Önsöz. Keyifle okumanız ümidiyle... Therapia. 2 Therapia Sayı 4

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Önsöz. Keyifle okumanız ümidiyle... Therapia. 2 Therapia Sayı 4"

Transkript

1 sayı 4

2 Önsöz Dördüncü sayımızda borderline kişilik yapısını ele alıyoruz. Borderline başlığı altında, bu alanla ilgili farklı metinleri bir araya getiriyoruz. Psikoterapiden geçmiş ve ismi bizde saklı bir danışan borderline ın ne olduğunu, nasıl yaşantılandığını, neler düşündürüp neler hissettirdiğini Paratoner mahlasıyla aktarıyor. Hayatın Kıyısında, Alper Hasanoğlu nun borderline kişilik yapısına şematerapi perspektifinden detaylı bakışını içeriyor. Sayın Prof. Dr. Doğan Şahin le yaptığımız söyleşide değerli hocamız, borderline kişilik yapısıyla ilgili tüm sorularımızla birlikte, psikoterapinin Türkiye deki gelişimi, nonspesifik etkenler ve psikoterapide etik gibi geniş kapsamlı diğer sorularımıza da detaylı ve açıklayıcı yanıtlar veriyor. Klinik Psikolog Sevgi Güney, Borderline Danışanlara Krize Müdahale başlıklı yazısında borderline kişilik yapısını, kriz ve borderline kişilik yapısı arasındaki etkileşimden krize müdahalenin basamaklarına dek uzanan bir çerçevede ele alıyor. Psikiyatri uzmanı Dr.Berk Murat Ergün ve Klinik Psikolog Sandy Kohen, Bilişsel Davranışçı Terapi Perspektifinden Borderline Kişilik Bozukluğu na Bir Bakış başlıklı yazılarında borderline ı başka bir pencereden değerlendiriyorlar. Alper Hasanoğlu Borderline sınırlarını zorlarken... başlıklı makalesinde ilk psikoterapi hastasıyla yaşadığı zorlu ancak son derece öğretici seansları içtenlikle anlatıyor. Klinik Psikolog Duygu Coşkun, borderline kişilik yapısıyla çalışmanın zorluklarını Borderline Kişilik Yapısı ile Terapinin Kıyısında isimli makalesinde dile getiriyor. Galatasaray Üniversitesi Öğretim Görevlisi Fuat Erman da yine borderline kişilik yapısıyla ilgili dokunaklı bir yazıyla bu sayıda yer alıyor. Sosyal medya kanalları üzerinden iki ay önce yapmış olduğumuz mini ankette okurlarımıza gelecek sayımızda hangi konuları görmek istediğimizi sormuştuk. En fazla tercih edilen iki konu hafıza ve sosyal psikoloji oldu. Ceylan Özge Kunduz bu iki konu üzerine yabancı kaynaklarda yayımlanmış iki makalenin çevirisini yapıyor. Hafıza konusunda Déjà Vu nün Nörolojisi başlıklı çeviride hemen herkesin başına gelen fakat bir türlü tam olarak açıklanamayan déjà vu fenomenini hafızayla bağlantılı olarak aktarıyor. Sosyal psikolojinin geniş araştırma kapsamı içinden de yine günlük hayatta son derece sık yaşantıladığımız fenomenler olan dedikodu, söylenti ve şehir efsaneleri üçlüsünün incelendiği bir makalenin çevirisini aktarıyor. Ceylan Özge Kunduz, bu sayıdan itibaren Keçinboynuzu isimli köşesinde hayatın zorlukları, acıları, sıkıntıları ve karanlığı içinde bulmaya çalıştığımız mutlu ve aydınlık anların peşindeki yolculuğa dair kişisel yazılar kaleme alıyor. Pelin Onat Mırıldanmalar isimli köşesinde fotoğraf ve yaşamı Kadraj başlıklı yazısıyla ilintilendiriyor. Bir Varmış Bir Yokmuş adlı köşesinde Aydın Parmaksız bir önceki sayıda başlamış olduğu Ardıç Ağacı masalının analizini bu sayıda tamamlıyor. Klinik Psikolog Burcu Gençer-Türk borderline kişilik yapısını gelişimsel süreçteki faktörlerle bağlantısı açısından inceliyor. Alper Hasanoğlu Daseinsanaliz okulunun kurucusu ve varoluş psikiyatrisinin temel taşlarından biri olan Ludwig Binswanger i ve kurduğu psikiyatri kliniği Bellevue nün hikayesini anlatıyor. Keyifle okumanız ümidiyle... Therapia 2 Therapia Sayı 4

3 İçindekiler Dosya konusu Borderline Borderline sınırlarını zorlarken Alper Hasanoğlu Borderline / Sınırda Kişilik Paratoner Doğan Şahin'le söyleşi Ceylan Özge Kunduz Bilişsel Davranışçı Terapi Perspektifinden Borderline Kişilik Bozukluğu'na Bir Bakış Berk Murat Ergün & Sandy Kohen Borderline kişilik yapısıyla terapinin kıyısında Duygu Coşkun Borderline'e gelişimsel bir bakış Burcu Gençer-Türk Borderline Fuat Erman Borderline danışanlara krize müdahale Sevgi Güney İrem S. İmbat Taşkın Hayatın kıyısında Alper Hasanoğlu Déjà Vu'nün nörolojisi Jordan Gaines / (Çeviren: Ceylan Özge Kunduz) Ludwig Binswanger ve Daseinsanaliz Alper Hasanoğlu Jacob ve Wilhelm Grimm Kardeşler'den Ardıç Ağacı-2 Aydın Parmaksız Keçiboynuzu Ceylan Özge Kunduz Kadraj Pelin Onat Künye: Söylenti, dedikodu ve şehir efsaneleri Nicholas DiFonzo & Prashant Bordia / (Çeviren: Ceylan Özge Kunduz) Genel Yayın Yönetmeni: Dr. Alper Hasanoğlu Editör: Ceylan Özge Kunduz Sanat ve Grafik: Dr. Doğu Çankaya Tasarım: Busy İstanbul Therapia Sayı 4 3

4 Borderline sınırlarını zorlarken... alper hasanoğlu İsviçre Basel de psikiyatri ihtisasıma başladıktan iki hafta sonra, yani taze ve acemi bile denemeyecek bir psikiyatri asistanıyken acilde gördüğüm bir hastayı değerlendirmek için uzmanımın kapısını çaldım. Dr. Tarık Yılmaz ın. İstanbul Erkek Lisesi nden abim, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi nden psikiyatri asistanıyken Cerrahpaşa Psikiyatri nin koridorlarında peşinden ayrılmadığım asistan abinin, sonra dostum, daha sonra Basel de şefim ve şimdi İstanbul da tekrar dostum olan Tarık Yılmaz ın kapısını. Kafam oldukça karışıktı. Çünkü Tarık bana karışık ve kitap ve dergilerden oturacak yer olmayan dağınık odasında nesi var hastanın? diye sorduğunda tam olarak ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Depresyonu da vardı, anksiyetesi de biraz, yeme atakları oluyordu ve cinsellik yaşarken zorlanıyordu da. Krizler geçirip kavgalar ediyordu iş yerinde. Zaten acile de böyle bir iş yeri krizinden sonra ambulansla getirilmiş sakinleştirici bir ilaçla ancak yarım saatte yatışmıştı. Konuşmamızı da ben değil o yönlendirmişti. Tarık a yarım yamalak anlattıkça ve onun hasta hakkında sorduğu soruları yanıtlayamayıp ne kadar kötü anamnez almışım diye karşısında utandıkça, o yüzünde gittikçe genişleyen bir gülümsemeyle, onun için tipik olan davranışını yapıyor ve ofis koltuğunda aşağı doğru kayarak neredeyse yatar duruma geçip benim sinirim iyice bozuyordu. 45 dakikanın sonunda hızla yerinden kalktı, sanki kitaplar alfabetik sırayla diziliymiş de her kitabın yerini o nedenle bu kadar iyi biliyormuşçasına bir rahatlıkla Tölle nin psikiyatri kitabını çıkarıp bana uzattı ve Borderline bölümünü okumamı ve hastayı psikoterapi eğitimim için psikoterapi hastası olarak her hafta görmeye başlamamı istedi. Yani beni buz gibi ve fırtınalı bir havada bir kayıktan yüzme bilip bilmediğimi bile sormadan suya itti. İyi ki de itmiş. İlk psikoterapi hastam en zor hasta grubundan biri oldu böylece. O hastaya yardımcı olamadım pek, bunu itiraf etmeliyim. Seanslarımızda beni bazen hiç bir şey anlamamakla suçlayan, bir sonraki seansta onu bırakmamam için suçluluk duygusuyla bana yalvaran, başka bir seansta çok sert olduğumu ve bir baş öğretmen gibi ev ödevleri veren sıkıcı biri olduğumu söyleyen, randevusu olmadığı halde polikliniğe gelip onu kabul edemediğim için intihar etmekle tehdit eden, bazı seanslar geç, bazılarına haber vermeden hiç gelmeyen, bazılarınaysa çok erken gelip bekleme odasında sıkıntı ve endişesi gittikçe büyüyerek beni bekleyen sevgili ilk terapi hastam 3. ayın sonunda, beni yeteri kadar sert bulmadığı için terapiyi sonlandırdı ve gitti. Ama ne olursa olsun her seanstan sonra kendimi bir şekilde yetersiz hissetmeme neden olarak. Tarık sağ olsun her seans sonrası bana destekleyici seanslar uyguladı da İstanbul a kaçmadım. Ama yüksek standartlar şeması olan (yani kendinden beklentileri çok yüksek olan) ve henüz bunun bir sorun olduğunun farkında olmayan benim, gecelerce okumamı, her seans sonrasında bölüm kütüphanesine kapanmamı, Tarık ın başının etini yememi sağladığı için de çok iyi oldu. Daha sonra asistanlarıma ben de aynısını yaptım. Hayır Tarık tan dolaylı yoldan bir intikam almak için değil, böyle bir başlangıcın aslında iyi olduğuna inandığım için. Basel Psikiyatri Kliniği nde 60 lı yıllara kadar psikiyatriyi seçen doktorların ilk altı ay şehre inmelerine izin verilmezmiş. 6 ay sonraki ilk çarşı izninden sonra hala psikiyatr olup olmak istemedikleri sorulurmuş. Zorlanarak ve zorlayarak başlamak iyidir diye düşünen bir ekolden geliyorum ben. Bu hazırladığımız borderline dosyasının iyi bir dosya olduğunu düşünüyorum. İki eksiğimiz var. Bir tanesi Kernberg in aktarım odaklı psikoterapisi açısından borderline kişilik yapısının değerlendirilmesi. Bu ekolle çalışan birini bulamadım. Yok mu, yoksa ben mi ulaşamadım bilmiyorum. Ama e-dergi çıkarmanın güzelliği burada işte. Daha sonradan ekleyebiliriz bu yazıyı. Eğer bu satırları okuyan ve Kernberg çi açıdan bu makaleyi yazmak isteyen olursa sonradan ekleriz. Olmazsa ben kendi okumalarımı yapıp eksiği kapayacağım. Bir de İmbat ın harika vaka sunumuna şematerapötik açıdan yaklaşmayı deneyecektim ama zaman bulamadığım için olmadı. Ama bunu da daha sonra ekleyeceğim. Biyolojik psikiyatriyle hemhal meslektaşlarım borderline bozukluğun nörobiyolojisinin eksikliğine işaret edebilirler. Yazarlarsa ekleriz. Şu an aklıma geldi. Bipolar nerede biter, borderline nerede başlar (ya da tam tersi) o da ilginç bir yazı konusu olabilirdi. Yazmak isteyen olursa sayfalarımız açık. Umarım sizi de, beni olduğu kadar doyuran bir dosya olur, eksiklerine rağmen. 4 Therapia Sayı 4

5 BORDERLINE / SINIRDA KİŞİLİK Yorucu, garip, kendimin ve başkasının zamanının labirentini bir türlü çözemedim. Hiç kimse değilim ben. Kimseye kılıç çekmedim savaşta. Yankıyım, unutuşum, hiçliğim ben.» Jorge Luis Borges paratoner Therapia Sayı 4 5

6 Benden; kendimi, hissettiklerimi, yaşadıklarımı anlatmam istediğinde, bir süre ne yazacağımı bilemedim. Yazmaktan korktum, paylaşmaktan da, şu ana kadar sınırlı sayıda insan arasında kalmışları yazacaktım, sözden-hikayeden çıkaracak gerçeğe, kaybolmayacak, kaçamayacak hale getirecektim, korktum... hâlâ da korkuyorum... Geçmişte, çok zorlandığım ve benim için kriz tanımının geçerli olduğu, ne yapacağımı bilemediğim zamanlarda başvurduğum ve içimdeki çaresizliği dışarıya akıtmaya çalıştığım bir yöntemdi zaten - sıcağı sıcağına- yazmak. Ama onlar sadece ve sadece benimdi... Bu defa durum biraz farklı, kriz durumu yok ortada, terapistim benden yaşadıklarımı, olaylar karşısında hissettiklerimi ve düşüncelerimi, kısaca kendimi yazmamı istedi, süreci, neler olduğunu, nelerin olmadığını. Bu sayıda, Therapia da senin durumunu konu olarak seçtik... Korku ve heyecan bakalım hangisi yenecek? derken, işte tam bu noktada beni genellikle zorda bırakan iç sesimi bastırdı diğeri, yeni ve tecrübesiz olanı... Belki, dedi kendinden bahsetmek, cesurca davranıp bunu sözlerden çıkartman, yazıya aktarman ve hatta bunu paylaşman; kişiliğinle ilgili yeni şeyler keşfetmene ya da yaşama ihtimalinin fazla olduğu yeni krizlerine karşı daha az çaresiz hissetmene yardımcı olur, belki ne kadar yol kat ettiğini veya etmediğini daha iyi anlarsın! Ne dersin? Umarım Therapia nin diğer bölümlerindeki gibi, değerli birçok uzman veya profesyonelin yazıları arasında hekimin değil, çekenin satırlarını da okumaktan keyif alır ve fakat yine de kendinizden bir şeyler bulamazsınız. Özünde yaşadıklarım parça-parça da olsa birçoğumuzun yaşadıklarına çok benzer ve aykırı veya anormal de değil. Bendeki de sadece bana özel bir karışım, biraz karışık... renkleri de tatları da. Bu arada, bulduysanız da kendinizden fazlaca şey üzülmeyin, bir dolu acayiplik var hayatta, bu da onlardan biri sadece, bazen katlanılmaz derece zor ve yorucu biliyorum, varsın olsun. Unutmayın ki biz istediğimiz sürece -bazen istemesek bilebize birbirinden çok farklı şekillerde yardıma hazır ve bizi asla yalnız bırakmayan bir dolu insan var. İşte benim olan o insanlara, bu satırlar... NEYİM? NEREDEYİM? Kendimi bildim bileli var olan ve bir türlü ne nedenini anlayabildiğim, ne de çözümünü bulabildiğim; inişçıkışlarımın, bir mutlu, bir hüzünlü, bir coşkulu, bir yaşayan ölü hallerimden, bitmeyen mutsuzluk seferlerimden birindeydim yine, hiçbir şey olması gerektiği gibi gitmiyordu... Çok uzun zaman geçmişti tüm bunlara ve sormaktan da bir türlü vazgeçemediğim sorularımla aradığım cevabı bulabilmek için... Birçok insan böyle değil iken ya da ben öyle sanıyordumben yine böyleydim? Bir nedeni olmalıydı? Neydim? Neler oluyordu? Hayatın ve geleceğim -varsa eğer- neresindeydim? Çoğu da cevabı ömür boyu bulunamayacak sorulardı biliyordum. Bir süre sonra bu sorular, derin sessizlikler, paylaşmamalar, yalnız kalmalar, yetinememeler, kayıplar, terk edilişler ve başarısızlıklar olarak sardı dört bir yanımı. Tıpkı soğukta donmak gibi, sıcacık bir karamsarlık yorganı serildi üzerime, öyle bir sıcaklıktı ki; beni yavaşyavaş uyuşturmaya ve hayattaki her şeyden koparmaya, boğmaya başladı. Ne hayata karşı duyduğum sevinç, ne evlat, kardeş, dost, sevgili olmak, ne de - ve bence en önemlisi- anne 6 Therapia Sayı 4

7 bütün gece dans edebilecek kadar enerjik, bütün gün uyuyabilecek kadar yorgun, bir haftalık işi yarım günde bitirecek kadar hızlı, yarım günlük işi bir haftaya yayabilecek kadar yavaş... olmak bile hayata olan doğal bağlılık yeminimi tutmama yardımcı olamadı. Tüm bunların bir cevabı, bir sonu olmalıydı veya benim. Defalarca denediğim ve neredeyse vazgeçmek üzere olduğum profesyonel yardımların en sonuncusunda karşılaştım ne olduğumla. Hemen olmadı ve kesinlikle tesadüf değildi, bu karşılaşma. Genç olarak nitelendirilebilecek bir yaşta olsam, belki bu karşılaşma hoş bir tesadüf bile sayılabilirdi. Ama değildi... Hayatın çok daha başında farkında olabilir, belki de içinden çıkmakta bu kadar zorlanmaz, o kadar da derinlere inmezdim. Ne olduğumu öğrendiğimde artık, kırk bir yaşında, uzun sayılabilecek bir evliliği yeni bitirmiş, ergenliğinin başında bir genç kız annesi ve profesyonel olarak da uzun yıllar çalışmış, başarılı olmuş hatta artık üst düzey bir yöneticiydim. Elbette bu görünen tarafıydı... Ya görünmeyen veya bilinmeyenler? Uzun bir süre boyunca, başlangıçta çoğu zaman morfinsiz diş-tırnak çektirmekten farksız, kelime-kelime ağzımdan alındı, ailem, çocukluğum, gençliğim, evliliğim, boşanmam, kızım, kısaca ben. Çoğunlukla ne söylediğim anlaşılmayacak şekilde ağlar, gözlerimin ağrısından duramaz, beynim uyuşmak için çırpınırdı psikoterapi seanslarında, her birinin sonunda, nerede ise tank çarpmış gibi çıkardım o odadan. Sonra yavaş da olsa değişmeye başladı bu durum. Kendiliğimden anlatmaya başladım, durmaksızın anlattım, neler hissettiğimi, neler düşündüğümü, ne istediğimi, nelere sahip olduğumu. Ve bana ne olduğu öğrenmek istediğimi ve bu şekilde devam etmek istemediğimi. Elbette bir tanımı vardı, belki de bir rahatsızlık? En iyi ihmalle depresyondayımdır, zaten kim değil ki... Şiddeti veya boyutu ne olursa olsun bir açıklaması olmalıydı mutlaka... Ne kadar yorucu ve zor olsa da bana iyi geldiği fark ettim tüm bunların, hayatım boyunca ilk defa kendim için bir şey yapıyordum, sadece bana ait saatler... Özne ben, önemli olan da bendim, sadece ben. Belki de bu nedenle ne olduğumu öğrenmek de mutsuz etmedi beni... İşte bu seansların birinde paylaşıldı benimle, ne olduğum. Psikiyatrik tanımı ile bir Borderline/ Sınırda Kişiliğim ya da Borderline / Sınırda Kişilik Bozukluğu m var. BORDERLINE/SINIRDA KİŞİLİK Nedir bu Borderline... Şöyle bir şey esasında; Yazan kimdir bilmiyorum -içinde bir miktar kendini beğenmişlik ifadeleri olsa da- beni anlatan birkaç satır. bir bilgenin sabrını taşırabilecek kadar saldırgan, bir kediyi sakinleştirebilecek kadar uysal, bir topluluğu gülmekten kırıp geçirebilecek kadar pozitif, yanındakileri intihara sürükleyebilecek kadar negatif, bütün gece dans edebilecek kadar enerjik, bütün gün uyuyabilecek kadar yorgun, bir haftalık işi yarım günde bitirecek kadar hızlı, yarım günlük işi bir haftaya yayabilecek kadar yavaş, bir gelincik kadar narin, bir çam ağacı kadar güçlü... Kısa bir araştırma ile benzer tanımlamalara ulaşabilirsiniz birçok kaynaktan. Kendi kelimelerimle borderline olmak ise, işte böyle bir şey; Sürekli, ara vermeden, belki nedenini bile anlayamadan, olumludan olumsuza veya tam tersine; gidip gelmelerdir benim yaşadığım, Abartılı, şiddetli, fazla ve değişken, hatta zıt yönlere çok Therapia Sayı 4 7

8 hızlı gider, saatler içinde değişen sürelerde birbirini izleyen öfke, üzüntü, kaygı, sevinç dönemleri yaşarım, Duygularım çok şiddetlidir, yoğun. Birçok şeyi sizden fazla hisseder, hissettiririm, Anlamak zordur zaman zaman neden böyle davrandığımı, (ben de bilmiyordum boş verin) Duygu-düşünce-davranış üçlüm abartıdır ama iyi niyetlidir özünde, Stabil veya sabit olmam zordur, elbette imkansız değil... fakat bu da sürelidir, hele sonsuz hiç değil. Çok zorlu işlerin altından kalkabilir veya sayılı insanın becerebildiği şeyleri yapabilirim, aktif ve eğlenceliyimdir, derin mavi sulara dalabilir, hayali bile olsa uçabilirsiniz benimle. Karar mekanizmamda renklerin tonları pek yoktur ya siyahlar vardır ya da beyazlar. Peki hayatın diğer renkleri? Bazen öyle renkliyimdir ki gözleriniz kamaşır. Dostluğum kuvvetlidir, eğer inanırsam özel olduğuma sizin için, perişan oluncaya kadar verici, paylaşımcı olurum... sizi kaybetmeyi hiç sevmem... Dileyin benden ne dilerseniz. Sevgili deseniz, en şiddetlisinden severim, en şiddetlisinde yaşar ve yaşatırım. Sizi kaybetmemek için akla hayale gelmeyecek delilikler yaparım. Tüm bunların karşılığında özel olmayı isterim. Özel olduğumu hissetmek benim ve ilişkimiz için su gibi, hava gibidir. İlgi beklerim, beni sıradanlaştırdığınızda, hatta farklı nedenlerle benden uzaklaştığınız zaman çabucak hissederim. Benim için çanlar çalmaya başlar ve artık sonun başlangıcıdır her şey tersine dönüverir. Hele de bir de bu davranışlarıma anlam veremez veya sabrınız tükenirse, benden iyice uzaklaşırsanız ve hatta başkasını bana tercih ederseniz veya beni tamamen hayatınızdan çıkartırsanız, işte o an içime şeytan kaçar, ya da hep vardır da tetikte bir uykudadır, hemen uyanıverir. Kaçın kaçabildiğiniz kadar hızlı ve en uzağa, kaçın kendinizi ve hatta beni de biraz olsun seviyorsanız eğer. Şiddetle ihtiyaç duyduğum sizden (sen), sevilmek, onaylanmak, takdir edilmek, istenmek, ihtiyaç duyulmak, arzulanmak ve vazgeçilemez olmaktan artık çok uzaktayımdır, büyük bir hayal kırıklığı yaşarım. Sizin adınıza savaştığım ve o beni de pek de sevmeyen tiz iç sesim artık duyulmaya başlar, küstah ve aşağılayıcı sözleri ile beni olduğumdan daha da değersiz bir yere sürükler, ses yükselir, başka hiç bir şey duyamaz olurum. Esasında derdim sizinle değildir. Sizi bunu yapmaya zorlarım. Sonucu bile bile kaçmanızı bekler, bazen beni terk etmeniz için size yalvarırım bile. Bu zamanlarda tek derdim benimdir, kendimi sevmez, değersiz ve önemsiz hisseder, deli gibi suçlar, sorgularım sürekli, kendimi, hayatı. Bulduğum cevaplar genelde acı vericidir, cezalar veririm kendime, istemem bu şekilde yaşamayı ve yine aklımdaki o derin yalnızlığa mahkum bırakırım kendimi. Araftayımdır kısaca, ne ölebilir ne yaşayabilirim. Size biçtiğim değer, anlamın derecesi sizi kaybettiğim için katlanarak artar; yaşadığım terk edilişin veya önemsizleştirmenin acısını günlerce, haftalarca veya aylarca hissedebilirim. Size ve en çok kendime bu duruma geldiğim için öyle çok kızarım ki, içim çok ama çok acır, bedenimde kocaman görülmeyen boşluklar oluşur. Bu görülmez acıyı yok etmek, o hiç kapanmayacak deliği kapatabilmek için, bedenimde yaralar açar ve tekrar bunu yaşamamak için kendime geçmeyen izler bırakırım. Unutuncaya, uyuşuncaya kadar içer, ya çok yer ya da bitkin düşüp hasta oluncaya kadar aç kalırım. İşte bu gelgitler, özellikle kendime kötü davranmalar yorar en çok beni ve üzer en yakınımdakileri, tüm bunlar nedeni ile tekrar-tekrar kaybederim sevenlerimi, sevdiklerimi, ilişkilerimi ve yaşamımı. Bu da benim ödülümdür; sevdiklerime, yanımda, yakınımdakilere... 8 Therapia Sayı 4

9 ŞİMDİ NE OLACAK? Evet işte öğrendim bakalım neymişim. Ben bir Borderline kişiliğim, kendimi yapılmış psikiyatrik borderline tanımları ile karşılaştırdım ilk başlarda, kabullenmesi de zordu, biraz zaman aldı. Tutulan ayna ve dışarıdan görünüşüm pek de hoş değildi aslında. Kaldım kendimle baş başa ve fark ettim ki benimle hayat ne zordu. Sonrasında gerçeği ifade edebilme aşaması geldim, hele hele yakın çevrem ile paylaşılmak ayrıca zordu. Yazılar okudum hakkım(n)da, kendimi de onları da korkutmadan ifade etmeliydim durumu... Çoğu abarttığımı söyledi, kabul etmedi veya yakıştırmadı...ne hastalığı, olur mu öyle şey! Olur, oldu, gerçek bu. Sıra neden olduğunu bulmaktaydı, gerçi ne olduğumla, neden olduğumu öğrenmem pek iç içeydi. Diğer bir çok psikolojik rahatsızlık gibi Borderline Kişilik Bozukluğu için de klasik nedenlerden biri olan ve kulağınıza çok aşikar olacağını bildiğim bir sonuç çıktı ortaya; İstenmeyen bir hamilelikle başlayan hayatım, sonrasında zorunlu olarak ailemden, özellikle annemden çok küçük yaşımda ayrı kalmamın ve sonrasında devam eden ailevi sorunların kişiliğime, çocukluğuma, ilk gençliğime verdiği zararlar... Güvenli bağlanmayı; olması gereken yaşta ve şekilde yaşayamamanın getirdiği ve çocuk aklımla oluşturduğum neden-sonuç ilişkilerinin çarpıklığını öğrendim. Belli bir süre tolere edebilmişim tüm bunları, en azından iş hayatımda önüme çıkmasına engel olabilmişim... Başarılı olmuşum ve yükselmişim. Benden beklenmeyecek derecede uzun süren bir evliliği de yürütebilmişim. Ancak daha önce de dediğim gibi stabil olmam zor, imkansız değil ama süresiz hiç değil. Hayatın getirdikleri ve götürdükleri, değişimler, sorumluluklar ile yavaş yavaş bozulan dengem, ilişkilerimi yürütmekte maalesef bana iş hayatımdaki kadar şans vermedi. İlerleyen yaşlarda kurduğum güvenli bağlanma ipleri koptu, şemalar tetiklendi, ayrılık, terk edilme, anlaşılamama, istenmeme... Ve ben tipik bir borderline olarak, kolayca geçiş yaptım mevcut tanıma. HAYAT DEVAM EDİYOR Üzerinden bir yıldan daha uzun zaman geçti artık; çılgınca yaptığım ayak diremelerim, kan kurutan sabit fikirlerimle bile, kelimenin tam anlamı ile aldığım düzenli profesyonel yardımın sayesinde; kendimi tanımayı, ifade edebilmeyi, duygularımın nedenlerini ve sonuçlarını sağlıklı yorumlamayı öğrenmeye başladım, her yeni günde, yaşadıklarıma karşı, duygu, düşünce, davranış prosesini yönetmeyi -henüz tam olarak başaramazsam da, artık becerilmiş bir kaç güzel örneğim var elimdeöğrenmeye de devam ediyorum. Sadece kriz anlarımı değil, coşkulu mutluluklarımı da paylaştım. Sabırla dinlendim, düşünce yapıma uygun olarak, sorularıma kendi cevaplarımı bulabilmem için cesaretlendirildim. Bir dolu egzersiz ile beni derinlere sürükleyen iç sesime kulak tıkamayı yavaş da olsa öğrendim. Artık içimde yeni, genç, pozitif ikinci bir iç sesim daha var. Tüm gerçekleri, zayıflıklarımı veya güçlü olduğum noktalarımı bilen ve bana destek olan, savaşmama yardımcı olan. Bu yazıyı bile o yazdırıyor işte şimdi bana. Daha önümde neler var bilmiyorum, kimse bilemez, sadece artık birçok şey daha net, cevabı ve tanımı var artık... Bilmediğim bir canavarla savaşmıyorum, bir şekli var, zayıflıkları var onun da, güçlü tarafları olduğu gibi. Tıpkı benim gibi. İşte tüm bunları, tekrar hissetmeme, düşünmeme yardımcı olan, beni karışık ve dengesiz kişiliğimle seven ve her şartta hep yanımda olan birkaç kişiye borçluyum. Bu birkaç kişinin hayatımdaki varlıklarını bilmek, onları yaşamak, kelimeleri, anları, hisleri, birkaç kadehi, hayalleri, geleceği paylaşmak, bana hep yola devam edebilmem için ışık oluyor... İyi ki varsınız... Therapia Sayı 4 9

10 Söyleşi Prof. Dr. Doğan Şahin'le borderline kişilik yapısını ve psikoterapiye dair birçok şeyi konuştuk. söyleşi: ceylan özge kunduz 10 Therapia Sayı 4

11 Therapia: Borderline ın ne olduğuna dair bir sürü soru alıyorsunuzdur ama ben size ne olmadığını soracağım. Borderline nelerin yokluğu ya da eksikliğiyle tanımlanabilir? Prof. Dr. Doğan Şahin: Eksiklik diyecek olursak, en önemli eksiklik kimlik bütünlüğünün olmamasıdır. Bu insanları nevrotik insanlardan ayıran en önemli şeylerden biri benlik algılarının süreklilik arz etmemesi, çok sık ve çok kolay değişmesidir. Tutarlı, bütünleşmiş bir kendilik yapılanmaları olmadığı için kendilerini küçük olaylardan, küçük dışsal faktörlerden çeşitli şekillerde algılayabiliyorlar. Bir sınavı iyi geçtiği zaman kendisini çok zeki, başarılı, bütün derslerin üstesinden gelebilecek, akademisyen olabilecek biri gibi hissederken bir sınavdan düşük not aldığı zaman okulu bitiremeyeceğini, geri zekâlının biri olduğunu düşünebilir. Yani ben ortalamanın biraz üstünde zekası olan, çalışkan bir insanımdır gibi tutarlı bir kimlik algıları olmaz. Çok çabuk değişirler. Kendilerine duydukları güven, kendilerine verdikleri değer gibi önemli konular dışsal olaylar tarafından bir uçtan bir uca çok çabuk sürüklenir. Dışarıdan bakınca en dikkati çeken özellikleri bunlardır. Başka insanlar tarafından da tutarsız, dengesiz, uçlarda yaşıyor gibi tanımlanırlar. Kendilik bütünlüğü olmadığı için çok çabuk karar verebilirler, herhangi bir olayın etkisinde bir taraftan diğerine çok çabuk savrulabilirler. Diğer insanlar tarafından bazen de bir marifetmiş gibi anını yaşıyor şeklinde değerlendirilirler aslında tutarlılığın olmamasına bağlı hızlı ve ani kararlar vermek gibi özelliklerdir bunlar ve başkalarının dikkatini çeker. Diyelim ki, otururken haydi kalk şuraya gidelim der, kalkar giderler. Bş dakika sonra önemli bir işi olabilir ama önemsemez. Yani dışarıdan çok eğlenceli insanlar olarak da görülebilirler mi? Aslında eğlenceli olabilirler. Kafa dengi denebilecek arkadaşlarımızdır ama bir yandan da çok canları sıkılır. Kronik bir can sıkıntısı, boşluk duygusu, huzursuzluk, bir şeyden tatmin olamama, hiçbir şeyin yetmemesi söz konusudur. Bir yere gittiklerinde çok eğlenebilirler ama hep bir eksiklik duygusu vardır. Yetmiyormuş, olmuyormuş gibi Gülünce çok gülerler ama o coşku da tam değildir. Kendilerini tam olarak bir coşkuya, mutluluğa bırakamazlar çünkü bir yandan hep kronik bir boşluk duygusu, anlamsızlık, can sıkıntısı vardır. Neredeyse hiç geçmez. Dolayısıyla çok neşeli insanlar değildirler. Borderline dan bahsederken bir kişilik bozukluğu mu yoksa kişilik yapısı mı demek daha doğru? Aslında bu bir kişilik örgütlenmesi, kişilik yapılanmasıdır. Borderline kişilik bozukluğu, borderline kişilik örgütlenmesi gösteren kişilik yapılarından sadece bir tanesidir. Borderline kişilik örgütlenmesinde yer alan çok sayıda farklı karakter vardır. Şizoidler, narsisistikler, şizotipaller, paranoidler, antisosyaller ve histrionikler de büyük oranda borderline dır. DSM de yer almayan as if karakter yani mış gibi, kendi karakterleri yokmuş gibi olan insanlar da aslında ilk tanımlanan borderline lardır. İmrendikleri insanların kılıklarına girerler, onların kişiliklerine bürünüp onlar neye inanırsa ona inanırlar. Kendilerini değersiz ve olmamış gibi hissettikleri için beğendikleri kişiyi taklit ederler. Bir bakarsınız onlarla aynı kılığa bürünmüşler. O insanın kişiliğine geçtikleri zaman o kişilik içerisinde kendilerini anlamlı ve değerli hissederler, öbür türlü boş hissederler. As if karakter çok sık görülen bir şey değildir ama borderline ların arasında ilk tanımlanan, dikkati çeken Therapia Sayı 4 11

