İnsan Hakları * Niyazi Öktem **

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İnsan Hakları * Niyazi Öktem **"

Transkript

1 36. Niyazi Öktem İnsan Hakları * Niyazi Öktem ** Din, Devlet, Politika ve Laiklik İnsan hakları kavram ve olgusu düşünce ve inanç özgürlüğü ve uzantılarıyla mutlak haklar kategorisi içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle, kanımızca insan hakları ele alınıp incelenirken, üzerinde titizlikle durulması gereken konu laikliktir. Laiklik, dünyada ve Türkiye de felsefi, sosyal, hukuksal ve kültürel bağlamda belki de en çok tartışılan kavramdır. Bu tartışma, liberalizm, çoğulcu demokrasi, cemaat ve yurttaşlık kavramlarının yeniden düşünülmesi sürecinden ayrılamaz. Ne var ki, bu tartışmalar laiklik konusunun temel bir anlam boyutunu ihmal etmektedirler. Bu anlam, insanın ma nevi boyutunun inanç çekirdeği etrafında halkalandığı gerçeği içinde kendisini gösterir. Manevi yapımızdaki temel ikilemleri inanç-inançsızlık ve inancın temeli sorunsalları oluşturur. Her insan doğayı, toplumu, ve kendi tarihsel geleneğini sorgulayarak, okuduğu düşünürler, edindiği bilgiler çerçevesinde kendine bir yol seçer. Bu yolu seçerken, Varoluşun özü nedir? ; Varoluşun bir amacı ve değeri var mıdır?, Eğer varoluşun bir amacı ve değeri varsa bu erek kimin isteğine bağlıdır? ; Neden varoluş da, hiçlik (neant) değil? ; Varoluşu yaratan etmen manevi boyutta mıdır, yoksa salt madde ve enerji midir? gibi sorular kaçınılmaz olarak insanın karşına çıkacaktır. Bu sorgulama doğaldır, çünkü insan kendi varoluşunu öğrenme ve kavrama çabası içerisinde bir varlıktır. Bu çaba sürecinde felsefe insanın tek başvuru kaynağıdır. Bilimsel açıklamalar kişiyi ancak bir noktaya kadar tatmin edebilirler, daha derine inildikçe, bilinmeyenler yumağı çoğaldıkça felsefeye sarılmak kaçınılmazlaşır. Pozitivist görüş, bilimin bize verdiği açıklamalarla yetinelim, safsata ve spekülasyonla zaman * Niyazi Öktem, İnsan Hakları ve Din Özgürlüğü, Yeni Türkiye,, 1998, sayı: 22, ss ** Prof. Dr. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı.

2 Türkiye de Din ve Vicdan Özgürlüğü. 37 kaybetmeyelim, felsefi sorularla uğraşanlar bilimdışı, çağdışı, insanlardır der. Pozitivizm karşıtı anlayış ise, madem ki varoluş, varoluşun özü ve kökeni soruları insan aklının meseleleri içinde yeralır, o halde felsefe ile uğraşmak kaçınılmazdır görüşünü savunur. Felsefenin bu sorulara cevap ararken sefalet içine düştüğü doğru olabilir, ancak felsefenin sefaleti nden sözedenlerin aslında dünyanın en önemli filozofları arasında yer aldığı da unutulmamalıdır. Felsefe, insanı ister istemez tanrı (teodise) sorunsalına götürür. Tanrı var mı yok mu? Varsa neden bu dünyayı yaratmış? Yarattığı bu dünyaya ne ölçüde karışıyor? Acaba tanrı, yaşam oyununun maddi ve manevi kurallarını çizdiği, ve insanı bu oyunu oynamaya mahkum ettiği halde insanın bu oyunu nasıl oynadığına karışmamayı tercih eden bir tanrı mıdır? İyiye, doğruya, güzele, ahlaka, adalete uygun bir oyun oyna... kavramların somut varoluştaki görünümlerine ben karışmıyorum, içeriğini sen sapta, oyunu sen oyna... Dünya sahnesini ben yarattım, oyunun hangi ilkelere bağlı olarak oynanılmasının gerekliliğini ben söyledim, ama senaryoyu, piyesi sen yaz! diyen bir Tanrı var mı? İşte bizi din bilimine (teolojiye) götüren felsefi sorular bunlardır. Teoloji dinlerin bilgisi ile uğraşır. Nasıl felsefe ile uğraşmak insan için kaçınılmaz bir yazgıysa, onun içerisinde yer alan teolojiyle uğraşmak da kaçınılmazdır. Ben dinle uğraşmam, sosyal yaşam içerisinde din beni ilgilendirmiyor, hele siyasal yaşama yansıyan din felaketin ta kendisidir! deyip gözleri sosyal gerçekliğe kapamak, kanımızca devekuşuluktur. Din tarih boyunca, her dönemde değişik bir şekilde yorumlanarak günümüze kadar gelmiştir. Felsefe gibi, din de ister istemez siyasal yaşama yansıyan önemli bir sosyal olgudur. Bu yansımanın tarihin her döneminde farklı görünüm alan bir sorun oluşturduğu yadsınamaz bir saptamadır. O halde din sosyal olgusunu, felsefi olarak devlet içerisinde nasıl ele almalıyız? Bir zoon politicon olan insan sosyabilite yapısının gereği olarak devlet kuracaktır. Nerede toplum varsa orada hukuk vardır (Ubi societas ibi ius), nerede hukuk varsa orada devlet de vardır. Hukukun diğer toplum kurallarından farklılığı, hukukun devlet iradesinin (ister istemez) içinde olmasıdır. Ama, devletlerin bağlı oldukları ideolojiler kaynaklarını felsefe ve inanç temellerinde bulurlar. Bunun nedeni, yukarıda belirttiğimiz gibi, insanın manevi yapısının bireysel ve toplumsal yaşamı doğrudan etkilemesidir. İnanç ve felsefe insanın vazgeçilemeyen manevi realitesini oluşturduğuna, devlet ve insanın kurduğu sosyal ve siyasal bir kurum niteliği taşıdığına göre, din ile devlet arasındaki ilişki nasıl rasyonel bir biçimde düşünülmelidir? Öncelikle, toplum, devlet, insan, inanç ve felsefe birbirleriyle zorunlu bağları olan olgu ve kav-

