TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ"

Transkript

1 i TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ ADOLESAN ANNELERĠN ERĠġKĠN ANNELERLE SOSYODEMOGRAFĠK ÖZELLĠKLERĠNĠN, ANNE VE BEBEĞE AĠT RĠSKLERĠNĠN, DOĞUMDAN SONRAKĠ ĠLK BĠR AYLIK DÖNEMDE BEBEĞĠN ANNE SÜTÜ ALIMI, BÜYÜMESĠ, ANNENĠN BEBEK BAKIM PRATĠĞĠ ÜZERĠNE ETKĠLERĠNĠN KARġILAġTIRILMASI Aysun KARA UZUN ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS TEZĠ DANIġMAN Prof. Dr. Sevgi BAġKAN 2010-ANKARA

2 ii TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ ADOLESAN ANNELERĠN ERĠġKĠN ANNELERLE SOSYODEMOGRAFĠK ÖZELLĠKLERĠNĠN, ANNE VE BEBEĞE AĠT RĠSKLERĠNĠN, DOĞUMDAN SONRAKĠ ĠLK BĠR AYLIK DÖNEMDE BEBEĞĠN ANNE SÜTÜ ALIMI, BÜYÜMESĠ, ANNENĠN BEBEK BAKIM PRATĠĞĠ ÜZERĠNE ETKĠLERĠNĠN KARġILAġTIRILMASI Aysun KARA UZUN ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABĠLĠM DALI SOSYAL PEDĠATRĠ BÖLÜMÜ YÜKSEK LĠSANS TEZĠ DANIġMAN Prof. Dr. Sevgi BAġKAN 2010-ANKARA

3 KABUL ve ONAY ii

4 iii ĠÇĠNDEKĠLER Kabul ve Onay Ġçindekiler Önsöz Kısaltmalar ġekiller Çizelgeler ii iii vi viii ix x 1. GĠRĠġ Adolesan Dönemin Tanımı Kızlarda ve Erkeklerde Saptanan Pubertal DeğiĢiklikler Adolesan Gebeliğin Tanımı Adolesan Gebelik ve Anneliğin Önemi Adolesan Gebeliklerin Nedenleri Türkiye ve Dünyadaki Adolesan Gebelik Durumu Adolesanlar ve Adolesan Gebeliklerde Saptanan Sorunlar Cinsel Yolla BulaĢan Enfeksiyonlar Sigara ve Madde Kullanımı DüĢük Anemi Hipertansif Hastalıklar Doğum ġekli Postpartum Atoni Fistül DüĢük ve Doğum Sonrası Enfeksiyon Anne Ölümü Bebek Ölümü 21

5 iv Preterm Doğum, Bebekte Prematürite ve DüĢük Doğum Ağırlığı Adolesan Gebeliğe Bağlı Diğer Sorunlar Adolesanlarda Gebeliğin Önlenmesi ve Gebe Adolesanlara Yönelik ÇalıĢmalar ÇalıĢmanın Amaçları GEREÇ ve YÖNTEM AraĢtırma Planı ÇalıĢmada Kullanılan Formların Hazırlanması Formların Uygulanması AraĢtırmanın Tipi Verilerin Analizi Hipotezler Tanımlar BULGULAR Anne ve Babaların Sosyodemografik Özellikleri Annelerin Sağlık Durumları ile Ġlgili Bazı Bulguları Annelerin MenarĢ, Evlilik ve Ġlk Gebelik YaĢları Annelerin Evlilik Durumu ve Aile Özellikleri ile Ġlgili Bazı Bulguları Anne ve Babaların Aile Planlaması ile Ġlgili Bulguları Annelerin Doğurganlık Özellikleri Annelerin Gebelik Ġzlem Bulguları Bebeklerin Doğum Bilgileri, Yenidoğan Dönemi, 1. ve 2. Ay Ġzlem Bulguları TARTIġMA Adolesan Annelerin ve EĢlerinin Sosyodemografik Özellikleri, Adolesan Evlilik ve Gebeliğe Neden Olan Risk Faktörleri Annelerin Sağlık Durumları ile Ġlgi Bazı Bulgularının Değerlendirilmesi Annelerin MenarĢ, Evlilik ve Ġlk Gebelik YaĢları ile Ġlgili Bulgularının Değerlendirilmesi 72

6 v Annelerin Evlilik Durumu ve Aile Özellikleri ile Ġlgili Bazı Bulgularının Değerlendirilmesi Anne-Babaların Aile Planlaması ile Ġlgili Bulgularının Değerlendirilmesi Annelerin Doğurganlık Özelliklerinin Değerlendirilmesi Annelerin Bebek Bakım, Emzirme Bilgisi Durumlarının Değerlendirilmesi Annelerin Üreme Sağlığı ile Ġlgili Bulgularının Değerlendirilmesi Adolesan Olmanın Anne, Bebekte Neden Olduğu Riskler ve Annenin Bebek Bakım Pratiği Üzerine Olan Etkilerinin Değerlendirilmesi Adolesan Olmanın Annede Neden Olduğu Risklerin Değerlendirilmesi Adolesan Olmanın Bebekte Neden Olduğu Riskler ve Annenin Bebek Bakım Pratiği Üzerine Olan Etkilerinin Değerlendirilmesi SONUÇ VE ÖNERĠLER 93 ÖZET 97 SUMMARY 99 KAYNAKLAR 101 EKLER 108 Ek - 1 Annelerden Alınan Yazılı Onam Formu 108 Ek - 2 Anne Sosyodemografik Özellikleri Anket Formu 110 Ek - 3 Gebelik Ġzlemi ve Doğum Öyküsü Formu 114 Ek - 4 Baba Sosyodemografik Özellikleri Anket Formu 116 Ek - 5 Anne ve Bebek Ġzlem Formu 117 ÖZGEÇMĠġ 120

7 vi ÖNSÖZ Adolesan gebelikler sebepleri farklılık göstermekle birlikte, hâlen tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olarak devam etmektedir.yaģanan erken evlilik ve gebelikler genç kızları eğitim gibi temel bir haktan, kendi kendine yetebilecek, ülke ekonomisine katkıda bulunabilecek ekonomik bir çalıģma içinde bulunmaktan, birçok sosyal haktan mahrum bırakmakta, anne ve bebek açısından birtakım sağlık ve sosyal riskler içermektedir. ÇalıĢmada; çalıģmanın yapıldığı ġubat 2010 ile Mayıs 2010 tarihleri arasındaki 4 aylık dönemde, Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi'nden hizmet alan, 20 yaģ altı yüz adolesan anne ile ilk gebeliklerini yaģları arasında gerçekleģtiren yüz eriģkin annenin sosyodemografik özellikleri, anne ve bebeğin karģı karģıya kaldığı riskler, 2 grup annenin bebeklerinin 1 ve 2. ay beslenme, büyüme, geliģmesi ve annelerin 1. ve 2. ay bebek bakım pratikleri karģılaģtırılarak, adolesan gebelik ve evliliklere yol açan risk faktörleri, neden olduğu anne ve bebek riskleri ortaya konulmaya çalıģılmıģtır. ÇalıĢmada ayrıca, geliģmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemizin bir bölümünde yaģayan adolesan anneler ve bebeklerinin son dönemdeki özellikleri ortaya konularak, literatüre katkı sağlanması da amaçlanmıģtır. Elde edilen sonuçların hassas bir grup olan adolesanlara yönelik, gebeliğinde içinde bulunduğu yüksek riskli seksüel ve diğer davranıģların önlenmesiyle ilgili çalıģmalar da dahil olmak üzere, sağlık ve sosyal politika alanlarındaki çalıģmalarda öncelik alanlarının belirlenmesi, yeni stratejilerin oluģturulması, mevcut programların değerlendirilmesi ve hizmet planlamasının yapılmasına yardımcı olacağını umuyoruz. ÇalıĢmadan elde edilen sonuçların ayrıca, yüksek riskli gebelikler arasında değerlendirilen adolesanların gebeliklerinin izlemi, dikkat edilmesi gereken noktaların belirlenmesi, adolesan anneler ve bebeklerine yönelik çalıģmalarda da yol gösterici olacağını umuyoruz. Adolesan gebelikler ve evliliklerin önlenmesi çalıģmaları, eğitim, toplumların değer yargıları, sosyoekonomik, sosyokültürel faktörler gibi birçok faktörün etkisi altında yavaģ yavaģ sonuç verecektir. Bu nedenle, risk grubunda olan bu yaģtaki genç kızların sağlıklı bir gebelik, doğum ve doğum sonrası dönem geçirmelerini, sağlıklı bir bebek dünyaya getirmelerini, kendileri ve bebeklerine yetebilecek bilgiye sahip olmalarını, bebeklerine yeterli bakımı sunabilmelerini sağlamak gerekmektedir. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bölümü'nde bana Yüksek Lisans yapma Ģansı tanıyıp, bilgi, birikim ve tecrübelerini benimle paylaģan değerli hocalarım Prof. Dr. Sevgi BaĢkan ve Prof. Dr. Betül Ulukol'a sonsuz teģekkürlerimi sunuyorum. Yine, tezimin proje, yapım ve yazım aģamalarında bilgi, birikim ve tecrübelerini benimle paylaģan değerli hocalarım Prof. Dr. Sevgi BaĢkan ve Prof. Dr. Betül Ulukol'a, aynı bölümden Yrd. Doç. Dr. Filiz ġimģek Orhon'a teģekkürlerimi sunuyorum. Bana hastanelerinde tez yapma olanağı sağlayan Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi BaĢhekimliği'ne, fikirleri ile bana katkıda bulunan çalıģma arkadaģlarıma, tezimin yapılması sırasında yardımcı olan servis hemģirelerine teģekkür ediyorum.

8 Beni yetiģtiren, hayatımın her döneminde desteklerini yanımda hissettiğim annem ve rahmetli babama teģekkürlerimi sunuyorum. Tezimin yapım ve yazım aģamasında moral desteği veren, desteğini her zaman yanında hissettiğim sevgili eģim Gökalp'e sonsuz teģekkürlerimi sunuyorum. Varlığı ile beni dünyanın en mutlu insanı yapan minik kızım Defne Verda'ya sevgilerimi yolluyorum. vii

9 viii KISALTMALAR ABD AIDS CYBE DDA DSÖ EZH HIV HÜNEE ĠHB ĠUGG RDS RĠA SGK SPSS TCK TDH TDH TL TMK TNSA UNICEF WHO YÖDH YÖDH Amerika BirleĢik Devletleri Acquired Immunodeficiency Syndrome Cinsel Yolla BulaĢan Enfeksiyon DüĢük Doğum Ağırlığı Dünya Sağlık Örgütü Etlik Zübeyde Hanım Human Immunodeficiency Virus Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Ġndirekt Hiperbilirubinemi Ġntrauterin GeliĢme Geriliği Respiratuvar Distress Sendromu Rahim Ġçi Araç Sosyal Güvenlik Kurumu Statistical Package for Social Sciences Türk Ceza Kanunu Toplam Doğurganlık Hızı Toplam DüĢük Hızı Türk Lirası Türk Medeni Kanunu Türkiye Nüfus ve Sağlık AraĢtırması The United Nations International Children's Fund (BirleĢmiĢ Milletler Çocuklara Yardım Fonu) World Health Organization YaĢa Özel Doğurganlık Hızı YaĢa Özel DüĢük Hızı

10 ix ġekġller ġekil 3.1. Annelerin okul terki durum 39 ġekil 3.2. Annelerin çalıģma durumları ile ilgili bazı özellikleri 41 ġekil 3.3. Babaların çalıģma durumları ve çalıģtıkları iģlerin dağılımı 43 ġekil 3.4. Annelerin ilk gebeliklerinde emzirmeye karar verdikleri dönemler 53

11 x ÇĠZELGELER Çizelge 2.1. AraĢtırma planı 30 Çizelge 3.1. Annelerin yaģadıkları ilçeler 34 Çizelge 3.2. Anne ve babaların memleketleri 35 Çizelge 3.3. Adolesan annelerin yaģ grupları dağılımı 35 Çizelge 3.4. Annelerin bazı sosyodemografik özellikleri 36 Çizelge 3.5. Annelerin anne ve babalarının eğitim düzeyleri 37 Çizelge 3.6. Annelerin ve babaların ailelerinin aylık gelir dağılımları 38 Çizelge 3.7. Annelerin eğitim düzeyleri 38 Çizelge 3.8. Babaların eğitim düzeyleri 39 Çizelge 3.9. Annelerin çalıģma durumları ile ilgili bazı özellikleri 40 Çizelge Annelerin Ģimdiki aylık gelir dağılımları ve sosyal güvencesağlık güvencesi durumları 42 Çizelge Babaların çalıģma ve sosyal güvence-sağlık güvencesi durumları 43 Çizelge Annelerin sigara kullanım durumları 44 Çizelge Annelerdeki sağlık kuruluģlarından yardım almayı gerektiren psikolojik sorun varlığı 44 Çizelge Annelerin yıl olarak menarģ, evlilik ve ilk gebelik ile ilgili bazı özellikleri 45 Çizelge Annelerin evlilik durumları ve aile özellikleri ile ilgili bulgular 46 Çizelge Annelerin evdeki konumlarıyla ilgili kendi düģünceleri 47 Çizelge Anne ve babaların cinsel yaģamları baģlamadan önce korunma yöntemleri hakkında bilgi sahibi olma durumları 48 Çizelge Annelerin korunma yöntemleri hakkında bilgi edindikleri kaynaklar 48 Çizelge Annelerin korunma yöntemi kullanmaya baģlamalarının ilk cinsel deneyimle zamansal iliģkisi 49

12 xi Çizelge Annelerin 1. gebeik öncesi korunma yöntemi kullanım durumları ve kullanılan korunma yöntemleri 50 Çizelge Annelerin 1. gebeliklerinin planlılık durumu 50 Çizelge Annelerin doğurganlık özellikleri 52 Çizelge Annelerin ilk gebelikleri sırasında bebek bakımı ile ilgili bazı özellikleri 53 Çizelge Annelerin son gebeliklerindeki takip sayılarının sınıflaması 54 Çizelge Annelerin folik asit, vitamin, demir tedavisi, sigara kullanım durumları 55 Çizelge Son gebelikte kanama, anemi, hipertansiyon varlığı 56 Çizelge Annelerin doğum Ģekilleri 57 Çizelge Bebeklerin hastanede yatma durumları ve yatıģ nedenleri 58 Çizelge Annelerin emzirmeye baģlama zamanları ve bebeklerin anne sütüne devam durumları 60 Çizelge Ġlk 2 aylık izlemde bebeklerin beslenme özellikleri 61 Çizelge Bebeklerin ilk 2 aylık dönemde aģılanma ve vitamin kullanım durumları 61 Çizelge Annenin bebek bakımında yardım alma durumu 62 Çizelge Annelerin bebek bakım pratiklerini anlamaya yönelik sorulan sorulara verdikleri cevaplar 63

13 1 1.GĠRĠġ 1.1. Adolesan Dönemin Tanımı Ergenlik kavramı ilk kez 1904 de Stanley Hall ile literatüre girmiģ ve insan geliģiminde ayrı bir evre olarak yerini almıģtır. Adolesan kelimesi adolescere teriminden türetilmiģ olup, Latince de eriģkinliğe doğru büyümek, geliģmek anlamına gelmektedir (Ercan, O., 2005; Çuhadoroğlu, 2006). Adolesan dönemi geniģ anlamıyla bireyin biyolojik, psikolojik ve sosyal değiģimlerle çocukluktan eriģkinliğe geçiģ dönemidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yaģlar arasını adolesan dönem olarak kabul etmektedir (WHO, 1998; Ercan, G., 2005). Bununla birlikte, ergenlik pubertenin getirdiği biyolojik değiģikliklerle belirgin bir Ģekilde baģlamasına karģın, sonlanması konusunda o kadar açık belirtiler yoktur ve psikososyal faktörler ergenliğin sonlanmasında önemli rol oynamaktadır. Farklı araģtırmacıların ergenliğin sonlanıģıyla ilgili farklı tanımlamaları bulunmaktadır. Bu tanımlamaların bazıları; ergenlik kiģi eriģkin kimliğini kazandığında, bağımsızlık kazandığında, insest dıģı bir sevgi nesnesi bulduğunda, çalıģmaya baģlayıp, iģ sorumluluğunu aldığında biter Ģeklindedir. Tanımlamalara bakıldığında bu dönemin 17 yaģında sona ereceği gibi, yaģam boyu da sürebileceği Ģeklinde bir izlenim edinilmesi mümkündür. Ancak, çoğu yazar bu dönemin yaģ civarında baģlayıp, yaģında sona erdiği görüģünde birleģmektedir. Ergenlik, insan geliģim dönemleri içinde toplumsal etkilerin birey için en fazla önem taģıdığı evredir. Dolayısıyla, tanım gereği bitiģi belirleyen ruhsal olgunluğun sağlanmasının da toplumdan topluma farklılıklar göstermesi beklenebilir. Örneğin, ülkemizde gençlerin önemli bir bölümünün üniversitelere devam ediyor olması, bu sürecin tamamlanmasını yaģa kadar uzatabilmektedir. Ergenlik baģlangıç ve bitiģ sürelerinin belirlenmesinde olduğu kadar normal ve anormalliğinin belirlenmesinde de güçlük çekilen bir dönemdir. Önceleri, özellikle analitik gözlemciler tarafından

14 2 bir karıģıklık dönemi olarak kabul edilen ergenlikde, duygusal dalgalanmaların ve iniģ-çıkıģların olmaması anormal nitelendirilmekteydi. Daha sonraları baģka araģtırıcıların yaptıkları çalıģmalarda, gençlerin çoğu için böyle bir karıģıklığın beklenmesi gerekmediği anlaģılmıģtır. Özellikle aile desteğini iyi alan gençlerin bu dönemi fazla karıģıklık yaģamadan tamamladığı ortaya konmakla birlikte, bu dönemde ciddi psikiyatrik hastalıkları düģündürecek kadar ağır ruhsal belirtilere yol açan bocalamalara da rastlanabilmektedir (Çuhadaroğlu, 2006). Ergenlik, gencin geliģimini etkileyebilecek içsel ve dıģsal faktörlerin varlığı göz önüne alınarak genel olarak üç evrede incelenmektedir. Bu evreler; baģlangıç evresi (erken ergenlik) yaģlar arası, orta evre (orta ergenlik) yaģlar arası ve sonlanma (geç ergenlik) evresidir. Sonlanma evresi bazı araģtırmacılara göre yaģ arası olarak kabul edilirken, bazılarına göre ise 18 yaģ civarında baģlayıp, ne kadar süreceği kiģiden kiģiye değiģen, bireyin eriģkin psikolojik olgunluğunu kazanıp, toplum içinde eriģkin rollerini almaya hazır duruma gelmesine kadar devam eden bir evredir (Çuhadaroğlu, 2006; Aruda ve ark., 2010) Kızlarda ve Erkeklerde Saptanan Pubertal DeğiĢiklikler Adolesan dönem içinde yer alan pubertal dönemde sekonder seks karakterlerinin geliģimi, pubertal büyüme hamlesi ve gonadların olgunlaģarak fertilizasyon yeteneğinin kazanılması gerçekleģir. Kızlar ve erkeklerde pubertal geliģimi değerlendirmede Tanner tarafından geliģtirilen tanımlayıcı standartlar kullanılmaktadır. Adolesanların sağlık hizmeti gereksinimlerinin ve geliģimsel sorunlarının tanımlanmasında geliģimsel evreleme kronolojik yaģa göre daha yararlıdır. Bu amaçla kızlarda meme geliģimi ve pubik kıllanma, erkeklerde genital bölge geliģimi ile pubik kıllanma değerlendirilir. Pubertenin kızlardaki ilk fizik muayene bulgusu meme geliģimi, erkeklerde ise testislerdeki büyümedir. Testisin uzun çapının 2,5 santimetrenin (cm) üzerine çıkması ya da testis hacminin 4 mililitreye (ml) ulaģması pubertenin baģladığını gösterir. Pubertal dönemde iskelet sisteminde (el-ayak baģta olmak üzere) büyümenin yanısıra, vücut yağ dağılımında da önemli değiģiklikler olur. Ayrıca, aksiller kıllanma, seboreik dermatit, erkekte ses

15 3 kalınlaģması, vücut kokusunda artıģ meydana gelen diğer değiģikliklerdir. Sosyoekonomik ve çevresel koģullar bireyin genel sağlığı ve beslenmesi açısından en üst seviyeye ulaģtığında, pubertenin baģlama yaģı büyük ölçüde genetik faktörlerce belirlenmektedir. MenarĢ yaģının aynı etnik populasyonda ve anne-kız arasında önemli benzerlik göstermesi de yine genetik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Puberteyi etkileyen diğer önemli faktörler; etnik özellikler, beslenme, fizik ve ruhsal stres, kronik hastalıklar ve iklimdir (Wheeler, 1991; Ercan, G., 2005; Büyükgebiz, 2006) Adolesan Gebeliğin Tanımı Adolesan gebeliği, yaģ arasındaki genç kızların gebeliği anlamına gelmektedir. Bazı araģtırmacılar fizyolojik matüritenin ölçüsü olarak, reprodüktif yaģ ve jinekolojik yaģ terimlerinin kullanılmasını önermektedir. Reprodüktif yaģ, menarģ ile konsepsiyon arasındaki kronolojik yaģ aralığı, jinekolojik yaģ ise menarģ ile doğum arasındaki zamanı ifade eder. MenarĢın baģlamasından itibaren 2 yıl içinde olan konsepsiyon ve doğum, sırasıyla reprodüktif ve jinekolojik yaģın en alt sınırını oluģturmaktadır. Epidemiyolojik olarak yaģ ve yaģ gebelikleri arasında genellikle bir ayırım vardır. Kadının doğurganlık dönemi olarak yaģlar arası kabul edilmekte olup, adolesan gebelik hızlarının karģılaģtırılmasında genel olarak yaģ arasındaki adolesan gebeliklerle ilgili veri kullanılmaktadır (Mitchell ve Bracken, 1990; Treffers, 2003) Adolesan Gebelik ve Anneliğin Önemi Yirmi yaģından önce anne olan kadınların oranı, birçok ülkede önemli bir sağlık ve toplumsal sorun olarak kabul edilen adolesan doğurganlığın boyutunu gösteren bir ölçüdür. Çocuk sahibi olmaya baģlanılan yaģın hem demografik, hem de anne ve çocuk sağlığı açısından önemli sonuçları vardır. Erken yaģta evlenen kadınlar, özellikle de gebeliği önleyici yöntem kullanımının çok az olduğu veya hiç olmadığı

16 4 durumlarda daha uzun süre gebelik riski altında bulunmaktadır. Bunun bir sonucu da, erken yaģlarda baģlayan doğurganlık, ileriki yaģlarda baģlayan doğurganlığa göre daha büyük ailelerin oluģmasına neden olmaktadır (BaĢer, 2000; HÜNEE, 2009, s.: 71). Adolesan dönemdeki kadınların cinsel iliģki, gebelikten korunma yolları, gebelik, düģük, anne olma, bebek beslenmesi ve bakımı gibi konularda bilgileri daha ileri yaģtaki kadınlara göre yetersizdir. Bu nedenle meydana gelen gebelik sadece adolesanların kendi yaģamlarına değil, aile ve doğacak olan bebeğe de ciddi yükler getirmektedir (Hillis ve ark., 2004; Wildschut, 2008, s.: 29). Erken yaģta çocuk doğurmak, kadınların ekonomik faaliyetlerden faydalanmasını kısıtlamakta, uzun vadede anneye, aileye, bebeğe ve ülke ekonomisine önemli oranda yükler getirmektedir (Burt, 1986; Treffers, 2003; HÜNEE, 2009, s.: 71). Uluslararası sözleģmeler ve birçok ulusal yasaya göre hak ihlâli olan çocuk yaģta evlilik, kız çocuklarını eğitimden yoksun bırakmaktadır. Eğitimli kadınlar evlilik ve gebeliklerini daha ileri yaģlara kaydırmakta, doğum aralıklarını daha iyi ayarlamakta, gebelikte daha yeterli bilgi ve bakım almaktadırlar. Eğitimli annelerin, düģük doğum ağırlıklı (DDA) bebek doğurma olasılıklarının daha az olduğu, bebeklerini daha iyi besledikleri, daha iyi bakım verdikleri, daha yüksek oranda aģılatarak bebeklerinin yaģam Ģansını artırdıkları bilinmektedir (Anne ve yenidoğan sağlığı, 2009, s.: 8; HÜNEE, 2009, s.: 163). Adolesan dönemde fiziksel geliģme, psikolojik ve toplumsal geliģmeden daha önce olmaktadır. Gençlerin özellikle geliģmekte olan ülkelerde, genellikle kendi ve karģı cinsiyetin özellikleri, vücut iģlevleri ve üreme özellikleri konularında yeterli bilgilerinin olmadığı da bilinmektedir. Bu yetersiz bilgi ile cinsel yaģamın baģlaması, cinsel yolla bulaģan enfeksiyonlar (CYBE), istenmeyen gebelikler, isteyerek düģükler gibi üreme sağlığı sorunlarına yol açmaktadır. Ayrıca, güvensiz cinselliğin yaģanması ve üreme sağlığı sorunlarının ortaya çıkması, ileri dönemdeki üreme sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Üreme sağlığı sorunları, toplumsal sorunları da beraberinde getirmektedir (Özcan ve ark., 2008; Ergin, 2004; Guttmacher Institute, 2010). Guttmacher Enstitüsü Amerika BirleĢik Devletleri'nde (ABD) bulunmaktadır ve 1968 yılında aile planlaması programlarının yapıldığı bir merkez bünyesinde

17 5 kurulmuģtur. Daha sonra 1974 yılında bir kadın doğum uzmanı olan Alan F. Guttmacher'in ismi verilen, cinsel sağlık-üreme sağlığı ile ilgili araģtırmalar yapan ve raporlar hazırlayan bir kuruluģtur. Tüm dünyada, gebelik ve doğumla ilgili komplikasyonlar yaģ grubu genç kızların ölümünde önemli bir yer tutmaktadır. Her yıl genç kız bu yüzden ölmektedir. Bir genç kız gebe kaldığında yaģça ne kadar küçükse, kendinin ve bebeğinin maruz kalacağı sağlık riskleri de o kadar büyük olmaktadır. OnbeĢ yaģının altında gebe kalan kızların doğum sırasında ölme riskleri, 20 yaģ ve sonrasında gebe kalan kızlara göre 5 kat daha fazla bulunmuģtur (Anne ve yenidoğan sağlığı, 2009, s.: 7, 8). Yapılan değiģik çalıģmalarda, adolesan anne bebeklerinin eriģkin anne bebeklerine oranla beslenme sorunu yaģama, fiziksel geliģmede geri kalma riski daha fazla, kognitif fonksiyonları daha geri, öğrenme kapasiteleri daha düģük, çocukluk çağında davranıģ problemleri daha fazla, suç iģleme potansiyelleri daha yüksek bulunmuģtur. Ayrıca, bu bebekler ihmâl ve istismar açısından da önemli bir risk grubunu oluģturmaktadırlar. Yapılan çalıģmalarda, anne yaģı 18'in altında olduğunda bebeğin 1 yaģına gelmeden ölme riski, 19 yaģının üstündeki bir annenin bebeğine göre %60 daha fazla bulunmuģtur (Klein, 2005; HÜNEE, 2009, s.: 182; Anne ve yenidoğan sağlığı, 2009, s.: 8) Adolesan Gebeliklerin Nedenleri Adolesanlarda gebelikler dahil yüksek riskli seksüel davranıģlar ve diğer yüksek riskli davranıģlarda saptanan nedenlerden bazıları; adolesanların ailelerinin sosyokültürel, gelir, eğitim düzeylerinin düģük olması, aile içi iletiģimin bozuk olması, anne-baba ayrılığı, adolesanın ailede karģılaģtığı erken yaģanan cinsel tecrübe ile ilgili bilgisinin olması olarak sıralanabilir. Ayrıca adolesanın okul terki, okul baģarısının düģük olması, alkol ve madde bağımlığı, duygusal, fiziksel veya cinsel istismara maruz kalmıģ olması, ailede mental sorunu olan, suça eğilimli veya suç iģlemiģ, madde bağımlılığı olan birey varlığı riski artıran diğer nedenlerden

18 6 bazılarıdır. Yukarıda belirtilen nedenlerin yanı sıra; adolesanın ilk adet yaģı, cinsel iliģki sıklığı, cinsel eģ sayısı, korunma yöntemleri hakkında bilgisi, yönteme ulaģmada ve kullanmada yaģanılan sıkıntılar, evlilik durumu, çiftlerin birbiri ile olan iletiģimi, eğitim, iģ durumu, sosyal destek kaynakları, sosyal güvencenin olmaması, ırk, etnik köken de adolesan gebelik riskini artıran nedenler arasındadır (BaĢer, 2000; Treffers ve ark., 2001; Dube ve ark., 2002; Fessler, 2003; Hillis ve ark., 2004; Klein, 2005; WHO, 2006). Uygun aile ve arkadaģ çevresi olan, uygun aile denetimi olan, aile içi iletiģimin iyi olduğu, yüksek gelirli aileden gelen, düzenli bir iģ veya aktiviteye devam eden adolesanlarda bu tür yüksek riskli davranıģlar daha az görülmektedir (Resnick, 2000). Günümüzde kızlar ve erkekler seksüel olgunluğa erken yaģta ulaģmakta, menarģ erken baģlamakta, bu nedenle kızlar küçük yaģta gebe kalabilmektedirler. GeliĢmiĢ ülkelerde ortalama ilk adet yaģı 12,5, geliģmekte olan ülkelerde 15 yaģ civarındadır. ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde 19. yüzyıldan bu yana ilk adet yaģı yaklaģık 3 yıl kadar gerilemiģtir (Wyshak ve Frisch, 1982; Bongaarts ve Cohen, 1998; Treffers, 2003). Yapılan çalıģmalarda, Türk kızlarında ise ortalama menarģ yaģı 12,5 yaģ olarak bulunmuģtur (Ercan, G., 2005). Az geliģmiģ ve geliģmekte olan ülkelerde kadınların eğitim düzeyi ve bununla paralel olarak sosyal çevredeki statüleri erkeklere oranla daha düģüktür. Eğitim düzeyinin düģük olması, kültürel ve geleneksel davranıģlar nedeniyle adolesan yaģta evlilikler ve gebelikler kaçınılmaz olmakta, genç çiftler genelde evliliklerinin ilk yılı içinde gebelikle karģı karģıya kalabilmektedirler (BaĢer, 2000; Bayram ve ark., 2005). Eğitim düzeyi ve sosyal statüsü düģük olan ve evlenmeden gebe kalan adolesan kadın, ailesi tarafından reddedilme tehlikesiyle karģı karģıya kalmaktadır (Bulut ve ark., 2008). Türkiye Nüfus ve Sağlık AraĢtırması (TNSA) 2008 verilerine göre, yaģlar arasındaki kadınlar arasında hiç eğitimi olmayan kadınlar ve ilkokulu bitirmemiģ kadınlarla, en az lise mezunu kadınlar arasında ilk evlenme yaģı ortancası arasında beģ yıldan fazla fark saptanmıģtır (HÜNEE, 2009, s.: 113). Yurt dıģından yapılan çalıģmalarda, yoksul aileden gelen adolesan kızların, zengin aileden gelen kızlara göre daha yüksek oranda ve korunmasız cinsel iliģkide

19 7 bulundukları, gebelik risklerini daha az bildikleri, bunun sonucunda da diğer gruba göre daha yüksek oranda gebe kaldıkları tespit edilmiģtir (BaĢer, 2000; Klein, 2005). Yine yapılan birçok çalıģmada, yoksul ve eğitim düzeyi düģük ailelerden gelen adolesan kızlarda, geçmiģe ait duygusal, fiziksel veya cinsel istismar öyküsünün daha yüksek olduğu, bu kızların annelerinin de adolesan yaģta gebe kalma oranlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiģtir (Klein, 2005; Gökçe ve ark., 2007; Wildschut, 2008, s.: 28). Evlilik öncesi cinsel deneyim ve gebelik, sosyal ve kültürel açıdan birçok ülkede kabul edilmemekte ve bu kültürel olgu adolesanın gebelik önleyici yöntem kullanımına engel olmaktadır. Özellikle evli olmayan adolesanlar aile planlaması kliniklerine rahatlıkla baģvuramamakta, sağlık personeli onlara önyargılı davranabilmekte ve adolesanlar gerekli olan gebelik önleyici yöntemlere kolayca ulaģamamaktadırlar. Beklenmedik bir zamanda, planlanmadan cinsel iliģki yaģanması, gebelik önleyici yöntemler hakkında ve ulaģılabilirliği hakkında yetersiz bilgi, gizli kalmayacağı konusunda korku ve utanma, tıbbi iģlemlerden korkma, ulaģım ve hizmet için ödeme yapamama, eģinden veya ailesinden korkma, çocuk sahibi olma baskısı ve benzeri etkenler gebelik önleyici yöntem kullanmayı engellemektedir. Bu durum da, adolesanlarda planlanmadan gerçekleģen doğum oranını artırmaktadır (BaĢer, 2000). Örneğin ABD'deki Guttmacher Enstitüsü'nün (2010) raporuna göre, adolesan gebeliklerin %82'si plansızdır ve yıllık tüm plansız gebeliklerin %20'sini oluģturmaktadır. Bu bakımdan adolesanlarda planlanmadan yapılan cinsel iliģki sonrası acil korunma yöntemleri hakkında da bilgilendirme büyük önem taģımaktadır (Chhabra ve ark., 2009). Yine, adolesanlar çoğu zaman gebe kalmayacaklarını düģündükleri için önlem almamaktadır ve oral konraseptif kullanımına uzun dönemde uyumları iyi değildir (Emans ve ark., 1987; Davis, 1989). Daha önce yapılan çalıģmalarda, gençlerin ilk modern gebelik önleyici yönteme cinsel aktiviteye baģladıktan 1 yıl sonra gecikmiģ olarak baģladıkları bulunmuģtur (Gutmacher Institute, 1994; BaĢer, 2000). Oysa gebeliklerin %50'si ilk cinsel aktiviteden sonraki 6 ay içinde meydana gelmektedir (Klein, 2005). ABD'deki Guttmacher Enstitüsü'nün (2010) raporuna göre de, korunma yöntemi kullanmayan gençler ilk 1 yıl içinde %90 oranında gebe kalmaktadırlar. Yine ABD'de yapılan bir çalıģma sonucuna göre, gençler acil korunma konusunda bilgilendirilir, kolay

20 8 ulaģılabilirliği sağlanır ve yöntemi kullanırlarsa istenmeyen gebeliklerin ve düģüklerin yılda %50 oranında azaltılabileceği tahmin edilmektedir (Jones ve ark., 2002). TNSA-2008 verilerine göre ise Türkiye'de yaģ arası evli adolesanlar arasında herhangi bir gebelik önleyici yöntem kullanım oranı %62,3, herhangi bir modern gebelik önleyici yöntem kullanım oranı %38,4, herhangi bir geleneksel yöntem kullanım oranı %50 olarak tespit edilmiģtir. Bu oranlar ise tüm yaģ grupları içinde en düģük gebelik önleyici yöntem kullanım oranıdır (HÜNEE, 2009, s.: 78, 79). Adolesan gebelikler üzerinde, aile yaģamı ve çalıģma düzeninin de etkisi olduğu bilinmektedir. Son yıllarda boģanmaların artması, anne ve babanın ayrı ortamlarda yaģamasına sebep olmuģtur. Bu durumda, çocuklar genellikle anneleriyle birlikte kalmakta ve babasıyla birlikte yaģamadan büyüyen çocuk sayısı artmaktadır. Ayrıca annenin çalıģması da, adolesanda çalıģan, tek, boģanmıģ anneden oluģan aile kavramının oluģmasına yol açmaktadır (Bulut ve ark., 2008). Küçük yaģlarda anne veya babasından birinden ayrılmak zorunda kalıp, üvey anne veya babaya sahip olan genç kız aile içinde meydana gelen huzursuzluklar ve kavgalar nedeniyle erken yaģlarda evlenebilmektedir. Bunun sonucu olarak da adolesan gebelikler oluģmaktadır (Uyanık ve Doğan, 2008). Türkiye'de de son on yılda boģanma oranlarında hafif ama sürekli bir artıģ olmasına rağmen, ülkemizde hâlen evlilik sürdürülmeye çalıģılan bir kurumdur ve yaģ arası kadınların %95'i evlidir. Onsekiz yaģın altındaki çocukların %93'ü anne-babası ile birlikte yaģamaktadır (HÜNEE, 2009, s.: 8, 22, 43). Evlilik öncesi cinsel deneyim baģta geliģmiģ ülkeler olmak üzere tüm dünyada gençler arasında önemli bir problem olarak yaygınlaģmaya baģlamıģtır. Son yıllarda adolesanların önceki kuģaklara göre daha erken yaģlarda cinsel iliģkiye girdiği belirlenmiģtir (Özcan ve ark., 2008). KentleĢme ve geliģmeye paralel olarak evlilik yaģı artmakta ve gençlerin evlilik öncesi seksüel tutum ve davranıģları değiģmektedir. Günümüzde seksüel aktivite, toplumun genelinde ve gençler arasında daha kabul edilebilir olmuģtur. Diğer ülkelerle kıyaslandığında ilk cinsel deneyimin ülkemizde daha geç yaģandığı görülmektedir. Bu durumun oluģmasında ülkemizdeki toplumsal değer yargılarının etkili olduğu düģünülebilir. Az geliģmiģ ve geliģmekte olan ülkelerde evlilik öncesi cinsel iliģkinin artıģıyla ilgili faktörler arasında; erken

21 9 seksüel olgunluk, adolesan seksüel davranıģlarının kabulünde fikir birliğinin olmaması, henüz cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili yeterli eğitimin sağlanamaması, kültürel ve dini etkilerin azalması, kentleģme, geç evlenme sayılabilir (BaĢer, 2000; Treffers ve ark., 2001). Türkiye'de yapılan bir çalıģmada, yaģ ortalamaları 17,5±0,7 yaģ olan 861 lise öğrencisinin %33 ünün (erkeklerin %56,6 sı, kızların %5,1 i) cinsel iliģkide bulunduğu, ilk cinsel iliģkide bulunma yaģının kızlarda 16,5±0,8, erkeklerde 15,7 ±1,5 yaģ olduğu tespit edilmiģtir (Aras ve ark., 2007). ABD'deki Guttmacher Enstitüsü'nün (2010) raporuna göre, yılları arasında adolesanlar arasında cinsel iliģki yaģama oranı erkeklerde %55'den %46'ya, kızlarda %49'dan %46'ya gerilemiģ, kızların %13'ü, erkeklerin ise %15'i 15 yaģ altında ilk cinsel iliģkisini yaģamıģ, 19 yaģ altı evli olmayan gençler arasında bu oran %70 olarak tespit edilmiģtir. Bununla birlikte, gençlerin 20 yaģının ortaları veya sonuna kadar evlenmeyi tercih etmedikleri de gözlenmektedir. Yine aynı rapora göre, ilk cinsel tecrübesini 20 yaģının altında yaģayan yaģ grubu gençlerin %10'nun ilk cinsel tecrübesi istekleri dıģında gerçekleģmektedir. Özellikle küçük adolesanlar istekleri dıģı cinsel iliģki açısından büyük risk altındadırlar. ABD'de yapılan çalıģmalarda, istekleri dıģında cinsel iliģkiye zorlanan adolesanların oranı 15 yaģın altında %60, 14 yaģın altında ise %74 olarak belirtilmektedir (Klein, 2005). Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 103. maddesine göre 15 yaģını tamamlamamıģ bir çocuğa uygulanan her türlü cinsel davranıģ suçtur. Yasanın 104. maddesi reģit olmayanla cinsel iliģki ile ilgili, 105. maddesi cinsel taciz ile ilgilidir (TCK, 2004). Adolesanlarla ilgili sorun, geliģmiģ ülkelerde daha çok evlilik öncesi yaģanan cinsel deneyim, bunun sonucu meydana gelen istenmeyen gebelikler, isteyerek yapılan düģükler iken, Türkiye'deki sorun kültürel yapı ve gelenekler nedeniyle yapılan erken yaģ evlilikleri ve yaģanan erken gebeliklerdir (Klein, 2005; Bulut ve ark., 2008; HÜNEE, 2009, s.: 8). Adolesanlarda istenmeyen gebelikle birlikte doğum oranı da yüksektir (Whitaker ve ark., 2010). Türkiye de evlilik, hem evliliğin ülke genelinde yaygın olması, hem de doğumların neredeyse tamamının evlilik içerisinde gerçekleģmesi nedeniyle demografik açıdan oldukça önemlidir. Yine, ilk evlenme yaģı da kadının gebelik riski altına girmesini ifade etmesi nedeniyle önemli bir

22 10 demografik göstergedir. Türkiye de son 20 yılda ilk evlilik yaģında düzenli bir artıģ olmuģtur. TNSA-1978 verilerinde, yaģ grubu kızların %22,2'si evliyken, 2008 verilerinde bu oran %9,8'e gerilemiģtir. Son verilere göre, Türkiye'de ortanca ilk evlenme yaģı 20,8'dir. Ortanca evlilik yaģı yaģ grubu için 19,5 den, yaģ grubunda 22,1 e yükselmektedir. OnbeĢ yaģına kadar evlenen kadın oranı, en yaģlı kuģakta %8 iken, yaģ grubundaki kadınlarda %2 ye düģmektedir. Ortanca evlilik yaģı kırda, doğu da, eğitim seviyesi düģük kadınlarda, refah seviyesi düģük ailelerden gelen kadınlarda daha düģük bulunmuģtur (HÜNEE, 2009, s.: XVI, 110, 111, 112). Ülkemiz gibi geliģmekte olan veya az geliģmiģ ülkelerde diğer nedenlerin yanı sıra; ailelerin kültürel, geleneksel değerlerle çocuklarının evlenmelerini biran önce görme arzusu, adolesan kadınının aile tarafından maddi açıdan yük olarak görülmesi, ailenin çeyiz veya baģlık parası gibi maddi beklentiler içinde olması erken yaģ evliliklerinin nedenleri arasında sayılabilir (Uyanık ve Doğan, 2008). Ülkemizde 4271 sayılı Türk Medeni Kanununa (TMK) göre, normal evlilik yaģı 18 olarak belirlenmiģtir. Yasaya göre, 17 yaģını bitiren erkek ve kadın evlenebilmektedir. Ayrıca, hâkim olağanüstü durumlarda ve önemli bir sebeple, aileninde rızası ile 16 yaģını doldurmuģ olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilmektedir. TMK nun belirlediği evlenme yaģından önce yapılan evlilikler erken yaģ evliliği olarak değerlendirilmekte olup, Türkiye de resmi nikâh olmadan, genelde dini nikâh kıyılarak gerçekleģmektedir (TMK, 2001; Uyanık ve Doğan, 2008; HÜNEE, 2009, s.: 111). Cinsellik adolesan geliģiminin doğal bir parçası olduğu halde, cinsellikle ilgili sorunlar yaģanabilmektedir. Adolesanların, ebeveynlerin ve toplumun cinsellik hakkında farklı ve/veya karģıt görüģlerinin olması, fiziksel olgunlaģma yaģının düģmesi, adolesanlarla ebeveynler arasında iletiģim eksikliği, medyanın cinsel davranıģlarla ilgili gerçekçi olmayan imajları teģvik etmesi, arkadaģ grupları ve akran baskısı, cinsellikle ilgili eğitimlerin yetersiz olması nedenler arasında sayılabilir. Kendi kiģisel değerleri, ailenin değerleri, medya tarafından tanımlanan cinsel imaj arasında sıkıģan adolesan sıklıkla impulsif davranıp, hazır olmadan ve önlem almadan cinsel iliģkiye girebilmektedir (Özcan ve ark., 2008).

23 Türkiye ve Dünyadaki Adolesan Gebelik Durumu Adolesan gebeliklerin nedenleri zaman içinde ve ülkeler arasında değiģiklikler göstermektedir. GeçmiĢe oranla azalmakla birlikte, adolesan gebelikler hâlen tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur (BaĢer, 2000; Treffers, 2003). TNSA-2008 in sonuçlarına göre, son yıllarda genç yaģ grubundaki nüfus artıģ hızı azalıp, ileri yaģtakilerin nüfusu Türkiye ortalamasından daha hızlı artmaktadır. Bununla birlikte, Türkiye hâlen nüfusunun %27'si 15 yaģın altında olan, genç nüfusa sahip bir ülkedir. Toplam doğurganlık hızı (TDH), kadınların doğurganlık yaģamları süresince, söz konusu yaģa özel doğurganlık hızlarının geçerli olması durumunda doğuracakları toplam çocuk sayısıdır. YaĢa özel doğurganlık hızı (YÖDH) ise bir yaģ grubundaki her 1000 kadına düģen doğum sayısıdır. Ülkemizde yılları arasındaki son 30 yılda TDH yaklaģık %50 azalarak 4,33'den, 2,16 çocuğa gerilemiģ, yaģ grubunda ise YÖDH son 20 yıl içinde 80'den 38'e gerilemiģtir. TNSA-2003 te adolesan dönemde bulunan kadınların %8 i doğurganlığa baģlamıģken, 2008 de bu oran %6 düzeyine gerilemiģtir. Adolesan doğurganlığı yaģla birlikte hızla artmakta olup, 15 yaģında %1 den bile az olan oran, 19 yaģındaki kadınlar arasında %13 e yükselmektedir. Adolesan annelik, kırsal alanda, eğitim seviyesi düģük kadınlar arasında daha yüksek oranda saptanmıģtır. Bu son araģtırmadaki önemli değiģikliklerden biri de, araģtırmadan önce yapılan tüm araģtırmalarda en yüksek YÖDH'na sahip yaģ grubu iken, 2008 de en yüksek YÖDH yaģ grubundadır. Bu Türkiye de sadece doğurganlık seviyelerinin değiģmediğini, aynı zamanda doğumların daha ileri yaģlara ertelendiğini göstermektedir. Son araģtırmada, ülkemizde ortanca ilk doğum yaģı yaģ grubundaki kadınlar için 22,3 tür. Ġlk doğum yaģı, kentte, eğitim seviyesi, refah seviyesi yüksek kadınlarda, genç yaģ grubu kadınlarda daha yüksektir. Genç yaģ grubundaki kadınların adolesan yaģlarda ilk doğumlarını yapma olasılıkları da, daha ileri yaģlardaki kadınlara oranla daha düģük bulunmuģtur. Tüm bu değiģikliklere rağmen, Türkiye de kadınlar hâlen erken yaģlarda çocuk doğurma eğiliminde olup, doğumların %70 i 30 yaģından önce gerçekleģmektedir. Ülkemizde gebelik ve doğum ile bağlantılı hastalık ve ölüm riskinin en yüksek olduğu 20 yaģın altında ve

24 12 35 yaģın üzerinde yapılan doğumlar, tüm doğumların yaklaģık beģte birini oluģturmaktadır (HÜNEE, 2009, s.: XV, XVI, 60, 64, 71, 66, 73, 74). Ülkeler arasında adolesan gebelik oranları açısından farklar bulunmaktadır. Sahra Afrika'sı 143 ile en yüksek orana sahipken, Avrupa'da oran 20'dir. Yine, geliģmiģ ülkeler arasında da adolesan gebelik oranları açısından belirgin farklar göze çarpmaktadır. Hollanda da adolesan gebelik oranı 14, adolesanlar arasında isteyerek yapılan düģük oranı yüksek (%61), kendiliğinden olan düģük oranı ise düģük olup 8,6'dır. Oysa Ġngiltere ve Galler'de oran oldukça yüksek olup, adolesan gebelik oranı 45, düģük hızı 19, doğum hızı 26 bulunmuģtur (Treffers, 2003). Ġsveç'te yılları arasındaki 20 yıllık sürede doğan adolesanlar üzerinde yapılan bir baģka çalıģmada ise yaģ grubu gebelik oranlarında belirgin azalma saptanmıģtır (Lindh ve ark., 2009). ABD'deki Guttmacher Enstitüsü'nün (2010) raporuna göre, adolesan gebeliklerin 2/3'ü yaģ grubunda gerçekleģmektedir ve ABD'de yılları arasında adolesan gebelik oranında %41 azalma sağlanmıģtır. Bu azalma, gençlerin korunma yöntemi kullanma alıģkanlıklarının artmasına ve cinsel iliģkiye girmeyi ileri yaģlara ertelemelerine bağlanmaktadır. Aynı rapora göre, adolesanlardaki doğum oranı ise yılları arasında %32 azalmıģtır ve 2006 yılında gebeliklerin %59'u doğumla sonuçlanmıģtır. Adolesanların doğumları da tüm doğumların %10'nu oluģturmaktadır. Bir baģka rapora göre ise ABD'de 1990 lı yıllardan itibaren düģme eğilimi göstermesine rağmen, adolesan gebelik ve doğum oranı hâlen diğer geliģmiģ ülkelerden daha yüksek olup, diğer ülkelerin 2-15 katıdır (Hillis ve ark., 2004). ABD'deki gençlerin seksüel aktivite potansiyeli, Batı Avrupa ülkelerindeki gençlerle hemen hemen aynıdır. Bununla birlikte ABD'de adolesanlar arasında gebelik ve doğurganlık oranlarının daha yüksek olması, Avrupa ülkelerinde cinsel sağlık, üreme sağlığı ile ilgili eğitimlerin daha düzenli yapılmasına, buna bağlı olarak da gençlerin korunma yöntemi kullanma bilgi ve alıģkanlıklarının daha fazla olması ile açıklanmaktadır (Treffers, 2003; Klein, 2005). Amerikan Pediatri Akademisi ise son raporunda, 2010 yılında yaģ arası adolesan gebelik oranının %10 daha artacağını öngörmektedir (Aruda ve ark., 2010). Adolesan gebelikler anne ve bebek için sağlık sorunları yanında uzun vadede birçok sosyoekonomik risk de içerdiği için, özellikle az geliģmiģ ülkelerde acil korunma

25 13 yöntemlerinin kullanımının yaygınlaģtırılması konusunda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği vurgulanmaktadır (Treffers, 2003) Adolesanlar ve Adolesan Gebeliklerde Saptanan Sorunlar Adolesan gebelikler farklı çalıģma sonuçları olmakla birlikte, genel olarak riskli gebelikler olarak kabul edilmekte olup, tıbbi ve sosyal sorunlara yol açabilmektedir. Adolesanlardaki gebelik komplikasyonları ile ilgili raporlar, olumsuz sosyal koģullar ve yetersiz prenatal bakım gibi etkenlerin karıģması nedeniyle genellikle çeliģkilidir ve yorumlanması güçtür. Ortaya çıkan olumsuzluklardan yalnız anne yaģının küçük olması sorumlu olmayıp, adolesanlarla ilgili sosyal ve biyolojik olumsuz koģulların da etkisi bulunmaktadır (Klein, 2005; Wildschut, 2008, s.: 28). Yine bazı araģtırmalarda, adolesan gebelikler iyi planlanır ve yeterli prenatal takipleri yapılırsa, bu gebeliklerin yüksek riskli gebelikler olmaktan çıkacağı belirtilmektedir (Bükülmez ve Deren, 2000; Geist ve ark., 2006). Adolesan gebeliklerde risk, yaģ küçüldükçe (menarģ ile konsepsiyon arasındaki süre kısaldıkça) daha da artmaktadır. Adolesanlarda istenmeyen gebelik sonuçlarına neden olan faktörlerden birisinin de, besinler için fetus ile anne arasında yarıģ olması ve bu durumun da normal büyüme iģlevini bozması olduğu düģünülmektedir (Çoruh ve Topal, 1981; Sukanich ve ark., 1986). Adolesan gebelerde sigara kullanımı, bağımlılık yapıcı madde kullanımı, Human Immunodeficiency Virus (HIV) ve diğer CYBE'ların daha fazla görüldüğü bildirilmektedir. Ayrıca, beslenme yetersizliği, gebelik baģlangıç boy ve kilosunun düģüklüğü, gebelikte beklenenden daha az kilo alımı, gebelikler arasındaki sürenin kısalığı, gebelik sayısının fazla oluģu, evlilik dıģı gebelik, prenatal izlem yetersizliği gibi sorunların daha fazla görüldüğüne dair birçok çalıģma sonucu bulunmaktadır. Adolesanlarda diğerlerine göre daha az olmakla birlikte saptanan diğer 2 önemli sorun ise doğum öncesi-sonrası kanama ve fistül oluģumudur. Yine adolesanlarda gebelik hipertansiyonu, preeklampsi, anemi, bebeklerde ise prematürite, DDA, intrauterin geliģme geriliği (ĠUGG) gibi komplikasyonların eriģkin gebelerden daha sık görüldüğüne dair birçok çalıģma sonucu bulunmaktadır. Adolesan gebeliklerde perinatal mortalite, morbiditenin de

26 14 arttığı düģünülmektedir (Treffers ve ark., 2001; Özalp ve ark., 2003; Klein, 2005; Miller ve ark., 2005; Trivedi ve Pasrija, 2007; Wildschut, 2008, s.: 27-29). De vienne ve arkadaģlarının (2009) yaptığı çalıģmada ise preeklampsi ve doğum sonrası kanama adolesan gebeliklerde eriģkin gebeliklerden daha az saptanmıģtır Cinsel Yolla BulaĢan Enfeksiyonlar Tüm dünyada adolesanlarda CYBE sıklığı giderek artmaktadır (Treffers ve ark., 2001; Chedraui ve ark., 2007). Ġlk cinsel iliģki yaģı, cinsel iliģki sıklığı, birden çok cinsel eģ, CYBE semptomları bulunan eģ ile cinsel iliģkide bulunulması, sosyoekonomik durum, korunma yöntemi kullanma durumu, CYBE sıklığını etkileyen faktörler arasındadır. Bunlardan ilk cinsel iliģki yaģı ve yaģam boyu cinsel eģ sayısı, CYBE ve HIV riski artıģında daha önemli yer tutmaktadır (Özcan ve ark., 2008). Kadınlar HIV dahil CYBE'lara erkeklere kıyasla daha yatkındırlar (BaĢer, 2000). Adolesan kadınların CYBE'lardan ve gebelikten korunma konusunda bilgi ve becerilerinin yetersiz olması, koruyucu yöntemlere ulaģmada karģılaģtıkları engeller, bu hastalıkların adolesanlarda eriģkin kadınlara oranla daha sık görülmesine sebep olmaktadır (Jejeebhoy ve ark., 1999). Chedraui ve arkadaģları (2007) adolesanlarda cinsel sağlık ve üreme sağlığı bilgi düzeyini anlamak için yaptıkları çalıģmada, adolesanların yaģları arttıkça, aile planlaması ve HIV ile ilgili bilgi düzeylerinin arttığını, ancak bilgi düzeyleri fazla olan grupta bile korunma yöntemi kullanım ve HIV riskini azaltmaya yönelik tutum ve davranıģların düģük düzeyde olduğunu tespit etmiģlerdir. ABD'deki Guttmacher Enstitüsü'nün (2010) raporuna göre, yaģ grubu cinsel olarak aktif popülasyonun %25'ini oluģturmakla birlikte, her yıl yeni tespit edilen CYBE'ların %48'i yaģ grubu arasındaki gençlerde görülmektedir. Bu yaģ grubundaki CYBE'ların %50'sini Human Papillomavirüs enfeksiyonları oluģturmaktadır. ABD'de küçük yaģtaki adolesan kızların eriģkin erkek cinsel eģleri olma olasılığı yüksektir. Bunlar daha çok cinsel istismar tarzında davranıģlar olup, HIV, CYB diğer enfeksiyon olasılığını artırmaktadır (Miller ve ark., 1997). Yine ABD'de yapılan bir baģka çalıģmada, adolesanların cinsel eģlerinin, yaģ aralığındaki eriģkin kadınların cinsel eģlerine göre yaģlarının daha genç olduğu ve bu erkeklerde CYBE sıklığının daha yüksek olduğu tespit edilmiģtir. Bunun nedeninin,

27 15 adolesanların cinsel eģlerinin cinsel eģ sayısının, cinsel iliģki sıklığının fazla olması, karģı cinsle kısa sürede, tanımadan iliģki kurmaları olduğu düģünülmüģtür (Thurman ve ark., 2009) Sigara ve Madde Kullanımı Adolesanlarda sigara ve özellikle geliģmiģ ülkelerde olmak üzere kokain gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımı yetiģkinlere oranla daha yüksektir (Treffers, 2003). Gebelikte sigara kullanımı düģüklere, fetal büyümenin yavaģlamasına, perinatal mortalitenin artmasına neden olmaktadır. Kokain kullanımı ise gebeliğin ilk 3 ayında spontan düģüğe, 2. ve 3. trimesterde preterm eylem, plesanta dekolmanı ve erken membran rüptürüne yol açabilmektedir (Covington ve ark., 2000) DüĢük 1 Her yıl sağlıksız koģullarda meydana gelen düģüklerin %25'i adolesan yaģ grubunda görülmektedir (Adolesan sağlığı, 2010). Adolesanlardaki isteyerek yapılan düģüklerin çoğu sağlıksız koģullarda, çok tehlikeli yöntemlerle ve yetenekli olmayan kiģiler tarafından yaptırılmaktadır. Adolesan sıklıkla korku, utanma ve parasızlık gibi nedenlerle böyle davranmakta, düģük komplikasyonları için tıbbi yardım almayı geciktirebilmektedir. Sağlıksız koģullarda yapılan düģükler sonucunda kadınlarda enfeksiyon, kanama, pelvik organlara travma meydana gelebilmekte, infertilite, uzun süreli sakatlıklara yol açabilmekte, maternal mortalite ve morbidite artmaktadır (WHO, 2000; BaĢer, 2000). TNSA-2008 verilerine göre, Türkiye'deki toplam düģük hızı* (TDH) kadın baģına 0,29'dur. AraĢtırmanın yapıldığı tarihten önceki 5 yılda yaģa özel isteyerek düģük 1 * Toplam düģük hızı, mevcut durumdaki yaģa özel düģük hızlarına uyduğu takdirde doğurgan çağdaki bir kadının yaģamı boyunca yapacağı toplam düģük sayısını göstermektedir. * YaĢa özel düģük hızı, bir yıllık dönemde belirli yaģta bir kadının yapacağı düģük oranını göstermektedir. Bu hızlar 1000 kadın için verilmektedir (HÜNEE, 2009, s.: 107).

28 16 hızları ise adolesanlarda 1, yaģ grubunda 16'dır. Ġsteyerek düģük yapan evlenmiģ kadınların yüzdesi yaģayan çocuk sayısı ile artmaktadır. Oran, yaģayan çocuğu olmayanlarda %6 iken, beģ veya daha fazla yaģayan çocuğu olanlar arasında %29 gibi yüksek bir düzeye çıkmaktadır. YaĢa özel düģük hızları* (YÖDH), diğer yaģ gruplarında kentte kırsal alanla aynı veya daha yüksekken, adolesanlarda kırda kentten 4 kat daha yüksek bulunmuģtur (HÜNEE, 2009, s.: 98, 107). GeliĢmiĢ ülkelerde ise adolesan gebeliklerinin çoğu evlilik dıģı, plansız ve istenmeyen gebelikler olduğu için isteyerek yapılan düģük hızları da bir o kadar yüksektir. Bu yaģ grubundaki tüm kanıtlanmıģ gebeliklerin %30-60'ı düģükle sonlanmaktadır (Wildschut, 2008, s.: 28). ABD'deki Guttmacher Enstitüsü'nün (2010) raporuna göre, 2006 yılında adolesan gebeliklerinin %27'si düģükle sonlanmıģ olup, bu genç kızların ailelerinin çoğu kızlarının bebeği düģürmesini istemektedir. Bunun için; bebeğin hayatlarını değiģtirecek olmasını, maddi olarak yetemeyeceklerini, bebek bakımında kendilerini yeterli hissetmemelerini gerekçe göstermektedirler Anemi Gebelikte hematolojik sistemde birçok değiģiklikler olmakta ve bu durum sonuçların yorumlanmasında sıkıntılara neden olmaktadır. Gebelikte artan kan volümü nedeniyle hematokrit değerinde fizyolojik bir düģme olmakta ve bu nedenle gebelikte 1. ve 3. trimesterde hemoglobin değerinin 11 gram (gr)/ desilitre (dl), 2. trimesterde 10,5 gr/dl'nin altında olması anemi kabul edilmektedir (Cunningham ve ark., 2001, s.:1308, 1309). Bununla birlikte, Milman ve arkadaģları (2007) benzer sosyoekonomik ve ırksal özelliklere sahip Danimarkalı gebe kadınlarda normal gebelikteki referans hematolojik parametreleri belirlemek için yaptıkları çalıģmada, hemoglobin değerinin 10,5 gr/dl'nin, hematokrit değerinin %31'in altında olması durumunda anemi tanısı konması gerektiğini belirtmiģlerdir. Ġstanbul'da anemi için tedavi almayan gebelerde yapılan bir çalıģmada ise anemi olarak, hemoglobin değerinin 11 gr/dl'nin, hematokrit değerinin %33'ün altında olması kabul edilmiģtir (Api ve ark., 2009). Gebelikte en sık rastlanan anemi, demir eksikliği ve akut kan kaybına bağlı anemidir. Demir eksikliği anemisi daha çok beslenme yetersizliği ve

29 17 akut kan kaybına bağlı olarak geliģmektedir (Cunningham ve ark., 2001, s.: 1308, 1309). Dünyada, gebeliklerde anemi prevalansı farklı çalıģmalarda % arasında değiģmektedir. DSÖ verilerine göre ise dünya nüfusunun yaklaģık %30 unun, dünyadaki gebe kadınların ise yarıdan fazlasının anemik olduğu tahmin edilmektedir. Yine DSÖ verilerine göre, demir eksikliği anemisi oranı Avrupa da %14, Türkiye de %25 tir. Ġstanbul'da anemi tedavisi almayan gebelerde yapılan çalıģmada ise demir eksikliği anemisi prevalansı %10,1 olarak saptanmıģtır. Ülkemizdeki çalıģmaların çoğu Sağlık Ocağı'na baģvuran gebelerdeki anemi prevalansını saptamaya yönelik küçük ölçekli çalıģmalar olup, bu çalıģmalara göre Türkiye deki anemi prevalansı bölgelere göre büyük değiģiklikler (%29,4-%95,2) göstermektedir. DSÖ, gebelerde anemi prevalansı %40 tan az saptandığında ikinci trimesterden itibaren 6 ay süre ile günlük 60 miligram (mg) elementer demir kullanılmasını önermektedir. Anemi prevalansı %40 ve üzerinde saptandığında ise ikinci trimesterden itibaren 6 ay ve doğumdan sonra 3 ay olmak üzere toplam 9 ay süre ile günlük 60 mg elementer demir kullanılmasını ülke deneyimlerine bağlı olarak önermektedir. Gebelikte anemi görülme sıklığı, sosyoekonomik durum, kadının beslenme durumu, gebenin adolesan olması, gebelik sayısı, gebelikler arasındaki süre, akut kan kaybı gibi nedenlere bağlı olarak farklılıklar göstermektedir (WHO, 1992; Oruç ve ark., 1996; Pirinçci ve ark., 2001; Mersin ve ark., 2002; Api ve ark., 2009). Gebelikte aneminin maternal ve perinatal etkileri konusunda farklı görüģler bulunmaktadır. DSÖ, maternal mortalitenin %20 sine aneminin katkısı bulunabileceğini öne sürmektedir. Anemi, preterm doğum, ĠUGG, DDA gibi bebekle ilgili komplikasyonlar ve preeklampsi, eklampsi gibi maternal komplikasyonlar ile de iliģkilendirilmiģ olup, bazı çalıģmalarda ise kötü perinatal sonuçlar ile iliģkili olmadığı belirtilmektedir. Bu nedenlerden dolayı anemi, kadın sağlığı ve gebe sağlığı açısından önemle ele alınması gereken bir sağlık sorunudur (Murphy ve ark., 1986; WHO, 1992; Levy ve ark., 2005; Api ve ark., 2009). Adolesan gebelerde aneminin diğer yaģ grubundaki kadınlardan daha fazla saptandığını gösteren birçok çalıģma sonucu bulunmaktadır (Treffers ve ark., 2001; Desdicioğlu ve Malas, 2006; Geist ve ark., 2006; Trivedi ve Pasrija, 2007; Phupong ve Suebnukarn, 2007; De vienne ve ark., 2009). Bunun sebeplerinden bazıları; adolesanların kendi büyümesi ile fetus büyümesinin birlikte devam etmesi sebebiyle vücuttaki depoların hızla tükenmesi, fetal büyüme ve

M2 S1. Üreme Sağlığı. Tanım, Üreme Hakları, Bütüncül Yaklaşım. Doç. Dr. Günay SAKA 12 Mayıs 2011

M2 S1. Üreme Sağlığı. Tanım, Üreme Hakları, Bütüncül Yaklaşım. Doç. Dr. Günay SAKA 12 Mayıs 2011 M2 S1 Üreme Sağlığı Tanım, Üreme Hakları, Bütüncül Yaklaşım Doç. Dr. Günay SAKA 12 Mayıs 2011 M2 S6 Üreme Sağlığına Yönelme Bükreş konferansı (1974) II. Nüfus Konferansı (1984 Meksika) Kadın ve çocuklara

Detaylı

SEÇMELİ DERS ÖNERİ FORMU

SEÇMELİ DERS ÖNERİ FORMU Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi 2012-2013 Eğitim Öğretim Yılı SEÇMELİ DERS ÖNERİ FORMU Dersin adı Üreme Sağlığı Anabilim dalı Sorumlu öğretim üyesi E-posta adresi Halk Sağlığı Prof.Dr.Haldun SÜMER

Detaylı

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri 1 Öğrenim Hedefleri Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, yaşam dönemlerine göre kadın sağlığına olan etkilerini açıklar, Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile kadına

Detaylı

ANNE BESLENME BĠLGĠSĠ ve ALIġKANLIKLARI. Doç.Dr.Pemra C.ÜNALAN Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği AD

ANNE BESLENME BĠLGĠSĠ ve ALIġKANLIKLARI. Doç.Dr.Pemra C.ÜNALAN Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği AD ANNE BESLENME BĠLGĠSĠ ve ALIġKANLIKLARI Doç.Dr.Pemra C.ÜNALAN Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği AD Fetal Hayattan Çocukluğa Ġlk 1000 gün boyunca anne beslenmesi özellikle 2 evrede bebek

Detaylı

Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler

Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler Aşırı doğurganlığın anne ve çocuk sağlığına etkileri İstenmeyen gebelikler ve isteyerek düşükler Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD 10.05.2010 1 Amaç : Tıp Fakültesi Dönem III öğrencileri, aşırı doğurganlık,

Detaylı

BĠRĠNCĠ BASAMAK SAĞLIK ÇALIġANLARINDA YAġAM DOYUMU, Ġġ DOYUMU VE TÜKENMĠġLĠK DURUMU

BĠRĠNCĠ BASAMAK SAĞLIK ÇALIġANLARINDA YAġAM DOYUMU, Ġġ DOYUMU VE TÜKENMĠġLĠK DURUMU GOÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Tokat Halk Sağlığı Müdürlüğü BĠRĠNCĠ BASAMAK SAĞLIK ÇALIġANLARINDA YAġAM DOYUMU, Ġġ DOYUMU VE TÜKENMĠġLĠK DURUMU Yalçın Önder¹, Rıza Çıtıl¹, Mücahit Eğri¹,

Detaylı

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY GİRİŞ ÇalıĢmak yaģamın bir parçasıdır. YaĢamak nasıl bir insan hakkı

Detaylı

YAŞAM ÖYKÜSÜ. Doğum yeri: Doğum Tarihi: 1. Aile Bilgileri Baba: Adı: YaĢı:

YAŞAM ÖYKÜSÜ. Doğum yeri: Doğum Tarihi: 1. Aile Bilgileri Baba: Adı: YaĢı: YAŞAM ÖYKÜSÜ ADI: TARĠH: Doğum yeri: Doğum Tarihi: 1. Aile Bilgileri Baba: Adı: YaĢı: Mesleği: Sağlığı: Eğer vefat etmiģse ölüm yaģı: O zaman siz kaç yaģındaydınız: Ölüm Nedeni: Anne: Adı: YaĢı: Mesleği:

Detaylı

07.11.2014. Ana Sağlığını Etkileyen Faktörler ve Alınacak Önlemler

07.11.2014. Ana Sağlığını Etkileyen Faktörler ve Alınacak Önlemler 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 2. Hafta ( 22 26 / 09 / 2014 ) 1.) KADIN ve ANASAĞLIĞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER ve ALINACAK ÖNLEMLER 2.) KADIN ve ANA SAĞLIĞI İLE İLGİLİ ÖLÇÜTLER Slayt No: 2

Detaylı

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME ADOLESAN Adolesan; Genç (youth); Gençlik (young people); 10-19 yaģ 15-24 yaģ 10-24 yaģ ADOLESAN Adolesan; çocukluktan eriģkinliğe

Detaylı

TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ

TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ TAP VAKFI ERGENLER & GENÇLER için CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMLERİ CİNSEL SAĞLIK EĞİTİMİ Uygulama Milli Eğitim Bakanlığı (Örgün /Yaygın eğitim) Pilot Uygulamalar (ERDEP) Sivil toplum kuruluşları (Akran eğitim

Detaylı

BĠR DEVLET HASTANESĠNDE ÇALIġANLARIN HASTA VE ÇALIġAN GÜVENLĠĞĠ ALGILARININ ĠNCELENMESĠ. Dilek OLUT

BĠR DEVLET HASTANESĠNDE ÇALIġANLARIN HASTA VE ÇALIġAN GÜVENLĠĞĠ ALGILARININ ĠNCELENMESĠ. Dilek OLUT BĠR DEVLET HASTANESĠNDE ÇALIġANLARIN HASTA VE ÇALIġAN GÜVENLĠĞĠ ALGILARININ ĠNCELENMESĠ Dilek OLUT Tıp biliminin ilk ve temel prensiplerinden biri Önce Zarar Verme ilkesidir. Bu doğrultuda kurgulanan sağlık

Detaylı

SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü. 0-6 YAġ ÇOCUĞUN PSĠKOSOSYAL GELĠġĠMĠNĠ DESTEKLEME PROGRAMI (ÇPGD)

SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü. 0-6 YAġ ÇOCUĞUN PSĠKOSOSYAL GELĠġĠMĠNĠ DESTEKLEME PROGRAMI (ÇPGD) SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü 0-6 YAġ ÇOCUĞUN PSĠKOSOSYAL GELĠġĠMĠNĠ DESTEKLEME PROGRAMI (ÇPGD) Erken Dönem Beyin GeliĢimi ile ĠliĢkili Ġleri YaĢlardaki Ruhsal Sorunlar YaĢamın

Detaylı

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 213 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması Ulusal Toplantı TNSA-213 Sonuçları Doç. Dr. A. Sinan Türkyılmaz Doç. Dr. Alanur Çavlin 2 Aralık 214, Rixos Grand Ankara Oteli, Ankara Sunuş Planı Hanehalkı nüfusunun

Detaylı

İSTANBUL DA GENÇLER ARASINDA CİNSELLİK ARAŞTIRMASI RAPORU

İSTANBUL DA GENÇLER ARASINDA CİNSELLİK ARAŞTIRMASI RAPORU İSTANBUL DA GENÇLER ARASINDA CİNSELLİK ARAŞTIRMASI RAPORU Kültegin Ögel Ceyda Y. Eke Nazlı Erdoğan Sevil Taner Bilge Erol İstanbul 2005 Kaynak gösterme Ögel K, Eke C, Erdoğan N, Taner S, Erol B. İstanbul

Detaylı

ADOLESAN VE PERİMENOPOZDA İNFERTİLİTE TEDAVİSİ YAPILMALI MIDIR? Prof. Dr. Yusuf ÜSTÜN

ADOLESAN VE PERİMENOPOZDA İNFERTİLİTE TEDAVİSİ YAPILMALI MIDIR? Prof. Dr. Yusuf ÜSTÜN ADOLESAN VE PERİMENOPOZDA İNFERTİLİTE TEDAVİSİ YAPILMALI MIDIR? Prof. Dr. Yusuf ÜSTÜN ADOLESAN Çocukluktan erişkinliğe geçiş süreci DSÖ 10-19 yaş arasını kapsar Menarş sonrası ilk 2 yıl anovulatuar siklustan

Detaylı

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım

Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Risk Altındaki Çocuklara Yaklaşım Prof. Dr. Betül Ulukol Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Risk Yüksek riskli gebeliklerin sonucu dünyaya gelenler Özel sağlık gereksinimi olan

Detaylı

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 213 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2. Bölge Toplantısı TNSA-213 Sonuçları Doç. Dr. Alanur Çavlin Dr. Pelin Seçkiner 5 Şubat 215 Swiss Otel Büyük Efes, İzmir Sunuş Planı Hanehalkı nüfusunun ve kadınların

Detaylı

www.binnuryesilyaprak.com

www.binnuryesilyaprak.com Türkiye de PDR Eğitimi ve İstihdamında Yeni Eğilimler Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK Türk PDR-DER Başkanı 16 Kasım 2007 Adana Türkiye de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri Başlangıcından günümüze

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ANNE ÖLÜMLERİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ANNE ÖLÜMLERİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE ANNE ÖLÜMLERİ Dr. İbrahim PADIR İstanbul, 2015 Kavramlar ve Tanımlar Gebeliğe bağlı ölüm, bir kadının gebelik süresince, doğumda ya da gebeliğin sonlanmasından sonraki 42 gün içinde

Detaylı

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ

İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ İLK 1000 GÜNDE UYGULANAN BESLENME POLİTİKALARI VE GELECEK NESİLLERE ETKİSİ Dr. Sema ÖZBAŞ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanı Sağlık Bakanlığı Teşkilat Şeması Türkiye Halk

Detaylı

PERİNATOLOJİ ve ÖNLENEBİLİR ANNE ÖLÜMLERİ. Dr. Şevki ÇELEN ZTB Kadın Sağlığı EAH Perinatoloji Kliniği

PERİNATOLOJİ ve ÖNLENEBİLİR ANNE ÖLÜMLERİ. Dr. Şevki ÇELEN ZTB Kadın Sağlığı EAH Perinatoloji Kliniği PERİNATOLOJİ ve ÖNLENEBİLİR ANNE ÖLÜMLERİ Dr. Şevki ÇELEN ZTB Kadın Sağlığı EAH Perinatoloji Kliniği Perinatoloji Yüksek riskli gebelik Maternal ve fetal sağlığı tehdit eden, mortalite ve morbidite olasılığını

Detaylı

ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ

ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ ÜNİTE II- KADIN GENİTAL ORGANLARININ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ Genital Organlar Dış Genital Organlar İç Genital Organlar Kemik Kısımları (Pelvis ) Siklus Oluşumu ve Hormonlar Oval ve Menstrual Siklus Halkası

Detaylı

ADÖLESAN GEBELĠKLER: MATERNAL VE FETAL SONUÇLAR

ADÖLESAN GEBELĠKLER: MATERNAL VE FETAL SONUÇLAR T.C. ÇUKUROVA ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABĠLĠM DALI ADÖLESAN GEBELĠKLER: MATERNAL VE FETAL SONUÇLAR Dr. Rauf MELEKOĞLU UZMANLIK TEZĠ TEZ DANIġMANI Prof. Dr. Ġsmail Cüneyt

Detaylı

TOPLUMU TANIMA VE EKİP ÇALIŞMASI YARD. DOÇ. DR. NALAN AKIŞ

TOPLUMU TANIMA VE EKİP ÇALIŞMASI YARD. DOÇ. DR. NALAN AKIŞ TOPLUMU TANIMA VE EKİP ÇALIŞMASI YARD. DOÇ. DR. NALAN AKIŞ Amaç Bu dersin sonunda öğrenciler, sağlık hizmeti verecekleri toplumu tanımanın önemi konusunda bilgi sahibi olacaklardır. ÖĞRENİM HEDEFLERİ Bu

Detaylı

KASTAMONU KANSER ERKEN TEġHĠS TARAMA VE EĞĠTĠM MERKEZĠ (KETEM)

KASTAMONU KANSER ERKEN TEġHĠS TARAMA VE EĞĠTĠM MERKEZĠ (KETEM) KASTAMONU KANSER ERKEN TEġHĠS TARAMA VE EĞĠTĠM MERKEZĠ (KETEM) RAHĠMAĞZI KANSERĠ KANSER NEDİR? Hücrelerin anormal ve düzensiz çoğalmalarıdır.eğer vaktinde önlem alınmazsa diğer doku ve organları tutarak,

Detaylı

KADIN SAĞLIĞI,- ANA SAĞLIĞI 15-49 YAŞ KADIN ve GEBE İZLEMİ

KADIN SAĞLIĞI,- ANA SAĞLIĞI 15-49 YAŞ KADIN ve GEBE İZLEMİ KADIN SAĞLIĞI,- ANA SAĞLIĞI 15-49 YAŞ KADIN ve GEBE İZLEMİ İÇİNDEKİLER 1. GİRİŞ 2. KAVRAM ve TANIMLAR 2.1. KADIN SAĞLIĞI 2.1.1. Kadın Sağlığının Önemi 3. ANA SAĞLIĞI 3.1. Ana Çocuk Sağlığının Önemi 3.3.

Detaylı

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar

Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Gestasyonel Diyabet: Anne ve Fetusta Kısa ve Uzun Dönem Sonuçlar Prof. Dr. Lemi İbrahimoğlu İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Perinatoloji Bilim Dalı Gestasyonel Diyabetes

Detaylı

CUMHURĠYET ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM BÖLÜMÜ DERS BĠLGĠLERĠ FORMU. Kadın Hastalıkları ve Doğum. Lisans

CUMHURĠYET ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM BÖLÜMÜ DERS BĠLGĠLERĠ FORMU. Kadın Hastalıkları ve Doğum. Lisans CUMHURĠYET ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM BÖLÜMÜ DERS BĠLGĠLERĠ FORMU Bölüm Kadın Hastalıkları ve Doğum Yıl/yarıyıl 6/1-2 Dersin Adı Ders düzeyi (Önlisans, lisans,vb) Dersin Türü(Z/S)

Detaylı

YENİDOĞAN ÖLÜMLERİ VE PREMATÜRİTE. Doç. Dr. Ahmet Yağmur Baş Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları EAH Yenidoğan Kliniği

YENİDOĞAN ÖLÜMLERİ VE PREMATÜRİTE. Doç. Dr. Ahmet Yağmur Baş Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları EAH Yenidoğan Kliniği YENİDOĞAN ÖLÜMLERİ VE PREMATÜRİTE Doç. Dr. Ahmet Yağmur Baş Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları EAH Yenidoğan Kliniği YENİDOĞAN SAĞLIĞI Yenidoğan dönemi; doğumdan bir aya kadar olan süreyi (ilk 28 gün)

Detaylı

Gebelikte diyabet taraması. Prof. Dr. Yalçın Kimya

Gebelikte diyabet taraması. Prof. Dr. Yalçın Kimya Gebelikte diyabet taraması Prof. Dr. Yalçın Kimya Gestasyonel diyabet İlk defa gebelik sırasında saptanan diyabet Diagnosis and classification of diabetes mellitus. Diabetes Care 2010;33(Suppl 1):S62 9.

Detaylı

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN)

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) Düzenleme Tarihi: Bingöl Üniversitesi(BÜ) Ġç Kontrol Sistemi Kurulması çalıģmaları kapsamında, Ġç Kontrol Sistemi Proje Ekibimiz

Detaylı

HEMODĠYALĠZ HASTALARININ UMUTSUZLUK DÜZEYLERĠ

HEMODĠYALĠZ HASTALARININ UMUTSUZLUK DÜZEYLERĠ HEMODĠYALĠZ HASTALARININ UMUTSUZLUK DÜZEYLERĠ *Derya BaĢaran ** Özlem ġahin Altun *Diaverum Özel Merzifon Diyaliz Merkezi **Atatürk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Psikiyatri HemĢireliği AD GİRİŞ

Detaylı

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri

Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Örnekleme Süreci ve Örnekleme Yöntemleri Prof. Dr. Cemal YÜKSELEN Ġstanbul Arel Üniversitesi 4. Pazarlama AraĢtırmaları Eğitim Semineri 26-29 Ekim 2010 Örnekleme Süreci Anakütleyi Tanımlamak Örnek Çerçevesini

Detaylı

HEPATİT A AŞISI. Prof Dr Nuran Salman Ġstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon ve Klinik Ġmmunoloji

HEPATİT A AŞISI. Prof Dr Nuran Salman Ġstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon ve Klinik Ġmmunoloji HEPATİT A AŞISI Prof Dr Nuran Salman Ġstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon ve Klinik Ġmmunoloji Hepatit A özellikleri : Enkubasyon ortalama 28 gün Gürültülü baģlangıç Koyu renkli idrar,kusma,bulantı,sarılık

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır.

1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 1 / 5 1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk a detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 2. Kapsam: Bu talimat çocuk ın değerlendirilmesine ilişkin faaliyetleri

Detaylı

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR

ĠSHAKOL. Ġġ BAġVURU FORMU. Boya Sanayi A.ġ. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız. No:.. ÖNEMLĠ NOTLAR Ġġ BAġVURU FORMU ĠSHAKOL Boya Sanayi A.ġ. No:.. En Son ÇekilmiĢ Fotoğrafınız ÖNEMLĠ NOTLAR 1. BaĢvuru formunu kendi el yazınızla ve bütün soruları dikkatli ve eksiksiz olarak doldurup, imzalayınız. ĠĢ

Detaylı

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir??

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir?? Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem Sıklığı?? Klinik seyir?? Çocuğun ilk travmatik yaşam olayı emzirme bağlanma olumsuz sağlık koşulları yetersiz bakım Doğum Değişim İyi anne olabilecek

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER PSH 501 - Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Temelleri

Detaylı

NĠJER - ZINDER BÖLGESĠNDE YAġAYAN 15-49 YAġ GRUBU KADINLARIN ÜREME SAĞLIĞI DURUMU

NĠJER - ZINDER BÖLGESĠNDE YAġAYAN 15-49 YAġ GRUBU KADINLARIN ÜREME SAĞLIĞI DURUMU T.C. TRAKYA ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ HALK SAĞLIĞI ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS PROGRAMI Tez Yöneticisi Doç. Dr. Burcu TOKUÇ NĠJER - ZINDER BÖLGESĠNDE YAġAYAN 15-49 YAġ GRUBU KADINLARIN ÜREME

Detaylı

ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞININ ÖNEMİ. Sağlık; bireyin beden, ruh ve sosyal açıdan tam bir iyilik durumunda olmasıdır.

ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞININ ÖNEMİ. Sağlık; bireyin beden, ruh ve sosyal açıdan tam bir iyilik durumunda olmasıdır. ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞININ ÖNEMİ Sağlık; bireyin beden, ruh ve sosyal açıdan tam bir iyilik durumunda olmasıdır. Anne-çocuk sağlığı hizmetlerinin amacı; özelde anne ve çocukların, genelde ise toplumun sağlıklı

Detaylı

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Çalışması Türkiye de Doğurganlık Tercihleri Dr. Pelin Çağatay Melike Saraç Emre İlyas Prof. Dr. A. Sinan Türkyılmaz 10 Eylül 2015, Hilton Oteli, Ankara

Detaylı

TÜRKĠYE DE BEġ YAġ ALTI ÖLÜM HIZINDAKĠ DEĞĠġĠMLER. Dr. Sema ÖZBAŞ Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü

TÜRKĠYE DE BEġ YAġ ALTI ÖLÜM HIZINDAKĠ DEĞĠġĠMLER. Dr. Sema ÖZBAŞ Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü TÜRKĠYE DE BEġ YAġ ALTI ÖLÜM HIZINDAKĠ DEĞĠġĠMLER Dr. Sema ÖZBAŞ Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü Binyıl Kalkınma Hedeflerinden 4 üncüsü (BKH4) beş yaş altı ölüm hızının 1990 daki düzeye

Detaylı

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve

TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU. Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve III TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROJE ONAY FORMU Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlaması ve Ekonomisi Bilim Dalı öğrencisi Canan ULUDAĞ tarafından hazırlanan Bağımsız Anaokullarında

Detaylı

PROSTAT KANSERİ HASTALARA BİYOPSİKOSOSYAL YAKLAŞIM GAZĠANTEP ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK HĠZMETLERĠ M.Y.O. ÖĞR. GÖR. ADĠLE NEġE (ÇAPARUġAĞI)

PROSTAT KANSERİ HASTALARA BİYOPSİKOSOSYAL YAKLAŞIM GAZĠANTEP ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK HĠZMETLERĠ M.Y.O. ÖĞR. GÖR. ADĠLE NEġE (ÇAPARUġAĞI) PROSTAT KANSERİ HASTALARA BİYOPSİKOSOSYAL YAKLAŞIM GAZĠANTEP ÜNĠVERSĠTESĠ SAĞLIK HĠZMETLERĠ M.Y.O ÖĞR. GÖR. ADĠLE NEġE (ÇAPARUġAĞI) Kanser hastalığının yol açtığı strese verilen yanıt, sergilenen uyum

Detaylı

GÜÇ KOŞULLAR ALTINDAKİ ÇOCUKLAR. Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD Mart 2009

GÜÇ KOŞULLAR ALTINDAKİ ÇOCUKLAR. Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD Mart 2009 GÜÇ KOŞULLAR ALTINDAKİ ÇOCUKLAR Doç. Dr. Günay SAKA DÜTF HSAD Mart 2009 1 Amaç: Bu dersi sonunda dönem III öğrencileri güç koşullar altındaki çocukların korunmasına yönelik müdahaleler konusunda bilgi

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

Gebelere Antenatal Dönemde Verilen Eğitimin Fetal Bağlanma, Doğum Algısı ve Anksiyete Düzeyine Etkisi. Ebe Huriye Güven

Gebelere Antenatal Dönemde Verilen Eğitimin Fetal Bağlanma, Doğum Algısı ve Anksiyete Düzeyine Etkisi. Ebe Huriye Güven Gebelere Antenatal Dönemde Verilen Eğitimin Fetal Bağlanma, Doğum Algısı ve Anksiyete Düzeyine Etkisi Ebe Huriye Güven Gebelik dönemi fizyolojik, psikolojik ve sosyal değişimlerin yaşandığı ve bu değişimlere

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü Sayı : B100AÇS0120000/2600-9216/3238 Konu : Gebelerde Demir Destek Programı Uygulaması 29.09.2005 GENELGE 2005/147 Gebelikte meydana

Detaylı

03.06.15 09:30 BİYOKİMYA-MİKROBİYOLOJİ-FARMAKOLOJİ 10:30 HALK SAĞLIĞI 11:30 PATOLOJİ 13:30 İYİ HEKİMLİK UYG. 6 Hafta. Kurul Süresi: 10 saat 10 saat

03.06.15 09:30 BİYOKİMYA-MİKROBİYOLOJİ-FARMAKOLOJİ 10:30 HALK SAĞLIĞI 11:30 PATOLOJİ 13:30 İYİ HEKİMLİK UYG. 6 Hafta. Kurul Süresi: 10 saat 10 saat Yeni Yüzyıl Üniversitesi TIP FAKÜLTESİ Prof. Dr. Demir Budak Dekan Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Asiye Nurten 215 216 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DÖNEM III DERS KURULU 6 TIP TIP 332- ÜREME SİSTEMİ HASTALIKLARI

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Mevsimlik Tarım İşçilerinin ve Ailelerinin İhtiyaçlarının Belirlenmesi Araştırması 2011 Harran Üniversitesi-UNFPA

Mevsimlik Tarım İşçilerinin ve Ailelerinin İhtiyaçlarının Belirlenmesi Araştırması 2011 Harran Üniversitesi-UNFPA Mevsimlik Tarım İşçilerinin ve Ailelerinin İhtiyaçlarının Belirlenmesi Araştırması 211 Harran Üniversitesi-UNFPA Hizmet için kanıt oluşturan sonuçlar açısından Hizmetleri planlama ve uygulama açısından

Detaylı

MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemektir.

MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemektir. ÇALIġANLARIN Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ EĞĠTĠMLERĠNĠN USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELĠK BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI Alzheimer hastalığı (AH) ilk kez, yaklaşık 100 yıl önce tanımlanmıştır. İlerleyici zihinsel işlev bozukluğu ve davranış değişikliği yakınmaları ile hastaneye yatırılıp beş yıl

Detaylı

SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ZORUNLU DERSLERİ

SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ZORUNLU DERSLERİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ İ Yüksek Lisans SZR 101 Bilimsel Araştırma Haftalık Saati (T+U) Öğrenci Kredisi AKTS Öğretim Üyesi 2+2 3 6 Her Anabilim Dalının Kendi Öğr. Üyeleri SZR 102 Temel İstatistik 1+2

Detaylı

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER g TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER TABLOLAR Tablo 1. TR63 Bölgesi Doğum Sayısının Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)... 1 Tablo 2. Ölümlerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)...

Detaylı

Sema DOĞU, Kader KOÇ, Zeynep ASLAN, Serpil TÜRKER, Nur İHTİYAR GİRİŞ

Sema DOĞU, Kader KOÇ, Zeynep ASLAN, Serpil TÜRKER, Nur İHTİYAR GİRİŞ ÖZEL BİR SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURAN GEBE KADINLARDA SİGARA KULLANIMI İLE İLGİLİ VERİLEN EĞİTİMİN ANNE BEBEK SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ İLE İLGİLİ BİLGİ DÜZEYLERİNİN ÖLÇÜLMESİ 13-16 Ekim 2011 de 2. Ulusal

Detaylı

TÜRKİYE DE YAŞLILARIN SAĞLIK VE SOSYAL SORUNLARI. PROF. DR. ALĠYE MANDIRACIOĞLU Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

TÜRKİYE DE YAŞLILARIN SAĞLIK VE SOSYAL SORUNLARI. PROF. DR. ALĠYE MANDIRACIOĞLU Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi TÜRKİYE DE YAŞLILARIN SAĞLIK VE SOSYAL SORUNLARI PROF. DR. ALĠYE MANDIRACIOĞLU Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi 2014 UNDP İNSANI GELIŞME RAPORU KıRıLGAN GRUPLAR sosyal dıģlanmıģlık ve yoksulluk Dünyadaki

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

ADÖLESAN GEBELĐKLERĐN YAYGIN OLDUĞU BĐR BÖLGEDE ANNE VE YENĐDOĞAN SAĞLIĞI

ADÖLESAN GEBELĐKLERĐN YAYGIN OLDUĞU BĐR BÖLGEDE ANNE VE YENĐDOĞAN SAĞLIĞI T.C. ADNAN MENDERES ÜNĐVERSĐTESĐ TIP FAKÜLTESĐ HALK SAĞLIĞI ANABĐLĐM DALI ADÖLESAN GEBELĐKLERĐN YAYGIN OLDUĞU BĐR BÖLGEDE ANNE VE YENĐDOĞAN SAĞLIĞI UZMANLIK TEZĐ DR. HÜSEYĐN DEMĐRÖZ DANIŞMAN Prof. Dr.

Detaylı

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME Adolesans ; çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir * Fiziksel Büyüme * Cinsel Gelişme * Psikososyal Gelişme Büyüme ve gelişme, adolesansta belirgin bir

Detaylı

İsmet Koç ve Erhan Özdemir

İsmet Koç ve Erhan Özdemir DOĞURGANLIK 4 İsmet Koç ve Erhan Özdemir Bu bölüm, günümüzdeki ve tamamlanmış doğurganlığın düzeyi, örüntüsü ve değişimi ve ilgili göstergeleri incelemenin yanında, doğum aralıklarını, doğurganlığa başlama

Detaylı

Adolesan Gebeliklerin Anne Ve Bebek Sağlığına Olan Etkileri

Adolesan Gebeliklerin Anne Ve Bebek Sağlığına Olan Etkileri CERRAHİ TIP BİLİMLERİ/SURGICAL SCIENCES Davetli Derleme / İnvited Review Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 2013, 66 (1) DOI: 10.1501/Tıpfak_000000836 Influences Of Adolescent Pregnancy On Maternal

Detaylı

FETAL HAYATTAN ÇOCUKLUĞA ĠLK 1000 GÜNDE BESLENME VE AĠLE HEKĠMLĠĞĠ SĠSTEMĠNDE HEMŞĠRENĠN ROLÜ

FETAL HAYATTAN ÇOCUKLUĞA ĠLK 1000 GÜNDE BESLENME VE AĠLE HEKĠMLĠĞĠ SĠSTEMĠNDE HEMŞĠRENĠN ROLÜ FETAL HAYATTAN ÇOCUKLUĞA ĠLK 1000 GÜNDE BESLENME VE AĠLE HEKĠMLĠĞĠ SĠSTEMĠNDE HEMŞĠRENĠN ROLÜ Yrd.Doç.Dr. Gülten KOÇ Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Doğum-Kadın Hastalıkları Hemşireliği Anabilim

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

DOĞUMA HAZIRLIK KURSUNUN GEBELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

DOĞUMA HAZIRLIK KURSUNUN GEBELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ DOĞUMA HAZIRLIK KURSUNUN GEBELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Ayfer Ayan(1) Cemile Aksoy(2) Hande Edizkan Budak(3) 1 Acıbadem Bursa Hastanesi, Hemşirelik Hizmetleri Müdürü 2 Acıbadem Bursa Hastanesi, Eğitim ve

Detaylı

HIV/AIDS epidemisinde neler değişti?

HIV/AIDS epidemisinde neler değişti? HIV/AIDS epidemisinde neler değişti? Dr. Gülşen Mermut Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ABD EKMUD İzmir Toplantıları - 29.12.2015 Sunum Planı Dünya epidemiyolojisi

Detaylı

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması

2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 213 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 3. Bölge Toplantısı TNSA-213 Sonuçları Doç. Dr. Alanur Çavlin Dr. Tuğba Adalı 19 Şubat 215 Greenpark Otel, Diyarbakır Sunuş Planı Hanehalkı nüfusunun ve kadınların

Detaylı

Prenatal Tanının Etik ve Hukuk Yönleri

Prenatal Tanının Etik ve Hukuk Yönleri Prenatal Tanının Etik ve Hukuk Yönleri Dr. İsmail Dölen Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinataloji Derneği IX. Ulusal Kongresi 24-27 Eylül 2014, İstanbul Prenatal Test Çeşitli metotlarla embrio/fetusun

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Ceza Ġnfaz Kurumlarında Madde Bağımlılığı Tedavi Hizmetleri Serap GÖRÜCÜ Psikolog YetiĢkin ĠyileĢtirme Bürosu Madde bağımlılığını kontrol altında

Detaylı

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse Perinatal Depresyon gebelik süresince veya gebeliği takip eden ilk 12 ay boyunca

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

TÜRKİYE DE DOĞUM ve DOĞUM SONU HİZMETLERDEN YARARLANMA. Prof. Dr. Ayşe Akın Doç. Dr. Şevkat Bahar Özvarış

TÜRKİYE DE DOĞUM ve DOĞUM SONU HİZMETLERDEN YARARLANMA. Prof. Dr. Ayşe Akın Doç. Dr. Şevkat Bahar Özvarış TÜRKİYE DE DOĞUM ve DOĞUM SONU HİZMETLERDEN YARARLANMA Prof. Dr. Ayşe Akın Doç. Dr. Şevkat Bahar Özvarış I. GİRİŞ Doğumun sağlıklı koşullarda ve bir sağlık personelinin yardımıyla yaptırılmasının ve doğum

Detaylı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ A.D. Madde deyince ne anlıyoruz? Alkol Amfetamin gibi uyarıcılar Kafein Esrar ve sentetik kannabinoidler

Detaylı

COĞRAFYA EĞĠTĠMĠ ANABĠLĠM DALI I. SINIF ÖĞRENCĠLERĠNĠN PROFĠLLERĠ ĠLE AKADEMĠK BAġARILARININ KARġILAġTIRILMASI

COĞRAFYA EĞĠTĠMĠ ANABĠLĠM DALI I. SINIF ÖĞRENCĠLERĠNĠN PROFĠLLERĠ ĠLE AKADEMĠK BAġARILARININ KARġILAġTIRILMASI COĞRAFYA EĞĠTĠMĠ ANABĠLĠM DALI I. SINIF ÖĞRENCĠLERĠNĠN PROFĠLLERĠ ĠLE AKADEMĠK BAġARILARININ KARġILAġTIRILMASI ArĢ.Görv. Mete ALIM Yrd.Doç. Dr. Serkan DOĞANAY* Özet : Bu araştırmada, Atatürk Üniversitesi

Detaylı

190 kadın planlanmamış ya da istenmeyen gebelikle karşılaşmakta, 110 kadında gebeliğe bağlı komplikasyon gelişmekte,

190 kadın planlanmamış ya da istenmeyen gebelikle karşılaşmakta, 110 kadında gebeliğe bağlı komplikasyon gelişmekte, Dünyada her bir dakikada 380 kadın gebe kalmakta, 190 kadın planlanmamış ya da istenmeyen gebelikle karşılaşmakta, 110 kadında gebeliğe bağlı komplikasyon gelişmekte, 40 kadın sağlıksız düşük yapmaktadır.

Detaylı

Dr.Hülya BECERĠR Kanser Erken TeĢhis Tarama ve Eğitim Merkezi(KETEM),Tekirdağ

Dr.Hülya BECERĠR Kanser Erken TeĢhis Tarama ve Eğitim Merkezi(KETEM),Tekirdağ Tekirdağ Kanser Erken TeĢhis,Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) Ulusal Serviks ve Meme Kanserleri Tarama Programı 2009 Yılı Sonuçlarının Değerlendirilmesi Dr.Hülya BECERĠR Kanser Erken TeĢhis Tarama ve Eğitim

Detaylı

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi ÇOCUK ÇEVRE ĠLIġKISI Ġnsanı saran her Ģey olarak tanımlanan çevre insanı etkilerken, insanda çevreyi etkilemektedir.

Detaylı

Akılcı Ġlaç Kullanımı. SELĠME TOPRAK Malatya Devlet Hastanesi

Akılcı Ġlaç Kullanımı. SELĠME TOPRAK Malatya Devlet Hastanesi Akılcı Ġlaç Kullanımı SELĠME TOPRAK Malatya Devlet Hastanesi İLAÇ M.Ö. 300 : Al, bu kökü ye. M.S. 1000 : O kök kötü! gel, bu duayı oku. M.S. 1850 : O dua batıl inanç. Al, bu iksiri iç. M.S. 1940 : O iksir

Detaylı

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU A R A Ş. G Ö R. Z E Y N E P K I R I K K A L E L İ Gebelik dönemi fizyolojik olduğu kadar kalıcı psikolojik değişikliklere de neden olmaktadır. Anne karnında gelişen

Detaylı

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ Prof. Dr. Erdal ZORBA GEÇMĐŞTEN GÜNÜMÜZE SAĞLIK Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900 lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve

Detaylı

Dünya nüfusunun 1.2 milyarını adolesanlar oluşturmaktadır (dünya tarihindeki en yüksek rakam..) Bu nüfusun %85 i gelişmekte olan ülkelerde.

Dünya nüfusunun 1.2 milyarını adolesanlar oluşturmaktadır (dünya tarihindeki en yüksek rakam..) Bu nüfusun %85 i gelişmekte olan ülkelerde. Dünya nüfusunun 1.2 milyarını adolesanlar oluşturmaktadır (dünya tarihindeki en yüksek rakam..) Bu nüfusun %85 i gelişmekte olan ülkelerde. Yaşadıkları toplumlardaki birbirinden çok farklı politik, ekonomik,

Detaylı

GEBELİK VE POSTPARTUM DÖNEMLERİNDE CİNSELLİK

GEBELİK VE POSTPARTUM DÖNEMLERİNDE CİNSELLİK GEBELİK VE POSTPARTUM DÖNEMLERİNDE CİNSELLİK Doç.Dr. Nevin Hotun Şahin Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği AD Dalı Doç.Dr.Nevin Öğretim Üyesi ŞAHİN Cinsellik

Detaylı

Kadınların Eğitim Düzeyi Arttıkça, İşgücüne Katılım İmkanları da Artmaktadır

Kadınların Eğitim Düzeyi Arttıkça, İşgücüne Katılım İmkanları da Artmaktadır Kadınların Eğitim Düzeyi Arttıkça, İşgücüne Katılım İmkanları da Artmaktadır Nimet ÇUBUKÇU Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Toprak İşveren: Ülkemizde, kadının çalıģma yaģamındaki sorununu değerlendirir

Detaylı

SAĞLIKLI SÜTTEN, OSTEOPOROZA ULUSAL BOYUTTA YÜRÜTÜLEN KAMPANYALAR

SAĞLIKLI SÜTTEN, OSTEOPOROZA ULUSAL BOYUTTA YÜRÜTÜLEN KAMPANYALAR SAĞLIKLI SÜTTEN, OSTEOPOROZA ULUSAL BOYUTTA YÜRÜTÜLEN KAMPANYALAR Dr.Dyt. Saniye BĠLĠCĠ T.C. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Beslenme ve Fiziksel Aktiviteler Daire BaĢkanlığı 14-15

Detaylı

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi.

ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU. Tıbbi Özgeçmiş. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI MUAYENE FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Muayeneyi Yapanın Adı- Soyadı: Uzmanlığı:

Detaylı

YÖNETİCİ HEMŞİRELERİN YAŞADIKLARI SORUNLAR VE BUNLARI ETKİLEYEN FAKTÖRLER* Esra BĠLEN ACARER 1, Kerime Derya BEYDAĞ 2

YÖNETİCİ HEMŞİRELERİN YAŞADIKLARI SORUNLAR VE BUNLARI ETKİLEYEN FAKTÖRLER* Esra BĠLEN ACARER 1, Kerime Derya BEYDAĞ 2 YÖNETİCİ HEMŞİRELERİN YAŞADIKLARI SORUNLAR VE BUNLARI ETKİLEYEN FAKTÖRLER* Esra BĠLEN ACARER 1, Kerime Derya BEYDAĞ 2 ÖZET AraĢtırma, çalıģma alanlarında hemģirelik hizmetleri yöneticilerinin yaģadıkları

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

NĠHAĠ RAPOR, EYLÜL 2011

NĠHAĠ RAPOR, EYLÜL 2011 9. GENEL SONUÇLAR... 1 9.1. GĠRĠġ... 1 9.2. DEĞERLENDĠRME... 1 9.2.1. Ġlin Genel Ġçeriği... 1 9.2.2. Proje Bölgesinin Kapasiteleri... 1 9.2.3. Köylülerin ve Üreticilerin Kapasiteleri... 2 9.2.4. Kurumsal

Detaylı

Erişkin yaşamda sağlıklı ve mutlu bir yaşantı ancak içinde bulunduğunuz ve ergenlik olarak tanımlanan bu değişim döneminde yeterli bilgi, beceri,

Erişkin yaşamda sağlıklı ve mutlu bir yaşantı ancak içinde bulunduğunuz ve ergenlik olarak tanımlanan bu değişim döneminde yeterli bilgi, beceri, Erişkin yaşamda sağlıklı ve mutlu bir yaşantı ancak içinde bulunduğunuz ve ergenlik olarak tanımlanan bu değişim döneminde yeterli bilgi, beceri, uygun tutum ve değerlerin kazanılması ile sağlanabiliyor.

Detaylı

ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR

ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR Amaç ANKARA ÇOCUK DOSTU ġehġr PROJESĠ UYGULAMA, GÖREV VE ÇALIġMA YÖNERGESĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR Madde 1- Ankara Çocuk Dostu ġehir Projesinin amacı Ankara yı; Çocuk Hakları SözleĢmesini

Detaylı

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi

raşitizm okul çağı çocuk ve gençlerde diş çürükleri büyüme ve gelişme geriliği zayıflık ve şişmanlık demir yetersizliği anemisi büyüme ve gelişme geriliği diş çürükleri zayıflık ve şişmanlık okul çağı çocuk ve gençlerde demir yetersizliği anemisi 0-5 Yaş Grubu Çocuklarda iyot yetersizliği hastalıkları vitamin yetersizlikleri raşitizm

Detaylı

SAĞLIK HĠZMETLERĠ SEKRETERLĠĞĠ

SAĞLIK HĠZMETLERĠ SEKRETERLĠĞĠ T.C. MĠLLÎ EĞĠTĠM BAKANLIĞI SAĞLIK HĠZMETLERĠ SEKRETERLĠĞĠ HIZ VE ORAN 720S00019 Ankara, 2011 Bu modül, mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında uygulanan Çerçeve Öğretim Programlarında yer alan yeterlikleri

Detaylı

ÇOCUK SAĞLIĞINA GİRİŞ ve Çocuk sağlığını değerlendirmede kullanılan ölçütler. Doç. Dr. Günay SAKA 5 Mayıs 2011

ÇOCUK SAĞLIĞINA GİRİŞ ve Çocuk sağlığını değerlendirmede kullanılan ölçütler. Doç. Dr. Günay SAKA 5 Mayıs 2011 ÇOCUK SAĞLIĞINA GİRİŞ ve Çocuk sağlığını değerlendirmede kullanılan ölçütler Doç. Dr. Günay SAKA 5 Mayıs 2011 1 Amaç : Bu oturumun sonunda katılımcılar çocuk sağlığının önemini ve çocukluk dönemlerine

Detaylı

ANNE ÖLÜMLERİ. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kadın ve Üreme Sağlığı Dairesi Başkanlığı

ANNE ÖLÜMLERİ. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kadın ve Üreme Sağlığı Dairesi Başkanlığı ANNE ÖLÜMLERİ Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kadın ve Üreme Sağlığı Dairesi Başkanlığı Tanımlar Gebeliğe bağlı ölüm Anne ölümü Tesadüfi ölüm Geç anne ölümü 2 Gebeliğe Bağlı Ölüm Ölüm sebebine bakılmaksızın

Detaylı