Ermeni Katliamı ve Sorunu Üzerine Yazılar Demir Küçükaydın köxüz 1

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ermeni Katliamı ve Sorunu Üzerine Yazılar Demir Küçükaydın köxüz 1"

Transkript

1 Ermeni Katliamı ve Sorunu Üzerine Yazılar Demir Küçükaydın köxüz 1

2 Ermeni Katliamı ve Sorunu Üzerine Yazılar Yazan: Demir Küçükaydın Bu kitapta yer alan yazılar daha önce çeşitli gazete ve internet sitelerinde yayınlanmıştır Derleme tarihi: Köxüz Dijital Yayınlar İndir Bas Dağıt Bu kitap Köxüz sitesinin dijital yayınıdır. İndirmek, Dijital olarak basmak ve dağıtmak ticari olmamak koşuluyla serbesttir. Alıntılarda kaynak gösterilmesi dilenir 2

3 Ermeni Katliamı ve Sorunu Üzerine Yazılar İçindekiler 1980 lerin Başında Yazılmış Bir Yazı ve Tartışmalar... 5 Ermeni Sorunu... 6 Egemen Ulus Sosyalistlerinin Görevleri Ermeni Sorunu Üzerine Sunsay a Cevap Ermeni Katliamı Karşısında Tavır Bir Başka Polemik Aynı Kişiye İkinci Bir Eleştiri Sosyalistler, Mihri Belli, Ermeni Katliamı Üzerine Gazete Makaleleri Türk Nedir? Tarihin Laneti Hatalar Sizden Hızlı Koşarlar Ararat Türklüğü ve Ulusu Yeniden Tanımlamanın Farkı Orhan Pamuk, İHD ve Sosyalistler Geliyorum Diyen Felaket Azınlık Konusunda Yazılar a Önsöz Kemalizm ve İslam Köln de Yapılan Açık Oturumdaki Konuşma

4 Ermeni Tehciri ve Günümüzde Politika Talat Paşa Jakoben miydi? Murat Belge, Biz, Toplum, Ulus ve Marksizm Türklerin Müslümanlaşması mı? Müslümanların Türkleşmesi mi? Türkler, Güvercinler ve İnsanlar Hrant Dink ve Behiç Aşçı ve Kar Topu Etkisi Panel İlanı Ermeni Soykırımı, Milliyetçilik, Nedenleri ve Günümüze Etkileri Paneli İçin Taslak Notlar Özür Dilemenin Sorunları ve Her şeye Rağmen Niçin Kampanyaya Destek? Tarih ve Demokrasi

5 1980 lerin Başında Yazılmış Bir Yazı ve Tartışmalar Ermeni katliamı ve sorunu üzerine ilk yazıyı 1980 lerin başında Niğde cezaevi nde iken yazmıştım. Bu yazı gizlice cezaevinden dışarı çıkarılmış ve daha sonra Almanya da Çıkan Der Weg Yol adlı dergide de yayınlanmıştı. Daha sonra Avrupa da Sürgünlük yaşamına başladığımızda bu dergileri görme olanağımız oldu. Yazının bir kısmı yayınlanabilmiş ve dergi daha sonra yayınını durdurmuştu. İşte aşağıdaki metin bu dergide yayınlanabilmiş ilk bölümü oluşturuyor. Devamı bizim de elimizde yok. Yine de yazı bu eksik haliyle bile yakın zamana kadar üzerine hemen hemen hiçbir yazının bulunmadığı Ermeni Katliamı konusunda artık bu gün tarihsel bir belge özelliği taşıyor. Bu dergide yayınlanan ilk bölümünü, İnternette özellikle Ermeni ve Süryani katliamı konusunda yoğunlaşan Tarih ve Demokrasi sitesinde yayınlamıştık. Bu yayın ve onunla ilgili tartışmalar aşağıda bu derlemenin ilk bölümünü oluşturuyor. 5

6 Ermeni Sorunu Son yıllarda Türk burjuvazisinin birçok diplomatının Ermeni örgütlerince öldürülmeleri, Türk burjuvazisinin iğrenç bir susuşla yıllardır karanlığa boğup unutturmaya çalıştığı Ermeni sorununu yeniden gündeme getirdi. Ermenilerin Türk diplomatlarını öldürmeleri ve diğer eylemleri burjuva basınının hemen her günkü konularından oldu. Bu yazılar dikkatle okunursa, burjuvazinin kendi diplomatlarının ölümüne timsah gözyaşları döktüğü görülür. Çünkü bu malzeme sayesindedir ki, şovenizm körüklenmekte, Türk halkının korkunç bir komplo karşısında bulunduğu propagandasıyla kendi komplosunu gizlemekte, dikkati "dış düşmanlara" çekerek içteki sınıf mücadelesini bastırmaktadır. Liberal burjuva basınındaki solcu köşe yazarları da özünde aynı koroya katılmaktadır. Tek fark şudur: Finans-Kapital propagandacıları Ermeni eylemlerinin ardında Sovyetleri ve "uluslararası Komünizmi" göstermekte ve Ermenilere karşı oluşturdukları düşmanlığı antikomünizm kanalına akıtmaya çalışmakta iken, reformistler çeşitli emperyalist ülkelere ağırlık vermekte, kendilerinin daha tutarlı milliyetçiler olduklarını kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Reformistlerin dediği özetle şudur: Finans-Kapital egemenliği Türkiye'yi zayıflatmıştır, zayıflığı fırsat bilen diğer ülkeler de Ermenileri kışkırtarak Türkiye'yi bölmeye çalışmaktadırlar. Sonuç: Türkiye'yi güçlendirelim! Bu nasıl olacak? Sınıf çelişkilerini yumuşatarak, "haysiyetli dış politika" izleyerek... Hasılı hepsinin amacı birdir. Türkiye'yi, yani Türkiye'deki burjuva düzeni güçlendirmek..., ama "rivayetleri muhteliftir" Bizim amacımız ise Türkiye'deki burjuva düzenini yıkmaktır. Biz probleme uluslar değil, sınıflar açısından bakarız. Çünkü çağımızın hiç bir problemi sınıflar ve sınıf mücadelesi alanı dışında anlaşılamaz. Bizzat burjuvazinin tavrını açıklayan da sınıf mücadelesi öğretisidir. Türkiye'deki Marksist yazında Ermeni sorunu üzerine -ilerde ele alacağımız tek istisna dışında- hemen hemen hiç bir yazı yoktur. Sorun bütünüyle burjuva basının tekelinde gibidir. Peki bu sorun karşısında biz Devrimci Marksistlerin tutumu ne olmalıdır? Bu yazıda bu soruna genel hatları ile açıklık getirmeye çalışacağız. *** Bugün Türkiye toprakları üzerinde bir Ermeni ulusu yoktur. Ermeniler birkaç büyük şehirde azınlıklar halinde yaşamaktadırlar ve en büyük bölümü de İstanbul'da toplanmıştır. Halbuki çok değil, daha yıl öncesine kadar Anadolu'da milyonlarca Ermeni yaşıyordu. Osmanlılar bugün "Doğu İlleri" denen yere açıkça "Ermenistan-Kürdistan" diyorlardı. Bugün, bu koskoca ulus hiç bir iz bırakmadan yitmiş gibidir. Ne var ki, bu bir yanılsamadır. VAROLAN bugünkü toplumsal yapı YOKOLAN Ermeni ulusu olmadan açıklanamaz. Bugünkü toplumsal yapının varlığını belirleyen yok olan Ermeni 6

7 ulusudur. Diğer bir deyişle, yok olmuş Ermeni ulusu, bugünkü Türkiye'nin toplum ve kültür yapısında capcanlı yaşamaktadır. Birkaç örnek verelim. Köroğlu destanı bilinir. Yiğitlik, zalime baş kaldırma denince akla Köroğlu gelir. Köroğlu destanı biraz dikkatlice incelenirse, içinde "Bolu beyi" filan geçmesine rağmen, destanın Kafkaslar ile Ağrı arasında, yani Osmanlı'nın Ermenistan dediği bölgede geçtiği görülür. Destanda geçen toplum yapısı ve destanda geçen kültür, Türk-Müslüman toplum ve kültür yapısından bambaşkadır. Köroğlu bir Ermeni destanıdır, Köroğlu da bir Ermeni yiğidi, halk kahramanı. Demek yok sanılan Ermeni ulusunun kültürü, Köroğlu olmuş bizi belirlemiştir. Bizim varlığımız Ermeni ulusunun yok oluşuyla diyalektik bir birlik içindedir. Hiç bir ulus iz bırakmadan yok edilemez. Hele kültür ve medeniyet seviyesi yüksek bir ulus hiç. Ermeniler ise kültür ve medeniyet düzeyi bakımından Anadolu'da en ileri ulustular. Bu düzey farkının en basit kanıtlarından biri şu sözden bile çıkarılabilir: "Ermeni ustanın eli değmeyen caminin kubbesi ve minaresi ayakta kalmaz (yıkılır)". Ermeniler Hıristiyan dır, Anadolu'nun geri kalanı Müslüman. Ama Anadolu'da kaç cami bulunabilir bir Ermeni ustanın elinden çıkmamış. Pek az. Ermeniler Anadolu'nun zanaatkarları ve tüccarlarıydılar. Bugün bile Kürdistan'da hemen bütün kasaba ve şehirlerdeki ağa, eşraf, bey konakları, evleri, arazilerinin hep Ermenilerden kalma olduğu görülür. Kürdistan'ın güçlü derebeyliğinin varlığını, Ermenilerin yokluğu belirlemiştir. Kürdistan derebeyleri, Ermeni yok oluşunun sosyal yapıya damgasını vurmuş canlı tanığıdır. Batı'da Rum, Doğuda Ermenilerden kalan gizli hazinelerin ve o hazineleri bulup zengin olanların hikayeleri, umutsuzluk içinde mucize arayan Anadolu emekçisinin ilginç bir tipi olan "hazineci"lerin dilinden düşmez. Tarihin en korkunç katliamlarından birine uğrayarak fizik olarak yok edilmiş, ama yarattığı maddi-manevi kültür öğeleriyle hala içimizde capcanlı varolan bir ulustur Ermeniler. Ermeniler bilinmeden bugünkü Türkiye-Kürdistan gerçekliği tam olarak anlaşılamaz. Anlaşılamayan şey ise değiştirilemez. Burjuvazi bunun çok iyi bilincindedir. Kürtlük gibi Ermenilik de legal basında, halka karşı tam bir karanlığa gömülür, susuşla geçilir, ama gizli MİT arşivlerinde bütün anlamıyla yerini alırlar. Burjuvazi "deliye taşı andırmamak" için susar ama içinden tek düşündüğü söylemediğidir. Ermeni sorununda Türkiye'deki Marksist literatürde tek dikkate değer inceleme -bildiğimiz kadarıyla- Dr. Hikmet Kıvılcımlı'nın "İhtiyat Kuvvet: Milliyet (Şark)" adlı 1930'ların başında yazılmış kitabında bulunmaktadır. Onun için Ermeni sorununu ele alırken bu kitaptaki Ermenilikle ilgili bölümü temel olarak ele alacağız. Bu bölümde doğru olanı koruyup yanlış olanı eleştirerek Ermeni sorununu çözümlemeye çalışacağız. Osmanlı İmparatorluğunun tarihine baktığımız zaman Ermenilerin özellikle zanaatkarlık ve ticaret merkezlerinde bezirganlık alanında gelişkin, etkili olduğu görülür. Bu tarihsel arka plan, Asya kıtasındaki Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan uluslar içinde (Türkler, Kürtler, Araplar) modern burjuva gelişiminin dolayısıyla milliyetçi fikirlerin Ermeniler arasında öncelikle gelişimine yol açmıştır. Liman şehirlerinde gelişen Ermeni burjuvazisi Ermeni milliyetçiliğinin esas temelini oluşturmuştur. Yine aynı şekilde Ermeni zanaatkarlar kapitalist 7

8 münasebetlerin gelişimiyle birlikte Osmanlı devleti proletaryasının ilk öncüleri arasında önemli bir yer edinmişler ve Ermeni burjuvazisinin hemen ardından kendi partilerini kurmuşlardır. Engels, Komünist Manifesto'ya yazdığı önsözlerin birinde, Manifesto'nun Ermenice'ye çevrildiğini haber verir. Keza Osmanlı topraklarına ilk sosyalist fikirler, Balkan uluslarının yanı sıra Ermeniler aracılığıyla girmiştir. Osmanlı Mebusan Meclisinde sosyalist Ermeni milletvekilleri vardır. Ne var ki, cılız ve geç gelmiş, daha doğarken karşısında proletaryayı bulmuş Ermeni burjuvazisi, Ermeni ve diğer emekçilerden ziyade çarlık Rusya'sına dayanmayı yeğliyordu. Çarlık Rusya'sı ve İngiliz Emperyalizmi arasında Asya pazarları için süregelen çatışmada kilit noktanın Ermenistan olması, bu pazarlara egemen olma ile bir Ermeni devleti kurulup kurulmaması sorunu iç içe geçiyordu. Elbet, bir ulusun bağımsızlığını kazanabilmek için egemen devletin ve diğer emperyalistlerin çelişkilerinden yararlanması olağandır ve gereklidir. Nitekim Balkanlardaki ulusların birçoğu bağımsızlıklarını kazanırken bu çelişkilerden büyük ölçüde yararlanmışlardır. Ne var ki, Ermeniler için bu durum Balkanlardakinin tam zıddı bir sonuç yarattı. Balkanlar Avrupa'ya daha yakın olduğu, tefeci-bezirgan soysuzlaşmasına daha az uğradığı için orada modern kapitalist münasebetler pre kapitalist (kapitalizm öncesi) münasebetlere üstün gelebilecek kadar güçlenmişti. Buna karşılık Asya'da Ermeni burjuva gelişimi derebeylik denizinde bir ada gibiydi. Osmanlı devletindeki Müslüman-Hıristiyan çatışması, özünde derebeylik-burjuva çelişkisinin bir ifadesiydi. Hıristiyanlık kapitalizmi-burjuvaziyi, Müslümanlık derebeyliği, burjuva kurtuluşunu engelleyen antik Osmanlı devletini temsil ediyordu. Hıristiyanlık balkanlarda Müslümanlığı yenebilirken, Anadolu'da Müslümanlık Ermeni-Hıristiyanlığı ezdi. Bu derebeyliğin kapitalist gelişmeye üstün gelmesi anlamına geliyordu. Yani Anadolu'da modern gelişimin engellenmesi. Bu nedenle Türk-Kürt Müslümanlığın Ermeni Hıristiyanlığı katletmesi, bir ulus ve din çatışması görünümü almakla birlikte, derebeylik-burjuva çatışmasının bir ifadesiydi. Tarihte derebeyliğin burjuva gelişimi zorla, katliamla engellediği çok görülür. Sen Barthelmy katliamı ve Ermeni katliamı özünde aynı çelişkiden kaynaklanmıştır. Sonuçları da pek farklı olmamış, Fransa, burjuva devrimini İngiltere'den ancak yüz yıl sonra yapabilmiştir. Osmanlı imparatorluğunun Batısı ve Doğusu arasındaki gelişim zıtlıkları Avrupa'da da görülebilir. Protestanlığın Katolikliğe üstün gelebildiği -tıpkı Balkanlarda Hıristiyanlığın Müslümanlığa üstün gelmesi gibi- Kuzey Avrupa'nın daha barbar uluslarında kapitalizm daha erken ve hızlı gelişme olanağı bulabilmiş; buna karşılık, Katolikliğin Protestanlığı cadı kazanlarında, Sen Barthelmy katliamlarında yok ettiği Güney Avrupa ülkelerinde doğru dürüst bir kapitalist gelişmenin yolu tıkanmıştır. Bugün bile güney Avrupa Kuzey Avrupa'dan daha geridir. Güney Avrupa Protestanların şahsında kendi modern gelişimini yakıyordu. Türk ve Kürtler de Ermenileri keserken, Anadolu'nun bir dereceye kadar olsun modern gelişiminin yollarını tıkıyorlardı. Şimdi burada kısaca değindiğimiz noktaları bir de Kıvılcımlı'nın kitabından daha özlü anlatımıyla okuyalım: 8

9 "Osmanlı İmparatorluğu, Çarlık Rusya'sı ile İngiliz emperyalizmi arasında Orta Asya pazarları üstüne başlayan rekabete kilit ve anahtar noktası, bugünkü Şark Vilayetlerinde, bir Ermenistan hükümeti veya muhtariyeti kurup kurmamak meselesi idi. Bu meseleye bir zamanlar "Şark Meselesi" denildi. Osmanlı İmparatorluğu derebey ve saltanat şeklini muhafaza ettiği müddetçe, Şark vilayetlerinde iki zümre vardı: 1- Kürtlük: Daha ziyade derebey, klan ve aşiret sistemleri içinde, dağınık, siyaset dışı bir kalabalık şeklinde idi. 2- Ermenilik: Genellikle burjuvalaşan ve İstanbul, Trabzon gibi önemli ticaret merkezlerindeki kodaman sermaye ırktaşları ile sıkı sıkıya bağlı, İngiliz metalarını İran yaylasından İç Asya'ya taşımakla görevli bir küçük burjuva çoğunluğu üzerine kurulmuş bezirganlık manzumesi demekti. Emperyalist tezatların dış kışkırtmaları yüzünden biraz daha şiddetle alevlenen Kürt-Ermeni zıddiyeti, bu iki zümre insanın arasındaki din, dil ve ilh. Farklardan ziyade, adeta bu iki rejim farkından doğma derebey-burjuva zıddiyeti oldu. İki kutup, Osmanlı Avrupa'sı'nda geniş çapta rol oynayan: Müslüman-Hıristiyan (derebey-burjuva) tezadı, daha ziyade tarihi ve mevzii şartlar yüzünden Şark vilayetlerinde, Balkanlardakinin aksine, ikincilerin mağlubiyetiyle halloldu. "Meşrutiyet burjuvazisi "Şark Meselesi nin tedhişi altında, ilk ve büyük tehlike olarak gördüğü Ermeniliğe çullandı. Zaten Osmanlı saltanatı içinde kalmış milletler içinde, - Balkanlar bir tarafa bırakılırsa- siyasi bilinç ve teşkilata kavuşmuş keskin metalipli (talepler ileri süren- y.n.) yığın Ermenilerdir. Meşrutiyet Burjuvazisi, birçok sahalarda olduğu gibi, Ermeni milliyetçiliğine karşı da derebeylikle el ele verdi. Elele verdiği derebeylik, öteden beri iki ayrı rejim zıddiyeti ile Ermeniliğe karşı tutulan Kürt derebeyliğiydi! İttihat ve Terakki devlet cihazı, illegal bir kararla başa geçti; Kürt derebeyleri milis teşkilatlar halinde silahlandırıldı, Türklükle Kürtlük, Ermenileri dünyada nadir görülmüş sinsi bir vahşet içinde katliama uğrattı. Fakat bu katliamdan Türk meşrutiyet burjuvazisi kadar ve belki ondan çok daha fazlasıyla istifade edenler Kürt derebeyleri oldu. Ve Kürdistan'da derebeylik biraz daha rakipsiz, çapul ettiği Ermeni mallarıyla biraz daha şişman oldu." (S.19-20) 1915'teki "tehcir"de katledilen Ermeniler birkaç milyonu bulmaktadır. Bunlardan canını kurtarabilenler Suriye'ye yerleşmişlerdir. Katledilen Ermenilerin arazilerine, evlerine Kürt ve Türkler, özellikle eşraf ağa takımı konmuştur. El konulan bu malları koruma kaygısı Antep, Maraş, Adana'nın Fransızlardan kurtuluşu için silaha sarılmalarında az rol oynamamıştır. Fransız işgalciler, Ermenilerden birlikler kurup buralara sevk edince mahalli direnişler başlamıştır. Katliamda özellikle Şafi Kürtler önemli rol oynamışlardır. Buna karşılık ilkel-komuna geleneklerinin daha güçlü olduğu Alevi Kürtler birçok Ermeni'yi katliamdan kurtarmış, saklamış, evlat veya eş edinmiştir. "Dersim Tarihi" yazarı en az kırk bin Ermeni'nin Dersim'e sığındığını yazar. Bunların kalıntıları menekşe yada yeşil renkli gözleriyle özellikle Kürdistan'da sık sık görülebilir. "Bugün Ermeni denince ne anlıyoruz" diye soruyor Kıvılcımlı 1930'da ve cevap veriyor: "Verilen resmi rakamlara inanmak lazım gelirse, Ermenistan'da 900 bin, Türkiye'de 75 bin, Suriye'de 150 bin, Yunanistan'da 35 bin kadar Ermeni vardır. Bugün Şark vilayetlerinin "mesameleri" içinde gizlenip kalmış bir hayli Ermeni ırkından insan var. Fakat bunlar, 9

10 dinleri ile birlikte dillerini de günden güne kayıp ediyor ve hakim Kürt psikolojisi ve tesiri altında Kürtleşiyorlar. Şark vilayetlerinde şimdi 'mühtedi' (islamiyete kabul edilen- y.n.) sıfatı ile tanınan eski Ermeniler adeta hayatlarını kurtaranların bir nevi gönüllü köleliğini unutmak ve unutturmak için, Ermeniliklerini henüz unutmamış olmalarına rağmen eski hatıralarına karşı bir ölüm sukutu ile mütehassıs olmak mecburiyetindedirler. Birkaç nesil sonra her şeyi unutmaya mahkum olan bu 'mühtedi'ler, bugün Şark vilayetlerinin en yoksul (...) marabaları halinde, bugün bile zaten aralarında daha ziyade bir din farkı bulunan ve ırk ve kültürce aynı kökten geldikleri, yüzyıllarca aynı tabii ve sosyal çevrenin beraberi oldukları Kürtlerle kaynaşmış ve Ermeni'den ziyade Kürtleşmiş bir haldedir. Onun için bu mühtedileri Şark vilayetinin Kürt camiasından ayırmak oldukça suni ve güç olacaktır..." (s.21) Buraya kadar öngörülenler bugün gerçekleşmiştir. Anadolu'da hemen hiç Ermeni kalmamış gibidir. Ermeniler özellikle birkaç büyük şehirde yoğunlaşmış olmakla birlikte sayıları hakkında hiç bir istatistik yok. Bu şehirlerde bile küçük azınlıklar halinde bulunmaktadırlar. 1930'lara göre muhtemelen nüfusa oranları da azalmış olabilir. Bugün Türkiye'de Kürtlerinki gibi bir Ermeni ulusundan ve ulusal hareketinden söz edilemez. Ne var ki, Ermeni'ler tüm diğer azınlıklar gibi ezildikleri, sürekli tedhiş altında tutuldukları için bu duruma son verecek gerçek bir eşitliği kurmak, devrimin objektif demokratik görevleri arasındadır. Ermeni azınlığı içindeki emekçiler bu nedenle proletaryanın müttefiklerinden birini oluşturur. Ermeni burjuvaları ise, kilise ve Türk burjuvazisi ile ortaklık içinde karını arttırmaktan, düzenini korumaktan başka bir şey düşünmemektedir. Kıvılcımlı'nın 1930'larda ulaştığı sonuç ta aynı yöndedir. Orada "Türkiye'nin bugünkü hudutları içinde sırf bir ermeni fikir hareketi, bir kitle hareketi olmaktan tamamı ile uzaktır. Başka tabir ile, geniş halk tabakaları içinde derin hareketler uyandıracak bir Ermenilik meselesi Türkiye içinde imkansızdır" sonucuna ulaşıyor. Bugün Türkiye'de bir Ermeni Hareketi yoktur. Ama devrimci hareketi yakından tanıyanlar bilirler ki, devrimci hareket içindeki Ermenilerin oranı nüfus içindeki oranları ile kıyaslanmayacak ölçüde yüksektir. Genç ve yoksul Ermeniler, tam bir enternasyonalist kavrayış içinde kendi kurtuluşlarının sosyal kurtuluştan geçtiğini anlamışlardır, ve Marksizm- Leninizm bayrağı altında dövüşmektedirler. Birçok devrimci hareketin önderleri arasında Ermeniler vardır ve birçok devrim şehidi vermişlerdir. Ermeni yoldaşlar şimdiye dek hemen hiç bundist eğilim yani proletaryayı milliyetlerine göre bölme eğilimi göstermemişlerdir. Bu tavırları tüm dünyadaki Ermeni gençlere, proleterlere örnek olmaktadır. (DEVAMI GELECEK SAYIDA) (Yazının yayınlanan kısmı burada bitiyor.) (Yazının İnternette daha sonraki yayınlanışında yazının devamına ilişkin yazılan not.) Yazının devamına ilişkin not: * Ermeni Sorunu başlıklı bu yazı, Almanya'da Yol - Der Weg dergisinin 1982 yılındaki Mayıs- Temmuz tarihli Toplu sayısında yayınlanmış. Bu dergi bundan sonra çıkamadı, dolayısıyla devamı da yayınlanamadı. Yazının devamı benim elimde de yok. Yazıyı cezaevinde 10

11 yazmış ve gizlice dışarı çıkarıp Yol'u çıkaranlara iletmiştim. Yazı, dışarı çıkarılabilmek için, Selpak kağıt mendile yazılmıştı. Yazının devamı ne oldu bilmiyorum. Yazı benim adımla değil, Temel Ateş imzasıyla yayınlanmıştı. (Bu dergide çıkan yazıların çoğu bana aitti ve çeşitli isimler kullanıyordum). Fakat Temel Ateş, tesadüfen bir CHP milletvekilinin de adıymış, bu milletvekilinin sorguya çekildiğini, kendisinin bir isim benzerliğinden başka bir ilgisi olmadığını ben de tesadüfen bir gazetede okumuş ve hatta böylece yazıların yayınlanmış olduğunu anlamıştım. Yazının devamında ne vardı?. Yanılıyor olabilirim ama hatırladığım kadarıyla şöyleydi: Önce Hikmet Kıvılcımlı'nın bir eleştirisine giriyordum. Yazının sonraki bölümünde yine Kıvılcımlı'dan alıntılar yapıyordum. Bu alıntılarda, 1930'larda, Sovyet Ermenistan'ının Diasporadaki Ermenilere mutlu bir gelecek vaat ettiği ve Dünyadaki Ermenilerin artık oraya göç ettikleri, dolayısıyla Sosyalizmin Ermeni sorununu da dolaylı bir şekilde çözdüğünü söylüyordu. Ben de bu noktada Kıvılcımlı'yı eleştiriyor, ne yazık ki bu öngörü gerçekleşmemiştir, 1930'lardaki eğilim tersine dönmüştür, Sovyet Ermenistan'ı Ermeni sorununu çözememiştir diyor, bunun, bu öngörü yanlışlığının Kıvılcımlı'nın Sovyetlerdeki değişiklikleri, Stalinizmi anlamamasından kaynaklandığını belirtiyordum. Tam da meselenin hallolmadığının bir kanıtı olarak diaspora'daki Ermeni gençlerinin ASALA gibi örgütler kurduklarını yazıyordum. Ermeni sorununun çözülmemişliği ile bağlantılı ve Ermeni yoksullarının ve gençlerinin memnuniyetsizliğinin bir ifadesi olmakla birlikte, bu hareketlerin anlayış ve yöntemce yanlış olmalarının yanı sıra, bazı istihbarat teşkilatlarının yönlendirmesine de uğramış olduklarının düşünülmesi gerektiğini belirtiyordum. Bu bağlamda, Suriye ve Lübnan'ın Fransa ile eski bağları, Avrupa'da Türkiye'nin Almanya'nın, Yunanistan'ın da Fransa'nın etkinlik alanı içinde yer aldığını. Keza Yunanistan ve Fransa'nın da eskiden beri Ermenilerle güçlü ve geleneksel ilişkileri olduğunu belirtiyor, bu bağlamda, ASALA'nın Türk Diplomatlarına karşı eylemlerinin Türkiye'nin Kıbrıs'ı işgalinden sonra hız kazandığına dikkati çekiyor ve buradan da ASALA'nın eylemlerinin, Türkiye'yi baskı altına almak isteyen Yunan ve Fransız çıkar ve gizli servislerinin manüplasyonu altında bulunduğunu belirtiyordum. Sonra da, yoksul ve ezilen Ermeni gençlerinin yolu sosyalist ve sınıfsal bir mücadelede aramaları gerektiğini söylüyordum. Emin değilim ama aşağı yukarı böyle bir seyir izliyordu yazı. 8. Ocak. 1998) 11

12 Bu yazıdaki bir yaklaşımımınn öz eleştirisini de daha sonra yazdığım bir yazıda yapmıştım. Bu yazıyla doğrudan bağlantılı olduğu için o yazıyı da aşağıya aktarıyorum. Egemen Ulus Sosyalistlerinin Görevleri Sayın Gökyüzü, Tarih ve Demokrasi platformunda sınıfsal baskı ve ulusal baskı konusunda Bertal Kahraman ile bir polemik çerçevesinde bazı görüşler ifade etmiş bulunuyor. Benzer konularda epeydir yazmak istediğimden bu tartışmayı vesile bularak konumumu ortaya koyayım dedim. Sayın Bertal Kahraman, sayın Gökyüzü'ne karşı söylenmesi gerekenleri söylemiş durumda, onun dediklerine katılıyorum. Ama bunu, ezen ulustan bir insan olarak bir kez daha belirtmem gerektiği kanısındayım. Sayın Gökyüzü'nün tavrı, tam da, ezilen ulusun sorununu kavramayan ezen ulus sosyalisti tavrıdır. Gökyüzü kanımca daha önceki yazılarımda dile gelmiş yargılarımın somut bir örneğini sunuyor. Ve bu tavır elbette genel bir eğilimi ifade etmektedir. Yani bugün somut olarak ÖDP'ye egemen olan anlayış. * Bu anlayış, Ezilen ulusların, cinslerin, ırkların şerefsizlerini, sömürücülerini vs.lerini bu ezilme biçimlerinden dolayı savunmak görevini anlamamaktır, ezen ulus, cins, ırktan bir insan ya da sosyalist olarak. Bu görev: son elli yılın toplumsal mücadeleler tarihinin klasik anlayışlara getirdiği en önemli değişikliklerden biridir. Bu vesileyle, kendimle ilgili bir özeleştiriye bir kez daha dikkati çekmek isterim. Bir sosyalist olarak kişisel evrimimde, ezilen ulus, sınıf, ırkların sorunları karşısında, bu baskının özgül niteliğini kavramayan bir yanım vardı. Ancak Avrupa'ya geldikten, Avrupalı sosyalistlerin geri ülke sosyalistleri karşısında, Avrupa merkezli, hatta rafine ırkçı denebilecek tavırlarını gördükten sonra. (Çünkü, Avrupa'da bir Türk olarak, Türkiye'de bir Kürt gibiydim.) Türkiye'de Kürtler karşısında bir Türk sosyalisti olarak nasıl benzer tavırlar içinde olduğumu fark ettim. O zamandan beri bu konularda çok hassasım ve davranış ve yazılarımla eski yaklaşımla kopuşmuş durumdayım. Ancak, bu eski anlayışım, "Ermeni Sorunu Üzerine Eski Bir Yazı" başlığıyla yayınladığım yazıda bir şekilde ifadesini buluyordu. Çünkü o yazıyı daha önce yazmıştım. Bu yazıyı, bulabildiğim kısımlarıyla yeniden yayınladığımda, (aslında yıllar sonra ben de ilk defa okumuş oluyordum) beni rahatsız eden cümleler bulunduğunu gördüm. Ama bir belge olduğu için olduğu gibi yayınladım. 12

13 Ve Bekledim, kimse bu noktayı fark edip eleştirecek mi diye? Maalesef kimsenin dikkatini çekmedi ve eğer dikkat eden olduysa da kimse bunu belirtmedi. Beni rahatsız eden cümleler şunlardı: "Ermeni azınlığı içindeki emekçiler bu nedenle proletaryanın müttefiklerinden birini oluşturur. Ermeni burjuvaları ise, kilise ve Türk burjuvazisi ile ortaklık içinde karını arttırmaktan, düzenini korumaktan başka bir şey düşünmemektedir." (...) "Genç ve yoksul Ermeniler, tam bir enternasyonalist kavrayış içinde kendi kurtuluşlarının sosyal kurtuluştan geçtiğini anlamışlardır, ve Marksizm-Leninizm bayrağı altında dövüşmektedirler. Birçok devrimci hareketin önderleri arasında Ermeniler vardır ve birçok devrim şehidi vermişlerdir. Ermeni yoldaşlar şimdiye dek hemen hiç Bundist eğilim yani proletaryayı milliyetlerine göre bölme eğilimi göstermemişlerdir. Bu tavırları tüm dünyadaki Ermeni gençlere, proleterlere örnek olmaktadır." Açık ki, buraya aktardığım satırlarımda, Ermenilerin uğradığı özgül ulusal baskı karşısında bir körlüğüm bulunmakta. Yani, Ermeni burjuvaların, Ermeni olmalarından dolayı uğradıkları baskıyı görmeme, anlamama söz konusu. Benim böyle bir bağlamda onların sömürücü yanına değil, Ermeni olarak ezilmelerine ve sosyalist ve işçilerin onların bu özgül ezilme biçimlerine karşı çıkmalarına vurgu yapmam gerekirdi. Ermeni Devrimci arkadaşlarla ilgili de aynı şey söz konusu. Onlara Egemen ulustan bir insan olarak enternasyonalistlik payesi verir durumdayım. Benim vurgu yapmam gereken şey ise, onların, sosyalist hareket içinde, uğradıkları özgül baskıyı açığa çıkartan, egemen ulus sosyalistlerini bu yönde eğiten bir özerk yapılanmaları da olması gerektiği idi. * Bütün sosyal mücadeleler tarihi şunu gösteriyor: bir baskı biçimine uğramak ve ona karşı direnmek otomatikman diğer baskılara da hassasiyeti ve karşı olmayı getirmiyor. Genel kural, baskıya uğrayan ancak ayaklandıktan sonra, baskıyı yapan ve o baskı biçimine kör olan sosyalistlerin, bir özeleştiri ve eğitim sürecine girdiğidir. Örneğin kadın hareketinde böyle oldu. İlk başta kadın hareketi, sosyalist ve işçi hareketi tarafından bölücülükle suçlandı. Ancak bu hareket bütün ağırlığıyla ortaya çıktıktan sonra bugün kadınların özerk örgütlenmeleri ve uğradıkları spesifik baskılara karşı tedbirler sol ve işçi hareketi içinde olağan hale gelebildi. Egemen ulus, cins ya da ırk sosyalistlerini ve işçilerini, ezilen ulus, cins, ırk hareketleri eğitir. Bu anlamda, keşke, Ermeni Yoldaşlar "daha az enternasyonalist" olsalardı da, biz Türk sosyalistlerini, bu sorunlar karşısındaki körlüğümüzden dolayı daha sert eleştirselerdi, o zaman daha iyi enternasyonalistler olarak eğitilmiş olurduk. Demir Küçükaydın 15 Nisan 1998 Çarşamba 14:59 13

14 * Bundan başka, başka bir tartışmacı Ermeni Sorunu adlı yazı bağlamında şöyle bir soru sormuştu: Sayin Kucukaydin, II. Dunya Savasi sirasinda Nazilerle isbirligine giden Ermenilere nasil bir paye veriyorsunuz? Gonullu olarak Nazi Ordusuna kaydolan talan ve yagmalardan payini alip ayni zamanda Yahudi katliamlari yapan ve tum bunlari Ermenistan hayaliyle yapan Ermeniler, bagimsiz olmak kutsaldir bu yolda 1915'de Ruslarla isbirligine gitmeleri normaldir" sozunun altinda degerlendirilebilirler mi? Bagimsizlik icin Nazilerle bile birolan Ermeni hareketini sosyalist bir hareket olarak tanimlar misiniz? Saygilar Bu yazıya verdiğim cevapta da şunları yazıyordum: Sayın Sunsay, Ermeni Sorunu Üzerine Sunsay a Cevap 2. Dünya savaşında Nazilerle işbirliği yapan Ermeniler hakkında maalesef bir bilgim yok. Bunu ilk defa sizden duyuyorum. Olabilir ve olduğunu kabul ediyorum. Görüşümü buna göre yazayım. Her ulusun içinden her türlü eğilim ve insan çıkar. Ermenilerin bir bölümü Nazilere işbirlikçilik yapmış olabilir. Rusların da, Türklerin de, Tatarların da, Yunanlıların da, Fransızların da, hasılı her ulusun içinden hiç de küçümsenmeyecek oranda işbirlikçiler çıkmıştır. Çoğu kez bunlar çoğunluk da olmuşlardır. Biliyorsunuz, Hırvatların büyük bir bölümü Nazi işbirlikçisiydi, ama Nazi işgaline karşı en büyük halk direnişini örgütleyen Tito da bir Hırvat idi. Dolayısıyla, bir ulusun içinden bir kesimin, ki bu kesim çoğunluk da olabilir, Nazi'lere işbirlikçilik yapmış olması, o ulusu mahkum etmek için bir vesile yapılamaz ve yapılmamalıdır. Çünkü her ulusun içinde bu tür politikalara karşı çıkanlar ve bunu canlarıyla ödeyenler de olur. Kaldı ki, Nazilere karşı savaş konusunda, bu vesileyle belirteyim ki, Fransa'daki Ermeniler örneğin meşhur Fransız Resistans (Direniş) hareketinin başını çekmiş ve çok büyük oranda yer almışlar, nüfus içindeki oranlarıyla kıyaslanamayacak ölçüde kayıp vermişlerdir. * 14

15 (Küçük bir anı bu arada. 70'li yıllarda, ölüme gidenlerin son mektupları gibi bir başlığı olan bir kitapta, ölüme mahkum olmuş Fransız direnişçilerinin son mektuplarını okuyordum. Oradaki Ermeni isimlerinin çokluğu dikkatimi çekmişti. Yıllar sonra, dolaylı olarak, Fransa'daki direniş hareketinde Ermenilerin rolünün büyük ölçüde unutturulup, örtüldüğünü, bu nedenle bir skandal koptuğunu bile duydum. Yani yakalanan Fransızlar genellikle Ermenilerin adını okumuşlar. Ermeni azınlığın bu çokluğu beni daha sonraki gözlemlerim ışığında şaşırtmadı. Bütün dünyada, sosyalist hareketlerin önemli bir kaynağı ezilen azınlıklardır. Türkiye'de Kürtler ve Aleviler nüfus içindeki oranlarıyla kıyaslanamayacak ölçüde sol hareketlerin içinde yer almışlardır. İngiltere'ye gidin orada aynı durumda İrlandalıları görürsünüz. Demek Fransa'da da Ermenilermiş.) Ama şimdi gelelim, sizin esas olarak sorduğunuz soruya. Bir ulusal Kurtuluş ya da bağımsızlık hareketi, bağımsızlık amacına ulaşmak için, ezen uluslar arasındaki çelişkilerden yararlanmalı mıdır, yararlanmamalı mıdır? Tabii, siz benim tavrımı tahmin ettiğinizden, zor durumda bırakmak için, Ermenilerin Nazilerle işbirliği olayını örnek olarak getiriyorsunuz. * Birincisi, herhangi bir ulusal hareket karşısındaki tavır, elbette dünya ölçüsündeki sınıf mücadeleleri bağlamında değerlendirilmelidir. Bu genel çerçevede, 2. Dünya savaşı sırasında, Ermenilerin Nazilerle işbirliği yapmasına karşıyımdır. Ama bu, Ermenilerin, Sovyetler Birliği'nde ezilen bir ulus olduğu gerçeğine gözleri kapamayı gerektirmez. Elbet bağımsızlık için kendilerini ezenler arasındaki çelişkilerden yararlanmaları gerektiği, ama o ezenler arasında, o somut koşullarda, dünya tarihi bağlamında eşit bir ilişki olmadığı, Nazilerin insanlık için en tehlikeli egemen olduğu, bu nedenle yaptıklarının yanlış olduğu belirtilmelidir. Kaldı ki, bunu belirten Ermeniler daima olmuştur. Benim yapmam gereken şey onların bu tavrını desteklemek olabilir. Türkiye'nin Kemalist'leri bu mantığı Kürt ulusal hareketine karşı kullanmak istiyorlar. Diyorlar ki, Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen emperyalist ülkeler var, böyle bir durumda Kürtler savaşarak Türkiye'yi zayıf düşürüyor, o halde anti-emperyalizmi zayıflatıyorlar. Aşağı yukarı böyle bir çizgi. Ama bunun yukarıdaki bağlamla ilgisi yok. Türkiye'nin kendisi zaten emperyalist sistemin bir parçası. Türk ordusu bütün Batı silahlarıyla donanmış durumda. Türk ordusu Amerika, Almanya'dan silah alıyor, Kürtler alsa emperyalizmin oyunu oluyor. Bunların ciddiye alınacak bir yanı yok. Bugünün dünyasında, 2. Dünya Savaşı sırasında olana benzer bir durum yok. Bütün devletlerin hepsi aynı bokun soyu. Bu bakımdan, her ulusal baskıya karşı hareket, nereden silah alırsa alsın haklıdır bugün. Çünkü ezenlerin karakterleri aynıdır. Bir sınıfsal fark yoktur aralarında. Türkiye Amerika ve Almanya'dan silah alıyorsa, PKK da Suriye'den, Yunanistan'dan, Rusya'dan veya Amerika'dan silah almakla haklılığından hiç bir şey kaybetmez. Bu çelişkilerden yararlanması tamamen hakkıdır. Aynı şeyi zamanında Türkler de yapmıştır. Fransız, İtalyan ve İngilizlerin, bunların hepsiyle Sovyet Rusya'nın çelişkilerinden 15

16 yararlanmıştır. Sovyetler Birliği'ni ve onunla ilişkileri, İngiltere ve Fransa'ya karşı tehdit unsuru olarak kullanmıştır. İlk Büyük Millet Meclisi'nde, milletvekilleri, "Bolşevik de oluruz, şeytan da" derken, bunu yapıyorlardı. Etkili de oldu. İngiltere desteği kesti, Fransa el altından destekledi. Buna karşılık da Ankara hükümeti, bir tür köylü sosyalizmini ifade eden Çerkes Ethem'i tasfiye etti, Ali Fuat'ı Batı Cephesi Komutanlığı'ndan aldı, Suphi'leri temizletti. Bunun karşılığında da, örneğin Yunan mevzilerinin en küçük ayrıntılarına kadar planlarını gizli servisler onlara verdiler. İlke olarak, dünya tarihsel bakımdan, İkinci Dünya Savaşı sırasında olduğu gibi, ezenler arasında bir nitelik farkı varsa, tavır genel duruma bağlı olmalıdır. Yok eğer böyle bir durum yoksa, ezilen ulus hareketi ezen ulusun diğerleriyle olan çelişkisinden yararlanmalıdır ve yararlanabilir. Örneğin, birinci Dünya Savaşı sırasında, İrlanda milliyetçi hareketini Almanya, rakibi İngiltere yi zayıflatmak için destekliyor böylece İrlanda ulusal hareketi de bu çelişkiden yararlanıyordu. Bunların ikisi de aynı kalitede emperyalist olduğundan, Lenin örneğin, yukarıda özetlediğim tavra uygun olarak, bunu meşru görüyor ve destekliyordu. Ancak, birinci hal konusunda burada bir açıklama daha yapmak gerekiyor. Dünya tarihsel durumun 2. Dünya savaşı gibi olduğu koşullarda bile, pekala faşistlerle işbirliği yapmadan da bağımsızlık savaşı verilebilir. Stalin'in bilinen politikası, dünyadaki komünist partilerini Sovyet dış politikasının basit araçlarına indirgeyen politikası, bu olanağı ortadan kaldırmıştır. Bunun en kötü sonuçları örneğin Hindistan'da görülmüştür. Hint halkının İngiliz emperyalistlerine karşı direnişine, Hint Komünistleri sahip çıkmayıp öncülük etmemişler, bunu müttefikleri zayıflatmamaya dayandırmışlar ve böylece köle ruhlu Gandi'ye meydanı boş bırakmışlardır. Bağımsız bir Hindistan, İngiltere sömürgesi bir Hindistan'dan çok daha fazla anti-faşizme güç verirdi. * Gelelim 1915'e. Ermeniler Osmanlı egemenliğine baş kaldırdılar. Gelişmiş burjuvazileri nedeniyle Türk'lerden çok daha önce uluslaşmaya başladılar. Osmanlı Devleti ya da Çarlık Rusya sı, al birini vur ötekine, aynı karakterde yarı antika yarı modern, ömrünü doldurmuş iki gerici devletti. Yani ikinci dünya savaşı sırasındaki gibi bir durum yoktu. Birinci savaşta savaşan taraflar aynı nitelikteydi. Hepsi emperyalistti. O halde, ezilen bir ulusun, yani Ermenilerin, bağımsız bir devlet kurmak için, Osmanlı'nın düşmanı uluslarla işbirliği yapması son derece normaldir. Haklılığına bir halel getirmez. Nasıl Kafkas uluslarının da Osmanlı desteğini Çarlık Rusya sına karşı kullanmaları ve aramaları onların haklılığına bir halel getirmez idiyse. Tabii bu noktada, Türk milliyetçisinin kafası şöyle çalışmaya başlar. "Eh arkadaş, madem o benim düşmanımdan yararlanıyor ve onunla aynı safta yer alıyor, beni yok etmeye çalışıyor, benim de onu yok etmeye çalışmam, cephemin gerisini emniyete almam en tabii hakkımdır. Ne yapalım, gücü gücü yetene. Onlar bizi temizleyeceklerine, biz onları temizledik." Ama bu akıl yürütmede yanlış olan şunlar: 16

17 a) Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu karşısında eşit bir konumda değildiler, ezilen bir ulustular. Yani özünde haklı durumdaydılar. Ezen durumda değildiler. b) Tarihsel bakımdan, yarı feodal bir düzene karşı, modern burjuva bir sistemi temsil ediyorlardı. Yani o zamanın dünyasına göre ilerici bir niteliği vardı. c) Normal devletler savaşında bile, sivil halka yönelik imha ve saldırılar, en azından formel olarak reddedilir. Osmanlı Devleti, sivil halkı yok etti. Ama bütün bunlardan öte, en korkuncu ve önemlisi, bunun tek olası çözüm gibi koyulmasıdır. Pekala Ermeniler üzerindeki ulusal baskı kaldırılarak da bir çözüm bulunulabilirdi. Sanki bu olanak hiç yokmuş gibi tartışılıyor mesele. Osmanlı Devleti, tehcir ve imha değil, ama örneğin, Ermenilere özerklik, kendi dillerini geliştirme hakkı, Müslümanlarla eşitlik vererek de bir çözüm sağlayabilirdi. Bu yapılmamıştır. Bunun yapılmamışlığı eleştirilecek yerde, varolan tek olası yolmuş ve başka çare mümkün değilmiş gibi koyuluyor. Bunu meşrulaştırmak için de, diğer ulusların yaptıkları örnek veriliyor. Örneğin İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerika'nın Japon asıllıları kampa koyması vs.. Bu tam Sinizmdir. İnsan olanın söylemesi gereken, Amerika'nın yaptığı da, Osmanlı'nın yaptığı da, insan olarak savunulamaz olmalıdır. Birinin yaptığında diğerinin meşruiyetini bulmak değil. Aslında akıllı bir Türk milliyetçisi için bugün sorunu çözmek son derece kolaydır. Osmanlı imparatorluğu gerici feodal; ulusların önünde engel bir devletti. Biz Türkler de bu devletin egemenliğinden kurtulan son ulusuz. Nice halklara nice acılar tattıran bu devletin mezarını biz kazdık, bir bakıma o halkların vasiyetini yerine getirdik. Bu devletin yaptığı katliamları lanetliyoruz. * Bu kadar kolayca, yağdan kıl çekerce bu işi çözmek mümkündür Türk milliyetçileri açısından aslında. Ama bu niçin mümkün olmamakta, bu katliamı inkar veya savunma akıl dışı boyutlara varmaktadır? Bunun sırrı da, o katliam ve daha sonraki mübadele ile elde edilen zenginliklerde ve bu katliamın suç ortaklığındadır. Muazzam bir servet transferi vardır. Türk milliyetçiliği bu laneti üzerinde taşımakta, tümüyle kendi çıkarı açısından bile akıl dışılığa varmaktadır. Bunu artık eski kuşakların kefaretini üzerinde taşımayan yeni Türk kuşakları aşabilir. Komplekssizce gidip Ermeni ulusuna kardeşlik eli uzatabilirler. Koşullar bunun için olgundur artık. Bir Özcan Soysal'ın yaptıkları bir rastlantı değildir. Çok alametler belirdi. Bunun olması sadece bir zaman sorunu. Kürt ulusal hareketinin yükselişi ve başarısı bunu hızlandırır ve gerçekleştirir. Umarım cevaplarım sizin sorularını karşılıyordur ve sizi tatmin etmiştir. Selamlar

18 * Yine aynı dönemde Engin Deniz adlı bir tartışmacının yazısına karşı şunları yazmışız: Sayın Deniz Engin, Ermeni Katliamı Karşısında Tavır (Engin Deniz in Eleştirisine Cevap) Ben sorunu olgular düzeyinde değil de, metodolojik yanıyla tartışmak istiyorum. Ama önce olgu düzeyinde dediklerinize bir itirazım var. Sizler sanıyorsunuz ki, bütün dünya işi bırakmış da Türklerle uğraşıyor, Örneğin şöyle diyorsunuz: Gerçekten anlayamıyorum, neden tüm dunya sozlesmis gibi Ermeni soykirimini (belki de bir silah gibi) kullaniyor? Kusuruma bakmayin ama ben bunun ardinda bir artniyet ariyorum. Bu Türklerin bir fobisi ya da megalomanisi. Biraz Yalova Kaymakamı hikayesine benziyor. Emin olun, Türkiye dışında, kim takar Yalova Kaymakamını. Her gün renkli basında görülen, "Antalya sahillerinde tatilini geçiren Helga Türk erkeklerine bayıldı" türünden haberler ne kadar gerçeği yansıtırsa, dünyanın Türklerle uğraştığı yönündeki gazete haberleri de o kadar yansıtır. Aslında aynı tip dezinformasyonun iki farklı biçimidirler. Ve siz, biraz olsun aklı başında şeyler yazmak istiyorsunuz güya, bu saçmalıkları bir delil gibi getiriyorsunuz. (Ama bunlar sadece bir dezinformasyon da değildir. Bunlar bir ulusun şizofrenik ruh halinin, aşağılık kompleksinden kaynaklanan övünmelerinin yansımalarıdırlar.) Neyse, esas konu bakımından bunun önemi yok. Yazınızdan anladığım kadarıyla, siz resmen "Ermeni Tehciri" denen olgunun sonuçlarını inkar etmiyorsunuz. Sizin itirazınız, böyle bir olayın ilk defa ya da bu çapta ilk defa burada olmadığı. Olgu düzeyinde tartışmaya girmeyi bile gereksiz görerek, sizin dediğinizin doğru olduğunu, başka ulusların tarihinde de benzer katliamlar bulunduğunu kabul edelim. Ayrıca bunda büyük bir doğruluk payı da var. Ama sizin mantığınız nereye gidiyor? Siz aslında, savaş ya da başka bir nedenle, bunların başka uluslarca da yapılmış olmasını meşru görmüş oluyorsunuz. Ve kapıdan kovduğunuzu, bacadan içeri alıyorsunuz. Yazınızın başında, katliamlara karşı olduğunuzu söylüyorsunuz, ama bütün yazınız boyunca, diğer katliamları emsal olarak gösteriyorsunuz. Burada iki açıdan yanlışınız var. Birincisi bir Türk olarak, ikincisi bir İnsan olarak. * 18

19 Önce Türk olarak yanlışınız şurada: madem ki siz bir demokrat ve katliamlara karşı bir insansınız. Olaya şöyle yaklaşmanız gerekir: Başka Ulusların katliamları beni bu anlamda ilgilendirmez. Biz bir katliam yaptık, bunun belki bir sürü hafifletici sebebi de bulunabilir (Savaş, Ermeni Çeteler vs.) Ama bu hafifletici sebepleri bulmak ve söylemek de bize düşmez. Biz bir ulusu yok ettik. Kişi olarak bundan sorumlu olup olmamanız da önemli değildir. Bu yok edişi açıkça ortaya koyup lanetlememiz gerekir. Bunu yapmadığımız takdirde, geçmiş kuşakların hatalarıyla bütünleşmiş, bu şizofrenik durumu devam ettirmiş oluruz. Hatalar bizden hızlı koşarlar. Yüzlerce yıl sonra bile lanetlerini üstümüze taşırlar. Ruhsal bir arınma, ancak insanın ya da ulusun kendi hatalarına karşı acımasız oluşuyla mümkündür. Uluslar da insanlar gibi, düşmanlarına ve komşularına karşı toleranslı ve anlayışlı, kendine karşı acımasız, hoşgörüsüz ve gaddar olmalıdır. Böyle bir yaklaşım, insani ilişkilerde nasıl, olgun, kendine karşı acımasız, kendisiyle alay eden bir kişiliğin ifadesiyse, bir ulus için de sağlıklı bir ruh halini ve olgunluğu ifade eder. Ne yazık ki, siz de, binlerce ve milyonlarca Türk gibi, zayıf kişilikli, ham insanların kendi geçmişleri ve hataları karşısındaki tavırlarıyla davranıyorsunuz. Ve farkına varmadan, ulusal bir şizofreni yaşayan, Türk ulusunun bu şizofrenik halini yansıtmakla kalmıyor, Türklerin bu şizofreniden kurtulmasının yolunu tıkıyorsunuz. Sayın Soysal'ın yaptığı işin önemi buradadır. O bir Türk olarak bunu yapıyor. Bir Türk olarak, hiç bir özür getirmeden bir pisliği mahkum ediyor. Bunun ilk defa gerçekleşmiş olmasının Türkler için nasıl sağlatıcı bir önemi olduğunu hiç anlamıyorsunuz. Aslında içinizde Türk ulusunun sağlıklı bir ulus olması için, hem de Türk ulusunun adeta toptan bir şizofreni yaşadığı bir dönemde, en büyük işi yapan insan o. Bu kadar basit bir gerçeği görmüyorsunuz. Bundan yirmi otuz yıl önce bile Türkler nispeten daha sağlıklı insanlardı. Örneğin kendileriyle alay edebilirlerdi. Örneğin "Türkün aklı ya kaçarken ya da sıçarken gelir" gibi lafları her yerde duyabilirdiniz. Ya da bir Ermeni katliamı olduğu kimse için bir sır değildi. Hatta, Ermeni ve Rum mallarına konanların çoğu sonradan görme zenginler olduğu için, fakir insanlar, bu insanları aşağılamak için, o servetlerin kaynağındaki kanlı eylemleri her yerde afişe ederlerdi. İnsanın ya da bir ulusun kendisiyle, kendi hatalarıyla alay edebilmesi, onları afişe edebilmesi, onun ruhsal sağlığının ve olgunluğunun ifadesidir. Ama artık Türkler, kendileriyle alay etmeyi bir kenara bırakın, sadece kendilerini övüyorlar. Eskiden insanlar yukarıdaki türden haberlere gülerlerdi, ama artık inanıyorlar ve öyle düşünüyorlar. Bu tam bir toplumsal şizofreni durumu. Çok değil, bundan yirmi otuz yıl önce, insanlar arası ilişkilerde, kendini övenler, kendi en ufak hatalarını ortaya koyup kendisiyle alay edemeyenler ciddiye alınmazdı. İnsanlar arası ilişkilerde bu tür insanların pek bir değeri de olmazdı. Ama bu gün tam tersi bir anlayış sadece insanlar arası ilişkilere değil, tüm Türklere egemen olmuş durumda. Bir Türk olarak, lütfen, kendinize karşı gaddar, başkalarına karşı toleranslı olmayı deneyin. O zaman da belki kimi Ermeniler veya Rumlar çıkıp "Yahu kendine karşı o kadar da haksızlık etme, biz de az haltlar işlemedik" der. Ama bunun için, önce sizin başlamanız gerekir. İşte 19

20 sayın Soysal'ın yaptığı bu. Sorun burada, bunu anlayın. Ve en önemlisi, o bunu bir Türk olarak yapıyor. Aynı şeyi örneğin ben yapsam, anlamsız olur. Çünkü ben kendimi bir Türk olarak görmüyorum. İnsanın bir milliyeti olması zorunluluğuna karşı çıkıyorum. Bu durumda benim, sayın Soysal gibi davranmam ne Türkler ne de Ermeniler açısından değerli bir davranış olmaz. Türk açısından ben zaten hainimdir, Ermeni açısından ise zaten Türk değilimdir. Tıpkı bir ateist olarak, başka dinlere karşı Sünni Müslümanların yaptığı herzelerden dolayı özür dilememe benzer. Müslüman beni zaten kafir gördüğünden, yaptığım ya da söylediğim ona bir anlam ifade etmez, diğer dinden olan da beni Müslüman görmeyecektir. Peki bu durumda yapacak bir şey yok mudur? Elbette vardır. Bütün bu katliamlarla, ulusun, ulusçuluğun, sermayenin, sömürünün ilişkileri üzerinde durur, böylece bütün katliamlara karşı kökten bir eleştiri yöneltirsiniz. Çünkü, Soysalın ya da sağlıklı bir Türk olmaya çalışan bir Türk'ün Tavrı, ahlaki bir tavırdır ama sorunun köküne inmez, ve sadece kendi kapısının önünü süpürür. Lanetler ama neden konusunda susar. Çünkü aynı ulusçuluk ufkunun içindedir. Ama lanetler, ulusçuluk var olduğu sürece, yeni ulus katliamlarını hiç bir şekilde engellemez. Bu durumda, yahu bu yaşananlar kader değildir, uluslar olmadan da bir dünya olabilir bir ulusa girmek, çıkmak, bir ulus kurmak kişinin bir vicdan ve inanç sorunu olmalıdır diyerek de karşı çıkılabilir. Bu çok köktenci, tabii bugünkü dünyada ve hele Türkiye'de pek taraftar bulamayacak, bir yaklaşımdır. Ama böyle bir yaklaşım da mümkündür. Ve işte, sizde böyle bir yaklaşımı bir yana bırakalım, böyle bir yaklaşıma yönelik bir seziş bile yok. Gerçekliğin karşısında kölece eğiliyor ve ona karşı diklenmeyi aklınızdan bile geçirmiyorsunuz. Ulusları mutlak kategoriler olarak ele alıyorsunuz. Ve onları reddetmek gereğini duymuyorsunuz. Ve istemeden de olsa, başka ulusal katliamlara suç ortağı oluyorsunuz. Elbette iyi niyetlisinizdir. bundan kuşku yok. Ama cehenneme giden yollar da iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Bu da sizin İnsan olarak metodolojik yanlışınız. 20

21 Ermeni Sorunu ile ilgili yazıyı Özcan Soysal ın Tarih ve Demokrasi sitesinde yayınlamıştım. Bu tartışmalar da orada oluyordu. Bu arada bir başka tartışmacıyla tartışırken, Ermenilerden Türk olarak özür dileyen Özcan Soysal ın bu davranışı vesilesiyle başka bir tartışmacıyla Ermenilerden özür dilemenin anlamı üzerine bir yazı yazmıştım. Bu yazıyı da aşağıya aktarıyorum: Sayın Hakan, Şöyle Yazıyorsunuz: Bir Başka Polemik "ama onun bir Türk olduğunu düsünmüyorum ki zaten kendisi de, sizin aksinize, Türklüğü kabul etmiyor, Web sayfasinin sonunda onunla ilgili bilgileri incelerseniz goreceksinizki kendisi, baba ve anne tarafindan turk oldugunu belirtilmektedir. Yani bu su demektir, ben istemedim ama olmus bir kere, bunuda kabul etmek zorunda degilim ve kabul etmiyorum" Ne garip? Ben ise tam aksini düşünüyorum. Tam da Türk olarak Ermenilerden özür dilediğini vurgulamak için öyle yazdığını düşünüyorum. Birincisi, Ermenilerden Tarih önünde özür dileyen bir Türkün Türklerden nasıl "Ermeni Tohumu" gibilerden hakaretler yiyeceği belli olduğundan, ve muhtemelen bu tür hakaretlere de bol bol uğradığından, bu tür hakaretler edecek olanlara bir cevap olarak koyulduğunu düşünüyorum. (Parantez içi şunu belirteyim ki, "Ermeni Tohumu" olmanın "Türk Tohumu" olmaktan daha iyi ya da kötü olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla böyle denmenin bir hakaret olduğunu yazarken kendi fikrimi değil, bu lafları hakaret ve saldırı amacıyla edenlerin anlayışını yansıtmayı amaçlıyorum. Bu sayfayı okuyan Ermeniler varsa, lütfen yanlış anlamasınlar.) Bizzat, Soysal'ın sayfasına yazı yazanlar içinde onun Ermeni olduğunu ya da Ermeni desteğiyle bunu yaptığını düşünenler çok ve bunu açıkça da yazıyorlar. Bu nedenle, Türklüğünü Türklere karşı vurgulamaktadır. İkincisi, Sayın Soysal, yaptığı iş bakımından, Ermenilere karşı da Türklüğünü vurgulama durumunda. Yani, bu işi, ben bir Türk olarak yapıyorum diyor. Bu kadar zor mu bunu anlamak? Anasının babasının Türklüğünden bahsetmesi, herhangi bir ezilen azınlıkla bağının olmadığını, ezen bir ulustan bir kişi olarak durumunu vurgulamak içindir, yoksa Türklükle ilgisizliğini vurgulamak anlamında değil. Kaldı ki, diğer bir çok konularda, Soysal ile yaptığımız tartışmaları incelerseniz, analiz ederseniz, onun gerçekten iyi niyetli bir Türk Milliyetçisi olduğunu görürsünüz. O batılılaşmış, modern, demokratik, toleranslı bir Türk ulusu ve Türkiye istiyor ve bunun için çabalıyor. Soysal'ın Türk milliyetçiliği, alışılmış, şoven, faşizan ya da Kemalist milliyetçiliklerden farklı, bu günün milliyetçiliğine uygun bir milliyetçilik. Tabiri caiz ise Post-modern bir milliyetçilik. Bu milliyetçilik türüne henüz Türkiye'de pek rastlanmıyor, sadece çok ince bir sol ve aydın katman içinde izleri görülüyor. Aslında, dünya ekonomisinin 21

22 ve teknik gelişimin ihtiyacı olan milliyetçilik bu tür bir milliyetçiliktir. Aslında Türk burjuvazisinin ihtiyacı olan da böyle bir şeydir. Çok kültürlü, etnik ve kültürel çeşitliliği bir kazanç olarak gören, eskiden her şeyi tek etni ve kültüre bağlamak için yapılmış hareketleri lanetleyen bir milliyetçiliktir bu. Bu tür milliyetçiliğin Türkiye'de pek görülmemesinin nedeni, Kürt Ulusal kurtuluş hareketi karşısında Türklerin, kendi kıytırık imtiyazlarını korumak için, genel kurmayın ve çetelerin altına utanmazca yatmalarıdır. En ilkel, faşizan milliyetçiliğin şakşakçısı olmalarıdır. Toplumsal çürüme ve cinnettir bugünkü Türkiye'deki. Bu tür milliyetçilik, aslında ulus ilkesini reddetmez, hatta onu yaşatmak için son teşebbüstür. Örneğin, bunun en mükemmel biçimini Avrupa'da görüyoruz. Çok uluslu, kültürlü bir Avrupa Ulusu yaratılıyor. Bugün, dünya ticaretinin üretimden daha hızlı büyüdüğü, her türlü ulustan işgücünün, milyonlarca insanın oradan oraya aktığı bir çağda, o akan işgücünü haklardan yoksun bir durumda, ama üretime amade tutmanın bir aracıdır bu milliyetçilik. Türkiye'nin taş devrinden kalma milliyetçilikleri bunu kavramaktan acizdir ve buralarda kendilerine karşı paranoyakça komplolar görürler. Diğer yandan, teknik gelişme böyle bir kültürel çokluğa olanak sağlamaktadır. Tipik bir örnek vereyim: Daha beş altı yıl önce, bilgisayarda yazı yazan, kendini ANSİ ve ASCI kotlar denen, aslında gelişmiş batılı ülkelerin kullandığı harflerden oluşan bir kaç yüz şekille sınırlamak zorundaydı. (Bu sayfada hala tam bir Türkçe'yle yazamamızın nedeni de bu geçmişin kalıntısı yük aslında.) Ama bugün, Unikot ile, yeryüzündeki bütün dillerle yazmak mümkündür. Bu tür teknik gelişmelerdir, kültürel çeşitliliğe olanak sağlayan. Elbette bu teknik temelin milliyetçiliği de, her şeyin bir farecik tıkırtısı uzaklığa düştüğü bir dünyanın (Internet ve orada dolaşmayı kastediyorum) milliyetçiliği de ancak böyle bir milliyetçilik olabilir. Kürtçe'yi yasaklasanız da işe yaramaz artık. MED-TV uzaydan yayınını sürdürür. Bilgisayarınız varsa, Kürdistan la ilgili bütün haberlere girebilirsiniz. Türk genelkurmayı kumda çomak oynasın. Böyle bir dünyada ulus ilkesini ve milliyetçiliği sürdürmenin tek yolu, Soysal'ın yaptığını yapmaktır. Aslında, bu foruma yazanlar içinde, en akıllı ve modern Türk milliyetçisi ve Türk sayın Soysal. *** Soysal'a ilişkin bu kadar. Gelelim diğerlerine. Siz sanıyorsunuz ki, sadece Soysal böyle bir şey yapıyor. Soysal'ın yaptığını, en azından yarım yüzyıldır yapmış, yığınlarca Rum ya da Ermeni sosyalisti olmuştur. Girin onların iç tartışmalarına dil bilginiz varsa, orada da onların kendi "hainlerini" görürsünüz. Muhtemelen örneğin Ermenistan'da, muhakkak oradaki çeşitli azınlıkların haklarını savunan Ermeni, ya da Yunanistan'da Grek Soysal'lar, "Türk Tohumları" vardır. Nasıl Türklerin çoğunluğu sizler gibi en kaba ve bayağı milliyetçiliğin pençesindeyse, onların çoğunluğu da öyledir. Ama daima, az da olsa, bu kayıkçı dövüşüne katılmayan, bir üçüncü yolun mümkün olduğunu varoluşuyla kanıtlayanlar da olmuştur. 22

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları 1. Almanya ve İtalya'nın; XIX. yüzyıl sonlarından itibaren İngiltere ve Fransa'ya karşı birlikte hareket etmelerinin en önemli nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir? A) Siyasi birliklerini

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Eurominority'den yeni Kürdistan haritası

Eurominority'den yeni Kürdistan haritası Eurominority'den yeni Kürdistan haritası Strasbourg - Devletsiz Uluslar ve Avrupa Ulusal Azınlıkları Derneği (Eurominority) ile Paris teki Kürt Enstitüsü, yeni bir Kürdistan haritası hazırladı. Harita

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Kiliseler ile yap lan Resmi Sözleflmeler ve her iki ülkede ibadet yerlerininin yap m

Kiliseler ile yap lan Resmi Sözleflmeler ve her iki ülkede ibadet yerlerininin yap m Kiliseler ile yap lan Resmi Sözleflmeler ve her iki ülkede ibadet yerlerininin yap m Rainer Korten 6 yıldan beri Türkiye de yaşama memnuniyetini tadiyorum ve sayıları yaklaşık 12-14000 i bulan, ana dili

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

SESSİZLİĞİN SESİ - IV İZMİTLİ ERMENİLER KONUŞUYOR

SESSİZLİĞİN SESİ - IV İZMİTLİ ERMENİLER KONUŞUYOR HRANT DİNK VAKFI Hrant Dink in, 19 Ocak 2007 de, gazetesi Agos un önünde öldürülmesinden sonra, benzer acıların yeniden yaşanmaması için; onun daha adil ve özgür bir dünyaya yönelik hayallerini, dilini

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

MİLLETLERİN AKRABALIĞI

MİLLETLERİN AKRABALIĞI MİLLETLERİN AKRABALIĞI National Geographic ve IBM işbirliği ile 2005 yılında uzun soluklu bir genetik antropoloji çalışması başlatılmıştı. Kısaca NG Genom Projesi olarak adlandırılan bu Mega-projenin amacı

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:...

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:... Übersetzungshilfe - Anket çevirisi Size anketi doldurmanız için kolaylık sağlamak istiyoruz, bu yüzden size göç ve entegrasyon ile ilgili bu çeviriyi hazırladık. Lütfen cevaplarınızı bu kâğıta yazmayınız,

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith

Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest olursa ve rekabet mevcut ise halk o ölçüde fazla fayda sağlar. Adam Smith C.Can Aktan (Ed.), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak- İş Konfederasyonu Yayını, 2002. NİÇİN BAZI MİLLETLER ZENGİN, BAZILARI YOKSUL? Genel olarak ticaret ve işbölümü ne kadar fazla serbest

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI 1 2 SEKÝZÝNCÝ BASKI KAPÝTALÝST TOPLUM ZUBRITSKI, MITROPOLSKI, KEROV, KUZNETSOV, GRETSKI, LOZOVSKl, KOLOSSOV 3 Y. Kuznetsov [Birinci ve Üçüncü

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI Türkiye nin gündemine damgasına vuran önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

Papa'nın yardımcıları ziyaret için gelip gerekli görüşmeleri bile yaptılar. Bundan sonra neler yaşanacak?

Papa'nın yardımcıları ziyaret için gelip gerekli görüşmeleri bile yaptılar. Bundan sonra neler yaşanacak? Papa 16. Benedikt'in Almanya'da sarfettiği İslam dini kılıç dinidir sözlerini Türliye'nin tek Oksidantalisti- Hıristiyan bilimcisi olan araştırmacı yazar Aytunç Altındal Yeniçağ'a değerlendirdi. Bu sözlerin

Detaylı

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Merkezi Finans ve İhale Birimi AB ve Türkiye Arasında Sivil Toplum Diyaloğunun Geliştirilmesi Üniversiteler

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ.

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ. SUB Hamburg A/612838 Prof. Dr. Karam Khella Tarihin Yeniden Keşfi ÜNİVERS ALIST TARİH Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı Çeviren: İsmail KAYGUSUZ İÇİNDEKİLER SUNUŞ ; r.r. 10 YAZARIN TÜRKÇE BASIMA

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu.

Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Yılın Filo Yöneticisi ödüllerinde Jüri Özel Ödülü Genel Müdürlüğümüzün oldu. Capital ve Ekonomist Dergileri ile LeasePlan Türkiye Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Yılın Filo

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

TÜRKİYE DE AVRUPA-ŞÜPHECİLİĞİ Türk Halkının AB Konusundaki Şüpheleri, Kaygıları ve Korkuları

TÜRKİYE DE AVRUPA-ŞÜPHECİLİĞİ Türk Halkının AB Konusundaki Şüpheleri, Kaygıları ve Korkuları TÜRKİYE DE AVRUPA-ŞÜPHECİLİĞİ Türk Halkının AB Konusundaki Şüpheleri, Kaygıları ve Korkuları Açık Toplum Enstitüsü Boğaziçi Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu Boğaziçi Üniversitesi Avrupa

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy daşı Türk entelijansiyasının ana söylemidir. Bu gruplar birkaç yıl evvel ABD'nin Irak'ı işgali öncesinde savaş söylemlerinin en ateşli taraftarı idiler. II. Körfez Savaşı öncesi

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

BURUNDİ. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator

BURUNDİ. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator BURUNDİ Burundi, Orta Afrika'da, Büyük Göller bölgesinde yer alan küçük bir ülkedir. Tanzanya, Ruanda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

NİTELİKLİ EĞİTİMİN TOPLUMUN REFAH SEVİYESİNE ETKİSİ. Prof.Dr. Muammer Kaya, ESOGÜ Rektör Adayı, mkaya@ogu.edu.tr

NİTELİKLİ EĞİTİMİN TOPLUMUN REFAH SEVİYESİNE ETKİSİ. Prof.Dr. Muammer Kaya, ESOGÜ Rektör Adayı, mkaya@ogu.edu.tr NİTELİKLİ EĞİTİMİN TOPLUMUN REFAH SEVİYESİNE ETKİSİ Prof.Dr. Muammer Kaya, ESOGÜ Rektör Adayı, mkaya@ogu.edu.tr Öncelikle nüfusa ve bu nüfusun ne kadarının genç olduğunu anlatan rakamlara bakalım 2013

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde

ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde ATATÜRK Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanımdır. Doğup büyüdüğü Selanik, o dönemde önemli bir kültürel merkezdi. XIX. yüzyılın son çeyreğinde

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar Serdar Katipoğlu giriş Aydınlanma dönemin insanlığa ve uygarlığa kazandırdığı ve bizim de bugün içinde sektör olarak çalıştığımız kütüphaneler 90 lı yıllardan beri kendi

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

V.Đ. LENĐN SOVYET ĐKTĐDARI VE KADININ DURUMU

V.Đ. LENĐN SOVYET ĐKTĐDARI VE KADININ DURUMU SOVYET ĐKTĐDARI VE KADININ DURUMU Sovyet iktidarının ikinci yıldönümü, bu sürede ulaşılanlara bir gözatmamıza ve gerçekleştirilmiş olan devrimin anlamını ve amaçlarını gözönüne getirmemize vesile oluyor.

Detaylı

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Dr. Ahmet Emin Dağ İstanbul, 2015 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Detaylı

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı Emma Goldman SEÇİMİ BOYKOT ET! SOSYALİST DEVRİMİ ÖRGÜTLE! [B SÖMÜRÜ DÜZENİNE KARŞI ÇIKMAYAN HİÇ BİR PARTİYE VE KİŞİYE OY YOK 7 Haziran da genel seçimler

Detaylı