3 38. Niyazi Öktem ramlardır ve bunların hiçbiri diğerlerinden soyutlanarak ele alınamaz. Laiklik kavram ve olgusu da birbirinden ayrılamayan bu temel kavramlar dizisine eklenmeli ve bu dizinin bütünlüğüne yönelik bir bakış açısı içerisinde tartışılmalıdır. Tarih boyunca devlet sistemi içerisinde laiklik-din gerilimi örtük ya da açık bir şekilde, şu veya bu görünüm altında, ama mutlaka ve mutlaka yer almıştır. Laikliğe her şeyden önce sosyo-felsefi bir açıdan yaklaşılması gerekir. Ne yazık ki, Türkiye de felsefeye gereken önem verilmediğinden teorik ve pratik sorunlar hızla artmakta, kutuplaşmalar çoğalmakta, ve diyalog ortamı ortadan kalkmaktadır. Diyalog ortamının kalkmasının toplumları felakete sürüklediği açıktır. Unutmayalım ki toplumsal felaketin önüne geçebilmek için özeleştiri en önemli kurumlardan birisidir. Acaba ne hatalar yapmaktayız? Karşı taraftan uzatılan diyalog ellerini itmemiz ne oranda doğru olacaktır? Laiklik-din sorununu bilimsel, tarihsel, sosyal açıdan ele alanlardan, hangi paradigma veya hangi eğilim içerisinde olursa olsunlar korkmamıza gerek yoktur. Onlar fanatik olamazlar. Nerede olursa olsunlar, sorunlara kin, nefret, duygusallık içerisinde yaklaşanlardan korkalım. Bunlar bizim aramızda da olabilir. Belki iyi niyetlidirler ama yeterince felsefe, dinler tarihi, din sosyolojisi konularına girmediklerinden korkunun getirdiği duygusallıkla düşmanlıkları körükleyebilirler. Laiklik ve Teokrasi Genel ve alışılmış tanımla laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Laik devletlerde din olgusu devletin esas teşkilatına müdahale etmez; dinsel ilke ve kurumların devlet yönetiminde etkisi yoktur. Laik devletlerde din, devletin olağan görev ve yetkileri içinde bir sosyal olgu olarak ele alınır ve tüm diğer sosyal olgular gibi düzenlemeler görür. Düzenlemelerdeki temel ölçüt, çağdaş değerlerdir. Devlet, sosyal bir olgu olarak dine hukuksal düzenlemeler getirir ama bu hukuksal düzenlemeler dinin devletin çatısı altına girmesi anlamına gelmez. Bu sosyal düzenlemeler din özgürlüğü ile çelişmez. Laiklik karşıtı, teokratik görüşlerin temel felsefesi uyarınca Devlet yönetiminin ilke ve esasları Tanrısal buyruklara uymalıdır. Bu dünya zaten öteki dünyaya hazırlık evresidir. Devletin görev, amaç ve işlevi, bu hazırlığa uygun ortamı hazırlamaktır. Uygun ortamın yaratılmasında din adamları devlet güçlerine yardımcı olmalıdır; çünkü Tanrı buyruğunu en iyi onlar anlar ve onlar yorumlar. Teokratik devlet anlayışının kökeninde tanrısal irade bulunur. Laik devlette tanrısal iradenin yerini akıl ve bilime dayalı yönetim almıştır. Laik görüşlerin temel felsefesi rasyonalizmdir.

4 Türkiye de Din ve Vicdan Özgürlüğü. 39 Laik Görüşlerin Temel Felsefesi Rasyonalizmin (usçuluk-akılcılık) tanımı insanın doğanın ve toplumun kural ve yasalarını kendi aklı ile kavrayabileceği ve yine kendi gücü ve aklı ile doğaya ve topluma egemen olabileceği ilkesine dayanır. Akılcı davranış modeli aklı kendisine rehber olarak alır; safsatayı, hurafeyi, bilim dışı açıklamaları, irdelenmemiş nakilleri bir tarafa bırakır. Devlet yönetiminde bu yöntem izlenirse onun adı laiklik tir. Başka bir deyişle, eğer bir devlet yönetiminde din adamlarının yorumlarına dayanan elit referanslı irdelenmemiş nakiller ilke olarak benimsenmişse o ülkede teokrasi vardır. Yok eğer bilimin, aklın sesi rehber alınmışsa laik devlet kurulmuştur. Atatürk ün gerçekleştirmek isteği laik devlet işte budur. Batıda laik aşamaya ancak Fransız devrimi ile gelinmiştir. XVII. Yüzyılda ticaret devrimi ile oluşan burjuvazi sınıfı ekonomik gücünü siyasal güçle perçinleştirmek istiyordu. Burjuvazinin önündeki en büyük engel devleti yöneten aristokratlar ve onların manevi destekçisi ruhban sınıfıydı. Feodal yapıya sahip devlet yönetiminde, iktidarın köken ve temelinin Tanrı da olduğu söylenmekte ve Tanrının bu gücünü yönetim açısından doğrudan doğruya krala aktardığı iddia edilmekteydi. Örneğin, ünlü filozof J.B. Bossuet bu görüşteydi. XIV. Louis de bu kuramı pek sevmişti. Buna bağlı olarak kendisi Devlet benim demiştir. Ticaret devrimi ile tarih sahnesine giren ve sanayi devrimi ile güçlenen burjuvazi, ekonomik iktidarı ele geçirmişti, ancak siyasal iktidar kral ve kiliseydi. Zenginleşen burjuvazinin mülkiyet hakkı güvence altında değildi. Kral ve kilise onun tüm mal varlığı üzerinde keyfi tasarrufta bulunabilirdi. Cismani ve ruhani iktidar elbirliği ile onu ezmekteydi. Burjuvazi ne yapabilirdi? Nasıl kralın Bossuet si varsa o da filozoflar bulmalıydı. J.J. Rousseau lar, Diderot lar, Descartes lar insanı, ve insan aklını yüceltici düşünceler geliştirmekteydiler. Kilise nin manevi baskısını, ancak başkaldıran akıl yıkabilirdi. Kilisenin gücü yıkıldığında, aristok rasinin de yıkılması kolaylaşacaktı, işte bu ne denle laiklik benimsendi. Kilisenin yerini insan aklı aldı. Bilgi kuramında akılcılık deneyin bilgi edinmekte tek kaynak olamayacağında ısrar eder ve aklın yöntemsel güvenilirlik ve kesin lik açısından deneye yeğlenmesi gerektiğini savunur. Davranışta akılcılık ise mantık bilime dayalı kararlar alabilmektir. Tutku, kapris ve önyargıları bir yana bırakmak, bilimin verileri ni uygulamak, hakikat değerinden ayrılmamak akılcılıktır. Descartes in akılcılığı Aydınlanma çağı nın temel felsefesi olmuştur. Rousseau ve Diderot, Descartes in izinden gitmişlerdir. Aydın lanma çağı filozoflarının, Batının demokrasi devrimlerinin başında gelen büyük Fransız devrimimin düşünsel mimari oldukları bilin mektedir. Gerçekten de Batı demokrasileri akılcı temele dayanmaktadır.

5 40. Niyazi Öktem Akılcılık, aslında Descartes in buluşu değildir. İbni Rüşt, İbni Sina, Akino lu Thomas, Maimonides hep akılcı filozoflardır. Akılcılığın kökenleri eski Yunan filozofu Aristoteles in felsefelerinde bulunabilir. Akla dayalı laiklik, doğal hukuk felse fesinden desteğini alıyordu. Antik Yunan kö kenli doğal hukuk düşüncesi, burjuvazinin resmi felsefesi haline dönüşmüştü. Descartes. Spinoza, Grotius gibi düşünürlerle rasyonalist kimliğe bürünen doğal hukuk şunları söylü yordu: İnsan aklı, hukukun kaynağıdır. İnsan hiçbir aracıya gereksinim duymadan kendi ak lıyla evrensel hakikatlere ulaşabilir. Herkesin eşit bir biçimde algıladığı adalet değerinin güncelleşmesi, hukuk haline dönüştürülmesi siyasal faaliyettir. Bu çalışmayı herkes eşit bir biçimde yürütecektir, çünkü herkes akıl sahi bidir ve insanlar arasında doğuştan hiçbir fark yoktur. Eşit algılama ve eşit kavrama eşit yöne timi gerektirir. Algılama, kavrama ve yürürlüğe koyma işleminde kral ve papaza gereksinim yoktur. Krala ve aristokratlara gereksinimin olmaması demokrasi, papaza gereksinim du yulmaması ise laikliktir. Aracısızlık, eşitlik, ayrıcalıklı katmanlara gereksinim duyulmaması halk egemenliği nin gerçekleşmesi demektir. Batı demokrasilerindeki laiklik, işte bu düşün cenin ürünüdür. Dinler Yorumlar Şeklinde Karşımıza Çıkarlar Her din kurumsallaşmış haliyle bir yo rumdur ve günümüze değişik yorumlarla bi çimlenmiş olarak gelir. Her tek tanrılı din kay nağını bir kitapta ve o dinin peygamberinin ya şam öyküsünde bulur. Kitap ve peygamberin davranış ve sözleri dinin özünü ve temelini belirler. Yaşamın karmaşıklığı, değişen ve gelişen dünya koşulları içinde kutsal kabul edilen her satır ve her söz yorum gerektirir. Bu nedenledir ki, örneğin İslam da İcma-ı ümmet, kıyas-ı fukuha gibi kurumlar ortaya çıkmıştır. Kelam ilmi doğmuştur. Kuran-ı Kerim, hadis ve sünnetler kaynak alınarak insanlar, bilim ve din adamları, ibadet ve toplumsal ilişkileri düzen leyen kurallar türetmişlerdir. Bu haliyle din, özde Tanrı buyruğu olmakla birlikte geniş bir biçimde insan beyninin uğraş alanı içine gir miştir. Dinler insan beyninin yorum ve müdahalesiyle kurumsallaşırlar. Yorum yapan beyin eğer bilgiyle donatık değilse, çıkar, tutku ya da politik amaçların emrindeyse karanlık, kurnaz yobaz, çağdışı yorumlarla karşılaşırız. Yok o beyin bilimden, doğrudan ahlaktan, hakikatten yanaysa özgürlükçü yorumlar gündeme gelir. Bilim ve doğru verilerle donatık beyin, akla dönüşür; akılcılık o dine egemen olur. Öyleyse, dinler hakkında O din özgürlük ve laikliğe verişlidir. Öbürü değildir... demek ha talı bir yaklaşımdır. Hangi yorumu? diye sormak gerekir.

6 Türkiye de Din ve Vicdan Özgürlüğü. 41 Aslında devlet desteğinde olan ya da devlet çatısı altında yer alan hiçbir din, özgür olamaz. Devlet manevi bir destekle iktidarını sürdürmek isteyince, teokratik düzenler ortaya çıkar. İslam ve Laiklik - Özgürlükçülük İslam düşüncesi içinde de tutuculuk-özgürlükçülük ikilemi her zaman gündemde dir. Ne yazık ki, yukarıda belirttiğimiz gibi ge nelde tutucu eğilimler ağırlık kazanmıştır. Ül kemizde dinler tarihi ve felsefe konularında uzman olmayan kişiler yüzeysel bir şekilde İslamın tümüyle laikliğe elverişsiz bir din oldu ğunu iddia ederler. Oysa sünni kesimde tutuculuğu cebriye akımı, ilericiliği de mutezile temsil et mektedir. Türk toplumunun çoğunluğu bağlı olduğu ehl-i sünnet ise iki akım arasında or ta yolu izler. Yazgıcı düşünceyi dile getiren cebriye yandaşlarına göre her şey Tanrı iradesi tarafın dan belirlenmiştir. Tanrı herşeyin yaratıcısıdır ve her şeyi yönelir. Özgür insan iradesinden ve özgür seçişlerden söz etmek olanaksızdır. Tanrı iyi kullarını yaratır, ve onları cennete gönderir; kötüler ve kötülük ibret olsun diye mevcuttur. Tanrı her an, her yerde bu dünya nın işlerine müdahale eder; insanoğlunun ken dini bu yazgıya bırakmasından başka seçeneği yoktur. Cebriye anlayışından bazı siyasal so nuçlar çıkarılmaktadır. Bunlara göre Tanrı nın buyruklarını peygamberlerin halifesi olarak gösterilen yetkin insan uygulamaya sokacak tır. Yetkin insanın buyruklarına uymak, İslamiyetin zorunlu ana ilkesidir. Emeviler bu siya sal anlayışı yozlaştırarak halifenin, peygamberinin değil, Tanrı nın halifesi olduğunu ileri sürmüşlerdir. Yanılmazlık, büyüklük, yücelik gibi sıfatların sahibi halifeye ve onun ku rallarına boyun eymek zorunlu görülmüş; despotik bir teokratik düzene, düzlem hazırlanmıştır. İslamı, şeriatçı cebriye açısından ele alırsak, ne laikliğe ne de özgürlüğe yer vardır. Her şeyi, her iki dünyada da Tanrı düzenle mektedir; her hareketin içinde Tanrı iradesi bulunmakladır. Bu durumda devlete de tanrı ilkeleri ve onun halifesinin iradesi egemen olacaktır. Cebriyenin tam karşısında olan akım Mutezile dir. Mutezile İslam akılcılığını temsil eder. Mutezile yandaşlarına göre Tanrı evrenin yaratıcısıdır. Tanrı maddeyi yarattığı gibi ma nevi kavramları da yaratmıştır, İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış Tanrı iradesinin eseridir. Tanrı, insana belirli bir yaşam vermiştir; kendi yarattığı maddi evrene onu yollamış; kitaplar da göndererek neyin iyi, neyin kötü olduğunu peygamberlerin yaşamlarındaki örneklerle be lirtmiştir, insan kutuplardaki iyi kavramına uy gun bir yaşam sürmelidir, irade ve bilinç

7 42. Niyazi Öktem sahi bi insan, iyi ve kötü arasında tercihler yapacak; iyiyi seçerse cennetle ödüllendirilecek; kötüyü seçerse cehennem azabı onu bekleyecektir. Tanrı, insan seçişlerine müdahale etmez. Eğer müdahale etseydi, onu sorumlu tutamazdı; se çiş Tanrı nın olurdu ki, sorumluluk da onu ilgi lendirirdi. Oysa insan özgürdür, çünkü sorum ludur. Görülüyor ki, mutezile akımına göre ev reni yaratan Tanrı, bu dünyanın insanının fiil lerine karışmamaktadır. Karışsaydı, insan sorumluluğunun anlamı kalmazdı. Mutezilenin devlet anlayışı da özgürlük çü doğrultudadır. Özgürlükçü olması, laik dev let sistemine olanak sağlar. Tanrı evrenin te melidir, ama insan yaşamına karışmadığı gibi devletin işleyiş biçimine de karışmaz. Bu dün yanın fiillerini o, öteki evrende yargılamakta dır. Yöneticiler yaptıklarında bireysel olarak tanrıya karşı sorumludurlar. Eğer, İslamın esas ları olan iyiye, güzele, adile, ahlaklıya, doğru ya uygun hareket ediyorlarsa, cennet onları beklemektedir. Yok, eğer baskı, zulüm, yalan dolan, haksızlık içindeyseler, cehennem ateşi onların üzerindedir. Devlet işi, Tanrıyı doğru dan ilgilendirmemektedir; dolayısıyla, laik devlet mutelize felsefesine uygundur. Özgürlükçü ve karışmayan, ama her şe yin yaratıcısı olan Tanrı anlayışı, İslamın altın çağında yaygın bir felsefeydi. Zamanla devlet gücünün pekiştirilmesi güdüsüyle inananlara her şeye karışan Tanrı düşüncesi telkin edilmiş ve halifenin Tanrı nın vekili olarak bu duru mun gözleyici ve uygulayıcısı olduğu söylen miştir. Bu anlayış içinde laik devletten söz etmek kuşkusuz olanaksızdır. Ne yazık ki günümüzde de gelenekçiler karışan Tanrı anlayışını benimsemektedir. Onlara göre yüce güç, nasıl olur da kendi yarattığı evrene ve insana müdahale edemez? Oysa yanıt son derece ba sit; Tanrı, fanilerin tutku ve arzuları, günlük yaşamlarıyla ilgilenen Zeus değildir. Tanrı, bu kadar basit şeylerle uğraşmaz. Onlar bireysel özgürlüğü bir türlü kabul edememektedirler ve bir güce kayıtsız koşulsuz boyun eğmeyi yeğlemektedirler. Oysa Tanrı, insanı kendine benzeyen, özgür irade-i cüziye sahibi bir var lık olarak yaratmıştır; yoksa bir hayvan zavallılığıyla kendini kör yazgıya terk etmiş bir yara tık olarak değil! Yazgıcılar, aslında kendilerini Tanrının iradesine değil, başka insanların yorum ve çıkarlarına bırakmaktadırlar. Kanımızca Ehl-i sünnetin yukarıda be lirttiğimiz Mutezileye yakın yorumlarını can landırmak akılcı bir tutum olsa gerek. Önemli bir güçlenme süreci içinde olan ülkemizde İs lam ın bu çizgiye gelmesi kaçınılmazdır. İslam ın Alevi kesiminde Şii İran Alevi leri tutucu ve teokratik düzenden yana bir tu tumu benimsemektedirler. Aynı temel ilkeler den yol alan Anadolu Alevileri ise özgürlükçü olup, laikliğe uygun ve elverişli bir konumu sergile-

8 Türkiye de Din ve Vicdan Özgürlüğü. 43 mektedirler. Bunun böyle olmasının ne deni Anadolu Alevileri nin daha farklı sosyal, tarihsel, siyasal, felsefi bir kimlik içinde olma larıdır. Anadolu Aleviliği tarih boyunca siyasal yönetim mekanizması dışında tutulmuşlardır. Sünni devlet yönetimi karşısında rejime yabancılaşan Aleviler zaman zaman başkaldırarak özgürlük bilincine ulaşmışlardır. Hıristiyanlık ve Laiklik - Özgürlükçülük Bilindiği gibi Hıristiyanlık Hz. İsa nın tek tanrılı bir din olan Hz. İbrahim in yolunu özüne uygun olarak canlandırma çabasıdır. Tüm peygamberler gibi o da İsrailoğullarını mensuptur. Başlangıçta Hıristiyanlık kölelerin, ezilenlerin, horlananların diniydi, Bu nedenle kendi kabuğuna çekilmiş, köle statüsünde olanların devlet düzeniyle ilişkileri olamazdı. Hz. İsa nın önceleri özel mülkiyeti ve bu dün yaya ilişkin işleri reddeden bir Musevi mezhe bine mensup olduğu ileri sürülmektedir. Hz. İsa Tanrı nın hakkını Tanrı ya, Sezar ın hakkını Sezar a verin demiştir. Bu söz dünya devletinin küçümsenmesi anlamına ge lir. Birçok kişi Hıristiyanlığın bütünsel yapısı na, tarihsel erişimine, mantığına ve o çağdaki durumuna bakmadan tek başına bu sözden hareketle Hıristiyanlığın laikliğe elverişli bir din olduğunu iddia etmektedir... İsa bu dünya ya ve bu dünya düzenine önem verilmemesi gerektiğini belirtmektedir. Cismani iktidarın baskısı, ağır vergi yükü onun gözünde önem taşımamaktadır. Bırakınız onlar ne yaparlarsa yapsınlar. Siz sevgi ve alçak gönüllükle Tanrı ya layık olma yolunu seçiniz. Dünya düzeni zaten kötüdür; acı verir. Acılara rağmen sevi niz. Acılar ve sevgi sizi Tanrı ya ulaştıracaktır. Başlangıçta sevgi ve acıların dini olan Hıristi yanlık devlet dini haline gelince insanlık ale mini ortaçağ karanlıklarına itecek derecede despot olmuştur. IV. yy. dan büyük Fransız Devrimi ne kadar feodal yapıdaki Hıristiyan devletleri, XIII. yy. esaslarına dayalı bir biçimde insanları yönetmişlerdir. Nitekim bu anlayışa bağlı olarak Haçlı seferleri yapılmış ve engizisyon mahkemelerinde Hıristiyan devletin esenliği için her türlü işkence gerçekleşmiştir. Bu yorumuyla Hıristiyanlığın laikliğe elverişli bir din olduğunu ileri sürmek ağır bir yanılgıdır. Bugün de Hıristiyanlık sanıldığı gibi laikliğe elverişli bir konumda değildir. Örneğin, ABD de bağnaz Hıristiyan kiliseler baskı grubu olarak sosyal yasamda büyük işlevler yüklenmişlerdir. Dine dayalı baskı grupları büyük politik atılımlar yaparak, zaman zaman illegal işlere dahi girmektedirler. Aile yaşamı ABD de kilise etrafında bi çimlenmekte; toplantılar okullar üniversiteler de rahiplerin duasıyla açılmakta, ayinlerle devlet okullarında diploma törenleri yapılmakta, futbol maçlarında bile taraftarı piskoposlar kutsamaktadır.

9 44. Niyazi Öktem Presbyteryan ailesi denilen yaygın protestan eğilim Calvin in teolojisine sıkı sıkıya bağlıdır. Calvin bu evrende kayıtsız şartsız Tanrı egemenliğinden söz etmektedir, insan günahkardır. Onun günahının kefaletini İsa ödemiştir. Şimdi sıra ondadır, ibadet ve kilise ye bağımlı bir yaşamı tevekkül içinde sürdüre rek kaderi beklemek gerekir. Calvin düşüncesi merkantilist bir yaklaşımla ticareti mubah görürken, ticarette işlenen günahların affının Kilise ye bağlı püriten bir yaşamdan geçtiğini be lirtir. Luther, Calvin e nazaran daha özgürlük çüdür. Baptist ve Church of Chirst ailesi bağ naz bir yaklaşımı temsil eder. Bunlar bitmez tükenmez misyonerlik faaliyetleriyle dünya ça pında örgütlenmişlerdir. Bu eğilimlere göre kendi anlayışlarını benimsemeyen herkes deccal e hizmet etmektedir. ABD nin güney bağnaz eyaletlerinde egemenlik kayıtsız koşul suz bu tür akımlarındır. Bu akımlar sosyal yapıyı biçimlendirdikleri kadar, politik karar me kanizmalarını da etkilemektedirler. Özgürlük ve laiklik açısından Hıristi yanlık Aquino lu Thomas la (Saint Thomas d Aquin) ( ) ilginç bir değişim içine girmiştir. Bir tür Hıristiyan demokrasisini savunan Akino lu Thomas, Aristoteles in izinden gi derek insan aklını yüceltmiş ve aklın rehberli ğinde demokrasiden ve direnme hakkından sözetmiştir. Birey yönetimde söz sahibi olmalı dır. O kendi kendini yönetebilir. Ancak, devlet iktidarının temeli Tanrı dadır. Tanrı iktidarı halk aracılığıyla yönetenlere verir. Bugün tüm katolik ülkelerde faaliyet gösteren Hıristiyan Demokrat partiler işte bu teolojinin temsilcisidir. Kuşkusuz burjuva sını fıyla barış içinde birarada yaşama stratejisiyle laik anlayışı benimsemiş görünmektedirler. Aslında olay bir zamanların Avrupa komünist leri gibi burjuva kurallarına uygun bir seçim platformuna girmekten ibarettir. Bir kez iktidar ele geçirildiğinde, biri marksist ideolojiye göre, diğeri hıristiyan teolojiye uygun bir rejimi ted rici olarak gerçekleştirmeyi ana hedef olarak kabul etmektedirler. Hıristiyan Demokrat Par tililerin Vatikan ile organik bağı olduğu gibi, Adenauer Vakfı gibi kuruluşlar aracılığıyla da yoğun bir kültür faaliyeti içindedirler. Kanımızca aklın sesinin dinlendiği dö nemlerde dine bağlı toplumlar dahi tarih sah nesinde ilerlemeler kaydetmiştir. Bunun en tipik örneğini Müslüman ve Hıristiyan toplumlar yaşamıştır. Hz. Muhammed den itibaren X. Yüzyıla kadar yoğun bir düşünsel tartışma or tamı içinde yaşayan müslümanlar, bu dönem de akılcılığın gereği olarak bilim, fen, matema tik, kültür ve sanatta büyük ilerlemeler kaydetmiştir. X. ve XI. yüzyıldan itibaren aklın rolü ikinci plana atılmış ve tepeden inme doğmalar la yaşam biçimleri çizilmiştir. Aklı bir yana bı rakan, sadece resmi devlet filozoflarının, şey hülislamların fetvalarıy-

10 Türkiye de Din ve Vicdan Özgürlüğü. 45 la salt boyun eğmeye itilen insanlar, kendilerini tevekküle bırakınca İslam toplumları gerilemiştir. Oysa akılcılığı benimseyen Endülüs Emevileri güçlerini ve ileri uygarlıklarını XIV. ve XV. yüzyıla kadar sürdürmüşlerdir. Endülüs Emevileri devleti içerisinde yetişen İbni Rüşt ( ) Aristo teles in akılcılığını İslam felsefesine getirerek bireyin güç ve yüceliğini savunmuştur. Kader ci İslam felsefi karşısında bireyi yücelten, irade özgürlüğünü savunan İbni Rüşt, tüm akıldışı (irrasyonel), metafizik açıklama şemalarını et kilemiştir. Akıl bireyin öne çıkmasına, gücünü hissetmesine ve böylelikle doğanın keşfinde çabalar sarfetmesine yol açar. insanlık ve uy garlık bu çabalarla ilerler. Benzer durum Hıristiyanlık için de söz konusudur. Din adamlarının, kilise babalarının buyruklarına salt boyun eğme dönemi olan Ortaçağ da Hıristiyanlar geri kalmış toplum modeli içindeydiler. Aquino lu Thomas ın ve diğer Aristoteles kökenli akılcıların insana gü ven getirmeleri, aklı yöntem olarak benimse meleri, akılcılığı ileri sürmeleriyle birlikte Hı ristiyan toplumları uygarlık alanında büyük ge lişmeler kaydetmiştir. Akılcılığın benimsenmesi Museviler için de büyük önem taşımaktadır. Yahudi Endü lüs lü filozof Maimonides (İbni Mem un) Endü lüs Emevi Devleti nin sanat, kültür, edebiyat ve felsefeye verdiği önem ortamı içinde büyük yapıtlar vererek biçime körü körüne bağlı, bağnaz dindarların görüş ufkunu akılcılık yoluyla genişletmeye çalışmıştır. Akılcı, özgür lükçü tutumu onun Müslümanlar tarafından da sevilmesine yol açmıştır. Osmanlı kültüründe egemen düşünce tarzı akılcılık değildir. Osmanlılar inanç insan larıydı. Şeyhülislamların, imamın ve hocaların söylediklerine körü körüne inanma ve boyun eğme, Osmanlı tebasının belirgin özelliği idi. Ona aktarılan bilgi ve davranış modellerini akıl süzgecinden geçirmeden benimserdi. Bu bilgi ve davranış modelleri halifenin şeyhülislamı ve hocaları aracılığıyla aktarılınca, dini dogmala rın siyasal ilkeler haline dönüşeceği açıktır. Ta banın din duygularına böylelikle felsefi gerek çeler getirilmiş, özgürlük bilinci ve akıl öğesi ustalıkla unutturulmuş; düşünmeyen, sadece boyun eğen halk olgusu yaratılarak kitleler te vekküle itilmiştir. Bu yöntem, devlet bütünlü ğünün sağlanmasında belki savunulur bir tutu mu belirleyebilir. Ancak İslam alemi nin uygarlık yarışında bayrağı kaptırmasının nedenlerinden biri de yöneticilerin insanların özgür lük bilincini yok etmeleridir. Özgür insan üre ten insandır. Değer üretme, özgür ortamlarda gerçekleşir. Akıl ve özgürlükle yeni değerler yaratan uluslar uygarlık yarışında ön saflarda olurlar. Osmanlı döneminde dinin etkisi çok güçlüydü. Ne var ki, Osmanlı insanının din duygusu akılcı yaklaşımlardan uzak, karanlık güçler tarafından sömü-

11 46. Niyazi Öktem rülmüştür. Bu tür sömürülerin önüne felsefe ve dinin birlikteliği ile geçilebilir. Akıl sahibi olan insan, dine ilişkin yorumlarını bizzat kendisi yapar. Belli bir kültür düzeyine ulaşmış insanları, kulaktan dolma bilgilere, mahalle ve köy imamlarının gelişi güzel okunan kitaplara dayanarak yaptıkları yorumlara itibar etmeleri, geleneksel Osmanlı te basının tutumunun sürdürüldüğüne işaret eder. Laiklik Batı demokrasilerinin, dolayı sıyla bizim de temel ilkelerimizin başında gel mektedir; ama unutmayalım ki, laikliğin köke ni rasyonalizme, akılcılığa dayanmaktadır. Ras yonel tutum, bireysel plandan toplumsal boyuta kadar her alanda yaşam ilkesidir. Duygula rın, tutkuların, safsatanın, nefretin, horlama duygusunun, küçümsemenin tutsağı olursak, akıldışı tutumumuzla olumsuzluklar evreninde boğulup gideriz. Laikliğin uygulanmasında da rasyonel olmamız gerekmektedir. Laiklik uğruna verilen mücadelede ma nastır veya tekke ve zaviyelere seçenek sosyal kurumlar getirilmeli, felsefe ve din felsefesi üzerine çalışmalar yapılmalıdır. Ülkemizde tıp kı bir zamanlar Fransa da olduğu gibi taassu bun üzerine sadece yasak ve yasaklamalarla gidilmiştir. Bu tavrın işe yaramadığı açıktır. Ha la bazı kesimler belli bir tarikata mensup ol makla övünürler, tekkelerde ayinler yapılır. Sosyal ortam dikkate alınmadan yapılan yasa lar tepki doğurur. Ülkemizde bu tip yasalar ya da düzenlemeler irticanın güçlenmesine yar dımcı olmuştur. Sorunu büyütmek ise dev bo yutlara ulaşan Cuma namazı sonrası gösteri lerin çoğalmasına, çarşafın artmasına yol aç mıştır. Dinin biçim kısmı ile mücadele, öz ve içerik açısından önemli sonuçlar getirmez. Biçimin üzerinde fazla durmadan öze ilişkin fel sefi çalışmaları devlet ve tüm ilerici güçlerin desteklemesi gerekir. Yukarıdaki perspektif içerisinde kanı mızca soruna soğukkanlı bakmamız gerekir. Felsefe ve sosyolojinin verileri zaten soğuk kanlılığı gerektirir. Öte yandan slogan edebi yatından da uzaklaşmamız zorunludur. Her şeyden önce jakobenlikten vazgeçip, tam de mokrat olmalıyız. Jakobenlik 1789 Büyük Fransız Devriminden sonra devrimin en ateşli tarafları ve uygulayıcısı olanlar bir kulüp kurmuş ve bulundukları yer itibariyle kendilerine jakoben denilmiştir. Jakobenlerin amacı, devrimi aristokrat kesimden gelebilecek gerici hareketlere karşı korumakdır. Halk, ruhban sınıftan ve aristokrat kesimden gelebilecek hareketlere, kendi çıkarına ay kırı olmasına rağmen, bilinçsizliği nedeniyle alet olabilirdi, ilerici aydınların görevi, kendi esenliğinin boyutlarını ve ilkelerinin bilincinde olmayan halkı korumak ve aristokrat-ruhban etkisinde

12 Türkiye de Din ve Vicdan Özgürlüğü. 47 olan kişileri halktan uzak tutmaktır. Jakobenlere göre, halk ve aydınlar devrimin gereği olan biçimde yaşamalı, giyim-kuşamlarını ona göre ayarlamalıdır. Jakobenlik siyasal literatürde her zaman güncelliğini koruyan bir olgu ve kavramdır. Gerçekleştirilen her devrimden sonra Jakoben lik zorunludur. Devrimleri yerleştirmek için başka çare yoktur. Devrimler karşısında dire nen gerici, çağdışı, örümcek kafalı beyinleri sindirmek gerekir. Aksi takdirde tüm emekler boşa gider ve karşı devrimciler güç kazanarak, devrimi yıkar. O halde her devrimci jakoben olmak zorundadır. Bizim devrimimizin üzerinden 70 yıl geçti. Fransız Devrimi yle benzerlik gösteren ittihatçı devrim, 80 yılı aştı. Bir burjuva devrimi olan ve jakoben yöntemleri uygulayan ittihat çılığın, dönemine göre çok ileri ve çağdaş dü şünce ve uygulamaları getirdiğini biliyoruz. Ve gene biliyoruz ki güzel düşüncelere rağmen, ittihatçılar aynı Fransız Jakobenler gibi devlet terörüyle kan ve gözyaşı getirmişlerdir. Atatürk, ittihatçı gelenekten gelmesine rağmen onlardan farklıydı. O gerçek bir de mokrasi inancı içindeydi. Çok partili rejime ge çiş denemeleri, Hasan Soyak a ifade ettiği gibi, plüralist bir siyasal yapı özdeyişleri, Atatürk için jakobenliğin uzun süreli bir yöntem olama yacağının göstergesidir. Başlangıçta Atatürk de jakobendi; devrimi yerleştirmek için o da do ğaldır ki karşı devrimcileri yani hanedan-ruhban işbirliğini ezecekti. Ama aradan 70 yıl geç tikten ve Türkiye plüralist demokrasi deneyimi ne girdikten sonra hala jakoben olmak çağdaş lık değil, çağdışılıktır. Zira, jakoben yöntemler le çağdaşlığın bağdaşırlığı ve gerçek demokra siye uygunluğu bir hayli tartışmalıdır. Jakobenliği çağdaşlık olarak kabul etmek ancak insanın siyasal tarih, felsefe ve sosyoloji bilgisinin eksik olduğuna işaret eder. Özellikle özgürlükten jakobenliğe dönüş süreci içinde Jakoben olmak aymazlıktan başka bir şey değildir. Buna rağmen, son günlerde jakoben, sözde demokratlarımız bir hayli çoğaldı yeni jakobenler eskiden çoğulcu, her türlü görü şün temsil edildiği plüralist demokrasiden ya na bir tutum içinde iken bugün tavır değiştir miş durumdalar. Bunlar, şimdi Batıcı gerçek demokrasiyi savunanları ihanetle suçlamak ta, bu kişilerin ne biçim aydın ve ilerici olduk larını anlamadıklarını ifade etmektedirler. Ye ni jakobenlerin çelişkili tutumunu unutabiliriz, ama bunlar en azından çoğulcu demokrat ol madıklarını kabul etmeli ve gerçek demokrat lara saldırmayı bir yana bırakmalıdırlar. Jako ben sözde demokrat, işin içine bir de duygu sallığı soktuğunda, irrasyonel bir tutum içinde abesle iştigal etmeye başlar. Jakoben tavır, türban vs. gibi biçimle uğraşılmakla yetinip, öz ve esasa inen düşünsel eylemlerden uzaklaşır.

13 48. Niyazi Öktem Eskiden beri jakoben olanlara sözümüz yok. Eskiden onlara gardrop Atatürkçüsü de nirdi. Onlar kendileriyle çok tutarlı. Eskiden beri onlar Atatürkçü rejimin, gereğinde baskı ve otoriter sistemlerle oturtulmasının acısını ve darbesini aleviler yemiştir. Onlar sosyal ve si yasal muhalefet içinde olduklarından, sünni ezici çoğunluk karşısında çekindiklerinden ve düzene saygılarından Cem Evlerini hemen ka patmışlardır döneminin getirdiği özgür lükçü ortam içerisinde ancak yavaş yavaş ve gizlice yeniden Cem Evleri açılabilmiştir. Bu gün artık onlarınki de alenidir. Aleni olmaktan öte, açılış törenlerine Cumhurbaşkanları, Ba kanlar katılmaktadır. Dinler yorumlarla kitleleri sarar. Hıristi yanlığın iki ana mezhebi içerisinde katoliklikte fransisken, dominiken, cizvit, kapüsen gibi 100 ü aşkın tarikat vardır. Tarikatların mensup larının biraraya gelerek ibadet, eğitim yaptıkla rı yerlerin adına manastır denir. Manastır veya benzeri mekanların İslamdaki adı tekke ve zaviye dir. Katolikliğin olduğu tüm dünya ül kelerinde manastırlar birer sosyal olgu olarak mevcuttur. Fransızlar 3. Cumhuriyet dönemin de manastırları kapatmışlar, ama dinci gruplar bizde olduğu gibi faaliyetlerini önce gizli, daha sonra açık bir şekilde sürdürmüşlerdir. Protes tanlıkta da durum aynıdır. ABD de 200 civarın da tarikat yoğun faaliyet göstermekte, tüm sos yal yaşam bu tarikatlara bağlı kilise, dinsel eği tim kurumlan etrafında dönmektedir. Dinin değişik yorumları bu tür örgütlenmeleri sosyal bir olgu olarak zorunlu kılar. Atatürk döneminde tekke ve zaviyelerin kaldırılması zorunluydu. Tekke ve zaviye ileri gelenlerin pasifize edilmesi de gerekliydi. On ların önemli bir bölümü Cumhuriyet Devrimi karşısında olumsuz tutum almışlar, Padişahı desteklemişler, hukuku çağdaşlaştırma süreci ne başkaldırmışlardı. Devrimler karşı devrim cileri yok eder. Aynı operasyonu Atatürk dev rimlerinin sosyal, düşünce ve siyasal dayanağı olan 1789 Büyük Fransız Devrimi de uygula mıştır. Statik Atatürkçüler, de facto olanı, yani tekke ve zaviyelerin varlığını görmekten kaçma duygusallığı içerisindedirler. Fakat, de facto olan hukuksal hale gelmezse, de iure olmazsa yerin altına girerek çok daha fazla güçlenir. Nitekim Türkiye de böyle olmuştur. Oysa, her zaman için açıklıkta yarar vardır. Demokratik, çoğulcu, sivil toplum anlayışı esenlik yoludur. Tekke ve zaviyeler açığa çıksınlar da, düşünsel yapılarının boyutlarını görelim. Ayrıca, zaten sünni inançtaki tutucu tekkelerin önemli bir bölümü illegal kalmayı tercih etmektedirler. Böylelikle, devlet denetiminden kolaylıkla kurtulduklarının farkındadırlar. Öte yandan, Alevi Cem Evleri açılsın, kadiri tekke kapansın! demek, çifte standart içinde demokrat kişilikle çelişkiye düşmek olacaktır. Bir de unutmayalım ki, eğer devlet yasalarını uygulayamıyor, tekkeleri kapatamıyorsa, dev-

14 Türkiye de Din ve Vicdan Özgürlüğü. 49 let itibarının ciddi bir biçimde sarsılması gündeme gelir. Hukuk devletinin demokrat savunucularının bu hususu da gözönünde bulundurmaları gerekir. Dinamik Atatürkçüler, laiklik, hukuk, din konularında analizler yaparken çağımızın sosyal koşul ve olgularını gözönünde bulundururlar. Atatürkçü öze sadık kalır, ama ların sosyal koşulları ile 1990 ların sosyal koşullarının aynı olmadığının bilinciyle hareket ederler. Yöntemimizi günün koşulları içerisinde belirlemeliyiz. Düşmanlıkla değil, toplumun her inanç eğilimi, her grubu, her insanıyla diyaloglar kurarak barış ve esenliğin gerçekleşebileceğinin farkında olmalıyız. Bu tür bir dinamik Atatürkçülük anlayışına ulaşamadığımız takdirde, sağ, sol, faşist, komünist tüm genci, tutucu, yobaz, ilkel güçlere kucak açmış oluruz. Kuşkusuz tam özgürlükçü ve sivil toplumun gerçekleştiği, tüm düşünce kuruluşlarına örgütlenme olanağının sağlandığı devlet sistemlerinde yukarıdaki mülahazalar geçerlidir. Sosyal ortam içerisinde denge karşı görüşlerin varlığıyla sağlanır. Öte yandan, Türkiye nin Güney-Doğu Anadolu bölgesinde cereyan eden olaylar nedeniyle, bazı karanlık güçlerin sivil örgütlenme idealini kendi emelleri uğruna kullanabileceğinin kuşkusuz farkındayız. Ama gene de bize göre özgürlükçü, çoğulcu ve gerçek demokratik ortam tüm melanetin panzehiridir. Sonuç Bu makalede laikliğin çoğulcu demokratik yapı içerisindeki önemine dinle- rin bu bağlamdaki analizlerini de yaparak değindik. Laiklik kavramı özgür- leşme sürecinin en önemli kavramıdır. Laiklik ilkesi, çağdaş, demokratik, halk egemenliği veya ulusal egemenlik anlayışına bağlı devletlerin vazgeçilmez ilkesidir. Laiklikten vazgeçmek akıldan ve özgürlükten, kısaca insanlıktan vazgeçmek demektir. Laikliği bir kenara atmak insanlık tarihinin ilerleme aşamalarını bir kalemde silmek anlamına gelir. Ancak, laikliği felsefi, sosyal, tarihsel konumu içerisinde ele almalıyız. Sosyal analizlere ve gerçeklere kayıtsız kaldığımız takdirde, laiklik ve demokrasi mücadelesinde kazanılan tüm aşamaları tersine çevirmiş oluruz. Özgürlük ve bilinç ortamı hakkını herkese tanımayan gerçek demokrat olamaz, ideolojik mücadele yasaklarla değil, düşünceyle, alternatif felsefe ve fikir üretmekle yapılır; ve ancak böyle bir mücadele demokrasiye ve insan haklarına uy gun bir mücadele konumuna gelebilir.

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

Skolastik Dönem (8-14.yy)

Skolastik Dönem (8-14.yy) Skolastik Felsefe Skolastik Dönem (8-14.yy) Köklü eğitim kurumlarına sahip olma avantajı 787: Fransa da Şarlman tüm kilise ve manastırların okul açması için kanun çıkardı. Üniversitelerin çekirdekleri

Detaylı

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İNSAN HAKLARı Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İnsan hakları düşüncesi tamamlanmamış bir düşüncedir İnsan

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ Enes SANAL Ankara, 2014 Giriş Siyasal iktidar ile din arasındaki ilişkiler, tüm çağlar boyunca toplumsal

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

ESKİŞEHİR ATATÜRK MESLEK LİSESİ 2. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULAR.

ESKİŞEHİR ATATÜRK MESLEK LİSESİ 2. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULAR. SORULAR. 1. Anadolu bilgeliğinde ahlak anlayışının ortak özelliklerinden beş tanesini yazınız.(20 puan) 2. Ahlaki yargıları diğer yargılardan ayıran özellikleri karşılaştırmalı olarak yazınız.(16 puan)

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI T U : Teorik ders saati : Uygulamalı ders saati : Dersin redisi : Avrupa redi Transfer Sistemi 1.SINIF 1.SINIF ODU I. YARIYIL/GÜZ

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Derya Kap* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin (AİHM)16 Eylül 2014 tarihli zorunlu din dersinin mevcut içerikle uygulanamayacağına dair hükmü, Türkiye de din dersi

Detaylı

8. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE

8. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE TÜRKÇE Öğrenme Alanı 3. OKUMA 4. YAZMA 5. DİL BİLGİSİ Alt Öğrenme Alanı 2. Okuduğu Metni Anlama ve Çözümleme 3. Okuduğu Metni Değerlendirme 4. Söz Varlığını Zenginleştirme 1. Yazma Kurallarını Uygulama

Detaylı

MEHMET AKİF ETGÜ Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi KAMU HUKUKUNDA MÜLKİYET HAKKI VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ NİN MÜLKİYET HAKKINA BAKIŞI

MEHMET AKİF ETGÜ Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi KAMU HUKUKUNDA MÜLKİYET HAKKI VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ NİN MÜLKİYET HAKKINA BAKIŞI Ayrıntılı Bilgi ve On-line Satış için www.hukukmarket.com MEHMET AKİF ETGÜ Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi KAMU HUKUKUNDA MÜLKİYET HAKKI VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ NİN MÜLKİYET HAKKINA BAKIŞI

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ

DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ DEVLETİN SINIRLANDIRILMASI VE ANAYASAL DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Bütün insanlarda bir tehlike mevcuttur. Özgür bir ülke için tek kural şu olmalıdır: Güce sahip olan herkes halkın özgürlüğü için

Detaylı

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 MİT VE DİN İLİŞKİSİ (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Mit ve Din Mitolojiler genel olarak dinsel, ruhani ve evrenin ya da halkların oluşumu gibi yaratılış veya türeyiş gibi temaları içerirler.

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU EYLÜL - EKİM I.ÜNİTE :TARİH BİLİMİ Kaynaştırma *İşlenen ve anlatılan konular aracılığı ile öğrenci tarihin tanımı eğitimine tabi olan * Tarihin zamanla alakalı bir bilim olduğunu kavrar. hakkında bilgi

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz?

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Üniversitelerin, kültürel sermaye sinin en başında kuşkusuz bilimsel araştırmalar ve bilimsel yayınlar gelir. Kültürel sermaye ne denli yoğunlaşmış ve ne denli geniş bir alana

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 115 Yardımsever Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI Yerel ICI Bürosu Adresi: ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 116 ÖĞRENCİ RAPORU HAKKINDA TALİMATLAR Her üniteyi çalıştıktan sonra o ünitenin

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Dersin Adı Dersin Kodu 1200.9202 Dersin Türü Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati (Kuramsal) 2 Haftalık Uygulama Saati 0 Haftalık Laboratuar Saati

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

Eğitimin Toplumsal Temelleri. Yrd. Doç. Dr. Adnan BOYACI

Eğitimin Toplumsal Temelleri. Yrd. Doç. Dr. Adnan BOYACI Eğitimin Toplumsal Temelleri Yrd. Doç. Dr. Adnan BOYACI Eğitim Bir kavram olarak Bir süreç olarak Bir örgüt olarak EĞİTİM Bir sistem olarak Bir kavram olarak eğitim Bir kavram olarak eğitim Eğitim bireylerin

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI. HAZIRLAYAN: Cihan YALVA İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü

ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI. HAZIRLAYAN: Cihan YALVA İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI HAZIRLAYAN: Cihan YALVA İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı ve yüce bir toplum halinde yaşatır ya da onu köleliğe ve yoksulluğa

Detaylı

ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Hukuka Giriş - II Dersi Av. Murat Fehmi Pınar Laik Devlet Ödevi Hazırlayan: Eda DENİZ 040307017 Bolu Mart

Detaylı

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ

ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ BÖLÜMÜ DERS İÇERİKLERİ İLET101 İletişime Giriş İletişim bilimlerinin gelişimi, iletişimin temel kavramları, insan ve toplum yaşamında

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Kiliseler ile yap lan Resmi Sözleflmeler ve her iki ülkede ibadet yerlerininin yap m

Kiliseler ile yap lan Resmi Sözleflmeler ve her iki ülkede ibadet yerlerininin yap m Kiliseler ile yap lan Resmi Sözleflmeler ve her iki ülkede ibadet yerlerininin yap m Rainer Korten 6 yıldan beri Türkiye de yaşama memnuniyetini tadiyorum ve sayıları yaklaşık 12-14000 i bulan, ana dili

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Mezhepler, bir dinin mensupları için alt kimlik ifadeleridir. Mezhepler beşeri nitelikli oluşumlardır; din ile özdeştirilemezler.

Mezhepler, bir dinin mensupları için alt kimlik ifadeleridir. Mezhepler beşeri nitelikli oluşumlardır; din ile özdeştirilemezler. İSLAM DÜŞÜNCE TARİHİNDE MEZHEPLER Prof. Dr. Mehmet Saffet Sarıkaya RAĞBET YAYINLARI TANITIM: Mezhep, insanların yaşadıkları sosyal çevrede sinin ana kaynaklarını anlama ve uygulamada ortaya çıkan farklılıkların

Detaylı

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014

DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ SINAV TARİHİ: 19.03.2014 5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ DERSİ 1.YAZILI KONULARI 4. Ünite Kur an-ı Kerimin Temel Eğitici Nitelikleri İslam Dininin Temel Kaynağı Kur an

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm %50 2) Sayısal Bölüm %50 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.)

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.) PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ YAN DAL DERSLERİ DERSLER DERSİN KODU DERSİN ADI KREDİ PSİ 101 Psikolojiye Giriş I PSİ 10 Araştırma Teknikleri I PSİ 10 Psikoloji için İstatistik I PSİ 01 Sosyal Psikoloji I PSİ 0 Gelişim

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm 0 2) Sayısal Bölüm 0 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım kurallarını

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Tarabya Konferansı. Alman-Türk İşbirliği Konusu olarak İslam ve Avrupa

Tarabya Konferansı. Alman-Türk İşbirliği Konusu olarak İslam ve Avrupa Tarabya Konferansı Alman-Türk İşbirliği Konusu olarak İslam ve Avrupa Almanya nın Ankara Büyükelçiliği 2002 yılından beri, İstanbul/Tarabya daki Alman-Türk Diyaloğu Evi nde Alman-Türk İşbirliği konusu

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK)

BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) BİRLİKTE YAŞAMA(KASIM-ARALIK) Özel Ata Anadolu Lisesi Müdürü Bahriye Aksoy un başkanlığında Sosyal ve Fransızca Bölüm öğretmenleri Değerler Eğitimi nde yapacakları görevleri ve kendilerine yardımcı olacak

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

İNŞAAT MÜHENDİSLERİNİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİNE VE ÖĞRENCİLERİNE KATKILARI NELER OLMALIDIR? M. Tamer Özmen 1 SUNUM

İNŞAAT MÜHENDİSLERİNİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİNE VE ÖĞRENCİLERİNE KATKILARI NELER OLMALIDIR? M. Tamer Özmen 1 SUNUM İNŞAAT MÜHENDİSLERİNİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİNE VE ÖĞRENCİLERİNE KATKILARI NELER OLMALIDIR? M. Tamer Özmen 1 SUNUM Bu sunum: Akademik çalışma ve araştırmaların sonucu olarak değil, tamamen determinist

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Murat Kaya / Rehber Öğretmen www.psikorehberim.com 1

Murat Kaya / Rehber Öğretmen www.psikorehberim.com 1 MATEMATİK Sayılar 9 6 7 6 9 8 9 7 8 6 8 9 6 4 5 Üslü-Köklü İfadeler 4 5 4 2 2 1 1 3 2 4 2 4 2 4 2 Oran ve Orantı 1-3 1 1 1 2-1 2 1 1-1 1 Çarpanlara Ayırma 3 3 2 3 1 3-3 1 1 4 4 4 4 1 Denklemler-Problem

Detaylı

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ 203 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. 6 Nisan 1949 tarih ve

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

Osmanlı Devlet ve Toplum Kuruluşunun Özellikleri

Osmanlı Devlet ve Toplum Kuruluşunun Özellikleri Osmanlı Devlet ve Toplum Kuruluşunun Özellikleri Prof. Dr. Niyazi BERKES Türk-İslam-Osmanlı toplumunun, bilinçli bir düşünle çağdaşlaşması akımının doğuşundan önceki kuruluşunun ne tür bir kuruluş olduğu,

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine Giriş Cumhuriyete Devreden Düşünce Mirası: Tanzimat ve Meşrutiyet in Birikimi başlıklı bu çalışma, Cumhuriyet Türkiyesi nde siyasal düşünce hayatına etki eden düşünce akımlarını inceleyen kapsamlı bir

Detaylı

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler

6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri

Detaylı

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ

21.10.2009. KIŞILIK KURAMLARı. Kişilik Nedir? Kime göre?... GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ KIŞILIK KURAMLARı GİRİŞ Doç. Dr. Halil EKŞİ Kişilik Nedir? Psikolojide kişilik, kapsamı en geniş kavramlardan biridir. Kişilik kelimesinin bütün teorisyenlerin üzerinde anlaştığı bir tanımlaması yoktur.

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

ISO 9001:2000 KYS nedir, ne yapılacaktır?

ISO 9001:2000 KYS nedir, ne yapılacaktır? ISO 9001:2000 KYS nedir, ne yapılacaktır? 1 Giriş Kurumumuz ISO 9001 Standardı na uyum sağlanması, Ülkeler arası sınırların ortadan kalkmakta olduğu günümüz dünyasında eğitimde rekabet gücümüzün artmasını

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

İşyeri Temsilcileri Rehberi

İşyeri Temsilcileri Rehberi İşyeri Temsilcileri Rehberi Bir sendika için en önemli kadrolardan birisi işyeri temsilcisidir. İşyeri düzeyinde ise işyeri temsilcisi sendika örgütlenmenin olmazsa olmazıdır. Bir işyerinde işyeri temsilcisinin

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090 İÇİNDEKİLER Sayfa Önsöz: Bu kitabı niçin yazdım? 11 1. İslam'dan önceki Arabistan 13 1.1. İlk müslümanlar 13 1.2. Dünyanın en eski kutsal yeri: Kabe.... 16 1.3. İslam'dan'önceki Arabistan 17 1.4. Muhammed'ten

Detaylı

Giorgio Colli, Felsefenin Doğuşu / Çev. Fisun Demir Dost Yayınları, Ankara, 2007, s. 94.

Giorgio Colli, Felsefenin Doğuşu / Çev. Fisun Demir Dost Yayınları, Ankara, 2007, s. 94. Giorgio Colli, Felsefenin Doğuşu / Çev. Fisun Demir Dost Yayınları, Ankara, 2007, s. 94. Dominique Folscheid, Felsefe Akımları / Çev. Muna Cedden Dost Yayınları, Ankara, 2005, s. 160. * Tanıtan: Tamer

Detaylı

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi,

Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, Sayın Velimiz, Ocak ayında sizlere ulaştırdığımız Veli Bilgilendirme Bülteni nde belirtildiği gibi, TÜRKÇE dersinde, Kişisel Gelişim ve Okuma Kültürü temalarına bağlı olarak çeşitli metinler ve Düşünceler

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı