktadır. Çünkü, birincisi, kontrgerilla ülkemiz sınıflar mücadelesinde hep "işin içinde" bir güç durumundadır. İkincisi, demokrasicilik oyununun arkasındaki kirli yüzdür ve sistemin anlaşılması için teşhiri zorunludur. Ve üçüncüsü, devrimcilere karşı sürdürülen psikolojik savaşın da, kayıp, infaz politikalarının da hem politikasını, hem uygulamasını yapan güç durumundadır. Gerçekte verilecek örnekler, kontrgerillanın kanıtları da bir anlamda bilinenlerdir, çeşitli zamanlarda kamuoyuna yansımış olan şeylerdir. Ama hem unut- maya, unutturulmaya karşı, hem de bu "bilinenleri" yaşadıklarımızın içinde yerine oturtmak için sorunu tekrar tekrar gündeme almak gerekiyor. Ve yine önemle vurgulamak gerekiyor ki, kontrgerillanın gerek fiziki, gerek psikolojik saldırıları karşısında daha donanımlı olabilmek, her düzeyde bu saldırıları etkisizleştirebilmek ve de nasıl bir devlette yaşadığımızı asla unutmamak, ülkemizdeki kontrgerilla gerçeğinin kavranmasıyla çok yakından bağlantılıdır. Burjuva sisteminin ideolojisinin, ahlakının mantığı, burjuva devrimlerden bu yana geçirdiği evrim aslında kontrgerilla yöntemlerinde ve taktiklerinde özetlenmiştir. Biçimlenişleri, sistem içinde başvurulma boyutları değişse de, emperyalist metropollerde de, emperyalizmin yeni sömürgelerinde de durum budur. Burjuva sistem ve faşizm bugün, her yerde baskı, demagoji üzerinde durmaktadır. Kontrgeriila kurum olarak bizzat bunların ifadesidir ve bunların hayata geçirilmesidir. Kontrgerilla; in mi, cin mi? Var mı, yok mu? Kontrgerilla üzerine yapılan tartışmaların bir yanını hep bu soru oluşturdu. Ama bir yanıyla da, yoğun olarak 70'lerde yapılan bu tartışma geride kaldı. Evren'den, Ecevit'e, Demirel'e, Güreş'e kadar devletin tepe noktalarında yeralan herkes bir biçimiyle itiraf etti böyle bir kurumun varlığını. MÇP -şimdinin MHP'si- '92'de kontrgerillanın "Güneydoğu'yu kapsayacak biçimde" yasallaştırılması için meclise Önerge vererek bir anlamda var mı yok mu tartışmasına da nokta koydu. Ancak bu kesin ve "son" bir nokta değildi. Kontrgerilla üzerindeki tartışmalar çok çeşitli biçimlerde devam etti ve ediyor. Devletin şu ya da bu kademesinde yeralanlar, dünden bugüne uzayan bu tartışmalar içinde kontrgerillanın varlığını kah itiraf ettiler, kah ortada bıraktılar, kah inkar ettiler. Aynı kişiler farklı zamanlarda hem itiraf eden, hem inkar eden de olabildiler. Farklı zamanlardaki bu farklı açıklamalar da esasta belli politikalara bağlı olarak biçimlendi. Halkı ve devrimcileri tehdit etmenin öne çıktığı noktada kontrgerillanın varlığı ve "neler yapabileceği" bîr gözdağı olarak "itiraf" edildi. Düzen bu noktada kontrgerillanın varlığını "itiraf" ederken, halka "bakın, elimde böyle güçler var, iplerini bırakırım" tehdidini de savuruyordu. Kontrgerillanın varlığına ilişkin itiraflar zaman zaman da devletin aklanmasına yönelik olarak gündeme geldi. Devletin işkenceler, katliamlar, kayıplarla teşhir olduğu noktada oligarşinin kimi sözcüleri çıkıp bu iktidarın, "devletin işi değildir" deyip sorumluluğu "karanlık güçler"in

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01. Günlük Haber Bülteni 01.02.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 31.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih:

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Çorum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Baskınları protesto etti Pazartesi, 03 Aralık 2012 21:08

Çorum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Baskınları protesto etti Pazartesi, 03 Aralık 2012 21:08 2 Aralık Pazar günü Çorum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği kendisine yönelik baskılara karşı ve neden tutuklandıklarını anlatan bir basın açıklaması yaparak eylem gerçekleştirdi. 2 Aralık Pazar günü saat

Detaylı

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ

EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ EKONOMİK, DEMOKRATİK ÖZLÜK HAKLARIMIZ; EMPERYALİZME, GERİCİLİĞE VE ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI MÜCADELEDE ŞUBEMİZ 162 Şubemiz, Odamızın ana yönetmeliği uyarınca ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, yurdumuzun

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası

1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası 1 Mayıs 2008 Taksim Dosyası Başbakan işçiyi 'ayaktakımı', Adalet Bakanı evrensel gösteri hakkını 'Anayasa'ya başkaldırı' diye tanımlayınca polis de Taksim'i korumak uğruna savaş a hazırlandı. Taksim, Beşiktaş,

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

KAYMAKAMA ve GAZETECİLERE SALDIRDILAR

KAYMAKAMA ve GAZETECİLERE SALDIRDILAR KAYMAKAMA ve GAZETECİLERE SALDIRDILAR Bodrum Gümüşlükte olaysız ve şenlik gibi yapılan sembolik tabela dikimini yapan Bodrum Kaymakamı Dr.Mehmet Gödekmerdan ikinci durağı Kadıkalesi Ormancılar Sitesinde

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :1-7. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :6. Syf Son Dakika KARABAĞLAR BELEDİYE BAŞKANI MUHİTTİN SELVİTOPU: Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, belediye tarafından

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası

Öğrenmek İstiyorum Kampanyası Öğrenmek İstiyorum Kampanyası TRABZON DA KAMPANYAYA İLGİ ARTIYOR sağlık üreme sağlığı bilgilerinin girmesine yönelik olarak başlanan Öğrenmek İstiyorum Kampanyası kapsamında Trabzon da ilgi gün geçtikçe

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Ağustos 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Tarsus CHP İlçe Örgütünü ziyaret ederek,

Detaylı

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru 17 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Bayram teklifi MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru ile Beşiktaş tan Samsun hareket etti. Bu Beşiktaş

Detaylı

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Yeni Seçilen Tarsus CHP İlçe Yönetimini ziyaret ederek

Detaylı

İZMİR KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU 11.TOPLANTI (27.04.2011) KARAR TUTANAĞI

İZMİR KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU 11.TOPLANTI (27.04.2011) KARAR TUTANAĞI Toplantı Tarihi : 27 Nisan 2011 İZMİR KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU 11.TOPLANTI (27.04.2011) KARAR TUTANAĞI Toplantı Yeri : İZMİR KENT KONSEYİ HİZMET BİNASI Toplantı Karar Sayısı: Yürütme-2011/4 KATILAN

Detaylı

Ekrem İMAMOĞLU Belediye Başkanı

Ekrem İMAMOĞLU Belediye Başkanı MEDYA SPONSORU Dostlarım, Tüm Dünyaya yaymak istediğimiz bir enerji, anlatmak istediğimiz bir mesaj var. Bu; barışın, sevginin, kardeşliğin ve birliğin mesajı. Tüm insanlık için niyetimiz çok net. Barış

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 4 HAZİRAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Gece boyu sürdü DOLMABAHÇE tarafından gelen 100 kişilik bir gruptan yüzleri maskeli bazı kişiler, Beşiktaş'ta Başbakanlık Çalışma

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 10.09.2012. Kartal Bolu'da uçtu

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 10.09.2012. Kartal Bolu'da uçtu Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 10.09.2012 Kartal Bolu'da uçtu Süper Lig e verilen arada oynadığı hazırlık maçında Boluspor u 3-1 mağlup etti. Anadolu İzzet Baysal Üniversitesi nin kuruluşunun 20.

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Gönül Elçileri İletişim Stratejisi

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Gönül Elçileri İletişim Stratejisi T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Gönül Elçileri İletişim Stratejisi Gönül Elçiliği tanımı Gönül Elçiliği: İnsana ve insanlığa hizmet için karşılık beklemeden emek veren kişi ve gruplar için kullanılan

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02. Günlük Haber Bülteni 02.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 01.02.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

tüm bunların değişebileceğine bir kadın dünyası var. O dünyanın zenginliğini, gücünü kullanarak, yanlışları ve doğruları kadın gözüyle yorumlanmış

tüm bunların değişebileceğine bir kadın dünyası var. O dünyanın zenginliğini, gücünü kullanarak, yanlışları ve doğruları kadın gözüyle yorumlanmış 1 MART 2013 Tasarım: Onur Baştuğ - Muzaffer Topal - Haber: Didem Tutal - Ufuk Çoban IPHONE ve IPad uygulama: Uğur Baştuğ Sahnede '11' kadın CUMHURİYET Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı, 8 Mart Dünya

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ MART 2015

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ MART 2015 KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ MART 2015 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gazete msjı, sms ve anons metni hazırlandı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle Türk Kadınlar Birliği tarafından

Detaylı

1. BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ

1. BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ 1. BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ Kaliteli ve örnek belediyecilik anlayışıyla tarihi ve modern kentimiz Talas a hizmet veren belediyemizin gerçekleştirdiği çalışmaları kitle iletişim araçları

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ Günlük Haber Bülteni 09.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sondakika.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi :www.haberler.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET

Detaylı

EKİM 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 BASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR 1. İçel TV nin Ajanda programı canlı yayın konuğu oldu.(12.10.2015) 2. Radyo Su da gündemi değerlendirdi.

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.aktifhaber.com Tarih: 22.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.aktifhaber.com Tarih: 22.01. Günlük Haber Bülteni 23.01.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.aktifhaber.com Tarih: 22.01.2015 1 2 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 22.01.2015 İNTERNET

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

KÜLTÜR VE SOSYAL IŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ HAZİRAN 2015

KÜLTÜR VE SOSYAL IŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ HAZİRAN 2015 KÜLTÜR VE SOSYAL IŞLER MÜDÜRLÜĞÜ FAALİYETLERİ HAZİRAN 2015 65 YAŞ ÜSTÜ İLE ENGELLİ VATANDAŞLARA ZİYARETLERİMİZ 28 Mayıs 2015 Perşembe günü Müstecep, Vakıfiğdemir ve Deliler Mahallelerine gidip, ihtiyaç

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN Ö N S Ö Z 2012 2013 eğitim öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm eğitim

Detaylı

Adana Gençlik Derneği üyeleri 6 Nisan Cuma günü Çukurova üniversitesinde bildiri dağıttılar.

Adana Gençlik Derneği üyeleri 6 Nisan Cuma günü Çukurova üniversitesinde bildiri dağıttılar. ADANA: Çukurova Üniversitesinde Konser Çalışmaları Adana Gençlik Derneği üyeleri 6 Nisan Cuma günü Çukurova üniversitesinde bildiri dağıttılar. Ziraat fakültesi kantini Fen-Edebiyat fakültesi kantini ve

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 20 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Federasyona katıldılar TÜRKİYE Spor Yazarları Derneği nde İstanbul Muhtarlar Federasyonu Yönetim Kurulu ve Beşiktaş Muhtarlar Derneği

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.balıklıgol.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.balıklıgol.com İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.balıklıgol.com Tarih:09.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.urfastar.com Tarih:09.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

Detaylı

ARALIK 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ARALIK 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ARALIK 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL- İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Toroslar/Çağdaşkent Mahallesinde 2015

Detaylı

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum.

İktidarıyla, muhalefetiyle bütün Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımın da aynı bilinçle görev yaptığına inanıyorum. Belediye Meclisimizin Değerli Üyeleri Bandırmalıların güveni ve desteği ile göreve gelen bu yüce meclis, halkımıza ve bu güzel kente hizmet yolunda bir yılı geride bıraktı. Geçen bir yıllık sürede, kentimizin

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

KATLİAMIN VE AYAKLANMANIN 4. YILINDA GAZİ DİRENMEYE HESAP SORMAYA DEVAM EDİYOR

KATLİAMIN VE AYAKLANMANIN 4. YILINDA GAZİ DİRENMEYE HESAP SORMAYA DEVAM EDİYOR KATLİAMIN VE AYAKLANMANIN 4. YILINDA GAZİ DİRENMEYE HESAP SORMAYA DEVAM EDİYOR GAZİNİN SESİ Bilgi Dizisi -1 Basıldığı Yer: Başak Ofset İstanbul, 1999 Boran Yayınevi Adres: Alemdar Mah. Hamam Sok. No:4/4

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar

Tarihte, Günümüzde ve Devrimci Mücadelede Kadýnlar Tarihte, Günümüzde ve ERÝÞ YAYINLARI Bu broþüre yer alan yazýlardan "Tarihte ve Günümüzde Emekçi " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan 1997 tarihli 36. Sayýsýnda; " " yazýsý, Kurtuluþ Cephesi'nin Mart-Nisan

Detaylı

SORUN. Ana sorun: Aile içi şiddete maruz kalan kadınların, bundan kurtulmak için ne yapacaklarını bilmemeleri ve çevrelerinden yardım alamamaları.

SORUN. Ana sorun: Aile içi şiddete maruz kalan kadınların, bundan kurtulmak için ne yapacaklarını bilmemeleri ve çevrelerinden yardım alamamaları. SORUN Ana sorun: Aile içi şiddete maruz kalan kadınların, bundan kurtulmak için ne yapacaklarını bilmemeleri ve çevrelerinden yardım alamamaları. Kadınların şiddet karşısında sessiz kalmaları, bu durumu

Detaylı

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şahsım ve Öz Taşıma İş Sendikası adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Mustafa TORUNTAY Genel Başkan 13 Eylül 2015 Ankara /Latanya Otel Öz Taşıma İş Sendikası 2. OLAĞAN GENEL KURUL Sayın TBMM İdare Amiri ve Değerli Eski Genel Başkanım, Sayın Milletvekillerim, Sayın Büyükşehir

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN 2013 ÖNSÖZ 2013 2014 Eğitim - Öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 25.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 25.01. Günlük Haber Bülteni 26.01.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 25.01.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sanliurfa.com Tarih: 25.01.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER

DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER DAMLA PROJESİ HATAY PROGRAMI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER "DAMLA" HATAY DA GÖNÜLLERE DOLUYOR Gençlik ve Spor Bakanlığı nın sosyal sorumluluk projelerinden "Damla Projesi" kapsamında gönüllü gençler

Detaylı

EKİM 15. Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU. kultur@ordu.bel.tr

EKİM 15. Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU. kultur@ordu.bel.tr EKİM EKİM 15 Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU kultur@ordu.bel.tr Sevgili Ordulular Geleceğe emin adımlarla yürüdüğümüz, kent ve insanımızı birlikte inşa etmek için çıktığımız

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar'da her gün 800 kişiye iftar Karabağlar Belediyesi Ramazan ayı boyunca her gün 4 noktada,

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :İnternet Sitesi SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Belediyesi Farkındalık Yaratacak

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Danışma Kurulu Toplantısına

Detaylı

Plaka Tahdidi Gündemi Yoğun Geçiyor

Plaka Tahdidi Gündemi Yoğun Geçiyor Plaka Tahdidi Gündemi Yoğun Geçiyor Ana Sayfa» Sektörel 02.11.2015 16:21 Yaklaşık 30 yıldır İstanbul Servisçi Esnafı gündemini meşgul eden Plaka Tahdidi konusu hakkında geçtiğimiz haftalarda oldukça ilgi

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:11.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.haberler.com Tarih:11.04.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.haberler.com

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı