Eşyada Asıl Olan Helâl ve Mubah Olmasıdır

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Eşyada Asıl Olan Helâl ve Mubah Olmasıdır"

Transkript

1 RİBAT EĞİTİM VAKFI SAKARYA ŞUBESİ YIL: 8 SAYI: 28 OCAK - ŞUBAT - MART 2011 ISSN Eşy Asıl Olan Helâl ve Mubah Olmasıdır Hakkında nas gelmemiş, meskût olarak bırakılmış olan şeyler yasak değildir, sakındırılanlara dâhil değildir. Yasaklığına dair nas bulunana kr yapması helâl olan şeylerdir. Ashab (r.a) bu meselelerde son derece yüksek bir anlayış ve mükemmel bir fıkıh idraki içinde idi. Kırmızı Raptiye Komutan olarak câminin musallasına gelip, er kişi olarak namazın kılınmasıyla kul olarak toprağa uzanma sırası gelmişti. Toprağa uzanış ve üzerine dökülen topraklarla dünya kapısı kapanıp, âhiret kapısı açılmıştı. İnsan, Kültür ve Şehir Ne kr din, ne kr medeniyet, ne kr felsefe ve fikrî miras, ne kr bilim, ne kr sanat ortaya çıkmış ve üretilmişse, bu gelişimde şehirlerin önemli bir etkisi olmuştur. Üç cihan şümul dinin tarihî Kudüs olmaksızın eksik değil midir? Bizim de Korkularımız var Tesettürde anlam kayması yaşanıyor. Tesettür Kur an da her türlü kötülükten iç ve dışı koruma anlamında kadın ve erkeği ayırmn topyekûn inananları kuşatırken, günümüzde ise teşhirin farklı versiyonu olma tehlikesiyle yüz yüze geldi. Bir Nefes Sıhhat Hem ruh, hem de beden sağlığı, ikisi ayrılmaz bir bütün. İnsanın ruh sağlığı bozulunca, beden sağlığı bir işe yaramıyor. Beden sağlığı bozulunca da ister istemez ruh sağlığı etkileniyor, huyu suyu değişiyor.

2 RİBAT EĞİTİM VAKFI KURUMLARI RİBAT DERGİSİ Ailenin tüm fertlerine bir mektep Ribat Dergisi Kasım 1982 tarihinde yayın hayatına başlamıştır. Kasım 2010 itibariyle 29. yılını geride bırakan dergimiz, tüm Müslümanlara ve insanlığa, İslâm ın engin mesajını taşımanın hedef ve gayretindedir. LÂLE EĞİTİM KURUMLARI En kârlı yatırım insana yapılan yatırımdır düsturu ile Özel Lâle Lisesi olarak 1985 yılında Konya nın Eğitim sürecine dâhil olmuştur. Lâle Eğitim Kurumları, eğitim sahasındaki yerini 1992 yılında ilköğretim okulunu hizmete açarak genişletmiştir. Şu anda 11 şube, 14 derslik, 180 öğrenci ve 13 öğretmeni ile normal eğitimine devam etmektedir. ENDER GENÇLİK EĞİTİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ Derneğin amaçları, gençlerimizin, maddî, manevî, ahlâkî ve sosyal yönlerinin kuvvetlendirilmesi ve toplumun içerisine bilgili, kültürlü, güvenilir, dinî açıdan da kendisini yetiştirmiş bireyler olarak katılmalarını sağlamaktır. Millî, manevî ve ahlâkî açıdan onlara rehberlik etmektir RİBAT FM İslâmî bilgi ve haberleşme ağının Radyo-Televizyon olmaksızın kurulup işleyeceği düşünülemez. Radyomuz ya güzel söyle ya da sus düsturuyla İç Anadolu Bölge Radyosu olan Ribat Fm, karasal yayın haricinde uydu ve internetten dünyanın değişik bölgelerindeki dinleyenlere sesini ulaştırmaya devam etmektedir ÇAĞDAŞ AİLE DERNEĞİ Bir hayat kurtar ki, bir aile kurtulsun, aileyi yaşat ki, millet yaşasın. Aile bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi, ayrıca sosyal refahının artırılmasına yönelik ulusal ve uluslararası araştırma yapmak ve projeler geliştirilmesini sağlamak, aileye yönelik millî bir politikanın oluşmasına yardımcı olmak ve bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara destek vermek amacı ile kurulmuştur. Aile Okulu Programları dâhilinde programlar gerçekleştirmektedir. İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜKLERİ DERNEĞİ İnsanın doğuştan getirdiği hakların kullanılmasında kanundan ve uygulamn doğan aksaklıkların giderilmesi için her türlü demokratik mücâdeleyi vermek için kurulmuş insan hakkı savunucu bir örgüttür. Gayesi ve dini inancı ne olursa olsun, zâlime karşı mazlumun yanında yer almaktır. RİBAT AŞEVİ Alan El ile Veren El Arası Köprü Mutsuz ve huzursuz; yardıma muhtaç insanlarımıza bir damla umut olmak için çıktık bu yola. Aşevimiz yurt içinde ve yurt dışındaki duyarlı yardımsever insanımızın yardımlarını en hızlı şekilde ihtiyaç sâhiplerine ulaştırmak için yardım eli oldu. RİDA RİBAT İNSANÎ YARDIM ve DOSTLUK DERNEĞİ GÖKKUŞAĞI KURAN KURSU Vahiy ve Sünnet kaynaklı bir eğitim verme hedefiyle 5 sene önce yola çıkmış olan kurs; İslâmî prensipleri kendisine şiar edinen, imanı kemâle ulaşmış, aldıkları eğitimi çeşitli hizmet sahalarında ortaya döken, cemaat şuuru ve aidiyet bilinci yerinde gençler yetiştirmektir.

3 RİBAT EĞİTİM VAKFI Sakarya Şûbesi Adına Sâhibi ve Yazı İşleri Müdürü: Sâhir AKÇA Yayın Kurulu: Emine ATLI Gazanfer ÜVEZ Hasan ÇELİK Hasan KELEŞ İbrâhim Birol ERGÜN Sâhir AKÇA Yusuf Ertuğrul ERDEM Genel Yayın Yönetmeni: Gazanfer ÜVEZ Reklâm Sorumlusu: Tel: İrtibat Adresi: Atatürk Bulvarı Kadir Hoca Sk. (Öğretmen Evi Yanı) Ötük Apt. No: 1/3 ADAPAZARI Telefax: Grafik Tasarım: BURAK OFSET ( ) Baskı: BURAK OFSET ( ) Sorumluluk: Yayınlanan yazıların fikri sorumluluğu yazarlara aittir. Gönderilen yazılar iade edilmez. İsim zikredilerek iktibas yapılabilir. BASIM TARİHİ: OCAK 2011 ISSN Merhaba, Sevgili okurlarımız, malum bir değirmendir bu dünya. Her şeyi öğütür. Bakın nasıl da geçiyor zaman. Aylar, mevsimler ve yıllar. Her sayımızda sizlere demiyor muyuz; yok işte senenin ilk ayları Kış, bu mü min için Bahardır. Yok Yaz geldi, bu çocuklarımız için Yaz Okullarıdır. Yok üç aylar, Ramazan geldi, yok Hac mevsimi ve Kurban Bayramı derken geçiveriyor aylar seneler. İşte bizim de Bülten olarak 7. senemiz bitti de 8. yaşımıza giriyoruz. Tabii ki bugünleri nasîb eden Rabb imize sonsuz şükürler, siz değerli okurlarımıza ve gönüldaşlarımıza da teşekkürler olsun. Mümkün mertebe her sene sizlere gücümüz nispetinde yeni bir şeyler takdim etmek istiyoruz. Bildiğiniz gibi Bültenimiz de Sakaryalı ilim ve kalem erbabından yazılar sunarız sizlerin istifadesine. Bu sene misafir kalemler köşemizle şehrimizin dışından da ilim ve kalem erbabı değerli şahsiyetlerden yazılar sunacağız. İlk önce Vakfımızın kurucusu ve şeref başkanı da olan, ülkemizin değerli ilim ve irfan sâhibi Hocamız Abdullah BÜYÜK ile başlıyoruz. Yine her sene sizlere yeni bir eser takdim etmeye çalışıyoruz. Hamza TEKİN Hocamızın telif bir eseri olan Saadet Yurdu CENNET ve CEN- NETLİKLER adlı kitabı hazırlayarak istifadelerinize sunuyoruz, Hamdolsun. Bir önceki sene yine Hamza Hocamızın CEHENNEM ve CE- HENNEMLİKLER adlı telif eserini sizlerle buluşturmuştuk. Yurtdışına hizmet için çıkmış olan İbrâhim Birol ERGÜN Hocamızın bulunduğu Fransa dan izlenimlerini ve hasretlerini döktüğü satırları okuyacaksınız bültenin sahifelerinde. Hocamız oralarda bulunduğu sürede bu gurbet ve izlenim yazılarına Sâhir AKÇA Yazı İşleri Müdürü devam edecek İnşâallah ve bizlerde ibretle okuyacağız. Bültenimizde durum bu minval üzere devam etmektedir. Vakıf Şûbemizde de siz değerli halkımıza hizmetlere devam etmekteyiz. Ancak yerimizin kıt imkânlarından dolayı programladığımız hizmetleri istediğimiz gibi sizlere sunamıyoruz. İnşâallah Rabb imiz bize bu sıkıntıları aşacak imkânları nasîp eder. İşte bunun başlangıcı olarak bize bir arsa bağışlandı. Allah o arsayı Vakıf Şûbemize bağışlayan insanlardan râzı olsun, hayırlarını kabul etsin, yaşayanların ömürlerini bereketlendirsin ve vefat etmiş olanlara da rahmetiyle muamele etsin. Şimdi bize düşen ise, Rabb imize sığınarak, O nun yardım ve bereketini umarak dört kolla bu arsanın bir hizmet binâsı hâline dönüştürülmesi için varımız yoğumuzla çaba sarf etmemizdir. Tabii ki bunu başta Allah (cc) ın inâyeti ve Vakıf Gönüllüleri kardeşlerimiz ile Sakarya mızın hayırsever hamiyyet sâhibi insanlarının maddî ve manevî yardımları ile başaracağız İnşâallah. Şimdilik sizleri bu güzel haberler ve Bültenimizin sahifeleri ile baş başa bırakıyor, yeni sayımızda yeniliklerle buluşmak dileği ile Allah a emanet ediyoruz. Selâm ve muhabbetlerimizle. Sayfa 04 Eşy Aslolan Helal ve Mübah Olmasıdır Hamza TEKİN Sayfa 18 Biz Bu Düny Gurbetçi Değilmiyiz? Betül CANLI Sayfa 06 Kırmızı Raptiye Mustafa AYDIN Sayfa 19 Eğitimin Fonksiyonu Münevver GÜLÇE Sayfa 08 İnsan, Kültür ve Şehir Yusuf YAVUZYILMAZ Sayfa 20 Başka Peygamber Kalmadı Mı? Yusuf Ertuğrul ERDEM Sayfa 10 Bizim de Korkularımız Var Mehmet KUZU Sayfa 22 Gurbette Ezan Sesini Özlemek İbrahim Birol ERGÜN Sayfa 12 Bir Nefes Sıhhat Emine ATLI Sayfa 24 Kürsüden Gönüllere: İnfak Okan MERDİM Sayfa 14 Karanlığa Veda Yasin MÜSLİM Sayfa 26 Hicret Nesibe ÜVEZ Sayfa 15 Kin ve Kıskançlığa Dikkat Abdullah BÜYÜK Sayfa 28 Herşeye Rağmen Abdussamed ERKAN Sayfa 16 Faaliyetlerimiz Sahir AKÇA Sayfa 29 Çocuk Sayfası: Hatice YENİPAZAR bülteni 3

4 Eşy Asıl Olan Helâl ve Mubah Olmasıdır Hamza TEKİN Hakkında nas gelmemiş, meskût olarak bırakılmış olan şeyler yasak değildir, sakındırılanlara dâhil değildir. Yasaklığına dair nas bulunana kr yapması helâl olan şeylerdir. Ashab (r.a) bu meselelerde son derece yüksek bir anlayış ve mükemmel bir fıkıh idraki içinde idi. İslâm ın kural olarak koyduğu ilk esas, yüce Rabbin yarattığı varlık ve eşy fayda ve yararda asıl olan helâl olmak ve yasaksızlıktır. Şârî Teâlâ tarafından yasak ve haram olduğuna dair sahih ve sarih, sağlam ve açık nas olmadığı müddetçe haramlık söz konusu olamaz. Eğer vârid olan nas bazı zayıf hadisler gibi sahih değilse yahut haramlığa delâlette açık ve net değilse o şey aslı olan mubahlık ve helâllik esası üzere kalır. İslâm âlimleri eşya ve faydalarda asıl olanın mubahlık ve helâllik olduğuna dair İlâhî kitaptan açık ve net deliller getirip beyan etmişledir. Meselâ, Hak celle ve alâ Hazretleri buyuruyor ki: O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semâya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O, her şeyi hakkıyla bilendir. (Bakara, 29) Yâni: O Allah, o şan sâhibi Yaratıcıdır ki, bakınız size neler ihsan etmiş. Önce şu altınızdaki yeri ve bu yerde bulunan şeylerin hepsini, unsurları, bileşiklerini, denizleri, karaları, dağları, dereleri, ovaları, çölleri, ormanları, ırmakla- rı, pınarları, madenleri, otları, ağaçları, çiçekleri, meyveleri, hayvanları, kuşları, hâsılı denilen şeylerin hepsini sizin için, sizin hayatınız ve ölümünüzde faydalanmanız için yarattı. Hep bunları, insanı yaratmak ve yarattıktan sonra mesut yaşatmak için yarattı. Hepsini insanlara itaatli, çekici ve mubah kıldı. Şu hâlde esas itibariyle bunların hepsinden insanlar için bir faydalanma hakkı ve bir faydalanma şekli vardır. Başka bir delil: O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lûtfu olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır. (Casiye, 13) İlâhî kitabın başka bir fermanı: Allah ın göklerdeki ve yerdeki her şeyi emrinize verdiğini, nimetlerini açıkça veya gizlice önünüze alabildiğine serdiğini görmez misiniz? Yine de insanlar arasında öylesi var ki, (Allah hakkında) hiçbir bilgisi, bir rehberi ve aydınlatıcı bir vahiy olmn O nun la ilgili tartışmalara girer; (Lokman, 20) Hâlık Teâlâ tüm bu eşyayı yaratıp insana musahhar ve yararlanmasına amade kıldığını söyleyerek ihsan ve ikrâmda bulunduğunu bildirdikten sonra insanları ondan mahrum kılarak eşyayı ona haram kılmaz. Bunu düşünmek mümkün mü? Çünkü varlığı onun için yaratmış, ona musahhar kılmış bununla ona ihsanda bulunmuştur. Yüce Rabbin bir takım hikmet ve sebeplerden dolayı eşyn ve yaratılmışlardan haram kıldığı varlıktan çok az bir şeydir. Bundan dolaydır ki İslâm şeriatında haramlar dairesi son derece dar ve kısıtlı iken, helâl ve mubah alanı ve dairesi mübalağalı bir şekilde geniştir. Çünkü haramlık ile ilgili gelen ve vârid olan sahih ve sarih naslar, açık ve sağlam delilleri ciddi şekilde azdır. Haram veya helâl olduğuna dair hakkında nas gelmeyen şeyler mubahlık ve helâllik aslı ve temeli üzere kalıp İlâhi af dairesi içindedirler. Hz. Rasul (sav) den bu kural ve esas hakkında birçok hadis vârid ve sâbit olmuştur. Onlardan birinde Hz. Rasul (sav) şöyle buyurur: İlâhî kitapta Mevlâ Hazretler neyi helâl kılmışsa o helâl, neleri haram kılmışsa oda haramdır. Hakkında bir şey söylemediği, bir hüküm bildirmediği şeyler ise aftır, (ma fuvvun anh)tır. Allah ın affedip vazgeçtiklerini kabul edin, çünkü Mevlâ bir şeyi unutmaz, çünkü buyurur ki Senin Rabbin unutkan değildir. (Meryem, 64) Selman-ı Fârisî anlatıyor: Bir gün Hz. Rasul (sav) e tereyağ, peynir ve zebra hakkında soru sordular. Efendimiz (sav) buyurdular ki: Helâl 4 bülteni

5 Mevlâ nın İlâhî kitapta helâl kıldığı, haramda İlâhî kitapta haram kıldığı şeylerdir. Mevlâ nın hakkında bir şey bildirmeyerek sustuğu şeyler ise sizin için affettiği ve serbest bıraktığıdır. Görüldüğü gibi Hz. Rasul kişinin sorduğu bu cüzi maddeler hakkında bir şey dememiş, verdiği cevapla bunları bir kurala ve esasa havâle etmiştir ki, o kuralla helâl ve haramlar bilinir, helâl ve haramın bilinmesinde ona müracaat edilecektir. Onun için Allah ın yasak ve haram kıldığı şeyleri bilmek yeterli ve kâfidir, onun dışında kalanlar ise helâl ve hoştur. Yüce Rasul (sav) başka bir hadisinde ise şöyle buyurur: Hak celle ve alâ Hazretleri bir takım farzlar emretmiştir, onları zabt edip kaçırmayınız, bir takımda kırmızı çizgiler koyup sınırlar çizmiş, onlardan da ileri gitmeyiniz. Bazı şeyleri ise haram kılmış onları da çiğneyip saygısızlık etmeyiniz. Birçok şey hakkında ise size merhametinden dolayı bir hüküm bildirmeyerek susmuştur, ama bunu unutarak yapmış değildir onu araştırıp karıştırmayınız. Bur şunu da vurgulamak gerekir ki: Mubahlık ve helâllik sadece belirli eşya ve maddelere özel değildir. Bu kural ibâdete ait olmamak kaydı ile fiil ve tasarrufları da içermektedir. Biz onlara âdetler ve muameleler diyoruz. Bunlarda da asıl olan haram olmamak ve sınırlanmamaktır. Bunların içinde ancak şeriat koyucu haram kılıp yasaklamışsa sâdece onlar haram ve yasaktır. Üzerine Allah ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir. (Enam,119) bu âyet tüm eşya ve filleri içermektedir. Ancak ibâdetler bunun dışındadır. Çünkü o hâlis din emridir, din ise sâdece vahiyden alınır ve vahye dayanır. Sahih hadiste deniyor ki: Kim bizim tebliğ ettiğimiz bu dinde onda olmayan bir şeyi ihdas ve icat ederse o merduttur, kabul edilemez. Çünkü dinin özü sadece Allah a kulluk ve Allah ın meşru kıldığı şekilde ona ibâdettir. Nasıl olursa olsun, kim kendinden bir ibâdet uydurursa o dalâlettir, reddedilir, yüzüne çarpılır. Çünkü yapılması gereken ibâdeti koyma ve inşâ hakkı sâdece şeriata aittir. Âdetler ve muamelelerin inşâ ve icatçısı şeriat koyan değildir. Onu insanlar oluşturur ve onunla muamelede bulunurlar. Şeriat koyucusu ise onları tashih edip düzeltir, güzelleştirir, uygun hâle getirir. Fesat ve zarar îrat etmeyen hâllerde de onu olduğu gibi kabul eder. Âlimler derler ki; insanların söz ve fiilde tasarruf ve muameleleri iki çeşittir: Bunlardan bazıları ibâdetlerdir ki onunla dinlerini düzgün tutarlar, bazıları da âdetlerdir ki dünyalarında ve dünya işlerinde onlara ihtiyaç duyarlar. Şeriat kurallarını araştırdığımızda görürüz ve biliriz ki ibâdet olarak vâcip kılınmış olan şeyler sâdece şeraitle ve şeriatın emriyle sâbit olmuştur. Âdetler ise, insanların dünyevî yaşamlarında ihtiyaç duyup yapa geldikleri şeylerdir. Bunda da asıl olan yasak ve haram olmamaktır. Bu âdetlerden sâdece Allah Teâlâ Hazretlerinin haram kıldığı yasaklanır, çünkü emir ve sakındırma Allah ın şeriatıdır. İbâdet ise kesinlikle emredilmiş olmalıdır, emredilmeyen bir şeyin haramlığı ile hükmetmek mümkün değildir. Ahmet ve birçok fıkıhçı hadis ehli büyükler dediler ki; İbâdette asıl olan tevkıfi (şeriat emrine bağlı) olmasıdır. İbâdetlerde sâdece Allah ın emrettiği şeyler meşru ve makbuldür. Eğer böyle yapmazsak şu âyetin tehdidi altına gireriz. Mevlâ buyurur: Yoksa onların, Allah ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhâl aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zâlimlere can yakıcı bir azap vardır. (Şûra, 21) Bu âyet bize Allah ın izin vermediği şeyleri meşru kılmak için şeriat yapmaya kalkışmanın dünya kazancı adına yapılan fenâlıkların, şirklerin başında sayılması gerekeceğini hatırlatır. Âdetlerde, alışkanlık ve geleneklerde asıl olan ise serbestlik ve aftır, bur sâdece Allah ın haram kıldığı şeyler haram kabul edilir. Böyle kabul etmezsek şu âyetin tehdidi altına gireriz. İlâhî kitapta buyrulur: De ki: Allah ın size indirdiği rızıktan bir kısmını helâl, bir kısmını da haram bulmanıza ne dersiniz? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah a iftira mı ediyorsunuz? (Yunus, 59) İnsanın onlardan yararlanmasını istediğine göre, meşru bir yaşama tarzı içinde bütün bunların kullanılması da kendiliğinden meşru ve helâl demektir. (Zemahşerî). Kur an tarafından bilhassa yasaklanmamış olan her şeyin ilke olarak meşru ya da mubah olduğu düsturu uyarınca, bu âyet insanlar tarafından konan ya da sun î olarak Kur an a ve Hz. Peygamber in sünnetine isnad edilen tüm yasaklamalara karşı kesin bir tavır ortaya koymaktadır. Bu kural son derece faydalı bir esastır dolayısıyla insanların, alış-veriş, bağış, kira ve benzeri ihtiyaç duydukları muamelelerinde şeriat çok güzel edep ve davranış biçimleri getirmiştir. Bunların içinde zarar ve fesat verecek şeyleri haram kılarken, gerekli ve lüzumlu olanları ise vacip kılmış, gereksiz olanları mekruh sayarken bu âdetlerin içinde maslahat ve yarar olanları ise müstehap kabul etmiştir. Böyle olunca şeriat haram kılmamışsa diledikleri gibi alış-veriş yapıp kiralama muamelesi yapabilirler. Şeriat haram kılmamışsa diledikleri gibi yer ve içerler. Eğer şeriat bir sınır koymamışsa bunlardan bazıları müstehap olurken bazıları mekruh olabilir, ama aslî mutlaklıkları üzere kalırlar. Bu kuralı destekleyen sahih ve sarih naslardan biride Cabir b. Abdullah tan gelen şu nakildir, Cabir diyor ki: Kur an ın inmeye devam ettiği zaman ve devreler içinde biz azil yapardık (meniyi dışarı boşaltmak). Eğer bu sakıncalı ve yasak olsaydı bundan sakındırılır ve Kur an da bu konuda îkaz ve nehiyde bulunurdu. Tüm bunlar delâlet ediyor ki, hakkında nas gelmemiş, meskût olarak bırakılmış olan şeyler yasak değildir, sakındırılanlara dâhil değildir. Yasaklığına dair nas bulunana kr yapması helâl olan şeylerdir. Ashab (r.a) bu meselelerde son derece yüksek bir anlayış ve mükemmel bir fıkıh idraki içinde idi. Özet olarak deriz ki: Bütün ibâdetler Allah ın şeriatı ile meşru kılınır, haram kılınan şeylerde Allah ın yasaklayıp haram kılmasıyla sâbit ve var olur. bülteni 5

6 Kırmızı Raptiye Mustafa AYDIN Komutan olarak câminin musallasına gelip, er kişi olarak namazın kılınmasıyla kul olarak toprağa uzanma sırası gelmişti. Toprağa uzanış ve üzerine dökülen topraklarla dünya kapısı kapanıp, âhiret kapısı açılmıştı. Câminin müezzin beyefendisine cenaze için salâ okutulması örfen devam etmektedir. Cenazeyi duyuru amaçlıdır. Konunun fıkhî yönüne girmeyeceğim. Şu kr ki salâ okunmaması cenaze için bir kusur ve eksiklik sebebi değildir. Zîra depremde vefat edenlere salâ okuma imkân ve fırsatı olmn birçoğu defnedildiler. İslâm dinimizde vefat edenlere karşı vazifelerimizden biri de cenaze namazı kılınmasıdır. Kılmayan ve kılamayanların sorumlu olmadığından dolayı farz-ı kifâye olarak yükümlendirilmiştir. Lâkin câmide tabutun yanında olup da, namaz kılmayanlar bahsi diğer acı ve elem verici bir konudur. İmam efendi ikindiyi kılmıştı ve tabutun bulunduğu musallaya doğru adımını attı. Câminin köşesinden tabuta doğru yöneldiğinde bir de ne görsün, bayrağa sarılı bir tabut ve etrafında komutanlarıyla beraber askerler tabutun etrafında yer almışlardı. Askerlerden biri vefat eden şahsın çerçeveli resmini cemaate doğru tutuyordu ki, bu meselede İslâm geleneğinin kaynaklarında yer almayan bir konudur. Neyse imam efendiyi görünce komutanın emriyle askerler tabutun etrafından ayrılıp safın uç tarafında yerlerini aldılar. İmam efendi konuşma yapacaktı, fakat alıştığı üzere tabutun üzerinde erkek olunca konulan ne havlu, ne de bayan olunca konulan başörtüsü vardı. Bir anda tabuttakinin cinsiyetini düşündü ve sordu; vefat eden bay mı, bayan mı? Cevap ilginçti; -Komutan komutan, dediler. İmam efendi kadınlarında bazı sebeplerle bayrağa sarılacağını düşündüğünden ikilemde kalmıştı. Onlar komutan deseler de müezzin efendi niyet anında er kişi diyecekti. Zaten er olmn, komutan olmak mümkün mü? Neyse imam efendi ölüm ve hayata dair birkaç cümleden sonra şehâdet ve helâllik aldı. -Ölüler için yaş kararları geçerli değildi nasıl olsa- Kadın erkek herkes, o mü mindi ve hakkımızı helâl ediyoruz, dediler. Askerler de komutanlarıyla cemaatle beraber safa dâhil olarak, ER kişi niyetiyle namazı eda ettiler. Gönül ister ki rütbeli ve resmi kıyafetli subaylarımızı cenaze namazlarında olduğu gibi diğer vakit namazlarında ve özellikle cumalarda da görmek mümkün olsa! İnşâallah Namaz bitti ve mezarlığa yol aldık. Tabutu kabrin yanına askerlerimiz getirdi. Komutanların talimatıyla erler tabuta sarılı bayrağı sökmek için eğildiler ve itinayla bayrağı tabuttan aldılar. Fakat tabutu bayrağa tutturdukları raptiyelerde kırmızı değil mi? Raptiyeler tek tek özenle söküldü ve emanete alındı. Bayrak rengi raptiyeler ayrı bir önem ve dikkat çekiciydi. Bayrağı tabuttan alan asker, bayrağı iki elinin üzerinde itinayla göbeği seviyesinde tutuşu da ilgi çekiciydi. Unutmn söylemeliyim ki, bayrağın altında cenazelerin üzerine konan, üzerinde âyetlerin yazılı olduğu yeşil kadife örtü de vardı. Bayrak ve âyet yazılı örtü cenazeyi sarıp sarmalamıştı. Bayrağın batının / içinde da âyetler, mevtanın üzerinde önce âyetli örtü, sonra bayrak olması kim bilir ne dersler vermektedir.. Ve bayrak, örtü alındıktan sonra tabutun kapağı açılıp komutan 6 bülteni

7 Ribat Eğitim Vakfı Dilencinin İş Kıyafeti olarak câminin musallasına gelip, er kişi olarak namazın kılınmasıyla kul olarak toprağa uzanma sırası gelmişti. Toprağa uzanış ve üzerine dökülen topraklarla dünya kapısı kapanıp, âhiret kapısı açılmıştı. Erler ve komutanlarında iştirakiyle son dualar yapıldı. Onlar resmî jiplerine, cemaat ise geldikleri vasıtalarına binerek yeniden hayata kaldıkları yerden yaşamak üzere yol aldılar. Aklımda kalan ise; kırmızı raptiyelerdi. Câminin giriş ve çıkış kapısında dilencilerin durması dâima göze çarpan hususlardandır. Câmilerin para kasası gibi görünmesi, câmiler adına üzücü bir durumdur. rak kullanıyordu. Câmi önünde örtülü dilenmek belki de ona daha çok kazandırıyordur. Acaba bizlerde dinî değerlerimizi, daha çok kazanmak için böylemi kullanıyoruz.? Bayan dilenci orta yaşlardaydı. Üzerinde çarşafa benzer bir siyah örtü vardı. Ver her dâim bu kıyafetle yardım için dilenirdi. Son vakit namazdan sonra kapı nöbetini yârına kr ertelerlerdi. Nasreddin Hocanın ye kürküm ye sözünün başka bir anlamı değil mi yaşananlar. Kazan çarşafım kazan diyerek dilenmek dilenciğe ne kaybettirir bilmem ama bizlerinde böyle iş kıyafet ve davranışlarımız var mı? Câmi görevlerinden biri, yatsı namazını başka bir câmide kılmıştı izini sebebiyle. Kendi câmisine doğru yürürken, dilenci gurubuyla karşılaştı. Sözüm ona örtülü olan bayanın yakası ve örtüsü özensizce açılmıştı. Câmi kapısında ki örtü ciddiyeti yoktu. Dilendiği câminin imamını ânîden karşısında görünce, telâşla beraber; Estağfirullah üstüm başım açılmış diyerek örtüye ciddiyetle bürünmüştü. Diğerleri ise olan bitene tebessümle iştirak ettiler. Dünyayı kazanmak için dine sığınanlar, aslında kaybedenler değil mi? Dünya ve âhiret olsaydı derdimiz, her yerde câmide gibi olurduk. Aslında kadın bu ciddiyetle örtünen biri değildi. Sâdece örtüyü câmi önünde dilendiği için bir anlamda iş elbisesi ola- bülteni 7

8 İnsan, Kültür ve Şehir Yusuf YAVUZYILMAZ Süleymaniye Camii Hiç şüphesiz insanlığın medeniyet tarihi aynı zamanda şehirlerin tarihidir. Öyle ki, ne kr din, ne kr medeniyet, ne kr felsefe ve fikrî miras, ne kr bilim, ne kr sanat ortaya çıkmış ve üretilmişse, bu gelişimde şehirlerin önemli bir etkisi olmuştur. Üç cihan şümul dinin tarihî Kudüs olmaksızın eksik değil midir? Kocatepe Camii Bir şehrin tarihini, kültürünü, siyasî rolünü bütün boyutlarıyla yazmak mümkün müdür? Bu soruya doyurucu cevap vermek, söz konusu şehir tarihin en önemli dönüm noktalarına tanıklık etmiş İstanbul ise, bir kat daha zor olacaktır. Yine de insan şehir ilişkileri üzerine tarihî ve felsefî değerlendirmeler yapmak mümkündür. Ancak değerlendirmede dikkat edilecek en önemli nokta, bu konuda söylenecek sözlerin, yapılacak değerlendirmelerin ve ortaya çıkacak sonuçların tartışma dışı olamayacağıdır. İnsan şehir ilişkilerinin karşılıklı olarak birbirini beslediği bilinen bir husustur. Bu ilişkide belirleyici olanın insan mı, yoksa şehir mi olduğu konusu tartışmaya açıktır. Ancak ne olursa olsun bu ilişkinin kültür ve uygarlık tarihi açısından belirleyici olduğuna kuşku yok. Tarihçi yazar Mustafa Armağan, İnsan Yüzlü Şehirler adlı eserinin girişinde, insan ve şehir ilişkilerine değinerek şu açıklamaları yapıyor: Yıllar önce, 1996 da Şehir Asla Unutmaz diyerek başlamıştım şehirler üzerine yaptığım yolculuğa. Unutmamak, hatırlayış hâlinde bulunmak, canlı bir hâfızaya sâhip olmak, şehrin mahiyetine yapışıp kalmış daima bir ayrıcalık gibi görünmüştür bana. Bir mahallede, bir sokakta, bir evde, bir od, bir yatakta ve nihâyet bir tek gözün âsi kıvrımında gizlenmiş binlerce sesi toplayıp dağıtan bir mekanizmaya sâhip olduğunu düşündüm şehir hâfızasının. İnsanoğlu şehri kurarken, farkına varmaz belki ama, şehirde bir yandan insanoğlunun kurmaya koyulmuştur. Şehirdeki her taş, tabiattaki hâlinden farklı olarak insan eliyle biçimlenmiştir. İnsan ruhunun, bilincinin, aklının, emeğinin eseridir. Dolayısıyla insanın sembolleştirme eyleminin en karmaşık ve en doğrudan ürünlerinden biridir şehir. Bu yüzden de şehir, ister istemez anlam doludur. Bu anlam dünyasını canlı tutan unsur da şehrin hafızasıdır. (İnsan Yüzlü Şehirler, Mustafa Armağan, Gelenek yayınları, İstanbul, 2003) Şehir ve insan arasındaki ilişki sanıldığından çok daha karmaşık, çok daha derindir. Öyle ki, insanın bilim, felsefe, sanat ve edebiyat alanlarında ne kr üretimi varsa, bu üretimlerin döl yatağı şehirlerdir. İnsanın tarihi bir anlamda şehirlerin tarihidir. Bir şehir nasıl kurulup korunmalıdır konusu Mukaddime nin yazarı, tarihçi İbn-i Haldun un da kafa yorduğu konulardan biridir. İbn-i Haldun şehirlerin kuruluşu hakkında şu bilgileri veriyor: Bir şehir, onu plânlayıp kuranın bakış açısına, bulunduğu yerdeki iklim ve coğrafî şartların gereklerine göre kurulup tamamlandıktan sonra, içinde yer aldığı devletin ömrü, o şehrinde ömrünü oluşturur. Eğer devletin ömrü kısa olursa, devletin sona ermesiyle şehirde de hayat durur, ümran geriler ve şehir harap olur. Ancak devletin ömrü uzun olursa, şehirde fabrikalar kurulmaya, geniş ve görkemli evler inşâ edilmeye devam eder, çarşılar, sokaklar büyür ve sonuçta Bağdat ve benzeri şehirlerde olduğu gibi şehrin kapladığı alan geniş bir mesafeye yayılır. (Mukaddime, İbn-i Haldun, çev: Halil Kendir, Yeni Şafak Yayınları) İbn-i Haldun üstadın devletle şehir arasında kurduğu ilişkide devlete verdiği öncelik bir çok şehir için doğru olmasına karşılık, İstanbul için doğru değildir. 8 bülteni

9 İstanbul, üzerinde hüküm süren devletlerin zaman içinde zayıflayıp çökmesinden adeta hiç etkilenmeden merkezî rolünü oynamaya devam etmiştir. Gerçi İbn-i Haldun çeşitli devletlerin istilasına uğrayan bazı şehirlerin, devletlerin yeni şehirler kurmalarına gerek kalmn onarmaları sonucunda, merkezi önemlerini koruduklarını da ifade etmekte, bu şehirlere örnek olarak Kahire yi vermektedir. İstanbul un tarihi gelişimi dikkate alındığında ikinci örneğe daha uygun düştüğü görülecektir. Hiç şüphesiz insanlığın medeniyet tarihi aynı zamanda şehirlerin tarihidir. Öyle ki, ne kr din, ne kr medeniyet, ne kr felsefe ve fikrî miras, ne kr bilim, ne kr sanat ortaya çıkmış ve üretilmişse, bu gelişimde şehirlerin önemli bir etkisi olmuştur. Üç cihan şümul dinin tarihî Kudüs olmaksızın eksik değil midir? İslâm tarihinden evvelâ Mekke ve Medine yi; sonra da Şam ı, Bağdat ı, Buhara yı, Semerkant ı ve özellikle de İstanbul u çıkarırsak büyük bir boşluk kalmaz mı? O hâlde insanlık tarihi yazılırken elbette şehirlere özel bir ayrıcalık tanınması kaçınılmazdır. Hatta şehirler medeniyet tarihi tam ve eksiksiz olarak yazılacaksa, şehirlere ayrıcalık tanımak bir imtiyaz değil sorumluluktur. Bundan dolayı eksiksiz bir İslâm tarihi yazılacaksa, Mekke ve Medine ye, İslâm tarihinde oynadıkları yer nedeniyle özel bir sayfa ayrılması kaçınılmazdır. Çünkü şehir ve medeniyet arasında hiçbir zaman göz ardı edilemeyecek sıkı ilişkiler vardır. Hemen hemen her insan fikrinin doğrudan ya da dolaylı olarak iki, hem hiç değişmeyen ve hem de kılıktan kılığa giren medeniyet ve siyaset kavramlarından türediğine veya bir biçimde bu kavramlarla ilişkili olduğuna göre, şehir fikri veya kurumunun insan toplumunun gelişimi için işgal ettiği merkezi ve hatta vazgeçilmez konuma itiraz edilemez (Habitat II Kent Zirvesi İstanbul 96, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı Yayınları, İstanbul, 1997, Perviz Manzur, İnsan Şehri; İman Şehri). Hiç şüphesiz bir tarihî ve kültürel merkez olan şehirlerin; din, tarih bilinci ve medeniyeti oluşturan mekân olarak ayrıca incelenmesi gerekir. İslâm inancının temel ibâdetlerinden olan Hac cın Müslümanlar için farz olmasının altında, müminlerin mekân bilincine sâhip olmalarının özel bir anlamı vardır. Bu durum inanç sistemiyle mekân arasındaki ilişkiye çok derin bir entelektüel anlam yükler. İnsanın varlığı ve hayatı anlamlandırmak için ürettiği ürünlerden biri olan sanatın yeşerme alanları da şehirler olmuştur. Sanat, yeşerdiği medeniyeti oluşturan bütün faktörlerden şu veya bu şekilde etkilenerek biçimlenmiş ve çeşitli aşamalardan geçerek günümüze ulaşmıştır. Yunan sanatını, Yunan düşünce tarihinden; Roma sanatını, Batı felsefesinden ayrı düşünmek nasıl mümkün değilse, İslâm sanatını da İslâm ın dünya görüşünden ayırmak mümkün değildir. Mimar Turgut Cansever e göre; Sanatın Batı da seyredilmek, Doğu kültürlerinde ise yaşanmak için üretilmesinden doğan asli farklılaşma 20. asır başından beri bilinmektedir. Sanat eserini, dünyanın bir noktn bakılarak anlaşılabileceği inancının yansıması olarak gören son on asırlık Batı kültürünün Aristocu statik varlık görüşüne karşılık, Doğu ve esas itibarıyla İslâm-Türk Asya kültürüne asli özelliklerinden birisini kazandıran temel varlık telakkisi, varlığın dinamik bir süreç olduğu ve bir nokt durarak değil, var olanın, içinde yer aldığı sonsuz mekânda onu her cephesi ile görecek şekilde etrafında hareket ederek anlaşılabileceği inancıdır. (İstanbul da Bahçe Kültürü, İstanbul Armağanı içinde, Turgut Cansever, İstanbul, 1997) Turgut Cansever inde haklı olarak vurguladığı gibi sanat gibi etkinlikler, bağlı bulunulan medeniyetin varlık anlayışından ilham alarak gelişirler. Bundan dolayı şehirlerin kimliğini anlamak için öncelikle hangi kültür dünyasında oluştuklarını incelenmek gerekir. İstanbul çok sayıda medeniyete beşiklik ettiği için, onu değerlendirmek, üzerinde hüküm sürmüş medeniyetlerin varlık anlayışını anlamakla mümkündür. Ancak şunu özellikle belirlemek gerekir ki, İstanbul a asıl rengini veren İslâm kültürüdür. Bundan dolayı İstanbul u anlamak için İslâm ın insan, varlık, bilgi ve ahlâk anlayışını anlamak gerekir. Fatih Sultan Mehmet in İstanbul u fethetmesi, Türk- İslâm tarihinde olduğu kr İstanbul un tarihinde de en önemli dönüm noktası olmuştur. Tarih boyunca İstanbul büyük sanatçılar, aydınlar, mimarlar, bestekârlar, sultanlar, şairler yetiştirdi; onlarda verdikleri eserler ve yaptıkları çalışmalarla İstanbul u büyüttü. İşte bu yüzden İstanbul Sinan dır, Evliya çelebidir, Fatih tir bu şehir. Aynı zamanda Patrona Halil dir, Lâleli Baba dır, kırdığı testinin başında ağlayan geleceğin Sâliha Sultan ıdır. Büyük Kostantin dir, Theodosius tur, Romen Diyojen dir. Aynı zamanda da Kurtuba lı Abdülaziz Bey dir, pırlanta kalpli prenses Anna Komnena dır, Nika ayaklanmasında boynu vurulan şehirdir. Vakvak ağacına asılanların da Anemas zindanına kapatılanların da adları kazılıdır onun yüzüne; bazen mürekkeple, bazen da kanla Herevi ve İbn-i Batuta kr Novgorodlu Antoni dir, İspanyol Clavijo dur, Tudelalı Benjamin dir. (İnsan Yüzlü Şehirler, Mustafa Armağan, Gelenek Yayınları, İstanbul, 2003) İstanbul, çok sayıda milletin, dini cemaatin temsil imkânı bulabildiği ender şehirlerden biridir. Osmanlı döneminde şehrin bu çok kültürlü yapısına müdahale edilmemiş, tam tersine bu yapının korunması için gayret sarf edilmiştir. Öyle ki, İstanbul da gayrimüslimlerin genel nüfusa oranı imparatorluğun diğer şehirlerinden daima fazla olmuştur. Cemaatler kendi özel alanlarında tüm haklarını serbestçe kullanabilmişlerdir. bülteni 9

10 Bizim de Korkularımız Var Mehmet KUZU Tesettürde anlam kayması yaşanıyor. Tesettür Kur an da her türlü kötülükten iç ve dışı koruma anlamında kadın ve erkeği ayırmn topyekûn inananları kuşatırken, günümüzde ise teşhirin farklı versiyonu olma tehlikesiyle yüz yüze geldi. Modernleşmenin önünde İslâm ı engel gören pozitivistlerin korkuları bugüne ait değil. Yıllar öncesinde bu mücâdeleyi başlatanlar ilk hedef olarak kendilerine Müslüman aydınları seçtiler. Onlarla halkın arasını açmak için her türlü fitneye başvurdular.. Cumhûriyeti sâhiplenen o yoz zümre, bir milletin varlığını besleyen ana damarlarından olan âlimlerini, medreseleri kapatarak işsiz duruma düşürüp, yoksullukla boğuşmalarını sağlayıp yeni neslin modern eğitim kurumlarına yönelmesini arzuladılar. Hedeflerinden biri de halkın onlar üzerindeki teveccühünü kırmaktı. Olmadı Bugün o zihniyeti temsil eden o kr çok profesör etiketli insanlar var ki Tv programlarına sıkça konuk oluyor, saatlerce hararetli konuşmalar yapıyorlar, ancak bu konuşmalar, halk nezdinde kabul görmüyor. Hatta İslâmî İlimleri el yordamıyla öğrenen mukallitlerin sözlerine onlardan daha çok değer veriyorlar. İşte halktan bu insanlar İslâm âlimleriyle halkın arasını açmak isterken, kendileri her zaman küçümsedikleri o insanlardan uzaklaştılar. Uzaklaşma onları tanımalarına, anlamalarına engel olduğu içinde düşmanlıkları arttı. Halkın, kanaat önderleri olarak etrafında toplandıkları Müslüman aydınları hazmedememe sebeplerinden biride bu. Türkiye de bugün inancını yaşamak isteyen kadın veya genç kız olmak o kr zor ki.. Cumhûriyetin kurulduğu yıllarda, İslâm a karşı tavır alanlar inkılâplar arkasına sığınarak, o dönem de yaşayan kadın erkek herkese zulmettiler. Kadınlar sosyal hayatta ön plânda olmadıkları için genellikle Müslüman erkekler hedef seçilmişti. Bugün gelinen nokt, laikliği din düşmanlığı olarak algılayan bir gurup insanlar, halkın inancıyla girecekleri mücâdelede yeni strateji belirledi. Buna göre bu milletin inançlarına bağlı olarak yetiştirilmesi, eğitilmesi, iyi eğitim almış anneler tarafından gerçekleşiyor. İmam-Hatip Liseleri, Kur an Kursları, Sivil Eğitim Kurumlarında, çağın bilgileriyle de mücehhez olan bu kızların kuracağı yuvalar bir tehlikedir. O zaman bu kurumlar kapatılmalı..kapatılamıyorsa oraları tercih işkenceye dönüştürülmeli..bu anlayış basamak, basamak uygulandı.. Sabırla yoğrulan, bu saldırıların gerçek hedefini iyi tespit eden inançlı insanlar yılmadılar, hak arama mücâdelelerini çok boyutlu devam ettirdiler. Bu mücâdele imanın muhafazası olarak görüldü. Mücâdele insan haklarının ihlâli kapsamında da savunulmaya başlandı. Zira başörtüsü üzerinden yapılan bu saldırılar inanca yönelikti. Hâl böyle olunca onlara, insan hakları kavramı her boyutuyla gösterilmeliydi. Okuma özgürlüğü gibi can alıcı noktalarda oluşturdukları kale burçlarıyla mücâdeledeki kararlılıklarını ortaya koydular. Kamusal alan ayrıştırmasıyla kadınların başörtüsü üzerinden yapılan ateist laik anlayış girmiş olduğu yolun kendilerine hayır getirmeyeceğini çok iyi biliyordu. Kokularımız var diye bağrışmalarının, aynki yüzlerini görmekten kaynaklandığını da.. Başörtüsüne eğitim kurumlarında müsaade etmek istemeyenler bu ülkenin yalnız kendilerine ait olduğunu zannediyorlar. Kendileri gibi inanmayanları modern köleler 10 bülteni

11 olarak algılayıp, arzularına göre tasarımlamak istiyorlar. O sebeple o insanların hiçbir hakları kendi müsaadeleri veya sınırlarını çizdikleri alan dışına taşmamalı diye düşünüyorlar. Allah, Allah diyerek ön cephede savaşabilirler.. Hizmetçilik yaparken bile belli sınırlar içinde inancını yaşayabilirler.. o kr.. Asla varlıklarını tehdit edecek konuma gelmemeli, oligarşik saltanatlarına zarar verilmemeli.. Bu sınırlar içinde bir kısım insanlar, üniversitede başörtülü okunmasına müsaade edeceklerini söylüyorlar. Halkımızın içinden çıkan bir kısım aydınlar, samimi olarak bu sorunun, yani inanan insanların inancına yönelik saldırıların son bulup huzurlu bir toplumun bireyleri olarak hayatlarını sürdürmek istiyor. Bir kısım insanlar da siyasî gelecek umuduyla toplumun baraj kapaklarına yaptığı basıncı düşürmek için kısmî, kontrollü müsaade lütfunda bulunmayı dillendiriyorlar. Özgürlüklere sınırlı lütuf Başörtüsü üzerinden sürdürülen bu mücâdele, taraftarlarından bir kısmının gizli emeller taşıdığını, bu insanların varlığı da meseleyi daha karmaşık hâle getirdiğini bilmemiz gerekiyor. İman bahçesi içinde yapılan bu mücâdelede Müslümanlar çok hassas davranmak zorundadır. Zira yanlış çırpınışların, zamansız kontrolsüz heyecanların bahçeye zarar vermesi söz konusudur. Öyleyse saldırıların mazlum ve mağdur tarafı daha da bir hassas olmalı, mücâdelenin silahı olan sabrı, ilimi, yumuşaklığı, hoş görüyü, davasını yaşayarak insanlara örnek olmayı, asla ihmâl etmemelidir. Dış saldırılardan çok iç dünyasına yönelmeli, orn gelecek tehlikenin büyüklüğünü görmelidir. İnsanın kendisine yaptığını başkası ona yapamaz. Deyişinde olduğu gibi. Başörtüsü Allah ın emridir diyenlere karşı, yasakçı zihniyet, bir kısım ilâhiyatçı akademisyenlerin indî yorumlarıyla; hayır başörtüsü Allah ın emri değil, Yahûdi geleneğidir açıklamaları, örtünen insanları hafife almaktan başka bir şey değildir. İnanan hanımlar, başörtüsünün kimin emri olduğuna karar verecek olgunlukta olmadığının kapalı ifadesidir. Modernizmin insanlığa kazandırdıkları yanında kaybettirdiği o kr çok değerler var ki.. Günümüzde İslâm ın anlaşılması için kullanılabilecek tebliğ vasıtaları o kr çoğaldı ki Aranan kaynağa ulaşmak an meselesi. Teknolojinin bu nimeti kemiyet üzerinde olumlu etki yapsa da, keyfiyeti kemirmekte olduğu görülmektedir. Şüphesiz inancın içeriğinin boşaltılmasında birçok faktör var. Ancak eskiye nazaran, bugün inanan erkek ve hanımların etrafını saran en büyük tehlike çağdaş yozlaşmadır. İmana yönelik hassasiyetlerin kaybolması,anlam gibi.. kaydırmalar İstiklâl gazisi olan dedem Şerif, elinde bulunan kitapları okumaya çalışan muttakî bir insandı. Zamanın yoksulluğuyla mücâdele etmiş beş çocuğunu da medreselerde okutmaya özen göstermişti. Yıllarca damar sertliği denen hastalıktan hasta yattı. Biz onu çok sever, ihtiyaçlarını giderir, yanında otururduk. Gençlik yıllarımdı, başörtüsü ve uzun pardösüler yeni yeni kullanılmaya başlanmıştı. Dedem, Kütüphâne olarak ta kullandığımız o küçük odasında elma bahçesini tepeden seyrettiği pencerenin kenarındaki divanında yatıyordu. Bir öğleüstü beni yanına çağırdı. Dışarıya bakmamı istedi. Evin önünde kız torunları vardı. Şehir merke- zine gitmek için hazırlanmışlar, o zamanlar yeni tesettür kıyafeti olarak kullanılan uzun bol pardösü, ona uyumlu ipek başörtüsü gençler tarafından tercih ediliyordu. Anneleri çarşaflıydı. Dedem dedi ki: Oğlum bak, bizim zamanımızda hanımlarımıza yeni bir çarşaf aldığımızda, onlar onunla dikkat çeker diye dışarı çıkmazlardı. Bir iki yerlerine yama yaparlarda öyle kullanırlardı. Anlatmak istediği şeyi o zaman tam kavradığımı söyleyemem. Ancak bugün Kur anî anlamdaki tesettürün içinin boşaltıldığını görünce meselenin önemini anlamış oldum. Tesettürde anlam kayması yaşanıyor. Tesettür Kur an da her türlü kötülükten iç ve dışı koruma anlamında kadın ve erkeği ayırmn topyekûn inananları kuşatırken, günümüzde ise teşhirin farklı versiyonu olma tehlikesiyle yüz yüze geldi. Tesettürün evvela kadına hasredilmesiyle yaşanan anlam kayması, başörtüsünü asıl gayesinin dışına taşıyıp, bütünden ayırıp ayrı parçalar hâline getirerek inanancın manevî işkencesine dönüştürmüş olduk. Geçliğimizin tesettürü yozlaştırmasının altındaki saikler tespit edilip mutlaka çözüme ulaştırılmalı ki, bu uğurda verilen mücâdele anlam kazanabilsin. Yoksa çağdaş tesettür adı altında ilginç giyimler için sorulan şu soruya cevap aramak gerekecek. BU TESETTÜR HANGİ DİNİN TESETTÜRÜ..? bülteni 11

12 Bir Nefes Sıhhat Emine ATLI Rabbimizin sımsıkı sarılın dediği ipini biraz gevşetip, hatta bâzen bıraktığımızda, Rabbimiz bizi yoluna getirmek için, farklı sıkıntılar, bâzen de hastalıklar vererek bize emânet verdiği nimetlerinin şükrünü hatırlatıyor. Çekilmeyen nedir? Diye sormuşlar bilenlere. Onlarda, başa gelmeyendir demişler. Bu söze bir kez daha şâhit oldum son günlerde. İnsanın bir saat değil bir dakika sonra başına ne geleceği, nerede ne yaşayacağına dair hiçbir bilgisi ve garantisi yok. Bu günlerde dünya sahnesinde, hayat adlı oyunda, bana kesilmiş rollerden birini oynama vesilesiyle, hastahânede bulunuyordum. Bu süre zarfında, bir yandan kendimi rolüme kaptırmış giderken, diğer yandan da öbür oyuncuları gözlemleme fırsatı buldum. Her kes rolüne öylesine kaptırmış ki kendini, hummalı bir çalışma içindeler. Doktoru, hemşiresi, temizlikçisi, refâkatçısı ve bakana kefeni anımsatan, beyaz örtülerle kaplı yatağına uzanmış yatan hastası vs. Hepsi rolüne öylesine kaptırmış ki kendini bir çoğu bunun bir oyun olduğu gerçeğinin farkında bile değil. Hemen aklıma bir âyet-i kerîme geldi: Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir. (Enam, 32) Hayata bu âyetin ışığında bakan imanlı insanın gözünde, ne kr büyük ve olumsuzda olsa, sıkıntılar küçülüp hafifliyor. Hayatta bana verilen rol bu deyip, isyan etmeden hayatına devam ediyor. Ama ne yazık ki Kur an gözlüğüyle hayata bakanların sayısı o kr az ki. Bir anket yapılsa, sonucu tahmin etmek hiçte zor olmasa gerek. Şuna bir kez daha şâhit oldum ki, Rabbimizin sımsıkı sarılın dediği ipini biraz gevşetip, hatta Hayat bir okul ve zaman zamanda imtihanlar kaçınılmazdır. Bu imtihanlardan sağlıkla olanın çeşitlerini, hastahânelerde çokça görüyoruz. Adını sanını duymadığımız nice nice hastalıklar. Gecenin bir yarısında yan odn yükselen can yakıcı iniltiler bir yanda, hemşire hanım bir dakika gelir misiniz, doktor bey nerede dokbâzen bıraktığımızda, Rabbimiz bizi yoluna getirmek için, farklı sıkıntılar, bâzen de hastalıklar vererek bize emânet verdiği nimetlerinin şükrünü hatırlatıyor. Sanki, cehenneme doğru yönelen kullarını, âdeta önlerine set çekip engeller çıkararak cennetine döndürmeye çalışıyor. Ya da derecelerini yükseltmek istiyor. Buna rağmen, bazıları yoluna çıkan bu engellerden ibret alıp asıl yoluna yönelirken, bâzıları da bu engelin önüne çıkıp hayatını sekteye uğratması sebebiyle, vesilelere, Allah ın aracı koyduğu kişilere yöneliyor. Suçluyor, kızıyor ve isyan ediyor. Şöyle olmasaydı böyle olmazdı vs. bu tipler bu oyunda, zorda olsa rolümü nasıl başarıyla tamamlayabilirim diye düşünmeden, oyunda mızıkçılık yapıp, oyunun yarıda bırakan çocuklar misâli negatif bir bakış açısıyla isyan ediyor, hayata küsüyor ve başına gelenleri hak etmediğini düşünüyor. Kur an-ı Kerim Şura 30. Âyet: Başınıza gelen her hangi bir musibet, ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür, o yinede çoğunu affeder. Buyuruyor. Gerçektende üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir âyet. 12 bülteni

13 tor bey diyenler diğer yanda. Bu gün nasılsın ağrı, ateş, şikâyet var mı? diye soran doktorlar, dereceni koy, diğer kolunu da uzat tansiyon ölçeceğim diyen hemşireler, ziyaret saati bitti diyen güvenlikçilere, yeni geldikte beş dakika sonra gideceğiz diyen ziyaretçiler. Bunlar hastahânelerde duyulan, görülen rutin şeyler. Bu süre zarfında, yatana da zor bakana da zor söylemini daha iyi idrak ettim diyebilirim. Yalnız en önemlisi de buralar da yatana veya bakana umut dağıtmak, hayatın bir imtihan olduğunu onlara hatırlatmak. Zîra sıkıntılar yoğunlaşınca, insan kendini öyle kaptırıyor ki bir sınavdan geçtiğini zaman zaman unutabiliyor. Şekerden dolayı iki ayağı birden kesilen yaşlı kadının baş ucunda, üzgün ve umutsuz yüz ifadesiyle oturun genç kadına, İsrâ 32. âyette geçen eğer anne babandan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle. Âyetini hatırlatınca, insanlık hâli dedi kadın, bâzen insanın tahammül gücü tükeniyor, kızabiliyoruz, Rabbim affetsin deyince, bir başka âyeti hatırladım: Onlar bir hayâsızlık işlediklerinde veya kendilerine zulmettiklerinde, Allah ı anar, günahlarından istiğfar ederler. Günahları Allah tan başka kim bağışlayabilir. Onlar yaptıklarında bile bile ısrar etmezler. (Âl-i İmrân, 135) Allah yarattığını bilmez mi? O bize bizden daha yakın, hâlimizi elbet görüyor. Bu âyetin ışık tutuğu nokta, önemli olanın insanın unutması değil, hatırlayınca istiğfar edip yaptığından pişmanlık duyması dır. Rabbimiz bizden mükemmel ve hatasız olmamızı istemiyor ki. Hatalardan dönüp onun Ğafur ismi şerifine sığınmamızı istiyor o kr. Şunu çok iyi bilmeli ki, bir şeylerden ibret alıp hâline şükretmek isteyen, hastahâne ziyaret etmeli, hasta ziyaret etmeli. Etmeli ki sağlığının sıhhatinin kıymetini anlayıp hâline şükretmeli. Hani denir ya insan bir nefes için iki kez şükretmeli. Biri rahatça aldığı için, diğeri de rahatça verdiği için. Oksijen tüpüne bağlı insanları görünce, bu sözün farkına ancak varıyor insan. Çünkü gözle görülen, kulakla işitilen sözden kat be kat daha etkilidir. En büyük hayâli yeniden eli titremeden yemek kaşığını tutabilmek, ya da yardımsız lavaboya gidip hacet gidermek olan hasta, bizlerin ne kr az şükrediyorsunuz âyetinin gerçekliğini bir kez daha idrak etmemizi sağlıyor. Yine Pâdişah Kanunî nin; Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi sözü bu gerçeğin altını çiziyor. Bu düny en büyük zenginlik, en büyük devlet, Allah a imandan sonra sağlıktır demek yanlış olmasa gerek. Hem ruh, hem de beden sağlığı, ikisi ayrılmaz bir bütün. İnsanın ruh sağlığı bozulunca, beden sağlığı bir işe yaramıyor. Beden sağlığı bozulunca da ister istemez ruh sağlığı etkileniyor, huyu suyu değişiyor. Birde şunu eklemeden geçemeyeceğim: Önceden hastanelerde devletin soğuk yüzünün birer temsilcisi olan, daha hastahâneye adım atar atmaz karşılaştığımız görevli, hemşire, doktor hatta ve hatta kendini fasulyeden sayan hademe vs.. bunlara soru sormaya korkardı vatandaş. Ya derdimi anlatamaz da yanlış anlaşılırımda, toplum içinde azarlanırsam diye derdini söylemeye çekinirdi. O devir tam olmasa da kapanıp, sağlık alanında devrimler yaşandığı- nı görmek için yine hastahânelere gitmek lazım. Devletin suratsız yüzünün tarih olduğunu görmek, hastayla konuşan, hastalığı hastanın anlayacağı dilden ona anlatan doktorları görmek fevkalâde bir şey. Eskiden demeyeyim, şunun şurasında birkaç yıl öncesine kr, ameliyat olacak hastanın her şeyden önce doktorla bıçak parasının pazarlığını yapması gerekirdi. Bu gün, bizleri insan sağlığının bıçak parasından önemli olduğu günlere kavuşturan Allah a şükürler olsun. Belki Türkiye deki bütün hastahâneler için bu söylediklerim geçerli değildir. Elbette eski saltanatlarını sürdürme çabasında olan, türünün son örneklerine rastlanabilir, bu kaçınılmaz. Fakat Türkiye de bu alanda bir çığır açıldı, hemşirelerin, hademelerin ceplerine para sıkıştırıp, rüşvetle ilgi satın alma döneminin tarihe karıştığını görmek ne güzel. Sezar ın hakkını Sezar a verirsek, görmek isteyenin görebileceği bir dizi güzel şey oldu bu ülkede. Görecek gözü olana. Ve bu imkânları sağlayan yöneticilere de teşekkürler ederiz. bülteni 13

14 Gençlik Karanlığa Veda-2 Yasin Müslim Dünyanın egemen güç kadrolarına karşı bilinçli karşı duruş ve top yekun âdil düzen isteme gâyesi; zulmün efendilerine hakikati gösterme arzusudur. Tükenen ve tüketilen nesiller sonu gelmez haykırışların arasında kavrulmaktadır. Gerçek anlamda muasır bir dinin müntesipleri üstü kapalı, sözde çağdaşlaşma hastalığının pençesinden kurtulmalıdır. İnsanı sâdece üreten mekanik bir dişli ile eşdeğer gören, yığınları ezdikçe mamurlaşan, insan fıtratına-tabiatına aykırı fikirler, yollar, doktrinler geliştirenler, insanlığın çatırdamış omurgası üzerinde devleşip semirdiler. Kişi, hüviyetini kendisi belirlemesi gerekirken, bunu dünyayı bozguna uğratanların avucuna bırakıyorsa; bu çaresizliğin emaresidir. Her yerde ve zamanda çekimserlik ve hiçlik alâmeti sergilemek, içine düşülmüş yokluk kuyularındaki insanları gösterir bizlere. Merhamettir esas olan. Sancıları dindirip, huzuru kalplere dağıtan. Meçhul ellerin teşekkül ettirdiği karanlık düzenlerin farkına vardırandır. Merhamet, kuşkucu yaklaşımları sıfıra indiren, vesâyet sâhibi gaddar güruhların kurduğu kaosların bilincinde olmanın yansımasıdır. Onlarca yıldır sarp vadilerde, uçsuz bucaksız topraklarda, metal yığını fabrikalarda, yer altı ve yer üstü tüm çalışma sahalarında sonu gelmez ağırlıklar altında tüketme hakkı verilmeden, sâdece üretip kendisi tükenen insan kitlelerinin acı dalgasıdır dünyayı saran. Vahiyden uzak, düny dönüp dolaşmakta olan bütün yapay fikirler, insanın fıtrî temayüllerini karşılayamaz, hissedemez, değerini gösteremez. Tam tersine insandan geriye büyük bir yıkım, olabildiğine çöküntü bir yapı bırakır. İnsanoğlu düşürüldüğü kısır döngü içinde hoyratlaştıkça, önüne serilmiş olan hayat tarzının iki yüzlülüğünden, çıkmazından, doğruluğundan şüpheler içine düşmüş olsa da, memnun olmadığı, hatta alışageldiği bu hayatı terk etmez. Ezilerek, kavrayışları ve yetenekleri boyunduruk altına alınarak, basit bir sermaye aracına dönüştürülmüş insanlar; yitirilmiş hikmeti, kurtarıcı olan tek yolu bulduklarında paniğe kapılırlar. İzahı zor bir şekilde, alıştırılmış oldukları bu hayat tarzını terk ederlerse pişman olacaklarını, eski hayatlarını arar hâle düşecekleri zannından kurtulamazlar. Akıl sâhiplerinin kesinlikle kabul etmeyeceği bu tür korkunç gerçekleri gören, kendisini sorumlu sayan her Müslüman ın, dinin tebliğ yönteminin ve mecburiyetinin ihtiyaç boyutunun farkında olmalıdır. Dünyaya geliş amacını unutmuş insanlığın hakikat ışığını görmesini sağlamanın tek yolu vahyin kuşatıcı yolunda ilerlemektir. Evrensel-Cihanşümul adâletten, yüksek ahlâkî değerlerden yoksun bırakıp, insanî mutluluğu temin edemeyen tüm kavramlar, aslında tüm acı sahneleri bu dünyaya reva gördükleri için gerçekleştirirler. Vahiyden uzak tüm öğretilerin temelinde zulüm, sömürü ve yabancılaşma yatar. Her beşerî atılımda, umarsız ve çılgın bir gelişme gösterip, zenginleşip şımaran insanoğlunun değer ölçüleri değişirse, görüş ufku da kapanırsa dininden, ahlâkından ve manevî bağlarından sıyrılır. Yaşama anlam katan tek şey Allah ın var olduğu gerçeğidir. Bize anlam katan da başka bir şey değildir. Tevhidden uzaklaşınca zayıf düşen insan daha bir bezgin daha bir kaybetmiştir. Öz varlığımızla barışmanın tek yolu İlâhî tebliğin çerçevesi içinde kalmaktır. Aslanlar ve Koyunlar Toplumsal dejenerasyonun mantığı ile ilgili merhum Muhammed İkbal in Benlik ve Toplum adlı eserinde ele aldığı güzel bir hikâyecik vardır. İkbal der ki: Zamanın birinde, bir ormanda bir grup aslan ve bir grup koyun yaşarmış. Aslanlar her gün koyunlardan birini kapar, parçalar ve afiyetle yerlermiş. Gel zaman git zaman koyunlar bu durumdan bıkmış. Bir gün koyunların tümü toplanmış. İçinde bulundukları duruma bir çare aramışlar. Uzun tartışmaların ardından bir heyet belirlemeye ve bu heyeti uzlaşmacı olarak aslanlara göndermeye karar vermişler. İleri gelenlerden oluşan heyet, aslanları ziyarete gitmiş. Heyet sözcüsü aslanlara hitaben: -Siz ki aslan topluluğusunuz, ormanların krallarısınız. Her gün içimizden bir tanesini kapmak için koşturup, yoruluyorsunuz. Biz de düşündük ki siz bizim dostlarımızsınız. Koşup yorulmanıza gönlümüz el vermedi. Bu duruma çare aradık. Karar verdik. Siz yorulmayın diye her gün yiyeceğinizi biz size getireceğiz. Aslanlar biraz düşünmüş. Teklif onlara cazip gelmiş. Kabul etmişler. Önceleri koyunlar her gün içlerinden bir tanesini aslanlara kurban ederler. Daha sonraki günlerde aralarındaki dostluk daha da ilerler. Artık gün boyunca beraber olmaya başlarlar. Koyunlar başlarlar aslanlarla olan sohbetlerinde onlara otların faydalarından söz edip, sadece et yemelerinin sağlıklı olmadığını söylemeye. Zamanla koyunlar aslanları ot yemeğe ikna ederler. Bazen et, bazen ot yemek şeklinde başlayan ot yemek olayı, gün geçtikçe ot ağırlıklı hale gelir. Ot yemekle beraber aslanlar aslî fıtratlarını kaybedip, koyunlarda var olan mülayim hâle bürünürler. Şeklen aslan görüntüsü devam ederken, aslanlar yapı ve ruh hâli bakımından koyunlar gibi olmuşlardır. Aslanlaşamayan koyunlar, aslanları kendileri gibi koyunlaştırmışlardır. İkbal, bu hikâyeciğin sonun da aslanlardan kastının İslâm toplumu, koyunlardan kastının ise Batı toplumu olduğunu söyler. Dünyayı hedef ve gâye edinen, dünyanın saadetini amaç edinip âhiret için çabalamayı bir tarafa atan, kendi içlerinden birilerinin eliyle dinlerinde reform adı altında dini yaşam sahnesinden uzaklaştıran, Sezar ın hakkı Sezar a, Tanrı nın hakkı Tanrı ya diyerek kâinatı yaratanın hükmetme hakkını ilga ederek, beşere hükmetme, yönetme ve yasama yetkilerini veren, içkiyi ve hesapsız eğlenceyi hayatın gâyesi kılan Batı toplumu, İslâm ın mukaddes ve insanlığa hayat veren ilkelerini almak istemeyince, bu defa İslâm toplumunu kendilerine benzetmeye çalışmışlardır ve bunu başarmışlardır da. 14 bülteni

15 Misafir Kalem Kin ve Kıskançlığa Dikkat! Abdullah BÜYÜK Gençliğimizin eserlerinden tanıdığı Ali Şeriati nin: İnsanların kafalarına konuşanlar kaybedecek, kalplerine konuşanlar kazanacaktır diye bir tespiti vardır. Bu söze katılıp katılmamak ayrı bir şey, mesajı ise farklıdır. Son yıllarda kalbimiz ile mesafeli yaşar olduk. İzlediğimiz ve izleyeceğimiz bir Tv programına gösterdiğimiz ilgi ve heyecan kr, kalbimize ilgi göstermiyoruz. Kur an da, akıl ile ilgili kırka yakın âyet varken, kalple ilgili yaklaşık 140 âyet vardır. Kin ve kıskançlık kalbî bir hastalıktır ve bedenî hastalıklardan en korkutucusu olan kanserden daha tehlikelidir. Ne var ki bizler fotoğraf makinesinin çekebileceği günahlara karşı dikkatli olup, insanların yaptığı makinelerin çekemeyeceği, ultrason ve röntgen aletlerinin de göremeyeceği günahlara karşı duyarsızız. Günümüzde hayli mesafe kat etmiş olan kin ve kıskançlığın başını ezecek nitelikte bir hadise yaşanmıştır. Sahabenin başından geçen hadiseyi birlikte okuyalım, üzerinde düşünüp gereğini yapalım: Enes b. Malik anlatıyor: Peygamberimizle birlikte oturuyorken : Şimdi cennet ehlinden biri çıkagelecek buyurdu. Kısa bir zaman sonra Ensâr dan, abdest suyu sakalından damlayan ve nalınlarını (ayakkabılarını) sol eline almış bir m çıkageldi. Ertesi gün de Pey- gamberimiz aynı şeyi söylediler. Ardından aynı m, aynı şekilde çıkageldi. Üçüncü gün olunca (Peygamberimiz) aynı sözü tekrarladı ve aynı m yine aynı şekilde çıkageldi. Peygamberimiz kalkınca, Abdullah b. Amr (ra) mı takip etti ve ona dedi ki: Babamla münakaşa ettim ve üç gün evine gitmeyeceğime yemin ettim. Bu süre zarfında beni misafir etmeniz mümkün mü? O da olur dedi. Hadiseyi anlatan Enes diyor ki: Abdullah onunla birlikte üç gece geçirdiğini, gece bir ibadete kalktığını görmediğini, ancak yatağında dönerken uykuda Allah ı andığını, sabah namazı için kalkarken de tekbir getirdiğini gördüğünü söyledi. Devamında Abdullah b. Amr şöyle dedi: Ondan hayırdan gayrı bir söz işitmedim. Bu üç gece geçince amelini küçümser gibi oldum. Ona: Ey Allah ın kulu. Babamla aramda bir kırgınlık ve küskünlük yok esasında. Ancak Rasûlullah, üç kez: Şimdi cennet ehlinden biri çıkagelecek buyurdu ve her üçünde de sen çıkageldin. Bu yüzden senin yanında olmak istedim ki, bakayım amelin nedir, ben de sana uyayım. Ancak senin çok amel işlediğini görmedim. Rasûlullah ın söylediği bu dereceye seni yükselten nedir acaba? O da dedi ki: Benim durumum senin gördüğünden ibarettir. Geri dönüp giderken beni çağırdı ve: Benim durumum senin gördüğünden ibaret. Ancak benim içimde bir Müslüman a karşı kin yoktur. Ve Allah ın bir Müslüman a ihsan ettiği hayra karşı da kıskançlık beslemem, dedi. Bunun üzerine Abdullah b. Amr ona şöyle dedi: Seni bu dereceye yükselten, bizim yapamadığımız bir şeydir. Ahmed b. Hanbel, el-müsned İşte değerli kardeşlerim. Din kardeşimize kin beslememek ve Rabb imizin ona verdiği her türlü hayrı kıskanmamak. İnsanı bu güzel derecelere yükseltir. Önce kendimizi, yukarıdaki hadise ile test yaparak gözden geçirmeliyiz. Rabbimizin bizler için uygun gördüğü şu duayı, her zaman yapmalıyız: Ey Rabb imiz. Bizi ve bizden önce imanla geçmiş (din) kardeşlerimizi bağışla, Kalplerimizde, iman edenler için bir kin bırakma... (Haşr, 10) Müslümanların, gündemini başkaları oluşturduğu ve bizlerin de o gündeme göre hareket edip onlara laf yetiştirmeye devam ettiğimiz müddetçe, temel konularımız bir çoğumuz için ya nostalji veya klasik olarak değerlendirilecektir. Unutmayalım ki mizan başında sorgulanırken bize yöneltilecek sorular hep Allah ın kitabından çıkacaktır. Bâtıl olan inancından bir Yahudi utanmaz, bir Hıristiyan aşağılık kompleksi duymazken, biz Müslümanlar hak din olan İslâm ve onun kitabı Kur an dan niçin utanıp komplekse girelim. Eğer (gerçekten) mü min iseniz (düşmanlarınızdan) çok üstünsünüz. (Âli İmran, 139) bülteni 15

16 Faaliyetlerimiz Hazırlayan: Sâhir AKÇA Vakıf Merkezinden Ziyaret: Vakıf Genel Merkezimiz ile Şûbemiz arasında mutad olarak ziyaretleşmeler devam etmektedir. Bu çerçevede geçen dönem biz Genel Merkezimizi ziyaret etmiştik, bu dönemde de Şûbemizi ziyarette bulundular. Daha önceleri tespit edilmiş olan konularla ilgili istişârî görüşmeler yapılarak eksikliklerin giderilmesi ve yapılması gereken yeni şeylerle ilgili görüş alış-verişinde bulunulmuştur Eğitim Dönemi Programları: Yeni Eğitim Dönemimiz e Ekim ay ı itibariyle başladık. Halka açık olarak erkeklere Cuma sohbetleri, hanımlara Cumartesi sohbetleri. Yine Cumartesi günleri küçük kız ve erkek yavrularımıza ve genç kızlarımıza, Perşembe günleri genç erkek kardeşlerimize dersler. Ayrıca ihtiyaç duyulan konularda özel dersler sunulmaktadır. Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri hanımlara, Salı ve Perşembe günleri ise erkeklere Arapça dersleri verilmektedir. Genç kardeşlerimiz ve büyüklere Pazar sabahları yürüyüş, spor, vs. faaliyetler ile kahvaltılı buluşmalar düzenlenmektedir. İlgilenen ve benim de ihtiyacım var diyen bütün Sakaryalı hemşehrilerimiz davetlidir. Sagir Genel İstişare Toplantısı: İlimizde hizmet veren Sivil Toplum Kuruluşları ile oluşturduğumuz Sakarya Adalet Girişimi SAGİR in yıllık istişâre toplantısını gerçekleştirdik. Geçen dönem yapılanlar, programlanıp da gerçekleştirilemeyenler ve bu yeni dönemde neler yapabiliriz konusunda görüşmeler yapılmıştır. Her sene düzenlediğimiz konferanslarımıza devam etmek, şehrimiz halkına yapabileceğimiz yeni hizmetler ve her türlü haksızlık ve zorbalıklara karşı sesimizi ve söyleyecek sözlerimizi Cumartesi günleri basın açıklaması ile bütün kamuoyuna duyurmaya devam etmek gibi görüşlerin kararlaştırdığı bir toplantıyı gerçekleştirdik. Başörtüsü Platformları Ankara Buluşması: Başörtüsü Platformları Oluşumlarından olan Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu nun daveti üzerine Ankara da bir toplantı gerçekleştirdik. Hem orki kardeşlerimizin basın açıklarına katılarak onlara moral verdik, hem de Mazlum-Der in ev sâhipliğinde bir toplantı gerçekleştirdik. Platformların geldiği durum, yapabildiklerimiz, yapabileceklerimiz ve yeni konseptlerde neler yapabiliriz gibi konularda görüş alış-verişlerinde bulunduk. Görülen odur ki bu memlekette ve düny zulüm ve haksızlıklar duracak gibi değil. Bu sebeple kararlı bir şekilde platformların çoğaltılması, mevcutların kuvvetlendirilmesi ve yılgınlıklara kapılmn mazlumun yanında, zulme ve zâlimlere karşı haklı duruşumuza devam etme görüş birliğine varılmıştır. Ayrıca hizmetlerinden dolayı Mazlum-Der li ve Ankara Platformuna dahil diğer kardeşlerimize çok teşekkür ederiz. 16 bülteni

17 Faaliyetlerimiz Hazırlayan: Sâhir AKÇA Bayramlaşma: Sakaryalı Sivil Toplum Kuruluşlarının oluşturduğu SADAKAT Sakarya Dayanışma ve Kardeşlik Topluluğu öncülüğünde şehrimizin Bayramlaşma Alanı adını verdiğimiz mekânına ailelerimizle gelerek Kurban Bayramımızı tebrikleştik. Rabb imizden en sevdiğimiz dünyalıklarımızı kendi rızası için Kurban edebilmemizi nasîp etmesini, bütün Müslümanlar ve insanlık için bu Kurban Bayramını ve Hac mevsimini hayırlara vesile eylemesi niyaz ettik. İnşâallah bir sonraki Bayramda buluşmak ve gerçek Bayramlar yapabilmek umuduyla. Konferans: Hamdolsun, her sene düzenlemeye çalıştığımız konferanslarımızdan ilkini gerçekleştirdik. Selçuk Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tefsir Bölümü Öğretim Üyesi ve ülkemizin değerli ilim mı Prof. Dr. Ali AKPINAR Beyefendi, davetimizi kabul ederek şehrimize geldiler Kur an Yılı münasebetiyle, AKM de Kur an la Yaşamak konulu bir konferans takdim ettiler. Oldukça yoğun bir katılımla hemşehrilerimiz programımıza teveccüh gösterdiler. Bu vesile ile davetimize icabet eden sevgili hocamıza, ona eşlik ederek buraya gelen Konyalı değerli misafirlerimize, konferansı dinlemeye gelen Kur an la yaşamak sevdalısı halkımıza ve program çerçevesinde hizmet eden bütün kardeşlerimize teşekkür ederiz. Kurban Kesim Programı: Bizleri tanıyıp güvenerek, bizlerle Kurban kesmek isteyen ve vekâletlerini veren kardeşlerimiz için düzenlemiş olduğumuz Kurban Hissesi ve Kesim Programımızı gerçekleştirerek emanetlerini kendilerine teslim ettik. Ayrıca Vakıf Merkezimizin Pâkistan ve Afrika da düzenlemiş olduğu Kurban Bağışı için şehrimizden oralara Kurbanını bağışlamak isteyen kardeşlerimize yardım amacıyla aracı olduk. Rabb imiz cümlemizin niyetlerini ve hizmetlerini kendisi için yapılmış ve kabul edilmiş halis niyetli ibâdetlerden eylesin. Yeni Kitap Basımı: Sevgili okurlarımız, sizlere Bültenimiz yayını çerçevesinde her sene bir kitap takdim etmek arzusundayız. Elhamdülillah, Rabb imiz bu sene de nasîp etti. Muhterem Hamza TEKİN Hocaefendi siz kitap severlere yeni bir telif eser hazırladı ve bizde baskını yaparak istifadenize sunuyoruz. Saadet Yurdu CENNET ve CENNET- LİKLER adlı bu eser ile, İnşâallah Rabb imizin hoşnutluğunu kazanarak cennete gidebilmenin yol ve şartlarını öğrenip, ayrılmış olduğumuz o Ata Yurdu na tekrar kavuşacağız. Bir önceki sene de yine Hamza TEKİN Hocamızın hazırlamış olduğu CEHENNEM ve CEHENNEMLİKLER adlı eserle cehennemden korunmanın ve kurtulmanın yollarını öğrenmiştik. İnşâallah şimdi bu iki eseri güzelce okur, anlarız, yaşarız ve bizlerin güzel kılavuzları olurlar, böylece Allah (cc) a güzel kul oluruz ve özlemini çektiğimiz Ata Yurdumuz olan cennetine tekrar döneriz. bülteni 17

18 Gençlik Biz Bu Düny Gurbetçi Değil miyiz? Betül CANLI Tek sâhibimiz; yüreğimin sesini dilden yazıya dökebildiğim için Sana binlerce kez hamd-ü senâlar olsun... İstedik, istedik, istedik... Hayâl ettik, çabaladık, heyecanlandık, hüzünlendik... Ağladık... Sevindik... Korktuk... Ama en çokta hayırlısını istemeyi unutmadık... Rabb imize olan teslimiyetimizi hiçbir zaman unutmadık... Bir yola çıktık ismine gurbet dedikleri. Yolumuz uzun, yapmak ve ulaşmak istediklerimiz çok, zaman kısa... Gurbetin ne olduğunu bilmeden istedik. Tek dayanağımız olan Rabb imize güvendik... Her zaman yanımızda olduğuna inanarak çıktık bu yola. Çünkü Rabb imiz bizlere Bakara Sûresinin 186. Âyetinin bir kısmında;... kulum bana dua ettiği vakit duasının karşılığını veririm. Buyurdu. Kimi zaman insan bir toplumun içerisinde de olsa hüzünlenir. Yüreğine yalnızlık düşer. Kalp ancak Allah ın o muhteşem âyetleriyle mutmain olur, dilden o âyetler dökülür:... ve şâyet kullarım sana benden sorarlarsa muhakkak ben çok yakınımdır. O anda hüzün uzaklaşır, dudaklarda ufak bir tebessüm ve kirpiklerin arasından kalbe yavaş yavaş akan hüzün yaşları dökülmeye başlar. İşte kalp Allah için gurbete çıkmıştır o anda. Tıpkı Allah için birçok yüreği tek yürek yapan Sahâbeler gibi... Hatırlayalım ki Ashâb-ı Kehf bu dava yoluna çıkmn evlerini, ailelerini hatta yurtlarını terk edip Allah için gurbete çıkmışlardı. İlim öğrenme aşkına nelerle mücâdele edeceklerini bilmeden bu yola çıktılar. Onları bütün kılan tek şey, hatta bir köpeğin bile onların arkalarından gitmesine sebep olan şey Allah sevgisi ve inancıydı. Bizler bu dünyaya gelerek en büyük gurbetçiler değil miyiz aslında? Bu fânî olacak hayata en güzel hakikati öğrenmek için gelmedik mi? Allah için gurbete çıktığımız bu hayatta rotamızı ve hedefimizi aslî vatanımıza, âhiret yurduna çevirmeliyiz. Bu gurbet yolculuğunda yürüttüğümüz gemiyi etraftaki kötülüklerden korumak için donanımlı ve önlem alarak çıkmalıyız. (Kalbimizi nefsin kötü amellerinden korumak için İslâm a ve ilme olan aşk ve şevkimizi artırmalıyız.) Niçin bu dünyaya geldiğimizi unutmayalım. Efendimiz (sav) Sahâbesine yıldızlar gibidir demiştir. Çünkü onlar hiçbir zaman bu fâni hayata gurbetçi olarak geldiklerini unutmamış ve fâni dünya için yaşamamışlar, tam tersine âhiret yurdu için düny nasıl birikim yapabilirimin mücâdelesini vermişlerdir. Gurbeti tek bütün kılan, gurbeti unutturan şey Allah sevgisi ve aldığım ilimdir. Gurbette alınan ilmin tadı, bal yedikten sonra damağındaki tat gibidir. Çektiğin zorluklar, acılar o ilmin yanında hiç gibi kalır. Unutursun. Sabrı, metaneti ve Allah için kötülüklere karşı nasıl ayakta durman gerektiğini öğrenirsin. Ben kâinata çırak oldum, Üstadım Gurbet... Vesselâm. 18 bülteni

19 Gençlik Eğitimin Fonksiyonu Münevver GÜLÇE İnsanlığın var olduğu günden beri eğitim insanları meşgul etmektedir. Bu meşguliyetle beraber insanlar kendileri için bir yapılandırma yoluna gitmişlerdir. Bu yapılandırma süreci içerisinde ilk önce ilim halkaları, sonra medreseler, daha sonra da okullar oluşturulmuştur. Eğitim sürecine gelindiğinde daha iyi olmaya yönelik plânlar geliştirilmiş, bir program veya sistem oluşturulmaya çalışılmıştır. Eğitimin böyle bir yönü olduğu gibi sistemli olmayan bir yönü de vardır. Buna informel eğitim denilmektedir. İnformel eğitim belli bir uzman tarafından verilmeyen, kişinin ailesinden ve çevresinden öğrendiklerini kapsar. Formel eğitim dediğimiz şey ise belli bir program dahilinde uzman kişiler tarafından verilen eğitimdir. Bu iki eğitim birbirine kıyaslandığında hangisinin etkisi daha büyük diye sorulursa verilecek cevap informel eğitimdir. Hâlbuki anne babalar çocukları daha iyi eğitim alsın diye bu yönde maddî ve manevî çaba sarf ederler. Oysa ki eğitim dediğimiz şeyi okullardan ibaret görmeyip, aile içi eğitimi de dikkate almak gerekir. Tabii bu ikisini dengeleyen ailelerin hakkını da yememek gerekir. Bazı şeyler vardır ki bir türlü akıl erdiremezsiniz. Meselâ bizim çok eğitimli gördüğümüz insanlar öyle hatalar yaparlar ki bir türlü nasıl olduğuna inanamayız. Bu problem eğitim dediğimiz şeyin ne anlama geldiğini tam olarak bilmediğimizden kaynaklanır. Kazandırılmak istenenler istendik yönde davranışa dönüşüyorsa eğitim gerçekleşiyor demektir. Örgün eğitimden geçmiş bir insanı, o eğitimden geçmemiş başka bir insanla davranış açısından karşılaştırdığımızda herhangi bir fark yoksa eğitim gerçekleşmemiş demektir. Meselâ; benim gibi düşünmüyorsun! diye verilen ilk kavgalar üniversite kampüslerinde başlamıştır. Gazetede geçen şu haber, bu örneği daha da güçlendirmektedir : İletişim Fakültesi öğrencileri birbirine girdi. Çok sayıda yaralı var! Bu olayın geçtiği fakülte İletişim Fakültesidir. Hâlbuki bu ilişkilerin en sağlam olması gereken yer iletişim fakültesidir. Bu haber, fakültede verilen eğitimin öğrencilerde çok fazla bir etkisi olmadığını gözler önüne sermektedir. Çünkü bilgiler davranışa dönüşememiştir. Din Eğitimi alanına geldiğimizde, hepimiz zorunlu ders olan Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi almaktayız. Okullarda çok fazla etkili olamayan bu derslerle gençler üzerinde dinî anlamda istenilen davranışlar yeterince gerçekleştirilememektedir. Tabii bu nokt ders saatlerini de göz ardı etmemek gerekir. Haft 2 saat görülen derste ancak dini yüzeysel anlamda öğrenebilirsiniz. Bu sebeple din eğitimi sadece okullarla sınırlandırılmamalıdır. Aileye bu alanda büyük sorumluluklar düşmektedir. Küçüklüğünden itibaren dinî anlamda çok iyi yetişmiş bir çocuk her alanda kendini fark ettirmektedir. Çünkü çocuk her türlü etkiye açık, hayrı da şerri de kabul edebilecek bir kabiliyette yaratılmıştır. Anne ve baba onu ne şekilde etkiliyorsa çocuk, o şekilde etkilenip o etkilerle şekillenmektedir. Bu süreç, oldukça uzun ve yorucu bir süreçtir. Süreç içinde aileye düşen ise, dinî bilgilerin çocuklara bilinçli olarak verilmesi ve verilen bu bilgilerin eyleme dönüştürülmesi için çaba sarf edilmesidir. Yâni sizin anlayacağınız her anlamda EĞİTİM ŞART! Kaynak: * Yaşamın Kalitelendirilmesi, Prof. Dr. Ramazan Abacı * Din Eğitimi Bilimi ve Türkiye de Din Eğitimi, Prof. Dr. Suat Cebeci Bi-N-R Avuç Dua Tûbâ ZARZAVATÇIOĞLU Dua; Rabb imizin bir rahmet kapısıysa eğer, düşünmek lâzım hayatımızın ne krında bu kapıyı çalıyoruz? O kapı ki (!), sonsuz isteklere sonsuz rahmet eliyle veren Rabb imizin bize öğrettiği en güzel adres. O kapı ki(!), ne kr çok çalarsan o kr değerleneceğimiz yer. O kapı ki(!), çalma izni verilmişse geri çevrilmeme müjdesi zaten verilmiş olan en güzel sığınak. Dua eden biri anlar; istiyorum çünkü benden büyük bir veren var. Öyle bir büyüklük ki O, duamız hürmetine bizi af ile, hayırlar ile müjdeliyor. Hem de duaya hiçbir sınır konulmuyor. Peygamberimiz diyor; ayakkabınızın bağına kr isteyin. Küçük büyük ne olursa olsun isteyin, yeter ki Rabb inizin büyüklüğünü tespih edip kapısına varın. Dua kulun huzur reçetelerinin en başında gelir aslında. Umutsuzluğu umuda, istekleri gerçeğe kavuşturur. Dua eden kişi Allah ile olan muhabbetini arttırır. Muhabbettin artmasıyla dünya dertlerine olan direnci kuvvetlenir ve hayatın gayesini unutmn ömrünü geçirir. Boyun eğilecek, istekleri geri çevirmeyecek en büyük kapıdır dua. Rabb imizin rahmetini ummak! Rabb imiz Esmâ-ül Hüsnâ sında bizlere kendini EL-MECİD ; (istekleri geri çevirmeyen), EL-MUCİB ; (duaları kabul eden) olarak tanıtıyor. Bu güzel sıfatlarını üzerimize tecelli ettirmek için de; İste kulum; vereceğim diye bizlere müjdeler veriyor. Bu kr emin bir davete icabet etmemek hiç akıl kârı mı? Her gün her vakit çalınacak en değerli kapıyı es geçmek? Sevdiklerimizin, din kardeşlerimizin de adını anarak edilecek bereketli dualar ile gönülleri de hoş tutup kullar arasındaki muhabbeti de arttıran bir manevî hediyeleşmedir. Ne kendimizi ne de sevdiklerimizi bu hediyeden mahrum etmemek için duaya sarılmak, dua ile dost olmayı istiyorum Rabb imden! İstememizi istemeseydi, İSTEMEYİ VERMEZDİ!!! İstiyoruz yâ Rabbî! Senin ile kulluk muhabbetini, Peygamberimiz ile ümmetlik bilincini, hayırlı ilim ile süslenip hayırlı hizmetlerde bulunmayı istiyoruz.!! Bir avuç dua ile her an kapında bulunmayı bizlere nasip et!. Bizleri Duasız, Dualarımızı Sensiz bırakma yâ Rabbî! ÂMİN, ÂMİN, ÂMİN! Selâm ve dua ile bülteni 19

20 Başka Peygamber Kalmadı Mı?...(!) Yusuf Ertuğrul ERDEM Onlar ki Allah ın elçilerini inkâr ederler. Allah a iman edip Rasûl ü inkâr etmek suretiyle Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isterler. Kimine inanırız kimini inkâr ederiz derler. İkisinin arasında bir yol tutmak isterler. İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır (Nisâ, 4/150). Bir arkşım bana İstemediklerine sabretmeyenler, istediklerine kavuşamazlar (Hz.İsa) yazılı telefon mesajı gönderdiğinde ertesi günü kendisini işyerinde ziyâret ederek teşekkür ettim ve böyle mesajlarının devamını rica ettim. Onun; Herkes senin gibi teşekkür etse iyi, fakat birisi bu mesaj sonrası Başka Peygamber kalmadı mı, yoksa Hıristiyan mı oldun? (!) İsa Peygamberin sözünü bana niye yolluyorsun. Bir daha böyle mesaj atma dedi ifadesi, peygamberlere iman konusunda tecil edilemez bir aciliyetle yazma gereği gördüğüm okuduğunuz bu makalenin çıkış noktasını oluşturdu. Zemm-İ Fail Değil Zemm-İ Fiil Bu şahıs tabii ki İsa Peygamberi inkâr etmiyor fakat; bilmeden, farkında olmn ulül azm peygamberlerden olan Hz.İsa (a.s.) ya saygısızlık ediyor. Peygamberlere iman konusunu tam olarak anlayamadığı, tüm peygamberlere sevgi ve tazimde bulunulması gerektiğini bilmediği, ifrat ve tefrit konusunda noksanlıkları olduğu anlaşılıyor. Bu kişiyi İsa (a.s.) dan bir sözü nak- leden Müslüman kardeşine karşı sanki misyonermiş gibi tepki vermeye, mesaj sonrası sanki kendini İslâm dininden uzaklaştırılıyormuş gibi hissetmeye, Hz.İsa (a.s.) dan bir söze inanırsam kendi peygamberim Hz.Muhammed (s.a.v.) i üzermişim korkusuyla davranmaya iten sebepler neler olabilir diye düşündüm. Niyetim faili kötülemek değil, fiilin kötülüğünü ortaya koyup düzeltmeye yöneliktir. Bazı Avrupa ülkelerinde Rasûlüllah Efendimize hakâret maksadıyla karikatür vs. yapılınca, tepki amacıyla Hz. İsa ya dil uzatılmaya başlandığını okuyoruz. Müslüman olmayanların Peygamber Efendimize dil uzatmaları, ardından da tepki olarak Müslümanların Hz. İsa ya dil uzatmalarına kışkırtılması din düşmanlarının bir oyunudur. Müslümanlar bu tuzağa düşmemelidir. Bir Müslüman, herhangi bir Peygambere dil uzatamaz. Bütün Peygamberler Müslüman idi, hepsine inanmak, hepsini sevmek imanımızın şartlarındandır. Hz.Âdem (a.s.) den, son Peygamber Hz.Muhammed (s.a.v.) e kr bü- tün Peygamberler, hep aynı imanı bildirmiş, ümmetlerinden aynı şeylere iman etmelerini istemişlerdir. Yahudiler, Hz.Musa (a.s.) ya inanıp, Hz.İsa (a.s.) ya ve Hz.Muhammed (s.a.v.) e inanmazlar. Hıristiyanlar, Hz.İsa ya sapkın bir inançla inanıp, Hz.Muhammed (s.a.v.) e inanmazlar. Müslümanlar ise, bütün Peygamberlere inanır, Peygamberlerden herhangi birini inkâr veya herhangi birine hakâret etmenin getireceği sonuçtan kat iyetle çekinirler. Peygamber Kavramı ve Peygamberlere İman Rasul kelimesi, gönderilmiş anlamındadır. Allah indinden yeni bir din ve şeriat getiren kimsedir. Nebi ise, kendisi yeni bir şeriat getirmeyip, daha önce gönderilmiş bir Rasûl ün şeriatını tamamlayan kimsedir. Peygamber, Farsça da haber taşıyan ve elçi anlamlarına gelir. Dinî te rim olarak, Allah ın kulları arasından seçtiği ve vahiyle şereflendirerek emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği elçiye Peygam ber denir. Kur an da da belirtildiği gibi yüce Allah, asırlar boyunca peygamberler göndermiş, insanları onlar aracılığıyla gerçeği benimseyip yaşamaya çağır mıştır. Her konuda olduğu gibi peygamberlik konusunda da orta yolu gözeten İslâm, onları ilâh mertebesine çıkartmamış, Allah ın elçisi ve kulu saymıştır. Biz peygamberlerin vahiyle şereflendirilmiş ve diğer insanlarda bulunmayan niteliklere sâhip, seçkin kişiler olduklarını kabul ederiz. İlk peygamber Hz. Âdem (a.s.) den son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) e kr pek çok peygamber gelip geçmiştir. Gönderilen peygamberlerin sayısı konu sunda Kur an da herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. 20 bülteni

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT ADI SOYADI UNVANI VAAZIN KONUSU VAAZIN YAPILDIĞI YER 3.10.2014 CUMA ÖĞLEDEN ÖNCE HASAN İZMİRLİ İlçe Müftüsü

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi K Güzel atlar ülkesi APADOKYA Aslına bakarsanız anlatacağım hikayenin neresinden başlamalıyım inanın bilemiyorum. İçinde tarih olan, mitolojik çağların mistik kokularını çağrıştıran ilginç ve bir o kadar

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac UMRE PROGRAMI 1993 yılının sonbaharında Türkiye de Umre ve Hac yapmak isteyenlere daha kaliteli hizmet sunmak maksadıyla dört ortak tarafından, İstanbul'da kurulmuş ve faaliyetine başlamıştır. O yıllarda,

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ AMAÇ Bu yarışmanın amacı: Anadolu Gençlik Derneği, Liseler Komisyonu bünyesinde Siyer-i Nebi yarışması düzenleyerek, Lise Öğrencilerinin aidiyet

Detaylı

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Necip Fazıl ın Yaşamındaki Düşünce Labirentleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yusuf Yeşilkaya www.yusufyesilkaya.com yusufyesilkaya@gmail.com 26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul Çemberlitaş ta dünyaya gelen Necip Fazıl, hem kültürlü hem de varlıklı bir ailenin çocuğudur. Dört-beş yaşında

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği BİRİ MATEMATİK Mİ DEDİ? BİZ KİMİZ? Yüce Rabbimiz dünya hayatını insanoğluna imtihan yeri kılmış, sırat-ı müstakim olarak göndermiş olduğu dinin yaşanabilmesi ve birbirlerine ulaştırılabilmesi için Müslümanları

Detaylı

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr

Aile Bülteni. ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı. aile.gov.tr Aylık Süreli Elektronik Yayın ANKA Çocuk Destek Programı nın Tanıtımı Yapıldı Bakan İslam, 2015 yılı sonuna kadar, yurt ve yuvalarda şu anda kalmakta olan bin civarında çocuğumuzun da çocuk evlerine geçişini

Detaylı

Giresun/Bulancak Sarayburnu Camii

Giresun/Bulancak Sarayburnu Camii GİRESUN 2014 İslami İlimler Fakültesi; 08 Eylül 2012 tarih ve 28405 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu nun 25 Temmuz 2012 tarih ve 2012/3527 Sayılı Kararı ile Giresun Üniversitesi

Detaylı

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi OSMANLILAR 1 2 3 Osmanlılarda Eğitimin Genel Özellikleri Medreseler çok yaygın ve güçlü örgün eğitim kurumları haline gelmiş, toplumun derinden etkilemişlerdir. Azınlıkların çocuklarını üst düzey yönetici

Detaylı

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ RAMA ZAN GÜNÜ TARİH / GÜN İFTAR PROGRAMI VE YERİ SOHBET PROGRAMI KONULARI SOHBET PROGRAM KONUKLARI İFTAR SAATİ PROGRAM 1 18 Perşembe AKKUŞ Cumhuriyet Meydanı Ramazan ve Oruç Mustafa KOLUKISAOĞLU Ordu Müftüsü

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

23.03.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

23.03.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 23.03.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Dünyada En Hızlı Yaşlanan İkinci Ülke: Türkiye 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında,izmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Yahya Kemal Beyatlı 100. Yıl İlkokulu Gazetesi. Okulumuzdan Haberler

Yahya Kemal Beyatlı 100. Yıl İlkokulu Gazetesi. Okulumuzdan Haberler Yahya Kemal Beyatlı 100. Yıl İlkokulu Gazetesi B ü l ten Ta r ihi:04. 04.2 0 16 Cilt 1, Sayı 1 M ü dü rü n Adı : Hasa n CE Rİ T M ü dü r Ya rdı mc ı sı nı n A dı : Şe no l T ÜM TA Ş Okulumuzdan Haberler

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı