One minute ve Arapça meali

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "One minute ve Arapça meali"

Transkript

1 Ortaklaşma Süreci: Yeniden kuruluşun eksenleri Yurtsever >> 26/ Konferans için notlar Eker >> 28 EKMEK&ÖZGÜRLÜK A Y L I K S İ Y A S İ D E R G İ u S A Y I 6 u Ş U B A T u 2 T L Sınıftan kaçış bitti! TEKEL direnişiyle, siyasal mücadelelerin sınıfsal bir bağlam edinmeksizin meşrulaştırılamayacağı bir yeni dönem açılıyor Tekel direnişinin prizmasından Kalyon >> 11 Sarıgül ün TDH si Aydın>> 13 Gülen cemaati üçüncü güç mü? Güneş>> 14 Faşolar sahnede Çeçen>> 16 Halil Savda ile vicdani ret üstüne Aydoğan>> 19 Tarlabaşındaki yoksulluk yuvaları temizlenirken Atalay>> 29 LGBTT lerle solun ahvali Altunpolat>> 40 Ece Temelkuran fena halde yanılıyor Dinçer>> 44 Angelopulos sineması üzerine Yazır>> 46 Ertuğrul Kürkçü TEKEL işçileri 4-C statüsünün kilidini kırabilirler mi? Özlük haklarını koruyarak başka bir kamu işletmesinde çalışmaya başlayabilirler mi? Bu soruların yanıtlarının olumlu ya da olumsuz olması artık çok şey değiştirmeyecek. TE- KEL işçileri kaybetseler de Sakarya meydan muharebesi nin galibi onlar. Bunu herkes biliyor artık. Onların direnişleri ve bu direnişle Bizde ve Almanya da Sol Parti Almanya daki Sol Parti ye bakarak bireyi esas alan bir yapılanma oluşturulacakmış. Sorunun kaynağı yanlış saptanınca çözümün doğru olması da beklenmez Erkiner>> 35 farklı işçi kesimlerinin kurduğu hiçbir özel çıkar gütmeyen dayanışma, bencil hesabın buzlu suları içinde yüzüp giden koca bir toplumu bir kez daha insani hakikatiyle yüzyüze getirdi. Emekçilerin yaşama ve çalışma alışkanlıkları, onların kültürü, onların değerleri, onların örgütleri, hakları, hak arama yolları, kendilerini ifade yordamları, söylemleri şimdi topluma kendisini dinlemesi ve anlaması, kendisini One minute ve Arapça meali Kar>> 37 Su kavgası, sınıf kavgasıdır Suyun Metalaşması başlıklı kitabıyla, küresel sermayenin dünya sularına el koyma girişimlerini sergileyen ikitsatçı Gaye Yılmaz Suyu kontrole yönelen güçlerin su kavgasını da yönlendirme çabası içinde olduklarına dikkat çekiyor. Yılmazla Tolga Tören görüştü. >> Sayfa 32 bir bakış açısı sunuyor. Çalışmak, çalışmakla kazanılmış konum, bütün toplumsal ölçülerin ölçüsü olarak çoktandır kovulmuş olduğu yere geri dönüyor. Bu, sınıfın toplumsal zihniyete geri dönüşü demek. İnsanların üretim araçlarının ve emek gücünün sahibi olarak iki büyük sınıf oluşturdukları bilincinin bir kez daha toplumsal düşünüşün merkezine yerleşmesi, insanların toplumda ait oldukları yerin neresi olduğuna dair açıklaması için yeni bir dil, yeni >>2 Turgan>> 38

2 >> 2 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Türkiye somut, elle tutulur bir fikir sahibi olmaları, hayata sınıf çıkarı açısından bakma alışkanlığının yeniden kazanılması demek. Turgut Özal ın 24 Ocak 1980 de başlattığı neoliberal ekonomik politikalara dayalı sermaye birikim modelinde liberal ideologların fuzuli olduğunu, artık miyadını doldurduğunu hergün kafamıza kaktıkları canlı emek, onun taşıyıcısı insanların suretinde onların kavgaları aracılığıyla bir kez daha toplumsal ve ekonomik ilişkilerin ağırlık merkezine geri dönüyor. Bu sosyalist hareket için muazzam bir yeniden kuruluş momenti demek. Meşruiyetini emekçilerin mücadeleleriyle buluşarak yeniden üretmek, varlık nedenini hergün yeniden doğrulamak için çok daha elverişli bir dönemin kapısı açılırken sosyalist hareket bu dönemin toplumal mücadelelerine dahil olabileceği kanalları yeniden kurmak, bir politik merkez haline gelmek ve sermaye siyasetlerine karşı bir işçi sınıfı siyasetini işçilerin sınıf mücadelesi içinden geçirerek inşa etmek sorumluluğuyla karşı karşıya. Kürt hareketinde yeni dönem mi? Sakarya da kısa bir gezintinin gösterebileceği gibi TEKEL işçilerinin politik olarak en uyanık kesimleri Muş, Diyarbakır, Adıyaman gibi Kürt kentlerinden ve geçmişte devrimci mücadelenein nispeten yüksek olduğu Karadeniz kıyısı kentlerinden geliyorlardı. Başbakan ın işçilerin taleplerini kabul etmeyeceklerini kesin bir dil le açıkladığı 1 Şubat günü toplanan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Olağanüstü Kongresi nden yükselen mesajlar, Kürt Özgürlük Hareketi nin mücadele eksenlerini kimlik sorunlarıyla sınırlamayı aklından geçirmediğini göstermesi bakımından önemliydi. BDP Kongresi TEKEL işçilerinin diplomatik sırt sıvazlamaların ötesine geçen, sahiplenildiklerine dair sahici bir duygu edinebilecekleri çok sınırlı zeminlerden biri olarak dikkati çekti. Kürsüye çıkan her hatibin selamlamaya özel bir özen gösterdiği 150 kadar TEKEL işçisi, salonda sosyal talepler dillendirildiğinde en hızlı tepki veren gruptu. Ancak özellikle eşbaşkan Gültan Kışanak ın konuşmasında çok geniş bir yer tutmasına karşın toplumsal taleplerin BDP siyasetininin sistematik bir ögesi halini aldığını söylemek için çok erken. BDP Kongresi nin verdiği ve vermediği mesajlar, öte yandan, Kürt özgürlük hareketinin 2011 seçimlerine kadar esas olarak bölge halkı arasında AKP ye karşı kesin, tartışmasız ve çok yüksek oranlı bir temsil gücü kazanmayı başlıca siyasal hedef olarak karşısına koyduğuna kuşku bırakmıyor. Böyle bir siyaset gütmek BDP nin hem hakkı hem görevi. Ancak bu siyasetin BDP nin -Kongre de sıkça yinelenen- Türkiye nin ana muhalefet partisi konumuna yükselme hedefiyle, ister istemez, çok güçlü bir gerilim yaratacağı apaşikar. Belki de BDP nin, ya da daha doğrusu Kürt işçilerin TEKEL direnişi sırasında izlediği hattı işçi hareketinin ve sosyal mücadelenin bütün sektörlerine yayabileceği bir taktik bu gerilimin aşılması için önemli bir imkan oluşturabilir: Siyasal ittifakları, aşağıda kurulacak toplumsal bloklar ve ittifaklara dayandırmak. Böyle bir tarz, hem 2011 seçimlerine kadar geçecek süre içinde BDP nin Kürt emekçiler üzerinden Türkiye nin sosyal mücadele gündemlerinde tutunmasına, hem de diğer emek güçleriyle uzun dönemli tarihsel ittifaklar kurmasına olanak verebilecektir. Böyle bir sosyal zemin üzerinde yeniden kurulacak bir politik ittifakın 2011 de emek ve demokrasi taleplerine yüksek bir temsil olanağı sunması bir hayal olarak kalmayabilir. TEKEL direnişiyle sınıftan kaçış yolunun kapandığı, siyasal mücadelelerin sınıfsal bir bağlam edinmeksizin meşrulaştırılamayacağı bir yeni dönem açılıyor. Türkiye sosyalist hareketi ve Kürt özgürlük hareketi bu dönemin hakkını vermeli. Okurlardan Abonelik talepleri için: İletişim için: Genç-Sen: Asla yalnız yürümeyeceksin! İşlevi, kapitalist sanayiye teknik-idari eleman yetiştirmek olan üniversiteler, her sene artan har(a)ç paraları, bandrol ücretleri, bankamatik kimlikler, yemekhane ücretleri, yurt koşulları ve adeta bir reklam alanı haline getirilen kampüsleriyle sermayenin ablukası altında. Bologna süreci ile beraber tamamiyle neo liberal politikaların etkisi altına giren üniversiteler, işçi emekçi çocukları için bir hayal olmaktan öteye gidemiyor. Öğrenciler, YÖK hiyerarşisi altında hızla politikadan uzaklaştırılırken, her geçen gün kapitalist sistemin bir parçası haline getiriliyor. Üniversite kampüsleri sermayenin pazarlama alanın dönüştürülürken öğrencilere alternatifsiz bir yaşam alanı olarak sunuluyor. Oysa hayat kampüs duvarlarının çok ötesinde, sokakta akıyor! Tarihsel deneyimler gösteriyor ki toplumsal muhalefetin örülmesinde -harekete kattığı dinamizm ve geleceği olma yönüyle- gençlik hareketi önemli bir kaldıraç görevi görmektedir. Zihinlerde başkaldırının simgesi olarak yer alan 68 kuşağı, bir çok yerde üniversitelerden sokağa taşan bir hareket olarak göze çarpıyor. Günümüzde milyonlarca öğrenciyi bünyesinde barındıran üniversiteler, 68 ruhunun yeniden canlanabileceği en meşru alan olarak karşımızda duruyor. Üniversitelerde, ezberci, niteliksiz, bilimsellikten uzak bir eğitime tabi tutulan öğrenciler, sorgulamayan, araştırmayan, her söyleneni yapan birer robot haline getiriliyorlar. Sosyal hayattan koparılırken geleceğe dair taşıdıkları umutlarını yitiriyorlar. İş olanaklarının gün geçtikçe azalması kendi mesleğini icra edemeyen öğrencilerin sayısını hızla arttırıyor. Hatta öğrenciler düşük maaşlı işlerde çalışarak hem okuyup hem çalışarak henüz öğrenim hayatlarını tamamlamadan işçi sınıfı saflarına katılıyorlar. Bu durum, öğrencilerin, sermayenin ablukasını aşabilmesinin tek yolunun, kampüs duvarlarının ötesinde bulunan işçi sınıfıyla buluşmasından ve sorunlarına toplumsal bir boyut kazandırmasından geçtiğini gösteriyor. Yakın gelecekte büyük çoğunluğunun işçi olması muhtemel olan öğrenciler sorunlarının gerçekçi çözümleri için sınıf mücadelesine eklemleşmek zorunda. Bunun gerçekleşebilmesi için üniversitelerde sisteme muhalif kişi ve grupları asgari ölçülerde kucaklayan bir örgütlenmeye ihtiyaç var. Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen), öğrencileri sınıfsal bir normda tariflemesi bakımından önemli bir politik hat olarak karşımızda duruyor. 3. genel kurulunda, bugüne kadar yaşadığı sıkıntıları daha net bir siyasi duruş ve programla aşabileceği kararına varan Genç- Sen yeni bir enerji ile öğrenci muhalefetinin öznesi haline gelebilir. Üniversitelerde, örgütlü öğrencileri aşan sayıda, sosyalist, sosyalizme ilgi duyan, sisteme muhalif veya sistemden şu yada bu şekilde zarar gören öğrencilerin varlığı bir gerçek. Sosyalist örgütlerin temas alanının dar oluşundan ya da örgütlü olma korkusu taşıdıklarından bağımsız kalmayı tercih eden bu öğrencilerin politik bir zeminde buluşturulması kaçınılmaz görevlerimizden biridir. Sendikal mücadelenin üniversitelerde meşrulaştırılması, sınıf eksenli mücadeleden başka şansları olmayan öğrencilerin politik bir zeminde buluşmasını sağlayacak ve öğrencilerin emek örgütleriyle bağ kurmalarını sağlayacaktır. 20 Aralık'ta Ankara İnşaat Mühendisleri Odasında 3. Genel Kurulunu gerçekleştiren Genç- Sen, hızla proleterleşen ve kafa emeği kol emeğine dönüşmekte olan öğrencilerin sınıf algısını zihinlerine yerleştirecek ve devrimin biricik öncü gücü işçi sınıfıyla eklemleşmelerini sağlayabilecek zemin olabilir. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hepimiz çalışmalarına bağlı. Nidal Kar

3 Türkiye EKMEK & ÖZGÜRLÜK 3 TEKEL eylemi eski defterin son yeni defterin ilk sayfası Cevat Paloğlu >> Sayfa 8 4 Şubat TEKEL dayanışması Türkiye nin her yerinde on binlerce işçi ve öğrenci TEKEL emekçileriyle dayanışma için iş bıraktı Ankara da altı konfederasyonun TEKEL işçileriyle dayanışma amacıyla aldığı eylem kararı uyarınca, Danıştay'da çalışan BES üyeleri ve AA çalışanları da iş bıraktı. Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Rize, Amasya, Denizli ve Zonguldak'ta işçiler eylem yaptı. Emekli-Sen üyesi bir grup açlık grevi başlattı. İstanbul da Eminönü ve Edirnekapı'dan Saraçhane'ye gelen 15 bin kişi hükümeti ve Memur- Sen'i protesto etti. KESK'ten Evren ve DİSK'ten Çelebi Başbakanı sendikalarla masaya oturarak işçilerin sendikal haklarının önündeki sorunları çözmeye çağırdı. İzmir'de otobüsler 14:00'e kadar çalışmadı. Kamuda hizmet durdu. Binlerce kişi Konak Meydanı'nda buluştu. TÜRK İş'ten Kundakçı, Başbakan'a "Sen bizim tabelalarımızı indirirsen Tekel işçilerine destek için İstanbul Saraçhane de toplanan Yol-İş Federasyonu işçileri dayanışma dalgasını yükseltti biz de AKP'nin tabelalarını indireceğiz"; direnişçi TEKEL işçisi Şengül "Çocuklarımızın geleceği için mücadele ediyoruz" dedi Türkiye de sendikal örgütlenme ve sanayi ulunan hemen her merkezde irili ufaklı boykot, protesto, iş bırakmalarla TEKEL emekçilerine destek veridiyse de, üretim ve ulaşımı derinden etkileyen bir genel grev havasının oluşmadığını sendika liderleri kabul ediyor. KESK Genel Başkanı Sami Evren Türk-İş sendikalarının daha sorumlu davraması gerektiği ni söylerken, Tek-Gıda İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, hazırlık süresinini kısıtlılığına dikkat çekti ve genel rev ilan etmedik dedi. Yalnızca bir gün iş brakma çağrısında bulunduk, bu da büyük ölçüde gerçekleşti. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ise, ürertimden gelen gücümüzü layıkıyla kullandığımızı söyleyemeyiz dedi. TE- KEL işçilerinin Ankara daki bekleyişi ise hükümetin grev kırıcı kampanyası alatında sürüyor. Ankara da gruplar halinde açlık grevi sürerken Türkiye nin değişik yerlerinde 450 işçinin 4-C statüsünde yeni işlerine başlamayı kabul ettikleri, bu işçilerin büyük bölümünün emekliliklerine çok az kalan eski işçiler olduğu haber veriliyor. TEKEL işçilerinin kitlesi topluca aldıkları kararlara uygun olarak eylem çizgisini sürdürüyor İşçi sınıfı kahramanı... "Eğer bir kahraman olmak istersen tamam hadi gel benimle.." John Lennon Erdem Çevik Dünyamızı ve içinde bulunduğumuz sefaleti bir slogan, ya da inatçı bir söz değiştirebilir. Bir bahçıvanın toprağa küçük bir dokunuşu, dalından düşen bir yaprağın toprağa karışması, kıyıya vuran dalgaların sürekliliği, kozasından çıkan kelebeğin kanat çırpışı değiştirebilir. Yorgun bir işçinin yumruklarını sıkması, sürgündeki bir şairin dizeleri, yaşamaklı Musa nın ebada öküzünün arkasındaki karasabanın her defasında kırılması, üniversiteli bir gencin karşılıksız kalan aşkı, küçük bir kız çocuğunun inatçı bir çığlığı, gidenin küçük bir tebessümü her şeyi değiştirebilir. Aklın zorunluluklarla kavrayamadığını, ruhun derinliklerinden süzülen bir duygu değiştirebilir. Senin bilmediğin ve hiç görmediğin yerleri görme isteğin, dünyanın başka halklarından insanlarla birlikte aynı sofrada bulunma arzun her şeyi değiştirebilir. Kendinden başka diğer bütün insanların acılarını kendi acıların olarak görmen, bir çiçeğin ya da bir kuşun incitiliyor olduğunu hissetmen değiştirebilir her şeyi. Kurşunların ve bombaların üzerine yağmadığı bir ülkede kızınla birlikte yürümek istemen de değiştirebilir her şeyi. Bak Denizler, Hüseyinler, Ma- hirler ve diğerleri şimdi üniversite işgallerinde, Malatya'da haşhaş mitinginde, Gebze'de Haziran direnişinde, Filistin'de siyonizme karşı kavgada, İstanbul'da fabrika işgallerinde savaşıyor. Che yeniden Sierra Maestra da ve şimdi Bolivya da. Ho Şi Minh, partizanlara konuşma yapacak, Sovyet orduları Berlin i kuşatacak, Mao, uzun yürüyüşüne başlayacak, tekel işçileri greve gidecek.. sonra mı? Sonrasını gördük, biliyoruz, değişim başladı ve değiştirebiliriz. Umudu isyana dönüştürme zamanıdır. Bir kez yenildik ama yenilgilerimizden öğrendik yeniden ayağa kalkmayı, inadına dövüşmeyi. Bize doğrulan namluların ucuna kızıl karanfiller bırakmayacağız artık. İnsanlık onuru, bir kez daha yenilmeyecek bu baharda. Şimdi sıra sende bende ve onda. Biz sıra neferiyiz; bohçamızda ekmek, umut ve kavga ve bir de dilimizde direniş türküleri, değiştirebiliriz. İsyan et ey arkadaşım, değişecektir mutlak bize vaat edilen bu cehennem. Devir gitsin üzerinde oturduğun tabureyi, uzandığın yorganı ateşe ver, sana okutulan kitapları savur sokağa, karaladığın kâğıtları yırtıp at çöpe ve bırakmadan sevdiklerini arkada -tutup ellerindenatıl kavgaya, değiştirebiliriz. Kahramanlaştır kendini demiyorum sana ama kahraman olmak gerekiyor be arkadaşım..

