KARABAĞ SORULAR ve GERÇEKLER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KARABAĞ SORULAR ve GERÇEKLER"

Transkript

1 KARABAĞ SORULAR ve GERÇEKLER Published by GYF at Smashwords Copyright 2011 by GYF Smashwords Edition, License Notes All rights reserved. No part of this publication may be reproduced, stored in a retrieval system, or transmitted in any form or by any means, electronic, mechanical, photocopying, recording or otherwise, without the prior permission of the copyright owner. İÇİNDEKİLER SUNUŞ Önsöz KarabağTarihi, Prof.Dr.Yakup Mahmudov Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Tarih Enstitüsü Başkanı, Kerim Şükürov Bakü Devlet Üniversitesi, Azerbaycan Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Bilim Uzmanı KARABAĞ IN MADDÎ-MÂNEVÎ KÜLTÜRÜ, Kasım Hacıyev Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Karabağ Tarihi Kürsüsü Başkanı ERMENİSTAN-AZERBAYCAN, Yukarı KARABAĞ İHTİLÂFININ HUKÛKÎ YÖNLERİ Prof. Dr. Kamil Selimov Bakü Devlet Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Kriminoloji Bilim Dalı Başkanı YUKARI KARABAG İHTİLAFINDA ERMENİSTANI N ULUSLARARASI HUKUKU ÇİGNEDIGI DURUMLAR, Vefaddin Ibayev Bakü, Surahanı İlçe Mahkemesi Hâkimi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Nezdinde Kamu Yönetimi Akademisi, Kamu Yönetiminin Yasal Dayanakları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ERMENİSTAN-AZERBAYCAN,YUKARI KARABAĞ İHTİLAFI ve BİLİMSEL YÖNLERİ, Fuad Hasanoglu Siyaset Bilicisi KAYNAKÇA Belgelerle Karabağ Sorunu kitabı, Hocalı ya Adalet uluslararası kampanya çerçevesinde basılmıştır.

2 Hocalı ya Adalet Uluslararası Bilgi Kampanyası, 2008 yılının Mayıs ında Diyalog ve İşbirliği Uğruna İslam Konferansı Gençlik Forumu Medeniyetlerarası Diyalog Baş Koordinatörü Leyla Aliyeva tarafindan başlatılmıştır. 30 dan fazla ülkedeki yüzlerce gönüllünün katıldığı bu kampanyanın amacı, Ermeni bölücülüğünün bir sonucu olarak yaşanan Hocalı Soykırımı konusundaki bilgilerin dünyaya duyurulmasıdır. Kampanyanın, fotoğraf sergilerin açılması, basın-yayın kurumlarında konuya ilişkin yazı ve makalelerin yayınlanması, kitapların basılması, aynı zamanda ErmenistanAzerbaycan Dağlık Karabağ sorunu ve genel olarak savaş ve çatışmaların olduğu bölgelerde insan haklarının ihlali konularında konferans ve seminerler düzenlenmesi şeklinde yürütülmesi hedeflenmektedir. Kampanyanın tanıtım sitesinde yayınlanmakta olan on-line genelgede uluslararası siyasal ve sosyal kurum ve kuruluşlardan Hocalı Soykırımı nın kurbanları olmuş insanların soykırım esnasında ihlal edilmiş bulunulan haklarının iadesi konusunda girişimlerde bulunulması ve gereğinin yapılması rica olunmaktadır. Bütün sivil toplum örgütlerini, topluma rehberlik eden ileri gelen insanları, hukuk savunucularını ve bu insanlık dramı karşısında ilgisiz kalmayıp vicdanının hak sesine kulak veren herkesi bahsetmiş olduğumuz bu on-line genelgeyi imzalamak suretiyle kampanyamıza destek olmağa davet ediyoruz. Kampanya ile ilgili geniş bilgi ve destek için sitesine başvurabilirsiniz. SUNUŞ Türklerin Anadolu`ya gelmeleri ve Dogu Roma İmparatoru Romen Diojen`i yenmeleriyle başlayan süreç,hrıstiyanlıgın dogu merkezi durumunda bulunan İstanbul`un Türkler tarafından alınmasıyla sonuçlanmıştır.dogu hrıstianlıgı için son derece önemli olan İstanbul`un alınması,ardından Türklerin Viana`ya kadar uzanan coğrafyayı ele geçirmeleri,batı tarafından hiçbir zaman affedilmemiştir.tabii buna bir de hem müslümanlara,hem de hrıstiyanlarca kutsal sayılan Kudüs`ü de eklemek gerekir.bunun için Haçlı Seferleri düzenlenmiş,her iki taraftan binlerce insan hayatını kaybetmiştir.ama burada Haçlıların sivillere yaptıkları katliamlar özellikle belirtilmelidir. Haçlı Seferlerinden sonra gelişen olylara bu çerçevede baktığımızda,osmanlı Devleti döneminde de aynı şekilde Türklerin Rumeli ve Anadolu`dan atılmasıkonusunda sürekli bir politika takip edildiğini ortaya koymaktadır.gerçekten de Osmanlı Devleti nin sürekli yardımını almış Fransa bile gizliden gizliye haçlılarla işbirligi yapmış ve hatta XIV.Louis İstanbul u fetih tasarısı hazırlamıştır.bu tasarıda İstanbul`daki müslüman halkının nasıl imha edileceği bile belirlemiştir.bu kitap Türk Kurumu tarafından yayımlanmıştır. Osmanlı Devleti`nin güçlü olduğu dönemlerde bu tasarılar sonuçsuz kalmıştır.ama ne zaman ki devlet zaafa uğramış,tekrar eski hedeflerine uygun bir politika uygulamaya konulmuşturçdevletler arasındaki rekabete rağmen Şark Meselesi olarak adlandırılan Osmanlı Devleti nin paylaşımı tekrar gündeme gelmiş,bunun içiç kaleyi içten fethetmek hedefiyle hareket edilmiştir.gerçekten de,xix.yüzyılda Osmanlı topraklarına gelen misyonerler,osmanlı hrıstiyan tebaası içinden kendilerine taraftar bulmaya çalışmışlardır.bu nedenle kurdukları okullarda birçok militan yetiştirilmiştir.osmanlı topraklarında çıkan çoğu isyanın elebaşları bu okulların mezunlarıdır.osmanlı topraklarında kurulan misyoner okulları dikkatle incelenecek ve değerlendirilecek olursa,bu hareketin aslında büyük ölçüde başarıya ulaştığı söylenebilir.nitekim 1900`lü yıllarda Osmanlı topraklarında sadece İngiltere,ABD,Fransa ve Almanya`nin açmış

3 olduğu okul sayısının 1244,öğrenci sayısının da civarında olduğunu görülmektedir.bu Osmanlı Devteti`nin kendi açtığı okullardaki öğrenci iki kat fazla bir sayıdır. Bu şekilde yetiştirilen Ermeni asıllı öğrencilerin,daha sonar Cenevre`de kurulan Hınçak,Tiflis`te kurulan Taşnak örgütlerinin içinde yer aldığı görülmektedir.özellikle Taşnak örgütünün Anadolu`da yaptiklari katliamlar,o tarihteki Rus konsoloslarının gizli raporlarında yer almış ve bu örgütlerin Ermeniler üzerinde etkilerine yer verilmiştir.ilginç olan bu illegal örgütlerin Osmanlı Devleti içindeki isyan,bombalama ve suikastleri,batı dünyası tarafından görmezden gelinmiş olmasıdır.ayrıca bu örgütler,bu ülkeler tarafından silah bakımından da desteklenmiştir.bu durum,onların bu illegal terör gruplarıyla yakın ilişkilerinin çok önemli bir delilidir. Yine Osmanlı mahkemelerince,işlerdikleri suçlar dolayısıyla mahkum edilen Ermeni militanların,bu ülkelerin baskısı ile affedilmeleri de bu ilişkinin derecesini ortaya koyması bakımından önemlidir.gerçekten de,osmanlı arşiv belgelerine bakıldığında,1914 Şubatından 1915 Mayıs ayında kadar olan dönemde,ermeni çetelerince katledilen müslümanların miktarı `dir ve buna rağmen,batılı ülkeler,aksine Ermenilerin katledilmelerinden bahsetmekte ve bu hususta Osmanlı Devleti`ni suçlamaktaydılar. Yine 1915 Mayısından 1920 yılına kadar Ermeni komitelerince öldürülen Osmanlı tebaası müslümanların sayısı `lerin üzerindeyken, 1,5 milyon Ermeninin katledildigi propogandaları yapılmıştır.ama bu arada başta Van,Erzurum,Erzincan gibi Osmanlı şehirleri yakılmış,adeta taş taş üstünde kalmamıştır. Bunun gözle görünür örneği bugün Van şehridir.eski Van tamamen yakılıp tahrıp edilmiş ve burada yaşayan insan yerinden edilip katledilirken,hiç bir Batılı ülke bundan söz etmemiştir. Tabii bugün de bahsetmemektedirler.keza büyük savaşın çıkmasından,yani 1914 yılın sonlarında,erivan-tiflis bölgesinden sürgün edilen müslümanların sayısı bir milyonu geçmektedir ve bunlardan ancak `i Anadolu`ya gelebilmiştir. 1952`de kabul edilen Soykırım Sözleşmesi nin belli başlı maddeleri arasında,bir grup üzerinde yapılan katliamın sotkırım olarak tanımlanması için yok etme kastı öngörülmüştür.1914`te bu hüküm geçerli olsaydı,muhakkak ki Ermenilerin müslümanlara karşı yaptıkları katliamlar,soykırım olarak nitelendirilecekti. Ancak o dönemde adlandırılmayan soykırım,ermenilerin 1992 Şubatında Hocalı`da yaptıkları katliamlar için tam olarak kullanılabilir.zira bütün dünyanın gözü önünde,silahsız sivil kadın ve çocukların da bulundugu 613 kişinin,üstelik şehri terk etmek için yardım koridoru kullanmalarına rağmen hunharca katledilmeleri,bir yok etme kastını ortaya koymaktadır.maalesef önceki devirlerde olduğu gıbı Batı bu katliama da duyarsız kalmıştır.aynı duyarsızlık,dağlık Karabağ`ın işgali ve Hocalı katliamının sonucunda yaratılan toplumsal panik şartlarında hayatlarından endişe duyarak etnik temizliğe maruz kalmış bir milyona yakın Azerbaycanli Türkünün,içinde bulundukları olumsuz şartlarda yaşamaya çalışmaları da görmezlikten gelinmektedir. Bu durum,avrupa ülkelerince sık sık söz konumu edilen insan hakları gibi bir değerin,siyasete kurban edildiğinin bir göstergesidir. Çifte standardın ortadan kaldırılması,ekonomik güce erişmek ve buna bağlı olarak da konunun dünya kamuoyuna iyi anlatılması ile mümkündür.bu kitabın da yazılmasına temel teşkil eden Hocalı`ya Adalet,Uluslararası Sivil Bilgilendirme Kampanyası girişimi son derece isabetli bir hareket olmuştur.buurada yapılması gereken en önemli hususlarda biri,karabağ`ın tarihen Azerbaycan torrağı olması,bm ve AGİT`in Yukarı Karabağ ihtilafının Azerbaycan`ın toprak bütünlüğü çerçevesinde haledilmesinin uluslararası hukukun talebi olmasının anlatıması,yukarı Karabağ`da insan hakları evrensel beyannamesine aykırı davranışların cezalandırılması yönünde girişimde bulunlaması,birinci derecede önemlidir.öte yandan sadece Yukarı Karabağ`da meydana gelen insanı olayların değil,orada bulunan ve dünya kültür mirası olarak tanımlanan mimarı yapıların

4 bile nasıl ortadfan kaldırdığının çok iyi anlatılması gerekmektedir.dolayısıyla hem suçlu,hem güçlü konumda kendisini göstermeye çalışan Ermenistan`ın gerçek yüzü dünya kamuoyuna gösterilmiş olacaktır. Sözlerimi Hocalı`ya Adalet,Uluslararası Sivil Bilgilendirme Kampanyası nı başlatan,türk dünyasının büyüklerinden ve Azerbayan-Türkiye dostluğunu bir millet iki devlet prensibi temeli üzerine kuran rahmetli Haydar Aliyev`in torunu Leyla Aliyeva`ya ve bu girişime her türlü katkıyı sağlayanlara başarılar diliyor,buna yazılarıyla katkıda bulunan bilim adamlarını kutluyorum.birlikten güç doğacaktır. Prof.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU Önsöz 1994 yılının Mayısında Ermenistan la Azerbaycan arasında ateşkes imzalandığı zaman artık savaşın Azerbaycan için ağır bilançosu apaçık ortada idi. Dağlık Karabağ ve çevresindeki yedi bölge başta olmak üzere Azerbaycan topraklarının toplam yüzde 20 si Ermeniler tarafından işgal edilmiş, yaklaşık bir milyon insan, bu işgal sonucu kendi yurtlarını terk ederek mültecî veya zorunlu göçmen statüsü ile ülkenin diğer bölgelerine yerleşmiş, siviller de dahil, yaklaşık 20 bin Azeri şehit edilmiş, binlercesi ise Ermeniler tarafından esir veya rehin alınmıştır. Bu rakamlara, savaşın Azerbaycan için ekonomi ve özellikle sosyal psikoloji açısından olumsuz, hatta yıpratıcı etkileri de eklenince ortaya XX. yüzlıyın en kanlı ihtilaflarından birisi ve aslında tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suç çıkmaktadır. Bugün, başladığı tarihten yaklaşık 18 yıl geçmiş olmasına rağmen ihtilafın hâlâ çözülememiş olması, büyük ölçüde Ermeni tarafının Azerbaycan ın barışçıl önerilerine karşılık vermemesinin bir sonucudur. Bölgede yeniden sıcak çatışmaların çıkmasının ve bugüne kadar yaşanan acıların önlenmesi amacıyla, ihtilafın BM kararlarına da uygun bir şekilde Azerbaycan ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümlenmesine bir türlü yaklaşmayan Ermenistan, aslında bu ısrarlı tutumu ile yüzyıllardan beri sadık kaldığı Büyük Ermenistan rüyasını gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, geçmişten günümüze Dağlık Karabağ sorunu, bu sorunun nedenleri ve sonuçları, çözümü için atılan adımlar, katedilen mesafe ve sonuca hâlâ ulaşamamanın nedenlerine ışık tutmaktadır. Her birisi kendi alanının uzmanı olan farklı yazarlar tarafından beş başlıkta toplanan yazılar, soru-cevap şeklinde hazırlanmış ve böylece konuya ilişkin akla gelebilecek tüm sorulara cevap aranmaya çalışılmıştır. Kitapın bilimselliği ise, burada yer alan uzmanların konuyla ilişkin soruları cevaplandırırken kesinlikle birincil ve ikincil kaynaklara dayanmaları ile ölçülmektedir. Kitapta yer alan ilk iki bölümde, Karabağ ın tarihi, maddî mânevî kültürü ve etnik yapısı ayrıntılı bir biçimde incelenmiş ve böylece Ermeniler in Azerbaycan toprakları ile ilgili haksız ve dayanağı olmayan iddialarda bulundukları kanıtlanmıştır. Sonraki bölümlerde ise, ihtilafın hukuki yönleri, ihtilafı başlatan ve sürdürmekte ısrar eden Ermenistan ın uluslararası hukuk ve insan hakları ihlalleri ve bu ihtilafla ilgili olarak konfliktoloji-ihtilaf bilim açısıdan yapılan ve bilimsel kanılarla desteklenmiş irdelemeler yer almıştır. Böylece kitap, Dağlık Karabağ konusunda geniş bilgi vermekle birlikte ihtilafın neden-sonuç ekseninde geniş profilini çizmektedir. İhtilafın barışçıl yöntemlerle çözümlenmesi için bugün de büyük ciddiyetle sürdürülen girişimler, artık uluslararası arenada da önemli yankılar yapmakta ve geçtiğimiz yıllara kıyasla uluslararası kamuoyunun dikkatini daha çok çekmektedir. Özellikle uluslararası terörizmle mücadelede işbirliğinin kaçınılmaz olduğu günümüzde, Azerbaycan tüm yöntemleri kullanarak

5 haklı davasını tüm dünyaya duyurmak fırsatı elde etmiştir. Bu bağlamda, konuyla ilgili literarütün genişletilmesi ve çeşitlendirilmesi de büyük önem arz etmektedir. Belgelerle Karabağ Sorunu kitabı tam da bu amaçla yazılmıştır. Bugün kitabı, artık Türkiyeli okurlar da Türkiye Türkçesinde okumak, anlamak ve değerlendirmek fırsatı elde etmişlerdir. Kitabın Azerbaycan ın bu haklı davasında her zaman onun yanında olan, ona destek veren dost ve kardeş Türkiye de de yararlı bir kaynak olması ümidiyle dikkatinize sunuyor, bütün emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. KarabağTarihi Prof.Dr.Yakup Mahmudov Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Tarih Enstitüsü Başkanı Kerim Şükürov Bakü Devlet Üniversitesi, Azerbaycan Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Bilim Uzmanı 1. Karabağ Kelimesinin Etimolojisi Karabağ kelimesinin açıklamasına Arsak kelimesinden başlamak daha mantıklıdır. Arsak, Kuzey Azerbaycan da oluşmuş Albanya devletinin eyaletlerinden biri olan Yukarı Karabağ da ve Mil de yerleşmiştir. Azerbaycan ın toponim biliminde Arsak kelimesinin etimolojisi özel araştırma konusu olmuştur. Prof. M.A. Seyidov yaptığı birtakım araştırmaları ihtiva eden Karabağ-Arsak-Arşak Toponiminin Etimolojisine İlişkin Bazı Notlar makalesinde şöyle yazıyor: Arsak...Arşak Türkçe yigit, Sak erkeği anlamındadır. Saklar ise, Orta Asya

6 ve Azerbaycan da eskiden yaşamış Türkdilli kavimdir. Diğer bir araştırmacı C. Caferov ise, Arsak Kelimesinin Etimolojisi makalesinde bu konuyu geniş araştırarak şu sonuca varıyor: Ersak kelimesi, Ertuğrul, Erdahan, Erdebil, Eraz (Aras) vs. kelimelerinin önündeki er ile etimolojik ve anlam olarak aynı kökenden olup salt Türkçe bir kelimedir. Karabağ (kara+bağ) kelime bileşiminin tarihsel olarak çok eski olduğu ise kuşkusuzdur. Ancak bu kelime bileşiminin net bir coğrafî mekanı belirtmesi ve yeni anlam taşıması için belirli bir zamana ihtiyaç olmuştur. Karabağ ismi, yaklaşık VII. yüzyıldan itibaren kullanılmıştır. Bu söz, ilk devirlerde belirli bir bölge için, daha sonra ise, daha geniş coğrafî alan için kullanılmıştır. Kıyaslama amacıyla şunu da belirtelim ki, benzer durumlar Azerbaycan da sıkça görülüyor. Nahçıvan şehri- Nahçıvan bölgesi vs. gibi Karabağ ın da ilk zamanlarda şehir ismi olduğu yönünde fikirler mevcuttur. Coğrafyaçı ve toponimler uzmanı R. Yüzbaşov a göre, Aras nehrinin kıyısında Karabağ şehri mevcut olmuştur. Yüzbaşov konuyla ilgili olarak şöyle yazıyor: XVII. yüzyılın ilk yarısına kadar mevcut olan haritalarda bu şehir de mevcuttur. XVI. yüzyılın birinci yarısında Alman gezgini Adam Oleari nin ( ) çizdiği İran saltanatı isimli haritada Karabağ isimli yer, 39º kuzey enlemi ile 82º 20 doğu düzleminin kesişmesinde gösteriliyor... Bu şehir, yaklaşık olarak XVI-XVIII. yüzyıllarda yapılan savaşlar sonucunda dağılmıştır. Karabağ ın tarih içinde yer ismi olarak oluşması, onun etimolojisinin daha bilimsel olarak açıklanmasını gerektiriyor. Çünkü kara kelimesinin rengi ifade eden anlamı, Karabağ ı tam olarak açıklamaya yetmiyor. Bu yüzden kara kelimesinin diğer anlamları önem kazanıyor. R. Yüzbaşov, konuyla ilgili şu hususun altını çiziyor: Son zamanlarda Azerbaycan toponim bilimi alanında yapılan birtakım çalışmalar sonucu kara nın birkaç anlamı belirlenmiştir. Bunlardan birisi, kalın (yoğun) anlamındadır. Aras nehrinin kıyısında yerleşen Karabağ ın büyük yeşil bağlara sahip olduğu için bu şekilde isimlendirilmesi muhtemeldir. Diğer bir yoruma göre ise, Karabağ terimi, halk ve bağ, büyük bağ, güzel bağ vs. manalarına geliyor. Kıyas için şunu belirtelim ki, Azerbaycan da içinde Kara kelimesi olan başka yer (Karayazı, Karaçöp, Karakent vs.) ve insan (1300 yılı kutlanan Kitabi-Dede Korkut destanında Salur Kazan ın kardeşi Karabudak vs.) isimleri mevcuttur. Gürüldüğü gibi Karabağ, etimolojik olarak Azerbaycan gerçekleri ve dil kuralları ile bilimsel olarak açıklanıyor. 2.Karabağ ın tarihi ve coğrafî yerleşim alanları Bu sorunun cevabı, bilhassa bugün, Yukarı Karabağ sorununun anlaşılmasında çok önemli role sahiptir. Karabağ Hakanı nın veziri olan Mirze Camal Cavanşir ( ), Karabağ Tarihi (1847) isimli eserinde bu konuda şöyle yazıyor:

7 Eski tarih kitaplarında Karabağ vilayetinin sınırı şu şekilde belirlenmiştir: Güneyde Hudaferin köprüsüden Sınık köprüye kadar Aras nehri akıyor. Şu anda Sınık köprü Kazak, Şemseddin ve Demirci -Hasanlı cemaati arasında yerleşiyor ve Rusya devlet memurları tarafından Rusça Krasnıy Most, yani Kırmızı Köprü olarak isimlendiriliyor. Doğuda ise Kür nehri akıyor. Bu nehir, Cevat köyü arazisinde Aras nehri ile birleşerek Hazar denizine akıyor. Kuzeyde Karabağ ın Yelizavetpol (Gence) ile sınırı Kür nehrine kadar olan Goran nehri ile belirleniyor. Kür nehri ise, çok yerden geçerek Aras nehrine varıyor. Batıda ise Küşbek, Salvartı ve Erikli isimli yüce zirveleri olan Karabağ dağları mevcuttur. Rus işgali ve sömürgeciliğinin ilk dönemlerinde Karabağ toprakları ve sınırlarının bu şekilde belirlenmiş olmasının kanıtları şunlardır: 1) Bu bilgi, doğrudan Karabağ ın yönetiminde görev sahibi olmuş bir devlet adamı tarafından aktarılmıştır. 2) Diğer taraftan bu bilgi, eski kaynaklara da dayanmaktadır. Mirze Cemal in yaklaşımının doğruluğunu kanıtlamak için eski tarih kitaplarına dayanması rastlantı değildir. Tüm bunlar, Karabağ ın eski zamanlardan beri Azerbaycan ın tarihî bir bölgesi olduğunu ispat ediyor. 3. Karabağ ın tarihine ilişkin en eski bilgiler hangisidir? Kuruçay kültürü nedir ve onun dünya tarihindeki yeri nasıldır? Karabağ sadece Azerbaycan da değil, aynı zamanda dünyada en eski tarihe sahip bölgelerinden biridir. Bu bölgede yerleşen Azıh mağarası, ilk insanların yerleşim alanlarından biridir. Bu ise, Karabağ ın Akdeniz ve Doğu Afrika ile birlikte insanlığın ilk vatanlarından biri olduğunu gösteriyor. Azih mağarasını araştıran M. Hüseynov şöyle yazıyor: Azıh ta bulunan çaytaşından yapılmış aletler, Doğu Afrika da yerleşen Oldoway (Kuzey Tanzanya, burada yaşı 2 milyon yıl olan insanın en eski atası bulunmuştur.) medeniyetinin kanıtları ile benzerlik gösteriyor. Ancak aletlerin hazırlanmasında farklılıklar da mevcuttur. Bu ise Azıh ın alt katmanlarında bulunan aletleri, Kuruçay medeniyeti olarak tanımlamaya izin veriyor.... Son araştırmalarda Kuruçay medeniyetinin 1.5 milyon yıllık tarihî geçmişi olduğu hesaplanmıştır. 4. Karabağ da bulunan eski insan -Azıhantrop un tarihi ve onun antropolojik önemi 1968 yılında Azıh mağarasında Aşel (ilk paleolit, Fransa daki Saint-Asheul- [ Sent Aşel yerleşim alanının isminden alınmıştır] tabakasından Azıhantrop Avrupa nın ilk insanları haritasında yer almıştır) olarak bilinen insanın çene kemiği bulunmuştur. Azıh insanının bin yıl önce yaşadığı tahmin ediliyor. Bu nedenle de Azıhantrop, tarih içinde insanın gelişim sürecini araştırmak için önemlidir. 5. Karabağ ın Ortadoğu ile eski ekonomik ve kültürel ilişkilerinin kanıtları Karabağ da mustye medeniyetini (orta paleolit, m.ö bin yılları kapsıyor; Fransa daki Le Moistier-Le Mustye mağarasının isminden alınmıştır) daha çok Tağlar mağarası ile temsil ediliyor. Karabağ ın arkeolojik olarak araştırılması, burada mezolit (orta taş) ve eneolit (bakır taş) çağlarının nasıl geliştiğini belirlemiştir. Eneolit (m.ö. VI-IV bin) tunç (bronz) ve ilk demir çağlarında Hocalı- Gedebey medeniyeti ismini almıştır. Bu döneme ait Hocalı mezarlığındanda arkeoloji araştırmalar sonucunda üzerinde Asur (Kuzey Mezopotamya da eski bir devlet; m.ö. VIII. yüzyılın ilk yarısında en parlak dönemine ulaşmıştır) kralı Adadnirari ye ait çivi yazılı bir tunç (bronz) parçası bulunmuştur. Bu ve benzeri bulgular, bölgenin Ortadoğu ile ekonomik ve kültürel ilişkisinin olduğunu kanıtlıyor 6. Azerbaycan da devlet geleneğinin oluşumu

8 Ekonomi ve kültürel hayatın gelişmesi ve etno-siyasi süreçler sonucunda Azerbaycan da beş bin yıl önce ilk devlet kurumları oluşmuştur. Daha sonraki dönemlerde Güney Azerbaycan da Manna devleti (m.ö. IX-IV yüzyıllar) oluşmuştur. Manna devleti, Asur ve Urartu (m.ö. IX-VI yüzyıllar) ile savaşlarda bağımsızlığını korumuştur. 7. Kuzey Azerbaycan toprakları, Urartu devleti tarafından işgali konusu ve bu dönemde Güney Kafkasya da Ermeni etnosunun (halkının) varlığı sorunu Kuzey Azerbaycan ve onun bir bölgesi olan Karabağ, Urartu nun işgali dışında kalmıştır. Söz konusu dönemde, genel olarak Güney Kafkasya da Ermeni etnosu (halkı) mevcut olmamıştır. Ortak araştırmanın yazarları, Güney Kafkasya nın siyasi tarihi konusunda Urartu nun gerçek arazisinin SSCB nin ( ) sınırları dışında olduğunu belirtiyorlar. Eski ve orta çağlarda Ermenistan ın büyük bir kısmı da Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti nin sınırları dışında idi. Urartu devletini yok eden Mada devleti (m.ö ) döneminde ise durum farklı idi. Şöyle ki, Mada Güneydoğu Kafkasya yı kendisine tâbî kılmış, bu durum, Ahamenişler döneminde de (m.ö ) sürmüştür. 8. Azerbaycan da Atropatena ve Albanya devletlerinin oluşumu ve bu dönemde Karabağ meselesi Büyük İskender (M.Ö ) tarafından Ahameniş devletinin yıkılışından sonra Kuzey Azerbaycan da siyasi süreç olarak yeni bir dönem başladı. Şöyle ki: İskender in kısa süreli yönetiminden hemen sonra ölmesi, imparatorluğunun dağılmasına ve yeni devletlerin oluşumuna neden oldu. Sonuçta Güney Azerbaycan da Atropatena devleti, Kuzeyde Albanya devleti oluştu. (Son dönemlerde Azerbaycan da Atropatena ve Albanya tarihi uzmanları yeni bilimsel eserlerle konuyu zenginleştirmiş, eskiden ermeni yazarlarının tekelinde olan bu alanların gelişimine büyük katkılar sağlamışlardır. Onları burada göstermeye gerek yoktur.) M.Ö. IV. yüzyılda ve daha sonraları Atropatena Kuzey Azerbaycan da Karabağ arazisinin bazı bölgelerine sahip idi. Atropatena ile aynı zamanda oluşan Albanya devleti, yaklaşık M.Ö. IV- M. VIII yüzyılın başlarında mevcut olarak bin yıl kadar Azerbaycan tarihinde büyük rol oynamıştır. Karabağ, Albanya nın sınırları içinde idi. Bu devlet, kendi toprak bütünlüğünü korumak için eşsiz mücadeleler vermiş ve bazı istisnalar dışında, oldukça başarılı olmuştur. F. Mehmedova tarafından yapılan ve tüm Albanya ve onun bir parçası olan Karabağ ın Sakasena, Otena (Uti), Orhistena (Arsak), Araksena vs. gibi eyaletlerinin arazisini ve tarihi sınırlarını gösteren 6 harita, bu fikri inkâr edilemez şekilde tasdik etmektedir. Karabağ ın tarihi eyaletleri Albanya ya ait olduğu gibi burada yaşayan halklar (Uti), Sovdey, Gargar ve diğerleri de Alban kökenli olmuşlar. 9. Ermenilerin Güney Kafkasya ya göçü Ermenilerin Güney Kafkasya ya gelişi, yaklaşık M.Ö. II. yüzyıla aittir. Ermeniler, bölgeye gelerek işgalcilik faaliyetlerini de sürdürmüşler. Bu işgaller sonucunda oluşan devleti Ermeniler Büyük Ermenistan olarak isimlendiriyor ve işgal edilen tüm toprakları Ermeni toprakları ilan ediyorlar. Roma nın M.Ö. 66 yılında II. Tigran ı yenmesi ile ermeni masalı bitmiş ve onlar Roma nın mandasına dönüşmüşlerdir. Bu durum, IV yüzyıla kadar sürmüştür. Bu da Ermenilerin tarihî Albanya topraklarını Ermenistan ın bir bölgesi olarak iddia etmelerinin hiçbir kanıtı olmadığını göstermektedir. Lakin Ermenilerden farklı olarak Albanya o dönemde bağımsız bir politikaya sahip idi. Karabağ ise, onun bir bölgesi idi. Araştırmacılara göre, kaynakların araştırılması ve I- IV. yüzyıllarda yaşanan gelişmelerin öğrenilmesi bize şunu gösteriyor ki, Aras nehri, Albanya nın güney sınırı olmuştur. 10. Orta çağın ilk dönemlerinde Karabağ nüfusunun etnik yapısı

9 Karabağ tarihinde en önemli değişiklikler, Arap Hilafetinin (VII. yüzyılın 30 lu yılları1258) döneminde işgalci politikası ve bunun sonucu olarak Alban Devletinin yıkılışıdır. Arap işgallerine kadar Karabağ topraklarında yaşayan nüfus, etnik açıdan aynı kökene sahip olsa da bu dönemlerde Arapların Azerbaycan la ilgili politikası sonucu Alban kilisesinin Ermeni kilisesine tâbî kılınması, etnik açıdan yeni sorunlara sebep oldu: Arsak bölgesi nüfusunun Grigoryanlaştırılması ve Ermenileştirilmesi süreci gerçekleştirildi. (Bu sürecin sonuçları, gelişimi, Ermeni-Arap işbirliğinin içeriği ve diğer konular Z. Bünyadov tarafından özel olarak araştırılmıştır.) Ermeni tarihçisi S.T.Yeremyan a göre, VIII. yüzyılın başlarında Ermeniler tarafından Alban vilayetleri olan Arsak ve Uti halklarının büyük kısmı, asimilasyona uğradı. Tabiî ki Grigoryanlaştırmaya kıyasla Ermenileştirme için uzun bir sürece ihtiyaç vardı. Bu nedenle de Z. Bünyadov S.T. Yeremyan ın VII. yüzyıldan itibaren Alban kilisesi Ermeni kilisesine tâbî olarak kabul ediliyordu ve o zaman Arran vilayetlerinden Sünik, Arsak, Uti ve diğerleri Ermenileştirildi tezine karşı çıkarak, şunları yazmıştır: İki farklı kavram olan Ermenileştirme ve Grigoryanlaştırmanın farkı önemlidir. Burada Ermeni kilisesinin yardımı ile Arran nüfusunun sadece Grigoryanlaştırılması söz konusu

10 olabilir. S.T. Yeremyan ın bu konudaki tezi pek doğru sayılamaz, çünkü Arran eyaleti, Sünik vilayeti ve Arsak ın büyük bir kısmı, XII. yüzyılın başlarında Ermenileştirilmiştir. Bu tez bir de şunu kanıtlamaktadır: Karabağ ın belirli bir bölümünde yaşayan Ermeniler, daha önce Ermeni olmamış, sonradan Ermenileştirilmişlerdir. Populyasyonla (genbilimle) etnik köken arasındaki karşılıklı ilişki konusunda çağdaş bilimsel yöntemlerle yapılan odontoloji araştırmaları da bu yöndedir. Buna göre de Arap Hilafeti dağıldıktan sonra Sünik ve Arsak-Haçın Meliklerinin (Hıristiyan Alban derebeylikleri) oluşması bir rastlantı değildir. Azerbaycan Tarihi kitabında (II. cilt) belirtildiği gibi XII. yüzyılın sonlarına yakın Sünik Hükümdarlığı dağıldı ve bu hânedânın yönetimi, 1166 yılında Knyaz Grigor un ve Sumbatın ölümü ile son buldu. İ. A. Orbeli e (SSCB ve Ermenistan Bilimler Akademilerinin üyesi ve onun ilk başkanı olmuş, Ermitaj ın müdürü olarak görev yapmıştır, ) göre, XII. yüzyılın sonu ve XIII. yüzyılın başlarında Arsak arazisinde oluşan Haçın Melikliği Eski Albanya nın bir bölgesi idi. Kirakos Qandzaketsi nin (XIII. yüzyıl) yazdığı gibi Onların (Albanların) reislerinin büyük kısmı Ermeni dilini biliyordu. Kafkasya araştırmacısı V.L. Veliçko da bunu onaylayarak şöyle yazıyor: Karabağ ın Ermeni olarak bilinen nüfusu, 3-4 yüzyıl önce Ermenileştirilmişti. Bu süreçlerin yaşandığı dönem, özellikle Atabeyler in ve Şirvanşahlar ın yönetimi yıllarında (XII.-XIII. yüzyılın başlarında) Azerbaycan ın bir hayli güçlendiği bir dönemdir. Atabeyler aslında Azerbaycan ı siyasî olarak birleştirmişti. Haçın Melikliği Mehranilere ait Hasan Celal ın döneminde ( ) en üst kalkınma düzeyine varmıştı. Bu kalkınma süreci, dönemin narrativ ve epigrafik yazıtlarına da Haçın ülkeleri prensi, Haçın ve Arsak ın büyük prensi. Albanya hakanı ve benzer şekillerde yansımıştır. Söz konusu dönemde Alban mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan Genceser (Ganzasar) Manastırı yapılmıştır. 11. XII-XIV. yüzyıllarda hangi olaylar olmuştur? Karabağ ın Azerbaycan toprağı gibi önemi nedir? Moğolların ilk saldırısı zamanı ( ) hezimet çağını yaşayan Atabeyler devletinin dağılmasına sebep olan Harezmşah Celaleddin olmuştur. Onun Azerbaycan daki yönetimi yıllarında ( ), Karabağ toprakları da ona bağımlı idi.

11 Moğolların ikinci saldırısı ve Azerbaycan işgalinin sona ermesi ile ( ), Karabağ diğer Azerbaycan toprakları gibi Moğol Hakanlığı na ( ), sonra ise Hülâgûlar devletinin ( ) sınırları içine girdi. Karabağ ın söz konusu döneme ilişkin tarihi konusunda bilgiler, daha geniş ve iyi araştırılmıştır. Önemli olan bir yenilik ise, Karabağ sözünün oluşumu ve net bir coğrafî araziyi bildirmesidir. Böylece Karabağ kelimesi, ilk defa XII. yüzyılda kullanılmıştır. Bu dönemi araştıran V. Piriyev şöyle yazıyor: Arran Karabağ ismi ilk defa Reşid ed-din in Came ettevarih eserinde 1284 olaylarının yorumu ile ilgili kullanılmıştır. Ona göre, bu dönemde Karabağ, Arran a bağlı dağlık yöreleri birleştiren bölgelerden oluşmuş idi. XII.-XIV. yüzyılda Karabağ, Hülâgûlar devletinin siyasi tarihinde önemli bir rol oynamıştır. Piriyev ayrıca şöyle yazıyor: Moğol hakanlarının kışın sürekli Karabağ da olmaları birtakım önemli siyasî olayların burada gerçekleşmesine neden olmuştur. Sadece şunu belirtmek yeterlidir ki, Moğol hakanlarından ikisi (Kazan Han ve Arpa Han) saltanata Karabağ da sahip olmuş ve diğer ikisi ise (Arqun han ve Ebu Said) Karabağ da vefat etmişdir. XIII.-XIV. yüzyıllarda da Karabağ, Azerbaycan toprağı olmuş, nüfusu ise büyük ölçüde Türklerden oluşmuştur. 12. Karabağ da Melikliklerin oluşumu ve onların Ermeniliği iddiası XV. yüzyılda da Karabağ Karakoyunlu ( ) ve Akkoyunlu ( ) gibi Azerbaycan devletlerine bağlı idi. XV. yüzyılda Hafız Ebru (öl:1430) Karabağ ı Karabağe Azerbayca (Azerbaycan Karabağı) olarak tanımlamıştır. Ancak Karakoyunlular döneminden sonraki tarihi ortamda önemli olaylar gerçekleşmiştir. Azerbaycan Tarihi kitabında (III. cilt) belirtildiği gibi, XV. yüzyılda Alban Hasan Celal in nesli (Celaliler), Karakoyunlu Cihan Şah tan Melik (Derebey) ünvanını aldı. (Tarih kitaplarında Melik sahip olan, hakem ve diğer manalarda Hıristiyan Alban derebeyleri için kullanılmıştır. Bu ünvan keza Ermeni derebeylerine de veriliyordu. Çar I. Nikolay tarafından 1846 yılında verilmiş kararla yüksek seçkin sınıf ilan edilmişlerdi). Daha sonra Celaliler soyu beş özerk Alban feodal melikliğine (Gülüstan, Ceraberd, Haçın, Verende, Dizak) bölündü... Ermeni tarihçiler, Meliklerin Ermeni soyundan geldiklerini kanıtlamaya çalışarak XVII-XIX. yüzyıllarda Erivan dan, Sünik ten ve Gafan dan gelen Melik soylarını örnek göstermektedirler. Ancak söz konusu Meliklerin hepsinin Arsak dan-karabağ dan geldikleri biliniyor. 13. Azerbaycan Safevî Devleti döneminde Karabağ ın konumu Azerbaycan Safevî devletinin kurulması ile (1501) adem-i merkeziyetçi politika yürütülmeye başlandı. XVI. yüzyılın li yıllarında Azerbaycan topraklarının merkezîleşme süreci sona erdi. Bunun sonucunda Safevî Devleti, bölgenin en güçlü devletlerinden birine dönüştü. Bu durumda Ermenilerin etnik ve politik herhangi bir anlamda baskın olması söz konusu olamazdı. Bilakis bu dönemde Azerbaycan ın etnik-siyasî sınırları daha fazla belirginleşmeye başladı. Safevîler, Azerbaycan da 4 beylerbeylik oluşturmuşlardı. Bunlardan birisi de Karabağ veya Gence beylerbeyliği idi. Bu beylerbeylik, yaklaşık iki yüzyıl Ziyadoğlular Hânedânı tarafından yönetildi. Bu şekilde merkezileşme sürecinde Melikler tamamen onlara bağlı durumda idiler. 14. Karabağ da Osmanlı yönetimi ve bu dönemde Karabağ ın etnik yapısı Osmanlı devleti ile Safevî Devleti arasındaki savaş, 1590 yılında barış anlaşması ile sona erdi. Anlaşma hükümlerince diğer Azerbaycan toprakları ile birlikte Karabağ da Osmanlı devletine tâbî oldu. Osmanlıların bu bölgeler için oluşturduğu ayrıntılı defterler Gence-Karabağ beylerbeyliklerinin yönetimine ilişkin yeterli bilgi vermektedir yılı kayıtlarında, GenceKarabağ eyaletinin 5 sancak, 36 nahiyeye bölündüğü belirtilmiştir. Eyalette Türk kökenli nüfus

12 çoğunlukta idi. İlaveten söz konusu defterlere kayıtlı nüfusun %61 i müslüman, % 39 u ise gayri müslimlerden oluşmakta idi. 15. XVIII. yüzyılın başlarında Azerbaycan ın zayıflamağa başlamasının sonuçları Safevî hükümdarı Şah Abbas ( ), Azerbaycan topraklarını yeniden Safevî devletine dahil etti. Onun mirasçıları döneminde ise, Safevî devletinin gerilemeye başlaması (XVIII. yüzyılın I. yarısı), Azerbaycan topraklarının İran, Rusya ve Osmanlı devletleri arasında bölünmesi ile sonuçlandı. 16. Ermeni faktörünün öne çıkartılması ve I. Petro nun hedefi Azerbaycan topraklarının bölünmesi, Rusya nın fiilen yardımcı olduğu Ermenilerin siyasî açıdan etkinleşmesine neden oldu. Burada Rus Çarı I. Petro nun 10 Kasım 1724 tarihinde imzaladığı ferman çok önemli role sahiptir. Ferman, Rusya nın Ermeni halkını himaye ettiğini ilan etmektedir. Pratikte ise, bu ferman ile Ermeniler, Rusya nın bölge politikasında bir alet olmaya başlamışlardır. Bu amaçla Ermenilerin Azerbaycan topraklarına yerleştirilmesine büyük önem verilmiştir. Ünlü Rus tarihçisi S.M. Solovyov ( ) konuyla ilgili olarak şöyle yazmaktadır: Petro, işgal edilen toprakların Rusya nın elinde kalması için orada Hıristiyanların daha fazla olmasını ve Müslümanların azaltılmasını en önemli araç olarak görüyordu. Biz burada İmparatorun doğrudan Ermenileri işaret ettiğini görüyoruz. 17. Azerbaycan topraklarının taksiminden sonra Karabağ ın kaderi ve o dönemde Karabağ ın yönetim şekli ve etnik yapısı Bu dönemde Gence-Karabağ toprakları, Osmanlı İmparatorluğu na bağlandı. O dönemde yazılan Osmanlı defterleri, Azerîlerin bölge nüfusunun çoğunluğunu oluşturduğunu kanıtlamaktadır. Yapılan hesaplamalar, 1727 de Gence-Karabağ eyaletinde 122 bin nüfus mevcut olduğunu gösteriyor. Söz konusu nüfusun 80,3 bini (% 66) Azerilerden, 37,8 bini (% 31) Ermenilerden, 3,7 bini ise (%3,1) Kürtlerden oluşmuş idi.

13 18. Karabağ hanlığının oluşumu ve bu konuda Penah Ali Bey in hizmetleri Karabağ Hanlığının kurucusu Azerbaycan ın büyük devlet adamlarından biri olan Penah Ali Bey Cavanşir olmuştur. O, Karabağ ın Sarıcalı köyünde doğmuştur. Mirze Cemal şöyle yazıyor: Nadir Şah, Karabağ, Gence, Tiflis ve Şirvan vilayetlerini zabt ettikten sonra bu bölgelerde ve köylerde tanıdığı cesur ve çalışkan adamları kendi hizmetine alıyor ve onları aylık, ün ve makam sahibi yapıyordu. Bu bölgede Penah Ali Bey Sarıcalı Cavanşir isimi ile meşhur olan, yaptığı işlerle kendini kanıtlayan, savaş ve kavgalarda kendi yaşıtlarını yenebilen ve özellikle merhum Nadir Şah ın Rumlarla yaptığı savaşta (XVIII. yüzyılın 30 lu yıllarındaki İran-Türkiye savaşı) kahramanlık yapan Penah Han ı da kendi hizmetine kabul etti. Ancak Muğan kurultayından (1736) sonra Nadir Şah, onun yönetimini kabul etmek istemeyen Karabağlılara işkence yaparak, onları Afganistan ve Horasan a sürgün etmeğe başladı. Buna itiraz eden Penah Ali Bey in kardeşi Fezleli Han idam edildi. Daha sonra Penah Ali Bey Şah, Horasan da olduğu zaman fırsat bularak bir kaç akrabası ve yakını ile de Karabağ a kaçtı. Şah onun kaçtığını duyunca yolda yakalanması için peşinden atlı birlik gönderdi. Ancak onları yakalamak mümkün olmadı. Şah, Azerbaycan serdarına (ordu komutanına), Gence, Tiflis ve Şirvan hakimlerine ferman göndererek Penah Han ı nerede bulunursa hemen yakalanmasını ve Şah ın tabiliğine gönderilmesini emretti. Ancak Şah ın emri ile Penah Han ın ailesine ve yakın adamlarına ne kadar işkence ve ceza verildiyse de hiçbir faydası olmadı. Böylece daha Nadir in hayatta olduğu dönemlerde, Penah Ali Bey, Şah ın hizmetinde bulunmayı kabul etmeyerek muhalefete geçti.nadir Şah ın öldürülmesinden sonra ise (1747), Karabağ topraklarında bağımsız devlet özelliklerine sahip olan Karabağ Hanlığını oluşturdu. 19. Penah Han ın Karabağ Hanlığını güçlendirmek için yaptığı işler nelerdir? Penah Han ın ilk etkinliklerinden birisi, Nadir Şah ın sürgün ettiği Karabağ ahalisinin geri getirilmesi idi. Sürgündekilerin geri getirilmesi ve kendi topraklarına yerleştirilmesi, Karabağ Hanlığını daha da güçlendirdi. Karabağ Hanlığı kurulduğu zaman burada Tebriz, Erdebil, Gence, Şamahı gibi kentler yok idi. Zira bu tür siyasî-ekonomik merkezlerin olması, hanlıkların gelecek gelişimi için büyük önem taşıyordu. Yapılan yeni savunma kurumları ve şehirler, Penah Han ın askerî-siyasî alanda olduğu gibi kentleşme işinde de çok başarılı olduğunu gösteriyor. Bu alanda atılan ilk adımlardan bir tanesi, 1748 yılında Bayat Kalesinin inşası oldu. Han, tüm ailesini, akrabalarını ve halk içinde muteber olan insanları oraya topladı. Penah Han ın izlediği politika ve ona olan sevgi, Tebriz ve Erdebil vilayetlerinden bir çok insanın, özellikle sanatçıların kendi aileleri ile birlikte Bayat Kalesine yerleşmesine neden oldu.

14 Penah Han ın bağımsız bir devlet kurma çabaları, onun dışarıda resmî olarak tanınmasına da sebep oldu. Mirze Cemal, konuyla ilgili şöyle demektedir: Hicrî takvimi ile 1161, Milat takvimi ile 1745 yılında (aslında 1748 olmalı) Adil Şah, Penah Han a Han ünvanı verdi ve onu, Karabağ hakimi olarak atadı. Şah ın ilgili fermanı, değerli hediye, altın at eyeri ve taşlarla süslü kılıçla birlikte Serdar Emir Aslan a yakın birisi tarafından Penah Han ın yaşadığı Bayat kalesine getirildi. Adil Şah ın fermanı gecikmiş bir belge idi. Çünkü Hâkimlik ünvanı, Penah Han tarafından aslında Şahın fermanından önce, ondan bağımsız bir biçimde kazanılmıştı. Penah Han ın Karabağ hakimi olarak tanınmasında, Şeki Hanlığı nın Karabağ a başarısız saldırısı da ehemmiyetli bir rol oynamıştı. Şeki Hanı Hacı Çelebi, 1748 yılında Bayat saldırısından sonra şöyle demiştir: Penah Han, bu zamana kadar damgasız gümüş idi. Biz gelip ona damga vurup geri dönüyoruz.

15 Başka bir ifadeyle: Penah Ali, kendini Han ilan etmiştir. Ben kendi yenilgimle onun hanlığını onayladım. Çelebi Han ın, halk içinde atasözü hâline dönüşen bu sözleri, Adil Şah ın fermanından daha fazla güce sahip idi. Ahmet Bey Cavanşir şöyle yazıyor:...bu başarıdan (Bayat savaşından) sonra Penah Han ın kahramanlığı ile ilgili var edilen destan, o zaman Karabağ da yaşayan tüm Müslüman kavimlerin savaşsız ona tâbî olmasına neden oldu. Bayat savaşı, bu kalenin gelecek tarih sınavlardan geçemeyeceğini gösterdi. Bu nedenle yeni bir kalenin yapılmasına ihtiyaç var idi. Mirze Adıgüzel Bey şöyle yazıyor: Penah Han Şah pınar ismi ile ünlü olan Terneküt te bir kale yaptırdı. Taş ve kireçten camiler, evler, çarşı ve hamamlar inşa ettirdi. Bu işleri 1165 yılında sonuçlandırarak orayı kendine yurt yaptı. Burası da savunma için yetersiz olduğundan Hanlığın merkezi Azerbaycan ın eski merkezlerinden biri olan Şuşa ya taşındı. Böylece Şuşa, Azerbaycan ın siyasî, ekonomik ve kültürel merkezlerinden biri olarak yeni yükseliş dönemine girdi. 20. Karabağ Meliklerinin (hıristiyan derebeylerinin) artan etkisi ne ile ilgilidir? Sonuncu Safevî hükümdarı II. Abbas ı ( ) devirerek yönetime sahip olan Nadir in ( ) kendisine tâbî olmayan Gence-Karabağ beylerbeyliğine karşı yaptığı ceza tedbirleri, Karabağ meliklerinin konumunu güçlendirerek onların bölücülük politikasını hızlandırdı. Rus tarihçisi P.G. Butkov ( ) da Nadir Şah ın Ermenilere daha fazla önem verdiğini, melikleri onayladığını ve doğrudan Şah a bağımlı kıldığını ifade etmektedir. 21. Hanlık döneminde Karabağ meliklerinin durumu Melikler konusunu, 12. soruda geniş bir şekilde incelemiştik. Burada bir kaç ilave yapalım. Hanlık döneminde meliklerin önemi gitgide arttı. Bu döneme özel önem veren tarihçi Mirze Adıgüzelbey, melikler konusunda geniş bilgi edinmiş ve açıklama yapmıştır. (Bkz: Karabağnameler, Birinci kitap, s: 36-37) Mirze Adıgüzelbey, Meliklerle ilgili şunları yazmaktadır: Bunlardan birincisi, Dizak tır. Melikin ismi, Melik Yegan dır. Kendisi Lori den gelmiş, Nadir Şah ın saltanatı döneminde ve onun emri ile meliklik tahtına oturarak saygı kazanmıştır. İkincisi Verende dir. Melikleri Şahnazarlı lardır. Onlar daha eski bir soydan geliyorlar ve daha çok itibar sahibidirler. Kökenleri Göyçe asilzadelerine dayanıyor. Sonra oradan kaçarak Karabağ daki Verende isimli yere gelmişler. Üçüncüsü, Haçın dır. Meliklerinin ismi Hasan Celalyan oğludur. Onlar bu melik ünvanından mahrum olduktan sonra bu bölgenin bağımsız bir Meliki olmamıştır. Sonunda merhum Penah Han Cavanşir in devlet güneşi ve şevket bayrağı riyaset ufkundan yükselerek Karabağ vilayetlerini celal ve şatafatla ışıklandırdı. O zaman Hınzırıstanlı Melik Mirze Han, bu ebedî devlet memurlarının emri ile meliklik mühürünü kendi ismi ile yaptırdı. Daha sonra ise, kendi oğlu Allahverdi ve torunu Melik Kahraman meliklik bayrağını yücelttiler. Dördüncü, Çilebört tür. Melikin ismi, Allahkulu dur. Soyları Mağaviz dendir. Bunlar Çilebört te Melik olmuş, Terter nehrinin ortasındaki bir bölgede yerleşmişler. Çok zor bir yolu bulunan Çermuh Kalesi ni (Çilebörd ün kısa ismi) kendilerine barınak yapmışlar. Çilebört e bağımsız olarak sahip olmuş ve büyük saygı kazanmışlar. Nadir Şah... Melik e sultanlık ünvanı ve bahşişler vermişti. Beşincisi- Talış tır. Melikin ismi, Melik Usubdur. Soyları Şirvan a dayanıyor. Bir süre Talış köyünde yaşamışlar. Onların bir çoğu meliklik yapmıştır. Daha sonra Melik Usub Gülüstan kalesini işgal ederek oraya yerleşmiştir.

16 Burada meliklerin zaman-zaman değiştiği görülüyor. O döneme ilişkin bilgileri 21. çizelgede inceleyebilirsiniz. 22. Melikler Ermeni devlet geleneğinin kalıntıları mı? 12., 20., ve 21. soruları cevaplarken gördüğümüz gibi, bu sorunun hiçbir tarihi kaynağı yoktur ve tamamen yalnıştır. Göç eden Melikler, Karabağ da bölge liderlerini kendi taraftarı yaptıktan sonra, küçük de olsa herhangi bir devlet birimi oluşturamamışlar. (Buna emin olmak için devletin özelliklerini hatırlayınız.) Onlar birbirinden ayrı, çoğu zaman ise çatışma içinde olan bölge liderleri idi. Tarihî verilere göre, Melikler Karabağ da feodal dağınıklığın güçlenmesini isteyen güçleri temsil etmişler. Meliklerin başı buyrukluğu, Hanlıkta ve tüm ülkede merkezîleşme çalışmalarına engel oluyor, dış güçlerin Karabağ Hanlığına karşı saldırılarını güçlendirerek onun bağımsızlığına gölge düşürüyordu. 23. Karabağ Meliklerinin bölücülük faaliyetinin nedenleri ve Hanlık için oluşan tehlikeler. Bölücülüye karşı savaşın hukûkî ve siyasî açıdan değerlendirilmesi Penah Han güçlendikçe, Melikler daha fazla sorun çıkarmağa başladılar. Bunu önlemek askerî-siyasî açıdan çok önemli idi. Farklı bir durumda Arran Karabağ ın veya Karabağ beylerbeyliğinin toprak bütünlüğü kaybedilirdi. Bu nedenle de Meliklerin bölücülük faaliyetlerine engel olmak için yapılan çalışmalar, etnik çatışma değil, Karabağ Hanlığının toprak bütünlüğü için yapılan bir savaş olarak nitelendirilmelidir. Penah Han ın yönetimini ilk olarak tanıyan, Hamse Meliklerinden Melik Şahnazar olmuştur. Bunun nedeni, Melik Şahnazar ın kızı Hüzret ile İbrahim Halil Ağa nın evlenmiş olması idi. Haçın Meliki Ulubab ise, Ballıkaya da yenildikten sonra Penah Han ın yönetimine tâbî oldu. Dizak, Çilebört, Talış Meliklerinin düşmanca politikaları ise birkaç yıl daha sürdü. Ahmet Bey Cavanşir şöyle yazıyor: Komşu vilayetlerden toplanan hazine paralarına sahip olan Tuğ ve Dizak Meliki, Yegan oğulları ve akrabaları ile birlikte ciddi şekilde direniş gösterirken onların bir kısmı hayatlarını kaybetmiş, bir kısmı ise İslâm dinini kabul etmişti... Çilebört Meliki Allahkulu Sultan ilk önce ona itaat etmiş, ancak daha sonra ihanetle suçlanarak Penah Han ın emri ile öldürülmüştü. Kardeşi Melik Hatem Talış ın beşinci Meliki Melik Usub la ittifak içinde uzun süre kendi yurtlarını Penah Han ın birliklerinin saldırılarına karşı savunmuş, ancak Mardakert köyünde yaşadıkları yenilgiden sonra Terter nehrinin üst kısımlarında yerleşen, geçilmez olarak bilinen Cermuh Kalesinde barınak kurmuşlar. Onlar bir yıl kadar kalede kaldıktan sonra nihayet kendi aileleri ile birlikte gurbette yaşamak zorunda kalmışlardı. Ancak bununla onların siyasi faaliyeti sona ermemiş. Şöyle ki, daha sonra da onlar, aynı şekilde çocukları (birincinin oğlu Melik Mecnun) sürekli Karabağ a saldırmışlar... Penah Han ın Melikleri kendisine itaat etse de, İbrahim Han devrinde Meliklerle mücadele sürmüştür.

17 Karabağ Meliklerinden Dizaklı Yesay, Çilebörtlü Meclum ve Gülüstanlı Beyleryan İbrahim Han a itaat etmek istemiyorlardı. Verendeli Melik Şahnazar ve Haçınlı Mirze Han ise, İbrahim Han ın yönetimini kabul ederek onun kurduğu vatansever güçler birliğine katılmışlardı. Müttefikler, 1781 yılında Tuğ Kalesi ni ablukaya aldılar. Melik Yesay teslim oldu ve yönetim Melik Bahtam a geçti. Ancak o da kısa zamanda ihanet etti. 24. Meliklerin bölücülük faaliyetinin arkasındaki yabancı güçler Belgeler gösteriyor ki, bu konuda I. Petro nun başlattığı politikayı sürdüren Rusya, öncü role sahiptir yılından itibaren İbrahim Han la onun yönetimine karşı olan Melikler arasındaki mücadeleye Rusya da katıldı. Rusya, burada söz konusu Meliklerin yardımı ile Hıristiyan devleti kurmaya çalışıyordu. Rusya nın politik hayatında önemli bir isim olarak bilinen G.A. Potyomkin ( ), İbrahim Han ı devirerek Karabağ da bağımsız bir Ermeni eyaleti kurmayı veya İbrahim Han ın yerine Ermenilerden birisinin yönetime gelmesini önermişti. İbrahim Han, büyük diplomatik yetenek sergileyerek düşman gibi davranan Melikleri Şuşa ya toplayabildi. Belgelere dayanarak Karabağ Hanlığına ihanet ettiklerini kanıtladı ve Melikler tutuklandı. Melik Meclum ve Abov Şuşa hapishanesine koyuldu, Melik Bahtam ise yaptığı suçlar yüzünden Erdebil Hanı na teslim edildi. Meliklerin müttefiki, Genceser manastırının piskoposu İohannes ise kardeşi ile birlikte yakalanarak cezalandırıldı. Şuşa hapishanesine konan Melikler kaçamadılar ve Tiflis e gelerek Karabağ Hanlığına karşı Kartli-Kaheti hükümdarı II. İrakli ( ) ve Rusya nın bölge valisi Albay S. D. Burnaşov un ( ) yardımı ile hazırlanan suikasti gerçekleştirmeye kalkıştılar. Düşmanlar, Gence ye yaklaştılar. Ancak yılları arasında yapılan Rusya-Türkiye savaşı, bu haçlı seferinin durdurulmasına neden oldu. İbrahim Han, bağımsız Karabağ Hanlığı nın bütünlüğünü koruyabildi. İran da yönetime sahip olan Ağa Muhammed Şah Kacar ( ) 1795 yılında Karabağ Hanlığı na saldırdı. Şuşa nın 33 gün süren kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Tiflis e hücum etti. Rus Kraliçesi II. Yekaterina nın ( ) emri ile V. Zubov un ( ) komutanlığındaki Rus ordusu, 1796 yılında Azerbaycan a saldırdı. II. Yekaterina nın ölümü ile V. Zubov da geri çağırıldı yılında Kacar yeniden Karabağ a saldırarak Şuşa yı işgal etti. Ancak kendisi burada öldürüldü.

18 XVIII yüzyılın sonları-xix yüzyılın başlarında, uluslararası arenada yaşananlar ve bölgede mevcut olan durum, Rusya nın işgalci faaliyetlerini güçlendirdi yılında Gürcistan Rusya yla birleştirildi. Azerbaycan ın işgali için savaş başladı ve Car-Balaken (1803) ile Gence Hanlığı (1804) işgal edildi. 25. Karabağ Hanlığı ile Rusya arasında imzalanan Kürekçay anlaşmasının içeriği ve amacı İbrahim Han, böyle bir durumda Rus ordusu komutanı P. D. Sisyanov la ( ) Kürekçay da bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, 11 maddeden oluşuyordu. Anlaşmaya göre, Han, mirasçıları ve Hanlığın nüfusu, Rusya vatandaşlığına kabul ediliyor. (I madde); Hanlığın dış politikadaki bağımsızlık hakkı, Rusya ya veriliyor, iç işleri konusunda ise yetki kendilerine bırakılıyor. (IV madde); Şuşa ya Rus ordusu yerleşiyor (VI madde), Rusya hazinesine 8 bin çervon para verilecek. (VIII madde) vs... Ermenilerin iddiasına göre, bu arada Karabağ Hanlığı, Müslüman-Azerbaycan toprağı olarak Rusya ya dâhil edilmişti yılında Kürekçay Anlaşması ile Karabağ Hanlığı resmen Rusya ya birleşti. Hanlık yönetiminin ise 17 yıl daha ( ) sürmesine izin verilmesi, bazı stratejik hedefler taşıyordu. 26. Çar Rusyası tarafından Karabağ Hanlığı nın işgali sonrası oradaki siyasî hayat ve yönetimdeki değişiklikler Kürekçay Anlaşması, Karabağ ı ve İbrahim Han ın hayatını kurtaramadı. O, yıllar arasında süren Rus-İran savaşı sırasında öldürüldü. İbrahim Han ın öldürülmesi (1806), Rusya nın anlaşmaya saygılı olmadığını gösterdi. Bu durumda yönetime gelen Mehtikulu Han, zayıf bir yönetime sahip idi. Rus hükümeti, yerel Müslüman derebeylerinin ekonomik durumlarını zayıflatmaya, diğer taraftan ise Ermenilere üstün konum temin etmeye çalışıyordu. Hanlık statüsü yok edildikten (1822) sonra, Kuzey Azerbaycan ın diğer yerlerinde olduğu gibi Karabağ da da komendantlık- askerî yönetim şekli kabul edildi ve Askerî-Müslüman dairesine (merkezi Şuşa) bağlandı. Bu dönem aslen Ermeni olan Tuğgeneral V. G. Medetov ( ), Karabağ da tam anlamı ile Ermeni-Rus sömürge sistemi kurmayı başardı. Rus yönetimi, 1830 yılında yaşanan isyanların etkisi ile Güney Kafkasya da askerî reform (10 Nisan 1840)

19 gerçekleştirdi. Bu reforma göre, Karabağ eyaleti, Şuşa kazasına dönüştü ve Kaspi vilayetine (merkezi Şamahı) bağlandı. Bununla da Karabağ kavramı, siyasî anlamını kaybederek sadece coğrafî bir kavram şekline dönüştü yılında arazi taksimi sırasında, Şuşa kazası, yeni oluşturulan Şamahı vilayetine (1859 yılından itibaren Bakü) bağlandı yılında Yelezavetpol vilayeti oluşturulsa da Şuşa kazası buraya tâbî kılındı. Şuşa kazasının sınırları içinde Zengezur, Cavanşir ve Cebrail kazaları da oluşturuldu. Böylece Şuşa kazası da tek parça olan yönetim şeklini tamamen kaybetti. Bu şekilde bir arazi taksimi, Ermenilerin yönetimde daha fazla temsil edilmesine imkan tanıdı. 27. Rus yönetiminin Ermeniler in Kuzey Azerbaycan a göçü politikasında rolü Çar Rusyası, Kuzey Azerbaycan topraklarını işgal ve bu topraklara Ermenilerin yerleştirilmesi politikasını eş zamanlı olarak yürütüyordu yılında Türkmençay anlaşmasından sonra bu durum, daha sürekli ve amaca yönelik bir şekil aldı. İran dan göç konusu anlaşmanın XV. maddesinde yer alıyordu. Söz konusu maddede şöyle yazıyor: Şah hazretleri, kendi devletinde huzur yaratmak ve kendi tebaalarından bu anlaşma ile başarıyla sona eren savaşta yaşanan faciaları hatırlatacak herşeyi uzaklaştırmak gibi hayırlı, kurtarıcı amaçla hareket ederek Azerbaycan isimli vilayetin nüfusunu ve memurlarını tamamen affetmeye söz veriyor. Hangi dereceye ait olduğuna bakılmaksızın onlardan hiçkimse savaş sırasında veya Rus ordusunun yukarıda ismi belirtilen vilayeti geçici olarak işgal ettiği sırada sergilediği davranış nedeniyle takip edilmemeli, dînî inancı yüzünden hakarete maruz kalmamalıdır. Bunun dışında söz konusu memurlara ve halka bugünden itibaren kendi ailesi ile birlikte İran vilayetinden Rusya ya özgürce geçmek, hükümet ve yerel idarenin hiçbir engeli olmaksızın mal, gayr-i menkul veya eşyalarını herhangi gümrük bedeli ve vergi ödemeden taşımak veya satmak için bir yıl süre verilmektedir. Söz konusu gayr-i menkul olunca onun satılması veya onunla ilgili kendilerinin bir karara varması için beş yıllık bir süre belirlenmiştir. Ancak bu af belirtilen bir yıllık süre sona erinceye kadar cezayı hak eden suç veya cinayet işlemiş insanları kapsamamaktadır yılında Edirne Anlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu ndan da Ermenilerin yeni işgal edilen topraklara göçü gerçekleşmeye başladı. Ermeni göçünün büyük bir kısmı, Karabağ topraklarına yönelmişti. 28. Ermenilerin Karabağ a göçü sonucunda nüfusun etnik yapısındaki değişiklikler Karabağ Hanlığı sona erdiği sırada nüfusun etnik yapısı, Kafkasya daki Rus ordusu baş komutanı A. P. Yermolov un ( ) emri ile düzenlenen Tasvir de yansımasını bulmuştur. Bu belge oluşturulmadan önce ( ) Karabağ daki Ermenileştirme politikasına rağmen burada nüfusun çoğunluğu Azerilerden oluşmuş idi. Tasvir de belitildiği üzere, Karabağ eyaletinde bulunan aileden u (% 78.3) Azerbaycanlı (1.111 i şehirde, i ise köyde), sı ise (% 21.7) Ermeni (421 i şehirde, i köyde) idi. Ermenilerin toplu şekilde Karabağ a göçü sonucunda burada yeni Ermeni köyleri (Maragalı, Canyatag vs.) oluşturuldu. (Ermeniler daha sonraları, bu göç şerefine Karabağ da anıtlar yaptırmış, ancak Azerbaycan a karşı arazi iddialarında bulundukları 1988 yılında onları yıkmışlardır.) yılları arasında Kuzey Azerbaycan a, bu bağlamda Karabağ a İran dan 40 bin, Osmanlı İmparatorluğu ndan 90 bin Ermeni göç ettirildi. Gayr-i resmi Ermeni göçleri ile birlikte toplam sayı 200 bini geçmekte idi. Göçün ardından Karabağ ın etnik yapısında Ermenilerin sayısı artmaya başlamıştı. XIX. yüzyılın 30 lu yıllarından sonra da Ermenilerin Kuzey Azerbaycan a (buraya Karabağ da dahildir) göçü sürdü. Bu nedenle Şavrov (1911) Transkafkasya daki 1.3 milyon Ermeni nin 1 milyondan fazlasının göç etmiş olduğunu yazmaktadır.

20 Artık 1916 yılında Karabağ da (Hanlık sınırları içinde) nüfusun yaklaşık % 51 i Azerbaycanlı, % 46 sı ise Ermeni idi. Bu dönemde Ermeniler, Yukarı Karabağ topraklarına daha fazla yerleşmişler. 29. Rusya nın yardımı ile Ermenilerin Kuzey Azerbaycan da oynadıkları siyâsîekonomik rol ve bunun sonuçları nelerdir? Yeni yönetim şekli ve Ermenilerin göç sürecinde sayılarının otomatik olarak artması, onların ekonomik potansiyelinin güçlenmesine de neden oldu. Ermeniler, Rusya nın her konuda verdiği destekle oluşan uygun ortamda Karabağ ın ekonomik hayatında konumlarını güçlendirdiler. Ermenilerin Kuzey Azerbaycan daki ekonomik potansiyelleri, 1872 yılında Bakü de petrol bulunan toprakların üzerinde iltizam (devlet mülkü) sisteminin kaldırıldığı sırada ortaya çıktı. Petrol bulunan toprakların açık arttırma yöntemi ile satılması sonucunda Azerbaycanlılar

21 sadece % 5, Ermeniler ise % 50 den fazla toprak satın aldılar. Bakü de faaliyette bulunan 167 petrol şirketinden 55 büyük ve orta ölçekte olanı Ermenilere ait idi vs. Ermenilerin kültür ve eğitim düzeyinin yükseltilmesi için de geniş imkânlar var idi. Böylece, tüm Kuzey Azerbaycan da, bu bağlamda Karabağ da arazi yönetimi, sosyoekonomik, kültürel hayatta ve kültürel alanlarda geniş imkanlar kazanan Ermeniler, Büyük Ermenistan düşüncesinin gerçekleştirilmesi için açık bir şekilde mücadeleye başladılar. Karabağ, Erivan, Nahçıvan ve diğer Azerbaycan topraklarının yerel nüfusunu yok etmek ve bu toprakları işgal etmek ise, bu planın bir parçası idi. Ermenilerin 1890 yılından Osmanlı Devleti ne karşı ayaklanmaları başarısızlıkla sonuçlanınca, bu mücadelenin merkezi Kuzey Azerbaycan a kaydırıldı. 30. Karabağ da Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı soykırım politikası Ermeniler, 1905 yılından itibaren tarihte Ermeni-Müslüman İhtilâfı (uyuşmazlığı) olarak bilinen kanlı bir soykırım gerçekleştirdiler. Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı uyguladıkları soykırım politikası, Karabağ da daha fecî bir şekil aldı. Ünlü Azerbaycan yazarı M. S. Ordubadi ( ) Kanlı Yıllar isimli eserinde (1911), bu olayları tekzib edilemeyecek belgelerle kanıtlamıştır. Ancak yıllarında gerçekleştirdikleri Azerî soykırımları da Ermenilere yetmedi. Onlar bu sefer, I. Dünya Savaşı nın ortaya çıkmasına neden olan fırsatları kullandılar yılında Osmanlı Devleti ne ve halkına yönelik yeni soykırımlarda da istediği başarıyı elde edemeyen Ermeniler, asıl güçlerini Güney Kafkasya da birleştirerek Azerbaycanlılara karşı soykırıma başladılar. Önce Çar hükümetinin devrilmesi ( Şubat 1917), sonra ise Rusya da bolşeviklerin yönetime gelmesi ile (Ekim 1917), Transkafkasya da oluşan anarşi ortamında, eski Rus ordusuna bağlı Ermeni silahlı birlikleri, Taşnak-Bolşevik güçlerle birlikte Azerbaycanlılara karşı soykırımın yeni dönemini başlattılar Mart soykırımı

22 Azerbaycanlılara çok büyük bir darbe oldu. Ancak Azerbaycan Halk Cumhuriyeti nin kurulması ile ( ) Azerbaycan tarihinde yeni bir sayfa açıldı. 31. Bağımsız Azerbaycan Halk Cumhuriyeti nin ulusal politikasının ana çizgileri 1918 yılının 28 Mayısında yaklaşık 120 yıl süren Rus işgalinin ardından Azerbaycan halkı, yeni bağımsız bir devlet kurdu. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti (AHC) topraklarının ilk sınırları, istiklal bildirisinde ilan edilmiştir. Bildirinin ilk maddesi şöyledir: I. Bugünden itibaren Azerbaycan da yaşayan halk, egenemlik hakkına sahiptir. Doğu ve Güney Transkafkasya dan (Güney Kafkasya) oluşan Azerbaycan tam yetkili bağımsız bir devlettir. Sonra kabul edilen belgelerde AHC topraklarının 114 bin km² olarak (tartışmasız 96 bin km²) belirlenmiştir. AHC, 20 devlet ve devletler birliği tarafından 1920 yılında gayr-i resmî olarak tanınmıştır. Cumhuriyet, ülkede bulunan tüm halklarla ilgili ilan ettiği önemli bir tezi de sürekli bir şekilde gerçekleştirmiştir. Bunun kanıtı ise, yasama organı parlamentoda görev yapan milletvekilleridir: 19 Kasım 1918 tarihinde Azerbaycan parlamentosunun oluşturulmasına ilişkin yasada Ermenilere 21, Ruslara ise 10 yer verilmiştir. 32. AHC nin Karabağ siyaseti AHC kendi topraklarının siyasî ve yasal haritasını yayınlatmıştır. AHC, Karabağ ın tüm topraklarını Cumhuriyetin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve burada yönetime sahip olmak için çalışıyordu. Ermeni Ararat Cumhuriyeti de Karabağ a karşı toprak iddiasında bulunuyordu. AHC hükümeti, bu iddiayı kabul etmiyordu. AHC parlamentosu başkanı Topçubaşov ile Osmanlı Devleti Dışişleri Bakanı arasında 18 Kasım 1918 tarihinde İstanbul da gerçekleşen konuşmada şunlar karara bağlanıyordu: Ermenilerin Karabağ iddiası, 5 veya 10 köyden oluşmamaktadır. Söz konusu alan net olarak 4 sancak (Şuşa, Cavanşir, Cebrail ve Zengezur) dır. Bu topraklar, bir hanlık toprağıdır. Burada Ermeni ve Müslümanların sayısı eşit değildir. Ancak Ermenilerin burada mutlak coğunluğu da söz konusu değildir. İlave olarak onlar buranın asıl nüfusu değillerdir. Rusya ile savaştan sonra Türkiye den buraya göç edenlerdir... Nihayet Karabağ da dahî Ermeniler toplu şekilde yaşamamakta, Müslümanlarla karışmış durumdadırlar. Buna rağmen biz sorunun barış yolu ile çözümlenmesinden yanayız. AHC hükümeti, ülkenin tüm bölgelerinde olduğu gibi Karabağ ın da sosyo- ekonomik ve maddî açıdan kalkınması için girişimlerde bulunuyordu. Ancak Ermenistan hükümeti, burada uyguladığı sistemli soykırım politikasından vazgeçmiyordu. 33. AHC in Ermeniler in Karabağ da yaptıkları soykırıma karşı önlemleri Ermenilerin Karabağ ı işgal için daha önce başlatmış oldukları soykırım, AHC döneminde de sürdü. (Konuyla ilgli kanıtlar, arşiv belgelerinden oluşan özel baskıda yer almıştır, bkz: Azerî belgelerinde Ermeni Sorunu, ) Azerbaycan hükümeti, ortaya çıkan durum ile ilgili 1919 yılının Ocak ayında Şuşa, Cavanşir, ve Zengezur kazalarını kapsayan Karabağ general-gubernatörlüğü (olağanüstü hâl bölge valiliği) oluşturdu. H. Sultanov, general-gubernatör (olağanüstü hâl bölge valisi) olarak atandı. Ermenistan (Ararat) Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı S. Tigranyan, Karabağ da bir generalgubernatörlük kurulmasına itiraz etmiş, AHC hükümeti ise, buna cevap olarak bu itirazın nedensiz olduğunu, bu toprakların Azerbaycan ın bölünmez bir parçası olduğunu belirtmiştir. İngiliz komutanlığı, AHC hükümetinin bu politikasını savunmuş, Karabağ gubernatörlüğü da bölgede barış yanlısı bir tavır sergilemişti. Karabağ Ermenileri, hükümetin bu politikasına tâbî olmuş, Ermeni Köylü kurultayında (Ağustos 1919) Geçici anlaşma kabul edilmişti. 34. Ermenilerin AHC de bölücülük faaliyeti ve bunun sonuçları

23 1919 yılının sonu, 1920 yılının bahar aylarında, Zengezur da Ermeniler tarafından silahlı saldırılar ve soykırımlar gerçekleştirildi. Onlar, bir taraftan Cavanşır kazasının dağlık yamaçlarında yerleşen köylere saldırırken diğer taraftan 1918 yılının yaz aylarından başlayarak Karabağ ovasının müslüman nüfusuna karşı da terör estiriyorlardı. Konuyu inceleyen bir araştırmacı şöyle yazıyor: Ermeniler, Terter nehrinin önünü keserek başka yöne yöneltiyor ve kazanın ova kısmında yerleşen köyleri susuz bırakarak onlara zarar veriyor, Azeri köylüler içecek su dahî bulamıyorlardı. Karabağ ın diğer bir kazası, Cebrail de de Ermeniler müslümanlara saldırıyorlardı. Aralık 1918 de Ermeniler in Cebrail Kazası ndaki Azerî köylerine saldırıları her geçen gün artmıştı yılının ilk yarısında ise, bu saldırılar daha da yıkıcı olmaya başlamıştı. Şuşa kazası ve Karabağ ın siyasî merkezi olan Şuşa şehrinde, Ermenilerin tecavüzü daha acımasız olmaya başlamıştı. AHC döneminde Şuşa da Ermeni ayaklanmalarından bir tanesi, 1920 yılının 22 Martında Nevruz Bayramı günü yaşanmıştı. Ermeni saldırıları, çoğu yerde hezimete uğrasa da onlar Askeran Kalesi ni işgal edebildiler. Ancak AHC, burada kendi egemenliğini çok kısa sürede yeniden ilan etti. Ermenilerin Karabağ da yürüttüğü bölücü ve işgalci siyaset, Nisan 1920 olayları sırasında Azerbaycan devletinin Kuzey sınırlarının savunmasına engel oldu ve nihayet bağımsız Azerbaycan Devleti nin mağlubiyeti hızlandı. 35. Dağlık Karabağ (DK) kavramının oluşumu Coğrafî konumu açısından Karabağ, ova ve dağlık şeklinde ikiye bölünebilir. Ünlü Kafkasya araştırmacısı M.A. Skibitsi nin oğlu A. Skibitski, Karabağ Krizi isimli makalesinde şunları yazıyor: Karabağ hanlığının tüm dağlık kısmı, o zaman Dağlık Karabağ olarak biliniyordu. Doğuda Karabağ dağları, Batıda ise Zengezur dağları arasındaki topraklar, aynı şekilde Yukarı Karabağ la ova olan Aşağı Karabağ ı ayıran Karabağ yaylası oraya ait idi. Metinden de anlaşıldığı gibi Çar Rusya sına bağlı Karabağ ın arazisi çeşitli yönetim bölgelerine ayrıldığı için Karabağ kavramı siyasî anlamını kaybetmiştir. AHC döneminde ( ), Karabağ kavramı yeniden böyle bir anlamına kavuştu. Bir zamanlar Transkafkasya (Güney Kafkasya) Ülke Komitesinin Dağlık Karabağ daki yetkilisi olan S. Şaduns, 20 Aralık 1922 tarihinde şöyle demektedir: Taşnaksütyun Partisi, Şuşa nın Türklere bırakılmasından sonra sadece Ermenilerin bulunduğu dağlara tırmanıyor... Burada kendilerini evrenselci olarak tanımlayan sosyal- demokratlarla Dağlık Karabağ hükümetini oluşturuyorlar. Eğer Taşnaksütyun Partisi Türklere yenilirse, en kısa zamanda Dağlık Karabağ köylülerinin ısrarı üzerine bu kısım, ova kısımla birleştirilir ve tüm Karabağ, Müsâvât Hükümeti ne (AHC Hükümeti) bağlanır. Taşnaklar, Ermenistan da yönetime geldikten sonra yeniden Dağlık Karabağ için mücadeleye başladılar. Bu dönemde Dağlık Karabağ sadece coğrafî değil, keza siyasî önem taşımaya başladı. Bolşevikler, Azerbaycan da yönetime geldikten sonra kavramın idârî ve siyasî anlamı yeniden gündeme geliyor. Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinde ve buna karışan Rusya nın dış politikasında önemli kavramlardan biri oldu. Dağlık Karabağ, coğrafî açıdan bazı değişikliklere uğradı. A. Skibitski şöyle demektedir: Karabağ, 1923 yılında özerklik kazanarak Azerbaycan ın yeni sınırları içinde Özerk Dağlık Karabağ Vilayeti ismini aldı 36. Azerbaycan da Sovyetlerin kurulmasından sonra DK ın durumu Azerbaycan da Sovyet yönetimi kurulduktan sonra Halk Komiserleri Sovyeti (HKShükümet) kurulmuş ve olağanüstü yetkili komiserler atanmıştı. A. N. Karakozov ( ) DK ın olağanüstü yetkili komiseri olarak atandı. Azerbaycan Sovyet hükümeti, 30 Nisan 1920

24 tarihinde Ermenistan hükümetine gönderdiği notada askerî birliklerin Zengezur ve Karabağ dan çıkartılmasını talep ediyordu. Mayıs ayında Karabağ da Sovyet yönetimini ilan edilmişti. 37. Ermenistan daki Sovyet yönetiminin ortaya çıkması ve Azerbaycan SSC nin DK a karşı tutumundaki değişiklikler, Nerimanov Bildirisi nin içeriği Bu dönemde Sovyet Rusyası, Kafkasya nın Sovyetleştirilmesi planını gerçekleştirmeyi sürdürüyor, yeni devletlerin sınırlarının belirlenmesi ilkelerini bahane ederek mevcut ve gelecek devletlerin bu alandaki faaliyetini denetlemeye çalışıyordu. Rusya Komünist (Bolşevik) Partisi (RK(B)P) Merkezi Komitesi (MK) Siyasî Bürosu (Ofisi) Kafkasya Cephesi Askeri Devrim Konseyi ne 7 Temmuz tarihli talimatında bu konuya değinmiştir. Ermenistan da Sovyet yönetiminin kurulmasını müteâkip (29 Kasım 1920) dış sınırlarla birlikte iç sınırlarda da değişiklikler yapıldı. Azerbaycan Devrim Komitesi nin Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti ne 30 Kasım telgrafı ve 1 Aralık Bildirisi nde de Karabağ ve onun dağlık kısımlarından bahsediliyordu. Bu sınırların, Ermeni tarih biliminde yanlış bir şekilde gösterildiği kesin bir biçimde kanıtlanmıştır. Bildiride Dağlık Karabağ ın köylülerine kendi kaderlerini belirleme hakkı verdiği ilan ediliyordu. Ermenistan Devrim Komitesi ise, 28 Aralık Bildirisi nde Nahçıvan a karşı toprak iddiasından vazgeçtiğini ilân etti, ancak Karabağ ı kaybetmek istemiyordu. Azerbaycan ve Ermenistan arasında sınırların belirlenmesi konusunda DK konusu yeniden gündeme geldi. Kafkasya Bürosu, 3 Haziran 1921 tarihinde Dağlık Karabağ ın Ermenistan a ait olduğunun, Ermenistan hükümeti tarafından yayımlanan Bildiri de gösterilmesi konusunda kararı kabul etti. Ermenistan HKS ise, 12 Haziran da bunu kararname ile onayladı. Bu durum, Azerbaycan ın çıkarlarına aykırı idi. Azerbaycan K(B)P MK Siyasî Bürosu ve Teşkilat Bürosu nun AK(B)P MK sekreteri G. Kaminski nin ( ) başkanlığında yapılan 27 Haziran toplantısında Tiflis te komisyonun işi ile ilgili olarak Azerbaycan-Ermenistan sınırı konusu müzakere edildi. Bu toplantıda 5 maddeden oluşan metin kabul edildi. İlk defa burada DK ın kendi kaderini belirleme konusuna Azerbaycan ın bakış açısı gösterildi.

25

26 3. konunun (DK la ilgili) tek çözüm yolu Ermeni ve Müslüman nüfusunun Sovyetleşme çalışmalarına geniş katılımıdır. (Nerimanov un Bildirisi nde olduğu gibi) Problemin çözümü konusunda Siyasî ve Teşkilat Bürosu nun karar taslağının Tiflis e ulaştırılması görevi, Nerimanov a verildi. Nerimanov la Tiflis te bulunan Azerbaycan Merkezî İcra Komitesi (MİK-parlamento) Başkanı M. H. Hacıyev ve M. D. Hüseynov la arasında aynı gün şöyle bir konuşma gerçekleşti. Nerimanov: Bunun Siyasî ve Teşkilat Bürosu nun karar taslağı olduğunu söyleyin. Eğer onlar benim bildirime dayanıyorlarsa bildiride harfi harfine şöyle yazıyor: Dağlık Karabağ, bağımsız ve kendi kaderini belirleme hakkına sahıptir. Hüseynov: Peki, hepsini iletirim. Herhalde şunu da belirteyim ki, bizim kararımız, kuşkusuz ilgisiz karşılanacaktır. Yine aynı gün Hüseynov, bu konuda KB ne bilgi verildi. Konuyla ilgili olarak KB nin olağanüstü toplantısı yapılarak Nerimanov ve Myasnikyan ın Tiflis e davet edilmesi yönünde karar alındı. 38. Dağlık Karabağ a özerklik verilmesi ve Azerbaycan ın sınırları içinde kalması konusunda Kafkasya Bürosu ndaki (KB) tartışmalar ve alınan kararlar KB nin toplantısı, 4-5 Temmuz 1921 tarihinde Tiflis te gerçekleşti. Önemine binâen KB nin 4 Temmuz akşam saatlerinde ve 5 Temmuz tarihinde yapılan toplantılarının protokolünden alıntılara bakalım. (Protokolden alıntılara bakınız.)

27 Burada bir konu daha fazla önemlidir: 5 Temmuz kararı ile DK ın özerkleştirilmesi konusunda AK(B)P MK ne önemli bir rol verilmişti. Görünen şu ki, Temmuz 1921 de Kirov un AK(B)P MK yönetimine getirilmesinde bu faktörün de rolü olmuştur. Kirov, resmen Azerbaycan da yönetime geldikten sonra DK ın özerkleştirilmesi konusunda resmî tutum değişmiş ve bu süreç, iki yıla kadar gecikmişti. Stalin in 4-5 Temmuz toplantılarına nasıl baskılar yaptığı resmî olarak kanıtlanamıyor. Ancak SSCB nin kuruluşu (30 Aralık 1922) sırasında kendi özerkleştirme planını öne süren Stalin in, sosyalist devletin federal yapısını Lenin ideolojisi ile gerçekleştirme girişimlerinin sonuç vermesi imkânsız idi. Bu nedenle de konu daha derin ve global bir şekilde gözden geçirilmelidir: 1) Merkez, KB örneğinde olduğu gibi SSCB nin kuruluşundan ve Azerbaycan ile Ermenistan SSC nin ittifak devletlerine birleşmesinden daha önce de pratik olarak sınır sorunları konusunda yetkili kurum statütüsünde idi. DK, üç taraflı sorun haline gelmişti. 2) KB, bu hakkını kullanarak Azerbaycan ın DK konusunda ilan ettiği kendi kaderini belirleme maddesini doğal şekilde yerine getirilmesine izin vermeyerek onu geniş vilayet özerkliği şeklinde ifade etti. 3) 4 Temmuz kararı ile Azerbaycan a, (yani DK Ermenistan a verilebilir!), ertesi gün ise Ermenistan a baskı yapmak (yani DK ın Azerbaycan sınırları içinde kalması onaylanabilir) ve Merkez için uygun tutum oluşturmak istiyordu ve bunu (yani DK a özerklik verilmesi) başardı. Böylece KB toplantısının 5 Temmuz kararından sonra DK da yaşanan olaylar, yeni bir mecraya girmiş oldu: KB, Merkez için uygun kararı kabul ederek onun gerçekleşmesi yönünde baskılar yapmaya başladı. Azerbaycan SSC ise, kendi bölgesi olan DK a zorla özerklik verilmesi sonucu yeni bir ortamla karşılaştı. Ermenistan ise, DK konusunda KB ve Azerbaycan ilişkilerini bozmaya, DK ın özekleştirilmesi ile onun işlerine karışmak olanağını kullanarak DK a karşı iddialarını hayata geçirmeye çalışıyordu. Bu konular bir bütün olarak araştırılmalı idi. 39. DK ın özekleştirilmesi sürecinde yaşanan en önemli olaylar Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti nin (DKÖV) kurulmasının ilkelerini belirlemek için yaşanan en önemli olayları şöyle sıralayabiliriz. (Çizelgeye bakınız.) Çizelge şunu gösteriyor: 1) Olayların gelişimi, iki döneme ayrılıyor: RK(B)P MK Kafkasya Bürosu nun (KB: Nisan Şubat 1922) 5 Temmuz 1921 tarihli kararına kadar ve karardan sonra DK ın özerkleştirilmesine kadar olan dönem; 2) DK ın özerkleştirilmesi sırasında yaşanan olaylar esasen Azerbaycan (1.ve 2. sütunlar) ve KB, sonra ise ZÜK (Zakafkasya-Güney Kafkasya Ülke Komitesi; 5. sütun) arasında yaşanıyor, Ermenistan ise resmî olarak bu olayların dışında kalıyordu. Bu gerçekler DK ve onun özerkleştirilmesi çerçevesindeki olayları yeniden gözden geçirmeyi, DKÖV nin kurulmasının nesnel (objektif) sebeplerini yeniden gündeme getirmeyi talep ediyor.

28 40. Kirov un özerkleştirmeyle ilgili tutumundaki değişiklerin nedeni

29 5 Temmuz kararı kabul edildikten sonra onun uygulanması konusuna Azerbaycan yönetiminin yaklaşımı farklı şekillerde yorumlanabilir. Azerbaycan MİK Yönetim Kurulu nun 19 Temmuz toplantısında Nerimanov un Tiflis ziyaretinin sonuçları beğenilmiş, AK(B)P MK Siyasî Bürosu ve Teşkilat Bürosu nun 20 Temmuz toplantısında Karabağ Anayasasının hazırlanması için bir komisyon kurulmuştu. Azerbaycan MİK Yönetim Kurulunun 19 Temmuz, AK(B)P MK Siyasî Bürosu nun ve Teşkilat Bürosu nun 20 Temmuz toplantılarına ve söz konusu kararın kabulüne Kirov da katıldı. AK(B)P MK Siyasî Bürosu ve Teşkilat Bürosu nun 26 Eylül de doğrudan Kirov un başkanlığında yapılan toplantısı da onun tutumunun tam aksi yönde değiştiği görüldü. Toplantıya katılan 9 kişiden (Kirov, Nerimanov, Ahundov, Karayev, Efendiyev, Stukalov, Mirzoyev, Bünyadzade, Hüseynov) 7 si KB dan DK ın ayrılmasına ilişkin kararın yeniden gözden geçirilmesini rica etme yönünde karar almış, diğer 2 kişi - Nerimanov ve Bünyadzade ise, KB nin kararının kısa sürede icrası yönünde oy kullanmışlardı. Bu konu ile ilgili Karabağ yetkililerinin 21 Ekim konferansına başkanlık eden Bünyatzade de Kirov un tutumunu savunuyordu. Şöyle ki, söz konusu toplantıda DK ın özerk vilayet yapılması uygun görülmedi. Böylece özellikle Kirov un başkanlığı döneminde DK ın kaderini belirlemesi konusunda yeni yaklaşımlar ortaya çıktı. Bu, bir rastlantı değildi. Kirov, sadece kendi özel yaklaşımının değil, aynı şekilde KB nin DK a zorunlu özerklik verilmesi kararının ve onun kısa sürede gerçekleşmesi konusunun yanlış olduğunu anlamıştı. DK a özerklik verilmesine ilişkin kararnameyi kabul ettikten 4 ay sonra, AK(B)P MK Yönetim Kurulu nun 8 Ekim 1923 tarihinde Kirov un başkanlığı ile yapılan toplantısında MK nin DK ın özerk vilayet yapılmasına ilişkin kararın halk, özellikle Azerbaycan Türkleri arasında popülerleşmediği itiraf ediliyor. Bu nedenle de konu ile ilgili olarak Kirov un tutumu ve onu etkileyen unsurlar özellikle araştırılmalıdır. Eğer 4 Temmuz toplantısının tutanaklarından alıntılar gözden geçirilse, orada Kirov un Karabağ ı Azerbaycan ın sınırları içinde tutmanın aleyhine (5a), Karabağ ın dağlık kısmının Ermenistan ın sınırlarına dahil edilmesi lehine (5v) oy verdiği görülecek. DK ın özerkleştirilmesinin Transkafkasya Federasyonu ve SSCB nin kurulması için oluşturulan hareketle eşzamanlı yapılmış olmasına rağmen onun gerçekleştirilmesindeki engeller konusunun AK(B)P nin öne sürdüğü şekilde yeniden araştırılmayıp, Şubat 1922 de Transkafkasya Komünist Teşkilatının I. Kurultayında Orconikidze nin başkan seçildiği RK(B)P ZÜK i 5 Temmuz kararının kabul edilmesinde olduğu gibi sadece idarî yöntemlerin katılaşması ile sonuçlandı. 41. DK ın özerkliğinin Azerbaycan a yansıması KB, 5 Temmuz kararının Azerbaycan tarafından onaylanması için baskılara başladı. Bu iki şekilde gerçekleşti. Bir taraftan Azerbaycan yönetimine karşı talep ileri sürüyor, diğer taraftan DK yönetimini özel olarak gönderilen Ermenilerle güçlendirerek Azerbaycan ın etkisini zayıflatmaya çalışıyordu. ZÜK nin 27 Ekim 1922 tarihli toplantısında AKP MK ya 5 Temmuz kararının uygulanması önerilmiş, Karakozov un Yönetim Kurulu başkanı olarak atanması Şaduns un önemli bir göreve getirilmesi için AK(B)P MK ya gönderilmesine karar verildi. AK(B)P MK nın 15 Aralık toplantısı ZÜK nin kararını uygulamak üzere kabul etmiş Azerbaycan SSC HKS e bağlı DK dan sorumlu Merkez Komisyonu (Kirov, Mirzabekyan, Karakozov) ve 7 kişiden oluşan Komite ( 15 Aralık Temmuz 1923) oluşturuldu. Buna rağmen Azerbaycan a baskı sürüyordu. 22 Aralık ta Transkafkasya Federasyonu İttifak Sovyeti (parlamentosu) DK ın özerkleştirilmesi sürecini hızlandırma amacıyla bir karar kabul etti.

30 SSCB nin kurulmasından sonra ZÜK nin talepleri daha da net bir şekil aldı yılının Mayısında Karabağ Komitesi nin raporu ZÜK toplantısının gündemine kondu. 1 Temmuz tarihinde AK(B)P MK Yönetim Kurulu özerkliğe ilişkin karar kabul edilmesi ve projenin 3 gün içinde MK ye sunulmasına karar verdi. Bu karar, ZÜK için yeterli olmadı. ZÜK un toplantısı Şanduns ve Karakozov un raporlarına dayanarak 27 Haziranda AKP MK ya DK in bir ay içinde özerk vilayet olarak oluşumu görevini havale ediyordu. 1 Temmuz tarihinde AK(B) MK Yönetim Kurulu toplantısı, Kirov un başkanlığı ile Karabağ konusunu dinleyerek 6 maddeden oluşan kararları kabul etti. Azerbaycan MİK ne DK ı özerkleştirmek ve başkenti Hankend olacak şekilde özerk Karabağ Vilayeti kurmak tavsiye edildi. Sınırlarla ilgili konuları belirlemek için komisyon (Karayev (başkan), Üyeler: Karakozov ve Yıldırım Bünyadzade) oluşturuldu. vs. 4 Temmuz tarihinde Azerbaycan MİK de aynı içerikteki kararı kabul etti. Azerbaycan Sovyetleri MİK, 7 Temmuz da M. B. Kasımov ( ) ve E. M. Hanbudagov un ( ) imzası ile Dağlık Karabağ özerk vilayetinin kurulmasına ilişkin karar kabul edildi. Karar, dört madde ve ortak komisyonun kurulmasına ilişkin sonuç kısmından oluşmakta idi. Görüldüğü gibi, AK(B)P MK nin kararı ile yeni kararın ismi arasında fark vardı. Çünkü Karabağ ın düzlük ve dağlık kısımlarını birlikte ayırmak yerine, sadece DK ı ayırma kararı kabul edilmişti. Kararın Özerk Dağlık Karabağ Vilayeti olarak tanımlanması ise ayrıca önemlidir. Ancak daha sonra o, Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti olarak isimlendirilmiştir. (Anlaşmazlığa neden olmamak için, biz de bu geleneği sürdürmek zorundayız. Ancak onu ilk resmî belgelerde yer alan anlamda kabul ediyoruz.) Karar, fazla basit olup yasal belge içeriğinden uzak idi. Burada tarihi kronoloji de bozulmuş, belgeler tahrif edilmiş, DK ın özerkleştirilmesi zarureti yeteri kadar ispatlanamamıştır. Kararın ilk maddesinde 1. Dağlık Karabağ ın Ermeni kesiminde ASSC nin sınırları içinde merkezi Hankend olan özerk bir vilayet kurulsun gibi hukuk dışı bir yaklaşım var. Azerbaycan topraklarında DKÖV kurulması ve onun Azerbaycan ın bir parçası olduğunu onaylamak yerine çeşitli şekillerde açıklanan ifadeler kullanılmaktadır. Üçüncü maddede ise, Sovyetler kurultayı çağırılıncaya kadar Geçici Devrim Komitesi oluşturuldu. Bu da vilayetin Ermeni yönetimine daha geniş haklar verdi vs. AK(B)P MK Yönetim Kurulu nun 16 Temmuz toplantısının kararı ile Şuşa kenti, DKÖV sınırları içine dahil edilmişti. DKÖV için vilayet yönetimi kurallarına ilişkin 1923 yılında bir yönetmelik kabul edildi ve onaylandı. DKÖV hakkında Yönetmelik ise, 26 Kasım 1924 tarihinde yayınlandı. Böylece Azerbaycan ın bölünmez bir parçası olan Karabağ, yapay bir şekilde etnik açıdan bölünmüş ve Karabağ ın dağlık kısmında yaşayan Ermenilere özerklik verilmesi zorunlu kılınmıştır. Azerbaycan ın bölünmez bir parçası olan Karabağ ın dağlık kısmının özerkleştirilmesi ve ve ona ilişkin konulara yaklaşım, Kirov un AK(B)P nin VI. Kurultayı nda (5 Mayıs 1924) sonuçlandırılmıştır. Onun DK ın özerkleştirilmesine karşı kuşkusu ve güvensizliği her cümlesinde görülüyor. Kirov, konuyla ilgili olark şöyle diyor: Bu konuyu biz nihayet çözüme kavuşturabildik. Kuşkusuz tamamen doğru bir iş yaptık. Kuşku yok ki, bu konuyu yeniden çözümlemeye kalkışmayacağız. Böyle bir kuşku Kirov için açık idi! 42. Ermenistan ın DK ın özerkleştirilmesine tepkisi Ermenistan, ilk dönemlerde konunun bu şekilde çözümünü kabul etmek istemiyordu. 16 Temmuz 1921 tarihinde Ermenistan KP MK KB nin 5 Temmuz kararlarının onları memnun etmediğini belirtmiş ve DK iddiasını sürdürmüştü. Ancak sonra KB nin ona hediye ettiği DK ın özerkleştirilmesi konusunu, kendi amaçlarına uygun hale getirmeye çalışıyorlardı. DK için mücadele şöyle formüle edilmişti: DK ın özerkleştirilmesi -onun Azerbaycan ın yönetiminden

31 çıkarılması-, DK ın Ermenistan a birleştirilmesi. Bu formülün temelinde DK ve onun çevresinde Ermeni milliyetçiliğinin güçlendirilmesi düşüncesi var idi. Konu o noktaya geldi ki, RK (B) P nin XII. Kurultayı nda (17-25 Nisan 1923 K. Radek Azerbaycan da Ermeni tecavüzünden (23 Nisan) söz etmişti. Stalin ise, ona karşı çıkmıştı. DK ın 5 Temmuz kararından bahsederken Stalin le anlaşamayan Ermeni yazar, burada onun kelimelerini istediği gibi kullanmıştı. Bu kurultayda Lenin in Kurultaya mektup u da okunmuş ve orada Stalin e nesnel (objektif) olarak yaklaşılmıştı. XII. kurultayda seçilen MK üyelerinin tutuklanmaları da bilinen bir olaydır. Bu nedenle de Radek in konuşması yeniden araştırılmalıdır. Stalin tarafından savunulan Ermeniler, amaçlarını saklamadılar. Şaduns, 13 Haziran da ZÜK e yazarak bu özerk vilayetin (DK) doğrudan ZÜK e bağlanması gerektiğini belirtiyordu. Transkafkasya yöneticileri, problemin daha mantıklı çözümünü, bu seçeneği istemediler! diyen Ermeni yazarlar, Ermenistan ın konu ile ilgili faaliyet formülü konusunda bildiklerimizi onaylıyorlar. 43. Dağlık Karabağ ın özerkleştirilmesi ile Karabağ ın tarihî-coğrafî toprak bütünlüğü arasında etkileşim yıllarında yaşanan süreç sonucunda eski Karabağ Hanlığı na ait topraklar tarihî-coğrafî bütünlüğünü kaybetti. Azerbaycan ın 1917 ve 1921 yılı tarım sayımı belgelerinde 15 kaza gösteriliyor. Karabağ topraklarında Cebrail (Karyagin), Cavanşir, Kubadlı (eski Zengezur kazasının bir kısmı), Şuşa kazaları var idi. Görüldüğü gibi burada Zengezur kazasının bölünmesi söz konusu... Diğer kazalar ise, şimdilik önceki sınırları içinde kaldı. DKÖV nin oluşturulması sonucunda Cavanşir, Şuşa ve Kubadlı kazalarının bazı hayat alanları geleneksel yönetim bölgesinden ayrılarak Zengezur kazasına birleştirildi. Sonuçta yeni arazi yönetim taksimi yapmak zorunluluğu ortaya çıktı. Bu konu, DKÖV yönetmeliğini hazırlayan komisyonun toplantısında görüşüldü. Karabağ ın ova kısmında Karabağ ın yönetim şekli ve arazi yönetim taksimine ilişkin 3. konu ile ilgili şöyle bir karar verildi: İçinde Cavanşir kazasının ova kısmı, Şuşa, Kubadlı ve Karyagin kazalarının da içinde olduğu Aran (Aşağı) Karabağ vilayet icra komitesi oluşturmak, ona RSFSC nin guberniya (vilayet) yönetim komitelerine ilişkin 1923 yılında onaylanan yönetmeliği uygulamak, Aran (Aşağı) Karabağ vilayetindeki bölge çalışmaları Az. MİK e bağlı Özerk Komisyona havale etmek. Bu toplantıda Kürdistan ın yönetim şekli ve idârî taksimine ilişkin 4. konu da görüşüldü. Buradan da anlaşıldığı gibi, DKÖV kurulduğu dönemde Aran (Aşağı) Karabağ ın da özel bir arazi yönetim biriminde birleştirilmesi düşüncesi mevcut idi. Ancak kısa süre sonra bu düşünce değişti. Şöyle ki, Az MİK başkanı Kasımov, HKS başkan yardımcısı Kuliyev ve İçişleri bakanı İ. Sviridov tarafından imzalanan Azerbaycan Sovyet MİK nin 6 Ağustos 1923 tarihli emri doğrultusunda DKÖV oluşturulduktan sonra Karabağ ın kalan kısımlarından Ağdam, Cebrail ve Kürdistan kazaları kuruldu. Söz konusu belgeye dayanarak Ağdam, Cebrail ve Kürdistan kazaları sınırları, merkez ve kaza yönetim komiteleri başkanları vs. konular belirlendi. Kubadlı kazası ise iptal edildi. Azerbaycan Merkez İstatistik Komitesi, Azerbaycan SSC de gerçekleştirilen bu ve benzer arazi yönetim taksimlerini dikkate alarak 1921 yılında yapılan tarım sayımının belgeleri doğrultusunda onların toprak ölçümleri, nüfusun etnik yapısı vs. konularında hesap yapmışlardı. Hesaplara göre: Karabağ ın tarihî toparklarından Azerbaycan SSC sınırları içinde DKÖV4.160,5 kilometre kare, Cebrail kazası 4.268,5 kilometre kare, Ağdam kazası ,4 kilometre kare, Kürdistan kazası-3.432,4 kilometre kare, (toplam ,9 kilometre kare) olarak kalmıştı. Daha sonraki arazi yönetim taksimi sürecinde Zengezur kazasının Azerbaycan SSC içinde kalan kısmında (önce Kubadlı, sonra Kürdistan kazası) belirli değişikliklerle Zengilan (0.7

32 bin kilometre kare), Kubadlı (0.8 bin kilometre kare), Laçın (1.8 bin kilometre kare) bölgeleri oluşturuldu. Ağdam ve Cebrail vilayetlerinin sınırları içinde ise Ağdam (1.1 bin kilometre kare), Berde (1.0 bin kilometre kare), Ağcabedi (1.8 bin kilometre kare), Terter (0.4 bin kilometre kare), Cebrail (1.0 bin kilometre kare) bölgeleri oluşturuldu. 44. Dağlık Karabağ topraklarının sınırları ve yönetim taksiminin belirlenmesi Şimdiye kadar Dağlık Karabağ ın özerkleştirilmesinden bahsederken onun arazi yönetim taksiminin önemli tarihî olaylarına dikkat edilmemiştir. Araştırmalar şunu gösteriyor: Dağlık (Yukarı) Karabağ özerk vilayetinin toprakları bilimsel ve coğrafî olarak değil, Ermenilerin sayı olarak fazla olduğu yerel birimlerin özerk kurum ismi altında birleştirilmesi ile oluşturulmuştu. (Kıyaslamak için şunu belirtelim; bu ilke temel alınarak dünyanın bir çok ülkesi veya büyük kentlerinde toplu şekilde yaşayan ve oraya göç eden nüfusun siyasî yönetim kurumunu oluşturmak mümkündür. Şöyle ki, New York ta Çin mahallesi baz alınarak Çinliler veya benzer şekilde Japonlar özerklik talep edebilirler.) İş o noktaya vardı ki, Kelbecer e ait Ağdaba, Füzuli ye bağlı Yukarı Veyselli köyleri DKÖV nin sınırları içinde kalmış, bağlı olduğu merkezî yönetim yeri ise değiştirilmişti. Dağlık Karabağ özerkliğinin yönetmeliğini hazırlayan komisyonun kararı doğrultusunda içinde 170 den fazla yerleşim birimi gösterilmiştir. Azerbaycan Merkez İstatistik Komitesi nin 1924 yılına ait belgelerinde bu yerleşim birimlerinin sayısının 200 den fazla olduğu belirtilmişti. K. Koçaryan soyadı taşıyan bir Ermeni ise, 1925 yılında yayınlanan kitapçıkta söz konusu yerleşim birimlerinin sayısının 215 olduğunu belirtmişti. Tüm bunlar, Dağlık Karabağ özerk vilayeti topraklarının resmî belgelere rağmen genişlediğini ve yeni yerleşim birimleri nedeniyle nüfusunun sayısı ve etnik içeriğinin Ermenilerin lehine değiştiğini kanıtlıyor. DKÖV oluşturulduktan sonra ona bağlı yerleşim birimleri rayon (ilçe), volost (belde) köy kademeleri şeklinde yönetim açısından aşağıdaki gibi bölünmüştü: 1. Dizak bölgesi. Bu bölgeye 5 volost (belde) (Hadrut, Tuğ, Hozabyurd, Arakül, Edilli) ve 48 köy bağlı idi. 2. Verende bölgesi. Bu bölgeye 5 volost (belde) (Tğavert, Sus, Çartaz, Noraşen) ve 46 köy bağlı idi. 3. Şuşa bölgesi. Şuşa şehri ve Malıbeyli volostu (12 köy) dahil idi. 4. Haçın bölgesi. Bu bölgeye 4 volost (Daşbulag, Esgeran, Krasnoselsk, Kala deresi) ve 53 köy dahil idi. 5. Ceraberd bölgesi. Bu bölgeye 4 volost (belde) (Marguşevan, Oratag, Tavşanlı, Aterk) ve 53 köy bağlı idi. Yeni arazi yönetim taksimi gerçekleştirilirken DKÖV de bazı değişiklikler meydana geldi. Ağustos 1930 da DKÖV yeniden 5 bölgeye (1. Ceraberd, 2. Martuni, 3. Stepanakert, 4. Dizak. 5. Şuşa) bölündü. Görüldüğü gibi Verende nin ismi Martuni olarak değiştirildi. Haçın toprakları ise Stepanakert e bağlandı. 17 Ağustos 1939 da Ceraberd Mardakert, Dizak ise Hadrut olarak isimlendirildi yılının başlarında bölgelerin büyütülmesi politikası gerçekleştirilirken, aslında Şuşa zarar gördü. 4 Ocak 1963 de Şuşa bölgesi iptal edildi, toprakları ise Stepanakert e verildi. Ancak Xruşşov yönetiminin devrilmesinden sonra taksimde yeniden değişiklik yapıldı ve 6 Ocak 1965 tarihinde Şuşa bölgesi yeniden oluşturuldu de Stepanakert bölgesi baz alınarak Askeran bölgesi oluşturuldu. SSCB nin yıkılışına kadarki dönemde DKÖV nin arazi yönetim taksimi bu şekilde idi. 45. Ermeniler tarafından DKÖV nüfus sayımının saptırılması

33 DKÖV tarihindeki en fazla sahte değişiklik, nüfusun sayısında ve etnik yapısında yapılmıştır. Konu ile ilgili olarak Ermeni yazarların tutumunu delillerle göstermek için Prof. Y. Barsegov un sunduğu çizelgeyi gözden geçirelim. (Çizelge 45/1) *Önceki dönemlere kıyasla çoğalma (+) ; (-) azalma Kaynakça: Ю. Г.Бaрсeгoв, Прaвo нa сamooпрeдeлeниe-oснoвa дeмokрaтичeсkoгo рeшeния мeжнaциoнaльнıx прoблeм. K прoблeмe Нaгoрнoгo Kaрaбaхa. Eрeвaн, с.101 (Kendi Kaderini Belirleme Hakkı- Milletlerarası problemlerin demokratik yöntemlerle çözümü. Dağlık Karabağ problemi. ) Erivan: 1989, s.101. Y. Barsegov, okuru yanıltmak için sadece rakamları kullanıyor. Analizin daha açık olması için oransal rakamlara ihtiyaç vardır. Çizelgeye bu rakamlar ilave edildiğinde onun ne kadar gerçekdışı olduğu rahatlıkla görülebilir. Şöyle ki, yılları arasında Ermeniler in sayısının gerçekte artışının % 3.6 olmasına rağmen hesapların % 38.5 olarak gösterilmesi, Azerbaycanlıların sayısının ise % 46.1 den % 23.1 e indirilmesi hangi mantığa uyar?! Bu tür yaklaşım, bilinçli olarak gerçeklerin saptırılmasına yönelmiş ve o kadar kaba bir şekilde gerçekleştirilmiştir ki, okurla dalga geçmekten başka birşeye benzememektedir. Biz ise, problemi bilimsel olarak araştırmak için böyle bir hesap yöntemi öneriyoruz. Y. Barsegov un hesapları bilimsellikten o kadar uzak ki, isminden de belli olduğu gibi 4.4 bin km dağlık bölgede Ermenilerin ortalama yoğunluğu ile ilgili inanılmaz rakamlar veriyor. Bu şekilde Ermeni yazarlar, tarihi öyle saptırıyorlar ki, gerçekleri ortaya çıkarmak zorlaşıyor. Çizelge 45/ 2

34 Kaynakçalar: 1. Всeсoюзнaя пeрeпись нaсeлeния 1926 г. Зakaвkaзсkaя СФСР.т.XIV.М., 1929, с.1113 (Güney Kafkasya:1926 sayımı sonuçları, Moskova:1929, s.11-13) 2. Вeстниk Стaтистиkи, 1990, :7, с.77 ( Son İstatistikler, 1990, No:7, s.77) 3. Прaвдa oт 2 июня 1939 г. ( Pravda gazetesi 2 Haziran 1939) 4. Итoги Всeсoюзнoй пeрeписи нaсeлeния 1959 г. Aрмянсkaя ССР. М., 1963, с. 11, ( 1959 yılı Ermenistan SSC ahalisi üzere SSCB nüfus sayımı sonuçları, Moskova: s.11, ) 5.Числeннoсть и сoстaв нaсeлeния 1979 г. М., (1979 yılında SSCB nin nüfus sayısı ve içeriği, Moskova: 1984) 6.Xoджaбekян В.E. Aрмянсkaя Сoвeтсkaя Сoциaлистичeсkaя Рeспuблиka // Нaсeлeниe сoюзныx рeспuблиk. M., 1977, с.278.(v. E. Hocabekyan, Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti // Sovyet cumhuriyetlerinin nüfusu, Moskova: s.278) yıllarında DKÖV nin nüfus sayısının değişimi DKÖV ın gerçek nüfus hareketleri aşağıdaki gibi olmuştur. (Çizelge 46) yıllarında Azerbaycan SSC DKÖV nin nüfus dinamiği

35 SSCB nin çöküşü sırasında yapılan 1989 nüfus sayımı sonuçlarının dönemin etkisi altında kalmış olmasına rağmen Azerbaycan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı söz konusu sayımın tutanaklarına esas teşkil eden DKÖV nin etnik durumunu yansıtan bir harita yayınlamıştır. Söz konusu haritadan da anlaşıldığı üzere, 1989 yılı Sovyet nüfus sayımının sonuçlarına göre, DKÖV nin nüfusunun bininden bini (% 77) Ermeni, 40.3 bini ise (% 21.5) Azerbaycanlılardan oluşmakta idi. Çizelgede de görüldüğü gibi, nüfus sayımında DKÖV nin Azerbaycanlı nüfusunun sayısı bir o kadar daha artmıştır. Bu, Azerilerin kendi topraklarına bağlı olması ve doğal artışının fazla olması ile açıklanabilir. Ermeniler ise, bilakis, tüm dünyada göçe eğilimli bir kavim olarak tanınmış ve onların bu topraklardaki doğal artışı ise, düşüş göstermiştir nüfus sayımı sırasında, Ermenilerin vilayet nüfusunun etnik yapısını yapay bir şekilde azaltma çabaları, Azerılerin sayısının düşük gösterilmesine neden olmuştur. Resmî Sovyet nüfus sayımının (1988 dışında) sonuçlarına göre, bu çizelge, gerçek durumu daha doğru yansıtmaktadır. Bu rakamlara kuşku ile yanaşmaya ihtiyaç yoktur. 47. DKÖV nüfusunun etnik içeriği Bu konudaki bilgileri aşağıdaki çizelgede görebiliriz. (Çizelge 47) DKÖV nüfusunun etnik içeriği (nüfus sayımı üzere; bin kişiye) 48. Azerbaycan SSC DKÖV nin siyasî ve sosyal-ekonomik gelişmişlik düzeyi DK in Azerbaycan sınırları içinde kalması, kezâ özerk vilayet statüsünü kazanması, onun sosyal-siyasî ve ekonomik gelişimi için bulunmaz bir firsat oldu. Ne yazık ki, 1980 li yılların sonunda Ermeni politikacılar ve yine onları destekleyenler, açık açık bunu inkar etmeye çalışıyorlardı. Ancak gerçekler değişmiyordu. DKÖV nin Azerbaycan sınırları içinde

36 kazandıkları Vilayet İstatistik Komitesi nin Stepanakert te (şimdiki Hankendi) yayınlanan istatistik dergilerde belirtiliyor. Daha sonraları DKÖV yönetimi, bu istatistikleri görmezden geldi. Oysa onları daha dikkatli incelemek gerekiyordu. Bu istatistik kitaplarından bir tanesinde, özerk cumhuriyet kurulduğu günden itibaren 40 yıl içinde ( ) kültür, ekonomi, sağlık alanlarındaki durumla ilgili şu bilgiler veriliyor: Devrime kadar (Ekim 1917) Dağlık Karabağ da meslekî eğitim kurumları, kütüphaneler, tiyatrolar yok idi. Şuşa da sadece özel kültür-eğitim kurumu ve bir özel tiyatro mevcut idi. Şu anda DKÖV de bin öğrencinin eğitim aldığı beş okul vardır. 930 binden fazla kitap barındıran toplam 164 kütüphane mevcuttur. Bu kütuphanelerden 150 tanesi köylerdedir. Onların sahip olduğu kitap sayısı ise, toplam 630 bindir. Stepanakert te M. Gorki Ermeni Devlet tiyatrosu, devlet müzik ve dans grubu vardır.... Vilayet te 176 kulüp ve bilim merkezleri mevcuttur. DKÖV kurulduğu ilk günlerden Ermenice Sovetakan Karabax gazetesi yayınlanmıştır. Tarım konularından bahseden bu gazetede DK ın gelişerek traktör ve biçerdöver kullanılan bir bölgeye dönüştüğü yazıyor yılının başlarında DK ın tarımda 1.4 bin adet traktör, 224 biçerdöver, 670 taşıt aracı ve binlerce diğer çağdaş tarım aracına sahip olduğu belirtiliyor. 40 yıl içinde DKÖV sanayi alanında da bir hayli ilerleme kaydetmişti yılına kıyasla 1962 yılında tüm sanayi ürünleri % 341, elektrik ise % 945 vs. artmıştır yılının ikinci yarısından sonra da vilayetin sosyo-ekonomik hayatı dinamik bir şekilde gelişmeyi sürdürmüştü yıllarında tüm Azerbaycan SSC, Nahçıvan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ve DKÖV de ekonomi ve sosyal alanlara dair rakamları kıyaslarken özerk vilayetin durumu daha belirgin görülüyor. Kıyaslamalar şunu gösteriyor: 1987 yılında her 10 bin kişiden sanayi sektöründe çalışan sayısı AZ SSC de 686, Nahçıvan ÖSSC de 387, DKÖV de ise 657 olmuştur. Kişibaşına tarım ürünleri ise, sırasıyla 5.888, 501, 692 idi. Sosyal gelişmeye ilişkin göstergeler ise, sadece Azerbaycan SSC ve Ermenistan SSC den değil, tüm SSCB rakamlarından da bir hayli farklılık gösteriyordu. Ermenistan SSC de hastanede yatak sayısı her 10 bin kişiye

37 86.2, Azerbaycan SSC de 97.7, DKÖV de ise idi. Sovyet İKP MK ve SSCB Bakanlar Kurulu nun DKÖV nin sosyo-ekonomik gelişimine dair 24 Mart 1988 tarihli kararında vilayetin sosyal ve ekonomik gelişiminde ilerlemeler kaydedildiği zikrediliyordu. Azerbaycan, kendisine bağlı olan DKÖV nin sosyo-ekonomik durumuna ilişkin belgeleri kamuoyuna sunmaktan çekinmemış, bilakis mevcut durumun açıklığa kavuşturulmasını istemiştir. Bu nedenle de 1988 yılının gerilimli Mart ayında Azerbaycan SSC Bakanlar Kurulu na bağlı Halk Ekonomisi Yönetimi Enstitüsü nde DKÖV nin ekonomisi: sorunlar ve gelişme yönelimleri konusunda tartışmalı oturum düzenlenmiş ve tutanakları yayınlanmıştır. Bu nedenle orada yer alan konuları burada tekrar irdelemeye gerek görmüyoruz. Ancak SSCB Bilimler Akademisi üyesi T. S. Haçaturov un temel kaynaklar, yatırımlar ve yeni teknolojinin ekonomik verimliliği konusundaki tartışmaların sonunda yaptığı konuşmada şu sözlerini nakledelim: Meslektaşlarımla Dağlık Karabağ ın gelişimine ilişkin düşüncelerimi belirtmek beni pek hoşnut etti. İtiraf edeyim ki, ben bu konuda yeterli bilgiye sahip değildim. Bu konuşma, bazı boşlukları doldurmaya yardımcı oldu. Görüldüğü gibi Haçaturov böyle önemli bir konuda yeterli bilgisi olmadığını itiraf ediyor. Bu durumda diğerlerinden bahsetmeye değer mi? Aslında Dağlık Karabağ ın Azerbaycan dan koparılması mücadelesinde yeterli bilginin kamuoyuna verilmemesi Ermenilerin menfaatine idi. 49. Ermenilerin Sovyetler döneminde Dağlık Karabağ ı Azerbaycan dan koparmak için attıkları adımlar Azerbaycan ın bölünmez bir parçası olan DK a özerklik verildikten sonra da DK, Ermenistan, aynı şekilde bu sınırların dışında olan Ermeniler, bölcülük faaliyetlerini sürdürdüler. Ermeni politikacıların sustuğu dönemlerde yazarlar, şairler ve diğer meslek gruplarından olanlar hep stratejik bir amaç doğrultusunda hareket ediyorlardı. Ünlü Ermeni yazarı M. Şaginyan ( ), DK ın özerk statü almasından sonra Dağlık Karabağ isimli kitabını (1927) yayınlamıştır. Söz konusu kitapta tarihi gerçekler açık bir şekilde çarpıtılıyordu. Yazar, okurları yalnış bilgilendirerek şöyle yazıyor: Dağlık Karabağ, Ermeni toprağıdır. (s: 3), Dağlık Karabağ-Ermenistan ın tarihsel bölgesi, bir parçasıdır. (s: 5) vs lu yıllarda emellerine ulaşamayan Ermeniler, savaşından sonra yeniden harekete geçtiler. Kasım 1945 de Ermenistan K(B)P MK sekreteri G. Arutyunov Stalin e mektup yazarak Azerbaycan SSC nin DKÖV nin Karabağ vilayeti olarak Ermenistan SSC ye bağlanması konusunu gündeme getirdi. Söz konusu mektubun metni UİK (Umum Rusya İttifak Komünist) (B)P MK sekreteri Malenkov tarafından 28 Kasım 1945 tarihinde Azerbaycan K(B)P MK genel sekreteri Bagirov a gönderildi. Malenkov, Ermenistan K(B)P MK nin tezine ilişkin düşünce belirtilmesini istedi. 10 Aralık 1945 tarihinde Bagirov, Moskova ya bir cevap mektubu yazarak şunları belirtti: Ermenistan Komünist (Bolşevik) Partisi MK sekreteri Arutyunov yoldaşın, DKÖV nin Ermenistan SSC sınırları içine dahil edilmesine ilişkin önerinizin yer aldığı telgrafınıza cevaben şunları bilginize sunuyorum: Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti nin toprakları, eski zamanlardan beri merkezi 1747 yılında Karabağlı Penah Han tarafından kale olarak yaptırılan Penahabad kenti olan Karabağ hanlığı sınırları içinde olmuştur yılında Karabağ Rusya çarlığına birleştirilmiştir. Ardından şimdiki Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti nin toprakları Yelizavetapol guberniyasının Şuşa, Cavanşir, Garyagin ve Kubadlı kazalarına bağlı olmuştur yıllarında Musâvâtçılar ın Azerbaycan da ve Taşnaklar ın Ermenistan da iktidarda olduğu dönemde Musâvât Hükümeti tarafından merkezi Şuşa (geçmiş Penahabad) kenti olan general-gubernatörlük (özel hâl valiliği) oluşturulmuştur.

38 Musavatçılar ve Taşnaklar tarafından yapılan uluslararası savaş sonucunda Azerbaycan ın ve Ermenistan ın pek çok kentleri gibi Şuşa da dağıtılmıştır yılında Azerbaycan da Sovyetler kurulduktan sonra ilk dönemlerde tüm Karabağ ın siyasî-ekonomik hayatına başkanlık ortak Vilayet Devrim Komitesi tarafından gerçekleştirildi yılında Karabağ ın Ermeni nüfusunun fazla olduğu dağlık kısmının Ermenistan SSC ye birleştirilmesi konusu gündeme getirildi. Ancak bu toprakların Ermenistan ile ortak sınırlarının olmaması ve Ermenistan dan sadece Azerilerin yaşadığı Kubadlı, Laçın, Kelbecer, Destefur bölgeleri ile ayrılması nedeniyle parti yönetiminin talimatı sonucunda Azerbaycan Merkezi İcra Komitesi nin (parlamento) 7 Temmuz 1923 tarihli bildirgesi ile merkezi Hankendi, şimdiki Stepanakert olan Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti oluşturuldu. Dolayısıyla Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti, arazi açısından hiçbir zaman Ermenistan SSC ye bağlı olmamış ve şu anda da bağlı değildir. Azerbaycan da Sovyet iktidarı döneminde Dağlık Karabağ da vilayetin ekonomik, siyasî ve kültürel alanlarında önemli işler yapılmıştır. Bu gelişmelerden en önemlisi, DKÖV nin şu andaki merkezi olan Stepanakert in dağıtılmış ve köşede kalmış bir kentten Azerbaycan ın en güzel ve gelişmiş bir kentine dönüşmüş olmasıdır. Azerbaycan SSC nin tüm üniversite ve yüksek okullarındaki öğrencilerin %20.5 i Dağlık Karabağ Özerk Vilayetinden gelen Ermeniler oluşturuyor. Azerbaycan SSC nin yönetiminin her kademesinde Dağlik Karabağ lıların sayısı yeterli miktardadır. Buna rağmen Dağlık Karabağ Özerk Vilayetinin Ermenistan SSC nin sınırları içine katılmasına itiraz etmiyoruz. Ancak DKÖV ne bağlı olan ve nüfusunun çoğunluğu Azerilerinden oluşan Şuşa bölgesinin Ermenistan a verilmesine karşıyız. Şuşa şehri kurulduğu günden itibaren Karabağ ın idârî, siyasî ve kültürel merkezi olmakla birlikte, kezâ Azerbaycan halkının İran işgaline karşı bağımsızlık mücadelesinde önemli rol oynamıştır. En acımasız İran şahı Ağa Muhammed Şah Kacar, Şuşa da öldürülmüştür. Azerbaycan halkının müzik kültürü bu şehirde ortaya çıkmıştır. İbrahim Han, Vagif, Natavan ve diğer benzer önemli siyaset ve kültür adamlarının isimleri bu şehirle irtibatlıdır. Ayrıca UİK(B)P MK ne şunu da iletelim ki, DKÖV nin Ermenistan SSC ye verilmesi konusu gözden geçirilirken Ermenistan SSC nin Azerbaycan SSC ye birleşik olan ve çoğunlukla Azerilerin yaşadığı Ezizbeyov, Vedi ve Karabağlar bölgelerinin Azerbaycan SSC sınırları içine dahil edilmesi konusu da araştırılmalıdır. Söz konusu bölgelerin kültürel ve ekonomik açıdan çok fazla geri kalmış olduğu göz önünde bulundurularak onların Azerbaycan a bağlanması, bölge nüfusunun hayâtî ve kültürel, siyasî hizmet düzeyinin iyileştirilmesine hizmet edecektir. UİK(B)P MK den yukarıda belirtilenlerin dışında aşağıdaki konuların da gözden geçirilmesini rica ediyoruz: Gürcistanlı arkadaşlar, Azerbaycan SSC nin Balaken, Zagatala ve Kah bölgelerinin Gürcistan a verilmesi konusunu gündeme getiriyorlar. Söz konusu bölgelerde nüfusun toplam sayısı dir. Bunun sadece ini gürcüingiloy oluşturuyor. Biz, bu konununun gözden geçirilmesine karşı değiliz. Ancak bununla eşzamanlı olarak Gürcistan SSC nin sadece Azerilerin yaşadığı ve doğrudan Azerbaycan a sınırı olan Borçalı bölgesinin de Azerbaycan a verilmesi konusu gözden geçirilmelidir. Sonuç olarak biz, Dağıstan SSC nin eskiden Azerbaycan ın Bakü guberniyasına bağlı olan ve Azerbaycan SSC yle sınırı olan Derbend ve Kasımkend bölgeleri topraklarının

39 Azerbaycan SSC ne katılması konusunu gözden geçirmenizi rica ediyoruz. Bu bölgelerin nüfus çoğunluğu Azerilerden oluşuyor ve hayvancılıkla ilgilenerek yılın dokuz ayı Azerbaycan topraklarında bulunuyorlar. Bu konuları görüşmek için ilgili cumhuriyetlerin temsilcilerinin de katıldığı bir komisyonun oluşturulması iyi olur. Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri M.C. Bagirov 10 Aralık 1945 No: 1330, Bakü Bu cevap, bazı araştırmacıların dikkatini çekmiş ve konuyla ilgili olarak kendi düşüncelerini belirtmişlerdir. Bunların bazılarını burada dikkatinize sunmakta yarar var: 1) Dönemin parti bürokrasisi ortamında Malenkov un önerisi gibi zor bir konunun kısa sürede yanıtlanması ilginçtir. Bu, şunu gösteriyor ki, böyle bir öneri Azerbaycan K(B)P MK için beklenmedik bir durum olmamıştır. 2) Metnin siyasî, bilimsel, tarihî ve içerik açısından araştırılması önem arz ediyor. Burada önemli bir ayrıntının üzerinde durmalıyız. Anlaşılan şu ki, zaman zaman iddia edildiği gibi Azerbaycan yönetimi, böyle bir problemden hiç bir vakit kaçmamış, bilakis en üst düzeyde onun çözümüne ve somut öneriler vermeye hazır olmuştur. Böyle kesin bir tutum sonucunda, Moskova, Azerbaycan a baskı yapmaya çekinmiştir. Ancak Ermenistan SSC bununla yetinmemiş, yıllarında Azerileri Ermenistan SSC den çıkarmayı başarmıştır. Ermeniler buna ilâveten 1960 li yıllarda Türk karşıtı kampanyanın güçlendiği bir dönemde, bu problemi yeniden gündemi getirmişlerdir yılında DK ın Ermenistan a birleştirilmesine ilişkin 45 bin kişinin imzaladığı bir bildiri Moskova ya iletilmiştir. Bununla ilişkili olarak Sovyet İKP MK Genel sekreterliği Ermenistan ve Azerbaycan a konuyla ilgili bir tutanak hazırlaması talimatını verdi. Ermeniler, buna Suslov un engel olduğunu düşünüyorlardı. SSCB nin 1977 Anayasası nın kabul edilmesi sırasında Ermeniler, aynı ısrarla bu meseleyi tekrar gündeme getirmeye çalıştılar. Ancak H. Aliyev in döneminde ( ) bu konunun kritik düzeye ulaşmasına izin verilmemiştir yılında Erivan da Z. Balayan ın Ocak isimli kitabında Karabağ tarihine ve günümüze ilişkin yapılan çarpıtmalar, ortalığı yeniden ayağa kaldırdı. M. S. Gorbaçov tarafından ilan edilen perestroyka (yeniden yapılanma) ve glastnost (açıklık) politikaları sonucunda bu ruh hâli, Sovyet yönetimi tarafından büyük destek görerek yeni bir ivme kazandı. 50. DKÖV ve Aran (Aşağı) Karabağ ın gelişim süreci Daha önceleri Karabağ tek parça tabiî-coğrafî bölge olarak tanımlanmakta, ekonomik ve siyasi gelişim açısından biri birine benzemekte ve birbirini tamamlamakta idi. Lakin DK ın özerkleştirilmesi ile yeni bir durum oluşmaya başladı. DKÖV, onun için oluşturulan özel ortamda gelişmiş tarım ve sanayi bölgesine dönüşmeye başladı. Oysa çevre bölgelerde daha çok pamuk üretimi ile ilgileniyor, üretim sanayisinin gelişme düzeyi ise gerilerde idi. Tüm bunlar, DKÖV de hayat standartlarının Karabağ ın diğer bölgelerine kıyasla yüksek olmasına neden oldu. Tatil-eğlence merkezlerinin de DKÖV de bulunması, ova bölgelerinin nüfusunun yaz dönemlerinde oraya yönelmesine ve büyük miktarda paranın DKÖV bütçesine dahil olmasına neden oldu. Bölgedeki tek üniversite (Pedagoji Üniversitesi) de DKÖV nin merkezi Stapanakert te idi. DKÖV nin kazandığı ekonomik artılar, özerk vilayet statüsünün siyasî olarak güçlenmesi ile eşzamanlı idi. Aran (Aşağı) Karabağ bölgeleri, DKÖV ne kıyasla Sovyet yönetim sisteminin baskılarına daha çok maruz kaldı.

40 Tüm bunlar, DK Ermenilerinin etnik egoizmini artırıyor, Azerbaycanlılara karşı yeni saldırılara neden oluyordu. Böylece tıpkı ve yıllarında olduğu gibi Ermeniler iyi bir şekilde organize olabildiler. Bu faktörler diğer şartlarla birlikte daha sonra DKÖV nin çevresindeki diger bölgelerin de Ermeniler tarafından işgalinde önemli rol oynadı. 51. Ermenilerin Dağlık Karabağ ı Azerbaycan dan koparmak için yeni çabaları ve bu sürecin gerçekleşmesi Ermenilerin Azerbaycan topraklarına, bu bağlamda Dağlık Karabağ a karşı iddiaları büyük bir staratejik planın bir parçası idi. Bu nedenle de her seferinde uygun ortam oluşur oluşmaz bu planın gerçekleşmesi için mücadele tekrar başlatılıyordu. SSCB de 1985 yılında M. S. Gorbaçov iktidara gelmesinden sonra devlet politikasında yapılan değişiklikler vs. Ermeni bölücülerin tekrar aktif hâle gelmesine neden oldu. Kısa sürede Sovyet yönetiminin onları savunduğu anlaşılmıştı yılının Kasımında Gorbaçov un takımında yer alan iktisatçı bilim adamı Aganbekyan Paris te Karabağ la ilgili konuşurken bu konuda öneride bulunduğunu ve reform, demokrasi ortamında bu problemin çözümüne inandığını belirtti. Daha önce gizli faaliyette bulunan Ermeni Karabağ Komitesi, onun DKÖV deki örgütü Krunk (Turna) çalışmalarını açık şekilde yürütmeye başlayarak Miatsum (Birleşme) harekâtı oluşturuldu. Bu hareket, yaygın bir şekil alarak Ermenistan, DKÖV, Moskova, SSCB ve Dünya Ermenilerinin potansiyelini ortaya koymakta idi.1988 yılının Şubat ayında olaylar daha saldırgan karakter almaya başladı. Şubat günlerinde Erivan da ve Stepanakert te gösteriler başladı. 20 Şubat tarihinde DKÖV Sovyeti (parlamentosu) toplantısı vilayetin statüsünün gözden geçirilmesi ile ilgili olarak Azerbaycan SSC Yüksek Konseyine müracaat etti yılının Kasım ayı ile kıyaslandığında Ermenilerin taktik anlamda değişikliklikler yaptığı anlaşılmaktadır. Onlar II. Dünya Savaşı ndan sonraki süreçte siyasî propaganda çalışmaları ile dünya kamuoyunu da etkilemişlerdi. Bu nedenle de iddialarınının kapalı kapılar arkasından açık mücadeleye geçme taktiğini gerçekleştirdiler. Ne yazık ki, daha önceki dönemlerde olduğu gibi, Azerbaycan yönetimi ve toplumu, Ermenilerin bu taktiğine yine hazırlıksız yakalanmıştı. Ancak 24 Şubat tarihinde Askeran ilinde, iki Azeri gencinin öldürülmesi, 19 kişinin ise yaralanması da Ermenilerin planlarına karşı siyasî çizginin oluşturulmasına neden olmadı. Şubat sonlarında artık Azerbaycan ın büyük sanayi şehri olan Sumgayıt a Ermenilerin üst tabakası ve SSCB Devlet Güvenlik kurumlarının (KGB nin) katılımı ile saldırılar düzenlendi. Sumgayıt olaylarının açıklığa kavuşması, fazla zaman almadı. Kısa zamanda bu olaylar Ermenistan Azerilerine ve DKÖV nin Azerbaycan SSC nin sınırları içinde kalmasına karşı kullanılmaya başlandı. Azerbaycan Cumhuriyeti kitabında da yer aldığı gibi, 10 Mart ta Erivan ın güneyinde Azerî köyü olan Mehmandar köyünde 4 kişi öldürüldü. 25 Mart ta ise Ararat ilinin Azerbaycanlı köylerinde 100 den fazla ev yıkıldı ve nüfusu göç etmek zorunda bırakıldı. Mayıs ortalarında Erivan a yakın Azerî köylerine tekrar baskın yapıldı. 52. Sovyet yönetiminin Ermenistan ı desteklemesi, Ermenilerin tahrik edilmesi politikasının sonuçları Ermeni bölücülüğünün yayılmaya başladığı bir dönemde, Sovyet İKP MK ve Sovyet hükümetinin durumu gerçekçi bir şekilde değerlendirmek istemediği netleşti. 24 Mart 1988 yılında onaylanan yıllarında Azerbaycan SSC nin DKÖV nin sosyo-ekonomik gelişiminin hızlandırılmasına ilişkin önlemler planı kararı bilerek konunun bölücülük yönünü saklamayı amaçlıyordu. Bu destek, Ermeni saldırılarını daha da artırdı. Nihayet Moskova DKÖV ni Azerbaycan SSC den ayırmak için yeni bir adım attı. SSC Yüksek Konseyi (parlamentosu)yönetim Kurulu 12 Ocak 1989 tarihinde Azerbaycan SSC nin

41 DKÖV de özel yönetim şeklinin uygulanmasına ilişkin bir karar kabul etti. Ancak Özel Yönetim Komitesinin faaliyetine karşı halkın demokratik mücadelesi, 28 Kasım da kararın kaldırılması ile sonuçlandı. Onun yerine Teşkilat Komitesi oluşturuldu. Ermenistan SSC bu durumdan yararlanarak 1 Aralık tarihinde Dağlık Karabağ ın kendisine dahil edilmesine ilişkin Anayasa ya aykırı bir kararı kabul etti. Bunun sonucunda ortam daha da gerildi. Bu durumda daha önce olduğu gibi Azerbaycan a karşı tecavüz planı hazırlandı. Hedef, Bakü olarak belirlenmişti. Sovyet yönetimi 1990 yılı 19 Ocak ını 20 Ocak a bağlayan gece, Bakü de bir soykırım gerçekleştirdi. Bu soykırım sonucunda Bakü ve etrafında 131 kişi öldürülmüş, 744 kişi ise yaralanmıştı. Kayıpların dışında 400 kişinin de gözaltına alındığı bilinmektedir. 20 Ocak Soykırımı Azerbaycan halkının iradesini yenemedi, hatta Cumhuriyetin ekonomisi ve toprak bütünlüğü için mücadeleyi daha da güçlendirdi. 30 Ağustos 1991 tarihinde Azerbaycan Yüksek

42 Konseyi (parlamentosu) tarafından devletin bağımsızlığı kararı, 18 Ekim tarihinde ise devlet bağımsızlığına ilişkin Anayasa maddesi kabul edildi. Ermeniler ise bu ortamı kullanarak siyasî örgütlenme çalışmalarını sürdürüyorlardı. Eylül 1991 de sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti ilan edildi. Azerbaycan Cumhuriyeti bu oluşumu kabul etmemiş, 26 Kasım tarihinde ise DKÖV in özerklik statüsünü kaldırmıştır yılının sonlarında SSCB nin çökmesi sonucu postsovyet mekanında yeni jeopolitik ortam oluşmaya başladı. Ermeniler, resmen Azerbaycan a karşı şavaş başlattılar. 53. Ermenistan Dağlık Karabağ a karşı işgalçi planlarının gerçekleşmesi 1988 yılının Şubat ayında yaşanan olayların ardından DKÖV ve Ermenistan Ermenileri Dağlık Karabağ a sahip olmak için silahlı mücadele başlattılar. Azerbaycan Cumhuriyeti kitabında da belirtildiği gibi Sakallılar olarak bilinen anarşik gruplar, sadece Dağlık Karabağ da değil, çevre bölgelerde yaşayan Azerbaycanlı nüfusun da korku ve endişeye kapılmasına neden oluyor, onları yaşadıkları yerleri bırakıp kaçmak zorunda bırakıyordu. SSCB silahlı birliklerinin Ermenistan ve DKÖV de bulunan askerleri bu konuda Ermenilere yardımcı oluyorlardı. SSCB nin çöküşünün ardından Şubat 1917 de çar yönetiminin yıkılması ile ortaya çıkan durumun bir benzeri oluşmuş oldu. Sovyet ordusundaki Ermeni subaylar ve eski sovyet askeri birlikleri, Azerilere karşı birleşmişlerdi. Öncelikle Dağlık Karabağ ın Azerilerin yaşadığı topraklarının işgali başladı. 15 Ocak 1992 de Kerkicahan, 10 Şubat ta Malıbeyli ve Kuşçular köyü işgal edildi. Hocalı ve Şuşa nın abluka çemberi daraltılmaya başlandı. Azerbaycan ordusunun Taşaltı operasyonu başarısızlıkla sonuçlandı. Ermeniler, Şubat ın ortalarında Karabağlı köyünü de işgal ettiler. Böylece Dağlık Karabağ ın köy ve kasabaları tamamen işgal edilmiş oldu. 54. Ermenistan ın Hocalı da yaptıkları soykırım, sonuçları ve dünya tarihindeki yeri Çağdaş anlamda soykırım (genosid) dediğimiz zaman ırk, millet veya dini inancı yüzünden nüfusun büyük bir kısmının yok edilmesi anlaşılır. Ermeni silahlı birliklerinin 1992 yılında 25 Şubat ı 26 Şubat a bağlayan gece Hocalı da gerçekleştirdikleri soykırım tam da bu kriterlere uymaktadır. Hocalı, DKÖV nin merkezi olan Stepanakert ten (Hankendi nden) 14 km Kuzeydoğuda bulunmaktadır. Hocalı, Azerbaycan ın çok eski tarihe sahip yerleşim alanlarından biridir. Hocalı aynı zamanda Gedebey kültürünün (tunç, bronz dönemi) merkezlerindendir yılında Ermeni bölücülüğü yeni bir aşamaya geçerken Hocalı bölgenin merkezinde ve Ermenilerin işgalci faaliyetleri karşısında bir kaleye dönüşmüştü. Bu nedenle de Ermeni silahlı birlikleri, Rusya nın 366 cı zırhlı birliği ile birlikte çağdaş tarihimizin en acı olayını, Hocalı Soykırımı nı gerçekleştirdiler. Soykırım sırasında 613 kişi öldürülmüş, 487 kişi yaralanmış, kişi ise esir alınmıştı. Ermenilerin Azerîlere yönelik Hocalı soykırımı amaç, yöntem ve boyut açısından Nazilerin İkinci Dünya Savaşı yıllarında gerçekleştirdikleri soykırım ile aynı özelliklere sahiptir. Ancak bu soykırımın 1992 yılında gerçekleşmiş olması, özellikle dikkat çekmektedir. Bu soykırım, Ermenilerin insanlık tarihine vurduğu iyileşmeyecek bir yara olarak nitelendirilebilir. Büyük bir üzüntü ile şunu da kaydetmekte yarar var: Uluslararası bir suç olmasına rağmen şimdiye kadar Hocalı Soykırımı nı gerçekleştirenler, gereken cezayı alamamışlardır. Bu çok tehlikeli ve izin verilmemesi gereken bir durumdur. Bu cezasız suç, yeni faciaların yaşanmasına neden olabilir. 55. Ermenistan ın işgali sürdürmesi ve bunun Azerbaycan için doğurduğu ağır sonuçlar

43 Ermenistan ın Azerbaycan ın toprak bütünlüğü ve halkına karşı açmış olduğu savaş, Azerbaycan hükümetinin kesin adımlar atmaması, yönetimin nüfuz kaybına neden oldu. Mart 1992 de Azerbaycan yönetiminde bulunan A. Mutallibov istifa verdi. Yönetimdeki boşluk, Azerbaycan Cumhuriyeti nin savunma gücünü daha da zayıflattı. Bunun sonucunda Mayıs 1992 de Şuşa düşman tarafından işgal edildi. Bunun sonucunda Ermeniler, resmen Dağlık Karabağ topraklarını ele geçirmiş oldular. Bir sonraki adım, Dağlık Karabağ ı Ermenistan la birleştiren Laçın Bölgesi nin işgali oldu. Azerabaycan Halk Cephesi yönetiminin (Mayıs 1992Haziran 1993) Haziran 1992 tarihinde gerçekleştirdiği askerî operasyonlar bazı başarılarla sonuçlanmış olsa da, daha sonra durum yine zorlaştı yılının Nisan ayında Kelbecer işgal edildi. Haziran ayında Azerbaycan da siyasî kriz yaşandı ve H. Aliyev iktidara geldi. Ermenistan, Azerbaycan a karşı şavaşı sürdürerek 1993 yılının Temmuz- Ekim ayları arasında Ağdam, Füzûli Cebrail, Kubadlı ve Zengilan illerini işgal etti. (Çizelge 56) Azerbaycan Cumhuriyeti kitabında da belirtildiği gibi Ermeniler toprağı yağmalamak taktiğini hayata geçiriyorlardı. Savaş sırasında 20 bin Azerî şehit olmuş, 100 bin kişi yaralanmış, 50 bin kişi ise sakatlanmıştır. Mültecî ve mecburî göçmenlerin sayısı milyonu geçmiştir. Resmî bilgilere göre, Ermeni işgalcileri tarafından 314 kadın, 58 çocuk, ve 255 ihtiyar olmak üzere Azerîyi rehin ve esir almışlardı. Ermeniler rehine ve esirlerin gerçek sayılarını uluslararası insânî yardım kuruluşlarından saklayarak onlarla insanlık dışı acımasızca davranıyor, köle gibi çalıştırıyor, onlara hakaret ediyor ve aşağılıyorlardı.

44

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ 1. "Azerbaycan Milli Güvenlik Stratejisi Belgesi", Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 23 Mayıs 2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Detaylı

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011

Detaylı

Karabag. Dr. Memmed CAFERLİ Tarih Bilimci. 26 www.irs-az.com. Ağdam şehri (işgalden sonra) KARABAĞ I İLHAK ETME POLİTİKASI ÜZERİNE BAZI NOTLAR

Karabag. Dr. Memmed CAFERLİ Tarih Bilimci. 26 www.irs-az.com. Ağdam şehri (işgalden sonra) KARABAĞ I İLHAK ETME POLİTİKASI ÜZERİNE BAZI NOTLAR Karabag Ağdam şehri (işgalden sonra) KARABAĞ I İLHAK ETME POLİTİKASI ÜZERİNE BAZI NOTLAR Dr. Memmed CAFERLİ Tarih Bilimci 26 www.irs-az.com Ağdam şehri camisi (işgalden sonra) MADDİ AÇIDAN GENİŞ İMKÂNLA-

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 27.12.2012 Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 000 Sinem KARADAĞ Gözde TOP Babasının denge siyasetini başarıyla yürüten İlham Aliyev, Azerbaycan ın bölgesel nitelikli

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

Adım Adım Azerbaycan. 44 www.irs-az.com

Adım Adım Azerbaycan. 44 www.irs-az.com Adım Adım Azerbaycan 44 www.irs-az.com Prof.Dr. Fahrettin Seferlİ Tarih Bilimci Nahçıvan bölgesinin tarihi coğrafyası hakkında notlar www.irs-az.com 45 Adım Adım Azerbaycan Bilindiği gibi, Nahçıvan somut

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

Edirne Tarihi - Edirne nin Yaşadığı İşgaller. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Edirne nin Yaşadığı İşgaller. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Edirne nin Yaşadığı İşgaller Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne nin Yaşadığı İşgaller - Dört İşgal Dönemi........ 4 0.2 İlk Rus İşgal

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

Sovyetlerin Kafkaslarda yıllar süren hükümdarlığı sırasında Ermenistan, Moskova hükümetinin de yardımıyla sahip olduğu toprakları stratejik ve

Sovyetlerin Kafkaslarda yıllar süren hükümdarlığı sırasında Ermenistan, Moskova hükümetinin de yardımıyla sahip olduğu toprakları stratejik ve Evveliyat Sovyetlerin Kafkaslarda yıllar süren hükümdarlığı sırasında Ermenistan, Moskova hükümetinin de yardımıyla sahip olduğu toprakları stratejik ve sistematik olarak Azerbaycan a doğru genişletmiş

Detaylı

EIS526-H02-1 GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR

EIS526-H02-1 GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR GİRİŞİMCİLİK (EIS526) Yazar: Doç.Dr. Serkan BAYRAKTAR SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985 1. Adı Soyadı : MEHMET ÇELİK 2. Doğum Tarihi: 05 Haziran 195. Unvanı : Prof.Dr.. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981

Detaylı

Gence. Gence şehri önemine göre Azerbaycan ın ikinci. Tarih. Tarih Bilimci. 24 www.irs-az.com

Gence. Gence şehri önemine göre Azerbaycan ın ikinci. Tarih. Tarih Bilimci. 24 www.irs-az.com Tarih Dr.Meleyke Alİzade, Tarih Bilimci Gence Tarİhİnden Sayfalar Eski Gence kale duvarlarının kalıntıları. Mevcut durumu Gence şehri önemine göre Azerbaycan ın ikinci büyük kenti, ülkenin batısında yer

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE

Fevzi Karamw;o TARIH 10 SHTEPIA BOTUESE Fevzi Karamw;o TARIH 10 FEN LisESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 i

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK HALKBİLİMİ ANABİLİM DALI UNESCO YAŞAYAN İNSAN HAZİNELERİ ULUSAL SİSTEMLERİ NİN, SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIN YAŞATILMASINA VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASINA

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Dr. Ahmet Emin Dağ İstanbul, 2015 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,

Detaylı

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69. İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET

Detaylı

BURUNDİ. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator

BURUNDİ. Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator BURUNDİ Burundi, Orta Afrika'da, Büyük Göller bölgesinde yer alan küçük bir ülkedir. Tanzanya, Ruanda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (Zaire) ile komşudur. Tanganika Gölü ile kıyısı vardır. Ülkede Ekvator

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

Yazar Administrator Perşembe, 26 Nisan 2012 17:25 - Son Güncelleme Cumartesi, 19 Mayıs 2012 14:22

Yazar Administrator Perşembe, 26 Nisan 2012 17:25 - Son Güncelleme Cumartesi, 19 Mayıs 2012 14:22 Batman'ın tarihi hakkında en eski bilgiler halk hikayeleri, mitler ve Heredot tarihinde verilmektedir. Ortak verilere göre MED kralı Abtyagestin'in torunu Kyros karsıtı Erpagazso M.Ö. 550 yilinda yenilince

Detaylı

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN i 1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ Ömer Faruk GÖRÇÜN ii Yayın No : 2005 Politika Dizisi: 1 1. Bası Ağustos 2008 - İSTANBUL ISBN 978-975 - 295-901 - 9 Copyright Bu kitabın bu basısı

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ 1.KİŞİSEL BİLGİLER

ÖZGEÇMİŞ 1.KİŞİSEL BİLGİLER ÖZGEÇMİŞ 1.KİŞİSEL BİLGİLER Adı ve Soyadı : Prof.Dr. AYGÜN ATTAR Doğum Yeri : KUBATLI /AZERBAYCAN Doğum Tarihi : 1965 Yabancı Dili : Rusça, Farsça, İngilizce Adres (iş) Telefon : 0-454-3101000 Fax : 0-454-3101016

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845)

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) C. Yunus Özkurt Osmanlı döneminde ilk genel nüfus sayımı, II. Mahmud döneminde 1831 (Hicri: 1246) yılında alınan bir karar ile uygulanmaya başlamıştır (bundan

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ DERS NOTLARI VE ŞİFRE TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ EMEVİLER Muaviye tarafından Şam da kurulan ve yaklaşık

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl

Derece Alan Üniversite Yıl 1. Adı Soyadı : Masoumeh KHANZADEH 2. Doğum Tarihi : 1974 3. Unvanı : Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu :Sanatta Yeterlik 5. Çalıştığı Kurum :Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Derece Alan Üniversite Yıl Lisans

Detaylı

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku

2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU. Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku 2015 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN AMACI VE GEREKÇESİ Etnik, dini ve siyasi

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Sorular 1. Aşağıdaki fotoğraflardan hangisi veya hangileri insanla ilgili özellikleri göstermektedir? I II III

Sorular 1. Aşağıdaki fotoğraflardan hangisi veya hangileri insanla ilgili özellikleri göstermektedir? I II III 2006-07 Öğretim Yılı Merkezi Ölçme-Değerlendirme I.Dönem Sonu 6.Sınıf Sosyal Bilgiler (Coğrafya-Tarih) Ders Sınavı Sınav Başlama Saati:08:30 Tarih:19 Ocak 2007 İsim/ Soy isim: Sınıf:.. Sorular 1. Aşağıdaki

Detaylı

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI Kelime anlamı İki nehrin arası olan Mezopotamya,

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - Dr. Gil Yaron Dostumun dostu, benim en iyi dostumdur - veya İsrail gözüyle Türkiye AB Geçenlerde Tel Aviv kentinin en merkezi yeri olan Rabin Meydanı

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük DİRİLİŞİN DESTANI: SAKARYA

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük DİRİLİŞİN DESTANI: SAKARYA 1 Kütahya- Eskişehir Savaşı nda ordumuz Sakarya Nehri nin doğusuna çekilmişti. 2 TEKÂLİF-İ MİLLİYE NİN SAKARYA SAVAŞI NA ETKİSİ Tekâlif-i Milliye kararları daha uygulamaya yeni başlandığı için Sakarya

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

Tarihi Evlerin Restorasyon ve İmar Projesi Projenin Önemi: Projenin amacı: Projenin Uygulanması: Projenin Maliyeti:

Tarihi Evlerin Restorasyon ve İmar Projesi Projenin Önemi: Projenin amacı: Projenin Uygulanması: Projenin Maliyeti: Tarihi Evlerin Restorasyon ve İmar Projesi Kutsal Mescid in kutlu komşularının evlerini restore ederek onlara karşı vefa borcumuzu öderken Aksa dan Müslümanları uzaklaştırıp Yahudilere yer açmaya çalışan

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN Mustafa ŞAHİN 07 Eylül 2015 GÖÇ DUVARLARI Suriye de son yıllarda yaşanan dram hepimizi çok üzmekte. Savaştan ötürü evlerini, yurtlarını terk ederek yeni yaşam kurma ümidiyle muhacir olan ve çoğunluğu göç

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

AR&GE BÜLTEN. Kültür Turizmi ve İzmir

AR&GE BÜLTEN. Kültür Turizmi ve İzmir Kültür Turizmi ve İzmir Ümit ÇİÇEK Ege Bölgesi, Anadolu nun batısında, tarihin akışı içerisinde birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, suyun hayat verdiği nehirleri ile bereketli ovalara sahip bir

Detaylı

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk

Detaylı

Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat

Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Tarih / Terra Cotta Savaşçıları, Çin Halk Cumhuriyeti Kitap / Türkan Röportaj / Doç. Dr. Okan Gülbahar El Sanatları / Geleneksel

Detaylı

ŞANLIURFA YI GEZELİM

ŞANLIURFA YI GEZELİM ŞANLIURFA YI GEZELİM 3. Gün: URFA NIN KALBİNDEN GÜNEŞİN BATIŞINA GEZİ TÜRKİYE NİN GURURU ATATÜRK BARAJI Türkiye de ki elektrik üretimini artırmak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndeki 9 ili kapsayan tarım

Detaylı

TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER

TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER Merve Nur Bulut, Kübra Sezgin www.improkul.impr.org.tr facebook.com/improkul @improkul improkul@gmail.com SURİYE KRİZİ VE TÜRKİYE DE BULUNAN SURİYELİ MÜLTECİLER 2011

Detaylı

* Azerbaycan 642'de Hz. Ömer (r.a.) zaman nda fethedildi. Hz. Osman (r.a) devrinde ise

* Azerbaycan 642'de Hz. Ömer (r.a.) zaman nda fethedildi. Hz. Osman (r.a) devrinde ise SAYI 12 AGUSTOS BASKI.qxt 15/7/09 12:18 Page 46 Azerbaycan, göç yollar üzerinde Azerbaycan Her ad mda Ülke ad : Azerbaycan Cumhuriyeti Yüzölçümü: 86.600 km2 Sahil fleridi: 825 km (Hazar Denizi) bir kültür...

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

EIPA LÜKSEMBURG İLE İŞBİRLİĞİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER

EIPA LÜKSEMBURG İLE İŞBİRLİĞİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER EIPA LÜKSEMBURG İLE İŞBİRLİĞİ KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLER I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler AB Hukuku ve Tercüman ve Çevirmenler için Metotlar

Detaylı

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI DERS NOTLARI-ŞİFRE ETKİNLİK TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ HELEN UYGARLIĞI Makedonyalı İskender in doğu ile batı

Detaylı

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Tarihi Öğretim Yılı Dönemi Sırası 2014-2015 2 1 B GRUBU SORULARI 12.Sınıflar Öğrencinin Ad Soyad No Sınıf Soru 1: Aşağıdaki yer alan ifadelerde boşluklara

Detaylı

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER

ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER Türkmenistan da Siyasal Rejimin Geleceği: İç ve Dış Dinamikler Açısından Bir Değerlendirme Yazar: Haluk ALKAN Özet: Türkmenistan, çok yönlü özelliklere sahip bir ülkedir. Sahip

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

LOJİSTİK SEKTÖRÜ BÜYÜME ORANLARI

LOJİSTİK SEKTÖRÜ BÜYÜME ORANLARI RAPOR: TÜRKİYE NİN LOJİSTİK GÖRÜNÜMÜ Giriş: Malumları olduğu üzere, bir ülkenin kalkınması için üretimin olması ve bu üretimin hedefe ulaşması bir zorunluluktur. Lojistik, ilk olarak coğrafyanın bir ürünüdür,

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl Mimarlık IAU(Tabriz Azad İslami Üniversitesi) 1997_2001 Lisans

Derece Alan Üniversite Yıl Mimarlık IAU(Tabriz Azad İslami Üniversitesi) 1997_2001 Lisans ÖZGEÇMİŞ: 1. Ad, Soyad: Masoumeh KHANZADEH 2. Doğum Tarihi: 11.03.1974 3. Doğum Yeri: Tebriz, İRAN 4. Eğtim: Derece Alan Üniversite Yıl Mimarlık IAU(Tabriz Azad İslami Üniversitesi) 1997_2001 Lisans Y.

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 1. BÖLÜM ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İNSAN KAYNAKLARI KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ...10 İnsan Kaynakları Kavramı...10 İnsan Kaynaklarının Önemi...12

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

İRAN ÇAY RAPORU. 8-12 Ocak 2014. Tahran-Lahican-Tebriz İRAN. Rize Ticaret Borsası 2014

İRAN ÇAY RAPORU. 8-12 Ocak 2014. Tahran-Lahican-Tebriz İRAN. Rize Ticaret Borsası 2014 1 İRAN ÇAY RAPORU 8-12 Ocak 2014 Tahran-Lahican-Tebriz İRAN İRAN ÇAY RAPORU Rize Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan ve Meclis Başkanı Resul Okumuş un da aralarında bulunduğu 7 kişilik

Detaylı

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XXI Birinci Bölüm Çevre Hukukunun Temelleri I. Genel Olarak...1

Detaylı

TÜRK DÜNYASINI TANIYALIM

TÜRK DÜNYASINI TANIYALIM TÜRK DÜNYASINI TANIYALIM Türk Dünyası, Türk milletine mensup bireylerin yaşamlarını sürdürdüğü ve kültürlerini yaşattığı coğrafi mekânın tümünü ifade eder. Bu coğrafi mekân içerisinde Türkiye, Malkar Özerk,

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı