Uzmanlık Tezi. Dr. Rıdvan Üney

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Uzmanlık Tezi. Dr. Rıdvan Üney"

Transkript

1 T.C Sağlık Bakanlığı Bakırköy Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi 5. Psikiyatri Kliniği Başhekim: Doç. Dr. Erhan Kurt Klinik Şefi: Doç. Dr. Duran Çakmak MAJOR DEPRESYON TANISIYLA İZLENMEKTE OLAN BİR GRUP HASTADA YAPILANDIRILMIŞ GÖRÜŞME ÇİZELGESİ VE BOYUTSAL DEĞERLENDİRME YÖNTEMİ İLE TANININ YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzmanlık Tezi Dr. Rıdvan Üney İstanbul 2009

2 ÖNSÖZ Öncelikle mesleğimin kutsallığını öğrenmemi ve sevmemi sağlayan tüm psikiyatri hastalarına, Başhekimimiz Doç. Dr. Erhan Kurt a, Uzmanlık eğitimim boyunca bana bilgi ve deneyimlerinden yararlanma olanağı sağlayan klinik şefim Doç. Dr. Duran Çakmak a, Bana zaman ve emek harcayan, eski klinik şefim, tez danışmanım, ve de ağabeyim Doç.Dr. E. Timuçin Oral a, Asistanlık dönemim boyunca ve hastanemizden ayrıldığı halde benden desteğini hiçbir zaman esirgemeyen, psikiyatrideki her adımımda yanımda olan, sevgili dostum Dr. Ahmet Kocabıyık a, Bugün artık kapanmış olan ancak psikiyatri yolculuğumun başladığı II. Nevroz Kliniğinde bana her konuda destek olan Doç. Dr. Peykan Gökalp, Doç.Dr. Fulya Maner,Dr.Dilek Çavaş a ve diğer tüm çalışanlarına, Hastanede deneyimlerden yaralandığım saygıdeğer klinik şeflerim, Prof.Dr. Musa Tosun, Doç.Dr. Medaim Yanık, Dr. Nihat Alpay, Dr. Niyazi Uygur, Doç.Dr. Sevim Baybaş ve Dr. Ahmet Türkcan a, Tez jürim, Doç.Dr. Mehmet Emin Ceylan ve Doç.Dr. Solmaz Türkcan a, Tezimdeki emeği ve bana gösterdiği sabırdan dolayı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri A.B.D. Öğretim üyesi Prof.Dr. Simavi Vahip e, Bilgi ve bakış açılarından çok şey öğrendiğim, Dr. Cem Tüz, Dr. Hüseyin Soysal, Dr. Şeref Özer, Dr. Meltem Efe Sevim, Dr.Fatih Öncü, Dr. Ömer Saatçioğlu, Dr. Yavuz Altunkaynak, Dr. Musa Öztürk, Dr.Cengiz Dayan, Dr. Çağatay Karşıdağ, Doç.Dr. Murat Erkıran, Dr. Evrim Erten ve Dr. Selime Çelik e, Asistanlık ve tez sürecim boyunca en sıkıntılı ve en mutlu anlarımı paylaştığım, her anlamda yanımda olan sevgili dostlarım ve mesai arkadaşlarım Dr. Deniz Güneş, Dr. Müjgan Özen, Dr. Burcu Rahşan Erim, Dr. Gülten Erben, Dr. Mevlüt Murat Gündüz, Dr. Çezar Atasoy, Dr. Özgür Önder, Ergül Atmaca, Dr.Murat Başar Gürbüz, Dr. Muzaffer Kaşar, Dr. Özgür Deniz Değer, İsmail Bulat ve Dr.Nergis Serhadlı ya, Tezim boyunca bana desteğini esirgemeyen çalışma arkadaşlarım, Dr. Faruk Aslaner, Dr.Sıdıka Bataş, Dr. Tuğba Devecioğlu, Dr. Nilay Deniz, Dr. Müge Ülkü, Dr. Eren Yıldızhan, Dr. Meltem Taşdemir, Evin Aktar, Dr. Müberra Kılıç, Dr. Mustafa Tatlı, Dr. Sevda bağ, Dr. Bahar Tezcan, Dr. Sergun Yıldız, Dr. Dilek Yeşilbaş, Dr. Meltem Temiz, Dr. Mine Durkaya, Dr. Süleyman Gündüz, Dr. Özlem yıldız, Dr. Filiz Alkan, Dr. Ece Uçunay Sönmez, Dr. Filiz Alkan, Dr. Orhan Karaca, Dr. Rabia Çetin, Dr. Cenk Varlık, Dr. Kürşat Altıntaş, Dr. Alaaddin Bulut, Dr. Esra Uğuğrlu, Psikolog Kemal Yerlikaya ya 1

3 Her zaman desteğini hissettiğim Raşit Tahsin Duygudurum hemşirelerinden Cavide Çakmak,ve Aysel Özer ve de ATÜ de beraber çalıştığımız hemşireler Cennet Dikici, Rana Şahin ve tüm ATÜ personeline, servis sorumlu hemşiremiz Nalan Gül ve hemşire Nucihan Aksüt, Semra Enginkaya ya, Literatür desteklerinden dolayı, ilaç firması çalışanlarından Murad Çakır, Vahap Yılmaz, Erkan Bayar vetolga Balık a, Desteklerinden Dolayı Prof.Dr. Ahmet Türkcan, Levent Özdoğan a Ve tüm hastane çalışanlarına Ve bütün bu değerli insanlarla beraber olduğum çatım, okulum, hastanem Bakırköy e, Ve de en çok bugün burada olmamı sağlayan, sevgili ailem, babam merhum Naci Üney, annem Bedriye Üney, ablam Reyhan Üney Andaç, kardeşim Ruhan Üney, Serdar Andaç a, ve neşe kaynağımız, yeğenim Deniz Andaç a, Sonsuz minnet ve teşekkürlerimle 2

4 İÇİNDEKİLER GİRİŞ VE AMAÇ GENEL BİLGİLER 1. Geleneksel olarak Duygudurum Bozukluğu 1.1. Duygudurum Bozukluklarının tarihsel gelişimi 1.2. Unipolar Depresyon tanımı 1.3. Bipolar Bozukluk tanımı 2. Tartışmalı yönleriyle Duygudurum Bozukluğu 2.1. Unipolar/Bipolar ayrımı 2.2. Hatalı tanı olasılığı 2.3. Bipolar Bozukluk tanısındaki karmaşa 2.4. Bipolar Spektrum kavramı 2.5. Bipolar Bozukluğa kategorik ve boyutsal yaklaşımın karşılaştırılması 2.6. Bipolar Bozukluğu tanımanın seyir ve tedavi açısından önemi YÖNTEM VE ARAÇLAR BULGULAR TARTIŞMA SONUÇ ÖZET SUMMARY KAYNAKLAR EK: Bipolarite İndeksi 3

5 GİRİŞ VE AMAÇ Bir çok çalışma Bipolar Bozukluk tanısının, oldukça karmaşık ve zor olduğunu göstermektedir. Yapılan bir çalışmada, Bipolar hastaların %40 ına başlangıçta yanlış tanı konduğu ve doğru tanıya ulaşılmasının ise yıllar alabileceği gösterilmiştir (1). Yanlış tanı oranının yüksekliği, bipolar bozukluğun prevelansının gerçekte daha yüksek olabileceğini ve bir çok hastanın bipolar bozukluk yerine unip olar depresyon tanısıyla izlendiğini gösteriyor olabilir (2). Tanının gecikmesi, uygun tedavi yaklaşımına ulaşılmasını engelleyerek hastanın yaşam kalitesini bozar, işlevsellik kaybının ve tedavi maliyetlerinin artmasına sebep olur. Bütün bu risk ve maliyetler, bipolar bozukluk için, akut dönemlerin tedavisine olduğu kadar, uzun dönemde hastalığın tekrarlamasını önlemeye yönelik, etkili ve iyi tolere edilen bir tedavi stratejisi geliştirilmesi zorunluluğunu ortaya çıkartmaktadır (3). Hastalığın farklı dönemlerinin olması, epizod özellikleri, tedaviye yanıt, genetik yüklülük ve hastalık seyri gibi hastalığa ait özellikler tüm yönleriyle değerlendirildiğinde, hastalığın prognozu hakkında görüş bildirmenin ancak çok yönlü bir inceleme ile mümkün olabileceği görülmektedir. Polikliniğe depresif semptomlar ile başvuran hastaların, hipomanik/manik semptomlarının sorgulanması ve bipolar spektrumda yer alıp almadığının belirlenmesi, tanının gecikmesini önlemekle birlikte, uygun tedaviye erken başlanmasını sağlayarak, hastalığın prognozunda belirleyici rol oynayabilir. DSM IV-TR de Major Depresif bozukluk ve Bipolor bozukluk Depresif epizodun tanı kriterlerinin aynı olması Unipolar/Bipolar ayrımını güçleştirmektedir. Bipolar bozukluğun ilk epizodunun genelde depresif epizod olması, bu güçlüğü artırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, genel psikiyatri polikliniğinde, unipolar major depresif bozukluk tanısıyla takip edilen hastalarla ayrıntılı bir görüşme yapılıp, sosyodemografik özellikler, klinik özellikler, epizod özellikleri, psikiyatrik ek tanı alıp almaması; DSM-IV Eksen I Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I) ölçeğiyle değerlendirilerek, bipolar bozukluk ile ilgili geniş ölçekli bir çalışmada kullanılmış olan Bipolarite İndeksi yardımıyla, yanlış major depresif bozukluk tanısı konup konmadığının araştırılmasıdır. Dolayısıyla kısa sürede bir çok hastanın değerlendirilmek zorunda kalındığı genel psikiyatri polikliniği şartlarında, özellikle depresif yakınmalarla başvuran bir hastada, ek tanıların saptanması, görüşmenin 4

6 klinik ve epizod özellikleri açısından ayrıntılandırılması, Hipomanik/Manik epizodlara ilişkin sorgulamanın yapılması ve boyutsal olarak değerlendirilmesinin tanıya katkısının olup olmayacağı, erken ve doğru tanıya olanak sağlayıp sağlamayacağı ve hastalığın uzunlamasına seyri ile ilgili öngörü sağlamasının mümkün olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. 5

7 GENEL BİLGİLER 1.Geleneksel Olarak Duygudurum Bozukluğu Duygudurum bozukluğu, belirlenmiş tanı kriterlerinden oluşan, kategorik bir sınıflama sistemi içinde yer almaktadır. Sınıflamanın ana çerçevesi, DSM-IV ve ICD- 10 da tanımlanmış, epizod kriterleri ve polarite kavramına dayalı olarak şekillendiği söylenebilir. Aşağıdaki bölümde, günümüze kadar uzanan tarihsel gelişimiyle birlikte, bu tanımların bir özetini vermek amaçlanmıştır. 1.1.Duygudurum Bozukluğunun Tarihsel Gelişimi: Duygudurum bozukluuğu, yaklaşık olarak 2500 yıldan bu yana, en sık görülen hastalıklar arasında tanımlanmıştır. Mani ve melankoli tanımlarının ilk kullanımı eski Yunan ve Roma dönemine ait olup, günümüzde de Duygudurum bozukluğu hakkında bilinenlerin çoğu aynı döneme işaret etmektedir. Mani ve melankoli kavramlarını, ilk kez sistematik olarak tanımlayan Hipokrat (M.Ö ), melankoliyi (diğer adı ile kara safra ), iştahsızlık, ümitsizlik, uykusuzluk, çabuk sinirlenme ve huzursuzluk hali olarak tanımlamıştır (4). Kapadokyalı Arateus (M.S 150), iki temel duygudurum arasındaki bağlantıyı tanımlarken, melankoliyi maninin başlangıcı ve bir parçası olarak ifade etmiş ve böylece öforik maniyi bugünkü haliyle betimlemiştir. Üstelik daha da ileri bir bakış açısıyla, günümüzde yanlışlıkla kişilik bozukluğu ek tanısı alan bazı durumları da, hastalığın seyri sırasındaki kişilik değişiklikleri olarak ele almıştır. Ayrıca mevsimsel döngüyü de ilk kez fark eden, yine Arateus olmuştur (5). Bilim ve tıp alanındaki gelişmelerin duraksadığı ortaçağın karanlık döneminden sonra, tamamıyla Duygudurum bozukluğuna ayrılmış ilk İngilizce metin; Burton un 1621 de yayınlanan Melankolinin Anatomisi adlı eseridir. Eserde, Nedensiz melankolilerin yanı sıra, hipokondriyazis, yas ve aşk melankolileri gibi, çok çeşitli nedensel kategorilerde sınıflamıştır. Burton da, Melankolilerin, hemen bütün öncülleri gibi, erkeklerde daha sık görüldüğünü bildirmiştir (6) lü yılların başındaki Duygudurum bozukluğu tanım ve sınıflamalarından sonraki ilk ayrıntılı tanım ve incelemelere, yıl sonra, Pinel ( )'in mani, J.E. Esquirol ( )'in ise melankoli üzerine yaptıkları çalışmalarda 6

8 rastlamaktayız (7). J.P. Esquirol, depresyonun çoğu türünün ve bağlantılı Paranoid Psikozların temelinde, birincil olarak, bir duygudurum bozukluğu olduğu fikrini öne süren, ilk modern psikiyatristtir (4). Esquirol ün iki öğrencisi Baillarger ( ) ve Falret ( ), bu klinik antiteye sırasıyla folie a double forme ve folie circulare-sirküler delilik adını vermişlerdir. Folie circulare- Sirküler delilik kavramı dünyada geniş oranda kabul görmüş ve bilimsel dergilerde yer almaya başlamıştır (4). Alman psikiyatrisinin kurucularından Griesinger (1845), hastalığın düzenli olarak değişen iki tip arasında gidip gelen bir döngü olduğunu savunmuştur, daha sonra da mevsimsel affektif bozuklukları ve hızlı döngülü affektif bozuklukları tanımlamıştır (8, 9). Yine aynı yıllarda, İngiliz psikiyatrist Maudsley ( ), affektif bozukluk terimini ilk kullanan kişi olmuştur (6). Tüm bu tarihsel gelişmeler ışığında Kraepelin ( ), akılcı bir yöntem ile hastalığı ele almış ve hastalığın doğasına dair oldukça önemli katkılarda bulunmuştur. Prognoz merkezli bakış açısıyla, ortak genetik miras, depresyondan maniye ve maniden depresyona geçişler, hastalığın iki dönem özelliklerini de bünyesinde barındıran karma durumlar ve yineleyen gidiş üzerine vurgular yapmıştır (9). Böylece manik depresif hastalık kavramıyla, hastalığa bütünleyici bir yaklaşım getirmiştir. Hastalığın görünümlerinin, mizaç özelliklerinden başlayarak, depresif, karma, manik ve psikotik durumlara varan bir yelpazede yer aldığı fikri ile bugünkü bipolar bozukluk spektrumu kavramının, temelleri atılmıştır (9). Yine, 20. yüzyılın başlarında İsviçre li A. Meyer ( ), psike ve soma arasındaki ayrımı köprüleştirmek amacıyla psikobiyoloji terimini getirmiş, biyografi ve psikososyal nedenlere dikkat çekmiştir. Melankoli terimi yerine, biyolojik çağrışımları olmadığı için, depresyon ( pressed down, aşağı bastırılmış) terimini tercih etmiştir (6). Endojen/eksojen (benzer şekilde; otonom/reaktif, biyolojik/karakterolojik,vb) depresyon ayrımı, bir çok araştırmacı çoğu depresyon formunun, endojen ve ekzojen etyolojik komponentleri içerdiği konusunda fikir birliği içinde olduğundan dolayı, bugün büyük ölçüde terk edilmiştir. Bugün üzerinde fikir birliğine varılması çok daha zor gibi görünen durum, komorbid durumlar olan anksiyete bozuklukları, madde kullanım bozuklukları ve kişilik bozuklukları ile depresif bozukluklar arasındaki sınırları netleştirmektir (6). Duygudurum bozukluklarının tedavisinde, 1950 lerde antidepresan tedavilerin 7

9 ortaya çıkışı ile devrimsel bir değişim yaşanmaya başlanmış ve o dönemden bu yana geçen yıllar içinde bu ilaçların etkinliği çok iyi bir şekilde araştırılmıştır. Bununla beraber, aynı dönemde belirgin sayıda hastada, bu ilaçların, hastalığın gidişini istenmeyen biçimde etkilediklerini gösteren bildiriler, literatürde bulunmaktadır. İlaçların, bipolar ve unipolar hastalarda maniyi tetikledikleri, duygudurum epizodlarının sıklığını ve tekrarlamalarını artırdıkları, hastalığın, maninin depresyonla değiştiği döngüsel bir seyre eğilimini artırdıkları bildirilmiştir (10) Unipolar Depresyon Tanımı DSM IV-TR ye göre, major depresif bozukluk (unipolar depresyon ), manik, karma ya da hipomanik dönem (epizod) öyküsü olmaksızın ortaya çıkmaktadır. Bir major depresif dönem, en az 2 hafta sürmeli ve tipik olarak, major depresif tanılı bir kişi, iştah ve kilo değişiklikleri, uyku ve aktivitede değişiklikler, enerji eksikliği, suçluluk duyguları, düşünme ve karar vermede sorunlar ve yineleyici ölüm ya da intihar düşüncelerini içeren listeden en az dört belirtiyi yaşamalıdır (4). Major Depresif Bozukluk prevalansı yaklaşık %15, erkeklerde %5-12 arasında iken kadınlarda ise %10-25 kadar görülen bir bozukluktur (4). Epizod terimi; trajedilerde iki koro şarkısı arasında kalan bölümlere denir, ancak psikiyatrik terminolojide hastalığın belirtilerinin başlaması ile remisyon(düzelme)a kadar geçen dilim veya dönem olarak kullanılır. DSM IV-TR ye göre, Major depresif bozukluk tanısal kodunun dördüncü basamağı, bunun tek epizod (yalnızca ilk epizodlar için kullanılır) mu, yoksa Rekürran (yineleyici) mı olduğunu gösterir. Bazen artıp azalan semptomlarla giden tek bir epizodla, iki ayrı epizodu birbirinden ayırmak zor olur. Ardışık 2 ay süreyle Major Depresif Epizodun tanı ölçütleri tam karşılanmazsa o epizodun sonlandığı kabul edilir. Bu 2 aylık süre içinde semptomlar ya tam yatışmıştır ya da major depresif epizodun tanı ölçütlerini tam karşılamayan depresif semptomlar vardır (Kısmi Remisyonda) (11). Majör Depresif bozukluk için DSM IV-TR de, gidiş belirleyicisi olarak tek veya rekürran (yineleyici) epizodik seyir nulunmaktadır. Hastalık herhangi bir yaşta başlayabilir. Ancak ortalama başlangıç yaşı 20 li yaşların ortalarıdır. Son zamanlardaki epidemiyolojik veriler bu bozukluğun başlangıç yaşının, daha erken saptanabildiğine işaret etmektedir. Rekürran Major Depresif Bozukluğun gidişi değişkendir. Bazı kişilerin, herhangi bir depresif semptomunun olmadığı bir çok yılla 8

10 birbirinden ayrılan epizodları olabilirken, bazılarının epizodları kümelenmiş olarak ortaya çıkmaktadır. Eldeki kimi veriler, söz konusu bozukluğun başlarında, remisyon dönemlerinin genellikle daha uzun olduğunu düşündürmektedir. Önceki epizodların sayısı, daha sonra Major Depresif Epizod ortaya çıkma olasılığının, ne denli yüksek olduğunun öngörülmesini sağlar. Tek epizod Major Depresif Bozukluk geçiren kişilerde en azından % 60 ının da ikinci bir epizodunun daha olacağı beklenebilir. İkinci epizodu geçiren kişilerin, üçüncü bir epizod geçirme olasılığı %70 tir, üç epizod geçirenlerin dördüncü bir epizod geçirme olasılığı %90 dır (11) Bipolar Bozukluk Tanımı Bipolar bozukluk (iki uçlu bozukluk), yineleyici, belli bir kurala bağlı olmaksızın, depresif, manik ya da her ikisini de kapsayan, karma (mikst) dönemlerle ve dönem aralarında, kişinin bazen eşik altı belirtiler sergilediği bazen de hiçbir belirtinin bulunmadığı sağlıklı dönemlerle giden, kronik seyirli bir hastalıktır. Araştırmalarda, toplumda bipolar bozukluğun yaşam boyu yaygınlığının, % 0,5 1,5 oranları arasında olduğu gösterilmiştir. Düzenli tedavi gerektiren bipolar bozukluk, olguların büyük bir kısmında, kişiye ve ailesine, sosyal ve mesleki yükler getirmektedir (12,13). Bipolar bozukluk, yineleyici özellikte, işlev kaybına yol açan, Dünya Sağlık Örgütü tarafından, toplumda yeti yitimi oluşturan hastalıklar arasında sekizinci sırada yer aldığı bildirilen, önemli bir psikiyatrik hastalıktır (14). Bipolar Bozukluk DSM-IV-TR de: 1. Bipolar I Bozukluk 2. Bipolar II Bozukluk 3. Siklotimik Bozukluk 4. Başka Türlü Adlandırılamayan Bipolar Bozukluk, olarak sınıflandırılır. Bipolar Bozukluğun başlıca özelliği, bir ya da birden çok manik epizodun ya da karma epizodun tanımlandığı klinik gidişin olmasıdır. DMS-IV TR ye göre manik epizod tanısı konması için, en az bir hafta boyunca, kabarmış, taşkın ya da irritabl duygudurumun bulunması gerekir. Manik epizodlar, benlik saygısında abartılı artma ya da grandiosite, uyku gereksiniminde azalma, basınçlı konuşma, fikir uçuşmaları, distraktibilite (dikkat dağınıklığı), amaca yönelik etkinliklerde artma ya da psikomotor 9

11 ajitasyon ve kötü sonuçlar doğurma olasılığı yüksek, zevk veren etkinliklere katılma ile karakterizedir. Manik epizoda, psikotik belirtiler eşlik edebilir. Şiddetli olgularda çoğunlukla yatarak tedavi gerekir (14). Depresif dönemlerin süresi; bipolar olmayan depresyona göre çoğunlukla daha uzun sürer ve şiddeti değişkendir. Kesitsel olarak bakıldığında bipolar depresyon, pek çok yönden farklılık gösterir. Bipolar depresyonlu hastalar, bipolar bozukluğu olmayan depresyonlu hastalarla karşılaştırıldığında, daha fazla psikomotor retardasyon ve azalmış total uyku süresi, özkıyım girişimi, sanrı ve varsanılar, birden kapanma türü depresyonlar, postpartum başlangıç, bölünmüş REM uykusu, epizodlar arası değişkenlik ve epizod içi duygudurum oynaklığı gösterirler. Öte yandan, anksiyete, aşırı öfke dışavurumları, bedensel yakınmalar, psikomotor ajitasyon, ağrıya duyarlılık ve kilo yitiminin de bipolar olmayan depresyonlarda daha sık görüldüğü, çeşitli çalışmalarda bildirilmiştir (11). Bipolar bozuklukda genetik geçişinin olduğuna ilişkin birçok kanıt bulunmaktadır. Hastalıktan etkilenmiş kardeşlerde başlangıç yaşları birbirine yakındır ve aile öyküsünde bipolar bozukluk olanlarda, ergenlik döneminde başlaması nadir değildir. Bu dönemde, doğru tanı ve tedavinin uygulanabilmesi, hastalığın gidişini etkiler (15). Yanlış veya gecikmiş tanı durumlarında, subsendromal depresif belirtiler ortaya çıkabilmekte veya dönemler arası iyileşme kalitesinde bozulma görülebilmektedir (16). Bununla birlikte bipolar bozukluk; başlangıç yaşı oldukça değişken, klinik olarak heterojen bir durum olarak tanımlanır (17). Bipolar bozukluğu olan hastalarda, yüksek oranda intihar girişimi ve intihar sonucu ölüm gözükmektedir. Hasta olarak geçirilen zaman, hastalığın şiddeti, yüksek komorbidite oranı, psikososyal işlevsellikte azalma, hastaların yaşam kalitesini ciddi bir biçimde etkilemektedir (17). 2.Tartışmalı yönleriyle Duygudurum Bozukluğu Geleneksel olarak var olan kategorik tanıların dışında, literatürde, duygudurum bozukluklarının sınıflandırılması konusunda, son yıllarda artan bir tartışma olduğu görülmektedir. Bu tartışmalı alanın, tanısal kategorilerin sınırlarının bulanıklığında ve özellikle epizod kriterleri ve unipolar/ bipolar ayrımının netliğinin kaybolmasında 10

12 yoğunlaşmıştır. Aşağıdaki bölümlerde, alt başlıklar halinde bu tartışma konusuna yer verilmeye çalışılacaktır Unipolar/Bipolar ayrımı: Kraepelin in, 20. yüzyılın başında, klinik görüntü (maninin varlığı yada yokluğu), ailede mani öyküsü tekrarlaması (bipolar bozuklukta daha yüksek), başlangıç yaşı (bipolar bozuklukta daha erken) ile desteklenen bütünleyici kavramı, manik depresif delilik olarak tanımlamıştır (Bu tanımların yerini günümüzde, unipolar-bipolar dikotomisi almıştır). Kraepelin in bu üniter yaklaşımı, Leonhard ın, 1957 yılında ilk kez, sadece klinik tanımlamaya dayanan ve monopolar/bipolar ayrımını içeren sınıflandırmayı önerene kadar, geçerliliğini korumuştur. Major Depresif Bozukluk, DSM IV-TR de, Bipolar Bozuklukdan ayrı olarak sınıflandırılmışsa da, Bipolar I Bozukluk depresif epizodları ve Major Depresyon epizodları için, benzer tanı kriterleri verilmiştir. DSM IV-TR ve ICD 10 a göre duygudurum bozukulukları, bipolar ve unipolar depresif bozukluklar olarak kategorize edilmiştir. Bu kategorik ayırmada temel unsur, epizodlar için, polarite kavramıdır. Leonhard, karşılaştığı vakalar arasında, mani öyküsü (kendisi bipolar tanımını kullanıyordu) bulunanların ailelerinde mani insidansının, depresyon öyküsü (monopolar) bulunanların, ailelerindekinden daha yüksek olduğunu belirtmiştir. Fakat Leonhard ın bu ayrımına, 70 li yılların başından itibaren, kliniğe dayalı olarak araştırmacıların bir takım itirazları olduğu görülmüştür. Hem Leonhard ın orjinal görüşünde, hem de onu takip eden Angst, Perris ve Winokur un çalışmaları sonucunda, bipolar ve unipolar kavramlarının her ikisi de, otonom ve endojen karakterli ve açıkça işlevsellik kaybına yol açan, tekrarlayıcı hastalık dönemleriyle karakterize, döngüsel bir seyir gösteren vakalar için kullanılmıştır (18). Tarihsel olarak 60 lı ve 70 li yıllardan itibaren var olan, unipolar ve bipolar ayrımı üzerindeki tartışma, günümüzde de canlı bir biçimde sürmektedir. Epizod tanımı nedeniyle, bipolar depresyon ile, unipolar depresyon kategorik olarak aynı grupta yer almalarına karşın, sosyodemografik ve klinik özellikler açısından pek çok farklılık göstermektedirler (19). Bu farklılıkların ortaya konarak ayrımın yapılabilmesi merak konusudur. Bu amaçla, bu bozuklukların çeşitli yönlerine odaklanan, kesitsel çalışmalar yapılmıştır. Demografik açıdan unipolar depresyonda, kadın cinsiyet baskınlığı saptanırken, bipolar depresyon; daha erken yaşta başlama eğilimindedir 11

13 (20). Önde gelen belirtilerin, unipolar depresyonda; istek ve enerji kaybı, bipolar bozuklukta ise, ajitasyon, psikotik özellikler ve yavaşlamış düşünce olduğu bildirilmektedir (20). Epizodların ani ortaya çıkışı ve depresif dönem içinde duygudurum oynaklığının varlığı, bipolar depresyonda gözlenen öteki özelliklerdir. Bu farklar, çalışmalarla gösterilmiş olmasına karşın, patognomonik nitelik taşımadığı ve bipolar tanısının, ancak uzunlamasına değerlendirmede, manik ya da hipomanik dönem varlığı ile konulduğu unutulmamalıdır (21, 22). Hem bipolar, hem de unipolar gruptaki heterojen görünüme rağmen, unipolarbipolar farklarının yaygınlığı etkileyicidir. Genetik, klinik, biyolojik ve farmakolojik olmak üzere dört ayrı kategoride incelenmiş olan tüm bu farklılıklara rağmen, bipolar ve yineleyici unipolar bozukluklar, birçok önemli açıdan birbirlerine oldukça benzemektedirler (örneğin; lityum profilaksisine yanıt). Geniş perspektifli ve kapsayıcı bir bakış açısıyla tüm bu sonuçlar yordandığında, eğer varsa unipolar ve bipolar arasındaki kesme noktasının, hala manik yönlere değişik derecelerde yapılan vurgulara dayalı ve salt tanımlayıcı bir yaklaşımın ürünü olduğu unutulmamalıdır(5,23). 12

14 90 lı yıllara kadar yapılan tartışma ve araştırmalar sonucunda; bipolar depresyonla, unipolar depresyon arasındaki, en temel, klinik farklar aşağıda Tablo 1'de özetlenmiştir: Tablo 1. Bipolar ve unipolar depresyonlar arasındaki klinik farklar (24) Anksiyete Aşırı öfke dışavurumları Bedensel yakınmalar Psikomotor retardasyon Psikomotor ajitasyon Ölçülmüş bedensel etkinlik Epizodlar arası belirti değişkenliği Epizod içinde duygudurumda oynaklık Total uyku süresi Birden kapanma (shut down) depresyonları Postpartum epizodlar Ağrıya duyarlılık Bölünmüş REM uykusu Kilo yitimi UP>BP UP>BP UP>BP BP>UP UP>BP UP>BP BP>UP BP>UP BP>UP BP>UP BP>UP UP>BP BP>UP UP>BP Tablo 1 deki farklar mutlak değildir. Uzunlamasına seyri katmaksızın, tek başına klinik özelliklerden, Bipolar/Unipolar (BP/UP) ayrımını yapmak olanaksızdır. Yine de ayırıcı tanıda klinisyene yardımcı olarak kabul edilebilirler. Son 10 yılda alandaki tartışma ve araştırmaların aynı hızda sürdüğü gözlenmektedir (25). Bipolar depresyonda, unipolar depresyona göre, psikotik özellikleri daha fazla saptamışlardır. Unipolar ve bipolar depresyonda, atipik özelliklerin prevelansını saptamaya yönelik çalışmalarda, daha çok bipolar II 13

15 bozukluğun atipik özellikler sergilediği görülmüştür. Bipolar I hastaların, eşleştirilmiş unipolar depresif hastalara göre, retarde melankolik özellikler sergilediklerini ve daha önceden psikotik depresyon epizodları olma olasılığının daha yüksek olduğunu bildirmişledir. Psikomotor retardasyon da, yine bipolar grubunda, sayısal üstünlük göstermektedir. Aslında gene de retardasyon ile çelişkili bulgular görülmektedir(25,26,27,28). Unipolar depresyon ile bipolar depresyonun karşılaştırılmasında, hem ajite hem de retarde hastaların öne çıkabileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte DSM bu konuda yansız kalmaktadır (29). Mevsimsellik yönünden iki grup arasında fark bulunmamıştır ve bipolar bozukluk için literatür tarafından desteklenen genel, net bir mevsimsel örüntü bulunmadığı, Dünya Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan seride de bildirilmiştir (30). Bununla birlikte mevsimsel özelliğin, unipolar bozukluğa oranla, bipolar bozuklukta daha yaygın olduğuna ilişkin yabana atılmayan veriler bulunmaktadır. Unipolar ve bipolar bozuklukların, diğer psikiyatrik bozukluk ektanıları üzerine yapılan çalışmalarda, anksiyete bozukluklarının, Bipolar-I bozukluktan farklı olarak; unipolar depresyon ve Bipolar-II bozuklukta benzer ve yüksek oranlarda yaşam boyu komorbidite gösterdiği görülmektedir(31). Bu alandaki ilk çalışmalar, anksiyete bozukluğu ektanısı için, geniş ölçüde, major depresyon ve anksiyete bozukluklarına odaklanmıştır. Bipolar bozuklukta anksiyete bozukluğu ektanısı etraflıca incelenmemiş olup, son yıllarda daha çok ilgi çekmeye başlamıştır. Klinik çalışmalar, hasta seçimine bağlı olarak (önde gelen tanı, poliklinik hastaları, yatan hastalar, psikiyatri kliniği veya genel hastane hastaları vs gibi), farklılıklar gösteren ektanı oranları bildirmektedir. Bu farklılık, metodolojiden de etkilenmektedir (incelenen klinik durumların sayısı, tanısal enstrumanlar, izlem periyodu vs. gibi). Anksiyete bozukluğu olan hastalarda yapılan klinik ve epidemiyolojik çalışmalarda bipolar bozukluk komorbiditesinin ihmal edilmesinin nedenleri olarak, bipolar II bozukluğun yanlışlıkla unipolar veya kişilik bozukluğu olarak değerlendirilmesi ve yeterli yapılandırılmış görüşmelerin bulunmaması gösterilmektedir (32,33). Anksiyete bozukluğu ile bipolar bozukluk birlikteliği hakkındaki bilgi yetersizliği, bu hastaların tedavi seçimine de olumsuz etki yaratmaktadır. Anksiyete bozuklukları genellikle antidepresanlarla tedavi edilmekte, bu da hipomaniyi tetikleyebilmektedir. Diğer taraftan klasik nöroleptikler gibi antimanik ajanlar, anksiyöz, fobik ve obsessif kompulsif semptomatolojiyi etikleyebilmekte veya interepizodik-residüel kronisiteye yol açabilmektedir (34,35). Komorbiditenin doğru değerlendirilmesi, tanı, prognoz ve tedavi açısından önem 14

16 taşır. PB ve OKB hastaları üzerinde yapılan çalışmalar, yüksek oranda afektif bozukluklar prevelansı bildirmektedir. Ancak, metodolojik sınırlamalar ve örneklerin seçimindeki sorunlar nedeniyle, çeşitli anksiyete bozuklukları arasında klinik olarak anlamlı farklılıklar olup olmadığı ve afektif bozukluklar ile olan birlikteliğin herhangi bir özelliğinin olup olmadığı tam olarak açık değildir. Bu nedenle, anksiyete bozukluklarında bipolar bağlantının, daha ileri araştırmalar yapılmasını gerektirdiği öne sürülmektedir (36). Ne yazık ki unipolar ve bipolar depresyonu, kesitsel olarak ayıracak güvenilir kriterlerin henüz oluşturulamamıştır. Bu nedenle bu iki bozukluk arasında kategorik bir ayrımın yapılması çok güç olduğu konusunda uzlaşılmıştır. Ayrım, hipomani hikayesinin tanımlanmasına dayanabilir ama bu da sıklıkla zordur. İki yeni çalışmada, çelininebilirlik, fikir uçuşması/yarışması ve psikomotor ajitasyon gibi belirtilerin, kolaylıkla atlanabildiği gösterilmiştir. Kişiler, hipomanik dönemlerinde, kendilerini oldukça iyi hissederler ve bu epizodları spontan olarak bildirmek eğiliminde değillerdir. Hatta direkt olarak sorgulandığında inkar bile edebilirler. Bunun ötesinde, hiç hastane yatışına veya başka türlü bir tedaviye neden olmamış, geçmiş hipomanik epizodlara dair, hiçbir kayıt olmayabilir. Klinisyen, hipomaninin gizli belirtilerine karşı, duyarlı ve/veya dikkatli olmalıdır (37). 15

17 Tablo 2 de Bipolar Bozukluk göstergesi olabilecek özellikler, genel hatlarıyla sıklık açısından gösterilmiştir. Hasta görüşmesinde bu özelliklere daha fazla dikkat edilmeli ve görüşme bu yönde derinleştirilmelidir (38). Tablo 2. Bipolar Bozukluğun göstergesi olabilecek özellikleri gösteren tablo (38). Bipolar Unipolar Madde kötüye kullanımı Çok yüksek Orta Aile öyküsü Çok sık Bazen Mevsimsellik Sık Ara sıra İlk epizodun 25 yaşından önce olması Çok sık Bazen Postpartum hastalık Çok sık Bazen 35 yaşından önce psikotik özellikler Oldukça Nadir Atipik özellikler örn. hipersomni, hiperfaji, Sık Ara sıra duygudurum reaktivitesi ve leadenparalizisi Hızlı on/off paterni Tipik Olağandışı >3, reküren major depresif epizod Sık Olağandışı Antidepresanın tetiklediği mani/hipomani Öngörücü Nadir Kısa majör depresif epizodlar Anlamlı Olağandışı Antidepresanların etkinliğinin kaybolması Anlamlı Nadir Karma epizodlar Öngörücü Ender Dışadönüklük, yenilik arama ve yargılama Yüksek Düşük yetisinde bozulma için psikolojik test skorları Hipertimik mizaç Sık Ender Duygudurum bozukluklarının polarite tabanlı ayrımını destekleyen genetik çalışmalar, yeterli sonuca ulaşamamıştır. Son genetik çalışmalar, duygudurum bozukluklarını sınıflandırmada, başlangıç yaşının, polariteye oranla daha yararlı olduğunu göstermiştir. Bir çok genetik çalışmanın, bipolar-unipolar örneklerini ayrı ayrı ölçmede sınırlılıkları vardır. Bu da, polarite tabanlı sınıflamaların, genetik çalışmalardaki yetersizliğini ortaya koymuştur. Başlangıç yaşı, duygudurum bozukluklarını sınıflamada, polariteye oranla, daha uygun bir alternatif olabilir (39). Benzer bir şekilde duygudurum bozukluğu için kategorik bir ayrım yerine, contiuum/spectrum modeli veya kategorik/boyutsal model karmalarının daha uygun olacağı düşünülmektedir. Bu konudaki çalışmalar, duygudurum bozukluğunu 16

18 sınıflamada polarite kavramına göre rekurran kavramının daha üstün olduğunu desteklemektedir. Tıpkı Kraepelin in yaptığı gibi, manik-depresif deliliğin çekirdek özelliği olarak rekürrana (örneğin gidişat), polariteye oranla (klinik görüntü); daha fazla ağırlık vermektedir (39). Sonuç olarak son yıllardaki tüm çalışmalar göz önüne alındığında, literatürde aradan geçen zamanla birlikte, Kraepelin in kapsayıcı ve bütünleyici yaklaşıma geri dönülmesi dikkat çekicidir Yanlış Tanı Bipolar bozukluk tanısının, özellikle hastalığın erken dönemlerinde çoğunlukla atlandığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Bazı vakalarda ilk psikiyatrik başvuru ile, doğru tanıya ulaşılması arasında geçen sürenin 10 yıla kadar uzadığı ve yanlış tanı oranının %40 lara ulaştığı bildirilmektedir. Yanlış tanıya yol açan nedenlerden birinin, hastaların özellikle manik belirtileri inkar etmeleri veya yeteri kadar tanımlayamamalarına neden olan içgörü eksikliği olduğu bildirilmiştir. Bipolar bozukluğun tanı amaçlı değerlendirilmesinde, hastaların yakınlarının manik belirtileri, iki kat daha fazla tanımlayabilmeleri, aile bireylerinden alınan bilginin önemini doğrulamaktadır. Fakat hipomanik veya manik belirtilerin, klinisyen tarafından, sistematik olarak sorgulanmamasının da tanı gecikmesinde rolü vardır (40). Ayrıca, bipolar bozukluk ile ilişkilendirilebilecek diğer belirteçlerin de değerlendirilmesi önemlidir; ailede bipolar bozukluk öyküsü, hastalığın seyri (başlangıç yaşı, yineleyen, kısa depresif dönemler, hipersomni ve anerji gibi atipik belirtiler, psikotik depresyon, postpartum başlangıç) ve antidepresan tedaviye yanıt (özellikle mani, tolerans ve yanıtsızlık) (1). Bunların yanında, geçmişteki duygudurum değişikliğinden çok aktivite artışına odaklanmanın (hastanın bu dönemlerdeki öfori ve/veya irritabilitesini hatırlatabilir), bipolariteyi saptama oranlarını arttırdığını belirtmişlerdir (41). Bipolar bozukluk genellikle ergenlik ve genç erişkinlik döneminde başlar, ilk affektif epizodları %40-60 oranında depresif atak şeklindedir. İlk görüşmede bipolar bozukluğu tanımak zordur ve %40 ın aşkın bipolar hasta, ilk olarak major depresyon tanısı alır (4,42). Yapılan bir çok izleme çalışmasında, major depresyon tanısının izlem süresince, değişik oranlarda bipolar bozukluk tanısına değiştiği bildirilmektedir. Örneğin, Adolesanlarda yapılan prospektif bir çalışmada, major depresyon sebebiyle 17

19 hastaneye yatırılan yaşları arasında değişen 60 çocukta, 3-4 yıl içinde %20 sinde bipolar sonlanım gözlendi. Bipolar sonlanımle ilişkili şu prediktörler ön görüldü (43); 1. Hızlı semptom başlangıcı, 2. Aile ağacında affektif yüklülük, bipolar bir aile öyküsü, 3. Farmakolojik hipomani. Yine uzun dönemli prospektif bir çalışmada, Hindistan Madurai de 109 u endojen depresyon vakası olan 122 vaka, tanı konulduktan sonra 3 ile 13 yıl arasında izlenmiştir. 28 vakada rekürrens görülmemiştir, 42 vaka bipolar tanısına değişmiştir, 28 vaka unipolar olarak kalmıştır. Depresif epizodların sonucu manik epizod olmuştur. Depresif kutuptan, manik kutpa değişim başlangıç depresif epizodu takip eden 3 yıl içinde görülmektedir. Diğer kaymaların 3 ile12 yıl arasında olmasına rağmen maninin başlamasından önce depresif epizodların sayısı 1 den 3 e kadar değişmektedir. Bu çalışmada 40 yaşından önce ilk depresyon atağının görülmesi rekürrens açısından hazırlayıcı faktör olarak belirlenmiş, ayrıca 40 yaşından sonra depresyon gelişimi kronikleşme açısından risk faktörü olduğu bildirilmiştir (44). Dunner ve arkadaşları, rekürren depresyon hastalarının bipolar olma riskini %5 civarında hesaplamıştır (42). Coryell ve arkadaşları, 381 bipolar olmayan ve major depresyonu olan hastaların 10 yıllık izlem çalışmasında, 19 hastada hipomanik kayma bulguları (%19) bulurken, Akiskal ve ark 559 hastayı içeren 11 yıllık ileriye dönük bir çalışmada, %8.6 oranında bipolar II ye dönüşüm bildirdi (42). Goldberg ve arkadaşları, 74 genç unipolar depresyon hastasının yatırılarak izlendiği 15 yıllık bir çalışmada, daha yüksek, %27 spontan kayma oranları buldu (45). Ghaemi ve arkadaşları, ortalama 11.6 yıllık bir sürede, BP II hastaların ilk görüşmede geçmişlerinde mani veya hipomani öyküsü olmadığı ve %37 sinin unipolar major depresyon tanısı aldığını bildirmişlerdir (46). Özetlemek gerekirse, unipolardan bipolar bozukluğa spontan değişim oranı literatürde çok çeşitlidir, %0 ve %37.5 arasında değişmektedir, ortalama %9.7 olarak alınabilir (42). 18

20 2.3. Bipolar Bozukluk Tanısındaki Karmaşa Geleneksel olarak Bipolar bozukluk tanısı ile ilgili karmaşa, hastalığın şizofreniden ayırt edilmesi, ara formların veya şizoaffektif bozukluğun tanımlanması ile ilgilidir. Günümüzde antipsikotiklerin, şizofreni ve manide oldukça benzer etkinlikte oldukları görülmektedir. Yapılan genetik çalışmalar sonucunda, özellikle duygudurumla uyumsuz psikotik belirtileri olan vakaların, şizofreni ile ortak genetik özellikler gösterdiklerinin saptanması, bu benzerlik ilgi çekici olmaya devam etmektedir (46). Fakat akut tedavi dikkate alındığında, ayırıcı tanı, tedavi stratejilerinde, önemli bir değişikliğe neden olmamaktadır. Bununla birlikte, muhtemelen klinik önemi daha fazla olan bipolar-unipolar ayrımı, tedavi stratejisini belirlemek açısından ön plana çıkmıştır (46). Bipolar II Bozukluk (BP-II) ise, duygudurum yükselmelerinin, sadece hipomani olarak görüldüğü durumlar olarak tanımlanabilir. Hastalığın en önemli belirleyicisi, çoğunlukla hastayı klinisyenle karşılaştıran tekrarlayıcı depresyonların olmasıdır. Hipomani, halen tartışmalı bir terimdir. Hipomanik epizodların DSM IV-TR ve ICD- 10 da farklı tanımlandıkları görülmektedir. ICD-10 a göre hipomani tanısı için, işlevsellikte bozulma olması gerekli iken, DSM IV-TR de hipomaniyi, maninin, daha hafif ve disfonksiyonun görülmediği formu olarak tanımlar. Her iki tanımlama sistemi de, hipomani tanısı için gereken süreyi 4 gün olarak belirlemişlerdir. İşte bu belki de en tartışmalı alandır (45). Angst ve arkadaşlarının 2003 yılında yaptıkları bir çalışma, hipomani süresi kısaltıldığında, toplum örnekleminde, hipomani yaşantısı olanların oranının belirgin olarak arttığı sonucunu göstermiştir. Çok daha liberal kriterlerin uygulanması halinde bipolar bozukluk prevalansı %7 den, neredeyse %50 lere kadar çıktığı görülebilir (47). Bipolar II bozukluk ve hipomanik epizodun, süre kriteri üzerinde var olan tartışmalar, klinik pratikte oldukça önem taşımaktadır. En objektif yaklaşımda, klinisyenlere, bipolar II bozukluk teşhisini, hastalarının depresif bir periyottan önceki veya sonraki hipomanik semptomlarını bildirmelerini sağlayıp, onları daha dikkatli bir biçimde sorgulamaları önerilmektedir. Hastaların bazı semptomlarını inkar edebileceği, bildirmeyi gerekli görmeyebileceği, semptomlarını iletmekte gönülsüzce davranabileceği için, hastaların arkadaşları veya yakınlarından da bilgi alınabileceği bildirilmektedir. Hastalara, dakika dakika duygudurum değişkenliği hakkında sorular 19

21 sorulması, altta yatan bipolar bozukluğu ortaya çıkartmakta yarar sağalayabileceği belirtilmektedir (37). Ayrıca DSM IV te BP II, rekürren major depresif epizodlar ile spontan olabilen hipomanik epizodlar olarak tanımlanır. Antidepresan ve diğer durumlarla indüklenen hipomani/mani, bu grupta yoktur. Bu vakalar, DSM IV te, Bipolar Bozukluk BTA (Başka Türlü Adlandırılamayan) olarak sınıflandırılır ve maddenin indüklediği bipolar bozukluk olarak kategorize edilerek, depresyon alt başlığında incelenir. ICD-10 da da bu durumun aydınlatılamadığı görülmektedir. Aslında bu affektif formun doğası çözülememiştir. Antidepresana bağlı gelişen maninin, bir yan etki mi, yoksa bipolar yaralanabilirliğin maskesinin düşmüş hali mi olduğu sorusu, hala net olarak cevaplanamamıştır (48). Bipolar bozukluk tanısı halen kesin geçerlilik kazanmaması, belirlenebilir bir nedenden kaynaklanmaması ya da objektif nörobiyolojik işaretlerle ölçülememesinden dolayı, kliniğe dayalı gözlemlerden temel alır (5). Özellikle bipolar II tanısıyla ilgili karmaşa, uzun süre devam edecek gibi görünmektedir. Bu alandaki karmaşanın oluşturduğu tanısal sorunları, bipolar spektrum kavramının büyük ölçüde çözüme kavuşturma iddiasında olduğu görülmektedir Bipolar Spektrum kavramı: Spektrum terimi, psikiyatride ilk olarak, 1968 yılında şizofreni için kullanılmıştır (49). Bipolar-unipolar ayrımının, arada kalan pek çok affektif tabloyu belirsiz ve tanımsız hale getirmesinden yola çıkılarak, son dönemlerde tekrar eski bütünsel yaklaşıma dönülmüş ve bu klinik görünümlerin tamamını kapsayan bipolar spektrum kavramı, tartışılmaya başlanmıştır (23). Bu spektrumun bir ucunda şizobipolar yer alırken, bir ucunda da hipertimik affektif mizaç yer almaktadır (50). Bugün Kraepelin in, manik tip (hipertimik) bireyleri, bipolar spektruma dahil ettiği görüşünü destekleyen, bir çok kanıt vardır. Unipolar ve bipolar ayrımı tartışmaları, 20. yüzyılın son 35 yılında Angst (51,52) ve Goldberg (45) gibi yazarlar tarafından, depresif bozuklukların, daha katı biçimde tanımlanan bipolar bozuklukdan, net olarak ayırt edilmesiyle ivme kazanmıştır. Klinik araştırmada büyük bir buluşsal değeri olduğu kanıtlanmış olan bu ayrım, 20

22 unipolar ve bipolar bozukluğun arasında yer alan, bir çok duygulanım bozukluğunu tanımlamaktan uzaktır (23). Spektrum kavramını zorunlu kılan etmen; koruyucu hekimlik açısından, daha erken ve daha ılımlı bir aşamasında tanı koyarak, mortalite ve morbiditeyi en aza indirgeme gereksinimidir. Spektrum kavaramının getirdiği bakış açısı, eşik ve eşikaltı duygudurum belirtilerini kucaklayarak klinik sürekliliği sağlamış olur. Bu klinik durumlar: a.eksen I bozuklukların çekirdek alttipleri, b.işaretler, ayrımlaşmış belirtiler, belirti kümelerinin ve davranış biçimlerinin prodromal olabilecek çekirdek belirtilerle ilişkisi ve tamamen açıklanmamış durumların ön belirleyicisi olarak gösterilmesi, c.huy ya da kişilik özellikleri ve yaşam biçimini kapsamaktır. Bu sayede spektrum kavramı alttiplere parçalanması kaçınılmaz olan tek boyutlu modele de destek vermiş olur (5). Bu bakış açısına ilk ve en önemli destek, Angst tarafından, Zürih teki Bürzholg Psikiyatri Hastanesi ne 1920 ile 1982 yılları arasında başvuran hastaların kayıtlarını incelediği, epidemiyolojik çalışmadaki verilerden gelmiştir. Subklinik seyreden hastalardaki psikososyal sonuçlar, ilk kez bu çalışmayla gözler önüne serilmiştir (5,51,52). Klasik mani ötesindeki bipolar durumları ifade etmek için kullanılan Soft (Silik) Bipolar Spektrum terimi, bipolar bozukluklar için hipomanik ataklar, siklotimik ve hipertimik özelliklerle birlikte ailevi bipolaritesi olanlarla birlikte, ilaç tedavisi veya başka somatik tedaviler sırasında oluşan hipomani ataklarını da içeren daha kapsamlı bir terimdir (24,53). Tam olarak manik bipolar tablo göstermeyen depresif belirtileri olan, bu hastalıklar için kullanılan alternatif terimler; 1975 te Kupfer ve arkadaşları tarafından önerilen, "Unipolar-L", 1976 da Mendels tarafından önerilen, psödounipolar depresyon" ve 1980 de Angst ve arkadaşları tarafından önerilen, "Dm" paternini içerir. İlk iki tanımlama, lityum karbonata farmakolojik yanıt temelinde görünürde bir çok Unipolar bozukluğun bipolar bozuklukla ilişkili olabilme ihtimalini vurgulamaktadır (23). 21

23 Angst ve arkadaşları, klasik MD (major depresyonla birlikte mani) ve Md (ılımlı depresyonla) birlikte mani alt türlerinin, bu genetik varyantları için Dm (major depresyon ve hipomani) kavramını literatüre sokmuşlardır. Angst ın bu yaklaşımı, bipolar spektrum kavramının, eşikaltı belirtilerle seyreden durumları da (kısa hipomani) kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini destekler niteliktedir (24). DSM-III in yayınlanmasından birkaç yıl sonra, Amerikan Psikiyatri Derneğinin (American Psychiatry Association) yeni tanı elkitabının tüm afektif bozukluklar tanısını yeterince kapsayıp kapsamadığı sorusuna yanıt olarak şahsen incelenmiş ardışık afektif rahatsızlık olguları serisinde, yukarıdaki bipolar spektrumunun en azından unipolar karşıtları kadar yaygın olduğu gösterilmiştir (23,43). Bipolarite spektrumu konsepti, DSM IV-TR gibi resmi sınıflandırmalarda gerekli görülen 4 günlük eşik kriterinden daha kısa süreli hipomani epizodlarının çok yaygın olduğunu gösteren Angst ın, epidemiyolojik çalışmalarıyla büyük ölçüde takviye edilmiştir. Unipolar-bipolar karşıtlığını desteklemede çok etkili olan gruptan bir araştırmacı, spektrumun ağır bozukluk (psikotik manik) ve eşikaltı (kısa süreli hipomani) uçlarında bipolarite kavramının genişletilmesini ikna edici biçimde iddia etmektedir. Burada önemli bir nokta, semptomatoloji açısından, eşikaltı denilen belirtilerin depresyonla ilişkili olarak önemli olumsuz psikososyal sonuçları olduğunun kanıtlanmış olmasıdır (23,43). Bertelsen ve arkadaşlarının önemli araştırması ise, belki de geniş bipolarite kavramı için en ikna edici kanıtları sağlamıştır. Katı tanımlı duygudurum bozuklukları açısından birbirleriyle çelişen monozigot ikizler, spektrumun hafif semptomatik ucunda kararsız (tedavi edilmemiş) duygudurum bozuklukları, spektrumun ağır hastalıklar ucundaki klasik afektif bozuklukların sınırları dışındaki mizaçla uyumsuzluk, psikozlar için benzerlik göstermekteydi (23). İki güncel derleme makalesi, bipolar bozukluğun sınırları konusunda zıt görüşleri temsil etmektedir. Cassano ve arkadaşları, tanısal ve değerlendirme metodolojisi açısından, bipolar spektrumun bir klinik realite olduğunu açıklamıştır (43). Baldessarini nin başka bir makalesi, halen kabul edilen resmi sınırların genişletilmesini kısıtlayan daha ihtiyatlı bir yaklaşımı benimsemiştir. Ancak Baldessarini nin bipolar konseptin tarihsel gelişimi tablosu çalışmaları, büyük ölçüde genişletilmiş bipolar bozukluk spektrumunu destekleyen yazarlar ve araştırmacıları 22

24 içermektedir. Bunun nedeni, bipolar bozukluktaki tarihsel gelişmelerin, geniş bir spektrumu teşvik etmesidir. Gerçekten bu kavramın doğruluğunu onaylayan, klinik açıdan kullanılabilir kriterler dahil çok sayıda çalışma yapılmıştır. Baldessarini ve Cassano nun yaklaşımları, pratik düşüncelere karşı bazı araştırmalar için gerekli olabilen, metodolojik saflık konusunda birleşmektedir. Ancak pratikte uygulamaların, saf metodolojik tasarımlara ve klinik ortamda gerçekçi olmayan kullanışsız değerlendirme araçlarına gerek duymadığı açıktır (2,54). Akiskal 1995 yılında, bipolaritenin altında yatan nedenin mizaçta yer alan yapısal bir anormallik olduğu görüşünü ortaya atmıştır. Bu teoriye göre, yapısal özellik bipolar sendrom değil, mizaçtaki değişkenliklerdir. Dolayısıyla mizaçtaki değişkenlik ne kadar aşırı olursa, bireyin bipolar bozukluk geliştirme riski de o kadar yüksektir. Bu modele göre, hem bipolar bozukluk hem de mizaç değişkenlikleri, duygudurumun biyolojik olarak disregülasyonu sonucu olduğundan, biyolojik çeşitliliğin mizaca daha doğrudan etkili olmasının mümkün olduğu savunulur. Genetik çerçevede bu; kalıtımın daha yüksek penetrans gösterdiği durumlarda daha etkili olduğu ve genetik olarak kuvvetli bir bipolar bozukluğa işaret ettiği anlamına gelmektedir (5,23,43). Tüm bu bulgular çerçevesinde, 1999 yılında Akiskal ve Pinto, Bipolar Spektrum Bozukluklarını aşağıdaki gibi tekrar sınıflandırmışlardır (55). Bipolar ½ : Şizobipolar Bozukluk Bipolar I: Manik-depresif hastalık Bipolar I ½: Uzamış hipomanilerle birlikte depresyon Bipolar II: Spontan hipomanik epizodlar ve depresyon Bipolar II ½: Siklotimik mizaç zemininde depresyon Bipolar III: Yineleyici depresyon ve antidepresan veya diğer tedavilerle ilişkili hipomani Bipolar III ½: Psikostimulan ve/veya alkol kullanımı ile ilişkili duygudurum dalgalanmaları Bipolar IV: Hipertimik mizaç zemininde depresyon. Özet olarak, üzerinde en fazla uzlaşma sağlanmış genişletilmiş bipolar spektrum kavramı içine; şizobipolar bozukluk, mani, karma durumlar, hipomanili depresyonlar (süresine bakılmaksızın), farmakolojik ajanlarla tetiklenmiş hipomaniyle birlikte siklotimik ve hipertimik mizaçlarla ilişkili olanlar ve son olarak bipolar aile öyküsü 23

25 veya lityuma yanıt veren döngüsel depresyonlara (psödounipolar) sahip adayların dahil edilmesi önerilmiştir (55) Bipolar Bozukluğa Kategorik ve Boyutsal Yaklaşımın Karşılaştırılması Psikiyatride bir bozukluk için, %100 spesifik semptom yoktur (42). Bu şekilde bakıldığında psikiyatrik tanımlama, çoğunlukla geçici ve aslında varsayımsaldır. En yaygın tıbbi sınıflandırma sistemi olan kategorik yaklaşım, büyük bir tanı grubunda sınırları keskin tanısal özellikler veya alttiplerden oluşur. Boyutsal yaklaşım da ise birey, birden fazla boyutta değerlendirilerek, patolojinin nereye denk geldiği belirlenmeye çalışılır. Bu modelde her birey, farklı parametrelerin kesiştiği bir noktayı temsil eder. Yapılan bilimsel araştırmalarda, her iki model de geçerli bulunmuştur. Fakat kategorik model, hem uygulama kolaylığı, hem de istatistiksel olarak değerlendirilebilmesindeki kolaylıklar gibi nedenlerle, daha çok tercih edilmektedir. Buna karşın çok boyutlu yaklaşımlar, hastayı oldukça iyi tanımlamaya yardımcı olmalarına rağmen, genelleştirmenin yapılamadığı durumlarda, pek yardımcı olamamaktadırlar (46). İyi ve kullanışlı bir tanı sisteminden beklenilenler; hastalığın kökenine gönderme yapması, koruyucu hekimlik alanı açısından ön kestirimde bulunulacak bir takım prediktörleri içermesi, net bir biçimde ayırıcı tanıya olanak tanıması ve çöp kutusu olarak nitelendirilebilecek ayırt edilemeyen grupların mümkün olduğunca dar tutulması olarak sıralanabilir (5). Kraepelin, manik depresif hastalığı şizofreniden ayırırken, unipolar durumları da ciddi bipolar bozukluk içerisinde değerlendirmiştir. Bipolar ve unipolar ayrımı, Kraepelin den çok sonra Angst ve Perris in çalışmaları sonucu belirlenmiş ve bir çok tedavi endikasyonları ile de desteklenmiştir. Sonuçta bipolar ve unipolar durumlar kutuplaşmıştır. Akiskal ve arkadaşları, 1977 yılında, bipolar tanımının unipolar vakaları da içerdiği geniş bir bipolar spektrum kavramı tanımlamışlardır. Daha kısa süreli ve hafif seyirli duygudurum yükselme dönemlerinin hipomani olarak tanımlandığı durumlarda, bipolar gruba dahil olan hasta sayısının artacağını belirtmişlerdir (53). Duygudurum bozukluğuna tanı koymak ve belirtilerin şiddetini değerlendirmek için tanısal görüşme listeleri, klinisyen değerlendirme listeleri ve hastanın kendisinin doldurduğu anketleri içeren oldukça geniş bir grup ölçek bulunmaktadır. Bu 24

26 ölçeklerden bazıları hastalık sırasında görülen semptomların şiddetini belirlemeye yardımcı olurken, bir kısmı da duyguduruma ait belirtilerin hayatın herhangi bir döneminde var olup olmadığı ile ilgili bilgi edinmek için kullanılmaktadırlar. Bir ortamda işe yarayan ve doğru sonuç veren bir ölçeğin, psikiyatri uygulama şartları göz önünde bulundurulduğunda, başka bir ortamda benzer sonucu vermemesi beklenebilir bir durumdur. Günümüzde, duygudurum bozuklukları için, her ortam ve populasyonda yeterli bilgi sağlayıp değerlendirme hedeflerinin tümüne ulaşmamızı sağlayabilecek tek bir ölçek yoktur. Bütün ortamlar ve populasyonlarda değerlendirmelerin hedefleri oldukça değişken olmakla birlikte, iyi bir ölçekten beklenenler şunlardır; Daha detaylı değerlendirme gerektiren bireylerin belirlenmesi Duygudurum bozukluklarında ayırıcı tanının belirlenmesi Araştırmalar için uygun bireylerin tespit edilmesi Bireylerin tedavi yanıtlarının izlenmesi (56). Kategorik ve boyutsal ölçümler arasındaki temel farklar, değerlendirmenin sonucuyla birlikte (tanıya karşı hastalık şiddeti ölçümü), psikiyatrik hastalıkların, özellikle duygudurum bozukluklarının, kavramlaştırılmasından ileri gelmektedir (5). Duygudurum bozukluğu için kullanılan derecelendirme ölçekleri, kategorik/tanısal ve boyutsal olarak ikiye ayrılmaktadır; Kategorik ölçekler, major depresyon, distimi, bipolar I ve II ve siklotimiyi içeren duygudurum bozukluklarının varlığını belirlemeye yarayan tanısal karar verme ölçekleridir. Bu tarz öçekler DSM-IV-TR ve ICD-10 gibi, duygudurum bozuklukları dışında diğer hastalık gruplarını da tanımlamaya yarayan sınıflandırma sistemlerinden türetilmişlerdir (Ör. DSM IV Eksen I Bozuklukları için Yapılandırılmış bir klinik görüşme çizelgesi olan SCID). Boyutsal ölçekler ise, semptom envanter, klinik derecelendirme ölçekleri ve tarama testi şeklinde olabilirler ve bireyin semptomatolojisi veya durumunun göreceli düzeyi ile ilgili bilgi verirler. Bu ölçekler, hastanın içinde bulunduğu durumdaki semptom şiddetinin ve sıklığının bir süreklilik içinde yerleştirilmesini sağlarlar (ör. daha az veya daha çok depresif). Boyutsal ölçekler klinisyen tarafından uygulanan ve hastanın kendisi tarafından cevaplanan özbildirim testleri olmak üzere iki alt gruba ayrılır. Klinisyen tarafından uygulanan ölçeklerin büyük kısmı mani veya depresyon 25

BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ http://www.bipolaryasam.org/ Bipolar II Bozukluk

BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ http://www.bipolaryasam.org/ Bipolar II Bozukluk BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ http://www.bipolaryasam.org/ Bipolar II Bozukluk Doç. Dr. Sibel Çakır İstanbul Tıp Fakültesi, Psikiyatri A.D Duygudurum Bozuklukları Birimi Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: ELAN Danışman:

Detaylı

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır.

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Lohusalık döneminde ruhsal hastalıklar: risk etkenleri ve klinik gidiş Doç.Dr. Leyla Gülseren 25 Eylül 2013 49. Ulusal

Detaylı

POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM

POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM POSTPARTUM BAŞLANGIÇLI DEPRESYONDA GİDİŞ VE SONLANIM DR FARUK UĞUZ KONYA N.E.Ü MERAM TIP FAKÜLTESI PSIKIYATRI A.D. ÖĞR. ÜYESI Açıklama Son iki yıl içinde ilaç endüstrisi vd sivil toplum kuruluşları ile

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD Çalışmalarda birinci basamak sağlık kurumlarına başvuran hastalardaki psikiyatrik hastalık sıklığı, gerek değerlendirme ölçekleri kullanılarak

Detaylı

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi

Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Obsesif KompulsifBozukluk Hastalığının Yetişkin Ayrılma Anksiyetesiile Olan İlişkisi Dr. SiğnemÖZTEKİN, Psikolog Duygu KUZU, Dr. Güneş CAN, Prof. Dr. AyşenESEN DANACI Giriş: Ayrılma anksiyetesi bozukluğu,

Detaylı

( iki uçlu duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif, manik depresif psikoz)

( iki uçlu duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif, manik depresif psikoz) ÇOCUKLARDA BİPOLAR DUYGULANIM BOZUKLUĞ ( iki uçlu duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif, manik depresif psikoz) Bipolar duygulanım bozukluğu ; iki uçlu duygulanım bozukluğu, manik depresif psikoz

Detaylı

Bipolar Bozukluk: Psikoeğitim Doç. Dr. Fisun Akdeniz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Affektif Hastalıklar Birimi Nerede Ne zaman Ne sıklıkta Bipolar bozukluklarda psikolojik Psikoanaliz Grup

Detaylı

BİPOLAR BOZUKLUKTA BAŞLANGIÇ YAŞININ AFEKTİF MİZAÇ ÖZELLİKLERİ VE BOZUKLUĞUN BOYUTSAL ÖZELLİKLERİ İLE İLİŞKİSİ

BİPOLAR BOZUKLUKTA BAŞLANGIÇ YAŞININ AFEKTİF MİZAÇ ÖZELLİKLERİ VE BOZUKLUĞUN BOYUTSAL ÖZELLİKLERİ İLE İLİŞKİSİ T.C. Sağlık Bakanlığı Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi 13. Psikiyatri Kliniği Başhekim: Doç. Dr. Erhan Kurt Klinik Şef V.: Dr. Ahmet Türkcan

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem V Psikiyatri Staj Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Baran GENCER Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜÇLÜ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri

Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri Lityum psikiyatri 1950 1980lerde lityum bazı antikonvülzanlara benzer etki Ayrı ayrı ve yineleyen nöbetler şeklinde ortaya çıkan manik depresyon ve epilepsi Böylece

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

DEPRES DEPRE Y S O Y NDA ND PSİKOFARMAKOTERAPİ

DEPRES DEPRE Y S O Y NDA ND PSİKOFARMAKOTERAPİ DEPRESYONDA PSİKOFARMAKOTERAPİ DEPRESYON TANISI Depresif ruh hali İlgi ve isteklerde azalma Enerji azlığı Konsantrasyon bozukluğu ğ İştah bozukluğu Uk Uyku bozukluğu ğ Kendine güven kaybı, suçluluk ve

Detaylı

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ

HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ HAREKETLİ ÇOCUK DOÇ. DR.AYLİN ÖZBEK DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ AD. ÖĞRETİM ÜYESİ SUNUM PLANI: Hareketli çocuk kime denir? Klinik ilgi odağı olması gereken çocuklar hangileridir?

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Dönem VI Ön Hekimlik Psikiyatri (Seçmeli) Uygulama Dilimi Eğitim Programı Eğitim Başkoordinatörü: Dönem Koordinatörü: Koordinatör Yardımcısı: Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç. Dr. Erkan Melih ŞAHİN Doç.

Detaylı

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen

Detaylı

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi

ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU. Temel Yakınmalar. . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi . Üniversitesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Koruma Birimi ÇOCUK İHMAL VE İSTİSMARI RUHSAL DEĞERLENDİRME FORMU Çocuğun Adı- Soyadı: Cinsiyeti: TC Kimlik No: Görüşmecinin Adı- Soyadı:

Detaylı

DSM V madde kullanım bozuklukları için neler getiriyor? Prof. Dr. Yıldız Akvardar

DSM V madde kullanım bozuklukları için neler getiriyor? Prof. Dr. Yıldız Akvardar DSM V madde kullanım bozuklukları için neler getiriyor? Prof. Dr. Yıldız Akvardar Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD 7 Ekim 2010 MADDE KULLANIM BOZUKLUKLARI DSM IV Madde bağımlılığı Madde

Detaylı

Açıklama 2012-2013. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK

Açıklama 2012-2013. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK Duygudurum Bozukluklarında Gelecek Sınıflandırma ve Tedaviler Kürşat Altınbaş Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi, Psikiyatri

Detaylı

İnfertil çiftlerde bağlanma ve mizaç özellikleri tedavi başarısını etkiler mi? Stresin aracı rolü

İnfertil çiftlerde bağlanma ve mizaç özellikleri tedavi başarısını etkiler mi? Stresin aracı rolü İnfertil çiftlerde bağlanma ve mizaç özellikleri tedavi başarısını etkiler mi? Stresin aracı rolü Dr. Fatma Fariha Cengiz, Dr. Gülhan Cengiz, Dr. Sermin Kesebir Erenköy RSHEAH, İstanbul 29 Mayıs Hastanesi,

Detaylı

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindekipayı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 Akılcı İlaç Kullanımı;

Detaylı

İNGİLİZCE ÖZET SUMMARY

İNGİLİZCE ÖZET SUMMARY ÖZET Başlık: İlk epizodu depresyon olan Bipolar Bozukluk tanılı hastaların, antidepresan sağaltım altında manik\hipomanik kayma geliştiren ve geliştirmeyen major depresyon tanılı hastalarla, klinik özellikler

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME

Detaylı

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir.

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir. Psikiyatrinin en önemli hastalıklarından biridir. Bu hastalıkta gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, acayip tuhaf davranışlar, hezeyanlar ( mantıksız, saçma, olması mümkün olmayan veya olması mümkün

Detaylı

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir? Psikolojiye Giriş İşler Kötüye Gittiğinde Olanlar: Zihinsel Bozukluklar 1. Kısım Ders 18 Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları Susan Noeln-Hoeksema Psikoloj Profesörü Yale Üniversitesi 2 Anormallik

Detaylı

PSİKOZ İÇİN RİSK GRUBUNDA OLAN HASTALARDA OBSESİF KOMPULSİF VE DEPRESİF BELİRTİLERİN KLİNİK DEĞİŞKENLER VE BİLİŞSEL İŞLEVLERLE İLİŞKİSİ

PSİKOZ İÇİN RİSK GRUBUNDA OLAN HASTALARDA OBSESİF KOMPULSİF VE DEPRESİF BELİRTİLERİN KLİNİK DEĞİŞKENLER VE BİLİŞSEL İŞLEVLERLE İLİŞKİSİ PSİKOZ İÇİN RİSK GRUBUNDA OLAN HASTALARDA OBSESİF KOMPULSİF VE DEPRESİF BELİRTİLERİN KLİNİK DEĞİŞKENLER VE BİLİŞSEL İŞLEVLERLE İLİŞKİSİ Ahmet Zihni SOYATA Selin AKIŞIK Damla İNHANLI Alp ÜÇOK İ.T.F. Psikiyatri

Detaylı

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindeki payı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 DSÖ tahminlerine

Detaylı

DEPRESYON SAĞALTIM KILAVUZU KAYNAK KİTABI. Editörler. Olcay Yazıcı E. Timuçin Oral Simavi Vahip. Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları

DEPRESYON SAĞALTIM KILAVUZU KAYNAK KİTABI. Editörler. Olcay Yazıcı E. Timuçin Oral Simavi Vahip. Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları DEPRESYON SAĞALTIM KILAVUZU KAYNAK KİTABI Editörler Olcay Yazıcı E. Timuçin Oral Simavi Vahip Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları Olcay Yazıcı E. Timuçin Oral Simavi Vahip Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Dahili Servisler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHP) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), her 10 çocuktan birinde görülmesi, ruhsal, sosyal

Detaylı

BIPOLAR BOZUKLUK: KESİTSEL BİR DEĞERLENDİRME

BIPOLAR BOZUKLUK: KESİTSEL BİR DEĞERLENDİRME T.C. ÇUKURAVA ÜNIVERSITESI TIP FAKÜLTESI PSIKIYATRI ANABILIM DALI BIPOLAR BOZUKLUK: KESİTSEL BİR DEĞERLENDİRME Dr. Nedim TURHAN UZMANLIK TEZİ TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. Nurgül ÖZPOYRAZ ADANA- 2007 TEŞEKKÜR

Detaylı

Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125:168 78. Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL.

Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125:168 78. Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL. Dr Ali Bozkurt Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125:168 78. Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL. The bereavement of the widowed. Dis Nerv Syst 1971;32:597

Detaylı

BİPOLAR HASTALIKTA ALKOL-MADDE KULLANIMI VE ANKSİYETE BOZUKLUĞU ARASINDAKİ İLİŞKİNİN SAPTANMASI

BİPOLAR HASTALIKTA ALKOL-MADDE KULLANIMI VE ANKSİYETE BOZUKLUĞU ARASINDAKİ İLİŞKİNİN SAPTANMASI T.C SAĞLIK BAKANLIĞI Prof. Dr. Mazhar Osman Bakırköy Ruh Sağlığı Ve Sinir Hastalıkları Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Başhekim: Doç. Dr.Medaim Yanık 9.Psikiyatri Birimi Klinik Şefi. Doç.Dr.Hüsnü Erkmen

Detaylı

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri

Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi

Detaylı

14 Aralık 2012, Antalya

14 Aralık 2012, Antalya Hamilelerde Uyku Bozukluğunun Sorgulanması ve Öyküden Tespit Edilen Huzursuz Bacak Sendromunda Sıklık, Klinik Özellikler ve İlişkili Olabilecek Durumların Araştırılması A Neyal, G Benbir, R Aslan, F Bölükbaşı,

Detaylı

KRONİK SOLUNUM HASTALIKLARINDA PSİKOSOYAL DEĞERLENDİRME VE TEDAVİ

KRONİK SOLUNUM HASTALIKLARINDA PSİKOSOYAL DEĞERLENDİRME VE TEDAVİ KRONİK SOLUNUM HASTALIKLARINDA PSİKOSOYAL DEĞERLENDİRME VE TEDAVİ Prof Dr Behcet Coşar Gazi Üni. Tıp Fak. Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatri Ünitesi İNSAN Biyo Psiko Sosyal 11/6/2009 2 KOAH

Detaylı

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse

ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse ACOG Diyor ki! HER GEBE TAKİP SÜRECİNDE EN AZ BİR KEZ PERİNATAL DEPRESYON AÇISINDAN TARANMALIDIR. Özeti Yapan: Dr. Semir Köse Perinatal Depresyon gebelik süresince veya gebeliği takip eden ilk 12 ay boyunca

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Hangi Böbrek Hastalarına Ruhsal Destek Verilebilir? Çocukluktan yaşlılığa

Detaylı

Suç işlemiş bipolar bozukluklu olgularda klinik ve suç özellikleri: BRSHH den bir örnek. Dr. Tuba Hale CAMCIOĞLU

Suç işlemiş bipolar bozukluklu olgularda klinik ve suç özellikleri: BRSHH den bir örnek. Dr. Tuba Hale CAMCIOĞLU Suç işlemiş bipolar bozukluklu olgularda klinik ve suç özellikleri: BRSHH den bir örnek Dr. Tuba Hale CAMCIOĞLU Kurum ve kuruluşla ilişki bildirimi Bulunmamaktadır. Şiddet ve Suç Saldırganlık Şiddet Bireyin

Detaylı

Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD

Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD 1 Psikiyatride İlaç Etkisinin Hastalık merkezli Modeli 2 Alternatif İlaç merkezli İlaç Modeli 3 Fiziksel Tedaviler Ve Hastalık merkezli Model 1 Psikiyatride

Detaylı

Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE

Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE Bir Üniversite Kliniğinde Yatan Hastalarda MetabolikSendrom Sıklığı GŞ CAN, B BAĞCI, A TOPUZOĞLU, S ÖZTEKİN, BB AKDEDE Psikiyatrik hastalığı olan bireylerde MetabolikSendrom (MetS) sıklığı genel popülasyona

Detaylı

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI Bilgisayar ve internet kullanımı teknoloji çağı olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde, artık hayatın önemli gereçleri haline gelmiştir. Bilgiye kolay, hızlı, ucuz ve güvenli

Detaylı

Çekirdek belirtileri açýsýndan duygulaným alanýnda. Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme. Özet

Çekirdek belirtileri açýsýndan duygulaným alanýnda. Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme. Özet Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme Doç. Dr. Levent KÜEY* Özet Depresyon psikiyatrik bozukluklar arasýnda en sýk karþýlaþýlan hastalýklardan biridir. Depresif hastalarýn önemli bir

Detaylı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER Sağlık Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması Biyolojik, ruhsal ve sosyal iyilik hali. Tıp Özgül bir kurama ve bu kuramdan biçimlenen yöntemle belirlenen uygulamalarla biyolojik,

Detaylı

Prof.Dr. Hatice ÖZYILDIZ GÜZ Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikiyatri ABD

Prof.Dr. Hatice ÖZYILDIZ GÜZ Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikiyatri ABD Prof.Dr. Hatice ÖZYILDIZ GÜZ Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikiyatri ABD İÇERİK ALT TİPLENDİRMEDEKİ SORUNLAR KLİNİĞE YANSIMASI ÇEKİNGEN KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN ETKİSİ Tanısal bakı Sosyal fobi DSM-I de "Fobik

Detaylı

Siklotimik bozukluk, hipomani ve hafif þiddette

Siklotimik bozukluk, hipomani ve hafif þiddette Siklotimik Bozukluk Yrd. Doç. Dr. Adnan CANSEVER*, Prof. Dr. Aytekin ÖZÞAHÝN* Siklotimik bozukluk, hipomani ve hafif þiddette depresyon dönemlerinin sýk aralýklarla yer deðiþtirdiði, kronik bir duygudurum

Detaylı

Türkiye de Somatoform Bozukluklar Epidemiyolojisi Dr Yarkın Özenli Başkent Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Açıklama 2008 20092009 Araştırmacı: Danışman: Konuşmacı: Somatoform Bozukluklar SOMATOFORM

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi. Figen Karadağ Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi. Figen Karadağ Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Figen Karadağ Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Madde kullanımı 56% Alkol Kullanımı 49% Newcomer 2006, Krishnan 2005 Başlangıçta %33, 2 yıl sonra %39 olan

Detaylı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ A.D. Madde deyince ne anlıyoruz? Alkol Amfetamin gibi uyarıcılar Kafein Esrar ve sentetik kannabinoidler

Detaylı

HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME

HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI ÜZERĠNE BĠR DEĞERLENDĠRME Psi. Özge Kutay Sos.Yelda ġimģir Ġzmir,2014 HEMġEHRĠ ĠLETĠġĠM MERKEZĠ ÇALIġANLARIYLA STRES VE KAYGI DURUMLARI

Detaylı

EŞ TANI VE AYIRI CI TANI DA. Dr. Berk Murat ERGÜN

EŞ TANI VE AYIRI CI TANI DA. Dr. Berk Murat ERGÜN ERİ ŞKİ N DEHB BİBİ P OLAR BOZUKLUK EŞ TANI VE AYIRI CI TANI DA GÜÇLÜKLER Dr. Berk Murat ERGÜN 1 Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu çocukluk döneminde

Detaylı

BĐPOLAR I BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA KARMA DÖNEMLERĐN VE HIZLI DÖNGÜLÜ SEYRĐN ORTAYA ÇIKIŞINDA AFEKTĐF MĐZAÇ ÖZELLĐKLERĐNĐN ROLÜ

BĐPOLAR I BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA KARMA DÖNEMLERĐN VE HIZLI DÖNGÜLÜ SEYRĐN ORTAYA ÇIKIŞINDA AFEKTĐF MĐZAÇ ÖZELLĐKLERĐNĐN ROLÜ T.C. Sağlık Bakanlığı Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi 5.Psikiyatri Kliniği Başhekim: Doç. Dr. Medaim Yanık Klinik Şefi: Doç. Dr. Duran Çakmak

Detaylı

KANSER İSTATİSTİKLERİ

KANSER İSTATİSTİKLERİ 1 KANSER İSTATİSTİKLERİ Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunudur. Tanı olanaklarının gelişmesi ve

Detaylı

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir??

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir?? Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem Sıklığı?? Klinik seyir?? Çocuğun ilk travmatik yaşam olayı emzirme bağlanma olumsuz sağlık koşulları yetersiz bakım Doğum Değişim İyi anne olabilecek

Detaylı

Bipolar Bozukluk Sınıflandırmasında Karma Dönem

Bipolar Bozukluk Sınıflandırmasında Karma Dönem Bipolar Bozukluk Sınıflandırmasında Karma Dönem Ömer Aydemir Celal Bayar Üni. Tıp Fak. Psikiyatri A.D. Kurum ve Kuruluşla İlişki Bildirimi Araştırmacı olarak: 2010:Astra-Zeneca 2011: 2012: Danışmanlık:

Detaylı

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi DİYABET HASTALARININ HASTALIK ALGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi Amaç: TURDEP-2

Detaylı

PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ*

PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ* İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 25 TÜRKİYE DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR Sempozyum Dizisi No:62 Mart 2008 S:25-30 PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ*

Detaylı

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi

Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri. Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi Aile İçi Şiddetin Kadın Sağlığına Etkileri 1 Öğrenim Hedefleri Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının, yaşam dönemlerine göre kadın sağlığına olan etkilerini açıklar, Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ile kadına

Detaylı

EĞİTİM VEREN BİR DEVLET HASTANESİ PSİKİYATRİ POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN TANI GRUPLARINA GÖRE SOSYODEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ

EĞİTİM VEREN BİR DEVLET HASTANESİ PSİKİYATRİ POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN TANI GRUPLARINA GÖRE SOSYODEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ Kriz Dergisi 2(1): 235-240 EĞİTİM VEREN BİR DEVLET HASTANESİ PSİKİYATRİ POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN TANI GRUPLARINA GÖRE SOSYODEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ Erol ÖZMEN, M.Murat DEMET, İlkin İÇELLİ, Gürsel

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

Uzm. Dr. Sencan Sertçelik Haydarpaşa Numune Eğitim Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği

Uzm. Dr. Sencan Sertçelik Haydarpaşa Numune Eğitim Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Uzm. Dr. Sencan Sertçelik Haydarpaşa Numune Eğitim Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Depresyon sözcüğünün Latince kökü depresus dur; aşağı doğru bastırmak, çekmek, bitkin gamlı-kederli olmak anlamına

Detaylı

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü Yaşam başlangıcından ölümüne kadar, sağlık ve hastalık durumunu anlama, uygun girişimleri planlayarak sorunu çözme sorumluluğuna sahip olan hemşirelik; insanı ele alan

Detaylı

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU. Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU. Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU Prof. Dr. Berna Özsungur Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD 58. Türkiye Milli Pediatri Kongresi 25 Ekim 2014 TANIM Otizm Spektrum

Detaylı

HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR

HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR GİRİŞ Hasta eğitimi, sağlığı koruyan ve bireylerde davranış değişikliği geliştirmeye yardım eden öğrenim deneyimlerinin

Detaylı

Hastanın tedaviye karşı iç görüsüz ve uyumsuz olması Kendisine veya çevresine zarar verme riskinin yüksek olması

Hastanın tedaviye karşı iç görüsüz ve uyumsuz olması Kendisine veya çevresine zarar verme riskinin yüksek olması SAYFA NO 1 / 5 1. AMAÇ: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği işleyiş düzenini açıklamak, sorumluları tanımlamaktır. 2. KAPSAM: Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve

Detaylı

70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları. Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD

70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları. Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD 1943 2013 70. Yılında Otizm Spektrum Bozuklukları Dr. Sabri Hergüner Meram Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi AD Açıklama 2012-2013 Araştırmacı: Yok Danışman: Yok Konuşmacı: 2012 Janssen Cilag

Detaylı

TRSM de Rehabilitasyonun

TRSM de Rehabilitasyonun TRSM de Rehabilitasyonun Yeri Dr. Ayla Yazıcı BRSHH Gündüz Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi Koordinatörü 7.10.2010 Şizofreni tedavisinde çok boyutlu yaklaşım Şizofreni tedavisinde çok boyutlu yaklaşım

Detaylı

Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu 2015-2016 Güz Dönemi

Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu 2015-2016 Güz Dönemi Koç Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu 2015-2016 Güz Dönemi Dersin Adı ve Kodu: Psik 302 Psikopatoloji Dersin ön koşulları: Yok Ders yeri(sınıf): 312 nolu sınıf Ders Günü ve Saati: Salı: 08:30-11:20 Kredisi:

Detaylı

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu

Doç. Dr. Halil Coşkun. Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu Doç. Dr. Halil Coşkun Dr. Hüseyin Kazim Bektaşoğlu GİRİŞ 2010 verilerine göre dünyada erişkinlerde (20-79 yaş) diabet prevalansı %6,4 (285 milyon). 2030 da bu oranın %7,7 ye (439 milyon) yükseleceği öngörülüyor.

Detaylı

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD.

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD. Obezitede Anksiyete Bozuklukları ve Depresyon Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı: Sanofi Danışman: Teva, BMS Konuşmacı: Lundbeck Obezite giderek artan bir toplum sağlığı

Detaylı

SÜRÜCÜ BELGESİ İLE İLGİLİ İŞLEMLERDE PSİKİYATRİK MUAYENE REHBERİ

SÜRÜCÜ BELGESİ İLE İLGİLİ İŞLEMLERDE PSİKİYATRİK MUAYENE REHBERİ SÜRÜCÜ BELGESİ İLE İLGİLİ İŞLEMLERDE PSİKİYATRİK MUAYENE REHBERİ TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ Hazırlayanlar Sürücü Ehliyeti ve Psikiyatrik Muayene Görev Grubu Mehmet Yumru (Görev grubu koordinatörü) Burcu

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

Epilepsi ayırıcı tanısında parasomniler. Dr. Hikmet YILMAZ CBÜ Tıp Fakültesi Nöroloji AD, Manisa

Epilepsi ayırıcı tanısında parasomniler. Dr. Hikmet YILMAZ CBÜ Tıp Fakültesi Nöroloji AD, Manisa Epilepsi ayırıcı tanısında parasomniler Dr. Hikmet YILMAZ CBÜ Tıp Fakültesi Nöroloji AD, Manisa Nokturnal paroksismal olaylar Jeneralize & parsiyel epileptik nöbetler Parasomniler Normal uyku varyantları

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Bipolar Bozuklukta Evreleme Modelleri: Neler Getirebilir? Prof.Dr. Kaan Kora Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

Bipolar Bozuklukta Evreleme Modelleri: Neler Getirebilir? Prof.Dr. Kaan Kora Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Bipolar Bozuklukta Evreleme Modelleri: Neler Getirebilir? Prof.Dr. Kaan Kora Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Açıklama 2008 2009 Araştırmacı: Astra Zeneca, Bristol Myers Squibb,

Detaylı

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur.

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Açıklama 2008 2010 Araştırmacı, danışman, konuşmacı: Herhangi bir maddi ilişki yoktur. Gençlerde DEHB nin Öğrenim Hayatı Üzerine Etkileri Dr Aytül Karabekiroğlu Samsun Mehmet Aydın Eğitim ve Araştırma

Detaylı

İki kutuplu ruh hali rahatsızlığı nedir?

İki kutuplu ruh hali rahatsızlığı nedir? Turkish İki kutuplu ruh hali rahatsızlığı nedir? (What is bipolar mood disorder?) İki kutuplu ruh hali rahatsızlığı nedir? İki kutuplu ruh hali rahatsızlığı, eskiden manik-depresif hastalık adı verilen

Detaylı

Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK

Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK Açıklama 20082010 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU VE UYKU Hypnos (Uyku Tanrısı) Nyks (Gece Tanrısı) Hypnos (uyku tanrısı) ve Thanatos (ölüm tanrısı) Morpheus

Detaylı

Depresif semptomatoloji sadece psikiyatri

Depresif semptomatoloji sadece psikiyatri Depresyonun Klinik Belirtileri Prof. Dr. Ali Kemal GÖÐÜÞ* Depresif semptomatoloji sadece psikiyatri alanýnda deðil genel týpta da hekimlerin en sýk karþýlaþtýklarý belirtiler kümesidir. Bu belirtiler kümesi

Detaylı

Þizofreninin klinik özelliklerini anlatan kitap ya

Þizofreninin klinik özelliklerini anlatan kitap ya Þizofrenide Prodromal Belirtiler Prof. Dr. Ýsmet KIRPINAR* Þizofreninin klinik özelliklerini anlatan kitap ya da yazýlarýn çoðu; þizofreninin heterojen bir sendrom olduðunu, bu hastalýk için hiçbir patognomonik

Detaylı

Bipolar Bozukluk. Tip-II. tanı ve tedavi el kitabı. Editörler Ali Bozkurt E. Timuçin Oral. Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları

Bipolar Bozukluk. Tip-II. tanı ve tedavi el kitabı. Editörler Ali Bozkurt E. Timuçin Oral. Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları Türkiye Psikiyatri Derneği Yayınları Çalışma Birimleri Dizisi 19 Bipolar Bozukluk Tip-II tanı ve tedavi el kitabı Editörler Ali Bozkurt E. Timuçin Oral Ali BOZKURT GATA Askeri Tıp Fakültesinden 1989 yılında

Detaylı

Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi. Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD tayfunturan@hotmail.com

Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi. Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD tayfunturan@hotmail.com Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD tayfunturan@hotmail.com Müracaat eden herkese muayenede uyku durumu sorulmalı İnsomnia (Uykusuzluk)

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Ass. Dr. Toygun Tok İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği

Detaylı

Prof. Dr. Banu Çakır, HÜTF Halk Sağlığı AD. 5. ULUSAL İLK YARDIM SEMPOZYUMU 18.9.2014, Ankara

Prof. Dr. Banu Çakır, HÜTF Halk Sağlığı AD. 5. ULUSAL İLK YARDIM SEMPOZYUMU 18.9.2014, Ankara Prof. Dr. Banu Çakır, HÜTF Halk Sağlığı AD 5. ULUSAL İLK YARDIM SEMPOZYUMU 18.9.2014, Ankara Prof. Dr. Banu Çakır, 18.9.2014, Ankara 2 } Acil durum ve afetlerde ilk yardımcılardan beklenenler nelerdir?

Detaylı

Hastane. Hastane Grupları 19/11/2015. Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar

Hastane. Hastane Grupları 19/11/2015. Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar Hastane Sağlık Kurumları Yönetiminde Temel Kavramlar Yük.Hem.Müge Bulakbaşı Ekonomik, verimli ve etkili olarak her türlü sağlık hizmetinin kesintisiz üretildiği, Eğitim, araştırma ve toplum sağlığı hizmetlerinin

Detaylı

EK-2 CUMHURĠYET ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ PSĠKĠYATRĠ ANABĠLĠM DALI DERS BĠLGĠLERĠ FORMU

EK-2 CUMHURĠYET ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ PSĠKĠYATRĠ ANABĠLĠM DALI DERS BĠLGĠLERĠ FORMU EK-2 CUMHURĠYET ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ PSĠKĠYATRĠ ANABĠLĠM DALI DERS BĠLGĠLERĠ FORMU Bölüm Dahili Tıp Yıl/yarıyıl 2010-2011 Dersin adı Ders düzeyi (önlisans, lisans,vb) Dersin türü (Z/S) Dersin dili

Detaylı

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD

ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI. Doç. Dr. Suphi VEHİD ALZHEİMER ve HALK SAĞLIĞI Alzheimer hastalığı (AH) ilk kez, yaklaşık 100 yıl önce tanımlanmıştır. İlerleyici zihinsel işlev bozukluğu ve davranış değişikliği yakınmaları ile hastaneye yatırılıp beş yıl

Detaylı

AMAÇ: Araştırma planlamasında kullanılan basamakları öğrencilerin tanımlayabilmesini sağlamaktır.

AMAÇ: Araştırma planlamasında kullanılan basamakları öğrencilerin tanımlayabilmesini sağlamaktır. Örnek Hacmi ve Örnekleme Yöntemleri 7.01.014 P.Tesi İstatistik Dergisi; n den N ye Gezinti Yıl:, Sayı:8 Eylül-Ekim 01 deki bir yazıda: Depresyon, dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen son derece yaygın

Detaylı

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı: Danışman: Konuşmacı:

Açıklama 2008 2010. Araştırmacı: Danışman: Konuşmacı: Açıklama 2008 2010 Araştırmacı: Danışman: Konuşmacı: Şizofreni Hastalarında Bedensel Sağlık Sorunları ve Çözüm Yolları Dr. Berna Binnur Akdede DEÜTF Psikiyatri AD 06.10.2010 Mortalite genel populasyondan

Detaylı

Rekabet Avantajının Kaynağı: Satış

Rekabet Avantajının Kaynağı: Satış Rekabet Avantajının Kaynağı: Satış Satıcılar Hizmetlerini Nasıl Farklılaştırırlar? Wilson Learning in beş farklı kuruluşla yaptığı araştırmanın amacı, satıcıların farklılık ve rekabet avantajı yaratmadaki

Detaylı

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI 2012-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DÖNEM V PSİKİYATRİ STAJ DERS PROGRAMI

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI 2012-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DÖNEM V PSİKİYATRİ STAJ DERS PROGRAMI T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI 2012-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DÖNEM V PSİKİYATRİ STAJ DERS PROGRAMI STAJ DÖNEMİNDE EĞİTİM VE ÖĞRETİMDEN SORUMLU ÖĞRETİM ÜYELERİ:

Detaylı

Nuran DEMİR*, Zehra TOPAL*, Basri KÖYLÜ**, Evren TUFAN***, Umut Mert AKSOY**** *Arş. Gör. Dr., AİBÜ Tıp Fak. ÇERSAH AD **Arş. Gör. Dr., AİBÜ Tıp Fak.

Nuran DEMİR*, Zehra TOPAL*, Basri KÖYLÜ**, Evren TUFAN***, Umut Mert AKSOY**** *Arş. Gör. Dr., AİBÜ Tıp Fak. ÇERSAH AD **Arş. Gör. Dr., AİBÜ Tıp Fak. Nuran DEMİR*, Zehra TOPAL*, Basri KÖYLÜ**, Evren TUFAN***, Umut Mert AKSOY**** *Arş. Gör. Dr., AİBÜ Tıp Fak. ÇERSAH AD **Arş. Gör. Dr., AİBÜ Tıp Fak. Psikiyatri AD *** Yrd. Doç. Dr., AİBÜ Tıp Fak. ÇERSAH

Detaylı

Açıklama 2011-2012. Araştırmacı:----- Danışman:------ Konuşmacı: ------

Açıklama 2011-2012. Araştırmacı:----- Danışman:------ Konuşmacı: ------ Açıklama 2011-2012 Araştırmacı:----- Danışman:------ Konuşmacı: ------ Asistan Hekim Kılavuzu Dr. İshak Sayğılı Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbın diğer alanları ile

Detaylı

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR. PSİ154 - PSİ162 Doç.Dr. Hacer HARLAK

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR. PSİ154 - PSİ162 Doç.Dr. Hacer HARLAK PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR BU DERSTE ŞUNLARı KONUŞACAĞıZ: Anormal davranışı normalden nasıl ayırırız? Ruh sağlığı uzmanları tarafından kullanılan belli başlı anormal davranış modelleri nelerdir? Anormal davranışı

Detaylı

BİPOLAR BOZUKLUKTA KORUYUCU SAĞALTIM

BİPOLAR BOZUKLUKTA KORUYUCU SAĞALTIM T.C. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI BİPOLAR BOZUKLUKTA KORUYUCU SAĞALTIM Dr. Meliha ZENGİN EROĞLU UZMANLIK TEZİ TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. Nurgül ÖZPOYRAZ ADANA- 2010 TEŞEKKÜR

Detaylı

RATLARDA ANNE YOKSUNLUĞU SENDROMUNA ZENGĠNLEġTĠRĠLMĠġ ÇEVRENĠN ETKĠSĠ. Serap ATA, Hülya İNCE, Ömer Faruk AYDIN, Haydar Ali TAŞDEMİR, Hamit ÖZYÜREK

RATLARDA ANNE YOKSUNLUĞU SENDROMUNA ZENGĠNLEġTĠRĠLMĠġ ÇEVRENĠN ETKĠSĠ. Serap ATA, Hülya İNCE, Ömer Faruk AYDIN, Haydar Ali TAŞDEMİR, Hamit ÖZYÜREK RATLARDA ANNE YOKSUNLUĞU SENDROMUNA ZENGĠNLEġTĠRĠLMĠġ ÇEVRENĠN ETKĠSĠ Serap ATA, Hülya İNCE, Ömer Faruk AYDIN, Haydar Ali TAŞDEMİR, Hamit ÖZYÜREK Hayatın erken döneminde ebeveyn kaybı veya ihmali gibi

Detaylı

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ Psikolojik bozukluklar nasıl iyileştirilir? Tedavi için uygun kişi kimdir? En mantıklı tedavi yaklaşımı hangisidir? Bir terapi biçimi diğerlerinden daha iyi midir? Herhangi

Detaylı

Son 10 yıldır ilaç endüstrisi ile bir ilişkim (araştırmacı, danışman ve konuşmacı) yoktur.

Son 10 yıldır ilaç endüstrisi ile bir ilişkim (araştırmacı, danışman ve konuşmacı) yoktur. Son 10 yıldır ilaç endüstrisi ile bir ilişkim (araştırmacı, danışman ve konuşmacı) yoktur. Travma Sonrası Stres Bozukluğu Askerî Harekâtlar Sonrası Ortaya Çıkan Olguların Tedavisi Bir asker, tüfeğini

Detaylı