BİR SERVET-İ FÜNÛN MASALI: YENİ ZELANDA FİKRİ VE ANADOLU YA AVDET * ÖZET

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BİR SERVET-İ FÜNÛN MASALI: YENİ ZELANDA FİKRİ VE ANADOLU YA AVDET * ÖZET"

Transkript

1 - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, p , ANKARA-TURKEY BİR SERVET-İ FÜNÛN MASALI: YENİ ZELANDA FİKRİ VE ANADOLU YA AVDET * Hatem TÜRK ÖZET Sultan II. Abdülhamit devrinin edebî oluşumlarından biri olan Servet-i Fünûn dönemi, pek çok özelliği ile Türk edebiyatında adından sıklıkla söz ettirmiştir. Sanatın ön planda tutulduğu bu devrin bazı şair ve yazarları, artan siyasi baskılar yüzünden memleket idaresinden şikâyet etmişlerdir. Bunun sonucunda yaşamak için yeni bir ortam, uzak ülke hayaline kapılmışlardır. Önce Yeni Zelanda daha sonra da Manisa nın Sarıçam ilçesi, bu hayalin mekânı olarak düşünülmüştür. Sanatçılar, her iki yer ile ilgili planlamalar yapmışlar ve tasarlanan yeni yaşamın pek çok özelliğini edebi eserlerle ortaya koymuşlardır. Edebi eserlere etki etmiş olan bu tasarılarda yaşanacak yerin coğrafi özelliklerinden meskenlere; uğraşı alanlarından edebî anlayışlara kadar pek çok şeyi bulmak mümkündür. Değişik nedenlerle her iki hayal de gerçekleşmemiş, bu durum bir ütopya halini almış ve hakkında sanat eserleri oluşturulmuştur. Bu çalışmada dönem sanatçılarının kaçış fikri ve bu düşünce dâhilinde oluşturdukları sanat eserleri üzerinde durulmuş, oluşturulan ütopik mekanın özellikleri, sanat eserlerinden hareketle değerlendirilmiştir. Yeşil Yurt ya da Hayat-ı Muhayyel olarak bilinen bu eserlerin en önemlilerinden biri olan Hüseyin Câhit Yalçın ın Hayât-ı Muhayyel adlı öyküsü, Arap alfabesinden yeni harflere aktarılmıştır. Dünya edebiyatlarında da zaman zaman karşılaşılan uzak ülkelere kaçış, ütopya olgusunun Türk edebiyatındaki önemli örneklerinden biri olarak kabul edilen bu hareketin değişik açılardan incelenmeye değer olduğu görüşüne varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Edebiyat, Servet-i Fünûn, Kaçış, Ütopya A TALE OF SERVET-İ FÜNÛN: NEW ZEALAND INTELLECTUAL AND THE RETURN TO ANATOLIA ABSTRACT One of the literal formations of the period of Sultan Abdulhamit II, Servet-i Fünûn period have made its name rather frequently mentioned in many aspects in Turkish literature. Some poets and writers of this period when art came into prominence complained about the regime * Bu makale Crosscheck sistemi tarafından taranmış ve bu sistem sonuçlarına göre orijinal bir makale olduğu tespit edilmiştir. Dr., Giresun Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Öğretim Üyesi.

2 1500 Hatem TÜRK because of the increasing political pressure. As a result of this, they dreamt about a new environment and far lands. Firstly, New Zealand then Sarıçam,a district of Manisa, were thought as the scene of that dream. The writers made plans about these two places and presented many features of new life through literal works. In these plans which affected the literal works, it is possible to find many things about from geographical features of places which would be lived to dwellings; from fields of occupation to literal perceptivities. Because of various reasons, these two dreams did not come true, became a utopia and artworks were constructed about it. In this study, escape thoughts of the period writers and their works based on this thought were emphasized, features of utopian dwelling were evaluated with reference to artworks. Known as Yeşil Yurt or Hayat-ı Muhayyel, one of the most important of these works Hüseyin Câhit Yalçın s story Hayât-ı Muhayyel were rewritten in Arabic alphabet. In also world literature, escaping far lands was accepted as one of the important samples of utopia phenomenon and it was deduced that that movement was worth to be examined from different perspectives. Key Words: Literature, Servet-i Fünûn, Escape, Utopia Giriş Tanzimat ın ayağı yere basmaya çalışan edebiyat görüntüsünden sonra ondan daha güçlü bir sesle ortaya çıkan ve edebî kıymeti ön planda tutmaya uğraşan Servet-i Fünûn devrinin ilgi çekici özelliklerinden biri, önce Yeni Zelanda, olmayınca da Manisa ya çevrilen, gerçekleşmemiş bir kaçış öyküsüdür. 1 Servet-i Fünûn edebiyatı sanatçıları, özellikle Sultan II. Abdülhamit in saltanat yıllarında büyük bir bunalım içine düşmüşler, yaşadıkları çevreden ve ülkeden şikâyet etmişler, bunun sonucunda da kendilerine yeni bir dünya kurgulamaya girişmişlerdir. Bu kaçış fikrinden hareketle, o zamanlarda İngiltere nin sömürge ağını genişletmek adına yeni bir sömürgesi haline gelen Yeni Zelanda da koloni halinde yaşama fikrini hayata geçirmeyi düşünmüşlerdir. Bir tasarı olarak düşünülen bu görüş, dönemin edebiyatçılarınca edebî metinlerle ifade edilmiş ve şekillenmiştir. Tasarının temelinde yatan düşünce, dönem aydınlarının yaşadıkları ülkenin geleceğinden ümidi kestikten sonra ömrünü geçirmek ve nesillerinin devamını görmek için yeni bir dünya planlamaktır. Servet-i Fünûn sanatçıları, Sultan II. Abdülhamit in Devr-i İstibdad ından kurtuluşun mümkün olmadığına inanmaktadırlar. Ondan kurtuluşun tek yolu da Padişah ın ve adamlarının olmadığı başka bir ülkeye, daha açık bir ifadeyle uzak bir ülkeye gitmektir. Bu ülke dönem sanatçılarının kendi ruhlarında idealize ettikleri bir ülke olmalıdır. Servet-i Fünûn sanatçıları, eserlerinde gitmek 1 Bu konu hakkında Mehmet Kaplan şunları söyler: Bir ara Fikret arkadaşlarıyle beraber Yeni Zelanda adasına giderek orada hayal ettiği saadet ülkesini gerçekleştirmek ümidine kapılır. Bu mümkün olmayınca, Hüseyin Kâzım ın Manisa daki çiftliğine gitmeği düşünürler. Bu hayallerin yıkılışı üzerine Fikret, Bir Mersiye adlı şiirini yazar. Bk. (Kaplan, 2009: 112). 11 dörtlükten oluşan Bir Mersiye adlı bu şiirde Fikret, kendisini bunca heyecanlandırmış uzak ülke hayalinin olumsuz sonuçlanması üzerine yazmıştır. Kararsızlıklarıyla, ürkekliğiyle geçen ömründe hep saf olanı, kirletilmemiş olanı arayan Türk edebiyatının bu hassas yürekli şairi, sık yaşadığı hayal kırıklıklarından birine de mersiye yazmıştır. Âh sen, sen ki zîr-i bâlinde / bir yeşil köy hayâtı saklardın: / Şi rimin nuhbe-i mealinde / Sen, bütün safvetinle sen vardın. Bk. (Tevfik Fikret, 2007: 201). Şair in Rübab-ı Şikeste deki Berîd-i Ümmîd adlı ve benzer duyarlılıkla hayal kırıklığını anlattığı şiirinin de aynı nedenle yazıldığını Hüseyin Cahit Yalçın, hatıratında söylemektedir. Bunun dışında Fikret Ne İsterim, Bir Ân-ı Huzur ve Yeşil Yurt adlı şiirlerini de aynı duyarlılıkla kaleme almıştır. Bu şiirlerinde şair, Mâi bir göl, yanında bir meşcer, Hâke revnak veren güzellikler, böylesine bir doğada Bir külbe-i mesud içinde Bir köylü hayatı nı Bahara benzetilir bir yeşil saadet olarak görmekte ve yaşamak istediği doğa içindeki köyü anlatmaktadır.

3 Bir Servet-i Fünûn Masalı: Yeni Zelanda Fikri Ve Anadolu ya Avdet 1501 istedikleri ve geleceğe önerecekleri ülkeyi sanat eserlerinde şekillendirmişlerdir. Sanatın, şiir, roman, öykü ve resim dalında bu konunun işlendiği görülür. Bunun bir etkisi olarak şiir ve resmin bu dönemde iç içe girdiği ve birbirini etkilediğine şahit olunur. Bu dönem sanatçıları, edebiyatımızda tablo altı şiir yazma geleneğini kurmuşlardır. Bunlar, genellikle idealize edilmiş dünyayı gösteren el değmemiş tabiat manzaraları, saflığı ifade eden çiçek ve çocuk resimleri, güzelliği ifade eden güzel kadın tablolarıdır. Bu tabloların altına aynı duyarlıktan hareketle şiirler de yazılmıştır. Servet-i Fünûn ve Kaçış Servet-i Fünûn un en gözde eserlerini verdiği yılların, Sultan II. Abdülhamit in padişahlığı zamanına denk gelmesi, bu edebiyatı meyus ettiği kadar da yeni arayışlara itmiştir. Bu arayışların en orijinallerinden biri, içinde şüphesiz ki yaşamak hatta koloni kurmak için uzak memleketler arama fikridir. Bu fikri ortaya çıkaran nedenin istibdat baskısı olduğu da bilinmektedir. Hüseyin Kâzım Kadri nin aşağıdaki ifadeleri, yüzyıllardır Türk ün hayallerini süsleyen, fetihlerin en büyüğüyle yurt edilmiş Altın Boynuz a, devrin aydınlarının genel bakışını sergilemektedir: Vatanın âfâk-ı siyâsiyesi karardıkça bizim de gözlerimiz dönüyor ve beynimizin içinde şiddetli fırtınalar esiyordu. Her şeyden nevmid idik. Abdülhamit de günden güne mezalimini artırıyordu. Fakat biz teşebbüslerimizi o nisbette tezyid edemiyorduk. Memlekette bir ihtilal hareketinin başına geçecek bir kimse yoktu. Zâhiren muhalif görünenler de bu yüzden bir külah yapmak emelinde idiler. Ortalık casuslarla dolmuş, bütün ümit kapıları kapanmış ve bu elîm vaziyette yaşamak imkânı kalmamıştı. Bedrus Edendi nin mütevekkilâne sükûtu yerine Fikret in ateşîn sözleri geçmişti. Yanıp tutuşuyorduk. Fakat ne yapacağımızı da bilemiyorduk. Nihayet, yine Fikret bir çare buldu: bu memleketten hicret etmek! (Kadri, 2000: 67). Dönemin en önemli tanıklarından olan Halid Ziya Uşaklıgil de anılarında konuyu benzer bir şekilde Fikret merkezli olarak ele alır: Gözünde onu inciten, kudurtan ne varsa sanki bir büyüyle silinmiş göründü; İstanbul ve onun içinde, arkasında, ötesinde ne kadar kötülükler ve kirlilikler bulunuyorduysa bunlar hep bir unutma bulutunun altına saklanmış oldu. Artık onun görüş ufkunda bir yaşama alanı, bir mutluluk köşesi vardı ve orada muradına göre bir dünya yaratacaktı: Yeşil Yurt!.. (Uşaklıgil, 1987: 589). Hazırda bulunanların itiraz etmediği bu hülyanın fikir babası Tevfik Fikret başta olmak üzere herkes, kurtuluşun ancak kaçmakta olduğu bu şehirden: Örtün, evet, ey hâile Örtün, evet ey şehr / Örtün ve müebbet uyu, ey fâcire-i dehr!... 2 (Fikret, 2007: 299) diyerek, dünyada istibdatla kirletilmemiş yeşil bir belde aramaya koyulurlar 3. Firdevs Canbaz Yumuşak da konuyla ilgili yaptığı bir çalışmada Yeşil Yurt girişimi temelde bir 2 Tevfik Fikret in Sis adlı şiiri, devir aydınlarının pek çoğunun ortak duygusuyla İstanbul a karşı ağır ithamları olan bir metindir. Onun için İstanbul, Köhne Bizans, koca bunaktır. Bin kocadan arta kalan dul bakiredir. Şiirin anlatıcısı İstanbul u ağır ithamlarla tahkir ederken onun güzelliğindeki taze büyüyü kaybetmediğini, ona bakanların hala üzerine titrediğini, onun hala cana yakın göründüğünü de itiraf etmektedir. İstanbul munistir, cana yakındır ona göre ama bu munislik düşkün kadınların cana yakınlığıdır. Zira o, içine dökülen gözyaşlarına kayıtsız kalmaktadır. Anlatıcı, İstanbul un kuruluşunda lanet olduğuna inanmaktadır. Bu yüzden şehrin bütün zerrelerinde kirli riyakârlıklar bulunmaktadır. Temiz bir şey bulmak imkânsızdır bu şehirde. Şair, İstanbul un şahsında bir cehennem tasviri yaparken orada temiz insanların bulunamayacağını da iddia etmektedir. Sinir buhranına kapılan şair, ses tonunu yükselterek ona, ey şehr, örtün ve sonsuza kadar uyu, ey dünyanın fahişesi, diye lanet okur. Ve buradan sonra da kızgınlığını seslendiği şehrin sıfatlarını sıralayarak devam ettirir. (Türk, 2008: 97). 3 Servet-i Fünûn şiirinin genel karakteristiğini etkileyen bu durumla ilgili Ramazan Korkmaz, şunları söyler: Servet-i Fünûn kuşağında öte yer imgelemi ile beliren mekan, dünyanın tekdüze gerçekliğinden sıkılan yorgun ruhlar için ütopik bir sığınaktır; bu ütopik sığınak, yaşamak için değil, ama insani duyarlılıkları daha derin yaşamak için arzu edilir. Bu nedenle öte duygusu ve başka yer özlemi, Servet-i Fünûn kuşağının ana imgelerini üreten iki temel güç olarak karşımıza çıkar. (Korkmaz, 2004: 129).

4 1502 Hatem TÜRK çeşit gerçeklerden kaçıştır. (Canbaz. 2012: 56) demektedir. 4 Bu noktada yapılan tartışmalar arasında Avrupa da kimi yerler de söz konusu edilirse de Fikretçe, kabul görmez. Uzun sohbetlerin ardından Yeni Zelanda adası 5, hayalin en mücessem beldesi olarak kabul edilir 6. Konuyla ilgili Mehmet Rauf şunları söyler: O zaman ben, Tarabya da karakol gemisinde ikinci kaptandım. Geminin vazifesi yazın o sulara gelen sefaret gemileriyle teşrifat münasebetinde bulunmak olduğundan bu sayede Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İtalyan zabitleriyle hararetli bir dostluğum vardı. Bilhassa İngiliz sefâret gemisi İmojen süvarisi Kaptan Bain gayet samimi dostumdu. Ara sıra idare aleyhinde hissiyâtımı döktüğüm olmuştu. Bu tafsilâta vâkıf olan Fikret: -İmojen süvarisiyle sen de bir görüş de ondan belki bir fikir alırsın, dedi. Kaptan Bain bu teşebbüsümüzü alkışla karşıladı: -Azizim Rauf dedi, İngiltere de muhâceret için bu günlerde herkes bilhassa Yenizelanda ya gidiyorlar. Orası gayet münbit ve mahsuldâr, iklimi âb u havası pek latif bir yerdir. Eğer istersen sana muhâceret heyetleri için neşrolunan rehberlerden getireyim. Okur, tedkik eder ona göre karar verirsiniz. (Törenek, 1997: 67). Mehmet Rauf un tercümeleri, grubun beklentilerini karşılar niteliktedir. Fikret, bunun üzerine içine düştüğü koyu kötümserlik ve can sıkıntısından biraz sıyrılır (Akyüz, 1947: 53). Bu heyecanın ardından sanatçılar, yeni dünyanın planlarını yapmaya başlar. Para biriktirilir, bölgeyle ilgili kitaplar getirtilip okunur. Esat Paşa, Ankara dolaylarında ailesinden kalan bir çiftliği satıp ana parayı oluşturmaya söz verir. Hatta Fikret, birlikte yaşanacak hayatın mukavvadan bir şeklini de yaparak mimari sistemini de ortaya koyar. Yine Fikret in koyduğu bir şart da oraya bekârların ancak evlendikten sonra katılabilecekleridir. (Kadri, 2000:134). Konuyla ilgili müzakereler günlerce sürer gider. Hüseyin Cahit Yalçın, Hayât-ı Muhayyel ini yazar 7. Daha çok Fikret in Rumelihisarı ndaki yalısında devam eden bu sohbetlerin birinde hassas şair, arkadaşlarından birine küçük bir vesileyle kızıp Yeşil Yurt özleminden kısmen vazgeçer. İşte Yeşil Yurt, önce, dünyanın cenneti sayılan Seylan adasında kurulmak üzere başlamışken adanın cennet ününe karşın yabancılara karşı pek acımasız olan havası ve suyu, geçim biçimi, böcekleri ve türlü berbat sinekleri ve bunlardan başka oraya kadar yapılacak yolculuğun ve orada yerleşmenin bizleri karşı karşıya bırakacağı türlü türlü zorluklar bu düş dünyasının kurulacağı yeri değiştirmek zorunluluğunu doğurdu. Bunun sonucunda Hüseyin Kâzım ın Manisa çiftliği düşünüldü. (Uşaklıgil, 1987: 590). 4 Öte yandan konuyla ilgili yazısında Metin Kayahan Özgül de bu kaçışın nedenini bireysel bir nedenle, aşkla açıklar. (Özgül, 1988: 147). 5 Halid Ziya ise bu yerin Seylan adası olduğunu söylemektedir (Uşaklıgil, 1987: 590). 6 Hüseyin Cahit Yalçın hatıralarında konuyla ilgili şunları söylemektedir: Yeni Zelanda adalarına göçmen göndermek için Londra da bir dernek varmış, herkesi yüreklendiren broşürler çıkarmış. Oraya gidenlere parasız toprak veriliyormuş. Bu broşürlerde Yeni Zelanda nın iklimi, güzelliği son derece övülüyormuş. Mehmet Rauf, bunlardan birini ele geçirmişti. İngilizceden çevirerek bizlere anlatıyordu (Yalçın, 1999: 134). 7 Hikâyedeki: Orada her şey, gökyüzü bile yeni idi gibisine cümle, İstanbul çevresinden doğallıkla hiç görmediğimiz Güney Yarıküresi nin gökyüzüne bir dokunumdu. Yeni Zelanda girişiminde yalnız bir noktada Tevfik Fikret le aramda bir anlaşmazlık çıkıyordu. Fikret, sonuna kadar adada yerleşmek ve hiç ülkemize dönmemek düşüncesindeydi. Ben: - Hayır, diyordum, Abdülhamit ölür de ülkede meşrutiyet kurulursa Yeni Zelanda da kalamam, ne olursa olsun buraya dönerim! (Kadri, 2000: 135).

5 Bir Servet-i Fünûn Masalı: Yeni Zelanda Fikri Ve Anadolu ya Avdet 1503 Bundan sonra Fikret, rotayı Anadolu ya çevirerek burada bir Yeşil Yurt aramaya koyulur. 8 Manisa nın Sarıçam ilçesi, yeni hayal ülkesi haline gelir. Fikret, bu yeni heyecana kurşun kalemle köşk tasarımı yaparak katkı sağlar. Ortada ortak ve düzayak büyük bir salon. Burası hem oturma hem yemek odası ödevini görecekti. İki kenarda iki katlı birer kanat yatak odaları olacaktı. Fikret, salonumuzu nasıl döşeyeceğini bile kararlaştırmıştı (Kadri, 2000: 136). Bunun için Hüseyin Cahit Yalçın, buraya keşfe dahi gönderilir. Dönemin istibdat şartlarında zorla Sarıçam a giden Yalçın, bir hafta sonra bölgeye hayran bir durumda buraların fotoğraflarıyla döner: Fikret, bu köyün yanında çam ağaçlarıyla muhat bir tepecik olduğunu gördü ve bir an için Yeşil Yurd u burada kurabileceğini düşündü. Üstada karşı müşkül bir mevkide idik: Onun hayâlâtına vücut vermek ve buna taraftar görünmek kabil değildi; çünkü tahayyül ettiği tarz-ı hayata biz mani olacaktık. Bir hayli günler düşündü ve neticede bu hülyadan da vaz geçti! (Kadri, 2000: 69). Servet-i Fünûn Ütopik Yaşantısının Özellikleri Yeni Türk edebiyatında önemli bir hamle olarak ortaya çıkan bu ütopya 9 uzak ülke hayalinin, Servet-i Fünûn sanatçılarının genel anlamda bir kaçış fikr-i sabiti nden kaynaklandığı söylenebilir. Bununla birlikte onların gidilecek mekânın düzenlenmesine dair söyledikleri de ortaya önemli veriler sunmaktadır. Bu verileri Hüseyin Câhit in Hayât-ı Muhayyel inden hareketle şu şekilde özetlemek mümkündür: Bu mekânın her şeyden önce bir adada doğal ve yeşillikler içinde bulunan köy olduğu anlaşılır 10. Köy, sahilin en şirin, en sevimli bir noktasında ormanın içindedir. Köyün önünde büyük bir ağacın altında akşamları toplanılıp oturulur ve bu yeri geliştirmek için hayaller kurulur. Köy, tartışmalardan sonra imar edilir. Köşkler büyük ve süslü değil; yetecek kadar küçük, kışın fırtınalarına dayanacak kadar kuvvetli, fakat zarif, sevimli ve sadedir. Hepsinde birer büyük iş odası, birer küçük salon, çocuklar için birer küçük oda, birer yatak odası vardır. Köyün ortasında ortak bir bina vardır. Burası, herkesi alacak kadar geniş bir yemek salonundan, yine büyük bir salonla bir kütüphaneden oluşmaktadır. Sabah, akşam bütün aileler bu sofranın etrafında birleşir, samimiyet içinde neşeli yemekler yenir. Hizmetçi bulunmaz, herkes birbirine nöbetle hizmet eder. Yemekten sonra balkonda kahveler içilir, sohbete devam edilir, sonra biraz piyano çalınır, biraz şiir okunur. Burada herkes iş bölümüne katılır. Bilinmeyen işler öğrenilir. Çiftçilik, hayvancılık en sevilen işler olur. Para kazanma, ziynet ve gösteriş meraklılığı 8 Tanzimat tan sonra Türk edebiyatında filizlenmeye başlayan bu anlayış, edebiyat için olduğu gibi siyasetin de pratiğe en kolay döktüğü bir yol olacaktır. Mustafa Kemal in Osmanlı nın işgal edilmesinden sonra kurtuluş reçetesi olarak hayata geçirdiği Anadolu ya yöneliş, Mizancı Murad ın Turfanda Yahut Turfasından sonra edebiyatta görülen aynı hassasiyetten etkilenmiş olmalıdır. Edebiyatımızda önemsenmesi gereken bu olgunun önemli isimleri arasında Paşabeyzade Ömer Âli Bey, Nabizade Nâzım, Mehmet Emin Yurdakul, Ebubekir Hâzım, Mehmet Râuf, Rıza Tevfik, Faruk Nafiz, Yakup Kadri, Halide Edip, Refik Halit saylabilir. Özellikle Faruk Nafiz in Sanat, ve Han Duvarları şiiri, edebiyatımıza yeni bir yol olarak sunulmuştur, denilebilir. Ayrıca İkinci Meşrutiyet döneminde yazılan Ruhsan Nevvare ve Tahsin Nâhit in Jöntürk adlı tiyatro eseri de bu bağlamda değerlendirilebilir. Konuyla ilgili bir değerlendirme yazısı için bk. (Delilbaşı, 1324: ) 9 Dünya edebiyatlarında sıkça karşılaşılan uzak ülke hayali, Thomas More un Utopıa adlı eseri ile genel olarak bu isimle anılır olmuştur. Utopıa sözcüğü, Eski Yunancadaki Ou ve Topos sözcüklerinden türetilmiştir ve hiçbir yer anlamına gelir. Ancak iyi yer anlamına gelen eutopos sözcüğü ile ilgili bir kelime oyunu da olabilir. More, zaman zaman kendi kitabından Latince karşılığı ile söz etmiştir. Kullandığı Nusquama terimi, Nusquam yani hiçbir yer anlamına gelir. More, bu eserini Bir Ulusun En İyi Yönetim Şekli ile Yeni Utopia Adasına Dair alt başlığı ile gelecek nesillere, kendince, daha yaşanılabilir bir dünya sunmak amacıyla kaleme almıştır (Thomas, 2004). Ayrıca, Gerçekleşmesi mümkün olmayan hayal ve tasarımlar. Ütopya bir hayal ürünüdür. Yeryüzünde bulunmayan kusursuz bir hayat tarzını gaye edinir. Kişinin özlediği kusursuz bir dünyada yaşama isteği, ütopyaların tasarlanmasına sebep olmuştur (Karataş, 2004: 501). Dünya edebiyatları için yapılan bir incelemede sayının ucu açık bırakılmakla birlikte bizim tespitlerimize göre 1300 adet hayâli yer tespit edilmiştir. Bu yerlerin arasında bizim edebiyatımızda adı geçen Servet-i Fünûncuların Yeşil Yurt, Ahmet Haşim in O Belde, Peyami Safa nın Simeranya sı gibi herhangi bir hayali ülke adına rastlamadık (Manguel ve Gıanni, 2013). 10 Tevfik Fikret in ütopya anlayışı ile ilgili bk. (Kanter, 2011: ).

6 1504 Hatem TÜRK olmaz, çocuklar parayı bilmezler. Mecbur olunduğu kadar bir miktarda para bulundurulur, onu da köyde bu işe memur kişi harcar. Bunun için insanlar, kendilerini harap edecek kadar çalışmaya gerek duymazlar. Tarlada çift sürerken bile öküzler bir ağacın gölgesinde dinlendirerek otların üzerine uzanır, felsefi bir tartışma, bir şiir mecmuası ya da bir roman okunur ya da bir çoban hayvanlarını otlatırken yağlı boya resim yapar. Böyle bir yaşam sürdürülürken kendi dışlarındaki hayatı da hepten ihmal etmezler, süreli yayınlarla dış dünyadaki haberleri takip ederler. Posta geceleri bir tatil gecesidir. O gece piyano çalınmaz, türkü söylenmez, oyun oynanmaz, hep kütüphane salonunda toplanılır. Kadınlar, iş sepetlerini yanlarına alarak çocukların çoraplarını, fanilalarını ördükleri, çamaşırlarını diktikleri, çocuklar resimli kitapların başında gürültüsüz oynaştıkları sırada kütüphaneyi dolduran o huzur içinde derin bir tartışma başlar; sessizlik ya gazetelerin, yeni kitapların hışırtısıyla ya da bir sözcükle biter; sonra yine tartışma devam ederdi. Haftada bir gün tatil kararlaştırılmıştı. Tatil zamanları genelde kır gezintilerine ayrılmıştı. Adanın her noktası çok güzeldir. Buraların hepsine birer isim konulmuştur. Sırayla her hafta bir yere gidilir, üç dört saat süren uzak mesire yerleri de vardı. O gün akşama kadar orada oyunlar oynanır, sürekli yeşil duran çimenler üzerinde sohbetler edilir. Köy, gittikçe güzelleşir, arazide yollar gittikçe açılır, her taraf düzeltilir. Köşklerin etrafında güzel birer çiçek bahçesi oluşturulur. Çocuklara küçükken birer ağaç verilmiştir. Onlar, bu ağaçlarla büyür. Bu sevdalı hayatın son ödülü de güneşli bir sonbahar günü sevgililerin beraberce, güzel gençlik zamanlardaki gibi kucak kucağa ölümüdür. Sevgililer, yan yana aynı taşın altına genelde birlikte oturdukları yalnız kestanenin dibine gömülürler. Etraflarına mor menekşeler dikilir. Makber, köyün bütün âşıkları için uğurlu bir yerdir. Akşamları genç âşıklar bu mezarı ziyarete gelirler buradaki menekşelerden birbirlerine demetler hediye ederler Hayât-ı Muhayyel 11 - Mehmed Câvid e - Bu şimdiki âlemlerden pek uzaklara gitmiştik; mâzi ile aramızda ebedi fırtınalarla cenkleşen büyük denizler vardı. Şimdi her şey yeniydi: Hattâ kalplerimiz, hattâ hislerimiz, hattâ ilk günlerde kubbe-i saf ve laciverdîsi altında misafir olduğumuz sema-yı mükevkeb bile yeniydi. Çimenlerini çiğnediğimiz topraklar, ufuk üzerinde teressüm ettiğini gördüğümüz ormanlar, rehgüzârımızı tatîr eden çiçekler bile yeni, bâkirdi. Ve bu saf ve mâsum tabiatın sîne-i müşfikinde bizim için yeni başlayan bu hayat,- ah, bu hakikate iktirân etmeyecek hayat-ı muhayyel!- Bilhassa bu hayat-ı mu azzez hepsinden yeni, hepsinden saf ve tabii idi. Köyümüzü sahilin en şirin, en sevimli bir noktasında intihâb etmiştik. Adamızı ihata eden bahr-i hurûşânın heybetli dalgaları bizim sahilimize gelinceye kadar ilerideki kayalara çarparak kırılırdı. Ve birer elmas gibi parlayan beyaz, temiz kumlarımızı hafif hışırtılarla tehziz ettiği zaman, zannederdik ki bu ummân-ı bî-payan şu ıssız sahilin hep bir hiss-i uhuvvetle birleşen garîbü ddiyar mihmanlarına bir terâne-i tebrik ve teşci' ihda ediyor. Zaten bütün tabiat bize bu hüsnü kabulü göstermişti. Cesîm ormanların nesîm-i müferrihe tevdi' ettikleri tûde-i revâyih, bir hiss-i iğtirab ile ihtilaç etmek isteyen sinelerimize kuvvet-bahş bir deva-yı tesliyet getirir, ileride çağlayan sular bize cesaretler verir, kuşlar bize birer neşide-i metanet okur, bütün tabiat-ı muhite pâk- i tâbi bir hayat ile zinde, faal görünen bu valide-i müşfike bizi aguşuna alır, bağrına basar; bu derin, bu umumi hayat içinde kederlerimizi unutturur, etraftaki ahenk-i hayata karışmak, yaşamak -,oh, serbestçe, insanca yaşamak - arzularını bize verirdi. 11 Metin, yazarın Hayât-ı Muhayyel adlı hikâye kitabında bulunan ilk hikâyedir. Bk. (Yalçın. Tarihsiz: 2-17)

7 Bir Servet-i Fünûn Masalı: Yeni Zelanda Fikri Ve Anadolu ya Avdet 1505 Köyümüzün önünde ufk-ı mevvâcın beyaz köpükleriyle hasbihal eder gibi hal-i aşina duran rahîm ve sal-dîde, büyük bir ağacın altında ilk akşamlar toplandığımız zaman yanımızda oynaşan parlak saçlı sevgili çocuklarımız, mütehayyir gözlerle baktıkları cesîm vadilerimize, daha cesîm ormanlarımıza, semâmıza doğru kollarını bazen açarlar, bu na-mütenâhilikleri ruhlarını doldurmak isterlerdi. Ve bu tavırlarıyla da bize vazifemizi tecessüm ettirirlerdi: evet, bu aziz çocuklar büyütülecek, bu vadiler işlenecek çalışılacak, daima çalışılacak idi... Biz bu çalışmaya iptida köyümüzü inşadan başlamıştık. Zaten planlar hazırdı; bunlar uzun uzun münakaşât-ı samîmiye neticesinde hep karargir olmuştu. Köşklerimiz öyle büyük, müzeyyen değildi. İhtiyâcâtımıza, ancak ihtiyâcâtımıza kifayet edecek kadar küçük, kışın fırtınalarına dayanacak kadar metin, fakat zarif, sevimli, sade bilhassa sadeydi. Hepsinde birer büyük iş odası, birer küçük salon, çocuklarımız için birer küçük oda, birer yatak odası vardı. İhtiyâcâtımızı da mümkün olduğu kadar azaltmıştık; zaten süslü salonlardan, gayr-i tabii, mülevves hayatlardan kaçıyorduk. Bizi sade, elzem, yalnız elzem olan eşyalar memnun edebilirdi. Biz bahtiyar olmak için yaldızlı döşemelere, ipekli halılara, antika masnû'âta müftekır değildik. Hissi aile, bu refakat-i muhibbâne, sa'y ve gayret bizi mesut ediyordu. Birbirimizin yanında yaşamaktan, zihinlerimizde insaniyet için layık gördüğümüz bir hayat ile yaşamaktan, birbirlerimizi sevmekten, çalışmaktan, çocuklarımızı büyütmekten, bu saf hayattan, bu sade hayattan, -ah bu hayat-ı muhayyel ü muazzezden;- mesud idik. Köyümüzün ortasında müşterek bir bina vardı. Burası, hepimizi istî âb edecek kadar geniş bir yemek salonundan, yine büyük bir salonla bir kütüphaneden terekküb ediyordu. Sabah, akşam bütün aileler bu sofranın etrafında birleşirdik. Çocuklarımız yanlarımıza oturur, bir velvele-i şetâret, bir hava-yı samimiyet içinde neşeli bir ta âm başlardı. Hizmetçilerimiz yoktu. Hepimiz birbirimizin hizmetçisi, esiri idik. Her akşam bir aile mütenâviben îfâ-yı hizmet ederdi. Ve böyle sevdiklerimizin bir işini görmekte, onların tabaklarını kaldırmakta, yemeklerini vermekte ayrı bir lezzet, derin bir meserret duyardık. Sonra balkonda kahveler içilir, latifeler temâdî ederdi. Salona çekildiğimiz zaman şetâretli muhavereler arasında köyün hayatına müte allik meseleler hallediliverirdi, her şeyden bahs olunur, sonra biraz piyano çalınır, biraz şiir okunur, saatlerin tayerânından bîhaber kalınırdı. Küçük meleklerin pâk nazarları mahmurlaşarak göz kapakları düşmeye başladığı zaman artık anlardık ki vakt-i müfârekât gelmiştir; adeta derin tehassürlerle veda eder ayrılırdık. Herkes çocuklarını elinden tutarak kendi yuvasına çift çift dönerdi. Ve işte o vakit, sevgilim, biz de yapayalnız kalarak köyün en hücra kenarındaki kulübemize kadar gitmek için el ele verir, mesut ziyaları ayaklarımıza kadar dökülen semâ-yı nâmütenahinin kalplere bir hiss-i takarrüb veren büyüklükleri altında baygın kokulu çiçekler arasından geçerek yürürdük. Havalar o kadar saf, ahterân-ı sema o kadar beşûş ve câzip idi ki bunlardan ayrılmaya kıyamazdık. Bu serbest havaları bütün iştiyâkımızla teneffüs etmek için birbirimizin âgûşunda, birçok dolaşırdık. Lakırdıya, temîn-i muhabbete hiç lüzum yoktu. Bütün cihana basan bu samt-ı beliğ içinde biz vücutlarımızın o sıcak temâs-ı gaşyâveriyle bu cihandan yükselerek gezerken ruhlarımız birbirini anlar, sever, mesut olurdu. Avuçlarımdaki elinin bir aralık soğumaya başladığını hisseder: Üşüyorsun, derdim, dönelim. Ve döndüğümüz vakit gecenin nim-şafak zulmetini yırtmaya çalışan beyaz dalgalı cesîm deniz ikimizi birleştiren muhabbetin bir timsâl-i hurûşânı gibi nazarlarımıza çarpardı; birbirimize daha ziyade sokulurduk: Yüzümde saçlarının nevâziş-i muhîbini duyardım; dudaklarım sıcak gerdeninin bû-yı müskirini içerdi. İşte hayatı böyle şiir ve latifeye mezc ediyor, en maddi mecburiyetleri bile bir eğlence, bir zevk haline getiriyorduk.

8 1506 Hatem TÜRK İşte en büyük muvaffakiyetimiz burada tecelli ediyordu. Hepimiz bir işe yarıyorduk. Taksim-i mesai adeta tabiatıyla, kendi kendiliğinden hâsıl oluyormuştu. Ufak birer eyyâm-ı tecrübeden sonra çift sürmeğe, ibtida en güç zannettiğimiz bu mecburiyete alışmıştık. Halim koyunlarımızı, afacan keçilerimizi sağmak, tavuklara bakmak, civciv çıkarmak bu öyle eğlencelerdi ki kadınlarımız paylaşamazlardı. Pek zahmetli, yorucu işlere tahammül edemeyenler kuvvetleri derecesinde bir iş bulmuşlardı. Kimimiz inekleri otlatır, kimimiz balık tutmak için denize çıkar; kimimiz ekmek pişirir; kimimiz yoğurt; peynir tereyağı yapmağa uğraşırdı. Hepimiz bir kül teşkil edince köyün ihtiyacı ma ziyade ifâ ediliyordu. Para kazanmağa, ziynet ve debdebeye haris değildik. Çocuklarımız para bilmezlerdi. Harcdan tedarike mecbur olduğumuz bazı şeylerin mübadelesi için lüzum görünecek kadar bir paramız vardı; bununla da köyün muamelat hesabiyesine mamur olan kardeşimiz uğraşırdı; biz artık paranın; - arkada bıraktığımız âlemlerce şems-pâre âmâl ad edilen o meş ûm madenin yüzünü görmekten, ihtiyacını duymaktan kurtulmuştuk. İşte bunun için; ifnâ-yı vücut edercesine çalışmağa mecbur değildik. Tarlada çift sürerken bile öküzlerimizi bir ağacın gölgesinde dinlendirerek otların üzerine uzanır, bir mecelle-i felsefiyeyi tetkike, bir mecmua-ı eş ârı, bir romanı okumağa vakit bulurduk. İneklerimiz vakur ve batını revişleriyle sulak çayırların yeşillikleri içine gömüldüğü zaman bunların sığırtmacı müntehib bir mevkiye sehpasını yerleştirerek yağlı boya ile resimlerini yapar; avcılarımız muzlim ormanlar içinde tüfenklerini bir ağaca asarak şiir söyleyebilirdi. Hayât-ı cismaniye bize hiçbir vakit hayât-ı dimâgıyyeyi ihmâl etdiremezdi bizim için çalışmakta intisâb-ı ilm ve kemâl etmekte en birinci mevk î ihrâz ediyordu. Vâkıâ heycâ-yı medeniyetten pek uzaklara kaçmıştık; oralardaki mücâdelât-ı harîsânenin tarraka-i infiâlâtı bize kadar aks edemezdi; lakin medeniyetin ruhu besleyecek bütün lezâ iz-i mâneviyesi keşfiyât-ı müfîdesi bize posta ile daimâ gelirdi, diri diri bir mezâr-ı nisyâne gömülmemiştik. Posta geceleri bir leyl-i tatil idi. O gece piyano çalınmaz, türkü söylenmez, oyun oynanmazdı. Çay vaktinin geçtiğine de dikkat olunmazdı; hep kütüphane salonunda toplanırdık. Kadınlarımız iş sepetlerini yanlarına alarak çocukların çoraplarını, fanilalarını ördükleri, çamaşırlarını diktikleri, çocuklarımız resimli kitapların başında gürültüsüz oynaştıkları sırada kütüphaneyi dolduran o hevay-ı halisiyyet içinde derin bir mütalaa başlar; bu sükût ya gazetelerin, yeni kitapların hışırtısıyla yahut muhtasır bir lakırdı ile ihlal olunur; sonra yine o haris mütalaa devam ederdi. Gözlerimizi bir gaşve-i hırs ve menfaat bürümediği için bütün bütün bi taraf nazarlarla gördüğümüz bu şuûn-ı medniyye dudaklarımızda nasıl bir tebessüm-i muhakkar peyda ederdi? İşte o vakit köyümüzün hayat-ı asudesi daha ziyade takdir ve tafdis eder, birbirimizi daha ziyade sever, daha ziyade mesut olurduk. Bu hayat-ı mesai için haftada bir gün tatil kararlaştırılmıştı. Tatil zamanları ekseriyetle tenezzühe hasr olunurdu. Adamızın her noktası o kadar latif, o kadar şayeste-i ziyaret idi ki ekseriya intihâbda güçlük çekerdik. Buraların hepsine birer isim konulmuştu. Hemen sırayla her hafta bir yere gidilirdi. Üç dört saat süren uzak mesirelerimiz de vardı. Buralarını ekseriya mehtapta tercih ederdik. ale l-sihr küçük arabalarımızın tek atları yola düzülür; güzel manzaralı noktalarda tevakkuf olunarak muhibbâne latifeler edilir; bu umumi şevk ve şetaret içinde sonra yine kamçılar hafifçe şaklamağa başlar; arabalar tekrar yürürdü. Yolumuz bazen ormanların bir kenarına tesadüf ederdi. O vakit şu civanmert tabiatın feyz-i ihsanıyla neşv ü nema bulan nebâsât-ı cismâniyeye hayretlerle bakmaya doyamayarak bir taraftan kuşların ahenklerini dinlediğimiz sırada ferah verici bir serinlik içinde yol alırdık. Alelacele acayip yapraklardan, o ana kadar hiç görülmemiş çiçeklerden bir demet, iklîl yapılır, arabadan arabaya kahkahalarla beraber fırlatılırdı nihayet istediğimiz bir çağlayana, geniş manzara, bir tepeye, bir koruya varılınca arabalardan kemal-i tehâlükle atlanır, çocuklar cıvıldaşır, koşuşur, saf ve samimi, büyük bir aile hayatı bütün lezzet-i muhalesetini hissettirirdi. O gün akşama kadar orada oyunlar oynanır, daimi surette yeşil

9 Bir Servet-i Fünûn Masalı: Yeni Zelanda Fikri Ve Anadolu ya Avdet 1507 duran çimenler üzerinde sohbetler edilir, gurûb-ı şemsin fevvâre-i rengîninden bulutlara saçılan şaşaa-i envâr içinde kamerin handân-ı çehresi parlamaya başladığı zaman avdet de başlardı. Oh, böyle geceleyin, yüz binlerce mahlûkun hevâ-yı mevcudiyeti, hayatı ile meşbu olan bu sâkit, bu haşyet-aver cesîm ormanlar içinde, nûr-ı kamerin donuk bir gâze-i şiir ve hayâl ile örttüğü bu eşcâr ve ezhâr arasından kendi kalplerimizi, kendi hislerimizi dinleyerek sâkitâne geçmek başkaları için ne anlaşılmaz bir saadetti bize nasîb ediyordu! Bu derin ihtisâslardan sonra bizdeki metânet, hep mahâsin, safvet daha ziyâde artardı ve bir lahn-ı muhteriz ihtisasat-ı kalbiyesini ağır ağır tercümeye başlar başlamaz, bu, umumi bir silsile-i nagamâtın ibtidâsına işaret olur, bir an evvelki sükûnet bir gulgûle-i tarâba inkilab ederdi. Bir gün bütün köyün içinde birden bire bir mevce-i sürur kabardı: Küçük cemiyetimiz bir günü daha kazanıyordu, köyün bir çocuğu olacaktı. Artık bütün musahebeler bütün hulyalar bu mini mini refik-i mübeccele tevcih etti. Herkes onu erkek istiyordu. Oh bu köyün çocuğunu daha şimdiden herkes ne kadar seviyordu! Bütün kadınlar bir şefkat-i mâderane ile mini mininin çamaşırlarını hazırlamağa başladılar. Artık meydanda hep küçücük yavrunun küçücük elbise teferruatından başka bir şey görülmüyor. Köyün mebna-ı istikbaline ilk taşı vaz eden genç valide umumun ihtimâmât-ı nazikeseni kendisine müteveccih buluyordu, bütün köy kendisi için titriyordu. Bu beşeriyet-i cedidenin ilk mahsul-i ümidi Âdem den başka bir nam ile tesmiye edilemezdi. Bu karar verilince küçük Âdem kemal-i sürûr ile alkışlandı. Artık kudvemine intizar ile vakit geçiriliyordu. Nihayet bir gün bu tıfl-ı muazzez şu alicenab arzın gürbüz bir oğlu kainata hayat veren güneşle beraber dünyaya geldi. Namı köyün defter-i vakâyına kayd olundu. O gün bizim için bir yevm-i ıyd idi Sonra Âdem ler, Havva lar, tevâli etmeye başladı. Köyün hayat-ı neş edârı gittikçe artıyordu. Bir yandan büyüyen çocuklar kütüphane salonunda muntazaman derslerini aldıktan sonra babalarına yardıma gidiyorlar, kızlar vâlidelerinin işlerine iştirak ediyorlardı. Arazimizde görülen kuvve-i namiyye Çocuklarda da hayırlı tesirini gösteriyordu. Hepsi birer arslan yavrusu gibi iri, güzel, sâf idi. Bu küçük genç adamların birer bahadır gibi gezişlerine, melek gibi genç kızların hırâm-ı nâzikine bakıp da imrenmemek, mesûd ve müftehir olmamak kâbil değildir. Köyümüz de güzelleşiyor, arazide yollar gittikçe açılıyor, her taraf düzeltiliyordu. Artık köşklerin etrafında güzel birer çiçek bahçesi vücûda gelmiş. Bütün köy serapa bir şükûfezârdan ibaret kalmıştı. Civardaki bostanlarımızda da yemiş ağaçları, sahipleri olan yavrumuzla beraber büyümüş idi. Çocuklara küçük iken birer ağaç verilmişti. Evvelce vâlidelerinin kucaklarında gelerek bunların gölgesinde oynarlardı. Hâlbuki şimdi bu ağaçların meyvesini koparıyorlar, vaktiyle beraber oynaştıkları kuzuların, oğlakların yetiştirdikleri yavruların yavrularını sağıyorlardı. Salon ictima ları, taâmlar gittikçe daha ruhlu, daha şetâretli oluyordu. Bizim mahsul-i sâyimiz olan yeni şiirler yeni hikâyeler alenen okunduğu sırada bazen bunların arasında korularda çağlayan sular gibi tabii ahenkli, berrak, sahravî, acemi şiirler de mahcubâne okunur. O ana kadar birçoğumuzdan gizli tutularak ikmal edilmiş bir levha-ı mahcubâne teşhir edilir. Kemal-i şevk ve teşvik ile alkışlanırdı: Bunlar çocuklarımızın evsaf ü pâk-i ruhlarının mir at-ı ihtisâsâtıydı. Bu ihtisâsât içinde yavaş yavaş mavi bir gözün nazar-ı hârı siyah bir saçın bûy-ı refiki safiyyet-i kalbe delâlet edecek bir sâfiyet-i ifade ile bizi irşâda başladı. Kalplerinin bütün temayül-i mâsûmânesiyle birbirlerini seven bu gençleri bahtiyar etmek köyün en tatlı meşgalesi olmuştu. Köye yeni köşkler ilave olunuyor. Defter-i vekâyı yeni yeni hâtırât-ı saadet ile zenginleşiyordu. Ve mesut u âsûde seneler kemâl-i sükûnetle tevâli ettikçe insan, hayvan, ağaç, çiçek bütün şu mahsulât-ı tabiat birbirlerine daha sıkı bir rabıta-ı teâvün ile bağlanıyor. Bu afif ve faal tabiatın sînesinde bütün âlâyiş-i medeniyetten âzâde guyûr bir beşeriyet yeni bir hayat-ı insaniyet buluyordu.

10 1508 Hatem TÜRK Evet, handân-ı baharları müteakip müsmir sayflar; sonra soluk hazanlar, fırtınalı kışlar gelip geçiyordu. Lakin biz seninle sevgilim kulübemizde yalnız bir mevsim biliyorduk: Ebedi bir bahar-ı nilgün-i garam bizi daimi bir şebâb-ı aşk içinde yaşatıyordu. Dışarıda ağaçların kuru yaprakları döküldüğü hırçın hadîd rüzgârlar ağaçları yerinden sökmek istediği zaman bizim âsumân-ı muhabbetimizden aşiyan-ı saadetimize hep pembe çiçekler dökülürdü. Geceleri kulübemizin önündeki kanepeye, çocuklarımızla beraber büyüyen çiçeklerin arasına oturup da muhabbetimiz gibi daima genç duran ziya-ı nücûm altında el ele düşündüğümüz zaman maziye teveccüh eden hayalimiz bize bu köye geleliden beri saadetten, muhabbetten gittikçe artan bir saadet ve muhabbetten başka bir şey bulup gösteremezdi. Burada seninle bütün bütün muhabbetimizin olarak sırf muhabbetimiz için yaşamıştık. O evvelki, ta evvelki hani şu korkunç denizlerin, bir daha avdet edilmesi muhal olan mesafeleri arkasında bıraktığımız o mâzînin bütün o kıskançlıkları, bütün o azapları, gözyaşları bitmişti. Buranın o sükûnetli gecelerinde bütün o tabiatı ezen o sükût-ı hâb pençesinde asla doyamadığımız bir leyl-i muhabbet imrar ederken birbirimizi der-aguş ettiğimiz zaman bizi hiçbir kuvvetin ayıramayacağına emindik; münhasıran birbirimizin, ebediyen birbirimizin olduğumuzu bize bu derin sükûnetler içinde inleyen meshûf-ı garâm emellerimiz temin ederdi. İşte bu emniyetten mesut olmuştuk, işte bu itimat ile yaşamıştık. Fakat, eski maziden bizi tathîr eden bu hayât-ı muazzez şu ağarmış saçlarımızla, görmüyor musun sevgilim, bize bu saadet-i hayatı artık sofraya sığışamayan genç ailelere terk etmek zamanı geldiğini ihtar ediyor? Bu hayât-ı garâmın son bir mükâfatı olmak üzre güneşli bir sonbahar günü ikimiz beraber, o güzel gençlik zamanlarımızdaki gibi kucak kucağa iken ölüyor idik. İkimizi yan yana aynı taşın altına ekseriye birlikte oturduğumuz şu yalnız kestanenin dibine gömüyorlardı. Etrafımıza tekmil mor menekşe dikmişlerdi. Makberimiz köyün bütün âşıkları için bir ziyâretgâh-ı müteyyemmen idi; akşam vakitlerinin sakin, rûh-ı istinâs-ı tenhâyî-i hazîni arasında genç âşık ve âşıkalar çift çift bizim mezarımıza kadar gelirlerdi. Menekşelerimizden birbirlerine demetler hediye ettikleri sırada bizi göstererek: Şunları görüyor musun, derlerdi, bunlar çocukluktan beri birbirlerini severek yaşadılar, severek terk-i hayat ettiler, işte biz de bunlar gibi olalım. Ve işte bizi mukaddes, ebedî bir muhabbet-i mütekâbilenin timsali gibi birbirlerine göstererek ebedî bir sebâta, ebedî bir vefa ve muhabbete en büyük bir delil, en büyük bir ahd olmak üzere, orada, kabrimizin beyaz taşı üzerinde, mormenekşelerimizin baygın nazarlarına karşı kemâli sâfiyetle uyuşarak bizim rûhumuza yemin ederlerdi 16 Teşrîn-i Evvel 1314 / 28 Ekim 1898.

11 Bir Servet-i Fünûn Masalı: Yeni Zelanda Fikri Ve Anadolu ya Avdet 1509 Sonuç Daha çok Servet-i Fünûn döneminin hassas şairi Tevfik Fikret in şekillendirdiği ve kendisine saygısı olan pek çok dönem arkadaşının da iştirak ettiği, yeni bir dünya kurma fikri, önce güney yarım kürede ifadesini bulsa da sonrasında rotayı Anadolu ya çevirir. Birtakım olumsuzluklar sonrasında bu tasarı da düşünce aşamasından fiiliyata geçemez. Sonuçta bu hayal, birtakım edebi eserin ortaya çıkmasına hizmet etmiştir. Bunun yanında hayalin edebi eserlere yansıması, aslında insanoğlunun sıklıkla yaptığı şeylerden biridir. Bu yönüyle sanatçılar, toplumlara ön ayak olmuşlar onların hayatlarını kolaylaştırmışlardır. Sanatın hayatla ilişkisi bağlamında değerlendirildiğinde bu durum önemsenmesi gereken veriler sunar. Sanatçının, hayalî olanları bir edebi metinde tecessüm ettirmesi topluma bütünüyle olumlu sonuçlar sunmasa da ufuk açıcı niteliği yadsınmaz bir gerçektir. KAYNAKÇA AKYÜZ, Kenan, (1947), Tevfik Fikret, Ankara: Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Yayımları. [DELİLBAŞI], Ali Süha, Temaşa Tenkidâtı - Jöntürk Aşiyan, nr. 5(25 Ey.1324), s KADRİ, Hüseyin Kâzım, (2000), Meşrutiyetten Cumhuriyete Hatıralarım, (2. Baskı), (Haz. İsmail Kara), İstanbul: Dergâh Yayınları. KANTER, Fatih, (2011) Tevfik Fikret ve Ahmet Haşim in Şiirlerinde Ütopya, Volume 6 / 3 Summer Sayfa: KAPLAN, Mehmet, (2009), Tevfik Fikret, Devir, Şahsiyet, Eser, (12.Baskı), İstanbul: Dergâh Yayınları. KARATAŞ, Turan, (2004), Edebiyat Terimleri Sözlüğü, (2. Baskı), Ankara: Akçağ Yayınları. KORKMAZ, Ramazan, (2004), Yeni Türk Edebiyatı El Kitabı, Ankara: Grafiker Yayınları. MANGUEL, Alberto ve GUADALUPİ, Gıanni, (2013), Hayali Yerler Sözlüğü, (3. Baskı), (Çevirenler: S. Okyay, K. Kutlu), İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. ÖZGÜL, M. Kayahan, (1988), Bir Ütopya Taslağı: Hayat-ı Muhayyel Türk Dünyası Araştırmaları, nr. 53, s TÖRENEK, Mehmet, (1997), Yeşil Yurt Hikâyesi Mehmet Rauf Edebi Hatıralar, İstanbul: Kitapevi. Tevfik Fikret, (2007), Rübâb-ı Şikeste, (2. baskı), (Hazırlayanlar: A. Uçman H. Akay), İstanbul: Çağrı Yayınları. THOMAS More, (2004), Utopia, (Çev. T. Göbekçin), Ankara: Öteki Yayınevi. TÜRK, Hatem, (2008), 10 Temmuz Meşrutiyet Bayramı, Erzurum: Salkımsöğüt Yayınları. UŞAKLIGİL, Halid Ziya, (1987), Kırk Yıl, İstanbul: İnkılap Kitabevi. [YALÇIN], Hüseyin, Cahid, (tarihsiz), Hayât-ı Muhayyel, Tâb ve Nâşiri Dersaadet (3. baskı), İstanbul: İkdam Matbaası. [YALÇIN], Hüseyin Cahit, (1999), Edebiyat Anıları, İstanbul: Türkiye İş Bankası.

12 1510 Hatem TÜRK YUMUŞAK, Firdevs Canbaz, (2012), Ütopya-Karşı Ütopya ve Türk Edebiyatında Ütopya Geleneği, Bilig, S. 61 (Bahar 2012), s

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Doç. Dr. Rıza BAĞCI ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖĞRENİM DURUMU Lisans: 1976-1980 Doç. Dr. Rıza BAĞCI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ/TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ Yüksek Lisans: 1984-1987 EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL

Detaylı

ÖZ GEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı: Oğuzhan KARABURGU 2. Doğum Tarihi: 1975 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu:

ÖZ GEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı: Oğuzhan KARABURGU 2. Doğum Tarihi: 1975 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu: ÖZ GEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Oğuzhan KARABURGU 2. Doğum Tarihi: 1975 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Erciyes Üniversitesi 1998 Y. Lisans Yeni

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

yaşam boyu bağlanırsanız.

yaşam boyu bağlanırsanız. Size nasıl tarif etsem ki... İlk görüşte âşık olmak gibi bir duygu. " İşte bu benim aradığım kadın," dersiniz ya, işte öyle bir şey. Önce teknenize âşık olacaksınız sonra satın alacaksınız. Eğer sevmeden,

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý

Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý Ö m e r A y h a n Sami Paþazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdý Tanzimat edebiyatýnýn düzyazý yazarlarý, öyküden çok romana eðilmiþ, öykü türündeki verimleri, neredeyse romana yaklaþan oylumlarýyla

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE 1. SINIF TÜRKÇE Bu kitabın bütün hakları Hacer KÜÇÜKAYDIN a aittir. Yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright 2015 YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN

Detaylı

AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin

AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin elindeki Posta Gazetesi ne takıldı gözüm.görevli hanımın gözü

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN "Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor)

ÖZGEÇMİŞ. 2014-2015 Yaşar Kemal in Romanlarında Toplumcu Gerçekçilik (devam ediyor) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Secaattin Tural 2. Doğum Tarihi : 15.07.1966 3. Unvanı : Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora 5. Çalıştığı Kurum : Kırklareli Üniversitesi Derece Alan Üniversite Lisans Türk Dili

Detaylı

NADOL. yaşam evleri. www.anadoluyasamevleri.com

NADOL. yaşam evleri. www.anadoluyasamevleri.com A yaşam evleri. www.anadoluyasamevleri.com A yaşam evleri. ... SEHIRCILIK VE KONT ALGISINI YENIDEN TANIMLIYORZ Safranbolu nun en değerli ve en büyük arazileri üzerinde hayata geçireceğimiz Anadolu Yaşam

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

5 YAŞ ANASINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

5 YAŞ ANASINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ 5 YAŞ ANASINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ FEN VE DOĞA ETKİNLİĞİ DRAMA Araştırma ve problem çözme becerilerini Arkadaş ilişkilerini geliştirmek,akıcı geliştirmek konuşmalarını kendine güvenmelerini - Öğrenmeyi

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

şimdi mavi ve yeşili zamanı www.goldeluxekonutlari.com

şimdi mavi ve yeşili zamanı www.goldeluxekonutlari.com şimdi mavi ve yeşili de y a ş a m a zamanı www.goldeluxekonutlari.com şimdi mavi ve yeşili de y a ş a m a zamanı 1. ETAP Eryaman ın Parlayan Yıldızı... VALE Göksu Parkına Yürüme Mesafesi Metro ya Uzaklık

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari 10-11 Mayıs 2008 tarihleri arasında Fotoğraf Sanatı Kurumu organizasyonunda

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

OTELİMİZDE ; RESTORAN, KONFERANS SALONU, ZİYAFET SALONU, OYUN SALONU VE OTOPARK BULUNMAKTADIR.

OTELİMİZDE ; RESTORAN, KONFERANS SALONU, ZİYAFET SALONU, OYUN SALONU VE OTOPARK BULUNMAKTADIR. OTELİMİZDE ; RESTORAN, KONFERANS SALONU, ZİYAFET SALONU, OYUN SALONU VE OTOPARK BULUNMAKTADIR. ODA SAYISI:28 (2 SUİT ODA) ODALARDA; MİNİ BAR, KLİMA VE TELEVİZYON MEVCUTTUR. OTELİMİZ PLAJA 100 MT UZAKLIKTADIR.

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

MALATYA KÖŞKE ÇIKIYOR! Ayrıcalıklı ve muhteşem bir hayat...

MALATYA KÖŞKE ÇIKIYOR! Ayrıcalıklı ve muhteşem bir hayat... MALATYA KÖŞKE ÇIKIYOR! Ayrıcalıklı ve muhteşem bir hayat... BAZILARI BÜYÜK YAŞAR! İşi büyük, tutkuları büyük, vizyonu büyük insanlar için özel bir proje Yıllarca çalıştınız. Emek verdiniz. Fedakarlık yaptınız.

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Mustafa Köz Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Resimleyen: Yasemin Ezberci Yayın Koordinatörü:

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE?

ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE? ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? Prof. Dr. Mukim SAĞIR ÖZET Bu makalede ana dil ve ana dili terimlerinin kullanımları üzerinde durulacaktır. Aralarında nüans olan bu iki terimin Türkçe ve Türk Dili öğretiminde

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti?

Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Osmanlı denize küskün müydü? Nice denizlerde hüküm sürmüştü de neden denize girmek yerine sahildeki kahvehanelerden onu seyretmekle yetinmişti? Denize girmediği gibi, denizden çıkanı da mutfağına sokmamıştı

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

YEDİGÖLLER MİLLİ PARKI

YEDİGÖLLER MİLLİ PARKI YEDİGÖLLER MİLLİ PARKI Ülkemizin nadide şehirlerinden birisi olan Bolu alanlarında bulunan ve yedi adet gölden oluşan Yedigöller milli parkı adeta bir saklı cennet köşesi gibidir.. Gerçek huzur ve doğa

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi

APADOKYA. Güzel atlar ülkesi K Güzel atlar ülkesi APADOKYA Aslına bakarsanız anlatacağım hikayenin neresinden başlamalıyım inanın bilemiyorum. İçinde tarih olan, mitolojik çağların mistik kokularını çağrıştıran ilginç ve bir o kadar

Detaylı

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde.

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde. 1. a) Bende yapışık, sende yapışık Çam ağacı çamda yapışık. b) Sende de var, bende de var Bir kuru çöpte de var. c) Arifsiniz, zarifsiniz Kendinizi neden bilirsiniz? 2. a) Ağzı var, dili yok Canı var,

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Kentliye seslendi. ye nin örnek ilçesi haline getirmek. Ünal, Kentlileri; bir yelpazede devam ediyor. Hizmetlerimizin. hizmetlerin en etkin

Kentliye seslendi. ye nin örnek ilçesi haline getirmek. Ünal, Kentlileri; bir yelpazede devam ediyor. Hizmetlerimizin. hizmetlerin en etkin Kentliye seslendi Başkan Ünal, Kentlileri; Kentleşme düzeyiyle, alt yapısıyla, sınırları içinde yaşayanların eğitim ve kültür seviyesiyle İstanbul un modern ve aydınlık yüzü olan Beşiktaş ı Türki- BEŞİKTAŞ

Detaylı

SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ

SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ BAKİ SARISAKAL SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ (İSHAK PAŞA CAMİSİ) Selanik Alaca İmaret Camisi Alaca İmaret Camisi Selanik şehir merkezinin kuzey bölümünde bulunmaktadır. Aziz Dimitris

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

SÖZCÜKTE ANLAM. Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Terim Anlam Sözcükler Arasý Anlam Ýliþkileri Anlam Olaylarý Söz Öbeklerinde Anlam

SÖZCÜKTE ANLAM. Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Terim Anlam Sözcükler Arasý Anlam Ýliþkileri Anlam Olaylarý Söz Öbeklerinde Anlam SÖZCÜKTE ANLAM 1 Gerçek Anlam Yan Anlam Mecaz Anlam Terim Anlam Sözcükler Arasý Anlam Ýliþkileri Anlam Olaylarý Söz Öbeklerinde Anlam BADEM AÐACI Ýlkbahar gelmiþti. Hava bazen çok güzel oluyordu. Güneþ

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Biliyorum ki dekoratör sözcüğü bugün pek de popüler değil, hatta modası geçmiş bir ifade fakat yine de kendimi dekoratör olarak tanımlamak bana daha

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş KURABİYE EV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Refik Durbaş KURABİYE EV Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör:

Detaylı

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır.

- Kurslara, seminerler katılın, farklı mekanlar keşfedin. Kendiniz için bir şeyler yapın. Böylelikle eşinize anlatacağınız farklı şeyler olacaktır. Lilay Koradan www.gencgelisim.com - Bir ara sinemaya ya da tiyatroya gidelim mi? demek yerine, iki kişilik bilet alın. Ona Sürpriz, yarın akşam sinemaya gidiyoruz dediğiniz zaman sizinle gelecektir. -

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

www.folkarthillscesme.com www.folkart.com.tr

www.folkarthillscesme.com www.folkart.com.tr www.folkarthillscesme.com www.folkart.com.tr DENİZE AÇILAN KAPI Ege nin gözbebeği Çeşme de maviyle yeşili birbirinden ayırmadık, Çeşme ye yakışan bir hayat tasarladık. ÇEŞME MARİNA PAŞALİMANI KOYU ILICA

Detaylı

MEHMET İHSAN MERMERCİ OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ COMENIUS PROJESİ A TRIP ACROSS EUROPE FAALİYET RAPORU

MEHMET İHSAN MERMERCİ OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ COMENIUS PROJESİ A TRIP ACROSS EUROPE FAALİYET RAPORU MEHMET İHSAN MERMERCİ OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ COMENIUS PROJESİ A TRIP ACROSS EUROPE FAALİYET RAPORU PROJE : A Trip Across Europe TOPLANTI NO : 4 TOPLANTI YERİ : Malaga,İSPANYA TOPLANTI TARİHİ

Detaylı

ikonu bir yeşilçam (ev dekorasyon)

ikonu bir yeşilçam (ev dekorasyon) (ev dekorasyon) bir yeşilçam ikonu Türk insanının hayatına girdiği 60 lı yıllardan bu yana zarafeti ve paylaşmaktan çekinmediği bilgi birikimiyle rol modeli olmuş Filiz Akın ın İstanbul a bir tepeden bakan

Detaylı

Mark Howorth imzasıyla

Mark Howorth imzasıyla DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Mark Howorth imzasıyla CHALET SOLAIS İsviçre nin Villars bölgesindeki dağların tepesinde, vadiye hakim bir noktada bulunan Chalet Solais, ünlü İngiliz

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Kızılay Haftası (29 Ekim 4 Kasım) Atatürk Haftası (10-16 Kasım) Öğretmenler Günü (24 Kasım) SERBEST ZAMAN

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

Özel gereksinimli çocuklar

Özel gereksinimli çocuklar Özel gereksinimli çocuklar Spor becerileri yolu ile toplumsal yaşama uyum ve katılımlarını sağlamak Mutlu ve üretken bireyler olmalarına yardımcı olmak. Programımıza yaklaşık 70 sporcu devam etmektedir.

Detaylı

ilk yar'larımızın sevgili dostları

ilk yar'larımızın sevgili dostları ilk yar'larımızın sevgili dostları Bu akşam da Mersin üniversitesinden sevgili İbrahim'in izlenimini paylaşıyoruz... Daha önce Mersin ekibinin her projemize gelişi ile verdiği eşsiz katkıya değinmiştik...

Detaylı

Ali Çolak. Bir Bahçe Düþü

Ali Çolak. Bir Bahçe Düþü Ali Çolak Bir Bahçe Düþü Deneme ALÝ ÇOLAK; 1965 yýlýnda Nazilli de doðdu. Gazi Üniversitesi Teknik Eðitim Fakültesi nde baþladýðý yüksek öðrenimini, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eðitim Fakültesi Türk

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr.

Yeni Türk Edebiyatında Kadıköy. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER. 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 1. Adı Soyadı: Haluk ÖNER 2. Doğum Tarihi: 11.10.1979 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Türk Dili Ve Edebiyatı Marmara 2000 Y. Lisans Yeni Türk Edebiyatı Marmara

Detaylı

Hayatınıza değer katarak, ev sahibi olmaktan öte yeni bir deneyim sunan Seyir Konutları ile sizleri ayrıcalıklı bir yaşama davet ediyoruz.

Hayatınıza değer katarak, ev sahibi olmaktan öte yeni bir deneyim sunan Seyir Konutları ile sizleri ayrıcalıklı bir yaşama davet ediyoruz. Hayatınıza değer katarak, ev sahibi olmaktan öte yeni bir deneyim sunan Seyir Konutları ile sizleri ayrıcalıklı bir yaşama davet ediyoruz. Estetik değerlere bağlı ve kullanımı kolay mekanları yaratırken

Detaylı

Şimdi Okullu Olduk İlkokul 1. Sınıf

Şimdi Okullu Olduk İlkokul 1. Sınıf Yrd. Doç. Dr. Özgül Polat Şimdi Okullu Olduk İlkokul 1. Sınıf 11 Adım ve Soyadım Eşleştirme yapalım. A Cümlelerin ilk harflerinin her zaman büyük olması gerektiğini biliyor muydunuz? e T t E l e E L L

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Acilen markete gitmeniz gerek. Gardırobunuzdan çarçabuk ne seçersiniz?

Acilen markete gitmeniz gerek. Gardırobunuzdan çarçabuk ne seçersiniz? Bayanlara Özel Test Giysi Seçiminiz Kişiliğiniz Hakkında Ne Söylüyor? 1-1Formun Üstü Bir iş toplantısındasınız ve tek bayan sizsiniz. a) Zekice yorumlarınızla öne çıkar, varlığınızı hissettirirsiniz. b)

Detaylı

Yazarla ilgili detaylı bilgiye www.sayasa.com adresinden erişilebilir.

Yazarla ilgili detaylı bilgiye www.sayasa.com adresinden erişilebilir. Didem Kanca Üstay, 1977 yılında İstanbul da doğdu. Lisans diplomasını 1998 yılında Amerika da Georgetown Üniversitesi nden aldı. 1998-2000 seneleri arasında tıp fakültesi lisans ders lerini tamamladı.

Detaylı

A NEW LIFE STYLE IN THE WORLD NEW S 15

A NEW LIFE STYLE IN THE WORLD NEW S 15 A NEW LIFE STYLE IN THE WORLD NEW S 15 index Mira Avangarde Trend Combo Angel 4-7 8-13 14-19 20-27 28-35 Nazar Eslem Ottoman 36-41 42-47 48-53 Chester Dilara Lady 54-61 62-67 68-73 4 5 Hayal kurmak önemlidir.

Detaylı

Yönler ve Yön Bulma. Yönler ikiye ayrılır.

Yönler ve Yön Bulma. Yönler ikiye ayrılır. Yönler ve Yön Bulma Nerede olduğumuzu anlatmak, bir yeri bulmak veya bulunduğu yeri tarif edebilmek için yönleri kullanırız. Yön, belli bir noktaya göre, bir yerin bulunduğu taraftır. Evimizin, okulumuzun,

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort +90 444 1 352 www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... L U X U R I S M Luxurism, sadece bir kelime değil; mükemmelliğin heyecan

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ SİNEMA GÜNÜMÜZ TİYATRO ETKİNLİĞİMİZ OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ BRANŞ DERSLERİMİZ AİLE KATILIMI ETKİNLİKLERİMİZ ARALIK AYI

Detaylı

1) Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi terim anlamıyla kullanılmıştır?

1) Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi terim anlamıyla kullanılmıştır? 1) Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi terim anlamıyla 1. A. Eski evimiz toprak yolun kenarındaydı. 2. B. Hiç değilse spor bir ceket alsaydın. 3. C. Oyunun ikinci perdesinde çok eğlendik. 4. D.

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı