YIL: 1 SAYI: 6 TEMMUZ TL. «ŞİDDET, HER YENİ TOPLUMA GEBE TOPLUMUN EBESİDİR» TAVIR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YIL: 1 SAYI: 6 TEMMUZ 1980 50 TL. «ŞİDDET, HER YENİ TOPLUMA GEBE TOPLUMUN EBESİDİR» TAVIR"

Transkript

1

2 YIL: 1 SAYI: 6 TEMMUZ TL. «ŞİDDET, HER YENİ TOPLUMA GEBE TOPLUMUN EBESİDİR» 331 TAVIR KÜLTÜR YARATMA ÇABALARI II - BANKALAR VE HOLDİNGLE RİN KÜLTÜR YUTTURMACILI- ĞININ TİPİK BİR ÖRNEĞİ «İSTANBUL FESTİVALİ» SAFLARI SIKLAŞTIRIN A.Y.B. BAŞKANI DRİTERO AGOLLİ İLE BİR SÖYLEŞİ ŞAFAKLA GECE ARASI YAKINDIR BİLİME UZANAN FAŞİST ELLER KIRILACAKTIR DESEN DEVRİMCİ ŞAİR VE MÜCA DELE ADAMI SANDOR PETÖFİ ÇAĞIMIZ ŞAİRLERİNE 1980 AKŞEHİR NASREDDİN HOCA ŞENLİĞİ MUSTAFA RAMEZANİ İLE SÖYLEŞİ KARİKATÜRCÜLÜK BİLİNCİ DEĞİNMELER OKURLARA ÇAĞRI Mustafa SÜLKÜ Şevki ÖMEROĞLU Kemal KORAY TAVIR Turhan OKTAY Zeynep ERAY KEMAL Yavuz TURAL Sandor PETÖFİ N. EREN TAVIR TAVIR TAVIR TAVIR TAVIR

3 ÖNEMLİ DUYURU : Yazışmalar için adresimiz Kültür ve Sanat Yaşamında TAVIR P.K. 837 Sirkeci/İST. olarak değiştirilmiştir. TAVIR * Sahibi: Mustafa SÜLKÜ * Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Şevki ÖMEROĞLU * Abone Koşulları: Yurt içi; 6 Aylık 300 TL., l Yıllık 600 TL., Yurt Dışı: ABD 25 Dolar, F. Almanya 40 DM, İngiltere 10 Sterlin, Fransa 85 Frank * Posta Çeki: Mustafa SÜLKÜ * İlan. T a m Sahife 2500 TL., 1 / 2 Sahife 1250 TL., 1 / 4 Sahife 625 TL. * Yazışma Adresi: PK. 837 Sirkeci/İST. * Dergimizde yayınlanan yazı ve resimler, derginin adı gösterilerek kullanılabilir. Gönderilen yazı, resim ve ilanların sorumlulukları sahiplerine aittir. Bu yapıt ZAFER MATBAACILIK TESİSLERİNDE dizilip basılmıştır.

4 «Şiddet, Her Yeni Topluma Gebe Toplumun Ebesidir.» Devlet, doğası gereği kendine zor'u biçim alır. Bu, burjuva demokratik ülkeler ile yeni sömürge ülkeler arasında asıla ilişkin farklılıkların göstergesidir. Ve doğal olarak da, her mekanizmanın bir iç işleyiş kuralları olması gerektiğine göre, devlet olgusunda, özellikle işleyişe ilişkin bir gözgöregörelik (Burada açıklamaya çalıştığımız 3Y olgusu. Yasama, Yürütme, Yargı...) olmasa gerek! Fakat, faşistlerin Çorumdaki saldırılarında, devlet gözgöregöre, «... bazı destek sağ güçler...» diyebiliyorsa, bir Fatsa'yı tümden sarıp maskeli muhbir faşistlerle gözgöregöre ortaklık yürütüyorsa, bu çok şey demektir. Biz bu saldırıları,nato ve IMF'nin tuttuğu çanağı yalamak olarak değerlendiriyoruz. Bu saldırılarla, halk ve onun evlâdı devrimcilerle ilişkinin koparılmaya çalışıldığını söylüyoruz. Halkı pahalılık, baskı ve işkenceyle yıldıracaklarını sananlar aldanıyorlar. Unutulmasın devrimcilerin örgütlü mücadelesi ile halklar bütün dünyada kurtuluşlarını sağlamışlardır. Ezilen halkların geleceği hiçbir zaman ezenlerin ipoteği altında kalmamıştır. Tez, antitezini içinde taşır, geliştirir. Halka saldırıda, devletin resmi şiddeti gündemde olduğuna göre, devrimcilerin şiddeti de sözkonusudur. Hem de tartışmasız... Bu sayımızda, ilerde ayrıntıyla inceleyeceğimiz «ulusal kültür» kavramına kısaca değinen ve özellikle finans kuruluşlarının yapay burjuva kültürü yaratma çabalarını inceleyen M. Sülkü arkadaşın bir yazısı var: «Bankalar ve 'Ulusal Kültür' yaratma çabaları». Gene aynı konuyu güncelliği nedeniyle 8. İstanbul Festivali'nde değerlendiren başka bir yazımız var. Şevki Ömeroğlu arkadaş hazırladı. Ayrıca geçtiğimiz ay ülkemizde konuk olan Arnavutluk Yazarlar Birliği Başkanı Dritero Agolli ile de bir söyleşi yaptık. İlginizi çekeceğini sanıyoruz. TAVIR/331

5 Bedrettin Cömert'i hem kişiliği açısından hem de, bilim ve sanat adamlarının, aydınların salt namuslu birer demokrat olmaklıklarının yetmediği, örgütlü mücadele ile de ilişkilerinin olması gerektiği gerçeğinin vurgulanması anlamında anıyoruz. Devrimci ozanlardan şiirlerin yer aldığı bu sayımızda, 1980 Akşehir Nasreddin Hoca Şenliğinin bir değerlendirmesi, Mustafa Ramezanî ile bir söyleşi ve gırgır takımının gocunmasının boşa olmadığını bize sevinçle gösteren karikatür üzerine, birlik içeriğinde bir yazımız da var: «Karikatürcülük Bilinci» Bir duyurumuz var. Dergimizi hem biçim, hem de içerik açısından zenginleştirmek istiyoruz. Bu konuda önerilerinizi bekliyoruz. Yalnız, bizim bazı düşüncelerimiz var ki; bunların ayrıntıya indirgenmesinde yardımcı olursanız seviniriz. Sonbaharda «Dil», «Ezilen ulusların asimilasyona uğrayan kültürleri (özel olarak kürt kültürü)», «Devrimini yapmış ülkelerde kültür devrimi ve karşılaşılan sorunlar» ve «Ülkemizde kültürel mücadelenin örgütlendirilmesi» gibi genel konulara değineceğiz. Dergimiz önümüzdeki sayı ağustos-eylül olarak iki sayısı birarada çıkacaktır. Devrimci selâmlarımızla. TAVIR TAVIR/332

6 BANKALAR VE «ULUSAL KÜLTÜR» YARATMA ÇABALARI Mustafa SÜLKÜ KÜLTÜR VE SANAT YAŞAMINDA «BANKA»LAR (!) Bankaların, her çeşit para gelirini toplayarak, kapitalistlerin emrine sunan kurumlar olduğunu, biliyoruz. Kapitalizmin serbest rekabetçi döneminde aracı rolle yetinen bankalar, tekelci döneme geçişle birlikte, birçok küçük işletmeyi kendi yapılarına alarak güçlü tekeller haline geldiler. Öncelikle bu tür işletmelerin sermayelerine katılıp, hisse senetlerini satın alarak ya da değiştirerek, kredi sisteminden yararlanarak onları yedeklerine aldılar. Gerçekten de bir çok kapitalistin cari hesaplarını tutmakla, bankalar, teknik ve yardımcı bir işlemin yapılması dışında bütün kapitalist toplumun sınaî ve ticari işlemlerini kendi isteklerine bağlı kılarlar. Bu anlamda büyük tekeller haline gelen ve sermayenin büyük bir kısmını elinde bulunduran bankaların, aracı rolle yetinmeyip, bir avuç tekelcinin birliği haline geleceği açıktır. «Bankalar geliştikçe ve az sayıda kurumlarda yoğunlaştıkça, mütevazi aracılar olmaktan çıkıp,belli bir ülkenin ya da birçok ülkenin hammadde kaynaklarının ve üretim araçlarının çoğunu, kapitalistlerin ve küçük patronların para-sermayelerinin hemen hemen tamamını ellerinde bulunduran muazzam tekeller haline gelirler.» (1) Bankaların, kapitalist yapının vazgeçilmez unsurları haline gelmesi, düzeni koruma anlamında çabalarda, bankalara da birtakım görevler yükler. Bu görevler, kapitalist yapının diğer unsurlarında olduğu gibi kurumlaşmada odaklaşmaktadır. Yapının korunması ve işlerliğinin sürdürülmesi herşeyden önce kurumlaşma ile sağlanabilir. Bankaların kurumlaşmalarına yönelik çabalan başlangıçta; ikramiyeler, hediyelerle kitlelere ulaşma şeklinde görülmüş, sürekli yayınlarla da desteklenmiştir. TAVIR/333

7 Türkiye'de, bankaların yapısı incelendiğinde farklı bir gelişim izlenebilir. Şöyle ki; Gelişim, bankaların diğer işletmeleri kendi yapıları içine alma şeklinde değil, tam tersine, birtakım işletmelerin bankaların içine girerek, onu kendi yapılarına katma şeklinde bir çizgi izlemektedir. Ticaret ve sanayi sermayesinin güçlü grupları son dönemde çeşitli bankalarda egemen olma yarışma giriştiler. Nitekim Dördüncü 5 Yıllık Kalkınma Plânı'nda bu konuya değinilirken kredi olanaklarından yararlanmak için özel sektör holdinglerinin bankaların sahipliğini elde etme çabalarını yoğunlaştırdıkları vurgulanıyor. Türkiye'de bankalar sistemi içinde yer alan 30'a yakın özel sermayeli bankadan 5 bankanın yapısı incelenmeğe değer. Bu 5 banka, T. İş Bankası, Yapı ve Kredi Bankası, Akbank, T. Ticaret Bankası, T. Garanti Bankası'dır. Bu beş banka, toplam banka personelinin % 81'ini, toplam şube sayılarının % 79'unu, öz kaynakların % 72'sini, iştiraklerin % 79,6'sını, mevduatın % 84'ünü ve toplam kârın da % 79,3'ünü kendi yapıları içinde korumaktadırlar. Akbank bugün tümüyle Sabancı Holdingin elindedir. Sabancı Holding i n A k b a n k ' t a yüzde olan sermayesi Sapmaz Holdingle birlikte yüzde 94'ü bulmaktadır. T. Garanti Bankasının sermayesinin ise yüzde 54.8'i Koç Holding, yüzde 24.4'ü Sabancı Holding ve yüzde 9.2'si Sapmaz Holding tarafından temsil edilmektedir. Sabancı Holding aynı zamanda Yapı ve Kredi Bankası'nda da önemli hisseyi elinde bulundurmaktadır. Onun dışında diğer hisseleri Çukurova Holding ve armatör Hayri Baran ellerinde bulundurmaktadırlar. Çukurova Holding Pamukbank'ta mutlak söz sahibidir. Bu tablodan ortaya çıkan sonuç Sabancı Grubunun bankaların sermaye ve yönetiminde en fazla söz sahibi olan yapı olmasıdır. Türkiye'de son yıllarda açıkça gözlemlenen bir olay, bu beş bankanın diğer bankaları kendi yapılarına almak için yoğun çabalarda bulunmalarıdır. Gelişim her ne kadar ters yönde olsa da, sonuçta bankalar tekellerin birer araçlarıdır; bankalardaki gelişimin son sözü «tekel»dir. «Ekonominin bankalarca bilinçli bir şekilde düzenlenmesi olayı, aslında iyi örgütlenmiş bir avuç tekelci tarafından halk yığınlarının soyulması demektir.» (2) Bankaların kurumlaşmaya yönelik çabalan, kültür ve sanat etkinliklerinde de görülmektedir. ÇARPIK KAPİTALİST YAPI, BANKALAR ve OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILAN ULUSAL KÜLTÜR KAVRAMI Ülkemizde, çarpık kapitalist yapının varlığı, tekellerin vazgeçilmez aracı olan bankalara ikili bir görev yükler. Birincisi,hakim itti- TAVIR/334

8 fak içinde varolan ve tekellerin kâr dağılımında etkinliklerini engelleyen feodal unsurların ve kalıtıların üst yapıda tasfiyesi. Bir diğeri de, buna bağlı olarak, toplumun tüm tabakalarına hizmet edecek bir kültürel yapının oluşturulması iddiasıyla tekellerin, ekonomik yapı içinde varlıklarını korumak için yaratılmaya çalışılan «ulusal kültür» kavramıdır. Bu yüzden, bankaların kurum olarak, ekonomik alanda varlıklarını sürdürebilmeleri için kültür ve sanat yaşamına müdahaleleri kaçınılmaz olmaktadır. Emperyalizm aşamasında, emperyalist ülkelerin yeni pazarlar elde etmek amacıyla sürdürdükleri yayılmacı politikaya paralel olarak, kültürleri de yayılmacılık biçiminde yeni bir işlev kazanmıştır. Gerçekten de bir ülkede kapitalist sömürü ilişkilerini sürdürmek için o ülkenin kültürel yaşantısına müdahale gereklidir. «...Halkın kültürel kişiliğini muhafaza ederek, ekonomik ve siyasal egemenlik altında oluşunu uyumlu kılmak, toplumsal gelişme derecesi ne olursa olsun mümkün değildir.» (3) Emperyalistlerin bu varsayımlarının tarih tarafından kanıtlanmaması, müdahalenin kaçınılmazlığını getirmektedir. Aslında, emperyalizmin bir ülkede ekonomik ve siyasal bağımlılığı gerçekleştirmek için baskıyı kullanması, kesinlikle, baskı altına alman ülkenin kültürel yaşantısına müdahale etmek, onu yozlaştırmak, kısacası halkın kültürel direncini yok etmek için baskıyı kullanmak demek tir. Emperyalizmin sinemada ve müzikte birtakım akımlar geliştirmesi, TV'yi kullanması, yoz, halkın maddi yaşamından uzak, birtakım sanat dallarından yararlanması hep bu amaca yöneliktir. Emperyalizmin kültür politikasının ülke içindeki uygulayıcılarından biri de tekeller ve onların vazgeçilmez yapıları olan bankalardır, Bu anlamda, bankaların kültür ve sanat etkinlikleri emperyalizmin kültür politikasından soyut ele alınamaz. Bu yapıların sanat ve kültür yaşamına bakışları ve dav- TAVIR/335

9 ranışları, yayınladıkları dergi, kitap vb. eserlerde gözlemlenmektedir. Bankalar, Anadolu halkının asırlık geleneğine, onun yaşantısının yansımasından başka bir şey olmayan, Anadolu insanının tüm çilelerini dertlerini yansıttığı binlerce yıllık kültürel değerlerine sahip çıkmaya çalışmakta ve bu çabalarıyla toplumun ortak bir kültürel yapıya kavuşmasını gerçekleştirmek, yani ulusal kültürü yaratmak istemektedirler. Bankalar, kültür ve sanat etkinliklerini «Türkiyemiz-Sanat Dünyamız-Yüz Türk Halk Oyunu-İstanbul Deniz Müzesi-İstanbul Resim ve Heykel Müzesi vb.» yayınlarla «tiyatrosinema-müzik vb.» Pratik çalışmalarıyla sürdürürler. «Eski bir dönek olan Vedat Nedim Tör'ün yazı kurulunda yer aldığı «Türkiyemiz» dergisi, burjuvazinin «tutucu devinimsiz» ve «müzeci» sanat anlayışını yansıtması bakımından ilginçtir. Sadece sosyalistlerin, devrimcilerin değil bir çok demokrat aydının tutuklandığı 12 Mart döneminde, Akbank Anadolu hümanisti ve halk ozanı Yunus Emre adına uluslararası bir seminer düzenlemiştir. Tüm demokratik hakların rafa kaldırıldığı böyle bir dönemde, hümanizm ve hoşgörü adına Yunus Emre seminerinin düzenlenmesi, ülke halkıyla ve halk yandaşı aydınlarla alay etmekten başka bir şey değildir; kısacası, bir kara mizah örneğidir.» (4) TAVIR/336

10 Bankalar çeşitli kültürel etkinliklerle, yayınların dışında düzenledikleri yarışmalarda ve sergilerde Anadolu insanın yüz yıllarca süren geleneğine sahip çıkma çabalarının öncülüğünü yapmışlardır. Yayınlar şu şekildedir: Yörük Kilimleri Yusuf DURUL, Türk Sanatın da Ebru M. Uğur DERMAN, İst. Deniz Müzesi Haluk ÖZDEMİR, İst. Resim ve Heykel Müzesi Nurullah BERK, Görüldüğü gibi hep insanlarımızın ürettiği, maddi yaşamın yansıması olan, renk ve desenlerinde halkın yaşantısını, sorunlarını gördüğümüz el işlemeleri, kilim, halı vb. ürünlerine burjuvalar tarafından sahip çıkılmak istenmektedir. Halkın kültürel değerlerine el atılmış ve bu yolla ulusal kültür kavramının oluşumuna çalışılmıştır. Yapı ve Kredi Bankasının yayınları ise: 100 Türk Halk Oyunu. Sadi Yaver ATAMAN, Türk Mimari Eserleri Prof. Sedat Hakkı ELDEM, Türk Çini Sanatı Prof. Gönül ÖNEY, Topkapı Sarayı Müzesi Serisi: a) b) c) Köşkler Harem Kaftanlar Hülya TEZCAN, Cengiz KÖSEOĞLU, Fikret ALTAY, şeklindedir. Bu etkinlikleri en sistemli şekilde yürüten banka T. İş Bankası' dır. Öyle ki, ülke içinde geniş bir çalışma alanı kurmuş olan bu banka, toplum içindeki tüm kesimden insanlardan yararlanmakta ve ulusal kültürün yaratılması doğrultusunda programlı çalışmaları gerçekleştirmektedir. Burjuva hümanist yapının yerleşmesini, kişileri varolan sınıfsal konumlarından soyutlamayı, onları düzenin ilişkileri içinde eritmeyi amaçlayan; halk geleneğinin, yaşantısının ürünü olan halk deyişlerine, türkülerine ve hatta aşıklarına varıncaya kadar tüm birikimine sahip çıkmaya çalışan yayınlardan bazıları şöyle : İyi Vatandaş İyi İnsan Hasan Ali YÜCEL Türk El Dokumacılığı Ş. Yüksel YAĞAN TAVIR/337

11 Batı Anlayışına Dönük Türk Resim Sanatı Adnan TURANİ Yaşamı, Sanatı, Şiirleri Âşık Ali İzzet Özkan Âşık Ali İzzet ÖZKAN Kadın, Eğitimi ve Ekonomik Yaşamı Doç. Dr. Mine TAN Geleneksel Kültürümüzde Çocuk Prof. Dr. S. Veyis ÖRNEK Bankanın yayınlarının bazıları bunlardır. Bunların dışında buraya aktaramadığımız yüzlerce eseri vardır. Düzenlenen yarışmalarda, sergilerde de bu çalışmaların devamını görmekteyiz. Bakarsınız Anadolu insanının yaşantısı fotoğraflarla, resimlerle bankaların sergi salonlarındadır. İnsanlarımızın geleneğini oluşturan ve onun yaşantısının yansımasından başka bir şey olmayan tüm değerler bu yapı içinde korunmaya çalışılmıştır. Yapılanların tümü ulusal kültürün yaratılması çabalarıdır. Ulusal kültür sloganı, burjuvazinin kullandığı bir slogandır. Bilindiği gibi ülkemizde yukarıdan aşağıya çarpık bir şekilde egemen kılman kapitalist ilişkiler ve kendi iç dinamiğiyle gelişmeyen burjuvazinin varlığı yüzünden, burjuva kültüründen söz edememekteyiz. Emperyalizmin ülkemize ekonomik ve siyasal alanda girmesiyle, emperyalizmin kültür politikasının sözcülüğünü yapan burjuva kültürü etkisini gösterdi. Bu, politikadan bilime, dinden ahlâka, teknikten sanata, burjuvaziyi korkunç bir çöküntüye uğrattı. Burjuvazi, artık kültürel ve geleneksel tüm kurumlara sahip olma şansını elinden kaçırmıştı ki, bu anlamda emperyalizmin kültür politikasından söz etmekteyiz ve bankaların etkinliklerini bu politikadan soyutlayanlayız. Biliyoruz ki ulusal kültür kavramı ikili bir özellik taşır: Aşırı yoz, kozmopolit egemen kültür. Demokratik ve ilerici özlü halk kültürü. Ulusal kültür sloganıyla, egemen sınıflar, halk yığınlarının unsurlar halindeki demokratik, ilerici özlü kültürünü yok etmeyi kişileri topluma yabancılaştırmayı, sınıf bilincinden soyutlayıp aptallaştırmayı ve sersemleştirmeyi amaçlarlar. Bizim ise ulusal kültür sloganından anlamamız gereken, demokrasinin ve dünya işçi hareketinin uluslararası kültürü olmalıdır. Bankaların kültür ve sanat etkinliklerini bu noktada daha bir önem kazanmaktadır. Ancak ne var ki, toplumun bazı ilerici kesimlerinde bankaların bu tür etkinlikleri desteklenmekte, hatta olumlu karşılanmaktadır. Gerçekten, kuşe kağıt üzerine bol resimli kitaplar yayınlayabilirler, ama tüm TAVIR/338

12 bunlar bankaların amaçlarını gizlemeye yetmez. Kapitalistlerin sanat üretimi için sınırsız kaynaklar yarattıkları doğrudur. Yani, bugün bankalar sanat etkinliklerini sürdürürken, sanatın gelişmesine ve çok zengin anlatımlı eserlerin yaratılmasına yardımcı olmuşlardır. Ama bizi ilgilendiren, kapitalistlerin sanata bakışıdır. Bir kapitalist, sanata gereksinme duyarsa, ya iyi bir yatırım gerçekleştirmek içindir ya da kültürel yaşantıya müdahale gereksinimi içindir. Bankaların düzenledikleri yarışmalar ise bir tür danışıklı dövüştür. Tekstil sanayine aktarılmak ve bu alanda kullanılmak üzere motif yarışmaları düzenlenmekte ve böylece tekstil sanayisinde söz sahibi olan sermayenin yatırım hacmi genişlemekte kârlılığı artmaktadır. Tabi ki, tüm bunlar halkın yaratıcı gücünün sömürüsüyle sağlanmaktadır. Yarışma jürisine baktığımızda daha da ilginç sonuçlarla karşılaşırız. Jüride Vakko Empirme Sanayisinden Vitali Hakko, Tekstil endüstrisinden Burhan Oktay gibi isimler yer almakla ve değerlendirmede göz önüne alınacak ölçütler şu şekilde açılmakta. «... Eski Türk Süsleme Sanatlarından esinlenmiş, renk, motif düzeni ve kompozisyon bakımından bir yaratıcı çabanın ürünü olan, tekstil endüstrisi tarafından gerek teknik imkânlar gerekse ihtiyaca cevap verme yönünden kalite gösteren, yurt dışında da tutulma şansı olan dizaynları tercih etmek.» (5) Bu tür yarışmaların sonuçları ise yapılan açıklamalarda daha da netleşmektedir. Bu konuda bankalar, Türk Motifleriyle Örme Çocuk Elbisesi, Türk Motifleriyle bluz dizayn yarışması vb. bir takım yarışmalar düzenlemekte ve bu yarışmaların sonucunda amaçlar şu şekilde belirtilmektedir: «Yapı ve Kredi Bankasının teşebbüsüyle düzenlenen Türk Motifleriyle Bluz dizayn yarışması vb. yarışmaların, tekstil sanayii için çok faydalı olduğundan, devamını temenni ederim. Bu teşebbüsünüzle, sânayi ve sanatın birbirine ne derece yardımcı olabileceğini bir kez daha ispatlamış oluyorsunuz» (6). Görüldüğü gibi, eğer bugün bankalar sanat ve kültür etkinlikleriyle ilgileniyorlarsa, bu, kapitalistlerin sanata olan susamışlığından değil, sadece o toplum yapısı içinde varolan siyasi ve ekonomik bağımlılığın, halkın kültürel ve sanatsal yaşamına müdahale ile devamının sağlanması içindir. «Batının ileri ülkelerinde, büyük iktisadi kuruluşların kendi milletleri hatta insanlık çapında s o s - yal ve kültürel alandaki çalışmalar, araştırmalar Ve bu yoldaki gelişmeler için harcadıkları muazzam çaba herkesçe bilinmektedir. TAVIR/339

13 Seneler geçtikçe, daha fazla beliren bu çabalar, bu tür kuruluşların adeta bir ikinci faaliyet alanı haline gelmiş ve varlık nedenlerine milli ve beşeri ölçüde munzam bir değer ve anlam vermiştir. Memleketimizde de bu yönde gittikçe daha kuvvetlenen adımlar atılmaktadır. Bankalar bu yayınlarıyla, kültür ve sanat hizmetleri yolunda yeni bir hamle yapmış bulunmaktadır.» (7) Görüldüğü üzere, bankaların kurum olarak varlık nedenlerini sürdürebilmek, var olan kapitalist ekonomik yapı içinde sürekliliklerinin sağlanabilmesi için bu tür etkinliklerin gerekliliği açıkça anlatılmaktadır. «Oyun ve müzik, milliyet duygusunun ve eğitimin en güçlü araçları olarak yüzyıllar boyunca Türk toplum hayatının çeşitli yönleriyle bağlantısını koruyan milli ve büyük geleneğimizdir. Ne çare ki milli kültürümüzün ve halk sanatımızın bu ince değerleri süratle ortadan kalkmakta daha da kötüsü yozlaşmaktadır.» (8). Burada da bankaların kültür ve sanat yaşamına bakışları, bunları şövenist amaçlar için kullandıkları açık açık anlatılmaktadır. BANKALAR VE ÇOCUK «Bir Kültür Hizmetidir!» TAVIR/340 Bankaların etkinlikleri yayıncılıkla sınırlı kalmamakta, pratik olarak, çocuk sineması, çocuk tiyatrosu ve müzik çalışmaları da bulunmaktadır. Bankaların örgütlediği çocuk tiyatrolarına baktığımızda, bu yapıların ve etkinliklerinin burjuvazinin eğitim ve kültür politikasına paralel bir şekilde örgütlendiğini görmekteyiz. Bankalardaki tiyatro etkinliklerini düzenleyen, yöneten, bizzat rol alan toplum içinde popüler olmuş, kişilerin sempatisini kazanmış sanatçılar, egemen ideolojinin işlevlerini büyük bir başarıyla (!) yerine getiriyorlar. Salonu dolduran ve yaşları arasında değişen yüzlerce çocuk annelerinin, babalarının yanında birbuçuk saat hoşça

14 vakit geçiriyorlar, gerici yoz ideolojinin etkisini hissetmiyorlar bile. Egemenler insanları daha küçükten düzen ilişkileri içine almayı ve kendi dişlileri içinde eritmeyi amaçlıyorlar. Sergilenen oyunların niteliğine baktığımızda bunu daha açıklıkla söyleyebiliriz. Bunlar; Pamuk Prenses Ped. Dr. Nuran ŞENER Aliş Fezada»»» Rüyalar Ülkesine Bir Bilet»»»» Merih Yolcuları»»»» Sihirli Kemer Karl Heinz Gies Perili Değirmen Ziya Demirel Küçük Hakan Abbas Cılga Sevimli Hayalet vb. oyunlardır. Bu tür oyunlarda hayaletlerle insanlar arasında dostluk kuruyorlar ve bunlarla kötülüğü altediyorlar. Büyük bir ustalıkla idealizmin karanlığına çocukları itiyorlar. Böylece çocuk daha ufak yaşardan itibaren «çok şükür»cülüğe, «allah korusun»culuğa alıştırılacak ve dolayısıyla sömürü çarkının işlemesini engelleyecek pürüzlerden düzen kurtulmuş olacaktır. Düzenin yoz ilişkileri içine giren dünün çocuğu ise, eline geçenlerle yetinecek, daha kötü durumda olanları görürse de kendi haline şükredecektir. Bankalar halkın maddi yaşamından kopuk, gerici öğeleri de kullanırlar. Öyle ki gerçeklikten uzak tatlı hayallerle süslü birer yutturmaca olmaktan öteye gidemeyen bu tür kullanımlar çocukları olumsuz yönde etkilemekte ve geleceğin burjuva toplum yapısının birer unsurları haline getirmektedir. Fakat bankalar sürekli tiyatro sanatını yaygınlaştırmak, kitlelere sevdirmek amacında oldukla- TAVIR/341

15 rını söyleyeceklerdir. Bize göre ise düzen ilişkilerini sevdirmektir yapılan. Akbank 1972 yılından beri tiyatro etkinlikleri sürdürmektedir. Bunun yanında kukla ve karagöz gösterileri de sürmektedir. Tiyatro çalışmalarında etkin olan kişi Erol Günaydın'dır. Türk Ticaret Bankası 1961 yılından bu yana tiyatro çalışmalarını sürdürmektedir. Bu güne kadar oniki oyunu sahnelemiştir. Yapı ve Kredi Bankası'nır tiyatro çalışmaları yenidir. Ve son iki yıldır «Sevimli Hayalet» adlı oyunu sergilemektedirler. Tiyatro çalışmalarını yönlendiren Raik Alnıaçık'tır. Bankalar toplumun tümü içinde sempati kazanmış olan sanatçıları kullanarak, eğlence kervanı özel otosu ve karavanıyla, ülkemizin her tarafında temsiller verebilecek donanıma sahip bir yapı oluşturmuşlardır. Ülke içinde yaygınlık kazanan bu tür etkinlikler doğaldır ki gerçekleştirilmeye çalışılan ulusal kültür kavramının bir devamıdır. Yapılanların tümü bu amaca yöneliktir. Bankalarda yaptığımız araştırmalar sonucunda elde ettiğimiz veriler, bizim için şaşırtıcı olmadı. Bu etkinlikleri ise: «Bankaların sinemayı kullanmaları, bankayı sempatik göstermek, kafalara banka imajını yerleştirmek, ideolojik düşüncenin dışında, eğlendirecek, hoşça vakit geçirtecek, kahkaha attıracak nitelikte, oyunlar filimler sergilemek içindir.» biçiminde açıklıyorlar. Bankalar sinemayı, tiyatroyu, müziği niye kullanırlar? Sanat ve kültürün toplumun tüm kesimi içinde yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için mi? Hayır! Tasarruf alışkanlığını kazandırmak, kumbarayı sevdirmek, sömürüyü ve düzeni sevdirmek için, ama hep ideolojik düşüncenin dışında (!) Egemenler, kendi toplum yapılarının devamı için, insanlığını kaybetmiş, topluma, sınıfına, kültürüne yabancı insanlar yetiştirmek istiyorlar. Tüm bankalar çocukları seçmişler bu yüzden. Yaşları 4-6 arasında 10'u aşmayan çocukları «g e - lin, her hafta tatlı kahramanlar, çocuk tiyatroları, müzik var, bedava!» duyurularıyla banka şubelerine doluşturmak onlara içeride, tatlı kahramanlar, sandviçlerinin arasına tutuşturulmuş rangârenk aile tasarruf cüzdanları, kumbara oyuncaklar sunmak için. Bankaların varlık nedenlerini belirleyen bu tür etkinliklerin toplumun tüm kesimi içinde yaygınlığının sağlanmasında banka imajının kafalara yazılması ve banka yapısının kitlelere sempatik gösterilmesin de kullanılacak en yaygın araç reklâm olacaktır. Bankalar yukarıda da değindiğimiz gibi bu konuda popüler ve TAVIR/342

16

17 sempati toplamış sanatçılardan yararlanırlar. Bu sanatçıların kitlelerde yarattığı sempati sömürülür. Ekrana bir leylek çıkar selâm verip perdeyi açar ve ardından, kişileri hayatından bezdirecek bir hal almış sorunlarını yansıtmak bir yana, onun yaşantısını, ilişkilerini vermekten uzak espirilerle iki sanatçı ekrana gelirler. Diğer yandan bir sinema artisti çıkar ve başlar bankaya övgüler yağdırmaya. Böylece, banka yapısı içinde kâr oranını, mevduat oranını iştirak oranını arttırmak ve toplumun tüm kesimi içinde etkin olabilecek bir bankalar ağı oluşturulmak istenilir. DİPNOTLAR (D V. İ. LENİN - Emperyalizm (2) Age. (3) AMİLCAR CABRAL - Son konuşmalar (4) TİB. Yayınları - Türkiye ekonomisine y ö n veren Holdingler (5) Akbank yayınları - Türkiyemiz s: 4 Haziran 1971 (6) Vitali Hakko - Sanat Dünyamız Dergisi s: 10, (7) Sedad Hakkı Eldem - Türk Mimari Eserleri (8) Agy. TAVIR/344

18 II Bankalar ve Holdinglerle Kültür Yutturmacılığının Tipik Bir Örneği Olarak «İSTANBUL FESTİVALİ» Şevki ÖMEROĞLU Bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi, tekelci burjuvazinin ulusal kültürü yaratma çabalarını, geçtiğimiz günlerde kamuoyunun oldukça ilgisini çeken «8. Uluslararası İstanbul Festivali» olayında da açıkça görmekteyiz, içeriği bakımından geçmiş senelerde yapılan festivallerden hiç bir farkı olmayan 8. İstanbul Festivali, herşeyden önce emperyalizmin kültür politikasına göre biçimlendirilmiştir. İstanbul Festivali, bir işbirlikçi kuruluşun; «İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı» nın denetiminde yapılır. Vakfın kurucularına bir göz atalım: «Fahrettin Kerim Gökay (Başkan, Demokrat Parti'nin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı.), AK- BANK TA.Ş., AKSA A.Ş., AKSU A. Ş., ARÇELİK A.Ş., AYGAZ A.Ş., Fettah Aytaç, İzzet Baysal, Fuat Bezmen, Halil Bezmen, Refik Bezmen, Dr. Mustafa Birgi, BORUSAN A.Ş., BP PETROLLERİ A.Ş., BURLA A.Ş. Fahir Çelikbaş, Mehmet R. Devres, Selma H. Devres, Prof. Dr. Hayri Domaniç, ECZACIBAŞI HOLDİNG A.Ş., Ahmet Şeci Edin, Osman Edin, EL- GİNKAN HOLDİNG A.Ş., Özer Esen, Vitali Hakko, Nihat Hamamcıoğlu, TAVIR/345

19 E.E. Hotz, Hürriyet Gazetecilik A.Ş., İSTANBUL BANKASI A.Ş., İstanbul Rotary Kulübü, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası, KOÇ HOLDİNG A.Ş., Ali Koçman, Ara Kuyumcuyan, Kemal Müderrisoğlu, Bernar Nahum, OSMANLI BANKASI A.Ş., PAMUK- BANK A.Ş., İzzet Pensoy, PERFEKTÜP Sanayi Ltd. Şti., PROFİLO HOLDİNG A.Ş., RABAK A.Ş., Emin Sencer, SINAÎ YATIRIM VE KREDİ BANKASI A.O., Semih Sipahioğlu, Fethi Talay, TATKO T.A.Ş., TEKFEN HOLDİNG A.Ş., Afif Tektaş, TERCÜMAN Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş., TÜRK HAVA YOLLARI A.O., TÜRK PET ROL T.A.Ş., TÜRK PİRELLİ LASTİKLERİ A.Ş., TÜRKİYE İŞ BANKA SI A.Ş., TÜRKİYE SINAÎ KALKINMA BANKASI A.Ş., TÜRKİYE Şİ ŞE VE CAM FABRİKALARI A.Ş., TÜRKİYE TURİNG VE OTOMOBİL KURUMU, ULUSOY Turizm ve Seyahat Koll. Şti. ÜNİLEVER-İŞİ Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti., VEB Ofset A.Ş., YAPI VE KREDİ BANKA SI A.Ş.» Şimdi de, Festival Komitesi Başkanı ve Vakıf Genel Müdürü Aydın Gün'ün şu sözlerine bakalım: «Festival kurumlaştı. Bu kurumlaşma sağlanırken şunları amaçladık ve amaçlıyoruz. Devlet özel sektör ve halk birliktenliğinin sağlanması, bu üç yapının bütünleştirilmesi.» Ve hemen arkasından ekliyor; «Amaç kaliteden fedakârlık etmeden, mümkün olduğu kadar çok insana, uluslararası sanat ve kültür etkinliği yapmak. Kalite çok önemli. Halkın hoşuna gidecek diye kaliteden fedakârlık edemeyiz...» İşte tekelci burjuvazinin müzelik sanat ve kültür anlayışı! Aslında daha başka bir düşünce beklemek, her şeyden önce saflık olurdu. Öyle ya, bir ülke düşünelim ki, tüm kitle iletişim araçlarında emperyalist ülkelerin kültür politikalarının propagandaları yapılsın, yoz ilişkiler kafalara sokulmaya çalışılsın; bir ülke düşünelim ki, 7'den 70'e herkes faşist terörün azgın dişlerini bağrında hissetsin, IMF'nin kurtuluş önerilerinin (!) sonucunda halk zamlara, kuyruklara ayak uydurmaya çalışsın; bilim adamları, işçiler, öğrenciler, köylüler, emekçiler egemen sınıfların emrindeki halk düşmanı faşistler tarafından katledil- TAVIR/346

20 sin. Ve böyle bir ülkede burjuva hümanizmi görüntüsünde bir festival! Burjuva hümanizmi görüntüsünde diyoruz, çünkü emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin hümanizmaya bile tahammülleri kalmamıştır. Bir yanda faşizmin maddi yaşamını sağlayan tekeller, bankalar diğer yandan festivallerle insancıllık taslıyacaklar. Ne tür bir insancıllık bu?!... Andersen'in masallarında bile rastlanamayacak bir uydurma! Bu uyutma politikasına yakalanan bazı kişilerin görüşlerini aktarmakta yarar görüyoruz. Bunlar, emperyalizmin festivalle bağıntısının direkt olmadığını, çünkü festivalin geniş yığınlara ulaşmadığını, emperyalizmin bunu kullanmasına olanak olmadığını söyler dururlar. Oysa, festivalin kurumlaşması geniş yığınlar tarafından sağlanmış, bu ilgi, açık havada yapılan meddah, halkoyunları, ortaoyunları vs. ile de kuvvetlendirilmeye çalışılmıştır. Özellikle Sovyetler Birliği'nden gelen Moiseyev Dans Grubu'nun, Yugoslavya'dan festivale katılan Shota Halk Dansları Toplulukları'nın, daha önceki yıllarda festivale «renk kattığı» ve izleyici kesim üzerinde büyük ve saygın bir etki yarattığı açıktır. Burjuvazi böylece festivale ilgi çekmeyi ve bu toplulukların çarpıcılıklarını kullanarak festivalin kurum olarak güçlülüğünü sağlamayı düşünmektedir. Festival izleyicileri arasında işçilerin ve köylülerin bulunmamasına karşın, aydın küçük-burjuva öğrenci kesimi önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemiz devriminde küçük-burjuvazinin de bir rolü olacağına göre, emperyalizm, neden bu kesimi etkilemeye çalışmasın? Özellikle İstanbul gibi siyasi ve kültürel alanda zengin bir birikime sahip şehirde yapılan festival, burjuvazinin kendine bir taban bulması ve bu kitlelere kendi kültür politikasını «şırıngalamak» sevdasını taşır. İstanbul Festivali senesinden sonra «Uluslararası Festivaller Birliği»ne üye olmuştur. Yalnızca 36 festivalin katılmasına izin verilen birliğe, Türkiye'nin yanında Almanya, Fransa, İngiltere, İsveç, Hollanda, İspanya, Japonya, Avusturya, İtalya, Polonya, Macaristan, Belçika, Yugoslavya, Yunanistan gibi ülkeler de üye. Her yıl çeşitli ulusların sanatsal etkinlikleri İstanbul'a yığılıyor (1). İlk bakışta bir kültür olayı, enternasyonal bir anlayış olarak görünen festivalden asıl ne amaçladıklarını Aydın Gün özetliyor.- «Uluslararası yapmamızın en önemli nedeni; sanatçılarımızın yabancı tekniklerle karşılaşması ve bir yerde kendi kendilerini eğitmeleridir.» Bu sözden şu anlam çıkmaktadır: S.S.C.B.'den, Polonya'dan çağırılan sanatçı ve topluluklar, halk için değil açıkça burjuva sanatçılar için getirilir. Bankalar, holdingler için önemli olan, bu sanat eserlerinin TAVIR/347

21 işlevleri (özleri) değil, biçimleri, yani «teknikleri»dir. Kısaca, tekelci burjuvazi birçok ulusun sanat etkinliklerini bir havuzda toplamakta ve kendine yararlı gördüğü teknikleri, sunuş yöntemlerini seçmektedir. Sinema dışında birçok sanat dalını kapsayan festivalde, yetkinlikleri dünyaca kabul edilmiş uzman sanatçıların görev almasının tek nedeni budur. Her şeyiyle dışarıya bağımlı tekelci burjuvazi, elbette ki kendi kültürünü de ithal ederek oluşturmaya çalışacaktır. Peki, burjuvazinin öğrenmek istediği bu 'biçim' nedir? Londra Çağdaş Dans Topluluğu Tabii ki, insanlığın toplumsal değişmeleri sırasında belirlenen sanatsal üretimlerinin biçimi. Festivalde sunulan eserler ya kendi çağlarına göre ilerici olan eserlerdir ya da hâlâ bu niteliklerini korumaktadırlar. Öncelikle şunu belirtmek gerekir; bir sanat eserini salt biçimi ile tanımlamak temelsiz ve sakat bir anlayıştır. Asıl önemli olan onun özüdür. Bir sanat eserinin özünün kitlelere yansıtılması da zaman ve yer koşuluna sıkı sıkıya bağlıdır. Bizler, İstanbul Festivali'ndeki operalara, balelere, resitallere karşı çıkarken; direkt olarak bu eserleri değil, bu eserleri ona son derece yabancı olan TAVIR/348

22 kitlelerin karşısına çıkaran burjuvaziyi suçlamalıyız. Özleri ve biçimleri açısından bu yapıtlar, diğer uluslarda devrimci bir nitelikte olabilirler (müzelik sanat eserleri hariç). Ancak, bu eserler biçimsel olarak emekçi halkımıza göre çok ileri konumlarda olduklarından, ortada bir çelişki doğmaktadır. Yeni-sömürge ülkemizdeki halklar, yıllardan beri emperyalist sömürü çarkının dişleri arasında ezilmeye, kendi öz kültürüne yabancılaştırılarak insancıl özelliklerinden uzaklaştırılmaya, kapitalist düzen için robotlar haline getirilmeye çalışılmıştır. Bu durumda da, ülkemiz emekçileri, sorunlarını «Pıkaızen-Russın keman ikilisi»nde mi bulacaklardır, yoksa sa- HÂZIM BAŞKAYNAK natsal hazzı «Freıburg Piyanolu Dörtlüsü»nde mi tadacaklardır? Ne onda, ne de öbüründe. Festivale katılan ülkelerin kültürlerinin sosyalist özü de böylece güme gitmektedir'. 'Bazı küçük-burjuva düşünceler de, bale, opera, müzikallerin karşısına «milliyetçi» bir tavırla, halk oyunlarını çıkartmaktadırlar; Festivalin halk oyunları kısmının «en güzel» bölüm olduğunu savunurlar. Ne var ki, böyle bir festivalde halk oyunlarının, milliyetçi ve şovenist görüşler dışında sergilenmesi olanaksızdır. Objektif olarak ta, oynanan oyunlar bu niteliktedirler. Bu konuda Milliyet Sanat Dergisi'nin görüşlerine bakalım: «... Yurt dışında kalan Türkis- TAVIR/349

23 tan ve Üsküp Türkleri'nin karakter ve özelliklerini koruyan varlıklarını yansıtacaklardır.», «Keçige'de vücut ve ayak çalımlarıyla Türk'ün nasıl bir iç zenginliğine ulaştığını gösterecekler». Hatırlatmakta yarar var; Keçiğe, bir Kürt Oyunudur. Yine festivalde, «turistik görünüme haiz» olması nedeniyle, şoven duygulan temsil eden kılıç kalkan ekipleri gösteriler yaparlar. «Oğuz Boyları'na aittir» denilerek, Kürt kilim ve işlemeleri, Türk Kilimleri Sergisi'nde izleyicilere tanıtılır. Bankalar ve holdinglerin, tanıtma broşürlerinde yaptıkları reklâm ve propagandalar yetmiyormuş gibi, «halkbilimi» v.b. konulardaki araştırmalar da aynı amaçlarla sergilenir. FESTİVALE DEVRİMCİLERİN YAKLAŞIMI NE OLMALIDIR? İstanbul Festivali'ne devrimcilerin yaklaşımları bugüne kadar çok çeşitlilikler göstermiştir. Festival değerlendirmesinde doğru yaklaşımlar görüldüğü gibi, genel olarak sağ ve sol yaklaşımlar olarak nitelendirebileceğimiz yanlış görüşlere de rastlanmıştır. Sol yaklaşımlar, tamamen bilgisizlikten kaynaklanan dogma ve sekter düşünceleri yansıtır. Gelen eleştiriler biçimseldir ve emperyalizme veryansın eden bu görüşler, ne yazık ki, emperyalizme karşı bu alanda bir muhalefet oluşturmayı akıllarından hiç mi hiç geçirmezler. Biçim üzerine, bale, opera vb. konulara getirilen bu yanlış teşhisler üretime yönelik olamazlar; sonuçsuz kalırlar. Bu alanda örgütlenme çabasına girmeyen, kısa yoldan «durumu kurtarmayı» tercih eden görüşler, muhalefet oluşturmak bir yana, kendi kendilerini mahkûm etmektedirler. Festivale sağdan bakanlar ise, genel olarak festivali «Demokratikleştirme» amacındadırlar. Bu çalışma yöntemi olumlu bir çaba olmasına karşın, böyle bir önermeyi temel mücadele yöntemi olarak görmek, düzenin sınırlarında hapsolmayı gündeme getirir. Çünkü, festivale sahip çıkma, gerçekleşmesine aktif katkıda bulunma gibi yollar «iyimser», ütopik yollardır. Bu anlayışı savunanlar festivalin tekelci burjuvazi tarafından hangi amaçlarla düzenlendiğini göremedikleri gibi. festivalin gerçek vüzünü halka gösterenlere bakın neler söylüyorlar: «Burjuva bonfile ver, biftek ver. İşçisi emekçisi, halkı da kurufasulye. Şimdi madem, burjuva et yiyor, o zaman et yozdur, emperyalisttir; kuru ise halkımızın ulusal yemeğidir. Yaşasın kuru, kahrolsun et!», «Bu mantık ne kadar saçmaysa, kültür alanını var olana (egemen) olana bakarak ikiye bölmekte o kadar saçmadır.» (2) TAVIR/350

24 <Kültür alanının demokratikleştirilmesi> düşüncesinde olanlar, festivaldeki sosyalist ülkelerin subjektif n i y e t l e r i n i göz önünde bulunduruyor ve bu noktada yanılıyorlar. Özelinde Sovyetler Birliği kendisini parçalanan bir sosyalist sistemin merkezi olarak görmekledir ve sosyalist kültürle kapitalist toplumları etkileyeceği, halkları ilerleteceği görüşündedir. Bu revizyonist politikasının sonucu olarak festivale katılır. Oysa objektif görünüm yukarıda sık sık değindiğimiz gibi, tekelci burjuvazinin lehinedir. Devrimcilere düşen görev, her türlü sağ ve sol bakışı yıkmak, tek yanlı örgütlenmeyi reddetmek, devrimci kültür mücadelesini güçlendirmek için durmaksızın çalışmaktır. Özgüçlerine güvensizlik duyan sağ bakışların aksine, temel güç devrimcilerin iç dinamiği olmalıdır. Festivale karşı gereken tavır, varolan yapılanmayı teşhir ederken, bir yandan da festivali bir gözlem aracı olarak kullanmak) burjuva kültürünü öğrenmektir. Festivallerin önemli işlevlerini bir çok kez görmüşüzdür. Devrimciler de, yeni ve güçlü şenlikler, festivaller düzenlemeli, halen süren ilerici-demokrat içerikli festivalleri desteklemelidirler. Halkın kültürünü yaşatmalı, onun kültür mirasına sahip çıkarak devrimci kültürü yaratmalıyız. Devrimci görevimiz bunu öngörmektedir. Önümüzdeki süreç, her alanda olduğu gibi kültür alanında da emperyalist kurum ve kuruluşların karşısına alternatif olarak çıkma mücadelesini içermektedir. Tekelci burjuvazinin kültür alanında boy gösteren kurum ve kişileri üzerindeki, bunların çeşitli etkinlikleri ve özel olarak da İstanbul Festivali hakkındaki düşüncelerimizi yeterince açtık sanıyoruz. Sanatı düzen için yapan sahtekârlara usta ozan-yazar Nâzım Hikmet'in de iki çift sözü var: AYAĞA KALKIN EFENDİLER Behey! kaburgalarında ateş bir yürek yerine İdare lâmbası yanan adam! Behey armut satar gibi san'atı okkayla satan san'atkâr! Ettiğin kâr kalmayacak yanına! Soksanda kafanı dükkânına, dükkânını yedi kat yerin dibine soksan; yine ateşimiz seni yağlı saçlarından tutuşturacak TAVIR/351

25 Bir türbe mumu gibi damla damla eritecek! Çek elini san'atın yakasından Çek! Çekiniz! Bıyıkları pomadalı ahenginiz süzüyor gözlerini hâlâ «koyda çıplak yıkanan Leylâ'ya» karşı! Fakat bugün ağzımızdaki ateş borularla çalmıyor yeni san'atın marşı! Yeter artık Yeni Cami traşı, yeteri Ayağa kalkın efendiler... DİPNOTLAR: (1) 8. İstanbul Festivalinin Programı (2) Ali Taygun - İstanbul Festivalini ne yapmalı? Sanat Emeği s.18 TAVIR/352

26 Kemal KOBAY SAFLARI SIKLAŞTIRIN Dağların doruklarından indirilmiştir sözümüz yiğitçedir yaşamak ve sevmek ve bize düşman olana düşman düşmek kasıp kavururken zulüm silahı bitiştirmek bize gelmez dize gelmek can bedenden göçmedikçe diz boyu kan diz boyu barut içre dalarak dayanarak, karşı koyarak koparılmıştır yaşam kaç boyun sunulmuştur gencecik, taze, yeni yetme... Bir çığlıktır öfke alev alev tutuşan yüreğimde zehir basın kanayan yarama Ey kurtuluş için savaşan halklar sarsılsın doğa, çöksün topraklar kopsun alev ateş çanaklarından çatlasın ağız yaşanan güne karşı Ey ana rahminde ki döl fırla bedenden, atıl ileri sarıl bize, dolan bize gir içimize gücüne güç kat tetiği kesen parmağın havaya kalkan kolun sallanan yumruğun Ey iyi söyleyen, yiğit eyleyen yaman isyan edenler ve toprağa can veren dağları deviren devranı çevirenler eşitliğin, özgürlüğün savaşçıları sıkın sıkılabildiğince kaynasın derileriniz balta saplarına biçsin tırpanlar başak biçer gibi rüzgar savursun yangını kasıp kavursun kabına sığmasın mermiler Kavga örülecektir elbet ölünecektir safları sıklaştırın ileriye! düşenlerin yerine TAVIR/353

27 Arnavutluk Yazarlar Birliği Başkanı D R İT E R O A G O L L İ İle Bir Söyleşi TAVIR TAVIR Bilindiği gibi sanatı siyasetten ayıramıyoruz. Sanat, siyasete bağımlı olarak biçimlenir ve ona büyük ölçüde etki yapar. Dergimiz, devrimci mücadelenin önemli bir alanını kapsayan devrimci kültür mücadelesinde bir araç. Ülkemizde, küttür alanında şu ana kadar netleşmiş devrimci sanat anlayışı yok, amacımız teorik konuların da dargimizde açarak devrimci kültür politikasının belirlenmesini ve netleşmesini sağlamaktır. Bu nedenle ülkemizdeki ve uluslararası devrimci kültürlere ağırlık veriyoruz. D. AGOLLİ Derginizin amacı çok büyük ve seçtiğiniz hedefler çok güzel. Lenin şöyle diyor; «bana iyi bir dergi verin, dünyayı değiştireyim», Arşimet de, «bana bir mesnet ve kriko verin, dünyayı kaldırayım» diyordu. Bu anlamda der - gi çok önemlidir. TAVIR Yaşamınızı sanatçı kişiliğinizde kısaca anlatır mısınız? D. A G O L L İ Atdeval denilen bir bölgenin Korçi kasabasında 1931'd e doğdum ve ilk eğitimimi orada tamamladım. Kurtuluş savaşı başladığında partizanların yanına giderek mücadeleye katıldım. Henüz 13 yaşındaydım ve elimde tüfek tutmak zorundaydım. Çünkü mücadele bunu gerektiriyordu. TAVIR/354

28 Ortaokulu ve liseyi, Gürıey Arnavutluk'taki Girahada kasabasında bitirdim. Daha sonra Leningrad Üniversitesi'nin Filoloji bölümünde okumak üzere Sovyetler Birliğine gittim. Yazmaya yaşlarında başladım. Bunlar daha çok şiir ve küçük hikâyelerdi. O zamanlar bizim gençlik dergilerimizde basılmıştı. İlk kitabımı 1957 senesinde üniversiteyi bitirirken yazdım. Bu bir şiir kitabıydı. Benim için bunun anıları hâlâ tazedir. Gerçekte de bir yazar için ilk yapıtının önemi çok büyüktür. Bunlar iyi olmasa bile ilk yapıtlar oldukları için sevilirler. Üniversiteyi bitirdikten sonra «Za Repabil» (Yurt için) dergisinin kültür ve sanat bölümünde 15 sene çalıştım. Bu arada Roman, 6 Şiir kitabı, 2 Röportaj kitabı, 2 Dram, 3 Film Senaryosu ve - Öykü kitabım yayımlandı. Ayrıca, Bulgaristan, Yunanistan, İtalya, Fransa, Romanya, Macaristan, İsveç, Norveç, Almanya ve Türkiye'de yayımlanan bir çok kitabım vardır. Ancak bunlar çok gözükse de benim için yeterli değildir. ' İyi bir yazar olmak için ise şöyle bir örnek verebilirim; İstanbul'da yaşayan bir yazar yaralansa, başka yerlerde ki yazarlar onun bu acısını hissetmeli, duymalıdır. Çünkü yazarlar halkın evlatlarıdırlar. Yine büyük bir yazar, yapıtlarını güncel konulardan ve halkın gerçek yaşamından seçmelidir. Ayrıca bütün dünyada bir şablonculuk seziyorum. Bir çok fabrikasyon yapıtlar vardır. Örneğin kovboy filmlerinden bir tanesini seyrettikten sonra diğer bütün kovboy filmlerini ezbere öğrenmiş olursunuz. Kitaplar da öyledir. Örneğin, Sartre iyi ve önemli bir yazardır. Ve onun hakkında yazanlar öyle şeyler yazmışlar ki Sartre'ı imambayıldıya çevirdiler. Edebiyatta amaç, ideal yok olursa o bir yük olmaya başlar. Bir dergide, örneğin burjuva basınındaki bir dergi reklamsız çıkamaz. Çünkü içerik olarak «yük» ile doludur. Ve reklamlar olmadan kesinlikle satılamaz. Neden onlar çıplak kadın resimleri basıyorlar. Onlar sadece satmak için uğraşıyorlar ve kitleleri uyutmak istiyorlar. Kitlenin politika ile uğraşmasını istemiyorlar. Başka şeylere dikkati çekiyorlar. Politika olmasın da ne olursa olsun. Öz olarak anlatmak istediğim, edebiyatın büyük amacı olmalı ve insana bir şeyler vermeli. Edebiyat halk için olmalıdır, yazar en güzel yapıtlarını halka adamalıdır. Çünkü halk herşeyin en iyisine layıktır. Ben de bu amaç doğrultusunda yazmaya çalışıyorum. TAVIR Sayın Agolli, genellikle hangi konularda yazıyorsunuz? D. AGOLLİ Ben, ulusal kurtuluş savaşı, sosyalizmin inşası ve halkımızın olumlu kültür değerleri üzerine yazıyorum. Ayrıca yeni akımlar üzerine incelemelerde bulunuyorum. TAVIR Arnavutluk halkı genellikle hangi konuları okumayı seviyor? D. AGOLLİ Her halk gibi çağdaş konulan tercih ediyor. Toplum yaşamı ele alındığında halk bunu ilgiyle okur. Çünkü, her an karşılaştığı olaylar ve bizzat içinde yaşadığı yaşam anlatılmaktadır. TAVIR Örneğin Gorki'nin bu konuda şöyle bir sözü vardır: «Kahramanlık (veya yazılara konu olacak olaylar) hayatın her alanında mevcuttur. Ve ben öyle sanıyorum ki yazarlar bu tür şeyleri yakalayarak konuları kolaylıkla bulabileceklerdir.» Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 0, AGOLLİ Günlük yaşamda bile kahramanlıklar vardır. Fakat, batılı TAVIR/355

29 yazarlar kahraman eksikliği olduğunu söylüyorlar. Bunun için baş kahraman olarak psikolojik hasta ve manyak kişileri seçiyorlar yani normal insanı konu olarak incelemiyorlar ve böylece gerçeklerden kaçmaya, uzaklaşmaya çalışıyoryorlar. Ben bu tür kişilikler hakkında yazılmasın demiyorum, ancak bu tür kahramanlar fon olarak kullanılmalıdır. TAVIR Arnavutluk devrimini yapmış bir ülke olarak, kültür devrimini nasıl gerçekleştirmiştir? Genel olarak Arnavutluk'taki kültür yaşamından sözeder inisiniz? D. AGOLLİ Kültürel ve ideolojik gelişim ince ve çok önemlidir. Devrimlerin içinde önemli bir devrimdir. Örneğin Çin'deki kültür devrimi çok can sıkıcı olmuştur. Çünkü kültür devrimi adına halk kültürü ve gelenekleri bir tarafa itilmiştir. Ve bu yüzden sağlam bir temele sahip olamamıştır. Bilindiği gibi proleter kültür, geçmişin kültürü üzerinde yükselmezse önemli hiç bir şey yaratılamaz. Bizde böyle bir düşünce ile Arnavutluk'taki kültür devrimini ele aldık ve kültürümüzü inşa etmeye devam ettik. Halk edebiyatının olumlu yanlarını alarak yeni kültürümüzü geliştiriyoruz. Bizde, geçmişde de iyi yazarlar varmış. Örneğin Çayupi, Medani gibi şairler. Onlar, genellikle insanlığın, yaşamının üzerine yazmışlardır. Şiirlerinde belki de fazla devrimcilik yoktur ama iyi yapıtlar çıkardıkları için tutulurlar. Biz savaş döneminde ve ondan sonra da bu tür kişileri koruduk ve hâlâ onlara saygımız var. Yazarların çoğu halkın tarafındandı ve partimiz de onların örgütlenmesinde büyük rol oynamıştır. Ve şimdi sağ kalanlar önemli yazarlar olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Bizde yıl öncesine kadar halk geleneklerini AYB Başkam D. Agolli, TYS Başkanı A. Nesin ite birlikte ikili kültür anlaşsını imzalarken. gericilikle bağdaştıran kişiler vardı. Ama artık bu anlayış yıkılmıştır. Gelenekler, cephe arkasıdır edebiyat savaşında. Savaş, cephe arkası olmazsa sürmez. Desteksiz bir savaşı düşünebilir misiniz? Edebiyatta da böyledir. Eğer, idealini arayacaksanız geleneklerin zararlı olanları da vardır. Ancak güzel şeyler çoğunluktadır ve onun içinden iyileri çekip, yeni edebiyatı bunun üzerine kurmak gerekir. TAVIR/356

30 TAVIR Ülkenizde küçük burjuva yazarlarına karşı nasıl bir mücadele yürütüyorsunuz? D. AGOLLİ Devrim sonraları genellikle burjuva kalıntıları olur ama belirleyici olan yine başta olanlardır. Biz devrimden sonra bu tür kişilere karşı savaşıyoruz. Bunların sanatçılar birliğinde 1030 üyesi vardır ve hemen hepsi sol görüşlüdür. Onlarla, politik, kültürel ve diğer konularda tartışarak doğru olanı kabul ettirmeye çalışıyoruz. Bu silah zoru ile değil, ikna yolu ile oluyor, Küçük burjuvalara karşı eğitim yolu ile savaşmalıyız. Biz bu konuda her gün çalışıyoruz ve her gördüğümüz hatayı açığa çıkararak, doğru yönü gösteriyoruz. TAVIR Sizce devrimci bir sanatçı nasıl olmalıdır? D. AGOLLİ Devrimci bir sanatçı halkın evladı olmalıdır ve onun sorunları ile yaşamalıdır. Seyirci olmamalıdır. Büyük sanatçı olup, devrimci değilse bu devrimci bir sanatçı olamaz. Ancak politik olmayan sanatçılar da vardır. Bunları silip atmamalıyız. Örneğin Balzac monarşiye karşıymış, ama edebiyatında demokratmış. Neden demokrattı? Çünkü başka türlü olamazdı, başaramazdı. Fakat şimdi bir sanatçı devrimci olmazsa, iyi bir yazar da olamaz. TAVIR Burjuvazi, bilindiği gibi politika ile sanatı birbirinden ayırır. Buna karşı nasıl mücadele edilmelidir? D. AGOLLİ Bu olayların ve gerçeklerin sayesinde olur. Burjuva ideolojisine karşı her türlü araçla mücadele edilmelidir. Çeşitli yayınlar, toplantılar ve buna benzer değişik araçlarla. TAVIR Bize ve okuyucularımıza söylemek istediğiniz şeyler var mı? D. AGOLLİ Derginizin çok güzel bir amacı olduğunu ve daha iyi bir yayıncılık için savaştığını anlıyorum. Bu çok iyi bir şeydir. Amacınızı da beğendim. İnsanın elbisesi olmayabilir ama yüreği ve beyni olmaksızın yaşayamaz. Ayrıca genç oluşunuz da iyi bir gelişmedir bence. TAVIR Teşekkür ederiz. Sayın Dritero Agolli. 357/TAVIR

31 Turhan OKTAY ŞAFAKLA GECE ARASI YAKINDIR 1 Geceyarısı sokaklarında seni açarken gördüm delikanlım Sahanlar değdi son soluğuna Ardında bin türlü pusu ardında yalan dolan katmer katmer dizim dizim dizilmiş Hakkında delikanlım kesin buyruk verilmiş: «Vurun!..» Göz pınarlarımdan ilk yaz akarken kanlı, yeşil yüreğimde filizlenir delikanlım ala banmış bir öfke öylesine dik öylesine onurlu ve hiç eğilmeyen tavrıyla durur tetikte. II Şimdi saçlarında hiç bir yıldız açmayan güne küsmüş dul kalmış bir gecenin kirli iğrenç ve pörsümüş rahminde beynim fırlıyor ileri gözlerim yuvalarını zorluyor er çağındaki sevdam dikelerek karanlığın koynundan şafağı yokluyor. Şafakla gece arası yakındır. 358/TAVIR

32 Al bir sarmaşık gülünün açılan çiğli dudaklarından alnıma öpücükler konuyor İşte bundan anlıyorum Şafakla g e c e arası yakındır delikanlım. Caddelerde gümbürdeyen mavi-yağız dalgalardan anlıyorum kitapların yalımlanan sayfalarından yüreğime bastığım ateş açmış dizgilerden anlıyorum III Namlular çiçeğe durmuş delikanlım sevinç döllenmeye başlamış kan yitmiş ama öfke kınında Emek allı morlu bayram içinde. DÜZELTME Turhan OKTAY'ın dergimizin 3. sayısında yayınlanan «BÜYÜK ÇAĞLAR DIR ÖZGÜRLÜK Kİ ADI ÖMRÜMÜZE YAZILDI» adlı şiirinde aşağıda gösterilen dizgi yanlışları olmuştur. Turhan OKTAY ve okurlardan özür dileriz. I. BÖLÜM : belleğimize kazındı bileğimize olarak düzeltilecektir. II. BÖLÜM : «Kozalarla dalgalanmış kızlar» satırını «Yaşları kaç bilinmez» satırı izleyecektir. III. BÖLÜM : eli tutkun silahı silaha olarak düzeltilecektir. IV. BÖLÜM : Ardımızda yağmurlanmış umutlar yağmalanmış olarak düzeltilecektir. TAVIR/359

33 BİLİME UZANAN FAŞİST ELLER KIRILACAKTIR BEDRETTİN CÖMERT Zeynep ERAY «Madem ki toplumlar tarihinin omurgası, insan emeğinin tuğ- Ialarıyla örülmüştür, bu emeğin ortaya çıkışında birinci dereceden görevleri de bilim ve sanat yüklenmiştir.» Bilim ve sanat insan yaşamının, gelişiminin diyalektik bir yansımasıdır. Ve içinde bulunduğu sürecin üretim ilişkilerini gösterir. Burjuvazi kendi düzenini, var olabilmesi ve yaşayabilmesi için kendi aydınını yaratır. Ama, nasıl ki bilimsel teknolojik devrimlerinin ve sömürü halkalarının, sömürü paktını hazırlayan burjuva aydınları var ise bunun karşısında proleteryanın yanında safını belirlemiş, özgürlükten yana imzasını atmış mücadelelerin aydınları da vardır. Tarihin her döneminde sanatın ve bilimin ortak katkısıyla gerçekler suyüzüne çıkartılmaya çalışılmış, ortaya çıkan gerçeklerle birlikte bilim ve sanat, yeni bir göreve bağlanmış ve yön kazanmıştır. Einstein; «Özünde bilim adamı ve sanatçı özgürlükten yanadır» der ' d e i l k defa kurulan barışçı ve anti-faşist mücadelenin ilk TAVIR/360

34 evrensel örgütünün başına Curie, Neruda, Fadeyev ve Robeson gibi bilim adamı ve sanatçılar getirilmiştir. Bu da, sanatçının ve bilim adamının genel karakterindeki ilericiliğini, özgürlükten yana mücadeleciliğini bize çizen bir örnektir. Bu gerçeği bilen egemen sınıflar da çağlar boyunca bilim adamına ve sanatçıya saldırmış, onun insanlığın malı olmasını engellemeye çalışmıştır. Şeyh Bedrettinlerin, Galilelerin darağacı ve giyotine gitmelerine neden de bu gerçeklerdir. Ülkemiz, yıllar boyu bir çok aydının susturulmaya çalışılmasına ve öldürülmesine sahne olmuş, bu baskıyı yaşamış bir ülkedir. Bilim ve sanatın insan düşüncesinin ufuklarını açan, dünya görüşünü etkileyen, özellikle bilimsel düşüncenin insanların gerçekleri daha iyi görebilmesini sağlayan bir araç olduğunu bilmektedir burjuvazi. Ve bu nedenle en acımasız saldırılarını aydınlara yöneltmektedir. Bu saldırılarla doğrunun teorisini yazanlar, yaşamı iyiye, güzele yöneltenler sindirilmeye çalışılmakta ve bilime düşman faşizm, işine gelmeyeni, sömürüsüne katılmayanı yok etmeyi amaçlamakta, aydınları susturmaya uğraşmaktadır. Geçtiğimiz son yıllar bu saldırıların en yoğun bir şekilde sürdürüldüğü yıllardır. Bu saldırılarla bir çok aydınımız yaşamını yitirmiştir. Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, Bedri Karafakioğlu, Ümit Yaşar Doğanay, Doğan Öz ve Bedrettin Cömert, faşizmin plânlı saldırılarla katlettiği aydınlarımızdan birkaçıdır. Bu aydınlarımızın hepsi doğruyu düşünen bir beyin ve doğruyu yazan bir kalem oldukları için faşizmin saldırılarına hedef olmuşlardır. Ankara Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bedrettin Cömert, 1978'in Temmuz'unda evinin kapısında öldürülen, faşist cinayete kurban giden bir bilim adamıydı. O, yaşamını bilimsel düşüncenin ışığında, toplumunun kültürünü yaşatmaya ve geliştirmeye adamış bir sanat bilimcisiydi. Enternasyonalist kültürün yaratılmasından, dilbilimi ve estetiği zenginleştirmeye kadar bir çok kültürel çabayı gerçekleştirmeyi amaçlamış, henüz çalışmalarının başındayken öldürülmüştür. İnsanoğlunun çağlar boyu oluşturduğu birikimi, çağdaş bir yorumla ele alarak onu, bilimselliğin ışığında geleceğe ulaştırmayı amaçlayan bir sanat tarihçisiydi Bedrettin Cömert. O, sanat üzerine görüşlerinden birinde şöyle der: «Yalnızca belirli kişilerin tekelinde kalan ussal etkinlikler, topluma maledileme- TAVIR/361

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

YARATICI ÇOCUKLAR DERNEĞİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇOCUKLAR VE KENTLER ETKİNLİĞİ

YARATICI ÇOCUKLAR DERNEĞİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇOCUKLAR VE KENTLER ETKİNLİĞİ YARATICI ÇOCUKLAR DERNEĞİ 2012-2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇOCUKLAR VE KENTLER ETKİNLİĞİ YARATICI ÇOCUKLAR DERNEĞİ, BELEDİYE BAŞKANLIKLARI VE İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜKLERİNİN İŞBİRLİĞİ İLE HER YIL BAŞKA BİR

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

İLETİŞİMDE TASARIM TASARIMDA İLETİŞİM KONULU ULUSLARARASI KATILIMLI SEMPOZYUM VE SERGİ GERÇEKLEŞTİ

İLETİŞİMDE TASARIM TASARIMDA İLETİŞİM KONULU ULUSLARARASI KATILIMLI SEMPOZYUM VE SERGİ GERÇEKLEŞTİ İLETİŞİMDE TASARIM TASARIMDA İLETİŞİM KONULU ULUSLARARASI KATILIMLI SEMPOZYUM VE SERGİ GERÇEKLEŞTİ Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü, yaklaşık bir yıllık hazırlık sürecinin

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

İTÜ HBSK ÜNİVERSİTELER ARASI HALK KÜLTÜRÜ GÜNLERİ İTÜ HALK BİLİMİ VE SANATLARI KULÜBÜ

İTÜ HBSK ÜNİVERSİTELER ARASI HALK KÜLTÜRÜ GÜNLERİ İTÜ HALK BİLİMİ VE SANATLARI KULÜBÜ İTÜ HBSK ÜNİVERSİTELER ARASI HALK KÜLTÜRÜ GÜNLERİ İTÜ HALK BİLİMİ VE SANATLARI KULÜBÜ İTÜ HBSK KİMDİR? Halk Bilimi ve Sanatları Kulübü, 1999 güzünde, İTÜ bünyesinde Halk Oyunları, Müzik Birimi ve Kafkas

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ Kasım, 2006 Değerli Arkadaşlar, Bildiğiniz gibi 7 Temmuz, 2006 da başlayan ve 27 Ağustos 2006 da tamamlanan Kültürel Yapılanma Grubumuzu ve Etkinliklerini

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı. Mehmet Güler Türkiye de yetişen resim sanatının önemli isimlerinden Mehmet Güler ile Malatya dan Almanya ya uzanan yolculuğunu, resim kariyerinde rol oynayan isimleri, Almanya yı tercih etmesinde etkili

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ

BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ 2014 YILI FAALİYET RAPORU BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ Oda Faaliyetleri 86 BİLGİYE ERİŞİM MERKEZİ Muhasebecilikte kural, karar ve mevzuat çok sık değişebilmektedir. Bu alanda çalışanların kararlardan haberdar

Detaylı

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi.

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. Uluslararası İzmir Film Festivalinin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com Özel okul anlayışı, tüm dünyada olduğu gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de farklı uygulamalar olmakla birlikte vardır ve yaygınlık

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

28.02.2011 1. Çocuk Hakları Kongresi, 25-27 Şubat 2011, Istanbul

28.02.2011 1. Çocuk Hakları Kongresi, 25-27 Şubat 2011, Istanbul Okulöncesi Eğitimde Fırsat Eşitliği Uzm. Dilek EROL SAHĐLLĐOĞLU MEB Öğretmenim Anaokulu Müdür Yardımcısı 1 Sunu Planı Okulöncesi Eğitimin Tanımı Okulöncesi Eğitimin Önemi Eğitim Hakkı Sayılarla Okulöncesi

Detaylı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı

T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı GENÇLİK PROGRAMI EYLEM 1.3 ve 5.1 PROJELERİNDEN ÖRNEKLER TR-5.1-7-2008-R3 Gelecek Bugündür-Gençlik Politikalarına

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

T.C. ALANYA BELEDİYESİ TİYATRO MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK

T.C. ALANYA BELEDİYESİ TİYATRO MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK T.C. ALANYA BELEDİYESİ TİYATRO MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİK T.C. ALANYA BELEDİYESİ TİYATRO MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Genel İlkeler Amaç MADDE 1 Bu Yönetmeliğin

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

EGE ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ NİSAN 2015 ETKİNLİK PROGRAMI

EGE ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ NİSAN 2015 ETKİNLİK PROGRAMI EGE ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ NİSAN 2015 ETKİNLİK PROGRAMI 02.NİSAN.2015 03.NİSAN.2015 TUBİTAK BİLİM İNSANI DESTEKLEME VE DAİRE BAŞK. 46. Ortaöğretim Proje Yarışması ve İzmir Bölge Ödül Töreni

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Anne Blume Ey saymakla bitmeyen kadın, Kimsin sen? Sen sanatsın. Istanbul Lisesi Resim Bölümü

Anne Blume Ey saymakla bitmeyen kadın, Kimsin sen? Sen sanatsın. Istanbul Lisesi Resim Bölümü 01.06.2014 Pazar 10.00 130. yıl Geleneksel Aşure Günü Kutlamaları Istanbul Lisesi 02.06.2014 Pazartesi 9.30 Istanbul Lisesi 23. Kültür Etkinlikleri Haftası Bahçe Açılışı Açılış Konuşmaları Gösteriler Istanbul

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

AVRUPA KÜLTÜR PROGRAMI. Erasmus Bahar Toplantısı 8-9 Nisan 2010 -İzmir

AVRUPA KÜLTÜR PROGRAMI. Erasmus Bahar Toplantısı 8-9 Nisan 2010 -İzmir AVRUPA KÜLTÜR PROGRAMI 2007-2013 Erasmus Bahar Toplantısı 8-9 Nisan 2010 -İzmir Avrupa Kültür Programı I. Amaç II. Hedef Gruplar III. Dizinler Kültür Programı nın Amaçları Program ın üç temel amacı: Kültür

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TÜRKİYE KÜLTÜR PORTALI PROJESİ SANAT TARİHİ TÜRK HEYKEL SANATI HEYKEL SANATINDA GERÇEKÇİ YORUMLAR

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TÜRKİYE KÜLTÜR PORTALI PROJESİ SANAT TARİHİ TÜRK HEYKEL SANATI HEYKEL SANATINDA GERÇEKÇİ YORUMLAR T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TÜRKİYE KÜLTÜR PORTALI PROJESİ SANAT TARİHİ TÜRK HEYKEL SANATI HEYKEL SANATINDA GERÇEKÇİ YORUMLAR Prof. Dr. Kıymet GİRAY KASIM- 2009 ANKARA 11.2. Heykel Sanatında Soyut

Detaylı

Staj Yeri 01.10.1997-01.06.1998 Poyraz Reklam Ajansı

Staj Yeri 01.10.1997-01.06.1998 Poyraz Reklam Ajansı ARMAĞAN GÖKÇEARSLAN Kişisel Bilgi Medeni Hali :Bekar Milliyeti :TC Doğum Tarihi :20.08.1977 Eğitimi 2010 : Londra da İngilizce Dil Eğitimine katıldı (Avalon School) 2003-2007 :Hacettepe Üniversitesi Güzel

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Kasım, 2006 GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Ne ekersen onu biçersin sözü; Türk toplumunun sosyal yaşantısında yerleşik bir hüviyet kazanan tümce biçiminde tezahür etmiştir.

Detaylı

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI AKTİF EĞİTİM -SEN Aktif Eğitimciler Sendikası BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI Aktif Eğitim-Sen - 2015 2 AKTİF EĞİTİM-SEN Beştepe Mahallesi 33. Sokak Nu.:13 Yenimahalle/ ANKARA Tel:

Detaylı

Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve

Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve ÜNİvERSİTELERİMİzDE SANAT VE TASARıM EGİTİMİ Güner SÜMER* I-GİRİş Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve Öğretiminin genel amacı öğrencilerin yaratıcı sanat yeteneklerini geliştirerek,

Detaylı

EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA

EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ HAYDİ! HALİL İBRAHİM SOFRASINA 1-PROJENİN ADI: HAYDİ HALİL İBRAHİM SOFRASINA EZİNE ÇOK PROGRAMLI LİSESİ 2-PROJENİN ÖZETİ: 2013-2014 eğitim- öğretim yılında okulumuz da gerçekleştireceğimiz

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI

GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ANAOKULU LKOKUL ORTAOKUL ANADOLU L SES FEN L SES CEM L ALEVL KOLEJ GAZ ANTEP KOLEJ VAKFI ÖZEL OKULLARI ÖĞRENCİNİN Adı : Soyadı : Sınıfı : Eylül 2013 Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe 2 Eylül 2013 Pazartesi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar...

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar... İÇİNDEKİLER Sunuş... 1 Konu... 2 Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2 Tarih ve Yer... 2 Amaç ve Hedefler... 3 Katılımcılar... 3 Yöntem... 3 Kapsam... 4 Projede Görevli Personel... 5 SUNUŞ 21. Yüzyıl

Detaylı

Öğrencilerimiz için. Erasmus+ fırsatları. Erasmus+ Hacettepe de Yaşanır. Hacettepe Üniversitesi Avrupa Birliği Koordinatörlüğü

Öğrencilerimiz için. Erasmus+ fırsatları. Erasmus+ Hacettepe de Yaşanır. Hacettepe Üniversitesi Avrupa Birliği Koordinatörlüğü Öğrencilerimiz için Erasmus+ fırsatları Erasmus+ Hacettepe de Yaşanır Hacettepe Üniversitesi Avrupa Birliği Koordinatörlüğü Öğrencilerimiz için Erasmus+ Fırsatları Erasmus+ Öğrenim Görme nedir? Ön lisans,

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ!

YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ DÜNYANIN HER YERİNDEYİZ! 2009 yılında faaliyetlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsünün bugün itibariyle dünyanın birçok yerinde kültür merkezleri bulunuyor. Afganistan - Kabil Almanya

Detaylı

YETENEKLİ TEDLİLER SANAT

YETENEKLİ TEDLİLER SANAT YETENEKLİ TEDLİLER SANAT GECESİ İLE İZLEYENLERİ BÜYÜLEDİLER 04.06.2014 ÇARŞAMBA günü öğrencilerimiz yetenekleriyle bizlere gökkuşağının renklerinden bir demet sundular. Gecemiz TED müzik grubunun canlı

Detaylı

ASYA KATILIM BANKASI A.Ş. 2010 YILI III. ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU

ASYA KATILIM BANKASI A.Ş. 2010 YILI III. ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU ASYA KATILIM BANKASI A.Ş. 2010 YILI III. ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU Raporun Ait Olduğu Dönem : 01 Ocak 2010 30 Eylül 2010 Bankanın Ticaret Unvanı : Asya Katılım Bankası A.Ş. Genel Müdürlük Adresi

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Bulgaristan Türkiye iş partnerliği Forumu

Bulgaristan Türkiye iş partnerliği Forumu Bulgaristan Türkiye iş partnerliği Forumu projesi Avrupa Birliğin ve Bulgaristan Türkiye sınırlar ötesi işbirliği FAR programı Küçük projeler müşterek Fonun mali desteği ile gerçekleşmektedir. Yambol Edirne

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

2013 Kış Etkinlikleri

2013 Kış Etkinlikleri KARTAL ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 2013 Kış Etkinlikleri İlk Dönem Sonu Eğitim sistemimizde seçkin bir yere sahip olan İmam Hatip Liseleri içerisinde ayrı bir konumda bulunan

Detaylı

2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI

2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI 2. ROBOT YARIŞMASI VE ÖDÜL TÖRENİ YOĞUN KATILIMLA BESYO SPOR SALONUNDA YAPILDI Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunun organize ettiği, bu yıl Çizgi İzleyen Robot ve Sumo Robot olmak üzere

Detaylı

BÜYÜK OLMAK BÜYÜK DAVRANMAKLA OLUR!

BÜYÜK OLMAK BÜYÜK DAVRANMAKLA OLUR! BÜYÜK OLMAK BÜYÜK DAVRANMAKLA OLUR! Ülke yönetiminde söz sahibi olup, sorumluluk makamlarını temsil edenler iyi yönetim sergilediklerini her fırsatta kamuoyuna yüksek vurgularla belirtmektedirler. Yöneticilerin

Detaylı

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ Madde 1: Topluluğun Adı Ve Merkezi a)topluluğun Adı : Bilgesam Gençlik Platformu dur. b)topluluğun Merkezi : İstanbul dur. Madde 2: Topluluğun Kurulma Amacı 1-BİLGESAM

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

TÜBİSAD Bilişim Çözümleri Platformu

TÜBİSAD Bilişim Çözümleri Platformu TÜBİSAD Bilişim Çözümleri Platformu Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler sektörde üretilen mal ve hizmetlerin hedef kitleye yeterli düzeyde ulaşmasını da zorlaştırıyor. Artık sadece

Detaylı

31.ULUSLARARASI ÇORUM HİTİT FUAR VE FESTİVALİ PROGRAM

31.ULUSLARARASI ÇORUM HİTİT FUAR VE FESTİVALİ PROGRAM 31.ULUSLARARASI ÇORUM HİTİT FUAR VE FESTİVALİ PROGRAM 6 TEMMUZ 2011 ÇARŞAMBA Toplu Sabah Kahvaltısı-İNCİ PARK Tüm Katılımcı Konuklar Festival Açılış Yürüyüşü Belediye Önünden Anıta 14:20 Açılış Töreni-ANIT

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Seçemediğimiz Zorunlu Arkadaşlarımız: Kardeşlerimiz 2013 / 2014 SAYI: 21. Haftanın Bazı Başlıkları

Seçemediğimiz Zorunlu Arkadaşlarımız: Kardeşlerimiz 2013 / 2014 SAYI: 21. Haftanın Bazı Başlıkları 2013 / 2014 SAYI: 21 Haftanın Bazı Başlıkları Seçemediğimiz Zorunlu Arkadaşlarımız: Kardeşlerimiz 14. Eko Okullar Ulusal Koordinatör Öğretmenler Semineri Bursa Kervansaray Otel de Gerçekleştirildi Tiyatro

Detaylı

Sonrası. Jewett, Keman. Özcan Ulucan, Keman. Tuba Özkan, Viyola. Ozan Tunca, Cello. Program ile ilgili detaylar ise

Sonrası. Jewett, Keman. Özcan Ulucan, Keman. Tuba Özkan, Viyola. Ozan Tunca, Cello. Program ile ilgili detaylar ise Işık Tünelinin Sonrası Fulya SanatMerkezinde birbirinden güzel etkinlikler sanatseverler ile buluşuyor. Aralıkayının ilk haftası yine yoğun programlarıyla FulyaSanat Merkezi odak noktasıydı. Bu etkinliklerden

Detaylı

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok Antalya daki 4 üniversitenin sektör için gerekli eğitimleri verdiği, Akdeniz Üniversitesi

Detaylı

1. Adı Soyadı: 2. Doğum Tarihi: 3. Unvanı: 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl

1. Adı Soyadı: 2. Doğum Tarihi: 3. Unvanı: 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl 1. Adı Soyadı: Asuman ÖZDEMİR 2. Doğum Tarihi: 22.06.1976 3. Unvanı: Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu: Yüksek Lisans Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Resim Hacettepe Üniversitesi 2002 Y. Lisans Resim

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü nün Yunanlılara karşı kazandığı zaferler, İnönü de anılmaktadır.

Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü nün Yunanlılara karşı kazandığı zaferler, İnönü de anılmaktadır. GÖSTERİ SANATLARI Festivaller ve Yerel Etkinlikler MART Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri Her sene Mart ayında Devlet Opera ve Balesi işbirliğiyle düzenlenen Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri

Detaylı

İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ 2008-20092009 Eğitim Öğretim yılı Etkinlikleri TÜRKÇE- EDEBİYAT BÖLÜMÜ Ruhi Kayın Ozulay Aker Rabia Uzun Arzu Baytaş Pınar Gürbey Özgün Emeksiz Sehel Oto ANAYASAMIZDA

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI Türkiye İstatistik Kurumu ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan Türkiye Özürlüler Araştırması sonuçlarına göre, ülkemizde yaklaşık 8,4 milyon

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENİ LİSESİ R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 2010 2011 Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. Sokrates 9. S ı n ı f l a r LĠSELĠ OLMAK ve REHBERLĠK SERVĠSĠNĠN TANITIMI Sevgili

Detaylı

11- ÇALIŞMA DÖNEMİNDE YAYIN POLİTİKASI VE ODA YAYINLARI

11- ÇALIŞMA DÖNEMİNDE YAYIN POLİTİKASI VE ODA YAYINLARI 11- ÇALIŞMA DÖNEMİNDE YAYIN POLİTİKASI VE ODA YAYINLARI Yayınlar, bir örgütlenmenin topluma ulaşmasının en önemli araçlarıdır. Odamız, mesleğin tanıtımı, örgütlülüğün pekiştirilmesi, mesleki haklar ve

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Türk Dünyası beyaz perdede buluştu

Türk Dünyası beyaz perdede buluştu T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü BASIN TARAMASI Yayın: www.kultursanat.org Sayfa: 1 Yayın Tarihi:18.02.2010 Türk Dünyası beyaz perdede buluştu İstanbul Üniversitesi

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

ÜNİVERSİTELERARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAME

ÜNİVERSİTELERARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAME ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı ÜNİVERSİTELERARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAME Konu: Üniversitede Engelli Olmak, Dezavantaj yaşayan üniversite öğrencilerinin öğrenim

Detaylı

Ar-Ge Faaliyetlerinin Küresel Arenalarda Sınanması: Bilgiyi Üretmek, Analiz Etmek ve Yönetmek. A.Semih İŞEVİ * ve Baha KUBAN **

Ar-Ge Faaliyetlerinin Küresel Arenalarda Sınanması: Bilgiyi Üretmek, Analiz Etmek ve Yönetmek. A.Semih İŞEVİ * ve Baha KUBAN ** Ar-Ge Faaliyetlerinin Küresel Arenalarda Sınanması: Bilgiyi Üretmek, Analiz Etmek ve Yönetmek A.Semih İŞEVİ * ve Baha KUBAN ** Giriş Bu çalışmada, Şişecam Araştırma ve Teknoloji Genel Müdür Yardımcılığı

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :8. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :9. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :İnternet Sitesi BAŞKAN SELVİTOPU NDAN ÜCRETSİZ KURSLARA DAVET Karabağlar

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE

İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE İçinde bulunduğumuz mayıs ayı Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü (IIA) tarafından tüm dünyada Uluslararası İç Denetim Farkındalık Ayı olarak ilan edilmiştir.

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

kadın sosyalizmle özgürleşir!

kadın sosyalizmle özgürleşir! kadın sosyalizmle özgürleşir! işçi-emekçi kadın komisyonları broşür dizisi / 3 1 2 Özel mülk edinmenin ve sınıfların ortaya çıkışıyla başlayan kadının cins olarak ezilmişliği, günümüz kapitalist toplumunda

Detaylı

2KiloMavi de. Misafir Yazarlık. Eylül 2012. 2kilomavi.wordpress.com

2KiloMavi de. Misafir Yazarlık. Eylül 2012. 2kilomavi.wordpress.com de Misafir Yazarlık Eylül 2012 de Misafir Yazarlık Nedir? Misafir yazarlık, de yazar olmayan takipçilerimizin yazdıkları herhangi bir yazılarının de yayınlanması anlamına gelir. Kendi bloğunuz olsun ya

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması I

Şiddete Karşı Kadın Buluşması I Şiddete Karşı Kadın Buluşması I Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 10-11 Aralık 2005, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 1 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

44.ULUSAL 18.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI

44.ULUSAL 18.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 44.ULUSAL 18.ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENLERİ VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ PROGRAMI 16-19 AĞUSTOS 2007 HACIBEKTAŞ I.GÜN 16 AĞUSTOS 2007 (Bir gün önce Saat:16:00 da Atatürk Anıtına çelenk konulacak)

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı