Irmak. Öyle coşkun akıyordu ki Irmak Ha kavuştumdu Ha kavuşacaktım sana ben (F. Hüsnü Dağlarca< >, Ötekinde Olmak-İkisi, sa:158)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Irmak. Öyle coşkun akıyordu ki Irmak Ha kavuştumdu Ha kavuşacaktım sana ben (F. Hüsnü Dağlarca<1914-2008>, Ötekinde Olmak-İkisi, sa:158)"

Transkript

1 H Ha; Haa; Ha... ha; Ha, ha, ha : Ne? Ne dedin?; İster öyle ister böyle; Oo, aklıma gelmişken söyleyeyim; ne dediniz efendim? (Alay edercesine) Ya gördün mü? Bağlamında; (Arzuyla) Neredeyse Adamların bu malzemeyi eve taşımaları tam bir saat sürdü, bütün bu zaman boyunca Usta, kollarını göğsünde çaprazlayıp öylece durdu; yaşlı, kurnaz bir baykuş gibi sırıtıyordu hem de. Aesop la ben ağzımız bir karış açık, seyrediyorduk; biraz sonra Usta bizi yanına çağırdı, ikimizin de omzunu tuttu. Sioux Ananın yemeklerinin yanında bunlar hiç kalır, dedi, ama yine de lapa yemekten iyidir, ha çocuklar? Bıçak kemiğe dayanınca insanın kime güvenebileceğini bilmesi gerekir. (P. Auster, Yükseklik Korkusu <Vertigo>, sa:51) Maksimov defteri geri alıyor. Genç adam gördüğü manzaraya daha fazla dayanamıyor. Gizlendiği yerden çıkıp müdahale ediyor. Sonra yüksek sesle okumaya başlıyor: Karamzin - Çiftlik sahibinin adı bu. Genç adama dönüp kimsin sen diye tısladı. Burada işin ne? Sonra yırtık pırtık gri üniformanın ve kırık pranganın farkına vardı. Ha, şunlardan biri! diye bağırdı. Şimdi senin hesabını görürüm! (J.M. Coetzee, Petersburg lu Usta, sa:49) Irmak Öyle coşkun akıyordu ki Irmak Ha kavuştumdu Ha kavuşacaktım sana ben (F. Hüsnü Dağlarca< >, Ötekinde Olmak-İkisi, sa:158) İÇİM ACIYOR BAHÇEYE baba anneye diyor ki: lanet olsun balığa da kuşa da ben öldükten sonra bahçe ha olmuş ha olmamış neye yarar emeklilik maaşım bana yeter (Furuğ-Ferruhzad-< >, yeryüzü ayetleri-inanalım soğuk mevsimin başlangıcına, sa:95-6)

2 Şvayk, Bana sorarsanız, dedi, ha er olmuşsun, ha erbaş. Ama rütbesi sökülenleri o saat ateş hattının en ön saflarına sürdüklerini biliyorum. Rahip, yattığı yerde dönendi. Kıçında pireler uçuşuyor, dedi Şvayk. Kalıbımı basarım, rüyasında çilingir sofrasında oturuyordur şimdi. (Y. Haşek, Aslan Asker Şvayk, Cilt:1, sa:324) Aşk yüzünden yaşlı başlı adamların bile başları belaya girdi. Ha, şu doğa gereği olan ve bundan dolayı Tanrı nın isteğine uygun bulunan aşk yüzünden. (Ö. von Horvath, Allahsız Gençlik, sa:80) Jindrette birdenbire sesini yükseltti: Ha, sahi! Aklıma geldi. Bu havada, o, arabayla gelecektir. Feneri yak da al, aşağı in. Aşağıda, kapının arkasında durursun... kapıyı hemen açarsın, o yukarı çıkarken merdivene, koridoro ışık tutarsın, buraya girerken de, sen çabucak yine aşağıya inip, arabacının parasını verir, arabayı savarsın. (V. Hugo, Sefiller, Cilt:III, sa:329) Cemal in içindeki donuk kayıtsızlık, onun Meryem kadar büyük heyecan duymasını engellese de bir yandan İstanbul u gözlüyor, bir yandan da biraz kıskançlık ve iç burkuntusuyla ağabeyi Yakup u düşünüyordu. Demek bu güzel şehirde yaşıyordu ha. Çoluğunu çocuğunu alıp İstanbul a göç ettiğinden beri memleketi hiç dönmemesi bu yüzdendi işte. (Ö.Z. Livaneli, Mutluluk, sa:191) Telefonu kaparken eli titredi, heyecanı onu güçsüz bırakmıştı. Gözleri bir meleğinkiler gibi parlıyordu, yüzü yücelmiş, tüm dünyevi artıklardan arınmıştı, saf ve kutsaldı. Dışarda randevu veriyorsun ha? eniştesi taş attı. Bunun ne demek olduğunu bilirsin. Sonunda karakola düşeceksin. (J. London, Martin Eden, sa:122) ARGAN - Rezil! Üstelik bir de... TOINETTE - Ah! ARGAN - Olur şey değil! Demek azarlayıp hıncımı da almamalıyım, ha? TOINETTE - İstediğiniz kadar azarlayın, vız gelir. (Moliere, Hastalık Hastası, sa:18) ZOR GEÇİT Sen şu evvelce de yazdım: Siyah gömleğinle, ince Olmuyor ki ha deyince Hayat bütün bütün zalim. (B. Necatigil< >, Eski Sokak, sa:17) Haha! Usul usul sokuluyorsun Böylesi geceyarısında?.. Ne istiyorsun? Konuş! Üstüme geliyorsun, sıkıştırıyorsun beni, Ha! Çok yaklaştın yanıma! (F. Nietzsche, Dionysos Dityrambosları, sa:69) köy sokakları, kuru yağmur dereleri, ve haa ayrılırdı bin parçaya biri bağırsa: Kim var orada? Çıplak tepeler, sönmüş bir volkan, taş ve o denli görkemin Altında nefes nefese bir ses, ve kuraklık, tozun tadı. (O. Paz, Kartal Mı, Güneş Mi, sa:21?) KENDİNE YETERLİK

3 Geride kaldı geçirdiğimiz gece, zevkleri ve o zevklerin korkusu. O bitmek umudu olmayan hüzün de geride kaldı. Çamlar, güneş, pencereler - işte oradalar. Ağaçların altında iki iskemle. Niçin iki? Haa evet, biri oturmak, biri de bacaklarını uzatmak için. (Y. Ritsos< >, bir mayıs günü bırakıp gittin, sa:59) Aletler, doktorlar ve parmağını dudaklarına götürmüş güler yüzlü hemşire bir hastane odasında olduğunu gösteriyordu. Sonra kendisini izleyen Sergio ya döndü, sanki çocuğu o an fark etmiş gibi bir adım geri sıçradı. -Bu ben miyim? diye sordu. -Büyükannem, diye yadsıdı Sergio. -Ha, tamam, diye homurdandı hayalet. Bakmaya devam etti, sonra yeniden Sergio yla konuştu. -Onun için en iyisi bu, eminim. (S. Roncagliolo, Dokunuşlar, sa:12) Ama nasıl da farklı ve ne kadar yoğun... Her durumda: Siz bize kendi imgenizi vermeyi denemek mi istemiyorsunuz, yoksa böyle bir şey içinizden mi gelmiyor? İçimden gelmiyor, ama istiyorum. Ha, demek istiyorsunuz... Çok iyi. Göreceğiz. (L. Sciascia, Her Türlü, sa:127-8) Efendim? Bir oyun okuyordum. Bu, sanat yönetmeni olarak görevimdi. Getto daki yaşantıyla ilgili bir oyun için yarışma düzenlemiştik. Ha? Tabii, tabii. Pek çok oyun almıştık. Herkes kaleme sarılmıştı. (J. Sobol, Getto, sa:15) Octave pek saydığı babasının, bir çeşit tutku ile sevdiği annesinin bu isteklerini anlar anlamaz, topçu subayı olma tasarısından vazgeçti. Bir alayda birkaç yıl geçirmek istemişti; sonra ilk savaşa dek istifasını verecekti. Bu savaşa ha teğmen olarak katılmıştı, ha albay olarak; umursadığı yoktu. (Stendhal, Armance, sa:15) DALGA <1955> Bulutu kestiler bulut üç parça Kanım yere aktı bulut üç parça İki gemiciynen Van Gogh dan aşırılmış Bir kadının yüzü ha ha ha. (C. Süreya< >, Üvercinka <1957> -50 yaşında-, sa:19) Harlov birdenbire Slötkin e bağırdı: -Ateş etsene, yalancı pehlivan. Ne diye yalnızca nişan alıyorsun? Yoksa yasayı mı düşündün? Harlov, her sözünü tarta tarta, yasa maddesini söyledi: Bağış alan kimse bağışlayananın yaşamına kastederse, bağışlayan bütün bağışını geri alabilir... Ha, ha, ha! Korkma yasacı herif, hiçbir şeyi isteyecek değilim... Her şeyimi kendim yok edeceğim. Yallah! (I. Turgenyev, Bozkırda Bir Kral Lear, sa:95) yaktı.. Çok geçmeden Kızılsaç da tırmanıp Chicao nun <Çiko> yanına oturdu, yeni bir mısır yaprağı sigarası Allah kahretsin! Çoktan içerde olabilirdik. Şimdi işin yoksa sabaha kadar bekle dur. Ne fark eder, ha bugün, ha yarın! Elbette, sana göre hava hoş, Joaninha nasıl olsa bekliyor seni. Ya ben? Bende şans nanay. (J.M. de Vasconcelos, Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz, sa:10) Nihayet, Françoise bir mum yaktı. Tam o sırada kır bekçisinin karısı Bécu kadın içeri girdi. Problemi, seziş yeteneğiyle anlamış, bir haberi, kasabanın bir ucundan öbür ucuna bir dakika içinde taşıyan o gizli kuvvetle kavramıştı. -Ne o? Nesi var zavallı adamcağızın?... Ha! Anladım, kan tutmuş, çabuk, bir iskemleye oturtun. (E. Zola, Toprak, Cilt:I, sa:144)

4 Ha babam, de babam (çalışma) : Gece gündüz, aralıksız (çalışma) Satıla satıla mera mı kaldı? Habire satıyoruz!. Bir uçtan da, bu yetmiyormuş gibi, bir kısım açıkgöz komşular, ha babam de babam, ucundan kıyısından kapıp kapıp tarla yapıyorlar. (F. Baykurt, Yılanların Öcü, sa:85) Tek başına mı? Yok canım! Bu bir gecelik sıkıntı Ertesi gün, saat yedide, Napoli karşımda! Napoli, eşsiz şehir, onu görmeli, sonra ölmeli denildiğini işittiğim büyük kent. Ölmedim ama, aklım da başımda kalmadı. İki gündür, tabanları yağlamış, ha babam koşuyordum her yere. Müzelere, Vezüv e, Pompei ye, bahçelere, gezilere anıtlara, bir elimde bir dilim ekmek, öbür elimde saatim, hepsini birer lokmada yutuyorum. (P. Istrati, Hayat Yollarında, sa:84) MANGAN - Nereden anlayacaksınız? İş nasıl çevrilir, aklınız erer mi?... Bir yılın sonunda ya iflas bayrağını çekerler ya da işi başkalarına devrederler... Dişinden tırnağından artırdığını kor sermaye diye. İki üç yıl da ha babam, de babam çalışır. (G.B. Shaw, Kırgınlar Evi, sa:61) Habar; Habar vermek : Haber; Haber vermek Haceli köpürdü: Bin ulan şu kağnıya, geçmişi boklu! Köpek eniği gibi venileyip durma benim karşımda! Yoğsam itaat etmiyon mu? Etmiyonsa habar ver. Habar ver de bi takikenin içinde görüvereyim hesabını... (F. Baykurt, Yılanların Öcü, sa:105) Habe, Habe kaymak : (ROMAN) Yemek; Yemek yemek (Argo) Kız daha ağzını açmadan Etem atıldı: -Yo, yo, yo!.. Düşmez onun şanına ki, otursun beyzadelerin yanında sofraya... O duracak şinci <şimdi> ayakta sofra bitesiye kadar... Ha, bulaşalım <başlayalım> biz habe kaymaya o dikizlesin <gözlesin> bizi ayak üstü!.. (O.C. Kaygılı, çingeneler, sa:33) habeas corpus : (LAT.,HUK.,KOLL.) <habe as kor pus> : Vücudunuza sahip olabilirsiniz! Tutuklanıldığında, serbest kalabilmeniz için derhal mahkeme açmayı garantileyen yasa, İngiltere de, 1679 da, Kral II. Chares tarafından çıkarılmıştı. = -Kelimesi kelimesine latince : You may have the body : a writ of personal freedom exercised when a prisoner post bail and hearing in court (İNG.) Habeat Librarius et registrum omnium librorum ordinatum secundum facultates et auctores, reponeatque eos separatim et ordinate cum signaturis per scripturam applicatis (LAT:).) <Habeat libraryus et registrum et ordinate kum sinyaturis per skripturam aplikatis!> : Her kütüphaneci, tüm kitapların konulara ve yazarlara göre düzenlenmiş bir katoloğuna sahip olmalıdır ve onları ayrı ve yazılı işaretlere göre düzenlenmiş olarak saklamalıdır Olağanüstü yapıtlar. Ama nasıl bir sıraya göre kaydedilmiş bu kitaplar? Benim bilmediğim, ama kuşkusuz Malachi nin bildiği bir kitapta okudu: Habeat Librarius et registrum omnium librorum ordinatum secundum facultates et auctores, reponeatque eos separatim et ordinate cum signaturis per scripturam applicatis. Nasıl oluyor da her kitabın yerini biliyorsunuz? (U. Eco, Gülün Adı, Çev.: Şadan Karadeniz, sa:96) habeant! habeant! : (LAT.) <habent! Habent!> : Hepsi sizin olsun! Habemus pontficem : (LAT.) <habe mus pontf isem!> : Yeni Papa seçildi (Yeni Papa ya sahibiz) Haberci : Ehil dilinde: Azrail

5 Bir arkadaşım vardı: Mahfe <deve üstü kulübe> yoldaşım, oda arkadaşımdı gurbette. O gün, her zaman yaptığı gibi, kapımdan girerek şakalaştı benimle. Ben cevap vermedim, ibadetten başımı kaldırmadım. O zaman, dostum bana dargın dargın bakarak şöyle dedi: Şimdi vakit varken, konuş kardeşim Tatlı tatlı söyle de, dinleyelim... Nasıl olsa yarın Haberci gelir: Sen istemesen de, sesin kesilir. (Sa di, Gülistan, sa:27) Haber uçurma : Haber gönderme, haber verme (Argo) -Alacak demek? -Öyle olsun... Alacak işi... Peki... Demek, sen mahpusa düşünce herif borcunu inkardan geldi. Vay kavanoz dipli dünya vay! Neden bize bir haber uçurmadın? Bak işte, buna içerledim. İnsan bir haber uçurmaz mı? (K. Tahir, Esir Şehrin İnsanları, sa:92) Habire, ha bire : Durmadan, ardı ardına YALNIZLIĞIN GİZLENDİĞİ KARANLIK Cıyaklıyor yavru kedi, ufacık karanlıkta; yalnızlığın gizlendiği yerde. dövünüp duruyor ha bire yumuşak öfkesiyle yoksulluğunun. (Tatamkhulu Afrika< >-İlyas Tunç; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) DANS Yağmurun melodisi beni yaşamın dans pistine sürüklüyor. Baş döndürücü valsta ha bire dönüyorum sonsuzluk önsezisiyle. Daire içinde dönüyorum, dönüyor, dönüyorum ve damlaların ritmi doyumsuz özümü çıldırtıyor. (Bojana Apostolova<d.1945>-Hüseyin Mevsim; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) * * * Acı düdük kötülüğü atıyor duman duman ha bire gökyüzüne. tüm tren garlarına yağmur yağıyor ve tüm gerçek erkeklerin üstüne. (Miryaba Başeva<d.1947>-Ahmet Emin Atasoy; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Satıla satıla mera mı kaldı? Habire satıyoruz!. Bir uçtan da, bu yetmiyormuş gibi, bir kısım açıkgöz komşular, ha babam de babam, ucundan kıyısından kapıp kapıp tarla yapıyorlar. (F. Baykurt, Yılanların Öcü, sa:85) Saçma inançlara pabuç bırakacak bir insan olmadığım halde korkudan ne arkama, ne de iki yana bakabiliyor, habire yürüyordum. (A. Çehov, Korkunç Bir Gece, sa:54)

6 DOKUZ TÜR SUSKUNLUK Dırdır ederim ha bire şiddetli fiziksel ağrılardan. Üstlenirim katılığın sır vermezliğini. Çaresini bulurum tükenmiş solukla soluksuz, yaralı Kalp-krizlerinin. Bırakırım bekleme odası suskunluğunda gövedemi. (Finuala Dowling<d.1962>-İlyas Tunç; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) The Best Western Oteli bir sıra incecik ağaçlar yuvarlak bir lamba gecede içilen son sigara kriket oynayan çocuklar karşısında bir ağacın, biri dayanmış balkona, ha bire konuşuyor cep telefonuyla. (Alan Finlay <d.1971>-ilyas Tunç; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Homais habire konuşuyor, orada bulunanlara bu kuruluşun gelecekteki önemini anlatıyor, döşemelerin sağlamlığını, duvarların kalınlığını tahmin ediyor: Ah! ne diye yanımda bir metre getirmedim sanki, Binet de kendi işleri için yararlanırdı bundan, diye yazıklanıyordu. (G. Flaubert, Madam Bovary, sa:113) Derken, sıra pis pis bahis tutuşmalarına geldi. Kafalarını şarap küplerine daldırıp susamış hecindeveleri gibi durmadan, ha bire içiyorlardı. Dev gibi bir Lusitanyalı, her kolunda bir adam taşıyarak, masaları dolaşıyor, bir yandan da burun deliklerinden ateşler çıkarıyordu. (G. Flaubert, Salambo, sa:16) İhtiyar gülümsedi. Sayın bayım, dedi. Sanki kendisine iyilik yapılan sizmişsiniz de iyiliği yapan benmişim gib bir manzara ortaya çıkıyor. Siz bu kadar dostça davranıyorsunuz, bense habire bundan kaçınıyorum. Nazik ziyaretiniz evim için bir şeref olacaktır. (F. Grillparzer, Fakir Çalgıcı, sa:25) Bir de ötede beride avukatlık ve arzuhalcilik ederek ve köylülere, kaleminden kan damlar yollu bir izlenim vererek onlardan habire para sızdıran Alyanak Nazif in oğlu Kamil vardı. Babası, dalkavukluk okulundan birinci çıkmıştı. (Halikarnas Balıkçısı, Ege den Denize Bırakılmış Bir Çiçek, sa:199) Balta girmemiş orman annemsi bir karanlığa bürünmüştü; ilkel dünyanın batağından yokoluşan ve yaradılışın kokusu yükseliyordu. Yılanlar ve timsahlar yerlerde sürünüyor, yaratıklar ırmağı kıyısız bir haznenin içine habire akıp dökülüyordu. Yine resim yapacağım! dedi Klingsor. Yarından tezi yok kolları sıvayacağım. Ama artık bu evlerin, bu insanların ve ağaçların değil, timsahların ve deniz yıldızlarının, canavarların ve erguvan rengi yılanların resmini yapacağım... yıldız olma özlemiyle yanıp tutuşan ne varsa, doğumla, çürüyüp kokuşmayla, Tanrıyla ve ölümle ne dolup taşan varsa. (H. Hesse, Klingsor un Son Yazı, sa:177-8) Varılmak istenen bütün amaçlara varılmış olsaydı, benim yaşamımda yine de hiçbir şey değişmeyecekti. Kolum kanadım kırık, sandalyeye bırakıyordum kendimi; kitapları, kağıtları önümden itip uzaklaştırıyor, düşüncelere dalıyor, habire düşünüp duruyordum. (H. Hesse, Peter Camenzind, sa:90) Folklor <2004> Yazgı. Kör talih? Ne kadar büyüğüz acep? Büyükler habire küçülmekteler

7 Ve unutulmaktalar birilerince hep... Dünyaya yeniden gelirsek eğer... Oysa biliyoruz dirilişin boş olduğunu... Gömütlükler bitevi Balkanlarla dolu... (Fehim Hüseyinov<d.1954>-Ahmet Emin Atasoy; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) PARSA Şimdi vinçler boşaltıyor Yarı insan, yarı toprak olanları Ve zafer marşları çalınıyor habire. (Cahit Irgat< >, Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi-A. Behramoğlu, Cilt:1, sa:417) Bu kurumun tüysüz üyeleri arasında arkadaşlarından daha yaşlı bir öğrenci, otuz yaşlarında, çok uzun boylu, çok zayıf, bıyıklı, gülünç tavırlı ve peygamber yüzlü, Haralambo adında bir babalık vardı. Kenarda durur, güreşleri devamlı bir dikkatle seyreder, habire sigara içerdi. Bizim Perulu <spor hocası> ona tahammül edemez, hayli içerler ve öğrenme sırası ona gelince, melez, adamcağızın kemiklerini kırardı. (P. Istrati, sünger avcısı, sa:92) Sabahın saat dördünde uyanın, beşinde uyanın, çıkın Diyarbakır sokaklarına; üstleri başları yırtık, sararmış yüzlü, çoğu ihtiyar bir bölük kadın göreceksiniz. Ellerinde süpürgeler, başlarında da bir belediye memuru. Habire süpürüyorlar. Ortalık toz duman içinde. (Y. Kemal, Peri Bacaları, sa:7) Gece Işıkları yakmayı geciktiriyorum akşam karanlığı çökerken Fakat ha bire geliyor o karanlık bütün ağırlığıyla kainatın (Mateya Matevski<d.1929>-Suat Engüllü; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Sırtımda bir üşüme duydum. Bayan Renard habire yineliyordu: Sen adam değilsin, sen adam değilsin. Damarlarında piliç kanı var. (G. de Maupassant, Jules Amcam, sa:32) KITTEL - Ayırın! Kurular ile yaşları. Hepsini ayırın! Haydi! İş başına! (İnsanlar iki kümeye ayrılır. Bir kısmı çamaşırları ayıklarken, ötekiler elbise yığınına katmak üzere kamyondan habire yeni parçalar getirirler. Sahnede bu insanların telaşla oraya buraya koşuştuğu görülür. (J. Sobol, Getto, sa:17) Gruşka ablasının arkasından yetişemiyor: -Çok yoruldum, diye bağırıyordu. Olguşka ise habire Mişka ya sesleniyor, bir sağa bir sola koşturarak her yeri arıyordu. (L. Tolstoy, Efendi İle Uşağı, sa:113) DELİ PAVLETA İLE ONUN GENÇ KARISI <Penço Slavevkov a> <Bulutların Gölgeleri Peşinde den> Henüz çekip bağlamadan doru atı bir yere delidolu bir yabancı yumruklayıp habire Bir avlunun kapısını, coşkuyla geldi dile: Ey Aglika, hadi uyan, kapıyı aç acele! Kim o? - Korkma, güzel gelin, İstanbul dan gelmişim, sana senin Pavleta ndan çok selam getirmişim.

8 (Peyo K. Yavorov< >-Ahmet Emin Atasoy; Şiir Atlası, Cevat Çapan; Cumhuriyet Kitap, ) Ha biri, ha öteki : Ya o, ya öteki; Ölümlerden ölüm beğen; Kırk katır mı kırk satır mı İKSİON - Bu gece bir başka rüya daha gördüm. Sen de vardın, Nephele. Kentaurlarla savaşıyorduk. Bir tanrıçanın, hangisi bilmiyorum, oğlu olan bir oğlum vardı... BULUT - Yazgın belirlenmiş. Ceza görmeksizin, gözlerini dikemezsin bir tanrıçaya. İKSİON - Dorukların hakimi meşe tanrıçasına mı? BULUT - Ha biri, ha öteki, İksion, fark etmez. Ama korkma, sonunda dek seninle kalacağım. (C. Pavese, Leuko İle Söyleşiler, sa:14-5) Habis : Kötü huylu (kimse; kanser doğalı ur) Efendim bu elektrik işi için Parti başkanı ile Belediye reisi zatıalinizi el altından bakanlığa şikayet etmişler... Eyy? Köylülere baskı yapılıyor, zorla para toplanıyor diye... Ah beyefendi, siz o Hacı Yakup denilen iblisi bilmezsiniz. Ne habis, ne melun heriftir o... (O. Hançerlioğlu, Karanlık Dünya, sa:42) (L ) habitude est une seconde nature : (FR.,DAVR,HUK.) <L abi tüd e t ün sö kond natür> = Alışkanlık, ikincil bir doğallık getirebilir size = Habit becomes second nature (İNG.) Habsburg Hanedanlığı : (AVUSTU.. MYTH.) : Avusturya Arşidükü, Alman kralı ve kutsal Roma-Germen İmparatoru I. Maximilian < >, evlilik yoluyla Felemenk i, antlaşmalar ve askeri baskıyla Macaristan ve Bohemya yı, oğlu Philip in <sonradan Kastilya Kralı I. Felipe> evliliğiyle de İspanya tahtını ele geçirerek Habsburg ların Avrupa ya egemen olmasını sağlamıştır.... Osmanlı İmparatorluğuna paralel, Avrupada hükümranlığını dört yüz yıla yakın sürdürmüş monarşi. Çok karmaşık bir Habsburg İmparatorluk soyu ( ) yanında, Habsburg ların İspanya bölümü de tarihlerinde, Macaristan, Bohemya, İngiltere, Felemenk, Bavyera, Saksonya ve yerel toplumların birbirleriyle ittifak yaptıkları, başkaldırdıkları <Otuz yıl savaşları, > ile oldukça sarsılmasına karşın, en son döneme şöyle girdi: İspanya da II. Carlos un ölümü ve hiç erkek veliaht bırakmaması dolayısıyla, Avusturya Habsburgları nın son varisi VI. Karl, birliğin topraklarının parçalanmasını önlemek amacıyla, 1713 de bir Veraset Yasası=Pragmatische Sanktion fermanını çıkartarak, erkek adayın var olamadığı hallerde, kadın kraliçe!nin tahta geçmesini sağlanmasını hemn hemen tüm Avrupaya kabulettirdi. Buna bağlı olarak, VI. Karl ın, 1740 ta, ardında erkek veliaht bırakmayarak ölümünden sonra tahta kızı MARIA THERESA çıktı Buna karşıt olarak, Prusya kralı II. FRIEDRICH, Silezya yı istila etti. Maria Theresa, yalnızca İngiltre ve Felemenk in desteğini sağlayabildi. Ama, Avusturya Veraset Savaşları başlamış oldu: Aix-la-Chapelle anlaşması (1748) ile Silezya nın büyük bir kısmını, İtalya da Lombardiya nın bir bölümü, Parma ve Piacenza düklüklerini yitirdi. Tüm bunlara karşın, Lorraine dükü ( ) ve Toscana grandükü ( ) olan kocası Franz STEPHAN, 1745 de, I. FRANZ adıyla Kutsal Roma-German İmparatoru seçildi. Böylece, Maria THERESA ve I. FRANZ ın soyundan gelenler, HABSBURG hanedanın devamı olan Habsburg-LORRAIN hanedanını oluşturdular. 19. y.y. ın sonlarına doğru Habsburg lar, muhtelif olaylarla, bütünlüğünün sarsılmasına yol açan olaylarla karşılaştılar: Fransızların Meksika İmparatoru ilan ettiği (1864) Franz JOSEPH in kardeşi MAXIMILIAN ın 1867 de Meksika da kurşuna dizilerek öldürülmesi; veliaht Prens RUDOLPH un 1889 da sevgilisiyle birlikte intihar etmesi; Franz JOSEPH in karısı Bavyera Düşesi ELIZABETH in 1898 de bir SUİKAST sonucu öldürülmesi başlıca sayılabilir. Tüm bunlara ek olarak, Avusturya-Macaristan ın, 1978 denberi işgal altında tuttuğu Bosna ve Hersek i 1908 de resmen ilhak etmesi (Osmanlıların durumuyla ilgili!) Sırbistan ve Rusya nın tepkisini çekti. İlişikiler gerginleşti. En nihayet, Macaristan veliahtı Arşidük FRANZ FERDINAND ın 1914 Haziran ında Bosna-Hersek e yaptığı bir ziyarette, başkent SARAJEVO (Saraybosna) da bir sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi, malum, daha büyük devletlerin daha geniş ittifaklar yapmasına (İHTİLAF ve İTTİHAT) ve dünya haritasının, özellikle Orta Avrupa ve Balkanlar, Osmanlı İmp. nun sınır çizgilerinde çok önemli değişiklikler yaratan I. DÜNYA SAVAŞI nın patlamasına yol açtı. Avusturya Arşidükü, Akman Kralı ve Kutsal roma-germen İmparatoru I. Maximilian (M.S ), evlilik yoluyla Felemenk i, antlaşmalar ve askeri baskıyla Macaristan ve Bohemya yı, oğlu Philipp in

9 <sonradan Kastilya Kralı I. Felipe> evliliğiyle de İspanya tahtını ele geçirerek Habsburgların Avrupa ya egemen olmasını sağlamıştır arasında, Kutsal Roma-Germen İmparatoru olan II. Joseph <M.S >, Avusturya Habsburglarının topraklarını önce annesi Maria Theresa ile birlikte, sonraları tek başına yönetmiştir. Bir aydın despot olarak yönetsel, yasal, ekonomik ve dinsel reformlar yapmış, ama fazla başarılı olamamıştır ten tahtı terk ettiği 1848 e kadar Avusturya tahtında oturan I. Ferdinand <M.S > Müşfik Ferdinand lakabıyla anılır. Ferdinand ın geri zekalı ve sar alı olmasına karşın tahtın verasetine ilişkin ilkeleri korumakta kararlı olan babası Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Franz, onun varisliği konusunda diretmiş; Ferdinand 1830 da Macaristan Kralı olarak, 1835 te de Avusturya İmparatoru olarak taç giymiştir. Öğrencilerine kompozisyon ödevi verirken, (Çek Öğr. Dub) konuları mutlaka Habsburg lardan seçerdi. İmparator Maximillian, İmparator II. Joseph, Müşfik Ferdinand, küçük sınıflardaki öğrencilerin yüreğine korku salardı. (Y. Haşek, Aslan Asker Şvayk, Cilt:II, sa:70) İmparator Franz Joseph, elindeki dürbünle hareket halindeki tüm birlikleri izlerken hem gurulanıyor hem de hüzünleniyordu. Onlara sahip olduğu için gurur fakat yavaş yavaş yitirmeye başladığı için de hüzün duyuyordu. Ordusunun parçalandığını, kocaman imparatorluğunu oluşturan değişik halk topluluklarına geçtiğini artık biliyordu. Onun gözünde Habsburg sülalesinin kocaman, altın güneşi batmaya, parçalanmaya, çok sayıda küçük güneşçikler ve bağımsız yıldızlar, bağımsız uluslar doğurmaya hazırlanıyordu. (Joseph Roth, Radetzky Marşı, sa:281) Hacamat, Hacamat şişeleri : Tıbbın daha modernleşmediği devirlerde, hatta benim çocukluğumda (İ.E.) ateşli ya da intani <enfeksiyöz> hastalıklarda (Zatürree-Pnömoni), zehirlenmelerde (Böcek, yılan sokması), evde, eli yatkın olarak sırtıma, kolumuza bıçakla çizgiler çizerek vantuz işini yaparak boynuz, bardak ya da çay kupalarıyla, hatta şişe ile kan çekme işi Bk.: Sırtına şişe çekmek Kıvırcık anlatırken gözlerini kocaman açıyor, Yaklaşacağını bile düşünemedim, Boa, aklım o kadar başka yerlerde ki. Jaguar ın cesetlerle, Şair le ilgili söylediklerini düşünüyordum, sonra baktım doğrudan bize yaklaşıyor Boa, dimdik de bakıyor, diyordu. Bana baksana kancık, senin dilin niçin hep böyle sıcak? Çocukken annemin sırtıma yapıştırdığı hacamat şişelerini hatırlatıyor bana. (M.V. Llosa, Kent ve Köpekler, sa:318) Hacat, Hacatlarında çıbanlar çıksın : Kıç, abdest yapılan yer; Kıç larında çıban olsun istemiyle söylenen bir ilenç Irazca ya, Bayram a, Haçça ya kızıyordu. Anlıyordu ki duydukları gerçektir. Böyle bir şeyin aslı vardır. Fakat Irazca ya açık açık diyemiyordu: Elleri gırılsın. Hacatlarında çıbanlar çıksın. Çıbanlarına gurt atsın. Amadımıza böyle edenler yedi milletin içinde irezil olsunlar. Enselerine yıldırımlar düşsün. İmansuz Guransız gitsinler. Allahın onlara verdiği can, yedirip içirdiği nimet, soludukları soluk, gördükleri güneş, külliyen haram olsun. (F. Baykurt, Irazca nın Dirliği, sa:71) Haccac (Yusuf oğlu, zalim ) : (ARAP MYTH.): Emevilerden Abdülmelik in meşhur veziri. Irak ve Hicaz valisi olmuş, Mekke hatta Kabe yi yakıp yıkmıştır. Binlerce insanı hunharca öldürdüğü için zalim lakabıyla anılır Bağdat ta duası geçer olduğu söylenen bir derviş vardı. Bir gün, Yusuf oğlu Haccac, ki çok zalimdi, dervişi yanına çağırıp: Bana hayır dua et! dedi. Derviş de: Tanrım, dedi, al şunun canını! Haccac: Bu ne biçim dua? diye öfkelenince, derviş cevap verdi: Hem senin için, hem Müslümanlar için en hayırlı dua budur! Ey halkı inciten güç sahibi Sanma bu pazarın sözmez ateşi!

10 Nene gerek senin dünyayı tutmak? Zulmedeceksen, öl git, daha iyi! (Sa di, Gülistan, sa:52-3) Hacet; Hacete gitmek; Hacet görmek, olmak : Büyük abdest; büyük abdest gereksinimini gidermek; Lüzum hasıl olmak; Gereksinim, her hangi bir iş, yardım için gereksinimi olmak Hafta sonu dolayısıyla evin kızı izinli olduğundan, tuvalet, Hasan ın kullanımından sonra temizlenmemişti. Büyük abi de tesadüfen hacet görmek için içeri girdiğinde yine küplere binmiş, fakat akabinde sinsi bir gülüşle, Ulan kürdo... Ben bugün senin hakkından geleceğim! demişti. (İ. Ersevim, Bir Doğumun Hikayesi-Kürt Hasan, sa:170-1) Elini pantolon cebine soktu, tomarla çıkardığı paralardan bir kısmını Akyazılı nın avucuna sıkıştırırken: -Ağlama, dedi. Bir ayağım burada. Ne hacetin olursa bana, doğrudan doğruya bana bildir. İşlerim dolayısıyla belki sık sık uğrayamam. Fakat, bacanağım burada, ona söyle, bana haber yollar o! (O. Kemal, Üç Kağıtçı, sa:185) Ali Osman Reis, ustası Kara Yani Reisin türlü hünerlerini, ıncığını cıncığını anlattıktan sonra ayağa kalktı: Poyraz Musa kardaş, hoş gelip safalar getirmişsin Bir hacetin olursa başımız üstüne. Adan sana kutlu, mutlu olsun. Sağ ol Osman Reis. Gene beklerim. (Y. Kemal, Bir Ada hikayesi 1- Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Cilt:1, sa:168) İnce Memed: Kamer Ana, dedi, pilava hacet yok şu gece yarısı. Hazırda ne varsa... Ben sana şahinim acından ölüyor demedim mi? Şu tarhanayı ısıtsana. Ocaktaki tencereyi gösterdi. Kamer Ana hemen saçayağını koydu, tencereyi ateşe vurdu. (Y. Kemal, İnce Memed, Cilt:II, sa:22) -... Ben şimdicik buna yirmi lira vereyim. Murat Bey oğlumuz, hacetinin yirmi liralığını görsün! Gerisine Allah Kerim!.. -Yirmi lira hacet görmüyor ki, Halim Efendi... Bize bir iyilik edecekseniz, en az otuz beş lirayı gözden çıkarmalısınız! (K. Tahir, Yol Ayrımı, sa:234) Hacet istemek : İstekte bulunmak, arzusunu belirtmek, sevgi ve şefkat dileği Tevfik in çocuk ruhu, cücenin çarpık ve zavallı, çaresiz vücudu, hacet isteyen, sevgi bekleyen iki zavallı kimsesiz... Rabia ikisine birden sahip çıktı. (H.E. Adıvar, Sinekli Bakkal, sa:89) Hacı : (DİN) : Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık gibi üç büyük dinin peygamber ya da azizlerini, kutsal sayılan bazı mekanları ya da (Jerusalem, Roma, Medine) gömütlerini ziyaret eden kişi Bk.: Hac yolculuğu San Tiago, İber Yarımadası nda, bir çobanın bir gece bir tarlanın üstünde parlak bir yıldız gördüğü yere gömülmüştü. Söylenceye göre, yalnızca San Tiago değil, Hz. İsa nın ölümünden sonra Bakire Meryem de oraya gitmiş, İncil in müjdesini taşıyarak insanlara din değiştirmeyi öğütlemişti. Gel zaman git zaman Compostella -yıldız tarlası- adı verilen bu yerde kurulan Hıristiyan dünyasının dört bir yanından insanlar ziyaret etmeye başlamışlardı. Hacı denen bu insanların simgesi denizkabuğuydu. (P. Coelho, Hac, sa:27-8)

11 Hacıağa : Rasgele bol para sarfeden, sonradan engin olmuş, kültürsüz kimse (İkinci Dünya Savaşı sıralarında türemiş bir Argo) ANTONIO - Hayır.. Hayır.. Olamaz.. Ben.. Benim arabam o.. Bütün bu hikayede ben de suç ortağı oluyorum, öyle mi? Belki de çetenin başı. Bir teröristtim belki de! Bir daha yabancılara yardım edersem ne olayım! Sen kalk, hacıağanın birini kurtar, hem de masasındaki havyar eksilmesin diye binlerce işçiyi yakan bir herifi. (D. Fo, Yüzsüz, sa:13) Beş yıl, bütün çılgınlıklariyle, sonradan görmüşlüğün en kaba, zevksiz, gülünç sahneleriyle bu hayat böyle sürdü... Son aylarda idi, Nebile bir delikanlıya gönül verdi; fakat nişanı bu sefer erkek tarafı bozmuştu. Çünkü hacıağanın, birçokları gibi ancak sermayesini kurtarıp memleket yolunu tutacağını öğrenmeyen kalmamıştı. (R.H. Karay, Memleket Hikayeleri-Garaz, sa:180) Bizler kaybetmekte olduğumuz mallarımızı, mülklerimizi, ayrıcalık ve rahatlıklarımızıı Batılaşmış olduğumuz için hak ediyorsak pek çok manevi konuda şoförler ve aşçılar gibi düşünen ve askeri darbe kışkırtıcılığı yapan bazı solcuların hacıağa dediği bu kişilerin zenginliği nasıl açıklanacaktı? (O. Pamuk, İstanbul, sa:175) Haciz, Haciz koymak : Mukaveleyle anlaşma yapıp da herhangi bir ödeme zamanında yapılmazsa, iş dünyasında, resmi makamların, birinin malına mülküne koydukları ambargo Homais şaşkınlıkla geriledi. Kadın da üç basamak merdiveni inip onun kulağına fısıldadı: Nasıl? Haberiniz yok mu? dedi. Bu hafta haciz koyacaklar. Lheureux <Lörö> satıyor dükkanı. Senetleri üst üste dayayıp adamın canına okudu... Hancı kadın da işin içyüzünü anlatmaya başladı. Olayı Guillaumin in uşağı Theodore dan öğrenmişti. Tellier yi hiç sevmemekle beraber, yine de de haczi koyduran L Heureux yü ayıplıyordu: İçinden pazarlıklı, alçak bir herifti bu Lheureux. (G. Flaubert, Madam Bovary, sa:149) Hack lemek : Son birkaç yıldır, birtakım Bilgisayar ve Internet kurtlarının, global ekonomiyi etkileyebileck derinlikte kahraman olmak gayretiyle büyük şirketlerin, bankalraın hatta bazı devlertlerin sırlarını -banka işlemleri, mali programları ve planlarını internet oyunları ile okuyarak (daha doğrusu çalarak) enternasyonal alanlara yayma işlemi; Gizli vesikaları internet yoluyla çalmak Alice işe girdiği gün, Paul la Linda, telefonla konuşurken duyacağı tıkırdılardan rahatsız olmamasını söylediler. PEN (Bk!) < Poets and Publishers, essayists and editors kurumu> in telefonları dinleniyordu, ayrıca hem ABD, hem de Çin hükümetleri PEN Bilgisayarlarını hack lemişlerdi. (P. Auster, Sunset Park, sa:208) Hac yolculuğu : Herhangi bir dine mensup bir kimsenin, o dinin kabul ettiği Hac merkezlerini ziyaret ederek Hacı olma işlemi. Bu bir Musevi için Kudüs, bir Hıristiyan için Roma ve bir Müslüman için Kabe-Medine olabilir. Hac, İslam ın beş şartından biridir. Haccın farz oluşu kitap <Kuran>, sünnet <Peygamberin yapabilirsen yap dediği> ve icma <değişik şeyleri düzenlemek için bir araya getirme; insan, fakih <din bilimcisi) icma <düzelecek şeyleri, bir araya gelip mümin de doğrı yu geliştirmek için bilgi edinmesi> ile sabittir. Hac, kendilerine farz olan Müslümanların, Allah ın hoşnutluğunu kazanmak için, hac fiillerini, hac günlerinde ve belli mekanlarda <yerlerde>, usulüne uygun olarak yerine getirmeleridir. Hac, yılda bir defa dünya Müslümanlarını bir araya getirir. Ülkeleri, dilleri ve renkleri ayrı olan Müslümanların, aynı amaç için bir araya gelmeleri, hep birlikte Allah a yönelmeleri, ibadet edip O ndan af ve bağış dilemeleri ruhları arındırır, İslam kardeşliğini güçlendirir. Hac şunlara farzdır <şart tır> : Müslüman, aklı başında, erginlik çağına gelmiş, hür, asli ihtiyaçtan başka hacca gidip dönünceye kadar kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin geçimlerini sağlayacak kadar bir maddi güce sahip olan, sağlığı elverişli olanlara farz dır. Hac cın farz ları nelerdir : 1) İhram a girmek <Hacıların giydiği dikişsiz elbise; Arapların büründükleri büyük

12 yün çarşaf; Yere ya da sedire serilen yün yaygı>; 2) Arafat ta vakfe <Duraklamak, hacıların bir yerde durmalarıyla yapılan hareket> yapmak, 3) Kabe yi tavaf etmek (etrafında dolaşmak> Medine-i Münevvere ye giden kimse, Peygamberimizin kabrini ve mescidini ziyaret etmeye niyetlenmelidir. Yolda sık sık salat ve selam okunmalı, Medine-i Münevvere ye girerken de Tanrı ya, gireceğim yere dürüstlükle girmemi ve dürüstlükle çıkmamaı sağla diye İsra (:80 ) ayet-i kerimesini okumalıdır. Mescidi- Nebi ye girince iki rekat namaz kılmalı, varsa, bilinen anılar hatırlanmalıdır. Daha sonra, Kabr-i Şerif ziyaret edilmeli, kabrin 2-3 metre uzağında, edep ve huşu içinde durmalı, o şanı yüce Peygamberin nurlu bakışlarının kendisine yöneldiğini, selamını alacağını, dualarını işiteceğini düşünerek; Selam, Allah ın rahmeti ve bereketi senin olsun ey Allah elçisi! Selam sana ey Efendim, ey Allah ın resulü! Sana selam olsun ey Allah dostur! diyerek onu selamlamalıdır.... Ziyaretçi, Medine ziyareti günlerinde beş vakit namazını Mescid-i Nebi <Peygamberin Mescidi>de kılmalı; boş vakitlerini kaza namazı kılarak, Kur an okuyarak, tövbe,istiğfar ve dua ederek değerlendirmelidir. Medine-i Münevvere den ayrılma zamanı gelince, mescide girip iki rekat namaz kılmalı, son ziyaretini yapmalı, dua ederek ayrılmalıdır. (Kemal Güran, Müslümanın El Kitabı, sa: )... (Goldmund un yeni tanıştığı) bu arkadaş, bir hac yolculuğuna çıkmıştı, Roma ya gidiyordu; sırtında cüppe, başında hacı şapkasıyla genç biriydi, adı Robert idi ve Konstanz Gölü kıyısında bir kentten gelmekteydi. Bir zanaatkar babanın oğlu olup, Ermiş Gallus rahiplerinden ders görmüş, daha çocukken Roma ya bir hac yolculuğu yapmayı aklına koymuş, hep bu düşünceye gönül verip kafasında yaşatmış onu ve şimdi karşısına çıkan ilk fırsattan yararlanarak gerçekleştirmeye koyulmuştu. (H. Hesse, Narziss ve Goldmund, sa:235) Haç; Haça gerilme; Haça tapmak, Haç işareti yapmak; Kutsal haç: Hıristiyan dininin, Hz. İsa nın -haç şeklindeki çarmıha gerilmesi nedeniyle- temsilcisi; çapraz metal ya da ahşap, genellikle boyna takılan nesne HAÇA GERİLME - I. Bu büyük anı yüceltti melekler korosu, Ve ateş, yedi kat göğü yalayıp yuttu. Baba ya dedi ki: Niçin bıraktın beni! Ana ya döndü: Sakın benim için ağlama... (A. Ahmatova< >, yaban balı özgürlük kokar, sa:88) Tanımlamaya Prelüd ler - XI Mistisism, ama vermeyin bize sözler, melekler, ama vermeyin bize düşlemler kiliseler, ama vermeyin bize amentüler, ne ölü tanrılar asılsın haçların üstünde bir dükkanda, ne de tesbih taneleri, ne de dualar, ne de iman, ne de günah, ne de kefaret: ve ama, izin verin inanmamamıza, izin verin inanmamamıza. (Conrad Aiken-Nice Damar; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Yağmur yağdı, toprağın ememediği sular hendekleri doldurdu. Büyük ırmaklarla birleşince şahane nehre <Arno nehri> doğru öyle şiddetle boşandı ki onu hiçbir şey durduramadı. Kabaran Archiano soğuktan kaskatı kesilmiş cesedimi nehrin denize kavuştuğu hizada buldu, onu Arno ya sürükledi ve acıya yenildiğim sırada, göğsümün üzerinde kollarımla yapmış olduğum haçı çözdü.... ON DÖRDÜNCÜ ŞİİR: Kıyamet gününden sonra Cennetteki ruhların durumlarının ne olacağına dair Süleyman peygamberin yaptığı açıklamayı dinledikten sonra Beatrice ile Dante Merih Gök üne çıkarlar. Dante, gökün öteki katlarında olduğu gibi buraya da farkında olmadan yükselmiştir. Savaşarak din uğrunda canlarını vermiş olanların ruhları, parıl parıl yanan bir haç yapacak şekilde dizilmişlerdir. (D. Alighieri, İlahi Komedya, Cilt:II, Araf, sa:40-1; Cilt:III, Cennet, sa:105) Her zamanki gibi uzun, siyah bir palto giymiş, geniş kenarlı şapkasını yüzüne iyice indirmişti. Kör gözü lacivert bir çukur, diğer gözünde ise tozdan sarı bir parıltı vardı. Bana doğru baktı ve gülerken ulur gibi bir ses çıkardı. Sarhoş olduğunu düşündüm. Melun! diyerek bana sövdü. Sefil!

13 Jesus, Maria y José! diye bağırmak cesaretini bularak baş parmağımı işaret parmağımın üstüne koyup haç işareti yaptım ve kötülüğü uzaklaştırmak için onun yüzüne doğru tuttum. (Rudolfo Anaya, Kutsa Beni, Ultima, sa:223) FENERLER Rembrand, yalnız bir büyük haçla süslenen, Fısıltılar dolu, soğuk sayrılarevi, Gözyaşlı dualar taşar süprüntülerden, Birdenbire gelip geçer bir kış alevi. (Ch. Baudelaire< >, Kötülük Çiçekleri, sa:37) ELEJİ <1870> öfkeli halk gösteriyor gizlice, kaputlu safını seçkin türlerin, güdülen cüppeli bakar körlerce. Halk gösteriyor, kan revan içinde kızıl ter suluyor mezar taşını; saplanmış bir haç var canlı etinde kemirilmiş kemikleri küf yiyor karayılan emmişse de naşını yerli ve yabancı hala emiyor. (Hristo Botev< >-Ahmen Emin Atasoy; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Limana bakan taraftaki panjurları sıkı sıkıya kapatılmış olan evin serin ve hüzünlü loşluğu, dışarıdaki yakıcı güneşin ve lokantalardan gelen kahkahaların tınısıyla tam bir tezat oluşturuyordu. Yine geldi bu gürültücü turistler! diye mırıldandı Maria aksi aksi. Oturmakta olduğu koltuktan yavaşça doğrulup, ucunda küçücük bir haç olan tesbihine uzandı. (Pelin Böke, Mübadele Öyküleri-Dua, sa:95) Gül Haçlılar öğretisine göre, tarikat eskilerin ezoterik <içrekçilik, batınilik> gerçekleri üzerine kurulmuştur. Manevi dünyaya ışık tutan bu gerçeklerin, sıradan insanlardan saklı tutulması gerekiyordu. Yıllar içinde kardeşliğin sembolü süslü bir haçın üstündeki gonca güle dönüşmüş olsa da, ilk başta sade bir haçın üstündeki noktalı bir çemberdi, yani en basit haç betimlemesinin üstündeki en basit gül betimlemesiydi. (Dan Brown, Kayıp Sembol, sa:340)...bu şekilde düzen içindeyiz biz... Adalet masumluktan, birisi haç üzerinde, birisi öteki duvar dolabında olmak üzere, kesin biçimde ayrı olduğundan, ben inançlara göre çalışmakta özgürüm. Onca sıkıntı ve çelişkilerden sonra edindiğim o güç cezaevi yargıçlığı mesleğimi vicdan rahatlığıyla yürütebilirim ve madem ki gidiyorsunuz, bu mesleğin ne olduğunu artık size söylemenin zamanı geldi. (A. Camus, Düşüş, sa:88)... Hıristiyanlar da birinci binyılda üç yolu kutsal sayıyorlardı. Bu yolları aşanların kutsandığına ve günahlarının bağışlandığına inanılılıyordu. Birinci yol, Aziz Petrus un Roma daki mezarına giden yoldu; bu yolda gidenlere Gezginler deniyordu ve bunlar haçı, simgeleri kabul ediyorlardı.... Birden, sanki sihirli bir el değdi, sis tümden kalktı. Ve karşımda, dağın doruğında bir haç belirdi... İçimde dua etmek için karşı konulmaz bir istek belirdi. Tricastela ya dolambaçlı bir yoldan gitmek zorunda kalacağımı bile bile, doruğa tırmanıp haçın dibinde dua etmeye karar verdim... Birden bütün o sınavlar, dövüşler, dersler ve hac yolculuğundan bitkin düşmüş olduğumu fark ettim. Midemde korkunç bir ağrı hissettim, ağrı boğazıma kadar yükseldi, kupkuru hıçkırıklara dönüştü. Kuzuyla haçın görüntüsü karşısında sarsılmış, orada kalakalmıştım. Bu haçı yerinden kaldırıp dikmem gerekmiyordu; karşımda, bir başına ve olanca görkemiyle, zamana ve hava koşullarının etkilerine direnerek öyle duruyordu. (P. Coelho, Hac, sa:27;208-10) ST. PETERSBURG, JUNI Orda burda parlak soğan kubbeler altında tek tük insanlar ölmüş yatıyor, alkol ya da din içinde.

14 Siyah giysili bir teyze dizleri üstüne çökmüş başını vuruyor yola sımsıkı tutarken ellerinde bir haçı. Merkez Komitesinin yerine mi geçti Tanrı? (Peter Curman<d.1941>-Abdullah Gürgün; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) GECEYDİ GÜN Havalanıverdi ırmağın dibine Abanoz taşlar altın demir teller ve kolsuz haç. Her şey hiçbir şey. Aşkla nefret ediyorum ondan herkesler gibi. Ölü tutam tutam boşluk çekiyordu ciğerlerine. (R. Desnos< >, hayır, aşk ölmedi, sa:30) BALKANİADA Haç, hilal, çarmıha geriliş - Balkan sabahlarının bulanık tarih girdaplarına ışık saçan yabası. (Blaga Dimitrova< >-Hüseyin Mevsim; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) GUADALQUİVİR KIYISINDA ÖĞLE SONRASI Oysa mutluluk... Yere bir haç yap: Burada mutluydum. Hiçbir nedeni yoktu, mutluluk için sebep gerekmez. Guadalquivir kıyısında öğleden sonra, köprü güneşle dolu, kendi kendine havayla dans ediyorsun bayram da değil. (Hilde Domin< >-Arife Kalender; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Bu papazlar arasında Halkedon lu Zosimos diye biri vardı. Çok zayıf yüzünden etkilendim, yakut gibi parlayan gözleri hiç durmadan fıldır fıldır dönüyor ve kocaman kara sakalını ve upuzun saçlarını aydınlatıyordu. Konuştuğu zaman, sanki yüzünden iki karış uzakta kanamakta olan İsa nın üzerinde öldüğü haçla söyleşir gibiydi. (U. Eco, Baudolino, sa:224) Evet, sanırım eğleneceğiz, dedi üstadım, büyük bir neşeyle. Ubertino ona beliirsiz bir gülümseyişle baktı. Siz İngilizler in ne zaman ciddi konuştuklarını hiç anlamıyorum. Böylesine ciddi bir konuda eğlenecek bir şey göremiyorum ben. Tarikatın varlığı tehlikede, senin tarikatının, yüreğimin derinliklerinde, hala benim de tarikatımın... Ah, Efendimiz, kilise kimlerin eline kaldı. Başını sunağa doğru çevirdi. Orospu ya dönmüş, sıcakta gevşeyen bir yılan gibi kösnü içinde kıvranoyor! Haç ın lignum vitae si <LAT. linyum vite= yaşam odunu> nasıl odunsa, öyle odundan yapılmış olan, Beytlehem deki ahırın çıplak arılığından, altın ve taş şenliğine! Bak, şuraya bak; kapıyı gördün! İmgelerin kendini beğenmişliğinden kurtuluş yoktur! Deccal in günleri yakındır; korkuyorum, William! Ubertino gibi söylence olmuş bir kişiyle beni üstadım tanıştırmış, yaşlı adam, sıcak, neredeyse ateşli eliyle yanağımı okşamıştı... Paris te okumasına karşın, tanrıbilimsel kuramlardan çekilerek, kendisinin, tövbekar Magdalena nın kimliğine girdiğini kurduğu sıralarda, daha gençliğinden başlayarak, onu yakıp tüketmiş olan gizemsel ateşi anlıyordum; sonra onun, kendisine gizemsel yaşamın zenginliklerini ve haça tapmayı öğreten Foligno luu Ermiş Angela ile kurduğu yoğun ilişkileri ve üstlerinin vaazlarının ateşliliğinden kaygıya kapılarak onu Verna ya çekilmeye zorlamalarının nedenini anlıyordum.

15 (U. Eco, Gülün Adı, Çev.: Şadan Karadeniz, sa:81;87-8) EĞER <İmparatoru Olmayan Ülke > Eğer dünya sonsuz bir kışla ise Ey sinekler, ey fareler, ey mezar kazıcılar, zafer sizindir Siz itaat ve pişmanlık silahını kazandınız Sevgilinizin göğsü sayısız haçla bezenecek Eizo Hanada<d.1929>-İnan Öner; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Emma ona bakarak omuzlarını silkiyordu. Ne diye sanki, geceleri kitapların üzerine kapanıp sessiz sessiz, harıl harıl çalışan bir kocası yoktu? Hiç değilse böyleleri, altmış yaşlarına ulaşıp romatizmadan kıvranmaya başlayınca kötü dikilmiş siyah giysilerinin yakasında haç biçimi bir nişan taşırlardı. (G. Flaubert, Madam Flaubert, sa:69-70) Kilisenin çevresini mezarlık, evin çevresini ise bir bahçe çevreliyor. Kilisenin kulesinde çan sesleri duyuluyor. Rahibin bacasından da mavi duman yükseliyor. Ölülerin bahçesinde beyaz çiçekler açmış. Rahibin bahçesinde zerzevat yetişiyor. Mezarlıkta haçlar, bahçede bir heykel, dinlenen bir geyik ve bir mantar var. (Ö. von Horvath, Allahsız Gençlik, sa:52) MUİN BESİSSO YA AĞIT Şairler uzakta ölür, yalnız Kalbinde ve gözlerinde Filistin Kanayıp çiçeklenir ömür boyu Haç çizilir sürülmeden terk edilen talan tarlada Ve kavim göğün dokuzuncu katında terk edilir (Salım Jabran<d.1938>-Metin Fındıkçı; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Hey be dedeciğim, hey! dedi. Tanrı kemiklerini aziz etsin! O da benim gibi biriydi ama, Tanrı dan korkmaz adam, Ayios-Tafos a <Kutsal Mezar: Hz. İsa nın gömülü olduğu yer> gitmiş, hacı olmuştu. Ne amaçları vardı kimbilir? Köye döndüğü zaman, keçi hırsızı ve hayırsız bir adam olan sağdıcı, ona dedi ki: Ah bre sağdıç, bana Ayios-Tafos tan bir kutsal haç parçası getirmedin! Tepeden tırnağa sahtekar olan dedem ise: Nasıl getirmem, sağdıç? dedi. Seni mi unutacaktım? Akşam eve gel, kutsama işi için, şöyle pişmiş ufak bir domuzcağız ile şarap de getiriver gayri. (N. Kazancakis, Zorba, sa:215) Kasayı açarken telaşlı hareketlerim yavaşladı. Gerdanlığı törensel bir havayla, sarılı olduğu bordo kadifeden çıkardım. Kadifenin içinde duran küçük haç da elimdeydi. Onu kasaya bıraktım. Gerdanlığın üzerindeki elmas ve yakutlar güneş gibi parıldıyordu. Sonra aynanın önünde onu boynuma takıp seyrettim. (Ö.Z. Livaneli, Serenad, sa:65) ROMA YA DOĞRU HAYKIRIŞ Geleceğin çocukları için zincirler döğen Bir milyon marangoz Haçsız tabutlar çakan Ve sadece bir yas kalabalığı Baloya az kala düğmelerini çözen, Diyorum, güvercini aşağılayan o adam konuşmalıdır (F. Garcia Lorca< >-Cemal Süreya, aşk şiirleri, sa:70) Bunca yıldır tanıdıkları salona, yabancı bir mekana girer gibi girdiler. Salonu bir kez tavaf ettikten sonra yemliğin içinde yatan ve haç işareti yapıyormuş izlenimini veren balmumundan yapılmış bebek İsa nın önünden birer birer geçtiler ve masaların üstündeki armağanlara bir göz attıktan sonra herkes kendisine ayrılmış yere gidip sessizce beklemeye başladı. (Th. Mann, Buddenbrooklar, sa:470)

16 Vadideki Ağaç Tıpkı haç gibi durur öyle çırılçıplak toprağa mıhlanmış insan gibidir sanırsın karşında gülen ölüdür bir toprak ağız ve bir taş gövde (Mateya Matevski<d.1929>-Suat Engüllü; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Portakal Ağacı YAŞAM Baston, astım, göğüs güm güm, saç baş harap, kalp nafile, bir oturak, bir de albüm, huzurevi ve sair. Mirasçılar bulut bulut ve bir çukur en son çare haç ve çiçek, bir de tabut (Radoy Ralin< >-Ahmet Emin Atasoy; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) ORTA BOHEMYA MANZARASI Yeni ormanın ta üstünde parlıyor kilise kulesinden kızıl altın renkli haç ladinlerin arasından yükseliyor korucu evi;- ve hepsinin üstünde bir taç gibi gökkubbe, duru ve mavi (Rainer Maria Rilke< >-Yüksel Pazarkaya; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Kilise tamamen çıplak kalınca, <Aziz Antonio>, bu kez Aziz Antonio nun heykelinin yanına varmış, davranmış heykeli soymaya, halesi ve haçını kaybeden zavallı aziz, eğer cezanın pek abartılı olduğunu düşünen rahipler yetişmeseymiş yardıma, elindeki Bebek İsa dan da olacakmış. Öfkeden çılgına dönen rahip ikna olmuş en azından Bebek İsa yı azizin kucağında bırakmaya. (J. Saramago, Baltasar ve Blimunda, sa:19) Vitraylar, payanda kemerleri, kabartmalı kapılar, koro şarkıları, tahta ya da taş haçlar, manzum Derin Düşünceler ya da şiirsel Uyumlar; evet bütün bu Sanat ve Edebiyat ürünleri, doğrudan doğruya Tanrısal-olana götürüyordu bizi. Doğa güzelliklerini bunlara eklemek de işin cabasıydı. Aynı soluk, Tanrının eserlerini ve insanın yaptığı eserleri şekillendiriyordu; aynı gökkuşağı, çağlayanların köpüğünde parıldıyor, Flaubert in satırları arasında yansıyor, Rembrandt ın ışık-gölge üslubu yapıtlarında yanıp sönüyordu; Yüce Ruhtu bu. (J.-P. Sartre, Sözcükler, sa:45) GÖLGE VE HAÇ Ben gölgesiz yaşarım... haçsız Bu gölge mutluluğumu çalar Gölgesiyle kim yaşar ve haça doğru yürürse, yolun sınunda Hüznünü asar, gözlerindeki rimel parlamadan (Salah Abdel Sabur< >-Metin Fındıkçı; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Kötü Düşler

17 Rüzgar dikenleri savururken ovada birdenbire dehşet içinde duraksadığı o küflü gömütlüğün ortasına; eğri büğrü haçların altında belleğimizin dinlendiği; gizli bir delikten ölüm akıtan o yere, azgın namluların narin geleceğimize göz diktiği o yere gideceğim. (Evdin Stefanov<d.1953>-Kadriye Cesur, Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) ACİLEN Yazgısına terk edemem Darfur u bırakamam onu haç ve hilal canavarının elinde. Uzat kendini Darfur a doğru, ey Deniz söndür alevini haç ve hilalin söndür terörün öfkeli dillerini haç ve hilal yamyamını boğuver. (E. Egya Sule<d.1976>-İlyas Tunç; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Dağlarda ya da kırlarda gezerken rastladığım terk edilmiş köy kiliselerine girdiğimde gerçekten benzersiz bir heyecana kapılırdım. Hele bir tanesini hiç unutmam: Soluk duvarları, çıplak bir mihrabı, arkada asılı tahtadan basit bir haç vardı. Ansızın, kırık pencereden içeriye serçeler doluştu ve gagalarıyla samanlarla duvardaki İsa nın Çarmıha Yürüyüşü kabartmasının üzerine yapmaya başladıkları yuvalarını tamamladılar. (S. Tamaro, Daha çok ateş, daha çok rüzgar, sa:60) Odası serindi, ama sıcaktan patlayacak gibi oluyordu o. Pencerenin iki kanadını da açıp, önündeki masanın üzerine oturdu. Karla örtülü bir damın ötesinde zincir oymalı bir haç, onun üstünde de sarımtrak ışıklı Capelle yıldızıyla Arabacı takın yıldızı üçgeni görünüyordu... soğuk havayı gene ciğerlerine doldurmak, bu sessiz, ama onun için büyük anlamı olan görkemli haçı, ta yukarılaraki parlak sarı yıldızı seyretmek için pencerenin önündeki masanın üzerine oturdu gene. (L. Tolstoy, Anna Karenina, Cilt:I-II, sa:764) ANA YA YÖNELİK DUA Mezarıma gel, haç üzerindeki adımı sıvazla, gezdirerek nazik parmaklarını, bir iki dakika düşün - nedir seni var eden ve ben dirileceğim, ruhen ve bedenen, sağ olacağım bir iki dakika, belki günlerce - kısacası, beni düşündüğün sürece. (Stefan Tsanev<d.1936>-Ahmet Emin Atasoy; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) Müdüre bak. Vay be, amma da gülünç. Kalıp gibi her şeyi, tepeden tırnağa kapkara, pırıl pırıl her şeyi, parkta bir heykel gibi. Yeleğinin, gergin, davul gibi yeleğinin yanında, bir haç asılı.... İşte bunu seviyorum, usulca sallanarak, ama kendiliğinden bir güçle Dr. Crane in kürsüye çıkışını, pirinçten yapılma kartalın sırtına yayılmış, İncil den dersi okuyuşunu. Sevinçle doluyor içim; yüreğimi kabartıyor gösterişli gövdesi, yetkisi. Kıvrık kıvrım dönen toz bulutları seriyor benim ürkek, alçakça bulandırılmış bilincime - nasıl dans etmiştik yılbaşı ağacının çevresinde, beni unutmuşlardı paketler verirken birbirlerine, şişman kadın Bu küçüğün armağanı yok demişti, ağacın tepesinden bana parlak bir İngiliz bayrağı vermişti, ben öfkeden ağlamıştım, acınarak anımsandığım için. Şimdi Crane in yetkisi, onun haçı yatıştırıyor hepsini, altımdaki toprağı duyuyorum... (V. Woolf, Dalgalar, sa:25;26) Bir de şemsiye ayarlamak tabii, dedi ağabeyi. Lucy kızardı. İnancına yine taş atmıştı ağabeyi. O dua dan söz ederken, şemsiye yi yapıştırıvermişti. Haçını gizledi azıcık parmaklarıyla. Sindi, pustu; gelgelelim bir dakika sonra neşeyle haykırdı:

18 Bakın geliyorlar, bizimkiler-canlarım benim! (V. Woolf, Perde Arası, sa:27) Haçan : Ne zaman ki, vakta ki, ne vakit, bir bakarsın; Hangi (ROMAN dilinde) (Argo) Yükseklerde şahin gibi süzülür Enginlerde turna gibi düzülür Haçan dostu ansam gönlüm üzülür Şimdi döndüm düzen tutmaz tele ben (Dadaloğlu-Prof.Dr. M.F. Köprülü, Türk Sazşairleri III, xıx.-xx. yy., sa:571) Allah eksik etmesin, gündüzler, çoluk çocuk gailesi var. Haçan bu vakit olur, çocuklar uyurlar, bir kasvettir basar beni. Yalnızlık bir Allahü Teala ya mahsustur öyle değil mi hemşireceğim? (R.N. Güntekin, Çalıkuşu, sa:151) Ensesi, yanları kahve renkli saçlarla örtülü ve ön tarafı uzunca perçemli olduğu halde tepesi ustura ile kazınmış başına elle vurarak: -Bacamız yok ta ona sebep tütmez! Haçan olsaydı buracıkta bir baca, sen görürdün nasıl tüterdi dumanım o zaman!... -Arkadaşa dönerek- Yine huylandı damarcıklarım bu avşam <akşam>... Ah, şinci <şimdi> olsaydı birazıcık piriz de, kaysaydık ona şuracıkta tatlı tatlı? Hani ya, getirmedin mi bu avşam kemançeni <keman> birlikte?... (O.C. Kaygılı, çingeneler, sa:24-5) Haç çıkarmak : Hz. İsa ya da Meryem den yardım istendiğinde cepteki ya da boyundaki haç ın (sanem) ele alınması ve birlikte dua edilmesi Bk.: Istavroz çıkarmak çıkar. Çingene için her rüya, özellikle vakti yakın hamile kadın rüyası mutlak bir anlam ifade eder. Mutlak -Rüyamda beyaz sarıklı, koskocaman birini görüyorum. -Tövbe estağfurullah. Rakım ve Penbe yakalarına tükürdüler, kapıda duran aşçı kadın haç çıkardı. (H.E. Adıvar, Sinekli Bakkal, sa:442) Babam ilk kez dönüp mutfak kapısına baktı. Işıkta birbirine sarılmış iki siluet, annemle Ultima duruyordu. Babam sonra dönüp Narciso ya baktı. Eski arkadaşına güveniyordu. Saygı göstereceğim, dedi babam kısaca. Haç çıkardım. Ultima nın kutsal haçın oradan geçeceğine hiç şüphem yoktu... Saygı göstereceğim diye geveledi. Başka şansı yoktu. (R. Anaya, Kutsa Beni, Ultima, sa:160-1) Ama bunda pek alışılmadık bir şey yoktu, yemek vagonundaki garsonu kandırıp birkaç şişe viski getirtmemde de alışılmadık bir şey yoktu; alışılmadık olan, bizden bilet parası alan biletçilerin yetenekleriydi; aynı anda dört işi birden görüyordu: haç çıkarıyordu (dua edilirken), gazete okuyordu, sigara içiyor ve para topluyordu, bütün bunları aynı zamanda yapıyordu hem de. (H. Böll, İrlanda Güncesi, sa:145) Bu sırada yerde yatan rahip de kalkmış, katırına binmiş, hayli uzaktan, korku içinde, olup biteni izleyen arkadaşının yanına gitmişti. Bir araya gelir gelmez, oyalanmadan, katırlarını sürdüler, artlarından atlı kovalıyormuşcasına kaçıp gittiler; bir yandan da, ara vermeden haç çıkarıyorlardı. (M. de Cervantes, Don Quijote, sa:53) Rahip,... Öteki kasabalarda yağmur yağar, hasat iyi olursa, bizim ambarlar da dolar. Komşu kasabalarda olmamış bir şey burada da olmaz. Onun için bu hikaye tümüyle uydurma. Bar sahibi, Hiçbir şey olmadı, çünkü laneti sakladık, dedi. İyi, o zaman gözümüzle görelim, diye karşılık verdi Petrus. Rahip gülerek böyle konuşmanın doğru olmadığını söyledi, bar sahibi haç çıkardı, ama ikisi de yerinden kımıldamadı. (P. Coelho, Hac, sa:81)

19 Daha yakından, evin alt tarafındaki yoldan gelen kaba ayak sesleri vardı. Renkli iş elbisesi giymiş, köye gitmekte olan bir adam esneyerek oradan geçiyordu, ışığa hamdederek, Fonvisin ona seslendi, Rumanedes in ölüm haberini Christ e götürmesini söyledi. Konuşurken gülümsediğini ve kollarını öne uzattığını fark etti, soğuk havayı yutuyor, yorgun ve kirli gövdesini temizliyordu. Adam haç çıkardı, elindeki küreği bırakarak yanaklarından süzülen yaşlarla papaz çağırmak ve haberi ulaştırmak için koşmaya başladı. (L. Durrell, Mekan Ruhu, sa:290-1) Acı olsa da, bir senyörün önce ondan kendisini korumasını istemesi, sonra onu kollayacağını söyleyerek onu ölüme yollaması adama normal geldi. Ama Baudolino kılıcını sallıyordu, şüphesiz gözlerini dört açarak onu korumak içindi bu, ama senyörlerin sağı solu belli olmazdı. Casus haç çıkartıp, tünele girdi. Yaklaşık yirmi dakika sonra geri döndüğünde, nefes nefese, Baudolino nun gayet iyi bildiği şeyleri anlatmaya başladı. (U. Eco, Baudolino, sa:195) Başrahip i kilisede, büyük sunağın önünde bulduk. Gizli bir yerden birkaç kutsal kap, vaftiz çanağı, kutsal tabaklar, kutsal ekmek ve sabah ayini sırasında görmediğim bir haç çıkarmış olan çömezlerin çalışmasını izliyordu. (U. Eco, Gülün Adı, sa:206) Öteki taraftan, köyeden de gelenler vardı; yangının karşısında toplanıyorlar, hayretten ağızları açık, uzaktan, hiçbir şey yapmadan seyrediyorlardı, sadece haç çıkarıyorlardı. (M. Eliade, Matmazel Christina, sa:136) Tören, ertesi sabah yapılacaktı ve Mas a tüm kasaba katılacaktı... Ruhani görevini Tanrının gözünde başarıyla yapacağından emin, elinin kenarıyla son gözyaşı dizilerini de sildi, haç çıkardı, saygıyla eğildi ve arkasını dönüp gitti. (İ. Ersevim, Bir Doğumun Hikayesi-Yağmur Fırtınası, sa:100) GEZGİN <Gümüş Çağ Rus Şiiri> Kendini nu yola vurup Yuvarlandı uzaklara, Ayaklarına haç çıkarıp, Gömerek hüznü mezara. (Sergey Gorodetskiy< >-Kanşaubiy Miziev/Ahmet Necdet; Şiir Atlası, Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitap, ) <Jean Valjean> birdenbire ayağa kalktı. Bu yeniden güçlenmeler, genellikle can çekişmenin işaretidir. Güvenli adımlarla duvara kadar yürüdü. Kendisine yardım etmek isteyen Marius la doktoru engelledi. Duvarda asılı küçük bakır haçı aldı. Sağlıklı bir insanın bütün rahatlığıyla gelip yerine oturdu, haçı masanın üstüne koyarken yüksek sesle: İşte, şehitlerin en büyüğüne bakın! dedi. (V. Hugo, Sefiller, Cilt:V, sa:438) Kuzularını dikenli ovaya otlatmaya götüren çobanlarla İbrail e sebze götüren bostancılar, onu görünce, haç çıkarıyorlar: -Şeytan çarpmış! diyerek ardından tükürüyorlardı. Evet, öyleyim!.. diye düşünüyordu Adrien, bunları işitince. (P. Istrati, Mihail, sa:180) O gün de, akşama dek, her adımını eskisi gibi atmış, her işini eskisi gibi yapmıştı. Ama, bir gün öncesine göre bir değişiklik vardı davranışında. Attığı her adımı, yaptığı her hareketi, kutsal resimler karşısında haç çıkarışını, değişikliğin ışığında görmeğe çalışıyordu. Kutsal resimlere bakarken, bunların kutsal sayılmadığını düşünmeğe çalışıyordu. Haç çıkarırken, resmin ötesinde bir varlığı, resimdeki biçimlerden ayrı, onlardan kurtulmuş olarak düşünmeğe çalışıyordu. (Bilge Karasu, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, sa:33) Duydukları, cehennemin derinliklerinden çıkıp gelen, sonsuza dek lanetlenmişlerin Tanrıya yakarış sesiydi sanki! Çanlar saat biri vurduğunda, ne hancının kendine gelmesine, ne de toplanan insanların öfkeye kapılmasına fırsat kalmadan sesleri birden kesiliverdi. Alınlarından çenelerine, göğüslerine akan iri ter tanelerini

20 mendilleriyle sildile. Paltolarını çıkarıp yere döşemenin üzerine serdiler ve yatıp derin bir uykuya daldılar. Saatlerdir yaşadıkları iç gerilimin tutsağı olmuşlardı sonunda. Bitkindiler. Hancı onların derin uykuya daldıklarını görünce, rahatlamış bir halde haç çıkardı. (H. von Kleist, Locarno Dilencisi-Kutsal Cecilie ya da Müziğin Gücü, sa:129) Genç kız ansızın çocuğun dudaklarını dudaklarına bastırdığını hissetti. Aman Yarabbi! Aman Yarabbi! Çocuğu itip zor bela kollarından kurtuldu. Sendeliyerek kendini odadan dışarı attı. Habire ağzını siliyor, haç çıkartıp duruyordu. Derin bir soluk almazsa yüreği öfkeden çatlayacaktı sanki. (M.V. Llosa, Üveyanneye Övgü, sa:136) Rahibe yeniden diz çöktü. O dua ederken, ölmek üzere olan genç kız zaman zaman haç çıkarıyordu. Gece iyice karardı. Rahibeler ellerinde ışıkla döndüklerinde, Praskovi artık yaşamıyordu. Sağ eli göğsünün üzerinde kalmıştı; parmaklarının durumundan, son nefesini haç çıkarırken verdiği anlaşılıyordu. (X. de Maistre, Sibiryalı Kız, sa:76) Titizlikle, sanki bir kaşık ilaç tutuyormuş gibi hoşnutsuzlukla, baş ve işaret parmağı ile kavramıştı ekmeği. Gözü, bir güve tırtılı gibi, gıcırtılar eşliğinde iki büklüm diz çöktüğü yerden doğrulmaya çalışan Bayan Mayfill in üzerindeydi. Kadın öyle ayrıntılı haç çıkarıyordu ki, ceketinin önünde bir dizi kurbağa işlemesi çiziyor olduğu sanılabilirdi. (G. Orwell, Papazın Kızı, sa:16) Ben seni yitirirsem kaybım aşkımın karı Ve onu yitirirsem dostumun kazancı var; İkisi birleşti de ben yitirdim onları, Gönlümü almak için bana haç çıkardılar. (W. Shakespeare< >, Tüm Soneler, no:42, sa:125) Ayağında lastikler, içeri giren köylü kadın, -Baba, dedi, Finogen katran istiyor. -Böyle işte efendim! Dedi. Uzun uzun haç çıkardı, Levin e teşekkür edip çıktı. (L. Tolstoy, Anna Karenina, Cilt:I-II, sa:619) Bizden birkaç gün sonra Moskova ya gelecek olan babam, kapıda başı açık duruyor, kupanın pencerelerine ve yaylıya doğru istavroz çıkarıyordu: - İsa sizi korusun... Haydi sür... Yakof ve arabacılar (kendi arabalarımızla gidiyorduk) şapkaları ellerinde haç çıkardılar: Haydi uğurlar olsun... Deh deh... (L. Tolstoy, Yeniyetmelik, sa:11) Ancak yaşam sanki ona ağır bir yük gibi... O ne kadar bunun farkında olmasa da. Bunu anlamak için onu bir Rus kilisesinde, bir kenara çekilip, duvara karşı düşüncelere dalmış ve uzun süre böylece, sessiz, dudakları acı içinde kısılmış görmeniz yeterli olacaktır; sonra hemen kendine gelir ve belli belirsiz haçını çıkartıp, duasını eder. (I. Turgenyev, Babalar ve Oğullar, sa:267) Şimdi ikişer sıra ikişer sıra olmuş yürüyoruz, dedi Louis; düzenli, hep birlikte dua odasına. Kutsal yapıya girerken çöken alacakaranlığı seviyorum... Sırayla giriyoruz, oturuyoruz. Farklılıklarımızı bir yana bırakıyoruz içeri girerken... Şimdi Crane in yetkisi, onun haçı yapıştırıyor hepsini, altımdaki toprağı duyuyorum; merkezdeki katılığın çevresine dolanıncaya dek dernlere inen köklerimi. (V. Woolf, dalgalar, sa:26) Bölük pörçük, kılık kırtık hurda parçalar, diye mırıldandı, anısı silikleşen oyundan aklında kalanları. Lucy, tam ağzını açmış ona bir şey söyleyecekti, bir yandan boynundaki haçı usulca okşuyordu, ki erkekler içeri girdiler. Her zamanki küçük kuş cıvıltılarıyla karşıladı onları. Ayaklarını toplayarak yer açmaya çalıştı. Aslına bakılırsa, bol bol yer vardı, ayrıca koltuklar kocamandı. (V. Woolf, Perde Arası, sa:186) Haçın suya atılması = Théophany : (DİN,KOLL.) <Teo fani> : Tanrı nın insana görünmesi; Ortodoks Kilisesinde, Hz. İsa nın Vaftizine simge olarak h a ç ı n s u y a a t ı l m a s ı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

TÜRKÇE. Değerlendirme 1 Harf Bilgisi. A. Seviyorum B. Süt. A. Anne B. Dede. C. Baba. A. Kaplumbağa B. Tavşan C. Kurbağa. A. Okul B.

TÜRKÇE. Değerlendirme 1 Harf Bilgisi. A. Seviyorum B. Süt. A. Anne B. Dede. C. Baba. A. Kaplumbağa B. Tavşan C. Kurbağa. A. Okul B. Ad :... Değerlendirme 1 Harf Bilgisi 1. 5. Selin Süt içmeyi seviyorum. Selin in cümlesindeki hangi sözcüğün harf sayısı en azdır? Seviyorum Süt Anne Dede Baba Yukarıda verilen sözcüklerin hangisi sözlükte

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI Güneşli bir günün sabahında, Geyikçik uyandı ve o gün en yakın arkadaşı Tavşancık ın doğum günü olduğunu hatırladı. Tavşancık arkadaşlarına her zaman yardımcı oluyor, ben

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Okutunuz ve defterlerine yazdırınız 1 abla abdest kablo Sabri tablo tablet tabla kablo baba bakır kaba soba bayrak kabak badem bakkal Banu bal balık

Okutunuz ve defterlerine yazdırınız 1 abla abdest kablo Sabri tablo tablet tabla kablo baba bakır kaba soba bayrak kabak badem bakkal Banu bal balık Okutunuz ve defterlerine yazdırınız 1 abla abdest kablo Sabri tablo tablet tabla kablo baba bakır kaba soba bayrak kabak badem bakkal Banu bal balık bakla bardak balkon ebe Ebru tebrik bebek Sibel Belma

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum!

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! CEVİZE GİRİŞ Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! Her şey bir pantolon ile başladı Evet, yanlış anlamadınız;

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

4 YAŞ AYIN TEMASI. Tavşanları tanıyor ve ilginç bilgiler öğreniyoruz. Robotların insanlara faydalarını öğreniyoruz.

4 YAŞ AYIN TEMASI. Tavşanları tanıyor ve ilginç bilgiler öğreniyoruz. Robotların insanlara faydalarını öğreniyoruz. 4 YAŞ AYIN TEMASI Tavşanları tanıyor ve ilginç bilgiler öğreniyoruz. Robotları tanıyoruz. Robotların insanlara faydalarını öğreniyoruz. Evcil hayvanlar nelerdir? Evcil hayvanları beslerken nelere dikkat

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer

Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü. Henry Winker. İllüstrasyonlar: Scott Garrett. Çeviri: Bengü Ayfer Uzun Bir Köpek Hakkında Kısa Bir Öykü Henry Winker İllüstrasyonlar: Scott Garrett Çeviri: Bengü Ayfer 4 GİRİŞ Bu sendeki kitaplar Dyslexie adındaki yazı fontu kullanılarak tasarlandı. Kendi de bir disleksik

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş KURABİYE EV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Refik Durbaş KURABİYE EV Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör:

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde

Tuğrul Tanyol. Beyaz at. Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Tuğrul Tanyol Beyaz at Sönmüş kentleri dolaştım sessizlikte Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün Tüm putların

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Kelaynakların Hazin Öyküsü

Kelaynakların Hazin Öyküsü Kelaynakların Hazin Öyküsü Hazin bir öykü anlatacağım bu kez sizlere... Bir varmış bir yokmuş... Uçsuz bucaksız bir ova varmış. Fırat ın sularıyla bereket bulmaya çalışan bu topraklar, fakir köylünün tek

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

SÖZCÜKTE YAPI (KÖKLER) 1. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin hangisinin kök ve ek ayrımında yanlışlık yapılmıştır?

SÖZCÜKTE YAPI (KÖKLER) 1. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin hangisinin kök ve ek ayrımında yanlışlık yapılmıştır? SÖZCÜKTE YAPI (KÖKLER) 1. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin hangisinin kök ve ek ayrımında yanlışlık yapılmıştır? A) Analık kadına güç ver ir. B) Analık güç lü lüğ ün, ilk koşuludur. C) Analık, kadınların

Detaylı

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor?

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor? . Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe Noktalama İşaretleri 1. Hafta Aşağıdaki şiiri iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. TEMİZ ÇOCUK Temiz çocuk hasta olmaz. Gönlü acı ile dolmaz. Hiçbir vakit benzi

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman:

Öykü ile ilgili bitişik eğik yazı ile 5N1K soruları üretip çözünüz. nasıl : ne zaman: Hafta Sonu Ev Çalışması BALON Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını izleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl

Detaylı

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran Ay tanrıçası Selene, Yunan mitolojisinde, Güneş tanrısı Helios un kız kardeşidir. Ay ı simgeler. Selene de Helios gibi bir arabayla dolaşırdı. Selene nin arabasını iki at, katır ya da boğa çekerdi. Zeus

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Bir gün insan virgülü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise ünlem işaretini kaybetti. Alçak

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

7AB 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET. 1. A: Adın ne? B:... a) Adım Alex b) Adın Alex c) Adımız Alex d) Adları Alex

7AB 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET. 1. A: Adın ne? B:... a) Adım Alex b) Adın Alex c) Adımız Alex d) Adları Alex 7AB 2 nd SEMESTER TURKISH FINAL REVIEW PACKET ADI SOYADI: SINIF: TARIH:.. 1. A: Adın ne? B:. a) Adım Alex b) Adın Alex c) Adımız Alex d) Adları Alex 2. Senin adın ne? a) Benim adım Sana b) Senin adım Sana

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

Dünya Onlarla Daha Renkli

Dünya Onlarla Daha Renkli Dünya Onlarla Daha Renkli Okudunuzsa bileceksiniz, yıllar önce yayımladığım bir kitaba, Dünyanın sahipleri arasında biz insanların yanı sıra başka canlılar da olduğunu ilk ne zaman düşünmüştüm? diye bir

Detaylı

3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ

3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ 3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ 3 YAŞ BİRİMİ EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMU SEVERİM Biz anasınıfı çocuklarıyız, Hem çalışırız,hem oynarız. Çok severiz biz okulu, Yaşasın yaşasın anaokulu. BAY MİKROP Bay mikrop

Detaylı

Bu bilmeceyi de çözdüklerini anlayan Doğu kralı, Batı kralının sarayının önüne öyle bir ok attı ki geçilecek yer kalmadı. Oku hiç kimse yerinden

Bu bilmeceyi de çözdüklerini anlayan Doğu kralı, Batı kralının sarayının önüne öyle bir ok attı ki geçilecek yer kalmadı. Oku hiç kimse yerinden Rüyacı Bir küçük erkek çocuk ve onun üvey annesi vardı. Bir ara üvey annesi kurutmak üzere buğdayı serdi ve beklemesi için üvey çocuğunu görevlendirdi. Çocuk uyudu. Buğdaya tavuklar dadanıp yemeye başladılar.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı