P100 - ACİL SERVİSE BAŞVURAN ÇOCUK HASTALARIN EPİDEMİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "P100 - ACİL SERVİSE BAŞVURAN ÇOCUK HASTALARIN EPİDEMİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ"

Transkript

1 P00 - ACİL SERVİSE BAŞVURAN ÇOCUK HASTALARIN EPİDEMİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ EBRU DIĞRAK, PELİN İNCE 2, Tsk Etİmesgut Asker Hastanesİ, 2 Nevşehİr Ünİversİtesİ Semra Ve Vefa Küçük Sağlyk Yüksek Okulu, Acil servisler, geniş bir hasta potansiyeline hizmet verdiği için önem arz etmektedir. Özellikle çocuklarda mortalitenin çoğu aniden gelişen acil durumlara bağlı olduğundan çocuk hastaların tüm yakınmalarının çok iyi irdelenmesi gerekmektedir. Ayrıca acil polikliniklerinde değerlendirilen vakaların sıklıkla diğer kliniklerde de tedavi edilebilecek acil olmayan durumlarla başvurdukları bilinmektedir. Bu çalışmada acil servise başvuran çocuk hastaların dağılımını, sıklık ve yoğunluğunu belirlenmesine kaynak sağlaması amacıyla; bir yıllık süre içerisinde acil servise başvuran çocuk hastaların değerlendirmesi planlanmıştır. Araştırma Ankara Etimesgut Asker Hastanesi Acil Servisinde, 2-26 Nisan tarihleri arasında, Acil Servis hasta kayıt defterinden Ocak 203-Aralık 203 tarihleri arasında başvuran çocuk hastalardan retrospektif olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; örneklem seçilmeksizin, acil servise başvuran 0-2 yaş arası 350 vakanın tamamı araştırma kapsamına alınmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan anket formu, acil servis hasta kayıt defterinden elde edilen veriler doğrultusunda geriye dönük olarak incelenerek doldurulmuştur. Verilerin istatiksel analizi için SSPS 5 programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik ve ki-kare kullanılmıştır. Veriler toplanmadan önce etik kurul izni alınmıştır. Acil polikliniğine başvuran hastaların %3,2 si çocuktur. Hastaların %48.2 sini kız, %5.8 ini erkek ve yaş ortalamaları 6±3,4 tür. Başvuru zamanı değerlendirildiğinde en fazla Ocak (%2.), Temmuz (%.9) ve en az başvuru Eylül (%7.) ayında olmuştur. Başvuru saatleri göre, en sık başvuru 6:00-24:00 saatleri arasında (%45.9) olduğu görülmüştür. Yaş gruplarına göre başvuru şikayetleri incelendiğinde; en sık başvuru şikayeti tüm yaş gruplarında boğaz ağrısı, (%30.2), ikinci sırada 5-9 yaş arasında düşme çarpma (%3.6), 0-2 yaş arasında kesi (%2.), -4 yaş arasında ateş (%5.8) yer almaktadır. Başvuru sırasında en sık konulan tanı ÜSYE (%52.3), gastroenterit (%8.9), yumuşak doku yaralanmaları (%6.2) ve kesi (5.) oluşturmaktadır. Başvuru şikayetlerine göre %65.6 sından tetkik istenmemiştir. Tespit edilen tanılılara göre %48.4 üne reçete yazılmış ve %88.2 si evine gönderilmiştir. Araştırma bulgularına göre, hastaların hastane acil servisini birinci basamak hizmetlerinde çözümlenebilecek acil olmayan nedenlerle kullandıkları belirlenmiştir. Bu aksaklıkların giderilmesi ve acil servisin asıl işlevini yerine getirebilmesi için birinci basamakta hem poliklinik hem de acil hizmetlerinde çalışan personelin ve ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili sağlık problemlerinde nasıl bir yol izleyeceklerine dair gerekli bilgi ve donanıma sahip olmalarına imkan sağlayacak eğitimlerin sürekli olarak yapılması gerekmektedir.

2 P0 - ACİL SERVİSTE ÇALIŞAN HEKİM VE HEMŞİRELERİN ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ KONUSUNDA BİLGİ, FARKINDALIK VE TUTUMLARININ BELİRLENMESİ PELİN İNCE, EBRU DIĞRAK 2, SEBAHAT EĞRİTAŞ 2, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Semra Ve Vefa Küçük Sağlık Yüksek Okulu, 2 Tsk Etİmesgut Asker Hastanesİ, Çocuk istismarı ve ihmali Türkiye de ve dünyada önemli bir sorun olarak yer almaktadır. Sağlık çalışanlarının, çocuk istismarı ve ihmalinin belirtileri ve riskleri konusundaki bilgi düzeylerini ve bu konuda aldıkları eğitim ve mesleki deneyimlerinin bilgi düzeylerine etkisini ortaya koymak için, acil serviste çalışan hekim ve hemşirelerin, çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgi, tutum ve farkındalık düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Ankara Etimesgut Asker Hastanesi Acil Servisinde, 2-30 Nisan 204 tarihleri arasında tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; örnek seçilmeksizin, acil serviste çalışan 40 hekim ve 30 hemşire oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından literatür taranarak oluşturulan 0 sorudan oluşan bilgi formu ve 67 sorudan oluşan likert tipi Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu kullanılmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından yüz yüze görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, Ki-Kare testi, Kolmogorov-Smirnov, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Pearson testleri ile değerlendirilmiştir. Araştırmaya başlamadan önce, ilgili hastaneden etik kurul onayı ve anket formları doldurulmadan önce katılımcılardan sözlü onamları alınmıştır. Katılanların %55 i erkek, %45 i kadın, %88 i çocuk sahibi ve yaş ortalaması 33,7±6,9 olarak bulunmuştur. Katılımcıların %82 si mesleki uygulamalar sırasında çocuk istismarı ve ihmalini göz önünde bulundururken, %5,5 i acil serviste çocuk istismarı ve ihmalinden şüphelendiğini belirtmişlerdir. Katılımcıların çoğu (%85) eğitimleri sırasında çocuk istismarı konusunda bilgi aldıkları ancak mezuniyet sonrası çok azı (%8) bu konuyla ile ilgili bir eğitime katıldıkları ve %87 si imkân verilmesi halinde eğitim almak istediklerini belirtmiştir. Çocuk istismarı ve ihmaline yönelik bilgi düzeyi kadınlarda istatistiksel olarak anlamlı olarak daha yüksektir ve bilgi düzeyi ile yaş arasında istatistiksel olarak pozitif bir ilişki saptanmıştır. Hekimlerin çocuk istismarı ve ihmali belirti ve riskleri tanılama genel ölçek bilgi puan ortalaması 3,72±0,30 bulunurken, hemşirelerin bilgi puan ortalamaları ise 3,52±0,30 olarak bulunmuştur. Hekimlerin çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama ölçeği toplam puanları hemşirelere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama ölçeği alt gruplarından olan istismarın çocuk üzerindeki fiziksel belirtileri puan ortalamaları ve istismar ve ihmale yatkın ebeveynlerin özellikleri puan ortalamaları hekim grubunda hemşirelere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). İstismara ve ihmale yatkın çocukların özellikleri puan ortalamaları hekimlerde, hemşirelere göre ileri düzeyde anlamlı olarak saptanmıştır (p<0,0). Hekim ve hemşireler çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama alt ölçek gruplarından en yüksek puan ortalamasını istismar ve ihmalin çocuktaki davranışsal belirtileri ve en düşük puan ortalamasını istismar ve ihmale yatkın ebeveynlerin özellikleri alt ölçeğinden almışlardır. Acil serviste çalışan hekim ve özellikle hemşirelerin çocuk istismarı ve ihmali konusundaki farkındalıklarının yeterli düzeyde olmadıkları, erken tanı koyma sürecinde bilgi gereksinimine ihtiyacı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca eğitimin çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgi düzeyini belirgin olarak artırdığı görülmektedir. Hekim ve hemşirelere öğrenimleri sırasında olduğu gibi mezuniyet sonrasında da eğitimler verilerek çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgi, tutum ve farkındalık düzeyleri artırılmalıdır.

3 P02 - ACİL SERVİSE YÜKSEK ATEŞ ŞİKAYETİYLE GETİRİLEN ÇOCUKLARIN ANNELERİNİN YÜKSEK ATEŞE İLİŞKİN BİLGİ VE TUTUMLARI EBRU DIĞRAK, PELİN İNCE 2, AYŞE DERYA CANKARA, TSK ETİMESGUT ASKER HASTANESİ, 2 NEVŞEHİR ÜNİVERSİTESİ SEMRA VE VEFA KÜÇÜK SAĞLIK YÜKSEK OKULU, Çocukluk çağında çok sık görülen hastalık belirtilerinden biri olan ateş, acil tedavi gerektiren önemli bir durumdur. Yüksek ateşte ilk uygulamaların gerekliliğini anlatmak ve uygun bir uygulamayla ateşe bağlı sekelleri azaltmak, ailelere sağlık eğitiminin verilmesi ile mümkündür. Özellikle annelere ateşli çocuğa yaklaşımı konusunda yapılacak sağlık eğitiminde, öncelikle annelerin ateş hakkında bilgilerinin ve evdeki ilk uygulamalarının belirlenmesine gereksinim vardır. Bu araştırma, acil servise yüksek ateş şikâyetiyle başvuran annelerin, yüksek ateş konusunda bilgi düzeyleri, ateş karşısındaki tutum ve davranışları ile ateş düşürücü ilaç kullanımının belirlenmesi ve bunları etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Ankara Etimesgut Asker Hastanesi Acil Servisinde, 0-26 Nisan tarihleri arasında tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; örneklem seçilmeksizin, acil servise yüksek ateş şikâyetiyle başvuran, çocuğunda kronik bir hastalık olmayan, 0-6 yaş grubu çocuğu olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 200 anne oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından literatür taranarak oluşturulan 20 soruluk sosyo-demografik bilgi formu ile annelerin yüksek ateşe ilişkin bilgi ve tutumlarının sorgulandığı bir anket formu kullanılmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından yüz yüze görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin istatiksel analizi için SSPS 5 programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, t testi, tek-yönlü ANOVA testleri kullanılmıştır. Araştırmaya başlamadan önce, ilgili hastaneden etik kurul onayı ve anket formları doldurulmadan önce katılımcılardan sözlü onamları alınmıştır. Annelerin ateş ölçüm yeri olarak koltukaltını (%56.4), ateş ölçüm aracı olarak dijital termometreyi (%72.3), ateş hakkında bilgiyi genellikle sağlık personelinden aldıklarını (%57.2), 38 C ve üzeri değerleri ateş (%38.3) olarak kabul ettikleri belirlenmiştir. Ateş karşısında ilk yaklaşım olarak çoğunun (%65.6) periferik soğutmayı, periferik soğutma olarak tüm vücudu seçtiklerini (%46) ve %33.2 sinin ılık duş aldırdığı belirlenmiştir. Anneler ateş sebebi olarak en çok (%57,8) ÜSYE-Gribal enfeksiyonu düşünmektedir. Ateş sonucunda büyük bölümü (%83.6) havale olabileceğinden endişelenmiştir. Yüksek ateş tedavisinde en sık tercih edilen yöntem ateş düşürücü ilaç kullanımı (%79.5), ilaç olarak ise parasetamol (%90)kullandıkların ve %54 ünün ilacı uygun dozda kullandıkları bulunmuştur. İlaçlar hakkında bilgiyi doktor (%42), hemşire (%32.5) ve eczacı (%25.5) almaktadır. Çocukların %80.6 sının ateşlendikten sonra ilk gün içinde bir sağlık kuruluşuna başvurduğunu belirlenmiştir. Annenin eğitim düzeyi ve ailenin gelir düzeyi arttıkça, ateşle ilgili doğru yanıt verme oranının arttığı saptanmıştır. Ayrıca anneler çocukları ateşlendiğinde genellikle endişe duyduğu belirtmiştirler. Sonuç olarak, geçmiş yıllarda yapılan çalışmalara göre annelerin yüksek ateş ile ilgili bilgilerinin arttığı fakat yeterli düzeyde değildir. Ayrıca annelerin büyük çoğunluğu yüksek ateş tedavisinde ateş düşürücü ilaçları tercih etmesine rağmen, ilaçların doğru kullanımı konusunda eksiklikleri olduğu belirlenmiştir. Bu nedenlerle sağlık çalışanlarının özellikle birinci basamakta önemli yer tutan hemşirelerin, ebeveynlere ateşle ile ilgili yaklaşımlarında büyük öneme sahiptir. Aileye ateşin tanımı, nedenleri, ateşli çocuğa yapılacak ilk müdahaleler, ateş düşürücü ilaçlar gibi konularda eğitim verilmesinin ateşli çocuklarda hatalı uygulamaların önlenmesine katkıda sağlayacaktır. Ayrıca annelerin ateş konusunda bilgilendirilmesi, ateşle ilgili endişelerini, gereksiz tedaviyi ve acil servise başvurularını azaltabilir.

4 P03 - El Parmak Kısalığı ile Başvuran Bir Olguda İnversiyon 9 pozitifliği: Bir Olgu Sunumu YASİN BULUT, GÖKAY BOZKURT 2, AKIN SONER AMASYALI 3, YASEMİN DURUM 4, Adnan Menderes Ünİversİtesİ Typ Fakültesİ Çocuk Sağlyğy Ve Hastalyklary Anabİlİmdaly, 2 Adnan Menderes Ünİversİtesİ Typ Fakültesİ Tybbİ Genetİk Anabİlİmdaly, 3 Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilimdalı, 4 Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Radiolojİ Anabİlİmdaly, Brakidaktili falanks ve/veya metakarpların anormal gelişimine bağlı olarak ortaya çıkan, tek bir parmakta veya elin tüm parmaklarında görülebilen kısalıkla karakterizedir. Brakidaktili, genellikle konjenital olarak gözlenmesine rağmen, metabolik hastalıklar ve travma gibi nedenlere bağlı olarak ta görülebilir. Literatürde, iskelet displazisi ve multipl konjenital anomali sendromlarının bir bulgusu olarak veya izole bir anomali olarak görülebildiğine dair çok sayıda bildirim mevcuttur. Çok farklı radyografik bulgularla karakterize olabildiğinden sınıflama yapmak oldukça zordur. Bu çalışmada, dişlerde şekil bozukluğu ve orta parmak kısalığı yakınmasıyla polikliniğe başvuran ve genetik incelemelerinde inversiyon 9 saptanan tek böbrekli 2 yaşında bir kız olgu sunulmuş ve literatür bilgileri gözden geçirilmiştir.

5 P04 - ÇOCUK HASTADA İZOLE DALAK KİST HİDATİĞİNİN PERKÜTAN DRENAJLA TEDAVİSİ: OLGU SUNUMU YASİN BULUT, YUSUF ZİYA ARAL 2, Ö.F.KUTSİ KÖSEOĞLU 3, SEVAL ÇOLAK ERGUN 2, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilimdalı, 2 Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı, 3 Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi RADYOLOJİ ANABİLİMDALI, Hidatik kist hastalığı endemik bölgeler içinde yer alan Türkiye de ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. En sık karaciğer ve akciğer tutulumu olmakla birlikte vücudun tüm dokularında nadiren de dalakta görülebilir. Dalak kist hidatiklerinde genel tedavi yaklaşımı splenektomi gibi görünmekle birlikte dalak koruyucu yöntemlere de yönelim giderek artmaktadır. Bu makalemizde kist hidatik hastalığının çok nadir bir tutulumu olan izole dalak tutulumlu kist hidatik hastalığı bulunan ve dalaktaki kist hidatik lezyonu perkütan drenajla tedavi edilen 8 yaşında erkek olguyu sunmaktayız. Olgumuzda elde ettiğimiz sonuçlar göz önünde tutulduğunda, çocuk olgularda da dalak kist hidatiğinin perkütan drenajı uygun bir tedavi seçeneği gibi görünmektedir.

6 P05 - ADÖLESAN BİR OLGUDA SEKONDER HEMOFAGOSİTİK LENFOHİSTİOSİTOZ: PRİMER NEDEN BRUSELLA MI? CORONAVİRUS MU? YASİN BULUT, ÖZGÜR CARTI, FULYA YILDIRIM, MEDİHA AKCAN, YUZUF ZİYA ARAL, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilimdalı, Hemofagositik lenfohistiositoz klinik olarak ateş, karaciğer ve dalak boyutlarında artış, pansitopeni ve pıhtılaşma bozuklukları; histolojik olarak da histiyosit ya da makrofajların artmış proliferasyon ve aktivasyonları ile karakterizedir. Sistemik enfeksiyonlar, immun yetmezlikler ve altta yatan malignitelerle birlikte olabilir. Brusella, hemofagositozun nadir nedenlerinden biridir. Brusellanın sık görüldüğü ülkelerde pansitopenisi olan hastalarda hemofagositozu hatırlatmak amacı ile brusella seyri sırasında hemofagositoza bağlı pansitopenisi olan, eşzamanlı coronavirüs tespit edilen, uygun tedavi sonrası iyileşen 5 yaşında bir erkek hasta sunulmaktadır.

7 P06 - ÇOCUK HASTADA İZOLE DALAK KİST HİDATİĞİNİN PERKÜTAN DRENAJLA TEDAVİSİ: OLGU SUNUMU YASİN BULUT, YUSUF ZİYA ARAL 2, Ö.F.KUTSİ KÖSEOĞLU 3, SEVAL ÇOLAK ERGUN 2, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilimdalı, 2 Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilimdalı, 3 Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi RADYOLOJİ ANABİLİMDALI, Hidatik kist hastalığı endemik bölgeler içinde yer alan Türkiye de ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. En sık karaciğer ve akciğer tutulumu olmakla birlikte vücudun tüm dokularında nadiren de dalakta görülebilir. Dalak kist hidatiklerinde genel tedavi yaklaşımı splenektomi gibi görünmekle birlikte dalak koruyucu yöntemlere de yönelim giderek artmaktadır. Bu makalemizde kist hidatik hastalığının çok nadir bir tutulumu olan izole dalak tutulumlu kist hidatik hastalığı bulunan ve dalaktaki kist hidatik lezyonu perkütan drenajla tedavi edilen 8 yaşında erkek olguyu sunmaktayız. Olgumuzda elde ettiğimiz sonuçlar göz önünde tutulduğunda, çocuk olgularda da dalak kist hidatiğinin perkütan drenajı uygun bir tedavi seçeneği gibi görünmektedir.

8 P07 - ÖDEMİŞ İLÇE MERKEZİNDE RESMİ İLKOKULLARINA DEVAM EDEN ÇOCUKLARDA (3. 4. SINIF) OBEZİTE GÖRÜLME SIKLIĞININ İNCELENMESİ Abdullah ÇAKIR, Sultan AYDOĞAN, Hikmet DEMİR, Funda CAN, Abdullah SİYAHKOÇ, Zuhal EMLEK SERT, Abdullah GERGİN, Nebahat TAŞKIN, Aşkın NUR, Esra ONAYLI Ege Üniversitesi Ödemiş Sağlık Yüksekokulu, Bu çalışma bölgemizdeki resmi ilkokullarda obezite prevalansı ve obezite gelişiminde rol oynayan risk faktörlerini ortaya koymak için planlanmıştır. Çalışmada 9- yaş arasındaki tüm Ödemiş ilçesi resmi ilkokullardaki sınıftaki öğrencilerin antropometrik ölçümleri alınmıştır (boy, kilo). Yeme alışkanları, fiziksel aktivite düzeyleri, televizyon izleme ve ekran başında geçen süreleri sorgulanmıştır. Bu çalışma, ve tarihleri arasında İzmir ili Ödemiş ilçe merkezindeki resmi tüm (n=0) ilkokullarda öğrenim gören sınıflarda yapılmıştır. Çalışmamıza 722 kişi katılmıştır. Çalışmada çocukların boy ve ağırlıkları ölçülüp, Beden Kitle İndeksleri (BKI) hesaplanarak, bu yaş grubunda kilo fazlalığı (overweight) ve obezite prevalansının saptanması amaçlanmıştır. Ülkemiz çocuklarına ait referans BKİ persantilleri bulunmaktadır (Bundak ve ark. 2006). Bu formdan yararlanılarak BKİ değerlendirilmiştir. BKİ için 5. Persantil değerinden az olanlar zayıf, 5. ve 85. persantil değeri arasındakiler normal kilo, 85. ve 95. persantil değeri arasındakiler fazla kilolu, 95 üzeri obez olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamıza katılan öğrencilerin %49.2 si erkek, %50.8 i kız öğrencilerden oluştuğu, %50.6' sı üçüncü sınıf, %49.4' ü dördüncü sınıfta olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin %53.0 ı 2004 doğumlu, %4.6 sı 2005 doğumlu olduğu, %83.2' si çekirdek aile, %.2' si geniş aile, %5.6' sı parçalanmış aile tipinden olduğu saptanmıştır. BKİ değerlendirme dağılımı incelendiğinde; %4.5' i zayıf, %69.3' ü normal kilolu, %3.6' sı fazla kilolu, %2.7' si obez olduğu saptanmıştır. Annelerinin mesleklerine göre dağılımı incelendiğinde; %7.5' i ev hanımı, %.5' i işçi, %7.3' ü memur olduğu, babalarının %35.6' sı işçi, %3.2' si memur, %38.4' ü serbest meslek erbabı olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin %8.4' ü kardeş, %59.6' sı 2 kardeş, %6.8' i 3 kardeş oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin %3.' i kötü, %22.' i orta, %40.' i iyi, %34.8' i çok iyi gelir durumuna sahip oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin %76.3' ü abur cubur tüketmediği, %23.' i abur cubur tükettiği, %77.7' si evde, %4.5' i okul yemekhanesinde, %5.7' si okul kantininde öğle yemeklerini yedikleri saptanmıştır. Öğrencilerin %36.5' i -2 öğün, %57.5' i 3-4 öğün, %4.8' i 5-6 öğün yedikleri saptanmıştır. Öğrencilerin dışarıda oyun oynama saatlerine göre dağılımı incelendiğinde; %4.2' si 0- saat, %34.4' ü -2 saat, %4.3' ü 2-3 saat, %0.0' ı 3-4 saat oyun oynadıkları, %78.' i -2 saat, %4.6' sı 3-4 saat %4.9' u 5-6 saat, %2.4' i 7 saat ve üstü ekran başında zaman geçirdikleri saptanmıştır. Öğrencilerin abur cubur tüketme ve BKİ değerlendirme arasında anlamlı fark bulunamamıştır.(p>0.05) Aynı şekilde ekran başında(tv, bilgisayar ve cep telefonu) zaman geçirme ve BKİ değerlendirilmesinde anlamlı bir fark bulunamamıştır(p>0.05). Öğrencilerin günde kaç öğün tükettikleri ile BKİ değerlendirme arasında anlamlı fark saptanmıştır. Farkın günlük öğün sayısı 3-4 olan gruptan kaynaklandığı saptanmıştır(p<0.05 p=0.04). Kaç kardeş oldukları ile BKİ değerlendirmeleri arasında anlamlı fark saptanmıştır. Farkın 4 ve üzeri kardeşi olan gruptan kaynaklandığı saptanmıştır(p<0.05 p=0.002). Obezite prevelansı konusunda yapılan çalışmalar bu konunun önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koymuştur. İzmir ili Ödemiş ilçe merkezinde 9- yaş grubu öğrencilerinde yaptığımız bu çalışmada kilo fazlalığı ve obezite prevelansının yüksek olduğu saptandı. Çocukluk döneminden itibaren başlayan obezite ileriki yaşlarda daha büyük sağlık sorunlarına yol açabileceği düşünülerek bu durumdaki bireylerin beslenmelerinde; -Beslenme alışkanlıkları belirlenerek yanlış olan alışkanlıklar

9 düzeltilmelidir. -Öğrenciler sportif aktivitelere yönlendirilmeli -Televizyon/Bilgisayar başında geçirilen zamanın azaltılmasının uygun olacağı düşünülmektedir

10 P08 - PEDİATRİK KARDİYOLOJİ ACİL SERVİSİNE SUPRAVENTRİKÜLER TAŞİKARDİ(SVT) ATAĞI İLE GELEN ÇOCUK: OLGU SUNUMU HÜMEYRA BARBAROS, FATMA NİLGÜN CAN 2, NEBİBE ERGÜL 2, Bilecik Şeyh Edebali Sağlık Yüksekokulu, 2 İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs, Kalp Ve Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi, Pediatrik Kardiyoloji., Supraventriküler taşikardi(svt) taşikardi, huzursuzluk, emme bozukluğu, taşipne, taşikardi ve kalp yetersizliği ile ortaya çıkan çocukluk çağında en sık görülen aritmi türüdür. SVT ile gelen çocuklarda tedavi yaklaşımı ve hemşirelik girişimleri hastanın klinik durumuna göre değişiklik gösterir. Olgu sunumu Miadında, normal doğum ile doğan O. D, yaş 8 aylık, kan grubu B Rh(+), anne ve baba sağ, iki kardeşi var. Prenatal öyküsünde özellik yok. Kilosu 3.500gr, ebeveynlerde akraba evliliği öyküsü yok. Hastamızın öyküsünde 3 kez ortalama kalp atım hızıyla özel bir hastanenein acil servisine başvurma öyküsü mevcut. İlaç olarak Dideral 3x/4 kullanan hastamız SVT tanısı ile hastanemiz çocuk kardiyoloji aritmi polikliniğinde takip edilmektedir. O.D nin kalp atım hızındaki artışı annesinin fark etmesi üzerine hastanemiz acil servisine SVT atağı ile gelen hastaya damar yolu açıldı. EKG sinde kalp atım hızı 205/ dakika olarak saptandı. Adenozin ampül 50mcg\kg\dk dozunda ıv puşe yapıldı. Yanıt alınamayınca artan dozlarda beş dakika ara ile 00mcg\kg\dk, 50mcg\kg\dk, 250mcg\kg\dk dan 3 kez ıv puşe adenozin uygulaması yapıldı. Ekg ve monitörizasyonda ritminin sinüs ritmine dönmemesi üzerine Cordorone ampül x60mg yükleme ( saatte) ıv infüzyon şeklinde gönderildi. Çekilen EKG sin de kalp atım hızı 88\dk (sinüs ritmi) olan hastamız acilden pediatrik kardiyoloji servisimize yatırıldı. Monitorize edilen hastanın odasında acil müdahale malzemeleri hazır bulunduruldu. İnatçı SVT atağının tekrarlaması olması ihtimaline karşı kardiyoversiyon için gerekli malzemeler hazır bulunduruldu, defibrilatör odasına getirildi. İdame tedavisine Cordorone ampül 7.5mg\kg\gün infüzyon şeklinde başlandı. EKG x 3, Dideral tb \2tb + \4tb + \4tb, Rytmonorm tb 2x \2tb alacak şekilde tedavisi düzenlendi. Hastaya holter takıldı. Ailesine durumu hakkında bilgi verilerek, servise oryantasyonu sağlandı. Takip edildiği.gününde rytmonorm stoplandı, dideral ve cordorone tedavisi devam eden hastanın EKG si sinüs ritminde idi. Holter monitorizasyonu. gün devam etti. 2.gün holter sonucu SVT ortalama hız 200\dk idi. Cordorone infüzyonu stoplandı. Cordorone tablete geçildi (2x30mg ). 3.gün dideral ve cordorone tedavisine devam edildi. 4. Gün cordorone tablet dozu x60 mg olarak ayarlandı. 5.gün tekrar holter takılan hastamız, 6 gün holter sonucunda ritminin sinus ritminde olduğu saptanarak Dideral tb \2tb + \4tb + \4tb, Cordorone x60 mg ilaç tedavisiyle, bir hafta sonra poliklinik kontrolüne gelmesi planlanarak taburcu edildi. Çocuklarda supraventriküler taşikardi durumunda erken ve etkin müdahale önemlidir. Hastalarda damar yolunun açılması, EKG çekilmesi ve monitorize edilerek genel durumun değerlendirilmesi, adenozinin etkin uygulanması önemli hemşirelik girişimleridir. SVT ile yakın takip edilen hastalarda kan basıncı, nabız ve oksijen satürasyonlarındaki değişiklikler gözden kaçırılmamalıdır. Cordorone infüzyonu alan hastalar özellikle bradikardi ve hipotansiyon açısından izlenmelidir. Hemşireler SVT atağı ile gelen kardiyoversiyon için defibrilatörü hazır bulundurmalıdır. Hastanın odasında acil durumda kullanılacak malzemeler hazır olmalı ve oksijenatör- aspirasyon sistemi çalışır durumda olmalıdır. Taburculukta aileye ilaç kullanımı ve takiplerin önemi konusunda bilgi verilmelidir. İlaç dozunun yetersiz kaldığı durumlar SVT atağını tetiklediğinden hastaların ailelerinin takiplere gelmeleri konusunda bilgilendirilmesi önemlidir. Çocuklarda SVT nin yönetimi takip, tedavi ve bakım sürecinde hemşirelik işlevleri hayat kurtarıcıdır.

11 Acil servis, yenidoğan üniteleri ve pediatri kliniklerinde çalışan tüm hemşirelerin SVT tanısı ile acile gelen çocuklarda yapılacak müdahale, SVT yönetimi ve hemşirelik girişimlerini bilmesi gereklidir. P09 - SAĞLIKLI ADÖLESANDA AŞIRI DOZ KAÇAK SİGARA KULLANIMINA BAĞLI GELİŞEN ATRİAL FİBRİLASYON: OLGU SUNUMU

12 HÜMEYRA BARBAROS, İSA ÖZYILMAZ 2, FATMA NİLGÜN CAN 3, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu, Araştırma Görevlisi, 2 İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs, Kalp Ve Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi, Pediatrik Kardiyoloji Yan Dal Uzmanı, 3 İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs, Kalp Ve Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi, Pediatrik Kardiyoloji Servisi Sorumlu Hemşiresi., Riskli davranışlar genel olarak sağlığı tehlikeye atan ve hayati tehlike yaratan, hastalık, yaralanma ve ölümle sonuçlanma olasılığı yüksek davranışlar olup adölesanlarda daha fazla oranda görülmektedir. Adölesanlarda riskli davranışlar arasında yer alan sigara kullanımının oranı gittikçe artmaktadır. Kaçak sigaraların ucuz olması nedeniyle adölesanlar daha kolay ulaşabilmektedir. Kaçak sigaralardaki nikotin düzeyi standardize edilmediğinden toksik etkileri daha fazla olabilmektedir. Literatürde erişkin hastalarda aşırı nikotin tüketiminin atrial fibrilasyona neden olduğu bildirilmiştir. Fakat pediatri alanında böyle bir olguya rastlanmamıştır. Acile AF ile gelen pediatrik hastalarda kaçak sigara kullanımı öyküsünün olup olmadığını göz önünde bulundurulması ve kaçak sigara kullanımının ciddi sonuçlarına dikkat çekmek amacıyla bu olgu sunulmuştur. Olgu sunumu Daha önceden herhangi bir sağlık problemi olmayan 5 yaşında erkek hasta çarpıntı, baş dönmesi, göğüs ağrısı ve bayılma nedeniyle dış merkezde acile başvuran hastanın kalp atım hızının / dk saptanması üzerine hastanemiz aciline gönderildi. Dış merkezden kabul edilen hasta monitorize edildi. Fizik muayenede bilinci açık, vücut ısısı 37.4, solunum sayısı 22, kan basıncı 20/80 mmhg olarak ölçüldü. Çekilen Elektrokardiyogram(EKG) ında kalp atım sayısı dk aralığında bulundu. Tam kan sayımı, kan gazı ve elektrolit(na, K, Mg, Ca) değerleri, enfeksiyon parametresi(crp), telegrafisi, ekokardiyografisi, seri kardiyak enzimleri, tiroksin, triiyodotironin ve tirotropin-releasing hormon uyarı testleri normal sınırlardaydı. Öyküsünde hastanın alkol kullanımı, geçirdiği cerrahi operasyon, çarpıntı, hipertansiyon yada kronik bronşit ve infeksiyon hikayesi yoktu. Hastamız kız arkadaşından ayrıldığı için kendini çok kötü hissettiğini ve aldığı bir paket kaçak sigarayı,5 saat içerisinde tükettiğini belirtmiştir. Pediatrik kardiyolog tarafından değerlendirilen hastanın EKG sinde RR mesafeleri düzensiz ve P dalgalarının olmadığı fark edilerek AF düşünüldü. Hastaya 2 mg Adenozin intravenöz yoldan puşe yapılarak AF gösterildi. Hastanın sedasyonu sağlanarak 70 Joule kardiyoversiyon uygulandı. Ritmi, normal sinüs ritmine döndü. Hastaya beta bloker tedavisi başlanarak Pediatrik Kardiyoloji Yoğun Bakım Ünitesinde bir gece takip edildi. Ertesi gün pediatri kardiyoloji servisine çıkartılarak 3 gün takip edilen hastanın, holter sonucu, EKO ve EKG bulgularının normal olması üzerine hasta 3 ay sonrasına randevu verilerek taburcu edildi. Stresli yaşam olayları adölesanların yaşamında önemli bir gerilim kaynağı oluşturduğundan bu durum onları riskli davranışlara yönlendirmektedir. Bu tür davranış daha farklı sorunların gelişmesine yol açmaktadır. Ülkemizde sigara kullanan gençlerle yapılan çalışmalarda kaçak sigara kullanım oranı yüksek olup, ucuz ve kolay ulaşılır olduğundan gençler tarafından tercih edilmektedir. Boyacı ve arkadaşları (2003) çalışmasında ergenlerin en çok stres ve sıkıntı nedeniyle sigara kullandığını belirtmişlerdir. Olgumuzda kız arkadaşından ayrıldığı için çok üzüldüğünü ifade eden hastamız bu durumla baş edebilmek için yüksek doz kaçak sigara kullanmış ve buna bağlı gelişen ciddi bir sağlık problemiyle karşı karşıya kalmıştır. Hastamız serviste kaldığı süre içerisinde hemşireler ve diğer sağlık ekibi tarafından kendini ifade etmesine fırsat tanınmış ve güven verici bir iletişim ortamı sağlanmıştır. Riskli davranışı konusunda aile ile birlikte ele alınarak bilgilendirme ve danışmanlık yapılmış, aynı davranışın tekrarlama riskine karşı ailenin dikkatli olması gerektiği söylenmiştir. Bu olgumuz yüksek doz kaçak sigara kullanımının AF' na yol açabileceğini göstermiştir. AF'lu hastalarda hızlı ventriküler cevabın düşmesinin ventriküler fibrilasyona yol açabileceği, bunların her zaman çarpıntı ve senkopla kalmayıp bazen ani ölüme de neden alabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu ölümcül sonuçların gelişmemesi için öncelikle adölesanların sigaraya

13 ulaşımının önlenmesi, kaçak sigara ile mücadele edilmesi ve DSÖ tarafından ortaya konan Uluslararası Tütün Çerçeve Anlaşmasının yaşama geçirilmesi noktasında toplum, aile, okul temelli çalışmaların yapılması önerilebilir.

14 P0 - BİR HASTANEYE BAŞVURAN ANNELERİN KABIZLIK HAKKINDA BİLGİ VE TUTUMLARI Tülin ÇATAKLI, Semra İÇÖZ, Yıldız DALLAR, Ankara Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, kabızlık sorunu yaşayan çocukların sosyo-demografik özelliklerini, annelerin kabızlık hakkındaki gözlemlerini, çözüm konusundaki tutumlarını belirlemek. Çalışma grubunu Nisan Nisan 203 Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine başvuran 2-72 ay arasındaki çocuklar oluşturdu. Belirtilen tarihlerde çalışmaya katılmayı kabul eden 20 çocuk ve annesi örnekleme alındı. Tanımlayıcı-kesitsel olarak gerçekleştirilen çalışmanın verileri soru formu ile elde edildi. Çalışmaya katılan çocukların % 59. i ay grubunda, % 5.6 sı kız idi. Olguların % 82.5 inin ek beslenmeye altı aydan önce başlamış olduğu saptandı. Annelerin % 6.6 sı kabızlığa eşlik eden yakınma olarak karın ağrısı, % 49. i ağrılı dışkılama olduğunu ifade etmişlerdir. Annelerin % 64. inin 2-3 yaş arasında tuvalet eğitimini vermeye başladıkları saptanmıştır. Ailelerinde kabızlık öyküsü olduğunu ifade eden annelerin oranı % 6.6 idi. Annelerin çoğu evde kabızlık tedavisi için kabızlık fitili ve/veya kabızlık şurubu kullanmaktaydı. Kabızlık çocukluk çağında sık görülen yakınmadır. Annelerin kabızlık konusundaki farkındalığı yeterli değildir. Beslenme, tuvalet eğitimi ve kabızlığın tedavisi hakkında annelerin bilgilendirilmesi sorunun çözümünü kolaylaştıracaktır.

15 P - PERİMEMBRANÖZ VENTRİKÜLER SEPTAL DEFEKTİN PFO OCCLUDER CİHAZI İLE KAPATILMASI Tülay DEMİRCAN, Özgür KIZILCA, Nuh YILMAZ, Mustafa KIR, Nurettin ÜNAL, Dokuz Eylül Üniversitesi Pediatrik Kardiyoloji Bilim Dalı, VSD ilk olarak 879 yılında Henry Roger tarafından tanımlanmıştır. 988 yılındada transkatater kapama uygulanmaya başlanılmıştır Ventrikuler septal defekt (VSD), bikuspid aort kapağı ve mitral kapak prolapsından sonra en sık gorulen doğuştan kalp hastalığıdır.prevalansı 000 canlı doğumda 2.5 dir.konjenital kalp hastalıkları içinde % 5-20 dir.bu yazıda perimemnranöz (PM ) VSD si pataent foramen ovale(pfo) okluder cihazı ile kapatılan bir olgu literatürde ilk olması nedeniyle sunulmuştur. 7 yaşında erkek olgu 5 aylıkken üfürüm duyulması nedeniyle kliniğimize başvurdu. Yapılan ekokardiyografisinde( EKO) perimembranöz iki üç adet VSD ve sekundum küçük ASD saptanarak takibe alındı. İzleminde herhangi bir sorun yaşanmayan ve büyüme gelişmesi normal seyreden olgunun son yapılan EKO'sunda hafif düzeyde aort yetmezliği(ay) gelişmesi üzerine hastanın VSD lerinin kapatılmasına karar verildi. Fizik muayenesinde 3/ 6 pansisitolik üfürümü dışında patolojik bulgu yoktu. Elektrokardiyografi(EKG ) si normal saptandı. EKO da Pm bölgede anevrizma formasyonu ile kapatılmaya çalışılan 2-5 mm lik 3 adet anevrizmatik poşun çapı 20 mm olan sol sağ şantlı maksimum gradienti 00 mmhg ölçülen VSD ler, hafif düzeyde AY si ve PFO su mevcuttu. Transkakater kapama işlemi genel anestezi altında transözafagiyal ekokardiyografi ( TÖE) eşliğinde yapıldı. Sol ventrikül enjeksiyonu yapılarak VSD ler görüntülendi.hastaya heparin uygulandı.hastanın 3 adet olan VSD lerinden küçük olanından geçilebildi tüm defektleri kapsaması bakımından pfo ocluder cihazının uygun olabileceği düşünüldü. Arteriyal yolla VSD den noodle yardımıyla geçilerek pulmoner artere ulaşıldı ve lik guidewire venöz yoldan ilerletilen snare ile burada yakalanarak çekildi. Arteriyovenöz lop olusturuldu. Delivery sistem venöz yoldan ilerletilerek pfo cihazının bir ucu asendan aorta açılarak cihaz yavaşça çekildi ve defekt üzerine oturduktan sonra diğer ucta sağ ventrikül tarafında açıldıktan sonra töe ve anjiografi ile cihaz yeri ve kapak yetmezliği değerlendirilerek cihaz serbest bırakıldı. Kontrol EKO sunda cihaz distalinde minimal rezidüel geçiş olduğu görüldü. Hasta 5 aydır sonrunsuz şekilde takip edilmektedir. En sık görülen konjenital kalp hastlığı olan VSD ler ventrikuler septumun herhangi bir yerinde, bir veya daha fazla sayıda, sıklıkla izole, bazen diğer doğuştan kalp hastalıkları ile birlikte görülebilir.perimembranöz ve muskuler bölgedeki defekftler transkakater yöntemle kapatılabilinir. Defektin kapatılabilmesi için hastanın 8 kg nın üzerinde, defekt boyutunun ventrikül apeksine 3 mm ve aort kapağına 5 mm den fazla mesefade bulunması gerekmektedir. Ekokardiyografi ile ölçülen defekt çapının 2-3 mm daha fazlası cihaz seçilebilir. VSD kapatılması için muskuler ve membranöz vsd okluder cihazı, coil, amplatzer duktal okluder 2 gibi cihazlar kulanılmış olup PFO okluder cihazı ile ilk oarak vsd kapama işlemi birimimizde uygulandığı için yazılmıştır. Transkataer VSD kapamanın en sık komplikasyonları olan A-V tam blok, kapak yetersizlği,cihaz embolizasyonu vb. komlikasyonlar açısından hastamız 5 aydır sorunsuz bir şekilde takip edilmektedir.

16 P2 - NADİR BİR NÖBET SEBEBİ: GİTELMAN SENDROMU Hande Namal TÜRKYILMAZ, Emel ATAŞ BERKSOY 2, Gürkan GÜRBÜZ 3, Reyhan DEVECİ 3, Aycan ÜNALP 4, Erkin SERDAROĞLU 5, Dr Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Ve CErrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi-İzmir, 2 Dr Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Ve Cerrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi-İzmir, 3 Cerrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi-İzmir, 4 Cerrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi,-İzmir Çocuk Nörolojisi Bölümü- İzmir, 5 Cerrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi,Çocuk Nefrolojisi Bölümü-İzmir, Gitelman sendromu, otozomal resesif geçişli, milyonda.2 sıklıkla görülen nadir bir hastalıktır. Distal tübülde Na ve Cl un resobsiyon defektine bağlı hipomagnezemi, hipokalemi, metabolik alkaloz, hipokalsüri ile seyreder ve geniş klinik spektrumu vardır. Literatürde tetani, jeneralize nöbet ve dirençli epileptik nöbetlerle başvuran Gitelman sendromu olguları tanımlanmıştır. Her yaşta görülebilen bu nadir sendrom tedavi yaklasımının farklılık göstermesi nedeniyle sunuldu. Ellerinde ve ayaklarında kasılma şikayeti ile acil servise başvuran, sekiz yasında bir kız çocuğa Gitelman sendromu tanısı konuldu. Olgunun bu şikayetleri 3 yaşındayken başlamıştı ve aralıklı olarak özellikle de ellerde yazı yazarken tetkrarladığı belirtiliyordu. Kliniğe kabul edildiğinde ellerde tetanisi olan olgumuzun fizik ve nörolojik muayenesinde başka bir özellik yoktu. Yapılan tetkiklerinde hipokalemi, normokalsemi, metabolik alkaloz, hipomagnezemi ve hipokalsuri saptandı. Elektroensefalografi ve beyin MRG si normal olan hastanın genetik incelemesinde SLC2A3 geninde homozigot mutasyon saptandı. Olguya potasyum ve magnezyum verilmesi ile birlikte laboratuar değerleri düzeldi ve tetanisi tekrarlamadı. Sonuç olarak tetani ve epileptik nöbet gibi çesitli klinik tablolarla basvuran hastaların ayırıcı tanısında Gitelman sendromunun da düşünülmesi gerektiğini vurgulanmak istiyoruz.

17 P3 - ÜÇ KARDEŞ ALFA SARKOGLİKANOPATİ OLGULARI Özlem BAĞ, Gürkan GÜRBÜZ 2, Hülya TOSUN YILDIRIM 3, Reyhan DEVECİ, Aycan ÜNALP 2, Gülden DİNİZ 4, Orkide GÜZEL 2, Gülçin AKINCI 2, Aysel ÖZTÜRK 2, Dr. Behçet UZ Çocuk Hastalıkları Ve Cerrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, Büyük Çocuk Servisi, İzmir, 2 Dr. Behçet UZ Çocuk Hastalıkları Ve Cerrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Nörolojisi, İzmir, 3 Dr. Behçet UZ Çocuk Hastalıkları Ve Cerrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, Patoloji,izmir, 4 Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi, Patoloji, İzmir, Alfa sarkoglikan kromozom 7q2 de kodlanmış, adhalin olarak da adlandırılan 50k-Da luk sadece iskelet ve kalp kasında eksprese edilen bir proteindir. Bu genin mutasyonu Limb-Girdle muskuler distrofi Tip 2D yle (LGMD tip2d) ilişkilendirilmiştir. Klinik bulgular 2-5 yaşları arasında başlar. Serum kreatin kinaz seviyeleri sıklıkla 5000 IU nun üzerindedir. Biz bu yazıda daha önce Duchenne muskuler distrofisi tanısıyla izlenen daha sonra kız kardeşinde de miyopati bulguları ortaya çıkınca kas biyopsisi yapılarak LGMD Tip 2D tanısı alan 3 kardeş olguyu nadir rastlanan bir muskuler distrofi tipi olduğu için sunuyoruz. Daha önce bilinen bir hastalığı olmayan 5 yaşında kız olgunun çabuk yorulma yakınması ile hastanemize başvurusunda, olgunun nörolojik muayenesi olağan saptandı. Kas gücü 4 ektremitenin proksimal ve distalinde 5/5 olarak değerlendirildi. Gower s arazı negatifti. DTR leri normoaktif olarak alınmaktaydı. Alınan kas enzimleri CPK:3630 IU CK_MB:52 IU saptandı. 2 ve 8 yaşlarındaki iki erkek kardeşinin kas biopsisi ve genetik analiz yapılmadan Duchenne muskuler distrofisi tanısı ile başka bir merkezden izlendiği öğrenildi. Hastanın EMG sinde Kronik myojenik değişikler saptandı. Kas biopsisi LGMD Tip2 ile uyumlu olarak değerlendirildi. Tanıyı kesinleştirmek ve LGMD tiplendirmesi yapılması amacıyla hastadan gen analizi gönderildi. Hastanın genetik analizinde; Alfa sarkoglikan geninde (SGCA) homozigot R34H (c.g0a) mutasyonu saptanmış olup söz konusu mutasyon LGMD Tip 2D etkeni olarak bildirilmiştir. Hastanın iki erkek kardeşi de izleme alındı. Büyük kardeşin muayenesinde yürüyemediği,tekerlekli sandalyeye bağımlı olduğu görüldü. Alt ekstremitede kas gücü 2/5, üst ekstremitede kas gücü 3/5 olarak saptandı. Ortanca kardeşin yürüyebildiği ancak belirgin lordozunun olduğu, yürürken yardım alması gerektiği gözlendi. Diğer iki kardeşe de kas biopsisi ve genetik analiz yapıldı ve biyopsi sonuçları LGMD Tip2 ile uyumlu olarak saptandı. Gönderilen genetik analizi sonuçları üç kardeşin aynı saptanması üzerine tanı LGMD Tip 2D olarak doğrulandı. Bu bildiride tipik Duchenne muskuler distrofisi bulguları ile seyreden olguların ayırıcı tanısında, özellikle kız kardeş etkilenmesi de varsa, LGMD Tip 2D nin immunohistokimyasal yöntemler ve genetik çalışmalar ile dışlanması gerektiği vurgulanmıştır.

18 P4 - PARSİYEL NÖBETLERLE SEYREDEN BİR PİRİDOKSİN BAĞIMLI EPİLEPSİ OLGUSU Gürkan GÜRBÜZ, Ezgi KIRAN, Aycan ÜNALP, Orkide GÜZEL, Gülçin AKINCI, Ünsal YILMAZ, Dr. Behçet UZ Çocuk Hastalıkları Ve Cerrahisi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Nörolojisi, İzmir, Piridoksin bağımlı nöbetler, otozomal resesif geçiş gösteren ve sıklıkla akraba evliliği sonucunda görülen nadir bir hastalıktır. Piridoksin bağımlı nöbetler (Pyridoxine dependent epilepsy-pde) ilk kez 954 te tanımlandı. Piridoksin bağımlı nöbetlere neden olan ve alfa aminoadipik semialdehid dehidrojenaz eksikliğine yol açan ALDH7A gen mutasyonu ancak 2005 te tanımlanmıştır. PDE nadir görülür ancak tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tedavi edilmediği durumlarda kalıcı nörolojik hasar ve entelektüel gerilik görülür. Status epileptikus, hipoglisemi, laktik asidoz, asfiktik doğum gibi farklı prezantasyonlar bildirilmiştir. Bu vakayı sunma amacımız; PDE nin sıklıkla jeneralize tipte nöbetler ile presente olmasına karşın, bizim hastamızda dirençli parsiyel nöbetlerle ortaya çıkması yönünden farklılık göstermesidir. 36 yaşında G7P5AK0Y4Ex sağlıklı anneden SAT a göre 40 haftalık, 380 gram C/S ile doğan olgu ilk 24 saatinde kollarda atma, pedal çevirme şeklinde nöbetleri olması nedeniyle hastanemiz yenidoğan yoğun bakım servisinde interne edildi. Çekilen EEG si, kranial MR, difüzyon MR MR spectro ve metabolik tetkikleri normal olarak saptanan olgunun nöbetlerine fenobarbital ve levetirasetam ile hakim olunması üzerine nöroloji polikliniğine bağlanarak taburcu edildi. 2 gün sonra parsiyel klonik vasıfta nöbeti olması üzerine hastanemize başvuran olgu yaşına uygun serviste interne edildi. Almakta olduğu antiepileptik tedaviye devam edildi. Olgunun nöbetlerinin ısrarlı devam etmesi üzerine hasta çocuk yoğun bakıma yatırılarak tetkikleri tekrarlandı. EEG sinde Sağ hemisfer sentrrotemporal bölgelerden kaynaklanan epileptik aktivite saptanması üzerine mevcut tedavisine topiramat eklendi. İdrar kan organik asitleri, laktat, pirüvat, kan gazı, idrar organik asitleri, tandem ms, VLCFA normal olarak görüldü. Nöbetleri üçlü antiepileptik tedavi ile ısrarlı devam eden olguya 3 gün 00mg iv, devamında 20mg/kg oral piridoksin tedavisi verildi. Piridoksinin ilk dozu ile nöbetlerine hakim olunan olgu önerilerle taburcu edildi. Çocuk nörolojisi poliklinik izleminde tekrarlanan EEG si normal saptanan nörogelişimsel değerlendirilmesi yaşına uygun saptanan, nöbeti olmayan olgunun antiepileptik tedavileri azaltılarak kesildi. Zürih üniversitesinde çalışılan genetik analizinde ALDH7A geni müspet saptanan olgu halen 20mg/kg/gün oral piridoksin tedavisi ile hastanemiz çocuk nörolojisi polikliniğinde izlenmektedir. PDE nin sıklıkla jeneralize tipte nöbetler ile presente olmasına karşın, bizim hastamızda dirençli parsiyel nöbetlerle ortaya çıkması yönünden farklılık göstermektedir. İnfantil dönemde dirençli parsiyel nöbetleri olan olgularda PDE nin de ayırıcı tanıda mutlaka akla gelmesi gerekmektedir.

19 P5 - EPİLEPSİ HASTALARINDA ANTİEPİLEPTİK TEDAVİNİN KESİLMESİNDEN SONRA NÖBET TEKRARINI ETKİLEYEN RİSK FAKTÖRLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Mehmet ÇELEĞEN, Ünsal YILMAZ 2, Gürkan GÜRBÜZ 2, Kübra ÇELEĞEN, Aycan ÜNALP 2, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Ve Araştırma Hastanesi, 2 Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Bilim Dalı, Epilepsi tanılı çocuklarda AEİ kesimi sonrası relaps oranlarının ve relapsa etki eden risk faktörlerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi. İki yıllık nöbetsiz izlemi sonrası AEİ tedavisi kesilen 88 hasta değerlendirilmeye alınmıştır. Tedavi kesimi sonrası nöbeti tekrarlayan hastalar relaps grubu olarak, nöbeti tekrarlamayanlar ise remisyon grubu olarak incelenmiştir. AEİ kesiminden sonra hastalar 2 yıl izlenmiştir. Relapse neden olabilecek faktörler incelenmiştir. Çalışma grubuna alınan hastaların % 57 si relaps, %43 ü remisyon olan hastalardan oluşuyordu. Nörolojik defisiti olan, epilepsi etyolojisi semptomatik olan, tedavi süresi iki yılın altında olan, ilaç kesim hızı üç ayın altında olan, remisyon öncesi EEG bulgusu anormal olan ve politerapi kullanan hastalarda relaps sık görülmüştür. Çalışmamızda relapsa etki eden risk faktörleri daha önce yapılan birçok çalışmadaki sonuçlarla benzer bulunmuştur. Kız cinsiyeti, anormal MRG bulgusu, febril nöbet öyküsü, ailede nöbet öyküsü, nöbet başlanğıç ve ilaç kesim yaşı risk faktörü olarak bulunmamıştır. Antiepileptik ilaçları azaltırken nörolojik defisiti varlığı, tedavi süresi, ilaç kesim hızı, remisyon öncesi EEG bulguları, nöbet tipi ve kullandığı ilaç sayısı relaps açısından bizim için önemli yol gös terici araçlardır.

20 P6 - YUMURTA ALERJİSİNDE KLİNİK ÖZELLİKLER VE DERİ PRİK TEST İLE YUMURTA-SPIGE İÇİN EŞİK DEĞERLER Nurşen CİĞERCİ GÜNAYDIN, Esen DEMİR, Tekin NACAROĞLU 2, Figen GÜLEN, Remziye TANAÇ, Ege Üniversitesi Çocuk Alerji İmmunoloji Bilim Dalı, 2 Behçet Uz Çocuk Hastanesi Alerji Kliniği, Yumurta alerjisi çocukluk yaş grubunda inek sütü alerjisinden sonra ikinci sıklıkta görülen (% ) gıda alerjisi olup, IgE ilişkili olan ve/veya olmayan immün aracılı reaksiyon ile gelişen gıda alerjisidir. Tanıda deri testleri(deri prik test-dpt, yama testi), yumurta-spige(f-f75) ve altın standart olarak oral provokasyon testleri kullanılmakta olup; hastaların yumurta eliminasyonu ile izlenmesi esastır. Pahalı, zahmetli ve anafilaksi riski olan provokasyon testinin yerini alabilecek DPT ve yumurta-spige nin tanı koydurucu eşik değerlerinin belirlenmesi önemlidir. Çalışmamızda yumurta alerjisi için değerlendirilen hastaların klinik ve laboratuar özelliklerini sunmak ve yumurta alerjisi tanısında deri prik test ve yumurta sp-ige nin tanı koydurucu eşik değerlerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmamızda EÜTF Çocuk Alerji polikliniğine yılları arasında başvuran açık provokasyon testi veya anafilaksi öyküsü ile yumurta alerjisi tanısı alan hastalar(grup A, n:50, %67.6) ile, yumurta alerjisi ön tanısı ile değerlendirilip tetkikleri yapılan ve provokasyon testi negatif olan hastaların (Grup B, n:25) sonuçları karşılaştırılmıştır. Provokasyon testi açık yükleme testi olarak yapıldı. Veriler SPSS programında değerlendirilerek, ROC eğrileriyle yumurta sp-ige ve DPT için eşik değerleri belirlendi. Çalışmamızda 2-86 ay arası 75 hasta değerlendirilmiş olup çocukların yaş ortalaması 26.2±20.9 ay; %63.5(n:47) hasta erkek, yakınma başlangıç yaşı 6.6±6.6 ay idi. Hastaların %67.6 sında atopi mevcut olup; %60 ında inek sütü alerjisi olmak üzere, %66 hastada çoklu gıda alerjisi öyküsü vardı. Yakınmaların %47 si yumurta alımından sonra gelişirken; %49 hastanın semptomları anne sütü almakta iken görüldü. Semptomların dağılımı sıklık sırasına göre vücutta döküntü, solunum sıkıntısı, ishal, öksürük, kusma idi. Genel tanı dağılımı %53.5(n:38) atopik dermatit, %36.6(n:26) ürtiker/anjiyoödem, %6(n:0) astım, %8.5(n:6) anafilaksi, %5.6(n:4) kolitti. İki grup arasında olguların tanıları arasında fark saptanmazken, vücutta döküntü şikayeti Grup A da anlamlı olarak yüksek saptandı(p:0.00). Hastaların laboratuar özelliklerine bakıldığında T IgE:483±769 ku/l, gıda mikst sp-ige(fx5):2.9±5. pau/l, fı:2.4±28. kua/l, f75:0.97±4.6 kua/l, yumurta beyazı endürasyon çapı: 9.3±5.8 mm, yumurta sarısı endürasyon çapı:7.5±3.8, yama testi pozitifliği ise %58 idi. Mikst aeroallerjen spesifik IgE %34 hastada pozitif idi. Tüm hastalarda bakıldığında sırasıyla fx5, f ve f75 pozitifliği sırasıyla %89,9, %89,9, %8,4 idi. Gruplar arasında yaş, yakınma başlangıç yaşı, cinsiyet, atopi varlığı, eşlik eden gıda alerjisi varlığı, Total IgE, fx5, f(yumurta beyazı sp-ige) düzeyi, deri ve yama testinde yumurta sarısı pozitifliği arasında fark saptanmazken; Grup A da f75(yumurta sarısı sp-ige)(p:0.02) ve yumurta beyazı endürasyon çapı(p:0.0) anlamlı olarak yüksek idi. Yumurta ile deri testi pozitifliği ile yumurta sp-ige pozitifliği arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Nonspesifik semptomlarla gelen hastalarda yumurta sp-ige ve deri testinde endürasyon çapları daha düşük idi(p<0.05). İzlem sırasında tolerans %38(n:8) hastada gelişti. Bir hastada(%.8) kızamık aşısı ile yaygın ürtiker tarzında reaksiyon bildirildi. Altın standart olan provokasyon testi veya yumurta ile anafilaksi öyküsü temel alındığında, DPT nin tanı koydurucu gücü (AUC:%68), yumurta spige nin tanı koydurucu gücü(auc:%68.7) ile benzerdi. Çalışmada DPT ve yumurta sp-ige nin eşik değerlerinde yaşa göre anlamlı fark görülmedi; tüm yaş grupları için DPT de 0 mm, yumurta spige için 5 kua/l değeri %95 pozitif prediktif değer(ppv) ve >%90 spesifitede anlamlı bulundu. Provokasyon testi haricindeki testlerin tek başına tanı koymada yeterli olmaması nedeniyle yumurta alerjisi tanısında tüm testler birlikte değerlendirilmelidir. Böylelikle doğru tanı ile çocuğun büyüme ve gelişmesini olumsuz etkileyecek gereksiz diyet kısıtlamalarının önüne geçilebilir.

21 P7 - BAŞARILI ORAL İMMUNOTERAPİ UYGULANAN YUMURTA ALERJİLİ OLGU Esen DEMİR, Nurşen CİĞERCİ GÜNAYDIN, Figen GÜLEN, Mesude ATASEVER, Remziye TANAÇ, Ege Üniversitesi Çocuk Alerji İmmunoloji Bilim Dalı, Yumurta alerjisi inek sütü ile birlikte çocuklarda en sık gıda alerjisidir. Tolerans gelişmeyen çocuklarda oral immunoterapi(oit) akılda tutulması gereken bir tedavi seçeneğidir. Yumurta alerjisi nedeni ile izlenip OİT uyguladığımız ilk hastamızı sunduk. K.Ö. dört yaşında erkek hasta. İlk kez 7 aylıkken olmak üzere iki defa yumurtalı çorba içme sonrası ağız çevresinde kızarıklık ve şişlik, kusma, huzursuzluk yakınması olan hasta 9 aylıkken başvurduğu hastanede yapılan kan ve deri testiyle yumurta alerjisi olduğu söylenip eliminasyon tedavisi uygulanmış. Dört yaşına kadar izlenen hasta kliniğimize izlem amacıyla sevk edildi. Fizik bakısında büyüme gelişme geriliği olmayan hastanın (tartı 75 persantil, boy 90 persantil) sistem bakılarında özellik yok idi. Özgeçmişinde MMR aşısının yapılmadığı öğrenildi. Soygeçmişinde ise annede polen alerjisi nedeniyle İT alma öyküsü mevcuttu. Laboratuar tetkiklerinde, kan sayımında eozinofili (%6.8), T.IgE 260 ku/l, spige:0.08 pau/l, gıda mikst spesifik IgE(fx5):24,6 kua/l, yumurta sarısı-spesifik IgE(f75):53.2 kua/l, yumurta-beyazı- spesifik IgE(f):53. kua/l, süt spesifik IgE (F2): 0,8 kua/l idi. Deri prik testinde endurasyon yumurta sarısı(3mm) ve beyazı (5mm) olarak 4+ (histamin 6 mm) bulundu. Yapılan yama testi negatif olarak değerlendirildi. Hastaya ayrı günlerde yumurta sarısı ve yumurta beyazı ile yapılan provokasyon testleri pozitif bulundu. Ailenin de isteği ile yazılı onayıda alınarak Iride Dello Iacono nun 6-ay SOTI (spesifik oral tolerans indüksiyonu) protokolü uygulandı. Desensitizasyon(oral immunoterapi) sırasında hastaya antihistaminik olarak ketotifen verildi. Oral immunoterapi protokolüne göre hastaya hastane ortamında damla(0,05 ml) çırpılmış tam yumurta karışımıyla tedaviye başlanarak, yine haftalık doz artışları hastane ortamında yapılmak üzere, evde 22 hafta süre ile 40 ml tam yumurta dozuna ulaşıncaya kadar tedaviye devam edildi. Bu protokol sırasında hastanın 0. basamakta (0 damla) kusması gözlendi. Önceki izlemlerinde zararlı olduğu ve yiyemeyeceği defalarca söylendiği için yumurtayı almayı reddeden hastanın istemli veya önyargılı olarak kustuğu düşünülerek yumurtanın kurabiye içinde verilmesi planladı; bu veriliş şekliyle harhangibir reaksiyonu olmayan hastada 25.dozda(20 ml) yumurtanın kurabiye içine konmadan pişmiş olarak verilmesi denendi; ancak yumurtaya karşı gıda reddi ve kusma gözlendi. Bu nedenle sonraki tüm dozları kurabiye içinde devam edildi. Tanımlanan bu iki dozdaki kusma dışında OİT sırasında herhangi bir yan etki gözlenmedi. Oral immunoterapi programı sonunda hastanın laboratuar değerlendirmesinde Total IgE:657 ku/l, spige:0.29 pau/l, f75:43.6 kua/l, f:50.3 kua/l saptandı. Hastanın aeroalerjen duyarlılığı açısından bakılan ev tozu akarı spige(dı):0. kua/l, ot-polen spige(gx):0.4 kua/l olarak negatif saptandı. Hastanın 6 aylık tedavi sonrası tartı 90. Persantil, boy 97. Persantil olarak görüldü. İzlemde MMR aşısı beklendiği üzere sorunsuz olarak uygulandı. Ülkemizde yapılan bildiğimiz ilk başarılı yumurta desensitizasyonu olması nedeniyle sunulan olgu, oral immunoterapinin yumurta alerjili çocuklarda umut vaad eden bir tedavi seçeneği olduğunu göstermektedir.

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Ass. Dr. Toygun Tok İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği

Detaylı

3. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

3. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 3. OLGU Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 43 yaşında erkek hasta, çiftçi Yakınması: Öksürük, balgam, balgamla karışık kan tükürme, nefes darlığı Hikayesi: Yaklaşık 5 aydır öksürük ve balgam yakınması olan

Detaylı

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün; Epilepsi bir kişinin tekrar tekrar epileptik nöbetler geçirmesi ile niteli bir klinik durum yada sendromdur. Epileptik nöbet beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal elektriksel boşalımların sonucu olarak

Detaylı

DOĞUMSAL KALP HASTALIĞI OLAN YENİDOĞANLARDA ERKEN DÖNEM PROGNOZ

DOĞUMSAL KALP HASTALIĞI OLAN YENİDOĞANLARDA ERKEN DÖNEM PROGNOZ DOĞUMSAL KALP HASTALIĞI OLAN YENİDOĞANLARDA ERKEN DÖNEM PROGNOZ Müşerref KASAP, Özge ALTUN KÖROĞLU, Fırat ERGİN, Demet Terek, Mehmet YALAZ, Reşit Ertürk LEVENT, Yüksel ATAY, Nilgün KÜLTÜRSAY Ege Üniversitesi

Detaylı

HEMODİYALİZ HASTALARININ HİPERTANSİYON YÖNETİMİNE İLİŞKİN EVDE YAPTIKLARI UYGULAMALAR

HEMODİYALİZ HASTALARININ HİPERTANSİYON YÖNETİMİNE İLİŞKİN EVDE YAPTIKLARI UYGULAMALAR HEMODİYALİZ HASTALARININ HİPERTANSİYON YÖNETİMİNE İLİŞKİN EVDE YAPTIKLARI UYGULAMALAR Feray Gökdoğan 1, Duygu Kes 2, Döndü Tuna 3, Gülay Turgay 4 1 British University of Nicosia, Hemşirelik Bölümü 2 Karabük

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Adem Aköl Sinan Özyavaş Hazırlama Komitesi Kalite Konseyi Başkanı Kalite Koordinatörü 1/5

Detaylı

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ

ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ ÖZEL BİR HASTANEDE YENİDOĞAN ÜNİTESİNE YATIRILAN İNDİREKT HİPERBİLİRUBİNEMİLİ OLGULARIN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ *Aysun Çakır, *Hanife Köse,*Songül Ovalı Güral, *Acıbadem Kadıköy Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

3. SIKLIKLA TEDAVİ EDİLEN HASTALIKLAR, UYGULANAN PROSEDÜRLER VE HİZMETLER:

3. SIKLIKLA TEDAVİ EDİLEN HASTALIKLAR, UYGULANAN PROSEDÜRLER VE HİZMETLER: Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 5 1. HİZMET KAPSAMI: Çocuk Alerji Bilim Dalı, 0-18 yaş grubu ayaktan ve yatan hastalara tanı ve tedavi hizmetleri sunmaktadır. Bu hizmet haftada 7 gün ve 24

Detaylı

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu Sağlık Hizmetlerinin Özellikleri Ergenin yaşına, gelişim düzeyine uygun Bireysel, kültürel ve sosyoekonomik farklılıklara

Detaylı

Yüksekte Çalışması İçin Onay Verilecek Çalışanın İç Hastalıkları Açısından Değerlendirilmesi. Dr.Emel Bayrak İç Hastalıkları Uzmanı

Yüksekte Çalışması İçin Onay Verilecek Çalışanın İç Hastalıkları Açısından Değerlendirilmesi. Dr.Emel Bayrak İç Hastalıkları Uzmanı Yüksekte Çalışması İçin Onay Verilecek Çalışanın İç Hastalıkları Açısından Değerlendirilmesi Dr.Emel Bayrak İç Hastalıkları Uzmanı Çalışan açısından, yüksekte güvenle çalışabilirliği belirleyen etkenler:

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

14 Aralık 2012, Antalya

14 Aralık 2012, Antalya Hamilelerde Uyku Bozukluğunun Sorgulanması ve Öyküden Tespit Edilen Huzursuz Bacak Sendromunda Sıklık, Klinik Özellikler ve İlişkili Olabilecek Durumların Araştırılması A Neyal, G Benbir, R Aslan, F Bölükbaşı,

Detaylı

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek

KİMLİK BİLGİLERİ. ÇOCUK SAĞLIĞI ve HASTALIKLARI ANABİLİM DALI HASTA DEĞERLENDİRME FORMU. Doktorun Adı, Soyadı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Tarih:../ /.. Adı Soyadı: KİMLİK BİLGİLERİ Doktorun Adı, Soyadı: Hasta ID No: Doğum Tarihi (gün/ay/yıl):.../.../... Yaşı:. Anne Adı: Cinsiyeti: Kadın Erkek Baba Adı: Sosyal Güvence: GSS Ücretli Özel Sağlık

Detaylı

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS

13.15-14.00 Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS 14.15-15.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS 15.15-16.00 Yenidoğan muayenesi R. ÖRS ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 1. GÜN 08.15-09.00 Pediatri stajı hakkında bilgilendirme R. ÖRS 09.15-10.00 Hasta dosyası hazırlama H.YAVUZ 10.15-11.00 Hikaye alma H.YAVUZ 11.15-12.00 Fizik muayene H.TOKGÖZ

Detaylı

3. Basamak Bir Hastanede Görev Yapan Sağlık Çalışanlarının Hepatit C Hakkında Bilgi Düzeyi ve Hepatit C Enfeksiyonu Olan Hastalara Karşı Tutumlarının

3. Basamak Bir Hastanede Görev Yapan Sağlık Çalışanlarının Hepatit C Hakkında Bilgi Düzeyi ve Hepatit C Enfeksiyonu Olan Hastalara Karşı Tutumlarının 3. Basamak Bir Hastanede Görev Yapan Sağlık Çalışanlarının Hepatit C Hakkında Bilgi Düzeyi ve Hepatit C Enfeksiyonu Olan Hastalara Karşı Tutumlarının Değerlendirilmesi DR PıNAR KORKMAZ D U MLUPıNAR Ü N

Detaylı

Disritmiler, Ölümcül Disritmiler ve Elektriksel Tedaviler

Disritmiler, Ölümcül Disritmiler ve Elektriksel Tedaviler Disritmiler, Ölümcül Disritmiler ve Elektriksel Tedaviler Olgu 45 yaşında Hipertansiyon için Amlodipin 5 mg Sigara (+) Yoğun alkol kullanımı sonrası fenalık hissi Bilinci bulanık Tedavi? Aritmili Hastaya

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem V Kardiyoloji Staj Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Baran GENCER Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜÇLÜ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

Astım hastalarında görülen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi yakınmaların sebebi, solunum

Astım hastalarında görülen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi yakınmaların sebebi, solunum Bölüm 28 Çocuğum Astımlı mı Kalacak? Dr. S. Tolga YAVUZ Astım hastalarında görülen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi yakınmaların sebebi, solunum yollarında ortaya çıkan ve şiddeti zaman içinde değişmekle

Detaylı

Hazırlayan: Hatice Şentürk Acıbadem Bursa Hastanesi Klinik Eğitim Hemşiresi Hazırlanma Tarihi: 01/08/2016

Hazırlayan: Hatice Şentürk Acıbadem Bursa Hastanesi Klinik Eğitim Hemşiresi Hazırlanma Tarihi: 01/08/2016 http://mahsunprenses.com/uploads/images/kahve-fal%c4%b1nda-ters-kalp%5b1%5d.jpg Hazırlayan: Hatice Şentürk Acıbadem Bursa Hastanesi Klinik Eğitim Hemşiresi Hazırlanma Tarihi: 01/08/2016 1.Kardiyak Arrest

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

Hemşire Sevgi YATARKALKMAZ Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Allerji ve İmmünoloji BD

Hemşire Sevgi YATARKALKMAZ Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Allerji ve İmmünoloji BD Hemşire Sevgi YATARKALKMAZ Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Allerji ve İmmünoloji BD 55y, erkek Retinal ven trombozu nedeniyle düzenli Coraspin ve depresyon nedeniyle Cipralex kullanmakta Daha

Detaylı

ÖLÜMCÜL EKG TANILARI VE ACİL YAKLAŞIMLAR. Uzm.Dr.Cesareddin DİKMETAŞ İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi

ÖLÜMCÜL EKG TANILARI VE ACİL YAKLAŞIMLAR. Uzm.Dr.Cesareddin DİKMETAŞ İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÖLÜMCÜL EKG TANILARI VE ACİL YAKLAŞIMLAR Uzm.Dr.Cesareddin DİKMETAŞ İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi BRADİKARDİ ve TAŞİKARDİ Hastanın klinik durumu en önemli parametredir.

Detaylı

Olgu Sunumu Dr. Işıl Deniz Alıravcı Ordu Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

Olgu Sunumu Dr. Işıl Deniz Alıravcı Ordu Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Olgu Sunumu Dr. Işıl Deniz Alıravcı Ordu Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi 03.05.2016 OLGU 38 yaşında evli kadın hasta İki haftadır olan bulantı, kusma, kaşıntı, halsizlik, ciltte ve gözlerde

Detaylı

1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır.

1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 1 / 5 1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk a detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 2. Kapsam: Bu talimat çocuk ın değerlendirilmesine ilişkin faaliyetleri

Detaylı

14. ULUSAL HALK SAĞLIĞI KONGRESİ, 4-7 EKİM 2011 P220 CEZAEVİNDE BULUNAN MAHKÛMLARIN İLKYARDIM BİLGİ DÜZEYLERİ

14. ULUSAL HALK SAĞLIĞI KONGRESİ, 4-7 EKİM 2011 P220 CEZAEVİNDE BULUNAN MAHKÛMLARIN İLKYARDIM BİLGİ DÜZEYLERİ P220 CEZAEVİNDE BULUNAN MAHKÛMLARIN İLKYARDIM BİLGİ DÜZEYLERİ SÜMBÜLE KÖKSOY, EMİNE ÖNCÜ, ŞENAY ŞERMET, MEHMET ALİ SUNGUR Mersin Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu sumbulekoksoy@gmail.com Bildiri Konusu:

Detaylı

YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ. Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker****

YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ. Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker**** YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker**** *Fulya Acıbadem Hastanesi Sorumlu Hemşire, **Fulya Acıbadem Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlu

Detaylı

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI

UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 5 1 HİZMET KAPSAMI: Aile Hekimliği Anabilim Dalı yaş, cinsiyet, yakınma, hastalık ayrımı yapmaksızın, yaşamın bütün evrelerinde ve süreklilik içinde, sağlığın

Detaylı

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 1. OLGU Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 49 yaşında kadın hasta, ev hanımı Yakınması: Öksürük, balgam Hikayesi: Yaklaşık 2 aydır şikayetleri olan hasta akciğer grafisinde lezyon görülmesi üzerine merkezimize

Detaylı

İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ Dönem 6 Öğrenim Esasları. A. Genel Tanıtım B. Çalışma Kılavuzu C. Rotasyon Tablosu D.Dönem Kurulu E.

İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ Dönem 6 Öğrenim Esasları. A. Genel Tanıtım B. Çalışma Kılavuzu C. Rotasyon Tablosu D.Dönem Kurulu E. İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ Dönem 6 Öğrenim Esasları A. Genel Tanıtım B. Çalışma Kılavuzu C. Rotasyon Tablosu D.Dönem Kurulu E. İletişim A. GENEL TANITIM Dönem 6, tıp eğitiminin önceki 5 yılında edinilen bilgi,

Detaylı

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi VAKA SUNUMU Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi ÖYKÜ 58 yaşında, erkek hasta, emekli memur, Ankara 1989: Tip 2 DM tanısı konularak, oral antidiyabetik

Detaylı

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi DİYABET HASTALARININ HASTALIK ALGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi Amaç: TURDEP-2

Detaylı

Ateş Nedeniyle Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğine Yatırılarak Takip ve Tedavi Edilen Hastaların Değerlendirilmesi

Ateş Nedeniyle Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğine Yatırılarak Takip ve Tedavi Edilen Hastaların Değerlendirilmesi Ateş Nedeniyle Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğine Yatırılarak Takip ve Tedavi Edilen Hastaların Değerlendirilmesi Dr. Işıl Deniz Alıravcı Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi 02.04.2015 GİRİŞ Ateş

Detaylı

S A H A A R A Ş T I R M A S I

S A H A A R A Ş T I R M A S I S A H A A R A Ş T I R M A S I GEREÇ VE YÖNTEM Saha Araştırması Plan ve Uygulaması Bu araştırma, Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı ve Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

Detaylı

NEONATOLOJİDE YENİLİKLER. Doç. Dr. Esra Arun ÖZER Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği

NEONATOLOJİDE YENİLİKLER. Doç. Dr. Esra Arun ÖZER Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği NEONATOLOJİDE YENİLİKLER Doç. Dr. Esra Arun ÖZER Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği Preterm bebeklerde NEK in önlenmesinde probiyotikler Meta-analiz Probiyotiklerin etkileri GIS in

Detaylı

İnvaziv olmayan mekanik ventilasyon tedavisinde klinik ve polisomnografik izlem: Basınç ayarı kontrolü rutin olarak yapılmalı mı?

İnvaziv olmayan mekanik ventilasyon tedavisinde klinik ve polisomnografik izlem: Basınç ayarı kontrolü rutin olarak yapılmalı mı? İnvaziv olmayan mekanik ventilasyon tedavisinde klinik ve polisomnografik izlem: Basınç ayarı kontrolü rutin olarak yapılmalı mı? Burcu Zeydan, Gülçin Benbir, Derya Karadeniz İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Detaylı

LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER

LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER LAPAROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ SONRASI METBOLİK VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER Varlık Erol, Cengiz Aydın, Levent Uğurlu, Emre Turgut, Hülya Yalçın*, Fatma Demet İnce* T.C.S.B. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi,

Detaylı

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 1. GÜN 08.15-09.00 Pediatri stajı hakkında bilgilendirme R. ÖRS 09.15-10.00 Hasta dosyası hazırlama H.YAVUZ 10.15-11.00 Hikaye alma H.YAVUZ 11.15-12.00 Fizik muayene H.TOKGÖZ

Detaylı

HEMODİYALİZ HASTALARINDA HUZURSUZ BACAK SENDROMU, UYKU KALİTESİ VE YORGUNLUK ( )

HEMODİYALİZ HASTALARINDA HUZURSUZ BACAK SENDROMU, UYKU KALİTESİ VE YORGUNLUK ( ) HEMODİYALİZ HASTALARINDA HUZURSUZ BACAK SENDROMU, UYKU KALİTESİ VE YORGUNLUK (2.0.20) Gülay Turgay, Emre Tutal 2, Siren Sezer Başkent Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Diyaliz Programı

Detaylı

FETAL EKOKARDİYOGRAFİ PROF.DR. A.RUHİ ÖZYÜREK

FETAL EKOKARDİYOGRAFİ PROF.DR. A.RUHİ ÖZYÜREK FETAL EKOKARDİYOGRAFİ PROF.DR. A.RUHİ ÖZYÜREK EÜTF Pediatrik KARDİYOLOJİ BD 2016 KONJENİTAL KALP HASTALIKLARI Toplumda görülme oranı 1000 Canlı doğumda 8-12, Yaklaşık %1 Fetal EKOKARDİOGRAFİ endikasyonları

Detaylı

SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER

SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER SPOR HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI SPORCULARDA KARDİYAK SEBEPLİ ANİ ÖLÜMLER DOÇ.DR.ERDEM KAŞIKCIOĞLU 1 35 yaşın altındaki sporcularda ani ölüm nedenleri 2% 1% 2% 4% 2% 2% 35% 3% 3% 3% 4% 5% 24% 10% Hipertrofik

Detaylı

HASTALARIN HASTA GÜVENLİĞİ KONUSUNDAKİ

HASTALARIN HASTA GÜVENLİĞİ KONUSUNDAKİ HASTALARIN HASTA GÜVENLİĞİ KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ Yük.Hemş.Vildan TANIL Yük.Hemş.Fatma COŞAR BAYKAL Uzm.Hemş.Münevver SARSILMAZ Öğr. Gör. Müjgan SOLAK KABATAŞ Prof. Dr. Meryem YAVUZ 1 HASTA

Detaylı

PRİMER SİLİYER DİSKİNEZİ HASTALARININ KLİNİK DEĞERLENDİRMESİ

PRİMER SİLİYER DİSKİNEZİ HASTALARININ KLİNİK DEĞERLENDİRMESİ PRİMER SİLİYER DİSKİNEZİ HASTALARININ KLİNİK DEĞERLENDİRMESİ N Emiralioğlu, U Özçelik, G Tuğcu, E Yalçın, D Doğru, N Kiper Hacettepe Üniversitesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Genel Bilgiler Primer

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

mm3, periferik yaymasında lenfosit hakimiyeti vardı. GİRİŞ hastalığın farklı şekillerde isimlendirilmesine neden Olgu 2 Olgu 3

mm3, periferik yaymasında lenfosit hakimiyeti vardı. GİRİŞ hastalığın farklı şekillerde isimlendirilmesine neden Olgu 2 Olgu 3 24 P. I. AĞRAS ve Ark. GİRİŞ Ürtikeryal vaskülit histolojik olarak vaskülit bulgularını gösteren, klinikte persistan ürtikeryal döküntülerle karakterize olan bir klinikopatolojik durumdur (1). Klinikte

Detaylı

UYKU. Üzerinde beni uyutan minder Yavaş yavaş girer ılık bir suya. Hind'e doğru yelken açar gemiler, Bir uyku âleminden doğar dünya...

UYKU. Üzerinde beni uyutan minder Yavaş yavaş girer ılık bir suya. Hind'e doğru yelken açar gemiler, Bir uyku âleminden doğar dünya... UYKU Üzerinde beni uyutan minder Yavaş yavaş girer ılık bir suya. Hind'e doğru yelken açar gemiler, Bir uyku âleminden doğar dünya... Sırça tastan sihirli su içilir, Keskin Sırat koç üstünde geçilir, Açılmayan

Detaylı

VAY BAŞIMA GELEN!!!!!

VAY BAŞIMA GELEN!!!!! VAY BAŞIMA GELEN!!!!! DİYABET YÖNETİMİNDE İNSÜLİN POMPA TEDAVİSİNİN KAN ŞEKERİ REGÜLASYONUNA OLUMLU ETKİSİ HAZIRLAYAN: HEM. ESRA GÜNGÖR KARABULUT Diyabet ve Gebelik Diyabetli kadında gebeliğin diyabete

Detaylı

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM

Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM Gastrointestinal Sistem Hastalıkları Dr. Nazan ÇALBAYRAM ÇÖLYAK HASTALIĞI Çölyak hastalığı bir malabsorbsiyon sendromudur. Hastalık; gluten içeren unlu gıdalara karşı genetik bazda immünojik bir intolerans

Detaylı

TİP 1 DİYABETİ OLAN İNSÜLİN POMPASI KULLANAN BİREYLERE BAZAL İNSÜLİN DOZ DEĞİŞİKLİĞİ EĞİTİMİ VERMELİ MİYİZ?

TİP 1 DİYABETİ OLAN İNSÜLİN POMPASI KULLANAN BİREYLERE BAZAL İNSÜLİN DOZ DEĞİŞİKLİĞİ EĞİTİMİ VERMELİ MİYİZ? TİP 1 DİYABETİ OLAN İNSÜLİN POMPASI KULLANAN BİREYLERE BAZAL İNSÜLİN DOZ DEĞİŞİKLİĞİ EĞİTİMİ VERMELİ MİYİZ? Sacide Kılıç* Alime Selçuk Tosun** Elif Eliş* *Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji

Detaylı

AYAKTAN HASTA DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ

AYAKTAN HASTA DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No 24.03.2014 CureMed te tanımlanmış anamnez modüller eklendi. 01 FTR Tedavi Formu prosedüre tanımlandı. Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hasta Değerlendirme

Detaylı

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Dr. SiğnemÖZTEKİN, Psikolog Duygu KUZU, Dr. Güneş CAN, Prof. Dr. AyşenESEN DANACI Giriş: Ayrılma anksiyetesi bozukluğu,

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

ACİL SERVİS TRİYAJ TALİMATI

ACİL SERVİS TRİYAJ TALİMATI REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No 07.11.2012 Renk kodlaması yerine (Kırmızı, Sarı, Yeşil) numaratik 01 (1-2-3) triyaj kodlaması olarak belirlendi. Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Yrd.

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ Zelha Türk*, Serpil Türker **, Pelin Gökoğlu***,Eda Ulutaş**** *Fulya Acıbadem Hastanesi Sorumlu Hemşire, **Fulya Acıbadem Hastanesi

Detaylı

Konjestif Kalp Yetmezliği Olan Çocuğun Hemşirelik Bakımı

Konjestif Kalp Yetmezliği Olan Çocuğun Hemşirelik Bakımı Konjestif Kalp Yetmezliği Olan Çocuğun Hemşirelik Bakımı Prof.Dr. Nursan Çınar Kalp Yetmezliği Kalp yetmezliği; vücudun metabolik gereksinimlerini karşılayacak yeterli kalp debisinin sağlanamaması sonucu

Detaylı

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ

RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ RENOVASKÜLER HİPERTANSİYON ŞÜPHESİ OLAN HASTALARDA KLİNİK İPUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ DR. NİHAN TÖRER TEKKARIŞMAZ 20.05.2010 Giriş I Renovasküler hipertansiyon (RVH), renal arter(ler) darlığının neden

Detaylı

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi.

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Muayeneyi Yapanın Adı- Soyadı: Uzmanlığı:

Detaylı

HEMODİALİZ HASTALARINA VERİLEN DİYET VE SIVI EĞİTİMİNİN BAZI PARAMETRELERE ETKİSİ

HEMODİALİZ HASTALARINA VERİLEN DİYET VE SIVI EĞİTİMİNİN BAZI PARAMETRELERE ETKİSİ HEMODİALİZ HASTALARINA VERİLEN DİYET VE SIVI EĞİTİMİNİN BAZI PARAMETRELERE ETKİSİ SELDA ARSLAN 1,FİGEN BEKAR TUNÇALP 2 1 Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü; 2 Selçuk Üniversitesi

Detaylı

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ Şahinur Dedeman Kök Hücre Nakli ve Tedavi Merkezi Özlem KAHYAOĞLU

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ Şahinur Dedeman Kök Hücre Nakli ve Tedavi Merkezi Özlem KAHYAOĞLU ERCİYES ÜNİVERSİTESİ Şahinur Dedeman Kök Hücre Nakli ve Tedavi Merkezi Özlem KAHYAOĞLU B.D. ; 24 Yaşında, Kadın hasta, Ev hanımı, Evli ve bir çocuk annesi. 0 RH (+) ÖYKÜ-I B.D. Şubat 2012 de; Halsizlik,

Detaylı

ACİL HEMŞİRELER DERNEĞİ

ACİL HEMŞİRELER DERNEĞİ ACİL HEMŞİRELER DERNEĞİ İÇERİK Acil nedir? Acil Hasta nedir? Acil hemşireliği nedir? Riskli hasta nedir? Acil serviste riskli hastalar hangileridir? Neler risk düşündürmeli? Ne yapılmalı? ACİL NEDİR? Acil

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması

hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması hs-troponin T ve hs-troponin I Değerlerinin Farklı egfr Düzeylerinde Karşılaştırılması Tuncay Güçlü S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Bölümü 16-18 Ekim 2014, Malatya GİRİŞ Kronik

Detaylı

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik

Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif

Detaylı

Bilim Uzmanı İbrahim BARIN

Bilim Uzmanı İbrahim BARIN ERCİYES ÜNİVERSİTESİ HASTANELERİNDE YATAN HASTALARIN HASTANE HİZMET KALİTESİNİ DEĞERLENDİRMELERİ Bilim Uzmanı İbrahim BARIN Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri AMAÇ Hasta memnuniyeti verilen

Detaylı

EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI DÖNEM IV GRUP 4

EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI DÖNEM IV GRUP 4 DÖNEM-4 KARDİYOLOJİ STAJI GENEL AMAÇ VE ÖĞRENİM HEDEFLERİ 1-Kalp hastalarından medikal öykü alır ve fizik muayenesini yapar. (Psikomotor) 2-Kalp hastalıklarında, tanıya götürecek temel laboratuvar yöntemlerini

Detaylı

TRAFİK KAZALARI, DÜŞMELER, DARP OLGULARI ve İŞ KAZALARINDA ADLİ SÜREÇ ÖRNEK OLGU DEĞERLENDİRMESİ

TRAFİK KAZALARI, DÜŞMELER, DARP OLGULARI ve İŞ KAZALARINDA ADLİ SÜREÇ ÖRNEK OLGU DEĞERLENDİRMESİ TRAFİK KAZALARI, DÜŞMELER, DARP OLGULARI ve İŞ KAZALARINDA ADLİ SÜREÇ ÖRNEK OLGU DEĞERLENDİRMESİ İbrahim TEMİZ Acıbadem Atakent Üniversitesi Hastanesi Acil servis sorumlusu Hazırlanma Tarihi: 01/09/2015

Detaylı

TIP FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNDE GÜNDÜZ AŞIRI UYKULULUK HALİ VE DEPRESYON ŞÜPHESİ İLİŞKİSİ

TIP FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNDE GÜNDÜZ AŞIRI UYKULULUK HALİ VE DEPRESYON ŞÜPHESİ İLİŞKİSİ TIP FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNDE GÜNDÜZ AŞIRI UYKULULUK HALİ VE DEPRESYON ŞÜPHESİ İLİŞKİSİ Egemen Ünal*, Reşat Aydın*, Gülnur Tekgöl Uzuner**, Oğuz Osman Erdinç**, Selma Metintaş* *Eskişehir Osmangazi Üniversitesi

Detaylı

ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK

ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK ASTIM Dünya genelinde 300 milyon kişiyi etkilediği düşünülmekte Gelişmiş ülkelerde artan prevalansa sahip Hasta veya toplum açısından yüksek maliyetli bir hastalık

Detaylı

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Doğum Mevsimi İlişkisi. Dr. Özlem HEKİM BOZKURT Dr. Koray KARA Dr. Genco Usta

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Doğum Mevsimi İlişkisi. Dr. Özlem HEKİM BOZKURT Dr. Koray KARA Dr. Genco Usta Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Doğum Mevsimi İlişkisi Dr. Özlem HEKİM BOZKURT Dr. Koray KARA Dr. Genco Usta Giriş DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu), çocukluk çağının en sık görülen

Detaylı

Anafilaksi olgu senaryoları

Anafilaksi olgu senaryoları Anafilaksi olgu senaryoları Sekiz aylık bebek, kahvaltıda aile için hazırlanan sahanda yumurtadan ekmeğin ucuyla verilmesinden 20 dakika sonra tüm vücunda yaygın kızarma, dudaklarda şişme ve göğsünde hırıltı

Detaylı

TANIM ANİ KARDİYAK ÖLÜM ANİ KARDİYAK ÖLÜM (AKÖ) NEDİR? ŞU ANKİ RESÜTASYONDAKİ TANI ALMIŞ KARDİYAK HASTALIĞI OLAN VEYA OLMAYAN KİŞİLERDE KISA

TANIM ANİ KARDİYAK ÖLÜM ANİ KARDİYAK ÖLÜM (AKÖ) NEDİR? ŞU ANKİ RESÜTASYONDAKİ TANI ALMIŞ KARDİYAK HASTALIĞI OLAN VEYA OLMAYAN KİŞİLERDE KISA ANİ KARDİYAK ÖLÜM DR.FERDA CELEBCİ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ACİL TIP A.D. 01/09/2009 ANİ KARDİYAK ÖLÜM (AKÖ) NEDİR? TANIM TANI ALMIŞ KARDİYAK HASTALIĞI OLAN VEYA OLMAYAN KİŞİLERDE KISA SÜREDE GELİŞEN (GENELLİKLE

Detaylı

BURUNDAN (NAZAL) UYGULANAN YÜKLEME (PROVOKASYON) TESTLERİ İÇİN AYDINLANMIŞ ONAM (RIZA) BELGESİ

BURUNDAN (NAZAL) UYGULANAN YÜKLEME (PROVOKASYON) TESTLERİ İÇİN AYDINLANMIŞ ONAM (RIZA) BELGESİ BURUNDAN (NAZAL) UYGULANAN YÜKLEME (PROVOKASYON) TESTLERİ İÇİN AYDINLANMIŞ ONAM (RIZA) BELGESİ HASTANIN... Kayıt (protokol) numarası :... Doğum tarihi (gün/ay/yıl) :... Adresi :...... Telefon numarası

Detaylı

HOŞGELDİNİZ. Diaverum

HOŞGELDİNİZ. Diaverum HOŞGELDİNİZ 1 HEMODİYALİZ HASTALARININ DİYALİZ KLİNİKLERİNDEN BEKLENTİLERİ Gizem AKYOL¹, Nergiz TEKYİĞİT¹,Ayşegül TEMİZKAN KIRKAYAK¹,Fatma KABAN²,Filiz AKDENİZ²,Tevfik ECDER²,Asiye AKYOL³ 1-Diaverum Özel

Detaylı

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Genel Bilgiler: Tularemi olgu

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

KAWASAKİ HASTALIĞI-7 VAKANIN DEĞERLENDİRİLMESİ

KAWASAKİ HASTALIĞI-7 VAKANIN DEĞERLENDİRİLMESİ KAWASAKİ HASTALIĞI-7 VAKANIN DEĞERLENDİRİLMESİ Canan Hasbal Akkuş, Tolga Erkum, Mehmet Bedir Akyol, Zilha Şentürk, Burcu Bursal, Zeynep Kıhtır, Sami Hatipoğlu Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma

Detaylı

FOKAL SEGMENTAL GLOMERÜLOSKLEROZ (FSGS) VAKA SUNUMU ÖZGE ÖZEROĞLU

FOKAL SEGMENTAL GLOMERÜLOSKLEROZ (FSGS) VAKA SUNUMU ÖZGE ÖZEROĞLU FOKAL SEGMENTAL GLOMERÜLOSKLEROZ (FSGS) VAKA SUNUMU ÖZGE ÖZEROĞLU NEFROTİK SENDROM VE FOKAL SEGMENTAL GLOMERÜLOSKLEROZ (FSGS) Nefrotik sendrom yoğun proteinüri sonucu gelişen hipoalbüminemi ve yaygın ödem

Detaylı

FEBRİL NÖBETLER. Doç Dr. Sema Saltık

FEBRİL NÖBETLER. Doç Dr. Sema Saltık FEBRİL NÖBETLER Doç Dr. Sema Saltık FEBRİL NÖBETLER (FN)- TANIM FEBRİL NÖBET (FN): 6 ay- 5 yaş arası çocuklarda, santral sinir sistemi enfeksiyonu veya başka bir etken bulunmaması koşuluyla ateşle birlikte

Detaylı

13/11/2015 Cuma 14/11/2015 Cumartesi 15/11/2015 Pazar 16/11/2015 Pazartesi

13/11/2015 Cuma 14/11/2015 Cumartesi 15/11/2015 Pazar 16/11/2015 Pazartesi Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2015-2016 Eğitim Programı Tarih Gün Konu Konuşmacı 19/10/2015 Pazartesi 20/10/2015 Salı AÇILIŞ 21/10/2015 Çarşamba

Detaylı

MASUM ÜFÜRÜM-PATOLOJİK ÜFÜRÜM AYRIMINDA İPUÇLARI

MASUM ÜFÜRÜM-PATOLOJİK ÜFÜRÜM AYRIMINDA İPUÇLARI MASUM ÜFÜRÜM-PATOLOJİK ÜFÜRÜM AYRIMINDA İPUÇLARI DOÇ.DR.CEMŞİT KARAKURT İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PEDİYATRİK KARDİYOLOJİ BİLİM DALI Üfürüm: Kalp ve damarsal yapılardaki yapısal veya hemodinamik

Detaylı

Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS Yenidoğan muayenesi R. ÖRS Yenidoğan muayenesi R. ÖRS

Yenidoğanda respiratuvar distres R. ÖRS Yenidoğan muayenesi R. ÖRS Yenidoğan muayenesi R. ÖRS ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI 1. GÜN 08.15-09.00 Pediatri stajı hakkında bilgilendirme R. ÖRS 09.15-10.00 Hasta dosyası hazırlama H.YAVUZ 10.15-11.00 Hikaye alma H.YAVUZ 11.15-12.00 Fizik muayene H.TOKGÖZ

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Onkoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 6 Aralık 2016 Salı

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Onkoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 6 Aralık 2016 Salı Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Onkoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 6 Aralık 2016 Salı Ar. Gör. Dr. Abdullah Heybeci Yandal Ar. Gör. Uzm. Dr. Saime Tuncer Prof.

Detaylı

Pulmoner hipertansiyon hastalarının takibinde fraksiyone ekshale nitrik oksitin yeri

Pulmoner hipertansiyon hastalarının takibinde fraksiyone ekshale nitrik oksitin yeri Pulmoner hipertansiyon hastalarının takibinde fraksiyone ekshale nitrik oksitin yeri Nilay Orak Akbay*, Züleyha Bingöl*, Nuran Gökbulut*, Esen Kıyan*, Ekrem Bilal Karaayvaz**, Mehmet Kocaağa**, Ahmet Kaya

Detaylı

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği SUNU PLANI Tanım ve Epidemiyoloji Adrenal bez anatomi Etiyoloji Tanı Klinik Tedavi TANIM-EPİDEMİYOLOJİ Adrenal

Detaylı

Diyaliz hastalarında morbidite ve mortalite oranı genel populasyondan kat daha yüksektir.*

Diyaliz hastalarında morbidite ve mortalite oranı genel populasyondan kat daha yüksektir.* GİRİŞ Diyaliz hastalarında morbidite ve mortalite oranı genel populasyondan 10-20 kat daha yüksektir.* Çok sayıda çalışmada hemodiyaliz dozu ile morbidite ve mortalite arasında anlamlı ilişki saptanmıştır.

Detaylı

Olgu sunumu. Dr. Gülten AYDOĞDU TAÇOY Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı

Olgu sunumu. Dr. Gülten AYDOĞDU TAÇOY Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Olgu sunumu Dr. Gülten AYDOĞDU TAÇOY Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Ventriküler septal defekt İlk tanımlanma 1879 yılında En sık gözlenen doğumsal kalp anomalisi Embriyolojik

Detaylı

Olgu Eşliğinde Sepsise Yaklaşım

Olgu Eşliğinde Sepsise Yaklaşım Olgu Eşliğinde Sepsise Yaklaşım Prof. Dr. Çağrı BÜKE E.Ü.T.F. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji 07.02.2015 (2) Çağrı BÜKE 1 Olgu 70 yaşında erkek hasta. Üşüme-titreme ile yükselen ateş, öksürük,

Detaylı

Prof.Dr.Abdurrahman Oğuzhan. Doç.Dr. Mehmet Güngör KAYA

Prof.Dr.Abdurrahman Oğuzhan. Doç.Dr. Mehmet Güngör KAYA ERCIYES ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ Kardiyoloji Anabilim Dalı I. GENEL BĠLGĠLER Dersin Adı MED 607 KARDİYOLOJİ STAJI Yerel Kredi: Yıl ve Dönemi 011-01 6. SINIF AKTS Kredi:3 Öğretim Üyeleri Prof.Dr.Abdurrahman

Detaylı

Hazırlayan ekip : Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çalışma Grubu. Üyeler - Dr.Baktash Morrad - Dr.Ayşe Hüseyinoğlu - Dr.

Hazırlayan ekip : Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Çalışma Grubu. Üyeler - Dr.Baktash Morrad - Dr.Ayşe Hüseyinoğlu - Dr. Genç Kardiyologlar Grup Sorumlusu - Prof.Dr.Oktay Ergene Bilimsel İçeriğin Değerlendirilmesi, Son Düzenleme - Prof.Dr. Recep Demirbağ Düzenleme, Gözden Geçirme - Uz.Dr.Rida Berilğen - Uz.Dr.Barış Düzel

Detaylı

Üniversite Hastanesi mi; Bölge Ruh Sağlığı Hastanesi mi? Ayaktan Başvuran Psikiyatri Hastalarını Hangisi Daha Fazla Memnun Ediyor?

Üniversite Hastanesi mi; Bölge Ruh Sağlığı Hastanesi mi? Ayaktan Başvuran Psikiyatri Hastalarını Hangisi Daha Fazla Memnun Ediyor? Üniversite Hastanesi mi; Bölge Ruh Sağlığı Hastanesi mi? Ayaktan Başvuran Psikiyatri Hastalarını Hangisi Daha Fazla Memnun Ediyor? Ebru Turgut 1, Yunus Emre Sönmez 2, Şeref Can Gürel 1, Sertaç Ak 1 1 Hacettepe

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

ACİL SERVİSTE NÖBET YÖNETİMİ UZ DR SEMRA ASLAY YDÜ HASTANESİ ACİL SERVİS MART 2014

ACİL SERVİSTE NÖBET YÖNETİMİ UZ DR SEMRA ASLAY YDÜ HASTANESİ ACİL SERVİS MART 2014 UZ DR SEMRA ASLAY YDÜ HASTANESİ ACİL SERVİS MART 2014 Nöbet Beyin hücrelerindeki aşırı ve anormal elektrik deşarjına bağlı olarak serebral fonskiyonların baskılanması ile sonuçlanan bir durum Epilepsi

Detaylı

Hasar Kontrol Cerrahisi yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır.

Hasar Kontrol Cerrahisi yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır. Doç. Dr. Onur POLAT Hasar Kontrol Cerrahisi 1992 yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır. Hasar Kontrol Cerrahisi İlk aşama; Kanama ve kirlenmenin

Detaylı

Amaç: Egzersiz programına katılmak üzere gelen bireylerin başlangıçta var olan hastalıklarını ve hastalık risk sınıflamasını öğrenmek

Amaç: Egzersiz programına katılmak üzere gelen bireylerin başlangıçta var olan hastalıklarını ve hastalık risk sınıflamasını öğrenmek Amaç: Egzersiz programına katılmak üzere gelen bireylerin başlangıçta var olan hastalıklarını ve hastalık risk sınıflamasını öğrenmek 2 Egzersiz programına başlamadan önce bireyin aşağıdaki değerlendirmesinin

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

Hastane Çalışanlarının Cerrahi Alan Enfeksiyonlarının Önlenmesi ve Kontrolüne Yönelik Bilgi Durumunun Değerlendirilmesi

Hastane Çalışanlarının Cerrahi Alan Enfeksiyonlarının Önlenmesi ve Kontrolüne Yönelik Bilgi Durumunun Değerlendirilmesi T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Ordu İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Tıbbi Hizmetler Başkanlığı Hastane Çalışanlarının Cerrahi Alan Enfeksiyonlarının Önlenmesi ve

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

YENİDOĞANLARDA EVDE SAĞLIK UYGULAMALARI

YENİDOĞANLARDA EVDE SAĞLIK UYGULAMALARI YENİDOĞANLARDA EVDE SAĞLIK UYGULAMALARI Doç. Dr. Nurullah OKUMUŞ Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağ. Ve Hast. Eğitim Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği ANKARA HASTANEMİZDE EVDE SAĞLIK HİZMETİ Hastanemizde,

Detaylı

İNDİKATÖR ADI ACİL SERVİSE 24 SAAT İÇERİSİNDE AYNI ŞİKAYETLE TEKRAR BAŞVURAN HASTA SAYISI VE ORANI İNDİKATÖR KARTI

İNDİKATÖR ADI ACİL SERVİSE 24 SAAT İÇERİSİNDE AYNI ŞİKAYETLE TEKRAR BAŞVURAN HASTA SAYISI VE ORANI İNDİKATÖR KARTI Sayfa No 1/17 ACİL SERVİSE 24 SAAT İÇERİSİNDE AYNI ŞİKAYETLE TEKRAR BAŞVURAN HASTA SAYISI VE ORANI İNDİKATÖR KARTI Acil servise 24 saat içinde aynı şikâyetle tekrar başvuran hasta sayısı ve oranının tespiti

Detaylı

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE): Pulmoner Emboli Profilaksisi Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD m Pulmoneremboli(PE): Bir pulmonerartere kan pıhtısının yerleşmesi Distaldeki akciğer parankimine kan sağlanaması Giriş Tipik

Detaylı