İLK ÖĞRENCİLERİM 1951

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İLK ÖĞRENCİLERİM 1951"

Transkript

1 İLK ÖĞRENCİLERİM 1951 Ders yılı çoktan başlamıştı. Fakat ben, Türkçe okuma yazmanın yanında bir de yabancı dil öğreten yatılı ilkokula yeni atanmıştım. İlk derse başlayacağım sabah erkenden kalktım. Yeni kırmızı elbisemi giydim. Üstüne işlemeli bir beyaz yaka taktım. Saçlarımı özenle taradım. Siyah parlak pabuçlarımı giyip okulun yolunu tuttum. O günden sonra öğretmeni olacağım II B sınıfından çıt çıkmıyordu. Çocuklara bakan Sınıf ablası kapının yanında bekliyordu. İçeri girdiğim anda bütün çocuklar, kurulmuş gibi yerlerinden fırladılar, benden önceki yabancı dil öğretmeninin öğrettiği Günaydın sözcüğünün karşılığını bir ağızdan söylediler. Kürsüye geçtim, şöyle bir baktım sınıfa. Önce sıraların altında hafif hafif sallanmaya başlayan bacakları gördüm, sonra bir sürü baş. Ön sırada kıpkırmızı saçlı bir öğrenci oturuyordu. İçim ısındı. Güneş başlı çocuk dedim kendi kendime. Yanındaki küçücük yumurta kafalı, düğme kulaklı. Biraz ötede yemyeşil, şırıl şırıl bir çift göz. Onun arkasında yayvan, dişsiz bir ağız. Kapıya doğru baktım; kırmızı kulaklı, saçları diken gibi havada bir cingöz. Sıra arkadaşı fındık gözlü. Arka sıralara göz gezdirdim; boydan boya kahverengi tulum giymiş bir tombalak, yanındaki hamur kulaklı. En arkada upuzun bir oğlan. Eli kolu sıradan taşmış. A! A! O ne? Pencerenin yanında şapkası, kürklü mantosuyla bir anne oturuyor. Kolunun altında sapsarı bir baş var. Kendimi topladım, Çıkar mısınız lütfen, derse başlayacağız dedim. Anne usulca sıradan kaydı, Ben sınıf annesiyim gibi bir şey söyledi ama durmadı, kapıya doğru yürüdü. Arkasından mantosunun eteğini tutmuş sarı başlı çocuk da gidiyor. Tıpkı civciv gibi. Kapıya yakın oturanlara Yakalayın anlamına bir işaret yaptım. Diken saçlı ile fındık gözlü hemen kalktılar, dans eder gibi karşılıklı geçip elele tutuştular, çocuğun yolunu keserek aldılar aralarına. Anne kapıyı kapayıp çıkmıştı bile. Sarı başlı şaşırdı önce, sonra ötekilerin kolları arasından kurtulup koştu yerine, yüzünü sıraya kapattı. Ders sonuna kadar kaldırmadı başını. Bu küçük olay sınıfı biraz şenlendirdi. Hafiften gülüşmeler oldu. Pıtır pıtır beyaz süt dişleri, sarı dişler, çarpık dişler, gedik dişler göründü hep. Şimdiye kadar ne yaptınız? Kim gelecek tahtaya? diye sordum. Pek çok parmak kalktı. Kırmızı kazağının üstü beyaz geyiklerle süslü, kâhkülleri gözünün önüne düşmüş bir öğrenci geldi tahtaya. Güzel bir yazıyla, öğrendiği yabancı dilde uzun bir tümce yazdı, nokta yerine de beş yapraklı minik bir çiçek oturttu. Senin adın nedir? Oku yazdığını bakayım dedim. Hon hon, ton ton, lon lon gibi bir şeyler söyledi. Peki, ne demek bu bizim dilimizde? Bilemedi adı Barış olan çocuk. Arka sıradan uzun oğlan geldi. Ufacık bir yazıyla o da yazdı tümcesini. Oku! dedim. Hım hım, tım tım, zım zım, adım Yusuf dedi geçti yerine. Bir üçüncü çocuk geldi, yazdı okudu: Jö jö, jö mö, mö mö, lö lö.. Mö, Semih. Tümcenin anlamını sormayayım diye acele koştu yerine. İlk Öğrencilerim 1/92 Suzan İlk Öğrencilerim 2/92 Suzan

2 Tahtanın başına geçtim: Dinleyin çocuklar! Barış ın yazdığı tümcenin anlamı Koyunlar pazartesi günü kırpılır Yusufunki Kedinin dört ayağı var mıdır? Semihinki ise Annem evde beyaz başlık giyer. Bu sözlere bir güldüler bir güldüler çocuklar. Kalem kutuları şangur şungur yerlere düştü, toplayayım derken kafa kafaya çarpıştılar. Arka sıralardaki koca oğlanlar paldır küldür yuvarlandılar. Biraz yatıştılar sonunda. Koyunlar neden pazartesi günü kırpılsın? Anneniz evde beyaz başlık giyer mi? Kedinin dört ayağı olduğunu bilmeyen var mı? Nereden buldunuz bu anlamsız şeyleri? diye sordum. Kitabımızda yazıyor, işte öğretmenim işte! Öğretmenimiz gidince kendimiz çalıştık! diye hep birden bağrıştılar. Beş altısı birden koştu yanıma, ellerindeki kitapları uzattılar. Eskimiş silgi renginde, kalın kaplı bir kitaptı bu. Üstünde, upuzun kara giysili, asık yüzlü bir kadın resmi vardı. Çabuk kaldırın o kitabı, bir daha gözüm görmesin! dedim. Sıra kapakları takur tukur açıldı kapandı, yok oldu kitaplar. O sırada bütün başlar kapıdan yana döndü. Baktım, kapının üstündeki camdan bir başka anne Gireyim mi? diye işaret ediyor. Zaten dersin bitmesine az kalmıştı, Gelin dedim, girdi içeri. Güldüğü zaman ağzı yanlara yayılan dişsiz öğrenciyi gösterip bir şeyler söyledi bana. Sınıfta Balık, balık diye sesler duydum. Anne bana dönüp: Ah hoca hanım, nasıl baş edeceksiniz bunlarla? dedi. Doğrusu çocuklarla nasıl baş edeceğim hiç aklıma gelmemişti. Bunlar benim ilk öğrencilerim diye cevap verdim. Sonra sınıfa dönüp: Benim iyi çocuklarım! Benim güzel çocuklarım! dedim yüksek sesle. Bir sessizlik oldu. O sırada zil çaldı. İlk önce küçücük yumurta kafalı, düğme kulaklı çocuk çıktı dışarı. Sınıfın kapısında ilk rastladığı öğrenciye Ben yeni öğretmenin güzel çocuğuyum dedi. Öteki öğrenciler de çıktılar sınıftan. Bitişikteki II A nın önüne yığıldılar. Biz kırmızı elbiseli yeni öğretmenin güzel çocuklarıyız dediler. Abla geldi, hepsini sıraya dizip aşağıdaki teneffüshaneye indirdi. O gün okuldan çıkar çıkmaz Tünel deki bir kitapevine gittim. Gıcır gıcır kabının üstünde renkli balonlar uçuşan bir kitap seçtim. Otuz beş tane istedim. O kadar yoktu kitaptan. Kitapçı dışarıya ısmarlayacağını, fakat hiç merak etmememi, on beş gün sonra kitapların elimde olacağını söyledi. Sevinerek çıktım dükkândan. Ertesi sabah sınıfa girdiğimde üstüme sarman kedi gibi bir şey atladı. Az kalsın sırt üstü düşüyordum. Baktım, Turgay. Fındık gözlü öğrencim. İki elini ensemde kilitledi, ayakları yerden kesildi. Günaydın öğretmenim diye öptü iki yanağımdan. Diğer bir öğrenci kuş gibi uçtu havada, atıldı boynuma. Bunu gören öteki öğrenciler de yığıldılar üstüme. Kendimi nasıl kurtardım bilmiyorum. O gün kooperatiften kutularla renkli tebeşir aldık. Tahtayı dörde böldük. Çocuklar ellerinde tebeşir kutularıyla dörder İlk Öğrencilerim 3/92 Suzan İlk Öğrencilerim 4/92 Suzan

3 dörder geldiler, tahtayı resimlerle donattılar. Öyle ya, kitabımız yoktu, bütün gün ne yapacaktık! Onlar çizdi, ben resimlerin altına yabancı dilde bütün o kuşlara, trenlere, başı kurdeleli kızlara ne dendiğini yazdım. Öğrencilerim hiç seslerini çıkarmadan, özene bezene bunları tertemiz defterlerine çektiler. Avuçlarına sıkıştırdıkları boyalı kalemlerle her sayfanın kenarını çiçeklerle bezediler. Yumurta kafalı çocuğun adı Ertan dı. Resimleri kat kattı. En altta koca bir balık, onun üstünde bacası çapalı küçük bir gemi, daha yukarıda bir kuş, uçaklar ve en üstte güneş. Ertan resim yaparken sıraların aralarına girdim. Bir de ne göreyim, herkesin balığının altında Kâzım yazılı. Anladım işi. Yayvan ağızlı, dişsiz öğrencimin adı Balık Kâzım dı. Kâzım ı tahtaya çağırdım, yabancı dildeki Ben anlamına gelen sözcüğü balığın altına yazdırdım. Hiç kızmadı Kâzım. Ağzını yaya yaya güldü. Sonra eliyle kendini gösterdi. İşte o zaman hop oturdu hop kalktı bizim sınıf. Bu kadar neşelenince de şarkı söylemek istedi canımız. Onlara Avinyon Köprüsü nü öğrettim. Bu şarkıya hareket gerekliydi. Çocuklar karşılıklı iki sıra dizildiler: Avinyon Köprüsü üstünde Şarkı söylenir, şarkı söylenir, Elele tutuşup dansedilir, dansedilir, Erkekler şöyle eğilirler, Kızlar böyle selâm verirler Güneş (Güneş başlı çocuğun adı Güneş değil miymiş!) pek sevdi bu oyunu. Önce dizlerini kırarak selâm veren öğrencilerin karşısında elini karnının üstüne koyup saygıyla eğildi, sonra kendini Avinyon Köprüsü üstünde sanarak başladı tepine tepine dansetmeye. Bir ara Köprü çöküyor diye bağrışmalar duydum. Okulumuzun dışı beyaz taştan, içi kara tahtadandır. Bizim sınıfın tabanı da en çürük tahtadanmış galiba. Bir çatırdı oldu, güneşin ayağı dizine kadar tahtaların arasına girdi, bir toz bulutu kalktı havaya. Biz ayağı çıkartmaya uğraşırken kapının camı vuruldu. Başımı kaldırıp baktım ki camda bir beyaz başlık ve bir tahta kaşık görünüyor. Çocuklar hemen yerlerine koştular. Öğretmenim! Öğretmenim! Aşçıbaşı geliyor! Çok şaştım çocukların bu telaşına. Okulun aşçısının müfettiş gibi derse girdiğini hiç duymamıştım. Arkamı dönünce aşçıbaşını elinde koca tahta kaşığıyla sınıfın ortasında buldum. Öğretmen hocanım, ne oluyor burada? Gerçekten bir gariplik vardı bu işte. Öyle ya aşçıbaşı bizim yaptığımız derse ne karışıyordu? Aşçıbaşı kaşığını bana doğru sallayarak yineledi: Bütün masaların üstüne toz yağdı. Salataların içi toprak doldu. Neredeyse öğlen zili çalacak. Ben ne yapacağım şimdi? Bu sözün üzerine anladım işi. Yemekhanenin bizim sınıfın tam altında olduğunu nereden bilecektim? Bir şey söylememe kalmadan aşçıbaşı çıkıp gitti. Biz de bacağı hâlâ tahtanın arasında sessizce bekleyen Güneş i kurtardık. Bir daha Avinyon Köprüsü üstünde dans etmedi çocuklar. Sadece şarkıyı söylediler. O akşam eve döndüğümde elbisemin üstündeki beyaz yaka yok olmuştu. Tam önünde, kapkara bir beş parmak izi vardı. İlk Öğrencilerim 5/92 Suzan İlk Öğrencilerim 6/92 Suzan

4 Cebimde birbirine yapışık iki nane şekeri buldum. Ayakkabılarımı hiç tanıyamadım. * Pazartesi günleri çocuklar lacivert üniformaları, taranmış saçlarıyla tertemiz ve sessiz girerlerdi okuldan içeri. Onları getirenler koridorlarda gürültü ederler, ancak öğlene doğru okuldan çıkarlar, çarşamba günü tekrar çocuklarını görmeye gelirlerdi. Perşembe günleri şeker, çikolata, fıstık bol olurdu sınıfta. Cumartesi günleri öğrenciler yorgun, sabırsız, gözleri kapıda anne ve babalarını beklerler, hiç derse kulak vermezlerdi. Öğrencilerimi gitgide daha iyi tanıyordum. Fındık gözlü Turgay tanınmış bir ses sanatçısının oğluydu. Nerede ufak bir toplantı olsa, çocuklar halka olup otursalar, ortaya çıkıp şarkı söylemek zorundaydı. Hiç sesi yoktu. Tiz bir şekilde şarkıya başlar, sonunu getiremezdi. Sesi biterdi. O zaman çok utanır, ablanın arkasına saklanırdı. Gene de çok alkışlardık onu. Tombalak Ali nin annesi babası ayrıydı. Çok yararlanırdı bu durumdan. Şiirini ezberlemediği hafta başlarında Mahzun çocuk rolünü oynar, Bu pazar babamı göremedim, hep pencerede bekledim. Onun için çalışamadım öğretmenim. Derdi. Oysa ben onun pazar günü sabahtan akşama kadar Erenköy asfaltında bisiklete bindiğini bilirdim. Temel Karadenizliydi. Trabzon dan İstanbul a gelmişler, Karadeniz sularının Marmara ya karıştığı yerde, Kuzguncuk ta çok pencereli bir eve yerleşmişlerdi. Temel her pazar, deniz kenarındaki boş bir arsadan balık tutardı. Pazartesi günü yüzü gözü ayazdan kavrulmuş gelirdi okula. Çarşambaya kadar kendine gelemez, sırasından aşağıya bir ip sarkıtır, durup durup hızla çekiverir, yanındakileri yerinden sıçratırdı. Çarşambadan sonra Kuzguncuğu unutur, her yazılanı çabucak öğreniverirdi Temel. Ertan ın başının küçüklüğü doğuştan bir geriliktenmiş. Abla söyledi. Çok güzel resim yapıyor fakat hiçbir şey öğrenemiyordu çocukcağız. Sınıfta belirli bir yeri yoktu. Her tahtaya kalkanın yerini kapar, istediği zaman kalkar, dolaşır, pencereden bakardı. Çocuklar bu halini hoş görür, bir ağabey gibi davranırlardı Ertan a. Şarkılara oyunlara karışmayan bir öğrenci vardı sınıfta. Adı Tamay dı. Hafif dışarıya doğru çıkık, iri yeşil gözlüydü. Ona içimden Kurbağa gözlü oğlum derdim. Ama bir gün ağzımdan kaçırmışım galiba. Çocuklar sınıfta balıktan başka bir de kurbağa olduğunu öğrendiler, pek kıvanç duydular. Tamay ın babası Van da yargıçmış. Oğlu iyi okusun, bir yabancı dil öğrensin diye bu yatılı okula göndermiş. Hafta sonları okuldan çıkmazdı Tamay. Çarşambaları şeker, çikolata getireni yoktu. Ama tasalı değildi çocuk. İri yeşil gözleriyle biraz şaşkın bakardı etrafına sadece. Hasan Hasancan lapacı, cansızdı sınıfta. Ama onu bir de öğlen teneffüsünde görmeliydi! Güzel havalarda alelacele yemeğini bitirir, kendini yüzükoyun kum havuzuna atardı. Onun mülküydü orası. Öteki çocuklar köşesine biraz yanaşsalar, ayağındaki koca botlarla tekmeler atar, hepsini kaçırır, sonra başlardı köstebek gibi kumu kazmaya. Bir sürü kıvrıntılı yollarla girilen koskoca bir tepe yapar, hızını alamaz, kafasını bunun içine sokardı. Ablayla sorardık: Hasan, nedir bu yaptığın şey?. Hambaraj yapıyorum İlk Öğrencilerim 7/92 Suzan İlk Öğrencilerim 8/92 Suzan

5 hambaraj! diye hiç başını kaldırmadan cevap verirdi Hasan. Hambaraj ; hangar, baraj, garaj, ambar arası bir şeydi. Ders zili çalınca ablayla birlikte Hasan ı iki kolundan tutar, halı gibi silker, kumunu dökerdik. Gene de plaj odası gibi gıcır gıcırdı bizim sınıfın tahtaları. Halil öğleden sonraki derslerde uyurdu. İlk kez onu başını sıraya dayamış, kollarını yana sarkıtmış, horul horul uyurken görünce şaşmıştım. Çocuklar muzip muzip gülüyorlar, Halil in burnuna, kulağına bir şeyler sürüp eğleniyorlardı. Yanında oturan ağırbaşlı, disiplin meraklısı Semih, horultudan başının ağrıdığını bahane ederek uyandırmak istiyordu Halil i. Sakın uyandırma diye tembih ettim. O kafayla ne öğrenecekti ki çocukcağız? Uyandırmak bir yana yanındakileri Halil in uykusunu korumakla görevlendirdim. Böylece çevresinde dört beş metre karelik bir sessizlik alanı doğdu. Öğleden sonraları azıcık başımı dinler oldum. Mahmut sınıfın sessiz çocuklarındandır. Bir de ceplerine annesiyle anneannesinin doldurdukları kâğıtlı şekerleri, çikolataları derste hışır hışır açmasa! Kâğıdını açtığı şekerleri, ben arkama döndüğüm zaman ağzına atmayacak kadar terbiyelidir. Onları sırasının üstüne dizer ve zil çalar çalmaz kalemtıraş artıkları yapışmış bu renk renk şekerlerin hepsini birden ağzına doldurur. Bazen de ikram olsun diye bir iki tanesini belli etmeden benim cebime koyar. Annesiyle babasının ayrı olduklarını, babasını hiç görmediğini çok sonradan öğrendim. Dert etmemişti bunu kendisine. Sınıfımızda çalışkan öğrencilerin arasına serpiştirilmiş birkaç tane de tembelimiz vardır. Gün boyunca düş kurar, bulutları denizi seyreder, bize zarar vermezler. Onları da İlk Öğrencilerim 9/92 Suzan severim. Hatta her an parmağını kaldırıp neredeyse gözümü çıkaran, evde özel hocalardan her şeyi öğrenip sınıfta satan, kimseye ağız açtırmayan atılganlardan daha bile çok! Hele öğrencilerimden saklı okuduğum şu şiirden sonra: TEMBEL ÖĞRENCİ 1 Başıyla hayır der gönlüyle evet sevdiği şeylere evet der öğretmene hayır öyle ayakta durur sorular sorulur bütün sorunlar ortaya atılır birden onu bir gülme alır siler her şeyi sayıları sözcükleri tarihleri adları tümceleri tuzakları öğretmen korkutsun istediği kadar bağrışadursun çok bilmiş çocuklar renk renk tebeşirlerle mutsuzluğun kara tahtası üstüne çizer mutluluğun yüzünü. 1 TEMBEL ÖĞRENCİ Jacques Prévert ( ) İlk Öğrencilerim 10/92 Suzan

6 GÖZLÜKLÜ UÇAK Okulumuz deniz kıyısındadır. Önünde bembeyaz blok taşlardan yapılmış uzun bir rıhtımı vardır. Güzel havalarda çocuklar rıhtımda koşar, oynarlar, okulun duvarları, rıhtımın taşları yankı yapar, çın çın öter seslerinden. Çocuklar içeri girince onların yerine martılar gelir rıhtıma. Acı acı bağrışırlar, konar kalkar, denizin attığı çöpleri, yosunları gagalar, birbirlerinin gagalarından limon kabuklarını kaparlar. Pencereye yakın oturan çocuklar şanslıdırlar. Dersten yoruldukları zaman, martıları, gelen geçen vapurları gözlemeye koyulurlar. Pencere kenarında yan yana oturan Selim ile Erdem dersleri ilgi ile izlerler. Bunun yanında vapurları, uçakları hiç kaçırmazlar. Her uçağı sesinden tanır, okulun önünden belirli saatlerde geçen bütün vapurların adlarını bilirler. Vapurlar gecikti mi pek meraklanır, bana sorarlar: Öğretmenim, Paşabahçe vapuru hâlâ geçmedi neden acaba? Öğretmenim, battı mı acaba Paşabahçe? Ben de telaşlanırım, Paşabahçe vapuru nerede kaldı diye. Erdem pek yerinde duramaz oldu bir ara. Uzaktan tanımadığı bir gemi geçti mi hemen dirseğiyle dürtüyor Selim i Okusana, okusana diye. Bir gün çağırdım Erdem i yanıma. Peki, tahtadaki yazıları okuyabiliyor musun? Git bakalım arkaya, Yusuf un yanına. Erdem gitti en arka sıraya. Gerçekten okuyamıyordu yazıları. Hemen haber verdik annesine. O pazartesi Erdem, kalın bağa çerçeveli bir gözlükle geldi sınıfa. Doğrusu sarı saçlarına pek yakışmıştı. Gözlük o hafta içinde üç kez kırıldı. Annesi götürdü, tamir ettirip getirdi hep. Ondan sonraki hafta gözlük kum havuzunda kayboldu. Hasan Hasancan buldu ama çizik çizikti camları. Bir pazartesi sabahı Erdem, incecik, yuvarlak, altın çerçeveli bir gözlükle girdi sınıfa. Turgay oturduğu yerden Bilgin Dayı! Bilgin Dayı! diye seslendi. Kıpkırmızı oldu Erdem. Benim okula ilk geldiğim günkü gibi. Bütün çocuklar başladılar gülüşmeye. Bilgin Dayı! Bilgin Dayı! diye bağrışmaya. Böyledir bu Turgay işte. Sınıfı birbirine katar. Erdem in gönlünü almamız gerek, yoksa başını sıraya koyar, bir daha kaldırmaz. Dersin tadı kaçar. Bugün dersimiz taşıt araçları dedim. Ertan ı çağırdım. Tahtaya kocaman bir uçak resmi yaptı. Kartal gibi. Altına şiir yazdık. Erdem okudu, herkesten önce ezberledi. Erdem, niye dürtükleyip duruyorsun Selim i? Öğretmenim vapur adlarını okuyamıyorum. İlk Öğrencilerim 11/92 Suzan İlk Öğrencilerim 12/92 Suzan

7 UÇAK 2 Berrak göğün ucunda Dolaşır uçak yıldızlar arasında, Denizin üstünde kayan Yelkenli kayıklar örneği. Kuşlar kanatlarından korkarlar, Oysa bayılır ona çocuklar, Bu kadar yukarı çıkma, İpsiz koca uçurtma! Bir sonraki derste sınıfa girdiğimde koca uçağın burnunda üstünde ince çerçeveli bir gözlük vardı. Kim yapmıştı bunu acaba? LODOS Lodos başladı. Güneyden esen gürültülü rüzgâr. O sabah sınıfa girince pek şaştım. Öğrenciler sessiz, uyuşuktu. Ayaklarını sallayıp tekmelemiyorlardı sağı solu. Yağmurda pencere kenarlarına dizilmiş ıslak tüylü, küçük kuşlar gibiydiler. Birkaçının başını okşadım, burunlarını sildim, sordum: Neniz var? Bir şey mi oldu? Öğretmenim, baca düştü üstümüze, dedi Murat. Vapur bacası sandım. Şakaya vurdum. Eh, durmadan o iki çapalı vapur bacalarını çiziyorsunuz, o da geldi işte size. Azıcık canlandılar. O baca değil, o baca değil, okulun çatısının üstündeki kara baca! Diye bağrıştılar. Öğretmenim, koca bir dalga geldi, yatakhanenin camına vurdu, içinde balıklar vardı, dedi Temel. Hepsi birden konuşmaya başladılar: Çok üşüdük, hiç uyumadık! Pencereler zangır zangır sallandı. Korktuk! 2 UÇAK Lucie Delarue Mardrus ( ) İlk Öğrencilerim 13/92 Suzan Tolga hep ağladı. İlk Öğrencilerim 14/92 Suzan

8 Yalan, yalan ağlamadım. Temel de yalan söylüyor, hiç okulun üst katının penceresine dalga vurur mu? Susun! Susun! Yeter, anladım. Dedim. Öyledir o lodos. Pencere aralıklarından, kapılardan içeri girmiş, fır dönmüştü çocukların yatakhanesinde. Üfleye üfleye battaniyeleri kaldırmış, benim güzel çocuklarımın minik ayaklarını üşütmüştü. Bütün gece okulun koridorlarında uğuldamış, ıslık çalmış, gidip gidip tekrar gelmişti yatakhaneye. söylediğine inanıyorum derken, suların getirdiği yosunlara basmışım. Ayağım kaydı, oturdum yere. Baktım, yosunların arasında bir şeyler parlıyor. Dalgaların attığı çeşit çeşit balıklar! Gümüş balıkları, istavritleri kaya balıkları ve kocaman yayvan, mavimsi deniz anaları! Biraz abartmışsın ama haklıymışsın Temel. Ben şimdi size yabancı dilde bir şiir yazarım, bu gece yataklarınızda onu okursunuz. Yine lodos gelirse korkmazsınız, dedim. RÜZGÂR 3 Açın insanlar! Açın kapıyı! Vuruyorum eşiğe ve saçağa. Açın insanlar, ben rüzgârım. Kuru yaprak üstüm başım. Buyurun Bayım, buyurun rüzgâr, İşte size baca, İnin oradan ocağa Girin evimize Bay Rüzgâr. Akşamüzeri okuldan çıkmadan önce rıhtıma indim. Koyu yeşil dalgalar taşlara vuruyor, rıhtımın üstünü beyaz köpüklerle yıkayıp geri çekiliyordu. Gerçekten pencerelere kadar çıktı mı acaba dalgalar? Ben de artık çocukların her 3 RÜZGÂR Emile Verhaeren ( ) İlk Öğrencilerim 15/92 Suzan İlk Öğrencilerim 16/92 Suzan

9 KONÇAROĞLU Sabahleyin sınıfa girdiğimde Turgay boynuma atılıp özel günaydınını söyledikten sonra bir şeyler fısıldadı kulağıma: Konçaroğlu, Konçaroğlu fıs fıs fıs Ne olmuş Konçaroğlu na? Açık söyle şunu oğlum! Olmaz, duyar. Turgay ın arkasından her teneffüste, Temel, Tolga, Murat, Ali teker teker geldiler, kulağıma aynı şeyi söylediler. Tükürük içinde kaldım. Konçaroğlu, Mahmut Konçaroğlu, fıs fıs Mahmut u kaçıracaklarmış, haberiniz var mı öğretmenim? Yan gözle Mahmut a bakıyorlardı bunları söylerken. Mahmut anlamamış gibi görünüyor, kalemini almak bahanesiyle sıranın altına giriyordu. Ertesi gün öğle teneffüsünde bir kitap almak için sınıfa girmiştim. Konçaroğlu tek başına sırasında oturuyordu. Hava da güzeldi o gün. Mahmut, niçin içeridesin? Abla görmesin seni. Mahmut un yüzü kıpkırmızı kesildi. Bırak bu saçmalığı. Gel rıhtıma çıkıp bakalım. Temel boğaza çok hamsi girdi diyor. Elini tuttum, beraber rıhtıma çıktık, epeyce dolaştık. Biraz unuttu Mahmut kaçırılacağını. Cebinden şeker çıkarttı, yedik, yapış yapış oldu ellerimiz. Birkaç gün sonra sınıfa girdiğim zaman Mahmut u yerinde göremedim. Telaşla sordum: Nerede Konçaroğlu? Hiç ses yok. Bana her gün şeker verdiği için Mahmut u biraz kıskanırlardı çocuklar. Çabuk söyleyin nerede bu çocuk? Mahmut sağlıklıydı. Erdem gibi, Tolga gibi ikide bir boğaz olup revire yatmazdı. Bildikleri bir şey vardı bu çocukların. Her zaman beşi, onu birden konuşurlarken o gün sözbirliği etmişçesine susuyorlardı. Ters yüzü dönüp sınıfın kapısına doğru koşarken Mehmet Ali nin koca sesini işittim. Öğretmenim, Mahmut kabakulak oldu. Dün akşam götürdü anneannesi. Ah muzip çocuklar! Mahmut kaçırıldı sanıp telaşlandığımı görünce ne güzel eğlenmişlerdi benimle! Hepsine küstüm. Bir hafta ne şarkı ne şiir ne oyun. Sade aritmetik. Öğretmenim, bahçeye çıkma dediler. Neden çıkmayacakmışsın? Ciğerlerini mi üşüttün? Yok öğretmenim, babam kaçıracakmış beni. İlk Öğrencilerim 17/92 Suzan İlk Öğrencilerim 18/92 Suzan

10 OYUNCAKLI DERS Sınıfa arkamı dönüp tahtaya yazı yazarken Kırt, kırt, kırt diye bir ses işitiyordum. Tebeşiri bırakıp döndüm mü kesiliyor ses. Önce sınıfın kara tahtalarının altında fare var sandım. Olur ya tam yemekhanenin üstündeyiz. Kuru fasulye, patates pişti mi buram buram kokar bizim sınıf. Ama fare benim tahtaya yazı yazmamla niçin ilgilensin? Adamakıllı merak ettim bu kırt kırtın nereden geldiğini. Bir gün yazımı kesip usul usul yaklaştım sesin geldiği yana. Bediz iki elini sıranın gözüne sokmuş hiç kıpırdamadan, dümdüz tahtaya bakıyordu. Camdan dışarıya bakıyormuş gibi yaptım, sonra hızla döndüm, fare yakalayan kedi gibi soktum elimi sıranın içine. Bediz in elini tuttum. Pek korktu. Avucunda minnacık, kırmızı bir teneke otomobil vardı. Sırasının kenarları kırmızı otomobilin gelip gitmesiyle yol yol olmuştu. Oğlum, madem otomobille oynamak istiyor canın, şunun lastik tekerleklisini getirsene, kırt, kırt, kaç gündür kulaklarımı yırttı, dedim. Azıcık korkusu geçti. Özlüyor musun okulda oyuncaklarını? Bir şey söylemeden başını salladı Bediz. Otomobili havaya kaldırıp çocuklara döndüm: Siz de özlüyor musunuz bütün hafta oyuncaklarınızı? Özlüyoruz! Özlüyoruz! Diye bağrıştılar hep birden. Pazar günü oynasanız yetmiyor mu? Pazar günü yıkanıyoruz, vakit kalmıyor. İlk Öğrencilerim 19/92 Suzan Doğruydu. Ancak temizlenirlerdi Öyleyse pazartesiye en sevdiği oyuncağı getirsin herkes! O akşam eve dönerken, bir hafta boyunca okulda kapalı kalan, evlerini, oyuncaklarını özleyen öğrencilerimi düşündüm hep. Kendi kendime derste canı sıkılan çocuğun şiirini okudum: KUŞ 4 4 KUŞ Jacques Prévert ( ) İki iki daha dört dört dört daha sekiz sekiz sekiz daha eder on altı Tekrar edin! der öğretmen İki iki daha dört dört dört daha sekiz sekiz sekiz daha eder on altı. Ama işte kuş geçiverir gökyüzünden çocuk görür onu çocuk duyar onu çocuk çağırır onu. Kurtar beni oyna benimle kuş! Bunun üzerine iner kuş ve oynar çocukla iki iki daha dört Tekrar edin! der öğretmen ve çocuk oynar kuş oynar onunla İlk Öğrencilerim 20/92 Suzan

11 Dört dört daha sekiz sekiz sekiz eder on altı ya ne eder on altı on altı? hiç bir şey etmez on altı on altı hele otuz iki hiç etmez zaten çekip gidiyorlar işte çocuksa saklamış kuşu sırasında ve bütün çocuklar işitir ötüşünü ve bütün çocuklar dinler türküsünü ve sekiz sekizde çekip giderler ve dört dört ve iki iki sıvışırlar onların arkasından ve bir bir daha ne bir eder ne iki çekip giderler birer birer ve kuş cıvıl cıvıl oynar çocuk şarkı söyler öğretmen bağırır: Yeter artık bu soytarılık! Ama bütün öteki çocuklar dinlerler şarkıyı ve sınıfın duvarları yıkılır usul usul ve camlar yeniden kum olurlar mürekkep su sıralar ağaç olur tebeşir kaya tüylü kalem dönüşüverir kuşa Pazartesi günü sınıfa girdiğimde kürsünün üstünde oyuncaktan bir tepe vardı. Çocukların gözleri ışıl ışıldı Öğretmenimiz ne kadar sevinecek diye düşünüyorlardı besbelli. Kürsünün köşesinde kocaman, pırıl pırıl madenden bir robot adam duruyordu. Barış elinde bir anahtarla koştu, kurdu robotu. Koca demir adam başındaki antenlerden kıvılcımlar saçarak başladı yürümeye. Kürsünün kenarına gelince hepimiz korktuk düşecek diye. Oysa robot tam kenarda durdu, kırmızı ışıktan gözleriyle ayrı ayrı baktı çocuklara, sonra döndü geriye. Onun arkasından gene ateşler saçan bir tank geçti. İki yanında dizi dizi kurşun askerler vardı. Semih elindeki atı sürüyordu tankın ardından. Atın üstünde başında siyah şapkası, mavi üniformasıyla Napolyon oturuyordu. Tam Napolyon geçerken çat çat tabancalar patladı. Yusuf la Mehmet Ali parlak tabancalarla birbirlerine ateş ediyorlar, Dekman, dekman diye anlamını bilmediğim bir söz söylüyorlardı. Sevmedim bu oyunu. Söz dinlediler, tabancalarını bellerindeki süslü deri kılıfların içine soktular. Tolga sırasının üstüne küçük bir istasyon kurmuştu. Rayların üstünde iki vagonlu bir lokomotif kalkmaya hazır bekliyordu. Hepimiz sardık çevresini. Haydi işlet bakalım trenini, dedik. Ben istasyon memuruyum. Düdüğümü öttürünce kalkar tren, dedi Tolga. Elindeki ufak düdüğü ağzına götürdü. Öttürür öttürmez gerçekten kalktı tren, rayın üstünde tıkır tıkır yürümeye başladı. Bütün çocuklar şaşıp kaldılar. Ne kurgusu ne pili vardı trenin. Bu oyuncak ses dalgalarıyla işler, dedi Tolga. İlk Öğrencilerim 21/92 Suzan İlk Öğrencilerim 22/92 Suzan

12 Sonra tekrar üfledi düdüğünü, durdu tren. Bilgisinden ve oyuncağının marifetinden ötürü pek gururluydu Tolga. Başka oyuncaklara hiç bakmadı bile. Güneş, kocaman, toparlak burunlu bir oyuncak ayıyı sıkı sıkı bastırmıştın göğsüne. Ayının tüyleri de kendi saçları gibi kırmızıydı. Kardeşin mi o senin Güneş? Dedim. Hayır, oğlum diye öğrendiği yabancı dille cevap verdi. Ayıyı salladı iki yana. Kınalı kürklü ayı gur, gur, gur diye keyifli sesler çıkardı. Tahtanın orta yerinde mavi külâhlı bir kukla asılıydı. Kıpkırmızı koca burunlu, yakasının kenarı fırfırlı bir hokkabazdı bu. Ayaklarında kocaman siyah ayakkabılar vardı. Ali koştu, kuklanın iplerini parmaklarına taktı, başladı oynatmaya. Biz de tahtaya kol, bacak burun gibi sözcükleri, bu organların ne iş yaptıklarını yazdık. Bir ara baktım, Halil oturduğu yerde tıpkı kukla gibi elini kolunu oynatıyor, dilini çıkarıyor. Çocuklar hemen başına bir kâğıt külâh geçirip çıkarttılar Halil i ortaya. Canlı kukla bez kukladan çok daha marifetliydi. Çok güldük, zilin çaldığını bile duymadık. O akşam bütün oyuncakları toplayıp, müdürün odasının önündeki camlı dolaba kilitledik. Yalnız Güneş ayısını vermek istemedi. Üşür orada! dedi. Birkaç gün sınıfta oturdu kırmızı ayı. Pek iyi olmadı bu. Çocuklar ayının pembe patilerini kurşun kalemin ucuyla deldiler. Abla parça bulup tamir etti. Hafta sonu bütün oyuncaklar evlere döndüler. KAR Aralık ayında kar yağmaya başladı. Sınıf tenhaydı o gün. Pek çok öğrenci hastaydı. Sınıftakiler Öğrendiğimiz dilde kar yağıyor nasıl denir diye sordular. Tahtaya yazdım. Sonra bir kar şarkısı söylemek istediler. Benim doğduğum ülkede, Dorukları hiç erimeyen karlarla kaplı Dağlar vardır. Dağın üstündeki küçük tahta ev Yıkıldı bu yıl karların altında. Şarkısını söyledik. Bir ara Tamay şarkıyı kesip ayağa kalktı: Öğretmenim ben trenle Van dan gelirken gördüm o karlı dağları. O küçük tahta evi de gördüm, dedi. Bir hıkladı, başladı ağlamaya. Herkes sustu sınıfta. Ne diyeceğimi bilemedim. Ah kurbağa gözlü oğlum, kaç aydır hiç sesin çıkmadı da niye şimdi özleyiverdin memleketini? Gözlerim doldu. Pencereye döndüm. Rıhtım bembeyaz karla kaplıydı. Hiç basılmamıştı üstüne. Sadece kuşların ayak izleri çiçek demeti gibi serpilmişti. Haydi çocuklar, kartopu oynamaya çıkalım! Dedim. Sevinçle el çırptılar. Sıra oldular. Aşağıdaki salataların üstüne toz dökmeden sınıftan çıktılar. Ablayla beraber yatakhaneden paltolarını, eldivenlerini, başlıklarını alıp indiler, çıktık rıhtıma. Kartopuna başladık. Biz oynarken güneş çıktı. Her yanımız büsbütün aklaştı, gözlerimiz kamaştı, ateş gibi olduk. Zil çaldığı zaman girdik sınıfa. Hepimizin ayakları su içindeydi. Çocuklara ayakkabılarını İlk Öğrencilerim 23/92 Suzan İlk Öğrencilerim 24/92 Suzan

13 çıkartmalarını söyledim. Yusuf, Temel, Mehmet Ali çoraplarını da çıkarttılar. Her pazartesi okula yeni, cici bici bir kazakla gelen Barış onları çok ayıpladı, ayakkabılarını bile çıkartmadı. (Ertesi gün boğaz oldu, revire yattı.) Çocuklar öğlene kadar çorapla dolaştılar sınıfta. Yusuf un ayağına kıymık battı. Ders boyunca iğneyle onu çıkartmaya uğraştı. Hiçbir şey yazmadı defterine. Ayakkabıları, kurusunlar diye radyatörün altına koymuştuk. Öğle zili çalınca benle Semih ten başka kimse ayakkabısının tekini bulamadı. Sınıf ablası koştu yardıma. Çocukları azarlaya, bağıra giydirdi ayakkabılarını. O arada beni de azarladı. Kartopunu öğle teneffüsünde oynasaydınız olmaz mıydı? Dedi. Abla, öğleyin güneş kalır mı rıhtımda? Doğu ne yan bilmiyorsun galiba? Dedim. Çok kızdı bana. Üniversitenin coğrafya bölümünde öğrenciydi çünkü. Bu okulda çalışarak okuma giderlerini karşılıyordu. Kar bir hafta kalkmadı yerden. Tamay ağlamasın diye kar şarkısı söylemedik. Beşinci sınıfların rıhtıma yaptıkları koca kardan adamı seyrettik. Çocuklar defterlere resmini yaptılar. Kar şiirleri yazdık. Çocuklar en çok geceleyin yürüyen kardan adam şiirini sevdiler. İlk Öğrencilerim 25/92 Suzan İlk Öğrencilerim 26/92 Suzan

14 KARDAN ADAM 5 Kış gecesinde koşar koca bir beyaz adam koşar koca bir beyaz adam Bir kardan adam bu ağzında piposu koca bir kardan adam soğuğun kovaladığı Varır köye varır köye ışıkları görünce oh çok şükür diye Küçük bir eve girer vurmadan kapıyı küçük bir eve girer vurmadan kapıyı Sonra ısınmak için sonra ısınmak için oturur kıpkırmızı sobanın üstüne ve yok olur birdenbire bırakarak sadece piposunu küçük bir su birikintisinin ortasında bir de eski şapkasını 5 KARDAN ADAM Jacques Prévert ( ) GENE KONÇAROĞLU Kabakulaktan yatanlar sürelerini doldurup birer ikişer dönmeye başladılar. İlk önce Mahmut Konçaroğlu geldi. O gelir gelmez de tavsamış olan Kaçırma hikayesi yeniden alevlendi. Çocuklar fıs fısı bıraktılar açığa vurdular işi. Dersin ortasında Yalçın ayağa kalktı: Öğretmenim, okulun bahçe kapısının önünde elinde çuvalla bir adam dolaşıyor. Bütün sınıf başını Mahmut tan yana çevirdi. Turgay atıldı: Öğretmenim, ben dün gece tık tık diye bir ses duydum. Pencereden baktım. Yatakhaneye çıkan demir yangın merdiveninde bir adam oturuyordu. Dev gibi. Ablaya seslendim, ışığı yakınca kaçtı dev adam. Gene başlar çevrildi Mahmut tan yana. Çocuk oturduğu yerde eridi bitti sanki. Canım sıkıldı. Dersten çıkınca ablayla konuştum. O da üzgündü. Çok tedirginmiş Mahmut. Geceleri uyuyamıyormuş. Pazartesi günü annesiyle anneannesi okula geldiklerinde Mahmut u ablaya emanet etmişler, hiç gözünden ayırmamasını söylemişler. Avrupa ya geziye gidiyorlarmış çünkü. Mahmut un babası güneyde bir çiftlik sahibiymiş. Çocuğu kendi kaçırmayacakmış. Çiftliğinden adamlar gelmiş. Onlar kaçıracaklarmış fırsatını bulunca. Bu konuşmaların hepsini de duymuş Mahmut. O akşam okuldan çıkmış, durakta otobüs bekliyordum. Gerçekten dev gibi bir adamın okulun kapısı önünde bir aşağı bir yukarı dolaştığını görmeyeyim mi! Elinde kalın bir baston, başında siyah bir kasket vardı. Üstü başı düzgündü İlk Öğrencilerim 27/92 Suzan İlk Öğrencilerim 28/92 Suzan

15 ama pek korkunç görünüşlüydü adam. Eyvah dedim içimden, adamları kaçıramayınca kendisi geldi baba Konçaroğlu! Ertesi gün öğle teneffüsünde dayanamadım, çağırdım Mahmut u yanıma: Konçaroğlu, sen babanı tanır mısın? Hiç gördün mü? Bir şey söylemedi, evet anlamına başını salladı Mahmut. Peki, nasıl bir adam? Anlat bakalım. Ellerini yukarı kaldırdı. Peki, neden korkuyorsun babandan? Herhalde çok seviyordur senin gibi iyi bir çocuğu. Tatilde memleketine götürmek istiyordur belki. Sevmiyormuş beni. Annemden ayrıldıktan sonra yeniden evlenmiş. Yedi tane küçük kardeşim varmış. Babam beni kaçırıp onlara baktıracakmış, çiftlikte su taşıttıracakmış. Artık üstelemedim. Nasıl olsa Mahmut un, babası üstüne düşündüklerini değiştiremeyecektim. Birer limonlu şeker yiyerek kapattık bu konuyu. Şöyle, uzun boylu. Kasket giyer mi başına? Hayır, kırmızı saçları var. Bıyığı da var mı? Evet var. Kulaklarına kadar kara bıyık. Ya sakalı? Biraz düşündü Mahmut: Var, beyaz sakalı var. Bu olmadı işte. Karıştırıyorsun. O beyaz sakallı deden olmalı. Hiç ses çıkarmadı Mahmut. İlk Öğrencilerim 29/92 Suzan İlk Öğrencilerim 30/92 Suzan

16 AY DEDE Bir sabah, sınıf ablası beni elinde bir telgrafla karşıladı. Annesi hasta olduğu için birkaç günlüğüne memleketine gitmek zorundaymış; eğer ben bu süre içinde okulda gece kalmayı ve çocuklarla ilgilenmeyi kabul edersem. Hayır demeye dilim varmadı. İlk akşam beni yemekte ve sonra yatakhanede gören öğrencilerim sevinçle el çırptılar. Çok eğleneceklerini, şarkı söyleyeceklerini, hatta halka olup oynayacaklarını umuyorlardı. Sert bir tutum takındım. Her birini yataklarında öperim, üstlerini örterim diye beklediler, gözümün içine baktılar. Fakat bunu göze alamadım. Öteki sınıflarla beraber yetmiş kişiydiler. Tam vaktinde ışığı söndürdüm. Dolunay karşımızdaydı. Işığı bütün yatakhaneyi aydınlatıyordu. Çocukların durmadan kıpırdandıklarını görüyordum. Sonunda Turgay dayanamadı: Öğretmenim uykumuz yok. Kapayın gözlerinizi, gelir uykunuz. Ay ışığı geliyor gözümüze, kapayamıyoruz. Peki, ne yapayım? Perde takamam ki yatakhaneye! Ay dede şarkısını söyleyelim! Birkaç çocuk birden söze karıştı: Ne olur öğretmenim, isterseniz Turgay söylesin, biz dinleyelim! İlk Öğrencilerim 31/92 Suzan Turgay hafiften şarkıya başlamıştı bile Aydede! Aydede! Durağın nerede? Sus Turgay! Hiç yatakhanede şarkı söylenir mi? Selim in incecik sesi duyuldu: Öğretmenim ne söylenir yatakhanede? Ninni söylenir, dedi Semih. Gene hep bir ağızdan konuştular: Öğretmenim ne olur ninni söyleyin bize! Bu kadarı fazlaydı artık, bağırdım: Utanmıyor musunuz siz? Koskoca çocuklarsınız! Kendiniz giyinip, kendiniz yemeğinizi yiyorsunuz. Bebek gibi ninni mi söyleyeceğim size? Ömer atıldı: Öğretmenim. Yalçın kendisi giyinemiyor. Ayakkabılarını her gün ben bağlıyorum. Ali de her gün şeyinin lastiğini koparıyor. Abla saçının tokasıyla geçiriyor, diye ekledi Yusuf. Yalçın başladı ağlamaya. Ali hızla Yusuf un yatağına atladı. O zaman anladım ki şarkı, ninni bahane. Amaç beni lafa tutup işi yastık kavgasına dökmek. En kısa yoldan gürültüyü kesmek istedim. İlk Öğrencilerim 32/92 Suzan

17 Eğer hepiniz yataklarınıza girip, sesinizi çıkarmazsanız ben size güzel bir aydede şiiri okurum, dedim. Hemen sustular. Örtülerini çenelerine kadar çekip beklediler. AYDEDE 6 Karanlık gecelerde, Sarı kulenin tepesinde, Aydede, Aydede, Sanki bir nokta ı nın üstünde Söyle bana Aydede, Hangi hayalet gezdirir, Gölgede, gölgede, Yüzünü incecik bir iple. Nesin sen? Koca bir topak, Yuvarlanan, yuvarlanan, Ya da bir örümcek, şişman mı şişman, Ne el var ne ayak. Hiç ses çıkmıyordu çocuklardan. Uyudunuz mu? Diye sordum. Barış açık sözlüdür: Hiç beğenmedik şiirinizi, dedi. Ötekiler cesaretlendiler: Güzel değilmiş! Hem de korkunç! Turgay şarkı söyleseydi daha iyiydi. Biraz bozuldum. Şarkı söylemek söz konusu değil ama siz başka Ay şiiri biliyorsanız okuyun. Murat Ay ışığının Türküsü nü biliyormuş: Bir kurt mu kemirir seni, Çemberin karardığı zaman? Uzanan, uzanan, İncecik ay olan. 6 AYDEDE Alfred de Musset ( ) İlk Öğrencilerim 33/92 Suzan İlk Öğrencilerim 34/92 Suzan

18 AY IŞIĞININ TÜRKÜSÜ 7 Ben kimim bilir misin? Ay ışığı. Nereden gelirim bilir misin? Bak yukarı. Annem pırıl pırıldır, gece kopkoyu, Yayılırım ağacın altına, kayarım suda; Serilirim otlara, koşarım kumsalda; Kısmetini arayan bir hırsız gibi, Tırmanırım kara duvara, kayın ağacına. Ne üşürüm ne duyarım sıcağı. Ben kimim bilir misin? Ay ışığı. Bilir misin niye gelirim ta yukarıdan? Kapkara ağaçların altında koyudur gece; Ya kaybetsen yolunu, görmesen suyu, Karanlıkta çarpsan kayın ağacına! Sana göstermek için doğru yolu, İşte bunun için gelirim yukarıdan. Murat arada şiirin sözlerini unuttu, kekeledi, tekrar başladı, araya Halil in horultusu karıştı. Şiirin sonu gelmeden birer birer uyudu çocuklar. En sona bir ben kaldım. 7 AY IŞIĞININ TÜRKÜSÜ Guy de Maupassant ( ) İlk Öğrencilerim 35/92 Suzan KAÇIRMA Okulda kaldığımın ikinci günü beden eğitimi öğretmeni ile anlaştım. Bizim sınıfı öğleden sonra okulun bitişiğindeki oyun alanına götürdü. Çocuklar akşama kadar top oynadılar, koştular. Akşam yemeğinden önceki çalışma saatinde uyuklamaya başlamışlardı bile. Yatakhanede sesleri çıkmadı. Hepimiz dokuzda uykuya daldık. Sabaha karşı bir tıkırtı işitir gibi oldum. Aldırmadım. Her işlerini kendileri yapacak yaştaydılar. Sabahleyin Ömer in sesiyle uyandım: Öğretmenim! Mahmut yatağında yok! Git, musluklara bak! Belki oradadır. Dedim. Tekrar daldım. Az sonra, Ömer başucuma geldi: Musluklara, tuvaletlere baktım öğretmenim. Mahmut yok. Hemen fırladım yerimden. Ömer in elini tuttum. Okulun üst katını, alt katını, yemekhaneyi, her yeri aradık ama kimseye bir şey sormadık. Tekrar yatakhaneye çıktığımızda çocuklar birer birer uyanmaya başlamışlardı. Hiç birine bakmadan Mahmut un dolabına doğru yürüdüm. Kapısını açtım. Mahmut un paltosu, eldivenleri, başlığı yoktu dolapta! Çocuklar çevremi sarmıştı. Hepsine dolaplarına bakmalarını söyledim. Mahmut un eşyaları karışmış olmasın diye. Her şeyi, çoraplarını, fanilalarını ortaya döktüler. Eldivenlerini, başlıklarını havaya kaldırarak gösterdiler: İlk Öğrencilerim 36/92 Suzan

19 Bakın öğretmenim, bu bizim! Bu bizim! Zaten eşyalarımızı karıştırırsak abla kızıyor, kulağımızı çekiyor, dedi Mehmet Ali. Yalçın, kalın, yakası kürklü paltosunu giydi, ortada dolaştı. İki gündür Mahmut la pek ilgilenmemiştim. Kaçırma hikâyesini biraz unutturmak istiyordum. Aslında pek inanmıyordum da kaçırılacağına. Çocuklara sordum: Dün top alanında Mahmut sizinle beraber miydi? Elbet öğretmenim, kaleciydi. Sonra çok gol kaçırdı, attık oyundan. Gerçekten, onu yanakları kıpkırmızı, çalışma salonuna girerken görmüştüm. Ya yemekhanede? Akşam yemeğinde gördünüz mü? Tamay ın ilk kez sesi çıktı: Ben gördüm. Yanındaki çocuğun tatlısını yedi, kavga ettiler. Ya yukarıda kim gördü onu? Yabancı bir ülkeden okulumuza yeni gelmiş olan Savaş konuştu: Ben muslukta gördüm. Fırçasını kaybetmiş. Macunu parmağının üstüne koydu, öyle fırçaladı dişini. Aferin Savaş! İyi dikkat etmişsin, dedim. Seni sağlık ve temizlik kolu başkanı yaptım. Hiç gereği yoktu o sırada başkanlık dağıtmanın. Mahmut u bulmalıydık. Giyinip hep beraber yemekhaneye indik. Nöbetçi öğretmene durumu bildirdik. Az sonra Müdür geldi. Onunla da bütün okulu kömürlüklere kadar aradık, hademeleri, kapıcıyı sorguya çektik. Hiç biri Mahmut u görememişti. Sınıfa girdiğim zaman çok heyecanlıydım. Gözüm hep Mahmut un boş yerine takılıyordu. Çocukları telaşa vermek istemiyordum. Fakat her an kapının açılıp birinin haber getirmesini bekliyordum. Mahmut un evine telefon edilmişti. Evin boş olduğunu biliyorduk oysa. Bununla da yetinmeyip Müdür Bostancı daki eve bir hademe yollamıştı. Bütün bunları kafamda evirip çevirirken Turgay: Öğretmenim, o dev adam diye söze başlamak istedi. Barış: Hani sırtında torbası olan diye sürdürdü. Kara bıyıklı dedi Yalçın. Dün okulun kapısının önünde siyah bir otomobil akşama kadar bekledi, dedi Murat. Temel yeni bir şey attı ortaya: Hayır, otomobil değil, dün akşam rıhtıma bir sandal yanaştı. Bütün gece durdu orada. Sonra sabaha karşı kürek seslerini işittim. İlk Öğrencilerim 37/92 Suzan İlk Öğrencilerim 38/92 Suzan

20 Hepsini susturdum. Bir sürü masal uydurdukları belliydi. Az sonra hademe bir haber getirecekti nasıl olsa. Bu umut da boşa çıktı. Bostancı daki ev kapalıydı. Bir şey bilmiyordu komşular. Son derste Yusuf ayağa kalktı: Öğretmenim, yüzünüz neden öyle yeşil? Dedi. Elbet yeşil olurdu yüzüm. Bu olayın sorumlusu bendim. İki gün ses çıkmadı Mahmut tan. Benim yüzüm de yeşil kaldı. Midem bulandı, ders yapamadım. Çocuklar sınıfta güreş ettiler, gemi batırmaca, kaçım kaç oynadılar, daha sıkılınca uyukladılar. Bütün yerler renkli tebeşir ezikleriyle doldu. Üçüncü günün sabahı Müdür şu haberi verdi: Mahmut bu gün trenle Eskişehir den İstanbul a geliyor. Ağzım açık kaldı. Ne işi vardı Mahmut un Eskişehir de? Müdür de bir şey bilmiyordu. Polisten telefonla yalnız bunu bildirmişlerdi. O akşam öğrenciler yemekteyken Mahmut bir polis memuruyla beraber girdi içeri. Hemen Müdürün odasına aldık. Paltosu buruş buruş, yanakları solgundu çocuğun. Yün eldiveninin tekini sıkı sıkı tutuyordu elinde. Müdürün karşısında hiç ağzını açmadı Mahmut. Nerede olduğunu söylemedi. Üstelemedik, arkadaşlarının yanına gönderdik. Polis memuru, Mahmut un Eskişehir istasyonunda dolaşırken bulunduğunu söyledi. İstasyon memuru o gece Mahmut u evinde yatırmış. Ertesi günü de İstanbul trenine bindirmiş. İlk Öğrencilerim 39/92 Suzan İlk Öğrencilerim 40/92 Suzan

21 Yanında kimse yok muymuş diye sorduk. Yokmuş. Baba Konçaroğlu görünmez bir adam. Çocuğu kaçırıyor, kendi yok ortada. Öğrenciler kendilerince bir açıklama bulmuşlardı olaya. Selim in anlattığına göre babası Mahmut u kaçırmış, fakat sonra ondan hoşlanmadığı için istasyonda bırakıp gitmişti. Başka yorumlar da vardı. Mehmet Ali ye göre Mahmut trenle Adana ya kaçırılırken adamların elinden kurtulmuş, Eskişehir de kendini aşağı atmıştı. Gizli açık herkes bir şeyler anlatıyor, Mahmut ise hiçbir şey söylemiyordu. Ben de onun kendiliğinden olayları anlatacağı günü bekliyordum. Anneanne ile anne Avrupa dan döndüler. Mahmut a kutularla şeker, çikolata, renkli kalemler, boyalar getirdiler. Hele beyaz çikolatadan bir at vardı ki hepimiz bayıldık. Neyse ki Mahmut atın sadece bir bacağını yedi, kalanını sınıfa bıraktı. Ben kulaklarını yedim. Gerisini bütün sınıf yaladı. Böylece nezle ve öksürüklerini birbirlerine geçirdiler. Kabakulak ve boğmaca salgını da yeniden başladı. RAPOR Dersten çıkmaya beş on dakika kala, hademe kapıyı vurdu, girdi içeri. Müdür sizi istiyor dedi. Ertan a tahtaya resim yapmasını söyledim çıktım. Müdür odasında yer gösterdi. Oturdum. Hiç başını kaldırmadan konuşmaya başladı: Hoca hanım, geçen gün Kandilli den Beşiktaş a vapurla geldim. A, ne iyi etmişsiniz, püfür püfür Vapur rıhtıma yakın gidiyordu, baktım sizin sınıfın pencereleri açık. Ya, sık sık açıp havalandırıyoruz, sıcak oluyor içerisi. Nasıl olur? Kış günü çocuklar üşümezler mi? Çok güldüm bu söze: Aman efendim, ne üşümesi! Çocuklar koşarken birbirleriyle çarpıştıkça sanki kıvılcım çıkıyor vücutlarından. Ya! Sayın öğretmen, demek sizin sınıfta çocuklar ders süresinde koşuşup, birbirleriyle çarpışıyorlar! Şey yani hani Vapur okula çok yakın geçiyor demiştim. Sizin sınıftan kedi, köpek, karga sesleri geliyordu. Belki de ben öyle sanmışımdır gürültüden. İlk Öğrencilerim 41/92 Suzan İlk Öğrencilerim 42/92 Suzan

22 İyi duymuşsunuz. Bütün hayvanlar doğanın kendilerine verdiği sesle söyleşirler. Ama her millet onu kendi dili, kendi kulağına göre anlar. Örneğin biz karga gak, gak ötüyor deriz, onlar kroak, kroak derler. Köpek Evet, doğru ama sınıfta olur mu bu gürültü? Bahçede yapsanız? Olur mu efendim, bu ders konusu. Tahtaya yazmak gerek. Güzel bir havada ayaklı tahtayı bahçeye taşımamıza izin verirseniz Hem sınıf annesini istemiyormuşsunuz. Evet, doğru. Sınıf anası gereksiz. Sınıf anası değil, sınıf annesi sayın öğretmen! Özür dilerim. Okulumuz deniz kenarında olduğu için deniz anasıyla karıştırdım. Müdür biraz güler gibi oldu. Sevindim. Efendim, ben zaten çocukların anası sayılırım. Bir de abla var. Neden bir başka ana kalabalık etsin sınıfta? Çocuklar sıkılıyorlar, hele kendi çocuğu en çok sıkılanlardan biri. Türkçe öğretmeni de şikayetçi! Siz gelmeden önce sınıfta hiç kıpırdamazlarmış çocuklar. Böyle havyan sesleri de duyulmazmış. Siz geleli çığırından çıkmış her şey! Ya öyle mi? Çocuklar sınıfta canlı, neşeli, çevreleriyle ilgili olsunlar istiyordum. Yanılmışım demek. Sizi yukarı okula rapor ettim. Bu günlerde müfettiş gelecek. Sınıfınıza dönebilirsiniz sayın öğretmen. Müfettişten çocukluğumdan beri korkardım. Elim ayağım kesildi. Sınıfa döndüğümde tasalı olduğumu anladı çocuklar, hiç ses çıkarmadılar. Ismarladığım kitaplar gelmezse bu okuldan ben gideceğim galiba, dedim, şaşırdılar. Neden öğretmenim? Neden? Çok gürültü yapıyormuşsunuz. Okulun önünden geçen vapurların kaptanları bile biliyorlarmış II B sınıfının gürültücü olduğunu. Alacaklar beni! Dememe kalmadı Hü hü hü diye bir ağlama işittim. Baktım, Ertan. Hü Hü Hü Ben de giderim işte. Sevmiyorum okulu. Gece üşüyorum, annemin yemekleri daha güzel okulunkinden. Hü Hü Kalktı ayağa, kapıya doğru gidiyor Ertan. Turgay la Temel e işaret ettim, yakaladılar hemen. Yaptığım patavatsızlığı düzeltmek istedim. Yok canım, öyle demedim. Okuldan atmazlar ama maaşımı keserler biraz. Kırmızı elbise alamam artık. Ertan sustu. Oturdu yerine. Yusuf ayağa kalktı. Öğretmenim, benim babam zengin. Mısırçarşısı nda iki tane kasap dükkânımız var. Sucuk da yapıp satıyoruz. Ben alırım size kırmızı elbise! Başka ne renk isterseniz alırım, dedi. İlk Öğrencilerim 43/92 Suzan İlk Öğrencilerim 44/92 Suzan

23 Bu söz üzerine sınıf biraz şenlendi. Sucuğu ne etinden yapıyorsunuz? diye sordular. Ali ayağa kalktı: Pazartesi günü bize o sucuklardan getirsene! Dedi. Hepimiz gülüştük. Tasamızı unutalım diye bir şiir yazdım tahtaya. GÜLMEK İSTERİM 8 Yapraklar dökülse de Donsa da dere, Gülmek isterim, gülmek isterim. Dursa da dans, Kırılsa da keman, Gülmek isterim, gülmek isterim. Halim olsa da duman Gülmek isterim, gülmek isterim. Bir hafta sonra müfettiş geldi. Geçti en arka sıraya Murat ın yanına oturdu. Göz ucuyla çevresindeki çocukların defterlerine bakıyordu durmadan. Yüreğim hop etti. Sınıfta en kötü defter Muratınkidir. Kabı yoktur. Sayfa köşeleri kıvrım kıvrımdır. Kaleminin ucu hep küt olduğu için isli gibidir defteri. Hiç de resim yapmaz. Bir küçücük kuş, bir çiçek bile. Keşke Ertan ın yanında otursaydı müfettiş! Yok o da olmaz, onun defterinde de hiç yazı yok. Neyse canım, tahtaya baksın müfettiş, burası resim, yazı dolu. Ne ders yapacağımı da bilemiyorum. Çocuklar sorduğum sorulara 8 GÜLMEK İSTERİM Jean Moréas ( ) İlk Öğrencilerim 45/92 Suzan karşılık vermiyorlar. Tıs pıs olmuşlar. Sinek dolaşsa kanadının sesi duyulacak. Ellerimi açıp kapadım usulca. Cin gibidirler benim çocuklarım. Anladılar hemen. İki aydır yüzünü görmediğimiz silgi rengi kitaplar çıktı ortaya. Sınıfta en iyi okuyan Selim le Barış tır. Onları kaldırdım. Bir şeyler okudular: Kedi uçar mı? Avcının çantasının dışı deriden, içi bezdendir. Fişekliği belindedir gibi zırvalar. Müfettiş oflayıp puflamaya başladı. Ayağa kalktı. Hiç Türkçe bilmiyordu. Kendi diliyle bağırdı: Yeter, yeter, kaldırın o büyükannemin çağından kalma kitabı! İşte o zaman anladık müfettişin de bizden olduğunu. Çocuklar birden ayaklanıp sardılar etrafını. Defterlerindeki resimleri gösterdiler. Gülmek isterim şiirini okudular. Halil yine çıktı ortaya. Kâğıt külâhını giydi. Sanki tavandan iplerini çekiyorlarmış gibi kolunu bacağını oynatmaya koyuldu. O neresini oynatsa çocuklar müfettişin dilinde bağırıyorlardı: Kol! Bacak! Dil! Parmak! Ayak! diye. Yanlış söyleyen, geç kalan tahtaya cezaya kalkıyordu. Başlıyordu yanlış sözcüğün doğrusunu yazmaya. Sonra bıktılar cezalı kukla oyunundan. Müfettişe Çayır Kuşu nu söyleyelim dediler. Yalçın çayır kuşu oldu. Kollarını çırpa çırpa oraya buraya koşmaya başladı. Ömer oyunu yönetiyordu: Alıyordu ötekiler: Alıyordu Ömer: Bağrışıyordu çocuklar: Çayır kuşu, çayır kuşu! Seni tutarım, kafanı keserim. Boynunu da! Kanadını da! Kuyruğunu da! Çayır kuşu senin tüylerini yolacağım! Çayır kuşu, cici Çayır kuşu! Kuşu,kuşu, ku, ku, ku şu, şu, şu, kuşu, ku, kuşu! İlk Öğrencilerim 46/92 Suzan

24 Yalçın çevik çocuktu. Sıraların arasına saklandı. Kürsünün üstüne sıçradı. Yakalattırmadı kendini. Kuyruğunu, tüylerini yoldurtmadı. Ama toz duman oldu ortalık. Bir ara kapının üstündeki camda müdürün başını görür gibi oldum. Susun diyemedim çocuklara. Müfettiş de çayır kuşunu söylüyordu çünkü. Zil çaldı. Müfettiş önce baş oyuncuların, sonra benim elimi sıktı, gitti. BAKKALCILIK Balonlu kitaptan haber yok. Öğrencilerime yabancı dilde paraları, ölçüleri öğretmem gerek. Ne yapsak? En iyisi sınıfta bir bakkal dükkânı açmak. Bunun için bir sabah ufak külâhlar içinde kuru üzüm, fındık, leblebi götürdüm okula. İlk derste Ömer i yemekhaneye yolladım. Kesme şeker, kuru fasulye, nohut getirdi. Hepsine kâğıttan ufak torbalar yaptık, kürsünün üstüne dizdik bir yana. Öte yana da kalemler, silgiler, kalemtıraşları koyduk. Ömer çırak oldu, ben bakkal. Açtık dükkânı. Çocuklar kâğıttan, paralar kestiler, avuçlarına sıkıştırıp alışveriş için kuyruğa girdiler. Her şey düzenli gidiyor. Ömer bir yandan satışa devam ediyor, bir yandan da tahtaya hesabı yazıyordu. İşler çoğalınca Ertan ı yardımcı olarak aldık. Kâğıt külâhlar yaptı bize. Bir ara tenhalaştı dükkânın önü. Çocuklar kapıya doğru kuyruk yapmaya başladılar. Baktım, orada ikinci bir bakkal dükkânı açılmış. Temel sırasının gözünde ne var ne yok çıkarmış, kulaklar kıpkırmızı, harıl harıl satış yapıyor. Hem her şey bizimkinden ucuz. Müşteriler haklı. Elbet oraya gidecekler. Az sonra arka sıralarda da birkaç dükkân açıldı. Rekabet arttı, kavga başladı. Bütün çocuklar sıralarında, ceplerinde ne varsa ortaya döktüler, başladılar çekişe çekişe alıp satmaya. Yerlere leblebiler, misketler yayıldı. Ömer çok kızdı bu duruma. Oyunu ilk bozan Temel in yakasına yapıştı. Çürük kumaştanmış ceket, yaka boydan boya yırtıldı, beyaz astarı çıktı ortaya. Ne yaparlarsa yapsınlar dedim. Çıraklara yol verdim, kapadım dükkânı. Az sonra zil çaldı. İkinci ders, yorgun argın geçtim kürsüye. Bir daha dükkân açmaya hiç niyetim yoktu. Ne yapsam diye düşünürken İlk Öğrencilerim 47/92 Suzan İlk Öğrencilerim 48/92 Suzan

25 hademenin başını gördüm kapının üstündeki camda. Kapıyı vurup içeri girdi. Elinde iki büyük paket vardı. Kürsünün üstüne koydu paketleri. Daha var, getireceğim dedi. Çocuklar ne olduğunu anlamamışlardı. Telaşla ipleri çözdüm. Kırmızı, yeşil, sarı balonlar göründü. Ön sıradakiler koşuştular, her biri bir kitap alıp kaldırdı havaya: Yaşasın, geldi kitaplarımız, yaşasın! Bütün sınıf sardı kürsünün çevresini, kitapları kucakladılar, birbirlerinin ellerinden kaptılar. Ömer Dağıtım işi böle yürümez dedi. Bütün çocukları oturttu yerine. Birer birer dağıttı kitapları. Tolga hırçınlığa başladı: Benim kitabımın üstünde az balon var diye ağladı. Hepsi birden kitabın kabındaki balonları saymaya başladılar. Hepsininkinde tam on beş tane balon vardı. Dağıtma işi bitince sınıfa, iki aydır görmediğim bir sessizlik geldi. Kitap sayfalarının hışırtısından başka bir ses duyulmaz oldu. Sallanan bacaklar durdu. Bazı çocuklar baş başa verip baktılar kitaplara. Kimisi bütün çevresini unuttu, daldı gitti kitabına. Ben de bir hafiflik duydum kendimde. Denize doğru döndüm. Bıraktım çocukları kendi kendilerine yeni kitaplarıyla tanışıp anlaşsınlar diye. Canım kitaplar! Kırmızı, sarı, yeşil, pırıl pırıl kitaplar! Kurtarıcı, yol gösterici kitaplar! Siz olmasanız ne olur çocuklarımızın hali? BABA KONÇAROĞLU Bir çarşamba günü öğle üzeri öğretmenler odasında oturuyordum. Çocuklarını görmeye gelen anneler, babalar, teyzeler, anneanneler okulu doldurmuş, koridorları bir uğultu sarmıştı. Hademe Müdürün beni çağırdığını söyledi. Eyvah! dedim içimden, Müdür gene Kandilli den Beşiktaş a vapurla geçmiş, bizim sınıfın gürültüsünü duymuş olacak. Kapıyı vurdum, girdim Müdürün odasına. İçeride gençten biri oturuyordu. Müdür: Buyurun sayın öğretmen, size Mahmut un babasını tanıtayım, dedi. Genç adam ayağa kalktı. Elimi sıktı. Şaşkın şaşkın baktım yüzüne. Ne sakalı, ne bıyığı vardı. Uzun boylu, kumral, çok iyi giyimliydi baba Konçaroğlu. Müdür yer gösterdi, oturduk, sonra söze başladı: Bay Konçaroğlu tarım mühendisi. Uzun yıllar Anadolu da çiftliği ile uğraştığı için Mahmut u arayamamış. Çocuk babasını tanımıyor. Onun için zor bir durum karşısındayız. Öğrencileriniz size çok bağlıdır. Beraber bu güçlüğü çözebiliriz diye düşündüm. Hemen söz aldım: Mahmut babasını tanımıyor mu? Ama kaçırma? Müdür gülümsedi. Baba Konçaroğlu bana döndü: Ne kaçırması? İlk Öğrencilerim 49/92 Suzan İlk Öğrencilerim 50/92 Suzan

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR!.. SERIS.INDEN BAZILARI 1 - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin Topu 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 - Cin Ali Okula Başlıyor

Detaylı

Cadı böyle diyerek süpürgesine bindi. Daha yüz metre uçmadan. paldır küldür yere düştü. Ağaçtaki kargalar Gak gak diye güldüler.

Cadı böyle diyerek süpürgesine bindi. Daha yüz metre uçmadan. paldır küldür yere düştü. Ağaçtaki kargalar Gak gak diye güldüler. MASAL CADISI Masal Cadı sının canı sıkılıyordu. Ormandaki kulübesinde tek başına otururdu. Yıllardır insan yüzü görmemişti. Bu gidişle bütün yeteneklerim kaybolacak, diye düşünüyordu. Süpürgemle uçabileceğimi

Detaylı

DDD. m . HiKAYE. KiTAPLAR! . CİN. ALİ'NİN. SERiSiNDEN BAZILARI. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

DDD. m . HiKAYE. KiTAPLAR! . CİN. ALİ'NİN. SERiSiNDEN BAZILARI. Öğ. Rasim KAYGUSUZ . CİN. ALİ'NİN. HiKAYE. KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI 1 - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin Topu 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 - Cin Ali Okula Başlıyor

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

EYLÜL AYI BÜLTENİ(İnci Taneleri)

EYLÜL AYI BÜLTENİ(İnci Taneleri) EYLÜL AYI BÜLTENİ(İnci Taneleri) KONULAR 1-Okula Uyum Haftası 2-Okulumuzu Tanıyoruz 3-Okul Kuralları BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR 1-1-4 Eylül kurban bayramı 2-25 Eylül- 1 Ekim itfaiye haftası 3-Eylülün 3. haftası

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

TEK TEK TEKERLEME. Havada bulut Sen bunu unut

TEK TEK TEKERLEME. Havada bulut Sen bunu unut Havada bulut Sen bunu unut 8 TEK TEK TEKERLEME Öğrendiğim ilk tekerlemeyi hatırlamıyorum ama; çocukluğuma dönüp, baktığımda onlarca tekerleme arasından ikisinin öne çıktığını çok net görüyorum. Bir tanesi,

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir.

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Gemiyle bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın? O zaman geminin üzerindeki çiçeklerden 2 tanesini yeşile, bir tanesini pembe renge boyamalısın. Geminin pencereleri açık mavi

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU BUKET SARICA

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU BUKET SARICA ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU BUKET SARICA ARABAM GELİYOR Arabam geliyor, Düdüğünü çalıyor, Lastik patladı, Şoför atladı, İçindeki yolcuların, Ödü patladı. Bumm!.. HAMSİ ŞARKILARIMIZ Hamsi de koydum Ta-ta tavaya,

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK Geçen gün amcam bize koca bir kutu çikolata getirmişti. Kutudaki çikolataların her biri, değişik renklerde parlak çikolata kâğıtlarına sarılıydı. Mmmh, sarı kâğıtlılar muzluydu,

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU MELİKE DAĞ

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU MELİKE DAĞ ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU MELİKE DAĞ ARABAM GELİYOR Arabam geliyor, Düdüğünü çalıyor, Lastik patladı, Şoför atladı, İçindeki yolcuların, Ödü patladı. Bumm!.. HAMSİ ŞARKILARIMIZ Hamsi de koydum Ta-ta tavaya,

Detaylı

CİN ALİ İLE BERBER FİL

CİN ALİ İLE BERBER FİL ....... CiN ALl'NIN HiKAYE KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI 1 - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin To'Ju ' 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 - Cin Ali Okula

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 15 ARALIK PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. İstedikleri ilgi köşelerinde(evcilik, kitap, puzzle,

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI Nİsan AYI BÜLTENİ Sevgİ Kİlİmlerİmİz BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Dünya Kitap Günü (23 Nisan gününü içine alan hafta) Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (23 Nisan)

Detaylı

OYUNCAK AYI. Aysel çok mutluydu. Çünkü bugün doğum. Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan. günüydü. Babası Aysel e hediye aldı.

OYUNCAK AYI. Aysel çok mutluydu. Çünkü bugün doğum. Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan. günüydü. Babası Aysel e hediye aldı. OKUMA ANLAMA ÇALIŞMASI 1 OYUNCAK AYI Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı Songül ile birlikte oynadılar. Sorular:

Detaylı

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR 4-10 Nisan: Polis Haftası 7-13 Nisan: Dünya Sağlık Günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 23 Nisan'ı içine alan hafta: Dünya Kitap Günü T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM

Detaylı

OYUNCAK AYI. ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya. giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı. Sorular: 1- Annesi Elvan a hangi hediyeyi aldı?

OYUNCAK AYI. ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya. giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı. Sorular: 1- Annesi Elvan a hangi hediyeyi aldı? OKUMA ANLAMA ÇALIŞMASI 1 OYUNCAK AYI Annesi Elvan a oyuncak bir ayı aldı. Elvan ayının adını Yumoş koydu. Halasına oturmaya giderken Yumoş uda götürdü. Halasının kızı Songül ile birlikte oynadılar. Sorular:

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

01-05 MAYIS OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR OKULA GETİRECEKLERİMİZ. PAZARTESİ Emek ve Dayanışma Günü dolayısı ile okulumuz 1 gün tatil edilmiştir.

01-05 MAYIS OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR OKULA GETİRECEKLERİMİZ. PAZARTESİ Emek ve Dayanışma Günü dolayısı ile okulumuz 1 gün tatil edilmiştir. MAYIS 2017 BÜLTENİ 01-05 MAYIS OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR OKULA GETİRECEKLERİMİZ PAZARTESİ Emek ve Dayanışma Günü dolayısı ile okulumuz 1 gün tatil edilmiştir. SALI Çiftçi çukurda oyunu oynuyoruz. Çamurlara

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

M.E.B. ÖZEL UYANIŞ ANAOKULU

M.E.B. ÖZEL UYANIŞ ANAOKULU M.E.B. ÖZEL UYANIŞ ANAOKULU EYLÜL AYI EĞİTİM PROGRAMI OKULUM Hayata ilk adım attığımız yer olan okulumuzu tanıyoruz. Okulumuzun bölümleri, çalışanları, kullandığımız araç ve gereçler, onların ne işe yaradıkları

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! Sağlıklı olan ne varsa yaparım. Zararlı olan her şeyle savaşırım. Kötülerin düşmanı, iyilerin dostuyum. Zor durumda kaldığınızda İmdaat! diye beni çağırabilirsiniz. Sesinizi

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

DENEYLERLE BÜYÜYORUZ

DENEYLERLE BÜYÜYORUZ BU AY HANGİ KAVRAMLARI ÖĞRENECEĞİZ? Hızlı-Yavaş Ön-Arka Sağ- Sol BEYİN FIRTINASI YAPALIM Büyüdüğünde hangi mesleği seçeceksin ve nasıl bir yerde yaşayacaksın? Bir gemi olsaydın nerelere giderdin? Neler

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

SATILMAZ EĞİTİM AMAÇLI KULLANILMAK İÇİN ÇOĞALTILMIŞTIR

SATILMAZ EĞİTİM AMAÇLI KULLANILMAK İÇİN ÇOĞALTILMIŞTIR CİN ALİ'NİN. HİKAYE. KİTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI l - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin Topu 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 - Cin Ali Okula Başlıyor

Detaylı

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU KUZUCUKLAR SINIFI MART AYI BÜLTENİ ŞEYMA ŞENGÜL BEYZA KAYAN TEKERLEMELER Bir kedi varmış 5 e kadar sayarmış 1 2 3 4 5 ANNE KARNIM ACIKTI Anne karnım acıktı Baktım dolap açıktı Löp

Detaylı

kural tanımayan cafer Adı-Soyadı:...

kural tanımayan cafer Adı-Soyadı:... ilkok Adı-Soyadı:... kural tanımayan cafer Cafer evden çıkmayı pek sevmeyen, gürültücü ve hareketli bir çocuktu. Annesini ve babasını sürekli üzüyordu. Kardeşi Elif ile durmadan kavga ediyorlardı. Elif'in

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Yerli Malı Haftası Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

Derleyen: Halide Karaarslan / Uzman Pedagog Görsel Tasarım: Semra Bolat / Sanat Dersleri Zümre Başkanı

Derleyen: Halide Karaarslan / Uzman Pedagog Görsel Tasarım: Semra Bolat / Sanat Dersleri Zümre Başkanı Derleyen: Halide Karaarslan / Uzman Pedagog Görsel Tasarım: Semra Bolat / Sanat Dersleri Zümre Başkanı DAMLA BÖRTÜCEN Zeytin, rüyasında benekli faresini kaybetti. Cadıya sordu, cadı biz fare yemeyiz ama

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak)

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) Enerji Tasarrufu Haftası (Ocak ayının ikinci haftası) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

Mutlu Haftalar! Mutlu Ramazanlar! ilkokul1.com

Mutlu Haftalar! Mutlu Ramazanlar! ilkokul1.com Mutlu Haftalar! Mutlu Ramazanlar! ilkokul1.com Emrah & Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Adı-Soyadı:... yalancı

Detaylı

OKU, ANLA, CEVAPLA! 2. Minnoş un fiziksel özellikleri nelerdir?

OKU, ANLA, CEVAPLA! 2. Minnoş un fiziksel özellikleri nelerdir? Defne, kedileri çok seven 8 yaşında bir çocuktu. Üç kedisiyle her gün oynar, bakımlarını da hiç eksik etmezdi. Minnoş, Defne nin en küçük kedisiydi. Kahverengi tüyleri yumuşacık, patileri pamuk gibiydi.

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR. Alfabe

MERAKLI KİTAPLAR. Alfabe MERAKLI KİTAPLAR Alfabe Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI T105004 ADI SOYADI NOSU UYRUĞU SINAV TARİHİ ÖĞRENCİNİN BÖLÜM Okuma Dinleme Yazma Karşılıklı Konuşma Sözlü Anlatım TOPLAM

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

.com. Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır.

.com. Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır. .com Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır. ilkok 2/... Sınıfı Türkçe Dersi Değerlendirme Sınavı Adı-Soyadı:... Yaşayabilmek için oksijene ihtiyaç vardır. Oksijen sayesinde karadaki

Detaylı

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) İmtiyaz Sahibi Adına Ramazan BALCI Okul Müdürü Fatma BAŞA ( Özel Eğitim Öğretmeni ) Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI ( Görsel Sanatlar Öğretmeni

Detaylı

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI Hazırlayan İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 1 Saçları hangisi tarar? o A) Bıçak o B) Tarak o C) Eldiven o D) Makas 2 Hangisi okul eşyası değil?

Detaylı

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI 1966 da Adana da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997 de iki şiir kitabı yayımladı. İletişim Yayınları nca

Detaylı

SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2 ADLI DÖKÜMANLARI OKURSAK HEM OKUMA HIZIMIZ ARTACAK HEM DE OKUDUKLARIMIZI ANLAYACAĞIZ.

SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2 ADLI DÖKÜMANLARI OKURSAK HEM OKUMA HIZIMIZ ARTACAK HEM DE OKUDUKLARIMIZI ANLAYACAĞIZ. OKUMAYA YENİ GEÇEN ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN KOLAYDAN AZ DA OLSA ZORA DOĞRU METİNLERİ ÇOK UZUN OLMAYAN BOL GÖRSELLİ AMA AZ SORULU BİR KİTAP HAZIRLADIM SİZLERE. SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 01-05 HAZİRAN 2015 01 HAZİRAN PAZARTESİ SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ:Çocuklarla selamlaşılır.çocuklar ilgi köşelerinde(eğitici oyuncaklar,lego ve tahta blok, v.b) serbest oyun oynanır.

SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ:Çocuklarla selamlaşılır.çocuklar ilgi köşelerinde(eğitici oyuncaklar,lego ve tahta blok, v.b) serbest oyun oynanır. Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 5 EKİM-9 EKİM 2015 5 EKİM 2015 PAZARTESİ oyuncaklar,lego ve tahta blok, v.b) serbest oyun oynanır. TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ:Çocukların sandalyelere yarım daire

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU PAPATYALAR SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU PAPATYALAR SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU PAPATYALAR SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası(10 Aralık) Yeni Yıl (31 Aralık-1 Ocak) Yerli malı Haftası SERBEST ZAMAN ETKİNLİKLERİ

Detaylı

Pirinç. Erkan. Pirinç (Garson taklidi yaparak) Sütlükahve söyleyen siz değil miydiniz? Erkan

Pirinç. Erkan. Pirinç (Garson taklidi yaparak) Sütlükahve söyleyen siz değil miydiniz? Erkan 1. Sahne (Koruluk. Uzaktan kuş cıvıltıları duyulmaktadır. Sahnenin solunda birbirine yakın iki ağaç. Ortadaki ağacın hemen yanında, önü sahneye dönük, uzun ayaklık üzerinde bir dürbün. Dürbünün arkasında

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 07Aralık-11 Aralık 2015 07 ARALIK PAZARTESİ SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. İstedikleri ilgi köşelerinde(evcilik, kitap, puzzle, kukla)

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN MUTLU HAFTALAR Emrah&Elvan PEKŞEN ilkok BÜYÜK HARFLERIN KULLANIMI Emir Defne Özel isimlerin ilk harfleri büyük yazılır. Cesur Yumak Nevşehir Japon Azerbaycan Ağrı Dağı Anıtkabir Cümleler her zaman büyük

Detaylı

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN

MUTLU HAFTALAR. Emrah&Elvan PEKŞEN MUTLU HAFTALAR Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok BÜYÜK HARFLERIN KULLANIMI Emir Defne Özel isimlerin ilk harfleri

Detaylı

Bir küçücük aslancık varmış

Bir küçücük aslancık varmış Hopla Topla Geldik bir oyunun sonuna Bak çok dağılmış oda Oyun bitince etrafı Toparlamak lazım sonra Bebekler rafa haydi Arabalar kutuya haydi Tüm oyuncaklar dolaplara Hadi hop hop Hadi hopla topla Odanı

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

İşitme Engelli Öğrenciler için Sıralama Kartlar ile Okuma-Yazma ve Anlama Çalışması. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler Sınıf Öğretmeni

İşitme Engelli Öğrenciler için Sıralama Kartlar ile Okuma-Yazma ve Anlama Çalışması. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler Sınıf Öğretmeni İşitme Engelli Öğrenciler için Sıralama Kartlar ile Okuma-Yazma ve Anlama Çalışması Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler Sınıf Öğretmeni İşitme engelli öğrencilerimizin okuma-yazma ve anlama becerilerine

Detaylı

ÇALIŞKAN ARILAR EKİM AYI EĞİTİM PROGRAMI 1.HAFTA NELER ÖĞRENECEĞİZ HAFTANIN KONUSU:OKULUMUZ

ÇALIŞKAN ARILAR EKİM AYI EĞİTİM PROGRAMI 1.HAFTA NELER ÖĞRENECEĞİZ HAFTANIN KONUSU:OKULUMUZ ÇALIŞKAN ARILAR EKİM AYI EĞİTİM PROGRAMI 1.HAFTA NELER ÖĞRENECEĞİZ HAFTANIN KONUSU:OKULUMUZ -Okul nedir? Okulumuzu tanıyoruz.okulumuzun bölümlerini tanıyoruz. -Okulda kimler çalışır ve ne iş yaparlar öğreniyoruz.

Detaylı

ÖZEL NİLÜFER ÇOCUK EVİ

ÖZEL NİLÜFER ÇOCUK EVİ ÖZEL NİLÜFER ÇOCUK EVİ KUZUCUKLAR SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ ŞEYMA ŞENGÜL BEYZA KAYAN TEKERLEME Portakalı soydum Başucuma koydum Ben bir yalan uydurdum Duma duma dummm Kırmızı mum Dedemin sakalı upuzun Zuma

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

SIFAT ( ÖNAD ) 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek?

SIFAT ( ÖNAD ) 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? SIFAT ( ÖNAD ) 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor değil mi?

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır 1. Bölüm Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır Savaşı nın hikâyesidir. Diğer adıyla ona Akşam Yemeği Savaşları da diyebiliriz. Aslında Hayalet Avcıları III de diyebiliriz, ama açıkçası

Detaylı

İLK OK UMA KİT APLARI

İLK OK UMA KİT APLARI İLK OKUMA KİTAPLARI Bu kitabın sahibi:... Altı yaşındaki Ugo bir sabah uyanmış ve bir de bakmış ki karnının üzerinde yeşil bir aslan oturuyor! Aslan şişman değilmiş ama pek ufak tefek de sayılmazmış.

Detaylı

Bu kitabın sahibi:...

Bu kitabın sahibi:... Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya gelmesiyle başladı. Kucakladılar

Detaylı

ATATÜRK'Ü ANIŞ. Adım-Soyadım:...

ATATÜRK'Ü ANIŞ. Adım-Soyadım:... ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Adım-Soyadım:... Önce kelimeleri tek tek okuyalım.her kelimeyi bir defada doğru okuyana kadar

Detaylı

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! Sağlıklı ve faydalı olan ne varsa yaparım. Zararlı olan her şeyle savaşırım. Kötülerin düşmanı, iyilerin dostuyum. Zor durumda kaldığınızda İmdaat! diye beni çağırabilirsiniz.

Detaylı

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

TÜRKÇE PAMUK DEDE soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. 1) Aşağıdakilerden hangisi Pamuk dede nin yaptığı işlerden birisi değildir?

TÜRKÇE PAMUK DEDE soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. 1) Aşağıdakilerden hangisi Pamuk dede nin yaptığı işlerden birisi değildir? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok TÜRKÇE PAMUK DEDE Pamuk dede hiç durmadan çalışıyordu. Çünkü o çalışmayı çok seviyordu. Her

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN .com Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Adı-Soyadı:... Önce kelimeleri tek

Detaylı

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını

Detaylı

OKULA GETİRECEKLERİMİZ OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR

OKULA GETİRECEKLERİMİZ OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR OCAK 2017 BÜLTENİ 02 06 OCAK OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR PAZARTESİ OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR Günler tekerlemesini söyleyelim. İpin altından geçelim. Oyun hamurundan balık yapalım. Yeni yıl geldi

Detaylı

Samed Behrengi. Sevgi Masalı. Çeviren: Songül Bakar

Samed Behrengi. Sevgi Masalı. Çeviren: Songül Bakar Samed Behrengi Sevgi Masalı Çeviren: Songül Bakar Samed BEHRENGİ Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi, 1939 da Tebriz de doğdu. Öğretmen okullarında öğrenim gördükten sonra Tebriz Üniversitesi İngiliz

Detaylı

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin. Bu kitapçığı, büyük olasılıkla kısa bir süre önce sevdiklerinizden biri size cinsel kimliği ile biyolojik/bedensel cinsiyetinin örtüşmediğini, uyuşmadığını açıkladığı için okumaktasınız. Bu kitapçığı edindiğiniz

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

Bay Çiklet in Bahçesi

Bay Çiklet in Bahçesi 1. Bölüm Bay Çiklet in Bahçesi Bay Çiklet, kırmızı sakallarıyla ve bacakları birbirine dolanmış bir ahtapot gibi ters ters bakan, kan çanağı gözleriyle öfke dolu, yaşlı bir adamdı. Çocuklardan, hayvanlardan,

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş BEZ BEBEKLE KUKLASI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir Resimleyen: Burcu Yılmaz 2. basım Refik Durbaş BEZ BEBEKLE KUKLASI Resimleyen: Burcu Yılmaz Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş

Detaylı

İşitme Engelli Öğrenciler için Tek Kart Resimler ile Kelime Çalışması. Hazırlayan Engin GÜNEY Özel Eğitim Öğretmeni

İşitme Engelli Öğrenciler için Tek Kart Resimler ile Kelime Çalışması. Hazırlayan Engin GÜNEY Özel Eğitim Öğretmeni İşitme Engelli Öğrenciler için Tek Kart Resimler ile Kelime Çalışması Hazırlayan Özel Eğitim Öğretmeni gökkubbede hoş bir seda bırakmak adına ÖNSÖZ İşitme engelli öğrencilerin kelime dağarcıklarının yetersizliği

Detaylı

27 ŞUBAT 03 MART OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR

27 ŞUBAT 03 MART OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR MART 2017 BÜLTENĠ 27 ŞUBAT 03 MART OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIġMALAR OKULA GETĠRECEKLERĠMĠZ PAZARTESĠ Sabah sporumuzu yapalım. Hikaye zamanı Puzzle tamamlıyoruz. Afiyet olsun

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ

DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ DEMET İN PAMUK DEDESİ İLE AŞÇI NİNESİ Bir yaz mevsimiydi. Demet okulların kapanmasına sevinmiş, evlerinin bahçesinde koşturuyor ve bisiklet sürüyordu. Bisikleti babası ona derslerindeki başarısından dolayı

Detaylı

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN .com Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok benim kahraman dedem Kelimeleri zıt

Detaylı

1.Aşağıdaki isimlere uygun sıfatkarı getiriniz.(büyük, açık, tuzlu, şekerli, soğuk, uzun,güzel, zengin)

1.Aşağıdaki isimlere uygun sıfatkarı getiriniz.(büyük, açık, tuzlu, şekerli, soğuk, uzun,güzel, zengin) Birnci vize 1.Aşağıdaki isimlere uygun sıfatkarı getiriniz.(büyük, açık, tuzlu, şekerli, soğuk, uzun,güzel, zengin) a)... su b)... otel c)... kahve ç)... çay d)... yemek e)... boylu f)... adam g)... kız

Detaylı

o ( ) (1 CİN ALİ'NİN HiKAYE KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI Öğ. Rasim KAYGUSUZ

o ( ) (1 CİN ALİ'NİN HiKAYE KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI Öğ. Rasim KAYGUSUZ o /i@ ( ) (1 il )..... CİN ALİ'NİN HiKAYE KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI 1 - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin Topu 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 -

Detaylı

DÜNYA ÇOCUKLARI EL ELE EKİM OKULA GETİRECEKLERİMİZ OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR

DÜNYA ÇOCUKLARI EL ELE EKİM OKULA GETİRECEKLERİMİZ OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR EKİM 2017 BÜLTENİ 02-06 EKİM OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR OKULA GETİRECEKLERİMİZ PAZARTESİ Hızlı ve yavaş koşalım. Eğlenceli tavşan parmak oyunumuz. Müziğin eğlenceli ritmi Çemberin içinde zıplıyoruz.

Detaylı