GİRİŞ ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ ANNE BABA EĞİTİMİ Mİ?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "GİRİŞ ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ ANNE BABA EĞİTİMİ Mİ?"

Transkript

1 GİRİŞ ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ ANNE BABA EĞİTİMİ Mİ? Çocuğunuz öfkeyle karşınıza dikiliyor ve size meydan okuyor mu? Onun nereye gittiğini bilmiyor, meraktan çatlıyorsunuz ve gelince de size hiçbir şey söylemek istemiyor mu? Evde hiçbir şey yapmak zorunda olmadığını, doğmayı kendisinin istemediğini ve bu sebepten sizin ona bakmakla yükümlü olduğunuzu söylüyor mu? İnanç ve değerleriniz çocuğunuzun inanç ve değerleriyle çatışıyor mu? İsteklerini yerine getirmediğinizden şikâyet ediyor mu? Bu soruların hepsine "hayır" cevabı verecek anne-babaların sayısı çok azdır. Çünkü her çocuğun çeşitli istekleri olur, davranışla ilgili veya hissî problemleri bulunabilir. Meselâ, arkadaşı veya kardeşiyle iyi geçinemez, sürekli yeni eşya veya giyim ister, okul ve ödevler sıkıcı gelir, sizin uygun görmediğiniz kişilerle arkadaşlık eder; hattâ yatma kalkma saati, yemesi, odasını düzenlemesi, hafta sonu ve boş zamanını nasıl değerlendireceği konularında anne-babasıyla anlaşamaz. Bu tip problemler karşısında siz, ona emirler vererek yönlendirmeye mi çalışıyorsunuz? Uyarıp gözdağı mı veriyorsunuz? Yoksa nasihat edip, nutuk çekip, çözüm teklifleri sunup, ahlâk dersi mi veriyorsunuz? Ya da yargılıyor, suçluyor, tenkit ediyor ve aynı düşüncede olmadığınızı mı söylüyorsunuz? Veya ad takarak, alay ederek utandırıyor musunuz? Yoksa aynı düşüncede olduğunuzu belirtmeyi, övmeyi, her yaptığını desteklemeyi ve güven vermeye çalışmayı mı tercih ediyorsunuz? Veya onun davranış ve düşüncelerini analiz edip yüzüne karşı yorumlar mı yapıyorsunuz? Ya da onu oyalıyor, konuyu saptırıyor, sorular sorarak anlatmak istediklerini mi sınırlıyorsunuz? Bu soruların en azından bazılarına "evet" demek ebeveynlere ters gelmez. Oysa bunlar anne-baba ile çocuk arasında iletişim kurulmasını engeller. Emir ve yönlendirme, çocuğa duygularının ve ihtiyaçlarının önemli olmadığını anlatır. O hâliyle kabullenilmediğini iletir. Bu ise çocuğu kırar, kızdırır ve düşmanca hareketlere sebep olur. Gözdağı vermek, çocuğu korkak yapar ve küstürür. Yerli yersiz ahlâk dersi verilen çocukta suçluluk duygusu uyanabilir. Hep nasihat etmek ve çözüm teklif etmek, çocuk için, "anne-babam benim çözüm bulma kabiliyetimin olmadığını düşünüyor" anlamına gelir. Böylece çocuk düşünmeye değil, anne-babasına bağımlı kalmaya yönelir ve aşağılık duygusuna kapılabilir. Çocuklar nutuk dinlemeyi de, hatalarının yüzlerine vurulmasını da sevmezler. Bunlar ona, onu küçük gördüğümüz, yetersiz bulduğumuz düşüncesini verir. Yargılamak, eleştirmek ve suçlamak, çocuklara kendisini yetersiz, aptal, değersiz hissettirir. Tenkit, çocuklarda sevilmedikleri duygusunu uyandırır. Ad takmak, alay etmek ve utandırmak, çocukların kişiliği üzerinde olumsuz etki yapar. Söylenenin tersini yapıp kendisini haklı çıkarmaya çalışabilir. Oyalamak ve konuyu saptırmak, onunla ilgilenmediğimiz, saygı duymadığımız ya da 1

2 reddettiğimiz zannını uyandırır. Aşırı iltifat da çocuklar üzerinde olumsuz tesire sahiptir. Sürekli övülen çocuklar övülmediklerinde bunu kabul edilmeme veya yargılanma olarak algılayabilirler. Arkadaşlarının yanında övülen çocuk utanır ve rahatsız olur. Anne babalar, çocuklarına nasıl bir eğitim verecekleri ve onlara nasıl davranacakları konusunda deneyimsizdirler. Bazen anne-babalar uyguladıkları yöntem konusunda çelişkiye düşerler. Çünkü, bütün diğer sanat ve meslekler öğrenildiği halde, yaşamın aşağı yukarı 20 yılını kapsayacak anne/baba mesleğini hiçbir okul öğretmemektedir. Dünün genç kız ve delikanlısı aniden bugünün anne ve babası olmuşlardır. Sanki aniden yaşlanmışlardır, sorumlulukları artmıştır ve aynı zamanda bir günden diğerine onlardan beklentiler de farklılaşmıştır; her şeyi bilen, bilmesi gereken, doğru hareket etmesi ve yanlış yapmaması gereken anne ve baba... Ve anne-baba rolü oynamaya başlarlar. Ancak rollerini kimse öğretmemiştir onlara. En geçerli güvence yine de kendi annebabalarını, bir yakınlarını örnek almak veya okudukları yazı ve kitaplardan esinlenmektir. O hâlde ebeveyn olarak ne yapacağız? Çocuklarla ilişkilerimiz neye dayanacak? Onları nasıl etkileyeceğiz? Etkili anne-baba eğitimi ile bu ve buna benzer sorulara sağlıklı cevap alınabilmesi mümkündür. NEDEN AİLE EĞİTİMİ? Ailelerin eğitim sürecinde etkili bir biçimde yer almalarının çok temel gerekçeleri vardır: Bunlardan en önemlisi, anne babaların çocuklarıyla en yoğun iletişim içinde olan bireyler olmalarıdır. Eğitim sürecinde ve çocukların gelişiminde annebabaların gözlemlerinden ve görüşlerinden yararlanmak çocukların gelişimini kolaylaştırıcı bir anlam taşımaktadır. Toplumumuza genel olarak bakıldığında özellikle annelerin eğitim düzeylerinin alt düzeyde olması onların çocuklarına gerek ev ortamında çeşitli beceriler kazandırmalarına gerekse okuldan beklenen akademik katkılara yeterince cevap vermemelerine yol açmaktadır. Aile katılım programları bu yönden yetişkin eğitim programı olarak da algılanmakta ve toplumda anne babaların özellikle de annelerin gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır. Ailelerin okulu tanıması, kendilerini bir parçası olarak hissetmesi, onların okul ve öğrenciler için kaynaklar araması için de fırsat sağlamaktadır. Ailelerin katılımında bir diğer gerekçe de çocuklarının akademik performanslarının, okulun akademik standartlarının da yükselmesine katkı sağlayacak olmasıdır. 2

3 Sınıf ve okul ortamı içerisinde ortak bir kültürün oluşması için ailelerin eğitim sürecine ilişkin bazı etkinlikleri ev ortamına taşımaları ve bunları geliştirmeleri de çok yararlı olacaktır. Ailelerin çocukların gelişimi için en iyi ve etkili yolları, yöntemleri bulmak için çaba sarfetmektedirler. Ancak zaman zaman bu ip uçlarını bulmakta zorlanmaktadırlar. Aile katılımı ile gerçekleştirilen etkinlikten hem aile hem çocuk yarar görmektedir. Çocukların benlik algısı olumlu yönde etkilenmektedir. Ailelerin okula ve eğitime karşı olumlu tutumlar geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. BÖLÜM 1 AİLE İÇİ İLETİŞİM İLETİŞİMİN TANIMI, ÖNEMİ VE İLETİŞİM MODELİ İletişimin Tanımı 3

4 İletişim sözcüğü son yıllarda çok sık kullanılan genel bir terimdir. Günümüzde bu terimin yaygın olarak kullanılması ve çeşitli disiplinlerin uğraşı alanına girmesi nedeni ile iletişimin tek bir tanımını vermek zordur. Yapılan tanımlardan bazılarına göz atılacak olursa; - İletişim, insanlar arasında anlamları ortak kılma işlemidir (Oskay 1982; Okan 1983). - İletişim, vericiden alıcıya gönderilen bilgi ya da haber sürecidir (Gökçe 1993). - İletişim, dil kullanarak ya da kullanmaksızın insanlar arasındaki duygu, düşünce ve yaşantıların ifade edilme yöntemidir (Dönmez 1986). Yukarıdaki tanımlardan hareketle iletişimin, iki birim arasında gerçekleşen iki yönlü bir mesaj alışverişi ve devam eden bir süreç olduğu söylenebilir. İletişimin Önemi İletişim, toplumsal bir varlık olan insan yaşantısının kaçınılmaz ve önemi bir boyutunu oluşturur. Belirli bir sosyal çevre içinde yaşayan insanlar, farkında olsun ya da olmasınlar, birbirleriyle iletişim içindedirler. İnsanlar günlük yaşamda karşılaştıkları sorunlarını çözümlemek için düşünce alışverişinde bulunurlar. Başka bir deyişle iletişim kurarlar. Kişiler arası ve toplumsal sorunların çözümü, eğitimin yanı sıra iletişimi gerektirir. Sağlıklı iletişim becerilerinin geliştirilmediği toplumlarda, insanların sorunlarını çözümlemek için başlattıkları iletişim, çatışmaya dönüşebilir. Böylece mevcut olan sorun çözümlenemediği gibi, bu sorunlara yenileri de eklenebilir. Başkaları ile sağlıklı iletişim kuramayan insan, yalnız ve iç dünyasındaki gerilimleri ile baş başa yaşamak durumundadır. Bu nedenle çağdaş bir toplum olabilmek ve sorunlara demokratik çözümler getirebilmek için bireylerde sağlıklı iletişim becerileri geliştirilmelidir. Bu da toplumların eğitime verdikleri önemi iletişime de vermeleri ile mümkündür. İletişim Modeli Karşılıklı olarak konuşan iki kişiden biri kaynak, diğeri hedef birimi oluşturur. Bu iki birim arasında, mesajın gidip gelebileceği bir kanal vardır. Mesaj, bir yaşantıya ait duygu ve düşüncelerin kodlanarak sözlü, sözsüz ya da yazılı bir anlatımla alıcı kişiye ulaşmasını sağlayan sembollerdir. Mesaj, kaynak birim tarafından tasarlanıp düzenlenerek hedef birimin çözümleyip, algılayacağı bir biçime dönüştürülerek, uygun bir kanalla hedef birime gönderilir. Hedef birim ise kendisine gelen mesajı alarak çözümler ve yorumlar. Hedef birim kaynak birim konumuna geçtiği zaman bu süreç tekrarlanır. KANAL 4

5 Kaynak Birim Mesaj Hedef Birim (Gönderici) (Alıcı) İLETİŞİM ENGELLERİ VE ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ İletişim engelleri duygu, düşünce ve sorununu anlatmaya çalışan çocuğun susmasına, konuyu değiştirmesine ya da önemsenmediği duygusuna kapılarak kırılıp küsmesine neden olabileceği gibi savunucu bir tutum içine girmesine de neden olabilir. Anne-babaların çocukları ile iletişimlerinde kullandıkları iletişim engelleri 12 grupta toplanabilir. Bunlar: 1. Emir Vermek, Yönlendirmek Yapman gerekir.. / yapacaksın. / Yapmak zorundasın. Örnekler: Odanı sen toplayacaksın. / Kardeşine sen bakacaksın. / Gürültüyü kes. / Arkadaşın Ali den uzak duracaksın. / Ödevlerini yapmak zorundasın. 2. Uyarmak Tehdit Etmek (Gözdağı Vermek)..yapamazsın..olur. / Ya yaparsın, yoksa Örnekler: Televizyonun sesini kısmazsan pişman olursun. / Tabağındaki yemeği bitirmezsen tokadı yersin. / Hemen susmazsan dışarı atarım. / Dayak yemek istemiyorsan onu yapmazsın. 3. Ahlak Dersi Vermek yapmamalıydın. / Senin sorumluluğun. / şöyle yapmak gerekir. Örnekler: Öğretmenine teşekkür etmeliydin. / Olumsuz düşünmemelisin. / Büyükler konuşurken sözü kesilmez. / Sorumluluklarını yerine getirmelisin. 4. Öğüt Vermek, Çözüm ve Öneri Getirmek Ben olsam / Neden yapmıyorsun? / Sana şunu önereceğim. Örnekler: Ben olsam kardeşime öyle davranmazdım. / Neden gidip arkadaşınla oynamıyorsun?. / Bence sen başka çocuklarla arkadaşlık et. / Sana arkadaşına küsmemeni öneririm. 5. Mantık Yoluyla İnandırmak, Tartışmak İşte şu nedenle hatalısın / Evet ama / Gerçek şu ki Örnekler: 5

6 Kardeşinin elinden oyuncağını aldığın için sen hatalısın. / Evet ama kardeşin henüz çok küçük. / Gerçek şu ki arkadaşın çok haklı. / Kitaplar karalamak için değil okumak içindir. 6. Yargılamak, Eleştirmek, Suçlamak Olgunca / Doğru / Sen zaten tembelsin. Örnekler: Doğru düşünmüyorsun. / Bu çok çocukça bir düşünce. / Çok tembelsin. / Çok kötü bir çocuk oldun. / Sen zaten hep kolaya kaçarsın. 7. Övmek, Aynı Düşüncede Olmak, Teşhis Koymak Çok güzel!... / Haklısın o arkadaşın yaramaz bir çocuğa / Çok güzel yapıyorsun. Örnekler: Çok akıllısın. / Sen haklısın. / Bence harika şiir okuyorsun. / Sana katılıyorum0. / Kardeşine çok iyi davranıyorsun. 8. Ad Takmak, Alay Etmek, Utandırmak Koca bebek / Geri zekalı. Örnekler: Hey koca bebek, yaramazlık yapmaya utanmıyor musun? / Sivri zekalı oğlum buraya gel. / Hadi sen de sulu göz. / Sen şımarığın birisin. / Tembel çocuk. 9.Yorumlamak, Analiz Etmek, Tanı Koymak Senin Derdin / Galiba çok / Sen öyle demek Örnekler: Senin derdin yine uyumak. / Aslında sen biraz arkadaşını kıskanıyorsun. / Yorgun olduğum zaman beni hep rahatsız etmek istiyorsun. / Aslında sen öyle söylemek istemiyorsun. / Sanırım çok öfkelisin. 10.Güven Vermek, Desteklemek, Duygularını Paylaşmak Aldırma / Hadi biraz / Zamanla Örnekler: Aldırma, düzelir boşver. / Hadi biraz neşelen. / Zamanla kendini daha iyi hissedersin. / Benim için üzülme. / Ben de senin gibi düşünüyorum. 11. İncelemek, Araştırmak, Soruşturmak Neden? / Kim? / Sen ne yaptın? / Nasıl? 6

7 Örnekler: Neden okuldan nefret ediyorsun? / Kim yaptı? / Bunu sana kim söyledi? / Ne zaman böyle hissetmeye başladın? / Okula gitmeyeceksen ne yapacaksın? 12. Konuyu Değiştirmek, İşi Alaya Vurmak, Şakacı Davranmak, Oyalamak Unut / Daha güzel şeylerden Örnekler: Bu konuyu unut gitsin. / Daha güzel konulardan bahsedelim. / Bütün bunları biz de yaşadık. / TV.deki o saçma programı izleyeceğine resim yapsan daha iyi olmaz mı? / Okulları kapatalım gitsin. İletişim Engellerinin Çocuk Üzerindeki Etkileri Korku, kaygı ya da direnç oluşturabilir. İsyankar davranışlara, söylenenlerin tersini yapmaya davet edebilir. Anne-babaya karşı düşmanca duygular beslemesine ve iletişimi kesmesine yol açabilir. Çocukta anlaşılmamışlık, incinme, suçluluk, aşağılanmışlık duygularına yol açabilir. Kendisini savunmasına yol açabilir. Çocukta kendi sorunlarını çözmede yetersiz, aciz olduğu düşüncesine yol açabilir. Bağımlılık yaratabilir, sürekli övgüye ihtiyaç duyabilir. Anne-babasını eleştirmesine yol açabilir. Kendisinin kötü olduğunu, sevilmediğini ve değersiz olduğunu düşünebilir. Genellikle kaçamak cevaplar vermesine yol açabilir. Kendisine güvenilmediğini, saygı duyulmadığını düşünebilir. Sorunları ile mücadele etmek yerine onlardan kaçmak gerektiğini düşünebilir. ANNE-BABA-ÇOCUK İLETİŞİMİNİ KOLAYLAŞTIRAN ETMENLER Ebeveyn bireyin yetişmesinde ilk ve önemli etken olmaktadır. Diğer bir deyişle eğitimin ilk basamağı ailede başlamaktadır. Dolayısıyla sağlıklı iletişim becerilerine sahip bireylerin yetişmesi yine sağlıklı iletişim becerilerine sahip ebeveynlerle gerçekleşebilir. KABUL 7

8 İnsanlar arasındaki iletişim sürecinde temel ilke kabul etmektir. Başkasını olduğu gibi kabul etmek, karşıdaki kişiye verilen değerin bir göstergesidir. Özellikle anne-babalar, çocuklarını farklı bir birey olarak görmelidirler. Duygu, düşünce ve davranışlarında özgür olduklarını düşünerek onları oldukları gibi kabul etmelidirler. Kabul, çocuğun sevildiğini ve değer verildiğini hissederek kendisine olan güven duygusunun artmasına, daha üretken yaratıcı bir birey olmasına, sorunlarını çözmeyi öğrenmesine yardımcı olur. Anne-babalar, çocuklarını kabul edebilirler. Ancak çocuklarının bazı davranışlarını bazı günler kabul ederken, bazı günler aynı ya da benzer davranışını kabul etmeyebilirler. Bunu bir davranış penceresinden göstermek mümkündür. Pencerenin yukarı bölümünde kalan davranışlar kabul edilebilir davranışlardır. Pencerenin aşağı bölümündeki davranışlar ise kabul edilmez davranışlardır. Pencereyi ikiye bölen çizgi ise kabul çizgisidir. DAVRANIŞ PENCERESİ Kabul Çizgisi A Kabul Edilebilir Davranışlar B Kabul edilemez Davranışlar A. Anne sağlıklı, neşeli ve bir işle uğraşmazken çocuğun müziğin sesini çok yüksek seste açması. B. Annenin başı ağrırken, çocuğun müziğin sesini çok yüksek seste açması. Anne-babaların, çocuğun davranışını kabul edip etmemeleri, o anda yaşadıkları duygulara bağlıdır. Anne-baba, çocuğun davranışı sırasında olumsuz duygular yaşıyor ise davranışı kabul etmezler. Olumsuz duygular yaşamıyorlar ise aynı davranışı görmezlikten gelebilirler. Bu nedenle kabul çizgisinin yeri değişkendir. Kabul çizgisinin değişkenliği anne-babaya, çocuğa ya da çevreye bağlı nedenlerden kaynaklanabilir; Bazı anne-babaların çocuklarının davranışlarına karşı kabulleri daha fazladır. Böyle anne-babalar tüm insanlara karşı kabulkar bir tutum içerisindedirler. Kabul onların bir kişilik özelliğidir. Böyle anne-babalarla birlikte olmak çocuğu rahatlatır, rahatça konuşmasını ve kendini ifade etmesini sağlar. Öte yandan bazı anne-babaların çocuklarının davranışlarına karşı kabulleri çok azdır. Çocuklarının kabul edilebilecek olumlu davranışlarını bile 8

9 kabul etmezler. Örneğin; süpermarkette alışveriş yaparken anne, sessizce kendisi ile dolaşan çocuğunu sürekli olarak Yanımdan ayrılma, Yiyeceklere dokunma, Kenara çekil, Yavaş konuş, Elini arabadan çek diyerek uyarır. Böyle anne-babaların sadece çocuklarına karşı değil, başkalarına karşı da kabulleri oldukça azdır. Bu onların bir kişilik özelliğidir. Anne-babanın çocuğun davranışlarını kabul etmemeleri, çocuğun yaşına, cinsiyetine ve kendilerine benzerliğine bağlı olabilmektedir. Örneğin 2 yaşındaki bir çocuğun biberondan süt içmesi normal karşılanırken, 6 yaşındaki çocuğun biberondan süt içmesi normal karşılanmaz. Bazı anne-babalar kendilerine benzeyen çocuklarının davranışlarına daha çok kabul edici tepkiler gösterirler. Bazı anne-babalar ise kendilerinden farklı, ancak kendi beğenilerine uygun olan davranışları gösteren çocuklarına karşı daha hoşgörülü ve kabul edici tepkiler gösterirler. Yine aile bireylerinden sevilen birine benzetilen çocukların davranışlarına anne-babalar daha çok kabul tepkisi gösterebilirler. Bazı annebabaların istemedikleri cinsiyette dünyaya gelen, fiziksel çekiciliği olmayan, huysuz, yaramaz, sürekli ağlayan ya da engelli olan çocuklarının davranışlarına karşı kabulleri de daha az olabilmektedir. Anne-babaların, çocuklarının davranışlarını kabul edip etmemelerinin temelinde yatan nedenlerden biri de çevreye verdikleri önemdir. Örneğin; annebaba çocuğun evde yemek yerken özensiz yemek yemesine hoşgörü gösterebilir. Ancak aynı anne-baba, çocuğun aynı davranışını misafirlerin yanında ya da restoranda yemek yerken kabul etmeyebilir. Anne-babanın kabulü çocuğa ulaşmadıkça, açıkça gösterilmedikçe çocuk üzerinde hiçbir etkisi olmaz. Örneğin; anne-babanın kumsalda kule yapan çocuklarına karışmayarak onun kendi düşündüklerini yapmasına izin vermeleri, çocuklarına gönderdikleri sözsüz bir kabul iletisidir. Çünkü bu durumda çocuk Annem-babam yaptığımı beğendi diyerek kabul edildiğini düşünür. Ancak bazı anne-babalar, çocuklarının yaptıklarına karışarak, yardım etmeye çalışarak ona kabul edilmediği duygusunu yaşatırlar. Çocuğa kabul edildiğini iletmenin bir başka yolu da onu dinlemektir. DİNLEME Edilgin Dinleme İletişim denince akla genellikle konuşmak gelir. Oysa iletişim dinleme ile başlar. Anne-babaların çocukları ile etkili bir iletişim kurabilmeleri, konuşmaya olduğu kadar dinlemeye de önem vermeleri ile mümkündür. Çocukla iletişimde ve onun sorularını çözmede önemli olan çocuğa konuşması için uygun ortamı hazırlamak ve onu dinlemektir. 9

10 Dinleme çocuğa; Sen varsın, Sen değerlisin, Sen güçlüsün, Seni seviyorum gibi mesajlar iletir. Bu tür mesajlar çocuğun olumlu bir benlik saygısı geliştirmesine, kendisine güvenmesine, kendisine değer verildiğini hissetmesine ve sorunlarını kendi kendine çözümleyebilmesine yardımcı olur. Anne-baba dinleyerek çocuğu var eder. Dinlenmeyen çocuk sevildiğini bilmez ve konuşmak istemez. Sessizlik, çocuğu konuşmaya başladıktan sonra devam etmesi için yüreklendiren güçlü bir etkendir. Sessizlik çocuğa, Seni kabul ediyorum, Duygularını duymak istiyorum gibi mesajlar iletir. Onu konuşmaya güdüleyerek, duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade etmesine imkan sağlar. Böylece sorulmak istenen bir çok sorunun cevabının alınmasına yardımcı olur. Özellikle sorunu olan çocuğun, sorununu anlatmak için sessizliğe daha çok ihtiyacı vardır. Sessizlik sık tekrarlandığı zaman çocukta mesajın kabul edilmediği izlenimi uyandırabilir. Bu nedenle anne-babalar, dikkatle dinlediklerini belirtmek için bazı tepkiler vermelidirler. Bunlara Onay tepkileri ya da Kabul tepkileri denir. Bu tepkiler: başı öne eğme, aşağı-yukarı sallama, gülümseme şeklinde sözsüz olabileceği gibi, Hımmm, Evet dinliyorum, Hı, hı, anlıyorum gibi sözel de olabilir. Kabul tepkileri çocuğun rahat konuşmasına imkan sağlar. Çocuklar konuşurken bazı sorunlarını ya da duygularını açıklamakta zorlanabilirler. Bu yüzden konuşmak için yüreklendirmeye ihtiyaç duyarlar. Böyle durumlarda kapı aralayıcıları; Anlıyorum, Öyle mi?, İlginç, Doğru mu?, Yaa Ya da konuşmaya davet cümlelerini kullanmak gerekir. Bu konuda konuşmak ister misin? Bana ondan söz et. Duygularını merak ediyorum. Senin görüşlerin ilgimi çekiyor. Anlatacaklarını dinlemek istiyorum. Bu konu senin için önemli gibi görünüyor. vb. Kapı aralayıcı ve konuşmaya davet cümleleri genellikle açık uçlu olduğundan çocuğa konuşması için kapıyı aralar. Duygularını paylaşıp paylaşmama konusunda onu özgür bırakır. Çocuğa; Duygularını açıklamaya hakkın var. Senin düşüncelerini gerçekten öğrenmek istiyorum. Seni daha iyi tanımak istiyorum. Düşüncelerin dinlemeye değer. gibi mesajlar iletir. Böylece çocuk kabul edildiğini ve kendisine saygı duyulduğunu hisseder. 10

11 Etkin Dinleme Etkin Fiziki Dinleme Anne-baba çocuğu dinlerken bedensel olarak da dinler duruma geçmelidir. Dinlerken bacağını sallamak, kalemle oynamak, sık sık saate bakmak, başka bir işle ilgilenmek, parmakları masaya vurmak, pencereden dışarıya bakmak gibi çocuğun dikkatini dağıtacak ve onu rahatsız edecek davranışlardan kaçınmalıdır. Çünkü bu tür davranışlar; çocuğa önemsenmediği, değer verilmediği, dinlenmek istenmediği mesajını iletir. Dinlerken anne-babanın, çocuğun elini tutması, omzuna dokunması, başını okşaması, kucaklaması aralarında yakınlık ve sıcaklığın oluşmasını sağlar. Annebabanın çocuğun başını şefkatle okşaması, saatlerce yapacakları açıklamadan daha etkili olabilmektedir. Dokunmak ya da sarılmak, özellikle çocuğun sorunu olduğu zaman, kendisini güven içerisinde hissetmesini sağlar. Anne-baba-çocuk arasında sağlıklı bir iletişimin oluşmasında göz kontağı kurma da önemli bir etkendir. Anne-baba çocuğu ile iletişim kurarken onun yüzüne bakarak gözle iletişim kurmaya çalışmalıdır. Böylece çocuğun yüz ifadesinden, söylediklerinin ötesinde başka mesajların da olabildiği gözlenebilir. Örneğin; konuşurken çocuğun yüzünün kızarması, gözlerini kaçırmaya çalışması, dudaklarının titremesi, kaşlarının çatılması, vb. ifadeler, çocuğun söylediği sözlerin içeriğine zenginlik kattığı gibi, sözlerin içeriği ile söylemek istediği mesaj arasında bir çelişkinin olup olmadığının da anlaşılmasını sağlar. Örneğin; bardağındaki sütü içmeyip lavaboya döken çocuğun sütümü içtim derken gözlerini kaçırmaya çalışması ya da yüzünün kızarması vb. davranışları doğruyu söyleyip söylemediği hakkında bazı ip uçları verir. Çocuk konuşurken, göz kontağı kurmadan Tamam sen anlat ben seni dinliyorum deyip gazetesini okuyan babasına ya da Seni dinliyorum deyip mutfakta yemek yapmak için koşuşturan annesine anlatma isteği duymaz. Bu anne-baba-çocuk arasında etkili bir iletişimin gelişmesini engeller. 11

12 Katılımlı Dinleme Katılımlı dinleme, gönderdiği mesaja ayna tutup geri ileten sözlü bir tepkidir. Dinleyen kişi duyduğunu tekrar eder; ancak dinleyen kişi gelen mesajın anlamını değiştirmeden, yalnızca kendi sözcükleri ile ifade etmelidir. Edilgin dinleme ve etkin fiziki dinleme çocuğun bir sorunu olduğu zaman ona yardımcı olur. Ancak çocuk, bazı sorunlarını çok yoğun duygularla birlikte yaşar ve bu duygularını dile getirmekte zorlanabilir. Böyle durumlarda çocuğa yardımcı olabilmek için onu iyice anlamaya çalışıp söylediklerini: 12

13 1. Kısaca tekrar edebiliriz ya da kendi kelimelerimizle özümleyebiliriz. Örneğin: Çocuk: Kardeşim bebeğimi aldı vermiyor. Anne: Kardeşinle oyuncakları paylaşmayı öğrenemedin. Yerine: Anne: Demek kardeşin bebeğini aldı vermiyor. (Sözleri özümleme, duyduğunu tekrar etme) 2. Çocuğun duygularını dile getirebiliriz. Örneğin: Çocuk: Kardeşim bebeğimi aldı vermiyor. (Çocuk ne hissediyor? Kızgınlık, öfke) Anne: Bu da seni çok kızdırıyor. Katılımlı dinleme konuşan kişi ile aynı düşünceyi paylaşmayı gerektirmez. Kişinin tüm dikkatini, konuşan kişiye vermesi esasına dayanır. Katılımlı Dinleme Örnekleri 1. Çocuk: Kardeşim kitabımı aldı vermiyor. Anne : Kardeşinin kitabını alması hoşuna gitmiyor. Çocuk: Evet hoşlanmıyorum. 2. Çocuk: Anneciğim bugün okulda ne oldu biliyor musun?müzik öğretmeni beni koroya seçti. Anne : Bu da seni çok mutlu etti. Çocuk: Evet çok mutluyum. 3. Çocuk: Anneciğim babam neden gecikti? Anne : Baban geç kaldığı için merak ediyorsun. Çocuk: Evet merak ediyorum. 4. Çocuk: Bugün okula gitmek istemiyorum. Keşke Ali okula gelmese. Anne : Ali ye kızgınsın, Çocuk: Evet sürekli kavga ediyor. 5. Çocuk: Matematik dersini hiç anlamıyorum. Anne: Matematik dersi sana zor geliyor. Çocuk: Evet, başaramayacağım diye kaygılanıyorum. 13

14 Katılımlı Dinlemenin Koşulları Çocuğun duyguları anne-babanın duygularından ne kadar farklı olursa olsun onun duygularını gerçekten kabul etmek gerekir. Çocuk sorununu anne-babasına anlatmak istediğinde kullanılmalıdır. Çocuğun duygularını paylaşmak istemediği, onlarla yalnız kalmak istediği zamanlar olabilir. Böyle durumlarda duygularına saygı duyulmalı ve konuşmaya zorlanmamalıdır. Anne-babanın eğer zamanı yoksa, o anda kendilerinin de sorunları varsa katılımlı dinlemeyi kullanmamalıdırlar. Bu iletişimi zedeleyebilir. 14

15 Anne-baba katılımlı dinlemeyi, istediği bir çözümü çocuğa zorla kabul ettirmek amacı ile kullanmamalıdırlar. Çocuk anne-babasının niyetini anlayıp iletişimi kesebilir. Katılımlı dinleme çocuğun kendi sorunlarını kendisinin çözebilmesine yardımcı olmak amacıyla kullanılır. Çocuğun sorununa çözüm önerisi getirmek yerine, önce onun sorununa kendisinin çözüm yolları bulmasına fırsat verilmelidir. Bu konuda çocuğa güven duyulmalıdır. Anne-babalar duyguların geçici olduğunu kabul etmelidirler. Duygular değişebilir. Örneğin; nefret sevgiye dönüşebilir, hayal kırıklığı yerini umuda bırakabilir. Duygular hiçbir zaman çocuğun içinde yerleşip kalmaz. Bu nedenle duyguların dile getirilmesinden korkmamak gerekir. Katılımlı dinleme, çocuğun sözle iletişim kurmaya hazır olduğu 2 yaş civarında başlatılmalıdır. Bazı anne-babalar, çocuklarının sorunlarından dolayı duydukları rahatsızlıktan kurtulmak için, hemen sorundan kurtulmak isterler. Çocuğu dinlemek için gereken zamanı harcamazlar. Çocuğa sorununu çözmek için öğüt vermeyi, çözüm önerileri getirmeyi tercih ederler. Bu nedenle iletişim engellerini kullanırlar. Bazı anne-babalar da çocuklarının, sorunlarından dolayı üzülmelerine dayanamazlar. Çocuklarını, yaşamakta oldukları olumsuz duygulardan kurtarmak için acele ederler. Sorunu kısa sürede çözümleyebilmek için de iletişim engellerini kullanırlar. Anne-babaların, iletişim engellerinin çocukları ile iletişimlerini nasıl engellediğini ve çocuğun davranışlarını değiştirmede etkili olmadığını anlamaları için kendilerini çocuklarının yerlerine koymalıdırlar. Böylece iletişim engellerinin, kendilerinin ne tür olumsuz duygular yaşamalarına ve tepkiler vermelerine yol açtığını anlamaya çalışmalıdırlar. ÇOCUKLA İLETİŞİMDE KULLANILAN DİL Sen Dili Çocuğun olumsuz davranışları ya da sözleri anne-babaların korku, kaygı, öfke gibi olumsuz duygular yaşamalarına neden olabilmektedir. Bu duygular karşısında tepkilerini; Ne laf anlamaz çocuksun, Neden böyle yapıyorsun?, Neden dikkat etmiyorsun?, Çocuk gibi davranıyorsun, Sen adam olmazsın, Salak, geri zekalı, aptalın birisin, Böyle davranmamalısın gibi cümlelerle ifade edebilmektedirler. Dikkat edilirse kullanılan ifade tarzı çocuğa yönelik sen-mesajı, sen kelimesi yani sen dilidir. Örneğin; anne kitap okurken TV nin 15

16 sesini çok yüksek açan çocuğuna Ne laf anlamaz çocuksun, Başımın belası çocuk, Saygısızın tekisin, Kes şunun sesini, şeklinde ifadede bulunursa, annenin çocuğu ile iletişimde kullandığı dil sen dilidir. Sen dili çocuğun, olumsuz davranışlarını değiştirmesinde etkili olmaz; çünkü kabul edilmeyen olumsuz davranışın açık tanımı yoktur. Bu nedenle çocuk hangi davranışına kızıldığını ya da düzeltmesi gereken davranışın hangisi olduğunu bilemez. Ayrıca olumsuz davranışın karşı tarafta nasıl bir etki yarattığı ve bu etkinin sonucunda oluşan duygu belirtilmediğinden, çocuk davranışının karşıdaki kişiyi nasıl etkilediğini bilemez. Oysa çocuklar davranışlarını değiştirmek için güçlü bir neden duymak isterler. Sen Dili ile Konuşmanın Çocuk Üzerindeki Olumsuz Etkileri 1. Sen dili ile gönderilen Ne laf anlamaz çocuksun, Başımın belasısın, Şımarığın birisin, Geri zekalı, Aptal gibi kızgınlık ifadeleri çocuğun davranışına değil, kişiliğine yönelik açık saldırı niteliğindedir. Bu çocuğu sarsar, üzer, gücendirir, kızdırır. Onuru kırıldığı için direnmesine ve karşılık vermesine yol açar. Çünkü bu tür ifadeler Seni kabul etmiyorum, Seni önemsemiyorum, Sen iyi değilsin, Sen değersizsin gibi mesajlar iletir. Zamanla çocuk anne-babası ile iletişimini keser ve içine kapanır. Gençlerde ayrıca ev dışına yönelmelere de neden olabilir. 2. Sen dilinde kullanılan geri zekalı, aptal, sersem, dağınık, pis pasaklı, şişko gibi lakaplar çocuklar tarafından ciddiye alınabilir. Çocuk bu lakapların kendisine uygun olduğu için söylendiğini düşünür ve buna uygun davranışlarda geliştirmeye başlar. Bu tür sözlerle küçümsenen, aşağılanan çocuğa önemsiz, değersiz olduğu vurgulanmıştır. Çocuk sevilmediğini, beceriksiz olduğunu, kabul edilmediğini düşünmeye başlar. Bu da düşük benlik saygısının oluşmasına neden olur. 3. Anne-baba tarafından suçlayıcı ve yargılayıcı sen mesajları alan çocuk, zamanla kendisini savunmaya ve anne-babasını yargılayarak karşılık vermeye başlar, onları örnek alır. O da duygularını sen mesajı ile göndermeye başlar. Örneğin; Sen de zaman zaman hata yapıyorsun, Sen de yapma, Sen çok mu iyi bir annesin?, Çok dırdırcısın gibi mesajlar gönderir. Anne-baba bu tür mesajlar karşısında daha fazla sinirlenir, çocuğa daha çok ceza vermesine ya da baskı yapmasına yol açar. Ceza ve suçlamalar çocukta ve gençte başkaldırma ve isyan duygularını arttırır. 16

17 4. Anne-babaların, sürekli çocuğun olumsuz davranışlarından söz etmeleri, çocuğun bu özellikleri ile tanınmasına neden olur. Çocuk, arkadaşları ve yakın çevresi tarafından o şekilde algılanmaya başlar. Bu da çocuğun kabul edilmeyen davranışlarını değiştirmek için çabalamasını engeller. Ben Dili Ben dili ile konuşmak, kişinin kendisinden söz etmesi ya da kendisini övmesi demek değildir. Ben dili, kabul edilmeyen davranışın tanımlandığı, davranışın karşıdaki kişiyi nasıl etkilediğinin ve ne tür duygular uyandırdığının açıklandığı dürüst ve sorumlu bir kızgınlık ifadesidir. Örneğin; baba işten yorgun gelmiştir, ancak çocuk oyun oynamak istemektedir. Baba bu durumda Başımın belasısın şeklinde bir sen dili mesajı göndermek yerine; Çok yorgunum, Canım oynamak istemiyor, Dinlenmek istiyorum şeklinde ben dili mesajları gönderdiğinde çocuk, babasının yaşadığı duyguları anlayacaktır. Sen dili mesajları duyguları iletmede yetersiz kalır. Ben dili ile sen dili arasındaki en önemli fark; ben dilinin anne-babanın, o anda kendilerinde oluşan gerçek duygularını ifade etmeleridir. Duyguların ifade edilişinde suçlama ve yargılamanın olmayışıdır. Sen dilinde ise suçlama ve yargılama vardır. Etkili bir ben dili üç öğeyi içermelidir. Bunlar: 1.Kabul edilmeyen ya da hatalı olan davranışın yargılamadan ve suçlamadan tanımlanması. Oyuncaklarla oynadıktan sonra onları toplamadığın zaman.. Ben konuşurken sen sözümü kesince.. Televizyonun sesini çok yüksek açınca.. Salonda top oynayınca.. Yemek yerken üzerini kirletince.. 2.Kabul edilmeyen ya da hatalı olan davranışın anne-baba üzerindeki somut, gerçek ve kesin etkisinin söylenmesi. Başım ağrıyor. Yoruluyorum. Okuduğumu anlamıyorum. Kapının çalındığını duyamıyorum. İşime engel oluyor. Tekrar yıkamak zorunda kalıyorum. 17

18 3.Kabul edilmeyen ya da hatalı olan davranışın anne-babada yarattığı duyguların ifade edilmesi. Öfkeleniyorum. Korkuyorum. Üzülüyorum. Aşağılanmış hissediyorum. Değersiz hissediyorum. Kızıyorum. Örnek: Anne salonda arkadaşı ile konuşurken, çocuk sürekli bir şey sorarak ve isteyerek anneyi rahatsız eder. Çocuk: Anne sarı saçlı bebeğim nerede? Anne: Kim bilir nereye attın! Git ara bul! Ne dağınık bir çocuksun! Çocuk: Anneeee bulamıyorum. Anne: İki söz ettirmiyorsun. Git başımdan diyorum. Odana git ve oynayacak başka bir bebek bul. Çocuk: (Odasına gider bir süre sonra tekrar gelir.) Anne meyve suyu istiyorum. Anne: Ne laf anlamaz çocuksun. Hiç rahat vermiyorsun. Çocuk: Sen de önce meyve suyumu hazırla sonra arkadaşınla konuşursun. Anne: Bir de bana akıl veriyor. Çabuk odana git, beni yanına getirtme. Çocuk: Ne zaman bir şey istesem hep bağırırsın zaten. Annenin etkili bir ben dili mesajı şöyle olabilirdi: Arkadaşımla konuşurken sürekli bir şey sorduğun zaman (davranış) öfkeleniyorum(duygu). Çünkü ne söyleyeceğimi unutuyorum (somut etki). 18

19 Ben Dili ile Konuşmanın Yararları Anne-babaya Sağladığı Yararlar 1.Ben dilinde duygu ve düşünceler anında iletildiği için anne-babayı rahatlatır. Öfke, kızgınlık gibi duyguların birikimini önler. 2.Olumsuz davranışın kendileri üzerindeki somut etkisini düşünen annebaba, bazen belirgin bir etkinin olmadığını fark ederler. Kızgınlığın çocuğun davranışından kaynaklanmadığını düşünürler. Böylece kızgınlığın iş yerindeki sorunlardan, yorgunluktan ya da başka bir kişiye duyulan öfke gibi özel 19

20 yaşantılarında karşılaştıkları durumlardan kaynaklanabileceğini anlarlar. Bu durum da anne-babanın çocuğun davranışını kabulünü arttırır. Çocuğa Sağladığı Yararlar 1.Kabul edilmeyen davranışın tanımlanmış olması, çocuğun hangi davranışının anne-babasında sorun yarattığını anlamasını sağlar. 2. Kabul edilmeyen davranışın somut etkisinin ve yaşanan duygunun ifade edilmesi; çocuğun, anne-babasının da bazı haklarının, beklentilerinin ve duygularının olduğunu anlamasını sağlar. Böylece çocuk, sorun yaratan davranışının anne-babası üzerindeki etkisini fark ederek bu davranışı değiştirmek için daha istekli hale gelir. 3.Ben dili mesajları çocuğun başkalarını düşünerek bencillikten kurtulmasına yardımcı olur. 4.Ben dili mesajları çocuğun benlik saygısını ve kişiliğini zedelemez, kendisine olan güven duygusunu da sarsmaz. 5.Ben dili mesajlarında suçlama ve yargılama olmadığı için çocuk savunucu bir tutum içine girmez. 6.Ben dili mesajları çocuğa, anne-babasının duygularını iletir. Ancak davranışını değiştirip değiştirmeme konusunda çocuğu özgür bırakır, sorumluluk çocuğa aittir. Bu durum da çocuğun büyümesine, davranışının sorumluluğunu almasını öğrenmesine yardımcı olur. 7.Ben dili mesajları, çocuğun da ileride kendisini ben dili mesajları ile ifade etmesini sağlar. 8.Ben dili mesajları ile gerçekleştirilen iletişim, anne-baba ve çocuğu birbirlerine daha çok yaklaştırır. Ben-Dilini Kullanırken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar 1.Çocuk davranışın neden kabul edilmediğini ve yarattığı duyguyu anlayamaz. Ben dili mesajları çocuğa tam olarak iletilmelidir. 2.Anne-babalar ben dili mesajlarında çocuklarına, o an hissettikleri birincil duyguyu dile getirmelidirler. Örn. Kalabalık bir mağazada çocuğunu kaybeden annenin birincil duygusu endişedir. Ancak çocuğunu bulunca ikincil duygu olan kızgınlık ortaya çıkar. Bu nedenle annenin ben dili mesajı Seni göremeyince korktum gibi korku içerikli olmalıdır. 3.Ben dili mesajlarında duygular çocuğun anlayabileceği şekilde açık ve net olmalıdır. 4.Ben dili mesajları anne-babanın gerçek duygularını yansıtmalıdır. Duygular eksik ya da abartılı ifade edilmemelidir. Örn. Çocuğun sabah kalkınca yatağını düzeltmemesi anneyi sinirlendiriyor ise anne, Sinirleniyorum demeli, aynı davranışı bir daha tekrarlamasın diye Çok kızgınım dememeli. 20

21 5.Bazı durumlarda en iyi hazırlanmış ben dili mesajları bile, çocuğun kendini savunmasına ve özellikle gençlerin Ben böyle yapmak istiyorum, Senin kızman beni ilgilendirmiyor, Müziğin sesi o kadar rahatsız edici değil gibi cevaplar verebilir. Böyle durumlarda katılımlı dinlemeye geri dönülmelidir. 6.Ben dili mesajları sadece olumsuz duyguları belirtmek için değil, olumlu duyguları belirtmek için de kullanılmalıdır. 21

22 22

23 BÖLÜM 2 UYUM PROBLEMLERİ UYUM BOZUKLUKLARI Uyum; bireyin sahip olduğu özelliklerinin kendi benliği ile içinde bulunduğu çevre arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve bu ilişkiyi sürdürebilmesi şeklinde tanımlanabilir. Gün geçtikçe hızlı sosyal, teknolojik, ekonomik, bilimsel değişmeler ve gelişmeler oldukça, bireyin uyması gereken yeni yeni koşullar artmaktadır. Bu durumun uyumsuzlukları da arttırdığı bir gerçektir. Uyumsuz çocukların okul çağında olanların nüfusumuzun % 2 sine tekabül ettiği görülmektedir. Gelişim evrelerinin getirdiği doğal zorluklara yakın çevrenin olumsuz etkileri katıldığında çocukta bunlara tepki olarak çoğunlukla duygusal düzeyde bozukluklar görülebilir. Bu olumsuz tepkilere Uyum Bozuklukları diyoruz. Kişilik en uygun ortamda bile bir çok sorunları çözülüp engeller aşılarak geliştirilir. Çocuk bir yandan yeni yetenekler, yeni beceriler kazanarak çevresine uyum sağlamakta bir yandan da gelişmenin gereği olarak yeni sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu sorunlarla başedebilme olumlu çevreyi oluşturmak, güven veren, anlayışlı, sevgi dolu yaklaşımlara bağlıdır. Bu çevreyi bulamayan çocuk güvensiz olur. Karmaşık duygu, düşünceler ve çelişkiler içinde bunalır. Kendi yaş düzeyine göre, gelişim düzeyine göre karmaşık duygular içine girer. Kimsenin kendini sevmediği, istemediği kuşkusuna kapılarak çevresindekilere inanmaz, güvenmez. Büyüklerin ilgisini çekebilmek için gereksiz davranışlar yapar. Bu davranışlar ilk zamanlar belli bir ölçüde devam ettiği için aile ve çevreyi rahatsız etmez. Belli bir sınırdan sonra çocuğun davranışı bozularak çevreye uyum sorunu ortaya çıkar. Bu tür bozuklukların başında sürekli hırçınlık, sinirlilik, geçimsizlik, yalancılık, kavgacılık, söz dinlememe, kaygı ve korku hali gelir. Yaş büyüdükçe bu tür davranışlar aileye ve topluma uyum bozukluğu şekline dönüşür. Evden, okuldan kaçma, hırsızlık, sürekli başkaldırma, saldırganlık, yankesicilik, alkol alma, kuralları çiğneme, kavga, tahrip, bıçak ve tabanca taşıma, yaralama gibi davranış bozuklukları gösterir. Uyumsuzluğun Nedenleri 1. Kalıtım: Uyumsuzluğun ortaya çıkmasında kalıtımın bir etkisi olduğu gerçektir. Ancak uygun eğitim ortamı hazırlanarak ya bertaraf edilebilir ya da derecesi azaltılabilir. 23

24 2. Bedensel nedenler: Körlük, şaşılık, ağır işitme, kamburluk, çolaklık, topallık, şişmanlık, sürekli ve kronik hastalıklar, ani kazalar ve şoklar. Bu tip bedensel özürlülerin kendiliğinden uyumsuzluk nedeni olmayıp çocuğun çevresindekilerin bu özüre karşı takındıkları olumsuz tutum ve davranışlar göstermesine sebep olur. 3. Temel ihtiyaçların doyurulmaması: Bu ihtiyaçları 3 e ayırabiliriz. a) Biyolojik ihtiyaçlar; beslenme, barınma, giyinme, nefes alma, boşaltım, dinlenme, asgari düzeyde doyurulması gerekir. b) Psikolojik temel ihtiyaçlar; sevmek-sevilmek, öğrenme ihtiyacı, korkuendişe ve güvensizlikten korunma ihtiyacı, başarılı olma ihtiyacı, kendisine saygı duyulma ihtiyacı. c) Sosyal temel ihtiyaçlar; arkadaşlık kurma, bir gruba ait olma, statü, prestij sahibi olma, bağımsızlık ihtiyacı. Yukarıda bahsedilen ihtiyaçların doyurulmaması halinde uyum bozukluğu oluşma olasılığı yüksektir. 4. Çevre ve sosyo-ekonomik etmenler: a) Aile çevresi: Çocuğun ihmal edilmesi, ihtiyaçlarının karşılanmaması, aşırı sevgi ve hoşgörü, sevgisizlik ve hoşgörüsüzlük, anne babanın çocuk önünde tartışmaları, kavgaları evi terk etmeleri, kovma, dövme, ve sövmeleri uyumsuzluğa neden olabilir. b) Çocuğun yakın çevresi: Çocuğun her gün birlikte olduğu, oynadığı arkadaşlarının, büyüklerinin sevgi ve davranışlarından etkilenir. Ayrıca TV seyretmek, tiyatro, sinema çocuğu etkiler. İyiyi, güzeli görürse olumlu etkilenir; ancak hoşgörüsüzlük, güvensizlik ortamında bulunursa uyumsuzluk olabilir. c) Okul: Çocuğun psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarının okulda karşılanmaması bir çok uyum bozukluğunun ortaya çıkmasına sebep olabilir. 5. Yanlış eğitim: Çocuk, kendinde ve çevresinde olup bitenleri, toplumun isteklerini uygun bir eğitim ile öğrenebilir, çocuğu uygun bir eğitim ile önceden kendi ilgi ve yetenekleri, sonra çevre ve toplumun değer yargıları tanıtılmalıdır. Nerede, nasıl davranacağı, problemlerini nasıl çözeceği öğretilmelidir. Çocuğun bütün arzularını yerine getirmek veya sınırlandırmak onda çeşitli uyumsuzlukların geliştirilmesine sebep olmaktadır. Problemli çocukların tanısı kadar tedavisi de uzun ve titiz bir çalışmayı gerektirir. Bu çalışmada sabırlı ve etkin yaklaşımlar ile anne-babaya görev 24

25 düştüğü gibi uzman pedagog, çocuk psikiyatristi ve klinik psikologuna da görevler düşmektedir. UYUMSUZ ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN DAVRANIŞLAR 1. Sinirli hareketleri vardır. 2. Huzursuz ve rahatsızdırlar. 3. Adale seğirmeleri görülür. 4. Okul çalışmalarına karşı ilgisizdirler. 5. Okula sık sık devamsızlık yaparlar. 6. Okuldan hoşlanmazlar. 7. Kıskançtırlar. 8. Yarışmaktan hoşlanırlar. 9. Tırnaklarını yer, ısırırlar. 10.Dikkatsizdirler. 11.Eleştirilere tahammülsüzdürler. 12.Oyun bozandırlar. 13.Kolayca hüsrana kapılırlar. 14.Devamlı gerilim içindedirler. 15.Sık sık titreme görülür. 16.Daima kendilerinin savunurlar. 17.Sık sık çalarlar. 18.Otoriteye karşı direnirler. 19.Övünmeyi severler. 20.Akranlarından hoşlanmazlar. 21.Yalan söylerler. 22.Kronik şekilde hastalıklarından şikayet ederler. 23.Babaları tarafından baskıya maruz kaldıklarını söylerler. 24.Öfke nöbetleri gösterirler. 25.Neşesiz ve yalnız olular. 26.Utangaç, korkak, ürkek, endişeli olurlar. 27.Hallüsünasyon (gerçekte varolmayan bir şey varmış gibi davranmak) ları vardır. 28.Çözemediği problemleri içine atar. 29.Başkalarıyla çalışmaktan hoşlanmazlar. 30.Kendi kendine güvenmez, fikirlerini değersiz görür, aşağılık duygusu vardır. 31.Sık sık iç çekme, saçlarını kıvırma ve çekmeler görülür. 32.Gereksiz yere bağırıp çağırırlar. 25

26 UYUM PROBLEMLERİNİN SINIFLANDIRILMASI 1- DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Hırsızlık Yapan Çocuklar Evden Kaçan Çocuklar Uyku Bozukluğu Olan Çocuklar Yemek Sorunu Olan Çocuklar 2- ALIŞKANLIK BOZUKLUKLARI Alt Islatma (Enoresis) Dışkı Kaçırma (Enkopresis) Tırnak Yeme Tikli Çocuklar Parmak Emme 3- DUYGUSAL BOZUKLUKLAR Öfkeli Çocuklar Saldırgan Çocuklar Kıskanç Çocuklar Yalan Söyleyen Çocuklar Okul Fobisi Utangaç Çocuklar 1- DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI 1- DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE Çocuklar genellikle canlı, hareketli ve yaşam doludurlar. Gün boyu oynar, koşar ve zıplarlar. Sürekli bir gidiş geliş şeklinde durmadan bir şeyler yaparlar. Yorulmak nedir bilmezler. Dışarıda oynadıkları yetmiyormuş gibi evde de çoğu kez anneleri kızdıran koşmalı, atlamalı oyunlar oynarlar. Çocukların çoğunda sınırsız bir enerjinin bulunduğu görülür. Hızla etrafa koşuştururlar ki bu enerjiyi tüketsinler. Hiperaktif çocukları anlayabilmek için hayalimizde yeni, parlak fiyakalı bir araba canlandıralım. Bu arabanın şoförü arabayı gaza basarak yokuştan aşağı sürüyor, virajları tekerlekleri gıcırdatarak alıyor ve son sürat yoluna devam ediyor. Derken şoför arabayı durdurmak istiyor ama yavaşlatamıyor. Bu arabanın her şeyi var, ama frenleri yok. Araba her an yoldan çıkabilir. Hatta bir yerlere çapıp parçalanabilir. 26

27 İşte DEHP olan çocukların durumu; güzel bir spor araba, iyi bir motor (güçlü bir düşünme yetisi) var ama arabanın frenleri yok. DEHB bebeklikten ya da 5 yaşından önce başlayan davranışta görülen gelişimsel bir bozukluktur. Belirtileri; yönerge alamama, kendini kontrol edememe, problem çözümüne gidememe, davranışını değerlendirememe, düşünmeden hareket etmedir. Çocuğun dikkat süresi yaşının ve zekasının gerektirdiğinden daha kısa olmasıdır. Bu çocukların zekası normaldir, ancak dikkatleri yetersizdir. Bu da okulda öğrenme sorunlarıyla karşılaşmalarına sebep olur. DEHB yaşamın dört alanını etkiler; Hareketlilik Dikkat Sosyal ilişkiler Duygusal yaşam Hareketlilik çoğunlukla ilk on yıl içerisinde sorun yaratır. Yaş ilerledikçe hareketlilik azalır. Dikkat yaşamın ilk yılları önemsizdir, okul yıllarında önem kazanır, çocuk büyüdükçe dikkat süresi de uzar. Sosyal ilişkiler ve duygusal yaşam yetişkin yaşta daha etkindir. Ülkemizde, genellikle hiperaktif çocuklara çok zeki, o yüzden yerinde duramıyor. olarak bakılır ve çocukların gerçekte bir sorunu olduğu düşünülmezdi. Ne zamanki çocuk okula başlar ve öğrenme ile ilgili sorunlar ortaya çıkar ana babalar çocukları için kaygılanmaya başlar. Hiperaktif Çocukların Belirtileri Üç temel belirti vardır: 1. Dikkat eksikliği: Çocuklar dikkatlerini belli bir konuya yöneltemezler. Okumak, birisini dinlemek, oyun oynamak gibi faaliyetlerde dikkatlerini toplayamazlar. Kısa bir süre toplasalar bile herhangi bir sesten, hareketten, kokudan ya da akıllarına başka bir konu geldiğinde dikkatleri çabuk dağılır. Dikkat eksikliği tek başına görülebildiği gibi aşırı hareketlilikle beraber de görülebilir. Hareketli olmayan, durgun çocuklarda da dikkat eksikliği olabilir. 2. Hiperaktivite: Kelime olarak aşırı hareketlilik demektir. Her hareketli çocuk hiperaktif değildir. Onlar doğuştan enerji doludurlar ve hareketleri uyumlu, amaca yönelik ve devamlılığı olan niteliktedir. DEHB olan çocukların hareketliliği ise keyfi ve amaçsızdır. Çevreye karşı olan tepkilerini kontrol altına alamadıkları için başıboş bir hareketlilik sergilerler. 3. Dürtülerine hakim olamama: Düşünmeden harekete geçerler, konuşarak düşünürler. Arabalara dikkat etmeden topun ardından caddeye koşar; oda içinde koştururken bir saksıya çarpıp devirir. Soruyu doğru anlasa bile 27

28 düşünmeden cevap verdiğinden yanlış cevabı seçer. Söylenenleri dinlemedikleri için kendilerinin de ne istediklerini bilmezler; dolayısıyla disipline edilemezler. Ruh halleri değişken, kavgacı, sinirli, doyumsuz, sabırsız, çabuk düş kırıklığına uğrayıp sıklıkla ağlar, çabuk heyecanlanır, oturduğu yerden sık sık kalkıp dolaşır. Okul ve ailenin kurallarına uyamaz. NEDENLERİ: 1. Doğuştan gelir. 2. Yapısal özelliklerden biridir. 3. Hamilelik, doğum ve erken çocukluk dönemlerindeki travmalar oluşumu hızlandırır. 4. Bazı vitaminlerin azlığı veya çokluğu, bazı gıda maddelerinin, çinko gibi eser elementler etkisi ile ilgili tartışmalar sürmektedir. 5. Ailede kural ve yasaklarla sorun yaşayan kişilerin olması, tutarsız davranan, sık sık iş değiştiren kişilerin olması çocukta bu bozukluğun oluşmasına katkıda bulunur. NE ZAMAN ORTAYA ÇIKAR: 1. Çoğunlukla 3 yaşından sonra kendini belli etmeye başlar, ancak okulun ilk yıllarında öğrenme sorunu ile dikkati çeker. 2. Bazılarında bebeklikle kendini belli eder. Uyku, yeme düzensizlikleri, huzursuz olma. NE YAPMALI? 1. Bozukluk şüphesi olduğunda bir çocuk psikiyatrisine başvurmalı yaştan itibaren ilaç tedavisi uygulanmakta ve %80 in üzerinde başarı elde edilmektedir. 3. Okul Rehberlik Servisleri veya Rehberlik ve Araştırma Merkezleri ile işbirliği yapılmalıdır. ANNE BABA OLARAK YAPMANIZ GEREKENLER: Çocuğunuzun yapmakta zorluk çektiği şeyleri ve diğer çocuklardan farklı ve güçlü yanlarını belirleyiniz. Bu neler yapabileceğiniz konusunda size yol gösterecektir. Evde yaşayan herkes çocuğun sorununu tam olarak bilmelidir. Çocuğunuza karşı beklentilerinizi belirlerken aşırıya kaçılmamalı çocuğunuzu bıktırmamalısınız. Diğer çocuklarla kıyaslama yapmamalısınız. Çocuğunuz sizi dinlemiyor gibi davranıyor sizi görmezden geliyorsa, göz teması kurun konuşmaya başlayın. 28

29 Okul ödevlerini yaparken, çalışma süresini kısaltın, kısa aralar verin. Çocuğunuzun zorlandığını veya sıkıntıya girdiğini gördüğünüz zaman gerginliği azaltmak ve öfkesini engellemek için ona cesaret verin, iş yükünü azaltın. Kesin olarak yapılmasını istemediğiniz davranışlarla izin verebileceğiniz davranışları onunla konuşunuz ve kararlı olunuz. Çocuğunuza açık kısa ve kesin yönergeler veriniz. Ev dışında sosyal ya da sportif faaliyetlere katılmasına yardımcı olun. Ev içinde ufak sorumluluklar veriniz. Doktor, aile ve öğretmen işbirliği kurmaya ve sürdürmeye çalışın. 2-ÇALMA Çalma konusu, çocuklara, aile çevresinin çocuğa mülkiyet ve başkalarının mülkiyetine saygı göstermesi konusunda gerekli kavram ve alışkanlıkları öğretememesinden kaynaklanır. Hoşuna giden ya da ilgi duyduğu eşyayı çocuk kendine mal etmeye ya da düşünmeden kullanmaya girişir. Her çalma olayını hırsızlık olarak görmemek gerekir. Ancak süreklilik arz ediyorsa ve alışkanlık haline getirmişse hırsızlık olarak görülebilir. Çalma bir uyum ve davranış bozukluğu belirtisi olarak kabul edilmeli ve bunun bir tehlike sinyali olduğu bilinmelidir. Çalma olayı 5 yaşına kadar bir sorun oluşturmaz. Her çocuk başkalarına ait olan şeyleri alamayacağını öğrenmelidir. Bunu öğretmenin en iyi yolu başkasına ait bir şeyi aldığı zaman kendisine bunların kime ait olduğu hatırlatılmalı; bunları ancak izin verildiği takdirde alabileceği öğretilmelidir. Kendisine ait eşyaları olması sağlanmalı ve yeterince büyüyünce harçlık verilmelidir. İhtiyacı yokken, özel bir heyecan ve haz duymak için yapılan hırsızlığa kleptomani denilmektedir. Ruhsal bir hastalığın etkisiyle yapılmaktadır. Bunlar hastadır, menfaat için hırsızlık yapmazlar ve yaptıkları hırsızlıkları anlatmaktan haz duyarlar. Kesinlikle tedavi ihtiyaçları vardır. ÇALMA OLAYININ ÖNLENMESİ: Çocukların haklarına saygı gösterilmelidir. Sahip olma düşüncelerine engel koyabilmesi öğretilmelidir. Çocuklara 7-8 yaşlarından itibaren düzenli olarak harçlık verilmelidir. Çocuklara başkalarının mülkiyetine saygı gösterilmesi öğretilmelidir. Anne baba iyi örnek olmalıdır. Anne babalar, çocukların bağımsız yaşamalarını kısıtlamadan korumaya özen göstermelidirler. 29

30 3-EVDEN KAÇAN ÇOCUKLAR Bu çocuk ve gençlerin bulunması gereken yeri terk edip izinsiz başka bir yere gitmesine kaçma denir. Kaçma davranışını 2 gruba ayırabiliriz: 1.Okuldan kaçma, 2. Evden kaçma 1. Okuldan Kaçma: Genelde derslerinde çok başarısız veya başarılı olan öğrenciler okuldan kaçmaktadır. Başarısız öğrenciler; arkadaşları tarafından dışlanması ve öğretmeni tarafından gerekli takdiri görememesi; okulda sıkılması nedeniyle okuldan kaçmaktadır. Çok başarılı öğrenciler ise; diğer arkadaşları tarafından kıskanılması arkadaş ortamı oluşturamaması ve sıkılması, aşırı disiplinli yönetici ve öğretmenlerin baskıları nedeniyle okuldan kaçma davranışına yönelmektedirler. 2. Evden Kaçma: Evden kaçmanın temelinde aile içi problemler vardır. Bu kaçmanın nedenleri; Aile içi çatışmalar, çocuğun kendisinin sevilmediğine inanması, Aile içi şiddete maruz kalma, korku yaratan hallerden kurtulma isteği, Evden ve okuldan kovulma, Lüks hayat yaşama arzusu, Başkalarının dikkatini çekmek için (sevdiğine verilmeyen, evlenmesine izin verilmeyen gençlerin dikkat çekmek için evden kaçması), Para kazanmak için, Arkadaş baskısı ve teşviki ile, Aile bağlarının zayıflaması, sürekli aile kavgaları. ÖNLENMESİ Kaçma davranışının önlenebilmesi için öncelikle çocukla birebir iletişime geçilerek kaçmaya neden olacak faktörlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Çocukla konuşurken bağırmadan, hakaret etmeden, sakin bir ortamda nedenleri tartışılmalıdır. Çocuğa sık sık söz hakkı verilmelidir. Sözgelimi problem aileden kaynaklanıyorsa aile bireylerini bir araya toplayarak problemin ortadan kaldırılmasına çalışılmalıdır. Çocuğa güven duygusu aşılanmalıdır. Okuldan veya yakın çevresinden kaynaklanan problemler varsa okul ve yakın çevresi ile işbirliğine gidip bunların önlenmesine çalışılmalıdır. Sonuç olarak kaçma davranışı gösteren bir çocukta, aile, çocuk, yakın çevresi, psikolojik danışman, psikoterapist ile işbirliğine gidilmelidir. 4-YEMEK SORUNU OLAN ÇOCUKLAR Çocukların yemek sorununu anlamak için önce beslenme konusuna açıklık getirilmelidir. Çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için dengeli olarak beslenmesi gerekmektedir. Çocukların yeterli ve dengeli beslenmeleri üretilenlere, hazırlanan besin maddelerine, anne-baba ve öğretmenlerin 30

İletişimin Öğeleri SINIFTA İLETİŞİM SÜRECİ 31.05.2014. İletişim Kavramı Kişilerarası duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir.

İletişimin Öğeleri SINIFTA İLETİŞİM SÜRECİ 31.05.2014. İletişim Kavramı Kişilerarası duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir. İletişim Kavramı Kişilerarası duygu, düşünce ve bilgi alışverişidir. SINIFTA İLETİŞİM SÜRECİ Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Bilgi ve duygu üretme, aktarma ve anlamlandırma sürecidir.

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM

EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM EVLİLİKTE İLETİŞİM ve YAŞAM BECERİLERİ -2 EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM EVLİLİKTE İLETİŞİM ve YAŞAM BECERİLERİ 2 SUNUM İÇERİĞİÇ Evlilikte İletişim

Detaylı

ORİON EĞİTİM VAKFI ÖZEL PİRİ REİS OKULLARI PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ NİSAN AYI VELİ BÜLTENİ 2016 ÇOCUKLA ETKİLİ İLETİŞİM

ORİON EĞİTİM VAKFI ÖZEL PİRİ REİS OKULLARI PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ NİSAN AYI VELİ BÜLTENİ 2016 ÇOCUKLA ETKİLİ İLETİŞİM ORİON EĞİTİM VAKFI ÖZEL PİRİ REİS OKULLARI PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ NİSAN AYI VELİ BÜLTENİ 2016 ÇOCUKLA ETKİLİ İLETİŞİM Sağlıklı iletişim, çocuğun ruhsal gelişimi açısından büyük önem taşır.

Detaylı

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla Kekemelik Nedir? Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu durum

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN Biraz düşünelim... Alışverişe gittiniz; her zaman akıllı ve anlayışlı olan oğlunuz istediği oyuncağı alamayacağınızı söylediğinizde

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

EĞİTİMCİ - VELİ İLETİŞİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ

EĞİTİMCİ - VELİ İLETİŞİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ EĞİTİMDE İLETİŞİM VE GRUP YÖNETİMİ 6 Eğitimde iletişim, eğitimin en önemli ögesidir. Bir eğitimcinin görevini iyi yapabilmesi için az da olsa eğitim psikolojisiyle ve iletişim kuramlarıyla ilgili bilgi

Detaylı

ANNE BABA ÇOCUK İLETİŞİMİ

ANNE BABA ÇOCUK İLETİŞİMİ ANNE BABA ÇOCUK İLETİŞİMİ Çocuğun davranışlarının kabul edilebilir bir düzeyde olması, yapıcı ve uyumlu bir birey olarak yetişmesi anne, baba, çocuk iletişimine bağlıdır. Eğer sağlıklı bir iletişim kurulabiliyorsa,

Detaylı

2013 / 2014 SAYI: 15. Haftanın Bazı Başlıkları. IB Programı Tanıtıldı Yeni Yıla Reverans Zeka Oyunları Turnuvası Engelsiz İletişim

2013 / 2014 SAYI: 15. Haftanın Bazı Başlıkları. IB Programı Tanıtıldı Yeni Yıla Reverans Zeka Oyunları Turnuvası Engelsiz İletişim 2013 / 2014 SAYI: 15 Haftanın Bazı Başlıkları IB Programı Tanıtıldı Yeni Yıla Reverans Zeka Oyunları Turnuvası Engelsiz İletişim IB Programı Tanıtıldı Zeka Oyunları Turnuvası IB Programı Tanıtıldı Okulumuz

Detaylı

KARDEŞ KISKANÇLIĞI KARDEŞ KISKANÇLIĞININ NEDENLERİ

KARDEŞ KISKANÇLIĞI KARDEŞ KISKANÇLIĞININ NEDENLERİ KARDEŞ KISKANÇLIĞI Kıskançlık, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır. kıskançlığın içgüdüsel yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize şifrelenmiş olduğu ileri sürülmektedir. Yaşamın

Detaylı

Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA

Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA Psikolog Seda BİLGEN IŞIK İÇİNDEKİLER: 1. TIRNAK YEME 2. ÇOCUKLARDA BİLGİSAYAR KULLANIMI 3. SINAV KAYGISI 4. KAYNAKÇA 1. TIRNAK YEME Tırnak yeme, her yaşta ve her iki cinste de görülebilen, zaman içinde

Detaylı

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak.

Hani annemin en büyük yardımcısı olacaktım? Hani birlikte çok eğlenecektik? Kardeşime dokunmama bile izin vermiyor. Kucağıma almak da yasak. Bu ayki rehberlik bülteni konumuz Kardeş Kıskançlığı hakkındadır. Sizlere çocuğunuza bu süreçte nasıl yardımcı olabileceğiniz ile ilgili önerilerimiz olacaktır. KARDEŞ KISKANÇLIĞI Neler olduğunu hiç anlamıyorum!

Detaylı

ÖNSÖZ... IX 1. 10 12 13 10 14 2. 15 15 3. 20 20 24 27 28 29 30 30 33 34 36 39 40 41 42 III

ÖNSÖZ... IX 1. 10 12 13 10 14 2. 15 15 3. 20 20 24 27 28 29 30 30 33 34 36 39 40 41 42 III İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX 1. Çocuklara Zarar Veren Anne-Baba Davranışları...1 Aşırı Koruyuculuk ve Kısıtlayıcılık...2 Reddetme; Maskelenmiş Mahrumiyet...4 Aşırı Hoşgörü ve Şımartma...5 Aşırı Beklentiler...6

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı

İletişimin Bileşenleri

İletişimin Bileşenleri Düşünce, bilgi ve duyguların; sözcük, yazı ve resim gibi semboller kullanarak anlaşılır hale getirilmesi, paylaşılması ve etkileşim sağlanmasıdır. İletişim Sürecinde; Dönüt (feedback) sağlanamıyorsa iletişim

Detaylı

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor:

Bu yaklaşımlar anne babaların kafasını oldukça meşgul eden şu soruyu akla getiriyor: Uzm. Psikolog Nuray ÖZBEN AVŞAR Anne - baba - çocuk ilişkisinin son yıllarda hızlı bir değişim içerisine girmiş olduğu gözleniyor. Hızla gelişen dünya ile hayata bakış açıları her geçen gün gelişiyor ve

Detaylı

Anne ve kız arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir?

Anne ve kız arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir? Anneler Çocuklarına En Çok Niçin Kızıyor? Acıbadem Sağlık Grubu Bağdat Caddesi Tıp Merkezi psikologlarından Ayşegül Topçu Aydın ve International Hospital psikologlarından Ferahim Yeşilyurt, anneler ve

Detaylı

AĐLE ĐÇĐ ETKĐLĐ ĐLETĐŞĐM

AĐLE ĐÇĐ ETKĐLĐ ĐLETĐŞĐM AĐLE ĐÇĐ ETKĐLĐ ĐLETĐŞĐM "Đnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar." atasözü kişiler arası iletişimin önemini vurgulamaktadır. Đletişimin niteliği ve niceliği, geliştirdiğimiz çeşitli sosyal becerilere ve dinleme

Detaylı

1. Emir vermek yönlendirmek 2. Uyarmak gözdağı vermek 3. Ahlak dersi vermek 4. Öğüt vermek 5. Öğretme, nutuk çekme, mantıklı düşünceler önerme

1. Emir vermek yönlendirmek 2. Uyarmak gözdağı vermek 3. Ahlak dersi vermek 4. Öğüt vermek 5. Öğretme, nutuk çekme, mantıklı düşünceler önerme 1. Emir vermek yönlendirmek 2. Uyarmak gözdağı vermek 3. Ahlak dersi vermek 4. Öğüt vermek 5. Öğretme, nutuk çekme, mantıklı düşünceler önerme 6. Yargılamak, eleştirmek,suçlamak 7. Övmek, aynı düşüncede

Detaylı

İLETİŞİM. Prof.Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

İLETİŞİM. Prof.Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı İLETİŞİM Prof.Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Sunum Planı İletişim tanımı Sözlü iletişim Sözsüz iletişim Aktif dinleme Empati Açık iletişim İletişim

Detaylı

Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM

Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme İLETİŞİM Yrd.Doç.Dr. Gülçin Tan Şişman Eğitim Programları ve Öğretim İletişim "Ne kadar çok bilirsen bil, söylediklerin karsındakinin anlayacagı kadardır."

Detaylı

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Tiedot turkiksi DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Çocukların oturup konsantre olmakta ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaları normaldir. Ancak DEHB li (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu)

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak OYUN VE ÇOCUK Oyun oynamak çocukluk çağına özgü psikolojik, fizyolojik ve sosyal içerikli bir olgudur. Oyun hem zihinsel gelişimin aynası olan hem sosyal becerilerin öğrenildiği hem de duygusal boşalımın

Detaylı

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE

DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Information på turkiska DEHB GÜNLÜK YAŞAM KAOS HALİNE GELDİĞİNDE Çocukların oturup konsantre olmakta ve dürtülerini kontrol etmekte zorlanmaları normaldir. Ancak DEHB li (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite

Detaylı

İLETİŞİM, EMPATİ, SEN VE BEN. Yard. Doç. Dr. İpek Sönmez Psikiyatri Anabilim Dalı

İLETİŞİM, EMPATİ, SEN VE BEN. Yard. Doç. Dr. İpek Sönmez Psikiyatri Anabilim Dalı İLETİŞİM, EMPATİ, SEN VE BEN Yard. Doç. Dr. İpek Sönmez Psikiyatri Anabilim Dalı İdeal hasta-sağlık çalışanı modeli Hastaların etkin katılımı Ortak karar alma Hastalara sağlıklarıyla ilgilenme yetkisi

Detaylı

BURSA ÖZEL BİREY OKULLARI OKULA UYUM SÜRECİ BAHAR İLHAN REHBER ÖĞRETMEN

BURSA ÖZEL BİREY OKULLARI OKULA UYUM SÜRECİ BAHAR İLHAN REHBER ÖĞRETMEN BURSA ÖZEL BİREY OKULLARI OKULA UYUM SÜRECİ BAHAR İLHAN REHBER ÖĞRETMEN OKULA UYUM SÜRECİ BİR ÇOCUK İÇİN OKUL, DAHA ÖNCE HEMEN HEMEN HİÇBİRİNİ TANIMADIĞI ÇOK SAYIDA ÇOCUKLA KARŞILAŞMA ZORUNLULUĞUYLA, UYULMASI

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ

İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ İSTEK ÖZEL ACIBADEM ORTAOKULU 2013-2014 PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken biyolojik, psikolojik ve sosyal yönden geliştiği bireyselleştiği, toplumsallaştığı

Detaylı

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU Yaş Dönem Özellikleri BÜYÜME VE GELİŞME Gelişme kavramı düzenli, sürekli ve uyumlu bir ilerlemeyi dile

Detaylı

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir? Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak

Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak (örneğin öğretmencilik oyununda) hem de kalem tutma ve yazı yazma becerisinin gelişimine katkıda

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

OLUMLU ANNE-BABA YAKLAŞIMLARI

OLUMLU ANNE-BABA YAKLAŞIMLARI OLUMLU ANNE-BABA YAKLAŞIMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ Her anne baba çocuğunun sosyal duygusal ve bilişsel anlamda iyi yetişmesini arzu eder ve bunun için elinden geleni yapmaya çalışır.

Detaylı

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu na göre 2008 yılı sonu itibariyle evlatt edindirilen

Detaylı

ÖZGÜVEN SAĞLAMA VE DESTEK OLMA. Dyt. Gülay TÜRKMEN

ÖZGÜVEN SAĞLAMA VE DESTEK OLMA. Dyt. Gülay TÜRKMEN ÖZGÜVEN SAĞLAMA VE DESTEK OLMA Dyt. Gülay TÜRKMEN AMAÇ: Annenin kendine güvenini sağlayıp destek olabilmek. Öğrenim hedefleri: Annenin duygularını anlayıp kabul etmeli, Doğru uygulamaları övebilmeli, Az

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI BABA ve ÇOCUK PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2013 Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile

Detaylı

OKULA HAZIR MISINIZ? VELİ BÜLTENİ EYLÜL - 2012 ATA KOLEJİ REHBERLİK SERVİSİ

OKULA HAZIR MISINIZ? VELİ BÜLTENİ EYLÜL - 2012 ATA KOLEJİ REHBERLİK SERVİSİ OKULA HAZIR MISINIZ? VELİ BÜLTENİ EYLÜL - 2012 ATA KOLEJİ REHBERLİK SERVİSİ OKULA HAZIR MISINIZ? ÇOCUĞUNUZU KOLLARINIZA ALDIĞINIZ AN SANKİ DÜN GİBİ AKLINIZDAYKEN, MİNİK BEBEĞİNİZ BÜYÜDÜ VE BEBEĞİNİZİN

Detaylı

Etkili İletişim. Uzman Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisti. Zeynep SET

Etkili İletişim. Uzman Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisti. Zeynep SET Etkili İletişim Uzman Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisti Zeynep SET Bana doğru bir ses çıkarman, benimle iletişim kurduğun anlamına gelmez. David Gordon İletişim Becerileri İletişim Nedir? İletişim

Detaylı

KOD 1 DAVRANIŞ MR (48-72 AY) xxxxxxx DAVRANIŞ VE UYUM RAPORU. "Sorun, sorun olmadan çözümlenmelidir."

KOD 1 DAVRANIŞ MR (48-72 AY) xxxxxxx DAVRANIŞ VE UYUM RAPORU. Sorun, sorun olmadan çözümlenmelidir. KOD 1 DAVRANIŞ MR (48-72 AY) DAVRANIŞ VE UYUM RAPORU "Sorun, sorun olmadan çözümlenmelidir." KİŞİSEL BİLGİLER Doğum Tarihi Cinsiyet Okulun Adı Sınıf İl İlçe Uygulama Tarihi Formu Dolduran 8.6.2011 ERKEK

Detaylı

NİÇİN İLETİŞİM KURARIZ?

NİÇİN İLETİŞİM KURARIZ? İletişim, duygu, düşünce veya bilgilerin söz, yazı, hareket ve görüntü aracılığıyla başkalarına aktarılmasıdır. Doğduğumuz andan itibaren çevremizle iletişim içerisine gireriz. Duygu ve düşüncelerimizi

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - NİSAN 2014 AİLE İÇİ ŞİDDET Çocuğun sağlıklı bir gelişim göstermesi ve sağlam bir kişilik kazanması için

Detaylı

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu

PSİKOLOJİK REHBERLİK BÖLÜMÜ DANIŞMANLIK VE. Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BÖLÜMÜ Gamze EREN Anaokulu Uzman Psikoloğu İÇERİK Rehberlik Birimi Tanıtımı Gelişim Dönemleri ve Okula Uyum Süreçleri Öğrencilerimizin; Zihinsel, bedensel, sosyal ve

Detaylı

Çocuklarda Ödev Yapma. - Çocuklara ödev yapma alışkanlığı nasıl kazandırılır? Onlar için uygun ders çalışma programı nasıl hazırlanır?

Çocuklarda Ödev Yapma. - Çocuklara ödev yapma alışkanlığı nasıl kazandırılır? Onlar için uygun ders çalışma programı nasıl hazırlanır? Çocuklarda Ödev Yapma - Çocuklara ödev yapma alışkanlığı nasıl kazandırılır? Onlar için uygun ders çalışma programı nasıl hazırlanır? Program hazırlamada çocuğun da katkısı olmalı mıdır? - Ödev yapma alışkanlığını

Detaylı

www.rehberlikservisi.org

www.rehberlikservisi.org www.rehberlikservisi.org 1 BAŞLARKEN Çocuklarımız bizim için ne kadar önemli? TEOG öncesinde onlar için neler yapıyoruz? Gelecekleri için planlarınız var mı? Çocuklarınızı yeterince anlıyor musunuz? Neden

Detaylı

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzman Dr. M. Yelda TAN

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzman Dr. M. Yelda TAN DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzman Dr. M. Yelda TAN DEHB başlıca 3 alanda bozulmayı içerir: 1) Dikkat eksikliği 2) Hiperaktivite 3) Dürtüsellik Dikkat eksikliği

Detaylı

EĞİTİM TEKNOLOJİSİ VE İLETİŞİM

EĞİTİM TEKNOLOJİSİ VE İLETİŞİM 1 EĞİTİM TEKNOLOJİSİ VE İLETİŞİM 2 ÖĞRETİM TEKNOLOJİSİ ve İLETİŞİM Öğretim teknolojisi, öğrenmenin amaçlı ve kontrollü olduğu durumlarda öğrenmeyle ilgili sorunların analizi ve çözümünde insanları, yöntemleri,

Detaylı

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları:

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları: OYUN VE ÇOCUK Çocuklar oyunla dünyayı keşfederler, diğer kişilerle kuracakları ilişkileri öğrenirler, kendi yeteneklerini ve güçlerini test ederler, yeni fikirleri denerler ve farklı aktiviteleri deneyecek

Detaylı

KASIM DİKKAT!!! KARDEŞ GELİYOR... SAYI ÖZEL ALTIN NESİL ÇOCUK EVİ REHBERLİK BÜLTENİ

KASIM DİKKAT!!! KARDEŞ GELİYOR... SAYI ÖZEL ALTIN NESİL ÇOCUK EVİ REHBERLİK BÜLTENİ 2013 ÖZEL ALTIN NESİL ÇOCUK EVİ REHBERLİK BÜLTENİ KASIM DİKKAT!!! KARDEŞ GELİYOR... *Yazar adını yazın+ *Şirket adını yazın+ 01.11.2013 SAYI 2 Saygıdeğer anne ve babalar; Yeni bir rehberlik bülteni ile

Detaylı

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER

MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER MERSİN HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ ÇEKÜSH ŞUBESİ ÇOCUK GELİŞİMCİ DAMLA ATAMER BEBEKLİK DÖNEMİNDE (0 3 YAŞ) ERKEN TANI İÇİN KRİTİK DÖNEMLER Bebeklik dönemi, gelişimin en hızlı ilerlediği dönemdir. Çevrelerine

Detaylı

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI

TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2031-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:7 4 5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM BASAMAKLARI Okul öncesi dönem genel anlamda tüm gelişim alanları açısından temellerin atıldığı

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Çocuklarda Dikkat Eksikliği

Çocuklarda Dikkat Eksikliği Çocuklarda Dikkat Eksikliği BR.HLİ.037 Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Sendromu Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu; aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve istekleri erteleyememe (dürtüsellik)

Detaylı

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi

TC KİMLİK NO 1-Adı ve Soyadı. 2-Cinsiyeti. 2-Doğum yeri ve tarihi TED MERSİN ÖZEL ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖĞRENCİ TANIMA ANKETİ ÇOCUĞUN TC KİMLİK NO : 2-Cinsiyeti 3-Doğum yeri ve tarihi 4-Geldiği okul 5-Okula geliş nedeni 6-Velinin Adı-Soyadı ve Yakınlık

Detaylı

ETKĠLĠ ANNE-BABA OLMAK ÖZEL GENÇLĠK ĠLKÖĞRETĠM OKULU REHBERLĠK SERVĠSĠ

ETKĠLĠ ANNE-BABA OLMAK ÖZEL GENÇLĠK ĠLKÖĞRETĠM OKULU REHBERLĠK SERVĠSĠ ETKĠLĠ ANNE-BABA OLMAK ÖZEL GENÇLĠK ĠLKÖĞRETĠM OKULU REHBERLĠK SERVĠSĠ YAġAMIN YANKISI Bir zamanlar bir baba ile oğul dağlık bir bölgede yürüyüşe çıkmışlardı; Bir ara nasıl olduysa çocuğun ayağı kaydı

Detaylı

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI TEKNİKERLİĞİ EĞİTİMİ - IV - İLETİŞİM BECERİLERİ

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI TEKNİKERLİĞİ EĞİTİMİ - IV - İLETİŞİM BECERİLERİ AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI TEKNİKERLİĞİ EĞİTİMİ - IV - İLETİŞİM BECERİLERİ AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI TEKNİKERLİĞİ EĞİTİMİ - IV - İLETİŞİM BECERİLERİ Eğitim içeriği Ağız ve Diş Sağlığı Teknikerliği Eğitim ve Sınav Komisyonu

Detaylı

OKULA BAŞLARKEN OKULA BAŞLAMA SÜRECİ

OKULA BAŞLARKEN OKULA BAŞLAMA SÜRECİ OKULA BAŞLARKEN Okul, aileden sonra çocuğun içinde bulunduğu ilk temel sosyalleşme kurumudur. Okul dönemi, çocuk için ailesinden ilk ayrılış dönemidir; çünkü çocuk, okula başladığında evden farklı bir

Detaylı

Diğer: Diğer:... Diğer:...

Diğer: Diğer:... Diğer:... Anket Üniversite Bu anket formu, işitme engellilerin üniversite eğitimlerini desteklemeyi amaçlayan bir proje çerçevesinde sizlerin sorunlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Ad Soyad: Devam ettiğiniz

Detaylı

Ailenin çocuk yetiştirmedeki tutumunu ve çocuk yetiştirmeyle ilgili sorunlarını anlamak için aile tutum modeli ni bilmek yararlı bir yaklaşımdır.

Ailenin çocuk yetiştirmedeki tutumunu ve çocuk yetiştirmeyle ilgili sorunlarını anlamak için aile tutum modeli ni bilmek yararlı bir yaklaşımdır. AİLE TUTUMLARI Eğitimciler olarak bizler çocukların gelecekte uyumlu ve başarılı olabilmeleri için en sağlıklı eğitim yollarının geliştirilmesi çabası içindeyiz. Öğrenci eğitiminde ve çocuğa karşı doğru

Detaylı

T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM

T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM T.C. Artvin Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Programlar ve Kanser Şube Müdürlüğü Ruh Sağlığı Birimi OTİZM BENİ KOŞULSUZ SEVİN! OTİZM NEDİR? O Bireyin sosyal iletişimini, dil

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir. SOSYAL FOBİ Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Ve kişi bu korkunun

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ VELİ BÜLTENİ MAYIS -2012 ÇOCUK VE KİTAP "EĞİTİM YAŞAM İÇİNDİR" 2 ÇOCUK VE KİTAP Önceleri çocuk için kitap bir oyuncaktır.

Detaylı

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler. 0212 542 80 29 Uz. Psk. SEMRA EVRİM 0533 552 94 82 DUYGUSAL ZEKA Son yıllarda yapılan pek çok çalışma zeka tanımının genişletilmesi ve klasik olarak kabul edilen IQ yani entelektüel zekanın yanı sıra EQ

Detaylı

AKRAN DOSTU OKUL MODELİ PROJESİ

AKRAN DOSTU OKUL MODELİ PROJESİ AKRAN DOSTU OKUL MODELİ PROJESİ 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı Bu proje; okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve okul personelini kapsayan geniş katılımlı bir çalışmayı amaçlar. Bu proje; tüm

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU OKUL KORKUSU Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

ÖFKE KONTROLÜ. Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi

ÖFKE KONTROLÜ. Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi Anadolu Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi ÖFKE KONTROLÜ Aşağıdaki kendini değerlendirme soruları bilimsel bir araç olarak tasarlanmış değildir. Amaç; çeşitli durumlardaki davranışlarınıza

Detaylı

OKUL FOBİSİ. Bir çocuğun okul deneyiminin beyin işlevi ve anatomisinde gerçek değişimler yarattığı biliniyor Mel Levine

OKUL FOBİSİ. Bir çocuğun okul deneyiminin beyin işlevi ve anatomisinde gerçek değişimler yarattığı biliniyor Mel Levine OKUL FOBİSİ Okullar eğitim-öğretim süreçlerine başlarken çocuklarda en temel karşılaşılan sorunlardan biri okul fobisidir. İlk defa böyle bir durumla karşılaşan ebeveynler şaşırmış bir halde en uygun çözümü

Detaylı

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM Zihinsel engelli çocukların cinsel gelişim aşamaları normal çocukların cinsel gelişim aşamaları ile aynıdır. Cinsel eğitimin en büyük amacı,çocukluktan yaşamın

Detaylı

Ç O C U K L U K T A A R K A D A Ş İLİŞ K İLERİ

Ç O C U K L U K T A A R K A D A Ş İLİŞ K İLERİ Ç O C U K L U K T A A R K A D A Ş İLİŞ K İLERİ Dr. Sirâl ÜLKÜ Çocuklar Arkadaşlığı Nasıl Tanımlıyorlar? Günümüzde, özellikle rehberlik gibi psikolojik hizmet alan- 'arında, hizmet götürülen bireylerin

Detaylı

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ 8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK NE

Detaylı

SINAV KAYGISI KİTAPÇIĞI

SINAV KAYGISI KİTAPÇIĞI SINAV KAYGISI KİTAPÇIĞI HAZIRLAYAN MUHAMMED PAMUK DİĞER DÖKÜMANLARIMIZI REHBERLİK İÇİN YAPILMIŞ YAZILIMLARIMIZI GÖRMEK İÇİN FACEBOOK GRUBUMUZA BEKLERİZ. LİNK: https://www.facebook.com/groups/teknorehbe

Detaylı

2013 TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş)

2013 TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) 2013 TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) ORTAK SINAVLAR UYGULAMA TAKVİMİ I.Dönem 28-29 Kasım 2013 Mazeret Sınavı 14-15 Aralık Sonuç Ocak 2014 II. Dönem 28-29 Nisan 2014 Mazeret Sınavı 10-11 Mayıs

Detaylı

ÖZGÜVEN. 6. Olumsuz ifadelerinizin, olumlu benlik konuşmalarıyla yer değiştirmesini sağlayın.

ÖZGÜVEN. 6. Olumsuz ifadelerinizin, olumlu benlik konuşmalarıyla yer değiştirmesini sağlayın. ÖZGÜVEN Özgüven kişinin kendisi ve içinde bulunduğu durumlar hakkında olumlu ve geçekçi bir yaklaşıma sahip olmasıdır. Daha basit bir ifade ile ki inin kendisini beğenmesi ya da beğenmemesi, kendisi hakkında

Detaylı

ÇOCUKLARA SINIR KOYMA

ÇOCUKLARA SINIR KOYMA Bu ayki rehberlik bülteni konumuz Çocuklara Sınır Koyma hakkındadır. Sizlere bu konuda çocuğunuza nasıl yardımcı olabileceğiniz ile ilgili önerilerimiz olacaktır. ÇOCUKLARA SINIR KOYMA Yanlış davranışları

Detaylı

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri 1 Aşağıda zaman zaman herkeste olabilecek yakınmaların ve sorunların bir listesi vardır. Lütfen her birini dikkatle okuyunuz. Sonra bu durumun bu gün de dâhil olmak üzere son üç ay içerisinde sizi ne ölçüde

Detaylı

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler

SINAV KAYGISI. Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir? * Fiziksel Belirtiler SINAV KAYGISI Kaygı, stresli bir durum karşısında hepimizin yaşadığı uyarılmışlık halidir. Ancak kaygının belli bir miktarda yaşanmasının olumlu işlevleri de vardır. Bir miktar kaygı günlük hayatta bizi

Detaylı

ÖN ERGENLİK DÖNEMİ. Siz de Çocuktunuz. Sizde Ergendiniz

ÖN ERGENLİK DÖNEMİ. Siz de Çocuktunuz. Sizde Ergendiniz ÖN ERGENLİK DÖNEMİ Siz de Çocuktunuz Sizde Ergendiniz Çocuğum; Çok alıngan,derslerine olan ilgisi de azaldı. Son zamanlarda çok sinirli,her dediğime bağırarak cevap veriyor. Ve benzeri düşünceler içinde

Detaylı

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV)

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) Eylül, 2009 Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi, Ankara Uzm. Seda YILMAZ İNAL AÇEV Ankara Temsilcisi Ailenin Önemi Anne-babalar, ilk eğiticiler olarak çocukların

Detaylı

T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü BÜLTEN. Ayın Konusu

T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü BÜLTEN. Ayın Konusu T.C ALİAĞA KAYMAKAMLIĞI REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri Bölümü NİSAN Ayın Konusu FARKLILIKLARLA YAŞAMAK İÇİNDEKİLER 1. FARKLILIKLARA SAYGI DUYMA 2. EMPATĠ

Detaylı

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Dr. Çağlayan Üçpınar Nisan 2005 Travma Nedir? Günlük rutin işleyişi bozan, Aniden beklenmedik bir şekilde gelişen, Dehşet, kaygı ve panik yaratan, Kişinin anlamlandırma

Detaylı

AKRAN BASKISI. Çetin SARIYILDIZ Rehber Öğretmen

AKRAN BASKISI. Çetin SARIYILDIZ Rehber Öğretmen AKRAN BASKISI Çetin SARIYILDIZ Rehber Öğretmen AKRAN BASKISI NEDİR? Bireyin içinde bulunduğu yaş gruplarının etkinliklerinde bir şeyi yapmak için arkadaşları tarafından zorlanması veya cesaretlendirilmesidir.

Detaylı

İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU

İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU T.C Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER İÇİN PERFORMANS BELİRLEME FORMU 2009 PROGRAMDA YER ALAN MODÜLLER VE SÜRELERİ Modülün

Detaylı

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenin kötüye kullanımını üç ana başlıkta ele

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 07:14 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 07:15

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 07:14 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 07:15 Çocuğumda Tik Var Ne Yapmalıyım? Tikler belirli kas gruplarında meydana gelen, birden ortaya çıkan, yenileyici basmakalıp ve ritmik olmayan, motor hareket ya da ses çıkarma şeklinde görülen istem dışı

Detaylı

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.

1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım. 1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür

Detaylı

Çocuklarla El Ele Ebeveynlik (Connection Parenting)

Çocuklarla El Ele Ebeveynlik (Connection Parenting) Çocuklarla El Ele Ebeveynlik (Connection Parenting) Programın Amacı Bu program Amerika da Connection Parenting/Çocuklarla El Ele Ebeveynlik kitabının yazarı Pam Leo tarafından anne ve babalar için hazırlanan

Detaylı

İLETİŞİM BECERİLERİ. İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şubesi

İLETİŞİM BECERİLERİ. İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şubesi İLETİŞİM BECERİLERİ İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şubesi İletişim Becerileri İletişim Nedir? İletişim Süreci İletişim Çeşitleri İletişim Teknikleri İletişim ve Algı İletişim ve Etkin Dinleme En uzak mesafe

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve

Detaylı

AİLE PİRAMİDİ = EVLİLİK 2

AİLE PİRAMİDİ = EVLİLİK 2 5- İletişim ve Karşılıklı Anlayışa Önem Verin: Yalnızca konuşmak yerine iletişim kurmayı öğrenin. Kaçmak veya vazgeçmek yerine iletişim kurmak için çaba gösterin. Sırlarınızı paylaşın. Karınız anneniz

Detaylı

OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUN İHTİYAÇLARI

OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUN İHTİYAÇLARI ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN İHTİYAÇLARI ANAOKULU REHBERLİK SERVİSİ VELİ BÜLTENİ KASIM- 2007 1 OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUN İHTİYAÇLARI İyi Bakım, Beslenme, Sevgi ve Şefkat Her çocuğun ilk

Detaylı

EBEVEYNLİK BECERİLERİ

EBEVEYNLİK BECERİLERİ EBEVEYNLİK BECERİLERİ Doç. Dr. Koray KARABEKİROĞLU 21.Ekim.2010, ANTALYA www.cocukhayat.com 1 SUNUM İÇERİĞİ Anne-baba olmak Ebeveynlik tutumları Türkiye de ebeveynler Özel durumlar Ebeveyn-doktor ilişkisi

Detaylı

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI

AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI AÇEV AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI Çocuğun, gelişimini olumsuz yönde etkileyecek davranışlara maruz kalmasını önlemek için öncelikle anne ve babaların duyarlılığının artırılması gerekmektedir. Çünkü, annebabalar,

Detaylı

AYLIK BÜLTENLER SERİSİ Eylül, 2012. Sayı : 1 KONU : 3. SINIF ÇOCUKLARININ ÖZELLİKLERİ

AYLIK BÜLTENLER SERİSİ Eylül, 2012. Sayı : 1 KONU : 3. SINIF ÇOCUKLARININ ÖZELLİKLERİ AYLIK BÜLTENLER SERİSİ Eylül, 2012 Sayı : 1 KONU : 3. SINIF ÇOCUKLARININ ÖZELLİKLERİ 3. sınıf bir geçiş dönemidir. Çocuklar hızlı bir şekilde ilerleme kaydederler. İlkokul döneminin ortasına yaklaşılır,

Detaylı

Ailede Etkili İletişim = Sağlıklı bir Ruh Sağlığı

Ailede Etkili İletişim = Sağlıklı bir Ruh Sağlığı Ailede Etkili İletişim = Sağlıklı bir Ruh Sağlığı Bu ayki bültenimizi oluştururken Ailede Etkili İletişim ile çok geniş, popüler ve bir o kadar da önemli bir konuya değinmek istedik. İletişimin sözlük

Detaylı

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI

DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ ANAOKULU 2013-2014 EĞİTİM YILI Bilgi Bülteni Sayı:5 DEĞERLERİN ÇOCUKLARA AKTARIMI Değerler bizim hayatımıza yön veren davranışlarımızı şekillendiren anlam kalıplarıdır.

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI Anaokulu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - KASIM 2012 Çocuklarda Davranış Bozuklukları Çocuğun yaşamakta olduğu iç çatışmalarını, çeşitli

Detaylı