12 Nasıl biri olduğumuz etrafın bize yansımasıyla oluşur ve biz oradan bir bütünlük oluştururuz. karakterlerden biri olduğu için tarihsel bir önemi vardır. Peki siz borderline kişilerle nasıl çalışıyorsunuz ve bunun ne gibi zorlukları var? İstanbul Tıp Fakültesi nin Çapa da bulunan Sosyal Psikiyatri Servisi nin işi budur. Biz burada den beri esas olarak kişilik bozukluklarına, kişilik bozuklukları içerisinde de en fazla borderline lara bakıyoruz. Aslında hastalarımızın neredeyse %80-90 ı borderline. Türkiye de bizden başka, bir ekip olarak çalışan ve münhasıran bu hastalara bakan bir birim yok. Borderline lar meslektaşlarımız, psikiyatrlar, psikologlar ve diğer ruh sağlığı elemanları arasında pek hazzedilen bir grup değildir. İnsanlar borderline larla çalışmaktan hoşlanmazlar ve genellikle de başlarından atmaya çalışırlar. Zor bir hasta grubudur. Mesela psikotik hastalarla çalışmak konusunda çoğu insan o kadar zorlanmıyor çünkü onlara hasta gözüyle bakıyor. Onlardan gelen zahmeti, eziyeti hastalığına verip tolere edebiliyor. Mesela şizofren bir hasta kendisine küfrettiği ya da hakaret ettiği zaman hasta, ne olacak diyor ama borderline lardan gelen saldırganlıkları öyle değerlendirip tolere edemiyorlar. Esas mesele, borderline ların ilişkide bulundukları herkese karşı hem çok yüceltici hem de yerin dibine sokucu şekilde davranabilmeleridir. Karşıdakinin de ruhsal dünyasında sürekli inişler çıkışlar yarattıkları için uğraşmak istenmez. Halbuki neyi neden yaptıklarını anladığınız ve meselenin sizinle bir ilgisi olmadığını gördüğünüz zaman borderline larla çalışmak da kolaylaşıyor. Kendi içinde halledemediği bir öfkeyi başka bir tarafa aktarması gerekiyor ve siz denk geldiğiniz zaman size aktarıyor. Bu öfke sizinle ilgili olabilir de olmayabilir de. Borderline lar aşırı duyarlı insanlardır. Küçük bir ilgisizliğe veya özensizliğe karşı çok yoğun tepki gösterebilirler. Diyelim ki o gün günaydın derken bir şey düşünüyorsunuzdur ve o kadar içten bir günaydın dememişsinizdir. Ya da elini sıkarken zihniniz bir şeyle meşguldür ve çok canı gönülden elini sıkmamış olabilirsiniz. Başka bir insan bunun çok farkına varmayabilir, farkına varsa bile aldırmayıp Herhalde canı bir şeye sıkkındır derken borderline lar ciddi şekilde alınıp reaksiyon gösterirler. Meslektaşlarımı en çok zorlayan şeylerden biri de borderline ların sizinle çok çabuk ilişkiye geçmeleridir. Diyelim ki nevrotik bir hasta gelir, kocasının ne kadar özensiz olduğunu, çocuğuyla problemlerini veya sevgilisiyle ilişkisini, yani sorunu, dertleri neyse anlatır. Sizinle bir meselesi yoktur. Borderline kişi ise hemen sizinle ilişki kurar. Size Saçlarınızı taramamışsınız galiba, Kazağı nereden aldınız, güzel kazakmış bakabilir miyim? gibi şeyler söylebilirler. Yoğun bir ilişki kurarlar ve sizi de hemen o ilişkiye çekerler. Onun dışında kalamazsınız, zaten kalmamanız da gerekir. Duvar gibi olup hastanın sizinle ilişki kurma çabalarını bertaraf ettiğiniz zaman hasta sizinle bağ kuramaz ve terapötik bir ilişki de kurulmamış olur. Gelişim sürecinde borderline kişiliğin oluşmasını sağlayan ne gibi faktörler var? Tek bir şeye bağlamak doğru değil, bir sürü faktör olabilir. Bazı kuramcılar bunun biyolojik bir tarafı olduğunu ve borderline ların doğuştan, ortalama insana göre biraz daha fazla agresyonla geldiklerini söyler. Örneğin Kernberg Olabilir ama bu konuda 20 seneden beri çalışan biri olarak böyle bir olasılığı reddetmiyorum ama çevresel koşullar çok daha önemli. Çocuğun çocuğun kimlik bütünlüğü geliştirip geliştirmeyeceğini ilk başta anneyle kurduğu ilişkinin mahiyeti esas olarak belirliyor. Tersinden söyleyecek olursak, her ne kadar biyolojik yatkınlıkları olursa olsun borderline lar aşağı yukarı 5-6 sene terapi sonucunda kimlik bütünlüğü sağlayabiliyorlar. Demek ki biyolojik bir yatkınlık olsa bile uygun bir çevrede borderline olmak zorunda değiller. Neler 12 Therapia Sayı 4

13 oluyor peki? Gördüğümüz en sık şey bir nesne sürekliliğinin olmaması. Örneğin arada büyüyen çocuklar Anne çalışıyor, çocuğu sabahleyin anneanneye bırakıyor. Öğlene kadar anneanne bakıyor, akşamüzeri teyzesine gidiyor, son olarak da akşam anne alıyor. Karışık durumlar söz konusu. Çocuğun sürekli sabit bir nesne olarak algılayacağı bir anne figürü olmuyor. Burada nesne sürekliliği ve nesne tasarımlarının sabitleşmesi bozulmuş oluyor. Çocuğun annenin nasıl biri olduğuna dair bütünlüklü bir algısı olması gerekiyor ama bir tane anne olmadığı ve ortada karmakarışık bir durum olduğu için bu sağlanamıyor. İkinci faktör de çocuğa bakanların çocuğa davranışı. Nasıl biri olduğumuzu bize nasıl davranıldığıyla anlarız. Bize çok güzelsin ya da çok zekisin dedikleri zaman kendimizi güzel ya da zeki, tembelsin dedikleri zaman da tembel zannederiz. Nasıl biri olduğumuz etrafın bize yansımasıyla oluşur ve biz oradan bir bütünlük oluştururuz. Diyelim ki anneanne çocuğu çok yumuşak sıcak sevecen bulup çocuğa öyle davranıyor. Teyze ise çocuğu soğuk algılayıp o şekilde davranırken, anne çocuğu uslu görüp yine ona uygun davranıyor. Sonuç olarak çocuk da ne olduğunu anlayamıyor. Genel olarak borderline üç yaşa kadarki süreçte olan patolojiler sonucu gelişiyor. Anneyle uzun süreli ayrılıkların büyük önemi var. Anneden ayrı büyüyen çocuklar, annenin ölmesi veya yokluğu, annenin borderline olması ve son derece tutarsız, dengesiz davranıp çocuğa kimi zaman dünyanın en değerli varlığıymış gibi kimi zamansa başına belaymış gibi davranması da diğer faktörlerden. Borderline lar dünyada giderek artıyor. En önemli neden de daha önce dediğim gibi, çocukların nesne sürekliliğinin olmaması. Borderline dediğimiz zaman ilk aklımıza gelen şey şu olmalı: Bu kişinin hem kendisinin hem de diğer insanların nasıl biri olduğuna dair kafası karışıktır ve bir anlamda bütünleşmemiştir. Bebeklikte annesini hem çok iyi hem de çok kötü bir şeymiş gibi algılar. Aslında bu, bir-üç yaş arası bütün çocuklarda görülür. Çocuk, annesini kendisine iyi davrandığında iyi bir anneymiş gibi kötü davrandığında da kötü bir anneymiş gibi algılar. Bütünleştirme fonksiyonu henüz gelişmemiştir. Bir yaşından sonra ise yavaş yavaş gelişmeye başlar. Ortalama olarak üç yaşında da iyi ve kötü tasarımları birleşip tek bir tasarım olur. Problem, kendilik ve nesne tasarımlarının gelişmesine engel olan koşulların varlığıdır. Borderline birisi kendisini de bazen tamamen çok iyi bazen de çok kötü olarak algılar. Bazen kendisine çok güvenir, ortalamanın çok üstünde özel biri olduğunu düşünürken bazen de değersiz bir hiç gibi hisseder. Borderline da ilacın tedavideki yeri nedir? Borderline da ilacın tedavide bir yeri yok çünkü kendilik ve nesne tasarımlarını bütünleştiren bir ilaç yok. Ancak borderline larda farklı süreçler vardır. Bunlardan en önemlisi kimlik bütünlüğünün olmamasıyken bir diğeri de ego zafiyetidir. Bu yüzden dürtüleri ve reaksyionlarını denetleyemezler, dolayısıyla impulsiv insanlardır. Hepimiz sinirlenebiliriz, hepimizin canı sıkılabilir ama bunu kontrol ederiz ve öfkemizi yerine, zamanına göre gösteririz. Borderline lerda ego zayıf olduğu ve bir anlamda fen tertibatları bozuk olduğundan çok çabuk öfkelenip çok çabuk kavga ederler. Bazı borderline lar terapiye bunun için, çok çabuk sinirleniyorum, herkesle kavga ediyorum gibi şikayetlerle gelir. Buna benzer başka impulsları denetlemekte zorluk çekenler de olur. Hızlı araba kullanma, başını belaya sokacak işler yapma, ödeyemeyeceği miktarda alışveriş yapma, rastgele cinsel ilişkiler kurma gibi Bu hastalarda öfke kontrolünü ya da benzeri impulsları denetlemeyi kolaylaştırması amacıyla ilaç kullanırız. Ayrıca bütünlüğün olmamasına bağlı olarak da duygu durumları çok sık değişir. Diyelim ki sabah kalktı, annesi kahvaltı hazırlamış, güzel bir ortam var. Çok mutlu, neşeli hisseder. Okula gider, bir arkadaşı onu selamlamadı ya da bir espri yaptı ama Therapia Sayı 4 13

14 kimse gülmedi diye bir anda bütün dünyası kararabilir ve her şey mahvolur, kendisini çok kötü hisseder. Gün içinde duygusal olarak sürekli bir aşağı bir yukarı iner çıkar. Bunu engellemek için de duygu durum düzenleyici kullanırız. Yalnız, yanlış anlamayın her gelen borderline a bir duygu durum düzenleyici, bir impuls kontrol ilacı vermeyiz. İsteriz ki terapiyle düzelsin ama çok zorlanıyorsa terapi bunları sağlayana kadar bir süreliğine bu ilaçları kullanırız. Bunlara ek olarak borderline larda her türlü birinci eksen problemine rastlanır. Anksiyete bozuklukları, obsesyonlar, panik bozukluk görülebilir; kişi depresyona girip çıkabilir. Böyle bir şey olduğu zaman da onlara yönelik kısa süreli ilaç kullanırız. Bazen yoğun stres durumlarında kısa süreli paranoid tablolar da ortaya çıkabilir. O zaman da düşük doz ve kısa süreli antipsikotik kullanırız. Borderline semptomlarında kültürel farklar görüyor musunuz? Çok fazla Örneğin batıda borderline özellikler gösteren kişilerde alkol kullanım oranı çok yüksektir ama bizde o kadar değildir. Yine batı ülkelerinde, örgütlenmenin kolaylığı sayesinde borderline ların çok çabuk grup oluşturduklarını söyleyebilirim. Bu bir müzik grubu da olabilir bir kulüp ya da bir çete de Bizde bu kadar örgütlü değiller, daha bireyseller. Türkiye içindeki kültürel farkla belirgin oluyor mu? Çok. Mesela doğuda impulsiv davranışlar çok hoş karşılanmadığı ve kişi davranışlarını her zaman kontrol ettiği için bunları genellikle sosyal olarak kabul edilebilir şeylere dönüştürmek, agresyonlarını sosyal olarak kabul gören bir ortamda göstermek zorunda kalıyorlar. Doğuda borderline bir çocuğun sinirlenip babasına kül tablası fırlatması ya da annesinden zorla para alması kabul gören bir davranış değildir. Doğuda agresyon göstermeye hiyerarşik olarak çok fazla izin verilmez. Annene babana bağırıp çağıramazsın. Kültürel normlar agresyon göstermeye ne şekilde izin veriyorsa agresyon o şekilde ortaya çıkıyor. Başka bir hastaya hiç problemsiz uygulanabilecek ama borderline kişilerde çok dikkat edilmesi belki yapılmaması gereken terapötik müdahaleler nelerdir? Borderline kişilerde çerçeveye harfiyen uymak esastır. Zaten borderline kişilerin önemli özelliklerinden biri ilişki kurma konusunda bitmeyen bir gayrete sahip olmaları ve buna ek olarak terapistle terapötik ilişki dışında bir ilişki kurmak için özel bir çaba içerisinde olmaları, terapisti bir ilişkiye çekmeye çalışmalarıdır. Kimisi de çok manipülatiftir. Sizi de hastayı da koruyacak olan şey, çerçevedir. Çerçeveyi bozarsanız bundan esas olarak zarar görecek olan hastadır. Örneğin nevrotik bir hastada görüşmeyi bir kere 10 dakika uzatırsanız bundan kıyamet kopmaz. Ama borderline bir hastada bir kere çerçeveyi bozarsanız tekrar toplamanız çok zor olur. İkinci olarak, yorum yaparken genetik yani bir semptomun oluşmasıyla ilgili faktörlere ilişkin yorum yapmaya karşı çok dikkatli olmak icap eder. Nevrotik bir kişiyse yerinde ve zamanında olmak kaydıyla doğrudan genetik yorumlar yapabilirsiniz. Diyelim ki kendisinden yaşça büyük adamlara ilgi duyan nevrotik bir kadın hastaya, bunun babasıyla olan ilişkisiyle alakalı olduğuna dair bir yorum yapabilirsiniz. Borderline larda bu babanızla ilişkiizden kaynaklanıyor anlamına gelecek yorumlar yapılmamsı gerekir. Bu yorum pozisyon olarak yapılabilir. Zaten borderline larla terapide hep şimdi ve burada çalışacaksınız ve hep sizinle olan davranışlarını yorumlayacaksınız. Bunu yorumlarken şöyle diyebilirsiniz: Şu anki davranışınız onun isteğini karşılamayan bir babaya karşı gösterilen bir 14 Therapia Sayı 4

15 Borderline terapisinde terapist daha aktif rol oynar. Hastayı nevrotik hastada olduğu gibi serbest çağrışımlara bırakmak söz konusu değildir. isyan davranışına benziyor. Genetik yorumlar borderline kişileri anne babalarına düşman eder. Babam yüzünden hasta olmuşum diyebilirler. İlişkileri tamir edilmez hale gelebilir, onları düşmanca algılamaya başlayabilirler. Ya da size davranışını annesiyle davranışına benzettiğiniz zaman sizi annesi gibi algılamaya başlayabilir. Sınırlar çok net olmadığı için transferanstan da öte, gerçekten öyleymişsiniz gibi algılamaya başlayabilir. Dolayısıyla yorum yaparken her zaman şimdi ve burada ve mış gibi üzerinden gitmek gerekir. Örneğin neredeyse babasına karşı tepki veren bir çocuk gibi davranıyorsunuz. yahut şu anda adeta annesiyle tartışan bir kız çocuğu gibi davranıyorsunuz gibi Bir diğer fark da borderline terapisinde terapistin daha aktif olmasıdır. Hastayı olduğu gibi serbest çağrışımlara bırakmak söz konusu değildir. Nevrotik hastaya terapinin sonunda vaat ettiğiniz şey onun kendi kendisini anlamasını sağlamaktır. Nevrotik kişinin terapiden kazanacağı şey kendi davranışlarını niye yaptığının farkına varmaktır. Kendinizi bu misyonla sınırlı tutarsınız. İçgörü kazandıktan sonra ne yapacağı kendine kalmıştır. Değişebilir de değişmeyebilir de. Halbuki borderline bir hastada terapistin bir planı, niyeti vardır. Ben onun kendisini anlamasını sağlayacağım diye değil kimlik bütünlüğü kazanmasını sağlayacağım, egosunu güçlendireceğim, savunma mekanizmalarını daha üst düzey savunmalara dönüştüreceğim diye bir planı vardır. Bu plana ek olarak planı gerçekleştirmek için aktif çaba gösterir. Daha sorumluluk alan bir pozisyonu vardır. Nevrotik hastayla çalışırken sorumluluk daha çok hastadadır. Ben sana ışık tutuyorum sen de gördüğün kadar görüyorsun gibi Borderline la çalışmak ameliyat yapmak gibidir. Terapist, onu alacağım, şuraya koyacağım, bunu yapacağım gibi plan içerisindedir. Borderline larla çalışmanın tatmin edici tarafları neler? Çok tatmin edici tarafı var. Terapi uzun sürse bile borderline yüz güldürücü bir alandır. Psikotik hastaların tedavisiyle uğraşıyorsanız onları daha iyi durumda tutmaya, kötüye gitmelerini engellemeye çalışırsınız. Başaracağımız şey hastayı, hastalanmadan önceki düzeye getirmeye çalışmaktır. Halbuki borderline da tedaviden maksat hastayı şimdiye kadar olduğundan yani en iyi halinden bile çok daha iyi duruma getirmek, kişilik örgütlenmesini değiştirmektir. Bu yüz güldürücü, güzel, keyifli bir şeydir. Hastada bu süreci izlemek, onun nasıl değiştiğini görmek, ruhsal yapısının ve kişiliğinin bu kadar değişiyor olduğunu gözlemlemek tatmin edicidir. Size iyi, yararlı ve güzel bir şey yaptığınızı hissettirir. Tedavi bittikten sonra dönüp baktıklarında ilk seansla terapi bitimindeki farkları kendileri nasıl görüyorlar? Çok göremezler, ya da sizin gördüğünüz kadar göremezler. Bu çok uzun bir süreçtir. Altı yıldan bazen on yıla kadar uzayabilir. Değişimleri o kadar yavaş gelişir ki sizin gibi net olarak göremezler. Eskisi gibi olmadıklarını, daha iyi olduklarını bilirler ama o dramatik farkı kendileri o kadar idrak edemezler. Borderline dan biraz daha genel sorulara geçersek, terapinin başarısında nonspesifik etkenler deyince aklınıza ne geliyor? İnsan olmak En önemli faktör budur. Ne olursa olsun, ister bilişsel ister analiz hepsinde en önemli şey hastayla kurulan sağlıklı ve insani bir ilişkidir. Hastaları tedavi eden esas şey de budur. Bir anlamda insan gibi davranmaktır diyebiliriz. Hastayı iyileştiren, onu suistimal etmeyecek şekilde davranmak, onun iyiliğini düşünerek hareket etmektir. Borderline larda bu durum çok daha belirgin Therapia Sayı 4 15

16 olur. Kişiyle ne kadar düzgün, sağlam ve kararlı bir ilişki kurarsanız o hastayı o kadar başarıyla tedavi edersiniz. Normal hayatta insanlarla ilişki kurduğunuzda sizden ister istemez beklentileri olur çünkü her ilişki talep doğurur ve kendi içerisinde bir tutuculuk barındırır. Karşı tarafın davranışlarının bize dokunan kısımları olur. Biz onun iyiliğiyle ilgili bir şey söylerken fark etmeden kendimizle ilgili söyleriz. Halbuki terapide böyle bir şey yoktur. Terapide tek şey hastanın iyileşmesidir. Diyelim ki bir tane sevgiliniz var. Geçen gün bir adama rastladım, çok hoşlandım, etkilendim. Cinsel olarak da bana çok cazip geldi. diye konuşmaya başladınız mı sevgilinizin suratı düşer. Kısacası sıradan bir olayı bile paylaşmakta problem çıkar. Terapide hasta ne yaparsa yapsın bize bir şey olmaz, bizi ilgilendiren tarafı yoktur. Bizi ilgilendiren tek şey onun için iyi olup olmadığıdır. Orada ne kadar o pozisyonda kalırsanız hasta ondan o kadar yarar görür. Terapist bu pozisyonda kalma konusunda en çok borderline da biraz zorlanabiliyor galiba? Elbette. Çoğunlukla üst düzey borderline larla herkes çalışır ama düzey biraz aşağı düştü mü çalışmak zorlaşır. Hastalar çok yüklendikleri için terapist kendisini sürekli olarak tolere etme zorunluluğunda hissedip terapiye devam etmek istemeyebilir. Sizce başarılı psikoterapi nasıl olur? En önemli koşul sevgidir. İnsanları seviyorsanız onlara yardımcı olabilirsiniz. Hastalara karşı da olumlu bir duygunuz yoksa; onlara sempati, sevgi, yakınlık, sıcaklık hissetmiyorsanız başarılı olamazsınız. Hastayı onun iyiliğini isteyecek kadar sevmek, ona yakınlık ve sıcaklık duymak şarttır. Baştan negatif bir duygunuz olan kişiyi terapiye almayın derim. Bir insanın ne kadar sevme kapasitesi varsa ve kendisini başka bir insana verebiliyor, bırakabiliyorsa o kadar iyi bir terapist olur. Tabii ki yeterli eğitimi ve düzenli süpervizyonu almış olması şartıyla... Ama bunun dışında önemli faktör terapistin sevme kapasitesidir. 20 sene öncesine baktığınızda ve şimdiyle karşılaştırdığınızda psikoterapi eğitiminin durumunu nasıl görüyorsunuz? Daha iyiye gidiyor. Eskiden psikiyatri eğitimi alan çok az insan psikoterapi eğitimi alırdı, şimdi yarısından fazlası alıyor. Tabii bu daha çok İstanbul için geçerli. Psikologlar ve psikiyatristler arasında arada bir alevlenen çatışmalara ne diyorsunuz? Saçma sapan işler, gereksiz yersiz hareketler... İki taraf açısından da en önemli olan problem yeterli eğitimi olmadan terapi yapmak. Psikologlara bunu söylediğiniz zaman çok ağırlarına gidiyor. Lisans mezunu olduğunuzda ne öğrenmiş oluyorsunuz ki mahalle kadısı gibi sohbet ediyorsunuz? Hasta geliyor ve anlattıklarından anlıyorum ki daha önce gittiği ve sadece lisnans eğitimi almış bir psikolog hastayla mahalle kadısı gibi sohbet etmiş ama ben psikoterapi yapıyorum diyor. Bu, olacak şey değil. Bunu söylediğiniz zaman kızıyorlar ama olmaz. Bu, psikolog yaptığı zaman da olmaz psikiyatrist yaptığı zaman da. Bu işi yapmak istiyorsan eğitimini alacaksın. Yeterli psikoterapi eğitimi aldıktan sonra psikolog olmuş, psikiyatrist olmuş fark etmez. Eğitim almadıktan sonra da ne olursa olsun. Psikiyatristlerden de ben psikoterapi eğitimi almadan bu hastalara bakarım, terapisini de yaparım diye düşünenler oluyor. 16 Therapia Sayı 4

17 Sizce Türkiye de biyolojik psikiyatriye doğru bir kayıştan söz etmek mümkün mü? Bütün dünyada böyle bir eğilim var ama bizde tersine bir gelişim söz konusu. Bizde 20 yıl evvel biyolojik psikiyatri egemendi şimdi psikoterapi çok büyük bir ağırlık kazanmaya başladı. Batıda ise psikoterapiye ilgi duyan insan sayısı azalıyor ve neuroscience (sinirbilim) gibi alanlara ilgi var. Ya sahaya çıkıp endüstri psikolojisi gibi şeyler yapıyorlar ya da araştırmalarda çalışıyorlar. Psikoterapiye duyulan ilgi azaldı. Özel sağlık sigortasının ve sosyal güvenlik kurumunun kapsadığı alanlara bakıldığında psikoterapi genelde bu sigorta kapsamının dışında oluyor. Diyelim ki bir problemim var bunu ya bedavaya yaptırabilirim ya da dünyanın parasını vererek. Bu durumda, o zaman bedava olanı yani ilaçla tedaviyi tercih edenlerin sayısı çok fazla. İnsanlar da bunu tercih edince psikoterapiye gelen insan sayısı azalıyor. Peki Türkiye de psikoterapiye ilgi artışı sizce neden? Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, Türkiye de uzun yıllar psikoterapi eğitimine ulaşmak çok zor bir şeydi. Bizim zamanımızda Türkiye de analiz eğitimi almış bir veya iki kişi vardı. Analist yoktu ve uluslararası analiz birliğinin kabul ettiği tam yetkili eğitim analisti pozisyonunda kimse yoktu. Dolayısıyla analist olmak için çoğu insan Fransa ya gidiyor sonra buraya dönüyordu. Şimdi analiz dernekleri kuruldu, paralel olarak diğer terapilere yönelim arttı. Bilişsel davranışçı terapi kolay öğrenilebilir ve ulaşılabilir bir terapi olmaya başladı. İnsanlar yıllardır bilmedikleri, ulaşamadıkları bir şey şimdi ulaşılabilir olunca ilgi göstermeye başladı. Sağlık sistemi de beş dakikada bir hasta bakılan yeni sisteme henüz dönüştü ancak bu sistem kurulur da devam ederse ister istemez psikoterapiye ilgi düşecek. Ben aynı zamanda Türkiye Psikiyatri Derneği nin İstanbul şube başkanıyım ve dernek olarak birçok eğitim düzenliyoruz. Eğitimlere asistanlarımız, meslektaşlarımız o kadar ilgili ki bütün eğitimlerimiz doluyor. Bu, aslında şaşırılacak bir şey çünkü mezun olduğunda bir hastaneye verecekler, beş dakikada bir hasta görüp reçete yazacak, yani bu öğrendiklerini neredeyse hiç kullanamayacak ama yine de öğrenmek istiyorlar, yine de eğitimlere geliyorlar. Hayranlık uyandıracak bir şey. Kısa dönemli terapiler de özellikle yurt dışında aynı sebepten yayılmaya başladı değil mi? Bazı sigortalar bunu kapsama alıyor. İki veya dört aylık terapileri ödeyen sigortalar mevcut. Bu yüzden kısa sürekli, problem ve çözüm odaklı terapiler de yayılıyor. Etik denince aklınıza gelen neler en önemli şey nedir? En önemli şey cehalet. Bence en büyük etik ihlal yaptığınız iş konusunda yeterli bilgi ve deneyiminiz olmadan o işe kalkışmaktır. Ben hem Türkiye Psikiyatri Derneği nin onur kurulu üyesiyim ve 10 seneden fazla İnsan Hakları ve Etik Bilimsel Çalışma birliğinin koordinatörlüğünü yaptım. Hem etik kurulu hem de Türk Nöropsikiyatri Derneği etik kurulu üyesiyim. Bize en sık yansıyan problemler ve şikayetler cehaletle, bilmeden terapi yapılmaya kalkılmasıyla alakalı. En sık rastladığımız ikinci etik ihlal, nüfuz, güç, şöhrete ilişkin saçmalıklar. Mesela basın yoluyla işlenen etik suçlara çok sık rastlıyoruz. Televizyonda ya da gazetede saçma sapan bir şey söyleyenler, enteresan olsun diye saçma bir programa çıkıp orada bir hasta muayene edenler CETAD da eğitim veriyorsunuz, ne tip eğitimler bunlar? CETAD da seks terapisti yetiştiriyoruz. İki senelik bir eğitimden sonra bu terapiyi yapacak düzeye geliyorlar. Eğitim üç modülden oluşuyor. Birinci modül üç gün, ikinci modül altı gün, üçüncü modül ise dokuz gün sürüyor. 144 saatlik bir teorik eğitimi oluyor, sonra 96 saat süpervizyon alıp vaka görülüyor. Oldukça yoğun bir eğitim; 16 kadar eğiticiden oluşan geniş bir kadro eğitim veriyor. Ürologlar, kadın doğumcular, halk sağlıkçıları, mikrobiyologlar cinselliğin her boyutunu anlatıyorlar. Bunun için de önceden klinik bir terapi eğitimine sahip olunmasını şart koşuyoruz. Therapia Sayı 4 17

18 Bilişsel Davranışçı Terapi Perspektifinden Borderline Kişilik Bozukluğu na Bir Bakış Borderline kişilik bozukluğuna bilişsel davranışçı terapi nasıl yardımcı olur? berk murat ergün sandy kohen Kendimi öldürmeye çalışmadım dedi Gamze doktora. Doktor ona ne yapmaya çalıştığını sorunca da yalnızca içimde yaşadığım bütün bu dayanılmaz saçmalıkları durdurmaya çalışıyordum diye yanıt verdi. Gamze iki kutu antidepresan ilaç içerek gerçekleştirdiği intihar girişiminden sonra borderline kişilik bozukluğu (BKB) tanısı konularak psikiyatri hastanesinde 2 ay yatarak tedavi görmüştü. Gamze yaşadıklarını ve BKB nun ne olduğunu şu sözleri ile tanımlar: Ölmeyi istemenin ne demek olduğunu biliyorum. Gülümserken nasıl canımın acıdığını Nasıl uyum sağlamaya çalıştığımı ama yapamadığımı İçimdeki acıyı öldürmek için kendime nasıl zarar verdiğimi BKB Nedir? BKB; duygu, biliş, davranış, kişiler arası ilişkiler ve kendilik algısı gibi alanlarda bozulmalarla kendisini gösteren bir regülasyon bozukluğudur. Emosyonel disregülasyonu, duygu durumundaki dalgalanmalar ve sonucunda düşünce ve davranışlardaki tutarsızlıklarla karakterizedir. Bu kişilerin emosyonel uyaranlara karşı düşük eşikleri ve hızlı tepkisellikleri vardır ayrıca emosyonel olarak normal sınırlarına dönme zamanları oldukça uzundur. Sonuç olarak, keskin duygusal iniş ve çıkışlar yaşarlar, hafif engellenmeye ya da onay alamamaya bile yoğun dürtüsel tepki gösterirler. 18 Therapia Sayı 4

19 Kişiler arası ilişkiler, yoğun terk edilme, yalnız kalma korkusuyla birlikte duygu durumundaki düzensizliğin de katkısıyla oldukça kaotiktir. Gamze nin annesi kızı ile ilişkisini şöyle tanımlamakta: Bana bazen onun en yakını bazen de düşmanı olduğumu hissettiriyor. Onun neye ne tepki vereceğini ve benim ona nasıl davranacağımı bilememenin çaresizliğini yaşamak çok korkutucu. BKB olan kişiler duygu durumundaki değişkenliğin ve kendilerini geçersiz kılan çevrenin etkisiyle tutarlı bir kendilik algısı geliştiremezler. Ben kimim? sorusuna bütüncül bir yanıt bulamazlar. Bölünmüş bir kimlik algıları vardır. Sağlıklı, olgun bir kendilik algılarının olmaması ile birlikte hayattaki değerleri durmadan değişir. Yaşamlarında önemli bir yer tutan ancak tarif etmekte zorlandıkları boşluk duygusundan yakınırlar. Boşluk hissi dissosiyatif süreçlerle iç içedir. Bazen sanki hayatta sadece bir gözlemciymişim gibi geliyor. Her şeye dışarıdan bakıyorum, ve hiçbir şey hissetmiyorum, diye tanımlamakta Gamze yaşadığı kopukluğu. Therapia Sayı 4 19

20 BKB nda davranışsal problemler olarak, kendine zarar verme davranışları, intihar girişimleri, psikoaktif madde ve alkol kötüye kullanımı, riskli eylemlerde bulunma yoğun olarak gözlemlenir. Hastaların %75 inden fazlasında en az 1 intihar girişimi öyküsü vardır. İntihar riski her zaman tedavinin en öncelikli maddesidir. Hastaların büyük çoğunluğu kendine zarar verme davranışları sergiler. Bu davranışlar yaşadıkları duygusal acıdan kurtulup şu ana dönme çabasıdır. Gamze kendine zarar verme davranışlarıyla ilgili kendisini şöyle ifade etmekte: Kendimi kesiyorum çünkü acıtıyor, var olduğumu hissediyorum. Şöyle bir sarsılmış oluyorum ve gerçeğe dönüyorum. Problemin bilişsel yansıması paranoid ve ambivalan düşünceler şeklindedir. Zaman zaman hastalar psikotik süreçlerin içerisine girebilirler. Aslında bizim kişilik bozukluğu olarak tanımladığımız şey onların yaşamının kendisidir. Kaosun egemen olduğu, bir türlü dengeyi bulamayan, zor ve fırtınalı bir yaşam. BKB nun Gelişimsel Öyküsü Sınırda yaşamanın temelleri, bu kişilerin gelişim süreci boyunca içinde bulundukları çevre ve yaşadıkları travmatik deneyimlerle atılır. Araştırmalar çocukluk çağında yaşanan travmalarla BKB arasında anlamlı ve güçlü bir ilişkinin varlığını göstermektedir. Travmatik deneyimler; cinsel istismar, fiziksel ve duygusal şiddet, ihmal gibi olumsuz yaşantılardan oluşur. Ebeveynlerin kendileri bu davranışları göstermeseler bile çocuklarını korumakta veya çocuklarının yaşadıkları olumsuz deneyimi duygusal olarak işlemlemelerine yardımcı olmakta başarısız olmuşlardır. Travmatik deneyimin kimin tarafından gerçekleştirildiği, şiddeti ve sıklığı da BKB semptomlarının yoğunluğu ve şiddeti ile yakından ilişkilidir. Kendilik algısının sağlıklı gelişimi için dış dünyadan gelen mesajlar ile kişinin kendisi ve dış dünya hakkındaki algılarının tutarlı olması gerekir. Ancak BKB nda gelişim sürecinde kişiye çevresi tarafından verilen geri bildirimlerin her tanımın yanlış, deneyimlerinden çıkarttığın sonuçlar aptalca, anlamsız, tokum diyorsan aslında açsın demektir gibi kişinin kendisi ve dış dünyayla ilgili algılarını, tanımlamalarını geçersiz kılan mesajlar içerir. Bu durum kişinin sağlıklı bir kendilik algısı geliştirmesini engeller. Gelişim çağında çocuğun kendilik algısı ile ilgili deneyimlere çevresindeki insanların değer vermemesi, çocuğun çevre ile kurduğu ilişkide kendi sezgilerine güvenmemesine neden olur. Çocuk için geçerli olan kendisinin algısı değil geçersiz kılan çevrenin ne dediğidir. Annesi tarafından beslenme konusunda aşırı kontrolcü ve müdahaleci bir şekilde büyütülen çocuğun açlık ve tokluk algısıyla ilgili annesine anne ben doydum mu? sorusunu sorması gibi. Ebeveynlerin çocuk için güvenlik alanı oluşturması gereken bir dönemde kötüye kullanılan veya çevresi tarafından durmadan geçersiz kılınan mesajlarla büyümeye çalışan çocuk için ebeveyn, tersine, korkunun kaynağıdır. Böyle bir çevrede büyüyen çocuk güvenli bağlanma oluşturmakta ve tatmin edici ilişkiler kurmakta zorlanır. Bununla birlikte terk edilme korkusunun hayatlarını yönetmesi, duygu durumundaki dalgalanmalar, düşüncelerdeki tutarsızlık, davranışlardaki bozukluk ve sınırlarda geçirilen bir yaşam aslında bir bütün olarak anlam kazanmaktadır. Terapist olarak borderline hastaların yaşadıkları bu döngüyü görmek o kişileri anlamayı sağlarken tedavinin de önemli bir parçasını oluşturur. 20 Therapia Sayı 4

21 Aslında bizim kişilik bozukluğu olarak tanımladığımız şey onların yaşamının kendisidir. Kaosun egemen olduğu, bir türlü dengeyi bulamayan, zor ve fırtınalı bir yaşam. Therapia Sayı 4 21

22 BKB nda Bilişsel Davranışçı Terapi Borderline hastalarının kişiler arası ilişkilerde yaşadığı problemlerin (yapışma-terk etme, değer vermedeğersizleştirme benzeri ikiliklerin varlığı) iyi bir terapötik ilişki kurmayı zorlaştırmasına ek olarak kendine zarar verme ve intihar davranışı gibi var olan riskli davranış kalıpları tedaviyi oldukça güçleştirmektedir. Buna karşın BKB nun tedavisinde bilişsel davranışçı tedavi (BDT) ve BDT den türeyen üçüncü dalga terapiler (diyalektik davranışçı terapi, şema terapi) bu hastalar için umut kaynağı olmaktadır. İlk olarak depresif bozukluk için geliştirilen BDT, anksiyete bozuklukları başta olmak üzere birçok eksen I bozukluğun tedavisinde süreç içerisinde etkin olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum BDT nin eksen II bozukluklarının tedavisinde de kullanımını gündeme taşımıştır. Beck modelin BKB üzerine olan kavramlaştırmasında şemaların belirleyici rolüne vurgu yapar. Sonrasında Pretzer, Freeman, Layden ve Morse BKB nda bilişsel modeli daha da detaylandırıp zenginleştirmişlerdir. BKB nun BDT ile tedavisinde 3 temel öğe ele alınır: Otomatik düşünceler, ara inançlar ve şemaları içeren bilişler, telafi edici stratejiler ve eksik yaşam becerileri. Otomatik düşünceler bilişin en kolay farkına varılabilir ve en yüzeysel katmanını oluşturur. Ara inançlar şemalarla otomatik düşüncelerin arasında yer alan kural, tutum ve varsayımlardan oluşur. Bunlar bireysel deneyimler, aile ve sosyal etkileşim bağlamında öğrenilip geliştirilir. Tedavinin biliş olarak ana odağı şemalardır. Şemalar çocukluk çağlarında yaşanan deneyimlerle, ebeveynlerle ilişki ve dış çevreden gelen mesajlarla şekillenen kişinin kendi, dış dünya ve gelecek hakkındaki temel inançlarıdır. Bu inançlar koşulsuz, katı ve değişime dirençlidir. Kişinin yaşam deneyimlerine anlam kazandırmak için genel biçimde düzenlenmiş prensiplerdir. Şemalar derinde yatan, sorgulanmayan kabullerdir; kişi tarafından değişmez doğrular olarak görülür. Uyumlu şemalar verilerin hızlı bir şekilde özümsenmesi ve uygun karar verme süreçlerinin oluşmasında işlevsel bir rol oynar. Buna karşın psikiyatrik bozukluklarda uyumsuz davranış ve olumsuz duygu durumuna yol açan uyumsuz şemalar vardır. BDT nin en temel hipotezlerinden birisi uyumsuz şemaların stres oluşturan güncel bir yaşam olayıyla tetiklenene kadar pasif olduklarıdır. Ancak BKB gibi kişilik bozukluklarında şemalar her an güncel yaşam olaylarıyla tetiklenmeye hazır birer bomba gibi açıkta beklemektedir. Bu şemaların aktifleşmesi de ciddi duygu durum değişikliklerine neden olur. Borderline hastalarda bulunan ön plandaki şemalar: Dış dünya tehlikeli, diğerleri güçlü, acımasız ve kötü ben güçsüz ve kırılganım, ben özünde kabul edilemez bir insanım şeklindedir. Bu temel inançlar aşırı bir uyarılmışlık hali, zayıf kendilik algısı ve kişiler arası ilişkilerde güvensizliğe ve kaosa neden olur. Örneğin, bağımlılık varsayımı ( hastanın güçsüz ve kırılgan olduğu ve diğer kişilerin güçlü olduğu inancı) ile paranoid varsayımların (diğer kişilerin güvenilmez ve kötü olduğuna dair inanç) paradoksal kombinasyonu BKB hastalarında kişiler arası ilişkilerde görülen tutarsız ve uç davranışlara neden olur. Bu hastalar, bir taraftan diğer insanlara yapışma ihtiyacı içindeyken diğer yandan dış dünyaya güvensizliklerinden dolayı o kişileri kendinden uzaklaştırma eğilimindedirler. Bu inançlara ek olarak BKB nda önemli bir diğer bilişsel özellik de kutuplaşmış düşünce kalıbıdır. Bu durum kişinin hayatı siyah ve beyaz olarak uçlarda yorumlamasına neden olup bir parçaya bakarak bütünü tanımlaması sonucunu doğurur. 22 Therapia Sayı 4

23 İhtiyaçların karşılanmadığı, duygularını ifade etme özgürlüğü bulunmayan, geçerli kılınmayan bir ortamda büyüyen çocuğun yaşam becerileri de eksik kalır. BKB hastalarının, durumları değerlendirmede grinin tonlarını kullanma becerisinin eksikliği duygusal kaosa ve tepkilerin aşırı şekilde uçlara kaymasına neden olur. Telafi edici stratejiler, çocukluk döneminde yaşanılan olumsuz deneyimler ve travmalarla belirlenmiş uyumsuz şemalara karşı geliştirilmiş işlevsel başa çıkma davranışlarıdır. Belli bir dönem boyunca işe yarayan ve kişinin kendisini korumasını sağlayan bu davranışları hayatları boyunca birçok durumda kullanmaya devam ederler. BKB nda tipik telafi edici stratejiler; kaçınma, bağımlılık, kontrol, kendine zarar verme, saldırganlık ve dissosiyasyon şeklindedir. Bu stratejiler istenen sonucu vermediğinde hastalar farklı bir yol denemek yerine işlevsiz stratejilerini yeteri kadar iyi gerçekleştirmediklerini düşünürler ve aynı stratejiyi daha yoğun biçimde uygulamakta ısrarcı olurlar. Ancak çocukluk döneminde kötü sonuçları engellemek için kullanılan bu stratejiler yetişkinlikte probleme katkı sağlayan ve devam ettiren unsurlar haline gelir. Çocukluklarında duygu ve düşüncelerine değer verilmeyip geçersiz kılınan bu kişilere duygu ve düşüncelerinin yanlış olduğu mesajı verildiği için duygularını dışa vurmama gibi kaçınma stratejisi geliştirebilirler. Çocukken işlevsel olan bu stratejiler yetişkin olduklarında yaşadıkları ilişkilerde onlar için bir engel oluşturabilir ve kişiler arası sorunlara yol açabilir. İhtiyaçların karşılanmadığı, duygularını ifade etme özgürlüğü bulunmayan, geçerli kılınmayan bir ortamda büyüyen çocuğun yaşam becerileri de eksik kalır. Problem çözme, kişiler arası etkileşim, emosyonlarını düzenleme gibi temel yaşam becerilerini öğrenemezler. Bu eksik yaşam becerileri onların hayatla başa çıkmakta zorlanmalarına ve uygunsuz tepkiler geliştirmelerine neden olur. Tedavinin hedefi, şemaları, kutuplaşmış düşünce ve telafi edici stratejileri daha işlevsel inanç ve davranışları içerecek biçimde yeniden yapılandırmak ve eksik yaşam becerilerini geliştirmektir. Depresyon, anksiyete bozukluklarında uygulanan BDT ye göre BKB nun BDT si çok daha uzun soluklu bir tedavidir. Terapide konan hedeflere en az bir senenin sonunda ulaşılabilir. Uzun ve yoğun bir terapi sürecinde ilerlemenin belirleyicisi hayatı boyunca güvensiz ilişkiler kurmuş olan hastanın terapisti ile güvenli bir ilişki kurmasıdır. Bu ilişkinin istenilen noktaya gelmesi şüphesiz ki uzun bir süreç alacaktır ve zaman zaman da sekteye uğrayabilir. Borderline ların terapistleriyle kurduğu ilişki diğer insanlarla kurdukları ilişki kalıbından farksızdır. Terapist onlar için bir an çok değerli ve sevdikleri kişiyken ertesi gün değersiz ve nefret edilen bir kişiye dönüşebilir. Terapistinin de onu terk edebilme ihtimalinin verdiği korkunun yoğunluğunda terapiste aşırı yapışma şeklinde bağımlı bir ilişki kurmalarını ya da hastanın terapiyi sonlandırmasını getirebilir. Bu nedenle terapistin hastayla kurduğu ilişkide iyi bir denge oluşturması gereklidir. Bu denge içerisinde terapi sürecinin sınırlarını iyi belirlemesi ve terapi hedeflerinin net olması çok önemlidir. İyi bir terapötik ilişki terapinin temelini oluşturmakla birlikte, BKB nun tedavisinde ilk adım bu kişilerin kendilerine zarar verici davranışlarını ve intihar girişimlerini engellemektir. Bu ancak terapistle kurulan iyi bir ilişki, terapistin kendisini ulaşılabilir kılması ve terapistin hastaya krizi yönetmek için öğreteceği alternatif stratejilerle mümkün olur. Krize olabildiğince erken müdahale etmek riskli davranışların önüne geçmek için önemlidir. Krizleri yönetmenin ilk adımı hastayı sakinleştirmek, empatik bir dinlemeyle hastanın duygularını geçerli kılmaktır. Terapistlerin hastanın duygularını geçerli kılmadan pratik Therapia Sayı 4 23

24 önerilerle kolaycı çözümler üretmesi hastanın tepkiselliğini arttırır. Kişinin güvenliği sağlanıp, kendine zarar verici davranışları kontrol altına alındıktan sonra ancak bilişsel müdahalelere geçilebilir. Bilişsel müdahalelerin en önemli hedefi altta yatan uyumsuz şemaları ve kutuplaşmış düşünce örüntüsünü değiştirmektir. Davranışçı ödevlerle bu değişim gerçek yaşama aktarılır. BKB olan kişiler kendi duygu, düşünce ve davranışlarını anlamlandırmakta zorluk yaşarlar. Şemaları anlamak hastaların kafa karışıklığını azaltmakta ve davranışları üzerinde kontrol kazanmalarını sağlamakta önemlidir. Şemalarının gün içinde nasıl tetiklendiğini fark etmeleri için hastalara günlük düşünce kayıt formları tutturulur. Tedavide bilişsel anlamda hedef, şemaları tamamen ortadan kaldırmak değildir. Bu, kişilik bozukluğunun tamamen ortadan kalkmasını beklemeye benzer. Terapinin hedefi şemaların duygusal ve kişiler arası yaşantıyı nasıl kontrol ettiğinin öncelikle hasta tarafından farkına varılmasına yardım etmek ve hastanın günlük işlevselliği üzerinde uyumsuz şemaların etkinliğini azaltmaktır. Bunu yaparken kişinin şemalarını adlandırması, şemanın küçük parçalara ayrılması, başa çıkma kartları kullanmak, şemanın gerçekliğini sınayan davranışsal deneyler ve yeni hayat deneyimleri oluşturmak tedavinin iskeletini oluşturur. İşlevsel olmayan başa çıkma stratejilerinin, oluşturduğu olumsuz yaşam deneyimleriyle uyumsuz şemaları nasıl beslediğini ve şemaların devamına nasıl katkıda bulunduğunu hastaya göstermek bir diğer önemli aşamadır. Bu işlevsiz stratejilerin yerine konacak işlevsel başa çıkma yöntemleri beceri eğitiminin hedefidir. Beceri eğitiminde terapist ya hastanın repertuarında bulunmayan becerileri oluşturmalı ya da körelmiş becerileri bilemelidir. Seans içerisinde kurgulanan yeni stratejiler ve oluşturulan beceriler davranışsal ödevler ile gerçek yaşamda test edilir. Layden BKB nda seans içerisinde imgeleme, rol oyunu gibi yaşantısal tekniklerin kullanımına vurgu yapar. Özellikle travmatik deneyimlerin var olduğu hastalarda travmatik anıyla baş etmek için imgeleme yoluyla yeniden senaryolaştırma ve yeniden işlemleme (IRRT, Smucker) gibi yöntemler tedavi içerisine yerleştirilebilir. BKB nda Üçüncü Dalga Terapiler BKB nun tedavisinde BDT den köken alan yaklaşımlardan birisi Marsha Linehan ın geliştirdiği Diyalektik Davranışçı Terapi (DDT) diğeri ise Jeffrey Young ın geliştirdiği Şema Terapi (ŞT) dir. DDT; batının rasyonel, doğunun uzlaşıcı bakış açısının diyalektik felsefenin dünya görüşüyle tümlenmesinden türetilmiş bir yaklaşımdır. DDT özellikle BKB ve kronik olarak kendisine zarar verme davranışı bulunan kişiler için geliştirilmiştir. DDT, BKB nun tedavisinde kontrollü çalışmalarla etkinliği gösterilmiş kanıta dayalı bir terapi yaklaşımıdır. BKB nun DDT modelinde kavramsallaştırılması biyososyal teoriye dayanır. Linehan ın teorisine göre BKB temelde duygu düzenleme sistemi ile ilgili bir bozukluktur. Ayrıca DDT modeli, BKB olan bireylerde diyalektik bir sentez eksikliğin varlığına işaret eder. DDT bir denge terapisidir. Linehan ın vurguladığı kabul ile değişim arasındaki denge tedavinin ana unsurudur. Birçok farklı yaklaşımdan öğeler almışsa da bu yaklaşımın çıkış noktası değişim odaklı bilişsel davranışçı terapidir (BDT). Uygulamada BDT ile benzerlikleri alıştırma (exposure), kognitif yeniden yapılandırma, problem çözme, beceri eğitimi gibi tekniklerin kullanımından geçer. Klasik BDT den, hastanın kapasitesini ve o anki davranışlarını geçerli kılma ve kabul üzerine odaklanması, kabul ve değişim arasındaki diyalektik dengeye vurgu yapması, terapinin aslı olarak teröpatik ilişkiyi kullanması gibi özellikleriyle farklılaşır. Tedavi hedefleri dört ayrı aşamada tanımlanır. Birinci aşama terapinin en uzun ve belirleyici aşamasıdır. Bu aşamada hastanın kendine zarar verme ve intihar davranışlarını engellemek, tedaviyi engelleyen ve yaşam 24 Therapia Sayı 4

25 kalitesini bozan davranışları azaltmak, davranışsal becerileri arttırmak hedeflenir. Tedavinin ikinci aşamasında eğer varsa travmatik deneyim ya da deneyimlerle ilgili problemler ele alınır. Üçüncü aşamada hayat kalitesini olumsuz etkileyen özel, sosyal ve mesleki alanlardaki çözülmemiş problemler ele alınır. Tedavinin son aşamasında da benlik saygısının arttırılması, bütünlük duygusunun sağlanması amaçlanır JeffreyYoung ın ortaya koyduğu ŞT özellikle BKB için geliştirilmiş geleneksel BDT nin kavram ve tedavisinin genişletilmiş bir formudur. Bilişsel davranışçı yaklaşım, kişiler arası ve yaşantısal teknikleri birleştiren bütünleyici bir teori ve tedavidir. Standart BDT den temel farkları teröpatik ilişkiye, duygulanıma, geçmiş yaşam olaylarına daha fazla ağırlık vermesi; çocukluk yaşantıları ve gelişimsel süreçlerle daha yoğun çalışmasıdır. Young un şema tanımı kavramsal olarak BDT deki şema tanımından daha geniştir. Şema anılardan, duygulardan, duyumlardan ve bilişlerden oluşur. Şema modu kuram ve tedavideki bir başka önemli kavram olup o sırada içinde bulunduğumuz hakim durumu tarifler. Bir modun içerisinde olmak kişinin zamanın bu anında hangi şema faaliyet grubunun etkisi altında olduğunu gösterir. Şema modları belirli şemalara bağlı olarak ortaya çıkan düşünce, duygu ve davranış örüntüleridir. BKB nda hastaların bu şema modları arasında hızlı ve ani geçişler yaşamaları şema terapiye göre temel problemdir. BKB için 5 adet şema modu tanımlanır: Terk edilmiş çocuk, öfkeli çocuk, cezalandırıcı ebeveyn, kopuk korungan ve sağlıklı erişkin. ŞT nin hedefi uyumsuz modları ve mod geçişlerini hastanın fark etmesini sağlayarak sağlıklı yetişkin tarafını güçlendirmektir. BKB kişinin yaşamını derin bir kaos içerisinde sürdürmesine neden olan, dolayısıyla sosyal, akademik, mesleki ve özel yaşantısındaki işlevselliğini önemli derece etkileyen ve tedavisi oldukça güç olan bir bozukluktur. BDT ve onun türevleri olan yaklaşımlar BKB nda hastalara yardımcı olsalar da problemin çözümünde kat edilmesi gereken oldukça uzun bir yol vardır. Kaynakça Arntz, A., Genderen, H. (2009). Schema Therapy for Borderline Personality Disorder. UK: Wiley- Blackwell. Beck, Aaron T., Freeman A., Davis, D.D ve ark. (2004). Cognitive Therapy of Personality Disorders (2.baskı).New York: The Guilford Press. Ergün, B.M. (Temmuz, 2012). Psikiyatri hastanesinden terapi koltuğuna: Marsha M. Linehan ve diyalektik davranışçı terapi. Therapia, 2, Leahy, R.L. (2004). Cognitive Therapy. Basic Principles and Applications. New York: The Guilford Press. Millon, T., Grossman, S., Millon, C., Meagher, S., Ramnath, R. (2004). Personality Disorders in Modern Life (2.baskı). New Jersey: John Wiley & Sons Inc. Therapia Sayı 4 25

26 Borderline Kişilik Yapısı ile Terapinin Kıyısında Borderline kişilik yapısıyla çalışmak epeyce zorlayıcı olsa da getirileri ve sonuçları son derece yüz güldürücü. duygu coşkun 26 Therapia Sayı 4

27 Terapist, kişinin tüm eyleme dökme davranışlarının ilk muhatabıyken hem sınır koyucu hem de bir o kadar da kapsayıcı olabilir mi? Borderline kişilik yapısı üzerine benden bir yazı yazmam istenildiğinde aklıma gelen ilk cümlelerimin yazı en fazla kaç sayfa olmalı ya da içerik açısından tam olarak beklenen ne? gibi sınırları net bir şekilde çizmeye yönelik sorulardan oluşması sanırım tesadüfi olmamalıydı. Çünkü, bir terapist olarak karşı koltuğunuzda borderline kişilik yapısı olan biri oturuyorsa terapötik çerçeveyi korumanın bir hayli meşakkatli olacağını ve terapi boyunca sınırlarınızın ne denli zorlanacağını aslında daha ilk seanstan çok iyi bilirsiniz. Bir yandan haber vermeden iptal ettiği seansı hiç umursamayan bireyin, bir sonraki seansta sürenin yetersizliğinden nasıl büyük bir öfkeyle bahsedebileceğini görmek hiç şaşırtıcı olmayacaktır. Benzer şekilde, terapist olarak siz, o kişinin gözünde bir anda dünya üzerinde onu tek anlayabilecek kişi kadar idealize bir imgeyken, bir sonraki seansta çok kolaylıkla yerle bir edilip onu hiç umursamayan, işini hiç de iyi yapamayan bir terapist haline dönüşebileceksinizdir. O halde böylesi kaygan bir zeminde dururken, bireyin ruhsal işleyişini keşfetme ve anlama çabası yorucu bir uğraş olmaktan çıkabilir mi? Terapist, kişinin tüm eyleme dökme davranışlarının ilk muhatabıyken hem sınır koyucu hem de bir o kadar da kapsayıcı olabilir mi? Sanırım bu soruların cevabı, borderline kişilik yapısının doğasını yeterince kavrayıp, onu kabullenebilmekle ilişkili olsa gerek. Bu kişilerin kendilik sınırlarının yeterince belirginleşmemiş olması, kronikleşmiş boşluk hissi ve duygulanımlarını düzenlemekte çektikleri zorluklar sebebiyle terapistin, eyleme dökme davranışının muhatabı olması kaçınılmazdır. Eğer borderline kişilik yapısında belirtilen en temel sıkıntılardan biri, kişiler arası ilişkilerin gözünde aşırı büyütme ve bir anda yerin dibine sokma uçları arasında gidip gelmesi ise ve bu kişilerde dürtüsel davranışlara sıkça rastlanıyorsa, terapide kurulacak ilişkinin bu durumdan nasibini almamasını ummak terapisti olsa olsa hayal kırıklığına uğratacaktır. O halde bu durumu görmezden gelmek yerine tam da bu inişli çıkışlı, dalgalı ruh hallerinin ve kişiler arası çatışmaların ortaya çıkabileceği terapötik bir ortamı yaratabilmek ve bu dinamikleri yorumlayabilmek terapiyi işlevsel kılacaktır. Diğer bir deyişle, terapistin sınırlarının zorlandığı alanlar aynı zamanda dönüşüme ve değişime açılan fırsat kapıları olacaktır. Kabul etmek gerekir ki, terapistin bu tip zor vakalarda kendisini bir araç olarak kullanmak durumunda kalması kimi zaman ruhsal kirlenmeye veya tükenmişlik hislerine sebebiyet verebilecektir. Ancak borderline kişilik yapısı ile yürütülecek terapötik çalışmanın neredeyse imkansız veya sancılı bir süreç olarak tanımlanmasından ziyade, sağlıklı ilişkiler geliştirmeye ve bireyselleşmeye fırsat verebilen, boşluk duygusunun yerini merakın aldığı, içsel dünyaya yapılan yolculuğun bir parçası olarak görülebileceği inancındayım. Therapia Sayı 4 27

28 Borderline'a gelişimsel bir bakış Genetik mi yetiştirilme mi? Biyoloji mi yoksa çevre mi? burcu gençer-türk 28 Therapia Sayı 4

29 Psikopatolojideki en büyük tartışma konusu, sorunların nedeninin genetik mi yoksa yetiştirilme mi olduğudur. Bulunacak kesin bir cevap aslında yaşanan sıkıntıyı çözebilmenin veya daha önemlisi, önleyebilmenin anahtarı olabilir. Borderline kişilik bozukluğunu hep çok gizemli bulmuşumdur. Bir an kendini dünyanın en güvenli ilişkisinde zannederken, kısacık bir an içinde inanılmaz bir tehdit altında olduğunu hissetmek insanı ne hale sokar merak ederim. Borderline kişilerin ilişkileri, insanları algılayışları, kendileri hakkında düşündükleri aniden yön değiştirebilir. Günlük hayat onlar için adeta daimi bir belirsizlik içinde devinir. Bazıları için belirsizlik heyecan verici bir durumdur, farkındayım. Ben kendi adıma belirsizlikten hiçbir zaman hoşlanmadım. Bu yüzden özellikle ilgimi çekiyor borderline kişilikler. Acaba ne sebep oluyor bu gelgitlere, ansızın gelen şiddetli öfke patlamalarına, yanlış ilişkilerde ısrar etmelerine, tekrar tekrar kendilerine zarar verme çabalarına? Psikopatolojideki en büyük tartışma konusu, sorunların nedeninin genetik mi yoksa yetiştirilme mi olduğudur. Biyoloji mi, çevre mi? Bilimsel araştırmalar sıkça bu sorunun cevabını arar. Çünkü bulunacak kesin bir cevap aslında yaşanan sıkıntıyı çözebilmenin veya daha önemlisi, önleyebilmenin anahtarı olabilir. Mesela bilsek ki depresyonun tek ve kesin nedeni yanlış anne baba tutumları, o zaman bu yanlışlardan kaçınarak depresyonu önlemek mümkün olabilirdi. Ve çözüm ne kadar kolay olurdu. Ancak çoğunlukla, araştırmalar bu ikileme net bir yanıt bulamazlar. Çoğu psikopatolojinin nedeni biyolojik ve çevresel faktörlerin birleşimi olarak çıkar karşımıza. Borderline kişilik bozukluğu için de durum farklı değil. Yakın geçmişte yapılan araştırmalar, borderline özelliklerin %60 oranında kalıtımsal olduğu sonucuna varıyor. Yani tartışmanın biyoloji tarafı az farkla önde gidiyor. Bu demek oluyor ki, doğuştan gelen bazı özellikler borderline kişiliğin gelişmesinde rol sahibi olabiliyor. Öne çıkan ortak mizaç özelliklerinden biri dürtüsellik. Dürtüselliği yoğun kişiler düşünmeden hareket etme eğiliminde olduklarından kendilerini tehlikeye atma olasılıkları yüksek. Aniden gelen dürtünün peşine düşmeleri mantıklı kararlar vermelerine engel oluyor. Hissettikleri olumsuz duygulara verdikleri orantısız tepki bununla açıklanabilir belki. Bir başka açıklama da duygularını dengelemekle ilgili yaşadıkları zorluklar olabilir. İlişki problemlerinin oluşmasına temelde bu becerinin eksikliği yol açıyor. Borderline kişiler diğer insanlara göre duygusal uyaranlara karşı daha hassaslar, daha çabuk öfkelenebiliyor, üzülüyor ve kaygılanıyorlar. Bu duyguları daha yoğun yaşıyorlar ve tekrar dengeyi bulmaları daha uzun zaman alıyor. Özellikle çevreden gelen negatif ipuçlarını daha çabuk ve aşırı algılıyorlar. Bu durum zihinsel süreçlerinin işleyişine de olumsuz olarak yansıyor ve yine mantıklı tepkiler vermek konusunda yetersiz kalıyorlar. Peki tüm bu biyolojik yatkınlıklara sahip insanlar borderline kişiliğe dönüşüyor mu? Hayır... ve burada da çevresel faktörler devreye giriyor. Therapia Sayı 4 29

30 İhmal ve ayrılık gibi, fiziksel ya da cinsel taciz de uzun vadeli etkiler yaratır. Böyle bir deneyim çocuğun güvende olma algısını yok edebilir. Hele de taciz tanıdığı güvendiği birinden geliyorsa çocuk için dünya tamamen tehlikeli bir alana dönüşür. Çevresel faktörler denince elbette ilk akla gelen çocukluk dönemi ve aile. Borderline kişilik sahibi insanların geçmişlerindeki ortak noktalar incelendiğinde ağır basan tablo; ihmal, ilgisizlik, küçük yaşta ebeveynden ayrılma, travma, fiziksel veya cinsel taciz şeklinde. Çocukluk çok önemli bir dönem insan yaşamında. Zihnin bambaşka çalıştığı, ironilere, metaforlara yer olmayan, her şeyin olduğu gibi algılandığı ve genellenerek kaydedildiği. Öyle ki o dönemde kazınan duygusal yaralar, yıllar geçse ve zihin büyüse bile kaydedildiği şekliyle kalıyor bazen, en acımasız haliyle. Artık herkes biliyor ki, yetişkinlikteki güven duygusunun temelleri çocuklukta atılıyor. Eskiden en çok benimsenen ebeveynlik tarzı çocukla pek yüz göz olunmayan katı disiplinken, günümüzde anne babalar çocuklarının duygu ve ihtiyaçlarına daha duyarlılar. Çünkü biliyorlar ki, temel ihtiyaçları yakınları tarafından karşılanan çocuklar temel güven hissini kazanıyor ve kendilerinden emin büyüyorlar. Zihinlerinde güvenli bir dünya, güvenebilecekleri insanlar gibi kategoriler oluşuyor. Peki ya en yakınındaki insanlar tarafından güvenliği tehdit edilen veya hiçe sayılan çocuk... Onun zihninde neler oluyor? Çocukluk döneminde ailesinden ayrılmak zorunda kalmış veya ihmal edilmiş çocuklar sevgiden yoksun büyüyorlar. Bir çocuk için çok önemlidir anne babasının gözüne girmek. Kendisini nasıl tanımladığı önceleri anne babasının gözüyle nasıl göründüğüne bağlıdır. Annesi ne yalancı çocuksun sen diyorsa, hemen ona inanır. Çünkü yeterli tecrübesi yoktur hayatta ve en güvendiği insanın söylediği doğru olmalıdır. Kabul eder tek gerçek gibi. Ya da tekrar tekrar bir şey sormasına rağmen dönüp bakmıyorsa, cevap vermiyorsa babası; söylediklerinin, düşündüklerinin bir önemi olmadığını dolayısıyla değersiz olduğunu kazıyabilir çocuk zihnine. Şimdi diyeceksiniz ki hangimiz yaşamadık benzerlerini çocukken. Hepimiz elbet bir miktar ihmal edilmişizdir. Ben babamı suçlardım eskiden, Ne kadar ilgisizsin. diye. O da bana içini çekerek ; Ah bir çocuğun olsun da anlarsın, bu çocuk milletine yaranılmaz! derdi. Gerçekten çocuğum oldu ve anladım ki talepleri bitmez çocukların ve bir yanınızla hep eksik hissedersiniz ihtiyaçları karşılamakta. Elbette bahsettiğim ihmal ve ilgisizlik bu değil borderline kişiliklerin geçmişinde yatan. Hiçbir duygunuzun, düşüncenizin önemsenmediğini; açlık, susuzluk gibi fiziksel ihtiyaçlarınızın karşılanmadığını; ilgi, sevgi görmediğinizi ve bunu her gün tekrar tekrar yaşadığınızı düşünün. Bahsettiğim böyle bir ihmal... ve sonucunda bir borderline kişilikte olduğu gibi kırılgan bir kendilik algısı şaşırtıcı olmaz herhalde. Hayatta başına iyi şeyler gelmesini hak etmediğini, düşüncelerinin ve yaptıklarının yeterince iyi olmadığını düşünmesi aslında gayet anlaşılır böyle bakınca. İhmal ve ayrılık gibi, fiziksel ya da cinsel taciz de uzun vadeli etkiler yaratır. Böyle bir deneyim çocuğun güvende olma algısını yok edebilir. Hele de taciz tanıdığı güvendiği 30 Therapia Sayı 4

31 birinden geliyorsa çocuk için dünya tamamen tehlikeli bir alana dönüşür. Geçmişinde buna benzer bir fiziksel veya cinsel taciz anısı olan borderline kişilikler genelde büyük bir boşluk hissi yaşadıklarını ve devamlı güvenebilecekleri bir ilişki arayışı içinde olduklarını tarif ederler. Ancak çelişki de burada başlar onlar için. Eskiden güvendikleri, sevdikleri insan onlara ağır bir ihanet etmiştir. Bir yandan onu sevmeye devam ederken, bir yandan da kendilerini devamlı korumaya çalışırlar. Bu patern ilerideki ilişkilerine de yansır ve bir gün çok yakın, ertesi gün fena halde mesafeli oldukları ilişkiler yaşamalarını açıklayabilir. Burada yine daha öncekine benzer bir soru geliyor akıllara. Her ihmal edilmiş, hiçe sayılmış, dövülmüş veya tacize uğramış çocuk bir borderline olarak mı büyüyor? Hayır... ve tekrar genetik yatkınlık, biyoloji açıklamalarına geri dönebiliriz. Çünkü bazı durumlarda çok yoğun bir ilgisizlikle büyüyen bir çocuk normal gelişim gösterebilirken, daha az ihmale uğramış bir başkası borderline özellikler sergileyebiliyor. Burada biyolojik yatkınlık sonucu, yaşadığı olumsuz duyguları aşırı algılama ve dengeleyememenin rolü düşünülmeli. yönetmek ve düzenlemek konusunda yeterli beceriye sahip değilse, çocuğun rol modelinde bir sorun var demektir. Bu da aslında genetik yatkınlık dediğimiz duyguların doğru düzenlenememesi durumunun aslında çevreden öğrenildiğiyle açıklayabilir. Söz konusu psikopatoloji olduğunda her zaman kesin ve net sonuçlara varmak mümkün olmuyor. Ancak çok sayıda araştırma gösteriyor ki, çoğu patolojinin oluşumunda kalıtımsal özellikler ve çevresel etkenler birlikte çalışıyor. Borderline kişilik bozukluğu belki de bu ortaklığın en rahat gözlemlendiği alan. Bu gibi konularda hep yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan sorusu geliyor aklıma. Bazı çocuklar genetik olarak belli farklılıklara sahip olduklarından ailelerinin davranışları da ona göre şekillenebiliyor. Örneğin daha dürtüsel, tepkilerin kontrol edemeyen veya öfkeli çocuklara karşı ebeveynler daha ilgisiz ya da tam tersi daha şiddetli davranıyor olabilir. Benzer şekilde, anne baba duygularını Therapia Sayı 4 31

32 32 Therapia Sayı 4

33 BORDERLINE Derin acıları her zaman başkaları tarafından anlaşılmayan borderline hastalara... Firouzeh Mehran Klinik Psikolog fuat erman Aylardan Mayıs, bir iş seyahati nedeniyle Nice deyim. Dışarıda mevsimle çelişircesine bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Otel odamın penceresini açtım ve gelmeden önce Le Monde gazetesinden kestiğim makaleleri okumaya başladım. İlk sırayı seyahat öncesi zamansızlıktan göz ucuyla baktığım BORDERLINES üzerine olan makale aldı. Okudukça aradıklarımı ve beklediklerimi buluyordum. Okumam bitince acaba çok mu aceleci davranıyorum deyip zihnimi soru işaretlerinin istila etmesine izin verdim. Kesinliğe yaklaşmanın yolu şüpheden geçmiyor muydu? Öğlene doğru güneş yüzünü göstermeye başlayınca güvenli olsun diyerek yanıma şemsiyemi de alıp Masena ya doğru yürümeye başladım. İlk işim bir kitapçıya girip yazıda kaynakça gösterilen kitaplara yönelmek oldu. Bir tanesi vardı ki rastgele açtığım 75. sayfasında okuduğum bir cümle beni çarptı. Kitabın yazarı doktora, hastasının söylediği bir cümleydi bu: Ne zaman âşık olmaya başlasam, bir uçak bileti alır uzaklara giderim. Tanıdığım kadın da ikinci buluşmamız arifesinde aynı şeyi yapmamış mıydı, saat de uçak bileti alıp İzmir e uçmamış mıydı? Bu da mı tesadüftü? Ya tesadüfse? Belki o bir borderline? Peki niye böyle bi rşey yapardı bir borderline? Nedeni basit, borderline aynı anda hem sevmek ister, hem kaçmak. Partnerinin işi bu yüzden oldukça zordur, borderline onu hem çeker hem iter, çünkü bir gün o güzel ilişkinin bitmesinden ve de terk edilmekten korkar. Terk edilme korkusu annesinin tavrıyla bağlantılı olabilir, çocuğuna çok yakın olma, hayatına müdahaleci olma veya ona uzak hatta dışlayıcı olmaktan kaynaklanmaktadır (1)Borderline ların diğer bir yanı da ilişkilerinde sahici olamamalarıdır, ortama uyan devamlı değişken bir tavır sergilerler. Randevularına gelmemezlik eder veya geç gelerek bekletirler. Sosyal tavırları ile gerçek kişilikleri arasında bir uçurum vardır. Sosyal kimliklerinde kendilerini hep mutlu göstermeye gayret ederler, onları grup fotoğraflarında hep dost düşman kıskandıran bir gülümseme ile görürsünüz, bu içlerindeki boşluğu(emptiness) saklamak içindir. Gelelim kendi kendilerini yaralama gereksinimlerine, hemen akla uç örnek olan Betty Blue filmi gelebilir, ne var ki her şey gibi borderline ların da soft versiyonu vardır. Kendi kendini yaralama isteği, gereksiz bir ameliyatı gerekli kılarak da gerçekleşebilir. Bu nedenledir ki estetik cerrahların kesinlikle minimum psikoloji bilgisiyle donanmış olmalarının şart olduğundan söz edilir. Ağır veya hafif şekilde kendi kendini yaralama işlemi ile borderline psikolojik gerilimini boşaltır. Borderline ların terapisi için minimum iki yıl gerekli olabilir. Borderline hiçbir şekilde divan üzerinde klasik terapiye uygun değildir. Nedeni borderline terapisti ile göz göze olmak, onu görmek ve görülmek ister. Ülkemizde bazı terapistlerin nedendir bilinmez uyguladığı üç seanslık ön sınav ve sonrasında danışana siz klasik analize uygun değilsiniz sizi başka bir meslektaşıma yönlendireceğim metodu borderline ı terapiden soğutmak için en güzel yoldur. Terapist fazla mesafeli de olmamalıdır, zira basit bir EVET veya HAYIR için hemen öfkelenen veya ağlamaya başlayan borderline çoğu zaman seanslarına geç gelecek, hatta bazen terapisine ara verecektir. Therapia Sayı 4 33

34 34 Therapia Sayı 4

35 Duygusal ilişkilerinde çok sıcak bir eş olduğundan söz etmek oldukça güçtür. Anzieu psişik ten (la peau psychique) kavramını geliştirir bu kavram da tenimiz üzerinden geliştirdiğimiz duyum alışverişini açıklar. Tenimiz ile hem başkasını hisseder hem de onun bizi duyumsamasını gerçekleştiririz. Anzieu borderline larda psişik tenin gelişmediğini iddia eder. İlişkilerindeki hem çekme hem itme duygusu onu ya çok soğuk ve mesafeli kılar ya da bu tarafını örtme çabası galip gelir ve fazla zevk almadan salt cinselliğe ağırlık verir. Dostlukta ve duygusal ilişkide idealize ettiği kişileri küçük kum tanesi kadar bir sorunda tamamen değersiz kılar. Bende tüm bunları araştırma merakını uyandıran kadın ne oldu diye soruyorsanız, tabii ki gitti, ufuklarımdan silindi Bir kez bir hastanede karşılaştık, hiçbir şey olmamış gibi ona yanaştım ve onunla sohbet ettim, birkaç saniyede yüzü giydiği bayrak kırmızısı kazağın rengini aldı. Acelesi olduğunu bahane edip izin istedi ve uzaklaştı. Büyük bir ihtimalle yeni ilişkisinde de aynı döngünün klasik etaplarından geçecek. Sonunda da ya terk edilmekten korktuğu için o terk edecek ya da tutarsız davranışları önüne çıkan partnerini yıldırıp uzaklaştıracak. 1)Pr.Bernard Granger et Daria Karaklic (2012)Les Borderlines s.75, Odile Jacob Therapia Sayı 4 35

36 BORDERLINE DANIŞANLARA KRİZE MÜDAHALE Borderline danışanlara yardımcı olmak için krize müdahaleden nasıl faydalanılır? sevgi güney İki kıyıyı birbirine bağlayan bir köprü düşünün. Bu köprünün tam ortasında olduğunuzu varsayın. Bir uçta keyifli dostluklar, ilişkiler, neşe, mutluluk, yaşamdan alınan keyif, yaşamın güzel yanları, sosyal aktiviteler olsun. Diğer uçta acı, nefret, intikam, yanlış ilişkiler, ihanet, karamsarlık, kaygı, ajitasyon, manipülasyon, aniden tüketilen yakın ilişkiler, dengesiz, inişli çıkışlı kişiler arası ilişkiler olsun. Köprünün tam ortası da, yani sizin bulunduğunuz yer de, stabil, kendi halinde devam eden ve bu iki uçtaki her şeyden biraz olan bir yer olsun. Sınır kişilik organizasyonu ve sınır kişilik bozukluğu olan birey bu iki uça zıplayarak hayatını sürdürür, sizin bulunduğunuz orta noktada duramaz. Müdahale de bu gidiş gelişleri, durdurmaya, ortada, her şeyden biraz olan bölgede, yaşamını sürdürmeye devam etmesi hedeflenir. Kriz Ve Borderline Kişilik Yapısı Arasındaki Etkileşim Gündelik yaşam içinde bireyin bir psikiyatrik rahatsızlığı olsun ya da olmasın, bir stresörle başa çıkma becerisi ve bu stresörün bir kriz durumuna yol açıp açmayacağı, bu stresörü deneyimleyen bireyin stres eşiği ve başa çıkma potansiyelleri ile doğrudan ilişkili olup, stres tolerans eşiği ile farklılıklar gösterir. Örneğin bir cerrah oldukça kritik ve dolayısıyla stresörlerle dolu bir ameliyatı soğukkanlılıkla ve başarıyla yerine getirirken, aynı soğukkanlılığı özel hayatında oluşan aniden gelişen bir kritik duruma gösteremeyebilir. Burada işin içinde ruh sağlığı sorunlarına karşı bireyi yatkın hale getiren faktörler vardır. Yatkınlık faktörleri olarak isimlendirilen bu faktörler, bireyin o an içinde bulunduğu koşulları, karşılaştığı stresörle başa çıkmak için uygun seçenekleri görebilme yeteneği ya da etkili başa çıkma becerilerindeki yıkımlardan kaynaklı yetersizlikleri ile de ilişkilidir. Bu yatkınlık faktörleri var olan yaşamsal dengenin bozulduğu kriz durumlarında çok daha etkili olup, mevcut dengenin bozulmasına kolaylıkla yol açabilmektedir. Nedir bu faktörler? 1.Akut bir hastalık: Basit baş ağrılarından, ciddi viral enfeksiyonlar gibi fiziksel sağlığı tehdit edici hastalıklara kadar geniş bir ranj içinde olabilirler. Buna maruz kalmış birey o anda günlük yaşamının dengesinin bozulması durumu ile karşı karşıya kalabilir. 2.Kronik hastalıklar: Sağlık problemlerinin kronikleştiği durumlarda intihar fikirlerinin tetiklendiği gerçeği herkes tarafından bilinmektedir. 36 Therapia Sayı 4

37 Therapia Sayı 4 37

İçindekiler. Önsöz. Künye: Borderline sınırlarını zorlarken Alper Hasanoğlu. Dosya konusu Borderline. Borderline / Sınırda Kişilik Paratoner

İçindekiler. Önsöz. Künye: Borderline sınırlarını zorlarken Alper Hasanoğlu. Dosya konusu Borderline. Borderline / Sınırda Kişilik Paratoner sayı 4 Önsöz İçindekiler Dördüncü sayımızda borderline kişilik yapısını ele alıyoruz. Borderline başlığı altında, bu alanla ilgili farklı metinleri bir araya getiriyoruz. Psikoterapiden geçmiş ve ismi

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Beraberliğimizin ne kadar süreceğini bilmediğimizin farkına vararak, birbirimizin değerini bilelim. - Joshua Loth Liebman

Beraberliğimizin ne kadar süreceğini bilmediğimizin farkına vararak, birbirimizin değerini bilelim. - Joshua Loth Liebman Beraberliğimizin ne kadar süreceğini bilmediğimizin farkına vararak, birbirimizin değerini bilelim. - Joshua Loth Liebman YAS SÜREÇLERİ NİLÜFER ARDA ÖMER PAMUK Önemli bir kayıp yaşayan kişi, hayatını yeniden

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

PANİK BOZUKLUĞU SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ?

PANİK BOZUKLUĞU SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ? PANİK BOZUKLUĞU SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ? Prof. Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Olgu 1 32 yaşında, kadın Sınıf öğretmeni Evli Bir kızı var Yakınması Toplu taşıma

Detaylı

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ:

DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: DANIŞANLAR İÇİN DEĞERLENDİRME ANKETİ: Bu anket durumunuz hakkında bilgi edinmede bize yardımcı olacaktır. Bu anket sorununuza uygun yaklaşımda yardımcı olacaktır. Cevaplarınız gizli tutulacaktır. Lütfen

Detaylı

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ Psikolojik bozukluklar nasıl iyileştirilir? Tedavi için uygun kişi kimdir? En mantıklı tedavi yaklaşımı hangisidir? Bir terapi biçimi diğerlerinden daha iyi midir? Herhangi

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU OKUL KORKUSU Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken

Detaylı

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir? Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,

Detaylı

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor:

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor: Uzm. Psikolog Nuray ÖZBEN AVŞAR Anne - baba - çocuk ilişkisinin son yıllarda hızlı bir değişim içerisine girmiş olduğu gözleniyor. Hızla gelişen dünya ile hayata bakış açıları her geçen gün gelişiyor ve

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

TABURCUYUZ, YA SONRASI? TABURCUYUZ, YA SONRASI? Uzm. Hemş. Emel DİLEK Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ABD Annem, 67 yaşında, Emekli öğretmen, HT hastası, 2002 yılında geçirmiş olduğu beyin ameliyatı sonrası

Detaylı

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu na göre 2008 yılı sonu itibariyle evlatt edindirilen

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Bölüm 1 : Eski Sevgiliniz Sizi Neden Terk Etti?

Bölüm 1 : Eski Sevgiliniz Sizi Neden Terk Etti? www.eskisevgiliyigerikazanmak.net Sayfa 1 Bölüm 1 : Eski Sevgiliniz Sizi Neden Terk Etti? Terk edilen insanların bir çoğunda eski sevgilileri tarafından terk edilişlerine karşı bahaneler bulmak ve savunmaya

Detaylı

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Kanserli Hastalar Tarafından Sık Sorulan Sorular Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi Hastaların Soruları Tıbbi tedavi Otonomi

Detaylı

Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA

Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA 1. TIRNAK YEME Tırnak yeme, her yaşta ve her iki cinste de görülebilen, zaman içinde

Detaylı

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın.

1. Bir süre için hayatınızdaki iyi şeylerin artık olmadığını varsayın. MUTLULUĞU ARTTIRMAK İÇIN BILIMIN KANITLADIĞI ON BASIT FAALIYET Bilimsel çalışmaların sonuçlarına kulak verdiğimizde mutluluğunuzu arttırmak için yol gösterebilirler. Aşağıdaki faaliyetleri 10 gün düzenli

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI

KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI HASTA EĞİTİMİ DERSİ KULLANICI DENEYİMİ ARAŞTIRMASI Kullanıcı Deneyimi Araştırması Raporu 03 Örgün Öğrencilerin Aldıkları Uzaktan Eğitim Dersi Hakkındaki HASTA EĞİTİMİGörüşleri DERSİ KULLANICI DENEYİMİ

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

DİKKAT VE DİKKAT TOPLAMA ADEM TOLUNAY ANADOLU LİSESİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA SERVİSİ

DİKKAT VE DİKKAT TOPLAMA ADEM TOLUNAY ANADOLU LİSESİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA SERVİSİ DİKKAT VE DİKKAT TOPLAMA ADEM TOLUNAY ANADOLU LİSESİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA SERVİSİ Dikkat, * *Dikkati konu üzerinde toplamadan çalışmayı sürdürmek boşuna zaman kaybıdır. Çünkü dikkat olmadan

Detaylı

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi

Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Çocukları günlük bakımcıya veya kreşe gidecek olan vede başlamış olan ebeveynlere Århus Kommune Børn og Unge Çocuğunuzun uyumu, öğrenimi ve gelişimi Tyrkisk, Türkçe 9-14 aylık çocuklar hakkında durum ve

Detaylı

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır.

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır. BEN BĐR YAŞAM KOÇUYUM 7.SEANS Koçluk ve danışmanlık Bazen öyle zamanlar olur ki danışanlarınızın koçluk hizmetinin sınırları içinde olmayan problemlerine yardım etme durumunda kalırsınız. Böyle zamanlarda

Detaylı

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3

R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENĐ LĐSESĐ R E H B E R L Đ K B Ü L T E N Đ - 3 2010 2011 Kız olursa Sarin, erkek olursa Masis Erkek olursa doktor, kız olursa öğretmen KENDĐNĐ TANIMA VE MESLEK SEÇĐMĐ Sevgili veliler,

Detaylı

Lütfen her maddeyi dikkatlice okuyun. Soruları boş bırakmayın, kendinizi en yakın hissettiğiniz tek bir şıkkı işaretleyin. Ortaokulu bitirmiş

Lütfen her maddeyi dikkatlice okuyun. Soruları boş bırakmayın, kendinizi en yakın hissettiğiniz tek bir şıkkı işaretleyin. Ortaokulu bitirmiş Lütfen her maddeyi dikkatlice okuyun. Soruları boş bırakmayın, kendinizi en yakın hissettiğiniz tek bir şıkkı işaretleyin. I Adınız soyadınız [..] II Doğum tarihiniz [ ] III Cinsiyetiniz? Kadın Erkek IV

Detaylı

10 Mayıs 2009 tarihinde uygulanan Pep-r Gelişimsel Ölçeği Değerlendirme Sonuçları: Kronolojik Yaş : 3 yaş 9 ay

10 Mayıs 2009 tarihinde uygulanan Pep-r Gelişimsel Ölçeği Değerlendirme Sonuçları: Kronolojik Yaş : 3 yaş 9 ay C. C. 17 Ağustos 2005 doğumlu bir erkek çocuğudur. Eylül 2008 yılında Londra da bir anaokuluna başlamıştır. Annesi, yaşıtlarıyla kıyasladığında aynı iletişim becerilerini gösteremediğini düşündüğünden

Detaylı

ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en

ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en 1 ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en iyi yolu bulmanın zor olduğu zamanlar vardır. Çocuğunuz

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak

Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak (örneğin öğretmencilik oyununda) hem de kalem tutma ve yazı yazma becerisinin gelişimine katkıda

Detaylı

ilk yar'larımızın sevgili dostları

ilk yar'larımızın sevgili dostları ilk yar'larımızın sevgili dostları Bu akşam da Mersin üniversitesinden sevgili İbrahim'in izlenimini paylaşıyoruz... Daha önce Mersin ekibinin her projemize gelişi ile verdiği eşsiz katkıya değinmiştik...

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Tiedot turkiksi DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Çocukların oturup konsantre olmakta ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaları normaldir. Ancak DEHB li (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu)

Detaylı

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU

BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU BİREYSEL EĞİTİM PROGRAMI GÖRÜŞME FORMU Formun Amacı: Bu form çocuğun sağlık durumu, psikomotor gelişimi, özbakım gelişimi, sosyal duygusal gelişimi ve davranışsal özelliklerine ilişkin bireysel gereksinimleri

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - NİSAN 2014 AİLE İÇİ ŞİDDET Çocuğun sağlıklı bir gelişim göstermesi ve sağlam bir kişilik kazanması için

Detaylı

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir. Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler,

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

Evliliğin Yazısız Kuralları!..

Evliliğin Yazısız Kuralları!.. On5yirmi5.com Evliliğin Yazısız Kuralları!.. Evlilik insan hayatının en önemli dönüm noktası. Peki iyi günde kötü günde evlilik nasıl olmalı? Aklınızdaki bütün sorulara bu röportaj cevap verecek!.. Yayın

Detaylı

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Information på turkiska DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Çocukların oturup konsantre olmakta ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaları normaldir. Ancak DEHB li (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

SOSYALLEŞEBİLEN ÖĞRENCİNİN İLETİŞİMİ DE GÜÇLÜ OLUYOR

SOSYALLEŞEBİLEN ÖĞRENCİNİN İLETİŞİMİ DE GÜÇLÜ OLUYOR 2007 yılında Çankaya Üniversitesi İşletme Bölümü nden birincilikle mezun olan, ayrıca Uluslararası Ticaret Bölümümüzde çift ana dal yapan, 2010 yılında da İşletme Yönetimi Yüksek Lisans Programı ndan mezun

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans Form no : Tarih : Bu anket hastalığınızı daha iyi anlayabilmek ve sizlere daha yararlı olabilmek için düzenlenmiştir. Lütfen olabildiğince nesnel (objektif) yanıtlamaya özen gösterin. Ankete kimliğinizi

Detaylı

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi TED MERSİN ÖZEL ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖĞRENCİ TANIMA ANKETİ ÇOCUĞUN TC KİMLİK NO : 2-Cinsiyeti 3-Doğum yeri ve tarihi 4-Geldiği okul 5-Okula geliş nedeni 6-Velinin Adı-Soyadı ve Yakınlık

Detaylı

Doğuş Üniversitesi, KLİNİK PSİKOLOJİ İstanbul 2011 2015 ( % 100 Burslu)

Doğuş Üniversitesi, KLİNİK PSİKOLOJİ İstanbul 2011 2015 ( % 100 Burslu) 1 UZMAN KLİNİK PSİKOLOG ŞEBNEM YÜKSEL 2007 yılında çalışma hayatıma başladım ve yetişkin, aile, çift, çocuk ve ergenlerle klinik psikolog olarak çalışmaktayım. Bilişsel-Davranışçı Terapi ve Virginia Satir

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Çankaya Üniversitesi Bilgi İşlem Departmanı nda çalışan ve 2007 Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzden mezun olan Hakan Yurduseven ile bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Ebru ÖZKURT TOPCU. Uzman Klinik Psikolog. Aile ve Çift Terapisti

Ebru ÖZKURT TOPCU. Uzman Klinik Psikolog. Aile ve Çift Terapisti Ebru ÖZKURT TOPCU Uzman Klinik Psikolog Aile ve Çift Terapisti 2009 yılında Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden başarısı dolayısıyla Onur Öğrencisi olarak mezun olmuştur. Üsküdar Üniversitesi nde

Detaylı

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Yabancı Dil Ööğreniminde Güçlü Hafıza Teknikleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Yabancı dil öğreniminde kelime ve anlamını ezberleme oldukça önemli bir yere sahiptir. En sık kelime ezberleme yöntemi ise tekrardır. Yani sık sık kelimenin ve anlamının tekrar edilmesidir. Bu kelimelerin

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Hamileliğe başlangıç koşulları

Hamileliğe başlangıç koşulları Zeka aslında tek bir kavram değildir. Zekayı oluşturan alt yeteneklere bakıldığında bu yeteneklerin doğuştan getirilen yeteneklerin yanı sıra sonradan kazanılmış, gerek çocuğun kendi çabasıyla edindiği,

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

Verimli Çalışma Teknikleri

Verimli Çalışma Teknikleri Verimli Çalışma Teknikleri İlham, fikir gelince bunu mutlaka not alın! Ord.Prof.Dr. Süheyl ÜNVER evinin her tarafında kağıt ve kalem bulundururmuş. Duyduğu, aklına geldiği her şeyi yazarmış. 50 den fazla

Detaylı

LİSE REHBERLİK SERVİSİ

LİSE REHBERLİK SERVİSİ LİSE REHBERLİK SERVİSİ Verimli Ders Çalışma Ders çalışma konusunda bir çoğunuz da çeşitli şikayetler vardır. Bir kısmınız ders çalışmaya başlamakta güçlük çekerken Bir kısmınız çalışma esnasında derse

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur.

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Gençlerde DEHB nin Öğrenim Hayatı Üzerine Etkileri Dr Aytül Karabekiroğlu Samsun Mehmet Aydın Eğitim ve Araştırma

Detaylı

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler SINAV KAYGISI Kaygı, stresli bir durum karşısında hepimizin yaşadığı uyarılmışlık halidir. Ancak kaygının belli bir miktarda yaşanmasının olumlu işlevleri de vardır. Bir miktar kaygı günlük hayatta bizi

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

ĠTÜ GELĠġTĠRME VAKFI BEYLERBEYĠ ÖZEL ANAOKULU VE ĠLKÖĞRETĠM OKULU 2011-2012 EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI 1.VELĠ BÜLTENĠ

ĠTÜ GELĠġTĠRME VAKFI BEYLERBEYĠ ÖZEL ANAOKULU VE ĠLKÖĞRETĠM OKULU 2011-2012 EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI 1.VELĠ BÜLTENĠ ĠTÜ GELĠġTĠRME VAKFI BEYLERBEYĠ ÖZEL ANAOKULU VE ĠLKÖĞRETĠM OKULU 2011-2012 EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI 1.VELĠ BÜLTENĠ 1 Değerli Velimiz, 238 yıllık eğitim çınarı İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesindeki İTÜ

Detaylı

EFT ile POZİTİF HAYAT EĞİTİMİ EFT NEDİR?

EFT ile POZİTİF HAYAT EĞİTİMİ EFT NEDİR? SELDA TÜRKMEN le EFT ile POZİTİF HAYAT EĞİTİMİ EFT NEDİR? EFT, orijinal İngilizce isminin baş harflerinin kısaltmasıdır; "Emotional Freedom Techniques". İnsanda huzursuzluk yaratan bütün kötü duygulardan

Detaylı

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI Bilgisayar ve internet kullanımı teknoloji çağı olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde, artık hayatın önemli gereçleri haline gelmiştir. Bilgiye kolay, hızlı, ucuz ve güvenli

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Anne ve kız arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir?

Anne ve kız arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir? Anneler Çocuklarına En Çok Niçin Kızıyor? Acıbadem Sağlık Grubu Bağdat Caddesi Tıp Merkezi psikologlarından Ayşegül Topçu Aydın ve International Hospital psikologlarından Ferahim Yeşilyurt, anneler ve

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri 1 Aşağıda zaman zaman herkeste olabilecek yakınmaların ve sorunların bir listesi vardır. Lütfen her birini dikkatle okuyunuz. Sonra bu durumun bu gün de dâhil olmak üzere son üç ay içerisinde sizi ne ölçüde

Detaylı

Bağımlılık kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır.

Bağımlılık kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır. Nedir? Bağımlılık Bağımlılık kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır. Ne Zararı Var? Teknolojinin insan hayatına sağladığı

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ 8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK NE

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden geliştiği bireyselleştiği, toplumsallaştığı

Detaylı

Artık başkalarının mali başarılarımı desteklemelerine izin veriyorum. Benim refahımın, mali başarımla bir ilişkisi yok.

Artık başkalarının mali başarılarımı desteklemelerine izin veriyorum. Benim refahımın, mali başarımla bir ilişkisi yok. Bolluk ve zenginlik içinde yaşamayı hak ediyorum. Hem para kazanıp hem de kendimi eğlendirmeyi hak ediyorum. Ebedi varlık ve ebedi bilince olan kişisel bağım bana büyük bir servet sağlayacak kadar kuvvetli.

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Hişşt.. Fotoğraf Faruk Akbaş

Hişşt.. Fotoğraf Faruk Akbaş psychoforte 500mg ocak 2010 Hişşt.. Fotoğraf Faruk Akbaş RENKLİBİR YIL GEÇİRMENİZİ DİLİYORUZ 2009 yılında yaşamında sorun yaşayan yüzlerce kişiye, aileye, çocuğa psikolojik destek verdik. Binlerce hikaye

Detaylı

TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER

TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER TEOG ÖNCESİ ÖĞRENCİLERİMİZE VE VELİLERİMİZE KÜÇÜK TAVSİYELER Sınava sayılı günlerin kaldığı bu süreçte öğrencilerimizde ve velilerimizde kaygıyla heyecanın iç içe olduğunu biliyoruz.bu nedenle TEOG öncesinde

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

Bir hastanın mektubundan...

Bir hastanın mektubundan... Bir hastanın mektubundan... Değerli Meltem Hocam; Size bu satırları büyük bir yorgunluk ve zorlu bir nefes alıp verme gayreti içinde yazmaya çalışıyorum. Bu gün sizin beni evde ziyaretinizden sonra size

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak OYUN VE ÇOCUK Oyun oynamak çocukluk çağına özgü psikolojik, fizyolojik ve sosyal içerikli bir olgudur. Oyun hem zihinsel gelişimin aynası olan hem sosyal becerilerin öğrenildiği hem de duygusal boşalımın

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem V Psikiyatri Staj Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Baran GENCER Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜÇLÜ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ

SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ SINAV KAYGISI ÖLÇEĞİ Adı, soyadı... : Sınıfı... : Tarih :.../.../2015 YÖNERGE: Okuduğunuz cümle sizin için her zaman veya genellikle geçerliyse sağdaki boşluğa " doğru " anlamına gelen D harfinin altına

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı