DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ. İsa SARI *

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ. İsa SARI *"

Transkript

1 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ İsa SARI * Özet: Diller; kültürel, ekonomik, siyasi etkenler başta olmak üzere genel sebeplerle ya da daha özelde, bölgesel ve bireysel temaslar sonucunda etkileşim içerisinde bulunup birbirlerini çeşitli düzeylerde etkilerler. Yeryüzünde, başka dillerle etkileşime girmemiş, tamamen izole durumda, "saf" bir dil düşünülemez; sadece etkileşimlerin yönü, sınırı ve boyutları değişiklik gösterir. Önceleri, sadece yakın bölgeler arasında sınırlı şekilde gerçekleşen temasların aksine, zaman içerisinde ulaşım olanaklarının gelişmesi ve yirminci yüzyılla beraber radyo, televizyon, telefon, internet gibi bölgeler üstü-kıtalar arası iletişim araçlarının ortaya çıkmasıyla, günümüzde dil etkileşimi alanları oldukça genişlemiş, birbirinden farklı yapılara sahip uzak diller arasındaki etkileşimler dahi artış göstermiş ve evrensel boyuta ulaşmıştır. Dil etkileşimleri, temas hâlindeki dilleri sesbilgisinden sözdizimine kadar pek çok boyutta etkiler. Bu etkilenmenin yönü ise dil konuşurlarının kültürel, ekonomik ve siyasi üstünlüklerine/baskınlıklarına göre değişir. Genel olarak, anılan alanlarda üstün/baskın durumdaki toplumların dilleri verici (etkileyen, baskın, kaynak), etkiledikleri toplumların dilleri ise alıcı (etkilenen, zayıf, hedef) konumundadır. Yönü ne olursa olsun, dil etkileşimlerinin belki de en önemli sonuçları, söz varlığı ve anlam boyutunda görülür. Etkileşime giren diller arasında ortaya çıkan sözcük ödünçlemeleri ya da daha doğru bir ifadeyle söz varlığı düzeyinde yapılan kopyalamalar, bunun somut göstergeleri durumundadır. Bu kopyalamalar (a) ses, anlam ve biçim düzeyinde bire bir yapılan kopyalamalar, (b) alıcı dilin ses özelliklerine uyarlanarak yapılan kopyalamalar ve (c) sadece anlam kopyalamaları şeklinde olabilir. Verici dildeki söz varlığı ögelerinin alıcı dildeki hem ses hem de anlamca benzer ögelerle eşleştirilmesi durumu, yani ses-anlam eşlemeleri ise, bugüne kadar üzerinde yeterince durulmamış bir kopyalama türü olarak karşımıza çıkmakta ve söz varlığı kopyalarının dördüncü (d) türünü oluşturmaktadır. Bu çalışmada, dil etkileşimlerinin söz varlığı, biçimbilgisi ve sesbilgisi boyutunu aynı anda ilgilendiren ses-anlam eşlemeleri tanıtılacak ve "gizli/kamufle edilmiş alıntı" olarak da tanımlanan bu kopyalama türünün Türkçedeki örnekleri üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Dil etkileşimi, Temas dilbilim, Sözcük kopyalama, Alıntı sözcükler, Ses-anlam eşlemesi Phono-Semantic Matching in the Context of Language Contact and its Examples in Turkish Abstract: Languages contact and affect each other at various levels due to some general factors like culture, economy, policies, and the other specific ones like areal convergences and personal relations. One cannot say that there is an isolated, "pure" language that has not been contacted to another language yet. Only the directions, limits and dimensions of contact can change. Besides, at the beginning, language contacts were limited only to areal relations in the means of the aforementioned factors. However in the course of time, owing to the developments on transportation and communication, and intercontinental mass communication devices like radio, television, telephone and internet by twentieth century, the contact areas have been expanded and contacts between asunder languages which are evaluated in different language families and different from each other have been increased and universally extended. Linguistic contacts affect the languages in contact on their phonology to syntax and the direction of this influence changes according to cultural, economic and political dominance of the speakers of corresponding languages. The languages of the societies dominant on mentioned fields can be evaluated as superstratum (influential, dominant, source) languages and the languages of the societies which these language affect as substratum (weak, target) * Arş. Gör., Hacettepe Üniversitesi. Türk Kültürü 2013/1: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara 2013.

2 2 İsa SARI languages. Regardless of its direction, probably the most important outcomes of language contact can be seen on words and their semantics which is related to lexicon. Borrowed words or rather copyings related to lexicon that can be found in languages contact each other are concrete proofs of this situation. This copyings may (a) one for one copyings both on phonetics, semantics and morphology, (b) copyings adapted to target language's phonetics, and (c) only semantic copyings. In addition, the case of matching lexical items from source language with items which are both phonetically and semantically similar in the target language, in other words phono-semantic matching, can be evaluated as a different dimension (d) of language contact. This dimension is not well studied hitherto. In our article, this copying type and its outcomes that can be named "hidden/camouflaged copyings", related to both lexicon, morphology as well as phonetics will be introduced and exemplified from Turkish. Keywords: Contact linguistics, Language contact, Word copying, Loan words, Phono-semantic matching 0. Giriş En geniş ölçekte ülkeler ve toplumlar arasındaki kültürel, siyasi ve ticari ilişkiler, en dar ölçekte ise farklı diller konuşan kişiler arasındaki bireysel temaslar, evlilik ya da yabancı dil öğrenimi vb. etkenler, beraberinde, diller arasında birtakım etkileşimlere yol açar. "Dil etkileşimi" ya da "dil teması" olarak tanımlanan bu tür karşılaşma anlarında amaç, çoğunlukla, farklı diller konuşan bireylerin ya da toplumların, aralarındaki iletişimsizlik engelini ortadan kaldırmak istemeleridir. Dolayısıyla, birbirinden farklı diller konuşan bireylerin bir araya gelmesi ya da ilgili toplulukların karşılaşması, doğal olarak, dil etkileşimlerine neden olur. Bu etkileşimler, birbirinden oldukça uzak dil aileleri içerisindeki farklı diller arasında ortaya çıkabileceği gibi, aynı dilin değişkeleri arasında da gerçekleşebilir ve etkileşimlerin ortaya çıkış nedenleri/süreçleri pek çok açıdan farklılık gösterebilir. Dil etkileşimlerinin yoğunluğu ve süresi zaman içerisinde, çeşitli etkenlere bağlı olarak artar ya da azalır. Ayrıca etkileşimin yönü, sınırları ve boyutları da durağan değildir. Öyle ki, belirli bir zamanda yoğun temas içerisinde bulunan toplumların dilleri arasındaki etkileşimler göç, savaş, din değiştirme, saygınlık, duygusal yakınlık kurma çabaları vb. gibi birbirinden oldukça farklı nedenler sonucunda azalabilir, hatta var olan etkileşimler tamamen ortadan kalkabilir. Bu duruma örnek olarak, Orhon ve Uygur Türkçesi dönemlerinde Türkçenin Çince, Soğdca ve Sanskritçe ile olan etkileşimlerinin İslamiyet'in kabulünün ardından nispeten azalması ve yerini Arapça ile Farsçaya bırakması verilebilir. Daha sonraki yüzyıllarda, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, başta Venedikliler olmak üzere çeşitli halklarla başlayan ticari, siyasi ve kültürel yakınlaşmalar da, aynı şekilde Türkçenin İtalyanca, Rumca gibi dillerle etkileşim sürecine girmesi sonucunu doğurmuştur. Türkçenin diğer dillerle olan etkileşimleri sonraki dönemlerde de öncelikle Fransızca ve Almanca ile devam etmiştir. Bu etkileşimler, günümüzde ise İngilizce ile devam etmektedir. Yirminci yüzyılın ortalarından itibaren ulaşım ve iletişim olanaklarının artmasıyla birlikte ülkeler arasındaki sınırların bir bakıma ortadan kalkması, diller arası etkileşimin seyrini de değiştirmiştir. Özellikle kitle iletişim araçlarının bu konudaki rolü son derece önemlidir. Yabancı dil öğreniminin daha kolay hâle gelmesi gibi etkenler de, diller arası yakınlaşmaların hızlanmasına, aynı zamanda dil etkileşimlerinin yoğunluğunun artmasına sebebiyet vermiştir. Bu noktada Weinreich, dil etkileşimlerinin daha çok, iki dilli kimselerin birden fazla dile hâkim

3 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ olmaları ve bu dillere ait unsurları serbestçe kullanabilmeleri sonucunda ortaya çıktığını belirtir (1968: 1). Dil etkileşiminin temel nedeni iki dillilik olsa da, daha da öteye gidilerek, iki dilliliğin nedenlerinin ortaya konulması, dil etkileşiminin en temelinde yatan nedenlerin daha geniş bir perspektiften anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu hususta, özellikle başta Almanya olmak üzere Fransa, Hollanda, İngiltere gibi, Türklerin yoğun olarak yaşadığı ülkelerdeki iki dilli bireylerin dil kullanımları göz önüne alındığında, Türkçenin ilgili ülkelerin dilleriyle etkileşime girmesi durumu ve bunun sonuçları daha net bir şekilde ortaya çıkmış olacaktır. 1. Dil Etkileşiminin Tarafları ve Yönleri Etkileşimde bulunan diller, etkileşim özellikleri ve baskınlık durumları göz önünde bulundurulduğunda, genel itibariyle (A) verici dil (etkileyen, baskın, kaynak dil) ve (B) alıcı dil (etkilenen, zayıf, hedef dil) şeklinde tanımlanabilir. Etkileşimin dil değişkeleri arasında da ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır (B'). Ayrıca, bu etkileşimler tek yönlü olabileceği gibi çift yönlü de olabilir (C). Tüm bunlardan hareketle, etkileşim taraflarını ve yönlerini, üç ana grupta toplamak ve görselleştirmek mümkündür: a) Farklı diller arasındaki etkileşimler b) Bir dilin değişkeleri arasındaki etkileşimler c) Karışık ve çok yönlü etkileşimler 1. şema (a)'da, aynı dil ailesinden ya da farklı dil ailelerinden iki ya da daha fazla dil, tek yönlü ya da karşılıklı olarak etkileşim durumuna geçerler. Bu etkileşimler tek ya da birden fazla etken sonucu ortaya çıkabilir. Bir bakıma toplumların kaderini tayin eden siyasi, ekonomik ve kültürel nedenler ya da göç, din değiştirme, savaş gibi büyük ölçekli olayların yanı sıra yabancı dil öğrenimi, seyahat, evlilik, ticaret, kitle iletişim araçlarının kullanımı gibi kısmen daha küçük ölçekli etkenlerle toplumlar ve bireyler, dolayısıyla da diller, birbirleriyle etkileşim durumuna geçmeye başlarlar. Türkçenin diğer dillerle etkileşimi noktasında, yazının giriş kısmında verilen örneklerden farklı olarak, yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren iş imkânları dolayısıyla Almanya'ya göç eden Türklerin konuştuğu Türkçenin durumuna değinilebilir. Ülkeye yapılan yoğun göçler sonucunda Almanya'da "göçmen dili" durumuna geçen Türkçe, Almanca karşısında büyük oranda etkilenen 3

4 İsa SARI dil olmuş ve burada konuşulan Türkçede berişt-i şıraybın yap- 'rapor yazmak' ya da banof-a git- 'istasyona gitmek' gibi karma şekiller ortaya çıkmıştır (Johanson 1993: 204). Buna karşın Türkçe de, zaman zaman Almanca karşısında etkileyen dil konumuna geçmektedir. "Ich will mit dir spielen lan!" 'Seninle oynamak istiyorum lan!' (Kallmeyer ve Keim 2003: 34) örneğinde, Türkçe argo sözcüğü lan Almancada, özellikle gençler arasında kullanılır olmuş ve bu durumda Türkçe, Almancayı etkilemiş, verici dil durumuna geçmiştir. Bu durum şu şekilde görselleştirilebilir: 4 2. şema Dil etkileşimlerinde baskın dilin baskın olmayan dilden etkilenmesi genellikle, sadece söz varlığı boyutunda gerçekleşir ve bu boyutun sınırları ise oldukça dardır. Baskın dil baskın olmayan dilden (1) kendi kültüründe bulunmayan unsur ve kavramlara dair sözcükleri (çeşitli nesnelerin, yiyecek-içeceklerin adlarını vb. unsurları), (2) argo ya da belirli jargonlarla ilişkili söylemleri, (3) kendi uzmanlık alanı olmayan bir sahaya dair terimleri ya da adları kopyalar. (b)'deki duruma örnek olarak, Türkçenin Anadolu'daki diğer ağızlarına ait sözcükbirimlerin ya da hitap biçimlerinin İstanbul ağzında görülmesi verilebilir. Köyden kente göçün ya da farklı bölgeler arasındaki nüfus değişimlerinin bir sonucu olarak, ağızların karışması durumu ortaya çıkar. Bundan dolayı, belirli bir yöreye ait ağız unsurlarının bu karışma sonucunda başka yörelerin ağızlarına ya da yöreler üstü ağıza (İstanbul ağzına) bulaştığı gözlemlenmektedir. Hitaplarda kullanılan emmi, dayı, abla, yenge gibi şekillerin yaygınlaşması, gidelim > gidek örneğindeki gibi morfo-fonetik değişmeler ya da Ankara > Anġara, kardeş > ġardaş örneğinde olduğu üzere, söz başındaki ve söz içindeki artdamak /k/sının artdamak /ġ/sına dönüşmesi, ilgili ses değişikliğini göstermeyen ağızların konuşurlarının dahi bu şekilde konuşmaları, Türkçenin değişkeleri arasındaki etkileşimin yaygın örnekleri arasında değerlendirilebilir. Aynı şekilde, özellikle kitle iletişim araçları, televizyon programları, okur-yazarlık oranının artması vb. unsurların etkisiyle, İstanbul ağzı da büyük oranda diğer ağızları etkilemektedir. Dil etkileşimi farklı dillerle aynı anda, birden fazla yönde gerçekleşebilir (c). Örneğin, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkçe; Arapça, Farsça ve Balkan dilleri ile etkileşime girmiş, Arapça ve Farsça karşısında daha çok etkilenen dil durumunda kalmış, fakat Balkan dillerini etkilemiş, yani etkileyen dil konumunda olmuştur. Bugün Boşnakça, Sırpça gibi Balkan dillerinin söz varlığında pek çok Türkçe ya da Türkçe aracılığıyla kopyalanmış Arapça ve Farsça sözcük bulunmaktadır. Bu sözcükler genellikle ad niteliğindedir, fakat eylemlere, zarflara

5 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ ve bağlaçlara rastlamak da mümkündür. Bunların yanı sıra, birkaç Türkçe çekim ve türetim unsuru da Balkan dillerine kopyalanmış ve bu ekler belirli seviyede üretimsellik kazanmıştır (Thomason 2001: 108). Bu bilgi, dil etkileşiminde yön ve taraf unsurlarının karmaşık yapısının ortaya konulması açısından oldukça önemlidir. Dil etkileşiminin bir diğer yönü ise, aracı dillerle ilgilidir. Bu diller, birbirinden uzakta bulunan ve normal şartlar altında etkileşime girmesi mümkün görünmeyen diller arasında etkileşime yol açan baskın diller ya da kültür dilleri durumundadırlar. Balkan dillerine Türkçe üzerinden kopyalanan Arapça ve Farsça sözcükler göz önünde bulundurulursa, Türkçe, bu açıdan bir aracı dil olarak değerlendirilebilir. Ayrıca yoğurt, kahve vb. uluslararası kültür sözcüklerinin dünya dilleri arasında aktarılmasını sağlayan diller de geçici aracı diller olarak tanımlanabilir. 2. Sonuçları Açısından Dil Etkileşiminin Türleri ve Boyutları Dil etkileşimi, çeşitli dilbilimsel boyutlarda gerçekleşebilir. Etkileşim, sadece söz varlığı boyutunda yapılan kopyalamalarla sınırlı kalabileceği gibi, etkilenen dilin tamamen değişmesi ve bambaşka, yeni bir dilin ortaya çıkmasına da neden olabilir. Bu hususta Winford (2003: 11), sonuçları açısından dil etkileşimi türlerini daha kapsayıcı olarak üç başlık altında inceler: (1) dilin korunması durumu (language maintenance), (2) dil değiştirimi durumu (language shift) ve (3) yeni bir etkileşim dili oluşması durumu (creation of a new contact language). İlkinde, etkilenen dil mevcut görünümünü, yani ses dizgesini, biçimbilgisel özelliklerini, sözdizimi yapısını ve temel söz varlığını korur, fakat etkileyen (verici, kaynak) dilden çeşitli boyutlarda kopyalamalar yapar ve yeni unsurların eklenmesiyle küçük çapta değişime uğrar. İkincisinde, etkilenen dilin konuşurları, kendi yerel dillerini terk edip tamamen etkileyen dili kullanmaya başlar. Üçüncüsünde ise, etkileyen dilin baskın özellikleri etrafında, etkilenen yerel dilin yapısının ileri derecede değişmesi sonucunda ortaya yeni dil ya da diller (krş. pidgin ve kreol dilleri) çıkar (Winford 2003: 11-22). Thomason, son iki durumu dil ölümü ile ilişkilendirir, yani, dil değiştirimi ya da yeni bir dilin ortaya çıkması, daha önce konuşulan dilin ölmesi (dil ölmü=language death) anlamına gelir (2001: 12). Türk dilleri, etkileşim özellikleri açısından genellikle birinci türe dahildir; fakat örneğin Osmanlı Türkçesi ya da Osmanlıca olarak tanımlanan tarihi dönemde, belirli durumlarda, esas yapı Türkçe olmak üzere Arapça ve Farsça unsurların daha fazla yer aldığı karma bir dilin ortaya çıktığı da söylenebilir. Veysî'nin Dürretü t-tâc fî Sîreti Sâhibi l-mi râc adlı mensur eserindeki şu cümlede, bu durum daha iyi anlaşılacaktır: Te'affûn-i hevâ-yı şi'âb ve harâret-i rîk-i Batha'dan gül-i nev-bahâr-ı ömr-i nâzenîn olan etfâl-i nâz-perver ve hurd-sâli hevâ-zede-i sumûm-ı helâk olmaktan sakınurlardı. Cümlede sekizi Arapça, sekizi Farsça ve üçü de Türkçe olmak üzere toplam on dokuz sözcük bulunmaktadır. (Buran 2006: 24). Cümle ögelerinin dizilimi (Ö > N > Y), eylem tümceleri ve son ekler göz önünde bulundurulduğunda Türkçe olan bu cümle, söz varlığı ve ögesel sözdizimi özellikleri açısından Türkçe olarak değerlendirilemez. 5

6 İsa SARI Etkileşimin boyutları noktasında Johanson, kod kopyalama teorisinde, kopyalama türlerini genel olarak üç başlık altında inceler: (a) genel kopyalar, (b) seçilmiş kopyalar ve (c) karışık kopyalar. Genel kopyalarda, etkileyen dile ait bir örnek, bütün yapısal (ses, bitişme, anlam ve sıklık) özellikleriyle beraber etkilenen dile kopyalanır. Seçilmiş kopyalarda kopyalanan, yapısal özelliklerin tamamı değil, sadece belirli bir kısmıdır. Karışık kopyalarda ise seçilmiş kopyalara sahip genel kopyalar göze çarpar (2007). Ayrıca Johanson, sözlüksel olmayan yapı özelliklerinin ya hiç ödünçlenemez 1 ya da son derece zor ödünçlenebilir olduğuna veya iki dil arasında ortaya çıkacak etkileşimlerin yapısal benzerlik ön şartını gerektirdiğine dair görüşlere (bk. Weinreich 1953) karşı çıkar (2007: 13). Winford'un, Thomason ve Kaufman'dan (1988: 74) sadeleştirerek aktardığı "ödünçleme skalası", dil etkileşiminin derecelerini ve boyutlarını net olarak ortaya koyması açısından önemlidir: Aşama Özellikler 1 Sıradan etkileşim Sadece söz varlığı alanında ödünçleme 2 Hafif yoğunlukta etkileşim Hafif yoğunlukta yapı ödünçleme; bağlaçlar ve zarf parçacıkları 3 Daha yoğun etkileşim Kısmen daha fazla yapı ödünçleme; edatlar, yapım ekleri 4 Güçlü kültürel baskı Orta seviyede yapı ödünçleme; görece az tipolojik değişime yol açan yapı özellikleri 5 Çok güçlü kültürel baskı Şiddetli yapı ödünçleme; önemli tipolojik bozulmaya yol açan yapı özellikleri Winford (2003: 30) Bu tabloya göre, dil etkileşiminin boyutlarını Türkçenin diğer dillerle olan etkileşimi kapsamında, şu şekilde gruplandırmak ve açıklamak mümkündür: 2.1. Söz Varlığı Boyutu Dil etkileşiminin en yaygın sonuçları söz varlığı boyutunda görülmektedir. Bu sonuçlar, çoğunlukla yeni bir kültür dairesine giriş, din değiştirme ya da ticaret gibi toplumun genelini ilgilendiren olaylar sonucunda gelişir. Yukarıda da değinildiği üzere, Türklerin İslamiyet'i benimsemesinden sonra, İslamiyet ile ilgili kavram ve olguları dilde karşılama ve İslamiyet'i daha iyi öğrenme/öğretme noktasında Türkçe, Arapça ile son derece yoğun bir etkileşime girmiş ve Arapçadan Türkçeye çok sayıda sözcük kopyalanmıştır. Benzer olarak, Türklerin Anadolu'ya ve civarlarına yerleşmelerinin ardından, buradaki mevcut kültür dairesine dahil olmaları, çeviri faaliyetleri ve Fars edebiyat geleneğinin etkisi gibi nedenler sonucunda Türkçeye Farsçadan pek çok sözcük kopyalanmıştır. 19. yüzyıla gelindiğinde ise, Fransa ile olan siyasi ve kültürel temasların da etkisiyle Türk şair ve yazarları Fransız 1 Johanson, ödünçleme teriminin yanlış anlamalara neden olduğunu, dil ilişkilerinde hiçbir şeyin gerçekten ödünç alınmış olmayacağını ifade eder ve bunun yerine kopyalama teriminin daha uygun olacağını belirtir (2007: 28-29). 6

7 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ edebiyatından ve dolayısıyla Fransızcadan hayli etkilenmiş, bu dile ait pek çok sözcük Türkçeye kopyalanmıştır. Rusya ya da Çin coğrafyası içerisinde de durum farklı değildir. Bu coğrafyalar içerisinde konuşulan Türk dillerinin tamamı başta söz varlığı boyutu olmak üzere çeşitli boyutlarda Rusçadan ve Çinceden etkilenmişlerdir. Söz varlığı boyutunda yapılan kopyalamalar, genellikle, yeni veya yabancı kavramları karşılayan göstergelerin alıcı dilde mevcut olmamasından, yani, kavram karşılama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Bir diğer ifadeyle, belirli bir "sözcüksel boşluk"u (lexical gap) doldurmak için sözcük kopyalanması yoluna başvurulur. Bu açıdan, temel sözcüklerin kopyalanması sıkça karşılaşılan bir durum değildir; kopyalanan unsurlar, daha çok, daha önce dilde var olmayan kavramların göstergeleri durumundadır. Bunun yanı sıra, 'prestij'li addedilen dillerden, belirli ortamlarda ve bağlamlarda, gelişigüzel ve keyfi sözcük kopyalamaları yapılabilir. Bu şekilde, sözcük kopyalamalarının ve kopyalanan sözcüklerin yaygın kullanım alanı bulmalarının sadece "ihtiyaç" çerçevesinde değil, bunun ötesinde nedenlerle ortaya çıktığına ilk değinen Haugen (1953) olmuştur. Weinreich (1968) ise, söz varlığı boyutunda yapılan kopyalama ('ödünçleme') nedenlerinden birincisinin ve en önemlisinin 'prestij' olduğunu iddia etmiştir. Ona göre, iki dilden biri diğerine göre daha saygın bir konumda ise, dil konuşurları, sosyal statünün bir göstergesi olduğuna inanarak, saygın dilden çok sayıda sözcük kullanacaklardır (Weinreich 1968). Daha çok toplumdilbilimin konusuna giren bu durum, Türkçe açısından günümüzde daha çok İngilizceyle sınırlıdır. Söz varlığı boyutunda, kaynak dilden hedef dile kopyalanan sözcüklerin ses, biçim ve anlam özellikleri aynen korunabileceği gibi (a), bu sözcükler anılan özellikler bakımından tümüyle ya da belirli bir ölçüde yerlileşebilir (b). Bu iki durumun örnekleri şöyledir: (a) part time, fast food, online, printer, global, partner, cv, bell boy vb. (b) zeytin (< Ar. zaytūn), çeyrek (< Far. çehar yek), miting (< İng. meeting) vb. Günümüzde, dil etkileşimlerinin söz varlığı boyutu daha da öne çıkmış durumdadır. Yeni bir buluşu, ürünü ya da kavramı adlandırmada kullanılan sözcükler, geniş kitlelere hitap eden internet ve televizyon gibi iletişim araçları yoluyla, dakikalar içerisinde çok sayıda insana ulaşabilmektedir. Kimi diller yeni sözcükleri anında benimseyip söz varlıklarına dahil ederken, kimi diller ise ilgili sözcükleri yerlileştirip kullanmakta, diğer bir grup ise ilgili kavramı karşılayan yeni sözcükleri kendi içerisinde üretmektedir. Örneğin hack, full, mail, chat, link gibi bilgisayar terminolojisine ait sözcükler, Türkçeye ve pek çok dile, daha çok İnternet aracılığıyla kopyalanmıştır ve (a) kategorisinde mevcut durumlarını ve niteliklerini korumaktadır Anlam Boyutu Etkileşim durumda olan diller arasında anlam aktarımları (anlam ödünçlemesi, anlam kopyalaması; semantic borrowing, semantic loan) ortaya çıkabilir. Bu aktarımlar, alıcı dilde mevcut olmayan bir kavramı ya da ifadeyi karşılamak 7

8 İsa SARI amacıyla, verici dilde bu kavram/ifadeyi karşılayan sözcüklerin, sözcük gruplarının ya da deyimlerin ifade ettiği anlamların bire bir olarak alıcı dilde karşılık gelen sözcüklerle ifade edilmesi şeklinde ortaya çıkar ve alıcı dilde var olan bir göstergenin yeni bir anlam kazanmasıyla sonuçlanır. Bu duruma bilinen bir örnek olarak, temel anlamı 'ışık yayan gök cismi' olan yıldız sözcüğünün, İngilizce yan anlamı 'sinema, müzik vb. alanlarda tanınan başarılı ve ünlü kişi' olan star sözcüğüne öykünme yoluyla aynı anlamı kazanması verilebilir. Anlam aktarımları her zaman tutarlı bir biçimde, kavramları bire bir tanımlamayabilir. Buna en iyi örnek, İng. high school 'lise' sözcük grubunun Türkçede 'üst düzeyde uygulayıcı meslek elemanı yetiştiren yükseköğretim kurumu, akademi' anlamıyla, bire bir olarak yüksekokul şeklinde aktarılmasıdır. Bunların yanı sıra, ödev hazırlaeyleminin İng. to do homework 'ödev yapmak' yapısının etkisiyle ödev yap- şeklinde kullanılmaya başlanması gibi durumlar, yarı anlam aktarımları etrafında değerlendirilmelidir. Yap- eyleminin manita yap-, düşük yap- gibi belirsiz bağlamlarda kullanılması da, yine anlam aktarımlarının konusu durumundadır. Diller arasındaki bazı anlam benzerlikleri, rastlantı ya da tarihsel ilişkilerin sonucunda ortaya çıkmış olabileceği gibi, ortak düşünüş ve değerlendirmelerin, gezgin kavramların ya da buluşların sonucu da olabilir: taş kalpli (krş. Far. seng-dil, İng. stony hearted) ya da adem elması (krş. İng. Adam's apple, Lat. pomum Adami) gibi (Eker 2010: 199) Biçimbilgisi Boyutu Thomason, Meillet 1921'e dayanarak, dilbilgisel biçim ögelerinin ancak etkileyen dil ile etkilenen dilin yapılarının çok benzer olması durumunda kopyalanabileceğini belirtmiştir (2001: 63). Buna rağmen Muysken, "ödünçlenebilirlik hiyerarşisi" adını verdiği şemasında, diller arası etkileşimlerde, verici dilden alıcı dile en kolay kopyalanan unsurların adlar ve sıfatlar olduğunu; fakat edat, bağlaç, ek gibi dilbilgisel biçim ögelerinin de çok yoğun etkileşim durumlarında kopyalanabildiğini ifade etmiştir. Bu durumda, özellikle pidgin ve kreol dilleri de göz önünde bulundurulduğunda, Meillet'nin görüşlerinin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkacaktır. Muysken'e göre biçimbilgisel kopyalanabilirlik seyri şu şekildedir: adlar > sıfatlar > eylemler > ön çekim edatları > bağımlı bağlaçlar > miktar belirticiler > niteleyiciler > bağımsız zamirler > klitik zamirleri > yan tümce bağlaçları (1981). Buna göre, çekim ve türetim ögeleri gibi biçimbilgisel unsurların kopyalanabilmesinin ön şartı yoğun söz varlığı kopyalamasıdır. Adların ve sıfatların en kolay kopyalanan unsurlar olmasının nedeni, çekim ve türetim ögelerinin aksine, bağımsız bir şekilde, bir bağlamla bütünleşme zorunlulukları olmadan kullanılabilmeleridir. Ayrıca, dillerin yeni kavramları adlandırmak için daha çok bağımsız anlamlı biçimbirimlere ihtiyaç duyması, çekim ve türetim ögelerinin zaten dilin ihtiyaçlarını karşılamada yeterli durumda olması, neden sözcükbirimlerin daha çok kopyalandığını açıklamaktadır. 8

9 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ Dil etkileşimlerinde sözcükbirimlerle beraber eklerin de kopyalanması; alıcı dilde bu yabancı eklerin işlevlerinin çözümlenebilir nitelikte olması ve ilgili eklerle kurulu başka yapıların da kopyalanmış durumda bulunması, örneksemeyle beraber, ilgili eklerle yeni yapılar kurulabilmesine, dolayısıyla ekin üretimsel (işlek) hâle gelmesine, hatta ekin sözcükselleşmesine neden olabilir: Fr. realizm, fanatizm gibi sözcüklere örnekseme yoluyla oluşturulan Tü. Kemalizm, Türkizm, memurizm gibi yapılar ya da "Ansiklopedik İzm'ler Sözlüğü" gibi. Benzer olarak, Arapça çokluk eki +āt da Tü. gidiş-at örneğinde olduğu üzere, işlev değişimine uğrayarak Türkçeye kopyalanmıştır. Bazen verici dildeki görevli biçimbirimlerin işlevi göz ardı edilebilir: Ar. inşa-at, beyan-at, izah-at vb. Göçmen dillerinde, örneğin Hollanda'da konuşulan Türkçede, Felemenkçenin etkisiyle op oog gözlük var 'gözünde gözlük var' (Backus 1989: 66) şeklinde yapılar ortaya çıkabilir ve Fel. op 'üzerinde' gibi görevli biçimbirimler aynen kopyalanabilir. Bu, ruh dilbilimi kapsamında araştırılması gereken ve iki dilli ortamlarda dil etkileşiminin boyutlarını gösteren önemli bir durumdur. Slav dillerinin yoğun etkisi altında bulunan Türk dillerinden biri durumundaki Karaimcede ise, -ka, -ça gibi Türkçe olmayan ve Türkçede bir kategori oluşturmayan cinsiyeti ifade eden birtakım ekler işletilmektedir: haver 'arkadaş', haver-ka 'bayan arkadaş' ya da jubij 'koca', jubijçia 'ev hanımı' gibi (Csató 2012: 37) Sesbilgisi Boyutu Sapir'e göre yabancı sözcüklerin ödünçlenmesi, beraberinde her zaman sesbilgisel değişimleri de getirir ve yerli dilin ses özelliklerine uymayan birtakım fonetik unsurlar ya da telaffuz özellikleri ortaya çıkarır (1921: 197). Başka dil ya da dillerle yoğun etkileşim hâlinde olan bir dil, bu dil(ler)den söz varlığı boyutunda yaptığı çok sayıda kopyalamayla beraber, bu kopyalamaların yoğunluğuna bağlı olarak sesbilgisi boyutunda kopyalamalar da yapabilir. Bu boyutta kopyalama yapılabilmesinin ön şartı, yoğun söz varlığı ve belki de biçimbilgisi kopyalamalarıdır. Kopyalanan sözcükbirimlerle beraber bu birimlerin anlam ayırt edici sesbirimleri de kopyalanır. Alt sesbirim (alofon) durumundaki bir ses, sesbirim (fonem) hâlini alabilir. Sesbilgisi boyutunda önemli olan nokta, sesbirimsel boşluklardır. Bu boşluklar ise, verici dilde mevcut olan bir sesin alıcı dilde mevcut olmayışıyla ortaya çıkar. Verici dilden yapılan sözcüksel bir kopyalamada, alıcı dilde mevcut olmayan bir sesin bulunması, bu sesin alıcı dilin ses dizgesine yerleşimine sebep olabilir. Türkçenin özgün ses dizgesinde bulunmayan /j/ sesbirimi, ilk başta İran dillerinden (krş. üjik 'hece', ajun 'dünya' vd.), daha sonraki dönemlerde ise Fransızca gibi Batı dillerinden yapılan sözcük kopyalamaları (krş. jandarma, ruj vd.) ile Türkçenin karma ses dizgesindeki ve alfabesindeki yerini almıştır. Sesbirim kopyalamaları, bazı durumlarda özgün sesbirimlerin niteliğini değiştirebilir. Batı dillerindeki Alp (Dağları) adının etkisiyle Türkçe alp (artdamaksıl /l/ ile) 'kahraman' sözcüğü ve bu sözcükten türeyen Alper adı 9

10 İsa SARI öndamaksıl /l/ ile telaffuz edilmeye başlanmıştır. Ar. جامع cāmı sözcüğü ise Türkçeye özgün telaffuzu korunarak kopyalanmıştır ve cami-i yapısında, Arapça sā at ساعة ın /ع/ seslik izleri ortaya çıkmaktadır. Yine Arapçadan kopyalanan sözcüğünde, saat-ler'de olduğu üzere, öndamaksıl ünsüze sahip özgün biçim korunmaktadır. Türkçe, her zaman alıcı dil konumunda olmamış, özellikle Anadolu coğrafyasında konuşulan farklı diller üzerinde, sık sık verici dil konumunda bulunmuştur. Örneğin Küçük Asya Yunancasını, başta söz varlığı olmak üzere pek çok boyutta etkilemiş; bu dilde sesbilgisi boyutunda, ünlü uyumu gibi Türkçeye özgü ses özellikleri görülmeye başlanmıştır (Thomason 2001: 74). Johanson, Türkçeye yapılmış genel kopyalarda, sesbirimler açısından orijinal biçimler ile kopyaları arasında belirgin farklar olduğunu ifade etmekte ve Türkçeye (çoğunlukla Farsça üzerinden) kopyalanmış Arapça sözcüklerdeki [ḫ], [ḥ] ve [h]nin Türkçe [h] ile karşılanmasını bu duruma örnek olarak vermektedir (2007: 76). Bunun yanı sıra, Arapça ile Türkçe arasındaki yoğun etkileşimler sonucunda, Arapçada bulunan, fakat Türkçede bulunmayan anlam ayırt edici nitelikteki seslerin Türkçenin ses dizgesini etkilemesi beklenirdi. Oysa bu duruma bağlı olarak, Türkçenin ses dizgesinde Arapça etkisi görülmemektedir. Bu örnekler, bir bakıma Türkçe açısından, sesbilgisi boyutundaki etkileşimin sınırını ortaya koymaktadır. Dil etkileşimleri sonucunda vurgu, ezgi, tonlama, durak gibi parçalar üstü sesbirimler de değişebilir. Duraklama biçimleri (hesitation forms) Türkçe konuşurları için genellikle /ı:/ sesine benzerdir, fakat bu duraklama biçimi, İngilizce başta olmak üzere diğer baskın dillerin etkisiyle /aım:/ ya da /ı:m:/ gibi bir ses birliğine dönüşebilir. Aynı şekilde, /oyç/, /va:v/ gibi acı veya şaşkınlık bildiren ünlemlerin kullanımı da, dil etkileşimleri sonucunda, özellikle iki dilli kimselerde görülebilir Sözdizimi Boyutu Değişime karşı en dayanıklı dil mekanizması, muhtemelen sözdizimidir. Dil etkileşimlerinin, başta tümce yapısı olmak üzere sözdizimi boyutunda değişimler ortaya çıkarmasının ön şartı, diğer boyutlarda etkileşim ve değişimlerin başlamış ve belli bir seviyeye ulaşmış olmasıdır (Longobardi 2001: 278). Thomason ve Kaufman'a göre yapısal unsurların kopyalanması için gereken en temel ölçüt, iki dilli bir konuşur grubunun varlığıdır (1988: 66). Hawkins'e göre ise, anlık sözdizimi bozulması (diğer bir ifadeyle ve en temel anlamıyla devrik tümce kullanımı) ile etkileşim sebebiyle oluşan sözdizimi özelliklerinin bozulması noktasında bir ayrım yapmak da gereklidir (1990). Sözdizimi yapısının değişimi, dil etkileşiminin son safhasına işaret eder ve ancak çok yoğun etkileşimler durumunda ortaya çıkar. Bunun yanı sıra, doğuştan iki dillilikle beraber, prestijli kabul edilen baskın dilin daha sık kullanılması sonucunda da bu durum görülebilir. Kazakçada, Rusçanın etkisiyle gelişen mıñ toġız jüz toķsan toġızınşı jıl (krş. Rus. tısyaçi devyatsot devyanosta devyatıy god) 'bin dokuz yüz 10

11 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ doksan dokuzuncu yıl=bin dokuz yüz doksan dokuz yılı' gibi yapılar, bu durumun açık bir örneğidir (Karaca 2010: 1204) Bir dilin, kendisinden daha baskın başka bir dil karşısında göçmen dili konumunda kalması da yoğun etkileşime yol açar ve bu durum, doğal olarak zayıf durumdaki dilin sözdizimini de etkiler. Hollanda'daki göçmen Türkçesinde bulunan "Buradaki Posoflulara sorsan eviniz nerde diye, hepsi der Bursa." gibi örneklerden de anlaşılacağı üzere, sözdizimi etkilenmesi, cümle ögelerinin sıralanışını dahi değiştirebilir (Ö -> N -> Y sırasından Ö -> Y -> N sırasına geçiş; Doğruöz ve Backus 2007: ). Yine Hollanda göçmen Türkçesinde "Öyle diziler çok seviyorum." örneğindeki belirtme durumu eksikliği gibi sözdizimi bozulmaları da, yoğun etkileşimler sonucunda ortaya çıkabilmektedir (Doğruöz ve Backus 2009: 47). Thomason, bir Ural dili olan ve etrafı Norveççe, İsveççe ya da Rusça gibi Hint- Avrupa dilleriyle çevrili durumdaki Fincenin Ö -> N -> Y şeklindeki sözdizimi sırasının, bu komşu dillerin etkisiyle Ö -> Y -> N'ye değiştiğini belirtmektedir (2001: 11). Bu örnek, dil etkileşimlerinde coğrafyanın önemini göstermesi açısından da kayda değerdir. Doğrudan sözdizimine yönelik etkilenme, bazı sözcükbirimsel unsurların ve bu unsurlarla birlikte kullanıldığı bağlamların da kopyalanması sonucunda görülür ve yukarıda değinildiği gibi, iki dillilik durumu bu hususta daha fazla önem arz etmektedir (Heath 1984: ). Dillerin sözdizimini etkileyen unsurlardan bir diğeri, çeviri faaliyetleridir. Örneğin, yabancı dillerden Türkçeye yapılan çevirilerde, özellikle Farsça ki bağlacının kullanımı, Türkçenin sözdizimi yapısına aykırı olmasına rağmen sıkça karşılaşılan bir husustur. Bir bakıma yerlileşmiş olan ki bağlacı, Türkçeye yapılan çevirilerde verici dilin sözdizimi yapısının alıcı dile aktarılması anlamına gelmektedir. ki'nin kullanımı, Makedonya'da konuşulan Kumanova Türkçesi varyantında dahi sözdizimini etkilemiş durumdadır: "Tıkayim teknenin deligini ki dolsun tekne su ilen." (Eckmann 1962: 130) gibi. Dil etkileşiminin sözdizimine olan etkisi, özellikle Slav dillerinin yoğun baskısı altında kalan günümüz Türk dillerinden Karaimce ve Gagauzcada daha açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır: Kar. "Ullu hazzan jazar ėdi jomaçlar ulanlar üçiuń" '=Yüce kantor çocuklar için hikayeler yazardı' (Csató 2012: 41) ya da Gag. "Var tarihçiler ani sülerler üç bin kişi gelmiş." '=Üç bin kişinin geldiğini söyleyen tarihçiler vardır' (Ulutaş 2000: 167) Sözdizimi boyutundaki dil etkileşimlerini, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen başka dillerin konuşurlarında daha net bir biçimde gözlemlemek mümkündür: "Ben bilmiyor bunu." gibi. Bu durum, Türkçeyi konuşan kişinin kendi ana dilindeki sözdizimi sırasıyla ilgili olabileceği gibi, Türkçe bilgi seviyesiyle de bağlantılıdır. 3. Ses-Anlam Eşlemesi Belirtildiği üzere, dil etkileşimlerinin sonuçları ilk başta ve daha yoğun olarak söz varlığı boyutunda görülmektedir. Bir dilde, dil konuşurlarınca "yeni" 11

12 İsa SARI durumunda olan bir kavram için herhangi bir gösterge bulunmaması, onları bu kavramı ifade edecek göstergeyi bulmaya ya da üretmeye zorlar. Bunun yanı sıra, Cumhuriyet dönemi Türkçesinin gelişme aşamalarında da görüleceği üzere, dili sadeleştirme/özleştirme hareketlerinde, yabancı dillerden kopyalanmış mevcut sözlüksel unsurları yerli sözlüksel unsurlarla değiştirme eğilimi başlayabilir ve bu da, ana dildeki unsurlar aracılığıyla yeni göstergelerin üretilmesi ihtiyacını doğurur. Dolayısıyla, nedeni ne olursa olsun, dildeki sözlüksel boşlukları doldurmak ya da yabancı söz varlığı etkisini azaltmak/ortadan kaldırmak için ekleme, birleştirme, harmanlama gibi sözcük yapım yöntemlerine başvurulur ve yeni sözcükler (neolojizmler) türetilir. Ses-anlam eşlemesi (phono-semantic matching) ise, bugüne kadar üzerinde yeterince durulmamış, dil etkileşimine bağlı olarak ortaya çıkan ve bir bakıma hem yabancı hem de yerli unsurların işletildiği sözcük türetim yöntemlerinden biridir. Ses-anlam eşlemesi en genel tanımıyla, dildeki sözlüksel boşlukların, yabancı/etkileyen dildeki sözcüklerin yerli dildeki hem anlam hem de sesçe benzerleriyle örtüştürülmesi yoluyla doldurulması ve bu yolla sözcük türetilerek, kavram karşılanması durumudur. Diğer bir ifadeyle, verici dildeki bir sözlüksel öge, alıcı dile hem ses hem de anlam özellikleriyle kopyalanır ve ortaya yeni bir sözcükbirim çıkar, fakat bu yeni öge yerli unsurlardan oluştuğu ve yerli dilin ses yapısına da uygunluk gösterdiği için yabancılığı hissedilmez. Ayrıca, yerli dilin kendi dilbilgisel özellikleriyle oluşturulmuş olma izlenimi de uyandırır Ses-Anlam Eşlemelerinin Yapısı ve Oluşum Özellikleri Ses-anlam eşlemeleri, esasında örnekseme ya da çağrıştırma sonucunda ortaya çıkarılır ve ön şart, etkileyen dildeki sözlüksel ögenin yerli dildeki sözlüksel ya da biçimbilgisel ögelerle hem ses hem de anlam açısından örtüştürülebilir benzerlikte olmasıdır. Geri planda bir anlam kopyalaması söz konusudur, fakat kopyalanan anlam, hedef dildeki mevcut sözcükbirimlerle bütünleştirilmiş durumdadır. Dolayısıyla, diğer bir ifadeyle anlamın, sesçe benzer yerel biçimlerle dile uyarlanması söz konusudur. Bu kopyalama türü, dilbilimsel kopyalamaları inceleme konusu eden çalışmalarda hemen hemen hiç ele alınmamış ya da detaylarıyla incelenmemiştir (bk. Zuckermann 2003: 5). Ses-anlam eşlemelerini ilk kez detaylıca ele alan Zuckermann (2000) olmuş ve İbranice, Türkçe, Çince, Japonca ile İzlandacadaki örneklerini ortaya koymuştur (2003; Sapir ve Zuckermann 2008). Zuckermann'a göre (2003) dilbilim kopyalamalarına dair geleneksel sınıflandırmalar, bu kopyaları iki başlık altında değerlendirmektedir: (a) yerlileştirme, (b) yapı aktarımı. Oysa sesanlam eşlemelerinde hem yerlileştirme ve hem de yapı aktarımı aynı anda ortaya çıkmaktadır (Zuckermann 2003: 1). Diğer bir ifadeyle, hem yabancı hem de yerli unsurlar işletilerek yeni sözcük oluşturumu sağlanmaktadır. Bu ise, yabancı sözcüğe ses ve anlam örneksemesi yoluyla ortaya çıkmaktadır. Sapir ve Zuckermann'a göre ses-anlam eşlemesinin oluşum özellikleri şöyle gösterilebilir (2008: 28): 12

13 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ y, fonetik açıdan x'e benzerdir. b, anlam açısından a'ya benzerdir. y', y'den kaynaklanmıştır. a', a'dan kaynaklanmıştır. 3. şema Buna göre Fr. bulletin 'haber ve bilgi aktaran yazı, rapor' ile Tü. belleten 'bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi' arasındaki ilişki, ses-anlam eşlemesine göre şu şekilde gösterilebilir: 4. şema Zuckermann, ses-anlam eşlemelerinin daha çok (1) İbranice ya da Cumhuriyet dönemi Türkçesi gibi yeniden kurulmuş/önemli özleştirme aşamalarından geçmiş ya da (2) Çince, Japonca gibi 'fono-logografik' yazı kullanan dillerde görüldüğünü belirtmiş olsa da (2003: 5), aynı yazısının ilerleyen bölümlerinde (3) azınlık dillerini (2003: 21) ve daha sonraki yazılarında (Sapir ve Zuckermann 2008), İzlanda dili gibi yoğun etkileşim hâlinde bulunan dilleri de gruplandırmaya dahil etmiştir. Ses-anlam eşlemeleri, belleten örneğinde olduğu üzere çözümlenebilir, yani şeffaf nitelikte bulunabilecekleri gibi, çözümlenemez (mat) bir görünüm de arz edebilirler. Örneğin İng. leader sözcüğüne örnekseme yoluyla oluşturulan kısmi 13

14 İsa SARI ses-anlam eşlemesi ön+de-r, içerisinde bulunan +de-r eki dolayısıyla eşzamanlı olarak, bir bakıma çözümlenemez durumdadır. 2 Ses-anlam eşlemelerini yapı özellikleri bakımından (a) tam eşleme, (b) kısmi eşleme olarak ikiye ayırmak mümkündür. Tam eşlemelerde, verici dildeki sözlüksel unsurun yapı bütünlüğü ve söyleyişi eksiksizce ya da genel bütünlüğü bozulmadan alıcı dildeki unsurlarla örtüştürülür: Fr. école > Tü. okul, bulletin > belleten gibi. Kısmi eşlemelerde ise, verici dildeki yapının sadece bir kısmı örneksenirken, diğer kısmı söyleyiş ve yapı açısından farklılık gösterebilir (fakat anlamca örtüşme mümkündür): İng. leader > Tü. önder, Fr. patri/matriarcal > Tü. ata/anaerkil gibi Ses-Anlam Eşlemesinin Nedenleri Zuckermann'a göre, yabancı unsurlara karşılık yerli unsurları tercih eden dilde, özleştirmecilik bakış açısıyla, sözlüksel boşlukları doldurmak ya da yabancı unsurların yerine yerli unsurları işletmek için şu üç nedenden dolayı ses-anlam eşlemesi ortaya çıkar: 1. Geleceğin yerli dil konuşurları için dildeki yabancı unsurların etkisini saklama, 2. Özleştirme yanlıları için, artık kullanılmayan yerli dil unsurlarını (kökler, ekler vs.) tekrar kullanılır hâle getirme ve bu sayede yerli unsurları yabancı unsurlara yeğleme, 3. Dil öğrenirleri için ilk öğrenmeyi (öğrenmenin ilk aşamalarını) kolaylaştırma (2003: 15). Türkiye'de, Türkçenin özleştirilmesi ve başta Arapça ile Farsça olmak üzere, yabancı dillerin etkisinden kurtarılması çalışmalarında, en önemli boyutu söz varlığı oluşturmuş ve söz varlığındaki yabancı ögelerin yerine Türkçe karşılıklarını kullanma noktasında en önemli kaynak ise, Türk dilinin tarihi dönemleri ve ardından çağdaş Türk dilleri olmuştur. Türkçenin tarihi dönemlerinde kullanılan, fakat unutulmuş durumdaki işlek olmayan ek ve kökleri tekrar canlandırma yoluyla birtakım sözcükler meydana getirilmiştir: sav-cı (< ET sab) gibi. Çağdaş Türk dillerinden Azerbaycan Türkçesi, Türkmence ve Modern Uygurcada sözlük, Kazakçada sözdik ve Kırgızcada sözdük biçimlerinde kullanılan terim Türkiye Türkçesine de sözlük olarak kazandırılmıştır (Akalın 2010: 165). Bunun yanı sıra, kavramları yabancı dillerden, özellikle Fransızcadan almak, fakat Türkçe unsurlarla kaplamak suretiyle de sözlüksel boşlukları doldurmak yoluna başvurulmuştur. Sesanlam eşlemeleri, bu durumun örnekleri arasındadır. Bunlardan bazıları gelenekselleşerek dilin söz varlığındaki yerini almış, fakat büyük kısmı dilde tutunamayarak unutulmuştur Halk Etimolojisi ve Ses-Anlam Eşlemesi Dil konuşurları, yabancı dillerden kopyalananlar başta olmak üzere, kullandıkları sözcüklerin kısmen ya da tamamen (kendi dillerine göre) nedenli 2 İşlekliğini yitirmiş +da- addan eylem yapım eki (krş. ün-de-, gıcır-da- vd.) ve -(X)r eylemden ad yapım eki (krş. oku-r, ak-ar(su), yaz-ar vd.). 14

15 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ olduklarını düşünme eğilimindedirler ve bunların içerisinde, ilgili anlamı sağlayan yerli unsurları arayabilirler. Bu ise genellikle, ses benzerliklerinin mevcut olması durumunda, bu benzerliklerden yola çıkılarak, yabancı sözcüklerin yerli dildeki ögelerle analiziyle ve yeniden yorumlanmasıyla sonuçlanır. Yabancı dillerden kopyalanan biçimler, bu analiz ve yeniden yorumlama sonucunda, yerli biçimlerle değiştirilir. Bu yeni biçim ise dil konuşurlarınca benimsenip yaygınlık kazanabilir. Halk etimolojilerinde ilk olarak ses, daha sonrasında anlam boyutu ön plandadır: Fr. soubassement 'altyapı, temel' ~ İng. sub-basement 'bodrum katı' > Tü. su+basman(ı); Fr. pissoir 'tuvaletlerde erkeklerin kullandığı, duvarla bütünleştirilmiş idrarlık' > Tü. pis+su+var ya da İng. bull+dose mec. 'ağır biçimde dövmek, vurmak' > bulldoser mec. 'vahşice vuran, döven' > bulldozer 'geniş bıçaklara sahip, toprağı şekillendirmeye yarayan yol makinesi' > yoldüzer 'yolu düzen araç' gibi. Ses-anlam eşlemelerinde de, halk etimolojilerinde olduğu üzere, ses-anlam benzerlikleri ve örtüşmeleri bulunmaktadır, fakat halk etimolojileri, farkında olmaksızın, bilinçsizce, doğal olarak ve kendiliğinden ortaya çıkan biçimlerken; ses-anlam eşlemeleri, belirli amaçlar dahilinde düzenlenen bilinçli oluşturumlardır ve yapaydır. Bunun yanı sıra, ses-anlam eşlemeleri, daha çok iki dilliler tarafından ve bundan da önemlisi, kendi ana dilinin dilbilgisi özelliklerinden haberdar olan kimselerce ortaya çıkarılır; fakat halk etimolojileri, dillerin yapısına dair bilgisi olmayan halk kitleleri tarafından bilinçsizce uydurulur Ses-Anlam Eşlemelerinin Dil İlişkileri İçerisindeki Yeri İki dil arasında ses ve anlamca denk ya da benzer ögelerin varlığı, bu dil ve ögeler arasında şu ilişkilerden birinin ya da bir kısmının göstergesi olarak değerlendirilir: 1. İlgili iki dil ortak bir ana dilden türemiştir ve denk/benzer ögeler bu ana dilden kaynaklanmıştır: İng. star ~ İt. stella ~ Far. setāre; İng. door ~ Far. dār ~ Alm. Tor gibi. 2. İlgili iki dilden biri diğerinden etkilenmiş/türemiş pidgin ya da kreol dilidir ve denk/benzer ögeler bu durumdan kaynaklanmıştır: Tok Pisin pid. olgeta 'hep birlikte' < İng. all together 'hep birlikte' gibi. 3. Ses ve anlamca benzer ya da denk ögeler; a. bir dilden diğerine yapıca ve anlamca olduğu gibi kopyalanmıştır: İng. modem > Tü. modem; Fr. baron > Tü. baron gibi. b. bir dilden diğerine, yerlileştirilerek kopyalanmıştır: Alm. autobahn > Tü. otoban; Far. çehār + şenbe > Tü. çarşamba gibi. c. tamamen tesadüf sonucu ortaya çıkmıştır: Tü. umut ~ Fa. ümīd; Kor. 말 /mal/ 'dil, konuşma' ~ E.Nor. mál 'dil, konuşma' gibi. d. gezgin ortak kültür sözcükleri grubuna dahildir: Tü. yoğurt ~ İng. yoghurt ~ Alm. Jogurt /yogurt/ gibi. 15

16 16 İsa SARI e. yansıma ya da bebek diline ait sözcüklerdir: Tü. miyav(la-) ~ Slo. mijav /miyav/ ~ Nor. mjau /miyav/ gibi. Ses-anlam eşlemeleri, bu tablonun 3. maddesine bir alt madde olarak eklenmelidir, zira bu ilişki türünün örnekleri, tablodaki hiçbir maddeye bire bir uymamaktadır. Bunun yanı sıra ses-anlam eşlemeleri, genellikle yan anlamları beraberinde getirir: Örneğin okul eşlemesi 'eğitim ve öğretimin yapıldığı mekan, mektep' anlamının yanı sıra 'fikir akımı' yan anlamını da bünyesinde barındırmaktadır. Aynı şekilde belleten eşlemesi 'haber ve duyuruların yayımlandığı dergi' anlamının yanında 'bir bilgiyi öğreten, belleten kişi ya da unsur' anlamına da sahiptir. Doğallık/yapaylık ayrımı noktasında da ses-anlam eşlemeleri farklılık gösterir; zira akrabalık, tesadüf, yansıma, alışveriş gibi hususlar sonucu ortaya çıkan sözcükler ve ilişkiler doğal gelişmelerin bir sonucudur, fakat ses-anlam eşlemeleri yapay niteliktedir ve bilinçli oluşturumlar sonucunda dildeki yerini alır. Diğer bir ifadeyle, oluşum/oluşturum ayrımı söz konusudur Türkçedeki Ses-Anlam Eşlemesi Örnekleri Yöntem, Metot ve Değerlendirme Türkçede, "masa başı türetmeler" olarak da tanımlanan sözcüklerin bir kısmını oluşturan ses-anlam eşlemelerinin pek çoğu gelenekselleşip yaygın kullanım alanı bularak dilde tutunmuş, fakat bazıları kişisel tercihlerden öteye gidememiştir. Türkçedeki bütün ses-anlam eşlemelerini tespit etmek, bugüne kadar konuyla ilgili yayımlanmış çalışmaların tamamına, hatta yayımlanmamış taslak/karalama durumundaki belgelere, belki de kişisel notlara ya da hatıratlara ulaşmayı gerektirecektir. Dolayısıyla, bu çalışmanın niteliği göz önünde bulundurularak, sesanlam eşlemelerinin tespiti için bazı sınırlandırmalara gidilmiştir. Öncelikle Türkiye Türkçesinin söz varlığına ait etimoloji sözlüklerinden ve yeni kelimeler (neolojizmler) üzerine yapılan araştırmalardan faydalanılmış, ayrıca dil tartışmalarının yoğun olarak yaşandığı dönemlerde kaleme alınan genel ya da özel nitelikte eleştiri/değerlendirme yazıları taranmıştır. Ses-anlam eşlemeleri büyük çoğunlukla, özleştirme/sadeleştirme hareketlerinin revaçta olduğu, Türk Dil Kurumunun (ilk adıyla Türk Dili Tetkik Cemiyetinin) kuruluş yılı olan 1932 ile Atatürk, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlandığı 1983 yılları arasına tarihlendirilebilecek dönemde oluşturulmuştur. Eşlemelerin bu dönemden önce var olup olmadığının kontrolü içinse Şemseddin Sami'nin Kamus-ı Türkî'si ile W. Redhouse'un Turkish and English Lexicon adlı çalışmasından faydalanılmıştır. Eşlemelerin bu sözlüklerde yer alması durumunda ise gerekli açıklamalar yapılarak, yeni görüşler ileri sürülmeye çalışılmıştır. Türkçedeki ses-anlam eşlemesi örnekleri, ilk olarak gelenekselleşen ve gelenekselleşemeyen olmak üzere iki başlık altında toplanmış, daha sonrasında, kaynak dillerine göre alfabetik olarak sıralanarak, her madde altında gerekli açıklamalar yapılmıştır. Bu açıklamalarda ise, taranan sözlüklerde ve diğer çalışmalarda, ilgili sözcük üzerine yapılan farklı tanımlamalara değinilmiş, eğer bu

17 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ sözlük ve çalışmalarda herhangi bir tanımlama bulunmuyorsa, buna değinilmemiştir Gelenekselleşen (Yaygın Kullanım Alanı Bulan) Eşlemeler Fr. alliage 'karışım' sözcüğüne örneksenerek oluşturulan alaşım (<*alaşım)'daki alaş- gövdesi bir uydurma görünümündedir. Bayar'da "nasıl türetildiği belli değildir." ifadesi yer almaktadır ve Fransızca kaynak sözcükle ilişkisi belirtilmemiştir (2006: 32). Bu eşleme, sözlüksel bir boşluğu doldurmak için türetilmiş durumdadır. Fr. bulletin 'haber ve bilgi aktaran yazı, rapor' sözcüğüne örnekseme yoluyla oluşturulan belleten, ET bel 'im, iz' köküne +la- addan eylem yapım eki ve onun da üzerine -t- eylemden ettirgen eylem yapım ekinin eklenmesiyle ortaya çıkan belleteylem gövdesinin sıfat biçimidir. Bu yapı ilk olarak, Türk Tarih Kurumunun yayımladığı derginin adı olarak kullanılmış, 'haber ve bilgi aktaran yayın' anlamıyla sözcükselleşmiştir. Aksan (1976: 25), bu türetmenin Türkçenin kurallarına uygun olduğunu ve belleten'i bülten'in bozulmuş şekli değil, yeni bir sözcük saymak gerektiğini belirtmektedir. Timurtaş (1996: 325) bu yapı için, "Avrupa dillerindeki kelimelere ses ve şekil bakımından benzeyen uydurma bir sözcük" tanımlaması getirmektedir. Türk Tarih Kurumunun Belleten'inde, Fransızca kaynak sözcüğün Güneş-Dil Teorisi bağlamında Türkçeden türediği belirtilir (Lewis 2004: 84). Sonuç olarak belleten, yapısı itibariyle tam eşleme olup sözlüksel bir boşluğu doldurmak amacıyla oluşturulmuştur ve 'bilgi öğreten (kimse)' gibi yan anlamlar da barındırmaktadır. Hem yerlileşen bülten hem de eşlenen belleten biçimleri gelenekselleşmiştir. Bunlarda belleten, sadece belirli kesimlerce, özel adlandırma olarak kullanılmakta (bk. Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumunun yayınları), 'haber ve bilgi aktaran yayın' kavramı ise daha çok bülten ile karşılanmaktadır. Fr. commandant sözcüğüne örnekseme yoluyla türetilen komutan, ET komıt- 'coşturmak, heyecana getirmek' eyleminden türeyen ET komıt-gan (DLT I: 515) 'coşturan' sözcüğüne tekrar kullanım alanı kazandırılmasıyla ortaya çıkarılmış bir ses-anlam eşlemesidir. Fransızca kaynak sözcüğün yerlileştirilmiş biçimi olan kumandan da gelenekselleşmiş bir şekilde dil konuşurlarınca kullanılmaktadır. Bayar (2006: 180), komutan'ın kumandan sözcüğüne benzetilerek yapılmış olabileceği üzerinde durur ve Timurtaş'ın, bu sözcüğün yanlış olduğu, buna rağmen tutunduğu görüşünü aktarır. Bu eşlemenin, Fransızca kaynak sözcüğün asıl biçimine mi yoksa yerlileşmiş biçimine mi örneksenerek oluşturulduğu belli değildir, fakat yapısı itibariyle tam eşlemedir ve ser-asker (~ser-leşker) sözcüğünün yerine oluşturulmuştur. Fr. démarche 'siyasi atılım' sözcüğüne örneksenerek Tü. de- eylem köküne -maç eylemden ad türetim ekinin eklenmesiyle oluşturulan demeç, anlam itibariyle kaynak sözcükten belirli bir oranda uzaklaşmış olsa da, tam ses-anlam eşlemesi örneği olarak değerlendirilmelidir. Ar. beyanat (بيانات) sözcüğünün yerine ortaya çıkarılan bu eşleme, kullanıma girdiği sırada, daha çok 'siyasetle uğraşan kişilerin açıklamaları' anlamında kullanılmıştır. 17

18 İsa SARI Fr. dilemma sözcüğüne örnekseme yoluyla Tü. iki köküne +la- addan eylem yapım eki ve -m eylemden ad yapım ekinin eklenmesiyle oluşturulmuş ikilem sözcüğü, Ar. kıyās-ı mukassim tamlamasının yerine kullanılan kısmi bir ses-anlam eşlemesidir. Fr. document sözcüğünün Türkçedeki kopyası durumundaki doküman'a örneksenerek Tü. dök- eylemine -(X)m eylemden ad yapım ekinin bitiştirilmiş şekli olan döküm 'basılmış belge' de ses-anlam eşlemeleri arasında gösterilebilir. Ayrıca, döküm yapısından hareketle, doküman kopyası yerine döküman yerlileştirmesi de kullanım alanı bulmuştur. Bu yapı, döküm göz önünde bulundurulduğunda sesanlam eşlemelerinin temel özelliklerine uygunluk göstermektedir, dolayısıyla doküman'ı, hem halk etimolojisi hem de bilinçli oluşturum dışı bir ses-anlam eşlemesi şeklinde değerlendirmek mümkündür. Fr. école sözcüğünden örnekseme yoluyla Ar. mektep yerine türetilen okul'un yapısıyla ilgili pek çok görüş belirtilmişse de, konuyla ilgili kesin bir yargıya varıldığı söylenemez. Oku-l şeklinde iki ayrı biçimbirime indirgenebilecek bu sözcüğün ilk unsuru hiç şüphesiz oku- eylemidir; fakat bu eyleme bitiştirilen -(X)l ekinin durumu oldukça tartışmalıdır. +(X)l eki Cumhuriyet döneminde ad-ıl, tek-il, dişi-l örneklerinde olduğu gibi, ad tabanlarına eklenmektedir. Eski Türkçe döneminde eylem tabanlarına eklenen ve ad veya sıfat türeten bu ekle kurulmuş ıd-ıl 'baskın, sefer', tüke-l 'eksiksiz, kusursuz, bütün' gibi yapılar (Erdal 1991: 330) görülse de, okul sözcüğündeki -(X)l, bu sözcüklerdeki -(X)l, ile karşılaştırıldığında işlev ve anlam özellikleri açısından belirsiz kalmaktadır. 3 Aksan'a göre ek, anılan sözcüklerde kullanılan ektir, fakat okul, Ar. mektep sözcüğünün tüm anlamlarını ('büro', 'yazıhane', 'çalışma yeri', 'çalışma odası', 'okul' vd.) karşılamaktan uzaktır (1976: 39). Ayrıca, bir başka eserinde Aksan, -(X)l ekinin çatal, kızıl, çapul kelimelerinde kullanılan ek olduğunu ifade etmiştir (2007: 126). Okul sözcüğünün kökeniyle ile ilgili bir diğer görüş de, bu sözcüğün Urfa ağzındaki *okulā/okulag biçiminden geliştiği ve Fr. école söyleyişine (~/ėkoʎ/) uygun olması için son ses(ler)inin düşürüldüğüdür (Lewis 2004: 149); fakat Urfa Ağzında böyle bir sözcük bulunmamaktadır. Eyüboğlu (1988: 237) ise sözcüğü ok-ul şeklinde çözümlemiş ve ul ekinin, oğ-ul, koş-ul, yum-ul sözcüklerinde bulunduğunu varsaymıştır. Böyle bir çözümleme pek çok açıdan hatalı ve dolayısıyla geçersizdir. Sonuç olarak okul bir ses-anlam eşlemesidir. Yapısı itibariyle tamdır ve hem bir sözlüksel boşluğun kapatılması ('fikir akımı') hem de var olan yabancı ögenin (mektep) yerli unsurla değiştirilmesi amacıyla türetilmiştir. Eşleştirilen okul'un yanında yerlileşen ekol biçimi de gelenekselleşerek yaygın kullanım alanı bulmuştur. Fr. éliminé/éliminer sözcüğüne örnekseme yoluyla, aynı anlamda ET ėlgeeyleminden gelişen ele-, kısmi ses-anlam eşlemesine bir örnek oluşturmaktadır. Bu eylem, tarihi süreç içerisinde 'bir maddeyi elekten geçirmek, ayıklamak' anlamında kullanılmış, fakat özleştirme hareketleri sırasında mecazen, 'kişiler ya da nesneler 3 Zeynep Korkmaz'a göre -(X)l eki Moğolca ile ortaktır (2009: 71). 18

19 DİL ETKİLEŞİMİ BAĞLAMINDA SES-ANLAM EŞLEMESİ VE TÜRKÇEDEKİ ÖRNEKLERİ arasında seçim yapmak, ayırmak' anlamlarını karşılamak üzere, bir sözlüksel boşluğu doldurmak için yan anlamla birlikte eşleştirilmiştir. Fr. évolution sözcüğüne örneksenerek, sözlüksel boşluğu doldurmak amacıyla Tü. evir- 'döndürmek, çevirmek' eylemine işlek nitelikteki -(I)m+ eylemden ad yapım ekinin eklenmesiyle oluşturulan evrim, yine kısmi bir ses anlam-eşlemesidir. Fr. général 4 sözcüğünden örneksenip Ar. umūmī (عمومى) yerine türetilen genel, Aksan (1976: 32)'a göre, ET keŋ 'geniş' köküne +(X)l addan ad yapım ekinin getirilmesiyle ortaya çıkarılmıştır ve général sözcüğüyle bir ilişkisi yoktur. Aksan, aynı sayfada, Fundamenta I, 583'e dayanarak, gen köküne eklenen ekin göz > güzel, yaş > yeşil, çor > çoral örneklerindeki ekle aynı olduğunu savunur. Buna karşılık Lewis (2004: 178), "Aksan elinden gelenin en iyisini yapmaktadır, fakat pek dikkat etmeden 'gen adından genel'in türetilişi' diye ekleyerek, herhâlde okuyucunun, bir paragraf önce gen sözcüğünün bir sıfat olduğunu mükemmel derecede bir açıklıkla ortaya konmuş olduğunu unutacağını ummaktadır. Son buluş olan genelde sözcüğünde, genel bir isim olarak kullanılmaktadır. Bu ise 'in general' şeklindeki İngilizce ifadenin birebir yapılmış bir tercümesine benzemektedir." şeklinde düşüncelerini aktarır. Timurtaş (1996: 371) ise, genel sözcüğünün "uydurma" olduğunu ve gen'in Anadolu ağızlarında bulunmasına rağmen, Türkçede -el ekinin mevcut olmadığını vurgulamaktadır. Her ne durumda olursa olsun, genel'in bir sesanlam eşlemesi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Fr. hégémon sözcüğüne örneksenerek Ar. hākim (حاكم) sözcüğünün yerine oluşturulan egemen eşlemesi de oldukça tartışılmıştır. Gülensoy (2007: 319) bu sözcüğün Tü. iye 'sahip' > eye > *ege kökünden +man ekiyle türetildiğini aktarmakta, Eyüboğlu (1988: 102), benzer olarak, Tü. ige/ege/eğe 'iye, elinde bulunduran' köküne bağlamakta ve bu kökün anlam genişlemesiyle 'bir çocuğu koruyan, bakan, gözetleyen, yetiştiren kimse; yol gösterici; evlilik gecesi geline gerekli işlemleri öğreten, ona yardımcı olan kadın' anlamlarını kazandığını belirtmektedir. Ayrıca, "ege sözcüğünün tr. olduğunu bilmeyen gericiler, egemen'i de 'uydurma-kural dışı' bir nesne diye nitelemekten çekinmediler." yargısına varmaktadır (daha fazla bilgi için bk. Lewis 2004: 174). Diğer taraftan Timurtaş (1996: 435), "Dilimizde ege diye bir kelime yoktur, egemen'de görülen bu kelimenin menşei, nasıl türediği belli değildir. Kocaman, şişman, küçümen, Türkmen gibi pek sınırlı birkaç kelimede görülen man, men eki işlek olmayan bir ektir ve 'yapan kişi, adam; faillik, yapıcılık' manası taşımaktadır." şeklinde düşüncelerini özetler. Tietze (2002: 627) ise, sözcüğün yabancılığının iki ünlü arasındaki /g/ sesinin /ğ/ye dönmemiş olmasından anlaşıldığını ve egemenlik'ten geri türetmeyle oluşturulduğunu belirtmektedir. Sözcükteki +man ekinin durumu da tartışmalı görünmektedir. Orta Türkçede bu ekle kurulmuş az-man, tegir-men gibi sözcükler bulunsa da, bu örneklerde ek, eylem tabanına eklenmektedir. Aksan (1976: 28), egemen sözcüğünün ege köküne eklenen -man ekiyle türetildiğini aktardıktan sonra, bu ekin kocaman, közmen, Türkmen örneklerinde olduğu gibi 4 Fr. générale 'general' sözcüğüyle karıştırılmamalıdır. 19

20 İsa SARI adlara da eklenebildiğini belirtmektedir. Buna rağmen egemen sözcüğünde ek, anlamsal açıdan uygun görünmemektedir. Bu ek Almanca, İngilizce, Farsça gibi Hint-Avrupa dillerinde bulunan +man, +ment, +mend gibi eklere örnekseme yoluyla ortaya çıkarılmış olabilir. Hem egemen eşlemesi hem de hegemonya yerlileştirmesi gelenekselleşerek yaygın kullanım alanı bulmuştur. Fr. honneur sözcüğüne örneksenerek türetilen onur sözcüğünün durumu da oldukça tartışmalıdır. Eren'e göre (1999: 308) bu sözcük Fransızca honneur'dan gelişmiş, Gülensoy'a göre ise (2007: 627) ET oŋ kökünden türetilmiştir. Ona göre "sözcük Fr. honneur'dan gelişmiş olamaz, zira "Fr. honneur'u onur yapmak için h- 'yi düşürmek; -nn-'yi -n- yapmak, -eu-yu -o- yapmak gerekecektir ki, Türkçenin hiçbir döneminde bu kadar zorlama olmamıştır." (Gülensoy 2007: 627). Fakat Fr. honneur'un söyleyişine bakıldığında, söz başındaki h-'nin telaffuz edilmediği, -nn- 'nin sadece /n/ şeklide söylendiği ve tüm kelimenin söyleyişinin (~/onö:/) Türkçe onur'a oldukça "benzediği" görülecektir. Esasında, ses-anlam eşlemeleri yazılışa değil, söyleyişe göre oluşturulmuş yapılardır. Dolayısıyla, bu açıdan bakıldığında, sözcüğün Fransızcadan örnekseme yoluyla türetildiği ortaya çıkacaktır. Elbette, doğrudan kopyalama değil bir eşleme söz konusu olduğu için, onur sözcüğünü oluşturan unsurlar Türkçeyle bağdaştırılabilir ve sözcük oluşturulurken, anlam açısından örtüşmese de, ET oŋ kökünden faydalanılmış olabilir. Bu durumda, +ur ekinin niteliği de tartışma konusu olacaktır. Bayar (2006: 206), sözcüğün Fransızcadan halk ağzına geçmiş olabileceğini ve sonrasında Türkçe kabul edilip şeref karşılığında teklif edildiğini belirtir. Aksan (1976: 42) da, sözcüğün dil devrimi sırasında türetilmediğini, daha öncesinde dilde var olduğunu ve Türkçeleştirilerek dile iyi yerleştiğini aktarmaktadır. Bu sözcük önce dilde mevcut olsa da, özleştirme/sadeleştirme hareketleri sırasında birden fazla anlamı ('şeref, haysiyet, izzetinefis, gurur') karşılar olmuştur. Bu nedenle, sözcüğe bilinçli olarak yeniden kullanım alanı kazandırılması ve kökünün Türkçede aranması dolayısıyla, ses-anlam eşlemesi örnekleri arasında değerlendirmek mümkündür. Fr. image sözcüğüne örneksenerek ortaya çıkarılan ve ET im 'iz, işaret' ile +GA addan ad yapım ekinin birleştirilmesiyle Ar. ḫayāl (خيال) sözcüğünün yerine oluşturulan imge 'izlenim, hayal' ses anlam eşlemesi, Fr. signe 'iz, işaret' ya da aynı anlamdaki Fr. symbole sözcüğünden örneksenen simge ile de benzerlikler taşımaktadır. Esasında simge sözcüğü de imge'ye benzetilerek oluşturulmuş olabilir. Ayrıca Cep Kılavuzu'nda sim sözcüğü yer almaktadır ve bu sözcük Adana ağzında 'işaret' anlamında kullanılmaktadır (DS X: 3636). Fakat Lewis'e göre sim, aynı anlamdaki Ar. sima sözcüğünden gelişmiş olabilir (2004: 153). Eylemden ad yapım işlevinde görülen -GA eki (krş. bil-ge, böl-ge, kısa <kıs-ga vd.), bu simge ve imge sözcüklerinde addan ad türetmekte kullanılmıştır. 5 Aksan (1976: 35) Divanü Lugati't-Türk'ten verdiği örneklerle im kökünü açıklamaya çalışır ve ardından +GA ekinin eylemden ad türetme kullanıldığını, fakat genelge sözcüğünde olduğu gibi, addan ad türetme işlevinde de kullanılmaya başlandığını belirtir. Buna dayanak 5 Zeynep Korkmaz, bu durumu "yanlış kuruluş" olarak tanımlar (2009: 79). 20

T ehlikedeki Diller Dergisi Ağ Sayfası

T ehlikedeki Diller Dergisi Ağ Sayfası T ehlikedeki Diller Dergisi Ağ Sayfası www.dergi.tehlikedekidiller.com Küreselleşme sürecinin hızlanması, ekonomik ve siyasi bakımdan güçlü olarak tanımlanan ülkelerin kültürel unsurlarının dünya genelinde

Detaylı

1. DÜNYADAKİ BAŞLICA DİL AİLELERİ

1. DÜNYADAKİ BAŞLICA DİL AİLELERİ 1. DÜNYADAKİ BAŞLICA DİL AİLELERİ Kaynak bakımından birbirine yakın olan diller bir aile teşkil ederler. Dünya dilleri bu şekilde çeşitli dil ailelerine ayrılırlar. Bir dil ailesi tarihin bilinmeyen devirlerinde

Detaylı

Öğretim Üyesinin Adı: Yrd. Doç. Dr. Milena Yordanova

Öğretim Üyesinin Adı: Yrd. Doç. Dr. Milena Yordanova Öğretim Üyesinin Adı: Yrd. Doç. Dr. Milena Yordanova AKTS: 13+8* Dersin Adı: Uygulamalı Türk Dili 1 yordanova_milena@yahoo.com Dersin Yılı: 1 Dersin Yarıyılı: 1 (kış dönemi) En az Orta seviyede (Avrupa

Detaylı

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri

Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri Türk Dili Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans (Sak.Üni.Ort) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı SOSYAL BİLİMLERDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ TDE729 1 3 + 0 6 Sosyal bilimlerle ilişkili

Detaylı

TÜRK DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE ÜNLÜLERİN SINIFLANDIRILMASINA YÖNELİK ELEŞTİREL BİR DEĞERLENDİRME. 2. Araştırmanın Kapsamı ve Kaynakları

TÜRK DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE ÜNLÜLERİN SINIFLANDIRILMASINA YÖNELİK ELEŞTİREL BİR DEĞERLENDİRME. 2. Araştırmanın Kapsamı ve Kaynakları TÜRK DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE ÜNLÜLERİN SINIFLANDIRILMASINA YÖNELİK ELEŞTİREL BİR DEĞERLENDİRME 1. Araştırmanın Amacı Mustafa Altun Sakarya Üniversitesi maltun@sakarya.edu.tr Araştırmada, akademik dil bilgisi

Detaylı

Turkish and Kurdish influences in the Arabic Dialects of Anatolia. Otto Jastrow (Tallinn)

Turkish and Kurdish influences in the Arabic Dialects of Anatolia. Otto Jastrow (Tallinn) Türk Dilleri Araştırmaları, 21.1 (2011): 83-94 Turkish and Kurdish influences in the Arabic Dialects of Anatolia Otto Jastrow (Tallinn) Özet: Anadolu Arapçası, ayrı lehçeler (Sprachinseln) biçiminde ortaya

Detaylı

TÜRK DİLİ 1. Ayşe Serpil BAYTAŞ

TÜRK DİLİ 1. Ayşe Serpil BAYTAŞ TÜRK DİLİ 1 Ayşe Serpil BAYTAŞ Kelime anlamı olarak dil, İnsanların, düşüncelerini ve duygularını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma dır (TDK 1998 I:586). Dil, duygu ve düşüncelerimizi

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri 1. Yıl Ders Planı 1. Yarıyıl Türkçe Öğretiminde Çağdaş Yaklaşımlar ETO701 1 2 + 1 7 Türkçe öğretiminde geleneksel uygulamalardan

Detaylı

I. BÖLÜM I. DİL. xiii

I. BÖLÜM I. DİL. xiii I. BÖLÜM I. DİL DİL NEDİR?... 1 İNSAN HAYATINDA DİLİN ÖNEMİ... 3 ÇOCUĞUN İNSAN OLMA SÜRECİNDE DİLİN ÖNEMİ... 5 ANA DİLİNİN ÖNEMİ... 6 DİL VE DÜŞÜNCE... 7 DİL, SEMBOL VE İŞARET İLİŞKİSİ... 12 DİL, KÜLTÜREL

Detaylı

ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ İNSANİ BİLİMLER VE EDEBİYAT FAKÜLTESİ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI BÖLÜMÜ DÖRT YILLIK-SEKİZ YARIYILLIK DERS PROGRAMI

ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ İNSANİ BİLİMLER VE EDEBİYAT FAKÜLTESİ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI BÖLÜMÜ DÖRT YILLIK-SEKİZ YARIYILLIK DERS PROGRAMI ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ İNSANİ BİLİMLER VE EDEBİYAT FAKÜLTESİ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI BÖLÜMÜ DÖRT YILLIK-SEKİZ YARIYILLIK DERS PROGRAMI ZORUNLU DERSLER BİRİNCİ YIL BİRİNCİ YARIYIL 1 YDİ 101

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM 6. SINIF TÜRKÇE İ KURS I VE LERİ AY 1 Biçim Bilgisi Biçim Bilgisi Biçim Bilgisi 4 5 Çok anlamlılık (temel, yan, mecaz ve terim anlam) Çok anlamlılık (temel, yan, mecaz ve terim anlam) Kök ve eki kavrar.

Detaylı

ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE?

ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE? ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? Prof. Dr. Mukim SAĞIR ÖZET Bu makalede ana dil ve ana dili terimlerinin kullanımları üzerinde durulacaktır. Aralarında nüans olan bu iki terimin Türkçe ve Türk Dili öğretiminde

Detaylı

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR 1. İletişim 2. İnsan, İletişim ve Dil 3. Dil Kültür İlişkisi DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI VE TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ 1. Dillerin Sınıflandırılması

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM KURAMSAL ÇEVİRİ YAKLAŞIMLARI

BİRİNCİ BÖLÜM KURAMSAL ÇEVİRİ YAKLAŞIMLARI İÇİNDEKİLER Tablolar ve Şekiller Cetveli...10 Kısaltmalar...12 Transkripsiyon Sistemi...13 Giriş...19 BİRİNCİ BÖLÜM KURAMSAL ÇEVİRİ YAKLAŞIMLARI 1.1 Çeviribilim Neyin Bilimidir?...25 1.2 Dil Odaklı Yaklaşımlar...28

Detaylı

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014

Sosyal Etki Teorisi. Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki Teorisi Sunan: M.Benan YAZICIOĞLU Sunum Tarihi: 27.02.2014 Sosyal Etki ve Uyma Davranışı Sosyolojinin, toplumun bütününü kapsayan kanunu insan toplum hayatı yaşar kanunudur. İnsan bir toplumda

Detaylı

CÜMLE ÇEŞİTLERİ. Buna yükleminin türüne göre de denebilir. Çünkü cümleyi yüklemine göre incelerken yüklemi oluşturan sözcüklerin türüne bakılır.

CÜMLE ÇEŞİTLERİ. Buna yükleminin türüne göre de denebilir. Çünkü cümleyi yüklemine göre incelerken yüklemi oluşturan sözcüklerin türüne bakılır. CÜMLE ÇEŞİTLERİ Cümleler, kendini oluşturan sözcüklerin anlamlarına, cümlede bulundukları yerlere, türlerine göre değişik özellikler gösterir. İşte bu özelliklere göre cümleler değişik gruplar altında

Detaylı

TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRETİM YILI DERS PROGRAMI

TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRETİM YILI DERS PROGRAMI TARİH BÖLÜMÜ 2014-2015 ÖĞRETİM YILI DERS PROGRAMI I. YARIYIL ECTS II. YARIYIL ECTS BİL 150 Temel Bilgi Teknolojisi 4+0 5,0 TAR 107 İlkçağ Tarihi I 3+0 5,0 TAR 108 İlkçağ Tarihi II 3+0 5,0 TAR 115 Osmanlıca

Detaylı

Tercüme çeviri hizmeti verdiğimiz konular

Tercüme çeviri hizmeti verdiğimiz konular Şirketimiz Yılların Verdiği deneyim ile, dünyadaki tüm resmi dillerde ve her konuda, profesyonel tercüme hizmeti vermektedir. Uluslararası kalitede bireysel ve kurumsal tercüme hizmeti alabileceğiniz şirketimiz

Detaylı

Türk Toplumunda Adlar ve Soyadları (Sosyo-Kültürel ve Dilbilimsel Bir Yaklaşım) 1

Türk Toplumunda Adlar ve Soyadları (Sosyo-Kültürel ve Dilbilimsel Bir Yaklaşım) 1 Diyalog 2014/2: 110-114 Türk Toplumunda Adlar ve Soyadları (Sosyo-Kültürel ve Dilbilimsel Bir Yaklaşım) 1 Umut Balcı, Batman Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı

Detaylı

RUS DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR PROGRAMI

RUS DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR PROGRAMI ANADAL EĞİTİM PROGRAMI ZORUNLU DERSLERİ 1. YIL 2.YARIYIL 3 1 2 TDİ102 ATA102 YDİ102 YDA102 YDF102 Türk Dili II (Turkish Language II) Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi (History of the Republic of Turkey)

Detaylı

ÇOCUKLARIN DİL EDİNİMİ, GELİŞİMİ VE DİLE KATKILARI

ÇOCUKLARIN DİL EDİNİMİ, GELİŞİMİ VE DİLE KATKILARI ÇOCUKLARIN DİL EDİNİMİ, GELİŞİMİ VE DİLE KATKILARI Hayatla temel bağlarımızdan biri olan dil, bilindiği üzere insanlar arası ilişkiyi, iletişimi sağlayan çeşitli özellikleri dolayısıyla pek çok farklı

Detaylı

Gencmevtoo Sözlük. Gencmevtoo Terimler Sözlüğü

Gencmevtoo Sözlük. Gencmevtoo Terimler Sözlüğü Gencmevtoo Sözlük Gencmevtoo Terimler Sözlüğü Önsöz Bu sözlük, Gencmevtoo Okyanusu sitesinde, ürün ve hizmetlerinde kullanılan önemli terim ve sözcüklerin açıklamalarını barındırmaktadır. Kaynak olarak

Detaylı

3. SINIFLAR BU AY NELER ÖĞRENECEĞİZ? OCAK

3. SINIFLAR BU AY NELER ÖĞRENECEĞİZ? OCAK 3. SINIFLAR BU AY NELER ÖĞRENECEĞİZ? 04 22 OCAK TÜRKÇE ÖĞRENME ALANI: DİNLEME 1. Dinleme Kurallarını Uygulama 1. Dinlemeye hazırlık yapar. 2. Dinleme amacını belirler. 3. Dinleme amacına uygun yöntem belirler.

Detaylı

TÜRKÇE 6. sınıf Haftalık ders sayısı 5, yıllık toplam 90 ders saati (öğrenim 18 haftada gerçekleşecektir)

TÜRKÇE 6. sınıf Haftalık ders sayısı 5, yıllık toplam 90 ders saati (öğrenim 18 haftada gerçekleşecektir) TÜRKÇE 6. sınıf Haftalık ders sayısı 5, yıllık toplam 90 ders saati (öğrenim 18 haftada gerçekleşecektir) GİRİŞ Ana dili, bir toplumun en küçük birimi olan aile içerisinde filizlenmeye başlar. Çevresiyle

Detaylı

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri

Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı- Tezli Ortak Yüksek Lisans Programı Ders İçerikleri 1. Yıl Ders Planı Türkiye Türkçesi ETO703 1 2 + 1 8 Türk dilinin kaynağı, gelişimi; Türkiye Türkçesinin diğer dil ve lehçelerle

Detaylı

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE VE YABANCI DİL ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DİL KURSLARIMIZ BAŞLIYOR

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE VE YABANCI DİL ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DİL KURSLARIMIZ BAŞLIYOR HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE VE YABANCI DİL ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DİL KURSLARIMIZ BAŞLIYOR - MESLEKİ ALMANCA: ARKEOLOJİ OTOMOTİV VE MAKİNE TIP - MESLEKİ RUSÇA: DIŞ TİCARET - YDS

Detaylı

KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ 2015/Güz Dönemi Türk Dili I Vize Soruları*

KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ 2015/Güz Dönemi Türk Dili I Vize Soruları* KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ 2015/Güz Dönemi Türk Dili I Vize Soruları* 1. Dil ve kültürle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? A) Dil, insan yaşamını anlamlandıran ve onu sosyal bir varlık olmasını sağlayan

Detaylı

VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI

VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI İÇİNDEKİLER KISIM I VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI BÖLÜM 1 Vygotsky nin Yaklaşımına Giriş Zihnin Araçları... 4 Zihnin Araçları Niçin Önemlidir... 5 Vygostky Yaklaşımının Tarihçesi...

Detaylı

Dil olgusu :DEĞİŞMEYENLER Dil dışı olgu : DEĞİŞENLER ARABA. Aynı değişimi soyut olarak şöyle formülleştirebiliriz:

Dil olgusu :DEĞİŞMEYENLER Dil dışı olgu : DEĞİŞENLER ARABA. Aynı değişimi soyut olarak şöyle formülleştirebiliriz: A N L A M D E Ğ İ Ş M E L E R İ Bu yazıda yeni şeyler bulacağınızı düşünüyoruz! Prof. Dr. Rıza Filizok Anlam bilimci G. Stern, kelimelerdeki anlam değişmelerini sebeplerine ve görevlerine göre şöyle snıflandırır:

Detaylı

ÜNİTE:1. Dil Nedir? ÜNİTE:2. Dil Kültür İlişkisi ÜNİTE:3. Türk Dilinin Gelişimi ve Tarihsel Dönemleri ÜNİTE:4. Ses Bilgisi ÜNİTE:5

ÜNİTE:1. Dil Nedir? ÜNİTE:2. Dil Kültür İlişkisi ÜNİTE:3. Türk Dilinin Gelişimi ve Tarihsel Dönemleri ÜNİTE:4. Ses Bilgisi ÜNİTE:5 ÜNİTE:1 Dil Nedir? ÜNİTE:2 Dil Kültür İlişkisi ÜNİTE:3 Türk Dilinin Gelişimi ve Tarihsel Dönemleri ÜNİTE:4 Ses Bilgisi ÜNİTE:5 1 Yapı Bilgisi: Biçim Bilgisi ve Söz Dizimi ÜNİTE:6 Türkçenin Söz Varlığı

Detaylı

5. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

5. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM 5. SINIF TÜRKÇE İ KURS I VE LERİ 3 4 5 Ön bilgilerini kullanarak okuduğunu anlamlandırır. Çok anlamlılık (temel, yan, mecaz ve terim Metinde verilen ipuçlarından hareketle, karşılaştığı yeni kelimelerin

Detaylı

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI 1 EDEBİYAT TARİHİ / TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER 1.Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini.edebiyat tarihinin

Detaylı

İNGİLİZCENİN SEVİYELERİ

İNGİLİZCENİN SEVİYELERİ İNGİLİZCENİN SEVİYELERİ A1 Beginners Elementary Dil Eylemleri Gramer Konuşma İşaretleri Kelime Hazinesi Konular Yönler; Alışkanlıkların ve rutin düzeninin Kendinden bahsetme (kişisel bilgilerin paylaşımı);

Detaylı

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANA BİLİM DALI İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER BİR ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ: SHERATON ANKARA HOTEL & TOWERS

Detaylı

ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ

ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ ZORUNLU GÖÇLER, SÜRGÜNLER VE YOL HİKAYELERİ: ULUPAMİR KIRGIZLARI ÖRNEĞİ Yazar: Dr.Adem Sağır Yayınevi: Nobel Yer/yıl: Ankara/2012 Sayfa Sayısı: 272 Göç insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Bütün dönemler

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

T.C ÇANKAYA KAYMAKAMLIĞI Yeni Karaca Eğitim Merkezi Müdürlüğü

T.C ÇANKAYA KAYMAKAMLIĞI Yeni Karaca Eğitim Merkezi Müdürlüğü T.C ÇANKAYA KAYMAKAMLIĞI Yeni Karaca Eğitim Merkezi Müdürlüğü SAYI:2015/ 03.005 T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Size özel Genel İngilizce Programları (Başlangıç Düzeyi, Orta Düzey, Orta Üstü Düzey)

Detaylı

Course Content for Freshmen

Course Content for Freshmen Course Content for Freshmen Yarıyıl (Güz Dönemi) Bilgi ve Belge Yönetimine Giriş (AKTS 4) 3 saat Bilgi ve belge yönetiminin temel kavramlarının yer aldığı dersin temel konu başlıkları; bilgi nedir, bilgi

Detaylı

TÜRKÇE BİÇİM KISA ÖZET. www.kolayaof.com

TÜRKÇE BİÇİM KISA ÖZET. www.kolayaof.com DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. TÜRKÇE BİÇİM BİLGİSİ KISA ÖZET www.kolayaof.com

Detaylı

Ders Adı : OSMANLI TÜRKÇESİ I Ders No : Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 5. Ders Bilgileri. Ön Koşul Dersleri.

Ders Adı : OSMANLI TÜRKÇESİ I Ders No : Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 5. Ders Bilgileri. Ön Koşul Dersleri. Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : OSMANLI TÜRKÇESİ I Ders No : 000001 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 5 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili Öğretim

Detaylı

1: İLETİŞİM, DİLVE KÜLTÜR

1: İLETİŞİM, DİLVE KÜLTÜR ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1: İLETİŞİM, DİLVE KÜLTÜR 15 1.1. Dilin Tanımı 16 1.1.1. Dil Tabii Bir Vasıtadır 17 1.1.2. Dil, Kendi Kanunları Olan Canlı Bir Varlıktır 17 1.1.3. Dil, Temeli Bilinmeyen Zamanlarda

Detaylı

TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ ORTAK SINAV BAŞARISININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ

TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ ORTAK SINAV BAŞARISININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VERİ ANALİZİ, İZLEME VE DEĞERLENDİRME DAİRE BAŞKANLIĞI TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ ORTAK SINAV BAŞARISININ ÇEŞİTLİ

Detaylı

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA 1 Ders

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...7

İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...7 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ...7 1. GİRİŞ 1.1. Filmin Ögeleri...11 1.2. Göstergebilim Açısından Filmin Ögeleri...14 1.3. Sinema Filminin Farklı Boyutları...15 1.4. Film Çevirisi Yöntemleri...21 1.4.1. Dillerarası

Detaylı

TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERSLER VE KUR TANIMLARI

TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERSLER VE KUR TANIMLARI TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERSLER VE KUR TANIMLARI GÜZ DÖNEMİ DERSLERİ Kodu Dersin Adı Statüsü T P K AKTS TAE 600 Özel Konular Z 4 0 0 30 TAE 601 Türkiyat Araştırmalarına Giriş I Z

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

DERS KATEGORİSİ TEORİ+UYGULAMA (SAAT) Öğrencileri, öğrendikleri kurallar doğrultusunda konuşmaya yönlendirme.

DERS KATEGORİSİ TEORİ+UYGULAMA (SAAT) Öğrencileri, öğrendikleri kurallar doğrultusunda konuşmaya yönlendirme. KAFKAS ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ/YÜKSEKOKULU/MESLEK YÜKSEKOKULU/ENSTİTÜSÜ DOĞU D,LLERİ VE EDEBİYATLARI BÖLÜMÜ DERS TANITIM VE UYGULAMA BİLGİLERİ DERSİN ADI DERS KODU TEORİ+UYGULAMA (SAAT) KREDİSİ

Detaylı

Otozomal Baskın Kalıtım (Autosomal Dominant Inheritance) nedir?

Otozomal Baskın Kalıtım (Autosomal Dominant Inheritance) nedir? This information (1) on Autosomal Dominant genetic disorders is in Turkish Otozomal Baskın Genetik Hastalıklar (Kadınlar İçin) (İngilizce si Autosomal Dominant Genetic Disorders) Genetik (genetic) hastalığa,

Detaylı

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 12 Eczacı Profili-1998-2007 II. 1998 ARAŞTIRMASI BULGULARI ll.l.toplumsal VE EKONOMİK ÖZELLİKLER Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 Tabloda

Detaylı

RUS DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ KATALOĞU

RUS DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ KATALOĞU ANABİLİM DALI 201-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ KATALOĞU ANADAL EĞİTİM PROGRAMI ZORUNLU DERSLERİ I.SINIF/II.YARIYIL in ön koşulu var mı? *** in önceki eğitim programında eşdeğer bir dersi var mı?

Detaylı

Uluslararası Öğrencilerin Ülke ve Üniversite Seçimlerini Etkileyen Faktörler

Uluslararası Öğrencilerin Ülke ve Üniversite Seçimlerini Etkileyen Faktörler Uluslararası Öğrencilerin Ülke ve Üniversite Seçimlerini Etkileyen Faktörler İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ Yüksek Öğretim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Eğitim Fakültesi 2 Giriş Dünyadaki hızlı

Detaylı

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul.

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul. KİTAP TANITIM VE DEĞERLENDİRMESİ Devrim ERTÜRK Araş. Gör., Mardin Artuklu Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü. Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul. Beden konusu, Klasik

Detaylı

1.Bireyden Kitleye. 2.Habere İlk Adım: Gazete. 3.Her Yerdeki Ses: Radyo. 4.Düş mü, Gerçek mi?: Sinema. 5.Evdeki Dünya Televizyon

1.Bireyden Kitleye. 2.Habere İlk Adım: Gazete. 3.Her Yerdeki Ses: Radyo. 4.Düş mü, Gerçek mi?: Sinema. 5.Evdeki Dünya Televizyon 1.Bireyden Kitleye 2.Habere İlk Adım: Gazete 3.Her Yerdeki Ses: Radyo 4.Düş mü, Gerçek mi?: Sinema 5.Evdeki Dünya Televizyon 1 6.Becerikli F@reyle Uzaklara: İnternet 7.Markalar ve İmajlar: Reklam ve Halkla

Detaylı

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi İLETİŞİMLETİŞİİŞİM İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi amaçlarla iletişim kurmaya devam

Detaylı

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ RDE 504 BİLİMSEL ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ Yarıyıl Kodu Adı T+U 2 RDE 504 Kredi AKTS 3 3 6 Öğrenim Türü Örgün Öğretim Dersin Dili Türkçe Dersin Düzeyi

Detaylı

O Dil; Çok geniş anlamıyla dil, düşünce, duygu ve güdüleri, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracıdır.

O Dil; Çok geniş anlamıyla dil, düşünce, duygu ve güdüleri, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracıdır. DİL GELİŞİMİ O Dil; Çok geniş anlamıyla dil, düşünce, duygu ve güdüleri, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracıdır. O Dil gelişimi; seslerin, kelimelerin, sayıların,

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

Fen Bilimleri Dersi Kazanımları

Fen Bilimleri Dersi Kazanımları Fen Bilimleri Dersi Kazanımları Sigara ve alkol kullanımının vücuda verdiği zararları, araştırma verilerine dayalı olarak tartışır. Boşaltımda görevli yapı ve organları tanır. 2 Diş çeşitlerini model üzerinde

Detaylı

PSK 172 İletişim Becerileri. Sözel Olmayan İletişim Human Communication [Bölüm 4]

PSK 172 İletişim Becerileri. Sözel Olmayan İletişim Human Communication [Bölüm 4] PSK 172 İletişim Becerileri Sözel Olmayan İletişim Human Communication [Bölüm 4] Sözel Olmayan İletişim Anlam üretmek için sözcükler olmadan mesajları kullanma sürecidir. Sözel iletişimin önemli bir unsurudur.

Detaylı

Ölçme Yöntemleri 1) Dilbilgisi ve dil bilimin temel kavramlarını tanır. 1,2 1,2

Ölçme Yöntemleri 1) Dilbilgisi ve dil bilimin temel kavramlarını tanır. 1,2 1,2 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRK DİLİ II TRK112 2 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR Eğitim ve kültür alanında yapılan inkılapların amaçları; Laik ve çağdaş bir eğitim ile bilimsel eğitimi gerçekleştirebilmek Osmanlı Devleti nde yaşanan ikiliklere

Detaylı

KAYNAK: Çınar, İkram. 2009. "Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı" Eğitişim Dergisi. Sayı: 22 (Mart 2009).

KAYNAK: Çınar, İkram. 2009. Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı Eğitişim Dergisi. Sayı: 22 (Mart 2009). KAYNAK: Çınar, İkram. 2009. "Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı" Eğitişim Dergisi. Sayı: 22 (Mart 2009). Edebiyat; duygu, düşünce, hayal ve izlenimlerin sözlü veya yazılı olarak güzel ve etkili bir biçimde

Detaylı

TOPLUMSAL KURUMLAR VE AİLE ÇIKMIŞ SINAV SORULARI MURAT YILMAZ EGE ANADOLU LİSESİ

TOPLUMSAL KURUMLAR VE AİLE ÇIKMIŞ SINAV SORULARI MURAT YILMAZ EGE ANADOLU LİSESİ TOPLUMSAL KURUMLAR VE AİLE ÇIKMIŞ SINAV SORULARI MURAT YILMAZ EGE ANADOLU LİSESİ 1-) Türkiye de cumhuriyetin ilanından hemen sonra eğitimde, dinde, yönetimde, hukukta, ekonomide, sanatta, aile yapısında

Detaylı

TARİHİN BİLİİMİNE GİRİŞ

TARİHİN BİLİİMİNE GİRİŞ Bu yazımızda tarihin tanımını, konusunu, yöntemini olay ve olgu kavramını, tarihi olayların özelliklerini ve bir tarihçide bulunması gereken özellikleri ele alacağız. Tarihin Tanımı İnsan topluluklarının

Detaylı

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEK 3.5 ÇÖZÜM

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEK 3.5 ÇÖZÜM Biçimselleştirme Burada sunulan haliyle bu sembolik gösterim diline önermeler mantığı dili denir. Şimdi günlük dilden çeşitli cümlelerin sembolik biçimler şeklinde nasıl ifadelendirilebileceğini (yani

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği olan bireylere Okuma- Yazma Öğretimi. Emre ÜNLÜ

Zihinsel Yetersizliği olan bireylere Okuma- Yazma Öğretimi. Emre ÜNLÜ Zihinsel Yetersizliği olan bireylere Okuma- Yazma Öğretimi Emre ÜNLÜ Neden okuma yazma öğretmeliyiz? Yaşama katılım Yaşamsal tercihler Okuma yazma Bilgiye ulaşma Bağımsızlaşma Sessel farkındalık Metni

Detaylı

Kolayla tırıcılık Gürcan Banger

Kolayla tırıcılık Gürcan Banger Kolaylaştırıcılık Gürcan Banger Kolaylaştırıcı kimdir? İngilizce de To facilitate = Kolaylaştırmak Facilitation = Kolaylaştırma Facilitator = Kolaylaştırıcı. Yukarıda verdiğim İngilizce sözcüklerle oluşturulan

Detaylı

Tüketici Satın Alma Davranışı Tüketici Davranışı Modeli

Tüketici Satın Alma Davranışı Tüketici Davranışı Modeli Bölüm 6 Pazarları ve Satın alma Davranışı Bölüm Amaçları davranış modelinin unsurlarını öğrenmek davranışını etkileyen başlıca özellikleri belirtmek Alıcı karar sürecini açıklamak Satın Alma Davranışı

Detaylı

Türkiye Türkçesindeki Farsça Sözcükler ve Kullanım Şekilleri

Türkiye Türkçesindeki Farsça Sözcükler ve Kullanım Şekilleri Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2009 13 (1): 131-142 Türkiye Türkçesindeki Farsça Sözcükler ve Kullanım Şekilleri Halit DURSUNOĞLU (*) Özet: Türkiye Türkçesinin en kapsamlı sözlüklerinden

Detaylı

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 10. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 10. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR 1. Edebiyat tarihinin incelediği konuları açıklar. 2. Edebî eserlerin yazıldığı dönemi temsil eden belge olma niteliğini sorgular 3. Uygarlık tarihiyle edebiyat

Detaylı

Yaşam Temelli Öğrenme. Yazar Figen Çam ve Esra Özay Köse

Yaşam Temelli Öğrenme. Yazar Figen Çam ve Esra Özay Köse Bilginin hızla yenilenerek üretildiği çağımızda birey ve toplumun geleceği, bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve üretme becerilerine bağlı bulunmaktadır. Bu becerilerin kazanılması ve hayat boyu sürdürülmesi

Detaylı

TÜRKİYE DE FEN BİLİMLERİ EĞİTİMİ TEZLERİ

TÜRKİYE DE FEN BİLİMLERİ EĞİTİMİ TEZLERİ XIII. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı, 6-9 Temmuz 2004 İnönü Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Malatya TÜRKİYE DE FEN BİLİMLERİ EĞİTİMİ TEZLERİ Sibel BALCI Rtb Eğitim Çözümleri sibel.balci@sbs.com.tr ÖZET

Detaylı

2 0 15-2016 Eğitim-Öğretim Yılında

2 0 15-2016 Eğitim-Öğretim Yılında 2 0 15-2016 Eğitim-Öğretim Yılında TÜRKİYE'DEKİ YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI İÇİN YURT DIŞINDAN KABUL EDİLECEK ÖĞRENCİ KONTENJANLARI Yükseköğretim Genel Kurulunun 19.03.2015 tarihli toplantısında kabul edilen;

Detaylı

AİLE İRŞAT VE REHBERLİK BÜROLARINDA YAPILAN DİNİ DANIŞMANLIK - ÇORUM ÖRNEĞİ -

AİLE İRŞAT VE REHBERLİK BÜROLARINDA YAPILAN DİNİ DANIŞMANLIK - ÇORUM ÖRNEĞİ - T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı AİLE İRŞAT VE REHBERLİK BÜROLARINDA YAPILAN DİNİ DANIŞMANLIK - ÇORUM ÖRNEĞİ - Necla YILMAZ Yüksek Lisans Tezi Çorum

Detaylı

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK

MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK MATEMATİĞİ SEVİYORUM OKUL ÖNCESİNDE MATEMATİK Matematik,adını duymamış olsalar bile, herkesin yaşamlarına sızmıştır. Yaşamın herhangi bir kesitini alın, matematiğe mutlaka rastlarsınız.ben matematikten

Detaylı

RUS DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ PROGRAMI

RUS DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ PROGRAMI 01-015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ PROGRAMI I.SINIF I. YARIYIL Uygulama ve Laboratuvar 1 YDİ101 YDA101 YDF101 GUS101 GUS103 BED101 HYK101 Temel Yabancı Dil İngilizce Temel Yabancı Dil Almanca Temel Yabancı

Detaylı

This information (23) on X-linked genetic disorders is in Turkish X bağlantılı Genetik Hastalıklar (İngilizce'si X-linked Genetic Disorders)

This information (23) on X-linked genetic disorders is in Turkish X bağlantılı Genetik Hastalıklar (İngilizce'si X-linked Genetic Disorders) This information (23) on X-linked genetic disorders is in Turkish X bağlantılı Genetik Hastalıklar (İngilizce'si X-linked Genetic Disorders) Genetik (genetic) hastalıklara bir veya daha fazla hatalı gen

Detaylı

9. SINIF ÜNİTE DEĞERLENDİRME SINAVLARI LİSTESİ / DİL VE ANLATIM

9. SINIF ÜNİTE DEĞERLENDİRME SINAVLARI LİSTESİ / DİL VE ANLATIM SINAVLARI LİSTESİ / DİL VE ANLATIM İletişim Dil - Kültür İlişkisi İnsan, İletişim ve Dil Dillerin Sınıflandırılması Türk Dilinin Tarihi Gelişimi ve Türkiye Türkçesi Türkçenin Ses Özellikleri Telaffuz (Söyleyiş)

Detaylı

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da YANLIŞ ALGILANAN FİKİR HAREKETİ: FEMİNİZM Feminizm kelimesi, insanlarda farklı algıların oluşmasına sebep olmuştur. Kelimenin anlamını tam olarak bilmeyen, merak edip araştırmayan günümüzün insanları,

Detaylı

İÇİNDEKİLER 1: DİL VE DÜŞÜNCE ARASINDAKİ İLİŞKİ...

İÇİNDEKİLER 1: DİL VE DÜŞÜNCE ARASINDAKİ İLİŞKİ... İÇİNDEKİLER Bölüm 1: DİL VE DÜŞÜNCE ARASINDAKİ İLİŞKİ... 1 1.1. Bir İleti Kodu Olarak Dil... 1 1.1.1. Dilin Bireysel ve Toplumsal Yönü / Uzlaşımsal Niteliği... 4 1.1.2. Dilin Yapısal Yönü / Dizge Olma

Detaylı

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI BİRİNCİ HAFTA 2 TURİZM OLAYI VE GELİŞİMİ Turizm kelimesinin Latincede dönmek, etrafını dolaşmak, geri dönmek anlamına gelen tornus kökünden türetildiği

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yüksek Lisans Tezi: Çin in Ming Döneminde Yapılmış olan Türkçe-Uygurca Sözlük: Ġdikut Mahkemesi Sözlüğü (1997 Ankara)

ÖZGEÇMİŞ. Yüksek Lisans Tezi: Çin in Ming Döneminde Yapılmış olan Türkçe-Uygurca Sözlük: Ġdikut Mahkemesi Sözlüğü (1997 Ankara) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Mağfiret Kemal YUNUSOĞLU 2. Doğum yeri ve tarihi: DT, Gulca 3. Çalıştığı kurum: T.C. Beykent Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. Unvanı: Yar.Doç.Dr. 5. Öğrenim Durumu:

Detaylı

ORTAÖĞRETİME ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE "MESLEK BİLGİSİ" BAKIMINDAN FEN-EDEBİYAT VE EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN ETKİLİLİĞİ

ORTAÖĞRETİME ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE MESLEK BİLGİSİ BAKIMINDAN FEN-EDEBİYAT VE EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN ETKİLİLİĞİ ORTAÖĞRETİME ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE "MESLEK BİLGİSİ" BAKIMINDAN FEN-EDEBİYAT VE EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN ETKİLİLİĞİ Prof. Dr. Nuray SENEMOĞLU ve Prof. Dr. Durmuş Ali ÖZÇELİK Eğitim, geçerli öğrenmeleri oluşturma

Detaylı

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar. Bu bakışla yola çıkarsak biz dilimizi ne kadar koruyoruz bir bakalım Yıl: 1965 "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle

Detaylı

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız Disiplinlerüstü Temalar Kim Olduğumuz Bulunduğumuz mekan ve zaman Kendimizi ifade etme Kendimizi Gezegeni paylaşmak Bireyin kendi doğasını sorgulaması, inançlar ve değerler, kişisel, fiziksel, zihinsel,

Detaylı

2010 / SINIF DENEME SINAVLARI FORMATI

2010 / SINIF DENEME SINAVLARI FORMATI 10. SINIF DENEME SINAVLARI FORMATI 10. SINIF DENEME KİTAPÇIĞI 1.test Dil ve Anlatım 36 Dil ve Anlatım 21 MF Edebiyat 15 Dil ve Anlatım, Matematik, Fen Bilimleri 2.test Matematik 36 Matematik 24 TM Geometri

Detaylı

ISBN NUMARASI: ISBN NUMARASI: ISBN NUMARASI: ISBN NUMARASI:

ISBN NUMARASI: ISBN NUMARASI: ISBN NUMARASI: ISBN NUMARASI: Bu formun ç kt s n al p ço altarak ö rencilerinizin ücretsiz Morpa Kampüs yarıyıl tatili üyeli inden yararlanmalar n sa layabilirsiniz.! ISBN NUMARASI: 65482464 ISBN NUMARASI: 65482464! ISBN NUMARASI:

Detaylı

Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi ve Modern Kütüphanecilik Uygulamaları

Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi ve Modern Kütüphanecilik Uygulamaları LOGO SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Add your company slogan Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi ve Modern Kütüphanecilik Uygulamaları BUGÜN Bilginin hızla üretildiği ve aynı hızla teknolojik buluşlara/icatlara

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş Bütün araştırmalar kendilerinden önce yapılan araştırmalara, bir başka deyişle, var olan bilgi birikimine dayanırlar. Bir araştırmaya başlarken yapılacak ilk iş, daha önce

Detaylı

tepav Nisan2011 N DEĞERLENDİRMENOTU 2008 Krizinin Kadın ve Erkek İşgücüne Etkileri Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Nisan2011 N DEĞERLENDİRMENOTU 2008 Krizinin Kadın ve Erkek İşgücüne Etkileri Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Nisan2011 N201127 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Dinççağ 1 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Hasan Çağlayan Dündar 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri 2008 Krizinin

Detaylı

Serbest zaman etkinlikleri. Alternatif serbest zaman etkinlikleri. Alternatif Sporlar. Alternatif Turizm... Ekstrem sporlar Yaşam tarzı sporları

Serbest zaman etkinlikleri. Alternatif serbest zaman etkinlikleri. Alternatif Sporlar. Alternatif Turizm... Ekstrem sporlar Yaşam tarzı sporları Serbest zaman etkinlikleri Alternatif serbest zaman etkinlikleri 1 2 Alternatif Sporlar Geleneksel sporlardan farklı olma, onları farklılaştırma Futbol, basketbol, voleybol. Geleneksel sporlara meydan

Detaylı

ÖZEL BİLGE OKULLARI 2. SINIFLAR NİSAN AYI BÜLTENİ

ÖZEL BİLGE OKULLARI 2. SINIFLAR NİSAN AYI BÜLTENİ ÖZEL BİLGE OKULLARI 2. SINIFLAR NİSAN AYI BÜLTENİ Nisan Ayı Kazanımlarımız Türkçe, Matematik ve Hayat Bilgisi Dersi Konularımız 2. SINIFLAR NİSAN AYI BÜLTENİ BÜLTENİMİZDE NELER VAR? Nisan ayı kazanımlarımız

Detaylı

Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları

Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları Coğrafya Her tarihi olay belli bir coğrafi mekanda meydana gelir.tarihi olayların oluşumu esnasında iklim,yeryüzü şekiller,ekonomik faaliyetler konum vb. coğrafi faktörler

Detaylı

Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi

Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi T.C İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Finans Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Özeti Kurumsal Şeffaflık, Firma Değeri Ve Firma Performansları İlişkisi Bist İncelemesi Prof.

Detaylı

YGS&LYS SINAV SİSTEMİ. Rehber Öğretmen Ayşegül YILDIZ lgsy77@hotmail.com

YGS&LYS SINAV SİSTEMİ. Rehber Öğretmen Ayşegül YILDIZ lgsy77@hotmail.com YGS&LYS SINAV SİSTEMİ Rehber Öğretmen Ayşegül YILDIZ lgsy77@hotmail.com ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ YGS - LYS olmak üzere 2 aşamadan oluşan bir sınav sistemdir. İlk aşama sınavı YGS, 1 oturumda, İkinci aşama sınavı

Detaylı

RİSÂLE-İ MÛZE-DÛZLUK ÜZERİNE

RİSÂLE-İ MÛZE-DÛZLUK ÜZERİNE A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi [TAED] 51, ERZURUM 2014, 471-475 RİSÂLE-İ MÛZE-DÛZLUK ÜZERİNE ABOUT RİSÂLE-İ MÛZE-DÛZLUK Ahmet DEMİRTAŞ * Resim 1: Kitaba ait kapak görüntüsü Çizmecilik /

Detaylı

ÖNEMLİ PREPOSİTİONAL PHRASES

ÖNEMLİ PREPOSİTİONAL PHRASES ÖNEMLİ PREPOSİTİONAL PHRASES Bu liste YDS için Önemli özellikle seçilmiş prepositional phrase leri içerir. 74 adet Toplam 74 adet İngilizce Türkçe Tür 1. with the help -ın yardımıyla with the aid -ın yardımıyla

Detaylı