4 4 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Türkiye BDP, DTP nin kaldığı yerden BDP Türkiye Partisi hedefiyle başladığı konferansı Kürt kimliği için direniş çağrısıyla bitirdi Barış ve Demokrasi Partisinin (BDP) olağanüstü kongresinde Diyarbakır Milletvekilleri Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak'ı eşbaşkan olarak seçti. Partinin Ahmet Taner Kışlalı spor salonunda düzenlediği kongre, Milletvekili Sevahir Bayındır'ın başkanlığındaki divanın seçiminin ardından, partinin kurucu genel başkanı Demir Çelik'in konuşmasıyla başladı. "Demokratik siyaset için demokratik katılım" sloganıyla düzenlenen kongrede, KCK operasyonu kapsamında gözaltına alınan BDP'lilere Diyarbakır'da ifade işlemi öncesi kelepçe takılması da protesto edildi. Yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı, bir o kadar kişinin de salona giremeyip dışarıda beklediği kongreye, milletvekilliği düşürülen eski eşbaşkan Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, BDP'li milletvekilleri, Kandil ve Mahmur'dan gelen "Barış Grubu" üyeleri, TEKEL işçilerinden bir grup da katıldı. Baydemir, Tuğluk ve Türk, kongreye katılanlardan büyük alkış aldı. Kışanak, konuşmasında sosyal sorunlara, yoksulluk, göç, kentleşme, kadın mücadelesi, emek hareketi, tarım gibi konulara değinirken, Demirtaş da hakları vurguladı. Demirtaş, Kürtçe'nin yaşayabilmesi için öğretmenleri kendi çocuklarına Kürtçe'yi bir eğitim dili olarak öğretmeye, aileleri de çocuklarına Kürtçe ad koymaya, Kürtçe öğretmeye çağırdı. TEKEL işçilerini selamlayan konuşmacılar, BDP'nin kendini Kürt sorunuyla sınırlamayan, toplumsal muhalefetin taleplerine, emekçilerin, gençlerin, kadınların, ezilen kimliklerin taleplerini dillendirecek bir Türkiye partisi olması hedefini dile getirdi. 2010'un demokratikleşme ve barış yılı olması umudunun dile getirildiği konuşmalarda Kürt sorunun çözüm sürecinde, hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan'ın iradesinin belirleyici olması vurgulandı. Öne çıkan bir başka nokta da, "demokratik ortak vatan" ve "demokratik cumhuriyet" ifadeleriydi. Konuşmacılar, "demokratik özerkliğin" bütün Türkiye için yeni bir yerel/yerinden yönetim modeli olmasını da önerdiler. Kongreye Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Emeğin Partisi, Sosyalist Demokrasi Partisi ve Saadet Partisi'nden gözlemciler katılırken, Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi'nden kimse yoktu. Cinsel Tacize Hayır diyen yargılanıyor! Gazetemizin sahibi ve sorumlu yazıişleri müdürü Erdal Çınar hakkında dava açıldı. Sosyalist Demokrasi Kolektifi dergisinin Nisan 2009 sayısında Erdal Çınar ın kaleme aldığı Kadına yönelik cinsel taciz ve sosyalistler başlıklı yazıda adı geçen ve iki kadın tarafından disiplin kuruluna şikayet edilen A.K. Çınar ın kendisine hakaret ettiği iddiasıyla basın savcılığına a şikâyette bulundu. Ekmek ve Özgürlük ün yanısıra Yaşayan Marksizm dergsinin de de yazı işleri müdürü ve sahibi Erdal Çınar hakkında açılan davanın ilk duruşması 25 Şubat 2010 saat 10.35'de İzmir 2.Asliye Mahkemesinde görülecek. Sosyalist Demokrasi Partisi nde 2007 içinde yaşanan cinsel taciz olayı sonucu partiden üyelerin çoğunluğu istifa etmişti. İstifalara yol açan olay ve tartışmalar Parti üyesi iki kadının yine parti üyesi bir erkek tarafından kendilerine cinsel tacizde bulunulduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna başvurmalarıyla başlamıştı. Disiplin sürecinin Parti tüzüğüne uygun işletilmediği ve cinsel taciz olayının soruşturulmasının engellendiğini ileri süren üye çoğunluğu partiden istifa etmişti. İstifa eden üyelerden bir kesiminin çıkardığı Sosyalist Demokrasi Kolektifi dergisinin Nisan 2009 tarihli birinci sayısında olay Kadına yönelik cinsel taciz ve sosyalistler başlıklı yazıda haberleştirilerek konu edilmiş ve Bir erkeğin kadının rızası dışında kadına rahatsızlık veren, cinselliğe yönelik her türlü açık ya da imalı söz, ima yollu tavır veya fiziksel hareket cinsel tacizdir. Diğer bir tanımla; Cinsel taciz, gücü olanının gücü olmayanı kontrolü altına almak sureti ile cinsel mesajlara maruz bırakmasıdır. Cinsel tacize ilişkin suçlarda kadının beyanı esastır. Bu ifadenin anlamı; kadının şöyle şöyle şeyler yaşadım demesinin yeterli olduğudur. Bunları yaşayıp yaşamadığına dair kadından kanıt göstermesinin beklenmeyeceğidir. Bunların yaşanmadığını kadına bunları yaşatan erkeğin ispat etmek zorunda olduğudur. Kadın sorunu politik bir sorundur. Cins ayrımcılığına karşı olmak ilkesi, anti-faşist, ant-iemperyalist, anti kapitalist, anti-şövenist ve anti-sömürgecilik ilkeleriyle birlikte sınıf mücadelemizin temel ilkelerindendir. Cins ayrımcılığına karşı olmak sosyalizm mücadelesinin vazgeçilmez ilkelerindendir ve Kadın sorunu politik bir sorundur. Politik sorunlar karşısında ilkeli ve politik tutum alınmalıdır görüşlerine yer verilmişti. Kadın örgütlerinin gündemine gireceği gözlemlenen davanın kadının şerefi, erkeğin şerefi, şikâyet, mahkeme, cinsel taciz, erkek egemenliği vb. yönleriyle tartışmalara konu olması bekleniyor.

5 Türkiye Din hanesi kaldırılmazsa, Aleviler nüfus cüzdanlarına Alevi yazdıracak Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, kimlik belgelerinde din hanesinin kaldırılması gerektiğine işaret eden AİHM'in kararını memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi. Kenanoğlu, hükümetin bu karar uyarınca "bir an evvel nüfus cüzdanlarındaki din hanesini kaldırması gerektiğini belirterek, "Nüfus cüzdanında din hanesi kaldırılmadığı takdirde, AİHM kararı gereğince bu haneye 'ALEVİ' yazdırma hakkımızı kullanacağız" dedi. Kenanoğlu: Nüfus cüzdanı üzerinden mahalle baskısı var Yazılı açıklamasında Kenanoğlu, "Alevilerce açılan zorunlu din dersi davalarında nüfus cüzdanlarımız bize karşı delil olarak sunuluyor" diyerek soruna işaret etti. Kenanoğlu, meseleye "Nüfus cüzdanda 'İslam' yazılı, o halde din dersi almalıdır'' sözleriyle yaklaşıldığını, din hanesinin boş bırakıldığı zaman da cüzdanı ibraz edilen her kurumda "mahalle baskısı" ile karşılaştıklarını ifade etti. Dernek başkanı, Anayasamızın 24. maddesinde "Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz" ifadesinin yer aldığını anımsattı: "Anayasamız bu kadar açık bir şekilde bunu belirtmişken, nüfus cüzdanlarında din hanesinin olması Anayasaya' da aykırıdır. Bu saçma uygulama nihayet bir Alevi yurttaşımız tarafından dava edilmiş ve yurttaşımız Sinan Işık haklı bulunmuştur." 2010 emekçilerin mücadele yılı olacak Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu, 2010'da güvencesiz çalıştırma ve işten çıkarmaların yoğunlaşacağını öngörüyor "Emekçiler için bıçak kemiğe dayanmış durumda, bu oldukça karamsar bir tablo" diyen Müftüoğlu, bianet e verdiği demeçte bu yılın emek mücadelesinin yoğunlaşacağı bir yıl olmasını da bekliyor: "Bu olumsuzluklar fırsatı da getiriyor. TEKEL, itfaiye işçilerininki gibi emek direnişleri artabilir. Emekçiler için bıçak kemiğe dayanmış durumda. Şimdiye kadar çok sesini çıkarmayan kesimlerin de emek mücadelesine katılmalarını bekleyebiliriz. Sendikaların tabandan gelecek tepkileri doğru yönlendirip kazanıma çevirebilmeleri gerekiyor. Dayanışmanın yaygınlaşması gerekiyor. Bu arada, sistemle bütünleşmiş, eleştirilerini sakınan sendikacılar da deşifre olabilir. Safların daha netleştiği, işçi sınıfının sesini daha yükselttiği bir süreç olmasını bekliyorum." Hükümet krizin maliyetini topluma yüklüyor Müftüoğlu'nun 2010 için öngörülerinden bazıları şöyle. Daha fazla vergi, daha az sosyal harcama: Hem maliye politikaları (vergiler, bütçedeki gelir gider dengesi) daha fazla vergi, Fotoğraf: Doğanay Sevindi daha az sosyal harcamayı gösteriyor. Bu hanehalkının geliri azalırken cebinden çıkan para artacak, demek. Çalışma hayatında esnekleşme, güvencesiz, taşeron çalışma artacak. Ücretler geriye gidecek. Giderler artacak, gelir düşecek, işsizliğin azalmasına dair herhangi bir ipucu yok. 2010, 2009'a göre yoksullaşmanın artacağı, çalışan yoksulların çoğalacağı bir yıl. İşini kaybedenler de artacak. Hem ilaçta ödemelerin hem de hem katkı paylarının artması nedeniyle en büyük sorunlardan biri sağlığa erişim. Dolaylı vergiler artıyor: Bütçede gelir kısmının büyük bölümü dolaylı vergiler. Özel tüketim vergisi yüzde 31,6, KDV yüzde 24 civarında artıyor. Son sigara zamları bunun sonucu; bu diğer ürünlerde de devam edecek. Buna karşılık sermayenin kârı üzerinden alınan kurumlar vergisi yüzde 8,3 artıyor. Bütçede gider olarak görünen kamu personeli ücretleriyse yalnızca yüzde 7 artıyor. Çalışan daha az ücrete daha çok çalışmaya zorlanıyor: Ücretler her alanda son derece düşük. İşveren kesimi işgücü piyasasını daha da esnekleştirmek, serma- EKMEK & ÖZGÜRLÜK 5 yenin üzerindeki yükün kaldırılmasını istiyor. Bunu da "maliyet düşürme-verimliliğin artırılması" söylemiyle yapıyorlar. Bu, daha az ücrete daha çok saat çalıştırmak, iş güvencesini azaltmak demek. Kıdem tazminatının işten çıkarmayı zorlaştırıcı olduğu için kaldırılmasını istiyorlar. İşverene destek toplumun cebinden çıkacak: Kriz önlemi olarak sunulan "kısa çalışma ödeneği", "sigorta priminin işveren payının devletçe ödenmesi", sanki yükü devlete aktarıyormuş gibi görünüyor. Ama devletin verdiği para aslında toplumun, ücretlilerin vergisinden alınan para. Böylece çalışan kişinin ücreti, sigorta primi yine topluma nakledilmiş oluyor. Sağlık en büyük sorun olabilir: Hükümetin "Orta Vadeli Program"ı bütçeyi denkleştirilmek için kemer sıkmayı öngörüyor. Bakan Ali Babacan sağlık üzerinden tasarruf yapılacağını söylemişti. Bu sağlıkta "global bütçe" uygulamasıyla gerçekleştirilecek. Sağlık harcamaları 2010 için 12,7 milyar TL'yi aşarsa, Sağlık Bakanlığı "Bütçem doldu, herkes başının çaresine baksın" diyecek. Bu, katkı payı altında, hepimizin cebinden daha çok para çıkması demek. İlaçta da 2,5 milyar TL tasarruf planlanıyor. Bunlar yoksullaşmayı artıracak faktörler. IMF hükümetin elini rahatlatabilir: Hükümet köşeye sıkıştı. IMF'den gelecek paranın yüzde 60'ının özel sektörün dış borçlarını ödemeye ayrılması öngörülüyor. Bu hükümetin elini kuvvetlendirebilir. Sermaye kesiminden alacağı destek güçlenebilir. Bir miktarı da, bütçe açıklarını kısa süreli kapatmak için kullanacaktır. Bazı toplum kesimlerine -emekli zammı- gibi umut veren aktarımlar olabilir. Kömür yardımı, nakdi yardım gibi tepkiyi seyreltici adımlar atabilir. Bu arada seçim hazırlık süreci de var. Henüz bir alternatifi çıkmadığı için hükümetin dışarıda ve içeride, AB'den ve sermaye kesiminden desteği sürüyor.

6 6 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Dünya Haiti: Yıkımın sorumlusu emperyalizm ve neoliberalizm Tarımın çökertilmesine ve köylülerin derme çatma gecekondularda kentlere yığılmasına yol açan neoliberal ekonomik politikalar bir doğa olayını insani bir felakete dönüştürdü Haiti de 12 Ocak ta meydana gelen ve sadece başkent Port-au-Prince'te, resmi rakamlara göre 150 bin, tahminlere göre ise 300 bini aşkın insanın hayatını 600 bin kişinin evini kaybetmesine, 200 binden fazlasının da göç etmek zorunda kalmasına yol açan deprem, yaygın medyada doğanın Haiti lilere oynadığı acı bir oyun gibi sunuldu. Oysa Haiti nin yakın dönem tarihi kaybedilen canların sorumluluğu nun doğadan çok kapitalist üretim ilişkilerinin emperyalist zorbalık ve sömürüyle bezenmiş yüzüne ait. ABD yeniden işgal peşinde Haiti ye depremden sonra bir çok ülkeden ve uluslararası kuruluştan yardım ekipleri gönderilirken ABD, gıda ve yardımdan önce askeri birlikleri ülkeye yerleştirmenin peşine Avusturya'nın Karintiya eyaletinin aşırı sağcı valisi Jörg Haider Ekim 2008'de bir araba kazasında öldü. Şimdi arkasında bıraktığı pislik ortaya çıkıyor. Haider, Mayıs 2007'de Hypo Group Alpe Adrea (HGAA) bankasını Almanya'nın Bavyera eyaletinin kamu bankası Bayern LB'ye sattığında herkes halinden pek memnun görünüyordu. Kızılca kıyamet, geçtiğimiz Aralık'ta Avusturya hükümetinin zor durumdaki HGAA'ya el koymasıyla koptu. Mali sıkıntıdaki iştirakine destek olmaya yanaşmayan büyük ortak Bayern LB, o güne dek yaptığı yatırımları gözden çıkararak hissesini 1 avro gibi tamamen sembolik bir fiyata Avusturyalılar'a devretti. Bugün anlaşıldığına göre, Haider HGAA'yı düştü. Haiti ye 13 bini aşkın asker çıkaran ABD nin yardım çalışmalarından ziyade askeri planlarına öncelik vermesi bir çok insanın, yardımların gecikmesi ya da ulaşamamaından dolayı hayatını kaybetmesine yol açtı. Bu ABD nin Haiti yi ilk işgali de değildi. ABD emperyalizminin tahribatı Ülke ABD karşıtı bir liderin yönetime gelmesini engellemek için gönderilen bir işgal gücü tarafından 1915 te işgal edildi ve 1934 e ka- Avusturya: Alman bankası ırkçıları fonladı Avusturya ve Almanya, ırkçıların kamu kaynaklarını Sosyal demokratlarla birlikte hortumladığı bir bankacılık skandalıyla çalkalanıyor Almanlara sattığı sırada zaten bankanın durumu pek parlak değilmiş ve bu durum, satınalma kararını veren Bavyera eyalet yönetimince de biliniyormuş. İkincisi, bankanın Doğu Avrupa ve Balkanlar'daki riskli faaliyetlerini satıştan sonra da sürdürdüğü ve biriken zararlarını katladığı ortaya çıktı. Alman ve Avusturyalı politikacılar Bosna, Hırvatistan gibi ülkelerdeki siyasi nüfuzlarını, banka-hükümet ilişkilerinde kullanmaktan çekinmemişler. Üçüncüsü ve en şaşırtıcı olanı, HGAA'nın ırkçı Haider'in siyasi faaliyetini fonlandığının ortaya çıkmasıydı. Haider'in Avusturya'nın Geleceği için Birlik Partisi (BZÖ), hazineden gelecek yardımları teminat göstererek bankadan 2,6 milyon avro kredi çekmiş. Kayıtlar, SPÖ, yani Sosyal Demokrat Parti'nin de aynı bankadan 1,25 milyon avro kredi kullandığını gösteriyor. Anlaşılan siyasi görüşleri bir yana, ırkçılarla sosyal demokratlar banka hortumlamakta birbirlerinden geri kalmamışlar ve Almanlar da -danışıklı dövüş gereği- buna göz yummuş. dar işgal altında tutuldu. ABD ülkenin hazinesine ve gümrüklerine el koydu, desteklediği adayın devlet başkanı olmasını sağlamak için parlamentosuna abluka uyguladı. Haitili asker olan Charlemagne Peralte öncülüğünde başlatılan antiemperyalist direniş halktan kitlesel bir destek kazandıysa da ABD ordusu ilk hava bombardımanı uygulamasını Haiti halkı üzerinde test etti, yakalanan direnişçiler işkencede ya da yargısız infazda öldürdü. İş- Honduras:Zela Meksika ya uğ Kasım da cuntanın düzenlediği ve halkın yüzde 65 inin boykot ettiği seçimlerle işbaşına gelen Lobo yu sadece dört ülke tanıyor Honduras ta 28 Haziran'da darbeyle devrilen Zelaya iktidara el koyan darbecilerin düzenlediği seçimle başkanlığa el koyan Porfirio Lobo nıun yemin töreninden kısa bir süre sonra Honduras'ı terk etti. Zelaya darbe sonrası zorla uçağa bindirilerek Kosta Rika'ya gönderilmişti. Geçtiğimiz Eylül de ülkesine gizlice geri dönerek Brezilya büyükelçiliğine sığınmış fakat siyasi faaliyet yürütmesi mümkün olmamıştı. Porfirio Lobo, halkını ve uluslararası kamuoyunu "geçmişe sünger çekmeleri" konusunda uyarırken Dominik e geçen Zelaya da Honduras'a tekrar döneceği sözünü verdi. Zelaya Meksika ya yerleşecek. Honduras'ın yeni başkanı Lobo, güvenliğini sağlamak üzere Brezilya elçiliğinden uçağa dek devrik başkana eşlik etti. Zelaya'yı bin-

7 Dünya EKMEK & ÖZGÜRLÜK 7 galin ilk 20 yılında öldürülen Haitili sayısı 3 bini buldu. İşgal kuvvetleri tarafından öldürülen Peralte nin cesedi haç biçiminde çivilenerek kamuya açık yerlerde bırakıldı. İşgalden geri kalan en önemli şey ise uzun yıllar boyunca yoksulluktan muzdairp olacak bir ülke oldu. Neoliberalizmin tahribatı Haiti de ölümlerin yüksek olmasının bir diğer nedeni de 1980 lerin başından itibaren dünyayı saran neo-liberalizm dalgası. Ülke 1980 lerden bu yana başta ABD olmak üzere batılı ülkeler ile IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar tarafından neoliberal politikalar uygulamaya zorlandı. Tarım ürünleri ithalatında tarifelerin kaldırılması, kamu işletmelerinin özelleştirilmesi, sosyal harcamalarda kısıntılar son otuz yılda ülkede uygulanan başlıaca iktisat politikaları oldu. Neoliberal tarım politikaları, başta pirinç olmak üzere, tarımsal üretimin çökmesine ve kırdan kente göçün hızlanmasına yol açtı. Tüm bunların yılları arasında kamuya ait bir çok un ve çimento fabrikasının özelleştirilmesi ve sosyal yardım kuruluşlarının kapatılması ile birleşmesinin sonuçlarından ilki başkentte gecekondu bölgelerinde biriken yoksul nüfus oldu. Diğeri ise deprem sonrasında yüzbinlerce Haiti linin hayatlarını, yakınlarını ve evlerini kaybetmesiydi. ya urlandı lerce destekçisi gözyaşları içinde uğurladı. Darbeci general Romeo Vásquez bile Zelaya'nın sürgününden üzüntü duyduğunu belirtti. Cuntacılar Zelaya'nın bağlayıcı olmayan ama Yüksek Mahkeme'yle Kongre'ye göre yasadışı sayılan bir referandum yapmaya kalkmış olmasını darbeye gerekçe göstermişlerdi. Uluslararası izolasyon sürüyor Dominik Cumhuriyeti, Tayvan, Panama ve Kolombiya dışında yemin törenine kimsenin katılmadığı Lobo uluslararası kamuoyuna uzlaşma ve diyalog çağrısında bulundu. "Dünya umarım bizi yeniden bağrına basar çünkü izolasyon yüzünden iki milyar dolarlık yardımdan mahrum kaldık; bu da uzun dönemde en çok yoksulları etkileyecek", dedi. Lobo konuşmasında Hillary Clinton'a Honduras'ta demokrasinin tesisi için gösterdiği çabadan ötürü teşekkür etti. Yunanistan da çiftçiler ayaklandı Önemli yolları trafiğe kapatan, havaalanlarını işgal eden ve sınır geçişlerini durduran çiftçiler 1980 lerden beri uygulanan neoliberal tarım politikalarına son verilmesini istiyor Yüzlerce çiftçi Ocak sonunda başkent Atina sokaklarında PASOK hükümetine karşı hazine desteğinin artırılması ve ürün taban fiyatlarının yükseltilmesi talebiyle yürüyüşe geçti. Çiftçiler yürüyüşten önceki on gün boyunca ülkenin ana yollarını traktörleriyle trafiğe kapatmışlardı. Çiftçilerin baskısı altında bunalan PASOK hükümetinin Tarım Bakanı Katerina Batzeli çiftçi birlikleri temsilcileriyle görüşmeden çıkarken hükümetin elinde onların istediği para yok dedi. Ellerinde pankartlar ve kara bayraklarla yürüyüşe geçen çiftçilerse Atina sokaklarında Kanımızı içiyorlar, çitçiler mücadeleden kaçmayacak diye haykırıyorlardı. Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandraeu yürüyüş öncesinde çiftçilerden Yunanistan ın uluslararası itibarını zedelememek için eylemlerine son vermelerini istemişti. Yunanistanlı çiftçiler geçtiğimiz günlerde ülkenin kuzeyi ile güney arasındaki en önemli ulaşım hattı olan Atina-Selanik yolunu farklı noktalarda trafiğe kapattı. Girit havaalanının çiftçilerce geçici olarak işgal edilmesi sonucu 17 uçuş iptal edilirken, ülkenin Makedonya, Bulgaristan ve Türkiye sınır kapılarından geçişlerin de engellenmesi, özellikle Bulgaristan ve Makedonya sınırında kilometrelerce araç kuyrukları oluşmasına yol açtı. Yunanistan da çiftçilerin gelirleri son on yılda yüzde 24 oranında azaldı. Bunun başlıca nedenleri ise Avrupa Birliği (AB) uyum politikaları kapsamında hükümetlerin tarıma verdiği desteklerin azalması ve özellikle AB ülkelerinden gerçekleştirilen tarımsal ürün ithalatı dolayısıyla ürün fiyatlarının düşmesi. Örneğin 2007 den 2008 e mısır fiyatları 44 cent ten 11 cente, buğday fiyatları 34 sentten 17 sente düşerken aynı zaman diliminde köylülere verilen yakıt desteği yarı yarıya azaldı. Yunanistan ın AB üyeliğinin tarım üzerindeki bir diğer olumsuz etkisi de tarımsal üretim ve nüfusun önemli ölçüde azalması oldu. Örneğin ülkenin AB ye (o zamanki adıyla Avrupa Topluluğu) girdiği 1981 de, tarımda aktif olan nüfusunun oranı yüzde 24 iken bugün ise bu oran yaklaşık yüzde 10 a gerilemiş durumda. Öte yandan ülke yıllık buğday ihtiyacının üçte birini ithalat ile karşılıyor. Karamanlis yönetimindeki muhafazakar Yeni Demokrat hükümet 500 milyon euroluk bir yardım paketi açıklamıştı. Çiftçiler ise hükümetin açıkladığı bu paketi kırıntı olarak tanımlıyordu. Hükümetin geçtiğimiz yıl ekonomik krizden ağır darbe alan bankacılık kesimini kurtarmak için 28 milyar dolarlık bir kurtarma paketi açıkladığı düşünülürse, köylülerin bu tanımlamalarının gayet yerinde olduğu açık. PASOK 1997 de de köylülerin haftalar süren protestolarıyla karşılaşmış ve onlara, sert polis müdahaleleri ve traktörlerine sabotaj düzenlemek gibi yöntemlerle cevap vermişti. Yunanistan Komünist Partisi (KKE) basın açıklamalarıyla köylülere destek veriyor. Radikal Sol Koalisyon (SYRİZA) da köylülerin vergi muafiyeti ve tarımsal destek taleplerine destek oluyor. Öte yandan SYRİZA Avrupa Parlamentosu nda çiftçilerin talepleri için lobi yapacağını da ilan etmiş durumda. SYRİZA ya getirilen eleştiriler ise kitlesel mücadeleyi sermayenin kurumlarına hapsetmek biçiminde. Ancak çiftçiler halktan azımsanmayacak bir destek almayı becermiş durumda.

8 8 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Dünya Mumia'ya kötü haber... Yüksek mahkeme, idama mahkum Mumia Abu-Jamal'ın yeniden yargılanma talebini reddetti Bir polis memurunu öldürmekle suçlanan idam mahkumu Abu-Jamal, otuz yıla yakın bir süredir idam edilmeyi bekliyor. Muhalif bir siyah radyocu olan Abu-Jamal tutuklandığından beri masum olduğu iddiasından hiç vazgeçmedi ve hukuk mücadelesini sürdürdü. Avukatı en son Philadelphia temyiz mahkemesine başvurarak yeniden yargılanma talebinde bulundu. Temyiz mahkemesi, 1982'de görülen dava sırasında, hangi hafifletici nedenlerin ölüm cezası dışında bir cezayla sonuçlanabileceği hususunda jüriye kusurlu talimat verildiğini saptadı ve yeniden yargılanma talebini olumlu buldu. Yeni bir dava sürecinin başlayabilmesi için Philadelphia temyiz mahkemesinin verdiği bu kararın "yüksek mahkeme" tarafından da onanması gerekiyordu fakat ümitler suya düştü. Mahkeme, Philadelphia temyiz mahkemesinin kararını yerinde bulmadı. ABD'de halen 3, 279 mahkum idam edilmeyi bekliyor. ABD'de 1976'dan bu yana 1193 idam cezası infaz edildi. Bunların ezici çoğunluğu yoksul ve işçi sınıfı kökenli. Sadece idam karşıtı hareketin değil, ırkçılık karşıtı hareketin de sembolü haline gelen Mumia idam sırası bekleyenlerin en tanınmışı te doğan Mumia Abu-Jamal, henüz çocuk sayılacak bir dönemde, 15 yaşında devrimci Kara Panterler örgütüne girdi. Liseden sonra radyo muhabirliğine başladı ve kısa zamanda "sessizlerin sesi" olarak ün yaptı. Radyo yayıncılığı alanında çeşitli ödüller aldı. "Philadelphia Siyah Gazeteciler Derneği"nin başkanlığını yaptı de aracını park ettiği caddede beyaz bir polis memuruna ateş açıldı. Polisin karşılık vermesi üzerine Mumia Abu-Jamal yaralandı ve hastaneye kaldırıldı. Açılan soruşturmada polisin ölümünden sorumlu tutuldu ve cinayetle suçlandı. "Mumia" adını İngiliz emperyalizmine karşı savaşan Kenyalı bir direnişçiden alıyor. Ahmedinejad tüketimden devlet desteğini çekiyor Ekonomik Reform Planı kaynakları sermayeye aktarıyor İran İslam Cumhuriyeti Muhafızlar Konseyi enerji ürünleri ve temel gıda maddeleri gibi mallara devlet desteğinde 100 milyar dolarlık kesinti öngören yasa tasarısına onay verdi. Konsey in kararına göre önümüzdeki beş yıl içinde neredeyse bütün devlet destekleri ortadan kalkacak. İran da burjuvazi ve dini elitler, kapitalizmin krizinin tahribatı altında, on milyonlarca İranlı için sosyal eşitsizliğin, işsizlik ve yoksulluğun arttığı bir atmosferde bir nebze de olsa koruma sağlayan devlet desteklerine, aşırı tüketime ve bütçe açıklarına yol açtığı gerekçesiyle karşı çıkıyor. Alternatifi olarak da piyasa fiyatlarının işlemesini sağlayacak kurumsal bir mekanizma öneriyorlar. Devlet destekleri, ABD destekli Şah rejimine karşı yükselen antiemperyalist mücadele döneminde elde edilen sosyal kazanımların varlığını bugüne kadar koruyabilen az sayıda uygulama arasındaydı ve özellikle ekmek, süt, şeker, pirinç, buğday, elektrik, su, telefon hizmetleri, kamusal toplu taşıma, eğitim, gübre gibi çok sayıda mal ya da hizmetin fiyatının düşük tutulmasında önemli rol oynuyordu. İran hükümeti, parlamentosu ve muhalif partileri, uzun süredir ve yoğun bir şekilde devlet desteklerinin kaldırılmasını öngören Ekonomik Reform Planı nın hangi koşullar altında uygulanacağını tartışıyor. Söz konusu tartışmalar Plan ın yürürlüğe girmesi ardından ortaya çıkacak etkilerin nasıl telafi edileceği, iş çevrelerine hangi tür desteklerin verileceği, ucuz enerji temininde ne tür bir plan uygulanacağı, bütçeden yapılan tasarrufların nasıl kontrol edileceği gibi konulara dayanıyor. Ancak Plan çerçevesinde süren tartışmaların uzunca zaman almasının asıl nedeni, devlet desteklerinin kaldırılmasının ardından temel mal fiyatlarında ortaya çıkacak hızlı bir artışın, özellikle işçi sınıfında yaygın bir rahatsızlık yaratacağı kaygıları. İran burjuvazisi ve yönetici seçkinlerinin işçi sınıfı saflarından yükselecek yaygın rahatsızlıktan bu denli çekinmelerinin temel nedeni ise, geçtiğimiz Haziran daki başkanlık seçimlerinin ardından, İran burjuvazisi ve yönetici seçkinlerin farklı fraksiyonları arasındaki çatışmaların daha da görünür ve keskin bir hale gelmesi ve bunun da bu kesimlerin hegemonik konumlarını önemli ölçüde zayıflatmış olması. İran da işçi sınıfının yükselen sosyal güvenlik taleplerinin önemli çatışmalara yol açması ve neoliberal uygulamalara karşı bir söylem kullanarak iktidara gelen Ahmedinejad hükümetinin, de işçilerin yoğun protestoları ardından, benzin fiyatlarına uygulanan yüzde 25 zammı geri çekmek zorunda kalması hükümetin ve diğer yönetici seçkinlerin kaygılarının pek de yersiz olmadığının en önemli göstergesi. İran da işçi sınıfından yükselen hoşnutsuzluğa, kapitalizmin son krizinin etkileri ile ABD nin uyguladığı ve diğer ülkeleri de uygulamaya zorladığı ve ülkenin gereksinim duyduğu teknolojinin ve yabancı sermaye yatırımlarının önünde engel oluşturan yaptırımları da eklemek gerekiyor. Bunlar İran da sınıf çatışmalarının önümüzdeki dönemlerde daha da kızışacağını gösteriyor. İran ın Meşhed kentinde geçim sıkıntısı yüzünden sokakta satıcılık yapan kadınlar

9 Emek TEKEL direnişinin prizmasından Kenan Kalyon >> Sayfa 11 EKMEK & ÖZGÜRLÜK 9 TEKEL eylemi: Eski defterin son, yeni defterin ilk sayfası Tekel Direnişi nin titreşimleri bütün ezilenlerin yüreğinde karşılık buldu, emekçilerin tarihlerini kendi elleriyle yazmaya başlayacakları bir çığır açtı İşçiler, hükümetin 4-C den başka bir seçenek yok yanıtını öfkeyle karşıladılar ve ölüm orucunu başlattılar Cevat Paloğlu 4 Aralık ta Haliç te tersane açılışına katılan Erdoğan konuşması sırasında 2010 başında işten çıkarılacaklarını öne süren bir grup tekel işçisinin Tekel sizden müjde bekliyor sloganları ile karşılaşmış ama konuşmasını Ben ayaküstü müjdelere pek alışık liderlerden değilim diyerek sürdürmüştü. Devamında, Tekel ile ilgili süreci daha önce sendika temsilcileri ile konuştuklarını ve gerekeni söylediklerini belirten Erdoğan, Tekel'de depodan başka bir şey kalmadığını, üreten bir yer olmadığı için de özelleştirme kapsamı içinde devredileceğini anlatmıştı. Çalışanlara kıdem ve ihbar tazminatlarının verileceğini, isteyenlere de 4-C de istihdam kapısının açık olduğunu belirten Erdoğan, sloganların sürmesi üzerine Kusura bakmayın, biz sizleri şu andaki işlerinizde istihdam edemeyiz. Gerekli olanları sendika temsilcilerine sorarsanız, onlar size anlatır. Lütfen burayı da provoke etmeyin deyince işçiler de sloganlarını sürdürmüş ve polis zoruyla tören alından çıkarılmış, dört işçi de gözaltına alınmıştı. İşçiler alandan çıkarıldıktan sonra konuşmasını sürdüren Erdoğan Al sana ihbar tazminatı, kıdem tazminatın. İstersen 4-C'de de seni değerlendirelim ama yok kendi işini kuracaksan, kendi işini de kur. Bunları da söyledik. Sendikalarıyla anlaştık. Onlarla görüştüm, 'Size bu kadar süre. Gereğini yapın' dedim. Mutabık kaldık. Sözleriyle durumu özetlerken aslında özelleştirme uygulamasının ikinci perdesini bir bakıma özetlemiş de oluyordu. Hükümet ve işçi temsilcileri arasındaki mutabakattan, Tekel İçki ve Sigara nın özelleştirilmesi esnasında bütün haklarıyla Tütün ve Yaprak İşletmelerine geçişlerinden fazlası aktarılmamış olmalı ki bir umut düşüncesiyle işçiler, bu kez 106 otobüs ile 15 Ocak 2010 tarihinde Tek Gıda İş imkanlarıyla AKP binası önüne taşındı. İlk görüşmeyi Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile yapan Türk İş heyetini temsilen açıklama yapan Tek Gıda İş Genel Sekreteri Mecit Amaç aldıkları olumsuz sonucu biz özelleştirme değil kapatılma mağduruyuz diye açıklayarak mutabakatın bir bakıma ipuçlarını vermiş oldu. Maliye Bakanı nın ardından Devlet Bakanları Salih Kapusuz ve >>

10 >> 10 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Emek Hayati Yazıcı dan siz mağdur olmayın evlerinize dönün sizin sorunlarınızı Bakanlar Kurulu na taşıyacağız cevabını alan işçiler, iki bakanın sözünden tatmin olmadılar. Bakanlar Kurulu toplantısının yapılacağı güne kadar AKP binası önünde kalmaya karar verdiler. Planlandığı gibi gitmedi O gün konaklamak üzere Atatürk Spor Salonuna taşınan işçilerin bir kısmı ertesi gün arkadaşlarının yanına gitmek üzere hareketlendiklerinde kapıların üzerlerine kilitli olduğunu fark ettiler. Kapıları kırıp dışarıya çıkmayı başarmalarına rağmen Abdi İpekçi Parkı na sürülmekten kurtulamadılar. Aynı gün akşam AKP binası çevresinde bekleyen işçiler de diğerlerinin yanına yönlendirildi. O geceyi Türk İş e bağlı az sayıdaki sendikanın misafirhanelerinde ve Çankaya Belediyesi nin kurduğu çadırlarda geçiren yaklaşık 5 bin işçi ertesi gün muhalefet partileri vekillerinin ziyaretçi akına uğradı. Tam da bu ziyaretlerin yoğunlaştığı sırada hiç beklenmedik şekilde polisin birber gazlı ve basınçlı sulu saldırısıyla grup dağıtıldı. Eylemin dönüm noktası İşçilerin büyük bölümü sonrası planlanmamış bir eylemin şaşkınlığıyla doğrudan otobüs terminalinin yolunu tutarken direnişe daha yatkın işçiler arasında, yerini bile bilmedikleri Türk İş binasına sığınma fikri cep telefonlarıyla yayılmaya başladı. Adres sora sora Türk İş binasının yerini bulan işçiler çevirebildikleri kadar arkadaşlarını da terminalden geri çevirdiler. İşten çıkanların şehrin en işlek yerlerinden Sakarya bölgesindeki Türk İş binasına akması, diğer yandan sendika merkezleri ve sol grupların hemen bütününün mekânlarının o bölgede bulunmasının etkisiyle, bir anda işçiler hiç ummadıkları bir destekle karşılaştılar. Tekel işçisinin bu kadar uzun bir süre dayanabilmesinde bir etken aranacaksa, ilk etkenin eylemin gerçekleştiği çevrenin kentin kalbinde yer alması olduğu gözden kaçırılmamalı. Dikkate değer ikinci bir etken ise; bir yandan Başbakan Erdoğan ın sıkça vurgu yaptığı Biz onların sendikacılarıyla anlaştık diye dillendirdiği mutabakat a rağmen Tek Gıda İş in sendikal hareket içerisindeki değişim dolayısıyla karşı karşıya kaldığı durum, diğer yandan Türk İş içerisindeki iktidar mücadelesi. Bir yıl önce Hak İş in yetki itirazına dayanarak Çalışma Bakanlığı Tütün ve Yaprak İşletmeleri ndeki yetkili sendikanın Hak İş e bağlı Orman İş olduğu yönünde karar bildirdi. Tek Gıda İş in itirazı ile mahkeme yürütmeyi durdursa da sendika bir yıldır aidat toplayamıyor. Tek Gıda İş in az sayıda Tekel Tuz, Ambalaj ile Çay Kur işletmeleri dışında işçisinin kalmaması Tek Gıda İş in eylemi desteklemesi için yeterli neden. Tek Gıda İş Başkanı Mustafa Türkel in Türk İş Genel Sekreterliği ni sürdürmekte olduğu da gözden kaçırılmamalı. Mustafa Türkel in yakınının başkanlık yaptığı Büro Sen adında bir sendika eylem öncesi kuruluş işlemlerini tamamladı. Bu eylemin her türlü sonucuna karşı önlem alındığı şeklinde de 4-B üzerinde anlaşıldığı takdirde Mustafa Türkel in Türk İş teki gücünü koruma girişimi olarak da yorumlanabilir. Başından son ana kadar tek öznel dinamiği sendika içi mücadele olan bir eylemin sonuçları da kuşkusuz en fazla öznenin beklentileriyle yakınlaşır. Eyleme destek veren sendikal hareket dışı güçlerin, zaman zaman eylem alanındaki işçi sayısının kat kat üstüne çıkmalarına rağmen işyeri temsilcileri ve şube başkanları üzerinden organize olan Tek Gıda İş in karar mekanizmalarını aşan her hangi bir iradeyi örgütleyememelerinin nedeni eylemin bu hakim özneliğinden kaynaklanıyor. Doğal olarak eylem, sonuçları itibarı ile en fazla kendi örgütleyicisinin kayıpları ve kazanımlarıyla sonlanabilir. Tekel eylemi kendinden beklenenin çok çok üzerinde bir direniş gösterse de sınıf hareketine henüz yeterince katkı sunacak deneyimi edinenemedi. Devamlarıyla desteklenmedikçe bu kadar sınırlı bir deneyimle henüz tekel eylemi özelinde sınıf hareketi analizinin imkanları açığa çıkmamıştır. En fazla olaylara ve olgulara dayanak tezler ileri sürülebilir. Olgular n Türk İş çevresinde toplanan kalabalığın zaman zaman binleri bulduğu oldu. İşçilerin alandaki en kalabalık olduğu an, 17 Ocak Mitingi öncesi. Sendika kaynaklarına göre o gün alanda bulunan işçi sayısı 9 bindi. Geri kalanın çok büyük kısmı ise eylemi desteklemeye gelen parti, grup ve çevrelerdi. Böyle bir anda atılan sloganların işçilerin arasında karşılık bulması kuşkusuz önemli. İşçiler büyük oranda da at(tır)ılan sloganlara destek verdi. At(tır)ılan sloganlar işçiler arasında destek gördükçe, slogan attıranlar, politik nüfu adına sınıf içerisindeki gerici eğilimlerin pohpohlanmasından kendilerini alamadı. Sıkça attırılmak istenen Yan gelip yatmadı vatanı satmadı sloganı bu tutumun ürünü. Oysa işçiler kendi sloganlarda çok daha temkinli davrandılar. MHP ve CHP li parlamenterlerin başlarda kaşımaya çalıştığı PKK karşıtı söylem işçiler arasında zamanla tamamen eylemin dışına itildi. İşçilerin daha başından beri alabildiğine dolayımsız dile getirdiği Özlük haklarıyla daha güvenli çalışma talebinin çok daha sahici bağ imkânı sunuyor olmasına karşın dışarıdan eyleme damga vurma hevesi sınıfla kurulması muhtemel bağ imkânlarının ötelenmesine yol açtı. n Kürt Açılımı nın etnik boğazlaşmaya tırmandırıldığı bir dönemde Kürt illerinden gelen işçilerin kolbastı oynama çabası kadar batıdan gelenlerin şemmame ile halay çekme girişimleri gönüllere hoş gelen görüntüler doğurdu. Ama, bu görüntüler öte yandan Kürt sorunda çözümü emek hareketi potasında yoğurma eğilimine hak etmediği bir güç kattı. Aynı durum tersi için de geçerli. Oysa bu yaklaşım, emek hareketinin kadar Kürt hareketinin de sahip oldukları özgül dinamiklerinin gözden kaçması anlamına geliyor. n Hükümet karşıtı gösterilerin fazlalığı sınıf hareketinin hükümet etme isteği olarak yorumlanmadı da değil. Bu yorum, CHP ve MHP manipülasyonu şüphesine kapılanların eylemle aralarına mesafe koymalarına neden olurken diğer yandan da sınıf hareketinin önderlik meselesinin perdelenmesine için bir vesile oldu. Oysa bu gösterilerden en göze batanı olan ampul Tayyip ritüelinin esas itici gücü hükümet olma isteğinden çok işçilerin kendisine benzettiği ama aynı zamanda kendinden bahsederken bile benim başbakanım diyebilen şişik egolu adamı dile dolama zevkinden fazlası değildi. İçlerinden biri: -Amerikan uşağı -Sermayenin dostu - diye uzayan metni belli bir ezgiyle okurken kitle iki eli havada ampul sıkarcasına büyük bir koro disiplininde kanon yapar gibi ampul Tayyip nakaratını tekrarlıyorlar. Sonra herkes birden eller havada ampul Tayyip, ampul Tayyip diye bilindik hareket eşliğinde tempo tutmaya devam ediyor. Daniel BensaïdÖnümüzdeki günlerde sınıf hareketinin, çalışma koşullarının çeşitlenmesi nedeniyle parçalanan işçi hareketinin yeni yapısına uygun direnişler geliştirmesi, ihtimaller dâhilindedir. Hareket Tekel direnişi ile bu tarz eylemlerin ilk sinyallerini vermiş; Tekel direnişi niceliksel çapından kat kat büyük titreşimler yaymıştır. Bu titreşimler sınıf hareketinden gelen her girişimde kendisini mutlaka hissettirecektir. Direniş Tekel işçisinin taleplerinin toplamının karşılanmasıyla sonuçlanmasa da gerek sosyalist hareket gerekse de sınıf hareketi içindeki atıllığın kırılması açısından daha şimdiden bir deneyim olarak duruyor. Her şeyden önce iki hareket arasındaki makasın açıklığı ortaya çıkmış oldu. En azından bugün şunu biliyoruz; işçi hareketi henüz önderlik sorununu çözmüş değil. Her eylemden geri döndüğünde yine kendi içine kapanacak ve önderlikle yaşadığı problemleri yine kendi örgütleri içinde çözmeye çalışacak. Çünkü, başka imkanları henüz deneyimleme fırsatlarına sahip değiller. Makasın kapanması için sınıf hareketi her ne kadar fuleli adımlar atsa da sosyalist hareket henüz emekleme aşamasında.

11 Emek EKMEK & ÖZGÜRLÜK 11 Tekel direnişinin prizmasından 4 Şubat, ön yığınağı iyi yapılmış, hakiki bir genel grev olmaksızın, emeğin toplumsal-siyasal sahnenin ön cephesine geçemeyeceğini bir kez daha gösterdi. Kenan Kalyon Neresinden bakılırsa bakılsın ve bundan sonraki seyri ne olursa olsun, halen devam eden Tekel direnişi, daha şimdiden her hangi bir eylem ve hak arayışının ötesine geçip bir olay ; hatta bazı bakımlardan ayrıksı ve istisnai bir olay olarak Türkiye işçi sınıfı tarihine mal oldu bile. Birçok ilk i barındıran, henüz tutuk bir dille konuşsa da haberci özelliği taşıyan, işçi hareketinin yeniden kuruluşunun zorunluluğuna işaret eden, Türkiye işçi sınıfının geçmişi ile geleceği arasında köprü olma temayülü gösteren, ülkenin yeniden kutuplaşmasının uğraklarından biri haline gelmeye aday, kendisini koşullayan ve doğuran durum veya ortam üzerinde mukabil ve dönüştürücü etkilerde bulunmaya açık bir olay Artçılıktan öncülüğe Eyleme geçen Tekel işçileri, Türkiye işçi sınıfının 1970 lerde sayıları 70 binlere dayanan, ama özelleştirme muharebelerinden yenik çıkılmasına koşut olarak habire eriyen ve şimdilerde son nefesini verdi verecek az çok güvenceli bir kolunun, köylülüğü de yakından ilgilendiren bir tarımsal sınaî dalının, atı alanın Üsküdar ı geçmiş gibi gözüktüğü özelleştirme takvimi uyarınca tasfiyesi kaçınılmaz bir bakiyesi konumundaydılar. Bu kuşatılmışlık ve bu nesnel konum, özgül çıkarlarını ve müktesep haklarını koruyacaklarsa şayet, onlara bir son çırpınıştan, tasfiye defterini en zararla kapatacak bir artçı eylem den, birazcık diş göstererek ve maraza çıkararak sütliman bir gidişe yatmış AKP hükümetinden olabildiğince ödün koparmaktan başka şans tanımıyor gibiydi. Bu koşullarda başlamış bir işçi eylemliliği, her şeyden önce kendi yanılsamalardan kurtularak ama eylemi başkalaştıran pek çok etkenin yan yana gelmesiyle bir olay haline gelebilirdi ancak. Öyle de oldu. Kızılay da maruz kaldıkları polis şiddeti Tekel işçilerinin yanılsamalarını bir anda dağıtıverdi. Hükümetten gelen coplu ve gazlı mesaj gayet netti: Ödün yok, güvenceli dönem bitti, yeni yeriniz işçi sınıfının büyük çoğunluğunun, güvencesizler ordusunun saflarıdır artık!.. Bu hoyratlık ve ödünsüzlük, tekel işçileri için tek bir mecburi istikamet bırakıyordu: Artçılıktan öncülüğe geçmek, işçi hareketinin geleceği adına konuşmak, eylemlerinin simge-

12 12 EKMEK & ÖZGÜRLÜK sel ve temsili değerini yükseltmek, kararlılık ve dayanma güçleriyle tüm toplumsal muhalefet için bir mahreç haline gelmek. Bu dönüşümü, açlık grevine yatan işçilerden birinin alnındaki bandajda yazılı olanlar gayet iyi özetliyordu: Ayaklar baş olacak. İşçinin pazarlık gücü Beverly Silver, Yordam Kitap tan çıkan Emeğin Gücü başlıklı çalışmasında, Erik Orin Wright a atıfla, işçilerin pazarlık gücünü, örgütsel güç ve yapısal güç olmak üzere ikiye, yapısal gücü de kendi içinde piyasa pazarlık gücü ve işyeri pazarlık gücü diye iki alt türe ayırıyor. Örgütsel güçle yapısal güç arasında bakışımsız bir ilişki, hatta bazen bir ters orantı olduğunu söylüyor. 21. yüzyılın işçi hareketi hakkında kestirimlerde bulunurken, teknolojik dönüşümler ve emek süreçlerinin yeniden örgütlenişi işçilere daima yeni yapısal pazarlık fırsatları sunsa da, örgütsel gücün artan bir önem kazanacağını ileri sürüyor. Bu ayrımlar ve tespitler ışığında bakıldığında, Tekel direnişi oldukça özgün bir deneyim olarak duruyor. Sıfır yapısal pazarlık gücünün ancak yüksek bir örgütsel güç ve kararlılıkla, bir sokak eylemliliği seferberliğiyle dengelenebildiği bir deneyim. Bu yüzden, tekel işçilerinin başkenti mesken tutuşu, bildik Ankara yürüyüşlerinden farklıydı. Onlar başkenti olay yeri ne çevirmek, sorunlarını bütün ülkeye seslenme imkânı veren en elverişli kürsüden dillendirmek zorundaydılar. Metin Yeğin in önerisinin aksine, Latin Amerika deneyimlerinden esinlenerek, dönüp fabrikalarına el koyma yolu da kapalıydı. Zira, başka engeller bir yana, üretimi sürdürmeyi mümkün kılabilecek tarımsal altyapı ve arka plan, özelleştirme süreci eşliğinde hemen hemen tamamen çökertilmiş durumdadır. Öte yandan, Tekel işçileri direnişlerinin üretimden gelen gücü kullanamamak gibi bir zaafla malul olduğunun, ilk günden itibaren farkındaydılar. Bu açıklarını ancak sınıf dayanışması yoluyla, bağlı bulundukları Türk-İş Konfederasyonu başta olmak üzere emek örgütlerini baskı altına alıp harekete geçirerek, yani kendi özgül sorun ve çıkarlarını sınıfın genel çıkarının diline çevirerek kapatabilirlerdi. 17 Ocak Ankara mitingi, bu mitingde kürsü işgaliyle ve ittir kaktır koparılan genel grev sözü, tekel direnişinin genelleşmesinin önemli bir dönemeciydi. 4 Şubat taki dayanışma grevi ise yeni bir dönemeç. Tekel direnişi bir de bu açıdan özgün bir deneyimdir. Direnişin İlk leri Tekel direnişi bir takım önemli ilk lerin de sahnesi oldu. ntekil bir eylemin başarısı uğruna bir dayanışma grevinin gerçekleşmesi; tekil bir eylemin emekle işbaşındaki hükümet arasında genel bir hesaplaşmanın ve bilek güreşinin konusu olması, ilk lerin en başta geleniydi. nikincisi, Kürt sorununun bir işçi eyleminin içinde ilk kez bu kadar görünür hale gelmesi, bu görünürlüğün işçi kardeşleşmesinin önünde bir engel oluşturmamasıdır. Bazılarının sandığının aksine, sınıf mücadelesinin ve kimliğinin evrenselliği, işçilerin kimliğinin diğer unsurlarını öğüten bir değirmen işlevi görmez. Tekel direnişinde de böyle olmadı. nüçüncüsü, işyeri temelli olamadığı için, koşulların, şu ana kadarki seyriyle Tekel direnişini, David Harvey in son zamanlarda Amerika da gerçekleşen bazı işçi eylemleri için kullandığı tabiri ödünç alacak olursak, cemaat temelli, yani çok çeşitli kesimlerden gelen bir halk desteğiyle kuşatılan ve giderek toplumsallaşan bir direniş olmaya doğru itmesidir. ndördüncüsü, tekil bir işçi direnişinin Türk- İş i ve sendikal bürokrasiyi tarihinde görülmemiş ölçüde sarsması ve yine tarihinde görülmemiş ölçüde baskı altına alarak harekete geçmeye zırlamasıdır. Bu, önümüzdeki dönemde şu veya bu türden sendikal yansımaları olacak bir girdidir. nbelki tamamen ilk değil ama, bir eğilimin kuvvetli bir dışavurumuna tanık olmamız anlamında beşincisi, Tekel direnişinin kadınların mücadelede öne geçişinin, kendi tarzlarını konuşturmalarının ve etkin bir rol üstlenmelerinin yeni bir örneği olmasıdır. Beş vakit komünist İlk lerinin altıncısı ayrı bir başlığı hak ediyor. Tekel direnişi son yılların solla ve sosyalist hareketle temasa ve etkileşime en açık işçi eylemi olarak da temayüz etti. İnançlı bir işçinin sarf ettiği artık beş vakit komünistim sözü, bu açıklığı ve mücadelenin eğiticiliğini çok çarpıcı ve veciz biçimde ifade ediyor. Bu ifadede bir tezat değil, Türkiye sosyalist hareketi günün birinde kilidi kıracaksa ve nüfusun şimdiye kadar kendisine kapalı kalmış önyargılarla yüklü kesimleri arasında bir etki alanı açacaksa, olması gereken saklı. Elbette, Tekel direnişinin sosyalist hareketin işçi hareketiyle buluşup kaynaşmasının bütün sırlarını gösterdiği, bütün anahtarlarını toptan sunduğu söylenemez. Ama işçi grevlerinde ve direnişlerinde kurulan temasın, sonrasında genellikle evli evine köylü köyüne şeklinde bir ayrılıkla sonuçlanmasının, alışılagelmiş tarzların siyasal bir işçi hareketi doğrultusunda biriktirerek ilerlemeye cevaz vermemesinin yol açtığı kısır döngünün, bir sorun olarak karşımızda durduğu aşikârdır. Bu bakımdan, Tekel direnişi sosyalist hareketi tarz değişiklikleri yapmaya davet eden, üzerinde düşünülmeye değer önemli ipuçları sunuyor. Bir üçüncü kutup dinamiği Başbakan Erdoğan ve partisi, Tekel direnişini gözden düşürmek, yalıtmak, örgütlü işçi hareketinin ve emekçi halk kesimlerinin bu direniş etrafında kenetlenmesini önlemek için ellerinden geleni yaptılar. Direnişçi işçiler yeniçeri likle, çalışmadan para kazanmak la, merhamet e layık olmamakla, hükümeti hedefleyen sloganlar kullanmakla, nankörlükle, istemezük çülükle, vb. itham edildiler. Bu minvaldeki yaylım ateşi Erdoğan ve partisinin zihniyet evreninin bir yarısını; halka biate mecbur tebaa, ancak baş ların merhametinin ve şefaatinin nesnesi olabilecek ayak takımı muamelesi yapan yarısını gayet iyi yansıtıyor. Tekel direnişinin bir komplo olduğu, hükümete karşı siyasi bir kampanyaya dönüştüğü, çetelerle aynı çizgi üzerinde durduğu yollu suçlamalar ise, onların zihniyet dünyalarının diğer yarısından dökülüyor: Ucuz şark kurnazlığı. İşin aslı şudur: Erdoğan ve partisi düzen içi kutuplaşma sahasında mevzi kazana kazana ilerlerken, bunun verdiği özgüvenle bir güç sarhoşluğuna ve her alanı diledikleri gibi tanzim edebilecekleri zehabına kapılmışken, her şeye hâkim ve muktedir bir iktidar profili vermeye başlamışken, birdenbire toplumsal sorun cephesinin güçleri yeniden dizebilecek ve hâkimiyetlerinde gedik açabilecek şekilde hareketlenmeye başladığını görmüş ve teyakkuza geçmişlerdir. Yok saya geldikleri veya cemaat ağları ile nötralize etmeye yöneldikleri toplumsal sorun cephesinin hareketlenmesi, onların ezberini bozmuştur. O kadar ki, Erdoğan Tekel işçilerine verip veriştirdiği konuşmasında, sözü Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformuna getirip kibirli ve dalga geçer bir edayla bu da ne imiş? diyecek kadar hakiki toplumsal sorunları yok sayıcıdır. Başbakan, şimdilik galibi olduğu ve bozulmasını istemediği kutuplaşma ekseni içinden konuşarak tekel işçilerini yaftalamaktadır; oysa hareketlenen toplumsal sorun cephesi güçleri yeniden dizecek müstakbel bir üçüncü kutbun dinamiklerini barındırmaktadır. Onun huzurunu kaçıran budur. 4 Şubat: Yarım başarı 4 Şubat la birlikte Tekel direnişi bir dönemeci daha geride bıraktı. Hükümetin taktiklerini boşa çıkarak bugüne kadar gelen direniş, daha fazlası mümkünken, ne yazık ki bu dönemeci yarım başarıyla geçti. Hal ve gidişattan, ancak yarım bir başarıyla yetineceğimiz öncesinden de belliydi. Sendikalar ciddi bir tırmandırıcı ön hazırlıkla yığınak yapmadılar; hükümetin restleri karşısında alttan almayı tercih ettiler. Tekelcilerin bağlı bulunduğu konfederasyonun başkanı grev günü evinde oturacağını söylüyorsa, hangi tırmandırıcı hazırlıktan söz edilebilir? Hakeza, grevin Tekel işçileriyle dayanışma kısmiliği içinde tutulması, gündemdeki enerji ve şeker özelleştirmelerinin ve bu vesileyle yapılmış diğer bütün özelleştirmelerin tartışmaya açılmaması, işçi hareketinin tamamına ilgilendiren genel taleplerin öne sürülmemesi mücadeleyi geriye çekmiştir. 4 Şubat, ön yığınağı iyi yapılmış, mücadele halindeki bütün dinamiklerin yakıcı taleplerini buluşturan, örgütlü işçi hareketini işçi sınıfının güvencesiz kesimleriyle yakınlaştıran, sadece işçileri değil, esnafı, köylüleri ve öğrencileri de sürece katan hakiki bir genel grev olmaksızın, emeğin toplumsal-siyasal sahnenin ön cephesine geçemeyeceğini bir kez daha gösterdi. Hayatın çağrısı budur

13 Politika EKMEK & ÖZGÜRLÜK 13 Sarıgül ün TDH si: Solun aymazlığının faturası Mevcut rejim içi nitelikleriyle TDH sol içinde yeni bir sorun alanı Erdoğan Aydın Türkiye siyaset arenası, varolan partiler çokluğu içinde kendine alan açarak yükselen yeni bir odakla, Türkiye Değişim Hareketi (TDH) ile karşı karşıya. Hareketin merkezindeki Mustafa Sarıgül, halen Başbakandan sonra en popüler siyasetçi. Liderine oranla geri bir yerde dursa da, hareketin kendisi de daha şimdiden yüzde 6 lık bir kamuoyu desteği yakaladı ve yükselme eğilimini sürdürüyor. 700 bin civarında gönüllü sü, 500 e yakın toplantı, miting organizasyonu ve daha kurulmadan Türkiye'nin 81 ili ve 750 ilçesinde örgütlenmiş bir yapıyla karşı karşıyayız. Örgütlenme, tanıtım ve kendine etki alanı yaratma konusundaki bu başarısıyla TDH, Cem Uzan ın Genç Partisini (GP) anımsatıyor. Hareketin şu ana kadar yaptıkları ve kamuoyu yoklamalarındaki belirgin görünürlüğü, hem siyasette ciddi bir boşluğu hem de TDH nin bu boşluğa seslenebilme ve kendine yedekleyebilmeyi başarabilen bir tasarım ve güç odağı olduğunu gösteriyor. Bu nitelikleriyle önümüzdeki döneme ilişkin çizilen senaryoları değişime uğratacak görünmektedir. Çözüm değil, nabza göre şerbet TDH, sosyal demokrat iddialı bir kadro ile şe- killeniyor, ancak kendine ilişkin böyle bir tanımlama yapmaktan özellikle uzak duruyor. CHP içindeki iktidar mücadelesinden ortaya çıkmasına karşın, kendini bu geleneğin dışına taşıyarak her kesime seslenme avantajı elde etmeye çalışıyor. Bu anlamda bütün siyasal tercihlerin, bütün sınıfların, bütün kimliklerin gönlünü okşamaya, bunun yansıması olarak hiçbir konuda net bir yaklaşım sergilememeye çalışıyor. TDH, rejimle sorunu olmayan, rejim içi bir seçenek olarak tebarüz ediyor. Kendisine yöneltilen, sol kökenli bir siyasetçi olarak merkez sağın oylarına talipsiniz, hareketinizin siyasi duruşunu nasıl tarif ediyorsunuz? sorusuna verdiği yanıt Sarıgül ün, merkezci popülizmini çok iyi yansıtıyor: Geniş anlamda bir sosyal demokrasiyi savunuyoruz. Emekten, barıştan, özgürlükten, varlık ve bereketten yanayız. Ana ilkemiz önce hukuk, medeniyet. Türkiye nin AB ülkelerinin önüne geçmesini arzu ediyoruz. Türkiye nin en huzur veren partisi olacak, ötekimiz olmayacak. İnançlara saygılı laikliği ve Atatürk ü siyaset malzemesi olarak kullanmamayı ilke haline getiriyoruz. İnönü nün devlet adamlığı, Ecevit in dürüstlüğü ve Özal ın ekonomik açılımlarını örnek alıyoruz. Tüm eller sıkılacak. Ulusal birlikten yana olan herkesin ve her partinin tabanından oy alacağız. Bizim iktidarımızda ötekiler olmayacak; 70 milyon insanımızın tamamının mutluluğunu sağlayacağız. Örfümüze, töremize, geleneklerimize bağlı siyasi partiyiz. Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni şahlandıracağız." Rejim içi yeni odak Aynı zamanda TDH Program Komisyonu Başkanı olan Konda Araştırma Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır; Biz hep kendi kafamızdaki idealler üzerinden bir şeyler yaptık. Kitle partisi olmak, iktidara yürümek bambaşka bir şey sözleriyle, kurgulanan siyaset ve örgütlenmenin, programa ve ideallere değil, imaja ve projeye ait oluşunu gerekçelendiriyor. Dolayısıyla nabza göre şerbet veren, iktidara gelmek ve gelirse kalmak için ne gerekiyorsa onu söyleyen ve onu yapan Makyavelist bir partiyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Biz hudut ve bayrak birliği diyen, ulusal birlikten yana olan herkesle yolumuza devam ediyoruz diye söze başlayan bir partinin, sadece Kürt halkının hakları ile değil, insanların kimlikleriyle, eşit yurttaşlık taleplerini dillendiren Alevilerin hakları ve ulusun mağdurları olan emekçi ve yoksulların haklarıyla ilişkilenmesi de hep eğreti kalacaktır. Bizim partimizde dil farkı, din farkı, ırk farkı, mezhep ayrımı kesinlikle olmayacak diye başlayan cümleler, Türk ve Müslüman kimliğin dışında ve içindekilerin haklarına dair yasal güvencelerle tamamlanmadığı sürece, diğer örnekler gibi gönül okşayan bir söylemden öte anlam taşımayacaktır. Rejimin egemen değerlerini sorgulamayan, statükoyu zorlamayan, örneğin Kürt sorununda olabildiğince düşük profilli bir duruş ve muğlâk ifadeler kullanan, onun belirlediği sınırlar içinde ise alabildiğine cesur, hatta bıçkın bir siyaset tarzı ile Türkiye'nin gerçek bir demokrasiye, sosyal devlete taşınması mümkün olamayacaktır. Bu noktada TDH, kaçınılmaz bir şekilde, mevcut rant dağıtımından yeterince pay alamadığını, alacak kanallarla ilişkilenemediğini düşünenlerin toplanma alanı olacaktır. Peki ama Türkiye'de siyasetin mevcut krizinde bu yaklaşım işlevsel mi? Evet! Nitekim kararsız tabir edilen kesimde halen birinci seçenek olma görüntüsü veriyor TDH. Genç Parti nin yüzde 7 yi tutturabildiği zamana göre bugün arayış ve kararsızlık oranının daha yüksek, mevcut partilerin daha yıpranmış olduğu da dikkate alınırsa, TDH nın barajı aşma olasılığı da ciddiyet kazanıyor. Neyin değişimi, neyin çaresi? Değişime muhtaç ama radikal bir değişimden ürken, özgüveni örselenmiş, dini muhafaza- >>

14 >> 14 EKMEK & ÖZGÜRLÜK karlaşma ve milliyetçiliğin etki alanında, iş, aş, ve diğer dayanışma gereksinimlerini karşılayabilecek bir odak ve çoban-lider arayışında bir toplumsal gerçeklikte, içeriği belirsiz bir Değişim ve Çare Sarıgül söyleminin ciddi bir hegemonya gücü olduğu kesin. Bu anlamda TDH nin, toplumsal heyecan ve değişim gereksinimini karşılamak şansını bütünüyle yitirmiş bir CHP ve sorun çözme güvenilirliğini yitirerek düşme sürecine girmiş bir AKP den boşalan alanı, popülaritesi yüksek bir lider ve herkesin gönlüne değen popülist bir söylemle bir merkez güç olarak kapatması sürpriz olmayacaktır. Barajı aşacağına dair vereceği güven oranında, Kürtlerden değil ama CHP ye yabancılaşmış Alevilerden ve geleneksel CHP lilerden, AKP ye yabancılaşmış yoksullardan ve önceden GP ye yığılmış ikbal arayışındaki yeni şehirli kesimden ciddi oy toplayacak bir yeni seçenek ile karşı karşıyayız. Ondan yoksulları sosyal devlet güvencesine kavuşturmasını ve adaletsizliğin kaynağı piyasanın belirleyiciliğine karşı çıkmasını bekleyebilir miyiz? Peki, kimliğinden dolayı ezilenlerin eşit yurttaşlık hukuku için bayrak açmasını? Dahası darbe yasaları ve kontrgerillaya karşı mücadeleyi gündemleştirmesini? Hayır! TDH nden yansıyan mesajlar bu yönde bir irade ile karşı karşıya olmadığımızı, aksine böylesi bir duruştan özellikle kaçınıldığını, CHP den farkın da, sıcak bir lider profili ve halkçı bir söylemle sınırlandığını göstermektedir. Bu arada milliyetçiliği ve muhafazakârlığı güç toplama aracı olarak kullanması da cabası. Bir sorun alanı olarak TDH Buraya kadarki gözlem daha çok sosyopolitik bir anlama çabası... Buradan da görüldüğü gibi mevcut nitelikleriyle TDH nin geniş bir mağdur, yoksul ve emekçi kesimi etkileme olasılığı, onu sol siyasetin gelecek tasarımları içinde yeni bir sorun alanı kılıyor. Bu kapsamda farklı nitelikte olsalar da, TDH nin, popüler kavramlar üzerinden kitleselleşme arayışı sergileyen Yeni Sol Hareketin önünü kesen bir işlev göreceği söylenebilir. Nitekim temel bileşenlerinden birini belli Alevi kadroların oluşturduğu Yeni Sol Harekete oranla bile TDH, daha şimdiden Aleviler nezdinde etkili bir seçenek olabilmeyi başarmış görünüyor; üstelik bunu, Alevi sorununu açıkça telaffuz etmiyor oluşuna rağmen başarması da ayrı bir inceleme konusu. Keza sosyalist partilerin, gerek sendikal alanda, gerek Aleviler ve yoksul kesimlerdeki yeni mevzi arayışlarında TDH ile karşı karşıya kalacakları örneklerin çoğalacağı görülecektir. Bu durum solun, geçen yıllar içinde birleşik ve etkin bir siyasal odak ortaya çıkaramamış olmasının ve güncel ihtiyacın uzağındaki hayatını sürdürmesindeki aymazlığın faturası olarak karşımızdadır. Dolayısıyla TDH yi, ne denli ciddi bir muhasebe gereksinimiyle karşı karşıya olduğumuzun bedeli olarak da görmeliyiz.bu bağlamda birleşik sol-sosyalist bir odağın ortaya çıkarılmasındaki her gecikme, siyasal başarı arayışındaki pek çok dinamiğin TDH üzerinden rejimin içine çekilmesi, dolayısıyla sol-sosyalist güçlerin kan kaybının daha da derinleşmesi olacaktır. Politika Gülen cemaati üçü AKP ve TSK nin yanı sıra Gülen cemaatinin Türkiye nin yer edinmek yerine orduyu kendisine itiraz etmeyecek bi Hakan Güneş Kürt sorununda açılım, askeri bürokrasiyi denetim altına almak için yasal düzenlemeler, Anayasa tartışmaları ve Ergenekon soruşturmaları uzun zamandır satır aralarında gizlenen bir tartışmayı yeniden ele almayı gerekli kılıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi ile Fettullah Gülen Cemaati arasındaki ilişkinin doğası nedir? Bu iki unsuru tek bir yapı olarak mı ele almalı yoksa ortaklıkları kadar farklılıkları da barındıran bir ittifak içindeki iki güç olarak mı değerlendirmeliyiz? Osmanlı dan Cumhuriyet e geçerken kesintiye uğrayan devlet tarikat ilişkileri AKP iktidarında yeniden II. Mahmut dönemi paradigmasına mı kavuştu? Kendi yayın organlarına göre cemaatin ne AKP ne de herhangi başka bir siyasal oluşumla bağı var; cemaati ve hoca efendilerini siyaset içinde göstermeye çalışanlar kötü niyetli karşıtları. Ancak cemaatin hem AKP seçkinleri hem de AKP nin arkasındaki iş çevreleri içindeki gücü uzun zamandır bilinen bir gerçek. Yine cemaatin yargı ve polis içinde derin ilişkileri olduğu, AKP iktidarıyla birlikte MHP ye yakın polis ve savcıların yerini Gülencilerin doldurmaya başladığı, özellikle polis istihbarat birimleri ile özel yetkili savcılıkların önemlice bir kısmının Gülen e bağlılıklarıyla bilinen kişilerden oluştuğu artık bir sır değil. Cumhuriyet, cemaatler, siyaset Aslında geleneksel olarak cumhuriyet döneminde dini cemaatlerin devlet ve siyasetle ilişkisi bugünkünden farklı ilerliyordu. Dini cemaatlerin çoğunun siyasi parti tercihlerinde şu noktalar öne çıkardı: ¾ Aslında siyasi partilerin din işlerine fazla girmesinden hoşlanmaz, o alanın kendi tekellerinde kalmasını isterler. ¾ Ordu başta olmak üzere, laikliğe hassas kurumları ürkütüp öfkelerini üzerine çekmekten uzak dururlar. ¾ Kendileri açıkça siyaset yapmazlar. Bunun yerine yelpazenin sağındaki bütün partilerle belli bir ilişki içinde olur, onlardan mümkün olduğunca çok taviz koparmaya çalışırlar. Ancak tablo 1980 sonrasında yavaş yavaş değişmeye başladı. Nakşiliğin İskender Paşa kolu, Süleymancılar, Nakşiliğin özerk birçok kolu ve nihayet Gülen cemaatinin ANAP la, DYP ile ilişkileri giderek rüştünü ispat edip önce yerel sonra merkezi iktidara taşınmaya başlayan İslam referanslı partilere kaymaya başladı lere gelindiğinde dini tarikatların yumurtaları tek sepete koymak yerine tüm sağ partilerle ilişki kurma stratejisini sürdüre geldikleri, hatta Ecevit in başbakanlığında DSP ile iyi ilişkiler kurmayı tercih ettikleri fark edilmişti. Fakat 27 Nisan

15 EKMEK & ÖZGÜRLÜK kriziyle birlikte cemaatin yayın organları açıkça AKP taraftarlığı yapmaya başladı. Aslında Gülen ile Erdoğan'ın yıldızları Refah Partisi (RP) döneminden beri tam olarak barışmamış, taraflar birbirlerine hep kuşkuyla bakmışlardı. Fakat son dönemde ordu mağduru ortak paydasında birleşmiş gözüküyorlar. Bunda AKP'nin, Abdullah Gül gibi cemaatin sıcak baktığı bir ismi Cumhurbaşkanlığı na çıkartması da etkili oldu. Öte yandan cemaatin, devlet, özellikle Emniyet içindeki kadrolarını muhafaza etmek için de AKP'yi desteklediği ileri sürülüyor. Gülen cemaatinin yükselişi Dışarıdan bakanlar bu tabloyu adlı adınca tanımlıyorlar. Uluslararası savunma dergisi Jane s Defence Weekly nin çatı kuruluşu Jane s Information Group un internet sitesinde 2009 sonlarında yayımlanan Gülen hareketi: Türkiye nin üçüncü gücü başlıklı analizde, hareketin Ergenekon davasıyla ilişkilendirerek suçladığı Türk ordusuna sızana kadar saldırılarını sürdüreceği görüşü de vurgulandı. Derginin iddia ettiği hedefin ne kadar ısrarla savunulacağı tartışmalı olsa da Gülen hareketinin kurduğu örgütler ve ağlar sayesinde milyarlarca doları kontrol ettiği ve hareketin televizyon kanalları ve gazeteleri gibi modern iletişim araçlarıyla küresel alanda nüfuzunu kullandığını bilmek için o kadar uzağa gitmeye gerek yok lerde darbeci generallerin sağladığı zemin üzerinde at oynatan Gülen cemaati, geçen 30 yıl içerisinde artık ciddi bir güç. Cencü güç mü? üçüncü gücü olduğu saptaması abartılı. Cemaat orduda r konuma çekmekle de yetinme eğiliminde olabilir maat üyeleri bakanlıklar da dahil hükümet içinde önemli görevlere geldi. Gülen hareketinin polis teşkilatı ve istihbarat kanadında da nüfuza sahip olduğu özellikle son olaylarda açıkça ortaya çıktı. Cemaat ve AKP arasında çekişme İktidarda kalma hedefi AKP ve Gülen cemaatini kazançlı bir ittifak içinde tuttuğu sürece, AKP nin cemaat üyelerini kilit bürokratik görevlere getirmeye devam edeceği ve cemaatin örgütlerini koruyacağı ortada. Ancak, başa geldiğinde beri AKP yi desteklemiş olan Gülen hareketinin AKP ile özdeşleştirilmesine karşın iki siyasi güç arasında ideolojik bir yarış olduğu bugünlerde daha belirginleşmeye başladı. Jane s Defence de ifade edildiği üzere: AKP de Gülen cemaati de muhafazakâr değerleri ve İslam ile politikanın birleştirilmesini savunmalarına karşın bunlar yarışan siyasi örgütler. Bu sistem içi, grup içi bir yarış. Öyle zamanlar olur ki, sistem içi yarış dış düşmanla mücadeleden daha sert biçimler alabilir. Ancak aralarındaki güçlü iktisadi bağ ve uluslararası ittifak tercihlerindeki örtüşme, AKP ve Gülen Cemaati arasındaki yarılmayı daha çok eski SSCB içinde Leningrad ve Moskova ekolleri düzeyindeki bir rekabet olarak okumayı gerekli kılar. AKP, TSK ve Gülen hareketi Rekabet daha fazla pay için yapılır. Öyle görünüyor ki Gülen cemaati Türkiye de daha fazla paya sahip olmak istiyor. Gülen hareketinin güçlü bir siyasi partiyle ilişkilerin yararlarını düşünerek AKP yi desteklemeyi sürdüreceği rahatlıkla ileri sürülebilir. Ancak Gülen cemaati hedefleri bakımından AKP yi destekleyen ve önemlice bir kısmı merkez sağın geleneksel ilişiklerini temsil eden oy tabanı ve iş adamlarından faklılaşan bir hedefe de sahip. Türkiye deki tüm kahvehanelerde de konuşulduğu üzere Hareket kendi üyelerini ve yandaşlarını orduya sokana kadar TSK ye güçlü bir biçimde karşı koymayı sürdürecek. Bu süreç geri çekilmeleri, ittifak kompozisyonuna çıkartma ve yeni eklemeleri içerebilir ama otuz yıllık temel yönelimde bu bakımdan bir değişiklik olmadığı için Jane s Defence ın AKP ve TSK nın yanı sıra Gülen cemaatinin Türkiye nin üçüncü gücü olduğu saptamasına abartılı denilebilir. Örneğin cemaat pekâlâ orduda yer edinmek yerine orduyu kendisine itiraz etmeyecek bir konuma çekmekle de yetinebilir. Nasıl yurtdışındaki sayıları yüzleri bulan Fethullahçı Türk okulları Türk dış politikasının ayrılmaz enstrümanlarından birisi olarak ordu tarafından da kabul edilmişlerse, okulların arkasındakiler de daha makbul bir muameleye tabi tutulabilirler. Aslında devlet Ecevit hükümetinden beri adım adım bu sürecin içindedir. TSK bir adım arkadan gelmektedir sadece. Ancak bu genel süreç AKP Gülen Cemaati ve TSK ilişkilerinde iniş çıkışlar sertleşmeler hatta zaman zaman restleşmeler olmayacağı anlamına gelmiyor. Murat Yetkin Ankara iç ilişkilerini iyi bilen ve AKP ye de mesafeli bir gazeteci olarak son dönemin AKP TSK yakınlaşmasını sorularla değerlendirerek kimi imalarda bulundu. Yetkin, Hükümete de, askere de Bizsiz olamazsınız? demek isteyenler mi var? diye soruyor. Ona göre İşlevleri hakkında her tereddüt oluştuğunda Başbakan ın önüne bir suikast girişimi, ya da bir iki işadamı aleyhine dosya koyup kendilerince siyasi bağımlılık oluşturmak isteyenler, keza Genelkurmay a kışkırtıcı mesajlar, ihbarlar yağdıranlar Ankara kulislerine kulak verenler için alışıldık bilgiler. Bu kesimler aslında Bugüne kadar iyi günlerimiz oldu, şimdi bizi dışlayamazsınız demek istemektedirler. Yetkin in açıkça adını zikretmediği olayların gerisinde polis istihbaratı, bu istihbaratında gerisinde hangi gücün olduğu malum. Onlar bu yorumları gülerek ya da gülümseyerek okuyorlar ama şüphe yok ki bir başka Gülen le birlikte okuyorlar. Onlar geleneksel refleksleri bakımından iki buçuktan üçe doğru adım atacak kadar cesaretli olmayacaklardır ama ikinin buçuğu bile cemaatin siyasetle kurduğu bağın Şerif Mardin in bir dönemin Türkiye si için ortaya koyduğu siyasetle doğrudan ilgilenmeme paradigmasının oldukça dışına çıktığını gösteriyor.

16 16 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Politika Faşolar (*) sahnede... AKP tek parti iktidarı sermayeye yetmez, Türkiye ve Kürdistan Devrimi şahlanırsa, sermaye seçeneksiz mi kalacak Edirne de solculra polis desteği ve denetimi altında saldıranlar MHP sempatizanı gençlerdi Mustafa Çeçen Uzunca bir süredir, Kürt Savaşı'nın tetiklediği, birbiri içine geçen nedenlerle Türkiye'de yeni bir faşist tipinin sokaklara çıktığını görüyoruz. Bernardo Bertolucci'nin 1900 filminde gösterdiği faşist kadar efendisinin kölesi ve köpeği; o denli çapsız, kötü ve iğrenç; Pier Paolo Passolini'nin Salô da gösterdiği faşist kadar muktedir ve güçsüzlere karşı çıplak zordan haz alan bir hareket bu: Sokağa çıktığında, birbirinden güç alan birkaç yüz kişiyle bir faşo oluyor ve yalnız bulduğu bir devrimcinin ya da sıkıştırdığı küçük bir devrimci topluluğun üzerine linç etmek üzere çullanıyor. Genellikle devletin verdiği korucu silahıyla barışçıl gösteri yapan kalabalığın üzerine ateş ediyor. Silahı devlet vermemişse (?!) elindeki pompalı tüfek ya da normal silahla silahsız kitleler üzerine ateş ediyor ama hep sulh ceza hakimi tarafından serbest bırakılıyor. Siyasal bağlam: Kapitalist devlet Karşı karşıya bulunduğumuz bu faşist kitle ruhu, henüz kapitalist devlet, belli başlı siyasi partiler ve sermaye fraksiyonları için razı olacakları bir siyasal alternatif haline dönüşmüş değilse de, hem kapitalist devlet hem AKP'de de belli oranda temsilcisi var. AKP dahil belli başlı siyasi partiler ve sermaye fraksiyonları tarafından açıkça besleniyor ve himaye ediliyor. Bu, geçtiğimiz yıl İstanbul daki bir saldırı dolayısıyla Başbakan Erdoğan'ın ağzından vatandaş tepkisini gösteriyor sözleriyle açık edildi. Vatandaş, pompalı tüfekle kitleye ateş açan faşistlerden biriydi. Erdoğan, bu yaklaşımından geri adım atmadığı gibi, Kürtlere verdiğimize razı olun, yoksa... tehdidini savurmak için, her yeni eşikte ileri götürdü. Kapitalist devletin açık beslemesi ve himayesi yürütme gücünün açık desteği ile sınırlı değil. Bu faşistler, polise muhatap kılınmayarak, yakalananları ise tepkisini gösteren vatandaş olarak sokaklara salınıp himaye ediliyorlar. Beslenmeleri de aynı ölçüde dolaysız. Muş Bulanık'ta kalaşnikof tüfeği ile göstericileri tarayan kişinin korucu ve tüfeğin de devlet envanterinde olduğu tartışmasız. Hrant Dink cinayeti zanlılarının nasıl beslendikleri ortadayken bunu soruşturan gazeteci Nedim Şener e yazdığı kitap için cinayet zanlılarından çok ceza isteniyor. Unutmamak gerekir ki, hiçbir faşist, devlet ve sermayeden açık destek görmeden sokağa çıkacak kadar cesur olmadı ve şimdi sokaklarda görünenleri de bu destek olmasa o kadar cesur olamazlar... Siyasi partiler AKP nin himayeciliği Genel Başkanının ağzından dile getirildi ama bu hareketlerle organik ilişki içinde yer alan esas siyasi partinin AKP olmadığı açık. Bu olaylar, doğrudan BBP türünde parti ve küçük milliyetçi odaklar tarafından, dolaylı olarak MHP tarafından kışkırtılıyor. Basit örneklerden yola çıkıldığında, görgü tanıklarının, Zonguldak'ta TKP'li gençlere ve Trabzon'da TAYAD'lılara saldırıda BBP'lilerin yer aldığı; Aydın, Burdur, Antalya, Fethiye'deki Kürtlere yönelik saldırılarda da MHP'lilerin yönlendirici olduğunu söylediklerini görüyoruz. Elbette, bu olayların hiçbirinde saldırganlar yargılanmadığı için sonuç olarak bu partilerin rolünü Erdoğan'ın himayesi kadar somut ifade edemiyoruz. Ancak, Hrant Dink zanlılarının hangi partiye gidip geldiğini, avukatlarının hangi partiye üye olduğunu ve hangi parti tarafından iaşe edildiklerini biliyoruz. MHP Merkez Yönetiminin bu olaylarda, zımnen teşvik edici davrandığında da şüphe olmamalı. Bahçeli, yakın tarihli bir konuşmasında, ( ) Büyük Türk Milleti, birliğine ve bütünlüğüne uzanan elleri, ne pahasına olursa olsun, mutlaka ama mutlaka kıracaktır, biz de dağa çıkarız diye tehdit ediyor; medya ve sermaye çevrelerinde kitlesini sokağa dökmüyor gerekçesi ile alkışlanıyor. Türk Solu adlı ırkçı grubun tüm kışkırtmalarına, daha da önemlisi Genel Başkan Deniz Baykal'ın MHP'nin paralelindeki statükocu ve Kürt Sorunu'ndaki inkârcı çizgisine rağmen, CHP örgütlerinin ya da aktif militanlarının bu olaylarda yer almadığı çık. Ancak, İzmir gibi CHP'nin etkin olduğu illerde, CHP'nin izlediği bu çizgi nedeniyle Kürt düşmanlığının hızla yayıldığı ve son DTP konvoyunun taşlanmasında olduğu gibi, milliyetçi sağın eskiden öfke doğuran kışkırtmalarının CHP tabanında bugün özel bir tepkiyle karşılaşmadığı gözleniyor. Edirne'de solcu öğrencilere ve onlara destek verenlere karşı gerçekleşen olay da, bu bakımdan ilginç. Milliyetçi sağın Edirne'de bu türden linç girişimlerinde bulunabilmesi neredeyse olanak dışı olmasına karşın, CHP'nin ve özellikle de Sözcü Gazetesi'nin ırkçılığa varan siyasi tutumu ve yayın çizgisi CHP yandaşlarında MHP karşıtlığını azaltmış, Kürt düşmanlığını güçlendirerek besliyor görünüyor. Cumhuriyet Gazetesi başyazarı ve Ergenekon sanığı İlhan Selçuk'un, hasta yatağından bu olayları telin etmesi ve faşizmle ırkçılığı lanetlemesi, bu tehlikenin farkına varmasından çok, kontrolden çıkacağını görmesi ile ilgili sayılmalı. Ve sermaye... Türkiye'deki gibi otoriter yanı baskın ve dönem dönem uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda açık askeri faşist diktatörlüklere dönüşebilen bir kapitalist devletin, sokakları denet-

17 Politika EKMEK & ÖZGÜRLÜK 17 lemek için yer yer müracaat edeceğinden kuşku duyulamayacak bu lümpen ve küçük burjuva sürüsünü, faşistleri bu dönem iktidara taşıyacağına dair bir gösterge henüz mevcut değil. Ancak, AKP hükümetlerinin sokakların faşistler eliyle denetlenmesine göz yumduğu ve diğer burjuva partilerinin de bu sokak kontrolünden siyasal beklenti içinde oldukları açıktır. Yine de asıl akılda tutulması gereken, sokakların kime kapatılmak istendiği: Kürt Sorunu çözülemiyor, Türkiye işçi hareketi ile devrimci gençlik hareketi serpilme işaretleri veriyor, ve en önemlisi Kürt kökenli Türkiye proletaryası Batı'da genç ve devrimci Türkiye proletaryası olarak yeniden doğuyor. İnternette kısa bir gezinti, Türkiye'de entelektüel zırtapoz ulemanın, hangi mesele olursa olsun - bu linç olaylarını bile!-, olağanüstü hal, istisna hal gibi Schmityen kavramlarla konuştuğunu gösterir. Benjamin hatta Brecht, Bertolucci ve Passolini utanıp sıkılınmadan Nazizmin bu baş hukukçusu (Konjurist) Carl Schmitt in yanına konulabiliyor. Bu baş hukukçunun eserleri, son beş yıl içinde neredeyse tüm eserleri formatında piyasaya sürülüyor. Nedense bu arada Batı'da ya da Amerika'da yeni bir Schmitt baskısı yapılmıyor. Ben bunun AKP tek parti devletine hazırlık ve Ergenekon'a entelektüelleri rıza ettirme hamlesi olduğunu düşünüyorum ama devrimciler, gene de daha derin düşünmelidirler, AKP tek parti iktidarı sermayeye yetmezse, Türkiye ve Kürdistan Devrimi şahlanırsa, sermaye seçeneksiz mi kalacaktır? Elbette, kalmayacaktır; o yüzden şimdilik sokakları kontrol etmek için de olsa, faşoları devleti ile himaye etmekte, siyasi partileri ile teşvik edip hoş görmektedir. Sermaye ilişkidir de, basit bir ilişki değildir! Devrimcilerin bunu görüp, bildikleri en iyi şeyi yapmaları, sokaklarda beliren bu küçük burjuva ve lümpen topluluğuna karşı devrimci tedbirlerini almaları gerekir. Aramızdan şüphesi olan varsa, 1900'ü ve Salô'yu yeniden ama yeniden izlemelidir. fascio=faşizm sözcüğünün kökeni, birlik, topluluk; faşo okunur; İtalyanca. Hrant Dink Davası Av. Hakan Bakırcıoğlu Ümit Kıvanç, 8 Temmuz 2009 tarihinde Taraf Gazetesindeki köşesinde Dink Cinayetine dair şu tespitleri yaptı: Hrant ın öldürülmesi ve sonrası, ortaya dökülürse kimsenin altından kalkamayacağı kadar vahim bir komplo barındırıyor. Kolayca feda edilebilecek birkaç görevliyle bu iş halledilecek olsaydı, şu Ergenekon furyasında kimseye acımazlar, giderlerdi üstüne. Demek ki o iş o kadar büyük ki, gidemiyorlar Denklem ve benim iddiam- basit: Hrant Dink cinayetini çözünce karşımıza Ergenekon değil, Teşkilatı Mahsusa çıkacak, sakın şaşırmayın. Dink cinayeti Ümit Kıvanç ın da belirttiği üzere vahim bir işbirliği ile gerçekleşti. Dink cinayetinde devlet görevlilerinin ciddi sorumluluğu bulunmakta. Tam da bu nedenle cinayetin çözülmesi için gerçek anlamda bir irade ve kararlılık ortaya konulmadı. Tuğla çekildiğinde, duvarın yıkılacağı endişesi soruşturma ve yargılamalarda temel endişe olarak yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Dink cinayetinde Trabzon Emniyet Müdürlüğü ve Trabzon Jandarma Komutanlığı görevlileri hakkında doğrudan soruşturma yürütmemesi, Dink cinayetindeki sorumluluklarını daha baştan görevi ihmal-suiistimal olarak nitelemesi ve soruşturmayı Trabzon C. Başsavcılığının yapmasına yönelik görevsizlik kararı Dink cinayetine iştirak eden veya cinayetin işlenmesinde pay sahibi olan Devlet görevlilerini korumaya yönelik bir karardı. İddianame ile aynı tarihi taşıyan İstanbul C. Başsavcılığının bu görevsizlik kararı Hrant Dink cinayeti davasının sınırlarını belirleyen önemli bir karardı Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun un varlığı, bu kanunun uygulanma biçimi ve bu kanun çerçevesinde Trabzon ve İstanbul Valiliklerinin, bu kanun uyarınca yapılan itirazları karara bağlama yetki ve görevi olan İstanbul ve Trabzon Bölge İdare Mahkemelerinin kararları ile Dink cinayetine iştirak eden, cinayetin işlenmesinde sorumluluk sahibi olan Devlet görevlerinin korunmasına devam edildi. Davalar birleşmiyor Davalar ve soruşturmalar tüm taleplerimize rağmen birleştirilmedi ve her soruşturma diğer soruşturma ve yargılamalardan ayrı yürütüldü. Bu yolla bir bütünlük oluşturulmasının önüne geçildi. Bir iki istisna dışında Dink cinayeti nedeni ile hakkında inceleme/soruşturma yapılan Emniyet ve Jandarma görevlileri görevlerinden alınmalıdır. Görevlilerinden alınmak bir yana bu kişiler hem soruşturma/dava dosyalarına ve hem de kendi haklarında yürütülen inceleme dosyalarına bilgi/belge sunan makam oldular. İstanbul C. Başsavcılığı, Trabzon Jandarma Komutanlığı istihbarat şube müdürlüğü görevlileri Okan Şimşek ile Veysel Şahin in 20 Mart 2008 tarihli beyanı üzerine ortaya çıkan gerçeklere ve yaptığımız başvuruya rağmen CMK m.250 uyarınca soruşturma yapmadı.trabzon Sulh Ceza Mahkemesi yargılanan Jandarma görevlilerinin fillilerinin basit bir görevi ihmal suçu olmama ihtimalinin güçlü olduğunu belirterek, yargılamanın ağır ceza mahkemesi tarafından yapılmasına yönelik karar oluşturdu Dink cinayeti soruşturmasında/davasında verilen en doğru karardı-. Bu karara Trabzon C. Başsavcılığı itiraz etti, itirazı kabul edildi ve yargılamanın görevi ihmal kapsamında ve sulh ceza mahkemesinde yürütülmeye devam edilmesine karar verildi. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı yaptığı inceleme ve 2008 yılının Aralık ayında hazırladığı raporda, İstihbarat Daire Başkanının, İstihbarat Daire Başkanlığı nın azınlıklarla ilgili olan C Şube Başkanının, Merkez Haberalma Daire Başkan Yardımcılarının ve tespit edilecek diğer görevlilerin, Trabzon Jandarma Komutanının ve Trabzon Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin cinayette sorumluluklarının olduklarına dair tespitler yaptı ve bu konularda yeniden inceleme yapılması için dosyayı İçişleri Bakanlığına gönderdi. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının bu tespiti üzerine İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına bir dilekçe ile başvurarak, Başbakanlık Teftiş Kurulu nun incelemeyi tamamladığını, sorumlulukları ortaya çıkardığını, yeniden idari bir incelemeye gerek olmadığını, dosyanın Cumhuriyet savcılığına gönderilmesini talep ettik. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı dosyayı savcılıklara göndermedi ve 4483 Sayılı Yasa kapsamında inceleme yapması için Mülkiye Müfettişlerini görevlendirdi. Başkanlık Teftiş Kurulunun raporunu hazırlamasının üzerinden bir yılı aşkın bir zaman geçtiği halde, mülkiye müfettişleri incelemelerini henüz tamamlamadılar. Daha önce 4483 Sayılı Yasa uyarınca yapılan incelemelerde kişi ve kapsam yönünden incelemeler eksik yapılmasına rağmen önemli bilgiler açığa çıkmış ve buna rağmen emniyet ve jandarma görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemişti. Müdahil vekilleri olarak Başbakanlık Teftiş Kurulunca yapılan önemli tespitlere rağmen, sorumlulukları açıkça ortada olan devlet görevlileri için soruşturma izni verilmesine yönelik bir kararın çıkacağı -önceki tarihli incelemelerde sergilenen tutum nedeni ile- beklentisi/iyimserliği içerisinde değiliz. Yapılan soruşturma, inceleme ve yargılamalarda soruşturma, yargılama ve incelemeler sınırlandırılmaya çalışılmasına rağmen- devlet görevlilerinin Hrant Dink in katledilmesine iştirak ettikleri veya en hafif deyimle cinayette pay sahibi oldukları açığa çıktı. Devlet görevlilerinin sorumlulukları açığa çıkmasına rağmen Devlet erkinin bir parçasını oluşturan yargının cinayetteki sorumlulukları açığa çıkan devlet görevlilerini yargılamaması, sorumluluğu olanlar hakkında dava açıldığında ise (Trabzon Jandarma Komutanlığı görevlilerinin yargılandığı davada olduğu gibi) suçlamanın basit bir görevi ihmal olarak nitelendirmesi eşyanın tabiatına uygun durum.

18 18 EKMEK & ÖZGÜRLÜK Politika Vicdani ret için bir başka neden Aydemir in dinsel inanışına uygun olmadığı gerekçesiyle askerliği reddi yeni bir tartışma yarattı Barış Esmer Vicdani Ret, Türkiye politik lügatine ilk olarak 1990 senesinde Vedat Zencir ve Tayfun Gönül isimli iki gencin vicdani retlerini ilan etmeleriyle girdi. Geçtiğimiz yirmi sene boyunca 16 sı kadın 87 kişi daha vicdani reddini açıkladı. Bunlardan dokuzu çeşitli gerekçelerle askerlik şubelerine götürülürken, yedi kişi cezaevine gönderildi. Yakın zamanda vicdani retçi Enver Aydemir, Her Türk Asker Doğmaz isimli etkinliğe katılmaya giderken ikinci kez gözaltına alındı ve tutuklandı. Dini gerekçelerle ret İlk olarak Temmuz 2007 de gözaltına alınan ve birliğine teslim edilen Enver, burada laiklikle yönetilen TC de askerlik yapmayacağını söyleyerek, Türkiye de dini gerekçelerle vicdani reddini açıklayan ilk kişi olmuştu. Bir hafta içinde serbest bırakılan Enver 2,5 sene sonra tekrar yakalanarak, kesinleşmiş hapis cezasını çekmek için Askeri Cezaevi ne koyuldu. Gözaltı sürecinde maruz kaldığı işkence doktor raporuyla tespit edildi. Kendisine yapılan işkencelere tepki olarak başladığı açlık grevi sırasında zorla serum bağlandı. Yani bugüne kadar seküler gerekçelerle reddini açıklayan ve gözaltına alınan diğer retçilerle benzer Bugüne kadar eşcinsellikten çevreciliğe, Kürtlükten sosyalistliğe çok çeşitli gerekçelerle ifade bulan vicdani ret Enver Aydemir in dini nedenlerle askerliği reddetmesi ile yeni bir boyut kamuameleye maruz kaldı. Enver, muhafazakâr İslami değerler doğrultusunda yaşadığı hayatına saygı göstermeyen TC ordusuna hizmet etmeyi reddettiğini ve bu görüşünün ilk gözaltı sürecinde kendisini ziyaret etmeye gelen başörtülü annesi ve eşinin nizamiyeden içeriye alınmamaları sonucunda pekiştiğini ifade etmiştir. Diğer retçilerden farklı olarak inançları çerçevesinde yapabileceği bir sivil hizmette bulunmayı kabul eden Enver buna rağmen ikinci kez tutuklandı Enver in tutuklanmasının ardından savaş karşıtları davayı derhal sahiplendiler, basın bültenleri yayınlayıp yürüyüş ve gösterilerle olayı protesto ettiler. Ankara daki bir gösteri sırasında polis savaş karşıtı 23 genci gözaltına aldı. Bunlardan biri olan Volkan Sevinç tutuklanarak cezaevine koyuldu. Gözaltına alınanlardan 19 u hakkında halkı askerlikten soğuttukları gerekçesiyle 6 aydan 10 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Konu ana akım medyada sınırlı da olsa yer buldu. Gerek Enver in bir dini vicdani retçi olarak tutuklanması gerekse çoğu sosyalist ve anarşist gelenekten gelen savaş karşıtlarının onu sahiplenmesi kamuoyunda kafa karışıklığına sebep oldu. İman mı vicdan mı? Muhafazakar kesim konuyu ya görmezden geldi ya da vicdani ret yerine imani ret gibi komik bir kavram önererek olayı kendi meşreplerine göre yorumlama yoluna gittiler. Bu komik öneriyi Veysel in annesi vicdanı olanın imanı, imanı olanın da vicdanı olacağını söyleyerek reddetti. Burada iman denilenin kapsamını bir dine inanmaktan ziyade belli değerlere kıymet vermek ve hayatı o değerler doğrultusunda yaşamak gibi yorumlamamız durumunda ne sosyalistler, ne anarşistler, ne de diğer savaş karşıtları bu açıklamaya itiraz etmeyecektir. Dahası, Enver tutukluluğu sırasında askeri savcıya askerin kimi, neyi vurduğunun belli olmadığını, komutan emir verince aklını da, vicdanını da, her şeyini de bir yana bırakarak emri yerine getirmek zorunda olduğunu söylemiştir. Buradan da anlaşılacağı gibi pek çok savaş karşıtı gibi Enver de koşulsuz itaat rejimi ni sorgulayan ve buna dahil olmayı reddeden biridir. Onu bu sonuca götüren yol seküler vicdani retçilerden farklı olarak dini inancıdır. Türkiye deki vicdani retçilerin deklarasyonlarını ve hikayelerini incelediğimizde savaş karşıtlığının hakim bir tutum olduğunu söyleyebiliriz. Savaşa ve savaşı toplumsal olarak sürekli yeniden üreten ordu düzenine dahil olmayı reddetmenin gerekçeleri eşcinsellikten çevreciliğe, Kürtlükten sosyalistliğe kadar çok çeşitli biçimlerde ifade bulmuştur. Enver in bir muhafazakar olarak egemen militarist anlayışa karşı açtığı bu isyan bayrağı sebebiyle tüm muhafazakarları aynı potada eriten egemen muhafazakarlık anlayışı esaslı bir darbe yemiştir. Enver, belli bir görüşü benimseyen tüm insanların her konuda birlikte hareket etmesi gerektiği yönündeki büyük anlatıyı tek başına sarsmış ve kendisine farklı ideolojik angajmanları olan ancak anti militarizm ideali doğrultusunda hareket eden çevrelerden destek bulmuştur. Bu resime, 2007 deki bir meclis konuşmasında 'zorunlu askerlik süresini kısaltarak vicdani ret hakkı tanınmalı' diyen eski DTP milletvekili Aysel Tuğluk gibi bir Kürt siyasetçinin yaklaşımı da eklendiğinde, bir muhalefet biçimi olarak vicdani reddin yarattığı imkanı ciddiye almak gerektiği gerçeği ortaya çıkıyor. Gerekçesi ne olursa olsun kişiyi mutlak itaat rejimi ni sorgulamaya götüren vicdani ret, insani bir farkındalık olarak büyük oyunu bozmak için önemli bir imkan sunuyor. Farklı dünya görüşlerine mensup kişileri bir insani farkındalık paydasında eşitliyor ve dayanışmalarını kendiliğinden örgütlüyor. Bilindik muhalefet biçimlerinin aksine pasif bir duruşu olmasına rağmen basitliği ve içtenliği sebebiyle karşı tarafı dilsiz bırakıyor ve yıkıcılığı bu tavırla nasıl baş edebileceğinin bilinmemesinden kaynaklanıyor. Anlaşılacağı gibi TC ordusu, iktidarı ve tüm egemen güçleri kendi iktidarlarına antimilitarist cepheden muhalefet edenlere hangi ideolojik görüşten olurlarsa olsunlar benzer şekilde davranıyor. Onları kanun karşısında suçlu bulup hapsediyor ve yıldırmaya çalışıyor. Vicdani retçilerin kararlılık ve tutarlılıkları karşısında geri adım atıp onları kanunen askerlikten azledebilmek için tıbben hasta ilan ediyor ve haklarında antisosyal kişilik bozukluğu kararı vererek sosyal izolasyonlarına sebep oluyor. Ancak vicdani retçilerin vakarı karşısındaki çaresizliği her gün biraz daha su yüzüne çıkıyor.

19 Politika EKMEK & ÖZGÜRLÜK 19 Halil Savda: Reddimin esas nedeni 30 yıldır süren savaş Türkiye de Vicdani Ret hareketinin durumu ve retçilerin militarizm, şiddet veörgütlenmeye yaklaşımını vicdani retçi Halil Savda ile Arzu Aydoğan konuştu. Savda, vicdani retçilerin soldan ve sosyalist hareketten beklediklerini Arzu Aydoğan la konuştu Vicdani ret hareketi Türkiye'de ne kadar örgütlü? Mevcut birliktelikten örgüt olarak bahsedebilir miyiz? Türkiye de vicdani retçiler olarak inisiyatifler şeklinde örgütleniyoruz. Bu örgütlenmenin yeterli olduğu söylenemez. Ancak bütün o yetersiz yanlarına rağmen her zaman vicdani ret hususunda örgütlenme ve çalışmalar oldu. Gündemde tutulmaya çalışıldı. Vicdani ret örgütlerin gündemine pek giremedi. Sonuçta otuz yıldır savaş yaşanıyor bu topraklarda. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Maalesef hayatın her alanında militer kurum ve zihin hakim. Bundan sol sosyalist çevrelerde etkilenmiş durumdalar. Denilebilir ki bu guruplar bir yanı ile militarizasyonu üretiyorlar, onu güçlendiriyorlar. Yine sol demokratik muhalefet uzun yıllardır demokratik mücadeleyi esas alsa da silahlı devrim düşüncesinden kopmadılar, onu aşamadılar. Bu durum sivil itaatsizliğin önem ve ağırlığının algılanmasını önleyen bir faktördür. Vicdani retçiler olarak bizler demokratik sivil itaatsizliğin sonuç alabildiğini ve kamuoyunu etkilediğini ortaya koyduk. Bunu sol da gördü. Ayrıca ordunun toplum ve siyaset üzerindeki etkisi azaldı. Ordu tartışılıyor. Bu tabu olmaktan çıkıyor. Bu nedenler solun vicdani ret gündemi üzerinde yoğunlaşmasını sağlıyor. Tabi bu hala sınırlı düzeyde. Otuz yıldır yaşanan çatışmalara karşı çıkmam vicdani ret kararımın esas nedenidir. İnsan hayatına verdiğim değer ve duyduğum saygı nedeniyle hiç kimsenin, nedeni ne olursa olsun hayatına son verilemeyeceğine inanıyorum. Silahın ve askerlik mesleğinin insan hayatına son vermek üzerine oluştuğu çok açıktır. Bütün ordular, silahlı oluşumlar birer cinayet organizasyonu ve birer cinayet şebekeleridir. Orduların içine sıkıştırıldığı meşruiyet kurumları, kanunları ve değerleri bu gerçeği değiştirmemektedir. Katil yetiştirme okulu olan orduda görev almanın ahlaksızlık olduğunu belirtmek durumundayım. Devletin Kürt sorununa militer yöntemlerle yaklaşması nedeniyle Türkiye de ciddi sorunlar yaşanıyor. Militer yöntemlerde ısrar 40 bini aşkın insanın hayatını kaybetmesiyle, binlerce köyün yakılmasıyla, milyonlarca insanın göç etmesine, ekonomik, sosyal buhrana ve demokrasimizin sekteye uğramasıyla sonuçlanmıştır. Her gün gerilla ve asker cenazeleri köyümüze, mahallemize ve şehrimize gelmektedir. Arkadaşlarımız, akrabalarımız ve hemşerilerimiz yaralanıyor, ölüyor, öldürülüyor. Yaşanan çatışmalarda çocukluk arkadaşım köylüm öldü. Onlar hayat doluydular. Gençtiler. Öldürüldüler. Ben de onlarla öldürüldüm. Her gün ölüyorum. Yaşanan bu çatışmaların tarafı olmak istemiyorum. Bu kanlı kavganın hiç kimseye kazandırmadığı çok açıktır. Hemşerimi, köylümü, komşumu öldürmek onlar tarafından öldürülmek istemiyorum. Vicdani ret tutumu ve eyleminin Türkiye nin gündemine girdiği 1990 lı yıllar çatışmaların yoğun olarak yaşandığı döneme tekabül eder. Bu açıdan vicdani retçiler olarak her zaman barış için çatışmaların sona ermesi için çaba içinde olduk. Barışçıl siyasetin, barışçıl hayatın ve barışçıl eylemin en çözümleyici araç olduğunu biliyorum. Vicdani ret eylemim bunun hayat bulması içindir. Vicdani retçinin şiddete bakışı nedir? Ben şiddet karşıtıyım. Şiddetin kötü olduğuna inanıyorum. Ancak her vicdani retçi şiddet karşıtı olmak zorunda değildir. Dünyada bunun örnekleri vardır. Türkiye de vicdani retçi olup her tütlü şiddeti reddetmeyenler var. Anti-militarizm deyince aklımıza askerlikle mücadele geliyor. Sizce de böyle mi? Anti-militarizm, savaş ya da şiddet karşıtlığı olmanın çok ötesinde toplumsal alanın bütün yapı ve ilişkilerinde güç-merkezliliğin, ataerkilliğin ve amaçlı-amaçsız şiddetin tasfiye edilmesi ve yeni bir dünyanın tamamen barışçı ilişki ve yapılar ekseninde kurulması anlamına geliyor. Uluslararası ilişkiler ve hukuk dediğimiz şey aslında birbirine sistematik yaptırım ve şiddet uygulayabilme imkânına sahip güçlerin hiyerarşik konumlanışı üzerinden yürüyor. Özellikle militer ve paramiliter güçlerin bu kadar doğrudan siyasetin aktörü olduğu ve toplumsal yapıda bu denli kanıksandığı, her gün yeniden üretildiği, yaşadığımız coğrafyada "anti-militarist" kimliğin çok daha insani ve ahlaki bir temele dayanması gerekiyor. Bu anlamda Türkiye gibi, askeriyenin, düzenin temel dinamiklerinden biri olarak siyasi, ekonomik ve hukuksal açıdan özerk durumda örgütlenebildiği, askerliğin zorunlu olduğu ve dahası devlet-vatandaş arasındaki ilişkilerin doğrudan ya da dolaylı şekilde askeriye tarafından belirlendiği bir ülkede anti-militarist mücadelenin önemli ayaklardan birini de vicdani retçilik oluşturuyor. Anti militarist örgütlenmenin darlığı aşamamasının, Türkiye de etkili ve bütünlüklü bir savaş karşıtı mücadelenin olmamasının sorumluluğunu herkes paylaşmaktadır. Kapitalizmin, her türlü sömürgeciliğin, milliyetçiliğin, heteroseksizmin, yaş hiyerarşisinin, sakatlara yönelik ayrımcılığın köklü bir şekilde aşılabilmesi için antimilitarizme, antimilita- >>

20 >> 20 EKMEK & ÖZGÜRLÜK rist analize, antimilitarist politikaya ihtiyaç vardır. Anti militarist analizin ve politikanın da, feminizmden beslenmesi gerekiyor. Antimilitarizme tutarlı bir barış eşitlik ve özgürlük edimi olarak bakıyorum. Bir anti militarist olduğum içindir Türkiye de var olan bütün sorunlar hakkında söz söylüyorum, söylemeye çalışıyorum. Sosyalist mücadelede ya da sosyalizm düzleminde militarizme karşı duruşu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye de sol, Kemalizm etkisinden kopamadı. Özgürlüğü iktidar mücadelesi paradigması içinde ele alan sol, devlet karşısındaki tüm mağduriyetine ve özgürlük adına ödediği bedellere rağmen, bütünlüklü bir sistem karşıtı perspektife sahip olmadığı için, iktidarı en ince, en hegemonik bir biçimde inşa etti. Makûs tarihinin de etkisiyle, devlete karşı mücadele ederken, onun değerlerini, zihniyetini ve söylemini yeniden üretti. Şehitlik, sadakat, cesaret söylemlerinin içine gömüldü. Fedailiğin, askeri kahramanlığın en çok yüceltildiği, liderlik-şeflik sisteminin en güçlü tarzda geliştirildiği, milliyetçiliğin zemin bulduğu, bu topraklara özgü çeteciliğinkomploculuğun yeni örneklerinin üretildiği, disiplin mekanizmalarının son derece meşrulaştığı bir alan oldu. Türkiye de sol, savaş karşıtı bile olamadı. Savaşı bir süreç olarak ele almayıp sadece politik durumlara, o dönemki stratejiye denk düşen sıcak çatışmalara karşı pragmatik politikalar geliştirdi. Bu da, Türkiye deki savaş karşıtı hareketin gelişmesi önündeki en önemli engellerden biri oldu. Tutarlı savaş karşıtlığının tek adresi olan anti miliitarist örgütlenme ise, ortaya çıkışından bugüne kadar, son derece cılız, etkisiz ve dar kaldı. Bence militarizmle en çok mücadele etmesi gereken grupların başında sosyalistler gelmeli. Ancak bu böyle olmuyor. Sosyalistler kurdukları hiyerarşik yapılarla mücadele felsefeleri ile bir yanı ile militarizmi besliyorlar. Onu güçlendiriyorlar. Türkiye de özgürlükçü bir sosyalizm anti militarist bir sosyalizm, feminist bir sosyalizm sosyalizmin eşitlikçi özü ve tutumu ile birleştiğinde devrimci gelişmeyi hızlandırabilir ve onu başarabilir. Türkiye nin her şeyden daha fazla böyle bir sosyalist örgütlenmeye ve mücadeleye ihtiyacı var. Peki, vicdani ret imani ret gibi özel retleri kapsar mı, kapsamalı mı? Vicdani ret dini inanç, felsefi görüş veya ahlaki nedenlerle zorunlu askerliği reddetmektir. Bu evrensel bir tanımdır ve bütün ret biçimlerini kapsar. Enver Aydemir üzerinden geliştirilen İslamcı bir kişi vicdani retçi olamaz veya o İslamcı retçidir bu onu imani retçi yapar söylem ve bakış köktencidir ve daraltıcıdır. Farklı olana farklı düşünene ve farklı uygulayana her zaman açık olmak durumundayız. Politika Ön ödemeli adalet Aksi kanıtlanana kadar herkesin suçsuz sayılmasına dayalı masumiyet karinesi ni ortadan kaldıran uzun süreli tutuklamalar kapitalizmin daha çok ve sürekli kâr için bulduğu araçlardan biri olan ön ödeme nin hukuka tercümesi gibi de düşünülebilir. Dansçı, müzisyen Ceren de 302 gün sonra yargıç karşısına çıkacaklardan biri. Üzerine atılı somut bir suç yok. Mustafa Sütlaş Sermayenin her saniye yoğunlaşarak küreselleştiği dünyada, kâr larını büyütmekten başka çaresi olmayanlar, bunu kabul etmeyenleri, buna bir şekilde katkıda bulunmayanları, bunu önlemek isteyenleri yola getiremezlerse ortadan kaldırıyorlar. Çünkü yollarına çıkan her engel onların kâr larından yoksun kalmaları anlamına geliyor. Ortadan kaldırma fiilinin pek çok yol ve yöntemi var. Üstelik yasal! Pek çok kişi tarafından yeni güvenlik konsepti diye adlandırılıyor ve savunuluyor. Yeni Güvenlik Konsepti yaşamın pek çok kompartımanında farklı biçimlerde, araçlarla ve yöntemle uygulanıyor. Gündelik yaşamımıza bu yönden baktığımızda bunların birçoğunu görüyor, tanık oluyor, sıklıkla da yaşıyoruz. En basiti birey ve toplum olarak hemen her an gözetlenmemiz. Bu yaklaşımın dayandığı temel ise uygun olanları, uyanları uymayan diğerlerinden ayırmak. Bu aslında bir tür yasal ayrımcılık olsa da kimse bu yönden bakmıyor. Çünkü özgürlük güvenliğin karşısında ikinci sırada. Bu ayrımcılığa maruz kalanlar ise hemen her zaman ayrı, aykırı, farklı ve muhalif olanlar. Uluslararası hukuksal belgelerde her tür ayrımcılık açıkça yasaklanıyor. Ama, bireysel, ya da toplumsal güvenlik gerekçesiyle, daha da önemlisi ekonomik faaliyet dolayısıyla kârın büyümesi bir biçimde risk altında olduğunda, özellikle yönetenler ve onların emrindeki güçlerin her türlü ayrımcı tutum ve davranışları mübah, anlaşılır, kabul edilir ve uygulanır hale geliyor. Dahası bunun çoğu kere, sistemle uzlaşan ve onun içinde yer alan sivil lerin katkı, katılımı ve desteği ile yapıldığına tanık oluyoruz: Bir anda linç ortamı yaratan kalabalıklar ya da bir potansiyel suçlu işaret edildiğinde harekete geçen kahraman bireyler ABD nin ülkeye giriş sırasında birçok Müslüman ülke vatandaşlarına koyduğu sınırlar, onları arama biçimleri, daha girişte onları potansiyel suçlu muamelesi yaparak

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 12006 Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 2006 yılından beri Bütün öğretmenler kadrolu olmalıdır diyerek mücadelemizi, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi yönünde yoğunlaştırdık. 2 22008 Bakan Hüseyin

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı Sayı: 2009/18 Tarih: 09.08.2009 Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı - Ekonomik krizin şiddeti devam ederken, krize borçlu yakalanan aileler, bu dönemde artan işsizliğin de etkisi ile

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/1967 Karar No. 2014/1792 Tarihi: 10.02.2014 İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ İŞYERİNE YENİ ALINAN İŞÇİLERİN

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 2- Sanayinin Sorunlarını üniversite çözecek Hürriyet- 02.12.2014 Ankara Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

20 Kasım Açıklanan nihai bütçe taslağında, Yunanistan ın bütçe açığını, 2010 yılında GSYH nin yüzde 8,7 si oranına indirmeyi hedeflediği açıklandı.

20 Kasım Açıklanan nihai bütçe taslağında, Yunanistan ın bütçe açığını, 2010 yılında GSYH nin yüzde 8,7 si oranına indirmeyi hedeflediği açıklandı. Avro Alanı nda Yaşanan Ekonomik Krize Kronolojik Bakış 2009 4 Ekim Yunanistan da Yorgo Papandreu liderliğindeki Panhelenik Sosyalist Parti - PASOK iktidara geldi. 5 Kasım Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK BİR SORUNU DAHA ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK Üniversitelerde idari ve akademik personeli bir bütün olarak görüyoruz. 666 Sayılı KHK ile idari personelin ek ödeme oranlarında artış gerçekleştirilirken,

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

Türkiye de Özelleştirme: Ekonomik ve Sosyal Etkileri. Dr. Orkun ÖZBEK. Tanım ve Amaçlar

Türkiye de Özelleştirme: Ekonomik ve Sosyal Etkileri. Dr. Orkun ÖZBEK. Tanım ve Amaçlar 2007 ARALIK -EKONOMİ Türkiye de Özelleştirme: Ekonomik ve Sosyal Etkileri Dr. Orkun ÖZBEK Tanım ve Amaçlar Genel bir tanımla kamu mülkiyetinin kısmen ya da tamamen özel sektöre devri anlamını taşıyan özelleştirme,

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 1 Ekim 2013 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunun bir yıl ertelenmesini içeren tasarıyı kabul etti. Tasarının meclisten geçmesinin

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor TOPLUMSAL RAPORLAR 15 YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor 10 yıllık dönemler itibariyle teşvik sisteminin istihdama etkisi Yıllık Yıllık Yıllık Yıl

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Federal İdare İş Mahkemesi

Federal İdare İş Mahkemesi Federal İdare İş Mahkemesi Karar Tarihi : 15.10.2013 Sayısı : 1 ABR 31/12 Çev: Alpay HEKİMLER * İşçiler, kendileri için işveren tarafından hizmet içi kullanım için tahsis edilmiş olan e-mail adreslerini

Detaylı

2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI

2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI 2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun organize ettiği, bu yıl Çizgi İzleyen Robot ve Sumo Robot olmak üzere

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI YAPI-YOL SEN YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI ZİYA GÖKALP CADDESİ NO:36/20 06420 YENİŞEHİR/ANKARA. TEL - FAX : 433 46 06-434 39 84-431 73 05 web sayfası: http:/www.yapiyolsen.org

Detaylı

06 Temmuz 10 Temmuz 2015

06 Temmuz 10 Temmuz 2015 Önümüzdeki Hafta Neleri Takip Edeceğiz? Pazartesi; 09:00 Almanya Fabrika Siparişleri 11:30 Euro Bölgesi - Perakende PMI Endeksi, Sentix Yatırımcı Güven Endeksi 16:45 ABD Hizmet PMI Endeksi 17:00 ABD ISM

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması 18 Ağustos 2014 İÇİNDEKİLER 1. SUNUŞ... 3 2. ADAYLAR HAKKINDA ÇIKAN HABERLER NASIL SUNULDU?... 3-4 2.1 HABERLERİN ADAYLARA GÖRE DAĞILIMI...

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

1- Fitili Tarım Bakanı ateşledi 700 bin çiftçi 100 milyon Euro luk verimlilik sağladı

1- Fitili Tarım Bakanı ateşledi 700 bin çiftçi 100 milyon Euro luk verimlilik sağladı 1- Fitili Tarım Bakanı ateşledi 700 bin çiftçi 100 milyon Euro luk verimlilik sağladı SERPİL Timuray, 4 yıl önce Danone Türkiye Genel Müdürlüğü görevinden ayrılıp Vodafone Türkiye CEO luğuna geçerken Gıda,

Detaylı

AMAÇ İSG alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış

AMAÇ İSG alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış AMAÇ İSG alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış sözleşmeleri öğrenmelerini sağlamaktır. İSG nin Ekonomik

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR

HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR BALIKESİR - 30.09.2014 HALKIN DOKTORLARINDAN KORKUYORLAR Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Gündoğdu, Ankara ve Hatay Tabip odaları üyelerinin Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE

CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE MUAMELE EŞİTLİĞİ CİNSİYET EŞİTLİĞİ MEVZUAT ÇERÇEVESİ: AB/TÜRKİYE Ayşegül Yeşildağlar Ankara, 08.10.2010 HUKUKİ KAYNAKLAR Md. 2 EC : temel prensip -kadın erkek eşitliğini sağlamak, Topluluğun özel bir yükümlülüğüdür,

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de

Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Saðlýk çalýþanlarý GöREV'de Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Saðlýk emekçilerinin 2 gün süren grevleri baþladý. Ülke genelindeki hastanelerin nereyse tamamýnda hastanede

Detaylı

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK:

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: -BU FORUM KASIM AYINDA KATAR DA DÜZENLENECEK DÜNYA SOSYAL GÜVENLİK FORUMU NA IŞIK TUTACAKTIR -TÜRKİYE BUGÜN DÜNYANIN

Detaylı

Endüstri İlişkileri Kapsamında

Endüstri İlişkileri Kapsamında çimento işveren ocak 2010 Endüstri İlişkileri Kapsamında Mevzuattaki Değişiklikler Ekim-Kasım-Aralık 2009 Dönemi Hazırlayan: Av. Füsun GÖKÇEN 22 Ekim 2009 tarih ve 27384 sayılı Resmi Gazete de Çevre Denetimi

Detaylı

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ! İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!! IŞIL KURNAZ" GAZİ ÜNİVERSİTESİ UNDP 2014 İNSANİ GELİŞME RAPORU# TÜRKİYE TANITIM

Detaylı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı

Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı Emekliler Gelecek Stratejileri Konferansı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -EMEKLİLERİMİZİN, EMEKLİLİK HAKLARINI EN İYİ ŞEKİLDE KULLANABİLMELERİ DEVLETİN ÖNDE GELEN GÖREVLERİ ARASINDADIR -EMEKLİLERİMİZ

Detaylı

Destek Personeli Eğitimleri

Destek Personeli Eğitimleri 2.Dönem eczane çalışanlarının Destek Personeli Eğitimleri 28 Aralık 2009 tarihinde başladı 9 Valimiz Sayın Zübeyir KEMELEK 15 Aralık 2009 tarihinde Yönetim Kurulumuzu ziyaret etti.. İstanbul Ecza Koop'la

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR 19 20 TMMOB Makina Mühendisleri Odası, her çalışma döneminde olduğu gibi bu dönemde de örgütsel birikimiyle,

Detaylı

Polis Taksim Meydanı'na girdi

Polis Taksim Meydanı'na girdi On5yirmi5.com Polis Taksim Meydanı'na girdi Gezi Parkı eylemlerinin 15. gününde polis, Taksim Meydanı na girdi. AKM ve Cumhuriyet Anıtı ndaki afişler söküldü, barikatlar da kaldırıldı. Yayın Tarihi : 11

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Acımasız savaşın kanı ülkemize de sıçradı Şanlıurfa nın Suruç kentinde gerçekleştirilen bombalı

Detaylı

MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490

MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490 MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600 Faks: (312) 441 7490 www.metropoll.com.tr Yerel seçimlerden sonra ülke gündeminde

Detaylı

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ 29 Mart 2012-Mersin in Gülnar İlçesi ne nükleer santral yapmak isteyen Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. nin Akkuyu da yapılan Halkı Katılımı toplantısına Nükleer

Detaylı

Yönetim Kurulu'na bilgilendirme yapıldı.

Yönetim Kurulu'na bilgilendirme yapıldı. Karar No Konu Karar Baro Müdürü Av.Utku KILINÇ'ın 08.07.2014 tarihli, Av.F. B.'nın kayıt durumu hakkındaki yazısı. Baro Müdürü Av.Utku KILINÇ'ın 08.07.2014 tarihli, Av.F. B.'nın kayıt durumu hakkındaki

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

Kuzey Irak'a harekat

Kuzey Irak'a harekat Kuzey Irak'a harekat Asker terörü engellemek için yeniden Irak'a girdi. Irak'ın kuzeyinde istihbarat uçuçu yapan insansız uçaklar bugün hareketli PKK gruplarını tespit etti. Türk Silahlı Kuvvetleri Zap

Detaylı

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL A N A L İ Z 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi Furkan BEŞEL Ekim 2015 7 HAZİRAN DAN 1 KASIM A 7 Haziran 2015 te yapılan 25. Dönem milletvekili genel seçiminde 53.741.838 kayıtlı

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ Günlük Haber Bülteni 09.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi : www.sondakika.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi :www.haberler.com.tr Tarih: 08.02.2015 İNTERNET

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ

KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ DÜNYA EKONOMİSİNDE ÇÖKÜŞ VE KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ 26 Şubat 2009 İstanbul Petrol-İş Kapitalizm Kapitalist ekonominin iki temel özelliği; Sermayenin çıkarı olarak üretim Piyasanın anarşik yapısı - Çok

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

Trans Grup Terapisi Devam Ediyor. SPoD LGBTİ, Stajyer Avukat ve Hukuk Öğrencilerine Yönelik Bir Eğitim Düzenledi

Trans Grup Terapisi Devam Ediyor. SPoD LGBTİ, Stajyer Avukat ve Hukuk Öğrencilerine Yönelik Bir Eğitim Düzenledi Biz Kimiz? Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği, LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks) bireylerin insan haklarının yanı sıra sosyal ve ekonomik haklarıyla

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI

01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI 01.02.2014 AKSARAY TİCARET VE SANAYİ ODASI ALIŞVERİŞ GÜNLERİ YAKINDA BAŞLIYOR SAYFA 1 EĞİTİM İÇİN AKSARAY'A GELDİLER SAYFA 2 ATSO SENDİKA ZİYARETLERİ SAYFA 3 ATSO'DAN ALMANYA'YA ÇIKARMA SAYFA 4 KOÇAŞ AYKAŞ'I

Detaylı

SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM YARIŞI HIZ KESMİYOR

SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM YARIŞI HIZ KESMİYOR BÜLTEN 21.05.2015 SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM YARIŞI HIZ KESMİYOR 7 Haziran genel seçimine günler kala nefesler tutuldu, gözler yapılan anket çalışmalarına ve seçim vaatlerine çevrildi. Liderlerin seçim savaşının

Detaylı

2013 YILI Faaliyet. Raporu. 1 Mart Muhasebe Günü. 1 Mart Muhasebe Günü

2013 YILI Faaliyet. Raporu. 1 Mart Muhasebe Günü. 1 Mart Muhasebe Günü YILI YILI R a proayili rpuo r u 188 Raporu 188 YILI Raporu 1 MART MUHASEBE GÜNÜ (1 MART ) Mali Müşavirler 1 Martta Siyahlara Büründü Muhasebe Haftası nedeniyle Takѕim'de beş bin dolayındaki Mali Müşavіr

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı